İYUK › Genel esaslar

Kapsam ve nitelik, idari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı

İYUK m.1–12İdari Yargılama UsulüSon değişiklik: 02.07.2018 (m.2)

Kısaca

2577 sayılı Kanun'un 1. maddesi, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların hangi usule tabi olacağını belirler ve bu mahkemelerde yazılı yargılama usulünün uygulanacağını ve incelemenin evrak üzerinde yapılacağını düzenler. 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi, idari dava türlerini (iptal davası, tam yargı davası ve idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklara ilişkin davalar) sayar ve idari yargı yetkisinin sınırını çizer.

Kapsam

Bu konu, İdari Yargılama Usulü Kanunu m.1–12 hükümlerini kapsar.

İYUK m.1 — Kapsam ve nitelik

2577 sayılı Kanun'un 1. maddesi, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin görevine giren uyuşmazlıkların hangi usule tabi olacağını belirler ve bu mahkemelerde yazılı yargılama usulünün uygulanacağını ve incelemenin evrak üzerinde yapılacağını düzenler. Hüküm, idari yargı mercilerinde görülen tüm davalara ve işlere uygulanır. Madde, görev alanının kendisini, yani hangi uyuşmazlıkların idari yargıya gideceğini düzenlemez (2577 m.2 ve Anayasa m.125 ile yapılan görev ayrımı). Dava açma süreleri ve dilekçe şekli düzenlemez (2577 m.3 ve devamı). Duruşma yapılmasının koşulları ve yazılı yargılamanın ayrıntılı işleyişi de bu maddede yer almaz (ilgili maddeleri kendi başına değerlendirilmelidir).

Kapsam ve nitelik: hangi kavramlar bilinmeli?

Yazılı yargılama usulü
Tarafların iddia ve savunmalarını dilekçe ve belgelerle, sözlü açıklama yapmadan sunduğu yargılama biçimidir. Maddenin ikinci fıkrasına göre idari yargı mercilerinde kural olarak bu usul uygulanır.
Evrak üzerinde inceleme
Dosyadaki yazılı belgelerin esas alınarak yapılan incelemedir. Taraflar sözlü açıklama yapmadığı için karar, dosya içeriğine dayanır; duruşma yapılması istisnai bir haldir.
Görevine giren uyuşmazlık
Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinin yargı yetkisi kapsamına düşen uyuşmazlıktır. Görevin belirlenmesi maddenin değil, 2577 m.2 ve idari yargı görev kurallarının konusudur.

Kapsam ve nitelik: hangi şartlar aranır?

  • Uyuşmazlığın Danıştay, bölge idare mahkemesi, idare mahkemesi veya vergi mahkemesinin görevine girmesi gerekir.
  • Uyuşmazlığın çözümünde 2577 sayılı Kanunda gösterilen usullerin uygulanması gerekir.
  • Yargılamanın yazılı yargılama usulüne göre yürütülmesi gerekir; tanık ve yemin gibi sözlü delillere dayanılması kural olarak mümkün değildir.
  • İncelemenin evrak üzerinde yapılması gerekir; duruşma yapılması ancak kanunda öngörülen istisnai hallerde mümkündür.

Kapsam ve nitelik: hangi sonuçları doğurur?

  • Görevli idari yargı mercii, uyuşmazlığı 2577 sayılı Kanunda gösterilen usullere göre çözer.
  • Yazılı yargılama usulü uygulandığında taraflar dilekçe ve belgelerle savunmalarını sunar, incelemeye dosya üzerinden devam edilir.
  • Duruşma yapılmadan verilen karar, evrak üzerindeki inceleme sonucudur ve bu kararın dayanağı yazılı kayıttır.
  • Usul kurallarının bu maddeye göre uygulanmaması, yani sözlü yargılamanın kural gibi yürütülmesi, usul hatası olarak kararın bozulmasına yol açabilir.

Görev ile usul arasındaki fark nedir?

Maddenin konusu, bir uyuşmazlığın hangi mahkemede görüleceği değil, görülmeye başlandıktan sonra hangi usulle çözüleceğidir.

Görevin hangi yargı yoluna ait olduğu 2577 m.2 ve Anayasa m.125 ile belirlenir; görev sorunu ayrı bir kuralla çözülür.

Görev yönünden yapılan itiraz m.1 ile değil, görev kurallarıyla değerlendirilir; m.1 sadece usulü belirler.

Yazılı yargılama ile duruşmalı yargılama arasındaki fark nedir?

Kural olarak idari yargıda yazılı yargılama usulü uygulanır ve inceleme evrak üzerinde yapılır.

Kanunda öngörülen hallerde duruşma yapılabilir; bu durumda sözlü yargılama ve dinleme söz konusu olur.

Duruşma yapılmadığında karar dosya içeriğine göre verilir; duruşma talebi ve koşulları ayrı maddelerde aranmalıdır.

Yazılı yargılama ile adli yargı usulü arasındaki fark nedir?

İdari yargıda kural olarak tanık ve yemin gibi sözlü delillere başvurulamaz.

Adli yargıda, HMK kapsamında tanık dinlenmesi ve sözlü yargılama yaygın biçimde uygulanır.

İdari yargıda delil ağırlıklı olarak yazılı belge ve bilirkişi raporu üzerinden toplanır; bu fark uygulamada ispat stratejisini belirler.

Kapsam ve nitelik: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yazılı yargılama usulünü adli yargıdaki tanık dinleme ve sözlü yargılama mantığıyla yorumlamak; idari yargıda tanık dinletmeye çalışmak.
  • Maddeyi görev kuralı gibi okuyup yargı yolu itirazını yalnızca 1. maddeye dayandırmak; görev, 2577 m.2 ve ilgili kanunlarla birlikte değerlendirilmelidir.
  • Duruşma yapılmadığı için tarafların sözlü açıklama hakkının hiç bulunmadığını sanmak; kanunda öngörülen istisnai hallerde duruşma yapılabilir.
  • Evrak üzerinde inceleme ilkesini, mahkemenin resen araştırma yetkisini ortadan kaldıran bir kural gibi okumak; resen araştırma ilkesi de idari yargıda geçerlidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yüksek mahkeme kararları, 2577 m.1'in birinci fıkrasını, görevine giren uyuşmazlıkların bu Kanunda gösterilen usullere tabi olduğu biçiminde, dayanak hükmü olarak anmaktadır. (13. Daire, 2023/37 E., 2023/3159 K., 20.06.2023; 13. Daire, 2025/1627 E., 2025/3195 K., 20.10.2025; 13. Daire, 2025/740 E., 2025/2179 K., 29.05.2025; 13. Daire, 2025/428 E., 2025/2157 K., 28.05.2025; 13. Daire, 2025/755 E., 2025/2158 K., 28.05.2025; 13. Daire, 2025/1004 E., 2025/1939 K., 14.05.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Yazılı yargılama usulü kural olduğundan, sözlü delil (tanık, yemin) talep eden taraf bunun idari yargıda kabul edilmediğini göz önünde bulundurmalıdır; delil yazılı belge ve bilirkişi raporu üzerinden kurulur.
  • Duruşma yapılmasını isteyen taraf, bu talebin kanunda öngörülen istisnai hallere uyduğunu kendisi göstermelidir.
  • Uyuşmazlığın görevine girip girmediği, yani yargı yolu yönünden, davacı açısından dava dilekçesi ve dayanılan işlemle ortaya konur; bu husus mahkemece resen incelenir.
  • Dosyanın evrak üzerinde incelenmesi nedeniyle, taraflar savunmalarını ve belgelerini dilekçe aşamasında eksiksiz sunmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2577 m.2: İdari dava türlerini ve idari yargı yetkisinin sınırını belirler; m.1'in uygulanacağı uyuşmazlıkların çerçevesini çizer.
  • 2577 m.3: İdari davaların hangi dilekçe ile açılacağını düzenler; yazılı yargılama usulünün ilk aşamasıdır.

İYUK m.2 — İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı

2577 sayılı Kanun'un 2. maddesi, idari dava türlerini (iptal davası, tam yargı davası ve idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklara ilişkin davalar) sayar ve idari yargı yetkisinin sınırını çizer. Madde, idari yargının yalnızca idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunu denetleyebileceğini, yerindelik denetimi yapamayacağını belirler. Kişilere göre, bu davaları açma hakkını menfaati ihlal edilenlere (iptal) ve kişisel hakları doğrudan muhtel olanlara (tam yargı) tanır. Maddenin düzenlemediği konular: dava açma süreleri ve idari başvuru zorunluluğu (m.13), iptal ve tam yargı davalarının birlikte açılması (m.12), dava dilekçesinin hitabı (m.3) ve yetkili mahkeme kuralları (m.32 ve devamı) bu maddede yer almaz. Görev sınırlarının ayrıntısı ile adli yargıya bırakılan uyuşmazlıklar da bu maddenin kapsamı dışındadır.

İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı: hangi kavramlar bilinmeli?

İptal davası
İdari işlemin yetki, şekil, sebep, konu veya maksat yönlerinden biriyle hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle ortadan kaldırılmasını isteyen davadır. Objektif nitelikte olup davacının menfaatinin ihlal edilmiş olması yeterlidir.
Tam yargı davası
İdari eylem veya işlem nedeniyle kişisel haklarını doğrudan ihlal edilen kişinin açtığı, hukuka aykırılığın tespiti ile birlikte uğranılan zararın giderilmesini ya da hakkın yerine getirilmesini isteyen davadır. Sübjektif nitelikte olup kişisel hak ihlali gerektirir.
Menfaat ihlali
İptal davasının açılabilmesi için aranan, işlemin davacının hukuki durumunu etkilemesi anlamına gelen ölçüttür. Kişisel hak ihlali aranmaz; menfaatin ihlal edilmiş olması yeterlidir.
Hukuka uygunluk denetimi
İdari yargının, idari eylem ve işlemleri yalnızca hukuka uygun olup olmadığı yönünden incelemesidir. Takdir yetkisinin yerinde kullanılıp kullanılmadığı bu denetimin dışındadır.
Yerindelik denetimi
İdarenin hangi kararı daha uygun veya yerinde bulduğunun yargı tarafından değerlendirilmesidir. İdari yargı bu tür denetim yapamaz.
İdari sözleşme
Kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan sözleşmelerdir. Tahkim yolu öngörülen imtiyaz, şartlaşma ve sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar bu kapsamın dışındadır.

İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı: hangi şartlar aranır?

  • İdari yargıda dava açılabilmesi için uyuşmazlığın idari bir işlem, idari eylem veya idari sözleşmeden kaynaklanması bulunmalıdır.
  • İptal davası açılabilmesi için işlemin yetki, şekil, sebep, konu veya maksat yönlerinden biriyle hukuka aykırı olması ve davacının menfaatinin ihlal edilmiş bulunması gerekir.
  • Tam yargı davası açılabilmesi için idari eylem veya işlem nedeniyle davacının kişisel haklarının doğrudan ihlal edilmiş olması gerekir.
  • İdari sözleşmeden doğan uyuşmazlıkta sözleşmenin kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla yapılmış olması gerekir ve tahkim yolu öngörülen imtiyaz, şartlaşma ve sözleşmeler bu kapsamın dışında kalır.
  • İdari yargı denetiminin hukuka uygunluk ile sınırlı olması, yani yerindelik denetimi yapılmaması gerekir.
  • İdari yargı, yürütmenin kanunlarda ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde gösterilen şekil ve esaslara uygun yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde karar veremez.

İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı: hangi sonuçları doğurur?

  • Menfaati ihlal edilen kişi, işlemin hukuka aykırılığı gerekçesiyle iptal davası açabilir.
  • Kişisel hakları doğrudan ihlal edilen kişi, idari eylem veya işlemden doğan zararın giderilmesi için tam yargı davası açabilir.
  • Kamu hizmetinin yürütülmesi için yapılan idari sözleşmeden doğan uyuşmazlık idari yargıda dava konusu olabilir.
  • Tahkim yolu öngörülen imtiyaz, şartlaşma ve sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar bu maddeye göre idari dava türü değildir.
  • İdari mahkeme yerindelik denetimi yaparak işlemi değiştiremez; yalnızca hukuka aykırılığa dayalı karar verebilir.
  • İdari mahkemenin, idarenin takdir yetkisini kaldıran veya yürütme görevini kısıtlayan bir karar vermesi bu maddeye aykırıdır.

İptal davası ile tam yargı davası arasındaki fark nedir?

İptal davası objektif nitelikte olup işlemin hukuka aykırılığına odaklanır ve davacının menfaatinin ihlali yeterlidir.

Tam yargı davası sübjektif nitelikte olup davacının kişisel hakkının doğrudan ihlal edilmiş olmasını gerektirir.

Menfaati ihlal edilen ancak kişisel hakkı doğrudan ihlal edilmeyen kişi iptal davası açabilir, tam yargı davası açamaz.

Tek taraflı idari işlem ile idari eylem ve sözleşme arasındaki fark nedir?

İptal davasına konu olabilen tek taraflı idari işlemdir.

Tam yargı davasına ve idari yargı denetimine konu olabilen idari eylem, işlem ve idari sözleşmelerdir.

Tek taraflı işlem iptal davasının konusu olurken, eylem ve sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar tam yargı ya da sözleşme davası niteliğinde görülür.

Kamu hizmeti sözleşmesi ile tahkim öngörülen imtiyaz sözleşmesi arasındaki fark nedir?

Kamu hizmetinin yürütülmesi için yapılan idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar idari davaya konu olur.

Tahkim yolu öngörülen imtiyaz, şartlaşma ve sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklar bu maddenin kapsamı dışında kalır.

Tahkim şartı bulunan imtiyaz sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar idari yargıda dava konusu yapılamaz.

Hukuka uygunluk denetimi ile yerindelik denetimi arasındaki fark nedir?

İdari yargı, işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka uygunluğunu denetler.

İdarenin takdirinde hangi kararın daha uygun olduğu yerindelik denetimi kapsamındadır.

Mahkeme takdir yetkisinin yerinde kullanılıp kullanılmadığını inceleyemez ve idarenin takdirini kaldıran karar veremez.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tam yargı davası açabilmek için kişisel hakkın doğrudan ihlal edilmiş olması aranmakta; dolaylı menfaat bağı yeterli görülmemektedir. (Genel Kurul, 2020/38849 E., 08.07.2025; İdare Dava Daireleri Kurulu, 2025/237 E., 2025/803 K., 10.04.2025)
  • İdari yargı görevinin belirlenmesinde, uyuşmazlığın kaynağındaki işlemin idare hukuku kurallarına tabi olup olmadığına bakılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/542 E., 2025/888 K., 25.12.2025)
  • İdari yargıda husumet yalnızca ilgili idareye yöneltilebilir; gerçek kişiler hakkında idare mahkemelerinde dava açılamaz. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/628 E., 2025/82 K., 26.02.2025)
  • Dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının denetiminde yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönlerinden hukuka uygunluk incelenmekte; bu incelemenin m.2 uyarınca yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (10. Daire, 2021/1515 E., 2025/2925 K., 12.06.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • İptal davasını açan kişi, işlemin hukuka aykırılığını ve kendi menfaatinin ihlal edildiğini ispatla yükümlüdür.
  • Tam yargı davasını açan kişi, kişisel hakkının doğrudan ihlal edildiğini ve bu ihlalin idari eylem veya işlemden kaynaklandığını ispatla yükümlüdür.
  • İdari sözleşmeden doğan davada sözleşmenin kamu hizmetinin yürütülmesi amacıyla yapıldığı ve tahkim şartının bulunmadığı, sözleşme metni ve ilgili belgelerle gösterilir.
  • Dava konusu işlemin hukuka aykırılığı, işlemin kendisi ve dayanağı olan belgelerle ortaya konulur; mahkeme bu belgeler üzerinden hukuka uygunluk denetimi yapar.
  • Davalı idarenin takdir yetkisini kullandığını ve işlemin uygun olduğunu savunması, işlemin hukuka uygun olduğunu göstermeyi gerektirir; yerindelik savunması idari yargıda değerlendirilmez.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2577 sayılı Kanun m.12: Aynı işlem nedeniyle iptal ve tam yargı davalarının birlikte açılabilmesine ilişkindir ve m.2'deki iki dava türünün birlikte kullanılmasını düzenler.
  • 2577 sayılı Kanun m.13: Tam yargı davasının açılmasından önce ilgili idareye başvuru zorunluluğunu ve sürelerini düzenler; m.2'deki tam yargı davasının açılmasına ön koşul getirir.

İYUK m.3 — İdari davaların açılması

Madde, idari davaların hangi şekilde açılacağını ve dava dilekçesinin zorunlu içeriğini ve eklerini düzenler: dilekçenin imzalı olarak ilgili başkanlığa hitaben yazılması, dilekçede bulunması gereken unsurlar (taraf bilgileri, konu ve sebep, deliller, işlemin tebliğ tarihi, mali uyuşmazlık miktarı, vergi davalarına özgü bilgiler) ile dava konusu karar ve belgelerin eklenmesi ve karşı taraf sayısına göre örnek sunulması. Madde, dilekçe eksikliğinin giderilmesi için tanınan süreye ilişkin kuralı da kapsamaz, o kural ilgili uygulamada dilekçenin reddi kararıyla birlikte ele alınır. Maddeyi uygulayan yargılama aşamasında yapılan ilk inceleme, dilekçeye ilişkin eksikliğin sonucu uygulamada ayrı bir başlıktır. Kanun, dava açma süresini, idari başvuru zorunluluğunu, görev ve yetki kurallarını ve idari merci tecavüzünü bu maddede düzenlemez. Bu konular sırasıyla dava açma süresi (m.7 ve m.8), zorunlu idari başvuru ve doğrudan tam yargı davası (m.13), iptal ve tam yargı davalarının birlikte açılması (m.12), görevsiz ve yetkisiz başvuru (m.9, m.15) ve ilk inceleme (m.14, m.15) hükümlerindedir. Bu alanlar bakımından ayrıca yargı harçları ve vekâlet ile ilgili usul kuralları da bu maddenin dışındadır.

İdari davaların açılması: hangi kavramlar bilinmeli?

İmzalı dilekçe
Dava dilekçesinin dava açan tarafça veya vekili tarafından imzalanmış olmasıdır. Dilekçenin hangi başkanlığa hitaben yazılacağı da bu şekil koşulunun parçasıdır. İmza eksikliği, dilekçenin şekil yönünden reddine yol açabilir.
Dilekçe unsurları
Madde 3/2'de sayılan, dilekçede bulunması zorunlu bilgilerdir. Taraf ve vekil bilgileri, konu ve sebepler, deliller, tebliğ tarihi, uyuşmazlık miktarı ve vergi davalarına özgü bilgiler bu kapsamdadır. Bu unsurların bir kısmı bulunmazsa dilekçe eksik sayılır.
Dava konusu karar ve belgeler
Davaya konu olan işlemin ve dava dayanağı belgelerin asıl veya örneğidir. Bunların dilekçeye eklenmesi zorunludur. Eklenmeyen belgeler, dilekçedeki eksikliğe konu olur.
Karşı taraf sayısı
Dilekçe ve eklerinin örneklerinin kaç nüsha sunulacağını belirleyen ölçüttür. Örnek sayısı, karşı taraf sayısından bir fazla olmalıdır. Bu, davalı idarenin ve diğer ilgililerin sayısına göre belirlenir.
Mali yükümler ve uyuşmazlık miktarı
Vergi, resim, harç ve benzeri yükümlerle bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarda ile tam yargı davalarında, uyuşmazlık konusu miktarın dilekçede gösterilmesi gerekir. Miktar, dava konusunun parasal büyüklüğünü ifade eder.

İdari davaların açılması: hangi şartlar aranır?

  • Dava dilekçesi, ilgili yargı merci olan Danıştay, idare mahkemesi veya vergi mahkemesi başkanlığına hitaben yazılmış ve imzalanmış olmalıdır.
  • Dilekçede tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad, soyad veya unvanları ile adresleri bulunmalı; gerçek kişiler için Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası da gösterilmelidir.
  • Dilekçede davanın konusu ve sebepleri ile dayanılan deliller açıkça belirtilmelidir.
  • Davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi dilekçede yer almalıdır.
  • Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümler ile bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarda ve tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktar dilekçede gösterilmelidir.
  • Vergi davalarında davanın ilgili olduğu verginin veya vergi cezasının türü ve yılı, tebliğ edilen ihbarnamenin tarihi ve numarası ile varsa mükellef hesap numarası dilekçede yer almalıdır.
  • Dava konusu karar ve belgelerin asılları veya örnekleri dava dilekçesine eklenmelidir.
  • Dilekçe ve ekli evrakın örnekleri, karşı taraf sayısından bir fazla olarak sunulmalıdır.

İdari davaların açılması: hangi sonuçları doğurur?

  • Dilekçe, imzalı olarak ilgili başkanlığa hitaben yazıldığında ve madde 3/2 kapsamındaki zorunlu bilgiler ile ekler tamam olduğunda, dilekçe şekil yönünden kabul edilir.
  • Madde 3/2'deki unsurlardan biri eksik ise, bu eksiklik ilk incelemede tespit edildiğinde davacıya 30 gün içinde tamamlama imkânı tanınır ve dilekçe bu süre içinde tamamlanmazsa reddedilir.
  • Eksikliğin giderilmesi halinde yeniden harç alınmaz. Yenilenen dilekçede aynı yanlışlığın tekrarlanması halinde dava reddedilir.
  • Dava konusu karar veya belgelerin asıl ya da örneklerinin eklenmemesi veya örneklerin karşı taraf sayısından bir fazla sunulmaması, dilekçenin eksikliği sayılır ve aynı şekilde 30 gün içinde tamamlanmak üzere dilekçenin reddine yol açar.
  • Vergi davasında ihbarname bilgilerinin veya mükellef hesap numarası gibi unsurların eksik bırakılması, dilekçe eksikliği oluşturur.

Gerçek kişi ile tüzel kişi taraf arasındaki fark nedir?

Gerçek kişi tarafta dilekçede ad, soyad, adres ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası gösterilmelidir.

Unvanla hareket eden taraf için kimlik numarası zorunluluğu madde metninde yer almaz; unvan ve adres yeterlidir.

Gerçek kişi davacının dilekçesinde kimlik numarası eksik kalırsa madde 3/2-a eksikliği oluşur.

Vergi davası ile diğer idari davalar arasındaki fark nedir?

Vergi davalarında dava konusu verginin veya vergi cezasının türü ve yılı, ihbarname tarihi ve numarası ile varsa mükellef hesap numarası dilekçede yer almalıdır.

Vergi dışı idari davalarda bu ek bilgiler aranmaz; genel unsurlar yeterlidir.

Vergi davasında bu bilgilerin eksikliği, dilekçede eksiklik olarak değerlendirilir ve reddine karar verilebilir.

Parasal uyuşmazlığı olan dava ile parasal içerik taşımayan dava arasındaki fark nedir?

Vergi, resim, harç ve benzeri yükümler ile zam ve cezalarına ilişkin davalarda ve tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktar dilekçede gösterilmelidir.

Parasal büyüklük taşımayan iptal davalarında miktar gösterme zorunluluğu bulunmaz.

Miktar bakımından bu tür davalarda eksiklik, dilekçenin eksik sayılmasına yol açar.

Dava konusu belge asılları ile karşı taraf sayısı arasındaki fark nedir?

Dava konusu karar ve belgelerin asılları veya örnekleri dilekçeye eklenmelidir.

Dilekçe ve eklerinin örnekleri ise karşı taraf sayısından bir fazla olacak şekilde sunulmalıdır.

Ekler veya örnek sayısı eksik olduğunda, madde 3 ile madde 5'e aykırılık gerekçesiyle dilekçe, eksikliğin giderilmesi için 30 gün verilerek reddedilir.

İdari davaların açılması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Vergi davasında ihbarnamenin tarihini ve numarasını veya mükellef hesap numarasını dilekçeye yazmamak; bu bilgilerin eksikliği dilekçeyi eksik kılar.
  • Dilekçenin imzasız veya hitap edilmeden yazılması; dilekçeyi şekil yönünden reddedilebilir hale getirir.
  • Dilekçeye karar veya belgelerin asıl veya örneklerini eklememek; yalnızca dilekçe metnine atıf yapmak yeterli değildir.
  • Karşı taraf sayısından bir fazla örnek sunmamak; sayının eksik olması madde 5'e aykırılık olarak değerlendirilir.
  • Tam yargı davasında veya vergi ve mali yükümlere ilişkin davada uyuşmazlık miktarını dilekçede göstermemek; bu eksiklik dilekçeyi eksik kılar.
  • Eksikliği giderme süresini 30 gün olarak kabul edip süre içinde tamamlamamak; sürenin geçmesi halinde dilekçe reddedilir.
  • Gerçek kişi ile unvanla hareket eden tarafın bilgilerini birbirine karıştırmak; kimlik numarası zorunluluğu yalnızca gerçek kişiler için geçerlidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun m.3'e uygun olmadığının tespit edilmesi halinde, dilekçenin reddi kararı verilmekte, bu ret sonrasında yenilenen dilekçede aynı eksikliğin tekrarlanması halinde dava reddedilmektedir. (Birinci Bölüm, 2022/78121 E., 09.04.2026; 10. Daire, 2025/5113 E., 2025/4779 K., 23.10.2025; 10. Daire, 2025/3231 E., 2025/3489 K., 30.07.2025; 10. Daire, 2025/3050 E., 2025/3432 K., 01.07.2025)
  • Dilekçe eksikliğinin sebebi olarak, madde 3/2'de sayılan unsurlardan birinin veya madde 3/3'teki ekin eksik bırakılması gösterilmekte; bu eksiklikler 30 gün içinde tamamlanmak üzere dilekçenin reddi ile sonuçlandırılmaktadır. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2025/2274 E., 2025/3047 K., 08.12.2025; İdare Dava Daireleri Kurulu, 2025/3012 E., 2025/3048 K., 08.12.2025)
  • Madde 3/2-b'de yer alan davanın konu ve sebeplerinin dilekçeye yazılmamasının, dilekçenin eksik sayılması sonucunu doğurduğu kabul edilmektedir. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2025/2274 E., 2025/3047 K., 08.12.2025; İdare Dava Daireleri Kurulu, 2025/3012 E., 2025/3048 K., 08.12.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Dilekçede madde 3/2'deki unsurların bulunduğunu gösterme yükü dava açan tarafa aittir; dilekçenin kendisi bu bilgileri içermelidir.
  • Gerçek kişi davacının kimlik numarası, taraf kimliğinin ve adresinin belirlenmesi için dilekçeye yazılı olarak konulur; eksikliğin ispatı dilekçenin kendisinden yapılır.
  • Dava konusu işlemin yazılı bildirim tarihi, tebliğ belgesi veya işlemin kendisi ile ispatlanır; tarih bilgisinin eksikliği dilekçe unsurunun eksikliği sayılır.
  • Dava konusu karar ve belgelerin asılları veya örnekleri dilekçeye eklenerek ispatlanır; ek belgeler sunulmadığında bu eksiklik dilekçe üzerinden tespit edilir.
  • Karşı taraf sayısı kadar ek nüsha sunulduğunun ispatı, dilekçe örneklerinin sayısının kontrolü ile yapılır; sayının yetersiz olması durumunda eksiklik ilk incelemede tespit edilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2577 sayılı Kanun m.5: Madde 3 ile birlikte dilekçe eksikliği sayılan hallerin kapsamını oluşturur; ilk inceleme sırasında 3. ve 5. maddeye aykırılık, dilekçenin 30 gün içinde tamamlanması şartıyla reddine yol açar.
  • 2577 sayılı Kanun m.14: Dilekçelerin kaydı, havalesi ve ilk incelemesi konusunda dilekçenin madde 3 unsurlarına uygunluğu bu aşamada kontrol edilir.
  • 2577 sayılı Kanun m.15: İlk incelemede tespit edilen madde 3 ve madde 5'e aykırılığın sonucu olarak dilekçenin reddi ve 30 günlük tamamlama süresi bu madde ile düzenlenir.

İYUK m.4 — Dilekçelerin verileceği yerler

2577 sayılı Kanun'un 4. maddesi, dilekçeler ve savunmalar ile davalara ilişkin her türlü evrakın hangi merciler aracılığıyla verilebileceğini düzenler. Ait olduğu mahkeme dışındaki yerlere verilen evrakın gönderilmesi yükümlülüğü ve konsolosluklar üzerinden verilme hali de bu maddenin kapsamındadır. Madde, idari yargıda taraf olan davacı, davalı idare ve vekilleri bakımından uygulanır. Dava dilekçesinin hitabı ve imza şartı (m.3) düzenlemez. Kayıt ve dava açılma tarihi (m.5 ve m.6 ile ilgili usul hükümleri) bu maddede yer almaz. Görevsiz mercie yapılan başvurunun sonucu ve süre kazanımı (m.9) düzenlenmez. Tebligat ve süre hesabı (m.8 ve tebligat hükümleri) bu maddenin konusu değildir.

Dilekçelerin verileceği yerler: hangi kavramlar bilinmeli?

Ait olduğu mahkeme başkanlığı
Davanın görülmesi bakımından yetkili ve görevli idare veya vergi mahkemesinin başkanlığıdır. Evrakın doğrudan verilmesi gereken asıl merci budur.
Asliye hukuk hakimliği
İdare veya vergi mahkemesi bulunmayan yerlerde dilekçelerin verilebileceği adli yargı merciidir. Maddede büyükşehir belediyesi sınırları içinde olup olmadığına bakılmaksızın kabul edilmiştir.
Taahhütlü gönderim
Ait olduğu mahkeme dışındaki yere verilen evrakın üç gün içinde yetkili başkanlığa iletilmesi için kullanılan posta yöntemidir.
Yabancı memleketlerde Türk konsoloslukları
Yurt dışında bulunan kişilerin dilekçelerini verebilecekleri Türk temsilcilikleridir. Bu yolla verilen evrak da ait olduğu başkanlığa gönderilmek zorundadır.

Dilekçelerin verileceği yerler: hangi şartlar aranır?

  • Evrakın dilekçe, savunma veya davaya ilişkin başka bir belge olması gerekir.
  • Evrakın Danıştay, ait olduğu idare veya vergi mahkemesi başkanlığına ya da bunlara gönderilmek üzere sayılan yerlere verilmesi gerekir.
  • İdare veya vergi mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk hakimliğine verilme halinde, yerin büyükşehir sınırları içinde olup olmadığına bakılmaz.
  • Yabancı memleketlerde evrakın Türk konsolosluğuna verilmesi gerekir.
  • Ait olduğu başkanlık dışındaki yere verilen evrak, üç gün içinde taahhütlü olarak ait olduğu başkanlığa gönderilmelidir.
  • Bu yerlerde harç pulu bulunmuyorsa, karşılığı alınan paranın miktarı ile alındı kağıdının tarih ve sayısı dilekçeye yazılmalıdır.

Dilekçelerin verileceği yerler: hangi sonuçları doğurur?

  • Evrak, Danıştay, ait olduğu idare veya vergi mahkemesi başkanlığına ya da bunlara gönderilmek üzere sayılan yerlere verilirse usulüne uygun kabul edilir.
  • İdare veya vergi mahkemesi bulunmayan yerde evrak asliye hukuk hakimliğine verilebilir.
  • Yabancı memlekette evrak Türk konsolosluğuna verilebilir.
  • Ait olduğu başkanlık dışındaki yere verilen evrak üç gün içinde taahhütlü olarak gönderilmelidir.
  • Bu yerlerde harç pulu bulunmadığında, karşılığı alınan paranın miktarı ile alındı kağıdının tarih ve sayısı dilekçeye yazılmalıdır.
  • Madde, dava açma süresinin hangi tarihte işlemeye başlayacağını belirlemez; bu, kayıt tarihine ilişkin ayrı usul hükümlerine bağlıdır.

Ait olduğu mahkeme başkanlığı ile başka yer arasındaki fark nedir?

Evrakın doğrudan ait olduğu başkanlığa verilmesi, en sade ve doğrudan yoldur.

Ait olmayan bir yere, yani asliye hukuk hakimliğine, konsolosluğa ya da başka bir mahkeme başkanlığına verilmesi, maddenin tanıdığı bir ara yoldur.

Başka yere verilen evrak üç gün içinde taahhütlü olarak gönderilmek zorundadır; gönderim yapılmazsa evrak ait olduğu merciye ulaşmamış olur.

İdare veya vergi mahkemesi bulunan yer ile bulunmayan yer arasındaki fark nedir?

Bulunan yerde evrak doğrudan idare veya vergi mahkemesi başkanlığına verilir.

Bulunmayan yerde asliye hukuk hakimliği merci olarak kabul edilir.

Asliye hukuk hakimliğine verilen evrak, büyükşehir sınırları içinde olsa dahi geçerli sayılır.

Yurt içi ile yabancı memleket arasındaki fark nedir?

Yurt içinde evrak mahkeme başkanlıklarına ya da asliye hukuk hakimliğine verilir.

Yabancı memlekette evrak Türk konsolosluğuna verilebilir.

Konsolosluğa verilen evrakta da üç günlük gönderim yükümlülüğü ve harç pulu kaydı aynen uygulanır.

Dilekçelerin verileceği yerler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Asliye hukuk hakimliğine verilen dilekçenin, büyükşehir sınırları içinde olduğu için geçersiz sayılacağını düşünmek; madde bu ayrımı aramaz.
  • Ait olmayan başkanlığa verilen evrakı taahhütlü göndermeyi unutmak; üç günlük süre kaçırılırsa ihlal doğar.
  • Konsolosluğa verilen evrakta harç pulu yoksa karşılık alındığını ve alındı kağıdının tarih ve sayısını dilekçeye yazmamak.
  • Maddede yer alan yerler dışında bir yere verilen dilekçeyi usulüne uygun saymak; sayılan yerler sınırlıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Dilekçelerin Danıştay ya da ait olduğu mahkeme başkanlığına verilmesi kuralının, dilekçenin hitap ve imza şartlarıyla birlikte değerlendirildiği kabul edilmektedir. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2021/719 E., 2021/2883 K., 06.12.2021; İdare Dava Daireleri Kurulu, 2020/321 E., 2020/1781 K., 12.10.2020; İdare Dava Daireleri Kurulu, 2019/2097 E., 2019/5945 K., 27.11.2019)
  • Dava dilekçesinin davacı bizzat ya da usulüne uygun vekaletnameyle tayin edilmiş avukat tarafından, yukarıda sayılan yerlere verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2021/719 E., 2021/2883 K., 06.12.2021; İdare Dava Daireleri Kurulu, 2020/321 E., 2020/1781 K., 12.10.2020; İdare Dava Daireleri Kurulu, 2019/2097 E., 2019/5945 K., 27.11.2019)
  • Asliye hukuk hakimliğine verilen dilekçelerin, büyükşehir sınırları içindeki konumdan bağımsız olarak geçerli sayıldığı kabul edilmektedir. (5. Daire, 2021/2883 E., 2021/2469 K., 07.07.2021)
  • Maddenin amacının idari yargıya erişimi kolaylaştırmak olduğu ve bu çerçevede yanlış yere verilen dilekçelerin kuralın yorumunda değerlendirildiği kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2014/5702 E., 12.07.2016)

Nasıl ispat edilir?

  • Dilekçenin hangi merciye verildiğini ispat yükü dilekçeyi veren tarafa aittir; bu amaçla dilekçe üzerindeki kayıt, alındı kağıdı ve taahhütlü gönderi belgesi kullanılır.
  • Ait olmayan yere verilen evrakın üç gün içinde taahhütlü gönderildiğini ispat yükü de evrakı veren tarafa aittir; posta makbuzu bu konuda temel delildir.
  • Harç pulu bulunmayan yerde verilen dilekçede karşılık olarak alınan paranın miktarı ile alındı kağıdının tarih ve sayısının yazılı olması, ödemenin kanıtıdır.
  • Karşı tarafın evrakın süresinde ulaşmadığı savunmasını yapması halinde, bu iddiayı ispat yükü ileri süren karşı tarafa aittir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2577 sayılı Kanun m.3: Dilekçelerin Danıştay, idare veya vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılması ve imzalanması gerektiğini düzenler. Madde 4'teki evrakın verileceği yerlerin dayanağı bu hitap kuralıdır.
  • 2577 sayılı Kanun m.9: Görevli olmayan yere yapılan başvuruların süre bakımından sonucunu düzenler. Madde 4 ile birlikte okunduğunda, yanlış yere verilen evrakın süre açısından nasıl değerlendirileceğini tamamlar.

İYUK m.5 — Aynı dilekçe ile dava açılabilecek haller

Bu madde, idari yargıda tek bir dilekçeyle birden fazla işleme karşı dava açılmasının koşullarını ve birden fazla kişinin müşterek dilekçeyle dava açabilmesinin şartlarını düzenler. Genel kural olarak her idari işlem aleyhine ayrı dava açılmasını esas alır; bağlılık veya sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı tek dilekçe ile dava açılmasına izin verir. Kanuna aykırılık halinde dilekçenin reddine ilişkin usulü de içerir. Madde, davacı tarafın birden fazla kişi olduğu hallerde, hak ve menfaat birliği ile olay veya hukuki sebep birliğini arar. Madde, dilekçenin hangi mahkemeye verileceğini (m.4), yetkili mahkemeyi (m.32-37) ve davaların bağlantısı ile birleştirilmesini (m.38-42) düzenlemez. Ayrıca her talebin ayrı dava sayıldığı davaların yığılmasını ve ihtiyari dava arkadaşlığının genel esaslarını da bu madde düzenlemez; bunlar usul hukukunun genel kurallarında yer alır.

Aynı dilekçe ile dava açılabilecek haller: hangi kavramlar bilinmeli?

Aynı dilekçe ile dava
Birden fazla idari işlemin ya da birden fazla kişinin tek bir dava dilekçesiyle ileri sürülmesi. Bu yöntem istisnai bir imkândır, genel kural işlem başına ayrı dava açılmasıdır.
Bağlılık
İşlemler arasında maddi veya hukuki yönden bir bağın bulunması. Aynı konuya ilişkin olmak tek başına bağlılık sayılmaz; işlemlerin birbirine hukuken bağlı olması gerekir.
Sebep-sonuç ilişkisi
Bir işlemin diğer işlemin doğrudan nedeni olması veya ondan doğması. Bir işlemin hukuki sonucu olarak diğerinin tesis edilmesi bu ilişkiyi kurar.
Hak veya menfaat iştiraki
Birden fazla davacının aynı hak ya da menfaat üzerinde ortaklaşa ilgisi bulunması. Müşterek dilekçe için bu iştirak aranır.
Maddi olay veya hukuki sebep birliği
Davaya yol açan olgunun ya da dayanılan hukuki nedenin davacılar bakımından aynı olması. Her davacının kendi durumunun ayrı değerlendirilmesini gerektiren hal bu birliği taşımaz.
Dilekçenin reddi
Kanuna aykırı dilekçenin, eksiklikleri giderilmesi için verilen süre sonunda da düzeltilmediğinde ya da düzeltilmesine rağmen gerekli değişiklik yapılmadığında verilen usul kararıdır.

Aynı dilekçe ile dava açılabilecek haller: hangi şartlar aranır?

  • Birden fazla işlemin aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunmalıdır; bu bağ yoksa tek dilekçeyle dava açılamaz.
  • Tek dilekçe ile dava açılacaksa dava konusu işlemlerin her birinin ayrı ayrı dava konusu yapılabilir olması gerekir; ayrı ayrı inceleme gerektiren işlemler tek dilekçeye konamaz.
  • Birden fazla kişi müşterek dilekçe ile dava açacaksa davacıların hak veya menfaatlerinde iştirak bulunmalıdır.
  • Müşterek dilekçe için davaya yol açan maddi olay veya hukuki sebepler davacılar bakımından aynı olmalıdır.
  • Kanuna aykırılık bulunduğunda dilekçe ilk incelemede reddedilmeden önce eksikliklerin tamamlanması ya da dilekçenin yeniden düzenlenmesi için süre verilmelidir.
  • Aykırılık giderilmez ve dilekçe reddedilirse, yeniden verilen dilekçede aynı yanlışlığın yapılması halinde dava reddedilir.

Aynı dilekçe ile dava açılabilecek haller: hangi sonuçları doğurur?

  • Tek dilekçede bağlılık veya sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı dava açılabilir.
  • Bağlılık bulunmayan işlemler tek dilekçeyle dava konusu yapılamaz ve her biri için ayrı dava açılması gerekir.
  • Müşterek dilekçe için hak veya menfaat iştiraki ve olay ya da sebep birliği varsa birden fazla kişi birlikte dava açabilir.
  • Kanuna aykırılık tespit edilirse ilk incelemede 30 gün süre verilerek eksikliklerin tamamlanması veya dilekçenin yeniden düzenlenmesi istenir.
  • Süre içinde eksiklik giderilmezse dilekçe reddedilir.
  • Reddedilen dilekçenin yerine verilen yeni dilekçelerde aynı yanlışlık tekrarlanırsa dava reddedilir.
  • Madde metnindeki kurallar emredicidir; tarafların sözleşmeyle bu kurallardan ayrılması söz konusu değildir.

Tek dilekçeyle birden fazla işlem ile ayrı ayrı dava arasındaki fark nedir?

Aralarında bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan işlemler, tek dilekçeyle birlikte dava konusu yapılabilir.

Bağlantısı bulunmayan işlemler için her işlem aleyhine ayrı dava açılır.

Bağlantı varsa tek dilekçe kabul edilir; bağlantı yoksa tek dilekçe kanuna aykırı olur ve dilekçe reddedilir.

Bağlılık ile salt konu benzerliği arasındaki fark nedir?

Maddi veya hukuki yönden bağlılık, bir işlemin diğerinin hukuki dayanağı ya da nedeni olması halinde bulunur.

Aynı konuda ya da aynı mevzuata dayanan işlemler birbirinden bağımsız değerlendirilebilir; yalnızca benzer olmaları bağlılık oluşturmaz.

Yalnız benzerlik taşıyan işlemler için tek dilekçe kullanılması kanuna aykırı sayılabilir.

Müşterek dilekçe ile tek davacının dilekçesi arasındaki fark nedir?

Birden fazla davacı, hak veya menfaat iştiraki ve olay ya da sebep birliği varsa tek dilekçeyle dava açabilir.

Her davacının durumu ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekiyorsa her biri kendi dilekçesiyle dava açar.

Ortak durumu olmayan davacıların aynı dilekçede yer alması halinde dilekçe kanuna aykırı kabul edilir.

Aynı dilekçe ile dava açılabilecek haller: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Aynı konuda ya da aynı mevzuata dayanan işlemleri, bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunmadığı halde tek dilekçeye koymak; bağlılık ile salt benzerliği karıştırmak.
  • Her davacının durumunun ayrı değerlendirilmesi gerektiği halde müşterek dilekçe düzenlemek; ortak hak veya menfaat iştirakini varsaymak.
  • Davacılardan birinin hak veya menfaatinin diğerlerinin hak veya menfaatinden farklı olmasına rağmen müşterek dilekçenin kabul edileceğini sanmak.
  • İlk incelemede verilen 30 günlük süreyi kaçırmak ve eksikliği giderilmeden yeni dilekçe sunmak; aynı yanlışlığın tekrarı halinde davanın reddedileceğini göz ardı etmek.
  • Dilekçe reddedildikten sonra yeniden verilen dilekçede aynı eksikliği yinelemek ve bunun sonucunda davanın reddedilmesine yol açmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Birden fazla işleme karşı tek dilekçe ile dava açılabilmesi için işlemler arasında maddi veya hukuki bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisinin bulunması aranmaktadır. (12. Daire, 2022/4282 E., 2025/2551 K., 20.05.2025; İdare Dava Daireleri Kurulu, 2024/2454 E., 2025/514 K., 05.03.2025)
  • Her bir taşınmaza ilişkin işlemin ayrı ayrı incelenmesi gerektiği durumlarda, taşınmaz sahiplerinin tek dilekçeyle dava açmasında maddi ve hukuki bağlılık bulunmadığı kabul edilmektedir. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2024/2793 E., 2025/256 K., 06.02.2025)
  • Kanuna uygun bulunmayan dava dilekçesinin reddi gerektiği yönünde daire düşüncelerine yer verilmektedir. (8. Daire, 2024/7025 E., 2025/964 K., 17.02.2025; 8. Daire, 2024/5073 E., 2025/386 K., 04.02.2025)
  • Kanunun 3. ve 5. maddesine birlikte aykırılık bulunan dilekçelerde reddin gerekeceği belirtilmektedir. (8. Daire, 2024/5073 E., 2025/386 K., 04.02.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Tek dilekçe ile dava açan davacı, işlemler arasında maddi veya hukuki bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunduğunu ileri sürmek ve dilekçede bu bağı açıkça göstermek zorundadır.
  • Bağlılığın varlığı, işlemlerin dayanağı olan karar, yazışma ve düzenleyici işlem gibi belgelerle ortaya konur; bağlılığın bulunmadığını savunan idare, bu iddiasını işlemlerin ayrı ayrı konu ve sonuçlarına dayanarak ortaya koyar.
  • Müşterek dilekçe bakımından davacılar hak veya menfaat iştirakini ve olay ya da sebep birliğini kendi belgeleriyle göstermelidir; bu iddianın çürütülmesi için karşı taraf kişisel durumların farklılığını ispatlamalıdır.
  • Dilekçenin kanuna uygunluğu ilk incelemede resen denetlenir; eksiklik varsa dilekçeyi sunan taraf, verilen süre içinde eksikliği tamamlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2577 sayılı Kanun m.4: Dilekçelerin hangi mercilere verileceğini düzenler; tek dilekçe ile açılan davanın nereye sunulacağı bu maddeye göre belirlenir.
  • 2577 sayılı Kanun m.32-37: Tek dilekçede birleştirilen davalarda yetkili idare mahkemesinin belirlenmesinde başvurulan genel ve özel yetki kurallarını düzenler.
  • 2577 sayılı Kanun m.38-42: Ayrı dava olarak açılmış ancak birbiriyle bağlantılı davaların birleştirilmesi ve bağlantı kararına ilişkin kuralları düzenler; tek dilekçe ile açılmanın alternatifidir.

İYUK m.6 — Dilekçe üzerine uygulanacak işlem

2577 sayılı Kanun'un 6. maddesi, dilekçelerin kayda alınmasını, dava tarihinin kayıt tarihine bağlanmasını, davacıya verilecek alındı kağıdını, harç ve posta ücretinin eksikliği ile posta ücretinde sonradan oluşan azalmanın sonuçlarını ve bu ücretlerin tebligat giderlerinin re'sen genel bütçeden karşılanmasını düzenler. Madde, idare mahkemesi, vergi mahkemesi ve Danıştay başkanlıklarına veya 4. maddede sayılan yerlere verilen dava dilekçeleri bakımından uygulanır. Düzenlemeye göre dava açma süresinin hesabında esas alınan tarih, dilekçenin kayda girdiği tarihtir. Maddede temyiz dilekçesinin şekli (m.48), dava dilekçesinin biçim koşulları (m.3), süre hesabı (m.8) ve bir ara kararın tebliği için gerekli usul ayrıntıları düzenlenmez; bunlar ilgili maddelerde yer alır. Ayrıca yürütmenin durdurulması ve yargılamanın yenilenmesi gibi başka usul yollarının süreleri de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Dilekçe üzerine uygulanacak işlem: hangi kavramlar bilinmeli?

Kayıt tarihi
Dilekçenin harç ve posta ücreti alındıktan sonra deftere kaydedildiği tarihtir. Dilekçenin üzerine kayıt tarih ve sayısı yazılır. Dava süresinin başlangıcı ve davanın açılış anı bu tarihe göre belirlenir.
Harç ve posta ücreti
Dava dilekçesinin kayda alınması için mahkeme veya ilgili yerde yatırılması gereken maddi yükümlülüktür. Maddede belirtilen bu ücretler tam olarak ödenmeden kayıt yapılmaz; eksik ödeme halinde 4. fıkradaki tamamlama usulü işler.
Davanın açılmamış sayılması
Harç veya posta ücretinin süresi içinde verilmemesi ya da tamamlanmaması halinde dava hiç açılmamış gibi kabul edilir. Bu, davanın usulden reddinden farklı olarak davanın hiç doğmamış sayılmasıdır; karar davacıya tebliğ edilir.
Dosyanın işlemden kaldırılması
Dava açıldıktan sonra posta ücretinin tebligat işlemlerini engelleyecek ölçüde azalması halinde, 30 günlük tamamlama süresi dolduğunda verilen ara karardır. Dava dosyası derdest listesinden çıkar; ancak bu karar davanın sonlandırılması anlamına gelmez.
Posta ücreti azalması
Dava açıldıktan sonra tebligat yapılmasını engelleyecek düzeyde posta ücretinin tükenmesi veya yetersiz kalmasıdır. Maddede yalnız tebligatı engelleyecek nitelikteki azalma söz konusudur; her küçük eksiklik bu kapsamda değerlendirilmez.
Re'sen genel bütçeden yapılan tebligat
4. ve 5. fıkralardaki tebligatların davacıya ya da ilgiliye masraf yüklemeden, idare tarafından genel bütçe kaynağından yapılmasıdır. Bu tebligatlar için ilgiliden ayrıca ücret istenmez.

Dilekçe üzerine uygulanacak işlem: hangi şartlar aranır?

  • Dilekçenin Danıştay, idare mahkemesi veya vergi mahkemesi başkanlığına ya da 4. maddede sayılan yerlere verilmiş olması gerekir.
  • Dilekçenin kayda alınabilmesi için harç ve posta ücretlerinin önce alınmış olması gerekir.
  • Kayıt, deftere derhal yapılmalı ve kayıt tarih ve sayısı dilekçenin üzerine yazılmalıdır; dava bu kayıt tarihinde açılmış sayılır.
  • Davacıya kayıt tarih ve sayısını gösteren, imzalı ve mühürlü, pulsuz bir alındı kağıdı verilmelidir.
  • 4. maddede sayılan diğer yerlere verilen dilekçeler en geç üç gün içinde Danıştay veya ait olduğu mahkeme başkanlığına taahhütlü olarak gönderilmelidir; bu yerlerde harç pulu yoksa alınan paranın miktarı ve alındı kağıdının tarih ve sayısı dilekçeye yazılmalıdır.
  • Harç veya posta ücreti hiç ya da eksik verilerek dava açılmışsa, otuz gün içinde eksikliğin tamamlanması ilgiliye tebliğ edilmeli; tebligata rağmen yapılmazsa bildirim bir kez daha tekrarlanmalıdır.
  • Dava açıldıktan sonra posta ücretinde tebligatı engelleyecek azalma olduğunda, otuz gün içinde tamamlanması ilgiliye tebliğ edilmelidir.
  • Posta ücretinin süresinde tamamlanmaması halinde dosya işlemden kaldırılır; bu kararın tebliğinden itibaren üç ay içinde noksan tamamlanmak suretiyle yeniden işleme konulması istenmezse davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.

Dilekçe üzerine uygulanacak işlem: hangi sonuçları doğurur?

  • Dilekçe harç ve posta ücreti alındıktan sonra deftere kaydedilir; dava bu kayıt tarihinde açılmış sayılır.
  • Davacıya pulsuz, imzalı ve mühürlü alındı kağıdı verilir; bu belge kayıt tarih ve sayısını gösterir.
  • 4. maddedeki diğer yerlere verilen dilekçeler, harç pulu bulunmadığında alınan paranın miktarı ve alındı kağıdı bilgileri dilekçeye yazılarak gönderilir.
  • Harç veya posta ücreti hiç verilmemiş ya da eksik ise otuz gün içinde tamamlanmazsa davanın açılmamış sayılmasına karar verilir ve davacıya tebliğ olunur.
  • Dava açıldıktan sonra posta ücretinde tebligatı engelleyecek azalma varsa ve otuz gün içinde tamamlanmazsa dosya işlemden kaldırılır.
  • İşlemden kaldırma kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde noksan tamamlanıp yeniden işleme konulmazsa davanın açılmamış sayılmasına karar verilir.
  • Tebligatı engellemeyen küçük posta ücreti eksikliği bu maddeye göre işlem doğurmaz.
  • Dördüncü ve beşinci fıkralardaki tebligatlar re'sen genel bütçeden yapılır; bu masraf davacıya yüklenmez.
  • Harç ve posta ücreti tamamlanırsa dava normal akışında incelenmeye devam eder.

Kayıt tarihi ile dilekçenin verilme tarihi arasındaki fark nedir?

Dava, dilekçenin kayda girdiği tarihte açılmış sayılır; sürelerin hesabında bu tarih esas alınır.

Dilekçenin fiilen postaya verildiği veya yazı işleri servisine sunulduğu tarih, tek başına dava tarihi değildir.

Dava süresi, harç ve posta ücreti alınıp deftere kaydedilen tarihe göre hesaplanır. 4. fıkraya göre 4. maddedeki diğer yerlere verilen dilekçelerde ise gönderim süresi ayrıca gözetilir.

Dava açılmasıyla ilk harç eksikliği ile sonradan posta ücreti azalması arasındaki fark nedir?

Harç veya posta ücretinin hiç ya da eksik verilmesi, dava açılırken ortaya çıkan eksikliktir (4. fıkra).

Dava açıldıktan sonra posta ücretinin tebligatı engelleyecek şekilde azalması, sonradan oluşan eksikliktir (5. fıkra).

İlk eksiklikte otuz günlük tamamlama süresi tebligatla başlar ve süre sonunda dava açılmamış sayılır. Sonradan azalmada otuz gün tamamlama süresi tanınır, süre sonunda dosya işlemden kaldırılır ve üç aylık ek süre tanınır.

Ücretin eksik kalması ile tebligatın yapılamaması arasındaki fark nedir?

Harç ve posta ücretinin tamamlanmaması, ücretin hiç ödenmemesi ya da eksik kalması halidir.

Posta ücretinde azalma nedeniyle tebligat işlemlerinin yapılamaz hale gelmesi, yalnızca tebligatı engelleyecek ölçüdeki azalmayı kapsar.

Tebligatı engelleyecek nitelikte olmayan küçük eksikler bu fıkra kapsamında işlemez; tebligatı engelleyen azalma ise işlemden kaldırma sonucunu doğurur.

Ücretin ilgili tarafından ödenmesi ile re'sen genel bütçe tebligatı arasındaki fark nedir?

Dilekçeyi veren davacı, dava dilekçesinin harç ve posta ücretini ödemekle yükümlüdür.

Dördüncü ve beşinci fıkralardaki tebligatlar re'sen genel bütçeden yapılır.

Eksik ücretin tamamlanmasına ilişkin bildirim ve tebligat masrafı davacıya yüklenmez; idare tarafından karşılanır.

Dilekçe üzerine uygulanacak işlem: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Dava tarihini dilekçenin fiilen verildiği ya da postaya verildiği tarih olarak almak; esas alınacak tarih deftere kayıt tarihidir.
  • Harç ve posta ücretinin alınmadan dilekçenin kaydını yapmak; kayıt, ücretlerin alınmasından sonra yapılır.
  • Dördüncü fıkradaki otuz günlük süreyi kayıt tarihinden saymak; süre tebliğ tarihinden işler.
  • Sonradan oluşan posta ücreti azalmasını dördüncü fıkraya göre değerlendirmek; bu durum beşinci fıkrada düzenlenmiştir ve işlemden kaldırma sonucu doğurur.
  • Her küçük posta ücreti eksikliğini tebligatı engelleyen azalma saymak; yalnızca tebligatı engelleyecek nitelikteki azalma bu fıkraya girer.
  • Üç aylık süreyi işlemden kaldırma kararının verildiği tarihten saymak; süre kararın tebliğ tarihinden başlar.
  • Tebligatı tekrarlamadan doğrudan davanın açılmamış sayılmasına karar vermek; tebligat bir kez daha tekrarlanmalıdır.
  • Dördüncü ve beşinci fıkralardaki tebligatların masrafını davacıya yüklemek; bu tebligatlar re'sen genel bütçeden yapılır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Dava açma süresinin dolup dolmadığı, dilekçenin kayıt tarihine göre hesaplanır; dilekçenin fiili verilme tarihi esas alınmaz. (Danıştay 5. Daire Başkanlığı, 2015/3004 E., 2015/7212 K., 17.09.2015)
  • Harç veya posta ücreti eksik olarak açılmış davada, otuz günlük tamamlama süresi geçtikten sonra davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (13. Daire, 2025/370 E., 2025/2139 K., 27.05.2025; 13. Daire, 2024/3282 E., 2025/1284 K., 19.03.2025)
  • Posta ücretinde azalma nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılması ve üç aylık sürenin geçmesi üzerine davanın açılmamış sayılması, 5. fıkra uyarınca uygulanmaktadır. (Danıştay 5. Daire Başkanlığı, 2015/3004 E., 2015/7212 K., 17.09.2015; 10. Daire, 2022/6660 E., 2024/4761 K., 13.11.2024; 10. Daire, 2022/6834 E., 2024/4762 K., 13.11.2024; 10. Daire, 2022/8078 E., 2024/4765 K., 13.11.2024)
  • Eksik ücretin tamamlanması için yapılan tebligatın usulüne uygun olup olmadığı ve tebligatın bir kez tekrarlanıp tekrarlanmadığı, davanın akıbetini belirleyen ön sorudur. (13. Daire, 2025/370 E., 2025/2139 K., 27.05.2025; 13. Daire, 2024/3282 E., 2025/1284 K., 19.03.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Harç ve posta ücretinin dilekçe kaydından önce alındığını davacı ya da mahkeme kayıt belgesiyle ispatlar; kayıt tarih ve sayısı dilekçenin üzerinde ve davacıya verilen alındı kağıdında yer alır.
  • Dava açma süresinin kayıt tarihine göre dolmadığını ileri süren taraf, dilekçenin kayda girdiği tarihi gösteren belgeyle ispat yükü altındadır.
  • Harç veya posta ücretinin tamamlandığını davacı, yatırılan makbuz veya posta belgesiyle ispatlar; tamamlanmadığını ise mahkeme dosyadaki işlem belgeleriyle ortaya koyar.
  • Tebligatın yapıldığını ve otuz günlük sürenin tebliğ tarihinden başladığını mahkeme tebliğ belgesiyle ispatlar; tebligat usulsüzse süre başlamaz.
  • Posta ücretinde azalmanın tebligatı engelleyecek nitelikte olup olmadığını, tebligat işlemlerinin fiilen yapılamamasıyla ortaya koyulmasını mahkeme dosya kayıtlarından çıkarır.
  • Davacı, tebligata rağmen eksikliği gidermediğini savunan karşı tarafın iddiasını ispatlamakla yükümlü değildir; eksikliğin giderildiğini ileri süren davacı belge sunmakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2577 sayılı Kanun m.3: Dava dilekçesinin hangi mercilere ve hangi biçimde verileceğini düzenler; m.6 ise verilen dilekçenin kaydını ve harç ücret sonuçlarını belirler.
  • 2577 sayılı Kanun m.8: Dava açma süresinin hesabında tebliğ ve kayıt sonrası sürelerin işleyişini düzenler; m.6'daki kayıt tarihi, süre hesabının başlangıcını belirler.
  • 2577 sayılı Kanun m.4: Dilekçelerin verilebileceği diğer yerleri belirler; m.6'nın üçüncü fıkrasındaki üç günlük gönderme yükümlülüğü bu yerlere verilen dilekçeler için geçerlidir.
  • 2577 sayılı Kanun m.48: Temyiz dilekçesinin verilmesi ve harç yükümlülüğü için m.6 kayıt ve harç kurallarına bağlanır; m.6 bu temyiz dilekçeleri bakımından ayrıca uygulanır.

İYUK m.7 — Dava açma süresi

Madde, idari yargıda dava açma süresinin genel ölçüsünü (Danıştay ve idare mahkemelerinde altmış gün, vergi mahkemelerinde otuz gün), bu sürenin başlangıç anını (idari uyuşmazlıklarda yazılı bildirim, vergi ve benzeri mali yükümlerde tahsilat, tebliğ, tevkifte ödeme, tescil veya ilgili merci kararının idareye gelmesi), adresi belli olmayanlara ilan yoluyla yapılan bildirimde süreyi ve ilanı gereken düzenleyici işlemlerde süre başlangıcını ve bu işlemlere karşı çifte dava imkânını düzenler. Madde, özel kanunlarda ayrı süre gösterilen hallerde uygulanmaz ve kanun tek bir genel kural koyar. Dava açma süresinin tatil günleri, son günün tatile rastlaması ve ara verme hâllerindeki hesabı (m.8), görevsiz yargı yerine yapılan başvuruda süre (m.9), idari makamların sükûtu ve zımni red (m.10) ile idari eylemlerde tam yargı davası için başvuru süresi (m.13) bu maddede düzenlenmez. Dava açma süresinin geçmesinin sonuçları ile dava şartları da bu maddenin kapsamı dışındadır.

Dava açma süresi: hangi kavramlar bilinmeli?

Dava açma süresi
İdari davanın açılabileceği son zamanı belirleyen, hak düşürücü nitelikte bir süredir. Madde, özel kanunda ayrı süre gösterilmemişse genel süreyi belirler. Sürenin hangi davada işleyeceği, dava türüne ve yargı merciine göre değişir; Danıştay ve idare mahkemelerinde altmış gün, vergi mahkemelerinde otuz gün uygulanır.
Yazılı bildirim
İdari işlemin ilgiliye yazılı olarak tebliğ edilmesi veya başka yoldan resmen duyurulmasıdır. Dava süresinin başlaması için ilgilinin işlemden sadece haberdar olması yeterli değildir; kural olarak yazılı bildirim gerekir.
Tahakkuku tahsile bağlı vergi
Mükellefe tahakkuk fişi veya benzeri bir belge ile bildirilen ve ödenmesi gereken vergidir. Bu tür vergilerde süre, tahsilatın yapıldığı tarihi izleyen günden başlar.
Tevkif yoluyla alınan vergi
Ödeme yapan kişi tarafından kesilerek ilgili kişiye ait olan tutardan alınan vergidir. Bu vergilerde süre, istihkak sahiplerine ödemenin yapıldığı tarihten sonra başlar.
Tescile bağlı vergi
Vergi doğuran olayın tescilinin yapılmasıyla ortaya çıkan vergidir. Süre, tescilin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar.
İlanı gereken düzenleyici işlem
Genel ve soyut nitelikteki, kamuya duyurulması zorunlu olan idari işlemdir. Süre ilanın yapıldığı tarihi izleyen günden başlar; ilgililer bu işlemin uygulanmasıyla birlikte düzenleyici işleme ve uygulanan işleme karşı birlikte dava açabilir.

Dava açma süresi: hangi şartlar aranır?

  • Davanın, özel kanunda ayrı bir süre öngörülmemiş olmalıdır.
  • Uyuşmazlığın idari uyuşmazlık mı yoksa vergi, resim, harç veya benzeri mali yükümden doğan uyuşmazlık mı olduğu belirlenmelidir; bu ayrım başlangıç anını değiştirir.
  • Idari uyuşmazlıklarda işlemin yazılı bildirimi yapılmış olmalıdır; süre bu tarihi izleyen günden başlar.
  • Vergi uyuşmazlıklarında başlangıç anı, vergi türüne göre tahsilat, tebliğ, tevkif yoluyla ödeme, tescil veya ilgili merci kararının idareye gelmesi olarak belirlenmelidir.
  • Adresi belli olmayanlara ilan yoluyla bildirim yapılmışsa, özel kanunda aksine hüküm yoksa süre son ilan tarihini izleyen günden itibaren on beş gün sonra başlamalıdır.
  • İlanı gereken düzenleyici işlemde süre ilan tarihini izleyen günden başlamalıdır; bu işlemin uygulanmasıyla birlikte ilgililer düzenleyici işlem ve uygulanan işlem aleyhine birlikte dava açabilir.
  • Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması, bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel değildir.

Dava açma süresi: hangi sonuçları doğurur?

  • Idari uyuşmazlıkta süre, yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar ve Danıştay ya da idare mahkemesinde altmış gün içinde dava açılmalıdır.
  • Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlerden doğan uyuşmazlıkta süre otuz gündür ve vergi mahkemesinde açılır.
  • Sürenin geçmesinden sonra açılan dava süre yönünden reddedilir ve ilgili ne kadar haklı olursa olsun hakkını dava yoluyla yeniden arayamaz.
  • Adresi belli olmayanlara ilanla bildirimde, özel kanunda aksi yoksa süre son ilan tarihinden itibaren on beş gün sonra başlar; bu gün sayısı başlangıcı ertelediği için süreye eklenir.
  • Ilanı gereken düzenleyici işlemde dava süresi ilan tarihini izleyen günden başlar.
  • Düzenleyici işlemin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem ya da her ikisi aleyhine birden dava açabilir.
  • Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması, bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz.

Danıştay ve idare mahkemeleri ile vergi mahkemeleri arasındaki fark nedir?

Danıştayda ve idare mahkemelerinde dava açma süresi altmış gündür. Genel ölçü budur ve idari uyuşmazlıklar bu kapsamdadır.

Vergi mahkemelerinde süre otuz gündür. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlerden ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklar bu kapsamdadır.

Aynı olayda yargı merciine göre süre iki kat farklı olabilir; uyuşmazlığın hangi mercie gideceği süreyi de belirler.

Idari uyuşmazlık ile vergi uyuşmazlığı başlangıç anı arasındaki fark nedir?

İdari uyuşmazlıkta süre yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden başlar.

Vergi uyuşmazlığında süre, vergi türüne göre tahsilat, tebliğ, tevkifte ödeme, tescil veya merci kararının idareye gelme tarihinden başlar.

Vergi uyuşmazlığında başlangıç anı tek bir olaya bağlı değildir; vergi türüne bakmak gerekir.

Adresi belli olan ile adresi belli olmayan ilgililer arasındaki fark nedir?

Adresi belli olan ilgiliye yapılan yazılı bildirimde süre bildirim tarihini izleyen günden başlar.

Adresi belli olmayanlara ilanla yapılan bildirimde süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren on beş gün sonra başlar.

İlan yoluyla bildirimde ilk ilan tarihi değil son ilan tarihi esas alınır ve süre on beş gün ertelenir.

Düzenleyici işlem ile uygulanan işlem arasındaki fark nedir?

İlanı gereken düzenleyici işlemde süre ilan tarihini izleyen günden başlar.

Düzenleyici işlemin uygulanmasıyla oluşan işlem ise kendi bildirim tarihinden itibaren başlayan süre içinde ayrıca dava konusu olur.

İlgililer uygulama işlemi üzerinden hem düzenleyici işlem hem uygulanan işlem aleyhine birlikte dava açabilir; düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması uygulama işleminin iptaline engel değildir.

Dava açma süresi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Idari uyuşmazlıkta işlemi öğrenme tarihini süre başlangıcı saymak; kural olarak yazılı bildirim gerekir ve haberdar olma süreyi başlatmaz.
  • Vergi uyuşmazlığında da genel 60 günlük süreyi uygulamak; vergi mahkemesinde süre 30 gündür.
  • Adresi belli olmayanlara ilanla bildirimde süreyi ilk ilan tarihinden saymak; süre son ilan tarihinden sonra on beş gün beklenerek başlar.
  • Vergi uyuşmazlığında başlangıç tarihini vergi türüne bakmadan tebliğ tarihi olarak almak; tahsilat, tevkif veya tescil tarihi ayrı kurallara tabidir.
  • Düzenleyici işlemin iptal edilmemesini uygulama işleminin iptalinin önünde engel saymak; madde bu iptali engellemez, ayrıca uygulama işlemi için dava süresi ayrı işler.
  • Ilanı gereken düzenleyici işlemde süreyi işlemin tarihinden değil ilan tarihini izleyen günden saymamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Dava açma süresinin başlangıcında yalnızca işlemden haberdar olmanın yeterli sayılmadığı, yazılı bildirimin esas alındığı kabul edilmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/10913 E., 2017/6613 K., 14.11.2017)
  • Dava açılmasını gerektiren işlemin ilan yoluyla yapıldığı hallerde, sürenin ilan tarihinden başlamadığı, 2577 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca başlangıç anının ilan tarihinden sonraki günden hesaplandığı kabul edilmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2016/930 E., 2017/7453 K., 12.12.2017)
  • Düzenleyici işlemin uygulanmasıyla birlikte hem düzenleyici işlem hem uygulama işlemi aleyhine dava açılabileceği, düzenleyici işlemin iptalinin uygulama işleminin iptalini zorunlu kılmadığı kabul edilmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2016/930 E., 2017/7453 K., 12.12.2017)
  • Vergi uyuşmazlıklarında süreye esas tarihin vergi türüne göre belirlenmesi gerektiği, idari uyuşmazlıkla aynı başlangıç anının uygulanmayacağı kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2020/11324 E., 06.02.2025)
  • Vergi uyuşmazlığında, idarenin dava açması gereken konularda süre, ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği tarihten başlamaktadır. (Genel Kurul, 2020/11509 E., 29.02.2024)
  • Düzenleyici işlemin ilanının yapılmamış olması hâlinde ilanı gereken düzenleyici işlemden doğan dava süresinin işlemeyeceği kabul edilmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2018/2412 E., 2018/6182 K., 02.08.2018)
  • Kanunda öngörülen süre aşıldıktan sonra açılan davanın süre yönünden reddedileceği ve bu sürenin geçmesiyle hakkın korunamayacağı kabul edilmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2014/7710 E., 2018/2207 K., 06.03.2018)

Nasıl ispat edilir?

  • Dava açma süresinin geçmediğini ileri süren davacı, dava açma tarihini ve başlangıç anını gösteren belgeyi sunmalıdır; yazılı bildirim tarihini gösteren tebliğ belgesi, dava açma tarihini gösteren dilekçe kaydı esas delildir.
  • Yazılı bildirimin yapıldığını ileri süren idare, tebliğ belgesi, tebliğ evrakı veya tebliğ yerine geçen işlem kaydı ile bildirimi ispatlamalıdır; bu belge yoksa süre başlamamış sayılır.
  • Adresi belli olmayanlara yapılan ilanda, ilanın yapıldığı tarih ve son ilanın tarihi ilan metni ya da resmi gazete kaydı ile ispatlanır; bu kayıtlar tartışmalıysa idare ilanın yapıldığını göstermelidir.
  • Vergi uyuşmazlığında tahsilat, tebliğ, tevkif ödemesi veya tescil tarihini idare veya mükellef belgeleri ile gösterir; başlangıç anı belgelerle belirlenir.
  • Düzenleyici işlemin ilanının yapıldığını ve düzenleyici işlemin uygulanmasını ileri süren taraf, ilan ve uygulama işlemini belgelendirmelidir.
  • Süre geçtikten sonra açılan davada, davalı idare süre aşımını ileri sürer ve dava tarihini gösteren kayıtla bunu ispatlar; davacı ise istisna veya başlangıç tarihi konusunda belge sunmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2577 sayılı Kanun m.8: Sürelerin tatil günlerini kapsaması, son günün tatile rastlaması hâlinde uzaması ve ara verme hâlinde işleme kuralını düzenler. m.7'deki sürelerin hesabı bu maddeye göre yapılır.
  • 2577 sayılı Kanun m.10: Idari makamların sükûtu hâlinde, otuz günlük cevap süresinin sonunda isteğin reddedilmiş sayılmasını ve bu redde karşı dava açma süresini düzenler. m.7 ile değil m.10 ile belirlenen süre işler.
  • 2577 sayılı Kanun m.9: Görevsiz yargı yerine yapılan başvurularda idari davanın süresini düzenler; m.7'deki süreye ek bir hüküm getirir.
  • 2577 sayılı Kanun m.2: Dava açma hakkı için gereken menfaat ilişkisini düzenler; m.7 yalnızca süreyi belirler.

İYUK m.8 — Sürelerle ilgili genel esaslar

2577 sayılı İYUK m.8, idari yargılamada sürelerin başlangıcını, tatil günlerinin süreye etkisini ve çalışmaya ara verme hâlinde süre uzamasını düzenler. Madde, idari yargılama usulündeki tüm süreler bakımından genel hesaplama kuralı koyar. Dava açma süresinin kendisini, dava açma süresinin başlangıç anını belirleyen tebliğ rejimini ve idari başvuru sürelerini bu madde tek başına düzenlemez; bunlar ayrı maddelerde yer alır. Dava açma süresinin uzunluğu (m.7), idari makamların sükutu ve bekleme süresi (m.10), görevsiz mahkemeye başvuru (m.9) ve adli tatilin hukuk yargılamasındaki hesabı ile İcra İflas Kanunu süreleri bu maddenin kapsamı dışındadır. Madde, yalnızca sürenin hesaplanmasına ilişkin genel esasları koyar; süre türlerini ve sürelerin uzunluğunu belirlemez.

Sürelerle ilgili genel esaslar: hangi kavramlar bilinmeli?

Süre başlangıcı
Sürenin işlemeye başladığı andır. Madde, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren işlemeye başlandığını öngörür. Olayın öğrenilmesi tek başına başlangıç için yeterli değildir.
Tatil günü
Sürelerin hesabında dahil edilen cumartesi, pazar ve diğer resmi tatil günleridir. Madde, tatil günlerinin süreye dahil olduğunu belirtir; yani süre tatil günlerinde durmaz.
Çalışmaya ara verme
Kurumun olağan çalışmasının kesildiği dönemdir; örneğin yaz tatili gibi. Bu dönemde süreye rastlayan süre, ara verme sona erdikten sonra yedi gün uzamış sayılır.
Yedi günlük uzama
Çalışmaya ara verme döneminde sürenin bitmesi hâlinde, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren eklenen yedi gündür. Bu uzama, sürenin fiilen kaç gün kaldığına bakılmaksızın sabit yedi gündür.

Sürelerle ilgili genel esaslar: hangi şartlar aranır?

  • Sürenin, tebliğ, yayın veya ilan gibi başlangıç olayının gerçekleştiği tarihten sonra başlaması gerekir; başlangıç günü hesaba katılmaz.
  • Sürenin son gününün tatil gününe rastlaması hâlinde, sürenin tatil gününü izleyen ilk çalışma gününün bitimine kadar uzaması için bu koşulun gerçekleşmiş olması gerekir.
  • Sürenin bitmesinin çalışmaya ara verme zamanına rastlaması gerekir; bu hâlde süre ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır.
  • Tatil günlerinin süreye dahil edilmesi gerekir; tatil günü olması tek başına süreyi durdurmaz veya uzatmaz, yalnız son gün tatile rastlarsa uzatma uygulanır.

Sürelerle ilgili genel esaslar: hangi sonuçları doğurur?

  • Süre, tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden başlar; tebliğ tarihi başlangıç günü sayılmaz.
  • Sürenin son günü tatil gününe rastlarsa süre, tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzar.
  • Tatil günleri sürenin içinde hesaba dahil edilir; tatil günleri sürenin işlemesini durdurmaz.
  • Sürenin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa süre, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır.
  • Sürenin son günü çalışma gününe rastlarsa süre uzamaz ve son gününün bitiminde sona erer.
  • Sürenin son günü tatil gününe rastlayıp ayrıca ara verme dönemine de düşerse, her iki uzama kuralının uygulanıp uygulanmayacağı maddenin metninden kesin çıkmamaktadır; bu noktada madde metni açık bir hüküm koymaz.

Son gün tatil ile son gün çalışma günü arasındaki fark nedir?

Sürenin son günü tatil gününe rastlar. Bu hâlde süre tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzar.

Sürenin son günü çalışma gününe rastlar. Bu hâlde süre o günün bitiminde sona erer ve uzatma yapılmaz.

Tatil gününe rastlayan son gün nedeniyle süre uzar; çalışma gününe rastlayan süre uzamaz.

Tatil gününe rastlayan süre ile ara verme nedeniyle uzama arasındaki fark nedir?

Sürenin son günü yalnızca tatil gününe rastlar. Bu hâlde süre tatilden sonraki ilk çalışma günü sonuna kadar uzar.

Sürenin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlar. Bu hâlde süre ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır.

Birinci uzama bir gün ya da birkaç gün kadardır; ikincisi ise ara verme sonrasında sabit yedi günlük ek süre doğurur. İki uzama birbirinden bağımsız uygulanır.

Sürelerle ilgili genel esaslar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sürenin başlangıç gününü de sürenin içine katmak; gün olarak belirtilen sürede ilk gün hesaba katılmaz.
  • Tebliğ tarihi yerine olayın öğrenildiği tarihten saymak; kural olarak süre yazılı bildirimle başlar.
  • Tatil gününe rastlayan son günde uzatmayı çalışma gününün başlangıcına değil, takvim gününe göre hesaplamak; uzama tatil gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadardır.
  • Çalışmaya ara verme uzamasını sürenin kalan gün sayısına göre hesaplamak; metinde sabit yedi gün öngörülmüştür.
  • Tatil günlerini süreden düşmek; tatil günleri sürenin içinde hesaba dahildir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Gün olarak belirtilen sürelerde ilk gün hesaba katılmaz; tebliğ günü ile başlayan süre tebliği izleyen günden itibaren saymaya başlar. (Genel Kurul, 2015/2401 E., 19.07.2018)
  • Dava açma süresinin başlangıcının yazılı bildirim (tebliğ) olduğu, ilgilinin işlemden başka yollarla haberdar olmasının kural olarak süreyi başlatmadığı kabul edilmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2015/8134 E., 2016/427 K., 01.02.2016)
  • Sürenin son gününün tatil gününe rastlaması durumunda sürenin tatil gününü izleyen çalışma gününe uzadığı, bu kuralın dava açma süresinin hesabında uygulandığı kabul edilmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2015/8134 E., 2016/427 K., 01.02.2016)
  • Özel kanunlarda dava açma süresi genel süreden farklı belirlenmişse, m.8'in genel hesap kuralının yerine özel düzenlemenin hesap kuralının uygulanacağı kabul edilmektedir. (Danıştay 14. Daire Başkanlığı, 2015/3716 E., 2016/669 K., 04.02.2016)

Nasıl ispat edilir?

  • Süreyi kaçırdığını ileri süren davalı idare veya süre yönünden red isteyen taraf, sürenin başlangıcını gösteren tebliğ belgesini ibraz etmek zorundadır; tebliğ tarihi belgeyle kanıtlanmalıdır.
  • Dava açan taraf, dava dilekçesinin süre içinde verildiğini gösteren kayıt veya havale belgesi ile ispatlar; sürenin tatil gününe rastlaması veya ara verme ile uzaması iddiasını da takvim ve resmi kayıtla kanıtlar.
  • Tebliğin usulüne uygun yapılmadığını ileri süren taraf, bu iddiayı tebligat evrakındaki eksikliklerle ispatlamalıdır; tebligat geçerliliği yönünden karşı tarafın sürenin başlangıcı hakkındaki savunması da bu belgelerle değerlendirilir.
  • Çalışmaya ara verme döneminin varlığı ve ara vermenin sona erdiği tarih, resmi duyuru veya kurum kararı ile ispatlanır; bu belgelerin bulunmaması durumunda uzama iddiası kabul edilmez.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2577 sayılı Kanun m.7: Dava açma sürelerini belirler; m.8 ise bu sürelerin hesaplanma biçimini düzenler. Dava açma süresinin uzunluğu m.7'den, hesap kuralları m.8'den belirlenir.
  • 2577 sayılı Kanun m.10: İdari makamların sükutu hâlinde süre hesabı ve bekleme süresi bu madde ile bağlantılıdır; m.8'in hesap kuralları bu sürelere de uygulanır.

İYUK m.9 — Görevli olmayan yerlere başvurma

Madde, çözümlenmesi idari yargının görevine giren bir uyuşmazlığın adli yargı yerine açılması ve bu davanın görev yönünden reddedilmesi hâlinde, davacının görevli idari yargı merciinde yeniden dava açabilmesine ilişkin süreyi ve bu sürenin işlemeye başlama ve hesaplanma esaslarını düzenler. Düzenleme, adli yargı yerlerine açılan ve görevsizlik sebebiyle reddedilen davalar bakımından uygulanır ve davacı tarafa ilişkindir. Madde, idari dava açma süresinin genel hükmünü düzenlemez; bu süreler ve dava açma usulü için ayrı hükümlere bakılmalıdır. Madde, görevsizlik kararının verilmesi ve kesinleşmesi usulünü düzenlemez; bu konu 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi Kanunu'nun görevsizlik ve olumsuz görev uyuşmazlığına ilişkin hükümlerinde yer alır. Madde, idari yargı yerine gönderilen dosyanın yeniden görülmesine ilişkin usul kurallarını düzenlemez. Madde, adli yargıda açılan davanın idari dava açma süresini durdurup durdurmadığı konusunda ayrıca bir hüküm getirmez. Madde, hukuk mahkemesinin yargı yolu yönünden verdiği usulden ret kararının niteliğini belirlemez.

Görevli olmayan yerlere başvurma: hangi kavramlar bilinmeli?

Görevsizlik kararı
Yargı yolu veya görev bakımından davaya bakan mahkemenin, davanın başka bir yargı merciinin görevinde olduğunu tespit ederek verdiği karardır. Madde metni, hukuk mahkemesinin bu tür bir kararı yerine kimi zaman dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret verebileceği ayrımına girmez; madde, görev noktasından reddi hâlini düzenler.
Görev noktasından ret
Adli yargı yerine açılmış davanın, yargı yolu ya da görev yönünden reddedilmesidir. Bu ret kesinleşmeden madde kapsamındaki süre işlemeye başlamaz.
Kesinleşme
Görevsizlik kararına karşı kanun yolunun tüketilmesi ya da kanun yoluna başvurulmadan süresinin geçmesiyle kararın kesin hâle gelmesidir. Otuz günlük sürenin başlangıcı bu andır.
Başvuru tarihi
Görevsiz yargı merciine yapılan başvurunun tarihidir. Madde, bu tarihi idari yargı merciine yapılmış başvuru tarihi sayar. Dava açma süresinin korunması bu kurala bağlıdır.
Dava açma süresinin devamı
Görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra otuz günlük sürenin geçmiş olması hâlinde bile, idari dava açma süresi henüz dolmamışsa dava açılabilmesi anlamına gelir. Maddenin ikinci fıkrası bu hâli düzenler.

Görevli olmayan yerlere başvurma: hangi şartlar aranır?

  • Davanın, çözümünün idari yargı yerlerinin görevine girdiği bir uyuşmazlık hakkında adli yargı yerine açılmış olması gerekir.
  • Adli yargı yerinin davayı görev yönünden reddetmiş olması gerekir; bu ret, yargı yolu bakımından idari yargının görevli olduğu sonucuna dayanmalıdır.
  • Görev noktasından reddi içeren kararın kesinleşmiş olması gerekir; otuz günlük süre bu kesinleşmeden sonra işlemeye başlar.
  • Birinci fıkra bakımından, kesinleşmeyi izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli idare veya vergi mahkemesinde dava açılmış olmalıdır.
  • İkinci fıkra bakımından, otuz günlük süre geçmiş olsa bile, idari dava açma süresinin henüz dolmamış olması gerekir; bu hâlde süre içinde idari dava açılabilir.
  • İdari dava açma süresinin hesabında, görevsiz adli yargı merciine başvuru tarihinin idari yargı merciine başvuru tarihi sayılması için adli yargıya başvurunun yapılmış olması yeterlidir.

Görevli olmayan yerlere başvurma: hangi sonuçları doğurur?

  • Görevsizlik kararı kesinleştikten sonra otuz gün içinde görevli idari yargı merciinde dava açılırsa, dava süre yönünden kabul edilebilir.
  • Görevsiz adli yargı merciine yapılan başvurunun tarihi, idari yargı merciine başvuru tarihi olarak kabul edilir.
  • Otuz günlük süre geçmiş olsa bile, idari dava açma süresi dolmamışsa, bu süre içinde idari dava açılabilir.
  • Otuz gün ve idari dava süresi içinde dava açılmazsa, dava açma hakkı düşer ve idari yargı merciinde dava açılamaz.
  • Madde, adli yargıda açılmış davanın idari dava açma süresini durdurup durdurmadığını düzenlemez; bu nedenle durma hükmü maddeye dayandırılamaz.
  • Madde emredici niteliktedir; maddenin öngördüğü süre ve başvuru tarihi kuralının taraflarca sözleşmeyle değiştirilmesi söz konusu değildir.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra otuz günlük özel bir süre tanır. Bu süre, görevli mahkemede dava açılması için öngörülen genel süreden bağımsız, madde ile belirlenmiş bir süredir.

İkinci fıkra, birinci fıkradaki otuz günlük sürenin geçmiş olmasına rağmen, idari dava açma süresinin hâlâ dolmamış olduğu hâli düzenler.

Birinci fıkradaki otuz günlük süre geçmişse de idari dava açma süresi devam ediyorsa, ikinci fıkra uyarınca dava hâlâ açılabilir.

Adli yargıda açılan dava ile idari yargıda açılan dava arasındaki fark nedir?

Adli yargı yerine yapılan başvuru, görevsiz merciin önüne gelen ilk başvurudur ve idari yargıya yapılmış sayılmaz.

İdari yargı merciine yapılan yeni dava, madde uyarınca görevli mercie yapılmış sayılır ve başvuru tarihi adli yargıya başvuru tarihi olarak kabul edilir.

Adli yargıya başvuru tarihi, idari dava açma süresinin korunmasında belirleyici olur; adli yargı yerinde görülen dava idari davanın devamı sayılmaz.

Görevsizlik kararının kesinleşmesi ile kesinleşmeden önceki dönem arasındaki fark nedir?

Kesinleşme, otuz günlük sürenin başlangıcıdır ve kararın kanun yolu tüketilmiş ya da süresi geçmiş olmalıdır.

Kesinleşmeden önce idari dava açılması, birinci fıkradaki otuz günlük sürenin henüz başlamamış olması anlamına gelir ve madde bu dönemde ayrı bir süre tanımaz.

Görevsizlik kararı kesinleşmeden idari dava açılabilir mi sorusu, maddenin kesinleşme ölçütüne bağlanmasıyla yanıtlanır; kesinleşme beklenmelidir.

Görevli olmayan yerlere başvurma: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Otuz günlük sürenin, görevsizlik kararı verildiği tarihten değil, kararın kesinleşmesini izleyen günden başlatılması gerektiğini gözden kaçırmak.
  • Adli yargıda açılan davanın, idari dava açma süresini kendiliğinden durdurduğunu varsaymak; madde bu konuda hüküm içermez.
  • İkinci fıkradaki kalan idari dava süresinin hesabını yapmadan, otuz günün geçtiği gerekçesiyle davayı süre aşımından reddetmek.
  • Adli yargıya başvuru tarihini, idari yargı merciine başvuru tarihi saymamak; madde bu tarihi idari yargıya başvuru tarihi olarak kabul eder.
  • Görevsizlik kararının kesinleşmeden idari dava açılabileceğini kabul etmek; birinci fıkra kesinleşmeyi süre başlangıcı olarak aramaktadır.
  • Hukuk mahkemesinin usulden ret kararı ile görevsizlik kararını aynı nitelikte saymak; uygulamada bu iki kararın ayrı sonuçları olduğu tartışılmaktadır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra otuz günlük sürenin geçmiş olduğu, idari dava açma süresinin ise henüz dolmadığı hâllerde, ikinci fıkranın uygulanarak idari dava açılabildiği kabul edilmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2015/7308 E., 2017/555 K., 07.02.2017)
  • Adli yargı yerine yapılan başvurunun tarihinin idari dava açma süresi bakımından başvuru tarihi sayıldığı; ancak bu kuralın dava açma süresini kendiliğinden uzatmadığı kabul edilmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2016/1466 E., 2016/2755 K., 21.04.2016)
  • Görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra otuz günlük sürenin geçtiği ve idari dava açma süresinin de dolduğu hâlde açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddedildiği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2020/38849 E., 08.07.2025; Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2016/245 E., 2016/1455 K., 07.03.2016)
  • Hukuk Genel Kurulu, adli yargı merciinin yargı yolu dava şartı nedeniyle verdiği usulden ret kararından sonra maddenin uygulanacağını kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/104 E., 2024/206 K., 24.04.2024)
  • Ceza Genel Kurulu da madde 9/1 hükmünün görev noktasından reddedilen davalarda uygulandığını kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/165 E., 2010/196 K., 12.10.2010)

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren davacı, adli yargıya başvurusunun tarihini ve bu başvurunun görev yönünden reddedildiğini, ayrıca kararın kesinleşme tarihini ispatla yükümlüdür; bu belgeler mahkeme dosyası, görevsizlik kararı ve kesinleşme şerhi ile ortaya konur.
  • Davacı, görevli idari yargı merciinde dava açtığı tarihin otuz günlük süre veya ikinci fıkradaki kalan idari dava süresi içinde kaldığını, dava dilekçesinin tarihi ve tebliğ belgeleriyle göstermelidir.
  • Davalı idarenin, davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmesini talep etmesi hâlinde, süre aşımını gösterecek kesinleşme tarihini ve dava açılış tarihini belgelerle ortaya koyması gerekir.
  • Görevsiz merciin önüne gelen başvurunun tarihi, adli yargı dosyasındaki havale veya dilekçe kaydıyla ispatlanır; bu kaydın bulunmaması hâlinde başvuru tarihi tartışmalı hâle gelir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2577 sayılı Kanun m.9: Bu maddenin ikinci fıkrası, birinci fıkradaki otuz günlük süreyle idari dava açma süresinin çakışması hâlini düzenler.
  • 2577 sayılı Kanun m.15: Görevsiz mahkemenin dosyayı görevli mahkemeye göndermesi ve dava açma sürelerinin işletilmesi, yargı yolu ve görev yönünden verilen kararlar bakımından bu maddeyle birlikte değerlendirilir.
  • 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi Kanunu m.17: Olumlu görev uyuşmazlığı hâlinde, görevsizlik itirazının reddi ve sonrasındaki yargı yeri belirlenmesi usulünü düzenler; madde 9 bu usulün yerine geçmez.
  • 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi Kanunu m.14: Olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi usulünü düzenler; görevsizlik kararı kesinleşip dosya kendisine gönderilen mahkemenin görevsizlik kararı vermesi hâlinde uygulanır.
  • 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesi Kanunu m.19: Kesinleşmiş görevsizlik kararı üzerine gelen dosyada görevli mercinin belirlenmesi için Uyuşmazlık Mahkemesine başvuru usulünü düzenler.

İYUK m.10 — İdari makamların sükutu

İlgililerin haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurması ve idarenin bu başvuruya vermediği veya verdiği cevaplar üzerine izlenecek idari yargılama usulünü düzenler. Var olan tesis edilmiş bir idari işlemin değiştirilmesi, geri alınması veya kaldırılması amacıyla yapılan başvuruları düzenlemez.

İdari makamların sükutu: hangi kavramlar bilinmeli?

Zımni Ret
İdari makamlara yapılan başvuruya otuz gün içinde hiç cevap verilmemesi durumunda, talebin idare tarafından reddedilmiş sayılması halidir.
Kesin Olmayan Cevap
İdarenin başvuruya süresi içinde verdiği ancak nihai karar veya net bir ret/kabul beyanı içermeyen, süreci uzatan veya yönlendiren cevabıdır.

İdari makamların sükutu: hangi şartlar aranır?

  • İlgilinin idari makamlara haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için başvurması
  • İdarenin başvuruyu otuz gün içinde yanıtlamaması veya kesin olmayan bir cevap vermesi ya da açıkça reddetmesi
  • İlgilinin süresi içinde Danıştaya, idare veya vergi mahkemelerine dava açması

İdari makamların sükutu: hangi sonuçları doğurur?

  • Otuz günlük süre içinde cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır ve ilgililer bu tarihten itibaren dava açma süresi içinde dava açabilirler.
  • Kesin olmayan cevabın verilmesi durumunda ilgili kesin cevabı bekleyebilir; bu takdirde dava açma süresi işlemez ancak azami dört aylık bekleme süresi aşlamaz.
  • Otuz günlük sürenin bitiminden sonra ve dava açılmamış veya dava süreden reddedilmiş olmak kaydıyla idarece sonradan cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açma hakkı doğar.

İdarenin otuz günlük süre içinde hiç cevap vermemesi ile kesin olmayan cevap vermesi: fark nedir?

Otuz günlük sürede hiç cevap verilmemesi halinde istek reddedilmiş sayılır ve otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi başlar.

Kesin olmayan cevap verilmesi halinde ilgili bu cevabı reddedilmiş sayarak dava açabilir ya da kesin cevabı bekleyebilir.

Kesin cevap beklenirse dava açma süresi işlemez; ancak bu bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı aşamaz.

Dava açma süresi içinde dava açılmaması durumunda idarenin sonradan cevap vermesi: fark nedir?

Otuz günlük sürenin bitiminden sonra ve dava açılmaması ya da davanın süreden reddi hallerinde yetkili idari makamlarca cevap verilmesi.

İdarenin hiç cevap vermemesi veya süresinde dava açılıp sonuçlandırılması.

Sonradan verilen cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açılabilir.

İdari makamların sükutu: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • İdarenin kesin olmayan cevabı karşısında dört aylık azami bekleme süresinin başvuru tarihinden değil, cevabın tebliğ tarihinden itibaren hesaplanacağı yanılgısına düşülmesi.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • İdarenin verdiği cevabın niteliğinin kesin olup olmadığı hususu yargılamada titizlikle incelenmekte, kesin olmayan cevaplar karşısında kişilerin dört aylık bekleme hakkını sonuna kadar kullanabileceği kabul edilmektedir.

İYUK m.11 — Üst makamlara başvurma

2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi, idari işleme karşı idari dava açılmadan önce üst makama (üst makam yoksa işlemi yapan makama) yapılan başvuruyu düzenler. Başvurunun konusu, işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasıdır; başvurunun dava açma süresini durdurması, otuz gün içinde cevap verilmemesi halinde zımni ret ve ret ya da zımni ret sonrasında süreye ilişkin hükümler de maddede yer alır. Madde, kanun yollarına ve kararlara karşı başvuruya uygulanmaz; bu konular istinaf ve temyiz başlığında ele alınır (m.45). Doğrudan idari eylemlere ilişkin tam yargı davalarında idareye başvuru zorunluluğu 2577 sayılı Kanun'un 13. maddesinde düzenlenmiştir. Görevsiz mahkemeye yapılan başvurunun sonucu ise 9. maddeye tabidir.

Üst makamlara başvurma: hangi kavramlar bilinmeli?

Üst makama başvuru
Tesis edilmiş bir idari işlemin idare içinde üst makam tarafından ya da üst makam yoksa işlemi yapan makam tarafından yeniden değerlendirilmesini isteme yoludur. Başvuru, idari dava açma süresi içinde yapılmalıdır.
Zımni ret
İdarenin otuz gün içinde cevap vermemesi halinde isteğin reddedilmiş sayılmasıdır. Cevap verilmemesi sessizliğin ret anlamına gelmesi sonucunu doğurur.
Dava açma süresinin durması
Başvuru yapıldığında, o ana kadar işlemeye başlamış olan dava açma süresinin işlemesinin durmasıdır. Süre, başvurudan önce geçen kısım dikkate alınarak yeniden işler.
Üst makam
İşlemi yapan makamın hiyerarşik olarak bağlı olduğu makamdır. Üst makam yoksa başvuru işlemi yapan makama yapılır.

Üst makamlara başvurma: hangi şartlar aranır?

  • Başvuru konusu, tesis edilmiş ve kesinleşmemiş bir idari işlem olmalıdır.
  • Başvuru, idari dava açma süresi içinde yapılmalıdır.
  • Başvuru, işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi ya da yeni bir işlem yapılması talebini içermelidir.
  • Başvuru, üst makama yapılmalıdır; üst makam yoksa işlemi yapan makama yapılmalıdır.
  • Başvuru ihtiyari olmalıdır; kanun aksini öngörmediği sürece işlem için idari başvuru zorunlu değildir.
  • İdarenin başvuruya otuz gün içinde cevap vermesi gerekir; cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.

Üst makamlara başvurma: hangi sonuçları doğurur?

  • Başvuru, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur.
  • İdare otuz gün içinde cevap verirse ve isteği reddederse, dava açma süresi ret kararının ilgiliye tebliğinden itibaren yeniden işlemeye başlar.
  • İdare otuz gün içinde cevap vermezse istek reddedilmiş sayılır ve dava açma süresi otuz günlük sürenin bitiminden itibaren yeniden işler.
  • Ret veya zımni ret halinde süre yeniden işlerken başvuru tarihine kadar geçen süre de hesaba katılır.
  • Muğlak cevap halinde ilgili bunu ret sayarak dava açabilir ya da kesin cevabı bekleyebilir; kesin cevabı bekleme süresince dava açma süresi işlemez.
  • Dava açılmaması ya da süreden reddedilmesi hallerinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra verilen cevabın tebliğinden itibaren 60 gün içinde dava açılabilir.
  • Başvuru, kesinleşmiş bir işleme karşı yapılamaz; bu nedenle kesinleşmiş işlemler bakımından madde uygulanmaz.
  • Madde ihtiyari başvuru öngörür; kanunda aksi yazılı değilse dava açmadan önce başvuru zorunlu değildir.

Üst makama başvuru ile doğrudan dava arasındaki fark nedir?

İlgili, işlemi kaldırma ya da değiştirme talebiyle üst makama başvurur; bu durumda dava açma süresi durur.

İlgili başvuru yapmadan doğrudan idari dava açar; süre işlemeye devam eder.

Başvuru yapılırsa süre durur ve idarenin cevabına göre yeni süre işler; başvuru yapılmazsa dava süresi kesintisiz işler.

Açık ret ile zımni ret arasındaki fark nedir?

İdare otuz gün içinde cevap verip isteği reddeder.

İdare otuz gün içinde cevap vermez.

Açık ret halinde dava süresi ret kararının tebliğinden itibaren yeniden işler; zımni ret halinde süre otuz günün bitiminden itibaren işler.

Kesin cevap ile muğlak cevap arasındaki fark nedir?

İdarenin cevabı isteği kesin olarak karşılar.

İdarenin cevabı belirsizdir ve kesin karar niteliği taşımaz.

Muğlak cevap hâlinde ilgili bunu ret sayarak dava açabileceği gibi kesin cevabı da bekleyebilir; bu durumda süre işlemez.

Süre içinde cevap ile süre geçtikten sonra cevap arasındaki fark nedir?

İdare otuz günlük süre içinde cevap vermiştir.

Otuz günlük süre geçtikten sonra idare cevap vermiştir.

Süre geçtikten sonra verilen cevap, dava açma süresini yeniden başlatmış sayılmaz; ilgililer cevabın tebliğinden itibaren 60 gün içinde dava açabilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Üst makama başvuru yapılmadan doğrudan dava açılabileceği, idari başvurunun işlemler bakımından isteğe bağlı olduğu kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2020/36868 E., 23.12.2025; 10. Daire, 2025/2722 E., 2025/5202 K., 12.11.2025)
  • Kanunun 'istenebilir' ifadesi nedeniyle işlemler hakkında idari başvurunun zorunlu olmadığı, eylemler bakımından ise m.13 uyarınca başvurunun zorunlu olduğu kabul edilmektedir. (Birinci Bölüm, 2022/41319 E., 14.01.2026)
  • Ret kararının tebliği ya da zımni ret tarihinden sonra 60 günlük genel dava açma süresinin gözetilmesi gerektiği değerlendirilmektedir. (Birinci Bölüm, 2021/53220 E., 09.04.2026)
  • İvedi yargılama usulüne tabi uyuşmazlıklarda m.11 hükmünün uygulanamayacağı kabul edilmektedir. (Birinci Bölüm, 2021/53220 E., 09.04.2026)
  • İdarenin kendi işlemine ilişkin süre sonrası başvurularda 11. maddenin uygulanamayacağı yönünde değerlendirme yapılmıştır. (Genel Kurul, 2020/11324 E., 06.02.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Başvuruyu yapan ilgili, başvurunun dava açma süresi içinde ve tesis edilmiş bir işleme karşı yapıldığını ispatlar; başvuru dilekçesi ile başvuru tarihini gösteren belge (havale, posta veya kayıt) bu konuda esas delildir.
  • Başvurunun üst makama ya da işlemi yapan makama yapıldığı, ilgili tarafça kayıt ve iletişim belgeleriyle ortaya konulur.
  • İdarenin cevap verdiğini ileri süren taraf, cevabın tarihini ve tebliğini belgeyle ispatlar; cevabın tebliğ tarihi dava süresinin başlangıcını belirlediğinden bu belge kritiktir.
  • Zımni ret iddiası bakımından, otuz günlük sürenin geçtiğini gösteren başvuru tarihi ile cevap verilmediğinin tespiti önem taşır; cevabın yokluğu idarenin sessizliğine dayandığından ispat yükü dava açan tarafta değil, sürenin işleyişini ileri süren tarafta toplanır.
  • Muğlak cevap iddiasında, cevabın kesin olup olmadığı içeriğine bakılarak değerlendirilir ve ilgili bu cevabı ret sayarak dava açmayı seçmişse bunu dava dilekçesinde gösterir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2577 sayılı Kanun m.13: Eylemlerden doğan hakların ihlali bakımından tam yargı davasından önce idareye başvuruyu zorunlu kılar; m.11 ise işlemlere karşı ihtiyari başvuruyu düzenler.
  • 2577 sayılı Kanun m.10: İdari makamın sükutu, yani zımni ret hâlinin genel çerçevesini çizen maddedir; m.11 bakımından paralel işleyen bir düzenlemedir.
  • 2577 sayılı Kanun m.9: Görevsiz mahkemeye yapılan başvuruların süre bakımından sonucunu düzenler; m.11'in başvuru tarihini esas alma mantığına benzer bir kural içerir.
  • 2577 sayılı Kanun m.45: İdare ve vergi mahkemesi kararlarına karşı istinaf yolunu düzenler; m.11 yalnızca idari başvuruyu kapsar, kararlara karşı başvuru yollarını kapsamaz.

İYUK m.12 — İptal ve tam yargı davaları

Madde, idari işlem nedeniyle hakları ihlal edilenlerin tam yargı davasını hangi yollarla açabileceğini düzenler: doğrudan tam yargı davası, iptal ve tam yargı davalarının birlikte açılması ve önce iptal davası açılıp sonucuna göre tam yargı davası açılması. Ayrıca bir işlemin icrası nedeniyle doğan zararlarda icra tarihinden itibaren dava süresinin başlamasını ve idareye başvuru hakkının saklılığını kapsar. Madde, tam yargı davasının genel koşullarını, görev ve yetki kurallarını, iptal davasının ön koşullarını ve esasına ilişkin ölçütleri düzenlemez (iptal davasının ön koşulları ve esası için ilgili maddeler ayrıca incelenmelidir). Zorunlu idari başvuru yolunu düzenlemez (m.13). İdari eylemlerden doğan zararlarda ön başvuru zorunluluğu m.13 kapsamındadır. İdari sözleşmelerden doğan tam yargı davaları ile dava açma süresinin genel hesabı da bu maddenin dışında kalan konulardır.

İptal ve tam yargı davaları: hangi kavramlar bilinmeli?

Tam yargı davası
Hukuka aykırı bir işlem, eylem veya sözleşme nedeniyle uğranılan zararın giderilmesini isteyen, kişisel hakka dayalı (sübjektif) dava türüdür. Yalnızca davanın tarafları bundan yararlanır.
İptal davası
Hukuka aykırı tek taraflı idari işlemin hüküm ve sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılmasını isteyen, menfaatin ihlali yeterli olan objektif dava türüdür.
İşlemin icrası
İdari işlemin uygulanarak hukuki sonuç doğurmaya başlaması anıdır. Maddede, icra tarihinden itibaren dava süresinin başlaması bakımından önem taşır.
Dava süresi
Tam yargı davasının açılabileceği süredir. Maddede bu sürenin başlangıcı, doğrudan tam yargı davasında tebliğ veya icra, önce iptal davası açılmasında ise iptal kararının tebliği olarak ayrılır.
Zorunlu idari başvuru
İdari eylemlerden doğan zararlarda dava açmadan önce ilgili idareye başvurulmasını gerektiren ön koşuldur. Bu madde bakımından işlemlerde zorunlu değildir; m.13 kapsamındadır.

İptal ve tam yargı davaları: hangi şartlar aranır?

  • İdari bir işlemin ilgilinin haklarını ihlal etmiş olması gerekir.
  • Davacının zararın işlemden kaynaklandığını ortaya koyması gerekir; zararın işlemin tebliği ya da icrasından doğması gerekir.
  • Doğrudan tam yargı davası açılacaksa dava süresi içinde işlemin tebliğ edilmiş olması veya işlemin icra edilmiş olması gerekir.
  • İptal ve tam yargı davaları birlikte açılacaksa bu iki davanın aynı dilekçede ve süre içinde açılması gerekir.
  • Önce iptal davası açılacaksa iptal davasının karara bağlanmış olması ve bu kararın ya da kanun yolu kararının tebliğinin yapılmış olması gerekir; tam yargı davası bu tebliğden itibaren dava süresi içinde açılır.
  • İşlemin icrası sebebiyle doğan zararda, dava süresi icra tarihinden itibaren işler; bu halde ilgililerin m.11 uyarınca idareye başvuru hakkı saklıdır.

İptal ve tam yargı davaları: hangi sonuçları doğurur?

  • İlgililer, işlem nedeniyle haklarının ihlal edilmesi halinde doğrudan tam yargı davası açabilir.
  • İlgililer iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilir.
  • İlgililer önce iptal davası açıp bu davanın sonucuna göre tam yargı davası açabilir.
  • İptal kararının veya kanun yolu kararının tebliğinden sonra dava süresi içinde tam yargı davası açılabilir.
  • İşlemin icrası sebebiyle doğan zararlarda icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açılabilir.
  • İlgililerin m.11 uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır; bu başvuru işlem kaynaklı zararda zorunlu değildir.
  • Dava süresi geçtikten sonra açılan tam yargı davası süreden reddedilir.

Doğrudan tam yargı davası ile iptal ve tam yargı davasının birlikte açılması arasındaki fark nedir?

İlgili, işlemin iptalini istemeden yalnızca zararın tazminini talep eder.

İlgili, işlemin iptalini ve zararın tazminini aynı anda ister.

Her iki yolda da dava süresi işlemin tebliğ tarihinden başlar; iptal talebi olmayan halde tam yargı davası doğrudan açılır.

Önce iptal davası ile doğrudan tam yargı davası arasındaki fark nedir?

İlgili önce iptal davası açar, iptal kararının tebliğinden sonra tam yargı davası açar.

İlgili iptal davası açmadan doğrudan tam yargı davası açar.

Önce iptal davası yolunda tam yargı davasının süresi iptal kararının veya kanun yolu kararının tebliğinden, doğrudan yolda ise işlemin tebliğinden veya icrasından başlar.

İşlemin tebliği ile işlemin icrası arasındaki fark nedir?

Zarar işlemin tebliğiyle doğmuş ise süre tebliğ tarihinden işler.

Zarar işlemin ayrıca uygulanmasıyla ortaya çıkmış ise süre icra tarihinden işler.

Zararın doğum anı süreyi değiştirir; icra anı bu halde başlangıç olur.

Tam yargı davası ile iptal davası arasındaki fark nedir?

Tam yargı davası kişisel hakkın ihlalini gerektirir ve yalnız taraflar yararlanır.

İptal davasında menfaatin ihlali yeterlidir ve sonuçlarından üçüncü kişiler de yararlanabilir.

Tam yargı davası sübjektif, iptal davası objektif nitelikte olduğundan davacının sıfatı ve yararlanma kapsamı farklıdır.

Madde 12 idari işlem ile madde 13 idari eylem arasındaki fark nedir?

Madde 12, tek taraflı idari işlemden doğan zararlarda dava yollarını düzenler.

İdari eylemlerden doğan zararlarda zorunlu idari başvuru yolu m.13'te aranır.

İşlem kaynaklı zararda idareye başvuru zorunlu değildir; m.11 uyarınca başvuru hakkı saklıdır.

İptal ve tam yargı davaları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Doğrudan tam yargı davasında da iptal kararının tebliğini süre başlangıcı saymak; süre başlangıcı, iptal kararı yolunda ayrılır.
  • İşlemin icrasıyla doğan zararda süreyi tebliğ tarihinden saymak; bu halde süre icra tarihinden işler.
  • İptal ve tam yargı davalarını birlikte açma yolunda iptal davası için ayrı bir süre hesabı yapmak; birlikte açılan davalarda süre işlemin tebliğinden başlar.
  • İşlem kaynaklı zararda m.13'teki zorunlu idari başvuruyu aramak; bu madde bakımından idareye başvuru zorunlu değildir.
  • Tam yargı davasını yalnızca iptal davasının sonucuna bağlı saymak; madde doğrudan açılmasına da izin verir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Önce iptal davası açılan hallerde tam yargı davasının süresinin, iptal davasının karara bağlanmasının ardından tebliğ tarihinden başlatılması kabul edilmektedir. (Danıştay 10. Daire Başkanlığı, 2009/14175 E., 2013/4840 K., 31.05.2013)
  • Zararın işlemin icrasıyla doğduğu hallerde dava süresinin işlemin tebliğ tarihinden değil icra tarihinden başlaması gerektiği kabul edilmektedir. (Danıştay 13. Daire Başkanlığı, 2015/4836 E., 2015/4206 K., 30.11.2015)
  • Zarar doğurucu idari işlemlere karşı iptal davası ile birlikte süre hesabının değerlendirilmesinde, süre aşımı nedeniyle reddin bu maddeye dayandığı görülmektedir. (Genel Kurul, 2020/38849 E., 08.07.2025)
  • Dava süresinin başlangıcının, işlemin ilgiliye bildirildiği tarihe göre belirlenmesi gerektiği yönünde uygulama bulunmaktadır. (Danıştay 5. Daire Başkanlığı, 2013/5989 E., 2015/9242 K., 19.11.2015)

Nasıl ispat edilir?

  • Tam yargı davasını açan davacı, işlemin hukuka aykırılığını ve zararın işlemin tebliği veya icrasından doğduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Tebliğ tarihi tebliğ belgesiyle, icra tarihi ise uygulamanın yapıldığını gösteren belgelerle ispatlanır.
  • Önce iptal davası yolunda kararın tebliğ tarihi mahkeme kayıtlarından belirlenir.
  • Dava süresinin geçtiği savunmasını ileri süren idare, süre aşımını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Zararın miktarı ve işlemle nedensellik bağı davacı tarafından belgelerle ortaya konulur.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2577 sayılı Kanun m.11: İdareye başvuru hakkı bu maddede saklı tutulur; zararın tazmini için idareye başvuru yolu burada anılır.
  • 2577 sayılı Kanun m.13: İdari eylemlerden doğan zararlarda zorunlu idari başvuruyu düzenler; bu madde ise işlem kaynaklı zararları kapsar.

Süreler

SüreMaddeHüküm
üç günm.63. 4 ncü maddede yazılı diğer yerlere verilen dilekçeler, en geç üç gün içinde Danıştay veya ait olduğu mahkeme başkanlığına taahhütlü olarak gönderilir.
otuz günm.6(Değişik: 10/6/1994-4001/4 md.) Herhangi bir sebeple harcı veya posta ücreti verilmeden veya eksik harç veya posta ücreti ile dava açılmış olması halinde, otuz gün içinde harcın ve posta ücretinin verilmesi ve tamamlanması hususu daire…
üç aym.6Bu kararın tebliği tarihinden başlayarak üç ay içinde, noksanı tamamlanmak suretiyle yeniden işleme konulması istenmediği takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilir ve davacıya tebliğ olunur.
otuz gündürm.7Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.
yedi günm.8Bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu süreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır.
otuz günm.9(Değişik: 5/4/1990-3622/2 md.) Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli (…)6 yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini…
otuz günlükm.9Adli (…)6 yargı yerlerine açılan ve görevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra birinci fıkrada yazılı otuz günlük süre geçirilmiş olsa dahi, idari dava açılması için öngörülen süre henüz…
Otuz günm.10(Değişik: 10/6/1994-4001/5 md.) Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.
otuz gününm.10İlgililer otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler.
Otuz günlükm.10Otuz günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir.
dört ayım.10Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez.
altmış günm.10Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler.
Otuz günm.11Otuz gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

62 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2025/542 E., 2025/888 K., 25.12.2025
    İlgili madde: m.2
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2024/628 E., 2025/82 K., 26.02.2025
    İlgili madde: m.2
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2023/104 E., 2024/206 K., 24.04.2024
    İlgili madde: m.9
  4. Ceza Genel Kurulu, 2010/165 E., 2010/196 K., 12.10.2010
    İlgili madde: m.9
  5. Ceza Genel Kurulu, 2008/235 E., 2008/232 K., 16.12.2008
    İlgili madde: m.8
  6. Ceza Genel Kurulu, 2007/242 E., 2007/248 K., 27.11.2007
    İlgili madde: m.8
  7. İdare Dava Daireleri Kurulu, 2025/2274 E., 2025/3047 K., 08.12.2025
    İlgili madde: m.3
  8. İdare Dava Daireleri Kurulu, 2025/3012 E., 2025/3048 K., 08.12.2025
    İlgili madde: m.3
  9. 10. Daire, 2025/2722 E., 2025/5202 K., 12.11.2025
    İlgili madde: m.11
  10. 10. Daire, 2025/5113 E., 2025/4779 K., 23.10.2025
    İlgili madde: m.3
Diğer 52 karar
  1. 13. Daire, 2025/1627 E., 2025/3195 K., 20.10.2025
    İlgili madde: m.1
  2. 4. Daire, 2025/3106 E., 2025/5320 K., 16.10.2025
    İlgili madde: m.12
  3. 10. Daire, 2025/3231 E., 2025/3489 K., 30.07.2025
    İlgili madde: m.3
  4. 10. Daire, 2025/3050 E., 2025/3432 K., 01.07.2025
    İlgili madde: m.3
  5. 10. Daire, 2021/1515 E., 2025/2925 K., 12.06.2025
    İlgili madde: m.2
  6. 13. Daire, 2025/740 E., 2025/2179 K., 29.05.2025
    İlgili madde: m.1
  7. 13. Daire, 2025/428 E., 2025/2157 K., 28.05.2025
    İlgili madde: m.1
  8. 13. Daire, 2025/755 E., 2025/2158 K., 28.05.2025
    İlgili madde: m.1
  9. 13. Daire, 2025/370 E., 2025/2139 K., 27.05.2025
    İlgili madde: m.6
  10. 12. Daire, 2022/4282 E., 2025/2551 K., 20.05.2025
    İlgili madde: m.5
  11. 13. Daire, 2025/1004 E., 2025/1939 K., 14.05.2025
    İlgili madde: m.1
  12. İdare Dava Daireleri Kurulu, 2025/237 E., 2025/803 K., 10.04.2025
    İlgili madde: m.2
  13. 13. Daire, 2024/3282 E., 2025/1284 K., 19.03.2025
    İlgili madde: m.6
  14. İdare Dava Daireleri Kurulu, 2024/2454 E., 2025/514 K., 05.03.2025
    İlgili madde: m.5
  15. 6. Daire, 2025/1338 E., 2025/842 K., 20.02.2025
    İlgili madde: m.5
  16. 8. Daire, 2024/7025 E., 2025/964 K., 17.02.2025
    İlgili madde: m.5
  17. İdare Dava Daireleri Kurulu, 2024/2793 E., 2025/256 K., 06.02.2025
    İlgili madde: m.5
  18. 8. Daire, 2024/5073 E., 2025/386 K., 04.02.2025
    İlgili madde: m.5
  19. 10. Daire, 2022/6660 E., 2024/4761 K., 13.11.2024
    İlgili madde: m.6
  20. 10. Daire, 2022/6834 E., 2024/4762 K., 13.11.2024
    İlgili madde: m.6
  21. 10. Daire, 2022/8078 E., 2024/4765 K., 13.11.2024
    İlgili madde: m.6
  22. 13. Daire, 2023/37 E., 2023/3159 K., 20.06.2023
    İlgili madde: m.1
  23. İdare Dava Daireleri Kurulu, 2021/719 E., 2021/2883 K., 06.12.2021
    İlgili madde: m.4
  24. 5. Daire, 2021/2883 E., 2021/2469 K., 07.07.2021
    İlgili madde: m.4
  25. İdare Dava Daireleri Kurulu, 2020/321 E., 2020/1781 K., 12.10.2020
    İlgili madde: m.4
  26. İdare Dava Daireleri Kurulu, 2019/2097 E., 2019/5945 K., 27.11.2019
    İlgili madde: m.4
  27. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2018/2412 E., 2018/6182 K., 02.08.2018
    İlgili madde: m.7
  28. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2014/7710 E., 2018/2207 K., 06.03.2018
    İlgili madde: m.7
  29. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2016/930 E., 2017/7453 K., 12.12.2017
    İlgili madde: m.7
  30. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/10913 E., 2017/6613 K., 14.11.2017
    İlgili madde: m.7
  31. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2015/7308 E., 2017/555 K., 07.02.2017
    İlgili madde: m.9
  32. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2016/5892 E., 2017/173 K., 12.01.2017
    İlgili madde: m.8
  33. Danıştay 13. Daire Başkanlığı, 2016/3161 E., 2016/3373 K., 20.10.2016
    İlgili madde: m.4
  34. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2016/1466 E., 2016/2755 K., 21.04.2016
    İlgili madde: m.9
  35. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2016/245 E., 2016/1455 K., 07.03.2016
    İlgili madde: m.9
  36. Danıştay 14. Daire Başkanlığı, 2015/3716 E., 2016/669 K., 04.02.2016
    İlgili madde: m.8
  37. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2015/8134 E., 2016/427 K., 01.02.2016
    İlgili madde: m.8
  38. Danıştay 13. Daire Başkanlığı, 2015/4836 E., 2015/4206 K., 30.11.2015
    İlgili madde: m.12
  39. Danıştay 5. Daire Başkanlığı, 2013/5989 E., 2015/9242 K., 19.11.2015
    İlgili madde: m.12
  40. Danıştay 5. Daire Başkanlığı, 2015/3004 E., 2015/7212 K., 17.09.2015
    İlgili madde: m.6
  41. Danıştay 10. Daire Başkanlığı, 2009/14175 E., 2013/4840 K., 31.05.2013
    İlgili madde: m.12
  42. Birinci Bölüm, 2022/78121 E., 09.04.2026
    İlgili madde: m.3
  43. Birinci Bölüm, 2021/53220 E., 09.04.2026
    İlgili madde: m.11
  44. Birinci Bölüm, 2022/41319 E., 14.01.2026
    İlgili madde: m.11
  45. Birinci Bölüm, 2022/6606 E., 14.01.2026
    İlgili madde: m.11
  46. İkinci Bölüm, 2020/36868 E., 23.12.2025
    İlgili madde: m.11
  47. Genel Kurul, 2022/8989 E., 20.11.2025
    İlgili madde: m.2
  48. Genel Kurul, 2020/38849 E., 08.07.2025
    İlgili madde: m.2, m.9, m.12
  49. Genel Kurul, 2020/11324 E., 06.02.2025
    İlgili madde: m.7, m.11, m.12
  50. Genel Kurul, 2020/11509 E., 29.02.2024
    İlgili madde: m.7
  51. Genel Kurul, 2015/2401 E., 19.07.2018
    İlgili madde: m.8
  52. İkinci Bölüm, 2014/5702 E., 12.07.2016
    İlgili madde: m.4

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 02.07.2018 (m.2).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 2. İdari Davaların Açılması bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış