TTK › Kıymetli evrak › Kambiyo senetleri › Poliçe
Kanunlar ihtilafı
Kısaca
TTK m.766, poliçe ile borçlanma ehliyetinin hangi hukuka tabi olacağını ve bu ehliyete sahip olmayan kişinin hangi koşulda yine de bağlanacağını düzenler. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 767. maddesi, poliçe ile yapılan borçlanmaların şeklinin hangi ülke hukukuna tabi olacağını ve farklı ülkelerde yapılan borçlanmaların şekil bakımından geçerliliğini düzenler.
Kapsam
Bu konu, Türk Ticaret Kanunu m.766–775 hükümlerini kapsar.
TTK m.766 — Ehliyet
TTK m.766, poliçe ile borçlanma ehliyetinin hangi hukuka tabi olacağını ve bu ehliyete sahip olmayan kişinin hangi koşulda yine de bağlanacağını düzenler. Birinci fıkra ehliyetin kişinin milli hukukuna göre belirlenmesini, atıf halinde atıfın uygulanmasını öngörür. İkinci fıkra işlem güvenliği ilkesini kurar. Madde gerçek kişilerin poliçe ile borçlanma ehliyetine uygulanır. Madde, tüzel kişilerin ehliyetini düzenlemez (MÖHUK m.9 ile tüzel kişi ehliyetinin tabi olduğu hukuk ayrı bir kuraldır). Bono, çek ve genel ehliyet kurallarını da bu maddede aramak gerekmez: bononun ehliyet kuralı TTK m.778'de, çekinki TTK m.818'de yer alır. Genel gerçek kişi ehliyeti ve istisnaları MÖHUK m.9'da düzenlenmiştir. Poliçe imzasının gerçekliği ve sahteliği ise bu maddenin konusu değildir, ispat kuralları ayrıca değerlendirilir.
Ehliyet: hangi kavramlar bilinmeli?
- Poliçe ile borçlanma ehliyeti
- Bir kişinin poliçe düzenleyici, kabul edici veya ciro eden sıfatıyla senetten doğan yükümlülük altına girebilme yeteneğidir. Genel medeni hukuk ehliyetinden ayrı olarak poliçeye özgü bir ehliyet kavramıdır.
- Milli hukuk
- Kişinin vatandaşı olduğu devletin hukuku anlamına gelir. Madde bu hukuku ehliyetin belirlenmesinde bağlayıcı ölçüt olarak alır.
- Atıf (renvoi)
- Milli hukukun kendi kanunlar ihtilafı kuralıyla başka bir devletin hukukuna yollama yapmasıdır. Yollama varsa ehliyet o üçüncü devletin hukukuna göre belirlenir.
- İşlem güvenliği
- Ehliyetsizliğin, işlemin yapıldığı yerde ehil sayılan kişinin imzasını koruyan ilkedir. Karşı tarafın ve poliçe dolaşımının güvenliğini sağlamak amacını taşır.
- Kendisini ehil sayan ülke
- Kişinin imzayı attığı devletin hukukudur. Bu devlet hukukuna göre ehil sayılması, milli hukuka göre ehliyetsiz olmasına karşın poliçe bakımından bağlanmayı sağlar.
Ehliyet: hangi şartlar aranır?
- Borçlanan kişinin poliçe ile borçlanma ehliyeti, birinci fıkrada öngörülen hukuka, yani kişinin milli hukukuna göre belirlenmelidir.
- Milli hukuk başka bir devletin hukukuna atıf yapıyorsa, ehliyet atıf yapılan devletin hukukuna göre değerlendirilmelidir.
- Kişi birinci fıkraya göre ehliyetsiz ise, ikinci fıkranın uygulanabilmesi için kendisini ehil sayan bir ülkede imza koymuş olmalıdır.
- Kendisini ehil sayan ülke hukukunun ehliyeti tanıdığı bir ülkede imza atılmış olmalıdır; imza bu ülkede koyulmuşsa ikinci fıkra işler.
- Poliçede imza bulunmalıdır; imza atılmamış bir senetten bağlanma doğmaz.
Ehliyet: hangi sonuçları doğurur?
- Birinci fıkraya göre poliçe ile borçlanma ehliyeti olan kişi, poliçeye attığı imza ile senetten doğan yükümlülük altına girer.
- Milli hukuka göre ehliyetsiz olan kişi, kendisini ehil sayan bir ülkede imza koymuşsa, o ülke hukukunda olduğu gibi geçerli şekilde borçlanır.
- Kişi ne milli hukuka göre ne de imzanın atıldığı ülkenin hukukuna göre ehil ise, poliçe ile borçlanmaz ve ehliyetsizlik savunması başarılı olur.
- Atıf bulunmayan milli hukukta ehliyet doğrudan o hukuka göre belirlenir; atıf varsa atıflı hukuk uygulanır.
- Madde emredici niteliktedir; tarafların sözleşmeyle ehliyet kuralını değiştirmesi öngörülmemiştir.
Milli hukukuna göre ehil ile ehliyetsiz kişi arasındaki fark nedir?
Milli hukuku ehliyeti tanıyan kişi, birinci fıkra gereğince poliçe ile doğrudan borçlanır.
Milli hukuku ehliyet tanımayan kişi, birinci fıkra gereğince poliçe bakımından ehliyetsizdir.
Ehliyetsiz kişi, ancak ikinci fıkradaki imza koşulu gerçekleşirse borçlanır.
Doğrudan atıf ile atıflı milli hukuk arasındaki fark nedir?
Milli hukuk kendi iç hukukunu uyguluyorsa, o hukukun ehliyet kuralı esas alınır.
Milli hukuk başka bir devletin hukukuna atıf yapıyorsa, ehliyet atıf yapılan hukuka göre belirlenir.
Ehliyetin hangi devlet hukukuna göre değerlendirileceği farklı olur; atıf zinciri kurulursa atıfla gösterilen hukuk uygulanır.
Kişinin milli hukuku ile imzanın atıldığı ülke hukuku arasındaki fark nedir?
Milli hukuk, birinci fıkrada genel ehliyet ölçütüdür.
İmzanın atıldığı ülkenin hukuku, yalnızca kişiyi ehil saydığı ölçüde ikinci fıkrada devreye girer.
Ehliyet yokluğu milli hukuka göre saptanır, ancak sahibi olmayan kişi imza ülkesinin hukukuyla bağlanabilir.
Poliçe ile genel medeni hukuk ehliyeti (MÖHUK m.9) arasındaki fark nedir?
TTK m.766 yalnızca poliçe ile borçlanma ehliyetini düzenler.
Genel ehliyet ve tüzel kişilerin ehliyeti MÖHUK m.9 kapsamındadır.
Poliçe dışı işlemlerde işlem güvenliği ilkesi bu madde üzerinden uygulanmaz; genel kurallar geçerlidir.
Ehliyet: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ehliyeti kişinin milli hukukuna göre değil imzanın atıldığı yerin hukukuna göre belirlemek; ikinci fıkra ancak birinci fıkradaki ehliyetsizlik halinde devreye girer.
- Atıf bulunan durumda atıfı görmezden gelip doğrudan milli hukukun iç hukukunu uygulamak.
- Ehliyetsizlik halinde ikinci fıkradaki imza ülkesi koşulunu aramadan kişiyi bağlanmış saymak.
- Bono ve çek ehliyetini TTK m.766'dan çıkarmak; bunlar için ayrı atıf maddeleri (m.778, m.818) bulunur.
- Poliçe dışı genel ehliyet sorunlarına bu maddeyi uygulamak; bu konu MÖHUK m.9 kapsamındadır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Poliçe, çek ve bono gibi kambiyo senetlerinde işlem güvenliği ilkesinin kabul edildiği belirtilmektedir. (Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/1000 E., 2024/475 K., 17.09.2024)
- Senette imzanın bononun kurucu unsuru olduğu ve imza bulunmadığında senetten bağlanmanın doğmayacağı kabul edilmektedir. (Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/1000 E., 2024/475 K., 17.09.2024)
- İmzanın davacının eli ürünü olmadığının bilirkişi raporu ve imza örnekleriyle saptandığı hâllerde, poliçe ya da bonodan borçlanma savunmasının dinlenebileceği kabul edilmektedir. (İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2017/612 E., 2020/183 K., 27.02.2020)
Nasıl ispat edilir?
- Ehliyetsizliği ileri süren ve birinci fıkradaki milli hukuka dayanan taraf, kişinin milli hukuka göre ehliyetsiz olduğunu ispatlamalıdır.
- Kişinin vatandaşlığı ve milli hukuku nüfus kaydı, pasaport veya benzeri resmi belgelerle ispatlanır.
- İkinci fıkradan yararlanmak isteyen ve poliçe ile bağlanmasını talep eden taraf, imzanın kişinin kendisini ehil sayan ülkede atıldığını ispatlamalıdır.
- Karşı taraf, imzanın bu ülkede atıldığını ve o ülke hukukunda ehil olduğunu ispatla yükümlüdür; imzanın gerçekliği ise bilirkişi incelemesiyle saptanır. (İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2017/612 E., 2020/183 K., 27.02.2020)
- Atıflı milli hukukun içeriği, yabancı hukukun tespitine ilişkin genel kurallara göre ispat edilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.778: Bono ile borçlanma ehliyetinin bu maddedeki kuralla aynı şekilde belirleneceğini bildiren atıftır.
- 6102 sayılı Kanun m.818: Çek ile borçlanma ehliyeti bakımından bu maddedeki işlem güvenliği kuralının aynen uygulanmasını sağlar.
- 5718 sayılı Kanun m.9: Genel ehliyet ve tüzel kişilerin ehliyeti ile işlem güvenliği istisnasını düzenler; poliçe dışı işlemlerde ayrı kural oluşturur.
TTK m.767 — Genel olarak
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 767. maddesi, poliçe ile yapılan borçlanmaların şeklinin hangi ülke hukukuna tabi olacağını ve farklı ülkelerde yapılan borçlanmaların şekil bakımından geçerliliğini düzenler. Hüküm, poliçe borçlanmasının şekil geçerliliği bakımından bağlanan hukuku (imzanın atıldığı ülkenin hukuku), sonraki borçlanmanın önceki şekil eksikliğini telafi etmesini ve Türk bir kişinin yabancı ülkede yaptığı poliçe borçlanmasının Türkiye'de Türk alacaklıya karşı geçerliliğini kapsar. Maddenin uygulanması poliçeye dayanan borçlanmalar bakımından olup, bono veya çek gibi diğer kambiyo senetlerine doğrudan uygulanmaz. Poliçenin esas unsurlarını, vade türlerini, ödeme yerini ve kabul ile ciro işlemlerinin kendi koşullarını düzenlemez; bunlar TTK'nın poliçeye ilişkin diğer maddelerinde yer alır. Borçlanmanın ehliyeti ve irade sakatlıkları gibi esasa ilişkin sorular ile poliçe borcunun yerine getirilmesi ve zamanaşımı da bu maddenin kapsamı dışındadır.
Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?
- Şekil geçerliliği
- Borçlanmanın hangi biçimde yapılması gerektiğine ilişkin geçerlilik koşuludur. Madde, poliçe borçlanmalarında bu koşulun hangi ülke hukukuna göre aranacağını belirler.
- Borçlanmanın imzalandığı ülke
- Poliçe borçlanmasının şekil bakımından bağlandığı yerdir. Şekil sorusu, borçlunun imzasının atıldığı ülkenin hukukuna göre çözülür.
- Sonraki borçlanma
- Aynı poliçeye ilişkin olarak, ilk borçlanmadan sonra yapılan ve ilk borçlanmanın şekil eksikliğini telafi edebilen borçlanmadır. Sonraki borçlanmanın geçerli olabilmesi için kendi bağlandığı ülke hukukuna uygun olması gerekir.
Genel olarak: hangi şartlar aranır?
- Borçlanmanın bir poliçeye dayanması gerekir; bono, çek veya başka kambiyo senedine ilişkin borçlanmalarda madde doğrudan uygulanmaz.
- Şekil geçerliliğinin değerlendirilmesinde, borçlanmanın imzalandığı ülkenin hukukunun esas alınması gerekir.
- Önceki borçlanmanın kendi ülke hukukuna göre şekil bakımından geçersiz olması halinde, aynı poliçeye ilişkin sonraki borçlanmanın yapıldığı ülke hukukuna göre geçerli bulunması gerekir.
- Türk bir kişinin yabancı ülkede yaptığı poliçe borçlanmasının, Türk hukukunun öngördüğü şekle uygun olması gerekir.
- Üçüncü fıkra kapsamında bu geçerliliğin ileri sürülebileceği kişi, Türkiye'de bulunan başka bir Türk olmalıdır.
Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?
- Poliçe borçlanması, imzanın atıldığı ülkenin hukukuna göre şekil bakımından geçerliyse bu geçerlilik sonuç doğurur.
- Borçlanma, yapıldığı ülke hukukuna göre şekil bakımından geçersiz ise ve sonraki bir borçlanma da geçerli değilse, ilk borçlanmanın geçersizliği poliçe ilişkisinde ortaya çıkar.
- İlk borçlanma şekil bakımından geçersiz olsa da sonraki borçlanma kendi ülke hukukuna göre geçerliyse, sonraki borçlanma geçerli kalır ve ilk şekil eksikliği bunu etkilemez.
- Türk bir kişinin yabancı ülkede yaptığı poliçe borçlanması Türk hukukunun şekline uygunsa, Türkiye'de başka bir Türke karşı geçerlidir.
- Türk hukukunun şekline uymayan Türk borçlanması, bu maddeye göre Türkiye'de başka bir Türke karşı geçerlilik kazanmaz.
Borçlanmanın imzalandığı ülke hukuku ile türk hukuku arasındaki fark nedir?
Genel kural olarak poliçe borçlanmasının şekli, imzanın atıldığı ülkenin hukukuna tabidir.
Türk bir kişinin yabancı ülkede yaptığı borçlanma için üçüncü fıkra, Türk hukukunun öngördüğü şekle uygunluğu arar.
Yabancı ülkede atılan imza yabancı hukuka göre şekil bakımından geçerli olsa bile, Türk borçlu Türk hukukuna göre şekle uymuyorsa Türkiye'de başka bir Türke karşı geçersiz kalır.
İlk borçlanma ile sonraki borçlanma arasındaki fark nedir?
İlk borçlanma, yapıldığı ülke hukukuna göre şekil bakımından geçersiz olabilir.
Sonraki borçlanma, aynı poliçeye ilişkin olup kendi yapıldığı ülke hukukuna göre geçerli olabilir.
İkinci fıkra uyarınca ilk borçlanmanın şekil eksikliği sonraki borçlanmanın geçerliliğini etkilemez; sonraki borçlanma geçerli kalır.
Türkiye'de Türk alacaklıya karşı ile başka Türke karşı arasındaki fark nedir?
Üçüncü fıkradaki geçerlilik, Türkiye'de başka bir Türke karşı ileri sürülebilir.
Yabancı bir kişiye karşı veya yabancı ülkede ileri sürülmesi bakımından bu fıkra ayrıca bir güvence getirmez.
Hükmün koruduğu geçerlilik, metinde belirtilen Türk-Türk ilişkisiyle sınırlıdır; diğer ilişkiler için birinci ve ikinci fıkra ile genel kurallara dönülür.
Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddeyi bono ve çek gibi diğer kambiyo senetlerine de doğrudan uygulamak; madde yalnızca poliçe borçlanmalarını kapsar.
- İkinci fıkrayı, ilk borçlanmanın geçerli olduğu anlamında okumak; ikinci fıkra ilk borçlanmanın geçersizliğini kabul eder, yalnızca sonraki borçlanmanın geçerliliğini korur.
- Üçüncü fıkrayı her yabancı ülke işlemine genellemek; hüküm yalnızca Türk bir kişinin yabancı ülkede yaptığı borçlanma ile Türkiye'de başka bir Türke karşı geçerlilik bakımından uygulanır.
- Şekil geçerliliği ile esasa ilişkin ehliyet veya irade sakatlığı sorularını karıştırmak; bu madde yalnızca şekli düzenler.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Bağlamda verilen karar, poliçe borçlanmalarının 767. maddede öngörülen unsurları taşıdığını değerlendirmekte; kararın madde metninin şekil geçerliliği ayrıntısına dair ayrı bir yorum içermediği görülmektedir. (İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/970 E., 2022/494 K., 07.06.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Şekil geçerliliğini ileri süren taraf, borçlanmanın hangi ülkede atıldığını ve o ülkenin şekil kurallarına uygun olduğunu ispatlamalıdır.
- Borçlanmanın yabancı ülkede yapıldığı iddiası, imzanın yeri ve koşullarını gösteren belgelerle ispatlanır.
- Karşı taraf, imzanın şekil bakımından geçersiz olduğunu ileri sürerse bu savunmayı ilgili ülke hukukunun şekil kurallarını göstererek ispatlamalıdır.
- Üçüncü fıkraya dayanan Türk borçlu, Türk hukukuna uygun şekilde borçlandığını belgelerle ortaya koymalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.767: Bu maddenin kendi kapsamıdır; poliçe borçlanmasının şekil bakımından hangi hukuka tabi olduğunu belirler.
TTK m.768 — Hakların kullanılması ve korunmasına ilişkin işlemler
Madde, poliçeye ilişkin protestonun şeklini ve protesto çekilmesi için belirli olan süreleri ile poliçeden doğan hakların kullanılması veya korunması için gerekli diğer işlemlerin şeklini düzenler. Bu işlemlerin şeklinin hangi ülkenin hukukuna göre belirleneceğini bağlama kuralı olarak koyar. Madde, poliçenin uluslararası nitelikte olduğu hallerde uygulanır. Protestonun veya işlemin yapılacağı yer hukukunun seçilmesini düzenler; poliçeden doğan hakların esasını, poliçe borçlularının sorumluluğunu ve zamanaşımını düzenlemez. Poliçe hukukunun genel kuralları, ibraz ve protesto süreleri gibi esasa ilişkin hükümler ile poliçenin şekli ve geçerliliği ayrı maddelerde düzenlenmiştir.
Hakların kullanılması ve korunmasına ilişkin işlemler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Protesto
- Poliçenin ödenmemesi veya kabul edilmemesi halinde, yetkili kişi tarafından resmî biçimde düzenlenen ve bu durumu belgeleyen işlemdir. Maddenin kapsamı yalnızca protestonun şekline ve çekilme süresine ilişkindir.
- Bağlama kuralı
- Bir olayın hangi ülkenin hukukuna tabi olacağını belirleyen kuraldır. Bu madde, protesto ve diğer işlemlerin şekli için somut bir hukuk sistemini işaret eder.
- Hakların kullanılması veya korunması için gerekli diğer işlemler
- Poliçeden doğan hakkın korunması amacıyla protesto dışında yapılması gereken işlemlerdir. Bunlar, hakkın kaybını önlemeye yönelik şekil bakımından gereken adımları kapsar.
- İşlemin yapılması gereken ülke
- Protesto veya diğer işlemin yerine getirileceği yer ülkesidir. Madde bu ülkenin hukukunu şekil bakımından uygulanacak hukuk olarak belirler.
Hakların kullanılması ve korunmasına ilişkin işlemler: hangi şartlar aranır?
- Uyuşmazlığın poliçeden doğan bir hakka ilişkin olması gerekir.
- Protestonun şekli veya protesto çekilmesi için belirli olan sürelerin ya da diğer hak koruma işlemlerinin şekli tartışılıyor olmalıdır.
- Protesto veya işlemin yapılması gereken ülkenin hukukunun tespit edilmesi gerekir; şekil bakımından bu hukuk uygulanır.
Hakların kullanılması ve korunmasına ilişkin işlemler: hangi sonuçları doğurur?
- Protestonun şekli ve protesto çekilmesi için belirli olan sürelere ilişkin işlemler, protestonun çekilmesi veya işlemin yapılması gereken ülkenin hukukuna göre belirlenir.
- Protesto ya da diğer hak koruma işlemi yapılacak ülke birden fazla ise, madde bu ülkelerin hangisinin hukukunun uygulanacağını açıkça belirlemez; bu durumda hangi ülkenin hukukunun esas alınacağı ayrıca değerlendirilmelidir.
- Madde yalnızca şekil ve süre bakımından bağlama kuralı koyduğundan, poliçe borçlusunun sorumluluğu ve hakkın esası için ayrı bir hukuk belirlenmesi gerekir.
Protesto şekli ile protesto çekilme süresi arasındaki fark nedir?
Protestonun şekli, yani nasıl düzenleneceği ve hangi unsurları taşıyacağı, protesto işleminin biçimsel yönünü oluşturur.
Protesto çekilme süresi, poliçenin ödenmemesi veya kabul edilmemesi üzerine protestonun belirli bir süre içinde çekilmesi zorunluluğunu ifade eder.
Madde her iki konuyu da aynı bağlama kuralına bağlar; şekil ve süre bakımından işlemin yapılması gereken ülkenin hukuku uygulanır.
Protesto ile diğer hak koruma işlemleri arasındaki fark nedir?
Protesto, poliçenin ödenmemesi veya kabul edilmemesini resmî biçimde belgeleyen özel bir işlemdir.
Diğer hak koruma işlemleri, protesto dışında poliçeden doğan hakkın korunması için yapılan başka işlemlerdir.
Her iki işlemin şekli de maddedeki aynı bağlama kuralına tabi olur; protesto yerine geçen işlemler de aynı ülke hukukuna bağlanır.
Şekil ile esas arasındaki fark nedir?
Maddenin konusu, işlemin şekli ve süresidir; yani işlemin nasıl ve hangi zamanda yapılacağıdır.
Poliçeden doğan hakkın esası, yani hakkın varlığı ve borçlunun sorumluluğu, bu maddenin kapsamında değildir.
Esasa ilişkin sorular bu maddeye göre değil, poliçe hukukunun ilgili hükümlerine ve genel bağlama kurallarına göre çözülür.
Hakların kullanılması ve korunmasına ilişkin işlemler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Protesto şeklini Türk hukukuna göre değerlendirmek; madde, şekil bakımından protesto veya işlemin yapılması gereken ülkenin hukukunu öngördüğü için bu yanlıştır.
- Maddeyi poliçenin esasına ilişkin bağlama kuralı gibi okumak; madde yalnızca protestonun şekli ve süresi ile hak koruma işlemlerinin şeklini düzenler.
- Protesto yapılacak ülkenin hukukunu belirlemeden şekil değerlendirmesi yapmak; önce işlemin yapılması gereken ülkenin tespit edilmesi gerekir.
Nasıl ispat edilir?
- Protesto ya da diğer hak koruma işleminin şekline ilişkin iddiayı ileri süren taraf, işlemin hangi ülkede yapıldığını ve o ülke hukukunun gereklerini ispatlamakla yükümlüdür.
- Protestonun yapıldığı yer ve tarihe ilişkin belgeler, protesto kaydı veya resmî belge ile ispatlanır.
- Karşı taraf, işlemin o ülke hukukuna uygun yapılmadığını ileri sürüyorsa, bu savunmayı ilgili yabancı hukuka ilişkin belgelerle ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 m.768: Bu maddenin kendisidir; poliçeden doğan hakların korunmasında protesto ve diğer işlemlerin şeklini ülke hukuku bağlamıyla belirler.
TTK m.769 — Başvurma hakkı
Madde, başvurma (müracaat) haklarının kullanılması için uyulması gereken süreleri düzenler ve bu sürelerin hangi hukuka göre belirleneceğini bağlar. Hüküm, poliçe borçluları hakkında, poliçenin düzenlendiği yerde geçerli olan hukuka göre süre belirlemesi getirmektedir. Madde, başvurma hakkının kullanılmasının maddi ve şekli şartlarını, muhatabın ya da müracaat borçlularının kimler olduğunu ve başvurma hakkının kapsamını düzenlemez. Bu konular ilgili poliçe hükümlerinde (6102 sayılı Kanun m.675 vd. ve m.732 vd.) yer alır. Ayrıca poliçe bedelinin zamanaşımı ve poliçeden doğan hakların düşmesi, bu maddenin kapsamı dışındadır.
Başvurma hakkı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Başvurma (müracaat) hakkı
- Poliçenin ödenmemesi ya da kabul edilmemesi hâlinde hamilin, cirantalar ve diğer müracaat borçluları aleyhine poliçe bedelini talep edebilmesini sağlayan hak. Hak, poliçe bedelinin tahsili için kullanılır.
- Başvurma süresi
- Başvurma hakkının kullanılabilmesi için belirli işlemlerin yapılması gereken süre. Madde, bu sürelerin belirlenmesinde uygulanacak hukuku gösterir.
- Poliçenin düzenlendiği yer hukuku
- Poliçenin düzenlendiği yerde geçerli olan hukuk. Başvurma sürelerinin tüm poliçe borçluları bakımından bu hukuka göre belirlenmesi, poliçenin düzenlendiği yerin bağlama noktası olduğunu gösterir.
Başvurma hakkı: hangi şartlar aranır?
- Başvurma hakkının kullanılmasında uyulması gereken bir süre bulunmalıdır; madde bu sürenin varlığını ve belirlenme ölçütünü düzenler.
- Sürenin belirlenmesinde poliçenin düzenlendiği yerde geçerli olan hukuk esas alınmalıdır.
- Süre, bütün poliçe borçluları bakımından aynı yer hukukuna göre tespit edilmelidir; borçlular için ayrı bir hukuk seçilemez.
Başvurma hakkı: hangi sonuçları doğurur?
- Başvurma hakkının kullanılmasında uyulacak süreler, poliçenin düzenlendiği yerde geçerli hukuka göre belirlenir.
- Bu sürelerin belirlenmesinde poliçe borçlularının tamamı için aynı hukuk uygulanır.
- Madde, sürelerin geçmesinin sonuçlarını, yani hakkın düşüp düşmeyeceğini ve hangi sürenin hangi işlem için gerektiğini kendisi açıklamaz; bu sonuçlar uygulanan yer hukukundan çıkar.
Poliçenin düzenlendiği yer hukuku ile diğer hukuk kuralları arasındaki fark nedir?
Başvurma hakkının kullanılmasına ilişkin süreler, poliçenin düzenlendiği yerde geçerli hukuka göre belirlenir.
Poliçenin düzenlendiği yer dışındaki bir hukukun, örneğin borçlunun yerleşim yeri ya da ödeme yeri hukukunun, süreyi belirlemesi bu maddeye göre esas alınmaz.
Başvurma süreleri bakımından bağlama noktası poliçenin düzenlendiği yerdir.
Başvurma süreleri ile poliçenin diğer hükümleri arasındaki fark nedir?
Bu madde yalnızca başvurma haklarının kullanılması için uyulacak sürelerin hukukunu belirler.
Başvurma hakkının şartları, protesto ve ibraz gibi işlemler poliçe hükümlerine göre ayrıca değerlendirilir.
Sürenin yerel hukuka bağlanması, şartların ve sonuçların aynı hukuka bağlandığı anlamına gelmez.
Başvurma hakkı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Başvurma sürelerini borçlunun yerleşim yeri hukukuna ya da ödeme yeri hukukuna göre belirlemek; madde bağlama noktası olarak poliçenin düzenlendiği yeri gösterir.
- Her poliçe borçlusu için ayrı bir hukuk uygulamak; madde tüm borçlular için tek bir hukuk öngörür.
- Maddeden süre sayısı ya da süre niteliği çıkarmaya çalışmak; madde kendisi somut bir süre göstermez, süre uygulanacak yer hukukundan belirlenir.
Nasıl ispat edilir?
- Başvurma hakkını kullanan hamilin, süreye uyduğunu ispat yükü kendisindedir; bu ispat için poliçenin ibraz tarihini ve protesto belgesini gösterir.
- Sürenin hangi yer hukukuna göre belirlendiğini gösteren unsur, poliçenin düzenlendiği yerin tespitidir; bu yer poliçe metninden ya da düzenleme kaydından belirlenir.
- Süreyi geçirdiğini ileri süren müracaat borçlusu, geçirmenin hangi hukuka göre sonuç doğurduğunu ve süre geçiminin gerçekleştiğini ispatlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.675: Poliçenin ödenmemesi ve kabul edilmemesi hâlinde müracaat hakkının doğuşunu ve kullanılma koşullarını düzenler; bu maddedeki süreler o hakkın kullanılmasına ilişkindir.
- 6102 sayılı Kanun m.732: Müracaat hakkının kullanılmasına ilişkin özel hükümleri içerir; m.769 bu hükümlerde geçen sürelerin hangi hukuka göre belirleneceğini bağlar.
TTK m.770 — Genel olarak
Bu madde, poliçenin kabulü ve senetteki diğer borçluların borçlanmalarından doğan sonuçlar bakımından hangi hukukun uygulanacağını belirleyen bir kanun seçimi (uyuşmazlık kuralı) hükmüdür. Kabul eden kişinin borçlanmalarını ödeme yerinin hukukuna, diğer borçluların borçlanmalarını ise imza yerinin hukukuna bağlar. Madde, poliçenin şekline, senetteki diğer imzaların geçerliliğine ilişkin ayrıntılı kuralları, kambiyo senedinin ehliyet sorunlarını ve ciro, aval gibi kurumların içeriğini düzenlemez. Ayrıca poliçenin zamanaşımı, ibraz ve protesto sürelerinin hukuku ile kambiyo yükümlülüklerinin ihlalinden doğan sorumluluk konuları bu maddenin kapsamı dışındadır.
Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kabul (akseptasyon)
- Poliçedeki emrin muhatabının, poliçe bedelini vadesinde ödeyeceğini poliçe üzerinde yazılı olarak taahhüt etmesidir. Kabul eden kişi asıl borçlu sıfatını kazanır.
- Ödeme yeri
- Poliçenin bedelinin ödenmesi gereken yerdir. Kabul eden kişinin borçlanmalarının hangi hukuka tabi olacağını belirleyen bağlama noktasıdır.
- Diğer borçlular
- Poliçede kabul eden dışında kalan, keşideci, ciranta, aval veren gibi senetten sorumlu kişilerdir. Bunların borçlanmaları imza yeri hukukuna tabidir.
- İmza yeri
- Senetteki borçlanmanın atıldığı ülkedir. Diğer borçluların borçlanmalarının hangi ülke hukukuna tabi olacağını belirleyen bağlama noktasıdır.
Genel olarak: hangi şartlar aranır?
- Poliçenin bir kişi tarafından kabul edilmiş olması gerekir; kabul eden kişinin borçlanmalarının ödeme yeri hukukuna tabi olması için kabulün geçerli biçimde yapılmış bulunması aranır.
- Senetteki diğer borçluların borçlanmalarının hangi ülke hukukuna tabi olacağının belirlenebilmesi için, bu borçlanmaların hangi ülkede imzalandığının tespit edilmesi gerekir.
- Uyuşmazlığın konusunun kabul eden dışındaki bir borçlunun sorumluluğu olması hâlinde 2. fıkra uygulanır; kabul edenin sorumluluğu söz konusu ise 1. fıkra uygulanır.
Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?
- Kabul eden kişinin borçlanmalarından doğan sonuçlar ödeme yerindeki hukuka göre belirlenir.
- Senetteki diğer borçluların borçlanmalarından doğan sonuçlar, bu borçlanmaların imzalandığı ülkenin hukukuna tabi olur.
- Kabul eden kişi ile diğer borçlular için farklı hukuk uygulanabileceğinden, bir poliçede birden çok hukuk sistemi birlikte uygulanabilir.
- Madde bağlama kuralı koyduğu için, tarafların bu konuda ayrıca seçim yapması hükmün işleyişini değiştirmez; madde metnine dayalı bağlama esas alınır.
Kabul eden ile diğer borçlular arasındaki fark nedir?
Poliçeyi kabul eden kişinin borçlanmaları, asıl borçlu olarak doğan yükümlülüklerdir ve bağlama noktası ödeme yeridir.
Keşideci, ciranta, aval veren gibi diğer borçluların borçlanmaları ise senetteki imza ile doğar ve bağlama noktası imza yeridir.
Aynı poliçede farklı borçluların yükümlülükleri farklı ülke hukukuna tabi olabilir; her borçlu için ayrı bağlama yapılır.
Ödeme yeri ile imza yeri arasındaki fark nedir?
Ödeme yeri, poliçenin ödeneceği yerdir ve kabul edenin yükümlülüğünün ifa yerine bağlıdır.
İmza yeri, borçlanmanın atıldığı ülkedir ve borçlanma işleminin yapıldığı yere bağlıdır.
Kabul edenin borçlanmaları ile diğer borçluların borçlanmaları farklı ülke hukukuna tabi olabilir.
Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kabul eden kişinin borçlanmalarını imza yeri hukukuna bağlamak; kabul edenin sorumluluğu için ödeme yeri hukuku esas alınmalıdır.
- Diğer borçluların borçlanmalarını ödeme yeri hukukuna bağlamak; bunlar için imza yeri hukuku uygulanmalıdır.
- Tüm senet borçlularına tek bir ülke hukukunu uygulamak; madde her borçlu için ayrı bağlama yapar.
- Ödeme yerinin poliçede belirtilmediği durumda kabul edenin borçlanmasını doğrudan imza yeri hukukuna bağlamak; metin bu konuda açık bir ayrım yapmadığından ödeme yerinin belirlenmesi önce gelir.
Nasıl ispat edilir?
- Kabul eden kişinin borçlanmasının ödeme yeri hukukuna tabi olduğunu ileri süren taraf, poliçe üzerindeki kabul beyanı ve ödeme yerinin poliçede gösterildiğini belgeyle ispatlar.
- Diğer bir borçlunun sorumluluğunun imza yeri hukukuna tabi olduğunu ileri süren taraf, ilgili imzanın hangi ülkede atıldığını poliçe metni veya tanık ile ispatlar.
- İmza yerinin tespit edilemediği hâlde karşı taraf bunu ileri sürerek uygulanacak hukuku etkilemeye çalışabilir; bu durumda imza yerini tespit yükü, hukuki sonuç isteyen tarafa düşer.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun: Madde, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun uluslararası poliçe hukukuna ilişkin bölümünde yer alan bir uyuşmazlık kuralıdır ve kanunun tamamı bağlamında okunur.
TTK m.771 — Kısmi kabul ve ödeme
Madde, poliçede bedelin bir kısmının kabulünün (kısmi kabul) hangi hallerde mümkün olduğunu ve hamilin kısmi ödemeyi kabule zorunlu olup olmadığını, ödeme yerinin hukukuna bağlar. Maddenin uygulanacağı kişiler poliçedeki hamil ve muhatap ile kabul ve ödeme ilişkisine giren taraflardır. Madde kabulün şeklini, kabul arzı süresini ve kabul edilmeyen kısım için düzenlenen protesto yolunu düzenlemez (m.691, m.696 ve kabul ilişkisindeki diğer hükümler). Kısmi ifanın genel hukuk koşulları ile ihtiraz kaydının sonuçları da bu maddede yer almaz (TBK m.84 ve TTK m.23 gibi genel ve ticari satış hükümleri). Ayrıca ödeme anında kısmi ödemenin reddedilmesinin müracaat hakkına etkisi ile araya girme hükümleri (m.734 vd.) bu maddenin kapsamı dışındadır.
Kısmi kabul ve ödeme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kısmi kabul
- Muhatabın poliçedeki bedelin yalnızca bir bölümünü kabul etmesi, geri kalanını ise kabul etmemesidir. Kabul edilen kısım için muhatap bağlanır, kabul edilmeyen kısım için hamil protesto yoluyla müracaat hakkını kullanır.
- Ödeme yerinin hukuku
- Kabulün bedelin bölünüp bölünemeyeceğini ve hamilin kısmi ödemeyi kabul yükümlülüğünün olup olmadığını belirleyen hukuk düzenidir. Madde bu hukuku uygulanacak hukuk olarak gösterir.
- Hamilin kısmi ödemeyi kabul zorunluluğu
- Hamilin, poliçe bedelinin bir kısmının ödenmesini ret etmeyip kabul etmek zorunda olup olmadığı durumudur. Bu zorunluluk ödeme yerinin hukukuna göre belirlenir.
Kısmi kabul ve ödeme: hangi şartlar aranır?
- Kısmi kabulün uygulanabilmesi için kabul edilen bölümün poliçedeki bedelin bir kısmına özgülenip özgülenmediğinin ödeme yerinin hukukuna göre belirlenmesi gerekir.
- Hamilin kısmi ödemeyi kabule zorunlu olup olmadığı ödeme yerinin hukukuna göre incelenmelidir; bu zorunluluk yoksa hamil kısmi ödemeyi reddedebilir.
- Kısmi ödemeye ilişkin hukuki sonucun doğması için kabul beyanının, poliçedeki bedelin hangi kısmına ilişkin olduğu açıkça belirtilmelidir.
Kısmi kabul ve ödeme: hangi sonuçları doğurur?
- Ödeme yerinin hukukunda kısmi kabul öngörülmüşse muhatap poliçedeki bedelin bir kısmını kabul edebilir ve bu kısım için bağlanır.
- Ödeme yerinin hukukunda hamilin kısmi ödemeyi kabul zorunluluğu varsa hamil kısmi ödemeyi reddedemez; bu durumda kabul edilen kısım ödenir.
- Ödeme yerinin hukukunda kısmi ödeme zorunluluğu yoksa hamil kısmi ödemeyi reddedebilir ve poliçenin tamamının ödenmesini isteyebilir.
- Kabul edilmeyen kısım için hamil, protesto düzenleyerek kabul edilmeyen kısım bakımından müracaat hakkını kullanır.
- Kabul edilen kısım için hamil, kabul edilen kısım ile sınırlı olarak muhataptan tahsilat yapabilir.
Kısmi kabul ile tam kabul arasındaki fark nedir?
Kısmi kabulde muhatap poliçedeki bedelin yalnızca bir bölümünü kabul eder ve kalanını kabul etmez.
Tam kabulde muhatap poliçedeki bedelin tamamını kabul eder ve poliçe kayıtsız şartsız kabul edilmiş olur.
Kısmi kabulde kabul edilmeyen kısım için protesto düzenlenerek müracaat hakkı kullanılır; tam kabulde böyle bir müracaat hakkı doğmaz.
Ödeme yerinin hukuku ile genel hukuk kuralları arasındaki fark nedir?
Madde, kısmi kabulün ve kısmi ödeme zorunluluğunun ödeme yerinin hukukuna bağlandığını söyler.
Genel hukukta (TBK m.84) alacaklı, muaccel borcun kısmi ifasını kural olarak reddedebilir.
Poliçede uygulanacak kural ödeme yerinin hukuku olduğundan, genel borç hukukundaki ret hakkı poliçe bakımından ödeme yerinin hukukuna göre değerlendirilir.
Kısmi kabul ve ödeme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde metnindeki ödeme yerinin hukukunu Türk hukukuyla karıştırmak; uygulanacak hukukun ödeme yerine göre belirlenmesi gerektiği göz ardı edilmemelidir.
- Kısmi ödemenin kabul zorunluluğunu genel borç hukuku kuralına (TBK m.84) göre kurmak; poliçede kural ödeme yerinin hukukudur.
- Kısmi kabul ile kısmi ödemenin hukuki sonuçlarını karıştırmak; kabul edilen kısım ile kabul edilmeyen kısım için ayrı müracaat rejimi uygulanır.
Nasıl ispat edilir?
- Kısmi kabulü ileri süren taraf, kabulün poliçedeki hangi bedel bölümüne ilişkin olduğunu kabul beyanı ve poliçe üzerindeki kayıtlardan ispatlar.
- Hamilin kısmi ödemeyi kabul zorunluluğu iddiasını ileri süren taraf, ödeme yerinin hukukunda bu zorunluluğu öngören hükmü ortaya koymak zorundadır.
- Kabul beyanının poliçede yazılı olup olmadığı yazılı belge ile ispatlanır; poliçe üzerindeki kayıt diğer delillere üstün gelir.
- Kabul edilmeyen kısım için müracaat hakkını kullanan hamil, protesto belgesi ile kabul edilmeyen kısmı ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.691: Poliçe hamilinin kabul ve ödeme ilişkisindeki konumunu belirler; kabul arzı ve kabul edilmeyen kısmın sonuçları bu bağlamda değerlendirilir.
- 6102 sayılı Kanun m.696: Kabulün kayıtsız ve şartsız olması gerektiğini düzenler; kısmi kabulün bu ilkeye istisna oluşturup oluşturmadığı bu maddeyle birlikte okunur.
- 6102 sayılı Kanun m.709: Poliçe ödemesine ilişkin hükümleri içerir; kısmi ödemenin reddinin sınırları bu maddeyle bağlantılıdır.
- 6098 sayılı Kanun m.84: Genel borç hukukunda alacaklının kısmi ifayı kural olarak reddedebileceğini ve istisnalarını düzenler; poliçe dışı genel kuralın karşılığıdır.
TTK m.772 — Ödeme
Bu madde, poliçede vade günü ödemenin yapılacağı zamanın ve ödeme tarihinin hesabını, bedeli yabancı para ile gösterilmiş poliçelerin ödenmesini ve poliçenin hangi ülkede ödeneceğinin hukukunu, poliçenin ödeme yeri hukukuna bağlayan kuralı düzenler. Uygulama alanı poliçe ilişkisine dayanan ödemelerdir. Madde, vadenin hesaplanmasının ve ödemenin usulünün genel kurallarını düzenlemez; bunlar poliçeye ilişkin diğer hükümlerde yer alır. Araya girerek ödeme (m.738 ve devamı), müracaat hakkı ve zamanaşımı (m.776 ve devamı), poliçenin kabulü ve avalin şekli ile sonuçları (ilgili hükümler) bu maddenin kapsamı dışındadır.
Ödeme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Vade
- Poliçenin ödenmesi gereken gün olarak belirlenmiş andır. Maddeye göre vadenin geldiği gün ve ödeme tarihi, poliçenin ödenme anını belirler.
- Yabancı para ile gösterilmiş poliçe
- Bedeli Türk parası dışında bir para birimi üzerinden belirlenmiş poliçedir. Bu tür poliçede ödemenin hangi para ile ve hangi kur üzerinden yapılacağı, poliçenin ödeme yeri hukukuna göre belirlenir.
- Ödeme yeri hukuku
- Poliçenin ödenmesi gereken ülkenin hukukudur. Madde, vade, ödeme tarihi ve yabancı para ile ödemeye ilişkin hususlarda bu hukuku uygulanabilir kılar.
Ödeme: hangi şartlar aranır?
- Ödeme ilişkisinin bir poliçeye dayanması gerekir; senet poliçe niteliğinde olmalıdır.
- Vadenin geldiğinin ve ödeme tarihinin tespit edilmesi gerekir; bu hususta poliçenin ödeme ülkesinin hukuku esas alınır.
- Bedelin yabancı para ile gösterilmiş olması halinde, ödemenin hangi para ile ve hangi esasa göre yapılacağı ödeme ülkesinin hukukuna göre belirlenmelidir.
- Poliçenin hangi ülkede ödenmesi gerektiği belirlenmiş olmalıdır; ödeme yeri, poliçe metninden veya ilgili hukuktan anlaşılmalıdır.
Ödeme: hangi sonuçları doğurur?
- Poliçenin ödeneceği ülkenin hukuku, vadenin geldiği günü, ödeme tarihini ve yabancı para ile gösterilmiş bedelin ödenmesini belirler.
- Bedeli yabancı para ile gösterilmiş poliçede ödeme ülkesinin hukuku, ödemenin para birimini ve kur esasını belirler.
- Poliçenin ödeme yeri belirlenemiyorsa, bu maddenin uygulanabilmesi için ödeme ülkesinin tespiti gerekir; bu tespit yapılamadan ödeme hukuku belirlenemez.
- Madde, poliçeye ilişkin diğer hükümlerle çelişiyorsa madde metni üstündür; ancak madde yalnız ödeme ile ilgili hususları düzenler.
Vade ve ödeme tarihi ile bedelin para birimi arasındaki fark nedir?
Vade ve ödeme tarihinin hesabı, vadenin geldiği gün ile ödeme tarihinin tespitini içerir.
Bedelin para birimi, yabancı para ile gösterilmiş poliçede ödemenin hangi para ile yapılacağını belirler.
Her iki konuda da ödeme yeri hukuku uygulanır; ancak madde bu iki konuyu birlikte sayar ve bunların aynı hukuka tabi olduğunu belirtir.
Yabancı para ile gösterilmiş poliçe ile türk parası ile gösterilmiş poliçe arasındaki fark nedir?
Bedeli yabancı para ile gösterilmiş poliçede ödeme yabancı paranın ödeme ülkesindeki hukuka göre belirlenir.
Bedeli Türk parası ile gösterilmiş poliçede bu madde ile belirlenen özel bir ödeme hukuku kuralı yoktur.
Yabancı para ile gösterilmiş poliçede ödeme ülkesi hukuku devreye girer; Türk parası poliçesinde ise maddedeki kural doğrudan uygulanmaz.
Ödeme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Vadenin hesabında ödeme ülkesinin hukukunu dikkate almadan Türk hukukunu uygulamak.
- Bedeli yabancı para ile gösterilmiş poliçede ödeme para birimini Türk hukukuna göre belirlemek.
- Ödeme yerinin belirlenmediği durumda maddedeki kuralı doğrudan uygulamak; önce ödeme yerinin tespit edilmesi gerekir.
- Maddeyi araya girerek ödeme veya müracaat hakkına ilişkin bir kural gibi okumak; madde yalnız vade, ödeme tarihi ve yabancı para ödemesinin hukukunu düzenler.
Nasıl ispat edilir?
- Vadenin geldiğini ve ödeme tarihini ileri süren taraf, poliçe metni ve ödeme yerine ilişkin belgelerle bu hususu ispatlar.
- Poliçenin hangi ülkede ödeneceği, poliçe metninde açıkça belirtilmişse bu metin esas alınır; belirtilmemişse ödeme yerinin tespiti ilgili tarafın ispat yükü kapsamındadır.
- Yabancı para ile gösterilmiş bedelin ödeme ülkesi hukukuna göre ödenmesini isteyen taraf, ödeme ülkesi hukukunun içeriğini ispatlamakla yükümlüdür.
- Karşı taraf ödeme yerinin veya ödeme ülkesi hukukunun farklı olduğunu savunursa, bu savunmayı kendisi ispat eder.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.776: Poliçeden doğan hakların zamanaşımı ve müracaat hakkının sona ermesi bakımından ödeme tarihinin önemini tamamlar.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.738: Araya girerek ödeme hükümleri; ödeme yapılmasının koşullarını düzenler ve vade ile ödeme tarihinin hesabına ilişkin uygulamayı tamamlar.
TTK m.773 — Sebepsiz zenginleşmeden doğan haklar
Bu madde, poliçeden doğan sebepsiz zenginleşme istemlerinin hangi ülke hukukuna tabi olacağını belirleyen bir kollizyon kuralıdır. Maddenin konusu, muhatap, yerleşim yerli poliçeyi ödeyecek üçüncü kişi, düzenleyen ve poliçenin hesabına düzenlendiği kişi veya ticari işletme aleyhine doğan sebepsiz zenginleşme istemleridir. Madde, sebepsiz zenginleşmenin koşullarını, istemin kapsamını veya zamanaşımını düzenlemez; bunlar genel hükümlere ve TBK m.77 vd. hükümlerine bırakılmıştır. Poliçenin şekli, poliçeden doğan borçlar ve poliçe hak sahibinin talepleri ile ilgili kollizyon kuralları madde metninde yer almamaktadır.
Sebepsiz zenginleşmeden doğan haklar: hangi kavramlar bilinmeli?
- Sebepsiz zenginleşme istemi
- Haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından veya emeğinden elde edilen zenginleşmenin geri verilmesini isteyen talep. Madde bu talebin hukukunu belirler, talebin varlığını ise belirlemez.
- Yerleşim yeri
- Maddede muhatap, ödeyici üçüncü kişi, düzenleyen ve hesap sahibi açısından bağlantı noktası olarak kullanılır. Her bir kişi için kendi yerleşim yerinin bulunduğu ülke hukuku ayrı ayrı belirleyici olur.
- Ticari işletme
- Hesabına poliçe düzenlenen kişi tüzel veya gerçek kişi olabilir; maddede hesap bakımından kişi ile birlikte sayılmıştır. Ticari işletmenin yerleşim yeri bağlantı noktası olarak alınır.
Sebepsiz zenginleşmeden doğan haklar: hangi şartlar aranır?
- Talep, muhatap, yerleşim yerli poliçeyi ödeyecek üçüncü kişi, düzenleyen ya da poliçenin hesabına düzenlendiği kişi veya ticari işletme aleyhine ileri sürülmelidir.
- Talep sebepsiz zenginleşmeden doğan bir istem olmalıdır; poliçenin ödenmesinden doğan borç istemleri bu maddenin kapsamında değildir.
- Uygulanacak hukuk, ilgili kişinin yerleşim yerinin bulunduğu ülkenin hukuku olarak belirlenmelidir.
Sebepsiz zenginleşmeden doğan haklar: hangi sonuçları doğurur?
- Sebepsiz zenginleşme istemi, ilgili kişinin yerleşim yerinin bulunduğu ülkenin hukukuna göre değerlendirilir.
- Birden fazla ilgili kişi bulunduğunda her biri için yerleşim yeri ülkesinin hukuku ayrı ayrı belirleyicidir.
- Madde yalnızca hukuk seçimini düzenlediği için, sebepsiz zenginleşmenin koşulları, istemin kapsamı ve sona erme halleri seçilen hukukun içeriğine göre belirlenir.
Sebepsiz zenginleşme istemi ile poliçe ilişkisinin sözleşmesel niteliği arasındaki fark nedir?
Madde kapsamındaki sebepsiz zenginleşme istemi, muhatap, yerleşim yerli poliçeyi ödeyecek üçüncü kişi, düzenleyen ve hesaba düzenleme yapılan kişi veya ticari işletme arasındaki ilişkiden doğar.
Poliçe borcunun kendisi ve poliçeden doğan talepler, poliçeye bağlanan kanuni hukuk seçimi kurallarına tabidir; madde yalnızca sebepsiz zenginleşmeden doğan istemleri kapsar.
Aynı olaydan doğan poliçe talebi ile sebepsiz zenginleşme istemi farklı hukuk düzenlerine tabi olabilir; hangi istemin sebepsiz zenginleşme olduğu ayrı nitelendirilmelidir.
Sebepsiz zenginleşmeden doğan haklar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddeyi sebepsiz zenginleşmenin koşullarını belirleyen bir hüküm gibi okumak; madde yalnızca hangi hukukun uygulanacağını söyler.
- Muhatap, ödeyici üçüncü kişi, düzenleyen ve hesap sahibi için tek bir yerleşim yerini esas almak; her kişi için ayrı yerleşim yeri belirlenmelidir.
- Poliçe borcundan doğan istemi sebepsiz zenginleşme istemi ile karıştırmak; her iki istem farklı hukuk düzenlerine tabi olabilir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Madde, poliçe ve bono ilişkisinde ikinci fıkrada sayılan hükümlerin bono için de uygulanabildiğini düzenleyen 773/2 ile birlikte okunmakta ve bu bağlamda uygulamada yer bulan açık bono düzenlenmesi tartışmalarında referans alınmaktadır. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2021/1136 E., 2022/1337 K., 16.06.2022; 11. Hukuk Dairesi, 2022/5507 E., 2024/1950 K., 11.03.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Sebepsiz zenginleşme istemini ileri süren taraf, istemin bu maddede sayılan kişilere karşı yöneltildiğini ve istemin sebepsiz zenginleşmeden doğduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- İlgili kişinin yerleşim yerinin hangi ülkede bulunduğu, ticaret sicili kaydı, kimlik belgesi veya benzeri resmi belgelerle ispatlanır.
- Yabancı hukukun içeriği, mahkemece resen araştırılmak zorundadır ve tarafların sunacağı belgelerle desteklenir; bu konuda ispat yükü davacıdadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu: Maddenin bağlı olduğu kanundur; poliçe ve bono ile ilgili diğer kuralları içerir. Madde, kanunun bu bölümünde sebepsiz zenginleşme istemlerine ilişkin kollizyon kuralıdır.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.773: Aynı maddenin ikinci fıkrasında, bono ve poliçe ilişkisinde bazı hükümlerin uygulanacağı durumlar düzenlenmiştir; birinci fıkrada yer alan sebepsiz zenginleşme kuralı bu düzenleme ile birlikte okunmalıdır.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.77: Sebepsiz zenginleşmenin genel koşullarını düzenler; madde 773 bu istemlerin hangi hukuka tabi olacağını belirler, zenginleşmenin koşullarını ise TBK m.77 ve devamı belirler.
TTK m.774 — Karşılığın hamile geçmesi
Madde, poliçe hamilinin, senedin düzenlenmesine sebep olan alacağı iktisap edip etmeyeceği sorusunda uygulanacak hukuku belirler. Bağlama (kanun seçimi) ilişkin bir kuraldır; alacağın iktisabının hangi ülke hukukuna tabi olacağını düzenler. Düzenleme yerinin kural olarak poliçenin düzenlendiği yerin hukukuna bağlanmasını kapsar. Poliçe borcunun şekil, geçerlilik, ibraz, protesto, zamanaşımı ve borçluların sorumluluğu gibi konuları düzenlemez. Poliçede düzenleme yerinin belirlenmesi (m.6), poliçe borçlularının sorumluluğu, ibraz ve protesto ile zamanaşımı ayrı maddelerde ele alınır.
Karşılığın hamile geçmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Senedin düzenlendiği yer
- Poliçenin düzenlendiği yer olup, senedin ön yüzünde gösterilmesi gereken unsurdur. Bağlama kuralında hangi hukukun uygulanacağını belirlemek için esas alınan yerdir.
- Alacağın iktisabı
- Poliçe hamilinin, poliçeye bağlı alacağı hangi koşullarda ve hangi nitelikte kazandığı sorusudur. Bu madde yalnızca iktisabın hangi hukuka tabi olduğunu belirler, iktisabın koşullarını kendisi düzenlemez.
- Poliçe hamili
- Poliçeyi zilyetliğinde bulunduran ve poliçeden doğan hakları ileri süren kişidir. Hamilin alacağı iktisap edip etmediği bu maddeyle bağlanan hukuka göre belirlenir.
Karşılığın hamile geçmesi: hangi şartlar aranır?
- Uyuşmazlığın bir poliçeden doğan alacağın iktisabına ilişkin olması gerekir.
- Poliçenin bir senedin düzenlendiği yer bakımından yabancı unsur taşıması, yani düzenlendiği yerin hukukunun uygulanabilir olması gerekir.
- Hamilin alacağı iktisap edip etmediğinin, senedin düzenlendiği yerdeki hukuka göre belirlenmesi gerekir.
Karşılığın hamile geçmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Hamilin alacağı iktisap edip etmediği, senedin düzenlendiği yerdeki hukuka göre belirlenir.
- Düzenleme yeri, poliçe üzerinde gösterilen yer ile belirlendiğinden, düzenleme yerinin tespiti bağlama kuralının uygulanabilmesi için ön koşuldur.
- Maddenin hükmü yalnızca alacağın iktisabıyla sınırlıdır; poliçe borçlarının başka yönlerine bu kural doğrudan uygulanmaz.
Alacağın iktisabı ile ibraz ve protesto gibi usul sorunları arasındaki fark nedir?
Hamilin alacağı iktisap edip etmediği sorusu, bu maddeye göre senedin düzenlendiği yerdeki hukuka tabidir.
Ödeme için ibraz, protesto ve müracaat gibi işlemler bu maddenin kapsamı dışındadır ve ayrı maddelerle düzenlenir.
İktisap sorusu için düzenleme yeri hukuku, usul işlemleri için ise ayrı kurallar uygulanır.
Karşılığın hamile geçmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Bağlama kuralını poliçenin ödeme yeri veya hamilin ikametgâhı ile karıştırmak; maddede yalnızca düzenleme yeri esas alınır.
- Maddeyi poliçe borçlarının tamamına uygulamak; madde yalnızca alacağın iktisabını kapsar.
- Düzenleme yeri belirtilmemiş poliçede bağlama kuralını doğrudan uygulamak; önce düzenleme yerinin varlığı ve geçerliliği araştırılmalıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Poliçenin düzenleme yerinin belirlenmesinde, senedin ön yüzünde açıkça gösterilen yerin esas alınması, bu yer yoksa düzenleyenin imzasının yanında yazılı yerin dikkate alınması gerektiği kabul edilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Düzenleme yerinin tespiti, poliçenin ön yüzündeki yazılı kayıtlarla yapılır; bu kaydın varlığını ileri süren taraf, bu kaydı poliçenin kendisiyle ispatlar.
- Hamilin alacağı iktisap ettiğini ileri süren taraf, iktisabın senedin düzenlendiği yerdeki hukuka göre gerçekleştiğini ispatlamakla yükümlüdür.
- Yabancı hukukun içeriği ileri sürülüyorsa, o hukukun içeriğini ortaya koyan taraf ilgili hukuk metnini veya uygulamasını sunmakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.6: Poliçenin ön yüzünde düzenleme yerinin gösterilmesini zorunlu unsur olarak düzenler; bu maddedeki bağlama kuralının uygulanabilmesi için düzenleme yerinin belirlenmesi gerekir.
- 6102 sayılı Kanun m.672: Poliçenin vadesinin belirtilmemesi halinde görüldüğünde ödenecek vade sayılacağını düzenler; bu madde ile bağlama kuralı birlikte değerlendirilir, doğrudan atıf değildir.
TTK m.775 — İptal kararı
Madde, poliçenin kaybolması veya çalınması hâlinde alınacak tedbirlerin hangi hukuka tabi olacağını belirler. Bu bakımdan kaybolma ya da çalınma halindeki tedbirlerin kaynağını ve uygulanacak hukuku gösterir. Maddenin kapsamı poliçe ile sınırlıdır. Kaybolma veya çalınma dışındaki haller için bu madde uygulanmaz. Poliçenin kaybolması halinde hak sahibine tanınan ödeme durdurma, kıymetli evrakın iptali ve benzeri tedbirlerin ayrıntılı usulünü bu madde düzenlemez; bu tedbirlerin içeriği ödeme yerindeki hukukun belirlediği kurallara bırakılmıştır. Poliçenin ödeme kuralları, protesto ve müracaat hakkı gibi konular da bu maddenin kapsamında değildir.
İptal kararı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Poliçe
- Kılan tarafından düzenlenen, belirli bir miktarı ödeme vaadini içeren kambiyo senedidir. Maddenin uygulanması için poliçenin kaybolmuş ya da çalınmış olması gerekir.
- Ödeme yeri
- Poliçenin ödenmesi gereken yerdir. Madde, kaybolma veya çalınma hâlinde tedbirlerin bu yerdeki hukuka göre belirleneceğini öngörür.
İptal kararı: hangi şartlar aranır?
- Poliçenin kaybolmuş veya çalınmış olması gerekir.
- Alınacak tedbirlerin belirlenmesinde ödeme yerinin hukukunun esas alınması gerekir.
- Ödeme yerinin hukuku belirlenemiyorsa, maddenin yollamasının ne olacağı metinde düzenlenmemiştir; bu durumda ilgili kambiyo hükümleri ile genel kurallar değerlendirilir.
İptal kararı: hangi sonuçları doğurur?
- Poliçe kaybolmuş veya çalınmışsa, alınacak tedbirler ödeme yerindeki hukuka göre belirlenir.
- Kaybolma veya çalınma hâlinde ödeme yerindeki hukukun öngördüğü tedbirler uygulanır.
- Madde, tedbirlerin içeriğini kendisi düzenlemediği için somut tedbir türleri ödeme yeri hukukunda aranır.
Poliçenin ödeme yeri hukuku ile diğer hukuk kuralları arasındaki fark nedir?
Kaybolma veya çalınma hâlinde alınacak tedbirler, poliçenin ödeme yerindeki hukuka göre belirlenir.
Kaybolma veya çalınma dışındaki kambiyo işlemleri için poliçenin ödenmesi, protesto ve müracaat gibi konular ilgili kambiyo hükümlerine göre değerlendirilir.
Tedbirlerin hangi hukuka göre alınacağı, poliçenin ödeme yeri hukukuna bağlanır; bu nedenle ödeme yerinin belirlenmesi ilk adımdır.
İptal kararı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddeyi poliçenin ödeme kurallarını düzenleyen bir hüküm gibi okumak; madde yalnızca kaybolma ve çalınma hâlinde hukuk seçimi yapar.
- Ödeme yeri hukukunu, poliçenin düzenlendiği yer hukuku ile karıştırmak.
- Tedbirlerin içeriğini madde metninden çıkarmaya çalışmak; içerik ödeme yeri hukukuna bırakılmıştır.
Nasıl ispat edilir?
- Poliçenin kaybolduğunu veya çalındığını ileri süren taraf, bu olguyu ispatlamakla yükümlüdür.
- Kayıp veya çalınma olgusu, ilgili resmî veya yazılı belgelerle ispatlanabilir; bu konuda madde metninde özel bir delil kuralı yoktur.
- Ödeme yerinin hukukunun belirlenmesinde, poliçedeki ödeme yeri kaydı esas alınır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun: Maddenin düzenlediği poliçe ve kambiyo senetleri rejiminin bir parçasıdır; poliçe kaybı dışındaki kambiyo hükümleri bu çerçevede uygulanır.
Konuda geçen kararlar
7 karar- 11. Hukuk Dairesi, 2023/2203 E., 2024/5003 K., 12.06.2024İlgili madde: m.772
- 11. Hukuk Dairesi, 2022/5507 E., 2024/1950 K., 11.03.2024İlgili madde: m.773
- İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/809 E., 2025/122 K., 20.02.2025İlgili madde: m.775
- Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/1000 E., 2024/475 K., 17.09.2024İlgili madde: m.766
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2021/1136 E., 2022/1337 K., 16.06.2022İlgili madde: m.773
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/970 E., 2022/494 K., 07.06.2022İlgili madde: m.767
- İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2017/612 E., 2020/183 K., 27.02.2020İlgili madde: m.766
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 11. Kıymetli Evrak-2 bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış