Anayasa › Temel haklar ve ödevler

Temel haklar ve ödevler: genel hükümler

Anayasa m.12–16Anayasa HukukuSon değişiklik: 03.10.2001 (m.13)

Kısaca

Anayasa m.12, temel hak ve hürriyetlerin hukuki niteliğini ve kapsamını belirler: hakların kişiliğe bağlı, dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez olması ile hakların topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumlulukları da içermesi. Anayasa'nın 13. maddesi, temel hak ve hürriyetlerin olağan dönemlerde sınırlandırılmasına ilişkin genel ölçütleri düzenler. Anayasa m.14, temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılmasını yasaklar ve bu yasağın yorumlanmasına sınır çizer.

Kapsam

Bu konu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.12–16 hükümlerini kapsar.

Anayasa m.12 — Temel hak ve hürriyetlerin niteliği

Madde, temel hak ve hürriyetlerin hukuki niteliğini ve kapsamını belirler: hakların kişiliğe bağlı, dokunulmaz, devredilmez ve vazgeçilmez olması ile hakların topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumlulukları da içermesi. Hakların sınırlandırılması, kötüye kullanılmaması ve olağanüstü hallerde durdurulması bu maddede düzenlenmez; bunlar 13, 14 ve 15. maddelerde yer alır. Madde, somut bir hak tanımlamaz; Anayasa'da adı geçmeyen haklar için genel çerçeve oluşturur. Yabancıların temel haklarının sınırlandırılması (m.16) ve hakların yargısal korunması (m.40) da bu maddenin konusu değildir.

Temel hak ve hürriyetlerin niteliği: hangi kavramlar bilinmeli?

Kişiliğe bağlı hak
Kişinin varlığıyla ayrılmaz biçimde bağlı olan haklardır. Bu nitelik, hakkın kişiden ayrı bir şekilde devredilememesi ve kişinin bundan vazgeçememesi sonucunu doğurur.
Dokunulmazlık
Temel hakkın devlet veya başka bir kişi tarafından ortadan kaldırılamaması niteliğidir. Bu niteliğin kapsamı hakkın kendisiyle sınırlıdır; sınırlama ayrı bir konudur ve m.13'te düzenlenir.
Devredilmezlik
Hak sahibinin hakkı başkasına bırakamamasıdır. Başkasının hakkı kullanmasına izin verilmesi bu niteliğe aykırıdır.
Vazgeçilmezlik
Hak sahibinin hakkından tamamen ve genel olarak vazgeçmesinin hukuken geçersiz olmasıdır. Belirli bir kullanımdan rızayla vazgeçme ise bu kavramın kapsamına girmez.
İsimsiz hürriyet
Anayasa'da ayrıca düzenlenmemiş, ancak m.17 ila m.74 arasındaki hak kapsamına girmeyen insan davranışlarıdır. Bu tür hürriyetler m.12/1 kapsamında korunur ve sınırlanmaları m.13'teki şartlara tabidir.
Ödev ve sorumluluk
Kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı yükümlülükleridir. Anayasa'nın gerekçesine göre bu ödevler çoğunlukla ahlaki niteliktedir ve hukuki yükümlülük doğurmaz.

Temel hak ve hürriyetlerin niteliği: hangi şartlar aranır?

  • Hakkın sahibinin kişi olması ve hakkın kişiliğe bağlı bulunması gerekir.
  • Hakkın dokunulmaz olması, yani devletin veya başkalarının bu hakkı tümüyle ortadan kaldıramaması gerekir.
  • Hakkın devredilmez olması, yani hak sahibinin hakkı bir başkasına kullandırmaması gerekir.
  • Hakkın vazgeçilmez olması, yani hak sahibinin hakkından genel olarak vazgeçmesinin hukuken geçersiz sayılması gerekir.
  • Hakkın kullanılmasında kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarına uyması gerekir; bu ödevler ahlaki nitelikte kabul edilir.

Temel hak ve hürriyetlerin niteliği: hangi sonuçları doğurur?

  • Hakkın kişiliğe bağlılığı nedeniyle, kişinin hakkını başkasına devretmesi veya kullandırması hukuken geçersizdir.
  • Kişinin özel hayatının gizliliği gibi bir hakkından genel ve sürekli olarak vazgeçmesi hukuken geçersizdir.
  • Devlet bir temel hakkı tümüyle ortadan kaldıramaz; sınırlama yapabilir ancak m.13 şartlarına uyması gerekir.
  • Anayasada adı geçmeyen bir hürriyet, m.12/1 kapsamında korunur ve sınırlanması m.13'e tabidir.
  • Hakkın kullanılması, kişinin başkalarının haklarını ihlal etmemesi ölçüsünde sınırlı kalır; ödev ve sorumluluklar bu sınırı oluşturur.
  • Madde kendi başına bir hak ihlali için yaptırım öngörmez; ihlalde yaptırım ve koruma m.40 ve diğer ilgili hükümlerden doğar.

Kişiliğe bağlı hak ile malvarlığı hakkı arasındaki fark nedir?

Kişiliğe bağlı hak, kişinin varlığıyla ayrılmaz biçimde bağlıdır ve devredilemez.

Malvarlığı hakkı, devredilebilir ve miras yoluyla geçebilir nitelikte olabilir.

Kişiliğe bağlı haklar için devir ve vazgeçme yasakları geçerlidir; malvarlığı haklarında bu yasaklar aynı biçimde uygulanmaz.

Dokunulmazlık ile sınırlanabilirlik arasındaki fark nedir?

Dokunulmazlık, hakkın özüne ilişkin ve devlet tarafından ortadan kaldırılamayan niteliktir.

Sınırlanabilirlik, m.13 şartlarına bağlı olarak hakkın kullanımının daraltılmasıdır.

Hak sınırlanabilir, ama özüne dokunulamaz; hakkın tamamen ortadan kaldırılması bu maddeye göre mümkün değildir.

Anayasada düzenlenmiş hak ile isimsiz hürriyet arasındaki fark nedir?

Anayasada düzenlenmiş hak, ilgili maddedeki özel güvencelerden yararlanır.

İsimsiz hürriyet, m.12/1 ile korunur ama özel güvencelerden yararlanamaz.

İsimsiz hürriyetler yalnızca m.13 şartlarına göre sınırlanabilir; örneğin sigara içmenin kanunla yasaklanması mümkündür, basın sansürü gibi özel bir yasak yoktur.

Hak ile ahlaki ödev arasındaki fark nedir?

Hak, hukuken öne sürülebilen ve korunan bir yetkidir.

Madde metnindeki ödev, ahlaki nitelikli bir sorumluluktur.

Madde tek başına hukuki bir yükümlülük doğurmaz; hukuki ödevler ayrıca düzenlenmelidir (örneğin m.72 vatan hizmeti).

Temel hak ve hürriyetlerin niteliği: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde m.12/1'i tek başına mutlak bir hak olarak okumak; hakların dokunulmazlığının sınırlanamaz olduğu anlamına gelmediğini gözden kaçırmak.
  • Kişiliğe bağlılık ile devredilmezlik kavramlarını karıştırmak; kişinin hakkını kullanmasına izin vermek ile hakkı devretmek aynı şey değildir.
  • Madde metnindeki ödev ve sorumlulukları hukuki yükümlülük olarak okumak; Anayasa gerekçesi bu ödevleri ahlaki nitelikte görür.
  • Anayasada adı geçmeyen bir hürriyeti korunmasız saymak; bu hürriyetler m.12/1 kapsamında korunur ama özel güvencelerden yararlanmaz.
  • Sınırlama koşullarını m.12 içinde aramak; sınırlama rejimi m.13'te düzenlenmiştir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargı kararlarında m.12/1, irade özgürlüğünün anayasal dayanağı olarak gösterilmekte ve m.13, m.17/1, m.19 ve m.35/1 ile birlikte anılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/593 E., 2025/686 K., 05.11.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2025/378 E., 2025/494 K., 10.09.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2023/906 E., 2025/361 K., 28.05.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2024/250 E., 2025/354 K., 28.05.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2023/615 E., 2025/217 K., 09.04.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi, 2023/1806 E., 2024/2092 K., 26.12.2024)
  • Kararlarda m.12/1, kişinin kendi iradesiyle hukuki işlem yapma özgürlüğünün genel anayasal temeli olarak kullanılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/906 E., 2025/361 K., 28.05.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2023/615 E., 2025/217 K., 09.04.2025)
  • Uygulamada m.12/1 tek başına bir hak ihlali sonucu doğurmaz; kararlar bu maddeyi diğer özel hükümlerle birlikte temellendirmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/593 E., 2025/686 K., 05.11.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2025/378 E., 2025/494 K., 10.09.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2024/250 E., 2025/354 K., 28.05.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi, 2023/1806 E., 2024/2092 K., 26.12.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Temel hakka dayanarak bir sınırlamanın hukuka aykırı olduğunu ileri süren kişi, sınırlamanın m.13 şartlarına uymadığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Hakkın kişiliğe bağlı olduğu ve devredildiği ya da vazgeçildiği iddiası, ilgili belgeler veya fiilî durum ile ispatlanır; bu iddiayı ileri süren taraf ispat yükü altındadır.
  • Karşı taraf, hakkın sınırlanmasının kanunla ve meşru bir amaçla yapıldığını gösterdiğinde, sınırlamanın hukuka uygunluğu ortaya konmuş olur.
  • İsimsiz hürriyetlerde, hürriyetin Anayasa'nın özel bir güvencesi bulunmadığı, dolayısıyla m.13 şartlarına tabi olduğu hakkında yorum yapılması gerekir; bu hususu ileri süren taraf dayanağını gösterir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2709 sayılı Kanun m.13: Hakların sınırlandırılmasının şartlarını düzenler; m.12'de kurulan dokunulmazlık ilkesi bu şartlarla birlikte okunur.
  • 2709 sayılı Kanun m.14: Hakların kötüye kullanılmasını yasaklar; m.12'deki ödev ve sorumluluk anlayışının sınırını belirler.
  • 2709 sayılı Kanun m.15: Olağanüstü hallerde hakların kullanımının durdurulmasını düzenler; m.12'deki dokunulmazlık ilkesinin istisnası niteliğindedir.
  • 2709 sayılı Kanun m.16: Yabancılar bakımından temel hakların sınırlanmasına ilişkin ayrı bir rejim getirir.
  • 2709 sayılı Kanun m.17: Kişinin maddi ve manevi varlığının korunmasını düzenleyen özel bir hüküm olup m.12/1'deki genel korumanın somut bir örneğidir.
  • 2709 sayılı Kanun m.40: İhlal edilen hakların yetkili makama başvuruyla korunmasını düzenler; m.12'nin uygulanmasına ilişkin yargısal yol burada yer alır.

Anayasa m.13 — Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması

Anayasa'nın 13. maddesi, temel hak ve hürriyetlerin olağan dönemlerde sınırlandırılmasına ilişkin genel ölçütleri düzenler. Bu ölçütler; sınırlamanın kanunla yapılması, Anayasa'daki ilgili maddelerde belirtilen sebeplere dayanması, hakkın özüne dokunmaması ve Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmamasıdır. Madde, Anayasa'nın ikinci kısmındaki temel hak ve hürriyetlerin tümü bakımından ve kanun koyucu ile sınırlamayı uygulayan organlar bakımından geçerlidir. Madde, olağanüstü hal dönemlerinde sınırlamayı düzenlemez (Anayasa m.15). Kanun hükmünde kararname ile sınırlama yapılmasına ilişkin olağanüstü hal rejimini, bu maddenin kapsamı dışında bırakır (Anayasa m.119 ve m.104). Yürütmenin idari işlemleriyle yapılacak sınırlamalar ile sınırlamanın yargısal denetimi ayrıca değerlendirilmelidir.

Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması: hangi kavramlar bilinmeli?

Temel hak ve hürriyetlerin özü
Hakkı o hak yapan, sınırlamalarla dokunulamayacak çekirdek alandır. Sınırlama bu çekirdeğe dokunduğunda hakkın kendisi ortadan kalkar.
Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebepler
Her temel hakkın Anayasa'da kendisine özgü olarak öngörülen sınırlama nedenleridir. 2001 değişikliğinden sonra genel sınırlama sebepleri madde metninden çıkarılmıştır; bu nedenle sınırlama, madde metninde belirtilen bir özel sebebe dayanmak zorundadır.
Ek güvenceler
Anayasa'nın belirli temel haklar için koyduğu özel koruma hükümleridir. Bunlar kanun koyucunun dokunamayacağı alanları belirler; örneğin sansür yasağı veya izne bağlanamayacak yayın hürriyeti gibi kanun koyucuya yönelik yasaklama hükümleridir.
Ölçülülük ilkesi
Sınırlamanın amaca elverişli, zorunlu ve orantılı olmasını gerektiren ilkedir. Kanunla yapılan sınırlama bu ölçütlere uymadığında Anayasa'ya aykırı olur.
Demokratik toplum düzeninin gerekleri
Çoğulcu demokrasi, insan onuru ve hukuk devleti ilkelerinin sınırlamayı haklı kılacak ölçüde gözetilmesini ifade eder. Sınırlama bu gereklere aykırı olamaz.

Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması: hangi şartlar aranır?

  • Sınırlamanın kanunla yapılması gerekir; Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, yönetmelik veya diğer idari işlemlerle temel hak ve hürriyetler sınırlanamaz (olağan dönem).
  • Sınırlama, Anayasa'nın ilgili maddesinde belirtilen bir sınırlama sebebine dayanmalıdır; madde metninde yer almayan genel bir sebep ileri sürülemez.
  • Sınırlama, hakkın özüne dokunmamalıdır.
  • Sınırlama, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna aykırı olmamalıdır.
  • Sınırlama, demokratik toplum düzeninin gereklerine aykırı olmamalıdır.
  • Sınırlama, laik Cumhuriyetin gereklerine aykırı olmamalıdır.
  • Sınırlama, ölçülülük ilkesine aykırı olmamalıdır.
  • Kanun koyucunun Anayasa'nın ek güvencelerine (örneğin sansür yasağı veya izne bağlanamama hükmü) aykırı bir sınırlama getirmemesi gerekir.

Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması: hangi sonuçları doğurur?

  • Sınırlama yukarıdaki şartlardan birini karşılamıyorsa Anayasa'ya aykırı olur ve iptal edilebilir.
  • Anayasa'nın belirli bir temel hak için koyduğu ek güvenceye aykırı bir kanun sınırlaması, bu aykırılık nedeniyle geçersizdir.
  • Sınırlama, hakkın özüne dokunuyorsa hakkın kendisini ortadan kaldırdığı için kanunla da yapılamaz.
  • Madde metninde belirtilmeyen genel bir sebeple yapılan sınırlama, sebep yönünden Anayasa'ya uygun değildir.
  • Sınırlama, tüm şartları karşılıyorsa hukuka uygun kabul edilir ve hakkın kullanımı kanunda öngörülen ölçüde daraltılabilir.
  • Madde, olağanüstü hal sınırlamalarını kapsamadığından, o dönemde yapılan sınırlamalar bu maddeye göre değerlendirilmez.

Olağan dönem ile olağanüstü hal arasındaki fark nedir?

Olağan dönemde sınırlama 13. madde ölçütlerine tabidir ve kanunla yapılır.

Olağanüstü hal dönemi 15. maddeye tabidir; bu dönemde sınırlama, Anayasa'da belirtilen rejime göre yapılır ve 13. maddenin kapsamı dışındadır.

Hangi rejimin uygulanacağı, sınırlamanın yapıldığı dönemin hukuki durumuna göre belirlenir.

Kanunla sınırlama ile cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve idari işlem arasındaki fark nedir?

Temel hak ve hürriyetler, 13. madde uyarınca kanunla sınırlanabilir.

Kanun hükmünde kararname veya yönetmelik gibi düzenlemeler, olağan dönemde temel hak ve hürriyetleri sınırlayamaz.

Olağan dönemde kararname veya yönetmelikle yapılan sınırlama Anayasa'ya aykırı olur; olağanüstü halde kanun hükmünde kararname farklı bir rejime tabidir.

Eski 13. madde ile 2001 sonrası 13. madde arasındaki fark nedir?

2001 öncesinde genel sınırlama sebepleri (kamu düzeni, genel sağlık, genel ahlak gibi) temel hak ve hürriyetlerin tümü için geçerliydi.

2001 sonrasında genel sebepler çıkarılmış, sınırlama yalnızca ilgili maddede belirtilen özel sebeplere dayanabilir hale gelmiştir.

Bugün genel sebeple sınırlama yapılamaz; sınırlama mutlaka ilgili maddedeki sebeplerle gerekçelendirilmelidir.

Hakkın özü ile hakkın sınırlanması arasındaki fark nedir?

Hakkın özü, sınırlamaya karşı korunan çekirdek alandır.

Sınırlama, hakkın özüne zarar vermeden hakkın kullanımını daraltan düzenlemedir.

Özüne dokunan düzenleme sınırlama değil, hakkın ortadan kaldırılmasıdır ve Anayasa'ya aykırıdır.

Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Olağanüstü hal sınırlamasını 13. madde ölçütleriyle değerlendirmek; bu dönemde 15. madde ve ilgili rejim esas alınmalıdır.
  • 2001 öncesi genel sınırlama sebeplerinin (kamu düzeni, genel ahlak gibi) hâlâ geçerli olduğunu varsaymak; bugün genel sebep yetmez, ilgili maddedeki özel sebep aranmalıdır.
  • Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya yönetmelikle olağan dönemde temel hak sınırlamasını geçerli saymak; bu düzenlemelerin kanuni dayanağı aranmalıdır.
  • Hakkın özüne dokunulmadığını yalnızca sınırlamanın küçük olmasıyla açıklamak; özün ortadan kalkıp kalkmadığına bakılmalıdır.
  • Ek güvenceye aykırı kanun hükmünü, sınırlama sebebinin varlığıyla yetinerek geçerli saymak; ek güvence ayrıca denetlenmelidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay, sınırlamanın kanunla yapılıp yapılmadığını ve dayanağının madde metnindeki özel sebeplerden biri olup olmadığını ayrı ayrı denetlemektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/1751 E., 2018/1790 K., 27.11.2018)
  • Kanun maddesinin Anayasa'nın ilgili maddelerine aykırılığı iddiasıyla iptal başvurularında, 13. maddeye dayanılarak ölçülülük ve hakkın özü tartışması yapılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2016/411 E., 2019/567 K., 16.05.2019; Hukuk Genel Kurulu, 2017/3167 E., 2019/36 K., 29.01.2019; Hukuk Genel Kurulu, 2018/606 E., 2018/1331 K., 19.09.2018)
  • Sınırlamanın hakkın özüne dokunup dokunmadığı, hakkın temel çekirdeğinin ortadan kalkıp kalkmadığına bakılarak değerlendirilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/1751 E., 2018/1790 K., 27.11.2018)
  • Yüksek mahkeme kararlarında 13. maddenin 2001 öncesi genel sebepler içermediği ve bu nedenle genel bir gerekçenin sınırlama için yeterli olmadığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2019/767 E., 2022/631 K., 28.04.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Temel hak ve hürriyeti sınırlayan düzenlemenin Anayasa'ya aykırılığını ileri süren taraf, sınırlamanın 13. maddedeki şartlardan birini karşılamadığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Sınırlamanın kanunla yapıldığı, kanunun numarası ve maddesi ile belgelenir; idari bir işlemle yapılan sınırlama kanuni dayanaktan yoksun sayılır.
  • Sınırlamanın dayanağının Anayasa'nın ilgili maddesindeki bir sebep olduğu, kanun metni ve gerekçesi ile ortaya konur; genel bir gerekçe yeterli değildir.
  • Sınırlamanın ölçülülüğü, amaca elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık yönünden kanun koyucunun gerekçesi ve somut olay bilgisi ile değerlendirilir; kanunu uygulayan tarafın bu yöndeki kanıt sunması gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2709 sayılı Kanun m.15: Olağanüstü hal dönemlerinde temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasını düzenler; 13. maddenin olağan dönem kuralı ile ayrımı bu maddeye göre yapılır.
  • 2709 sayılı Kanun m.119: Olağanüstü hal ilanı hâlinde kanun hükmünde kararname ile temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasının dayanağıdır.
  • 2709 sayılı Kanun m.104: Temel hak ve hürriyetlerin Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemeyeceği sınırlarını belirler.
  • 2709 sayılı Kanun m.20: Özel hayatın gizliliği hakkı için madde metninde sayılan sınırlama sebeplerine bağlı sınırlama örneğidir.
  • 2709 sayılı Kanun m.28: Basın hürriyeti için sansür yasağını öngören ek güvencedir; kanun koyucu bu güvenceye aykırı sınırlama yapamaz.
  • 2709 sayılı Kanun m.25: Düşünce ve kanaatleri açıklamaya zorlanmama hükmü, kanun koyucuya yönelik ek güvencedir.

Anayasa m.14 — Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması

Anayasa m.14, temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılmasını yasaklar ve bu yasağın yorumlanmasına sınır çizer. Madde iki temel yasağı içerir: Anayasadaki hak ve hürriyetlerin devletin bölünmez bütünlüğünü bozmak ya da demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmak amacıyla kullanılmasının yasaklanması ile Anayasa hükümlerinin hak ve hürriyetleri yok etmeye ya da Anayasada belirtilenden geniş biçimde sınırlamaya yönelik faaliyete dayanak yapılamayacağı kuralı. Maddede ayrıca bu yasaklara aykırı faaliyetlerin müeyyidelerinin kanunla düzenleneceği hükmü yer alır. Kural herkes ve devlet bakımından geçerlidir. Madde, hakların sınırlandırılmasının genel koşullarını düzenlemez (m.13), hak ve hürriyetlerin olağanüstü hâllerde durdurulmasını düzenlemez (m.15), somut müeyyideleri ve siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin usulü düzenlemez (m.68 ve m.69 kapsamındaki parti kapatma düzenlemeleri ile Siyasi Partiler Kanunu) ve yabancıların hak ve hürriyetlerine ilişkin sınırlamaları düzenlemez.

Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması: hangi kavramlar bilinmeli?

Kötüye kullanma
Bir hak ve hürriyetin, Anayasanın öngördüğü amaç dışında, maddede sayılan amaçlara yönelik bir faaliyetin aracı olarak kullanılmasıdır. Madde metni eylem (faaliyet) aradığı için yalnızca düşünce açıklaması değil, amaca yönelik faaliyet ölçütü esas alınır.
Faaliyet biçiminde kullanılma
Hak ve hürriyetin, bölünmez bütünlüğü bozmak veya demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmak amacını taşıyan bir eylemin parçası hâline getirilmesidir. Yasak, amaç ile faaliyetin birlikte bulunmasına bağlıdır.
Bölünmez bütünlük
Devletin ülkesi ve milletiyle birlikte oluşan, parçalanmasına karşı korunan bütünlüğüdür. Bu bütünlüğü bozmaya yönelik faaliyetler birinci yasağın konusudur.
Demokratik ve lâik Cumhuriyet
İnsan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyet düzenidir. Madde metninde ortadan kaldırılması amacı yasaklanmıştır; bu düzenin güçlendirilmesi veya değiştirilmesi için yapılan meşru tartışma bu kavramın kapsamına girmez.
Yorumlama yasağı
Anayasa hükümlerinin, hak ve hürriyetleri yok etmeye ya da Anayasada belirtilenden geniş biçimde sınırlandırmaya dayanak yapılacak şekilde yorumlanmasının yasaklanmasıdır. Yasak, Anayasa hükmünün lafzına değil, o hükmün bu amaçla kullanılabilir hâle getirilmesine yöneliktir.

Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması: hangi şartlar aranır?

  • Kullanılan hak ya da hürriyetin Anayasada tanınmış bir hak ya da hürriyet olması gerekir.
  • Hak ya da hürriyetin kullanımının, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı amaçlayan bir faaliyet biçimini alması gerekir.
  • Hak ya da hürriyetin kullanımının, insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan bir faaliyet biçimini alması gerekir.
  • Bir faaliyetin, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetleri yok etmeyi ya da Anayasada belirtilenden daha geniş biçimde sınırlandırmayı amaçlaması gerekir.
  • Anayasa hükmünün bu amaçlı faaliyete dayanak yapılacak biçimde yorumlanması, yorum yoluyla bu yasağın dışına çıkılmasını sağlamaz; bu yorum yasağa tabidir.
  • Yasaklanan faaliyetin, maddede tanımlanan amaç ile somut bir eylem arasında bağlantı bulunması gerekir.

Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması: hangi sonuçları doğurur?

  • Bir hak ya da hürriyet, bölünmez bütünlüğü bozma veya demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırma amacına yönelik bir faaliyet biçiminde kullanıldığında, o kullanım Anayasa koruması dışında kalır.
  • Anayasa hükümleri, hak ve hürriyetleri yok etmeye ya da Anayasada belirtilenden daha geniş biçimde sınırlamaya dayanak yapılamaz.
  • Bu yasaklara aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler kanunla düzenlenir; müeyyidenin türü ve uygulanma usulü bu kanuna bırakılmıştır.
  • Yasak kapsamındaki faaliyeti başkalarını teşvik veya tahrik eden kişi bakımından da müeyyide öngörülmesi, madde metninde doğrudan yer almaz; bu konu kanun koyucunun takdirine bırakılmıştır.
  • Faaliyetin amacı yasak kapsamında değilse, yani salt düşünce açıklaması veya Anayasanın öngördüğü sınırlama içindeki kullanım söz konusuysa, m.14 gereğince bir müeyyide doğmaz.
  • Madde yasağı tekrar eden bir hüküm değil, Anayasa hükümlerinin yorumunu ve hak kullanımını bir ölçüte bağlayan normatif bir sınırdır; aykırılık hâlinde hakkın koruması kendiliğinden ortadan kalkar.
  • Madde emredici niteliktedir; Anayasa koruması aykırı bir faaliyet bakımından sözleşme veya idari işlemle değiştirilemez.

Düşünce açıklaması ile faaliyet arasındaki fark nedir?

Salt düşüncenin açıklanması, fikrin ifadesi ve görüş bildirilmesi, faaliyet olarak değerlendirilmemesi gereken durumlar olarak tartışılır.

Maddenin 'faaliyet biçiminde kullanılamaz' ifadesi, amaca yönelik somut bir eylemi ölçüt alır.

Yasak, yalnızca amaçlanan sonuca yönelik eylemi kapsar; salt düşünce açıklaması bu yasağın doğrudan konusu değildir. Bu ayrım, maddenin 2001 değişikliğinde 'faaliyet' ifadesinin kullanılmasının amacıdır.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, hak ve hürriyetlerin kullanım biçimini yasaklar; bölünmez bütünlük ve demokratik ve lâik Cumhuriyet bakımından.

İkinci fıkra, Anayasa hükümlerinin yorumlanmasını yasaklar; hak ve hürriyetlerin yok edilmesi veya geniş sınırlandırılması bakımından.

Birinci fıkra kullanım eylemini, ikinci fıkra yorum faaliyetini hedefler. Yorum yoluyla birinci fıkradaki yasağın aşılmasına izin verilmez.

Devlete yönelik yetki kötüye kullanımı ile kişilere yönelik kötüye kullanım arasındaki fark nedir?

İkinci fıkra hem devleti hem de kişileri muhatap alır.

Birinci fıkra ağırlıklı olarak kişilerin hak kullanımını hedefler.

Devletin temel hakları yok etmesi veya sınırlama yetkisini Anayasanın öngördüğünün ötesinde kullanması da yasağın kapsamındadır.

Anayasada belirtilen sınırlama ile anayasada belirtilenden geniş sınırlama arasındaki fark nedir?

Anayasanın kendi öngördüğü sınırlamalar, bu maddenin yasağı dışındadır.

Anayasada öngörülenin ötesinde yapılan sınırlama, ikinci fıkranın kapsamına girer.

Sınırlama Anayasanın öngördüğü ölçüde kalırsa yasak doğmaz; ölçüyü aşan sınırlama amaçlanmışsa yasak işler.

Madde 14 ile madde 13 ve Madde 15 arasındaki fark nedir?

Madde 14, hakların amaç yönünden kötüye kullanılmasını yasaklar.

Madde 13 sınırlamanın genel koşullarını, Madde 15 olağanüstü hâlde durdurmayı düzenler.

Bir sınırlamanın geçerliliği m.13 koşullarına, olağanüstü hâl durdurması m.15 koşullarına bağlıdır; m.14 bu koşulların yerini almaz.

Temel hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılamaması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde metninde geçen 'faaliyet' ifadesini salt düşünce açıklamasını da kapsayacak biçimde genişletmek; yasak, amaca yönelik eylemle sınırlıdır.
  • Maddenin ilk hâlindeki 'kullanılamaz' ve 'amacıyla' ifadelerini esas alarak eski metne dayanmak; 2001 değişikliğinden sonraki metin geçerlidir.
  • Ders anlatımı ve eski kitaplardaki 'düşünce suçu' yorumunu güncel metne uygulamak; eski yorumlar değişiklikten önceki metni değerlendirmektedir.
  • Madde 14'ü sınırlama rejimi gibi düşünüp m.13 koşullarını aramak; m.14 bir sınırlama değil, kötüye kullanma yasağıdır.
  • Madde 14'ü olağanüstü hâl durdurmasıyla (m.15) karıştırmak; iki rejim ayrıdır.
  • Yorum yasağını hukuki yorum faaliyetinin tamamını engelleyecek biçimde anlamak; yasak, hakları yok etmeye ya da geniş sınırlamaya yönelik amacı olan yorumla sınırlıdır.
  • Bir kişinin milletvekili seçilmiş olmasını, m.14 kapsamındaki suç isnadının ortadan kalktığı anlamına getirmek; bu hâlin etkisi karar alıntılarında isnadın niteliğine göre değerlendirilmiştir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Anayasa Mahkemesi ve ceza mahkemeleri, bu maddenin yasakladığı faaliyetin amaç yönünden değerlendirilmesini esas alır; salt düşünce açıklaması ile amaçlanan faaliyet arasında açık bir ayrım yapar. (3. Ceza Dairesi, 2022/1232 E., 2022/8359 K., 22.11.2022; 3. Ceza Dairesi, 2022/7608 E., 2022/6526 K., 11.10.2022)
  • Ceza yargılamasında, bir kişinin milletvekili seçilmiş olması tek başına bu maddenin kapsamına giren suçun bulunmadığı sonucunu doğurmaz; isnat edilen suçun niteliği ayrıca değerlendirilir. (9. Ceza Dairesi, 2008/6292 E., 2008/11012 K., 15.10.2008)
  • Maddenin uygulandığı ceza davalarında, Anayasa'nın m.14 kapsamında bir suçun bulunup bulunmadığı, somut faaliyetin amacına göre belirlenir ve bu ölçüt dava dosyasındaki eylem değerlendirmesiyle birlikte ele alınır. (3. Ceza Dairesi, 2023/22679 E., 2025/11023 K., 15.04.2025; 3. Ceza Dairesi, 2023/12643 E., 2025/7518 K., 11.03.2025)
  • Ceza dairelerinin kararlarında, m.14'e dayalı bir suç isnadı bakımından ilgili ceza kanunu hükmünün ve m.14'ün birlikte uygulanması gerektiği kabul edilir. (16. Ceza Dairesi, 2020/2705 E., 2020/3678 K., 19.06.2020)

Nasıl ispat edilir?

  • Bir hak ya da hürriyetin m.14 kapsamında kötüye kullanıldığını ileri süren taraf, bu iddiasını dayanak eylemin amacını gösteren delillerle ispatlamakla yükümlüdür; salt düşünce açıklamasının bu amaca yönelik olduğunu ortaya koymak gerekir.
  • Faaliyetin bölünmez bütünlüğü bozmaya ya da demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmaya yönelik olduğunun ispatı için yazılı kayıt, belge, konuşma metni veya kayıt gibi somut deliller esas alınır.
  • Karşı taraf, eylemin amacının bu yasak kapsamında olmadığını, Anayasanın öngördüğü sınırlama içinde kaldığını ileri sürerek savunma yapabilir ve bu savunmayı ispatlamakla yükümlüdür.
  • Anayasanın yorumlanmasının yasağa aykırı olduğu iddiasında, yorumun hangi amaçla yapıldığını gösteren somut bir yazılı belge veya açık bir yorum metni aranır.
  • Müeyyidenin uygulanmasında, ilgili kanunda öngörülen ceza hükmüne uygun olarak suçun unsurları ayrıca ispatlanır; m.14'ün kendisi tek başına müeyyide doğurmaz.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2709 sayılı Kanun m.13: Hakların sınırlandırılmasının genel koşullarını düzenler; m.14'ün yasaklarının sınırlama rejimiyle karıştırılmaması gerekir.
  • 2709 sayılı Kanun m.15: Olağanüstü hâllerde hak ve hürriyetlerin durdurulmasını düzenler; m.14 ile ayrı bir rejimdir.
  • 2709 sayılı Kanun m.12: Temel hak ve hürriyetlerin niteliğini ve sahipliğini düzenler; m.14 bu hakların kötüye kullanılmasını yasaklar.
  • 2709 sayılı Kanun m.68: Siyasi partilerin Anayasaya aykırı faaliyetleri nedeniyle kapatılmasına ilişkin müeyyide hükümlerini içerir; m.14'ün ihlali hâlinde uygulanabilecek kurumsal bir müeyyidedir.

Anayasa m.15 — Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması

Anayasa'nın 15. maddesi, savaş, seferberlik veya olağanüstü hallerde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabilmesinin ve bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilmesinin koşullarını ve bu yetkinin sınırlarını düzenler. Madde, bu yetkinin kullanılabileceği hallerde bile dokunulamayacak çekirdek alanı da belirler. Kimin hangi tedbirleri alabileceğini, olağanüstü hal ilanının usulünü ve sürelerini düzenlemez; bunlar için 119. maddeye ve olağanüstü hal kanununa bakılır. Yabancılara ilişkin sınırlamalar ile temel hakların genel sınırlama ölçütleri (m.13) bu maddenin kapsamında değildir. Olağanüstü hal tedbirlerinin yargısal denetimi ve bireysel başvuru usulü de bu maddede düzenlenmemiştir.

Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması: hangi kavramlar bilinmeli?

Durdurma (kısmi veya tam)
Temel hak ve hürriyetin kullanılmasının olağanüstü durumda geçici olarak askıya alınmasıdır. Kısmi durdurmada hak kullanımı daraltılır, tam durdurmada kullanım geçici olarak tümüyle engellenir. Her iki hâlde de tedbir durumun gerektirdiği ölçüyü aşamaz.
Güvencelere aykırı tedbir
Anayasanın normal dönemde hak sahiplerine tanıdığı usul ve koruma garantilerinden sapan önlemlerdir. Hakkın kendisi ortadan kaldırılmaz, yalnızca bu hakka bağlı güvenceler ölçüsüz olmamak kaydıyla değiştirilebilir.
Milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler
Türkiye'nin taraf olduğu insan hakları sözleşmeleri başta olmak üzere, uluslararası hukuktan doğan bağlayıcı yükümlülüklerdir. Bu yükümlülüklerin ihlali, olağanüstü durumda dahi tedbirlerin meşruiyetini ortadan kaldırır.
Savaş hukukuna uygun fiiller
Uluslararası silahlı çatışma hukukuna göre yasal sayılan askeri eylemlerdir. Yalnız bu fiiller sonucu meydana gelen ölümler, yaşama hakkının çekirdek korumasının dışında tutulmuştur.
Çekirdek alan
Madde 15/2 uyarınca hiçbir hâlde durdurulamayan ve ihlal edilemeyen haklar ile ilkelerdir: yaşama hakkı, maddi ve manevi varlığın bütünlüğü, din-vicdan-düşünce özgürlüğü, geçmişe yürümezlik ve masumiyet karinesi. Bu alan, durdurma yetkisinin dışındadır.

Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması: hangi şartlar aranır?

  • Savaş, seferberlik veya olağanüstü hal gibi maddede sayılan durumlardan birinin fiilen mevcut olması gerekir.
  • Tedbirler, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükleri ihlal etmemelidir; Türkiye'nin taraf olduğu insan hakları sözleşmeleri bu bakımdan gözetilmelidir.
  • Alınan tedbir, durumun gerektirdiği ölçüde kalmalı; amaca elverişli, gerekli ve orantılı olmalıdır.
  • Tedbir, 15. maddenin ikinci fıkrasındaki çekirdek alana dokunmamalıdır; bu alanda hiçbir istisna yoktur.
  • Savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler, yaşama hakkı bakımından çekirdek korumanın dışında bırakılmıştır.

Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması: hangi sonuçları doğurur?

  • Savaş, seferberlik veya olağanüstü hal bulunduğunda ve koşullar varsa temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir.
  • Koşullar sağlanmadığında, yani durum yoksa veya tedbir ölçüyü aşıyorsa, durdurma ve güvencelere aykırı tedbirler hukuka aykırı olur.
  • Milletlerarası yükümlülüklerin ihlali hâlinde tedbirler, olağanüstü durum olsa bile geçerli kabul edilemez.
  • Çekirdek alandaki haklara yönelik tedbir, durdurma kararı veya olağanüstü durum gerekçesi ile dahi alınamaz; bu tür tedbirler iptal edilebilir nitelikte olur.
  • Yaşama hakkına, maddi ve manevi bütünlüğe, din-vicdan-düşünce özgürlüğüne, geçmişe yürümezlik ilkesine ve masumiyet karinesine dokunulamaz.
  • Kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz.
  • Suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.

Kısmi durdurma ile tam durdurma arasındaki fark nedir?

Kısmi durdurmada hakkın kullanımı yalnız belli ölçüde daraltılır ve hak özünü korur.

Tam durdurmada hakkın kullanımı geçici olarak tümüyle askıya alınır.

Tam durdurma en ağır tedbirdir ve yalnız durumun gerektirdiği ölçüde, süreyle sınırlı kullanılabilir; hangisinin seçileceği ölçülülük ilkesine bağlıdır.

Durdurma ile güvencelere aykırı tedbir arasındaki fark nedir?

Durdurmada hakkın kullanımı askıya alınır.

Güvencelere aykırı tedbirde hak varlığını korur, yalnızca bu hakka bağlı usul ve koruma garantileri değiştirilir.

İkisi de olağanüstü durumda ancak ölçülülük içinde mümkündür; ikisinde de çekirdek alan korunur.

Çekirdek alan hakları ile diğer temel haklar arasındaki fark nedir?

Yaşama hakkı, maddi ve manevi bütünlük, din-vicdan-düşünce özgürlüğü, geçmişe yürümezlik ve masumiyet karinesi 15/2 kapsamındadır.

Bu listede olmayan haklar, durdurma ya da güvence değişikliğine tabi olabilir.

Çekirdek haklar hiçbir olağanüstü durumda sınırlandırılamaz; diğer haklarda ise yalnız ölçülülük ve uluslararası yükümlülükler denetlenir.

Savaş hukukuna uygun ölümler ile diğer ölümler arasındaki fark nedir?

Savaş hukukuna uygun fiillerle meydana gelen ölümler yaşama hakkı kapsamının dışındadır.

Bu niteliği taşımayan ölümler yaşama hakkının çekirdek korumasına tabidir.

Savaş hukukuna uygun olmayan ölümler, olağanüstü durumda da ihlal sayılır.

Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Savaş, seferberlik veya olağanüstü hal ilanı bulunduğu için her tedbirin otomatik olarak meşru sayılması.
  • Kısmi durdurma ile tam durdurma arasındaki farkın gözden kaçırılması ve tam durdurmanın kısmi durdurma ölçüsünde değerlendirilmesi.
  • 15. maddenin ikinci fıkrasındaki çekirdek alanın olağanüstü hal ilanı ile birlikte daraltılabileceğinin düşünülmesi; bu alanda hiçbir istisna yoktur.
  • Savaş hukukuna uygun fiiller sonucu ölümler dışındaki yaşama hakkı ihlallerinin de bu istisnanın kapsamında sayılması.
  • Olağanüstü hal ilanının sebep, yer ve süre unsurlarını aşan tedbirlerin hukuka uygun sayılması.
  • Olağanüstü hal yönetim usulü ile 15. maddenin genel sınırlama hükmünü birbirine karıştırmak; 15. madde yalnız durdurma ve güvence değişikliği ölçütlerini düzenler.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Anayasa Mahkemesi ve idari yargı, olağanüstü hal tedbirlerinin ölçülülük ilkesine uygunluğunu denetlerken tedbirin gerçekten olağanüstü halin ilan amacına bağlı olup olmadığını inceler. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2023/32 E., 2023/37 K., 12.10.2023)
  • Olağanüstü hal ilanının sebep, yer ve süre unsurları ile sınırlı olduğu kabul edilir; bu unsurlardan çıkmayan tedbirlerin hukuka uygun sayılmayacağı belirtilir. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2023/32 E., 2023/37 K., 12.10.2023)
  • Çekirdek alan hakları, olağanüstü hal ilanı bulunsa bile ihlal edilemeyeceği için bu alanda yapılan tedbirlerin iptali gerektiği yönünde değerlendirme yapılır. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2023/32 E., 2023/37 K., 12.10.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Olağanüstü hal, savaş veya seferberlik durumunun fiilen varlığını ve tedbirin bu duruma bağlılığını, tedbiri uygulayan idare ayrıca ilan kararı ve ilgili belgelerle ispatlar.
  • Tedbirin durumun gerektirdiği ölçüde kaldığı ve orantılı olduğu, tedbiri uygulayan idarenin ispat yükü altındadır; kişi bu ölçüsüzlüğü ortaya koyan somut olguları ileri sürer.
  • Uluslararası yükümlülüklere uyum, ilgili insan hakları sözleşmelerinin metni ve tedbire ilişkin belgelerle değerlendirilir.
  • Çekirdek alana dokunulup dokunulmadığı, somut tedbir ve uygulamanın içeriği üzerinden belirlenir; ihlal iddiasını ileri süren kişi ilk olarak bu olguyu ortaya koymalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2709 sayılı Kanun m.119: Olağanüstü hal yönetimi usulünü düzenler; 15. maddedeki ilkeler doğrultusunda temel hakların nasıl sınırlanacağının kanunla belirleneceğini öngörür. Bu maddeyle birlikte okunmalıdır.
  • 2709 sayılı Kanun m.13: Temel hakların genel sınırlama ölçütlerini düzenler; olağanüstü durum dışındaki sınırlamalar için 15. maddenin yerine geçmez, ancak 15. madde ile birlikte değerlendirilir.
  • 2709 sayılı Kanun m.14: Temel hakların kötüye kullanılamayacağını ve yorumlanamayacağını düzenler; 15. maddenin kapsamıyla ilgili genel sınırları belirler.

Anayasa m.16 — Yabancıların durumu

Anayasa'nın 16. maddesi, temel hak ve hürriyetlerin yabancılar bakımından sınırlandırılmasının kaynağını ve şartlarını düzenler; yabancılara tanınan hakların kanunla ve milletlerarası hukuka uygun biçimde sınırlanabilmesini hükme bağlar. Madde, Türkiye'de bulunan tüm yabancılar bakımından uygulanır. Madde, sınırlamanın hangi haklarda ve hangi ölçüde yapılacağını, 13. maddedeki genel sınırlama güvencelerinin yabancılar için geçerli olup olmadığını, siyasal haklardan yabancıların yararlanma koşullarını ve vatandaşlara özgü hakların kapsamını düzenlemez; bu konular Anayasa'nın 13., 67, 68, 70 ve 74. maddeleri ile ilgili kanun hükümlerinde yer alır. Yabancıların giriş, kalış ve çıkışına ilişkin ayrıntılı usul ve esaslar ile sınır dışı işlemleri de madde kapsamında değildir ve 6458 sayılı Kanun'da düzenlenmiştir.

Yabancıların durumu: hangi kavramlar bilinmeli?

Temel hak ve hürriyetler
Anayasa'nın ikinci kısmında güvence altına alınan kişi hakları ve özgürlükleri. Madde, bunların yabancılar bakımından sınırlanmasını konu alır.
Milletlerarası hukuka uygunluk
Sınırlamanın Türkiye'nin bağlı olduğu uluslararası hukuk kurallarına, özellikle insan hakları sözleşmelerine ve teamül hukukuna aykırı olmamasını ifade eder. Bu ölçüt, iç hukuktaki sınırlama sebeplerinden bağımsız olarak denetlenir.
Kanunla sınırlama
Sınırlamanın bizzat kanun tarafından öngörülmesi gerektiğini ifade eder. Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve yönetmelik, sınırlamanın kendisini yaratamaz; ancak kanunla öngörülmüş sınırlamanın uygulanmasını ayrıntılandırabilir.
Genel sınırlama güvencesi (m.13)
Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ve temel hakların sınırlanmasında aranan genel ölçütler. Madde 16 uyarınca yabancılar bakımından bu güvenceler uygulanmaz.

Yabancıların durumu: hangi şartlar aranır?

  • Sınırlamanın yabancılara ilişkin olması, yani sınırlamanın Türk vatandaşı olmayan kişilere yönelik bir düzenleme olarak yapılmış olması gerekir.
  • Sınırlamanın bir temel hak ve hürriyet bakımından yapılması gerekir.
  • Sınırlamanın kanunla öngörülmüş olması, yürütmenin kararname veya yönetmelikle temel sınırlamayı kendiliğinden yaratmaması gerekir.
  • Sınırlamanın milletlerarası hukuka uygun olması gerekir.
  • Sınırlamanın, 13. maddedeki genel sınırlama ölçütlerine uymasına gerek yoktur; ancak bu, sınırlamanın keyfî olabileceği anlamına gelmez.

Yabancıların durumu: hangi sonuçları doğurur?

  • Kanunla ve milletlerarası hukuka uygun biçimde öngörülen sınırlama, yabancılar bakımından geçerli ve Anayasa'ya uygun kabul edilir.
  • Milletlerarası hukuka aykırı bir sınırlama, 13. maddeye uygun olsa bile Anayasa'ya uygun hale gelmez.
  • Kanunla öngörülmeyen, yalnızca kararname veya yönetmelikle getirilen sınırlama, 16. maddenin kanunilik şartını karşılamaz ve Anayasa'ya aykırılık doğurur.
  • Kanunla sınırlanabilecek olsa bile 13. maddedeki güvenceler yabancılar için bir güvence oluşturmaz; bu nedenle sınırlamanın ölçüsü ancak milletlerarası hukuk ve Anayasa'nın diğer ilkeleri ile denetlenir.
  • Vatandaşlara tanınan siyasal haklar yabancılar için kural olarak bulunmaz; yabancılara bu haklardan yararlanma ancak Anayasa'da açıkça öngörülmüşse tanınır.

Vatandaş ile yabancı (sınırlama rejimi) arasındaki fark nedir?

Vatandaşlar bakımından temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması Anayasa'nın 13. maddesindeki genel ölçütlere ve ilgili hakka özgü sınırlama sebeplerine bağlıdır.

Yabancılar bakımından sınırlama, 16. maddedeki iki şarta (milletlerarası hukuka uygunluk ve kanunilik) bağlıdır; 13. maddenin güvenceleri yabancılar için geçerli değildir.

Anayasa'da vatandaşlar için öngörülmemiş sebeplerle de yabancılar bakımından sınırlama yapılabilir; yeter ki iki şart gerçekleşsin.

Kanunilik ile yürütme düzenlemesi arasındaki fark nedir?

Sınırlamanın kendisi kanunla öngörülmelidir.

Kanunla öngörülmüş sınırlamanın ayrıntıları ve uygulaması yürütmenin düzenleyici işlemleriyle belirlenebilir.

Kararname veya yönetmelik, kanunda yer almayan yeni bir sınırlama getiremez.

Siyasal haklar ile temel haklar (yabancılar bakımından) arasındaki fark nedir?

Seçme-seçilme, siyasi faaliyet, siyasi parti kurma ve kamu hizmetine girme gibi haklar vatandaşlara ya da Türklere tanınmıştır.

Kişi hürriyeti ve güvenliği gibi 'herkes'e tanınan haklar kural olarak yabancılar tarafından da kullanılır.

Vatandaşlara özgü haklar yabancılar bakımından zaten doğmaz; 16. madde ise 'herkes'e tanınan haklar bakımından sınırlama yetkisi verir.

Yabancıların durumu: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • 13. maddedeki genel sınırlama güvencelerini yabancılar için de aramak; oysa bu güvenceler yabancılar bakımından geçerli değildir.
  • Kararname veya yönetmelikle yabancıların bir temel hakkını sınırlamayı, 16. maddenin kanunilik şartı yerine getirilmiş saymak.
  • Kanunla öngörülmüş sınırlamanın ayrıntılarını düzenleyen yönetmeliği, sınırlamanın kendisiyle karıştırmak.
  • Milletlerarası hukuka uygunluk şartını ihmal ederek yalnızca iç hukuktaki kanunilik şartına bakmak.
  • Vatandaşlara özgü siyasal hakları, 'herkes'e tanınan haklarla aynı rejime tabi tutmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yabancılara ilişkin sınırlamaların 13. maddedeki güvencelere bağlı olmadığı, buna karşın milletlerarası hukuka uygunluk ölçütüne tabi olduğu kabul edilmektedir. (1983/9 E., 1984/1 K., 26.01.1984)

Nasıl ispat edilir?

  • Yabancıya uygulanan sınırlamanın kanunla öngörüldüğünü, dayanak kanun hükmünü gösterme yükü sınırlamayı uygulayan idareye ya da devlete aittir.
  • Sınırlamanın milletlerarası hukuka uygunluğunu ortaya koyma yükü, sınırlamayı savunan tarafa düşer; sınırlamanın keyfî veya ayrımcı olduğunu ileri süren yabancı, bu iddiasını somut olaya dayandırmalıdır.
  • Yabancının, sınırlamanın vatandaşlara göre farklı ve daha ağır olduğu iddiası, karşılaştırmalı bir delille, örneğin aynı hakkı kullanan vatandaşa uygulanan düzenleme ile desteklenmelidir.
  • Yürütmenin düzenleyici işleminin kanunsuz sınırlama getirdiği iddiası, dayanak kanun hükmünün bulunmadığını gösteren belgelerle ileri sürülür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2709 sayılı Kanun m.13: Temel hakların sınırlanmasına ilişkin genel madde olup, 16. madde uyarınca yabancılar bakımından uygulanmaz; sınırlama rejiminin karşılaştırma noktasıdır.
  • 2709 sayılı Kanun m.67: Seçme ve seçilme ile siyasi faaliyet hakkı, yabancılar bakımından tanınmayan siyasal haklar arasında yer alır.
  • 2709 sayılı Kanun m.68: Siyasi parti kurma ve partilere girme hakkı vatandaşlara tanındığından yabancılar bakımından kural olarak bulunmaz.
  • 2709 sayılı Kanun m.70: Kamu hizmetine girme hakkı Türklere tanındığından, yabancılar bakımından 16. maddenin kapsamı dışında kalan bir sınırlama konusudur.
  • 2709 sayılı Kanun m.74: Dilekçe hakkı, karşılıklılık esasıyla Türkiye'de ikamet eden yabancılara tanınmıştır; 16. maddenin uygulama alanındaki istisnalardan biridir.
  • 6458 sayılı Kanun: Yabancıların giriş, kalış ve çıkış usulleri ile temel hakların yabancılar bakımından sınırlanmasına ilişkin somut kanuni sınırlamaları içerir.

Konuda geçen kararlar

20 karar
  1. 1983/9 E., 1984/1 K., 26.01.1984
    İlgili madde: m.16
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2023/593 E., 2025/686 K., 05.11.2025
    İlgili madde: m.12
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2025/378 E., 2025/494 K., 10.09.2025
    İlgili madde: m.12
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2023/906 E., 2025/361 K., 28.05.2025
    İlgili madde: m.12
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2024/250 E., 2025/354 K., 28.05.2025
    İlgili madde: m.12
  6. Hukuk Genel Kurulu, 2023/615 E., 2025/217 K., 09.04.2025
    İlgili madde: m.12
  7. Hukuk Genel Kurulu, 2019/767 E., 2022/631 K., 28.04.2022
    İlgili madde: m.13
  8. Hukuk Genel Kurulu, 2016/411 E., 2019/567 K., 16.05.2019
    İlgili madde: m.13
  9. Hukuk Genel Kurulu, 2015/536 E., 2019/388 K., 02.04.2019
    İlgili madde: m.13
  10. Hukuk Genel Kurulu, 2017/3167 E., 2019/36 K., 29.01.2019
    İlgili madde: m.13
Diğer 10 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2015/1751 E., 2018/1790 K., 27.11.2018
    İlgili madde: m.13
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2018/606 E., 2018/1331 K., 19.09.2018
    İlgili madde: m.13
  3. 3. Ceza Dairesi, 2023/22679 E., 2025/11023 K., 15.04.2025
    İlgili madde: m.14
  4. 3. Ceza Dairesi, 2023/12643 E., 2025/7518 K., 11.03.2025
    İlgili madde: m.14
  5. İdare Dava Daireleri Kurulu, 2023/32 E., 2023/37 K., 12.10.2023
    İlgili madde: m.15
  6. 3. Ceza Dairesi, 2022/1232 E., 2022/8359 K., 22.11.2022
    İlgili madde: m.14
  7. 3. Ceza Dairesi, 2022/7608 E., 2022/6526 K., 11.10.2022
    İlgili madde: m.14
  8. 16. Ceza Dairesi, 2020/2705 E., 2020/3678 K., 19.06.2020
    İlgili madde: m.14
  9. 9. Ceza Dairesi, 2008/6292 E., 2008/11012 K., 15.10.2008
    İlgili madde: m.14
  10. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi, 2023/1806 E., 2024/2092 K., 26.12.2024
    İlgili madde: m.12

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 03.10.2001 (m.13).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 2.1. Temel Hak ve Hürriyetler Giriş bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış