Anayasa › Temel haklar ve ödevler › Kişinin hakları ve ödevleri
Kişinin hakları ve ödevleri, özel hayatın gizliliği ve korunması
Kısaca
Anayasa m.17, kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı başlığı altında yaşama hakkını, vücut bütünlüğünü, bilimsel ve tıbbi deneylere karşı korumayı, işkence ve eziyet ile insan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza ve muamele yasağını düzenler.
Kapsam
Bu konu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.17–27 hükümlerini kapsar.
- Anayasa m.17Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı
- Anayasa m.18Zorla çalıştırma yasağı
- Anayasa m.19Kişi hürriyeti ve güvenliği
- Anayasa m.20Özel hayatın gizliliği
- Anayasa m.21Konut dokunulmazlığı
- Anayasa m.22Haberleşme hürriyeti
- Anayasa m.23Yerleşme ve seyahat hürriyeti
- Anayasa m.24Din ve vicdan hürriyeti
- Anayasa m.25Düşünce ve kanaat hürriyeti
- Anayasa m.26Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti
- Anayasa m.27Bilim ve sanat hürriyeti
Anayasa m.17 — Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı
Anayasa m.17, kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı başlığı altında yaşama hakkını, vücut bütünlüğünü, bilimsel ve tıbbi deneylere karşı korumayı, işkence ve eziyet ile insan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza ve muamele yasağını düzenler. Ayrıca birinci fıkra kapsamının dışında kalan, kanunca izin verilen zorunlu hallerde meydana gelen öldürme fiillerini belirler. Kurala, devlet ile birey arasındaki ilişkide kamu gücü kullanan merciler bakımından olduğu kadar, bireyler arasındaki ilişkilerde de kişi dokunulmazlığının korunmasında başvurulan bir çerçeve olarak uygulanır. Maddede süre, tutar veya ayrıntılı usul düzenlenmez; yakalama ve tutuklama usulü m.19'da, zorla çalıştırma yasağı m.18'de düzenlenmiştir. Maddenin düzenlemediği konular ise kişi hürriyeti ve güvenliği ile yakalama-tutuklama usulü (m.19), zorla çalıştırma (m.18), özel hayatın gizliliği (m.20) ve kişinin manevi varlığına ilişkin ayrıntılı haklardır; bu konular ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Ayrıca sağlık hizmetine ilişkin rıza ayrıntıları ile kişilik haklarının hukuk davasında korunma yolları Anayasa m.17'de değil, ilgili kanunlarda ve Türk Medeni Kanunu hükümlerinde yer alır.
Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kişi dokunulmazlığı
- Kişinin hayatına, maddi varlığına (vücut bütünlüğüne) ve manevi varlığına (şerefine) devlet tarafından müdahale edilememesi anlamına gelen temel haktır. Metin, bu hakkın üç yönünü, yaşama hakkını, vücut bütünlüğünü ve manevi bütünlüğü birlikte ele alır.
- Vücut bütünlüğü
- Kişinin bedenine yapılan müdahalelerin ancak tıbbi zorunluluk veya kanunda yazılı hal varsa mümkün olduğu, aksi hâlde kişinin rızasına bağlı olduğu alandır. Rıza, tıbbi müdahalelerde ve bilimsel deneylerde aranan temel ölçüttür.
- İşkence ve eziyet
- Kişiye fiziksel veya ruhsal acı ya da ağır baskı uygulanmasıdır. Metin bu yasağı mutlak nitelikte kurar; herhangi bir gerekçe ya da durum işkenceyi meşru kılmaz.
- İnsan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muamele
- İşkence düzeyine ulaşmasa da kişinin insan olarak onurunu zedeleyen ceza ve muamele biçimidir. Yasağın kapsamı, işkence yasağından daha geniştir.
- Zorunlu öldürme hali
- Birinci fıkra hükmünün dışında kalan, kanunun izin verdiği ve Anayasada sayılan hallerde silah kullanılması sonucu meydana gelen öldürme fiilleridir. Bu fiiller yaşama hakkının ihlali sayılmaz.
Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı: hangi şartlar aranır?
- Dokunulma, tıbbi zorunluluk veya kanunda yazılı bir hal bulunmadığı sürece gerçekleşmemelidir.
- Bilimsel veya tıbbi deneye tabi tutma, kişinin rızası alınmadan yapılmamalıdır.
- Kişiye işkence veya eziyet uygulanmamalıdır; bu yasak herhangi bir gerekçeyle sınırlanamaz.
- Kişiye insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir ceza veya muamele uygulanmamalıdır.
- Öldürme fiilinin birinci fıkra kapsamı dışında sayılabilmesi için meşru müdafaa, yakalama veya tutuklama kararının yerine getirilmesi, tutuklu veya hükümlünün kaçmasının önlenmesi, ayaklanma veya isyanın bastırılması ya da olağanüstü hallerde yetkili merciin emirlerinin uygulanması hallerinden birinin bulunması gerekir.
- Bu hallerde silah kullanılması kanunun cevaz verdiği zorunlu bir durum olmalıdır; kanunun cevaz vermediği durumlarda öldürme bu istisnadan yararlanamaz.
Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı: hangi sonuçları doğurur?
- Tıbbi zorunluluk veya kanunda yazılı bir hal yoksa ve kişi rıza göstermemişse vücut bütünlüğüne yapılan müdahale hukuka aykırı olur.
- Rızası olmadan bilimsel veya tıbbi deneye tabi tutulan kişi bakımından bu işlem Anayasaya aykırıdır.
- İşkence, eziyet ya da insan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza ve muamele uygulanması hiçbir gerekçeyle meşru değildir ve bunların sonucunda doğan haklar Anayasa ile korunur.
- Birinci fıkra kapsamı dışındaki ölüm hâllerinde (istisna fıkrasında sayılan hallerde, kanunun cevaz verdiği zorunlu silah kullanımı sonucunda) yaşama hakkının ihlali söz konusu olmaz.
- Kanunun cevaz vermediği ya da zorunluluk aranmadan silah kullanılarak meydana gelen öldürme, istisna kapsamında değerlendirilemez ve birinci fıkra ihlali doğurur.
- Kişi dokunulmazlığına aykırı olarak yapılan işlemlere karşı genel hukuk yolları (hukuk ve ceza davası) açıktır; m.17 bu yolları ayrıca düzenlemez.
Tıbbi müdahale ile bilimsel deney arasındaki fark nedir?
Tıbbi zorunluluk, tıbbi müdahalenin hekimce gerekli görülmesi hâlidir ve bu hâlde kişinin vücuduna dokunulabilir.
Bilimsel deney ise tıbbi zorunluluk olsa bile kişinin rızası olmadan yapılamaz; metin rızayı deney bakımından ayrıca arar.
Tıbbi zorunluluk bulunan müdahale yapılabilir, ancak bilimsel deneyde rıza ayrıca aranır.
Birinci fıkra ile ikinci istisna fıkrası arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra yaşama hakkını ve kişi dokunulmazlığını genel olarak korur.
İstisna fıkrası, sayılan hallerde meydana gelen öldürme fiillerini birinci fıkra hükmünün dışında bırakır.
Sayılan hallerde gerçekleşen öldürme, yaşama hakkının ihlali sayılmaz; hal dışında öldürme birinci fıkra kapsamında kalır.
Mutlak yasak ile sınırlanabilir yasak arasındaki fark nedir?
İşkence ve eziyet yasağı mutlaktır; metin bunda istisna tanımaz.
Vücut bütünlüğü ise tıbbi zorunluluk ve kanunda yazılı hallerle sınırlanabilir.
İşkence yasağı hiçbir gerekçeyle aşılamazken vücut bütünlüğüne müdahale kanunda öngörülen hallerde mümkündür.
Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Anayasa m.17'nin istisna fıkrasını genel bir yetki gibi okuyup, sayılan hal dışında silah kullanılmasını da birinci fıkra dışında saymak; istisna yalnız sayılan ve kanunun cevaz verdiği hallerde geçerlidir.
- Tıbbi zorunluluğu rızanın yerine koymak; bilimsel deneyde tıbbi zorunluluk olsa bile rıza ayrıca aranır.
- İşkence ve eziyet yasağını sınırlanabilir bir yasak gibi değerlendirmek; bu yasak mutlaktır ve hiçbir gerekçeyle aşılamaz.
- Vücut bütünlüğüne müdahalenin yalnızca hekimin kararıyla yapılabileceğini düşünmek; metin, tıbbi zorunluluk ya da kanunda yazılı hallerin varlığını arar ve rızayı ayrıca koşullar.
- Yaşama hakkı kapsamındaki istisnayı, kanunda öngörülmemiş durumlara genişletmek; istisna kanunun cevaz verdiği zorunlu hallerle sınırlıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kişi beden bütünlüğü üzerindeki tasarruf hakkının kişinin kendisinde olduğu ve bu hakkın iç hukukta Anayasa m.17 ile korunduğu kabul edilmektedir. (Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/642 E., 2024/609 K., 30.04.2024)
- Anayasa m.17 kapsamında kişinin şeref ve itibarına üçüncü kişilerin saldırılarını önlemek devletin görevleri arasında sayılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/355 E., 2022/1225 K., 04.10.2022)
- Anayasa m.17 maddesi hukuk yargılamasında kişi dokunulmazlığına ilişkin uyuşmazlıkların değerlendirilmesinde temel dayanak olarak kullanılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/226 E., 2024/234 K., 15.05.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2022/33 E., 2023/377 K., 26.04.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2021/370 E., 2022/1622 K., 29.11.2022; Hukuk Genel Kurulu, 2021/15 E., 2022/1276 K., 11.10.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Vücut bütünlüğüne müdahaleyi iddia eden kişi, müdahalenin rıza dışında yapıldığını ve tıbbi zorunluluk ya da kanunda yazılı bir halin bulunmadığını ileri sürmek ve ispatlamakla yükümlüdür.
- Müdahaleyi yapan taraf, tıbbi zorunluluk, kişinin rızası ya da kanunda yazılı bir halin varlığını savunuyorsa bunu ispatlamalıdır; rıza için yazılı onam gibi belgeler en güçlü delildir.
- Bilimsel veya tıbbi deneyde rızanın varlığı iddia edilen taraf rızayı ispatlamakla yükümlüdür; rızanın bulunmaması durumunda işlemin hukuka aykırılığı kabul edilir.
- Öldürme fiilinin birinci fıkra dışında kaldığını savunan kamu görevlisi, silah kullanımının m.17'de sayılan hallerden birine ve kanunun cevaz verdiği zorunluluğa dayandığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Dava dosyasında olay yeri tespiti, tanık beyanı ve tıbbi raporlar, işkence, eziyet ya da zorunlu öldürme iddialarının değerlendirilmesinde temel delildir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2709 sayılı Kanun m.19: Kişi hürriyeti ve güvenliğini düzenler; m.17 istisna fıkrasında sayılan yakalama ve tutuklama kararının yerine getirilmesi halinin usulünü bu madde belirler.
- 2709 sayılı Kanun m.18: Zorla çalıştırma yasağını düzenler; m.17 ile birlikte kişinin maddi varlığının korunmasının diğer yönünü oluşturur.
- 2709 sayılı Kanun m.16: Temel hak ve hürriyetlerin yabancılar bakımından sınırlandırılmasına ilişkindir; m.17'nin yabancılar bakımından uygulanmasında dikkate alınır.
Anayasa m.18 — Zorla çalıştırma yasağı
Anayasa m.18, zorla çalıştırma yasağını ve angarya yasağını düzenler; birinci fıkrada hiç kimsenin zorla çalıştırılamayacağı ve angaryanın yasak olduğu belirtilir, ikinci fıkrada ise zorla çalıştırma sayılmayan dört hal sıralanır: hükümlülük ve tutukluluk süreleri içindeki çalıştırmalar, olağanüstü hallerde vatandaşlardan istenecek hizmetler ve vatandaşlık ödevi niteliğindeki beden ve fikir çalışmaları. Kural, devlet ile birey arasındaki ilişkide kamu gücüne karşı uygulanır; özel hukuk ilişkilerinde de işçi-işveren ya da sözleşme taraflarının iradesini sakatlayan zorlamalar bakımından bu hükmün kapsamına girer. Madde, çalışma şartlarını, çalışma süresini, dinlenme hakkını, sendika ve toplu iş sözleşmesi haklarını düzenlemez (m.49, m.51, m.53); kişi hürriyeti ve güvenliğine ilişkin tutukluluk ve gözaltı usulleri (m.19) ile yaşam ve vücut bütünlüğü (m.17) ayrı maddelerde yer alır. Ayrıca hükümlülük ve tutukluluk süreleri içindeki çalıştırmanın infaz usulü de kanunla ayrıca düzenlenir; bu usul ve sınırlar madde metninde yer almaz.
Zorla çalıştırma yasağı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Zorla çalıştırma
- Kişinin iradesine aykırı olarak, onun rızası dışında bir iş görmeye zorlanması durumudur. Karşılığında ücret ödenmiş olsa bile iradeye aykırılık varsa zorla çalıştırma kavramı gerçekleşir.
- Angarya
- Karşılıksız, yani ücret ödenmeden yapılan zorla çalıştırmadır. Maddenin birinci fıkrasında ayrıca ve mutlak biçimde yasaklanmıştır.
- Hükümlülük süreleri içindeki çalıştırma
- Mahkûm edilmiş kişinin cezası süresince, kanunda gösterilen şekil ve şartlara uygun olarak yapılan çalıştırmadır. Madde bu çalıştırmanın şekil ve şartlarını kanuna bırakır.
- Tutukluluk süreleri içindeki çalıştırma
- Tutuklu bulunan kişinin tutukluluk süresi boyunca, kanunla belirlenen şekil ve şartlarda yapılan çalıştırmadır. Tutuklunun henüz mahkûm olmaması, bu çalıştırmanın dayanağını ortadan kaldırmaz; ancak koşulları kanun belirler.
- Olağanüstü hal hizmeti
- Olağanüstü hallerde vatandaşlardan istenebilen hizmettir. Hizmetin kapsamı ve şartları olağanüstü halin gerektirdiği ölçüyle sınırlıdır ve kanunla düzenlenir.
- Vatandaşlık ödevi niteliğindeki çalışma
- Ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen beden veya fikir çalışmasıdır. Bu çalışmanın ülke ihtiyacına dayanması ve vatandaşlık ödevi olarak öngörülmesi gerekir.
Zorla çalıştırma yasağı: hangi şartlar aranır?
- Zorla çalıştırmanın varlığı için kişinin iradesine aykırı bir çalıştırma bulunmalıdır; karşılığında ücret ödenmesi tek başına bu niteliği ortadan kaldırmaz.
- Angarya sayılabilmesi için çalıştırmanın karşılıksız olması gerekir; ücret ya da karşılık yoksa ve kişi zorlanmışsa birinci fıkra bakımından yasak kapsamına girer.
- Hükümlülük veya tutukluluk süreleri içindeki çalıştırma, zorla çalıştırma sayılabilmek için değil, sayılmamak için kanunda gösterilen şekil ve şartlara uygun olmalıdır.
- Olağanüstü hallerde vatandaşlardan istenen hizmetin olağanüstü halin gerektirdiği kapsamda ve vatandaşlardan istenmiş olması gerekir.
- Ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen çalışmanın vatandaşlık ödevi niteliğinde olması ve beden ya da fikir çalışması olarak düzenlenmiş bulunması gerekir.
- Yukarıdaki istisnalardan birine girmeyen her zorlama, istisna kapsamında değerlendirilemez ve zorla çalıştırma yasağına tabi olur.
Zorla çalıştırma yasağı: hangi sonuçları doğurur?
- Zorla çalıştırma yasağı kapsamındaki bir çalıştırma, kişinin iradesine aykırıysa hukuka aykırı sayılır ve yapılan çalıştırmanın dayanağı olan sözleşme veya taahhüt hükmü geçersiz olur.
- Angarya niteliği taşıyan bir çalıştırma, ücret ödenmiş olsa dahi mutlak olarak yasaktır ve bu yasağın dışında bir karşılık bu yasağı ortadan kaldırmaz.
- Hükümlülük veya tutukluluk süreleri içindeki çalıştırma, kanunda gösterilen şekil ve şartlara uygun yapıldığında zorla çalıştırma sayılmaz.
- Olağanüstü hal hizmeti, olağanüstü hallerde vatandaşlardan istenebilir ve bu durumda zorla çalıştırma sayılmaz.
- Ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlık ödevi niteliğindeki beden ve fikir çalışmaları da zorla çalıştırma sayılmaz.
- Yukarıdaki dört halin dışında kalan ve kişinin iradesine aykırı yürütülen çalıştırmalar, zorla çalıştırma yasağına aykırı olur.
- Maddenin ikinci fıkrasındaki istisnalar kanunla ayrıca düzenlenmesi öngörülen şekil ve şartlara bağlıdır; bu şekil ve şartlara uyulmaması istisnanın kapsamını daraltır.
Angarya ile zorla çalıştırma arasındaki fark nedir?
Angarya karşılıksız zorla çalıştırmadır; birinci fıkra ile mutlak olarak yasaklanmıştır.
Zorla çalıştırma, karşılığında ücret ödenen ama iradeye aykırı çalıştırmadır; ikinci fıkrada sayılan hallerde kanun tarafından izin verilebilir.
Angarya hiçbir istisnaya tabi değildir; ücretli zorla çalıştırma ise yalnızca ikinci fıkradaki dört halde zorla çalıştırma sayılmaz. Uygulamada ayrımın yapılıp yapılmayacağı tartışmalıdır: bazı görüşler bu iki kavramı ayırır, bazıları ayrımın m.18 metninde bulunmadığını savunur.
Hükümlülük süreleri içindeki çalıştırma ile tutukluluk süreleri içindeki çalıştırma arasındaki fark nedir?
Hükümlülük süreleri içindeki çalıştırma, mahkûm edilmiş kişinin cezası süresince yapılır.
Tutukluluk süreleri içindeki çalıştırma, henüz mahkûm olmayan tutuklu kişiye ilişkindir.
Her iki hal de kanunla belirlenecek şekil ve şartlara bağlanmıştır; mahkûmiyet kesinleşmeden yapılan çalıştırma ile kesinleşmiş mahkûmiyet sonrası çalıştırma aynı maddede farklı kalıplarda sayılmıştır.
Olağanüstü hal hizmeti ile ülke ihtiyacına dayalı vatandaşlık ödevi arasındaki fark nedir?
Olağanüstü hal hizmeti, olağanüstü hallerde vatandaşlardan istenen hizmettir.
Vatandaşlık ödevi niteliğindeki çalışma, olağanüstü hal olmaksızın ülke ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülür.
İki hal de zorla çalıştırma sayılmamasına rağmen dayanakları farklıdır: birincisi olağanüstü hal, ikincisi ülke ihtiyacı ve vatandaşlık ödevidir.
Beden çalışması ile fikir çalışması arasındaki fark nedir?
Beden çalışması fiziksel emeği içeren vatandaşlık ödevidir.
Fikir çalışması zihinsel katkıyı içeren vatandaşlık ödevidir.
Her iki tür de ülke ihtiyacının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülebilir; biri diğerinin yerine geçmez, ancak madde ikisini de aynı istisnada saymıştır.
Zorla çalıştırma yasağı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ücret ödenmiş olmasını angarya yasağının ortadan kalkması sayarak, karşılıklı zorla çalıştırmanın m.18/2 kapsamında serbest olduğunu düşünmek; birinci fıkra karşılıksız çalıştırmayı mutlak olarak yasaklar, ücretli bir zorlama ise ancak ikinci fıkradaki hallerde istisna kapsamındadır.
- Hükümlülük veya tutukluluk süreleri içindeki çalıştırmayı kanundaki şekil ve şartlara bakmadan istisna saymak; istisna yalnızca kanunla düzenlenmiş şekil ve şartlara uyulduğunda geçerlidir.
- Olağanüstü hal hizmetini olağanüstü hal ilan edilmemiş bir dönemde uygulamak; bu istisnanın dayanağı olağanüstü hal durumudur.
- Vatandaşlık ödevi niteliğindeki çalışmayı, ülke ihtiyacının zorunlu kıldığı alan dışında bir alanda öngörülmüş saymak; istisnanın kapsamı bu alanla sınırlıdır.
- Maaş iadesi gibi taahhüt senetlerini salt sözleşme serbestisi gerekçesiyle geçerli saymak; senet hükmü angarya yasağına aykırı ise geçersiz sayılır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Maaşın iadesine ilişkin yüklenme veya taahhüt senetlerinde, ödenen maaşın geri alınmasını öngören hükmün angarya yasağına aykırı sayılarak geçersiz kabul edildiği görülmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2025/489 E., 2025/3975 K., 11.09.2025; 3. Hukuk Dairesi, 2024/2254 E., 2025/1423 K., 10.03.2025)
- Maaş dışında yapılan başka bir harcama iddiası varsa, bu iddianın senet hükmünün geçersizliğini ortadan kaldırıp kaldırmadığı ayrıca değerlendirilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2025/489 E., 2025/3975 K., 11.09.2025)
- Bilirkişi raporunun denetime elverişli ve uyuşmazlığı çözer nitelikte olup olmadığı incelenerek angarya yasağı kapsamındaki çalıştırmanın varlığı tespit edilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2023/5370 E., 2024/3757 K., 20.11.2024; 3. Hukuk Dairesi, 2023/5338 E., 2024/3638 K., 18.11.2024)
- Angarya yasağının m.18 ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği, ilgili hükmün m.18'e dayanarak uygulandığı kabul edilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2023/5331 E., 2024/3447 K., 31.10.2024; 3. Hukuk Dairesi, 2023/5625 E., 2024/3363 K., 30.10.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Zorla çalıştırma veya angarya iddiasını ileri süren taraf, çalıştırmanın kişinin iradesine aykırı ve karşılıksız olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Yazılı sözleşme, taahhüt senedi veya yüklenme senedi, çalıştırmanın ve karşılığın varlığını gösteren başlıca delildir; bu belgelerin içeriği angarya yasağına aykırılık yönünden incelenir.
- Karşı taraf, çalıştırmanın m.18/2 kapsamında sayılan bir istisna hâline girdiğini ya da karşılığın ödendiğini savunursa bu savunmayı ispatlamakla yükümlüdür.
- Hükümlülük veya tutukluluk süreleri içindeki çalıştırmanın kanunda gösterilen şekil ve şartlara uygun olduğu iddiası, bu şekil ve şartların varlığını gösteren resmî belgelerle ispatlanır.
- Maaş iadesi gibi taahhüt senetlerinde, senedin dayanağının angarya niteliği taşıyıp taşımadığı, senet hükmünün içeriği ve taraflar arasındaki ilişki birlikte değerlendirilerek belirlenir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2709 sayılı Kanun m.17: Vücut bütünlüğü ve kişi dokunulmazlığı ile işkence ve eziyet yasağını düzenler; m.18 ile birlikte kişinin bedensel ve manevi bütünlüğünü korur.
- 2709 sayılı Kanun m.19: Kişi hürriyeti ve güvenliğini düzenler; tutukluluk süreleri içindeki çalıştırmanın dayanağı olan tutuklama ve gözaltı usulü bu madde ile belirlenir.
- 2709 sayılı Kanun m.40: Anayasa ile tanınan hak ve hürriyetlerin ihlali halinde başvuru imkânını düzenler; zorla çalıştırma yasağının ihlali bu yolla da ileri sürülebilir.
Anayasa m.19 — Kişi hürriyeti ve güvenliği
Anayasa'nın 19. maddesi, herkesin kişi hürriyeti ve güvenliğine sahip olduğunu ilke olarak koyar ve bu hakka müdahalenin hangi hallerde ve hangi güvencelerle yapılabileceğini düzenler. Düzenlediği konular; kişi hürriyeti ve güvenliğinin ilkesi, hakim kararıyla tutuklama koşulları, hakim kararı olmadan yakalamanın halleri, yakalanan ve tutuklananlara bildirim yükümlülüğü, hâkim önüne çıkarma süreleri, yakınlara bildirim, makul süre içinde yargılanma ve tahliye talep hakkı, yargı yoluna başvuru hakkı ile haksız müdahalenin tazmini ilkesidir. Kuralların kime uygulandığı bakımından madde, Türkiye'de bulunan herkesi ve yakalanan, tutuklanan ya da hürriyeti kısıtlanan kişileri kapsar. Madde, tutuklamanın ve tutukluluğun ayrıntılı usulünü (Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri), tutukluluk incelemesini, tahliye kararlarının içeriğini ve tazminat davasının usul kurallarını düzenlemez; bunlar kanuna ve ilgili kanun yollarına bırakılmıştır.
Kişi hürriyeti ve güvenliği: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kişi hürriyeti ve güvenliği
- Kişinin vücut ve hareket serbestisine sahip olması, yani fiziksel olarak özgürlüğünü koruyan haktır. Hakkın korunması için kişinin hareket serbestisinin maddi olarak sınırlandırılmış olması, yani belirli bir yerde rızası dışında bir süre fiziksel olarak tutulması gerekir.
- Kuvvetli belirti
- Kişinin suçu işlediğine dair, somut olaylara dayanan ve tutuklama için yeterli görülen şüphe düzeyidir. Yalnızca tahmin ya da genel kuşku bu düzeyi karşılamaz.
- Tutuklama
- Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişinin, yalnızca madde metninde sayılan hallerde ve hakim kararıyla hürriyetinden yoksun bırakılmasıdır.
- Yakalama
- Kişinin hürriyetinin kısa süreli olarak kolluk ya da yetkili makamlarca kısıtlanmasıdır. Hakim kararı olmadan yapılabilmesi için suçüstü hali ya da gecikmesinde sakınca bulunması gerekir.
- Suçüstü hali
- Suçun işlendiği sırada ya da hemen sonrasında failin yakalanabildiği durumdur. Bu halde hakim kararı aranmaksızın yakalama yapılabilir.
- Toplu suç
- Birden fazla kişinin birlikte işlediği ve madde metninde ayrı süre rejimine bağlanan suçlardır. Yalnızca bu tür suçlarda hâkim önüne çıkarma süresi uzamaktadır.
- Hâkim önüne çıkarma
- Yakalanan ya da tutuklanan kişinin hakim huzurunda, hürriyetinin kısıtlanmasının hukuka uygunluğunun denetlenmesi için getirilmesidir. Kişinin tutulduğu yerden en yakın mahkemeye gönderilmesi için gereken süre bu sürenin dışında tutulur.
- Angarya
- Kişinin rızası dışında ve karşılıksız yaptırılan zorunlu çalışmadır. Madde 19 kapsamında değil, Anayasa'nın 18. maddesi kapsamında değerlendirilir.
Kişi hürriyeti ve güvenliği: hangi şartlar aranır?
- Hakim kararıyla tutuklama yapılabilmesi için kişinin hakkında kuvvetli belirti bulunması gerekir.
- Hakim kararıyla tutuklama yalnızca kaçmanın, delillerin yok edilmesinin ya da değiştirilmesinin önlenmesi maksadıyla veya tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde yapılabilir.
- Hakim kararı olmadan yakalama yapılabilmesi için suçüstü hali ya da gecikmesinde sakınca bulunan bir durumun bulunması gerekir ve bu hallerin şartları kanunla gösterilmelidir.
- Yakalanan veya tutuklanan kişiye yakalama veya tutuklama sebepleri ile haklarındaki iddialar derhal bildirilmelidir; bu bildirim yazılı yapılır, yazılı bildirimin mümkün olmadığı hallerde sözlü yapılabilir.
- Toplu suçlarda bildirim, en geç hâkim huzuruna çıkarılıncaya kadar yapılmalıdır.
- Yakalanan veya tutuklanan kişi, tutulduğu yerden en yakın mahkemeye gönderilmesi için gereken süre hariç en geç kırksekiz saat içinde hâkim önüne çıkarılmalıdır.
- Toplu olarak işlenen suçlarda hâkim önüne çıkarma süresi en çok dört gün olabilir.
- Bu sürelerden sonra hakim kararı olmaksızın kişinin hürriyetinden yoksun bırakılması yapılamaz.
- Yakalanan veya tutulan kişinin yakınlarına derhal bildirim yapılmalıdır.
Kişi hürriyeti ve güvenliği: hangi sonuçları doğurur?
- Kuvvetli belirti bulunan kişi, madde metninde sayılan hallerde hakim kararıyla tutuklanabilir; bu koşullar gerçekleşmezse tutuklama yapılamaz.
- Hakim kararı olmadan yapılan yakalama, suçüstü hali veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde geçerlidir; bu hallerin dışında yapılan yakalama hukuka aykırıdır.
- Yakalanan veya tutuklanan kişi kırksekiz saat içinde (toplu suçta en çok dört gün içinde) hâkim önüne çıkarılmazsa, bu sürelerden sonra hakim kararı olmaksızın hürriyetinden yoksun bırakılamaz.
- Olağanüstü hal ve savaş hallerinde madde metnindeki süreler uzatılabilir; olağan dönemde uzatma yapılamaz.
- Yakalama ya da tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar derhal bildirilmezse, bu bildirim yükümlülüğüne aykırılık oluşur.
- Kişinin yakalandığı veya tutuklandığı yakınlarına derhal bildirilmelidir.
- Tutuklanan kişi makul süre içinde yargılanma ve soruşturma ya da kovuşturma sırasında serbest bırakılma isteme hakkına sahiptir; serbest bırakma ilgilinin duruşmada hazır bulunmasını ya da hükmün yerine getirilmesini sağlayacak bir güvenceye bağlanabilir.
- Hürriyeti kısıtlanan herkes, durumu hakkında kısa sürede karar verilmesi ve kısıtlamanın kanuna aykırı olması halinde hemen serbest bırakılması için yetkili yargı mercine başvurabilir.
- Bu esaslar dışında bir işleme tabi tutulan kişilerin uğradığı zarar, tazminat hukukunun genel ilkelerine göre Devletçe ödenir.
Hakim kararıyla tutuklama ile hakim kararı olmadan yakalama arasındaki fark nedir?
Tutuklama, kuvvetli belirti ve madde metninde sayılan özel sebeplerin varlığında hakim kararıyla yapılır.
Yakalama ise suçüstü hali ya da gecikmesinde sakınca bulunan hallerde hakim kararı aranmadan yapılabilir.
Hakim kararı olmadan yapılan yakalama istisnaidir ve yalnızca bu iki halde geçerlidir; bu hallerde bile yakalanan kişinin sürelerle hakim önüne çıkarılması zorunludur.
Genel süre ile toplu suç süresi arasındaki fark nedir?
Genel kural olarak yakalanan ya da tutuklanan kişi en geç kırksekiz saat içinde hâkim önüne çıkarılır.
Toplu olarak işlenen suçlarda süre en çok dört gündür.
Toplu suç olup olmadığına göre hâkim önüne çıkarma süresi farklılaşır; toplu suç süresi genel süreden uzundur ve bu süre en çok dört gündür.
Hâkim önüne çıkarma süresi ile kişinin tutulma yerinden mahkemeye sevk süresi arasındaki fark nedir?
Kırksekiz saat ya da dört gün süresinin hesabında, tutulma yerinden en yakın mahkemeye gönderilmesi için gereken süre işlemez.
Kişinin tutulma yerinden mahkemeye gönderilmesi süresi bu sürelere dahil edilmez.
Sevk için gereken süre ek süre olarak tanınır; bu sürenin ne kadar olacağı somut olaya göre belirlenir.
Olağan süreler ile olağanüstü hal ve savaş hali arasındaki fark nedir?
Olağan dönemde yukarıdaki süreler aynen uygulanır.
Olağanüstü hal ve savaş hallerinde bu süreler uzatılabilir.
Süre uzatımı yalnızca olağanüstü hal ya da savaş hallerinde mümkündür; olağan dönemde süreler uzatılamaz.
Tutuklama ile tutukluluğun makul süre içinde sona ermesi arasındaki fark nedir?
Tutuklu kişi makul süre içinde yargılanma ve soruşturma ya da kovuşturma sırasında serbest bırakılma talep edebilir.
Serbest bırakma bir güvenceye bağlanabilir; güvence, yargılama süresince duruşmada hazır bulunmayı ya da hükmün yerine getirilmesini sağlamaya yöneliktir.
Tutukluluk makul süreyi aşarsa tahliye talebi yapılabilir; tahliye bir güvenceye bağlanabilir.
Kişi hürriyeti ve güvenliği: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hakim kararı olmadan yapılan yakalamayı suçüstü hali veya gecikmesinde sakınca bulunmadan da geçerli saymak; yakalama halleri Anayasa'da sınırlı sayıldığından bu yaklaşım hatalıdır.
- Toplu suç süresini genel kuralla karıştırmak; toplu olarak işlenen suçlarda süre en çok dört gündür, bu süre diğer suçlara uygulanmaz.
- Olağanüstü hal ve savaş hallerindeki uzatma imkânını olağan dönemde de uygulanabilir saymak; uzatma yalnızca bu hallerde mümkündür.
- Hâkim önüne çıkarma süresine tutulma yerinden en yakın mahkemeye sevk için gereken süreyi dahil etmemek; bu süre ek süre olarak tanınmıştır.
- Bildirim yükümlülüğünü yalnızca yazılı biçimle sınırlamak; yazılı bildirimin mümkün olmadığı hallerde sözlü bildirim de yeterlidir.
- Tutukluluğun makul süre içinde değerlendirilmesini yalnızca tutuklu kişinin talebine bağlamak; madde, makul süre içinde yargılanma hakkını tanımaktadır ve bu hak ilgilinin başvurusuna bağlı olarak kullanılır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Hakim kararı olmadan yakalama yapılabilmesi için suçüstü hali ya da gecikmesinde sakınca bulunduğunun somut olarak ortaya konması gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2017/536 E., 2019/423 K., 14.05.2019)
- Yakalanan kişinin, kırksekiz saat ya da toplu suçta dört gün içinde hâkim önüne çıkarılmaması durumunda, bu süre geçtikten sonra yapılan hürriyetten yoksun bırakmanın hukuka aykırı olduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2010/551 E., 2010/598 K., 05.11.2010)
- Bu esaslar dışında bir işleme tabi tutulan kişinin uğradığı zararın tazminat hukukunun genel ilkelerine göre Devletçe ödenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2017/637 E., 2019/473 K., 18.06.2019; Ceza Genel Kurulu, 2006/338 E., 2007/71 K., 20.03.2007)
- Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarındaki sınırlama sebeplerinin kişilerin fiziksel özgürlüğüne ilişkin olduğu ve kişi hürriyeti hakkının güvence altına aldığı şeyin bireylerin yalnızca fiziksel özgürlüğü olduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2017/637 E., 2019/473 K., 18.06.2019)
Nasıl ispat edilir?
- Hakim kararı olmadan yapılan yakalamanın hukuka uygunluğunu iddia eden taraf (kolluk ya da idare) suçüstü hali ya da gecikmesinde sakınca bulunduğunu ispatlamakla yükümlüdür; yakalama tutanağı ve olay kayıtları temel delildir.
- Yakalama ya da tutuklama sebeplerinin ve haklardaki iddiaların bildirildiğini ileri süren taraf bu bildirimi ispatlamakla yükümlüdür; bildirim tutanağı, imzalı belge ya da tanık beyanı delil olarak kullanılabilir.
- Hâkim önüne çıkarma süresinin aşılmadığını ileri süren taraf, yakalama ve sevk tarihlerini gösteren belgelerle bunu ispatlamakla yükümlüdür; sevk için gereken ek sürenin varlığını da ileri süren taraf ispatlamalıdır.
- Tutukluluğun makul süreyi aştığını iddia eden kişi bunu ispatlamakla yükümlüdür; bu iddianın değerlendirilmesinde yargılamanın karmaşıklığı ve ilgilinin tutumu dikkate alınır.
- Yakınlara derhal bildirimin yapıldığını ileri süren taraf bunu tutanak ya da belgeyle ispatlamalıdır; bildirimin yapılmadığını iddia eden kişi bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2709 sayılı Kanun m.17: Kişinin vücut bütünlüğü ve manevi varlığının korunmasını düzenler; 19. maddedeki hürriyet kısıtlamasının bedensel dokunulmazlığa dönüşmesi halinde bu madde de devreye girer.
- 2709 sayılı Kanun m.18: Zorla çalıştırma yasağını düzenler; hürriyetten yoksun bırakılan kişilerin çalıştırılması konusunda 19. maddeyle birlikte okunur.
- 2709 sayılı Kanun m.36: Hak arama hürriyetini düzenler; 19. maddenin son fıkrasındaki yargı mercine başvuru hakkının genel dayanağıdır.
Anayasa m.20 — Özel hayatın gizliliği
Anayasa m.20, özel hayatın ve aile hayatının gizliliğini, bu gizliliğin sınırlanmasını ve kişisel verilerin korunmasını düzenler. Sınırlama sebepleri (milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık, genel ahlak ve başkalarının hak ve özgürlükleri), hâkim kararı ve gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yazılı emir koşulu, el koymanın onaya sunulması ve kendiliğinden kalkması hükme bağlanmıştır. Kişisel verilere ilişkin hak, bilgilendirilme, erişim, düzeltme ve silme taleplerini kapsar. Kural, kanun düzeyinde ayrıntılı düzenlemenin dışında kalan usul ve esasları bağlar. Konut dokunulmazlığını (m.21) ve haberleşme hürriyetini (m.22) düzenlemez. Kişi özgürlüğü ve yakalama-tutuklama usulü (m.19), bu hakkın ihlalinin ceza yaptırımı (TCK m.120 ve m.134) ve kişisel verilerin işlenmesine ilişkin ayrıntılı usul ve esaslar (kanunla düzenlenir) bu maddede yer almaz.
Özel hayatın gizliliği: hangi kavramlar bilinmeli?
- Özel hayat
- Kişinin başkaları tarafından öğrenilmesini istemediği, başkalarından gizlediği yaşam alanıdır. Anayasa metni bu kavramı tanımlamaz; kapsamı yargı kararlarıyla belirlenir.
- Aile hayatının gizliliği
- Aile birliği içindeki ilişkilerin dış müdahaleye karşı korunmasıdır. Özel hayattan ayrı bir koruma alanı olarak fıkrada anılır.
- Üst, özel kâğıt ve eşya
- Kişinin üzerinde bulunan giysi ve taşıdığı eşyalar ile özel yazışma ve belgeleri ile kişisel eşyalarıdır. Bunlara yapılan arama ve el koyma fıkranın koruması altındadır.
- Sınırlama sebepleri
- Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık, genel ahlak ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunmasıdır. Bu sebeplerden biri veya birkaçı bulunmadan müdahale yapılamaz.
- Yazılı emir (gecikmesinde sakınca)
- Hâkim kararı alınamayacak kadar acil hâllerde, kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı olarak verdiği emirdir. Bu yetki yalnız kanunla verilebilir ve emrin yazılı olması aranır.
- Kişisel veri
- Kişiye ilişkin her türlü bilgidir. Anayasa bu hakkı kişinin bilgilendirilme, erişim, düzeltme ve silme talepleri ile sınırlı biçimde tanımlar.
- El koyma kendiliğinden kalkması
- Gecikmesinde sakınca hâlinde yapılan el koymanın, hâkim onayı 24 saat içinde sunulmaz ya da hâkim kararı el koymadan itibaren 48 saat içinde açıklanmazsa kendiliğinden sona ermesidir.
Özel hayatın gizliliği: hangi şartlar aranır?
- Müdahalenin sınırlama sebeplerinden (milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık, genel ahlak veya başkalarının hak ve özgürlükleri) biri veya birkaçına bağlı olması gerekir.
- Müdahale için usulüne göre verilmiş hâkim kararı alınmalıdır.
- Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde hâkim kararı yerine, kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmalıdır; bu yetki kanunla verilmiş olmalıdır.
- Yetkili merciin kararı 24 saat içinde görevli hâkimin onayına sunulmalıdır.
- Hâkim, kararını el koymadan itibaren 48 saat içinde açıklamalıdır.
- Kişisel verilerin işlenmesi, kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla yapılmalıdır.
Özel hayatın gizliliği: hangi sonuçları doğurur?
- Müdahalenin sınırlama sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararıyla yapılması hâlinde özel hayat ve aile hayatına müdahale hukuka uygun olur.
- Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde kanunla yetkili merciin yazılı emriyle üstün, özel kâğıtların ve eşyanın aranması veya bunlara el konulması mümkündür, ancak bu emrin 24 saat içinde hâkim onayına sunulması gerekir.
- Hâkim kararının el koymadan itibaren 48 saat içinde açıklanmaması hâlinde el koyma kendiliğinden kalkar.
- Hâkim kararı veya kanunla yetkili merciin yazılı emri bulunmadan yapılan arama ve el koyma, anayasal güvenceye aykırıdır.
- Kişisel verilerin kanunda öngörülmeyen hâllerde ve kişinin açık rızası olmadan işlenmesi anayasaya aykırıdır.
- Kişi, kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme hakkına sahiptir.
Hâkim kararı ile gecikmesinde sakınca hâlinde yazılı emir arasındaki fark nedir?
Esas kural olarak hâkim kararı aranır. Müdahalenin derhal yapılması gereken hâllerde bu karar yerine kanunla yetkili merciin yazılı emri yeterlidir.
Yazılı emir yalnız gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ve kanunla yetkili kılınmış merci tarafından verilebilir. Yetki kanundan doğmalıdır.
Yazılı emirle yapılan müdahale, 24 saat içinde hâkim onayına sunulmazsa ya da hâkim 48 saat içinde karar vermezse kendiliğinden kalkar.
Özel hayat ile kişisel veri arasındaki fark nedir?
Özel hayatın gizliliği, kişinin yaşam alanına ve üstü, özel kâğıtları ve eşyasına yönelik dokunulmazlığı koruyan genel bir haktır.
Kişisel veri hakkı, kişiye ilişkin bilgilerin işlenmesi üzerine kişinin bilgilendirilme, erişim, düzeltme ve silme taleplerini kapsayan ayrı bir haktır.
Kişisel verilerin işlenmesi için hâkim kararı aranmaz; kanunda öngörülen hâl veya açık rıza yeterlidir. Bu bakımdan kişisel veri işlemesinde sınırlama usulü farklıdır.
Kanunda öngörülen hâl ile açık rıza (kişisel veri) arasındaki fark nedir?
Kanun, kişisel verinin işlenmesine izin veren hâlleri gösterir.
Açık rıza, kişinin kendi iradesiyle verdiği onaydır ve kanunun izin vermediği hâllerde de veri işlemeyi mümkün kılar.
İkisinden birinin bulunmadığı işlemler fıkra bakımından hukuka aykırı sayılır.
Özel hayatın gizliliği: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Gecikmesinde sakınca hâlinde yazılı emrin, hâkim kararının yerine geçebileceğini sanmak; bu yetki yalnız gecikme hâlinde ve kanunla yetkili merciye tanınır.
- Yazılı emrin 24 saat içinde hâkim onayına sunulması yükümlülüğünü göz ardı etmek; bu süre geçtiğinde el koymanın hukuki dayanağı tartışmalı hâle gelir.
- 48 saatlik süreyi hâkimin karar vermesi için değil, yalnızca el koymanın hukuka uygunluğunu tespit için bir gereklilik sanmak; süre geçince el koyma kendiliğinden kalkar.
- Kişisel veri işlemesine m.20 kapsamında hâkim kararı aramak; bu fıkrada kişisel veri işlemesi için hâkim kararı değil kanun hükmü veya açık rıza aranır.
- Sınırlama sebeplerinin genel nitelikte görülüp, somut olayda hangi sebebe dayanıldığının belirtilmemesi; müdahalenin gerekçesi açıkça ortaya konmalıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargı kararları, özel hayatın gizliliği ve konut dokunulmazlığı haklarının aynı sınırlama sebeplerine bağlı olarak sınırlanabileceğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2021/384 E., 2023/367 K., 21.06.2023)
- Anayasa Mahkemesi'ne yapılan iptal başvurularında 20. maddenin ikinci fıkrasının Anayasa'nın çeşitli maddelerine aykırılığı ileri sürülmüş; bu başvurular Hukuk Genel Kurulu kararlarında da anılmıştır. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2846 E., 2021/716 K., 08.06.2021; Hukuk Genel Kurulu, 2021/145 E., 2021/257 K., 11.03.2021; Hukuk Genel Kurulu, 2015/1390 E., 2019/228 K., 28.02.2019; Hukuk Genel Kurulu, 2015/1314 E., 2018/677 K., 04.04.2018; Hukuk Genel Kurulu, 2017/2388 E., 2018/315 K., 21.02.2018)
Nasıl ispat edilir?
- Hâkim kararı veya yazılı emrin varlığını ileri süren taraf (devlet makamı) bu belgeyi ortaya koymakla yükümlüdür; belge yoksa arama ve el koymanın hukuka aykırılığı ileri sürülebilir.
- Gecikmesinde sakınca hâlinde yazılı emrin kanunla yetkili kılınmış merciden çıktığı ve 24 saat içinde hâkim onayına sunulduğu, bu işlemlerin tarihleriyle ispat edilir.
- Hâkimin el koymadan itibaren 48 saat içinde kararını açıkladığı ispat edilmelidir; aksi hâlde el koymanın kendiliğinden kalktığı ileri sürülür.
- Kişisel veri işlemesinin kanunda öngörülen bir hâle ya da kişinin açık rızasına dayandığını veri işleyen taraf ispat etmelidir; açık rızanın yazılı belgesi bu bakımdan önemli delildir.
- Kişinin bilgilendirilme, erişim, düzeltme veya silme taleplerinin reddi hâlinde, talebin yapıldığını gösteren belgeler ve ret işlemi delil olarak kullanılır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2709 sayılı Kanun m.21: Konut dokunulmazlığında aynı sınırlama sebepleri ve aynı hâkim kararı, yazılı emir, 24 ve 48 saat güvencelerini düzenler; m.20 ile paralel işler.
- 2709 sayılı Kanun m.22: Haberleşmenin gizliliği için aynı sınırlama sebeplerini ve usul güvencelerini düzenler; özel hayatın haberleşme yönünü korur.
- 2709 sayılı Kanun m.19: Kişi özgürlüğü ve güvenliği ile yakalama ve tutuklama usullerini düzenler; m.20 kapsamındaki arama ve el koyma ile ayrı bir koruma alanı oluşturur.
- 5237 sayılı Kanun m.120: Hukuka aykırı arama yapan kamu görevlisine ceza öngörür; m.20'deki güvencelerin ihlali hâlinde ceza yaptırımını tamamlar.
- 5237 sayılı Kanun m.134: Özel hayatın gizliliğinin ihlalini suç olarak düzenler; m.20'deki koruma alanının ceza hukuku yönünü oluşturur.
Anayasa m.21 — Konut dokunulmazlığı
Anayasa'nın 21. maddesi konut dokunulmazlığını ve bu hakka getirilebilecek sınırlamaların şartlarını düzenler. Kimsenin konutuna girilmesi, orada arama yapılması ve buradaki eşyaya el konulması bakımından hem hâkim kararını hem de gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kanunla yetkili merciin yazılı emrini aramakta; yetkili merciin kararının denetimini ve el koymanın akıbetini de belirlemektedir. Kural, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde herkesin konutu bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: konutun ve konut eklentisinin ceza hukuku bakımından tanımı ve konut dokunulmazlığını ihlal suçu (5237 sayılı TCK m.116); kişisel verilerin korunması hakkı (Anayasa m.20); haberleşme hürriyeti (Anayasa m.22); konuta arama ve el koymaya ilişkin ayrıntılı usul kuralları (5271 sayılı CMK).
Konut dokunulmazlığı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Konut
- Kişinin yaşamsal faaliyetlerini fiilen geçirdiği, dış dünyadan ayrıldığını gösteren yer olarak anlaşılmaktadır. Konutun resmi tahsisi ya da yapı şekli belirleyici değildir; kişinin o yeri fiilen yaşam alanı olarak kullanması esastır.
- Sınırlama sebepleri
- Ulusal güvenliğin sağlanması, toplum düzeninin gözetilmesi, suçun önlenmesi, halk sağlığı ile genel ahlakın güvence altına alınması ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunmasıdır. Bu sebeplerden en az birinin varlığı, konuta müdahalenin meşru zemini olarak aranır.
- Hâkim kararı
- Konuta girilmesi, arama yapılması ve eşyaya el konulması için usulüne uygun biçimde verilmiş yargısal karardır. Anayasa, koruma için öncelikle bu yolu esas almaktadır.
- Gecikmesinde sakınca bulunan hal
- Hâkim kararı beklendiğinde amacın gerçekleşemeyeceği ya da delil veya can güvenliği bakımından zararın doğacağı durumdur. Bu halde hâkim kararının yerine kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri geçer.
- Yetkili merci
- Kanunla gecikmesinde sakınca bulunan hallerde konuta müdahale için yetkilendirilmiş makamdır. Yetkinin kaynağı kanun olmalı, yetki genel bir idari takdirden doğmamalıdır.
- El koyma
- Konutta bulunan eşyanın kişinin tasarrufundan alınmasıdır. Madde, bu işlemin de hâkim kararı ya da yetkili merciin yazılı emri ile yapılmasını aramaktadır.
Konut dokunulmazlığı: hangi şartlar aranır?
- Konuta girilmesi, arama yapılması veya eşyaya el konulması için sınırlama sebeplerinden en az birinin bulunması gerekir.
- Bu işlemler için usulüne göre verilmiş hâkim kararı alınmalıdır; hâkim kararı yoksa işlem yapılamaz.
- Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde hâkim kararı yerine kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmalıdır.
- Yetkili merciin verdiği karar, el koyma veya işlemden itibaren yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulmalıdır.
- Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklamalıdır.
- Sözü edilen şekil şartları aranmaksızın konuta girilmemeli, arama yapılmamalı ve buradaki eşyaya el konulmamalıdır.
Konut dokunulmazlığı: hangi sonuçları doğurur?
- Hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca halinde yetkili merciin yazılı emri olmaksızın yapılan konuta girme, arama veya el koyma hukuka aykırıdır.
- Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde hâkim onayına sunulmazsa, bu aykırılık kendiliğinden ortaya çıkar ve işlemin devamı hukuka uygun değildir.
- Hâkim kırksekiz saat içinde kararını açıklamazsa el koyma kendiliğinden kalkar.
- Hâkim onayı verilirse el koyma hukuka uygun hale gelir; onay reddedilirse el koyma hükümsüz kalır.
- Madde, gecikmesinde sakınca halinde işlemin yazılı emirle yapılabilmesine izin verdiği için bu yolun kullanımı istisnaidir ve kanunla yetki gerektirir.
- Madde emredici niteliktedir; sınırlama sebeplerinin dışında ve usul şartları aranmaksızın konut dokunulmazlığına müdahaleye izin veren sözleşme ya da idari düzenleme hükümsüzdür.
Hâkim kararı ile gecikmesinde sakınca halinde yazılı emir arasındaki fark nedir?
Esas yol olarak hâkim kararı aranır; müdahalenin önceden yargısal denetimden geçmesi amaçlanır.
Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri yeterli sayılır; hâkimin önceden kararı aranmaz.
Yazılı emir yolu istisnaidir ve yalnızca gecikmenin fiilen sakınca doğurduğu hallerde kullanılabilir; sonrasında hâkim onayı zorunludur.
Yetkili merci kararı ile hâkim onayı arasındaki fark nedir?
Yetkili merci kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur.
Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar.
Onay süreci iki aşamalıdır; onaylanmayan el koyma kendiliğinden kalkar.
Konut ile işyeri ve eklentileri arasındaki fark nedir?
Madde konut dokunulmazlığını düzenler; kişinin yaşam alanı kapsamındadır.
İşyeri ve eklentileri maddede ayrıca anılmaz; ceza hukukunda ayrı bir korunma düzeni vardır.
İşyerine yapılan müdahale bakımından bu maddenin şekil şartları doğrudan uygulanmaz; ayrı hukuki rejim gerekir.
Konut dokunulmazlığı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Gecikmesinde sakınca halini, yazılı emir aranmadan ya da sakınca fiilen gösterilmeden genel bir gerekçeye dayandırmak; istisnayı kural haline getirmek.
- Yirmidört saatlik onay süresini ya da kırksekiz saatlik açıklama süresini birbirine karıştırmak veya süreleri hesaplarken el koyma anını yanlış belirlemek.
- Kırksekiz saat içinde açıklanmayan el koymanın kendiliğinden kalkacağını gözden kaçırıp işlemi geçerli saymak.
- Konut kavramını resmi tahsis veya yapı şekli ile belirlemek; oysa fiili yaşam alanı ölçütü esastır.
- Sınırlama sebepleri listesini genişletmek; madde yalnızca sayılan sebeplerle sınırlama yapılabileceğini öngörmektedir.
- Haberleşme hürriyeti ile konut dokunulmazlığının usul kurallarını birbirinden ayırmadan aynı yazılı emir mantığını doğrudan uygulamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Anayasa Mahkemesi, konut dokunulmazlığının sınırlanmasında sınırlama sebeplerinin ve hâkim kararı şartının birlikte aranması gerektiğini vurgulamaktadır. (8. Ceza Dairesi, 2013/6604 E., 2013/20065 K., 04.07.2013)
- Yargıtay, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde savcının verdiği arama kararının hâkim onayına sunulmasını her durumda zorunlu saymamakta; Anayasa'nın bu hal için ayrı yetki düzeni öngördüğünü kabul etmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2013/6604 E., 2013/20065 K., 04.07.2013)
Nasıl ispat edilir?
- Konuta girilmesi veya arama yapılması işlemini yapan kamu görevlisi, hâkim kararının ya da yazılı emrin varlığını belgeyle ortaya koymakla yükümlüdür.
- Gecikmesinde sakınca halinde yetkili merciin yazılı emri bulunduğunu ve hâkim onayına sunulduğunu gösteren belge kamu görevlisi tarafından düzenlenmiş olmalıdır; belge eksikliği işlemin hukuka aykırılığına yol açar.
- Konut sahibi, işlemin hukuka aykırı olduğunu iddia ediyorsa bu iddiayı ortaya koymakla yükümlüdür; yazılı emrin bulunmadığını veya onay süresinin aşıldığını gösteren delil yeterlidir.
- Konutun niteliği, yani fiilen yaşam alanı olarak kullanılıp kullanılmadığı, tanık beyanı, kira sözleşmesi veya fiili kullanım belgeleri ile ispat edilebilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2709 sayılı Kanun m.20: Özel hayatın gizliliğini ve kişisel verilerin korunmasını düzenler; sınırlama sebepleri bakımından 21. maddeyle aynı sebepleri paylaşır.
- 2709 sayılı Kanun m.22: Haberleşme hürriyetini düzenler; aynı sınırlama sebepleri ve hâkim kararı ya da yazılı emir mantığını benzer biçimde kurar.
- 5237 sayılı TCK m.116: Konut dokunulmazlığının ihlali suçunu düzenler; 21. madde bu suçun hukuka uygunluk çerçevesini oluşturan kamusal müdahale yetkisini sınırlar.
Anayasa m.22 — Haberleşme hürriyeti
Anayasa'nın 22. maddesi haberleşme hürriyetini ve haberleşmenin gizliliğini güvence altına alır; bu hakka yapılabilecek sınırlamaların sebeplerini ve usulünü belirler. Hüküm, haberleşmenin engellenmesi ve gizliliğine dokunulması bakımından herkese, yani hem gerçek kişilere hem de haberleşme üzerinde müdahale yetkisi bulunan kamu makamlarına karşı uygulanır. Madde, haberleşmeyi düzenleyen ayrıntılı kanun hükümlerini, dinleme ve denetim tedbirlerinin hangi suçlarda uygulanacağını, teknik yöntemlerini ve delil değerlendirmesini düzenlemez; bunlar Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ilgili maddelerinde (ör. 135. ve 129. maddeler) yer alır. Maddenin istisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşlarını kanuna bıraktığı ve bu kurumların yetkilerini kendisinin belirlemediği de belirtilmelidir. Ayrıca bilgisayar ve elektronik ortamdaki verilerin korunmasına ilişkin kişisel veri hükmü (m.20) ile konut dokunulmazlığı (m.21) bu maddeden ayrı hükümlerdir.
Haberleşme hürriyeti: hangi kavramlar bilinmeli?
- Haberleşme hürriyeti
- Herkesin istediği kişiyle istediği yolla haberleşebilmesi ve bu haberleşmenin engellenmemesi anlamına gelen temel haktır. Posta, telefon ve elektronik posta gibi araçlar bu kapsamdadır.
- Haberleşmenin gizliliği
- Haberleşmenin tarafları dışındaki kişilerin içeriğe ulaşamaması ve haberleşmenin izlenmemesi ilkesidir. Madde bu ilkeyi esas olarak tanımlar, istisnayı ise sınırlama sebeplerine ve usule bağlar.
- Sınırlama sebepleri
- Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık, genel ahlak ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunmasıdır. Bu sebeplerden birinin veya birkaçının bulunması gerekir; başka bir sebeple müdahale yapılamaz.
- Hâkim kararı
- Usulüne göre verilmiş hâkim kararıdır ve müdahalenin genel usulüdür. Kararın hangi koşulda verileceği kanuna bırakılmıştır.
- Yazılı emir (gecikmesinde sakınca hali)
- Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde, kanunla yetkili kılınmış merciin verdiği yazılı emirdir. Hâkim kararının olağan yerini alan istisnai bir usuldür ve sonradan hâkim onayına tabidir.
- Hâkim onayı
- Yetkili merciin yazılı emrinin, emrin verilmesinden sonra 24 saat içinde görevli hâkime sunulması ve hâkimin 48 saat içinde kararını açıklamasıdır. Onay verilmezse tedbir kendiliğinden kalkar.
Haberleşme hürriyeti: hangi şartlar aranır?
- Müdahalenin sınırlama sebeplerinden en az birine bağlı olması gerekir: milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık, genel ahlak veya başkalarının hak ve özgürlükleri.
- Müdahalenin usulüne göre verilmiş hâkim kararına dayanması gerekir; bu, olağan yoldur.
- Hâkim kararı yoksa, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmalıdır; bu istisnai yoldur ve emrin olağan hâkim kararının yerini alabilmesi için gecikmesinde sakınca hali gerçekten var olmalıdır.
- Yetkili merciin emri, 24 saat içinde görevli hâkimin onayına sunulmalıdır.
- Hâkim, kararını 48 saat içinde açıklamalıdır; aksi halde karar kendiliğinden kalkar.
- İstisnanın uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilmiş olmalıdır; kanunda belirtilmemiş bir kurum bu istisnadan yararlanamaz.
Haberleşme hürriyeti: hangi sonuçları doğurur?
- Sınırlama sebeplerinden biri bulunur ve hâkim kararı alınırsa, haberleşme engellenebilir veya gizliliğine dokunulabilir.
- Gecikmesinde sakınca hali varsa ve kanunla yetkili merci yazılı emir verirse, bu emre dayanılarak müdahale yapılabilir; ancak emir 24 saat içinde hâkim onayına sunulmalıdır.
- Hâkim 48 saat içinde kararını açıklamazsa, emir veya karar kendiliğinden kalkar ve müdahale hukuka aykırı hale gelir.
- Sınırlama sebeplerinden hiçbiri yoksa ya da usul (hâkim kararı veya yazılı emir) izlenmemişse, müdahale Anayasa'ya aykırıdır.
- Hâkim onayının alınmaması veya yetkisiz merciin emri, elde edilen bulguların hukuka aykırılığı sonucunu doğurur; bu durumun delil yasağına etkisi uygulamada ayrıca tartışılır.
- Maddeden sonra kanunda sayılan kamu kurumları için yapılan istisnalar, kanunla açıkça öngörülmüş olmalıdır; bu istisnanın yokluğunda uygulama Anayasa'ya aykırı kalır.
Hâkim kararı ile yazılı emir arasındaki fark nedir?
Olağan usul olan hâkim kararında müdahale, baştan bir yargı organının denetimiyle yapılır.
Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emrinde müdahale önce idari merci tarafından yapılır, yargı denetimi sonradan gelir.
Yazılı emirle başlayan müdahale, 24 saat içinde hâkim onayına sunulmak zorundadır. Onay 48 saat içinde açıklanmazsa tedbir kendiliğinden kalkar.
Genel kurallar ile kamu kurum ve kuruluşlarına tanınan istisna arasındaki fark nedir?
Genel kural, haberleşmeye her müdahalede bu maddede sayılan usul güvencelerinin uygulanmasıdır.
Son fıkraya göre kanunda belirtilen kamu kurum ve kuruluşları için istisnalar tanınabilir; örneğin cezaevi veya asker mektuplarının denetlenmesi bu kapsamdadır.
Kanunda sayılmayan kurumlar istisnadan yararlanamaz; sayılan kurumlar için de istisna kanuna bağlıdır, Anayasa doğrudan yetki vermez.
Haberleşme hürriyeti: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Haberleşmenin gizliliğini mutlak sanarak her türlü müdahaleyi yasaklı saymak; oysa madde sınırlama sebeplerine ve usule bağlı istisnaları açıkça tanır.
- Gecikmesinde sakınca usulünü hâkim kararının yerine koyulabilecek genel bir yetki gibi görmek; bu yol yalnızca gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ve kanunla yetkili kılınmış merci için açıktır.
- Yazılı emrin 24 saat içinde hâkim onayına sunulmasını ihmal edilebilir bir formalite saymak; bu süre geçtiğinde ve 48 saat içinde onay gelmediğinde tedbir kendiliğinden kalkar.
- 48 saatlik süreyi kararın verildiği andan değil, hiçbir zaman başlamayan bir süre gibi ele almak; hâkimin açıklama süresi ile merciin sunma süresi birbirinden ayrıdır.
- Kanunda sayılmayan bir kamu kurumuna, Anayasa'nın son fıkrasındaki istisnayı doğrudan uygulamak; istisnanın kurumları kanunla belirlenir.
- Kişisel verileri (m.20) ya da konut dokunulmazlığını (m.21) haberleşme hakkıyla karıştırmak; her biri ayrı bir temel haktır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Haberleşmenin gizliliğinin mutlak olmadığı, sınırlama sebeplerinden birine ve hâkim kararına ya da yazılı emre bağlı olarak sınırlanabileceği kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2020/18440 E., 2023/6187 K., 14.09.2023)
- Elektronik posta ve internet yoluyla yapılan haberleşmenin de haberleşme hürriyeti ve gizliliği kapsamında değerlendirildiği kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2021/15938 E., 2024/1462 K., 19.02.2024)
- Haberleşmeye müdahalenin kanunla öngörülmüş olması ve öngörülebilir bir dayanağı bulunması gerektiği; idareye geniş takdir yetkisi tanınmasının Anayasa'ya aykırı olabileceği kabul edilmektedir. (7. Ceza Dairesi, 2013/22418 E., 2014/3884 K., 20.02.2014)
- Usulüne uygun hâkim kararı olmadan veya kanuni dayanağı bulunmadan elde edilen bulguların delil olarak kullanılamayacağı kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2020/18440 E., 2023/6187 K., 14.09.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Haberleşmeye müdahalenin hukuka uygunluğunu, müdahaleyi yapan kamu makamı veya davayı açan taraf gerekçesiyle birlikte ortaya koymalıdır; sınırlama sebebinin ve usulün varlığı (hâkim kararı veya yazılı emir) bu tarafın yükündedir.
- Hâkim kararı, yazılı emir ve bunların 24 saatte onaya sunulduğu ve 48 saatte açıklandığı, resmi belgelerle ispat edilir; belgenin bulunmaması, müdahalenin hukuka aykırı olduğu sonucuna götürür.
- Gecikmesinde sakınca halinin varlığı, yazılı emirde gerekçe gösterilerek belgelenmelidir; bu gerekçenin yokluğunda istisnanın şartları ispatlanmış sayılmaz.
- Müdahalenin sınırlama sebeplerinden birine dayandığını ileri süren taraf, bu bağlantıyı somut olayın koşullarıyla ispatlar; karşı taraf bunun aksini ileri sürebilir.
- Hukuka aykırı elde edilmiş haberleşme içeriğinin delil olarak kullanılmasına karşı, delil yasağı savunmasını ileri süren taraf, usulsüzlüğü ortaya koymalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2709 sayılı Kanun m.20: Kişisel verilerin korunması hakkını düzenler; haberleşme içeriğindeki kişisel veriler bakımından iki hüküm birlikte değerlendirilebilir, ancak m.20 ayrı bir haktır.
- 2709 sayılı Kanun m.21: Konut dokunulmazlığını düzenler. Aynı sınırlama sebeplerini ve aynı hâkim onayı usulünü kullanır, fakat konut ve arama bakımından ayrı bir hak olarak işler.
- 2709 sayılı Kanun m.13: Temel hakların sınırlandırılmasının kanunla yapılmasını zorunlu kılar; m.22'deki sınırlamanın dayanağı kanunla kurulmalıdır.
- 2709 sayılı Kanun m.28: Basın hürriyetine ilişkin tedbir yolu ile dağıtımın önlenmesi usulünü düzenler; m.22'deki yazılı emir ve 24-48 saatlik onay mantığına benzer bir yapı içerir.
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.135: Telekomünikasyon yoluyla iletişimin dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin somut usulü düzenler; Anayasa'nın m.22'deki güvenceleri kanunla bu şekilde ayrıntılandırılır.
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.129: Mektup ve postayla gönderilen eşyanın el konulmasını düzenler; m.22'deki haberleşme gizliliğinin muhakeme alanındaki karşılığıdır.
Anayasa m.23 — Yerleşme ve seyahat hürriyeti
Anayasa'nın 23. maddesi, herkesin yerleşme ve seyahat hürriyetini güvence altına alır; yerleşme ve seyahat hürriyetinin hangi amaçlarla kanunla sınırlanabileceğini, vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyetinin sınırlanma usulünü ve vatandaşın sınır dışı edilememesi ile yurda girme hakkından yoksun bırakılamamasını düzenler. Kişiler bakımından herkesi kapsar; yurt dışına çıkma hürriyetine ilişkin ikinci sınırlama rejimi ise yalnızca vatandaşlar bakımından geçerlidir. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: konut dokunulmazlığı (m.21), haberleşme hürriyeti (m.22), din ve vicdan hürriyeti (m.24), temel hak sınırlamalarının genel ölçütleri (m.13) ve yabancıların temel hak sınırlandırılması (m.16). Yurt dışına çıkış yasağına karşı yargısal denetim ve kararın uygulanmasına ilişkin usul kanun düzeyinde ayrıca düzenlenir.
Yerleşme ve seyahat hürriyeti: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yerleşme hürriyeti
- Kişinin istediği yerde konut edinmesi ve oturmasının güvencesidir. Anayasa bu hürriyeti yalnızca suç işlenmesinin önlenmesi, sosyal ve ekonomik gelişmenin sağlanması, sağlıklı ve düzenli kentleşmenin gerçekleştirilmesi ile kamu mallarının korunması amaçlarıyla kanunla sınırlamaya izin verir.
- Seyahat hürriyeti
- Kişinin yurt içinde ve yurt dışında dolaşma serbestisidir. Sınırlama sebepleri yerleşme hürriyetinden dardır; yalnızca suç soruşturması ve kovuşturması ile suç işlenmesinin önlenmesi amaçlarıyla kanunla sınırlanabilir.
- Yurt dışına çıkma hürriyeti
- Vatandaşın Türkiye sınırlarının dışına çıkabilme hakkıdır. Fıkra değişikliğiyle bu hürriyet yalnızca suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle ve hâkim kararına bağlı olarak sınırlanabilir.
- Sınır dışı edilmeme
- Vatandaşın Türkiye'den zorla çıkarılamaması güvencesidir. Vatandaşlık bağı kesilmedikçe hiçbir makam vatandaşı ülke dışına gönderemez.
- Yurda girme hakkı
- Vatandaşın Türkiye'ye giriş yapma hakkıdır. Pasaportunun bulunup bulunmaması bu hakkı ortadan kaldırmaz; yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz.
Yerleşme ve seyahat hürriyeti: hangi şartlar aranır?
- Yerleşme hürriyetinin sınırlanabilmesi için sınırlamanın suç işlenmesinin önlenmesi, sosyal ve ekonomik gelişmenin sağlanması, sağlıklı ve düzenli kentleşmenin gerçekleştirilmesi veya kamu mallarının korunması amaçlarından birine dayanması gerekir.
- Yerleşme hürriyetinin sınırlanması kanunla yapılmalıdır.
- Seyahat hürriyetinin sınırlanabilmesi için sınırlamanın suç soruşturması, suç kovuşturması veya suç işlenmesinin önlenmesi amaçlarından birine dayanması ve kanunla öngörülmesi gerekir.
- Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyetinin sınırlanabilmesi için yalnızca suç soruşturması veya kovuşturması bulunmalı ve sınırlama hâkim kararına bağlanmalıdır; askerlik yükümlülüğü ya da vergi borcu bu sebep olarak kullanılamaz.
- Vatandaşın sınır dışı edilmesi ve yurda girme hakkının elinden alınması hiçbir sebeple yapılamaz; bu yasak mutlaktır.
Yerleşme ve seyahat hürriyeti: hangi sonuçları doğurur?
- Yerleşme veya seyahat hürriyetini m.23'te sayılmayan bir amaçla sınırlayan kanun veya işlem Anayasa'ya aykırı olur.
- Genel sağlık gerekçesiyle, örneğin karantina ilanıyla, kişilerin seyahat hürriyeti sınırlanamaz.
- Hakkında ceza soruşturması veya kovuşturması bulunmayan vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti sınırlanamaz.
- Hakkında soruşturma veya kovuşturma bulunan vatandaşın yurt dışına çıkışı, hâkim kararıyla engellenebilir.
- Askerlik yükümlülüğü veya vergi borcu, vatandaşın yurt dışına çıkmasını engellemek için geçerli bir sebep değildir.
- Yurt dışına çıkış yasağını yalnızca hâkim verebilir; idari makam veya savcılık tek başına bu yasağı koyamaz.
- Vatandaş hiçbir koşulda sınır dışı edilemez; bu güvence vatandaşlık bağı sürdüğü müddetçe geçerlidir.
- Pasaportu bulunmayan ya da geçerliliğini yitirmiş olan vatandaş dahi yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz.
- Anayasa'da bu hakların sınırlandırılmasına ilişkin bir kanun ihlali, yargısal denetime konu olur.
Yerleşme hürriyeti ile seyahat hürriyeti arasındaki fark nedir?
Yerleşme hürriyeti dört amaçla sınırlanabilir: suç işlenmesinin önlenmesi, sosyal ve ekonomik gelişme, sağlıklı ve düzenli kentleşme, kamu mallarının korunması.
Seyahat hürriyeti yalnızca suç soruşturma ve kovuşturması ile suç işlenmesinin önlenmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
Kentleşme, kamu malı ya da ekonomik gelişme gerekçesiyle seyahat hürriyeti sınırlanamaz; örneğin deprem bölgesinde ev yapımının yasaklanması yerleşme hürriyetinin meşru sınırlamasıdır.
Vatandaş ile yabancı (sınırlama rejimi) arasındaki fark nedir?
Vatandaş bakımından yerleşme ve seyahat hürriyeti yalnızca m.23'te sayılan amaçlarla sınırlanabilir.
Yabancılar bakımından genel sınırlama maddesi (m.13) uygulanmaz; temel hak ve hürriyetler Anayasa'da sayılmayan sebeplerle de sınırlanabilir.
Yabancının yerleşme hürriyeti uluslararası hukuka uygun ve kanunla öngörülmüş olmak kaydıyla her sebeple sınırlanabilir.
Genel yerleşme/seyahat sınırlaması ile yurt dışına çıkma hürriyeti sınırlaması arasındaki fark nedir?
Seyahat hürriyetinin genel sınırlaması kanunla yapılabilir ve sınırlama sebepleri m.23'ün ilk fıkrasında sayılır.
Vatandaşın yurt dışına çıkma hürriyeti yalnızca suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle ve hâkim kararıyla sınırlanabilir.
Suç işlenmesinin önlenmesi gerekçesi yurt dışına çıkma yasağı için tek başına yeterli değildir; yasak ancak hâkim kararıyla ve soruşturma ya da kovuşturma varken konabilir.
Yerleşme ve seyahat hürriyeti: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Yerleşme hürriyeti sınırlama sebeplerini seyahat hürriyetine de uygulamak; seyahat hürriyeti yalnızca suç soruşturma, kovuşturma ve suç önleme amaçlarıyla sınırlanabilir.
- Genel sağlık veya kamu düzeni gerekçesini m.23 kapsamında geçerli saymak; bu sebepler m.23'te sayılmamıştır.
- Vatandaşın yurt dışına çıkma yasağını suç işlenmesinin önlenmesi gerekçesiyle, hâkim kararı olmadan konabileceğini düşünmek; yasak yalnızca soruşturma ya da kovuşturma sebebiyle ve hâkim kararıyla konabilir.
- Askerlik yükümlülüğü ya da vergi borcunu yurt dışına çıkış yasağı için geçerli sebep saymak.
- Yabancılar için m.13 güvencelerinin geçerli olduğunu varsaymak; m.13 yabancılar bakımından uygulanmaz.
- Vatandaşın pasaportu olmadığı için Türkiye'ye girişinin engellenebileceğini düşünmek; yurda girme hakkı pasaport durumuna bağlı değildir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yurt dışına çıkış yasağının konulabilmesi için hakkında soruşturma veya kovuşturma bulunduğunun somut olarak ortaya konulması ve kararın hâkim tarafından verilmiş olması aranmaktadır. (10. Daire, 2024/2657 E., 2025/4022 K., 24.09.2025)
- Yurt dışına çıkma hürriyetinin soruşturma dışındaki sebeplerle sınırlanmasının Anayasa'ya aykırı olduğu kabul edilmektedir. (10. Daire, 2024/2657 E., 2025/4022 K., 24.09.2025)
- Anayasa'nın 23. maddesinin seyahat ve yerleşme hürriyetini sınırlayan amaçları sınırlı sayılı olarak yorumlayan bir çerçeve çizdiği kabul edilmektedir. (14. Ceza Dairesi, 2012/15887 E., 2013/3727 K., 02.04.2013)
Nasıl ispat edilir?
- Yurt dışına çıkış yasağını talep eden veya bunun hukuka uygun olduğunu savunan taraf, soruşturma ya da kovuşturmanın varlığını ve yasağın bu sebeple konulduğunu ispatlamakla yükümlüdür; bu, mahkeme kararı ve soruşturma dosyası belgeleriyle gösterilir.
- Vatandaşın, kendisi hakkında soruşturma veya kovuşturma bulunmadığını savunması hâlinde bu savunmanın ispatı yasağı talep eden tarafa aittir.
- Yurt dışına çıkma yasağının askerlik veya vergi borcu gerekçesine dayandırıldığını öne süren vatandaş, bu gerekçenin Anayasa m.23 kapsamında geçersiz olduğunu gösterir; yasağın dayanağı belgelerle ortaya konulur.
- Genel sağlık gerekçesiyle yapılan bir seyahat kısıtlamasının hukuka aykırılığı, kısıtlamanın dayanağı olan kanun ve işlem belgeleri üzerinden değerlendirilir.
- Pasaportu bulunmayan vatandaşın yurda girme hakkının kullanılamaması iddiası, vatandaşlık belgesi ve kimlik kayıtlarıyla ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2709 sayılı Anayasa m.13: Genel sınırlama ölçütüdür; m.23 bakımından ise yalnızca vatandaşlar için geçerlidir ve yabancılar için uygulanmaz. Yerleşme ve seyahat hürriyetinin sınırlanmasında m.23'ün kendi sayılı sebepleri esas alınır.
- 2709 sayılı Anayasa m.16: Yabancıların temel hak ve hürriyetlerinin uluslararası hukuka uygun olmak şartıyla kanunla sınırlanabileceğini düzenler; m.23'ün vatandaş ile yabancı ayrımının dayanağıdır.
- 2709 sayılı Anayasa m.21: Konut dokunulmazlığını düzenler; yerleşme hürriyeti ile birlikte değerlendirilse de konuttan ayrı bir güvencedir.
- 2709 sayılı Anayasa m.24: Din ve vicdan hürriyetini düzenler; m.23 ile ayrı bir temel haktır.
Anayasa m.24 — Din ve vicdan hürriyeti
Anayasa'nın 24. maddesi din ve vicdan hürriyetini, bu hürriyetin ibadet ve din eğitimi yönlerini ve din istismarının yasaklanmasını düzenler. Vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyeti ile ibadet hürriyeti ayrı ayrı ele alınır; din eğitimi bakımından zorunlu din kültürü ve ahlak dersi ile isteğe bağlı din eğitimi ayrılır. Madde, herkesi ve Devletin tüm kurumlarını bağlar; özel kişiler bakımından da din istismarı yasağı geçerlidir. Madde düşünce ve kanaat hürriyetini (m.25) ve düşünceyi açıklama hürriyetini (m.26) düzenlemez. Yurt dışına çıkma ve yurda girme hakkı (m.23), din hürriyetinin sınırlandırılmasına ilişkin genel kural (m.14) ve nüfus kütüklerindeki din bilgisi gibi kanunla düzenlenen ayrıntılar bu maddenin kapsamı dışındadır.
Din ve vicdan hürriyeti: hangi kavramlar bilinmeli?
- İnanç hürriyeti
- Kişinin istediği dini seçebilmesi, dilerse hiçbir dini seçmemesi anlamına gelen, sınırlandırılamayan iç dünya hürriyetidir. Vicdan ve kanaat hürriyeti ile birlikte, 24. maddenin birinci fıkrasında mutlak biçimde tanınmıştır.
- İbadet hürriyeti
- Kişinin inandığı dinin gereği olan ibadet, ayin ve törenleri yerine getirebilmesi hürriyetidir. Madde 14 hükümlerine aykırı olmamak şartıyla tanınmıştır; bu nedenle inanç hürriyetinden farklı olarak sınırlıdır.
- Madde 14 sınırı
- İbadet hürriyetinin kullanımına konulan üst sınırdır. Din hürriyetinin Anayasa'da sayılan amaçlarla kötüye kullanılmasını yasaklar; ibadet hürriyeti bu sınırın dışına çıkamaz.
- Din kültürü ve ahlak öğretimi
- İlk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu derstir. Bu ders, Devletin gözetim ve denetimi altında verilen din eğitiminin zorunlu tek biçimidir ve isteğe bağlı din eğitiminden ayrılır.
- İsteğe bağlı din eğitimi
- Din kültürü ve ahlak dersi dışında kalan din eğitim ve öğretimidir. Kişinin kendi isteğine, küçüklerde ise kanuni temsilcinin talebine bağlıdır.
- Dinin istismarı
- Dini, din duygularını veya dince kutsal sayılan şeyleri; siyasi veya kişisel çıkar ya da nüfuz sağlamak amacıyla kullanmaktır. Amacın varlığı aranır; araç sınırlı değildir (her ne suretle olursa olsun).
Din ve vicdan hürriyeti: hangi şartlar aranır?
- Dini inanç veya kanaatin varlığı ve hürriyetin kullanımı bakımından kişinin iç dünyası korunur; bu alanda hiçbir sınırlama getirilemez, ancak inanç açıklanmaya zorlanamaz.
- İbadet, dini ayin ve törenlerin yapılabilmesi için 14. madde hükümlerine aykırılık bulunmamalıdır; aksi halde ibadet hürriyeti kullanılamaz.
- Din eğitimi bakımından, zorunlu din kültürü ve ahlak dersi dışındaki din eğitiminin kişinin kendi isteğine, küçüklerde kanuni temsilcinin talebine dayanması gerekir.
- Din eğitim ve öğretiminin Devletin gözetim ve denetimi altında yapılması gerekir.
- Dini inanç ve kanaatlerden dolayı kimse kınanamaz ve suçlanamaz.
- Din kurallarına dayandırma, siyasi veya kişisel çıkar ya da nüfuz sağlama amacı bulunmamalıdır; bu amaçla dini veya din duygularını ya da kutsal sayılan şeyleri istismar etmek ve kötüye kullanmak yasaktır.
Din ve vicdan hürriyeti: hangi sonuçları doğurur?
- Vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyeti sınırlanamaz; bu alanda devlet ya da kişi inanç nedeniyle baskı kuramaz.
- İbadet, dini ayin ve törenler 14. madde hükümlerine aykırı olmadığı sürece serbesttir; aykırılık halinde bu serbesti kullanılamaz.
- Kimse ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya ya da dini inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; zorlama yapılamaz.
- Dini inanç ve kanaatlerinden dolayı hiç kimse kınanamaz ve suçlanamaz; bu nedenle cezai veya kamusal yaptırım uygulanamaz.
- Din kültürü ve ahlak öğretimi ilk ve ortaöğretimde zorunlu derstir; bu derse katılmama konusu bu maddenin koruması dışında kalan ayrı bir düzenlemeye tabidir.
- Zorunlu ders dışındaki din eğitimi, kişinin isteği veya küçük adına kanuni temsilcinin talebi olmadan yapılamaz.
- Din eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yürütülür.
- Dini veya din duygularını ya da dince kutsal sayılan şeyleri, siyasi veya kişisel çıkar ya da nüfuz sağlama amacıyla istismar etmek ve kötüye kullanmak yasaktır; bu fiiller hukuka aykırıdır.
- Madde, bireyin iç dünyasına ilişkin inanç hürriyetini sınırlandırılamaz kılar; ibadet hürriyeti ise 14. madde ile sınırlandırılmış olarak düzenlenir.
İnanç hürriyeti ile ibadet hürriyeti arasındaki fark nedir?
İnanç hürriyeti, vicdan ve kanaat hürriyetiyle birlikte mutlak olarak tanınmıştır; kişinin iç dünyasına ilişkindir.
İbadet hürriyeti, dinin gereklerini dışa vuran ayin ve törenleri kapsar ve 14. madde hükümlerine aykırı olmamak şartına bağlıdır.
İnanç hürriyetine sınır konulamazken ibadet hürriyeti 14. madde sınırıyla kullanılır.
Zorunlu din dersi ile isteğe bağlı din eğitimi arasındaki fark nedir?
Din kültürü ve ahlak öğretimi, ilk ve ortaöğretimde okutulan zorunlu derstir.
Bunun dışındaki din eğitimi, kişinin isteğine ya da küçüklerde kanuni temsilcinin talebine bağlıdır.
Zorunlu ders dışında kalan din eğitimi, zorunluluk doğurmaz; talep olmadan verilemez.
İbadete katılma zorlaması ile ibadet hürriyeti arasındaki fark nedir?
Kimse ibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya zorlanamaz; bu negatif yöndür.
İbadet hürriyeti, kişinin inandığı dinin gereklerini yerine getirmesini güvence altına alır; pozitif yöndür.
Her iki yön birlikte korunur: kişi ibadet etme hakkına sahip olduğu gibi, etmeme hakkına da sahiptir.
Meşru din faaliyeti ile dinin istismarı arasındaki fark nedir?
Dini inanç ve ibadetin serbestçe yaşanması, kişinin iç ve dış dünyasında dinini yaşaması meşru bir kullanımdır.
Siyasi veya kişisel çıkar ya da nüfuz amacıyla din ve kutsal değerlerin kullanılması istismardır.
Amaç bakımından istismar sayılan davranış, din hürriyeti kapsamında korunmaz ve yasaklanır.
Din ve vicdan hürriyeti: sık yapılan hatalar nelerdir?
- İnanç hürriyetini de ibadet hürriyeti gibi 14. madde ile sınırlı saymak; inanç hürriyeti sınırlanamaz, yalnızca ibadet hürriyeti 14. maddeye tabidir.
- Din kültürü ve ahlak dersini isteğe bağlı din eğitimiyle karıştırmak; zorunlu ders bu sınırlamaya tabi değildir, zorunluluğu talep gerektirmez.
- Din eğitiminin tamamını talebe bağlı saymak; yalnızca zorunlu ders dışındaki din eğitimi talebe bağlıdır.
- Dinin istismarı yasağını yalnızca siyasi amaçla sınırlı görmek; madde kişisel çıkar ve nüfuz amacını da kapsar.
- Din hürriyetinin ihlalini yalnızca fiziksel zorlama ile sınırlamak; dininin sorulması gibi açıklamaya yönelik davranışlar da ihlal sayılabilir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Anayasa Mahkemesi, dinin devlet işlerinde egemen olmaması ilkesinden hareketle, bireyin manevi hayatına ilişkin inanç alanında sınırsız hürriyet tanındığını, toplumsal hayatı etkileyen eylem ve davranışlarda ise kamu düzeni ve haklar gerekçesiyle sınır konulabildiğini kabul etmektedir. (8. Daire, 2018/1293 E., 2022/6312 K., 07.11.2022; 8. Daire, 2018/1294 E., 2022/6313 K., 07.11.2022)
- Mahkemenin, dinin sorulmasının kişinin isteği dışında inancını açıklaması sonucunu doğurması nedeniyle 24. maddenin üçüncü fıkrasına aykırı sayıldığı kabul edilmektedir. (8. Daire, 2016/1171 E., 2021/2762 K., 28.05.2021)
- Ceza muhakemesinde tanığa dininin sorulmasının, inancını açıklamaya zorlama anlamına geleceği ve bu nedenle üçüncü fıkraya aykırı olduğu kabul edilmektedir. (8. Daire, 2021/1459 E., 2022/6311 K., 07.11.2022)
- Dini inanç hürriyetinin sınırlanamaz nitelikte olduğu, buna karşılık ibadet hürriyetinin 14. maddeye bağlı sınırlı bir hak olduğu ayrımı kabul edilmektedir. (8. Daire, 2017/5684 E., 2021/398 K., 27.01.2021)
- Dinin siyasi amaçla kullanılmasının, Devletin temel düzeninin dini kurallara dayandırılmasının ve kişisel çıkar sağlanmasının 24. maddenin dördüncü fıkrası kapsamında yasaklandığı kabul edilmektedir. (8. Daire, 2017/4581 E., 2021/397 K., 27.01.2021)
Nasıl ispat edilir?
- İbadet hürriyetinin 14. madde sınırını aştığını ileri süren taraf, bu aykırılığı somut eylemle ispatlamalıdır; dini inanç hürriyetinin ihlali iddiasında ise inanç açıklamasına zorlandığını gösteren belge veya tanık beyanı gereklidir.
- Dinin istismar edildiğini ileri süren taraf, amacın siyasi veya kişisel çıkar ya da nüfuz olduğunu ispatla yükümlüdür; eylemin dini kullanarak yapıldığı delillerle gösterilmelidir.
- Din kültürü dersinin zorunluluğu veya isteğe bağlı din eğitimi konusunda talep iddiasını ileri süren taraf, kişinin isteği veya kanuni temsilcinin yazılı talebi gibi bir belge ile ispat eder.
- Kişinin dinine ilişkin sorgulamanın zorlama niteliği taşıdığını iddia eden taraf, sorunun inanç açıklamasına yöneldiğini ve kişinin isteği dışında yapıldığını tanık veya yazılı kayıtla gösterir.
- Karşı taraf, eylemin kamu düzeni veya 14. madde kapsamında meşru olduğunu savunuyorsa bu savunmayı kendisi ispat eder.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2709 sayılı Kanun m.14: Din ve vicdan hürriyetinin kötüye kullanılmasını yasaklayan genel sınırı içerir. İbadet hürriyeti bu sınıra tabidir; 24. maddenin ibadet fıkrası bu hükme yollama yapar.
- 2709 sayılı Kanun m.15: Olağanüstü hallerde ve savaşta dahi kişilerin din ve vicdan hürriyetinin askıya alınamayacağını ve bu nedenle suçlanamayacaklarını belirtir; inanç hürriyetinin mutlaklığını tamamlar.
- 2709 sayılı Kanun m.25: Düşünce ve kanaat hürriyetini düzenler; 24. maddedeki kanaat güvencesiyle birlikte okunur ancak kendi kapsamı ayrıdır.
Anayasa m.25 — Düşünce ve kanaat hürriyeti
Madde, herkesin düşünce ve kanaat hürriyetine sahip olduğunu ve kimsenin düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağını, bunlar sebebiyle kınanamayacağını ve suçlanamayacağını düzenler. Düşünce ve kanaatin iç dünyada kalan boyutunu mutlak koruma altına alır. Madde, herkese ve devletin bütün organlarına karşı uygulanır. Madde, düşüncenin dış dünyaya yansıtılmasını ve yayılmasını düzenlemez; bu alan 26. maddededir (m.26). Din ve vicdan hürriyetini ve dinî inancın açıklanmasına ilişkin güvenceleri düzenlemez (m.24). Düşünceyi açıklama sonucu doğan hukuki sorumluluklar, örneğin hakaret, bu maddenin değil ceza ve hukuk mevzuatının konusudur. Sınırlama sebepleri ve sınırlamanın ölçütleri de bu maddede yer almaz (m.13).
Düşünce ve kanaat hürriyeti: hangi kavramlar bilinmeli?
- Düşünce ve kanaat hürriyeti
- Kişinin zihninde düşündüğü ve benimsediği görüşleri serbestçe oluşturma ve sürdürme özgürlüğüdür. Yalnız kişinin iç dünyasına ait olan bu alan, madde bakımından sınırsız ve mutlak korumalıdır.
- Zorlanmama güvencesi
- Hiç kimsenin düşünce ve kanaatlerini açıklamaya, herhangi bir sebep veya amaç ileri sürülerek zorlanamayacağını ifade eder. Bu güvence, açıklamanın yasal bir yükümlülük olarak istenmesi hâlinde de geçerlidir.
- Kınanma ve suçlanma yasağı
- Kişinin düşünce ve kanaatleri nedeniyle ona karşı ayıplama, cezalandırma ya da suç isnadında bulunulamayacağını ifade eder. Yasak, düşüncenin kendisine yöneliktir; düşüncenin açıklanmasından doğan sonuçlar bu yasağın kapsamında değildir.
Anayasa m.26 — Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti
Anayasanın 26. maddesi, herkesin düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hürriyetini güvence altına alır ve bu hürriyetin resmi makam müdahalesi olmadan haber veya fikir alma ve verme serbestliğini kapsadığını belirtir. Radyo, televizyon, sinema ve benzeri yayımların izin sistemine bağlanabileceğini, bu hürriyetin sınırlama sebeplerini ve haber ile düşünceleri yayma araçlarına ilişkin düzenleyici hükümlerin sınırlama sayılmayacağını düzenler. Madde herkese, yani gerçek ve tüzel kişilere ve her türlü ifade biçimine uygulanır. Düşünce ve kanaat hürriyetinin kendisini (m.25), basın hürriyetini (m.28), süreli ve süresiz yayın hakkını (m.29) ve bilim ve sanat hürriyetini (m.27) düzenlemez. Sınırlamanın kanuni dayanağına ve ölçütüne ilişkin genel çerçeve m.13 ile birlikte okunur; bu hürriyetin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller ise ayrıca kanunla düzenlenir. Ayrıca bu maddenin tanımadığı ancak ilgili ayrı normlarda yer alan yayım yasakları ve yayın denetimi usulleri bu maddenin kapsamı dışındadır."
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti: hangi kavramlar bilinmeli?
- Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti
- Düşüncenin dış dünyaya söz, yazı, resim veya başka bir yolla yansıtılması ve yayılması serbestliğidir. Tek başına ya da toplu olarak kullanılabilir; düşüncenin iç dünyada kalan hâli bu hürriyetin değil, m.25'in konusudur.
- Haber veya fikir alma ve verme serbestliği
- Resmi makamların müdahalesi olmaksızın bilgiye ulaşma ve bilgi aktarma serbestliğidir. Bu serbestlik ifadenin hem alıcı hem verici yönünü kapsar.
- İzin sistemi
- Radyo, televizyon, sinema ve benzeri yollarla yapılan yayımların önceden izne bağlanabilmesidir. Bu istisna yalnız anılan yayım araçlarını kapsar; basılı yayını kapsamaz.
- Düzenleyici hükümler
- Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin kurallardır. Bunlar yayımı engellemediği sürece hürriyetin sınırlanması sayılmaz; yayımı engelleyen düzenlemeler ise sınırlama niteliği taşır.
- Sınırlama sebepleri
- Maddenin ikinci fıkrasında sayılan amaçlardır. Bu hürriyet yalnız bu amaçlarla ve kanunla sınırlanabilir; sayılan amaçlar dışında sınırlama yapılamaz.
- Şekil, şart ve usuller
- Hürriyetin kullanılmasına ilişkin biçimsel ve usulî koşullardır. Bunların kanunla düzenlenmesi maddenin son fıkrasında öngörülmüştür.
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti: hangi şartlar aranır?
- Açıklama veya yayma eyleminin dış dünyaya yansıtılmış bir ifade olması gerekir; salt iç dünyada kalan düşünce bu maddenin değil m.25'in koruması altındadır.
- Sınırlama yapılacaksa, ikinci fıkrada sayılan amaçlardan en az birine dayanması gerekir.
- Sınırlama kanunla yapılmalıdır; ikinci fıkra bu bakımdan kanuni dayanak şartı koyar.
- Radyo, televizyon, sinema ve benzeri yayımlarda izin sistemi uygulanacaksa, bunun kanunla öngörülmüş olması gerekir.
- Haber ve düşünceleri yayma araçlarına ilişkin düzenleme yapılacaksa, bu düzenlemenin yayımı engellememesi gerekir.
- Hürriyetin kullanılmasında şekil, şart ve usuller getirilecekse bunların kanunla düzenlenmesi gerekir.
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti: hangi sonuçları doğurur?
- Hürriyet, ikinci fıkrada sayılan amaçlardan biri ve kanunla yapılan sınırlama dışında kısıtlanamaz.
- Radyo, televizyon, sinema ve benzeri yayımlar kanunla izin sistemine bağlanabilir; bu durumda izin alınmadan yapılan yayım, izin sistemine aykırılık doğurur.
- Haber ve düşünceleri yayma araçlarına ilişkin düzenleyici hükümler, yayımı engellemediği sürece sınırlama sayılmaz.
- Şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenmediği sürece, bu hürriyetin kullanılmasına ilişkin ek koşul getirilmesi anayasal dayanaktan yoksun kalır.
- Sınırlama ölçüsüz yapılırsa, yani hürriyetin özüne dokunulursa, bu durum anayasaya aykırılık sorunu doğurur.
- Maddede hürriyetin kullanılmasına bağlanan bir yaptırım ya da hükümsüzlük kuralı yer almaz; bu sonuçlar ilgili kanunlardan çıkar.
Düşünce ve kanaat ile açıklama ve yayma arasındaki fark nedir?
Düşünce ve kanaat, kişinin zihninde kalan psişik bir durumdur ve m.25 kapsamındadır.
Açıklama ve yayma, düşüncenin dış dünyaya yansımasıdır ve m.26 kapsamındadır.
Yalnız dış dünyaya yansıyan düşünce için m.26'daki sınırlama rejimi uygulanır; iç dünyadaki düşünce sınırlandırılamaz.
Genel yayım ile radyo, televizyon, sinema ve benzeri yayım arasındaki fark nedir?
Genel olarak düşüncenin açıklanması ve yayılması, herhangi bir izne bağlanamaz.
Radyo, televizyon, sinema ve benzeri yollarla yapılan yayım, izin sistemine bağlanabilir.
Bu araçlar için kanunla izin şartı getirilebilir; diğer yayım biçimlerinde ise izin şartı getirilemez.
Yayım araçlarına ilişkin düzenleyici hüküm ile yayımı engelleyen hüküm arasındaki fark nedir?
Düzenleyici hüküm, yayımı engellemeyen ve araçların kullanımını düzenleyen kuraldır.
Yayımı engelleyen hüküm, ifadenin yayılmasını fiilen durduran kuraldır.
Birincisi sınırlama sayılmaz; ikincisi ancak ikinci fıkradaki sebeplere ve kanuni dayanağa bağlı olarak geçerli olabilir.
Sınırlama sebebi ile sınırlama sebebi dışı amaç arasındaki fark nedir?
Milli güvenlik, kamu düzeni, suçların önlenmesi, başkalarının şöhret ve haklarının korunması gibi ikinci fıkradaki amaçlar sınırlama sebebidir.
Bu sayılanlar dışındaki bir amaç, maddenin ikinci fıkrasında yer almaz.
Sayılmayan bir amaçla yapılan sınırlama, bu maddeye dayanamaz.
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Düşüncenin iç dünyada kalan kısmını m.26 kapsamında saymak; oysa bu kısım m.25'in korumasındadır.
- Basılı yayınlara da radyo, televizyon ve sinemaya tanınan izin sistemini uygulamak; izin sistemi yalnız anılan yayım araçlarında mümkündür.
- Madde metninde sayılmayan bir amacı sınırlama sebebi olarak kabul etmek; sınırlama yalnız ikinci fıkradaki amaçlarla yapılabilir.
- Haber ve düşünceleri yayma araçlarına ilişkin düzenleyici hükmü, yayımı engelleyen bir yasak gibi değerlendirmek; yayımı engellemediği sürece bu tür hüküm sınırlama sayılmaz.
- Sınırlamanın kanunla yapılması şartını gözardı edip idari işlemle sınırlama getirmek; ikinci fıkra kanuni dayanak aramaktadır.
- Hakaret ile eleştiriyi aynı ölçüde değerlendirmek; yargı kararları ifadenin bağlamına göre ayrı bir değerlendirme yapılmasını gerekli görmektedir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yüksek yargı, ifade özgürlüğü kapsamındaki açıklamaların eleştiri niteliği taşıyıp taşımadığını, somut olayın bağlamına bakarak değerlendirmektedir; sarsıcı ya da rahatsız edici ifadelerin tek başına sınırlama gerekçesi sayılmadığı kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/917 E., 2024/4359 K., 28.05.2024)
- Ifadenin hedef aldığı kişinin unvanının açıkça belirtilmemesi ve ifadenin kişiyi doğrudan tanımlamayan bir biçimde kurulması, kişisel haklara müdahale sonucunu değiştirebilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/977 E., 2023/245 K., 22.03.2023)
- Derece mahkemelerinin 26. maddede güvence altına alınan ilkeleri gözetmeden, ifadeyi aşırı yorumlayarak sınırlama yapmasının hürriyet ihlali doğurabileceği kabul edilmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2025/6650 E., 2025/9689 K., 09.12.2025)
- Açıklamaya dayalı bir yargılamada ifade özgürlüğünün ihlal edilmesi halinde, Anayasa Mahkemesi kararının ardından yeniden yargılama yapılmasına karar verilebilmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2025/454 E., 2025/1052 K., 03.02.2025)
- Anayasa Mahkemesi, 26. madde kapsamındaki bireysel başvurularda sınırlamanın ölçüsünü ve dayanağını ayrı ayrı denetlemektedir. (13. Daire, 2024/1519 E., 2025/341 K., 21.01.2025; 13. Daire, 2023/3827 E., 2025/340 K., 21.01.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Sınırlamayı ileri süren kamu makamı, sınırlamanın ikinci fıkradaki amaçlardan birine ve kanuni dayanağa dayandığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Açıklamanın hürriyet kapsamında kaldığını ileri süren kişi, ifadenin dış dünyaya yansıdığını ve düşünce açıklaması niteliği taşıdığını gösteren belgelerle ispat eder.
- Yayımın izne tabi olduğu iddiası, ilgili kanun hükmünün varlığı ve yayım aracının radyo, televizyon, sinema ya da benzeri nitelik taşıdığı gösterilerek ispatlanır.
- Hakaret, kişilik hakkı ihlali ya da sınırlama sebebi iddia edilen hallerde, ifadenin bağlamı, hedefi ve kullanılan dil somut olarak incelenir ve bu incelemenin dayanağı mahkeme kararında gösterilmelidir.
- Sınırlama ölçüsüzlüğü iddiası, sınırlamanın hürriyetin özüne dokunup dokunmadığının karşılaştırmalı değerlendirmesiyle ileri sürülür ve bu değerlendirme yargı makamınca yapılır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2709 sayılı Kanun m.13: Temel hakların sınırlanmasının genel ölçütlerini düzenler. Bu maddedeki sınırlama sebepleri, genel sınırlama rejimi ile birlikte okunur.
- 2709 sayılı Kanun m.25: Düşünce ve kanaat hürriyetini düzenler. Bu maddenin dış dünyaya yansımayan düşünceyi koruyan kısmı, m.26'nın kapsam sınırını belirler.
- 2709 sayılı Kanun m.27: Bilim ve sanat hürriyetini düzenler. Bilimsel ve sanatsal ifade bakımından m.26 ile birlikte uygulanabilir, ancak ayrı bir koruma alanıdır.
- 2709 sayılı Kanun m.28: Basın hürriyetini düzenler. Basın hürriyetinin sınırlanmasında m.26 ve m.27 hükümleri uygulanır; m.28 ayrıca basın özelinde sansür yasağı koyar.
- 2709 sayılı Kanun m.29: Süreli ve süresiz yayın hakkını düzenler. Yayın çıkarma için izin ve mali teminat şartının getirilemeyeceğini belirtir; bu yönüyle m.26'nın izin sistemi istisnasından ayrılır.
Anayasa m.27 — Bilim ve sanat hürriyeti
Anayasanın 27. maddesi, herkesin bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkını güvence altına alır; yayma hakkının Anayasanın ilk üç maddesinin değiştirilmesi amacıyla kullanılmasını yasaklar ve yabancı yayınların ülkeye girmesi ile dağıtımına ilişkin kanuni düzenlemeye izin verir. Kural herkes bakımından uygulanır. Madde, yayınların basılması, dağıtımının önlenmesi ve basın özgürlüğüne ilişkin hükümleri düzenlemez; basın hürriyeti Anayasanın 28. maddesinde, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti 26. maddesinde düzenlenmiştir (m.28, m.26). Bilim ve sanat faaliyetinin ceza hukukunda hukuka uygunluk nedeni oluşturup oluşturmadığı, ilgili kanun hükümleriyle birlikte değerlendirilir ve bu madde kendi başına bir suç tipi ya da yaptırım belirlemez. Bilim ve sanat hürriyetine getirilecek sınırlamaların usul ve şekil kuralları ile ispat yükü de bu maddenin kapsamı dışındadır.
Bilim ve sanat hürriyeti: hangi kavramlar bilinmeli?
- Bilim ve sanat hürriyeti
- Herkesin bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda araştırma yapma hakkıdır. Madde bu hakkın kapsamını sayarak tanımlar.
- Yayma hakkı
- Bilim ve sanat alanındaki üretimin kamuya ulaştırılmasını ifade eder. Anayasanın 1, 2 ve 3. maddelerinin değiştirilmesi amacıyla kullanılamaz; bu sınır, hakkın özüne ilişkin bir objektif sınır niteliğindedir.
- Yabancı yayın
- Yurt dışında yayımlanmış eserler ve yayınlardır. Bunların ülkeye girmesi ve dağıtımı kanunla düzenlenebilir; bu düzenleme madde tarafından engellenmez.
Bilim ve sanat hürriyeti: hangi şartlar aranır?
- Hakkın sahibi olarak herkesin bilim ve sanat alanındaki faaliyeti, madde kapsamındaki öğrenme, öğretme, açıklama, yayma ve araştırma eylemlerinden birine ilişkin olmalıdır.
- Yayma hakkının kullanımı, Anayasanın 1, 2 ve 3. maddelerinin değiştirilmesini sağlamak amacını taşımamalıdır.
- Yabancı yayınların ülkeye girmesi ve dağıtımına ilişkin düzenleme kanunla yapılmalıdır; bu düzenleme madde hükmüne aykırılık sayılmaz.
Bilim ve sanat hürriyeti: hangi sonuçları doğurur?
- Bilim ve sanat hürriyeti herkes için tanınmıştır ve kişinin bu alanlardaki faaliyeti, madde kapsamındaysa anayasal güvenceden yararlanır.
- Yayma hakkı, Anayasanın 1, 2 ve 3. maddelerinin değiştirilmesi amacıyla kullanılırsa madde güvencesi kapsamında sayılmaz.
- Yabancı yayınların ülkeye girmesi ve dağıtımı, kanunla düzenlendiği ölçüde madde hükmüne aykırı sayılmaz.
- Bilim ve sanat faaliyetinin yasal sınırlarının aşılması hâlinde, ilgili kanun hükümlerine göre hukuki sorumluluk doğabilir; bu sorumluluğun kapsamı madde metninden çıkarılamaz.
- Madde metninde hak sahibinin ya da kamu makamının yükümlülüğünü doğrudan belirleyen bir yaptırım yer almamaktadır.
Bilim ve sanat hürriyeti ile basın hürriyeti arasındaki fark nedir?
Bilim ve sanat faaliyeti, öğrenme, öğretme, araştırma ve bilimsel veya sanatsal yayını kapsar.
Basın hürriyeti, haber ve düşüncenin basılı veya süreli yayınlarla yayılmasını ve basımevi kurulmasını kapsar.
İki hak ayrı maddelerde düzenlenmiştir; basın yayınlarının dağıtımının önlenmesi ve sansür sorunu 28. madde çerçevesinde değerlendirilir.
Yayma hakkının kullanımı ile anayasa değişikliği amacı arasındaki fark nedir?
Bilimsel veya sanatsal yayın, eleştiri ve tartışma niteliğinde olabilir.
Yayının amacı Anayasanın 1, 2 ve 3. maddelerinin değiştirilmesi ise bu amaç hakkın kullanımı sayılmaz.
Bu nitelikteki yayma faaliyeti madde güvencesinden yararlanamaz.
Yerli yayın ile yabancı yayın arasındaki fark nedir?
Yurt içinde üretilen yayınların ülkeye girmesi söz konusu değildir.
Yurt dışında yayımlanmış yayınların ülkeye girişi ve dağıtımı kanunla düzenlenebilir.
Yabancı yayınlar için kanuni sınırlama ve dağıtım düzenlemesi madde tarafından engellenmez.
Bilim ve sanat hürriyeti: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Bilim ve sanat hürriyetini basın hürriyeti ile aynı rejime tabi tutmak; 27. maddenin sansür ve dağıtım önleme hükümlerini 28. madde ile karıştırmak.
- Yayma hakkının sınırını yalnızca genel bir kamu yararı ölçütüyle değerlendirmek; 27. maddedeki açık sınırı, yani Anayasanın ilk üç maddesinin değiştirilmesi amacını gözden kaçırmak.
- Yabancı yayınların dağıtımına ilişkin kanuni düzenlemeyi madde hükmüne aykırı saymak; bu düzenlemenin madde tarafından açıkça izin verildiğini unutmak.
- Bilim ve sanat faaliyetinin hukuka uygunluk nedenini, faaliyetin hakkın kötüye kullanılmadığı koşulundan bağımsız olarak kabul etmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ceza hukukunda bilim ve sanat faaliyetinin, hakkın kötüye kullanılmadığı sürece hukuka uygunluk nedeni oluşturduğu kabul edilmektedir.
- Yargıtay, bilimsel değeri ve sanat niteliği bulunan eserlerin çoğaltılıp dağıtılmasında müstehcenlik suçunun unsurlarının oluşmayabileceğini kabul etmektedir.
- Bilimsel yayınların, belirli şartlar altında ceza hukukunda hukuka uygunluk nedeni sayılabileceği kabul edilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Bilim ve sanat faaliyetinin madde kapsamında olduğunu ileri süren taraf, faaliyetin bilimsel veya sanatsal niteliğini ispatlamakla yükümlüdür.
- Bilimsel niteliğin ispatında bilirkişi raporu, akademik yayın kayıtları ve eserin bağlamına ilişkin belgeler kullanılabilir.
- Yayının Anayasanın 1, 2 ve 3. maddelerinin değiştirilmesi amacıyla yapıldığını ileri süren taraf, bu amacı ispatlamakla yükümlüdür.
- Hakkın kötüye kullanıldığını ileri süren karşı taraf, bu iddiayı somut olaylarla ispatlamak zorundadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2709 m.26: Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetini düzenler; bilim ve sanat yayını ile düşünce yayını arasındaki sınırlama rejiminin karşılaştırılmasında kullanılır.
- 2709 m.28: Basın hürriyetini ve basın yayınlarının dağıtımının önlenmesine ilişkin esasları düzenler; bu konular 27. maddenin dışında kalır.
- 2709 m.13: Temel hak ve hürriyetlerin kanunla sınırlanmasına ilişkin genel ilkeleri içerir; 27. maddeye getirilecek sınırlamaların değerlendirilmesinde esas alınır.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| dört gün | m.19 | (Değişik birinci cümle: 3/10/2001-4709/4 md.) Yakalanan veya tutuklanan kişi, tutulma yerine en yakın mahkemeye gönderilmesi için gerekli süre hariç en geç kırksekiz saat ve toplu olarak işlenen suçlarda en çok dört gün içinde hâkim önüne… |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
51 karar- Hukuk Genel Kurulu, 2023/226 E., 2024/234 K., 15.05.2024İlgili madde: m.17
- Ceza Genel Kurulu, 2021/384 E., 2023/367 K., 21.06.2023İlgili madde: m.20
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/33 E., 2023/377 K., 26.04.2023İlgili madde: m.17
- Hukuk Genel Kurulu, 2021/977 E., 2023/245 K., 22.03.2023İlgili madde: m.26
- Hukuk Genel Kurulu, 2021/370 E., 2022/1622 K., 29.11.2022İlgili madde: m.17
- Hukuk Genel Kurulu, 2021/15 E., 2022/1276 K., 11.10.2022İlgili madde: m.17
- Hukuk Genel Kurulu, 2021/355 E., 2022/1225 K., 04.10.2022İlgili madde: m.17
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/1379 E., 2021/1073 K., 22.09.2021İlgili madde: m.25
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/2846 E., 2021/716 K., 08.06.2021İlgili madde: m.20
- Hukuk Genel Kurulu, 2021/145 E., 2021/257 K., 11.03.2021İlgili madde: m.20
Diğer 41 karar
- Ceza Genel Kurulu, 2017/637 E., 2019/473 K., 18.06.2019İlgili madde: m.19
- Ceza Genel Kurulu, 2017/536 E., 2019/423 K., 14.05.2019İlgili madde: m.19
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/1834 E., 2019/501 K., 30.04.2019İlgili madde: m.25
- Hukuk Genel Kurulu, 2015/1390 E., 2019/228 K., 28.02.2019İlgili madde: m.20
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/1351 E., 2018/1623 K., 06.11.2018İlgili madde: m.25
- Hukuk Genel Kurulu, 2015/1314 E., 2018/677 K., 04.04.2018İlgili madde: m.20
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/2388 E., 2018/315 K., 21.02.2018İlgili madde: m.20
- Hukuk Genel Kurulu, 2010/551 E., 2010/598 K., 05.11.2010İlgili madde: m.19
- Ceza Genel Kurulu, 2006/338 E., 2007/71 K., 20.03.2007İlgili madde: m.19
- 9. Hukuk Dairesi, 2025/6650 E., 2025/9689 K., 09.12.2025İlgili madde: m.26
- 10. Daire, 2024/2657 E., 2025/4022 K., 24.09.2025İlgili madde: m.23
- 3. Hukuk Dairesi, 2025/489 E., 2025/3975 K., 11.09.2025İlgili madde: m.18
- 3. Hukuk Dairesi, 2024/2254 E., 2025/1423 K., 10.03.2025İlgili madde: m.18
- 9. Hukuk Dairesi, 2025/454 E., 2025/1052 K., 03.02.2025İlgili madde: m.26
- 13. Daire, 2024/1519 E., 2025/341 K., 21.01.2025İlgili madde: m.26
- 13. Daire, 2023/3827 E., 2025/340 K., 21.01.2025İlgili madde: m.26
- 3. Hukuk Dairesi, 2023/5370 E., 2024/3757 K., 20.11.2024İlgili madde: m.18
- 3. Hukuk Dairesi, 2023/5338 E., 2024/3638 K., 18.11.2024İlgili madde: m.18
- 3. Hukuk Dairesi, 2023/5331 E., 2024/3447 K., 31.10.2024İlgili madde: m.18
- 3. Hukuk Dairesi, 2023/5625 E., 2024/3363 K., 30.10.2024İlgili madde: m.18
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/917 E., 2024/4359 K., 28.05.2024İlgili madde: m.26
- 8. Ceza Dairesi, 2021/15938 E., 2024/1462 K., 19.02.2024İlgili madde: m.22
- 9. Hukuk Dairesi, 2023/13844 E., 2023/12773 K., 25.09.2023İlgili madde: m.25
- 8. Ceza Dairesi, 2020/18440 E., 2023/6187 K., 14.09.2023İlgili madde: m.22
- 8. Ceza Dairesi, 2020/18273 E., 2023/1267 K., 13.03.2023İlgili madde: m.22
- 8. Daire, 2018/1293 E., 2022/6312 K., 07.11.2022İlgili madde: m.24
- 8. Daire, 2018/1294 E., 2022/6313 K., 07.11.2022İlgili madde: m.24
- 8. Daire, 2021/1459 E., 2022/6311 K., 07.11.2022İlgili madde: m.24
- 8. Daire, 2016/1171 E., 2021/2762 K., 28.05.2021İlgili madde: m.24
- 8. Daire, 2017/5684 E., 2021/398 K., 27.01.2021İlgili madde: m.24
- 8. Daire, 2017/4581 E., 2021/397 K., 27.01.2021İlgili madde: m.24
- 12. Daire, 2018/2071 E., 2020/3581 K., 09.11.2020İlgili madde: m.25
- 16. Ceza Dairesi, 2018/1771 E., 2018/2474 K., 16.07.2018İlgili madde: m.21
- 7. Ceza Dairesi, 2014/7864 E., 2015/1231 K., 27.01.2015İlgili madde: m.22
- 7. Ceza Dairesi, 2014/6867 E., 2015/687 K., 20.01.2015İlgili madde: m.22
- 7. Ceza Dairesi, 2013/22418 E., 2014/3884 K., 20.02.2014İlgili madde: m.22
- 8. Ceza Dairesi, 2013/6604 E., 2013/20065 K., 04.07.2013İlgili madde: m.21
- 12. Ceza Dairesi, 2013/10310 E., 2013/15820 K., 10.06.2013İlgili madde: m.19
- 14. Ceza Dairesi, 2012/15887 E., 2013/3727 K., 02.04.2013İlgili madde: m.23
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/642 E., 2024/609 K., 30.04.2024İlgili madde: m.17
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2017/543 E., 2020/1003 K., 03.12.2020İlgili madde: m.19
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 07.05.2010 (m.20).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 2.2. Kişinin Hak ve Ödevleri bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış