Avukatlık ve avukat, avukatlık mesleğine kabul, yasak haller
Kısaca
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 1. maddesi, avukatlığın niteliğini ve avukatın görevinin temel çerçevesini belirler: avukatlığın kamu hizmeti ve serbest bir meslek olduğunu tanımlar ve avukatın yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil ettiğini ifade eder. Avukatlık Kanunu m.2, avukatlığın amacını ve avukatın bu amaç doğrultusunda hukuki bilgi ve tecrübesini nasıl tahsis edeceğini düzenler.
Kapsam
Bu konu, Avukatlık Kanunu m.1–14 hükümlerini kapsar.
- Avukatlık Kanunu m.1Avukatlığın mahiyeti
- Avukatlık Kanunu m.2Avukatlığın amacı
- Avukatlık Kanunu m.3Avukatlığa kabul şartları
- Avukatlık Kanunu m.4İstisnalar
- Avukatlık Kanunu m.5Avukatlığa kabulde engeller
- Avukatlık Kanunu m.6Baroya yazılma istemi
- Avukatlık Kanunu m.7Karar
- Avukatlık Kanunu m.8Redde veya kovuşturma sonuna kadar beklenmesine dair karara itiraz
- Avukatlık Kanunu m.9Avukatlık ruhsatnamesi ve yemin
- Avukatlık Kanunu m.10Ret kararının bildirilmesi
- Avukatlık Kanunu m.11Avukatlıkla birleşemiyen işler
- Avukatlık Kanunu m.12Avukatlıkla birleşebilen işler
- Avukatlık Kanunu m.13Avukatın hâkim veya savcı ile hısımlık veya evlilik münasebeti
- Avukatlık Kanunu m.14Bazı görevlerden ayrılanların avukatlık edememe yasağı
Avukatlık Kanunu m.1 — Avukatlığın mahiyeti
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 1. maddesi, avukatlığın niteliğini ve avukatın görevinin temel çerçevesini belirler: avukatlığın kamu hizmeti ve serbest bir meslek olduğunu tanımlar ve avukatın yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil ettiğini ifade eder. Madde, avukatlık mesleğini icra eden ve avukat sıfatını taşıyan herkes bakımından bir çerçeve çizer. Maddede avukatlığa giriş şartları, avukatların hak ve ödevleri, avukatlık ücreti ve sözleşmesi, baro ve barolar birliğinin teşkilatı ve disiplin hükümleri ayrıca düzenlenmiş değildir. Bu konular sırasıyla 3-10. maddeler, 34-65. maddeler, 163-175. maddeler, 76-108. maddeler ve 109-162. maddeler ile 134 ve devamı disiplin hükümlerinde yer almaktadır; madde bunları düzenlemez.
Avukatlığın mahiyeti: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kamu hizmeti
- Avukatlığın, toplumun hukuki ihtiyaçlarını karşılayan ve adaletin gerçekleşmesine katkı sunan bir hizmet niteliği taşıdığını ifade eden kavramdır. Bu nitelik avukatı kamu görevlisi yapmaz; avukat kamu hizmeti sunar ama devlet memuru değildir.
- Serbest meslek
- Avukatın mesleğini bir kamu kurumu içinde değil, bağımsız olarak ve kendi sorumluluğunda icra etmesi anlamına gelen niteliktir. Bu niteliğin sonucu olarak avukat, bir iş sahibiyle serbest bir sözleşme ilişkisine girer.
- Bağımsız savunma
- Yargının kurucu unsurlarından biri olarak, avukatın hiçbir kamu organının ve hiçbir yargı organının talimatı altında olmaksızın müvekkil adına yaptığı savunma faaliyetidir. Avukatın bağımsızlığı hem devlete hem mahkemeye hem de müvekkile karşıdır; ancak bu bağımsızlık müvekkilin hak ve çıkarlarını korumama anlamına gelmez.
- Serbestçe temsil
- Avukatın bağımsız savunmayı, kendi takdiriyle ve kimsenin emrinde olmadan yürütmesini ifade eder. Temsil yetkisi mahkemeden alınmış bir talimata değil, avukatın mesleki bağımsızlığına dayanır.
Avukatlığın mahiyeti: hangi şartlar aranır?
- Avukatlığın kamu hizmeti niteliğinin ve serbest meslek niteliğinin birlikte kabul edilmesi gerekir; madde bu iki niteliği birlikte ifade eder ve birinin diğerini ortadan kaldırmadığı anlaşılmalıdır.
- Avukatın, yargının kurucu unsuru olan bağımsız savunmayı yürütüyor olması gerekir; bu görevi yerine getiren kişi avukat sıfatını taşıyor olmalıdır.
- Avukatın bağımsız savunmayı serbestçe temsil etmesi gerekir; bu temsil yetkisi mahkeme, savcılık veya başka bir kamu organının talimatına bağlı değildir.
- Avukatın bağımsız görev yapabilmesi için hem devlete ve yürütme organına hem de mahkemeye ve müvekkiline karşı bağımsız olması gerekir.
Avukatlığın mahiyeti: hangi sonuçları doğurur?
- Avukat, yargının kurucu unsuru olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder.
- Avukat mahkemenin emrinde değildir ve mahkemeden talimat almaz.
- Avukatın bağımsızlığı müvekkiline karşı da geçerlidir; ancak bu bağımsızlık müvekkilin hak ve çıkarlarının korunmamasını doğurmaz.
- Avukatın bağımsızlığı mahkemeye karşı dilediğini söyleme anlamına gelmez; uygun olmayan tavır disiplin ve genel hükümlere göre yaptırıma bağlanır.
- Avukata, görevi sırasında ya da görevi nedeniyle karşı bir suç işlendiğinde, bu fiil hâkimlere karşı işlenmiş sayılarak aynı hükümler uygulanır (AvK m. 57).
Kamu hizmeti ile serbest meslek arasındaki fark nedir?
Avukatlığın kamu hizmeti yönü, avukatın toplumsal ve yargısal işlevini, adaletin gerçekleşmesine katkısını vurgular.
Serbest meslek yönü, avukatın mesleğini bağımsız olarak ve iş sahibiyle sözleşmesel ilişki içinde icra etmesini vurgular.
Kamu hizmeti yönü avukatı kamu görevlisi yapmaz; uygulamada kamu hizmeti yönünün ağır bastığı kabul edilen hallerde de avukatlık ücretinin ve sözleşme ilişkisinin niteliği tartışma konusu olmuştur. (Genel Kurul, 2019/19788 E., 05.07.2022)
Avukatın bağımsızlığı ile müvekkilin hak ve çıkarlarını koruma arasındaki fark nedir?
Avukatın bağımsızlığı, mahkemeye ve devlete karşı talimat almama ve kendi müvekkiline karşı da bağımsız kalma ilkesini kapsar.
Müvekkilin hak ve çıkarlarını koruma yükümlülüğü, avukatın müvekkil adına etkin savunma yapmasını gerektirir.
Bağımsızlık müvekkile karşı sınırsız bir serbestlik doğurmaz; avukat müvekkiline hukuka uygun biçimde hizmet eder, hukuka aykırı talimatı yerine getirmek zorunda değildir.
Bağımsızlık ile mahkemeye karşı üslup ve davranış arasındaki fark nedir?
Bağımsız savunma, avukatın mahkeme karşısında yasal sınırlar içinde savunma yapma hakkını ifade eder.
Bağımsızlık, mahkemeye karşı dilediğini söyleme ve yapma anlamına gelmez.
Duruşmada uygun olmayan tavır gösteren avukat disiplin sorumluluğu ve genel hükümlere göre ceza sorumluluğu ile karşılaşabilir; bu sorumluluk maddedeki bağımsızlık ilkesini ortadan kaldırmaz.
Avukatlığın mahiyeti: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Avukatlığın kamu hizmeti olmasını avukatı kamu görevlisi saymak olarak yorumlamak; avukat kamu görevlisi değildir.
- Bağımsızlık ilkesini müvekkilin talimatlarını yerine getirmeme veya müvekkilin çıkarlarını korumama anlamında yorumlamak; bağımsızlık müvekkil bakımından da geçerlidir ama hak ve çıkarları korumayı dışlamaz.
- Bağımsızlığı mahkeme karşısında sınırsız bir serbestlik olarak görmek; duruşmada uygun olmayan tavır disiplin ve genel hükümlere göre yaptırıma bağlanır.
- Madde 1'deki tanımı avukatlık sözleşmesinin tüm hükümlerinin kaynağı saymak; sözleşmenin hükümleri ayrı maddelerde düzenlenmiştir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Avukatlığın kamu hizmeti niteliği, avukatın kamu görevlisi sayılmasını gerektirmez; ancak bu nitelik yorumda avukatlık hizmetinin toplumsal işlevini vurgulamak için kullanılmaktadır. (Genel Kurul, 2018/37392 E., 23.07.2020; Genel Kurul, 2021/1318 E., 04.07.2024)
- Yüksek mahkeme kararlarında, 1136 sayılı Kanun'un 1. ve 2. maddelerinin birlikte değerlendirilerek avukatlık mesleğinin kamu hizmeti yönünün ağır bastığı sonucuna varıldığı görülmektedir. (Genel Kurul, 2019/19788 E., 05.07.2022)
- Kararlarda madde 1'deki kamu hizmeti ve serbest meslek tanımı, avukatlık sözleşmesi ve ücret ilişkisinin niteliğini belirlemede başlangıç noktası olarak kullanılmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/276 E., 2021/435 K., 25.03.2021)
- Ceza Genel Kurulu kararlarında madde 1'e dayanılarak avukatın kamu hizmeti niteliğinin ceza hukuku bakımından değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2021/44 E., 2022/790 K., 08.12.2022; Ceza Genel Kurulu, 2021/43 E., 2021/287 K., 17.06.2021)
Nasıl ispat edilir?
- Avukatlığın kamu hizmeti ve serbest meslek niteliği bir hukuki tanımdır; somut bir olayda bu niteliğin ispatı gerekmez, ancak tarafların iddialarını dayandırdıkları ilişkinin avukatlık hizmeti olduğunun ispatı gerekir.
- Avukatın bağımsız savunmayı yürüttüğünün ispatı için vekaletname, dava dosyası ve duruşma tutanakları gibi belgeler kullanılır.
- Avukatın mahkemeden talimat alarak hareket ettiği ya da bağımsızlığını ihlal ettiği iddiasını ileri süren taraf, bu iddiayı yazılı belge veya tutanak ile ispatlamakla yükümlüdür.
- Avukatın müvekkiline karşı bağımsızlığını ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiasında ispat yükü müvekkildedir; avukat ise yaptığı işlemlerin hukuka uygun olduğunu belgelerle gösterebilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 1136 sayılı Kanun m.2: Avukatlığın amacını ve görevini tanımlar; 1. maddedeki kamu hizmeti ve bağımsız savunma niteliklerinin işlevsel anlamını tamamlar.
- 1136 sayılı Kanun m.57: Avukata karşı görevi sırasında veya görevinden dolayı işlenen suçlarda hâkimlere karşı işlenmiş gibi hükümlerin uygulanmasını düzenler; madde 1'de belirtilen bağımsızlığın koruma tarafını oluşturur.
- 1136 sayılı Kanun m.58: Avukat bürosunda ve konutunda arama gibi işlemler için mahkeme kararı ve baro temsilcisinin katılımını öngörür; bağımsız savunmanın korunmasına ilişkin güvencedir.
- 1136 sayılı Kanun m.134: Avukatın mahkeme karşısında uygun olmayan tavrı ve meslek kurallarına aykırılığı halinde disiplin sorumluluğunu düzenler; madde 1'deki bağımsızlığın sınırını gösterir.
- 1136 sayılı Kanun m.3-10: Avukat olabilmenin şartlarını düzenler; serbest meslek niteliğinin girişteki koşullarını belirler, madde 1 bunları düzenlemez.
- 1136 sayılı Kanun m.34-65: Avukatların hak ve ödevlerini düzenler; bağımsız savunmanın somut yükümlülüklerini bu maddeler belirler.
Avukatlık Kanunu m.2 — Avukatlığın amacı
Madde, avukatlığın amacını ve avukatın bu amaç doğrultusunda hukuki bilgi ve tecrübesini nasıl tahsis edeceğini düzenler. Ayrıca yargı organları, emniyet makamları, diğer kamu kurum ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri, bankalar, noterler, sigorta şirketleri ve vakıflar gibi kurumların avukata yardımcı olma ve bilgi-belge inceleme yükümlülüğünü kapsar. Yükümlülük avukatın görevinin yerine getirilmesi bakımından bu kurumlara yöneliktir. Avukatın kendi görev ve sorumluluğunu, avukatlık ücretini, baro örgütünü ve disiplin rejimini düzenlemez (m.34, m.163-164 ve diğer ilgili düzenlemeler). Mahkemece verilen müzekkerenin usulü ve derdest davada delil toplanmasına ilişkin ayrıntılar da bu maddenin kapsamında değildir.
Avukatlığın amacı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Avukatlığın amacı
- Hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, hukuki uyuşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam uygulanmasını sağlamaktır. Bu amaç her derecede yargı organı, hakem ve resmi ya da özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde gerçekleştirilir.
- Hukuki bilgi ve tecrübenin tahsisi
- Avukatın, amaç doğrultusunda mesleki bilgisini adalet hizmetine ve kişilerin yararlanmasına ayırmasıdır. Bu ifade, avukatın işini salt bir müvekkil menfaatine indirgenmiş bir ticari faaliyet olarak değil, kamusal bir hizmet olarak yürütmesi gerektiğini anlatır.
- Yardım yükümlülüğü
- Maddede sayılan kurum ve kuruluşların, avukatın görevini yerine getirmesinde ona yardımcı olma zorunluluğudur. Yükümlülük avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeyi incelemeye sunmayı da kapsar.
- Saklı kalan özel hükümler
- Kurumların kendi kanunlarındaki özel düzenlemeler, bilgi ve belge incelemesine ilişkin genel yükümlülüğün önüne geçebilir. Bu nedenle bilgi isteminde ilgili kurumun özel mevzuatına da bakılmalıdır.
- Vekâletname ibrazı
- Belgelerden örnek alınabilmesi için avukatın vekâletnameyi sunması gerekir. İnceleme ile örnek alma aynı şey değildir; örnek alma ayrıca vekâletname ibrazına bağlıdır.
Avukatlığın amacı: hangi şartlar aranır?
- Talep edenin avukat olması ve avukatın bir görevini yerine getirmek için bilgi veya belgeye gerek duyması gerekir.
- Talebin, maddede sayılan yargı organları, emniyet makamları, kamu kurum ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri, bankalar, noterler, sigorta şirketleri veya vakıflar gibi kurumlara yöneltilmiş olması gerekir.
- Talep edilen bilgi ve belge, avukatın görevinin yerine getirilmesi için gerekli olmalıdır.
- Belgelerden örnek alınacaksa avukatın vekâletname ibraz etmesi gerekir.
- Kanunlarında özel hüküm bulunan kurumlarda, bu özel hükümler saklı kalmak kaydıyla hareket edilmelidir.
- Derdest davalarda müzekkerenin, duruşma gününü beklemeksizin mahkemeden alınabilmesi için davanın derdest olması gerekir.
Avukatlığın amacı: hangi sonuçları doğurur?
- Maddede sayılan kurumlar avukatın görevini yerine getirmesinde yardımcı olmak zorundadır.
- Kurumlar, saklı kalan özel hükümler dışında, avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlüdür.
- Belgeden örnek alınması ancak vekâletname ibrazı ile mümkün olur; vekâletname sunulmazsa örnek alma talebi karşılanmaz.
- Derdest davalarda müzekkereler duruşma günü beklenmeksizin mahkemeden alınabilir.
- Kurum, avukatın ihtiyaç duyduğu bilgi ve belgeyi sunmazsa bu yükümlülüğe aykırı davranmış olur; yaptırım ve hukuki sonuç için ilgili özel mevzuat ve genel hükümler incelenmelidir.
- Avukatın bu yetkisi avukatlık mesleğinin amacına bağlıdır; amaç dışı bir bilgi talebi maddenin korumasında değildir.
İnceleme ile örnek alma arasındaki fark nedir?
Avukatın bilgi ve belgeleri yerinde incelemesi, kurumun maddede sayılan yükümlülüğüne dayanır.
Belgeden örnek alınması, avukatın ayrıca vekâletname ibraz etmesine bağlıdır.
Vekâletname sunulmadan örnek alınamaz; yalnızca inceleme talebi ile yetinilebilir.
Derdest dava ile dava dışı başvuru arasındaki fark nedir?
Derdest bir davada müzekkere mahkemeden duruşma gününü beklemeksizin alınabilir.
Derdest olmayan işlerde bu hızlı yol maddede öngörülmemiştir.
Derdest davada müzekkere için duruşma gününün beklenmesi gerekmez; diğer hallerde genel usul uygulanır.
Genel yükümlülük ile özel kanun hükmü arasındaki fark nedir?
Maddedeki bilgi inceleme yükümlülüğü genel nitelik taşır.
Kurumun kendi kanunundaki özel hükümler maddenin uygulanmasını sınırlayabilir.
Özel kanun hükmü bulunan kurumda, o hüküm saklı kalmak kaydıyla avukatın bilgi talebi karşılanır.
Avukatlığın amacı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Vekâletname sunulmadan belgeden örnek alınabileceğini düşünmek; örnek alma için vekâletname ibrazı zorunludur.
- Bilgi ve belge incelemesini, avukatın görevi ile ilgisi olmayan her türlü bilgiye yönelik genel bir yetki saymak; talep görevle bağlantılı olmalıdır.
- Saklı kalan özel hükümleri göz ardı edip genel yükümlülüğe dayanarak zorlamak; ilgili kurumun kendi kanunundaki düzenlemeler önce kontrol edilmelidir.
- Derdest olmayan işlerde müzekkereyi duruşma günü beklenmeksizin alınabileceğini varsaymak; bu kolaylık yalnızca derdest davalar içindir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Avukatın bilgi ve belge talebinin, vekâletname sunulmuş olsa dahi sadece görevin yerine getirilmesi için gerekli olan ölçüde değerlendirildiği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2021/1781 E., 2024/1259 K., 03.06.2024)
- Bilgi isteminin, kurumun kendi mevzuatındaki gizlilik düzenlemeleri nedeniyle reddedilebildiği ve bu nedenle özel hükmün saklı kaldığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2023/973 E., 2024/1313 K., 23.09.2024)
- Avukatın m.2/3 kapsamındaki bilgi ve belge alma hakkına engel olunmasının ayrı bir şikâyet konusu olabileceği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/2121 E., 2025/2052 K., 08.12.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Bilgi ve belge talebini yapan avukat, talebin görevin yerine getirilmesi için gerekli olduğunu ve yardım yükümlülüğünün doğduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Vekâletname ibrazı, örnek alma talebinin dayanağı olarak yazılı belge ile ispatlanır.
- Kurumun özel bir hükme dayanarak talebi reddettiğini ileri sürmesi halinde, bu hükmün varlığını ve kapsamını kurum ispat etmelidir.
- Derdest dava varlığı, mahkeme dosyası üzerinden belgelenir ve müzekkerenin duruşma günü beklenmeksizin alınabilmesi için bu durum ortaya konmalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 1136 sayılı Kanun m.1: Avukatlığın serbest meslek ve kamu hizmeti niteliğini tanımlar; m.2'nin amacının hukuki çerçevesini oluşturur.
- 1136 sayılı Kanun m.34: Avukatın özen yükümlülüğünü düzenler; m.2'deki amaca uygun görev yapma ölçüsünü tamamlar.
- 1136 sayılı Kanun m.163: Avukatlık ücreti ve sözleşme sınırlarını düzenler; m.2'deki yardım görevinin ücret yönüyle ilişkilidir.
- 1136 sayılı Kanun m.164: Avukatlık ücretinin haczi ve mahsubu gibi konuları düzenler; m.2 kapsamındaki görevle doğrudan ilgili değildir ancak ücret rejimini tamamlar.
Avukatlık Kanunu m.3 — Avukatlığa kabul şartları
Bu madde, avukatlık mesleğine kabul edilmek için aranan şartları sıralar. Vatandaşlık, hukuk fakültesi mezuniyeti veya yabancı diplomanın denklik sınavı, staj bitim belgesi, levha bölgesinde ikametgâh ve avukatlığa engel hal bulunmaması bu kapsamdadır. Maddenin kendi metni staja başlama koşullarını, stajın süresini ve içeriğini, levhaya yazılma usulünü, baro bölgelerini ve avukatlığın sona ermesini düzenlemez (staj için m.15-16, levha ve baro için ayrı hükümler, sona erme ve engeller için m.5 ve m.182 ile ilgili düzenlemeler). Hakimlik ve savcılıktan ayrılanların staja tabi olmadan kabulü ayrı bir maddede düzenlenmiştir.
Avukatlığa kabul şartları: hangi kavramlar bilinmeli?
- Avukatlığa kabul şartları
- Avukatlık mesleğine girebilmek için birlikte gerçekleşmesi gereken koşullardır. Bunlardan biri eksik kalırsa kabul gerçekleşmez.
- Staj bitim belgesi
- Avukatlık stajının tamamlandığını gösteren belgedir. Stajın tamamlanmasına bağlanır ve c bendinde aranan şarttır.
- Noksan dersler
- Yabancı hukuk fakültesi mezununun Türk hukuk fakültesi programındaki eksik derslerdir. Bu dersler sınavla başarıyla tamamlanmadan b bendindeki şart karşılanmış olmaz.
- Levhaya yazılmak istenen baro bölgesi
- Adayın avukatlık yapmak üzere kaydını talep ettiği baronun bulunduğu bölgedir. e bendindeki ikametgâh bu bölgeyle ilişkilendirilir.
- Avukatlığa engel hal
- Kanunun ayrı bir maddesinde sayılan ve avukatlık mesleğine kabulü önleyen durumlardır. Bu maddede sayılmaz, Kanunun m.5'ine atıf yapılır.
Avukatlığa kabul şartları: hangi şartlar aranır?
- Aday, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmalıdır.
- Aday, Türk hukuk fakültelerinden birinden mezun olmalıdır; yabancı memleket hukuk fakültesi mezunu ise Türkiye hukuk fakültesi programına göre noksan kalan dersleri başarılı sınavla tamamlamış olmalıdır.
- Aday, avukatlık stajını tamamlayarak staj bitim belgesi almış olmalıdır.
- Aday, levhasına yazılmak istediği baro bölgesinde ikametgâh sahibi olmalıdır.
- Aday hakkında Kanuna göre avukatlığa engel bir hal bulunmamalıdır.
- Bu şartların tamamı aynı anda ve birlikte gerçekleşmelidir; eksik bir şart kabulü önler.
Avukatlığa kabul şartları: hangi sonuçları doğurur?
- Tüm şartlar gerçekleştiğinde aday avukatlık mesleğine kabul edilir ve levhaya yazılmak için başvurabilir.
- Vatandaşlık, mezuniyet, staj belgesi, ikametgâh veya engel halde biri eksik ise kabul gerçekleşmez.
- Yabancı hukuk fakültesi mezunu, noksan derslerini başarılı sınavla tamamlamadan kabul edilemez.
- Başka bölgede ikametgâhı olan aday, o bölgenin levhasına kaydedilemez.
- Bu maddede yazılı şartlar Kanunun öngördüğü dışında genişletilemez; m.182 bu konuda sınırlayıcı bir düzenleme getirir.
Vatandaşlık şartı ile yabancı uyruklu aday arasındaki fark nedir?
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan aday, a bendindeki şartı taşır.
Yabancı uyruklu kişi, bu bentteki şart bakımından avukatlığa kabul edilemez.
Vatandaşlık şartı eksik olan kişi, diğer şartları taşısa bile levhaya yazılamaz.
Türk hukuk fakültesi mezunu ile yabancı hukuk fakültesi mezunu arasındaki fark nedir?
Türk hukuk fakültelerinden birinden mezun olan aday b bendini doğrudan karşılar.
Yabancı memleket hukuk fakültesi mezunu, Türkiye hukuk fakültesi programına göre noksan kalan dersleri başarıyla sınavla tamamlamak zorundadır.
Yabancı diploma sahibi için kabul, ek ders sınavlarının başarıyla verilmesine bağlıdır.
Staj bitim belgesi ile staja başlama koşulları arasındaki fark nedir?
Staj bitim belgesi c bendindeki şarttır ve stajın tamamlanmasının belgelenmesini gerektirir.
Staja başlama koşulları ve staj süreci bu maddede düzenlenmemiştir; avukatlık stajı ayrı bir kanun hükmü ile belirlenir.
Bu madde yalnız stajın tamamlandığını gösteren belgeyi aranan şart olarak öngörür; staja kabul koşulları bu maddenin kapsamı dışındadır.
Levha kaydı için ikametgâh ile genel ikametgâh ayrımı arasındaki fark nedir?
e bendi, levhaya yazılmak istenen baro bölgesinde ikametgâh bulunmasını şart koşar.
Başka bir bölgede ikametgâhı olan ya da ikametgâhı bulunmayan aday, bu bölgenin levhasına kaydedilmek isteyemez.
İkametgâh bölgesi ile levha bölgesi uyuşmuyorsa e bendi karşılanmamış olur.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Avukatlık mesleğine kabul şartlarının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı bakımından yabancı uyruklu adaylar aleyhine yorumlandığı ve kabulün bu şarta bağlandığı kabul edilmektedir. (Danıştay 10. Daire Başkanlığı, 2016/390 E., 2016/1209 K., 09.03.2016)
- Vatandaşlık şartının kamu hizmetine girme hakkı ile bağlantılı olduğu ve bu nedenle avukatlığın kamu hizmeti niteliğiyle gerekçelendirildiği kabul edilmektedir. (Danıştay 10. Daire Başkanlığı, 2016/390 E., 2016/1209 K., 09.03.2016)
- Madde metninde sayılan şartların hepsinin aynı anda aranması gerektiği, eksik şartın kabul kararını ortadan kaldırdığı kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2018/37392 E., 23.07.2020)
- Avukatlık sınavı şartının 2006'da yürürlükten kaldırılmasından sonra m.3'e sınav şartının eklenemeyeceği ve m.182 ile bu yönün güçlendirildiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2018/454 E., 2019/196 K., 12.03.2019)
Nasıl ispat edilir?
- Avukatlığa kabul talebinde bulunan aday, a bendindeki vatandaşlığını nüfus kaydı veya nüfus cüzdanı ile ispatlar.
- Hukuk fakültesi mezuniyeti diploma ile, yabancı diplomanın denkliği ile birlikte noksan derslerin başarıldığı belgelerle ispatlanır.
- Staj bitim belgesi, aday tarafından baroya sunulan belge ile ispatlanır; belge yoksa kabul talebi karşılanmaz.
- İkametgâh, adresin resmi kayıtlarla gösterilmesiyle ispatlanır; levhaya kayıt isteyen aday bu bölgede ikametgâhını göstermek zorundadır.
- Engel halin bulunmadığı yönünde ispat yükü başvuruyu değerlendiren baroya veya kuruma değil, aday tarafında gösterilmelidir; aksi yönde somut bir kayıt varsa baro bunu değerlendirir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 1136 sayılı Kanun m.5: Avukatlığa engel halleri sayar; f bendindeki engel hali yokluğu şartı bu maddeye göre belirlenir.
- 1136 sayılı Kanun m.15: Avukatlık stajının bir yıl sürdüğünü ve yapılış biçimini düzenler; c bendindeki staj bitim belgesinin koşuludur.
- 1136 sayılı Kanun m.16: Staja başlamak için aranan şartları düzenler; staj bitim belgesinden önceki aşamayı kapsar.
- 1136 sayılı Kanun m.182: Yönetmelik ve düzenleyici işlemlerle avukatlık stajına kabul, staj döneminde veya mesleğe kabulde sınav ya da benzeri bir rejim öngörülemeyeceğini belirtir; bu nedenle m.3'e ek bir sınav şartı eklenemez.
Avukatlık Kanunu m.4 — İstisnalar
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 4. maddesi, avukatlık stajı ve staj yerine geçen, kısmen veya tamamen muafiyet sağlayan mesleki hizmet süreleri ile baro levhasına yazılma belgelerine ilişkindir. Madde; adli, idari ve askeri yargıda hâkim ve savcılık, Anayasa Mahkemesi raportörlüğü, Danıştay üyeliği, hukuk fakültelerinde belirli akademik görevler ve kamu kurumlarında hukuk müşavirliği görevlerinde belirli sürelerle hizmet etmiş olanlar için 3. maddenin (c) ve (d) bentlerindeki koşulların aranmamasını düzenler. Ayrıca yabancı hukuk fakültesi mezunu Türk vatandaşlarına ve Türk uyruğuna kabul edilenlere, belirli koşullarla aynı muafiyeti tanır. Üçüncü fıkrada baro levhasına yazılmada aranacak ek belge düzenlenmiştir. Kişilerin kabul şartlarının tamamını, avukatlık stajının süresini ve işleyişini, baro levhasına yazılma usulünü ve avukatlığın diğer koşullarını düzenlemez; bunlar 3. maddede ve ilgili kanun hükümlerinde yer alır. Avukatlık mesleğine ilişkin ödevler (m.34 vd.) ve avukatlık sözleşmesi bu maddenin konusu değildir.
İstisnalar: hangi kavramlar bilinmeli?
- Muafiyet (3. madde şartlarının aranmaması)
- Maddede sayılan kişilerin 3. maddenin (c) ve (d) bentlerindeki koşulları taşımak zorunda olmamaları anlamına gelir. Muafiyet, bu bentlerdeki koşulların tamamını değil yalnızca belirtilen iki bendi kapsar; (b) bendindeki koşul ikinci fıkra bakımından ayrıca aranır.
- Hizmet süresi
- Birinci fıkrada sayılan görevlerde kesintisiz veya toplamda öngörülen süre boyunca fiilen çalışılmasıdır. Süre, görevin niteliğine göre dört yıl (yargı ve akademik görevler) ya da on yıl (hukuk müşavirliği) olarak belirlenmiştir.
- Yabancı hukuk fakültesi mezunu
- Türk vatandaşı veya Türk uyruğuna kabul edilmiş olup yabancı ülkede hukuk fakültesinden mezun olan kişidir. Bu kişiler, geldikleri ülkede en az dört yıl hâkimlik, savcılık veya avukatlık yapmış ve avukatlığı meslek edinmiş olmalıdır.
- Noksan dersler
- Yabancı hukuk fakültesi mezununun Türk hukuk fakültesi programındaki derslerden eksik kalan kısımlarıdır. Bu derslerin usulüne uygun sınavla tamamlanması gerekir.
- Sicil özeti
- Baro levhasına yazılma başvurusunda, 17. maddenin birinci ve ikinci fıkra bentlerinde öngörülen belgelere ek olarak onanmış bir örneğinin verilmesi gereken belgedir.
İstisnalar: hangi şartlar aranır?
- Adli, idari veya askeri yargıda hâkim ya da savcı olarak, Anayasa Mahkemesi raportörü olarak, Danıştay üyesi olarak, üniversite hukuk fakültesinde profesör, doçent veya yardımcı doçent olarak ya da kamu kurum ve kuruluşlarında hukuk müşaviri olarak görev yapılmış olması gerekir.
- Hâkimlik, savcılık, raportörlük, Danıştay üyeliği ve akademik görevlerde dört yıl; hukuk müşavirliğinde on yıl süreyle hizmet edilmiş olması gerekir.
- Bu hizmet süresini dolduran kişi için 3. maddenin (c) ve (d) bentlerinde yazılı koşullar aranmaz.
- Yabancı hukuk fakültesi mezunu olan kişinin Türk vatandaşı veya Türk uyruğuna kabul edilmiş olması gerekir.
- Yabancı hukuk fakültesi mezunu, geldiği ülkede en az dört yıl mahkemelerin herhangi bir derecesinde hâkimlik, savcılık veya avukatlık yapmış ve avukatlığı meslek edinmiş olmalıdır.
- Yabancı hukuk fakültesi mezunu, 3. maddenin (b) bendinde öngörülen Türk hukuk fakültesi programındaki noksan dersleri usulüne uygun sınavlarda başarıyla tamamlamış olmalıdır.
- Yabancı hukuk fakültesi mezunu, Türkçeyi iyi bildiğini bir sınavla ortaya koymuş olmalıdır.
- Yukarıdaki koşullar sağlandığında yabancı hukuk fakültesi mezunu için de 3. maddenin (c) ve (d) bentlerindeki koşullar aranmaz.
- Baro levhasına yazılma sırasında 17. maddenin birinci ve ikinci fıkra bentlerindeki belgelere ek olarak onanmış sicil özeti örneği sunulmalıdır.
İstisnalar: hangi sonuçları doğurur?
- Birinci fıkradaki görevlerde dört yıl (hukuk müşavirliğinde on yıl) hizmet edenler, 3. maddenin (c) ve (d) bentlerindeki koşulları aramaksızın avukatlığa kabul edilir.
- Birinci fıkradaki görevlerde süresi dolmayan kişi için bu muafiyet doğmaz ve (c) ile (d) bentlerindeki koşullar aranır.
- Yabancı hukuk fakültesi mezunu, ikinci fıkradaki tüm koşulları sağlarsa (c) ve (d) bentlerinden muaf tutulur.
- Yabancı hukuk fakültesi mezunu, noksan derslerden birini sınavla tamamlamamışsa ya da Türkçe bilgisi sınavla belgelenmemişse ikinci fıkradaki muafiyetten yararlanamaz.
- Baro levhasına yazılma için 17. maddenin birinci ve ikinci fıkra bentlerindeki belgelere ek olarak onanmış sicil özeti örneği verilmelidir; bu belge eksik ise levhaya yazılma gerçekleşmez.
- Birinci ve ikinci fıkra muafiyeti yalnızca (c) ve (d) bentlerini kapsar; (a) ve (b) bentlerindeki koşullar bu maddeyle ortadan kalkmaz.
Yargı ve akademik görev ile hukuk müşavirliği arasındaki fark nedir?
Hâkim, savcı, Anayasa Mahkemesi raportörü, Danıştay üyesi ile fakültede profesör, doçent veya yardımcı doçent olanlar için hizmet süresi dört yıldır.
Kamu kurum ve kuruluşlarında hukuk müşaviri olanlar için hizmet süresi on yıldır.
Hukuk müşavirinin muafiyet alabilmesi için iki kat daha uzun süre çalışması gerekir.
Yerli muafiyet ile yabancı hukuk fakültesi mezunu arasındaki fark nedir?
Türk hukuk fakültesi mezunu olup birinci fıkradaki görevlerde süresini dolduran kişi, (c) ve (d) bentlerinden muaf tutulur.
Yabancı hukuk fakültesi mezunu, yabancı ülkede yapılan mesleki hizmetle birlikte noksan derslerini, Türkçe bilgisini ve (b) bendi koşulunu ayrıca sağlamalıdır.
Yabancı mezun, (c) ve (d) bentlerinden muafiyet için ikinci fıkrada ek koşulları yerine getirmelidir; yerli muafiyet için bu koşullar aranmaz.
Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra, Türkiye'de kamu görevi veya akademik görev süresine dayanır.
İkinci fıkra, yabancı ülkede avukatlık veya yargı mesleğine dayanır ve ek sınav ve dil koşulu getirir.
İki fıkra farklı kişi gruplarına ve farklı belgelere bağlanmıştır; birinde görev süresi, ötekinde sınav ve dil şartı belirleyicidir.
İstisnalar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hâkim adaylığı veya aylıksız izin süresini hizmet süresine dahil etmek; uygulamada bu sürelerin sayılıp sayılmayacağı tartışmalıdır.
- Hukuk müşavirliği için on yıllık süreyi, dört yıllık yargı ve akademik süreyle karıştırmak.
- Yabancı hukuk fakültesi mezununa yalnızca dört yıllık mesleki süreyi yeterli sayıp noksan derslerin sınavını ve Türkçe sınavını aramamak.
- Muafiyeti 3. maddenin (a) ve (b) bentlerini de kapsayacak biçimde yorumlamak; madde yalnız (c) ve (d) bentlerini kapsar.
- Sicil özeti örneğini baro levhasına yazılma belgelerinden saymamak; üçüncü fıkra bu belgeyi ek olarak zorunlu kılar.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Adli, idari veya askeri yargıda hâkim veya savcılık görevi için süre hesabında, aylıksız izinde geçen sürenin hizmet süresi sayılmayacağı kabul edilmektedir. (8. Daire, 2021/6203 E., 2023/4692 K., 13.10.2023)
- Hâkim adaylığında geçen sürenin, adaylığın başarıyla tamamlanması hâlinde hâkimlik hizmeti süresinden sayılacağı kabul edilmektedir. (8. Daire, 2023/3809 E., 2024/7895 K., 31.12.2024)
- Üniversite hukuk bilimi derslerinde dört yıl hizmet iddiasının, hizmet süresinin gerçekten bulunup bulunmadığı araştırılarak değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (8. Daire, 2023/2699 E., 2023/2770 K., 23.05.2023)
- Avukatlığa kabulde staj bitim belgesi alınmış olması kabul şartı olarak değerlendirilmekte, bu şartın ancak muafiyet koşulu varsa aranmayacağı kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2019/24047 E., 23.03.2023; 10. Daire, 2019/9850 E., 2020/5651 K., 02.12.2020)
Nasıl ispat edilir?
- Muafiyetten yararlanmak isteyen kişi, birinci fıkradaki görevde gerekli süreyi doldurduğunu ilgili kurum belgeleriyle ispatlamak zorundadır.
- Aylıksız izin, görevden ayrılma tarihi ve hizmet cetvelleri gibi belgeler, sürenin hesabında belirleyici delillerdir; başvuranın iddiası bu belgelerle doğrulanmalıdır.
- Yabancı hukuk fakültesi mezununun geldiği ülkede dört yıl mesleki görev yaptığını, yetkili makamdan alınan belgelerle ispat etmesi gerekir.
- Noksan derslerin sınavla tamamlandığı ve Türkçe bilgisinin sınavla belgelendiği, ilgili sınav tutanaklarıyla ispatlanır.
- Baro levhasına yazılma sırasında onanmış sicil özeti örneğinin sunulmaması, başvurunun eksik kalması sonucunu doğurur.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 1136 sayılı Kanun m.3: Avukatlık kabul şartlarını düzenler; m.4 bu şartlardan (c) ve (d) bentlerini birinci ve ikinci fıkra kapsamındakiler için aramaz, (b) bendini ise ikinci fıkrada yabancı mezunlar için hatırlatır.
- 1136 sayılı Kanun m.17: Baro levhasına yazılmada sunulacak belgeleri sayar; m.4 üçüncü fıkrasıyla bu belgelere sicil özeti örneği ekler.
Avukatlık Kanunu m.5 — Avukatlığa kabulde engeller
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 5. maddesi, avukatlık mesleğine kabul isteminin reddini gerektiren engel hâllerini sayar. Birinci fıkranın (a) bendinde belirli suçlardan mahkûmiyet, (b) bendinde kesinleşmiş disiplin kararı sonucu meslek niteliğinin kaybı, (d) bendinde avukatlıkla birleşemeyen iş, (e) bendinde kısıtlılık, (f) bendinde iflas, (g) bendinde aciz vesikası, (h) bendinde sürekli engel ve ikinci fıkrada yüz kızartıcı suçlarda ceza ertelemesi, paraya çevrilme ve af hâlleri düzenlenir. Üçüncü fıkra, hakkında kamu davası açılan adayın kabul kararının kovuşturma sonuna kadar bekletilmesini düzenler. Madde, avukatlık mesleğine kabul istemi sahiplerine uygulanır; mesleğe kabul şartlarını (AK m.3), staj süresini (AK m.15) ve baro levhasına yazılma usulünü düzenlemez, bunlar ilgili maddelerde yer alır. Mesleğe girdikten sonra ortaya çıkan engellerin sonucu ve avukatlıktan çıkarma, disiplin yaptırımları da bu maddenin kapsamı dışındadır (AK disiplin hükümleri).
Avukatlığa kabulde engeller: hangi kavramlar bilinmeli?
- Avukatlığa kabul engeli
- Adayın avukatlık mesleğine kabul isteminin reddini gerektiren, kanunda tek tek sayılmış hâllerdir. Bu hâllerden biri varsa kabul isteği reddolunur ve idarenin takdir yetkisi yoktur.
- Yüz kızartıcı suç
- Birinci fıkranın (a) bendinde sayılan suçlardan olup ikinci fıkrada, cezanın ertelenmesi, paraya çevrilmesi veya affa uğraması hâlinde dahi avukatlığa kabulü engelleyen suçlardır. Madde metni bu suçları ayrıca tek tek saymaz; (a) bendindeki listeden ayırt edilir.
- Kesinleşmiş disiplin kararı
- Hâkim, memur veya avukat olma niteliğinin kaybına yol açan, itiraz yolları tüketilmiş disiplin kararıdır. Kararın kesinleşmemiş olması engel oluşturmaz.
- Avukatlıkla birleşemeyen iş
- Avukatlık mesleğinin bağımsızlığı ve onuruyla bağdaşmayan, avukatlık mesleği ile aynı anda yürütülemeyecek işlerdir. Bu kavram AK m.11 ve m.12'deki yasaklarla birlikte okunur.
- Kovuşturmanın bekletilmesi
- Üçüncü fıkraya göre, (a) bendindeki bir suçtan hakkında kamu davası açılmış adayın kabul kararının kovuşturma sonuna kadar ertelenmesidir. Bu bir takdir yetkisidir; zorunlu değildir.
- İtibar iadesi
- İflas etmiş kişinin itibarının mahkeme kararıyla geri verilmesidir. Taksirli ve hileli müflisler için itibar iadesi bu engeli kaldırmaz.
Avukatlığa kabulde engeller: hangi şartlar aranır?
- Adayın, birinci fıkranın (a) bendinde sayılan suçlardan birinden mahkûm olmaması gerekir; kasten işlenen ve iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda ceza süresi kesinleşmiş olup olmadığına bakılmaksızın engel doğar. (Genel Kurul, 2019/24047 E., 23.03.2023)
- Adayın kesinleşmiş bir disiplin kararı sonucu hâkim, memur veya avukat olma niteliğini kaybetmiş olmaması gerekir.
- Adayın avukatlıkla birleşemeyen bir işle uğraşmaması gerekir.
- Adayın mahkeme kararıyla kısıtlanmamış olması gerekir.
- Adayın iflas etmiş olup itibarı iade edilmemiş bulunmaması gerekir; taksirli ve hileli müflislerde itibar iadesi de engeli kaldırmaz.
- Adayın hakkında aciz vesikası verilmiş olup bunu kaldırmamış bulunmaması gerekir.
- Adayın avukatlığı sürekli olarak gereği gibi yapmaya engel vücut veya akıl malulü bulunmaması gerekir.
- Birinci fıkranın (a) bendindeki yüz kızartıcı suçlardan hüküm giymiş kişi, cezası ertelenmiş, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa dahi avukatlığa kabul edilmemelidir.
- Adayın hakkında (a) bendindeki bir suçtan kamu davası açılmış olması hâlinde, kabul isteği hakkındaki karar kovuşturmanın sonuna kadar bekletilebilir; bu bir takdir yetkisidir. Ancak geri çevrilmesi gereken hâllerde ceza kovuşturmasının sonucu beklenmeden istek karara bağlanmalıdır.
Avukatlığa kabulde engeller: hangi sonuçları doğurur?
- Birinci fıkranın (a) bendindeki suçlardan mahkûm olan aday hakkında kabul isteği reddolunur.
- TCK m.53'te belirtilen süreler geçmiş olsa bile (a) bendindeki mahkûmiyet engeli devam eder.
- Yüz kızartıcı suçlardan hüküm giyen kişi, cezası ertelenmiş, paraya çevrilmiş veya affa uğramış olsa da avukatlığa kabul edilmez.
- Kesinleşmiş disiplin kararı sonucu hâkim, memur veya avukat olma niteliğini kaybeden aday kabul edilmez.
- Mahkeme kararıyla kısıtlanmış, avukatlıkla birleşemeyen bir işle uğraşan, iflas etmiş ve itibarı iade edilmemiş, aciz vesikası almış veya sürekli engel bulunan kişinin kabul isteği reddolunur.
- Hakkında yalnızca kamu davası açılmış olan aday için kabul kararı kovuşturmanın sonuna kadar bekletilebilir; bu hâlde karar zorunlu değildir.
- Ceza kovuşturmasının sonucu ne olursa olsun geri çevrilmesi gereken hâllerde istek, sonuç beklenmeden karara bağlanır.
- Birinci fıkradaki engellerden hiçbiri yoksa kabul isteği bu maddeye dayanılarak reddedilemez.
Kesinleşmiş mahkûmiyet ile kovuşturma altında olma arasındaki fark nedir?
Hakkında mahkûmiyet kararı kesinleşmiş olan adayda (a) bendindeki engel doğrudan oluşur.
Hakkında yalnızca kamu davası açılmış olan adayda henüz mahkûmiyet yoktur; üçüncü fıkra uygulanır.
Mahkûmiyet varsa kabul isteği reddolunur. Yalnızca kamu davası varsa karar kovuşturmanın sonuna kadar bekletilebilir ya da geri çevrilmesi gereken hâllerde hemen karara bağlanır.
(a) bendi suçu ile yüz kızartıcı suç arasındaki fark nedir?
Birinci fıkranın (a) bendindeki suç nedeniyle mahkûm olan aday, cezası ertelenmiş, paraya çevrilmiş ya da affa uğramış olsa bile değerlendirilir.
Yüz kızartıcı olmayan suç nedeniyle cezası ertelenen ya da affa uğrayan aday ikinci fıkra kapsamında değildir.
Yüz kızartıcı suçta erteleme, paraya çevrilme ve af engeli kaldırmaz. Diğer suçlarda bu hâller, kanunda öngörülen süre ve koşullara bağlı olarak değerlendirilir.
Kasten suç (iki yıldan fazla) ile taksirli suç arasındaki fark nedir?
Kasten işlenen ve iki yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlar, (a) bendi kapsamındaki ağır suçlardan olup mahkûmiyetle engel doğurur.
Taksirli suçlar ve iki yıl ve altındaki kasten suçlar, bu bendin doğrudan konusu değildir.
Kasten ve iki yıldan fazla süreli suç mahkûmiyeti engel oluşturur; taksirli suç mahkûmiyeti bu bent kapsamında değildir.
Taksirli / hileli iflas / Diğer iflas: fark nedir?
Taksirli ve hileli müflislerin itibarı iade edilmiş olsa bile kabul olunmazlar.
Diğer müflislerde itibarın iade edilmiş olması engeli ortadan kaldırır.
Taksirli ve hileli müflis, itibar iadesi olsa da reddedilir; diğer müflis itibarı iade edilmişse engel kalkar.
Disiplin kararı (b) bendi ile kamu görevinden çıkarma (ayrı yaptırım) arasındaki fark nedir?
(b) bendi, kesinleşmiş disiplin kararı sonucu meslek niteliğinin kaybını engel sayar.
Kamu görevinden çıkarma gibi ayrı kamu hukuku yaptırımları, kanunda açıkça (b) bendinin kapsamına alınmamıştır.
Yalnızca kesinleşmiş disiplin kararı sonucu meslek niteliğini kaybetme engel oluşturur; her idari yaptırım otomatik olarak bu engeli doğurmaz.
Avukatlığa kabulde engeller: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kovuşturma altındaki kişiyi mahkûm gibi değerlendirip doğrudan reddetmek; üçüncü fıkraya göre bekletme ya da geri çevrilme ayrımını yapmamak.
- TCK m.53 süresinin geçmesini engeli ortadan kaldıran bir neden saymak; oysa madde bu süreleri ayrıca saklı tutar.
- Yüz kızartıcı suç nedeniyle cezası ertelenen veya affa uğrayan kişiyi, bu hâlleri nedeniyle engelsiz saymak.
- Taksirli veya hileli müflisin itibarının iade edilmiş olmasını yeterli görüp engeli kaldırılmış saymak.
- Kesinleşmemiş disiplin kararını (b) bendi kapsamında engel saymak.
- Her idari yaptırımı otomatik olarak (b) bendindeki disiplin kararı gibi değerlendirmek.
- Bekletme kararını zorunlu saymak; üçüncü fıkra bunu takdir yetkisi olarak düzenler, ancak geri çevrilmesi gereken hâllerde sonuç beklenmeden karar verilir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kovuşturma altında bulunan kişinin, (a) bendindeki suç bakımından mahkûmiyet henüz oluşmadığı için doğrudan reddedilmeyeceği ve üçüncü fıkraya göre bekletme kararı verilebileceği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2019/19788 E., 05.07.2022; Genel Kurul, 2019/20904 E., 15.04.2021)
- Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlardan kovuşturma altında bulunan kişinin, üçüncü fıkra çerçevesinde kabul isteğinin kovuşturma sonuna kadar bekletilebileceği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2018/37392 E., 23.07.2020)
- Soruşturma henüz tamamlanmamışken (a) bendinin uygulanamayacağı ve kabul isteğinin bu nedene dayanılarak reddedilemeyeceği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2019/20904 E., 15.04.2021)
- Baro levhasına yazılma talebinin soruşturma sonuna kadar reddi isteminin, mahkemece soruşturma henüz tamamlanmadan kabul edilmediği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2018/27392 E., 15.04.2021)
- Kamu görevinden çıkarmanın, olağanüstü hâl süresince disiplin hukukunu da kapsayacağı ve bunun (b) bendi bakımından değerlendirilebileceği yönünde gerekçe kurulmuştur. (Genel Kurul, 2017/38953 E., 23.07.2020)
Nasıl ispat edilir?
- Kabul isteğinin reddini ileri süren baro veya idare, (a) bendindeki mahkûmiyetin varlığını kesinleşmiş mahkûmiyet kararıyla ispatlar; soruşturma veya kovuşturma aşamasındaki bir dosya mahkûmiyet sayılmaz.
- Kesinleşmiş disiplin kararı, (b) bendi bakımından yazılı belgeyle ispatlanır; kararın kesinleşmediği ileri sürülürse aday bunu belgeyle çürütür.
- Adayın kısıtlılık, iflas, itibar iadesi, aciz vesikası veya sürekli engel gibi hâllerini ileri süren taraf, ilgili mahkeme kararı veya resmî belge ile ispat yükü altındadır.
- Ertelenme, paraya çevirme veya af hâllerinde adayın bu durumu belgeyle ortaya koyması gerekir; aday bu hâllere dayanarak engelin kalktığını ileri sürüyorsa ispat yükü onundur.
- Üçüncü fıkraya dayanarak bekletme isteyen makam, kovuşturmanın varlığını ve (a) bendindeki suçla ilgisini belgeyle gösterir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 1136 sayılı Kanun m.3: Avukatlığa kabul şartlarını sayar; bu maddedeki engel hâlleri, m.3'teki olumlu şartların yanında ayrıca aranan olumsuz koşuldur.
- 1136 sayılı Kanun m.11: Avukatların ücret karşılığı memuriyet benzeri işler yapmasını yasaklar; (d) bendindeki 'avukatlıkla birleşemeyen iş' kavramının ölçütünü verir.
- 1136 sayılı Kanun m.12: AK m.11'deki yasağın istisnalarını düzenler; (d) bendindeki birleşemezlik ölçütünü sınırlar.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.53: Mahkûmiyetin yol açtığı hak yoksunluklarının süresini düzenler; m.5'in (a) bendinde bu sürelerin geçmesi engeli kaldırmaz.
Avukatlık Kanunu m.6 — Baroya yazılma istemi
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 6. maddesi, avukatlığa kabul şartlarını taşıyan kişinin baro levhasına yazılması için başvurusunu düzenler. Maddenin birinci fıkrasında, 4. maddedeki koşulları taşıyanların başvurdukları baro levhasına yazılmalarını dilekçeyle isteyebileceği belirtilir. Madde, yalnızca avukatlığa kabul edilmek isteyen ve 4. maddedeki koşulları taşıyan kişiler bakımından uygulanır. Madde, levhaya yazılmanın ön koşullarını (avukatlığa kabul şartlarını) ve ruhsatname ile baro levhasına yazılmanın ayrıntılarını düzenlemez; bu konular 3. madde (avukatlık için aranan genel şartlar), 9. madde (ruhsatname) ve 66. madde (baro levhası ve yerleşme yükümlülüğü) ile ilgilidir. Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların levhaya yazılma isteğine ilişkin Ek 1. madde ve avukatlık stajı, staj süreleri ve staj yerine ilişkin hükümler de bu maddenin kapsamı dışındadır.
Baroya yazılma istemi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Baro levhası
- Her baronun, bölgesinde sürekli olarak avukatlık yapacak avukatların kaydedildiği resmi listedir. Levhaya yazılma, avukatın o baro bölgesinde avukatlık yetkisini kazanması için gerekli işlemdir.
- Levhaya yazılma isteği
- Avukatlık kabul şartlarını taşıyan kişinin, başvurduğu baro levhasına yazılmasını dilekçeyle talep etmesidir. Madde bu talebi bir hak olarak tanır, ancak talep üzerine levhaya yazılma işleminin nasıl sonuçlanacağını bu maddede düzenlemez.
- 4. madde koşulları
- Maddenin atıf yaptığı, avukatlığa kabul edilmek için aranan özel şartlardır. Bu şartlar 4. maddede belirlenmiştir ve 6. maddenin uygulanabilmesi için ön koşuldur.
Baroya yazılma istemi: hangi şartlar aranır?
- Başvuranın 4. maddedeki koşulları taşıyor olması gerekir.
- Başvurunun, avukatın sürekli olarak avukatlık yapacağı bölgedeki baro levhasına yapılması gerekir.
- Başvurunun dilekçe ile yapılması gerekir.
- Başvuru, levhaya yazılma talebi olarak ileri sürülmelidir; talep kendiliğinden levhaya yazılma sonucunu doğurmaz.
Baroya yazılma istemi: hangi sonuçları doğurur?
- Koşulları taşıyan kişi dilekçe ile levhaya yazılmasını isteyebilir.
- Koşulları taşıyan kişinin levhaya yazılma talebi, maddenin hak tanıyıcı niteliği nedeniyle baro tarafından esasen dikkate alınmak zorundadır.
- 4. maddedeki koşulları taşımayan kişi bu madde uyarınca levhaya yazılmayı isteyemez.
Baroya yazılma istemi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- 6. maddeyi bağımsız bir yetki maddesi sanmak; madde kabul koşullarını kendisi düzenlemez, 4. maddeye bağlıdır.
- Levhaya yazılma talebini dilekçe ile yapılmamış sayarak talebi geçersiz görmek; maddenin açık koşulu dilekçedir.
- Bir başka bölgedeki baro levhasına başvurmak; başvuru, avukatın sürekli olarak avukatlık edeceği yerin baro levhasına yapılmalıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargı kararlarında 6. maddenin uygulamasına ilişkin ayrıntılı bir eğilim bu malzemede yer almamaktadır; madde metni ile sınırlı kalınmıştır.
Nasıl ispat edilir?
- Levhaya yazılma talebinde bulunan kişi, 4. maddedeki koşulları taşıdığını belgelerle ispatlamak zorundadır.
- Koşulların taşındığı, ilgili diploma, staj belgesi ve benzeri resmi belgelerle ispatlanır.
- Baro, koşulların eksik olduğunu ileri sürerse bu eksikliği kendisi ortaya koymalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 1136 sayılı Kanun m.4: Avukatlığa kabul için aranan koşulları düzenler; 6. maddenin uygulanabilmesi için bu koşulların taşınması ön koşuldur.
- 1136 sayılı Kanun m.66: Her avukatın bölgesinde sürekli olarak avukatlık edeceği yerin baro levhasına yazılma yükümlülüğünü düzenler; 6. maddedeki başvurunun hangi levhaya yapılacağını belirler.
- 1136 sayılı Kanun m.9: Avukatlığa kabul edilen kişiye baro tarafından ruhsatname verilmesini düzenler; levhaya yazılma ile ruhsatname ilişkisini kurar.
Avukatlık Kanunu m.7 — Karar
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 7. maddesi, avukatlığa kabul (levhaya yazılma) istemi hakkında baro yönetim kurulunun karar verme süresini, gerekçeli karar yükümlülüğünü, süresinde karar verilmemesinin sonucunu ve bu sonuca karşı Türkiye Barolar Birliğine itiraz yolunu düzenler. Madde, levhaya yazılma istemi bakımından baroya başvuran adayları ve baro yönetim kurullarını kapsar. Maddenin ikinci fıkrası, Anayasa Mahkemesi iptal kararıyla (a) bendindeki bir ibareyi kapsam dışı bırakmıştır. Madde, avukatlık kabul koşullarının kendisini (m.3 ve devamı), baro levhasına yazılma işleminin ayrıntılarını ve itirazın yargı yolunu düzenlemez. Hakkın dava yoluyla ileri sürülmesi ve yargılama giderleri ile vekalet ücreti hükümleri (AvK m.164 ve HMK) de bu maddenin konusu değildir.
Karar: hangi kavramlar bilinmeli?
- Levhaya yazılma istemi
- Avukatlık yapma hakkının başlaması için adayın baro levhasına kaydedilmesi amacıyla baroya yaptığı başvuru. Bu madde, başvurunun karara bağlanma usulünü düzenler.
- Varış tarihi
- Başvuru dilekçesinin baroya ulaştığı tarih. Bir aylık karar süresi bu tarihten işlemeye başlar, dilekçenin postaya verildiği tarih esas alınmaz.
- Gerekçeli karar
- Yönetim kurulunun istemi kabul ya da reddetme nedenlerini açıkça yazılı olarak belirttiği karar. Maddede gerekçesiz karar öngörülmemiştir.
- Kabul isteminin reddedilmiş sayılması
- Yönetim kurulunun bir aylık süre içinde karar vermemesi halinde, kanunen ortaya çıkan red sayılan durum. Bu durumda aday, itiraz yoluna başvurabilir.
- Türkiye Barolar Birliğine itiraz
- Reddedilmiş sayılma durumuna karşı adayın başvurabileceği yol. İtiraz süresi ve usulü maddede ayrıca düzenlenmiştir.
- Kıyas yolu ile uygulanan 8. madde
- İtiraz üzerine, 8. maddedeki hükümlerin benzer biçimde uygulanması. Bu atıf, itirazın incelenmesinde 8. maddenin usulünün esas alınacağı anlamına gelir.
Karar: hangi şartlar aranır?
- Adayın levhaya yazılma istemini içeren dilekçesinin baroya ulaşmış olması gerekir.
- Baro yönetim kurulunun, dilekçenin varış tarihinden itibaren bir ay içinde karar vermesi gerekir.
- Kararın gerekçeli olarak verilmesi gerekir.
- Süre içinde karar verilmemesi halinde, avukatlığa kabul isteminin reddedilmiş sayılması için bir aylık sürenin geçmiş olması yeterlidir.
- Reddedilmiş sayılma üzerine itiraz hakkının kullanılabilmesi için itirazın, bir aylık sürenin bitiminden itibaren on beş gün içinde Türkiye Barolar Birliğine yapılması gerekir.
- İtiraz incelemesinin, 8. maddedeki hükümlere kıyasen yürütülmesi gerekir.
Karar: hangi sonuçları doğurur?
- Yönetim kurulu bir ay içinde gerekçeli karar verirse, istem bu karara göre kabul veya red edilir.
- Bir ay içinde karar verilmezse adayın avukatlığa kabul istemi reddedilmiş sayılır.
- Reddedilmiş sayılma durumunda aday, bir aylık sürenin bitiminden itibaren on beş gün içinde Türkiye Barolar Birliğine itiraz edebilir.
- İtiraz üzerine 8. madde hükmü kıyas yoluyla uygulanır.
- Anayasa Mahkemesi kararıyla, maddenin birinci fıkrasının (a) bendindeki milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk ibaresi iptal edilmiştir; bu ibare yönünden kabul koşulu olarak uygulanmaz.
Süresinde karar verilmesi ile süresinde karar verilmemesi arasındaki fark nedir?
Yönetim kurulunun bir ay içinde gerekçeli karar vermesi, adayın istemi hakkında doğrudan sonuç doğurur.
Bir ayın geçmesine rağmen karar verilmemesi, kanun gereği reddedilmiş sayılma durumunu doğurur.
Süresinde karar verilmemesi, idari işlem yerine kanuni bir red sonucu yaratır ve itiraz süresini başlatır.
Gerekçeli karar ile gerekçesiz işlem arasındaki fark nedir?
Gerekçeli karar, kabul ya da red nedenlerini ortaya koyar.
Gerekçesiz ret, maddenin açık yükümlülüğüne uymaz.
Yönetim kurulunun gerekçe yükümlülüğüne uymaması, kararın ve dolayısıyla ret işleminin hukuka uygunluğunu tartışmalı kılar.
Yönetim kurulunun kararı ile reddedilmiş sayılma arasındaki fark nedir?
Açık bir karar, yönetim kurulunun kendi iradesiyle verdiği kabul veya red kararıdır.
Reddedilmiş sayılma, yönetim kurulunun karar vermemesine bağlanan kanuni kurgudur.
Reddedilmiş sayılma durumunda itiraz süresi bir aylık sürenin bitiminden itibaren işler; açık ret kararında ise bildirim tarihi esas alınır.
Karar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Bir aylık karar süresini dilekçenin postaya verildiği tarihten saymak; süre varış tarihinden işler.
- Süre geçince kararın kendiliğinden hukuken yok olduğunu varsaymak; madde reddedilmiş sayılma kurgusu öngörür ve itiraz yolu açıktır.
- On beş günlük itiraz süresini bir aylık sürenin bitiminden değil, dilekçenin verildiği tarihten saymak.
- Gerekçesiz verilen açık ret kararını, süre içinde karar verilmiş sayıp itiraz süresini bu kararın tebliğinden değil reddedilmiş sayılmadan hesaplamak.
- İtirazın incelenmesinde 8. maddenin doğrudan uygulandığını varsaymak; madde kıyas yolunu öngörür.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yönetim kurulunun karar süresinin, dilekçenin baroya varış tarihinden işlediği kabul edilmektedir. (8. Daire, 2019/4267 E., 2022/4248 K., 17.06.2022)
- Süresinde karar verilmeyen durumda reddedilmiş sayılma üzerine itiraz hakkının kullanılabildiği kabul edilmektedir. (8. Daire, 2019/4267 E., 2022/4248 K., 17.06.2022)
- Avukatlığa kabul isteminin reddedilmiş sayılması durumunda, aday için bu maddeye dayalı itiraz yolunun açık olduğu kabul edilmektedir. (8. Daire, 2021/4898 E., 2023/1079 K., 09.03.2023)
- Bu madde kapsamındaki itiraz ve karar işlemlerinin idari yargı denetimine tabi tutulduğu, bu nedenle idari dava dairelerinin bu konuda değerlendirme yaptığı görülmektedir. (8. Daire, 2019/4267 E., 2022/4248 K., 17.06.2022)
- Vekalet ücreti ile ilgili düzenlemelerin bu maddenin kapsamı dışında olduğu, ilgili uyuşmazlıkların AvK m.164 ve HMK kapsamında çözüldüğü kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2024/813 E., 2024/1348 K., 19.09.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Levhaya yazılma istemini ileri süren adayın, başvurusunu baroya ulaştırdığını ve varış tarihini belgeyle ortaya koyması gerekir; varış tarihi, karar süresinin başlangıcını belirler.
- Yönetim kurulunun bir ay içinde karar verdiğini iddia eden baro, kararın tebliğ ya da bildirim tarihini ve gerekçeyi yazılı olarak ortaya koymakla yükümlüdür.
- Süresinde karar verilmediğini ileri süren aday, bir aylık sürenin geçtiğini ve bu sırada karar bulunmadığını gösteren belgelerle ispat yapar.
- İtirazın on beş günlük süre içinde yapıldığını ileri süren aday, itiraz dilekçesinin Türkiye Barolar Birliğine varış tarihini belgeyle kanıtlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.8: İtiraz üzerine kıyas yoluyla uygulanan hükümdür. İtirazın incelenmesinin usulünü belirler.
Avukatlık Kanunu m.8 — Redde veya kovuşturma sonuna kadar beklenmesine dair karara itiraz
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 8. maddesi, baro yönetim kurulunun avukatlığa kabul isteminin reddi veya kovuşturma sonuna kadar beklenmesine ilişkin kararında gerekçe gösterme yükümlülüğünü, bu kararın adaya tebliğini, adayın Türkiye Barolar Birliğine itiraz hakkını ve itirazın incelenme usulünü düzenler. Ayrıca baro yönetim kurullarının levhaya yazılma kararlarının Türkiye Barolar Birliği ve Adalet Bakanlığınca onaylanma sürecini, bu kararların kesinleşmesini ve barolara kesinleşmiş kararları yerine getirme yükümlülüğünü kapsar. Madde, avukatlık kabul işlemine ilişkin kurallar bakımından baro yönetim kurullarını ve avukatlığa kabul için başvuran adayları bağlar. Maddenin kendi içinde düzenlenmeyen konular; avukatlığa kabul şartları (m.7), idari yargıya başvuru süreleri ve yargı yolu ile ilgili genel usul kuralları ve avukatlık levhasından silinme gibi disiplin sonuçları bu maddede yer almaz.
Redde veya kovuşturma sonuna kadar beklenmesine dair karara itiraz: hangi kavramlar bilinmeli?
- Avukatlığa kabul isteminin reddi
- Baro yönetim kurulunun, avukatlık mesleğine girmek isteyen adayın başvurusunu kabul etmeyerek karar vermesidir. Kararda gerekçe gösterilmek zorundadır.
- Kovuşturma sonuna kadar beklenmesi kararı
- Adayın hakkında devam eden bir kovuşturma bulunması hâlinde, baro yönetim kurulunun kabul işlemini bu kovuşturma sonuçlanana kadar ertelemesidir. Bu karar da reddi kararı gibi gerekçeli olmalı ve itiraza tabi tutulmalıdır.
- Levhaya yazılma kararı
- Baro yönetim kurulunun adayı avukatlık levhasına kaydeden kararıdır. Bu karar reddi kararından farklı olarak itiraz yoluna değil, Türkiye Barolar Birliği ve Adalet Bakanlığınca onay denetimine tabidir.
- Uygun bulma kararı
- Türkiye Barolar Birliğinin, baro yönetim kurulunun levhaya yazılma kararını uygun görerek Adalet Bakanlığına göndermesidir. Adalet Bakanlığının onay sürecinin ilk aşamasını oluşturur.
- Geri gönderme
- Adalet Bakanlığının uygun bulmadığı kararı gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine yeniden görüşülmek üzere iade etmesidir. Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun üçte iki çoğunluğu aynen kabul ederse karar onaylanmış sayılır.
Redde veya kovuşturma sonuna kadar beklenmesine dair karara itiraz: hangi şartlar aranır?
- Baro yönetim kurulunun avukatlığa kabul isteminin reddi veya kovuşturma sonuna kadar beklenmesi yönünde karar vermiş olması gerekir.
- Bu kararın gerekçesinin kararın kendisinde gösterilmiş olması gerekir.
- Gerekçeli kararın adaya tebliğ edilmiş olması gerekir.
- Aday, itirazını tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde, kararı veren baro vasıtasıyla Türkiye Barolar Birliğine yapmalıdır.
- Türkiye Barolar Birliği itirazı dosya üzerinde inceleyerek kabul veya red kararı vermelidir; bir ay içinde karar verilmezse itiraz reddedilmiş sayılır.
- Levhaya yazılma kararlarında baro, karar tarihinden itibaren on beş gün içinde kararı Türkiye Barolar Birliğine göndermelidir.
- Türkiye Barolar Birliği, kararı kendisine ulaştığı tarihten itibaren bir ay içinde ve karar tarihinden itibaren bir ay içinde Adalet Bakanlığına göndermelidir.
- Adalet Bakanlığının kararı iki ay içinde verilmediği ya da onay verildiği takdirde karar kesinleşir.
Redde veya kovuşturma sonuna kadar beklenmesine dair karara itiraz: hangi sonuçları doğurur?
- Reddi veya kovuşturma sonuna kadar beklenmesi kararında gerekçe gösterilmemişse karar hukuka aykırı olur.
- Aday on beş gün içinde itiraz etmezse, reddi veya beklenmesi kararı kesinleşir.
- Türkiye Barolar Birliği itirazı kabul ederse aday için kabul işlemi yeniden değerlendirilir; reddederse karar kesinleşme yoluna girer.
- Birlik bir ay içinde itiraz hakkında karar vermezse itiraz reddedilmiş sayılır.
- Levhaya yazılma kararı, Türkiye Barolar Birliği ve Adalet Bakanlığı onayı tamamlanmadan kesinleşmez.
- Adalet Bakanlığı iki ay içinde karar vermez ya da onaylarsa karar kesinleşir.
- Adalet Bakanlığının uygun bulmadığı karar Birliğe geri gönderilir; Birlik Yönetim Kurulunun üçte iki çoğunluğu aynen kabul etmezse karar onaylanmamış sayılır.
- Kesinleşen kararları barolar derhal yerine getirmekle yükümlüdür.
- Adalet Bakanlığının uygun bulmayıp geri gönderdiği kararlara karşı Türkiye Barolar Birliği, aday ve ilgili baro; Birliğin yeniden aynen kabul ettiği kararlara karşı ise Adalet Bakanlığı, aday ve ilgili baro idari yargı merciine başvurabilir.
Reddi veya beklenmesi kararı ile levhaya yazılma kararı arasındaki fark nedir?
Reddi veya kovuşturma sonuna kadar beklenmesi kararında adaya yönelik bir itiraz yolu açılır. Aday, kararı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Türkiye Barolar Birliğine itiraz edebilir.
Levhaya yazılma kararı adaya yönelik bir itiraz yolu değil, Türkiye Barolar Birliğine gönderim ve Adalet Bakanlığı onayı süreci öngörür.
İki karar türünde denetim mekanizması tamamen farklıdır; aday reddi kararına itiraz ederken levhaya yazılma kararı onaya tabi olur.
Türkiye Barolar Birliğinin itiraz kararı ile adalet Bakanlığının onay kararı arasındaki fark nedir?
Türkiye Barolar Birliği itirazı dosya üzerinden inceler ve kabul ya da red eder.
Adalet Bakanlığı, levhaya yazılma kararlarını uygun bulma ya da bulmama yönünde değerlendirir.
Birlik itiraz kararı ile Bakanlık onayı farklı aşamalar olup her ikisi için ayrı süreler işler.
Adalet Bakanlığınca uygun bulunmayan karar ile uygun bulunan karar arasındaki fark nedir?
Bakanlığın uygun bulmadığı karar gerekçesiyle Birliğe geri gönderilir ve Birlik Yönetim Kurulu üçte iki çoğunlukla aynen kabul ederse onaylanmış sayılır.
Bakanlığın uygun bulduğu karar ya da iki ay içinde karar verilmeyen karar doğrudan kesinleşir.
Geri gönderilen kararın onaylanması üçte iki nitelikli çoğunluğa bağlıdır; aksi hâlde karar onaylanmamış sayılır.
Redde veya kovuşturma sonuna kadar beklenmesine dair karara itiraz: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Reddi kararına karşı itiraz süresini kararın tebliğ tarihi yerine kararın verildiği tarihten saymak; süre tebliğ tarihinden başlar.
- Reddi veya beklenmesi kararlarında itirazın Türkiye Barolar Birliğine değil doğrudan idari yargıya yapılabileceğini varsaymak; itiraz baro vasıtasıyla Birliğe yapılır.
- Levhaya yazılma kararlarını reddi kararları gibi adaya tebliğ edilmesi gereken kararlar olarak görmek; bu kararlar baro tarafından Birliğe gönderilir ve onay süreci işler.
- Türkiye Barolar Birliğinin bir ay içinde karar vermemesini ret olarak değil, kabul olarak yorumlamak; metin itiraz reddedilmiş sayılır der.
- Adalet Bakanlığının iki aylık süresini itiraz ya da Birlik süresiyle karıştırmak; iki ay Bakanlığın karar süresidir.
- Geri gönderilen kararın Birlik Yönetim Kurulunca basit çoğunlukla onaylanabileceğini varsaymak; metin üçte iki çoğunluk şartı koyar.
- Adalet Bakanlığının geri gönderme yetkisini tek seferlik sanmak; geri gönderme, Birliğin üçte iki çoğunlukla aynen kabulü ile sonuçlanır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Baro yönetim kurulunun kabul isteminin reddine dair kararında kanunda aranan gerekçenin yeterli biçimde gösterilmediği durumlarda, yargı yerleri bu eksikliği hukuka aykırılık olarak değerlendirmektedir. (İkinci Bölüm, 2022/108393 E., 26.03.2025)
- Avukatlığa kabul sürecine ilişkin kararlar hakkında, Türkiye Barolar Birliği ile Adalet Bakanlığının onay işlemleri ayrı işlemler olarak ele alınmaktadır. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2025/205 E., 2025/1908 K., 13.10.2025)
- Adalet Bakanlığının uygun bulmadığı ve geri gönderdiği kararlara karşı, idari yargıya başvuru hakkının Birlik ve aday tarafından kullanılabileceği kabul edilmektedir. (8. Daire, 2021/6645 E., 2024/3879 K., 26.06.2024)
- Adalet Bakanlığının onay kararının ardından avukatlık mesleğinin icrasının engellenmesi üzerine idari yargı yoluyla dava açılabildiği kabul edilmektedir. (8. Daire, 2022/4030 E., 2023/4935 K., 18.10.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Reddi veya beklenmesi kararına itiraz eden adayın, itirazını on beş gün içinde yaptığını ve bunu tebliğ tarihini gösteren belgeyle ispat etmesi gerekir; baro tarafından verilen itiraz tarihini tespit eden belge bu konuda temel delildir.
- Baro yönetim kurulunun kararında gerekçenin gösterilmemiş olması, kararın hukuka aykırılığını ileri süren tarafça ispatlanmalıdır; karar metni bu konuda ana delildir.
- Türkiye Barolar Birliğinin bir ay içinde karar vermediği iddiası, itiraz tarihi ve Birliğe ulaşım tarihi belgeleriyle ispatlanır.
- Levhaya yazılma kararının Adalet Bakanlığına gönderilme ve onay tarihlerinin belgelenmesi, kesinleşme süresinin hesabı açısından gereklidir.
- Adalet Bakanlığının uygun bulmadığı kararın geri gönderilmesi ve Birlik Yönetim Kurulu oylamasının sonucu, tutanaklarla ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 1136 sayılı Kanun: Maddenin kendi içinde düzenlediği kabul, red ve onay süreci kanunun genel avukatlık kabul rejiminin parçasıdır.
- 1136 sayılı Kanun m.7: Avukatlığa kabul şartlarını düzenler; bu maddedeki red ve beklenmesi kararlarının dayanağını oluşturan koşulları belirler (metinde açıkça atıf yapılmamıştır, kapsam ilişkisi nedeniyle eklenmiştir).
Avukatlık Kanunu m.9 — Avukatlık ruhsatnamesi ve yemin
Madde, avukatlık mesleğine kabul edilen adaya verilecek ruhsatnameyi, avukatlığa kabulün hangi andan itibaren hüküm ifade edeceğini, avukatlık unvanının kullanılmaya başlanmasını, ruhsatname ve avukat kimliklerinin basım, düzenleme ve imza usulünü ile avukat kimliğinin resmî kimlik niteliğini ve ruhsatname verilirken yapılacak andiçme ile andın tutanağa bağlanmasını düzenler. Kabul şartlarını (AvK m.3), staj koşullarını ve baro levhasına yazılmayı düzenlemez. Hüküm, mesleğe kabul edilen her adaya uygulanır. Ruhsatnamenin ve kimliğin hangi kuruluşlarca kabul edileceği ile avukatlık kimliğinin ibrazına ilişkin uygulama ayrıca değerlendirilir. Baro levhasına kayıt (m.66), büro kurma yükümlülüğü (m.43) ve avukatların hak ve ödevleri (m.34 vd.) bu maddenin konusu değildir.
Avukatlık ruhsatnamesi ve yemin: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ruhsatname
- Mesleğe kabul edilen adaya ilgili baro tarafından verilen, avukatlığa kabulü belgeleyen resmî belgedir. Türkiye Barolar Birliği tarafından tek tip olarak basılır ve düzenlenir.
- Avukatlığa kabul
- Adayın avukat sıfatını kazandığı hukuki işlemdir. Hüküm, ruhsatnamenin verildiği andan itibaren doğar; kabul kararının tarihi ile ruhsatnamenin verildiği an farklı kabul edilemez.
- Avukat unvanı
- Avukatlığa kabul edilmiş kişinin kullanma hakkını kazandığı sıfat adıdır. Unvan, kabulle birlikte kullanılabilir hale gelir.
- Avukat kimliği
- Avukatın kimliğini gösteren belgedir. Türkiye Barolar Birliği tarafından tek tip olarak düzenlenir ve tüm resmî ve özel kuruluşlarca resmî kimlik hükmünde kabul edilir.
- Andiçme
- Ruhsatname verilirken baro yönetim kurulu önünde yapılan, metni kanunda belirlenmiş yemindir. Tutanağa bağlanır ve avukatın dosyasında saklanır.
Avukatlık ruhsatnamesi ve yemin: hangi şartlar aranır?
- Adayın mesleğe kabul edilmiş olması gerekir; kabul yapılmadan ruhsatname verilemez.
- İlgili baro tarafından ruhsatnamenin verilmesi gerekir.
- Ruhsatnamenin Türkiye Barolar Birliği tarafından tek tip olarak basılmış ve düzenlenmiş olması gerekir.
- Ruhsatnamenin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun, m.8/4 uyarınca uygun bulma kararı vermesi hâlinde Birlik Başkanı ve ilgili Baro Başkanı tarafından imzalanması gerekir.
- Ruhsatname verilirken adayın baro yönetim kurulu önünde andiçmesi gerekir; andın metni hukuka, ahlaka, mesleğin onuruna ve kurallarına uygun davranmayı taahhüt eder.
- Andiçme, andın metnini de kapsayan bir tutanağa bağlanmalı, tutanak baro yönetim kurulu üyeleri ile andiçen avukat tarafından imzalanmalı ve ilgilinin dosyasında saklanmalıdır.
Avukatlık ruhsatnamesi ve yemin: hangi sonuçları doğurur?
- Ruhsatnamenin verilmesiyle avukatlığa kabul hüküm ifade eder ve aday avukat sıfatını kazanır.
- Kabul edilen aday, avukat unvanını kullanma hakkını kazanır.
- Durum Türkiye Barolar Birliğine bildirilir.
- Avukat kimlikleri tüm resmî ve özel kuruluşlarca resmî kimlik hükmünde kabul edilir.
- Andiçme yapılmadan ruhsatname verilmesi ve andın tutanağa bağlanmaması, madde metnindeki usulü tamamlamaz.
- Madde metni, ruhsatnamenin verilmesine kadar avukatlık sıfatının doğmayacağını açıkça ortaya koymaktadır.
Kabul ile ruhsatname tarihi arasındaki fark nedir?
Avukatlığa kabul, ruhsatnamenin verildiği andan itibaren hüküm ifade eder.
Kabul kararının alındığı ya da adayın mesleğe kabul edildiği önceki an ayrı bir kabul anı olarak öngörülmemiştir.
Avukatlık sıfatının başlangıcı, ruhsatnamenin verilme anına bağlanır.
Kabul ile unvan kullanma hakkı arasındaki fark nedir?
Aday avukatlığa kabul edildikten sonra avukat unvanını kullanma hakkını kazanır.
Kabul edilmemiş aday ise unvanı kullanamaz.
Unvan kullanımı, kabulün kesinleşmesine ve ruhsatnamenin verilmesine bağlanır.
Ruhsatname ile avukat kimliği arasındaki fark nedir?
Ruhsatname, mesleğe kabulü belgeleyen belgedir ve ilgili baro tarafından verilir.
Avukat kimliği, tüm resmî ve özel kuruluşlarca kabul edilen resmî kimlik hükmündeki belgedir.
Ruhsatname kabul işleminin belgesi, kimlik ise avukatın kimlik ibrazı için kullanılan belgedir.
Basım ve düzenleme ile imza arasındaki fark nedir?
Ruhsatname ve kimlik Türkiye Barolar Birliği tarafından tek tip olarak basılıp düzenlenir.
İmza, Birlik Yönetim Kurulunun uygun bulma kararı verdiği hâlde Birlik Başkanı ve ilgili Baro Başkanı tarafından atılır.
Uygun bulma kararı olmadan ruhsatnamenin imzalanması öngörülmemiştir.
Avukatlık ruhsatnamesi ve yemin: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Avukatlığa kabulü ruhsatnamenin verilme anından önceki bir tarihe bağlamak; hüküm ruhsatnamenin verildiği andan itibaren doğar.
- Avukat kimliğini sınırlı sayıda kuruluşta geçerli sayıp, madde 9 uyarınca tüm resmî ve özel kuruluşlarca kabul edilmesi gerektiğini gözden kaçırmak.
- Ruhsatname ve kimliğin baro tarafından ayrıca basılabileceğini sanmak; metne göre basım ve düzenleme Türkiye Barolar Birliğine aittir.
- Uygun bulma kararı olmadan ruhsatnamenin imzalanabileceğini varsaymak; imza, Birlik Yönetim Kurulunun uygun bulma kararına bağlıdır.
- Andiçmeyi ruhsatnamenin verilmesinden bağımsız bir işlem saymak; andiçme ruhsatname verilirken yapılır ve tutanağa bağlanır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ruhsatname ve avukat kimliğinin geçerlilik süresi ya da bedel alınarak verilmesi, adalete erişimi zorlaştıracağı ve madde 9'a aykırılık oluşturacağı ileri sürülmüştür. (8. Daire, 2020/7063 E., 2021/6045 K., 08.12.2021)
- Avukat kimliğinin, Karaparanın Önlenmesine Dair Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelikte sayılan kimlik tespiti belgeleri dışında kalması gerekçesiyle kabul edilmemesi uyuşmazlık konusu olmuştur. Madde 9 avukat kimliğini tüm resmî ve özel kuruluşlarca kabul edilecek resmî kimlik hükmünde saydığından, bu tür ret tartışmalıdır. (8. Daire, 2021/7211 E., 2022/2610 K., 12.04.2022)
- Avukat kimliğini ibraz eden kişinin avukat olarak işlem yapmasına ilişkin ısrarının, bankacılık çalışanı davalının sözleriyle birlikte değerlendirildiği bir uyuşmazlık bulunmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/1341 E., 2021/8 K., 02.02.2021)
- Madde 9 hükmünün yalnız avukatlık kimliğinin varlığı ile değil, ruhsatname ve kimliğin yasal düzenleme biçimiyle de ilişkilendirildiği ve bu konuda ilk fıkranın ayrıca uygulandığı yönünde değerlendirmeler yapılmıştır. (8. Daire, 2022/4747 E., 2024/5183 K., 09.10.2024; 8. Daire, 2024/3710 E., 2024/4651 K., 19.09.2024; 8. Daire, 2009/10443 E., 2010/2327 K., 07.05.2010)
Nasıl ispat edilir?
- Avukatlığa kabulün doğduğunu iddia eden kişi, ruhsatnamenin verildiğini ilgili baroya ait belgeyle ispatlar.
- Avukat kimliği, resmî kimlik hükmünde olduğundan, ibrazı hâlinde kimliğin geçerliliği ilgili kurumun belgeleri üzerinden değerlendirilir.
- Ruhsatnamenin imzalanmadığı ya da Birlik uygun bulma kararının bulunmadığı savunmasını ileri süren taraf, bu eksikliği ilgili belgelerle ispatlar.
- Andiçmenin yapıldığı, andın tutanağa bağlandığı ve tutanağın imzalandığı, dosyada bulunan tutanakla ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 1136 sayılı Kanun m.8: Dördüncü fıkrada anılan Birlik Yönetim Kurulunun uygun bulma kararı, ruhsatnamelerin Birlik Başkanı ve Baro Başkanı tarafından imzalanabilmesinin koşuludur.
- 1136 sayılı Kanun m.3: Avukatlığa kabul şartlarını düzenler; ruhsatname bu şartların gerçekleşmesinin ardından verilir.
- 1136 sayılı Kanun m.66: Baro levhasına yazılma yükümlülüğünü düzenler; ruhsatname ile levha kaydı ayrı işlemlerdir.
Avukatlık Kanunu m.10 — Ret kararının bildirilmesi
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 10. maddesi, avukatlık mesleğine kabul için başvuran adayın başvurusunun reddine veya kovuşturma sonuna kadar beklenmesine dair kararların kesinleşmesi halinde, ilgili baronun bu durumu diğer barolara ve Türkiye Barolar Birliğine bildirmesi yükümlülüğünü ve bildirimin sonucunu düzenler. Madde, mesleğe kabul başvurusu yapan adayları ve bu adayların hakkında verilmiş ret veya bekleme kararlarını konu alır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: mesleğe kabul şartlarının tek tek sayımı (1136 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri), ret kararına karşı yargı yolu ve sürelerinin ayrıntıları, levhaya yazılmanın genel usulü ve levhadan silinme halleri.
Ret kararının bildirilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ret kararı
- Baronun, mesleğe kabul başvurusunu kabul etmeyen kararıdır. Madde bu kararın kesinleşmesini bildirim yükümlülüğünün başlangıcı olarak kullanır.
- Kovuşturma sonuna kadar bekleme kararı
- Adayın hakkında bir kovuşturma sürdüğü için başvurusunun sonuçlanmasının ertelenmesine karar verilmesidir. Bu karar da kesinleşince ret kararı ile aynı bildirim sonucunu doğurur.
- Bildirim
- İlgili baronun adayın adını diğer barolara ve Türkiye Barolar Birliğine iletmesidir. Madde bildirimin hangi koşulda yapılacağını kesinleşme anına bağlar.
- Ret veya bekleme sebeplerinin ortadan kalkması
- Ret veya bekleme kararına yol açan sebebin sona ermesidir. Madde, bu sebep devam ettiği sürece hiçbir baronun adayı levhaya yazamayacağını belirtir.
Ret kararının bildirilmesi: hangi şartlar aranır?
- Adayın avukatlık mesleğine kabul için bir baroya başvurmuş olması gerekir.
- Baronun başvuruyu reddeden bir karar vermiş olması veya adayın kovuşturma sonuna kadar beklenmesine karar vermiş olması gerekir.
- Bu kararın kesinleşmiş olması gerekir.
- İlgili baronun adayın adını diğer barolara ve Türkiye Barolar Birliğine bildirmiş olması gerekir.
- Ret veya bekleme sebeplerinin devam etmesi gerekir; sebepler ortadan kalkmadıkça hiçbir baro adayı levhasına yazamaz.
Ret kararının bildirilmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Ret veya bekleme kararı kesinleştiğinde ilgili baro adayın adını diğer barolara ve Türkiye Barolar Birliğine bildirir.
- Bildirim yapıldıktan sonra ret veya bekleme sebepleri devam ettiği sürece hiçbir baro adayı levhasına yazamaz.
- Ret veya bekleme sebepleri ortadan kalktığında levhaya yazılmaya engel kalmaz; bu durumda adayın yeniden başvurusu ve kabulü ayrıca değerlendirilir.
- Kararın kesinleşmediği durumda bildirim yükümlülüğü doğmaz.
Ret kararı ile kovuşturma sonuna kadar bekleme kararı arasındaki fark nedir?
Başvurunun doğrudan reddedilmesi, adayın mesleğe kabulünün olumsuz sonuçlanmasıdır.
Adayın hakkında bir kovuşturma olması nedeniyle kararın ertelenmesidir; sonuç kovuşturmanın bitimine bağlıdır.
Her iki karar kesinleştiğinde madde aynı bildirim ve levhaya yazılmama sonucunu bağlar. Bekleme halinde ret sebebi kovuşturmanın sonunda ortadan kalkabilir.
Kesinleşmiş karar ile kesinleşmemiş karar arasındaki fark nedir?
Kesinleşmiş ret veya bekleme kararı bildirim yükümlülüğünü doğurur.
Henüz kesinleşmemiş karar bu yükümlülüğü doğurmaz.
Bildirim yalnız kesinleşmeden sonra yapılır; kesinleşme öncesi bildirim maddenin kapsamında değerlendirilmez.
Ret kararının bildirilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kesinleşmemiş bir ret kararını bildirim ve levhaya yazılmama sonucuna bağlamak; madde yalnız kesinleşmiş kararları kapsar.
- Bekleme kararını ret kararıyla aynı hukuki rejime tabi saymadan önce, kovuşturmanın sonucunun ret sebebini ortadan kaldırıp kaldırmadığını kontrol etmemek.
- Bildirim yükümlülüğünü yalnız Türkiye Barolar Birliğine yapılacak bildirimle sınırlı görmek; madde diğer barolara da bildirimi öngörür.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, 1136 sayılı Kanun'un 10. maddesine dayanarak verilen hükümleri temyiz konusu yapmakta ve bu maddenin ret ve bekleme kararlarının sonucunu düzenlediğini kabul etmektedir. (5. Ceza Dairesi, 2021/8106 E., 2024/8951 K., 11.09.2024; 5. Ceza Dairesi, 2022/90 E., 2024/4780 K., 29.04.2024)
- Genel Kurul, maddenin 'Ret kararının bildirilmesi' başlığı altında düzenlendiğini ve bildirimin ret kararının kesinleşmesine bağlandığını kabul etmektedir. (Genel Kurul, 2019/19788 E., 05.07.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Ret veya bekleme kararının kesinleşmiş olduğunu ileri süren taraf, kararın kesinleşme belgesiyle bunu ispatlar.
- Bildirimin yapıldığını ileri süren taraf, baronun yazısı veya bildirim kaydıyla ispat yükü altındadır.
- Ret veya bekleme sebeplerinin ortadan kalktığını ileri süren aday, bu durumu kendi belgeleriyle ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 1136 sayılı Kanun: Madde, mesleğe kabul ve levhaya yazılma sisteminin parçasıdır; adayın kabul şartlarının sayımı ve levha işlemleri bu kanunun diğer maddelerinde düzenlenmiştir.
Avukatlık Kanunu m.11 — Avukatlıkla birleşemiyen işler
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 11. maddesi, avukatlıkla birleşemeyen iş ve görevleri genel bir çerçevede sayar. Madde; aylık, ücret, gündelik veya kesenek gibi ödemeler karşılığında görülen hizmet ve görevleri, sigorta prodüktörlüğünü, tacirlik ve esnaflığı ile mesleğin onuru ile bağdaşmayan her türlü işi avukatlıkla bağdaşmaz sayar. Hüküm, Türkiye'de avukatlık yapan ve baro levhasına kayıtlı olan avukatlar bakımından uygulanır. Madde, avukatlığa giriş için aranan ayrı koşulları, avukatların yasak dışı sayılan işlerinin kapsamını, avukatlık ücretini, hâkim ve savcı yakınlarının avukatlık yasağını (m.13), menfaat çatışması yasağını (m.38), reklam yasağını (m.55) ve iş elde etmeye aracılık yasağını (m.48) düzenlemez; bu konular ilgili maddelerde yer alır. Maddenin istisnaları ayrı bir maddede (m.12) düzenlenmiştir.
Avukatlıkla birleşemiyen işler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Avukatlıkla birleşemeyen iş
- Avukatın aynı anda yürütmesi yasaklanmış, avukatlık mesleği ile bağdaşmayan iş ve görev türüdür. Bu nitelik, işin adından değil, kanunda sayılan ölçütlerden birini taşımasından doğar.
- Kesenek karşılığı görev
- Sabit bir ödeme, gündelik veya benzeri bir ücret karşılığında görülen hizmet ve görevdir. Bu ölçüt, ödemenin sürekli veya düzenli nitelik taşıyıp taşımadığına bakar; avukatlık ücretinin dava veya iş sonucuna bağlanması bu kapsamda değerlendirilmez.
- Sigorta prodüktörlüğü
- Sigorta şirketi adına poliçe satışına aracılık eden ve bu faaliyeti ticari olarak yürüten kişinin yaptığı iştir. Madde bu işi açıkça avukatlıkla bağdaşmaz sayar.
- Tacirlik ve esnaflık
- Ticari işletme işleten veya esnaf sıfatıyla iş yapan kişinin faaliyetidir. Avukatın tacir veya esnaf olarak kayıtlı ve ticari faaliyet yürütür biçimde çalışması bu yasağın kapsamına girer.
- Mesleğin onuru ile bağdaşmama
- Avukatlık mesleğinin saygınlığını, bağımsızlığını ya da güvenilirliğini zedeleyen işleri ifade eden genel ölçüttür. Kanunda ölçüt olarak sayılan diğer işler dışında, somut olayda değerlendirilir.
Avukatlıkla birleşemiyen işler: hangi şartlar aranır?
- Yapılan işin ücret ya da ödeme karşılığında görülüyor olması gerekir; aylık, ücret, gündelik veya kesenek gibi sabit bir ödeme bu koşulu oluşturur.
- Yapılan iş sigorta prodüktörlüğü niteliği taşımalıdır.
- Avukat tacirlik veya esnaflık faaliyetinde bulunuyor olmalıdır.
- Yapılan iş, mesleğin onuru ile bağdaşmayan türden olmalıdır ve bu ölçüt somut olaya göre değerlendirilir.
- Yukarıdaki ölçütlerden en az biri gerçekleşmiş olmalıdır; bu durumda işin avukatlıkla birleşmesi mümkün değildir.
Avukatlıkla birleşemiyen işler: hangi sonuçları doğurur?
- Avukat, m.11 kapsamına giren bir işi yürütürse avukatlık ile birleşmeyen bu işi yapmış olur ve avukatlık mesleğiyle bağdaşmayan bir durum ortaya çıkar.
- Maddede tanımlanan işlerin yürütülmesi, avukatın mesleki yükümlülüklerini ihlal eder ve disiplin yaptırımına konu olabilir.
- Avukatın m.11 kapsamındaki bir işi yürüttüğünün tespiti, avukatlık yetkisinin kullanılmasını ve baro levhasındaki durumunu etkileyebilir.
- Maddede sayılan işlerin dışında kalan ve mesleğin onuru ile bağdaşmayan bir iş de yasak kapsamına girer; bu durumda somut olayda değerlendirme yapılır.
- Avukat, sayılmış bir işi yürütmediği sürece, ödeme karşılığında yapılmayan bir hizmet ve görevle avukatlığı birlikte sürdürebilir.
- Madde emredici niteliktedir; taraflar arasında bu yasağa aykırı bir sözleşme yapılması hükümsüzdür.
Sabit ödemeli iş ile avukatlık ücreti arasındaki fark nedir?
Aylık, ücret, gündelik veya kesenek karşılığında görülen hizmet ve görev, sabit bir bedelle yürütülür ve sürekli bir çalışma ilişkisi kurar.
Avukatlık ücreti, bir dava veya işin sonucuna veya tarife esaslarına bağlı olarak belirlenir ve avukatlık hizmetinin karşılığıdır.
Sabit ödemeli ve sürekli bir ücret karşılığında yürütülen işler m.11 kapsamına girer ve avukatlıkla birleşmez; avukatlık ücreti bu yasağın kapsamında değildir.
Tacirlik ve esnaflık ile avukatın ticari faaliyeti dışında kalan bağımsız iş arasındaki fark nedir?
Avukat, ticari işletme işleten veya esnaf olarak kayıtlı biçimde faaliyet gösterir.
Avukat, ticari bir işletme işletmeksizin, yalnızca avukatlık hizmeti sunar.
Ticari işletmeyle birleşen faaliyet m.11 kapsamında yasaklanır; yalnızca avukatlık hizmeti sunan avukat bu yasağa tabi değildir.
Kanunda sayılan iş ile mesleğin onuru ile bağdaşmama ölçütü arasındaki fark nedir?
Sigorta prodüktörlüğü, tacirlik ve esnaflık gibi işler kanunda açıkça sayılmıştır ve bunların bağdaşmadığı kanun gereği kabul edilmiştir.
Mesleğin onuru ile bağdaşmama ölçütü genel bir nitelik taşır ve her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Sayılan işlerde yasak kesindir; genel ölçüte giren işlerde ise yasağın uygulanıp uygulanmayacağı olaya göre belirlenir.
m.11 yasağı ile m.12 istisnaları arasındaki fark nedir?
m.11 genel bir yasak koyar ve birleşmeyen işleri sayar.
m.12, bu yasağın istisnalarını ayrıca düzenler.
Bir işin m.11 kapsamında görünmesi, m.12 istisnalarından biri ile yasak dışı tutulabilir; bu nedenle iki maddenin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Avukatlıkla birleşemiyen işler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Avukatlık ücretini sabit ödeme karşılığında görülen iş ile karıştırmak; avukatlık ücretinin sonuca bağlanmış olması m.11 kapsamına girmez.
- Tacir veya esnaf sıfatı taşıyan kişinin yalnızca ticari işletme kaydı varken avukatlık yapmasını otomatik olarak yasak saymak; yasağın uygulanabilmesi için ticari faaliyetin fiilen yürütülmesi aranır.
- Sayılan işlerin dışında kalan bir işi m.11 kapsamına sokmak; genel ölçüt ancak mesleğin onuru ile bağdaşmama hâlinde uygulanır.
- m.11 yasağını m.12 istisnalarını hesaba katmadan değerlendirmek.
- Yasağın yalnızca sözleşme ile değil fiili olarak yürütülen işle de ilgili olduğunu gözden kaçırmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler, avukatın tacirlik veya esnaflık faaliyetinde bulunup bulunmadığını, ticaret siciline kayıtlı işletme ve bu nitelikteki faaliyetlerin varlığına bakarak değerlendirmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2026/270 E., 2026/518 K., 09.04.2026; İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2026/9 E., 2026/1 K., 06.01.2026)
- Avukatın ticari bir işletmede pay sahibi olup olmadığı veya işin fiilen sürekli ve sabit ücretle yürütülüp yürütülmediği tespit edilerek m.11 kapsamı belirlenmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2023/3214 E., 2024/1487 K., 30.04.2024)
- Avukatın yürüttüğü işin avukatlık hizmeti mi yoksa m.11'de sayılan bir iş mi olduğu, sözleşmenin içeriği ve fiili icra biçimine göre değerlendirilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2023/3214 E., 2024/1487 K., 30.04.2024)
- Avukatın baro levhasına kaydı yapılmadan ruhsatname düzenlenmesine ilişkin uyuşmazlıklarda m.11'in kapsamı tartışılmıştır. (8. Daire, 2022/4741 E., 2024/2635 K., 07.05.2024)
- Stajın sürdürülmesine ilişkin olarak m.11'in uygulanması, çalışılan iş niteliğine göre ayrı değerlendirilmiştir. (8. Daire, 1986/147 E., 1986/492 K., 11.11.1986)
- Mesleğin onuru ile bağdaşmama ölçütü, somut olayda kişinin iş durumu ve yürüttüğü faaliyetin niteliğine göre uygulanmaktadır. (2025/133 E., 2025/159 K., 22.07.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Avukatlıkla birleşemeyen bir iş yapıldığını ileri süren taraf, bu iddiayı ispatlamakla yükümlüdür; ispat yükü iddiayı öne süren tarafta bulunur.
- Avukatın ticari işletme sahibi olduğu ya da tacir veya esnaf sıfatı taşıdığı, ticaret sicili kayıtları ve vergi kayıtları ile ispatlanabilir.
- Sabit ödemeli bir çalışma ilişkisi, sözleşme metni, ödeme belgeleri ve fiili çalışma biçimi ile ortaya konulur.
- Avukat, yürüttüğü işin avukatlık hizmeti olduğunu, sözleşme ve iş içeriğini belgelerle göstererek savunabilir.
- Mahkemeler, somut olayda işin niteliğini belirlerken sözleşme ve fiili uygulamayı birlikte değerlendirmektedir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 1136 sayılı Kanun m.12: m.11'deki yasağın istisnalarını düzenler; bu istisnalar kapsamına giren işler m.11 yasağına tabi değildir.
- 1136 sayılı Kanun m.13: Hâkim veya savcı yakını avukatların belirli davalarda avukatlık yapmasını yasaklar; bu, m.11'den farklı bir yasak türüdür.
- 1136 sayılı Kanun m.38: Menfaat çatışması ve teklif reddi yükümlülüğünü düzenler; m.11 ile aynı genel amaçta olmakla birlikte ayrı bir yasak alanıdır.
- 1136 sayılı Kanun m.48: İş getirmeye aracılık ve bunun cezası ile ilgilidir; m.11'deki işlerin yürütülmesinden farklı bir yasak alanıdır.
- 1136 sayılı Kanun m.55: Reklam yasağını düzenler; m.11 ile ilgisi mesleğin onuru ölçütü üzerinden kurulur.
Avukatlık Kanunu m.12 — Avukatlıkla birleşebilen işler
Madde, avukatlığın kamu hizmeti niteliği nedeniyle getirilen 11. madde yasağının (memur benzeri kadro ve ücret karşılığı işlerin yasağı) istisnalarını sayar. Avukatın hangi işleri avukatlıkla birlikte yapabileceğini (milletvekilliği ve belediye meclisi üyeliği, hukuk alanında profesör ve doçentlik, hukuk müşavirliği, hakemlik, arabuluculuk, tasfiye memurluğu, yönetim kurulu ve denetçilik görevleri, ortaklık, gazete sahipliği gibi işler) düzenler. Ayrıca bu işlerden bazılarının bulunması hâlinde avukatın kimin aleyhine dava takip edemeyeceğini ve kadroya bağlı müşavir ve avukatların hangi işlerle sınırlı olduğunu belirler. Maddenin kapsamı avukatlar ve avukatlık yapan kişilerdir. Avukatların meslek yasakları ve çatışma kuralları madde kapsamında değildir (m.11, m.38 ve Avukatlık Kanunu'nun ilgili bölümleri). Avukatlığın ücret tarifesi, baro görevleri ve disiplin yaptırımları da bu maddede düzenlenmemiştir. Hâkim ve savcıların avukatlık yapma yasakları ile akrabalık nedeniyle yasaklar da bu maddede yer almaz (m.13 ve m.14 ilgili hükümler)."
Avukatlıkla birleşebilen işler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Avukatlıkla birleşebilen işler
- Madde 11 kapsamındaki yasağın dışında kalan, avukatın avukatlık yaparken aynı anda sürdürebileceği işlerdir. Bu işler, yasağın istisnası olarak sayılmıştır.
- Yasak alanı (dava takip yasağı)
- Üçüncü fıkraya göre, e bendindeki kişilerin ve belli kamu tüzel kişilerinin aleyhine dava ve işlerin takip edilmesidir. Bu yasak, kamu kurumlarının yönetimi ve denetimi altındaki kuruluşlar ile kamunun hissedar olduğu şirketleri kapsar.
- Kadroya bağlı müşavir ve avukat
- Aylık veya ücreti kamu bütçesinden ya da kamu yönetimi altındaki bir daire, müessese veya şirketten alan müşavir ve avukattır. Bu kişiler yalnızca bağlı oldukları kuruluşun işlerinde avukatlık yapabilir.
- Hukuk müşavirliği
- Özel hukuk tüzel kişisine hukuki danışmanlık yapan ve bu tüzel kişiye sürekli bağlı olan avukat görevidir.
- Yönetim kurulu denetçiliği
- Şirket veya kuruluşun iç denetim ve izleme görevini üstlenen kişinin görevidir. Madde, denetçilik görevini e, f ve g bentlerinde ayrıca sayar.
Avukatlıkla birleşebilen işler: hangi şartlar aranır?
- Avukatın yaptığı işin madde 12 birinci fıkrasında sayılan bir iş olması gerekir; bu liste sınırlıdır ve listede olmayan işler madde 11 yasağı kapsamında kalır.
- E bendindeki görevde kamu iktisadi teşebbüslerine ilişkin 233 sayılı KHK'da başka iş veya hizmetle uğraşmanın yasaklanmamış olması şarttır.
- Hakemlik, arabuluculuk, tasfiye memurluğu ve yargı mercilerinin ya da adli bir dairenin verdiği görev ve hizmetler, madde 12 birinci fıkra d bendi kapsamında avukatlıkla birleşebilir.
- Kadroya bağlı müşavir veya avukat, aylık veya ücretini kamu bütçesinden ya da kamu yönetimi altındaki kuruluştan alıyorsa, yalnızca o kuruluşun işlerinde avukatlık yapabilir.
- Avukatın, üçüncü fıkrada sayılan kişiler ve kurumlar aleyhine dava ve işleri takip etmemesi gerekir; bu yasak avukatın ortaklarını ve yanında çalıştırdığı avukatları da kapsar.
- Milletvekilleri için 3069 sayılı Kanun hükümleri saklıdır; bu durumda ayrıca o kanunun uygulanması gerekir.
Avukatlıkla birleşebilen işler: hangi sonuçları doğurur?
- Madde 12 birinci fıkrada sayılan işlerden biri yapılıyorsa madde 11 yasağı uygulanmaz ve avukat bu işi avukatlıkla birlikte sürdürebilir.
- Madde 12 birinci fıkrasında sayılmayan bir kadro ücreti karşılığı iş yapılması madde 11 yasağına girer.
- Üçüncü fıkradaki yasak alanında dava veya iş takip edilmesi yasaktır; bu yasağa aykırı takip, avukatın disiplin sorumluluğunu doğurabilir.
- Üçüncü fıkradaki yasak avukatın ortaklarını ve yanında çalıştırdığı avukatları da bağlar.
- Kadroya bağlı müşavir ve avukatın, kendi kuruluşu dışındaki işlerde avukatlık yapması maddeye aykırıdır.
Hukuk müşavirliği ile kadroya bağlı müşavirlik arasındaki fark nedir?
Özel hukuk tüzel kişisinin hukuk müşavirliği ve sürekli avukatlığı, c bendi kapsamında avukatlıkla birleşebilir.
Devlet, il veya belediye bütçesinden ya da kamu yönetimi altındaki kuruluştan aylık veya ücret alan müşavir ve avukat, bu tür ücret karşılığı görevde kadroya bağlıdır.
Kadroya bağlı olan yalnızca kendi kuruluşunun işlerinde avukatlık yapabilir. Özel hukuk tüzel kişisinin müşaviri ise bu sınırlamaya tabi değildir.
Hakemlik ve arabuluculuk ile yargı mercilerinin verdiği görevler arasındaki fark nedir?
Hakemlik ve arabuluculuk, d bendinde açıkça sayılmış işlerdir.
Yargı mercilerinin veya adli bir dairenin verdiği herhangi bir görev de aynı bentte yer alır.
Her iki grup da madde 11 yasağının dışında tutulur ve avukatlıkla birlikte yapılabilir.
E bendi kapsamındaki görev ile üçüncü fıkradaki dava yasağı arasındaki fark nedir?
E bendi kapsamında kamu iktisadi kuruluşlarında yönetim kurulu başkanlığı veya üyeliği yapan avukat, bu görevini sürdürebilir.
Aynı kişi, aynı kuruluşların ve kamunun hissedar olduğu şirketlerin aleyhine dava ve işleri takip edemez.
Görev yapmak serbesttir; ancak bu kurumların aleyhine dava takibi yasaktır.
Milletvekilliği ve belediye meclisi üyeliği ile 3069 sayılı Kanun arasındaki fark nedir?
Milletvekilliği ve belediye meclisi üyeliği a bendinde avukatlıkla birleşebilir olarak sayılmıştır.
Milletvekilleri hakkında 3069 sayılı Kanun hükümleri saklıdır.
Milletvekili avukat, 3069 sayılı Kanunun ayrıca bağdaşmazlık hükümlerine de tabidir.
Avukatlıkla birleşebilen işler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hakemlik ve arabuluculuğu madde 11 yasağı kapsamında sanmak; bu işler d bendinde açıkça avukatlıkla birleşebilir olarak sayılmıştır.
- Kadroya bağlı müşavirin yalnızca kendi kuruluşunun işlerinde avukatlık yapabildiğini gözden kaçırıp her işte avukatlık yapabileceğini varsaymak.
- Üçüncü fıkradaki yasağı yalnız avukatın kendisine uygulamak; yasak ortaklarını ve yanında çalıştırdığı avukatları da kapsar.
- Milletvekilliği yönünden madde 12'nin tek başına yeterli sanılması; 3069 sayılı Kanunun hükümleri de ayrıca saklıdır.
- Dava yasağını, kamu kurumu aleyhine olmayan ya da kamunun hissedar olmadığı özel şirketler için de uygulamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Madde 12 d bendindeki hakemlik işinin avukatlıkla birleşebilir iş olduğu, Yargıtay kararlarında ve bölge adliye mahkemesi kararlarında 1136 sayılı Kanunun 12. maddesi gereğince kabul edilmektedir. (10. Daire, 2021/5010 E., 2025/1991 K., 14.04.2025; 10. Daire, 2021/6437 E., 2025/1994 K., 14.04.2025)
- Sigorta tahkim komisyonunun hakemlik listesine kayıt için bir düzenlemede avukatların taraf vekili olarak takip yapamayacağı yönündeki hükmün, hakemliğin avukatlıkla birleşemeyen işler dışında kalması nedeniyle geçersiz sayıldığı kabul edilmektedir. (10. Daire, 2021/5503 E., 2025/1992 K., 14.04.2025)
- Kadroya bağlı avukatın bağlı olduğu kurum adına dava takip etmesinin, yalnızca o kurumun işlerinde mümkün olduğu ve bu kapsam dışında avukatlığın yasak sayıldığı kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2022/2006 E., 2022/1976 K., 16.12.2022; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2022/1312 E., 2022/1291 K., 14.09.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Avukatın madde 12 istisnasından yararlandığını iddia eden taraf, avukatın sayılan işlerden birini yaptığını ispat etmelidir; buna ilişkin sicil, görev belgesi veya atama kararı delil olarak sunulabilir.
- Madde 11 yasağını ileri süren taraf, avukatın kadro veya ücret karşılığı bir işte bulunduğunu, yazılı belge ile ispat etmelidir.
- Üçüncü fıkradaki dava yasağının ihlalini ileri süren taraf, takip edilen davanın yasak alanına girdiğini (kurumun aleyhine olduğunu ve kurumun kamu yönetimi altında bulunduğunu) dava dosyası ve tüzel kişilik kayıtlarıyla ispat etmelidir.
- Kadroya bağlı müşavir avukatın yalnız kendi kuruluşunun işinde çalıştığını, o kuruluşun atama ve ücret belgesiyle karşı tarafça ileri sürülebilecek savunma açısından ispat edebilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.11: Avukatın kadro, ücret, sigorta prodüktörlüğü ve ticaret gibi işleri yapmasını yasaklar. Madde 12 bu yasağın istisnalarını düzenler.
- 3069 sayılı Kanun: Milletvekilleri hakkında bağdaşmayan işler kurallarını içerir; madde 12 son fıkrası bu kanunun hükümlerini saklı tutar.
- 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname: Kamu iktisadi teşebbüslerinde başka iş veya hizmetle uğraşmanın yasaklanmamış olması, e bendindeki görevin şartıdır.
Avukatlık Kanunu m.13 — Avukatın hâkim veya savcı ile hısımlık veya evlilik münasebeti
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 13. maddesi, bir hâkim veya Cumhuriyet savcısının eşi, sebep veya nesep itibarıyla usul ve füruundan ya da ikinci dereceye kadar hısımlarından olan avukatın, o hâkim veya savcının baktığı dava ve işlerde avukatlık yapmasını yasaklamaktadır. Düzenleme avukat yönünden bir mesleki yasaktır ve hâkim veya savcının kendisine değil, avukata yöneliktir. Hâkimin ya da savcının kendi çekinme ve reddi hâlleri bu maddede değil, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu'ndaki düzenlemelerde yer alır. Madde, avukatın bu yasağa aykırı hareketinin disiplin ve hukuki sonuçlarını ayrıca düzenlemez; bu konular Avukatlık Kanunu'nun disiplin hükümlerinde ve genel hükümlerde aranır. Hâkimin kendi hakkındaki çekinme hâlleri, hâkimin reddi ve çekinme kararına ilişkin usul de bu maddenin kapsamı dışındadır.
Avukatın hâkim veya savcı ile hısımlık veya evlilik münasebeti: hangi kavramlar bilinmeli?
- Usul ve füru hısımlığı
- Kan bağı yoluyla birbirinden doğan ya da birbirini doğuran kişiler arasındaki ilişkidir; anne, baba, büyükanne ve büyükbaba gibi üstsoy ile çocuk, torun gibi altsoy bu kapsamdadır. Madde bu ilişkiyi hâkim veya savcı ile avukat arasında arar.
- Sebep ve nesep itibarıyla hısımlık
- Sebep, evlilik gibi hukuki bağdan doğan hısımlığı; nesep ise kan bağından doğan hısımlığı ifade eder. Maddenin hısımlık kapsamını belirleyen iki ayrı dayanaktır.
- İkinci derece hısımlık
- Hâkim veya savcı ile avukat arasında, madde metninde sayılan en uzak hısımlık derecesidir. Derece sınırı madde metninde açıkça ikinci derece olarak belirtilmiş olup bu sınır dahildir.
- Baktığı dava ve işler
- Hâkim veya savcının görevi çerçevesinde yürüttüğü yargısal ve soruşturma işlerini ifade eder. Yasak, yalnızca bu dava ve işlerle sınırlıdır; hâkimin hizmet dışı işlerine ilişkin bir yasak getirmez.
Avukatın hâkim veya savcı ile hısımlık veya evlilik münasebeti: hangi şartlar aranır?
- Avukatın, bir hâkim veya Cumhuriyet savcısının eşi olması ya da sebep veya nesep itibarıyla usul veya füruundan ya da ikinci dereceye kadar (ikinci derece dâhil) hısımlarından olması gerekir.
- Hâkim veya savcının, avukatın yasak kapsamına giren dava veya işe bakıyor olması gerekir.
- Yasak, avukatın hâkim veya savcının baktığı dava ve işlerde avukatlık yapması hâlinde doğar; avukatın kendi mesleki davası ile hâkimin baktığı dava ayrı değerlendirilir.
- Yasağın doğması için hâkimin bakmaya başladığı dava ve işin varlığı yeterlidir; ayrıca bir yazılı onay ya da karşı tarafın rızası aranmaz.
Avukatın hâkim veya savcı ile hısımlık veya evlilik münasebeti: hangi sonuçları doğurur?
- Avukat, yasak kapsamına giren hısımlık veya eşlik ilişkisi bulunan hâkim veya savcının baktığı dava ve işlerde avukatlık yapamaz.
- Yasağa rağmen yapılan avukatlık, mesleki yasağa aykırılık oluşturur ve avukat hakkında disiplin yoluna gidilebilir.
- Yasak, hâkim veya savcının kendisine değil avukata yöneliktir; hâkimin bu nedenle kendiliğinden çekilip çekilmeyeceği ayrı hükümlere tabidir.
- Yasağın bulunmadığı hâllerde, yani hısımlık derecesi aşıldığında ya da bakılan dava yasak kapsamında değilse, avukatlık yapılabilir.
Eş ile hısım arasındaki fark nedir?
Eş olan avukat, sebep itibarıyla doğan ve evlilik bağına dayanan bir yakınlığa sahiptir.
Hısım olan avukat, kan bağı (nesep) veya evlilik bağı (sebep) ile belirli derecede akrabalıktadır.
Eşin yasağı evlilik devam ettiği sürece geçerlidir; hısımlarda ise yasak derece sınırıyla belirlenir.
Usul-füru ile ıkinci derece yan hısım arasındaki fark nedir?
Usul ve füru, doğrudan soy bağı olan üstsoy ve altsoydur.
İkinci derece hısım, kardeş ya da kardeşin çocuğu gibi yan soy bağıyla bağlı kişilerdir.
Her iki grup da yasak kapsamındadır; madde ikinci dereceye kadar olanları da açıkça dahil etmektedir.
Avukatın hâkim veya savcı ile hısımlık veya evlilik münasebeti: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Yasağı yalnızca eş ile sınırlı görüp hısımları kapsam dışı saymak; madde usul ve füru ile ikinci dereceye kadar hısımları da açıkça kapsar.
- Hâkimin kendi çekinme hâlini bu maddeye dayandırmak; madde avukata yönelik bir yasak getirir, hâkimin kendi çekinmesi ayrı usul hükümlerinde düzenlenir.
- Hâkimin, eşi olan avukatın mesleki davasına da bakamayacağını varsaymak; madde şahsi olmayan mesleki davalarda hâkimin bakabileceğini ima eder.
- Derece hesabında ikinci derece dâhil sınırı aşağı çekmek ya da üçüncü dereceyi de yasak saymak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Hâkimin eşi olan avukatın, eşinin baktığı dava ve işlerde avukatlık yapamayacağı; yasağın avukata yönelik olduğu ve bu nedenle hâkimin de avukatın mesleki davasına bakabileceği kabul edilmektedir. (8. Daire, 2021/7211 E., 2022/2610 K., 12.04.2022)
- Hâkim veya savcının eşinin yetkili olduğu mahkemede avukatın avukatlık yapamayacağı ve bu yasağın sebep itibarıyla hısımlığa da uygulanacağı kabul edilmektedir. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2025/2224 E., 2025/2863 K., 20.11.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Yasağa aykırılığı ileri süren taraf, avukatın hâkim veya savcı ile arasındaki eşlik ya da hısımlık ilişkisini ispatlamakla yükümlüdür.
- Nüfus kaydı, evlilik cüzdanı ve soy ağacını gösteren belgeler, hısımlığın varlığını ve derecesini ortaya koyan başlıca delillerdir.
- Avukat, yasaklı ilişkinin bulunmadığını ya da bakılan dava ve işin yasak kapsamı dışında olduğunu ileri sürerse, bu savunmayı kendisi ispatlamalıdır.
- Hısımlık ve eşlik ilişkisi resmî kayıtlarla kolayca belirlenebildiğinden, bu hususlarda tanık beyanına dayanma ihtiyacı sınırlıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 1136 sayılı Kanun m.38: Menfaati zıt işlerde avukatın teklifi reddetme zorunluluğunu düzenler; 13. maddedeki yasak dışında ayrı bir mesleki çatışma yasağını tanımlar.
- 1136 sayılı Kanun m.57: Avukata karşı görevi sırasında işlenen suçların hâkimlere karşı işlenmiş gibi cezalandırılacağını düzenler; avukatın mesleki görevi ile yasağın ilişkisini tamamlar.
- 1136 sayılı Kanun m.134: Avukatların disiplin sorumluluğuna ilişkin genel hükümlere atıf yapar; 13. maddeye aykırılığın disiplin yaptırımına bağlanmasında yol gösterir.
Avukatlık Kanunu m.14 — Bazı görevlerden ayrılanların avukatlık edememe yasağı
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 14. maddesi, avukatlığın bağlı olduğu bazı kamu görevlilerinin ve kamu kurum/kuruluşlarında çalışanların, belirli bir süre içinde belirli idarelere karşı dava açma ve takip yapma yasağını düzenler. Madde, Anayasa Mahkemesi üyeleri ile Yüksek Mahkeme hâkimlerini de kapsar. Üçüncü fıkra kapsamında ise Devlet, belediye, il özel idaresi ve kamu iktisadi teşebbüslerinde çalışmış kişilere uygulanır. Maddenin birinci fıkrası Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiştir; metinde yalnız iptal notu ve bu fıkraya yapılan yollama bulunmaktadır. Madde, hâkimlerin ve savcıların avukatlık yasağını (m.14 fıkra 1 öncesi ders anlatımında ayrı bir düzenleme olarak geçen hal) ile avukatın hısımlık nedeniyle bakamadığı ya da temsil edemediği davaları düzenlemez; bunlar m.13 kapsamındadır. Avukatın mesleğe kabulünü, avukatlık sınavı veya staj koşullarını düzenlemez (m.3-10 ve m.182 ilgili hükümleri). Avukatların menfaat çatışması ve vekâlet alma yasaklarını düzenlemez (m.38). Hâkimlerin hâkimlik-hukuki bakımdan yargılamaya katılamama hallerini düzenlemez; bunlar HMK ve ilgili usul kurallarında yer alır.
Bazı görevlerden ayrılanların avukatlık edememe yasağı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Dava ve takip yasağı
- Maddede sayılan kişilerin, ayrıldıkları kamu kurum veya kuruluşu aleyhine dava açamaması ve icra takibi yapamaması anlamına gelir. Yasak, kişinin avukat olarak mı yoksa kendi adına mı hareket ettiğine bakılmaksızın, ayrılıştan itibaren belirli bir süre boyunca geçerlidir.
- Kamu iktisadi kuruluşu ve iktisadi devlet teşekkülü
- 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamına giren kuruluşlardır. Bu kuruluşların müessese, bağlı ortaklık ve iştirakleri de maddenin kapsamına girer.
- Yüksek Mahkeme hâkimi
- Maddenin birinci fıkrasında yapılan yollamayla, Anayasa Mahkemesi üyeleri ile birlikte anılan yüksek mahkemelerin hâkimleridir. Birinci fıkra iptal edildiği için bu yollamanın bugünkü etkisi sınırlıdır.
Bazı görevlerden ayrılanların avukatlık edememe yasağı: hangi şartlar aranır?
- Kişinin Devlet, belediye, il özel idaresi veya 233 sayılı KHK kapsamındaki bir kamu iktisadi kuruluşu ya da bunların müessese, bağlı ortaklık veya iştiraklerinde çalışmış olması bulunmalıdır.
- Kişinin bu kurumlardan ayrılmış olması ve ayrılış tarihinden itibaren iki yıl geçmemiş olması gerekir.
- Dava veya takip, ayrıldığı idare aleyhine açılmış ya da yapılmak istenmiş olmalıdır.
- Yasağın uygulanabilmesi için, ayrılan kişinin avukat olarak mı yoksa başka sıfatla mı hareket ettiğinin ayrı bir önemi bulunmamalıdır; madde kişiyi genel olarak kapsar.
Bazı görevlerden ayrılanların avukatlık edememe yasağı: hangi sonuçları doğurur?
- İki yıl geçmeden ayrılınılan idare aleyhine dava açılamaz ve takip yapılamaz.
- Yasağa aykırı açılan dava ya da yapılan takibin, yasak kapsamında olması nedeniyle usulden reddi gerekir.
- İki yıl dolduktan sonra aynı idare aleyhine dava açılması ve takip yapılması serbesttir.
- Yasak yalnız ayrıldığı idare aleyhine geçerlidir; başka bir idare aleyhine dava açılmasını engellemez.
- Birinci fıkranın iptali nedeniyle Anayasa Mahkemesi ve Yüksek Mahkeme hâkimleri bakımından yasak doğmaz; bu kişiler için maddenin yalnızca üçüncü fıkrası uygulanır.
Kamu iktisadi kuruluşu ile genel idare arasındaki fark nedir?
Devlet, belediye ve il özel idaresinde çalışanlar, yani genel idare kadrosu.
233 sayılı KHK kapsamındaki kamu iktisadi kuruluşları ve bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştiraklerinde çalışanlar.
Her iki grup da fıkra üç kapsamında, ayrıldıkları idare aleyhine iki yıl süreyle dava ve takip yasağı altındadır; ancak kapsamın sınırı kuruluşun 233 sayılı KHK kapsamında olup olmadığına göre belirlenir.
Anayasa Mahkemesi/Yüksek Mahkeme hâkimleri ile diğer kamu görevlileri arasındaki fark nedir?
Anayasa Mahkemesi üyeleri ve Yüksek Mahkeme hâkimleri, birinci fıkra yollamasıyla anılır.
Üçüncü fıkrada sayılan kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlar.
Birinci fıkra iptal edildiğinden, yüksek yargı üyeleri bakımından yollamanın bugünkü etkisi tartışmalıdır; üçüncü fıkra ise yürürlükte kalan yasaktır.
Bazı görevlerden ayrılanların avukatlık edememe yasağı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Birinci fıkranın iptal edildiğini göz ardı edip, Anayasa Mahkemesi ve Yüksek Mahkeme hâkimleri için hâlâ yürürlükte olan bir yasak varmış gibi hesap yapmak.
- Yasağı genel idare kadrosu ile kamu iktisadi kuruluşları arasında ayırmadan, her kamu kurumu için aynı kapsamda uygulamak.
- İki yıllık süreyi ayrılış tarihi yerine başka bir olaydan (ör. görevin başlaması) saymak.
- Yasağın yalnız ayrılan idare aleyhine olduğunu gözden kaçırıp, başka bir idare aleyhine açılan davayı da yasak kapsamında saymak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Anayasa Mahkemesinin birinci fıkrayı iptal etmesi nedeniyle, bugün uygulanan yasak yalnız üçüncü fıkradadır; bu fıkrada yer alan yasağın kapsamı dar yorumlanmaktadır. (2009/67 E., 2009/119 K., 01.10.2009)
- Dava ve takip yasağının dayanağını teşkil eden kamu kurumu ile yasağın uygulandığı kurum arasındaki bağın belgelenmesi önemlidir; ayrılış tarihi yasağın başlangıcını belirler. (2002/107 E., 2002/92 K., 15.10.2002; 2001/309 E., 2002/91 K., 15.10.2002)
Nasıl ispat edilir?
- Yasağı ileri süren taraf, davalının m.14 kapsamında bir kamu kurum veya kuruluşunda çalışmış olduğunu ve ayrılış tarihini ispatlamakla yükümlüdür; bu, ilgili kurumun personel kaydı ve resmi yazı ile yapılabilir.
- Dava açan avukatın ya da kişinin, ayrılış tarihinden iki yıl geçtiğini ispat yükü, kendisine aittir.
- Kurumun 233 sayılı KHK kapsamında olup olmadığı tüzel kişilik ve mevzuat belgeleri ile ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.13: Hâkim veya savcının eşi, kan ve dünür hısımları ile ikinci dereceye kadar hısımlarının baktığı davalarda avukatlık yasağını düzenler; bu madde ile m.14 aynı ilişkinin farklı yönlerini düzenler.
- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.4: Hâkim ve savcılık yapmış olanların avukatlığa kabulünü düzenler; m.14 ise bu görevlerden ayrılmış kişilerin yasaklarını düzenler.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| dört yıl | m.4 | (Değişik: 2/5/2001 - 4667/4 md.) Adli, idari ve askeri yargı hâkimlik ve savcılıklarında, Anayasa Mahkemesi raportörlüklerinde, Danıştay üyeliklerinde, üniversiteye bağlı fakültelerin hukuk bilimi dersleri dalında profesörlük, doçentlik,… |
| on yıl | m.4 | (Değişik: 2/5/2001 - 4667/4 md.) Adli, idari ve askeri yargı hâkimlik ve savcılıklarında, Anayasa Mahkemesi raportörlüklerinde, Danıştay üyeliklerinde, üniversiteye bağlı fakültelerin hukuk bilimi dersleri dalında profesörlük, doçentlik,… |
| iki yıldan | m.5 | Aşağıda yazılı durumlardan birinin varlığı halinde, avukatlık mesleğine kabul istemi reddolunur: a) (Değişik: 23/1/2008-5728/326 md.) Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan… |
| bir ay | m.7 | Baro yönetim kurulu, levhaya yazılma istemi hakkında başvurma dilekçesinin varış tarihinden itibaren bir ay içinde gerekçeli olarak karar vermekle ödevlidir. |
| bir aylık | m.7 | Bu halde aday bir aylık sürenin bitiminden itibaren onbeş gün içinde Türkiye Barolar Birliğine itiraz edebilir. |
| bir ay | m.8 | Türkiye Barolar Birliği itiraz tarihinden itibaren bir ay içinde bir karar vermezse, itiraz reddedilmiş sayılır. |
| iki ay | m.8 | Bu kararlar Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde Bakanlıkça karar verilmediği veya karar onaylandığı takdirde kesinleşir. |
| iki yıl | m.14 | (Değişik üçüncü fıkra: 22/1/1986 - 3256/4 md.) Devlet, belediye, il özel idare ve Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin kapsamına giren iktisadi Devlet Teşekkülleri ile kamu iktisadi kuruluşları ve… |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
76 karar- 2025/133 E., 2025/159 K., 22.07.2025İlgili madde: m.11
- 2020/60 E., 2020/54 K., 01.10.2020İlgili madde: m.6
- 2009/67 E., 2009/119 K., 01.10.2009İlgili madde: m.14
- 2002/132 E., 2003/48 K., 04.06.2003İlgili madde: m.3
- 2002/8 E., 2003/47 K., 04.06.2003İlgili madde: m.3
- 2002/107 E., 2002/92 K., 15.10.2002İlgili madde: m.14
- 2001/309 E., 2002/91 K., 15.10.2002İlgili madde: m.14
- Ceza Genel Kurulu, 2021/218 E., 2023/631 K., 29.11.2023İlgili madde: m.13
- Ceza Genel Kurulu, 2021/44 E., 2022/790 K., 08.12.2022İlgili madde: m.1
- Ceza Genel Kurulu, 2021/43 E., 2021/287 K., 17.06.2021İlgili madde: m.1
Diğer 66 karar
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/1341 E., 2021/8 K., 02.02.2021İlgili madde: m.9
- Ceza Genel Kurulu, 2018/454 E., 2019/196 K., 12.03.2019İlgili madde: m.3
- 5. Ceza Dairesi, 2025/4002 E., 2025/14404 K., 15.12.2025İlgili madde: m.6
- İdare Dava Daireleri Kurulu, 2025/2224 E., 2025/2863 K., 20.11.2025İlgili madde: m.13
- 5. Ceza Dairesi, 2025/751 E., 2025/12615 K., 10.11.2025İlgili madde: m.6
- İdare Dava Daireleri Kurulu, 2025/205 E., 2025/1908 K., 13.10.2025İlgili madde: m.8
- 10. Daire, 2021/5010 E., 2025/1991 K., 14.04.2025İlgili madde: m.12
- 10. Daire, 2021/6437 E., 2025/1994 K., 14.04.2025İlgili madde: m.12
- 10. Daire, 2021/5503 E., 2025/1992 K., 14.04.2025İlgili madde: m.12
- 5. Ceza Dairesi, 2021/8113 E., 2025/5316 K., 10.04.2025İlgili madde: m.6
- 8. Daire, 2023/3809 E., 2024/7895 K., 31.12.2024İlgili madde: m.4
- 5. Ceza Dairesi, 2021/14083 E., 2024/11147 K., 18.11.2024İlgili madde: m.6
- 12. Ceza Dairesi, 2023/925 E., 2024/5407 K., 16.10.2024İlgili madde: m.14
- 8. Daire, 2022/4747 E., 2024/5183 K., 09.10.2024İlgili madde: m.9
- 8. Daire, 2024/3710 E., 2024/4651 K., 19.09.2024İlgili madde: m.9
- 5. Ceza Dairesi, 2021/8106 E., 2024/8951 K., 11.09.2024İlgili madde: m.10
- 8. Daire, 2021/6645 E., 2024/3879 K., 26.06.2024İlgili madde: m.8
- 8. Daire, 2022/4741 E., 2024/2635 K., 07.05.2024İlgili madde: m.11
- 2. Ceza Dairesi, 2023/25764 E., 2024/7031 K., 06.05.2024İlgili madde: m.10
- 3. Hukuk Dairesi, 2023/3214 E., 2024/1487 K., 30.04.2024İlgili madde: m.11
- 5. Ceza Dairesi, 2021/14933 E., 2024/4793 K., 29.04.2024İlgili madde: m.6
- 5. Ceza Dairesi, 2022/90 E., 2024/4780 K., 29.04.2024İlgili madde: m.10
- 8. Daire, 2022/4030 E., 2023/4935 K., 18.10.2023İlgili madde: m.8
- 8. Daire, 2021/6203 E., 2023/4692 K., 13.10.2023İlgili madde: m.4
- 11. Ceza Dairesi, 2021/39580 E., 2023/7097 K., 12.10.2023İlgili madde: m.13
- 8. Daire, 2023/2699 E., 2023/2770 K., 23.05.2023İlgili madde: m.4
- 10. Ceza Dairesi, 2023/9509 E., 2023/4611 K., 22.05.2023İlgili madde: m.13
- 8. Daire, 2021/4898 E., 2023/1079 K., 09.03.2023İlgili madde: m.7
- 8. Daire, 2019/4267 E., 2022/4248 K., 17.06.2022İlgili madde: m.7
- 8. Daire, 2021/7211 E., 2022/2610 K., 12.04.2022İlgili madde: m.9, m.13
- 8. Daire, 2020/7063 E., 2021/6045 K., 08.12.2021İlgili madde: m.9
- 10. Daire, 2019/9850 E., 2020/5651 K., 02.12.2020İlgili madde: m.4
- 11. Ceza Dairesi, 2017/11394 E., 2020/6120 K., 21.10.2020İlgili madde: m.13
- 2. Daire, 2016/10054 E., 2018/2062 K., 28.03.2018İlgili madde: m.7
- Danıştay 10. Daire Başkanlığı, 2016/390 E., 2016/1209 K., 09.03.2016İlgili madde: m.3
- 23. Hukuk Dairesi, 2011/2615 E., 2012/755 K., 07.02.2012İlgili madde: m.10
- 8. Daire, 2009/10443 E., 2010/2327 K., 07.05.2010İlgili madde: m.9
- 8. Daire, 1986/147 E., 1986/492 K., 11.11.1986İlgili madde: m.11
- Birinci Bölüm, 2021/18059 E., 02.10.2025İlgili madde: m.7, m.10
- İkinci Bölüm, 2023/8548 E., 13.05.2025İlgili madde: m.8
- İkinci Bölüm, 2022/108393 E., 26.03.2025İlgili madde: m.8
- Genel Kurul, 2021/1318 E., 04.07.2024İlgili madde: m.1
- Genel Kurul, 2019/42746 E., 17.05.2023İlgili madde: m.3
- Genel Kurul, 2019/24047 E., 23.03.2023İlgili madde: m.4, m.5
- Genel Kurul, 2019/19788 E., 05.07.2022İlgili madde: m.1, m.2, m.5, m.10
- İkinci Bölüm, 2018/23565 E., 16.06.2021İlgili madde: m.4
- Genel Kurul, 2019/20904 E., 15.04.2021İlgili madde: m.5
- Genel Kurul, 2018/27392 E., 15.04.2021İlgili madde: m.5
- Genel Kurul, 2016/4060 E., 17.09.2020İlgili madde: m.2
- Genel Kurul, 2018/37392 E., 23.07.2020İlgili madde: m.1, m.3, m.5
- Genel Kurul, 2017/38953 E., 23.07.2020İlgili madde: m.5
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2026/270 E., 2026/518 K., 09.04.2026İlgili madde: m.11
- Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/1766 E., 2026/251 K., 05.02.2026İlgili madde: m.2
- İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2026/9 E., 2026/1 K., 06.01.2026İlgili madde: m.11
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/2121 E., 2025/2052 K., 08.12.2025İlgili madde: m.2
- Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/205 E., 2025/731 K., 02.07.2025İlgili madde: m.8
- Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/585 E., 2025/132 K., 19.02.2025İlgili madde: m.14
- Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/688 E., 2024/685 K., 08.10.2024İlgili madde: m.14
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2023/973 E., 2024/1313 K., 23.09.2024İlgili madde: m.2
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2024/813 E., 2024/1348 K., 19.09.2024İlgili madde: m.7
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2021/1781 E., 2024/1259 K., 03.06.2024İlgili madde: m.2
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2023/852 E., 2023/881 K., 31.05.2023İlgili madde: m.12
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2022/2006 E., 2022/1976 K., 16.12.2022İlgili madde: m.12
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2022/1312 E., 2022/1291 K., 14.09.2022İlgili madde: m.12
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2020/858 E., 2021/1506 K., 17.09.2021İlgili madde: m.7
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/276 E., 2021/435 K., 25.03.2021İlgili madde: m.1
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 28.02.2013 (m.5).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 1. Avukatlık Kanunu - 1 bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış