HMK › Kanun yolları
Yargılamanın iadesi
Kısaca
HMK m.374, yargılamanın iadesi yoluna başvurulabilecek hükümlerin türünü belirler: yalnızca kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş hükümler bu olağanüstü kanun yolunun konusu olabilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 375. maddesi, kesinleşmiş veya kesin olarak verilmiş bir hükme karşı yargılamanın iadesi yoluyla başvurulabilecek sebepleri sınırlı biçimde sayar.
Kapsam
Bu konu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.374–381 hükümlerini kapsar.
HMK m.374 — Konu
Madde, yargılamanın iadesi yoluna başvurulabilecek hükümlerin türünü belirler: yalnızca kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş hükümler bu olağanüstü kanun yolunun konusu olabilir. Madde, iade sebeplerini, başvuru süresini, başvurunun inceleneceği mahkemeyi ve iade yargılamasının işleyişini düzenlemez. Bu konular sırasıyla iade sebepleri (m.375, m.376), süre (m.377), yetkili mahkeme ve teminat (m.378), ön inceleme (m.379), yeniden yargılama ve hükmün iptali (m.380) ve icranın durdurulması (m.381) hükümlerinde yer alır. Madde, kesinleşmemiş hükümlere karşı başvuru yapılamayacağını söyler ancak bu durumda izlenecek usulü açıklamaz. Kişiler bakımından da bir hüküm içermez; hangi tarafların başvurabileceği sonraki maddelerden çıkar.
Konu: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yargılamanın iadesi
- Maddi anlamda kesin hükme bağlanmış bir uyuşmazlık hakkında, kanunda sınırlı sayılan ağır yargılama hatalarının varlığı halinde yeniden yargılama yapılmasını sağlayan olağanüstü kanun yoludur. Olağan kanun yollarından farklı olarak, başvuru kararı veren mahkemeye yapılır.
- Kesin olarak verilen hüküm
- Kanun yoluna başvurulamayan veya kanun yolu tüketilmiş hükümdür. Henüz temyiz veya istinaf incelemesinden geçmekte olan bir hüküm bu niteliği taşımaz.
- Kesinleşmiş hüküm
- Kanun yollarının tamamen tüketilmesi veya süresinde başvurulmaması sonucunda kesinleşen hükümdür. Madde, kesin olarak verilen hükümle kesinleşmiş hükmü birlikte sayar.
- Maddi anlamda kesin hüküm
- Bir uyuşmazlık hakkında verilen ve artık aynı konuda yeniden dava açılmasını engelleyen hükmün niteliğidir. Yargılamanın iadesi bu niteliğe sahip hükümlere karşı yönelir.
Konu: hangi şartlar aranır?
- Başvuruya konu hükmün kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş olması gerekir.
- Hüküm henüz kesinleşmemişse yargılamanın iadesi yoluna başvurulamaz; bu durumda iade talebi reddedilmez, hükmün kesinleşmesi beklenir.
- Başvuru, m.375 ve m.376'da sınırlı olarak sayılan iade sebeplerinden birine dayanmalıdır.
- Hükmün kesinleşmesi, iade talebinin ön inceleme aşamasında da aranan bir koşuldur (m.379).
Konu: hangi sonuçları doğurur?
- Hüküm kesin olarak verilmiş veya kesinleşmişse yargılamanın iadesi talebi incelemeye alınabilir.
- Hüküm kesinleşmemişse yargılamanın iadesi yoluna başvurulamaz.
- Kesinleşmemiş hükme karşı yapılmış bir iade talebinde mahkemenin talebi reddetmeyip hükmün kesinleşmesini bekletici sorun yapması uygun görülmüştür (m.165).
- Hüküm kesinleşmeden önce iade süresi de işlemeye başlamaz.
Kesin olarak verilen hüküm ile kesinleşmiş hüküm arasındaki fark nedir?
Kesin olarak verilen hüküm, artık kanun yoluna başvurulamayan ancak henüz kesinleşme sürecinin tamamlanmadığı hükümdür.
Kesinleşmiş hüküm, kanun yollarının tüketilmesi veya süresinin geçmesiyle kesinleşen hükümdür.
Madde her iki hali de yargılamanın iadesine konu olabilecek hükümler arasında sayar. Yargıtay, hükmün bozulması hâlinde dava konusu kalmadığını ve kesinleşmiş bir hüküm bulunmadığını gerekçe göstererek iade talebini reddetmiştir.
Kesinleşmemiş hüküm ile kesinleşmiş hüküm arasındaki fark nedir?
Temyiz veya istinaf yolu açık ve henüz sonuçlanmamış hüküm, kesinleşmemiş hükümdür.
Kanun yolları tüketilmiş veya süresi geçmiş hüküm, kesinleşmiş hükümdür.
Kesinleşmemiş hükme karşı iade talebi yapılamaz. Bu halde m.375 sebebi bulunsa bile talebin reddi yerine hükmün kesinleşmesinin beklenmesi uygun görülmüştür.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargılamanın iadesi kesin olarak verilen veya kesinleşmiş hükümlere karşı istenebildiğinden, hükmün kesinliği ön inceleme aşamasında ayrıca değerlendirilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/333 E., 2026/132 K., 04.03.2026)
- Kanun yolu denetimi açık ve henüz kesinleşmemiş bir hükme karşı iade talebinin koşulları oluşmamış sayılmakta, talebin reddine karar verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/205 E., 2026/521 K., 08.04.2026; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2026/77 E., 2026/211 K., 11.02.2026)
- Yargıtay'ın bozduğu bir hükme dayanarak iade talebinde bulunulmasında, eldeki dava tarihi itibarıyla kesinleşmiş bir hüküm bulunmadığından talebin reddi gerektiği kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/690 E., 2026/208 K., 11.02.2026)
- Kesinleşmiş olmayan bir hüküm bakımından iade talebinin esasa girilmeden reddedilmesi, uygulamada yerleşik biçimde benimsenmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1144 E., 2025/1511 K., 17.12.2025; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1024 E., 2025/1509 K., 17.12.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Yargılamanın iadesi talebinde bulunan taraf, dayandığı hükmün kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş olduğunu ispatla yükümlüdür; bunun en güvenilir kanıtı kesinleşme şerhi taşıyan karar örneğidir.
- Hükmün kesinleşmiş olmadığı anlaşılırsa, mahkeme bu koşulu kendiliğinden inceler; karşı tarafın ayrıca bu konuda ispat yükü bulunmaz.
- Hükmün bozulmuş veya kanun yoluna konu olmuş olması, mahkeme dosyasındaki kayıtlarla belirlenir; bu hususta yazılı kayıtlar tanık beyanına üstündür.
- Hükmün kesinleşme tarihinin tespiti, kararın tebliğ ve kesinleşme şerhi ile yapılır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.375: Yargılamanın iadesi sebeplerini sınırlı olarak sayar. Madde 374'teki hükmün kesin niteliği, bu sebeplerin uygulanabilmesi için ön koşul oluşturur.
- 6100 sayılı Kanun m.376: Üçüncü kişilerin hükmün iptalini talep edebilmesi için dayanabileceği ek sebepleri düzenler; 374'teki kesinlik koşulu bu durumda da aranır.
- 6100 sayılı Kanun m.377: Kesinleşmiş hüküm bakımından iade süresini düzenler; süre, hüküm kesinleşmeden işlemeye başlamaz.
- 6100 sayılı Kanun m.379: Ön incelemede hükmün kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş olup olmadığını mahkemenin kendiliğinden incelemesini öngörür.
- 6100 sayılı Kanun m.165: Kesinleşmemiş hükme karşı iade talebi yapıldığında mahkemenin hükmün kesinleşmesini bekletici sorun yapmasına dayanak oluşturur.
HMK m.375 — Yargılamanın iadesi sebepleri
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 375. maddesi, kesinleşmiş veya kesin olarak verilmiş bir hükme karşı yargılamanın iadesi yoluyla başvurulabilecek sebepleri sınırlı biçimde sayar. Madde; mahkemenin teşekkülü, yasak veya reddedilen hâkimin katılımı, vekil olmayan kişilerle yürütülen yargılama, yeni belge, sahte senet, yalan tanıklık, bilirkişi ve tercüman yalanı, yalan yere yemin, çelişen hüküm, hileli davranış, aynı konuda çelişen ikinci hüküm ve AİHM ihlal kararı hallerini düzenler. İkinci fıkra, belirli bentlerdeki sebeplerde ceza mahkûmiyeti şartını ve ceza kararının aranmayacağı hâli düzenler. Maddenin uygulanması, yargılamanın iadesi davasında kimin hangi sebebe dayanabileceği ile ilgili kuralları kapsar. Madde, yargılamanın iadesi süresini (m.377), mahkemenin yargılamanın iadesi davasındaki yargılama usulünü (m.379-380) ve üçüncü kişilerin iadesini (m.376) düzenlemez. Tahkim kararlarına yargılamanın iadesi yolunun uygulanması (m.443) ile hakem kararlarına ilişkin özel düzenleme de bu maddenin kapsamı dışındadır. Maddenin sebeplerinin dışında kalan yargılama hataları, kamu düzeni ihlali iddiası tek başına bu sebeplerden biri değilse yargılamanın iadesine konu olamaz.
Yargılamanın iadesi sebepleri: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yargılamanın iadesi
- Kesin hükme bağlanmış bir davanın maddi anlamda kesin hükmünü, Kanunda sınırlı sayılan ağır hatalar nedeniyle değiştirmeye ve yeniden yargılama yapılmasını sağlayan olağanüstü kanun yolu olduğu belirtilir. Hüküm kesinleşmeden bu yola gidilemez.
- Sınırlı sayılı sebepler
- Yargılamanın iadesi sebepleri m.375 ve m.376'da tahdidi olarak sayılmıştır. Bu sayılanların dışında kalan, ne kadar ağır olursa olsun yargılama hataları iade sebebi sayılmaz; yorumla yeni sebep yaratılamaz.
- Kesinleşmiş ceza mahkûmiyeti şartı
- Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde, yalan tanıklık, bilirkişilik-tercümanlık yalanı veya yalan yere yemin sebebinin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararıyla belirlenmesi gerektiğini ifade eder. Delil yokluğu dışında bir nedenle ceza kovuşturması yapılamamış veya mahkûmiyet verilememişse bu koşul aranmaz.
- Kesin delil olarak dayanılan ilam
- Başka bir davada kesin delil olarak ibraz edilmiş ve karara esas alınmış mahkeme kararı anlamına gelir. Bu ilamın sonradan kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkması (m.375/1-ğ) iade sebebidir.
- Hileli davranış
- Lehine karar verilen tarafın, karara etkili olan aldatıcı bir davranışta bulunmasıdır (m.375/1-h). Tarafların birlikte hile yapması ise başka bir hükümle düzenlenmiştir.
- Yeni belge
- Yargılama sırasında aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen ve kararın verilmesinden sonra ele geçirilen belgedir (m.375/1-ç). Belgenin tarafın kusuru ya da ihmali yüzünden sunulamamış olması bu sebebe girmez.
Yargılamanın iadesi sebepleri: hangi şartlar aranır?
- Dayanılan sebep, m.375/1'de sayılan bentlerden birine girmelidir; bu sayım dışında kalan bir yargılama hatası iade için yeterli değildir.
- Hüküm kesinleşmiş veya kesin olarak verilmiş olmalıdır; henüz kesinleşmemiş bir hüküm için iade yoluna gidilemez.
- (a) bendinde mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması bulunmalıdır.
- (b) bendinde davaya bakması yasak olan ya da hakkında ret talebi merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş ya da karara katılmış olması gerekir.
- (c) bendinde vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması aranır.
- (ç) bendinde, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin kararın verilmesinden sonra ele geçmiş olması gerekir.
- (d)-(g) bentlerinde sahte senet, yalan tanıklık, bilirkişi veya tercüman yalanı ya da yalan yere yemin gibi hâllerin varlığı, ikinci fıkra uyarınca kesinleşmiş ceza mahkûmiyetiyle sabit olmalıdır; ceza kararı aranmayan hâllerde dayanılan sebep yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmelidir.
- (ğ) bentlerinde karara esas alınan hükmün kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması gerekir.
- (h) bendinde lehine karar verilen tarafın karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması şarttır.
- (ı) bentlerinde tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması gerekir.
- (i) bentlerinde kararın AİHS veya eki protokollerin ihlaliyle verildiğinin AİHM'in kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması ya da başvuruda dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonucu düşme kararı verilmiş olması gerekir.
Yargılamanın iadesi sebepleri: hangi sonuçları doğurur?
- Sebeplerden biri sabit olursa yargılamanın iadesi talebi esasa girilerek incelenir; mahkeme doğru bulursa yeniden yargılama yapar.
- Sebep m.375/1 kapsamında değilse, hatanın ağırlığına bakılmaksızın yargılamanın iadesi talebi reddedilir.
- Hüküm kesinleşmemişse iade yoluna gidilemez; bu durumda hükmün kesinleşmesi beklenir.
- Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerinde ceza mahkûmiyeti kesinleşmeden iade talebi, ceza kararı aranan hâllerde dayanak bakımından eksik kalır.
- Ceza kararı aranmayan hâllerde, sebep yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilir ve ispatlanırsa iade davası sürdürülür.
(a) bendi ile (b) bendi arasındaki fark nedir?
(a) bendi, mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemesini konu alır; mahkemenin kuruluşu ve heyetin oluşumu esas alınır.
(b) bendi, belirli bir hâkimin davaya katılmasını konu alır; hâkimin yasaklılığı veya kesin olarak kabul edilmiş bir ret talebi esas alınır.
Birinci bent heyetin kuruluşundaki kanuna aykırılığı, ikinci bent ise tek bir hâkimin katılımını yakalar; ikisi birlikte de ileri sürülebilir.
(e), (f), (g) bentleri ile (ç), (d), (ğ) bentleri arasındaki fark nedir?
(e), (f) ve (g) bentleri yalan tanıklık, bilirkişi veya tercüman yalanı ve yalan yere yemin hâllerini kapsar.
(ç), (d) ve (ğ) bentleri yeni belge, sahte senet ve çelişen ilam hâllerini kapsar.
Birinci grupta ikinci fıkra gereği kesinleşmiş ceza mahkûmiyeti aranır; ikinci grupta bu şart yoktur.
Ceza mahkûmiyeti var ile ceza kararı verilememiş hal arasındaki fark nedir?
Eylem nedeniyle ceza mahkûmiyeti kesinleşmişse sebep bu kararla sabit sayılır.
Delil yokluğu dışında bir nedenle kovuşturma başlamamış veya mahkûmiyet verilememişse ceza kararı aranmaz.
Ceza kararı yoksa iade isteyen taraf sebebi yargılamanın iadesi davasında öncelikle kendisi ispat etmek zorundadır.
Hileli davranış (h) ile birlikte hile arasındaki fark nedir?
(h) bendi, lehine karar verilen tarafın tek başına karara tesir eden hileli davranışını kapsar.
Birlikte hile, taraflardan birinin alacaklılarının veya yerine geçenlerin, karşı tarafla anlaşarak hile yapmasını ifade eder ve madde metninde ayrı bir hükümle düzenlenmiştir.
Birlikte hile m.375 kapsamında sayılmadığı için bu bentte değil, ayrı düzenlemede aranır.
Yargılamanın iadesi sebepleri: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddede sayılmayan bir hatayı, ağır olduğu için iade sebebi saymak; sayım sınırlıdır ve yorumla genişletilemez.
- Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerinde ceza mahkûmiyetini aramadan doğrudan iade talebine gitmek; ceza kararı aranmayan hâl dışında kesinleşmiş mahkûmiyet şarttır.
- Ceza kararının bulunmadığı hâlde, sebebi ispat yükünü karşı tarafa yüklemek; ceza kararı aranmayan hâllerde ispat yükü iade isteyene aittir.
- Tanık ifadelerine dayanarak verilen bir mahkûmiyeti, (g) bendinde yalan yere yemin için yeterli saymak; bu hal m.375/1-g anlamında iade sebebi değildir.
- Yeni belge bendinde (ç), belgenin tarafın kendi kusuru veya ihmali yüzünden sunulamamış olmasını yeterli görmek; belgenin tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilememiş olması gerekir.
- Henüz kesinleşmemiş bir hükme karşı iade yoluna gitmek; bu durumda mahkeme talebi reddetmek yerine hükmün kesinleşmesini bekletici sorun yapmalıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargılamanın iadesi sebeplerinin sınırlı sayıldığı kabul edilmekte, yorum yoluyla yeni sebep yaratılamayacağı benimsenmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/419 E., 2024/414 K., 12.09.2024)
- Kamu düzenine aykırılık iddiasının tek başına iade sebebi sayılmayacağı, ancak m.375 bentlerinden birine girmesi halinde ileri sürülebileceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/419 E., 2024/414 K., 12.09.2024)
- Boşanmada eşlerin kusurunun belirlenmesinde sonradan ortaya çıkan bir evlilik veya birlikteliğin sadakatsizlik ispatı sayılmayacağı ve bunun m.375 kapsamında bulunmadığı kabul edilmiştir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/419 E., 2024/414 K., 12.09.2024)
- Birinci fıkranın (ğ) bendi kapsamında, karara esas alınan hükmün kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkması sebebiyle iade talebi, eşitsizliğin giderilmesi amacıyla değerlendirilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2019/81 E., 2020/275 K., 10.03.2020; Hukuk Genel Kurulu, 2019/80 E., 2020/274 K., 10.03.2020; Hukuk Genel Kurulu, 2019/79 E., 2020/273 K., 10.03.2020; Hukuk Genel Kurulu, 2019/78 E., 2020/272 K., 10.03.2020; Hukuk Genel Kurulu, 2019/77 E., 2020/271 K., 10.03.2020)
Nasıl ispat edilir?
- Yargılamanın iadesini isteyen taraf, dayandığı m.375 bendindeki sebebin varlığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Yazılı delil, kesinleşmiş ceza mahkûmiyet kararı ve kesinleşmiş başka hüküm, sebebin ispatında temel delillerdir.
- Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerinde kesinleşmiş ceza mahkûmiyeti kararı gerekir; bu karar yoksa ve ceza kararı aranmayan bir hal varsa, sebep yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilir.
- Karşı taraf, sebebin bulunmadığını ya da delil yokluğu dışında ceza kovuşturması yapılamadığını ileri sürebilir; bu savunmayı kendisi ispatlar.
- Yeni belge bentinde (ç), iade isteyen tarafın belgeyi yargılama sırasında elde edememesinin tarafının elinde olmayan nedenlerden kaynaklandığını ispatlaması gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.376: Taraflar dışındaki üçüncü kişilerin yargılamanın iadesi istemesini düzenler; m.375 yalnız taraflar bakımından sebepleri sayar.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.377: Yargılamanın iadesi davası için süreleri düzenler; m.375'teki sebeplerin ne zaman ileri sürülebileceğini belirler.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.374: Yargılamanın iadesinin yalnız kesin olarak verilen veya kesinleşmiş hükümlere karşı yapılabileceğini belirler; m.375'in ön koşulunu oluşturur.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.379: Ön inceleme aşamasında, m.375 sebeplerinden birine dayanılıp dayanılmadığını denetler.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.443: Tahkim kararlarında yargılamanın iadesi yolunun uygulanmasını düzenler; m.375'in tahkim kararlarına uygulanma biçimini belirler.
HMK m.376 — Üçüncü kişilerin hükmün iptalini talep etmesi
Madde, davanın tarafı olmayan ama hükümden etkilenen üçüncü kişilerin, yani taraflardan birinin alacaklılarının, taraf yerine geçenlerin, borçlularının veya yerine geçtikleri kimselerin, taraflarla anlaşarak kendilerine karşı hile yapılması nedeniyle kesinleşmiş hükmün iptalini (yargılamanın iadesini) isteyebilmesini düzenler. Yargılamanın iadesinin diğer sebepleri (m.375), süre (m.377), inceleyecek mahkeme ve teminat (m.378), ön inceleme (m.379), yeniden yargılama veya hükmün iptali (m.380) ve icranın durdurulması (m.381) bu maddede düzenlenmemiştir. Bunlar için m.375, m.377, m.378 ve m.380 ayrıca incelenmelidir. Yargılamanın iadesi dışındaki kanun yolları ile tarafların kendi yargılamanın iadesi talepleri de bu maddenin konusu değildir ve taraflar bakımından m.375 uygulanır.
Üçüncü kişilerin hükmün iptalini talep etmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Üçüncü kişi (yargılamanın iadesi bakımından)
- Davanın tarafı olmayan, ancak kesinleşmiş hükümle hakkı etkilenen kişidir. Bu madde kapsamında davacı veya davalı sıfatı taşımayan bir kişinin, taraflar arasındaki hileli hükme karşı yargılamanın iadesini istemesi söz konusudur.
- Alacaklı
- Davanın taraflarından birinin borçlusu sıfatıyla alacak hakkına sahip olan kişidir. Madde, bu alacaklının taraflar arasındaki hileli davadan doğan hükümle zarara uğraması halinde iptal talebini kabul eder.
- Yerine geçen (halef)
- Aleyhine hüküm verilen tarafın, dava konusu hakkı sonradan devralan kişisidir. Maddede hem halefin hem de borçlu veya selefin ayrıca anılması, kapsamın bu iki grubu da içerdiğini gösterir.
- Hileli anlaşma (muvazaa)
- Davanın tarafları ile madde kapsamındaki kişiler arasında, üçüncü kişiye karşı hile yapmak amacıyla kurulmuş anlaşmadır. Sadece tarafların davada kendiliğinden kusurlu davranması yeterli değildir; üçüncü kişiye karşı bir hile amacı bulunmalıdır.
- Yargılamanın iadesi
- Kesinleşmiş bir hükmün, kanunda sayılan sebeplerle yeniden yargılama yoluyla ortadan kaldırılmasını sağlayan olağanüstü kanun yoludur. Bu maddede üçüncü kişinin bu yolu hile nedeniyle kullanmasını sağlar.
Üçüncü kişilerin hükmün iptalini talep etmesi: hangi şartlar aranır?
- Talep edenin, davanın taraflarından birinin alacaklısı ya da aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçen (halef) olması gerekir.
- Talep edenin, aleyhine hüküm verilen tarafın borçlusu ya da yerine geçmiş olduğu kimse olması gerekir.
- Davanın tarafları arasında, talep edene karşı hile yapmak amacıyla anlaşma bulunması gerekir.
- Hile sonucunda kesinleşmiş bir hüküm verilmiş olması ve bu hükmün talep edenin hakkına zarar vermesi gerekir.
- Talep edenin, hükmün iptali için davayı kanuni süre içinde açması gerekir; süre bakımından m.377 uygulanır.
- Talep edenin, hileyi ve anlaşmayı ispat etmesi gerekir; yani hükmün, taraflarla arasındaki anlaşmanın sonucu olduğunu ortaya koyması gerekir.
Üçüncü kişilerin hükmün iptalini talep etmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Hileli anlaşma ve hile kanıtlanırsa, kesinleşmiş hüküm üçüncü kişinin hakkı bakımından iptal edilir ve yargılama yenilenerek yeni karar verilir.
- Hile ispat edilemezse talep reddedilir ve kesinleşmiş hüküm ayakta kalır.
- Talep edenin davacı sıfatı bulunmuyorsa, yani alacaklı veya halef, borçlu ya da selef değilse, dava aktif husumet yokluğu nedeniyle reddedilir.
- Hile bulunmadan yalnızca tarafların davada kusurlu davranması, m.376 kapsamında bir iptal sebebi oluşturmaz.
- Hükmün kesinleşmiş olması gerekir; kesinleşmemiş bir hükme karşı bu yol kullanılamaz.
Alacaklı ile taraf arasındaki fark nedir?
Alacaklı, davanın tarafı değildir ve hükmün kesinleşmesi sonrasında alacağı ortadan kalkan ya da zayıflayan üçüncü kişidir.
Taraf, davada hüküm alan veya hükme karşı çıkan kişidir ve kendi adına m.375 kapsamındaki yargılamanın iadesi sebeplerini ileri sürebilir.
Taraf dışındaki alacaklı, m.376 uyarınca hileli anlaşmaya dayanarak yargılamanın iadesi davası açar; taraflar ise m.375 ve diğer genel hükümlerle başvurur.
Halef ile selef (aleyhine hüküm verilen taraf) arasındaki fark nedir?
Halef, aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçen kişidir ve dava konusu hakkı sonradan devralmıştır.
Selef veya borçlu, aleyhine hüküm verilen tarafın kendisine ait bir hak ya da borç bakımından yerine geçtiği kişidir.
Her iki grup da m.376 kapsamında başvurabilir; birinin halefi olduğu hak üzerinden diğerinin ise borç ilişkisi üzerinden ilgisi kurulur.
Üçüncü kişinin iptal talebi ile tarafların iadesi arasındaki fark nedir?
Üçüncü kişi, hileli anlaşmanın kendisine karşı yapıldığını ileri sürer ve hükmün iptalini ister.
Taraflar, yargılamanın iadesini m.375 sebepleri ile ister ve bu sebeplerin kendi davalarında ortaya çıkmasına dayanır.
Üçüncü kişinin talebi m.376 ile sınırlıdır; taraflar m.375 hükümlerinden yararlanır.
Üçüncü kişilerin hükmün iptalini talep etmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Taraflar arasındaki kusurlu davranışı, üçüncü kişiye karşı hile saymak; hile için taraflar arasında üçüncü kişiye karşı yapılmış ortak bir anlaşma aranmalıdır.
- Aleyhine hüküm verilen tarafın alacaklısı olmayan, ama sadece ekonomik olarak etkilenen kişiyi m.376 kapsamında saymak; yalnızca sıfatı bulunan kişiler talep edebilir.
- Üçüncü kişinin talebini taraflar gibi m.375 sebepleriyle değerlendirmek; üçüncü kişinin dayanağı hile olduğu için m.375 sebepleri tek başına yeterli değildir.
- Halef ve selef kavramlarını birbirine karıştırmak; hangi hakka ya da borca dayanılarak sıfat kurulduğu açıkça belirlenmelidir.
- Hile iddiasını ispat edilmeden kabul etmek; hileli anlaşma ve hükmün bu anlaşmanın sonucu olduğu somut delillerle ortaya konmalıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, bu maddeyi kanunun lafzından bir ölçüde genişleterek, hile ile elde edilen ilamdan etkilenen üçüncü kişilere yargılamanın iadesi hakkı tanınmasını kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/448 E., 2025/225 K., 09.04.2025)
- Üçüncü kişinin aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı, talep edenin alacaklı, halef, borçlu ya da selef sıfatını taşıyıp taşımadığına göre belirlenmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/333 E., 2026/132 K., 04.03.2026; Hukuk Genel Kurulu, 2023/1145 E., 2024/26 K., 24.01.2024)
- Alacaklının hakkının ortadan kalkması ya da zayıflaması, hileyle elde edilen hükmün bu hakkı etkilemesi koşulunun varlığını gösterir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/701 E., 2024/800 K., 07.05.2024)
- Mahkemeler, talep edenin davacı sıfatını ilk aşamada değerlendirirken, dava ehliyetinin yokluğunu kendiliğinden gözetmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/273 E., 2024/25 K., 24.01.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2023/1145 E., 2024/26 K., 24.01.2024)
- Bölge adliye mahkemeleri, üçüncü kişinin m.376 kapsamındaki talebini, tarafların m.375 kapsamındaki talebinden ayırarak incelemektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/205 E., 2026/521 K., 08.04.2026)
Nasıl ispat edilir?
- Asıl talebi ileri süren üçüncü kişi, kendisinin davanın tarafı olan kişinin alacaklısı, halefi, borçlusu ya da selefi olduğunu belgeyle ispatlamak zorundadır.
- Hileli anlaşmanın varlığı, taraflar arasındaki yazılı belgeler, dava dosyası ve tanık gibi delillerle ispat edilir; hile iddiası ispat yükü talep edene aittir.
- Hükmün kendi hakkını zedelediğini ileri süren kişi, hükmün kesinleşmiş olduğunu ve alacağının ya da hakkının etkilendiğini ispat etmelidir.
- Karşı tarafın, yani hükmü alan tarafın, anlaşmanın bulunmadığını veya davanın gerçek bir uyuşmazlık olduğunu savunması halinde bu savunmayı ispat etmesi gerekir.
- Yazılı kayıt ile tanık beyanı arasında, hileli anlaşmanın ispatında somut yazılı delil öncelikli olarak aranır; salt tanık beyanı yetersiz kalabilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.375: Taraflara tanınan yargılamanın iadesi sebepleridir. Üçüncü kişi, bu sebeplere değil m.376'daki hileye dayanır; ancak m.375/2 yalancı tanıklık gibi sebeplerde ceza mahkûmiyeti şartını düzenler.
- 6100 sayılı Kanun m.377: Yargılamanın iadesi davasının açılma süresini düzenler ve m.376 kapsamındaki talep de bu süreye tabidir.
- 6100 sayılı Kanun m.378: Yargılamanın iadesi davasını inceleyecek mahkemeyi ve teminat koşulunu düzenler.
- 6100 sayılı Kanun m.380: Yargılamanın iadesi talebi kabul edildiğinde yeniden yargılama veya hükmün iptalinin sonucunu düzenler.
HMK m.377 — Süre
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 377. maddesi, yargılamanın iadesi talebinin süresini düzenler. Maddenin birinci fıkrası, iade sebebine göre başlangıç anı değişen süreleri ve bu sürelerin üst sınırını sayar; ikinci fıkrası ise 375. maddenin birinci fıkrasının (ı) bendindeki sebep bakımından süreyi ilama ilişkin zamanaşımı süresine bağlar. Madde, yargılamanın iadesinin hangi sebeplerle istenebileceğini tek tek saymaz; bu sebepler 375. maddededir. Kişiler bakımından, iade talebini yapacak tarafa ve kararın tebliğine ilişkin hallere uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: iade sebepleri ve koşulları (m.375), yargılamanın iadesi talebinin inceleme usulü ve kararın etkisi (m.379 ve m.380), yargılamanın iadesi yoluna başvurulabilecek kararlar ile yenileme dilekçesinin içeriği (m.374 ve m.376), genel hak düşürücü ve zamanaşımı süreleri ile süre hesabı kuralları (HMK m.90-94 ve Türk Borçlar Kanunu'ndaki zamanaşımı hükümleri).
Süre: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yargılamanın iadesi süresi
- Kesinleşmiş bir hükme karşı yargılamanın yenilenmesi talebinin yapılabileceği son tarihtir. Süre, iade sebebinin öğrenilmesi veya gerçekleşmesi anından başlayan üç aylık süre ile hükmün kesinleşmesinden başlayan on yıllık üst sınırdan oluşur.
- Hükmün kesinleşmesi
- Kararın olağan kanun yollarına başvurulamaz hale gelmesidir. Madde, on yıllık üst sınırın başlangıcı olarak bu anı alır; hükmün kesinleşme tarihi, üst sınırın hesaplanmasında belirleyici andır.
- Tebliğ ve haberdar olma
- Kararın davalıya, gerçek vekile veya temsilciye tebliği ya da alacaklı veya davalı yerine geçenlerin karardan usulen haberdar olmaları, üç aylık sürenin başlamasına neden olan bir olaydır. Tebliğ, tek başına süreyi işletir; haberdar olma ise usulen haberdarlık anlamına gelir.
- İlama ilişkin zamanaşımı süresi
- Mahkeme kararı ile belirlenen alacağın zamanaşımına tabi olduğu süredir. 377. maddenin ikinci fıkrasında, 375. maddenin birinci fıkrasının (ı) bendindeki sebep için yargılamanın iadesi süresi olarak kullanılır.
- Hak düşürücü süre
- Süre geçtiğinde hakkın kendisinin sona erdiği süredir. Madde metninde yer alan süreler için açıklamalar bu niteliği belirtir.
Süre: hangi şartlar aranır?
- Yargılamanın iadesi talebinin, 375. maddede sayılan bir iade sebebine dayanması gerekir; süre, sebebe göre farklı bir olaya bağlanır.
- Mahkemenin kanuna uygun teşekkül etmemiş olduğunun öğrenilmesi halinde süre, bu öğrenme anından başlar (377/1-a).
- 375/1-(b) ve (c) bentlerindeki hallerde, kararın davalıya veya gerçek vekil ya da temsilciye tebliğ edilmiş olması ya da alacaklı ya da davalı yerine geçenlerin karardan usulen haberdar olmaları gerekir (377/1-b).
- Yeni belgenin elde edilmesi veya hilenin farkına varılması halinde süre bu tarihten başlar (377/1-c).
- 375/1-(d), (e), (f) ve (g) bentlerindeki hallerde, ceza mahkûmiyetine ilişkin hükmün kesinleşmesi, ceza kovuşturmasına başlanamaması veya soruşturmanın sonuçsuz kalması gerekir (377/1-ç).
- Karara esas alınan ilamın bozularak kesin hüküm şeklinde tamamen ortadan kalkmasından haberdar olunması gerekir (377/1-d).
- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararının tebliğ edilmiş olması gerekir (377/1-e); bu halde süre, tebliğ tarihinden itibaren üç aydır.
- Her hâlde süre, iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıl ile sınırlıdır; bu üst sınır, sebebin öğrenilip öğrenilmediğinden bağımsız olarak uygulanır.
- 375/1-(ı) bendindeki sebep için süre, ilama ilişkin zamanaşımı süresi kadardır (377/2).
Süre: hangi sonuçları doğurur?
- Süre içinde talep yapılırsa yargılamanın iadesi talebi incelenir; süre geçmişse talep, iade sebebi ne olursa olsun reddedilir.
- On yıllık üst sınır dolduğunda, üç aylık sürenin başladığı öğrenme anı daha yeni olsa bile iade talebi yapılamaz.
- Anayasa Mahkemesinin 21/6/2022 tarihli kararı ile fıkradaki 'her hâlde iade talebine konu olan hükmün kesinleşmesinden itibaren on yıldır' ifadesi, (e) bendi yönünden iptal edilmiştir; bu bent bakımından on yıl sınırı uygulanmaz.
- 375/1-(ı) bendindeki sebep için süre, ilama ilişkin zamanaşımı süresi kadar olup bu süre ayrı bir üst sınır koymaz.
- Hükmün bozularak ortadan kalkması halinde üç aylık süre, karara esas alınan ilamın ortadan kalktığının öğrenilmesi anından başlar; Yargıtay, bu tarihi kararın kesinleşme tarihi olarak kabul etmektedir.
Üç aylık süre ile on yıllık üst sınır arasındaki fark nedir?
Üç aylık süre, iade sebebinin öğrenildiği veya gerçekleştiği andan başlayan kısa süredir.
On yıllık süre, hükmün kesinleşmesinden başlayan ve her hâlde aşılamayan üst sınırdır.
Üç ay geçmiş olsa bile hükmün kesinleşmesinden on yıl geçmişse talep yapılamaz; üç ay dolmadan on yıl dolmuş olsa da üç aylık süre dolmuş sayılmaz, on yıl sınırı uygulanır.
Tebliğ ile haberdar olma ile yeni belge ve hile arasındaki fark nedir?
375/1-(b) ve (c) bentlerinde süre, kararın tebliği veya usulen haberdarlık ile başlar.
Yeni belge veya hilenin farkına varılması halinde süre, bu öğrenme anından başlar.
Tebliğ işlemi ile öğrenme anı farklı olduğundan, süre başlangıcı hangi sebebe dayanıldığına göre belirlenir.
Ceza kovuşturması sebepleri ile avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı arasındaki fark nedir?
375/1-(d), (e), (f) ve (g) bentlerinde süre, ceza mahkûmiyetinin kesinleşmesi, kovuşturma yapılamaması veya soruşturmanın sonuçsuz kalması ile ilgilidir.
375/1-(i) bendinde süre, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararının tebliğ tarihinden başlar.
Her iki hal için süre başlangıcı farklıdır ve AİHM kararı için süre, metinde üç ay olarak düzenlenmiştir.
Süre: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Üç aylık süreyi on yıllık üst sınırdan bağımsız hesaplamak; her hâlde on yıl sınırının üç ay dolmasa da uygulanacağını gözden kaçırmak.
- Anayasa Mahkemesi iptal kararını dikkate almadan (e) bendinde de on yıl sınırını uygulamak.
- Tebliğ ile haberdar olmayı aynı şey saymak; 377/1-b'de usulen haberdarlık ile tebliğin ayrı hallerini karıştırmak.
- 377/1-(ı) bendindeki sebep için sürenin sabit üç ay veya on yıl olduğunu sanmak; metin bu sebep için zamanaşımı süresini esas alır.
- Yargılamanın iadesi süresini kesin hüküm kavramıyla karıştırmak; süre, iade sebebinin öğrenilmesine veya hükmün kesinleşmesine bağlıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargılamanın iadesi taleplerinde süreler, her iade sebebine göre farklı başlangıç anlarına bağlanmış hak düşürücü sürelerdir; üç aylık süre ile on yıllık üst sınır birlikte uygulanmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/520 E., 2025/769 K., 03.12.2025)
- Karara esas alınan ilamın bozularak kesin hüküm şeklinde ortadan kalkması halinde, üç aylık sürenin başlangıcı için Yargıtay, ilamın kesinleşme tarihini haberdar olma tarihi olarak kabul etmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/205 E., 2026/521 K., 08.04.2026)
- Anayasa Mahkemesinin iptal kararı nedeniyle (e) bendi bakımından on yıllık üst sınır uygulanmamaktadır; bu nedenle derece mahkemeleri bozma kararlarından sonra bu hükmü dikkate almaktadır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2024/538 E., 2024/875 K., 02.07.2024)
- Yargılamanın yenilenmesi kararlarında (374 ilâ 381. maddeler), süre ve sebep birlikte değerlendirilmekte, iade sebebinin gerçekleşme tarihi süre hesabı için esas alınmaktadır. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2026/77 E., 2026/211 K., 11.02.2026; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/690 E., 2026/208 K., 11.02.2026; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1144 E., 2025/1511 K., 17.12.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Yargılamanın iadesi talebini ileri süren taraf, talebinin süresinde yapıldığını ispatlamakla yükümlüdür; süre başlangıcını gösteren tebliğ belgesi, haberdarlığa ilişkin kayıt veya öğrenme tarihini gösteren belge sunmalıdır.
- Tebliğ ve haberdar olma hallerinde (377/1-b) tebliğ kaydı ve usulen haberdarlığı gösteren dosya kayıtları esas alınır; karşı taraf, tebliğ tarihinin farklı olduğunu yazılı belgeyle ispatlamalıdır.
- Yeni belge veya hile sebebinde, talep eden taraf belgenin elde edildiği veya hilenin farkına varıldığı tarihi gösteren belgeyi sunmalıdır.
- Hükmün kesinleşme tarihi, dosya kayıtlarından ve kesinleşme şerhinden belirlenir; on yıllık üst sınır bu tarihe göre hesaplanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.375: Yargılamanın iadesi sebeplerini sayar; 377. madde bu sebeplere göre süreleri belirler. 377/1-(b), (c), (ç), (d), (e) ve 377/2 bu bentlere bağlıdır.
- 6100 sayılı Kanun m.374: Yargılamanın yenilenmesi yoluna ilişkin genel hükümleri içerir; süre bu yolun kullanılabilmesi için uygulanır.
- 6100 sayılı Kanun m.376: Yargılamanın iadesi talebine ilişkin dilekçe ve başvuru koşullarını düzenler; süre bu başvurunun zamanında yapılmasını ifade eder.
- 6100 sayılı Kanun m.90-94: Süre hesaplamasına ilişkin genel kurallardır; 377. maddedeki sürelerin hesabı bu hükümlerle belirlenir.
HMK m.378 — İnceleyecek mahkeme ve teminat
Madde, yargılamanın iadesi talebinin hangi mahkemece inceleneceğini ve bu talep bakımından karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılayacak teminat gösterilip gösterilmeyeceğini düzenler. Talepte bulunan taraf bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: yargılamanın iadesi sebepleri (m.375, m.379), talebin süresi (m.377), talebin incelenmesi ve esastan karar (m.380, m.381 çerçevesindeki dava), ve yabancılık nedeniyle davacıdan istenen teminat (4-5718 sayılı MÖHUK m.48 ve HMK m.84 kapsamındaki teminat). Bu son teminat yabancılar bakımından ayrı bir düzenlemedir.
İnceleyecek mahkeme ve teminat: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yargılamanın iadesi talebi
- Kesinleşmiş bir hükmün, kanunda sayılan sebeplerden birinin varlığı nedeniyle yeniden yargılama yapılması amacıyla ileri sürülen olağanüstü kanun yoluna dayanan talep. Maddede talep dilekçesi ile yapılır.
- Kararı veren mahkeme
- Yargılamanın iadesine konu hükmü veren mahkeme. Birbirine aykırı iki kesin hüküm gerekçesiyle yapılan talepte ise ikinci hükmü veren mahkemedir.
- Teminat
- Karşı tarafın muhtemel zarar ve ziyanını karşılamak üzere talep sahibinden istenen güvence. Miktarı ve niteliği mahkemenin takdirindedir ve dayanılan sebebin niteliğine göre belirlenir.
İnceleyecek mahkeme ve teminat: hangi şartlar aranır?
- Yargılamanın iadesi talebinin kanunda sayılan bir sebebe dayanması ve bu talebin dilekçe ile yapılması gerekir.
- Talep, kararı veren mahkemeye (birbirine aykırı iki kesin hüküm sebebinde ikinci hükmü veren mahkemeye) yapılmalıdır.
- Mahkemenin teminat isteyebilmesi için dayanılan sebebin niteliğinin teminat gerektirdiğine kanaat getirmesi gerekir.
- Teminat istenecekse karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılayacak uygun bir miktar belirlenmelidir.
- Teminat isteme yetkisi mahkemenin takdirinde olup zorunlu değildir.
İnceleyecek mahkeme ve teminat: hangi sonuçları doğurur?
- Talep dilekçesi kararı veren mahkemece incelenir.
- Mahkeme gerek duyarsa talep sahibinden teminat isteyebilir.
- Teminat istenirse talep sahibi, karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılayacak uygun bir miktarı göstermek zorundadır.
- Teminat gösterilmesi istenip yerine getirilmezse, uygulamada dava usulden reddedilmektedir.
- Teminatın istenmemesi, talebin incelenmesini engellemez.
Kararı veren mahkeme ile ikinci hükmü veren mahkeme arasındaki fark nedir?
Genel kural olarak talep, verilen kesinleşmiş hükmü veren mahkemeye yapılır.
Birbirine aykırı iki kesin hüküm sebebinde talep, ikinci hükmü veren mahkemeye yapılır.
Hangi mahkemenin inceleyeceği, dayanılan sebebin niteliğine göre belirlenir.
Teminat isteme ile teminat istememe arasındaki fark nedir?
Mahkeme, dayanılan sebebin niteliğine göre teminat isteyebilir.
Mahkeme, sebebin niteliği gerektirmiyorsa teminat aramayabilir.
Teminat yalnızca mahkemenin takdirine bağlıdır; zorunlu bir koşul değildir.
İnceleyecek mahkeme ve teminat: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Yargılamanın iadesi talebinde teminatı, HMK m.84 kapsamındaki yabancılık teminatıyla karıştırmak; bu maddede teminat, karşı tarafın zarar ve ziyanına yöneliktir.
- Teminat isteme yetkisini zorunlu sanmak; madde mahkemeye takdir yetkisi tanır.
- Teminat istenmesine rağmen süre verilmeden doğrudan talebi reddetmek; önce uygun süre verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/205 E., 2026/521 K., 08.04.2026)
- Davacının yerleşim yeri veya vatandaşlık durumunu araştırmadan yabancılık teminatı yükümlülüğünü uygulamak. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2025/3156 E., 2025/2909 K., 31.12.2025)
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Teminatın yatırılması için uygun bir süre verilmesi ve süreye rağmen yatırılmaması halinde yargılamanın iadesi talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/205 E., 2026/521 K., 08.04.2026)
- Yabancılık nedeniyle istenen teminat ile bu maddedeki teminat birbirinden ayrı tutulmakta; davacının Türkiye'de yerleşim yeri bulunuyorsa ve vatandaşlığı tekrar kazanmışsa yabancılık teminatından muaf tutulması gerektiği kabul edilmektedir. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2025/3156 E., 2025/2909 K., 31.12.2025)
- Yabancılık teminatı bakımından karşılıklılık ilkesinin mahkemece araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2026/77 E., 2026/211 K., 11.02.2026)
- Teminat miktarının belirlenmesinde, sadece kategorik bir oran uygulanmak yerine, olayın özelliklerine göre yargılama giderleri ve olası zararın değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/690 E., 2026/208 K., 11.02.2026)
Nasıl ispat edilir?
- Teminat isteme yetkisinin kullanılması mahkemenin takdirinde olduğundan, teminat talebinde bulunan taraf (karşı taraf) teminatın gerekliliğini ileri sürer; dayanılan sebebin niteliği mahkemece değerlendirilir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/205 E., 2026/521 K., 08.04.2026)
- Talep sahibi, teminat yükümlülüğünden muaf olduğunu (örneğin Türkiye'de yerleşim yeri veya vatandaşlık durumunu) belgelerle ispatlamalıdır; nüfus kayıt örneği bu konuda kullanılan bir delildir. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2025/3156 E., 2025/2909 K., 31.12.2025)
- Yabancılık teminatından muafiyet için karşılıklılık iddiası varsa, bu iddiayı ileri süren taraf ilgili belgeleri (ör. Adalet Bakanlığı yazıları) sunmalıdır ve mahkeme bu konuda araştırma yapmak zorundadır. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2026/77 E., 2026/211 K., 11.02.2026)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.375: Yargılamanın iadesi sebeplerinden birinci fıkrasının birinci bendi, yani birbirine aykırı iki kesin hüküm durumu, bu maddede ikinci hükmü veren mahkemeye başvuru kuralını belirler.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.379: Yargılamanın iadesi sebeplerinin ayrıntılarını düzenler; talebin hangi sebeplere dayanabileceğini belirleyerek teminatın niteliğine göre takdir edilmesinde esas alınır.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.381: Yargılamanın iadesi talebinin bir dava niteliği taşıdığını ve bu nedenle dava dilekçesi ile açılacağını belirtir.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.84: Türkiye'de sürekli oturma yeri bulunmayan Türk vatandaşlarına, karşı tarafın yargılama masraflarını garanti altına alan teminat yükümlülüğü getirir; bu maddenin teminatıyla karıştırılmamalıdır.
- 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.48: Yabancı gerçek ve tüzel kişiler için teminat yükümlülüğünü düzenler; yargılamanın iadesi talebinde yabancının teminatına ilişkin ayrı bir dayanaktır.
HMK m.379 — Talebin ön incelemesi
HMK m.379, yargılamanın iadesi talebi üzerine mahkemenin, tarafları davet edip dinledikten sonra yaptığı ilk inceleme ile bu incelemenin sonucunu düzenler. Kapsamı talebin süresi, kesin hükmün varlığı ve iade sebebinin kanunda sayılanlardan olup olmadığı olarak üç koşulla sınırlıdır. Kanun yolu niteliğindeki bu ön inceleme, ilk derece yargılamasındaki ön incelemeden (m.137) ayrıdır ve madde yalnızca yargılamanın iadesi talebi bakımından uygulanır. Maddenin kendisi iade sebeplerinin neler olduğunu (m.375), iade talebinin süresini (m.376) ve iade yargılamasının esasını düzenlemez; bunlar ilgili maddelerde yer alır. Yargılamanın iadesinin kapsamı ile talebin hangi mahkemede ve hangi usulle yapılacağı da bu maddenin dışındadır.
Talebin ön incelemesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yargılamanın iadesi
- Kesinleşmiş bir hükmün, kanunda sayılan olağanüstü sebeplerden biriyle ortadan kaldırılarak davanın yeniden görülmesini sağlayan olağanüstü kanun yoludur. Madde, bu yolun kendisini değil, talep üzerine yapılan ilk incelemeyi düzenler.
- Kendiliğinden inceleme
- Mahkemenin, tarafların ileri sürüp sürmediğine bakmaksızın üç koşulu kendi resen araştırmasıdır. Koşulların varlığı taraf beyanına bağlı değildir.
- Kesin hüküm veya kesinleşmiş hüküm
- Kanun yolu incelemesinden geçmiş ya da kanun yoluna başvurma hakkı kalmamış olan hükümdür. Kesinleşmemiş bir hüküm için iade yoluna başvurulamaz.
- Kanuni süre
- Yargılamanın iadesi talebinin yapılabileceği, kanunda belirlenen süredir. Süre sınırının hesabı ve başlangıcı bu maddede değil, iade talebine ilişkin maddede düzenlenmiştir.
- Ön inceleme (kanun yolu)
- Kanun yolu başvurusu üzerine yapılan, ilk derece yargılamasındaki ön incelemeden farklı, şekli niteliktedir. Amacı başvurunun kanun yolu bakımından temel şartları taşıyıp taşımadığını belirlemektir.
Talebin ön incelemesi: hangi şartlar aranır?
- Talebin kanunda öngörülen süre içinde yapılmış olması gerekir.
- Yargılamanın iadesi yoluyla ortadan kaldırılması istenen hükmün kesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş olması gerekir.
- İleri sürülen iade sebebinin kanunda sayılan sebeplerden biri olması gerekir.
- Mahkeme bu üç koşulu tarafları davet edip dinledikten sonra kendiliğinden incelemelidir.
- Koşullardan biri eksikse hâkim davayı esasa girmeden reddetmelidir.
Talebin ön incelemesi: hangi sonuçları doğurur?
- Üç koşul birlikte bulunduğunda mahkeme talebi esasa ilişkin incelemeye alır.
- Talep kanuni süre içinde yapılmamışsa talep esasa girilmeden reddedilir.
- Hükmün kesin veya kesinleşmiş olmadığı tespit edilirse talep esasa girilmeden reddedilir.
- İleri sürülen sebep kanunda sayılanlardan değilse talep esasa girilmeden reddedilir.
- Koşulların kendiliğinden incelenmesi nedeniyle taraflar bu koşulların varlığını ileri sürmek zorunda değildir; ancak mahkeme tarafları dinlemek zorundadır.
Kanun yolu ön incelemesi ile ilk derece ön incelemesi (m.137) arasındaki fark nedir?
m.379'daki ön inceleme, kanun yolu başvurusu üzerine yapılan şekli bir incelemedir ve yalnızca iade koşullarını denetler.
m.137'deki ön inceleme, ilk derece yargılamasında tahkikata hazırlık niteliğinde yapılan bir yargılama aşamasıdır.
Aynı 'ön inceleme' adı taşısa da iki kurumun işlevi, içeriği ve sonucu farklıdır; m.137'nin tahkikat yasağı m.379 incelemesine uygulanmaz.
Koşul eksikliği ile koşulların tamamının bulunması arasındaki fark nedir?
Üç koşuldan biri eksikse talep esasa girilmeden reddedilir.
Üç koşul birlikte varsa dosya esas incelemeye geçer.
Koşul eksikliğinde hüküm esasa ilişkin olmayan bir red kararıdır; koşulların varlığında iade yargılaması başlar.
Talebin ön incelemesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde m.137'deki ön incelemeyle aynı nitelikte görmek; m.137'nin tahkikat yasağını m.379 incelemesine uygulamak.
- Üç koşulun yalnızca tarafların ileri sürmesi halinde incelendiğini sanmak; koşullar resen incelenir.
- Koşul eksikliğinde davayı esasa girerek reddetmek; eksiklik halinde esasa girilmeden red verilir.
- Süre koşulunu tarafların ileri sürdüğü bir itiraz gibi ele almak; mahkeme kanuni süreyi kendiliğinden inceler.
- Tarafları dinlemeden karar vermek; madde tarafları davet edip dinlemeyi öngörür.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargılamanın iadesi talebinde mahkemenin ilk olarak talebin süresini, kesin hükmün varlığını ve sebebin kanunda sayılıp sayılmadığını resen inceleyeceği kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/205 E., 2026/521 K., 08.04.2026; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2026/77 E., 2026/211 K., 11.02.2026; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/690 E., 2026/208 K., 11.02.2026)
- Bu üç koşuldan birinin eksikliği halinde esasa girilmeden red kararı verileceği kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1144 E., 2025/1511 K., 17.12.2025; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1024 E., 2025/1509 K., 17.12.2025; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1022 E., 2025/1508 K., 17.12.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Talebi ileri süren taraf, talebinin kanuni süre içinde yapıldığını ve iade sebebinin varlığını dayandığı belgelerle ortaya koymalıdır; süre ve kesinleşme bilgisi çoğunlukla hüküm ile tebliğ belgelerinden anlaşılır.
- Kesin hükmün varlığı ve kesinleşme durumu, ilgili mahkeme kararı ve kesinleşme şerhi gibi resmi belgelerle ispat edilir; bu koşulun ispatı için taraf beyanı yeterli değildir.
- İade sebebinin kanunda yazılı sebeplerden olduğu, talep eden tarafın ileri sürdüğü olguların hukuki niteliğine ilişkin bir değerlendirme olduğundan mahkeme tarafından resen yapılır.
- Karşı taraf, talebin süresinin geçtiği veya hükmün kesinleşmediği yönünde savunma yapabilir ve bu savunmayı ilgili tebliğ ve kayıtlarla ispatlamalıdır.
- Koşulların kendiliğinden incelenmesi nedeniyle tarafların bu koşulları ileri sürmesi zorunlu değildir; mahkeme eksikliği kendiliğinden tespit ederse esasa girmeden reddeder.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.137: İlk derece yargılamasındaki ön incelemedir. Madde ile aynı adı taşısa da işlevi farklıdır; m.379 incelemesi tahkikat hazırlığı değil, kanun yolu şekli denetimidir.
- 6100 sayılı Kanun m.374: Yargılamanın iadesi kurumunu ve genel çerçevesini düzenleyen hükümlerin başlangıcıdır; m.379 bu çerçevede kanun yolu başvurusunun ilk incelemesini belirler.
HMK m.380 — Yeniden yargılama veya hükmün iptali
HMK m.380, yargılamanın iadesi talebinin kabul edilmesi ve iade sebebinin sabit görülmesi halinde mahkemenin vereceği kararın türünü düzenler. Birinci fıkranın ilk cümlesi, yeniden yargılama sonucunda eski hükmün onanmasını ya da kısmen veya tamamen değiştirilmesini öngörür. İkinci cümle ile m.375/1-c ve m.375/1-ı kapsamındaki hallerde başka inceleme yapılmadan hükmün iptal edilmesini kurar. İkinci fıkra, iptal veya yeniden yargılama kararının hükmün bütün nüshalarında gösterilmesini emreder. Madde, yargılamanın iadesi sebebinin varlığının ön incelemesini, iade sebeplerinin sayımını ve talebin süresini düzenlemez (m.375, m.377, m.378, m.379). Yeniden yargılamanın usulü ve yeni delil sunumunun sınırları da bu maddede yer almaz (m.240, m.141). Kesinleşmiş hükme karşı iade talebinin süresi de bu maddenin konusu değildir (m.377).
Yeniden yargılama veya hükmün iptali: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yargılamanın iadesi
- Kesinleşmiş bir hükmün, kanunda sayılan sebeplerden birinin varlığı halinde yeniden yargılama yoluyla ortadan kaldırılmasını sağlayan olağanüstü kanun yoludur. Bu madde, iade talebinin kabulünden sonraki karar aşamasını düzenler.
- Yeniden yargılama
- İade sebebinin sabit görülmesi halinde, dava yeniden görülerek yeni bir karar verilmesi aşamasıdır. Yapılan yargılama asıl davanın devamı niteliğindedir.
- Onama
- Yeniden yargılama sonunda mahkemenin eski hükmü doğru bulup aynen tekrarlamasıdır. İade sebebi eski hükme etkili bulunmadığında uygulanır.
- Hükmün iptali
- Yeniden yargılama yapılmadan, eski hükmün ortadan kaldırılmasıdır. Yalnızca m.375/1-c ve m.375/1-ı hallerinde söz konusu olur; bu hallerde esasa ilişkin yeni inceleme yapılmaz.
- Değiştirme
- Yeniden yargılama sonucunda eski hükmün kısmen veya tamamen farklı bir sonuçla yerine yeni karar kurulmasıdır. Değişikliğin kapsamı yeniden yargılamada ortaya çıkan duruma bağlıdır.
Yeniden yargılama veya hükmün iptali: hangi şartlar aranır?
- Yargılamanın iadesi talebinin m.379 uyarınca ön incelemeyi geçmiş olması ve dayanılan iade sebebinin sabit görülmesi gerekir.
- Hükmün iptali yoluna gidilecekse, iade sebebinin m.375/1-c (davacının muvafakati olmaksızın vekil veya temsilci olmayan kişilerin huzuruyla görülmüş ve karara bağlanmış dava) ya da m.375/1-ı (kesin hükme bağlanmış davanın yeniden görülmüş ve ikinci kez karara bağlanmış olması) bendlerinden birine dayanması gerekir.
- Bu iki bent dışındaki iade sebeplerinde, hükmün iptali yetmez; mahkemenin yeniden yargılama yapması ve ortaya çıkacak duruma göre karar vermesi gerekir.
- Yeniden yargılama sonunda eski hükmün doğru bulunması halinde karar onama olarak verilir; eski hükmün değiştirilmesi gerektiği kanaatine varılırsa kısmen veya tamamen değiştirme yapılır.
- Hükmün iptali ya da yeniden yargılama sonunda verilen karar, iadesi istenen hükmün bütün nüshalarında belirtilmelidir.
Yeniden yargılama veya hükmün iptali: hangi sonuçları doğurur?
- İade sebebi sabit görülüp yeniden yargılama sonucunda iade sebebinin eski hükme etkili olmadığı anlaşılırsa, eski hüküm onanır.
- İade sebebi sabit görülüp eski hükmün değişmesi gerektiği sonucuna varılırsa, hüküm kısmen veya tamamen değiştirilir.
- Vekil veya temsilci olmayan kişilerin davacının muvafakati olmadan huzuruyla dava görülüp karara bağlanmışsa, başka inceleme yapılmadan hüküm iptal edilir.
- Kesin hükme bağlanmış dava yeniden görülüp ikinci kez karara bağlanmışsa, başka inceleme yapılmadan ikinci hüküm iptal edilir.
- İade sebebi sabit görülmezse, bu madde uygulanmaz ve talep m.379 uyarınca reddedilir.
- Hükmün iptali kararı verildiğinde, iptal edilen hükmün bütün nüshalarında bu husus gösterilir ve kanuna aykırı hükmün kullanılmasına imkân bırakılmaz.
- Yeniden yargılama sonunda verilen karar, iadesi istenen hükmün bütün nüshalarında gösterilir.
Hükmün iptali ile yeniden yargılama arasındaki fark nedir?
m.375/1-c ve m.375/1-ı sebeplerinde, talebi kabul eden mahkeme başka inceleme yapmadan hükmü iptal eder.
m.375/1 diğer bentlerindeki sebeplerde mahkeme yeniden yargılama yapar ve yeni karar verir.
İptal halinde esasa ilişkin yeni delil incelemesi yapılmaz; yeniden yargılamada ise asıl davanın devamı niteliğinde tahkikat yürütülür.
Onama ile değiştirme arasındaki fark nedir?
Yeniden yargılama sonunda iade sebebi eski hükme etkili bulunmazsa mahkeme eski hükmü onar.
Yeniden yargılama sonunda eski hükmün değişmesi gerektiği kanaatine varılırsa mahkeme hükmü kısmen veya tamamen değiştirir.
İade sebebi doğru olsa bile eski hüküm aynen kalabilir; sonuç değişikliği ancak iade sebebinin hükme etkisine bağlıdır.
Yeniden yargılama veya hükmün iptali: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hükmün iptali yetkisini m.375/1-c ve m.375/1-ı dışındaki iade sebeplerinde de kullanmak; bu hallerde yeniden yargılama yapılması gerekir.
- İade sebebi sabit olduğu halde eski hükmün kendiliğinden değişeceğini varsaymak; iade sebebinin hükme etkisi incelenmeden değiştirme yapılamaz.
- Yeniden yargılamayı asıl davanın yeni bir esası gibi görüp yeni dava ve yeni dava değiştirme yoluyla yürütmek; yeniden yargılama asıl davanın devamıdır ve m.141 sınırı geçerlidir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1144 E., 2025/1511 K., 17.12.2025)
- Onama kararında eski hükmü yeni gerekçeyle yeniden kurmak yerine, hükmün iptali ya da değiştirme sonucunu karıştırmak.
- İptal veya yeniden yargılama kararının hükmün bütün nüshalarında gösterilmesini unutmak; ikinci fıkra bu bildirimi zorunlu kılar.
- Yeniden yargılamayı evrak üzerinden yapıp tarafları dinlemeden karar vermek. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/690 E., 2026/208 K., 11.02.2026)
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yeniden yargılamada mahkeme, iade sebebinin gerçekleşip gerçekleşmediğini önce tespit eder; sebep gerçekleşmemişse dava esastan reddedilir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/205 E., 2026/521 K., 08.04.2026; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2026/77 E., 2026/211 K., 11.02.2026)
- Yeniden yargılamanın yapılması gerektiği halde mahkemenin evrak üzerinden inceleme ile karar vermesi usule aykırı kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/690 E., 2026/208 K., 11.02.2026)
- Yeniden yargılama asıl davanın devamı niteliğindedir; taraflar asıl davadaki dava ve savunma sınırlarıyla bağlıdır. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1144 E., 2025/1511 K., 17.12.2025)
- Eski hüküm, iade sebebi hükme etkili bulunmazsa onanır; iade sebebi etkili bulunursa kısmen veya tamamen değiştirilir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1024 E., 2025/1509 K., 17.12.2025)
- Yalan tanıklık iade sebebi ise, tanığın ifadesi dikkate alınmadan karar verilir; senet iade sebebi ise senedin hükme etkisi incelenir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1022 E., 2025/1508 K., 17.12.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Yargılamanın iadesi talebinde bulunan taraf, dayandığı iade sebebinin varlığını ve bu sebebin kanunda sayılan bentlerden birine uyduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Vekil veya temsilci olmayan kişinin huzuruyla dava görülmüşse, iptal kararı için davacının muvafakatinin bulunmadığı ispat edilmelidir; yazılı vekâletname ve duruşma tutanakları bu konuda temel delildir.
- Kesin hükme bağlanmış dava ikinci kez karara bağlanmışsa, iptal talebinde bulunan taraf ilk kararın kesinleşmiş olduğunu ve ikinci kararın varlığını belgelerle kanıtlamalıdır.
- Yeniden yargılamada, iade sebebinin eski hükme etkisi tahkikat sonucunda belirlenir; karşı taraf eski hükmün doğruluğunu savunuyorsa, bu savunmayı yeniden yapılacak yargılamada delille ispatlamalıdır.
- Yeniden yargılamada mahkemenin dosyayı evrak üzerinden incelemesi caiz değildir; tarafların davet edilip dinlenmesi gerekir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/690 E., 2026/208 K., 11.02.2026)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.375: İade sebeplerini sayar. Madde 380'deki iptal rejimi m.375/1-c ve m.375/1-ı bentlerine bağlıdır; diğer bentler yeniden yargılama sonucu verir.
- 6100 sayılı Kanun m.379: Ön incelemede talebin süresi, kesinleşmiş hüküm ve iade sebebinin kanunda yazılı olup olmadığı denetlenir. Bu koşullar sağlanmadan m.380 uygulanmaz.
- 6100 sayılı Kanun m.378: Talebin incelenmesi ve gerektiğinde teminat istenmesini düzenler; m.380'den önceki aşamadır.
- 6100 sayılı Kanun m.240: Yeniden yargılamada yeni delil sunumunun sınırını belirleyen kural olarak, m.380 kapsamındaki yeniden yargılamada yeni delil gösterilebilmesine ilişkin istisnayı tanımlar.
- 6100 sayılı Kanun m.141: Asıl davada dava değiştirme ve savunmayı genişletme yasağı yeniden yargılamada da geçerlidir.
HMK m.381 — İcranın durdurulması
Bu madde, yargılamanın iadesi davasının hükmün icrasını durdurup durdurmayacağını ve icranın durdurulmasının hangi koşulda, hangi merci tarafından, hangi teminatla kararlaştırılabileceğini düzenler. Hükmün icrasının durdurulması talebi, yargılamanın iadesi talebini inceleyen mahkemeye yöneltilir ve kural olarak yargılamanın iadesi talebinde bulunan taraf bakımından uygulanır. Madde, yargılamanın iadesi sebeplerinin kendisini, sürelerini ve iadenin şekil koşullarını düzenlemez (m.374-380). Olağan kanun yolları ile icra mahkemesinden icranın geri bırakılmasını da kapsamaz (İİK m.36, m.33/a). Yargılamanın yenilenmesi hükmü ile tehiri icra kararı arasındaki yetki ve usul ayrıntıları bu maddede yer almaz.
İcranın durdurulması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yargılamanın iadesi davası
- Maddi anlamda kesinleşmiş bir hükmün, kanunda sayılan ağır hatalar veya yeni delil gibi sebeplerle ortadan kaldırılmasını isteyen olağanüstü kanun yoludur. Olağan kanun yolu değildir ve kesinleşmiş hükme karşı açılır.
- Teminat
- İcranın durdurulması kararının verilebilmesi için talep edenden alınan güvencedir. Bu maddede teminatın tutarı ve türü ayrıca belirtilmemiş, mahkemenin takdirine bırakılmıştır.
- Hükmün icrasının durdurulması
- Kesinleşmemiş ya da iade davasına konu olan hükmün yerine getirilmesinin, iade talebini inceleyen mahkemenin kararına kadar engellenmesidir. Kendiliğinden doğmaz, talep ve karar gerektirir.
- Dava veya hükmün niteliği
- İcranın durdurulmasına ihtiyaç olup olmadığının değerlendirilmesinde esas alınan ölçüttür. Hükmün konusu ve iadeye konu sebebin ağırlığı bu değerlendirmeye girer.
İcranın durdurulması: hangi şartlar aranır?
- Yargılamanın iadesi davasının açılmış olması ve iade talebinin mahkemece incelenmekte bulunması gerekir.
- Hükmün veya davanın niteliği ya da diğer hâllere göre icranın durdurulmasına ihtiyaç duyulması gerekir.
- Talebin, iade talebini inceleyen mahkemeye yöneltilmesi gerekir; kararı bu mahkeme verir.
- Yargılamanın iadesi talebinde bulunan kimseden teminat alınması gerekir. Yargılamanın iadesi sebebi bir mahkeme kararına dayanıyorsa teminat aranmaz.
İcranın durdurulması: hangi sonuçları doğurur?
- Yargılamanın iadesi davası açılması, hükmün icrasını kendiliğinden durdurmaz.
- Dava veya hükmün niteliğine ve diğer hâllere göre icranın durdurulmasına ihtiyaç duyulursa, talep üzerine icranın durdurulması kararı verilebilir.
- İcranın durdurulması kararı teminat alınarak verilir; teminat, iade talebinde bulunan kimseden istenir.
- İade sebebi bir mahkeme kararına dayanıyorsa teminat istenmeden icranın durdurulmasına karar verilebilir.
- Teminat alınmadan verilen icranın durdurulması kararı, maddenin koşullarına uymadığı için hukuka aykırı olur.
Genel hal ile iade sebebinin mahkeme kararına dayanması arasındaki fark nedir?
İade sebebi bir mahkeme kararına dayandığında, icranın durdurulmasına teminat karşılığında karar verilir ve teminat aranmaz.
İade sebebi bir mahkeme kararına dayanmadığında, icranın durdurulması kararı teminat alınarak verilir.
Teminat yükümlülüğü yalnızca iade sebebinin mahkeme kararına dayanmadığı hallerde doğar.
İcranın durdurulması ile hükmün icrasının kendiliğinden durması arasındaki fark nedir?
Yargılamanın iadesi davası açılması hükmün icrasını kendiliğinden durdurmaz.
İcranın durdurulması kararı verildiğinde hükmün icrası ara karar süresince engellenir.
Hükmün icrası durdurulmak isteniyorsa ayrıca talep ve karar gerekir.
Yargılamanın iadesi davası ile olağan kanun yolu arasındaki fark nedir?
Yargılamanın iadesi olağanüstü kanun yoludur ve bu maddedeki icra durdurma rejimi ona özeldir.
İstinaf ve temyiz gibi olağan kanun yollarında icranın durdurulması İİK m.36 kapsamında, kanun yolu mahkemesinden istenir.
Yargılamanın iadesinde icranın durdurulması iade talebini inceleyen mahkemece verilir; olağan kanun yolu rejimi uygulanmaz.
İcranın durdurulması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Yargılamanın iadesi davasının açılmasını hükmün kendiliğinden icrasını durduran bir olgu saymak; madde açıkça icrayı durdurmadığını söyler.
- Her hâlde teminat aranacağını varsaymak; iade sebebi mahkeme kararına dayanıyorsa teminat istenmez.
- İcranın durdurulmasını olağan kanun yolu mahkemesinden (İİK m.36) istemek; bu maddede karar, iade talebini inceleyen mahkemeye aittir.
- Teminatın tutarını madde metninde var sanmak; madde teminatın miktarını belirtmez.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargılamanın iadesi sebebinin mahkeme kararına dayanıp dayanmadığının değerlendirilmesinde, teminat istenip istenmeyeceği belirlenir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/205 E., 2026/521 K., 08.04.2026; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2026/77 E., 2026/211 K., 11.02.2026)
- Yargılamanın yenilenmesine bakan mahkemenin icranın durdurulması talebini teminat karşılığında değerlendirdiği kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/690 E., 2026/208 K., 11.02.2026; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1144 E., 2025/1511 K., 17.12.2025)
- Yargılamanın iadesi davasının kendiliğinden hükmün icrasını durdurmadığı, ayrıca talep edilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1024 E., 2025/1509 K., 17.12.2025; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1022 E., 2025/1508 K., 17.12.2025)
Nasıl ispat edilir?
- İcranın durdurulmasını talep eden taraf, icranın durdurulmasına ihtiyaç bulunduğunu, yani hükmün veya davanın niteliğini ve diğer hâlleri ileri sürüp ispatlamakla yükümlüdür.
- İade sebebinin mahkeme kararına dayandığını ileri süren taraf, bunu iade dosyasındaki mahkeme kararı ile ispatlar; bu hâlde teminat aranmaz.
- Teminat gerektiren hallerde, teminatın alınmasını isteyen karşı taraf bunu talep etmek zorundadır. Teminatın gösterildiğini talep eden kişi ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.374-380: Yargılamanın iadesi sebeplerini ve iade talebinin şekil ve süre koşullarını düzenler. Bu madde, iade talebi ön koşulu olarak bu sebeplere bağlıdır.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.36: Olağan kanun yollarında kanun yolu mahkemesinden icranın geri bırakılmasını düzenler. Bu maddenin yargılamanın iadesi rejimiyle ayrıldığı noktaları belirler.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.33/a: Zamanaşımı sebebiyle icranın geri bırakılmasını düzenler; yargılamanın iadesi sebebiyle icranın durdurulmasıyla karıştırılmamalıdır.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| on yıldır | m.377 | (1) Yargılamanın iadesi süresi; 65 a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olduğunun öğrenildiği, b) 375 inci maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde öngörülen hâllerde, kararın davalıya veya gerçek vekil veya… |
| üç ay | m.377 | (1) Yargılamanın iadesi süresi; 65 a) Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olduğunun öğrenildiği, b) 375 inci maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde öngörülen hâllerde, kararın davalıya veya gerçek vekil veya… |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
20 karar- Hukuk Genel Kurulu, 2025/333 E., 2026/132 K., 04.03.2026İlgili madde: m.374, m.376
- Hukuk Genel Kurulu, 2025/520 E., 2025/769 K., 03.12.2025İlgili madde: m.377
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/448 E., 2025/225 K., 09.04.2025İlgili madde: m.376
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/419 E., 2024/414 K., 12.09.2024İlgili madde: m.375
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/273 E., 2024/25 K., 24.01.2024İlgili madde: m.376
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/1145 E., 2024/26 K., 24.01.2024İlgili madde: m.376
- Hukuk Genel Kurulu, 2019/81 E., 2020/275 K., 10.03.2020İlgili madde: m.375
- Hukuk Genel Kurulu, 2019/80 E., 2020/274 K., 10.03.2020İlgili madde: m.375
- Hukuk Genel Kurulu, 2019/79 E., 2020/273 K., 10.03.2020İlgili madde: m.375
- Hukuk Genel Kurulu, 2019/78 E., 2020/272 K., 10.03.2020İlgili madde: m.375
Diğer 10 karar
- Hukuk Genel Kurulu, 2019/77 E., 2020/271 K., 10.03.2020İlgili madde: m.375
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/205 E., 2026/521 K., 08.04.2026İlgili madde: m.374, m.376, m.377, m.378, m.379, m.380, m.381
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2026/77 E., 2026/211 K., 11.02.2026İlgili madde: m.374, m.377, m.378, m.379, m.380, m.381
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/690 E., 2026/208 K., 11.02.2026İlgili madde: m.374, m.377, m.378, m.379, m.380, m.381
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2025/3156 E., 2025/2909 K., 31.12.2025İlgili madde: m.378
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1144 E., 2025/1511 K., 17.12.2025İlgili madde: m.374, m.377, m.378, m.379, m.380, m.381
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1024 E., 2025/1509 K., 17.12.2025İlgili madde: m.374, m.378, m.379, m.380, m.381
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1022 E., 2025/1508 K., 17.12.2025İlgili madde: m.379, m.380, m.381
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2024/538 E., 2024/875 K., 02.07.2024İlgili madde: m.377
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/701 E., 2024/800 K., 07.05.2024İlgili madde: m.376
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 8. Kanun Yolları bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış