HMK › Kanun yolları
Temyiz
Kısaca
HMK m.361, bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin verdiği temyize elverişli nihai kararlara karşı temyiz yolunun açıldığı genel kuralı ile davada haklı çıkan tarafın temyiz hakkını düzenler. HMK m.362, bölge adliye mahkemelerinin verdiği kararların temyiz edilip edilemeyeceğini düzenler.
Kapsam
Bu konu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.361–373 hükümlerini kapsar.
- HMK m.361Temyiz edilebilen kararlar
- HMK m.362Temyiz edilemeyen kararlar
- HMK m.363Kanun yararına temyiz
- HMK m.364Temyiz dilekçesi
- HMK m.365Temyiz dilekçesinin verilmesi
- HMK m.366Kıyas yoluyla uygulanacak hükümler
- HMK m.367Temyizin icraya etkisi
- HMK m.368Kötüniyetle temyiz
- HMK m.369Temyiz incelemesi ve duruşma
- HMK m.370Onama kararları
- HMK m.371Bozma sebepleri
- HMK m.372Yargıtay kararlarının tebliği
- HMK m.373Bozmaya uyma veya direnme
HMK m.361 — Temyiz edilebilen kararlar
Bu madde, bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin verdiği temyize elverişli nihai kararlara karşı temyiz yolunun açıldığı genel kuralı ile davada haklı çıkan tarafın temyiz hakkını düzenler. Temyiz başvuru süresi ve bu sürenin başlangıcı da maddenin kapsamındadır. Madde, hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararları da temyiz kapsamına alır. Kanuni sınırın altında kalan davalar ile temyiz edilemeyen kararlar maddede düzenlenmez; bunlar 362. maddede düzenlenmiştir. Temyiz dilekçesinin içeriği, temyiz incelemesi ve temyiz sebepleri ile temyize cevap ve katılma yolu da bu maddenin konusu değildir. Ayrıca ilk derece mahkemesi kararlarına karşı doğrudan temyiz hâlleri 373. maddede düzenlenmiştir.
Temyiz edilebilen kararlar: hangi kavramlar bilinmeli?
- Temyize elverişli nihai karar
- Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesinin davayı sonlandıran ve temyiz edilebilir olduğu kabul edilen kararıdır. Esasa ilişkin olup olmadığı ayırt edilmez; usule ilişkin nihai karar da bu kapsamdadır. Yine de 362. maddedeki temyiz edilemeyen kararlar bu kapsamın dışındadır.
- Hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen karar
- Hakem kararına karşı açılan iptal davasında verilen karardır. Bu kararlar doğrudan temyiz yoluna tabidir; hakem kararına karşı doğrudan temyiz yoluna gidilmez.
- Tebliğ tarihi
- Temyiz süresinin başlangıç anıdır. Süre, kararın ilgiliye tebliğ edildiği tarihten işler.
- Hukuki yarar
- Temyiz eden tarafın kararın kaldırılmasıyla somut ve güncel bir kazanç elde edebileceği durumdur. Davada haklı çıkan taraf, hukuki yararı bulunmadıkça temyiz edemez.
- Davada haklı çıkan taraf
- Hüküm fıkrasının lehine sonuçlandığı taraftır. Asıl istemi kabul edilmiş olmakla birlikte, hüküm fıkrası asıl istemine uymuyorsa temyiz hakkı doğar.
Temyiz edilebilen kararlar: hangi şartlar aranır?
- Kararın bölge adliye mahkemesi hukuk dairesinden verilmiş olması veya hakem kararının iptali talebi üzerine verilmiş bir karar olması gerekir.
- Kararın temyize elverişli nihai karar niteliği taşıması, yani davayı sonlandırması gerekir.
- Kararın 362. maddede sayılan temyiz edilemeyen kararlardan olmaması gerekir.
- Temyiz başvurusunun karar tebliğinden itibaren iki hafta içinde yapılması gerekir.
- Davada haklı çıkan tarafın temyiz edebilmesi için hukuki yararının bulunması gerekir.
Temyiz edilebilen kararlar: hangi sonuçları doğurur?
- Temyize elverişli nihai kararlar tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz edilebilir.
- Süre içinde temyiz başvurusu yapılmazsa karar kesinleşir ve temyiz hakkı düşer.
- Davada haklı çıkan taraf, hukuki yararı bulunmadıkça temyiz yoluna başvuramaz.
- Hukuki yararı bulunan haklı çıkan taraf da iki haftalık süre içinde temyiz edebilir.
- Hakem kararının iptali talebi üzerine verilen kararlar da doğrudan temyize tabidir.
- 362. maddede sayılan temyiz edilemeyen kararlara karşı bu madde uyarınca temyiz yoluna başvurulamaz.
Asıl taraf ile davada haklı çıkan taraf arasındaki fark nedir?
Davanın kaybeden tarafı, kararın aleyhine olduğu için doğrudan temyiz hakkına sahiptir.
Davada haklı çıkan taraf, kararın lehine olduğu için yalnızca hukuki yararı bulunduğunda temyiz edebilir.
Haklı çıkan tarafın temyizi hukuki yarar şartına bağlıdır; hüküm fıkrası asıl istemine uymuyorsa bu yarar kabul edilir.
Bölge adliye kararı ile ilk derece kararı arasındaki fark nedir?
Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesinin nihai kararı, kural olarak doğrudan temyize konu olur.
İlk derece mahkemesi kararı kural olarak doğrudan temyize konu olmaz; yalnızca istinaf yolu açıktır.
İlk derece kararına karşı doğrudan temyiz yalnızca 373. maddedeki istisnai hâllerde mümkündür ve süre ilk derece kararının tebliğiyle başlar.
Temyiz edilebilen kararlar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Haklı çıkan tarafın temyiz hakkını hukuki yarar şartı aranmadan kullanabileceğini varsaymak; hüküm fıkrası lehine ise hukuki yarar bulunup bulunmadığını ayrıca incelemek gerekir.
- İlk derece mahkemesi kararına karşı doğrudan temyiz yoluna gidilebileceğini varsaymak; bu madde yalnızca bölge adliye kararlarını kapsar, istisnalar 373. maddededir.
- Mahkemenin karar metninde gösterdiği daha uzun süreye güvenerek süreyi uzun hesaplamak; süre kanundan kaynaklanır.
- Süreyi karar tarihinden değil tebliğ tarihinden saymak.
- Temyiz edilemeyen kararları bu maddeye dayanarak temyiz etmeye kalkışmak; 362. maddedeki sınırlar önce kontrol edilmelidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Temyiz süresinin kanundaki iki haftalık süre esas alınır; mahkemenin karar metninde daha uzun bir süre göstermesi kanuni süreyi değiştirmez ve taraf bu hatanın sonucuna katlanmaz, mahkemenin yanıltması karşısında hukuki dinlenilme hakkı korunur. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/964 E., 2024/532 K., 23.10.2024)
- Temyiz süresi kanunda belirtilen süreden farklı gösterilmiş olsa bile kanundaki süre esas alınır. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/158 E., 2024/561 K., 20.11.2024)
- Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesi kararlarında tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre işler. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/858 E., 2023/300 K., 05.04.2023)
- Hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararların temyizi, kanunda açıkça öngörülen bir temyiz yolu olarak kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/232 E., 2023/553 K., 31.05.2023)
- Temyiz hükmünün davada haklı çıkan tarafa tanınması, hüküm fıkrasının asıl istemine uymaması hâlinde hukuki yarar oluşturduğu biçiminde uygulanmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/497 E., 2024/486 K., 02.10.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Temyiz başvurusunu yapan taraf, başvurunun süresinde yapıldığını tebliğ belgesiyle ispatlamakla yükümlüdür; sürenin başlangıcı tebliğ tarihine göre belirlenir.
- Davada haklı çıkan tarafın temyiz hakkını kullanabilmesi için hukuki yararını ileri sürmesi ve bunu hüküm fıkrasının asıl istemine uymadığı noktada göstermesi gerekir.
- Kararın temyize elverişli nihai karar olduğu ve 362. maddedeki istisnalardan birine girmediği, karar metni ve dosya içeriğiyle ortaya konur.
- Hakem kararının iptali talebi üzerine verilen kararlarda, iptal davasının açılmış olduğu ve karar tarihinin belgeyle ortaya konulması gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.362: Temyiz edilemeyen kararları sayar; bu madde ile birlikte okunduğunda temyize elverişli kararların sınırını belirler.
- 6100 sayılı Kanun m.373: İlk derece mahkemesi kararlarına karşı doğrudan temyiz hâllerini düzenler; bu hâllerde süre ilk derece kararının tebliğiyle başlar.
- 6100 sayılı Kanun m.439: Hakem kararlarına karşı iptal davasını düzenler; bu davada verilen kararların temyizi bu madde ile mümkün kılınır.
HMK m.362 — Temyiz edilemeyen kararlar
Bu madde, bölge adliye mahkemelerinin verdiği kararların temyiz edilip edilemeyeceğini düzenler. Temyiz yolunun kapalı olduğu haller üç grupta toplanır: miktar veya değeri kanunda belirlenen tutarı geçmeyen davalar, sulh hukuk mahkemesinin görevine giren davalar ve bazı özel kanunlardaki kararlar; yargı çevresi içindeki mahkemelerin görev ve yetki kararları ile yargı yeri belirlenmesi; çekişmesiz yargı işleri, nüfus kayıtlarının düzeltilmesi, dosyanın nakli ve geçici hukuki korumalar. Düzenleme bölge adliye mahkemesi kararlarına uygulanır ve ilk derece mahkemesi kararlarına doğrudan temyiz yolu açmaz. Madde, temyiz edilemeyen kararları sayar; üçüncü fıkrada ise istinaf başvurusunun kısmen veya tamamen kabulüyle yeniden esas hakkında verilen kararların hangi hallerde temyiz edilebileceği ayrıca düzenlenir. Temyiz başvurusunun süresi, dilekçe şartları ve temyiz incelemesinin usulü bu maddede düzenlenmez (m.temyiz süresi ve usulü, 6100 sayılı Kanun'un temyize ilişkin diğer maddeleri). Bir kısmı dava edilen alacakta kesinlik sınırının hesaplanması ikinci fıkrada, 353 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında verilen kararların temyiz edilemezliği ise birinci fıkranın (g) bendinde bu maddede düzenlenmiştir.
Temyiz edilemeyen kararlar: hangi kavramlar bilinmeli?
- Temyiz sınırı (kesinlik sınırı)
- Bölge adliye mahkemesi kararının temyiz edilebilmesi için aranan parasal eşiktir. Malvarlığına ilişkin davalarda miktar veya değer bu sınırı aşmalıdır. Sınır, yılda bir kez yeniden değerleme oranında artırılan bir tutardır ve uygulamada hangi tutarın geçerli olduğu karar tarihine göre belirlenir.
- Nihai karar
- Bölge adliye mahkemesinin esas hakkında verdiği ve davayı o derece bakımından bitiren karardır. Temyiz ancak nihai kararlara karşı mümkündür; ara kararlar bu maddenin kapsamında değerlendirilir.
- Çekişmesiz yargı işi
- Karşılıklı çekişme bulunmayan ve hâkimin koruyucu veya tespit edici görevini yerine getirdiği işlerdir. Bu işlerde verilen kararlar, dava konusu miktardan bağımsız olarak temyiz edilemez.
- Yargı yeri belirlenmesi
- Yetkili veya görevli mahkemenin, uyuşmazlık nedeniyle bir mahkeme tarafından belirlenmesidir. Yargı çevresi içindeki ilk derece mahkemeleri arasındaki uyuşmazlıklarda verilen kararlar temyiz dışında tutulmuştur.
- Geçici hukuki koruma
- Esas hakkında hüküm verilmeden önce hakkın korunması için verilen tedbir veya ihtiyati kararlardır. Bu kararlar madde gereğince temyiz edilemez.
Temyiz edilemeyen kararlar: hangi şartlar aranır?
- Kararın bölge adliye mahkemesi tarafından verilmiş olması gerekir; ilk derece mahkemesi kararı bu maddenin doğrudan konusu değildir.
- Kararın, birinci fıkranın bentlerinden birinde sayılan kararlardan biri olması gerekir; bu bentler miktar sınırı, sulh hukuk görevi, görev-yetki ve yargı yeri, çekişmesiz yargı, nüfus kaydı, dosya nakli, geçici hukuki koruma ve 353 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında verilen kararları kapsar.
- Malvarlığına ilişkin bir davada temyiz sınırı tespit edilirken dava konusu miktar veya değer, kanundaki parasal sınırın altında kalmamalıdır; kısmi dava söz konusuysa sınır alacağın tamamına göre belirlenir.
- Üçüncü fıkrada düzenlenen istinaf kararlarında, kabul veya reddedilen kısmın miktar veya değeri 341 inci maddenin ikinci fıkrasındaki parasal sınırın üzerinde olmalıdır.
- Üçüncü fıkranın (a) ve (b) bentlerindeki hallerde temyiz yolu kapalı kalır: fark sınırı aşmıyorsa ya da karar yalnızca yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkinse temyiz edilemez.
Temyiz edilemeyen kararlar: hangi sonuçları doğurur?
- Madde kapsamındaki bir kararın temyiz edilmesi mümkün değildir; Yargıtay bu kararlar hakkında temyiz incelemesi yapmaz.
- Malvarlığı davasında miktar veya değer temyiz sınırını aşıyorsa karar temyiz edilebilir.
- Miktar veya değer sınırın altındaysa karar kesinleşir ve temyiz dilekçesi reddedilir.
- Çekişmesiz yargı işlerinde verilen kararlar, miktardan bağımsız olarak kesinleşir.
- Nüfus kaydı düzeltme davalarında karar kesinleşir; soybağı sonucu doğuran davalarda temyiz açıktır.
- Görev-yetki ve yargı yeri kararları ile geçici hukuki koruma kararları temyiz edilemez.
Malvarlığı davası ile şahıs varlığı davası arasındaki fark nedir?
Malvarlığına ilişkin davalarda temyiz parasal sınıra bağlıdır; miktar veya değer sınırı aşılmadıkça temyiz açılamaz.
Şahıs varlığı haklarına ilişkin davalarda kanunda parasal bir sınır öngörülmemiştir.
Şahıs varlığı davalarında istinaf kararları, nüfus kaydı istisnası dışında, miktardan bağımsız temyiz edilebilir.
Nüfus kaydı düzeltme davası ile soybağı davası arasındaki fark nedir?
Nüfus kaydının düzeltilmesine ilişkin davalarda bölge adliye kararları temyiz edilemez.
Soybağına ilişkin sonuçlar doğuran davalar bu istisnanın dışındadır.
Soybağı sonucu doğuran davalarda bölge adliye kararına karşı temyiz yolu açıktır.
Görev-yetki kararı ile yargı yeri belirlenmesi arasındaki fark nedir?
Yargı çevresi içindeki ilk derece mahkemeleri arasındaki görev ve yetki uyuşmazlıkları ile yargı yeri belirlenmesi kararları temyiz edilemez.
Malvarlığı davasındaki esas hakkında karar ise parasal sınıra tabi olarak temyiz edilebilir.
Görev ve yetki kararlarında miktar sınırına bakılmaksızın temyiz yolu kapalıdır.
Üçüncü fıkra kapsamındaki istinaf kararı ile esas hakkında ilk karar arasındaki fark nedir?
Bölge adliye mahkemesinin yeniden esas hakkında verdiği karar, ilk karar ile arasındaki fark parasal sınırı geçmiyorsa temyiz edilemez.
Kabul veya ret edilen kısmın tutarı sınırın üzerindeyse temyiz edilebilir.
Fark tutarı ve kabul-ret tutarı ayrı ayrı sınırla karşılaştırılır; yalnız yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin kararlar kapsam dışında kalır.
Kısmi dava ile alacağın tamamının dava edilmesi arasındaki fark nedir?
Alacağın yalnızca bir kısmı dava edildiğinde kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.
Alacağın tamamı dava edildiğinde kabul edilmeyen kısım tek başına sınırı geçmiyorsa taraf temyiz edemez.
Alacağın tamamı dava edilmişse karşı tarafın temyizi üzerine diğer taraf cevap dilekçesiyle temyiz edebilir.
Temyiz edilemeyen kararlar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Temyiz sınırını ilk derece mahkemesinin karar tarihine değil, dava açıldığı tarihteki tutara göre hesaplamak; kesinlik sınırı kararın verildiği tarihteki tutara göre belirlenir.
- Kısmi davada yalnız talep edilen kısmı sınırla karşılaştırmak; sınır alacağın tamamına göre belirlenir.
- Malvarlığı davası ile şahıs varlığı davasını aynı kurala bağlamak; parasal sınır yalnızca malvarlığı davalarına uygulanır.
- Nüfus kaydı düzeltme davasında soybağı sonucu doğuran davayı istisna saymamak; soybağı davalarında temyiz açıktır.
- Üçüncü fıkradaki farkı veya kabul-ret tutarını tek bir toplam üzerinden değerlendirmek; fark ve kabul edilen kısım ayrı ayrı sınırla karşılaştırılır.
- Yalnızca yargılama gideri veya vekâlet ücretine ilişkin istinaf kararını sınırın üzerinde görüp temyiz edilebilir saymak; bu kararlar temyiz dışında tutulmuştur.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kesinlik sınırı, alacağın bir kısmı dava edildiğinde alacağın tamamına göre belirlenmekte, alacağın tamamı dava edilip kabul edilmeyen kısım sınırın altında kalıyorsa temyiz hakkı tanınmamaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/820 E., 2023/1359 K., 21.12.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2023/565 E., 2023/1273 K., 20.12.2023)
- Manevi tazminat ve maddi tazminat talepleri ayrı ayrı değil, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak talep edilen toplam miktar üzerinden kesinlik sınırına bakılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/820 E., 2023/1359 K., 21.12.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2023/313 E., 2023/1279 K., 20.12.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2023/784 E., 2023/1292 K., 20.12.2023)
- Kesinlik sınırı, kararın verildiği tarihte yürürlükte olan güncel tutara göre belirlenmekte; dava tarihindeki tutar esas alınmamaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/565 E., 2023/1273 K., 20.12.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2023/313 E., 2023/1279 K., 20.12.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2023/784 E., 2023/1292 K., 20.12.2023)
- Kira ilişkisinden doğan alacak davalarında miktar sınırı aşılmadıkça temyiz edilemez; kira tespiti davaları bu kapsamda değerlendirilmez. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/964 E., 2024/532 K., 23.10.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Temyiz sınırının aşıldığını iddia eden taraf, dava dilekçesindeki talep miktarını ve kararın tarihindeki kesinlik sınırını göstermelidir.
- Miktar veya değer, dava dilekçesi, ıslah dilekçesi ve bilirkişi raporu gibi yazılı belgelerle ispatlanır.
- Kısmi dava iddiası karşı tarafça ileri sürülüyorsa, alacağın tamamının dava edildiği hususu dava dosyasındaki yazılı belgelerle ortaya konulur.
- Karşı taraf temyiz sınırının aşılmadığını savunuyorsa, dava konusu miktarın sınırın altında kaldığını dosya kapsamı ile ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.341: Temyiz sınırı için kullanılan parasal sınırı tanımlar; üçüncü fıkrada atıf yapılan ikinci fıkradaki tutar bu sınırdır.
- 6100 sayılı Kanun m.353: Birinci fıkranın (a) bendi kapsamındaki görev-yetki kararları, bu maddenin (g) bendiyle temyiz dışında tutulur.
- 6100 sayılı Kanun m.361: Temyiz edilebilen kararları düzenler; bu madde ise istisnaları sayar.
- 6100 sayılı Kanun m.373: Bölge adliye mahkemesi kararının temyizi halinde dosyanın işleyişini ve ilk derece mahkemesine gönderilmesini düzenler.
- 6100 sayılı Kanun m.439: Hakem kararlarının iptali davası sonucunda verilen kararların temyiz yolunu belirler.
- 6100 sayılı Kanun m.4: Sulh hukuk mahkemesinin görevine giren davaları sayar; birinci fıkranın (b) bendi bu davalarda temyizi kapatır.
- 6100 sayılı Kanun m.382: Çekişmesiz yargı işlerinin tanımını yapar; birinci fıkranın (ç) bendinin kapsamını belirler.
HMK m.363 — Kanun yararına temyiz
Bu madde, ilk derece mahkemelerinin ve bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin ilk derece sıfatıyla verdiği kararlardan, kanun yolu denetiminden geçmeden kesinleşmiş olanlara karşı kanun yararına temyiz yolunu düzenler. Ayrıca bozma kararının hukuki sonuçlarını ve bozma kararının Adalet Bakanlığınca Resmî Gazetede yayımlanmasını düzenler. Başvuru yetkisi Adalet Bakanlığı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tanınmıştır; taraflar bu yoldan başvuru yapamaz. Kanun yararına temyizin kabul edilebilmesi için kararın yürürlükteki hukuka aykırı olması gerekir. Maddenin kapsamına girmeyen konular ise şunlardır: olağan temyiz başvurusunun usulü ve süresi (m.361 ve devamı), istinaf yolu ve incelemesi, kesin hükmün maddi sonuçları ve yeniden yargılama yolu. Bu konular ilgili diğer maddelerde düzenlenmiştir."}
Kanun yararına temyiz: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kanun yararına temyiz
- Kesinleşmiş ya da kanun yolu denetiminden geçmemiş kararlara karşı, yürürlükteki hukuka aykırılık gerekçesiyle Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurulan istisnai temyiz yoludur. Amacı somut uyuşmazlığı değiştirmek değil, hatalı yargı içtihadının ortaya çıkmasını önlemektir.
- Kanun yararına bozma
- Yargıtayın, kanun yararına temyiz talebini yerinde bulması hâlinde kararı hukuka aykırılık yönünden bozmasıdır. Bozma yalnızca yargılama hatasına işaret eder ve kararın doğurduğu hukuki sonuçları yok etmez.
- Kesin karar
- Verildiği anda kanun yoluna götürülemeyen, istinaf veya temyiz yoluna kapalı olan karardır. Bu madde bakımından kesin karar, kanun yararına temyizin konusu olabilen karar türlerinden biridir.
- Kanun yolu denetiminden geçmeden kesinleşme
- Kararın, istinaf veya temyiz incelemesi yapılmadan, yasal sürenin dolması ya da kesin olması nedeniyle kesinleşmesidir. Bu durum, kanun yararına temyiz için aranan koşullardan biridir.
- Bölge adliye mahkemesi hukuk dairesinin ilk derece sıfatıyla karar vermesi
- Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin, kanunda öngörülen hâllerde ilk derece mahkemesi gibi davaya bakarak karar vermesidir. Bu karar türü, ilk derece kararlarıyla birlikte kanun yararına temyize tabidir.
Kanun yararına temyiz: hangi şartlar aranır?
- Karar, ilk derece mahkemesi tarafından ya da bölge adliye mahkemesi hukuk dairesinin ilk derece sıfatıyla kesin olarak verilmiş olmalıdır.
- Karar, istinaf incelemesinden geçmeden ya da bölge adliye mahkemesinin ilk derece sıfatıyla verdiği kararda temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş olmalıdır.
- Başvuru, Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılmalıdır; taraflar bu yoldan başvuru yapamaz.
- Kararın yürürlükteki hukuka aykırı olduğu ileri sürülmelidir.
- Yargıtay, talebi yerinde görürse kararı kanun yararına bozmalıdır; bozma, kararın doğurduğu hukuki sonuçları yok etmez.
- Bozma kararından bir nüsha Adalet Bakanlığına iletilmeli, Bakanlık da bunu Resmî Gazetede yayımlatmalıdır.
Kanun yararına temyiz: hangi sonuçları doğurur?
- Talep yerinde görülürse karar kanun yararına bozulur; bozma kararı yalnızca yargılama hatasını tespit eder.
- Kanun yararına bozma, kararın hukuki sonuçlarını, yani kesinleşmiş olma niteliğini ortadan kaldırmaz; taraflar bu bozmadan yararlanamaz.
- Kararı kanun yararına bozulan mahkeme yeniden yargılama yapamaz ve bozmaya uygun yeni bir karar veremez; verirse bu karar geçersiz olur.
- Kararı bozulan mahkeme, kanun yararına bozmaya karşı direnme kararı veremez.
- Talep yerinde görülmezse karar aynen kalır ve kesinleşmiş olma niteliği devam eder.
- Bozma kararının Resmî Gazetede yayımlanması, aynı hukuki uyuşmazlıkların yurt genelinde aynı biçimde uygulanmasını sağlar.
Kesin ilk derece kararı ile istinaf edilmeden kesinleşen ilk derece kararı arasındaki fark nedir?
Verildiği anda kanun yoluna (istinafa) götürülemeyen, kesin olarak verilmiş ilk derece kararları.
Verildiği anda istinaf edilebilir nitelikte olup, taraflardan hiçbirinin istinaf yoluna başvurmaması nedeniyle kesinleşmiş ilk derece kararları.
Her iki durumda da kanun yararına temyiz yolu açıktır; madde metni ikisini birlikte sayar.
İlk derece mahkemesi kararı ile bölge adliye mahkemesinin ilk derece sıfatıyla verdiği karar arasındaki fark nedir?
İlk derece mahkemelerinin kesin olarak verdiği ya da istinaf incelemesinden geçmeden kesinleşen kararlar.
Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kesin kararlar veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen kararlar.
Her iki grup da kanun yararına temyize konu olabilir; kanun, ilk derece sıfatıyla verilen istinaf dairesi kararlarını ayrıca sayar.
Kanun yararına temyiz ile olağan temyiz arasındaki fark nedir?
Kanun yararına temyiz, kesin nitelikteki ya da kanun yolu denetiminden geçmeden kesinleşmiş kararlara karşı, yalnızca Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılır.
Olağan temyiz, kesin olmayan nihai kararlara karşı taraflarca yapılan başvurudur.
Kanun yararına temyizde taraflar başvuru yetkisine sahip değildir ve bozma hükmü taraflar bakımından değiştirmez.
Kanun yararına temyiz: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kanun yararına temyizi olağan temyiz gibi görüp taraflara başvuru yetkisi tanımak; yetki yalnızca Adalet Bakanlığı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına aittir.
- Kanun yararına bozmanın kararın hukuki sonuçlarını ortadan kaldırdığını sanmak; bozma yalnızca yargılama hatasını tespit eder.
- Bozma sonrasında mahkemenin yeniden yargılama yapabileceğini ya da bozmaya uygun yeni karar verebileceğini varsaymak; bu durumda yeni karar geçersiz olur.
- Kanun yararına bozmaya karşı mahkemenin direnme kararı verebileceğini kabul etmek; bu yol kapalıdır.
- Kanun yararına temyiz için bir temyiz süresi bulunduğunu varsaymak; maddede ve açıklamalarda belirli bir süre yoktur.
- Kanun yararına temyizin yalnızca istinaf denetimi geçmiş kararlar için olduğunu düşünmek; ilk derece kararları da kapsam içindedir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kanun yararına bozma kararının sonuçlarını kaldırmadığı ve bozmanın taraflar bakımından bir değişiklik doğurmadığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2024/155 E., 2025/340 K., 17.09.2025)
- Hukuk yargılamasında temyize ilişkin düzenlemelerin 6100 sayılı Kanun'un 361 ilâ 373 üncü maddeleri arasında yer aldığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/497 E., 2024/486 K., 02.10.2024)
- Kanun yararına temyiz talebinin yerinde görülmesi hâlinde yalnızca hükmün bozulmasıyla yetinildiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2024/155 E., 2025/340 K., 17.09.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Kanun yararına temyiz talebinde bulunan Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, kararın kesin olduğunu veya kanun yolu denetiminden geçmeden kesinleştiğini ve yürürlükteki hukuka aykırı olduğunu göstermekle yükümlüdür.
- Kararın kesin olduğu, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmediği ve kesinleştiği hususları, mahkeme dosyasındaki karar ve kesinleşme şerhi ile ortaya konur.
- Kararın hukuka aykırılığı, karar gerekçesi ve dosya içeriği üzerinden değerlendirilir; bu konuda taraflar değil, başvuran makam sorumludur.
- Taraflar kanun yararına temyiz talebine karşı kendi haklarını ispat etme yükü altında değildir; ancak karar içeriğinin hukuka uygunluğu yargılama kayıtlarıyla incelenir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.361: Temyiz yolunun genel düzenlemesini içerir; kanun yararına temyiz, olağan temyizden ayrı bir yol olarak bu maddenin çevresinde düzenlenmiştir.
- 6100 sayılı Kanun m.373: Temyiz yolunun düzenlendiği bölümün sonunda yer alır; kanun yararına temyiz ile olağan temyiz arasındaki ayrımın bağlamını oluşturur.
HMK m.364 — Temyiz dilekçesi
Madde, Yargıtay'a yapılacak temyiz başvurusunun şekline ilişkin olup temyiz dilekçesinin hangi unsurlardan oluşacağını ve hangi hallerde dilekçenin reddedilmeyeceğini düzenler. Dilekçe düzenine (tarafların kimliği, vekil ve temsilci bilgileri, kararın künyesi, tebliğ tarihi, özet, sebepler, duruşma istemi, imza) ve zorunlu unsurların asgari çekirdeğine ilişkindir. Temyiz dilekçesinin verilme yeri, sunuluş usulü ve kayda alınması m.365 ile, temyiz süresi m.361 ile, temyiz sebeplerinin incelemesi ve gerekçe ile sınırlılık m.369 ve sonrası ile düzenlenir. Temyiz harcı ve gider avansı ile temyiz edilemeyen kararlar da bu maddenin kapsamında değildir.
Temyiz dilekçesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Temyiz dilekçesi
- Temyiz talebinin Yargıtay'a hitaben yazılan yazılı başvuru biçimidir. Kanun yolu başvurusu bu dilekçeyle yapılır ve sözlü temyiz kabul edilmez.
- Zorunlu unsurlar
- Temyiz edenin kimliği, imzası ve temyiz olunan kararın hangi karar olduğunu belli eden kayıtlardır. Bu üç unsur bulunduğu sürece diğer eksiklikler dilekçenin reddini gerektirmez.
- Temyiz iradesi
- Temyiz edenin belirli bir kararı Yargıtay önüne getirme isteğidir. Dilekçede kelime olarak 'temyiz' yazılması gerekmez; istinaf veya itiraz ifadesi de iradeden anlaşılıyorsa yeterlidir.
- Direnme kararı
- Yargıtay bozma kararına uyulmasından sonra ilk derece mahkemesinin bozmaya uymayıp önceki kararında direnmesidir. Bu karara karşı temyizde dilekçe, direnme kararının künyesini de içermelidir.
- İlamın tebliği
- Temyiz edenin kararı kendisine tebliğ aldığı tarihtir. Dilekçede bu tarihin yazılması gerekir ancak eksikliği zorunlu unsur sayılmaz.
Temyiz dilekçesi: hangi şartlar aranır?
- Temyiz dilekçesi yazılı olarak hazırlanıp Yargıtay'a hitaben düzenlenmelidir ve dilekçeye karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmelidir.
- Temyiz eden ile karşı tarafın davadaki sıfatları, adı, soyadı, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası ve adresleri dilekçede yer almalıdır.
- Varsa kanuni temsilci ve vekillerin adı, soyadı ve adresleri dilekçede yer almalıdır.
- Temyiz edilen kararın hangi bölge adliye mahkemesi hukuk dairesinden verildiği, tarihi ve sayısı dilekçede belirtilmelidir.
- Yargıtay bozma kararından sonra verilen yeni karara veya direnme kararına karşı temyizde, bu kararın hangi mahkemeye ait olduğu, tarihi ve sayısı dilekçede yer almalıdır.
- İlamın temyiz edene tebliğ edildiği tarih, kararın özeti ve temyiz sebepleri ile gerekçesi dilekçede yer almalıdır.
- Duruşma isteniyorsa bu istek dilekçede açıkça yapılmalıdır.
- Temyiz edenin veya varsa kanuni temsilci ya da vekilinin imzası dilekçede bulunmalıdır.
- Zorunlu unsurların eksik olması hâlinde bile temyiz edenin kimliği, imzası ve temyiz olunan kararı yeterince belli eden kayıtlar bulunuyorsa dilekçe reddolunmaz ve temyiz incelemesi yapılır.
Temyiz dilekçesi: hangi sonuçları doğurur?
- Dilekçeye karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmemesi, şeklî bir eksiklik olarak değerlendirilir ve zorunlu unsur bulunuyorsa dilekçe reddedilmez.
- Madde 364/2'deki bentlerden herhangi birinin bulunmaması, zorunlu üç unsur tamamlanmışsa dilekçenin reddine yol açmaz.
- Temyiz edenin kimliği, imzası veya temyiz olunan kararı yeterince belli eden kayıtlardan biri yoksa dilekçe reddolunabilir.
- Temyiz dilekçesinde temyiz sebepleri ve gerekçesi gösterilmemiş olsa bile zorunlu unsurlar varsa dilekçe reddolunmaz ve temyiz incelemesi yapılır.
- Dilekçeden hükmün temyiz edildiği anlaşılmıyorsa dilekçe temyiz dilekçesi olarak nitelendirilemez ve hüküm temyiz edilmiş sayılmaz.
- Duruşma isteği dilekçede yer almazsa talep edilmemiş sayılır.
Dilekçenin şekil eksikliği ile zorunlu unsur eksikliği arasındaki fark nedir?
Madde 364/2'de sayılan dokuz bentten herhangi birinin eksik olduğu durum.
Temyiz edenin kimliği, imzası ve temyiz olunan kararı yeterince belli eden kayıtların bulunmadığı durum.
Birinci durumda dilekçe, eksik bent ne olursa olsun, kendiliğinden reddedilmez ve inceleme yapılır. İkinci durumda ise zorunlu unsurların eksikliği nedeniyle dilekçe reddolunabilir.
Direnme kararı ile bozma sonrası karar ile ilk karar arasındaki fark nedir?
Yargıtay bozma kararından sonra verilen yeni karar ya da direnme kararına karşı yapılan temyiz.
Bölge adliye mahkemesinin ilk kararına karşı yapılan temyiz.
İlk halde dilekçede bozma sonrası kararın mahkemesi, tarihi ve sayısı yer almalıdır; ilk halde bu bent uygulanmaz ve bölge adliye mahkemesi kararının künyesi yazılır.
Bu madde ile m.365 arasındaki fark nedir?
Bu madde dilekçenin içeriğini düzenler.
m.365 dilekçenin hangi mahkemeye verileceğini ve kaydı düzenler.
Dilekçenin içeriğindeki eksiklik ile verildiği mahkemedeki işlem birbirinden ayrı sorunlardır; birincisinde zorunlu unsurlar, ikincisinde yetkili yere verilme ve kayıt aranır.
Temyiz dilekçesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Dilekçede 'temyiz' kelimesi yer almadığı için dilekçeyi istinaf veya itiraz başvurusu saymak; temyiz iradesi anlaşılıyorsa dilekçe temyiz olarak yorumlanmalıdır.
- Dokuz bentten birinin eksik olması nedeniyle dilekçeyi kendiliğinden reddetmek; m.364/3 uyarınca zorunlu üç unsur tamamlanmışsa inceleme yapılmalıdır.
- Temyiz edenin kimliği, imzası veya temyiz olunan kararı belli eden kayıtların bulunup bulunmadığını incelemeden dilekçeyi reddetmek.
- Direnme kararına karşı temyizde direnme kararının künyesini dilekçeye yazmayı unutmak; bu bent bozma sonrası ve direnme hâlinde zorunlu bilgidir.
- Duruşma isteğinin dilekçede yer almadığını gözden kaçırmak; istek dilekçede açıkça yapılmalıdır.
- Dilekçenin verileceği mahkemeyi ve kayıt işlemini bu maddede aramak; bu konular m.365 kapsamındadır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Temyiz dilekçesinde 'temyiz' kelimesinin kullanılması gerekli görülmemekte; istinaf veya itiraz ifadesi temyiz iradesini gösteriyorsa temyiz olarak yorumlanmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/497 E., 2024/486 K., 02.10.2024)
- Temyiz dilekçesinde bulunması gereken asgari unsurlar, temyiz edenin kimliğinin, imzasının ve temyiz olunan kararın belirlenebilmesinden ibaret sayılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/708 E., 2023/915 K., 11.10.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2023/1034 E., 2023/1253 K., 13.12.2023)
- Dilekçede tebliğ tarihi veya ilk derece mahkemesinin adının yazılmaması, bu unsurlar başka belgelerden anlaşılıyorsa dilekçenin reddi için yeterli sayılmamaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/1034 E., 2023/1253 K., 13.12.2023)
- Temyiz talebinin dilekçe ile yapıldığı, dilekçede temyiz olunan kararın açıkça belirtilmesinin gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/355 E., 2023/970 K., 18.10.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Temyiz talebinin süresinde ve dilekçe ile yapıldığını ispat yükü temyiz edendedir; bu ispat dilekçenin mahkeme kaydı ve alındı belgesi ile yapılır.
- Temyiz edenin kimliği ve imzasının dilekçede bulunduğunu gösterme yükü temyiz edendedir; kimlik bilgileri ve imza dilekçenin kendisinden anlaşılır.
- Temyiz olunan kararın dilekçede yeterince belli edildiğini gösterme yükü temyiz edendedir; karar künyesi dilekçede ya da ekte bulunan karar örneğiyle belirlenir.
- Dilekçede yazılmayan tebliğ tarihinin başka belgelerle (tebligat parçası, dosya kayıtları) tespit edilmesi, karşı tarafın itirazı hâlinde temyiz edenin ya da mahkemenin ispat etmesi gerekir.
- Karşı tarafın sayısı kadar örneğin eklenmediğini ileri süren taraf bu savunmasını ispatlamakla yükümlüdür; eksiklik zorunlu unsur değilse dilekçe reddedilmez.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.365: Temyiz dilekçesinin hangi mahkemeye verileceğini, kayıt işlemini ve alındı belgesini düzenler. Bu madde dilekçenin sunuluş yerini tamamlar.
- 6100 sayılı Kanun m.369: Duruşma isteminin dilekçede yer alması hâlinde bu istemin nasıl değerlendirileceğini düzenler; m.364/2-g bendiyle bağlantılıdır.
- 6100 sayılı Kanun m.361: Temyiz süresini düzenler. Dilekçenin süresinde verilip verilmediği bu süreye göre belirlenir.
HMK m.365 — Temyiz dilekçesinin verilmesi
Madde, temyiz dilekçesinin nereye verileceğini, kararı veren mahkemeden başka bir mahkemeye verilmesi halinde yapılacak işlemi ve temyiz edene verilecek alındı belgesini düzenler. Temyiz dilekçesinin içeriği (m.364), temyiz süresi (m.361), duruşma isteği (m.369) ve temyiz incelemesinin yapılması ayrı maddelerde düzenlenmiştir; bu maddede yer almaz. Temyiz dilekçesinin harç ve gider yönünden eksikliği, süre aşımı ve kesin kararlar hakkında verilecek ret kararı ile bunların itiraz usulü de bu maddenin kapsamında değildir (ilgili kanun yolu hükümleri). Kanun yolu dilekçesinin elektronik ortamda verilmesine ilişkin usul ise bu maddede değil, Yönetmelik hükümlerinde düzenlenmiştir.
Temyiz dilekçesinin verilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Temyiz dilekçesi
- Temyiz talebinin Yargıtaya hitaben yazılan dilekçe ile yapılmasını ifade eder. Temyiz iradesinin dilekçeden anlaşılması gerekir; dilekçede "temyiz" kelimesinin geçmesi zorunlu değildir.
- Kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesi
- Temyiz edilen kararı vermiş olan bölge adliye mahkemesinin hukuk dairesidir. Temyiz dilekçesinin verilebileceği ilk yerdir.
- Yargıtayın bozması üzerine hüküm veren ilk derece mahkemesi
- Bölge adliye mahkemesinin Yargıtay tarafından bozulması üzerine yeniden hüküm veren ilk derece mahkemesidir. Bozma sonrası verilen yeni kararın temyizinde dilekçe bu mahkemeye de verilebilir.
- Temyiz edenin bulunduğu yer mahkemesi
- Temyiz edenin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki bölge adliye mahkemesi hukuk dairesi ya da ilk derece mahkemesidir. Dilekçe, kararı veren mahkeme dışında bu yerlerden birine de verilebilir.
- Temyiz defteri kaydı
- Temyiz dilekçesinin ilgili mahkemenin temyiz defterine işlenmesidir. Dilekçe kararı veren mahkemeden başka bir mahkemeye verilmişse bu kayıt, dilekçeyi alan mahkemece yapılır.
- Alındı belgesi
- Temyiz edene dilekçenin alındığını gösteren belgedir. Ücretsiz verilir ve dilekçenin mahkemeye ulaştığını kanıtlar.
Temyiz dilekçesinin verilmesi: hangi şartlar aranır?
- Temyiz talebinin dilekçe ile yapılması gerekir; sözlü veya başka biçimde yapılan beyan temyiz sayılmaz.
- Dilekçenin, temyiz edenin kimliği ve imzası ile temyiz olunan kararı yeterince belli edecek kayıtları taşıması gerekir (m.364/3).
- Dilekçenin, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine, Yargıtay bozması üzerine hüküm veren ilk derece mahkemesine, temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya temyiz edenin bulunduğu yer ilk derece mahkemesine verilmesi gerekir.
- Dilekçe kararı veren mahkemeden başka bir mahkemeye verilmişse o mahkemece temyiz defterine kaydedilmesi ve durumun derhal kararı temyiz edilen mahkemeye bildirilmesi gerekir.
- Temyiz edene ücretsiz bir alındı belgesi verilmesi gerekir.
Temyiz dilekçesinin verilmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Temyiz dilekçesi, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine, bozma sonrası ilk derece mahkemesine, temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilir.
- Dilekçe kararı veren mahkemeden başka bir mahkemeye verilmişse, o mahkemece temyiz defterine kaydedilir ve durum derhal kararı temyiz edilen mahkemeye bildirilir.
- Temyiz edene ücretsiz bir alındı belgesi verilir.
- Dilekçe, sayılan mahkemelerden biri dışındaki bir yere verilirse madde kapsamında bir işlem yapılmaz; bu durumda temyiz talebinin geçerli olarak yapıldığı kabul edilmez.
Kararı veren mahkeme ile başka yetkili mahkeme arasındaki fark nedir?
Dilekçe, temyiz edilen kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine verilirse kayıt ve işlem doğrudan o daire tarafından yapılır.
Dilekçe, madde ile sayılan diğer mahkemelerden birine (temyiz edenin bulunduğu yer mahkemesi gibi) verilirse, o mahkeme dilekçeyi temyiz defterine kaydeder ve kararı temyiz edilen mahkemeye bildirir.
Her iki durumda da temyiz dilekçesi geçerli kabul edilir; başka mahkemeye verilmesi yalnızca kararı temyiz edilen mahkemeye bildirim yükümlülüğü doğurur.
Bozma öncesi ile bozma sonrası ilk derece mahkemesi arasındaki fark nedir?
Kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesi tarafından verilen ilk karar için dilekçe bu daireye verilebilir.
Yargıtayın bozması üzerine yeni hüküm veren ilk derece mahkemesi, bozma sonrası kararın temyizinde dilekçe alabilen mahkemedir.
Dilekçenin hangi mahkemeye verileceği, temyiz edilen kararın bozma öncesi veya sonrası niteliğine göre belirlenir.
Temyiz dilekçesinin verilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Dilekçenin yalnızca kararı veren bölge adliye mahkemesine verilebileceğini sanmak; madde, temyiz edenin bulunduğu yer mahkemelerine de verilebileceğini açıkça düzenler.
- Dilekçenin başka bir mahkemeye verilmesi halinde kararı temyiz edilen mahkemeye bildirim yapılmasını unutmak; bildirim, dilekçenin kaydedilmesiyle birlikte derhal yapılmalıdır.
- Başka mahkemeye verilen dilekçeyi temyiz defterine kaydetmeden işleme koymak; kayıt işlemi dilekçeyi alan mahkemece yapılmalıdır.
- Temyiz edene alındı belgesi verilmesi gerektiğini gözden kaçırmak; belgenin ücretsiz verilmesi zorunludur.
- Madde içeriği ile dilekçe unsurlarını karıştırmak; dilekçenin içeriği m.364'te düzenlenmiştir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Temyiz dilekçesinin, temyiz edilen kararı veren mahkemeden başka bir yere verilmesi halinde de geçerli sayılacağı ve temyiz süresinin dilekçenin postaya verildiği tarihe göre değil, dilekçenin ilgili daireye ulaştığı tarihe göre hesaplanabileceği kabul edilmektedir. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/623 E., 2026/1102 K., 12.05.2026)
- Kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz dilekçesinin ilgili daireye, ilk derece mahkemesine veya temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine verilmesi gerektiği; bu sürenin m.361 hükmüne göre belirlendiği kabul edilmektedir. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/132 E., 2026/750 K., 01.04.2026; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2021/1795 E., 2026/625 K., 13.03.2026)
- Temyiz dilekçesinin hangi mahkemeye verildiğinin ayrıca önemli olduğu, dilekçe başka bir mahkemeye verilmişse kararı temyiz edilen mahkemeye bildirimin yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2026/537 E., 2026/790 K., 03.04.2026)
Nasıl ispat edilir?
- Temyiz talebini ileri süren taraf, dilekçenin süresi içinde ve madde kapsamındaki mahkemelerden birine verildiğini ispatlamakla yükümlüdür; ispat, dilekçenin mahkeme kaydı veya ön büro/yazı işleri kaydı ile yapılır.
- Dilekçenin verildiği tarih, temyiz defterine kayıt tarihi ile karşılaştırılarak belirlenir; posta yoluyla gönderilen dilekçede kesin tarih, dilekçenin ilgili daireye ulaştığı tarihtir. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/623 E., 2026/1102 K., 12.05.2026)
- Temyiz edene verilen ücretsiz alındı belgesi, dilekçenin mahkemeye sunulduğunu gösteren belgedir ve sunum tarihinin ispatında kullanılır.
- Dilekçenin kararı veren mahkemeden başka bir mahkemeye verildiği ileri sürülürse, kararı temyiz edilen mahkemeye yapılan bildirimin varlığı ve tarihi karşı tarafça ya da mahkeme dosyasından kontrol edilebilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.364: Temyiz dilekçesinin içeriğini düzenler. Bu madde yalnızca dilekçenin nereye verileceğini belirler; içerik şartları ve kimlik-imza gibi zorunlu unsurlar m.364'te yer alır.
- 6100 sayılı Kanun m.366: Temyize başvuru üzerine yapılacak işlemlerin istinafa ilişkin hükümlere yollandığını belirtir; dilekçenin verilmesi işlemlerinin bu yolla da bağlantısı vardır.
HMK m.366 — Kıyas yoluyla uygulanacak hükümler
Madde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun istinaf yoluna ilişkin 343 ila 349 ve 352. maddelerinin temyiz yoluna kıyas yoluyla uygulanmasını düzenler. Düzenlediği konu, istinaf usulüne ait bu hükümlerin temyiz incelemesinde hangi ölçüde işleyeceğidir. Uygulama, temyiz dilekçesinin ve temyiz yargılamasının bu hükümler kapsamındaki usul kurallarına tabi olduğu durumlarda ortaya çıkar. Maddenin kendisi süre, harç, dilekçe içeriği veya temyiz nedenlerini ayrıca düzenlemez; bu konular kıyas yoluyla gelen hükümlerin içinde yer alır. Temyiz incelemesinin genel esasları (m.369 ve devamı), temyiz süresi ve temyiz dilekçesinin verilmesi (m.364 ve temyiz süresine ilişkin hükümler) ile istinaf kararlarına karşı temyizin kapsamı ve kesinlik sınırı bu maddede düzenlenmez.
Kıyas yoluyla uygulanacak hükümler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kıyas yoluyla uygulama
- Bir kanun hükmünün, doğrudan kapsamına girmeyen ancak benzer bir usul durumuna kanun koyucu tarafından bilinçli olarak genişletilmesidir. Bu maddede istinaf hükümlerinin temyiz yoluna taşınması bu yöntemle yapılır.
- Usul birliği
- İstinaf ve temyiz yollarında aynı usul kurallarının uygulanarak yargılama işleyişinin tutarlı kılınmasıdır. Gerekçede bu amaç, gereksiz tekrarın önlenmesiyle birlikte anılır.
- Başvuru dilekçesi
- Kanun yolunun işletilmesi için yüksek mercie sunulan yazılı başvuru belgesidir. Madde bu dilekçeye ilişkin 343 ila 349 maddelerinin temyiz yolunda da geçerli olacağını öngörür.
- Ön inceleme
- Başvuru dilekçesinin ve dosyanın kanun yolu incelemesine geçmeden önce usul yönünden değerlendirilmesidir. Kıyas yoluyla temyiz yargılamasında da bu aşamanın uygulandığı kabul edilmektedir.
Kıyas yoluyla uygulanacak hükümler: hangi şartlar aranır?
- Temyiz yoluna başvurulmuş olması ve bu başvurunun 6100 sayılı Kanun'un temyize ilişkin hükümlerine tabi bulunması gerekir.
- Uygulanacak hükmün 343 ila 349 ile 352. maddelerden biri olması gerekir; 350, 351 ve 353 ile diğer maddeler bu yolla kapsama girmez.
- Kıyas yapılacak hükmün istinafa özgü usul kuralı olması, temyiz yolunda da aynı usul gereğinin bulunması gerekir.
- Temyiz incelemesinin bu hükümlerin öngördüğü usul aşamalarında yürütülmesi gerekir.
Kıyas yoluyla uygulanacak hükümler: hangi sonuçları doğurur?
- 343 ila 349 ve 352. maddelerdeki usul hükümleri temyiz yolunda da uygulanır.
- Bu hükümlerin temyize uygulanması, temyiz dilekçesinin ve incelemesinin usul birliği içinde yürütülmesini sağlar.
- Kıyas yoluyla uygulanmayan 350, 351 ve 353. maddeler temyiz yolunda bu madde kapsamında işletilmez.
- Temyiz yoluna özgü bir hüküm bulunduğunda bu hüküm öncelikle uygulanır ve kıyas ikinci plandadır.
İstinaf ile temyiz arasındaki fark nedir?
İstinaf yolunda 343 ila 349 ve 352. maddeler doğrudan uygulanır; bunlar ilk derece kararına karşı başvuru usulünü düzenler.
Temyiz yolunda aynı maddeler doğrudan değil, kıyas yoluyla uygulanır; temyiz kendi özel hükümleriyle yürür.
Aynı usul kuralı iki yolda farklı dayanakla işler; temyizde hüküm kıyasa bağlı olduğundan kapsamı sınırlıdır.
Kıyas yoluyla uygulanan hükümler ile temyize özgü hükümler arasındaki fark nedir?
343 ila 349 ve 352. maddeler temyizde kıyasla geçerli olur.
Temyize ilişkin özel düzenlemeler (m.361 ve devamı) öncelikle uygulanır.
Çelişki halinde temyize özgü hükümler üstün gelir; kıyas yalnız boşluk doldurma ölçüsünde işler.
Kıyas yoluyla uygulanacak hükümler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- 350, 351 ve 353. maddelerin de bu madde kapsamında kıyasla uygulanacağını saymak; madde yalnız 343 ila 349 ve 352'yi kapsar.
- Temyiz yoluna özgü hükümlerin varlığına rağmen istinaf hükümlerini doğrudan uygulamak; kıyas ikinci sıradadır.
- Maddeyi temyiz süresini düzenleyen bir hüküm sanmak; süre ve temyiz dilekçesi ayrı maddelerde düzenlenmiştir.
- Kıyas yapılırken istinafa özgü hükmün temyizin doğasına aykırı olduğu hâlde yine de uygulamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Temyiz dilekçesinin reddi gerektiğinde, Yargıtay'ın bu maddeye yollama yaparak istinaf dilekçesinin reddine ilişkin 344. maddeyi uyguladığı görülmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/606 E., 2023/1281 K., 20.12.2023)
- Temyiz dilekçesindeki eksikliklerin giderilmesi için kesin süre verildiği ve süre içinde harç yatırılmadığında dosyanın işlemden kaldırılmasında bu maddeye yollama yapılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/309 E., 2024/618 K., 04.12.2024)
- Temyiz kararlarının usule ilişkin değerlendirmesinde, kararın temyiz edilebilirliği göz ardı edilerek süre yönünden inceleme yapılmasının mümkün olmadığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/769 E., 2023/1287 K., 20.12.2023)
- Hukuk Genel Kurulu, temyiz dilekçesinin usul yönünden değerlendirilmesinde bu maddeyi istinaf usul hükümleriyle birlikte uygulamaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/158 E., 2024/561 K., 20.11.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2022/232 E., 2023/553 K., 31.05.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Temyiz yoluna başvuran taraf, temyiz dilekçesinin usule uygun olduğunu ispat yükü altındadır; dilekçenin süresinde verildiğini gösteren tebliğ ve dilekçe kayıtları bu amaçla kullanılır.
- Kıyas yoluyla uygulanacak istinaf hükmünün temyiz yargılamasında kapsamda olduğunu ileri süren taraf, bunu maddenin atıf yaptığı hükümle gösterir; bu yönde yazılı dayanak esastır.
- Harç ve gider eksikliğinin giderilmediği iddiası yönünden, yatırıldığını ileri süren taraf makbuz veya banka kaydıyla ispat eder.
- Usul yönünden karşı tarafın savunması, dilekçenin reddi koşulunun oluştuğu yönünde olup bunu dosya içeriğiyle ortaya koyar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.343: İstinaf dilekçesinin verilmesi ve içeriğini düzenler; temyizde kıyasla uygulanan ilk hükümdür.
- 6100 sayılı Kanun m.344: İstinaf dilekçesinin reddi ve eksikliklerin giderilmesi gibi usul sonuçlarını düzenler; K3 ve K5'te temyiz dilekçesinin reddinde bu hükme yollama yapılmıştır.
- 6100 sayılı Kanun m.361: Temyize özgü başvuru ve inceleme hükmü olup kıyas kaynağı olan istinaf hükümleriyle birlikte okunur.
HMK m.367 — Temyizin icraya etkisi
Madde, temyiz yoluna başvurulmasının kararın icrasına etkisini düzenler. Kural olarak temyizin icrayı durdurmadığını, bunun İcra ve İflas Kanunu'ndaki icranın geri bırakılması yoluyla istisna edilebileceğini ve nafaka kararlarında bu yolun kapalı olduğunu belirtir. İkinci fıkrada kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararların kesinleşmeden yerine getirilemeyeceğini söyler. Maddenin kişi ve aile hukuku kararları bakımından nafaka hariç tutulması ve kararın tesciline ilişkin ayrıntılar ile istinafın icraya etkisi bu maddede düzenlenmemiştir; istinaf yolunun icraya etkisi m.350'de, icranın geri bırakılmasının usulü İcra ve İflas Kanunu m.36'da düzenlenmiştir. Kanun yolu süreleri ve temyizin usulü (m.361 ila m.373 arası) bu maddenin konusu dışındadır. Hüküm, genel mahkeme kararları ile icra mahkemesi kararları için aynı biçimde işlemez; icra mahkemesi kararlarının temyizinde İİK m.36 uygulanmaz.
Temyizin icraya etkisi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Temyizin icrayı durdurmaması
- Temyiz edilmiş bir kararın kesinleşmeden de yerine getirilebilmesi ilkesidir. Kararın kesinleşmemiş olması tek başına icrayı engellemez.
- İcranın geri bırakılması (tehiri icra)
- Borçlunun teminat göstererek Yargıtay veya bölge adliye mahkemesinden kararın yerine getirilmesini durdurmasını sağladığı yoldur. Kararın kesinleşmesine kadar icranın durdurulmasını sağlar ve İİK m.36 esas alınır.
- Kesinleşmeden yerine getirilemeyen kararlar
- Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlardır. Bu kararlar kesinleşmeden icra edilemez; teminat göstererek icranın geri bırakılması yoluna da başvurulamaz.
- Nafaka kararı
- Aile hukukundan doğan ve sürekli nitelikteki bir ödeme yükümlülüğünü içeren karardır. Bu kararlarda icranın geri bırakılmasına karar verilemez; ikinci fıkradaki aile hukuku hükmünün istisnasını da oluşturur.
Temyizin icraya etkisi: hangi şartlar aranır?
- Karara karşı temyiz yoluna başvurulmuş olmalıdır.
- Temyiz edilen karar, nafaka kararı olmamalıdır; nafaka kararlarında icranın geri bırakılması istenemez.
- Borçlu icranın geri bırakılmasını istiyorsa, alacağın tamamı kadar teminat göstermelidir ve Yargıtay'dan icranın geri bırakılması kararı alınmalıdır.
- Karar kişiler hukuku, aile hukuku (nafaka hariç) ya da taşınmaz mal ile ilgili ayni hak niteliğinde ise kesinleşmiş olmalıdır; aksi halde icraya konulamaz.
Temyizin icraya etkisi: hangi sonuçları doğurur?
- Temyiz edilen genel mahkeme kararı kesinleşmeden icraya konulabilir ve icra işlemleri sürer.
- Borçlu, alacağın tamamı kadar teminat göstererek Yargıtay'dan icranın geri bırakılması kararı alırsa, Yargıtay karar verinceye kadar icra durur.
- Nafaka kararlarında icranın geri bırakılması istenemez; temyiz bu kararların icrasını durdurmaz.
- Kişiler hukuku, aile hukuku (nafaka hariç) ve taşınmaz ayni hak kararları kesinleşmedikçe yerine getirilemez; bu kararlarda temyiz sürerken icra yapılamaz.
- Nafaka dışı aile hukuku kararları ile kişiler hukuku kararlarına ilişkin tescil kararları, temyiz edilmesi halinde kesinleşmeden icraya konulamaz.
- İcra mahkemesi kararı temyiz edildiğinde satış dışındaki icra işlemleri durmaz, ancak satış yapılamaz.
- İcra mahkemesi kararlarında İİK m.36 uyarınca teminatla icranın geri bırakılması kararı verilemez.
Genel karar ile kişiler, aile ve taşınmaz ayni hak kararları arasındaki fark nedir?
Genel kural olarak temyiz edilen karar icrayı durdurmaz; borçlu teminat karşılığında icranın geri bırakılmasını isteyebilir.
Kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz ayni hak ile ilgili kararlar kesinleşmeden hiç icra edilemez.
Birinci grupta icra temyiz sürecinde sürer ya da teminatla durdurulabilir; ikinci grupta kesinleşme beklenmek zorundadır ve teminat yolu açık değildir.
Nafaka kararı ile diğer aile hukuku kararları arasındaki fark nedir?
Nafaka kararlarında icranın geri bırakılmasına karar verilemez.
Nafaka dışındaki aile hukuku kararları kesinleşmedikçe icra edilemez.
Nafaka kararı temyizde de icra edilebilir ve durdurulamaz; nafaka dışı aile hukuku kararı ise kesinleşmeden icra edilemez.
Genel mahkeme kararı ile icra mahkemesi kararı arasındaki fark nedir?
Genel mahkeme kararlarının temyizinde teminat karşılığında icranın geri bırakılması mümkündür (HMK m.367/1, İİK m.36).
İcra mahkemesi kararlarının temyizinde İİK m.36 uyarınca icranın geri bırakılmasına karar verilemez.
İcra mahkemesi kararlarında temyiz, satış dışındaki icra işlemlerini durdurmaz; ancak icranın geri bırakılması yolu kapalıdır.
Temyizin icraya etkisi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Temyizin kendiliğinden icrayı durdurduğunu varsaymak; kural olarak durdurmaz.
- Nafaka kararlarında da teminatla icranın geri bırakılmasının istenebileceğini düşünmek; bu yol kapalıdır.
- Kişiler hukuku, aile hukuku veya taşınmaz ayni hak kararlarında teminat göstererek icrayı başlatmak; bu kararlar kesinleşmeden icraya konulamaz.
- Nafakayı da ikinci fıkradaki aile hukuku kararı saymak; nafaka kararları m.367/2 kapsamı dışındadır ve kesinleşmeden icra edilebilir.
- İcra mahkemesi kararlarının temyizinde genel mahkeme kararları gibi teminatla icranın geri bırakılmasını istemek; İİK m.36 bu tür kararlar için uygulanmaz.
- Temyiz incelemesinin Yargıtay'da olduğunu unutup icranın geri bırakılması talebini kanun yoluna ya da icra dairesine yanlış yere yöneltmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Temyizin icrayı durdurmayacağı, kararın kesinleşmemiş olmasının tek başına icrayı engellemeyeceği kabul edilmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2026/250 E., 2026/323 K., 17.03.2026; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, 2024/1518 E., 2024/1411 K., 12.06.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2024/430 E., 2024/504 K., 14.03.2024)
- Kural olarak temyiz kararın icrasını durdurmaz; bu yorum yerleşik kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, 2024/1518 E., 2024/1411 K., 12.06.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2024/430 E., 2024/504 K., 14.03.2024)
- Kişiler hukuku ve aile hukuku kararlarının kesinleşmedikçe icra edilemeyeceği, bu kapsamda değerlendirilen kararlarda temyiz sürerken icraya konulamayacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/1599 E., 2023/1374 K., 28.09.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Temyizin icrayı durdurmadığını ileri süren taraf, kararın temyiz edildiğini ve kesinleşmediğini belgelemelidir; temyiz dilekçesi ve Yargıtay'a gönderim kaydı bu amaçla kullanılır.
- Icranın geri bırakılması talep eden borçlu, teminat göstermek ve Yargıtay'dan karar almakla yükümlüdür; teminatın alacağın tamamını karşılaması gerekir.
- Kararın nafaka kararı olduğunu ya da kişiler hukuku, aile hukuku veya taşınmaz ayni hak kararı olduğunu ileri süren taraf, kararın niteliğini belgeyle ortaya koymalıdır; bu belge karar metni olabilir.
- Alacaklı, borçlunun teminat gösterdiğini ya da Yargıtay'dan icranın geri bırakılması kararı aldığını iddia ediyorsa, bu iddiayı icra dosyası üzerinden ispat eder.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.350: İstinaf yolunda icranın etkisini düzenler; m.367/1 ve m.367/2 ile paralel işler ve kişiler hukuku ile aile hukuku kararlarının kesinleşmeden icrasını engeller.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.36: Teminat göstererek icranın geri bırakılması usulünü düzenler; m.367/1 bu hükme atıf yapar.
- 6100 sayılı Kanun m.368: Kötüniyetle temyiz başvurusunda m.329 hükümlerinin uygulanacağını belirtir; m.367 ile birlikte temyizin yürütülmesine ilişkin denge sağlar.
HMK m.368 — Kötüniyetle temyiz
Madde, temyiz talebinin kötüniyetle yapılması hâlinde Yargıtayın hangi yaptırımı uygulayacağını düzenler. Maddenin konusu, temyizi kötüniyetli yapan tarafa karşı HMK 329. maddedeki yaptırımların temyiz aşamasında da uygulanmasıdır. Kişilere, temyiz dilekçesinin şekli şartlarına, temyizin icraya etkisine ve temyiz incelemesinin kapsamına ilişkin kurallar bu maddenin kapsamında değildir. Maddenin uygulanması, temyiz yoluna başvuran tarafın kötüniyetine bağlıdır; yani hem asıl davada hem de temyizde kötüniyet ölçütü aynı yönde işler. Maddede süre, tutar veya oran belirlenmemiştir. Temyiz dilekçesinin içeriği (m.361 ve devamı), temyizin icraya etkisi (m.369), temyiz incelemesi ve duruşma (m.369 vd.) ile kötüniyetli ilk derece yargılamasında vekâlet ücreti ve disiplin para cezası hükmünün kendisi (HMK 329) madde metninde açıkça düzenlenmez; bunlar ayrı maddelerde ya da 329. maddede yer alır.
Kötüniyetle temyiz: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kötüniyetli temyiz
- Temyiz yoluna, hukuken korunmaya değer bir sebep olmaksızın ve yalnız süreyi uzatmak, karşı tarafı yıpratmak ya da kararın kesinleşmesini geciktirmek gibi amaçlarla başvurulmasıdır. Temyiz talebinin kötüniyetle yapıldığı, somut olaydan anlaşılmalıdır; yalnız temyizin reddedilmiş olması bu sonucu doğurmaz.
- Yargıtayca 329. madde hükümlerinin uygulanması
- Temyiz talebinin kötüniyetle yapıldığı anlaşıldığında, HMK 329. maddede kötüniyetli taraf için öngörülen yaptırımların Yargıtay tarafından uygulanmasıdır. Yaptırımın takdiri Yargıtaya aittir ve temyiz aşamasıyla sınırlıdır.
- Kötüniyetli veya haksız dava açan taraf
- HMK 329. maddenin muhatabıdır; kötüniyetli davalı veya hiçbir hakkı bulunmayan davacıdır. Madde 368, bu kişinin temyiz aşamasındaki durumunu 329. maddeye bağlar.
- Disiplin para cezası
- HMK 329. maddede öngörülen, kötüniyetli tarafın Yargıtayca hükme bağlanabilen para yaptırımıdır. Bu yaptırım yargılama giderlerinden ve vekâlet ücretinden ayrıdır.
Kötüniyetle temyiz: hangi şartlar aranır?
- Temyiz talebinin Yargıtayca kötüniyetle yapıldığı anlaşılmalıdır; bu anlam, somut olayın tüm koşullarından çıkarılır.
- Temyiz yoluna başvuran taraf, madde bakımından kötüniyetli olmalıdır; kötüniyet, hukuken korunmaya değer bir sebep bulunmamasını ifade eder.
- Kötüniyetin tespiti Yargıtayca yapılmalıdır; bu tespit, temyiz incelemesi sırasında veya kararla birlikte gerçekleşir.
- Yaptırım, 329. madde hükümlerinin uygulanması yoluyla gerçekleşir; yani HMK 329'un öngördüğü yaptırım türleri ve sınırları temyiz aşamasında da geçerlidir.
Kötüniyetle temyiz: hangi sonuçları doğurur?
- Temyiz talebinin kötüniyetle yapıldığı anlaşılırsa, Yargıtay HMK 329. madde hükümlerini uygular.
- 329. madde uyarınca kötüniyetli taraf, yargılama giderlerinden ayrı olarak karşı tarafın vekâlet ücretinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir.
- Vekâlet ücretinin miktarında uyuşmazlık çıkması veya miktarın fahiş bulunması hâlinde, bu miktar doğrudan Yargıtayca takdir edilir.
- Kötüniyetli taraf ayrıca disiplin para cezasına mahkûm edilebilir; bu hâlde kusuru bulunan vekil hakkında da disiplin para cezası uygulanır.
- Kötüniyet anlaşılmazsa madde uygulanmaz ve temyiz talebi, 329. madde yaptırımı olmaksızın incelenir.
- Maddenin hükmü emredicidir; kötüniyetin varlığı hâlinde Yargıtayın takdir yetkisi yoktur, yalnız 329. maddedeki yaptırımların uygulanıp uygulanmayacağı ve miktarı değerlendirilir. (Metinde açıkça belirtilmemiş; sonucundan çıkarılmıştır.)
Kötüniyetli temyiz ile kötüniyetli dava açma arasındaki fark nedir?
Madde 368 kapsamında, Yargıtaya yapılan temyiz talebi kötüniyetli olur ve temyiz aşamasında yaptırım uygulanır.
HMK 329 kapsamında, ilk derece mahkemesinde açılan davada kötüniyet veya hakkın olmaması söz konusu olur.
Her iki durumda yaptırım aynı 329. madde hükmünden gelir; fark, kötüniyetin hangi kanun yolunda ortaya çıktığıdır. Madde 368, 329 hükmünü temyiz aşamasına taşır.
Kötüniyetli temyiz ile kötüniyet gösteren bir temyiz yapılmayan hal arasındaki fark nedir?
Temyiz talebinin kötüniyetle yapılması, yaptırım için yeterli bir koşuldur.
Temyizin hukuka uygun bir sebebe dayanması veya yalnız haksız bulunup reddedilmesi, kötüniyet sayılmaz.
Yalnız reddedilen temyiz talebi, kendiliğinden kötüniyetli sayılmaz; madde ancak kötüniyetin anlaşılması hâlinde uygulanır.
Kötüniyetle temyiz: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Temyizin reddedilmesini doğrudan kötüniyet saymak; kötüniyetin somut olayın koşullarında ayrıca ortaya konulması gerekir.
- HMK 329'un yalnız ilk derece mahkemesinde açılan davalarda uygulandığını düşünmek; madde 368 bu yaptırımı temyiz aşamasına da taşır.
- Disiplin para cezası ile vekâlet ücreti yaptırımını birbirinin yerine kullanmak; her ikisi ayrı ve birlikte uygulanabilen yaptırımlardır.
- Kötüniyet yaptırımını yalnız tarafa uygulamak; kötüniyetli vekil hakkında disiplin para cezası da uygulanabilir.
- Vekâlet ücretinin miktarını hükmün tabanıyla değil, tarafların kararlaştırdığı ücretle belirlemeyi unutmak; uyuşmazlık hâlinde Yargıtayın doğrudan takdir ettiğini gözden kaçırmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, kötüniyetli temyizin tespitinde somut olayın tüm koşullarını birlikte değerlendirmektedir; yalnız temyiz talebinin reddedilmiş olması yeterli görülmemektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/47 E., 2025/63 K., 19.02.2025)
- Uygulamada, kesinlik sınırı nedeniyle temyiz dilekçesinin değerden reddine ilişkin kararın ardından temyiz yoluna başvurmanın kötüniyetli sayıldığı ve disiplin para cezasına hükmedildiği görülmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2023/799 E., 2024/856 K., 08.05.2024)
- Kötüniyetle temyiz kabul edilen hallerde, kesinleşmiş bir kararın yıllar sonra temyiz edilmesi, icra kararına karşı yapılan temyizin reddinden sonra tekrar temyiz edilmesi gibi haller kötüniyet kapsamında değerlendirilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2026/880 E., 2026/800 K., 09.02.2026)
- Kötüniyetli temyiz hâlinde 329. madde yaptırımının takdiri ve tutarının belirlenmesi Yargıtaya aittir; vekâlet ücretinde uyuşmazlık çıkarsa miktar doğrudan Yargıtayca belirlenir. (11. Hukuk Dairesi, 2026/916 E., 2026/801 K., 09.02.2026)
- Kötüniyetli temyiz yoluna başvurmanın disiplin para cezası doğurduğu ve bu cezanın bizzat vekilden alınabildiği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2026/474 E., 2026/447 K., 26.01.2026)
Nasıl ispat edilir?
- Kötüniyet iddiasını ileri süren karşı taraf, temyiz talebinin kötüniyetle yapıldığını ispatlamakla yükümlüdür; bu iddia somut olay unsurlarına dayandırılmalıdır.
- Kötüniyetin delilleri, temyiz dilekçesinin içeriği, kararın kesinleşme tarihi, daha önce verilmiş ret kararları ve dosyadaki diğer yazılı belgelerdir.
- Temyiz eden taraf, temyizinin hukuka uygun bir sebebe dayandığını göstererek kötüniyet iddiasını çürütebilir; bu savunma da yazılı belgelerle yapılmalıdır.
- Vekâlet ücretinin miktarı konusunda uyuşmazlık varsa, bu miktarın taraflar arasında kararlaştırılan vekâlet ücretine göre belirlenmesi gerekir; belge olarak vekâlet sözleşmesi veya vekâletname kullanılır.
- Kötüniyet kararı verilirken Yargıtayın kendiliğinden dikkate alma yetkisi bulunduğundan, tarafların bu konuda talepte bulunmaları zorunlu değildir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.329: Madde 368'in bütün yaptırımını içerir; kötüniyetli veya haksız dava açan tarafın vekâlet ücreti ve disiplin para cezasıyla mahkûm edilmesini düzenler. 368. madde, bu hükmün temyiz aşamasında uygulanacağını söyler.
- 6100 sayılı Kanun m.351: Kötüniyetle istinaf yoluna başvurma hâlinde de aynı 329. madde yaptırımının uygulanmasını öngörür; temyiz ve istinaf arasında paralel bir düzen kurar.
- 6100 sayılı Kanun m.369: Temyiz kararının icraya etkisini düzenler; 368. maddenin kapsamına girmez ancak kötüniyetli temyiz hâlinde de icranın durmaması sonucunu birlikte değerlendirmek gerekir.
HMK m.369 — Temyiz incelemesi ve duruşma
6100 sayılı HMK m.369, Yargıtay'da temyiz incelemesinin kapsamını, dosya üzerinden mi yoksa duruşmalı mı yapılacağını, duruşma talebinin koşullarını ve duruşma davetiyesine ilişkin usulü, ayrıca duruşmaya gelinmemesinin sonuçlarını ve incelemenin süresini düzenler. Hüküm, Yargıtay'ın temyiz sebeplerine bağlı olmaksızın kanuna aykırılığı re'sen incelemesini, ivedi işlerin öncelikli görülmesini de kapsar. Hüküm temyiz yapan ve karşı taraf olan tüm tarafları, duruşma isteyen taraf bakımından ise Yargıtay'a gelen temyiz dosyalarını bağlar. Duruşma sınırının belirlenmesinde kıyas yoluyla uygulanan 362. maddenin ikinci fıkrası da bu maddenin kapsamına girer. Temyiz talebinin süre, harç ve kesinlik gibi ön şartlarının incelenmesini düzenlemez (m.366, m.352). Duruşma sınırını aşan değer için kısmi dava ve alacağın tamamı ayrıntısını düzenlemez (m.109, m.362). Yargıtay'da duruşmanın yapılış biçimi ve bozma sonrası işlemler ile ilk derece mahkemesinde duruşmaya gelmemenin sonuçları (m.150) bu maddenin dışındadır."
Temyiz incelemesi ve duruşma: hangi kavramlar bilinmeli?
- Duruşmalı temyiz incelemesi
- Yargıtay'ın tarafları davet ederek, gelenleri dinleyip dosyayı birlikte değerlendirdiği temyiz incelemesi biçimidir. Kural olarak temyiz incelemesi dosya üzerinde yapılır; duruşma yalnızca maddede sayılan hallerde ve talep veya resen karar ile gerçekleşir.
- Duruşma sınırı
- Alacak ve ayın davalarında duruşma talebinin miktar veya değer bakımından aranan alt eşiğidir. Madde metninde bu sınır altmışbin Türk lirası olarak yazılmıştır; kullanılan güncel tutar ise uygulanan parasal sınır notunda belirtilen tutardır. Sınır, 362. maddenin ikinci fıkrası kıyas yoluyla belirlenir.
- Resen duruşma
- Yargıtay'ın taraf talebine bağlı olmaksızın, bilgi almak amacıyla kendiliğinden duruşma yapmaya karar vermesidir. Bu yetki, maddede sayılan davalarla ve duruşma sınırıyla sınırlı değildir.
- Duruşma davetiyesi
- Duruşma günü belirlendiğinde Yargıtay tarafından taraflara usulen gönderilen çağrı belgesidir. Tebliğ tarihi ile duruşma günü arasında en az iki hafta bulunmalıdır.
- Re'sen inceleme
- Yargıtay'ın tarafların ileri sürmediği temyiz sebeplerini de kanunun açık hükmüne aykırılık yönünden kendiliğinden incelemesidir. Bu yetki, kanunun açık hükmüne aykırılık ile sınırlıdır.
Temyiz incelemesi ve duruşma: hangi şartlar aranır?
- Duruşma yapılabilmesi için temyiz veya temyize cevap dilekçesinde duruşma talebinin açıkça yapılmış olması gerekir.
- Duruşma talebinin, maddede sayılan davalardan biri ile ya da miktar veya değeri duruşma sınırını aşan alacak ve ayın davası ile ilgili olması gerekir.
- Tebligat giderinin yatırılmış olması gerekir; giderler verilmemişse duruşma talebi dikkate alınmaz.
- Duruşma giderinin eksik ödenmesi halinde dairenin başkanınca verilecek bir haftalık kesin süre içinde giderin tamamlanması gerekir.
- Duruşma günü ile taraflara tebliğ tarihi arasında en az iki hafta bulunmalıdır; taraflar gelmişlerse bu süreye bakılmaz.
- Duruşma davetiyesi Yargıtay tarafından taraflara usulen gönderilmelidir.
Temyiz incelemesi ve duruşma: hangi sonuçları doğurur?
- Maddede sayılan davalarda taraflardan biri temyiz veya cevap dilekçesinde duruşma talep ederse ve gider tamamlanırsa Yargıtay bir gün belirleyerek taraflara davetiye gönderir.
- Duruşma talebi tebligat giderinin verilmemesi halinde dikkate alınmaz ve duruşma yapılmaz.
- Duruşma giderinin süresinde tamamlanmaması halinde dosya üzerinde inceleme yapılır.
- Duruşma günü belli edildikten sonra taraflardan hiçbiri gelmezse Yargıtay dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir.
- Taraflardan yalnızca biri gelmişse Yargıtay yalnızca o tarafı dinler.
- Yargıtay, taraf talebine bağlı olmaksızın bilgi almak üzere resen duruşma yapabilir.
- Yargıtay, temyiz sebeplerine bağlı olmaksızın kanunun açık hükmüne aykırı gördüğü diğer hususları da inceleyebilir.
- Duruşma günü kararı verilemeyen işler en geç bir ay içinde karara bağlanmalıdır.
- Kanunda ivedi olduğu bildirilen dava ve işlerin temyiz incelemesi öncelikle yapılır.
- Alacak ve ayın davalarında duruşma sınırı aşılmadıkça taraf talebiyle duruşma yapılmaz; bu durumda dosya üzerinde inceleme yapılır.
Maddede sayılan davalar ile miktar veya değer sınırı arasındaki fark nedir?
Boşanma, velayet, soybağı, kısıtlama, evlenmenin butlanı veya iptali, tüzel kişiliğin feshi ve genel kurul kararlarının iptali davalarında miktar veya değer aranmaz.
Alacak ve ayın davalarında duruşma talebi, miktar veya değerin duruşma sınırını aşmasına bağlıdır.
Sayılan davalarda taraf talebi yeterlidir; alacak ve ayın davalarında sınır aşılmadıkça duruşma talebi yapılamaz.
Taraf talebiyle duruşma ile resen duruşma arasındaki fark nedir?
Taraf talebiyle yapılan duruşmada tarafın dilekçede talebi ve giderin yatırılması aranır.
Resen duruşmada Yargıtay, taraf talebine bağlı olmaksızın bilgi almak üzere duruşma yapmaya karar verebilir.
Resen duruşmada taraf talebi ve sınır aranmaz; bu nedenle Yargıtay sınır altındaki davalarda da duruşma yapabilir.
Taraflar geldi ile taraflar gelmedi arasındaki fark nedir?
Taraflar duruşmaya gelmişse, iki haftalık davetiye süresine bakılmaz.
Taraflardan hiçbiri gelmemişse Yargıtay dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir.
Gelen tarafa dinleme hakkı tanınır; kimse gelmezse duruşma yapılmadan inceleme tamamlanır.
Ön şart eksikliği ile duruşma giderinin eksikliği arasındaki fark nedir?
Tebligat gideri hiç verilmemişse duruşma talebi dikkate alınmaz.
Gider eksik ödenmişse dairenin başkanı bir haftalık kesin süre verir.
Tebligat gideri yoksa talep geçersiz sayılır; eksik gider için süre içinde tamamlanmazsa duruşma talebinden vazgeçilmiş sayılır ve dosya üzerinde inceleme yapılır.
Duruşma sınırı ile kısmi dava arasındaki fark nedir?
Sınır, dava edilen miktara göre değil alacağın tamamına göre belirlenir.
Asıl istemin kabul edilmeyen kısmı sınırı aşmıyorsa, o kısım için duruşma isteme hakkı yoktur.
Kısmi dava açılmış olsa da duruşma sınırı alacağın tamamı üzerinden hesaplanır.
Temyiz incelemesi ve duruşma: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Dava türünün sayılan davalardan olup olmadığını dikkate almadan, her davada duruşma talebinin miktar sınırına bağlı olduğunu varsaymak. Sayılan davalarda miktar veya değer aranmaz.
- Duruşma sınırını madde metnindeki altmışbin Türk lirası tutarı ile hesaplamak. Güncel sınır, uygulanan parasal sınır notunda belirtilen tutardır; kanundaki tutar taban niteliğindedir.
- Kısmi davada duruşma sınırını dava edilen kısmın miktarına göre belirlemek. Sınır alacağın tamamına göre hesaplanır.
- Tebligat giderini yatırmadan duruşma talebinin geçerli olacağını düşünmek. Tebligat gideri verilmemişse talep dikkate alınmaz.
- Duruşma gideri eksik ödendiğinde süreyi beklemeden dosya üzerinde inceleme yapılacağını varsaymak. Dairenin verdiği bir haftalık süre geçmeden talepten vazgeçilmiş sayılmaz.
- Taraflardan biri geldiğinde iki haftalık davetiye süresinin aranacağını düşünmek. Taraflar gelmişse bu süreye bakılmaz.
- Taraflardan yalnızca birinin gelmesi halinde duruşmanın tamamen iptal edileceğini düşünmek. Gelen taraf dinlenir.
- Duruşmaya gelinmemesi halinde ilk derece mahkemesindeki işlemden kaldırma hükmünün temyizde de uygulanacağını varsaymak. Bu hüküm temyizde uygulanmaz.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, temyiz incelemesinin kanunun açık hükmüne aykırılık yönünden genel anlamda hukuka uygunluk denetimi olduğunu kabul etmektedir; bu bağlamda temyiz sebeplerine bağlı olmaksızın, emredici ve yedek hukuk kurallarını re'sen dikkate almaktadır. (8. Hukuk Dairesi, 2021/5891 E., 2024/3711 K., 28.05.2024)
- Yargıtay, duruşma talebinin temyiz veya cevap dilekçesinde açıkça yapılmasını aramakta ve bu talebin dilekçede yer almaması halinde duruşma yapılmadan incelemeye devam etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/234 E., 2023/259 K., 22.03.2023)
- Duruşma talebinin yapıldığı dilekçede davaya ilişkin sınıra ve sayılan dava türlerine uygun şekilde gerekçe gösterilmesi, Yargıtay'ın duruşma talebini değerlendirmesinde esas alınmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2020/314 E., 2023/188 K., 08.03.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2023/133 E., 2023/189 K., 08.03.2023)
- Duruşmaya gelinmemesi halinde Yargıtay'ın dosya üzerinde inceleme yaptığı ve bu durumda ilk derece mahkemesinden farklı olarak dosyanın işlemden kaldırılmadığı uygulanmaktadır. (10. Hukuk Dairesi, 2024/12786 E., 2024/13393 K., 19.12.2024)
- Yargıtay, duruşma giderinin tamamlanması ve tebligat giderinin yatırılması hususunda süreleri gözetmekte; süresinde tamamlanmayan talepleri duruşmasız incelemeye bağlamaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/225 E., 2026/196 K., 01.04.2026)
Nasıl ispat edilir?
- Duruşma talebinde bulunan taraf, talebini temyiz veya temyize cevap dilekçesinde açıkça belirtmekle yükümlüdür; talebin dilekçede bulunmaması, yazılı kayıt ile ispatlanır.
- Duruşma sınırının aşılıp aşılmadığını ileri süren taraf, alacağın miktarını veya davanın değerini belgelerle göstermelidir; karşı taraf miktarın sınırın altında kaldığını iddia edebilir ve bunu da belgelerle ispatlamalıdır.
- Tebligat giderinin yatırıldığı, dava dosyasında yer alan gider makbuzları ile ispatlanır; gider yatırılmamışsa duruşma talebi dikkate alınmaz.
- Duruşma giderinin tamamlandığı ya da süresinde tamamlanmadığı, dairenin yazılı bildirimi ve harç kayıtları ile belirlenir.
- Duruşmaya gelinip gelinmediği tutanakla tespit edilir; taraflardan hiçbirinin gelmediğinin ispatı dosyadaki kayıtlara dayanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.362: Duruşma sınırının belirlenmesinde ikinci fıkrası kıyas yoluyla uygulanır; sınırın hesaplanma esasını belirler.
- 6100 sayılı Kanun m.109: Kısmi dava halinde duruşma sınırının alacağın tamamına göre belirlenmesi yönünde bu maddenin uygulanmasına ilişkin dayanaktır.
- 6100 sayılı Kanun m.150: İlk derece mahkemesindeki duruşmaya gelmemenin dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin hükmü; Yargıtay temyiz incelemesinde uygulanmaz.
- 6100 sayılı Kanun m.366: Temyiz talebinin usulden reddine ilişkin ön inceleme sonuçlarını düzenler; duruşma talebinin ön şart değerlendirmesinde ayrı bir aşamadır.
- 6100 sayılı Kanun m.352: Temyiz başvurusunun ön şartlarının yerine getirilmesine ilişkin hükümler; temyiz talebinin süre ve şart yönünden incelenmesi için bağlantılıdır.
HMK m.370 — Onama kararları
6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi, Yargıtay'ın temyiz incelemesinde verdiği onama kararının niteliğini ve onama kararının iki özel biçimini düzenler: gerekçe değiştirilerek onama ve düzelterek onama. Düzelterek onamanın hangi hallerde yapılabileceği (esas yönünden kanuna uygun olup hüküm hatası bulunan kararlar, yazı/hesap/açık ifade yanlışlıkları, kimlik yanlışlıkları) ile hangi hallerin dışında kalacağı bu maddede sınırlı olarak belirlenmiştir. Madde, Yargıtay'ı ve temyiz edilen kararın kanuna uygunluğunu denetleyen mahkemeyi ilgilendirir. Madde, bozma kararlarını, Yargıtay'ın kendi yerine hüküm kurma yetkisinin genel sınırlarını ve karar düzeltme yolunu düzenlemez; bunlar için ilgili temyiz ve karar düzeltme hükümlerine bakılmalıdır. Ayrıca yeniden yargılama gerektiren hataların bozma yoluyla giderilmesi de bu maddenin kapsamı dışındadır.
Onama kararları: hangi kavramlar bilinmeli?
- Onama kararı
- Yargıtay'ın temyiz edilen kararı hukuka uygun bularak kabul ettiği karardır. Onama kararında Yargıtay, onadığı kararın hukuk kurallarına uygunluğunun gerekçesini göstermek zorundadır (m.370/1).
- Düzelterek onama
- Temyiz edilen kararın esas yönünden kanuna uygun olmakla birlikte kanunun olaya uygulanmasında hata yapılmış olması hâlinde, yeniden yargılama gerektirmeyen hatanın Yargıtay tarafından düzeltilerek onanmasıdır (m.370/2). Esas yönünden kanuna aykırı kararlar ile hâkimin takdir yetkisi kapsamında belirlediği edalar bu yolla onanamaz.
- Maddi hata (yazı, hesap, açık ifade yanlışlığı)
- Hükmün içeriğinde hukuki değerlendirme gerektirmeyen, kimlik bilgilerine, yazıma, hesaplamaya ya da açıkça görülen ifadeye ilişkin yanlışlıklardır (m.370/3). Bu tür hatalar yeniden yargılama gerektirmeyeceğinden Yargıtay tarafından düzeltilebilir.
- Gerekçe değiştirilerek onama
- Karar usul ve kanuna uygun olduğunda, ancak gösterilen gerekçe doğru bulunmadığında, hüküm sonucu korunarak gerekçenin değiştirilmesi ve düzeltilmesi suretiyle yapılan onamadır (m.370/4).
- Takdir yetkisi kapsamındaki edalar
- Hâkimin somut olayın koşullarına göre takdir ettiği tazminat, nafaka gibi miktarlardır. Bu miktarlar düzelterek onama kapsamına alınamaz; hatalı bulunmaları hâlinde Yargıtay bu konuda düzeltme yerine ilgili bozma yolunu kullanır (m.370/2 son cümle).
Onama kararları: hangi şartlar aranır?
- Temyiz edilen kararın esas yönünden kanuna uygun olması gerekir.
- Kanunun olaya uygulanmasında bir hata bulunmalı ve bu hata nedeniyle karar bozulmayı gerektirmelidir.
- Kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmamalıdır.
- Esas yönünden kanuna aykırı kararlar düzelterek onamanın dışında tutulmalıdır.
- Hâkimin takdir yetkisi kapsamında karara bağladığı edalar düzelterek onamaya konu olamaz.
- Tarafların kimliklerine ait yanlışlık ya da yazı, hesap veya diğer açık ifade yanlışlığı bulunuyorsa Yargıtay bu hatayı düzelterek onayabilir.
- Karar usul ve kanuna uygun olup gösterilen gerekçe doğru bulunmuyorsa, gerekçe değiştirilerek ve düzeltilerek onama yapılabilir.
- Onama kararında Yargıtay, onadığı kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermek zorundadır.
Onama kararları: hangi sonuçları doğurur?
- Yargıtay, esas yönünden kanuna uygun ancak uygulamada hatalı bulduğu kararı, yeniden yargılama gerektirmiyorsa düzelterek onayabilir.
- Esas yönünden kanuna aykırı kararlar düzelterek onanamaz ve bu kararlar bozulur.
- Takdir yetkisi kapsamında belirlenen edalar hatalı bulunursa Yargıtay bunları düzelterek onama yoluyla değiştiremez.
- Tarafların kimliklerine ait yanlışlıklar ile yazı, hesap veya diğer açık ifade yanlışlıkları Yargıtay tarafından düzeltilerek onanabilir.
- Karar usul ve kanuna uygun olduğu hâlde gösterilen gerekçe doğru değilse, gerekçe değiştirilerek ve düzeltilerek onama yapılır.
- Onama kararında, onanan kararın hukuk kurallarına uygunluğunun gerekçesi gösterilmek zorundadır.
- Düzelterek onama kararında, esas yönünden kanuna uygun olma ve yeniden yargılama gerektirmeme koşulları birlikte aranır; koşullardan biri yoksa düzeltme yapılamaz.
- Madde Yargıtay'a hüküm kurma yetkisi vermez; Yargıtay bu maddeye dayanarak hükmü değiştirerek onayamaz.
Gerekçe değiştirilerek onama ile düzelterek onama arasındaki fark nedir?
Gerekçe değiştirilerek onamada karar usul ve kanuna uygundur, yalnızca gerekçe doğru değildir ve Yargıtay gerekçeyi değiştirir.
Düzelterek onamada karar esas yönünden kanuna uygundur ancak kanunun olaya uygulanmasında hata vardır ve bu hata düzeltilir.
Gerekçe hatası dışında hüküm hatası varsa düzelterek onama yolu, yalnız gerekçe hatası varsa gerekçe değiştirme yolu uygulanır.
Maddi hata ile hukuki hata arasındaki fark nedir?
Maddi hata; kimlik, yazı, hesap veya açık ifade yanlışlığı olup hukuki değerlendirme gerektirmez.
Hukuki hata; kanunun olaya uygulanmasında yapılan ve hüküm sonucunu etkileyen yanlıştır.
Maddi hatalar her hâlde düzeltilerek onanabilir (m.370/3); hukuki hata ise yalnızca yeniden yargılama gerektirmediği ölçüde düzeltilebilir (m.370/2).
Esas yönünden kanuna uygun karar ile esas yönünden kanuna aykırı karar arasındaki fark nedir?
Esas yönünden kanuna uygun kararda hata yalnızca uygulamadadır.
Esas yönünden kanuna aykırı kararda hukuka aykırılık hükmün özünü etkiler.
Esas yönünden kanuna aykırı kararlar düzelterek onama kapsamına girmez; bu kararlar bozulur.
Hükmün hukuki sonucu ile takdir yetkisi kapsamındaki edalar arasındaki fark nedir?
Kanunun belirlediği bir hukuki sonuç ya da hüküm kanunun uygulanmasına bağlıdır.
Takdir yetkisi kapsamındaki edalar hâkimin somut olaya göre belirlediği miktarlardır.
Takdir edalara ilişkin hata düzelterek onamayla giderilemez; bu konuda madde kapsamında düzeltme yapılmaz.
Düzelterek onama ile bozma arasındaki fark nedir?
Düzelterek onamada hata yeniden yargılama gerektirmez ve Yargıtay kararı düzeltir.
Bozmada hata yeniden yargılama veya yeni delil incelemesi gerektirir.
Yeniden yargılama gerektiren hatalar bozma ile giderilir; düzelterek onama yapılamaz.
Onama kararları: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Takdir yetkisi kapsamındaki tazminat veya nafakayı düzelterek onama ile değiştirmek; bu edalar düzelterek onama kapsamında değildir.
- Esas yönünden kanuna aykırı bir kararı düzelterek onamak; bu kararlar bozulmalıdır.
- Yeniden yargılama gerektiren bir hatayı düzelterek onama yoluyla çözmeye çalışmak; bu hata bozma ile giderilir.
- Maddi hata ile hukuki hatayı karıştırmak; kimlik, yazı, hesap ve açık ifade yanlışlıkları dışındaki hukuki hatalar m.370/3 kapsamında değildir.
- Gerekçe değiştirilerek onama ile düzelterek onamayı birbirine karıştırmak; birincisinde hüküm doğru, gerekçe yanlıştır, ikincisinde hüküm hatalıdır.
- Yargıtay'ın bu madde uyarınca hükmü kendisinin değiştirerek yeni hüküm kurabileceğini sanmak; Yargıtay hüküm mahkemesi değildir ve bu yetki sınırlıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Hâkimin takdir yetkisinde kalan tazminat ve nafaka taleplerinde Yargıtay hükmü hatalı bulursa miktar bozması yapmak yerine m.370 uyarınca hükmü düzelterek onayabilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/581 E., 2024/576 K., 27.11.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2023/490 E., 2024/468 K., 25.09.2024)
- Takdir yetkisine ilişkin hatalar düzelterek onama yoluyla giderilebilmekte; bu sebeple yalnızca düzeltme gerekçesi taşıyan kararlar onanmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/581 E., 2024/576 K., 27.11.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2023/490 E., 2024/468 K., 25.09.2024)
- Hüküm fıkrasında maddi hata bulunup yeniden yargılama gerektirmediği hâllerde Yargıtay hükmü m.370/2 gereğince düzelterek onamaktadır. (8. Hukuk Dairesi, 2023/6362 E., 2025/5939 K., 23.09.2025)
- Yargıtay, temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun kararı m.370/1 uyarınca onamaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2023/1900 E., 2025/149 K., 12.02.2025; 2. Hukuk Dairesi, 2024/9602 E., 2025/12009 K., 25.12.2025)
- Onama kararının gerekçesinde m.370/3 ve m.370/4 kapsamı ayrı biçimde belirtilmekte; maddi hata ile gerekçe değişikliği ayrı işlemler olarak ele alınmaktadır. (Genel Kurul, 2019/23351 E., 23.03.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Düzelterek onama talebi ileri süren taraf, hatanın esas yönünden kanuna uygunluğa değil yalnızca uygulamadaki bir hataya dayandığını göstermelidir; bunu karar metninin kendisi ve dosya kapsamı ile ortaya koyar.
- Maddi hatanın (kimlik, yazı, hesap, açık ifade) varlığı karar metninin kendi içinden, hüküm fıkrası ile gerekçe arasındaki çelişkiden ya da dosya kayıtlarından anlaşılır; ek delil toplanmasına gerek yoktur.
- Hatanın yeniden yargılama gerektirmediğini ileri süren taraf, bunun için delil incelemesi yapılmasına ihtiyaç olmadığını göstermelidir; aksi hâlde düzelterek onama yapılamaz.
- Takdir yetkisi kapsamındaki bir edaya ilişkin itiraz, hâkimin takdirinin hukuka aykırı olduğunu gösterme yükü altındadır; bu husus düzelterek onama yoluyla değil, ilgili temyiz sebebiyle ileri sürülür.
- Onama kararı gerekçesinde Yargıtay'ın hukuk kurallarına uygunluğu kendisi göstermek zorundadır; gerekçenin yokluğu ayrıca bir denetim konusudur.
HMK m.371 — Bozma sebepleri
Madde, Yargıtayın temyiz incelemesinde temyiz olunan kararı hangi sebeplerle kısmen veya tamamen bozabileceğini düzenler. Bozma sebeplerinin dört başlıkta sayılması ve bunların mutlak ya da nispi nitelikte olup olmadığının ayrımı maddenin konusudur. Maddenin uygulanması Yargıtay'ın hukukî denetim yapması esasına dayanır. Madde, temyiz edilen kararın kabul veya ret gerekçesini değil, bozma sebeplerini düzenler. Maddenin uygulanması davanın tarafları ile Yargıtay arasındaki ilişkiyi kapsar. Maddede düzenlenmeyen konular şunlardır: düzeltilerek onama (m.370), istinaf incelemesinin sebepleri ve usûlü (m.353), bozma sonrası yerel mahkemenin yapacağı işlem ve bozmaya uyma (m.373 ve m.373 ilgili hükümleri) ile maddî vakıa ve delil değerlendirmesinin istinaf düzeyindeki denetimi. Yargıtay'ın bozma kararını nasıl gerekçelendireceği ve kararın hangi koşullarda düzelterek onanacağı da madde kapsamı dışındadır.
Bozma sebepleri: hangi kavramlar bilinmeli?
- Mutlak bozma sebebi
- Kararın sonucunu etkileyip etkilemediğine bakılmaksızın bozmayı gerektiren usul aykırılığıdır. Dava şartlarına aykırılık ve kanuni sebep olmaksızın delilin kabul edilmemesi bu niteliktedir.
- Nispi bozma sebebi
- Bozma için aykırılığın karara etkili olması gereken usul hatalarıdır. Yargılama hatası ya da eksikliğinin hükmü etkilemesi aranır.
- Hukukun yanlış uygulanması
- Uygulanması gereken bir maddi veya usul hukuku kuralının olaya hiç uygulanmaması ya da yanlış uygulanmasıdır. Taraflar arasındaki sözleşmenin yanlış uygulanması da bu başlık altında değerlendirilir.
- Dava şartı
- Davanın esasına girilebilmesi için gereken usul koşullarıdır. Bunların bulunmaması, madde 371/1-b uyarınca bozma sebebidir.
- Düzeltilerek onama
- Kararın yanlış bir gerekçe veya hüküm fıkrasındaki yanlışlık nedeniyle bozulması gerekmekle birlikte, yanlışlığın yeniden yargılamayı gerektirmediği hallerde kararın düzeltilerek onanmasıdır. Düzeltilerek onama bu maddenin değil m.370'in kapsamındadır.
Bozma sebepleri: hangi şartlar aranır?
- Temyiz incelemesinde ileri sürülen sebebin 371/1 kapsamındaki bozma sebeplerinden birine girmesi gerekir.
- Hukukun veya sözleşmenin yanlış uygulanmış olması halinde, bu yanlışlığın hükmü etkilemesi gerekir.
- Dava şartlarına aykırılığın varlığı halinde, bu aykırılığın karara etkisi araştırılmaksızın bozma yapılır.
- Taraflardan birinin delillerinin kanuni bir sebep olmaksızın kabul edilmemesi halinde, bu durum karara etkisi aranmaksızın bozma sebebi oluşturur. Delilin usulüne uygun ileri sürülmüş olması şarttır.
- Karara etki eden yargılama hatası veya eksikliği bulunmalıdır; basit ve sonucu değiştirmeyecek hatalar bozma sebebi değildir.
- Bozma kararının gerekçeli olması gerekir.
Bozma sebepleri: hangi sonuçları doğurur?
- Yargıtay, bozma sebebi tespit ettiğinde temyiz olunan kararı kısmen veya tamamen bozar.
- Hukukun veya sözleşmenin yanlış uygulanması halinde, hükmün bu yanlışlıktan etkilenmesi durumunda karar bozulur.
- Dava şartlarına aykırılık varsa karar, aykırılığın etkisine bakılmaksızın bozulur.
- Kanuni sebep olmaksızın delil kabul edilmemişse karar, etkisine bakılmaksızın bozulur.
- Karara etki eden yargılama hatası veya eksikliği varsa karar bozulur; etkisiz hatalar bozma sebebi olmaz.
- Bozma kararı gerekçeli olmalıdır.
- Yargıtay yalnızca hukukî denetim yapar; maddî vakıa ve delil değerlendirmesine girmez.
Mutlak bozma ile nispi bozma arasındaki fark nedir?
Dava şartlarına aykırılık (b bendi) ve kanuni sebep olmaksızın delilin kabul edilmemesi (c bendi) mutlak bozma sebebidir. Bu hallerde aykırılığın karara etkisi ayrıca araştırılmaz.
Hukukun yanlış uygulanması (a bendi) ve karara etki eden yargılama hatası (ç bendi) bakımından aykırılığın hükmü etkilemesi aranır.
Mutlak bozma sebebinde hüküm sonucunu etkilemese bile bozma gerekir; nispi bozma sebebinde yalnızca hükmü etkileyen aykırılık bozmayı gerektirir.
Delilin kabulünün reddi ile delilin usulüne uygun sunulmaması arasındaki fark nedir?
Delil usulüne uygun sunulmuş ve kanuni bir sebep olmaksızın kabul edilmemişse c bendi uygulanır.
Delil dilekçede gösterilmemiş ya da usulüne uygun sunulmamışsa, reddi usulüne uygun bulunur ve bozma sebebi oluşmaz.
Usulüne uygun sunulmayan delilin reddi bozma sebebi değildir.
Bozma ile düzeltilerek onama arasındaki fark nedir?
Yanlışlığın yeniden yargılamayı gerektirmediği ve sonucu değiştirmediği hallerde, Yargıtay bozma yerine kararı düzelterek onayabilir.
Yanlışlığın hükmün sonucunu etkilediği ve yeniden yargılama gerektirdiği hallerde kararın bozulması gerekir.
Bozma ile düzeltilerek onama farklı sonuçlar doğurur; bu ayrım m.370 ile birlikte değerlendirilir.
Bozma sebepleri: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Dava şartı eksikliğini karara etkisi varsa bozma sebebi saymak; dava şartına aykırılık mutlak bozma sebebidir, etkisi ayrıca aranmaz.
- Usulüne uygun sunulmamış delilin reddini bozma sebebi saymak; c bendi yalnızca usulüne uygun ileri sürülen delil için geçerlidir.
- Her yargılama hatasını bozma sebebi saymak; yalnızca karara etki eden hatalar ç bendi kapsamındadır.
- Hukukun yanlış uygulanmasında hükmün etkilenip etkilenmediğini araştırmamak; a bendinde etki koşulu aranır.
- Yanlışlığın yeniden yargılama gerektirmediği hallerde bozmak yerine düzeltilerek onama yolu düşünülmeden doğrudan bozma kararı vermek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Hukukun yanlış uygulanmasının, yani maddî veya usul hukuku kuralının olaya hiç uygulanmaması ya da yanlış uygulanmasının en önemli temyiz sebebi olduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/861 E., 2024/316 K., 06.06.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2022/656 E., 2024/242 K., 15.05.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2022/651 E., 2023/870 K., 27.09.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2021/234 E., 2023/259 K., 22.03.2023)
- Bozma sebebi olan yanlışlığın yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği ve hakimin takdir yetkisi kapsamında kalmadığı hallerde, kararın bozulması yerine düzeltilerek onanması yoluna gidilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/861 E., 2024/316 K., 06.06.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Bozma sebebini ileri süren taraf, temyiz dilekçesinde hangi bozma sebebine dayandığını ve bu sebebin hükmü nasıl etkilediğini somut olarak ortaya koymakla yükümlüdür.
- Delilin kanuni bir sebep olmaksızın kabul edilmediği iddiasında, ileri sürülen delilin dilekçede gösterildiği ve usulüne uygun sunulduğu ispatlanmalıdır; delilin usulüne uygun sunulmadığı hallerde reddi bozma sebebi oluşturmaz.
- Karara etki eden yargılama hatası iddiasında, hatanın hüküm ile illiyet bağı bulunduğu ispatlanmalıdır; etkisiz hatanın varlığı bozma için yeterli değildir.
- Karşı taraf, delilin usulüne uygun sunulmadığını veya hatanın sonucu değiştirmediğini savunarak bozma sebebinin oluşmadığını ileri sürebilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.370: Yargıtay'ın hangi hallerde bozma yerine düzeltilerek onama yapabileceğini düzenler; bu madde ile birlikte uygulanır.
- 6100 sayılı Kanun m.353: İstinaf incelemesinin sebeplerini düzenler; bozma sebeplerinin istinaf karşılığı olarak birlikte değerlendirilir.
- 6100 sayılı Kanun m.114: Dava şartlarını sayar; madde 371/1-b bozma sebebinin içeriğini bu hükümler belirler.
- 6100 sayılı Kanun m.119: Dilekçenin içeriğini düzenler; delillerin dilekçede gösterilmesi gerektiğinden, usulüne uygun sunulmayan delilin reddi bakımından ilgilidir.
HMK m.372 — Yargıtay kararlarının tebliği
Madde, Yargıtayın bozma ve onama kararlarının taraflara tebliğini ve bu tebliğe ilişkin tebligat giderinin temyiz dilekçesiyle birlikte peşin alınmasını düzenler. Tebliğ işlemini mahkeme yazı işleri müdürü yapar. Gider ödenmezse Kanunun 344. maddesindeki hükmün uygulanacağını öngörür. Madde, Yargıtay kararlarının tebliğ edilmesinin yanında kararın içeriğini, Yargıtayın bozma gerekçesini ya da temyiz incelemesinin esasını düzenlemez (m.369 ve m.370 gibi inceleme ve karar maddeleri bu kapsamdadır). Temyiz dilekçesinin şekline ve süresine ilişkin kurallar da bu maddede yer almaz (m.344 ve m.temyiz başlığı altındaki maddeler). Hükmün taraflara genel tebliğine ilişkin usul, tebligat kanunu ve ilgili genel hükümlerle belirlenir.
Yargıtay kararlarının tebliği: hangi kavramlar bilinmeli?
- Bozma kararı
- Yargıtayın, temyiz edilen hükmü hukuka aykırı bulup ortadan kaldırarak dosyayı yeniden incelenmek üzere geri gönderdiği karardır. Madde bu kararların tebliğini düzenler; bozma sebebinin ne olduğu bu maddenin konusu değildir.
- Onama kararı
- Yargıtayın temyiz edilen hükmü hukuka uygun bularak kesinleştirdiği karardır. Madde, onama kararının da mahkeme yazı işleri müdürü tarafından taraflara tebliğ edilmesini öngörür.
- Tebliğ giderleri
- Yargıtay kararının taraflara gönderilmesi için yapılan posta ve tebligat masraflarıdır. Madde bu giderin temyiz talebinde bulunandan peşin alınmasını öngörür; giderin hangi tutarda olduğu maddede belirtilmemiştir.
- Peşin alınması
- Giderin, temyiz dilekçesi ile birlikte, işlem yapılmadan önce temyiz talebinde bulunandan tahsil edilmesidir. Gider ödenmezse madde 344 hükmü devreye girer.
Yargıtay kararlarının tebliği: hangi şartlar aranır?
- Yargıtay tarafından bozma veya onama kararı verilmiş olmalıdır.
- Kararın taraflara tebliği mahkeme yazı işleri müdürü tarafından yapılmalıdır.
- Tebliğ derhâl, yani gecikmeksizin yapılmalıdır.
- Tebliğ için gerekli giderler, temyiz dilekçesiyle birlikte, temyiz talebinde bulunandan peşin olarak alınmalıdır.
- Gider ödenmediğinde 344. maddedeki hüküm uygulanmalıdır.
Yargıtay kararlarının tebliği: hangi sonuçları doğurur?
- Yargıtay bozma veya onama kararı mahkeme yazı işleri müdürü tarafından taraflara derhâl tebliğ edilir.
- Temyiz talebinde bulunan, tebliğ giderlerini temyiz dilekçesiyle birlikte peşin olarak öder.
- Gider ödenmezse madde 344 hükmü uygulanır.
- Giderin peşin alınması, temyiz dilekçesinin şekline ilişkin kuralları değiştirmez; bu konu ayrı maddelerdedir.
- Madde emredici niteliktedir; tebliğ işleminin mahkeme yazı işleri müdürü dışında bir kişi tarafından yapılmasına izin verilmemiştir.
Bozma kararı ile onama kararı arasındaki fark nedir?
Yargıtay bozma kararında temyiz edilen hüküm ortadan kaldırılır ve dosya yeniden işlem için mahkemeye döner.
Onama kararında hüküm hukuka uygun bulunur ve kesinleşir.
Madde iki karar türünü aynı usulle tebliğ eder; tebliğ kararın içeriğine göre farklı bir işlem doğurmaz, ancak bozma kararının tebliği sonrası yeniden yargılama, onamanın tebliği sonrası ise kesinleşme ve icra süreci başlar.
Temyiz talebinde bulunan ile karşı taraf arasındaki fark nedir?
Temyiz talebinde bulunan taraf tebliğ giderini temyiz dilekçesiyle birlikte peşin ödemekle yükümlüdür.
Temyiz talebinde bulunmayan taraf için peşin gider yükümlülüğü maddede yer almaz.
Gider yükümlülüğü yalnız temyiz talebinde bulunana yüklenir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay kararlarının tebliğ edilmesi ve dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesi işlemleri, madde 372 gereğince yapılan işlemler olarak Yargıtay kararlarında anılmaktadır. (6. Hukuk Dairesi, 2025/3100 E., 2025/4452 K., 23.12.2025; 6. Hukuk Dairesi, 2025/1292 E., 2025/3919 K., 18.11.2025; 6. Hukuk Dairesi, 2025/3111 E., 2025/3750 K., 05.11.2025; 6. Hukuk Dairesi, 2025/2168 E., 2025/3478 K., 20.10.2025)
- Bozma veya onama kararının dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesi kararlarda madde 372'ye dayanılarak yapılmaktadır. (6. Hukuk Dairesi, 2025/3100 E., 2025/4452 K., 23.12.2025; 6. Hukuk Dairesi, 2025/2168 E., 2025/3478 K., 20.10.2025)
- Yargıtay kararlarının kanun yollarına ilişkin hükümler Hukuk Genel Kurulu kararlarında da genel çerçeve olarak 361 ila 373. maddeler arasında gösterilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/497 E., 2024/486 K., 02.10.2024)
- Kararlarda kapsamlı tartışma değil, dosyanın gönderilmesi işleminin madde 372 gereğince yapıldığı belirtilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/3984 E., 2023/2579 K., 23.05.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Tebliğ giderinin peşin alınıp alınmadığını gösteren belge, temyiz dilekçesine ekli gider makbuzudur; bu belgenin yokluğunda ödeme yapıldığını ileri süren taraf ödemeyi ispat eder.
- Yargıtay kararının tebliğ edildiğini gösteren belge, tebliğ evrakı ve mahkeme yazı işleri müdürünün kayıtlarıdır; tebliğin yapıldığını iddia eden taraf bu belgeyle ispat eder.
- Tebliğin derhâl yapılmadığını ileri süren taraf, gecikmenin neden kaynaklandığını ve tebliğ tarihini gösteren kayıtlarla ispat yükü altındadır.
- Giderin ödenmemesi nedeniyle madde 344 uygulandığını ileri süren taraf, bu işlemin yapıldığını gösteren mahkeme kaydını sunar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 m.344: Tebliğ giderleri ödenmediğinde uygulanacak hükmü içerir. Madde 372 bu maddeye açıkça atıf yaparak gider ödenmemesinin sonucunu ona bağlar.
- 6100 m.369: Yargıtayın temyiz incelemesi ve karar verme usulüne ilişkindir; madde 372'nin tebliğ ettiği bozma ve onama kararlarının içeriği bu maddelerde düzenlenmiştir.
- 7201 sayılı Tebligat Kanunu: Tebliğin yapılış biçimi bakımından genel hükümleri içerir; madde 372 tebliğin derhâl yapılmasını öngörürken tebligat usulünü bu kanuna bırakır.
HMK m.373 — Bozmaya uyma veya direnme
Madde, Yargıtay bozma kararının ilk derece veya bölge adliye mahkemesince nasıl karşılanacağını düzenler: bozmaya uyma, bozmaya uygun yeni karar, direnme ve Hukuk Genel Kurulu incelemesi. Bölge adliye mahkemesinin esastan reddi üzerine bozmada dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesini, bölge adliye mahkemesinin kendi kararının bozulmasında dosyanın yine bölge adliye mahkemesine gönderilmesini, bozmaya uyulup uyulmayacağına karar verilmesi usulünü, bozmaya uygun karara karşı temyiz yolunu, direnme kararlarının Hukuk Genel Kurulunca incelenmesini ve Genel Kurul kararına uyma zorunluluğunu kapsar. Yargıtay bozmasının gerekçesini, bozma nedenlerinin denetimini ve ilk derece mahkemesinin yeniden yargılama usulünü ayrıntılı düzenlemez (m.369 ve devamı, Yargıtayın bozma kararının kapsamı ile yargılamanın yenilenmesi ayrı maddelerdedir). Dosyanın görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine ilişkin görev–yetki usulü (m.20) ve bölge adliye mahkemesinin kendi kararını düzeltmesi (m.369 ve m.363 çevresi) bu maddenin kapsamı dışındadır. Temyiz süresi ve temyiz yolunun genel koşulları istinaf ve temyiz hükümlerine tabidir.
Bozmaya uyma veya direnme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Bozmaya uyma
- Mahkemenin Yargıtay bozma kararındaki hukuki gerekçeye uygun olarak yeniden karar vermesidir. Uyma kararı verilirse ilk karar ortadan kalkar ve yeni karara karşı yalnız temyiz yolu açıktır.
- Direnme
- Bozma kararına uymayıp önceki kararda ısrar edilmesidir. Direnme kararı nihai bir karardır ve mahkeme bu kararla davadan elini çeker. Direnme kararı yalnızca temyiz incelemesine konu olan bozma kapsamında verilebilir.
- Esastan red bozması
- Bölge adliye mahkemesinin istinaf başvurusunu esasa girerek reddetmesi üzerine Yargıtayın kararı bozmasıdır. Bu durumda Yargıtay bölge adliye mahkemesi kararını kaldırır ve dosyayı ilk derece mahkemesine gönderir.
- Hukuk Genel Kurulu incelemesi
- Direnme kararlarının ve belirli bozma sonrası kararların Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda incelenmesidir. Genel Kurulun kararı ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi için bağlayıcıdır.
- Peşin alınmış gider
- Temyiz yoluna başvuran tarafça 344 üncü madde uyarınca peşin ödenmiş olan gider olup, bozmaya uyma kararı verilirken yeniden duruşma yapılması için kullanılır.
Bozmaya uyma veya direnme: hangi şartlar aranır?
- Yargıtay ilgili dairesinin bozma kararının bulunması gerekir; bozma tamamen veya kısmen olabilir.
- Bozma sonrası dosya, kararı veren mahkemeye ya da uygun görülecek başka bir mahkemeye dönmelidir; esastan red hâlinde bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak dosya ilk derece mahkemesine gönderilir.
- Bölge adliye mahkemesi kendi kararının bozulması hâlinde dosyayı kendi kararını veren ya da uygun görülen başka bölge adliye mahkemesine gönderir.
- Bozmaya uyulup uyulmayacağına karar verilmeden önce mahkeme tarafları kendiliğinden duruşmaya davet edip dinlemelidir; peşin alınmış gider kullanılır.
- Direnme kararı verilecekse, bu karar bozma kararına karşı gerekçeli olarak verilmeli ve yalnızca temyiz incelemesine konu olan bozma kapsamında kalmalıdır.
- Davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak verilen kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması hâlinde, alt mahkeme kararının temyiz incelemesi Hukuk Genel Kurulunca yapılmalıdır.
Bozmaya uyma veya direnme: hangi sonuçları doğurur?
- Mahkeme bozmaya uyduğunda ilk karar ortadan kalkar ve yeni karara karşı doğrudan temyiz yoluna başvurulur.
- Mahkeme direnme kararı verirse dava hakkında nihai bir karar oluşur ve mahkeme davadan elini çeker; direnme kararı temyiz edilirse inceleme Hukuk Genel Kurulunca yapılır.
- Direnme kararını yerinde gören daire kararını düzeltir; görmezse dosyayı Hukuk Genel Kuruluna gönderir.
- Bozmaya uyulmadan doğrudan direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır; bu durum da bir temyiz sebebidir.
- Taraflar bozma kararına uyulmasını isterse mahkeme bozmaya uymak zorundadır ve direnme kararı veremez.
- Hukuk Genel Kurulunun verdiği karara uymak zorunludur; ilk derece mahkemesi bu karara karşı direnemez.
- Direnme kararı, yalnız temyiz incelemesine konu olan bozma kapsamında verilebilir; bozma sebebi dışında kalan eleştiriler için direnme kararı verilemez.
- Temyiz yalnızca bozmaya uyulmadan önce ya da uyma sonrası kararı için değil, yalnız direnme kararına karşı taraf için de ayrıca tanınır; direnme kararını ancak daha önce istinaf kararını temyiz etmiş ve lehine bozulmuş olan taraf temyiz edebilir.
Esastan red bozması ile bölge adliye kararının bozulması arasındaki fark nedir?
Bölge adliye mahkemesinin başvuruyu esastan reddetmesi ve Yargıtayın bu kararı bozması hâli.
Bölge adliye mahkemesinin düzelterek ya da yeniden esas hakkında karar vermesi ve bu kararın Yargıtayca bozulması hâli.
Birinci hâlde dosya ilk derece mahkemesine gider; ikinci hâlde dosya yine bölge adliye mahkemesine gider (m.373/1, m.373/2).
Bozmaya uyma ile direnme arasındaki fark nedir?
Mahkemenin bozmaya uygun karar vermesi.
Mahkemenin önceki kararında ısrar etmesi.
Bozmaya uygun kararın temyizi doğrudan temyiz yoluyla yapılır (m.373/4); direnme kararı ise nihai karar olup Hukuk Genel Kurulunda incelenir (m.373/5).
Olağan direnme ile altıncı fıkra kapsamı arasındaki fark nedir?
Genel direnme hâli: direnme kararının temyizi, kararına direnilen daire tarafından incelenir.
Esastan red veya kabul bozmasına uyularak verilen kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak biçimde yeniden bozulması hâli.
İkinci hâlde temyiz incelemesi her hâlde Hukuk Genel Kurulunca yapılır (m.373/6).
Taraf katılımı ile yargıtay bozmasına uyulup uyulmaması arasındaki fark nedir?
Mahkemenin bozmaya uyma veya direnme kararı verebilmesi için taraflara usulünce davet yapılması gereken hâl.
Taraflardan ikisinin de bozmaya uyulmasını istediği hâl.
Taraflar usulünce davet edilmeden karar verilemez; her iki taraf bozmaya uyulmasını isterse mahkeme direnemez.
Bozmaya uyma veya direnme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Bozmaya uyulup uyulmayacağı konusunda taraflar duruşmaya davet edilmeden karar vermek; bu usul eksikliği bir temyiz sebebi olur.
- Bozmaya uygun verilen yeni karara karşı istinaf yoluna başvurmak; oysa bu karara karşı doğrudan temyiz açıktır.
- Esastan red bozmasında dosyayı bölge adliye mahkemesine göndermek; bu hâlde dosya ilk derece mahkemesine gönderilir.
- Bölge adliye mahkemesinin kendi kararının bozulması hâlinde dosyayı ilk derece mahkemesine göndermek; bu durumda dosya bölge adliye mahkemesine gider.
- Direnme kararını bozma kapsamı dışındaki eleştiri ve açıklamalara dayandırmak; bu durumda direnme kararı verilemez.
- Altıncı fıkra kapsamındaki yeniden bozma hâlinde temyiz incelemesini kararına direnilen daireye bırakmak; bu hâlde inceleme Hukuk Genel Kurulunca yapılır.
- Hukuk Genel Kurulu kararına direnilebileceğini düşünmek; Genel Kurul kararına uyma zorunludur.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Bozmaya uyulup uyulmayacağına karar verilmeden önce tarafların usulünce davet edilip dinlenmesi gerektiği ve bu usul yerine getirilmeden verilen direnme kararının bozulacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/419 E., 2024/414 K., 12.09.2024)
- Esastan red bozmasında bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılmasıyla dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi, bozma sonrası ilk derece mahkemesinin Yargıtay ilâmına uymasına imkân verdiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/410 E., 2024/467 K., 25.09.2024)
- Davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak verilen kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulmasında temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulunca yapılacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/475 E., 2024/284 K., 29.05.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2022/331 E., 2024/15 K., 24.01.2024)
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bozma sonrası verdiği ikinci bozma kararına uyularak tesis edilen kararların temyiz incelemesinde altıncı fıkranın uygulanması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1222 E., 2023/1044 K., 01.11.2023)
- Bölge adliye mahkemesinin düzelterek ya da yeniden esas hakkında verdiği kararın bozulması hâlinde dosyanın kararı veren bölge adliye mahkemesine ya da başka bir bölge adliye mahkemesine gönderilmesinin esas alındığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/659 E., 2023/937 K., 11.10.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Bozmaya uyulmadan direnme kararı verilmesinin usule aykırılığını ileri süren taraf, duruşma davetinin yapılmadığını veya usulünce tebliğ edilmediğini dosya kapsamındaki tebligat belgeleriyle ispatlar.
- Direnme kararına karşı temyiz yolunu kullanan taraf, istinaf kararını temyiz etmiş ve bu karar lehine bozulmuş olduğunu dosya kapsamıyla ispatlamak zorundadır.
- Bozmaya uyma veya direnme sonrası kararın Yargıtay bozma ilâmına uygunluğu, Yargıtay bozma kararı ve yeni karar metnine dayanılarak karşılaştırmayla ortaya konur.
- Taraflar bozmaya uyulmasını istediklerini duruşmada beyan ederek ve tutanağa geçirterek ortaya koyar; bu beyan yazılı olarak bulunmalıdır.
- Direnme kararının bozma kapsamı dışında kaldığını iddia eden taraf, bozma gerekçesi ile direnme gerekçesini karşılaştırarak bunu ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.344: Bozma sonrası duruşma için peşin alınmış giderin kullanılmasına ilişkin hükmü belirtir; m.373/3 bu gideri yeniden duruşma için kullanır.
- 6100 sayılı Kanun m.361: Bölge adliye mahkemesi kararının temyizine ilişkindir; bu maddede geçen bozmanın öncesinde temyiz yolunun açılmasının dayanağıdır.
- 6100 sayılı Kanun m.20: Görevsizlik veya yetkisizlik kararı üzerine yapılacak işlemleri düzenler; m.373/1'de geçen uygun görülecek başka mahkeme ifadesinin görev ve yetki sınırını gösterir.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| iki hafta | m.361 | (1) Bölge adliye mahkemesi hukuk dairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. |
| üç aylık | m.362 | (1) Bölge adliye mahkemelerinin aşağıdaki kararları hakkında temyiz yoluna başvurulamaz: a) Miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar.5758 b) Kira ilişkisinden doğan ve miktar veya… |
| dokuz ay | m.362 | Bu Karar Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra (20/10/2026) yürürlüğe girer. |
| bir gün | m.369 | Ancak, tüzel kişiliğin feshine veya genel kurul kararlarının iptaline, evlenmenin butlanına veya iptaline, boşanma veya ayrılığa, velayete, soybağına ve kısıtlamaya ilişkin davalarla miktar veya değeri altmışbin Türk Lirasını aşan alacak… |
| iki hafta | m.369 | Tebliğ tarihi ile duruşma günü arasında en az iki hafta bulunması gerekir; taraflar gelmişlerse bu süreye bakılmaz. |
| bir haftalık | m.369 | Duruşma giderinin eksik ödenmiş olduğu anlaşılırsa, dairenin başkanı tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde duruşma talebinden vazgeçilmiş sayılacağı, duruşma isteyene yazılı olarak bildirilir. |
| bir ay | m.369 | (6) Duruşma günü kararı verilemeyen işlerin en geç bir ay içinde karara bağlanması zorunludur. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
63 karar- Hukuk Genel Kurulu, 2025/225 E., 2026/196 K., 01.04.2026İlgili madde: m.369
- Ceza Genel Kurulu, 2024/155 E., 2025/340 K., 17.09.2025İlgili madde: m.363
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/740 E., 2025/221 K., 09.04.2025İlgili madde: m.366
- Hukuk Genel Kurulu, 2025/47 E., 2025/63 K., 19.02.2025İlgili madde: m.368
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/309 E., 2024/618 K., 04.12.2024İlgili madde: m.366
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/581 E., 2024/576 K., 27.11.2024İlgili madde: m.370
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/158 E., 2024/561 K., 20.11.2024İlgili madde: m.361, m.366
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/964 E., 2024/532 K., 23.10.2024İlgili madde: m.361
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/497 E., 2024/486 K., 02.10.2024İlgili madde: m.361, m.363, m.364, m.367, m.368, m.372
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/490 E., 2024/468 K., 25.09.2024İlgili madde: m.370
Diğer 53 karar
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/410 E., 2024/467 K., 25.09.2024İlgili madde: m.373
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/412 E., 2024/430 K., 12.09.2024İlgili madde: m.363
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/419 E., 2024/414 K., 12.09.2024İlgili madde: m.373
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/163 E., 2024/372 K., 10.07.2024İlgili madde: m.363
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/861 E., 2024/316 K., 06.06.2024İlgili madde: m.371
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/475 E., 2024/284 K., 29.05.2024İlgili madde: m.373
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/656 E., 2024/242 K., 15.05.2024İlgili madde: m.371
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/331 E., 2024/15 K., 24.01.2024İlgili madde: m.373
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/606 E., 2023/1281 K., 20.12.2023İlgili madde: m.366
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/769 E., 2023/1287 K., 20.12.2023İlgili madde: m.366
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/1186 E., 2023/1240 K., 13.12.2023İlgili madde: m.363, m.364
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/1034 E., 2023/1253 K., 13.12.2023İlgili madde: m.364
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/1177 E., 2023/1237 K., 13.12.2023İlgili madde: m.371
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/1232 E., 2023/1087 K., 15.11.2023İlgili madde: m.364
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/1222 E., 2023/1044 K., 01.11.2023İlgili madde: m.373
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/355 E., 2023/970 K., 18.10.2023İlgili madde: m.364
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/708 E., 2023/915 K., 11.10.2023İlgili madde: m.364
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/659 E., 2023/937 K., 11.10.2023İlgili madde: m.373
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/651 E., 2023/870 K., 27.09.2023İlgili madde: m.371
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/589 E., 2023/671 K., 21.06.2023İlgili madde: m.371
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/232 E., 2023/553 K., 31.05.2023İlgili madde: m.361, m.366
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/858 E., 2023/300 K., 05.04.2023İlgili madde: m.361
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/692 E., 2023/264 K., 29.03.2023İlgili madde: m.367
- Hukuk Genel Kurulu, 2021/533 E., 2023/261 K., 22.03.2023İlgili madde: m.361
- Hukuk Genel Kurulu, 2021/234 E., 2023/259 K., 22.03.2023İlgili madde: m.369, m.371
- Hukuk Genel Kurulu, 2020/314 E., 2023/188 K., 08.03.2023İlgili madde: m.369
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/133 E., 2023/189 K., 08.03.2023İlgili madde: m.369
- 11. Hukuk Dairesi, 2026/880 E., 2026/800 K., 09.02.2026İlgili madde: m.368
- 11. Hukuk Dairesi, 2026/916 E., 2026/801 K., 09.02.2026İlgili madde: m.368
- 11. Hukuk Dairesi, 2026/474 E., 2026/447 K., 26.01.2026İlgili madde: m.368
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/9602 E., 2025/12009 K., 25.12.2025İlgili madde: m.370
- 6. Hukuk Dairesi, 2025/3100 E., 2025/4452 K., 23.12.2025İlgili madde: m.372
- 6. Hukuk Dairesi, 2025/1292 E., 2025/3919 K., 18.11.2025İlgili madde: m.372
- 6. Hukuk Dairesi, 2025/3111 E., 2025/3750 K., 05.11.2025İlgili madde: m.372
- 6. Hukuk Dairesi, 2025/2168 E., 2025/3478 K., 20.10.2025İlgili madde: m.372
- 8. Hukuk Dairesi, 2023/6362 E., 2025/5939 K., 23.09.2025İlgili madde: m.370
- 10. Hukuk Dairesi, 2024/12786 E., 2024/13393 K., 19.12.2024İlgili madde: m.369
- 8. Hukuk Dairesi, 2021/5891 E., 2024/3711 K., 28.05.2024İlgili madde: m.369
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/3984 E., 2023/2579 K., 23.05.2023İlgili madde: m.372
- Genel Kurul, 2019/23351 E., 23.03.2023İlgili madde: m.370
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/623 E., 2026/1102 K., 12.05.2026İlgili madde: m.365
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2026/537 E., 2026/790 K., 03.04.2026İlgili madde: m.365
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/132 E., 2026/750 K., 01.04.2026İlgili madde: m.365
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/159 E., 2026/647 K., 17.03.2026İlgili madde: m.365
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2026/250 E., 2026/323 K., 17.03.2026İlgili madde: m.367
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1718 E., 2026/621 K., 13.03.2026İlgili madde: m.365
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2021/1795 E., 2026/625 K., 13.03.2026İlgili madde: m.365
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2023/1900 E., 2025/149 K., 12.02.2025İlgili madde: m.370
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, 2024/1518 E., 2024/1411 K., 12.06.2024İlgili madde: m.367
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2023/799 E., 2024/856 K., 08.05.2024İlgili madde: m.368
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2024/430 E., 2024/504 K., 14.03.2024İlgili madde: m.367
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2023/1412 E., 2023/1246 K., 17.11.2023İlgili madde: m.363
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/1599 E., 2023/1374 K., 28.09.2023İlgili madde: m.367
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 16.07.2026 (m.362).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 8. Kanun Yolları bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış