Sosyal sigorta hükümleri
İsteğe bağlı sigorta hükümleri, kısa ve uzun vadeli sigorta kollarına ilişkin ortak hükümler
Kısaca
5510 sayılı Kanun'un 50. maddesi, uzun vadeli sigorta kollarına ve genel sağlık sigortasına isteğe bağlı prim ödeyerek tabi olmayı sağlayan isteğe bağlı sigortanın tanımını ve bu sigortalılığa girebilmek için aranan şartları düzenler.
Kapsam
Bu konu, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.50–59 hükümlerini kapsar.
- Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.50İsteğe bağlı sigorta ve şartları
- Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.51İsteğe bağlı sigorta başlangıcı ve sona ermesi
- Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.52İsteğe bağlı sigorta primleri ve ödenmesi
- Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.53Sigortalılık hallerinin birleşmesi
- Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.54Aylık ve gelirlerin birleşmesi
- Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.55İşlemleri
- Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.56Gelir ve aylık bağlanmayacak haller
- Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.57Yaş
- Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.58Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu
- Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.59Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.50 — İsteğe bağlı sigorta ve şartları
5510 sayılı Kanun'un 50. maddesi, uzun vadeli sigorta kollarına ve genel sağlık sigortasına isteğe bağlı prim ödeyerek tabi olmayı sağlayan isteğe bağlı sigortanın tanımını ve bu sigortalılığa girebilmek için aranan şartları düzenler. Madde, Türkiye'de ikamet edenler ile Türkiye'de ikamet ederken sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerdeki Türk vatandaşlarına uygulanır. Maddede prim oranı, prim ödeme yöntemi, sigortalılığın başlangıcı ve sona ermesi ayrıntılı olarak düzenlenmemiştir; bunlar ilgili kanun maddesi ve Kanun'un prim hükümlerinde yer alır. Ayrıca sigortalılık süresinin sayılması ve kısmi süreli çalışma istisnası ile zorunlu sigortalılıkla çakışma hâlinin çözümü (m.53) bu maddenin kapsamı dışındadır.
İsteğe bağlı sigorta ve şartları: hangi kavramlar bilinmeli?
- İsteğe bağlı sigorta
- Kişilerin isteğe bağlı olarak prim karşılığında uzun vadeli sigorta kollarına ve genel sağlık sigortasına girmelerine imkân veren sigorta türüdür. Zorunlu sigortadan farklı olarak sigortalının kendi iradesine dayanır.
- Uzun vadeli sigorta kolları
- Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarını kapsayan sigorta kollarıdır. İsteğe bağlı sigortalılık bu kollara ve genel sağlık sigortasına yönelir.
- Zorunlu sigortalılık
- Kanun'un 4. maddesi uyarınca kendiliğinden doğan sigortalılık hâlidir. Bu maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde yer alan olumsuz koşul, zorunlu sigortalılığı gerektiren bir çalışmanın bulunmamasını aranır.
- Kısmi süreli çalışma
- Ay içinde 30 günden az çalışmayı ya da tam gün çalışmamayı ifade eder. Bu durumda sigortalı zorunlu sigorta kapsamında olmakla birlikte isteğe bağlı sigortalılık koşulu bakımından değerlendirmeye alınır.
- Türkiye'de ikamet
- İsteğe bağlı sigortalılığın genel koşuludur. Madde metninde süre aranmamakta, ancak ikamet olgusunun bulunması gerekmektedir.
İsteğe bağlı sigorta ve şartları: hangi şartlar aranır?
- Kişinin Türkiye'de ikamet ediyor olması veya Türkiye'de ikamet ederken sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerdeki Türk vatandaşı olması gerekir.
- Kişinin bu Kanuna tabi zorunlu sigortalı olmayı gerektirecek şekilde çalışmıyor olması gerekir.
- Sigortalı olarak çalışılıyorsa, ay içinde 30 günden az çalışılması ya da tam gün çalışılmaması gerekir.
- Kişinin kendi sigortalılığı nedeniyle aylık bağlanmamış olması gerekir.
- Kişinin 18 yaşını doldurmuş olması gerekir.
- Kişinin Kuruma isteğe bağlı sigorta talep dilekçesiyle başvurmuş olması gerekir.
İsteğe bağlı sigorta ve şartları: hangi sonuçları doğurur?
- Madde metnindeki şartların tümü gerçekleşirse kişi uzun vadeli sigorta kollarına ve genel sağlık sigortasına isteğe bağlı olarak tabi olur.
- Kişinin zorunlu sigortalılığı gerektiren bir çalışması varsa, isteğe bağlı sigortalılık şartı oluşmaz ve isteğe bağlı sigortaya girilemez.
- Ay içinde 30 gün ve üzeri çalışan sigortalı, (a) bendi uyarınca isteğe bağlı sigortadan yararlanamaz.
- Kendi sigortalılığı nedeniyle aylık bağlanmış kişi isteğe bağlı sigortalı olamaz.
- Türkiye'de ikamet etmeyen ve sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmış ülkede bulunan Türk vatandaşı bu maddedeki şartları taşımış sayılmaz.
- Dilekçe ile başvuru yapılmadığı sürece isteğe bağlı sigortalılık başlamaz.
Zorunlu sigortalılık ile isteğe bağlı sigortalılık arasındaki fark nedir?
Zorunlu sigortalılıkta sigortalılık kanun gereği kendiliğinden doğar ve prim ödemesi emredicidir.
İsteğe bağlı sigortalılıkta kişi kendi iradesiyle başvurur ve primi kendisi öder.
Zorunlu sigortalılık bulunan kişi, madde metnindeki (a) bendi gereği isteğe bağlı sigortadan yararlanamaz.
Tam gün çalışma ile kısmi süreli çalışma arasındaki fark nedir?
Ay içinde 30 gün ve üzeri çalışan sigortalı, zorunlu sigorta kapsamında olduğu için isteğe bağlı sigortalılık şartını taşımaz.
Ay içinde 30 günden az çalışan veya tam gün çalışmayan sigortalı, isteğe bağlı sigortalılık şartını taşıyabilir.
Kısmi süreli çalışan, madde metnindeki (a) bendinin istisnası kapsamında isteğe bağlı sigortalı olabilir.
Türkiye'de ikamet eden ile ikamet etmeyen Türk vatandaşı arasındaki fark nedir?
Türkiye'de ikamet eden kişi, ikamet şartını doğrudan karşılar.
Türkiye'de ikamet etmeyen Türk vatandaşı, yalnızca sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkede ikamet ediyorsa bu bent kapsamına girer.
Sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmış bir ülkede ikamet eden Türk vatandaşı, bu madde hükmünden yararlanamaz.
Aylık bağlanmış ile bağlanmamış kişi arasındaki fark nedir?
Kendi sigortalılığı nedeniyle aylık bağlanmış kişi isteğe bağlı sigortalı olamaz.
Kendi sigortalılığı nedeniyle aylık bağlanmamış kişi bu şartı karşılar.
Yalnızca kendi sigortalılığından aylık alan kişi bu maddeye göre isteğe bağlı sigortaya giremez.
İsteğe bağlı sigorta ve şartları: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde metnindeki 2008 değişikliğinden önceki dönemin ikamet koşulunu bu döneme de uygulamak; 506 sayılı Kanun döneminde ikamet şartı aranmadığını göz ardı etmek.
- Kısmi süreli çalışmayı zorunlu sigortalılık sayarak isteğe bağlı sigortaya girişi tamamen engellenmiş saymak; ay içinde 30 günden az çalışmanın istisnasını gözden kaçırmak.
- Mahkeme kararıyla ergin kılınan kişiyi 18 yaş şartını karşılamış saymak; maddede açıkça 18 yaş aranmaktadır.
- Aylık bağlanmış kişiyi, bağlanan aylığın başka bir kanuna dayanması hâlinde de isteğe bağlı sigortadan yasaklanmış saymak; maddedeki yasak yalnızca kendi sigortalılığına dayalı aylık için geçerlidir.
- Sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmış ülkede ikamet eden Türk vatandaşını, ikamet şartı kapsamında değerlendirmek yerine doğrudan sigortalı saymak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- İsteğe bağlı sigortalılık koşullarının tespitinde, başvuru tarihi itibarıyla zorunlu sigortalılık çakışması olup olmadığına bakılması gerektiği kabul edilmektedir. (10. Hukuk Dairesi, 2015/21948 E., 2017/7034 K., 18.10.2017)
- 506 sayılı Kanun döneminde Türkiye'de ikamet şartı aranmadığı, bu şartın 01.10.2008 tarihinden sonra 5510 sayılı Kanun'un 50. maddesi ile getirildiği kabul edilmektedir. (10. Hukuk Dairesi, 2023/4611 E., 2024/3274 K., 27.03.2024)
- Yurt dışı sigorta hizmetleri ile isteğe bağlı sigortalılık döneminin çakışıp çakışmadığının, madde koşullarının karşılanıp karşılanmadığının değerlendirilmesinde esas alındığı kabul edilmektedir. (10. Hukuk Dairesi, 2015/21948 E., 2017/7034 K., 18.10.2017; 10. Hukuk Dairesi, 2015/15217 E., 2015/23176 K., 24.12.2015)
- Danıştay'da Genel Sağlık Sigortası İşlemleri Yönetmeliği'nin 50. maddesinin bu hükme dayanılarak uygulandığı görülmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/2663 E., 2015/5831 K., 09.10.2015)
Nasıl ispat edilir?
- Isteğe bağlı sigortalılığı talep eden kişi, Türkiye'de ikamet ettiğini veya sözleşme imzalanmamış bir ülkede ikamet eden Türk vatandaşı olduğunu ikamet belgesi ve nüfus kayıtlarıyla ispatlamakla yükümlüdür.
- Ay içinde 30 günden az çalışıldığı iddiasını ileri süren taraf, SGK kayıtları ve işveren bildirimleriyle bu durumu ispatlamalıdır.
- Kendi sigortalılığı nedeniyle aylık bağlanmadığı, aylık kaydının bulunmaması ile ispatlanır; aylık bağlandığını savunan karşı taraf bunu kurum kayıtlarıyla göstermelidir.
- Yaş şartı nüfus kaydı ile ispatlanır; mahkeme kararı ile ergin kılınmanın bu şartı karşılamayacağı kabul edilmektedir. (10. Hukuk Dairesi, 2015/21948 E., 2017/7034 K., 18.10.2017)
- İsteğe bağlı sigortaya başvuru, yazılı dilekçe ile yapılmış olmalıdır; dilekçenin varlığı Kurum kayıtları ile ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5510 sayılı Kanun m.4: Zorunlu sigortalılık hâllerini düzenler; m.50/2-a bu hâllerle çakışmayan bir çalışma aranmasının dayanağıdır.
- 5510 sayılı Kanun m.5: Yabancı uyruklu kişilerin ve sözleşme ülkelerindeki çalışanların sigortalılık durumunu düzenler; m.50'deki ikamet ve sözleşme ayrımıyla ilgilidir.
- 5510 sayılı Kanun m.53: Zorunlu sigortalılık hâllerinin çakışması durumunda izlenecek yolu düzenler; isteğe bağlı sigortalılık ile zorunlu sigortalılığın çakışmasında m.50 ile birlikte okunur.
- 5510 sayılı Kanun m.51: Zorunlu sigortalılığa tabi çalışmanın tespit edildiği dönemde isteğe bağlı sigortalılığın sona ermesi ile ilgilidir.
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.51 — İsteğe bağlı sigorta başlangıcı ve sona ermesi
5510 sayılı Kanun'un 51. maddesi, isteğe bağlı sigortalılığın başlangıcını, zorunlu sigortalılıkla çakışan isteğe bağlı prim sürelerinin iptalini, ay içinde kısmi çalışanların primli sürelerinin zorunlu sigortalılık gün sayısına eklenmesini, isteğe bağlı sigortalılığın sona erme hallerini ve isteğe bağlı prim ödenmiş sürelerin hangi sigorta kollarında ve hangi sigortalılık süresi olarak dikkate alınacağını düzenler. Madde, Türkiye'de ikamet, yaş ve isteğe bağlı sigortaya girme ehliyeti gibi koşulları ve prim oranını düzenlemez; bunlar kanunun 50. maddesi ve ilgili hükümlerindedir. Sigorta primlerinin tahsili, gecikme zammı ve borçların yapılandırılması ile ilgili usul hükümleri de bu maddenin kapsamı dışındadır (5510 m.80, 5458 sayılı Kanun).
İsteğe bağlı sigorta başlangıcı ve sona ermesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- İsteğe bağlı sigortalılık
- Zorunlu sigortalılık kapsamında olmayan kişilerin kendi iradeleriyle primi kendileri ödeyerek uzun vadeli sigorta kollarına ve genel sağlık sigortasına dahil olmalarını sağlayan sigortalılık türüdür. Başlangıcı, sona ermesi ve prim ödenen sürelerin etkisi bu maddeye göre belirlenir.
- Zorunlu sigortalılıkla çakışma
- İsteğe bağlı prim ödenen bir dönemde, kişinin 4. maddeye göre sigortalı olmayı gerektirecek bir çalışmasının bulunmasıdır. Bu durumda çakışan dönemin isteğe bağlı primleri iptal edilir.
- Prim ödeme gün sayısı
- Aylık prim ödemesine esas gün sayısıdır. Ay içinde 30 günden az çalışan veya 80. madde uyarınca prim ödeme gün sayısı, toplam çalışma saatinin 4857 sayılı Kanun'daki günlük normal çalışma saatine bölünmesiyle hesaplanan sigortalılardır.
- Kısmi süreli çalışma (ay içinde 30 günden az çalışma)
- Ay içinde 30 günden az çalışan veya çalışma saatine göre prim ödeme gün sayısı hesaplanan sigortalılardır. Bu kişilerin aynı ay isteğe bağlı prim ödemesi, belirli sınırla zorunlu sigortalılık gün sayısına eklenir.
- Kurum kayıtlarına intikal
- Başvurunun Kurumun kayıtlarına girdiği andır. İsteğe bağlı sigortalılığın başlangıcı bu tarihi izleyen günden işler.
İsteğe bağlı sigorta başlangıcı ve sona ermesi: hangi şartlar aranır?
- İsteğe bağlı sigortalılığın başlaması için başvurunun Kurum kayıtlarına intikal etmiş olması gerekir; sigortalılık bu tarihi takip eden günden itibaren başlar.
- Çakışma halinde kişinin 4. madde kapsamında zorunlu sigortalılığa tabi çalışmasının tespit edilmiş olması gerekir; bu durumda çakışan süreler iptal edilir.
- Ay içinde 30 günden az çalışan veya 80. madde uyarınca prim ödeme gün sayısı çalışma saatine göre hesaplanan sigortalının, aynı ay isteğe bağlı sigortaya prim ödemiş olması gerekir; eklemenin uygulanması için bu koşul aranır.
- Eklenecek isteğe bağlı prim ödenen süreler, zorunlu sigortalılığa ilişkin prim ödeme gün sayısına otuz günü geçmeyecek biçimde eklenir.
- İsteğe bağlı sigortalılığın sona ermesi için, sona erdirme talebi, aylık talebi veya ölen sigortalının ölümü hallerinden birinin gerçekleşmiş olması gerekir; aylık talebinde ise aylığa hak kazanılmış olması şarttır.
İsteğe bağlı sigorta başlangıcı ve sona ermesi: hangi sonuçları doğurur?
- Başvuru Kurum kayıtlarına intikal ettiğinde isteğe bağlı sigortalılık, tarihi izleyen günden itibaren başlar.
- Zorunlu sigortalılıkla çakışan isteğe bağlı prim ödenen süreler iptal edilir ve bu süreye ilişkin ödenen primler ilgililere iade edilir.
- Ay içinde kısmi çalışan sigortalının aynı ay isteğe bağlı prim ödemesi halinde, primi ödenen süreler zorunlu prim gün sayısına otuz günü geçmemek üzere eklenir.
- Eklenen süreler 4. madde 1. fıkra (a) bendi kapsamında sigortalılık süresi sayılır.
- İsteğe bağlı sigortalılığını sona erdirme talebinde bulunanın sigortalılığı, primi ödenmiş son günü izleyen günden sona erer.
- Aylık talebinde bulunanın sigortalılığı, aylığa hak kazanmış olması şartıyla talep tarihinden sona erer.
- Ölen sigortalının isteğe bağlı sigortalılığı ölüm tarihinde sona erer.
- İsteğe bağlı prim ödenmiş süreler malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile genel sağlık sigortası hükümlerinde dikkate alınır ve 4. madde 1. fıkra (b) bendi kapsamında sigortalılık süresi sayılır.
Zorunlu sigortalılık ile isteğe bağlı sigortalılık çakışması arasındaki fark nedir?
Dönemde kişinin 4. madde kapsamında zorunlu sigortalı çalışması tespit edilen durum.
Dönemde yalnız isteğe bağlı prim ödenmiş ve zorunlu bir çalışma bulunmayan durum.
Birinci halde çakışan dönemin isteğe bağlı primleri iptal edilir ve ödenen primler ilgililere iade edilir; ikinci halde süreler isteğe bağlı sigortalılık olarak korunur.
Ay içinde 30 günden az çalışan ile normal çalışma (prim gün sayısı) arasındaki fark nedir?
Ay içinde 30 günden az çalışan veya çalışma saatine göre prim gün sayısı hesaplanan sigortalı.
Ay boyunca tam gün zorunlu sigortalılığa tabi olan sigortalı.
Birinci halde aynı ay isteğe bağlı prim ödenen süreler zorunlu gün sayısına en fazla otuz gün olacak şekilde eklenir ve 4. madde 1. fıkra (a) bendi kapsamında sigortalılık süresi sayılır; ikinci halde ekleme yapılmaz.
Sona erme hali: sona erdirme talebi / aylık talebi / ölüm: fark nedir?
İsteğe bağlı sigortalılığını sona erdirme talebinde bulunan kişi.
Aylık talebinde bulunan kişi veya ölen sigortalı.
Sona erdirme talebinde sona erme, primi ödenmiş son günü izleyen günden; aylık talebinde talep tarihinden (aylığa hak kazanılmış olması şartıyla); ölümde ölüm tarihinden itibaren gerçekleşir.
Prim ödenen süre (genel) ile 4. madde 1. fıkra (b) bendi kapsamı arasındaki fark nedir?
Isteğe bağlı prim ödenmiş süreler malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile genel sağlık sigortasında dikkate alınan süreler.
Bu sürelerin hangi sigortalılık statüsü olarak sayılacağı hükmü.
Bu süreler 4. madde 1. fıkra (b) bendi kapsamında sigortalılık süresi sayılır; üçüncü fıkra saklıdır.
İsteğe bağlı sigorta başlangıcı ve sona ermesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ay içinde 30 günden az çalışan sigortalının eklenen süresini otuz günden fazla saymak; eklemenin üst sınırı otuz gündür.
- Zorunlu sigortalılıkla çakışan isteğe bağlı prim dönemini iptal etmeden süreyi isteğe bağlı sigortalılık olarak korumak; çakışan dönem iptal edilmelidir.
- Başvurunun intikal tarihinden değil, prim ödeme tarihinden itibaren başlangıcı hesaplamak; başlangıç Kurum kayıtlarına intikal tarihini izleyen gündür.
- Aylık talebinde talep tarihini aylığa hak kazanılmamışken uygulamak; aylığa hak kazanılmış olması şarttır.
- Eklenen süreleri 4. madde 1. fıkra (b) bendi yerine (a) bendi kapsamında saymak, ya da prim ödenen sürelerin tümünü (b) bendi ile karıştırmak; kısmi çalışma sürelerinde (a) bendi, diğer prim sürelerinde (b) bendi uygulanır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 5510 sayılı Kanun'un 51. maddesinin son fıkrası uyarınca isteğe bağlı sigortalılıkta eski dönemdeki ayrımın ortadan kaldırıldığını ve isteğe bağlı prim ödenmiş sürelerin malullük, yaşlılık, ölüm sigortaları ile genel sağlık sigortasında dikkate alınacağını kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/2773 E., 2019/313 K., 19.03.2019; Hukuk Genel Kurulu, 2015/1779 E., 2019/60 K., 05.02.2019)
- İsteğe bağlı prim ödenmiş sürelerin 4. madde 1. fıkra (b) bendi kapsamında sigortalılık süresi sayılması, bu sürelerin dikkate alınmasında esas alınmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/2773 E., 2019/313 K., 19.03.2019; Hukuk Genel Kurulu, 2015/1779 E., 2019/60 K., 05.02.2019)
- Mahkemelerin isteğe bağlı sigortalılık davalarında, dosya kapsamındaki bilirkişi raporları ve 51. maddenin birlikte değerlendirilmesi suretiyle karar verdiği görülmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/371 E., 2024/543 K., 06.11.2024)
- Danıştay, 51. maddede düzenlenen isteğe bağlı sigortalılığın başlangıcı ve sona ermesi konularını birlikte ele almaktadır. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/2724 E., 2015/9002 K., 18.12.2015)
Nasıl ispat edilir?
- Isteğe bağlı sigortalılığın başlangıcını iddia eden kişi, Kurum kayıtlarına intikal tarihini belgeyle (başvuru dilekçesi, Kurum kaydı) ispatlamakla yükümlüdür.
- Zorunlu sigortalılıkla çakışma iddiasını ileri süren taraf, çakışan dönemde 4. madde kapsamında çalışmanın bulunduğunu işe giriş bildirgesi, sigorta kaydı veya bilirkişi raporu ile ispat etmekle yükümlüdür. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/371 E., 2024/543 K., 06.11.2024)
- Ay içinde kısmi çalışma ve prim gün sayısı iddiasında, çalışma saatlerini gösteren bordro ve Kurum kayıtları esas alınır; bu hususu ileri süren taraf ispat yükü altındadır.
- Sona erme (aylık talebi, sona erdirme talebi veya ölüm) iddiasında, ilgili talep veya ölüm belgesi ile talep tarihinin ispatı gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5510 sayılı Kanun m.50: İsteğe bağlı sigortanın tanımını ve isteğe bağlı sigortalılığın koşullarını düzenler; zorunlu sigortalı olmayı gerektirecek çalışmanın olmaması koşulu bu maddede yer alır.
- 5510 sayılı Kanun m.4: Zorunlu sigortalılık statülerini düzenler; 51. maddedeki çakışma ve sürelerin sayılma biçimi bu fıkraların (a) ve (b) bentlerine bağlanır.
- 5510 sayılı Kanun m.53: Zorunlu sigortalılık hallerinin çakışmasında izlenecek yolu düzenler; isteğe bağlı sigortalılık ile zorunlu sigortalılığın çakışmasında uygulanır.
- 5510 sayılı Kanun m.80: Prim ödeme gün sayısının ve prim ödemelerinin hesaplanması ile ilgili hükümleri içerir; 51. maddedeki ay içi kısmi çalışma hesabına girer.
- 4857 sayılı İş Kanunu: Günlük normal çalışma saatini belirler; 51. maddedeki prim ödeme gün sayısının hesabında bu süre esas alınır.
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.52 — İsteğe bağlı sigorta primleri ve ödenmesi
5510 sayılı Kanun'un 52. maddesi, isteğe bağlı sigortalının ödeyeceği primin oranını ve bu primin malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile genel sağlık sigortası arasındaki dağılımını düzenler. Ayrıca isteğe bağlı sigortalının genel sağlık sigortalısı sayılmasını, yabancı uyruklular için genel sağlık primi alınmamasının koşulunu, prim ödenmeyen sürelerin sigortalılık süresinden sayılmamasını ve zorunlu sigorta borcu bulunan isteğe bağlı sigortalının ödediği primlerin mahsubunu hükme bağlar. Madde isteğe bağlı sigortalılığa tabi kişiler hakkında uygulanır. İsteğe bağlı sigortalılığın şartlarını (yaş, ikamet, zorunlu sigortalılık bulunmaması) düzenlemez (m.50, m.51). Prim gecikme cezası ve gecikme zammının oranını ve hesabını düzenlemez (m.89). Prim ödemeyen sürelerin iadesinin usulünü ve zorunlu sigortada prim ödeme yükümlülüğünü düzenlemez (m.89, m.80).
İsteğe bağlı sigorta primleri ve ödenmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- İsteğe bağlı sigorta primi
- Sigortalının kendi iradesiyle ödediği, uzun vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortasına ilişkin primdir. Matrahı, 82. maddeye göre belirlenen prime esas kazancın alt ve üst sınırı arasında sigortalının seçtiği aylık kazançtır.
- Prime esas aylık kazanç
- Sigortalının isteğe bağlı sigorta için bildirdiği aylık kazanç tutarıdır. Bu tutar 82. maddede belirlenen alt sınırın altında ya da üst sınırın üzerinde olamaz.
- Genel sağlık sigortası primi
- Genel sağlık sigortası kapsamındaki sağlık hizmetlerinin finansmanı için alınan primdir. İsteğe bağlı sigortalıda toplam oranın 12 puanını oluşturur.
- Yabancı ülke vatandaşı Türkiye'de yerleşik olma hali
- Yabancı uyruklu isteğe bağlı sigortalıdan genel sağlık sigortası primi alınabilmesi için aranan bağlantı koşuludur. Bu koşul bir yıl dolmadan genel sağlık primi alınmamasına ve kişinin genel sağlık sigortalısı sayılmamasına yol açar.
- Gecikme cezası ve gecikme zammı
- Primin ait olduğu ay sonrasına kadar ödenmemesi halinde 89. maddenin ikinci fıkrasına göre hesaplanan ek ödeme kalemleridir. Bu kalemlerle birlikte ödenmeyen süreler sigortalılık süresinden sayılmaz.
İsteğe bağlı sigorta primleri ve ödenmesi: hangi şartlar aranır?
- İsteğe bağlı sigortalı, 82. maddeye göre belirlenen prime esas kazancın alt sınırı ile üst sınırı arasında kalan bir aylık kazanç bildirmelidir.
- Prim tutarı, bildirilen aylık kazancın yüzde otuz üçü olarak hesaplanmalıdır; bunun yüzde yirmi biri malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları, yüzde on ikisi genel sağlık sigortası primine ayrılmalıdır.
- 51. maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen kişiler için prim, 82. maddeye göre belirlenen alt ve üst sınır arasında kalmak kaydıyla belirlenen günlük kazanç ve gün sayısı üzerinden alınmalıdır.
- Yabancı ülke vatandaşları bakımından, Türkiye'de yerleşik olma hali bir yılı doldurmamışsa genel sağlık sigortası primi alınmamalı ve bu kişiler genel sağlık sigortalısı sayılmamalıdır.
- Primin ait olduğu aydan itibaren en geç on iki ay içinde gecikme cezası ve gecikme zammıyla birlikte ödenmeyen süreler sigortalılık süresinden sayılmamalıdır.
- Bu on iki aylık süre geçtikten sonra ödenen primler 89. maddenin üçüncü fıkrası uyarınca iade edilmelidir.
- İsteğe bağlı sigortalının zorunlu sigortalılık nedeniyle prim borcu varsa, isteğe bağlı sigortaya tabi ödenen primler öncelikle bu borca mahsup edilmelidir.
İsteğe bağlı sigorta primleri ve ödenmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Olağan isteğe bağlı prim, prime esas aylık kazancın yüzde otuz üçü olarak belirlenir; bunun yüzde yirmi biri uzun vadeli sigorta kollarına, yüzde on ikisi genel sağlık sigortasına ayrılır.
- 51. maddenin üçüncü fıkrasındaki kişilerde prim, günlük kazanç ve gün sayısı üzerinden malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile genel sağlık sigortası için alınır.
- İsteğe bağlı sigortalılar bakmakla yükümlü oldukları kişiler olsa bile genel sağlık sigortalısı sayılır ve genel sağlık primini ödemekle yükümlüdür.
- Yabancı uyruklu kişi Türkiye'de yerleşik olma halini bir yılı doldurmadan genel sağlık primi ödemez ve genel sağlık sigortalısı sayılmaz.
- Ait olduğu aydan itibaren en geç on iki ay içinde gecikme cezası ve gecikme zammıyla ödenmeyen primli süreler sigortalılık süresinden sayılmaz.
- On iki aylık süreden sonra ödenen primler 89. maddenin üçüncü fıkrası hükümlerine göre iade edilir.
- Zorunlu sigortalılık nedeniyle borcu bulunan isteğe bağlı sigortalının ödediği primler öncelikle bu borca mahsup edilir; kalan tutar isteğe bağlı sigorta açısından değerlendirilir.
Genel sağlık primi ile yabancı uyruklu isteğe bağlı sigortalı arasındaki fark nedir?
Türkiye'de yerleşik olma hali bir yılı dolduran yabancı uyruklu isteğe bağlı sigortalı.
Türkiye'de yerleşik olma hali bir yılı doldurmamış yabancı uyruklu isteğe bağlı sigortalı.
Birinci grupta genel sağlık primi alınır ve kişi genel sağlık sigortalısı sayılır; ikinci grupta prim alınmaz ve genel sağlık sigortalısı sayılmaz.
Bakmakla yükümlü olunan kişi ile isteğe bağlı sigortalı arasındaki fark nedir?
Bakmakla yükümlü olunan kişi, 60. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında olan kişi.
İsteğe bağlı sigortalı olan kişi.
Bakmakla yükümlü olunan kişinin genel sağlık sigortası bakımından sigortalı sayılması, isteğe bağlı sigortalının ayrıca genel sağlık primi ödemesine engel değildir; isteğe bağlı sigortalı bakmakla yükümlü olsa da genel sağlık primini öder.
Olağan prim matrahı ile 51. madde üçüncü fıkra kapsamı arasındaki fark nedir?
Prime esas aylık kazanç üzerinden hesaplanan olağan isteğe bağlı prim.
51. maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen kişiler.
İkinci grupta prim, aylık kazanç yerine 82. maddeye göre belirlenen alt ve üst sınır arasında kalan günlük kazanç ve gün sayısı üzerinden alınır.
Süresinde ödenen prim ile 12 ay sonrası ödenen prim arasındaki fark nedir?
Ait olduğu aydan itibaren en geç on iki ay içinde gecikme cezası ve gecikme zammıyla ödenen prim.
On iki aylık süre geçtikten sonra ödenen prim.
Birinci halde süre sigortalılık süresinden sayılır; ikinci halde ödenen prim 89. maddenin üçüncü fıkrasına göre iade edilir.
İsteğe bağlı prim ile zorunlu sigorta borcu arasındaki fark nedir?
Zorunlu sigortalılık nedeniyle Kuruma prim borcu bulunmayan isteğe bağlı sigortalı.
Zorunlu sigortalılık nedeniyle Kuruma prim borcu bulunan isteğe bağlı sigortalı.
İkinci halde isteğe bağlı sigortaya tabi ödenen primler öncelikle zorunlu sigorta borcuna mahsup edilir.
İsteğe bağlı sigorta primleri ve ödenmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Prim oranını yüzde otuz üç olarak alıp yüzde yirmi bir ve yüzde on iki ayrımını yapmadan toplu tahsil etmek; oranın malullük-yaşlılık-ölüm ve genel sağlık bölümlerine ayrılmasını gözden kaçırmak.
- Bakmakla yükümlü olunan kişiyi genel sağlık sigortalısı saydığı için isteğe bağlı sigortalıdan ayrıca genel sağlık primi alınmayacağını varsaymak; oysa isteğe bağlı sigortalı bakmakla yükümlü olsa da genel sağlık primini öder.
- Yabancı uyruklu kişide bir yıllık yerleşme süresini aramadan genel sağlık primi almak ya da süre dolduğu halde prim almayı reddetmek.
- On iki aylık süreyi, gecikme cezası ve gecikme zammı ödenmeden geçen süreyi saymadan hesaplamak; on iki ayın bitiminden sonra ödenen primleri iade etmeden sigortalılık süresine eklemek.
- Zorunlu sigorta borcu olan isteğe bağlı sigortalının ödediği primleri mahsup etmeden doğrudan isteğe bağlı sigortalılık süresine saymak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, zorunlu sigortalılık çakışması durumlarında isteğe bağlı sigortalılığın sona ereceğini kabul etmektedir. (10. Hukuk Dairesi, 2016/3124 E., 2017/6621 K., 10.10.2017)
- Yargıtay, 51. maddenin üçüncü fıkrası kapsamındaki kısmi süreli çalışanların isteğe bağlı sigortaya ilişkin ödeme yükümlülüğünü, 52. maddenin birinci fıkrası ile birlikte değerlendirmektedir. (21. Hukuk Dairesi, 2017/4488 E., 2018/5668 K., 26.06.2018)
- Yargıtay, kısmi süreli iş sözleşmesiyle çalışanların 52. maddenin birinci fıkrası kapsamında işsizlik sigortası primi ödemesi durumunda bu primlerin isteğe bağlı prim borcuna etkisini tartışmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2013/203 E., 2013/1505 K., 30.10.2013; 22. Hukuk Dairesi, 2017/28961 E., 2020/8422 K., 01.07.2020; 22. Hukuk Dairesi, 2017/18906 E., 2019/14813 K., 02.07.2019; 20. Hukuk Dairesi, 2016/7511 E., 2016/11036 K., 22.11.2016)
Nasıl ispat edilir?
- Prim borcunun varlığını ve miktarını ileri süren Kurum, isteğe bağlı sigortalılık başvurusunu, bildirilen prime esas kazancı ve ödeme belgelerini ortaya koymakla yükümlüdür.
- İsteğe bağlı sigortalı, ödediği primleri banka dekontu veya Kurum tahsilat kaydıyla ispat eder; ödeme tarihinin on iki aylık süre içinde olduğunu da aynı belgelerle göstermelidir. (10. Hukuk Dairesi, 2016/3124 E., 2017/6621 K., 10.10.2017)
- Yabancı uyruklu sigortalı, Türkiye'de yerleşik olma halinin bir yılı doldurduğunu ikamet belgeleri ile ispat etmelidir; bu koşulun gerçekleştiğini gösteremeyen kişi için genel sağlık primi alınamaz.
- Zorunlu sigortalılık nedeniyle borç bulunduğunu ileri süren Kurum, borcun varlığını ve mahsup edilecek tutarı kayıtlarla göstermelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5510 sayılı Kanun m.50: İsteğe bağlı sigortanın tanımını ve sigortalılık koşullarını belirler; 52. madde bu tanımın üzerine prim oranı ve ödeme kurallarını kurar.
- 5510 sayılı Kanun m.51: İsteğe bağlı sigortalılığa ilişkin ayrım ve üçüncü fıkrasındaki kişiler bakımından günlük kazanç ve gün sayısı usulünü tanımlar; 52. maddenin ikinci cümlesi bu fıkraya atıf yapar.
- 5510 sayılı Kanun m.60: Birinci fıkranın (b) bendi genel sağlık sigortalılığı kapsamını gösterir; 52. madde isteğe bağlı sigortalıyı bu bend kapsamında sayar.
- 5510 sayılı Kanun m.82: Prime esas kazancın alt ve üst sınırını belirler; isteğe bağlı prim matrahı bu sınırlar arasında alınır.
- 5510 sayılı Kanun m.89: Gecikme cezası ve gecikme zammının hesabını, ödenmeyen sürelerin ve on iki aydan sonra ödenen primlerin iadesini düzenler.
- 5510 sayılı Kanun m.80: İşverenin prim ödeme yükümlülüğünü ve tahsil usulünü düzenler; zorunlu sigorta borcunun tahsilinde ilgilidir.
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.53 — Sigortalılık hallerinin birleşmesi
5510 sayılı Kanun'un 53. maddesi, 4. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerindeki sigortalılık hallerinin aynı kişide çakışması durumunda hangi sigortalılık halinin esas alınacağını, esas alınmayan statüde isteğe bağlı prim ödenmesini, muhtar sigortalılığının öncelik durumunu, isteğe bağlı sigortalılığın sona ermesini, 4/1-a ile 5/a ve 5/e çakışmasını ve ilk defa sigortalı olanların yaşlılık aylığı talebinde esas alınacak sigortalılık halini düzenler. Kanun, sigortalılık hallerinin çakışmasına ve bu çakışmada prim ödeme ve hak kazanma sonuçlarına uygulanır. Maddenin kapsamı dışında kalan konular: sigortalılık hallerinin tanımı ve kapsamı (m.4), isteğe bağlı sigortalılığın tanımı ve koşulları (m.50, m.51), prim ve prim ödeme esasları (m.78 ve m.82'nin prim tabanına ilişkin hükümleri), kısmi süreli çalışma ve borçlanma halleri (m.41 ve borçlanmaya ilişkin hükümler) ile çakışmaya bağlı olmayan hizmet birleştirme ve gecikme zammı uygulamaları bu maddede düzenlenmez.
Sigortalılık hallerinin birleşmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Sigortalılık hallerinin çakışması
- Sigortalının 4. maddenin birinci fıkrasının iki veya daha fazla bendindeki sigortalılık statüsüne aynı anda tabi olacak şekilde çalışmasıdır. Çakışma, aynı dönemde birden fazla statünün doğmasıyla ortaya çıkar.
- Esas alınan sigortalılık hali
- Çakışma halinde kişinin sigortalılığının hangi bent kapsamında kabul edileceğini belirleyen statüdür. Kanun öncelik sırasını (c), sonra (a) olarak belirler; diğer statü esas alınmayan statü olur.
- Esas alınmayan sigortalılık statüsü
- Çakışmada sigortalılık bakımından öncelik tanınmayan statüdür. Bu statü kapsamında yazılı talep üzerine talep tarihinden itibaren prim ödenebilir.
- Muhtar sigortalılığı
- 4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılan bir sigortalılık türüdür. Madde, (b) bendinin 4 numaralı alt bendi dışındaki statüler ile muhtar sigortalılığının çakışmasında muhtar sigortalılığını dikkate alır.
- Yazılı talep
- Esas alınmayan statüde prim ödemek için sigortalının başvurusudur. Talep tarihi, ödeme yükümlülüğünün başlangıcını belirler.
- İsteğe bağlı sigortalılık
- Kişinin prim ödeyerek uzun vadeli sigorta kollarına ve genel sağlık sigortasına tabi olmasını sağlayan sigortalılık türüdür. Madde, 4/1-a, b ve c bentlerinde bir çalışmaya başlanması hâlinde bu sigortalılığın sona ereceğini düzenler.
Sigortalılık hallerinin birleşmesi: hangi şartlar aranır?
- Sigortalının 4. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinden birden fazlasına aynı anda tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmiş olması gerekir.
- (c) bendi statüsü ile (a) veya (b) bendi statüsü çakışıyorsa sigortalılık öncelikle (c) bendi kapsamında kabul edilir.
- (a) ve (b) bentleri çakışıyorsa sigortalılık (a) bendi kapsamında kabul edilir.
- Esas alınmayan statü için sigortalının yazılı talepte bulunması gerekir; bu talep üzerine talep tarihinden itibaren prim ödenebilir.
- Esas alınmayan statü için ödenecek primde 82. maddeye göre belirlenen prime esas kazanç alt ve üst sınırına uyulması gerekir.
- (b) bendinin 4 numaralı alt bendi ile (b) bendindeki diğer statülerin çakışmasında (4 numaralı alt bent dışındaki statü) esas alınır; muhtar sigortalılığı ile diğer (b) statülerinin çakışmasında muhtar sigortalılığı dikkate alınır.
- 4/1-b kapsamında sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı 4/1-a kapsamında sigortalı bildirilemez.
- İsteğe bağlı sigortalının 4/1-a, b veya c bentleri kapsamında çalışmaya başlaması, Kanun 51. maddesinin üçüncü fıkrası saklı kalmak kaydıyla isteğe bağlı sigortalılık halinin sona ermesi için gereklidir.
- Yaşlılık aylığı talebinde ilk defa sigortalı sayılan ve (a), (b), (c) bentlerinden birden fazlasına tabi çalışmış kişi için, en fazla sigortalılığın geçtiği statü esas alınır; hizmet süreleri eşitse malullük, ölüm, re'sen emeklilik, süresi kanunla belirlenen vazifeye atanma ya da seçilme halleri ve kanunla statünün değişmesi hallerinde son sigortalılık hali esas alınır.
Sigortalılık hallerinin birleşmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Çakışmada esas alınan sigortalılık hali dışındaki statü için sigortalı, yazılı talep üzerine talep tarihinden itibaren prim ödeyebilir.
- Ödenen primler iş kazası ve meslek hastalığı sigortası ile kısa vadeli sigorta kollarından sağlanan diğer yardımlar ve uzun vadeli sigorta kollarından sağlanan yardımlar bakımından belirli bir statüde değerlendirilir.
- Yazılı talep yapılıp ait olduğu ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenmeyen primlerin ödenme hakkı düşer.
- 4/1-b bendinin 4 numaralı alt bendi ile diğer (b) statüleri çakıştığında 4 numaralı alt bent dışındaki statü esas alınır.
- 4/1-b kapsamında sayılanlar kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı 4/1-a kapsamında sigortalı bildirilemez.
- İsteğe bağlı sigortalının 4/1-a, b veya c bentleri kapsamında çalışmaya başlaması halinde isteğe bağlı sigortalılık hali sona erer; 51. maddenin üçüncü fıkrası saklıdır.
- Sigortalının 4/1-a, b, c bentlerindeki hallerle 5. maddenin a ve e bentlerine tabi sigortalılık hallerinin çakışması halinde 4. madde kapsamında sigortalı sayılır ve birinci fıkra hükmü uygulanır.
- Bu madde hükmüne göre sigortalı sayılması gereken halden başka bir sigortalılık hali için ödenen primler, esas alınan sigortalılık halinde ödenmiş ve geçmiş kabul edilir.
4/1-c ile 4/1-a veya 4/1-b arasındaki fark nedir?
4/1-c bendi kapsamındaki sigortalılık, 3713 ve 2330 sayılı kanunlar uyarınca vazife malullüğü aylığı alanların sigortalılığıdır ve (c) bendinin esas alınması öncelikli hükümdür.
4/1-a veya 4/1-b bendi kapsamındaki sigortalılık, çakışmada (c) bendi ile karşılaştırıldığında ikinci sırada kalır.
Çakışma halinde (c) bendi esas alınır; esas alınmayan (a) veya (b) statüsü için yazılı talep üzerine prim ödenebilir.
4/1-a ile 4/1-b arasındaki fark nedir?
4/1-a bendi kapsamında hizmet akdi ile çalışan sigortalılık, çakışmada esas alınacak statüdür.
4/1-b bendi kapsamında sayılan sigortalılık, (a) bendiyle çakışmada esas alınmayan statüdür.
(a) ve (b) çakışmasında (a) esas alınır; (b) için yazılı talepli prim ödemesi mümkündür. Ancak iş kazası ve meslek hastalığı ile kısa vadeli sigorta kolları yardımları dışında bu primler (b) statüsünde değerlendirilir.
Muhtar sigortalılığı ile diğer (b) statüleri arasındaki fark nedir?
Muhtar sigortalılığı, 4/1-b kapsamında bir sigortalılık türüdür.
4/1-b bendinin 4 numaralı alt bendi dışındaki diğer (b) statüleri, muhtar sigortalılığı ile birlikte çalışıldığında söz konusu olur.
Muhtar sigortalılığı ile diğer (b) statülerinin çakışmasında muhtar sigortalılığı dikkate alınır.
Yazılı talep ile prim ödeme ile talep yapılmaması arasındaki fark nedir?
Esas alınmayan statü için yazılı talepte bulunan sigortalı, talep tarihinden itibaren prim öder.
Talepte bulunmayan sigortalı için esas alınmayan statü kapsamında prim ödeme yükümlülüğü doğmaz.
Talep yapılan halde ait olduğu ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenmeyen primlerin ödenme hakkı düşer.
Sıradan ilk defa sigortalı ile vazife malulü ve seçilen veya re'sen emekli olanlar arasındaki fark nedir?
İlk defa sigortalı sayılan ve birden fazla bentten çalışmış kişi için yaşlılık aylığı talebinde genel kural en fazla sigortalılık süresi olan statüdür.
Hizmet sürelerinin eşit olması, malullük ve ölüm halleri, re'sen emeklilik, süresi kanunla belirlenen vazifeler ile kanunla statünün değişmesi durumunda son sigortalılık hali esas alınır.
Yaşlılık aylığı hesabında esas alınacak statü, bu özel hallerde son sigortalılık hali olarak belirlenir.
İsteğe bağlı sigortalı ile zorunlu sigortalı çalışması arasındaki fark nedir?
İsteğe bağlı sigortalı, 4/1-a, b veya c bentleri kapsamında çalışmaya başlarsa bu sigortalılık hali sona erer.
İsteğe bağlı sigortalılığın sona ermeyeceği, 51. maddenin üçüncü fıkrası saklı kalmak kaydıyla, durumlar bakımından 51/3 hükmü belirleyicidir.
Zorunlu sigortalılığa geçiş ile isteğe bağlı sigortalılık hali sona erer, ancak 51/3 saklıdır.
Sigortalılık hallerinin birleşmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- (a) ve (c) bentlerinin çakışmasında (a) bendini esas almak; öncelik (c) bendindedir, (c) bendi ilk sırada esas alınır.
- Eski metindeki fıkra numaralarını ve kapsamı esas almak; madde 6111 sayılı Kanun ile değişmiştir ve güncel metne göre uygulanmalıdır.
- Esas alınmayan statü için yazılı talep olmaksızın prim ödenebileceğini düşünmek; yazılı talep zorunludur.
- Yazılı talepte bulunulan halde ödenmeyen primin, ait olduğu ayı izleyen ayın sonundan sonra hâlâ ödenebileceğini sanmak; bu tarihten sonra ödeme hakkı düşer.
- Muhtar sigortalılığını yok sayıp diğer (b) statüsünü esas almak; muhtar sigortalılığı dikkate alınır.
- İsteğe bağlı sigortalılığın 51. maddenin üçüncü fıkrası saklı kalmaksızın kendiliğinden sona erdiğini düşünmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Hukuk Genel Kurulu, 01.10.2008 öncesi dönemde baskın sigortalılık ilişkisine üstünlük tanınması gerektiğini, 01.10.2008 ile 01.03.2011 arasında ise ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisinin esas alınmasını kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/12 E., 2026/19 K., 21.01.2026)
- Hukuk Genel Kurulu, 53. maddenin sigortalılık hallerinin birleşmesi başlıklı hüküm olduğunu ve çakışmada uygulanacağını kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2655 E., 2021/764 K., 15.06.2021)
- Hukuk Genel Kurulu, 1.10.2008 tarihli eski metinde (a), (b), (c) bentlerinden birden fazlasına aynı anda tabi olma halinin düzenlendiğini ve bu düzenlemenin uygulanmasını kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2018/872 E., 2019/417 K., 09.04.2019)
- Hukuk Genel Kurulu, maddenin 6111 sayılı Kanun'un 33. maddesi ile değiştiğini ve bugünkü hâlini bu değişiklikle aldığını kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/1312 E., 2017/558 K., 29.03.2017; Hukuk Genel Kurulu, 2015/2617 E., 2017/557 K., 29.03.2017)
Nasıl ispat edilir?
- Çakışma ve buna bağlı esas alınan statüyü iddia eden taraf, sigortalılık bildirim kayıtları ve hizmet dökümü ile ispat yükü altındadır.
- Sigortalılık süresinin karşılaştırılması için SGK kayıtları ve işveren bildirimleri esas delil olarak kullanılır.
- Esas alınmayan statü için prim ödediğini iddia eden sigortalı, yazılı talep belgesini ve ödeme kayıtlarını sunmakla yükümlüdür.
- Muhtar sigortalılığının varlığını ve dikkate alınmasını iddia eden taraf bu sıfatı belgelemekle yükümlüdür.
- Yazılı talebin tarihi ve ödemenin süresinde yapılıp yapılmadığı, ödeme kayıtları ile ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5510 sayılı Kanun m.4: Sigortalılık hallerinin tanımını ve (a), (b), (c) bentlerini düzenler; 53. madde bu bentler arasındaki çakışmayı çözer.
- 5510 sayılı Kanun m.5: (a) ve (e) bentlerine tabi sigortalılık hallerinin 4. madde ile çakışması halinde 53. maddenin uygulanmasını sağlar.
- 5510 sayılı Kanun m.50: İsteğe bağlı sigortalılığın tanımını düzenler; 53. maddedeki isteğe bağlı sigortalılığın sona ermesi hükmü bu tanıma bağlıdır.
- 5510 sayılı Kanun m.51: İsteğe bağlı sigortalılığın sona ermesi hükmünde üçüncü fıkrası saklı tutulmuştur.
- 5510 sayılı Kanun m.82: Esas alınmayan statü için ödenecek primde prime esas kazanç alt ve üst sınırını belirler.
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.54 — Aylık ve gelirlerin birleşmesi
Bu madde, 5510 sayılı Kanuna göre bağlanacak aylık ve gelirlerin aynı kişide birleşmesi halinde hangisinin ya da hangilerinin ödeneceğini düzenler. Uzun vadeli sigorta kolları (a bendi), kısa vadeli sigorta kolları (b bendi) ve malullük, yaşlılık, ölüm, vazife malullüğü ile iş kazası ve meslek hastalığı sigortalarının birleşmesi (c bendi) için ayrı ayrı sıralama yapar; ayrıca birden fazla dosyadan aylık veya gelir birleşmesinde kalan dosyaların sona ermesini belirler. Maddenin kişisel kapsamı, bu Kanuna göre aylık veya gelir bağlanacak sigortalılar ve hak sahipleridir. Sigortalılık statüleri arasındaki çakışmanın çözümünü (m.53), geçici hükümlerdeki eski sistem uygulamasını ve 1479 ya da 2330 gibi mülga veya ayrı kanunlara tabi aylıkların bağlanmasını düzenlemez (ilgili hükümler ayrı maddelerdedir). Alt sınır uygulamasını da bu madde değil, prime esas kazanç alt sınırına ilişkin hükümler belirler.
Aylık ve gelirlerin birleşmesi: hangi şartlar aranır?
- Aynı kişiye, bu Kanuna göre bağlanacak birden fazla aylık veya gelirin aynı anda hak kazanılmış olması gerekir.
- Hak kazanılan haklar, a bendinde uzun vadeli sigorta kollarından, b bendinde kısa vadeli sigorta kollarından, c bendinde ise malullük, yaşlılık, ölüm, vazife malullüğü ile iş kazası ve meslek hastalığı sigortalarından birlikte değerlendirilmelidir.
- Birleşen haklar, ilgili bendin sıralamasına göre (a ve b bentlerinde sayılan hallerden biri gerçekleşerek) yalnız belirlenen aylık ya da gelir veya bunların tamamı-yarısı ayrımı uygulanarak bağlanmalıdır.
- Üçüncü fıkrada belirtilen durumda, birleşen gelir ve aylıklardan en fazla ödemeye imkân veren iki dosya dışındaki dosyalardaki haklar, bağlanacak yeni durum değişikliğine ya da başka bir dosyadan hak kazanılana kadar düşer.
- Birden fazla dosyanın birleşmesinde, dosyalardan hangisinin ödemede kalacağı ayrıca belirlenmelidir; ikiden fazla dosya varsa ödeme imkânı en yüksek olan iki dosya esas alınmalıdır.
Aylık ve gelirlerin birleşmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Birleşen aylık veya gelirlerden hangisinin ya da hangilerinin bağlanacağı, madde metnindeki sıralamaya göre belirlenir.
- Uzun vadeli kollarda (a bendi) çoğu halde yüksek aylık tamamı ile bağlanır; çocuklar ve ana-baba gibi hak sahiplerinde az olan aylığın yalnızca yarısı ödenir.
- Malullük ve yaşlılık ile ölüm aylığının birlikte bağlanabildiği hallerde (a/2) her iki aylık ödenir; bu halin dışında aynı sigortalıya tek aylık bağlanır.
- Eşinden ve ana/babasından aynı anda ölüm aylığı hakkı doğan kişiye tercihine göre yalnız bir aylık bağlanır (a/5, b/4).
- Ölüm nedeniyle evliliğin sona ermesi halinde sonraki eşinden de hak doğan kişi, tercih ettiği tek bir aylığı veya geliri alır (a/7, b/5).
- Kısa vadeli kollarda eş için sürekli iş göremezlik geliri ile ölüm geliri birlikte ödenir (b/1).
- Üçüncü fıkraya göre, ikiden fazla dosyada hak birleşirse en fazla ödemeye imkân veren iki dosya dışında kalan dosyalardaki haklar, durum değişikliği veya başka dosyadan hak kazanılmasına kadar düşer.
- Birleşme kuralları emredici niteliktedir; sigortalı veya hak sahibinin sözleşme ya da iradesiyle bu sıralamayı değiştirmesi mümkün değildir. Bu konuda malzemede açık bir kayıt bulunmamakla birlikte, madde metni bu yönde bir seçim tanımamaktadır (tercih yalnız a/5, a/7, b/4, b/5 hallerinde tanınır).
Uzun vadeli kollar içinde malullük ile yaşlılık ile eşit aylık arasındaki fark nedir?
Hem malullük hem yaşlılık aylığına hak kazanan sigortalı (a/1).
Aylıkların eşit olması hali, aynı bend içinde ayrı bir kural gerektirir.
Yüksek olan aylık ödenir; aylıklar eşitse yalnız yaşlılık aylığı bağlanır.
Yaşlılık veya malullük ile ölüm aylığı ile ölüm aylığının türü arasındaki fark nedir?
Malullük ya da yaşlılık aylığı ile birlikte ölen eşinden de aylığa hak kazanan sigortalı (a/2).
Ana ve babasından ayrı ayrı aylığa hak kazanan çocuk (a/3) ya da birden fazla çocuğundan aylığa hak kazanan ana ve baba (a/4).
Sigortalıya her iki aylık birlikte bağlanır; çocuklarda yüksek aylığın tamamı, az olanın yarısı ödenir; ana ve babada en fazla ödemeye imkân veren ilk iki dosya esas alınır.
Eşinden ve ana/babasından ölüm aylığı: fark nedir?
Hem eşinden hem ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazanan kişi (a/5).
Ölüm nedeniyle evliliği sona eren ve sonraki eşinden de aylığa hak kazanan kişi (a/7).
Hak sahibi tercihine göre tek bir aylık bağlanır; a/5 ve a/7 hallerinde iki aylık birlikte bağlanmaz.
Vazife malullüğü ile tekrar sigortalılık arasındaki fark nedir?
Vazife malullüğü aylığı alırken tekrar sigortalı olup hem vazife malullüğüne hem malullüğe hak kazanan kişi (a/6).
Aynı kişinin hem vazife malullüğü hem yaşlılık aylığına hak kazanması (a/6, ikinci cümle).
Aylıklar eşitse yalnız vazife malullüğü aylığı; vazife malullüğü ile yaşlılık aylığı birlikte hak kazanılmışsa her ikisi bağlanır.
Kısa vadeli kollar: eş ve ana-baba gelirleri: fark nedir?
Sürekli iş göremezlik geliri ile ölen eşinden gelire hak kazanan eş (b/1).
Ana ve babadan ayrı ayrı ya da birden fazla çocuktan gelire hak kazananlar (b/2, b/3).
Eş için her iki gelir birlikte bağlanır; ana ve babada yüksek gelirin tamamı, düşük gelirin yarısı bağlanır.
Uzun vadeli ile kısa vadeli kollar: fark nedir?
Uzun vadeli kollardan doğan aylıklar (a bendi) ve yaşlılık, malullük, ölüm aylıkları.
Kısa vadeli kollardan doğan gelirler (b bendi), örneğin sürekli iş göremezlik geliri.
Her bend kendi içinde sıralama yapar; uzun ve kısa vadeli haklar arasında doğrudan a bendi sıralaması uygulanmaz, c bendi ayrıca değerlendirilir.
Yüksek-tamamı ile az olan-yarısı (c bendi) ile eşitlik hali arasındaki fark nedir?
Malullük, yaşlılık, ölüm, vazife malullüğü ve iş kazası ile meslek hastalığı haklarının birleşmesi (c bendi).
Bu birleşmede aylık ve gelirlerin eşit olduğu hal.
Yüksek olan tamamı, az olan yarısı bağlanır; eşitlik halinde iş kazası ve meslek hastalığı geliri tamamı, malullük, vazife malullüğü veya yaşlılık aylığının yarısı bağlanır.
Aylık ve gelirlerin birleşmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Üçüncü fıkrayı ikiden fazla dosyanın birleşmesi için ilk iki dosyayı kendiliğinden ödemeye alma kuralı olarak okumak; oysa seçim, ödeme imkânı en fazla olan dosyalara göre yapılır.
- Yaşlılık ve malullük aylıklarını birleştirirken a/1 kuralını (yalnız yüksek olan) uygulamak; malullük ve yaşlılık birlikte hak kazanıldığında a/1 ve a/2 hallerinin ayrı değerlendirilmesi gerekir.
- a/5 ve a/7 hallerinde tercih hakkının aylık bağlanması sırasında kullanıldığını yanlış anlayıp her iki aylığı birlikte bağlamak.
- Eşitlik halinde c bendinde iş kazası ve meslek hastalığı gelirinin tamamı bağlanır, malullük aylığı yarı ödenir; bu sıralamanın yüksek-az olan kuralıyla karıştırılması.
- Ölüm aylığının bağlandığı tarihteki mevzuatı dikkate almadan güncel metni uygulamak; kararlar bu konuda eski düzenlemeyi de incelemektedir.
- Birleşme dışında kalan bir aylığın alt sınır uygulaması (m.96) ile birleşme sıralamasını birbirine karıştırmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ölüm aylığının bağlandığı tarihte yürürlükte olan düzenlemeye göre birleşme değerlendirmesi yapılması gerektiği yönünde içtihat bulunmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/203 E., 2025/648 K., 22.10.2025)
- Bir kişinin ölen eşinden aylık aldığı dönemde, sonradan kendi çalışmasına dayalı yaşlılık aylığına hak kazanması halinde 5510 sayılı Kanun m.54 kapsamında birleşme değerlendirmesinin yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/331 E., 2025/655 K., 22.10.2025)
- Sigortalının vefatından önce 506 sayılı Kanun kapsamında kendi çalışmasına dayalı aylık almaması halinde, o dönemdeki sigortalılık durumu dikkate alınarak birleşme değerlendirmesi yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/405 E., 2025/657 K., 22.10.2025)
- Eşinden ölüm aylığı alan bir kişiye, ayrıca başka bir sigortalıdan ölüm aylığı bağlanıp bağlanamayacağı, hakkın doğduğu tarihteki mevzuata göre değerlendirilmektedir; bu değerlendirmede m.54 hükümleri ile eski kanunun hükmü ayrı ayrı ele alınmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/649 E., 2025/659 K., 22.10.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2024/796 E., 2025/660 K., 22.10.2025)
- Eski kanuna tabi bir sigortalının babasından ölüm aylığı talebinde bulunması halinde, bu aylığın 5510 sayılı Kanun kapsamında değil ilgili eski kanun hükümlerine göre bağlanması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/548 E., 2025/658 K., 22.10.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Birleşme iddiasını ileri süren kişi, aynı anda hangi aylık veya gelire hak kazandığını ve bu hakların tarihlerini ispatlamakla yükümlüdür; ispat yükü davacıdadır.
- Hak kazanılan aylıklara ilişkin belgeler, Kurum kayıtları ve bağlama yazıları en güçlü delil niteliğindedir; tarafların bu belgeleri sunması yeterli olabilmektedir.
- Hakkın doğduğu tarihteki sigortalılık durumunu (ör. çalışma, prim ödeme veya başka kurumda sigortalılık) ispat yükü, bu hakkı talep eden kişidedir.
- Kurumun birleşme sonucu bir aylığı kesmesi veya yalnız yarısını bağlaması halinde, bu işlemin madde metnine uygun olduğunu gösterme yükü Kuruma aittir.
- Ölen eşin veya ana-babanın sigortalılık ve ölüm tarihi gibi koşulları, ilgili ölüm belgesi ve kayıtlarla ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5510 sayılı Kanun m.53: Sigortalılık hallerinin çakışması durumunda hangi statünün esas alınacağını düzenler. Bu madde ise aylık ve gelirlerin birleşmesini çözer; iki hüküm farklı olguları düzenler.
- 5510 sayılı Kanun m.4: Sigortalılık statülerini (a, b, c bentleri) tanımlar; bu maddedeki a, b ve c bentleri ayrımı m.4 statüleriyle bağlantılıdır.
- 5510 sayılı Kanun m.96: Bu Kanuna göre bağlanacak aylıkların alt sınırını düzenler; birleşme sonucunda bağlanan aylığa alt sınır uygulanıp uygulanmayacağını belirler.
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.55 — İşlemleri
5510 sayılı Kanun'a göre gelir veya aylık bağlanan sigortalı ile hak sahiplerinin aylık ve gelirlerinin güncellenmesini düzenler: durum değişikliği halinde aylığın yeniden hesaplanması, altı aylık dönemlerde TÜİK tüketici fiyatları indeksine göre artırım, yeni bağlanacak aylıklarda asgari tutar (alt sınır) güvencesi, malullük aylığında yıllık asgari tutar ile iş kazası sonucu sürekli bakıma muhtaç sigortalının geliri için alt sınır ve aylıkların peşin ödenmesi ile yoklama usulünün yönetmelikle düzenlenmesi. Kanun, maddeyi bağlanmış aylığı alan sigortalı ve hak sahipleri bakımından uygular. Maddenin uygulandığı haller ile yardımcı ödemelerin alt sınır dışında kalan yönleri bu maddede düzenlenmez; aylık bağlanma koşulları (m.26, m.28, m.33), aylık hesabında kullanılan ortalama kazanç (m.29), prim ve gün sayısı (m.79 ve devamı) ile yersiz ödemelerin geri alınması ve zamanaşımı (m.102) başka maddelerde yer alır. Ayrıca aylık kesilmesi halleri (m.56) bu maddenin kapsamına girmez.
İşlemleri: hangi kavramlar bilinmeli?
- Durum değişikliği
- Sigortalının veya hak sahibinin, bağlanmış gelir veya aylığın tutarını etkileyecek nitelikte değişen hâlidir. Değişiklik gerçekleştiği tarihten sonraki ilk ödeme dönemi başından itibaren aylığa yansır.
- Altı aylık dönemde yapılan artış
- Her yılın Ocak ve Temmuz ödeme tarihlerinde, bir önceki altı aylık döneme ait TÜİK tarafından açıklanan en son temel yıllık tüketici fiyatları genel indeksindeki değişim oranı kadar yapılan artırımdır. Artış oranı, yalnızca bu indeksteki değişime bağlıdır.
- Alt sınır aylığı
- Yeni bağlanacak aylıkların ve ölen sigortalının hak sahiplerinin aylıklarının hesabına esas tutarın, asgari düzeyde kalmamasını sağlayan kanuni taban tutardır. Bu tutar, prime esas günlük kazanç alt sınırının aylık tutarı üzerinden, ortalama aylık kazancın belirli yüzdesi olarak hesaplanır.
- Sürekli iş göremezlik geliri
- İş kazası veya meslek hastalığı sonucu başka birinin sürekli bakımına muhtaç duruma gelen sigortalıya m.19 uyarınca bağlanan gelirdir. Bu gelir için ayrı bir asgari oran öngörülmüştür.
- Bağlanan kısmi aylık
- Uluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri gereğince, sözleşmenin öngördüğü ölçüde ve ilgili ülkeye yapılan prim süreleri dikkate alınarak bağlanan aylıktır. Bu kısma alt sınır hükümleri uygulanmaz.
İşlemleri: hangi şartlar aranır?
- Sigortalı ya da hak sahibinin durumunda, bağlanmış gelir veya aylığın tutarını değiştiren bir değişiklik meydana gelmiş olmalıdır; bu değişiklik düzeltmeyi gerektirecek nitelikte bulunmalıdır.
- Düzeltme, değişikliğin meydana geldiği tarihten sonraki ödeme dönemi başından itibaren yeni duruma göre yapılmalıdır.
- Kanun uyarınca bağlanan gelir ve aylıklar, her yılın Ocak ve Temmuz ödeme tarihlerinde, bir önceki altı aylık döneme ait TÜİK en son temel yıllık tüketici fiyatları genel indeksindeki değişim oranı kadar artırılmalıdır.
- Sigortalıya bağlanacak aylıklar ile ölen sigortalının hak sahiplerinin aylıkları, çalışma sürelerindeki her yıl için m.82 uyarınca tespit edilen prime esas günlük kazanç alt sınırları dikkate alınarak hesaplanmalıdır; bu tutar talep veya ölüm yılının Ocak ayı itibarıyla m.29/2 uyarınca belirlenen ortalama aylık kazancın %35'inden, bakmakla yükümlü olunan eş veya çocuk varsa %40'ından az olamaz.
- Hak sahibi bir kişi ise aylığı, alt sınır aylığının %80'inden; hak sahibi iki kişi ise %90'ından az olamaz.
- Uluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri gereğince bağlanan kısmi aylıklarda yukarıdaki alt sınır hükümleri uygulanmaz.
- Malullük sigortasından dosya bazında her yıl bağlanan aylıklar, m.4/1(a), (b) ve (c) kapsamındaki sigortalılar için ayrı ayrı, yaşlılık sigortasından bir önceki yılın son ödeme ayında ödenen en düşük yaşlılık aylığından az olamaz; bu hesapta yıl içi artışlar uygulanmaz.
- İş kazası veya meslek hastalığı sonucu başka birinin sürekli bakımına muhtaç duruma gelen sigortalının m.19 uyarınca hesaplanacak sürekli iş göremezlik geliri, m.82 uyarınca tespit edilen prime esas kazanç alt sınırının aylık tutarının %85'inden az olamaz.
- Gelir ve aylıklar her ay peşin olarak ödenmelidir; ödeme dönemleri, tarihleri, şekli ve merkezleri Kurumca belirlenir.
İşlemleri: hangi sonuçları doğurur?
- Durum değişikliği meydana geldiğinde aylık, değişiklik tarihinden sonraki ödeme dönemi başından itibaren yeni duruma göre düzeltilir.
- Bağlanan gelir ve aylıklar her yılın Ocak ve Temmuz ödeme tarihlerinde TÜİK indeks değişim oranı kadar artırılarak belirlenir.
- Yeni bağlanan sigortalı aylığı, ortalama aylık kazancın %35'inden, bakmakla yükümlü eş veya çocuk varsa %40'ından az olamaz.
- Hak sahibi bir kişi için aylık, alt sınır aylığının %80'inden, iki kişi için %90'ından az olamaz.
- Uluslararası sözleşme gereğince bağlanan kısmi aylıklarda alt sınır hükümleri uygulanmaz.
- Malullük aylığı, yaşlılık aylığının asgari tutarının altına düşürülemez; bu karşılaştırma dosya bazında ayrı ayrı yapılır.
- İş kazası sonucu sürekli bakıma muhtaç sigortalının sürekli iş göremezlik geliri, m.82 kapsamındaki alt sınırın aylık tutarının %85'inden az olamaz.
- Gelir ve aylıklar her ay peşin olarak ödenir.
- Aylık alma şartlarının devam edip etmediğine yönelik yoklama usul ve esasları, bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar Kurumca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Genel alt sınır ile malullük aylığı yıllık asgari tutar arasındaki fark nedir?
Yeni bağlanan aylıklarda ortalama aylık kazanç üzerinden %35 veya %40 alt sınırı uygulanır.
Malullük sigortasından dosya bazında her yıl bağlanan aylıklar için, yaşlılık sigortasından bir önceki yılın son ödeme ayında ödenen en düşük yaşlılık aylığı karşılaştırma tutarıdır.
Malullük aylığının asgari tutarı iki farklı ölçüte göre belirlenir; malullük aylığı yıllık olarak yaşlılık aylığının en düşük tutarının altında kalamaz.
Sigortalı aylığı ile hak sahibi aylığı arasındaki fark nedir?
Sigortalıya bağlanacak aylıkta alt sınır, ortalama aylık kazancın %35'i veya bakmakla yükümlü olunan eş ya da çocuk varsa %40'ıdır.
Ölen sigortalının hak sahiplerinin aylığında, hak sahibi bir kişi ise alt sınır aylığının %80'i, iki kişi ise %90'ı asgari tutar olur.
Hak sahibi sayısına göre farklı oranlar uygulanır; hak sahibi aylıklarında alt sınır, sigortalı aylığı alt sınırının yüzdesi üzerinden hesaplanır.
İş göremezlik geliri ile genel alt sınır arasındaki fark nedir?
İş kazası veya meslek hastalığı sonucu başkasının sürekli bakımına muhtaç duruma gelen sigortalının geliri için, m.82 uyarınca belirlenen prime esas kazanç alt sınırının aylık tutarının %85'i asgari tutardır.
Diğer sigortalıların aylıklarında ortalama aylık kazanç esas alınarak hesaplanan %35 veya %40 alt sınırı uygulanır.
Sürekli bakıma muhtaç iş kazası sigortalısının asgari geliri farklı bir oran ve farklı bir taban üzerinden belirlenir.
Uluslararası sözleşmeye dayalı kısmi aylık ile ulusal aylık arasındaki fark nedir?
Uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi uyarınca bağlanan kısmi aylıkta alt sınır hükümleri uygulanmaz.
Yalnız ulusal mevzuata göre bağlanan aylıklarda alt sınır hükümleri uygulanır.
Sözleşme kapsamındaki kısmi aylıkta asgari tutar güvencesi işletilmez.
Altı aylık artış ile durum değişikliği düzeltmesi arasındaki fark nedir?
Altı aylık artış, her yıl Ocak ve Temmuz ödeme tarihlerinde TÜİK indeks değişimi kadar otomatik olarak yapılır.
Durum değişikliği düzeltmesi, sigortalı veya hak sahibinin durumunda aylığı etkileyen bir değişiklik olduğunda yapılır.
Artış indeksle periyodik olarak yapılırken, düzeltme olaya bağlı olarak değişiklik tarihinden sonraki ödeme dönemi başından uygulanır.
İşlemleri: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Altı aylık artışı her yıl sabit bir oran olarak uygulamak; oysa artış her yılın Ocak ve Temmuz ödeme tarihleri için bir önceki altı aylık döneme ait TÜİK indeks değişimine bağlıdır.
- Hak sahibi aylığında %80 ve %90 oranlarını sigortalı aylığının alt sınırı yerine doğrudan ortalama aylık kazanç üzerinden hesaplamak; oran, alt sınır aylığının yüzdesidir.
- İş kazası sonucu sürekli bakıma muhtaç sigortalının %85 asgari tutarını, genel %35 ya da %40 oranı ile karıştırmak.
- Uluslararası sözleşmeye dayalı kısmi aylığa alt sınır uygulamak; bu aylık alt sınır hükümlerinin dışındadır.
- Malullük aylığı yıllık asgari tutarını ferdi bir karşılaştırma olarak almak; karşılaştırma dosya bazında ve m.4/1 bentlerine göre ayrı ayrı yapılır.
- Durum değişikliğinde düzeltmeyi değişiklik tarihinin ayına göre değil, ödeme dönemi başına göre yapmamak; düzeltme değişiklik tarihinden sonraki ödeme dönemi başından itibaren geçerlidir.
- Yönetmelikle düzenlenmesi öngörülen yoklama usullerini kanun maddesinde aranacak koşul gibi değerlendirmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Sürekli bakıma muhtaç olmayan meslek hastalığı nedeniyle bağlanan sürekli iş göremezlik gelirinde, m.55'in ikinci fıkrasında yer alan artışın bu gelire doğrudan uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmış; yüzdelik artış hükmünün yalnızca ilgili fıkrada açıkça anılan aylık ve gelirlere uygulanabileceği kabul edilmektedir. (10. Hukuk Dairesi, 2018/2173 E., 2018/9594 K., 20.11.2018)
- Dosya bazında yapılan karşılaştırmada, m.4/1 (c) kapsamındaki sigortalılar için m.55 hükmünün ayrı ayrı uygulanması gerektiği kabul edilmektedir. (12. Daire, 2022/3647 E., 2024/1560 K., 26.03.2024; 12. Daire, 2022/6370 E., 2024/1561 K., 26.03.2024)
- Hak sahibi aylığının hesabında, m.55'in ikinci fıkrasının hak sahibi sayısına ilişkin yüzdelerinin ölen sigortalının kazanç esasına bağlı olarak uygulanması gerektiği yönünde yerleşik bir yorum bulunmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/227 E., 2021/1455 K., 18.11.2021)
- Eski Kanun'un ilgili hükmüne dayanan bir kararda, madde metninde yer alan güncel uygulamaya uyum sağlanmıştır; bu nedenle eski tarihli kararlarda belirtilen rakam ve yüzdelerin güncel metinle karşılaştırılması gerekir. (2008/56 E., 2011/58 K., 30.03.2011)
Nasıl ispat edilir?
- Artış, asgari tutar veya düzeltme talebinde bulunan sigortalı ya da hak sahibi, bağlanmış aylığın hesaba esas kazanç ve sigortalılık sürelerini belgelerle ispatlamalıdır.
- Durum değişikliğinin tarihi, kurum kayıtları ve ilgili bildirimlerle ispatlanır; değişikliğin tarihinden sonraki ilk ödeme dönemi bu tarihe göre belirlenir.
- Alt sınır uygulanmasını isteyen taraf, hak sahibi sayısını ve bakmakla yükümlü olunan eş veya çocuk varlığını nüfus ve aile belgeleriyle ispatlamak zorundadır.
- Uluslararası sözleşme kapsamındaki kısmi aylık iddiası, sözleşmeye dayanan bağlanma kararı ve ilgili ülkedeki prim süreleri ile ispatlanır; Kurum bu sözleşmeye dayanarak alt sınırın uygulanmadığını savunursa bu savunmayı kendi kayıtlarıyla ispatlamak zorundadır.
- Yıllık asgari tutar iddiasında, bir önceki yılın son ödeme ayında ödenen en düşük yaşlılık aylığı Kurumun ödeme kayıtlarıyla ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5510 sayılı Kanun m.4: Malullük aylığının asgari tutarı, m.4/1 (a), (b) ve (c) bentlerindeki sigortalı gruplarına göre ayrı ayrı uygulanır.
- 5510 sayılı Kanun m.19: Sürekli iş göremezlik gelirinin hesabını düzenler; m.55'teki %85 asgari tutar bu hesaplanan gelir için geçerlidir.
- 5510 sayılı Kanun m.29: Ortalama aylık kazancın belirlenmesini düzenler; m.55'teki alt sınır yüzdeleri bu kazanç üzerinden hesaplanır.
- 5510 sayılı Kanun m.82: Prime esas günlük kazanç alt sınırlarını belirler; m.55'teki alt sınır tutarları bu sınırlardan hesaplanır.
- 5510 sayılı Kanun m.56: Gelir ve aylık bağlanamayacak halleri düzenler; m.55 bağlanmış aylığın tutarını, m.56 ise aylığın bağlanamayacağı ya da kesileceği halleri düzenler.
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.56 — Gelir ve aylık bağlanmayacak haller
5510 sayılı Kanun'un 56. maddesi, ölen sigortalının hak sahiplerinden belirli ağır hallerde gelir ve aylık ödenmemesini ve ödenmiş tutarların geri alınmasını düzenler. Birinci fıkra, sigortalıya veya hak sahibine karşı kasten öldürme, ağır suç veya mirasçılıktan çıkarılmaya yol açan hallerde hak kaybını kurar. İkinci fıkra, boşanmış görünüp boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların gelir ve aylıklarının kesilmesini ve geri alınmasını öngörür. Madde, kişinin hak sahipliğinin ölen sigortalıyla ilişkisi üzerinden uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular arasında geri alma usulünün ayrıntıları (m.96), ölüm aylığının bağlanma ve kesilme koşulları (m.34) ve yaşlılık ya da malullük aylığına alt sınır uygulaması yer alır.
Gelir ve aylık bağlanmayacak haller: hangi kavramlar bilinmeli?
- Hak sahibi
- Ölen sigortalının ölümünden doğan gelir ve aylıklara hak kazanabilecek kişilerdir. Maddenin kapsamı bu kişiler üzerinden belirlenir.
- Kesinleşmiş yargı kararı
- Birinci fıkradaki hallerin varlığının, ilgili mahkeme kararıyla kesinleşmiş olarak ortaya konulmasıdır. Kurum bu kararı beklemeden kendi tespitiyle ödemeyi durduramaz.
- Ağır suç
- Birinci fıkra b bendinde, hak sahibi veya sigortalıya karşı işlenen ve mirasçılıktan çıkarma sebebi oluşturan nitelikli suçtur. Hafif kabahatler bu kapsamda değerlendirilmez.
- Fiilen birlikte yaşama
- Boşanmış olunmasına rağmen eşlerin aynı konutta sürekli yaşamasıdır. Yalnızca resmî adres kaydı bu tespit için yeterli değildir, fiili birlikteliğin belirlenmesi gerekir.
- Geri alma
- Hak sahibine ödenmiş gelir ve aylıkların 96. madde hükümlerine göre geri istenmesidir.
Gelir ve aylık bağlanmayacak haller: hangi şartlar aranır?
- Ölen sigortalının hak sahiplerinden birinin, birinci fıkranın a veya b bendinde sayılan hallerden birini gerçekleştirmiş olması gerekir.
- Bu hallerin varlığı hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmalıdır.
- Kararın, sigortalıyı kasten öldürme, öldürmeye teşebbüs veya sürekli iş göremez hale getirme gibi a bendi hallerinden birini ya da ağır suç, mirasçılıktan çıkarma veya aile yükümlülüğünü ağır biçimde yerine getirmeme gibi b bendi hallerinden birini ortaya koyması gerekir.
- İkinci fıkra bakımından, boşanmış olan kişinin boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığının belirlenmiş olması gerekir.
- Bu koşullar gerçekleştiğinde gelir veya aylık ödenmez ya da kesilir.
Gelir ve aylık bağlanmayacak haller: hangi sonuçları doğurur?
- Birinci fıkradaki hallerde kesinleşmiş yargı kararı bulunan kişilere gelir veya aylık ödenmez.
- Birinci fıkra kapsamında daha önce ödenmiş gelir ve aylıklar 96. madde hükümlerine göre geri alınır.
- İkinci fıkradaki hallerde boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir.
- İkinci fıkra kapsamında kendilerine ödenmiş tutarlar 96. madde hükümlerine göre geri alınır.
- Kesinleşmiş yargı kararı bulunmayan birinci fıkra hallerinde gelir veya aylık kesilmez.
- Fiilen birlikte yaşama tespit edilmediği sürece ikinci fıkra uygulanmaz ve aylık devam eder.
Birinci fıkra a bendi ile b bendi arasındaki fark nedir?
A bendi, sigortalıya karşı doğrudan yönelen fiilleri kapsar: kasten öldürme, teşebbüs veya sürekli iş göremez ya da malul duruma getirme.
B bendi, sigortalıya veya hak sahibine karşı işlenen ağır suçu ve ölüme bağlı tasarrufla mirasçılıktan çıkarılmayı ya da aile yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemeyi kapsar.
Her iki bentte de aranan ortak şart kesinleşmiş yargı kararının bulunmasıdır. Bentler arasında fiilin niteliği ve yönelim biçimi farklıdır.
Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra, kişinin ölen sigortalıya veya hak sahibine karşı işlediği ağır fiillere dayanır.
İkinci fıkra, boşanmış görünen ancak fiilen birlikte yaşayan eş ve çocuklara ilişkindir ve bir kusur değil birliktelik durumuna bağlanır.
İkinci fıkrada birinci fıkradaki kesinleşmiş ceza veya mirasçılıktan çıkarma kararı aranmaz, fiilen birlikte yaşama tespiti yeterli görülür. Bu fark, ikinci fıkranın uygulanmasını daha geniş bir tespit yetkisine bağlar.
Gelir ve aylık kesilmesi ile geri alma arasındaki fark nedir?
Kesilme, ilerideki ödemelerin durdurulmasıdır.
Geri alma, daha önce ödenmiş tutarların 96. madde uyarınca istenmesidir.
Kesilme ve geri alma birlikte uygulanır. Ödenmiş tutarların geri alınması, yalnızca kesilmenin sonucu değil, ayrı bir yükümlülüktür.
Gelir ve aylık bağlanmayacak haller: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Boşanmış olmak ile fiilen ayrı yaşamanın aynı şey olduğunu varsaymak; ikinci fıkra için boşanma kararı tek başına yeterli değildir, fiili birlikteliğin de belirlenmesi gerekir.
- Birinci fıkra kesilmesi için kesinleşmiş yargı kararını aramamak; a ve b bentlerinde kesinleşmiş yargı kararı şarttır.
- İkinci fıkra kapsamını ölüm aylığı dışındaki bütün gelirlere otomatik olarak genişletmek; metin bağlanmış olan gelir ve aylıkları düzenler.
- Yürürlük tarihi öncesi bağlanmış aylıklara ikinci fıkrayı kendiliğinden uygulamak; uygulamada bu tarihten önceki aylıklara uygulanmayacağı yönünde görüş bulunduğunu dikkate almamak.
- Geri alma tutarını hesaplarken 96. maddedeki sürelere ve usule bakmamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı iddiasında, komşu ifadeleri ve kontrol memuru tutanakları tek başına yeterli sayılmamakta, fiili birlikteliğin tespiti için somut delillerin aranması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/1135 E., 2025/213 K., 09.04.2025)
- Davanın dayanağının 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin ikinci fıkrası olduğu, bu nedenle hükmün yürürlük tarihinden önce bağlanan aylıklara uygulanamayacağı yönünde değerlendirme yapıldığı görülmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/305 E., 2024/471 K., 25.09.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2023/281 E., 2024/425 K., 12.09.2024)
- Boşanma kararının mahkemece verilmiş olması, kontrol memurlarınca yok sayılamayacağı yönünde eleştiri konusu yapılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/18 E., 2026/205 K., 01.04.2026; Hukuk Genel Kurulu, 2025/20 E., 2026/206 K., 01.04.2026; Hukuk Genel Kurulu, 2024/332 E., 2025/794 K., 10.12.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Kesilme işlemini yapan Kurum, birinci fıkra hallerinin varlığını kesinleşmiş yargı kararıyla ortaya koymakla yükümlüdür. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/18 E., 2026/205 K., 01.04.2026; Hukuk Genel Kurulu, 2025/20 E., 2026/206 K., 01.04.2026; Hukuk Genel Kurulu, 2024/332 E., 2025/794 K., 10.12.2025)
- İkinci fıkra bakımından fiilen birlikte yaşamanın varlığını ispat yükü Kurumdadır; komşu ifadesi, kontrol tutanağı ve adres kaydı bu amaçla kullanılır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/1135 E., 2025/213 K., 09.04.2025)
- Hak sahibi, resmi adres kaydı ile birlikte yaşamadığını ortaya koyan delillerle savunma yapabilir ve bu savunmayı yazılı belgelerle destekleyebilir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/1135 E., 2025/213 K., 09.04.2025)
- Yazılı ifade vermekten kaçınma tek başına fiili birlikteliğin kanıtı sayılmaz; tanık anlatımlarının bütünlük içinde değerlendirilmesi gerekir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/1135 E., 2025/213 K., 09.04.2025)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5510 sayılı Kanun m.96: Ödenmiş gelir ve aylıkların geri alınmasının usul ve esaslarını düzenler. 56. madde geri alma sonucunu bağlar, uygulamanın ayrıntısı 96. maddededir.
- 5510 sayılı Kanun m.34: Ölüm aylığının kesilme hallerini düzenler. 56. maddenin ikinci fıkrası ile birlikte değerlendirildiğinde, boşanma sonrası birlikteliğe bağlı kesilme ayrı bir sebep olarak ortaya çıkar.
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.57 — Yaş
5510 sayılı Kanun'un 57. maddesi, iş kazası ve meslek hastalığı hallerinde hak sahiplerine bağlanacak gelirlerin hesabında esas alınacak doğum tarihini, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarında yaşa bağlı hükümlerin uygulanmasında esas alınacak doğum tarihini ve yaş düzeltmelerinin hangi tarihten sonra dikkate alınmayacağını düzenler. Ayrıca nüfus kayıtlarında ay ve gün bilgisi eksik olanların doğum tarihinin nasıl sayılacağını ve Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı mensuplarının 5434 sayılı Kanun'un 40. maddesindeki yaş hadleri nedeniyle yapılacak emeklilik işlemlerinde esas alınacak tarihi belirler. Madde, sigortalılar, hak sahipleri ve bu kişilerin dayandığı önceki sandık mevzuatına tabi olanlar bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular arasında, sigortalılık başlangıcının ve prim ödeme gün sayısının tespiti (m.80 ve ilgili hükümler), malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına ilişkin aylık bağlama koşulları (m.27 vd. ve m.34 vd.) ile yaş düzeltmesine ilişkin idari ve yargısal usul yer alır.
Yaş: hangi kavramlar bilinmeli?
- Esas alınan doğum tarihi
- Nüfus kütüğünde kayıtlı doğum tarihidir ve gelir, aylık ve sermaye değeri hesabında yaş esas alınırken kullanılır. Maddede farklı tarihler öngörüldüğünden her hal için hangi tarihin nüfus kütüğündeki kaydının esas alınacağı ayrıca belirlenmelidir.
- Yaş düzeltmesi
- Nüfus kütüğündeki doğum tarihinin sonradan değiştirilmesi sonucunu doğuran işlemdir. Madde, sigortalılığın ilk başladığı tarihten sonra yapılan yaş düzeltmelerinin sigortalılık hesaplarında dikkate alınmayacağını öngörür.
- İlk defa tabi olma tarihi
- Sigortalının 5510 sayılı Kanun'a veya bu Kanunla yürürlükten kaldırılan kanunlara ilk kez tabi olduğu tarihtir. Madde bu tarihi, yaş hesabında esas alınacak nüfus kaydının belirlenmesinde ve yaş düzeltmelerinin sınırlandırılmasında referans olarak kullanır.
- Yaş hadleri
- 5434 sayılı Kanun'un 40. maddesinde belirlenen, Silahlı Kuvvetler ve Jandarma ile Sahil Güvenlik mensuplarının yaş sınırına bağlı emeklilik işlemlerinde kullanılan yaştır. Bu sınırlar yalnız anılan kadrolar ve bu kanunun 40. maddesi kapsamında uygulanır.
- Yaş hesabında 1 Temmuz ve 1 Eylül kuralı
- Nüfus kaydında ay ve gün bulunmayan doğumlarda ya da yalnız ayı yazılı olan doğumlarda, maddenin öngördüğü sabit günler esas alınır. Bu kural genel hal ile ilgilidir ve yaş hadleri bakımından ayrı bir 1 Eylül kuralı ile birlikte uygulanır.
Yaş: hangi şartlar aranır?
- İş kazası veya meslek hastalığı hali bakımından, hak sahiplerine bağlanacak gelirin hesabında iş kazasının olduğu veya meslek hastalığının hekim ya da sağlık kurulu raporuyla ilk kez tespit edildiği tarihte nüfus kütüğünde kayıtlı doğum tarihinin esas alınması gerekir.
- Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarında yaşa bağlı hükümlerin uygulanmasında, sigortalı ve hak sahibi çocuğun bu Kanuna veya önceki sandık mevzuatına ilk defa tabi olduğu tarihte nüfus kütüğünde kayıtlı doğum tarihi esas alınmalıdır.
- Hak sahibi çocuklar bakımından, sigortalının bu Kanuna göre ilk defa çalışmaya başladığı tarihten sonra doğan çocuklar için nüfus kütüğüne ilk kez yazılan doğum tarihi esas alınmalıdır.
- İş kazası, meslek hastalığı, malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından gelir ve aylık bağlanması ile sermaye değeri hesabında, ilk tespit ya da ilk tabi olma tarihinden sonra yapılan yaş düzeltmeleri dikkate alınmamalıdır.
- Nüfus kayıtlarında doğum ay ve günü yazılı değilse doğum 1 Temmuz olarak kabul edilmelidir; yalnızca ay yazılı ise o ayın birinci günü esas alınmalıdır.
- Yaş hadleri nedeniyle emeklilik işlemi yapılacak TSK, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı mensupları bakımından, ay ve günü yazılı olmayanlar ile 1 Eylülden önce doğanlar için 1 Eylül, 1 Eylül ve sonrasında doğanlar için müteakip yılın 1 Eylül tarihi esas alınmalıdır.
Yaş: hangi sonuçları doğurur?
- İş kazası ve meslek hastalığında hak sahiplerine bağlanacak gelirler, olay veya ilk tespit tarihindeki nüfus kaydına göre hesaplanır.
- Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarında yaş koşulu, sigortalının ilk tabi olduğu tarihteki nüfus kaydına göre değerlendirilir.
- Sonradan doğan hak sahibi çocuğun yaşı, nüfusa ilk yazılan doğum tarihine göre belirlenir.
- İlk tespit veya ilk tabi olma tarihinden sonra yapılan yaş düzeltmeleri gelir, aylık ve sermaye değeri hesabında dikkate alınmaz.
- Nüfus kaydında ay ve gün yoksa 1 Temmuz, yalnız ay yazılıysa o ayın birinci günü doğum tarihi sayılır.
- TSK, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı mensuplarının yaş hadlerine bağlı emeklilik işlemleri 1 Eylül veya müteakip yılın 1 Eylül tarihinde yapılır.
- Madde bir yaş düzeltmesinin hiç yapılamayacağını söylemez; düzeltmenin sigortalılık hesabında hangi tarihten sonra etkili olmayacağını belirler.
İş kazası-meslek hastalığı ile malûllük-yaşlılık-ölüm arasındaki fark nedir?
İş kazası ve meslek hastalığında esas tarih, olayın olduğu ya da hastalığın ilk tespit edildiği tarihtir.
Malûllük, yaşlılık ve ölümde esas tarih, sigortalının bu Kanuna veya önceki sandık mevzuatına ilk defa tabi olduğu tarihtir.
Aynı sigortalı için iki ayrı referans tarih doğabilir ve hangi tarihin esas alınacağı kolun niteliğine göre belirlenir.
Sigortalı-hak sahibi ebeveyn ile hak sahibi çocuk (sonradan doğan) arasındaki fark nedir?
Sigortalı ve hak sahibi çocuklar için referans, bu Kanuna ve önceki mevzuata ilk tabi olma tarihinde nüfusa kayıtlı doğum tarihidir.
Sigortalının bu Kanuna göre ilk çalışmaya başladığı tarihten sonra doğan çocuklar için ise nüfusa ilk yazılan doğum tarihi esas alınır.
Sonradan doğan çocuğun yaşı, nüfus kaydındaki ilk tarihe göre belirlenir ve sonraki düzeltmeler bu bakımdan dikkate alınmaz.
Genel hal ile TSK, Jandarma ve Sahil Güvenlik mensupları arasındaki fark nedir?
Genel halde doğum ay ve günü eksik kayıtlarda 1 Temmuz veya ayın birinci günü esas alınır.
Yaş hadleri nedeniyle emeklilik işlemlerinde ise 1 Eylül kuralı uygulanır.
Aynı eksik kayıt için iki kurumsal kural farklı tarih verir; özel kadro mensupları bakımından ayrı hesap yapılmalıdır.
Yaş: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Yaş düzeltmesinin tümüyle geçersiz olduğunu varsaymak; madde yalnızca ilk tespit ya da ilk tabi olma tarihinden sonraki düzeltmeleri dikkate almaz.
- Malûllük, yaşlılık ve ölüm ile iş kazası ve meslek hastalığı için aynı referans tarihini almak; her kolun esas tarihi farklıdır.
- Sonradan doğan hak sahibi çocuk için ilk tabi olma tarihindeki nüfus kaydına bakmak; bu çocuklar için nüfusa ilk yazılan doğum tarihi esas alınır.
- Ay veya günü eksik nüfus kayıtlarında 1 Temmuz kuralını TSK, Jandarma ve Sahil Güvenlik emeklilik işlemlerinde de uygulamak; bu kadrolarda 1 Eylül kuralı geçerlidir.
- Mülga kanunlardaki yaş kuralını bu maddeden bağımsız uygulamak; madde mülga sandıklara tabi olanlar bakımından bu tarihi açıkça bağlar.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yüksek mahkemeler, sigortalılığın başlangıcından sonra yapılan yaş düzeltmelerinin sosyal sigorta hesaplarında etkisiz olduğu yönünde uygulama geliştirmiştir. (Hukuk Genel Kurulu, 2020/680 E., 2022/1397 K., 27.10.2022; 10. Hukuk Dairesi, 2023/10161 E., 2023/10790 K., 06.11.2023)
- Mahkemeler, kuralın somut olayın özelliklerine göre esnek uygulanıp uygulanmayacağını tartışmış; ilk derece mahkemesinin bu kuralı katı biçimde uygulamayabileceğine dair değerlendirmesi, üst mercilerce incelenmiştir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/280 E., 2024/296 K., 29.05.2024)
- Uygulamada 506 sayılı Kanun'un 120. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'un 57. maddesi birlikte değerlendirilerek, ilk çalışmadan sonra idari işlemle değiştirilen doğum tarihinin hangi etkiyi doğuracağı tartışılmıştır. (Hukuk Genel Kurulu, 2016/822 E., 2020/409 K., 16.06.2020)
- Danıştay tarafından 57. maddenin 1, 2 ve 3. fıkralarına ilişkin iptal ve yürütmenin durdurulması istemlerinin incelendiği görülmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/2572 E., 2018/5219 K., 24.05.2018)
- Genel Kurul kararlarında 57. maddenin uyuşmazlığa uygulanması gerektiği vurgulanmış, somut olayın bu hükme göre çözülmesi gerektiği belirtilmiştir. (Genel Kurul, 2020/1617 E., 31.01.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Yaş düzeltmesini ileri süren taraf, düzeltmenin hangi tarihte yapıldığını ve hangi nüfus kaydına dayandığını yazılı belgeyle ispatlamak zorundadır.
- İlk tespit veya ilk tabi olma tarihindeki nüfus kaydı, SGK kayıtları ve nüfus müdürlüğü belgeleri ile ispatlanır.
- İş kazası veya meslek hastalığında olay tarihi ve hekim ya da sağlık kurulu raporunun tarihi, ilgili tıbbi belgelerle ispatlanır.
- Karşı taraf, düzeltmenin sigortalılık başlangıcından önce yapıldığını ileri sürerse bunu nüfus kaydı ve sigortalılık kayıtlarıyla ispatlamalıdır.
- Kurumun 'düzeltme dikkate alınmaz' savunması, düzeltmenin ilk tabi olma tarihinden sonra yapıldığını göstermekle ispatlanır. (Hukuk Genel Kurulu, 2020/680 E., 2022/1397 K., 27.10.2022)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5510 sayılı Kanun m.27: Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına ilişkin aylık bağlama koşullarını düzenler; m.57 bu koşullarda yaşın hangi nüfus kaydına göre tespit edileceğini belirler.
- 5510 sayılı Kanun m.80: Prim ödeme gün sayısı ve sigortalılık süreleri ile ilgilidir; m.57 yalnız yaşa ilişkin tarihi düzenler, prim hesabını değil.
- 5434 sayılı Kanun: Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'dur; m.57, bu Kanun'un 40. maddesinde belirlenen yaş hadlerini 1 Eylül kuralı ile bağlar.
- 5417 sayılı Kanun: Mülga sandık mevzuatından biridir; m.57 bu kanuna tabi olanların doğum tarihinin esas alınmasını öngörür.
- 6900 sayılı Kanun: Mülga sandık mevzuatındandır; m.57 bu kanuna tabi olanlar için aynı doğum tarihi kuralını uygular.
- 506 sayılı Kanun m.120: Mülga kanunun yaş düzeltmesine ilişkin hükmüdür; uygulamada 5510 sayılı Kanun m.57 ile birlikte anılmaktadır.
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.58 — Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu
5510 sayılı Kanun'un 58. maddesi, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun kuruluşunu, üye yapısını, çalışma ve toplantı kurallarını, huzur hakkını, Kurulun incelemeye yetkili olduğu itiraz konularını, mahkemelerden gelen dosyalarda görüş bildirmesini ve sekretarya ile yönetmelik düzenlemesini kapsar. Madde, Kurumca verilen vazife malûllüğü, iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik ile çalışma gücünün malûliyeti gerektirecek derecede kaybına ilişkin kararların itiraz üzerine incelenmesinde uygulanır ve bu kararları veren Kurum ile Kurul üyelerine ilişkin bütün tarafları ilgilendirir. Maddenin kapsamına girmeyen konular: Kurulun görev alanı dışındaki yetkili sağlık kurullarının oluşumu ve rapor düzenleme usulü, malûllük oranının yönetmelikteki tespit esasları (m.58 kapsamında yönetmelikle düzenlenir, ancak ölçütleri madde metninde yoktur), sigortalının kurul önündeki rapor düzeni ile sağlık hizmeti kapsamı (m.64) ve iş kazası ile meslek hastalığı sigortasının yerine getirilme şartları, bu hususların tamamı başka kurallara bağlıdır.
Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu: hangi kavramlar bilinmeli?
- Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu
- Branşları Kurum tarafından belirlenen uzman hekimlerden oluşan, Kanunda yazılı görevleri yerine getiren ve itiraz konusu sağlık kararlarını inceleyen kuruldur. Kurul, Kurumun kendi tıbbi birimi değildir; Kurumca verilen kararları denetleyen bir organdır.
- Huzur hakkı
- Kurul toplantılarına katılanlara, katıldıkları her toplantı günü için ödenen ücrettir. Miktarı 4000 gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunur ve ayda sekiz toplantı ile sınırlıdır.
- Mazeretsiz devamsızlık
- Bir takvim yılı içinde mazeretsiz olarak birbirini izleyen beş veya toplam on toplantıya katılmama halidir. Bu hâlde üyelik kendiliğinden sona erer ve yerine aynı usulle yeni üye görevlendirilir.
- Salt çoğunluk
- Kurul kararlarının alınmasında aranan oy ölçütüdür. Oylarda eşitlik olursa başkanın bulunduğu taraf çoğunluk sayılır.
- İtiraz konusu karar
- Kurumun sigortalı hakkında verdiği vazife malûllüğü, iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik derecesi ile çalışma gücünün malûliyeti gerektirecek kayıp kararlarından, itiraz edilmiş olanlardır. Kurulun incelemesi yalnızca bu kararlarla sınırlıdır.
- Bilirkişi raporu talebi
- Mahkemelerin dava dosyasını bilirkişi sıfatıyla Kurula gönderip görüş istemesidir. Kurul bu görevi yalnızca bu Kanunda yazılı görevleri aşmamak kaydıyla yapar.
Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu: hangi sonuçları doğurur?
- Kurul üyeleri, katıldıkları her toplantı günü için huzur hakkı alır; ayda sekiz toplantıyı aşan toplantılar için ayrıca huzur hakkı ödenmez.
- Kurulun çalışmalarıyla ilgili her türlü gider Kurumca karşılanır.
- Kurul gerek gördüğü hâllerde dışarıdan uzman görüşü alabilir; bu kişilere de aynı miktar ve şartlarda huzur hakkı ödenir.
- Bir takvim yılı içinde mazeretsiz beş ardışık veya toplam on toplantıya katılmayan üyenin üyeliği kendiliğinden sona erer ve yerine aynı usulle yeni üye görevlendirilir.
- Kurul, sigortalı veya hak sahiplerinin talebi üzerine kendi görevlendirdiği uzman hekimi dinlemek zorundadır; bu talebin reddedilmesi kanuna aykırılık oluşturur.
- Kurulun görev, yetki, çalışma usul ve esasları ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar Kurumca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
- Kurulun sekretarya işlemleri Kurumca yerine getirilir.
- Aynı usulle birden fazla Kurul oluşturmaya Bakanlık yetkilidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, Kurulun incelemesinin yalnızca itiraz konusu kararlarla sınırlı olduğunu ve Kurumca verilen malûllük ile çalışma gücü kaybına ilişkin tespitlerde Kanunda öngörülen usulün izlenmesi gerektiğini kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/400 E., 2025/68 K., 19.02.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2021/237 E., 2022/1758 K., 15.12.2022; Hukuk Genel Kurulu, 2020/120 E., 2022/622 K., 28.04.2022; Hukuk Genel Kurulu, 2019/779 E., 2022/411 K., 29.03.2022)
- Yargıtay, malûllük ve meslekte kazanma gücü kaybı tespitlerinde Kurul incelemesinin 5510 sayılı Kanunun 58. ve 95. maddelerinde öngörülen yolla yapılması gerektiğini kabul etmektedir. (10. Hukuk Dairesi, 2024/3271 E., 2024/9311 K., 01.10.2024; 10. Hukuk Dairesi, 2024/9553 E., 2024/9713 K., 09.10.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Kurul incelemesine itiraz eden sigortalı veya hak sahibi, itiraza konu Kurum kararını ve itiraz dilekçesini sunmakla yükümlüdür.
- Kurulun uzman hekim dinlenmesi talebini, talep eden taraf yazılı olarak yapmalı; talebin reddi ya da gerçekleşmemesi usul eksikliği olarak ileri sürülür.
- Huzur hakkı ve katılım sayısına ilişkin iddialarda Kurul toplantı tutanakları ve yoklama kayıtları esas alınır.
- Mazeretsiz devamsızlık sonucu üyeliğin sona erdiği iddiasında, bu sayının o takvim yılı içindeki toplantı kayıtlarından belirlenmesi gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5510 sayılı Kanun m.63: Sağlık hizmetlerinin yöntem, tür, miktar ve kullanım süreleri belirlenir; madde metninde açıkça atıf yapılmamakla birlikte Kurulun denetlediği sağlık kararlarıyla dolaylı ilişkilidir.
- 5510 sayılı Kanun m.64: Kurumca karşılanmayacak sağlık hizmetlerini düzenler; Kurul bu maddenin kapsamına girmez, ancak sigortalının sağlık hizmeti talebi üzerine verilen kararlar Kurul incelemesine konu olabilir.
- 5510 sayılı Kanun m.95: Malûllük derecesi ve çalışma gücü kaybına ilişkin hükümleri düzenler; Kurul incelemesi bu tespitler üzerinden yürür.
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.59 — Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi
Madde, 5510 sayılı Kanunun uygulanmasına ilişkin işlemlerin denetim ve kontrolünü, bu denetimi yapan Kurum memurlarının yetkilerini ve denetlenenlerin yükümlülüklerini düzenler. Ayrıca ihaleli işler ile özel bina inşaatı işyerlerinde ilişiksizlik belgesi verilmesine ilişkin serbest muhasebeci malî müşavir ve yeminli malî müşavir raporlarının niteliğini, kamu idarelerinin denetim elemanlarının bildirim yükümlülüğünü ve bu raporların sorumluluk rejimini kapsar. Madde, işverenler, sigortalılar, işyeri sahipleri, tasfiye ve iflas idaresi memurları, işle ilgili gerçek ve tüzel kişiler ile tüm kamu görevlileri bakımından uygulanır. Madde, Kurumun prim alacağının tahsil yöntemlerini, prim ve idari para cezalarının hesaplanmasını ve itiraz usulünü düzenlemez (ilgili hükümler için 5510 sayılı Kanunun 102. maddesi ve ilgili mevzuat). Kurumun iş mahkemesi önündeki dava yolunu ve zamanaşımını da düzenlemez; bu konular genel hukuk ve usul hükümlerine tabidir. Denetimin ayrıntılı usul ve esasları Kurumca çıkarılacak yönetmeliğe bırakılmıştır."
Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Denetim ve kontrol memuru
- Kurum tarafından bu görevlendirilmek üzere atanan ve 5510 sayılı Kanunun uygulanmasına ilişkin işlemleri denetleyen Kurum personelidir. Görevlendirme dışındaki Kurum personeli bu sıfatı taşımaz.
- Kurum alacağını doğuran olay
- Prim, gecikme cezası, gecikme zammı ya da idari para cezası gibi Kuruma ödeme yükümlülüğü doğuran fiil veya durumdur. Denetim memuru bu olayı görevi sırasında tespit ettiğinde tutanakla belgeler.
- Tutanak karinesi
- Denetim memurlarınca düzenlenen tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli sayılması hâlidir. Tutanak kesin delil değildir; karşı tarafın aksini ispatına açıktır.
- İlişiksizlik belgesi
- İşverenin Kuruma prim borcunun bulunmadığını gösteren belgedir. Maddede, ihaleli işler ve özel bina inşaatı işyerleri bakımından rapor ve ödeme koşuluna bağlanmıştır.
- Yetkili meslek mensubu raporu
- 3568 sayılı Kanuna göre yetkilendirilmiş serbest muhasebeci malî müşavir ya da yeminli malî müşavirin, işyeri kayıtlarını inceleyerek Kuruma bildirilen işçilik tutarlarına ilişkin düzenlediği rapordur. Raporun geçerli olması Kurumca belirlenen usul ve esaslara uygun hesaplama yöntemine bağlıdır.
- Müştereken ve müteselsilen sorumluluk
- Gerçeğe aykırı rapor düzenleyen meslek mensubu ile işverenin Kurumun uğradığı zarardan birlikte ve her birinin tamamından sorumlu olmasıdır. Kurum, zararın tamamını her birinden talep edebilir.
Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi: hangi şartlar aranır?
- Denetimin Kurumun görevlendirdiği denetim ve kontrol memurları eliyle yapılması gerekir; askerî işyerlerinde askerî iş müfettişleri de denetim yapabilir.
- Denetim memurunun görevi sırasında Kurum alacağını doğuran bir olay veya bu olaya ilişkin işlemi tespit etmiş olması gerekir.
- İlgililerin (işveren, sigortalı, işyeri sahibi, tasfiye ve iflas idaresi memuru, işle ilgili gerçek ve tüzel kişiler) denetim memurları çağrıldığında gelmesi, gerekli defter ve belgeleri getirip göstermesi ve görevin yapılması için her türlü kolaylığı sağlaması gerekir; istekler gecikmeksizin yerine getirilmelidir.
- Yasal denetimde 4857 sayılı İş Kanununda belirtilen denetim, teftiş ve kontrol yetkisi de kullanılabilir.
- İhaleli işler ve özel bina inşaatı işyerlerinde ilişiksizlik belgesi için, yetkili meslek mensubunun raporunda Kurumca belirlenen usul ve esaslara uygun hesaplama yapılmış olması gerekir.
- Eksik işçilik bildirilen işyerlerinde ilişiksizlik belgesi verilebilmesi için, tespit edilen fark işçilik tutarı üzerinden hesaplanan prim, gecikme cezası ve gecikme zammı ile 102. maddenin birinci fıkrasının (d) bendi ile (e) bendinin (4) numaralı alt bendi uyarınca verilecek idari para cezalarının ödenmiş olması gerekir.
- Meslek mensupları, işverenin devamlı işyerlerinin sigortalıları ile yaptığı işler ile Kurumda tescil edilmemiş işler veya tescil edilmiş olmakla birlikte işçilik bildirimi yapılmamış işler hakkında inceleme yapamaz.
- Kamu idarelerinin denetim elemanları, yaptıkları inceleme sırasında sigortasız çalıştırıldığını tespit ettikleri kişileri Kuruma bildirmek zorundadır; diğer prime esas kazanç veya sigortalı gün eksikliğine ilişkin tespitlerini en geç bir ay içinde bildirir.
Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi: hangi sonuçları doğurur?
- Denetim memurlarınca düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir; Kurum alacağı bakımından bu tutanaklar karine olarak işler.
- Denetim ve kontrol memurlarının tespitleri yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir.
- Denetime ilişkin çağrıya uymayan, gerekli belgeleri göstermeyen ya da kolaylık sağlamayan ilgililer madde kapsamında yükümlülüğe aykırı davranmış olur.
- Kamu görevlileri denetim memurlarına gerekli kolaylığı göstermek ve yardımcı olmakla yükümlüdür.
- Yetkili meslek mensubunun usul ve esaslara uygun raporu ile eksik işçilik bildirilen işyerleri, fark tutar üzerinden hesaplanan prim, gecikme cezası, gecikme zammı ve idari para cezalarını ödediklerinde ilişiksizlik belgesi alabilir.
- Kurumca belirlenen usul ve esaslara aykırı hareket edilerek Kurum zararına sebep olunduğu anlaşılan meslek mensuplarının raporları dikkate alınmaz; sonraki raporları da Kurumca işleme konulmaz.
- Gerçeğe aykırı rapor düzenleyen meslek mensupları, Kurumun uğradığı zarardan işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olur; Kurumun genel hükümlere göre takip hakkı saklıdır.
- Kamu idaresi denetim elemanlarının tespitleri üzerine Kurum bildirimi esas alarak gerekli yasal işlemi yapar; ilgililerin itiraz hakları saklıdır.
- Denetim ve kontrolün ayrıntılı usul ve esasları Kurumca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Kurum memurlarının tutanağı ile kurum alacağına ilişkin diğer delil arasındaki fark nedir?
Kurum denetim memurlarınca görevleri sırasında tespit edilen olay ve işlemler, yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir; düzenlenen tutanak aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.
Kurum alacağını doğuran olayın denetim memurunun tespiti dışında kalan, memurlarca düzenlenmemiş belgelerle ortaya konması.
Tutanak karine niteliğinde olup aksi ispat edilene kadar geçerlidir; tutanağa karşı karşı taraf karşı delille çürütmek zorundadır. Denetim dışı delillerde ise genel ispat kuralları ve yemin dışındaki her delil kullanılabilir.
Kurum denetim memuru ile kamu idaresinin denetim elemanı arasındaki fark nedir?
Kurum denetim ve kontrol memurları, 5510 sayılı Kanunun uygulanmasına ilişkin işlemleri denetler.
Kamu idarelerinin denetim elemanları, kendi mevzuatları gereğince yaptıkları soruşturma, denetim ve incelemeler sırasında sigortasız çalıştırılanları tespit ederek Kuruma bildirir.
Kamu idaresi denetim elemanının tespiti ancak bildirim niteliğindedir ve bildirim üzerine Kurum yasal işlemi yapar; bu bildirimler bir ay içinde yapılır. Bu durumda kamu idaresi elemanının tutanağı tek başına Kurum tutanağı gibi karine doğurmaz, Kurumun işlemi esas alması gerekir.
İlişiksizlik belgesi için serbest muhasebeci malî müşavir raporu ile kurum denetimi arasındaki fark nedir?
İhaleli işler ile özel bina inşaatı işyerlerinde, SMMM ya da YMM raporuyla bildirilen işçilik tutarlarının uygunluğu esas alınabilir.
Bu işyerleri dışındaki işyerleri ile Kurumun denetim yetkisi.
Rapor esas alınabilir ancak Kurumun denetim yetkisi saklıdır; rapor olmayan işyerlerinde ilişiksizlik için rapor koşulu aranmaz, Kurum denetimi esastır.
Usul ve esaslara uygun rapor ile usul ve esaslara aykırı rapor arasındaki fark nedir?
Kurumca belirlenen usul ve esaslara uygun hesaplama yöntemiyle düzenlenen rapor, eksik işçilik bildirilen işyerleri için ödeme karşılığında ilişiksizlik belgesi verilmesine imkân tanır.
Kurumca belirlenen usul ve esaslara aykırı hareket ederek Kurum zararına sebebiyet verilen rapor.
Aykırı raporlar dikkate alınmaz, meslek mensubunun sonraki raporları da işleme konulmaz; gerçeğe aykırı rapor düzenleyenler işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olur.
Devamlı işyerinin sigortalıları ile tescil edilmemiş veya işçilik bildirilmemiş işler arasındaki fark nedir?
Meslek mensupları, işverenin devamlı işyerlerinin sigortalıları ile yaptığı işler hakkında inceleme yapamaz.
Kurumda tescil edilmemiş ya da tescil edilmiş olmakla birlikte işçilik bildirimi yapılmamış işler.
Meslek mensubu, madde kapsamındaki işler hakkında inceleme yapamaz; bu işler için verilecek rapor ilişiksizlik belgesi bakımından değerlendirilemez.
Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Denetim memurunun tutanağını kesin delil saymak; oysa tutanak karine niteliğindedir ve aksi ispat edilebilir.
- Kurum memurlarının tutanaklarının yemin dışındaki delillerle ispatlanamayacağını varsaymak; madde yemin dışında her türlü delile izin verir.
- Kamu idaresi denetim elemanının tespitini Kurum tutanağı ile aynı karine gücünde saymak; bu tespit bildirim niteliğindedir ve Kurum yasal işlemi kendi değerlendirmesiyle yapar.
- İlişiksizlik belgesinde SMMM veya YMM raporunu kesin kabul etmek; Kurumun denetim yetkisi saklı kalmaktadır.
- Devamlı işyerinin sigortalılarıyla yapılan işleri veya işçilik bildirimi yapılmamış işleri meslek mensubunun incelemesine konu almak; madde bu işleri inceleme kapsamı dışında bırakır.
- Usul ve esaslara aykırı rapordan doğan zararı yalnız işverene yüklemek; gerçeğe aykırı rapor düzenleyen meslek mensubu da işverenle müştereken ve müteselsilen sorumludur.
- Eksik bildirimin düzeltilmesi için yalnızca prim ödemesinin yeterli olacağını düşünmek; ilişiksizlik için gecikme cezası, gecikme zammı ve idari para cezalarının da ödenmesi gerekir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, Kurum memurlarının görevleri sırasında tespit ettiği olaylara ilişkin işlemlerin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceğini ve memur tutanaklarının aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğunu kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2019/689 E., 2022/989 K., 22.06.2022; Hukuk Genel Kurulu, 2018/382 E., 2021/894 K., 01.07.2021; Hukuk Genel Kurulu, 2018/342 E., 2021/645 K., 01.06.2021; Hukuk Genel Kurulu, 2016/440 E., 2020/175 K., 18.02.2020)
- Tutanağın karine niteliği, karşı tarafın yazılı ve tanık delilleriyle çürütülebilmesi anlamına gelir; tanık beyanlarında tutarlılık ve tutanak tanığının dinlenmesi değerlendirilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2018/247 E., 2021/1173 K., 07.10.2021; Hukuk Genel Kurulu, 2018/1019 E., 2021/1037 K., 21.09.2021)
- Kurum memurlarının hazırladığı tutanaklar durum tespiti niteliğindedir; Kurum bunlara dayanarak işlem yapmadıkça hukuki sonuç doğurmaz ve bu aşamada tek başına dava açılamaz. Bu tutanaklara karşı açılan davada hukuki yarar yokluğu nedeniyle dava şartı noksanlığı ile usulden red edilebilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Kurum alacağını doğuran olayı ileri süren Kurum, olayın varlığını ispatla yükümlüdür; denetim memurunun tutanağı bu ispatta karine oluşturur.
- Tutanak aksi ispat edilinceye kadar geçerli olduğundan, tutanağa karşı çıkan işveren veya sigortalı aksini yazılı belge, tanık veya bilirkişi gibi delillerle ispatlamak zorundadır.
- Denetim memurunun tespit ettiği olaylar yemin dışındaki her türlü delille ispatlanabilir; bu nedenle tanık ve belge delilleri kullanılabilir.
- İlişiksizlik belgesi için sunulan SMMM veya YMM raporunun Kurumca belirlenen usul ve esasa uygun olup olmadığı belgelerle incelenir; Kurumun denetim yetkisi saklı olduğundan rapor kesin delil değildir.
- Kamu idaresi denetim elemanının bildirimi üzerine yapılan işlemde, bildirimin gerçekliğini ve prime esas kazancın eksik bildirildiğini Kurum belgeleriyle ortaya koymalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5510 sayılı Kanun m.102: Birinci fıkranın (d) ve (e) bentlerinin (4) numaralı alt bendinde düzenlenen idari para cezaları, ilişiksizlik belgesi için ödenmesi gereken tutarın bir parçasını oluşturur.
- 4857 sayılı İş Kanunu: Madde, Kurum denetim memurlarına İş Kanununda belirtilen denetim, teftiş ve kontrol yetkisini de tanır.
- 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Malî Müşavirlik, Serbest Muhasebeci Malî Müşavirlik ve Yeminli Malî Müşavirlik Kanunu: İlişiksizlik belgesi için rapor düzenleyecek serbest muhasebeci malî müşavir ve yeminli malî müşavirlerin yetkisini belirler.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| 30 günden | m.50 | (Değişik ikinci fıkra: 17/4/2008-5754/30 md.) İsteğe bağlı sigortalı olabilmek için Türkiye'de ikamet edenler ile Türkiye’de ikamet etmekte iken sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerdeki Türk vatandaşlarından; a) Bu Kanuna tâbi… |
| 30 günden | m.51 | (Ek fıkra: 17/4/2008-5754/31 md.) Ay içerisinde 30 günden az çalışan veya 80 inci madde uyarınca prim ödeme gün sayısı, ay içindeki toplam çalışma saatinin 4857 sayılı Kanuna göre belirlenen günlük normal çalışma saatine bölünmesi… |
| otuz günü | m.51 | (Ek fıkra: 17/4/2008-5754/31 md.) Ay içerisinde 30 günden az çalışan veya 80 inci madde uyarınca prim ödeme gün sayısı, ay içindeki toplam çalışma saatinin 4857 sayılı Kanuna göre belirlenen günlük normal çalışma saatine bölünmesi… |
| bir yılı | m.52 | Yabancı ülke vatandaşlarından Türkiye’de yerleşik olma hali bir yılı doldurmadıkça genel sağlık sigortası primi alınmaz ve bu kişiler genel sağlık sigortalısı sayılmaz. |
| 12 ay | m.52 | Ait olduğu aydan itibaren en geç 12 ay içinde 89 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre hesaplanacak gecikme cezası ve gecikme zammıyla birlikte primi ödenmeyen süreler, sigortalılık süresinden sayılmaz. |
| 12 aylık | m.52 | Bu 12 aylık süreden sonra ödenen primler 89 uncu maddenin üçüncü fıkrası hükümlerine göre iade edilir. |
| altı aylık | m.55 | (Değişik: 17/4/2008-5754/35 md.) Bu Kanuna göre bağlanan gelir ve aylıklar, her yılın Ocak ve Temmuz ödeme tarihlerinden geçerli olmak üzere, bir önceki altı aylık döneme göre Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan en son temel… |
| üç yıl | m.58 | (Ek cümle: 17/4/2008-5754/37 md.) Oylarda eşitlik olması halinde başkanın bulunduğu taraf çoğunluk sayılır.Kurulda görevlendirilecek olan hekimlerin hizmet süreleri üç yıl olup, üç yıl sonunda yeniden görevlendirilebilirler. |
| bir ay | m.59 | Bu kurumlar ayrıca kendi mevzuatları gereğince yaptıkları inceleme ve tespitler sırasında bu Kanuna göre sigortalı sayılanların prime esas kazançlarının veya sigortalı gün sayılarının eksik bildirilmesi sonucunu doğuran tespitlerini de en… |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
58 karar- 2011/10 E., 2012/98 K., 21.06.2012İlgili madde: m.51
- 2008/56 E., 2011/58 K., 30.03.2011İlgili madde: m.50, m.55
- Hukuk Genel Kurulu, 2025/18 E., 2026/205 K., 01.04.2026İlgili madde: m.56
- Hukuk Genel Kurulu, 2025/20 E., 2026/206 K., 01.04.2026İlgili madde: m.56
- Hukuk Genel Kurulu, 2025/12 E., 2026/19 K., 21.01.2026İlgili madde: m.53
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/332 E., 2025/794 K., 10.12.2025İlgili madde: m.56
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/203 E., 2025/648 K., 22.10.2025İlgili madde: m.54
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/331 E., 2025/655 K., 22.10.2025İlgili madde: m.54
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/405 E., 2025/657 K., 22.10.2025İlgili madde: m.54
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/649 E., 2025/659 K., 22.10.2025İlgili madde: m.54
Diğer 48 karar
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/796 E., 2025/660 K., 22.10.2025İlgili madde: m.54
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/548 E., 2025/658 K., 22.10.2025İlgili madde: m.54
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/1135 E., 2025/213 K., 09.04.2025İlgili madde: m.56
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/400 E., 2025/68 K., 19.02.2025İlgili madde: m.58
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/371 E., 2024/543 K., 06.11.2024İlgili madde: m.50, m.51
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/305 E., 2024/471 K., 25.09.2024İlgili madde: m.56
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/281 E., 2024/425 K., 12.09.2024İlgili madde: m.56
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/280 E., 2024/296 K., 29.05.2024İlgili madde: m.57
- Hukuk Genel Kurulu, 2021/237 E., 2022/1758 K., 15.12.2022İlgili madde: m.58
- Hukuk Genel Kurulu, 2020/680 E., 2022/1397 K., 27.10.2022İlgili madde: m.57
- Hukuk Genel Kurulu, 2019/689 E., 2022/989 K., 22.06.2022İlgili madde: m.59
- Hukuk Genel Kurulu, 2020/120 E., 2022/622 K., 28.04.2022İlgili madde: m.58
- Hukuk Genel Kurulu, 2019/779 E., 2022/411 K., 29.03.2022İlgili madde: m.58
- Hukuk Genel Kurulu, 2021/227 E., 2021/1455 K., 18.11.2021İlgili madde: m.55
- Hukuk Genel Kurulu, 2018/247 E., 2021/1173 K., 07.10.2021İlgili madde: m.59
- Hukuk Genel Kurulu, 2018/1019 E., 2021/1037 K., 21.09.2021İlgili madde: m.59
- Hukuk Genel Kurulu, 2018/382 E., 2021/894 K., 01.07.2021İlgili madde: m.59
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/2655 E., 2021/764 K., 15.06.2021İlgili madde: m.53
- Hukuk Genel Kurulu, 2018/342 E., 2021/645 K., 01.06.2021İlgili madde: m.59
- Hukuk Genel Kurulu, 2016/822 E., 2020/409 K., 16.06.2020İlgili madde: m.57
- Hukuk Genel Kurulu, 2016/440 E., 2020/175 K., 18.02.2020İlgili madde: m.59
- Hukuk Genel Kurulu, 2018/872 E., 2019/417 K., 09.04.2019İlgili madde: m.53
- Hukuk Genel Kurulu, 2015/2773 E., 2019/313 K., 19.03.2019İlgili madde: m.51
- Hukuk Genel Kurulu, 2015/1779 E., 2019/60 K., 05.02.2019İlgili madde: m.51
- Hukuk Genel Kurulu, 2015/3364 E., 2018/810 K., 18.04.2018İlgili madde: m.53
- Hukuk Genel Kurulu, 2015/1312 E., 2017/558 K., 29.03.2017İlgili madde: m.53
- Hukuk Genel Kurulu, 2015/2617 E., 2017/557 K., 29.03.2017İlgili madde: m.53
- Ceza Genel Kurulu, 2013/510 E., 2013/579 K., 03.12.2013İlgili madde: m.55
- Hukuk Genel Kurulu, 2013/203 E., 2013/1505 K., 30.10.2013İlgili madde: m.52
- 10. Hukuk Dairesi, 2024/9553 E., 2024/9713 K., 09.10.2024İlgili madde: m.58
- 10. Hukuk Dairesi, 2024/3271 E., 2024/9311 K., 01.10.2024İlgili madde: m.58
- 10. Hukuk Dairesi, 2023/4611 E., 2024/3274 K., 27.03.2024İlgili madde: m.50
- 12. Daire, 2022/3647 E., 2024/1560 K., 26.03.2024İlgili madde: m.55
- 12. Daire, 2022/6370 E., 2024/1561 K., 26.03.2024İlgili madde: m.55
- 10. Hukuk Dairesi, 2023/10161 E., 2023/10790 K., 06.11.2023İlgili madde: m.57
- 22. Hukuk Dairesi, 2017/28961 E., 2020/8422 K., 01.07.2020İlgili madde: m.52
- 22. Hukuk Dairesi, 2017/18906 E., 2019/14813 K., 02.07.2019İlgili madde: m.52
- 10. Hukuk Dairesi, 2018/2173 E., 2018/9594 K., 20.11.2018İlgili madde: m.55
- 21. Hukuk Dairesi, 2017/4488 E., 2018/5668 K., 26.06.2018İlgili madde: m.52
- Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/2572 E., 2018/5219 K., 24.05.2018İlgili madde: m.57
- 10. Hukuk Dairesi, 2015/21948 E., 2017/7034 K., 18.10.2017İlgili madde: m.50
- 10. Hukuk Dairesi, 2016/3124 E., 2017/6621 K., 10.10.2017İlgili madde: m.52
- 20. Hukuk Dairesi, 2016/7511 E., 2016/11036 K., 22.11.2016İlgili madde: m.52
- 10. Hukuk Dairesi, 2015/15217 E., 2015/23176 K., 24.12.2015İlgili madde: m.50
- Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/2724 E., 2015/9002 K., 18.12.2015İlgili madde: m.51
- Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/2663 E., 2015/5831 K., 09.10.2015İlgili madde: m.50
- 10. Hukuk Dairesi, 2013/11782 E., 2014/16511 K., 03.07.2014İlgili madde: m.51
- Genel Kurul, 2020/1617 E., 31.01.2024İlgili madde: m.57
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 13.02.2011 (m.53).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 1. Sosyal Güvenlik Hukuku bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış