TTK › Ticari işletme › Acentelik

Acentenin hakları ve acentelik sözleşmesinin sona ermesi

TTK m.113–123Ticaret Hukuku

Kısaca

TTK m.113, acentenin ücret hakkının hangi işlemler bakımından doğacağını düzenler. TTK m.114, acentenin ücrete hangi anda hak kazanacağını, bu kuralın sözleşmeyle nasıl değiştirilebileceğini ve üçüncü kişinin ya da müvekkilin ifa etmemesinin ücret hakkına etkisini düzenler. TTK m.115, acentelik sözleşmesinde acentenin ücretine ilişkin hüküm bulunmadığında ücretin miktarının nasıl belirleneceğini düzenler.

Kapsam

Bu konu, Türk Ticaret Kanunu m.113–123 hükümlerini kapsar.

TTK m.113 — Ücrete hak kazandıran işlemler

Madde, acentenin ücret hakkının hangi işlemler bakımından doğacağını düzenler. Acentelik ilişkisi devam ederken kendi çabasıyla veya müvekkilin kazandırdığı üçüncü kişilerle kurulan işlemler; belli bir bölge veya müşteri çevresi bırakılmışsa bu çevredeki işlemler; ilişki sona erdikten sonra kurulan işlemler ve tahsil komisyonu konularını kapsar. Ücretin miktarını, ödeme zamanını, işlem ifa edilmezse ücret hakkının düşmesini ve olağanüstü masraf ile hapis hakkını düzenlemez. Ücretin miktarı ve belirlenme yolu (m.115), ücretin hak kazanma zamanı ve ödenmesi (m.114, m.116), olağanüstü masraflar (m.117, m.118) ve hapis hakkı (m.119) başka maddelerde yer alır. Acentenin ücret hakkı, acentelik sözleşmesinin yerine getirilmemesi hâlinde düşmesi ise m.114'e aittir.

Ücrete hak kazandıran işlemler: hangi kavramlar bilinmeli?

Acente
Belirli bir yerde veya bölgede sürekli olarak, başkası adına aracılık yapan ya da sözleşme yapan ve bunu meslek edinen kişidir (m.102). Ücret hakkı, acentenin bu sıfatından doğar.
Ücret hakkı
Acentenin, kendi çabası veya müvekkilin kazandırdığı üçüncü kişilerle kurulan işlemler karşılığında isteyebildiği bedeldir. Hakkın doğması, işlemin kurulmasına bağlıdır; ön sözleşme ya da sözleşme vaadi bu hakkı doğurmaz.
Bölge veya müşteri çevresi
Müvekkilin acenteye bıraktığı, acentenin faaliyet alanı olarak tanımlanan coğrafi veya kişisel çevredir. İkinci fıkradaki ücret hakkı yalnızca bu çevre ile sınırlıdır.
Önceki ve sonraki acente
Acentelik ilişkisi sona erip yerine yeni acente atanmışsa, görevden ayrılan acente önceki, yerine atanan acente sonraki acentedir. Ücret hakkı, önceki acenteye ait olduğu ölçüde sonraki acenteye geçmez.
Tahsil komisyonu
Acentenin müvekkilin talimatına uygun olarak tahsil ettiği paralar için isteyebildiği ayrı bir bedeldir. Ücret hakkından bağımsız olarak doğar.

Ücrete hak kazandıran işlemler: hangi şartlar aranır?

  • Acentelik ilişkisinin devamı süresince acentenin kendi çabasıyla veya müvekkilin kazandırdığı üçüncü kişiyle bir işlem kurulmuş olmalıdır (birinci fıkra).
  • Acentenin bu işlemde aracılık yapmış veya sözleşmeyi kurmasında etkin rol oynamış olması gerekir; yalnızca çaba gösterilmesi yeterli değildir.
  • İkinci fıkrada acenteye belli bir bölge veya müşteri çevresi bırakılmış olmalı ve işlem bu çevrede acentenin katkısı olmadan kurulmuş olmalıdır.
  • Acentelik ilişkisi sona erdikten sonra kurulan işlemde, ya acente aracılık etmiş ya da işlemi kendi çabasına bağlanabilecek ölçüde hazırlamış olmalı ve işlem uygun bir süre içinde kurulmuş olmalıdır (üçüncü fıkra bent (a)).
  • Alternatif olarak, üçüncü kişinin icabı acentelik ilişkisi sona ermeden önce acenteye veya müvekkile ulaşmış olmalıdır (üçüncü fıkra bent (b)).
  • Ücret hakkı, önceki acenteye ait olduğu hâlde ve ölçüde doğmaz; önceki acentenin payı düşüldükten sonra kalan kısım sonraki acenteye aittir.
  • Tahsil komisyonu için müvekkilin acenteye talimat vermiş olması ve acentenin bu talimata uygun olarak para tahsil etmiş bulunması gerekir (dördüncü fıkra).

Ücrete hak kazandıran işlemler: hangi sonuçları doğurur?

  • Acentelik ilişkisinin devamı süresince kendi çabasıyla kurulan işlemler için acente ücret isteyebilir.
  • Müvekkilin kazandırdığı üçüncü kişilerle aynı nitelikteki işlemler için de acente ücret isteyebilir.
  • Belli bir bölge veya müşteri çevresi bırakılmışsa, bu çevredeki acentenin katkısı olmadan kurulan işlemler için de ücret istenebilir.
  • İlişki sona erdikten sonra kurulan işlemde (a) ve (b) bentlerindeki koşullar gerçekleşmişse ücret istenebilir.
  • Ücretin önceki acenteye ait olduğu ölçüde sonraki acente bakımından doğmaması, ücret hakkının payları arasında bölünmesi sonucunu doğurur.
  • Ücretin hâl ve şartlara göre paylaşılması hakkaniyet gerektiriyorsa, sonraki acente de uygun bir pay alır.
  • Tahsil komisyonu, talimata uygun tahsil yapıldığında ayrıca istenebilir; bu hak ücret hakkı koşullarının gerçekleşmesine bağlı değildir.
  • Kısmi ya da sonradan kurulan işlemlerde ücretin doğup doğmadığı, bu koşulların varlığına göre belirlenir; koşullar gerçekleşmezse ücret hakkı doğmaz.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra (bölge veya müşteri çevresi) arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, acentenin kendi çabasıyla veya müvekkilin kazandırdığı üçüncü kişilerle kurulan işlemleri kapsar; acentenin aracılık ya da sözleşme kurma katkısı aranır.

İkinci fıkra, acenteye belli bir bölge veya müşteri çevresi bırakılmışsa, bu çevrede acentenin katkısı olmadan kurulan işlemleri kapsar.

İkinci fıkrada işlem acentenin katkısı olmadan kurulsa da ücret doğar; bu yüzden bölge ya da müşteri çevresinin bırakıldığının ayrıca kanıtlanması gerekir.

Üçüncü fıkra bendi (a) ile bendi (b) arasındaki fark nedir?

Bent (a), ilişki bittikten sonra kurulan işlemde acentenin aracılık etmiş olmasını ya da işlemi kendi çabasına bağlanabilecek ölçüde hazırlamış olmasını ve işlemin ilişki bittikten sonra uygun bir süre içinde kurulmasını arar.

Bent (b), üçüncü kişinin icabının acentelik ilişkisi sona ermeden önce acenteye veya müvekkile ulaşmış olmasını yeterli görür; işlemin sonradan kurulması bu bentte ayrıca uygun süre şartına bağlı değildir.

Bent (b)'de icabın sona ermeden ulaşması yeterlidir, bent (a)'da ise uygun süre aranır; her iki halde de ücret doğar.

Sonraki acente paylaşımı ile tek acente arasındaki fark nedir?

Hâl ve şartlara göre ücretin paylaşılması hakkaniyet gerektiriyorsa, sonraki acente ücretten uygun bir pay alır.

Paylaşım gerekmiyorsa ücret tek bir acentede toplanır.

Paylaşım hâlinde iki acente arasında ücret bölüşülür; aksi halde önceki acente tam ücreti alır.

Ücret (1-3. fıkra) ile tahsil komisyonu (4. fıkra) arasındaki fark nedir?

Ücret, acentenin aracılık veya sözleşme kurma faaliyetine bağlı olarak doğan karşılıktır.

Tahsil komisyonu, müvekkilin talimatıyla tahsil edilen paralar için istenir.

Tahsil komisyonu, ücret hakkına dair koşullar gerçekleşmese de talimata uygun tahsil yapılmışsa istenebilir.

Ücrete hak kazandıran işlemler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • İkinci fıkradaki ücret hakkını, acentenin katkısının bulunduğu işlemler için de geçerli saymak; ikinci fıkra acentenin katkısı olmadan kurulan işlemlere ilişkindir.
  • Üçüncü fıkrada (a) ve (b) bentlerini birbirine karıştırmak; (b)'de icabın ulaşması yeterlidir, uygun süre şartı (a)'da aranır.
  • Önceki acentenin payını düşmeden sonraki acente için tam ücret hesaplamak; ücret hakkı önceki acenteye ait olduğu ölçüde doğmaz.
  • Hakkaniyet gereği paylaşım bulunduğunda sonraki acenteye pay verilmemesi; paylaşım hâl ve şartlara göre yapılır.
  • Tahsil komisyonunu ücret hakkının bir parçası saymak; dördüncü fıkra ücret hakkından bağımsız bir haktır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Acentenin katkısının ispatı ile ücret talebinin kabulünde, somut olayda acentenin işlemi etkileyen rolü ayrı ayrı incelenmektedir. (İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2018/857 E., 2024/815 K., 05.11.2024; Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/119 E., 2023/487 K., 06.06.2023)
  • Acentelik sona erdikten sonra kurulan işlemlerde, icabın ilişki sona ermeden ulaşıp ulaşmadığı ve sözleşmenin esaslı noktalarının bu icapla örtüşüp örtüşmediği belirleyici sayılmaktadır. (İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2014/472 E., 2018/226 K., 20.02.2018)

Nasıl ispat edilir?

  • Ücret talebini ileri süren acente, işlemin kendi çabası veya müvekkilin kazandırdığı üçüncü kişi ile kurulduğunu ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat yazılı sözleşme, yazışma ve poliçe kayıtlarıyla yapılabilir.
  • İkinci fıkra kapsamında ücret isteyen acente, kendisine belli bir bölge veya müşteri çevresinin bırakıldığını yazılı belgeyle ortaya koymalıdır; bu belge yoksa acente bölgenin bırakıldığını tanık ve diğer delillerle ispatlamak zorundadır.
  • Üçüncü fıkra bent (b) uyarınca ücret isteyen acente, icabın acentelik ilişkisi sona ermeden önce acenteye veya müvekkile ulaştığını ispatlamalıdır; icabın tarihini gösteren belgeler bu ispatta belirleyicidir.
  • Müvekkil, sonradan kurulan sözleşmenin ilk icapla esaslı noktalarda farklı olduğunu savunuyorsa bu savunmayı ispatla yükümlüdür.
  • Tahsil komisyonu isteyen acente, müvekkilin talimatını ve tahsil edilen parayı belgelemelidir; talimatın yazılı olmaması hâlinde talimatın varlığını diğer delillerle ortaya koymak zorundadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.102: Acentenin tanımını verir; ücret hakkının öznesinin hangi nitelikte olduğunu belirler.
  • 6102 sayılı Kanun m.114: Ücretin hangi anda hak kazanılacağını ve işlemin ifa edilmemesi hâlinde ücret hakkının düşmesini düzenler; m.113'teki hakkın ne zaman doğacağını tamamlar.
  • 6102 sayılı Kanun m.115: Ücretin sözleşme, teamül ya da asliye ticaret mahkemesi tarafından nasıl belirleneceğini düzenler.
  • 6102 sayılı Kanun m.116: Ücretin ödeme zamanını ve bilgi isteme hakkını düzenler; m.113'ten doğan ücretin muaccel olduğu anı belirler.
  • 6102 sayılı Kanun m.112: Acentenin müvekkil adına tahsil ettiği parayı iade yükümlülüğünü düzenler; m.113/4'teki tahsil komisyonunun bağlamını oluşturur.
  • 6102 sayılı Kanun m.117: Olağanüstü masrafların istenmesini düzenler; ücret ile masrafın ayrımını gösterir.
  • 6102 sayılı Kanun m.106: Tahsil komisyonu ile ilgili olarak ders ve şerh kaynaklarında birlikte anılan bir hükümdür; tahsil komisyonunun ayrıntısı için bakılmalıdır.

TTK m.114 — Ücrete hak kazanma zamanı

TTK m.114, acentenin ücrete hangi anda hak kazanacağını, bu kuralın sözleşmeyle nasıl değiştirilebileceğini ve üçüncü kişinin ya da müvekkilin ifa etmemesinin ücret hakkına etkisini düzenler. Hüküm acentelik sözleşmesine dayanan acente ile müvekkil arasındaki ilişkiye uygulanır. Ücretin miktarı (m.115), ücretin ödeme zamanı ve muacceliyeti (m.116), bilgi isteme hakkı (m.116/2), olağanüstü masraflar (m.117), acentenin sona erdikten sonra doğan ücret hakkı (m.113/3) ve rekabet yasağı ile denkleştirme tazminatı (m.122-123) bu maddede düzenlenmez.

Ücrete hak kazanma zamanı: hangi kavramlar bilinmeli?

Ücrete hak kazanma
Acentenin ücret alacağının doğması, yani talep edilebilir hale gelmesidir. Hak kazanma ile ödeme zamanı (muacceliyet) ayrı kavramlardır; ödeme zamanı m.116 ile belirlenir.
Kurulan işlem
Acentenin aracılık ettiği ve müvekkil ile üçüncü kişi arasında kurulan sözleşmedir. Ücret, bu işlemin ifasına bağlanır; acentenin kendi edimi ücret hakkının doğması için esas alınmaz.
Avans
İleride doğacak ücret borcuna mahsuben önceden yapılan ödemedir. Müvekkil kendi edimini yerine getirdiğinde acente, izleyen ayın son gününe kadar istenebilecek uygun bir avansı talep edebilir.
Üçüncü kişinin işlemi yerine getirmeyeceğinin kesinleşmesi
Üçüncü kişinin ifadan kaçındığının nesnel ölçütlerle belli olmasıdır. Kesinleşme, somut olaya göre değerlendirilir ve yalnızca tarafın beyanına dayanmaz.
Müvekkile yüklenemeyen sebep
Sözleşmenin yerine getirilmemesinin müvekkilin kusuru, sorumluluk alanı veya riski dışından doğan nedenidir. Örneğin sonradan çıkan idari kısıtlama, ithalat yasağı ya da mücbir sebep bu kapsama girer.

Ücrete hak kazanma zamanı: hangi şartlar aranır?

  • Acentenin bir acentelik sözleşmesine dayanarak müvekkil adına bir işleme aracılık etmiş olması gerekir.
  • Kurulan işlemin, müvekkil ya da üçüncü kişi tarafından ifaya başlanarak yerine getirilmiş olması gerekir; ifanın tamamlanması şart değildir.
  • Taraflar sözleşmeyle farklı bir zamanlama kararlaştırmamışsa acentenin ücret hakkı işlemin yerine getirildiği anda ve ölçüde doğar.
  • Müvekkil kendi edimini yerine getirmişse ve taraflar bu kuralı değiştirmişse, acente izleyen ayın son gününe kadar istenebilecek uygun bir avansa hak kazanır.
  • Üçüncü kişinin işlemi yerine getireceği kesinleşmiş olmalıdır; bu durumda ücret hakkı, işlem yerine getirildiği anda ve ölçüde doğar ve bu hak sözleşmeyle acente aleyhine ertelenemez.
  • Üçüncü kişinin işlemi yerine getirmeyeceği kesinleşirse ücret hakkı düşer; daha önce ödenmiş tutarlar geri verilmelidir.
  • Müvekkilin işlemi kısmen ya da tamamen yerine getirmemesi ya da öngörüldüğü şekilde yerine getirmeyeceğinin kesinleşmesi, acentenin ücret istemesini engellemez.
  • Sözleşmenin yerine getirilememesi müvekkile yüklenemeyen bir sebepten kaynaklanmışsa, o ölçüde acentenin ücret hakkı düşer.

Ücrete hak kazanma zamanı: hangi sonuçları doğurur?

  • Taraflar sözleşmeyle hak kazanma anını öne alabilir ya da müvekkilin veya üçüncü kişinin kısmi ifası halinde tam ücret kararlaştırabilir.
  • Müvekkil kendi edimini yerine getirirse acente izleyen ayın son gününe kadar istenebilecek uygun bir avans talep edebilir.
  • Üçüncü kişi işlemi yerine getirdiğinde acente işlemin yerine getirildiği ölçüde tam ücrete hak kazanır.
  • Üçüncü kişinin işlemi yerine getirmeyeceği kesinleşirse acentenin ücret hakkı düşer ve ödenmiş tutarlar geri verilir.
  • Müvekkil sözleşmeyi kısmen, tamamen veya öngörüldüğü şekilde yerine getirmeyeceği kesinleşse de acente ücret isteyebilir.
  • Müvekkile yüklenemeyen sebeplerle sözleşme yerine getirilemezse acentenin ücret hakkı o ölçüde düşer.
  • Bu maddeden doğan hükümler acente aleyhine olacak biçimde sözleşmeyle değiştirilemez; üçüncü kişinin ifası bakımından hak kazanmanın ertelenmesi geçersizdir.

Kurulan işlemi müvekkilin yerine getirmesi ile üçüncü kişinin yerine getirmesi arasındaki fark nedir?

Müvekkil kendi edimini yerine getirdiğinde, acente ücretin kendisine değil, izleyen ayın son gününe kadar istenebilecek uygun bir avansa hak kazanır.

Üçüncü kişi işlemi yerine getirdiğinde acente, işlemin yerine getirildiği anda ve ölçüde tam ücrete hak kazanır.

Avans ile tam ücret arasında hak kazanma zamanı farklıdır; üçüncü kişinin ifası her halde tam ücret doğurur.

Sözleşmeyle değiştirilebilir kural ile değiştirilemez kural arasındaki fark nedir?

Birinci fıkranın birinci cümlesindeki kural, yani hak kazanma anı ve ölçüsü, taraflarca acentelik sözleşmesiyle değiştirilebilir.

Üçüncü kişinin işlemi yerine getirdiği anda ve ölçüde hak kazanma kuralı, acente aleyhine değiştirilemez; 'her hâlde' ifadesi bunu teyit eder.

Sözleşmeyle acente lehine erken hak kazanma ya da tam ücret kararlaştırılabilir; ancak üçüncü kişinin ifası için hak kazanmanın ileri bir tarihe bırakılması geçersizdir.

Üçüncü kişinin ifa etmeyeceği ile müvekkilin ifa etmeyeceği arasındaki fark nedir?

Üçüncü kişinin işlemi yerine getirmeyeceği kesinleşirse ücret hakkı düşer ve ödenenler iade edilir.

Müvekkil sözleşmeyi yerine getirmeyecekse acente yine ücret isteyebilir.

Aynı ifa etmeme hali, kimin ifa etmediğine göre tamamen farklı sonuç doğurur.

Müvekkile yüklenebilen ile yüklenemeyen engel arasındaki fark nedir?

Sözleşmenin yerine getirilmemesi müvekkile yüklenebilen bir sebepten ise acente ücret isteyebilir.

Müvekkile yüklenemeyen sebeplerle sözleşme yerine getirilemezse, o ölçüde ücret hakkı düşer.

Engelin kaynağı, acentenin ücret hakkını koruyup korumadığını belirler.

Ücrete hak kazanma zamanı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Üçüncü kişinin ifasının tamamlanmasını beklemek; oysa ifaya başlanması ve işlemin yerine getirildiği ölçüde ücret hakkı doğar.
  • Müvekkilin kendi edimini yerine getirmesi halinde acentenin tam ücrete hak kazandığını sanmak; bu halde yalnızca avans hakkı doğar.
  • Sözleşmeyle hak kazanmanın üçüncü kişinin ifası için ertelenebileceğini kabul etmek; bu erteleme acente aleyhine geçersizdir.
  • Müvekkilin ifa etmemesini her zaman ücret hakkını düşüren bir neden saymak; m.114/3 uyarınca müvekkil ifa etmese de acente ücret isteyebilir.
  • Müvekkile yüklenemeyen sebeple ifanın gerçekleşmemesi halinde ücret hakkının tamamen düştüğünü düşünmek; düşme yalnızca o ölçüdedir.
  • Üçüncü kişinin ifa etmeyeceğinin kesinleşmesi için tarafın beyanını yeterli saymak; kesinleşme nesnel ölçütlere dayanmalıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ücret hakkının doğup doğmadığı, ifanın başladığı ve kurulan işlemin ölçüde yerine getirildiği dikkate alınarak değerlendirilmektedir. (İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/207 E., 2024/659 K., 02.10.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Acente ücret alacağını ileri sürdüğünde, acentelik sözleşmesinin ve aracılık ettiği işlemin varlığını ve bu işlemin müvekkil ya da üçüncü kişi tarafından yerine getirildiğini ispat yükü ona aittir; bu ispat yazılı sözleşme, yazışma ve ifaya ilişkin belgelerle yapılır.
  • Avans talebinde acente, müvekkilin kendi edimini yerine getirdiğini ispatlamak zorundadır.
  • Müvekkil, üçüncü kişinin işlemi yerine getirmeyeceğinin kesinleştiğini ya da ücret hakkının düştüğünü ileri sürüyorsa, bu savunmayı kendisi ispatlamalıdır.
  • Müvekkil, sözleşmenin yerine getirilmemesinin kendisine yüklenemeyen bir sebepten doğduğunu ileri sürüyorsa, bu sebebi ispatlamakla yükümlüdür; sebebin mücbir ya da dışsal olduğunu gösteren belgeler gerekir.
  • Acentenin ücret hakkının düşmesi halinde ödenmiş tutarların iadesini isteyen taraf, ödemenin yapıldığını yazılı belgeyle ortaya koymalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.115: Ücretin sözleşmeyle belirlenmesi ve sözleşmede düzenleme yoksa teamül ya da mahkeme ile belirlenmesini düzenler; m.114'ün doğurduğu ücret hakkının miktarını tamamlar.
  • 6102 sayılı Kanun m.116: Hak kazanılan ücretin ödeme zamanını ve muacceliyetini düzenler; m.114 hak kazanma anını, m.116 ödeme anını belirler.
  • 6102 sayılı Kanun m.113: Acentenin hangi işlemler için ücret hakkı bulunduğunu gösterir; m.114 bu hakkın ne zaman doğacağını düzenler.
  • 6102 sayılı Kanun m.120: Acentenin ücret hakkının korunmasıyla ilgilidir; ilgili kaynakta m.114/3 bakımından birlikte anılmaktadır.

TTK m.115 — Ücretin miktarı

Bu madde, acentelik sözleşmesinde acentenin ücretine ilişkin hüküm bulunmadığında ücretin miktarının nasıl belirleneceğini düzenler. Ücret miktarının önce sözleşmeden, yoksa acentenin bulunduğu yerdeki ticari teamülden, o da yoksa hâlin gereğinden hareketle, bu yerdeki asliye ticaret mahkemesince belirleneceğini öngörür. Kural, acentelik sözleşmesinin tarafları olan acente ve müvekkil arasındaki ilişkilere uygulanır. Madde, ücrete hak kazanma zamanını (m.114), acentenin olağanüstü masraflarını (m.117), ücretin ödeme zamanını (m.116) ve acentelik ücretinin hangi işlemlerde doğduğunu (m.113) düzenlemez; bunlar ayrı maddelerde yer alır. Acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra doğan ücret hakkının ve zamanaşımının usul yönü de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Ücretin miktarı: hangi kavramlar bilinmeli?

Acentenin ücreti
Acentenin müvekkil adına yaptığı aracılık veya akdetme faaliyeti karşılığında müvekkilden talep edebileceği bedeldir. Miktarı sözleşmeyle kararlaştırılır; kararlaştırılmamışsa bu maddedeki yöntemle belirlenir.
Ticari teamül
Acentenin bulunduğu yerde, benzer işlerde uzun süre ve tekrarlı biçimde uygulanan ve ilgili çevrede bağlayıcı kabul edilen ücret uygulamasıdır. Sözleşme hükmünden sonra ikinci sırada uygulanır; hâlin gereğinden önce gelir.
Hâlin gereği
Ne sözleşmede ne de yerel ticari teamülde ücret belirlenebildiğinde, olayın koşullarına (işin niteliği, emek, değer, süre gibi) bakılarak ortaya çıkan ölçüdür. Yalnız teamülün bulunmadığı durumda başvurulan son ölçüttür.
Yerdeki asliye ticaret mahkemesi
Acentenin bulunduğu yerde görevli asliye ticaret mahkemesidir. Ücreti belirleyen merci, tarafların anlaşamadığı hallerde bu mahkemedir; ücret mahkemece takdir edilir.

Ücretin miktarı: hangi şartlar aranır?

  • Acentelik sözleşmesi bulunmalı ve bu sözleşmede acentenin ücretine ilişkin açık bir hüküm yer almamalıdır; hüküm varsa önce o uygulanır.
  • Ücret miktarı için sözleşmede hüküm olmadığında, acentenin bulunduğu yerde bu işe ilişkin ticari teamül aranmalıdır.
  • Teamül de mevcut değilse, ücret hâlin gereğine göre belirlenmelidir.
  • Miktarın belirlenmesi, acentenin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinin yetkisinde olmalıdır; taraflar bu konuda başka bir yöntem kararlaştırmamış olmalıdır.

Ücretin miktarı: hangi sonuçları doğurur?

  • Sözleşmede ücret kararlaştırılmışsa bu bedel geçerlidir ve bu madde uygulanmaz.
  • Sözleşmede hüküm yoksa ve bölgede ticari teamül varsa ücret bu teamüle göre belirlenir.
  • Hem sözleşmede hüküm hem de teamül yoksa ücret, hâlin gereğine göre yerdeki asliye ticaret mahkemesince belirlenir.
  • Ücreti belirleme yetkisi mahkemededir; mahkeme bu takdirini, olayın koşullarını ve teamülü dikkate alarak kullanır.
  • Madde, ücret miktarını belirlemeye yöneliktir; ücretin muaccel olma zamanı ve ödeme yükümlülüğü ayrı maddelerde düzenlenmiştir.

Sözleşme hükmü ile ticari teamül arasındaki fark nedir?

Taraflar ücreti sözleşmede açıkça belirlemişse, bu hüküm esas alınır.

Sözleşmede ücret yoksa, acentenin bulunduğu yerdeki ticari teamül uygulanır.

Teamülün devreye girmesi için sözleşmede hiçbir ücret hükmünün bulunmaması gerekir; kısmi ya da belirsiz hükümler çoğu zaman yorumla çözülür.

Ticari teamül ile hâlin gereği arasındaki fark nedir?

Yerel teamül varsa ücret bu teamüle göre belirlenir.

Teamül yoksa ücret olayın koşullarına göre, hâlin gereğine göre belirlenir.

İkinci ölçüt yalnızca birincinin bulunmadığı durumda uygulanır; ölçütler sırayla değerlendirilir.

Tarafların anlaşması ile mahkeme tayini arasındaki fark nedir?

Taraflar sonradan anlaşarak ücreti belirleyebilir.

Anlaşma sağlanamazsa ücreti yerdeki asliye ticaret mahkemesi belirler.

Mahkeme tayini ancak taraflar ücreti kararlaştıramadığında gündeme gelir.

Ücretin miktarı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sözleşmede ücret hükmü bulunmasına rağmen teamüle başvurmak; önce sözleşme hükmünün uygulanması gerekir.
  • Teamülün varlığını yerel bir uygulamaya bakarak değil, genel bir sektör kanaatine dayanarak kabul etmek; teamülün acentenin bulunduğu yerde aranması gerekir.
  • Hâlin gereği ölçütünü teamül yokluğu aranmadan doğrudan uygulamak; ölçütler sırayla değerlendirilmelidir.
  • Ücret miktarını belirleme yetkisini acentenin veya müvekkilin yerleşim yeri mahkemesine vermek; yetkili mahkeme acentenin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesidir.
  • Ücretin miktarının belirlenmesi ile ücretin muaccel olması ve ödenmesi konularını birbirine karıştırmak; ikincisi m.116 kapsamındadır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Sözleşmede ücret hükmü bulunmadığında teamülün önce araştırılması gerektiği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/1089 E., 2023/7717 K., 26.12.2023)
  • Teamülün bulunmadığı hallerde ücretin olayın özelliklerine göre takdir edilmesi, pratikte bilirkişi incelemesiyle desteklenmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Ücretin sözleşmede kararlaştırılmadığını ve miktarın mahkemece belirlenmesini isteyen tarafın, sözleşmenin ücret hükmü içermediğini ispatlaması gerekir; bu ispat yazılı sözleşme ile yapılır.
  • Ticari teamülü ileri süren taraf, teamülün acentenin bulunduğu yerde var olduğunu ve benzer işlerde uygulandığını ispatlamakla yükümlüdür; ticaret odası kayıtları, sektör belgeleri ve tanık beyanları kullanılabilir.
  • Karşı taraf, teamülün bulunmadığını ya da farklı bir teamül bulunduğunu ileri sürerek bunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Hâlin gereğine göre belirleme için, işin niteliği, emek ve süre gibi olguların ispatı gerekir; bu konuda bilirkişi incelemesi yaygın olarak başvurulan delildir.
  • Ücret miktarı mahkemece takdir edildiğinden, tarafların ispat yükü belirlenen ücretin gerekçesi üzerinde değil, ileri sürülen olguların varlığı üzerindedir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

TTK m.116 — Ücretin ödeme zamanı

TTK m.116, acentenin hak kazandığı ücretin ödeme zamanını (muacceliyet) ve acentenin ücretin hesaplanmasına ilişkin bilgi ve defter kayıtlarını isteme hakkını düzenler. Hüküm, müvekkil ile acente arasındaki acentelik ilişkisinde uygulanır. Madde, ücretin hangi ölçüte göre belirleneceğini, ücrete hak kazanma zamanını ve tahsil komisyonunu düzenlemez (m.115, m.114, m.113). Olağanüstü masrafların istenmesi (m.117), ücrete hak kazanılmasının koşulları ve acentenin ücret hakkının düşmesi (m.114) ile ücret alacağının zamanaşımı ve dava yolu ile ilgili usul hükümleri bu maddenin kapsamı dışındadır.

Ücretin ödeme zamanı: hangi kavramlar bilinmeli?

Muacceliyet
Alacağın ödenmesini istemeye elverişli hale gelmesi, yani vadenin gelmiş olmasıdır. Madde, acentenin hak kazandığı ücret bakımından muacceliyet anını belirler.
Ücretin doğumu
Acentenin ücrete hak kazandığı andır. Ödeme süresi bu andan itibaren işlemeye başlar; doğum anı m.114 uyarınca belirlenir.
Defter sureti
Ücrete bağlı işlemlere ilişkin ticari defter kayıtlarının müvekkil tarafından acenteye verilen kopyasıdır. Acente sureti isteyebilir; sureti vermekten kaçınma halinde inceleme yoluna gidilebilir.
Ticari defter ve belgelerin incelenmesi
Acentenin defter ve belgelerin ilgili kısımlarını kendisinin ya da bir uzmanın incelemesidir. Sadece suretin verilmemesi ya da defterlerin doğruluk ve tamlığı konusunda haklı kuşku bulunması hâlinde söz konusu olur.

Ücretin ödeme zamanı: hangi şartlar aranır?

  • Acentenin hak kazandığı bir ücret bulunmalıdır; ücrete hak kazanma anı ayrıca m.114 ve sözleşme ile belirlenir.
  • Ücretin doğumundan itibaren en geç üç ay içinde ödenmesi gerekir.
  • Ücretin, her hâlde acentelik sözleşmesinin sona erdiği tarihte de ödenmesi gerekir; bu tarih, üç aylık sürenin daha önce dolduğu hâllerde de geçerlidir.
  • Ücret isteminin, muacceliyetinin ve hesaplanmasının önemli olduğu konularda acente bilgi istemiş olmalıdır; müvekkil bu bilgileri vermekle yükümlüdür.
  • Ücrete bağlı işlemlere ilişkin defter kayıtlarının suretini isteme hakkı için acentenin müvekkilden defter sureti talep etmiş olması gerekir.
  • Müvekkil defter suretini vermekten kaçınmış ya da defterlerin doğruluğu ve tamlığı konusunda kuşkuyu gerektiren haklı nedenler bulunmalıdır; bu hâlde ticari defter ve belgelerin ilgili kısımları acente tarafından ya da bir uzman eliyle incelenebilir.
  • Müvekkil incelemeye izin vermezse uyuşmazlık mahkeme tarafından duruma en uygun şekilde karara bağlanır.

Ücretin ödeme zamanı: hangi sonuçları doğurur?

  • Hak kazanılan ücret doğumundan itibaren üç ay içinde ödenmelidir.
  • Sözleşme sona ermişse ücret her hâlde o tarihte ödenmelidir; üç ay beklemek bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz.
  • Hükmün aksinin kararlaştırılması acentenin aleyhine olduğu ölçüde geçersizdir; acente aleyhine ödeme erteleme kaydı geçerli olmaz.
  • Müvekkil bilgi taleplerini karşılamakla yükümlüdür; yerine getirmemesi halinde acente, bilgi ve defter incelemesi yoluna gidebilir.
  • Müvekkil defter suretini vermekten kaçınır veya incelemeye izin vermezse, sorun mahkeme tarafından karara bağlanır.

Ücretin doğumu ile ödeme anı arasındaki fark nedir?

Ücretin doğum anı, acentenin ücrete hak kazandığı andır.

Ödeme anı ise doğumdan itibaren üç ay içinde ve her hâlde sözleşmenin sona erdiği tarihtir.

Sözleşme sona ermişse, doğum anına bakılmaksızın ücret en geç o tarihte ödenmelidir; daha önce doğmuş ücret için üç aylık süre sözleşmenin sona ermesiyle birlikte kısalabilir.

Sürenin hükümden önceki kararlaştırması ile ödeme tarihinin ileri alınması arasındaki fark nedir?

Taraflar sözleşmeyle ödeme zamanını belirleyebilir.

Ancak hükmün aksinin kararlaştırılması acentenin aleyhine olduğu ölçüde geçersizdir.

Ödeme tarihinin hükümde öngörülenden ileri alınmasına ilişkin sözleşme kaydı acentenin aleyhine ise geçersizdir; acente lehine düzenleme geçerlidir.

Bilgi isteme / defter sureti isteme / inceleme: fark nedir?

Acente bilgi isteme ve defter sureti talep etme hakkına sahiptir; müvekkil bu bilgileri vermekle yükümlüdür.

Suretin verilmemesi ya da defterlerin doğruluğu ve tamlığı konusunda haklı kuşku varsa acente ilgili kısımları bizzat ya da uzman eliyle inceleyebilir.

Müvekkil incelemeye izin vermezse uyuşmazlık mahkemeye taşınır ve mahkeme karar verir.

Ücretin ödeme zamanı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Üç aylık süreyi, sözleşmenin sona erdiği tarihten bağımsız uygulamak; sözleşme sona ermişse ücretin o tarihte ödenmesi gerektiğini gözden kaçırmak.
  • Acente aleyhine ödeme erteleme kaydını geçerli saymak; hükmün aksinin acente aleyhine olduğu ölçüde geçersiz olduğunu unutmak.
  • Defter suretinin verilmemesi ile defter inceleme hakkının doğması arasındaki bağlantıyı yanlış kurmak; inceleme için kuşkuyu gerektiren haklı neden de aranır, yalnız suretten kaçınma yeterli sayılmamalıdır. Madde metni birinci hali ('kaçınırsa ya da') alternatif olarak koymaktadır; bu nedenle iki hal ayrı değerlendirilmelidir.
  • Bilgi talebinin yalnız ücret hesabıyla ilgili konularla sınırlı olduğunu gözden kaçırıp genel bilgi talebi hakkı tanımak; yalnız muacceliyet, hesaplama ve ücretle ilgili önemli konular talep edilebilir.
  • Müvekkilin incelemeye izin vermemesi halinde mahkemenin sorunu duruma en uygun şekilde karara bağlamasını, acentenin kendiliğinden inceleme yetkisi olarak yorumlamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Uyuşmazlıklarda acentenin ücret talebi, ücrete hak kazanma ve muacceliyet tarihleri üzerinden değerlendirilmekte; ücret alacağının hesabında defter kayıtları ve bilgi taleplerinin karşılanıp karşılanmadığı önem taşımaktadır. (11. Hukuk Dairesi, 2021/4846 E., 2023/718 K., 08.02.2023; İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/207 E., 2024/659 K., 02.10.2024)
  • Acentelik sözleşmesinin, m.116 hükümlerine uygun olmadığı gerekçesiyle geçersizlik ya da bu hükmü dikkate almayan düzenlemelerin acente aleyhine sonuç doğurmaması yönünde karar verilmektedir. (22. Hukuk Dairesi, 2016/29807 E., 2016/23725 K., 24.10.2016; 9. Hukuk Dairesi, 2022/15973 E., 2022/16096 K., 06.12.2022; 9. Hukuk Dairesi, 2022/4097 E., 2022/4799 K., 19.04.2022)
  • Acentenin bilgi ve defter sureti talebinin müvekkil tarafından karşılanmaması hâlinde mahkemenin, inceleme için gerekli yönlendirmeyi ve karar vermeyi yaptığı görülmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/2902 E., 2023/6858 K., 27.11.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Ücret alacağını isteyen acente, hak kazandığı ücreti ve bu ücretin doğum tarihini ispatlamakla yükümlüdür; ispat yükü acentededir.
  • Ücretin ödenme tarihi ve sözleşmenin sona erme tarihi, sözleşme, fesih bildirimi ve ödeme belgeleri ile ispatlanır.
  • Acentenin bilgi isteğinde bulunduğu ve müvekkilin bunu karşılamadığı, yazılı talep ile ispatlanmalıdır; bu talep acentenin bilgi isteme hakkını kullandığını gösterir.
  • Defter sureti talebi ve müvekkilin bu suretten kaçınması, yazılı talep ve cevap ile ispatlanır; karşı taraf (müvekkil) defterlerin doğru ve tam olduğunu kendi defterleri ve belgeleriyle ispatlamak zorundadır.
  • Defterlerin doğruluğu ve tamlığı konusunda haklı kuşku bulunduğunu acente, somut olguları göstererek ispatlamalıdır; bu kuşku uzman incelemesi ile desteklenebilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.114: Ücrete hak kazanma zamanını belirler; m.116'daki üç aylık sürenin başlangıç noktası olan ücretin doğumu bu maddeye göre tespit edilir.
  • 6102 sayılı Kanun m.115: Ücretin sözleşme ile belirleneceğini, sözleşmede düzenleme yoksa teamül ve mahkeme kararıyla belirleneceğini düzenler; ücretin hesaplanmasının dayanağıdır.
  • 6102 sayılı Kanun m.117: Acentenin olağanüstü masrafların karşılanmasını isteme hakkını düzenler; m.116'nın konusu olan ücret ve bilgi talebinden ayrıdır.

TTK m.117 — Olağanüstü giderlerin karşılanması

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 117. maddesi, acentenin yükümlülüklerini yerine getirmek için yaptığı masrafların geri istenmesine ilişkin tek fıkralık bir hükümdür. Madde, acentenin olağanüstü giderlerinin asıl sorumlu tarafça ödenmesini isteyebilmesi kuralını düzenler. Acente sözleşmesi çerçevesinde görev gören acenteye uygulanır. Madde, olağan giderlerin kimin tarafından karşılanacağını, acentenin komisyon ya da prim hakkının kapsamını, giderlerin ödenmesi için süre veya usul koşullarını düzenlemez (ilgili hükümler için TTK'nın acenteye ilişkin diğer maddelerine bakılmalıdır).

TTK m.118 — Faiz isteme hakkı

TTK m.118, avans ve olağanüstü giderlerle ilgili olarak TTK m.20'nin birinci fıkrasının ikinci cümlesini uygulanabilir kılar. Madde yalnızca bu atfı içerir; tacirin ücret isteme hakkının kapsamını, faiz oranını ve bileşik faiz yasağını kendisi düzenlemez. Maddenin uygulandığı kişiler, ticari işletmesiyle ilgili iş veya hizmet görmüş tacir ile bu işi yaptığı karşı taraftır. Ücret isteme hakkının koşulları (m.20/1, ilk cümle) bu maddede değil m.20'de düzenlenmiştir. Kapital faiz oranı ve temerrüt faizi (3095 sayılı Kanun ve TTK m.8-9), bileşik faiz yasağı (TTK m.8/2) ve adi işlerde ödünç faizi (TBK m.387-388) bu maddenin kapsamı dışındadır.

Faiz isteme hakkı: hangi kavramlar bilinmeli?

Avans
Tacirin, iş veya hizmet borcunun ifası öncesinde karşı taraf adına yaptığı ödeme anlamına gelir. Maddenin kapsamı, m.20/1 ikinci cümlesinde sayılan avans ile olağanüstü giderlerle sınırlıdır.
Olağanüstü giderler
Tacirin ticari işin yürütülmesi sırasında üstlendiği, olağan ücretin dışında kalan ve karşı taraf adına yaptığı harcamalardır. Olağan işletme giderleri bu kavramın içinde değildir.
Faiz isteme hakkı (m.20 kapsamında)
Tacirin verdiği avans ve yaptığı olağanüstü giderler için ödeme tarihinden itibaren faiz talep edebilmesidir. Bu hak sözleşmede kararlaştırılmasa da doğar.
Kapital faiz
Paradan yoksun kalınması nedeniyle vadeye kadar işleyen faizdir. Maddeye göre m.20 kapsamındaki faiz temerrüt faizi değil kapital faizdir.

Faiz isteme hakkı: hangi şartlar aranır?

  • Tacirin, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olması gerekir (m.20/1 ilk cümle koşulu).
  • Karşı tarafın tacir olması gerekmez; tacir olmayan kişiye yapılan iş veya hizmet de kapsama girer.
  • Tacirin karşı taraf adına avans vermiş ya da olağanüstü gider yapmış olması gerekir.
  • Avans veya giderin ödeme tarihinden itibaren faiz hakkının doğması için, bu tutarların fiilen ödenmiş olması gerekir.
  • Faiz isteme hakkının doğması için sözleşmede ayrıca kararlaştırılmış olması gerekmez; sözleşmede kararlaştırılmamış avans ve giderlerde de faiz istenebilir.
  • Faiz hakkı, m.20/1 ikinci cümlesinin kapsamındaki avans ve olağanüstü gider ile sınırlıdır; bu hak temerrüt faizi niteliğinde değildir ve ayrı bir temerrüt koşulu aranmaz.

Faiz isteme hakkı: hangi sonuçları doğurur?

  • Tacir, verdiği avans ve yaptığı olağanüstü giderler için ödeme tarihinden itibaren faiz isteyebilir.
  • Faiz hakkı sözleşmede kararlaştırılmamış olsa da doğar.
  • Faizin oranı, m.118 uyarınca m.20 ile birlikte kapital faiz esaslarına göre belirlenir; taraflar oranı serbestçe kararlaştırabilir.
  • Avans veya gider ödenmemişse bu tutar için m.20 uyarınca faiz hakkı doğmaz.
  • Faize faiz yürütülmesi (bileşik faiz) ticari işte kural olarak yasaktır; bu yasağa aykırı işletilen faiz yoktur hükmündedir (TTK m.8/2 ilgili kuralı).

Kapital faiz ile temerrüt faizi arasındaki fark nedir?

m.118 uyarınca m.20 kapsamında verilen avans ve olağanüstü giderlere uygulanan faiz kapital faizdir.

Borcun vadesinde ödenmemesi nedeniyle borçludan istenen faiz temerrüt faizidir.

Avans ve gider faizinde temerrüt koşulu aranmaz; faiz ödeme tarihinden itibaren işler. Oran ise kapital faiz kurallarına tabidir.

Ticari iş ile adi iş (ödünç faizi) arasındaki fark nedir?

Tacirin ticari işletmesiyle ilgili iş veya hizmet için yaptığı avans ve gider ödemesi, ticari işte ödenen tutar olarak değerlendirilir.

Adi işte ödünç sözleşmesinde kapital faiz, ancak sözleşmede kararlaştırılmışsa istenebilir.

Ticari işte sözleşmede faiz öngörülmese de faiz istenebilir; adi işte açık sözleşme hükmü gerekir.

Faiz isteme hakkı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Avans ve olağanüstü giderlerde faizin ödeme tarihinden değil temerrüt tarihinden işleyeceğini hesaplamak; m.118 uyarınca faiz ödeme tarihinden itibaren işler.
  • Faiz hakkını sözleşmede ayrıca kararlaştırılmış olmaya bağlamak; ticari işte sözleşme hükmü aranmaz.
  • m.118'i ücret isteme hakkının kendi kaynağı saymak; ücret hakkı m.20/1 ilk cümlesinden doğar, m.118 yalnızca faiz atfını içerir.
  • Avans ve giderlerde kapital faizi ile temerrüt faizini karıştırmak; m.118 kapital faiz kuralına atıf yapar.
  • Bileşik faizi ticari işte serbest saymak; faize faiz yürütülmesi kural olarak yasaktır ve yasağa aykırı faiz yoktur hükmündedir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tacirin verdiği avans ve yaptığı olağanüstü giderlerde, sözleşmede faiz kararlaştırılmamış olsa dahi ödeme tarihinden itibaren faiz istenebileceği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/318 E., 2023/358 K., 02.03.2023)
  • Ticari işletmeyle ilgisiz işlerde faiz hakkının doğmayacağı kabul edilmektedir; işletme ilgisi somut olayda ayrıca aranır. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/1035 E., 2024/1507 K., 12.09.2024)
  • Faiz hakkının süresinde ihbar veya ihtar yapılmasına bağlanmadığı, bunun için ayrıca bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre tartışmasının ayrı değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/2275 E., 2023/695 K., 27.04.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Avans veya olağanüstü giderin fiilen ödendiğini ve ödeme tarihini ileri süren taraf, yani tacir, bunu ispatlamakla yükümlüdür; banka dekontu, fatura veya makbuz gibi yazılı belgeler esas alınır.
  • Ticari işletmeyle ilgili iş veya hizmetin görüldüğünü ileri süren tacir, işin işletmesiyle bağlantısını ispatlamalıdır; işletme bağlantısı, işin niteliğinden ve işletmenin faaliyet alanından çıkarılabilir.
  • Karşı tarafın, ödemenin avans veya olağanüstü gider niteliğinde olmadığı ya da işin işletmeyle ilgisiz olduğu yönündeki savunmayı ileri sürmesi halinde, savunmayı ileri süren taraf bu iddiasını ispatlamalıdır.
  • Faiz oranı konusunda ihtilaf varsa, oranın sözleşmeyle kararlaştırıldığını iddia eden taraf bunu yazılı delille ispatlamalıdır; kararlaştırılmamışsa kanuni oran esas alınır.
  • Faiz hesabında bileşik faiz uygulanmışsa, bunun ticari işte ve hukuki yasağa uygun olarak yapıldığını ileri süren taraf, bu koşulun gerçekleştiğini ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 m.20: m.118'in atıfta bulunduğu hükümdür. Tacirin ücret isteme hakkını ve avans ile olağanüstü giderler için ödeme tarihinden itibaren faiz hakkını birinci fıkranın ikinci cümlesinde düzenler.
  • 6102 m.8: Ticari işte faiz oranının serbestliğini ve bileşik faiz yasağını düzenler; m.118 bakımından faiz oranı ve bileşik faiz sınırını belirler.
  • 6102 m.9: Ticari işte kanuni faiz, anapara ile temerrüt faizinin ilgili mevzuata göre belirleneceğini düzenler.

TTK m.119 — Hapis hakkı

TTK m.119, acentenin müvekkil karşısındaki hapis hakkını düzenler. Hapis hakkının hangi mallar üzerinde kurulabileceğini (acentenin zilyetliğindeki taşınırlar, kıymetli evrak ve senet aracılığıyla kullanılabilen mallar), hapis hakkının müvekkilin aciz halinde muaccel olmayan alacaklara genişletilmesini ve satılmış mallar bakımından bedel ödemesinden kaçınma imkânını düzenler. Kurala, acente ile müvekkil arasındaki acentelik ilişkisinde yer alan taraflar bakımından uygulanır. Madde, Türk Medeni Kanunu'nun hapis hakkına ilişkin genel hükümlerinin (MK m.950-953) ticari ilişkilerdeki özel durumunu değil, acentenin özel hapis hakkını kapsar. Genel hapis hakkının kurulma koşulları ve paraya çevirme usulü (MK m.950 ve devamı, İİK m.270-271), komisyoncu ve taşıyıcı gibi diğer özel hapis hakları (TTK m.1191 ve devamı, TTK m.891), hapis hakkının icra yoluyla paraya çevrilmesi (TTK m.1398-1400) bu maddede düzenlenmez.

Hapis hakkı: hangi kavramlar bilinmeli?

Hapis hakkı
Alacaklının, borçluya ait taşınır, kıymetli evrak veya senet aracılığıyla kullanılabilen malları alacağının güvencesi olarak alıkoyması ve borç ödenmezse paraya çevirmesi yetkisini veren aynî haktır. Bu maddede hapis hakkı, acentenin müvekkil karşısındaki özel hapis hakkı olarak ele alınır.
Acente
Müvekkili adına ve hesabına, belirli bir bölgede sürekli olarak sözleşme yapma veya aracılık görevini üstlenen kişidir. Maddenin uygulanması için acentelik sözleşmesinin varlığı gerekir.
Acentelik sözleşmesi dolayısıyla zilyetlik
Acentenin, acentelik ilişkisinden doğan işlemler nedeniyle müvekkile ait malları elinde tutmasıdır. Zilyetlik, acentenin kendi elinde veya özel bir sebebe dayanan üçüncü kişinin elinde sürmesi halinde de hapis hakkının kurulmasına elverişlidir.
Muaccel alacak
Ödenmesi için vadesi gelmiş alacaktır. Birinci fıkra kapsamında hapis hakkı, müvekkilin alacaklarının ödenmesine kadar devam eder; aciz halinde ise muaccel olmayan alacaklar da bu kapsama girer.
Aciz hâli
Müvekkilin borçlarını genel olarak ödeyememe durumudur. Üçüncü fıkrada, bu hal gerçekleştiğinde acentenin henüz muaccel olmayan alacakları hakkında da birinci ve ikinci fıkra hükümlerinin uygulanacağı öngörülür.
Satış yoluyla elden çıkarma
Müvekkile ait malların acente tarafından sözleşme veya kanun gereği satılmasıdır. Bu durumda acente, satılan malın bedelini ödemekten kaçınabilir.

Hapis hakkı: hangi şartlar aranır?

  • Acente ile müvekkil arasında geçerli bir acentelik sözleşmesi bulunmalıdır.
  • Acente, müvekkile ait taşınır, kıymetli evrak veya senet aracılığıyla kullanılabilen bir mal üzerinde zilyetliği, acentelik sözleşmesi dolayısıyla kazanmış olmalı ve bu zilyetlik acentenin elinde ya da özel bir sebebe dayanan üçüncü kişinin elinde sürmelidir.
  • Hapis hakkının doğması için müvekkilin acenteye karşı alacaklarının bulunması gerekir; bu alacaklar, müvekkilin tüm alacakları ödeninceye kadar hapis hakkının güvencesi olarak kabul edilir.
  • Müvekkil aciz halinde bulunuyorsa, acentenin henüz muaccel olmamış alacakları da hapis hakkı kapsamına girer.
  • Müvekkile ait mallar acente tarafından sözleşme veya kanun gereği satılmışsa, acente bu malların bedelini ödemekten kaçınabilir; bu hal ayrı bir koşul olarak aranır.
  • Türk Medenî Kanunu'nun 950 nci maddesinin ikinci fıkrası ile 951-953 üncü maddeleri uyarınca doğan hakların saklı kalması gerekir; bu hükümler ile çatışma halinde saklılık ilkesi işler.

Hapis hakkı: hangi sonuçları doğurur?

  • Acente, müvekkilindeki bütün alacakları ödeninceye kadar, zilyetliğinde bulunan mallar üzerinde hapis hakkını koruyabilir.
  • Müvekkil aciz halinde değilse, muaccel olmayan alacaklar için hapis hakkı kurulamaz.
  • Müvekkil aciz halindeyse, acentenin muaccel olmayan alacakları da hapis hakkının kapsamına girer.
  • Müvekkile ait malların acente tarafından satılması hâlinde, acente bu malların bedelini ödemekten kaçınabilir.
  • Hapis hakkı, Medenî Kanun'un 950 nci maddesinin ikinci fıkrasıyla 951-953 üncü maddeleri uyarınca doğan hakları ortadan kaldırmaz.
  • Hapis hakkının kurulabilmesi için gereken koşullar (zilyetlik, bağlantı, muaccellik) gerçekleşmezse, acente bu maddeye dayanarak mal alıkoyamaz.

Muaccel alacak ile muaccel olmayan alacak arasındaki fark nedir?

Müvekkilin acenteye karşı vadesi gelmiş alacakları, hapis hakkının olağan kapsamına girer.

Vadesi gelmemiş alacaklar, yalnızca müvekkilin aciz halinde bulunduğu hâllerde hapis hakkı kapsamına alınır.

Aciz hali yoksa muaccel olmayan alacak için hapis hakkı kurulamaz; aciz hali varsa birinci ve ikinci fıkra hükümleri bu alacaklar için de uygulanır.

Zilyetliğin acentenin elinde olması ile üçüncü kişinin elinde olması arasındaki fark nedir?

Malın acentenin kendi elinde bulunması, hapis hakkının kurulması için en basit hâldir.

Malın özel bir sebebe dayanarak üçüncü kişinin elinde bulunması da kanun tarafından kabul edilir.

Her iki hâlde de hapis hakkı kurulabilir; üçüncü kişinin elindeki mal bakımından zilyetliğin özel bir sebebe dayanması şarttır.

Birinci-ikinci fıkra ile dördüncü fıkra (MK m.950/2, 951-953) arasındaki fark nedir?

TTK m.119 birinci ve ikinci fıkralar acentenin özel hapis hakkını düzenler.

Dördüncü fıkra, Medenî Kanun'un hapis hakkına ilişkin genel hükümlerinin saklı kalmasını öngörür.

Medenî Kanun'un ilgili hükümleri, acentenin özel hapis hakkıyla birlikte ve onu tamamlayarak uygulanır; genel hükümlerin bu maddeyle çelişmediği hallerde ikisi birlikte işler.

Hapis hakkı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Müvekkilin aciz halinde olmadığı durumda muaccel olmayan alacakları hapis hakkına dayandırmak; bu alacaklar için hapis hakkı ancak aciz hâlinde kullanılabilir.
  • Üçüncü kişinin elindeki malı, özel bir sebebe dayanmadan zilyetliğe sahip gibi değerlendirmek.
  • Dördüncü fıkradaki saklılık hükmünü göz ardı ederek yalnızca TTK m.119 hükümlerinin uygulanacağını düşünmek; Medenî Kanun'un ilgili hükümleri de birlikte değerlendirilmelidir.
  • Satılan mallar bakımından bedel ödemesinden kaçınma imkânını genel bir ödeme savunması gibi değerlendirmek; bu imkân yalnızca ikinci fıkranın koşullarında doğar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hapis hakkının kurulabilmesi için alacağın muaccel olması ve alacakla mal arasında tabii bir bağlantının bulunması aranmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/585 E., 2024/1439 K., 26.09.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Hapis hakkını ileri süren acente, acentelik sözleşmesinin varlığını ve malın kendi zilyetliğinde ya da özel sebebe dayanan üçüncü kişinin elinde bulunduğunu ispatla yükümlüdür.
  • Acentenin alacağının muaccel olduğunu ve müvekkilin borçlu olduğunu yazılı belgelerle ispat etmesi gerekir; fatura, cari hesap ekstresi ve ihtarname bu amaçla kullanılabilir.
  • Müvekkil aciz halinin varlığını ileri sürüyorsa, bunu ispatlamakla yükümlü olan acente değil, aciz iddiasını yapan taraf olabilir; bu hâl ancak somut olaylara göre değerlendirilebilir.
  • Müvekkilin mallara ilişkin teminat gösterdiğini ya da alacağın ödendiğini ileri sürmesi halinde, bu savunmayı kendisi ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.950: Genel hapis hakkını düzenler. İkinci fıkrası, tacirler arası ticari ilişkilerde bağlantı koşulunun varsayılmasını öngörür ve TTK m.119 dördüncü fıkrası bu hükmü saklı tutar.
  • 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.951-953: Hapis hakkının kapsamı, teminat gösterilmesi ve paraya çevirme ile ilgili genel hükümleri içerir; TTK m.119 dördüncü fıkrası bu hükümleri saklı tutar.

TTK m.120 — Müvekkilin borçları

Bu madde, acentelik sözleşmesinde müvekkilin (acenteyi atayan tacirin) acenteye karşı borçlarını genel olarak sayar: mallarla ilgili belgeleri verme, iş hacmi hakkında bilgi verme, acentenin yaptığı işleri kabul edip etmediğini bildirme, ücret ödeme, ücret, avans ve olağanüstü giderler için faiz ödeme. Ayrıca bu borçlara aykırı sözleşme şartlarının acente aleyhine geçersiz olmasını düzenler. Madde, acente ile müvekkil arasındaki acentelik ilişkisinde uygulanır. Düzenlemediği konular arasında acentenin kendi borçları (m.121), acentenin ücret hakkının doğuş koşulları ve hesaplanması (m.113 ve devamı), acentenin müvekkile ait parayı iade yükümü (m.112), ücret ve giderlerde faiz oranının ayrıntısı (m.20) ve acentelik sözleşmesinin sona ermesi sonrası hükümleri (m.125 ve devamı) bulunmaktadır.

Müvekkilin borçları: hangi kavramlar bilinmeli?

Müvekkil
Acentenin kendisi adına ve hesabına sözleşme aracılığı yaptığı veya bunları yaptığı tacirdir. Maddenin uygulandığı taraf bu kişidir.
Acente
Belirli bir yer veya bölge için sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelere aracılık eden veya bunları müvekkil adına yapan, bağımsız bir tacir yardımcısıdır.
Acentelik sözleşmesinin yerine getirilmesi için gerekli hususlar
Acentenin işini sağlıklı yürütebilmesi için müvekkilin vermesi gereken bilgi, belge ve numunelerdir. Özellikle iş hacminin acentenin normalde bekleyebileceğinden önemli ölçüde düşük olabileceğinin bildirilmesi bu kapsamdadır.
Olağanüstü giderler
Acentenin olağan işleyişin dışında yaptığı ve müvekkil tarafından karşılanması gereken harcamalardır. Bunlara ilişkin faiz m.20 hükümlerine göre belirlenir.
Aleyhe geçersizlik
Bu maddedeki borçların acente aleyhine değiştirilmesi, yalnızca acente aleyhine olan ölçüde geçersiz sayılır. Sözleşmenin tamamı geçersiz olmaz.

Müvekkilin borçları: hangi şartlar aranır?

  • Acentelik ilişkisinde müvekkil sıfatıyla bir tacirin bulunması gerekir.
  • Müvekkil, mallarla ilgili belgeleri acenteye vermek zorundadır.
  • Müvekkil, acentelik sözleşmesinin yerine getirilmesi için gerekli hususları ve özellikle iş hacminin acentenin normalde bekleyebileceğinden önemli ölçüde düşük olabileceğini acenteye bildirmek zorundadır.
  • Müvekkil, acentenin yaptığı işleri kabul edip etmediğini ya da yerine getirilmediğini uygun bir süre içinde acenteye bildirmek zorundadır.
  • Müvekkil, acentenin istemeye hak kazandığı ücreti ödemek zorundadır.
  • Müvekkil, ücret, avans ve olağanüstü giderler için m.20 hükümlerine göre faiz ödemek zorundadır.
  • Müvekkil ile acente arasında bu borçları acente aleyhine değiştiren bir şart bulunmamalıdır; böyle bir şart acentenin aleyhine olduğu ölçüde geçersizdir.

Müvekkilin borçları: hangi sonuçları doğurur?

  • Müvekkil belgeleri vermezse, acente işini yürütemediği ölçüde sorumluluk doğar.
  • Müvekkil iş hacmi bilgisini vermezse, acentenin beklediği gelirin düşük kalmasından kaynaklanan zararlar müvekkil tarafında ele alınabilir.
  • Müvekkil, acentenin işlerini uygun sürede kabul veya ret ile bildirmezse, acentenin bu konudaki belirsizliğinin sonuçları müvekkil aleyhine değerlendirilebilir.
  • Müvekkil ücreti ödemezse, acente ücret alacağını talep edebilir ve bu alacağa m.20 uyarınca faiz işler.
  • Müvekkil avans ve olağanüstü giderleri ödemezse, bu tutarlar için m.20 hükümlerine göre faiz yürür.
  • Bu maddedeki borçları acente aleyhine değiştiren sözleşme şartları acente aleyhine olduğu ölçüde geçersizdir; kalan sözleşme hükmü ayakta kalır.
  • Bu borçlar emredici niteliktedir; sözleşmeyle acente aleyhine daraltılamaz veya kaldırılamaz.

Müvekkilin borçlarını sayan genel hüküm ile bu maddeye aykırı sözleşme şartları arasındaki fark nedir?

Madde, müvekkilin yükümlülüklerini kanunda ayrıca sayar ve bu borçların acentelik sözleşmesinde yer alıp almadığına bakılmaksızın doğduğunu gösterir.

Sözleşmede bu borçları acente aleyhine daraltan, kaldıran veya değiştiren kayıtlar bulunabilir.

Acente aleyhine olan kayıtlar ölçüsünde geçersizdir; kanuni borç kendiliğinden geçerli kalır.

Ücret ödeme borcu ile avans ve olağanüstü giderlerde faiz ödeme borcu arasındaki fark nedir?

Ücret ödeme borcu, acentenin ücrete hak kazanmasından doğan doğrudan bir edimdir.

Avans ve olağanüstü giderlere ilişkin borç, acentenin yaptığı harcamanın geri ödenmesidir ve faizi m.20 hükümlerine göre belirlenir.

İki kalem ayrı hesaplanır; faiz yükümü yalnız avans ve giderlerde m.20 ölçütüne bağlıdır, ücret borcunun faizi bu maddeden değil genel hükümlerden tespit edilir.

Bilgi verme borcu ile belge verme borcu arasındaki fark nedir?

Mallarla ilgili belgeleri verme borcu, acentenin malı tanıyıp işi yürütebilmesi için somut bir edimdir.

İş hacmine ilişkin bildirim, acentenin beklentisini düzeltmeye yönelik bilgi verme yükümüdür.

Belge verilmemesi ya da bilgi verilmemesi, acentenin işini gereği gibi yapamamasına ve bu nedenle doğan zararın müvekkile yüklenmesine yol açabilir.

Müvekkilin borçları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Acentenin ücret alacağına m.20 faizini doğrudan uygulamak; m.20 yalnızca ücret, avans ve olağanüstü giderler için faiz ölçütünü verir, ücretin hak kazanılmasını düzenlemez.
  • Müvekkilin borçlarını yalnızca sözleşmede yazılı oldukça bağlayıcı saymak; bu maddedeki borçlar sözleşmeye bakılmaksızın kanuni olarak doğar.
  • Aleyhe geçersizliği bütün sözleşmenin geçersizliği sanmak; geçersizlik yalnızca acente aleyhine olan kayıtla sınırlıdır.
  • Uygun süreyi sabit bir gün sayısıyla belirlemek; madde sabit bir süre öngörmemiştir, somut duruma göre değerlendirilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Acente, müvekkil adına tahsil ettiği parayı gecikmeksizin iade etmekle yükümlüdür; geç ödeme halinde gecikme faizi ve tazminat ayrıca gündeme gelir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/972 E., 2022/1036 K., 09.06.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Ücret, avans veya olağanüstü gider alacağını ileri süren acente, alacağın varlığını ve miktarını ispatla yükümlüdür; bu ispat genellikle sözleşme, fatura ve harcama belgeleriyle yapılır.
  • Belgelerin verilmediği iddiasını ileri süren acente, belgelerin müvekkile talep edildiğini ve verilmediğini ispatlamalıdır.
  • Müvekkil, ödemeyi yaptığını ileri sürüyorsa ödemeyi belgeyle ispatlamalıdır.
  • Aleyhe geçersizlik iddiasında, sözleşme kaydının acente aleyhine olduğunu ileri süren taraf bunu ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 m.20: Ücret, avans ve olağanüstü giderlere ilişkin faizin hangi ölçüte göre ödeneceğini belirler; bu maddenin (e) bendi bu hükme gönderme yapar.
  • 6102 m.112: Acentenin müvekkil adına tahsil ettiği parayı zamanında iade etmesini düzenler; müvekkilin para alacağının kaynağı bu hükümle bağlantılıdır.
  • 6102 m.113: Acentenin ücrete hak kazandığı işlemleri sayar; müvekkilin ödeme borcunun doğup doğmadığını bu hüküm belirler.
  • 6102 m.121: Acentenin müvekkile karşı yükümlülüklerini düzenler; bu maddedeki müvekkil borçlarının karşılığıdır.

TTK m.121 — Sebepleri

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 121. maddesi, acentelik sözleşmesinin belirsiz süreli ve belirli süreli hallerde feshini, süre dolduktan sonra devamın sözleşmeyi belirsiz süreliye çevirmesini, müvekkil veya acentenin iflası, ölümü ve kısıtlanmasının etkisini ve bu sebeplerle sona eren sözleşmede acenteye verilecek uygun tazminatı düzenler. Hüküm, acentelik sözleşmesinin taraflarını, yani müvekkil ile acenteyi ilgilendirir. Madde, denkleştirme tazminatının koşullarını ve hesabını düzenlemez; bunlar 122. maddededir. Rekabet yasağı sözleşmesi ve bu sözleşmenin tazminatı da bu maddenin konusu değildir (123. madde). Ticari temsilcinin azli ve istifası (TTK 544 ve devamı ile TBK 512) ile vekalet sözleşmesinin genel sona erme hükümleri de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Sebepleri: hangi kavramlar bilinmeli?

Acentelik sözleşmesi
Acentenin, müvekkil adına ve hesabına aracılık etme veya sözleşme yapma yükümlülüğü altına girdiği sürekli ilişkidir. Madde, bu sözleşmenin sona erme biçimlerini düzenler.
Belirli süreli acentelik
Taraflarca bir bitiş tarihi veya süre kararlaştırılmış acentelik sözleşmesidir. Kural olarak süre dolunca kendiliğinden sona erer; süre dolduktan sonra da devam edilirse belirsiz süreli hale gelir.
Belirsiz süreli acentelik
Bitiş süresi kararlaştırılmamış acentelik sözleşmesidir. Taraflardan her biri üç ay önceden ihbar ederek sözleşmeyi feshedebilir.
Haklı sebep
Fesih hakkını kullanan tarafın, sözleşmenin sürdürülmesini dürüstlük kuralları çerçevesinde beklenemez kılan olaydır. Belirli veya belirsiz süreli sözleşmede her zaman fesih için dayanak olur ve üç aylık ihbar süresi aranmaz.
Üç aylık fesih ihbarı
Belirsiz süreli sözleşmenin, haklı sebep olmaksızın feshinde karşı tarafa önceden bildirilmesi gereken süredir. Madde metninde üç ay olarak belirlenmiştir.
Denkleştirme tazminatı (uygun tazminat)
Müvekkilin veya acentenin ölüm, ehliyet kaybı veya iflası sebebiyle sözleşmenin sona ermesi halinde, tamamlanacak işlerin ücretine oranlanarak belirlenen tazminattır. Bu tazminat 122. maddedeki denkleştirme tazminatından ayrıdır.
Başlanmış işler
Fesihten önce acentenin aracılık ettiği veya müvekkil adına yaptığı, ancak henüz tamamlanmamış işlerdir. Bunların tamamlanmamasından doğan zarar dördüncü fıkraya göre tazmin edilir.

Sebepleri: hangi şartlar aranır?

  • Belirsiz süreli acentelik sözleşmesinin feshinde, taraflardan birinin diğerine üç ay önceden ihbar yapmış olması gerekir.
  • Belirli süreli acentelik sözleşmesinin her zaman feshi için haklı bir sebebin bulunması gerekir; bu halde üç aylık ihbar süresine uyulması aranmaz.
  • Belirli süreli sözleşmenin süre dolduktan sonra da uygulanmaya devam edilmesi halinde sözleşmenin belirsiz süreli hale gelmiş sayılması gerekir.
  • Müvekkilin veya acentenin iflası, ölümü ya da kısıtlanması halinde Türk Borçlar Kanunu'nun 513. maddesi hükmü uygulanır; aksi sözleşmede kararlaştırılmış olabilir.
  • Haklı sebep olmaksızın veya üç aylık ihbar süresine uymadan fesih yapılmışsa, feshi yapan tarafın başlanmış işlerin tamamlanmaması nedeniyle karşı tarafın uğradığı zararı tazmin etmesi gerekir.
  • Müvekkilin veya acentenin ölümü, ehliyet kaybı ya da iflası sebebiyle sözleşme sona ermişse, işlerin tamamlanması halinde acenteye verilmesi gereken ücrete oranlı uygun bir tazminatın acenteye ya da onun yerine geçenlere ödenmesi gerekir.

Sebepleri: hangi sonuçları doğurur?

  • Belirsiz süreli sözleşme, taraflardan birinin üç ay önceden ihbarıyla sona erer.
  • Belirli süreli sözleşmede süre dolunca sözleşme kendiliğinden sona erer.
  • Belirli süreli sözleşmenin süre dolduktan sonra da uygulanmaya devam edilmesi halinde sözleşme belirsiz süreli hale gelir.
  • Haklı sebep varsa, belirli veya belirsiz süreli sözleşme her zaman feshedilebilir ve üç aylık ihbar süresine uyulması gerekmez.
  • Haklı sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymadan fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması nedeniyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır.
  • Müvekkilin veya acentenin iflası, ölümü ya da kısıtlanması halinde Türk Borçlar Kanunu 513. madde hükmü uygulanır; bu da sözleşmenin olay üzerine derhal sona ermesini değil, ilgili tarafın işlere geçici süre devamını doğurabilir.
  • Müvekkilin veya acentenin ölümü, ehliyet kaybı ya da iflası sebebiyle sözleşme sona ererse, işlerin tamamlanması halinde acenteye veya yerine geçenlere uygun bir tazminat verilir.
  • Beşinci fıkradaki tazminat, işlerin tamamlanması halinde acentenin ücretine oranlanarak belirlenir ve işlerin tamamlanmaması halinde doğmaz.

Belirsiz süreli ile belirli süreli sözleşme (fesih) arasındaki fark nedir?

Belirsiz süreli sözleşmede taraflardan her biri üç ay önceden ihbarla feshedebilir.

Belirli süreli sözleşmede süre dolunca sözleşme kendiliğinden sona erer; erken fesih ancak haklı sebeple mümkündür.

Belirli süreli sözleşmede üç aylık ihbar yolu kapalıdır; erken fesih haklı sebebe bağlıdır. Süre dolduktan sonra devam edilirse belirsiz süreli sayılır ve üç aylık ihbar yolu açılır.

Haklı sebepli fesih ile haklı sebep olmaksızın fesih arasındaki fark nedir?

Haklı sebep varsa fesih her zaman yapılabilir ve üç aylık ihbar süresine uyulması gerekmez.

Haklı sebep yoksa belirsiz süreli sözleşme ancak üç aylık ihbarla feshedilebilir; belirli süreli sözleşmede erken fesih mümkün değildir.

Haklı sebebe dayanan fesih, dördüncü fıkraya göre tazminat sorumluluğu doğurmaz. Haklı sebep olmadan yapılan fesihte, feshi yapan taraf başlanmış işlerdeki zararı tazmin eder.

Müvekkil ölümü, iflası, kısıtlanması ile acentenin ölümü, iflası, kısıtlanması arasındaki fark nedir?

Müvekkilin ölümü, iflası veya kısıtlanması halinde 513. madde uygulanır.

Acentenin ölümü, iflası veya kısıtlanması halinde de aynı hüküm uygulanır.

Fıkra iki tarafa da eşit uygulanır. Ancak beşinci fıkra yalnız ölüm, ehliyet kaybı ve iflası sayar; kısıtlanmaya değinmez.

Üçüncü fıkra (sona erme) ile beşinci fıkra (tazminat) arasındaki fark nedir?

Üçüncü fıkra, sona ermenin hukuki kaynağını 513. maddeye bağlar ve sözleşmeyi bu olaylarla sona erdirir.

Beşinci fıkra, bu olaylar sonucu sona eren sözleşmede acenteye tazminat verilmesini düzenler.

Sona erme ve tazminat iki ayrı sonuçtur. Beşinci fıkradaki tazminat, işlerin tamamlanması halinde verilir ve ücrete oranlanır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Denkleştirme tazminatının hesabında, acentenin son beş yıllık komisyonlarının ortalaması esas alınır ve bu ortalama aşılamaz; bu hesap 122. madde ile yürütülür ve 121. maddedeki tazminatla karıştırılmamalıdır. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/942 E., 2023/669 K., 21.06.2023)
  • Denkleştirme talebinin sözleşmenin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerektiği ve bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/942 E., 2023/669 K., 21.06.2023)
  • Haklı sebebe dayanan feshin, 121. madde kapsamında üç aylık ihbar süresine bağlı olmadığı kabul edilmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2022/212 E., 2025/330 K., 22.04.2025)
  • Acentelik sözleşmesinin fesih ihbarının yapılması ve bunun ihbar süresi uyarınca işlemesi, uyuşmazlıklarda ayrıca incelenmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2021/1907 E., 2025/600 K., 08.05.2025)
  • Acentenin denkleştirme tazminatı talebinin ve fesih nedeninin haklı nedene dayanıp dayanmadığının bilirkişi incelemesiyle belirlenmesi uygulamada yaygındır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/2311 E., 2024/761 K., 02.05.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Feshi ihbar eden tarafın, belirsiz süreli sözleşmenin feshinde üç aylık ihbarı yaptığını yazılı belgeyle ispatlaması gerekir. Ihbarın yapılmadığını ileri süren karşı taraf bunu ispatlamalıdır.
  • Haklı sebebe dayanan feshi yapan taraf, haklı sebebin varlığını ispatla yükümlüdür; haklı sebep olmadığını ileri süren karşı taraf bunu kanıtlar.
  • Başlanmış işlerin tamamlanmaması nedeniyle tazminat isteyen taraf, zararı ve işlerin başlanmış olduğunu ispatlamalıdır; sözleşme, yazışmalar ve iş kayıtları bu amaçla kullanılabilir.
  • Ölüm, ehliyet kaybı veya iflas olgusu resmi belgelerle (nüfus kaydı, sağlık kurulu raporu, iflas kararı) kanıtlanır.
  • Beşinci fıkradaki uygun tazminatın miktarı, acentenin ücret ve komisyon kayıtlarına göre bilirkişi incelemesiyle belirlenir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 m.122: Denkleştirme tazminatını düzenler; 121. madde ise başlanmış işler ve ölüm, iflas gibi hallerdeki tazminatı düzenler. İki tazminat birbirinden ayrıdır.
  • 6098 m.513: Ölüm, kısıtlanma ve iflas hallerinde sözleşmenin sona ermesinin hukuki dayanağıdır; 121/3 bu maddeye atıf yapar. Maddenin kendi metninde 'Türk Borçlar Kanunu'nun 513 üncü maddesi' olarak anılır.
  • 6102 m.123: Acentelik sona erdikten sonra rekabet yasağı sözleşmesi ve buna bağlı tazminatı düzenler; 121. madde bu konuyu kapsamaz.

TTK m.122 — Denkleştirme istemi

Madde, acente sözleşmesi sona erdikten sonra acentenin müvekkilden denkleştirme (portföy) istemi olarak adlandırılan bir tazminat talep edebilmesinin koşullarını, bu talebin üst sınırını, önceden vazgeçilemezliğini, süresini ve tek satıcılık ile benzeri tekel hakkı veren sürekli sözleşmelere kıyasen uygulanmasını düzenler. Acente sözleşmesinin sona ermesinin nedeni fark etmeksizin, gerçek ya da tüzel kişi acente ile müvekkil arasındaki ilişkilerde uygulanır. Maddede yer almayan konular ise şunlardır: acentenin fesih bildirimi ve sözleşmenin sona erme yolları (m.121), rekabet yasağı anlaşmasından doğan tazminat (m.123), acentenin komisyon hakkı ve ödeme koşulları (m.119 ve m.120) ile denkleştirme alacağının zamanaşımı ve dava usulü için genel hükümler.

Denkleştirme istemi: hangi kavramlar bilinmeli?

Denkleştirme istemi
Acentenin sözleşme sona erdikten sonra müvekkilden, yeni müşteriler sayesinde müvekkilin sağladığı menfaatlere karşılık olarak isteyebildiği tazminat hakkıdır. Kanun bu talebi tazminat olarak adlandırmakla birlikte klasik anlamda bir zararın giderilmesi olarak görülmez; hakkaniyete dayanan bir talep niteliğindedir.
Yeni müşteri
Acentenin faaliyete başlamasından sonra müvekkil işletmesine kazandırdığı müşterilerdir. Acentelik öncesinden ilişki bulunan müşteriler ile müvekkilin hazırladığı müşteri listesi çerçevesinde kazanılan müşteriler bu kapsama girmez; eski müşteri çevresinin acentenin çabasıyla önemli ölçüde genişletilmesi hali ise ayrıca değerlendirilir.
Ücret kaybı
Sözleşme sürseydi acentenin yeni müşterileri dolayısıyla müvekkilden talep edebileceği komisyon veya diğer ücretlerin, sözleşmenin sona ermesi nedeniyle elde edilemez hâle gelmesidir. Sözleşmenin sona ermesinden sonra da bir şekilde ödenmişse bu kayıp oluşmaz.
Son beş yıllık faaliyet ortalaması
Tazminatın üst sınırını belirleyen ölçüttür. Acentenin son beş yılda elde ettiği yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasıdır; sözleşme daha kısa sürmüşse faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır.
Tekel hakkı veren sürekli sözleşme
Tek satıcılık ve benzeri biçimde bir tarafa tekel hakkı tanıyan sürekli ilişkilerdir. Bu sözleşmelerin sona ermesinde denkleştirme hükmü, hakkaniyete aykırı düşmedikçe kıyas yoluyla uygulanır.

Denkleştirme istemi: hangi şartlar aranır?

  • Acente sözleşmesinin sona ermiş olması gerekir; sona erme nedeninin (süre dolumu, iflas, ölüm, kısıtlanma veya fesih ihbarı) bir önemi yoktur.
  • Müvekkilin, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme sona erdikten sonra da önemli menfaatler elde ediyor olması gerekir.
  • Acentenin, kendi kazandırdığı müşterilerle yapılmış veya kısa süre içinde yapılacak işler dolayısıyla, sözleşme devam etseydi elde edeceği ücreti isteme hakkını kaybetmiş olması gerekir.
  • Somut olayın özellik ve şartları birlikte değerlendirildiğinde ödemenin hakkaniyete uygun düşmesi gerekir.
  • Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan acente sözleşmeyi feshetmemiş olmalıdır; acentenin kusuru nedeniyle müvekkil sözleşmeyi haklı sebeple feshetmemiş olmalıdır.
  • Talep, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmüş olmalıdır.
  • Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşmamalıdır.

Denkleştirme istemi: hangi sonuçları doğurur?

  • Koşullar birlikte gerçekleştiğinde acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir.
  • Tazminat, son beş yıllık faaliyet ortalamasını aşamaz; bu üst sınır aşılamaz.
  • Sözleşme beş yıldan kısa sürmüşse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama üst sınır olarak alınır.
  • Müvekkilin feshi haklı gösteren bir eylemi olmadan acente sözleşmeyi feshetmişse denkleştirme talebi ileri sürülemez.
  • Acentenin kusuru nedeniyle müvekkil sözleşmeyi haklı sebeple feshetmişse denkleştirme talebi ileri sürülemez.
  • Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez; önceden feragati içeren sözleşme kaydı geçerli değildir.
  • Bir yıl içinde ileri sürülmeyen talep hak düşürücü süre geçtiği için düşer.
  • Tek satıcılık ve benzeri tekel hakkı veren sürekli sözleşmelerin sona ermesinde de hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe uygulanır.

Acente sözleşmesi ile tek satıcılık ve benzeri tekel hakkı veren sürekli sözleşmeler arasındaki fark nedir?

Acente sözleşmesinde denkleştirme doğrudan madde metnine dayanır.

Tek satıcılık ve benzeri sürekli sözleşmelerde ise hüküm yalnızca kıyas yoluyla uygulanır ve hakkaniyete aykırı düşmemesi aranır.

Tekel hakkı veren ilişkilerde talep, hakkaniyete aykırılık denetimine tabidir; acentelik ilişkisinde bu ek sınır yazılı değildir.

Yeni müşteri ile eski müşteri arasındaki fark nedir?

Acentenin faaliyete başladıktan sonra kazandırdığı müşteriler yeni müşteri sayılır.

Acentelikten önce ilişki kurulmuş müşteriler, müvekkilin hazırladığı liste dâhilinde ya da pazarlamacı sıfatıyla temin edilenler yeni müşteri sayılmaz.

Yalnızca yeni müşteriler nedeniyle doğan menfaat denkleştirmeye konu olabilir; eski müşterilerle ilgili talep doğmaz.

Sözleşmenin müvekkil tarafından feshi ile acente tarafından feshi arasındaki fark nedir?

Müvekkil feshi haklı gösterecek bir eylem olmadan sözleşmeyi feshetmişse ya da acentenin kusuru nedeniyle haklı fesih yapmışsa acente talepte bulunamaz.

Acente sözleşmeyi feshetmişse ancak müvekkilin feshi haklı kılan bir davranışı yoksa denkleştirme talebi doğar.

Haklı neden yokken müvekkil fesih yaparsa acente talep hakkını kazanır; acente kendi sebebiyle fesih tetiklediyse hakkı düşer.

Yıllık ödeme ortalaması ile daha kısa süreli ilişki arasındaki fark nedir?

Acente sözleşmesi beş yıldan uzun sürmüşse son beş yılın yıllık ortalaması esas alınır.

Sözleşme beş yıldan kısa sürmüşse faaliyetin devamı sırasındaki ortalama kullanılır.

Üst sınır hesabında kullanılacak dönem, ilişkinin süresine göre değişir.

Denkleştirme istemi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Bir yıllık süreyi dava açma süresi gibi değerlendirmek; süre sözleşmenin sona ermesinden itibaren ileri sürülme süresi olarak işler ve hak düşürücü nitelik taşır.
  • Talebin üst sınırını beş yıl yerine sözleşmenin tamamı üzerinden ya da yıllık ortalama olmayan bir toplam olarak hesaplamak; üst sınır son beş yıllık faaliyetin yıllık ortalamasıdır.
  • Yeni müşteri ile eski müşteriyi karıştırmak; acentelik öncesinden ilişki kurulmuş müşteriler ya da müvekkilin hazırladığı liste üzerinden kazanılan müşteriler denkleştirme kapsamına girmez.
  • Sözleşmede denkleştirme talebinden önceden feragat kaydının geçerli sayılabileceğini düşünmek; önceden vazgeçme yasaktır.
  • Tek satıcılık ve benzeri sözleşmelerde hükmü hakkaniyet denetimi olmadan doğrudan uygulamak; kıyas yoluyla uygulama hakkaniyete aykırılık sınırına tabidir.
  • Ödenmiş komisyonların ücret kaybına dahil edilmesi ya da ücret kaybının sözleşmenin sona ermesinden sonra da ödenen kalemlerle hesaplanması; sözleşme sonrasında bir şekilde ödenen ücret için kayıp oluşmaz.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Denkleştirme talebi, acente sözleşmesinin sona ermesinden sonra acentenin yeni müşteri kazandırmasına dayandığı için, tazminat kanunda açıkça düzenlenmiş bir talep olarak kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/45 E., 2024/825 K., 09.05.2024; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2023/631 E., 2023/772 K., 25.05.2023; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2023/602 E., 2023/718 K., 15.05.2023)
  • Talebin kanunda 'tazminat' ifadesiyle yer alması, bunun klasik bir zarar tazmini olmadığı gerçeğini değiştirmez; mahkemeler talebi kanuni güvenceye kavuşmuş özel bir tazminat olarak ele almaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/45 E., 2024/825 K., 09.05.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/2315 E., 2025/1048 K., 19.06.2025)
  • Mahkemeler, acentenin kazandırdığı müşterilerin sözleşme sonrası da müvekkile önemli menfaat sağladığını, hakkaniyet ve somut olayın koşulları çerçevesinde değerlendirmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2022/286 E., 2024/1060 K., 03.07.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2023/2324 E., 2026/112 K., 28.01.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Denkleştirme talebini ileri süren acente, sözleşme ilişkisinin sona erdiğini, yeni müşterileri kendisinin kazandırdığını ve bu müşterilerden ücret kaybına uğradığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Yeni müşterilerin acente tarafından kazandırıldığı, müşteri listesi ve yazışmalar gibi belgelerle ortaya konulabilir; eski müşteri olmadığının ispatı da talep sahibine düşer.
  • Müvekkilin sözleşme sonrasında önemli menfaat sağlamaya devam ettiği hususu, somut olayın koşullarına göre ve müşteri çevresi temelinde değerlendirilir.
  • Hakkaniyete aykırılık savunmasını ileri süren müvekkil, talebin hakkaniyete uygun düşmediğini ispatlamakla yükümlüdür; bu tür bir ispat yükü müvekkile düşer.
  • Müvekkilin feshi haklı gösteren bir eylemi olmadığı veya acentenin kusuru nedeniyle haklı fesih yapıldığı iddiasını ileri süren taraf, bu iddiasını kanıtlamalıdır.
  • Denkleştirme talebi ile ilgili ortalama hesaplamasında, komisyon ve ödemelerin dökümü (faturalar, hesap özetleri) belirleyici delil olarak kullanılır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.121: Acente sözleşmesinin fesih ve sona erme hâllerini düzenler; denkleştirme talebinin doğması için sözleşmenin sona ermiş olması gerekir ve bu sona erme nedeni m.122 bakımından önem taşımaz.
  • 6102 sayılı Kanun m.123: Rekabet yasağı anlaşması hâlinde acenteye ayrıca tazminat hakkı tanır; denkleştirme talebi ile birlikte veya ayrı olarak ileri sürülebilecek ayrı bir tazminat kalemidir.
  • 6102 sayılı Kanun m.119: Acentenin komisyon hakkını düzenler; m.122/1-b'deki ücret kaybı ve m.122/2'deki ortalama hesabı bu komisyon ve ödemelerin tutarına dayanır.

TTK m.123 — Rekabet yasağı anlaşması

6102 sayılı Kanun'un 123. maddesi, acentenin sözleşme ilişkisi sona erdikten sonra faaliyetini sınırlayan rekabet yasağı anlaşmasının şeklini, süresini, konusunu, karşılığını ve müvekkilin bu sınırlamadan vazgeçme ya da sınırlamaya bağlı kalmama imkânlarını düzenler. Kural, müvekkil ile acente arasındaki acentelik ilişkisine uygulanır. Madde, acentelik ilişkisi devam ederken yapılan yasakları, hizmet sözleşmesindeki rekabet yasağını (6098 sayılı Borçlar Kanunu m.444 ve devamı), adi ortaklık ve kollektif şirketteki rekabet yasağını ve denkleştirme tazminatını (m.122) düzenlemez. Acentelik sözleşmesinden doğan taleplerin zamanaşımı süresi de bu maddenin konusu değildir (m.122 ve ilgili zamanaşımı hükmü).

Rekabet yasağı anlaşması: hangi kavramlar bilinmeli?

Rekabet yasağı anlaşması (sınırlama sözleşmesi)
Acentenin, acentelik ilişkisi sona erdikten sonra müvekkilin işletmesiyle rekabet eden faaliyetlerden kaçınmasını öngören, yazılı şekilde yapılan anlaşmadır. Sözleşme ilişkisi devam ederken yapılan yasaklar bu kavramın kapsamına girmez.
Acentenin işletmesine ilişkin faaliyet
Acentenin müvekkil adına ve müvekkil için yürüttüğü ticari faaliyetlerdir. Sınırlamanın kapsamı yalnızca acenteye bırakılmış bölge, müşteri çevresi ve aracılık ettiği sözleşmelerin konusu ile sınırlıdır.
Acenteye bırakılmış bölge veya müşteri çevresi
Acentenin fiilen faaliyet gösterdiği ve müvekkilin acente aracılığıyla ilişki kurduğu coğrafi alan ile müşteri kitlesidir. Sınırlama, acentenin kendi çalışma alanının dışına genişletilemez.
Uygun tazminat
Müvekkilin rekabet sınırlaması nedeniyle acenteye ödemesi gereken, sınırlamanın ekonomik etkisine karşılık gelen bedeldir. Maddede tutarı ya da hesap yöntemi gösterilmemiştir; sınırlamanın geçerliliği için ödenmesi şarttır.
Vazgeçme beyanı
Müvekkilin sözleşme ilişkisi sona erene kadar sınırlamanın uygulanmasından yazılı olarak vazgeçtiğini bildirdiği tek taraflı irade beyanıdır. Vazgeçme, beyanın acenteye ulaşmasıyla değil, beyan tarihinden itibaren altı ay geçmekle tazminat borcunu sona erdirir.
Haklı sebeple fesih
Taraflardan birinin, karşı tarafın kusurlu davranışı nedeniyle sözleşme ilişkisini sona erdirmesidir. Fesih, madde 3. fıkra kapsamında bir bildirim hakkı doğurur.

Rekabet yasağı anlaşması: hangi şartlar aranır?

  • Rekabet yasağı anlaşması yazılı şekilde yapılmalıdır; yazılı şekil geçerlilik şartıdır.
  • Anlaşma, müvekkil tarafından imzalanmış ve anlaşmanın bütün hükümlerini içeren bir belgenin acenteye verilmesiyle tamamlanmalıdır.
  • Anlaşmanın süresi acentelik ilişkisinin bitiminden itibaren en çok iki yıl olmalıdır.
  • Anlaşmanın konusu yalnızca acenteye bırakılmış bölge veya müşteri çevresi ile kurulmasına aracılık ettiği sözleşmelerin konusuyla sınırlı olmalıdır.
  • Müvekkil, rekabet sınırlaması nedeniyle acenteye uygun bir tazminat ödemelidir; tazminat ödenmeden yapılan sınırlama bağlayıcı sonuç doğurmaz.
  • Müvekkil, sözleşme ilişkisi sona erene kadar sınırlamanın uygulanmasından yazılı olarak vazgeçebilir; bu hâlde vazgeçme beyanından altı ay geçmelidir.
  • Taraflardan biri, karşı tarafın kusurlu davranışı nedeniyle haklı sebeple fesih yapmışsa, fesihten itibaren bir ay içinde rekabet sözleşmesiyle bağlı olmadığını yazılı olarak bildirebilir.

Rekabet yasağı anlaşması: hangi sonuçları doğurur?

  • Rekabet yasağı anlaşması yazılı şekilde ve müvekkil tarafından imzalanmış belgenin acenteye verilmesiyle geçerli olur; şekle uyulmazsa sınırlama hüküm kazanmaz.
  • Anlaşmada uygun bir tazminat kararlaştırılmış ve ödenmişse sınırlama bağlayıcıdır; tazminat ödenmemişse sınırlama bağlayıcı olmaz.
  • Müvekkil sözleşme ilişkisi sona erene kadar yazılı vazgeçme beyanında bulunursa, beyandan altı ay geçince tazminat borcundan kurtulur.
  • Haklı sebeple fesih hâlinde fesihten sonra bir ay içinde yapılan yazılı bildirimle taraf rekabet sözleşmesiyle bağlı olmaz.
  • Bir aylık süre geçirilirse bildirim hakkı kullanılamaz ve rekabet sözleşmesi geçerliliğini korur.
  • Maddeye aykırı şartlar acentenin aleyhine olduğu ölçüde geçersizdir; acente lehine olan şartlar geçerliliğini korur.
  • Madde, acentenin lehine olan düzenlemeleri kısıtlamaz; acenteye daha elverişli kurallar sözleşmeyle kararlaştırılabilir.

Sözleşme ilişkisi devam ederken ile sona erdikten sonra yasak arasındaki fark nedir?

Acentelik ilişkisi devam ederken uygulanan yasaklar, sözleşme ilişkisinin doğal sonucu olarak sürer.

Sözleşme ilişkisi sona erdikten sonra uygulanan rekabet sınırlaması, bu maddedeki şekil, süre ve tazminat şartlarına tabidir.

Bu madde yalnızca ilişki sona erdikten sonraki sınırlamayı düzenler; ilişki sırasındaki yasak için madde şartlarının aranmadığı kabul edilir.

Vazgeçme ile bildirim (2. fıkra) ve haklı fesih bildirimi (3. fıkra) arasındaki fark nedir?

2. fıkra, müvekkilin sözleşme ilişkisi sürerken yaptığı vazgeçmeyi düzenler; altı ay sonra tazminat borcu sona erer.

3. fıkra, haklı sebeple fesih hâlinde fesih sonrası bir ay içinde yapılan bildirimi düzenler; bildirimle taraf rekabet yasağından bağlı olmaktan kurtulur.

İki hâlde de rekabet sınırlamasından kurtulma süreleri farklıdır: vazgeçmede altı ay, haklı fesih bildiriminde bir ay.

Haklı sebeple fesheden taraf ile fesheden taraf kusurlu olan arasındaki fark nedir?

Karşı tarafın kusuruyla haklı sebeple fesheden taraf, 3. fıkraya göre bildirim yapabilir.

Kendi kusuruyla fesih yapan veya fesih haklı sebebe dayanmayan taraf bu bildirim hakkından yararlanamaz.

Yalnızca karşı tarafın kusurlu davranışına dayanan haklı fesih, bir aylık bildirim hakkını doğurur.

Madde kapsamındaki sınırlama ile aşırı sınırlama arasındaki fark nedir?

Süre, konu ve bölge bakımından madde şartlarına uygun sınırlama geçerlidir.

Acentenin aleyhine olan, maddeye aykırı şartlar kapsamında kalan sınırlama.

Maddeye aykırı şart acentenin aleyhine olduğu ölçüde geçersizdir; sınırlamanın tamamı geçersiz olmaz.

Rekabet yasağı anlaşması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sözleşme ilişkisi sürerken yapılan yasakla sona erdikten sonraki sınırlamayı karıştırmak; bu maddedeki şartların yalnızca sonrası için aranacağını gözden kaçırmak.
  • Altı ay ile bir ayı karıştırmak; vazgeçme için altı ay, haklı fesih bildirimi için bir ay öngörüldüğünü unutmak.
  • Tazminat şartını yalnızca yazılı anlaşmanın varlığı ile yerine getirilmiş saymak; tazminatın ödenmiş olması gerektiğini gözden kaçırmak.
  • Anlaşma süresini iki yıl yerine sözleşme ilişkisinin tamamı için geçerli saymak; sürenin ilişkinin bitiminden itibaren hesaplandığını unutmak.
  • Haklı fesih bildirimini fesihten sonra bir aydan fazla bir süre içinde yapılabilir saymak.
  • Maddeye aykırı şartın tamamen geçersiz olduğunu varsaymak; geçersizliğin yalnızca acentenin aleyhine olan kısımla sınırlı olduğunu unutmak.
  • Denkleştirme (m.122) ile rekabet sınırlamasını birbirine karıştırmak; her iki kurumun ayrı şartlara tabi olduğunu gözden kaçırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Acente ile müvekkil arasındaki sınırlamanın yazılı şekle ve imzalı belgenin acenteye verilmesine bağlı olduğu, bu unsurların eksikliğinde sınırlamanın hüküm doğurmadığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1697 E., 2023/1338 K., 21.09.2023)
  • Acentenin kendi faaliyeti dışında kalan bir alandaki faaliyetlerin rekabet sınırlamasına girmediği, sınırlamanın yalnızca acenteye bırakılmış bölge ve müşteri çevresiyle sınırlı olduğu kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/5635 E., 2024/2476 K., 26.03.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Rekabet sınırlamasına dayanan müvekkil, yazılı anlaşmanın varlığını ve acenteye imzalı belgenin verildiğini ispatlamakla yükümlüdür; bu belge en güçlü delildir.
  • Tazminatın ödendiğini ileri süren müvekkil, ödemeyi makbuz, banka kaydı veya benzeri yazılı belgeyle ispatlamalıdır; tazminatın uygunluğu ise acente tarafından ileri sürülür.
  • Vazgeçme beyanını ileri süren müvekkil, beyanın yazılı yapıldığını ve altı ayın geçtiğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Haklı fesih ve karşı tarafın kusurunu ileri süren taraf, kusurlu davranışı ve fesih tarihini belgelerle ispatlamalıdır; bir aylık sürenin tespiti için bildirim tarihi esas alınır.
  • Maddeye aykırılık savunmasını ileri süren acente, şartın kendi aleyhine olduğunu gösterir; bu savunmada hukuka aykırılığı ileri süren taraf ispat yükünü taşır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.122: Denkleştirme tazminatı ile rekabet sınırlaması arasındaki ilişkiyi düzenler; müvekkilin sonradan yararlanmaya devam ettiği müşteri çevresinde acentenin hakkaniyete uygun pay talep etmesine ilişkindir.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.105: Acentenin müvekkil adına hareket ettiği ilişkilerde sorumluluk ve dava yönünden ilgili hükümlerden biridir; bu madde ile doğrudan bağlantılı olarak yorumlanır.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.444: Hizmet sözleşmesinde rekabet yasağına ilişkin hükümdür; acentelik sınırlamasının ayrı bir alan olduğunu göstermek için karşılaştırmalı başvuru olarak anılır.

Süreler

SüreMaddeHüküm
üç aym.116(1) Acentenin hak kazandığı ücretin, doğumu tarihinden itibaren en geç üç ay içinde ve her hâlde sözleşmenin sona erdiği tarihte ödenmesi gerekir.
üç aym.121(1) Belirsiz bir süre için yapılmış olan acentelik sözleşmesini, taraflardan her biri üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshedebilir.
üç aylıkm.121(4) Haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden taraf, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorundadır.
beş yıllıkm.122(2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz.
bir yılm.122Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir.
iki yıllıkm.123Anlaşma en çok, ilişkinin bitiminden itibaren iki yıllık süre için yapılabilir ve yalnızca acenteye bırakılmış olan bölgeye veya müşteri çevresine ve kurulmasına aracılık ettiği sözleşmelerin taalluk ettiği konulara ilişkin olabilir.
altı ayınm.123Bu hâlde müvekkil, vazgeçme beyanından itibaren altı ayın geçmesiyle tazminat ödeme borcundan kurtulur.
bir aym.123(3) Taraflardan biri, diğer tarafın kusurlu davranışı nedeniyle haklı sebeplerle sözleşme ilişkisini feshederse, fesihten itibaren bir ay içinde rekabet sözleşmesiyle bağlı olmadığını diğer tarafa yazılı olarak bildirebilir.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

62 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2021/942 E., 2023/669 K., 21.06.2023
    İlgili madde: m.121
  2. 11. Hukuk Dairesi, 2024/97 E., 2025/1321 K., 26.02.2025
    İlgili madde: m.117
  3. 11. Hukuk Dairesi, 2024/3585 E., 2024/7781 K., 06.11.2024
    İlgili madde: m.114
  4. 11. Hukuk Dairesi, 2023/5009 E., 2024/7087 K., 03.10.2024
    İlgili madde: m.119
  5. 11. Hukuk Dairesi, 2023/3798 E., 2024/5909 K., 03.09.2024
    İlgili madde: m.118
  6. 11. Hukuk Dairesi, 2023/2682 E., 2024/5672 K., 08.07.2024
    İlgili madde: m.119
  7. 11. Hukuk Dairesi, 2023/2791 E., 2024/4987 K., 12.06.2024
    İlgili madde: m.117
  8. 11. Hukuk Dairesi, 2023/1359 E., 2024/4672 K., 04.06.2024
    İlgili madde: m.120
  9. 11. Hukuk Dairesi, 2023/941 E., 2024/4525 K., 30.05.2024
    İlgili madde: m.123
  10. 11. Hukuk Dairesi, 2023/539 E., 2024/4144 K., 21.05.2024
    İlgili madde: m.123
Diğer 52 karar
  1. 11. Hukuk Dairesi, 2023/658 E., 2024/3840 K., 13.05.2024
    İlgili madde: m.117
  2. 11. Hukuk Dairesi, 2022/6009 E., 2024/2691 K., 02.04.2024
    İlgili madde: m.114
  3. 11. Hukuk Dairesi, 2022/5635 E., 2024/2476 K., 26.03.2024
    İlgili madde: m.123
  4. 11. Hukuk Dairesi, 2023/4096 E., 2024/2101 K., 14.03.2024
    İlgili madde: m.117, m.119
  5. 11. Hukuk Dairesi, 2023/4200 E., 2024/1832 K., 06.03.2024
    İlgili madde: m.117
  6. 11. Hukuk Dairesi, 2022/5287 E., 2024/1737 K., 04.03.2024
    İlgili madde: m.120
  7. 11. Hukuk Dairesi, 2022/6660 E., 2024/616 K., 25.01.2024
    İlgili madde: m.119
  8. 11. Hukuk Dairesi, 2023/1089 E., 2023/7717 K., 26.12.2023
    İlgili madde: m.115
  9. 11. Hukuk Dairesi, 2022/7151 E., 2023/6916 K., 29.11.2023
    İlgili madde: m.114
  10. 11. Hukuk Dairesi, 2022/2902 E., 2023/6858 K., 27.11.2023
    İlgili madde: m.116
  11. 11. Hukuk Dairesi, 2022/3921 E., 2023/4343 K., 11.07.2023
    İlgili madde: m.123
  12. 11. Hukuk Dairesi, 2022/1006 E., 2023/4146 K., 05.07.2023
    İlgili madde: m.113
  13. 11. Hukuk Dairesi, 2021/8414 E., 2023/2361 K., 24.04.2023
    İlgili madde: m.123
  14. 11. Hukuk Dairesi, 2021/6417 E., 2023/1735 K., 21.03.2023
    İlgili madde: m.114
  15. 11. Hukuk Dairesi, 2021/5586 E., 2023/745 K., 09.02.2023
    İlgili madde: m.120
  16. 11. Hukuk Dairesi, 2021/4846 E., 2023/718 K., 08.02.2023
    İlgili madde: m.116
  17. 9. Hukuk Dairesi, 2022/15973 E., 2022/16096 K., 06.12.2022
    İlgili madde: m.116
  18. 9. Hukuk Dairesi, 2022/4097 E., 2022/4799 K., 19.04.2022
    İlgili madde: m.116
  19. 4. Daire, 2017/1918 E., 2021/7343 K., 25.11.2021
    İlgili madde: m.113
  20. 22. Hukuk Dairesi, 2016/29807 E., 2016/23725 K., 24.10.2016
    İlgili madde: m.116
  21. İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/756 E., 2026/344 K., 12.05.2026
    İlgili madde: m.115
  22. İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2026/319 E., 2026/383 K., 06.05.2026
    İlgili madde: m.115
  23. İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/102 E., 2026/116 K., 12.03.2026
    İlgili madde: m.120
  24. İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2026/116 E., 2026/132 K., 24.02.2026
    İlgili madde: m.115
  25. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2026/124 E., 2026/321 K., 19.02.2026
    İlgili madde: m.115
  26. İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/900 E., 2026/95 K., 05.02.2026
    İlgili madde: m.115
  27. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2023/2324 E., 2026/112 K., 28.01.2026
    İlgili madde: m.122
  28. İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/486 E., 2026/4 K., 06.01.2026
    İlgili madde: m.119
  29. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2022/440 E., 2025/1706 K., 20.11.2025
    İlgili madde: m.121
  30. İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/470 E., 2025/583 K., 17.07.2025
    İlgili madde: m.114
  31. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/2315 E., 2025/1048 K., 19.06.2025
    İlgili madde: m.122
  32. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2021/1907 E., 2025/600 K., 08.05.2025
    İlgili madde: m.121
  33. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2022/212 E., 2025/330 K., 22.04.2025
    İlgili madde: m.121
  34. İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2018/857 E., 2024/815 K., 05.11.2024
    İlgili madde: m.113
  35. İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/207 E., 2024/659 K., 02.10.2024
    İlgili madde: m.114, m.116
  36. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/585 E., 2024/1439 K., 26.09.2024
    İlgili madde: m.119
  37. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/1035 E., 2024/1507 K., 12.09.2024
    İlgili madde: m.118
  38. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2022/286 E., 2024/1060 K., 03.07.2024
    İlgili madde: m.121, m.122
  39. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/45 E., 2024/825 K., 09.05.2024
    İlgili madde: m.122
  40. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/2311 E., 2024/761 K., 02.05.2024
    İlgili madde: m.121
  41. Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/711 E., 2024/179 K., 29.02.2024
    İlgili madde: m.120
  42. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1697 E., 2023/1338 K., 21.09.2023
    İlgili madde: m.123
  43. Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/119 E., 2023/487 K., 06.06.2023
    İlgili madde: m.113
  44. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2023/631 E., 2023/772 K., 25.05.2023
    İlgili madde: m.122
  45. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2023/602 E., 2023/718 K., 15.05.2023
    İlgili madde: m.122
  46. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/2275 E., 2023/695 K., 27.04.2023
    İlgili madde: m.118
  47. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/318 E., 2023/358 K., 02.03.2023
    İlgili madde: m.118
  48. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/972 E., 2022/1036 K., 09.06.2022
    İlgili madde: m.120
  49. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2021/2013 E., 2022/649 K., 28.04.2022
    İlgili madde: m.117
  50. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2022/666 E., 2022/487 K., 21.04.2022
    İlgili madde: m.118
  51. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2020/94 E., 2020/270 K., 05.11.2020
    İlgili madde: m.118
  52. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2014/472 E., 2018/226 K., 20.02.2018
    İlgili madde: m.113

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 1. Ticaret Hukuku Giriş ve Ticari İşletme bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış