TTK › Ticari işletme › Acentelik
Genel olarak, acentenin yetkileri ve acentenin borçları
Kısaca
TTK m.102, acente kavramını tanımlar ve acenteliğe uygulanacak hükümlerin sıralamasını belirler. TTK m.103, Türk Ticaret Kanunu'nun acentelere ilişkin hükümlerinin (Kısım hükümlerinin) hangi kişiler hakkında da uygulanacağını düzenler.
Kapsam
Bu konu, Türk Ticaret Kanunu m.102–112 hükümlerini kapsar.
TTK m.102 — Tanımı
TTK m.102, acente kavramını tanımlar ve acenteliğe uygulanacak hükümlerin sıralamasını belirler. Acentenin unsurları (bağımsızlık, süreklilik, belirli yer veya bölge, aracılık ya da tacir adına sözleşme yapma, meslek edinme) ile ikinci fıkradaki yedek hükümler (simsarlık, komisyon, vekâlet) bu maddenin konusudur. Madde, işletmeye bağlı temsilciler ve çalışanlar bakımından değil, bağımsız tacir yardımcısı olan acente bakımından uygulanır. Maddenin üçüncü fıkrası taşıma, deniz ticareti, sigorta ve turizm gibi alanlardaki özel düzenlemeleri saklı tutar. Acentenin hak ve borçlarını (m.105 vd.), tekel hakkını (m.104), yetkiyi ve tescili (m.107), denkleştirmeyi (m.122) ve rekabet yasağını (m.123) madde düzenlemez; bunlar ayrı maddelerde yer alır. Acenteliğe ilişkin zamanaşımı ve fesih sonuçları da bu maddede düzenlenmemiştir.
Tanımı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Acente
- Bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimsedir. Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru ya da işletme çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konumda bulunan kişiler acente sayılmaz.
- Bağımsız tacir yardımcısı
- Tacirin işletmesine bağlı olmadan, kendi faaliyet düzenini ve çalışma zamanını belirleyebilen yardımcıdır. Müvekkil sözleşmenin türü, içeriği ve şartları hakkında talimat verebilir; ancak faaliyet düzenine doğrudan müdahale edemez.
- Süreklilik
- Acentenin tek bir sözleşme için değil, uzun süre devam eden bir ilişki içinde görevlendirilmesidir. Süreklilik, tarafların sözleşmeyi yaparken güttükleri amaca göre belirlenir; sözleşmenin kısa sürede feshedilmiş olması bu unsuru ortadan kaldırmaz.
- Meslek edinme
- Aracılık ya da tacir adına sözleşme yapma faaliyetinin kişinin asıl ya da yan uğraşı olarak sürdürülmesidir. Arızi olarak yapılan aracılık ya da bir tacir adına sözleşme yapma acenteliğe yol açmaz.
- Tacir adına sözleşme yapma yetkisi
- Acentenin müvekkili tacir adına ve hesabına sözleşme kurabilmesi için verilen özel yetkidir. Bu yetkinin yazılı verilmesi ve ticaret siciline tescil ile ilan edilmesi gerekir.
- Simsarlık, komisyon ve vekâlet hükümleri
- Acentelik hükümlerinin yetmediği hallerde sırasıyla uygulanan Borçlar Kanunu hükümleridir. Aracılık yapan acenteye simsarlık, sözleşme yapan acenteye komisyon hükümleri, bunlarda da boşluk varsa vekâlet hükümleri uygulanır.
Tanımı: hangi şartlar aranır?
- Kişinin tacirin işletmesine bağlı bir hukuki konumda (ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru, işletme çalışanı) bulunmaması gerekir.
- Kişinin bir sözleşmeye dayanarak hareket etmesi gerekir; acenteliğin kaynağı tacirle kurulan sözleşmedir.
- Faaliyetin belirli bir yer veya bölge içinde yürütülmesi gerekir.
- Faaliyetin sürekli olması, yani tek bir işlem ya da arızi sözleşme yapılmamış olması gerekir.
- Faaliyetin ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelere yönelmiş olması gerekir.
- Kişinin aracılık etmeyi veya sözleşmeleri tacir adına yapmayı meslek edinmiş olması gerekir.
- Tacir adına sözleşme yapma yetkisi verilecekse bu yetkinin yazılı olarak verilmesi gerekir.
Tanımı: hangi sonuçları doğurur?
- Kişi acente unsurlarını taşıyorsa TTK m.103 ile m.123 arasındaki acentelik hükümleri uygulanır.
- Unsurlardan biri eksikse kişi acente sayılmaz ve acentelik hükümleri uygulanmaz; ilişki genel hükümlere göre değerlendirilir.
- Aracılık yapan acente için önce simsarlık hükümleri, sözleşme yapan acente için komisyon hükümleri uygulanır.
- Bu hükümlerde boşluk bulunursa uyuşmazlık vekâlet hükümlerine göre çözülür.
- Taşıma, deniz ticareti, sigorta ve turizm gibi alanlardaki özel düzenlemeler saklıdır ve bu alanlarda öncelikle uygulanır.
- Acentelik sözleşmesi herhangi bir şekle bağlı değildir.
- Acenteye tacir adına sözleşme yapma yetkisi verilecekse bu yetki yazılı olarak verilmelidir; yazılı yetki olmadan yapılan sözleşmeler tacire karşı kural olarak bağlayıcı olmaz.
Aracılık yapan acente ile sözleşme yapan acente arasındaki fark nedir?
Aracılık yapan acente, sözleşmeyi kendisi kurmaz; tacirle üçüncü kişi arasında sözleşme kurulmasına yardım eder.
Sözleşme yapan acente, tacir adına ve hesabına sözleşmeyi bizzat kurar.
Aracılık yapan acenteye m.102/2 uyarınca önce simsarlık hükümleri, sözleşme yapan acenteye ise komisyon hükümleri uygulanır. Her iki durumda da hüküm bulunmazsa vekâlet hükümlerine başvurulur.
Acente ile işletmeye bağlı yardımcı (ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru, çalışan) arasındaki fark nedir?
Acente, tacirin işletmesine bağlı olmayan bağımsız tacir yardımcısıdır ve kendi işletmesini yürütebilir.
İşletmeye bağlı yardımcılar tacirin işletme düzenine tabidir ve bu maddenin kapsamı dışındadır.
Bağımlı yardımcı hakkında m.102 değil, ilgili bağımlı yardımcılık hükümleri uygulanır; acentelik hükümleri uygulanmaz.
Acente ile pazarlamacı ve reklam yapan kişi arasındaki fark nedir?
Acente, aracılık ya da tacir adına sözleşme yapma faaliyeti gösterir.
Pazarlamacı, ürünü tanıtmakla yetinen ve sözleşme kurma ya da aracılık yetkisi bulunmayan kişidir.
Sözleşme kurma veya aracılık faaliyeti yoksa kişi acente sayılmaz ve acentelik hükümleri uygulanmaz.
Acente ile simsar arasındaki fark nedir?
Acente sürekli bir ilişki içinde, belirli bir bölgede ve meslek edinerek faaliyet gösterir.
Simsar, tacirin geçici yardımcısıdır ve tek ya da arızi aracılık işlerinde görevlendirilir.
Simsara acentelik hükümleri uygulanmaz; yalnızca Borçlar Kanunu'ndaki simsarlık hükümleri geçerlidir.
Tacir adına sözleşme yetkisi bulunan acente ile yetkisi bulunmayan acente arasındaki fark nedir?
Yetkisi bulunan acentenin yaptığı sözleşmeler tacirleri bağlar.
Yetkisiz acente, müvekkili adına sözleşme yapsa da yetkisinin varlığı yazılı ve tescil edilmiş değildir.
Yetkisiz yapılan sözleşmede müvekkil icazet verebilir; icazet verilmezse acente sözleşmeden bizzat sorumlu olur (m.108).
Acentelik ile sözleşmenin Türk Ticaret Kanunu kapsamında kalması ile özel düzenlemelere tabi olması arasındaki fark nedir?
Taşıma, deniz ticareti, sigorta ve turizm gibi alanlarda özel mevzuat bulunan acenteler, genel acentelik hükümlerinin kapsamında kalır.
Özel kanunda düzenlenmiş bir acentelik türü, m.102/3 gereği özel düzenlemeye tabidir.
Özel düzenleme bulunan konularda o hükümler öncelikli uygulanır; özel düzenlemenin sustuğu noktalarda TTK acentelik hükümleri devreye girebilir.
Tanımı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Acenteliği yalnızca sözleşmenin adına bakarak belirlemek; bağımsızlık ve süreklilik unsurlarını içeriğe göre değerlendirmemek.
- Bağımsızlığı yalnızca sözleşmede verilen isme göre değerlendirmek; faaliyet düzenine ve komisyon ödenip ödenmediğine bakmamak.
- Ticari mümessil, ticari vekil veya işletme çalışanını acente saymak; bu kişilerin işletmeye bağlılığını gözden kaçırmak.
- Arızi bir aracılığı ya da tek bir sözleşmenin yapılmasını acentelik olarak nitelendirmek; süreklilik ve meslek edinme unsurunu aramamak.
- Aracılık yapan acente ile sözleşme yapan acente arasındaki ayrımı yapmadan doğrudan komisyon hükümlerini uygulamak.
- Simsarlık ve komisyon hükümlerinde boşluk olup olmadığını kontrol etmeden doğrudan vekâlet hükümlerine başvurmak.
- Tacir adına sözleşme yetkisinin yazılı verilmesi ve tescil zorunluluğunu gözden kaçırarak yetkisiz sözleşmeyi müvekkili bağlar saymak.
- Taşıma, sigorta, deniz ticareti ve turizm gibi alanlardaki özel düzenlemelerin saklı olduğunu unutarak genel acentelik hükümlerini uygulamak.
- Pazarlamacı ya da ürün tanıtan kişiyi, aracılık ya da sözleşme yetkisi olmadığı halde acente saymak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Acentenin tanımındaki unsurların birlikte bulunup bulunmadığı, sözleşmenin adına değil içeriğine bakılarak belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2020/1091 E., 2021/932 K., 20.05.2021; 9. Hukuk Dairesi, 2021/3618 E., 2021/8528 K., 27.04.2021)
- Bağımsızlık ölçütü olarak yapılan sözleşmelere komisyon ödenip ödenmediğine ve fiilen yürütülen faaliyete bakılması, sabit aylık ücret ödenmesinin ise bağımlı çalışmaya işaret edebileceği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2018/1576 E., 2020/107 K., 30.01.2020)
- Acentelik ilişkisinin muvazaalı olup olmadığının ve acente gibi görünen kişilerle davalı arasındaki ilişkinin gerçek yüzünün tespit edilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/148 E., 2024/963 K., 30.05.2024)
- Acentenin sözleşmenin kurulmasında taraf olup olmadığı ve yapılan işin aracılık mı yoksa tacir adına sözleşme mi olduğu, uyuşmazlığın çözümünde belirleyici kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2018/2388 E., 2021/726 K., 15.04.2021)
- Acentelik ilişkisinin feshinde m.102 ile birlikte m.121 uyarınca haklı sebep ve sözleşmenin haksız feshi değerlendirilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2020/1020 E., 2022/1049 K., 04.10.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Acentelik ilişkisinin varlığını iddia eden taraf, m.102'deki unsurların (bağımsızlık, süreklilik, belirli bölge, meslek edinme, tacir adına hareket) bulunduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Acentelik sözleşmesi şekle bağlı olmadığından her türlü delille, özellikle tanık ve yazışmalarla kanıtlanabilir; ancak tacir adına sözleşme yapma yetkisinin varlığı yazılı belgeyle ispatlanmalıdır.
- Bağımsızlığı ve süreklilik unsurunu ileri süren taraf, komisyon ödemesi, faaliyet düzeni ve sözleşme sayısı gibi somut kanıtları sunmalıdır.
- Acentenin tacir sıfatı ya da işletmeye bağlı çalışan olduğunu savunan karşı taraf, bu iddiasını çalışma düzeni, sabit ücret ve talimat ilişkisine dair belgelerle ispat etmelidir.
- Acentelik ilişkisinin muvazaalı olduğunu ileri süren taraf, gerçek ilişkiyi bilirkişi incelemesi ve belgelerle ortaya koymalıdır; eksik incelemeye dayanan bilirkişi raporu hükme esas alınmamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.103: Acenteliğe ilişkin hükümlerin hangi kişiler bakımından da uygulanacağını belirler. Yabancı tacir adına ve kendi adına yetkili kılınan kişiler bu kapsamda sayılır.
- 6102 sayılı Kanun m.104: Acentenin belirli bir yer veya bölgede tekel hakkı taşıması ve bu hakkın yazılı olarak kaldırılabilmesi konusunu düzenler.
- 6102 sayılı Kanun m.107: Tacir adına sözleşme yapma yetkisinin yazılı verilmesini ve tescil ile ilanını düzenler.
- 6102 sayılı Kanun m.108: Yetkisiz yapılan sözleşmelerde icazet ve acentenin sorumluluğu konusunda m.102 ile birlikte uygulanır.
- 6102 sayılı Kanun m.109: Acentenin kendisine bırakılan bölge ve ticaret dalında müvekkilin işlerini görme yükümlülüğünü düzenler; m.102'de aranan sürekli aracılık faaliyetiyle bağlantılıdır.
- 6102 sayılı Kanun m.121: Acentelik sözleşmesinin haklı sebeple feshini düzenler; m.102'de tanımlanan acentelik ilişkisinin sona ermesine ilişkin sonuçları tamamlar.
- 6098 sayılı Kanun m.520-525: Aracılık yapan acenteye ikinci fıkra uyarınca uygulanan simsarlık sözleşmesi hükümleridir.
- 6098 sayılı Kanun m.532-546: Sözleşme yapan acenteye ikinci fıkra uyarınca uygulanan komisyon sözleşmesi hükümleridir.
- 6098 sayılı Kanun m.502-514: Simsarlık ve komisyon hükümlerinde de boşluk kalması halinde son çare olarak uygulanan vekâlet hükümleridir.
- 6762 sayılı Kanun m.116: Maddenin gerekçesinde, kanun koyucunun bu maddeyi kaynak aldığı belirtilen eski düzenlemedir.
TTK m.103 — Uygulama alanı
Bu madde, Türk Ticaret Kanunu'nun acentelere ilişkin hükümlerinin (Kısım hükümlerinin) hangi kişiler hakkında da uygulanacağını düzenler. Özel kanun hükümleri saklı tutulmuş, iki grup kişi bu kapsama alınmıştır: sözleşmeleri bir tacir hesabına ve kendi adına yapmaya sürekli olarak yetkili olanlar ile Türkiye'de merkezi veya şubesi bulunmayan yabancı tacirler adına ve hesabına ülke içinde işlem yapanlar. Maddenin uygulanması, bu kişilerin hangi ilişki içinde çalıştığına bağlıdır. Madde, acentelik sözleşmesinin kurulma şeklini, tarafların hak ve borçlarını, acentenin komisyon ve tazminat haklarını ayrıntılı biçimde düzenlemez (m.102 ve devamı). Sözleşmenin yazılı yapılma zorunluluğu, sürelerin hesabı ve zamanaşımı gibi konular ile acente sözleşmesinin fesih usulü de bu maddenin kapsamında değildir; bunlar ilgili hükümlerde yer alır. Madde, acentelik sözleşmesinin yorumuna ilişkin genel kuralları da içermez.
Uygulama alanı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Sürekli olarak yetkili olan kişi (m.103/1-a)
- Bir tacirin hesabına ve kendi adına sözleşme yapma yetkisini sürekli biçimde taşıyan kişidir. Yetki tek bir işle sınırlı olmayıp devamlılık göstermelidir; bu nedenle sürekli ilişki, bu hükmün tanım unsurudur. Kendi adına ve tacir hesabına hareket etmesi gerekir.
- Ad ve hesaba işlem (m.103/1-b)
- Yabancı tacirin işlemlerini onun adına ve hesabına yapan, sonuçları doğrudan yabancı tacire ait olan işlem biçimidir. Bu kişinin Türkiye'de merkez veya şubesi bulunmamalıdır; işlem ülke içinde yapılmalıdır.
- Yabancı tacir
- Türkiye'de merkezi veya şubesi bulunmayan, ancak ticari faaliyetini yurt dışında sürdüren tacirdir. Bu niteliği taşıması, madde kapsamının bir koşuludur.
Uygulama alanı: hangi şartlar aranır?
- Kişinin, bir tacir hesabına ve kendi adına sözleşme yapmaya sürekli olarak yetkili bulunması gerekir (m.103/1-a).
- Bu yetkinin geçici veya tek seferlik değil, sürekli nitelikte olması gerekir; tek bir sözleşme için verilen yetki bu hükmün kapsamında kalmaz.
- Kişinin, Türkiye Cumhuriyeti içinde merkez veya şubesi bulunmayan bir yabancı tacir adına ve hesabına hareket etmesi gerekir (m.103/1-b).
- Yabancı tacir adına yapılan işlemlerin ülke içinde gerçekleştirilmesi gerekir (m.103/1-b).
- Maddenin uygulanabilmesi için özel kanunda bu konuda farklı bir hüküm bulunmaması gerekir; özel kanun hükümleri saklıdır.
Uygulama alanı: hangi sonuçları doğurur?
- Kişi a veya b bendi kapsamına girerse, Kısım hükümleri (acentelik hükümleri) bu kişiler hakkında da uygulanır.
- Kişi bu iki kategoriden birine girmiyorsa, acentelik hükümleri kendiliğinden uygulanmaz; genel hükümlere göre değerlendirme yapılır.
- Özel kanunda farklı düzenleme bulunan hallerde, o özel hüküm uygulanır; bu madde saklıdır.
- Bu madde emredici bir kapsam kuralı olarak yorumlanmaktadır; anılan kişiler hakkında hükümlerin uygulanmaması yönünde sözleşme kaydı bu kapsamı daraltamaz.
Sürekli yetkili temsilci (a bendi) ile ülke içi yabancı tacir temsilcisi (b bendi) arasındaki fark nedir?
a bendinde, yerli veya yabancı bir tacir hesabına ve kendi adına sözleşme yapmaya sürekli yetkili kişi düzenlenmiştir. Burada yabancılık koşulu aranmaz; yerli tacir de olabilir.
b bendinde ise yabancı tacirin Türkiye'de merkez veya şubesi bulunmamalı, işlem ad ve hesaba yapılmalıdır. Ölçüt, yabancı tacirin yurt içinde organizasyonunun olmamasıdır.
Her iki bent de kısmen farklı ilişkileri kapsar; birinde tacirin niteliği yerlilik ya da yabancılık ayırt edicidir, diğerinde ise yurt içinde merkez veya şubenin bulunmaması.
Bu madde ile acentelik ilişkisinin kendisi (m.102) arasındaki fark nedir?
Bu madde, acentelik hükümlerinin hangi kişilere uygulanacağını belirler; kişinin acente niteliğini doğrudan kurmaz.
Acentelik sözleşmesinin tanımı ve unsurları m.102'de yer alır; kapsam ile tanım birbirinden ayrılmalıdır.
Bir kişinin m.103 kapsamında sayılması, o kişinin m.102 anlamında acente olduğu sonucunu kendiliğinden doğurmaz; ilişkinin niteliği ayrıca incelenir.
Uygulama alanı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Sürekli yetki koşulunu aramadan, tek seferlik işlerde bile m.103 kapsamını genişletmek.
- a bendindeki yerlilik/yabancılık ayrımını gözden kaçırıp, yerli tacir adına hareket edene de yabancı tacir koşulunu aramak.
- b bendinde Türkiye'de merkez veya şubenin varlığını doğrulamadan yabancı tacir temsilcisini bu kapsama almak.
- m.103'ün kişinin acente olduğunu kendiliğinden kabul ettiğini sanmak; kapsam kuralı ile tanım kuralı ayrı değerlendirilmelidir.
- Özel kanun saklılığını göz ardı edip, özel düzenlemesi bulunan bir ilişkiye doğrudan bu maddeyi uygulamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Uygulamada, bir kişinin m.103 kapsamında sayılabilmesi için sürekli bir ilişkinin varlığı aranmaktadır; tek seferlik veya ara sıra yapılan aracılık işlerinin bu kapsama alınmadığı görülmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2021/5793 E., 2023/1159 K., 27.02.2023)
- Yabancı tacir adına yurt içinde işlem yapıldığında, yabancı tacirin Türkiye'de merkez veya şubesinin bulunmadığının tespiti önem taşımaktadır. (11. Hukuk Dairesi, 2022/5853 E., 2024/112 K., 10.01.2024)
- Acentelik ilişkisinin kabul edilmemesi halinde yabancı tacire yurt dışı tebligatı yapılarak taraf teşkili sağlanabileceği, ancak m.103 uyarınca yurt içinde temsilcinin muhatap alınabileceği yönünde kabul görülmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/5853 E., 2024/112 K., 10.01.2024)
- Yargıtay, acentelik ilişkisinin varlığını hukuki niteliğe bakarak değerlendirmekte; sözleşmenin adı değil fiili ilişki belirleyici kabul edilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2023/3930 E., 2024/3263 K., 22.10.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Acentelik ilişkisinin varlığını ve bu maddedeki sürekli yetkiyi ileri süren taraf, bu niteliği ispat etmekle yükümlüdür.
- Sürekli yetki, yazılı sözleşme, ticari yazışmalar, süregelen işlem kayıtları ve fatura gibi belgelerle ispatlanabilir; tek bir belgeye bağlı kalmamak gerekir.
- Yabancı tacirin Türkiye'de merkez veya şubesi bulunmadığını ileri süren taraf, ticaret sicili kayıtları ve yabancı tacirin yurt dışı kayıtları ile bunu gösterebilir.
- Karşı taraf, kişinin sürekli yetkisinin bulunmadığını veya ilişkinin tek seferlik olduğunu savunuyorsa, bu savunmayı kendisi ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.102: Acentelik sözleşmesinin tanımını ve unsurlarını düzenler. m.103, bu tanıma uymayan ama benzer işlevi gören kişileri de Kısım hükümlerine bağlar.
- 6102 sayılı Kanun m.1: Ticari hükümlerin özel hükümlere üstünlüğünü ve uygulama sırasını belirler; m.103'teki özel kanun saklılığı bu çerçevede okunur.
- 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu: Madde gerekçesinde anılan eski düzenlemedir; sürekli ilişki ibaresinin neden korunduğunu gösterir. Metin bakımından bağlayıcı değildir.
TTK m.104 — İnhisar
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 104. maddesi, acentelik ilişkisinde müvekkilin birden fazla acente atamasını ve acentenin birden fazla ticari işletme hesabına acentelik yapmasını, yazılı aksi kararlaştırma hâline bağlı olarak sınırlayan bir münhasırlık düzenlemesidir. Hüküm, acente sözleşmesi taraflarının, yani müvekkil ile acentenin ilişkisi bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: acentenin tanımı ve acentelik sözleşmesinin kurulması (m.116 vd.), acentenin ödeme ve tazminat hakları (m.122 vd.), acentelik sözleşmesinin sona ermesi ve buna bağlı tazminat talepleri (m.136 vd.). Ticaret siciline ilişkin kayıt ve ilan yükümlülükleri de bu maddede yer almaz.
İnhisar: hangi kavramlar bilinmeli?
- Acente (tek acente / münhasır acentelik)
- Müvekkil adına ve hesabına sürekli olarak aracılık eden ve bu işi tek başına yetkili olarak yapan kişidir. Madde bakımından önemli olan, aynı yer veya bölgede aynı ticaret dalında birden fazla acente atanmamasıdır.
- Müvekkil
- Acenteye acentelik işini veren, yani acentenin hesabına faaliyette bulunduğu taraftır. Madde, müvekkilin birden fazla acente atamasını sınırlar.
- Aynı yer veya bölge
- Acentenin faaliyet gösterdiği coğrafi alan ile müvekkilin acente atadığı alanın örtüşmesidir. Yer veya bölge ayrımı, kısıtlamanın kapsamını belirler.
- Aynı ticaret dalı
- Acentelik konusu işlerin aynı sektöre ya da iş koluna ait olmasıdır. Farklı ticaret dallarında birden fazla acente atanması bu kısıtlamanın dışındadır.
- Rekabette bulunan ticari işletmeler
- Aynı yer veya bölgede aynı mal veya hizmet pazarında birbiriyle yarışan işletmelerdir. Acente, bu tür işletmelerin her ikisine birden acentelik yapamaz.
İnhisar: hangi şartlar aranır?
- Acente sözleşmesinin taraflarının yazılı olarak aksine bir karar almamış olması gerekir; yazılı aksi kararlaştırma varsa madde uygulanmaz.
- Müvekkilin aynı zamanda ve aynı yer veya bölge içinde, aynı ticaret dalıyla ilgili olarak birden fazla acente atamamış olması gerekir.
- Acentenin aynı yer veya bölgede birbiriyle rekabette bulunan birden çok ticari işletme hesabına acentelik yapmamış olması gerekir.
İnhisar: hangi sonuçları doğurur?
- Yazılı aksi kararlaştırılmadıkça, aynı yer veya bölgede aynı ticaret dalında birden fazla acente atanması hükme aykırıdır.
- Yazılı aksi kararlaştırılmadıkça, acentenin aynı yer veya bölgede rekabette bulunan birden çok işletme hesabına acentelik yapması hükme aykırıdır.
- Acente sözleşmesinde yazılı aksi kararlaştırılmışsa çoklu atama veya çoklu hesaba acentelik yapılabilir.
- Hükme aykırı çoklu atama ya da çoklu acentelik durumunda, hangi tarafın bu aykırılıktan doğan sonuçlara katlanacağı madde metninde açıkça düzenlenmemiştir; sözleşme ve genel hükümler belirleyici olur.
- Madde bir emredici hüküm olarak yazılmıştır; tarafların yazılı olarak kararlaştırabileceği bir istisna öngörmektedir.
Müvekkilin çoklu acente ataması ile tek acente atanması arasındaki fark nedir?
Müvekkil aynı yer veya bölgede, aynı ticaret dalında birden fazla acenteyi aynı anda atar.
Müvekkil aynı yer veya bölgede, aynı ticaret dalında yalnızca tek acente atar.
Yazılı aksi kararlaştırılmadıkça ilk durum madde hükmüne aykırıdır; ikinci durum hükmün gerektirdiği sınırdadır.
Farklı yer veya bölge ile aynı yer veya bölge arasındaki fark nedir?
Acentelik faaliyetleri farklı yer veya bölgelerde yürütülür.
Acentelik faaliyetleri aynı yer veya bölgede yürütülür.
Farklı yer veya bölgelerde birden fazla acente atanması madde kapsamına girmez; aynı yer veya bölgede ise kısıtlama uygulanır.
Farklı ticaret dalı ile aynı ticaret dalı arasındaki fark nedir?
Birden fazla acente farklı ticaret dallarıyla ilgili olarak atanır.
Birden fazla acente aynı ticaret dalıyla ilgili olarak atanır.
Farklı ticaret dallarında çoklu atama bu maddenin yasağı kapsamında değildir.
Rekabette olmayan işletmeler ile rekabette bulunan işletmeler arasındaki fark nedir?
Acente, aynı yer veya bölgede faaliyet gösteren ancak birbiriyle rekabette olmayan işletmelerin hesabına acentelik yapar.
Acente, aynı yer veya bölgede birbiriyle rekabette bulunan birden çok işletmenin hesabına acentelik yapar.
İkinci durum madde kapsamında yasaklanmıştır; birinci durum yasak dışındadır.
İnhisar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Yazılı aksi kararlaştırma varlığını sözlü anlaşmayla yeterli saymak; hüküm yazılı aksi kararlaştırmayı şart koşar.
- Farklı yer veya bölgede yapılan çoklu atamayı da yasak saymak; madde yalnızca aynı yer veya bölge ile aynı ticaret dalını kapsar.
- Farklı ticaret dallarındaki birden fazla atamayı bu maddeye aykırı saymak; kısıtlama yalnızca aynı ticaret dalı için geçerlidir.
- Rekabette olmayan işletmelerin hesabına acentelik yapılmasını yasak saymak; madde yalnızca birbiriyle rekabette bulunan işletmeleri kapsar.
- Hükmün kısıtlamasının sınırsız olduğunu düşünmek; kısıtlama aynı yer veya bölge ve aynı ticaret dalı ölçütlerine bağlıdır.
Nasıl ispat edilir?
- Yazılı aksi kararlaştırmanın varlığını, yani münhasırlık kaydının kaldırıldığını ileri süren taraf bunu yazılı belgeyle ispatlamak zorundadır.
- Müvekkilin aynı yer veya bölgede birden fazla acente atadığını ileri süren taraf, atamaların aynı ticaret dalıyla ve aynı yer veya bölgeyle ilgili olduğunu ispatlamak zorundadır.
- Acentenin rekabette bulunan işletmelerin hesabına acentelik yaptığını ileri süren taraf, işletmelerin aynı yer veya bölgede ve rekabet ilişkisi içinde olduğunu ispatlamak zorundadır.
- Karşı taraf, yazılı aksi kararlaştırmanın bulunduğunu veya ilgili işletmelerin rekabette olmadığını savunursa bu savunmayı yazılı belge ya da bilirkişi incelemesiyle ispatlamak zorundadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.116: Acentenin tanımını ve acentelik sözleşmesinin kapsamını düzenler; bu maddedeki müvekkil ve acente kavramları buna dayanır.
- 6102 sayılı Kanun m.122: Acentenin müvekkilden alacağı tazminat ve ödemeleri düzenler; hükme aykırı çoklu atamanın ekonomik sonuçlarını etkileyebilir.
- 6102 sayılı Kanun m.136: Acentelik sözleşmesinin sona ermesine ilişkin hükümleri içerir; hükme aykırılık, sözleşmenin feshine ilişkin sonuçlar doğurabilir.
TTK m.105 — Genel olarak
TTK m.105, acentenin müvekkili adına hakkı koruyan beyanları yapma ve kabul etme yetkisini, acentelik sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda müvekkili adına dava açma ve acente aleyhine dava açılabilmesini, yabancı tacirler adına acentelik yapanlara ilişkin sözleşme kayıtlarının geçersizliğini ve acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye'de verilen kararların acenteye uygulanamayacağını düzenler. Hüküm, acente sıfatıyla hareket eden kişiler ve bunların aracılık ettikleri veya yaptıkları sözleşmeler bakımından uygulanır. Maddede acentenin temsil yetkisinin sözleşme yapma boyutu (m.107), icazet (m.108), bölge ve ticaret dalında yükümlülükler (m.109-110), bedel kabzı ve malların teslimi (m.106) düzenlenmemiştir. Ayrıca acentenin sorumluluğunu ve acentelik sözleşmesinin sona ermesini de bu madde kapsamaz.
Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?
- Hakkı koruyan beyan
- İhtar, ihbar ve protesto gibi, bir hakkın korunması amacıyla yapılan beyanlardır. Bu beyanları acente, aracılık ettiği veya yaptığı sözleşmelere ilişkin olarak müvekkili adına yapabilir ve kabul edebilir.
- Aracılıkta bulunulan veya yapılan sözleşme
- Acentenin aracılık ettiği ya da müvekkili adına kurduğu sözleşmelerdir. Dava ve beyan yetkisi bu sözleşmelerle sınırlıdır; acentenin bu sözleşmelerle ilgisi bulunmayan işlemleri bakımından madde yetki vermez.
- İzafeten dava
- Asil olan müvekkil adına, acenteye karşı ya da acente aracılığıyla açılan davadır. Hasım gösterilen acente, müvekkilin adına taraf olarak yer alır.
- Yabancı tacir adına acentelik
- Türkiye'de merkezi veya şubesi bulunmayan, yabancı tacir adına Türkiye'de acentelik yapan kişidir. Bu acenteler hakkında yapılan sözleşmelerde Türk mahkemesinde dava açılmasını engelleyen kayıtlar geçersizdir.
- Ad ve hesabına hareket
- Acentenin kendi adına fakat müvekkilin hesabına işlem yapmasıdır. Bu ilişkide verilen Türkiye'deki kararlar, üçüncü fıkra uyarınca acentenin malvarlığına karşı uygulanamaz.
Genel olarak: hangi şartlar aranır?
- Hakkı koruyan beyanın acentenin aracılık ettiği veya yaptığı bir sözleşmeye ilişkin olması gerekir.
- Beyanın müvekkili adına yapılması veya üçüncü kişiden gelen beyanın müvekkili adına kabul edilmesi gerekir.
- Uyuşmazlığın acentenin aracılık ettiği veya müvekkili adına yaptığı bir sözleşmeden doğmuş olması gerekir; dava açılabilmesi için bu bağ aranır.
- Acente aleyhine izafeten dava açılacaksa, davanın konusu bu sözleşmeye dayanmalıdır.
- Yabancı tacir adına acentelik yapılan sözleşmede Türk mahkemesinde dava açılmasını engelleyen bir kayıt bulunmamalıdır; böyle bir kayıt geçersizdir.
- Ad ve hesabına hareket edilen kişiye karşı Türkiye'de alınan kararın acentenin malvarlığı aleyhine uygulanabilmesi için acentenin kendisinin borçlu veya taraf olması gerekir; bu hâlde karar acenteye uygulanamaz.
Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?
- Acente, hakkı koruyan beyanları müvekkili adına yapabilir ve bunları kabul edebilir; bu beyanlar müvekkili bağlar.
- Acente, aracılık ettiği veya yaptığı sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklarda müvekkili adına dava açabilir.
- Aynı uyuşmazlıklarda acente aleyhine de aynı sıfatla, yani müvekkilin temsilcisi olarak dava açılabilir.
- Yabancı tacir adına acentelik yapan acente hakkındaki sözleşmede, Türk mahkemesinde dava açılmasını engelleyen kayıt geçersizdir.
- Ad ve hesabına hareket edilen kişiye karşı Türkiye'de alınan karar acentelere uygulanamaz; bu durumda acentenin malvarlığından tahsilat yapılamaz.
- Acentenin aracılık etmediği veya müvekkili adına sözleşme yapmadığı bir uyuşmazlıkta temsil yetkisi bu madde ile doğmaz.
Aracılık eden acente ile sözleşme yapan acente arasındaki fark nedir?
Aracılıkta bulunan acente, kendisi sözleşmeyi kurmamış ama sözleşmenin kurulmasını sağlamıştır.
Sözleşme yapan acente, müvekkili adına sözleşmeyi bizzat kurmuştur.
Her iki durumda da birinci fıkradaki beyan yetkisi ve ikinci fıkradaki dava yetkisi doğar. Bu madde iki hâli eşit biçimde düzenler.
Türk tacir adına acentelik ile yabancı tacir adına acentelik arasındaki fark nedir?
Türk tacir adına acentelik yapan acente hakkındaki sözleşmelerde, acente aleyhine dava açılmasını sınırlayan kayıtlar yapılabilir.
Yabancı tacir adına acentelik yapan acente hakkındaki sözleşmelerde, ikinci fıkranın ilk cümlesine aykırı şartlar geçersizdir.
Yabancı tacirin Türkiye'de dava edilmesi amacıyla bu kayıtlar geçersizdir; Türk tacir için kayıtlar geçerli kalabilir.
Acente aleyhine ilam ile acentenin malvarlığı arasındaki fark nedir?
Müvekkile izafeten açılan dava sonucunda müvekkil hakkında verilen karar.
Bu kararın acentenin malvarlığından tahsil edilmek istenmesi.
Üçüncü fıkra gereğince karar acentenin malvarlığına karşı uygulanamaz; hüküm yalnızca müvekkilin malvarlığından tahsil edilebilir.
Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Acentenin imza attığı her belgeyi acentenin aracılığı veya taşıyanlık olarak değerlendirmek; imza tek başına bu sonucu doğurmaz.
- Müvekkilin doğrudan müşteriyle kurduğu sözleşmede acenteyi izafeten dava konusu yapmak; acentenin aracılığı yoksa m.105 bu dava için dayanak olmaz.
- Üçüncü fıkrayı yanlış okuyarak Türkiye'de verilen her kararın acenteye uygulanabileceğini kabul etmek; fıkra, ad ve hesabına hareket edilen kişiye karşı alınan kararın acentenin malvarlığına karşı uygulanmasını engeller.
- İkinci fıkranın son cümlesini yabancı tacir dışındaki acenteler için de geçerli saymak; geçersizlik kuralı yalnız yabancı tacir adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerle sınırlıdır.
- Acentenin dava açma yetkisini sözleşme yapma yetkisiyle karıştırmak; m.105 yalnız beyan ve dava yetkisi verir, sözleşme yapma yetkisi m.107'ye tabidir.
- Acentenin m.105 uyarınca bedel kabzedebileceğini ya da malları teslim alabileceğini kabul etmek; bu yetki m.106 uyarınca özel yetkiye bağlıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Acente aleyhine dava açılabilmesi için uyuşmazlığın acente tarafından müvekkili adına yapılan veya aracılık edilen bir sözleşmeden doğmuş olması gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2020/578 E., 2021/1430 K., 25.11.2021; 11. Hukuk Dairesi, 2022/3129 E., 2023/6856 K., 27.11.2023)
- Acentenin aracılık etmediği bir işlemden doğan uyuşmazlıkta acenteye yapılan tebligatın ya da açılan davanın, acentenin bu işlemde aracılığı bulunmadığı gerekçesiyle geçersiz sayılabileceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/569 E., 2026/264 K., 15.04.2026; 11. Hukuk Dairesi, 2022/1006 E., 2023/4146 K., 05.07.2023)
- Yabancı tacir adına acentelik yapan acente aleyhine Türkiye'de dava açılacağına dair sözleşme kaydı varsa, bu kaydın geçersiz olduğu kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/1757 E., 2023/1942 K., 07.12.2023)
- Yabancı işletme adına Türkiye'de işlem yapan temsilciye karşı dava açılabilmesi için, dava konusu ilişki ile temsilci arasında bağlantı bulunmasının aranması gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1697 E., 2023/1338 K., 21.09.2023)
- Acente, taşıma sözleşmesinde taşıyan olarak sorumlu tutulamaz; konişmentoyu acente sıfatıyla imzalamış olması tek başına taşıyanlık sonucu doğurmaz. (11. Hukuk Dairesi, 2022/1006 E., 2023/4146 K., 05.07.2023)
- Acenteye yönelik davada acentenin taşıyan sıfatını taşıyıp taşımadığı ve dava konusu taşımada aracılığının bulunup bulunmadığı ayrı ayrı araştırılmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1697 E., 2023/1338 K., 21.09.2023; 11. Hukuk Dairesi, 2022/1006 E., 2023/4146 K., 05.07.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Acente aleyhine izafeten dava açan taraf, uyuşmazlığın acentenin aracılık ettiği veya müvekkili adına yaptığı bir sözleşmeden doğduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Aracılığın varlığı, sözleşme metni, yazışmalar, acentelik belgesi veya konişmento gibi yazılı delillerle ispatlanır; acentenin imzası tek başına aracılık ve taşıyanlık sonucu doğurmaz.
- Acente, dava konusu işlemde aracılığının bulunmadığını ileri sürerek savunma yapabilir; bu savunmayı kendisi ispatlamakla yükümlüdür.
- Yabancı tacir adına acentelik yapıldığını ve sözleşmedeki yetki kaydını ileri süren taraf, bu durumu sözleşme belgesiyle ortaya koymalıdır.
- Müvekkil hakkında verilen kararın acentenin malvarlığına karşı uygulanmasını isteyen taraf, kararın acenteye yöneltilmiş bir hüküm olduğunu ispatlamak zorundadır; acente aleyhine kararın uygulanamayacağı ileri sürülebilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.107: Acentenin müvekkili adına sözleşme yapma yetkisinin yazılı ve tescilli olması gerektiğini düzenler; m.105 ise sözleşme yapma yetkisi vermez, beyan ve dava yetkisi verir.
- 6102 sayılı Kanun m.108: Yetkisiz veya yetkisini aşarak yapılan sözleşmeye icazetin sonucunu düzenler; m.105 ile birlikte acentenin sorumluluk rejimini tamamlar.
- 6102 sayılı Kanun m.106: Bedel kabzı ve malların teslim alınması için özel yetkinin aranmasını düzenler; m.105 bu yetkiyi kapsamaz.
- 6102 sayılı Kanun m.109: Acentenin müvekkilinin işlerini görme ve menfaatlerini koruma yükümlülüğünü düzenler; acentenin dava açma yetkisinin dayanağını oluşturan ilişkiyi tanımlar.
- 6102 sayılı Kanun m.110: Acentenin kendisine yapılan ihtar ve ihbarları müvekkiline bildirme yükümlülüğünü düzenler; m.105 ile kabul yetkisi birlikte uygulanır.
- 6102 sayılı Kanun m.103: Türkiye'de merkez veya şubesi bulunmayan yabancı işletmeler adına işlem yapanların acente hükümlerine tabi olmasını düzenler; m.105'in ikinci ve üçüncü fıkralarının uygulanmasında dayanak oluşturur.
TTK m.106 — Özel ve yazılı yetki gerektiren hâller
Madde, ticari acentenin (ticari temsilcinin) müvekkili adına bedel kabulü, mal teslim alımı ve bu işlemlerden doğan alacağın yenilenmesi ve indirilmesi bakımından yetkisinin sınırlarını düzenler. Madde, acenteyi bağlayan genel temsil yetkisini ve bu yetkinin kapsamını düzenlemez; bu konular Türk Ticaret Kanunu'nun ticari temsilciye ilişkin hükümlerinde yer alır. Ayrıca acentenin aracılık ettiği sözleşmenin kurulmasını, komisyon ücretini, tazminat ve fesih sonuçlarını düzenlemez; bu konular maddenin dışındadır.
Özel ve yazılı yetki gerektiren hâller: hangi kavramlar bilinmeli?
- Acente
- Müvekkilinin ticari işlerini sürekli olarak, belirli bir yer ve bölgede, onun adına ve hesabına yürüten kişidir. Maddenin hükmü acente sıfatıyla yapılan işlemler için geçerlidir.
- Özel ve yazılı izin ya da vekâlet
- Müvekkilin, acenteye belirli bir işlemi yapma yetkisini ayrıca ve yazılı olarak vermesidir. Genel bir yetkilendirme bu koşulu karşılamaz.
- Alacağı yenileme
- Mevcut bir alacağın yeni bir borç ilişkisine dönüştürülmesi ya da vadesinin uzatılması yoluyla alacağın yeniden yapılandırılmasıdır.
- Miktarı indirme
- Alacağın tutarından indirim yapılarak alacağın kısmen ibra edilmesi veya azaltılmasıdır.
Özel ve yazılı yetki gerektiren hâller: hangi şartlar aranır?
- Acentenin bedel kabulü yapabilmesi için, bizzat teslim ettiği malların bedeli söz konusu olmalıdır; bu koşul sağlanmıyorsa müvekkilin özel ve yazılı izni veya vekâleti bulunmalıdır.
- Acentenin mal teslim alabilmesi için, bizzat bedelini ödediği malların teslimi söz konusu olmalıdır; aksi halde müvekkilin özel ve yazılı izni veya vekâleti gerekir.
- Acentenin bu işlemlerden doğan alacağı yenileyebilmesi için müvekkilin özel ve yazılı izni veya vekâleti bulunmalıdır.
- Acentenin bu işlemlerden doğan alacağın miktarını indirebilmesi için müvekkilin özel ve yazılı izni veya vekâleti bulunmalıdır.
Özel ve yazılı yetki gerektiren hâller: hangi sonuçları doğurur?
- Acente, özel ve yazılı izin olmaksızın bizzat teslim etmediği malların bedelini kabul ederse, bu işlem müvekkili bakımından bağlayıcı olmaz; acente bu konuda yetkisiz davranmış sayılır.
- Acente, bizzat ödemediği malları özel izin olmadan teslim alırsa, bu işlem müvekkili bakımından yetkisiz temsil niteliğindedir.
- Acente, özel izin olmadan alacağı yenilerse veya miktarını indirirse, bu işlemler müvekkili bağlamaz.
- Madde yetki sınırına ilişkin olduğundan, müvekkil izin vermişse acente bu işlemleri yapabilir.
Acentenin bizzat teslim ettiği / bizzat ödediği mallar / diğer mallar: fark nedir?
Acente, müvekkilin özel ve yazılı izni veya vekâleti olmaksızın, bizzat teslim etmediği malların bedelini kabul edemez.
Acente, bizzat ödemediği malları teslim alamaz; bu iki işlem de özel izne bağlıdır.
Bedel kabulü ve mal teslim almada acentenin kendi fiilî teslim/ödeme durumu belirleyicidir; bu kapsam dışında kalan işlemler için özel yetki gerekir.
Alacağı yenileme ve miktarı indirme ile diğer işlemler arasındaki fark nedir?
Acente, bu madde kapsamındaki alacağı yenileyemez (ertelemek ya da yeni borç ilişkisine dönüştürmek anlamında) ve miktarını indiremez.
Acentenin genel yetki kapsamında yaptığı diğer işlemler, örneğin satış politikasını değiştirmesi, bu maddenin yasağının konusu değildir.
Alacağın yenilenmesi ve indirilmesi, izin olmadan yapılırsa acentenin yetkisi dışında kalır.
Özel ve yazılı yetki gerektiren hâller: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Acentenin genel yetkisini bu maddenin sınırlaması yerine, özel yetki gerektiren işlemler için de yeterli saymak; oysa m.106 bu işlemleri özel ve yazılı izne bağlar.
- Bizzat teslim edilmemiş malların bedelini kabul yetkisini, müvekkilin sözlü onayıyla yeterli görmek; madde özel ve yazılı izin ister.
- Alacağın yenilenmesi ve indirilmesi işlemlerini, acentenin olağan satış yetkisi kapsamında saymak.
- Maddeyi yalnız mal teslim işlemlerine uygulayıp bedel kabulü ve alacağın yenilenmesi ile indirimini kapsam dışı bırakmak.
Nasıl ispat edilir?
- Acentenin özel ve yazılı izin ya da vekâletle hareket ettiğini iddia eden taraf, bu izni ispatlamakla yükümlüdür; bunu yazılı belgeyle göstermesi gerekir.
- Müvekkil, acentenin izinsiz bedel kabul ettiğini veya mal teslim aldığını ileri sürüyorsa, acentenin bizzat teslim ettiği ya da ödediği malları ayırt eden belgeleri ortaya koymak zorundadır.
- Alacağın yenilenmesi veya indirilmesinin izne dayandığını savunan acente, yazılı izni delil olarak sunmakla yükümlüdür; yazılı izin bulunmazsa savunmasını ispat edemez.
- Üçüncü kişi, acentenin yetkisinin bulunduğunu iddia ediyorsa, müvekkilin bu yetkiyi verdiğini yazılı belgeyle ispatlaması gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.105: Ticari acentenin genel yetkisini ve bu yetkinin kapsamını düzenler; m.106 bu genel yetkiden ayrılan özel yetki gerektiren işlemleri sınırlar.
- 6102 sayılı Kanun m.104: Acentenin müvekkil adına yaptığı işlemlerin sonucuna ilişkin genel hükümlerle birlikte uygulanır.
- 6102 sayılı Kanun m.371: Ticari temsilcinin temsil yetkisinin sınırlandırılmasına ilişkin ilkeleri içerir; m.106'daki sınırlamanın ayrıca tescil ve ilan gerektirip gerektirmediğini değerlendirmek için karşılaştırılabilir.
- 6098 sayılı Kanun m.504: Vekâlet sözleşmesinde özel yetki gerektiren işlemleri sayar; m.106'daki yetki sınırlamasının kaynağı olan düzenlemeyle benzerlik gösterir.
TTK m.107 — Sözleşme yapma yetkisi
Madde, acentenin müvekkili adına sözleşme yapma yetkisinin nasıl verileceğini ve bu yetkiye ilişkin belgenin tescil ve ilanını düzenler. Acentenin, müvekkili adına sözleşme yapabilmesi için özel ve yazılı bir yetkiye ihtiyaç duyması ile yetki belgesinin acente tarafından tescil ve ilan ettirilmesi zorunluluğu bu maddenin konusudur. Madde, acenteyi ve acentelik ilişkisini kapsar. Acentenin müvekkili adına sözleşme yapma yetkisinin sınırlandırılması ve bu sınırlamaların üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilirliği maddede düzenlenmemiştir (ilgili hüküm TTK m.108 ve m.110'da yer alır). Yetkisiz temsilde müvekkilin icazeti ve icazetin sonuçları da bu maddenin kapsamı dışındadır (TTK m.108). Acentenin haber verme yükümlülüğü ile tescilin üçüncü kişilere karşı etkisi de başka maddelerde düzenlenmiştir (TTK m.110).
Sözleşme yapma yetkisi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Acente
- Bir tacir adına ve hesabına, kural olarak aracılık yaparak sürekli olarak işletme faaliyetinde bulunan kişidir. Acentenin esas görevi aracılık yapmaktır; müvekkili adına sözleşme yapma yetkisi ancak ayrıca ve özel olarak verilmişse vardır.
- Özel ve yazılı yetki
- Acentenin müvekkili adına sözleşme yapabilmesi için gereken, genel nitelikte değil belirli olarak verilmiş ve yazılı şekle bağlı olan temsil yetkisidir. Yetkinin yazılı verilmesi geçerlilik (şekil) şartıdır; ticaret siciline tescil ise geçerlilik şartı değildir.
- Tescil ve ilan
- Acentelere müvekkili adına sözleşme yapma yetkisi veren belgenin ticaret siciline kaydedilmesi ve ilan edilmesidir. Bu işlem acente tarafından yerine getirilir ve zorunludur; yetkinin geçerliliği için şart değildir, tescil açıklayıcı niteliktedir.
- Yetki belgesi
- Acentenin müvekkili adına sözleşme yapma yetkisini gösteren yazılı belgedir. Bu belgenin tescil ve ilan edilmesi acentenin yükümlülüğündedir.
Sözleşme yapma yetkisi: hangi şartlar aranır?
- Acentenin müvekkili adına sözleşme yapabilmesi için özel bir yetkisinin bulunması gerekir.
- Bu yetkinin yazılı olarak verilmiş olması gerekir; yazılı şekil yetkinin geçerliliği için vazgeçilmezdir.
- Yetki belgesinin acente tarafından ticaret siciline tescil ve ilan ettirilmesi gerekir.
- Genel yetki, yani özel ve yazılı yetki olmaksızın yapılan sözleşmede acente müvekkili adına sözleşme yapmaya yetkili değildir.
Sözleşme yapma yetkisi: hangi sonuçları doğurur?
- Özel ve yazılı yetki bulunmadan acentenin müvekkili adına yaptığı sözleşme, kural olarak müvekkili bağlamaz; bu durumda yetkisiz temsil hükümleri devreye girer.
- Yetki yazılı olarak verilmişse acentenin yaptığı sözleşmeler müvekkili bağlar; yetki belgesinin tescil edilmemiş olması bu sonucu değiştirmez.
- Yetki belgesinin tescil ve ilanı acentenin zorunlu yükümlülüğüdür; yerine getirilmezse acente bu ihmalin sonuçlarına katlanır.
- Tescil ve ilan, üçüncü kişilere karşı yetki belgesinin ileri sürülebilmesi bakımından önemlidir; ancak yetkinin doğumu için şart değildir.
Özel ve yazılı yetki ile genel yetki arasındaki fark nedir?
Acentenin müvekkili adına sözleşme yapabilmesi için özel ve yazılı bir yetkiye sahip olması.
Acentenin esas olarak aracılık yapması ve müvekkili adına sözleşme yapma yetkisinin bulunmaması.
Özel ve yazılı yetki yoksa acente müvekkili adına sözleşme yapamaz; yapılan sözleşme müvekkili bakımından bağlayıcı değildir (yetkisiz temsil hükümleri, TTK m.108 kapsamında değerlendirilir).
Yetkinin geçerliliği ile yetki belgesinin tescili arasındaki fark nedir?
Yazılı şekle uyulması; yetkinin geçerliliğinin şartıdır.
Yetki belgesinin tescil ve ilanı; acentenin yerine getirmekle yükümlü olduğu bir işlemdir.
Tescil edilmemiş olsa bile yazılı yetkiyle yapılan sözleşme müvekkili bağlar; tescil yükümlülüğü ihlal edilirse acente bunun hukuki sonuçlarına katlanır, ancak tescil yetkinin varlığını kurucu olarak doğurmaz.
Sözleşme yapma yetkisi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tescilin yetkinin geçerlilik şartı olduğunu sanmak; tescil yetkinin doğumu için şart değildir, yazılı şekil ise şarttır.
- Yazılı şekil şartını tescil ile karıştırmak; yazılı yetki bulunmadan yapılan sözleşmenin müvekkili bağlamayacağını gözden kaçırmak.
- Acentenin genel olarak sözleşme yapma yetkisi bulunduğunu varsaymak; acente esas olarak aracı olup özel yetki olmadan müvekkili adına sözleşme yapamaz.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Acentenin müvekkili adına sözleşme yapma yetkisinin tescil ve ilan edilmesi gerektiği, ancak tescilin yetkinin geçerliliği için şart olmadığı kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/4234 E., 2024/90 K., 09.01.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Acentenin müvekkili adına sözleşme yaptığını ve bu sözleşmenin müvekkili bağladığını ileri süren taraf, acentenin özel ve yazılı bir yetkiye sahip olduğunu ispatla yükümlüdür; ispat yetki belgesinin yazılı olarak düzenlendiğini gösterecek bir belgeyle yapılır.
- Yetki belgesinin tescil ve ilan edilmemiş olması, yazılı yetkinin varlığını ortadan kaldırmaz; ancak tescil ve ilan yükümlülüğünün ihlali acentenin sorumluluğunu doğurabilir.
- Acentenin yetkisiz hareket ettiğini ileri süren müvekkil, bu iddiasını yetki belgesinin bulunmadığını göstererek ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 m.108: Acentenin yetkisiz ya da yetkisini aşarak yaptığı sözleşmede müvekkilin icazet vermesi ve icazetin sonuçlarını düzenler; bu madde bakımından yetkisiz temsil hükümlerinin uygulanacağı alanı belirler.
- 6102 m.110: Acentenin müvekkilini bilgilendirme yükümlülüğünü düzenler; yetkisi kapsamında yaptığı sözleşmeler hakkında müvekkilini bilgilendirmesi gerektiğini gösterir.
- 6102 m.36: Ticaret siciline tescil ve ilanın hukuki etkisini düzenler; yetki belgesinin tescil ve ilanının üçüncü kişilere karşı sonuçlarını belirler.
TTK m.108 — Yetkisizlik
TTK m.108, acentenin yetkisi olmaksızın veya yetki sınırlarını aşarak müvekkili adına yaptığı sözleşmenin müvekkil bakımından sonuçlarını düzenler: müvekkilin icazet (onay) hakkını ve onay verilmemesi halinde sözleşmeden acentenin sorumluluğunu kapsar. Hüküm, ticari temsilci olan acente ile müvekkili arasındaki ilişkiye ve acentenin üçüncü kişiyle yaptığı işlemlere uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: acentenin yetkisinin kapsamı ve sınırları (m.104), acentenin ticari temsil yetkisinin sona ermesi ve tescil-ilan etkisi (m.105 ve m.106 ile ilgili düzenlemeler), acentenin müvekkile karşı genel özen ve sadakat yükümlülükleri ile hesap verme yükümlülüğü (m.114 ve devamı), acentenin müvekkil nezdindeki iç ilişkiden doğan sorumluluğu. Maddede süre öngörülmediğinden onay süresi ve zamanaşımı gibi konular bu maddede yer almaz.
Yetkisizlik: hangi kavramlar bilinmeli?
- Acente
- Belirli bir işletme adına ve hesabına sürekli olarak aracılık yapan, müvekkili adına sözleşme yapma yetkisi bulunabilen bağımsız tacir niteliğindeki kişidir. Maddenin uygulanabilmesi için acentenin müvekkili adına hareket etmiş olması gerekir.
- İcazet (onay)
- Müvekkilin, acentesinin yetkisiz ya da yetki sınırını aşarak yaptığı sözleşmeyi sonradan benimsemesi, onu kendi işlemi haline getirmesidir. Bu onay geriye etkili olarak sözleşmeyi müvekkil bakımından hüküm ifade ettirir.
- Yetki sınırını aşma
- Acentenin yetkisi bulunmakla birlikte, verilen yetkinin kapsamını aşarak sözleşme yapmasıdır. Bu hal, yetkisiz olarak sözleşme yapma ile birlikte aynı hükme bağlanmıştır.
- Sözleşmeden sorumluluk
- Müvekkil icazet vermediğinde sözleşmenin müvekkile yüklediği sonuçların doğmayacağı, bu durumda sözleşmenin tarafı olarak acentenin sorumlu olacağı anlamına gelir. Kapsamı sözleşmenin ifası ya da sorumluluk biçimi bakımından maddenin metninde ayrıca belirlenmemiştir.
Yetkisizlik: hangi şartlar aranır?
- Acentenin müvekkili adına bir sözleşme yapmış olması gerekir.
- Sözleşmenin, acentenin yetkisi olmaksızın ya da yetki sınırlarını aşarak yapılmış olması gerekir.
- Müvekkilin sözleşmeyi onaylamaması (icazet vermemesi) halinde acentenin sözleşmeden sorumlu olması, yani sözleşmenin tarafı sayılması gerekir.
- Müvekkilin icazet verebilmesi için sözleşmeden haberdar olması gerekir; icazet hakkı haber alma anına bağlıdır.
Yetkisizlik: hangi sonuçları doğurur?
- Müvekkil icazet verirse sözleşme yapıldığı tarihten itibaren müvekkil bakımından geçerli olur ve hak ile borçları müvekkile geçer.
- Müvekkil icazet vermezse sözleşme müvekkil bakımından hüküm doğurmaz ve müvekkil bu sözleşmeden sorumlu tutulamaz.
- İcazet verilmemesi halinde sözleşmeden acente kendisi sorumlu olur; diğer tarafa karşı sözleşmenin tarafı olarak yükümlülük altına girer.
- Müvekkilin icazet vermesi için acenteden veya üçüncü kişiden önceden bildirim beklemesi gerekmez; hüküm müvekkilin derhal bildirimde bulunmasını zorunlu kılmaz.
- Hüküm emredici niteliktedir; sözleşmeyle bu sonucun aksine düzenleme yapılması, müvekkilin korunmasına ilişkin bir kayıt niteliği taşıyacağından kanun metninde açıkça bir sınır çizilmemiştir.
Yetkili temsil ile yetkisiz temsil arasındaki fark nedir?
Acentenin yetkisi dahilinde yaptığı sözleşme müvekkili doğrudan bağlar.
Yetkisiz veya yetki sınırını aşan sözleşmede müvekkil bağlı değildir; icazet verirse bağlanır.
Yetkisiz işlemde müvekkilin onayı yoksa sözleşmenin hüküm ve sonuçları müvekkile geçmez, sorumluluk acenteye kalır.
Müvekkilin icazet vermesi ile icazet vermemesi arasındaki fark nedir?
Müvekkil icazet verirse sözleşme yapıldığı andan itibaren müvekkil için geçerli olur.
Müvekkil icazet vermezse sözleşme müvekkil bakımından hüküm doğurmaz ve acente sorumlu olur.
Sessizlik onay anlamına gelmez; müvekkil bildirimde bulunmak zorunda değildir, sessiz kalması icazet vermemesi sayılır.
Mülga 6762 sayılı Kanun m.122 ile TTK m.108 arasındaki fark nedir?
Eski düzende müvekkilin sözleşmeden bağlı olmadığını üçüncü kişiye bildirmesi zorunluydu; bildirmezse sözleşme müvekkili bağlardı.
Yeni düzende müvekkilin bildirim zorunluluğu yoktur; icazet verilmediği sürece sözleşme müvekkili bağlamaz.
Eski düzendeki bildirim yükümlülüğü kaldırıldığı için müvekkilin susması onay sonucu doğurmaz; yorum yeni hükme göre yapılır.
Yetkisizlik: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Müvekkilin sessiz kalmasını icazet saymak; oysa gerekçede sessizlik onam vermemek anlamına gelir.
- Müvekkilin yetkisiz işlemden haberdar olduğu anda derhal bildirimde bulunmasını zorunlu saymak; eski 6762 sayılı Kanun m.122 düzenlemesinin bildirim yükümlülüğü kaldırılmıştır.
- Acentenin sorumluluğunu yalnız yetkisiz olma hali ile sınırlamak; yetki sınırını aşan işlemler de aynı hükme tabidir.
- Onayın geriye etkili olduğunu unutup onay tarihinden itibaren geçerli sayılacağını düşünmek; onay sözleşme anından itibaren geçerlidir.
- Acentenin sorumluluğunu kusura bağlamak; maddede kusur şartı aranmamıştır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Acentenin bağımsız bir tacir gibi hareket ettiği, yetki ve sorumluluğunu aşarak hareket etmesi halinde şahsen sorumlu olacağı kabul edilmektedir. (13. Daire, 2023/3489 E., 2024/696 K., 12.02.2024)
- Yetki sınırını aşan acente işlemlerinde müvekkilin onay vermemesi halinde sözleşmenin müvekkili bağlamayacağı ve acentenin sorumlu olacağı yönünde uygulama bulunmaktadır. (13. Daire, 2023/3489 E., 2024/696 K., 12.02.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Acentenin müvekkili adına hareket ettiğini ve yetki sınırını aşarak ya da yetkisiz olarak sözleşme yaptığını ileri süren taraf, bu durumu ispatla yükümlüdür.
- Müvekkilin icazet verdiğini ileri süren taraf, onayın açık ya da örtülü biçimde verildiğini ispat etmelidir; onay bildirimi yazılı belge ile kanıtlanabilir.
- Müvekkilin icazet vermediğini ispat etme yükü, genel olarak onay verilmediğini savunan tarafa aittir; sessizlik icazet sayılmadığından bu konuda ayrı bir bildirim yükümlülüğü aranmaz.
- Acentenin sorumluluğunu kaldırmak isteyen taraf, sözleşmeye ilişkin yetki ve durum bilgisini belgeyle ortaya koymalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.104: Acentenin yetkisinin kapsamını düzenler; yetki sınırının aşılıp aşılmadığını belirlemede ölçüt oluşturur.
- 6102 sayılı Kanun m.105: Acentenin yetkisinin ve bu yetkiye ilişkin sınırlamaların üçüncü kişilere karşı etkisine dair düzenlemeler ile bağlantılıdır.
- 6102 sayılı Kanun m.106: Acentenin yetkisini değiştiren veya sınırlayan hallerin üçüncü kişilere karşı geçerlilik koşullarına ilişkin düzenlemeyle bağlantılıdır.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.46: Yetkisiz temsilde temsil olunanın onayına bağlı geçerlilik kuralını genel hükümler bakımından düzenler; TTK m.108 ile paralel işler.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.47: Onay verilmemesi halinde yetkisiz temsilcinin üçüncü kişiye karşı sorumluluğunu düzenler; TTK m.108'in sorumluluk kuralına genel çerçeve oluşturur.
TTK m.109 — Genel olarak
Madde, acentenin müvekkili karşısındaki temel borçlarını genel hükmü olarak düzenler: kendisine bırakılan bölge ve ticaret dalı içinde müvekkilinin işlerini görme ve menfaatlerini koruma borcu ile müvekkil adına saklanan mal ya da eşyadan doğan sorumluluk. Hüküm acentelik sözleşmesinin tarafı olan acente ve müvekkil bakımından uygulanır. Bilgi verme, talimata uyma, önleyici tedbir, paranın zamanında ödenmesi ve rekabet etmeme gibi ayrıntılı borçlar madde metninde sayılmaz; bunlar ders ve şerh malzemesinde ayrı başlıklar altında ele alınmıştır. Acentenin temsil yetkisi, hakkı koruyan beyanları kabul yetkisi ve acentenin hakları maddenin düzenlemediği konulardır (TTK m.105-108, m.113). Acentenin bilgi verme ve sır saklama gibi komşu yükümlülükleri de bu maddede yer almaz (TTK m.110).
Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?
- Acente
- Sözleşme uyarınca belirli bir yer veya bölgede sürekli olarak müvekkilin işlerini görmek ya da onun adına ve hesabına sözleşme yapmakla yükümlü olan kişidir. Acentelik, sürekli bir görev ilişkisi kurar; tek seferlik aracılıktan bu yönüyle ayrılır.
- Bölge ve ticaret dalı
- Acentenin faaliyet alanını sınırlayan iki ölçüttür. Acentenin yükümlülüğü, sözleşmenin kendisine bıraktığı bu alanla sınırlıdır; alan dışındaki işler bu borcun kapsamında değildir.
- Menfaatlerin korunması
- Acentenin müvekkilin ekonomik çıkarlarını gözetmesi ve zarara uğramasını önlemesi anlamındadır. Bu borç, somut bir işlemden çok, acentelik ilişkisinin tümüne yayılan bir özen yükümlülüğüdür.
- Hesaba saklama
- Acentenin müvekkil adına ve onun hesabına elinde tuttuğu mal veya eşyadır. Bu mallar acentenin kendi malvarlığından ayrı tutulur ve bunlardan doğan zarar bakımından ayrı bir sorumluluk rejimi uygulanır.
- Kusursuzluğun ispatı
- Acentenin, hesabına saklanan mal veya eşyada oluşan zarar için sorumluluktan kurtulmak üzere kendi kusursuzluğunu kanıtlamasıdır. Bu, kusur karinesine dayanan bir savunma aracıdır.
Genel olarak: hangi şartlar aranır?
- Acentenin, sözleşmeyle kendisine bırakılan bölge ve ticaret dalı içinde hareket etmesi gerekir; bu alan dışındaki işler bakımından bu borç doğmaz.
- Acentenin, müvekkilinin işlerini görmesi ve menfaatlerini korumasının bir acentelik ilişkisinden kaynaklanması gerekir.
- Müvekkil hesabına acentenin elinde saklanan bir mal veya eşya bulunmalıdır ve bu mal ya da eşyada bir hasar meydana gelmelidir.
- Acente kusursuz olduğunu ispat edememelidir; bu ispat gerçekleşirse sorumluluk doğmaz.
Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?
- Acente, bölge ve ticaret dalı içinde müvekkilinin işlerini görmez ve menfaatlerini korumazsa, bu borcun ihlalinden doğan zararı tazmin etmek zorunda kalır.
- Acente, müvekkil hesabına sakladığı mal veya eşyanın uğradığı hasardan, kusursuz olduğunu ispat etmediği sürece sorumludur.
- Acente kusursuzluğunu ispat ederse, hesaba saklanan mal veya eşyadaki hasar nedeniyle sorumlu tutulmaz.
- Madde emredici niteliktedir; sözleşme ile acentenin bu sorumluluğunu tamamen kaldıran bir kayıt geçerli değildir. Aksi bir düzenleme, ancak acente aleyhine olmayacak biçimde yapılabilir.
Genel borç ile hesaba saklanan mal arasındaki fark nedir?
Genel borç, acentenin bölgedeki işlerini görme ve menfaatleri koruma yükümlülüğüdür; burada bir özen borcu söz konusudur.
Hesaba saklanan mal, acentenin müvekkil adına elinde tuttuğu mal veya eşyadır; madde burada ayrıca bir sorumluluk hali kurar.
Hesaba saklanan maldan doğan zararda acente, kendi kusursuzluğunu ispat etmediği sürece sorumludur. Genel borcun ihlalinde ise kusura dayanan genel sorumluluk esas alınır.
Bölge ve ticaret dalı içi ile dışı arasındaki fark nedir?
Bölge ve ticaret dalı içinde yapılan işler, acentenin bu maddedeki borcunun konusudur.
Bölge veya ticaret dalı dışındaki işler, sözleşmenin acenteye bırakmadığı alandadır.
Bu alan dışında kalan işlerden doğan zarar için bu maddedeki borç ve özellikle ikinci fıkradaki sorumluluk kurulmaz.
Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hesaba saklanan mal zararında kusuru ispat yükünü müvekkile yüklemek; kanun acenteye kusursuzluğunu ispat yükü vermiştir.
- Madde metnindeki genel borç ile ikinci fıkradaki hesaba saklanan mal sorumluluğunu birbirine karıştırmak.
- Bilgi verme, talimata uyma ve paranın iadesi gibi ayrıntılı borçları bu maddede aramak; bunlar madde 110 ve 112'de düzenlenmiştir.
- Bölge ve ticaret dalı dışındaki işlerde bu maddeye dayanarak sorumluluk kurmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Acentenin hesabına saklanan mal bakımından kusur karinesi uygulanır; acente kendi kusursuzluğunu ispat edemediği sürece zarardan sorumlu tutulmaktadır. (İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2015/628 E., 2018/325 K., 09.04.2018)
Nasıl ispat edilir?
- Acente, müvekkilinin işlerini görmediğini ya da menfaatlerini korumadığını ileri süren müvekkil tarafından, bu aykırılığı ve zararı ispatlamakla yükümlüdür.
- Hesaba saklanan mal veya eşya bakımından zararın varlığı ve bu malın acentenin elinde bulunduğunu ispat yükü müvekkildedir.
- Acente, kusursuz olduğunu ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir; bu ispat yükü acentenin üzerindedir.
- Acentelik sözleşmesinin ve bölge ile ticaret dalının sınırlarını gösteren yazılı belge, tarafların iddialarını ispatta esas delildir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 m.110: Acentenin bilgi verme ve müvekkilin talimatlarına uyma gibi ayrıntılı borçlarını düzenler; madde 109'un genel borcunu somutlaştırır.
- 6102 m.112: Acentenin müvekkil adına tahsil ettiği parayı zamanında iade etme borcunu düzenler; genel menfaat koruma borcunun özel bir görünümüdür.
- 6102 m.120: Müvekkilin borçlarını topluca düzenleyen genel hükümdür; ikinci fıkra gereğince acente aleyhine değiştirilemeyeceğini belirtir.
- 6102 m.104: Acentenin birden fazla rakip işletme adına faaliyet göstermesini yasaklayan rekabet etmeme kuralını düzenler.
- 6102 m.105: Acentenin hakkı koruyan beyanları müvekkil adına yapma ve kabul yetkisini düzenler; bu yetki madde 109'un kapsamında değildir.
TTK m.110 — Haber verme yükümlülüğü
TTK m.110, acentenin müvekkile karşı iki temel yükümlülüğünü düzenler: üçüncü kişilere ilişkin bilgilerin zamanında bildirilmesi (bildirim yükümü) ve müvekkilin açık talimatı bulunmayan konularda işlemin ne zaman geciktirilebileceği ile acilen hangi koşulda basiretli bir tacir gibi kendi görüşüne göre hareket edilebileceği. Hüküm acente sözleşmesi ilişkisinde, acentenin müvekkile karşı borçları bakımından uygulanır. Maddede acentenin komisyon hakkı, tazminat, sözleşmenin sona ermesi veya acentenin sözleşme dışı sorumluluğu düzenlenmez; bu konular ayrı hükümlerde yer alır (TTK m.118 ve devamı, m.120 ve devamı gibi). Maddenin işlevi yalnızca acentenin bilgi verme ve talimat bekleme/hareket etme davranışlarını belirlemektir.
Haber verme yükümlülüğü: hangi kavramlar bilinmeli?
- Bildirim yükümlülüğü
- Acentenin, müvekkilini ilgilendiren bütün hususları zamanında ona aktarma borcudur. Yükümlülük, acentenin kendi bilgisi dahilinde olan ve müvekkilin kararlarını etkileyebilecek bilgileri kapsar.
- Üçüncü kişilerin kabule yetkili olduğu beyanları
- Acentenin, müşterilerin ya da üçüncü kişilerin kendisine kabul yetkisi tanındığına dair ifadeleridir. Bu beyanların varlığı ve kapsamı müvekkile bildirilmek zorundadır.
- Açık talimat
- Müvekkilin belirli bir konuda acenteye ne yapacağını açıkça bildirdiği yönergedir. Talimatın bulunmadığı konularda 2. fıkradaki serbestlik ortaya çıkar.
- En yararlı şartlar çerçevesinde yetki
- Müvekkilin acenteye, işlemi müvekkilin belirlediği şartlardan daha uygun bir biçimde yapma yetkisi verdiği hâli ifade eder. Bu yetki varsa acente talimat beklemeden hareket edebilir.
- Basiretli tacir
- Acentenin, işlemi yaparken gösterdiği özenin ölçüsüdür. Acente, bu ölçüye uygun bir tacirin göstereceği dikkat ve öngörü ile kendi görüşüne göre karar verir.
Haber verme yükümlülüğü: hangi şartlar aranır?
- Acente ile müvekkil arasında geçerli bir acente ilişkisi bulunmalıdır; hüküm bu ilişki dışında uygulanmaz.
- Bildirilmesi gereken bilgi, üçüncü kişilerin kabule yetkili olduğu beyanları, bölgedeki piyasa, müşterilerin finansal durumu, şartlar, bunlardaki değişiklikler ya da yapılan işlemlerle ilgili olup müvekkili ilgilendirmelidir.
- Bildirim zamanında yapılmalıdır; geciktirilmiş bildirim bu yükümlülüğe aykırı sayılır.
- İşlem, müvekkilin açık talimatı bulunmayan bir konuda yapılmalıdır; açık talimatın bulunduğu konuda acente talimata uymak zorundadır.
- Acente, emir alıncaya kadar işlemi geciktirebilir; bu geciklik talimat alınmasını beklemek için yapılmalıdır.
- Geciklik istisnası için iş acele nitelikte olmalı ve müvekkilden talimat almaya müsait olunmamalıdır ya da acente en yararlı şartlar çerçevesinde harekete yetkili olmalıdır.
- Bu istisna hâlinde acente işlemi basiretli bir tacir gibi, kendi görüşüne göre yapmalıdır.
Haber verme yükümlülüğü: hangi sonuçları doğurur?
- Acente, üçüncü kişilerin kabule yetkili olduğu beyanlarını, piyasa ve müşteri durumuna ilişkin bilgileri ve müvekkilini ilgilendiren diğer hususları zamanında bildirmek zorundadır.
- Bildirim yükümü ihlal edilirse acente müvekkile karşı sorumlu olur; zarar varsa tazminat talebi bu ihlale dayanabilir.
- Müvekkilin açık talimatı bulunmayan konuda acente emir alıncaya kadar işlemi geciktirebilir.
- İşin acele nitelik taşıması ve müvekkilden talimat almaya müsait olunmaması hâlinde acente talimat beklemeden basiretli bir tacir gibi kendi görüşüne göre işlemi yapar.
- Acente en yararlı şartlar çerçevesinde harekete yetkiliyse, talimat beklemeden kendi görüşüne göre işlemi yapabilir.
- Açık talimat bulunan konuda acente talimata aykırı işlem yaparsa bu, madde metninde ayrıca düzenlenmemiş olsa da genel vekâlet ve acente borçları çerçevesinde müvekkile karşı sorumluluk doğurur.
- Maddede öngörülen geciktirme ya da kendi görüşüne göre hareket hakkı, koşulları gerçekleşmeden kullanılırsa bu davranış acentenin özen borcuna aykırılık sayılır.
Bildirim yükümü ile talimat bekleme yükümü arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra, acentenin bilgi aktarımına ilişkin bir borcunu düzenler; konusu bilgilerin verilmesidir.
İkinci fıkra, acentenin işlemi yapma zamanını ve tarzını düzenler; konusu talimat ve işlemdir.
Birinci fıkradaki ihlal bilgi vermeme veya geciktirme ile oluşur; ikinci fıkradaki ihlal ise talimat olmadan veya uygun gerekçe bulunmadan işlem yapmak ya da gereksiz geciktirmek biçiminde ortaya çıkar.
Açık talimatın bulunduğu konu ile açık talimatın bulunmadığı konu arasındaki fark nedir?
Müvekkilin açık talimat verdiği konuda acente, bu talimata bağlıdır ve kendi takdirini kullanamaz.
Açık talimatın bulunmadığı konuda acente, emir alıncaya kadar işlemi geciktirebilir ya da istisnai hâllerde kendi görüşüne göre işlem yapabilir.
Talimata uyulmayan konuda acentenin işlemi müvekkile karşı sorumluluk doğurur; talimatın bulunmadığı konuda ise geciktirme hakkı kullanılabilir.
Geciktirme hakkı ile acil hâl ve en yararlı şartlar yetkisi arasındaki fark nedir?
Genel kural olarak acente, emir gelene kadar işlemi bekleyebilir.
İş acele ise ya da acente en yararlı şartlar çerçevesinde yetkiliyse, acente beklemeksizin basiretli bir tacir gibi hareket eder.
Acil hâl veya yetki varsa acentenin bekleme yükümü kalkar ve kendi görüşüne göre işlem yapması hukuka uygun olur.
Haber verme yükümlülüğü: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Birinci fıkradaki bildirim yükümünü yalnızca bilgi verilmesi olarak değil, sadece olumlu sonuçlar bakımından yorumlamak; bildirim gereken hususların ve zamanın değerlendirmesini eksik yapmak.
- İkinci fıkrayı talimat yokken her zaman hemen işlem yapma yetkisi olarak okumak; geciktirme hakkının genel kural olduğunu gözden kaçırmak.
- Acil hâl koşulunu her ticari gecikme için yeterli saymak; ayrıca müvekkilden talimat almaya müsait olunup olunmadığını değerlendirmemek.
- En yararlı şartlar yetkisini, acentenin dilediği her işlemi yapabileceği bir genel yetki sanmak; bu yetkinin açıkça veya fiilen bulunup bulunmadığına bakmamak.
- Açık talimatın bulunduğu bir konuda acentenin basiretli tacir ölçüsüne dayanarak talimatı aşmasını meşru saymak.
- Davaların yığılması ve usul yönünü, maddenin esasa ilişkin yükümlülükleriyle karıştırmak; kararlardaki atıfı esas hukuki sonuç gibi okumak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kararlarda TTK m.110 hükmünün, davaların yığılması ve alacak talebi ile birlikte ileri sürülen taleplerin usul yönünden değerlendirilmesinde dolaylı olarak anıldığı görülmektedir; hükmün bildirim ve talimat yükümlülüğünün esasa etkisi bu kararlarda ayrıca ele alınmamıştır. (11. Hukuk Dairesi, 2021/7144 E., 2022/5039 K., 20.06.2022; 11. Hukuk Dairesi, 2021/1101 E., 2022/4798 K., 13.06.2022; 11. Hukuk Dairesi, 2021/6724 E., 2022/13 K., 10.01.2022; 11. Hukuk Dairesi, 2020/933 E., 2020/5776 K., 09.12.2020)
- Mahkemelerin, TTK m.110 kapsamındaki yükümlülüklerin ihlali iddiasını çoğunlukla usul ve yetki sorunları ile birlikte değerlendirdiği görülmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2021/7144 E., 2022/5039 K., 20.06.2022; 11. Hukuk Dairesi, 2020/933 E., 2020/5776 K., 09.12.2020)
Nasıl ispat edilir?
- Bildirim yükümünün ihlali iddiasını ileri süren müvekkil, acentenin bilgi verme borcunu yerine getirmediğini ve bunun zarara yol açtığını ispat etmekle yükümlüdür.
- Bildirimin zamanında yapıldığını ispat yükü acentededir; bu, yazışmalar, e-posta, bilgilendirme raporları veya tanık beyanı ile yapılabilir.
- Açık talimatın varlığını müvekkil ispatlamalıdır; talimatın yazılı olarak verilmesi ispatı kolaylaştırır.
- Talimatın bulunmadığı ya da acil hâl bulunduğu savunmasını ileri süren acente, işin acele nitelikte olduğunu veya en yararlı şartlar yetkisinin varlığını ispat etmek zorundadır.
- Acentenin basiretli tacir gibi hareket ettiğini ispat yükü acentededir; hareketin ölçüsü, o işlem türünde genel tacir davranışı ile karşılaştırılarak değerlendirilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1104: Kanundan doğan temsil yetkisine ilişkin bir hükümdür; bu madde ile doğrudan bir bağlantısı metinde kurulmamıştır, yalnızca atıf yapılan karar bağlamında geçer.
TTK m.111 — Önlemler
Bu madde, acentenin müvekkili adına teslim aldığı eşyanın taşıma sırasında hasara uğradığına dair belirtiler bulunduğunda üstleneceği koruma yükümlülüklerini ve satış yetkisini düzenler. Hasarın belirlettirilmesi, eşyanın korunması, gecikmeksizin müvekkile haber verilmesi, eşyanın çabuk bozulması veya değer kaybetmesi hallerinde satılması ve bu yükümlülüklerin ihlalinin sonucu düzenlenir. Madde acentenin iç ilişkisine, yani acente ile müvekkil arasındaki ilişkiye uygulanır. Düzenlemediği konular arasında taşıyıcıya karşı tazminat davasının kendisi ve taşıma hukukundaki sorumluluk esasları bulunur (TTK m.875 vd. ve TTK m.876 gibi taşıma hükümleri). Acentenin genel özen borcu ile komisyoncu ve acente sözleşmesinin diğer yükümlülükleri de bu maddenin kapsamı dışındadır (TTK m.122 ve m.125 gibi genel acente hükümleri).
Önlemler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Acente
- Belirli bir işletmeye sürekli olarak aracılık eden veya bu işletme adına sözleşme yapan bağımsız tacirdir. Bu maddede acente, müvekkili hesabına eşya teslim alan kişi olarak anlaşılır.
- Müvekkil
- Acentenin hesabına hareket ettiği, eşyanın mülkiyeti veya tasarruf yetkisi kendisine ait olan ve taşıyıcıya karşı dava hakkına sahip olan kişidir.
- Hasarın belirlettirilmesi
- Taşıma sırasında oluşan hasarın, yetkili bir kişi veya kurum eliyle tespit edilmesidir. Amaç, taşıyıcıya karşı dava hakkını delille güvence altına almaktır.
- Telef olma tehlikesi
- Eşyanın tamamen yok olma ihtimalinin yüksek olmasıdır. Bu ölçüt, eşyanın mahkeme izniyle satılmasının ön koşullarından biri olarak kullanılır.
- Çabuk bozulacak mal
- Kısa sürede niteliğini yitirecek veya değerini hızla kaybedecek eşyadır. Maddenin ikinci fıkrasında zorunlu satış için ölçüt olarak öngörülmüştür.
- Mahkemenin izni ile satış
- Eşyanın TBK m.108 uyarınca yetkili mahkemenin izniyle sattırılmasıdır. Acente bu satışı kendiliğinden yapamaz, izin almak zorundadır.
Önlemler: hangi şartlar aranır?
- Acentenin müvekkili hesabına eşya teslim almış olması gerekir.
- Eşyanın taşınma sırasında hasara uğradığına dair belirtilerin bulunması gerekir.
- Acentenin hasarı belirlettirmek, eşyayı korumak ve gereken önlemleri almak yükümlülüğü doğar; bu yükümlülük, eşyanın tamamen telef olma tehlikesi varsa mahkeme izniyle satışı da kapsar.
- Acentenin durumu gecikmeksizin müvekkiline bildirmesi gerekir.
- Satılmak üzere gönderilen malın çabuk bozulacak nitelikte olması veya değerini düşürecek değişikliklere uğrayacak nitelikte bulunması gerekir.
- Müvekkilden talimat almaya zamanın uygun olmaması ya da müvekkilin izin vermede gecikmesi gerekir.
- Satış için yetkili mahkemenin izninin alınması gerekir; ikinci fıkrada satış acente için zorunlu, menfaat gerektirdiğinde ise yetkilidir.
Önlemler: hangi sonuçları doğurur?
- Acente, hasar belirtisi bulunan eşya için gereken önlemleri alırsa ve müvekkilini gecikmeksizin bilgilendirirse, müvekkilinin taşıyıcıya karşı dava hakkını korumuş olur.
- Acente gecikmeksizin haber vermez veya gerekli önlemleri almazsa, ihmali yüzünden doğan zararı tazmin etmekle yükümlü olur.
- Telef olma tehlikesi bulunan eşya için mahkeme izniyle satış yapılabilir; bu hal dışında acentenin kendiliğinden satış yapması maddede öngörülmemiştir.
- Satılmak üzere gönderilen çabuk bozulacak veya değer kaybedecek mallarda acente, mahkeme izniyle satış yapmaya yetkilidir.
- Müvekkilin menfaatleri satışı gerektiriyorsa, ikinci fıkra kapsamındaki satış acente bakımından zorunlu hale gelir.
- Acentenin bu yükümlülükleri, acente ile müvekkil arasındaki iç ilişkiye ilişkindir; taşıyıcıya karşı dava hakkını ortadan kaldırmaz.
Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra, hasar belirtisi bulunan eşya için koruma ve bildirim yükümlülüğü getirir; satış ancak telef olma tehlikesi varsa söz konusudur.
İkinci fıkra, satılmak üzere gönderilmiş ve çabuk bozulan veya değer kaybeden mallar için hasar bulunmasa da satış yetkisi tanır.
Birinci fıkrada satış fırsatı istisnai olup telef tehlikesine bağlıdır; ikinci fıkrada satış, bozulma veya değer kaybı ve müvekkilden talimat alınamaması koşullarında acente için zorunlu hale gelebilir.
Yetkili mahkemenin izni ile acentenin kendi kararı arasındaki fark nedir?
Her iki fıkrada da satış, TBK m.108 uyarınca yetkili mahkemenin iznine bağlıdır.
Acentenin kendi kararıyla satış yapması ise bu maddede öngörülmemiştir.
Mahkeme izni olmadan yapılan satış, maddenin koruma amacına aykırı kabul edilir ve acentenin sorumluluğunu doğurabilir.
Önlemler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Birinci fıkradaki satışı, telef tehlikesi aranmadan serbest bir satış yetkisi gibi okumak; satış ancak tehlike halinde ve mahkeme izniyle mümkündür.
- İkinci fıkradaki satış yetkisini, hasar belirtisi şartına bağlamak; ikinci fıkra çabuk bozulma ve değer kaybı halini ayrıca düzenler.
- Mahkeme izni yerine acentenin kendi takdiriyle satış yapılabileceğini varsaymak.
- Müvekkile haber verme yükümlüsünün gecikmeksizin hareket etmesi gerektiğini gözden kaçırmak; bildirim gecikirse tazmin sorumluluğu doğar.
- Maddedeki yükümlülüklerin taşıyıcıya karşı dava hakkını doğrudan etkilediğini düşünmek; madde iç ilişkiye ilişkindir.
- Madde metninde açıkça yazılmayan bir süre aramak; maddede süre öngörülmemiştir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Bu maddeye dayanılarak yapılan satışlarda mahkeme izninin alınıp alınmadığı, ilk olarak yapılan işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde önemli bir ölçüt kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2019/1313 E., 2021/714 K., 18.05.2021)
Nasıl ispat edilir?
- Acentenin koruma ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispat yükü acentededir; hasar belirtisi, hasarın belirlettirilmesi ve müvekkile bildirim yazılı belgelerle kanıtlanabilir.
- Eşyanın telef olma tehlikesi veya çabuk bozulma niteliği, bilirkişi raporu ya da fiili durum tespiti ile ispatlanabilir.
- Mahkeme izninin alındığı, yetkili mahkemeden alınmış karar ile belgelenir; izin alınmadan yapılan satışta acente, bunun zorunlu olduğunu ispatlamak zorundadır.
- Müvekkilin talimat vermesinin mümkün olmadığı veya izin vermede gecikmesi halinin varlığı, acentenin ispatlamakla yükümlü olduğu bir hazırlıktır.
- Acentenin ihmali nedeniyle doğan zararın varlığı ve miktarı, müvekkil tarafından ispat edilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.111/1: Acentenin hasar belirtisi karşısında yükümlülüklerini düzenler; ikinci fıkra ise satış yetkisini ayrı bir hal olarak öngörür.
- 6102 sayılı Kanun m.111: Maddenin metni ve yapısı gereği satış ve koruma yükümlülüklerini içerir; m.111 ile ilgili atıflarda hüküm bu maddedir.
- 6762 sayılı Kanun m.125: Madde gerekçesinde kaynak olarak gösterilen eski Türk Ticaret Kanunu hükmüdür; yorumda tarihsel bağ olarak kullanılır.
TTK m.112 — Ödeme borcu
Madde, acentenin müvekkiline ait parayı göndermekle veya teslim etmekle yükümlü olduğu hâlde bunu yapmaması durumunda doğan sorumluluğu düzenler: faiz ödeme yükümü ve gerekirse ayrıca tazminat. Hüküm acente sözleşmesinden doğan ilişkide acenteye uygulanır; sigorta acenteleri hakkında da TTK'nın acentelere ilişkin hükümlerinin uygulanması bakımından geçerlidir. Madde, acentenin müvekkile karşı diğer borçlarını, acentenin ödemeyi geciktirmesinin dışındaki borca aykırılık hallerini ve acente sözleşmesinin kuruluşunu, feshini ya da acentenin diğer yükümlülüklerini düzenlemez (bu konular TTK'nın acente hükümlerinde ve TBK genel hükümlerinde yer alır). Acentenin sorumluluğunda zamanaşımı ve usul yönü de bu maddede yer almaz.
Ödeme borcu: hangi kavramlar bilinmeli?
- Acente
- Bir işletmenin ticari işlerini sürekli olarak, bağımsız bir tacir sıfatıyla, işletme adına aracılık ederek yürüten ve bu işletme adına sözleşme yapma yetkisi taşıyabilen kişidir. Maddenin uygulanması için acentenin müvekkil adına para tahsil edip ona teslim etme ya da ona gönderme yükümü bulunmalıdır.
- Müvekkil
- Acentenin hizmetlerinden yararlanan ve acentenin tahsil ettiği ya da ona göndermesi gereken parası bulunan taraftır.
- Ödeme borcu
- Acentenin müvekkile ait parayı göndermek ya da teslim etmek yükümlülüğüdür. Madde, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin sonuçlarını bağlar.
- Yükümlülüğün doğduğu tarih
- Acentenin parayı göndermek ya da teslim etmek zorunda olduğu anın tarihidir. Faiz bu tarihten işler; ödeme anı ya da ihtar tarihi esas alınmaz.
Ödeme borcu: hangi şartlar aranır?
- Acente ile müvekkil arasında geçerli bir acente ilişkisinin bulunması gerekir.
- Acentenin müvekkile ait bir parayı tahsil etmiş olması veya bu parayı müvekkile göndermesi ya da teslim etmesi gereken bir yükümlülüğü doğmuş olmalıdır.
- Acentenin bu parayı süresinde göndermemesi ya da teslim etmemesi, yani borca aykırı davranması gerekir.
- Acentenin yükümlülüğü, parayı göndermek veya teslim etmek yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren faiz ödemekle sonuçlanır; bu sonuç için ayrıca zarar ispatı aranmaz.
- Tazminat sorumluluğunun doğması için, faizle karşılanamayan bir zararın ortaya çıkmış olması ve bu zararın borca aykırılıkla illiyet bağı içinde bulunması gerekir.
Ödeme borcu: hangi sonuçları doğurur?
- Acente parayı göndermekle ya da teslim etmekle yükümlü olduğu hâlde yapmazsa, yükümlülüğün doğduğu tarihten itibaren faiz ödemek zorundadır.
- Faizin yanı sıra, gerekirse ayrıca tazminat vermekle yükümlüdür.
- Acentenin parayı göndermemesinin ya da teslim etmemesinin bir mazereti varsa ve bu mazeret borca aykırılığı ortadan kaldırıyorsa sorumluluk doğmaz; mazeret ispatı acenteye aittir.
- Ödeme yükümlülüğü doğmamışsa, örneğin para henüz tahsil edilmemişse, faiz ve tazminat sorumluluğu doğmaz.
- Faiz, yükümlülüğün doğduğu tarihten işler; ihtar çekilmesi bu başlangıcı değiştirmez. Madde bu konuda ihtar aramaz.
Faiz ile tazminat arasındaki fark nedir?
Faiz, paranın gönderilmesi ya da teslim edilmesi gereken tarihten itibaren, parayı kullanamamanın karşılığı olarak doğar.
Tazminat, faizle karşılanmayan ek zararlar için 'gerekirse' koşuluyla ayrıca istenebilir.
Faiz her hâlde işlerken tazminat yalnızca ek zarar varsa ve kanıtlanırsa talep edilebilir; ikisi birlikte istenebilir.
Acentenin tahsil ettiği para ile acentenin kendi parası arasındaki fark nedir?
Müvekkile ait para, acentenin tahsil edip ona aktaracağı paradır ve madde kapsamındadır.
Acentenin kendi komisyon ya da hakkı olan tutarlar bu maddenin konusu değildir.
Yalnızca müvekkile ait paranın geç gönderilmesi veya teslim edilmemesi bu maddenin yaptırımını doğurur.
Ödeme borcu: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Faizin, paranın gönderilmesi gereken tarih yerine dava ya da ihtar tarihinden işletilmesi.
- Tazminatı faizden bağımsız bir yaptırım saymak ve zarar ispatı aramadan talep etmek; tazminat için ek zararın varlığı gerekir.
- Acentenin tahsil ettiği parayla acentenin kendi komisyon alacağını karıştırmak; madde yalnızca müvekkile ait parayı kapsar.
- Madde 112'yi sigorta acentesi dışındaki her hizmet ilişkisine doğrudan uygulamak; madde acente ilişkisi için düzenlenmiştir.
- Müvekkilin parasının yalnızca borçlu acentenin temerrüdüyle bağlantılı olduğunu varsayıp mazeret savunmasını hiç değerlendirmemek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler, acentenin müvekkile ait parayı zamanında gönderip göndermediğini bilirkişi incelemesiyle belirlemekte ve bu hizmetin acentenin temel yükümlülüğü olduğunu kabul etmektedir. (İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/105 E., 2023/385 K., 10.10.2023; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/149 E., 2023/139 K., 29.03.2023)
- Sigorta acentelerinin tahsil ettiği primlerin sigortacıya ödenmemesi hâlinde madde 112 uyarınca sorumluluğun doğduğu ve sigorta acentesinin bu yükümlülükten sorumlu olduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2017/497 E., 2020/133 K., 25.02.2020)
- Acentenin, poliçe düzenlendiği iddiasını ispat edemediği durumda müvekkile ait parayı göndermekle yükümlü olduğu sonucuna varılmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2018/52 E., 2018/336 K., 29.03.2018)
Nasıl ispat edilir?
- Asıl talebi, yani faiz ve tazminatı ileri süren müvekkil, acentenin parayı tahsil ettiğini ya da göndermesi gerektiğini ve bu yükümlülüğü yerine getirmediğini ispatla yükümlüdür.
- Tahsilat ve gönderim gerektiren ilişkiye ilişkin belgeler (sözleşme, hesap cetveli, makbuz, banka kaydı, poliçe kayıtları) öncelikli delil niteliğindedir; bilirkişi incelemesi de sıkça başvurulan yoldur. (İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/105 E., 2023/385 K., 10.10.2023)
- Acente, parayı zamanında gönderdiğini ya da teslim ettiğini veya ödeme yükümlülüğünün doğmadığını ileri sürerek savunmasını yapar ve bu iddiasını kendisi ispatlamakla yükümlüdür.
- Tazminat talep ediliyorsa, faizle karşılanmayan zararın varlığı ve borca aykırılıkla illiyet bağı müvekkil tarafından ispatlanmalıdır.
- Zararın miktarı konusunda faiz hesabı ile ek zarar hesabı ayrı tutulmalı; bu ayrım bilirkişi raporunda açıkça yapılmalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun: Acentelere ilişkin hükümleri içerir; madde 112 bu hükümlerin bir parçasıdır ve sigorta acentelerine de uygulanır.
Konuda geçen kararlar
46 karar- Hukuk Genel Kurulu, 2025/569 E., 2026/264 K., 15.04.2026İlgili madde: m.105
- Ceza Genel Kurulu, 2017/497 E., 2020/133 K., 25.02.2020İlgili madde: m.112
- 11. Hukuk Dairesi, 2024/5326 E., 2025/4025 K., 04.06.2025İlgili madde: m.103
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/1560 E., 2024/8836 K., 10.12.2024İlgili madde: m.110
- 11. Hukuk Dairesi, 2024/3585 E., 2024/7781 K., 06.11.2024İlgili madde: m.109
- 3. Hukuk Dairesi, 2023/3930 E., 2024/3263 K., 22.10.2024İlgili madde: m.103
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/3922 E., 2024/5983 K., 04.09.2024İlgili madde: m.103
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/5819 E., 2024/5475 K., 03.07.2024İlgili madde: m.106
- 13. Daire, 2023/3489 E., 2024/696 K., 12.02.2024İlgili madde: m.108
- 11. Hukuk Dairesi, 2022/5853 E., 2024/112 K., 10.01.2024İlgili madde: m.103
Diğer 36 karar
- 11. Hukuk Dairesi, 2022/4234 E., 2024/90 K., 09.01.2024İlgili madde: m.107
- 11. Hukuk Dairesi, 2022/6842 E., 2023/7728 K., 27.12.2023İlgili madde: m.106
- 11. Hukuk Dairesi, 2022/3129 E., 2023/6856 K., 27.11.2023İlgili madde: m.105
- 11. Hukuk Dairesi, 2022/609 E., 2023/5282 K., 25.09.2023İlgili madde: m.106
- 11. Hukuk Dairesi, 2022/1006 E., 2023/4146 K., 05.07.2023İlgili madde: m.105
- 11. Hukuk Dairesi, 2021/6319 E., 2023/1775 K., 22.03.2023İlgili madde: m.112
- 11. Hukuk Dairesi, 2021/6417 E., 2023/1735 K., 21.03.2023İlgili madde: m.106
- 11. Hukuk Dairesi, 2022/837 E., 2023/1318 K., 06.03.2023İlgili madde: m.109
- 11. Hukuk Dairesi, 2021/5793 E., 2023/1159 K., 27.02.2023İlgili madde: m.103
- 11. Hukuk Dairesi, 2021/7144 E., 2022/5039 K., 20.06.2022İlgili madde: m.110
- 11. Hukuk Dairesi, 2021/1101 E., 2022/4798 K., 13.06.2022İlgili madde: m.110
- 11. Hukuk Dairesi, 2020/5872 E., 2022/2999 K., 13.04.2022İlgili madde: m.108, m.109
- 11. Hukuk Dairesi, 2021/6724 E., 2022/13 K., 10.01.2022İlgili madde: m.110
- 9. Hukuk Dairesi, 2021/3618 E., 2021/8528 K., 27.04.2021İlgili madde: m.102
- 11. Hukuk Dairesi, 2020/933 E., 2020/5776 K., 09.12.2020İlgili madde: m.110
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/2041 E., 2025/949 K., 12.06.2025İlgili madde: m.112
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2025/126 E., 2025/371 K., 26.02.2025İlgili madde: m.106
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2022/1829 E., 2025/158 K., 04.02.2025İlgili madde: m.108
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/148 E., 2024/963 K., 30.05.2024İlgili madde: m.102
- Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2018/486 E., 2024/288 K., 07.05.2024İlgili madde: m.103
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/1757 E., 2023/1942 K., 07.12.2023İlgili madde: m.105
- İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/422 E., 2023/481 K., 28.11.2023İlgili madde: m.109
- İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/105 E., 2023/385 K., 10.10.2023İlgili madde: m.112
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1697 E., 2023/1338 K., 21.09.2023İlgili madde: m.105
- İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/149 E., 2023/139 K., 29.03.2023İlgili madde: m.112
- Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/856 E., 2022/1531 K., 06.12.2022İlgili madde: m.109
- İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/768 E., 2022/713 K., 26.10.2022İlgili madde: m.106
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2020/1020 E., 2022/1049 K., 04.10.2022İlgili madde: m.102
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2020/578 E., 2021/1430 K., 25.11.2021İlgili madde: m.105
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2020/1091 E., 2021/932 K., 20.05.2021İlgili madde: m.102
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2019/1313 E., 2021/714 K., 18.05.2021İlgili madde: m.111
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2018/2388 E., 2021/726 K., 15.04.2021İlgili madde: m.102
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2019/1639 E., 2020/606 K., 11.06.2020İlgili madde: m.110
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2018/1576 E., 2020/107 K., 30.01.2020İlgili madde: m.102
- İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2015/628 E., 2018/325 K., 09.04.2018İlgili madde: m.109
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2018/52 E., 2018/336 K., 29.03.2018İlgili madde: m.112
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 1. Ticaret Hukuku Giriş ve Ticari İşletme bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış