TTK › Kıymetli evrak › Kambiyo senetleri › Poliçe
Kabul ve aval
Kısaca
TTK m.691, poliçenin vadeye kadar kabul için muhatabın yerleşim yerinde arzolunabilmesini düzenler. TTK m.692, poliçenin kabule arzına ilişkin düzenleyenin ve cirantaların koyabileceği şartları düzenler: düzenleyenin süre koyarak ya da koymayarak kabule arzı şart koşması, kabule arzın yasaklanması, belirli bir tarihten önce kabule arz edilmemesinin şart koşulması ve cirantaların kabule arz şartı koyması.
Kapsam
Bu konu, Türk Ticaret Kanunu m.691–702 hükümlerini kapsar.
- TTK m.691Kural
- TTK m.692Kabule arz şartı ve yasağı
- TTK m.693Görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi gereken poliçelerde
- TTK m.694Bir daha kabule arz
- TTK m.695Genel olarak
- TTK m.696Kabulün sınırlandırılması
- TTK m.697Adresli ve yerleşim yerli poliçe
- TTK m.698Genel olarak
- TTK m.699Kabul şerhinin çizilmesi
- TTK m.700Aval verenler
- TTK m.701Şekil
- TTK m.702Hükümler
TTK m.691 — Kural
Bu madde, poliçenin vadeye kadar kabul için muhatabın yerleşim yerinde arzolunabilmesini düzenler. Kime uygulandığı bakımından, arzu yetkisini hamil ve poliçeyi elinde bulunduran herkes için kurar. Arzun şekli, süresi, vade hesabı, kabul edilmemenin protestoyla tespiti ve müracaat hakkı bu maddede düzenlenmez. Vade hesabı ve arzun süresi (m.692), kabul edilmemesi halinde müracaat hakkı (m.713 ve devamı) ve araya girme (m.734 ve devamı) ayrı maddelerde yer alır. Aval ilişkisi (m.700 ve devamı) da bu maddenin konusu değildir.
Kural: hangi kavramlar bilinmeli?
- Arz (kabul için arz)
- Poliçenin muhataba gösterilerek kabul edilmesinin istenmesi işlemidir. Ödeme için ibraz ile karıştırılmamalıdır; burada amaç kabul beyanının alınmasıdır.
- Muhatap
- Poliçede ödeme yapmak üzere gösterilen ve kabul ederse asıl borçlu hâline gelen kişidir. Kabul etmeyen muhatap poliçe ilişkisinin dışında kalır.
- Hamil
- Poliçenin lehtar veya ciro yoluyla geçerli bir zincir üzerinden kendisine geçmiş olduğu ve poliçeyi yasal olarak elinde bulunduran kişidir.
- Muhatabın yerleşim yeri
- Arzun yapılacağı yer olarak maddede gösterilen yerdir. Arz, bu yerde yapılmalıdır; muhatabın başka bir yerde bulunması bu yeri değiştirmez.
Kural: hangi şartlar aranır?
- Poliçenin vadesine kadar arz yapılmalıdır; vade geçmişse bu madde uyarınca arz yapılamaz.
- Arzu, poliçe hamili veya poliçeyi elinde bulunduran kişi tarafından yapılmalıdır.
- Arz, muhatabın yerleşim yerinde yapılmalıdır.
- Arz, kabul alınmak amacıyla yapılmalıdır; ödeme talebi bu maddenin kapsamında değildir.
Kural: hangi sonuçları doğurur?
- Vadeye kadar arz yapılır ve muhatap kabul ederse poliçe ilişkisinde asıl borçlu olur.
- Muhatap kabul etmezse ya da tam veya kısmi kabulden kaçınırsa, müracaat hakkı doğabilir; bu durumun koşulları ayrı maddelerde düzenlenmiştir.
- Arz yerleşim yerinde yapılmadığında geçerli bir kabul arzu sayılmaz.
Hamil ile poliçeyi elinde bulunduran arasındaki fark nedir?
Poliçeyi hamil sıfatıyla elinde tutan kişi arzu yetkisini kullanabilir.
Poliçeyi elinde bulunduran ancak hamil sayılmayan kişi de (ör. ciro zinciri dışında kalan ya da kıymetli evrak niteliğinde devralınmış olan) arzu yetkisine sahiptir.
Madde, arzu yetkisini yalnız hamile değil, poliçeyi elinde bulunduran herkese tanıdığı için yetkili kişi kredi kapsamı bakımından geniş tutulmuştur.
Vadeye kadar arz ile vade gününde arz arasındaki fark nedir?
Madde yalnızca vadeye kadar arzu imkânı tanır; arzun vadeden sonra yapılması hükmün kapsamı dışındadır.
Vadeden sonra yapılan ödeme ve ibraz işlemleri ayrı kurallara tabidir.
Kabul için arz, vade gününden önce yapılmış olmalıdır; vadeden sonraki ibraz bu madde kapsamında değerlendirilemez.
Kural: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kabul için arz ile ödeme için ibrazı karıştırmak; kabul arzunun amacı ödeme talebi değildir.
- Arzun muhatabın yerleşim yeri dışında yapılmasını geçerli saymak.
- Arzu yetkisini yalnızca hamile tanımak; madde poliçeyi elinde bulunduran herkese yetki verir.
- Vadeden sonra yapılan arzu için bu maddeye dayanmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Poliçede kabul arzunun hangi yerde yapılacağı ile müracaat hakkının koşulları birlikte değerlendirilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Arzu iddiasında bulunan kişi, arzun vadeye kadar ve muhatabın yerleşim yerinde yapıldığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Arzun yapıldığını ispatta arz belgesi, protesto veya yazılı kayıt kullanılabilir.
- Muhatabın kabul etmediği veya kabulden kaçındığı iddia edilirse bu durum protesto ile tespit edilmelidir.
- Hamil sıfatının bulunduğu iddia edilirse poliçenin ciro zinciri ile kendisine geçtiği belgelerle gösterilmelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.692: Arzun süresi ve vade hesabı gibi ayrıntılar bu düzenlemede yer alır; bu madde yalnız arzun yapılabileceği kişiyi ve yeri belirler.
- 6102 sayılı Kanun m.700: Aval verilebilmesi için poliçenin ödenmesinin güvence altına alınması bağlamında kabul ve ödeme ile ilişkilidir.
- 6102 sayılı Kanun m.734: Araya girme kurumu, kabul arzu sürecinde müracaat borçlularının korunması için bu maddeyle birlikte uygulanır.
- 6102 sayılı Kanun m.713: Kabul edilmemesi halinde müracaat hakkının doğup doğmadığını belirleyen kabul arzu sürecine bağlıdır.
TTK m.692 — Kabule arz şartı ve yasağı
Bu madde, poliçenin kabule arzına ilişkin düzenleyenin ve cirantaların koyabileceği şartları düzenler: düzenleyenin süre koyarak ya da koymayarak kabule arzı şart koşması, kabule arzın yasaklanması, belirli bir tarihten önce kabule arz edilmemesinin şart koşulması ve cirantaların kabule arz şartı koyması. Maddenin uygulanması düzenleyen ve cirantalar bakımından poliçe ilişkisine dayanır. Madde, kabul beyanının unsurlarını, kabulün şeklini ve kabul edilmemenin sonuçlarını düzenlemez (m.691 ve devamı, m.695, m.696 ve kabul edilmeme protestosuna ilişkin hükümler). Kabule arz zorunluluğunun kanundan doğduğu hâller ile vade hesabı da bu maddenin kapsamı dışındadır (m.692 değil, poliçe vadesine ilişkin hükümler).
Kabule arz şartı ve yasağı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kabule arz
- Poliçenin hamil tarafından muhataba gösterilerek kabul edilip edilmeyeceğinin sorulması işlemidir. Kabul, muhatabın poliçeyi vadesinde ödeyeceğini kayıtsız şartsız beyan etmesidir.
- Kabule arz yasağı
- Yalnızca düzenleyenin poliçeye yazarak koyabileceği, poliçenin kabul için muhataba sunulmasını engelleyen şarttır. Cirantalar bu yasağı koyamaz.
- Kabule arz şartı
- Düzenleyenin ya da cirantanın, poliçenin vadeden önce muhataba kabul için sunulmasını zorunlu kılan koşuldur. Süre konulabilir veya konulmayabilir.
- Kabule arz için tarih şartı
- Düzenleyenin, poliçenin belirli bir tarihten önce kabul için sunulmamasını öngördüğü koşuldur. Bu tarihten önce kabule arz yapılamaz.
- Ciranta
- Poliçeyi ciro yoluyla devralan ve devreden kişidir. Cirantaların kabule arz şartı koyma yetkisi, düzenleyenin yasağına bağlıdır.
Kabule arz şartı ve yasağı: hangi şartlar aranır?
- Kabule arz şartını koyan kişinin düzenleyen olması ya da cirantanın koyması hâlinde düzenleyenin poliçeye kabule arz yasağı koymamış olması gerekir.
- Düzenleyen süre koyarak ya da koymayarak kabule arz şartı koyabilir; bu şart poliçeye yazılmalıdır.
- Kabule arz yasağı konulacaksa bu yalnızca düzenleyen tarafından ve poliçeye yazılarak yapılabilir; üçüncü kişinin yerleşim yerinde ödenecek, muhatabın yerleşim yerinden başka bir yerde ödenecek ya da görüldükten belirli süre sonra ödenecek poliçelerde yasak konulamaz.
- Düzenleyen belirli bir tarihten önce kabule arz edilmemesini şart koşabilir; bu şart da poliçe üzerinde açıkça belirtilmelidir.
- Cirantanın kabule arz şartı koyabilmesi için düzenleyenin poliçeye kabule arz yasağı koymamış olması şarttır.
Kabule arz şartı ve yasağı: hangi sonuçları doğurur?
- Düzenleyen, poliçenin kabule arzını yasaklamışsa hamil poliçeyi kabul için sunamaz; bu durumda hamil vadede doğrudan ödeme için müracaat edebilir.
- Düzenleyen kabule arz yasağı koymamışsa, her ciranta poliçenin kabule arzını şart koşabilir.
- Cirantanın koyduğu kabule arz şartına uyulmazsa hamil müracaat hakkını yalnızca o cirantaya karşı kaybeder.
- Düzenleyenin koyduğu kabule arz şartına uyulmazsa hamil müracaat hakkını kaybeder ve bu sonuç tüm cirantalara karşı doğar.
- Düzenleyen süreli ya da süresiz kabule arz şartı koymuşsa bu şart, poliçenin ödeme düzenine ilişkin bir sınırlama niteliğindedir ve uyulmaması hâlinde yukarıdaki sonuçlar doğar.
- Yasak konulamayan poliçelerde düzenleyenin yasak koyma beyanı geçersizdir; bu poliçeler kabul için sunulabilir.
- Belirli tarih şartına uyulmadan erken kabul için sunulursa, kabul için sunma geçersiz sayılır ve müracaat hakkının korunması için yeniden sunma gerekir.
Düzenleyen ile ciranta arasındaki fark nedir?
Düzenleyen, süreli ya da süresiz kabule arz şartı koyabilir ve kabule arzı poliçeye yazarak yasaklayabilir.
Ciranta yalnızca kabule arz şartı koyabilir; yasak koyma yetkisi yoktur.
Düzenleyen yasak koymuşsa cirantalar kabule arz şartı koyamaz. Düzenleyen yasak koymamışsa her ciranta, süre koyarak ya da koymayarak kabule arz şartı koyabilir.
Kabule arz yasağı konulabilen ile konulamayan poliçeler arasındaki fark nedir?
Ödeme yeri ya da muhatabın yerleşim yeri dışında ödenecek, üçüncü kişinin yerleşim yerinde ödenecek poliçeler ile görüldükten belirli süre sonra ödenecek poliçelerde yasak konulamaz.
Bu hâllerin dışındaki poliçelerde düzenleyen kabule arzı yasaklayabilir.
Yasak konulamayan poliçede düzenleyenin kabule arz şartı koyması hâlinde bu şart kabule arzın kanun gereği yapılması sonucunu doğurur.
Süre koyulan ile süre koyulmayan kabule arz şartı arasındaki fark nedir?
Düzenleyen ya da ciranta bir süre belirleyerek kabule arzı şart koşabilir.
Süre belirlemeden de kabule arz şartı konulabilir.
Süreli şartta poliçenin kabule arzı o süre içinde yapılmalıdır; süresiz şartta kabule arz vade gelmeden makul zamanda yapılmalıdır.
Belirli tarihe bağlı kabule arz tarih şartı ile kabule arz şartı arasındaki fark nedir?
Düzenleyen, poliçenin belirli bir tarihten önce kabul için sunulmamasını şart koşabilir.
Genel kabule arz şartında ise kabule arz tarihi kısıtlanmaz.
Tarih şartı konulmuşsa kabul için sunma ancak belirtilen tarihten sonra yapılabilir.
Kabule arz şartı ve yasağı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Düzenleyenin yasak koyma yetkisini cirantaya da tanımak; yasağın yalnızca düzenleyen tarafından konulabileceğini gözden kaçırmak.
- Üçüncü kişinin yerleşim yerinde, muhatabın yerleşim yeri dışında ya da görüldükten belirli süre sonra ödenecek poliçelere yasak konulabileceğini sanmak.
- Süresiz kabule arz şartının, süreli şarttan farklı olarak kabul için sunmayı hiç sınırlamadığını varsaymak; süresiz şartta da makul zamanın gözetilmesi gerektiğini unutmak.
- Düzenleyen yasak koymamışken cirantanın koyduğu kabule arz şartının etkisini hiç hesaba katmamak.
- Cirantanın koyduğu şarta uyulmamasının bütün cirantalara karşı sonuç doğuracağını sanmak; sonucun yalnızca o cirantaya karşı olduğunu gözden kaçırmak.
- Belirli tarih şartını genel bir süre şartıyla karıştırmak; tarihten önce sunma yapılmasının sonucunu yanlış değerlendirmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Poliçede kabule arz yasağı konulabilen ve konulamayan hâller, uygulamada poliçenin ödeme yeri ve vade türüne göre belirlenmektedir.
- Bu maddeye ilişkin yargı kararı bağlamda yeterli bulunmadığından, uygulamadaki ayrıntılı eğilim belirtilmemiştir.
Nasıl ispat edilir?
- Kabule arz şartının konulduğunu ileri süren taraf, bu şartın poliçe üzerinde yazılı olarak bulunduğunu ispat eder; poliçe metni bu konuda en güçlü delildir.
- Kabule arz yasağının konulduğunu iddia eden hamil değil, yasağı ileri süren düzenleyendir; yasağın poliçeye yazıldığı yazılı belgeyle ispatlanır.
- Hamil kabule arz için sunma yaptığını ispat etmekle yükümlüdür; sunma tarihi ve yeri gösterilebilir bir belgeyle (örneğin ihtarname veya muhatabın kayda geçirilmiş beyanı) ortaya konulmalıdır.
- Muhatabın ya da cirantanın kabule arz şartına uyulmadığını ileri sürmesi halinde, uyulmadığını ileri süren taraf bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür.
- Belirli tarih şartının konulup konulmadığı poliçenin yazısından anlaşılır; tarih şartının varlığına ilişkin tanık beyanı poliçe metnine üstün gelmez.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.691: Poliçenin hamilinin kimler olduğunu ve poliçe ilişkisinin taraflarını belirler; kabule arz şartını koyma ve sunma ile ilgili kişilerin sınırını çizer.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.695: Kabul beyanının poliçe üzerinde yapılmasını ve muhatap tarafından imzalanmasını düzenler; kabule arz sonucu yapılan beyanın şeklini tamamlar.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.696: Kabulün kayıtsız ve şartsız olması gerektiğini düzenler; kabul edilmeme ve kısmi kabul sonuçlarını belirler.
TTK m.693 — Görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi gereken poliçelerde
Bu madde, görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi şart kılınan poliçelerin kabule arz edilmesi için tanınan süreyi düzenler. Düzenleyenin bu süreyi kısaltma ya da uzatma yetkisini ve cirantaların yalnızca kısaltabilme yetkisini kapsar. Poliçenin vade türleri (m.703), ödeme için ibraz süreleri ve ibraz edilmeyecek tarih şartı (m.704), tarihsiz kabul ve kabul tarihi (m.705) bu maddede düzenlenmez. Kabulün zamanaşımı ve hak düşürücü sonuçları, protesto ve müracaat hakkının sürelerini de bu madde değil ilgili diğer hükümler belirler.
Görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi gereken poliçelerde: hangi kavramlar bilinmeli?
- Görüldükten belirli süre sonra vadeli poliçe
- Vadesi, muhataba kabule arz edildiği tarihten itibaren belirli bir süre geçmesine bağlanmış poliçedir. Bu tür poliçede vade, kabul tarihi ya da kabul şerhindeki tarihle belirlenir.
- Kabule arz
- Poliçenin muhataba gösterilerek kabul edilip edilmediğinin sorulmasıdır. Görüldükten belirli süre sonra vadeli poliçelerde vadenin işlemeye başlaması için zorunludur.
- Kabule arz süresi
- Poliçenin düzenlenme gününden itibaren muhataba kabul için ibraz edilmesi gereken süredir. Kanun bu süreyi bir yıl olarak belirlemiştir.
- Düzenleyen
- Poliçeyi tanzim eden ve ödeme yükümlülüğünü doğrudan üstlenen kişidir. Kabule arz süresini kısaltabilir veya uzatabilir.
- Ciranta
- Poliçeyi ciro yoluyla devreden ve bu devirden dolayı sorumlu olan kişidir. Kabule arz süresini yalnızca kısaltabilir, uzatamaz.
Görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi gereken poliçelerde: hangi şartlar aranır?
- Poliçenin görüldükten belirli bir süre sonra ödenmek üzere düzenlenmiş olması gerekir.
- Poliçenin, düzenlenme gününden itibaren bir yıl içinde kabul için muhataba ibraz edilmesi gerekir.
- Düzenleyen süreyi kısaltabilir veya daha uzun bir süre şart koşabilir; bu yetki düzenleyene tanınmıştır.
- Cirantalar süreyi yalnızca kısaltabilir; uzatma yetkileri yoktur.
- Kabule arz süresinin kısaltılması veya uzatılması poliçe metninde ya da düzenleyenin açık iradesinde görünür olmalıdır.
Görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi gereken poliçelerde: hangi sonuçları doğurur?
- Poliçe düzenlenme gününden itibaren bir yıl içinde kabule arz edilmezse kabul için ibraz süresi kaçırılmış olur.
- Düzenleyen süreyi kısaltırsa poliçe kısaltılmış süre içinde kabule arz edilmelidir.
- Düzenleyen daha uzun bir süre şart koşarsa poliçe o uzatılmış süre içinde kabule arz edilebilir.
- Ciranta süreyi uzatan bir kayıt koyarsa bu kayıt hükümsüzdür; süre yine bir yıl olarak uygulanır.
- Kabule arz süresinin geçmesinden sonra kabulün yapılıp yapılamayacağı ve protesto ile müracaat sonuçları ilgili diğer hükümlere göre belirlenir.
Düzenleyen ile ciranta arasındaki fark nedir?
Düzenleyen, kabule arz süresini hem kısaltabilir hem de uzatabilir.
Ciranta yalnızca süreyi kısaltabilir; uzatma yetkisi yoktur.
Ciranta tarafından kabule arz süresi uzatılamaz; böyle bir kayıt geçersizdir, süre kanundaki bir yıl üzerinden işler.
Görüldükten belirli süre sonra vadeli poliçe ile görüldüğünde vadeli poliçe arasındaki fark nedir?
Bu madde yalnızca görüldükten belirli süre sonra vadeli poliçelerde kabule arz süresini düzenler.
Görüldüğünde vadeli poliçede kabule arz değil ödeme için ibraz yapılır ve bu madde uygulanmaz.
Görüldüğünde vadeli poliçelerde bir yıllık süre kabul için değil ödeme için ibraz süresi olarak işler.
Kısaltma ile uzatma arasındaki fark nedir?
Kısaltma, düzenleyen ve ciranta bakımından mümkündür.
Uzatma yalnızca düzenleyen bakımından mümkündür.
Bir yıllık süreden uzun bir kabule arz süresi yalnızca düzenleyen tarafından şart koşulabilir.
Görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi gereken poliçelerde: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Görüldüğünde vadeli poliçede bir yıllık süreyi kabule arz süresi saymak; bu süre ödeme için ibraz süresidir.
- Cirantanın kabule arz süresini uzatabileceğini kabul etmek; ciranta yalnızca kısaltabilir.
- Düzenleyenin süreyi uzatma yetkisini sınırsız sanmak; uzatma yetkisi kabule arz süresiyle ilgilidir, ancak düzenleme gününden itibaren hesaplanır.
- Süreyi düzenleme tarihi yerine kabul tarihinden hesaplamak; başlangıç düzenleme günüdür.
- Kabule arz süresinin kısaltılmasını ödeme süresi ile karıştırmak; her ikisi farklı hükümlere tabidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemelerin bu maddeyi, kabule arz süresinin ve ibraz zamanının tespitinde kullandığı görülmektedir; uyuşmazlıkta dayanak olarak gösterilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Kabule arz süresinin kısaltılmış veya uzatılmış olduğunu ileri süren taraf, bu iradeyi poliçe metninden veya düzenleyenin açık beyanından ispatlamalıdır; poliçe metni en güçlü delildir.
- Kabulün bir yıllık süre içinde yapıldığını iddia eden hamil, ibraz tarihini poliçe üzerindeki kabul şerhi, noter tespiti veya protesto ile ispatlar.
- Kabule arz süresinin geçtiğini savunan taraf, düzenleme tarihini ve ibraz tarihini belgeleyerek bu süreyi ispatlar.
- Düzenleyenin uzatma kaydı koyduğunu ileri süren taraf, bu kaydın poliçede yer aldığını yazılı delille ispatlamalıdır.
- Ciranta tarafından süre uzatıldığı iddiası ileri sürülürse, bu iddianın geçersizliği sözleşme dışı bir delille değil, kanunun açık hükmüyle savunulur.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.703: Vade türlerini belirler; görüldükten belirli süre sonra vadeli poliçenin tanımı bu maddeye dayanır.
- 6102 sayılı Kanun m.704: Görüldüğünde vadeli poliçede ödeme için ibraz ve belirli bir günden önce ibraz edilmeyeceği şartını düzenler; kabule arz süresiyle karıştırılmamalıdır.
- 6102 sayılı Kanun m.705: Tarihsiz kabulde vadenin ve kabul tarihinin nasıl belirleneceğini düzenler; bu madde ile birlikte uygulanır.
TTK m.694 — Bir daha kabule arz
Madde, kabule arz edilen poliçe bakımından muhatabın poliçeyi bir kez daha ibraz ettirme istemini ve bu istemin ispat ve protesto ile ilişkisini düzenler; hamilin poliçeyi muhatapta bırakma yükümlülüğünün bulunmadığını belirtir. Kişi bakımından poliçede muhatap ve hamil arasındaki ilişkiye uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: poliçenin kabule arzı ve kabul şekli (TTK'nın ilgili poliçe hükümleri), poliçenin ödeme için ibrazı ve protesto süreleri (ilgili poliçe hükümleri), poliçenin kabulden kaçınma hâlinde başvurulacak protesto işlemi ve kambiyo senedine özgü geri başvuru hakkı (ilgili poliçe hükümleri), ibraz edilmeyen poliçenin sorumluluk sonuçları (ilgili poliçe hükümleri).
Bir daha kabule arz: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kabule arz
- Poliçenin muhataba gösterilerek kabul edilmesi amacıyla hamil tarafından sunulmasıdır. Madde, bu sunumun yapıldığı poliçe üzerinden yeniden ibraz istemini düzenler.
- Yeniden ibraz istemi
- Muhatabın, poliçenin kendisine arz edildiği günü izleyen gün, poliçeyi bir daha göstermesini isteyebilmesidir. İstem, kabul arzının ardından kısa bir süre içinde yapılabilir ve hamili bağlar.
- Protesto
- Poliçenin ibrazının yerine getirilmediğini resmî biçimde tespit eden işlemdir. Maddeye göre yeniden ibraz isteminin yerine getirilmediği ancak bu istemin protestoya yazılmış olması hâlinde ileri sürülebilir.
Bir daha kabule arz: hangi şartlar aranır?
- Poliçenin muhataba kabule arz edilmiş olması gerekir.
- Muhatap, poliçenin kendisine arz edildiği günü izleyen gün, poliçenin bir daha ibrazını isteyebilmelidir.
- Yeniden ibraz isteminin yerine getirilmediğini ileri sürebilmek için bu istemin protestoya yazılmış olması gerekir.
- Hamil, kabule arz edilen poliçeyi muhatapta bırakmak zorunda değildir; ancak yeniden ibraz istemi yerine getirilmek zorundadır.
Bir daha kabule arz: hangi sonuçları doğurur?
- Muhatap yeniden ibraz istemini kabul arzını izleyen günde yaparsa hamil poliçeyi bir daha göstermek zorundadır.
- Hamil poliçeyi muhatabın elinde bırakmak zorunda değildir.
- Yeniden ibraz isteminin yerine getirilmediği ancak protestoya yazılmışsa, bu durum ilgililerce ileri sürülebilir.
- İstem protestoya yazılmamışsa, yerine getirilmemesi ileri sürülemez.
Yeniden ibraz istemi ile protesto kaydı arasındaki fark nedir?
Muhatabın yeniden ibraz istemi, poliçenin arz gününü izleyen gün yapılan bir taleptir.
Protestoya yazılmış istem, ispatlanabilir bir kayıt olarak ayrıca ileri sürülebilir.
İstemin yerine getirilmediği ancak protestoya yazılmışsa ilgililer bunu ileri sürebilir; yazılmamışsa bu savunma kullanılamaz.
Hamilin bırakma yükümlülüğü ile yeniden ibraz yükümlülüğü arasındaki fark nedir?
Hamil poliçeyi muhatapta bırakmakla yükümlü değildir.
Hamil, muhatabın geçerli yeniden ibraz istemini yerine getirmekle yükümlüdür.
Hamil poliçeyi istem üzerine yeniden gösterir, ancak muhatapta bırakmaz; bırakmama yükümlülüğü bu ayrımla ortaya çıkar.
Bir daha kabule arz: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Yeniden ibraz isteminin kabul arzını izleyen gün dışında bir günde yapılabileceğini saymak; madde süreyi bu gün ile sınırlar.
- Hamilin poliçeyi muhatapta bırakmakla yükümlü olduğunu saymak; madde tam tersini söyler ve hamil yalnız ibrazı yerine getirir.
- Yeniden ibraz isteminin yerine getirilmediğini protesto kaydı olmadan ileri sürülebileceğini saymak; madde protesto kaydını şart koşar.
Nasıl ispat edilir?
- Yeniden ibraz isteminin yapıldığını ileri süren taraf (muhatap), istemin kabul arzını izleyen günde yapıldığını belgeyle ispatlamalıdır.
- İstemin yerine getirilmediğini ileri süren taraf, bunun protestoya yazıldığını protesto kaydı ile ispatlamalıdır; protesto kaydı yoksa savunma ileri sürülemez.
- Hamil, istemi yerine getirdiğini veya istemin kabule arz gününü izleyen günde yapılmadığını ileri sürerek savunma yapabilir; bu savunmayı ispatlaması gerekir.
- Hamilin poliçeyi muhatapta bırakmadığını ileri süren taraf, bu hususu belgeyle ispatlar; zira poliçenin elde bulunması çoğunlukla yazılı kayıtlarla belirlenir.
TTK m.695 — Genel olarak
TTK m.695, poliçede kabul beyanının şeklini ve kabul edilmiş poliçede tarihin atılmasına ilişkin kuralı düzenler. Kabul beyanının poliçe üzerine yazılması, "kabul edilmiştir" veya eş anlamlı bir ibarenin kullanılması, imza koyulması ve muhatabın ön yüze yalnız imza atmasının kabul sayılması bu kapsamdadır. Ayrıca vadesi görüldükten belirli süre sonra olan veya özel şartla belirli süre içinde kabule arz edilmesi gereken poliçelerde kabul tarihinin atılması ve tarih atılmadığında hamilin protesto ile eksikliği tespit ettirme yükümlülüğü düzenlenmiştir. Kabulün kayıtsız şartsız olması ve kısmi kabul (m.696), kabul arzı ve süresi, kabul edilmeyen poliçenin sonuçları bu maddede düzenlenmemiştir; bunlar ayrı maddelerde yer alır. Kabulün kimin tarafından ve hangi ilişkiler bakımından yapılabileceği ile kabulün hukuki etkisi de bu maddenin konusu değildir; poliçe ilişkisinin kurulması ve kabul sonrası sorumluluk başka hükümlere dayanır. Bu maddenin kıymetli evrak genel hükümleri ile ilişkili olan kambiyo senedinin ibraz ve protesto usulleri de ayrı düzenlemelerdedir.
Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kabul beyanı
- Muhatabın poliçede vadesinde ödeme yapacağını bildirdiği tek taraflı irade beyanıdır. Kabul yalnızca poliçede yapılabilir; bono ve çekte kabul söz konusu değildir.
- Ön yüz
- Poliçenin ön tarafı anlamına gelir; kanun gerekçesine göre kabul imzası bu yüze atılır. Arka yüze yalnız imza atılması kabul sayılmaz.
- Kabul tarihi
- Kabul beyanının gerçekleştiği günü gösteren tarihtir. Vadesi görüldükten belirli süre sonra olan ya da özel şartla belirli süre içinde kabule arz edilmesi gereken poliçelerde esas olarak atılması gerekir.
- İbraz günü
- Hamilin poliçeyi kabul için muhataba sunduğu gündür. Hamil bu günün tarihinin atılmasını isteyebilir; istemezse kabulün gerçekleştiği gün yazılır.
- Tarih eksikliğinin protesto ile tespiti
- Kabul tarihi atılmamış poliçede hamilin, cirantalara ve düzenleyene karşı başvuru haklarını korumak için zamanında düzenlenen protesto ile bu eksikliği tespit ettirmesidir.
Genel olarak: hangi şartlar aranır?
- Kabul beyanının poliçe üzerine yazılması gerekir; arka yüze yalnız imza atılması kabul sayılmaz.
- Kabul ibaresinin "kabul edilmiştir" veya buna eş anlamlı başka bir ifadeyle yazılması gerekir.
- Kabul beyanının muhatap tarafından imzalanması gerekir.
- Muhatabın poliçenin ön yüzüne yalnız imzasını koyması da kabul hükmündedir; bu halde ibare yazılması aranmaz.
- Poliçenin görüldükten belirli süre sonra ödenmesi ya da özel şartla belirli süre içinde kabule arz edilmesi gereken bir poliçe olması halinde kabul tarihinin atılması gerekir.
- Hamil ibraz günü tarihinin atılmasını istemedikçe, kabulün gerçekleştiği günün tarihi poliçeye yazılmalıdır.
- Tarih atılmamışsa hamilin, cirantalara ve düzenleyene karşı başvuru haklarını korumak için zamanında düzenlenecek bir protesto ile eksikliği tespit ettirmesi gerekir.
Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?
- Kabul beyanı ön yüze "kabul edilmiştir" veya eş anlamlı bir ibare yazılıp imzalanarak yapıldığında poliçe muhatabı kabulle bağlanır.
- Muhatap ön yüze yalnız imza koyarsa bu da kabul sayılır ve muhatap poliçe ilişkisine kabul ile girer.
- Arka yüze yalnız imza atılırsa kabul hükmü doğmaz.
- Görüldükten belirli süre sonra ödenecek ya da özel şartla kabule arz edilen poliçede kabul tarihi atılırsa, bu tarih poliçenin kabul günü olarak belirlenir.
- Tarih atılmamışsa hamil, başvuru haklarını korumak için zamanında protesto düzenleyerek eksikliği tespit ettirmek zorundadır; aksi halde cirantalara ve düzenleyene karşı başvuru hakkını kaybetme riski doğar.
- Kabul tarihi zorunlu olmayan poliçede tarih atılmasa da kabul geçerli olur.
Ön yüz ile arka yüz imzası arasındaki fark nedir?
Muhatabın poliçenin ön yüzüne yalnız imza koyması kabul sayılır. Kabul ibaresi yazılmadan ön yüzdeki imza bu anlama gelir.
Arka yüze yalnız imza atılması kabul sayılmaz; kabul beyanı da yazılmalıdır.
Kabul imzası ön yüze atıldığında ek bir ibare aranmaz; arka yüzdeki yalnız imza kabul sonucu doğurmaz.
Tarih zorunlu olan poliçe ile tarih zorunlu olmayan poliçe arasındaki fark nedir?
Görüldükten belirli süre sonra ödenecek ya da özel şartla belirli süre içinde kabule arz edilecek poliçelerde kabul tarihi atılmalıdır.
Bu nitelikte olmayan poliçelerde kabul tarihinin atılması maddenin zorunlu koşulu değildir.
Zorunlu tarih kapsamındaki poliçede tarih atılmazsa hamil protesto ile eksikliği tespit ettirmek zorundadır; tarih zorunlu olmayan poliçede bu yükümlülük doğmaz.
İbraz günü tarihi ile kabul günü tarihi arasındaki fark nedir?
Hamil ibraz günü tarihinin atılmasını isterse, poliçeye ibraz gününün tarihi yazılır.
Hamil böyle bir istemde bulunmazsa, kabulün gerçekleştiği günün tarihi atılır.
Atılacak tarih hamilin talebine göre değişir; hangi tarihin yazılacağı kabulün fiilen gerçekleştiği güne bağlıdır.
Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Arka yüze yalnız imza atılmasını kabul saymak; oysa kabul hükmü yalnız ön yüze atılan imza için geçerlidir.
- Muhatabın ön yüze yalnız imza koymasını kabul sayılmayacağını düşünmek; madde açıkça kabul hükmü olduğunu söyler.
- Tüm poliçelerde kabul tarihinin zorunlu olduğunu varsaymak; tarih zorunluluğu yalnız görüldükten belirli süre sonra ödenecek ve özel şartla kabule arz edilecek poliçelere özgüdür.
- Kabul tarihi atılmadığında protesto yapılmasının gerekmediğini düşünmek; tarih zorunlu olan poliçede tarih atılmamışsa hamil protesto ile eksikliği tespit ettirmek zorundadır.
- Hamilin ibraz günü tarihinin atılmasını istemesini unutmak; istek yoksa kabul günü tarihi atılır, istek varsa ibraz günü tarihi yazılır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kanun gerekçesi, ön yüz ibaresinin kullanılmasının nedenini açıklar; ancak uygulamada kabulün geçerliliği için poliçenin ön yüzünün esas alındığına dair özel bir karar bu metinde yer almamaktadır.
- Kararlardan çıkarılabilen bilgi sınırlıdır; K1, K2, K3, K4 ve K5 kararlarının alıntıları çek karşılığı, ciro, alonj ve ibraz konularını ele almakta olup kabul tarihi ya da ön yüz imzasına ilişkin doğrudan bir yargı çıkarılamamaktadır.
Nasıl ispat edilir?
- Kabul beyanının varlığını iddia eden hamil, kabulün poliçe üzerinde yazılı olduğunu ve muhatap tarafından imzalandığını poliçenin kendisiyle ispatlar.
- Muhatabın ön yüze yalnız imza atmış olduğunu ileri süren hamil, bu imzanın poliçenin ön yüzünde bulunduğunu ispatlamakla yükümlüdür; muhatap, imzanın kabul amacıyla atılmadığını ileri sürerse bu savunmayı ispatlamalıdır.
- Kabul tarihinin atılmadığı iddiası, poliçenin kendisinden anlaşılır; hamil tarihin eksik olduğunu ve protesto ile tespit ettirmediğini belirtirse, başvuru hakkını koruyup koruyamadığı protesto belgesiyle ortaya çıkar.
- Tarih atılmamasına karşı hamil zamanında düzenlenmiş protesto belgesiyle eksikliği tespit ettirdiğini ispatlamalıdır; protestonun zamanında yapıldığı iddiası için protesto belgesi esas delildir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.696: Kabulün kayıtsız şartsız olması gerektiğini ve kısmi kabulün mümkün olduğunu düzenler; m.695'teki kabul beyanının içeriğini tamamlar.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.691: Kabulün yapılmasına ilişkin kişiler ve poliçe hamilinin tanımı bakımından kabul ilişkisinin taraflarını belirler.
TTK m.696 — Kabulün sınırlandırılması
Bu madde, poliçenin kabulüne ilişkin iki temel kuralı düzenler: kabulün kayıtsız şartsız olması ve kısmi kabul ile kabul beyanının poliçe içeriğinden sapmasının sonuçları. Madde yalnızca poliçenin muhatabı ve yetkili temsilcisi bakımından kabul beyanına uygulanır. Poliçenin vade tarihi, ödeme, müracaat hakkı ve kabul etmeme protestosu gibi konular bu maddenin dışındadır.
Kabulün sınırlandırılması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kayıtsız şartsız kabul
- Muhatabın poliçe bedelini vadesinde ödeyeceğini şart koymadan beyan etmesidir. Şartlı kabul kabul sayılmaz, poliçe kabul edilmemiş sayılır.
- Kısmi kabul
- Muhatabın kabul beyanını poliçe bedelinin bir kısmı ile sınırlamasıdır. Kanun bu yolu açıkça tanımıştır ve kısmi kabul şartlı kabul sayılmaz.
- Poliçe içeriğinden farklı kabul beyanı
- Kabul beyanının kısmi kabul dışında poliçedeki unsurlardan başka bir noktada sapmasıdır. Bu durumda poliçe kabul edilmemiş sayılır.
- Kabul eden sorumluluğu
- Kabul eden muhatabın, kabul beyanında yer alan şartlar çerçevesinde poliçeden sorumlu olmasıdır. Sorumluluk, beyanın kapsamıyla sınırlıdır.
Kabulün sınırlandırılması: hangi şartlar aranır?
- Kabul beyanının poliçenin muhatabı veya yetkili temsilcisi tarafından yapılması gerekir.
- Kabul beyanı kayıtsız şartsız olmalıdır; bedele, vadeye, yere veya başka bir koşula bağlanmamalıdır.
- Kabul, poliçe bedelinin bir kısmı ile sınırlanabilir; bu durumda kabul beyanı kısmi kabul niteliğindedir.
- Kabul beyanı poliçe içeriğinden kısmi kabul dışında başka noktalarda ayrılmamalıdır; ayrılıyorsa poliçe kabul edilmemiş sayılır.
Kabulün sınırlandırılması: hangi sonuçları doğurur?
- Kayıtsız şartsız kabul yapıldığında muhatap poliçe bedelini vadesinde ödemekle yükümlü olur.
- Kabul beyanı şartlı olursa poliçe kabul edilmemiş sayılır.
- Muhatap poliçe bedelinin yalnızca bir kısmını kabul ederse, kabul edilen kısım için poliçe ilişkisi doğar; kabul edilmeyen kısım için kabul etmeme protestosu düzenlenerek müracaat hakkı kullanılır.
- Kısmi kabulde kabul edilen kısım için hamil muhataptan tahsil edebilir; kısmi kabulün tümünü reddetmesi halinde kabul edilen kısım için müracaat hakkı doğmaz.
- Kabul beyanı poliçe içeriğinden kısmi kabul dışında başka noktalarda ayrılıyorsa poliçe kabul edilmemiş sayılır.
- Poliçe kabul edilmemiş sayılsa bile, kabul eden kabul beyanındaki şartlar çerçevesinde sorumlu kalır.
- Kabul beyanının sınırlaması, kabul eden hakkında kabul beyanındaki kapsamla sınırlı sorumluluk doğurur.
Kısmi kabul ile şartlı kabul arasındaki fark nedir?
Kısmi kabul, poliçe bedelinin bir bölümünü kabul eder ve bu sınırlama kanunda açıkça tanınmıştır.
Şartlı kabul, bedel dışında bir koşula ya da başka bir farklı unsura bağlanan kabuldür; kayıtsız şartsız ilkesine aykırıdır.
Kısmi kabul geçerli kabul sayılır ve kabul eden kabul ettiği kısım ile sorumludur. Şartlı kabul ise poliçeyi kabul edilmemiş bırakır.
Kabul beyanı ile poliçe içeriği arasındaki sapma: bedel sınırlaması ile diğer noktalar arasındaki fark nedir?
Poliçe bedelinin bir kısmı ile sınırlama, kanunun tanıdığı istisnadır.
Vade, yer, ödeme şekli gibi bedel dışındaki noktalardaki sapma, poliçe içeriğinden farklı kabul niteliğindedir.
Bedel sınırlaması poliçeyi kabul edilmemiş saydırmaz. Diğer noktalardaki farklılık poliçeyi kabul edilmemiş sayar; ancak kabul eden bu beyandaki şartlar çerçevesinde sorumlu kalır.
Kabulün sınırlandırılması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kısmi kabulü şartlı kabul saymak; kanun kısmi kabulü açıkça tanıdığı için bu ayrımın gözden kaçırılmaması gerekir.
- Bedel dışındaki bir sapmayı da kısmi kabul gibi değerlendirmek; yalnızca bedel sınırlaması kısmi kabul sayılır, diğer noktalardaki farklılık poliçeyi kabul edilmemiş sayar.
- Poliçe kabul edilmemiş sayıldığında kabul eden kişinin hiçbir sorumluluğunun kalmadığını varsaymak; kabul eden, beyanındaki şartlar çerçevesinde sorumludur.
- Kısmi kabulde kabul edilmeyen kısım için müracaat hakkının doğmadığını sanmak; kabul etmeme protestosu ile müracaat hakkı kabul edilmeyen kısım için doğar.
Nasıl ispat edilir?
- Kabul beyanının muhatap veya yetkili temsilcisinden geldiğini ileri süren taraf, kabul beyanını ispatlamakla yükümlüdür; kabulün poliçe üzerinde yazılı olarak yapılması ve muhatabın imzası asıl delildir.
- Kabul beyanının kayıtsız şartsız olduğunu ya da kısmi kabul niteliğinde bulunduğunu iddia eden taraf, bu iddiasını poliçe metni ve kabul beyanının içeriği ile kanıtlar.
- Muhatap kabul beyanının poliçe içeriğinden sapmadığını ya da kabul ettiği kısmın bedel sınırlaması olduğunu savunuyorsa, bu savunmayı poliçe metninden ve beyanın kapsamından çıkarılan belgelerle ispat eder.
- Kabulün şartlı olduğunu ileri süren kişi, şartın varlığını ve kabulün poliçe içeriğinden farklı olduğunu yazılı belgeyle ispat eder.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.691: Poliçe yetkilisi ve hamil kavramları bakımından kabul ibrazı ve hamilin kimliği ile ilgilidir; kabul beyanının kimin nezdinde yapılacağını tamamlar.
TTK m.697 — Adresli ve yerleşim yerli poliçe
Bu madde, poliçede ödeme yerinin muhatabın yerleşim yeri dışında gösterildiği hâlde muhatabın kabul şerhiyle ödeyici olarak bir üçüncü kişiyi ya da ödeme yerinde bir adresi gösterebilmesini düzenler. Kanun metninde iki hâl ayrılır: ikametgâhlı poliçe (birinci fıkra) ve adresli poliçe (ikinci fıkra). Madde, poliçe düzenleyicisi, muhatap ve poliçenin kabul edilmesi bakımından uygulanır. Maddede süre, tutar veya oran düzenlenmez. Poliçenin ödeme yerinin belirlenmesi kuralı (m.674), kabulün şekli ve sonuçları (m.695 ve devamı), vade türleri (m.672 ve devamı) ve ödeme usulü ile müracaat hakkı bu maddede düzenlenmez; bunlar ilgili maddelerde yer alır."}
Adresli ve yerleşim yerli poliçe: hangi kavramlar bilinmeli?
- İkametgâhlı poliçe
- Düzenleyenin, muhatabın yerleşim yerinden farklı bir yeri ödeme yeri olarak gösterdiği poliçedir. Ödeme yeri, muhatabın yerleşim yeri dışında belirlenmiş olmalıdır; aynı yerleşim yerindeki bir adres bu kavrama girmez.
- Adresli poliçe
- Poliçenin ödemesinin bizzat muhatabın nezdinde yapılmasının şart koşulduğu hâlde, muhatabın kabul şerhinde ödeme yerindeki başka bir adresi göstermesiyle oluşan poliçedir. Örneğin muhatabın bir banka şubesi gösterilebilir.
- Kabul şerhi
- Muhatabın poliçeyi vadesinde ödeyeceğini belirttiği ve poliçe üzerine yazdığı beyandır. Bu maddede kabul şerhi, üçüncü kişi veya adres gösterme aracı olarak kullanılır.
- Ödeme yerinde poliçeyi bizzat ödemeyi taahhüt etme
- Muhatabın, kabul şerhinde üçüncü kişi göstermemesi hâlinde ödeme yerinde poliçeyi kendisinin ödeyeceğini kabul etmesi anlamına gelir. Bu taahhüt, muhatabın kendi nezdinde ödeme yükümlülüğünü doğurur.
- Muhatabın nezdinde ödeme
- Poliçenin muhatabın kendi yerleşim yerinde, bürosunda veya sahibi olduğu şirketin adresinde ödenmesi anlamına gelir. Kanun gerekçesinde bu ifade, muhatabın nezdi olarak gösterilebilecek yerleri kapsayacak biçimde açıklanmıştır.
Adresli ve yerleşim yerli poliçe: hangi şartlar aranır?
- Düzenleyenin poliçede muhatabın yerleşim yerinden başka bir yeri ödeme yeri olarak göstermiş olması gerekir (ikametgâhlı poliçe hâli).
- Muhatabın kabul şerhinde ödeyici olarak bir üçüncü kişiyi göstermesi, bu hâlde kabulün bu üçüncü kişi üzerinden ödeme yapılmasını sağlar; kayıt yoksa muhatap ödeme yerinde poliçeyi bizzat ödemeyi taahhüt etmiş sayılır.
- Poliçenin bizzat muhatabın nezdinde ödenmesi şart kılınmış olmalıdır (adresli poliçe hâli); bu durumda muhatap, kabul şerhinde yalnız ödeme yerinde bulunan bir adres gösterebilir.
- Gösterilen adresin ödeme yerinde bulunması gerekir; muhatabın yerleşim yerinden başka bir yerde bulunan bir adres bu hükmün kapsamına girmez.
- Muhatabın bu gösterimi kabul şerhi ile yapması gerekir; poliçe üzerine yazılmayan sonradan beyanlar bu hükmün sonuçlarını doğurmaz.
Adresli ve yerleşim yerli poliçe: hangi sonuçları doğurur?
- İkametgâhlı poliçede muhatap kabul şerhinde bir üçüncü kişiyi gösterirse ödeme bu kişi nezdinde yapılır.
- İkametgâhlı poliçede muhatap kabul şerhinde üçüncü kişi göstermezse, ödeme yerinde poliçeyi bizzat ödemeyi taahhüt etmiş sayılır.
- Adresli poliçede muhatap kabul şerhinde ödeme yerinde bulunan bir adres göstererek ödemeyi bu adrese bağlayabilir.
- Adresli poliçede muhatap ödeme yerinde bulunmayan bir adres gösteremez; bu durumda hükmün sağladığı imkândan yararlanamaz.
- Muhatabın bu hakkı kullanması kabul şerhine bağlıdır; kabul şerhi olmadan muhatap bu gösterimleri yapmış sayılmaz.
İkametgâhlı poliçe ile adresli poliçe arasındaki fark nedir?
Düzenleyen, muhatabın yerleşim yerinden başka bir yeri ödeme yeri olarak gösterir. Bu halde muhatap kabul şerhinde bir üçüncü kişiyi (ör. banka) ödeyici olarak gösterebilir.
Poliçede ödemenin bizzat muhatabın nezdinde yapılması şart koşulmuşsa, muhatap kabul şerhinde ödeme yeri olmak üzere ödeme yerinde bulunan bir adres gösterebilir.
İkametgâhlı poliçede kabul şerhinde üçüncü kişi gösterilebilir; kayıt yoksa muhatap ödeme yerinde poliçeyi bizzat ödemeyi taahhüt etmiş sayılır. Adresli poliçede ise ödeme yeri muhatabın nezdi olarak kalır, yalnız aynı ödeme yerindeki başka bir adres belirtilebilir.
Adresli ve yerleşim yerli poliçe: sık yapılan hatalar nelerdir?
- İkametgâhlı poliçe ile adresli poliçeyi karıştırmak; birinci fıkradaki üçüncü kişi gösterme yetkisini ikinci fıkradaki ödeme yeri adresi ile aynı görmek.
- Ödeme yerinde bulunmayan bir adresi kabul şerhinde göstererek ödemeyi o adrese bağlamak; ikinci fıkra yalnız ödeme yerinde bulunan adres için geçerlidir.
- Kabul şerhi olmadan muhatabın üçüncü kişi veya adres gösterdiğini kabul etmek; bu gösterim kabul şerhinde yapılmak zorundadır.
- Muhatabın kayıt koymaması hâlinde ödeme yükümlülüğünün başka bir kişiye geçtiğini sanmak; birinci fıkraya göre muhatap bizzat ödemeyi taahhüt etmiş sayılır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kanun gerekçesi, muhatabın nezdi kavramını yerleşim yeri, bürosu veya sahibi olduğu şirketin adresi gibi yerleri kapsayacak biçimde açıklamaktadır; ikinci fıkra bu yorumla bir banka şubesinin adres olarak gösterilmesine imkân tanır.
- Gerekçeye göre banka ödeme için kanunen yetkilidir; ancak yükümlü olabilmesi için nezdinde yeterli karşılık bulunması ve müşterinin bu yönde talimat vermiş olması gerekir.
Nasıl ispat edilir?
- Kabul şerhinin muhatap tarafından imzalanmış olması, üçüncü kişi veya adres gösterme beyanının ispatı için başlıca belgedir; kabul şerhi poliçe üzerinde bulunmak zorundadır.
- Muhatap, kabul şerhinde üçüncü kişi ya da adres gösterdiğini ileri sürüyorsa, bu beyanın poliçe üzerinde bulunduğunu ispat yükü altındadır.
- Düzenleyenin poliçede ödeme yeri olarak muhatabın yerleşim yeri dışında bir yer gösterdiği, poliçe metninden ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.674: Düzenleyenin ödeme yeri olarak muhatabın yerleşim yeri dışında bir yer göstermesinin dayanağıdır; m.697 birinci fıkra bu hâlde uygulanır.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.695: Kabul şerhinin poliçe üzerine yazılması ve muhatap tarafından imzalanması şartını düzenler; m.697'deki kabul beyanı bu şekle tabidir.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.672: Vade kaydı olmayan poliçenin görüldüğünde vadeli sayılmasını düzenler; kabul şerhi ile ödeme yerinin birlikte değerlendirilmesinde ilgilidir.
TTK m.698 — Genel olarak
TTK m.698, poliçe muhatabının (kabul eden) poliçe bedelini vadesinde ödeme taahhüdünü ve hamilin bu muhataba karşı doğrudan başvuru hakkını düzenler. Birinci fıkra kabul ile doğan ödeme taahhüdünün niteliğini, ikinci fıkra ise ödememe hâlinde hamilin düzenleyen dahi olsa kabul edene doğrudan başvurabilmesini ve bu başvurunun kapsamını (TTK m.725 ve m.726) belirler. Kural, kabul eden muhatap ve poliçenin hamili bakımından uygulanır. Maddede süre ya da tutar yoktur. Müracaat hakkının ayrıntılı usulü ve zamanaşımı da bu maddede yer almaz.
Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kabul (muhatabın kabulü)
- Muhatabın poliçe üzerindeki çekilen bedeli ödeme yükümlülüğünü üstlendiğini belirten irade beyanıdır. Kabul ile muhatap, poliçenin asıl borçlusu konumuna geçer.
- Muhatap (kabul eden)
- Poliçede ödeme yapması istenen ve kabul beyanında bulunan kişidir. Kabul etmemiş muhatap bu maddedeki taahhüdü doğurmaz.
- Hamil
- Poliçeyi meşru biçimde elinde bulunduran ve bedeli isteme hakkını taşıyan kişidir. Hamil, düzenleyen dahi olsa, muhatabın ödeme taahhüdünden doğrudan yararlanır.
- Ödememe
- Kabul edenin vadesinde poliçe bedelini ödememesi durumudur. Kanun koyucu gerekçesinde ödememe kelimesinin tercih edilme sebebi, 'ödemeden imtina' ibaresinin bir sebeple kaçınma anlamı doğurabilecek yorum güçlüklerinden kaçınmaktır.
- Doğrudan başvuru (doğrudan isteme hakkı)
- Hamilin, poliçe ilişkisinde önceki imza sahiplerine başvurmadan doğrudan kabul edene başvurmasıdır. Bu hak, ikinci fıkra uyarınca TTK m.725 ve m.726 gereğince istenebilecek her şeyi kapsar.
Genel olarak: hangi şartlar aranır?
- Muhatabın poliçeyi kabul beyanında bulunmuş olması gerekir; kabul, poliçe üzerindeki geçerli bir irade beyanı ile gerçekleşir.
- Kabul edenin, poliçe bedelini vadesinde ödeme taahhüdü bu kabulle birlikte doğmuş olmalıdır.
- Hamilin poliçeyi meşru biçimde elinde tutuyor olması gerekir.
- Ödememe hâli bulunmalıdır; yani vadede bedel ödenmemiş olmalıdır.
- Hamil, düzenleyen de olsa, başvurusunu kabul edene doğrudan yöneltebilir; bu başvuru TTK m.725 ve m.726 uyarınca istenebilecek her şeyi kapsar.
Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?
- Muhatap poliçeyi kabul ettiğinde bedeli vadesinde ödemeyi taahhüt etmiş olur.
- Vadede ödeme yapılmazsa hamil, düzenleyen dahi olsa, kabul edene doğrudan başvurabilir.
- Doğrudan başvuruda hamil, TTK m.725 ve m.726 gereğince istenebilecek her şeyi isteyebilir; yani poliçe bedeli ile kanunda öngörülen diğer kalemleri talep edebilir.
- Kabul edilmemiş poliçede muhatap bu taahhüdü üstlenmediğinden, bu maddeye dayanarak doğrudan başvuru yapılamaz.
- Madde emredici niteliktedir; kabul eden muhatabın ödeme taahhüdü ve hamilin doğrudan isteme hakkı sözleşmeyle bu hükme aykırı biçimde kaldırılamaz gibi görünmekle birlikte, metinde bu konuda açık bir hüküm yoktur ve aykırı kayıtların akıbeti maddeden çıkarılamaz.
Kabul eden muhatap ile kabul etmemiş muhatap arasındaki fark nedir?
Poliçeyi kabul eden muhatap, bedeli vadesinde ödemeyi taahhüt etmiş olur ve hamil ona doğrudan başvurabilir.
Kabul etmemiş kişi, poliçede adı yazılı olsa bile bu taahhüdü üstlenmemiştir; kendisine ödeme taahhüdüne dayanarak başvurulamaz.
Birinci fıkradaki taahhüt ve ikinci fıkradaki doğrudan başvuru yalnız kabul eden için doğar; kabul edilmemişse başvuru hakkı bu maddeye değil, diğer poliçe sorumluluğu kurallarına dayanır.
Düzenleyen ile kabul eden muhatap (hamil bakımından) arasındaki fark nedir?
Düzenleyen, poliçeyi kendisi keşide etmiştir ve normal olarak ödeme sorumluluğu ikincil durumdadır.
Kabul eden muhatap, kabulüyle asıl ödeme borçlusu konumuna gelir.
Hamil, ödeme yapılmadığında düzenleyene değil, doğrudan kabul edene başvurabilir; düzenleyen dahi olsa hamil bu yolu kullanabilir.
Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kabul edilmemiş poliçede de muhatabın ödeme taahhüdü varmış gibi düşünmek; taahhüt ancak kabul ile doğar.
- Doğrudan başvuruyu yalnız poliçe bedeliyle sınırlı saymak; ikinci fıkra TTK m.725 ve m.726 gereğince istenebilecek her şeyi kapsar.
- Hamil düzenleyene önce başvurmak zorunda sanmak; ikinci fıkra düzenleyen dahi olsa doğrudan kabul edene başvuruyu tanır.
- Ödememe kavramını 'ödemeden imtina' ile karıştırmak; kanun koyucu bilerek 'ödememe' ifadesini kullanmıştır.
Nasıl ispat edilir?
- Doğrudan başvuruyu ileri süren hamil, poliçenin kendisinde bulunduğunu ve kabul beyanının poliçe üzerinde yer aldığını ispatlamakla yükümlüdür; poliçenin asıl metni ve kabul şerhi bu konuda temel belgedir.
- Vadenin geldiğini ve bedelin ödenmediğini ileri süren hamil, ödememe hâlini ispatlamalıdır; kabul eden ödemeyi yaptığını ileri sürüyorsa bunu ispatla yükümlüdür.
- Kabul eden muhatap, kabul beyanının kendisine ait olmadığını ya da geçersiz olduğunu savunursa, bu savunmasını ispatlamakla yükümlüdür.
- Hamilin meşru hamil olduğunu, yani poliçe ciro zinciri ile elinde bulunduğunu ispatlaması gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.725: Doğrudan başvuruda hamilin kabul edenden isteyebileceği kalemlerin kapsamını belirleyen atıf maddesidir; ikinci fıkradaki 'istenebilecek her şey' bu maddeye göre belirlenir.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.726: Hamilin başvurabileceği kalemleri tamamlar; doğrudan başvuru kapsamının sınırını bu madde ile birlikte okumak gerekir.
TTK m.699 — Kabul şerhinin çizilmesi
Bu madde, poliçe muhatabının kabul şerhini çizmesi halinde kabulden kaçınmış sayılmasını ve bu çizimin zamanına ilişkin karineyi düzenler. Ayrıca muhatabın, poliçeyi kabul ettiğini yazılı olarak bildirmesi halinde hamil veya poliçede imzası bulunan kişilere karşı kabul beyanı çerçevesinde sorumlu olmasını kapsar. Madde, poliçenin muhatap tarafından kabul edilmesinin genel koşullarını, kabul süresini ve kabulün şeklini düzenlemez (bu konular ilgili poliçe hükümlerinde yer alır). Kabulden kaçınmanın protesto ile belgelendirilmesi ve bu nedenle başvurulacak rücu hakkı da bu maddenin kapsamı dışındadır.
Kabul şerhinin çizilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kabul şerhi
- Muhatabın poliçe üzerine, poliçeyi ödemeyi taahhüt ettiğini gösteren yazılı beyanıdır. Muhatabın kabul beyanı poliçe metninde yer alır.
- Kabulden kaçınma
- Muhatabın poliçeyi kabul etmemesi durumudur. Bu maddeye göre, kabul şerhinin poliçe geri verilmeden önce çizilmesi kabulden kaçınma sayılır.
- Karine
- Aksi ispat edilene kadar geçerli sayılan kanuni varsayımdır. Kabul şerhinin çizilmesinin poliçenin geri verilmesinden önce yapıldığı, aksi ispatlanıncaya kadar kabul edilir; yani bu bir kesin hüküm değildir.
- Hamil
- Poliçenin ciro yoluyla veya başka bir biçimde meşru şekilde zilyedi olan ve poliçe üzerindeki hakları kullanabilen kişidir.
- Kabul beyanı çerçevesinde sorumluluk
- Muhatabın yazılı bildirimle kabul ettiğini belirttiği ölçüde, poliçe bedelini ödemeye ilişkin sorumluluğudur. Sorumluluk bu bildirimin kapsamıyla sınırlıdır.
Kabul şerhinin çizilmesi: hangi şartlar aranır?
- Muhatabın poliçe üzerindeki kabul şerhini çizmiş olması gerekir.
- Kabul şerhinin çizilmesi, poliçenin muhatap tarafından geri verilmesinden önce gerçekleşmiş olmalıdır; aksi halde kabulden kaçınma sonucu doğmaz.
- Poliçenin geri verilmesinden önce çizildiği ileri sürülen kabul şerhi için, aksi ispatlanıncaya kadar karine bulunduğundan, bu zamanın ileri süren taraf tarafından çürütülmesi gerekir.
- İkinci fıkra uyarınca muhatabın, poliçeyi kabul ettiğini yazılı olarak hamile veya poliçede imzası bulunan kişiye bildirmiş olması gerekir.
- Bu yazılı bildirim, kabul beyanının kapsamını belirler; muhatap bu beyan çerçevesinde sorumlu olur.
Kabul şerhinin çizilmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Muhatap kabul şerhini poliçeyi geri vermeden önce çizmişse kabulden kaçınmış sayılır.
- Çizimin poliçenin geri verilmesinden önce yapıldığı aksi ispatlanıncaya kadar kabul edilir.
- Muhatap, poliçeyi kabul ettiğini hamile veya poliçede imzası bulunan kişiye yazılı olarak bildirmişse, bu kişilere karşı kabul beyanı çerçevesinde sorumlu olur.
- Yazılı bildirim bulunmayan hallerde ikinci fıkra kapsamındaki sorumluluk doğmaz; kabul beyanı çerçevesindeki sorumluluk ilgili yazılı bildirime bağlıdır.
- Maddede hükmün emredici veya nispi emredici olduğuna ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır.
Kabul şerhinin çizilmesi ile kabul beyanının yazılı bildirimi arasındaki fark nedir?
Birinci fıkrada muhatabın kabul şerhini çizmesi, poliçe üzerindeki kabul beyanını geri almaya dönük bir işlemdir.
İkinci fıkradaki yazılı bildirim ise muhatabın kabul ettiğini belirttiği bir beyandır ve hamil ya da imza sahiplerine karşı sorumluluk doğurur.
Birinci fıkradaki çizim kabulden kaçınma sonucunu doğurur; ikinci fıkradaki yazılı bildirim ise kabul beyanı çerçevesinde sorumluluk doğurur. Bu iki durum birbirinden ayrı hukuki sonuçlara bağlanmıştır.
Poliçenin geri verilmesinden önce çizilmiş kabul şerhi ile geri verildikten sonra çizilmiş kabul şerhi arasındaki fark nedir?
Geri verilmeden önce çizilen kabul şerhi, kabulden kaçınma sayılır.
Poliçe geri verildikten sonra yapılan çizim ise bu maddedeki karineye göre kabulden kaçınma sonucu doğurmaz.
Çizimin zamanı belirleyicidir; geri verilmeden önceki çizim kabulden kaçınmayı, sonraki çizim bu sonucu doğurmaz. Zaman konusunda karine bulunduğundan, geri verilmeden önce çizildiğini ileri süren taraf dahi aksi ispat yükü altında olan tarafın karşı delil ileri sürmesi gerekir.
Kabul şerhinin çizilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Birinci fıkradaki karineyi kesin hüküm gibi okumak; karine aksi ispatlanabilir olduğundan, geri verme öncesi çizimin kesin olarak kabul edilmesi yanlıştır.
- Madde metnindeki "karine" ifadesini "addolunur" biçiminde anlamak; kaynak eski metindeki "addolunma" ifadesi değiştirilmiş olup, bu madde karine niteliğindedir.
- İkinci fıkradaki sorumluluğu, muhatabın sadece kabulünü belirten herhangi bir davranışa bağlamak; sorumluluk yazılı bildirime dayanır, sözlü beyan bu kapsamda değerlendirilmez.
- Yazılı bildirimi hamile ya da poliçede imzası bulunan kişi dışındaki üçüncü kişilere karşı sorumluluk doğuran bir beyan gibi yorumlamak.
Nasıl ispat edilir?
- Kabul şerhinin poliçenin geri verilmesinden önce çizildiğini ileri süren taraf, birinci fıkra gereğince bu zamanı ileri sürmekle birlikte karine nedeniyle ispat yükü aksini ileri süren tarafa geçer; yani kabulden kaçınma iddiasını ileri süren taraf, çizimin geri verme öncesinde yapıldığını kanıtlamak zorunda değildir, aksini ileri süren taraf ispatlamalıdır.
- Karşı tarafın, çizimin poliçenin geri verilmesinden sonra yapıldığını ileri sürmesi halinde, bu savunmayı ileri süren taraf bunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Kabul beyanının yazılı bildirimle yapıldığı iddiasında, ikinci fıkra gereğince bildirimin yazılı olarak yapıldığını ve hamil ya da imza sahibine ulaştığını ileri süren taraf, yazılı belgeyle ispatla yükümlüdür.
- Yazılı bildirimin varlığı ve içeriği, tanık ile değil, yazılı belge ile ispatlanır; yazılı bildirim bulunmadığını ileri süren muhatap, bu savunmayı ileri sürerek hamil veya imza sahibinin iddiasını çürütebilir.
TTK m.700 — Aval verenler
Madde, poliçede yer alan bedelin ödenmesinin aval yoluyla teminat altına alınmasını düzenler. Avalin tamamen ya da kısmen verilebileceğini ve avali kimlerin verebileceğini belirtir. Maddenin düzenlemediği konular: avalin şekli ve aval şerhinin yapılışı (m.701), avalin sorumluluğunun kapsamı ve avalistin avalat gibi sorumlu olması (m.702), poliçede müteselsil sorumluluk (m.724), vadenin hesaplanması ve ödeme (m.704-712), araya girme (m.734-742). Avalin zamanaşımı ve usul yönleri de bu maddede yer almaz.
Aval verenler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Aval
- Poliçede yazılı bedelin tamamının veya bir kısmının ödenmesini teminat altına almak için, poliçe üzerine yapılan kambiyo taahhüdüdür. Kambiyo senetlerine özgü bir teminat türüdür ve kefaletten ayrı bir kurumdur.
- Avalist
- Aval veren kişidir. Avalist, teminat verdiği kişinin borcundan sorumlu olur.
- Avalat
- Lehine aval verilen kişidir. Avalist bu kişinin yerine sorumluluk üstlenir.
- Tamamen veya kısmen teminat
- Avalin kapsamını belirtir. Aval, poliçedeki bedelin tamamını ya da yalnızca bir bölümünü güvence altına alabilir.
- Üçüncü kişi
- Poliçede imzası bulunmayan, dışarıdan aval verebilecek kişidir. Poliçede imzası bulunan kişiler de (örneğin ciranta) aval verebilir.
Aval verenler: hangi şartlar aranır?
- Aval, poliçede bedelin ödenmesini teminat altına alan bir taahhüt olmalıdır; bu teminat bedelin tamamını ya da kısmını kapsayabilir.
- Aval verenin, teminatı poliçe üzerinde ya da poliçe ile sorumluluk altına girmiş bir kişi lehine vermesi gerekir; aval, poliçe dışında kurulamaz.
- Aval, poliçede imzası bulunmayan üçüncü bir kişi tarafından verilebilir.
- Aval, poliçede imzası bulunan bir kişi tarafından da verilebilir.
Aval verenler: hangi sonuçları doğurur?
- Aval, poliçedeki bedelin tamamını ya da bir kısmını teminat altına alır ve aval veren bu ölçüde sorumlu olur.
- Aval, üçüncü bir kişi tarafından verilebilir.
- Aval, poliçede imzası bulunan bir kişi tarafından da verilebilir.
- Maddenin uygulanabilmesi için teminatın poliçe bedeli üzerinde verilmiş olması gerekir; poliçe dışındaki bir teminat bu madde kapsamında aval sayılmaz.
Tamamen aval ile kısmen aval arasındaki fark nedir?
Aval, poliçedeki bedelin tamamını teminat altına alabilir.
Aval, bedelin yalnızca bir bölümünü teminat altına alabilir.
Avalist, kapsamı dışında kalan kısım için sorumlu olmaz; sorumluluğun kapsamı avalin verildiği tutarla sınırlıdır.
Üçüncü kişi tarafından aval ile poliçede imzası bulunan kişi tarafından aval arasındaki fark nedir?
Aval veren, poliçede hiçbir imzası bulunmayan üçüncü bir kişidir.
Aval veren, poliçede imzası bulunan (örneğin ciranta) bir kişidir.
Her iki durumda da aval geçerlidir; kanun iki hali de açıkça sayar. Hangi kişi tarafından verildiği, avalin kapsamını değiştirmez.
Aval verenler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Aval ile kefaleti aynı şey saymak; aval kambiyo taahhüdü olduğu için kefalet şekil kurallarını ve kefalet hükümlerini otomatik uygulamak.
- Avalin tamamen mi kısmen mi verildiğini tespit etmeden, sorumluluğu poliçe bedelinin tamamı üzerinden hesaplamak.
- Üçüncü kişi avalinin, poliçede imzası bulunan kişi avalinden farklı bir rejime tabi olduğunu varsaymak; kanun her iki durumda da aval verilebileceğini belirtir.
- Poliçe dışında verilen bir teminatı aval saymak; aval poliçe veya alonj üzerinde yapılmalıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Aval, kefaletten farklı bir kambiyo taahhüdü olarak değerlendirilmektedir; bu nitelendirme maddenin kendisinden değil, uygulamanın kabulünden çıkmaktadır. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/2069 E., 2026/672 K., 09.04.2026)
- Bir kısım mahkeme kararları avali kefalet olarak nitelendirmektedir; ancak bu nitelendirme ile avalin kefalete ilişkin hükümlere tabi kılınması ayrı sorunlardır. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/2069 E., 2026/672 K., 09.04.2026)
- Üçüncü kişi veya poliçede imzası bulunan kişi tarafından verilen avalin geçerliliği uygulamada kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/1868 E., 2025/1414 K., 18.11.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, 2024/400 E., 2024/605 K., 23.05.2024)
- Kanunun kapsamı içinde poliçede imzası bulunan kişinin verdiği avalın da geçerli olduğu kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, 2024/400 E., 2024/605 K., 23.05.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Avalin varlığını iddia eden taraf, aval şerhinin poliçe üzerinde bulunduğunu ve imzanın aval veren kişiye ait olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Aval, poliçenin kendisi ile ispatlanır; poliçe dışındaki belgeler aval niteliğini kendiliğinden kazandırmaz.
- Avalin kimin lehine verildiği açıkça belirtilmemişse, bu durum madde 701 uyarınca düzenleyen lehine verilmiş sayılır; bu karine, aksini ileri süren tarafça çürütülmelidir.
- Avalin kapsamının tamamı mı yoksa kısmi mi olduğunu iddia eden taraf, poliçedeki ibare ve tutarla bunu ortaya koymak zorundadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.701: Aval şerhinin nasıl yapılacağını, poliçe üzerine yazılacak ibareyi ve imzayı düzenler. Madde 700'de anılan avalin şekil koşullarını tamamlar.
- 6102 sayılı Kanun m.702: Avalistin sorumluluğunu ve bağımsızlığını düzenler. Madde 700 ile kurulan teminatın sonucunu belirler.
- 6102 sayılı Kanun m.724: Aval verenlerin hamile karşı müteselsil sorumluluğunu düzenler; avalistin sorumluluğu bu hükümle birlikte değerlendirilir.
TTK m.701 — Şekil
Bu madde, poliçe ve alonj üzerinde verilen aval işleminin şeklini düzenler. Avalin hangi belge üzerine yazılacağını, aval ibaresinin nasıl ifade edileceğini, hangi imzanın aval sayılacağını ve kimin için verildiğinin belirtilmediği hâlde avalin hangi kişi adına sayılacağını belirler. Maddeyi, poliçe ve alonj dışındaki kıymetli evraklara ya da avalin hukuki sonuçlarına ilişkin hükümler kapsamaz. Avalin sorumluluğunun kapsamı (m.700), avalin bağımsızlığı ve avaldan doğan sorumluluk (m.702 ve sonrası), müteselsil sorumluluk (m.724) ve avalin hükümsüzlüğü veya sınırları bu maddede düzenlenmemiştir.
Şekil: hangi kavramlar bilinmeli?
- Aval şerhi
- Poliçe veya alonj üzerine, avalin verildiğini gösteren ve avalı veren kişinin imzasını taşıyan yazılı kayıttır. Şerh, belgenin üzerine yazılmak zorundadır.
- Alonj
- Poliçenin yüzüne eklenen ve üzerine yeterli yer kalmayan hâllerde kullanılan ek kâğıdı ifade eder. Aval şerhi alonj üzerine de yazılabilir.
- Aval ibaresi
- Avalin verildiğini açıkça gösteren ifadedir. Kanun, "aval içindir" sözünü ya da bununla eş anlamlı başka bir ibareyi yeterli sayar; ibarenin biçimi konusunda kanunda sıkı bir kalıp aranmaz.
- Muhatap
- Poliçede ödeme yapması istenen kişidir. Muhatabın imzası, aval şerhi sayılan imzalar dışında tutulmuştur.
- Düzenleyici
- Poliçeyi düzenleyen kişidir. Düzenleyicinin imzası da aval sayılan imzaların dışındadır; kimin için aval verildiği belirtilmediğinde aval bu kişi için verilmiş sayılır.
Şekil: hangi şartlar aranır?
- Aval şerhinin poliçe veya alonj üzerine yazılması gerekir.
- Aval ibaresinin "aval içindir" veya bununla eş anlamlı başka bir ibareyle yazılması gerekir.
- Aval şerhinin, avalı veren kişi tarafından imzalanması gerekir.
- Poliçenin yüzüne atılan imzanın, muhatabın ya da düzenleyenin imzası olmaması gerekir; bu hariç her imza aval şerhi sayılır.
- Avalin kimin için verildiğinin belirtilmemiş olması hâlinde aval düzenleyici için verilmiş sayılır; bu kabul, belirtme yükümlülüğünün yerine geçer.
Şekil: hangi sonuçları doğurur?
- Şekle uygun aval şerhi verildiğinde avalı veren kişi, poliçeden doğan sorumluluğa girer.
- Aval ibaresi "aval içindir" veya eş anlamlı bir ifadeyle yazılmamış ve imza da avalı veren tarafından atılmamışsa, şerh aval olarak kabul edilmez.
- Poliçenin yüzüne atılan muhatap ve düzenleyici imzaları aval sayılmaz; bu imzaların niteliği ayrıca belirlenir.
- Kimin için verildiği belirtilmemiş avalin düzenleyici için verilmiş sayılması, kanunun emredici bir karinesi olarak işler.
Açık aval ibaresi ile ibaresiz imza arasındaki fark nedir?
Aval ibaresi bulunan ve avalı veren tarafından imzalanan şerh, açık aval olarak geçerlidir.
Poliçenin yüzüne atılmış ama aval ibaresi taşımayan imza, muhatap ve düzenleyici imzaları dışında kalıyorsa üçüncü fıkra gereği aval şerhi sayılır.
Poliçe yüzündeki imzanın hangi kişiye ait olduğu ve muhatap ya da düzenleyici imzası olup olmadığı, avalin varlığını belirler.
Kimin için verildiği belirtilen ile belirtilmeyen aval arasındaki fark nedir?
Kimin için verildiği açıkça yazılan aval, gösterilen kişi için verilmiş olur.
Kimin için verildiği belirtilmeyen aval, dördüncü fıkra gereği düzenleyici için verilmiş sayılır.
Belirtilmeyen aval düzenleyicinin borcu olarak değerlendirilir; hangi kişi için verildiğine ilişkin ayrım, sorumlu kişiyi değiştirir.
Poliçe yüzü ile alonj arasındaki fark nedir?
Aval şerhi poliçenin kendi yüzüne yazılabilir.
Poliçenin yüzünde yer kalmadığında aval şerhi alonj üzerine yazılabilir.
Her iki belge de aval şerhinin yazılabileceği yerdir; yer yetersizliği avalin geçersizliğine yol açmaz.
Şekil: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Aval ibaresinin mutlaka "aval" kelimesiyle yazılması gerektiğini sanmak; kanun "aval içindir" veya eş anlamlı bir ibareyi yeterli saymaktadır.
- Poliçe yüzündeki her imzayı aval saymak; muhatap ve düzenleyici imzaları bu kapsamın dışındadır.
- Kimin için verildiği belirtilmemiş avali, muhatap ya da üçüncü kişi için verilmiş saymak; kanun bu hâlde düzenleyiciyi gösterir.
- Alonjun varlığını aranmadan aval şerhinin poliçenin yüzüne yazıldığını varsaymak; yer yetersizliğinde şerh alonj üzerine yazılabilir.
- Aval şerhinde avalı verenin imzasının bulunmasını ihmal etmek; imza şarttır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kimin için verildiği belirtilmeyen avalin düzenleyici için verilmiş sayılması karinesi, aksi ancak avalın davalı şirketten sonra verildiği ya da aval kaydını alanın avali kimin için aldığını beyan etmesi ile ispatlanabilir kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2020/735 E., 2021/1532 K., 09.12.2021)
- Avalın şekline ilişkin 701. maddenin uygulanmasında mahkemelerin, aval ibaresinin ve imzanın bulunup bulunmadığına göre aval varlığını değerlendirdiği görülmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/2069 E., 2026/672 K., 09.04.2026; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2023/1094 E., 2026/228 K., 05.03.2026; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/926 E., 2026/108 K., 22.01.2026)
- Poliçe yüzündeki bir imzanın aval sayılıp sayılmayacağının, muhatap veya düzenleyici imzası olup olmadığına bakılarak belirlendiği kabul edilmektedir. (Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/1127 E., 2025/1275 K., 08.07.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2024/177 E., 2025/257 K., 30.04.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Avalin varlığını ileri süren taraf, aval şerhinin poliçe veya alonj üzerinde bulunduğunu ve avalı verenin imzasını taşıdığını ispatlamakla yükümlüdür; bu, poliçenin aslı ile ispatlanır.
- Aval ibaresinin bulunmadığını ileri süren taraf, aval ibaresi yerine geçen bir ifadenin yazılmadığını savunur; bu savunma poliçenin metni incelenerek ispatlanır.
- Kimin için verildiği belirtilmemiş avalın, düzenleyici için verildiğini iddia eden taraf bu karineden yararlanır; karşı taraf aksini, avalın düzenleyiciden sonra verildiği ya da aval kaydını alanın beyanı ile ispatlamakla yükümlüdür.
- Poliçe yüzündeki bir imzanın aval sayılması iddiasında, imzanın muhatap ya da düzenleyiciye ait olmadığını ileri süren taraf bunu ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.700: Avalin genel tanımını ve sonuçlarını düzenler; bu madde ise avalın şeklini belirler.
- 6102 sayılı Kanun m.724: Avalin doğurduğu müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümdür; aval şeklinin sağlanmasının sonucu olarak burada işler.
TTK m.702 — Hükümler
TTK m.702, poliçede aval veren kişinin sorumluluğunu düzenler. Hükmün birinci fıkrası avalistin sorumluluğunun, kendisinin teminat altına aldığı kişinin sorumluluğuna eşit olduğunu; ikinci fıkrası teminat altına alınan borcun şekle aykırılık dışında bir sebeple batıl olmasının avalin geçerliliğini etkilemeyeceğini; üçüncü fıkrası ise ödeme yapan avalistin poliçeden doğan haklara halefiyet yoluyla kavuşmasını düzenler. Maddenin uygulandığı kişiler, poliçede aval veren ve avalin verildiği kişidir. Maddede avalin şekli ve veriliş biçimi (poliçe üzerine yazılması gereken kayıtlar), aval veren kişinin ehliyeti, poliçenin diğer borçlularına karşı rücu sürecinin ayrıntıları ve zamanaşımı düzenlenmemiştir; bunlar poliçe hukukunun ilgili maddelerinde yer alır.
Hükümler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Aval
- Poliçe, bono veya çekteki bir borçlunun, poliçe borçlularından birinin ödemesini garanti etmek için verdiği teminat taahhüdüdür. Aval veren, bu taahhüdüyle belirli bir kişinin borcuna katılır.
- Avalist (aval veren)
- Aval taahhüdünde bulunan kişidir. Avalist, kendisinin teminat altına aldığı kişinin borcundan bağımsız değil, onunla aynı ölçüde sorumludur.
- Teminat altına alınan kişi
- Avalin kendisi için verildiği poliçe borçlusudur. Aval veren, bu kişinin yerine geçen bir sorumluluk üstlenmiş olmaz; onun sorumluluğuna eklenen ayrı bir sorumluluk doğurur.
- Halefiyet (iktisap)
- Aval verenin poliçe bedelini ödemesiyle, poliçeden doğan hakların ödeme yapan kişiye geçmesidir. Bu geçiş, ödeme yapan avalistin kendi lehine ileri sürebileceği hakları kapsar.
- Batıl borç
- Geçersiz bir sebebe dayanan borçtur. Maddenin ikinci fıkrası, teminat altına alınan borcun şekle aykırılık dışındaki bir sebeple batıl olmasının avalin geçerliliğini etkilemeyeceğini düzenler.
Hükümler: hangi şartlar aranır?
- Aval verenin, poliçe borçlusu olan bir kişi için taahhüt altına girmiş olması gerekir.
- Teminat altına alınan borç şekle ait noksan dışında bir sebeple batıl olsa dahi, aval verenin taahhüdünün geçerli kalması gerekir; bu hâlde aval verenin bağlılığı ortadan kalkmaz.
- Aval veren, poliçe bedelini ödemiş olmalıdır ki üçüncü fıkradaki halefiyet hakkı doğsun.
- Halefiyetin kullanılabilmesi için ödemenin poliçeden doğan borç kapsamında yapılmış olması gerekir; ödeme, lehine aval verilen kişiye ve poliçe gereğince sorumlu diğer kişilere karşı hak iktisabı sonucunu doğurur.
Hükümler: hangi sonuçları doğurur?
- Aval veren, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur.
- Teminat altına alınan borç şekle ait noksan dışında bir sebeple batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir.
- Aval veren poliçe bedelini ödediğinde, poliçeden doğan haklarını iktisap eder.
- Halefiyetle elde edilen haklar, lehine taahhüt altına girilen kişiye ve poliçe gereğince sorumlu olan kişilere karşı kullanılabilir.
- Teminat altına alınan borç şekle ait noksan nedeniyle batıl ise, maddenin ikinci fıkrasındaki geçerlilik kuralı uygulanmaz.
Teminat altına alınan borcun şekle aykırılık ile diğer batıllık sebepleri arasındaki fark nedir?
Teminat altına alınan borç şekle ait noksan nedeniyle batıl ise, ikinci fıkranın koruması devreye girmez.
Teminat altına alınan borç şekle ait noksan dışında bir sebeple batıl ise, ikinci fıkra uyarınca aval verenin taahhüdü geçerli kalır.
Yalnız şekle ait noksan nedeniyle batıl borçta aval verenin taahhüdü de sakatlanır; diğer batıllık sebeplerinde aval geçerliliğini korur.
Aval verenin sorumluluğu ile teminat altına alınan kişinin sorumluluğu arasındaki fark nedir?
Aval veren, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur.
Teminat altına alınan kişinin sorumluluğu, poliçenin kendi borçlusu olarak ortaya koyduğu sorumluluktur.
Aval verenin sorumluluğu, teminat altına alınan kişinin sorumluluğu ile aynı kapsamda ve aynı ölçüde belirlenir; aval veren bu kişinin sorumluluğundan daha ağır ya da farklı bir sorumluluğa girmez.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Teminat altına alınan borcun bir sebeple batıl olmasının, aval verenin taahhüdünü ortadan kaldırmadığı kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/2069 E., 2026/672 K., 09.04.2026; Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/1753 E., 2025/2173 K., 25.12.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2024/29 E., 2025/1313 K., 23.10.2025; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/510 E., 2025/1285 K., 26.09.2025)
- Avalin geçerliliği bakımından şekle ait noksanın diğer batıllık sebeplerinden ayrı tutulması gerektiği kabul edilmektedir. (Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/510 E., 2025/1285 K., 26.09.2025)
- Aval veren olarak imzalayan kişinin davalı sıfatıyla sorumluluğunun, bononun geçerliliği ve avalin kapsamı üzerinden değerlendirildiği görülmektedir. (Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/1615 E., 2025/2193 K., 25.12.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/926 E., 2026/108 K., 22.01.2026)
Nasıl ispat edilir?
- Avalin varlığını ve avalist sıfatıyla imzanın atıldığını ileri süren taraf, poliçe ya da bononun aval kaydını içeren asıl belge ile bunu ispatlar.
- Teminat altına alınan borcun batıl olduğunu ileri süren aval veren, bu batıllığın şekle aykırılık olmadığını ya da şekle ilişkin noksanın varlığını ispatlamak zorundadır; şekle aykırılık savunması, sebep ve şekil noksanını gösteren belgelerle ortaya konur.
- Ödeme yapan avalistin halefiyet hakkını ileri sürebilmesi için poliçe bedelini ödediğini belgeyle ispatlaması gerekir; ödeme makbuzu, banka dekontu ya da poliçenin geri alındığını gösteren kayıt bu amaçla kullanılabilir.
- Avalin, teminat altına alınan kişinin sorumluluğu ile aynı ölçüde olduğu savunmasında, karşı tarafın bu kişinin sorumluluğunu ve kapsamını gösteren belgeleri ortaya koyması gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu: Poliçe hukukunun genel düzenlemelerini içerir; avalin şekli, poliçe üzerinde yapılacak kayıtlar ve poliçe borçlularının sorumluluğu bu kanunun ilgili maddelerinde düzenlenmiştir. m.702 bu genel düzenlemeye bağlı olarak yalnız sorumluluk ve halefiyet kurallarını koyar.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| bir yıl | m.693 | (1) Görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi şart kılınan poliçelerin, düzenlenme gününden itibaren bir yıl içinde kabule arz edilmesi gerekir. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
14 karar- Hukuk Genel Kurulu, 2024/177 E., 2025/257 K., 30.04.2025İlgili madde: m.700, m.701
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/1626 E., 2026/1047 K., 27.04.2026İlgili madde: m.700
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/2069 E., 2026/672 K., 09.04.2026İlgili madde: m.700, m.701, m.702
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2023/1094 E., 2026/228 K., 05.03.2026İlgili madde: m.701
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/926 E., 2026/108 K., 22.01.2026İlgili madde: m.701, m.702
- Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/1753 E., 2025/2173 K., 25.12.2025İlgili madde: m.702
- Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/1615 E., 2025/2193 K., 25.12.2025İlgili madde: m.702
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/1868 E., 2025/1414 K., 18.11.2025İlgili madde: m.700
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2024/29 E., 2025/1313 K., 23.10.2025İlgili madde: m.702
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/510 E., 2025/1285 K., 26.09.2025İlgili madde: m.702
Diğer 4 karar
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/1127 E., 2025/1275 K., 08.07.2025İlgili madde: m.701
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2021/1052 E., 2024/1476 K., 17.10.2024İlgili madde: m.700
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, 2024/400 E., 2024/605 K., 23.05.2024İlgili madde: m.700
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2020/735 E., 2021/1532 K., 09.12.2021İlgili madde: m.701
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 10. Kıymetli Evrak-1 bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış