TTK › Ticaret şirketleri › Anonim şirket

Kâr, kazanç ve tasfiye payı

TTK m.507–513Ticaret Hukuku

Kısaca

6102 sayılı Kanun m.507, pay sahibinin şirket kârına ve şirket sona erdiğinde tasfiye sonucunda kalan tutara payı oranında katılma hakkını düzenler. TTK m.508, anonim ve diğer sermaye şirketlerinde ve kâr payı ile tasfiye payının hesabında esas alınacak oranı düzenler. TTK m.510, işletme hazırlık dönemine ilişkin faiz ödemesini düzenler.

Kapsam

Bu konu, Türk Ticaret Kanunu m.507–513 hükümlerini kapsar.

TTK m.507 — Genel olarak

6102 sayılı Kanun m.507, pay sahibinin şirket kârına ve şirket sona erdiğinde tasfiye sonucunda kalan tutara payı oranında katılma hakkını düzenler. Hakkın dayanağının esas sözleşme ve kanun hükümleri olduğunu, kârın dağıtılmasına karar verilmiş olması gerektiğini ve esas sözleşmede farklı bir hüküm bulunmadığı sürece tasfiyeden payın orantılı biçimde pay alınacağını belirtir. Madde, payların türlerine tanınan imtiyazlar ile özel menfaatleri ve Sermaye Piyasası Kanunu ile ilgili mevzuatı saklı tutar. Kâr dağıtımına ilişkin genel kurul kararının alınma usulünü, kâr payının ödeme zamanını ve kârın kullanılmasına itiraz yollarını düzenlemez (m.507 kapsamında değil, TTK m.466 ve m.519 ile ilgili). Pay sahibinin kâr payı alacağının zamanaşımını, yönetim kurulu üyelerinin kazanç payını, kârın yedek akçeye ayrılmasını ve kötüniyetle alınan kâr payının iadesini de bu madde kapsamında ele almaz (m.512 ve ilgili hükümler).

Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?

Net dönem kârı
Dönem sonunda, kanun ve esas sözleşme uyarınca pay sahiplerine dağıtılmasına karar verilen kâr tutarıdır. Maddenin gerekçesine göre bu terim, eski metindeki "safı kazanç" yerine konmuş ve Türkiye Muhasebe Standartlarındaki kavrama dayanmaktadır. Vergi hukukundaki "kazanç" kavramıyla karıştırılmamalıdır.
Payı oranında katılma
Pay sahibinin, sahip olduğu payın şirketin sermayesindeki oranına göre kâr dağıtımından ve tasfiye artığından pay alması ilkesidir. Pay sahipleri arasında eşitlik ilkesinin dayanağıdır. Esas sözleşmede farklı bir oran veya imtiyaz öngörülmüşse bu ilke o ölçüde yerini bırakır.
Dağıtılmaya karar verilmiş kâr
Kanunun ve esas sözleşmenin öngördüğü yedek akçelerin ayrılmasından sonra, genel kurul kararıyla pay sahiplerine dağıtılacağı belirlenen kârdır. Pay sahibinin kâra katılma hakkı, bu kararın varlığına bağlıdır.
Tasfiye sonunda kalan tutar
Şirketin borçları ödendikten ve tasfiye işlemleri tamamlandıktan sonra pay sahiplerine dağıtılacak artık malvarlığıdır. Esas sözleşmede bu malvarlığının kullanımına ilişkin başka bir hüküm yoksa payı oranında paylaştırılır.
İmtiyaz hakkı
Esas sözleşmede belirli pay türlerine tanınan, kâr veya tasfiye bakımından öncelik ya da farklı pay gibi ayrıcalıklı haklardır. Madde 2. fıkra uyarınca bu haklar ve özel menfaatler saklıdır.

Genel olarak: hangi şartlar aranır?

  • Şirketin bir dönem kârı bulunmalı ve bu kârın kanun ile esas sözleşme hükümlerine göre pay sahiplerine dağıtılması genel kurul kararıyla kararlaştırılmış olmalıdır.
  • Pay sahibinin payı bulunmalı ve kâr dağıtımında yalnızca payı oranında pay alabilmelidir; kârın dağıtılması kararı yoksa pay sahibinin dağıtım alacağı doğmaz.
  • Şirketin sona ermesi halinde tasfiye sonunda kalan tutar bulunmalı ve esas sözleşmede bu tutarın kullanımına dair farklı bir hüküm olmamalıdır.
  • Payların bazı türlerine esas sözleşmeyle imtiyaz hakları tanınmışsa, bu haklar ve özel menfaatler paylaşım kuralından önce dikkate alınmalıdır.
  • Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri varsa, bu düzenlemelerle uyumlu olarak katılma hakkı kullanılmalıdır.

Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?

  • Dağıtılmaya karar verilmiş net dönem kârı bulunduğunda, her pay sahibi payı oranında bu kârdan pay alır.
  • Kâr dağıtılmasına ilişkin karar alınmamışsa pay sahibi, bu kâr üzerinde kendiliğinden bir pay alacağına sahip olmaz.
  • Şirket sona erdiğinde, esas sözleşmede farklı hüküm yoksa tasfiye sonunda kalan tutar payı oranında pay sahiplerine dağıtılır.
  • Esas sözleşmede bazı pay türlerine imtiyaz tanınmışsa, bu türdeki paylar için kâr veya tasfiye katılımı imtiyaz hükmüne göre belirlenir.
  • Kanun ve esas sözleşme hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bu hakkı tamamen ortadan kaldıran ya da sınırlayan düzenlemeler geçersiz olabilir (K2 örneğinde kâr payı hakkının vazgeçilemez ve sınırlanamaz nitelikte olduğu kabul edilmiştir).
  • Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuatın düzenlemeleri uygulanacağından, bu mevzuatın öngördüğü özel katılma kuralları ayrıca dikkate alınır.

Kâr katılımı ile tasfiye katılımı arasındaki fark nedir?

Kâra katılma, dönem sonunda dağıtılmasına karar verilmiş net dönem kârı üzerinden yapılır ve kanun ile esas sözleşmeye bağlıdır.

Tasfiye katılımı, şirketin sona ermesi halinde borçlar ödendikten sonra kalan tutar üzerinden yapılır ve esas sözleşmede farklı hüküm yoksa geçerlidir.

İki hakkın dayanağı ve zamanı farklıdır; kâr payı yıllık karar ile doğar, tasfiye payı ise şirketin sona ermesine bağlıdır.

Genel ilke ile imtiyazlı pay arasındaki fark nedir?

Genel ilkeye göre her pay sahibi payı oranında katılır.

Esas sözleşmeyle belirli pay türlerine imtiyaz tanınmışsa, bu paylar için farklı bir katılma düzeni uygulanır.

İmtiyazlı paylarda oransal eşitlik ilkesi, esas sözleşmedeki imtiyaz hükmü ile sınırlanır; 2. fıkra bu ayrımı saklı tutar.

Esas sözleşme hükmü ile esas sözleşmede hüküm yokluğu arasındaki fark nedir?

Esas sözleşmede tasfiye kalanının kullanımına ilişkin hüküm varsa, o hüküm uygulanır.

Esas sözleşmede böyle bir hüküm yoksa tasfiye kalanı payı oranında paylaştırılır.

Sözleşme hükmü varsa oransal dağılım yerine o hüküm belirleyici olur.

Pay sahibi ile kâr dağıtım kararı sürecinde alacaklı arasındaki fark nedir?

Pay sahibi, dağıtılmaya karar verilmiş kârda pay alacağına sahiptir.

Dağıtılmaya henüz karar verilmemiş kâr üzerinde pay sahibinin doğrudan bir alacak hakkı bulunmaz.

Kâr dağıtım kararının alınmamış olması, pay sahibinin kâr alacağını doğurmaz; bu nedenle karar süreci belirleyicidir.

Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Pay sahibinin kâr payı hakkını, genel kurulda dağıtılmaya karar verilmemiş kâr üzerinden doğmuş saymak; hak yalnızca dağıtım kararıyla doğar.
  • Net dönem kârını vergi hukukundaki kazanç kavramıyla karıştırmak; maddenin gerekçesi bu ayrımı açıkça belirtir.
  • Esas sözleşmede imtiyaz tanınmış pay türünde oransal eşitliği uygulamak; 2. fıkra gereği imtiyaz hükmü öncelikli olur.
  • Tasfiye kalanını, esas sözleşmede farklı bir kullanım hükmü varken yine payı oranında paylaştırmak.
  • Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuatın saklı tuttuğu özel katılma kurallarını göz ardı etmek (3. fıkra).

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kâr payı hakkının, esas sözleşme ve kanun hükümlerine göre dağıtılmaya karar verilmiş net dönem kârı üzerinden doğduğu ve pay sahibinin kendi payı oranında bu hakka sahip olduğu kabul edilmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1907 E., 2025/2055 K., 19.11.2025; 11. Hukuk Dairesi, 2023/2208 E., 2024/4999 K., 12.06.2024; 11. Hukuk Dairesi, 2022/2089 E., 2023/5705 K., 10.10.2023)
  • Kâr payı hakkının vazgeçilemez nitelikte olduğu ve genel kurul kararıyla sınırlandırılamayacağı kabul edilmektedir; bu tür kararların batıl sayılacağı belirtilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2018/1021 E., 2019/1262 K., 25.09.2019)
  • Genel kurul kararıyla pay sahibinin kâr payı hakkına yönelik aşırı bir pay ayrılmasının, pay sahiplerinin hakkını ihlal edebileceği ve hakkaniyete aykırılık oluşturabileceği değerlendirilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2024/5021 E., 2024/6916 K., 30.09.2024)
  • Kâr payı hakkına ilişkin uyuşmazlıklarda, m.507/1 ile birlikte m.394, m.511 gibi ilgili hükümlerin birlikte değerlendirildiği görülmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/4508 E., 2024/6524 K., 18.09.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Dağıtılmaya karar verilmiş net dönem kârı üzerinden kâr payı talep eden pay sahibi, genel kurul kararını ve kendi payının oranını ispatlamakla yükümlüdür; ispat yükü bu tarafındadır.
  • Kâr payı talebi için genel kurul tutanağı, finansal tablolar ve pay defteri gibi yazılı belgeler esas delildir.
  • Şirket, dağıtılacak kârın bulunmadığını ya da yedek akçe ayrıldığını ileri sürerse, bu savunmayı finansal tablolar ve kanuni yedek akçe hesabıyla ispat etmekle yükümlüdür.
  • Esas sözleşmede imtiyaz veya farklı katılma hükmünün bulunduğunu ileri süren taraf, bu hükmü esas sözleşme metniyle ispat etmelidir.
  • Tasfiye kalanına katılma talebinde, tasfiye raporu ve kapanış hesabı ile payın oranı belgelenmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.447: Pay sahibinin kâr payı, oy ve dava gibi vazgeçilmez haklarını ortadan kaldıran veya sınırlayan genel kurul kararlarının batıllığını düzenler; m.507 kapsamındaki kâr payı hakkının korunmasında tamamlayıcı işlev görür.
  • 6102 sayılı Kanun m.466: Kârın dağıtımına ilişkin genel kurul kararının alınması ve kârın nasıl kullanılacağı konusunda usul kurallarını içerir; m.507'deki dağıtılmaya karar verilmiş kâr kavramının işleyişi bu kurallara bağlıdır.
  • 6102 sayılı Kanun m.519: Kâr dağıtımına ilişkin genel kurul kararlarının iptali yollarını düzenler; pay sahibinin kâr payı hakkının usul yönünden korunmasını sağlar.
  • 6102 sayılı Kanun m.512: Kazanç payının kötüniyetle alınması halinde iade yükümlülüğünü ve zamanaşımını düzenler; kâr payı hakkının kötüye kullanılmasına ilişkin yaptırımı tamamlar.
  • 6102 sayılı Kanun m.509: Net dönem kârı terimi bu maddede de kullanılmıştır; kârın belirlenmesi ve dağıtılmasına ilişkin ilgili düzenlemeyi tamamlar.

TTK m.508 — Hesaplama biçimi

TTK m.508, anonim ve diğer sermaye şirketlerinde ve kâr payı ile tasfiye payının hesabında esas alınacak oranı düzenler. Birinci fıkra, esas sözleşmede aksine hüküm yoksa kâr ve tasfiye payının, pay sahibinin şirkete yaptığı sermaye ödemeleriyle orantılı hesaplanacağını söyler. İkinci fıkra, yıllık kârın yıllık bilanço esas alınarak belirleneceğini öngörür. Madde, pay sahipleri arasındaki kâr ve tasfiye paylaşımına uygulanır. Kâr payının dağıtılmasına karar verilmesini, kâr dağıtım sınırlarını, kârın yedek akçelere ayrılmasını ve kâr payı alacağının zamanaşımını düzenlemez (ilgili kâr dağıtımı ve yasal yedek hükümleri ayrı maddelerdedir). Pay sahiplerinin oy ve yönetim haklarını da düzenlemez.

Hesaplama biçimi: hangi kavramlar bilinmeli?

Kâr payı
Şirketin bir hesap döneminde elde ettiği ve dağıtılmasına karar verilen kârdan pay sahibine düşen tutardır. Pay sahibinin ortaklık ilişkisinden doğan mali hakkıdır.
Tasfiye payı
Şirketin sona ermesi ve tasfiyesi sırasında, borçlar ödendikten sonra kalan malvarlığından pay sahibine düşen paydır.
Sermaye payı ödemesi
Pay sahibinin şirkete ödediği ve pay bedeline karşılık gelen sermaye katkısıdır. Madde, paylaşımda bu ödemelerin oranını esas alır; ödenmiş tutarın ölçüsü ile payın itibari değeri arasındaki ilişkiye bakılır.
Yıllık bilanço
Şirketin her hesap dönemi sonunda düzenlediği, malvarlığı ve kâr-zarar durumunu gösteren bilançodur. Yıllık kârın tespitinde temel alınan belgedir.
Esas sözleşmede aksi hüküm
Kâr ve tasfiye paylaşımının, sermaye ödemesi oranı dışında bir ölçüte göre yapılmasını kabul eden esas sözleşme kaydıdır. Bu kayıt, birinci fıkradaki varsayılan kuralın yerine geçer.

Hesaplama biçimi: hangi şartlar aranır?

  • Paylaşımın bir sermaye şirketinde yapılması ve esas sözleşmede kâr veya tasfiye paylaşımına ilişkin aksi bir hüküm bulunmaması gerekir.
  • Pay sahibinin şirkete sermaye payı için yaptığı ödemelerin tespit edilebilir olması gerekir; paylaşım bu ödemelerle orantılı yapılır.
  • Esas sözleşmede aksi bir ölçü kararlaştırılmışsa, paylaşım bu sözleşme hükmüne göre yapılır ve birinci fıkranın orantı kuralı uygulanmaz.
  • Dağıtılacak yıllık kârın belirlenmesi için yıllık bilanço esas alınmalıdır.

Hesaplama biçimi: hangi sonuçları doğurur?

  • Esas sözleşmede aksi hüküm yoksa kâr ve tasfiye payı, pay sahibinin sermaye ödemelerine orantılı olarak dağıtılır.
  • Esas sözleşmede farklı bir ölçüt öngörülmüşse, kâr ve tasfiye payı bu ölçüte göre paylaştırılır.
  • Yıllık kârın tespiti yıllık bilançoya dayanır; bilançoya dayanmayan bir kâr hesabı bu fıkra uyarınca esas alınamaz.
  • Sermaye ödemesi yapılmamış veya eksik ödenmiş paylar bakımından orantı, ödenen tutara göre hesaplanır; bu ilke maddenin ödemeye oranlı yaklaşımından çıkar.

Kâr payı ile tasfiye payı arasındaki fark nedir?

Kâr payı, şirketin faaliyet dönemi sonunda elde ettiği kârdan dağıtılan paydır.

Tasfiye payı, şirket sona erdikten sonra kalan malvarlığından dağıtılan paydır.

Madde iki paylaşım türünü birlikte düzenler; ölçüt her ikisinde de sermaye ödemesi orantısıdır, ancak kâr payında ikinci fıkra yıllık bilançoyu ayrıca gösterir.

Varsayılan orantı ile esas sözleşmede aksi hüküm arasındaki fark nedir?

Esas sözleşmede aksi hüküm yoksa paylaşım pay sahibinin sermaye ödemesi oranında yapılır.

Esas sözleşmede farklı bir paylaşım ölçütü kararlaştırılmışsa bu ölçüt uygulanır.

Sözleşme kaydı varsa birinci fıkradaki orantı kuralı devreye girmez; kayıt yoksa orantı kuralı kendiliğinden geçerlidir.

Kâr hesabı (yıllık bilanço) ile genel hesap arasındaki fark nedir?

Yıllık kâr, yıllık bilanço esas alınarak belirlenir.

Bilanço dışındaki ara dönem veya başka bir hesap yöntemi, bu fıkra bakımından esas alınamaz.

Dağıtılabilir yıllık kârın tespitinde bilanço çıkarılması zorunlu olur.

Hesaplama biçimi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sermaye payı ödemesi ile itibari değeri aynı şey saymak; orantının ödenen tutara göre yapıldığını gözden kaçırmak.
  • Esas sözleşmede aksi hüküm bulunmasına rağmen varsayılan orantı kuralını uygulamak.
  • Yıllık bilanço yerine ara dönem veya tahmini bir rakamdan kâr hesaplamak.
  • Kâr payı ile tasfiye payının hesap ölçütünü birbirinden tamamen ayrı kurallara bağlamak; her iki pay türünde de birinci fıkra ölçütü geçerlidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kâr payı ve tasfiye payı alacağına faiz hesabı, alacağın doğduğu tarihten itibaren ve alacağın kendisine bağlı olarak işletilmektedir. (Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/574 E., 2026/27 K., 16.01.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Kâr veya tasfiye payı alacağını ileri süren pay sahibi, pay sahipliğini ve şirkete yaptığı sermaye ödemelerini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Sermaye ödemesinin miktarı, ortaklık kayıtları ve şirket defterleri ile ispatlanır.
  • Esas sözleşmede farklı bir paylaşım ölçütü bulunduğunu ileri süren taraf, bu kaydı esas sözleşme metniyle kanıtlamalıdır.
  • Dağıtılabilir kârın tespitinde yıllık bilanço belgesi esas delildir; bilanço ile ilgili uyuşmazlıkta şirket bu belgeyi ibraz etmekle yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.507: Kâr ve tasfiye paylarının genel dağılımını düzenleyen maddedir. m.508 bu paylaşımda kullanılacak orantı ölçütünü somutlaştırır.
  • 6102 sayılı Kanun m.509: Kâr ve tasfiye paylarının pay sahipleri arasında paylaşımına ilişkin devamıdır; m.508'in uygulanmasında tamamlayıcı nitelik taşır.
  • 6102 sayılı Kanun m.512: Kâr payının dağıtımına ve pay sahibine ödenmesine ilişkin hükümlerle birlikte uygulanır.

TTK m.509 — Kâr payı

TTK m.509, anonim ve diğer sermaye şirketlerinde sermaye karşılığı faiz ödenmesini yasaklamakta, kâr payının hangi kaynaklardan dağıtılabileceğini sınırlamakta ve kâr payı avansının düzenlenme yöntemini belirlemektedir. Kural, şirketin sermaye payı sahiplerine ödeme yapabileceği kaynakları daraltan bir sınır niteliğindedir. Hüküm, şirket ortakları ve pay sahipleri bakımından uygulanır. Madde, hazırlık devresi faizine (m.510) ve kâr payı hakkının doğumu ile muacceliyetine (m.507, m.508) ilişkin ayrıntıları düzenlemez. Kâr payının muhasebe yöntemiyle hesaplanmasını ve kârın tespitini (m.508), kâr payı alacağının zamanaşımını ve kötüniyetle alınan kâr payının iadesini (m.512), kâr payı avansının ayrıntılı kurallarını ise Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tebliği ile belirlenen ayrı düzenlemeler ve ilgili maddeler düzenler. Tasfiye payı dağıtımı (m.543) ve yönetim kurulu üyelerine kazanç payı (m.511) da bu maddenin kapsamı dışındadır.

Kâr payı: hangi kavramlar bilinmeli?

Sermaye için faiz
Ortakların şirkete koydukları sermaye payına karşılık, kâr elde edilip edilmediğinden bağımsız olarak ödenen faizdir. Bu tür ödeme şirketin özvarlığından iade anlamına geldiği için yasaktır.
Net dönem kârı
Bilançoya göre belirlenen yıllık kârdan geçmiş yıl zararlarının ve ödenmesi gereken vergilerin düşülmesiyle kalan tutardır. Bilançoda geçmiş yıl zararı varken yıllık kârın dağıtılamaması bu kavramın sonucudur.
Serbest yedek akçe
Şirketin genel kurul kararıyla dağıtılmak amacıyla ayırdığı ve kanunen ayrılması zorunlu olmayan yedek akçedir. Kanuni yedek akçe bu kapsamda değildir.
Kâr payı avansı
Hesap dönemi sonu beklenmeden, ara dönem finansal tablolarda oluşan kârın hesaplanan kısmından kâr payından mahsup edilmek üzere yapılan ön dağıtımdır. Sermaye Piyasası Kanununa tabi şirketlerde ayrı rejim geçerlidir.

Kâr payı: hangi şartlar aranır?

  • Kâr payı dağıtımına karar verilebilmesi için dağıtılacak tutarın net dönem kârından karşılanması gerekir.
  • Dağıtım, net dönem kârı yetmediğinde serbest yedek akçelerden yapılabilir; başka bir kaynaktan kâr payı ödenmesi bu hükme uygun değildir.
  • Sermaye karşılığında faiz ödenmesi bu maddeye göre hiçbir koşulda yapılamaz.
  • Kâr payı avansı dağıtılacaksa, Sermaye Piyasası Kanununa tabi olmayan şirketlerde Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tebliğinde öngörülen şartların yerine getirilmesi gerekir.

Kâr payı: hangi sonuçları doğurur?

  • Sermaye karşılığı yapılan faiz ödemesi yasaktır ve bu tür ödeme şirket sermayesinden iade niteliği taşır.
  • Net dönem kârı yoksa ve serbest yedek akçe de bulunmuyorsa kâr payı dağıtılamaz.
  • Geçmiş yıl zararı bilançoda varken yıllık kârdan kâr payı dağıtılması, net dönem kârı sınırına aykırı olur.
  • Kâr payı avansı, SPK'ya tabi olmayan şirketlerde tebliğde öngörülen usule uygun yapılmadığında hukuka aykırı sayılır.
  • Sermaye faizi ödemesi ortaklar arasında sözleşmeyle kararlaştırılsa bile bu maddeye aykırılık nedeniyle geçersiz kabul edilir.

Sermaye faizi ile kâr payı arasındaki fark nedir?

Sermaye faizi, kâra bağlı olmayan ve ortağın koyduğu sermayenin kullanılmasına karşılık ödenen bedeldir.

Kâr payı, dönem kârının ortaklara dağıtılan kısmıdır ve kârın varlığına bağlıdır.

Sermaye faizi hiçbir koşulda ödenemez; kâr payı ise yalnızca m.509/2'de sayılan kaynaklardan dağıtılabilir.

Net dönem kârı ile serbest yedek akçe arasındaki fark nedir?

Net dönem kârı, o yılın bilanço kârından geçmiş yıl zararları ve vergiler düşüldükten sonra kalan tutardır.

Serbest yedek akçe, şirketin önceki dönemlerden ayırdığı ve dağıtım amacıyla tutulan yedeklerdir.

Her iki kaynak da kâr payı için kullanılabilir; ancak bilançoda geçmiş yıl zararı varken yıllık kârın dağıtılamaması, net dönem kârı kaynağına yönelik sınırı gösterir.

Sermaye Piyasası Kanununa tabi şirket ile tabi olmayan şirket arasındaki fark nedir?

SPK'ya tabi şirketlerde kâr payı avansı, ilgili sermaye piyasası mevzuatına göre yapılır.

SPK'ya tabi olmayan şirketlerde avans, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tebliğiyle düzenlenir.

Avansın şartları ve uygulama usulü iki grup şirkette farklı kaynaklardan belirlenir.

Kâr payı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sermaye faizi ile kâr payını birbirinden ayırmadan, faiz niteliğindeki ödemeyi kâr payı gibi değerlendirmek.
  • Net dönem kârını bilanço kârı ile karıştırmak ve geçmiş yıl zararlarını düşmeden dağıtılabilir tutarı hesaplamak.
  • Serbest yedek akçeyi kanuni yedek akçe ile eşitlemek; kanuni yedeğin dağıtıma konu olamayacağını göz ardı etmek.
  • Kâr payı avansını SPK'ya tabi şirketlerdeki rejimle karıştırmak ve tebliğ hükümlerini tüm şirketlere aynı şekilde uygulamak.
  • Madde metninde yer almayan bir süre veya oran aramak; madde bu konuda hüküm içermez.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kâr payının dağıtılabilmesi için önce bilanço kârından geçmiş yıl zararlarının ve vergilerin düşülerek net dönem kârının hesaplanması gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/1365 E., 2023/1968 K., 14.12.2023; İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2015/894 E., 2020/273 K., 09.07.2020)
  • Bilirkişi incelemesinde net dönem kârı tespit edilirken geçmiş yıl zararlarının ve ödenecek vergilerin hesaptan düşülmesi uygulanmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/1365 E., 2023/1968 K., 14.12.2023; İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2015/894 E., 2020/273 K., 09.07.2020)
  • Şirketin haksız kâr payı dağıtımı nedeniyle sorumluluğuna hükmedilen davalarda, geri istenen tutara TCMB avans faizi uygulanmasına karar verilmektedir. (Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/574 E., 2026/27 K., 16.01.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Kâr payı dağıtımının hukuka uygunluğunu iddia eden taraf, dağıtılan tutarın net dönem kârından veya serbest yedek akçelerden karşılandığını bilanço ve genel kurul kararıyla ispatlamakla yükümlüdür.
  • Dağıtımın net dönem kârını aşmadığını ileri süren taraf, bilanço kalemleri ve geçmiş yıl zararlarına ilişkin belgelerle ispat yapar; bu konuda bilirkişi incelemesi yaygın olarak başvurulan delildir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/1365 E., 2023/1968 K., 14.12.2023; İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2015/894 E., 2020/273 K., 09.07.2020)
  • Kâr payı avansının tebliğe uygun yapıldığını iddia eden taraf, genel kurul kararını ve ara dönem finansal tabloları yazılı belgeyle ortaya koymalıdır.
  • Sermaye faizi ödemesinin yapıldığını ileri süren davacı, ödemenin sermaye karşılığı olduğunu ödeme belgeleri ve sözleşme ile ispatlar; karşı taraf ödemenin kâr payı niteliğinde olduğunu savunabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

TTK m.510 — Hazırlık dönemi faizi

TTK m.510, işletme hazırlık dönemine ilişkin faiz ödemesini düzenler. Birinci fıkra, işletmenin tam faaliyete geçmesine kadar geçecek hazırlık dönemi için pay sahiplerine faiz ödenmesinin esas sözleşmede öngörülebilmesini ve faizin en geç hangi tarihe kadar işleyeceğinin belirtilebilmesini kapsar. İkinci fıkra, yeni pay çıkarılarak sermayenin artırıldığı hallerde yeni pay sahiplerine sınırlı süreli faiz verilebilmesini kapsar. Hüküm anonim ve sermaye şirketlerinde pay sahiplerine yönelik olup diğer şirket türleri veya borç ilişkileri bakımından uygulanmaz. Faizin oranı, faiz hesabı ve faiz yerine geçen diğer teşvik araçları bu maddede düzenlenmez (faiz oranı ilgili mevzuatta, 3095 sayılı Kanun'da belirlenir). Kâr payı dağıtımı, tasfiye payı ve pay sahiplerinin genel kâr payı hakkı bu maddenin konusu değildir (TTK m.507, m.543 ile ilgili hükümler). Hazırlık dönemi giderlerinin muhasebeleştirilmesi ve aktifleştirilmesi Türkiye Muhasebe Standartlarının kapsamına girer.

Hazırlık dönemi faizi: hangi kavramlar bilinmeli?

Hazırlık dönemi
İşletmenin tam bir şekilde faaliyete başlamasına kadar geçen zaman dilimidir. Faiz ödemesi yalnızca bu dönemle sınırlı olabilir; işletmenin faaliyete geçmesinden sonra bu hükme dayanılarak faiz ödenemez.
Özellikli varlık niteliğindeki yatırım
Hazırlanması uzun süre gerektiren ve maliyetine borçlanma maliyetinin yüklenmesi öngörülen yatırımdır. Faizin hangi maliyet kalemine yüklenebileceğini belirleyen ölçüt budur; ölçütün ayrıntısı Türkiye Muhasebe Standartlarında aranır.
Türkiye Muhasebe Standartları
Faizin yatırım maliyetine yüklenebilmesi için uyulması gereken muhasebe standartlarıdır. Hükmün uygulanabilmesi bu standartlara uygunluğa bağlanmıştır.
Yeni yatırımın işletmeye alınması
Yatırımın kullanıma hazır hale gelip işletmeye alındığı andır. İkinci fıkradaki faiz ödemesinin en geç sona ereceği tarih olarak kullanılır.

Hazırlık dönemi faizi: hangi şartlar aranır?

  • Faiz ödemesinin ilk fıkra kapsamında yapılabilmesi için işletmenin henüz tam faaliyete geçmemiş olması, yani hazırlık döneminin bulunması gerekir.
  • Faiz ödemesinin esas sözleşmede öngörülmüş olması gerekir; genel kurul kararı veya sonradan yapılan sözleşme değişikliği ile bu kural kurulamaz.
  • Faiz, özellikli varlık niteliğindeki yatırımların maliyetine yüklenmek üzere ödenmelidir.
  • Faiz, Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olmak koşuluyla öngörülebilir.
  • Faiz belirli bir oranda ödenmelidir ve faiz ödemelerinin en geç hangi tarihe kadar süreceği belirtilmelidir.
  • Faiz ödemesi hazırlık dönemiyle sınırlı olmalıdır; bu dönemin dışına taşan bir faiz ödemesi bu hükme dayanamaz.
  • İkinci fıkra kapsamında işletme yeni paylar çıkararak genişletilmiş olmalıdır; esas sözleşmedeki kayıtla değil sermaye artırımına dair kararda faiz kabul edilmelidir.
  • İkinci fıkrada faiz, yeni pay sahiplerine ve belirli bir süreyle ödenmelidir; faiz süresi en geç yeni yatırımın işletmeye alındığı güne kadar uzayabilir.

Hazırlık dönemi faizi: hangi sonuçları doğurur?

  • Esas sözleşmede faiz öngörülmüş ve hazırlık dönemi sınırlaması yapılmışsa, pay sahiplerine öngörülen oranda faiz ödenebilir.
  • Esas sözleşmede faiz öngörülmemişse, pay sahiplerine bu hüküm uyarınca faiz ödenemez.
  • Faiz ödemelerinin en geç hangi tarihe kadar süreceği belirtilmemişse faiz ödemesi hazırlık dönemiyle sınırlı kabul edilmelidir.
  • İşletmenin tam faaliyete geçmesinden sonra bu hükme dayanılarak faiz ödenemez.
  • Sermaye artırımında yeni pay sahiplerine faiz kabul edilmiş ve süre belirlenmişse, faiz en geç yeni yatırımın işletmeye alındığı güne kadar ödenir.
  • Yeni pay çıkarılmayan sermaye artırımlarında (ör. yalnızca bedelsiz veya iç kaynaklı artırım) ikinci fıkra uygulanamaz.
  • Faizin yatırım maliyetine yüklenebilmesi Türkiye Muhasebe Standartlarına uygunluğa bağlıdır; uygun değilse faiz bu maddeye dayanılarak yatırım maliyetine yüklenemez.
  • Hükmün emredici mi nispi emredici mi olduğu metinden açıkça çıkmamaktadır; hüküm, faizin esas sözleşmede öngörülmesini ve sınırlandırılmasını aradığı için ağırlıklı olarak kuruluş düzenlemesine yöneliktir.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, mevcut pay sahiplerine esas sözleşmede öngörülen faizi düzenler. Dayanağı esas sözleşmedir ve hazırlık dönemi genel olarak işletmenin ilk kuruluşudur.

İkinci fıkra, işletmenin yeni paylar çıkararak genişlemesi halinde yeni pay sahiplerine faiz verilmesini düzenler. Dayanağı sermayenin artırılmasına dair karardır.

Birinci fıkrada faiz esas sözleşmede öngörülür; ikinci fıkrada ise sermaye artırım kararında kabul edilir. İkinci fıkra yalnızca yeni pay çıkarılan sermaye artırımlarında uygulanır.

Esas sözleşmede öngörülen faiz ile sermaye artırımında kabul edilen faiz arasındaki fark nedir?

Esas sözleşmeye konulan faiz, kuruluştan itibaren hazırlık dönemine yönelik bir teşviktir ve sözleşmeyle kurulur.

Sermaye artırımında kabul edilen faiz, yalnızca yeni katılan pay sahiplerine verilir ve ilgili yeni yatırımla sınırlıdır.

Hangi kaynağa dayanıldığı, kime ödeneceği ve hangi tarihe kadar süreceği farklıdır; birinde kuruluş sözleşmesi, diğerinde artırım kararı belirleyicidir.

Yatırımın maliyete yüklenebilen kısmı ile yüklenemeyen giderler arasındaki fark nedir?

Özellikli varlık niteliğindeki yatırımın maliyetine yüklenen faiz, Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olarak muhasebeleştirilebilir.

Bu niteliği taşımayan veya standartlara uygun olmayan giderlere yüklenen faiz bu hükmün kapsamı dışındadır.

Muhasebe standartlarına uygunluk sağlanmazsa faiz ödemesi bu maddeye dayanamaz.

Hazırlık dönemi faizi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Esas sözleşmede faiz öngörülmemişken genel kurul kararıyla hazırlık dönemi faizi verilebileceğini saymak; bu hüküm sözleşmede öngörüm arar.
  • Hazırlık dönemi sınırlamasını göz ardı edip faizin işletme faaliyete geçtikten sonra da sürdüğünü kabul etmek.
  • İkinci fıkrayı her sermaye artırımına uygulamak; hüküm yalnızca yeni pay çıkarılarak yapılan artırımlarda geçerlidir.
  • Faiz süresini yatırımın işletmeye alındığı tarih yerine başka bir tarihe bağlamak; ikinci fıkrada üst sınır bu tarihtir.
  • Faizi her yatırım kalemine yüklemek; yalnızca özellikli varlık niteliğindeki yatırımların maliyetine yüklenebilir.
  • Muhasebe standartlarına uygunluk şartını atlayıp faizi doğrudan maliyete yüklemek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hazırlık dönemi faizinin esas sözleşmede açıkça öngörülmesi gerektiği, sonradan genel kurul kararıyla getirilmesinin bu hükme dayanamayacağı kabul edilmektedir.
  • Sermaye artırımında yeni pay sahiplerine faiz verilmesinin yalnızca yeni pay çıkarılan artırımlarda gündeme geldiği anlaşılmaktadır.

Nasıl ispat edilir?

  • Faiz ödemesini talep eden pay sahibi, esas sözleşmede faiz öngörüldüğünü esas sözleşme metniyle ispatlamak zorundadır.
  • Faizin hazırlık dönemine ve özellikli varlık niteliğindeki yatırıma ilişkin olduğu, yatırım dosyası ve proje belgeleriyle ispatlanır.
  • İkinci fıkra kapsamında yeni pay çıkarıldığı ve faizin sermaye artırım kararında kabul edildiği, tescil edilmiş karar ve ticaret sicili kaydıyla ispatlanır.
  • Yatırımın Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olarak maliyete yüklendiğini gösteren muhasebe kayıtları, faizin standarda uygunluğunu ispat eder; karşı taraf uygunsuzluğu ileri sürerse bunu ispat yükü ona düşer.
  • Yatırımın işletmeye alındığı tarih, faiz süresinin sona erdiğini gösteren en önemli delil olup işletmeye alma belgesiyle ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.507: Tasfiye payı hakkını düzenler; bu madde pay sahiplerine ödenen faizden ayrı bir hak olduğunu göstermek için ilgilidir.
  • 6102 sayılı Kanun m.543: Tasfiye artığının dağıtımına ilişkin hükümdür; faizle ilgisi bulunmaz, yalnızca pay sahibi haklarının ayrımı açısından anılır.

TTK m.511 — Kazanç payları

Madde, anonim ortaklıkta yönetim kurulu üyelerine kazanç payı (kâr payı niteliğinde menfaat) verilebilmesinin kanuni koşullarını düzenler: kazanç payının hangi kârdan ve hangi sırayla ödenebileceği ile pay sahiplerine ödenmiş sermayenin yüzde beşine ilişkin asgari kâr payı şartını kapsar. Hüküm, anonim şirket yönetim kurulu üyeleri bakımından uygulanır. Madde, yönetim kurulu üyelerinin ücret, huzur hakkı, ikramiye ve primlerinin belirlenme yetkisini düzenlemez (TTK m.408/2-b ve TTK m.339/2-f). Kazanç payının esas sözleşmede öngörülmesi zorunluluğu da bu maddede değil ilgili esas sözleşme hükmünde aranır (TTK m.339/2-f). Kazanç paylarının haksız ve kötüniyetle alınmasından doğan iade yükümlülüğü ve zamanaşımı bu maddede değil TTK m.512'de düzenlenmiştir. İflas hâlinde yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu TTK m.513'te, kâr payının genel dağıtım esasları ise TTK m.519 ve devamında yer alır.

Kazanç payları: hangi kavramlar bilinmeli?

Kazanç payı
Yönetim kurulu üyelerine şirket kârından verilen, ücret ve huzur hakkından ayrı nitelikte bir menfaattir. Ödenebilmesi için şirketin kârının bulunması ve madde metnindeki sıralı koşulların gerçekleşmesi gerekir.
Net kâr
Ödenecek kazanç payının hesaplanabileceği kaynak olarak kanunda öngörülen kârdır. Kazanç payı yalnızca net kârdan ayrılabilir; kâr dışındaki kaynaklardan ödenemez.
Kanuni yedek akçe
Kanunun zorunlu kıldığı yedek akçedir. Kazanç payı, bu yedek akçeye ilişkin ayrım yapıldıktan sonra verilebilir; ayrımın tutarı bu maddede ayrıca sayılmamıştır.
Ödenmiş sermaye
Pay sahiplerine dağıtılacak asgari kâr payı oranının hesaplanmasında esas alınan sermaye tutarıdır. Asgari oran, ödenmiş sermayenin yüzde beşidir veya esas sözleşmede daha yüksek bir oran öngörülmüşse o orandır.

Kazanç payları: hangi şartlar aranır?

  • Kazanç payının verileceği kaynak yalnızca net kâr olmalıdır; net kâr dışındaki bir kalem kazanç payına konu edilemez.
  • Kazanç payı verilmeden önce kanuni yedek akçe için belirli ayrım yapılmış olmalıdır.
  • Pay sahiplerine ödenmiş sermayenin en az yüzde beşi oranında kâr payı dağıtılmış olmalıdır; esas sözleşmede daha yüksek bir oran öngörülmüşse bu oran aranır.
  • Esas sözleşmede kazanç payı verilebileceğine ilişkin hüküm bulunmalıdır (TTK m.339/2-f) ve kazanç payı tutarı esas sözleşmede belirlenmemişse genel kurul kararıyla belirlenmelidir.
  • Yukarıdaki kâr dağıtımı ve yedek akçe sıralaması tamamlanmadan kazanç payı ödenmemelidir; sıra ihlal edilirse ödeme bu maddeye aykırı olur.

Kazanç payları: hangi sonuçları doğurur?

  • Kazanç payı, net kârdan ve kanuni yedek akçe ayrıldıktan sonra verilebilir.
  • Pay sahiplerine ödenmiş sermayenin yüzde beşi oranında veya esas sözleşmede daha yüksek öngörülen oranda kâr payı dağıtılmadan kazanç payı verilemez.
  • Şirket kâr etmemişse ya da net kâr yoksa yönetim kurulu üyelerine kazanç payı ödenemez.
  • Yüzde beş şartı gerçekleşmediğinde yapılan kazanç payı ödemesi bu maddeye aykırıdır.
  • Hüküm emredicidir; sözleşme ile yüzde beşlik asgari oranın altına inilemez, ancak daha yüksek oran öngörülebilir.
  • Kazanç payı ödemesi yönetim kurulu üyelerine ödenmesi gereken bir borç doğurur; ödeme bu koşullara uyulmadan yapılmışsa iade sorunu TTK m.512 kapsamında ortaya çıkar.

Kazanç payı ile ücret ve huzur hakkı arasındaki fark nedir?

Kazanç payı, şirketin net kârına bağlı bir menfaattir ve bu maddedeki kâr sıralamasına tabidir.

Ücret ve huzur hakkı, kârdan bağımsız olarak belirlenen ödemelerdir; kâr sıralaması bu ödemeler için aranmaz.

Ücret ve huzur hakkı için esas sözleşmede hüküm bulunması zorunlu değildir; kazanç payı için esas sözleşmede hüküm bulunması ve bu maddedeki koşullar gerekir.

Kazanç payının tutarının belirlenmesi ile ödenebilmesinin koşulu arasındaki fark nedir?

Ödenebilmesi için esas sözleşmede hüküm bulunması zorunludur ve bu madde ek olarak kâr sıralaması ile yüzde beş şartını koyar.

Tutarın esas sözleşmede belirlenmesi şart değildir; tutar genel kurul kararıyla da saptanabilir.

Esas sözleşmede tutar yoksa genel kurul tutarı belirler, ancak ödeme koşulları yine yerine getirilmelidir.

Asgari yüzde beş ile esas sözleşmede daha yüksek oran arasındaki fark nedir?

Kanunun öngördüğü asgari oran ödenmiş sermayenin yüzde beşidir.

Esas sözleşme daha yüksek bir oran öngörmüşse bu oran uygulanır.

Esas sözleşmedeki oran asgarinin üstündeyse, kazanç payı ancak bu yüksek oran dağıtıldıktan sonra verilebilir.

Kazanç payları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kazanç payı ile ücret ve huzur hakkını aynı koşullara bağlamak; kazanç payı için esas sözleşme hükmü ve kâr sıralaması aranmalıdır, ücret için değil.
  • Yüzde beş şartını yalnızca ödenmiş sermayenin yüzde beşi olarak hesaplamak ve esas sözleşmede daha yüksek bir oran varsa bunu gözden kaçırmak; daha yüksek oran uygulanmalıdır.
  • Kazanç payının tutarının esas sözleşmede belirlenmesini zorunlu saymak; tutar genel kurul kararıyla da belirlenebilir.
  • Yedek akçe ayrımını yapmadan ya da yüzde beş dağıtımından önce kazanç payını hesaplamak; sıra bozulmamalıdır.
  • Kâr olmadan kazanç payı verilebileceğini düşünmek; net kâr bulunmadan bu maddeye göre ödeme yapılamaz.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kazanç payı ödemesinin dayanağı olarak esas sözleşmede hüküm bulunup bulunmadığı ve genel kurul kararının varlığı birlikte aranmaktadır. (11. Hukuk Dairesi, 2023/4508 E., 2024/6524 K., 18.09.2024)
  • Esas sözleşmede kâr dağıtımına ilişkin özel bir düzenleme bulunsa bile bu düzenlemenin kanundaki yüzde beş ve yedek akçe sıralamasına uygun olması beklenmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/4075 E., 2024/6055 K., 05.09.2024)
  • Huzur hakkı ve benzeri ödemeler için şirketin kâr etmesinin şart olmadığı yönündeki tartışmalar, kazanç payı ile ücret ayrımının yapılmasını gerektirmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/3356 E., 2024/1518 K., 27.02.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Kazanç payını talep eden yönetim kurulu üyesi, esas sözleşmede kazanç payına ilişkin hükmün bulunduğunu ispatlamalıdır; esas sözleşme ve tescil kayıtları bu konuda belgedir.
  • Net kârın varlığı ve kanuni yedek akçe ayrımının yapıldığı, şirketin yıllık bilanço ve genel kurul kararı ile ispatlanır.
  • Pay sahiplerine ödenmiş sermayenin yüzde beşinin dağıtıldığını ispat yükü, kazanç payını talep eden tarafa değil, bu ödemenin yapıldığını iddia eden şirkete aittir; dağıtım kararı ve ödeme belgeleri delildir.
  • Şirketin, yüzde beş dağıtılmadan kazanç payı verildiğini savunması hâlinde, bu savunmanın ispat yükü şirkettedir.
  • Genel kurul kararı yazılı olarak bulunmalı ve tutanakla ispatlanmalıdır; kararın eksikliği ödemeyi haklı kılmaz.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 m.512: Kanuna veya kötüniyete aykırı alınan kazanç paylarının iadesini ve beş yıllık zamanaşımını düzenler; bu madde kazanç payının ödenme koşullarını, o madde ise aykırı ödemenin sonucunu koyar.
  • 6102 m.519: Pay sahiplerine ödenecek kâr payının genel dağıtım sırası ve yüzde beşlik birinci tertip kâr payını düzenler; bu maddedeki yüzde beş şartı o hükümle uyumludur.
  • 6102 m.339: Esas sözleşmede yönetim kurulu üyelerine kâr sağlanacak menfaatlerin yer alması zorunluluğunu koyar; kazanç payının ödenebilmesi için ön koşuldur.
  • 6102 m.394: Yönetim kurulu üyelerine yıllık kârdan pay ödenebileceğini ve tutarın esas sözleşme veya genel kurul kararıyla belirleneceğini düzenler.
  • 6102 m.408: Yönetim kurulu üyelerinin ücret, huzur hakkı ve prim gibi haklarını belirleme yetkisinin genel kurulda olduğunu düzenler.
  • 6102 m.513: Şirket iflasında yönetim kurulu üyelerinin geri verme yükümlülüğünü düzenler; kazanç payı iadesiyle ilgili ayrı bir hal oluşturur.

TTK m.512 — Kötüniyet hâlinde

TTK m.512, anonim ortaklıkta haksız ve kötüniyetle alınan kâr payı ile hazırlık dönemi faizinin geri verilmesi yükümlülüğünü ve bu geri alma hakkının zamanaşımını düzenler. Hükmün kapsamı, kâr payı veya hazırlık dönemi faizini haksız ve kötüniyetle alan pay sahipleri ile yönetim kurulu üyeleridir; yönetim kurulu üyeleri bakımından yalnız kazanç payları için aynı hüküm uygulanır. Madde, kâr payının dağıtım kararına, kâr payının hesaplanmasına ve hazırlık dönemi faizinin koşullarına ilişkin ayrıntıları düzenlemez (ilgili kurallar için TTK'nın anonim ortaklığa ilişkin kâr dağıtımı hükümlerine bakılmalıdır). Haksız ödemenin geri alınmasında sebepsiz zenginleşme hükümleri, geri alma davasının usulü ve ispat kuralları bu maddede yer almaz. Ayrıca yönetim kurulu üyelerinin ücret ve huzur hakkı gibi diğer ödemeleri de bu hükmün kapsamında değildir.

Kötüniyet hâlinde: hangi kavramlar bilinmeli?

Kâr payı
Anonim ortaklığın dağıtılabilir dönem kârından pay sahiplerine, genel kurulca kabul edilen kâr dağıtımı kararına göre ayrılan ve dağıtılan paydır. Hüküm, kâr payının bu kararla belirlenmiş olması gerektiğini varsayar; kararsız ya da dayanaksız ödemeler bakımından geri alma hakkı kendiliğinden doğmaz.
Hazırlık dönemi faizi
Anonim ortaklığın kuruluş ya da sermaye artırımı sürecinde, işletmeye geçmeden önceki dönem için pay sahiplerine ödenen faizdir. Maddedeki geri alma yükümlülüğü yalnız bu faizin haksız ve kötüniyetle alınması hâlini kapsar.
Kazanç payı (yönetim kurulu)
Yönetim kurulu üyelerine kârdan ayrılan ve ana sözleşme ya da genel kurul kararıyla belirlenen paydır. Maddenin ikinci cümlesi bunu pay sahipleriyle aynı hükme bağlar.
Kötüniyet
Alıcının ödemenin hukuken geçerli bir dayanağı bulunmadığını bildiği ya da bilmesi gerektiği durumdur. Maddenin uygulanması için haksız alımın yanında kötüniyetin de bulunması aranır.
Geri alma hakkı
Ödemeyi yapan anonim ortaklığa tanınan, haksız alınan tutarın geri verilmesini isteme hakkıdır. Bu hak paranın alındığı tarihten itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Kötüniyet hâlinde: hangi şartlar aranır?

  • Alınan ödemenin kâr payı veya hazırlık dönemi faizi olması gerekir; başka bir ödeme türü bu hükmün kapsamında değildir.
  • Ödemenin haksız olması, yani geçerli bir genel kurul kararı ya da hukuki dayanak bulunmaması gerekir.
  • Alıcının kötüniyetli olması, yani haksızlığı bildiği ya da bilmesi gerektiği ortaya konmalıdır; yalnız haksız alım yeterli değildir.
  • Yönetim kurulu üyeleri bakımından konu yalnız kazanç payı olmalıdır; başka ödemeler bu hükmün kapsamı dışında kalır.
  • Geri alma hakkının doğması için alınan tutarın geri verilmesi talep edilmelidir; geri verme yükümlülüğü ancak bu koşulların birlikte gerçekleşmesiyle ortaya çıkar.

Kötüniyet hâlinde: hangi sonuçları doğurur?

  • Haksız ve kötüniyetle kâr payı veya hazırlık dönemi faizi alan pay sahibi, alınan tutarı geri vermekle yükümlüdür.
  • Yönetim kurulu üyesi, haksız ve kötüniyetle aldığı kazanç payını geri vermekle yükümlüdür.
  • Alıcı iyiniyetli ise geri verme yükümlülüğü doğmaz.
  • Geri alma hakkı, paranın alındığı tarihten itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar; süre dolduktan sonra hak varlığını korur fakat dava yoluyla istenemez.
  • Zamanaşımı süresi içinde yapılan talep, geri alma hakkını koruyarak yargı yoluyla takip edilmesine imkân verir.

Pay sahibi ile yönetim kurulu üyesi arasındaki fark nedir?

Pay sahibi, kâr payı veya hazırlık dönemi faizi alan kişidir ve her iki ödeme türü bakımından geri verme yükümlülüğü doğar.

Yönetim kurulu üyesi ise yalnız kazanç payı bakımından aynı hükme tabidir; hazırlık dönemi faizi ona bu madde kapsamında uygulanmaz.

Yönetim kurulu üyesinin aldığı hazırlık dönemi faizi ya da kâr payı dışındaki başka ödemeler bu maddeye göre geri alınamaz; bu hâllerde başka hukuki sebeplere başvurulur.

Haksız ve kötüniyetli alım ile yalnız haksız alım arasındaki fark nedir?

Haksız ve kötüniyetle alınan ödeme, alıcının geri verme yükümlülüğünü doğurur.

Alıcının iyiniyetle aldığı ödeme için bu madde geri verme yükümlülüğü öngörmez.

İyiniyetli alıcı bakımından geri alma hakkı bu madde ile doğmaz; kötüniyet ispatlanamazsa talep reddedilir.

Kötüniyet hâlinde: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Beş yıllık süreyi paranın alındığı tarih yerine dağıtım kararının alındığı tarihten saymak; madde metni ödemenin alındığı tarihi başlangıç olarak gösterir.
  • Zamanaşımını hak düşürücü süre gibi değerlendirip hâkimin kendiliğinden dikkate alacağını düşünmek; madde zamanaşımı olarak kurulmuştur, def'i gerekir.
  • Haksız alımın yeterli olduğunu sanıp kötüniyet koşulunu aramamak; her iki koşul birlikte aranır.
  • Yönetim kurulu üyelerine bu maddeyi hazırlık dönemi faizi bakımından uygulamak; hüküm yalnız kazanç payı için yönetim kurulu üyelerine uygulanır.
  • İyiniyetli alıcının da geri vermekle yükümlü olduğunu düşünmek; iyiniyet geri verme yükümlülüğünü ortadan kaldırır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Geri alma talebinde, ödemenin hangi genel kurul kararına dayandığı ve bu kararın geçerli olup olmadığı ayrıca incelenir; geçerli bir kararla ödenen kâr payının geri istenemeyeceği kabul edilmektedir. (Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/574 E., 2026/27 K., 16.01.2026)
  • Kötüniyet değerlendirmesi, alıcının ödemenin dayanaksız olduğunu bilip bilmediği ya da bilmesi gerektiği üzerinden yapılmaktadır. (Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/574 E., 2026/27 K., 16.01.2026)
  • Haksız kâr payı nedeniyle doğan zararın tarihinden itibaren faiz istenebileceği kabul edilmekte; uygulamada faiz başlangıcı zarar tarihi olarak belirlenmektedir. (Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/574 E., 2026/27 K., 16.01.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Geri alma talebini ileri süren anonim ortaklık, ödemenin kâr payı veya hazırlık dönemi faizi olduğunu ve haksız olduğunu ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat genel kurul kararı, ödeme kayıtları ve bilanço belgeleriyle yapılır.
  • Alıcının kötüniyetini ispat yükü talep edene aittir; alıcının haksızlığı bildiğini veya bilmesi gerektiğini gösteren belgeler, yazışmalar ve kararlar bu amaçla kullanılır.
  • Alıcı iyiniyetini savunursa, ödemenin dayanağı olan genel kurul kararına güvendiğini ve bunun geçerli göründüğünü ortaya koymalıdır.
  • Zamanaşımı savunmasında süre başlangıcı, paranın alındığı tarihtir; bu tarih ödeme belgeleriyle ispatlanır ve def'i olarak ileri sürülmesi karşı tarafın yükümlülüğüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.507: Anonim ortaklıkta kâr dağıtımına ilişkin hükümler içerir; maddenin uygulanabilmesi için kâr payının bu hükümler uyarınca hesaplanıp dağıtılmış olması gerekir. Kesin bağlantı metinde belirtilmemiştir.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.508: Kâr payının dağıtılmasına ilişkin usul ve koşulları düzenler; haksız kâr payının tespitinde başvurulacak ölçüttür.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.509: Kârdan ayrılacak payların ve yönetim kurulu üyelerinin kazanç payının sınırlarını belirler; kazanç payının haksız olup olmadığının değerlendirilmesinde kullanılır.

TTK m.513 — Şirketin iflası hâlinde

TTK m.513, borca batık veya iflas eden sermaye şirketinin yönetim kurulu üyelerinin, iflasın açılmasından önceki son üç yıl içinde şirketten hizmetleri karşılığı aldıkları fazla ödemeleri şirket alacaklılarına geri verme yükümlülüğünü düzenler. Hüküm, şirketin iflası hâlinde yönetim kurulu üyeleri bakımından uygulanır. Maddenin ikinci fıkrası sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alınamayacak tutarları kapsam dışında bırakır; üçüncü fıkrası ise hâlin gereklerine göre mahkemenin takdir yetkisini düzenler. Yönetim kurulu üyeliği dışındaki kişilerin (müdürler, pay sahipleri, bağlı şirketler) ödemeleri, iflasın açılması öncesindeki tasarruf işlemlerinin iptali (İİK m.277 vd.) ve sorumluluğun dayanağı olan şirket yöneticilerinin kusursuz sorumluluğu gibi konular bu maddede düzenlenmemiştir.

Şirketin iflası hâlinde: hangi kavramlar bilinmeli?

Fazla ödeme
Yönetim kurulu üyesinin hizmetlerine karşılık olarak şirketten aldığı kazanç payı veya başka adlar altındaki ödemelerin, uygun ücret miktarını aşan kısmıdır. Ölçüt, bilançonun uygun bir ücret miktarına göre tedbirli biçimde düzenlenmiş olsaydı ödenmemesi gerekecek tutardır.
Uygun ücret
Yönetim kurulu üyesinin yaptığı hizmetin karşılığı olarak makul ve tedbirli bir bilanço ile ödenebilecek ölçüdeki ücrettir. Ödemenin kazanç payı veya başka bir ad altında yapılmış olması bu sınırı değiştirmez.
Son üç yıl
Geri verme yükümlülüğünün kapsadığı dönemdir. Süre, iflasın açılmasından geriye doğru hesaplanır ve yalnızca bu dönemde alınan ödemeleri kapsar.
Sebepsiz zenginleşme
Ödemenin dayanaksız alınmış olması hâlinde geri verme borcunun doğduğu genel hukuk kurumudur. Maddenin ikinci fıkrasına göre, bu hükümler uyarınca geri alınamayacak tutarlar bu maddenin kapsamına girmez.
Takdir hakkı
Mahkemenin somut olayın bütün koşullarını dikkate alarak yükümlülüğün kapsamını belirleme yetkisidir. Bu yetki serbest bir karar yetkisi değil, hâlin gereklerine bağlı bir değerlendirmedir.

Şirketin iflası hâlinde: hangi şartlar aranır?

  • Şirketin iflasının açılmış olması gerekir.
  • Geri istenen ödemeyi alan kişinin şirketin yönetim kurulu üyesi olması gerekir.
  • Ödemenin, üyenin şirkete karşı yaptığı hizmetlere karşılık olarak kazanç payı veya başka bir ad altında yapılmış olması gerekir.
  • Ödemenin, uygun ücret miktarını aşan kısmı bulunması gerekir; bu fazlalık bilançonun tedbirli biçimde uygun ücrete göre düzenlenmiş olsaydı ödenmemesi gereken tutar olarak belirlenir.
  • Ödemenin, iflasın açılmasından önceki son üç yıl içinde yapılmış olması gerekir.
  • Fazla ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alınabilir nitelikte olması gerekir; alınamayacak tutarlar için geri verme yükümlülüğü doğmaz.
  • Mahkemenin hâlin bütün gereklerini değerlendirerek yükümlülüğün kapsamını takdir etmesi gerekir.

Şirketin iflası hâlinde: hangi sonuçları doğurur?

  • Şirketin iflası hâlinde yönetim kurulu üyeleri, iflasın açılmasından önceki son üç yıl içinde aldıkları fazla ödemeleri şirket alacaklılarına karşı geri vermekle yükümlüdür.
  • Ödemenin uygun ücret sınırı içinde kalan kısmı geri verilmez; yükümlülük yalnızca aşan kısım ile sınırlıdır.
  • Üç yıldan önce yapılmış ödemeler bu madde uyarınca geri verilmez.
  • Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alınamayacak tutarlar için geri verme yükümlülüğü yoktur.
  • Mahkeme, hâlin bütün gereklerini göz önünde bulundurarak yükümlülüğün kapsamını takdir eder.
  • Yükümlülük şirket alacaklılarına karşı doğar; geri verilen tutar, şirket masasına ya da alacaklılar yararına kullanılmak üzere iflas masasında değerlendirilir.

Uygun ücret içindeki ödeme ile uygun ücreti aşan ödeme arasındaki fark nedir?

Uygun ücret sınırı içinde kalan kazanç payı veya ücret, hizmetin karşılığıdır ve geri verme yükümlülüğü doğurmaz.

Uygun ücreti aşan kısım, tedbirli bilanço ölçüsüne göre ödenmemesi gereken paradır ve geri verilmesi gerekir.

Yalnızca aşan kısım için geri verme yükümlülüğü doğar; ödemenin tamamı geri istenemez.

Geri verilebilir fazla ödeme ile sebepsiz zenginleşmeyle alınamayacak ödeme arasındaki fark nedir?

Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri alınabilen tutarlar, madde kapsamında geri verme yükümlülüğüne tabidir.

Sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alınması mümkün olmayan tutarlar, ikinci fıkra uyarınca bu maddenin kapsamı dışında kalır.

Alınamayacak tutarlar için yönetim kurulu üyesinin geri verme yükümlülüğü yoktur.

Son üç yıl içindeki ödeme ile üç yıldan önceki ödeme arasındaki fark nedir?

İflasın açılmasından önceki son üç yıl içinde yapılan fazla ödemeler, madde kapsamına girer.

Üç yıldan önce yapılmış ödemeler maddenin kapsamı dışında kalır.

Üç yıldan önceki ödemeler bakımından bu madde uyarınca geri verme yükümlülüğü doğmaz.

Şirketin iflası hâlinde: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Üç yıllık süreyi iflasın talep tarihinden değil, iflasın açılmasından geriye doğru saymamak.
  • Kazanç payı veya başka bir ad altındaki tüm ödemeyi geri istenebilir saymak; yalnızca uygun ücreti aşan kısmın dikkate alınması gerektiğini gözden kaçırmak.
  • Uygun ücret ölçütünü, şirketin fiilen ödeme gücü yerine tedbirli bir bilanço ölçüsüyle değerlendirmemek.
  • İkinci fıkrayı göz ardı ederek sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre alınamayacak tutarları da geri istemek.
  • Üçüncü fıkradaki takdir yetkisini bağlı yetki gibi okumak; mahkemenin hâlin gereklerini değerlendirmesi gerektiğini unutmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemelerin, yönetim kurulu üyelerine ödenen kazanç paylarının uygun ücret sınırını aşıp aşmadığını bilirkişi raporu ile değerlendirdiği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/5737 E., 2024/1961 K., 11.03.2024)
  • Uygun ücret sınırının belirlenmesinde, şirketin ödeme gücünü gösteren tedbirli bir bilançonun esas alındığı kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/5737 E., 2024/1961 K., 11.03.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Geri verme talebini ileri süren iflas masası veya alacaklı, yönetim kurulu üyesinin şirketten ödeme aldığını ve ödemenin uygun ücret sınırını aştığını ispatlamakla yükümlüdür. (11. Hukuk Dairesi, 2022/5737 E., 2024/1961 K., 11.03.2024)
  • Ödemenin tarihi, şirket kayıtları, bilanço ve yönetim kurulu kararları gibi yazılı belgeler, ödemenin üç yıllık süre içinde yapıldığını gösterir.
  • Uygun ücret miktarının tespiti için tedbirli biçimde düzenlenmiş bilanço ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi kullanılır.
  • Yönetim kurulu üyesi, ödemenin uygun ücret sınırı içinde kaldığını veya sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri alınamayacağını ileri sürerek savunma yapar ve bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Hâlin gereklerine ilişkin takdir yetkisi nedeniyle mahkeme somut olayın tüm koşullarını değerlendirir; bu değerlendirme dosyadaki delillere dayanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.553: Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin genel hükümler; 513. madde bu sorumluluğun özel bir uygulaması olarak, iflas hâlinde ayrı bir geri verme yükümlülüğü getirir.
  • 6102 sayılı Kanun m.611: Yönetim kurulu üyelerinin kanuna veya ana sözleşmeye aykırı işlemlerinden doğan sorumluluk hükümlerini düzenler ve 513. madde ile birlikte değerlendirilebilir.
  • 6102 sayılı Kanun m.644: Tasfiye hâlindeki şirket yöneticilerinin sorumluluğuna ilişkin hükümdür; 513. maddeyle iflas hâlindeki sorumluluk ilişkisi kurulur.

Süreler

SüreMaddeHüküm
beş yılm.512(2) Geri alma hakkı, paranın alındığı tarihten itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
üç yılm.513(1) Şirketin iflası hâlinde, yönetim kurulu üyeleri şirket alacaklılarına karşı, iflasın açılmasından önceki son üç yıl içinde kazanç payı veya başka bir ad altında hizmetlerine karşılık olarak aldıkları ve fakat uygun ücreti aşan ve…

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

12 karar
  1. 11. Hukuk Dairesi, 2024/5021 E., 2024/6916 K., 30.09.2024
    İlgili madde: m.507
  2. 11. Hukuk Dairesi, 2023/4508 E., 2024/6524 K., 18.09.2024
    İlgili madde: m.507, m.511
  3. 11. Hukuk Dairesi, 2023/4075 E., 2024/6055 K., 05.09.2024
    İlgili madde: m.511
  4. 11. Hukuk Dairesi, 2023/2208 E., 2024/4999 K., 12.06.2024
    İlgili madde: m.507
  5. 11. Hukuk Dairesi, 2022/5737 E., 2024/1961 K., 11.03.2024
    İlgili madde: m.513
  6. 11. Hukuk Dairesi, 2023/3356 E., 2024/1518 K., 27.02.2024
    İlgili madde: m.511
  7. 11. Hukuk Dairesi, 2022/2089 E., 2023/5705 K., 10.10.2023
    İlgili madde: m.507
  8. Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/574 E., 2026/27 K., 16.01.2026
    İlgili madde: m.508, m.509, m.512
  9. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1907 E., 2025/2055 K., 19.11.2025
    İlgili madde: m.507
  10. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/1365 E., 2023/1968 K., 14.12.2023
    İlgili madde: m.509
Diğer 2 karar
  1. İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2015/894 E., 2020/273 K., 09.07.2020
    İlgili madde: m.509
  2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2018/1021 E., 2019/1262 K., 25.09.2019
    İlgili madde: m.507

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 8. Anonim Şirket - 2 bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış