Özel hükümler › Millete ve devlete karşı suçlar ve son hükümler › Kamu idaresinin güvenilirliğine ve işleyişine karşı suçlar

Görevi kötüye kullanma ve göreve ilişkin sırrın açıklanması

TCK m.257–266Ceza Hukuku Özel HükümlerSon değişiklik: 02.07.2012 (m.257)

Kısaca

TCK m.257, kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareketle (icrai hareket) veya görevini yapmakta ihmal ya da gecikme göstererek (ihmali hareket) görevini kötüye kullanmasını ve bunun cezasını düzenler.

Kapsam

Bu konu, Türk Ceza Kanunu m.257–266 hükümlerini kapsar.

Yürürlükten kaldırılmış: m.263.

TCK m.257 — Görevi kötüye kullanma

Madde, kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareketle (icrai hareket) veya görevini yapmakta ihmal ya da gecikme göstererek (ihmali hareket) görevini kötüye kullanmasını ve bunun cezasını düzenler. Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan hallerde madde uygulanmaz; madde genel, tali ve tamamlayıcı nitelikte bir suç tipidir. Kişilerin mağduriyeti, kamunun zararı veya kişilere haksız menfaat sağlanması sonucunun gerçekleşmesi aranır. Madde kamu görevlilerine uygulanır. Düzenlemeyen konular: icrai hareketle işlenen görevi kötüye kullanmanın özel suç tiplerine girmesi halinde uygulanacak özel hükümler (m.235, 247, 250, 252, 279 gibi), kamu görevlisinin soruşturma usulü (4483 sayılı Kanun ve CMK m.161), zincirleme suç ve içtima hükümleri (m.43) ile zamanaşımı ve dava şartları gibi usul konuları.

Görevi kötüye kullanma: hangi kavramlar bilinmeli?

Görevi kötüye kullanma
Kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı davranarak görevini kötüye kullanmasıdır. Fiilin kamu görevlisinin görev alanına giren bir işle ilgili olması gerekir.
İcrai hareket
Görevin gereklerine aykırı olarak yapılan olumlu bir davranıştır. Yalnızca icrai hareketle işlenebilen fıkra, birinci fıkradır.
İhmali hareket
Görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme gösterilmesidir. İkinci fıkrada düzenlenir ve seçimlik hareketlidir.
Mağduriyet
Kişinin görevin aksamasından uğradığı zararı ifade eder. Ekonomik zarar sınırlı değildir; hak ve fırsatların engellenmesi de mağduriyet sayılabilir.
Kamunun zararı
Kamu idaresinin uğradığı ekonomik zarardır. Madde gerekçesine göre görevin aksaması sonucu ortaya çıkan kamusal kayıp bu kapsama girer.
Haksız menfaat
Kamu görevlisinin görevin gereklerine aykırı davranarak kişilere sağladığı haksız kazanç veya yarardır. İhmal fıkrasında bu menfaatin denetim görevini ihmal dışında bir menfaat olması gerekir.
Özgü suç
Yalnızca belli niteliği taşıyan kişilerin (kamu görevlisi) failliği ile işlenebilen suçtur.

Görevi kötüye kullanma: hangi şartlar aranır?

  • Failin kamu görevlisi olması ve hareketin kendi görev alanına giren bir işleme ilişkin bulunması gerekir.
  • Birinci fıkrada hareketin görevin gereklerine aykırı, icrai bir davranış olması gerekir; ikinci fıkrada görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme gösterilmesi gerekir.
  • Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan bir hal bulunmamalıdır; aksi halde bu madde değil özel suç hükmü uygulanır.
  • Görevin gereklerine aykırı hareket, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olmalı ya da kişilere haksız bir menfaat sağlamalıdır; bu sonuçlardan biri gerçekleşmelidir.
  • Haksız menfaatin ikinci fıkrada aranması halinde, sağlanan menfaatin denetim görevini ihmal dışında bir menfaat olması gerekir.
  • Fail, hareketi kasten gerçekleştirmiş olmalıdır; kast hem icrai hem ihmali hareket bakımından aranır.

Görevi kötüye kullanma: hangi sonuçları doğurur?

  • Birinci fıkradaki hareket ve sonuç koşulları gerçekleşirse fail altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • İkinci fıkradaki ihmal veya gecikme ve sonuç koşulları gerçekleşirse fail üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Görevin gereklerine aykırı davranış bulunmakla birlikte mağduriyet, kamu zararı veya haksız menfaat gerçekleşmemişse, madde kapsamında ceza verilmez; eylem teşebbüs aşamasında kalır ve teşebbüs her iki fıkra bakımından mümkündür.
  • Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan bir hal varsa bu madde uygulanmaz ve ilgili özel hüküm uygulanır.
  • Fiil özel bir suç tipine girmiyorsa ve sonuç gerçekleşmişse, görevin gereklerine aykırı davranış bu madde kapsamında cezalandırılır.
  • Görevin gereklerine aykırı davranış sonuç doğurmuyorsa cezai yaptırım uygulanmaz; disiplin hukuku bakımından değerlendirilebilir.
  • Sonucun doğmaması halinde suç ancak teşebbüs olarak cezalandırılabilir; bu durum cezanın kapsamını belirler.

İcrai hareket ile ihmali hareket arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, görevin gereklerine aykırı olumlu bir davranışla işlenir.

İkinci fıkra, görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme gösterilmesiyle işlenir.

Birinci fıkrada alt sınır altı ay, üst sınır iki yıl hapistir; ikinci fıkrada üç ay ile bir yıl hapis öngörülmüştür.

Genel hüküm (m.257) ile özel suç tipi arasındaki fark nedir?

Madde, kamu görevlisinin görevini kötüye kullanmasını genel olarak düzenler ve tali niteliktedir.

Özel suç tipleri (ör. m.247, 250, 252, 279) ayrı ve bağımsız bir suç olarak görevi kötüye kullanmayı tanımlar.

Fiil özel bir suç tipine giriyorsa m.257 uygulanmaz ve özel hüküm uygulanır; cezanın özel hükümde daha az olması bu sonucu değiştirmez.

Görevin gereklerine aykırı hareket ile sonucun gerçekleşmesi arasındaki fark nedir?

Yalnızca görevin gereklerine aykırı davranış, sonuç doğmadan kalmış olabilir.

Mağduriyet, kamunun zararı veya haksız menfaat sonucu gerçekleşmiş olabilir.

Sonuç gerçekleşmemişse suç tamamlanmaz; eylem teşebbüs aşamasında kalır.

Görevi kötüye kullanma: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sonuç koşulunu aramadan görevin gereklerine aykırı her davranışı suç saymak; oysa madde mağduriyet, kamu zararı veya haksız menfaat gerçekleşmeden cezalandırmaz.
  • Kamu zararını yalnızca ekonomik zarar olarak almak; mağduriyet kavramının ekonomik zarardan daha geniş olduğu gözden kaçırılır.
  • Birinci ve ikinci fıkra cezalarını karıştırmak; icrai hareket için altı ay–iki yıl, ihmali hareket için üç ay–bir yıl hapis uygulanır.
  • Mülga üçüncü fıkrayı uygulamak ya da bu fıkraya dayanmak; üçüncü fıkra 6352 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır.
  • Özel suç tipine giren bir fiili m.257'ye göre cezalandırmak; m.257 genel ve tali bir hükümdür.
  • Madde değişikliğinden önceki ceza aralıklarını (bir yıl–üç yıl; altı ay–iki yıl) güncel metne uygulamak; 6086 sayılı Kanun ile birinci fıkra ceza aralığı değişmiştir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Görevi kötüye kullanma suçunda kamu zararı kavramının varlığı, ekonomik zarara uğranılıp uğranılmadığına bakılarak değerlendirilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2017/271 E., 2017/278 K., 16.05.2017)
  • Görevi kötüye kullanma suçunun, bir zarar suçu olduğu ve ilgili sonuçların gerçekleşmediği hallerde suçun oluşmadığı kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2022/35 E., 23.10.2025)
  • Sanığa isnat edilen eylemin m.257'de aranan mağduriyet, kamu zararı veya haksız kazanç ögelerinden hiçbirini gerçekleştirmediği durumda beraat kararı verilmesi isabetli kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2022/35 E., 23.10.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Görevi kötüye kullanma iddiasında ispat yükü, eylemin görevin gereklerine aykırı olduğunu ve mağduriyet, kamu zararı ya da haksız menfaat sonucunun gerçekleştiğini ileri süren iddia makamındadır.
  • Görevin gereklerine aykırılığı, ilgili görev mevzuatı, görev tanımı ve resmi kayıtlarla ispatlanır.
  • Mağduriyet, kamu zararı veya haksız menfaatin varlığını ispatlamak için belge, bilirkişi raporu ve tanık beyanı kullanılabilir.
  • Savunma tarafı, eylemin görev alanına girmediğini veya sonucun gerçekleşmediğini ileri sürerse bu iddiasını kendi delilleriyle ortaya koymalıdır.
  • Yazılı kayıtların bulunmaması halinde, sonucun varlığı tanık beyanları ve somut olaylara göre takdir edilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.43: Aynı suç işleme kararıyla birden fazla görevin kötüye kullanılması halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını sağlar.
  • 4483 sayılı Kanun: Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargılanmasında, bu suçtan dolayı fail hakkında kural olarak uygulanacak usul hükümlerini içerir.

TCK m.258 — Göreve ilişkin sırrın açıklanması

5237 sayılı Kanun'un 258. maddesi, kamu görevlisinin görevi nedeniyle kendisine verilen ya da bu nedenle bilgi edindiği, gizli kalması gereken belge, karar, emir ve diğer tebligatı açıklaması, yayınlaması veya başkalarının bilgi edinmesini kolaylaştırması hâlinde uygulanacak cezayı düzenler. Ayrıca kamu görevliliği sona erdikten sonra aynı fiillerin işlenmesini de kapsar. Madde, suçun unsurlarını, kamu görevlisi sıfatının sona ermesinin etkisini ve yaptırımı içerir. Kamu görevlisi olmayan kişilerin özel kanunlarla cezalandırılan sır ihlalleri, devlet sırrının casusluk amacıyla açıklanması (m.330) ve rüşvet (m.252) bakımından maddenin uygulanıp uygulanmayacağı ayrı hükümlerle belirlenir. Maddenin taksirle işlenmesini cezalandırmadığı gibi, soruşturma ve kovuşturma usulünü de düzenlemez (4483 sayılı Kanun ayrı bir rejim getirir).

Göreve ilişkin sırrın açıklanması: hangi şartlar aranır?

  • Failin kamu görevlisi olması veya ikinci fıkrada olduğu gibi kamu görevlisi sıfatının sona ermiş olması gerekir.
  • Açıklanan, yayınlanan ya da bilgi edinilmesi kolaylaştırılan bilgi, görevi nedeniyle verilmiş veya bu nedenle öğrenilmiş olmalıdır.
  • Konu bilgi, belge, karar, emir veya diğer tebligat olmalı ve gizli kalması gerekmelidir.
  • Fiil, açıklama, yayımlama veya başkalarının bilgi edinmesini ne suretle olursa olsun kolaylaştırma olmalıdır; fiiller seçimliktir.
  • Açıklama haksız olmalıdır; kanunun emrini yerine getirme veya ilgilinin rızası gibi hukuka uygunluk nedenleri varsa suç oluşmaz.
  • Fail sırrın açıklanmasının suç konusu bilgiyle ilgili olduğunu ve gizli kalması gerektiğini bilerek hareket etmelidir.

Göreve ilişkin sırrın açıklanması: hangi sonuçları doğurur?

  • Görevi nedeniyle gizli bilgiyi açıklayan, yayınlayan veya bilgi edinmeyi kolaylaştıran kamu görevlisine bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir.
  • Kamu görevlisi sıfatı sona erdikten sonra aynı fiilleri işleyen kişiye de aynı ceza verilir.
  • Açıklanan bilgi gizli değilse veya kamu görevine ilişkin bir sır değilse suç oluşmaz.
  • Açıklama haksız değilse, örneğin kanun gereği yapılmışsa, suç oluşmaz.
  • Fail sırrın gizli olduğunu bilmiyorsa kastı bulunmadığından ceza verilmez; hukuki yanılma halinde de sorumluluk kalkmaz.
  • Açıklanan bilgi hukuka aykırı bir durumu (ör. yolsuzluk) içeriyorsa, madde kapsamında suç oluşmayabilir; ancak bildirimin yetkili mercilere yapılması gerekir.

Görevdeki kamu görevlisi ile görevi sona ermiş kamu görevlisi arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, fiilin görevde olan kamu görevlisi tarafından işlenmesini düzenler.

İkinci fıkra, kamu görevlisi sıfatı sona erdikten sonra aynı fiilleri işleyen kişiyi kapsar.

Sıfat sona ermiş olsa da aynı ceza uygulanır; ikinci fıkra ayrı bir suç tipi kurar ve yaptırım aynıdır.

Bu madde ile özel kanundaki sır ihlali arasındaki fark nedir?

Kamu görevlisi olmayan ama özel kanunla kamu görevlisi gibi cezalandırılan kişilerin görevlerinden öğrendikleri sırları açıklaması, TCK m.258 kapsamında değerlendirilir.

Özel kanunda kamu görevlisi olmayan kişilere ayrıca yaptırım getirilmişse, eylem o özel düzenleme çerçevesinde cezalandırılır.

Özel kanun aksi belirtmedikçe m.258 uygulanır; özel kanunda ayrı bir yaptırım varsa o düzenleme esas alınır (ör. Bankacılık Kanunu m.159).

Göreve ilişkin sır ile devlet sırrının casusluk amacıyla açıklanması arasındaki fark nedir?

Suç konusu devlet sırrı ise ve açıklama siyasal veya askeri casusluk amacıyla yapılmışsa, m.330 uygulanır.

Casusluk amacı yoksa, m.258 uygulanır.

Casusluk amacıyla işlenen fiilde ağır hapis cezası öngören m.330 esas alınır; casusluk amacı olmayan fiil m.258 kapsamında kalır.

Göreve ilişkin sırrın açıklanması ile rüşvet arasındaki fark nedir?

Kamu görevlisi sırrı açıklamak için menfaat temin eder veya anlaşırsa, m.258 suçu oluşur.

Kamu görevlisi menfaat almış ancak sırrı açıklamamışsa, yalnızca rüşvet suçu söz konusu olur.

Her iki suçun birlikte oluştuğu hâlde fail her iki suçtan ayrı ayrı cezalandırılır; yalnız rüşvet varsa sadece m.252 uygulanır.

Göreve ilişkin sırrın açıklanması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Taksirle işlenen açıklamanın m.258 kapsamında cezalandırıldığını sanmak; madde taksirli hâli düzenlemez.
  • Kamu görevlisi olmayan kişiyi doğrudan m.258 ile cezalandırmak; özel kanunda kamu görevlisi gibi cezalandırılan kişiler dışındaki kişiler fail olamaz.
  • Casusluk amacıyla işlenen fiili m.258 kapsamında değerlendirmek; bu hâlde m.330 uygulanır.
  • Rüşvet alınmadan sır açıklanmış olsa bile yalnız rüşvet hükmü uygulamak; sır açıklanmışsa m.258 ayrıca oluşur.
  • Açıklanan bilginin yolsuzluk niteliğinde olması hâlinde suçu kendiliğinden oluşmuş saymamak; hukuka aykırı bilgi için kapsam dışı kalma değerlendirilmelidir.
  • Kısmi açıklamanın yeterli olmadığını düşünmek; üçüncü kişilerin bilgi edinmesini sağlayacak kısmi açıklama da suçu oluşturur.
  • Fiilin hukuka uygunluk nedeni taşıyıp taşımadığını değerlendirmeden doğrudan ceza vermek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, 258/1 kapsamında verilen hükümlerde sanığın hangi fıkraya göre cezalandırıldığının açıkça belirtilmesini istemektedir. (16. Ceza Dairesi, 2016/3506 E., 2016/7296 K., 12.12.2016)
  • Görevi nedeniyle sır niteliğindeki bilgiyi açıklayan kişinin değişen suç vasfıyla 258. madde uyarınca cezalandırılması hâlleri Yargıtay önüne gelmektedir. (5. Ceza Dairesi, 2022/2599 E., 2023/10651 K., 06.11.2023)
  • Devlet sırrı olmayan, ancak kamu idaresinin işleyişini ilgilendiren bilgilerin açıklanmasında, kamu idaresinin güvenilirliğini koruyan m.258 kapsamı değerlendirilmektedir. (3. Ceza Dairesi, 2021/11829 E., 2023/6050 K., 21.09.2023; 3. Ceza Dairesi, 2021/11726 E., 2023/6038 K., 21.09.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Suçun tespiti için Cumhuriyet savcılığı, açıklamanın gerçekleştiğini ve açıklanan bilginin görevden kaynaklı, gizli kalması gereken bir bilgi olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Açıklanan belgenin gizlilik niteliği, ilgili kurum yazısı, gizlilik derecesi ve görevin kapsamını gösteren belgelerle ispat edilir.
  • Kamu görevlisinin bilgiyi açıklamadığı veya açıklamanın hukuka uygun olduğu savunmasını yapması hâlinde, bu savunmanın kanunda öngörülen bir hukuka uygunluk nedenine dayandığını gösterme yükü failde bulunur.
  • Açıklanan bilginin kişisel olmayıp kamu görevine ilişkin olduğunun belirlenmesi, ilgili kamu kurumunun yazılı bildirimine dayanılarak yapılır.
  • Fail, sırrı kendisine verilen belge olduğunu bilmediğini savunursa, bilgi ve kastın varlığı tanık ve belge incelemesiyle değerlendirilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 m.330: Devlet sırrının siyasal veya askeri casusluk maksadıyla açıklanması hâlinde m.258 yerine uygulanır.
  • 5237 m.252: Kamu görevlisinin sır açıklamak için menfaat temin etmesi durumunda rüşvet suçu ile birlikte oluşabilir.
  • 4483 sayılı Kanun: Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yargılanmasına ilişkin usulü düzenler; soruşturma bu kanun hükümlerine göre yürütülür.
  • 5411 sayılı Kanun m.159: Bankacılık alanında özel kanunla cezalandırılan sır ihlali hâllerinde m.258 yerine öncelikle uygulanır.

TCK m.259 — Kamu görevlisinin ticareti

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 259. maddesi, kamu görevlisinin, yürüttüğü görevin sağladığı nüfuzdan yararlanarak bir başkasına mal veya hizmet satmaya çalışmasını suç olarak düzenler ve bu fiil için hapis veya adli para cezası öngörür. Madde, kamu görevlisi olan failler bakımından uygulanır. Madde, nüfuz ticaretini (m.255), kamu görevlisinin haksız menfaat talep etmesini ya da irtikabı (m.250), görevi kötüye kullanmayı (m.257) ve dolandırıcılığı (m.158) düzenlemez; bu suçların unsurları ve cezaları ilgili maddelerinde aranmalıdır. Kamu görevlisi olmayan kişilerin mal veya hizmet satma fiilleri de bu madde kapsamında değildir.

Kamu görevlisinin ticareti: hangi kavramlar bilinmeli?

Kamu görevlisi
Kamu hizmetini görmek üzere atanarak ya da seçilerek, ya da başka bir biçimde kalıcı, belirli süreli ya da geçici olarak bu işe dahil olan kişidir. Bu niteliği taşımayan kişi, maddenin faili olamaz.
Nüfuz
Failin yürüttüğü görevin sağladığı etki gücüdür. Suçun ayırt edici unsurudur; fail bu gücü kullanarak satış girişiminde bulunmalıdır.
Mal veya hizmet satmaya çalışma
Kamu görevlisinin, nüfuzunu kullanarak bir malı ya da hizmeti karşı tarafa satmak için girişimde bulunmasıdır. Suç, satışın gerçekleşmesini değil bu girişimi cezalandırır; satış tamamlanmamış olabilir.

Kamu görevlisinin ticareti: hangi şartlar aranır?

  • Failin kamu görevlisi olması gerekir.
  • Failin yürüttüğü görevin sağladığı nüfuzdan yararlanması gerekir; nüfuz, görevle bağlantılı olmalıdır.
  • Failin bir başkasına mal veya hizmet satmaya çalışması gerekir; satışın gerçekleşmiş olması şart değildir.
  • Fiilin, suçun öteki maddelerinde düzenlenen irtikap, rüşvet veya nüfuz ticareti unsurlarını taşımaması gerekir; aksi halde bu madde değil, ilgili madde uygulanır.

Kamu görevlisinin ticareti: hangi sonuçları doğurur?

  • Kamu görevlisinin, nüfuzunu kullanarak bir başkasına mal veya hizmet satmaya çalışması hâlinde altı aya kadar hapis veya adli para cezası verilir.
  • Satış gerçekleşmemiş olsa bile girişimin varlığı yeterlidir; suç tamamlanmış sayılır.
  • Fiilde zorlama veya haksız menfaat talebi varsa bu madde değil, irtikap hükümleri uygulanır.
  • Kamu görevlisi olmayan kişinin mal veya hizmet satışı bu madde kapsamında suç oluşturmaz.

Kamu görevlisinin ticareti ile nüfuz ticareti (m.255) arasındaki fark nedir?

Bu maddede fail kamu görevlisidir ve nüfuzunu kullanarak mal veya hizmet satmaya çalışır; satış girişimi suçun unsurudur.

Nüfuz ticaretinde fail, kamu görevlisi üzerinde nüfuz sahibi olduğunu ileri sürer ve haksız bir işin gördürülmesi için menfaat sağlar; mal veya hizmet satışı unsur değildir.

Kamu görevlisinin mal veya hizmet satışı girişimi 259. maddeye, haksız işin gördürülmesi için menfaat temini ise 255. maddeye göre değerlendirilir. Ceza miktarları ayrıdır; 259. madde altı aya kadar hapis veya adli para cezası öngörürken 255. madde iki yıldan beş yıla kadar hapis öngörür.

Kamu görevlisinin ticareti ile ırtikap (m.250) arasındaki fark nedir?

Bu maddede kamu görevlisi, nüfuzundan yararlanarak satış girişiminde bulunur; karşı tarafa bir menfaat yükletme ya da zorlama unsuru aranmaz.

İrtikapta kamu görevlisi, görevini kullanarak kişiye haksız menfaat yükletir veya bunu zorla ister; bu zorlama ve menfaat talebi suçun unsurudur.

Zorlama veya haksız menfaat talebi varsa irtikap hükümleri uygulanır. Yalnız satış girişimi varsa 259. madde uygulanır.

Kamu görevlisinin ticareti: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Satışın gerçekleşmediği gerekçesiyle suçu oluşmadı saymak; suç girişimle tamamlanmış sayıldığı için satış şartı aranmamalıdır.
  • Kamu görevlisinin menfaat talep ederek zorlamasını bu maddeye göre değerlendirmek; böyle hallerde irtikap hükümleri uygulanır.
  • Nüfuz ticaretini (m.255) bu madde ile karıştırmak; birinde mal veya hizmet satışı, ötekinde haksız işin gördürülmesi için menfaat temini aranır.
  • Kamu görevlisi olmayan kişinin mal veya hizmet satışını bu madde kapsamında saymak; maddenin failleri yalnız kamu görevlileridir.
  • Altı ay üst sınırını cezanın alt sınırı gibi okumak; madde yalnız üst sınır belirler.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kamu görevlisinin, nüfuzuna dayanarak karşı tarafa mal veya hizmet satma girişimi, satış gerçekleşmese de suç olarak değerlendirilmektedir. (5. Ceza Dairesi, 2014/8054 E., 2014/8673 K., 17.09.2014; 5. Ceza Dairesi, 2013/14027 E., 2014/195 K., 09.01.2014)
  • Kararlarda verilen cezanın 600 Türk lirası adli para cezası olduğu görülmektedir; bu tutar uygulamadaki bir karar sonucudur, madde metninde yer almaz. (5. Ceza Dairesi, 2014/8054 E., 2014/8673 K., 17.09.2014; 5. Ceza Dairesi, 2013/14027 E., 2014/195 K., 09.01.2014)

Nasıl ispat edilir?

  • Satış girişimini ileri süren taraf, failin kamu görevlisi olduğunu ve görevinin sağladığı nüfuzu kullandığını ispatlamalıdır; kamu görevlisi sıfatı resmi atama belgesi veya görevlendirme kaydıyla gösterilir.
  • Girişimin varlığı tanık beyanı, yazışma, mesaj veya kayıt gibi delillerle ispatlanır.
  • Failin zorlama veya haksız menfaat talebinde bulunmadığını savunan taraf bu savunmayı kendisi ortaya koymalıdır; aksi hâlde irtikap ihtimali ayrıca değerlendirilir.
  • Kamu görevlisi olmayan bir kişinin fiilini savunan taraf, failin bu niteliği taşımadığını belgeyle ortaya koyabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 m.250: Kamu görevlisinin haksız menfaat talep ederek zorlaması hâlinde irtikap hükümleri devreye girer; bu durumda 259. madde yerine irtikap uygulanır.
  • 5237 m.255: Kamu görevlisi üzerindeki nüfuzun haksız iş için menfaat karşılığında kullanılması nüfuz ticaretidir; 259. maddeden ayrılması, satış girişimi unsurunun bulunup bulunmamasına bağlıdır.
  • 5237 m.257: Görevi kötüye kullanma, 259. maddenin unsurlarını taşımayan kamu görevlisi fiillerinde ayrı değerlendirme konusudur.
  • 5237 m.158: Kamu görevlisi ile ilişkisi olduğunu söyleyerek aldatma yoluyla menfaat temini dolandırıcılık olarak değerlendirilir; bu hâllerde 259. madde uygulanmaz.

TCK m.260 — Kamu görevinin terki veya yapılmaması

Madde, hukuka aykırı olarak ve toplu biçimde görevlerini terk eden, görevlerine gelmeyen, görevlerini geçici de olsa kısmen veya tamamen yapmayan ya da yavaşlatan kamu görevlilerinin cezalandırılmasını düzenler. Ayrıca toplu ve kısa süreli iş bırakma veya yavaşlatmaların, kamu görevlilerinin mesleki ve sosyal haklarıyla ilgili olması halinde cezada indirim yapılmasını veya hiç ceza verilmemesini öngörür. Kamu görevlisi olan faillere uygulanır. Görevi kötüye kullanma suçunu (m.257) düzenlemez. Kamu görevinin usulsüz üstlenilmesini ve kamu görevinin terkine rağmen görevi sürdürmeyi (m.262) düzenlemez. Kamu görevlilerinin disiplin sorumluluğu ve grev hakkının kullanımına ilişkin özel usul kuralları bu maddenin kapsamı dışındadır.

Kamu görevinin terki veya yapılmaması: hangi kavramlar bilinmeli?

Toplu hareket
Maddede öngörülen fiillerin birden fazla kamu görevlisi tarafından birlikte gerçekleştirilmesidir. Maddenin gerekçesine göre toplu hareketin kabulü için en az dört kişinin birlikte hareket etmiş olması gerekir. Üç veya daha az kişinin katıldığı hareketler bu tanıma girmez.
Görevi terk, görevine gelmeme, görevi yapmama, yavaşlatma
Maddede sayılan icrai olmayan, kamu hizmetinin akışını aksatan davranış biçimleridir. Görevi geçici de olsa kısmen veya tamamen yapmama ile yavaşlatma da bu kapsamdadır.
Kamu görevlisi sayısı
Hareketlere katılan kamu görevlilerinin sayısıdır. Sayı üçü geçmiyorsa ceza verilmez; bu, cezalandırılabilirliğin alt sınırıdır.
Mesleki ve sosyal haklar
Kamu görevlilerinin çalışma koşulları, ücret ve benzeri konulara ilişkin taleplerini ifade eder. İkinci fıkradaki indirim veya cezasızlık ancak bu amaçla yapılan hareketlerde söz konusu olur.

Kamu görevinin terki veya yapılmaması: hangi şartlar aranır?

  • Failin kamu görevlisi olması gerekir.
  • Hareketin hukuka aykırı olması gerekir.
  • Hareketin toplu biçimde, yani birden fazla kamu görevlisinin birlikte yapması gerekir; gerekçeye göre en az dört kişi bulunmalıdır.
  • Hareket maddede sayılan biçimlerden birinde olmalıdır: görevi terk, göreve gelmeme, görevi geçici de olsa kısmen veya tamamen yapmama ya da yavaşlatma.
  • Katılan kamu görevlisi sayısının üçten fazla olması gerekir; üç veya daha az görevlinin katılımında ceza verilmez.
  • İkinci fıkradaki cezasızlık veya indirim için hareketin geçici ve kısa süreli olması, hizmeti aksatmaması ve kamu görevlilerinin mesleki ve sosyal haklarıyla ilgili olması birlikte aranır.

Kamu görevinin terki veya yapılmaması: hangi sonuçları doğurur?

  • Hukuka aykırı ve toplu biçimde görevini terk eden, göreve gelmeyen, görevini kısmen veya tamamen yapmayan ya da yavaşlatan her kamu görevlisi hakkında üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.
  • Katılan kamu görevlisi sayısı üçü geçmiyorsa birinci fıkra uyarınca cezaya hükmolunmaz.
  • İkinci fıkradaki koşullar gerçekleşirse verilecek cezada indirim yapılabilir.
  • İkinci fıkradaki koşullar gerçekleşirse ceza hiç verilmeyebilir.
  • Toplu hareket ikinci fıkra koşullarını taşımıyorsa birinci fıkra hükmü uygulanır.
  • Hukuka aykırı olmayan, usulüne uygun yapılan grev gibi hallerde birinci fıkranın hukuka aykırılık koşulu gerçekleşmediğinden ceza hükmü uygulanmaz.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, hukuka aykırı ve toplu biçimde yapılan terk veya yavaşlatmayı suç olarak tanımlar ve cezayı zorunlu kılar.

İkinci fıkra, mesleki ve sosyal haklara ilişkin, geçici ve kısa süreli, hizmeti aksatmayan iş bırakma veya yavaşlatmayı kapsar.

İkinci fıkradaki hal gerçekleşirse hakim cezada indirim yapabilir veya hiç ceza vermeyebilir; birinci fıkra şartları varsa cezadan kaçınma takdir edilemez.

Kamu görevlisi sayısı üçten fazla ile üç veya daha az arasındaki fark nedir?

Toplu hareketin katılımcısı sayısı üçten fazla ise birinci fıkradaki ceza uygulanır.

Katılımcı sayısı üç veya daha az ise bu sayı kriteri karşılanmaz.

Üç veya daha az kamu görevlisinin katıldığı hallerde madde kapsamında ceza verilmez.

Birinci fıkra ile m.257 (görevi kötüye kullanma) arasındaki fark nedir?

Bu madde, toplu biçimde görevi terk veya yavaşlatmayı özel olarak cezalandırır.

m.257, bireysel nitelikte görevin gereklerine aykırı davranışları genel olarak düzenler.

Toplu terk ve yavaşlatma m.260 kapsamında değerlendirilir; bireysel görev ihmali ise m.257 hükmüne tabidir.

Kamu görevinin terki veya yapılmaması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Katılımcı sayısını üçten fazla saymak; gerekçedeki dört kişilik toplu hareket ölçütünü gözden kaçırmak ve üç kişilik hareketi cezalandırmak.
  • İkinci fıkradaki takdir yetkisini her toplu iş bırakmaya uygulamak; koşulların hepsinin birlikte aranması gerektiğini unutmak.
  • Bireysel görev ihmalini m.260 ile cezalandırmak; bu durumda m.257 uygulanır.
  • Cezanın alt ve üst sınırını gün veya yıl olarak karıştırmak; birinci fıkradaki sınırlar üç ay ile bir yıl arasındaki hapis cezasıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, madde kapsamında verilen cezanın üst sınırı itibarıyla temyiz edilebilirlik ve hüküm türü değişikliği bakımından 260/1 hükmünü ayrı değerlendirmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2025/5653 E., 2025/7327 K., 22.10.2025; 6. Ceza Dairesi, 2023/14235 E., 2025/5302 K., 14.05.2025)
  • Görevi kötüye kullanma (m.257/1) ile kamu görevinin terki veya yapılmaması suçunun (m.260) birlikte işlenmesi halinde, cezaların üst sınırı itibarıyla zamanaşımı ve ceza hesabı ayrı yapılmaktadır. (5. Ceza Dairesi, 2021/8570 E., 2025/5063 K., 07.04.2025)
  • Kamu görevinin terk emrine ilişkin resmi tebliğ yapılmamış ise suç oluşmamaktadır; bu husus m.262 kapsamında değerlendirilir. (2002/54 E., 2008/43 K., 17.01.2008; 2002/71 E., 2008/44 K., 17.01.2008)

Nasıl ispat edilir?

  • Kamu görevlisi sıfatının, toplu hareketin varlığının ve katılımcı sayısının ispatı iddiayı ileri süren savcılığa aittir; devam çizelgeleri, yoklama kayıtları ve tanık beyanları bu amaçla kullanılabilir.
  • Hareketin hukuka aykırılığını ispat yükü iddia makamındadır; yasal izin, usulüne uygun grev veya idarî onay varlığını savunan taraf bunu belgelerle ortaya koymalıdır.
  • İkinci fıkradaki indirim veya cezasızlık için hareketin mesleki ve sosyal haklarla ilgili olduğunu, kısa süreli olduğunu ve hizmeti aksatmadığını savunan taraf bunu ispatlamalıdır.
  • Resmi tebliğin yapılmadığı savunması, tebligat belgesiyle ispatlanır; tebligatın varlığı karşı tarafça kanıtlanmalıdır (2002/54 E., 2008/43 K., 17.01.2008).

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.257: Bireysel nitelikte görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme halinde uygulanır; bu maddenin toplu terk ve yavaşlatma biçimi ise m.260 kapsamındadır.
  • 5237 sayılı Kanun m.262: Kamu görevinin terkine ilişkin resmi tebliğe rağmen görevi sürdürme halini düzenler; m.260 ile birlikte kamu görevinin terki kavramının sınırını belirler.

TCK m.261 — Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf

5237 sayılı Kanun'un 261. maddesi, kamu görevlisinin ilgili kanunlarda belirlenen koşullara aykırı olduğunu bilerek kişilerin taşınır veya taşınmaz malları üzerinde zorla tasarrufta bulunmasını suç olarak düzenler; maddede kamulaştırma kurallarına uymadan mallara el konulması da bu kapsamda yer alır. Hüküm, kişilerin malvarlığını icra yoluyla ortadan kaldıran veya sınırlandıran kamu görevlileri bakımından uygulanır. Madde, fiilin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturması halinde uygulanmaz. Kamu görevlisinin görevi yaptırmamak için direnme suçu (m.265), irtikap (m.250) ve görevi kötüye kullanma (m.257) gibi konular bu maddede düzenlenmez; ayrıca kamulaştırma hukukunun esasına ilişkin idari kurallar ve tazminat talepleri de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf: hangi kavramlar bilinmeli?

Kişilerin malları üzerinde zorla tasarruf
Kamu görevlisinin, mal sahibinin rızası olmaksızın, malın kullanımını, devrini veya elinden alınmasını sağlayan icra niteliğindeki işlemidir. Karşılık ödenmesi bu suçun oluşumunu ortadan kaldırmaz.
İlgili kanunlara aykırılık bilgisi
Fail, tasarrufun dayanağı olan kanun hükmüne aykırı davrandığını bilmelidir. Bu, kasten işlenen bir suçtur; bilmeden yapılan aykırılık bu madde kapsamında değerlendirilmez.
Daha ağır cezayı gerektiren suç
Aynı fiilin başka bir suç tipinde daha ağır yaptırıma bağlanmış olmasıdır. Bu durumda m.261 kendiliğinden devre dışı kalır ve fiil daha ağır suç tipine göre değerlendirilir.

Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf: hangi şartlar aranır?

  • Failin kamu görevlisi olması gerekir.
  • Tasarrufun kişilerin taşınır veya taşınmaz malları üzerinde yapılması gerekir.
  • Tasarrufun ilgili kanunlarda belirlenen koşullara aykırı olması gerekir.
  • Failin bu aykırılığı bilerek hareket etmiş olması gerekir.
  • Tasarrufun zorla yapılması gerekir; karşılık ödenmesi bu unsuru ortadan kaldırmaz.
  • Fiilin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmaması gerekir.

Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf: hangi sonuçları doğurur?

  • Fail altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Karşılık ödenmesi, tasarrufun zorla yapılması niteliğini ortadan kaldırmaz; suç yine oluşur.
  • Fiil daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturuyorsa bu madde uygulanmaz.
  • İlgili kanunlara uygun yapılan tasarruf bu suçu oluşturmaz.
  • Failin bilmediği bir aykırılık bakımından kasıt bulunmadığından bu madde uygulanmaz.

Kamulaştırma ile usulsüz tasarruf: fark nedir?

Kamulaştırma, kanunda öngörülen usul ve bedel koşullarına uyularak yapılan hukuka uygun el koymadır.

Usulsüz tasarruf, ilgili kanunlardaki koşullara uyulmadan yapılan zorla el koymadır.

Yalnızca ikinci durum m.261 kapsamında suç oluşturur; birincisinde suç oluşmaz.

Madde 261 ile görevi yaptırmamak için direnme (m.265) arasındaki fark nedir?

Madde 261, kamu görevlisinin kendisinin malvarlığına zorla müdahalesini düzenler.

Görevi yaptırmamak için direnme, görevli kamu görevlisine karşı gösterilen direniş durumunu düzenler.

Mal sahibinin direnmesi ile kamu görevlisinin kendi tasarrufu ayrı suç tipleri oluşturur; aynı olay bakımından iki hükmün birlikte uygulanıp uygulanmayacağı somut olaya göre değerlendirilir.

Temel suç ile daha ağır suç arasındaki fark nedir?

Fiil yalnızca m.261 kapsamında kalıyorsa temel ceza uygulanır.

Fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç da oluşturuyorsa bu suç esas alınır.

Hüküm, daha ağır suç bakımından uygulanmaz.

Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Karşılık ödenmesini zorla tasarrufun varlığını ortadan kaldıran bir unsur saymak; madde, karşılık ödenmiş olsa da suçun oluşacağını açıkça belirtir.
  • Kamulaştırma işlemi ile usulsüz tasarrufu aynı şey saymak; kamulaştırma kanuna uygun yapıldığında suç oluşmaz.
  • Fiilin daha ağır suç oluşturduğu hâlde m.261 üzerinden hüküm kurmak; maddenin sonunda açıkça daha ağır suç bakımından geri çekilme kuralı vardır.
  • Kasıt unsurunu ihmal etmek; madde ilgili kanunlara aykırılığın bilerek yapılmasını aradığından bilmeyen kamu görevlisi bakımından suç oluşmaz.
  • Görevi yaptırmamak için direnme ile usulsüz tasarrufu birbirinden ayırmadan aynı hükümde değerlendirmek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kamu görevlisinin görevi yaptırmamak için direnme suçu ile kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf suçunun birlikte değerlendirilmesinde, fiilin hangi suç tipine uyduğunun ayrıca gerekçelendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (4. Ceza Dairesi, 2021/23333 E., 2024/3353 K., 14.03.2024)
  • Kişilerin malları üzerinde usulsüz tasarruf suçundan açılan davalarda, fiilin m.261 birinci fıkra kapsamında değerlendirilmesi ve hüküm kurulması uygulamada kabul edilmektedir. (5. Ceza Dairesi, 2021/7582 E., 2023/7021 K., 01.06.2023; 5. Ceza Dairesi, 2021/7583 E., 2023/7022 K., 01.06.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Kamu görevlisinin tasarruf yetkisini ve görev sıfatını gösteren belgeler (atama kararı, görev tanımı) ile tasarrufun icra işlemi olarak yapıldığını gösteren tutanaklar ispat yükü iddia makamındadır.
  • Tasarrufun ilgili kanunlardaki koşullara aykırı olduğu, ilgili mevzuat ve idari işlemler üzerinden ispatlanır; ispat yükü iddia makamındadır.
  • Failin aykırılığı bildiği, olayın koşulları, yazışmalar ve tanık beyanları ile ortaya konulur; kasıt iddia makamınca ispatlanır.
  • Savunma olarak tasarrufun kanuna uygun yapıldığını ileri süren fail, uygunluğu ilgili kanun ve kamulaştırma belgeleriyle ispat etmelidir.
  • Karşılık ödendiği savunmasının bulunması durumunda ödeme belgeleri ile zorlama unsurunun yokluğu ayrıca değerlendirilir; ödeme, tek başına suçun unsurunu ortadan kaldırmaz.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 m.265: Mal sahibinin kamu görevlisinin tasarrufuna direnmesi halinde ayrı bir suç tipi oluşur; iki hüküm arasındaki sınır uygulamada ayırt edilmelidir.
  • 5237 m.250: Kamu görevlisinin nüfuzunu kötüye kullanarak mal sağlaması irtikap olabilir; m.261 bakımından daha ağır suç oluşturması halinde esas alınabilir.
  • 5237 m.257: Görevi kötüye kullanma, fiilin daha ağır cezayı gerektiren başka suç olarak değerlendirilmesi açısından karşılaştırılabilir.

TCK m.262 — Kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi

Madde, kamu görevini kanun ve nizamlara aykırı biçimde ifaya girişme ve terk emri bildirilmiş olduğu halde görevi sürdürme hallerini suç olarak düzenler ve bu fiillere verilecek cezayı belirler. Madde herkese, yani kamu görevlisi olmayan kişilere de uygulanır; terk emri hali ise daha önce kamu görevlisi olmuş ve görevden ayrılması tebliğ edilmiş kişiler bakımından söz konusudur. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: kamu görevinin kanuna uygun üstlenilmesi ve atanma koşulları (idare hukuku mevzuatı), resmi elbise ve nişanların haksız kullanımı (m.264), askeri komutanlıkların gaspı (m.317) ve bu suçun kovuşturma ve soruşturma usulü ile zamanaşımı (genel hükümler ve CMK).

Kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Kamu görevini kanun ve nizamlara aykırı olarak yerine getirmeye teşebbüs eden kişiye üç aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.
  • Terk emri kendisine resmen bildirilmiş olduğu halde görevi sürdüren kamu görevlisine aynı ceza verilir.
  • Teşebbüs hareketinde icra hareketlerine başlanmasıyla suç tamamlanmış sayılır; icra hareketlerinin sonradan tamamlanamaması teşebbüs hükümlerini uygulatmaz.
  • Terk emri hareketinde görevi sürdürmeye yönelik ilk davranış suçun oluşması için yeterlidir ve bu hareket bakımından teşebbüs mümkündür.
  • Terk emri tebliğ edilmemişse ya da görevi sürdürme niteliğinde bir iş veya işlem yapılmamışsa ikinci hareket bakımından suç oluşmaz.
  • Haksızlık yanılgısı (TCK m.30/4) bulunan ve yalnızca ivedilik nedeniyle memuriyete ilişkin bir işlem yapan kamu görevlisi bakımından suç oluşmayabilir.
  • Bu suça iştirakin her şekli mümkündür.
  • Kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi sırasında başka bir suç işlenirse her suçtan ayrı ayrı ceza verilir.

Teşebbüs hareketi ile terk emrine rağmen görevi sürdürme hareketi arasındaki fark nedir?

Kamu görevini kanuna aykırı olarak yerine getirmeye teşebbüs, fail kamu görevlisi olmak zorunda değildir ve herkes tarafından işlenebilir.

Terk emrine rağmen görevi sürdürme, failin daha önce kamu görevlisi olmasını ve görevden ayrılmasının resmen tebliğ edilmiş olmasını gerektirir.

Birinci hareket için fail sınırlaması yoktur; ikinci hareket yalnızca tebliğ edilmiş terk emri olan kamu görevlisi bakımından oluşur.

Kamu görevine ilişkin tebliğ ile haberdar olma arasındaki fark nedir?

Terk emrinin usulüne uygun resmen tebliğ edilmesi suçun oluşması için gereklidir.

Terk emrinden haberdar olunması, resmi tebliğin yerini tutmaz.

Resmi tebliğ yapılmamışsa ikinci hareket suçu oluşmaz.

Kamu görevinin usulsüz olarak üstlenilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Teşebbüs hareketinde teşebbüs hükümlerinin uygulanabileceğini düşünmek; bu harekette icra hareketine başlanması suçu tamamlar, teşebbüs ayrıca uygulanmaz.
  • Terk emrinin resmi tebliğ edilmediği hâlde haberdar olunmasını yeterli saymak.
  • Kamu görevinin fiilen icra edilmiş olmasını ya da failin menfaat sağlamış olmasını suçun oluşması için aramak.
  • Polis olduğunu söyleyerek kamu yetkisi kullanan kişiyi yalnızca dolandırıcılıktan cezalandırmak ve bu maddeyi uygulamamak.
  • Askeri bir görevin usulsüz üstlenilmesi hâlinde m.262 ile m.317 arasındaki ayrımı gözden kaçırmak.
  • Terk emri sonrası yapılan işlemin yalnızca ivedilik nedeniyle olduğu hâlde suç oluşmuş saymak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kamu görevini yerine getirmeye teşebbüs suçun oluşması için yeterli kabul edilmekte; kamu görevinin fiilen icra edilmiş olmasını ya da fail yararının sağlanmasını aramamaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2012/322 E., 2012/221 K., 05.06.2012)
  • Kamu görevi bakımından teşebbüs-kalkışma ayrımı tartışılmakta; kanun koyucunun bu fiilleri tamamlanmış suç gibi yaptırıma bağladığı, dolayısıyla icra hareketine başlanmasının suçu tamamladığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/204 E., 2011/39 K., 05.04.2011; Ceza Genel Kurulu, 2008/221 E., 2009/20 K., 10.02.2009)
  • Polis olduğunu söyleyerek resmi kimlik göstererek mağdurun aracına binmeye zorlayan ve kamu yetkisini usulsüz kullanan sanığın bu suçu işlediği kabul edilmiştir. (5. Ceza Dairesi, 2021/3534 E., 2023/10317 K., 25.10.2023)
  • Yargıtay uygulamasında bazı kararlarda, polis olduklarını söyleyen kişilerin yalnızca dolandırıcılık veya kaçırma suçundan cezalandırıldığı görülmekte; bu durum eleştirilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Suçu ileri süren tarafın, failin kamu görevini yerine getirmeye teşebbüs ettiğini ya da terk emrinin tebliğ edildiğini ve görevi sürdürdüğünü ispatlaması gerekir.
  • Terk emrinin tebliği resmi belgeyle, örneğin tebligat evrakı ile ispatlanır; haricen haberdar olunduğunun ispatı tebliğin yerini tutmaz.
  • Failin kamu görevlisi sıfatı ile görevine ilişkin bir muamele yaptığı, işlem belgesi, tanık beyanı veya kayıtlarla ortaya konur.
  • Failin kamu görevi yaptığını söylediği ve resmi kimlik, evrak veya araç gibi unsurları kullandığı durumlarda bu unsurlar delil olarak değerlendirilir.
  • Savunma olarak haksızlık yanılgısının (TCK m.30/4) ileri sürülmesi hâlinde yanılgının varlığını ileri süren sanık bunu ortaya koymakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.30: Haksızlık yanılgısı hâlinde kastın bulunmadığı kabul edilebilir; yalnız ivedilik nedeniyle yapılan işlem suçu oluşturmayabilir.
  • 5237 sayılı Kanun m.264: Resmi elbise veya nişanların haksız kullanımını düzenler; elbise giyilerek kamu görevine ilişkin işlem yapılırsa bu madde ile birlikte uygulanabilir.
  • 5237 sayılı Kanun m.317: Askeri komutanlıkların gaspı suçunu düzenler; askeri görevin usulsüz üstlenilmesi bu maddenin kapsamına girmemelidir.
  • 5237 sayılı Kanun m.6: Kamu görevlisi kavramını tanımlar; 262. maddedeki kamu görevinin kapsamı bu tanıma dayanır.

TCK m.264 — Özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma

Madde, resmi elbisenin yetkisiz ve alenen, başkalarını yanıltacak biçimde giyilmesini ve hakkı olmayan nişan veya madalyaların takılmasını suç sayan birinci fıkrayı ile bu fiillerin elbisenin sağladığı kolaylıktan yararlanılarak bir suç işlenmesine yol açması halinde cezanın artırılmasını düzenler. Hüküm, rütbe, kamu görevi veya mesleğe ait resmi elbise giymiş ya da nişan ve madalya takmış herkes hakkında uygulanır. Madde, elbiseyle kamu görevinin usulsüz üstlenilmesini (m.262) ve elbise ile işlenen ayrı suçun cezasını düzenlemez; bu sonuçlar ayrıca uygulanır. Kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi (m.262) ve başkasına ait kimlik kullanma (m.268) ayrı suç tipleridir ve bu maddenin kapsamında değildir.

Özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma: hangi kavramlar bilinmeli?

Resmi elbise
Bir rütbeye, kamu görevine veya mesleğe işaret eden ve ilgili kişiye bu sıfatla giyinme yetkisi tanınmış kıyafettir. Sıradan kıyafet ya da yalnızca benzerlik taşıyan giysi bu kapsamda değerlendirilmez.
Alenen giyme
Elbisenin herkesin görebileceği bir yerde ve biçimde giyilmesidir. Elbisenin özel bir ortamda giyilmesi bu unsuru karşılamaz.
Başkalarını yanıltacak şekilde giyme
Elbisenin giyen kişinin o rütbe veya görevin sahibi olduğu izlenimini üçüncü kişilerde uyandıracak biçimde giyilmesidir. Fiilin yanıltıcı nitelik taşıması gerekir.
Hakkı olmayan nişan veya madalya
Takan kişinin, kanuni dayanağı bulunmadığı halde taktığı nişan ya da madalyadır. Bu hal, elbise giymeden bağımsız olarak ayrı bir fiil biçimidir.
Elbisenin sağlayacağı kolaylık ve olanaklar
Resmi elbisenin sağladığı güven, yetki görünümü veya erişim imkânıdır. İkinci fıkranın uygulanabilmesi için suçun bu kolaylıktan yararlanılarak işlenmiş olması gerekir.

Özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma: hangi şartlar aranır?

  • Failin bir rütbe, kamu görevi veya mesleğe ait resmi elbiseyi giymesi ya da hakkı olmadığı bir nişan veya madalyayı takması gerekir.
  • Elbisenin giyilmesi için failin yetkisinin bulunmaması gerekir.
  • Elbisenin alenen giyilmesi ve başkalarını yanıltacak nitelikte olması gerekir.
  • Nişan ve madalya fiilinde failin bu işaretleri takmaya hakkı olmaması gerekir.
  • İkinci fıkranın uygulanabilmesi için elbisenin sağladığı kolaylık ve olanaklardan yararlanılarak bir suçun işlenmiş olması gerekir.
  • Yaptırımın uygulanabilmesi için bu fiilin ayrıca bir kabahat veya başka bir suç olarak tanımlanmamış olması gerekir.

Özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma: hangi sonuçları doğurur?

  • Resmi elbiseyi yetkisi olmaksızın alenen ve başkalarını yanıltacak biçimde giyen kişiye üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.
  • Hakkı olmayan nişan veya madalyaları takan kişiye de aynı ceza verilir.
  • Elbisenin sağladığı kolaylık ve olanaklardan yararlanılarak bir suç işlenirse, birinci fıkradaki ceza üçte bir oranında artırılarak hükmolunur.
  • İkinci fıkradaki artırım yalnızca birinci fıkradaki fiile bağlanır; elbise ile işlenen ikinci suç ayrıca cezalandırılır.
  • Elbisenin alenen veya yanıltıcı biçimde giyilmemesi halinde birinci fıkra uygulanmaz.

Resmi elbise giyme ile nişan veya madalya takma arasındaki fark nedir?

Resmi elbise giyme, rütbe, kamu görevi veya mesleğe ait kıyafetin alenen ve yanıltıcı biçimde giyilmesini konu alır.

Nişan veya madalya takma, hakkı olmayan bir işaretin takılmasını konu alır; elbise unsuru aranmaz.

Her iki fiil de birinci fıkraya tabidir ve aynı ceza aralığında cezalandırılır, ancak maddi unsurları farklıdır.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, yalnızca elbise veya nişanın yetkisiz kullanımını suç sayar.

İkinci fıkra, bu kullanım sırasında elbisenin sağladığı kolaylıktan yararlanılarak ikinci bir suç işlenmesi halini düzenler.

İkinci fıkra uygulanırsa birinci fıkradaki ceza üçte bir oranında artırılır; ikinci suçtan ayrıca sorumluluk doğar.

Madde 264 ile madde 262 arasındaki fark nedir?

Madde 264, elbiseyi yetkisiz giymeyi ve işareti takmayı cezalandırır.

Madde 262, kamu görevini kanuna aykırı olarak yerine getirmeye teşebbüs veya terk emrine rağmen görevi sürdürmeyi cezalandırır.

Elbise giyilmiş ve bununla ilgili bir kamu görevi işlemi yapmaya teşebbüs edilmişse iki suçtan ayrı ayrı sorumluluk doğar.

Özel işaret ve kıyafetleri usulsüz kullanma: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Birinci fıkradaki cezayı yalnızca ikinci fıkra kapsamında artırılmış olarak değerlendirmek; ikinci fıkra uygulanırken birinci fıkradaki ceza üzerinden üçte bir artırım yapılması gerektiğini gözden kaçırmak.
  • Elbise ile işlenen ikinci suçu m.264 kapsamında saymak; ikinci suç ayrıca cezalandırılır.
  • Alenen giyilme ve başkalarını yanıltma unsurlarını aramadan elbise giyme fiilini suç saymak.
  • Nişan veya madalya fiilinde elbise unsurunu aramak; bu fiil için elbise giyilmesi gerekmez.
  • Elbiseyle kamu görevi işlemine teşebbüs edilmesi halinde m.262'nin ayrıca uygulanmasını gözden kaçırmak.
  • Üç ay ile bir yıl arasındaki cezayı süre olarak değerlendirmek; bu bir ceza sınırıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Trafik polisi elbisesi giyerek durdurduğu kadına karşı cinsel saldırı suçu işleyen failin, hem birinci fıkra hem ikinci fıkra hem de m.262 ve m.102 bakımından ayrı ayrı cezalandırılacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/495 E., 2021/116 K., 17.03.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Resmi elbisenin giyildiğini ve bunun alenen yapıldığını iddia eden taraf, bu unsurları fiilin işlendiği yerde tanık beyanı, fotoğraf veya kamera kaydı ile ispatlar.
  • Failin elbiseyi giymeye yetkisinin bulunmadığı iddiası, ilgili kurumdan alınacak yazılı bilgi ile ispatlanır.
  • Nişan veya madalyanın hakkı olmadan takıldığı iddiası, ilgili kurumun yazılı yanıtı ile ispatlanır.
  • Elbisenin sağladığı kolaylıktan yararlanılarak ikinci bir suç işlendiği iddiası, bu suça ilişkin deliller ve elbise ile suç arasındaki bağlantıyı gösteren olgularla ispatlanır.
  • Yetkinin bulunduğunu ileri süren sanık, bu savunmasını ilgili belge ile ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 m.262: Resmi elbiseyle kamu görevine ilişkin bir iş ya da işlem yapmaya teşebbüs edilmesi halinde ayrıca uygulanır; m.264 ile birlikte uygulanabilir.
  • 5237 m.102: Elbisenin sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenen suçlardan biri olarak örneklenir; ikinci fıkra kapsamında ayrıca cezalandırılır.

TCK m.265 — Görevi yaptırmamak için direnme

5237 sayılı Kanun'un 265. maddesi, kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanılmasını (görevi yaptırmamak için direnme) suç olarak düzenler; temel hali, yargı görevi yapan kişilere karşı işlenen hali, tanınmayacak hale girme veya birlikte işleme ile silahlı ya da korkutucu güçten yararlanma nitelikli hallerini ve kasten yaralama neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerde uygulanacak kuralı içerir. Suç, fail bakımından herkese, mağdur bakımından görevini yapmakta olan kamu görevlisine karşı uygulanır. Madde, pasif direnmeyi (cebir veya tehdit içermeyen kaçma, itaatsizlik gibi davranışları) kapsamaz; bu davranışlar bakımından 265. madde değil, ayrı bir suç tipi aranır. Hakarete ilişkin ayrı cezalandırma, kamu görevlisine karşı işlenen diğer suçların birlikte değerlendirilmesi ve soruşturma ile yargılama usulü bu maddenin konusu değildir (hakaret için 125. madde, kasten yaralama için 86 ve 87. maddeler, cezanın artırımı için genel hükümler ayrı yerde düzenlenmiştir).

Görevi yaptırmamak için direnme: hangi şartlar aranır?

  • Mağdurun, işlem sırasında görevini yapmakta olan veya görevine başlamak üzere bulunan kamu görevlisi olması gerekir; kamu görevlisinin ilgili konuda vazifeli olup olmadığı yetkili merciden araştırılmalıdır.
  • Fail, kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla hareket etmiş olmalıdır.
  • Fail, kamu görevlisine karşı cebir veya tehdit kullanmış olmalıdır; cebir fiilen uygulanmalı, tehdit ise görevin yapılmaması koşuluna bağlı ağır bir zarar bildirimi olmalıdır.
  • Cebir veya tehdit ile direnmenin aleni olması ya da kamu görevlisinin huzurunda yapılması aranmaz.
  • Pasif direnme davranışları ile cebir ya da tehdit içermeyen eylemler bu suç kapsamına girmemelidir.
  • Kasten işlenmelidir; taksirle işlenen direnme cezalandırılmaz.
  • Nitelikli hallerde (265/2 ve 265/3, 265/4), mağdurun yargı görevi yapan kişi olması, failin kendini tanınmayacak hale sokması ya da birlikte işlemesi, silah veya suç örgütlerinin korkutucu gücünden yararlanma koşulu gerçekleşmiş olmalıdır.

Görevi yaptırmamak için direnme: hangi sonuçları doğurur?

  • Cebir veya tehdit ile görevi yaptırmamak için direnen kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Suç yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmişse, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
  • Kişi kendini tanınmayacak hale koymuş ya da suç birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmişse, verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.
  • Silahla ya da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin korkutucu gücünden yararlanılarak işlenmişse, öngörülen ceza yarı oranında artırılır.
  • Cebir sırasında kasten yaralama suçunun ağırlaşmış hali gerçekleşmişse, fail ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uyarınca cezalandırılır.
  • Cebir veya tehdit içermeyen pasif direnme eylemleri 265. madde kapsamında suç oluşturmaz.
  • Görevi yaptırmamak için direnme sırasında ayrıca hakaret işlenirse, hakaretin bağımsız olup olmadığına göre ayrıca cezalandırma gündeme gelir.
  • Görevli olmayan bir kamu görevlisine karşı cebir veya tehdit kullanılması bu madde kapsamında suç oluşturmaz.

Temel hal ile yargı görevi yapan kişiye karşı işlenen hal arasındaki fark nedir?

Kamu görevlisi (yargı görevi yapan kişi dışında) hedef alındığında temel ceza uygulanır.

Mağdur yargı görevi yapan kişi (hakim, savcı, avukat vb.) olduğunda ceza artırılır.

Temel halde altı aydan üç yıla kadar hapis; yargı görevi yapan kişiye karşı halde iki yıldan dört yıla kadar hapis öngörülür.

265/3 nitelikli hal ile 265/4 nitelikli hal arasındaki fark nedir?

Kendini tanınmayacak hale koyma veya birden fazla kişi tarafından birlikte işleme halinde ceza üçte bir oranında artırılır.

Silahla ya da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin korkutucu gücünden yararlanma halinde ceza yarı oranında artırılır.

265/3 uyarınca üçte bir, 265/4 uyarınca yarı oranında artırım yapılır; 265/4 tek başına ya da 265/3 ile birlikte uygulanabilir.

Pasif direnme ile 265 kapsamındaki direnme arasındaki fark nedir?

Kaçma, itaati reddetme, kapıyı açmama gibi cebir veya tehdit içermeyen davranışlar.

Cebir ya da tehdit kullanılarak yapılan direnme.

Pasif direnme 265. madde kapsamında suç oluşturmaz; yalnız cebir veya tehdit içeren direnme bu madde kapsamındadır.

Cebir ile tehdit arasındaki fark nedir?

Cebir fiziki güç kullanımıdır ve sınırı basit kasten yaralamadır.

Tehdit, görevin yapılmaması koşuluna bağlı ağır bir zarar bildirimidir.

Cebir fiilen uygulanmalı, tehdit ise elverişli şekilde kullanılmalıdır; silahın boş ya da sahte olması, tehdidin elverişliliğini ortadan kaldırmaz.

Cebir kasten yaralama neticesi ağırlaşmış hal ile 265/5 dışı hal arasındaki fark nedir?

Cebir sırasında kasten yaralama suçunun ağırlaşmış hali (TCK m.87) gerçekleşmişse.

Cebir yalnızca basit kasten yaralama düzeyinde kalmışsa.

Ağırlaşmış halde fail ayrıca kasten yaralama hükümlerince cezalandırılır; basit düzeyde ise yalnız 265 uygulanır.

Görevi yaptırmamak ile hakaret arasındaki fark nedir?

Direnme sırasında kamu görevlisine sövme eylemi cebir veya tehdit ile bütünlük oluşturuyorsa.

Sövme eylemi direnme fiilinden bağımsız ve ayrı bir saldırı niteliğindeyse.

Bütünlük varsa sövme direnmenin içinde değerlendirilebilir; bağımsız ise hakaret (m.125) ayrıca uygulanabilir.

Görevi yaptırmamak için direnme: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Pasif direnme davranışlarını (kaçma, itaati reddetme, kapıyı açmama) cebir ya da tehdit yerine koyup 265. madde ile cezalandırmak; bu davranışlar için cebir veya tehdit aranmalıdır.
  • Silahın boş ya da sahte olmasını tehdidin elverişliliğini ortadan kaldıran bir neden saymak; silahın korku yaratmaya elverişli olması yeterlidir.
  • Yargı görevi yapan kişiye karşı işlenen hali temel halle karıştırmak; mağdur sıfatı 265/2 nitelikli halini oluşturur ve ceza iki yıldan dört yıla kadar hapistir.
  • Üçte bir artırım (265/3) ile yarı oranındaki artırımı (265/4) aynı kalemmiş gibi uygulamak; ikisi farklı nitelikli hallere ve farklı oranlara bağlıdır.
  • Görevli olmayan bir kamu görevlisine karşı yapılan cebir veya tehdidi 265 kapsamında saymak; görevlilik araştırılmadan suç oluşmuş kabul edilmemelidir.
  • Direnme sırasında kamu görevlisine sövülen eylemi, bütünlük olup olmadığına bakmadan ayrıca hakaretle cezalandırmak; bütünlük varsa ayrı ceza tartışmalıdır.
  • Cebrin ağırlaşmış kasten yaralama düzeyine ulaştığı halde yalnız 265/1 uygulamak; 265/5 uyarınca ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanmalıdır.
  • Kasten işlenmeyen (taksirli) direnmeyi cezalandırmak; fiilin taksirli şekli cezalandırılmamıştır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Görevi yaptırmamak için direnme suçunun oluşması bakımından silahın fiilen kullanılmasının ya da tehdit içinde elverişli biçimde ortaya konmasının yeterli olduğu, silahın boş ya da sahte olmasının önem taşımadığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2023/448 E., 2025/116 K., 12.03.2025)
  • Kamu görevlisinin görevini yapmasına engel olmak amacıyla yapılan cebir veya tehdit, suçun temel şeklinin oluşması için yeterli görülmektedir ve direnilen kişinin tek olması ya da birden fazla olması ceza ölçüsünü etkilemeyip cezanın tek olarak belirlenmesi esas alınmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2011/176 E., 2011/226 K., 15.11.2011; Ceza Genel Kurulu, 2009/259 E., 2010/47 K., 02.03.2010)
  • Direnme sırasında kamu görevlisine sövülmesi halinde, sövme eyleminin direnme fiili ile bütünlük oluşturup oluşmadığına bakılmakta; bütünlük varsa hakaret ayrı cezalandırılmamaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2009/259 E., 2010/47 K., 02.03.2010)
  • Suç örgütlerinin korkutucu gücünden yararlanma halinde, örgütün gizli olması aranmadan suç örgütü niteliği ve bu nitelikten doğan korkutucu gücün varlığı yeterli görülmektedir. (İkinci Bölüm, 2021/19634 E., 26.03.2025)
  • Suç oluşturan direnme eylemlerinin çoğu, kasten yaralama ağırlaşmış hali ya da başka suçla birlikte değerlendirilmekte; eylemlerin tek bir hareket olup olmadığına göre ayrı cezalandırma yapılmaktadır. (4. Ceza Dairesi, 2022/6553 E., 2025/1331 K., 21.01.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Cebir veya tehdidin varlığını ileri süren kamu savcılığı ya da müşteki, eylemin fiilen gerçekleştiğini ispatlamakla yükümlüdür; delil olarak tutanak, tanık beyanı ve görüntü kayıtları kullanılır.
  • Mağdurun kamu görevlisi olduğu ve görevini yaptığı ya da yapmaya başladığı, görevli olduğunu gösteren yetkili merciden alınan bilgi ve belgelerle ispatlanır.
  • Failin görevi yaptırmamak amacıyla hareket ettiği, eylemin zamanı, bağlamı ve tutanakların içeriğinden çıkarılır; amacın olmadığını ileri süren sanık bunu ispatlamalıdır.
  • Nitelikli hallerde (yargı görevi yapan kişi, kendini tanınmayacak hale koyma, birlikte işleme, silah ya da suç örgütü gücü) bu unsurların varlığı iddia eden taraf tarafından ispatlanır; delil olarak tutanak, tanık ve kamera kaydı kullanılabilir.
  • Tehdidin elverişliliği ve silahın mağdur üzerinde korku yaratma kabiliyeti, somut olayın koşullarına göre (orta derece zekaya sahip bir kişinin tepkisi esas alınarak) değerlendirilir ve delille gösterilmesi gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 m.6: Yargı görevi yapan kişi kavramının tanımını verir; 265/2 nitelikli halinin mağdur kapsamını belirler.
  • 5237 m.86: Cebrin sınırını oluşturan basit kasten yaralama suçunu düzenler; cebir bu düzeyi aşarsa 265/5 devreye girer.
  • 5237 m.87: Kasten yaralamanın ağırlaşmış hallerini düzenler; 265/5 bu hallerin gerçekleşmesi durumunda ayrıca bu hükümlerin uygulanacağını öngörür.
  • 5237 m.125: Kamu görevlisine karşı hakaret suçunu düzenler; direnme sırasında bağımsız sövme olursa ayrıca uygulanır.
  • 5237 m.266: Suçu işleyen kişi kamu görevlisi ise bu madde uyarınca ceza artırımı yapılabileceğini düzenler; 265 ile birlikte değerlendirilir.

TCK m.266 — Kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma

Madde, kamu görevlisinin görevinin gereği olarak yanında bulundurduğu araç ve gereçleri bir suç işlenirken kullanması hâlinde, verilecek cezanın üçte bir oranında artırılmasını düzenler. Uygulama, TCK 6/1-c anlamında kamu görevlisi olan faillere ilişkindir. Madde, kamu görevlisinin araç ve gereç dışında yalnızca görevinin verdiği imkânları kullanarak işlediği suçları, kamu görevinin usulsüz üstlenilmesini (m.262), görevi kötüye kullanmayı (m.257) ve zor kullanma yetkisinin sınırının aşılmasını (m.256) düzenlemez. Bu konularda ilgili maddeler uygulanır. Ayrıca suçun görev sırasında mı görev dışında mı işlendiği, cezanın belirlenmesine ilişkin genel kurallar ve hak yoksunlukları bu maddede yer almaz.

Kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma: hangi kavramlar bilinmeli?

Kamu görevlisi
TCK 6/1-c anlamında, kamusal faaliyeti kamu adına yürüten kişidir. Maaş veya ücret alıp almamanın, görevin sürekli, süreli veya geçici olmasının önemi yoktur. İhaleye dayalı olarak özel hukuk kişilerince yürütülen kamusal faaliyette fail kamu görevlisi sayılmaz.
Görevi gereği elinde bulundurulan araç ve gereç
Kamu görevlisine görevi dolayısıyla verilmiş olan ve suçun işlenmesinde kolaylık veya avantaj sağlayan nesne ya da imkândır. Silah, otomobil, mühür, polis copu, teknik araç ve kanun gereği emrine verilen insan gücü bu kapsamda örnek gösterilir. Kamu görevlisinin kendi kişisel eşyası bu kapsamda değerlendirilmez.
Suçun işlenmesi sırasında kullanma
Araç ve gerecin, suçun işlendiği sırada, niteliğine ve işlevine uygun biçimde kullanılmasıdır. Aracın yalnızca bulundurulması ya da işlevi dışında kullanılması yeterli değildir.
Suç tanımında kamu görevlisi sıfatının unsur olması
Kanunun ilgili suçu tanımlarken kamu görevlisi sıfatını fail niteliği olarak aradığı hâldir. Bu hâlde madde 266 uygulanmaz, çünkü sıfat zaten cezayı etkilemiştir.

Kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma: hangi şartlar aranır?

  • Failin TCK 6/1-c anlamında kamu görevlisi olması gerekir.
  • İşlenen suçun tanımında kamu görevlisi sıfatının esasen unsur olarak öngörülmemiş olması gerekir.
  • Failin görevi gereği kendisine verilmiş bir araç veya gereci bulunması gerekir.
  • Bu araç veya gerecin suçun işlenmesi sırasında, niteliğine ve fonksiyonuna uygun biçimde kullanılmış olması gerekir.
  • Bir suçun işlenmiş olması ve bu suç bakımından verilecek cezanın belirlenmiş olması gerekir; artırım ancak bu cezaya uygulanır.

Kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma: hangi sonuçları doğurur?

  • Koşullar gerçekleştiğinde, işlenen suç için verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.
  • Suç tanımında kamu görevlisi sıfatı esasen unsur olarak öngörülmüşse ceza artırılmaz.
  • Kamu görevlisinin görevi gereği kendisine verilmiş araç ve gereci suç sırasında kullanmaması hâlinde bu madde uygulanmaz.
  • Araç ve gerecin yalnızca bulundurulması ya da suçun işlenmesinde kullanılmaması hâlinde artırım yapılmaz.
  • Görevin sırasında veya dışında işlenmesi ayrımı aranmaz; her iki hâlde de koşullar varsa artırım yapılır.
  • Maddede uygulamayı engelleyen ayrı bir hüküm bulunmadığından, artırım bu maddeye dayanır ve koşullar oluştuğunda zorunlu niteliktedir.

Kamu görevlisinin görevi gereği elinde bulundurduğu araç ve gereç ile görev dışında kamu gücü kullanımı arasındaki fark nedir?

Madde 266 kapsamında, fail görevi gereği elinde bulundurduğu araç ve gereçleri suç sırasında kullanır; araç ve gereç görevi dolayısıyla kendisine verilmiş olmalıdır.

Kamu görevlisinin araç ve gereç dışında, yalnızca görevinin sağladığı imkân veya konumu kullanarak işlediği suçlar bu maddenin kapsamında değerlendirilmez; bu tür hâller ayrı nitelikli hâl hükümlerine bağlanır.

Araç ve gereç kullanılmadan işlenen suçta 266 uygulanmaz; cezanın üçte bir artırımı yalnızca araç ve gereç bakımından gündeme gelir.

Suç tanımında kamu görevlisi sıfatının unsur olması ile sıfatın unsur olmaması arasındaki fark nedir?

İlgili suç tanımında kamu görevlisi sıfatı esasen unsur olarak öngörülmüşse, fail bu sıfatla ayrıca 266 kapsamında değerlendirilmez.

Suç tanımında kamu görevlisi sıfatı unsur olarak aranmıyorsa, araç ve gereç kullanımı maddenin artırım nedeni olarak uygulanabilir.

Sıfat zaten unsur ise üçte bir artırım yapılamaz; sıfat unsur değilse artırım yapılır.

Görev sırasında işlenen suç ile görev dışında işlenen suç arasındaki fark nedir?

Fail görevini yerine getirirken araç ve gereç kullanarak suç işlemişse madde uygulanır.

Fail görev dışında, ancak görevi gereği elinde bulundurduğu araç ve gereçle suç işlemişse de madde metni görev sırası şartı aramadığından uygulanır.

765 sayılı Kanun'daki ayrım (görev sırasında 251, görev dışında 281) kaldırılmış; her iki hâlde de 266 üzerinden artırım yapılır.

Kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kamu görevlisinin araç ve gereç dışında, yalnızca görevinin sağladığı imkânı kullandığı suçta 266'yı uygulamak; bu hâlde madde değil ilgili özel hükümler esas alınır.
  • Suç tanımında kamu görevlisi sıfatı unsur olarak öngörülmüşken yine de üçte bir artırım yapmak.
  • Görev sırasında işlenen suç ile görev dışında işlenen suç arasında 765 sayılı Kanun'daki ayrımı sürdürmek; 266 bu ayrımı kaldırmıştır.
  • Aracın yalnızca bulundurulmasını yeterli sayıp suçta kullanılmadığı hâlde artırım yapmak.
  • Zor kullanma yetkisinin sınırının aşıldığı hâlde 266'yı tek başına uygulamak; bu hâl m.256 kapsamında değerlendirilir.
  • Kişisel eşyayı görevi gereği verilmiş araç ve gereç saymak; araç ve gerecin görevle bağlantısı aranmalıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, görevi gereği verilmiş silahın genel güvenliği kasten tehlikeye sokma suçunda kullanılmasında 266 uygulanması gerektiğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/51 E., 2010/162 K., 06.07.2010)
  • Yargıtay, kamu görevlisinin görev dışında ve kişisel olarak kullandığı bir silahın değil, görevi gereği verilmiş bir aracın kullanılmasının 266 kapsamında değerlendirildiğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/51 E., 2010/162 K., 06.07.2010)
  • Yargıtay, kasten öldürme suçunda görevi gereği verilmiş silahın kullanılması hâlinde 266/1 uygulamasını sürdürmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2023/4453 E., 2025/509 K., 21.01.2025)
  • Yargıtay, kasten öldürmeye teşebbüs suçlarında görevi gereği elde bulunan silahın kullanılması hâlinde 266/1 uygulanmasını kabul etmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2023/1617 E., 2025/1227 K., 19.02.2025)
  • Yargıtay, silah ticareti suçunda 266 ile birlikte 53 üncü maddenin de uygulanmasını gündeme almaktadır. (8. Ceza Dairesi, 2024/14830 E., 2024/3059 K., 04.04.2024)
  • Yargıtay, 266/1 uygulanmamasının hukuka aykırı olduğu yönündeki temyiz itirazlarını incelemektedir. (1. Ceza Dairesi, 2022/15036 E., 2023/6900 K., 09.11.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Artırımı talep eden taraf, failin kamu görevlisi olduğunu ve görevi gereği araç veya gereç bulundurduğunu ispatlamakla yükümlüdür; görevlendirme yazısı, kadro veya atama belgeleri ve zimmet kayıtları bu amaçla kullanılır.
  • Aracın suçta kullanıldığının ispatı için olay tutanağı, tanık beyanı, silahın balistik incelemesi ya da teknik inceleme raporu gibi deliller esas alınır.
  • Savunma, araç ve gerecin suç sırasında kullanılmadığını ya da kişisel bir eşya olduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispatlamak savunmanın yükümlülüğündedir.
  • Suç tanımında kamu görevlisi sıfatının unsur olup olmadığı, kanun metninden yorumla belirlenir; ayrı bir delil gerektirmez ancak artırımın uygulanıp uygulanmayacağını etkiler.
  • Görevi gereği verilmiş araç ve gerecin varlığı, zimmet ve tahsis belgeleriyle ispatlanır; bu belgelerin bulunmaması hâlinde artırım için yeterli dayanak oluşmaz.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.6: Kamu görevlisi kavramını tanımlar; 266 kapsamındaki faili belirler. Özellikle 1. fıkra c bendi esas alınır.
  • 5237 sayılı Kanun m.256: Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin yetki sınırını aşan kuvvet kullanması hâlinde, bu madde yerine öngörülen özel hükmü belirler.
  • 5237 sayılı Kanun m.262: Kamu görevinin usulsüz üstlenilmesi suçunu düzenler; kamu görevlisi sıfatı bu suçta unsur olduğundan 266 bu suç bakımından ayrıca uygulanmaz.
  • 5237 sayılı Kanun m.86: Kasten yaralama suçunda, kamu görevlisinin nüfuzunu kötüye kullanması nitelikli hâlini düzenler; zor kullanma yetkisi bulunmayan kamu görevlisi için 266 ile birlikte değerlendirilmesi gereken bir hükümdür.
  • 5237 sayılı Kanun m.257: Görevi kötüye kullanma suçunu düzenler; kamu görevlisi sıfatı bu suçta unsur olduğundan 266 uygulanmaz.

Süreler

SüreMaddeHüküm
altı aydanm.257(1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan…
iki yılam.257(1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan…
üç aydanm.257(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç…
bir yılam.257(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan kamu görevlisi, üç…
bir yıldanm.258(1) Görevi nedeniyle kendisine verilen veya aynı nedenle bilgi edindiği ve gizli kalması gereken belgeleri, kararları ve emirleri ve diğer tebligatı açıklayan veya yayınlayan veya ne suretle olursa olsun başkalarının bilgi edinmesini…
dört yılam.258(1) Görevi nedeniyle kendisine verilen veya aynı nedenle bilgi edindiği ve gizli kalması gereken belgeleri, kararları ve emirleri ve diğer tebligatı açıklayan veya yayınlayan veya ne suretle olursa olsun başkalarının bilgi edinmesini…
altı ayam.259(1) Yürüttüğü görevin sağladığı nüfuzdan yararlanarak, bir başkasına mal veya hizmet satmaya çalışan kamu görevlisi, altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
üç aydanm.260(1) Hukuka aykırı olarak ve toplu biçimde, görevlerini terk eden, görevlerine gelmeyen, görevlerini geçici de olsa kısmen veya tamamen yapmayan veya yavaşlatan kamu görevlilerinin her biri hakkında üç aydan bir yıla kadar hapis cezası…
bir yılam.260(1) Hukuka aykırı olarak ve toplu biçimde, görevlerini terk eden, görevlerine gelmeyen, görevlerini geçici de olsa kısmen veya tamamen yapmayan veya yavaşlatan kamu görevlilerinin her biri hakkında üç aydan bir yıla kadar hapis cezası…
altı aydanm.261(1) İlgili kanunlarda belirlenen koşullara aykırı olduğunu bilerek, kişilerin taşınır veya taşınmaz malları üzerinde, karşılık ödenmek suretiyle de olsa, zorla tasarrufta bulunan kamu görevlisi, fiil daha ağır cezayı gerektiren bir suç…
iki yılam.261(1) İlgili kanunlarda belirlenen koşullara aykırı olduğunu bilerek, kişilerin taşınır veya taşınmaz malları üzerinde, karşılık ödenmek suretiyle de olsa, zorla tasarrufta bulunan kamu görevlisi, fiil daha ağır cezayı gerektiren bir suç…
üç aydanm.262(1) Bir kamu görevini, kanun ve nizamlara aykırı olarak yerine getirmeye teşebbüs eden veya terk emri kendisine bildirilmiş olduğu halde görevi sürdüren kimseye üç aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.
iki yılam.262(1) Bir kamu görevini, kanun ve nizamlara aykırı olarak yerine getirmeye teşebbüs eden veya terk emri kendisine bildirilmiş olduğu halde görevi sürdüren kimseye üç aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.
üç aydanm.264(1) Bir rütbe veya kamu görevinin veya mesleğin, resmi elbisesini yetkisi olmaksızın alenen ve başkalarını yanıltacak şekilde giyen veya hakkı olmayan nişan veya madalyaları takan kimseye üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.
bir yılam.264(1) Bir rütbe veya kamu görevinin veya mesleğin, resmi elbisesini yetkisi olmaksızın alenen ve başkalarını yanıltacak şekilde giyen veya hakkı olmayan nişan veya madalyaları takan kimseye üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.
altı aydanm.265(1) Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
üç yılam.265(1) Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
iki yıldanm.265(2) Suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi halinde, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
dört yılam.265(2) Suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi halinde, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

48 karar
  1. 2002/54 E., 2008/43 K., 17.01.2008
    İlgili madde: m.260
  2. 2002/71 E., 2008/44 K., 17.01.2008
    İlgili madde: m.260
  3. Ceza Genel Kurulu, 2023/448 E., 2025/116 K., 12.03.2025
    İlgili madde: m.265
  4. Ceza Genel Kurulu, 2019/495 E., 2021/116 K., 17.03.2021
    İlgili madde: m.264
  5. Ceza Genel Kurulu, 2019/337 E., 2021/55 K., 23.02.2021
    İlgili madde: m.264
  6. Ceza Genel Kurulu, 2019/623 E., 2020/524 K., 17.12.2020
    İlgili madde: m.264
  7. Ceza Genel Kurulu, 2019/463 E., 2020/482 K., 26.11.2020
    İlgili madde: m.264
  8. Ceza Genel Kurulu, 2019/459 E., 2020/459 K., 17.11.2020
    İlgili madde: m.264
  9. Ceza Genel Kurulu, 2019/230 E., 2020/449 K., 10.11.2020
    İlgili madde: m.264
  10. Ceza Genel Kurulu, 2018/287 E., 2020/409 K., 08.10.2020
    İlgili madde: m.257
Diğer 38 karar
  1. Ceza Genel Kurulu, 2017/271 E., 2017/278 K., 16.05.2017
    İlgili madde: m.257
  2. Ceza Genel Kurulu, 2014/631 E., 2016/349 K., 11.10.2016
    İlgili madde: m.266
  3. Ceza Genel Kurulu, 2012/322 E., 2012/221 K., 05.06.2012
    İlgili madde: m.262
  4. Ceza Genel Kurulu, 2011/136 E., 2011/232 K., 22.11.2011
    İlgili madde: m.257
  5. Ceza Genel Kurulu, 2011/176 E., 2011/226 K., 15.11.2011
    İlgili madde: m.265
  6. Ceza Genel Kurulu, 2011/150 E., 2011/177 K., 20.09.2011
    İlgili madde: m.257
  7. Ceza Genel Kurulu, 2010/204 E., 2011/39 K., 05.04.2011
    İlgili madde: m.262
  8. Ceza Genel Kurulu, 2010/217 E., 2010/262 K., 21.12.2010
    İlgili madde: m.257
  9. Ceza Genel Kurulu, 2010/51 E., 2010/162 K., 06.07.2010
    İlgili madde: m.266
  10. Ceza Genel Kurulu, 2009/259 E., 2010/47 K., 02.03.2010
    İlgili madde: m.265
  11. Ceza Genel Kurulu, 2008/221 E., 2009/20 K., 10.02.2009
    İlgili madde: m.262
  12. Ceza Genel Kurulu, 2007/234 E., 2008/16 K., 05.02.2008
    İlgili madde: m.262
  13. Ceza Genel Kurulu, 2007/149 E., 2007/277 K., 23.12.2007
    İlgili madde: m.262
  14. Ceza Genel Kurulu, 2007/166 E., 2007/226 K., 06.11.2007
    İlgili madde: m.260
  15. 1. Ceza Dairesi, 2025/5653 E., 2025/7327 K., 22.10.2025
    İlgili madde: m.260
  16. 6. Ceza Dairesi, 2023/14235 E., 2025/5302 K., 14.05.2025
    İlgili madde: m.260
  17. 1. Ceza Dairesi, 2023/6051 E., 2025/3214 K., 22.04.2025
    İlgili madde: m.265
  18. 5. Ceza Dairesi, 2021/8570 E., 2025/5063 K., 07.04.2025
    İlgili madde: m.260
  19. 1. Ceza Dairesi, 2023/1617 E., 2025/1227 K., 19.02.2025
    İlgili madde: m.266
  20. 4. Ceza Dairesi, 2022/6553 E., 2025/1331 K., 21.01.2025
    İlgili madde: m.265
  21. 1. Ceza Dairesi, 2023/4453 E., 2025/509 K., 21.01.2025
    İlgili madde: m.266
  22. 8. Ceza Dairesi, 2024/14830 E., 2024/3059 K., 04.04.2024
    İlgili madde: m.266
  23. 4. Ceza Dairesi, 2021/23333 E., 2024/3353 K., 14.03.2024
    İlgili madde: m.261
  24. 2. Ceza Dairesi, 2023/10440 E., 2023/9540 K., 20.12.2023
    İlgili madde: m.258
  25. 1. Ceza Dairesi, 2022/15036 E., 2023/6900 K., 09.11.2023
    İlgili madde: m.266
  26. 5. Ceza Dairesi, 2022/2599 E., 2023/10651 K., 06.11.2023
    İlgili madde: m.258
  27. 5. Ceza Dairesi, 2021/3534 E., 2023/10317 K., 25.10.2023
    İlgili madde: m.262
  28. 3. Ceza Dairesi, 2021/11829 E., 2023/6050 K., 21.09.2023
    İlgili madde: m.258
  29. 3. Ceza Dairesi, 2021/11726 E., 2023/6038 K., 21.09.2023
    İlgili madde: m.258
  30. 5. Ceza Dairesi, 2021/7582 E., 2023/7021 K., 01.06.2023
    İlgili madde: m.261
  31. 5. Ceza Dairesi, 2021/7583 E., 2023/7022 K., 01.06.2023
    İlgili madde: m.261
  32. 4. Ceza Dairesi, 2022/8992 E., 2022/21991 K., 08.11.2022
    İlgili madde: m.258
  33. 16. Ceza Dairesi, 2016/3506 E., 2016/7296 K., 12.12.2016
    İlgili madde: m.258
  34. 5. Ceza Dairesi, 2014/8054 E., 2014/8673 K., 17.09.2014
    İlgili madde: m.259
  35. 5. Ceza Dairesi, 2013/14027 E., 2014/195 K., 09.01.2014
    İlgili madde: m.259
  36. Genel Kurul, 2022/35 E., 23.10.2025
    İlgili madde: m.257
  37. İkinci Bölüm, 2021/19634 E., 26.03.2025
    İlgili madde: m.265
  38. İkinci Bölüm, 2018/4823 E., 24.02.2021
    İlgili madde: m.259

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 02.07.2012 (m.257).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 11. Topluma, Devlete Karşı Suçlar ve Diğer Suçlar bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış