Özel hükümler › Millete ve devlete karşı suçlar ve son hükümler › Kamu idaresinin güvenilirliğine ve işleyişine karşı suçlar
Zimmet ve etkin pişmanlık
Kısaca
TCK m.247, kamu görevlisinin görevi nedeniyle zilyedliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin ya da başkasının zimmetine geçirmesini suç sayar; temel zimmet, hileli zimmet ve kullanma zimmeti hallerini düzenler. 5237 sayılı TCK'nın 248. maddesi, zimmet suçunda etkin pişmanlık halini düzenler. TCK m.249, zimmet suçunun konusunu oluşturan malın değerinin az olması hâlinde verilecek cezada yapılacak indirimi düzenler.
Kapsam
Bu konu, Türk Ceza Kanunu m.247–256 hükümlerini kapsar.
- TCK m.247Zimmet
- TCK m.248Etkin pişmanlık
- TCK m.249Daha az cezayı gerektiren hal
- TCK m.250İrtikap
- TCK m.251Denetim görevinin ihmali
- TCK m.252Rüşvet
- TCK m.253Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması
- TCK m.254Etkin pişmanlık
- TCK m.255Nüfuz ticareti
- TCK m.256Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması
TCK m.247 — Zimmet
Madde, kamu görevlisinin görevi nedeniyle zilyedliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin ya da başkasının zimmetine geçirmesini suç sayar; temel zimmet, hileli zimmet ve kullanma zimmeti hallerini düzenler. Suç kamu görevlisine özgüdür ve kamu idaresinin güvenilirliğini korur. Madde, etkin pişmanlığı (m.248), malın değerinin azlığını (m.249) ve görevi kötüye kullanmayı (m.257) düzenlemez. Kamu görevlisi olmayanların iştirakine ilişkin genel hükümler de bu maddede yer almaz.
Zimmet: hangi kavramlar bilinmeli?
- Zimmet
- Kamu görevlisinin, görevi nedeniyle zilyedliğine verilmiş ya da koruma ve gözetiminde bulunan malı kendisinin ya da başkasının malvarlığına katması veya malik gibi tasarrufta bulunmasıdır. Mal üzerinde yalnızca görevle bağlantılı bir zilyetlik ya da koruma gözetim yükümlülüğü bulunmalıdır.
- Zilyedliğin devredilmesi
- Malın görev nedeniyle kamu görevlisinin fiili egemenliğine bırakılmış olmasıdır. Mülkiyetin kime ait olduğu önemli değildir; önemli olan görev nedeniyle elde bulunmasıdır.
- Koruma ve gözetim yükümlülüğü
- Malın zilyetliği devredilmemiş olsa bile görevi gereği korunması ve gözetilmesi gereken mallar üzerindeki yükümlülüktür. Bu yükümlülük zilyetlikten bağımsız olarak zimmet konusunu belirler.
- Hileli davranış
- Zimmetin açığa çıkmasını önlemeye yönelik, belgeleri değiştirme, kayıtları gizleme gibi davranışlardır. Bu hile, kimsenin aldatılmasına yönelmez; amacı zimmetin sonradan anlaşılmasını engellemektir.
- Kullanma zimmeti
- Malın geçici bir süre kullanılıp sonra iade edilmek üzere zimmete geçirilmesidir. Kullanmanın malikin yapabileceği bir tasarruf niteliği taşıyıp taşımadığına göre zimmet oluşup oluşmadığı değerlendirilir.
Zimmet: hangi şartlar aranır?
- Failin kamu görevlisi olması ve görevi nedeniyle malın zilyedliğinin kendisine devredilmiş olması ya da malın koruma ve gözetimiyle yükümlü bulunması gerekir.
- Konunun görevi nedeniyle kamu görevlisine verilmiş, belli bir değeri olan taşınır ya da taşınmaz mal olması gerekir; taşınır mal failin egemenliğine girmeli, taşınmaz mal ise ilgili siciline tescil edilmelidir.
- Failin malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçirmesi gerekir; bu fiil icrai ya da ihmali nitelikte olabilir.
- Hileli nitelikli hal için fiilin zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmiş olması gerekir.
- Kullanma zimmeti için malın geçici bir süre kullanılıp sonra iade edilmek üzere zimmete geçirilmiş olması gerekir.
- Hilenin ve kullanmanın bu nitelikli ya da hafifletici halleri, temel suçun tüm unsurlarının gerçekleşmiş olmasına bağlıdır.
Zimmet: hangi sonuçları doğurur?
- Temel zimmet suçu işlendiğinde fail beş yıldan on iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Hileli davranışla işlenen zimmette verilecek ceza yarı oranında artırılır.
- Kullanma zimmetinde verilecek ceza yarı oranına kadar indirilebilir; indirim zorunlu değildir.
- Malın kullanılması sadece süreyle sınırlıysa bu durum tek başına zimmetin oluşmasını engellemez.
- Zilyetlik ya da koruma gözetim yükümlülüğü yoksa bu madde uygulanmaz ve fiil başka bir suç olarak değerlendirilir.
Basit zimmet ile nitelikli zimmet (247/2) arasındaki fark nedir?
Birinci fıkradaki temel zimmet, malın zimmete geçirilmesi fiilinin kendisiyle tamamlanır.
İkinci fıkradaki nitelikli hal, fiilin zimmetin açığa çıkmamasını sağlamaya yönelik hileli davranışlarla işlenmesini ister.
Hileli davranışla işlenen fail hakkında verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Basit zimmet ile kullanma zimmeti (247/3) arasındaki fark nedir?
Birinci fıkradaki zimmette mal kalıcı olarak zimmete geçirilir ya da malik gibi tasarruf edilir.
Üçüncü fıkradaki hal, malın geçici süre kullanıldıktan sonra iade edilmek üzere işlenmesidir.
Kullanma zimmetinde verilecek ceza yarı oranına kadar indirilebilir; indirim hakimin takdirine bağlıdır.
Kullanma zimmeti ile kullanma sürenin kısalığı arasındaki fark nedir?
Kullanmanın salt belli bir süreyle sınırlı olması, tek başına zimmet oluşumunu engellemez.
Kullanmanın malikin yapabileceği bir tasarruf niteliği taşıyıp taşımadığı somut olayda değerlendirilir.
Her somut kullanma ayrı değerlendirilerek zimmetin oluşup oluşmadığı belirlenir; geçici kullanma her zaman üçüncü fıkra kapsamına girmez.
Zimmet (247) ile görevi kötüye kullanma (257) arasındaki fark nedir?
Zimmet, failin zilyedliğine devredilmiş ya da koruma gözetim yükümlülüğü bulunan malı zimmete geçirmesidir.
Görevi kötüye kullanma, görevin gereklerine aykırı hareketle başka bir suç oluşturmayan hallerde uygulanan genel ve tali suçtur.
Mal üzerinde zilyetlik ya da koruma gözetim yükümlülüğü yoksa zimmet değil, başka bir suç (ör. hırsızlık ya da görevi kötüye kullanma) söz konusu olur.
Zimmet: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kullanmanın salt süreli olduğunu görüp zimmetin oluşmadığını saymak; oysa malikin tasarrufu niteliği taşıyan her kullanma zimmet oluşturabilir, süre tek başına belirleyici değildir.
- Hileli davranışı, aldatılan bir kişinin varlığı gibi yorumlamak; oysa bu suçta hile zimmetin açığa çıkmasını önlemeye yöneliktir.
- Mülkiyetin devlete ait olmasını zimmet için şart saymak; oysa mülkiyet ayrımı aranmaz, zilyetlik ya da koruma gözetim yükümlülüğü aranır.
- Kullanma zimmetinde indirimi zorunlu sanmak; oysa indirim yalnızca olanak tanır ve hakimin takdirine bağlıdır.
- Zilyetliği ya da koruma gözetim yükümlülüğü olmayan kamu görevlisini zimmetten sorumlu tutmak; bu durumda madde uygulanmaz.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Zimmet suçunda malın mülkiyetinin devlete, bir kamu kurumuna ya da bir kişiye ait olması arasında ayrım yapılmadığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2008/151 E., 2009/9 K., 27.01.2009)
- Malın kullanılmasının salt belli bir süreyle sınırlı olmasının zimmet oluşumuna engel olmadığı, her somut kullanmanın ayrıca değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/350 E., 2012/27 K., 07.02.2012)
- Zimmet suçunun işlenişinde hileli davranışın kimseyi aldatmaya değil, zimmetin sonradan anlaşılmasını engellemeye yönelik olduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2008/19 E., 2008/31 K., 19.02.2008)
- Kamu görevlisinin zilyetlik ya da koruma gözetim yükümlülüğü olmadan malı zimmete geçirmesi halinde zimmet değil, başka suç oluşacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/210 E., 2011/218 K., 01.11.2011)
Nasıl ispat edilir?
- Zimmet suçunda ispat yükü iddia makamındadır; failin kamu görevlisi olduğunu, malın görev nedeniyle zilyedliğine devredildiğini ya da koruma gözetim yükümlülüğü bulunduğunu, ayrıca malı zimmete geçirdiğini ispat etmelidir.
- Görevin niteliği ve zilyetliğin devri çoğunlukla görev belgesi, tutanak, teslim belgesi ve kayıtlarla ispatlanır.
- Taşınmaz malda zimmet fiilinin ispatı tapu sicili kayıtlarına dayanır; taşınırda ise sayım, envanter ve teslim belgeleri kullanılır.
- Hileli davranışın varlığı, belge değişikliği ya da kayıt gizleme gibi somut delillerle ispatlanır; bu nitelikli halin ispat yükü iddia makamındadır.
- Kullanma zimmetinde failin malı iade niyetiyle ve geçici süre için kullandığını savunması hâlinde bu savunmanın ispatı sanığa değil, somut olayın koşullarının değerlendirilmesine dayanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.248: Etkin pişmanlık hükmüdür; zimmete geçirilen malın iadesi ya da zararın tazmini halinde ceza indirimi sağlar ve bu madde ile birlikte uygulanır.
- 5237 sayılı Kanun m.249: Zimmet konusu malın değerinin azlığı halinde cezanın üçte birden yarıya kadar indirilmesini düzenler; bu madde ile birlikte değerlendirilir.
- 5237 sayılı Kanun m.257: Görevi kötüye kullanma genel ve tali suç olup, zimmetin unsurları oluşmadığında ya da başka suç oluşturmadığında uygulanabilir.
TCK m.248 — Etkin pişmanlık
5237 sayılı TCK'nın 248. maddesi, zimmet suçunda etkin pişmanlık halini düzenler. Hüküm, soruşturma başlamadan önce ve kovuşturma başlamadan önce gerçekleşen geri verme veya tazmin hallerinde cezada indirim oranlarını belirler; ayrıca hükümden önce gerçekleşen etkin pişmanlığın ayrı bir indirim oranına bağlanmasını kapsar. Madde, zimmet suçunu işleyen failler bakımından uygulanır. Maddede; rüşvet suçunda etkin pişmanlık (m.254), zimmet dışındaki suçlarda etkin pişmanlık (m.168 ve diğer hükümler), kısmi geri verme veya tazminde mağdurun rızası ve bu rızanın aranmasına ilişkin ayrıntılar, kullanma zimmeti (m.247/3) ve bu fıkraya ilişkin tartışmalar düzenlenmez. Cezanın kaldırılmasını ya da mahsup ve zamanaşımı gibi komşu kurumları da bu madde değil, ilgili hükümler düzenler.
Etkin pişmanlık: hangi kavramlar bilinmeli?
- Etkin pişmanlık
- Suç tamamlandıktan sonra, failin pişmanlık göstererek zararı aynen geri verme veya tazmin yoluyla giderdiği hallerde, kanunda öngörülen belirli suçlar bakımından cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeptir. Bu madde bakımından etkin pişmanlık yalnızca zimmet suçuna ilişkindir ve cezayı tamamen kaldırmaz, indirim sağlar.
- Soruşturma
- Kanunun öngördüğü yetkili makamlarca suç şüphesinin öğrenildiği andan iddianamenin kabul edilmesine kadar uzanan evredir (CMK m.2/1-e).
- Kovuşturma
- İddianamenin kabulüyle başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar geçen evredir. İddianamenin kabulü ile kamu davası açılmış ve kovuşturma evresi başlamış olur (CMK m.2/1-t, m.175).
- Aynen iade
- Zimmete geçirilen malın, zimmet fiilinden önceki haline uygun biçimde aynen geri verilmesidir. Bu yolun seçilmesiyle birlikte tazmin yerine geçer.
- Tamamen tazmin
- Zimmet nedeniyle uğranılan zararın tümünün giderilmesidir. Kısmi ödeme bu fıkra bakımından etkin pişmanlık sayılmaz; kısmi tazmin hâlinin ayrı koşulları vardır.
- Gönüllülük
- Aynen iade veya tazminin, failin kendi iradesiyle ve baskı altında kalmadan yapılmasıdır. Fıkra 2 bakımından aranır; fıkra 1 bakımından aranmaz.
Etkin pişmanlık: hangi şartlar aranır?
- Failin zimmet suçunu işlemiş olması ve suçun tamamlanmış bulunması gerekir.
- Zimmete geçirilen malın aynen iade edilmesi veya uğranılan zararın tamamen tazmin edilmesi gerekir; kısmi iade ya da kısmi tazmin bu hükmü doğurmaz.
- Fıkra 1 uygulanacaksa aynen iade veya tazmin soruşturma başlamadan önce gerçekleşmelidir; bu aşamada gönüllülük ayrıca aranmaz.
- Fıkra 2 uygulanacaksa aynen iade veya tazmin kovuşturma başlamadan önce ve gönüllü olarak gerçekleşmelidir; soruşturma başladıktan sonra gerçekleşen iade veya tazminin gönüllü olup olmadığı araştırılır.
- Fıkra 2'nin ikinci cümlesi bakımından, etkin pişmanlığın hükümden önce gerçekleşmesi gerekir; bu halde indirim oranı üçte birdir.
- Kovuşturma başladıktan sonra, hükümden önce gösterilen etkin pişmanlık yalnızca bu oranda indirim doğurur; kovuşturma öncesi tam tazmin ile birlikte kullanılacak ayrı bir indirim yoktur.
Etkin pişmanlık: hangi sonuçları doğurur?
- Soruşturma başlamadan öncesinde zimmete konu malın aynen geri verilmesi ya da doğan zararın tümüyle tazmin edilmesi halinde, verilecek ceza üçte ikisi oranında indirilir.
- Soruşturma başladıktan sonra, kovuşturma başlamadan önce gönüllü olarak aynen iade veya tam tazmin gerçekleşirse, verilecek ceza yarı oranında indirilir.
- Kovuşturma başladıktan sonra ve hükümden önce etkin pişmanlık gerçekleşirse, verilecek ceza üçte biri oranında indirilir.
- Aynen iade veya tazmin kısmi kalırsa bu maddedeki indirim oranları uygulanmaz; kısmi iade veya tazmin için ayrı koşullar gerekir.
- Kovuşturma başladıktan sonra yapılan iade veya tazmin, fıkra 2'deki yarı oranlı indirimi doğurmaz; yalnızca hükümden önce gerçekleşen etkin pişmanlık üçte birlik indirim sağlar.
- Etkin pişmanlık cezayı tamamen ortadan kaldırmaz; hüküm verilmesi ve ceza indiriminin bu maddeye göre hesaplanması devam eder.
Soruşturma öncesi ile soruşturma sonrası iade veya tazmin arasındaki fark nedir?
Soruşturma başlamadan önce gerçekleşen aynen iade veya tamamen tazmin fıkra 1 kapsamındadır. Bu hâlde gönüllülük koşulu aranmaz.
Soruşturma başladıktan sonra, kovuşturma başlamadan önce gerçekleşen iade veya tazmin fıkra 2 kapsamındadır. Bu hâlde gönüllülük koşulu aranır.
Soruşturma öncesi tam iade veya tazmin verilecek cezanın üçte ikisini, soruşturma sonrası kovuşturma öncesi gönüllü tam iade veya tazmin yarısını indirir.
Kovuşturma öncesi tam tazmin ile hükümden önce etkin pişmanlık arasındaki fark nedir?
Kovuşturma başlamadan önce gerçekleşen gönüllü tam iade veya tazmin, verilecek cezanın yarısını indirir.
Kovuşturma başladıktan sonra, ancak hükümden önce gerçekleşen etkin pişmanlık fıkra 2'nin ikinci cümlesi kapsamındadır.
İkinci hâlde indirim oranı üçte birdir. Bu oran, kovuşturma başlamadan önceki yarı oranından düşüktür.
Fıkra 1 ile fıkra 2 arasında gönüllülük: fark nedir?
Fıkra 1, soruşturma öncesi iadeyi gönüllülük aranmaksızın düzenler.
Fıkra 2, kovuşturma öncesi iadeyi gönüllülük koşuluna bağlar.
Gönüllülük araştırması yalnızca fıkra 2 kapsamındaki hâllerde yapılır; fıkra 1'de mahkeme bu araştırmayı yapmaz.
Etkin pişmanlık: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Soruşturma öncesi iade veya tazminde gönüllülük koşulunu aramak; fıkra 1 gönüllülük aramaz, bu araştırma fıkra 2 için yapılır.
- Soruşturma başladıktan sonra yapılan iadeyi fıkra 1 kapsamında saymak; bu hâlde fıkra 2 uygulanır ve gönüllülük araştırılır.
- Kovuşturma başladıktan sonra gerçekleşen tam tazmini yarı oranında indirim sanmak; yarı oranlı indirim kovuşturma öncesi gönüllü iadeye bağlıdır, hükümden önce gerçekleşen etkin pişmanlık ise üçte birdir.
- Kısmi iadeyi tam iade gibi değerlendirip indirim uygulamak; madde yalnızca aynen iade veya tamamen tazmin halinde indirim öngörür.
- Fıkra 1 ile fıkra 2'nin ikinci cümlesindeki oranları karıştırarak üçte ikiyi hükümden önceki etkin pişmanlığa uygulamak.
- Etkin pişmanlık indirimini cezanın tamamen kaldırılması sanmak; madde yalnızca indirim öngörür.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Soruşturma başlamadan önce yapılan iade veya tazminde, gönüllülük araştırılmadan fıkra 1 uygulanmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2006/165 E., 2006/213 K., 17.10.2006)
- Soruşturma sonrası iade veya tazminde gönüllülüğün araştırılması ve fıkra 2 indiriminin bu araştırmaya bağlanması kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2009/23 E., 2009/37 K., 24.02.2009)
- Zimmet suçunda etkin pişmanlık indirimi, zarar miktarının ödenmesi ile birlikte ve hükümden önceki zamana göre ayrı oranlarda uygulanmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2007/33 E., 2007/43 K., 20.02.2007)
- Kısmi tazmin hâllerinde hükmün uygulanmadığı, aksi yönde değerlendirmenin tamamen tazmin şartını aşacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2006/182 E., 2006/182 K., 11.07.2006)
- Etkin pişmanlık indiriminin verilen cezanın takdiri indirimiyle birlikte hesaplandığı kararlarda, ceza belirlendikten sonra etkin pişmanlık indiriminin uygulanması tercih edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2022/306 E., 2023/456 K., 20.09.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen sanık, aynen iade veya tazminin gerçekleştiğini ve zamanını ispatlamakla yükümlüdür; makbuz, banka dekontu, tutanak ve tanık beyanı bu amaçla kullanılabilir.
- Soruşturma başlamadan önce iade veya tazminin gerçekleştiği, soruşturma tarihi ile ödeme tarihinin karşılaştırılmasıyla belirlenir; bu hususta iddia sahibi sanıktır.
- Fıkra 2 bakımından gönüllülük koşulu, sanık tarafından ödeme iradesinin soruşturma öncesine uzandığının ispatıyla ortaya konur; mahkeme bu hususu araştırmakla yükümlüdür. (Ceza Genel Kurulu, 2009/23 E., 2009/37 K., 24.02.2009)
- Tazminin tamamen gerçekleştiği, zarar miktarının belirlenmesi ile ödenen tutarın karşılaştırılmasıyla ispatlanır; kısmi ödeme savunması karşı taraftan gelirse ödeme eksikliğini gösteren belgeler ayrıca değerlendirilir.
- Hükümden önce gerçekleşen etkin pişmanlık bakımından, pişmanlık tarihinin hüküm tarihinden önce olduğu dosya kayıtlarıyla ispat edilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 m.247: Zimmet suçunu düzenler; etkin pişmanlık hükmü bu suç tanımına bağlı olarak uygulanır. Kullanma zimmeti (247/3) bu maddenin kapsamında değildir.
- 5237 m.254: Rüşvet suçunda ayrı bir etkin pişmanlık hükmü içerir; bu madde ile karıştırılmamalıdır.
- 5237 m.168: Hırsızlık, dolandırıcılık ve benzeri mal suçlarında etkin pişmanlığı düzenler; zimmet bakımından uygulanmaz.
- 5237 m.50: Kısa süreli hapis cezasının yerine geçen tedbirleri düzenler; etkin pişmanlık indirimi ile aynı anda uygulanıp uygulanamayacağı tartışmalıdır.
- 5237 m.62: Etkin pişmanlık indirimi uygulandıktan sonra takdiri indirim hükmünün birlikte uygulanmasında başvurulan maddedir.
- 5271 sayılı Kanun m.2: Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin tanımını verir; etkin pişmanlığın hangi aşamada gerçekleştiğini belirleyen tanımlardır.
TCK m.249 — Daha az cezayı gerektiren hal
Madde, zimmet suçunun konusunu oluşturan malın değerinin az olması hâlinde verilecek cezada yapılacak indirimi düzenler. İndirimin oranı ve uygulanma biçimi maddede gösterilmiştir. Madde, malın değerinin azlığının suçun oluşumunu etkilemediğini, yalnızca ceza miktarını etkilediğini ifade eder; zimmet suçunun unsurlarını, nitelikli hâllerini ya da kullanma zimmetini düzenlemez. Kullanma zimmeti (m.247/3), etkin pişmanlık (m.248), zimmetin temel şekli ve nitelikli hâlleri (m.247) ile zimmet suçunun tanımı ve yaptırımları ayrı maddelerde yer alır. Madde, zimmet suçunun zamanaşımı ve usul hükümlerini de içermez.
Daha az cezayı gerektiren hal: hangi kavramlar bilinmeli?
- Zimmet suçunun konusu mal
- Kamu görevlisinin görevi nedeniyle kendisine tevdi edilmiş ya da zilyedliğine geçmiş olan ve zimmete geçirilen mal. Malın değeri, indirim uygulanıp uygulanmayacağını belirleyen ölçüttür.
- Malın değerinin azlığı
- Zimmete geçirilen malın ekonomik değerinin düşük olması hâli. Madde bu azlığın belirli bir rakamla sınırlandığını söylemez; değerlendirme somut olaya göre yapılır.
- Değerin azlığı nedeniyle indirim
- Suçun oluştuğu kabul edildikten sonra, verilecek cezanın üçte birden yarısına kadar azaltılması. Bu bir cezada indirim sebebidir, suçun unsuru değildir.
Daha az cezayı gerektiren hal: hangi şartlar aranır?
- Zimmet suçunun maddi ve manevi unsurlarının oluşmuş olması gerekir; malın değerinin azlığı suçun oluşumunu ortadan kaldırmaz.
- Zimmete geçirilen malın değerinin az olduğunun saptanması gerekir.
- Verilecek cezanın üçte birden yarısına kadar indirilmesi gerekir; indirim oranı hâkimin takdirine bırakılmıştır.
Daha az cezayı gerektiren hal: hangi sonuçları doğurur?
- Malın değeri az olduğunda, zimmet suçu oluşmuş sayılır ve verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilir.
- Malın değeri az olsa dahi suçun unsurları varsa cezanın indirilmesi, suçun oluşmadığı anlamına gelmez.
- Değerin azlığı yalnızca cezayı etkiler; ceza hükmünün kurulması ve hükmün kaldırılması gibi konularda ayrıca bir etkisi yoktur.
Değerin azlığı ile suçun oluşumu arasındaki fark nedir?
Malın değerinin az olması hâli, cezada indirim sebebi olarak düzenlenmiştir.
Malın değerinin az olması, zimmet suçunun oluşumunu etkilemez; suç yine oluşur.
Değer ne kadar düşük olursa olsun suç tamamlanmış sayılır; yalnızca ceza indirilir.
Değerin azlığı indirimi ile etkin pişmanlık indirimi arasındaki fark nedir?
m.249 indirimi, malın değerine bağlıdır ve suçun işlenmesinden kaynaklanan bir ölçüye dayanır.
m.248 indirimi, malın aynen iadesi ya da zararın tazminine ve bunların zamanına bağlıdır.
İki indirim farklı koşullara bağlıdır; aynı olayda birlikte değerlendirilmesi mümkündür, ancak her birinin koşulu ayrıca aranır.
Daha az cezayı gerektiren hal: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Malın değerinin azlığını suçun oluşumunu engelleyen bir unsur olarak değerlendirmek; madde yalnızca cezada indirim öngörür.
- Malın değerinin azlığı indirimini m.248 etkin pişmanlık indirimi ile karıştırmak; iki indirimin koşulları ayrıdır.
- Değer tespitinde suç tarihindeki ekonomik koşulları ve paranın satın alma gücünü göz ardı etmek.
- İndirim oranını üçte birden yarıya kadar olan aralığın dışında belirlemek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Malın değerinin azlığı, cezada indirim için somut olayda suç tarihindeki ekonomik koşullar ve paranın satın alma gücü dikkate alınarak değerlendirilmektedir. (5. Ceza Dairesi, 2021/11720 E., 2023/8261 K., 11.07.2023)
- Değerin azlığı indirimi uygulanırken, m.249 ile birlikte m.248/2 uygulanmış ve ceza ayrı ayrı indirilmiştir. (5. Ceza Dairesi, 2021/3448 E., 2023/9473 K., 05.10.2023; 5. Ceza Dairesi, 2022/278 E., 2025/6080 K., 06.05.2025; 5. Ceza Dairesi, 2021/14953 E., 2024/10913 K., 04.11.2024)
- Hükümlerde m.247/1, m.249/1, m.248/2 ve m.62 birlikte gösterilmektedir; m.249 indirimi ayrı bir fıkra olarak gerekçelendirilmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2022/2905 E., 2026/1832 K., 19.02.2026; 5. Ceza Dairesi, 2022/278 E., 2025/6080 K., 06.05.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Malın değerinin azlığını iddia eden taraf, bu iddiayı ispatlamalıdır; değer tespiti için malın piyasa değeri ve suç tarihindeki ekonomik koşullar belgelerle ortaya konulmalıdır.
- Malın değeri, suç tarihindeki ekonomik koşullar ve paranın satın alma gücü dikkate alınarak tespit edilmelidir. (5. Ceza Dairesi, 2021/11720 E., 2023/8261 K., 11.07.2023)
- Değerin azlığına dayanan indirimin reddedilmesi halinde, bu yönde talepte bulunan sanık gerekçesini ortaya koymalıdır; mahkeme gerekçesiz indirim yapmamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.247: Zimmet suçunun tanımını ve temel şeklini düzenler; m.249 indirimi bu suçun işlenmiş olmasını varsayar.
- 5237 sayılı Kanun m.248: Etkin pişmanlık indirimini düzenler; m.249 ile aynı olayda birlikte uygulanabilir, ancak koşulları farklıdır.
- 5237 sayılı Kanun m.247: Kullanma zimmetini (m.247/3) düzenler; bu hâl m.249'dan ayrı bir indirim sebebidir.
TCK m.250 — İrtikap
Madde, kamu görevlisinin görevinin sağladığı nüfuz veya güveni kötüye kullanarak kişileri kendisine ya da başkasına yarar sağlamaya icbar veya ikna etmesi ya da kişinin hatasından yararlanması hâllerinde oluşan irtikap suçunu, bu hâllerin cezalarını ve ceza indirimini düzenler. Suç, kamu görevlisi olan failler bakımından uygulanır. Madde, rüşvet suçunu (m.252 ve m.252 ilgili hükümleri kapsamında) düzenlemez; görevi kötüye kullanma suçunu (m.257) düzenlemez. Ayrıca bu suçun zamanaşımı, dava ve soruşturma usulü ile el koyma ve müsadere/mağdura iade işlemleri maddede yer almaz; bunlar genel hükümlere ve CMK'ya tabidir.
İrtikap: hangi kavramlar bilinmeli?
- İcbar suretiyle irtikap
- Kamu görevlisinin, görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak bir kimseyi kendisine veya başkasına yarar sağlamaya ya da bu yolda vaatte bulunmaya zorlamasıdır. Baskı, mağdurun iradesini etkileyen ve yağma sınırına varmayan bir zorlama niteliğindedir.
- İkna suretiyle irtikap
- Kamu görevlisinin, görevinin sağladığı güveni kötüye kullanarak hileli davranışlarla kişiyi yarar sağlamaya ya da vaatte bulunmaya inandırmasıdır. Hilenin icrai veya ihmali davranışla gerçekleşebileceği ve mağdurun aldatılabilecek nitelikte bulunması gerektiği kabul edilir.
- Hatadan yararlanarak irtikap
- Kişinin kendisinde bulunan bir yanılgıdan, failin kendi icrai davranışından kaynaklanmayan biçimde yararlanarak yarar sağlamasıdır. Maddenin ikinci fıkrasındaki suçun özel bir işleniş biçimi olarak düzenlenmiştir.
- Yarar
- Kamu görevlisinin veya üçüncü bir kişinin elde ettiği maddi ya da manevi menfaattir. Madde metninde yararın türü veya miktarına dair bir sınır yoktur; yalnız menfaatin değeri indirim ölçütü olarak anılır.
- Yönlendireceği kişi
- Kamu görevlisinin menfaatin doğrudan kendisine değil, yönlendirdiği üçüncü bir kişiye temin edilmesini sağladığı kişidir. Bu hâlde de icbarın varlığı kabul edilir.
İrtikap: hangi şartlar aranır?
- Failin kamu görevlisi olması ve görevinin sağladığı nüfuz veya güvenin suçun işlenmesinde kullanılmış olması gerekir.
- İcbar suretiyle irtikapta, failin mağdura yönelik icbar eylemiyle yarar sağlama veya vaatte bulunma arasında bağlantı bulunmalıdır; icbar yarar sağlanmasından önce gerçekleşmiş olmalıdır.
- İcbar, mağdurun iradesini manevi baskı altında etkileyen ve yağma suçunu oluşturacak cebir veya tehdit boyutuna varmayan bir zorlama olmalıdır.
- İkna suretiyle irtikapta, failin hileli davranışla mağduru aldatabilecek nitelikte bulunması ve hilenin ikna edici biçimde kullanılmış olması gerekir.
- Hatadan yararlanma hâlinde, mağdurdaki yanılgının failin kendi icrai davranışından kaynaklanmaması gerekir.
- Kamu görevlisinin, kendisine veya başkasına yarar sağlanması ya da bu yolda vaat alınması gerekir; yarar sağlanmaması hâlinde vaat yeterlidir.
- Yarar, mağdurun hukuken yapmak zorunda olmadığı bir iş için talep edilmiş olmalıdır; yararın devlete temin edilmesi hâlinde madde değil görevi kötüye kullanma söz konusu olur.
İrtikap: hangi sonuçları doğurur?
- İcbar suretiyle irtikapta fail beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- İkna suretiyle irtikapta fail üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Hatadan yararlanarak işlenen irtikapta fail bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
- Yönlendireceği kişiye menfaat temin edilmesi hâlinde de icbarın varlığı kabul edilir ve 1. fıkra uygulanır.
- Yarar sağlanmamış, yalnız vaatte bulunulmuş olsa da 1. ve 2. fıkrada suç tamamlanmış sayılır.
- Menfaatin değeri ve mağdurun ekonomik durumu göz önünde bulundurularak, fıkralara göre verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.
- Kanunda öngörülen ceza, icbarın yağma suçunu oluşturacak cebir veya tehdit boyutuna varması hâlinde uygulanmaz; bu durumda gasp suçu söz konusu olur.
- Yarar, mağdurun yapmak zorunda olduğu bir iş için talep edilmiş ise icbar veya ikna hâlinde irtikap; zorunlu olmayan iş için ise yetkisiz yarar sağlama veya görevi kötüye kullanma gündeme gelebilir.
İcbar suretiyle irtikap ile ikna suretiyle irtikap arasındaki fark nedir?
İcbarda mağdurun iradesi baskı altında etkilenir ve kamu görevlisinin nüfuzu kullanılır.
İknada mağdur aldatılır ve kamu görevlisinin güveni hileli davranışla kötüye kullanılır.
İcbar hâlinde beş yıldan on yıla kadar, ikna hâlinde üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.
İkna suretiyle irtikap ile hatadan yararlanma arasındaki fark nedir?
İkna hâlinde fail hileli icrai davranışla mağduru yanılgıya düşürür.
Hatadan yararlanmada mağdur zaten bir yanılgıya düşmüştür ve fail bundan faydalanır.
Hatadan yararlanma hâlinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir; bu hâl ikna suretiyle irtikabın hafif bir işleniş biçimi gibi düzenlenmiştir.
İrtikap ile rüşvet arasındaki fark nedir?
İrtikapta mağdur, failin nüfuz veya güven kötüye kullanımı sonucu baskı veya hile altındadır.
Rüşvette taraflar karşılıklı irade ile anlaşır ve mağdur baskı veya hile altında değildir.
Mağdurun icbar veya hile altında olmadığı hâllerde irtikap değil rüşvet suçu oluşur; ayrım cezayı ve suçun niteliğini değiştirir.
İrtikap ile görevi kötüye kullanma arasındaki fark nedir?
İrtikapta icbar veya ikna kamu görevlisinin görevle bağlantılı eylemi ile gerçekleşir ve yarar sağlanması gerekir.
Görevi kötüye kullanmada kişiye zarar verilir veya haksız yarar sağlanır, ancak icbar, ikna ya da hatadan yararlanma unsuru yoktur.
Mağdurun icbar veya ikna edilmediği hâllerde görevi kötüye kullanma suçu uygulanır.
Temel hâl ile ceza indirimi (4. fıkra) arasındaki fark nedir?
Temel ceza, fıkralara göre belirlenen cezadır.
Menfaatin değerinin düşük olması veya mağdurun ekonomik durumunun zayıf olması hâlinde indirim uygulanabilir.
Verilecek ceza yarıya kadar indirilebilir; indirim takdire bağlıdır.
İrtikap: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Salt telkin, öneri veya teşvik niteliğindeki davranışları icbar saymak; bu hâllerde rüşvet suçunun gündeme gelebileceğini gözden kaçırmak.
- İcbarın cebir veya tehdit boyutuna varıp varmadığını değerlendirmeden irtikap nitelendirmesi yapmak; yağma sınırını ihmal etmek.
- Yalnız 1. fıkraya ait beş yıldan on yıla kadar cezayı ikna veya hatadan yararlanma hâllerine de uygulamak; her fıkranın ceza aralığını ayrı tutmamak.
- Hatadan yararlanma ile ikna suretiyle irtikabı birbirinden ayırmadan hukuki nitelendirme yapmak; hatanın failin icrai davranışından kaynaklanıp kaynaklanmadığını sorgulamamak.
- Ceza indirimini (4. fıkra) otomatik uygulamak; indirimin takdire bağlı olduğunu ve menfaatin değeri ile mağdurun ekonomik durumunun birlikte değerlendirilmesi gerektiğini unutmak.
- Yarar devlete temin edildiğinde irtikap hükmünü uygulamak; bu hâlde görevi kötüye kullanma söz konusu olabilir.
- Madde metnindeki eski (2012 öncesi) ifadeleri, yani memuriyet sıfatı veya görevini kötüye kullanma ibarelerini esas almak; güncel metin görevin sağladığı nüfuz ve güven ibarelerini kullanır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- İcbar suretiyle irtikap bakımından, kamu görevlisinin haksız tutum ve davranışlarla kişiyi haklı işinin yapılmayacağı endişesine sürüklemesi aranmaktadır; salt telkin, öneri veya teşvik niteliğindeki davranışlar icbar sayılmamakta, bu durumda rüşvet suçu gündeme gelebilmektedir. (5. Ceza Dairesi, 2022/10305 E., 2025/10114 K., 30.09.2025)
- İcbar ile yağma arasındaki sınırda, icbarın cebir veya tehdit boyutuna varıp varmadığı somut olayın koşullarına göre belirlenmekte; cebir veya tehdit boyutuna varan hâllerde gasp söz konusu olmaktadır. (5. Ceza Dairesi, 2022/10305 E., 2025/10114 K., 30.09.2025)
- Yargıtay uygulamasında, kamu görevlisinin yapılması gereken bir iş için para talep edip mağdurun hemen kabul ettiği, icbar veya hile içermeyen olaylar görevi kötüye kullanma olarak nitelendirilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- İcbar suretiyle irtikapta ispat yükü, icbarın varlığını ve kamu görevlisinin görevinin sağladığı nüfuzu kullandığını ileri süren taraftadır; mağdurun ifadesi, tanık beyanları ve olayın seyrini gösteren kayıtlar bu amaçla kullanılır.
- İkna suretiyle irtikapta hilenin varlığı ve mağdurun bu hile ile aldatıldığı, ispat yükü iddia eden tarafa düşer; hilenin elverişli olup olmadığı somut olayın koşullarından değerlendirilir.
- Hatadan yararlanma iddiasında, mağdurdaki yanılgının failin icrai davranışından kaynaklanmadığı ve failin bu yanılgıdan yararlandığı ispatlanmalıdır.
- Yarar sağlandığının veya vaatte bulunulduğunun ispatında para, belge veya tanık beyanları gibi deliller kullanılır; yarar vaadi tek başına yeterli kabul edilir.
- Karşı tarafın rızaya dayalı anlaşma veya yasal bir ödeme iddiasında bulunması hâlinde, bu savunmanın ispat yükü savunmayı ileri süren tarafa aittir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.252: Rüşvet suçunu düzenler; mağdurun icbar veya ikna altında olmadığı, karşılıklı anlaşmanın bulunduğu hâllerde irtikap yerine bu madde uygulanır.
- 5237 sayılı Kanun m.257: Görevi kötüye kullanma suçunu düzenler; icbar, ikna veya hata unsuru bulunmadığında devreye girer.
- 5237 sayılı Kanun m.149: Yağma suçunun oluşturacağı cebir veya tehdit sınırını belirler; icbar bu sınıra varırsa irtikap yerine gasp söz konusu olur.
- 5237 sayılı Kanun m.43: Zincirleme suç hükümleri; birden fazla icbar veya ikna eyleminde uygulanır.
TCK m.251 — Denetim görevinin ihmali
5237 sayılı Kanun'un 251. maddesi, zimmet veya irtikap suçlarının işlenmesinde denetim görevi bulunan kamu görevlisinin sorumluluğunu düzenler. Birinci fıkra, zimmet veya irtikap suçunun işlenmesine kasten göz yuman denetimle yükümlü kamu görevlisini işlenen suçun müşterek faili olarak cezalandırır. İkinci fıkra, denetim görevini ihmal ederek bu suçların işlenmesine imkân sağlayan kamu görevlisini ayrı bir suç olarak düzenler. Madde kamu görevlisi olan denetim yükümlüsü bakımından uygulanır. Madde, denetim yükümlüsü olmayan kişilerin suça iştirakini, zimmet ve irtikap suçlarının kendi unsurlarını ve cezalarını düzenlemez; bunlar 247. ve 250. maddelerde yer alır. Görevi kötüye kullanma suçu ile görevin gereklerini yapmakta ihmal ve gecikme (m.257) ayrı bir suç tipidir ve bu maddenin kapsamında değildir. Denetim görevinin kaynağını belirleyen idari mevzuat da bu maddede yer almaz.
Denetim görevinin ihmali: hangi kavramlar bilinmeli?
- Denetim görevi
- Kamu görevlisinin, başka bir kamu görevlisinin zimmet veya irtikap suçu işlemesini önlemek ya da bu suçları izlemek için kanun veya idari düzenlemeyle yüklendiği gözetim ve kontrol yetkisidir. Denetim görevinin kaynağı kanun, yönetmelik veya görevlendirme işlemi olabilir.
- Kasten göz yumma
- Denetimle yükümlü kamu görevlisinin zimmet veya irtikap suçunun işlendiğini bilerek ve isteyerek denetim görevini yerine getirmemesidir. Bu hal, suçun işlendiğinin bilinmesini ve buna rağmen müdahale edilmemesini gerektirir.
- Denetim görevini ihmal
- Denetim görevinin gereklerini yapmaktan kaçınmak veya bu görevi yerine getirmemektir. İkinci fıkradaki ihmal, zimmet veya irtikap suçunun işlenmesine imkân sağlanmasına bağlıdır ve kasten işlenebilen bir ihmal olarak düzenlenmiştir.
- Müşterek fail
- İşlenen suçun icrasında birlikte fail olan kişidir. Birinci fıkrada denetimle yükümlü kamu görevlisi, kendi kastı ölçüsünde zimmet veya irtikap suçunun müşterek faili sayılır.
Denetim görevinin ihmali: hangi şartlar aranır?
- Failin denetimle yükümlü kamu görevlisi olması gerekir; denetim görevinin kaynağı kanun veya idari düzenleme ile belirlenmiş olmalıdır.
- Birinci fıkra bakımından, zimmet veya irtikap suçunun işlendiğinin farkında olunmalı ve buna rağmen denetim görevine kasten müdahale edilmemelidir.
- İkinci fıkra bakımından, denetim görevinin ihmal edilmiş olması ve bu ihmal sonucunda zimmet veya irtikap suçunun işlenmesine imkân sağlanmış olması gerekir.
- Birinci fıkra bakımından, denetimle yükümlü kamu görevlisinin ayrıca zimmet veya irtikap suçunu işlemiş olması gerekmez; ancak suçun işlenmesi, müşterek faillik sorumluluğu için somut olarak ortaya konmalıdır.
- İkinci fıkrada suçun oluşması için zimmet veya irtikap fiilinin gerçekleşmesi şart değildir; ihmal ile suçun işlenmesine imkân sağlanması yeterlidir.
Denetim görevinin ihmali: hangi sonuçları doğurur?
- Birinci fıkradaki hâlde denetim yükümlüsü, işlenen zimmet veya irtikap suçunun müşterek faili olarak sorumlu tutulur ve bu suç için öngörülen ceza bakımından yargılanır.
- İkinci fıkradaki hâlde, zimmet veya irtikap suçunun işlenmesine imkân sağlayan kamu görevlisi üç aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Denetim görevinin ihmali kasten yapılmamışsa birinci fıkra uygulanmaz; ancak ihmal ile suçun işlenmesine imkân sağlanmışsa ikinci fıkra uygulanabilir.
- Zimmet veya irtikap suçu işlenmemişse ikinci fıkra, suçun işlenmesine imkân sağlandığı kabul edilemeyeceğinden uygulanmaz.
- Maddede öngörülen ceza, kişinin kasıtlı davranışına veya ihmaline göre ayrılmaktadır; birinci fıkra kasten göz yumma, ikinci fıkra ihmal üzerine kuruludur.
Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?
Birinci fıkrada kamu görevlisi, zimmet veya irtikap suçunun işlendiğini bilerek denetim görevine kasten göz yumar.
İkinci fıkrada kamu görevlisi denetim görevini ihmal eder ve bu ihmal suçun işlenmesine imkân sağlar; kasıt suçun işlendiğine yönelmez.
Birinci fıkrada fail, işlenen suçun müşterek faili olarak sorumlu tutulur. İkinci fıkrada ise ayrı bir suçtan üç aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
Denetim görevini kasten ihmal ile zimmet suçuna katılma arasındaki fark nedir?
Kasten göz yuman denetim yükümlüsü, zimmet suçunun işlenmesini istememekle birlikte bilerek engellemez.
Zimmet suçunun işlenmesini doğrudan isteyen veya fiile katkı veren kişi zimmet suçunun failidir.
Birinci fıkra, denetim yükümlüsünü zimmet suçunun müşterek faili olarak sorumlu tutar; doğrudan fiile katkı veren kişi için ayrıca 247. maddedeki sorumluluk değerlendirilir.
Denetim görevinin ihmali: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Denetim görevinin kaynağını araştırmadan, herhangi bir kamu görevlisini denetimle yükümlü saymak; görevin varlığı mevzuatla belirlenmelidir.
- Birinci fıkradaki kasten göz yumma ile ikinci fıkradaki ihmali aynı hâl gibi değerlendirmek; birincide kasıt suçun işlendiğini bilmeyi, ikincide ise ihmali ve imkân sağlamayı gerektirir.
- Denetim görevi olmayan yönetim kurulu üyelerini salt üyelik sıfatıyla bu maddeden sorumlu tutmak.
- İkinci fıkrada zimmet veya irtikap suçunun işlenmesine imkân sağlanmadan suç oluşmuş saymak; nedensellik bağı aranmalıdır.
- Birinci fıkra ile m.257 arasında seçim yapmadan, denetim görevinin ihmalini genel görevi kötüye kullanma suçu gibi değerlendirmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma suçunda, sanığın denetim görevinin bulunup bulunmadığı ve bu görevin hangi mevzuattan kaynaklandığı ayrıca incelenmektedir. Denetim görevi bulunmayan yönetim kurulu üyelerinin bu suçtan sorumlu tutulmayacağı kabul edilmektedir. (5. Ceza Dairesi, 2022/9584 E., 2024/11595 K., 03.12.2024)
- Denetim görevinin ihmali suçunda, yargılamada suçun ikinci fıkra kapsamında mı yoksa birinci fıkra kapsamında mı değerlendirileceği, kasıt durumunun ayrıca değerlendirilmesine bağlanmaktadır. (5. Ceza Dairesi, 2024/9734 E., 2025/2156 K., 20.02.2025)
- Denetim görevinin ihmali nedeniyle zimmete neden olma suçlamasının ikinci fıkra uyarınca değerlendirilmesi, uygulamada sık karşılaşılan bir yöntem olarak kabul edilmektedir. (5. Ceza Dairesi, 2022/618 E., 2023/10091 K., 19.10.2023; 5. Ceza Dairesi, 2020/5605 E., 2023/6299 K., 15.05.2023; 5. Ceza Dairesi, 2020/6773 E., 2023/9462 K., 04.10.2023; 5. Ceza Dairesi, 2020/7020 E., 2023/6144 K., 09.05.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Denetim görevinin varlığını iddia eden taraf, bu görevin kanun, yönetmelik veya görevlendirme işlemi ile kurulduğunu belgeyle ispatlamalıdır.
- Birinci fıkradaki kasten göz yumma hâlinde, kastın varlığını iddia eden taraf, denetim yükümlüsünün suçun işlendiğini bildiğini ve bilerek müdahale etmediğini ispatlamalıdır; bu hususta tanık ve yazılı belgeler kullanılabilir.
- İkinci fıkradaki ihmalin varlığı, görevin gereklerinin yapılmadığını gösteren yazılı kayıtlar, denetim raporları ve ilgili tutanaklarla ispatlanır.
- Denetim yükümlüsü, görevinin bulunmadığını veya görevini yerine getirdiğini savunuyorsa, bu savunmasını görev tanımı ve denetim kayıtlarıyla ispatlamalıdır.
- Zimmet veya irtikap suçunun işlendiğinin ispatı, ikinci fıkra bakımından da gereklidir; suçun işlenmesine imkân sağlandığı, ihmal ile suç arasında nedensellik bağı kurularak gösterilmelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.257: Görevi kötüye kullanma ve görevin gereklerini yapmakta ihmal suçunu düzenler. 251. madde özel nitelikte bir ihmal suçudur; denetim görevinin ihmali bu hâlde 257. maddenin genel hükmüne değil, 251. maddeye tabidir.
- 5237 sayılı Kanun m.247: Zimmet suçunu düzenler. 251. maddenin birinci fıkrasındaki müşterek faillik, işlenen suç olarak 247. madde kapsamındaki zimmet suçuna bağlıdır.
- 5237 sayılı Kanun m.250: İrtikap suçunu düzenler. 251. maddenin birinci fıkrasında irtikap suçuna göz yumma hâli bu maddedeki suça bağlanır.
TCK m.252 — Rüşvet
Madde, kamu görevlisinin görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması karşılığında menfaat sağlanmasını (rüşvet verme) ve kamu görevlisinin bu menfaati talep etmesini, kabul etmesini veya vaat etmesini (rüşvet alma) suç olarak düzenler. Ayrıca rüşvet anlaşmasının tamamlanmış sayılması, rüşvet talebinin karşılıksız kalması hâli, aracıların sorumluluğu, bazı meslek ve kamu niteliğindeki kuruluşlar ile yabancı kamu görevlileri ve uluslararası görevlilere ilişkin genişletilmiş uygulama alanı ve yurt dışında işlenen rüşvetin Türkiye'de kovuşturulması hükümlerini içerir. Kişiler bakımından hem rüşvet veren özel kişilere hem de rüşvet alan kamu görevlilerine uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: tüzel kişilere uygulanacak güvenlik tedbirleri (m.253), etkin pişmanlık (m.254), rüşvetin cezasının sonradan ağırlaştığı ya da hafiflediği diğer haller ile zamanaşımı ve şikâyet gibi usul kuralları (ilgili genel hükümler).
Rüşvet: hangi kavramlar bilinmeli?
- Menfaat
- Maddî veya manevî her türlü yarar anlamına gelir; para, mal, hizmet ya da başka bir çıkar biçiminde olabilir. Menfaatin değeri veya miktarı suçun oluşması bakımından önemli değildir, menfaatin görevle ilgili bir amaca yönelik olması yeterlidir.
- Görevin ifasıyla ilgili iş
- Kamu görevlisinin kendi görev alanına giren bir işlem ya da eylemdir. Kamu görevlisinin görevine girmeyen bir işin yapılması ya da yapılmaması amacıyla sağlanan menfaat rüşvet suçunu oluşturmaz.
- Rüşvet anlaşması
- Menfaat sağlayan ile kamu görevlisi arasında, görevle ilgili bir işin yapılması ya da yapılmaması konusunda varılan karşılıklı mutabakattır. Anlaşmaya varılması hâlinde suç, menfaatin fiilen temin edilmesi beklenmeden tamamlanmış sayılır.
- Aracı
- Rüşvet teklif veya talebinin karşı tarafa iletilmesi, rüşvet anlaşmasının sağlanması ya da rüşvetin temini hususlarında yardımcı olan kişidir. Kamu görevlisi olup olmadığına bakılmaksızın müşterek fail sayılır.
- Adına hareket eden kişi
- Sekizinci fıkrada sayılan kuruluşların adına iş gören kişidir. Bu kişiler kamu görevlisi sıfatı taşımasalar da rüşvet alma suçunun faili olabilir.
Rüşvet: hangi şartlar aranır?
- Görevin ifasıyla ilgili bir işin yapılması veya yapılmaması amacı bulunmalıdır; bu amaç olmadan sağlanan menfaat rüşvet sayılmaz.
- Menfaat, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla sağlanmalı, teklif veya vaat edilmelidir.
- Rüşvet veren yönünde menfaat sağlayan kişi, birinci fıkra bakımından bir kamu görevlisi olmak zorunda değildir; alan yönünde ise failin kamu görevlisi olması gerekir (ikinci fıkra).
- Rüşvet anlaşması varsa ya da menfaatin kamu görevlisi tarafından temin edilmesi gerçekleşmişse suç tamamlanmış sayılır (üçüncü fıkra); anlaşma sağlanmadan yalnızca teklif veya talep karşılıksız kalmışsa dördüncü fıkra kapsamında ceza yarı oranda indirilir.
- Aracılık, teklif veya talebin iletilmesi ya da anlaşmanın sağlanması biçiminde gerçekleşmeli; aracının kamu görevlisi olup olmadığı önemli değildir (beşinci fıkra).
- Sekizinci ve dokuzuncu fıkralarda sayılan kişi ve kuruluşlar bakımından madde, sınırlı biçimde yabancı kamu görevlileri ve uluslararası görevlileri de kapsayacak şekilde genişletilmiştir; bu hâllerde ticari işlemler de kapsama girer.
Rüşvet: hangi sonuçları doğurur?
- Görevle ilgili bir işin yapılması veya yapılmaması için menfaat sağlanır, teklif edilir ya da vaat edilirse birinci ve ikinci fıkra uyarınca dört yıldan on iki yıla kadar hapis cezası verilir.
- Rüşvet anlaşmasına varılmışsa menfaat fiilen temin edilmemiş olsa bile suç tamamlanmış gibi cezalandırılır.
- Kamu görevlisi rüşvet talep eder, ancak karşı taraf kabul etmezse ya da karşı taraf teklif eder, kamu görevlisi kabul etmezse ceza yarı oranında indirilir.
- Aracı, teklif veya talebi karşı tarafa iletirse ya da anlaşmayı sağlarsa kamu görevlisi olup olmadığına bakılmaksızın müşterek fail olarak cezalandırılır.
- Rüşvet ilişkisinde dolaylı olarak menfaat sağlanan üçüncü kişi veya tüzel kişinin yetkilisi de müşterek fail olarak cezalandırılır.
- Yargı görevi yapan, hakem, bilirkişi, noter veya yeminli mali müşavir rüşvet alır, talep eder ya da anlaşırsa verilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.
- Sekizinci fıkrada sayılan kuruluşlar adına hareket eden kişilerin rüşvet alması, talep etmesi veya kabul etmesi hâlinde madde uygulanır ve bu kişilerin kamu görevlisi sıfatı aranmaz.
- Dokuzuncu fıkrada sayılan yabancı görevlilere ilişkin rüşvette de madde uygulanır; yurt dışında işlenen ve fıkra 10'da sayılan Türk çıkarlarını ilgilendiren hâllerde, failler Türkiye'de bulunurlarsa resen soruşturma ve kovuşturma yapılır.
- Görevle ilgili olmayan bir iş için sağlanan menfaat rüşvet suçunu oluşturmaz; bu hâlde suç unsuru yoktur.
Rüşvet veren ile rüşvet alan arasındaki fark nedir?
Birinci fıkrada menfaat sağlayan kişi, kamu görevlisi olmayabilir; ceza dört yıldan on iki yıla kadar hapistir.
İkinci fıkrada menfaatı alan ya da talep eden kamu görevlisi aynı cezaya tabidir; failin kamu görevlisi sıfatı bu fıkrada unsurdur.
Her iki taraf için aynı ceza aralığı öngörülmüştür; iki taraf tek bir karşılaşma suçunun faili kabul edilir.
Tamamlanmış rüşvet ile karşılıksız kalan teklif veya talep arasındaki fark nedir?
Rüşvet anlaşması sağlanmış ya da menfaat temin edilmişse suç tamamlanmış sayılır.
Talep, teklif veya vaat karşı tarafça kabul edilmemişse dördüncü fıkra uygulanır.
Karşılıksız kalan hâlde birinci ve ikinci fıkra cezası yarı oranında indirilir.
Kamu görevlisi ile aracı arasındaki fark nedir?
Kamu görevlisi, kendi görevi ile ilgili işin karşılığında menfaat talep eden ya da kabul eden taraftır.
Aracı, teklif veya talebi karşı tarafa ileten ya da anlaşmayı sağlayan kişidir ve kamu görevlisi olması gerekmez.
Aracı beşinci fıkraya göre müşterek fail olarak cezalandırılır; kamu görevlisi sıfatı aranmaz.
Genel hal ile sekizinci fıkrada sayılan kuruluşlar arasındaki fark nedir?
Genel halde rüşvet alan kişinin kamu görevlisi olması gerekir.
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu kurumlarının iştirakiyle kurulan şirketler, vakıflar, kamu yararına dernekler, kooperatifler ve halka açık anonim şirketler adına hareket eden kişiler için sekizinci fıkra uygulanır.
Bu kişiler kamu görevlisi sıfatı taşımasalar da rüşvet alma suçunun faili olabilir.
İç hukuk kapsamı ile dokuzuncu fıkra kapsamı arasındaki fark nedir?
Dokuzuncu fıkrada sayılan yabancı kamu görevlileri, uluslararası mahkeme görevlileri ve uluslararası örgüt temsilcileri gibi kişilerdir.
Dokuzuncu fıkranın uygulanmadığı durumda rüşvet hükmü yalnızca iç hukuktaki kamu görevlilerine ve kapsamdaki kişilere uygulanır.
Dokuzuncu fıkra kapsamına giren fiillerde uluslararası ticari işlemler de suçun konusu olabilir.
Rüşvet: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Rüşvet suçunu menfaatin fiilen verilmesi anında tamamlanmış saymak; oysa anlaşma yapıldığı anda suç tamamlanmış gibi cezalandırılır.
- Dördüncü fıkrayı yalnızca kamu görevlisinin rüşvet talebine uygulamak; fıkra iş sahibinin teklif veya vaadi için de geçerlidir.
- Aracıyı kamu görevlisi aramak ya da aracının kamu görevlisi olmadığı için sorumlu olmayacağını kabul etmek; beşinci fıkraya göre kamu görevlisi sıfatı aranmaz.
- Sekizinci fıkrada sayılan kuruluşlar adına hareket eden kişiyi kamu görevlisi sıfatı olmadığı için rüşvet alma suçundan sorumsuz saymak.
- Görevle ilgisi olmayan ya da haklı bir işin gördürülmesi amacıyla sağlanan menfaati rüşvet olarak nitelemek; bu hâlde madde değil, genel hükümler (icbar suretiyle irtikap) söz konusu olabilir.
- Yargı görevi yapan, hakem, bilirkişi, noter ve yeminli mali müşavir hâllerinde cezayı artırmayı unutmak ya da artırımı genel bir oran gibi uygulamak; artırım üçte birden yarısına kadardır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Rüşvet suçunun oluşması için menfaatin kamu görevlisinin görevine giren bir işin karşılığı olarak verilip alındığının ortaya konulması gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2012/420 E., 2012/1771 K., 18.09.2012; Ceza Genel Kurulu, 2011/136 E., 2011/232 K., 22.11.2011)
- Rüşvet anlaşmasının yapıldığı anda suçun tamamlanmış sayılacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2017/1020 E., 2020/350 K., 07.07.2020)
- Kamu görevlisinin rüşvet talebinde bulunup karşı tarafın kabul etmediği ya da yakalama amacıyla kabul gibi görünen hâllerde, rüşvet talep eden ya da teklif eden tarafın dördüncü fıkraya göre cezalandırılması gerektiği yönünde uygulama bulunmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2009/217 E., 2010/11 K., 02.02.2010)
- Rüşvet suçunun tek suç olarak değerlendirildiği ve birden fazla farklı hükmün tek bir fiille ihlal edilemeyeceği için bileşik suç değil zincirleme suç hükümlerine uygun olduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2009/150 E., 2010/1 K., 26.01.2010)
Nasıl ispat edilir?
- Rüşvet suçunu ileri süren tarafın, menfaatin sağlandığını ya da anlaşmanın yapıldığını ispatlaması gerekir; ispat yükü iddia eden savcılıktadır.
- Menfaatin görevle ilgili bir iş karşılığında verildiği, teklif edildiği veya vaat edildiği; tanık beyanları, banka kayıtları, ses veya görüntü kaydı ve yazışmalar gibi delillerle ortaya konulabilir.
- Sanığın, menfaatin haklı bir işin gördürülmesi için verildiğini ya da görevle ilgisiz olduğunu savunması hâlinde bu savunmayı ispatlaması gerekir; bu hâlde suç unsuru bulunmadığı ileri sürülür.
- Aracının müşterek fail olarak cezalandırılması için aracılık faaliyetinin ve karşı tarafa iletilen teklif veya talebin ispatlanması gerekir.
- Dördüncü fıkraya dayanan indirimde karşı tarafın teklif veya talebi kabul etmediğinin ya da yakalama amacıyla kabul gibi göründüğünün tespit edilmesi gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.253: Rüşvet suçunun işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında uygulanacak güvenlik tedbirlerini düzenler.
- 5237 sayılı Kanun m.254: Rüşvet alan veya verenin, iş kısmen bile yapılmadan önce durumu bildirmesi hâlinde uygulanacak etkin pişmanlık hükmünü içerir.
- 5237 sayılı Kanun m.266: Rüşvet veren kişi kamu görevlisi ise, diğer şartlar varsa bu madde uyarınca cezanın artırılmasına ilişkin hükmü tamamlar.
TCK m.253 — Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması
5237 sayılı Kanun'un 253. maddesi, rüşvet suçunun işlenmesi suretiyle tüzel kişi yararına haksız menfaat sağlanması hâlinde o tüzel kişi hakkında uygulanacak güvenlik tedbirlerini düzenler. Hüküm yalnızca tüzel kişilere uygulanır; gerçek kişi faillerin cezalandırılmasına ilişkin bir düzenleme içermez. Maddede rüşvet suçunun unsurları, rüşvet fiilinin tanımı ve rüşvetin cezası düzenlenmez. Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirlerinin genel çerçevesi ve iznin iptali ile müsadere tedbirlerinin uygulanma koşulları (m.60) bu maddede değil, TCK m.60'ta yer alır. Rüşvet suçunun kendisi de bu maddenin konusu değildir.
Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tüzel kişi hakkında güvenlik tedbiri
- Kusur yeteneği bulunmayan tüzel kişiye, ceza yaptırımı uygulanamadığı için suç dolayısıyla kanunda öngörülen tedbirlerin uygulanmasıdır. Bu tedbirler yalnızca kanunda açıkça öngörülen hallerde uygulanır.
- Yararına haksız menfaat sağlama
- Rüşvet suçunun işlenmesi sonucunda tüzel kişinin malvarlığına ya da konumuna haksız bir yarar sağlanmasıdır. Tüzel kişinin yararına işlenmeyen rüşvet fiilleri bu kapsama girmez.
- Özel hukuk tüzel kişisi
- Özel hukuk kurallarına göre kurulmuş vakıf ve şirket gibi tüzel kişilerdir. Kamu hukuku kurallarına tabi tüzel kişiler hakkında bu tedbirlere başvurulamaz.
Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması: hangi şartlar aranır?
- Rüşvet suçunun işlenmiş olması gerekir; bu suçun varlığı, maddenin uygulanmasının ön koşuludur.
- Rüşvet suçunun, bir tüzel kişiye ait malvarlığına ya da konuma haksız menfaat sağlamak amacıyla ve o tüzel kişinin yararına işlenmiş olması gerekir.
- Haksız menfaatin sağlanmış olması gerekir; yalnızca yarar sağlama amacı yetmez, haksız menfaatin tüzel kişiye ulaşması aranır.
- Hükmün uygulanabilmesi için tedbirin uygulanacağı tüzel kişinin özel hukuk tüzel kişisi olması gerekir.
- Tedbir, TCK m.60 çerçevesinde ve kanunda öngörülen koşullarla uygulanır; m.253 bu tedbirlerin uygulanacağını belirtir ancak tedbirin içeriğini ve koşullarını m.60 belirler.
Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması: hangi sonuçları doğurur?
- Rüşvet suçunun tüzel kişi yararına işlenmiş olması hâlinde, o tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
- Tüzel kişi yararına haksız menfaat sağlanmamışsa bu madde uygulanmaz ve tüzel kişi hakkında tedbir kararı verilemez.
- Uygulanacak güvenlik tedbirleri m.60 kapsamında iznin iptali ya da müsadere olabilir; m.253 tek başına tedbirin türünü belirlemez.
- Tüzel kişi hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz; hükmolunacak tedbir güvenlik tedbiri niteliğindedir.
- Gerçek kişi faili hakkındaki cezai yaptırım bu maddeden değil, rüşvet suçunu düzenleyen hükümden doğar.
Gerçek kişi ile tüzel kişi (rüşvet faili bakımından) arasındaki fark nedir?
Rüşveti işleyen gerçek kişi hakkında hapis ve adli para cezası gibi cezai yaptırımlar uygulanır.
Tüzel kişi hakkında ceza verilemez; yalnızca bu madde ve m.60 kapsamında güvenlik tedbirine hükmedilebilir.
Aynı rüşvet olayında gerçek kişi cezalandırılır, tüzel kişi için ise yalnızca güvenlik tedbirine karar verilebilir.
Tüzel kişi yararına işlenen rüşvet ile tüzel kişi yararına olmayan rüşvet arasındaki fark nedir?
Rüşvet fiili tüzel kişinin yararına haksız menfaat sağlamışsa madde uygulanır.
Rüşvet fiili gerçek kişinin kendi yararına işlenmiş ya da tüzel kişiye yarar sağlamamışsa madde uygulanmaz.
Yalnızca tüzel kişi yararına haksız menfaat sağlandığında tüzel kişi hakkında güvenlik tedbiri uygulanabilir.
Güvenlik tedbiri ile tüzel kişiye ceza arasındaki fark nedir?
Tüzel kişi hakkında güvenlik tedbiri, suç dolayısıyla öngörülen bir yaptırımdır.
Ceza, kusurlu hareket edebilen gerçek kişiye özgüdür.
Tüzel kişiye hapis veya adli para cezası verilemez; yalnızca kanunda öngörülen güvenlik tedbirleri uygulanabilir.
Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tüzel kişi yararına olmayan, yalnızca gerçek kişinin kendi yararına işlenen rüşvet fiilinde de tüzel kişi hakkında tedbire karar vermek.
- Maddenin tek başına tedbirin türünü belirlediğini düşünerek m.60'taki iznin iptali ve müsadere koşullarını uygulamamak; tedbirin türü ve koşulları m.60'a göre değerlendirilmelidir.
- Tüzel kişiye ceza verilebileceğini kabul etmek; tüzel kişi hakkında yalnızca güvenlik tedbiri uygulanabilir.
- Haksız menfaatin sağlanmasını aramadan yalnızca rüşvet suçunun işlenmiş olmasını yeterli görmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Rüşvet suçunda tüzel kişi hakkında tedbir uygulanabilmesi için, suçun tüzel kişinin yararına işlendiğinin somut olarak ortaya konulması gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2009/257 E., 2010/13 K., 02.02.2010)
Nasıl ispat edilir?
- Tüzel kişi hakkında güvenlik tedbiri talep eden taraf (savcı ya da katılan), rüşvet suçunun tüzel kişi yararına işlendiğini ve haksız menfaatin sağlandığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Haksız menfaatin tüzel kişiye sağlandığı, yazılı belgeler, banka kayıtları, sözleşme ve ihale dosyaları gibi delillerle ortaya konulabilir.
- Rüşvet suçunun tüzel kişi yararına olmadığını savunan taraf, bu savunmasını somut delillerle ortaya koymalıdır.
- Tüzel kişinin organ ya da temsilcisinin rüşvet fiilini işlediğinin ispatı, tüzel kişi hakkında tedbir kararının dayanağını oluşturur.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.60: Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirlerinin türlerini (iznin iptali ve müsadere) ve uygulama koşullarını düzenler; m.253'ün uygulanabilmesi için tedbirin içeriği ve şartları bu maddeye göre belirlenir.
- 5237 sayılı Kanun m.20: Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamayacağını, ancak kanunda öngörülen güvenlik tedbirlerinin saklı kalacağını belirtir; m.253 bu ilkenin bir uygulamasıdır.
TCK m.254 — Etkin pişmanlık
Madde, rüşvet suçunda etkin pişmanlık hâlini düzenler: rüşvet alan kamu görevlisinin rüşvet konusu şeyi aynen teslim etmesi veya anlaşmayı haber vermesi, rüşvet verenin ve anlaşmaya varanın pişmanlık göstererek haber vermesi, suça iştirak eden diğer kişilerin haber vermesi ve yabancı kamu görevlilerine rüşvet veren kişilerin bu hükümden yararlanamaması hâllerinde cezaya hükmolunmamasını kapsar. Maddenin uygulanması, öğrenme anından önce yapılan bildirim ve teslimle sınırlıdır. Hükmün yalnızca rüşvet suçu bakımından uygulandığı, başka suç tiplerindeki etkin pişmanlık hükümlerini kapsamadığı; müsadere ve iade usulünü ayrıca düzenleyen hükümler (m.54 ve 55) ile cezanın infazı, kovuşturma aşamasında karar biçimi ve zamanaşımı gibi usul konuları bu maddede düzenlenmez. Rüşvetin tanımı ve cezası m.252 ve m.254'ün dışındaki rüşvet hükümlerinde yer alır (m.252).
Etkin pişmanlık: hangi kavramlar bilinmeli?
- Etkin pişmanlık
- Suç tamamlandıktan sonra failin pişmanlık göstererek suçun sonuçlarını ortadan kaldırmasına ya da makamlara haber vermesine bağlanan, cezayı ortadan kaldıran şahsi sebeptir. Bu maddede yalnızca rüşvet suçu bakımından öngörülmüştür.
- Durum resmi makamlarca öğrenilme
- Rüşvet olayının yetkili makamlarca öğrenilmiş olması durumudur. Pişmanlığın ve haberin zamanlaması bu ana göre belirlenir; haber bu andan önce yapılmalıdır.
- Aynen teslim
- Rüşvet konusu şeyin, değiştirilmeden ve eksiltilmeden soruşturmaya yetkili makamlara verilmesidir. Teslim edilmeyen menfaat için bu hüküm uygulanmaz.
- Müsadere
- Rüşvet konusu şeyin devletin mülküne geçirilmesidir. Etkin pişmanlık halinde suç konusu şey iade edilmez, müsadere edilir; ancak rüşvet verenin pişmanlığında madde gerekçesine göre kamu görevlisine verilen şey iade edilir.
Etkin pişmanlık: hangi şartlar aranır?
- Rüşvet suçunun işlenmiş olması veya rüşvet anlaşmasının yapılmış bulunması gerekir.
- Haber verme veya teslim, durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce gerçekleşmelidir.
- Rüşvet alan kamu görevlisi için rüşvet konusu şeyin soruşturmaya yetkili makamlara aynen teslim edilmesi ya da anlaşma hâlinde durumun yetkili makamlara bildirilmesi gerekir.
- Rüşvet veren veya anlaşmaya varan kişi için pişmanlık duyularak durumun yetkili makamlara bildirilmesi gerekir.
- Rüşvet suçuna iştirak eden diğer kişiler için pişmanlık duyularak durumun yetkili makamlara bildirilmesi gerekir.
- Olay yabancı kamu görevlisine rüşvet verme niteliğinde olmamalıdır; dördüncü fıkraya göre bu hâlde madde hükümleri uygulanmaz.
Etkin pişmanlık: hangi sonuçları doğurur?
- Koşullar gerçekleşirse rüşvet alan kamu görevlisi hakkında rüşvet suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz.
- Rüşvet alma konusunda başkasıyla anlaşan kamu görevlisi, durumu öğrenilmeden önce bildirirse hakkında bu suçtan dolayı cezaya hükmolunmaz.
- Rüşvet veren veya anlaşmaya varan kişi, pişmanlık duyarak öğrenilmeden önce bildirirse hakkında rüşvet suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz.
- Rüşvet suçuna iştirak eden diğer kişiler, pişmanlık duyarak öğrenilmeden önce bildirirse hakkında bu suçtan dolayı cezaya hükmolunmaz.
- Birinci fıkra kapsamında rüşvet konusu şey teslim edilmişse suç vasfı devam ettiğinden bu şeyin müsaderesi gerekir.
- Birinci fıkranın ikinci cümlesindeki durumda henüz bir hak veya menfaat elde edilmediğinden müsadere hükmü verilmez.
- Koşullar gerçekleşmezse, yani öğrenme gerçekleşmişse veya bildirim pişmanlıkla yapılmamışsa, madde uygulanmaz ve rüşvet suçundan normal hükümler çerçevesinde işlem yapılır.
- Yabancı kamu görevlilerine rüşvet veren kişiler bakımından madde hükümleri uygulanmaz.
Rüşvet alan kamu görevlisi ile rüşvet veren arasındaki fark nedir?
Rüşvet alan kamu görevlisi, rüşvet konusu şeyi aynen teslim ederek ya da anlaşma hâlinde bildirerek yararlanır.
Rüşvet veren veya anlaşmaya varan kişi, pişmanlık duyarak bildirimde bulunarak yararlanır.
Kamu görevlisinde teslim veya bildirim esastır; rüşvet verende pişmanlık ve bildirim aranır. Rüşvet verenin yararlanmasında rüşvet konusu şeyin müsaderesi yerine iade söz konusu olabilir (gerekçeye göre).
Fıkra 1 ve 2 ile fıkra 3 (iştirak eden diğer kişiler) arasındaki fark nedir?
Birinci ve ikinci fıkra, rüşvetin tarafları olan kamu görevlisi ile rüşvet veren ya da anlaşmaya varan kişi hakkında uygulanır.
Üçüncü fıkra, rüşvet suçuna iştirak eden diğer kişileri kapsar.
Fıkra 3 uyarınca iştirak eden diğer kişilerin bildirimi yeterlidir; bildirimin teslim veya iade ile birlikte aranması metinde yer almaz.
Yerli kamu görevlisine rüşvet ile yabancı kamu görevlisine rüşvet arasındaki fark nedir?
Yerli kamu görevlisine rüşvet veren kişi, pişmanlık ve bildirim koşullarına uyarsa madde hükmünden yararlanır.
Yabancı kamu görevlisine rüşvet veren kişi için madde hükümleri uygulanmaz.
Dördüncü fıkra uyarınca yabancı kamu görevlisine rüşvet veren kişi bu şahsi cezasızlık sebebinden yararlanamaz.
Etkin pişmanlık: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Pişmanlığı ve bildirimi, öğrenilme anından sonra yapılmış olsa da yeterli saymak; haberin zamanlaması önce kontrol edilmelidir.
- Rüşvet alan kamu görevlisinin teslimi aynen teslim şartını aramadan uygulamak; teslim edilen şeyin aynen teslim edilip edilmediği ayrıca tespit edilmelidir.
- Birinci fıkranın teslim ve haber şartını, rüşvet veren için de aynen uygulamak; rüşvet verende pişmanlık ve bildirim aranır.
- Teslim edilen rüşvet konusu şeyin müsaderesini, pişmanlığın yeterli olduğu hâlde atlamak; birinci fıkrada müsadere gerekir.
- Yabancı kamu görevlisine rüşvet veren kişiye dördüncü fıkrayı uygulamadan etkin pişmanlık hükmü uygulamak.
- Madde metninde açıkça yazılmamış bir süre ya da tutar aramak; maddede süre ve tutar yoktur.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Etkin pişmanlıktan yararlanan kamu görevlisi hakkında soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilebildiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/495 E., 2021/116 K., 17.03.2021)
- Kovuşturma aşamasında hükmün verilmesi gerekiyorsa ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/337 E., 2021/55 K., 23.02.2021)
- Rüşvet suçu bakımından etkin pişmanlık hükmünün uygulanabilmesi için öğrenilme anından önce bildirimin yapılmış olması gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/623 E., 2020/524 K., 17.12.2020)
- Rüşvet suçunda hükmün uygulanmasının, bildirim veya teslim tarihinin soruşturma öncesinde olup olmadığına göre değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/463 E., 2020/482 K., 26.11.2020)
- Hükmün uygulanmasında pişmanlığın gerçek olup olmadığının ve bildirimin zamanının birlikte değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/459 E., 2020/459 K., 17.11.2020)
- Bildirimin sözle veya davranışla yapılabileceği ve bu yolla gösterilen pişmanlığın uygulamada kabul edildiği belirtilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/230 E., 2020/449 K., 10.11.2020)
Nasıl ispat edilir?
- Etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen kişi, teslimi veya bildirimi öğrenilmeden önce yaptığını ispatlamalıdır; bu konuda tutanak, teslim kaydı ve bildirim belgesi kullanılabilir.
- Pişmanlığın gerçekliği ispat konusudur; pişmanlığın sözle veya davranışla gösterildiği dosya içeriğinden çıkarılabilir.
- Öğrenilme anının ne zaman gerçekleştiği ispat konusudur; soruşturma makamlarının kayıtları ve tanık beyanları ile belirlenebilir.
- Teslim edilen şeyin aynen teslim edildiğinin ispatı, teslim tutanağı ve rüşvet konusu şeyin tespitiyle yapılır.
- Yabancı kamu görevlisine rüşvet verildiği iddiası ispat konusudur; bu durumda şahsi cezasızlık sebebinin uygulanamayacağı ortaya konulmalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.252: Rüşvet suçunun tanımını ve cezasını düzenler; etkin pişmanlık hükmü bu suçun varlığını varsayar.
- 5237 sayılı Kanun m.254: Bu madde rüşvet suçunda etkin pişmanlık hâlini düzenler ve cezanın kalkmasına yol açar.
- 5237 sayılı Kanun m.54: Müsadere hükümlerini düzenler; etkin pişmanlık hâlinde suç konusu şeyin müsaderesi bu hükümle ilişkilidir.
- 5237 sayılı Kanun m.55: İadeyle ilgili hükümleri düzenler; rüşvet verenin pişmanlığında gerekçede belirtilen iade bu düzenlemeyle bağlantılıdır.
- 5237 sayılı Kanun: Etkin pişmanlık hükümlerinin genel düzeni ve diğer suçlardaki benzer hükümleri için bütüne bakılır.
TCK m.255 — Nüfuz ticareti
5237 sayılı TCK m.255, nüfuz ticareti suçunu düzenler. Suç, kamu görevlisi üzerinde nüfuz bulunduğundan bahisle haksız bir işin gördürülmesi amacıyla menfaat temini ve bunun girişimi, menfaat talebi, teklifi ve vaadi, aracılık, dolaylı menfaat sağlayan üçüncü kişilerin sorumluluğu ile 252/9 kapsamındaki kişiler üzerinde nüfuz ticareti hâllerini kapsar. Madde, kamu görevlisi olan ve olmayan tüm faillere uygulanır. Madde, dolandırıcılık nitelikli hâlini (m.158/2) düzenlemez; rüşvet (m.252) ve irtikap (m.250) suçlarını düzenlemez; girişimin müstakil suç oluşturduğu hâllerde uygulanacak cezayı (m.6 ilgili hüküm uyarınca) ve tüzel kişilere uygulanacak güvenlik tedbirlerini bu maddede aramak gerekmez.
Nüfuz ticareti: hangi kavramlar bilinmeli?
- Nüfuz ticareti
- Failin kamu görevlisi üzerinde nüfuzu bulunduğunu öne sürerek, haksız bir iş yaptırmak üzere menfaat temin etmesidir. Suç, menfaatin fiilen sağlanmasını değil, temin edilmesini veya bu yönde anlaşmayı konu alır.
- Nüfuz
- Failin kamu görevlisi üzerinde sahip olduğu ya da sahip olduğunu öne sürdüğü etkidir. Gerçek bir etkinin varlığı aranmaz; nüfuzun gerçekte bulunup bulunmadığı, öne sürülmesi yeterli olduğu ölçüde önem taşımaz.
- Menfaat
- Maddi veya manevi her türlü yarardır. Maddede menfaatin kendisine veya bir başkasına temin edilmesi yeterlidir.
- Aracılık
- Nüfuz ticaretine taraflar arasında vasıta olarak katılmaktır. Aracı, 4. fıkra uyarınca müşterek faildir.
- Dolaylı menfaat sağlanan üçüncü kişi
- Nüfuz ticareti ilişkisinde menfaatin doğrudan değil, dolaylı olarak yarar gördüğü gerçek veya tüzel kişidir. Bu kişinin yetkilileri 5. fıkra uyarınca müşterek fail olur.
- Menfaat talebi, teklifi veya vaadi
- Menfaatin karşı tarafa istenmesi, sunulması ya da sözünün verilmesidir. Bu hâllerde kabul edilmemiş olması, ceza indirimi doğurur (3. fıkra).
Nüfuz ticareti: hangi şartlar aranır?
- Failin kamu görevlisi üzerinde nüfuz sahibi olduğundan bahsetmesi veya bu izlenimi yaratması gerekir.
- Haksız bir işin gördürülmesi amacının bulunması gerekir.
- Doğrudan veya aracılar vasıtasıyla kendisine ya da bir başkasına menfaat temin edilmesi gerekir; menfaatin fiilen sağlanması şart değildir (2. fıkra).
- Kamu görevlisinin fail olması hâlinde verilecek hapis cezası yarı oranında artırılır; bu ayrı bir unsur değil, ceza artırımıdır.
- Menfaat temini konusunda anlaşmaya varılması yeterlidir; suç tamamlanmış gibi cezalandırılır.
- İşinin gördürülmesi karşılığında veya gördürüleceği beklentisiyle menfaat sağlayan kişi için ayrı ve daha hafif bir ceza öngörülmüştür (1. fıkra son cümle).
Nüfuz ticareti: hangi sonuçları doğurur?
- Menfaat temin edilmesi veya bu konuda anlaşmaya varılması hâlinde suç tamamlanmış sayılır ve cezaya hükmolunur (2. fıkra).
- Kamu görevlisi fail ise birinci fıkradaki hapis cezası yarı oranında artırılır.
- İşinin gördürülmesi karşılığında menfaat sağlayan kişi için bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası uygulanır.
- Menfaat talebi veya teklif/vaadi karşı tarafça kabul edilmezse birinci fıkra cezası yarı oranında indirilir (3. fıkra).
- Nüfuz ticaretine aracılık eden kişi müşterek fail olarak birinci fıkra cezası ile cezalandırılır (4. fıkra).
- Dolaylı menfaat sağlanan üçüncü gerçek veya tüzel kişinin menfaati kabul eden yetkilileri müşterek fail olarak cezalandırılır (5. fıkra).
- Girişimde bulunmanın müstakil suç oluşturduğu hâllerde ilgililer ayrıca bu suç nedeniyle de cezalandırılır (6. fıkra).
- 252/9 kapsamındaki kişiler üzerinde nüfuz ticareti yapılması hâlinde de bu madde uygulanır; bu kişiler Türkiye'de bulunduğunda vatandaş veya yabancı olmalarına bakılmaksızın resen soruşturma ve kovuşturma yapılır (7. fıkra).
- Maddede kamu görevlisi olmayan kişinin nüfuz ticareti yapması da suç olarak düzenlenmiştir; eski düzenlemede olduğu gibi cezasız kalma söz konusu değildir.
Nüfuz ticareti ile dolandırıcılık (m.158/2) arasındaki fark nedir?
Failin kamu görevlisi üzerinde nüfuz bulunduğunu bildirip menfaat temin etmesi, m.255 kapsamındadır; aldatma unsuru aranmaz.
Failin kamu görevlileriyle ilişkisi olduğunu veya onlar nezdinde hatırı sayıldığını söyleyerek mağduru aldatması ve bu yolla menfaat temin etmesi dolandırıcılıktır.
Aldatma ile sağlanan menfaat dolandırıcılık nitelikli hâlinde cezalandırılır; aldatma olmadan nüfuz izlenimi ile sağlanan menfaat m.255 kapsamına girer.
Nüfuz ticareti ile rüşvet (m.252) arasındaki fark nedir?
Nüfuz ticaretinde menfaat, kamu görevlisi üzerindeki nüfuzdan bahisle, üçüncü kişiye temin edilir.
Rüşvette menfaat, kamu görevlisinin görevine ilişkin bir işlem karşılığında kendisine sağlanır.
Menfaatin alıcısı kamu görevlisi ise ve icbar altında değilse rüşvet değerlendirilir; nüfuz ticaretinde kamu görevlisi, nüfuzun kullanıldığı kişi olarak yer alır.
Kamu görevlisi fail ile kamu görevlisi olmayan fail arasındaki fark nedir?
Failin kamu görevlisi olduğu hâlde ceza, birinci fıkrada belirtilen ceza üzerine yarı oranında artırılır.
Kamu görevlisi olmayan kişi için bu artırım uygulanmaz; yalnızca 1. fıkranın temel cezası ve 2. cümlesindeki hafif ceza geçerlidir.
Kamu görevlisi fail, temel cezanın yarısı kadar fazla ceza alır.
Menfaat sağlayan ile menfaat sağlayan ancak işi gördürmek isteyen kişi arasındaki fark nedir?
Nüfuz ticaretinde menfaat temin eden kişi, 1. fıkranın birinci cümlesi uyarınca iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
İşinin gördürülmesi karşılığında veya gördürüleceği beklentisiyle menfaat sağlayan kişi, 1. fıkranın son cümlesi kapsamındadır.
Bu kişi için ceza bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıdır; beşbin güne kadar adli para cezası öngörülmemiştir.
Tamamlanmış suç ile talep, teklif veya vaadin kabul edilmemesi arasındaki fark nedir?
Menfaat temini gerçekleştiğinde veya anlaşmaya varıldığında suç tamamlanmış gibi cezalandırılır.
Menfaat talebinde bulunulması veya teklif ya da vaatte bulunulması, ancak karşı tarafça kabul edilmemişse 3. fıkra uygulanır.
Kabul edilmemiş talep, teklif veya vaat hâlinde birinci fıkra cezası yarı oranında indirilir.
Asıl fail ile aracı arasındaki fark nedir?
Doğrudan menfaat temin eden kişi birinci fıkra kapsamında cezalandırılır.
Nüfuz ticaretine aracılık eden kişi, 4. fıkra uyarınca müşterek fail sayılır.
Aracı, birinci fıkrada belirtilen ceza ile aynı biçimde cezalandırılır.
Nüfuz ticareti: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Nüfuz ticaretini dolandırıcılıkla karıştırmak; aldatma unsuru bulunmayan ve nüfuz izlenimiyle sağlanan menfaati dolandırıcılık saymak.
- Eski metindeki yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama kavramını güncel m.255 ile eşitlemek; 2012 değişikliğinden sonra failin kamu görevlisi olması zorunlu değildir.
- Kamu görevlisi olmayan failde de yarı oranında artırım yapmak; artırım yalnızca kamu görevlisi fail için geçerlidir.
- Menfaat temin edilmesi gerektiğini düşünüp menfaatin fiilen sağlanmasını aramak; anlaşma ve temin yeterlidir.
- İşinin gördürülmesi karşılığında menfaat sağlayan kişiye birinci fıkradaki cezayı uygulamak; bu kişi için ayrı ve daha hafif hüküm uygulanır.
- Talep, teklif veya vaadin kabul edilmemesi hâlinde ceza indirimini uygulamamak veya kabul edilmiş talebe indirim uygulamak.
- Aracılık eden kişiyi yalnızca yardımcı sayıp müşterek fail olarak cezalandırmamak (4. fıkra).
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Değişiklik öncesinde kamu görevlisi olmayan kişinin nüfuz ticareti cezasız kalırken, 2012 değişikliğiyle bu kişiler de faillik kapsamına alınmıştır; eski kararlar bu bakımdan güncel uygulamaya taşınmamalıdır. (Ceza Genel Kurulu, 2007/227 E., 2007/274 K., 11.12.2007)
- Kamu görevlisinin görevine girmeyen bir işi yapabileceği izlenimi yaratılarak sağlanan menfaat, eski düzenlemede yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama olarak değerlendirilmiştir; bu değerlendirme değişiklik öncesi metne dayanır. (Ceza Genel Kurulu, 2011/202 E., 2011/221 K., 15.11.2011)
- Failin kamu görevlisiyle birlikte hareket ederek menfaat sağlaması hâlinde fiil dolandırıcılık nitelikli hâli değil, koşulları varsa rüşvet suçunu oluşturur. (Ceza Genel Kurulu, 2007/227 E., 2007/274 K., 11.12.2007)
- Kamu görevlisine icbar altında bırakılmadan, haksız menfaatin talep edilmesi hâlinde icbar suretiyle irtikap yerine rüşvet suçunun oluştuğu kabul edilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Asıl talebi ileri süren savcılık, menfaat temini veya anlaşmanın varlığını ve failin nüfuz izlenimini yarattığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Menfaat temini, ses kaydı, yazışma, banka kaydı veya tanık beyanı ile ispatlanır; menfaatin fiilen sağlanmış olması zorunlu değildir.
- Anlaşmanın varlığı, tarafların karşılıklı görüşmelerine ve davranışlarına ilişkin delillerle ispatlanır.
- Failin, nüfuzun varlığı hakkında gerçekten bir etkisi olmadığı yönündeki savunmasını dayandıracağı delili kendisi sunmalıdır; savunma nüfuzun öne sürülmesinin yeterli olduğu ölçüde etkisizdir.
- Kamu görevlisi olduğu iddia edilen failin bu sıfatı, görev belgesi veya atama kararı ile ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.252: Rüşvet suçunu düzenler; 7. fıkrada anılan 252/9 kapsamındaki kişiler üzerinde nüfuz ticareti bu maddeye atıfla uygulanır.
- 5237 sayılı Kanun m.158: Dolandırıcılığın nitelikli hâli (158/2) ile aldatma yoluyla nüfuz izlenimi yaratılması hâlinde sınır oluşturur.
- 5237 sayılı Kanun m.250: İrtikap suçu ile icbar altında kalan kişinin durumunda nüfuz ticareti ayrımı yapılır.
- 5237 sayılı Kanun m.35: Girişimle ilgili genel hükümdür; 6. fıkradaki müstakil suç hâlinde karşılıklı ilişki kurulur.
TCK m.256 — Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması
Madde, zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin görevini yaparken görevin gerektirdiği ölçünün dışında kişilere karşı kuvvet kullanması halini düzenler ve bu fiile kasten yaralama hükümlerinin uygulanacağını belirtir. Suçun faili, kanun ve mevzuatın zor kullanma yetkisi tanıdığı kamu görevlileridir. Kamu görevlisinin ölçü dışı kuvvet kullanması sırasında işlenen fiiller bakımından uygulanır. Madde, kasten yaralamanın cezasını ayrıca göstermez; ceza ve artırım için 86. maddeye yollama yapar. Madde, zor kullanma yetkisinin kaynağını, yetkinin hangi hallerde doğduğunu ve hukuka uygunluk sebeplerinin ayrıntısını düzenlemez; bunlar Kanunun hukuka uygunluk sebeplerine ilişkin genel hükümlerinde (m.24, m.25, m.26) yer alır. Taksirle sınır aşımı ile mücbir sebeple sınır aşımı da bu maddenin kapsamı dışındadır ve genel hükümlere (m.27) tabidir.
Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Zor kullanma yetkisi
- Kanun ve mevzuatın kamu görevlisine görevlerini yerine getirebilmek için zorunlu hallerde kuvvet kullanma imkânı tanıdığı yetkidir. Yetki, kamu görevlisinin usulüne uygun olarak görevlendirilmiş olmasına bağlıdır; henüz usulüne uygun kamu görevlisi sıfatını kazanmayan kişi bakımından bu yetkiden söz edilemez.
- Görevin gerektirdiği ölçü
- Kamu görevlisinin görevini yerine getirmek için zorunlu olan ve kanunun izin verdiği kuvvet miktarıdır. Bu ölçünün aşılıp aşılmadığı somut olayın delillerine göre hâkim tarafından belirlenir.
- Kuvvet kullanma
- Kişinin vücuduna acı veren, kötü davranış niteliğindeki veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına yol açan fiillerdir. Maddenin kasten yaralama hükümlerine yollaması, kapsamın bu tür fiillerle sınırlı olduğunu gösterir.
- Kasten yaralama hükümlerine yollama
- Maddenin, ölçü aşımı halinde failin cezalandırılmasını 86. maddedeki kasten yaralama suçuna bağlamasıdır. Fail için ayrı bir ceza öngörülmemiş, kasten yaralamanın yaptırımı uygulanmaktadır.
- Hukuka uygunluk sebebi
- Görevin gerektirdiği ölçüde kuvvet kullanmanın fiili hukuka uygun kılmasıdır. Ölçü aşıldığında bu sebepten yararlanılamaz; ancak sınır aşımı taksirle veya mücbir sebeple gerçekleşmişse genel hükümler uygulanır.
Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması: hangi şartlar aranır?
- Failin, kanun veya mevzuat gereğince zor kullanma yetkisine sahip ve usulüne uygun görevlendirilmiş bir kamu görevlisi olması gerekir.
- Fiilin, kamu görevlisinin görevini yaptığı sırada işlenmiş olması gerekir; görev doğrudan kanundan ya da amirin emrinden kaynaklanabilir.
- Kuvvetin kişilere karşı kullanılmış olması ve fiilin vücutta acı, sağlık veya algılama yeteneğinde bozulma doğuracak nitelikte bulunması gerekir.
- Kullanılan kuvvetin görevin gerektirdiği ölçüyü aşmış olması gerekir; ölçü içinde kalan kuvvet hukuka uygunluk sebebi oluşturduğundan bu madde uygulanmaz.
- Failin sınırı kasten aşmış olması gerekir; sınır taksirle aşılmışsa madde değil, taksirli suçlara ilişkin genel hüküm (m.27) uygulanır.
- Sınır mücbir sebeple aşılmışsa fail hukuka uygunluk sebebinden yararlanır ve cezalandırılmaz.
Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması: hangi sonuçları doğurur?
- Görevin gerektirdiği ölçü aşılarak kişiye kuvvet kullanılırsa fail, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır.
- Fiilin sonucu ve cezası kasten yaralama hükmünden belirlenir; ayrıca 86. maddenin nüfuz kötüye kullanma nedenli artırım hükmü uygulanabilir.
- Kasten yaralama hükmüne yapılan atıf nedeniyle, failin nüfuz kötüye kullanma nedeniyle ceza artırımı ve şikâyet aranmaması hükümleri de kasten yaralama bakımından uygulanır.
- Kuvvet görevin gerektirdiği ölçü içindeyse fiil hukuka uygun olur ve bu madde kapsamında suç oluşmaz.
- Sınır taksirle aşılmışsa taksirli suç hükmü, mücbir sebeple aşılmışsa hukuka uygunluk sebebi uygulanır.
- Fail kasten hareket etmemişse hukuka uygunluk sebeplerinde sınırın aşılmasına ilişkin genel hükümler çerçevesinde değerlendirme yapılır.
- Zor kullanma yetkisi olmayan kişinin kuvvet kullanması bu madde kapsamında değildir; yetkisiz kişi bakımından kasten yaralama hükmü ayrıca değerlendirilir.
Görevin gerektirdiği ölçü içinde ile ölçü dışında kuvvet arasındaki fark nedir?
Kuvvet görevin gerektirdiği ölçüde kullanılmışsa fiil hukuka uygun sayılır ve bu madde işlemez.
Kuvvet görevin gerektirdiği ölçüyü aşmışsa hukuka uygunluk sebebinden yararlanılamaz.
Ölçü dışı kuvvet, kasten yaralama hükümlerine göre cezalandırılır.
Kasten ile taksirle sınır aşımı arasındaki fark nedir?
Failin sınırı bilerek ve isteyerek aştığı hallerde bu madde uygulanır.
Sınır taksirle aşılmışsa failin kasıtlı hareket etmediği kabul edilir.
Kasten aşımda 86. madde uygulanır; taksirli aşımda taksirli suça ilişkin genel hüküm (m.27) esas alınır.
Taksirle aşım ile mücbir sebeple aşım arasındaki fark nedir?
Taksirle aşımda fail özen yükümlülüğüne aykırı davranmıştır.
Mücbir sebeple aşımda fail öngöremeyeceği bir zorunluluk altında hareket etmiştir.
Taksirle aşımda taksirli suç hükmü uygulanır; mücbir sebeple aşımda hukuka uygunluk sebebinden yararlanılır ve ceza verilmez.
Kamu görevlisi ile yetkisiz kişi arasındaki fark nedir?
Kanun veya mevzuatla zor kullanma yetkisi tanınmış ve usulüne uygun görevlendirilmiş kişiler faildir.
Hakim, savcı, kaymakam, nahiye müdürü ve köy muhtarı gibi kolluk amiri olsalar da kuvvet kullanma yetkisi olmayanlar faili değildir.
Yetkisi olmayanlar emir verip fiili yaptırırlarsa madde gereği suça iştirak ederler (m.38).
Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kamu görevlisinin yetkisini tek başına görev unvanından çıkarmak; yetkinin kanun veya mevzuattan ve usulüne uygun görevlendirmeden doğduğu gözetilmelidir.
- Ölçü aşımını yalnızca sonucun ağırlığına bakarak saptamak; kullanılan kuvvetin görevin gerektirdiği ölçüyle karşılaştırılması gerekir.
- Hakim, savcı, kaymakam veya muhtarı zor kullanma yetkisi bulunan kişi saymak; bunların kuvvet kullanma yetkisi yoktur ve emir verirlerse iştirak hükümleri uygulanır.
- Ölçü aşımına kasten yaralama cezasını uygularken, fiilin kasten yaralama tanımına girip girmediğini ayrıca araştırmamak.
- Taksirle aşılan sınırı kasten aşım gibi değerlendirmek; taksirli aşımda taksirli suç hükmü uygulanır.
- Mücbir sebeple aşılan sınırı cezalandırılabilir saymak; bu halde fail hukuka uygunluk sebebinden yararlanır.
- Madde kapsamındaki fiili, ayrı bir suç olarak aramak; madde kasten yaralamaya yollama yapar ve ayrı bir tipik fiil öngörmez.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Zor kullanma yetkisinin doğup doğmadığı, kamu görevlisinin usulüne uygun görevlendirilip görevlendirilmediğine bağlı olarak değerlendirilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2014/269 E., 2017/108 K., 28.02.2017)
- Zor kullanmanın görevin gerektirdiği ölçüde olup olmadığı, delillerle somut olay üzerinden hâkim tarafından tespit edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2014/269 E., 2017/108 K., 28.02.2017)
- Ölçü aşımı kasten yapılmışsa tokat atma, saçtan tutup çekme, gereksiz yere gözleri bağlama gibi fiiller de kasten yaralama hükümleri çerçevesinde cezalandırılmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2014/269 E., 2017/108 K., 28.02.2017)
- Kasıt, failin sınırı bilerek aşıp aşmadığına göre belirlenmekte; belirli bir amacın varlığı suçun oluşumu bakımından etkili görülmemektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/495 E., 2021/116 K., 17.03.2021)
- Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suçunda zincirleme suç hükümleri uygulanmamakta, farklı fiillerin her biri ayrı sorumluluk doğurmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2019/337 E., 2021/55 K., 23.02.2021)
- Kolluk görevlisinin, mevzuata uygun bir talimatla şüpheliyi hâkim veya savcı huzuruna çıkarmak için kullandığı zor, görevin gereği sayılmakta ve suç oluşturmamaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2019/623 E., 2020/524 K., 17.12.2020)
Nasıl ispat edilir?
- Ölçü aşımını ileri süren taraf, yani fiilin suç olduğunu iddia eden savcılık ya da müşteki, kamu görevlisinin zor kullanma yetkisinin varlığını ve kullanılan kuvvetin görevin gerektirdiği ölçüyü aştığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Kamu görevlisinin usulüne uygun görevlendirildiği, atama veya tasdik belgeleri ile ispatlanır; bu belgelerin bulunmaması yetkinin varlığını ortadan kaldırır.
- Kuvvetin ölçüsü ve mağdurun yaralanma durumu tanık beyanı, tıbbi rapor, kamera ve olay tutanakları gibi delillerle belirlenir.
- Sanığın, kuvvet kullanımını görevin gereği olarak savunması halinde, bu savunmanın doğruluğunu ortaya koyma yükü özellikle olayın nasıl geliştiğini gösteren delillerle değerlendirilir.
- Sınırın kasten mi taksirle mi aşıldığı, failin bilinçli hareketine ilişkin olgulardan çıkarılır; kasıt savunmasında sınırın bilinmediği ileri sürülürse bu durum somut delillerle değerlendirilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.86: Maddenin doğrudan yollama yaptığı kasten yaralama suçudur; ölçü aşımında uygulanacak ceza ve nitelikli hal bu maddeden belirlenir.
- 5237 sayılı Kanun m.24: Görevin yerine getirilmesi hukuka uygunluk sebebini düzenler; ölçü içinde kalan kuvvet bu sebepten yararlanır, ölçü aşılınca bu madde devreye girer.
- 5237 sayılı Kanun m.25: Hukuka uygunluk sebeplerinin genel düzenlemesi olarak, kuvvet kullanımının meşruluk ölçütünü belirler.
- 5237 sayılı Kanun m.26: Hukuka uygunluk sebebine ilişkin genel hükümdür; ölçü aşıldığında bu sebepten yararlanılamayacağını gösterir.
- 5237 sayılı Kanun m.27: Sınırın taksirle aşılması halinde taksirli suça ilişkin genel hüküm uygulanır.
- 5237 sayılı Kanun m.38: Yetkisi olmayan kişinin emir verip fiili yaptırması halinde iştirak hükümlerini düzenler.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| beş yıldan | m.247 | (1) Görevi nedeniyle zilyedliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçiren kamu görevlisi, beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| beş yıldan | m.250 | (1) (Değişik: 2/7/2012-6352/86 md.) Görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar eden kamu görevlisi, beş yıldan on yıla kadar hapis… |
| on yıla | m.250 | (1) (Değişik: 2/7/2012-6352/86 md.) Görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi icbar eden kamu görevlisi, beş yıldan on yıla kadar hapis… |
| üç yıldan | m.250 | (2) Görevinin sağladığı güveni kötüye kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği hileli davranışlarla, kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi ikna eden kamu görevlisi, üç yıldan beş yıla kadar… |
| beş yıla | m.250 | (2) Görevinin sağladığı güveni kötüye kullanmak suretiyle gerçekleştirdiği hileli davranışlarla, kendisine veya başkasına yarar sağlanmasına veya bu yolda vaatte bulunulmasına bir kimseyi ikna eden kamu görevlisi, üç yıldan beş yıla kadar… |
| bir yıldan | m.250 | (3) İkinci fıkrada tanımlanan suçun kişinin hatasından yararlanarak işlenmiş olması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. |
| üç yıla | m.250 | (3) İkinci fıkrada tanımlanan suçun kişinin hatasından yararlanarak işlenmiş olması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. |
| üç aydan | m.251 | (2) Denetim görevini ihmal ederek, zimmet veya irtikap suçunun işlenmesine imkan sağlayan kamu görevlisi, üç aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| üç yıla | m.251 | (2) Denetim görevini ihmal ederek, zimmet veya irtikap suçunun işlenmesine imkan sağlayan kamu görevlisi, üç aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| dört yıldan | m.252 | (Değişik: 2/7/2012-6352/87 md.) (1) Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, bir kamu görevlisine veya göstereceği bir başka kişiye menfaat sağlayan kişi, dört yıldan oniki yıla… |
| iki yıldan | m.255 | (Değişik: 2/7/2012-6352/89 md.) (1) Kamu görevlisi üzerinde nüfuz sahibi olduğundan bahisle, haksız bir işin gördürülmesi amacıyla girişimde bulunması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya bir başkasına menfaat temin… |
| beş yıla | m.255 | (Değişik: 2/7/2012-6352/89 md.) (1) Kamu görevlisi üzerinde nüfuz sahibi olduğundan bahisle, haksız bir işin gördürülmesi amacıyla girişimde bulunması için, doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya bir başkasına menfaat temin… |
| bir yıldan | m.255 | İşinin gördürülmesi karşılığında veya gördürüleceği beklentisiyle menfaat sağlayan kişi ise, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| üç yıla | m.255 | İşinin gördürülmesi karşılığında veya gördürüleceği beklentisiyle menfaat sağlayan kişi ise, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
49 karar- Ceza Genel Kurulu, 2023/309 E., 2025/214 K., 14.05.2025İlgili madde: m.255
- Ceza Genel Kurulu, 2022/306 E., 2023/456 K., 20.09.2023İlgili madde: m.248
- Ceza Genel Kurulu, 2019/495 E., 2021/116 K., 17.03.2021İlgili madde: m.254, m.255, m.256
- Ceza Genel Kurulu, 2019/337 E., 2021/55 K., 23.02.2021İlgili madde: m.254, m.255, m.256
- Ceza Genel Kurulu, 2019/623 E., 2020/524 K., 17.12.2020İlgili madde: m.254, m.255, m.256
- Ceza Genel Kurulu, 2019/463 E., 2020/482 K., 26.11.2020İlgili madde: m.254, m.256
- Ceza Genel Kurulu, 2019/459 E., 2020/459 K., 17.11.2020İlgili madde: m.254, m.256
- Ceza Genel Kurulu, 2019/230 E., 2020/449 K., 10.11.2020İlgili madde: m.254
- Ceza Genel Kurulu, 2017/1020 E., 2020/350 K., 07.07.2020İlgili madde: m.252
- Ceza Genel Kurulu, 2014/269 E., 2017/108 K., 28.02.2017İlgili madde: m.256
Diğer 39 karar
- Ceza Genel Kurulu, 2012/420 E., 2012/1771 K., 18.09.2012İlgili madde: m.252
- Ceza Genel Kurulu, 2011/429 E., 2012/181 K., 08.05.2012İlgili madde: m.247, m.248, m.249
- Ceza Genel Kurulu, 2011/350 E., 2012/27 K., 07.02.2012İlgili madde: m.247
- Ceza Genel Kurulu, 2011/136 E., 2011/232 K., 22.11.2011İlgili madde: m.252
- Ceza Genel Kurulu, 2011/202 E., 2011/221 K., 15.11.2011İlgili madde: m.250, m.255
- Ceza Genel Kurulu, 2011/210 E., 2011/218 K., 01.11.2011İlgili madde: m.247
- Ceza Genel Kurulu, 2011/74 E., 2011/147 K., 28.06.2011İlgili madde: m.250
- Ceza Genel Kurulu, 2011/4 E., 2011/136 K., 21.06.2011İlgili madde: m.250
- Ceza Genel Kurulu, 2010/175 E., 2010/212 K., 26.10.2010İlgili madde: m.247
- Ceza Genel Kurulu, 2009/167 E., 2010/70 K., 30.03.2010İlgili madde: m.250
- Ceza Genel Kurulu, 2009/217 E., 2010/11 K., 02.02.2010İlgili madde: m.252
- Ceza Genel Kurulu, 2009/257 E., 2010/13 K., 02.02.2010İlgili madde: m.253
- Ceza Genel Kurulu, 2009/150 E., 2010/1 K., 26.01.2010İlgili madde: m.252
- Ceza Genel Kurulu, 2009/23 E., 2009/37 K., 24.02.2009İlgili madde: m.248
- Ceza Genel Kurulu, 2008/151 E., 2009/9 K., 27.01.2009İlgili madde: m.247
- Ceza Genel Kurulu, 2008/19 E., 2008/31 K., 19.02.2008İlgili madde: m.247
- Ceza Genel Kurulu, 2007/227 E., 2007/274 K., 11.12.2007İlgili madde: m.255
- Ceza Genel Kurulu, 2006/276 E., 2007/55 K., 06.03.2007İlgili madde: m.250
- Ceza Genel Kurulu, 2007/33 E., 2007/43 K., 20.02.2007İlgili madde: m.248
- Ceza Genel Kurulu, 2006/165 E., 2006/213 K., 17.10.2006İlgili madde: m.248
- Ceza Genel Kurulu, 2006/182 E., 2006/182 K., 11.07.2006İlgili madde: m.248
- 11. Ceza Dairesi, 2022/2905 E., 2026/1832 K., 19.02.2026İlgili madde: m.249
- 5. Ceza Dairesi, 2022/10305 E., 2025/10114 K., 30.09.2025İlgili madde: m.250
- 5. Ceza Dairesi, 2022/278 E., 2025/6080 K., 06.05.2025İlgili madde: m.249
- 5. Ceza Dairesi, 2024/9734 E., 2025/2156 K., 20.02.2025İlgili madde: m.251
- 5. Ceza Dairesi, 2022/9584 E., 2024/11595 K., 03.12.2024İlgili madde: m.251
- 5. Ceza Dairesi, 2021/14953 E., 2024/10913 K., 04.11.2024İlgili madde: m.249
- 4. Ceza Dairesi, 2021/42927 E., 2024/8633 K., 12.06.2024İlgili madde: m.253
- 2. Ceza Dairesi, 2024/5247 E., 2024/9572 K., 10.06.2024İlgili madde: m.253
- 4. Ceza Dairesi, 2021/27086 E., 2024/4693 K., 15.04.2024İlgili madde: m.253
- 4. Ceza Dairesi, 2021/26959 E., 2024/4322 K., 02.04.2024İlgili madde: m.253
- 5. Ceza Dairesi, 2022/618 E., 2023/10091 K., 19.10.2023İlgili madde: m.251
- 5. Ceza Dairesi, 2021/3448 E., 2023/9473 K., 05.10.2023İlgili madde: m.249
- 5. Ceza Dairesi, 2020/6773 E., 2023/9462 K., 04.10.2023İlgili madde: m.251
- 5. Ceza Dairesi, 2021/11720 E., 2023/8261 K., 11.07.2023İlgili madde: m.249
- 5. Ceza Dairesi, 2020/5605 E., 2023/6299 K., 15.05.2023İlgili madde: m.251
- 5. Ceza Dairesi, 2020/7020 E., 2023/6144 K., 09.05.2023İlgili madde: m.251
- Birinci Bölüm, 2021/57168 E., 03.07.2025İlgili madde: m.253
- Genel Kurul, 2013/4188 E., 17.12.2015İlgili madde: m.252
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 02.07.2012 (m.250).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 11. Topluma, Devlete Karşı Suçlar ve Diğer Suçlar bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış