Özel hükümler › Topluma karşı suçlar
Ulaşım araçlarına veya sabit platformlara karşı suçlar, genel ahlaka karşı suçlar
Kısaca
TCK m.223, ulaşım araçlarının hareketinin hukuka aykırı davranışla engellenmesini ve araçların gitmekte olduğu yerden başka yere götürülmesini suç olarak düzenler. 5237 sayılı Kanun m.224, kıta sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgede kurulmuş sabit bir platformu cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla ele geçiren, zapteden veya kontrolü altına alan kişinin cezasını düzenler.
Kapsam
Bu konu, Türk Ceza Kanunu m.223–234 hükümlerini kapsar.
- TCK m.223Ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesi, kaçırılması veya alıkonulması
- TCK m.224Kıt'a sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgedeki sabit platformların işgali
- TCK m.225Hayasızca hareketler
- TCK m.226Müstehcenlik
- TCK m.227Fuhuş
- TCK m.228Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama
- TCK m.229Dilencilik
- TCK m.230Birden çok evlilik, hileli evlenme, dinsel tören
- TCK m.231Çocuğun soybağını değiştirme
- TCK m.232Kötü muamele
- TCK m.233Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali
- TCK m.234Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması
TCK m.223 — Ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesi, kaçırılması veya alıkonulması
Madde, ulaşım araçlarının hareketinin hukuka aykırı davranışla engellenmesini ve araçların gitmekte olduğu yerden başka yere götürülmesini suç olarak düzenler. Kara, deniz, demiryolu ve hava ulaşım araçlarını araç türüne göre ayrı cezalara bağlar; birden fazla suçun işlenmesi halini ve toplantı ile gösteri yürüyüşlerinde işlenen fiilleri de kapsar. Fiili işleyen herkes bakımından uygulanır. Madde, ulaşım aracına verilen zararı düzenlemez; bu hal mala zarar verme suçunun nitelikli hali olarak ayrıca değerlendirilir (TCK m.151). Ulaşım araçlarında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu (TCK m.109) ile kasten yaralama ve öldürme gibi neticeli suçlar, bu maddenin dördüncü ve beşinci fıkraları dışında kalan hükümlerine göre ayrıca değerlendirilir. Sabit platformların işgali ve deniz platformlarına yönelik fiiller de bu maddede değil, ayrı bir hükümde yer alır (TCK m.223'ün kapsamı dışındaki ilgili madde).
Ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesi, kaçırılması veya alıkonulması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ulaşım aracının hareketinin engellenmesi
- Aracın hareket edebilecek durumdayken hareket etmesinin hukuka aykırı bir davranışla önlenmesidir. Hareket hâlindeki aracı durdurmak da bu kapsamda değerlendirilir.
- Aracın kaçırılması
- Aracı gitmekte olduğu yerden başka bir yere yönlendirmek veya götürmektir. Aracın sürücüsü veya yolcu sıfatıyla bulunan kişinin bu yönde hareket etmesi, fiilin tipikliği için yeterlidir.
- Kara ulaşım aracı
- Karayolu üzerinde hareket eden taşıtlardır. Maddenin birinci fıkrası bu araçlar için geçerlidir ve deniz veya demiryolu araçlarından ayrılır.
- Hukuka aykırı davranış
- Cebir, tehdit ya da başka bir yasal dayanağı bulunmayan her türlü eylemdir. Maddenin gerekçesi, fiilin cebir veya tehdit biçiminde olması gerekmediğini belirtir.
Ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesi, kaçırılması veya alıkonulması: hangi şartlar aranır?
- Failin hukuka aykırı bir davranışla kara, deniz, demiryolu veya hava ulaşım aracının hareketini engellemiş ya da hareket hâlindeki aracı durdurmuş olması gerekir.
- Failin aracı gitmekte olduğu yerden başka yere götürmüş olması, ayrı bir suç tipi olarak aranır ve araç türüne göre cezası farklıdır.
- Suçun konusunun deniz veya demiryolu aracı olması halinde ikinci fıkra uygulanır; hava aracında üçüncü fıkra uygulanır.
- Fiilin, kanunda öngörülen şekil, şart ve usullere uygun olarak düzenlenen toplantı veya gösteri yürüyüşü sırasında işlenmiş olmaması gerekir; aksi halde suç oluşmaz (beşinci fıkra).
- Dördüncü fıkrada belirtildiği üzere, suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında başka bir suç işlenmişse, o suç için ayrıca ceza verilmesi gerekir.
Ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesi, kaçırılması veya alıkonulması: hangi sonuçları doğurur?
- Birinci fıkradaki kara aracı için hareketi engelleyen kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Birinci fıkradaki kara aracını gitmekte olduğu yerden başka yere götüren kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Konusu deniz veya demiryolu aracı ise üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
- Hava aracını hareket engelleyerek durduran kişi beş yıldan on yıla kadar; hava aracını başka yere götüren kişi yedi yıldan oniki yıla kadar hapis cezası alır.
- Fiilin işlenmesi amacıyla veya sırasında başka bir suç işlenmişse, o suçtan ayrıca ceza verilir.
- Kanunda öngörülen şekil, şart ve usullere uygun toplantı veya gösteri yürüyüşü sırasında işlenen fiillerde birinci ve ikinci fıkradaki suç oluşmaz.
- Bu madde, ulaşım aracına verilen zararı kapsamaz; zarar mala zarar verme suçu hükümlerine göre değerlendirilir.
Kara aracı ile deniz veya demiryolu aracı arasındaki fark nedir?
Birinci fıkrada yer alan kara ulaşım araçlarıdır; hareketin engellenmesi bir yıldan üç yıla, başka yere götürülmesi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına bağlanmıştır.
İkinci fıkradaki deniz veya demiryolu araçlarıdır; ayrı bir suç tanımı yoktur, birinci fıkradaki fiiller bu araçlar üzerinde işlenirse üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası verilir.
Aynı fiil araç türüne göre farklı cezaya bağlanır; deniz veya demiryolu aracı söz konusu olduğunda üst sınır ve alt sınır yükselir.
Kara aracı ile hava aracı arasındaki fark nedir?
Kara aracındaki hareketin engellenmesi ya da götürülmesi birinci fıkraya tabidir.
Hava aracındaki hareketin engellenmesi, beş yıldan on yıla kadar; başka yere götürülmesi yedi yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına bağlanmıştır.
Hava aracına yönelik fiiller en ağır cezalı biçimdedir; hava aracı için engelleme ve götürme ayrı ayrı cezalandırılır.
Engelleme ile götürme arasındaki fark nedir?
Engelleme, aracın hareket etmesinin ya da hareket hâlindeki aracın durdurulmasının sağlanmasıdır.
Götürme, aracın gitmekte olduğu yerden başka bir yere yönlendirilmesidir.
Birinci fıkrada götürme engellemeden daha ağır cezalandırılır; her iki fiil de aynı fıkrada iki ayrı cezaya bağlanmıştır.
Toplantı veya gösteri yürüyüşü ile diğer haller arasındaki fark nedir?
Kanunda öngörülen şekil, şart ve usullere uygun olarak düzenlenen toplantı veya gösteri yürüyüşü sırasında işlenen birinci ve ikinci fıkra fiilleridir.
Bu niteliği taşımayan olağan hallerde aynı fiiller suç oluşturur.
Uygun yürüyüşte suç oluşmaz; usulüne uygun olmayan yürüyüşte veya başka bir ortamda suç oluşur.
Ulaşım araçlarının hareketinin engellenmesi, kaçırılması veya alıkonulması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kara aracının hareketini engellemek ile aracı götürmek arasındaki fark gözden kaçırılarak, her iki fiil için aynı ceza aralığını uygulamak.
- Konusu deniz veya demiryolu aracı olan fiile birinci fıkradaki kara aracı cezasını vermek; bu hâlde ikinci fıkra uygulanır.
- Hava aracına ilişkin fiili birinci veya ikinci fıkraya göre cezalandırmak; hava aracı için üçüncü fıkra ayrı olarak uygulanır.
- Toplantı veya gösteri yürüyüşünün usulüne uygun olup olmadığını araştırmadan suçun oluştuğunu kabul etmek.
- Dördüncü fıkrayı yalnızca bir ceza artırımı olarak yorumlayıp, fiil sırasında işlenen başka suçtan ayrıca ceza verilmemesi.
- Ulaşım aracına verilen zararı bu madde kapsamında cezalandırmak; zarar mala zarar verme suçu hükümlerinde değerlendirilir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Aracın hareketinin engellenmesi ile kaçırılması arasında ayrım yapılarak hangi fıkranın uygulanacağı belirlenmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2023/770 E., 2024/9632 K., 12.12.2024)
- Uçak kaçırma sırasında oluşan ağır neticelerin bu suçun amacı kapsamında olmadığı, dolayısıyla ayrıca sorumluluk doğurmadığı kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2023/1995 E., 2023/5049 K., 13.07.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Hareketin engellenmesi veya kaçırılma fiilini iddia eden savcılık tarafından ispat edilir; aracın hareket etmesinin engellendiği veya başka yöne yönlendirildiği tanık beyanı, kayıt ve olay yeri tespiti ile gösterilir.
- Failin hukuka aykırılığı bilerek hareket ettiği kasıt unsurunun varlığı, olay anındaki davranış ve diğer delillerle değerlendirilir.
- Toplantı veya gösteri yürüyüşünün kanuna uygun düzenlendiği savunması sanık tarafından ileri sürülür; bu savunmayı destekleyen izin ve düzenleme belgeleriyle ispatlanır.
- Dördüncü fıkraya göre ayrı bir suçun işlendiği iddiası, o suçun unsurlarına ilişkin delillerle ayrıca ispatlanmalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.109: Ulaşım aracında yolcuların hürriyetinin kısıtlanması hâlinde, dördüncü fıkra gereği ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ceza verilir.
- 5237 sayılı Kanun m.151: Ulaşım aracına zarar verilmesi halinde, bu madde kapsamında değil, mala zarar verme suçu hükümlerine göre cezalandırılır.
- 5237 sayılı Kanun m.86: Fiil sırasında kasten yaralama gerçekleşirse, dördüncü fıkra uyarınca bu suç için ayrıca ceza verilir.
TCK m.224 — Kıt'a sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgedeki sabit platformların işgali
5237 sayılı Kanun m.224, kıta sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgede kurulmuş sabit bir platformu cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla ele geçiren, zapteden veya kontrolü altına alan kişinin cezasını düzenler. Maddenin ikinci fıkrası, bu suç sırasında kişilerin hürriyetinin tahdit edilmesi hâlinde ayrıca ceza verilmesini; üçüncü fıkrası ise kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinde kasten yaralama hükümlerinin ayrıca uygulanmasını öngörür. Hüküm, Türkiye'nin kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgesindeki sabit platformlar bakımından uygulanır ve gerçek bir kişi faili kapsar. Sabit platforma yönelik tahribatın ayrı bir suç olmadığı, bu hâlin mala zarar verme suçunun nitelikli hâli sayıldığı ve bu maddenin kapsamında olmadığı; suçun Türkiye'de işlenmiş sayılmasına ilişkin m.8 ile yabancı ülkede verilen hükümlerin yeniden yargılanmasına ilişkin m.9'un düzenlemediği; kasten yaralamanın kendi unsurlarının m.86 ve devamındaki hükümlerle belirlendiği ve dava ile soruşturma usullerinin bu maddede yer almadığı belirtilmelidir.
Kıt'a sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgedeki sabit platformların işgali: hangi kavramlar bilinmeli?
- Sabit platform
- Doğal kaynakların keşfi veya işletilmesi ya da başka ekonomik amaçlarla deniz yatağına daimi olarak yerleştirilmiş yapı, tesis veya yapay adacıktır. Geçici olarak yerleştirilmiş ve daimi nitelik taşımayan araçlar bu tanıma girmez.
- Kıta sahanlığı
- Kıyı devletinin karasularının ötesinde, kara ülkesinin deniz altındaki doğal uzantısı üzerindeki deniz yatağı ve toprak altıdır. Kıyı devleti bu alan üzerinde egemenlik haklarına sahiptir.
- Münhasır ekonomik bölge
- Karasularının ötesinde ve ona bitişik, esas çizgiden itibaren en fazla 200 deniz miline kadar uzanan ve kıyı devletinin ilan etmesiyle ortaya çıkan deniz alanıdır. Bölgedeki canlı ve cansız doğal kaynaklar üzerinde kıyı devletinin münhasır yetkisi vardır.
- Cebir veya tehdit
- Platformun ele geçirilmesi için fail tarafından kişilere karşı kullanılan fiziksel güç veya zarar verme tehdididir. Bu unsur ele geçirme fiilinin araçlarından biridir.
- Hukuka aykırı başka bir davranış
- Cebir ya da tehdit dışında, platformun failin denetimine geçmesini sağlayan her türlü hukuka aykırı eylemdir. Hile bu kapsamda değerlendirilmektedir.
- Hürriyetin tahdidi
- Suçun işlenmesi sırasında kişilerin serbestçe hareket etme özgürlüğünün kısıtlanmasıdır. Bu fıkranın uygulanması için hürriyet tahdidinin bulunması gerekir, ancak ana suçun oluşması için tahdit şart değildir.
Kıt'a sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgedeki sabit platformların işgali: hangi şartlar aranır?
- Fail, Türkiye'nin kıta sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgesinde kurulmuş bir sabit platformu ele geçirmiş, zaptetmiş veya kontrolü altına almış olmalıdır.
- Ele geçirme, cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla gerçekleşmiş olmalıdır.
- Platform, doğal kaynakların keşfi veya işletilmesi ya da başka ekonomik amaçlarla deniz yatağına daimi olarak yerleştirilmiş bir yapı, tesis veya yapay adacık niteliğinde olmalıdır.
- Ana suçun oluşması için kişilerin hürriyetinin tahdit edilmesi gerekmez; ancak suç sırasında tahdit gerçekleşmişse ikinci fıkra ayrıca uygulanır.
- Suç sırasında kasten yaralama neticesi ağırlaşmış bir hal doğmuşsa, üçüncü fıkra gereğince kasten yaralama hükümleri ayrıca uygulanmalıdır.
- Platforma yalnızca zarar verilmesi bu maddenin kapsamına girmez; bu hâl mala zarar verme suçunun nitelikli hâlidir.
Kıt'a sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgedeki sabit platformların işgali: hangi sonuçları doğurur?
- Cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla sabit platformu ele geçiren, zapteden veya kontrolü altına alan kişi beş yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Suç sırasında kişilerin hürriyeti tahdit edilmişse, bu nedenle ayrıca ceza hükmolunur.
- Suç sırasında kasten yaralama neticesi ağırlaşmış hâllerden biri gerçekleşmişse, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler ayrıca uygulanır.
- Platforma yalnızca zarar verilmiş ve ele geçirme, zaptetme veya kontrol altına alma gerçekleşmemişse m.224 uygulanmaz; zarar verme hâli mala zarar verme suçunun nitelikli hâlinde değerlendirilir.
- Hürriyet tahdidi bulunmadan da ana suç oluşur; tahdit yalnızca ikinci fıkra cezasını doğurur.
Ana suç ile hürriyetin tahdidi arasındaki fark nedir?
Platformun ele geçirilmesi suçu, kişilerin hürriyetinin tahdidi olmadan da oluşur.
Suç sırasında kişilerin hürriyeti tahdit edilirse ikinci fıkra devreye girer.
Hürriyet tahdidi varsa ana suçun cezasına ayrıca ceza eklenir; yoksa yalnızca birinci fıkra uygulanır.
Platform ele geçirme ile platforma zarar verme arasındaki fark nedir?
Platformu ele geçirmek, zaptetmek veya kontrolü altına almak bu maddenin konusudur.
Platforma zarar vermek ayrı bir tipik fiil olarak bu maddede yer almaz.
Zarar verme hâli mala zarar verme suçunun nitelikli hâline bağlanır ve m.224 kapsamında değerlendirilmez.
Birinci fıkra ile üçüncü fıkra (yaralama neticesi) arasındaki fark nedir?
Kasten yaralamanın temel şekli gerçekleşmişse yalnızca birinci fıkraya göre ceza verilir.
Yaralama neticesi ağırlaşmış hallerden biri gerçekleşmişse kasten yaralama hükümleri ayrıca uygulanır.
Ağırlaşmış yaralama hâlinde iki suç hükmü birlikte uygulanır; temel yaralama hâlinde ek ceza yoktur.
Kıt'a sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgedeki sabit platformların işgali: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Dördüncü fıkra bulunduğunu varsaymak; m.224'ün yalnızca üç fıkrası vardır, dördüncü fıkraya dayanan atıf hatalıdır.
- Platforma yönelik zarar verme fiilini m.224 kapsamında saymak; bu hâl mala zarar verme suçunun nitelikli hâlidir.
- Hürriyet tahdidini ana suçun unsuru sanmak; tahdit ana suç için şart değildir, yalnızca ikinci fıkra cezasını doğurur.
- Üçüncü fıkrayı yaralamanın her hâlinde uygulamak; yalnızca neticesi ağırlaşmış hâller ayrıca kasten yaralama hükümlerini doğurur, temel yaralama hâlinde yalnızca birinci fıkra uygulanır.
- Platformun sabit niteliğini ve kıta sahanlığı ya da münhasır ekonomik bölge içinde bulunmasını araştırmadan doğrudan m.224 uygulamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Verilen kararlarda sanık hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçu ile birlikte m.224'ün dördüncü fıkrasına dayanılmış olduğu görülmektedir; ancak bu maddede dördüncü fıkra bulunmamakta, yalnızca üç fıkra yer almaktadır. (3. Ceza Dairesi, 2021/15421 E., 2023/2127 K., 10.04.2023; 3. Ceza Dairesi, 2021/15452 E., 2023/2131 K., 10.04.2023; 3. Ceza Dairesi, 2021/15409 E., 2023/2126 K., 10.04.2023; 3. Ceza Dairesi, 2021/15448 E., 2023/2125 K., 10.04.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Ele geçirme fiilinin varlığını iddia eden savcılık, failin platformu cebir, tehdit ya da hukuka aykırı başka bir davranışla ele geçirdiğini ispatlamakla yükümlüdür.
- Platformun Türkiye'nin kıta sahanlığı veya münhasır ekonomik bölgesinde daimi olarak kurulmuş bir yapı olduğu; keşif, işletme veya ekonomik amaç bağlantısı ile ispatlanır.
- Hürriyet tahdidinin ikinci fıkra uygulaması için, tahdidin suç sırasında gerçekleştiği tanık beyanı, görüntü veya tutanak gibi delillerle ortaya konulmalıdır.
- Ağırlaşmış yaralama neticesinin üçüncü fıkra kapsamında değerlendirilebilmesi için, yaralama fiilinin ve neticesinin tıbbi raporla belgelenmesi gerekir.
- Savunma, failin platformu ele geçirmediğini ya da fiilin hukuka uygun olduğunu ileri sürerse bu savunmanın dayanağını kendisi ortaya koymalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.8: Kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgedeki sabit platformlarda veya bunlara karşı işlenen suçların Türkiye'de işlenmiş sayılmasını düzenler; m.224'ün yer bakımından uygulanabilirliğini sağlar.
- 5237 sayılı Kanun m.9: Türkiye'de işlenen suç nedeniyle yabancı ülkede hüküm verilen kişinin Türkiye'de yeniden yargılanmasını düzenler; m.224 kapsamındaki suçlar bakımından yer alır.
- 5237 sayılı Kanun m.86: Üçüncü fıkrada atıf yapılan kasten yaralama suçunun temel ve ağırlaşmış hallerini düzenler; ikinci fıkra uyarınca ayrıca uygulanacak hükümleri belirler.
TCK m.225 — Hayasızca hareketler
5237 sayılı Kanun'un 225. maddesi, cinsel nitelikteki hayasızca hareketlerin alenen işlenmesini, yani alenen cinsel ilişkide bulunma ve teşhircilik fiillerini, cezalandırır. Madde, suçun seçimlik hareketlerini ve bu hareketlere bağlanan yaptırımı düzenler. Fail ve mağdur bakımından herkesi kapsar; hareketin aleniyeti suçun ayırt edici unsurudur. Madde, huzur ve sükunu bozma eylemlerini (m.123) düzenlemez. Cinsel saldırı ve cinsel istismar (m.102, m.103) ile müstehcenlik (m.226), fuhuş (m.227) ve kumar yeri sağlama (m.228) suçları ayrı maddelerde yer alır. Suçun re'sen takip edilmesine ilişkin usul ve görevli mahkeme kuralları ile teşebbüs ve içtima hükümleri bu maddede yer almaz; bunlar genel hükümlere (m.44, m.43/1) tabidir.
Hayasızca hareketler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Alenilik
- Fiilin belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilir olmasıdır. Genel yerde işlenen fiilde aleniyet için başka bir koşul aranmaz. Özel bir yerde işlenen fiil de, önlem alınmasına rağmen üçüncü kişilerce görülmüşse alenidir.
- Cinsel ilişki
- Cinsel arzuların tatminine yönelik, en az iki kişinin katıldığı, rızaya dayalı cinsel birleşmelerdir. Hayvanla cinsel ilişki bu kavramın içinde değerlendirilmemektedir.
- Teşhircilik
- Cinsel nitelikte olan, cinsel organla yapılan ya da cinsel organın dahil olduğu davranışlardır. Cinsel nitelik taşımayan çıplaklık bu kapsamda değerlendirilmez; bu hâlde m.123 hükümleri araştırılır.
- Sırf hareket suçu
- Suçun, hareketin alenen gerçekleştirilmesiyle tamamlandığı, ayrıca bir netice aranmayan suç türüdür. Bu nedenle teşebbüs yalnız icra hareketlerinin bölünebildiği hâlde mümkündür.
Hayasızca hareketler: hangi şartlar aranır?
- Failin alenen cinsel ilişkide bulunması ya da teşhircilik niteliğinde bir hareket yapması gerekir.
- Fiilin aleni olması, yani belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilir olması gerekir; fiilin gerçekleştiği yerin niteliği tek başına belirleyici değildir.
- Hareketin cinsel nitelikte olması gerekir; cinsel nitelik taşımayan hareketler bu maddenin kapsamına girmez.
- Fail, fiilin alenen gerçekleştiğini bilmeli ve bunu istemelidir; kasıt yeterlidir, belirli bir amaç aranmaz.
- Fiil alenen gerçekleşmemişse, yani üçüncü kişilerce algılanabilir değilse, madde uygulanmaz.
Hayasızca hareketler: hangi sonuçları doğurur?
- Suç alenen cinsel ilişkide bulunma veya teşhircilik hareketinin gerçekleşmesiyle tamamlanır ve fail altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Fiil alenen gerçekleşmemişse bu madde uygulanmaz; cinsel nitelikte olup da alenileşmeyen davranış bakımından suç oluşmaz.
- Cinsel nitelik taşımayan ama huzur ve sükunu bozan davranışlar m.123 kapsamında değerlendirilir.
- Aynı fiil hem alenen cinsel nitelikli hareket hem de başka bir suç oluşturuyorsa, fikri içtima hükümleri (m.44) uygulanır; örneğin alenen cinsel saldırı.
- Aynı kişi aynı suç işleme kararıyla farklı zamanlarda alenen hareketlerde bulunmuşsa zincirleme suç (m.43/1) söz konusu olabilir.
- Hapis cezasının kısa süreli olması nedeniyle, genel hükümlerdeki seçenek yaptırımlar (m.50) bu suç bakımından uygulanabilir.
Alenen cinsel ilişki ile teşhircilik arasındaki fark nedir?
Alenen cinsel ilişkide bulunma, iki veya daha fazla kişinin katıldığı, rızaya dayalı cinsel birleşmedir.
Teşhircilik, cinsel nitelikli ve cinsel organla yapılan ya da cinsel organın dahil olduğu hareketlerdir.
İki seçimlik hareket aynı yaptırıma bağlıdır; hangisinin gerçekleştiği yalnız olayın niteliğini belirler, cezayı değiştirmez.
Hayasızca hareket (m.225) ile huzur ve sükunu bozma (m.123) arasındaki fark nedir?
Hayasızca hareketlerde fiil cinsel nitelik taşır ve alenen işlenir.
Huzur ve sükunu bozmada cinsel nitelik bulunmaz; gürültü, sürekli telefon gibi edep dışı olmayan toplumsal kural ihlalleri söz konusudur.
Cinsel nitelik ve aleniyet varsa m.225, yoksa m.123 araştırılır.
Genel yer ile özel yer arasındaki fark nedir?
Genel yerde işlenen fiilde aleniyet için ek koşul aranmaz.
Özel yerde işlenen fiilde, failin önlem alması ve üçüncü kişinin bu önlemi aşarak görmesi gerekir.
Özel yerde önlem alınmış ve üçüncü kişi görmemişse suç oluşmaz; önlem aşılarak görülmüşse suç oluşur.
Öpüşme ile cinsel nitelikli davranış arasındaki fark nedir?
Alenen öpüşme, tek başına bu suçu oluşturmaz.
Öpüşmenin ötesinde edebe aykırı cinsel davranışlar, teşhircilik kapsamında değerlendirilebilir.
Yalnız öpüşme suç değildir; cinsel nitelikli davranış eklenmişse madde uygulanabilir.
Hayasızca hareketler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Genel yer ile özel yer ayrımını yaparken özel yerde işlenen her fiili aleni saymamak; önlem aşılarak görülme olup olmadığını araştırmamak.
- Cinsel nitelik taşımayan çıplaklığı teşhircilik saymak; bu hâlde m.123 hükümlerini değerlendirmemek.
- Alenen öpüşmeyi tek başına hayasızca hareket saymak; edebe aykırı cinsel davranışın varlığını aramamak.
- Aleniyeti sadece birden fazla kişinin bulunmasına bağlamak; fiilin belirli olmayan kişilerce algılanabilir olup olmadığına bakmamak.
- Alenen cinsel saldırı ile yalnız m.225 uygulayıp fikri içtimayı (m.44) gözden kaçırmak.
- Hapis süresini 6 ay–1 yıl dışında bir aralıkta yorumlamak; ceza aralığı kanunda bu şekildedir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Suçun nitelikli hâline ilişkin kararlar, bu hâlin 225. maddede tanımlanan teşhircilikle aynı unsurları taşımadığını belirtmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2023/563 E., 2025/8 K., 08.01.2025; Ceza Genel Kurulu, 2023/497 E., 2024/134 K., 20.03.2024; Ceza Genel Kurulu, 2024/58 E., 2024/81 K., 21.02.2024; Ceza Genel Kurulu, 2024/1 E., 2024/59 K., 14.02.2024; Ceza Genel Kurulu, 2023/544 E., 2024/38 K., 24.01.2024)
- Yargıtay, gece saatinde işlek olmayan yol kenarında idrar yapma eyleminde teşhir ögesinin oluşmadığına hükmetmiştir; cinsel nitelik taşımayan eylem bu maddeye girmez. (Genel Kurul, 2014/19152 E., 18.10.2017)
- Yargıtay, aleniyet için fiilin genel yerde işlenmesinin yeterli olduğunu, iş hanının merdiven boşluğunda gündüz ve gece ayrımı yapılmadan aleniyetin kabul edildiğini belirtmektedir. (Genel Kurul, 2014/19152 E., 18.10.2017)
- Kişilerin alenen öpüşmesi tek başına bu suçu oluşturmaz; ancak edebe aykırı cinsel davranışlar eklenirse suç oluşabilir. (Genel Kurul, 2014/19152 E., 18.10.2017)
Nasıl ispat edilir?
- Alenilik unsurunu iddia eden savcılık ya da müşteki, fiilin üçüncü kişilerce algılanabilir olduğunu tanık beyanı, tutanak veya görüntü kaydı ile ispatlar.
- Cinsel nitelik unsurunu iddia eden taraf, hareketin cinsel organla yapıldığını ya da cinsel organın dahil olduğunu tanık ve olay yeri tespiti ile ispatlar.
- Özel yerde işlendiği ileri sürülen fiilde, failin önlem aldığını savunan taraf bu savunmayı destekleyen delil sunar; üçüncü kişinin önlemi aşarak gördüğünü ileri süren taraf bunu ispatlamalıdır.
- Fiilin hayasızca hareket değil, huzur ve sükunu bozma olduğu savunulursa, bu savunmayı yapan taraf cinsel nitelik taşımadığını gösterir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 m.44: Aynı fiilin hem bu suçu hem başka bir suçu oluşturması hâlinde fikri içtimaya ilişkin hükümdür.
- 5237 m.43: Aynı suç işleme kararıyla birden çok alenen hareketin zincirleme suç olarak değerlendirilmesini düzenler.
- 5237 m.50: Altı ay ile bir yıl arasındaki hapis cezası için seçenek yaptırımların uygulanabilirliğini belirler.
- 5237 m.123: Cinsel nitelik taşımayan, huzur ve sükunu bozan davranışlar bakımından uygulanacak ayrı suç tipidir; sınırı belirler.
- 5237 m.226: Müstehcenlik suçunu düzenler; hayasızca hareket ile müstehcen yayın arasındaki ayrım için karşılaştırmalı başvurulur.
- 5237 m.102: Cinsel saldırı suçunu düzenler; alenen cinsel saldırı hâlinde bu madde ile fikri içtima oluşur.
TCK m.226 — Müstehcenlik
5237 sayılı Kanun'un 226. maddesi, müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin çocuklara verilmesi, gösterilmesi, satışa arzı, basın ve yayın yoluyla yayımlanması, üretimi, ülkeye sokulması, bulundurulması ve benzeri fiilleri ile tüzel kişiler hakkındaki güvenlik tedbirlerini düzenler. Hüküm herkese uygulanır; fiillerin işlenme biçimine göre ayrı suç tipleri kurulmuştur. Madde, bilimsel eserler ile sanatsal ve edebi değeri olan eserler hakkında (üçüncü fıkra hariç ve çocuklara ulaşması engellenmek koşuluyla) uygulanmaz. Hayasızca hareketlerin (m.225) düzenlenmesi, fuhuş (m.227) ve kumar yeri sağlama (m.228) gibi komşu genel ahlak suçları ile 5651 sayılı Kanun kapsamındaki internet erişim yükümlülükleri bu maddede düzenlenmez. Ayrıca, müstehcenliğin tespitine ilişkin yargılama usulü ve yaptırımların infazı bu maddede yer almaz.
Müstehcenlik: hangi kavramlar bilinmeli?
- Müstehcen ürün
- Görüntü, yazı veya sözlerin cinsel duyguları tahrik eden ve genel ahlak ölçüleriyle bağdaşmayan içeriğini taşıyan ürünlerdir. Ölçü, toplumda egemen olan değer yargıları ve hayasızca hareketlere ilişkin gerekçedeki açıklamalardır.
- Alenen
- Fiilin üçüncü kişiler tarafından görülebilir veya duyulabilir olmasıdır. Kapalı bir mekânda gerçekleşen ve dışarıdan algılanmayan davranışlar bu anlama girmez.
- Çocuk
- Maddenin birinci fıkrasında korunan kişi olarak yer alır. Kavramın kapsamı, ilgili fıkraların ifadesine ve korunan kişinin yaşına göre belirlenir.
- Basın ve yayın yolu
- Kitle iletişim araçlarıyla geniş kitlelere ulaşacak biçimde içeriğin yayılmasıdır. İkinci ve beşinci fıkralarda ayrı bir yaptırım gerektiren bir yayın biçimi olarak düzenlenmiştir.
- Temsili çocuk görüntüsü
- Gerçek bir çocuğa ait olmayan ancak çocuk gibi gösterilen görüntüdür. Üçüncü fıkrada çocuk ve çocuk gibi görünen kişilerle birlikte kullanılmak üzere düzenlenmiştir.
- Doğal olmayan yoldan cinsel davranış
- Dördüncü fıkrada yer alan ve cinsel davranışların doğal olmayan biçimini ifade eden ibaredir. Fıkrada sayılan şiddet, hayvan ve ölmüş insan bedeni ile birlikte mutlak yasak kapsamını belirler.
- Güvenlik tedbiri (tüzel kişi)
- Altıncı fıkraya göre tüzel kişiler hakkında bu suçlara özgü olarak uygulanan yaptırımdır. Bireysel cezalardan ayrı olarak uygulanır.
Müstehcenlik: hangi şartlar aranır?
- Birinci fıkradaki hareketlerden birinin, müstehcen bir ürünün içeriği bir çocuğa verilerek, gösterilerek, okutularak ya da dinletilerek veya çocukların girebileceği ya da görebileceği yerlerde ya da alenen gösterilerek gerçekleştirilmesi gerekir.
- Birinci fıkranın (c) ve (d) bentlerinde ürünün içeriğine vakıf olunabilecek biçimde satışa veya kiraya arzedilmesi ya da satış yerleri dışında satılması, (e) bendinde sair mal veya hizmet satışı yanında bedelsiz verilmesi, (f) bendinde reklamının yapılması aranır.
- İkinci fıkrada müstehcen içeriğin basın ve yayın yoluyla yayımlanması ya da yayımlanmasına aracılık edilmesi gerekir.
- Üçüncü fıkrada müstehcen ürünün üretiminde çocuk, temsili çocuk görüntüsü ya da çocuk gibi görünen kişinin kullanılması veya ürünün ülkeye sokulması, çoğaltılması, satışa arzı, satılması, nakledilmesi, depolanması, ihraç edilmesi, bulundurulması ya da başkalarının kullanımına sunulması gerekir.
- Dördüncü fıkrada şiddet, hayvan, ölmüş insan bedeni veya doğal olmayan yol kullanılarak yapılan cinsel davranışlara ilişkin ürünün üretilmesi, ülkeye sokulması, satışa arzı, satılması, nakledilmesi, depolanması, kullanıma sunulması veya bulundurulması gerekir.
- Beşinci fıkrada üçüncü ve dördüncü fıkralardaki ürünlerin içeriğinin basın ve yayın yoluyla yayımlanması, yayımlanmasına aracılık edilmesi ya da çocukların görmesi, dinlemesi veya okuması sağlanması gerekir.
- Yedinci fıkraya göre bilimsel eser ya da sanatsal ve edebi değeri olan eser niteliği bulunuyorsa, üçüncü fıkra dışında kalan hükümler uygulanmaz; bu eserlerin çocuklara ulaşması engellenmiş olmalıdır.
Müstehcenlik: hangi sonuçları doğurur?
- Birinci fıkradaki fiillerin işlenmesi halinde altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası uygulanır.
- İkinci fıkradaki yayın fiillerinde altı aydan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası uygulanır.
- Üçüncü fıkranın birinci cümlesindeki üretim suçunda beş yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası uygulanır.
- Üçüncü fıkranın ikinci cümlesindeki dağıtım ve bulundurma fiillerinde iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası uygulanır.
- Dördüncü fıkradaki fiillerde bir yıldan dört yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası uygulanır.
- Beşinci fıkradaki yayın ve erişim fiillerinde altı yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası uygulanır.
- Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
- Bilimsel eserler hakkında ve sanatsal ya da edebi değeri olan eserler hakkında, üçüncü fıkra dışında kalan hükümler uygulanmaz; çocuklara ulaşması engellenmemişse bu istisna işlemez.
- Üçüncü fıkranın yedinci fıkra kapsamındaki eserlere uygulanması devam eder; çocuk kullanımı içeren üretim bu istisnadan yararlanmaz.
Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra, ürünün çocuklara verilmesi, gösterilmesi, satışa arzı ya da reklamı gibi somut dağıtım ve sunum fiillerini düzenler.
İkinci fıkra, müstehcen içeriğin basın ve yayın yoluyla yayımlanmasını ayrıca düzenler.
Birinci fıkradaki suçta hapis altı ay ile iki yıl arasındadır. İkinci fıkrada üst sınır üç yıl ve beşbin güne kadar adli para cezasıdır.
Üçüncü fıkra (üretim) ile üçüncü fıkra (dağıtım ve bulundurma) arasındaki fark nedir?
Üretimde çocuk, temsili çocuk görüntüsü veya çocuk gibi görünen kişinin kullanılması suçu düzenler.
Dağıtım, ülkeye sokma, bulundurma ve kullanıma sunma fiilleri ayrı bir suç tipi oluşturur.
Üretimde beş yıldan on yıla kadar, diğer fiillerde iki yıldan beş yıla kadar hapis öngörülmüştür.
Üçüncü fıkra ile dördüncü fıkra arasındaki fark nedir?
Üçüncü fıkra çocuk kullanımını ve çocuk içerikli üretimi konu alır.
Dördüncü fıkra şiddet, hayvan, ölmüş insan bedeni veya doğal olmayan yoldan cinsel davranışları içeren ürünleri konu alır.
Dördüncü fıkrada bir yıldan dört yıla kadar hapis öngörülmüştür. Bu fıkra mutlak yasak getirir ve yedinci fıkranın istisnasından üçüncü fıkra dışında kalan hükümler bakımından yararlanmaz.
İkinci fıkra ile beşinci fıkra arasındaki fark nedir?
İkinci fıkra, müstehcen içeriğin genel olarak basın ve yayın yoluyla yayımlanmasını düzenler.
Beşinci fıkra, üçüncü ve dördüncü fıkradaki ürünlerin içeriğinin yayımlanmasını veya çocukların görmesini sağlamayı düzenler.
Beşinci fıkrada altı yıldan on yıla kadar hapis öngörülmüştür; ikinci fıkrada üst sınır üç yıldır.
Birinci fıkra (çocuğa veriş) ile birinci fıkra (çocuk olmayan kişiye satış) arasındaki fark nedir?
Birinci fıkranın (a) bendi çocuğa doğrudan verilmeyi veya içeriğinin gösterilmesini kapsar.
(c) ve (d) bentleri ise erişkinlere yönelik satış ve kiralama biçimlerini düzenler.
(d) bendinde ürünler yalnız satışa mahsus alışveriş yerlerinde erişkinlere satılabilir; bu yer dışında satış suç oluşturur.
Müstehcenlik: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Birinci fıkradaki altı ay ile iki yıl arasındaki hapis cezasını, ikinci fıkradaki üç yıllık üst sınırla karıştırmak; her fiilin kendi fıkrasındaki cezayı taşıdığını gözden kaçırmak.
- Dördüncü fıkradaki mutlak yasağı, yedinci fıkradaki bilimsel veya sanatsal eser istisnası ile birlikte değerlendirmek; istisnanın üçüncü fıkra dışındaki hükümleri kapsadığını yanlış okumak.
- Beşinci fıkradaki altı yıldan on yıla kadar hapis cezasını, ikinci fıkradaki yayın suçu ile aynı cezaya bağlamak.
- Müstehcen içeriğin rıza ile çocukla paylaşılmasının suçu ortadan kaldırdığını varsaymak; çocuğun rızasının bu suçun unsurunu ortadan kaldırmadığını gözden kaçırmak.
- Kıyas yasağı ilkesini unutarak, kanunda sayılmamış bir fiili (örneğin internet erişimini sağlamayı) 226. madde kapsamında değerlendirmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Müstehcenlik kavramının belirlenmesinde değer yargıları ve kanun gerekçesindeki hayasızca hareket açıklamaları esas alınmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2008/278 E., 2009/7 K., 27.01.2009)
- Ceza hükümlerinde kıyas yasağı gözetilerek, fiilin kanunda açıkça suç olarak tanımlanmamış olması halinde internet erişimini sağlama gibi fiillerin 226. madde kapsamında cezalandırılamayacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/216 E., 2023/591 K., 08.11.2023)
- Üçüncü fıkrada çocuk pornografisi tabirine yer verilmeden çocukların kullanılmasının suç olarak düzenlendiği kabul edilmiştir. (Ceza Genel Kurulu, 2014/603 E., 2015/66 K., 24.03.2015)
- Üçüncü fıkranın birinci cümlesi uyarınca çocuk kullanımına dayanan üretim suçunda altı yıl hapis cezası verilebilmektedir; bu sınır mahkemece hükümde uygulanan ceza miktarlarına göre belirlenmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2021/84 E., 2023/345 K., 14.06.2023)
- Müstehcenlik suçunun birinci fıkra kapsamında cezalandırılmasında, hükmedilen ceza tayin edilirken hapis cezasının miktarının ve adli para cezasının ödeme koşullarının genel hükümlere göre belirlenmesi kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2024/436 E., 2025/323 K., 10.09.2025; Ceza Genel Kurulu, 2010/243 E., 2010/250 K., 07.12.2010)
Nasıl ispat edilir?
- Müstehcen ürünün içeriğinin tespiti için ürünün kendisi veya kayıtlı içeriği delil olarak esas alınır; iddia eden taraf içeriğin müstehcen olduğunu ispatlamalıdır.
- Çocuğa verilme, gösterme veya okutma fiillerinde fiilin çocuğa yönelik olduğu ve çocuğun bu ürünlere erişimi bulunduğu ispat yükü iddia eden tarafındır.
- Alenilik unsurunda üçüncü kişilerin fiili görebildiği ya da duyabildiği tanık beyanı ya da yer tespiti ile ispatlanır.
- Bilimsel veya sanatsal değer savunmasını yapan sanık, eserin bu niteliğe sahip olduğunu ve çocuklara ulaşmasının engellendiğini ispatlamakla yükümlüdür.
- Üçüncü fıkradaki çocuk kullanımında, kullanılan kişinin yaşının belirlenmesi için bilirkişi incelemesi ve kimlik belgeleri esas alınır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.225: Hayasızca hareketler suçunu düzenler. Alenen cinsel ilişki ve teşhircilik fiilleri bu madde kapsamındadır, müstehcen ürün fiillerinden ayrıdır.
- 5237 sayılı Kanun m.227: Fuhuş suçunu düzenler. Müstehcen ürün fiilleri ile fuhuş suçunun birlikte işlenmesi halinde ayrı hükümlerin uygulanıp uygulanmayacağı bu maddeye göre belirlenir.
- 5237 sayılı Kanun m.43: Maddede yer alan hapis ve adli para cezaları bakımından uygulanacak genel hükümleri belirler.
- 5237 sayılı Kanun m.52: Adli para cezasının miktarını ve ödeme koşullarını düzenler.
- 5237 sayılı Kanun m.105: Cinsel taciz suçunu düzenler. Çocuğun rızası olmadan müstehcen görüntülerin gösterilmesi bakımından bu madde ile birlikte değerlendirilebilir.
- 5237 sayılı Kanun m.44: Fikri içtima hükümlerini düzenler; müstehcenlik ile başka suçların birlikte işlenmesinde sorumluluğun belirlenmesinde kullanılır.
- 5651 sayılı Kanun: İnternet ortamındaki yayınların düzenlenmesine ilişkin yükümlülükler getirir. Çocukların müstehcen içeriğe erişimini önleyici tedbirler bakımından bu maddeyle birlikte uygulanır.
TCK m.227 — Fuhuş
Madde, çocuğun fuhşa teşviki, fuhşuna aracılık edilmesi ve bu fiillerin nitelikli hâlleri ile yaptırımlarını düzenler. Ergin bir kimseyi fuhşa teşvik ve fuhuş için aracılık, fahişe dostluğu (fuhşa sürüklenen kişinin kazancıyla geçimin sağlanması), fuhşu kolaylaştırıcı ürünlerin verilmesi, dağıtılması ve yayılması, cebir, tehdit, hile veya çaresizlikten yararlanma hâlleri, failin yakınlık ya da görev ilişkisinden doğan artırımlar, örgüt faaliyeti artırımı, tüzel kişilere güvenlik tedbiri ve fuhşa sürüklenen kişinin tedavisi konularını düzenler. Maddeye göre çocuk ile ergin ayrımı fıkralar arasında yapılır. Fuhuş kavramının tanımı, fuhuş yapan kişinin cezalandırılması ve cinsel istismar suçları bu maddede düzenlenmez; cinsel istismar 103 ve 104. maddelerde, reşit olmayanla cinsel ilişki ise 104. maddede yer alır. Genel ahlaka karşı diğer suçlar (225 ila 229) ayrı maddelerde düzenlenmiştir ve bu maddenin kapsamı dışındadır. Hayasızca hareketler (m.225) ve kumar oynanması için yer sağlama (m.228) bu maddeden ayrı suçlardır.
Fuhuş: hangi kavramlar bilinmeli?
- Fuhşa teşvik
- Bir kimsenin fuhuş yapmasını sağlamak, bunu özendirmek veya buna karar vermesine yol açmak anlamına gelir. Fıkra 2'nin ikinci cümlesine göre, fuhşa sürüklenen kişinin kazancından yararlanılarak kısmen veya tamamen geçimin sağlanması da fuhşa teşvik sayılır.
- Fuhuş için aracılık
- Başkasının fuhuş yapmasını kolaylaştıran, ona yer ya da imkân sağlayan veya iki taraf arasında bağlantı kuran davranışların tümüdür. Madde metni fuhşa aracılığı ayrıca tanımlamaz; eylemin kapsamı uygulamada somut olayın özelliklerine göre belirlenir.
- Fuhşa sürüklenen kişinin kazancından yararlanma (fahişe dostluğu)
- Fuhşa sürüklenen kişinin kazancıyla kısmen veya tamamen geçimini sağlamak anlamına gelir. Bu hâl ayrı bir fiil olarak değil, fuhşa teşvik sayılan özel bir hâl olarak düzenlenmiştir.
- Fuhşu kolaylaştırmak amacıyla hazırlanmış ürün
- Görüntü, yazı veya sözleri içeren, fuhşu kolaylaştırmak ya da fuhşa aracılık etmek amacıyla hazırlanmış materyaldir. Fıkra 3 bu ürünlerin verilmesi, dağıtılması ve yayılmasını suç sayar.
- Çaresizlikten yararlanma
- Mağdurun içinde bulunduğu güçsüz durumdan faydalanarak fuhşa sevk etme ya da fuhuş yaptırma hâlidir. Fıkra 4'te cebir, tehdit ve hile ile birlikte sayılmış, bu hâllerde ceza artırımı öngörülmüştür.
- Hazırlık hareketi (çocuk fuhşu)
- Fıkra 1'e göre, çocuk fuhşuna yönelik hazırlık hareketleri tamamlanmış suç gibi cezalandırılır. Bu hüküm yalnız fıkra 1 kapsamındaki suçlarda geçerlidir.
Fuhuş: hangi şartlar aranır?
- Fail, çocuğu fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran, bu maksatla tedarik eden veya barındıran ya da çocuğun fuhşuna aracılık etmiş olmalıdır (fıkra 1).
- Mağdurun çocuk olması aranır; bu suçta mağdurun rızası hukuki sonucu değiştirmez, çünkü çocuğun cinsel özgürlüğü rızayla bertaraf edilemeyen bir değerdir.
- Ergin bir kişi için fail, bu kişiyi fuhşa teşvik etmeli, fuhşunu kolaylaştırmalı, fuhuş için aracılık yapmalı veya yer temin etmiş olmalıdır (fıkra 2).
- Fıkra 3 için fail, fuhşu kolaylaştırmak veya fuhşa aracılık etmek amacıyla hazırlanmış görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünü vermeli, dağıtmalı ya da yaymalıdır.
- Nitelikli hâl için fail, cebir, tehdit, hile veya mağdurun çaresizliğinden yararlanma yollarından birini kullanmış olmalıdır (fıkra 4).
- Yakınlık veya görev artırımı için fail, fıkra 5'te sayılan ilişkilerden birinde bulunmalı ya da kamu görevi veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmış olmalıdır.
- Örgüt artırımı için suç, suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olmalıdır (fıkra 6).
- Hükmün sonucu olarak tüzel kişi hakkında bu suçlara özgü güvenlik tedbirine karar verilmesi için suç kapsamında bir tüzel kişinin varlığı gerekir (fıkra 7).
Fuhuş: hangi sonuçları doğurur?
- Çocuğu fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran, tedarik eden veya barındıran ya da çocuğun fuhşuna aracılık eden kişi dört yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır (fıkra 1).
- Çocuk mağdur hâlinde bu suçun işlenişine yönelik hazırlık hareketleri de tamamlanmış suç gibi cezalandırılır (fıkra 1).
- Ergin bir kimseyi fuhşa teşvik eden, fuhşunu kolaylaştıran, fuhuş için aracılık eden veya yer temin eden kişi iki yıldan dört yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır (fıkra 2).
- Fuhşa sürüklenen kişinin kazancından yararlanılarak kısmen veya tamamen geçimin sağlanması fuhşa teşvik sayılır ve fıkra 2 hükmüne göre cezalandırılır (fıkra 2, ikinci cümle).
- Fuhşu kolaylaştırmak veya fuhşa aracılık etmek amacıyla hazırlanmış ürünleri veren, dağıtan veya yayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki yüz günden iki bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır (fıkra 3).
- Cebir, tehdit, hile veya çaresizlikten yararlanarak fuhşa sevk eden ya da fuhuş yaptırmış olan kişinin cezası, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezanın yarısından iki katına kadar artırılır (fıkra 4).
- Fıkra 5'te sayılan kişiler tarafından ya da kamu görevi veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılmasıyla işlenen suçta verilecek ceza yarı oranında artırılır (fıkra 5).
- Suçların örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır (fıkra 6).
- Bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur (fıkra 7).
- Fuhşa sürüklenen kişi, tedaviye veya psikolojik terapiye tabi tutulabilir (fıkra 8). Bu hüküm takdir niteliğindedir; zorunlu bir tedbir öngörmez.
Çocuk fuhşu (fıkra 1) ile ergin fuhşu (fıkra 2) arasındaki fark nedir?
Fıkra 1, mağdurun çocuk olduğu hâli düzenler. Yaptırım dört yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıdır.
Fıkra 2, mağdurun ergin olduğu hâli düzenler. Yaptırım iki yıldan dört yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adli para cezasıdır.
Çocuk mağdur hâlinde ceza alt ve üst sınır olarak belirgin biçimde ağırdır. Ayrıca yalnız fıkra 1'deki hazırlık hareketleri de tamamlanmış suç gibi cezalandırılır.
Fuhşa teşvik ve aracılık (fıkra 2) ile fuhşa sürüklenen kişinin kazancından yararlanma (fıkra 2, ikinci cümle) arasındaki fark nedir?
Teşvik ve aracılık, fuhşu doğrudan sağlayan veya kolaylaştıran davranışlardır.
Kazançtan yararlanma, fuhşa sürüklenen kişinin gelirine dayanılarak geçimin sağlanması hâlidir.
Kazançtan yararlanma kanun gereği fuhşa teşvik sayılır. Bu hâlde ayrıca teşvik kanıtlanmasa da fiil fıkra 2 kapsamında cezalandırılır.
Fıkra 2 suçu ile fıkra 3 ürün suçu arasındaki fark nedir?
Fıkra 2, fuhşa doğrudan teşvik ya da aracılık eden fiili cezalandırır.
Fıkra 3, fuhşu kolaylaştırıcı nitelikteki ürünlerin verilmesi, dağıtılması ve yayılmasını cezalandırır.
Fıkra 3 bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki yüz günden iki bin güne kadar adli para cezası öngörür. Ürünlerin ticari ya da yayın yoluyla dağıtımı bu fıkrada ayrı suç olarak yer alır.
Nitelikli hâller (fıkra 4) ile yakınlık ve görev artırımı (fıkra 5) arasındaki fark nedir?
Fıkra 4, cebir, tehdit, hile ya da çaresizlikten yararlanma ile fuhşa sevk veya fuhuş yaptırma hâlidir.
Fıkra 5, failin mağdurla yakınlık, eğitim, bakım, koruma veya görev ilişkisi bulunması ya da nüfuz kötüye kullanılması hâlidir.
Fıkra 4'te verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır. Fıkra 5'te verilecek ceza yarı oranında artırılır. İki artırım birbirinden bağımsız hükümlerdir.
Fuhuş: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Fıkra 1 ile fıkra 2'yi karıştırmak; mağdurun yaşına bakılmaksızın alt ve üst sınırları yanlış uygulamak. Mağdurun çocuk olup olmadığı tespit edilmeden ceza belirlenemez.
- Fuhşa sürüklenen kişinin kazancından yararlanmayı ayrı bir suç gibi değerlendirmek; bu hâl fıkra 2 kapsamında fuhşa teşvik sayılır.
- Fıkra 3'teki ürün suçunu, fıkra 2'deki doğrudan teşvik fiilinden ayırmamak.
- Fıkra 4 artırımını fıkra 5 artırımıyla birlikte değerlendirmemek ya da iki artırımı birbirinin yerine geçecek sanmak; her ikisi bağımsız olarak uygulanabilir.
- Fuhşun süreklilik taşıdığını gözden kaçırarak aynı fuhuş faaliyetine bağlı fiillere zincirleme suç hükmünü uygulamak. (8. Ceza Dairesi, 2024/20845 E., 2025/5379 K., 26.06.2025)
- Tedavi ve psikolojik terapi tedbirini (fıkra 8) zorunlu bir ceza gibi uygulamak; bu tedbir takdire bağlıdır.
- Fıkra 7 gereğince tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanırken, tüzel kişinin suçun işlenmesinde gerçekten rolünün bulunup bulunmadığını araştırmamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Fuhşa aracılık suçunda Yargıtay, fuhşun zaten süreklilik taşıyan bir eylem olduğunu gerekçe göstererek aynı fuhuş faaliyeti için zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağını kabul etmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2024/20845 E., 2025/5379 K., 26.06.2025)
- Fuhşa sürüklenen kişinin kazancından geçimin sağlanması hâlinde, fail fıkra 2 kapsamında ayrı bir teşvik fiili yapmamış olsa bile fuhşa teşvik suçundan cezalandırılmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2021/431 E., 2024/14 K., 17.01.2024)
- Ergin mağdur ile çocuk mağdur hâllerinde uygulanan ceza hükümleri birbirinden ayrı tutulmakta; mağdurun yaşının belirlenmesi ve fıkra 1 ile fıkra 2'nin ayrımı delillere göre yapılmaktadır. (8. Ceza Dairesi, 2024/20845 E., 2025/5379 K., 26.06.2025; 4. Ceza Dairesi, 2024/11868 E., 2025/5616 K., 25.03.2025)
- Çaresizlikten yararlanma hâli, mağdurun evden kaçmış olması ve kimsesiz kalması gibi somut durumlara göre fıkra 4 kapsamında değerlendirilmektedir. (4. Ceza Dairesi, 2024/11868 E., 2025/5616 K., 25.03.2025; 4. Ceza Dairesi, 2022/9070 E., 2025/1353 K., 21.01.2025)
- Fuhşa aracılık ve fuhşa teşvik fiilleri yönünden, aynı kişinin birden fazla fiilinin tek fuhuş faaliyetine bağlı olup olmadığı dikkate alınarak zincirleme suç hükmünün uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2011/232 E., 2011/258 K., 13.12.2011)
Nasıl ispat edilir?
- Asıl talebi ileri süren savcılık ya da müdahil, failin fuhşa teşvik, aracılık ya da fuhşa yer temin eden fiillerini ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat tanık beyanı, mağdurun ifadesi, tespit tutanakları ve ele geçirilen belgelerle yapılır.
- Mağdurun çocuk olduğunun ispatı yükü iddia makamındadır; nüfus kaydı, yaş tespiti ve tanık beyanları bu konuda kullanılır.
- Cebir, tehdit, hile veya çaresizlikten yararlanma nitelikli hâlinin ispatı yükü iddia makamındadır; mağdurun ifadesi ile diğer delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
- Kazançtan yararlanma hâlinde, failin mağdurun gelirinden geçimini sağladığı mali hareketlerin banka kayıtları veya tanık beyanlarıyla ortaya konulması gerekir.
- Yakınlık veya görev artırımı yönünden, failin mağdurla olan ilişkisini gösteren nüfus kaydı, resmi belge ya da görev belgesi gerekir.
- Savunma tarafı, fail olarak sorumlu olmadığını ya da fiilin aracılık niteliği taşımadığını ileri sürebilir; bu savunma da iddia edilen tarafından değerlendirilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.103: Çocukların cinsel istismarını düzenler. Fıkra 1 ile aynı fiil birlikte oluşabilir; hangi hükmün uygulanacağı somut olayın özelliğine göre belirlenir.
- 5237 sayılı Kanun m.104: Reşit olmayanla cinsel ilişkiyi düzenler. Çocuk fuhşu olayında mağdurla cinsel ilişki varsa bu madde de ayrıca uygulanabilir.
- 5237 sayılı Kanun m.225: Hayasızca hareketleri düzenler. Fuhuş suçu ile ayrı bir suç olduğu için bu maddenin kapsamına girmez.
- 5237 sayılı Kanun m.35: Fıkra 5 ve 6 artırımları ile birlikte uygulanan birden fazla suç ve ceza hükümlerinin bağlantısını düzenler; artırımlar hesaplanırken dikkate alınır.
- 5237 sayılı Kanun m.62: Takdiri indirim hükmüdür; fıkra 1-3 cezalarına uygulanabilir.
- 5237 sayılı Kanun m.43: Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına ilişkin genel hükümdür. Fıkra 7 bu tedbirin özel dayanağıdır.
TCK m.228 — Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama
Madde, kumar oynanması için yer ve imkân sağlama suçunu, bu suçun nitelikli hallerini (çocuklar, bilişim sistemleri, örgüt faaliyeti) ve tüzel kişiler hakkındaki güvenlik tedbirini düzenler; kumarın tanımını son fıkrada verir. Suç, başkalarının kumar oynaması için yer veya başka surette imkân sağlayan herkese uygulanır. Madde, kumar ve bahisten doğan borçların eksik borç niteliğini, bu borçların dava ve takip yoluyla ileri sürülemeyeceğini düzenlemez (TBK m.604-606). Kumar oynayanın kendi fiilini, şans oyunlarının ve piyangonun idari düzenlenmesini, bahis ve kumar yasağının düzenleme dışındaki yönlerini de bu madde kapsamaz; bunlar ayrı mevzuata ve ilgili hükümlere bırakılmıştır.
Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kumar
- Kazanç amacıyla icra edilen ve kâr ile zararın talihe bağlı olduğu oyunlardır. Kanun, bu tanımın Ceza Kanunu bakımından geçerli olduğunu son fıkrada belirtir.
- Kazanç amacı
- Oyuna katılanın kendisine bir malvarlığı yararı sağlama niyeti taşımasıdır. Yalnızca dostlar arasında eğlence amacıyla oynanan oyun bu kapsama girmez; gerçek bir kazanç kastı aranır.
- Yer veya başka surette imkân sağlama
- Kumarın oynanabilmesi için mekân, araç ya da başka bir olanağın sunulmasıdır. Fiilin suç olması için bu imkânın kumar oynayanların yararına sunulmuş olması gerekir.
- Bilişim sistemlerinin kullanılması
- Kumarın internet veya benzeri elektronik ortamlar üzerinden düzenlenmesi suretiyle işlenmesidir. Bu hâl ağırlaştırıcı nitelik taşır.
- Örgüt faaliyeti
- Suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesidir. Bu hâlde verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama: hangi şartlar aranır?
- Failin, başkalarının kumar oynaması için yer veya başka surette imkân sağlaması gerekir.
- Oynanan oyunun kumar niteliğini taşıması, yani kazanç amacıyla oynanması ve kâr ile zararın talihe bağlı olması gerekir; kazanç kastı olmayan dostça oyunlar bu suçu oluşturmaz.
- Aleniyet şartı aranmaz; fiilin açık yerde işlenmesi gerekmez.
- Oynayanların çocuk olması hâlinde verilecek ceza bir katı oranında artırılır.
- Suçun bilişim sistemleri kullanılarak işlenmesi hâlinde üç yıldan beş yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezası uygulanır.
- Suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.
- Suçtan dolayı tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmedilmesi gerekir.
Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama: hangi sonuçları doğurur?
- Kumar oynanması için yer veya imkân sağlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki yüz günden aşağı olmamak üzere adlî para cezası ile cezalandırılır.
- Oynayanların çocuk olması hâlinde verilecek ceza bir katı oranında artırılır.
- Suç bilişim sistemleri kullanılarak işlenmişse üç yıldan beş yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezası verilir.
- Suç bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmişse verilecek ceza yarı oranında artırılır.
- Suçtan dolayı tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
- Kazanç amacı veya talihe bağlılık unsuru bulunmayan dostça oyun için yer sağlanması, bu maddedeki suçu oluşturmaz.
- Bu maddedeki suç, aleniyet şartına bağlı değildir.
Temel suç ile çocuklara imkân sağlama arasındaki fark nedir?
Temel hâlde suç, kumar oynayanların erişkin olması durumunda işler.
İkinci fıkrada, oynayanların çocuk olması nitelikli hâl olarak düzenlenmiştir.
Çocuklar için verilecek ceza, temel hükümdeki cezanın bir katı oranında artırılır.
Temel suç ile bilişim sistemleri ile işlenen suç arasındaki fark nedir?
Temel hâlde yer veya imkân fiziksel ortamda sağlanır.
Üçüncü fıkra, bilişim sistemlerinin kullanıldığı hâli ayrıca düzenler.
Bu hâlde üç yıldan beş yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezası verilir; bu ceza temel hükümden ağırdır.
Kumar ile dostça eğlence amaçlı oyun arasındaki fark nedir?
Kazanç amacıyla oynanan ve kâr-zararı talihe bağlı oyun kumardır.
Sadece eğlence veya fikri ve bedeni ustalığı geliştirmek için oynanan oyun bu tanıma girmez.
Dostlar arasında kazanç kastı olmadan oyun oynanmasına imkân sağlanması bu suçu oluşturmaz.
Kumar oynanması için yer ve imkan sağlama: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Dostlar arası eğlence amaçlı oyunu, kazanç kastı aranmadan kumar saymak; kanunun son fıkrasındaki kazanç kastı ölçütünü gözden kaçırmak.
- Çocuklar için artırımı, cezanın bir katı yerine iki katı ya da cezaya ilave bir artış olarak hesaplamak; kanun metni 'bir katı oranında artırılır' der.
- Bilişim sistemi ve örgüt hâllerini aynı anda uygulanacak ayrı artırımlar gibi değil, metinde ayrı ayrı belirtilen nitelikli hâller olarak ele almamak.
- 2017 değişikliğinden önceki kararlardaki ceza ölçülerini güncel metne uygulamak; güncel fıkra düzeni (üçüncü ve dördüncü fıkralar) değişiklik sonrası geçerlidir.
- Tüzel kişi güvenlik tedbirini ceza olarak değerlendirmek; kanun bunu cezadan ayrı, tüzel kişilere özgü bir tedbir olarak düzenler.
- Aleniyet şartı aramak; kanun aleniyeti şart koşmamıştır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Umuma açık yerlerde rulet, tilt ve benzeri baht ve talihe bağlı ya da maharet isteyen otomatik oyun makinelerinin işletilmesinin, kazanç kastı olmasa bile 5237 sayılı Kanun m.228 kapsamı dışında kalan ayrı bir suç olarak değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2020/416 E., 2021/605 K., 02.12.2021; Ceza Genel Kurulu, 2021/69 E., 2021/606 K., 02.12.2021; Ceza Genel Kurulu, 2021/28 E., 2022/15 K., 13.01.2022)
- Kumar oynanması için yer sağlama suçu bakımından 2017 değişikliğinden önce verilen kararlarda temel ceza ve bu ceza üzerindeki artırımlar değişiklik öncesi metne göre belirlenmiştir; bu kararlar yeni fıkra düzenini (bilişim, örgüt) yorumlamaz. (Ceza Genel Kurulu, 2010/181 E., 2010/234 K., 23.11.2010; Ceza Genel Kurulu, 2018/302 E., 2021/649 K., 16.12.2021)
- Kumar suçuna ilişkin dosyalarda, temyiz edilmeyen ve kesinleşen mahkûmiyetlerin bulunduğu durumlarda, kanun yolu ve hükmün infazına ilişkin usul hükümleri (CMK m.12 ve devamı nitelikli suçlar listesi) bakımından ayrıca değerlendirme yapılmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2021/235 E., 2022/110 K., 22.02.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Kumar oynanması için yer veya imkân sağlandığını iddia eden savcılık, bu imkânın sağlandığını ve oyunun kumar niteliği taşıdığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Kazanç amacının varlığı, yer sağlayanın ya da oyuncuların ifadeleri, tutanaklar ve oyun düzeneğine ilişkin belgelerle ispatlanır; kazanç kastının bulunmadığını savunan sanık bu savunmasını dayanak göstermelidir.
- Oyunun talihe bağlı olduğu, bilirkişi raporu veya oyunun teknik özelliklerinin belirlenmesiyle ortaya konur.
- Oynayanların çocuk olduğu iddiası, nüfus kayıtları veya kimlik belgeleriyle ispatlanır; bu ağırlaştırıcı hâlin varlığı iddia eden tarafa aittir.
- Bilişim sistemi kullanıldığı iddiası, elektronik kayıtlar, internet sitesi içerikleri ve dijital delillerle ispatlanır.
- Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlendiği iddiası, örgütsel yapının varlığını ve fiilin bu yapı içinde işlendiğini gösteren delillerle ortaya konur.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.228: Kendi kendini atıf değil; kumar tanımı son fıkrada verildiğinden ve maddenin bütününü oluşturduğundan bu alan yalnız kapsam bakımından not edilmiştir.
- 6098 sayılı Kanun m.604: Kumar ve bahisten doğan borçların eksik borç olduğunu ve dava ile takip yoluyla ileri sürülemeyeceğini düzenler; ceza hükmüyle ilgisi kumar tanımının aynı kavrama dayanmasıdır.
- 6098 sayılı Kanun m.606: Piyango ve diğer şans oyunlarından doğan borçların da eksik borç niteliğinde olduğunu düzenler; bu maddedeki suçun kapsamına girmeyen şans oyunlarının hukuki yönünü gösterir.
TCK m.229 — Dilencilik
Bu madde, çocukları ya da beden veya ruh bakımından kendini idare edemeyecek durumda bulunan kişileri dilencilikte araç olarak kullanma suçunu, bu suçun cezasını ve cezanın artırıldığı iki hali düzenler: failin mağdurla belirli derecede hısımlık ya da eş ilişkisi bulunması ve suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi. Madde, suçu bir kişi üzerinde değil, dilenciliği yaptırarak başkalarının acıma duygusunu istismar eden her fail bakımından uygulanır. Madde, dilenciliğin kendisini (kabahat olarak düzenlenmiştir, KK m.33) düzenlemez. Kişiyi dilenmeye zorlamanın ya da cebirle hürriyetten yoksun bırakmanın ayrıca oluşan suçları (m.109) ve dilenme yoluyla elde edilen yararın malvarlığı suçu boyutu (dolandırıcılık, m.157-158) bu maddenin kapsamı dışındadır. Yardım veya bildirim yükümlülüğünün ihlali (m.98) ve çocuğun kaçırılması ile alıkonulması (m.234) da bu maddede düzenlenmez.
Dilencilik: hangi kavramlar bilinmeli?
- Dilencilikte araç olarak kullanma
- Çocuğu ya da kendini idare edemeyen kişiyi, başkalarının merhamet ve acıma duygusundan yararlanarak para ya da başka menfaat toplamak amacıyla dilendirmek ya da dilenmesini sağlamak anlamına gelir. Mağdurun kendi isteğiyle dilenmesi bu suçu oluşturmaz, çünkü fail onu araç olarak kullanmamıştır.
- Çocuk
- Maddenin ilk mağdur grubunu oluşturan, yaşı nedeniyle korunan kişidir. Madde metninde yaş sınırı belirtilmemiştir.
- Beden veya ruh bakımından kendini idare edemeyecek durumda bulunan kimse
- Fiziksel ya da zihinsel bir durum nedeniyle kendi ihtiyaçlarını karşılayamayan kişidir. Kendini idare edemeyecek durumun ortaya çıkmasının nedeni (engel, hastalık vb.) madde metninde sınırlandırılmamıştır.
- Kan veya kayın hısımları
- Üçüncü derece dahil kan hısımları ile kayın hısımlarıdır. Bu hısımlık, ikinci fıkranın cezayı yarı oranında artıran hali için aranır.
- Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenme
- Suçun bir suç örgütünün faaliyeti kapsamında gerçekleştirilmesidir. Üçüncü fıkrada cezayı bir kat artıran nitelik olarak düzenlenmiştir.
Dilencilik: hangi şartlar aranır?
- Failin, çocuk ya da beden veya ruh bakımından kendini idare edemeyecek durumda bulunan bir kişiyi dilencilikte araç olarak kullanması gerekir.
- Fiilin, dilenciliğin başkalarının acıma duygusundan yararlanılarak sürdürülmesi amacıyla işlenmesi gerekir.
- Mağdurun kendini idare edemeyecek durumda olması, failin bunu bilmesi ve bu durumdan yararlanması gerekir.
- İkinci fıkradaki artırım için failin mağdurla üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımlığı ya da eş ilişkisinin bulunması gerekir.
- Üçüncü fıkradaki artırım için suçun bir örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olması gerekir.
- Cezanın bir yıldan üç yıla kadar hapis olarak belirlenmesi, fiilin temel halinin tamamlanmasına bağlıdır.
Dilencilik: hangi sonuçları doğurur?
- Suç temel halde işlendiğinde failin bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılması gerekir.
- Suç üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımları ya da eş tarafından işlendiğinde verilecek ceza yarı oranında artırılır.
- Suç bir örgüt faaliyeti çerçevesinde işlendiğinde verilecek ceza bir kat artırılır.
- Hısımlık veya eş ilişkisi ile örgüt faaliyeti birlikte bulunursa her iki artırımın birlikte uygulanıp uygulanmayacağı madde metninde açıkça belirtilmemiştir.
- Dilenciliğin kişinin kendi isteğiyle yapılması ve fail tarafından araç olarak kullanılmaması halinde bu suç oluşmaz.
Çocuk mağdur ile beden veya ruh bakımından kendini idare edemeyen mağdur arasındaki fark nedir?
Çocuk, yaşı nedeniyle korunur ve kendini idare edememesi aranmadan mağdur olabilir.
Yetişkin mağdurda kendini idare edemeyecek durumun beden veya ruh bakımından bulunması aranır.
Çocuk bakımından ayrıca bir sağlık durumu araştırılmaz; yetişkin bakımından durumun varlığı ispat edilmelidir.
Temel hal ile ikinci fıkradaki hısımlık veya eş hali arasındaki fark nedir?
Temel halde fail ile mağdur arasında özel bir ilişki aranmaz.
İkinci fıkrada fail, mağdurun üçüncü derece dahil kan veya kayın hısmı ya da eşidir.
Hısımlık ya da eş ilişkisi varsa ceza yarı oranında artırılır.
İkinci fıkra ile üçüncü fıkra arasındaki fark nedir?
İkinci fıkra, failin mağdurla aile ilişkisine dayanır.
Üçüncü fıkra, suçun örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesine dayanır.
İkinci fıkrada ceza yarı oranında, üçüncü fıkrada bir kat artırılır; iki hal birlikte bulunursa her biri ayrı ayrı uygulanabilir gibi görünse de madde bu konuda açık bir ölçü getirmemiştir.
Dilencilik: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Dilencilik faaliyetini kişinin kendi isteğiyle yapması ile araç olarak kullanılması arasındaki farkı gözden kaçırmak; mağdur kendi isteğiyle dilenirse bu suç oluşmaz.
- Temel halde kendini idare edemeyecek durumun varlığını sağlık raporuyla ispat etmeden çocuk gibi değerlendirmek; çocuk dışındaki mağdur için bu durum aranmalıdır.
- İkinci fıkradaki artırımı, hısımlığın varlığını nüfus kaydıyla ispat etmeden uygulamak.
- Örgüt faaliyeti ile ikinci fıkradaki artırımı aynı olay için birbirinden ayırmadan uygulamak; her artırımın koşulları ayrı değerlendirilmelidir.
- Cezanın bir kat artırılmasını, üst sınırı aşacak şekilde hesaplamak; artırım, madde metnindeki temel cezanın üzerine uygulanır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler, dilencilikte araç kullanılan mağdurun kendini idare edemeyecek durumda olup olmadığını dosya kapsamındaki sağlık raporları ve tanık beyanları ile değerlendirmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2021/7867 E., 2023/3155 K., 10.05.2023)
- Dilencilik suçunda ikinci fıkradaki hısımlık hali iddianamede ve hükümde ayrıca belirtilerek uygulanmaktadır. (8. Ceza Dairesi, 2024/16912 E., 2026/597 K., 14.01.2026; 8. Ceza Dairesi, 2024/16993 E., 2024/4430 K., 22.05.2024)
- Mahkemelerin, temel hal ile ikinci fıkra birlikte uygulanarak hüküm kurduğu görülmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2022/4561 E., 2023/962 K., 01.03.2023)
- Dilencilik faaliyetinin bir kişinin hürriyetinden yoksun bırakılarak yapıldığı olaylarda, 109 uncu maddedeki suç da ayrıca uygulanmaktadır. (8. Ceza Dairesi, 2022/6037 E., 2024/8344 K., 05.11.2024)
- Bazı kararlarda, dilencilik suçunun ilk kez hangi fıkra uyarınca değerlendirileceği konusunda hüküm bozulmaya yol açmıştır. (Ceza Genel Kurulu, 2017/262 E., 2022/516 K., 04.07.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Suçun varlığını ileri süren savcılık ya da müşteki tarafın, failin mağduru dilencilikte araç olarak kullandığını ispatlaması gerekir; ispat yükü iddia sahibindedir.
- Mağdurun kendini idare edemeyecek durumda olduğu, sağlık raporu, hastane kayıtları ya da tanık beyanı ile ispatlanabilir.
- Hısımlık ya da eş ilişkisi, nüfus kayıtları ve aile kütüğü ile ispatlanır; bu ilişki ikinci fıkranın uygulanması için iddia edilmelidir.
- Örgüt faaliyeti, örgütün varlığı ve suçun bu faaliyet kapsamında işlendiği somut delillerle ispatlanmalıdır.
- Failin, mağdurun durumunu bilip bilmediği ve dilenciliğin fail tarafından araç olarak kullanıldığı, tanık beyanı ve mağdurun dilendirildiği yerde yapılan tespitlerle belirlenir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.109: Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu, dilencilik için mağduru alıkoyma ya da cebir kullanma halinde bu maddedeki suçla birlikte ayrıca uygulanabilir.
- 5237 sayılı Kanun m.98: Kendini idare edemeyecek durumda olan kişiye yardım edilmemesi ya da durumun bildirilmemesi halini düzenler; bu maddedeki suçtan ayrıdır.
- 5237 sayılı Kanun m.234: Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçunu düzenler; dilencilik amacıyla çocuğu alıkoyan fail hakkında ayrıca değerlendirilebilir.
TCK m.230 — Birden çok evlilik, hileli evlenme, dinsel tören
5237 sayılı Kanun'un 230. maddesi, evlilik birliğine ve tek eşliliğe aykırı olarak yapılan evlenme işlemlerini suç olarak düzenler; evli kişinin ikinci evlenme işlemi yaptırmasını, evli olduğunu bilerek evlilik işlemi yaptıranı ve gerçek kimliğini saklayarak evlenme işlemi yaptıranı kapsar. Fıkra 4 zamanaşımının başlangıcını belirler. Suç, evlenme işlemi yapılması veya yaptırılması bakımından kişiler arasında uygulanır. Düzenlemediği konular: dinsel törenin yaptırılması ve resmi nikâhsız dinsel tören (m.230 fıkra 5 ve 6 iptal edilmiştir, bu konu artık bu maddede yer almaz); soybağının değiştirilmesi (m.231); kötü muamele (m.232); aile hukukundan doğan yükümlülüğün ihlali (m.233); çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (m.234).
Birden çok evlilik, hileli evlenme, dinsel tören: hangi kavramlar bilinmeli?
- Evlilik işlemi yaptırmak
- Failin, kanuna ve usulüne uygun bir evlenme işleminin gerçekleşmesini sağlamasıdır. Yalnızca birlikte yaşama ya da dinsel tören yapılması bu kapsamda değildir; evlenme işleminin resmen yapılmış olması gerekir.
- Birden çok evlilik
- Evli bir kişinin, mevcut evliliği sona ermeden başka biriyle yeniden evlenme işlemi yapmasıdır. Birinci evliliğin Türkiye'de ya da yurt dışında yapılmış olması sonucu değiştirmez.
- Gerçek kimliği saklama
- Failin evlenme işlemi sırasında kendi kimliğini gizleyerek başka bir kimse gibi görünmesidir. Bu fıkrada suç, kimlik saklanarak yapılan evlenme işlemiyle oluşur.
- Evliliğin iptali kararının kesinleşmesi
- Zamanaşımının başlangıç anını belirleyen olaydır. Kararın kesinleşmesi, iptal davasının sonuçlanıp artık kanun yoluna başvurulamaz hale gelmesi anlamına gelir.
Birden çok evlilik, hileli evlenme, dinsel tören: hangi şartlar aranır?
- Failin kasten hareket etmesi gerekir; taksirle gerçekleşen evlenme suç oluşturmaz.
- Fıkra 1 bakımından failin evli olması ve birinci evliliğin ölüm, boşanma veya iptal ile sona ermemiş olması gerekir; iptal davası açılmış olsa bile iptal kararı kesinleşmedikçe ikinci evlilik suç oluşturur.
- Fıkra 1 bakımından failin kanuna ve usulüne uygun bir ikinci evlenme işlemi yaptırmış olması gerekir.
- Fıkra 2 bakımından failin evli olması aranmaz, ancak evlendiği kişinin evli olduğunu bilmesi gerekir; bu bilgi taksirle bulunmuş olamaz.
- Fıkra 3 bakımından failin gerçek kimliğini saklayarak kendisini başka biri gibi göstermiş ve bu yolla evlenme işlemini yaptırmış olması gerekir.
Birden çok evlilik, hileli evlenme, dinsel tören: hangi sonuçları doğurur?
- Evli olmasına rağmen başkasıyla evlenme işlemi yaptıran kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Kendisi evli olmadığı hâlde evli olduğunu bildiği kişiyle evlilik işlemi yaptıran kişi, birinci fıkraya göre aynı şekilde cezalandırılır.
- Gerçek kimliğini saklayarak başkasıyla evlenme işlemi yaptıran kişi üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Fıkra 1-3 suçlarından dolayı zamanaşımı, evlenmenin iptali kararının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
- İkinci evlilik, birinci evlilik iptal kararı kesinleşmeden yapılmışsa suç oluşur; iptal davası açılmış olması tek başına suçu ortadan kaldırmaz.
- Taksirle yapılan ikinci evlilik suç oluşturmaz.
Fıkra 1 ile fıkra 2 arasındaki fark nedir?
Fıkra 1, evli olan kişinin ikinci evlilik işlemi yaptırmasını düzenler; failin kendisi evlidir.
Fıkra 2, kendisi evli olmayan ama evli olduğunu bildiği kişiyle evlilik işlemi yaptıran kişiyi düzenler.
İki fıkrada da ceza aynıdır (altı ay ila iki yıl hapis). Fark, fıkra 2'de failin evli olmamasına karşın evli olduğunu bilmesidir.
Fıkra 1-2 ile fıkra 3 arasındaki fark nedir?
Fıkra 1 ve 2, evlilik birliğine aykırılığı konu alır; suç, evli olma veya evli olduğunu bilme ile oluşur.
Fıkra 3, gerçek kimliği saklayarak evlenmeyi konu alır; suç, kimlik gizlenmesiyle oluşur.
Fıkra 3'ün cezası üç ay ila bir yıl hapistir; fıkra 1-2'den daha hafiftir.
Bilerek evlenmek ile taksirle evlenmek arasındaki fark nedir?
Fıkra 2'de evli olduğunu bilen kişi suçtan sorumludur.
Evli olduğunu bilmeden evlenen kişi bakımından fıkra 2 uygulanmaz.
Taksir yeterli değildir; yalnızca bilerek yapılan evlenme cezalandırılır.
Yurt içi ile yurt dışı birinci evlilik arasındaki fark nedir?
Birinci evlilik Türkiye'de yapılmış olabilir.
Birinci evlilik yurt dışında yapılmış olabilir.
Her iki halde de suç oluşur; birinci evliliğin yeri önemli değildir.
Birden çok evlilik, hileli evlenme, dinsel tören: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Fıkra 5 ve 6'nın iptal edildiğini göz ardı edip dinsel nikâhı bu maddeden cezalandırmak; bu fıkralar artık yürürlükte değildir.
- Fıkra 2'yi evli olan failin fiili gibi okuyup, failin de evli olmasını aramak; fıkra 2'de failin evli olması gerekmez, karşı tarafın evli olduğunu bilmesi yeterlidir.
- Taksirle evlenen kişiyi fıkra 2 kapsamında cezalandırmak; bilme koşulu aranır.
- Zamanaşımını evlenme tarihinden başlatmak; fıkra 4 başlangıcı iptal kararının kesinleşmesine bağlar.
- İptal davası açıldı diye ikinci evliliği suç dışı saymak; suç ancak iptal kararı kesinleşince ortadan kalkmaz.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Dinsel nikâhın yaptırılmasına ilişkin eski fıkra 5 ve 6 uygulaması, Anayasa Mahkemesi iptali nedeniyle artık bu madde kapsamında değerlendirilmemektedir; eski tarihli kararlardaki bu fıkraya yapılan atıfların güncel uygulamada dikkate alınmaması gerekir. (Ceza Genel Kurulu, 2009/236 E., 2010/12 K., 02.02.2010; Ceza Genel Kurulu, 2009/169 E., 2009/223 K., 06.10.2009; Ceza Genel Kurulu, 2011/25 E., 2011/91 K., 10.05.2011)
- Dinsel tören yaptırma suçuna ilişkin Ceza Genel Kurulu kararları, eski fıkra 5 ve 6 kapsamındaki eylemler için verilmiş olup, bugün 230. maddeden değil, bu fıkraların iptalinden önceki düzenlemeden kaynaklanan sonuçlarla sınırlı kalır. (Ceza Genel Kurulu, 2015/585 E., 2019/720 K., 24.12.2019)
Nasıl ispat edilir?
- Evlenme işleminin yapıldığını ve kişinin evli olduğunu ileri süren taraf, nüfus kayıtları ve evlenme cüzdanı gibi resmi belgelerle ispat yükü altındadır.
- Birinci evliliğin ölüm, boşanma veya iptal ile sona erdiğini savunan fail, bu hususu resmi kayıtlarla ispatlamalıdır; aksi hâlde evlilik devam ediyor sayılır.
- Fıkra 2'de failin evli olduğunu bildiği iddiası, tanık ve karine ile ispatlanabilir; failin bilgisi konusunda somut delil aranmalıdır.
- Gerçek kimliğin saklanması iddiası, evlenme dosyasındaki kimlik belgeleri ile karşılaştırılarak ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.231: Çocuğun soybağını değiştirme suçunu düzenler; bu madde ile aynı bölümde yer alır ve evlilik dışı ya da çok evlilik sonucunda doğan çocuğun soybağıyla ilgilidir, ancak 230. maddenin konusu değildir.
- 5237 sayılı Kanun m.62: Fıkra 1 ve 2'ye ilişkin olarak uygulanan cezayı ilgilendiren genel hükümdür; belirli ceza indirimi uygulamalarında devreye girer.
TCK m.231 — Çocuğun soybağını değiştirme
Madde, bir çocuğun soybağını kasten değiştirmeyi veya gizlemeyi suç haline getirmekte (birinci fıkra) ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak sağlık kurumundaki çocukların karışmasına neden olunmasını taksirle işlenen suç olarak düzenlemektedir (ikinci fıkra). Kime uygulandığı bakımından madde, soybağı değiştirilen veya gizlenen çocuğa ve fiili işleyen herkese, ikinci fıkrada ise sağlık kurumunda görevli özen yükümlülüğü altındaki kişilere ilişkindir. Madde, nüfus kaydına ilişkin bildirim yükümlülüğünün ihlalini, nüfus cüzdanında yapılan sahteciliği ve çocuk kavramının tanımını düzenlemez; bunlar için nüfus kanunu (5490 sayılı Kanun) ve sahtecilik hükümleri (m.204 ve m.206) ile TCK m.6 incelenmelidir. Ayrıca suçun hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve ceza infazı gibi uygulama sonuçları, TCK m.50 ve m.62 kapsamında değerlendirilir.
Çocuğun soybağını değiştirme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Soybağı
- Çocuğun kan bağına dayanan hukuki aile ilişkisidir. Kan bağına dayanan soybağının evlilik içi veya evlilik dışı doğmuş olması suçun oluşumunu etkilemez.
- Soybağının değiştirilmesi
- Çocuğun gerçek soybağı hakkında başkalarını yanıltarak, çocuğu hukuken başka bir ilişkiye bağlamaktır. Gerçek soybağı fiilen değişmez, yanıltılan kişilerin bilgisi değişir.
- Soybağının gizlenmesi
- Çocuğun gerçek soybağının resmi olarak ortaya çıkmasını engelleyecek biçimde saklanmasıdır. Doğumun nüfusa bildirilmemesi, gizleme fiilini tamamlayabilir.
- Özen yükümlülüğü
- Sağlık kurumunda çocukların tanımlanması ve teslimi sırasında görevlinin dikkat ve özen göstermesi gereken yükümlülüktür. İkinci fıkradaki taksirli suçun temelini oluşturur.
- Çocuk
- Madde metninde tanımlanmamıştır; TCK m.6 ile ilişkilendirilmekte birlikte, soybağı değiştirilebilecek yaşta olan çocuk anlaşılır.
Çocuğun soybağını değiştirme: hangi şartlar aranır?
- Failin, bir çocuğun soybağını değiştirmek veya gizlemek fiilini gerçekleştirmesi gerekir (birinci fıkra).
- Fiilin kasten işlenmesi, yani failin çocuğun soybağını değiştirdiğini veya gizlediğini bilmesi ve istemesi gerekir.
- Soybağının değiştirilmesi veya gizlenmesi, yetkili mercilere karşı yanlış bilgi verme gibi aldatıcı davranışlarla gerçekleşebilir; ancak aldatıcı hareketin belli bir ağırlık derecesine ulaşması ve soybağının resmi tespitini tehlikeye düşürmesi gerekir.
- Mağdur çocuğun annesinden doğmuş olması ve sağ doğmuş olması gerekir; henüz doğmamış veya ölü doğmuş çocuk bakımından suç oluşmaz.
- İkinci fıkra bakımından, özen yükümlülüğüne aykırı davranılması gerekir.
- İkinci fıkra bakımından, karışıklığa neden olan kişinin sağlık kurumunda görevli olması ve fiilini bu kurumda görevi sırasında işlemiş olması gerekir.
- İkinci fıkra bakımından, bir çocuğun başka bir çocukla karışmasına neden olunmuş olması gerekir.
Çocuğun soybağını değiştirme: hangi sonuçları doğurur?
- Birinci fıkradaki kasten soybağını değiştiren veya gizleyen kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- İkinci fıkradaki özen yükümlülüğüne aykırı davranarak çocukların karışmasına neden olan kişi bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Kast unsuru gerçekleşmemiş ancak taksir bulunmuşsa yalnızca ikinci fıkra uygulanır; kastın bulunmadığı hallerde birinci fıkra uygulanmaz.
- Failin saik veya amacının iyi olması suçun kast unsurunu ortadan kaldırmaz.
Kasten suç / taksirli suç (birinci fıkra / ikinci fıkra): fark nedir?
Birinci fıkrada fail soybağını bilerek ve isteyerek değiştirir veya gizler; kast aranır.
İkinci fıkrada fail çocukların karışmasını öngörmeden, özen yükümlülüğüne aykırı davranarak neden olur; taksir aranır.
Birinci fıkra bir yıldan üç yıla kadar hapis, ikinci fıkra bir yıla kadar hapis cezası öngörür.
Soybağının değiştirilmesi ile soybağının gizlenmesi arasındaki fark nedir?
Değiştirmede çocuk hukuken başka bir aileye bağlanır veya bağlanmış gibi gösterilir.
Gizlemede çocuğun gerçek soybağının resmi olarak ortaya çıkması engellenir.
Her iki hal de aynı fıkrada aynı cezayla yaptırıma bağlanmıştır; ayrı ceza öngörülmemiştir.
Nüfus bildirim yükümlülüğünün ihlali ile soybağı suçu arasındaki fark nedir?
Doğumun süresinde bildirilmemesi yalnızca nüfus kanunu kapsamında idari yaptırım doğurur.
Bildirimin soybağının gerçek durumunun ortaya çıkmasını önlemek amacıyla yapılmaması halinde 231. madde düşünülebilir.
Ancak amaç unsuru gerçekleşmezse yalnızca idari para cezası uygulanır.
Nüfus cüzdanında sahtecilik ile soybağı suçu arasındaki fark nedir?
Çocuk nüfus siciline kaydedildikten sonra soybağını gizlemek amacıyla belgede değişiklik yapılması.
Soybağının değiştirilmesi veya gizlenmesi için yapılan ve madde kapsamına giren hileli davranışlar.
Nüfus kaydı sonrası belgede sahtecilik oluşur; soybağı suçu oluşmaz.
Sağlık kurumu görevlisi ile diğer kişiler (ikinci fıkra) arasındaki fark nedir?
Sağlık kurumunda görevli ve görevi sırasında özen yükümlülüğüne aykırı davranan kişi.
Sağlık kurumunda görevli olmayan veya fiilini görevi dışında işleyen kişi.
Yalnızca ilk grup ikinci fıkra kapsamında cezalandırılır.
Çocuğun soybağını değiştirme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Birinci fıkradaki suçu yalnızca yetkili mercilere karşı yanlış bilgi verme hali ile sınırlamak; madde metni bu sınırlamayı yapmaz, ancak aldatıcı hareketin ağırlığı aranır.
- Nüfus cüzdanında yapılan değişikliği soybağı suçu saymak; nüfus kaydından sonra bu suç işlenemez, resmi belgede sahtecilik oluşur.
- Doğumun bildirilmemesini tek başına soybağı suçu saymak; yalnızca bildirimin soybağının ortaya çıkmasını engelleme amacıyla yapılmaması halinde 231. madde değerlendirilir.
- İkinci fıkrayı sağlık kurumu dışındaki kişilere uygulamak; yalnızca sağlık kurumunda görevli ve görevi sırasında işleyen kişi için uygulanır.
- Failin iyi niyetini ya da saikini kastı ortadan kaldıran bir unsur saymak; saik kast unsurunu etkilemez.
- Çocuk tanımını TCK m.6'daki 18 yaş sınırıyla doğrudan özdeşleştirmek; soybağı değiştirilebilecek yaştaki çocuk anlaşılır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, soybağının değiştirilmesi suçunda failin sanığın fiilini bilerek nüfusa kayıt ettirmesi halinde kast unsurunun gerçekleştiğini kabul etmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2021/3846 E., 2024/4906 K., 03.04.2024; 11. Ceza Dairesi, 2021/6397 E., 2024/2189 K., 26.02.2024)
- Yargıtay, soybağının değiştirilmesi ile birlikte nüfus kaydı yapılmasının özel norm olarak sahtecilik hükümlerinin önüne geçebileceğini kabul etmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2020/4445 E., 2023/8569 K., 22.11.2023)
- Yargıtay, 231. maddenin uygulanabilmesi için soybağının değiştirilmesinin hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve cezanın infazı bakımından ayrı değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2012/168 E., 2012/1776 K., 18.09.2012; Ceza Genel Kurulu, 2011/376 E., 2012/90 K., 13.03.2012)
- Yargıtay, suçun fiilen gerçekleştiği hallerde cezanın azaltılmasına ilişkin takdiri indirimin uygulanabileceğini kabul etmektedir. (7. Ceza Dairesi, 2023/11940 E., 2023/7641 K., 04.10.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Asıl talebi ileri süren savcılık veya mağdur, failin kasten soybağını değiştirdiğini veya gizlediğini ispatlamakla yükümlüdür. Bu ispat için nüfus kaydı, doğum raporu, tanık beyanları ve bilirkişi raporu kullanılır.
- Failin kastını ispatlamakla yükümlü taraf iddia makamıdır; fail, soybağı hakkında bilgisi olmadığını savunursa bu savunmasını ispat etmek zorunda değildir ancak olayın gerçek durumunu gösteren delillerle değerlendirilir.
- İkinci fıkrada özen yükümlülüğüne aykırılık ve karışıklığa neden olunması iddia makamınca ispatlanır; sağlık kurumu kayıtları ve hastane tutanakları bu konuda temel delildir.
- Failin çocuğun soybağı hakkında hataya düşmesi savunması halinde, hatanın taksirle mi yoksa kastın bulunmadığı biçimde mi gerçekleştiği bilirkişi ve belgelerle ortaya konur.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.30: Taksirli suçun sorumluluğu ve hataya düşmekte taksir bakımından ilgilidir; hatalı işlemler bakımından ikinci fıkranın uygulanması bu hükümle birlikte değerlendirilir.
- 5237 sayılı Kanun m.62: Suçun işlenmesinde takdiri indirim ve ceza miktarının belirlenmesi bakımından uygulanır.
- 5237 sayılı Kanun m.204: Nüfus cüzdanında sahtecilik suçu ile soybağı suçu arasında ayrım yapılırken ilgilidir; nüfus kaydı sonrası belgede değişiklik yapılması bu maddeye girer.
- 5237 sayılı Kanun m.206: Resmi belgede sahtecilik hükmü olarak nüfus kaydındaki değişiklikler bakımından uygulanabilir; 231. madde ile birlikte değerlendirilir.
- 5490 sayılı Kanun: Doğumun nüfus müdürlüğüne bildirilmesi yükümlülüğü ve bu yükümlülüğün ihlali için idari para cezası öngörür; 231. maddenin ayrımında kullanılır.
TCK m.232 — Kötü muamele
Madde, aynı konutta birlikte yaşayan kişilerden birine karşı kötü muamelede bulunulmasını (1. fıkra) ve idaresi altındaki veya terbiye, bakım, öğretim yükümlülüğü bulunan kişi üzerinde terbiye hakkından doğan disiplin yetkisinin kötüye kullanılmasını (2. fıkra) cezalandırır. Kişiye bağlı olarak aile içi ve terbiye ilişkisi bulunan failler bakımından uygulanır. Madde, bedensel ve ruhsal sağlığı ciddi biçimde etkileyen ve kasten yaralama ya da eziyet niteliğine ulaşan fiilleri düzenlemez (m.86, m.96). Hakaretin cezalandırılması (m.125) ve işkence suçu (m.94, m.95) bu maddenin kapsamında değildir.
Kötü muamele: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kötü muamele
- Aynı konutta birlikte yaşanan kişiye karşı, merhamet ve şefkatle bağdaşmayan, sürekli ya da tekrarlı biçimde yapılan davranışlardır. Yarı aç veya susuz bırakma, uyku uyutmama ve zor koşullarda çalıştırma bu kapsamda örnek olarak gösterilir. Fiilin kişide basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçünün ötesinde etki doğurması hâlinde kötü muamele değil kasten yaralama söz konusu olur.
- Disiplin yetkisi
- Failin, idaresi altındaki kişi üzerinde büyütme, okutma, bakma, muhafaza etme veya meslek ya da sanat öğretme yükümlülüğünden doğan terbiye yetkisidir. Eğitim hakkının doğal sonucu olup yalnızca disiplini sağlayacak tedbirlerle sınırlıdır. Bedensel ve ruhsal sağlığı bozan ya da tehlikeye sokan kullanım bu yetkinin dışındadır.
- Tamamlayıcı nitelik
- Madde 232, başka bir suç oluşturmayan kötü muamele hâlleri için uygulanır. Fiil eziyet, kasten yaralama veya başka bir suç olarak cezalandırılabilecekse bu madde devreye girmez.
- Aynı konutta birlikte yaşama
- Faille mağdurun fiilen aynı konutu paylaşmasıdır. Birlikte yaşama ilişkisi, kötü muamelenin aile içi bağlamda işlenmesini belirleyen ölçüttür.
Kötü muamele: hangi şartlar aranır?
- Failin mağdurla aynı konutta birlikte yaşaması ya da failin mağdur üzerinde idaresi altında bulunması veya büyütme, okutma, bakma, muhafaza etme ya da meslek ya da sanat öğretme yükümlülüğü bulunması gerekir.
- Fiilin merhamet ve şefkatle bağdaşmayan bir kötü muamele niteliği taşıması gerekir; hareket sistematik ya da tekrarlı olabilir.
- Birinci fıkra bakımından fiilin, eziyet, kasten yaralama ya da başka bir suç oluşturmaması gerekir; aksi hâlde yalnız o suç için sorumluluk doğar.
- İkinci fıkra bakımından fail, sahip olduğu terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini kötüye kullanmış olmalıdır.
- Fiil, kişide basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçünün ötesinde bir etki doğurmamalıdır; aksi hâlde kasten yaralama hükümleri uygulanır.
- Mağdurun bedensel ve ruhsal sağlığı bozulmamalı, bir tehlikeye maruz kalmamalıdır.
Kötü muamele: hangi sonuçları doğurur?
- Aynı konutta birlikte yaşanan kişiye karşı kötü muamelede bulunan kişi, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Terbiye ilişkisi kapsamında disiplin yetkisini kötüye kullanan kişiye bir yıla kadar hapis cezası verilir.
- Fiil eziyet ya da kasten yaralama niteliğindeyse madde 232 uygulanmaz ve o suçun hükmü uygulanır.
- Fiilin basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçünün ötesinde etki doğurması hâlinde kasten yaralama hükmü uygulanır.
- Fiil hakaret niteliğinde ise kötü muamele değil hakaret suçu uygulanır.
- Fail ile mağdur arasında birlikte yaşama ya da terbiye ilişkisi bulunmazsa madde 232 uygulanmaz.
Kötü muamele (1. fıkra) ile disiplin yetkisinin kötüye kullanılması (2. fıkra) arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra, aynı konutta birlikte yaşanan herhangi bir kişiye karşı işlenen kötü muameleyi kapsar. Fail ile mağdur arasında terbiye ilişkisi aranmaz.
İkinci fıkra, failin idaresi altındaki veya terbiye, bakım, öğretim yükümlülüğü bulunan kişiye karşı terbiye hakkına dayanarak işlediği fiili kapsar.
Birinci fıkrada iki aydan bir yıla kadar hapis, ikinci fıkrada bir yıla kadar hapis cezası öngörülür. İkinci fıkrada alt sınır yoktur.
Madde 232 ile kasten yaralama (m.86) ve eziyet (m.96) arasındaki fark nedir?
Madde 232, kötü muamelenin sağlığı bozmayan, basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde kalan hâllerini düzenler.
Kasten yaralama, vücut bütünlüğünü ya da sağlığı ciddi biçimde etkileyen fiilleri; eziyet ise insan onuruyla bağdaşmayan, sistematik ve süreç içinde işlenen acı verici davranışları kapsar.
Fiil eziyet ya da kasten yaralama olarak nitelendiğinde madde 232 uygulanmaz; tamamlayıcı nitelik gereği yalnız o suç için ceza verilir.
Eziyet (m.96) ile kötü muamele (m.232/1) için ayırt edici ölçüt arasındaki fark nedir?
Eziyet, sistematik ve belli bir süreç içinde işlenen, bedensel veya ruhsal acı veren ve insan onuruyla bağdaşmayan davranışlardır.
Kötü muamele, merhamet ve şefkatle bağdaşmayan ancak eziyet düzeyine ulaşmayan davranışlardır.
Eziyet kapsamına giren fiil için madde 232 uygulanmaz; eziyet hükmü uygulanır.
Disiplin yetkisinin sınırı içinde kalan fiil ile sınırı aşan fiil arasındaki fark nedir?
Terbiye amacıyla, disiplini sağlayan ve sağlığı bozmayan tedbirler yetki kapsamındadır.
Sağlığı bozan, bedensel veya ruhsal tehlikeye sokan ya da basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyen etki doğuran fiiller yetki sınırını aşar.
Sınır içinde kalan fiil için ikinci fıkra uygulanır; sınırı aşan fiil kasten yaralama olarak değerlendirilir.
Disiplin yetkisi kötüye kullanımı (2. fıkra) ile hakaret arasındaki fark nedir?
Terbiye amacıyla ve disiplin yetkisi kapsamında yapılan kötü muamele, ikinci fıkranın konusudur.
Hakaret oluşturan fiiller disiplin yetkisi kapsamına girmez.
Hakaret niteliğindeki fiil için kötü muamele değil, hakaret suçu (m.125) uygulanır.
Kötü muamele: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Sistematik ve süreç içinde işlenen fiili, kötü muamele (m.232/1) olarak değerlendirmek; bu tür fiiller eziyet (m.96) kapsamında ele alınmalıdır.
- Fiilin basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek etki doğurduğu hâlde madde 232 uygulamak; bu durumda kasten yaralama hükümleri uygulanmalıdır.
- Tamamlayıcı nitelikte olan madde 232'yi, eziyet ya da kasten yaralama ile birlikte uygulamak; fiil zaten başka bir suçtan cezalandırılıyorsa madde 232 ayrıca uygulanmaz.
- Disiplin yetkisini, sınırı aşan ve sağlığı bozan fiillere de geçerli saymak; disiplin yetkisi yalnızca disiplini sağlayan tedbirlerle sınırlıdır.
- Hakaret niteliğindeki fiili kötü muamele saymak; bu fiiller hakaret suçu (m.125) kapsamında değerlendirilmelidir.
- Birinci ve ikinci fıkra arasında fail-mağdur ilişkisi bakımından ayrım yapmamak; birinci fıkrada terbiye ilişkisi aranmazken ikinci fıkrada disiplin yetkisinin varlığı aranır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Aynı konutta yaşanan kişiye karşı yapılan kötü muamelede uygulamanın, fiilin eziyet ya da kasten yaralama olarak nitelendirilip nitelendirilmediğini önce belirlediği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2009/131 E., 2009/284 K., 08.12.2009)
- Fiilin sistematik ve süreç içinde işlendiği hâllerde madde 232/1 yerine eziyet hükmünün uygulanması gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2009/131 E., 2009/284 K., 08.12.2009)
- Kötü muamele suçundan verilen cezanın, birden fazla mağdura yönelik eylemler için ayrı ayrı hesaplanarak cezaların toplanması uygulamada benimsenmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2008/252 E., 2008/229 K., 02.12.2008)
- Madde 232/1 kapsamında verilen cezanın, hükümlünün hukuki durumunu değerlendirerek ertelenmesine ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ayrıca verilmesi uygulanmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2012/6 E., 2012/215 K., 05.06.2012)
- Aynı konutta birlikte yaşama ilişkisi bulunan faillerde 232/1 hükmünün uygulandığı kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2025/10845 E., 2025/11243 K., 24.12.2025)
- Kötü muamele suçunun 232/2 kapsamında değerlendirildiği ve bu fıkra gereğince cezalandırıldığı kararlar bulunmaktadır. (4. Ceza Dairesi, 2021/23371 E., 2024/4527 K., 04.04.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Asıl talebi ileri süren taraf, yani kötü muamele suçunu ileri süren savcı veya müşteki, fiilin aynı konutta birlikte yaşanan kişiye karşı işlendiğini ispatlamakla yükümlüdür; konut birlikteliği nüfus kaydı, tanık beyanı ve tutanakla gösterilebilir.
- Fiilin merhamet ve şefkatle bağdaşmayan bir kötü muamele niteliği taşıdığı, tanık beyanları, sağlık raporları ve olay tutanaklarıyla ispatlanır; tekrarlı ve süreklilik gösteren hareketlerde her olayın tarih ve içeriği gösterilmelidir.
- Fiilin eziyet veya kasten yaralama olduğu savunmasını ileri süren taraf bu nitelendirmeyi ispatlamakla yükümlüdür; sağlık raporu ve bilirkişi incelemesi bu konuda belirleyicidir.
- Failin disiplin yetkisi kapsamında hareket ettiğini savunması hâlinde, terbiye ilişkisi ve yetkinin sınırı içinde kalındığını ispat yükü failde olup bu, eğitim ya da bakım ilişkisini gösteren belgeler ve tanıklarla ortaya konur.
- Yazılı bir belge bulunmadığında olayın somut ayrıntıları, mağdurun ve tanıkların tutarlı beyanları ile sağlık kayıtları ispat açısından ağırlık taşır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.86: Fiilin vücut bütünlüğünü veya sağlığını basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek ölçüde etkilemesi hâlinde madde 232 yerine kasten yaralama hükmü uygulanır; bu madde tamamlayıcı nitelikte kalır.
- 5237 sayılı Kanun m.96: Sistematik ve süreç içinde işlenen, insan onuruyla bağdaşmayan acı verici davranışlar eziyet suçunu oluşturur; bu düzeydeki fiillerde madde 232 uygulanmaz.
- 5237 sayılı Kanun m.125: Hakaret niteliğindeki fiiller disiplin yetkisi kapsamına girmediği için kötü muamele değil hakaret suçu olarak değerlendirilir.
- 5237 sayılı Kanun m.94: Kamu görevlisi tarafından insan onuruyla bağdaşmayan davranışların işlenmesi hâlinde işkence suçu oluşur; madde 232 bu kişilere uygulanmaz.
TCK m.233 — Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali
TCK m.233, aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünün ihlalini (birinci fıkra), gebe eşi veya gebe bırakılan birlikte yaşadığı kadını çaresiz durumda terk etmeyi (ikinci fıkra), velayet hakkı kaldırılmış olsa dahi maddi ve manevi özen noksanlığıyla çocuğu ağır tehlikeye sokmayı (üçüncü fıkra) ve bu fiillerden çocuğun belirli ağır suçlara uğraması halinde cezanın artırılmasını (dördüncü fıkra) düzenler. Kişiler bakımından, ilgili aile ilişkisindeki yükümlü ile hak sahibi arasında uygulanır. Kendi haline terk suçunu (m.97), yardım veya bildirim yükümlülüğünün ihlalini (m.98) ve çocuğun kaçırılması ve alıkonulmasını (m.234) düzenlemez. Aile hukukundan doğan yükümlülüklerin kapsamı, Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre belirlenir.
Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali: hangi kavramlar bilinmeli?
- Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğü
- Türk Medeni Kanunu'ndaki aile hukuku ilişkilerinden doğan, yükümlünün hak sahibine karşı borçlu olduğu bakım, eğitim ve destek edimleridir. Kapsamı kanunun kendisinde değil, Türk Medeni Kanunu hükümlerinde aranır.
- Çaresiz durumda terk
- Hamile olduğunu bildiği eşini ya da kendisinden gebe kalmış bulunduğunu bildiği evli olmayan kadını, yardım edilmeden korunmasız bırakma hâlidir. Fail gebeliği bilmeli, kadın sürekli birlikte yaşadığı kişi olmalıdır.
- Özen noksanlığı
- Velayet hakkı kaldırılmış ana veya babanın, çocuğa karşı maddi ve manevi özen göstermemesi hâlidir. Bu noksanlık itiyadi sarhoşluk, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımı ya da onur kırıcı tavır ve hareketlerden kaynaklanmalıdır.
- Ağır şekilde tehlikeye sokma
- Çocuğun ahlak, güvenlik veya sağlığının ciddi biçimde tehlikeye girmesidir. Hafif veya soyut bir risk bu unsuru karşılamaz.
- Şikâyet
- Birinci ve ikinci fıkralarda ve dördüncü fıkrada işlenen suçun kovuşturulma koşuludur. Dördüncü fıkra gereği çocuğun belirli ağır suçlara uğraması hâlinde şikâyet aranmaz.
Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali: hangi şartlar aranır?
- Birinci fıkra bakımından, failin aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmemesi gerekir.
- Birinci fıkradaki suçun oluşması için yükümlülüğün ihlali ile kendi haline terk fiilinin birlikte bulunmaması gerekir; terk hâli varsa m.97 uygulanır.
- İkinci fıkra bakımından, failin hamile olduğunu bildiği eşini ya da kendisinden gebe kalmış olduğunu bildiği evli olmayan ve sürekli birlikte yaşadığı kadını çaresiz durumda terk etmesi gerekir.
- Üçüncü fıkra bakımından velayet hakkı kaldırılmış olmalıdır; kaldırılmamış velayet hâlinde bu fıkra değil birinci fıkra değerlendirilir.
- Üçüncü fıkra bakımından ana veya babanın itiyadi sarhoşluk, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımı ya da onur kırıcı tavır ve hareketler nedeniyle maddi ve manevi özen noksanlığı göstermesi gerekir.
- Üçüncü fıkra bakımından bu özen noksanlığının çocuğun ahlak, güvenlik veya sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokması gerekir.
- Dördüncü fıkra bakımından birinci veya üçüncü fıkradaki fiilin çocuğun kasten öldürme (m.81, m.82) ya da neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (m.87 fıkra 2 ve 4) suçunu işlemesine yol açmış olması gerekir.
- Kanunun öngördüğü şikâyetin, birinci ve ikinci fıkralarda ve dördüncü fıkrada ceza kovuşturması için bulunması gerekir; dördüncü fıkra hâlinde şikâyet aranmaz.
Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali: hangi sonuçları doğurur?
- Birinci fıkradaki yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde, şikâyet üzerine üç aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.
- İkinci fıkradaki çaresiz terk fiili işlenirse altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir; bu fıkra da şikâyete bağlıdır.
- Üçüncü fıkradaki özen noksanlığı, velayet kaldırılmış ana veya babanın çocuğu ağır tehlikeye sokması halinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasını doğurur.
- Birinci veya üçüncü fıkradaki fiiller nedeniyle çocuğun kasten öldürme (m.81, m.82) ya da neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (m.87 fıkra 2 ve 4) suçunu işlemesi halinde, şikâyet aranmaksızın faile bu madde uyarınca verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.
- Velayet kaldırılmamışsa üçüncü fıkra uygulanmaz; ancak yükümlülük ihlali varsa birinci fıkra uygulanabilir.
- Fiil m.97 kapsamında bir kendi haline terk ise m.97 uygulanır ve m.233 ile birlikte değerlendirilmesi gerekir.
- Dördüncü fıkra, fiilin çocuğun ağır suçlara uğramasına neden olması halinde ceza artırımı öngörür; bu artırım kendi başına yeni bir suç oluşturmaz.
Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra, aile hukukundan doğan genel bakım, eğitim veya destek yükümlülüğünün ihlalini kapsar ve yükümlü ile hak sahibi arasındaki her aile ilişkisinde uygulanır.
İkinci fıkra, yalnızca gebelik bilgisi ve çaresiz durumda terk unsurlarına bağlı özel bir terk suçudur ve hamile eş veya gebe bırakılan birlikte yaşanan kadınla sınırlıdır.
İkinci fıkradaki fiil için yaptırım altı aydan iki yıla kadar hapistir; birinci fıkra ise üç aydan iki yıla kadar hapis öngörür. İkinci fıkra da birinci fıkra gibi şikâyete bağlıdır.
Birinci fıkra ile m.97 (kendi haline terk) arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra, aile hukukundan doğan bakım veya destek yükümlülüğünün ihlalini konu alır; mağdur kendi haline terk edilmiş olmayabilir.
m.97, yaşı veya hastalığı nedeniyle kendini idare edemeyen ve koruma gözetim altında bulunan kişinin kendi haline terkini konu alır.
Terk fiili gerçekleşmişse m.97 uygulanır. Yargıtay kararları, aynı olayda her iki mağdura yönelik ayrı ayrı m.233 ihlalinin de oluşabileceğini kabul etmektedir.
Birinci fıkra ile üçüncü fıkra arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra, yükümlülüğü yerine getirmeyen her aile bireyini kapsar ve velayet durumuna bağlı değildir.
Üçüncü fıkra, velayeti kaldırılmış ana veya babanın özen noksanlığı nedeniyle çocuğu ağır tehlikeye sokmasını konu alır.
Velayet kaldırılmamışsa üçüncü fıkra uygulanmaz. Üçüncü fıkra bir yıldan üç yıla kadar hapis öngörür ve şikâyet ile bağlı değildir.
Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Birinci fıkradaki yükümlülük ihlalini kendi haline terk fiiliyle karıştırmak; terk unsuru varsa m.97 ile birlikte değerlendirme yapılması gerektiğini gözden kaçırmak.
- İkinci fıkrayı birinci fıkranın genel hükmüyle aynı görüp altı aydan iki yıla kadar olan özel cezayı uygulamamak veya ikinci fıkrayı evli kadınları da kapsayacak biçimde genişletmek.
- Velayeti kaldırılmamış ana veya babaya üçüncü fıkrayı uygulamak; bu hâlde birinci fıkranın değerlendirilmesi gerekir.
- Üçüncü fıkrada özen noksanlığının hafif veya soyut bir tehlikeyi yeterli sayarak ağır şekilde tehlikeye sokma unsurunu aramamak.
- Dördüncü fıkrada şikâyet aramanın, birinci ve üçüncü fıkralardaki diğer suçlar için de geçerli olduğunu sanmak; artırım yalnızca belirli ağır suçlar bakımından şikâyeti kaldırır.
- Dördüncü fıkrada artırımı birinci fıkranın üst sınırı üzerinden hesaplamak; kanun ceza yarısından iki katına kadar artırım öngörür.
- Madde 2026-08-08 değişikliğinden önceki kararlardaki eski metne dayanarak dördüncü fıkrayı hiç hesaba katmamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, çocukların kendi haline terk edildiği olaylarda terk fiilinin kendi haline terk unsurunun gerçekleşmediği durumlarda m.97 yerine m.233 birinci fıkranın uygulanabileceğini kabul etmektedir. (4. Ceza Dairesi, 2021/12954 E., 2023/21311 K., 20.09.2023)
- Yargıtay, aynı olayda birden çok mağdur bulunduğunda her mağdur için ayrı bir m.233 ihlalinin oluşabileceğini kabul etmektedir. (4. Ceza Dairesi, 2021/12954 E., 2023/21311 K., 20.09.2023)
- Birinci fıkrada şikâyetin bulunmaması halinde kovuşturmanın durdurulması gerektiği ve şikâyete tabi suçun niteliği nedeniyle düşme kararının verilebileceği kabul edilmektedir. (4. Ceza Dairesi, 2021/12954 E., 2023/21311 K., 20.09.2023)
- Mahkemelerin birinci fıkra kapsamındaki suçlarda hapis cezasını ve adli para cezasını TCK m.50 ve m.53 hükümleri uyarınca takdir ettiği görülmektedir. (4. Ceza Dairesi, 2024/3405 E., 2024/7317 K., 23.05.2024; 4. Ceza Dairesi, 2024/1104 E., 2024/2398 K., 27.02.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Birinci fıkradaki suçta, yükümlülüğü ileri süren ve şikâyette bulunan hak sahibi, failin aile hukukundan doğan yükümlülüğünü yerine getirmediğini ispatlamakla yükümlüdür; kaynağı Türk Medeni Kanunu hükümleridir.
- İkinci fıkrada, failin gebeliği bildiğini ve kadının sürekli birlikte yaşadığı kişi olduğunu ispat yükü iddia eden tarafa aittir; gebelik belgesi ve birlikte yaşama delilleri kullanılabilir.
- Üçüncü fıkrada, velayetin kaldırıldığını gösteren karar ile itiyadi sarhoşluk, uyuşturucu kullanımı veya onur kırıcı davranışların varlığı ve çocuğun ağır tehlikeye girdiği iddia edilen tarafça ispatlanmalıdır.
- Dördüncü fıkrada, çocuğun kasten öldürme veya ağırlaşmış yaralama suçunu işlediği ve bunun birinci veya üçüncü fıkradaki fiillere bağlı olduğu, kovuşturma makamınca delillerle ortaya konmalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.97: Kendi haline terk suçunu düzenler. Bir terk fiili gerçekleşmişse m.233 birinci fıkra ile m.97 ayrı değerlendirilir.
- 5237 sayılı Kanun m.81: Dördüncü fıkrada anılan kasten öldürme suçunu tanımlar; bu suçun çocuğa karşı işlenmesi halinde ceza artırımı uygulanır.
- 5237 sayılı Kanun m.82: Dördüncü fıkrada anılan nitelikli kasten öldürme hâllerini düzenler.
- 5237 sayılı Kanun m.87: Dördüncü fıkrada anılan neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu düzenler; fıkra 2 ve fıkra 4 bakımından uygulanır.
- 4721 sayılı Kanun: Türk Medeni Kanunu, aile hukukundan doğan bakım, eğitim ve destek yükümlülüklerinin kapsamını belirler; m.233 bu kapsamı kendisine atıfla belirler.
TCK m.234 — Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması
Madde, velayet yetkisi elinden alınmış ana, baba veya üçüncü derece dahil kan hısmının, on altı yaşını bitirmemiş çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin yanından cebir veya tehdit kullanmadan kaçırmasını ya da alıkoymasını (1. fıkra), bu fiilin cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesini ya da çocuğun on iki yaşını bitirmemiş olmasını nitelikli hal olarak (2. fıkra) ve kanuni temsilcinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu, rızasıyla da olsa, ailesine veya yetkili makamlara haber vermeden yanında tutmayı (3. fıkra) düzenler. Kişi bakımından 1. ve 2. fıkra özgü suç niteliğindedir; 3. fıkra ise herkesin fail olabildiği bir suçtur. Madde, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu (m.109) ve kayın hısımlarca işlenen çocuk kaçırma hallerini düzenlemez. Ayrıca çocuk teslimi ve kişisel ilişki kararlarının icrasına ilişkin İcra ve İflas Kanunu hükümleri (İİK m.341) ile konut dokunulmazlığının ihlali ve kasten yaralama gibi içtima edebilecek suçlar bu maddenin kapsamı dışındadır.
Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kaçırma
- Failin mağduru kendi nüfuz ve etki alanına nakletmesidir. Suç, mağdur failin hâkimiyet alanına taşındığında tamamlanmış sayılır; mağdurun sonradan kurtulması ya da yakalanması suçun tamamlanmasını etkilemez.
- Alıkoyma
- Mağdurun failin emniyet ve tasarruf alanına kendi iradesiyle girmesinin ardından orada tutulmasıdır. Kaçırmadan farkı, mağdurun failin alanına isteğiyle girmiş olmasıdır.
- Kanuni temsilci
- Çocuğun velisi, vasisi veya bakım ve gözetimi altında bulunduğu kimsedir. 3. fıkradaki haber verme yükümlülüğü ve bilgi ya da rıza ölçütü bu kişiler üzerinden belirlenir.
- Haber verme yükümlülüğü
- Evini terk eden çocuğu yanında tutan kişinin, ailesine veya yetkili makamlara durumu bildirmesidir. Bildirim makul bir süre içinde yapılmalıdır; yükümlülük ihmali suç sayılır.
- Cebir ve tehdit
- Kaçırma veya alıkoymayı gerçekleştirmek için kullanılan fiziksel güç veya gelecekte haksız bir fenalık bildirilmesidir. Suç işlendikten sonra veya temadi sırasında kullanılan cebir bu nitelikli halin parçası sayılmaz.
Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması: hangi şartlar aranır?
- Birinci fıkra kapsamında failin, velayet yetkisi elinden alınmış ana, baba veya üçüncü derece dahil kan hısımlarından biri olması gerekir.
- Mağdurun on altı yaşını bitirmemiş bir çocuk olması ve veli, vasi ya da bakım ve gözetim altında bulunan kimsenin yanında bulunması gerekir.
- Fail, çocuğu bu kişilerin yanından kaçırmış ya da alıkoymuş olmalıdır; cebir veya tehdit kullanılmamış olması birinci fıkranın koşuludur.
- İkinci fıkrada fiilin cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesi ya da çocuğun on iki yaşını bitirmemiş olması hâlinde ceza artırılır.
- Üçüncü fıkrada çocuğun kanuni temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evini terk etmiş olması gerekir; çocuğun kendi rızası bu unsuru ortadan kaldırmaz.
- Üçüncü fıkrada failin çocuğu yanında tutması ve bunu ailesine ya da yetkili makamlara bildirmemiş olması gerekir; fail birinci fıkradaki kişilerden olmamalıdır.
- Üçüncü fıkradaki suç şikâyete bağlıdır; şikâyet olmadan kovuşturma yapılamaz.
Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması: hangi sonuçları doğurur?
- Birinci fıkradaki fiil cebir veya tehdit kullanılmadan işlenirse üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.
- Fiil cebir veya tehdit kullanılarak işlenmişse veya çocuk on iki yaşını bitirmemişse ceza bir katı oranında artırılır.
- Velayet yetkisi elinden alınmış ana, baba veya kan hısmı olmayan kişi çocuğu kaçırmış ise birinci fıkra uygulanmaz; eylem genel hükümlere göre değerlendirilir.
- Çocuğun rızası birinci fıkradaki suçu ortadan kaldırmaz; velinin, vasinin veya bakım ve gözetimi yetkili kimselerin rızası ise suçu ortadan kaldırır.
- Üçüncü fıkrada kanuni temsilcinin bilgisi veya rızası varsa, ya da çocuk evini terk etmemişse fiil suç olmaz.
- Üçüncü fıkrada çocuk rızasıyla gelmiş olsa bile haber verme yükümlülüğü devam eder; yükümlülük yerine getirilmezse fail şikâyet üzerine üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
- Makul süre içinde ailesine veya yetkili makamlara haber verilmişse, örneğin gece geç saatte gelen çocuğun sabah erken saatte bildirilmesi durumunda, yükümlülük ihlal edilmiş sayılmaz.
- Birinci fıkradaki suç ihmali hareketle işlenmez; fakat birinci fıkradaki kaçırma ya da alıkoyma için icra hareketlerinin bölünebildiği hâllerde teşebbüs mümkündür.
Birinci fıkra ile üçüncü fıkra arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra, velayet yetkisi elinden alınmış ana, baba veya kan hısmı tarafından çocuğun kaçırılması ya da alıkonulmasını konu alır.
Üçüncü fıkra, herkesin fail olabildiği ve çocuğun evini kanuni temsilcinin bilgisi dışında terk etmesini konu alan ihmali bir suçtur.
Birinci fıkra özgü suçtur ve re'sen soruşturulur; üçüncü fıkra ise şikâyete bağlıdır ve fail sınırlı değildir.
Cebir veya tehdit kullanılması ile kullanılmaması arasındaki fark nedir?
Cebir veya tehdit kullanılmadan işlenen kaçırma veya alıkoyma birinci fıkranın temel halidir.
Cebir veya tehdit kullanılarak işlenen fiil ikinci fıkrada nitelikli haldir.
Temel halde ceza üç aydan bir yıla kadar hapistir; cebir veya tehdit ya da on iki yaş altı mağdur hâlinde ceza bir kat artırılır.
Kaçırma ile alıkoyma arasındaki fark nedir?
Kaçırmada fail mağduru kendi etki alanına nakleder.
Alıkoymada mağdur kendi iradesiyle failin alanına girmiş ve orada tutulmuştur.
Suçun fiil tipi değişir; kaçırmada mağdurun failin alanına taşınması, alıkoymada ise orada tutulması tamamlanma anını belirler.
Birinci fıkra faili ile üçüncü fıkra faili arasındaki fark nedir?
Birinci fıkranın faili velayet yetkisi elinden alınmış ana, baba veya kan hısmıdır.
Üçüncü fıkranın faili birinci fıkradaki kişilerden olmayan herhangi bir kimsedir.
Kayın hısımlar birinci fıkra kapsamında değildir; onların eylemi genel hükümlere (m.109) göre değerlendirilir.
Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Üçüncü fıkrayı birinci fıkra ile karıştırarak velayet yetkisi elinden alınmış olmayan kişiyi özgü fail saymak; üçüncü fıkrada fail herkes olabilir.
- Üçüncü fıkrayı re'sen soruşturulan bir suç saymak; bu fıkra şikâyete bağlıdır.
- Çocuğun rızasını, ayırt etme gücü bulunsa bile suçu ortadan kaldıran bir unsur saymak; 234/3 çocuğun rızasına rağmen uygulanır.
- Haber verme yükümlülüğünü anında yerine getirme şartı aramak; makul süre içinde bildirim yeterlidir.
- Birinci fıkradaki kaçırmayı mağdurun sonradan kurtulması ya da yakalanması nedeniyle teşebbüs saymak; fiil mağdur failin etki alanına girdiğinde tamamlanmıştır.
- Kayın hısımları birinci fıkra kapsamında saymak; onlar için m.109 uygulanır.
- Cebir ve tehdidi suç işlendikten sonra kullanıldığında da ikinci fıkra kapsamında değerlendirmek; ikinci fıkra yalnızca fiilin işlenmesi sırasındaki cebir için geçerlidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, çocuğun kendi rızasıyla evi terk edip yanında tutulması hâlinde 234/3 kapsamında ihmali suçtan hüküm kurulabileceğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2020/156 E., 2023/645 K., 06.12.2023; Ceza Genel Kurulu, 2020/205 E., 2022/326 K., 10.05.2022; Ceza Genel Kurulu, 2018/104 E., 2021/446 K., 05.10.2021)
- Yargıtay, üçüncü fıkrada çocuğun rızasıyla kaçması hâlinin de kapsama girdiğini ve algılama yeteneği olan çocuk bakımından 109 yerine 234/3'ün uygulanacağını kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2021/264 E., 2023/704 K., 26.12.2023; Ceza Genel Kurulu, 2017/248 E., 2020/160 K., 10.03.2020)
- Yargıtay, 15 yaşının üzerindeki çocuğun rızasının, hürriyeti kısıtlama bakımından ayırt etme gücü ile belirlenmesi gerektiğini, 234/3 hükmünün de bu yorumu desteklediğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2015/136 E., 2018/98 K., 13.03.2018)
- Yargıtay, kaçırma suçunun mağdurun failin etki alanına fiilen girdiği anda tamamlanacağını, sonradan yakalanmanın suçu etkilemeyeceğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2018/104 E., 2021/446 K., 05.10.2021)
Nasıl ispat edilir?
- Birinci fıkrada suçun tamamlanması için ileri sürülen tarafın, failin velayet yetkisi elinden alınmış ana, baba veya kan hısmı olduğunu ve çocuğun on altı yaşından küçük olduğunu ispatlaması gerekir; nüfus kaydı ve mahkeme kararı temel delildir.
- Kaçırma veya alıkoyma fiilinin ispatı için çocuğun veli, vasi veya bakım ve gözetim altında bulunan kimsenin yanından ayrıldığını gösteren tanık beyanları, olay yeri tespitleri ve varsa güvenlik kamerası kayıtları kullanılır.
- Cebir veya tehdit kullanıldığını iddia eden taraf, bu iddiayı tanık beyanı, sağlık raporu ve tutanaklarla ispatlamakla yükümlüdür.
- Üçüncü fıkrada çocuğun kanuni temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk ettiğini iddia eden taraf bunu ispat etmelidir; savunma olarak bilgi veya rızanın bulunduğunu ileri süren fail bunu ispatla yükümlüdür.
- Failin haber verme yükümlülüğünü yerine getirdiğini savunması hâlinde, bildirimin ne zaman ve kime yapıldığını gösteren belge veya tanık beyanı sunması gerekir.
- Üçüncü fıkrada şikâyetin varlığı kovuşturma koşulu olduğundan, şikâyet dilekçesi veya tutanağı dosyada bulunmalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.109: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçudur; kayın hısımların çocuğu kaçırması hâlinde genel hüküm olarak uygulanır ve 234 kapsamına girmez.
- 5237 sayılı Kanun m.86: Cebir ve tehdit kavramının sınırını belirler; cebrin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek yaralamaya yol açması hâlinde m.86/1 ve m.87 içtima kuralları gündeme gelir.
- 5237 sayılı Kanun m.42: Cebir ve tehdit suçun nitelikli hâli olduğundan bileşik suç oluşturur; kasten yaralama ile birlikte ayrı cezalandırılma imkânını doğurur.
- 5237 sayılı Kanun m.40: Özgü suça iştirakte ikinci fıkra uyarınca hareket edilmesini ifade eder.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.341: Çocuk teslimi ilamının yerine getirilmemesini ayrı bir yaptırıma bağlar; 234 ile ayrı tutulur.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| bir yıldan | m.223 | (Başlığı ile Birlikte Değişik:24/12/2025-7571/21 md.) (1) Hukuka aykırı bir davranışla kara ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen veya bu aracı hareket halinde iken durduran kişi, bir yıldan üç yıla kadar, bu aracı gitmekte olduğu… |
| üç yıla | m.223 | (Başlığı ile Birlikte Değişik:24/12/2025-7571/21 md.) (1) Hukuka aykırı bir davranışla kara ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen veya bu aracı hareket halinde iken durduran kişi, bir yıldan üç yıla kadar, bu aracı gitmekte olduğu… |
| iki yıldan | m.223 | (Başlığı ile Birlikte Değişik:24/12/2025-7571/21 md.) (1) Hukuka aykırı bir davranışla kara ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen veya bu aracı hareket halinde iken durduran kişi, bir yıldan üç yıla kadar, bu aracı gitmekte olduğu… |
| beş yıla | m.223 | (Başlığı ile Birlikte Değişik:24/12/2025-7571/21 md.) (1) Hukuka aykırı bir davranışla kara ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen veya bu aracı hareket halinde iken durduran kişi, bir yıldan üç yıla kadar, bu aracı gitmekte olduğu… |
| üç yıldan | m.223 | (2) Suçun konusunun deniz veya demiryolu ulaşım aracı olması halinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. |
| yedi yıla | m.223 | (2) Suçun konusunun deniz veya demiryolu ulaşım aracı olması halinde, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. |
| beş yıldan | m.223 | (3) Hukuka aykırı bir davranışla hava ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen kişi, beş yıldan on yıla kadar, bu aracı gitmekte olduğu yerden başka yere götüren kişi, yedi yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| on yıla | m.223 | (3) Hukuka aykırı bir davranışla hava ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen kişi, beş yıldan on yıla kadar, bu aracı gitmekte olduğu yerden başka yere götüren kişi, yedi yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| yedi yıldan | m.223 | (3) Hukuka aykırı bir davranışla hava ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen kişi, beş yıldan on yıla kadar, bu aracı gitmekte olduğu yerden başka yere götüren kişi, yedi yıldan oniki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| beş yıldan | m.224 | (1) Kıt'a sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgede kurulmuş sabit bir platformu cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla ele geçiren, zapteden veya kontrolü altına alan kişi, beş yıldan onbeş yıla kadar… |
| altı aydan | m.225 | (1) Alenen cinsel ilişkide bulunan veya teşhircilik yapan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| bir yıla | m.225 | (1) Alenen cinsel ilişkide bulunan veya teşhircilik yapan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| altı aydan | m.226 | (1) a) Bir çocuğa müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünleri veren ya da bunların içeriğini gösteren, okuyan, okutan veya dinleten, b) Bunların içeriklerini çocukların girebileceği veya görebileceği yerlerde ya da alenen… |
| iki yıla | m.226 | (1) a) Bir çocuğa müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünleri veren ya da bunların içeriğini gösteren, okuyan, okutan veya dinleten, b) Bunların içeriklerini çocukların girebileceği veya görebileceği yerlerde ya da alenen… |
| üç yıla | m.226 | (2) Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden kişi altı aydan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. |
| beş yıldan | m.226 | (3) Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları, temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri kullanan kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile… |
| on yıla | m.226 | (3) Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları, temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri kullanan kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile… |
| iki yıldan | m.226 | Bu ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. |
| beş yıla | m.226 | Bu ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. |
| bir yıldan | m.226 | (4) Şiddet kullanılarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin yazı, ses veya görüntüleri içeren ürünleri üreten, ülkeye sokan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan,… |
| dört yıla | m.226 | (4) Şiddet kullanılarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin yazı, ses veya görüntüleri içeren ürünleri üreten, ülkeye sokan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan,… |
| altı yıldan | m.226 | (5) Üç ve dördüncü fıkralardaki ürünlerin içeriğini basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden ya da çocukların görmesini, dinlemesini veya okumasını sağlayan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne… |
| dört yıldan | m.227 | (1) Çocuğu fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran, bu maksatla tedarik eden veya barındıran ya da çocuğun fuhşuna aracılık eden kişi, dört yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. |
| on yıla | m.227 | (1) Çocuğu fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran, bu maksatla tedarik eden veya barındıran ya da çocuğun fuhşuna aracılık eden kişi, dört yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. |
| iki yıldan | m.227 | (2) Bir kimseyi fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran ya da fuhuş için aracılık eden veya yer temin eden kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. |
| dört yıla | m.227 | (2) Bir kimseyi fuhşa teşvik eden, bunun yolunu kolaylaştıran ya da fuhuş için aracılık eden veya yer temin eden kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. |
| bir yıldan | m.227 | Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/18 md.) Fuhşu kolaylaştırmak veya fuhşa aracılık etmek amacıyla hazırlanmış görüntü, yazı ve sözleri içeren ürünleri veren, dağıtan veya yayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki yüz günden iki… |
| üç yıla | m.227 | Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/18 md.) Fuhşu kolaylaştırmak veya fuhşa aracılık etmek amacıyla hazırlanmış görüntü, yazı ve sözleri içeren ürünleri veren, dağıtan veya yayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki yüz günden iki… |
| iki yüz günden | m.227 | Yeniden düzenleme: 24/11/2016-6763/18 md.) Fuhşu kolaylaştırmak veya fuhşa aracılık etmek amacıyla hazırlanmış görüntü, yazı ve sözleri içeren ürünleri veren, dağıtan veya yayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis ve iki yüz günden iki… |
| bir yıldan | m.228 | (1) Kumar oynanması için yer ve imkan sağlayan kişi, bir yıldan üç yıla 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 139 uncu maddesiyle, bu maddeye ikinci fıkradan sonra gelmek üzere (3), (4) numaralı fıkralar eklenmiş ve diğer fıkralar buna… |
| üç yıla | m.228 | (1) Kumar oynanması için yer ve imkan sağlayan kişi, bir yıldan üç yıla 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 139 uncu maddesiyle, bu maddeye ikinci fıkradan sonra gelmek üzere (3), (4) numaralı fıkralar eklenmiş ve diğer fıkralar buna… |
| iki yüz günden | m.228 | (1) Kumar oynanması için yer ve imkan sağlayan kişi, bir yıldan üç yıla 15/8/2017 tarihli ve 694 sayılı KHK’nin 139 uncu maddesiyle, bu maddeye ikinci fıkradan sonra gelmek üzere (3), (4) numaralı fıkralar eklenmiş ve diğer fıkralar buna… |
| üç yıldan | m.228 | Aynen kabul: 1/2/2018-7078/134 md.) Suçun bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenmesi halinde üç yıldan beş yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. |
| beş yıla | m.228 | Aynen kabul: 1/2/2018-7078/134 md.) Suçun bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenmesi halinde üç yıldan beş yıla kadar hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. |
| bir yıldan | m.229 | (1) Çocukları, beden veya ruh bakımından kendini idare edemeyecek durumda bulunan kimseleri dilencilikte araç olarak kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| üç yıla | m.229 | (1) Çocukları, beden veya ruh bakımından kendini idare edemeyecek durumda bulunan kimseleri dilencilikte araç olarak kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| altı aydan | m.230 | (1) Evli olmasına rağmen, başkasıyla evlenme işlemi yaptıran kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| iki yıla | m.230 | (1) Evli olmasına rağmen, başkasıyla evlenme işlemi yaptıran kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| üç aydan | m.230 | (3) Gerçek kimliğini saklamak suretiyle bir başkasıyla evlenme işlemi yaptıran kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| bir yıla | m.230 | (3) Gerçek kimliğini saklamak suretiyle bir başkasıyla evlenme işlemi yaptıran kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| bir yıldan | m.231 | (1) Bir çocuğun soybağını değiştiren veya gizleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| üç yıla | m.231 | (1) Bir çocuğun soybağını değiştiren veya gizleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| bir yıla | m.231 | (2) Özen yükümlülüğüne aykırı davranarak, sağlık kurumundaki bir çocuğun başka bir çocukla karışmasına neden olan kişi, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| iki aydan | m.232 | (1) Aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birine karşı kötü muamelede bulunan kimse, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| bir yıla | m.232 | (1) Aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birine karşı kötü muamelede bulunan kimse, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| üç aydan | m.233 | (1) Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi, şikayet üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| iki yıla | m.233 | (1) Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi, şikayet üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| altı aydan | m.233 | (2) Hamile olduğunu bildiği eşini veya sürekli birlikte yaşadığı ve kendisinden gebe kalmış bulunduğunu bildiği evli olmayan bir kadını çaresiz durumda terk eden kimseye, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir. |
| bir yıldan | m.233 | (3) Velayet hakları kaldırılmış olsa da, itiyadi sarhoşluk, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılması ya da onur kırıcı tavır ve hareketlerin sonucu maddi ve manevi özen noksanlığı nedeniyle çocuklarının ahlak, güvenlik ve sağlığını… |
| üç yıla | m.233 | (3) Velayet hakları kaldırılmış olsa da, itiyadi sarhoşluk, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılması ya da onur kırıcı tavır ve hareketlerin sonucu maddi ve manevi özen noksanlığı nedeniyle çocuklarının ahlak, güvenlik ve sağlığını… |
| üç aydan | m.234 | (1) Velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya babanın ya da üçüncü derece dahil kan hısmının, onaltı yaşını bitirmemiş bir çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin yanından cebir veya tehdit kullanmaksızın… |
| bir yıla | m.234 | (1) Velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya babanın ya da üçüncü derece dahil kan hısmının, onaltı yaşını bitirmemiş bir çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin yanından cebir veya tehdit kullanmaksızın… |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
69 karar- 2018/137 E., 2022/86 K., 30.06.2022İlgili madde: m.223
- 2011/129 E., 2012/81 K., 24.05.2012İlgili madde: m.233
- Ceza Genel Kurulu, 2024/436 E., 2025/323 K., 10.09.2025İlgili madde: m.226
- Ceza Genel Kurulu, 2023/563 E., 2025/8 K., 08.01.2025İlgili madde: m.225
- Ceza Genel Kurulu, 2023/497 E., 2024/134 K., 20.03.2024İlgili madde: m.225
- Ceza Genel Kurulu, 2023/535 E., 2024/89 K., 21.02.2024İlgili madde: m.223
- Ceza Genel Kurulu, 2024/58 E., 2024/81 K., 21.02.2024İlgili madde: m.225
- Ceza Genel Kurulu, 2024/1 E., 2024/59 K., 14.02.2024İlgili madde: m.225
- Ceza Genel Kurulu, 2023/544 E., 2024/38 K., 24.01.2024İlgili madde: m.225
- Ceza Genel Kurulu, 2021/431 E., 2024/14 K., 17.01.2024İlgili madde: m.227
Diğer 59 karar
- Ceza Genel Kurulu, 2021/264 E., 2023/704 K., 26.12.2023İlgili madde: m.234
- Ceza Genel Kurulu, 2020/156 E., 2023/645 K., 06.12.2023İlgili madde: m.234
- Ceza Genel Kurulu, 2019/216 E., 2023/591 K., 08.11.2023İlgili madde: m.226
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/1190 E., 2023/809 K., 13.09.2023İlgili madde: m.230
- Ceza Genel Kurulu, 2021/84 E., 2023/345 K., 14.06.2023İlgili madde: m.226
- Ceza Genel Kurulu, 2021/44 E., 2022/790 K., 08.12.2022İlgili madde: m.230
- Ceza Genel Kurulu, 2017/262 E., 2022/516 K., 04.07.2022İlgili madde: m.229
- Ceza Genel Kurulu, 2019/627 E., 2022/477 K., 23.06.2022İlgili madde: m.227
- Ceza Genel Kurulu, 2020/205 E., 2022/326 K., 10.05.2022İlgili madde: m.234
- Ceza Genel Kurulu, 2021/235 E., 2022/110 K., 22.02.2022İlgili madde: m.228
- Ceza Genel Kurulu, 2021/28 E., 2022/15 K., 13.01.2022İlgili madde: m.228
- Ceza Genel Kurulu, 2018/302 E., 2021/649 K., 16.12.2021İlgili madde: m.228
- Ceza Genel Kurulu, 2020/416 E., 2021/605 K., 02.12.2021İlgili madde: m.228
- Ceza Genel Kurulu, 2021/69 E., 2021/606 K., 02.12.2021İlgili madde: m.228
- Ceza Genel Kurulu, 2018/104 E., 2021/446 K., 05.10.2021İlgili madde: m.234
- Ceza Genel Kurulu, 2017/248 E., 2020/160 K., 10.03.2020İlgili madde: m.234
- Ceza Genel Kurulu, 2015/585 E., 2019/720 K., 24.12.2019İlgili madde: m.230
- Ceza Genel Kurulu, 2015/392 E., 2018/389 K., 02.10.2018İlgili madde: m.223
- Ceza Genel Kurulu, 2015/136 E., 2018/98 K., 13.03.2018İlgili madde: m.234
- Ceza Genel Kurulu, 2014/603 E., 2015/66 K., 24.03.2015İlgili madde: m.226
- Ceza Genel Kurulu, 2013/343 E., 2015/13 K., 24.02.2015İlgili madde: m.233
- Ceza Genel Kurulu, 2012/168 E., 2012/1776 K., 18.09.2012İlgili madde: m.231
- Ceza Genel Kurulu, 2012/6 E., 2012/215 K., 05.06.2012İlgili madde: m.232
- Ceza Genel Kurulu, 2011/376 E., 2012/90 K., 13.03.2012İlgili madde: m.231
- Ceza Genel Kurulu, 2011/232 E., 2011/258 K., 13.12.2011İlgili madde: m.227
- Ceza Genel Kurulu, 2011/25 E., 2011/91 K., 10.05.2011İlgili madde: m.230
- Ceza Genel Kurulu, 2010/243 E., 2010/250 K., 07.12.2010İlgili madde: m.226
- Ceza Genel Kurulu, 2010/181 E., 2010/234 K., 23.11.2010İlgili madde: m.228
- Ceza Genel Kurulu, 2009/236 E., 2010/12 K., 02.02.2010İlgili madde: m.230
- Ceza Genel Kurulu, 2009/131 E., 2009/284 K., 08.12.2009İlgili madde: m.232, m.233
- Ceza Genel Kurulu, 2009/169 E., 2009/223 K., 06.10.2009İlgili madde: m.230
- Ceza Genel Kurulu, 2008/165 E., 2009/18 K., 10.02.2009İlgili madde: m.232
- Ceza Genel Kurulu, 2008/278 E., 2009/7 K., 27.01.2009İlgili madde: m.226
- Ceza Genel Kurulu, 2008/252 E., 2008/229 K., 02.12.2008İlgili madde: m.232
- 8. Ceza Dairesi, 2024/16912 E., 2026/597 K., 14.01.2026İlgili madde: m.229
- 8. Ceza Dairesi, 2025/10845 E., 2025/11243 K., 24.12.2025İlgili madde: m.232
- 8. Ceza Dairesi, 2024/20845 E., 2025/5379 K., 26.06.2025İlgili madde: m.227
- 4. Ceza Dairesi, 2024/11868 E., 2025/5616 K., 25.03.2025İlgili madde: m.227
- 4. Ceza Dairesi, 2022/9070 E., 2025/1353 K., 21.01.2025İlgili madde: m.227
- 8. Ceza Dairesi, 2023/770 E., 2024/9632 K., 12.12.2024İlgili madde: m.223
- 8. Ceza Dairesi, 2022/6037 E., 2024/8344 K., 05.11.2024İlgili madde: m.229
- 1. Ceza Dairesi, 2024/5133 E., 2024/6054 K., 30.09.2024İlgili madde: m.223
- 4. Ceza Dairesi, 2024/3405 E., 2024/7317 K., 23.05.2024İlgili madde: m.233
- 8. Ceza Dairesi, 2024/16993 E., 2024/4430 K., 22.05.2024İlgili madde: m.229
- 4. Ceza Dairesi, 2021/23371 E., 2024/4527 K., 04.04.2024İlgili madde: m.232
- 11. Ceza Dairesi, 2021/3846 E., 2024/4906 K., 03.04.2024İlgili madde: m.231
- 4. Ceza Dairesi, 2024/1104 E., 2024/2398 K., 27.02.2024İlgili madde: m.233
- 11. Ceza Dairesi, 2021/6397 E., 2024/2189 K., 26.02.2024İlgili madde: m.231
- 11. Ceza Dairesi, 2020/4445 E., 2023/8569 K., 22.11.2023İlgili madde: m.231
- 7. Ceza Dairesi, 2023/11940 E., 2023/7641 K., 04.10.2023İlgili madde: m.231
- 4. Ceza Dairesi, 2021/12954 E., 2023/21311 K., 20.09.2023İlgili madde: m.233
- 1. Ceza Dairesi, 2023/1995 E., 2023/5049 K., 13.07.2023İlgili madde: m.223
- 8. Ceza Dairesi, 2021/7867 E., 2023/3155 K., 10.05.2023İlgili madde: m.229
- 3. Ceza Dairesi, 2021/15421 E., 2023/2127 K., 10.04.2023İlgili madde: m.224
- 3. Ceza Dairesi, 2021/15452 E., 2023/2131 K., 10.04.2023İlgili madde: m.224
- 3. Ceza Dairesi, 2021/15409 E., 2023/2126 K., 10.04.2023İlgili madde: m.224
- 3. Ceza Dairesi, 2021/15448 E., 2023/2125 K., 10.04.2023İlgili madde: m.224
- 8. Ceza Dairesi, 2022/4561 E., 2023/962 K., 01.03.2023İlgili madde: m.229
- Genel Kurul, 2014/19152 E., 18.10.2017İlgili madde: m.225
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 08.08.2026 (m.233).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 11. Topluma, Devlete Karşı Suçlar ve Diğer Suçlar bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış