Özel hükümler › Topluma karşı suçlar
Kamu barışına karşı suçlar
Kısaca
TCK m.213, halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından alenen tehditte bulunan kişinin cezasını ve bu fiilin silahla işlenmesi halinde ceza artırımını düzenler.
Kapsam
Bu konu, Türk Ceza Kanunu m.213–222 hükümlerini kapsar.
- TCK m.213Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit
- TCK m.214Suç işlemeye tahrik
- TCK m.215Suçu ve suçluyu övme
- TCK m.216Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama
- TCK m.217Kanunlara uymamaya tahrik
- TCK m.217/AHalkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma
- TCK m.218Ortak hüküm
- TCK m.219Görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma
- TCK m.220Suç işlemek amacıyla örgüt kurma
- TCK m.221Etkin pişmanlık
Yürürlükten kaldırılmış: m.222.
TCK m.213 — Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit
Madde, halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından alenen tehditte bulunan kişinin cezasını ve bu fiilin silahla işlenmesi halinde ceza artırımını düzenler. Kişiye karşı yöneltilen bireysel tehditten ayrı olarak, belirli olmayan bir kitleye yönelik kamu barışını ihlal eden tehdidi kapsar; fail herkes olabilir. Maddede tehdidin hangi kişiler veya ilişkiler bakımından yapılabileceği ayrıca sınırlanmamıştır. Kişiye yöneltilen tehdidin genel hükmü (m.106), tehdidin mağdura karşı belirli bir kişiye yapılan hali, kamu barışına karşı diğer suçlar (m.214-222) ve tehdit sonucunda işlenen başka bir suçun cezalandırılması bu maddede düzenlenmemiştir (m.106). Ayrıca suçun takibi, zamanaşımı ve etkin pişmanlık gibi usul ve düşme konuları madde metninde yer almaz.
Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit: hangi kavramlar bilinmeli?
- Halk arasında endişe, korku ve panik yaratma amacı
- Tehdidin belirli bir kişiyi değil, gayri muayyen kişilerden oluşan bir kitleyi telaşa düşürmek amacıyla yapılmasını ifade eden özel kast unsurudur. Bu amaç yoksa fiil bu madde kapsamında değerlendirilmez. Endişe, korku ve panik ifadeleri telaşın farklı derecelerini kapsar; bu hâllerin fiilen gerçekleşmesi aranmaz.
- Alenen tehdit
- Tehdidin birden fazla kişinin algılayabileceği bir ortamda yapılmasıdır. Tehdidin etkisinin objektif olarak böyle bir telaşa yol açabilecek nitelikte olması yeterlidir.
- Silahla işleme
- Fiilin bir silah kullanılarak işlenmesi halidir. Verilecek cezanın artırımı, kullanılan silahın niteliğine göre yapılır ve tek bir oran değil, en fazla yarı oranına kadar bir takdir alanı tanır.
- Soyut tehlike
- Tehdit suçunun niteliğidir; kötülüğün gerçekleşmesi aranmaz, ancak tehdidin objektif olarak korku ve panik yaratmaya elverişli olması gerekir. Kamu barışına karşı bu suçta tehlike, somut bir tehlike olarak düzenlenmemiştir.
Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit: hangi şartlar aranır?
- Failin halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla hareket etmesi gerekir.
- Tehdidin konusunun hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı olması gerekir.
- Tehdidin alenen yapılması gerekir.
- Tehdidin gayri muayyen kişilerden oluşan bir kitleye yönelik olması ve belirli bir kişiye değil, kitleye karşı yapılmış olması gerekir.
- Tehdidin objektif olarak korku, endişe veya panik meydana getirmeye elverişli olması gerekir; bu hâllerin fiilen gerçekleşmesi aranmaz.
- Silahla işleme halinde, kullanılan silahın niteliği dikkate alınarak cezanın artırılabilmesi için bu fiilin silahla işlenmiş olması gerekir.
Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit: hangi sonuçları doğurur?
- Halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla alenen tehditte bulunan kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Suçun silahla işlenmesi halinde, verilecek ceza kullanılan silahın niteliğine göre yarı oranına kadar artırılabilir.
- Tehdit kitleye değil belirli bir kişiye yöneltilmişse bu madde uygulanmaz; genel tehdit hükmü (m.106) uygulanır.
- Tehdit objektif olarak korku ve panik yaratmaya elverişli değilse, amaç unsuru gerçekleşmediğinden madde kapsamında suç oluşmaz.
- Tehdit fiilinin korku ve panik yaratılmış olması ceza için aranmaz.
Halk arasında korku ve panik yaratmak amaçlı tehdit ile kişiye yönelik tehdit (m.106) arasındaki fark nedir?
Bu maddede tehdit, gayri muayyen bir kitleye ve kamu barışına karşı işlenir; amaç halkta telaş yaratmaktır.
Genel tehdit suçunda tehdit belirli bir kişiye yöneltilir ve amaç bu kişinin iç huzurunu bozmaktır.
Tehdit kitleye yöneltilmişse bu madde, belirli bir kişiye yöneltilmişse m.106 uygulanır. Bu maddede kitle ve amaç unsuru aranır.
Basit hal (birinci fıkra) ile silahla işleme (ikinci fıkra) arasındaki fark nedir?
Birinci fıkrada fiil silah kullanılmadan işlenir ve temel ceza uygulanır.
İkinci fıkrada fiil silahla işlenir ve kullanılan silahın niteliği dikkate alınır.
Silahla işlenen hâlde temel ceza, silahın niteliğine göre yarı oranına kadar artırılabilir; artırım zorunlu değildir.
Tehdit konusu kötülüğün gerçekleşmesi ile gerçekleşmemesi arasındaki fark nedir?
Tehdit konusu kötülük gerçekleşirse fail ayrıca bu kötülüğün oluşturduğu suçtan da sorumlu olabilir.
Tehdit konusu kötülük gerçekleşmezse yalnızca tehdit fiili değerlendirilir.
Kötülüğün gerçekleşmesi tehdit suçunun tamamlanması için aranmaz; ancak ayrıca oluşan suç bakımından ayrı ceza verilebilir.
Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tehdidin belirli bir kişiye yöneltilmiş olmasına rağmen bu maddeyi uygulamak; kitleye yönelik bir tehdit yoksa m.106 uygulanmalıdır.
- Amaç unsurunu aramadan alenen yapılan her tehdide bu maddeyi uygulamak; halk arasında korku ve panik yaratma amacı ayrıca araştırılmalıdır.
- Korku ve panikin fiilen gerçekleşmesini aramak; madde bu hâllerin fiilen oluşmasını şart koşmaz, tehdidin objektif elverişliliği yeterlidir.
- Silahla işleme halinde cezayı kendiliğinden yarı oranında artırmak; artırım kullanılan silahın niteliğine göre yapılır ve zorunlu değildir.
- Tehdit konusu kötülüğün gerçekleşmediğini gerekçe göstererek suçu reddetmek; kötülüğün gerçekleşmesi suçun unsuru değildir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, tehdidin mağdura karşı doğrudan yöneltilmiş olmasını şart görmemekte; yakınlarına karşı yapılan tehdidin de mağdurda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması hâlinde suçun oluşacağını kabul etmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2022/4159 E., 2024/9211 K., 02.12.2024)
- Tehdidin objektif olarak ciddi bir nitelik taşıması yeterlidir; mağdurun gerçekten korkmuş olması ya da endişe duyması aranmaz. (8. Ceza Dairesi, 2022/5393 E., 2024/9882 K., 23.12.2024)
- Tehdit suçunun soyut tehlike suçu olduğu kabul edilmekte, tehdidin gerçekleşmesi aranmamaktadır. (8. Ceza Dairesi, 2022/4068 E., 2024/8093 K., 30.10.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Asıl talebi ileri süren savcılık, tehdidin halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla alenen yapıldığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Tehdidin alenen yapıldığı, tanık beyanı, ses veya görüntü kaydı gibi delillerle ispatlanır.
- Tehdidin gayri muayyen bir kitleye yöneltildiğini kanıtlamak için tehdidin içeriği ve yapıldığı ortam incelenir.
- Silahla işlendiği iddiası, silahın ele geçirilmesi veya tanık beyanlarıyla ispatlanır; bu iddiayı ileri süren taraf bunu kanıtlamalıdır.
- Sanığın tehdidin amacı konusunda savunma yapması hâlinde, amacın halk arasında korku yaratmak olmadığı, tehdidin belirli bir kişiye yöneltildiği savunmasını ileri süren taraf bunu ortaya koymalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.106: Kişiye yöneltilen tehdit suçunu düzenler; bu maddenin kitleye yönelik ve kamu barışına ilişkin tehdidi ayırt etmek için başvurulacak genel hükümdür.
- 5237 sayılı Kanun m.266: Tehdit suçunu işlerken görevi dolayısıyla kendisine verilmiş vasıtaları kullanan kamu görevlisinin cezasının artırılacağını düzenler; bu madde ile birlikte uygulanabilir.
TCK m.214 — Suç işlemeye tahrik
Bu madde, alenen suç işlemeye tahrik (birinci fıkra), halkın bir kısmını diğer bir kısmına karşı silahlandırarak birbirini öldürmeye tahrik (ikinci fıkra) ve tahrik konusu suçların işlenmesi hâlinde tahrikçinin azmettiren sıfatıyla cezalandırılması (üçüncü fıkra) hallerini düzenler. Kişiler bakımından genel olarak herhangi bir ceza sorumluluğu ehliyeti bulunan kişiye uygulanır; belirli kişilere yönelik tahrik ise bu maddenin değil iştirak hükümlerinin konusudur. Maddenin düzenlemediği konular arasında halkı kin ve düşmanlığa tahrik (m.216), suçu ve suçluyu övme (m.215), kanunlara uymamaya tahrik (m.217) ve azmettirme ile yardım etmenin genel hükümleri (m.37, m.39) bulunur.
Suç işlemeye tahrik: hangi kavramlar bilinmeli?
- Alenen tahrik
- Belirli olmayan kişilerin suç işlemeye yöneltilmesi için, herkesin algılayabileceği biçimde yapılan itici ve etkili çağrıdır. Hedef kişilerin belli bir suç için seçilmiş olması bu kavramın kapsamında değildir.
- Sui generis azmettirme
- Üçüncü fıkrada kanunun tahrikçiye yüklediği özel sorumluluk statüsüdür. Tahrik edilen kişinin suç işleme iradesinin önceden var olup olmadığına bakılmaksızın, tahrik konusu suç işlendiğinde tahrikçi azmettiren gibi cezalandırılır.
- Tahrik konusu suç
- Tahrikçinin çağrısının yöneldiği ve tahrik edilenler tarafından işlenmesi istenen somut suçtur. Üçüncü fıkrada bu suçun işlenmesi, tahrikçinin azmettiren sıfatıyla sorumluluğunu doğurur.
- Halkın bir kısmını silahlandırma
- Halkın bir kesiminin diğer kesimine karşı silah kullanmaya hazırlanmasını ifade eder. İkinci fıkranın nitelikli hâlinin temel unsurudur ve silahlandırmanın bizzat yapılmış olması gerekir.
- Kışkırtıcı ajan
- Kendisi suçun gerçekleşmesini istemeden bir kişiyi suç işlemeye yönelten kişidir. Böyle bir kişinin kastı suçun tamamlanmasına yönelmediğinden, bu kişinin azmettiren veya teşvik eden olarak cezalandırılması mümkün değildir.
Suç işlemeye tahrik: hangi şartlar aranır?
- Birinci fıkra bakımından, failin belirli olmayan kişileri suç işlemeye yöneltmek amacıyla tahrikte bulunması bulunmalıdır.
- Birinci fıkra bakımından tahrikin alenen yapılmış olması gerekir; alenilik sağlanmadan fiil bu suçu oluşturmaz.
- Birinci fıkra bakımından tahrik edilen suçun belirli bir suç olması ve tahrikin bu suça yönelik etkili bir çağrı içermesi aranır.
- Birinci fıkra bakımından tahrik konusu suçun işlenmiş olması aranmaz; suç tehlike suçu olarak tamamlanır.
- İkinci fıkra bakımından halkın bir kısmının diğer bir kısmına karşı silahlandırılması ve bu kısımların birbirini öldürmeye tahrik edilmesi birlikte bulunmalıdır.
- Üçüncü fıkra bakımından tahrik konusu suçlardan birinin gerçekten işlenmiş olması gerekir.
- Üçüncü fıkra bakımından tahrik ile suç arasında bir illiyet bağı bulunmalıdır; tahrik edilenlerin bu suçu işlemesi tahrik sonucu olmalıdır.
Suç işlemeye tahrik: hangi sonuçları doğurur?
- Belirli olmayan kişilere alenen suç işlemeye tahrik eden kişi, birinci fıkra uyarınca altı aydan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
- Tahrik konusu suç işlenmediğinde de birinci fıkradaki suç tamamlanmış olur ve fail bu fıkraya göre sorumlu tutulur.
- Tahrik konusu suçlar işlendiğinde tahrikçi, bu suçların her biri bakımından azmettiren sıfatıyla cezalandırılır.
- Halkın bir kısmını diğer kısmına karşı silahlandırarak birbirini öldürmeye tahrik eden kişi, ikinci fıkra uyarınca on beş yıldan yirmi dört yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
- Tahrik edilenlerin suç işleme iradesi önceden varsa da tahrikçi bakımından üçüncü fıkra uygulanır; iradenin yokluğu, tahrikçiyi bu sorumluluktan kurtarmaz.
- Kışkırtıcı ajanın kastı suçun tamamlanmasına yönelmemişse, bu kişi bakımından azmettiren veya teşvik eden olarak cezalandırılma imkanı yoktur.
- Aleniyet koşulu gerçekleşmemişse birinci fıkradaki suç oluşmaz; fiil belirli kişilere yönelmişse iştirak hükümleri uygulanır.
- İkinci fıkradaki suçun tamamlanması için öldürmenin ya da fiili saldırının başlaması gerekmez.
Birinci fıkra ile üçüncü fıkra arasındaki fark nedir?
Birinci fıkrada suç, tahrik fiilinin kendisiyle tamamlanır ve tahrik konusu suç işlenmez.
Üçüncü fıkrada tahrik konusu suçun işlenmesi, tahrikçinin azmettiren sıfatıyla sorumluluğunun koşuludur.
Birinci fıkra tek başına uygulanır ve altı aydan beş yıla kadar hapis öngörür. Üçüncü fıkra ise tahrik konusu suçun işlenmesini ek koşul olarak aradığından, bu suçtan doğan ceza ayrıca azmettirme cezasına bağlanır.
Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra genel olarak belirli olmayan kişilerin suç işlemeye tahrikini kapsar.
İkinci fıkra, halkın bir kısmını diğer kısmına karşı silahlandırarak birbirini öldürmeye tahriki düzenler.
İkinci fıkrada ceza on beş yıldan yirmi dört yıla kadar hapis olup birinci fıkradaki altı aydan beş yıla kadar hapisten çok daha ağırdır.
Sui generis azmettirme ile genel iştirak hükümleri arasındaki fark nedir?
Üçüncü fıkraya göre tahrikçi, tahrik edilenin suç işleme iradesinin önceden var olup olmadığına bakılmaksızın azmettiren sıfatıyla sorumlu tutulur.
Genel iştirak kurallarında azmettirme için failin suça karar vermiş olması ve azmettirenin bu kararı oluşturması aranır.
Üçüncü fıkra uygulandığında iştirak kurallarındaki kastın ve nedensellik değerlendirmesinin yerini kanunun özel statüsü alır.
Belirli kişiye yönelik tahrik ile belirli olmayan kişilere yönelik tahrik arasındaki fark nedir?
Tahrik belirli kişileri hedef alıyorsa madde metninin ve gerekçesinin dayandığı genel kamu barışı tehlikesi oluşmaz.
Tahrik belirli olmayan kişilere yöneltilmişse birinci fıkradaki tehlike suçu oluşur.
Belirli kişilere yönelik tahrik bu maddeye göre değil iştirak kurallarına göre değerlendirilir.
Gerçek tahrikçi ile kışkırtıcı ajan arasındaki fark nedir?
Gerçek tahrikçi suçun işlenmesini isteyen ve bu yönde kastı bulunan kişidir.
Kışkırtıcı ajan suçun gerçekleşmesini istemeyen ve suçtan doğacak sonucu arzulamayan kişidir.
Kışkırtıcı ajanın kastı suçun tamamlanmasına yönelmediğinden, kendisi bakımından azmettirme veya teşvik hükümleri uygulanmaz.
Suç işlemeye tahrik: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Birinci fıkradaki suçu tahrik konusu suçun işlenmesine bağlamak; birinci fıkrada suç tehlike suçu olarak tahrik fiiliyle tamamlanır.
- Üçüncü fıkrayı tahrik edilenin suç işleme iradesinin önceden bulunmadığı hâllerle sınırlamak; kanun tahrikçiyi iradenin varlığına bakılmaksızın azmettiren sayar.
- Belirli kişilere yönelik tahrik ile belirli olmayan kişilere yönelik tahriki karıştırmak; birincisinde m.214 değil iştirak hükümleri uygulanır.
- İkinci fıkradaki suçu, öldürme veya saldırı başlamadan tamamlanmış saymamak yerine, fiilin başladığını aramak; ikinci fıkrada suç silahlandırma ve tahrik ile tamamlanır.
- Kışkırtıcı ajanı, suçun gerçekleşmesini istemediği hâlde üçüncü fıkra gereği azmettiren saymak; ajanın kastı suçun tamamlanmasına yönelmemişse bu sonuç doğmaz.
- Birinci fıkradaki altı aylık alt sınırı hak düşürücü süre sanmak; bu süre ceza sınırıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Birinci fıkradaki suçun tamamlanması için tahrik konusu suçun işlenmesinin aranmadığı, tahrik fiilinin aleni biçimde yapılmasıyla suçun oluştuğu kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2016/25189 E., 21.12.2017; Genel Kurul, 2016/40170 E., 16.11.2017)
- Tahrikin aleni yapılması, basın yoluyla işlenmesi hâlinde neşir, umuma açık yerde işlenmesi hâlinde ise tahrik edilenlerce algılanma anı esas alınarak tespit edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2021/16757 E., 2024/7186 K., 30.09.2024; 8. Ceza Dairesi, 2021/16366 E., 2024/6649 K., 16.09.2024)
- Birinci fıkradaki suç ile üçüncü fıkradaki azmettirme ilişkisinde, tahrik konusu suçun işlendiği hâllerde tahrikçinin her suç bakımından ayrı azmettiren olarak sorumlu tutulduğu kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2024/26263 E., 2025/7052 K., 29.09.2025)
- Tahrik edilen kişilerin suç işleme iradesi araştırılmaksızın tahrikçinin üçüncü fıkra kapsamında sorumlu tutulduğu yönünde görüş ağırlık kazanmaktadır. (8. Ceza Dairesi, 2024/26263 E., 2025/7052 K., 29.09.2025)
- Kışkırtıcı ajanın kastının suçun tamamlanmasına yönelmediği hallerde, ajanın azmettiren veya teşvik eden olarak cezalandırılmasının mümkün olmadığı kabul edilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Birinci fıkrada tahrikin alenen yapıldığını iddia eden taraf, yani savcılık, tahrik fiilinin içeriğini ve aleniyetini ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat tanık, video kaydı, basılı içerik veya paylaşım kayıtları gibi belgelerle yapılabilir.
- Tahrikin belirli olmayan kişilere yönelik olduğunu ispat yükü iddia eden tarafa aittir; savunma, tahrikin belirli kişilere yönelik olduğunu ileri sürerse bu savunmayı ispatlaması gerekir.
- Üçüncü fıkrada tahrik konusu suçun gerçekten işlendiğinin ve tahrik ile bu suç arasında bağlantı bulunduğunun ispatı iddia edene aittir; bu bağlantı tanık beyanları, olay tutanakları ve tahrik içeriğinin kendisiyle kurulabilir.
- Kışkırtıcı ajan savunmasında, kendisinin suçun gerçekleşmesini istemediğini ileri süren sanık, bu iddiasını ortamın ve görevinin niteliğini gösteren belgelerle ispatlamalıdır.
- İkinci fıkrada halkın bir kesiminin silahlandırıldığı ve öldürmeye tahrik edildiği, tanık ve delil ile ortaya konmalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.37: Azmettirme hükmünü düzenler. Üçüncü fıkra tahrikçiyi azmettiren sıfatıyla cezalandırdığından, bu genel hüküm üçüncü fıkranın karşılaştırma noktasıdır.
- 5237 sayılı Kanun m.39: Teşvik ve yardım hükümlerini düzenler. Belirli kişilere yönelik tahrikin iştirak kuralları çerçevesinde değerlendirilmesi bakımından bu maddeye bakılır.
- 5237 sayılı Kanun m.216: Halkı kin ve düşmanlığa tahriki düzenler. Bu maddedeki tahrik konusu kin ve düşmanlık olduğunda m.214 yerine m.216 uygulanır.
- 5237 sayılı Kanun m.215: Suçu ve suçluyu övmeyi düzenler; aleni tahrikten ayrı bir fiil olduğu için bu maddeyle karıştırılmamalıdır.
- 5237 sayılı Kanun m.217: Kanunlara uymamaya tahriki düzenler; tahrik konusu olarak kanuna uymamayı gösterdiğinde ayrı bir suç oluşturur.
TCK m.215 — Suçu ve suçluyu övme
5237 sayılı Kanun'un 215. maddesi, işlenmiş bir suçu veya işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen övme fiilini, kamu düzeni açısından açık ve yakın tehlike koşuluna bağlı olarak suç olarak düzenler. Hüküm herkes bakımından uygulanır; failin özel bir sıfatı aranmaz. Madde, övülen suçun işlenişinin kendisini, suç işlemeye tahriki, halkı kin ve düşmanlığa tahriki ve suç örgütlerinin propagandasını düzenlemez; bunlar sırasıyla 214. madde, 216. madde ve 220. maddenin 8. fıkrasında yer alır. Suç işlemeye tahrik ile suçu övme ayrımı, tahrikin geleceğe yönelik ve azmettirme niteliğinde olup olmamasına göre yapılır. Övülen kişinin cezalandırılması, cezanın infazı ve zamanaşımı gibi genel hükümler de bu maddenin kapsamı dışındadır.
Suçu ve suçluyu övme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Övme
- Bir suçu ya da suç işlemiş bir kişiyi beğenerek, takdir ederek ve olumlayarak sunmaktır. Yalnızca tarafsız bilgi vermek ya da suçu eleştirmek övme sayılmaz.
- Alenen
- Fiilin belirsiz sayıda kişi tarafından algılanabilecek biçimde yapılmasıdır. Kapalı bir çevrede, belirli kişilere yönelik söz ya da yazı bu koşulu taşımaz.
- Açık ve yakın tehlike
- Övmenin kamu düzeni bakımından somut ve yakın bir sonuç doğurabilecek ölçüde tehlike yaratmasıdır. Soyut bir rahatsızlık veya genel bir etki bu koşulu karşılamaz.
- İşlenmiş suç
- Övme fiili yapıldığında gerçekleşmiş olan ve failinin belli olduğu ya da belli olması muhtemel bulunan suçtur. Henüz işlenmemiş suç bu kapsamda değildir ve o durumda 214. madde gündeme gelir.
- Kamu düzeni
- Övmenin etkisiyle korunan toplumsal huzur ve güvenlik durumudur. Maddede koruma nesnesi olarak yalnızca bu ölçüt aranır.
Suçu ve suçluyu övme: hangi şartlar aranır?
- Failin işlenmiş bir suçu ya da işlemiş olduğu bir suçtan dolayı bir kişiyi övmesi gerekir.
- Övme fiilinin alenen yapılması gerekir.
- Övme nedeniyle kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması gerekir; bu tehlike ortaya çıkmadıkça fiil cezalandırılmaz.
- Övülen suçun işlenmiş olması gerekir; henüz işlenmemiş bir suçun övülmesi bu maddenin değil, 214. maddenin konusudur.
- Fail, övme fiilini kendi iradesiyle ve bilerek yapmalıdır; tehlike oluşması hâlinde hüküm tamamlanır.
Suçu ve suçluyu övme: hangi sonuçları doğurur?
- Övme fiili alenen yapılmış ve kamu düzeni açısından açık ve yakın tehlike doğurmuşsa fail iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Alenilik koşulu gerçekleşmemişse fiil bu madde kapsamında suç olmaz.
- Açık ve yakın tehlike ortaya çıkmamışsa fiil bu madde kapsamında cezalandırılmaz.
- Övülen suçun işlenmiş olması gerekir; henüz işlenmemiş suç için bu madde uygulanmaz.
- Hüküm kamu düzenini koruma amacına dayanır; tehlike koşulu olmadan cezalandırma yapılamaz.
- Övme fiili birden çok kişiye yönelik ve tehlike doğuruyorsa bu madde uygulanabilir; tek bir kişiye özel olarak yapılan övme bu maddenin konusu olmaz.
Suçu övme ile suç işlemeye tahrik (m.214) arasındaki fark nedir?
Övme geçmişte işlenmiş bir suça ya da bu suçu işlemiş kişiye yöneliktir ve sonuç bakımından geriye dönüktür.
Tahrik ise henüz işlenmemiş bir suçun işlenmesine yönelik olup geleceğe dönüktür ve azmettirme niteliği taşır.
Fiil geleceğe yönelik çağrı içeriyorsa 215. madde değil 214. madde uygulanır.
Suçu övme ile halkı kin ve düşmanlığa tahrik (m.216/1) arasındaki fark nedir?
215. madde suçun övülmesini cezalandırır; övülen konu bir suç ve failidir.
216/1 ise halkın farklı özellikteki kesimleri arasında kin ve düşmanlık uyandırmayı cezalandırır.
Övme halkın bir kesimini diğerine karşı düşmanlığa yöneltiyorsa 216/1 uygulanabilir; yalnız suç ve suçlu övülüyorsa 215. madde uygulanır.
Alenen övme ile özel çevrede övme arasındaki fark nedir?
Alenilik, fiilin belirsiz sayıda kişi tarafından algılanabilmesidir.
Belirli kişilere yönelik özel bir konuşma ya da yazışma bu koşulu taşımaz.
Alenilik bulunmadığında 215. madde kapsamında suç oluşmaz.
Suçu övme ile eleştiri amacıyla düşünce açıklaması (m.218) arasındaki fark nedir?
Övme, suçu ya da failini olumlayan bir değerlendirmedir.
Eleştiri amacıyla yapılan açıklama, suçu veya failini kınayan ya da tenkit eden düşünce açıklamasıdır.
Eleştiri amacı taşıyan ve tehlike yaratmayan açıklamalar 218. madde gereği hukuka uygunluk kapsamında değerlendirilir.
Suçu ve suçluyu övme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Övmeyi tahrik saymak; geçmişe dönük olumlayıcı açıklama ile geleceğe yönelik çağrıyı birbirinden ayırmamak.
- Alenilik koşulunu aramadan özel bir yazışmayı da 215. madde kapsamında değerlendirmek.
- Açık ve yakın tehlike koşulunu aramadan yalnızca övme içeriğine dayanarak mahkûmiyet kurmak.
- Eleştiri amacıyla yapılan açıklamayı övme olarak nitelendirip 215. maddeyi uygulamak; 218. maddedeki hukuka uygunluk ayrımını gözden kaçırmak.
- Henüz işlenmemiş bir suçun övülmesini bu madde kapsamında değerlendirmek; 214. madde ayrımını yapmamak.
- Halkın bir kesiminin diğerine karşı düşmanlığını artırıyorsa 215. maddeyi uygulamakla yetinmek; 216/1 ihtimalini değerlendirmemek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Suçu ve suçluyu övme suçunun oluşması için övmenin kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlike doğurmuş olması aranmaktadır. (Genel Kurul, 2013/7860 E., 03.03.2016)
- Övülen suçun işlenmiş olması ve övmenin alenen yapılması birlikte aranmaktadır. (Genel Kurul, 2013/2941 E., 11.05.2016)
- Lehe yasa değişikliği bakımından suçun niteliğinin değişip değişmediği somut olayda ayrıca değerlendirilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2007/69 E., 2007/99 K., 17.04.2007)
- Övmenin ceza hukuku kapsamında değerlendirilmesinde ifade özgürlüğü ile kamu düzeni arasında denge kurulmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2018/236 E., 2022/598 K., 04.10.2022)
- Suç ve suçluyu övme eyleminin örgüt propagandası kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği somut olayın özelliklerine göre belirlenmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2024/171 E., 2024/4304 K., 20.05.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Övme fiilini ileri süren savcılık, fiilin alenen yapıldığını ve övülen suçun işlenmiş olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Övmenin içeriğini gösteren yazı, kayıt, paylaşım veya tanık beyanı kullanılabilir; alenilik bakımından yayılma yeri ve erişim sayısı önemlidir.
- Açık ve yakın tehlikenin ortaya çıktığı, kamu düzeni bakımından somut bir sonuç veya risk bulunduğu savcılık tarafından ortaya konulmalıdır.
- Savunma, fiilin eleştiri veya bilgilendirme amacıyla yapıldığını ileri sürebilir; bu savunmayı ileri süren sanık kendi iddiasını ortaya koymalıdır.
- Övülen suçun işlendiğine ilişkin mahkûmiyet kararı ya da soruşturma belgeleri, fiilin suç konusu ile bağlantısını gösterir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 m.214: Henüz işlenmemiş bir suça tahrik ile 215. maddedeki geçmişe dönük övme arasındaki ayrımı belirler.
- 5237 m.216: Halkın kesimleri arasında kin ve düşmanlık uyandıran övme, 216. maddenin konusu olabilir.
- 5237 m.218: Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarının hukuka uygunluğu ve kamu barışına karşı suçlar için ortak hükümdür.
- 5237 m.220: Suç örgütünün propagandası 220/8 kapsamında ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir ve 215. maddeye göre özel hükümdür.
TCK m.216 — Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama
Madde, halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme fiilini (birinci fıkra), halkın bir kesimini belirli farklılıklara dayanarak alenen aşağılamayı (ikinci fıkra) ve halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılamayı (üçüncü fıkra) düzenler. Birinci fıkra somut tehlike suçu, diğer iki fıkra ise aşağılama suçlarıdır. Hüküm herkese, ceza sorumluluğu bulunan her gerçek kişiye uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: basın ve yayın yoluyla işlenmenin ceza artırımı (m.218), suçu ve suçluyu övme (m.215), suç işlemeye tahrik (m.214), halkı suç işlemeye tahrik ile Kanunlara uymamaya tahrik (m.217) ve görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma (m.219). Soruşturma ve yargılama usulü ile görev yapan kamu görevlilerinin yargılanması da bu maddenin kapsamı dışındadır.
Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kin
- Öç almayı gerektirecek şiddette düşmanlık hareketlerinin zeminini oluşturan psikolojik haldir. Yalnız hoşnutsuzluk, soyut red veya eleştiri bu kapsamda değildir.
- Düşmanlık
- Karşı tarafa zarar vermeye veya onu mağlup etmeye yönelmiş kin duygusudur. Kanun metninde kin ile düşmanlık birlikte aranır; ikisinden yalnızca birine tahrik suçu oluşturmaz.
- Tahrik
- Kişilerin iradesini belirli bir yöne yöneltecek, itici ve etkili bir çağrıdır. Tahrikin, kin ve düşmanlığı doğurmaya ya da pekiştirmeye elverişli olması gerekir.
- Alenen
- Fiilin umuma açık bir ortamda ya da basın ve yayın yoluyla işlenmesidir. Aleniyet, tahrikin tamamlanma anını da belirler.
- Açık ve yakın tehlike
- Birinci fıkrada kamu güvenliğine yönelik, somut olgulara dayanan ve gerçekleşmesi yakın olan tehlikedir. Bu tehlike cezalandırılabilirlik koşuludur ve failin bilmesi gerekmez.
- Dini değerler
- Halkın bir kesiminin benimsediği dinsel inanç, ibadet ve kutsal sayılan değerlerdir. Üçüncü fıkra bu değerlerin alenen aşağılanmasını konu alır.
Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama: hangi şartlar aranır?
- Failin, halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa tahrik etmesi gerekir; tahrik tek bir kişiye ya da aynı özellikteki gruplar arasına yönelirse fıkra uygulanmaz.
- Tahrik fiilinin alenen işlenmesi gerekir.
- Tahrikin hem kine hem de düşmanlığa yönelik olması gerekir; ikisinden yalnızca biri yeterli değildir.
- Fiilin kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlike ortaya çıkarması gerekir; bu, cezalandırılabilirlik koşuludur.
- İkinci fıkra için, halkın bir kesiminin sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanılarak alenen aşağılanması gerekir.
- Üçüncü fıkra için, halkın bir kesiminin benimsediği dini değerlerin alenen aşağılanması ve fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması gerekir.
- Birinci fıkrada hapis cezası bir yıldan üç yıla, ikinci ve üçüncü fıkralarda altı aydan bir yıla kadar hapistir; ikinci ve üçüncü fıkrada somut tehlike aranmaz, ancak üçüncü fıkrada elverişlilik şarttır.
Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama: hangi sonuçları doğurur?
- Birinci fıkradaki fiili işleyen kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Birinci fıkrada kamu güvenliği açısından açık ve yakın tehlike ortaya çıkmazsa, fiil bu fıkra kapsamında cezalandırılamaz.
- İkinci fıkradaki fiili işleyen kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Üçüncü fıkradaki fiil kamu barışını bozmaya elverişli değilse, bu fıkra kapsamında ceza verilmez.
- Birinci fıkrada tahrik, ancak bir kesimin diğerine karşı yönelmesiyle oluşur; tek kişiye ya da aynı özellikteki gruplara karşı yapılan fiil bu fıkrayı oluşturmaz.
- Birinci fıkrada suç, aleni tahrikin yapılmasıyla tamamlanır; tehlike ise cezalandırılabilirlik koşuludur ve failin bilmesi gerekmez.
- Fiil basın ve yayın yoluyla işlenirse, ceza m.218 uyarınca yarı oranında artırılır.
Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra, bir kesimi diğer kesime karşı kin ve düşmanlığa tahrik eder ve kamu güvenliği açısından açık ve yakın tehlike arar.
İkinci fıkra, bir kesimi aşağılamayı konu alır; tahrik ve kin-düşmanlık unsuru ile tehlike koşulu aranmaz.
Birinci fıkrada ceza bir yıldan üç yıla, ikinci fıkrada altı aydan bir yıla kadardır. Tehlike koşulu gerçekleşmeden birinci fıkra oluşmaz.
Birinci fıkra ile üçüncü fıkra arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı iki kesim arasındaki kin ve düşmanlığı konu alır.
Üçüncü fıkra, tek bir kesimin benimsediği dini değerlerin aşağılanmasını konu alır ve kesimler arası tahrik aranmaz.
Üçüncü fıkrada kamu güvenliği tehlikesi değil, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması aranır; ceza altı aydan bir yıla kadardır.
İkinci fıkra ile üçüncü fıkra arasındaki fark nedir?
İkinci fıkra, bir kesimin insan olarak aşağılanmasıdır; sayılan farklılıklar sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığıdır.
Üçüncü fıkra, kesimin inanç sistemine ait kutsal değerlerin aşağılanmasıdır.
Her iki fıkrada da ceza altı ay ile bir yıl arasındadır; ikinci fıkrada cinsiyet farklılığı da sayılmış, üçüncü fıkrada kamu barışına elverişlilik aranmıştır.
Birinci fıkra ile kamu güvenliği dışı hal arasındaki fark nedir?
Fiil alenen yapılmış ve kin-düşmanlık tahriki içermektedir, ancak açık ve yakın tehlike ortaya çıkmamıştır.
Birinci fıkranın tüm unsurları gerçekleşmiş ve ayrıca tehlike de doğmuştur.
Tehlike ortaya çıkmadıkça birinci fıkra ile cezalandırılamaz; fiil ancak ikinci fıkra gibi başka bir hükme uyuyorsa o hüküm çerçevesinde değerlendirilir.
Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Birinci fıkradaki kin ve düşmanlık ibaresini tek başına kin veya tek başına düşmanlık yeterliymiş gibi yorumlamak; ibare birlikte aranır.
- Kamu güvenliği açısından açık ve yakın tehlikeyi, fiilin işlenmesi ile kendiliğinden gerçekleşmiş saymak; bu tehlike somut olarak gösterilmelidir.
- Bir grubun eleştirilmesini veya ağır biçimde tenkit edilmesini kin ve düşmanlığa tahrik saymak; bu yeterli değildir.
- Tek bir kişiye ya da aynı özellikteki gruplar arasındaki sözleri birinci fıkra kapsamında değerlendirmek.
- İkinci fıkrada tehlike koşulunu aramak; bu fıkrada tehlike unsuru yoktur.
- Üçüncü fıkrada kesimler arası tahrik aramak; bu fıkrada yalnızca dini değerlerin alenen aşağılanması ve kamu barışına elverişlilik yeterlidir.
- Basın ve yayın yoluyla işlenen fiilde m.218 artırımını uygulamayı unutmak ya da bu artırımı yalnızca birinci fıkra için değil tüm fıkralar için aynı şekilde yapmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Birinci fıkrada suçun oluşması için kin ve düşmanlık yönünde somut ve açık bir tahrikin bulunması aranmaktadır; yalnızca eleştiri, soyut red ya da saygısızlık ifade eden sözler suç için yeterli kabul edilmemektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2007/244 E., 2008/92 K., 29.04.2008)
- Kamu güvenliği açısından açık ve yakın tehlikenin varlığı, hâkimin kullanılan ifadelerin hangi somut olgulara dayandığını göstererek belirlemesi gereken bir konudur. (Genel Kurul, 2013/2941 E., 11.05.2016)
- Birinci fıkra kapsamında tehlikenin varlığının tespiti yapılırken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi standartlarının gözetilmesi gerektiği yönünde görüşler benimsenmektedir. (Genel Kurul, 2016/1635 E., 05.07.2022)
- Yargıtay, birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki sınırı belirlerken, bir grubun kötülenmesi ya da ağır biçimde eleştirilmesinin tek başına yeterli olmadığını kabul etmektedir. (Genel Kurul, 2019/10634 E., 01.07.2021)
- İkinci fıkra kapsamında cinsiyet farklılığı da sayıldığından, cinsiyete dayalı aşağılamalar bu fıkra kapsamında değerlendirilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2006/179 E., 2007/57 K., 06.03.2007)
Nasıl ispat edilir?
- Birinci fıkrada asıl iddiayı ileri süren savcılık, fiilin alenen işlendiğini, tahrikin kine ve düşmanlığa yönelik olduğunu ve açık ve yakın tehlikenin ortaya çıktığını ispatla yükümlüdür.
- Alenilik, video kaydı, yayın kaydı, basılmış metin veya tanık beyanı ile ispatlanır.
- Tehlikenin varlığı, failin sözlerinin ve davranışlarının yol açtığı somut olgular üzerinden gösterilmelidir; failin bu tehlikeyi bilmesi gerekmez.
- Failin savunması, sözlerin eleştiri, bilimsel tartışma veya sanatsal ifade niteliğinde olduğu yönündedir; bu savunmayı ileri süren fail, sözlerin bu niteliğini ortaya koymakla yükümlüdür.
- İkinci ve üçüncü fıkrada tehlike aranmadığından, ispat yükü fiilin aşağılayıcı niteliği ve alenilik üzerinde yoğunlaşır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.218: Birinci fıkrada yer alan suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde cezayı yarı oranında artıran nitelikli halidir.
- 5237 sayılı Kanun m.215: Suçu ve suçluyu övme fiilini düzenler; bu madde ile aynı bölümde yer alır, ancak bu maddenin kapsamında değildir.
- 5237 sayılı Kanun m.214: Suç işlemeye tahrik fiilini düzenler; kin ve düşmanlığa tahrik ile suç işlemeye tahrik birlikte gerçekleşirse içtima kuralları uygulanır.
- 5237 sayılı Kanun m.217: Kanunlara uymamaya tahriki düzenler; bu madde kin ve düşmanlığa tahrikten ayrı bir fiildir.
- 5237 sayılı Kanun m.44: Aynı fiille birden fazla suç oluşursa fikri içtima kurallarını belirler.
TCK m.217 — Kanunlara uymamaya tahrik
Bu madde, halkın kanunlara uymamaya alenen tahrik edilmesini suç olarak düzenler ve bu fiil için öngörülen cezayı belirler. Madde, tahrikin kamu barışını bozmaya elverişli olmasını cezalandırma koşulu olarak arar. Madde, herkese uygulanabilen genel bir suç tipidir. Maddenin kapsamına girmeyen konular şunlardır: halkı kin ve düşmanlığa tahrik (m.216), suç işlemeye tahrik ve suçu övme (m.214, m.215), basın ve yayın yoluyla işlenmenin ağırlatıcı nedeni (m.218), kanunlara uymamaya ilişkin ayrı nitelikli bir hâl ve sonradan eklenen 217/A maddesindeki cumhurbaşkanlığı kararnamesi için cezalandırma (217/A). Bu suç yönünden kamu davası açılması ve ceza yargılamasının usulü de bu maddede düzenlenmemiştir.
Kanunlara uymamaya tahrik: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kanunlara uymamaya tahrik
- Halkı, yürürlükteki kanunlara riayet etmemeye yöneltecek etkili ve inandırıcı çağrıda bulunmaktır. Vergi vermeyin gibi çağrılar bu kapsamdadır.
- Aleniyet
- Tahrikin belirsiz sayıda kişinin algılayabileceği bir ortamda yapılmasıdır. Aleniyetin sağlanmadığı özel görüşmeler bu suçu oluşturmaz.
- Kamu barışını bozmaya elverişlilik
- Tahrikin toplumda huzursuzluk ve düzensizlik doğurabilecek nitelikte olmasıdır. Bu, somut bir bozulmanın gerçekleşmesini değil, bozulma tehlikesinin varlığını ifade eder.
Kanunlara uymamaya tahrik: hangi şartlar aranır?
- Failin, halkı kanunlara uymamaya yönelik bir tahrik fiilini işlemesi bulunmalıdır.
- Tahrik fiili alenen işlenmiş olmalıdır.
- Tahrikin kamu barışını bozmaya elverişli olması bulunmalıdır; bu unsur cezalandırılabilme koşulu niteliğindedir.
- Failin ceza sorumluluğu bulunmalıdır; suç herkes tarafından işlenebilir.
Kanunlara uymamaya tahrik: hangi sonuçları doğurur?
- Tahrik alenen yapılmış ve kamu barışını bozmaya elverişli ise, fail altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.
- Hapis ile adli para cezası arasında seçimlik bir yaptırım öngörülmüştür; mahkeme bunlardan birini seçer.
- Tahrik kamu barışını bozmaya elverişli değilse, bu madde kapsamında suç oluşmaz.
- Tahrikin aleni olmaması durumunda bu suç oluşmaz.
Kanunlara uymamaya tahrik ile halkı kin ve düşmanlığa tahrik (m.216/1) arasındaki fark nedir?
Kanunlara uymamaya tahrik, halkı yürürlükteki kanunlara riayet etmemeye yöneltir.
Halkı kin ve düşmanlığa tahrik, toplumun farklı sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge gruplarını birbirine karşı yöneltir.
Her iki fiilin korunan değeri ve tahrik konusu farklıdır; kanunlara uymamaya tahrik için m.217, kin ve düşmanlık için m.216 uygulanır.
Kanunlara uymamaya tahrik (m.217) ile suç işlemeye tahrik (m.214) arasındaki fark nedir?
Kanunlara uymamaya tahrikte konu, kanunlara uyulmamasıdır.
Suç işlemeye tahrikte konu, belirli bir suçun işlenmesidir.
Her biri ayrı tipte değerlendirilir; tahrikin konusuna göre hangi madde uygulanacağı belirlenir.
Kamu barışını bozmaya elverişli tahrik ile elverişli olmayan tahrik arasındaki fark nedir?
Kamu barışını bozmaya elverişli tahrik, toplumda düzensizlik doğurabilecek nitelikte olan tahriktir.
Elverişli olmayan tahrik, bu niteliği taşımayan çağrıdır.
Elverişli olmayan tahrik bu madde kapsamında suç oluşturmaz.
Kanunlara uymamaya tahrik: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kanunlara uymamaya tahrik ile halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunu birbirine karıştırmak; her iki suçun korunan değeri ve tahrik konusu farklıdır.
- Tahrikin kamu barışını bozmaya elverişli olmasını aramadan doğrudan cezalandırmak; bu koşul cezalandırılabilme koşuludur ve aranmalıdır.
- Suçun basın ve yayın yoluyla işlendiği hallerde m.218 uyarınca artırım yapılmasını gözden kaçırmak.
- Altı ay ile iki yıl arasındaki cezayı bir süre gibi değerlendirmek; bunlar hapis cezasının alt ve üst sınırıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kanunlara uymamaya tahrik suçunda, tahrikin kamu barışını bozmaya elverişli olup olmadığının somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2022/3133 E., 2024/9203 K., 02.12.2024; 8. Ceza Dairesi, 2020/9126 E., 2023/1917 K., 04.04.2023; 8. Ceza Dairesi, 2022/3965 E., 2024/8779 K., 18.11.2024)
- Kanunlara uymamaya tahrik fiilinin bu madde kapsamında değerlendirilmesi için kanunun ayrıca aranan elverişlilik koşulunun varlığının tespit edilmesi gerektiği görülmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2022/3133 E., 2024/9203 K., 02.12.2024; 8. Ceza Dairesi, 2022/3965 E., 2024/8779 K., 18.11.2024)
- Anayasa Mahkemesi, 217/A maddesine ilişkin itirazları incelerken m.217 ile ayrım yapmış; bu ayrım, uygulamada iki hükmün birlikte değerlendirilmesi gerektiğini göstermektedir. (2022/129 E., 2023/189 K., 08.11.2023; 8. Ceza Dairesi, 2023/4112 E., 2024/1966 K., 29.02.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Kamu davasında tahrikin alenen yapıldığını ispat yükü iddia makamındadır; tahrik fiili, yayın, afiş, konuşma veya paylaşım gibi belgelerle ortaya konulur. (8. Ceza Dairesi, 2022/3133 E., 2024/9203 K., 02.12.2024; 8. Ceza Dairesi, 2022/3965 E., 2024/8779 K., 18.11.2024)
- Tahrikin kamu barışını bozmaya elverişli olduğunun ispat yükü de iddia makamındadır; bu, tahrikin içeriği, yapıldığı ortam ve dinleyicilerin niteliği ile belirlenir.
- Savunmada, çağrının kanunlara uymama niteliği taşımadığı veya aleniyetin bulunmadığı ileri sürülebilir; bu savunmanın ispatı, savunmayı ileri süren tarafa düşmez ancak somut bir olguya dayanması gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.216: Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunu düzenler; kanunlara uymamaya tahrikten ayrılması gereken komşu bir suç tipidir.
- 5237 sayılı Kanun m.218: Bu bölümdeki suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi halinde cezanın yarı oranında artırılmasını düzenler; m.217 için de uygulanabilir.
- 5237 sayılı Kanun m.214: Suç işlemeye tahriki düzenler; m.217 ile konu bakımından ayrılır.
- 5237 sayılı Kanun m.217/A: Maddenin metninde yer almayan, sonradan eklenmiş ayrı bir suç tipidir; m.217 ile birlikte değerlendirilmesi gereken komşu hükümdür.
TCK m.217/A — Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma
Madde, sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratma saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığıyla ilgili gerçeğe aykırı bir bilginin alenen yayılmasını suç olarak düzenler; bu yayının kamu barışını bozmaya elverişli olması aranır. Ayrıca failin gerçek kimliğini gizlemesi ya da bir örgütün faaliyeti çerçevesinde hareket etmesi hâlinde cezanın artırılmasını kapsar. Kişilerin haysiyet ve şerefini hedef alan yalan bilgi yayımı (m.125, m.267), halkı kin ve düşmanlığa tahrik (m.216), suç işlemeye tahrik ve suçu övme (m.214, m.215) ile yayın yoluyla işlenen suçların cezasının artırılması (m.218) bu maddenin düzenlediği konular değildir. Ayrıca bu suçun soruşturma ve kovuşturma usulü ile zamanaşımı düzenlemez.
Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma: hangi kavramlar bilinmeli?
- Gerçeğe aykırı bilgi
- Olaylara ya da durumlara ilişkin, gerçekte bulunmayan veya gerçeğe uymayan bilgidir. Görüş, yorum ve doğru bilgiye dayanan eleştiri bu kapsamda değerlendirilmez.
- Sırf saik
- Failin tek amacının halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak olmasıdır. Başka bir saik, örneğin siyasi eleştiri ya da kişisel kazanç amacı varsa unsur oluşmaz.
- Alenen yayma
- Bilginin belirsiz sayıda kişinin erişebileceği bir ortamda duyurulmasıdır. Yalnızca belirli kişiler arasında iletilen bilgi bu kapsama girmez.
- Kamu barışını bozmaya elverişlilik
- Yayılan bilginin toplumda huzursuzluk ve güven kaybı doğurabilecek nitelikte olmasıdır. Fiilen bir bozulmanın meydana gelmesi aranmaz, soyut elverişlilik yeterlidir.
- Gerçek kimliği gizleme
- Failin yayını yaparken kendi kimliğini saklaması veya başka bir kimlik kullanmasıdır. Bu hâlde ceza yarı oranında artırılır.
- Örgüt faaliyeti
- Yayının bir örgütün faaliyeti kapsamında yapılmasıdır. Yayının örgüt adına veya örgütün amacına hizmet ederek yapılması gerekir.
Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma: hangi şartlar aranır?
- Fail, sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratma saikiyle hareket etmiş olmalıdır.
- Yayılan bilgi ülkenin iç ya da dış güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlığı ile ilgili olmalıdır.
- Yayılan bilgi gerçeğe aykırı olmalıdır.
- Bilgi alenen yayılmış olmalıdır.
- Yayın, kamu barışını bozmaya elverişli olmalıdır; fiilen bir bozulma meydana gelmesi aranmaz.
- Nitelikli hâlde fail gerçek kimliğini gizlemiş veya eylemini bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlemiş olmalıdır; bu hâllerden biri varsa birinci fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma: hangi sonuçları doğurur?
- Birinci fıkradaki unsurlar gerçekleştiğinde fail bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
- Fail gerçek kimliğini gizleyerek suçu işlemişse, birinci fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
- Fail suçu bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlemişse, birinci fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
- Yayın halk arasında endişe yaratma saiki dışındaki bir saikle yapılmışsa bu madde uygulanmaz.
- Bilgi doğru ise veya gerçeğe aykırılık unsuru kanıtlanamamışsa madde uygulanmaz.
- Yayın kamu barışını bozmaya elverişli değilse madde uygulanmaz.
Sırf saik ile karma saik arasındaki fark nedir?
Failin tek saiki halk arasında endişe, korku veya panik yaratmaktır.
Failin başka bir saiki de bulunmakta, örneğin eleştiri, bilgilendirme veya kişisel çıkar amacı taşımaktadır.
Sırf saik aranması nedeniyle ilk hâlde suç oluşur, ikinci hâlde bu suç oluşmaz.
Gerçeğe aykırı bilgi ile doğru bilgi veya görüş arasındaki fark nedir?
Yayılan içerik gerçeğe aykırı bir olgu bildirmektedir.
Yayılan içerik doğru bir bilgi, yorum ya da değerlendirmedir.
Yalnızca gerçeğe aykırı bilgi yayımı suç kapsamına girer; doğru bilgi veya görüşün yayımı bu madde kapsamında suç değildir.
Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra, temel suç tipini ve bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasını düzenler.
İkinci fıkra, gerçek kimliğini gizleme veya örgüt faaliyeti hâlini düzenler.
İkinci fıkradaki hâllerde birinci fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Doğru bilgi veya eleştiriyi, gerçeğe aykırı bilgi yayımı olarak değerlendirmek; yalnızca gerçeğe aykırılık yeterli görülmemelidir, sırf saik ve elverişlilik de aranmalıdır.
- Sırf saik unsurunu atlayıp başka bir amaçla yapılmış yayını bu suç kapsamında saymak.
- Kamu barışını bozmanın fiilen gerçekleşmesini aramak; kanun soyut elverişlilik yeterli saydığı için bu aranmaz.
- Birinci fıkradaki hapis cezasını, ikinci fıkradaki artırım sonrası cezayla karıştırmak; yarı oranındaki artırım birinci fıkraya göre verilecek ceza üzerinden hesaplanmalıdır.
- Gerçek kimliği gizleme hâlini kişinin sadece takma ad kullanması gibi basit hâllere indirgemek; bu hâlin uygulanması için failin kimliğini gerçekten gizlemesi gerekir.
- Örgüt faaliyeti hâlinde, yayının örgütle bağlantısını kurmadan ikinci fıkrayı uygulamak.
Nasıl ispat edilir?
- Gerçeğe aykırılık unsurunu ileri süren savcılık, yayılan bilginin yanlış olduğunu ispatla yükümlüdür; yayılan bilginin doğru veya yanlış olduğunun tespiti için resmi kurum yazıları, bilirkişi raporu ve uzman görüşü kullanılabilir.
- Sırf saik unsurunu ileri süren taraf, failin tek amacının endişe, korku veya panik yaratmak olduğunu ispatlamakla yükümlüdür; yayının içeriği, zamanlaması ve yayın şekli dolaylı delil olarak kullanılabilir.
- Alenilik unsurunu ileri süren taraf, yayının belirsiz sayıda kişiye ulaştığını ispatlamakla yükümlüdür; sosyal medya paylaşımları, internet kayıtları ve erişim verileri bu konuda delil olur.
- Kamu barışını bozmaya elverişlilik soyut bir değerlendirmedir; yayının içeriği ve yayıldığı çevre dikkate alınarak tespit edilir.
- Gerçek kimliği gizleme veya örgüt faaliyeti hâlini ileri süren taraf, bu niteliklerin varlığını ispatlamakla yükümlüdür; sahte hesaplar, IP kayıtları ve örgüt yazışmaları bu hâllerin delili olabilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.218: Kanun, yayın ve basın yoluyla işlenen suçların cezasının yarı oranında artırılmasını düzenler. Bu madde ile birlikte uygulandığında iki artırım nedeni birlikte ele alınmalıdır; ancak bu madde metni de kanunda ayrıca belirtilmemiştir, sadece bağlantı kurulmaktadır.
- 5237 sayılı Kanun m.216: Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçunu düzenler. Bu suç kin ve düşmanlık tahrikini konu alır; halk arasında endişe ve panik yaratmaya yönelik gerçeğe aykırı bilgi yayımını konu alan bu maddeden ayrılır.
- 5237 sayılı Kanun m.214: Suç işlemeye tahriki düzenler. Bu madde ile sınırı, yayının içeriğinin suç işlemeye yönlendirme niteliği taşıyıp taşımamasıdır.
- 5237 sayılı Kanun m.267: İftira suçunu düzenler. Gerçeğe aykırı bilginin belirli bir kişiyi hedef alması hâlinde iftira hükümleri ayrıca değerlendirilebilir.
TCK m.218 — Ortak hüküm
5237 sayılı Kanun'un 218. maddesi, belirli suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâline bağlanan ceza artırımını düzenler. Madde ayrıca eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarının, haber verme sınırlarını aşmaması koşuluyla suç oluşturmayacağını hükme bağlar. Uygulama, artırıma konu olan ve maddede "yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçlar" olarak anılan suç tiplerinin basın ve yayın araçlarıyla işlenmesi hâlinde ortaya çıkar. Madde, basın ve yayın dışındaki yollarla işlenen suçları ve artırımın hesaplanma usulünü düzenlemez. Ceza miktarının belirlenmesinde uygulanacak genel indirim ve artırım kuralları (TCK m.61 ve m.62) ile suç tiplerinin kendi unsurları bu maddede yer almaz.
Ortak hüküm: hangi kavramlar bilinmeli?
- Basın ve yayın yoluyla işleme
- Suçun gazete, dergi, radyo, televizyon, internet gibi kitlesel iletişim araçları üzerinden ve geniş kitlelere ulaşacak biçimde işlenmesidir. Suçun basın ve yayın aracı kullanılarak işlenmiş olması, failin bu aracın yayın niteliğinden yararlanmış olmasına bağlıdır.
- Yarı oranına kadar artırım
- Öngörülen cezanın, hâkimin takdirine bağlı olarak en çok yarısı oranında artırılabilmesi anlamına gelir. Artırım zorunlu değildir; üst sınır yarıdır.
- Haber verme sınırları
- Basın ve yayın özgürlüğünün kullanılmasında aşılmaması gereken ölçüdür. Açıklamanın doğru bilgiye dayanması, kamuoyunu ilgilendiren bir konuya ilişkin olması ve gerekli özeni taşıması bu sınırın unsurları olarak kabul edilmektedir.
- Eleştiri amacıyla düşünce açıklaması
- Kamusal nitelikteki bir konu, kişi veya faaliyet hakkında değerlendirme ve yorum içeren açıklamadır. Bu açıklama haber verme sınırları içinde kaldığında suç oluşturmaz; sınırı aşan ya da hakaret niteliği taşıyan açıklamalar bu korumadan yararlanamaz.
Ortak hüküm: hangi şartlar aranır?
- Maddedeki artırımın uygulanabilmesi için 'yukarıdaki maddelerde tanımlanan' bir suçun işlenmiş olması gerekir.
- Bu suçun basın ve yayın yoluyla işlenmiş olması gerekir.
- Artırım, öngörülen cezanın yarı oranını geçmeyecek biçimde yapılmalıdır.
- Eleştiri kapsamındaki bir açıklamanın suç sayılmaması için açıklamanın eleştiri amacı taşıyor olması gerekir.
- Aynı açıklamanın haber verme sınırlarını aşmamış olması gerekir; sınır aşıldığında bu koruma uygulanmaz.
Ortak hüküm: hangi sonuçları doğurur?
- Basın ve yayın yoluyla işlenen suçta verilecek ceza, yarı oranına kadar artırılabilir.
- Eleştiri amacıyla yapılan ve haber verme sınırlarını aşmayan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.
- Haber verme sınırları aşıldığında eleştiri koruması ortadan kalkar ve açıklama, ilgili suç tipi bakımından değerlendirilir.
- Basın ve yayın yoluyla işlenmeyen fiillerde bu maddedeki artırım uygulanmaz.
- Madde, eleştiri korumasını sağladığı için bu korumanın kapsamı dar yorumlanmalıdır; hakaret içeren ifadeler bu korumadan yararlanamaz.
Basın ve yayın yoluyla işleme ile diğer araçlarla işleme arasındaki fark nedir?
Suç, gazete, televizyon, radyo veya internet gibi yayın araçlarıyla işlenmiştir. Suçun kitlelere ulaşma niteliği vardır.
Suç yayın aracı kullanılmadan, örneğin yüz yüze veya özel bir yazışmayla işlenmiştir.
Yalnız birinci durumda madde uyarınca ceza yarı oranına kadar artırılabilir. İkinci durumda bu artırım uygulanmaz.
Eleştiri ile sınırı aşan açıklama arasındaki fark nedir?
Açıklama kamusal bir konuya ilişkin eleştiri niteliğindedir ve haber verme sınırları içinde kalmıştır.
Açıklama kişiyi aşağılayan, haber verme sınırlarını aşan veya doğruluğu ortaya konamayan bir nitelik taşımaktadır.
İlk durumda fiil suç oluşturmaz. İkinci durumda madde koruması sağlanmaz ve yukarıdaki suçlardan dolayı artırımlı cezaya hükmedilebilir.
Artırım ile suç tipinin kendi cezası arasındaki fark nedir?
Basın ve yayın yoluyla işlenmesi nedeniyle uygulanan ek artırımdır.
Suç tipinin kanundaki temel cezasıdır.
Önce temel ceza belirlenir, sonra basın ve yayın yoluyla işleme nedeniyle en çok yarısı oranında artırım yapılır.
Ortak hüküm: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Basın ve yayın yoluyla işlemeyi, yalnızca fiilin internet ortamında bulunmasıyla kanıtlanmış saymak; yayının kitlelere ulaşma niteliğinin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
- Artırımı zorunlu sanmak; madde 'verilecek ceza yarı oranına kadar artırılır' dediği için hâkim takdir eder ve artırım yapmayabilir.
- Artırımı yarı oranı yerine tam oranda ya da yarıdan fazla yapmak.
- Eleştiri korumasını, haber verme sınırlarını aşan hakaret içeren ifadelere de uygulamak.
- Eleştiri korumasının kanıtlanmasını mahkemeye bırakmak; koruma talebini ileri süren sanığın dayanak göstermesi gerekir.
- Temel cezayı belirlemeden önce artırım yapmak; artırım temel ceza üzerinden hesaplanır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Suçu ve suçluyu övme ile dini değerleri aşağılama suçlarında, suçun basın ve yayın yoluyla işlendiği kabul edildiğinde 218. maddenin birinci fıkrası uyarınca artırım yapılmaktadır. (8. Ceza Dairesi, 2025/8135 E., 2025/8591 K., 10.11.2025; 8. Ceza Dairesi, 2024/21359 E., 2025/6177 K., 03.09.2025; 8. Ceza Dairesi, 2023/3187 E., 2025/4726 K., 16.06.2025)
- Mahkemelerin, suçun basın ve yayın yoluyla işlendiği hâlde 218/1 uyarınca artırım yapmadıkları durumlarda Yargıtay tarafından bozma nedeni yapıldığı görülmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2025/8135 E., 2025/8591 K., 10.11.2025)
- Artırım uygulanırken önce temel cezanın belirlenmesi, ardından 218. maddeye göre artırım yapılması ve sonrasında 62. madde ile indirimin uygulanması sırası izlenmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2024/21359 E., 2025/6177 K., 03.09.2025; 8. Ceza Dairesi, 2023/3187 E., 2025/4726 K., 16.06.2025; 8. Ceza Dairesi, 2023/3836 E., 2025/3500 K., 05.05.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Basın ve yayın yoluyla işlendiğini ileri süren taraf, suçun hangi yayın aracıyla ve hangi içerikle işlendiğini ispatlamalıdır; bu iddianın dayanağı yayının kendisi, kayıtlar ve yayın tutanaklarıdır. (8. Ceza Dairesi, 2024/21359 E., 2025/6177 K., 03.09.2025)
- Eleştiri koruması talep eden sanık, açıklamanın haber verme sınırları içinde kaldığını ve eleştiri amacı taşıdığını ortaya koymalıdır; açıklamanın doğruluğuna dair dayanak ve kamusal ilgi somut delillerle gösterilmelidir.
- Hukuka aykırı elde edilmiş delille suçun basın ve yayın yoluyla işlendiğinin ispatlanamayacağı Yargıtay tarafından kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2006/179 E., 2007/57 K., 06.03.2007)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 m.215: Suçu ve suçluyu övme suçunu düzenler. Uygulamada en sık artırıma konu olan suçlardan biridir.
- 5237 m.216: Halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri aşağılama suçlarını düzenler; bu maddedeki artırım bu suçlara da uygulanabilir.
- 5237 m.61: Ceza belirlenirken takdiri indirim ve artırım ölçütlerini düzenler; basın ve yayın yoluyla artırım bu genel ölçütlerle birlikte değerlendirilir.
- 5237 m.62: Takdiri indirimi düzenler; artırımdan sonra gerekirse uygulanabilir.
TCK m.219 — Görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma
5237 sayılı Kanun'un 219. maddesi, dini görevi olan kişilerin (imam, hatip, vaiz, rahip, haham gibi dini reislerin) görevlerini yerine getirirken veya bu sıfatlarından yararlanarak devlet idaresini, kanunları, hükümet icraatını ve memurların görev ve yetkilerini alenen aşağılamasını, bu yönde halkı kanunlara veya hükümet emirlerine karşı tahrike veya memura itaatsizliğe yöneltmesini, kanuna aykırı iş ve sözlerle kişileri icbar veya ikna etmesini ve dini sıfatla başka bir suç işlemesini düzenler. Madde, yalnızca bu sıfata sahip kişiler bakımından uygulanır. Madde, dini değerlerin aşağılanmasını (m.216/3), ibadetin engellenmesini (m.115/2) ve dini inanç gereklerinin engellenmesini düzenlemez; bunlar başka maddelerde yer alır. Ayrıca madde, dini görevlilerin hukuka aykırı eylemleri dışında sıradan kişilerin devlet otoritesini eleştirmesini cezalandırmaz.
Görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma: hangi kavramlar bilinmeli?
- Dini reis
- Maddede sayılan imam, hatip, vaiz, rahip, haham gibi dini hizmet veren kişilerdir. Sayım örnek niteliğindedir; dinî hizmet yürüten herkes bu kapsama girebilir.
- Takbih ve tezyif
- Bir şeyi kötüleme ve küçümseme anlamına gelen eylemdir. Madde, bu eylemin alenen yapılmasını arar.
- Bilistifade
- Dini sıfattan yararlanarak hareket etmek anlamına gelir. İkinci fıkradaki fiilin dini sıfatın gücünden doğmuş olmasını ifade eder.
- Tahrik ve teşvik
- Halkı kanunlara veya hükümet emirlerine karşı harekete geçirmek ya da bu yönde istekte bulundurmaktır. Maddede hem tahrik hem teşvik ayrı fiil olarak sayılmıştır.
- İcbar ve ikna
- Bir kişiyi kanuna göre kazanılmış haklara aykırı iş veya söz yapmaya zorlamak ya da bu yönde inandırmaktır. Üçüncü fıkrada yer alır ve dini sıfatın kullanılmasını gerektirir.
Görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma: hangi şartlar aranır?
- Failin maddede sayılan dini reis niteliğinde olması gerekir.
- Fiilin dini vazife ifa edilirken veya bu sıfattan yararlanılarak işlenmesi gerekir (birinci ve ikinci fıkra).
- Birinci fıkradaki eylemde kötüleme fiilinin alenen yapılması gerekir; alenilik yoksa birinci fıkra oluşmaz.
- İkinci fıkradaki eylemde, kötüleme veya tahrik ve teşvik fiillerinden birinin işlenmesi gerekir; tahrik ve teşvikte hedef kanunlara veya hükümet emirlerine uymama ya da memura itaatsizliktir.
- Üçüncü fıkrada, kanuna göre kazanılmış haklara aykırı iş veya söz ile bir kimseyi icbar veya ikna etme fiilinin dini sıfattan yararlanılarak işlenmesi gerekir.
- Dördüncü fıkrada, dini sıfattan yararlanılarak birinci fıkradaki fiillerden başka bir suçun işlenmesi gerekir.
- Beşinci fıkraya göre, kanun dini sıfatı zaten cezada nazara almışsa cezanın artırılmasına yer yoktur.
Görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma: hangi sonuçları doğurur?
- Birinci fıkradaki fiil işlendiğinde bir aydan bir yıla kadar hapis ve adli para cezası ya da bunlardan biri verilebilir.
- İkinci fıkradaki fiil işlendiğinde üç aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası verilir.
- İkinci fıkrada ayrıca müebbet veya muvakkat olarak görevi yapmaktan ve bu görevin menfaat ve aidatını almaktan yasaklanmaya hükmolunur.
- Üçüncü fıkradaki fiil birinci fıkradaki cezayla cezalandırılır.
- Dördüncü fıkraya göre dini sıfatla birinci fıkradaki fiiller dışında bir suç işlenirse, o suç için kanunda öngörülen ceza altıda bir oranında artırılarak verilir.
- Beşinci fıkraya göre kanun dini sıfatı zaten cezada nazara almışsa bu artırma yapılmaz.
- Alenilik şartı gerçekleşmezse birinci fıkradaki suç oluşmaz.
Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra, dini görevin ifası sırasında devlet idaresi, kanunlar ve hükümet icraatının alenen kötülenmesini düzenler. Ceza bir aydan bir yıla kadar hapis ve adli para cezası ya da bunlardan biridir.
İkinci fıkra, sıfattan yararlanarak tahrik ve teşvik fiillerini düzenler. Burada kötüleme ile birlikte halkı kanunlara, hükümet emirlerine veya memura itaatsizliğe yöneltme aranır.
İkinci fıkrada ceza üç aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası ile birlikte müebbet veya muvakkat olarak görevi yapmaktan ve bu görevin menfaat ve aidatını almaktan yasaklanmadır.
Birinci fıkra ile üçüncü fıkra arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra kötüleme fiilini cezalandırır ve görevin ifası sırasında işlenmesini arar.
Üçüncü fıkra, kanuna göre kazanılmış haklara aykırı iş ve sözleri ile bir kimseyi icbar veya ikna etmeyi düzenler.
Üçüncü fıkradaki fiil için birinci fıkradaki ceza öngörülmüştür. Üçüncü fıkrada alenilik şartı aranmaz.
Dördüncü fıkra ile beşinci fıkra arasındaki fark nedir?
Dördüncü fıkra, dini sıfatla birinci fıkradaki fiiller dışında bir suç işlenmesini düzenler.
Beşinci fıkra, kanunun dini sıfatı zaten nazara aldığı hallerde uygulanır.
Dördüncü fıkrada cezaya suçun cezasının altıda biri eklenir. Beşinci fıkra hâlinde bu artırma yapılmaz.
Görev sırasında din hizmetlerini kötüye kullanma: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Birinci fıkradaki kötüleme ile ikinci fıkradaki tahrik ve teşviki karıştırmak; tahrik ve teşvik unsuru aranmadan ikinci fıkra uygulanmamalıdır.
- Alenilik şartını aramadan birinci fıkrayı uygulamak; alenilik yoksa birinci fıkra oluşmaz.
- Dini sıfattan yararlanma unsurunu aranmadan 219. maddeyi uygulamak; sıfat ile fiil arasında bağ kurulmalıdır.
- Dördüncü fıkradaki altıda bir artırmayı beşinci fıkranın kapsamındaki hâllere de uygulamak; beşinci fıkra hâlinde artırma yapılmaz.
- Üçüncü fıkradaki fiilde alenilik aramak; bu fıkrada alenilik şartı yoktur.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Dini reis niteliğinin, fiilin dini vazife ifa edilirken veya sıfattan yararlanılarak işlendiği somut olayda birlikte değerlendirilmesi kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2016/4908 E., 2017/361 K., 13.02.2017)
- Kanunda sayılan kişilerin dışındaki dini hizmet görenlerin de bu maddede yer alabileceği kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2014/18608 E., 21.11.2017)
Nasıl ispat edilir?
- Dini reis sıfatının iddia makamınca ispat edilmesi gerekir; bu sıfat görev belgesi, cemaat kayıtları veya tanık beyanı ile ortaya konulabilir.
- Fiilin alenen işlendiğinin ispatı iddia makamına aittir; ses kaydı, video, basılı metin ya da tanıkla ispatlanabilir.
- Dini sıfattan yararlanma unsurunun ispatı iddia makamına aittir; fiilin vazife sırasında veya sıfattan yararlanılarak işlendiği, yapılan konuşmanın içeriği ve bağlamından çıkarılır.
- Savunma, fiilin vazife dışında veya kişisel görüş olarak yapıldığını ileri sürebilir; bu savunmanın ispatı şüphelinin üzerindedir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.216: Dini değerleri aşağılama suçunu düzenler. Kanun dini sıfatlı failin dini değerleri aşağılaması ayrıca 216. maddenin üçüncü fıkrasına girebilir; 219. madde bu tip değildir.
- 5237 sayılı Kanun m.115: Dini inanç ve ibadeti engelleme suçunu düzenler; 219. maddenin dördüncü fıkrasındaki başka suç kapsamında değerlendirilebilecek fiillerden biridir.
TCK m.220 — Suç işlemek amacıyla örgüt kurma
5237 sayılı Kanun'un 220. maddesi, suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, bu örgüte üye olma, örgüte yardım etme ve örgütün ya da amacının propagandasını yapma fiillerini düzenler; örgütün silahlı olması, örgüt faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi ve çocukların araç olarak kullanılması hallerinde artırım ve ayrı cezalandırma kurallarını içerir. Hüküm, örgüt kurucu, yöneticisi, üyesi, yardımcısı ve propagandacısı bakımından uygulanır. Maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları ile dördüncü ve beşinci fıkraları ayrı bir suç tipi olarak yorumlanmalıdır. Örgütün işlemeyi amaçladığı suçların kendisi, bu suçlara ilişkin cezalar ve iştirak kuralları (m.37 vd.) bu maddenin konusu değildir; bunlar ilgili özel hükümlerde ve genel hükümlerde düzenlenmiştir. Terör örgütlerine ilişkin özel düzenlemeler (3713 sayılı Kanun) ile örgütün yapısına yönelik idari ve usul yaptırımları da bu maddede düzenlenmez.
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma: hangi kavramlar bilinmeli?
- Suç işlemek amacıyla örgüt
- Kanunun suç saydığı fiilleri sürekli biçimde işlemek amacıyla, hiyerarşik ilişki içinde bir araya gelen en az üç kişilik birliktir. Yalnızca belirli bir suç için bir araya gelen kişiler örgüt oluşturmaz; bu durumda iştirak hükümleri uygulanır.
- Örgüt yöneticisi
- Örgütü kuran ya da örgütün işleyişini yöneten kişidir. Yönetici olarak cezalandırılabilmek için örgütün amaç suçları işlemeye elverişli olması gerekir.
- Örgüte yardım
- Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmadan, örgüte bilerek ve isteyerek destek veren eylemdir. Bu kişi örgüt üyesi olarak cezalandırılır.
- Örgüt faaliyeti çerçevesinde suç
- Örgütün amaç ve işleyişiyle bağlantılı olarak işlenen, örgütün örgütsel yapısının ürünü olan suçtur. Örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar için ayrıca cezaya hükmolunur.
- Örgütün propagandası
- Örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek, övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek biçimde yapılan açıklamalardır.
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma: hangi şartlar aranır?
- Örgütün en az üç kişiden oluşması gerekir; üye sayısı bu alt sınırın altına düşerse örgüt varlığını sürdüremez.
- Örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulmuş olması gerekir.
- Örgütün yapısı, üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması gerekir.
- Örgütün üyeleri arasında hiyerarşik bir ilişki bulunması ve birlikteliğin sürekli nitelik taşıması gerekir.
- Kurucu veya yönetici olarak sorumluluk için kişinin örgütü kurması ya da yönetmesi gerekir; üye olarak sorumluluk için örgüt içinde bulunulması yeterlidir.
- Yardım sorumluluğu için yardımın bilerek ve isteyerek yapılması ve kişinin hiyerarşik yapıya dahil olmaması gerekir.
- Silahlı örgüt halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılmalıdır.
- Örgüt faaliyeti çerçevesinde suç işlendiğinde, bu suçlardan ayrıca cezaya hükmolunması gerekir.
- Çocukların araç olarak kullanılması halinde, örgüt yöneticilerine verilecek ceza yarısından bir katına kadar artırılmalıdır.
- Propaganda suçu için propagandanın örgütün şiddet yöntemlerini meşru gösterecek, övecek ya da teşvik edecek nitelikte olması gerekir.
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma: hangi sonuçları doğurur?
- Kurucu veya yönetici beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Üye iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Örgütün silahlı olması halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
- Örgüt faaliyeti çerçevesinde suç işlenmişse, bu suçlardan dolayı ayrıca cezaya hükmolunur.
- Çocukların araç olarak kullanılması halinde örgüt yöneticilerine verilecek ceza yarısından bir katına kadar artırılır.
- Örgüt yöneticileri, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır.
- Örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişi örgüt üyesi olarak cezalandırılır; yardımın niteliğine göre ceza üçte birine kadar indirilebilir.
- Propaganda suçu için bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir; basın ve yayın yoluyla işlenirse ceza yarı oranında artırılır.
- Üye sayısı üçün altına düşerse örgüt sona erer ve örgüt kurma suçu tamamlanmış olmaz; bu durumda kalan kişiler hakkında ayrı değerlendirme yapılır.
- Belirli bir suç için bir araya gelinmiş ve örgüt yapısı oluşmamışsa m.220 uygulanmaz; iştirak hükümleri uygulanır.
Örgüt ile iştirak arasındaki fark nedir?
Örgüt; sürekli biçimde suç işlemek amacıyla hiyerarşik ilişkiyle birleşmiş en az üç kişiyi kapsar.
İştirak; belirli bir suç için bir araya gelen kişilerdir ve suç konu veya mağdur bakımından somutlaşmıştır.
Belirli bir suç için anlaşan kişiler hakkında m.220 değil, iştirak hükümleri uygulanır.
Örgüt kurucu-yöneticisi ile örgüt üyesi arasındaki fark nedir?
Kurucu ve yönetici, örgütü kuran ya da yöneten kişidir.
Üye, örgüt içinde yer alan ancak yönetim işlevi olmayan kişidir.
Kurucu ve yöneticiye beş yıldan on yıla kadar hapis; üyeye iki yıldan beş yıla kadar hapis verilir.
Örgüt üyesi ile örgüte yardım eden arasındaki fark nedir?
Üye, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan kişidir.
Yardım eden, hiyerarşik yapıya dahil olmadan bilerek ve isteyerek yardım eden kişidir.
Yardım eden de örgüt üyesi olarak cezalandırılır; yapılan yardımın niteliğine göre ceza üçte birine kadar indirilebilir.
Örgüt yöneticisi ile örgüt faaliyeti çerçevesinde suçun fâili arasındaki fark nedir?
Yönetici, bizzat icra hareketini yapmamış olsa da örgüt faaliyetinde işlenen bütün suçlardan fail olarak sorumlu tutulur.
Örgüt faaliyeti çerçevesinde suçu fiilen işleyen kişi, o suçtan ayrıca sorumludur.
Yönetici hem örgüt yöneticiliğinden hem de suçlardan ayrı ayrı cezalandırılır.
Silahlı örgüt ile silahsız örgüt arasındaki fark nedir?
Örgütün silahlı olduğu hallerde ceza artırılır.
Silahsız örgütte artırım yapılmaz.
Verilecek ceza yarı oranında artırılır.
Örgüt propagandası ile örgüt üyeliği arasındaki fark nedir?
Propaganda, örgütün şiddet yöntemlerini meşru gösteren, öven ya da teşvik eden açıklamadır.
Üyelik, örgütün içinde yer almaktır.
Propaganda için bir yıldan üç yıla kadar hapis; basın ve yayın yoluyla işlenirse ceza yarı oranında artırılır.
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Örgüt kurmak ile iştirak ilişkisini karıştırmak; belirli bir suç için bir araya gelen kişileri örgüt sayarak m.220 uygulamak.
- Üye sayısının üç kişi olduğunu gözden kaçırmak ve iki kişilik birlikteliği örgüt saymak.
- Yöneticinin icra hareketini bizzat yapmadığı için fail olarak sorumlu tutulmayacağını varsaymak; m.220/5 uyarınca ayrıca fail olarak cezalandırılmasını ihmal etmek.
- Yardım eden kişiyi üye olarak cezalandırırken yardımın niteliğine göre indirim yapılabileceğini gözden kaçırmak.
- Silahlı örgüt halinde artırımı yalnız bir fıkraya uygulamak; artırımın birinci, ikinci fıkralar ile mümkün hükümlere birlikte uygulanacağını ihmal etmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Örgüt kavramı için hiyerarşik ilişki ve sürekli birliktelik aranır; yatay ilişkiler örgütün varlığını sonuçlandırmaz. (Ceza Genel Kurulu, 2018/442 E., 2022/86 K., 15.02.2022)
- Örgüt adına suç işlenmesi halinde, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, hem örgüt üyeliğinden hem de işlediği suçtan ayrı ayrı cezalandırılmaktadır. (Genel Kurul, 2014/6548 E., 10.06.2021)
- Örgüt yöneticisi olarak sorumluluk, icra hareketini bizzat yapmamış olsa da örgüt faaliyeti içinde işlenen suçlar için kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2018/5126 E., 23.02.2023)
- Örgüte yardım eden kişinin indirim yapılmadan üye olarak cezalandırılması, madde metninin yardımın niteliğine göre indirim öngörmesiyle birlikte değerlendirilmelidir. (Genel Kurul, 2014/5224 E., 10.06.2021)
- Belirli bir suç için bir araya gelen kişiler hakkında örgüt yerine iştirak ilişkisi kurulması gerektiği yönündeki görüş, konu ve mağdur somutlaşmasının aranmasıyla birlikte değerlendirilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/351 E., 2012/1810 K., 16.10.2012)
Nasıl ispat edilir?
- Örgütün varlığını ve üye sayısını iddia eden taraf, en az üç kişinin hiyerarşik ilişki içinde ve sürekli olarak bir araya geldiğini ispatlamakla yükümlüdür.
- Örgütün amaç suçları işlemeye elverişli araç ve gereç ile yapıya sahip olduğu, iletişim kayıtları, ele geçen araçlar ve tanık beyanları ile ispatlanır.
- Yardım eden kişinin hiyerarşik yapıya dahil olmadığı ve yardımı bilerek ve isteyerek yaptığı iddia edildiğinde, bu hususu iddia eden taraf delillerle ispatlamakla yükümlüdür.
- Örgüt yöneticiliği için kişinin örgütü kurduğu ya da yönettiği, örgüt içi talimat ve yazışmalar ile ispatlanır.
- Belirli bir suç için anlaşmanın iştirak olarak nitelendirilmesi halinde, savunma bu iddiayı ortaya koyar ve konu veya mağdur bakımından somutlaşmayı delillerle gösterir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.37: Belirli bir suç için anlaşan kişilerin sorumluluğu iştirak kuralları ile belirlenir; m.220 örgütün varlığının söz konusu olduğu hallerde uygulanır.
- 5237 sayılı Kanun m.314: Silahlı örgüt üyeliği ve örgüt adına suç işleme hallerinde m.220 hükümlerine yollama yapar.
TCK m.221 — Etkin pişmanlık
TCK m.221, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve örgüte üye olma suçlarına ilişkin etkin pişmanlık hallerini düzenler; kurucu ve yöneticilerin örgütü dağıtması veya bilgiyle dağıtılmasını sağlaması, üyenin örgütten gönüllü ayrılması, yakalanan üyenin bilgi vermesi ile teslim olan kişilerin bilgi vermesi hallerinde cezaya hükmolunmamasını ya da indirimi, ayrıca etkin pişmanlıktan yararlananlara uygulanacak denetimli serbestlik tedbirini kapsar. Madde yalnızca örgütle ilgili suçlara uygulanır; organ ticareti, rüşvet, zimmet ya da malvarlığına karşı suçlardaki etkin pişmanlık hükümleri bu maddenin kapsamında değildir (ilgili özel hükümler). Örgüt suçunun cezası, örgütün işlediği diğer suçların cezası ve bu suçlar bakımından zamanaşımı, madde kapsamına girmez (ilgili özel hükümler ve TCK genel hükümleri). Etkin pişmanlık dışındaki gönüllü vazgeçme hali de bu maddede değil, TCK m.36'dadır.
Etkin pişmanlık: hangi kavramlar bilinmeli?
- Etkin pişmanlık
- Failin suç tamamlandıktan sonra ya da örgüt suçunda örgütün faaliyetine ilişkin koşullar gerçekleştikten sonra gösterdiği pişmanlık ve buna bağlı yardım davranışıdır. Kanun bu halde cezasız kalma veya indirim öngörür; ceza kaldırıcı ya da azaltıcı şahsi sebep niteliğindedir.
- Örgütü dağıtma
- Kurucu veya yöneticinin örgütün faaliyetini ve yapısını fiilen sona erdirmesidir. Bu fıkrada örgütün dağıtılması veya verilen bilgiyle dağılmasının sağlanması aranır.
- Gönüllü ayrılma
- Örgüt üyesinin örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenişine katılmadan, kendi iradesiyle örgütten çıktığını ilgili makamlara bildirmesidir.
- Yakalanma
- Failin kolluk veya yargı makamlarınca özgürlüğünün kısıtlanmasıdır. Dördüncü fıkrada yakalanmadan önce teslim olma ile yakalandıktan sonra bilgi verme ayrı sonuçlar doğurur.
- Denetimli serbestlik tedbiri
- Etkin pişmanlıktan yararlananlar hakkında hükmolunan, süresi bir yıl olan ve gerektiğinde üç yıla kadar uzatılabilen tedbirdir.
Etkin pişmanlık: hangi şartlar aranır?
- Birinci fıkra bakımından, örgütü kuran veya yöneten kişinin, örgüt hakkında soruşturma başlamadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce örgütü dağıtması veya verdiği bilgilerle dağılmayı sağlaması gerekir.
- İkinci fıkra bakımından, örgüt üyesinin örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmemiş olması gerekir; bu koşul aranmaz hale gelmez, ayrılığın ilgili makamlara bildirilmesi de zorunludur.
- İkinci fıkrada ayrılığın bildirilmesi, kişi hakkında soruşturma yapılmış olsa veya başkaları tarafından örgüt faaliyetinde suç işlenmiş olsa da engel değildir; bu hallerin etkin pişmanlık bakımından önemi yoktur.
- Üçüncü fıkra bakımından, örgüt üyesinin örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenişine iştirak etmeden yakalanmış olması ve pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi gerekir.
- Dördüncü fıkra bakımından, kişinin kurucu, yönetici veya üye ya da örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden ya da örgüt adına suç işleyen kişi olması ve gönüllü olarak teslim olup örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlara ilişkin bilgi vermesi gerekir.
- Dördüncü fıkrada, bilgi yakalandıktan sonra verilmişse cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır; bilgi yakalanmadan önce gönüllü teslimle verilmişse örgüt kurmak, yönetmek veya üye olmak suçundan cezaya hükmolunmaz.
- Etkin pişmanlıktan yararlanan kişi hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanması gerekir; bu süre üç yıla kadar uzatılabilir.
- Aynı kişi hakkında bu maddedeki etkin pişmanlık hükümleri birden fazla uygulanamaz.
Etkin pişmanlık: hangi sonuçları doğurur?
- Birinci fıkra kapsamında örgütü dağıtan veya dağılmasını sağlayan kurucu veya yönetici hakkında cezaya hükmolunmaz.
- İkinci fıkra kapsamında gönüllü ayrılığını bildiren üye hakkında cezaya hükmolunmaz.
- Üçüncü fıkra kapsamında yakalanan ve elverişli bilgi veren üye hakkında cezaya hükmolunmaz.
- Dördüncü fıkrada gönüllü teslim olup bilgi veren kişi hakkında örgüt kurmak, yönetmek veya üye olmak suçundan cezaya hükmolunmaz.
- Dördüncü fıkrada yakalandıktan sonra bilgi veren kişi hakkında, bu suçtan verilecek cezada üçte birden dörtte üçe kadar indirim yapılır.
- Etkin pişmanlıktan yararlanan kişi hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur ve bu süre üç yıla kadar uzatılabilir.
- Aynı kişi hakkında etkin pişmanlık hükümleri birden fazla uygulanmaz; bu nedenle ikinci bir etkin pişmanlık talebi cezasızlık ya da indirim doğurmaz.
- Örgüt suçu dışındaki suçlara ilişkin cezalar bu maddeyle düşmez; diğer suçlar için ayrı etkin pişmanlık hükümleri aranır.
Birinci fıkra ile dördüncü fıkra (kurucu-yönetici) arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra, soruşturma başlamadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce örgütü dağıtan ya da dağılmayı sağlayan kurucu veya yöneticiyi kapsar.
Dördüncü fıkra, örgütün dağıtılamadığı veya yapılanma nedeniyle dağılmanın mümkün olmadığı hallerde teslim olup bilgi veren kurucu, yönetici veya üyeyi kapsar.
Birinci fıkrada cezaya hükmolunmaz; dördüncü fıkrada teslim ve bilgi koşulu aranır ve yakalandıktan sonra verilen bilgide yalnız indirim yapılır.
İkinci fıkra ile üçüncü fıkra (üye) arasındaki fark nedir?
İkinci fıkra, örgüt üyesinin iştirak etmeden gönüllü ayrılıp bunu ilgili makamlara bildirmesini düzenler; yakalanma aranmaz.
Üçüncü fıkra, iştirak etmeden yakalanan üyenin dağılmayı veya yakalanmayı sağlayacak bilgi vermesini düzenler.
İkinci fıkrada yalnız bildirim yeterlidir ve cezaya hükmolunmaz; üçüncü fıkrada bilginin elverişliliği ve yakalanma koşulu aranır.
Üçüncü fıkra ile dördüncü fıkra (yakalanan üye) arasındaki fark nedir?
Üçüncü fıkra, yakalanan üyenin örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlayan bilgi vermesini ister; bilginin sonucu ile ilgilidir.
Dördüncü fıkra, yakalanan kişinin örgütün yapısı ve faaliyetine ilişkin suçlarla ilgili bilgi vermesini yeterli görür.
Üçüncü fıkrada cezasızlık, dördüncü fıkrada ise yakalandıktan sonra verilen bilgi için yalnız indirim sonucu doğar.
Etkin pişmanlık: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Dördüncü fıkrayı birinci fıkra gibi uygulayıp teslim olmayan ya da bilgi vermeyen kişiye cezasızlık tanımak.
- Yakalandıktan sonra verilen bilgiyi cezasızlık sebebi saymak; bu durumda yalnız üçte birden dörtte üçe kadar indirim vardır.
- Üçüncü fıkradaki elverişli bilgi koşulunu aramadan yakalanan üyeyi cezasız bırakmak.
- Denetimli serbestlik tedbirini etkin pişmanlık hükmünün ayrılmaz parçası sayıp uygulamadan bırakmak; tedbir hükmolunmalıdır.
- Aynı kişi hakkında birden fazla etkin pişmanlık hükmünü kümülatif uygulamak; altıncı fıkra buna izin vermez.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Dördüncü fıkranın ikinci cümlesinden yararlanmak için kişinin verdiği bilginin örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlara ilişkin olması aranmaktadır. (3. Ceza Dairesi, 2023/5957 E., 2026/4984 K., 10.03.2026; 3. Ceza Dairesi, 2022/35578 E., 2026/3874 K., 23.02.2026; 3. Ceza Dairesi, 2025/6719 E., 2026/3002 K., 16.02.2026; 3. Ceza Dairesi, 2023/1843 E., 2026/1903 K., 03.02.2026; 3. Ceza Dairesi, 2023/4501 E., 2026/1906 K., 03.02.2026)
- Dördüncü fıkranın birinci cümlesi uygulanırken gönüllü teslim ve bilgi verme koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiği kabul edilmektedir. (3. Ceza Dairesi, 2023/14298 E., 2026/1905 K., 03.02.2026)
Nasıl ispat edilir?
- Etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen sanık, birinci ve ikinci fıkra koşullarının gerçekleştiğini iddia ettiğinde, örgütü dağıttığını ya da ayrılığı ilgili makamlara bildirdiğini ispatlamakla yükümlüdür.
- Gönüllü ayrılık bildirimi, makamlara yapılmış yazılı bildirim, tutanak ya da dosyadaki kayıtlarla ispatlanır.
- Dördüncü fıkrada bilginin örgütün yapısı ve faaliyetiyle ilgili olduğu, bilginin sonucunda suç örgütü mensuplarının yakalanmasına ya da suçların aydınlatılmasına katkı sağlandığı dosya içeriği ile gösterilmelidir.
- Yakalanma tarihi ile bilginin verilme tarihinin karşılaştırılması, üçüncü ve dördüncü fıkra arasındaki ayrımın ispatında belirleyicidir.
- Karşı tarafın, yani savcılığın, bilginin elverişli olmadığı ya da koşulların eksik olduğu savunmasını yapması halinde bu iddiayı dosya kayıtlarıyla ispatlaması gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun m.36: Gönüllü vazgeçme hali suçun icra aşamasında olur; bu madde ise tamamlanmış örgüt suçu sonrası etkin pişmanlığı düzenler ve iki hali ayırmak gerekir.
- 5237 sayılı Kanun m.220: Örgüt kurma, yönetme ve üye olma suçlarını tanımlar; bu maddedeki etkin pişmanlık hükümleri bu suçlara bağlıdır.
- 5237 sayılı Kanun m.168: Hırsızlık ve malvarlığına karşı suçlardaki etkin pişmanlık hükmü ayrı bir düzenlemedir; bu maddenin kapsamına girmez.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| iki yıldan | m.213 | (1) Halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından alenen tehditte bulunan kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| dört yıla | m.213 | (1) Halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından alenen tehditte bulunan kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| altı aydan | m.214 | (1) Suç işlemek için alenen tahrikte bulunan kişi, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| beş yıla | m.214 | (1) Suç işlemek için alenen tahrikte bulunan kişi, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| iki yıla | m.215 | (1) İşlenmiş olan bir suçu veya işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen öven kimse, bu nedenle kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması hâlinde, iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| bir yıldan | m.216 | (1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin… |
| üç yıla | m.216 | (1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin… |
| altı aydan | m.216 | (2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| bir yıla | m.216 | (2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| altı aydan | m.217 | (1) Halkı kanunlara uymamaya alenen tahrik eden kişi, tahrikin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. |
| iki yıla | m.217 | (1) Halkı kanunlara uymamaya alenen tahrik eden kişi, tahrikin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. |
| bir yıldan | m.217/A | (Ek:13/10/2022-7418/29 md.) (1) Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen… |
| üç yıla | m.217/A | (Ek:13/10/2022-7418/29 md.) (1) Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen… |
| bir aydan | m.219 | (1) İmam, hatip, vaiz, rahip, haham gibi dini reislerden biri vazifesini ifa sırasında alenen hükümet idaresini ve Devlet kanunlarını ve hükümet icraatını takbih ve tezyif ederse bir aydan bir seneye kadar hapis ve adlî para cezası ile… |
| üç aydan | m.219 | (2) Yukarıdaki fıkrada gösterilen kimselerden biri işbu sıfattan bilistifade hükümetin idaresini ve kanun ve nizam ve emirleri ve dairelerden birine ait olan vazife ve salahiyeti takbih ve tezyife veya halkı kanunlara yahut hükümet… |
| beş yıldan | m.220 | (1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, beş yıldan on yıla kadar hapis… |
| on yıla | m.220 | (1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, beş yıldan on yıla kadar hapis… |
| iki yıldan | m.220 | (2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| beş yıla | m.220 | (2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| bir yıldan | m.220 | (8) Örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| üç yıla | m.220 | (8) Örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. |
| bir yıl | m.221 | (5) Etkin pişmanlıktan yararlanan kişiler hakkında bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbirine hükmolunur. |
| üç yıla | m.221 | Denetimli serbestlik tedbirinin süresi üç yıla kadar uzatılabilir. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
51 karar- 2022/129 E., 2023/189 K., 08.11.2023İlgili madde: m.217
- 2018/137 E., 2022/86 K., 30.06.2022İlgili madde: m.214, m.217
- Ceza Genel Kurulu, 2018/236 E., 2022/598 K., 04.10.2022İlgili madde: m.215
- Ceza Genel Kurulu, 2018/442 E., 2022/86 K., 15.02.2022İlgili madde: m.220
- Ceza Genel Kurulu, 2017/693 E., 2019/352 K., 30.04.2019İlgili madde: m.220
- Ceza Genel Kurulu, 2011/351 E., 2012/1810 K., 16.10.2012İlgili madde: m.220
- Ceza Genel Kurulu, 2008/64 E., 2008/107 K., 13.05.2008İlgili madde: m.215
- Ceza Genel Kurulu, 2007/244 E., 2008/92 K., 29.04.2008İlgili madde: m.216
- Ceza Genel Kurulu, 2007/69 E., 2007/99 K., 17.04.2007İlgili madde: m.215
- Ceza Genel Kurulu, 2006/179 E., 2007/57 K., 06.03.2007İlgili madde: m.216, m.218
Diğer 41 karar
- Ceza Genel Kurulu, 2005/139 E., 2005/138 K., 22.11.2005İlgili madde: m.219
- Ceza Genel Kurulu, 2004/201 E., 2005/30 K., 15.03.2005İlgili madde: m.216
- 3. Ceza Dairesi, 2023/5957 E., 2026/4984 K., 10.03.2026İlgili madde: m.221
- 3. Ceza Dairesi, 2022/35578 E., 2026/3874 K., 23.02.2026İlgili madde: m.221
- 3. Ceza Dairesi, 2025/6719 E., 2026/3002 K., 16.02.2026İlgili madde: m.221
- 3. Ceza Dairesi, 2023/1843 E., 2026/1903 K., 03.02.2026İlgili madde: m.221
- 3. Ceza Dairesi, 2023/14298 E., 2026/1905 K., 03.02.2026İlgili madde: m.221
- 3. Ceza Dairesi, 2023/4501 E., 2026/1906 K., 03.02.2026İlgili madde: m.221
- 8. Ceza Dairesi, 2025/8135 E., 2025/8591 K., 10.11.2025İlgili madde: m.218
- 8. Ceza Dairesi, 2024/26263 E., 2025/7052 K., 29.09.2025İlgili madde: m.214
- 8. Ceza Dairesi, 2023/2295 E., 2025/6799 K., 22.09.2025İlgili madde: m.218
- 8. Ceza Dairesi, 2024/21359 E., 2025/6177 K., 03.09.2025İlgili madde: m.218
- 8. Ceza Dairesi, 2023/3187 E., 2025/4726 K., 16.06.2025İlgili madde: m.218
- 8. Ceza Dairesi, 2023/3836 E., 2025/3500 K., 05.05.2025İlgili madde: m.218
- 8. Ceza Dairesi, 2022/5393 E., 2024/9882 K., 23.12.2024İlgili madde: m.213
- 8. Ceza Dairesi, 2022/4159 E., 2024/9211 K., 02.12.2024İlgili madde: m.213
- 8. Ceza Dairesi, 2022/3133 E., 2024/9203 K., 02.12.2024İlgili madde: m.217
- 8. Ceza Dairesi, 2022/3965 E., 2024/8779 K., 18.11.2024İlgili madde: m.217
- 8. Ceza Dairesi, 2022/4068 E., 2024/8093 K., 30.10.2024İlgili madde: m.213
- 8. Ceza Dairesi, 2021/17205 E., 2024/7629 K., 14.10.2024İlgili madde: m.213
- 8. Ceza Dairesi, 2021/16757 E., 2024/7186 K., 30.09.2024İlgili madde: m.214
- 8. Ceza Dairesi, 2021/16366 E., 2024/6649 K., 16.09.2024İlgili madde: m.214
- 8. Ceza Dairesi, 2024/14931 E., 2024/5133 K., 12.06.2024İlgili madde: m.213
- 8. Ceza Dairesi, 2024/171 E., 2024/4304 K., 20.05.2024İlgili madde: m.215
- 8. Ceza Dairesi, 2023/4112 E., 2024/1966 K., 29.02.2024İlgili madde: m.217
- 8. Ceza Dairesi, 2021/16772 E., 2023/6081 K., 13.09.2023İlgili madde: m.213
- 8. Ceza Dairesi, 2020/9126 E., 2023/1917 K., 04.04.2023İlgili madde: m.217
- 1. Ceza Dairesi, 2016/4908 E., 2017/361 K., 13.02.2017İlgili madde: m.219
- 16. Ceza Dairesi, 2015/7374 E., 2016/2125 K., 01.02.2016İlgili madde: m.219
- Genel Kurul, 2018/5126 E., 23.02.2023İlgili madde: m.220
- Genel Kurul, 2016/1635 E., 05.07.2022İlgili madde: m.216
- Genel Kurul, 2019/10634 E., 01.07.2021İlgili madde: m.216
- Genel Kurul, 2014/6548 E., 10.06.2021İlgili madde: m.220
- Genel Kurul, 2014/5224 E., 10.06.2021İlgili madde: m.220
- Genel Kurul, 2016/25189 E., 21.12.2017İlgili madde: m.214
- İkinci Bölüm, 2014/18608 E., 21.11.2017İlgili madde: m.219
- Genel Kurul, 2016/40170 E., 16.11.2017İlgili madde: m.214
- İkinci Bölüm, 2014/16162 E., 20.07.2017İlgili madde: m.219
- Birinci Bölüm, 2014/2891 E., 16.02.2017İlgili madde: m.219
- Genel Kurul, 2013/2941 E., 11.05.2016İlgili madde: m.215, m.216
- Genel Kurul, 2013/7860 E., 03.03.2016İlgili madde: m.215
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 24.12.2025 (m.220).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 11. Topluma, Devlete Karşı Suçlar ve Diğer Suçlar bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış