İflas yoliyle takip
Defter tutulması
Kısaca
İİK m.161, iflas davası sırasında ticaret mahkemesinin muhafaza tedbiri olarak borçlunun mallarının bir defterinin tutulmasına karar verebilmesini, bu kararın alacaklı talebi üzerine veya kendiliğinden verilebilmesini, defterin iflas dairesi tarafından tutulmasını ve borçlunun mallarını göstermemesi ya da kilitli yerleri açmaması hâlinde zor kullanılmasını düzenler.
Kapsam
Bu konu, İcra ve İflas Kanunu m.161–167 hükümlerini kapsar.
İİK m.161 — Usulü
İİK m.161, iflas davası sırasında ticaret mahkemesinin muhafaza tedbiri olarak borçlunun mallarının bir defterinin tutulmasına karar verebilmesini, bu kararın alacaklı talebi üzerine veya kendiliğinden verilebilmesini, defterin iflas dairesi tarafından tutulmasını ve borçlunun mallarını göstermemesi ya da kilitli yerleri açmaması hâlinde zor kullanılmasını düzenler. Kişi bakımından iflas davası açılmış borçlular ve bu davada defter tutulmasını talep eden alacaklılar hakkında uygulanır. Defterin süresinin uzatılması, defterin kapsamına giren malların borçluya bırakılması, malların iflas dairesine verilmesi ve defterin iptali konularını düzenlemez (m.162, m.163). İflas açıldıktan sonra iflas dairesince tutulan mevcudat defteri (m.208 vd.) ile iflas davası sırasındaki muhafaza tedbiri olarak tutulan defter ayrı kurumlardır. Muhafaza tedbirlerinin genel rejimi ve haczedilemeyen malların korunması ise madde metninde ayrıca düzenlenmemiştir (m.82, m.83 ve m.80-81 hükümleri ayrıca değerlendirilir).
Usulü: hangi kavramlar bilinmeli?
- Muhafaza tedbiri olarak defter tutulması
- İflas davası sırasında ticaret mahkemesinin, borçlunun mallarının malvarlığını tespit ve koruma amacıyla iflas dairesine tutturduğu defterdir. Bu defter, iflas açıldıktan sonra iflas dairesince tutulan mevcudat defterinden amaç ve zaman bakımından ayrıdır.
- Hacze konu olabilecek bütün mallar
- Defterin kapsamına, yalnızca alacağı karşılayacak kadar mal değil, borçlunun haczi mümkün olan bütün malları girer. Bu nedenle defter, alacak miktarıyla sınırlandırılmaz.
- Zor kullanma
- Borçlunun mallarını göstermemesi ya da kilitli yerleri açmaması hâlinde, madde metninin atıfı uyarınca 80 ve 81. maddelerdeki haczi kolaylaştırıcı tedbirlerin uygulanmasıdır.
- İflas dairesi
- Defteri tutan ve defter süresince borçlunun malları üzerindeki işlemleri yürüten icra organıdır. Mahkemenin kararına rağmen defteri tutma görevi bu daireye aittir.
Usulü: hangi şartlar aranır?
- İflas davasının açılmış olması ve davanın sürmekte bulunması gerekir.
- Alacaklının talebi bulunmalı veya mahkeme bu tedbire kendiliğinden karar vermiş olmalıdır.
- Defterin konusu borçlunun haczi mümkün bütün malları olmalıdır; defter yalnızca alacağı karşılayan mallarla sınırlı tutulmamalıdır.
- Alacaklıdan teminat alınmaz; bu yönüyle defter tutulması diğer muhafaza tedbirlerinden ayrılır.
- Defter iflas dairesi tarafından tutulmalıdır.
- Borçlunun defter sırasında bütün mallarını göstermesi ve kilitli yerleri açması gerekir; buna uymaması hâlinde 80 ve 81. maddeler uygulanır.
Usulü: hangi sonuçları doğurur?
- Mahkeme defter tutulmasına karar verdiğinde iflas dairesi borçlunun malları için defter tutar.
- Borçlu, defter sırasında bütün mallarını göstermek ve kilitli yerlerini açmak zorundadır.
- Borçlunun mallarını göstermemesi veya kilitli yerleri açmaması hâlinde 80 ve 81. maddeler uygulanır ve zor kullanılabilir.
- Defter tutulması için alacaklıdan teminat alınmaz.
- Defterin kapsamına alacağı karşılayan kadar mal değil, haczi mümkün bütün mallar girer.
Alacaklı talebi ile kendiliğinden karar arasındaki fark nedir?
Alacaklının iflas talebinde bulunarak defter tutulmasını istemesi hâlidir.
Mahkemenin alacaklı talebi olmaksızın re'sen karar vermesi hâlidir.
Her iki hâlde de defter tutulabilir; talep şartı aranmaz, ancak alacaklı talebi kararın ayrı bir dayanağıdır.
Defter tutulması ile diğer muhafaza tedbirleri arasındaki fark nedir?
Defter tutulması için alacaklıdan teminat istenmez.
Diğer muhafaza tedbirlerinde alacaklıdan teminat istenir.
Defter tutulması talebi, teminat yatırılmadan karara bağlanabilir.
İflas davası sırasındaki defter ile iflas açıldıktan sonraki mevcudat defteri arasındaki fark nedir?
Madde 161 kapsamındaki defter, iflas davası sırasında muhafaza amacıyla tutulur ve masanın tasfiyesiyle ilgisi yoktur.
İflas açıldıktan sonra iflas dairesince tutulan mevcudat defteri, masaya giren malların tespiti ve tasfiyenin şekli için tutulur.
İflas davası sırasında tutulan defter, iflas açıldıktan sonra tutulacak defterde kaynak olarak kullanılabilir; ancak iki defterin amacı ve içeriği farklı olabilir.
Haczedilebilir mallar ile haczedilemeyen mallar arasındaki fark nedir?
Defter, borçlunun haczi mümkün bütün mallarını kapsar.
Haczi mümkün olmayan mallar madde metninde yer almaz ve defterin kapsamı dışında tutulur.
Haczedilebilir mallar deftere girer; haczedilemeyen mallar bu madde kapsamında tedbire konu olmaz.
Usulü: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Defter tutulmasını alacağı karşılayan mallarla sınırlı saymak; madde borçlunun haczi mümkün bütün mallarını kapsar.
- Teminat istemek; defter tutulmasında alacaklıdan teminat aranmaz.
- Defter tutulmasını diğer muhafaza tedbirleriyle aynı rejime bağlamak; defter tutulmasında teminat koşulu yoktur.
- İflas davası sırasında tutulan defteri, iflas açıldıktan sonra iflas dairesince tutulan mevcudat defteriyle karıştırmak.
- Borçlunun mallarını göstermemesi halinde zor kullanmanın dayanağını m.161 içinde aramak; dayanak 80 ve 81. maddelerdir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemelerin defter tutulmasına karar verirken muhafaza tedbiri olarak ve iflas davası kapsamında hüküm kurdukları kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/958 E., 2022/840 K., 30.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/886 E., 2022/765 K., 16.06.2022)
- Kararlarda, defter tutulmasına karar verilirken borçlunun mallarını göstermemesi veya kilitli yerleri açmaması halinde 80 ve 81. maddelerin uygulanacağına hükmedildiği görülmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/958 E., 2022/840 K., 30.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/886 E., 2022/765 K., 16.06.2022)
- Defter tutulmasının, yargılama çevresindeki iflas dairesi tarafından yapılacağı kararlarda belirtilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/958 E., 2022/840 K., 30.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/886 E., 2022/765 K., 16.06.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Defter tutulmasını talep eden alacaklı, iflas davasının açıldığını ve tedbir talebinin gerekçesini ispat yükü altındadır.
- Alacaklının talebi yazılı bir dilekçe ile yapılır; mahkeme kendiliğinden karar veriyorsa bu karar gerekçesini belirtmelidir.
- Borçlunun mallarını göstermediği ya da kilitli yerleri açmadığı iddiası, iflas dairesinin tutanağı ile ispatlanır.
- Haczedilemeyen mal iddiasında bulunan borçlu, bu malların haczi mümkün olmadığını belgeyle ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.80: Borçlunun mallarını göstermemesi halinde uygulanacak haciz kolaylaştırıcı tedbirleri düzenler; m.161 bu maddeye atıf yapar.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.81: Kilitli yerlerin açılmaması halinde uygulanacak zor kullanma usulünü düzenler; m.161 bu maddeye atıf yapar.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.162: Defteri tutulmuş malların borçlu tarafından iflas dairesine verilmesini düzenler; madde metninde anılmamakla birlikte defter tutulmasının devamı niteliğindedir.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.163: Defterin dört ay sonra kendiliğinden ortadan kalkmasını ve alacaklıların razı olması halinde iptalini düzenler; defterin süresiyle ilgilidir.
İİK m.162 — Neticeleri
İİK m.162, iflas kararından önce ve iflas sürecinde borçlunun, iflas idaresine ve ailesinin geçimi için iflas memurunun bıraktığı mallar dışında kalan, defteri yapılmış malları aynen ya da istenildiği zamandaki değeriyle vermesi yükümlülüğünü düzenler. Hüküm, iflas masasının oluşturulması sürecinde borçlunun mal bildirme ve mal teslim yükümlülüğü bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: iflas kararının verilmesi ve ilanı (m.158, m.165, m.166), defter tutulmasına ilişkin tedbirler ve borçlunun mal gösterme yükümlülüğü (m.159, m.162'nin atıf yaptığı tedbir düzeni), mal teslim yükümlülüğüne aykırılığın ceza yaptırımı (İİK ceza hükümleri ve m.209, m.216), ve masa mallarının tasfiyesi (m.218-219).
Neticeleri: hangi kavramlar bilinmeli?
- Defteri yapılmış mal
- İflas memurunca iflas masası adına defterine kaydedilen, yani haczi mümkün ve masaya dahil edilen borçlu malıdır. Maddenin yükümlülüğü yalnızca bu kayda geçmiş mallar için doğar.
- İstenildiği zamanki kıymet
- Malın aynen verilmesinin mümkün olmadığı hallerde, iflas idaresinin talep ettiği an itibarıyla malın değeridir. Borçlu bu değeri nakden ödemekle yükümlüdür.
- İflas memurunun bıraktığı mallar
- Borçlunun ve ailesinin geçimi için iflas memurunun kendisinde bırakmasına karar verdiği mallardır. Bu mallar mal teslim yükümlülüğünün dışında kalır.
Neticeleri: hangi şartlar aranır?
- Malın iflas memurunca defterine kaydedilmiş olması gerekir.
- Mal, borçlunun ve ailesinin idaresi için iflas memurunun bıraktığı mallardan olmamalıdır.
- Borçlu, defteri yapılmış malı iflas idaresinin talebi üzerine teslim etmelidir.
- Mal aynen teslim edilemiyorsa, istenildiği zamandaki kıymeti ödenmelidir.
Neticeleri: hangi sonuçları doğurur?
- Borçlu defteri yapılmış malı aynen teslim etmediğinde, istenildiği zamandaki kıymetini ödemekle yükümlüdür.
- Iflas memurunun bıraktığı mallar bakımından teslim yükümlülüğü doğmaz.
- Madde metni teslim yükümlülüğünü borçluya yükler; yükümlülüğe aykırılık, İİK'nin ceza hükümlerine ve iflas idaresinin müzekkere yoluyla başvurusuna bağlanmıştır.
Aynen teslim ile kıymet ödemesi arasındaki fark nedir?
Malın fiilen mevcut olduğu ve teslim edilebildiği hal.
Malın tüketilmiş, satılmış ya da kaybolmuş olması nedeniyle aynen teslimin mümkün olmadığı hal.
Birinci halde mal aynen verilir; ikinci halde borçlu istenildiği zamandaki kıymeti öder.
Defteri yapılmış mal ile iflas memurunun bıraktığı mal arasındaki fark nedir?
Defter kaydına alınmış ve masaya dahil edilmiş mallar.
Borçlunun ve ailesinin idaresi için iflas memurunun bıraktığı mallar.
Birinci gruptaki mallar teslim yükümlülüğüne tabidir; ikinci gruptakiler bu yükümlülük dışındadır.
Neticeleri: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde metnindeki 'defteri yapılmış' koşulunu aramadan, borçlunun elindeki her malı teslim yükümlülüğü kapsamında saymak.
- İflas memurunun bıraktığı malları teslim yükümlülüğü kapsamına dahil etmek.
- Aynen teslimin mümkün olmadığı hallerde kıymet ödemesini atlamak ve yalnızca aynen teslimi talep etmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kararlarda, İİK m.162 ve m.209 ile m.216 hükümlerine aykırı davranışların iflas idaresinin müzekkeresi üzerine cezalandırılacağı kabul edilmektedir. (16. Hukuk Dairesi, 2012/580 E., 2012/1202 K., 14.02.2012)
- Dosyanın bu maddeye ilişkin olmadığı gerekçesiyle, ceza hükmünün uygulanmadığı kararlar bulunmaktadır. (2006/71 E., 2008/69 K., 28.02.2008)
Nasıl ispat edilir?
- Mal teslimini talep eden iflas idaresi, malın defter kaydının bulunduğunu defter kaydı veya tutanak ile ispatlamalıdır.
- Borçlunun malı teslim ettiğini veya malın bıraktıldığını ileri sürmesi halinde, bu savunmayı yazılı belge ile ispatlaması gerekir.
- Malın aynen teslim edilemediği iddiası halinde, borçlu malın istenildiği zamandaki kıymetini ve tüketim ya da kayıp sebebini ispatlamalıdır.
- Malın iflas memurunun bıraktığı mal olduğu savunması, bu bırakmanın iflas idaresinin kararına dayandığını gösteren belge ile ispatlanır. (16. Hukuk Dairesi, 2012/580 E., 2012/1202 K., 14.02.2012)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı Kanun m.158: İflas kararının ön koşulu olan takibin kesinleşmesi ve müdahale-itiraz sürecini düzenler; mal teslimi yükümlülüğü bu aşamadan sonra doğar.
- 2004 sayılı Kanun m.159: Muhafaza tedbirleri ve defter tutulmasını düzenler; defteri yapılmış mallar bu tedbirlerle tespit edilir.
- 2004 sayılı Kanun m.218: Basit tasfiye halinde defteri yapılmış malların paraya çevrilmesini düzenler; teslim edilen mallar bu süreçte kullanılır.
- 2004 sayılı Kanun m.219: Adi tasfiye ilanında müflisin mallarını elinde bulunduranların bu malları daireye teslim etmesi yükümlülüğünü içerir.
İİK m.163 — Devam müddeti
İcra ve İflas Kanunu'nun 163. maddesi, iflas yoluyla takipte ve iflas davası sürecinde ticaret mahkemesince borçlunun malvarlığı üzerine konulan "defter" tedbirinin sona ermesini düzenler. Düzenlenen konular, defterin kendiliğinden ortadan kalkması ile takipteki bütün alacaklıların razı olması hâlinde iflas memurunca iptal edilmesidir. Madde, iflas davasında defter tutulmasına karar verilen borçlular ile bu defteri takip eden alacaklılar bakımından uygulanır. Defterin tutulmasına ilişkin şartlar ve usul (m.161), defterin kapsamı (m.162) ve diğer muhafaza tedbirlerinin süresi bu maddede düzenlenmez; bunlar 161. ve 162. maddelerde yer alır. Defter tutma dışındaki muhafaza tedbirlerinin süresine ilişkin bir hüküm kanunda bulunmadığından, bu konu da 163. maddenin kapsamına girmez.
Devam müddeti: hangi kavramlar bilinmeli?
- Defter
- Ticaret mahkemesinin iflas davası sırasında muhafaza tedbiri olarak borçlunun malları üzerine tutturduğu, iflas dairesi eliyle tutulan kayıt niteliğindeki tedbirdir. Defter tutulması, borçlunun mallarının kayda geçirilmesi ve muhafaza altına alınması anlamına gelir.
- Defterin kendiliğinden ortadan kalkması
- Defter hakkında mahkemece süre uzatımı kararı verilmemişse, tutulduğu tarihten itibaren dört ay geçince tedbirin hiçbir işleme gerek kalmadan sona ermesidir. Bu sona erme için ayrı bir karar veya ilan gerekmez.
- Takipte bulunan bütün alacaklılar
- Defterin tutulmasına yol açan takipte alacak talebiyle yer alan tüm alacaklılardır. Bunlardan birinin itirazı, iptal için gereken rızanın alınmasını engeller.
- Temdit (süre uzatımı)
- Mahkemenin defterin dört aylık geçerlilik süresini uzatmasıdır. Uzatma kararı verilmemişse defterin hükmü dört ay sonunda kendiliğinden sona erer.
Devam müddeti: hangi şartlar aranır?
- Defterin ticaret mahkemesince iflas davası üzerine veya alacaklı talebiyle tutulmuş olması gerekir.
- Defterin hükmünün dört aylık süre içinde yürürlükte kalması için mahkemece temdit kararı verilmemiş olmalıdır; temdit kararı verilmişse defter bu karar doğrultusunda devam eder.
- Defterin iptali için takipte bulunan bütün alacaklıların razı olması gerekir; bunlardan biri razı olmazsa iptal yapılamaz.
- İptal işlemini iflas memurunun yapması gerekir; iptal, alacaklıların ortak rızasına dayanan bir idari işlemdir.
Devam müddeti: hangi sonuçları doğurur?
- Takipte bulunan bütün alacaklılar razı olursa yapılan defter iflas memuru tarafından iptal edilir.
- Defterin hükmü mahkemece temdit edilmemişse, yapıldığı tarihten dört ay sonra kendiliğinden ortadan kalkar.
- Dört aylık süre içinde alacaklılardan biri razı olmazsa defter iptal edilemez ve süresi sonuna kadar yürürlükte kalır.
- Defterin kendiliğinden ortadan kalkması için iflas memurunun iptal kararı veya ayrı bir işlem gerekmez.
Kendiliğinden sona erme ile rıza ile iptal arasındaki fark nedir?
Defterin dört ay geçmesi sonucunda kendiliğinden ortadan kalkması, hiçbir iptal işlemi gerektirmez; süre dolunca hüküm kendiliğinden sona erer.
Takipteki bütün alacaklıların rızası ile iflas memurunun yaptığı iptal, dört aylık süre dolmadan da uygulanabilen bir işlemdir.
Dört aylık süre dolmadan defter rızaya dayalı iptalle sona erdirilebilir; süre dolduğunda ise ayrıca iptal işlemine gerek kalmaz.
Süre uzatımı kararı ile dört aylık süre arasındaki fark nedir?
Mahkemenin temdit kararı verdiği hâlde defter, süresinin dolması ile kendiliğinden sona ermez; uzatılan süre boyunca yürürlükte kalır.
Temdit kararı verilmediği hâlde dört ay sonunda defterin hükmü kendiliğinden ortadan kalkar.
Temdit kararı olup olmaması, defterin hangi tarihte sona ereceğini belirler.
Devam müddeti: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Dört aylık sürenin dolmasını defterin iptali için ayrıca iflas memurunun karar vermesi gerektiği şeklinde yorumlamak; süre dolunca defter kendiliğinden sona erer.
- Rızanın bir kısım alacaklıdan alınmasının yeterli olduğunu sanmak; madde takipte bulunan bütün alacaklıların rızasını aramaktadır.
- Temdit kararının re'sen verilebileceğini düşünmek; uzatma ancak mahkemenin kararıyla olur, süre uzatımı için kararın dört ay içinde verilmiş olması gerekir.
- Defter dışındaki muhafaza tedbirlerinin de dört ay sonunda kalktığını sanmak; bu tedbirlerin süresi için kanunda hüküm yoktur ve m.163 yalnız defteri düzenler.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Defterin dört aylık süresinin mahkemece uzatılıp uzatılmadığının, süre sonunda defterin sona erip ermediğinin tespitinde dosyadaki temdit kararının varlığı esas alınmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2022/2518 E., 2022/1771 K., 25.10.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Defterin iptalini talep eden tarafın, takipte bulunan bütün alacaklıların razı olduğunu ispatlaması gerekir; bu rıza yazılı belge ile ortaya konulmalıdır.
- Defterin dört aylık süre dolmadan sona erdiğini ileri süren taraf, süre dolmadığını iddia eden karşı tarafa karşı defterin tutulma tarihini belgeyle ortaya koymalıdır.
- Temdit kararının bulunduğunu iddia eden taraf, mahkeme kararını belgeyle ispatlamalıdır; temdit kararının yokluğu ise defterin dört ay sonunda sona erdiğini gösterir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.161: Defter tutulmasına hangi koşullarda ve hangi usulle karar verileceğini düzenler; m.163'teki defter kavramının kaynağıdır.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.162: Defterin kapsamını ve borçlunun malları deftere geçirme usulünü düzenler; m.163'teki iptal ve sona erme hükmünün konusunu belirler.
İİK m.164 — Kanun yollarına başvurma
İİK m.164, ticaret mahkemelerinin verdiği nihai kararların taraflara tebliğini, bu kararlara karşı istinaf ve temyiz sürelerini, iflas kararına karşı kanun yolunun iflasın ilânını ve iflas masasının teşkilini engellemediğini ve bölge adliye mahkemesince iflas kararının kaldırılması hâlinde tedbirlerin akıbetini düzenler. Hüküm, ticaret mahkemesinin nihai kararları bakımından uygulanır. Kararın tebliğinde masrafın karşılanması, kanun yolu incelemesinin HMK'ya göre yapılması ve iflas kararına karşı yapılan başvuruda ikinci alacaklılar toplantısının sınırlandırılması da bu maddenin kapsamındadır. İflasın açılma anı, iflasın hükmünü doğurması ve alacaklının feragat yasağı düzenlemez (m.165). İflas ilânı ve bildirimi düzenlemez (m.166). Kanun yolu sürelerinin ve incelemesinin ayrıntıları, icra mahkemesi kararlarına ilişkin İİK m.363-364 hükümlerinde yer alır. Tedbirlerin uygulanması ve teminat rejimi düzenlemez (m.159).
Kanun yollarına başvurma: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ticaret mahkemesinin nihai kararı
- Asliye ticaret mahkemesinin iflas talebini kabul veya reddine ilişkin kararları gibi, davayı sona erdiren kararlardır. Ara kararlar bu kapsamda değerlendirilmez.
- İflas kararı
- Borçlunun iflasına karar veren ticaret mahkemesi kararıdır. Hükmünü kararda gösterilen açılma anından itibaren doğurur (m.165/1).
- İkinci alacaklılar toplantısı
- İflas masasının teşkilinden sonra yapılan alacaklılar toplantısıdır. Bu madde uyarınca iflas kararı kesinleşmeden yapılamaz.
- Tedbirlerin devamı
- Bölge adliye mahkemesinin iflas kararını kaldırması hâlinde, borçlunun malları üzerinde konulmuş olan tedbirlerin kendiliğinden ortadan kalkmayıp sürmesidir. Ticaret mahkemesi davanın seyrine göre bu tedbirleri değiştirebilir veya kaldırabilir.
Kanun yollarına başvurma: hangi şartlar aranır?
- Kararın bir ticaret mahkemesince verilmiş nihai karar olması gerekir.
- Tebliğ, 160. maddenin son fıkrasına göre alınan masraf karşılanarak mahkemece re'sen yapılmalıdır.
- Kanun yoluna başvuru, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde yapılmalıdır.
- Bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz, o kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde yapılmalıdır.
- İstinaf ve temyiz incelemesi HMK hükümlerine göre yapılmalıdır.
- İflas kararına karşı kanun yoluna başvurulmuş olması, iflasın ilânına ve masanın teşkiline engel olmamalıdır.
- İkinci alacaklılar toplantısı için iflas kararının kesinleşmiş olması aranmalıdır.
Kanun yollarına başvurma: hangi sonuçları doğurur?
- Ticaret mahkemesinin nihai kararları, 160. maddenin son fıkrasına göre alınan masraf karşılanarak re'sen taraflara tebliğ edilir.
- Kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir.
- Bölge adliye mahkemesi kararına karşı tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir.
- İstinaf ve temyiz incelemeleri HMK hükümlerine göre yapılır.
- İflas kararına karşı kanun yoluna başvurulması iflasın ilânına ve masanın teşkiline engel değildir.
- İkinci alacaklılar toplantısı, iflas kararı kesinleşmedikçe yapılamaz.
- Bölge adliye mahkemesi iflas kararını kaldırırsa borçlunun malları üzerindeki tedbirler devam eder.
- Ticaret mahkemesi davanın seyrine göre tedbirleri değiştirmeye veya kaldırmaya yetkilidir.
Asliye ticaret mahkemesi kararı ile bölge adliye mahkemesi kararı arasındaki fark nedir?
Asliye ticaret mahkemesinin nihai kararına karşı başvuru yolu istinaftır.
Bölge adliye mahkemesinin istinaf kararına karşı başvuru yolu temyizdir.
Her iki aşamada da başvuru süresi tebliğden itibaren iki haftadır.
İflas kararına karşı kanun yolu ile ikinci alacaklılar toplantısı arasındaki fark nedir?
İflas kararına karşı kanun yoluna başvurulması, iflasın ilânını ve masanın teşkilini engellemez.
İkinci alacaklılar toplantısı ise iflas kararı kesinleşmedikçe yapılamaz.
Birinci alacaklılar toplantısı ve iflas idaresinin seçimi kanun yolu sürerken yapılabilir; ikinci toplantı için kesinleşme beklenir.
İflas kararının kaldırılması ile tedbirlerin akıbeti arasındaki fark nedir?
Bölge adliye mahkemesi iflas kararını kaldırırsa iflas hükmü ortadan kalkar.
Borçlunun malları üzerindeki tedbirler ise kendiliğinden kalkmaz.
Tedbirler devam eder; ticaret mahkemesi davanın seyrine göre bunları değiştirebilir veya kaldırabilir.
Kanun yollarına başvurma: sık yapılan hatalar nelerdir?
- İki haftalık süreyi on gün veya bir ay olarak hesaplamak; metin iki hafta öngörmektedir.
- Bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz süresini istinaf süresinden farklı saymak; her iki süre de iki haftadır.
- İflas kararına karşı kanun yolu açıldığı için iflas ilânının ve masanın teşkilinin de durduğunu varsaymak; bu işlemler yürür.
- Bölge adliye mahkemesince iflas kararının kaldırılmasının tedbirleri kendiliğinden ortadan kaldırdığını düşünmek; tedbirler devam eder.
- İkinci alacaklılar toplantısını iflas kararı kesinleşmeden yapmak; bu, kanunda açıkça yasaklanmıştır.
- Kararın tebliğini ve masrafı re'sen yapılması gerekirken taraflarca yapılacağını varsaymak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kanun yolu sürelerinin iki hafta olduğu ve kararın tebliğinden itibaren işlediği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2026/313 E., 2026/490 K., 02.04.2026; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/1700 E., 2026/382 K., 12.03.2026)
- Bölge adliye mahkemeleri, iflas kararlarına ilişkin temyizin Yargıtay'a açık olduğunu ve sürenin iki hafta olduğunu karar başlığında belirtmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2026/313 E., 2026/490 K., 02.04.2026; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/1700 E., 2026/382 K., 12.03.2026)
- İstinaf incelemesinde tebliğ tarihinin esas alındığı ve tebliğ usulündeki eksikliklerin süreyi etkileyeceği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2026/618 E., 2026/647 K., 06.05.2026)
- Asliye ticaret mahkemesi kararlarına karşı istinaf yoluna gidilebileceği, 164. maddenin bu yolu açtığı kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/131 E., 2024/403 K., 29.02.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/1027 E., 2022/816 K., 23.06.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Kanun yoluna başvuran taraf, süresinde başvurduğunu tebliğ tarihini gösteren belgeyle ispatlar; tebliğ belgesi esas delildir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2026/618 E., 2026/647 K., 06.05.2026)
- Süre geçtikten sonra başvurunun kesinleşme sonucunu doğurup doğurmadığı, tebliğ belgesindeki tarihe göre belirlenir.
- Tedbirlerin devamı veya değiştirilmesi talebinde, davanın seyrini gösteren dosya kayıtları ve yeni durum belgeleri ile ispat yapılır.
- İkinci alacaklılar toplantısının yapıldığını iddia eden taraf, iflas kararının kesinleşmiş olduğunu kesinleşme şerhi ile ispatlamak zorundadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı Kanun m.160: Kararın tebliğinde karşılanacak masrafın alınmasına ilişkin son fıkraya yollama yapılır.
- 2004 sayılı Kanun m.165: İflasın açılma anından itibaren hükmünü doğurması ve alacaklının feragat yasağı, kanun yoluna başvurunun iflas sonucunu ortadan kaldırmadığını tamamlar.
- 2004 sayılı Kanun m.166: İflas kararının ilânı ve gerekli yerlere bildirilmesi, kanun yoluna başvuruya rağmen yapılması gereken işlemleri düzenler.
- 2004 sayılı Kanun m.159: Tedbirlerin genel rejimini düzenler; m.164/4'te söz konusu olan tedbirlerin niteliği ve değiştirilmesi bu hükümle bağlantılıdır.
- 2004 sayılı Kanun m.182: İflasın kaldırılması hâlini düzenler; m.164/4 bölge adliye mahkemesince iflas kararının kaldırılması durumunda bu hükme atıf yapılmaktadır.
- 6100 sayılı Kanun m.341: İstinaf yoluna başvurulabilecek kararları belirler; istinaf incelemesinin usulü bakımından başvurulur.
İİK m.165 — İflas tarihi
Madde, iflasın hükümle açılmasını ve iflasın açılma anının hükümde gösterilmesini düzenler. Ayrıca iflas davasına ilişkin feragatin, iflas kararı verildikten sonra geçersiz olduğunu kurar. Maddenin uygulanması, iflas kararının kesinleşmesine değil, kararda gösterilen açılma anına bağlıdır. Madde, iflas kararının tebliğini, ilanını ve bildirimini düzenlemez (İİK m.164, m.166). İflas kararına karşı kanun yolları ile iflasın kaldırılmasını da düzenlemez (İİK m.164, m.182). Depo kararı ve iflas talebine itiraz usulü bu maddede yer almaz (İİK m.158). Açılma anından önceki ve sonraki muhafaza tedbirleri de bu maddenin konusu değildir (İİK m.159).
İflas tarihi: hangi kavramlar bilinmeli?
- İflasın açılması
- Borçlunun iflas hükmünün kurulmasıyla iflas durumuna girmesidir. Açılma, hükmün verildiği veya açıklandığı andır ve iflas kararında gün, saat ve dakika ile gösterilir.
- Açılma anı
- İflasın hukuki sonuçlarının başladığı andır. Bu andan önce yapılan işlemler ile sonra yapılan işlemler iflas hükümleri bakımından ayrı değerlendirilir. Açılma anı, karar tebliğ edilmediği veya kesinleşmediği halde kararda gösterilen andır.
- Feragat
- Davacının davasından vazgeçmesi anlamına gelir. Bu maddede yasaklanan feragat, iflas davasından feragattir ve iflas kararı verildikten sonra hükümsüzdür.
İflas tarihi: hangi şartlar aranır?
- İflasın açılabilmesi için mahkemenin iflas hükmünü vermesi gerekir; iflas, hüküm dışında bir işlemle açılmaz.
- İflas kararında açılma anının gün, saat ve dakika olarak gösterilmesi gerekir.
- İflas davasında feragatin hükmü geçersiz kılması için feragat, iflasa karar verilmesinden sonra yapılmış olmalıdır.
- Feragat geçersizse iflas davası devam eder ve iflas hükmü ortadan kalkmaz; iflas ancak madde 182 uyarınca kaldırılabilir.
İflas tarihi: hangi sonuçları doğurur?
- İflas kararında gösterilen açılma anından itibaren iflasın hukuki sonuçları doğar ve borçlunun tüm alacaklıları bakımından hüküm ifade eder.
- İflasa karar verildikten sonra davacı alacaklının iflas davasından feragati geçersizdir ve iflas davasını sona erdirmez.
- İflas kararı verildikten sonra borcun ödenmesi, alacaklının talebinden vazgeçmesi veya davadan feragat etmesi iflası ortadan kaldırmaz; iflas ancak madde 182 uyarınca kaldırılabilir.
- Açılma anı kararda gösterilmezse, hükmün eksikliği kararın yeniden değerlendirilmesini gerektirir.
- Bu madde emredicidir; taraflar sözleşmeyle iflas açılma anını veya feragat sonucunu değiştiremez.
Hükümle açılma ile kendiliğinden açılma arasındaki fark nedir?
Hükümle açılmada iflas, mahkemenin iflas kararı vermesiyle ve bu kararda gösterilen anla hüküm doğurur.
Kendiliğinden açılma, mahkemenin bir karar vermesine bağlı olmadan, borçlunun durumu ile kendiliğinden doğan bir sonuçtur. Madde bu yolu kabul etmez.
İflasın açılma anı yalnız kararla belirlenir; kararın tebliğ veya kesinleşme tarihi açılma anı olarak alınmaz.
Karar öncesi feragat ile karar sonrası feragat arasındaki fark nedir?
İflas kararı verilmeden önce davacı alacaklı davasından feragat edebilir.
İflas kararı verildikten sonra yapılan feragat, madde gereği geçersizdir.
Karar öncesi feragat mahkemece değerlendirilerek davayı sona erdirir; karar sonrası feragat hükümsüz olup iflas hükmü geçerliliğini korur.
İflas açılma anı ile iflas kararının kesinleşme anı arasındaki fark nedir?
Açılma anı, kararda gösterilen gün, saat ve dakikadır.
Kesinleşme, istinaf ve temyiz sürecinin sonunda kararın kesinleşmesidir.
İflasın hukuki sonuçları kesinleşmeyi beklemeden kararda gösterilen andan itibaren doğar.
İflas tarihi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- İflasın açılma anını kararın tebliğ tarihi veya kesinleşme tarihi olarak almak; madde metni kararda gösterilen anı esas alır.
- İflas kararı sonrası feragati geçerli saymak; madde bu feragati açıkça geçersiz kılar.
- Açılma anını yalnız gün olarak yazıp saat ve dakikayı atlamak; kararın açılma anını gün, saat ve dakika ile göstermesi gerekir.
- İflası ödeme veya alacaklının talepten vazgeçmesi ile sona erdirilebilir sanmak; bu durumda iflas ancak madde 182 uyarınca kaldırılabilir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler, iflas kararında açılma anının gün, saat ve dakika olarak yazılmasını zorunlu sayar ve bu bilgi eksikse kararın bu yönden düzeltilmesini gerekli görür. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/1311 E., 2022/1160 K., 13.10.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/596 E., 2022/335 K., 24.03.2022)
- İflas hükmünün açılma anının kararda gösterilmesi, iflasın hukuki sonuçlarının belirlenmesinde esas alınmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/894 E., 2021/1052 K., 30.09.2021; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/893 E., 2021/1064 K., 30.09.2021; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/895 E., 2021/1018 K., 23.09.2021)
- Açılma anının belirlenmesinde kararın tebliğ veya kesinleşme tarihi değil, kararın kendisinde yer alan an esas alınmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/1311 E., 2022/1160 K., 13.10.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/894 E., 2021/1052 K., 30.09.2021)
Nasıl ispat edilir?
- İflasın açılma anını ileri süren taraf, bu anı kararın kendisinden gösterir; açılma anı ayrıca tanıkla değil, iflas kararının yazılı metniyle ispatlanır.
- Feragatin geçersizliğini ileri süren taraf, feragat beyanının iflas kararından sonra yapıldığını dosya içeriğiyle, özellikle duruşma tutanağı ve kararın tarihiyle ispatlar.
- İflas davasında feragat iddiasını savunan taraf, feragatin karar öncesinde yapıldığını belgeyle göstermek zorundadır.
- Açılma anının kararda yer almaması halinde bu eksiklik kararın içeriğinden ispatlanır; tanık veya başka delil bu eksikliği gidermez.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.164: İflas kararının taraflara tebliği ve kanun yoluna başvuru ile ilgilidir; açılma anının kararın tebliğine değil kararın kendisine bağlandığı bu maddeyle birlikte okunur.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.166: İflas kararının tapu, ticaret sicili gibi yerlere bildirilmesini ve ilanını düzenler; bu maddedeki açılma anı bildirim sürecinin dayanağıdır.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.182: İflasın hangi şartlarla kaldırılabileceğini düzenler; madde 165 uyarınca açılmış iflas ancak bu madde ile ortadan kalkar.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.158: Depo kararı ve iflas talebine itirazı düzenler; iflas kararının verilebilmesinin ön koşuludur.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.159: İflas açılma anından önce veya sonra mahkemenin uygulayacağı muhafaza tedbirlerini düzenler; açılma anı bu tedbirlerin başlangıcını etkiler.
İİK m.166 — İflas kararının tebliği ve ilanı
İİK m.166, iflas kararının bildirilmesi ve ilanına ilişkindir. Düzenlediği konular; iflas dairesine bildirim, kararın kendiliğinden ve derhal tapu, ticaret sicili, gümrük ve posta idareleri, Türkiye Bankalar Birliği, odalar, borsalar, Sermaye Piyasası Kurulu ve diğer ilgili yerlere iletilmesi, gazete ilanının koşulları ve iflasın kapandığı veya kaldırıldığı hâlde aynı usulün uygulanmasıdır. Madde, iflas kararını veren asliye ticaret mahkemesi ile bu kararı bildirilen iflas dairesi arasındaki ilişkiye ve iflas kararının kamuya duyurulmasına uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular; iflas kararının taraflara tebliği (m.164), iflasın açılma anı ve sonuçları (m.165), iflasın kaldırılması (m.182) ve iflas talebinde ilan ve depo usulü (m.158) başka maddelerde yer alır.
İflas kararının tebliği ve ilanı: hangi kavramlar bilinmeli?
- İflas dairesi
- Mahkeme kararını alan, iflasa ilişkin dosyayı açan ve kararı ilgili kurumlara ilan ve bildirme görevini yürüten icra dairesidir. Asliye ticaret mahkemesinin yargı çevresindeki iflas dairesine bildirim yapılır.
- Kendiliğinden ve derhal bildirim
- İflas dairesinin taraf talebi beklemeden, gecikmeksizin kararı ilgili yerlere iletmesi yükümlülüğüdür. Bildirim, kararın kesinleşmesine değil, verilmesine bağlanmıştır.
- Muamele merkezi
- İflas eden borçlunun ticari faaliyetlerinin yürütüldüğü yerdir. Mahalli gazete ilanının yapılacağı yeri belirler.
- Tirajı elli bin üzerindeki ulusal gazete
- Yurt düzeyinde dağıtımı yapılan ve tirajı 50.000'in üzerinde bulunan gazetedir. Madde metnindeki bu eşik, kararın ulusal yayımı için zorunlu ölçüttür.
- Ticaret Sicili Gazetesi
- Ticaret sicili kayıtlarının ilan edildiği resmi gazetedir. İflas kararının ilanı bu gazetede de yapılır.
İflas kararının tebliği ve ilanı: hangi şartlar aranır?
- İflas kararının verilmiş olması ve kararın asliye ticaret mahkemesince yargı çevresindeki iflas dairesine iletilmiş bulunması gerekir.
- İflas dairesi, kararı kendiliğinden ve derhal tapuya, ticaret sicil memurluğuna, gümrük ve posta idarelerine, Türkiye Bankalar Birliğine, mahalli ticaret odalarına, sanayi odalarına, taşınır kıymet borsalarına, Sermaye Piyasası Kuruluna ve diğer lazım gelenlere bildirmelidir.
- Kararın, bir internet haber sitesinde veya ilan talep tarihinde tirajı 50.000'in üzerinde olan ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetelerden biri ile birlikte muamele merkezinin bulunduğu yerdeki bir gazetede ve Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmesi gerekir.
- Yurt düzeyinde dağıtımı yapılan ve tirajı 50.000'in üzerindeki gazetenin yayımlandığı yer muamele merkezi ile aynı ise mahalli gazetede ilan yapılmamalıdır.
- İflasın kapanması veya kaldırılması hâlinde de aynı bildirim ve ilan usulü uygulanmalıdır.
İflas kararının tebliği ve ilanı: hangi sonuçları doğurur?
- Bildirim ve ilan yükümlülüğü iflas dairesine aittir; mahkeme kararı iflas dairesine ulaştırmakla görevini yerine getirmiş olur.
- Tapu, ticaret sicili ve diğer kurumlar iflas kararı üzerine gerekli kayıt ve işlemleri yapar; bu bildirim tapu sicilinde ve ticaret sicilinde iflası görünür kılar.
- Yurt düzeyinde ulusal gazetenin yayımlandığı yer muamele merkezi ile aynı ise mahalli gazete ilanı yapılmaz; bu durumda ilan eksik sayılmaz.
- Madde, iflas kararının taraflara tebliğini düzenlemediğinden, tebliğ eksikliği bu madde kapsamında ele alınmaz (m.164/1).
- Maddede hukuki sonuçların doğma anı düzenlenmemiştir; iflasın hükümleri kararda gösterilen açılma anından itibaren doğar (m.165/1).
Ulusal gazete ilanı ile mahalli gazete ilanı arasındaki fark nedir?
Tirajı 50.000'in üzerinde ve yurt düzeyinde dağıtımı yapılan gazetelerden biri, yani ulusal gazete ilanı, zorunlu ilan aracıdır.
Muamele merkezinin bulunduğu yerdeki gazete, yani mahalli gazete ilanı, ikinci ilan yeridir.
İki ilan birlikte yapılır. Ancak ulusal gazetenin yayımlandığı yer muamele merkezi ile aynıysa mahalli gazete ilanı yapılmaz.
Kararın bildirimi ile kararın ilanı arasındaki fark nedir?
Bildirim, iflas dairesinin kararı tapu, ticaret sicili, gümrük, posta ve benzeri kurumlara iletmesidir.
İlan, kararın gazetelerde ve Ticaret Sicili Gazetesinde kamuya duyurulmasıdır.
Her iki işlem de iflas dairesince kendiliğinden ve derhal yapılır; biri diğerinin yerine geçmez.
İflasın açılması ile iflasın kapanması veya kaldırılması arasındaki fark nedir?
Açılmada bildirim ve ilan, iflas kararının verilmesi üzerine yapılır.
Kapanma veya kaldırmada aynı usul yeniden uygulanır.
Kapanma ve kaldırma kararları da aynı kurumlara bildirilir ve aynı şekilde ilan edilir.
İflas kararının tebliği ve ilanı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tirajı 50.000'in üzerinde olan ulusal gazete ilanını, ulusal gazete ile muamele merkezi yerel gazetesini birbirinden ayırmadan ikisini de zorunlu saymak.
- Bildirimi mahkemenin, ilanı ise iflas dairesinin görevi saymak; oysa bildirim ve ilanın her ikisi de iflas dairesince yapılır.
- Maddede yer alan 50.000 tutarını güncel bir sınır gibi kabul etmek; madde metni tutarı doğrudan belirtir, bu tutar metin üzerinden alınmalıdır.
- Kapanma ve kaldırma hâllerinde bildirim ve ilan usulünün uygulanmadığını düşünmek; madde açıkça aynı usulü öngörür.
- Tebliğ ile bildirim ve ilanı karıştırmak; tebliğ m.164/1'de düzenlenir, m.166 yalnızca bildirim ve ilanı kapsar.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- İflas kararının ilanında mahkemece değil, iflas dairesince işlem yapıldığı kabul edilmektedir. (Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/1356 E., 2025/1162 K., 03.12.2025)
- İflas ilanının m.166 gereğince yapılması, iflas işlemlerinin başladığının bilinmesi için yeterli bir kamuya duyuru olarak kabul edilmektedir. (Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2025/600 E., 2025/1415 K., 17.10.2025)
- Sıra cetveline itiraz davalarında sürenin, cetvelin m.166'da gösterilen usulde ilanından itibaren işlemeye başlaması kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/632 E., 2025/1619 K., 09.10.2025)
- İİK m.166 ikinci fıkrasının, iflas ilanına ilişkin özel bir düzenleme olarak saklı tutulduğu kabul edilmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/2385 E., 2025/2525 K., 30.12.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2025/642 E., 2025/974 K., 03.06.2025; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2022/3032 E., 2024/1836 K., 30.12.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Bildirim ve ilanın yapıldığını iflas dairesinin kayıtları ve dosya içindeki ilan belgeleri gösterir; ispat yükü bu işlemi talep eden tarafta değil, işlemi yürüten iflas dairesindedir.
- Gazete ilanının yapıldığı, tirajın 50.000'in üzerinde olduğu ve gazetenin yurt düzeyinde dağıtımının bulunduğu, ilgili gazetenin nüshası ve tiraj belgesiyle ispat edilir.
- Mahalli gazete ilanının yapılmadığı iddiasında, ulusal gazetenin yayımlandığı yerin muamele merkezi ile aynı olduğunun ispatı ilgilinin yükümlülüğündedir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı Kanun m.164: Kararın taraflara resen tebliğini düzenler; m.166 ise kararın kurumlara ve kamuya bildirilmesini düzenler.
- 2004 sayılı Kanun m.165: İflasın açılma anını ve hukuki sonuçlarını belirler; bildirim ve ilan bu anı kapsar.
- 2004 sayılı Kanun m.158: İflas talebinin ilanı ve alacaklıların müdahale ve itiraz süreleri, m.166'daki ilan usulü ile ilgilidir.
- 2004 sayılı Kanun m.182: İflasın kaldırılmasında aynı bildirim ve ilan usulünün uygulanmasını sağlar.
- 2004 sayılı Kanun m.254: Kapanma kararının ilanı ve bildirimi bakımından m.166'nın uygulanmasını öngörür.
İİK m.167 — Takibin kabulü şartları
Madde, çek, poliçe veya emre muharrer senet gibi kambiyo senetlerine dayanan alacaklının takip yolunu seçmesini ve takip talebine eklenecek belgeleri düzenler. Alacak rehinle temin edilmiş olsa bile kambiyo senedine dayanan alacaklının bölümdeki özel usullerle haciz yoluyla, borçlu iflasa tabi kişilerse iflas yoluyla takip yapabilmesini kapsar. Takip talebinde hangi takip yolunun seçildiğinin bildirilmesi ve senedin aslı ile borçlu sayısı kadar tasdikli örneğinin eklenmesi zorunluluğu da bu maddededir. Takip talebinin genel içeriği (m.58), takip talebinin harç ve gider ödemesi (m.59), genel haciz yolunda ödeme emri ve itiraz süreçleri ile ipotek ve rehinle takipte alacaklının tercih hakkı (m.45) bu maddede düzenlenmez; bunlar ilgili maddelerde yer alır.
Takibin kabulü şartları: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kambiyo senedi
- Çek, poliçe ve emre muharrer senet gibi kambiyo hukukuna tabi, kendine özgü takip usulü tanınan senetlerdir. Bu maddenin özel takip yolu yalnız bu senetlere dayanan alacaklılar için açıktır.
- Hususi usul (kambiyo senetlerine özgü haciz yolu)
- Kambiyo senetlerine dayanan alacak için bölümde öngörülen özel haciz takip usulüdür. Alacak rehinle temin edilmiş olsa bile alacaklı bu yola başvurabilir.
- İflas yolu
- Borçlunun iflasa tabi şahıslardan olması halinde kambiyo senedine dayanan alacaklıya tanınan takip yoludur. Borçlunun iflasa tabi olup olmadığı bu yolun kullanılıp kullanılmayacağını belirler.
- Tasdikli örnek
- Takip talebine eklenen senedin, alacaklı veya mümessil tarafından onaylanmış suretidir. Borçlu sayısı kadar hazırlanır ve senedin aslı ile birlikte verilir.
Takibin kabulü şartları: hangi şartlar aranır?
- Alacağın çek, poliçe veya emre muharrer senede dayanması gerekir.
- Alacağın rehinle temin edilmiş olması, kambiyo senedine dayanan takip yolunu engellemez; ancak alacaklı takibi rehinli alacak yoluyla da yapabilir ve seçim kendisine aittir.
- Alacaklı takip talebinde, borçlusu iflasa tabi değilse haciz yolunu, iflasa tabi ise haciz ya da iflas yolunu seçtiğini bildirmelidir.
- Takip talebine kambiyo senedinin aslı eklenmelidir.
- Takip talebine borçlu sayısı kadar tasdikli örnek eklenmelidir.
Takibin kabulü şartları: hangi sonuçları doğurur?
- Kambiyo senedine dayanan alacaklı, takibi bölümdeki özel haciz usulüyle başlatabilir.
- Borçlu iflasa tabi bir şahıs ise alacaklı takibi iflas yoluyla da başlatabilir.
- Alacaklı takip talebinde hangi yolu seçtiğini bildirmezse, takip talebinin bu eksiklik nedeniyle usulden düzeltilmesi gerekir.
- Takip talebine senedin aslı ve borçlu sayısı kadar tasdikli örnek eklenmemişse talep usulüne uygun sayılmaz.
- Alacak rehinle temin edilmiş olsa bile kambiyo senedi takibi yapılabildiğinden rehin, bu yolu kapatmaz.
Haciz yolu ile iflas yolu arasındaki fark nedir?
Borçlu iflasa tabi olmayan kişi ise yalnızca genel haciz yolu, kambiyo senetlerine özgü usulle takip yapılabilir.
Borçlu iflasa tabi bir şahıs ise alacaklı haciz yolu ile ya da iflas yolu ile takip yapabilir.
İflasa tabi borçlu bakımından takip yolu seçimi alacaklının takdirindedir ve talepte seçimin açıkça bildirilmesi gerekir.
Rehinli alacak ile kambiyo senedine dayalı alacak arasındaki fark nedir?
Alacağın rehinle temin edilmiş olması, alacağın kambiyo senedine dayanmasına engel değildir.
Rehinli alacaklı, rehin hakkını paraya çevirme yoluyla takip de yapabilir.
Kambiyo senedine dayanan alacaklı rehinli olsa bile kambiyo senetlerine özgü haciz yolunu seçebilir; rehin ile takip arasında seçim yapılabilir.
Takibin kabulü şartları: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Alacağın rehinle temin edilmiş olmasını kambiyo senedi takibinin önünde engel saymak; oysa madde bunu açıkça engel olmaktan çıkarır.
- Takip talebinde takip yolunu bildirmeyi unutmak; madde alacaklıya bu bildirimi zorunlu kılar.
- Borçlu sayısı kadar tasdikli örnek eklemek yerine tek örnek vermek; madde borçlu sayısı kadar örnek ister.
- Borçlu iflasa tabi olmayan kişi hakkında iflas yolunu seçmek; iflas yolu yalnızca iflasa tabi şahıslar için açıktır.
- Metinde yer almayan bir süre ya da tutar aramak; bu madde süre ya da parasal sınır öngörmez.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, alacağın rehinle temin edilmiş olmasının kambiyo senedine dayalı haciz yolunu engellemediğini ve alacaklının m.45 ile m.167 uyarınca tercih hakkının bulunduğunu kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1039 E., 2023/856 K., 27.09.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2023/335 E., 2023/857 K., 27.09.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2021/206 E., 2023/799 K., 13.09.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2023/680 E., 2023/858 K., 27.09.2023)
- Yargıtay, alacaklının ipotek yoluyla takipten yana tercihini kullanmasının, aynı alacak için kambiyo senedi takibi ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla birlikte değerlendirilebileceğini kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1039 E., 2023/856 K., 27.09.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2021/206 E., 2023/799 K., 13.09.2023)
- Yargıtay, takip yolu seçildikten sonra alacaklının bu seçimle bağlı kalabileceğini ve sonradan yolun değiştirilmesinin dosya düzeni açısından sınırlı olduğunu kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/335 E., 2023/857 K., 27.09.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2023/680 E., 2023/858 K., 27.09.2023)
- Yargıtay, bu konunun 2004 sayılı Kanun'un 168 ve 170 maddeleriyle birlikte ele alınması gerektiğini kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/346 E., 2025/59 K., 19.02.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2021/995 E., 2023/825 K., 20.09.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Asıl talebi ileri süren alacaklı, alacağın kambiyo senedine dayandığını senedin aslını takip talebine ekleyerek ispatlar.
- Takip talebinde seçilen yolun bildirilmesi, takip talebinin kendisinden anlaşılır; alacaklı bu bildirimi yazılı talepte yapmakla yükümlüdür.
- Borçlu, alacağın rehinli olması ya da senedin usulüne uygun düzenlenmemiş olması gibi savunmalarda bulunursa, bu savunmayı ispatla yükümlüdür.
- Tasdikli örneğin bulunmaması, senedin aslının ibraz edilmemesi usul eksikliği olarak takip dosyasında belgelenir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2004 sayılı Kanun m.58: Takip talebinde bulunması gereken genel kayıtları düzenler. Bu madde, kambiyo senedine dayanan takip talebine ek olarak aranan hususları ekler.
- 2004 sayılı Kanun m.45: Rehinle temin edilmiş alacaklının rehinli malı paraya çevirme yoluyla takip yapabilmesini düzenler. Bu maddeyle birlikte alacaklının takip yolu tercihini belirler.
- 2004 sayılı Kanun m.59: Takip talebi ile birlikte ödenecek başvurma harcı ve tebliğ giderlerini düzenler.
Süreler
Konuda geçen kararlar
28 karar- 2006/71 E., 2008/69 K., 28.02.2008İlgili madde: m.162
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/346 E., 2025/59 K., 19.02.2025İlgili madde: m.167
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/1039 E., 2023/856 K., 27.09.2023İlgili madde: m.167
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/335 E., 2023/857 K., 27.09.2023İlgili madde: m.167
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/680 E., 2023/858 K., 27.09.2023İlgili madde: m.167
- Hukuk Genel Kurulu, 2021/995 E., 2023/825 K., 20.09.2023İlgili madde: m.167
- Hukuk Genel Kurulu, 2021/206 E., 2023/799 K., 13.09.2023İlgili madde: m.167
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/857 E., 2017/1010 K., 24.05.2017İlgili madde: m.164
- 16. Hukuk Dairesi, 2012/580 E., 2012/1202 K., 14.02.2012İlgili madde: m.162
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2026/618 E., 2026/647 K., 06.05.2026İlgili madde: m.164
Diğer 18 karar
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2026/313 E., 2026/490 K., 02.04.2026İlgili madde: m.164
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/1700 E., 2026/382 K., 12.03.2026İlgili madde: m.164
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/2385 E., 2025/2525 K., 30.12.2025İlgili madde: m.166
- Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/1356 E., 2025/1162 K., 03.12.2025İlgili madde: m.166
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2025/600 E., 2025/1415 K., 17.10.2025İlgili madde: m.166
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/632 E., 2025/1619 K., 09.10.2025İlgili madde: m.166
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2025/642 E., 2025/974 K., 03.06.2025İlgili madde: m.166
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2022/3032 E., 2024/1836 K., 30.12.2024İlgili madde: m.166
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/131 E., 2024/403 K., 29.02.2024İlgili madde: m.164
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2022/2518 E., 2022/1771 K., 25.10.2022İlgili madde: m.161, m.162, m.163, m.165
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/1311 E., 2022/1160 K., 13.10.2022İlgili madde: m.165
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/958 E., 2022/840 K., 30.06.2022İlgili madde: m.161
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/1027 E., 2022/816 K., 23.06.2022İlgili madde: m.164
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/886 E., 2022/765 K., 16.06.2022İlgili madde: m.161
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/596 E., 2022/335 K., 24.03.2022İlgili madde: m.165
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/894 E., 2021/1052 K., 30.09.2021İlgili madde: m.165
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/893 E., 2021/1064 K., 30.09.2021İlgili madde: m.165
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/895 E., 2021/1018 K., 23.09.2021İlgili madde: m.165
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 02.03.2005 (m.164).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 6.1. İflas - Giriş ve Genel İflas Yoluyla Takip bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış