İlamsız takip

İlamsız takip ve haciz yoliyle takip

İİK m.42–49İcra ve İflas HukukuSon değişiklik: 15.08.2017 (m.42)

Kısaca

İİK m.42, para veya teminat alacaklarının ilamsız icra yoluyla takibe konu olabileceğini ve bu takibin hangi yollarla yürüyebileceğini düzenler; ayrıca ilamsız takip yolunun kapatıldığı iki hali (yabancı devlet aleyhine takip ile idari yargının görev alanına giren konular) belirler. İİK m.43, iflasa tabi borçlu hakkında hangi takip yolunun kullanılabileceğini ve alacaklının takip yolunu bir kez değiştirebilmesini düzenler.

Kapsam

Bu konu, İcra ve İflas Kanunu m.42–49 hükümlerini kapsar.

İİK m.42 — Para borcu ve teminat için takip

Madde, para veya teminat alacaklarının ilamsız icra yoluyla takibe konu olabileceğini ve bu takibin hangi yollarla yürüyebileceğini düzenler; ayrıca ilamsız takip yolunun kapatıldığı iki hali (yabancı devlet aleyhine takip ile idari yargının görev alanına giren konular) belirler. Kanun, ilamsız takibin sınırını çizen bir hükümdür ve kişi bakımından alacaklı ile borçlu arasındaki her para veya teminat ilişkisinde uygulanır. Ayrıca kanun dışı bir ilamsız takip hâlinde şikâyet yolunu ve süresini bu madde kendisi belirlemez.

Para borcu ve teminat için takip: hangi kavramlar bilinmeli?

İlamsız icra
Alacaklının bir mahkeme ilamı olmaksızın doğrudan icra dairesine başvurarak borçluya karşı takip başlattığı icra yoludur. Kanun, alacağın belgeyle kanıtlanmasını bu yol için şart koşmaz; ancak borçlunun itirazı hâlinde takip durur.
Cebri icra (para ve teminat)
Bir paranın ödenmesi veya bir teminatın verilmesi için takip talebiyle başlayan icra türüdür. Madde, para ve teminat dışındaki edimlerin (örneğin bir taşınırın teslimi) ilamsız icraya konu olamayacağını dolaylı olarak bu çerçeveyle belirler.
Haciz yolu, rehnin paraya çevrilmesi, iflas
Para veya teminat alacağının cereyan edebileceği üç yoldur. Haciz yolu genel haciz ya da kambiyo senetlerine özgü haciz biçiminde, rehin yolu rehnin paraya çevrilmesi biçiminde, iflas yolu ise iflas takibi biçiminde işler.
Yabancı devlet
Kanun koyucunun, aleyhine ilamsız takip yapılamayacağı öngördüğü özel bir muhatap türüdür. Yabancı devlete karşı ancak ilamlı icra yoluna başvurulabilir.
İdari yargının görev alanı
İdari yargı yerlerinin görevine giren uyuşmazlıkları ifade eder. Bu konularda kaynaklanan para veya teminat alacağı için ilamsız takip yapılamaz; alacaklı önce idari yargıda dava açmalıdır.
İlama bağlı alacak
Mahkeme ilamıyla hüküm altına alınmış alacaktır. Yargıtay İBK'sına göre bu tür alacaklar için ilamsız icra yoluna başvurmak dürüstlük kuralına aykırıdır; kanunda açık bir yasak bulunmamakla birlikte içtihatla getirilen bir sınırdır.

Para borcu ve teminat için takip: hangi şartlar aranır?

  • Takibe konu edimin bir para veya teminat alacağı olması gerekir; başka nitelikte bir edim (örneğin taşınırın teslimi) için ilamsız takip yapılamaz.
  • Alacağın muhatabı yabancı devlet olmamalıdır; yabancı devlet aleyhine yalnızca ilamlı icra yoluna başvurulabilir.
  • Alacak idari yargının görev alanına giren bir konudan kaynaklanmamalıdır; böyle bir alacak için önce idari yargıda dava açılmalıdır.
  • Alacaklının elinde ilam veya ilam niteliğinde belge bulunması kanunen zorunlu değildir; ancak ilama bağlı alacaklarda içtihat, ilamsız yola başvurmayı dürüstlük kuralına aykırı sayar.
  • Rehinle temin edilmiş alacakta alacaklı önce rehnin paraya çevrilmesi yoluna gitmelidir; kalan kısım için diğer takip yollarına başvurabilir.

Para borcu ve teminat için takip: hangi sonuçları doğurur?

  • Para veya teminat dışındaki bir edim için ilamsız takip başlatılamaz; bu tür edimler için ilamlı icra gerekir.
  • Yabancı devlet aleyhine ilamsız takip yoluna başvurulamaz ve bu yönde başlatılan takip hukuka aykırıdır.
  • İdari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamaz; alacaklı idari yargıda dava açmalıdır.
  • Kanun, ilama bağlı alacaklar için ilamsız yolu açıkça yasaklamaz; ancak Yargıtay içtihadıyla bu yola başvurmak dürüstlük kuralına aykırı bulunmuştur.
  • Alacağın cebri icra yolu olarak rehin yolu seçildiğinde alacaklı rehni paraya çevirmek zorundadır; kalan kısım için ayrı takip yoluna başvurulabilir.
  • Kanunda ilamsız icranın konusunun para veya teminat dışına çıkmasına ilişkin hükmün kamu düzenine ilişkin olduğu ve bu hükme aykırılığın süresiz şikâyet sebebi oluşturduğu uygulamada kabul edilmektedir.

Genel haciz yolu ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu arasındaki fark nedir?

Kambiyo senedine bağlı olmayan para alacaklarında genel haciz yolu kullanılır.

Alacak bir kambiyo senedine bağlı ise alacaklı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluna başvurabilir.

Kambiyo senedine bağlı alacaklıda iki yol arasında seçim hakkı vardır; senede dayanmayan alacakta yalnızca genel haciz yolu bulunur.

Rehinle temin edilmiş alacak ile rehinsiz alacak arasındaki fark nedir?

Alacak rehinle temin edilmişse alacaklı önce rehnin paraya çevrilmesi yoluna gitmek zorundadır.

Rehinsiz alacakta alacaklı haciz yolu, rehin yolu ya da senede bağlıysa kambiyo haczi arasında seçim yapabilir.

Rehinli alacakta seçim hakkı yoktur; rehinden tahsil edilemeyen kısım için diğer takip yollarına başvurulabilir.

Yabancı devlet ile yerli borçlu arasındaki fark nedir?

Muhatap yabancı devlet ise ilamsız takip yapılamaz.

Muhatap yerli gerçek veya tüzel kişi ise ilamsız takip yolu açıktır.

Yabancı devlete karşı yalnızca ilamlı icra yoluna gidilebilir; yerli borçluya karşı ilamsız takip başlatılabilir.

İdari yargı konusu alacak ile adli yargı konusu alacak arasındaki fark nedir?

Alacak idari yargının görev alanına giren bir konudan kaynaklanıyorsa ilamsız takip kapalıdır.

Alacak adli yargının görev alanındaysa ilamsız takip yolu açıktır.

İdari yargı konusu alacakta alacaklı önce idari yargıda dava açmalıdır; doğrudan icra dairesine başvuramaz.

Ilamsız alacak ile ilama bağlı alacak arasındaki fark nedir?

Alacağın bir mahkeme ilamı yoksa alacaklı doğrudan ilamsız takibe başvurabilir.

Alacak bir ilama bağlıysa kanunda açık yasak olmamakla birlikte ilamsız yola başvurmak içtihatla dürüstlük kuralına aykırı sayılır.

İlama bağlı alacakta alacaklı ilamlı icra yoluna yönelmelidir; ilamsız yola başvurulursa takip, dürüstlük kuralına aykırılık gerekçesiyle sakatlanır.

Para borcu ve teminat için takip: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kanunda açık yasak bulunmadığı için ilama bağlı alacakta ilamsız yola gidilebileceğini düşünmek; Yargıtay içtihadına göre bu yol dürüstlük kuralına aykırıdır.
  • Alacaklının elinde belge bulunmadığı için ilamsız takibin yapılamayacağını sanmak; kanun ilamsız takip için belge şartı aramaz.
  • Madde 42'de yer almayan bir edimi (örneğin taşınırın teslimi) ilamsız yolla takip etmeye çalışmak; bu edimler ancak ilamlı icra ile istenebilir.
  • Yabancı devlet aleyhine ilamsız takibin yalnızca itiraz üzerine düşeceğini sanmak; bu yol baştan kapalıdır.
  • İdari yargı konusu alacakta doğrudan icra dairesine başvurmak; önce idari yargıda dava açılmalıdır.
  • Rehinli alacakta kambiyo senedine dayanarak doğrudan genel haciz yoluna gitmek; önce rehnin paraya çevrilmesi yoluna başvurulmalıdır.
  • Yabancı devlet ya da idari yargı hükmünün bir icra anlaşmasıyla değiştirilebileceğini düşünmek; bu konu kamu düzenine ilişkindir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, ilamlı alacaklarda ilamsız takibe başvurmayı kanunda açık yasak bulunmadığı hâlde dürüstlük kuralına aykırı saymaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/934 E., 2024/317 K., 06.06.2024)
  • Hukuk Genel Kurulu kararlarında, idari yargı görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulmasının kamu düzenine aykırı olduğu ve bu nedenle takibin iptali gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2024/1031 E., 2024/1663 K., 18.12.2024)
  • Yabancı devlet aleyhine ilamsız takip yapılmasının kamu düzenine ilişkin bir kural ihlali olduğu ve icra dairesi tarafından kendiliğinden gözetilmesi gerektiği uygulamada kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2018/136 E., 2022/12 K., 18.01.2022)
  • İlamsız takibin konusunu belirleyen m.42 hükmünün kamu düzenine ilişkin olduğu, taraflarca icra anlaşmasıyla değiştirilemeyeceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2010/725 E., 2011/314 K., 18.05.2011)

Nasıl ispat edilir?

  • Ilamsız takibi başlatan alacaklı, takibin para veya teminat alacağına dayandığını ve m.42 kapsamında olduğunu ödeme emri ve takip talebi ile göstermek zorundadır.
  • Alacağın yabancı devlete karşı olmadığı ya da idari yargı görev alanına girmediği, alacaklının takip talebinde ve belgelerinde ortaya koyması gereken bir husustur.
  • Alacağın ilama bağlı olduğu hâlde ilamsız yola başvurulduğu iddiasında, bu iddiayı ileri süren taraf ilamın varlığını ve takibin ilamsız yapıldığını ispatlamalıdır.
  • Alacağın rehinle temin edildiği iddiasında, rehin sözleşmesi ve tapu ya da sicil kaydı gibi belgelerle durum ortaya konur; rehinli alacakta önce rehin yolunun kullanıldığı ispat yükü alacaklıdadır.
  • Borçlunun yabancı devlet ya da idari yargı konusu iddiası, bu iddiayı ileri süren borçlu tarafından yazılı belgeyle ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

İİK m.43 — İflasa tabi şahıslar hakkındaki takip

İİK m.43, iflasa tabi borçlu hakkında hangi takip yolunun kullanılabileceğini ve alacaklının takip yolunu bir kez değiştirebilmesini düzenler. Hükmün birinci fıkrası iflas yoluyla takibin kimler hakkında yapılabileceğini, ayrıca iflasa tabi olduğu bildirilen kişiler hakkında haciz yoluyla takibin de mümkün olduğunu belirtir. İkinci fıkra takip yolunun değiştirilmesini ve yeniden harç ödenmemesini kapsar. Kanun, iflasa tabi kişi kavramını ve iflas davasında bu niteliğin mahkemece kendiliğinden araştırılmasını ayrıca düzenlemez; bunlar iflas hukukunun genel hükümlerine ve HMK'ya bağlıdır. Müflis aleyhine başlamış takiplerin iflasın açılmasıyla durması ve düşmesi (İİK m.193), iflas kararının kamu düzenine ilişkin usulü ve iflas davasının açılma koşulları ile harç ve masraflara ilişkin hükümler bu maddede yer almaz.

İflasa tabi şahıslar hakkındaki takip: hangi kavramlar bilinmeli?

İflasa tabi borçlu
Ticaret Kanunu uyarınca tacir sayılan veya tacirler hakkındaki hükümlere tabi olan gerçek ve tüzel kişilerdir. Özel kanunları gereğince tacir olmadığı hâlde iflasa tabi tutulan kişiler de bu kapsama girer.
İflas yoluyla takip
Borçlunun iflasının istenmesi suretiyle yürütülen cebri icra yoludur. Yalnız iflasa tabi borçlular hakkında yapılabilir.
Haciz yoluyla takip
Borçlunun mallarının haczi ve paraya çevrilmesi yoluyla alacağın tahsiline yönelen takip türüdür. İflasa tabi borçlu hakkında da alacaklının seçebileceği bir yoldur.
Takip yolunun değiştirilmesi
Alacaklının seçtiği iflas veya haciz yolunu bırakıp diğer yola yeniden başvurmasıdır. Kanun bu değişikliği yalnız iflas ile haciz arasında ve bir defaya mahsus olarak tanır.
Harç
Takip talebinde bulunurken ödenen takip harcıdır. Kanun, değiştirilen yolda yeniden başvuruda bu harcın yeniden ödenmemesini öngörür.

İflasa tabi şahıslar hakkındaki takip: hangi şartlar aranır?

  • Borçlunun Ticaret Kanunu uyarınca tacir sayılması veya tacirler hakkındaki hükümlere tabi olması ya da özel kanunu gereğince iflasa tabi bulunduğunun bildirilmiş olması gerekir.
  • Alacaklının iflas yoluyla takip yapabilmesi için borçlunun bu niteliği taşıması zorunludur; haciz yoluyla takipte bu niteliğin aranması gerekmez.
  • Alacaklı, iflasa tabi borçlu hakkında haciz veya iflas yollarından birini seçmiş olmalıdır.
  • Yol değişikliği yalnızca haciz ile iflas arasında yapılabilir; başka bir takip türüne geçiş bu maddenin kapsamında değildir.
  • Değişiklik bir defaya mahsus yapılabilir; alacaklı önceki yolu bırakmalı ve diğer yola yeni baştan başvurmalıdır.
  • Yeni başvuruda harç ödenmeden işlem yapılması için alacaklının yolu bırakma ve yeni talep koşullarını yerine getirmesi gerekir.

İflasa tabi şahıslar hakkındaki takip: hangi sonuçları doğurur?

  • Borçlu iflasa tabi ise alacaklı iflas yoluyla takip yapabilir.
  • Borçlu iflasa tabi ise alacaklı haciz yoluyla takip de yapabilir ve iflas zorunlu değildir.
  • Alacaklı seçtiği yolu bırakıp diğerine geçerse, bu geçiş bir defaya mahsus olur ve yeniden harç ödenmez.
  • Değişiklik yalnız iflas ile haciz arasında mümkündür; bu nedenle örneğin haciz yoluyla başlatılan takip genel haciz ile ilamlı takip gibi başka bir türe kanun gereği çevrilemez.
  • Borçlu iflasa tabi değilse bu madde ile iflas yoluyla takip yapılamaz; ancak haciz yolu genel hükümlere göre açıktır.
  • Alacaklı yeni yolda takip talebi vermeli ve icra dairesi, bu takip türüne göre yeniden ödeme emri veya icra emri göndermelidir.

Genel iflas yoluyla takip ile haciz yoluyla takip (iflasa tabi borçlu) arasındaki fark nedir?

İflas yoluyla takipte borçlunun tacir veya iflasa tabi olması ön koşuldur ve takip iflas idaresi üzerinden yürür.

Haciz yoluyla takipte alacaklı, iflasa tabi borçluya karşı da haciz yolunu seçebilir.

İflasa tabi borçlu hakkında alacaklı iki yoldan birini seçebilir. Seçilen yol iflasın açılmasına veya haczin uygulanmasına göre sonuç doğurur.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, iflas yoluyla takibin kimler hakkında yapılabileceğini ve haciz yolunun da açık olduğunu düzenler.

İkinci fıkra, seçilen yolun bir defaya mahsus değiştirilebilmesini ve yeniden harç ödenmemesini düzenler.

Birinci fıkra takip yolunun seçimine, ikinci fıkra ise değişikliğine ilişkindir.

Tacir ile özel kanunla iflasa tabi tutulan kişi arasındaki fark nedir?

Tacir, Ticaret Kanunu uyarınca tacir sayılan veya tacirler hakkındaki hükümlere tabi kişidir.

Özel kanunla iflasa tabi tutulan kişi tacir olmadığı hâlde özel kanun gereğince iflasa tabi bulunduğu bildirilen kişidir.

Her iki grup da iflas yoluyla takibe konu olabilir; ancak iflas kararı verilebilmesi için niteliğin mahkemece kabul edilmesi gerekir.

İflasa tabi şahıslar hakkındaki takip: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Haciz yoluyla takibi genel haciz veya ilamlı takip gibi başka takip türlerine de çevrilebileceğini sanmak; değişiklik yalnız iflas ile haciz arasındadır.
  • Aynı belgeye dayanarak aynı alacak için iki takip açmayı değişiklik hakkı saymak; bu durum mükerrer takip olarak değerlendirilir.
  • Yol değişikliğini birden fazla kez yapılabilir sanmak; kanun bir defaya mahsus olmak üzere öngörmüştür.
  • Değişiklikte yeniden harç ödenmeyeceğini, yeni takip talebi ve icra emri gerekmeden işlem yapılabileceğini düşünmek; yeni takip talebi verilmesi gerekir.
  • Borçlunun iflasa tabi olup olmadığını icra dairesinin kendiliğinden incelemesi gerektiğini sanmak; icra dairesi bu incelemeyi yapmak zorunda değildir, itiraz ile bildirilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Takip yolunun değiştirilmesinin yalnız haciz ile iflas arasında ve bir defa mümkün olduğu kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/704 E., 2024/2180 K., 03.12.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/359 E., 2025/487 K., 27.03.2025)
  • Aynı belgeye dayanılarak ikinci bir takip yapılması ve bunun mükerrer takip sayılması, değiştirme hakkı kapsamında görülmemektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/704 E., 2024/2180 K., 03.12.2024)
  • İflasa tabi kişi hakkında iflas kararının verilebilmesi için niteliğin mahkemece kabul edilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/15 E., 2025/103 K., 05.02.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/1059 E., 2025/1488 K., 24.12.2025)
  • Değişiklik yapılırken yeniden harç ödenmemesi, yalnız bu bir defa kullanım hakkına bağlı olarak kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/359 E., 2025/487 K., 27.03.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Takip yolunun değiştirilmesini talep eden alacaklı, önceki takibin iflas veya haciz yoluyla yapıldığını ve bu hakkı daha önce bir defa kullanmadığını yazılı belgeyle ortaya koymalıdır.
  • Borçlunun iflasa tabi olduğunu ileri süren alacaklı, bu niteliği tacir kaydı, ticaret sicili kaydı veya özel kanun hükmüyle ispatlar.
  • Borçlu, borcunun iflasa tabi olmadığını ileri sürerse bu savunmayı kendisi ispatlamalıdır; mahkeme iflas davasında bu niteliği kendiliğinden araştırmalıdır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/15 E., 2025/103 K., 05.02.2025)
  • Alacaklının yeniden harç ödemediğini savunması hâlinde, önceki takip dosyası ve yeni yol için yapılan talebin icra dairesindeki kaydı delil olarak sunulmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.193: İflasın açılmasından önce başlamış takiplerin durmasını ve düşmesini düzenler; bu madde ile doğrudan ilişki kurulan, takip yolu seçildikten sonra iflas açılırsa uygulanacak hükümdür.
  • 2004 sayılı Kanun m.155: Borçluya gönderilen iflas ödeme emrinde iflasa tabi olmadığını bildirme ve itiraz yolunu düzenler; iflasa tabi olma niteliğinin hangi usulle tartışılacağını gösterir.

İİK m.44 — Ticareti terk edenler

İİK m.44, ticareti terk eden tacirin yükümlülüklerini ve bu yükümlülüklerin sonuçlarını düzenler: ticaretin terki bildirimi ve mal beyanı, keyfiyetin ilanı, ilandan itibaren bir yıllık iflas yoluyla takip imkânı, mal beyanı tarihinden itibaren iki aylık tasarruf yasağı, üçüncü kişilerin iyi niyetli iktisaplarının korunması ile hısımlar bakımından iyi niyet iddiasının kapatılması, tapu ve gemi siciline şerh verilmesi ve bozulmaya maruz malların satışı ile bedelinin bankaya depo edilmesi. Kural tacir sıfatını terk eden gerçek kişi tacirler hakkındadır. Madde, mal beyanına aykırılığın cezai yaptırımını düzenlemez (m.337/a). Tacir sıfatının tüzel kişiler bakımından tasfiye süresince devamı ve şirketlerin durumu ayrı hükümlerle düzenlenmiştir (TTK m.269, 303, 545; 6102 m.155 gibi). Ticaretin kısmen terki ve iflasın yürütülmesine ilişkin usul kuralları bu maddenin kapsamı dışındadır (m.154 ve devamı).

Ticareti terk edenler: hangi kavramlar bilinmeli?

Ticareti terk
Tacirin fiilen işlettiği ticari işletmenin faaliyetine son vermesi, işletmeyi kapatması ya da üçüncü kişiye devretmesi sonucunda ticari faaliyetini tamamen bitirmesidir. Kısmi terk bu maddenin kapsamına girmez; tacir sıfatı ancak tamamen terkte sona erer.
Mal beyanı
Ticareti terk eden tacirin ticaret siciline verdiği, tüm aktif ve pasifini ile alacaklılarının ad ve adreslerini gösteren belgedir. Eksik ya da yanlış beyan, tacirin beyanda bulunmamış sayılmasına ya da cezai sorumluluğa yol açabilir.
Bir yıllık iflas takibi süresi
Ticareti terk eden eski tacirin, keyfiyetin ilanından itibaren bir yıl içinde iflas yoluyla takip edilebilmesini ifade eder. Bu süre, tacir sıfatı sona erdikten sonra da iflas takibine açık kalma süresidir.
İki aylık tasarruf yasağı
Mal beyanının tevdii tarihinden başlayarak iki ay boyunca, haczedilebilir malların tacir tarafından tasarruf edilmesinin yasaklanmasıdır. Yasak, haczedilebilir mallar üzerindeki işlemleri kapsar.
İyi niyetli üçüncü kişi
Zilyetlik ya da tapu sicili esasına dayanarak, ticareti terk edenden iyi niyetle hak edinen kişidir. Bu kişinin iktisabı korunur; iyi niyet karinesi ile birlikte değerlendirilir.
Hısımlık istisnası
Karı koca, usul ve füru, neseben ya da sıhren ikinci dereceye kadar hısımlar ile evlat edinen ve evlatlık arasındaki iktisaplarda iyi niyet iddiasının kabul edilmemesidir.

Ticareti terk edenler: hangi şartlar aranır?

  • Tacirin ticareti tamamen terk etmiş olması gerekir; kısmi terk bu maddenin kapsamına girmez.
  • Tacir, ticareti terk ettiğini on beş gün içinde kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmelidir.
  • Tacir, aktif ve pasifini ile alacaklılarının ad ve adreslerini gösteren mal beyanında bulunmalıdır.
  • Keyfiyetin ticaret sicili gazetesinde ve alacaklıların bulunduğu yerlerde mutat ve münasip vasıtalarla ilan edilmesi gerekir; ilan masrafları tacir tarafından ödenmelidir, aksi hâlde tacir beyanda bulunmamış sayılır.
  • İlan tarihinden itibaren bir yıl içinde iflas yoluyla takip yapılabilmesi için bu süre aşılmamalıdır.
  • Mal beyanının tevdii tarihinden itibaren iki ay süreyle tacirin haczedilebilir mallar üzerinde tasarrufta bulunmaması gerekir.
  • Üçüncü kişinin zilyetlik veya tapu siciline dayanarak iyi niyetle elde ettiği haklar korunur; ancak karı koca, usul ve füru, ikinci dereceye kadar hısımlar ve evlat edinen ile evlatlık arasındaki iktisaplarda iyi niyet iddia edilemez.
  • Mal beyanını alan merci keyfiyeti tapu veya gemi sicil dairelerine ve Türk Patent Enstitüsüne bildirmeli; sicile temlik hakkının iki ay süreyle tahdit edildiğine dair şerh verilmelidir.

Ticareti terk edenler: hangi sonuçları doğurur?

  • Tacir ticaretin terkini ve mal beyanını süresinde yapmazsa, keyfiyet sicil ve ilan yoluyla duyurulmamış olur ve bu durumun alacaklılara karşı geçerli olmadığı kabul edilir.
  • İlan masraflarını ödemeyen tacir beyanda bulunmamış sayılır.
  • İlandan itibaren bir yıl içinde eski tacir hakkında iflas yoluyla takip yapılabilir.
  • Mal beyanının tevdiinden itibaren iki ay boyunca tacir haczedilebilir mallarını tasarruf edemez.
  • Üçüncü kişinin zilyetlik veya tapu siciline dayanarak iyi niyetle elde ettiği haklar saklıdır.
  • Hısımlar ve evlat edinen-evlatlık arasındaki iktisaplarda iyi niyet iddiası kabul edilmez.
  • Mal beyanını alan merci keyfiyeti tapu, gemi sicil dairelerine ve Türk Patent Enstitüsüne bildirir; bu bildirimle sicile temlik hakkının iki ay süreyle tahdit edildiğine dair şerh verilir.
  • Bozulmaya maruz veya muhafazası külfetli mallar için mahkeme, tacirin talebi üzerine satışa ve bedelin bankaya depo edilmesine karar verebilir.
  • Ticaretin terki alacaklılara karşı hüküm ifade etmez; alacaklılar borçlu tacirin işyeri devrinin geçersizliğini ileri sürüp haciz yaptırabilir, ancak iyi niyetli üçüncü kişinin hakkı bu haczi etkisiz kılabilir.
  • Mal beyanına ilişkin cezai yaptırım bu maddede değil, m.337/a'da düzenlenmiştir.

Bozulmaya maruz mal ile genel tasarruf yasağı arasındaki fark nedir?

Bozulmaya maruz, muhafazası külfetli veya değeri kısa sürede düşecek mallar tacirin talebi üzerine satılabilir.

Diğer haczedilebilir mallar iki aylık tasarruf yasağına tabidir ve satılması için bu özel hüküm gerekir.

Özel durumdaki mallar, mahkeme kararıyla icra memuru marifetiyle satılır ve bedeli madde 9 uyarınca bir bankaya depo edilir; diğer mallarda tasarruf yasağı geçerli kalır.

Zilyetlik ve tapu sicili ile hısımlar arasındaki fark nedir?

Üçüncü kişi zilyetlik veya tapu siciline dayanarak iyi niyetle edinmişse hakkı korunur.

Karı koca, usul ve füru, ikinci dereceye kadar hısımlar ile evlat edinen ve evlatlık arasındaki iktisaplarda iyi niyet iddiası kabul edilmez.

Hısımlar ile yapılan devirlerde alacaklılar iyi niyetin aksini ispat etmekle yükümlü olmaz; devir alacaklıya karşı geçersiz kabul edilebilir.

Bir yıllık iflas takibi ile tacir sıfatının sona ermesi arasındaki fark nedir?

Ticareti terk eden kişi artık tacir değildir.

Keyfiyetin ilanından itibaren bir yıl içinde o kişi hakkında iflas yoluyla takip yapılabilir.

Eski tacir, bir yıllık süre içinde iflas takibine tabi kalır; süre geçince bu yoldan takip yapılamaz.

Gerçek kişi tacir ile tüzel kişi arasındaki fark nedir?

Gerçek kişi tacir ticareti terk ederse bu maddedeki yükümlülükler ve iflas takibi doğrudan uygulanır.

Şirketler bakımından bu madde uygulanmaz; tüzel kişilik tasfiye süresince tasfiye amacıyla devam eder.

Şirketlerin tacir sıfatı ve iflası TTK hükümlerine göre belirlenir; bu maddenin yaptırımları şirketlere uygulanmaz.

Ticareti terk edenler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ticaretin kısmi terkini de m.44 kapsamında saymak; m.44 yalnız tamamen terk eden tacirler için uygulanır.
  • Bir yıllık süreyi ticaretin terk edildiği tarihten değil, keyfiyetin ilanı tarihinden saymamak.
  • Tasarruf yasağını tüm mallar için geçerli saymak; yasak yalnız haczedilebilir mallar için söz konusudur.
  • Hısımlar ile yapılan devirlerde iyi niyet iddiasını kabul etmek; m.44 bu hâlde iyi niyet iddiasını açıkça kapatır.
  • Mal beyanına aykırılığın cezai yaptırımını m.44'te aramak; bu yaptırım m.337/a'dadır.
  • Şirketler hakkında m.44 hükümlerini doğrudan uygulamak; şirketlerde tasfiye süresince tüzel kişilik sürer ve bu madde uygulanmaz.
  • Mal beyanının tevdii tarihi ile ilan tarihini karıştırmak; iki aylık tasarruf yasağı tevdi tarihinden, bir yıllık iflas süresi ilan tarihinden başlar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, ticareti terk eden tacirin devir işlemlerinde m.44 kapsamında iyi niyet karinesinin aksini ispat yükünü davalı tarafa yüklemektedir ve bu karine iki yönlü işlemektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2021/200 E., 2021/669 K., 23.12.2021)
  • Yargıtay, ticari işletmeyi devralan kişinin borçlunun alacaklılarını zarara sokma amacını bildiğinin kabul edildiğini, devir sonrası borçlunun alacaklıları yönünden bu karinenin dikkate alınacağını kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/510 E., 2012/44 K., 21.02.2012)
  • Yargıtay, m.44 ve m.337/a kapsamında cezai sorumluluğun, mal beyanının ihlali ve alacaklının zararının varlığı birlikte değerlendirilerek belirlendiğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/513 E., 2012/29 K., 14.02.2012)
  • Yargıtay, mal beyanında bulunmayan tacirin yaptırımının icra ceza mahkemesi tarafından uygulanacağını ve ilgili fiilin m.337/a'da düzenlendiğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/509 E., 2012/30 K., 14.02.2012)
  • Yargıtay, ticareti terk eden tacirin bir yıllık iflas takibi süresinin ilan tarihinden başladığını kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, - E., 2012/29 K., 12.02.2012)
  • Yargıtay, m.44 hükmünün uygulanmasında tacir sıfatının sona erip ermediğinin ve ilan yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediğinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/75 E., 2010/129 K., 01.06.2010)

Nasıl ispat edilir?

  • Ticaretin terkini ve mal beyanını süresinde yaptığını ileri süren tacir, bildirimin ticaret siciline yapıldığını ve beyanın tevdi edildiğini belgeleriyle ispatlamakla yükümlüdür.
  • Alacaklı, iflas takibi yapılabilmesi için keyfiyetin ilanını ve ilan tarihinden bir yıl içinde takibe başlandığını ilan belgeleriyle ispatlamalıdır.
  • Üçüncü kişinin devralma sırasında iyi niyetli olduğunu iddia eden taraf bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür; hısımlık ilişkisi varsa iyi niyet iddiasında bulunulamayacağı için alacaklının bu hısımlığı ispatı yeterlidir.
  • Alacaklı, devralan üçüncü kişinin kötü niyetini iddia ediyorsa bu iddiayı ispatlamakla yükümlüdür; ispatın güçlüğü Yargıtay kararlarıyla birlikte değerlendirilir.
  • Mal beyanının ve ticaret sicili ilanlarının yazılı belgeler, sicil kayıtları ve ilan nüshaları ile ispatı esastır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı İİK m.337/a: Mal beyanında bulunmayan, eksik gösteren veya tasarruf eden tacirin cezalandırılmasını düzenler; m.44'teki yükümlülüklerin cezai yaptırımıdır.
  • 2004 sayılı İİK m.280: Ticari işletmenin devrinde kötü niyet karinesini ve iptal davalarında kullanılan koşulları düzenler; m.44 ile paralel uygulama alanı taşır.
  • 2004 sayılı İİK m.9: Bozulmaya maruz malların bedelinin depo edileceği bankayı belirleyen hükümdür.
  • 6102 sayılı Kanun m.155: Tacir sıfatının tasfiye süresince devamı ve tüzel kişilerin tasfiyesi hakkında ilkeyi düzenler; m.44 tüzel kişiler bakımından bu ilkeye göre değerlendirilir.
  • 6102 sayılı Kanun m.12: Tacir gibi sorumluluk doğuran hâllerde iyi niyetli üçüncü kişilere karşı sorumluluğu düzenler; m.44 bağlamında tacir sıfatının değerlendirilmesinde dikkate alınır.

İİK m.45 — Rehin ve ipotekle temin edilmiş alacaklar

İİK m.45, rehinle temin edilmiş alacaklarda alacaklının takip yolunu düzenler. Ana kural, borçlu iflasa tabi olsa bile alacaklının önce rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmasıdır; rehin açık kalırsa kalan alacak için haciz veya iflas yoluna başvurulabilir. Fıkra 3 ve 4'te konut finansmanı ile Toplu Konut İdaresi alacakları ile ipotekle temin edilmiş faiz ve senelik taksit alacakları için seçimlik yollar düzenlenir. Madde, rehin alacaklısı ile borçlu arasındaki ilişkiye ve rehnin türüne bakılmaksızın icra takibi bakımından uygulanır. Rehin paraya çevrilmesi takibinin usulünü (m.145-152), takip talebinin ve ödeme emrinin içeriğini, itiraz ve şikayet sürelerini düzenlemez (m.145-152); kambiyo senetlerine özgü haciz yolunu ve çeklerin takibini düzenlemez (m.167); rehnin paraya çevrilmesi sonrasında açık kalan alacağın ilamlı takibini düzenlemez (m.150/h).

Rehin ve ipotekle temin edilmiş alacaklar: hangi kavramlar bilinmeli?

Rehin alacaklısı
Alacağı rehinle, yani taşınır veya taşınmaz (ipotek) rehni ile temin edilmiş olan alacaklıdır. Rehnin kapsamına giren kısım için önce rehne başvuru zorunluluğu doğar.
Önce rehne müracaat zorunluluğu
Rehin alacaklısının, alacağını cebri icra yoluyla almak istediğinde kural olarak önce rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapması gerektiği kuralıdır. Borçlunun iflasa tabi olması bu zorunluluğu ortadan kaldırmaz.
Rehnin tutarı borcu ödemeye yetmemesi
Rehnin paraya çevrilmesinden elde edilen bedelin rehinli alacağı karşılamaya yetmemesi halidir. Yalnız bu halde alacaklı açık kalan alacak için haciz veya iflas yoluna başvurabilir.
Konut finansmanından kaynaklanan alacak
2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 38/A maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan alacaktır. Bu alacaklar için rehnin paraya çevrilmesi yolu ile haciz yolu arasında alacaklıya seçim hakkı tanınmıştır.
Toplu Konut İdaresi Başkanlığının rehinle temin edilmiş alacakları
Bu idarenin rehinle güvence altına alınmış alacaklarıdır. Konut finansmanı alacaklarıyla aynı seçimlik takip rejimine tabidir.
Faiz ve senelik taksit alacakları
İpotekle temin edilmiş alacağın faiz ve her yılın taksit kısmıdır. Alacaklı, ipotek alacaklarından farklı olarak bu kalemlerde rehnin paraya çevrilmesi, haciz veya iflas yollarından birini seçebilir.

Rehin ve ipotekle temin edilmiş alacaklar: hangi şartlar aranır?

  • Takibin rehinle temin edilmiş bir alacağa dayanması gerekir.
  • Alacaklı, alacağını cebri icra yoluyla almak istediğinde önce rehnin paraya çevrilmesi yolunu seçmelidir; borçlunun iflasa tabi olması bu zorunluluğu kaldırmaz.
  • Rehinin bedeli borcu ödemeye yetmediğinde, alacaklı kalan alacağı için haciz veya iflas yoluna başvurabilir.
  • Konut finansmanı veya Toplu Konut İdaresi alacağı olduğunda, rehnin paraya çevrilmesi ya da haciz yolu seçimlik olarak kullanılabilir.
  • Faiz ve senelik taksit alacaklarında, ipotek söz konusuysa alacaklının tercihine ve borçlunun sıfatına göre rehin, haciz veya iflas yolu seçilebilir.
  • Alacağın rehin kapsamına girmeyen kısmı için önce rehne başvuru zorunluluğu bulunmaz (uygulamada kabul edilen sınır).

Rehin ve ipotekle temin edilmiş alacaklar: hangi sonuçları doğurur?

  • Rehin alacaklısı önce rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmadan doğrudan haciz veya iflas yoluna başvuramaz.
  • Rehnin bedeli borcu karşılamazsa alacaklı kalan alacağını haciz veya iflas yoluyla takip edebilir.
  • Konut finansmanı ve Toplu Konut İdaresi alacaklarında alacaklı rehnin paraya çevrilmesi veya haciz yolunu seçebilir.
  • İpotekle temin edilmiş faiz ve senelik taksit alacaklarında alacaklının tercihine ve borçlunun sıfatına göre rehin, haciz veya iflas yollarına başvurulabilir.
  • Madde 1. fıkraya aykırı olarak haciz veya iflas yoluyla takip başlatılırsa, bu takibe yapılan şikayet süreye tabi olmaksızın ileri sürülebilir (uygulamada kamu düzenine ilişkin kabul edilmektedir).
  • Madde, cebri icra yolunu ve takip yolunu düzenler; rehin sözleşmesinde bu zorunluluğun ortadan kaldırılmasına ilişkin kayıtlar, kamu düzenine ilişkin olduğu için geçerlilik taşımaz (uygulamada kabul edilmektedir).

Genel kural ile konut finansmanı alacağı arasındaki fark nedir?

Genel kurala göre rehinle temin edilmiş alacak için önce rehnin paraya çevrilmesi zorunludur.

Konut finansmanı kaynaklı alacak veya Toplu Konut İdaresi alacağında, madde 2. fıkrası uyarınca rehin takibi ile haciz yolu seçimlik sunulur.

Konut finansmanı alacaklısı doğrudan haciz yoluna gidebilir; genel kuralda bu yol kapalıdır.

Ana alacak ile faiz ve senelik taksit alacakları arasındaki fark nedir?

Ana alacak için önce rehin zorunluluğu geçerlidir ve rehin açık bırakırsa kalan kısım için haciz veya iflas yolu açılır.

İpotekle temin edilmiş faiz ve senelik taksit alacaklarında alacaklı, rehin, haciz veya iflas yollarından birini seçebilir.

Faiz ve taksit alacaklarında doğrudan haciz veya iflas yoluna gidilebilir; bu seçim yalnız ipotek için geçerlidir.

İpotek ile taşınır rehni (faiz ve taksit alacakları) arasındaki fark nedir?

İpotekle temin edilmiş faiz ve senelik taksit alacaklarında alacaklı seçimlik haklara sahiptir.

Taşınır rehni ile temin edilmiş faiz ve taksit alacaklarında seçim hakkı tanınmamıştır.

Taşınır rehninde faiz ve taksit alacakları için haciz veya iflas yolu kapalıdır; rehnin paraya çevrilmesi zorunludur.

Rehin kapsamındaki kısım ile rehin kapsamı dışındaki kısım arasındaki fark nedir?

Alacağın rehin kapsamına giren kısmı için önce rehne başvuru zorunluluğu vardır.

Alacağın rehin kapsamına girmeyen kısmı için bu zorunluluk yoktur (örn. üst sınır ipoteğinde limit dışı kısım).

Limit dışı kısım için alacaklı doğrudan haciz yoluyla takip başlatabilir.

Rehin ve ipotekle temin edilmiş alacaklar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde 45'i yalnız iflas yoluna uygulamak; ana kural bütün cebri icra yollarını kapsar ve iflas yalnızca borçlunun iflasa tabi olduğu durumda bir alternatiftir.
  • Konut finansmanı ve Toplu Konut İdaresi alacaklarında seçimlik hakkı genel kuralla karıştırmak; bu iki alacak için rehin zorunluluğu yoktur.
  • Faiz ve senelik taksit alacaklarındaki seçim hakkını taşınır rehni için de geçerli saymak; bu seçim yalnızca ipotekle temin edilmiş alacaklar içindir ve taşınır rehninde haciz veya iflas kapalıdır.
  • Rehin zorunluluğunu alacağın tamamına uygulamak; rehin kapsamına girmeyen kısım için bu zorunluluk yoktur.
  • Rehnin açık kalmasını beklemeden kalan alacak için haciz yoluna gitmek; kalan alacak yalnız rehnin bedelinin yetmediği tespit edildikten sonra haciz veya iflas yoluyla takip edilebilir.
  • Madde metninde yer alan 'mahfuzdur' hükmünü, çek ve kambiyo senetleri için tüm rehin zorunluluğunu kaldıran bir istisna saymak; bu hüküm yalnızca 167. maddenin saklı kalmasını ifade eder.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, önce rehne müracaat zorunluluğunu kamu düzenine ilişkin kabul etmekte; bu zorunluluğa aykırı haciz veya iflas takiplerine karşı şikayetin süreye tabi olmadığını kabul etmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2023/1094 E., 2026/228 K., 05.03.2026; Hukuk Genel Kurulu, 2021/997 E., 2023/801 K., 13.09.2023)
  • Rehinli alacaklı, ipotek ile birlikte kambiyo senedi bulunsa bile, önce ipoteğin paraya çevrilmesi yolunu seçmişse aynı borç için kambiyo senetlerine özgü haciz yoluna başvuramaz; tercih hakkını kullanmış sayılır. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1039 E., 2023/856 K., 27.09.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2023/680 E., 2023/858 K., 27.09.2023)
  • Rehin paraya çevrilmesi yoluyla takip sonucunda rehin tutarı borcu ödemeye yetmezse, alacaklı kalan alacağı için haciz veya iflas yoluyla takip yapabilir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/335 E., 2023/857 K., 27.09.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2021/995 E., 2023/825 K., 20.09.2023)
  • Önce rehin zorunluluğu yalnız rehin kapsamına giren kısım için geçerlidir; üst sınır ipoteğinde limit dışı kalan alacak için haciz yolu açıktır. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1039 E., 2023/856 K., 27.09.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Rehin alacaklısının önce rehnin paraya çevrilmesi yolunu kullandığını, rehinli alacağın varlığını ve rehnin kapsamını gösteren ipotek veya rehin sözleşmesi ile tapu kaydı ya da rehin senedi ortaya koyması gerekir.
  • Rehnin bedelinin borcu karşılamadığını ispatlamak için rehinin paraya çevrilmesi sonucunda düzenlenen satış tutanağı ve paylaştırma belgesi yazılı delil olarak kullanılır; bu belgeler yoksa alacaklı açık kalan alacağı ispat edemez.
  • Haciz veya iflas yoluyla takibe itiraz eden borçlu, takibin rehin varken başlatıldığını ileri sürüp bunu ödeme emrine itiraz veya şikayet yoluyla ortaya koyar; takibin doğruluğunu alacaklı kanıtlamalıdır.
  • Konut finansmanı alacağı iddiasında alacaklı, alacağın 2499 sayılı Kanun m.38/A kapsamında olduğunu kanıtlamakla yükümlüdür.
  • Faiz ve senelik taksit alacaklarında ipotek ile temin edilmiş olduğunu ispat yükü alacaklıdadır; bu ispat yapılamazsa seçimlik haklardan yararlanılamaz.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.145: Taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takip usulünü düzenler; 45. maddedeki zorunluluğun uygulandığı ana usul hükmüdür.
  • 2004 sayılı Kanun m.167: Police, emre muharrer senet ve çeklere ilişkin olarak madde 45 fıkra 2'de saklı tutulmuş; kambiyo senedi sahibi rehin varken kambiyo senetlerine özgü haciz yolunu bu hüküm çerçevesinde kullanabilir.
  • 2004 sayılı Kanun m.150/a: Taşınmaz ipoteği ile takibi düzenler; madde 45'in ipotek bakımından uygulanma biçimini tamamlar.
  • 2004 sayılı Kanun m.152: Rehnin paraya çevrilmesinden sonra açık kalan alacak için alacaklının haciz veya iflas yoluna başvurmasının koşullarını düzenler.
  • 2499 sayılı Kanun m.38/A: Konut finansmanından kaynaklanan alacağın tanımını verir; madde 45 fıkra 2 bu tanıma atıf yapar.

İİK m.46 — Umumiyetle

İİK m.46, takibin genel haciz yoluyla mı yoksa haciz yoluyla mı yürüyeceğini belirleyen ve borçlunun tacir sıfatını yeni kazanması halinde önceden konmuş hacizlerin akıbetini düzenler. Birinci cümle, haciz yoluyla takibin "diğer bütün hallerde" uygulanacağını söyler. İkinci cümle, borçlu tüccar sıfatını yeni kazanmışsa, bu sıfat kazanılmadan önce talep edilmiş hacizlerin iflasa karar verilmedikçe eskisi gibi icra edilmeye devam edeceğini öngörür. Madde, iflas yoluyla takibin koşullarını, iflasın açılma usulünü ve iflas masasının işleyişini düzenlemez (İİK m.177 vd.). Tacirlerin borçlarından dolayı iflas yoluyla takip yapma hakkı da bu maddenin konusu değildir (İİK m.143 vd.). Yetki ve görev kuralları ile genel haciz yolunun kendi takip aşamaları da madde kapsamında değildir (İİK m.49-50, m.58 vd.).

Umumiyetle: hangi kavramlar bilinmeli?

Haciz yoluyla takip
Alacaklının, borçlunun malvarlığına icra dairesi eliyle el konulup satış yoluyla alacağın tahsilini istediği takip türüdür. Madde, iflas yoluyla takibin dışında kalan takip hallerinde bu yolun uygulanacağını belirtir.
Tacir sıfatının yeni iktisabı
Borçlunun, takip başlatıldıktan sonra ticari işletme sahibi olarak tacir niteliğini kazanmasıdır. Madde bu durumda önceki hacizlerin devam edip etmeyeceğini düzenler; sıfatın hangi tarihte kazanıldığı, tacirlik koşullarına göre belirlenir.
Önceden talep edilmiş haciz
Tacir sıfatı kazanılmadan önce, icra dairesine yapılmış ve uygulanmış ya da uygulanmak üzere talep edilmiş hacizdir. Maddedeki koruma yalnızca bu hacizler için geçerlidir; sonradan talep edilen hacizler bakımından bu hüküm uygulanmaz.
İflasa hükmolunma
Mahkemenin borçlu hakkında iflas kararı vermesidir. Bu karar verilirse önceki hacizler iflas hükümlerine göre sona erer veya etkisini yitirir; karar verilmezse hacizler eskisi gibi yürür.

Umumiyetle: hangi şartlar aranır?

  • Takibin haciz yoluyla yürütülebilmesi için takibin genel haciz yolu gibi haciz esasına dayanan bir takip türü olması ve iflas yoluyla takibin açılmamış bulunması gerekir.
  • Borçlunun tacir sıfatını takip sırasında yeni kazanmış olması gerekir; sıfat takip başlamadan önce varsa madde uygulanmaz.
  • Tacir sıfatının kazanılmasından önce talep edilmiş hacizlerin bulunması gerekir.
  • Hacizlerin devamı için mahkemenin borçlu hakkında iflasa hükmetmemesi gerekir; iflas kararı verilirse önceki hacizler bu maddenin koruması dışında kalır.

Umumiyetle: hangi sonuçları doğurur?

  • Takip diğer bütün hallerde haciz yoluyla yapılır; takibin iflas yoluyla yürütülmesi gereken hallerde bu kural uygulanmaz.
  • Borçlu tacir sıfatını yeni kazanmışsa, bu sıfattan önce talep edilmiş hacizler iflasa hükmolunmadıkça eskisi gibi icra olunur.
  • Tacir sıfatının yeni kazanılması, önceden yapılmış hacizleri kendiliğinden geçersiz kılmaz.
  • Mahkeme iflasa hükmederse önceki hacizlerin devamı bu madde ile korunmaz ve iflas hükümleri uygulanır.
  • Tacir sıfatı kazanıldıktan sonra talep edilen yeni hacizler bu hükmün koruması altında değildir.

Tacir sıfatı kazanılmadan önceki haciz ile sonraki haciz arasındaki fark nedir?

Tacir sıfatı kazanılmadan önce talep edilmiş ve uygulanmış haciz, madde kapsamındadır.

Sıfat kazanıldıktan sonra talep edilen haciz, bu hükmün koruması dışında kalır ve iflas yoluyla takip ile iflas hükümlerine tabidir.

Önceki haciz eskisi gibi icra olunur; sonraki haciz için madde bir koruma sağlamaz.

İflasa hükmolunmuş ile hükmolunmamış arasındaki fark nedir?

Mahkeme borçlu hakkında iflasa hükmetmişse, önceki hacizlerin devamı bu maddeye göre sağlanamaz.

Mahkeme iflasa hükmetmemişse, haciz eskisi gibi icra olunmaya devam eder.

İflas kararı önceki hacizlerin devamını sona erdirir; karar yoksa haciz yürümeye devam eder.

Genel haciz yolu ile iflas yoluyla takip arasındaki fark nedir?

Madde, haciz yoluyla takibin genel kuralını koyar ve borçlu tacir olsa da bu yol sürer.

İflas yoluyla takip, tacir borçlu için ayrı bir takip türüdür ve madde bu yolu düzenlemez.

Tacir olan borçlu hakkında yapılmış ve sürmekte olan haciz takibi, iflas kararı verilmedikçe haciz yoluyla devam eder.

Umumiyetle: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tacir sıfatının kazanıldığı tarihi, sıfatın fiilen başladığı tarih yerine sicile tescil tarihi ile karıştırmak.
  • Sıfat kazanıldıktan sonra talep edilen hacizleri de madde kapsamında saymak; koruma yalnızca önceden talep edilmiş hacizler için geçerlidir.
  • Madde metnindeki "iflasa hükmolunmadıkça" koşulunu gözden kaçırıp önceki hacizlerin kendiliğinden düşeceğini varsaymak.
  • Haciz yoluyla takibin, iflas yoluyla takip gerektiren hallerde de sürdüğünü kabul etmek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Madde 46'nın ikinci cümlesi, 28.02.2018 tarihli Kanun'un 46. maddesiyle 2004 sayılı Kanuna eklenen geçici 14. madde ile birlikte değerlendirilmekte; uygulamada geçici 14. maddenin kapsamı tartışılmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/1179 E., 2026/244 K., 18.02.2026; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2022/1906 E., 2023/324 K., 01.03.2023; İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/481 E., 2025/549 K., 07.07.2025)
  • Mahkemeler, 2018 tarihli değişikliğin ilgili hükmü ve geçici maddeyi birlikte ele alarak madde 46'nın uygulanma alanını belirlemektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2018/2029 E., 2018/1589 K., 11.10.2018; İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/256 E., 2025/293 K., 21.04.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Tacir sıfatının yeni kazanıldığını ileri süren taraf, sıfatın hangi tarihte kazanıldığını ticaret sicili kayıtları ve ticari faaliyete ilişkin belgelerle ispatlamalıdır.
  • Önceden talep edilmiş haciz bulunduğunu iddia eden alacaklı, icra dairesinin haciz talep kaydını ve haciz tutanağını sunarak ispat yükü altındadır.
  • Borçlunun iflas kararı verilmiş olduğunu ileri süren taraf, iflas kararını ilgili mahkeme kaydından ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.78: Haciz talebinin ne zaman yapılabileceğini düzenler; m.46'daki hacizlerin hukuki dayanağı olan takip sürecinin bir parçasıdır.
  • 2004 sayılı Kanun m.143: Tacirlerin iflas yoluyla takibe tabi olmasını düzenler; m.46'daki tacir sıfatı kazanımının iflas yoluna geçişle bağlantısını kurar.

İİK m.47 — Hukuku amme boçları

İİK m.47, hukuku amme borçlarının takibinde İcra ve İflas Kanunu ile 6183 sayılı Kanun arasındaki uygulama alanını ayırır. Hükmün birinci kısmı, para cezası ile diğer hukuku amme borçlarının takibine ilişkin özel kanunları saklı tutar. İkinci kısmı ise Devletin akitten veya haksız fiilden doğan alacaklarında İİK hükümlerinin uygulanacağını belirtir. Madde, Devletin özel hukuk ilişkilerinden doğan alacaklarına ve kamu alacağı borçlusunun iflas yoluyla takibine uygulanır. Maddenin metninde süre, oran veya tutar düzenlenmemiştir. Madde, amme alacaklarının tahsil usulünü, yani 6183 sayılı Kanun'un takip araçlarını ve icra dairesi yerine tahsil dairesinin işlemlerini düzenlemez. Buna ek olarak, kamu alacaklarının haciz yoluyla takibine ilişkin usul hükümleri ile 6183 sayılı Kanun'un tanımladığı amme alacaklarının kapsamı da bu maddede yer almaz.

Hukuku amme boçları: hangi kavramlar bilinmeli?

Hukuku amme borcu
Kamu hukukundan doğan ve kamu idaresinin alacaklı olduğu borçlardır. Bu maddede bu borçların takibi, İİK'nın genel hükümleri yerine özel kanunlara bırakılmıştır.
Akitten veya haksız fiilden doğan alacak
Devletin özel hukuk ilişkilerinden, yani bir sözleşmeden ya da haksız fiilden kaynaklanan alacaklarıdır. Bu alacaklar kamu hukuku kökenli olmadığı için İİK hükümlerine tabidir.
Para cezası
Maddede, özel kanunlarda ayrıca düzenlenen ve İİK'nın dışında kalan bir takip rejimine tabi tutulan amme borcu türü olarak geçer. Para cezasının tahsil şekli ilgili özel kanunda belirlenir.
Hükmü mahfuzdur
Bir hükmün başka bir kanun hükmünün uygulanmasına engel olmadığını, o hükmün saklı kaldığını anlatan kanun dili ifadesidir. Burada özel kanunun önceliği anlamına gelir.

Hukuku amme boçları: hangi şartlar aranır?

  • Takip konusu alacağın hukuku amme borcu niteliğinde olması ve bu nitelik için özel bir kanunun takip rejimi öngörmüş bulunması gerekir; bu durumda İİK hükümleri değil, ilgili özel kanun uygulanır.
  • Alacağın Devletin akitten veya haksız fiilden doğan bir alacağı olması gerekir; bu halde İİK hükümleri uygulanır.
  • Para cezası ya da diğer hukuku amme borcu için, takip yolunun ilgili özel kanunda gösterilmiş olması gerekir; İİK'ya başvurmak için özel kanunda bu yetkiye dair bir hüküm bulunmalıdır.
  • Kamu alacağı borçlusunun iflas yoluyla takibinde, İİK hükümlerinin tamamının uygulanması gerekir.

Hukuku amme boçları: hangi sonuçları doğurur?

  • Para cezası ya da diğer hukuku amme borçları, ilgili özel kanunda takibe ilişkin hükümlerin bulunması hâlinde bu hükümlere göre takip edilir.
  • Devletin akitten veya haksız fiilden doğan alacağı için İİK hükümleri uygulanır ve takip icra dairesinde yürütülür.
  • Kamu alacaklısı, kamu borçlusunu özel kanuna göre haciz yoluyla takip edebilir; borçlu iflasa tabi ise iflas yoluyla da takip edilebilir.
  • Kamu borçlusunun iflas yoluyla takibinde İİK hükümleri uygulanır ve 6183 sayılı Kanun'un tahsil dairesi usulü bu takipte geçerli olmaz.
  • Alacak hukuku amme borcu niteliğinde ise ve özel kanunda takip hükmü yoksa, İİK'nın genel hükümleri bu alacağa uygulanabilir.

Kamu hukukundan doğan alacak ile devletin akitten veya haksız fiilden doğan alacağı arasındaki fark nedir?

Kamu hukukundan doğan alacak, vergi, resim, harç, para cezası gibi amme alacaklarıdır ve kural olarak 6183 sayılı Kanun'a göre tahsil edilir.

Devletin akitten veya haksız fiilden doğan alacağı, özel hukuk ilişkisinden kaynaklanır ve kamu hukukunun konusu değildir.

Kamu hukuku kökenli alacakta 6183 sayılı Kanun, özel hukuk kökenli alacakta İİK hükümleri uygulanır.

Para cezası ile diğer hukuku amme borçları arasındaki fark nedir?

Para cezası için maddede ayrıca mahfuz tutulan özel kanun hükümleri saklıdır.

Diğer hukuku amme borçları için ise madde, bunların takibine ilişkin özel kanun hükümlerinin de saklı kaldığını belirtir.

Para cezası ile diğer amme borçlarının takibinde İİK'ya değil, kendi kanunlarına bakılır; bu takipler ancak ilgili kanunda öngörülmüşse İİK'ya bağlanır.

Kamu alacaklısının haciz yolu ile kamu borçlusunun iflas yolu arasındaki fark nedir?

Kamu alacaklısı, borçlusunu haciz yoluyla takip ederken 6183 sayılı Kanun'un tahsil dairesi usulü uygulanır.

Kamu alacağı borçlusu iflasa tabi kişilerden ise iflas yolu ile takip yapılabilir.

İflas yolunda takip tamamen İİK hükümlerine göre yürütülür; tahsil dairesi usulü devreye girmez.

Hukuku amme boçları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Para cezası ya da diğer hukuku amme borcunu İİK'nın genel haciz rejimine göre takip etmek; oysa bu alacaklar için önce ilgili özel kanuna bakılmalıdır.
  • Devletin özel hukuk ilişkisinden doğan bir alacağı 6183 sayılı Kanun'a göre tahsil etmeye çalışmak; bu alacaklar İİK hükümlerine tabidir.
  • Madde metnindeki 'hükmü mahfuzdur' ifadesini, İİK'nın hiçbir zaman kamu alacaklarına uygulanmayacağı anlamında yorumlamak; Devletin akitten veya haksız fiilden doğan alacakları İİK'ya tabidir.
  • Kamu borçlusunun iflas yoluyla takibinde 6183 sayılı Kanun'un tahsil dairesi usulünü uygulamak; bu takip tamamen İİK hükümlerine göre yapılır.
  • Alacağın kamu hukuku mu özel hukuk mu olduğunu tespit etmeden takip yolunu belirlemek; takip yolu bu niteliğe göre seçilmelidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, hukuku amme borcu niteliğindeki bir alacağın haciz yoluyla takibinde 6183 sayılı Kanun'un uygulanacağını, İİK'ya göre açılmış takibin ise icra dairesi tarafından reddedilmesi gerektiğini kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/417 E., 2015/1755 K., 16.09.2015; Hukuk Genel Kurulu, 2024/628 E., 2025/82 K., 26.02.2025)
  • Mahkemeler, 6183 sayılı Kanun kapsamındaki alacaklara ilişkin hukuka aykırı takip talebinin kabul edilmesi hâlinde şikâyet yoluna başvurulabileceğini ve bu şikâyetin süresiz olduğunu kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/628 E., 2025/82 K., 26.02.2025)
  • Mahkemeler, Devletin özel hukuk ilişkisinden doğan alacaklarında İİK'nın uygulanacağını kabul etmektedir. (4. Hukuk Dairesi, 2017/1461 E., 2019/4742 K., 17.10.2019)
  • Mahkemeler, alacaklının hem 6183 sayılı Kanun'a hem de İİK'ya göre takip yoluna başvurabileceğini kabul etmektedir; bu seçim, alacağın kamu hukuku ya da özel hukuk niteliğine göre belirlenir. (4. Hukuk Dairesi, 2017/1461 E., 2019/4742 K., 17.10.2019)
  • Mahkemeler, kamu borçlusunun iflas yoluyla takibinde İİK hükümlerinin uygulanacağını ve 6183 sayılı Kanun'un tahsil dairesi usullerinin bu takipte işlemeyeceğini kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/791 E., 2015/1756 K., 16.09.2015; 3. Hukuk Dairesi, 2023/3683 E., 2024/3631 K., 08.11.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Alacağın hukuku amme borcu mu yoksa Devletin akitten ya da haksız fiilden doğan özel hukuk alacağı mı olduğunu ileri süren taraf, bunu ispatlar; alacağın kaynağını gösteren sözleşme, idari işlem ya da haksız fiil belgeleri bu konuda esas delildir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/417 E., 2015/1755 K., 16.09.2015)
  • Takibin hangi kanuna dayandığını gösteren alacak belgesi ve takip talebi, icra dairesi veya tahsil dairesi tarafından değerlendirilir; kamu alacaklısı, alacağın 6183 sayılı Kanun kapsamında olduğunu belgeyle göstermelidir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/628 E., 2025/82 K., 26.02.2025)
  • Borçlu, alacağın kamu hukuku kökenli olduğunu ya da İİK'ya göre takip yolunun kapalı olduğunu savunuyorsa, bu savunmanın dayanağını kendisi ispatlar. (4. Hukuk Dairesi, 2017/1461 E., 2019/4742 K., 17.10.2019)
  • Kamu borçlusunun iflas yoluyla takip edilebilirliği, borçlunun iflasa tabi bir kişi olduğunu gösteren belgelerle ispatlanır; bu ispat yükü takip eden alacaklıya düşer. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/791 E., 2015/1756 K., 16.09.2015)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 sayılı Kanun m.1: Amme alacaklarının tahsil usulünü düzenler ve İİK m.47'nin uygulama alanını belirleyen hükümdür. Akitten ve haksız fiilden doğan alacakların bu kanunun dışında kalacağını bildirir.
  • 6183 sayılı Kanun m.54: Kamu borçlusunun iflas yoluyla takibinin İİK hükümlerine göre yapılacağını belirten hükümdür; İİK m.47'nin iflas yoluna ilişkin uygulamasını tamamlar.
  • 6183 sayılı Kanun m.100: Kamu alacağı borçlusunun iflas yoluyla takibine ilişkin hükümdür ve İİK m.47 ile birlikte uygulanır.

İİK m.48 — Zabıt ve müsadere edilen eşyanın paraya çevrilmesi

Madde, devletin cezai ve mali kanunları uyarınca zabıt ve müsadere edilmiş şeylerin paraya çevrilmesinde hangi hukuk kurallarının uygulanacağını belirler. Bu tür malların satışının o kanunların hükümlerine göre yapılacağını öngörür. Madde yalnızca yetki ve usul bağlantısı kuran bir yollama hükmüdür. Müsadere ve zabıtın şartlarını, satış usulünün ayrıntılarını ve bedelin paylaştırılmasını düzenlemez. Mülkiyet ve alacak hukukunda bir kurala yol göstermez. Haczedilmiş malların satışı (m.106 ve devamı), iflasta masa mallarının paraya çevrilmesi (m.238 ve devamı) ve başka kazadairesindeki malların paraya çevrilmesi (m.49) bu maddenin kapsamı dışındadır. Maddeye konu malların hangi kanun kapsamında zabıt edildiği ve satış usulü, ilgili özel kanunlarda aranmalıdır.

Zabıt ve müsadere edilen eşyanın paraya çevrilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Zabıt
Devlet cezai veya mali bir kanun uyarınca malın kamu gücüyle elden alınması ve muhafaza altına alınmasıdır. Bu işlemin hangi koşullarda yapılacağı madde metninde yer almaz, ilgili kanunda aranır.
Müsadere
Cezai veya mali kanunda öngörülen hallerde malın devlete geçirilmesi işlemidir. Müsaderenin şartları ve sonucu madde tarafından belirlenmez, ilgili kanuna bırakılmıştır.
Devletin cezai ve mali kanunları
Ceza hukuku ve vergi, gümrük gibi mali yükümlülükleri düzenleyen kanunlardır. Bu kanunlar, zabıt ve müsaderenin ve buna bağlı satışın kaynağını oluşturur. İİK'nın genel hükümleri bu kanunların yerine geçmez.

Zabıt ve müsadere edilen eşyanın paraya çevrilmesi: hangi şartlar aranır?

  • Malın devlet cezai veya mali bir kanunu uyarınca zabıt ve müsadere edilmiş olması gerekir.
  • Satışın, zabıt ve müsaderenin dayanağı olan kanunun hükümlerine göre yapılması gerekir.
  • İİK'nın genel paraya çevirme hükümlerinin bu mallar bakımından doğrudan uygulanmaması gerekir; yetki ilgili özel kanundan alınır.

Zabıt ve müsadere edilen eşyanın paraya çevrilmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Zabıt ve müsadere edilmiş malların satışı, o malı el koyan cezai veya mali kanunun hükümlerine göre yapılır.
  • Satış bedelinin nasıl kullanılacağı ve paylaştırılacağı da ilgili özel kanunla belirlenir; İİK'nın alacaklılara paylaştırma kuralları bu malların bedeline doğrudan uygulanmaz.
  • Madde yalnızca yollama yaptığından, özel kanunda satış usulü düzenlenmemişse bu boşluk İİK'nın genel hükümleriyle doldurulamaz.

Zabıt-müsadere malı ile haciz veya masa malı arasındaki fark nedir?

Devletin cezai veya mali kanunu uyarınca zabıt ve müsadere edilmiş mallardır. Kaynakları kamusal bir yaptırım işlemidir.

Alacaklının talebi üzerine haczedilen veya iflasta masaya dahil olan mallardır. Kaynakları özel alacak ilişkisi ve icra ya da iflas işlemidir.

Birinci gruptaki mallarda satış ilgili özel kanuna göre yapılır (m.48); ikinci gruptaki mallarda İİK'nın paraya çevirme hükümleri uygulanır.

Zabıt ve müsadere edilen eşyanın paraya çevrilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Zabıt ve müsadere edilmiş malı İİK m.106 veya iflas hükümlerine göre satmak; madde bu malları özel kanuna bağlar.
  • Maddede satış usulü açıkça yazılmış sanılıp İİK'nın genel artırma kurallarını doğrudan uygulamak; madde yalnızca yollama yapar.
  • Maddedeki yollamayı, müsaderenin şartlarını da düzenlediği sanmak; madde yalnızca satış usulünü ilgili kanuna bırakır.
  • Başka kazadairesindeki malları düzenleyen m.49 ile bu maddeyi karıştırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Malın zabıt ve müsadere edilmiş olup olmadığı, İİK'ya değil ilgili cezai veya mali kanuna göre belirlenmektedir. (2022/6 E., 2024/225 K., 25.12.2024)
  • Maddenin uygulanması, satış işleminin hangi özel kanuna dayandığının tespitine bağlıdır. (Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2022/685 E., 2024/685 K., 28.03.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Malın zabıt ve müsadere edildiğini iddia eden kişi, bu işlemin dayanağı olan kararı veya tutanağı ortaya koymalıdır.
  • Satışın ilgili özel kanuna uygun yapıldığını iddia eden taraf, o kanunun usulüne uyulduğunu belgeyle ispatlamalıdır.
  • Malın İİK kapsamında haciz veya masa malı olduğunu ileri süren taraf, bu iddiasını haciz tutanağı veya iflas kararı gibi belgelerle kanıtlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.49: Başka kazadairesinde bulunan menkul malların paraya çevrilmesini düzenler; m.48'de söz edilen zabıt ve müsadere malları bu hükmün kapsamında değildir.
  • 2004 sayılı Kanun m.50: Başka kazadairesinde bulunan gayrimenkullerin satışını düzenler; zabıt ve müsadere edilmiş gayrimenkullerde m.48 yollaması geçerlidir.
  • 2004 sayılı Kanun m.106: Haczedilmiş malların satış isteme ve paraya çevirme kurallarını düzenler; m.48 kapsamındaki mallar bakımından bu hükümler uygulanmaz.

İİK m.49 — Rehin karşılığı ödünç verenler

İİK m.49, rehin karşılığı yapılan ödünç verme işlerinde Medeni Kanun ile Ziraat Bankası ve Türkiye Emlak Kredi Bankasının özel kanunlarındaki paraya çevirmeye dair hükümlerin saklı kalacağını düzenler. Madde, rehin alacaklısının paraya çevirme yolunu kullanmasını genel icra kuralına bırakmaz; ayrı kanunlardaki özel paraya çevirme rejimlerini öncelikli tutar. Maddenin kendisi takip usulünü, satış aşamalarını, süreleri veya ilanları ayrıntılı düzenlemez. Rehnin paraya çevrilmesi yolunun genel usulü (m.148 vd.) ile iflas sırasında rehinli alacakların durumu (m.185, m.193) ve ipotekli alacaklar için seçimlik hak (m.45) bu maddede yer almaz. Yönetmelik düzeyindeki satış ve ilan kuralları da bu maddenin kapsamında değildir.

Rehin karşılığı ödünç verenler: hangi kavramlar bilinmeli?

Rehin karşılığı ödünç verme
Alacağın bir taşınır veya taşınmaz rehniyle güvence altına alındığı kredi ilişkisidir. Madde bu ilişkilerde uygulanacak özel paraya çevirme hükümlerini saklı tutar.
Paraya çevirmeye dair hükümler saklı
Genel icra kurallarının, Medeni Kanun ve iki bankanın özel kanunlarındaki paraya çevirme düzenlemelerinin yerine geçmediğini ifade eder. Özel hüküm varsa önce o uygulanır.

Rehin karşılığı ödünç verenler: hangi şartlar aranır?

  • Rehinle temin edilmiş bir alacağın bulunması gerekir.
  • Alacağın, rehin karşılığı yapılan ödünç verme ilişkisinden doğmuş olması gerekir.
  • Alacaklının başvurduğu paraya çevirme yolunun Medeni Kanun'da ya da Ziraat Bankası veya Türkiye Emlak Kredi Bankası'nın özel kanunlarında düzenlenmiş olması gerekir; bu hâlde özel hüküm uygulanır, genel icra kuralı tali kalır.

Rehin karşılığı ödünç verenler: hangi sonuçları doğurur?

  • Rehin karşılığı yapılan ödünç verme işlerinde Medeni Kanun ya da iki bankanın özel kanunundaki paraya çevirme hükmü varsa, rehnin paraya çevrilmesi o hükme göre yapılır.
  • Özel bir paraya çevirme hükmü bulunmayan hâllerde genel icra kuralları uygulanır.
  • Madde, paraya çevirme hükümlerinin içeriğini kendisi düzenlemez; yalnız bunların saklı kaldığını belirtir.

Genel icra kuralı ile özel paraya çevirme hükmü arasındaki fark nedir?

Genel icra hükümlerine göre rehnin paraya çevrilmesi, İİK'nin ilgili bölümlerindeki usule göre yürür.

Medeni Kanun'daki veya Ziraat Bankası ile Türkiye Emlak Kredi Bankası'nın özel kanunlarındaki paraya çevirme hükmü, rehin karşılığı ödünç verme işlerinde bu genel kuralın yerine öncelikle uygulanır.

Rehin karşılığı ödünç verme ilişkisinde özel paraya çevirme hükmü varsa o uygulanır; yoksa genel usul devreye girer.

Rehin karşılığı ödünç verenler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi, rehnin paraya çevrilmesinin usulünü ve sürelerini düzenleyen bir hüküm gibi okumak; madde yalnız saklılık hükmüdür, usul m.148 ve devamındadır.
  • Özel kanunun uygulanacağı durumda genel icra hükmünü esas almak; özel hüküm varsa önce o uygulanır.
  • Madde metnindeki kapsamın dışındaki bir kredi ilişkisine bu hükmü uygulamak; m.49 yalnız rehin karşılığı ödünç verme işlerini kapsar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yüksek Mahkeme kararları, rehinle temin edilmiş alacaklarda satışın yönetmelik ve ilan kurallarına göre yapılmasını denetlemektedir; bu denetim m.49'un genel saklılık hükmüyle değil, paraya çevirme usulünün kendi kurallarıyla yürür. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/683 E., 2024/131 K., 28.02.2024)
  • Yargıtay kararlarında taşınmazın üzerindeki irtifak hakları ve mükellefiyetler ile birlikte satılmasına ilişkin arttırma şartnamesi kurallarının, bu maddeye atıf yapan Yönetmelik hükümleri üzerinden uygulandığı görülmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2019/175 E., 2022/873 K., 08.06.2022; Hukuk Genel Kurulu, 2018/77 E., 2019/790 K., 25.06.2019)

Nasıl ispat edilir?

  • Rehin karşılığı ödünç verme ilişkisinin varlığını ve alacağın rehinle temin edildiğini paraya çevirmeyi isteyen rehin alacaklısı ispatlar; rehin sözleşmesi ve tescil belgeleri bu konuda esas delildir.
  • Özel bir paraya çevirme hükmünün uygulanacağını ileri süren taraf, alacağın Medeni Kanun ya da ilgili bankanın özel kanunu kapsamında olduğunu ispatlar.
  • Genel icra usulünün uygulanmasını isteyen taraf, özel hükmün bu ilişkiye uygulanmadığını ileri sürerek bunu ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.45: İpotekli alacaklarda rehin alacaklısının rehnin paraya çevrilmesi, haciz veya iflas yollarından birini seçebilmesi için bu maddeye bağlı istisna düzenlenmiştir; m.49 ile ayrı bir alanı düzenler.
  • 2004 sayılı Kanun m.185: İflas hâlinde rehin sahibi alacaklının masaya karşı rehnin paraya çevrilmesini isteyebilmesine ilişkin hükümdür; m.49'un kapsamı dışındadır.
  • 2004 sayılı Kanun m.193: Takibin iflas sırasında devamına ve rehinli malın masaya verilmesine ilişkin hükümdür.

Süreler

SüreMaddeHüküm
15 günm.44(Değişik: 18/2/1965-538/22 md.) Ticareti terk eden bir tacir 15 gün içinde keyfiyeti kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmeye ve bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmaya…
bir senem.44Bu ilan tarihinden itibaren bir sene içinde, ticareti terk eden tacir hakkında iflas yolu ile takip yapılabilir.
iki aym.44Ticareti terk eden tacir, mal beyanının tevdii tarihinden itibaren iki ay müddetle haczi kabil malları üzerinde tasarruf edemez.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

40 karar
  1. 2022/6 E., 2024/225 K., 25.12.2024
    İlgili madde: m.48
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2024/125 E., 2025/374 K., 18.06.2025
    İlgili madde: m.43
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2024/628 E., 2025/82 K., 26.02.2025
    İlgili madde: m.47
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2023/934 E., 2024/317 K., 06.06.2024
    İlgili madde: m.42
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2023/683 E., 2024/131 K., 28.02.2024
    İlgili madde: m.49
  6. Hukuk Genel Kurulu, 2022/1039 E., 2023/856 K., 27.09.2023
    İlgili madde: m.45
  7. Hukuk Genel Kurulu, 2023/335 E., 2023/857 K., 27.09.2023
    İlgili madde: m.45
  8. Hukuk Genel Kurulu, 2023/680 E., 2023/858 K., 27.09.2023
    İlgili madde: m.45
  9. Hukuk Genel Kurulu, 2021/995 E., 2023/825 K., 20.09.2023
    İlgili madde: m.45
  10. Hukuk Genel Kurulu, 2021/997 E., 2023/801 K., 13.09.2023
    İlgili madde: m.45
Diğer 30 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2019/175 E., 2022/873 K., 08.06.2022
    İlgili madde: m.49
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2018/136 E., 2022/12 K., 18.01.2022
    İlgili madde: m.42, m.43
  3. Ceza Genel Kurulu, 2021/200 E., 2021/669 K., 23.12.2021
    İlgili madde: m.44
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2017/742 E., 2020/406 K., 16.06.2020
    İlgili madde: m.49
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2017/348 E., 2019/946 K., 24.09.2019
    İlgili madde: m.49
  6. Hukuk Genel Kurulu, 2018/77 E., 2019/790 K., 25.06.2019
    İlgili madde: m.49
  7. Hukuk Genel Kurulu, 2017/725 E., 2019/470 K., 17.04.2019
    İlgili madde: m.42
  8. Hukuk Genel Kurulu, 2017/730 E., 2019/466 K., 16.04.2019
    İlgili madde: m.42
  9. Hukuk Genel Kurulu, 2015/417 E., 2015/1755 K., 16.09.2015
    İlgili madde: m.47
  10. Hukuk Genel Kurulu, 2015/791 E., 2015/1756 K., 16.09.2015
    İlgili madde: m.47
  11. Ceza Genel Kurulu, 2011/510 E., 2012/44 K., 21.02.2012
    İlgili madde: m.44
  12. Ceza Genel Kurulu, 2011/513 E., 2012/29 K., 14.02.2012
    İlgili madde: m.44
  13. Ceza Genel Kurulu, 2011/509 E., 2012/30 K., 14.02.2012
    İlgili madde: m.44
  14. Ceza Genel Kurulu, - E., 2012/29 K., 12.02.2012
    İlgili madde: m.44
  15. Hukuk Genel Kurulu, 2010/725 E., 2011/314 K., 18.05.2011
    İlgili madde: m.42
  16. Ceza Genel Kurulu, 2010/75 E., 2010/129 K., 01.06.2010
    İlgili madde: m.44
  17. 3. Hukuk Dairesi, 2023/3683 E., 2024/3631 K., 08.11.2024
    İlgili madde: m.47
  18. 4. Hukuk Dairesi, 2017/1461 E., 2019/4742 K., 17.10.2019
    İlgili madde: m.47
  19. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2023/1094 E., 2026/228 K., 05.03.2026
    İlgili madde: m.45
  20. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/1179 E., 2026/244 K., 18.02.2026
    İlgili madde: m.46
  21. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/1059 E., 2025/1488 K., 24.12.2025
    İlgili madde: m.43
  22. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/481 E., 2025/549 K., 07.07.2025
    İlgili madde: m.46
  23. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/256 E., 2025/293 K., 21.04.2025
    İlgili madde: m.46
  24. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/359 E., 2025/487 K., 27.03.2025
    İlgili madde: m.43
  25. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/15 E., 2025/103 K., 05.02.2025
    İlgili madde: m.43
  26. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2024/1031 E., 2024/1663 K., 18.12.2024
    İlgili madde: m.42
  27. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/704 E., 2024/2180 K., 03.12.2024
    İlgili madde: m.43
  28. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2022/685 E., 2024/685 K., 28.03.2024
    İlgili madde: m.46, m.47, m.48, m.49
  29. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2022/1906 E., 2023/324 K., 01.03.2023
    İlgili madde: m.46
  30. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2018/2029 E., 2018/1589 K., 11.10.2018
    İlgili madde: m.46

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 15.08.2017 (m.42).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 2.1. Genel Haciz Yolu - Takip Talebi, Ödeme Emri ve İtiraz bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış