HMK › İspat ve deliller

Keşif ve uzman görüşü

HMK m.288–293Medeni Usul HukukuSon değişiklik: 22.07.2020 (m.290)

Kısaca

HMK m.288, hâkimin uyuşmazlık konusu hakkında duyu organları yardımıyla bizzat inceleme yaparak bilgi edinmesi amacıyla keşif yapılmasına karar verme yetkisini ve keşif kararının alınma zamanını ve kimin talebi üzerine alınacağını düzenler. 6100 sayılı Kanun'un 289. maddesi, keşfin hangi mahkemece yapılacağını ve yargı çevresi dışındaki ya da büyükşehir sınırları içindeki keşif konularında yetki kurallarını düzenler.

Kapsam

Bu konu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.288–293 hükümlerini kapsar.

HMK m.288 — Keşif kararı

Madde, hâkimin uyuşmazlık konusu hakkında duyu organları yardımıyla bizzat inceleme yaparak bilgi edinmesi amacıyla keşif yapılmasına karar verme yetkisini ve keşif kararının alınma zamanını ve kimin talebi üzerine alınacağını düzenler. Maddenin uygulanması bakımından taraflar ve mahkeme hâkimi ile, keşfe karar verilmesi istenen her dava türü için geçerlidir. Keşfin yeri, kapsamı ve zamanı, keşfe katlanma yükümlülüğü, keşif tutanağı ve istinabe yoluyla keşif (m.289–m.290 ve devamı) düzenlemez. Keşif delilinin dilekçe aşamasında dayanılmasına ilişkin usul kuralları ile bilirkişi incelemesinin ayrıntıları da bu maddede yer almaz.

Keşif kararı: hangi kavramlar bilinmeli?

Keşif
Hâkimin uyuşmazlık konusu hakkında duyu organları yardımıyla, bulunduğu yerde veya mahkemede bizzat inceleme yaparak bilgi edinmesidir. Keşfin konusu bir taşınmaz olabileceği gibi başka bir uyuşmazlık konusu da olabilir.
Bizzat inceleme
Hâkimin delil konusu şeyi kendi duyu organlarıyla doğrudan algılamasıdır. Bu yöntem, bilgiyi tanık veya rapor aracılığıyla dolaylı olarak elde etmekten ayrılır.
Keşif kararı
Mahkemenin keşif yapılmasına karar verdiği ara karardır. Sözlü yargılamaya kadar taraf talebi üzerine veya resen alınabilir.
Sözlü yargılama
Keşif kararının alınabileceği son andır. Bu aşamadan sonra keşif kararı verilemez; sınır, kararın zamanını belirler.
Bilirkişi yardımı
Hâkimin, keşif sırasında özel ve teknik bilgi gerektiren konularda uzman görüşüne başvurmasıdır. Hâkim bu yardımı gerektiğinde alır; keşif bilirkişi yardımıyla yapılsa da hâkimin bizzat incelemesi esastır.

Keşif kararı: hangi şartlar aranır?

  • Uyuşmazlığın çözümü için hâkimin duyu organları yardımıyla bizzat inceleme yapmasının gerekli veya faydalı olması gerekir; keşif, bilgi edinme amacına hizmet etmelidir.
  • Keşif kararı, sözlü yargılamaya kadar alınmalıdır; bu sınırdan sonra keşif kararı verilemez.
  • Keşif kararı, taraflardan birinin talebi üzerine veya mahkemenin resen takdiriyle alınabilir; talep zorunlu değildir.
  • Keşif kararı verilmesi, davanın niteliğine bağlı değildir; taraflarca hazırlama ilkesinin uygulandığı davalarda da mahkeme resen karar verebilir.
  • Keşif yapılıp yapılmayacağı mahkemenin takdirindedir.

Keşif kararı: hangi sonuçları doğurur?

  • Uyuşmazlık konusu hakkında hâkimin bizzat inceleme yapması gerektiği durumda keşif kararı verilebilir.
  • Keşif kararı taraf talebiyle veya resen alınabilir; taraf talebi kararın zorunlu koşulu değildir.
  • Sözlü yargılamaya kadar keşif kararı alınmamışsa, bu aşamadan sonra keşif kararı verilemez.
  • Keşif yapılmasına karar verilmemesi hâlinde taraflar keşif delilinden yararlanamaz; keşif yapılıp yapılmayacağı mahkemenin takdirinde kalır.
  • Keşif kararı sözlü yargılama öncesinde ancak uygun bir delil değerlendirmesi ile alınmalıdır; yaygın kabul, önce diğer delillerin toplanmasıdır.

Talep üzerine ile resen keşif kararı arasındaki fark nedir?

Taraflardan birinin talebi üzerine alınan keşif kararı; talep eden tarafın keşfi dayandığı vakıayı ve delili getirmesi beklenir.

Mahkemenin kendiliğinden aldığı keşif kararı; hâkimin davayı aydınlatma ödevinin ve toplanan delillere göre gerek duymasının sonucudur.

İki yol da geçerlidir; resen karar, taraf talebinin bulunmadığı veya taraf ilkesinin egemen olduğu davalarda da verilebilir.

Keşif kararı ile bilirkişi incelemesi arasındaki fark nedir?

Keşif, hâkimin duyu organlarıyla bizzat inceleme yapmasıdır ve esas olarak hâkimin kendi algısına dayanır.

Bilirkişi incelemesi, hâkimin özel bilgi gerektiren konuda uzmana başvurmasıdır; hâkim bu yardımı gerektiğinde alır.

Bilirkişi yardımı keşfin yerine geçmez; keşif sırasında bilirkişi dinlenebilir veya bilirkişi incelemesi yaptırılabilir, ancak bu bizzat inceleme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Keşif kararı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Keşfi yalnızca taraf talebine bağlı bir delil saymak; hâkimin resen karar verme yetkisini göz ardı etmek.
  • Sözlü yargılamadan sonra keşif kararı alınabileceğini düşünmek; sınır aşıldıktan sonra keşif kararı verilemez.
  • Bilirkişi incelemesini keşifle eşdeğer tutmak; bilirkişi yardımı hâkimin bizzat incelemesinin yerini almaz.
  • Taraflarca hazırlama ilkesinin uygulandığı davada resen keşif kararı verilemeyeceğini varsaymak; bu yanlıştır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hâkimin, taraflarca hazırlama ilkesinin uygulandığı davalarda da resen keşif kararı verebileceği kabul edilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2023/4769 E., 2024/5068 K., 19.11.2024; 7. Hukuk Dairesi, 2023/4199 E., 2024/3689 K., 10.09.2024; 7. Hukuk Dairesi, 2023/3320 E., 2024/3022 K., 29.05.2024)
  • Hâkimin toplanan delillere ve tarafların iddia ve savunmalarına göre keşfin gerekli olduğu durumda keşif kararı vermesi gerektiği kabul edilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2023/4199 E., 2024/3689 K., 10.09.2024; 7. Hukuk Dairesi, 2023/2455 E., 2024/1999 K., 04.04.2024)
  • Keşif için taraf talebinin dilekçelerin değişimi aşamasında açıkça dayanılması gerektiği, aksi hâlde sonradan talep edilen keşifte hâkimin resen karar verme yetkisine başvurulacağı kabul edilmektedir. (5. Hukuk Dairesi, 2024/2900 E., 2024/6870 K., 03.06.2024)
  • Keşif kararının sözlü yargılamaya kadar alınabileceği, bu süre geçtikten sonra taleplerin yerine getirilmeyeceği uygulamada kabul edilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2023/3320 E., 2024/3022 K., 29.05.2024; 7. Hukuk Dairesi, 2024/1198 E., 2024/1998 K., 04.04.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Keşif talebinde bulunan taraf, keşif delilini dilekçelerin değişimi aşamasında açıkça dayanmalıdır; bunu yapmayan taraf sonraki aşamada keşif için hâkimin resen takdirine kalır.
  • Keşif kararı alınması için taraf talebi ileri süren tarafın ispat yükü yoktur; ancak keşfin hangi vakıayı aydınlatacağını taraf somutlaştırmalıdır.
  • Hâkimin resen keşif kararı vermesi hâlinde, bu kararın dayanağı olarak toplanan delillerle davanın aydınlatılması gerektiği ortaya konmalıdır.
  • Keşif sonucu elde edilen bulgular, karşı tarafın keşfe katlanmaması hâlinde m.290 ve devamı hükümlerine göre değerlendirilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.289: Keşfin istinabe yoluyla yapılmasını düzenler; keşif konusu yargı çevresi dışında ise bu madde uygulanır.
  • 6100 sayılı Kanun m.290: Keşfin yer, gün ve saatinin tespiti, tarafların katılımı ve keşif sırasında tanık ve bilirkişi dinlenmesini düzenler.
  • 6100 sayılı Kanun m.31: Hâkimin davayı aydınlatma ödevi, resen keşif kararı verilmesinin dayanaklarından biri olarak değerlendirilmektedir.

HMK m.289 — Keşfe yetkili mahkeme

6100 sayılı Kanun'un 289. maddesi, keşfin hangi mahkemece yapılacağını ve yargı çevresi dışındaki ya da büyükşehir sınırları içindeki keşif konularında yetki kurallarını düzenler. Madde, keşfin davaya bakan mahkemece icrasını esas alır; keşif konusu yargı çevresi dışındaysa istinabeyi, büyükşehir belediye sınırları içindeyse davaya bakan mahkemenin de keşfi yerine getirebilmesini öngörür. Madde davaya bakan mahkemeyi ve istinabe olunan mahkemeyi ilgilendirir. Keşif kararının verilmesi (m.288), keşfin yeri, zamanı ve yapılış usulü (m.290), keşfe katlanma yükümlülüğü (m.291) ve keşif giderleri ile avansı (m.325) bu maddede düzenlenmez. Keşfe ilişkin istinabe talebinin usulü ve istinabe olunan mahkemenin görevi ise istinabe hükümlerinde (m.197) yer alır.

Keşfe yetkili mahkeme: hangi kavramlar bilinmeli?

Keşif
Hâkimin uyuşmazlık konusu hakkında bizzat duyu organları yardımıyla, bulunduğu yerde ya da mahkemede inceleme yaparak bilgi edinmesidir. Konu bir taşınmaz olabileceği gibi dava konusu vakıanın gerçekleştiği yer de olabilir.
Davaya bakan mahkeme
Dava dosyasını yürüten ve keşfi yapmakla yetkili olan mahkemedir. Yetki, keşif konusunun bulunduğu yerin bu mahkemenin yargı çevresinde olup olmamasına bağlıdır.
İstinabe
Keşif konusu davaya bakan mahkemenin yargı çevresi dışında kaldığında, keşfin o yerin mahkemesi tarafından yapılmasını isteme usulüdür. Davaya bakan mahkeme keşfi kendi hâkimi aracılığıyla yapamaz.
Büyükşehir belediye sınırları
Keşif konusunun bu sınırlar içinde bulunması hâlinde davaya bakan mahkemenin keşfi bizzat yerine getirebilmesine olanak veren ölçüttür. Bu halde keşif davaya bakan mahkemece de yapılabilir, istinabe de tercih edilebilir; seçim davaya bakan mahkemenin takdirindedir.

Keşfe yetkili mahkeme: hangi şartlar aranır?

  • Keşfe konu olan yerin davaya bakan mahkemenin yargı çevresi içinde bulunması hâlinde keşfin davaya bakan mahkemece icra edilmesi gerekir.
  • Keşif konusunun davaya bakan mahkemenin yargı çevresi dışında bulunması hâlinde davaya bakan mahkeme keşfi kendisi yapamaz; konunun bulunduğu yer mahkemesine istinabe talebinde bulunması gerekir.
  • Keşif konusunun büyükşehir belediye sınırları içinde bulunması hâlinde davaya bakan mahkeme keşfi yerine getirebilir; bu durumda istinabe yolu da seçilebilir ve seçim davaya bakan mahkemenin takdirindedir.

Keşfe yetkili mahkeme: hangi sonuçları doğurur?

  • Keşif konusu davaya bakan mahkemenin yargı çevresi içindeyse keşif bu mahkemece icra edilir.
  • Keşif konusu yargı çevresi dışındaysa davaya bakan mahkeme keşfi kendisi yapamaz; istinabe yoluyla keşif yapılır.
  • Keşif konusu büyükşehir belediye sınırları içinde ise davaya bakan mahkeme keşfi bizzat yapabilir; istinabe yolu da seçilebilir.
  • Yargı çevresi dışında kalan konuda davaya bakan mahkemenin keşfi kendi hâkimi aracılığıyla yapması, maddeye aykırı bir yetki kullanımı olur.
  • Keşfi bilirkişiye tek başına yaptırmak mümkün değildir; keşif mahkemece yapılabilecek bir işlemdir.

Yargı çevresi içi ile yargı çevresi dışı keşif konusu arasındaki fark nedir?

Keşif konusu davaya bakan mahkemenin yargı çevresi içinde ise keşif doğrudan bu mahkemece icra edilir.

Keşif konusu davaya bakan mahkemenin yargı çevresi dışında ise davaya bakan mahkeme keşfi kendisi yapamaz ve yer mahkemesini istinabe eder.

Yargı çevresi dışındaki keşifte davaya bakan mahkemenin doğrudan keşif yetkisi yoktur; istinabe talebi zorunludur.

Büyükşehir sınırları içi keşif ile genel hal arasındaki fark nedir?

Keşif konusu büyükşehir belediye sınırları içinde bulunuyorsa inceleme davaya bakan mahkemece de yerine getirilebilir.

Genel halde, yargı çevresi dışında kalan konularda davaya bakan mahkeme istinabeye başvurmak zorundadır.

Büyükşehirde davaya bakan mahkeme keşfi kendisi yapabilir veya istinabe edebilir; genel halde ise istinabe zorunludur.

Keşfe yetkili mahkeme: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yargı çevresi dışında kalan bir taşınmaz için davaya bakan mahkemenin hâkimini doğrudan keşfe göndermek; bu durumda istinabe zorunludur.
  • Büyükşehir sınırları içinde olan her keşfin istinabe ile yapılmak zorunda olduğunu sanmak; büyükşehirde davaya bakan mahkeme keşfi bizzat yapabilir.
  • Büyükşehir sınırları içinde olmasına rağmen, geniş il sınırları nedeniyle uzak ilçedeki keşfi davaya bakan mahkemenin kendisinin yapmasının her zaman doğru olduğunu düşünmek; uygulamada istinabe daha uygun görülebilir.
  • Keşfi bilirkişiye bırakarak mahkemenin keşif yetkisini devretmek; keşif mahkemece yapılmalıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Keşif konusunun büyükşehir sınırları içinde olması hâlinde davaya bakan mahkemenin keşfi kendisi yapabileceği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/3483 E., 2024/3395 K., 12.12.2024)
  • Büyükşehir belediye sınırlarının il mülki sınırları olarak belirlenmesi nedeniyle, il sınırlarının geniş olduğu büyükşehirlerde uzak ilçelerdeki keşfin istinabe yoluyla yapılmasının daha doğru olduğu görüşü benimsenmektedir. (İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/576 E., 2023/1027 K., 23.11.2023)
  • Keşif kararının verilmesi ve keşfin yapılması sırasında mahkemenin dava dosyasının kapsamını gözetmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/576 E., 2023/1027 K., 23.11.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Keşif konusunun hangi yargı çevresinde bulunduğunu gösteren tapu kaydı, adres bilgisi veya mahalli belgeler, yetki kuralının uygulanmasında esas alınır.
  • Keşif konusunun büyükşehir belediye sınırları içinde bulunduğunu ileri süren taraf, bu iddiasını resmî kayıtla ortaya koymalıdır.
  • Davaya bakan mahkemenin keşfi bizzat yapma yetkisine dayanması durumunda, konunun büyükşehir sınırları içinde olduğu hâlde yetki kullanıldığını gösteren dosya kayıtları önem taşır.
  • İstinabe yolunun seçildiği veya gerekli olduğu hâllerde, istinabe talebinin keşif konusunu açıkça göstermesi gerekir; bu talebin eksikliği sonucu etkileyebilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.288: Keşif kararının verilmesini ve hâkimin keşif yapma yetkisini düzenler; bu madde ise keşfin hangi mahkemece icra edileceğini belirler.
  • 6100 sayılı Kanun m.290: Keşfin yeri, zamanı, tutanak ve temsili uygulama gibi yapılış usulünü düzenler; yetkili mahkemenin keşfi nasıl yürüteceğini tamamlar.
  • 6100 sayılı Kanun m.197: İstinabe yoluyla keşfin usulünü ve istinabe olunan mahkemenin görevini düzenler; m.289'daki istinabe yolunun uygulanma koşullarını tamamlar.

HMK m.290 — Keşfin yapılması

Bu madde, mahkemenin keşif sırasında izleyeceği usulü düzenler: keşfin yeri, kapsamı ve zamanının mahkemece belirlenmesi, keşfe tarafların katılımı, keşif sırasında tanık ve bilirkişi dinlenmesi, keşif tutanağının içeriği ve temsili uygulama. Kural, davaya bakan mahkemenin keşfi yürüttüğü hal bakımından ve yargılamanın tarafları ile keşfe katılması gereken kişiler için geçerlidir. Keşfin kararına, yetkili mahkemeye ve istinabe yoluyla yapılmasına ilişkin kurallar bu maddede değil, 289. maddede düzenlenmiştir. Keşfe katlanma zorunluluğu, karşı koyma hâlindeki sonuçlar ve üçüncü kişilere ilişkin kurallar bu maddede yer almaz (m.288 ve m.291). Keşif tutanağının delil niteliği ve tutanağın resmî belge olarak ispatı bu maddenin değil, delil hükümlerinin konusudur (m.156). Keşfin takdiri delil olarak değerlendirilmesi de bu maddede düzenlenmemiştir (m.198).

Keşfin yapılması: hangi kavramlar bilinmeli?

Keşif
Hâkimin uyuşmazlık konusu şeyi, yeri veya vakıayı duyu organlarıyla bizzat inceleyerek bilgi edinmesi işlemidir. Hâkim gerektiğinde bilirkişi yardımına başvurabilir.
Temsili uygulama
Bir olayın nasıl gerçekleşmiş olabileceğini tespit etmek için vakıanın mahallinde ya da duruşma salonunda canlandırılmasıdır. Kanunda ayrı bir kurum olarak düzenlenmiş olup keşfin bir türü sayılır.
Keşif tutanağı
Keşif sırasında yapılan tüm işlemleri ve beyanları içeren, hâkimin gözlemlerini ve varsa plan, çizim, fotoğraf gibi belgeleri barındıran yazılı kayıttır. Tutanağın içeriği bu maddede sayılmıştır.
Taraflar hazır iseler huzurlarında keşif
Keşfin, tarafların hazır bulunması hâlinde onların huzurunda, hazır değillerse yokluklarında yapılması ilkesidir. Tarafların keşfe davet edilmesi bu kuralın ön koşuludur.

Keşfin yapılması: hangi şartlar aranır?

  • Keşfin yeri, kapsamı ve zamanının mahkeme tarafından tespit edilmiş olması gerekir.
  • Keşifte taraflar hazır iseler huzurlarında, hazır değillerse yokluklarında işlem yapılması gerekir; ancak tarafların keşfe usulen davet edilmiş olması ön koşuldur.
  • Keşif sırasında tanık ve bilirkişi dinlenebilir; bu, mahkemenin takdirine bırakılmış bir yetkidir.
  • Keşif sırasında yapılan tüm işlemler ve beyanları içeren bir tutanak düzenlenmesi gerekir.
  • Tutanağa hâkimin keşif konusu ve mahalliyle ilgili gözlemleri yazılmalıdır.
  • Plan, çizim, fotoğraf gibi belgeler varsa tutanağa eklenmelidir.
  • Bir olayın nasıl geçmiş olabileceğini tespit etmek için temsili uygulama yapılabilir; bu da mahkemenin takdirindedir.

Taraf hazır ile taraf yokluğu arasındaki fark nedir?

Tarafların hazır bulunduğu keşif, onların huzurunda yapılır ve taraflar işlemleri izleme imkânına sahiptir.

Tarafların hazır bulunmadığı keşif ise yokluklarında yapılır; ancak bu hâl için de tarafların usulen davet edilmiş olması gerekir.

Taraf davet edilmeden yokluğunda yapılan keşif, hukuki dinlenilme hakkının ihlali sayılır ve bu keşife dayanılarak hüküm kurulamaz.

Keşif ile temsili uygulama arasındaki fark nedir?

Keşif, hâkimin uyuşmazlık konusu şeyi veya yeri bizzat incelemesidir.

Temsili uygulama, olayın nasıl geçmiş olabileceğini canlandırarak tespit etmeye yönelik ayrı bir işlemdir ve mahallinde ya da duruşma salonunda yapılabilir.

Temsili uygulama mahkemenin takdirine bağlıdır ve keşfin konusunun taşınmaz ya da taşınır olmasına göre değişmez.

Keşfe tanık ve bilirkişi dinlenmesi ile dinlenmemesi arasındaki fark nedir?

Mahkeme keşif sırasında tanık ve bilirkişi dinleyebilir.

Bu dinleme zorunlu değildir; mahkemenin takdirine bırakılmıştır.

Dinlenen tanık veya bilirkişinin beyanı tutanağa geçirilir ve keşif tutanağının parçası olur.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Taraflar usulen davet edilmeden yapılan keşfin hukuki dinlenilme hakkının ihlali sayıldığı ve bu keşfe dayanılarak hüküm kurulamayacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/834 E., 2021/1505 K., 25.11.2021; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2021/583 E., 2021/757 K., 21.04.2021)
  • Keşfin tarafların yokluğunda yapılabilmesi için davetin usulüne uygun olarak yapılmış olması gerektiği kabul edilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2024/3576 E., 2025/3933 K., 30.09.2025)
  • Taraflardan birinin keşfe katılamamasının geçerli bir mazeretinin bulunması hâlinde, yokluğunda yapılan keşif işlemine itiraz edilebileceği kabul edilmektedir. (8. Hukuk Dairesi, 2021/12533 E., 2023/2647 K., 02.05.2023)
  • Keşfin, mahkeme hâkimi huzurunda ve taraflar, bilirkişiler ile tanıkların hazır bulundurulması suretiyle yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2025/3072 E., 2026/660 K., 09.02.2026)
  • Keşfin tek kişilik bilirkişi raporu ile ikame edilmemesi, keşifte birlikte keşif yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (8. Hukuk Dairesi, 2021/12533 E., 2023/2647 K., 02.05.2023; 8. Hukuk Dairesi, 2024/6071 E., 2026/209 K., 15.01.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Keşfin usulüne uygun yapıldığını ve taraflara davet yapıldığını ileri süren taraf, bu hususu ispatlamakla yükümlüdür; davetin yapıldığı tebligat evrakı ya da mahkeme tutanağı ile ispat edilir.
  • Keşifle ispat edilecek vakıa bakımından keşif tutanağı başlıca delildir; keşfin yapıldığı ancak resmî belge niteliğindeki keşif tutanağıyla ispat olunabilir.
  • Keşfe davet edilmediğini ileri süren taraf, yokluğunda yapılan keşfin hukuki dinlenilme hakkını ihlal ettiğini ve bu nedenle keşfe dayanılamayacağını ileri sürerek ispat yükünü taşır.
  • Tanık ve bilirkişi beyanları keşif tutanağına geçmişse bu beyanlar tutanak aracılığıyla ispat edilir; geçmemişse keşif sonucu bakımından delil olarak değerlendirilemez.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.289: Keşfe yetkili mahkemeyi ve istinabe ile keşfin koşullarını düzenler; bu maddedeki keşfin yapılabileceği yeri belirler.
  • 6100 sayılı Kanun m.27: Hukuki dinlenilme hakkını düzenler; keşfe tarafların davet edilmeden katılamamasının ihlal sonucunu bu ilke belirler.
  • 6100 sayılı Kanun m.156: Keşfin yapıldığının resmî belge niteliğindeki keşif tutanağıyla ispat edileceğini düzenler.
  • 6100 sayılı Kanun m.288: Keşfin tanımını ve keşfe katlanma zorunluluğunun genel çerçevesini düzenler.

HMK m.291 — Keşfe katlanma zorunluluğu

6100 sayılı Kanun'un 291. maddesi, keşif kararının gereğine uyma ve keşfi engelleyici tutum ve davranışlardan kaçınma yükümlülüğünü; keşfe karşı koyan tarafın ispat yükü durumuna göre doğacak sonucu; keşfe karşı koyan üçüncü kişiye uygulanacak gider, disiplin para cezası ve zor kullanma yaptırımlarını düzenler. Taraflar ve keşfe katlanması gereken üçüncü kişiler bakımından uygulanır. Maddede keşfin kararı, yeri ve kapsamı, keşif tutanağı ve keşfin nasıl yürütüleceği düzenlenmez (m.288–290). Soybağının tespiti için kan veya doku alınmasına katlanma yükümlülüğü ayrı bir maddede düzenlenmiştir (m.292). Keşfe katlanmadan doğan sonucun ispat hukuku dışındaki yönleri ve tanıklıktan çekinme sebeplerinin ayrıntısı ise ilgili tanık düzenlemelerinde yer alır (m.248–250).

Keşfe katlanma zorunluluğu: hangi kavramlar bilinmeli?

Keşfe katlanma zorunluluğu
Taraf ya da üçüncü kişinin, keşif kararının icrasını engellemeyerek keşfe katlanması gereken olumsuz nitelikli yükümlülüğü. Kişinin keşfe aktif olarak katılması gerekmez; yeterli olan engelleyici davranıştan kaçınmaktır.
Karşı koyma
Keşfin yapılmasını engelleyen her tutum ve davranış. Kanun karşı koymanın ne olduğunu tanımlamaz; hâkim her somut olayda bunu değerlendirir.
İspat yükü kendisine düşen taraf
Hakkında keşif yapılacak vakıayı ispatla yükümlü olan taraf. Bu tarafın keşfe karşı koymasının sonucu, delilden vazgeçmiş sayılmasıdır.
İkrar sonucu
Keşfe karşı koyan taraf ispat yükü taşımıyorsa, karşı tarafın iddia ettiği vakıanın kabul edilmiş sayılması. Bu sonuç hâkimin takdiriyle uygulanmayabilir.
Tanıklıktan çekinme sebepleri
Üçüncü kişinin keşfe katlanmaktan kaçınabileceği hâllerdir. Kanun, bunların HMK m.248, 249 ve 250'de düzenlendiğini dolaylı olarak gösterir; bu sebeplerin taraflar için doğrudan uygulanmadığı belirtilir.

Keşfe katlanma zorunluluğu: hangi şartlar aranır?

  • Keşif kararının mevcut ve icra edilebilir olması gerekir; taraflar ve üçüncü kişiler bu kararın gereğine uymak zorundadır.
  • Keşfi engelleyici tutum ve davranışlardan kaçınılmalıdır; keşfe katılmak zorunlu değildir, engellememek yeterlidir.
  • Keşfe karşı koyma bulunmalıdır; taraf için karşı koyma hâlinde 2. fıkradaki sonuç doğar.
  • Taraf için sonucun doğması amacıyla hâkimin duruma ve karşı koyma sebebine göre hükmü uygulamaması ihtimali saklıdır.
  • Üçüncü kişi için keşif, o kişi bakımından uygun olan zamanda yapılmalı ve zamanı ile yeri kendisine bildirilmelidir. Gecikmesinde zarar umulan hâllerde bildirim yapılmaksızın keşif icra edilebilir.
  • Üçüncü kişinin karşı koyması hâlinde hâkim, bu kişiyi karşı koymanın sebep olduğu giderlere ve disiplin para cezasına mahkûm eder; gerektiğinde zor kullanılmasına karar verebilir.
  • Üçüncü kişi tanıklıktan çekinme sebeplerine dayanıyorsa keşfe katlanma yükümlülüğünden kaçınabilir; bu hâlde yukarıdaki yaptırımlar uygulanmaz.

Keşfe katlanma zorunluluğu: hangi sonuçları doğurur?

  • Taraf keşfe karşı koyar ve ispat yükü kendisine düşmüyorsa, karşı tarafın iddia ettiği vakıa kabul edilmiş sayılır.
  • Taraf keşfe karşı koyar ve ispat yükü kendisine düşüyorsa, bu delilden vazgeçmiş sayılır.
  • Hâkim duruma ve karşı koyma sebebine göre bu sonuçları uygulamayabilir; böylece makul sebeple kaçınan taraf deliller aleyhine değerlendirilmeyebilir.
  • Üçüncü kişi keşfe karşı koyarsa, karşı koymanın doğurduğu giderlere mahkûm edilir.
  • Üçüncü kişi keşfe karşı koyarsa, kanunda belirtilen aralıkta disiplin para cezasına mahkûm edilir.
  • Gerektiğinde hâkim keşfin zor kullanılarak yapılmasına karar verebilir.
  • Üçüncü kişi tanıklıktan çekinme sebebine dayanıyorsa keşfe katlanma yükümlülüğü ortadan kalkar ve yukarıdaki yaptırımlar uygulanmaz.
  • Gecikmesinde zarar umulan hâllerde üçüncü kişiye bildirim yapılmadan keşif icra edilir; bu durumda üçüncü kişinin karşı koyması ayrıca değerlendirilir.
  • Madde, taraflar ve üçüncü kişiler için emredici niteliktedir; keşfe katlanma yükümlülüğünün kapsamı hâkimin takdirine bağlanmıştır.

İspat yükü taşıyan taraf ile ispat yükü taşımayan taraf arasındaki fark nedir?

Keşfe karşı koyan taraf ispat yükü kendisine düşen taraf ise, o kişi bu delilden vazgeçmiş sayılır.

Keşfe karşı koyan taraf ispat yükü taşımıyorsa, karşı taraf iddia ettiği vakıayı kabul etmiş sayılır.

İki durumda farklı sonuç doğar: birincisinde delil kaybı, ikincisinde karşı tarafın lehine ikrar sonucu vardır.

Taraf ile üçüncü kişi arasındaki fark nedir?

Taraf için yaptırım, keşfe karşı koyan tarafın ispat yükü durumuna bağlanmıştır.

Üçüncü kişi için yaptırım, gider, disiplin para cezası ve zor kullanma olarak öngörülmüştür.

Taraf karşı koyduğunda delil ve ikrar sonucu doğar; üçüncü kişi karşı koyduğunda para yaptırımı ve zor kullanma gündeme gelir.

Üçüncü kişiye bildirimli keşif ile gecikmesinde zarar umulan keşif arasındaki fark nedir?

Genel kural olarak keşif zamanı ve yeri üçüncü kişiye önceden bildirilir.

Gecikmesinde zarar umulan hâllerde bildirim yapılmadan keşif icra edilebilir.

Bildirim yükümlülüğü bu istisnai hâlde ortadan kalkar.

Genel katlanma yükümlülüğü ile tanıklıktan çekinme sebebi bulunan üçüncü kişi arasındaki fark nedir?

Üçüncü kişi, keşfe karşı koyduğunda yaptırımla karşılaşabilir.

Üçüncü kişi tanıklıktan çekinme sebebine dayanıyorsa keşfe katlanma yükümlülüğünden kaçınabilir.

Bu hâlde yaptırım uygulanmaz; sebebin varlığı hâkim tarafından değerlendirilir.

Üçüncü kişi ile taraf keşfe katlanma ölçütü arasındaki fark nedir?

Üçüncü kişi için tanıklıktan çekinme sebepleri doğrudan keşfe katlanmadan kaçınma sebebidir.

Taraflar için tanıklıktan çekinme sebepleri doğrudan uygulanmaz; hâkim bunları takdir çerçevesinde dikkate alır.

Taraf bakımından aynı sebep, sonuç olarak uygulanmayan bir yaptırımdan kaçınma gerekçesi olabilir ancak kendiliğinden doğrudan bir kaçınma hakkı doğurmaz.

Keşfe katlanma zorunluluğu: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Keşfe karşı koymayı yalnız fiziksel engelleme sanmak; kanun karşı koymanın türünü tanımlamaz, engelleyici tutum ve davranışın tamamı değerlendirilir.
  • Her karşı koymada otomatik olarak ikrar veya delilden vazgeçme sonucunun doğacağını varsaymak; hâkim duruma ve karşı koyma sebebine göre hükmü uygulamayabilir.
  • İspat yükü taşımayan tarafın keşfe karşı koymasında delilden vazgeçme sonucunu uygulamak; bu durumda sonuç, karşı tarafın vakıasının kabul edilmiş sayılmasıdır.
  • Üçüncü kişiye keşif zamanı ve yerini bildirmeden keşif yapmak; gecikmesinde zarar umulan hâller dışında bildirim zorunludur.
  • Üçüncü kişinin tanıklıktan çekinme sebebi varken yine para cezası ya da zor kullanma kararı vermek; bu hâlde keşfe katlanma yükümlülüğü ortadan kalkar.
  • Tanıklıktan çekinme sebeplerini taraflar bakımından doğrudan uygulamak; bu sebepler taraflar için doğrudan kaçınma nedeni değildir, hâkim takdirinde değerlendirilir.
  • Üçüncü kişinin keşfe katlanmasını aktif katılım yükümlülüğü saymak; yükümlülük olumsuz nitelikte, engellememeye dayanır.
  • Disiplin para cezası tutarını güncel değerle yorumlamadan madde metnindeki aralığı kesin ve değişmez bir tutar gibi uygulamak; güncel tutar ayrıca belirlenmelidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Keşfe karşı koymanın ne olduğu kanunda tanımlanmamıştır; hâkim her somut olayda karşı koymanın sebebini ayrı ayrı değerlendirir. (9. Hukuk Dairesi, 2025/1397 E., 2025/4598 K., 20.05.2025)
  • Taraf, keşfe katlanma yükümlülüğünden makul bir sebeple kaçınırsa ispat hukukundan doğan olumsuz sonuçlarla karşılaşmaz ve deliller aleyhine değerlendirilmez. (3. Hukuk Dairesi, 2024/3946 E., 2025/2743 K., 12.05.2025)
  • Keşfin icrasının kişisel, mesleki veya ticari bir sırrın ifşasına yol açması hâlinde karşı çıkmayı makul kılan bir sebebin bulunduğu kabul edilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2024/3946 E., 2025/2743 K., 12.05.2025)
  • Keşfe katlanma yükümlülüğü olan kişi, davanın diğer delillerle yeterince aydınlatıldığını ileri sürer ve mahkeme bunu haklı bulursa keşfe katlanma zorunluluğu doğmaz. (3. Hukuk Dairesi, 2024/4299 E., 2025/3430 K., 19.06.2025)
  • Üçüncü kişi keşfe karşı koymuşsa, keşif zamanı ve yerinin bildirilmesi ve tutanakla keşfin yapıldığının kayda geçirilmesi uygulamada önem taşımaktadır. (3. Hukuk Dairesi, 2024/4299 E., 2025/3430 K., 19.06.2025)
  • Taraf keşfe karşı çıkmadan yalnız keşif sonucunun yetersizliğini ileri sürüyorsa, bu hâl keşfe karşı koyma olarak değerlendirilmez. (8. Hukuk Dairesi, 2023/3743 E., 2025/576 K., 03.02.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Keşfe karşı koymayı ileri süren taraf, karşı koymanın varlığını ve sebebini ispatlamak zorundadır; keşfe karşı koyulduğunu iddia eden karşı taraf bu iddiayı ispat yükü altındadır. (9. Hukuk Dairesi, 2025/1397 E., 2025/4598 K., 20.05.2025)
  • Keşfe karşı koyan tarafın ispat yükünün kendisine düşüp düşmediği, dava konusu vakıanın ispat yükü dağılımına göre belirlenir; hangi tarafın yükümlü olduğu dava dosyasındaki deliller ve vakıa tablosundan çıkarılır.
  • Taraf, keşfe katlanmadığını makul bir sebeple açıklıyorsa, bu sebebin varlığını ve makullüğünü ispatla yükümlüdür; hâkim bu sebebi takdir eder. (3. Hukuk Dairesi, 2024/3946 E., 2025/2743 K., 12.05.2025)
  • Keşif tutanağı, keşfe karşı koyma ve engelleme davranışının varlığını ortaya koyan başlıca belgedir; tutanağın düzenlenmesi ve içeriğinin kayda geçmesi önemlidir. (9. Hukuk Dairesi, 2025/1397 E., 2025/4598 K., 20.05.2025)
  • Üçüncü kişinin keşfe karşı koyması hâlinde, karşı koymanın giderleri ve disiplin para cezası için hâkimin kararında karşı koymanın somut olarak belirtilmesi gerekir. (3. Hukuk Dairesi, 2024/4299 E., 2025/3430 K., 19.06.2025)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.248: Tanıklıktan çekinme sebeplerinden kişisel nedenleri düzenler; üçüncü kişinin keşfe katlanmaktan kaçınmasının dayanağı olabilir.
  • 6100 sayılı Kanun m.249: Sır nedeniyle tanıklıktan çekinmeyi düzenler; üçüncü kişi bu sebeple keşfe katlanmaktan kaçınabilir.
  • 6100 sayılı Kanun m.250: Menfaat ihlali tehlikesi nedeniyle tanıklıktan çekinmeyi düzenler; üçüncü kişinin keşfe katlanmaktan kaçınma sebeplerinden biridir.
  • 6100 sayılı Kanun m.292: Soybağının tespiti için kan veya doku alınmasına katlanma yükümlülüğünü ayrıca düzenler; 291. maddenin genel katlanma kuralından ayrı bir özel hükümdür.
  • 6100 sayılı Kanun m.288: Hâkimin keşif yapma yetkisini düzenler; 291. madde bu keşif kararına uyma yükümlülüğünü getirir.

HMK m.292 — Soybağı tespiti için inceleme

HMK m.292, soybağının tespiti amacıyla yapılacak kan veya doku alma incelemesine ilişkin katlanma yükümlülüğünü ve bu yükümlülüğe aykırılığın hâkim kararıyla zor kullanılarak yerine getirilmesini düzenler. Hüküm herkesi, ayrıca üçüncü kişileri, uyuşmazlığın çözümü için zorunlu ve bilimsel verilere uygun olan ve sağlık yönünden tehlike oluşturmayan incelemeye katlanmakla yükümlü kılar. Maddenin uygulanması, soybağına ilişkin bir davanın varlığına bağlıdır. Ayrıca dava öncesi delil tespiti talebi ve uzman görüşü hakkında ayrı bir düzenleme bu maddede yer almaz (HMK m.293 ve m.400 ayrı hükümlerdir).

Soybağı tespiti için inceleme: hangi kavramlar bilinmeli?

Soybağının tespiti amacıyla inceleme
Bir kişinin biyolojik bağını ortaya koymak için vücudundan kan veya doku alınmasını içeren tıbbi inceleme. Madde yalnızca kan veya doku alınmasını kapsar; bu incelemenin sağlık yönünden tehlike doğurmaması gerekir.
Katlanma yükümlülüğü
İlgilinin, incelemenin yapılmasına karşı koymayıp buna tahammül etmesi gerektiğini ifade eder. Bu yükümlülük herkes için geçerlidir ve tarafların dışında üçüncü kişileri de kapsar.
Zor kullanma
Haklı bir sebep olmaksızın katlanma yükümlülüğüne uyulmaması hâlinde, hâkimin incelemenin zorla yaptırılmasına karar vermesidir. Zor kullanma kararı, yükümlülüğe aykırılığın somut olarak tespit edilmesine bağlıdır.
Haklı sebep
İlgilinin incelemeye katlanmamasını meşru kılan, maddede açıkça sayılmayan gerekçedir. Haklı sebebin varlığı, zor kullanma kararının ön koşulunu oluşturan yükümlülük ihlalinin bulunup bulunmadığını belirler.
Tanıklıktan çekinme hakkı
Üçüncü kişinin tanıklık yapmaktan kaçınabileceği hâller. Bu hak, madde uyarınca kan veya doku alınmasına katlanma yükümlülüğünden kaçınmak için ileri sürülemez.

Soybağı tespiti için inceleme: hangi şartlar aranır?

  • Uyuşmazlığın çözümü bakımından inceleme zorunlu olmalıdır; başka bir delille aynı sonuca ulaşılabilecekse yükümlülük doğmaz.
  • İnceleme bilimsel verilere uygun olmalıdır.
  • İnceleme sağlık yönünden bir tehlike oluşturmamalıdır.
  • İnceleme soybağının tespiti amacıyla yapılmalıdır.
  • İlgili kişi, bu zorunluluğa uymamak için haklı bir sebep ileri sürmemelidir.
  • Üçüncü kişi, tanıklıktan çekinme hakkına dayanarak yükümlülükten kaçınmamalıdır.

Soybağı tespiti için inceleme: hangi sonuçları doğurur?

  • İncelemenin koşulları gerçekleştiğinde herkes soybağının tespiti için kan veya doku alınmasına katlanmak zorundadır.
  • Haklı bir sebep bulunmaksızın bu yükümlülüğe aykırı davranılırsa, hâkim incelemenin zorla gerçekleştirilmesine hükmeder.
  • Üçüncü kişi, tanık olarak ifade vermekten kaçınma hakkına dayanarak bu yükümlülükten kurtulamaz.
  • Koşullar gerçekleşmezse, yani inceleme zorunlu değilse, bilimsel verilere uygun değilse ya da sağlık yönünden tehlike oluşturuyorsa, katlanma yükümlülüğü doğmaz ve zor kullanma kararı verilemez.
  • Maddenin hükmü emredici niteliktedir; sözleşmeyle bu yükümlülük kaldırılamaz.

Taraf ile üçüncü kişi arasındaki fark nedir?

Davanın tarafları, soybağı davasının doğrudan tarafı olarak incelemeye katlanmakla yükümlüdür.

Üçüncü kişi, davanın tarafı olmadığı hâlde aynı şekilde katlanma yükümlülüğü altındadır.

Üçüncü kişi tanıklıktan çekinme hakkını ileri sürerek yükümlülükten kaçınamaz; tanıklıktan çekinme sebepleri varsa keşfe katlanma zorunluluğu olmadığı yönünde yapılan yorumla bu fark daraltılmaktadır.

Zor kullanma kararı ile inceleme yükümlülüğü arasındaki fark nedir?

Yükümlülüğe haklı sebep olmaksızın uyulmaması, hâkimin zor kullanma kararı vermesine yol açar.

Haklı bir sebep varsa yükümlülüğe uyulmaması zor kullanmaya yol açmaz.

Haklı sebebin varlığı ayrı bir değerlendirme konusudur ve zor kullanma kararının verilmesini engeller.

Soybağı tespiti için inceleme: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Soybağı davası bulunmayan bir talepte madde hükmünü uygulamak; madde ancak soybağına ilişkin bir dava varsa uygulanır.
  • Üçüncü kişinin tanıklıktan çekinme hakkına dayanarak incelemeden kaçabileceğini kabul etmek; madde bunu açıkça yasaklar.
  • Haklı sebep olup olmadığını değerlendirmeden zor kullanma kararı vermek; zor kullanma için hem yükümlülük ihlali hem de haklı sebebin yokluğu aranmalıdır.
  • Uyuşmazlığın çözümü bakımından zorunluluk koşulunu incelemeden doğrudan DNA incelemesine karar vermek.
  • Madde hükmünü uzman görüşü (HMK m.293) ile karıştırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Soybağı davalarında HMK m.292'nin koşulları gerçekleştiğinde incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/3545 E., 2024/8923 K., 20.11.2024)
  • Davalının haklı bir sebep olmadan DNA incelemesine rıza göstermemesi hâlinde, mahkemenin bu incelemeyi kendiliğinden zor kullanarak yaptırması veya davalının aleyhine sonuç çıkarması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/1927 E., 2018/1471 K., 18.10.2018; 2. Hukuk Dairesi, 2024/3545 E., 2024/8923 K., 20.11.2024)
  • Davacının kendisini vekille temsil ettirdiği hâlde ulaşılamayan davalıdan kan veya doku alınması hususunda, TMK m.284 ile HMK m.292'nin hangisinin uygulanacağı tartışmalıdır. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/33 E., 2023/377 K., 26.04.2023)
  • Mahkemenin incelemeye ilişkin koşulları somut olarak değerlendirmeden incelemeyi zorla yaptırması, usul ve esas yönünden hatalı kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/1263 E., 2024/2926 K., 29.04.2024)
  • Mahkemelerin DNA incelemesinden vazgeçerek davayı kabul etmesi, koşulların tartışılmadan yerine getirilmemesi sebebiyle bozma nedeni sayılmaktadır. (2. Hukuk Dairesi, 2024/5895 E., 2024/8360 K., 06.11.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Soybağının tespiti için inceleme talebinde bulunan taraf, incelemenin uyuşmazlığın çözümü bakımından zorunlu olduğunu ve bilimsel verilere uygun bulunduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • İncelemenin sağlık yönünden tehlike oluşturmadığı, gerektiğinde sağlık kurulu veya uzman raporu ile ortaya konur.
  • İlgilinin haklı bir sebebinin bulunduğunu ileri sürmesi hâlinde, bu sebebi kendisi ispatlamakla yükümlüdür.
  • Karşı tarafın incelemeye katlanmak zorunda olduğu, incelemeden kaçınmanın zor kullanma kararına yol açtığı iddiası, gerektiğinde inceleme isteyen tarafın delilleriyle ispatlanır.
  • Hâkim maddi hadiseyi kendiliğinden araştırabilir ve delilleri serbestçe takdir eder; bu nedenle inceleme kararından önce diğer delillerin toplanması gerekebilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.293: Uzman görüşüne ilişkindir; bu madde kapsamındaki incelemeyle karıştırılmamalıdır, ayrı bir delil türüdür.

HMK m.293 — Uzman görüşü

Madde, tarafların dava konusu olayla ilgili olarak kendi seçtikleri uzmanlardan bilimsel mütalaa (uzman görüşü) alabilmesini, bu görüşün sunulması nedeniyle ayrıca süre istenemeyeceğini, mahkemenin bu görüşü veren uzmanı duruşmada dinlemesine karar verebilmesini, bu duruşmada hâkim ve tarafların soru sorabilmesini ve uzmanın geçerli özür yokken duruşmaya gelmemesi hâlinde raporunun değerlendirilemeyeceğini düzenler. Kurum taraf bilirkişisi niteliğindedir ve yalnızca tarafların başvurusuna bağlıdır. Madde, hâkimin kendi seçtiği bilirkişiye başvurması ve bilirkişi raporunun düzenlenmesi konularını düzenlemez (m.266-287). Tanık ve tanık dinlenmesi (m.240 vd.), keşif (m.260 vd.) ve bilirkişi raporuna itiraz usulü de bu maddenin kapsamı dışındadır. Kanunun sözleşme, yargılama giderleri ve uzman masraflarının hüküm altına alınması gibi ayrı konularda da bu madde hüküm içermez.

Uzman görüşü: hangi kavramlar bilinmeli?

Uzman görüşü
Davanın tarafının, dava konusu olayla ilgili olarak kendi iradesiyle bir uzmandan aldığı bilimsel mütalaadır. Mahkemenin kararıyla yapılan bilirkişi incelemesinden farklıdır; görüşü alan taraf kendi masrafını üstlenir.
Taraf bilirkişisi
Tarafın görüşüne başvurduğu uzmanın, uygulamadaki ve gerekçedeki adıdır. Mahkemece atanmadığı için bilirkişi değil, tarafın seçtiği uzmandır.
Bilimsel mütalaa
Uzmanın, dava konusu olaya ilişkin teknik ya da özel bilgiye dayanarak yazılı olarak verdiği görüştür. Madde, mütalaanın hangi konularda alınabileceğini sınırlamaz; ancak dava konusu olayla ilgili olmasını şart koşar.
Uzman kişinin dinlenmesi
Hâkimin, kendisinden rapor alınan uzmanı duruşmaya davet ederek dinlemesidir. Davet, talep üzerine veya resen yapılabilir ve çağrı m.149/2 uyarınca yapılır.

Uzman görüşü: hangi şartlar aranır?

  • Görüşün alınacağı kişinin uzman olması ve görüşün dava konusu olayla ilgili bulunması gerekir.
  • Görüşün alınmasında tarafın kendi iradesinin belirleyici olması gerekir; mahkemenin görevlendirmesi bulunmamalıdır.
  • Görüşün alınması gerekçesiyle mahkemeden ayrıca süre istenmemelidir.
  • Mahkemenin uzmanı dinlemeye karar vermesi için talep veya resen takdir gerekir; uzmanın duruşmaya çağrılması bu karara bağlıdır.
  • Uzman, çağrıldığı duruşmaya geçerli bir özür olmaksızın gelmemelidir; aksi halde raporu mahkemece değerlendirmeye alınmaz.

Uzman görüşü: hangi sonuçları doğurur?

  • Taraf, dava konusu olayla ilgili uzman görüşü alıp mahkemeye sunabilir.
  • Görüşün alınması gerekçesiyle taraf ayrıca süre isteyemez; mahkeme bu gerekçeyle yargılamayı erteleyemez.
  • Hâkim, görüşü veren uzmanın dinlenmesine talep üzerine veya resen karar verebilir; bu durumda uzman davet edilerek duruşmada dinlenir.
  • Uzmanın çağrıldığı duruşmada hâkim ve taraflar gerekli soruları sorabilir.
  • Uzman geçerli bir özür olmadan duruşmaya gelmezse hazırlanan rapor mahkemece değerlendirilmez.
  • Uzman görüşü hâkimi bağlamaz; hâkim onu serbestçe takdir eder.

Taraf bilirkişisi (uzman görüşü) ile mahkeme bilirkişisi arasındaki fark nedir?

Uzman görüşünü taraf kendi iradesiyle, kendi masrafıyla alır. Görüşü alan kişi taraf bilirkişisidir.

Bilirkişiyi mahkeme kendiliğinden veya talep üzerine görevlendirir ve bilirkişi yardımcı hâkim gibi tarafsız çalışır. Bu konu m.266 vd. kapsamındadır.

Uzman görüşünün masrafları yargılama giderleri arasında sayılmaz ve karşı taraftan istenemez. Bilirkişi ücreti ise yargılama gideri olur.

Uzman görüşü (sunulan mütalaa) ile uzmanın duruşmada dinlenmesi arasındaki fark nedir?

Mütalaanın sunulması, yazılı görüşün dosyaya girmesidir. Bu aşamada uzmanın çağrılması gerekmez.

Uzmanın dinlenmesi, hâkimin ayrıca karar verdiği ve uzmanın duruşmaya çağrıldığı ikinci aşamadır.

Uzman çağrılmadan da görüş dosyaya sunulabilir; dinleme ise yalnızca hâkimin kararıyla gerçekleşir. Uzman gelmezse raporu değerlendirmeye alınmaz.

Takdiri delil ile hâkimi bağlayan delil arasındaki fark nedir?

Uzman görüşü, bilirkişi raporu gibi takdiri delil sayılır ve hâkim onu serbestçe takdir eder.

Hâkim bilirkişi raporu gibi kendi atadığı bilirkişinin raporu ile de bağlı değildir ve rapor bu yönden ayrım gözetilmeden değerlendirilir.

Hâkim uzman görüşüne dayanarak hüküm kuramaz zorunluluğu taşımaz; görüşü diğer delillerle birlikte değerlendirir.

Uzman görüşü: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Uzman görüşünü mahkeme tarafından atanan bilirkişi raporu ile karıştırmak; görüşün masraflarını yargılama gideri sayıp karşı taraftan istemek yanlıştır.
  • Uzman görüşü alınacağı gerekçesiyle mahkemeden ek süre talep etmek veya mahkemenin bu gerekçeyle süre vermesi, m.293/1 uyarınca doğru değildir.
  • Uzman görüşünü hâkimi bağlayan bir delil gibi değerlendirmek yanlıştır; görüş takdiri delildir.
  • Uzmanın çağrıldığı duruşmaya gelmemesine rağmen raporu değerlendirmeye almak, m.293/3 uyarınca hatalıdır.
  • Uzman görüşü ile bilirkişi raporu arasındaki çelişkiyi, görüşün delil değerini gözetmeden doğrudan bilirkişi raporuna üstünlük vererek çözmek hatalı olabilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemelerin, taraf tarafından sunulan uzman görüşü ile bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğunda çelişkinin giderilmesi amacıyla m.293 hükmünü de dikkate alarak yeni bir heyetten rapor alması gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2021/1622 E., 2025/1238 K., 05.11.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/18 E., 2025/693 K., 30.04.2025)
  • Mahkemelerin, taraf uzman görüşünü dikkate almadan yalnızca mevcut bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurmasının yerinde olmadığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2024/1740 E., 2025/420 K., 16.04.2025)
  • Taraf tarafından sunulan uzman görüşüne karşı tarafın itirazlarının, m.293 uyarınca alınan uzman görüşü ile değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2023/1217 E., 2023/1228 K., 04.07.2023)
  • Uzman görüşünün dosyaya sunulması halinde ilgili görüşün delil niteliğinin gözetilmeden değerlendirme dışı bırakılmasının hem usul hem esas yönünden hatalı sayıldığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/2109 E., 2025/1999 K., 27.11.2025)
  • Uzman görüşünün, sunulan belgeler arasında çelişki bulunduğunda ve bu görüşün tanınan kanun hükmü gereği değerlendirmeye alınması gerektiği yönünde uygulama bulunmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/1966 E., 2026/699 K., 12.03.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Uzman görüşünü sunan taraf, görüşün dava konusu olayla ilgili olduğunu ve uzmanın niteliğini belgeyle ortaya koymalıdır; görüşün kendisi yazılı delil olarak sunulur.
  • Karşı taraf görüşe itiraz edebilir ve aksini kendi delilleriyle ispatlamaya çalışabilir; bu itiraz uzman görüşünün takdirini etkiler.
  • Görüşü veren uzmanın dinlenmesi, hâkimin talep üzerine veya resen vereceği karara bağlıdır; uzmanın dinlenmesi kendiliğinden hak doğurmaz.
  • Uzman görüşü takdiri delil olduğundan, hâkim onu diğer deliller ve bilirkişi raporuyla birlikte serbestçe değerlendirir.
  • Uzmanın geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmemesi hâlinde raporunun değerlendirilmediğini, bunu ileri süren taraf mahkemeye bildirmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 m.149: Uzman kişinin duruşmaya davet edilmesine ilişkin genel çağrı usulünü belirler; m.293/2 uyarınca uzmanın dinlenmesi bu usulle yapılır.
  • 6100 m.266: Mahkemenin kendi atadığı bilirkişiye başvurmasını düzenler; uzman görüşü ile bilirkişi arasındaki ayrımın karşılığıdır.
  • 6100 m.323: Yargılama giderlerini tanımlar; m.293 uyarınca uzman görüşü giderleri bu kapsamda sayılmaz.

Süreler

SüreMaddeHüküm
2026 Yılım.288(1) Hâkim, uyuşmazlık konusu hakkında bizzat duyu organları Bu maddede yer alan tarife ile ilgili olarak 26/12/2025 tarihli ve 33119 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “2026 Yılı Bilirkişilik Asgari Ücret Tarifesi”ne bakınız. yardımıyla…

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

26 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2022/33 E., 2023/377 K., 26.04.2023
    İlgili madde: m.292
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2017/1927 E., 2018/1471 K., 18.10.2018
    İlgili madde: m.292
  3. 3. Hukuk Dairesi, 2024/4299 E., 2025/3430 K., 19.06.2025
    İlgili madde: m.291
  4. 9. Hukuk Dairesi, 2025/1397 E., 2025/4598 K., 20.05.2025
    İlgili madde: m.291
  5. 3. Hukuk Dairesi, 2024/3946 E., 2025/2743 K., 12.05.2025
    İlgili madde: m.291
  6. 8. Hukuk Dairesi, 2023/3743 E., 2025/576 K., 03.02.2025
    İlgili madde: m.291
  7. 2. Hukuk Dairesi, 2024/3545 E., 2024/8923 K., 20.11.2024
    İlgili madde: m.292
  8. 7. Hukuk Dairesi, 2023/4769 E., 2024/5068 K., 19.11.2024
    İlgili madde: m.288
  9. 2. Hukuk Dairesi, 2024/5895 E., 2024/8360 K., 06.11.2024
    İlgili madde: m.292
  10. 7. Hukuk Dairesi, 2023/4199 E., 2024/3689 K., 10.09.2024
    İlgili madde: m.288
Diğer 16 karar
  1. 5. Hukuk Dairesi, 2024/2900 E., 2024/6870 K., 03.06.2024
    İlgili madde: m.288
  2. 7. Hukuk Dairesi, 2023/3320 E., 2024/3022 K., 29.05.2024
    İlgili madde: m.288
  3. 2. Hukuk Dairesi, 2024/1263 E., 2024/2926 K., 29.04.2024
    İlgili madde: m.292
  4. 7. Hukuk Dairesi, 2023/2455 E., 2024/1999 K., 04.04.2024
    İlgili madde: m.288
  5. 7. Hukuk Dairesi, 2024/1198 E., 2024/1998 K., 04.04.2024
    İlgili madde: m.288
  6. 2. Hukuk Dairesi, 2024/1536 E., 2024/1830 K., 18.03.2024
    İlgili madde: m.292
  7. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/1966 E., 2026/699 K., 12.03.2026
    İlgili madde: m.293
  8. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/2109 E., 2025/1999 K., 27.11.2025
    İlgili madde: m.293
  9. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2021/1622 E., 2025/1238 K., 05.11.2025
    İlgili madde: m.293
  10. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/18 E., 2025/693 K., 30.04.2025
    İlgili madde: m.293
  11. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2024/1740 E., 2025/420 K., 16.04.2025
    İlgili madde: m.293
  12. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2023/1453 E., 2024/1516 K., 19.12.2024
    İlgili madde: m.291
  13. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/3483 E., 2024/3395 K., 12.12.2024
    İlgili madde: m.289
  14. İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/576 E., 2023/1027 K., 23.11.2023
    İlgili madde: m.289
  15. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2023/1217 E., 2023/1228 K., 04.07.2023
    İlgili madde: m.293
  16. Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/223 E., 2023/197 K., 21.03.2023
    İlgili madde: m.291

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 22.07.2020 (m.290).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 6.3. İspat ve Deliller - 3 bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış