HMK › Hüküm ve davaya son veren taraf işlemleri
Hüküm
Kısaca
HMK m.294, mahkemenin usule veya esasa ilişkin nihai kararla davayı sona erdirmesini, hüküm kavramını, hükmün duruşmada verilmesini ve tefhim usulünü, kısa karar ile gerekçeli kararın yazım süresini, hükmün tefhiminde ayakta dinleme kuralını ve usule ilişkin nihai kararlara hükme ilişkin hükümlerin uygulanmasını düzenler. HMK m.295, toplu veya tek hâkimli mahkemelerde hükmün müzakere edilme ve verilme ilkelerini düzenler.
Kapsam
Bu konu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.294–303 hükümlerini kapsar.
- HMK m.294Hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi
- HMK m.295Hükmün müzakeresi
- HMK m.296Hükmün oylanması ve yeter sayı
- HMK m.297Hükmün kapsamı
- HMK m.298Hükmün yazılması
- HMK m.299Hükmün imza edilememesi
- HMK m.300Hükmün korunması
- HMK m.301Hüküm nüshası
- HMK m.302İlamın alınması, kesinleşme kaydı ve harçlar
- HMK m.303Kesin hüküm
HMK m.294 — Hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi
Madde, mahkemenin usule veya esasa ilişkin nihai kararla davayı sona erdirmesini, hüküm kavramını, hükmün duruşmada verilmesini ve tefhim usulünü, kısa karar ile gerekçeli kararın yazım süresini, hükmün tefhiminde ayakta dinleme kuralını ve usule ilişkin nihai kararlara hükme ilişkin hükümlerin uygulanmasını düzenler. Hükmün müzakeresi ve oylaması, hükmün yazılması ve içeriği, gerekçenin şekli ile hükmün kanun yollarına ilişkin hükümleri bu maddede yer almaz (m.295, m.296, m.297, m.298 ve izleyen maddeler). Madde, ara kararların ve yargılamayı sona erdirmeyen diğer kararların usulünü de kapsamaz.
Hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Nihai karar
- Mahkemenin davayı sona erdiren kararıdır. Usule ilişkin de olabilir, esasa ilişkin de olabilir.
- Hüküm
- Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karardır. Usule ilişkin nihai kararlar hüküm değildir, ancak bu maddenin altıncı fıkrası gereğince hükme ilişkin hükümlere tabi olabilir.
- Tefhim
- Kararın taraflara duruşmada açıklanmasıdır. Tefhim gerçekleşmeden karar hukuki varlık kazanmaz ve sonuç doğurmaz.
- Kısa karar (hüküm sonucu)
- Hükmün sonuç kısmıdır ve duruşma tutanağına geçirilerek okunur. Gerekçe içermez, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakları gösterir.
- Gerekçeli karar
- Hükmün gerekçesini de içeren yazılı karardır. Zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucu tefhim edildiğinde, bir ay içinde yazılmalıdır.
Hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi: hangi şartlar aranır?
- Mahkemenin davayı usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla sona erdirmiş olması gerekir.
- Hükmün, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilmesi ve tefhim edilmesi gerekir.
- Tefhimin, hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunmasıyla yapılması gerekir.
- Zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucu tefhim edilmişse, gerekçeli kararın tefhim tarihinden itibaren bir ay içinde yazılması gerekir.
- Tefhim sırasında duruşmada bulunanların ayakta dinlemesi gerekir.
- Usule ilişkin nihai karar verildiğinde, hükme ilişkin hususların niteliğine aykırı düşmediği ölçüde bu karar hakkında da uygulanması gerekir.
Hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi: hangi sonuçları doğurur?
- Karar tefhim edilmeden hukuki varlık kazanmaz ve sonuç doğurmaz; tefhim, kararın taraflara açıklanması anlamına gelir.
- Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur.
- Tefhim, hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilip okunmasıyla gerçekleşir; bu yapılmadığında karar tefhim edilmiş sayılmaz.
- Zorunlu nedenle yalnız hüküm sonucu tefhim edilirse, gerekçeli karar bir ay içinde yazılmazsa uygulamada bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi sorun yaratır.
- Gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz; aksi kanun yoluna konu olur.
- Duruşmada bulunanlar hükmün tefhiminde ayakta dinler.
- Usule ilişkin nihai kararlarda, hükme ilişkin hususlar niteliğine aykırı düşmedikçe uygulanır.
- Hükmün geçerliliği bakımından tebliğ ve kanun yoluna başvuru, tefhimin varlığına bağlıdır.
Usule ilişkin nihai karar ile esasa ilişkin nihai karar (hüküm) arasındaki fark nedir?
Usule ilişkin nihai karar, yetki veya görev gibi usul konusunda verilir ve tarafların maddi hukuk açısından haklı olup olmadığı hakkında tespit içermez.
Esasa ilişkin nihai karar, uyuşmazlığın esası hakkında verilir ve tarafların maddi hukuk bakımından haklı olup olmadıklarına dair bir sonuca varır; bu karar hükümdür.
Yalnız esasa ilişkin nihai karar hüküm sayılır. Usule ilişkin nihai karar ise hükme ilişkin hükümlere ancak niteliğine aykırı düşmediği ölçüde tabidir.
Hüküm sonucu (kısa karar) ile gerekçeli karar arasındaki fark nedir?
Hüküm sonucu, duruşmada tefhim edilen ve duruşma tutanağına geçirilen sonuç kısmıdır.
Gerekçeli karar, hükmün gerekçesini de içeren yazılı metindir ve sonradan yazılabilir.
Zorunlu nedenle yalnız hüküm sonucu tefhim edilmişse gerekçeli karar bir ay içinde yazılmalıdır; gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
Olağan tefhim ile zorunlu nedenle yalnız hüküm sonucunun tefhimi arasındaki fark nedir?
Olağan durumda hüküm, gerekçesiyle birlikte tefhim edilebilir.
Zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucu tefhim edildiğinde gerekçeli karar sonradan yazılır.
İkinci halde gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir.
Hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Usule ilişkin nihai kararı esasa ilişkin hüküm gibi değerlendirmek; usule ilişkin kararda maddi hukuk açısından haklılık tespiti aramak.
- Duruşma tutanağına geçirilmeyen hüküm sonucunu tefhim edilmiş saymak.
- Zorunlu nedenle yalnız hüküm sonucu tefhim edildiğinde gerekçeli kararın bir ay süresini hesaplamamak veya tefhim tarihi yerine başka bir tarihten saymak.
- Gerekçeli kararı tefhim edilen hüküm sonucuna uygun olmayacak biçimde kurmak.
- Tefhim edilen hüküm sonucunda yer almayan bir hususu gerekçeli kararda hüküm altına almak.
- Bozma kararı sonrasında eski hükme atıf yaparak yeni hüküm kurmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilip okunmadığı durumda kararın tefhim edilmiş sayılmayacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/222 E., 2024/413 K., 12.09.2024)
- Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunması halinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna uyması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/998 E., 2024/363 K., 03.07.2024)
- Bozma kararı ile ilk hükmün hukuki varlığını yitirdiği, dolayısıyla bozulmuş hükme atıfla yeni hüküm kurulmasının usule uygun olmayacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/221 E., 2024/736 K., 18.12.2024)
- Usule ilişkin nihai kararın da esasa ilişkin nihai karardan ayrı tutulması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/268 E., 2025/216 K., 09.04.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2023/471 E., 2025/64 K., 19.02.2025)
- Açık duruşmada tefhim edilen hüküm fıkrasında belirtilen sonucun nedenlerinin gerekçede açıklanması gerektiği ve duruşmada yapılan beyanlara yollama ile hüküm kurulmasının usule aykırı olduğu kabul edilmektedir. (Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/418 E., 2025/484 K., 20.03.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Tefhimin yapıldığını iddia eden taraf, duruşma tutanağının bu işlemi gösterdiğini ortaya koymalıdır; tefhimin yapılmadığı iddiası duruşma tutanağına dayanılarak çürütülür.
- Zorunlu nedenle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği iddiasında, bu nedenin varlığını ve tefhim tarihini gösteren duruşma tutanağı esas delildir.
- Gerekçeli kararın bir ay içinde yazıldığını ileri süren taraf, kararın yazıldığı tarihi ve tebliğ kaydını ortaya koymalıdır; gecikmenin sonucunu ileri süren taraf da bu süreyi aşmayı ispat etmelidir.
- Gerekçeli kararın hüküm sonucuna aykırı olduğunu ileri süren taraf, tefhim tutanağı ile gerekçeli kararı karşılaştırarak çelişkiyi ortaya koymalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.295: Hükmün gizli müzakere edilmesini ve alenen tefhim olunmasını düzenler; bu maddedeki tefhim kuralının ön aşamasıdır.
- 6100 sayılı Kanun m.297: Hükmün içeriğini ve hüküm sonucunun nasıl yazılacağını düzenler; tefhim edilen hüküm sonucunun şekil koşullarını belirler.
- 6100 sayılı Kanun m.298: Gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağını düzenler; m.294/4 ile bağlantılıdır.
- 6100 sayılı Kanun m.154: Duruşma tutanağının içeriğini düzenler; hüküm sonucunun tutanağa geçirilmesi yükümlülüğü bu maddeyle ilişkilidir.
HMK m.295 — Hükmün müzakeresi
Madde, toplu veya tek hâkimli mahkemelerde hükmün müzakere edilme ve verilme ilkelerini düzenler. Hükmün gizli müzakere edilip alenen tefhim edilmesini, hükmü verecek hâkimlerin kimler olduğunu ve müzakere sırasında hâkim değişikliği halinde izlenecek usulü kapsar. Hükmün oylanması, oy çokluğu ve yetersayı konusu m.296'da, hükmün içeriği m.297'de, yazılması ve imzası m.298 ile m.301 arasında düzenlenmiştir. Madde, hükmün gerekçeli yazımını, kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki uyumu ve tebliğ usulünü düzenlemez. Tahkikatın sona ermesi ve tek hâkimli mahkemedeki karar usulü de bu maddenin kapsamı dışındadır (m.184, m.185).
Hükmün müzakeresi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Gizli müzakere
- Hâkimlerin hükmün içeriğini, duruşma salonu dışında ve dinleyiciler olmadan tartışıp karara bağlamasıdır. Müzakereye yalnızca hükme katılacak hâkimler girer.
- Alenî tefhim
- Verilen hükmün duruşmada hazır bulunan taraflar ve diğer kişilerin huzurunda açıklanmasıdır. Müzakerenin gizliliğinin aksine, hükmün açıklanması herkese açıktır.
- Hükmü verecek hâkimler
- Yargılamanın sona erdiğinin bildirildiği duruşmada hazır bulunan hâkimlerdir. Hükmün verilmesi bu hâkimlere özgüdür; sonradan gelen hâkim hüküm verme yetkisi kazanmaz.
- Yargılamanın sona erdiğinin bildirilmesi
- Tahkikatın tamamlanıp hüküm için tarafların sözlü açıklamalarının alındığı aşamayı işaretleyen duruşma işlemidir. Hangi hâkimlerin hüküm vereceğini bu an belirler.
- Toplu mahkeme
- Birden fazla hâkimden oluşan mahkemedir. Madde 295 ve 296 yalnızca bu mahkemeler için hüküm müzakeresi kuralları koyar.
Hükmün müzakeresi: hangi şartlar aranır?
- Hükmün gizli müzakere edilerek hazırlanması gerekir; müzakere dinleyiciler ve hükme katılmayan kişiler huzurunda yapılamaz.
- Hükmün, yargılamanın sona erdiğinin bildirildiği duruşmada hazır bulunan hâkim veya hâkimlerce verilmesi gerekir.
- Hükmü verecek hâkimlerin tamamı hazır bulunmadan hüküm hakkında müzakereye başlanamaz.
- Müzakere sırasında bu duruşmada hazır bulunan hâkim eksilmişse, gerekli görülürse tarafların sözlü açıklamaları yeniden dinlenmelidir.
- Hükmün alenen tefhim edilmesi gerekir; tefhim, müzakere sonucunun duruşmada açıklanmasıdır.
Hükmün müzakeresi: hangi sonuçları doğurur?
- Hüküm, gizli müzakere edilmeden ve alenen tefhim edilmeden verilmiş sayılmaz; bu şekil kuralına aykırılık hükmün sağlıklı oluşmasını engeller.
- Hükmü verecek hâkimlerin tamamı hazır değilse hüküm hakkında görüşme yapılamaz.
- Müzakere sırasında yargılamanın sona erdiği duruşmada bulunmayan bir hâkim varsa ve gerekli görülürse tarafların sözlü açıklamaları tekrar dinlenir, ardından müzakere ve hüküm yenilenir.
- Tarafların sözlü açıklamalarının yeniden dinlenmesi gerekli görülmediğinde, mevcut hâkimler müzakereyi sürdürebilir; bu takdir mahkemeye aittir.
- Tefhim edilen hüküm, gerekçeli karar yazılana kadar hükmün sonucunu oluşturur; gerekçeli karar tefhim edilen hükme aykırı olamaz (bağlam notu, m.298/2 atfıyla).
Gizli müzakere ile alenî tefhim arasındaki fark nedir?
Müzakere süreci hâkimlerin kendi aralarında yaptığı, dışarıya kapalı bir tartışmadır.
Tefhim, hükmün duruşmada herkesin önünde okunmasıdır.
Müzakerenin gizliliği hükmün alenen açıklanmasını engellemez; kural iki aşamalıdır ve ikisi de zorunludur.
Yargılamanın sona erdiği duruşmada hazır hâkimler ile sonradan gelen hâkim arasındaki fark nedir?
Yargılamanın sona erdiğinin bildirildiği duruşmada hazır bulunan hâkimler hükmü verecek kişilerdir.
Bu duruşmada bulunmayan hâkim, müzakere sırasında yerine geçmiş olsa da hüküm verme yetkisi kazanmaz.
Hâkim değişikliği halinde tarafların sözlü açıklamaları tekrar dinlenebilir; bu durum hükmün geçersizliği değil, usulün yenilenmesi anlamına gelir.
Hükmü verecek hâkimlerin tamamı hazır ile eksik arasındaki fark nedir?
Hükmü verecek bütün hâkimler hazır olduğunda müzakereye geçilebilir.
Bu hâkimlerden biri bile eksikse hüküm hakkında görüşme başlatılamaz.
Eksik hâkimle yapılan müzakere, hükmün verilmesi için yeterli bir işlem sayılmaz.
Madde 295 ile madde 296 arasındaki fark nedir?
Madde 295 müzakerenin gizliliğini, hükmü verecek hâkimleri ve hâkim değişikliğini düzenler.
Madde 296 müzakereyi kimin yöneteceğini, oylamanın sırasını ve oy çokluğunu düzenler.
Müzakere kurallarının uygulanması için iki madde birlikte okunmalıdır; 295 kimin hüküm vereceğini, 296 nasıl karar verileceğini belirler.
Hükmün müzakeresi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hükmü, yargılamanın sona erdiğinin bildirildiği duruşmada bulunmayan bir hâkimin de verebileceğini düşünmek; bu hâkim hüküm verme yetkisine sahip değildir.
- Müzakerenin gizli olması nedeniyle hükmün açıklanmasının da gizli yapılabileceğini sanmak; tefhim alenîdir.
- Hâkimlerin tamamı hazır değilken müzakereye başlanabileceğini düşünmek; kanun bunu açıkça yasaklar.
- Hâkim değişikliği halinde tarafların sözlü açıklamalarının yeniden dinlenmesinin gerekli olduğunu her durumda varsaymak; kanun bunu takdire bağlar, 'gerekli görüldüğü takdirde' ifadesi zorunluluk getirmez.
- Madde 295'in toplu mahkemeye özgü olduğunu unutup tek hâkimli mahkemeye doğrudan uygulamak; tek hâkimli mahkemede müzakere ve oy usulü ayrı işler.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Hükmü verecek hâkimlerin tamamının bulunmadığı müzakerenin hükmü geçersiz kılacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2019/776 E., 2019/833 K., 29.05.2019)
- Hüküm usulünün 294-297. maddeler birlikte uygulanarak değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2022/1135 E., 2023/1324 K., 07.12.2023; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2018/605 E., 2019/385 K., 13.03.2019)
- Hükmün tefhimi, gerekçeli kararın yazımı ve içeriğinin m.294-297 çerçevesinde incelenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (4. Hukuk Dairesi, 2021/22751 E., 2023/777 K., 23.01.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Hükmün gizli müzakere edilip alenen tefhim edildiğini, tutanak ve duruşma kayıtlarıyla belgelemek gerekir; bu hususu iddia eden taraf ispat yükünü taşır.
- Yargılamanın sona erdiğinin bildirildiği duruşmada hangi hâkimlerin hazır bulunduğu duruşma tutanağından anlaşılır; eksiklik iddiası tutanakla ispatlanır.
- Hâkim değişikliğinin ardından tarafların sözlü açıklamalarının yeniden dinlendiği, duruşma tutanağına geçirilmiş olmalıdır; aksi halde bu usulün yapılmadığı ileri sürülebilir.
- Karşı taraf, müzakerenin usulüne uygun yapıldığını ve hazır hâkimlerin hüküm verdiğini tutanakla savunabilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.296: Müzakerenin toplu mahkemede başkan tarafından yönetilmesini, oylamanın sırasını ve oy çokluğu ile hüküm verilebilmesini düzenler; m.295 hükmü verecek hâkimleri belirlerken m.296 karar oluşum yöntemini gösterir.
- 6100 sayılı Kanun m.297: Hükmün içeriğini belirler; m.295 ile verilen hükmün hangi unsurları taşıyacağını m.297 gösterir.
- 6100 sayılı Kanun m.298: Gerekçeli kararın yazımını ve tefhim edilen hüküm sonucuyla uyumunu düzenler; m.295'te tefhim edilen hükmün gerekçeli yazımı bu maddeye bağlıdır.
- 6100 sayılı Kanun m.294: Hükmün tanımını ve duruşmada verilip tefhim edilmesi ilkesini getirir; m.295 bu ilkenin müzakere ve tefhim boyutunu ayrıntılandırır.
HMK m.296 — Hükmün oylanması ve yeter sayı
Bu madde, birden fazla hâkimin görev yaptığı toplu mahkemelerde hüküm hakkındaki müzakerenin kimin yönetimiyle yürütüleceğini, oyların hangi sırayla alınacağını ve hükmün oy çokluğuyla verilip verilemeyeceğini düzenler. Maddenin uygulanması toplu mahkemeler bakımından söz konusudur; tek hâkimli mahkemelerde oylama yapılmaz. Hükmün içeriğini ve gerekçesini düzenlemez (m.297, m.298). Hükmün gizli müzakere edilmesi ve alenen tefhim edilmesi (m.295), karşı oyun gerekçesinin kararda yazılması (m.298/3) ve tefhim ile tebliğ usulü bu maddede yer almaz.
Hükmün oylanması ve yeter sayı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Toplu mahkeme
- Birden fazla hâkimin birlikte karar verdiği mahkemedir. Hüküm hakkındaki müzakere ve oylama ancak bu mahkemelerde söz konusu olur.
- Müzakere
- Hüküm verilmeden önce hâkimlerin verilecek hüküm hakkında görüş alışverişinde bulunduğu gizli tartışma aşamasıdır. Müzakere mahkeme başkanınca idare edilir.
- Kıdemsiz üye
- Müzakereye katılan hâkimler arasında kıdemi en düşük olan üyedir. Oylama sırası bu üyeden başlar; kıdem ölçütü maddede yalnızca sıralama için kullanılır.
- Oy çokluğu
- Müzakereye katılan hâkimlerden çoğunluğun aynı yönde oy kullanmasıdır. Üç üyeli mahkemede en az iki, beş üyeli mahkemede en az üç aynı yönde oy gerekir; oybirliği aranmaz.
Hükmün oylanması ve yeter sayı: hangi şartlar aranır?
- Mahkemenin birden fazla hâkimden oluşan toplu mahkeme olması gerekir.
- Hüküm hakkındaki müzakere, hüküm verilecek hâkimlerin katılımıyla yapılmış olmalıdır.
- Müzakere mahkeme başkanı tarafından idare edilmelidir.
- Müzakereden sonra oylama, müzakereye katılan en kıdemsiz üyeden başlanarak her üyeden ayrı ayrı alınmalıdır.
- Başkan, oylamayı en son kendi oyunu açıklayarak tamamlamalıdır.
- Oylar oybirliğiyle sonuçlanmamışsa, hüküm oy çokluğuyla verilebilir; bu durumda oy çokluğunun aynı yönde oy kullanan yeterli sayıda üyeyle oluşması gerekir.
Hükmün oylanması ve yeter sayı: hangi sonuçları doğurur?
- Oylama bu maddedeki sıraya uygun yapıldığında hüküm, oybirliği ya da oy çokluğu ile verilmiş olur.
- Oy çokluğu ile hüküm verilmesi için oybirliği aranmaz.
- Oylar dağılır ve çoğunluk oluşmazsa hükme varılmamış olur; yeniden oylama yapılır ve en azından oy çokluğu sağlanıncaya kadar müzakere sürer.
- Oylama sırası bozulursa, örneğin başkan oyunu en başta açıklarsa, oylamanın bu maddeye uygunluğu tartışmaya açılır.
- Hükmün oy çokluğuyla verildiği, tutanağa ve kararın gerekçesine yansıtılmalıdır.
Oybirliği ile oy çokluğu arasındaki fark nedir?
Oybirliğinde tüm hâkimler aynı yönde oy kullanır ve hüküm bu yönde verilir.
Oy çokluğunda hâkimler arasında görüş ayrılığı vardır ve çoğunluğun görüşü hüküm olur.
Hüküm oy çokluğuyla da verilebilir; oybirliği zorunlu değildir. Karşı oy gerekçesi ayrıca kararda yer alır (m.298/3, dayanak için bkz. ilgili maddeler).
Üç üyeli ile beş üyeli mahkeme arasındaki fark nedir?
Üç üyeli mahkemede oy çokluğu için iki hâkimin aynı yönde oy vermesi yeterlidir.
Beş üyeli mahkemede oy çokluğu için üç hâkimin aynı yönde oy vermesi gerekir.
Çoğunluğun sayısı mahkemenin üye sayısına göre değişir; oylama sonucu bu sayıya göre belirlenir.
Kıdemsiz üye ile başkan arasındaki fark nedir?
Oylama en kıdemsiz üyeden başlar ve her üye ayrı ayrı oy verir.
Başkan oyunu en son açıklar.
Kıdemli hâkim ve başkanın görüşü, kıdemsiz üyenin görüşünü etkilemeden alınmış olur. Başkanın oyu diğer üyelerin oyuna eşit sayılır.
Hükmün oylanması ve yeter sayı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Oy çokluğunu oybirliği gibi değerlendirmek; üç üyeli mahkemede iki oyun yeterli olduğunu gözden kaçırmak.
- Beş üyeli mahkemede oy çokluğunu iki oyla hesaplamak; bu durumda üç oy aranır.
- Başkanın oyunu diğer üyelerin oyundan üstün saymak; başkanın oyu diğer üyelerin oyuna eşittir.
- Oylamayı kıdemli üyeden ya da başkandan başlatmak; sıra kıdemsiz üyeden başlar.
- Oylar dağıldığında hükmü aceleyle vermek; çoğunluk oluşmadan hüküm verilmez, yeniden oylama yapılır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yüksek mahkemeler, oy çokluğu ile verilen hükümlerde 296. maddenin oylama sırasını ve çoğunluğun varlığını dikkate alarak hükmün usulüne uygunluğunu denetlemektedir. (4. Hukuk Dairesi, 2024/11797 E., 2025/2428 K., 13.02.2025; 10. Hukuk Dairesi, 2024/2926 E., 2024/4395 K., 24.04.2024)
- Uygulamada hükmün oy çokluğuyla verildiği durumda karşı oyun gerekçesinin kararda yer alması aranmaktadır. (10. Hukuk Dairesi, 2024/2926 E., 2024/4395 K., 24.04.2024)
- Hükmün kısa kararla gerekçeli karar arasında uyumlu olması ve gerekçenin bu sürece uygun yazılması denetlenmektedir. (Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2022/1135 E., 2023/1324 K., 07.12.2023; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2019/776 E., 2019/833 K., 29.05.2019)
Nasıl ispat edilir?
- Oylamanın bu maddeye uygun yapıldığını iddia eden taraf, bunu hükmün tutanağıyla ispatlar; oylama sırası ve oy sayısı tutanakta yer almalıdır.
- Oy çokluğu ile hüküm verildiği iddiası, tutanakta ve gerekçeli kararda gösterilen oy dağılımı ile ispatlanır.
- Oylamanın usulsüz yapıldığını ileri süren taraf, bu iddiasını tutanağın içeriğine ve oy sırasına dayanarak ortaya koymak zorundadır.
- Başkanın oy sırasını bozduğu iddiasında, iddiayı ileri süren taraf tutanak veya hâkimlerin beyanı gibi delillerle ispat yükü altındadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.295: Hükmün gizli müzakere edilmesini ve alenen tefhim edilmesini düzenler; bu maddedeki müzakere ve oylama bu çerçevede yapılır.
- 6100 sayılı Kanun m.297: Hükmün içeriğini düzenler; oy çokluğu ile verilen hükmün gerekçesi ve imzaları bu maddeye göre kararda yer alır.
- 6100 sayılı Kanun m.298: Karşı oy yazılmasını ve hükmün yazılmasını düzenler; azınlıkta kalan hâkimin muhalefet gerekçesi kararda yazılır.
HMK m.297 — Hükmün kapsamı
6100 sayılı Kanun'un 297. maddesi, mahkeme hükmünün (kararın) hangi unsurları taşıyacağını ve hüküm sonucunun nasıl yazılacağını düzenler. Birinci fıkra hükmün başlığından, mahkeme ve heyet bilgilerinden, tarafların kimliklerine, iddia ve savunmaların özetine, delil değerlendirmesine, hüküm sonucu ve kanun yolu bilgisine, tarih ve imzalara kadar hükmün içeriğini sayar. İkinci fıkra hüküm sonucunun taleplerin her biri hakkında, sıra numarasıyla ve tereddüt doğurmayacak biçimde yazılmasını öngörür. Madde mahkemeye uygulanır ve hükmün tüm içeriğini kapsar. Maddenin düzenlemediği konular ayrıdır: hâkimin talep sınırları ile bağlılığı (m.26), hükmün tefhimi ve kısa karar usulü (m.321 ve ilgili hükümler) ve gerekçeli kararın yazılma süresi bu maddede düzenlenmez. Hükmün usule ilişkin kanun yolu süreleri de bu maddede yer almaz ve kanun yolu düzenlemeleri ayrı maddelerde bulunur.
Hükmün kapsamı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Hüküm
- Mahkemenin davayı karara bağlayan ve "Türk Milleti Adına" verdiği, birinci fıkrada sayılan unsurları taşıyan karar metnidir. Hükmün biçimi ile içeriği bu maddeyle belirlenir.
- Hüküm sonucu (hüküm fıkrası)
- Taleplerin her biri hakkında verilen cevabın ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakların yazıldığı kısımdır. Kararın esasını oluşturur, gerekçeden bağımsız olarak okunabilmelidir.
- Gerekçe
- Sabit görülen vakıaların, delillerin değerlendirmesinin ve hukuki sebeplerin yer aldığı kısımdır. Hüküm sonucunun dayandığı mantıksal bağlantıyı gösterir ve kanun yolu denetimini mümkün kılar.
- Açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçim
- Hüküm sonucunun infazda ve yorumda tereddüt doğurmayacak netlikte yazılmasıdır. Şarta bağlı ya da terditli hüküm bu gereği karşılamaz.
- Sıra numarası
- Her talep hakkında verilen hükmün ayrı bir madde halinde gösterilmesi için kullanılan düzendir. Taleplerin tek tek ve karışmadan cevaplanmasını sağlar.
Hükmün kapsamı: hangi şartlar aranır?
- Hükmün "Türk Milleti Adına" ibaresiyle başlaması ve bu ibareden sonra birinci fıkranın (a)-(e) bentlerindeki unsurların bulunması gerekir.
- Hükmü veren mahkeme, hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad, soyad ve sicil numaralarının yazılması; mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hangi sıfatla karar verdiğinin belirtilmesi gerekir.
- Tarafların ve davaya katılanların kimliklerinin, Türkiye Cumhuriyeti kimlik numaralarının, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerinin yazılması gerekir.
- Tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaşılan ve anlaşılamayan hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin gerekçede yer alması gerekir.
- Hüküm sonucunda yargılama giderleri, taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresinin gösterilmesi gerekir.
- Hükmün verildiği tarih ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarının bulunması gerekir.
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarihin belirtilmesi gerekir.
- Hüküm sonucunda gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeden, her talep hakkında ayrı ayrı ve sıra numarası altında hüküm verilmesi gerekir.
- Taraflara yüklenen borçlar ve tanınan haklar, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, kayıtsız ve şartsız olarak yazılmalıdır; şarta bağlı ya da terditli hüküm kurulamaz.
Hükmün kapsamı: hangi sonuçları doğurur?
- Birinci fıkradaki unsurlardan biri eksikse hüküm bu maddeye aykırı olur ve üst mahkemece bozulmasını gerektirir.
- Hüküm sonucu açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde yazılmadığında hükmün infazı mümkün olmaz ve hüküm ayrıca bozulabilir.
- Hüküm sonucu ile gerekçe arasında çelişki bulunduğunda hüküm etkisiz kalır.
- Taraf olmayan bir kişi aleyhine hüküm kurulması, bu kişi bakımından hükmü sonuçsuz bırakır.
- Hükmün sonuç kısmında talep hakkında karar verilmediğinde ya da talep sonucu aşılarak karar verildiğinde hükmün bu kısmı denetime açık hâle gelir.
- Hüküm sonucunda gösterilmeyen yargılama giderleri ve avansın iadesi ile kanun yolu bilgisi eksikliği, hükmün bu maddeye uygunluğunu etkiler.
- Hüküm, bu unsurlar tamamlanmadan tefhim ya da tebliğ edildiğinde hukuki varlık kazanmış sayılmaz.
Hüküm sonucu ile gerekçe arasındaki fark nedir?
Hüküm sonucu, taleplere verilen cevabı ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakları gösterir. Gerekçeye ait söz tekrar edilmez.
Gerekçe, vakıaların, delillerin değerlendirmesini ve hukuki sebepleri içerir. Hükmün dayanağını oluşturur.
Hüküm sonucu tek başına okunduğunda infaz edilebilir olmalıdır; gerekçe ise kanun yolu denetimini sağlar. İkisi arasında çelişki bulunması hükmü etkisiz kılar.
Taraf ile üçüncü kişi: fark nedir?
Dava dilekçesinde davalı gösterilen ve davada taraf olan kişi hakkında hüküm kurulabilir.
Davada taraf olarak yer almayan bir kişi hakkında hüküm kurulamaz.
Taraf olmayan kişi aleyhine hüküm kurulması, bu kişi bakımından hükmü etkisiz kılar ve bozma nedenidir.
Kısmen kabul / tam kabul / red: fark nedir?
Talep tamamen haklı bulunursa hüküm sonucuna aynen alınır.
Talep kısmen haklı bulunursa hüküm sonucunda hem kabul edilen hem reddedilen kısım ayrı ayrı yazılır.
Hüküm sonucunda her iki kısmın ayrıca gösterilmemesi tereddüt doğurur ve infazı zorlaştırır.
Bağlanmış (kayıtsız) hüküm ile şarta bağlı hüküm arasındaki fark nedir?
Kayıtsız ve şartsız hüküm açık ve doğrudan infaz edilebilir.
Şarta bağlı veya terditli hüküm, infaz edilebilirliği bir koşulun gerçekleşmesine bağlar.
Şarta bağlı hüküm 297/2 kapsamında açık olmadığından bozmayı gerektirir.
Hükmün kapsamı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hüküm sonucunda gerekçeye atıf yaparak talep hakkında karar vermek; hüküm fıkrasında rakam, tarih ve faiz başlangıcının açıkça yazılması gerekir.
- Talebin yalnız bir kısmı kabul edildiğinde, reddedilen kısmı hüküm sonucunda ayrıca göstermemek.
- Dava dilekçesinde davalı olmayan bir kişiyi hüküm sonucunda davalı gibi göstermek ya da hüküm kurmak.
- Hüküm sonucunda şarta bağlı, bloke ya da başka bir koşula bağlı ödeme kararı vermek.
- Yargılama giderleri ile harcanmayan avansın iadesini hüküm sonucunda belirtmeden hüküm kurmak.
- Kanun yolu bilgisini ve süresini hüküm kısmında yazmamak.
- Heyetli mahkemede hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını ya da hükmün verildiği tarihi eksik bırakmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Hüküm sonucunda talep sonuçlarının sıra numarası altında ayrı ayrı gösterilmemesi, infazda tereddüt yaratacağı gerekçesiyle bozma nedeni sayılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/302 E., 2024/373 K., 10.07.2024)
- Hükmün unsurlarından bir kısmının, örneğin davacının kimlik numarasının ya da adının eksik yazılması, 297. maddeye aykırı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/222 E., 2024/413 K., 12.09.2024)
- Hüküm sonucunda şarta bağlı ya da terditli hüküm kurulamayacağı, bir bloke tutarı yönünden şartlı karar verilmesinin bu maddeye aykırı olduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/498 E., 2024/483 K., 02.10.2024)
- Hüküm fıkrasının gerekçeye atıf yaparak belirsiz bırakılmasının, örneğin bilirkişi raporunun eki olduğunun ya da faizin hangi kısma uygulanacağının belirsiz bırakılmasının bozma nedeni olduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/62 E., 2024/412 K., 12.09.2024)
- Gerekçede hangi bilirkişi raporuna itibar edildiğinin açıklanmaması ve hüküm kısmının bu belirsizlikle kurulması 297. maddeye ve dinlenme hakkına aykırı bulunmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/1142 E., 2025/370 K., 18.06.2025)
- Dava dilekçesinde gösterilmeyen bir kişi hakkında hüküm kurulmasının 297. maddeye aykırı olduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/956 E., 2023/1153 K., 29.11.2023)
- Hüküm fıkrasının gerekçe ile çelişmesi ve gerekçesiz kısa karar oluşturulması hüküm varlığını etkiler; bu nedenle hüküm bozulmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/222 E., 2024/413 K., 12.09.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Hükmün 297. maddeye uygunluğunu iddia eden taraf, bunu hükmün metninden ve dosya kayıtlarıyla karşılaştırarak ispatlar; birinci fıkradaki unsurların dosyadaki kayıtlarla doğrulanması gerekir.
- Hüküm sonucunun açık olmadığını ileri süren taraf, hüküm fıkrası ile talep sonuçları arasındaki uyumsuzluğu kendisi göstermelidir; bu husus yazılı metin üzerinden incelenir.
- Taraf olmayan bir kişi hakkında hüküm kurulduğu iddiasında, dava dilekçesi ve taraf kayıtları esas alınır ve davada taraf sıfatının bulunmadığı belgelerle ortaya konulur.
- Gerekçede delillerin değerlendirilmediği ya da hangi raporun esas alındığının belirtilmediği iddiasında, karar metninin gerekçe bölümü ve dosyadaki bilirkişi raporları karşılaştırılır.
- Karar metninde kimlik, vekil, avans iadesi ve kanun yolu bilgisi gibi unsurların eksikliği, karar metnine bakılarak tespit edilir ve karşı taraf eksikliği gidermek için yazılı belge sunamazsa hüküm bu yönden denetime açık kalır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.26: Hâkimin talep sonuçlarıyla bağlı olduğunu düzenler. Hüküm sonucunda talep aşılarak karar verilmemesi bu maddeye dayanır.
- 6100 sayılı Kanun m.298: Gerekçeli kararın hazırlanması ve içeriğine ilişkin kurallar bakımından 297. maddeyle birlikte uygulanır.
- 6100 sayılı Kanun m.321: Hükmün unsurlarına ilişkin 297. maddenin yazılı yargılama usulünde de uygulanmasını sağlar ve tefhim ile ilgili hükümlerle birlikte okunur.
HMK m.298 — Hükmün yazılması
Madde, mahkeme kararının yazılmasını ve imzalanmasını düzenler: hükmü kimin yazacağını, gerekçeli kararın hüküm sonucuna uygunluk zorunluluğunu, karşı oyun hükümde yer alma esasını ve hükmün kimlerce imzalanacağını belirler. Hükmün hangi unsurları içereceği (m.297), hüküm nüshası ve ilamın verilmesi gibi konular bu maddenin kapsamı dışındadır. Maddede süre öngörülmemiştir. Kısa kararın tefhimi ve bu kararın kesinleşmesi gibi konular da ayrı maddelerde düzenlenmiştir.
Hükmün yazılması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Hüküm
- Mahkemenin davayı sonuçlandıran kararının yazılı hâlidir. Hükmü yazma ve imzalama yetkisi, kararı veren hâkim veya heyetin üyelerine aittir.
- Tefhim
- Hüküm sonucunun duruşmada hâkim tarafından açıklanmasıdır. Tefhim edilen hüküm sonucu, sonradan yazılacak gerekçeli kararın bağlı olduğu ölçüdür.
- Gerekçeli karar
- Hükmün sonucuna varılırken dayanılan maddi olguların, delillerin ve hukuki sebeplerin yazılı olarak açıklandığı kısımdır. Hüküm sonucuyla çelişemez.
- Karşı oy
- Heyetteki bir hâkimin çoğunluk görüşüne katılmadığını, gerekçesiyle birlikte bildirdiği yazılı görüştür. Hükme eklenmesi bu maddeyle zorunlu kılınmıştır.
- Zabıt kâtibi
- Hükmün imzalanmasında hâkim veya hâkimlerle birlikte imza atan yargılama görevlisidir. Hükmün aslında imzası bulunmalıdır.
Hükmün yazılması: hangi şartlar aranır?
- Hükmün, kararı veren hâkim veya toplu mahkemede başkan ya da hükme katılmış hâkimlerden başkanın seçeceği bir üye tarafından yazılması gerekir.
- Gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna uygun olması gerekir; aykırılık hâlinde hüküm çelişkili hâle gelir.
- Hükme katılan hâkimlerden biri karşı oy kullanmışsa, bu oyun gerekçesinin hükümde yer alması gerekir.
- Hükmün, hükmü veren hâkim veya hâkimler ile zabıt kâtibi tarafından imzalanması gerekir.
- Hükmü imzalayamayan hâkimin yerine, toplu mahkemede diğer hâkimler imza atar ve başkan veya en kıdemli hâkim imzalanamama sebebini hükmün altına yazar.
Hükmün yazılması: hangi sonuçları doğurur?
- Gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz; aykırılık hâlinde hüküm çelişkili olur ve bu çelişki bozma nedeni sayılır.
- Hüküm, hükmü veren hâkim veya hâkimler ile zabıt kâtibi tarafından imzalanmadıkça hükmün aslı oluşmuş sayılmaz.
- Karşı oy, gerekçesiyle birlikte hükümde yer almadıkça hüküm eksik kabul edilir.
- Tefhim edilen hüküm sonucu ile gerekçeli karar arasında çelişki bulunması, taraflar bakımından hukuki dinlenilme hakkının ihlali sonucunu doğurur.
- Toplu mahkemede imzalayamayan hâkimin imzası eksik kalsa da, diğer hâkimlerin imzası ve imzalanamama sebebi yazılması hâlinde hüküm geçerli kabul edilir.
- Hükmü veren hâkim veya hâkimler ile zabıt kâtibinin imzaları ve mahkeme mührünü taşıyan hüküm arşivde saklanır ve asıl olarak kabul edilir.
Tek hâkimli ile toplu mahkeme arasındaki fark nedir?
Tek hâkimli mahkemede hükmü yazıp imzalayan yalnızca o hâkimdir.
Toplu mahkemede hüküm, başkan veya başkanın seçtiği bir üye tarafından yazılır ve heyet üyeleri imzalar.
Yazma yetkisi tek hâkimde, heyette ise başkan ya da seçilen üyede toplanır; imza zorunluluğu her iki halde de hâkim ve zabıt kâtibini kapsar.
Karşı oy yazılı ile karşı oy yok arasındaki fark nedir?
Heyetten bir hâkim çoğunluğa katılmamışsa, gerekçesiyle birlikte karşı oy hükme yazılır.
Oybirliğiyle verilen kararda karşı oy yazısı bulunmaz.
Karşı oy veren hâkimin imzası da hükümde yer alır; oy çokluğuyla verilen hükümde karşı oy eklenmediği durumda hükmün eksik yazıldığı kabul edilir.
Hükümde hâkim imzası tamam ile hâkim imzalayamaz hâle gelmiş arasındaki fark nedir?
Hâkim gerekçeli kararı imzalamadan önce ölmüş veya herhangi bir sebeple imzalayamaz hâle gelmişse, tefhim edilen hükme uygun olarak yeni hâkim gerekçeli kararı bizzat yazıp imzalar.
Hâkim imzalayabilmiştir; normal yazım ve imzalama usulü uygulanır.
Toplu mahkemede imzalayamayan hâkimin yerine diğer hâkimler imza atar ve imzalanamama sebebi başkan veya en kıdemli hâkim tarafından yazılır.
Hükmün yazılması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Gerekçeli kararda hüküm sonucunu değiştirip tefhim edilen sonucu korumamak; bu durum kısa karar ile çelişki yaratır.
- Toplu mahkemede karşı oy veren hâkimin gerekçesini hükme yazmadan yalnızca oy sonucunu belirtmek.
- Tefhim edilen hüküm sonucu ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasında tutarsız rakamlar kullanmak; rakamsal çelişki de m.298/2 kapsamında değerlendirilir.
- Hâkim imzalayamaz hâle geldiğinde, yeni hâkimin gerekçeli kararı yalnızca imzalaması ve tefhim edilen hükme uygun yazmaması.
- Toplu mahkemede hükmü imzalayamayan hâkimin imzasının yokluğunu, imzalanamama sebebi yazılmadan geçerli saymak.
- Duruşmada tefhim edilen hükmü, gerekçesiz bir beyanla karşılamak; sonuç gerekçeyle desteklenmemiş olur.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı yazılması, kararın bozulmasını gerektiren hukuka aykırılık sayılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/998 E., 2024/363 K., 03.07.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2023/221 E., 2024/736 K., 18.12.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2024/222 E., 2024/413 K., 12.09.2024)
- Tefhim edilen hüküm ile gerekçeli karar arasında rakamsal çelişki bulunması hâlinde, mahkemenin kısa karar ile gerekçeli karar arasında tutarlılık sağlamadan yalnızca gerekçede düzeltme yapması, bozma nedeni sayılmaktadır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2023/747 E., 2025/1036 K., 26.09.2025)
- Duruşmada tefhim edilen hüküm sonucuna bağlı kalmadan, gerekçesi ya da sonucu farklı bir yazım yapılması hâlinde bozma kararı verilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2023/753 E., 2024/633 K., 21.03.2024)
- Hüküm sonucu tefhim edildikten sonra gerekçeli kararın hâkim tarafından tam olarak yazılması ve hüküm sonucunun m.297/2 biçiminde açıklanması esas kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/221 E., 2024/736 K., 18.12.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2022/1188 E., 2023/632 K., 14.06.2023)
- Duruşmada hüküm yerine yalnızca beyanlara yollama yapılarak gerekçe gösterilmemesi, hukuki dinlenilme hakkına aykırı bulunmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/222 E., 2024/413 K., 12.09.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Hükmün tefhim edilen sonuçla uyumlu olup olmadığını iddia eden taraf, duruşma tutanağı ile gerekçeli kararı karşılaştırarak çelişkiyi ortaya koymalıdır.
- Hüküm sonucunun tefhim edildiği, duruşma tutanağındaki kayıtla ispatlanır; tutanağın bulunmaması hâlinde tarafların beyanı ile birlikte değerlendirilir.
- Karşı oyun hükümde yer aldığı iddiası, hükmün asıl nüshası ile ispatlanır; karşı oy veren hâkimin imzasının bulunmaması, hükmün eksikliği olarak ileri sürülebilir.
- Hükmün imzalanmadığı veya imzalanamama sebebinin yazılmadığı iddiasını ileri süren taraf, hükmün aslı üzerinden bu eksikliği göstermelidir; mahkeme hükmün aslını arşivden getirtebilir.
- Gerekçeli kararın tefhim edilen sonuçla aykırı olduğunu öne süren taraf, bu aykırılığı hüküm fıkrası ile gerekçenin karşılaştırılmasıyla gösterir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.297: Hükmün içeriğini ve hüküm sonucunun tefhim biçimini düzenler. m.298/2'deki uygunluk zorunluluğu, m.297/2'de öngörülen hüküm sonucu biçimine bağlıdır.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.296: Toplu mahkemede oy çokluğuyla karar verilebileceğini düzenler; m.298/3'teki karşı oyun ön koşuludur.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.294: Hüküm sonucunun tefhimi ile gerekçeli kararın yazılması arasındaki sürecin uygulanmasında, bu maddenin hüküm sonucu ile bağlantısını gösterir.
HMK m.299 — Hükmün imza edilememesi
Madde, hüküm sonucu tefhim edildikten sonra gerekçeli kararın imzalanmadan önce hâkimin ölmesi veya imza atamayacak hâle gelmesi durumunda hükmün nasıl imzalanacağını düzenler. Tek hâkimli mahkemelerde yerine gelen hâkimin gerekçeli kararı yazıp imzalamasını, toplu mahkemelerde ise diğer hâkimlerin imzalamasını ve bunun başkan veya en kıdemli hâkim tarafından imzanın nedeni yazılarak onaylanmasını kapsar. Madde, hükmün yazılması ve kimin yazacağı konusunda genel kural koymaz; bu düzenleme 297. maddede yer alır. Hükmün tefhimden önceki aşamalarını, karşı oyun gerekçesini ve hükmün hangi unsurları taşıması gerektiğini düzenlemez (m.297). Hükmün arşivde korunmasını (m.300) ve hüküm nüshalarının verilmesini ve tebliğini (m.301) düzenlemez. Hükmün tefhim edilmemesi ya da yok hükmünde olması hâlleri de bu maddenin kapsamına girmez; bunlar hükmün varlığına ilişkin genel ilkelerle değerlendirilir.
Hükmün imza edilememesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tefhim
- Hüküm sonucunun duruşmada taraflara sözlü olarak okunup duruşma tutanağına geçirilmesi işlemidir. Hükmün hukuki varlık kazanması bu işleme bağlıdır; tefhim edilmeyen karar hükmünde değildir.
- Hüküm sonucu (kısa karar)
- Yargılamayı bitiren kararın hüküm fıkrasıdır ve tefhimle birlikte hukuki varlık kazanır. Gerekçeli karar bu hüküm sonucuna uygun yazılmak zorundadır.
- Gerekçeli karar
- Tefhim edilen hüküm sonucunun gerekçesiyle birlikte yazılmış ve hâkim veya hâkimler tarafından imzalanmış metindir. Madde, bu metnin tefhim edilen hükme uygun yazılmasını ve imzalanmasını hedefler.
- İmza edememe hâli
- Hâkimin ölümü ya da herhangi bir nedenle gerekçeli kararı imzalayamaz duruma düşmesidir. Hâkimin görevden ayrılması ya da başka bir nedenle yargı görevini sürdürememesi bu kapsama girer; ancak maddede sayılmamıştır, yorumla belirlenir.
- Toplu mahkeme
- Birden fazla hâkimden oluşan ve kararı heyet hâlinde veren mahkemedir. Maddedeki özel imza usulü yalnız bu mahkemelerde uygulanır.
Hükmün imza edilememesi: hangi şartlar aranır?
- Hüküm sonucunun tefhim edilmiş olması gerekir; tefhim yapılmadan bu madde uygulanmaz.
- Gerekçeli kararın henüz imzalanmamış olması gerekir.
- Hâkimin ölmesi veya herhangi bir sebeple imzalayamayacak hâle düşmesi gerekir.
- Tek hâkimli mahkemede yerine gelen yeni hâkim, tefhim edilen hükme uygun olarak gerekçeli kararı bizzat yazıp imzalamalıdır.
- Toplu mahkemede hükmün diğer hâkimler tarafından imzalanması gerekir.
- Toplu mahkemede başkan veya en kıdemli hâkim, hükmün altına diğer hâkimin imza edememe sebebini yazarak imza atmalıdır.
Hükmün imza edilememesi: hangi sonuçları doğurur?
- Tefhim edilmiş hüküm, gerekçeli kararın imzalanamaması nedeniyle ortadan kalkmaz; yeni hâkim tarafından gerekçeli karar yazılıp imzalanarak tamamlanır.
- Tek hâkimli mahkemede yeni hâkim, ölen hâkimin imzasını taşımayan metne hukuki varlık kazandıramaz; gerekçeli kararı tefhim edilen hükme uygun olarak bizzat yazması gerekir.
- Toplu mahkemede hüküm diğer hâkimlerce imzalanır; başkan veya en kıdemli hâkim, imza edemeyen hâkimin sebebini hükmün altına yazarak imza eder.
- Toplu mahkemede eksik imza, hâkimlerin imza yetkisi bakımından bir başka hâkimin yetkisine geçirilmez; her hâkim kendi imzasından sorumludur ve imza yerine geçen şerh yalnızca eksikliğin nedenini belirtir.
- Yeni hâkimin gerekçeli kararı tefhim edilen hükme aykırı yazması veya hüküm sonucunu değiştirmesi, madde uyarınca kabul edilmez.
Tek hâkimli mahkeme ile toplu mahkeme arasındaki fark nedir?
Tek hâkimli mahkemede hâkim imzasız kalırsa yerine gelen yeni hâkim gerekçeli kararı yazıp imzalar.
Toplu mahkemede hüküm diğer hâkimler tarafından imzalanır ve yazılı bir şerhle başkan veya en kıdemli hâkim tarafından onaylanır.
Toplu mahkemede yeni hâkim atanmasına gerek kalmaz; hüküm diğer üyelerce imzalanır ve eksik imzanın nedeni hükmün altına yazılır.
Tefhim edilmiş hüküm ile tefhim edilmemiş karar arasındaki fark nedir?
Hüküm sonucu tefhim edilmiş ve gerekçeli kararı imzalanmamış olan durumda madde uygulanır.
Tefhim edilmemiş, yalnızca hâkimin kafasında oluşmuş veya yazılmış ama okunmamış karar bu maddenin kapsamında değildir.
Tefhim edilmemiş karar yok hükmündedir; bu hâlde yeni hâkim bu maddeye dayanarak karar imzalayamaz, yeniden yargılama ve karar gerekir.
Hâkimin imza edememesi ile hâkimin kararı yazmaya devam edememesi arasındaki fark nedir?
Madde, gerekçeli kararı imzalayamayacak hâle gelen hâkimin yerine yeni hâkimin kararı imzalamasını öngörür.
Kararın yazılması ile imzalanması ayrı işlemlerdir; madde yazılmış ama imzalanmamış gerekçeli kararı imzalamayı düzenler.
Hâkimin ölümü veya imza edememesi hâlinde yeni hâkim tefhim edilen hükme uygun gerekçeli kararı kendisi yazmalıdır; ölen hâkimin yazdığı metne imza atması yeterli değildir.
Hükmün imza edilememesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ölen hâkimin yazdığı ve imzaladığı gerekçeli kararı, yeni hâkimin yeniden yazmasına gerek olmadan yalnızca imzalamak; madde yeni hâkimin bizzat yazmasını öngörür.
- Tefhim edilmemiş ya da kısa karar usulüne uygun oluşturulmamış metni bu madde ile tamamlamaya çalışmak; bu hâlde karar yok hükmündedir.
- Toplu mahkemede eksik imzayı yeni hâkim atanarak tamamlamaya çalışmak; madde diğer hâkimlerin imzasını ve başkanın şerhini öngörür.
- Toplu mahkemede hükmün altına imza edemeyen hâkimin sebebini yazmadan başkanın imzasıyla yetinmek; şerh zorunludur.
- Tefhim edilen hükmü yeni hâkimin değiştirerek gerekçeli karar yazması; yazılan karar tefhim edilen hükme uygun olmalıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Hüküm sonucu tefhim edilmeden ya da kısa karar usulüne uygun oluşturulmadan gerekçeli karar yazılmışsa, bu karar hukuken hüküm sayılmaz ve yeni hâkimin imzası bu eksikliği gidermez. (1. Ceza Dairesi, 2018/284 E., 2018/2254 K., 14.05.2018)
- Kısa kararın geçerli olabilmesi için hâkim ve zabıt katibi tarafından imzalanması gerekir; gerekçeli kararda hâkim imzasının bulunması bu eksikliği gidermez. (Hukuk Genel Kurulu, 2012/115 E., 2012/258 K., 28.03.2012)
- Kısa kararda hâkim ve katibin imzası yoksa hüküm geçersiz sayılır. (Hukuk Genel Kurulu, 2012/115 E., 2012/258 K., 28.03.2012)
- Kısa kararı imzalamış hâkimin ölmesi halinde, gerekçeli kararda ölen hâkimin imzası bulunmasa bile, yeni hâkimin kısa karara uygun gerekçeli karar yazıp imzalaması gerekir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2022/32 E., 2023/121 K., 10.02.2023)
- Kısa karar açıklandıktan sonra emekli olan ya da ayrılan hâkimin yerine gelen yeni hâkim, bu maddeye dayanarak gerekçeli kararı imzalayabilir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2022/32 E., 2023/121 K., 10.02.2023)
- Mahkemece tefhim edilmiş hükmün bozulmadan düzeltilmesi ya da yeni hâkimin bu hükme uymaması, sonucu bozma nedeni olabilir. (Ceza Genel Kurulu, 2014/504 E., 2018/108 K., 20.03.2018)
Nasıl ispat edilir?
- Hükmün tefhim edildiğini iddia eden taraf, duruşma tutanağı ile bu tutanağın hâkim ve zabıt katibi tarafından imzalandığını ortaya koymalıdır.
- Gerekçeli kararın yeni hâkim tarafından yazılıp imzalandığı iddia edilirse, kararın kendisi ve hâkimlerin imza bilgisi ile yazı işleri kayıtları delil olarak kullanılmalıdır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2022/32 E., 2023/121 K., 10.02.2023)
- Toplu mahkemede eksik imzanın nedeni, başkan veya en kıdemli hâkimin hükmün altına yazdığı şerhten anlaşılır; şerh bulunmadığında bu eksikliği ileri süren taraf ispat etmelidir.
- Tefhim edilmemiş bir kararın yok sayılması iddiasında, tefhimin yapılmadığını iddia eden taraf duruşma tutanağındaki eksikliği göstermelidir. (1. Ceza Dairesi, 2018/284 E., 2018/2254 K., 14.05.2018)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.297: Hükmün unsurlarını ve yazılış biçimini düzenler; m.299 bu kurallara uygun olarak yazılmış ama imzalanmamış kararın tamamlanmasını sağlar.
- 6100 sayılı Kanun m.300: İmzalanan hükmün arşivde korunmasını düzenler; m.299 uyarınca imzalanmış ve mühürlenmiş hükmün arşive girmesini izler.
- 6100 sayılı Kanun m.301: İmzalanıp mühürlenmiş hükmün nüshalarının taraflara verilmesini ve tebliğini düzenler; m.299 ile tamamlanan hükmün bu nüshalara konu olmasını sağlar.
HMK m.300 — Hükmün korunması
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 300. maddesi, hükme katılan hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını ile mahkeme mührünü taşıyan hükmün arşivde korunmasını düzenler. Hükmün yazımı, imzalanması ve tebliği gibi konular bu maddenin kapsamında değildir (m.301). Madde, hükmün arşivlenmesine ilişkin olup tarafları ve hükmün içeriğini doğrudan düzenlemez. Hükmün usulüne uygun biçimde oluşturulmamasının yargılama üzerindeki sonuçları ile kesin hüküm etkisi bu maddenin konusu değildir. Hükmün düzeltilmesi ve maddi hata ile ilgili düzenlemeler de maddenin kapsamı dışındadır.
Hükmün korunması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Hüküm
- Mahkemenin davayı karara bağlayan ve hüküm fıkrasını içeren kararı. Madde, arşivde korunacak olan nesneyi bu kavram üzerinden belirler.
- Hükme katılan hâkimler
- Hükmün verilmesinde görev almış ve kararı imzalayan hâkimlerdir. Hükmün geçerli biçimde korunabilmesi için imzalarının bulunması gerekir.
- Zabıt kâtibi
- Duruşma tutanağını tutan ve hükmü imzalayan mahkeme personelidir. Kâtibin imzası da hükmün arşivde korunması için aranan unsurlardan biridir.
- Mahkeme mührü
- Mahkemeyi temsil eden resmi damgadır. Hükmün arşivde korunabilmesi için mühürle birlikte bulunması gerekir.
Hükmün korunması: hangi şartlar aranır?
- Hükmün, hükme katılan hâkimlerin imzasını taşıması bulunmalıdır.
- Hükmün, zabıt kâtibinin imzasını taşıması bulunmalıdır.
- Hükmün, mahkeme mührünü taşıması bulunmalıdır.
- Bu unsurları taşıyan hükmün arşivde korunması sağlanmalıdır.
Hükmün korunması: hangi sonuçları doğurur?
- İmza ve mühürle oluşturulan hüküm arşivde korunur.
- Hükme katılan hâkimlerden birinin imzası eksikse, hüküm madde kapsamındaki koruma unsurunu taşımaz.
- Zabıt kâtibinin imzası veya mahkeme mührü eksikse, hüküm madde uyarınca arşivde korunmaz.
- Mahkeme mührünün bulunmaması, hükmün dosyadaki diğer unsurlarla bütünlük içinde değerlendirilmesini engellemez; eksikliğin giderilmesi mümkündür. (1. Hukuk Dairesi, 2013/22465 E., 2014/923 K., 23.01.2014)
Arşivde korunan hüküm ile imza ve mühür eksik hüküm arasındaki fark nedir?
Hâkim ve zabıt kâtibi imzalarını ile mahkeme mührünü taşıyan hüküm, madde uyarınca arşivde korunur.
Bu unsurlardan birini taşımayan hüküm, maddenin koruduğu nitelikte bir hüküm olarak değerlendirilmez.
Arşivde koruma güvencesi yalnızca eksiksiz biçimde oluşturulmuş hükme tanınır. Eksik unsur, hükmün usulüne uygun olmadığı anlamına gelir.
Hükmün korunması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hükmün arşivde korunmasını, hükmün tebliğ edilmiş olmasıyla karıştırmak; oysa madde yalnızca imza ve mühür unsurlarını düzenler.
- Mahkeme mührünün eksikliğini her durumda hükmü geçersiz saymak; uygulamada eksikliğin giderilebileceği kabul edilmektedir. (1. Hukuk Dairesi, 2013/22465 E., 2014/923 K., 23.01.2014)
- Hâkim imzası ile zabıt kâtibi imzasını aynı unsur gibi değerlendirmek; madde her ikisini ayrı ayrı şart koşar.
- Kesin hüküm sorununu m.300 kapsamında çözmeye çalışmak; taraf aynılığı ve kesin hüküm koşulları ayrı değerlendirilir. (20. Hukuk Dairesi, 2017/3549 E., 2018/7725 K., 30.11.2018)
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkeme mührünün bulunmaması, hükmün usulüne uygun olmasını kendiliğinden ortadan kaldırmadığı ve eksikliğin giderilebileceği kabul edilmektedir. (1. Hukuk Dairesi, 2013/22465 E., 2014/923 K., 23.01.2014)
- Kesin hüküm değerlendirmesinde, ilk kararın sonradan açılan davada taraf aynılığı bulunmadığı için maddi anlamda kesin hüküm oluşturmayacağı kabul edilmekte ve bu nedenle dava şartı yokluğundan reddin gerektiği belirtilmektedir. (20. Hukuk Dairesi, 2017/3549 E., 2018/7725 K., 30.11.2018)
Nasıl ispat edilir?
- Hükmün imzalı ve mühürlü olup olmadığı, mahkeme dosyasındaki asıl hükümden anlaşılır; eksikliği ileri süren taraf bunu dosya üzerinden ortaya koymalıdır.
- Hükmün arşivde korunup korunmadığı, mahkemenin arşiv kayıtları ile belgelenir.
- Hükmün eksik unsur taşıdığını ileri süren taraf bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür; karşı taraf ise hükmün unsurlarının tamam olduğunu dosyadaki belgelerle gösterebilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.301: Hükmün yazılması, imzalanması ve mühürlenmesinden sonra nüshalarının çıkarılmasını düzenler; m.300'ün koruduğu imzalı ve mühürlü hükmün oluşum sürecini tamamlar.
HMK m.301 — Hüküm nüshası
Bu madde, hüküm yazılıp imzalandıktan ve mühürlendikten sonra hükmün nüshalarının taraflara ve dosyaya nasıl konulacağını düzenler. Düzenlediği konular; nüshaların verilmesi ve tebliği, dosyada saklanması, taraflara verilen nüshanın ilam sayılması ve farklı nüshalar bulunduğunda hangisinin esas alınacağıdır. Madde, mahkemece yapılacak hüküm nüshası işlemlerini kapsar ve hükmün taraflara ve ilgili kişilere uygulanır. Madde, hükmün yazılmasını, imzalanmasını ve muhafazasını düzenlemez (m.298-300). Hükmün tefhimi ve kararın verilmesi de bu maddenin konusu değildir (m.294). Tavzih, tashih ve tamamlama yoluyla hükmün düzeltilmesi (m.304-306) ile hükmün kesinleşmesi ve kesinleşme şerhi (m.302) bu maddede yer almaz. Talep üzerine hüküm nüshası verilmesine ilişkin Yazı İşleri Yönetmeliği hükümleri de bu maddenin kapsamı dışındadır.
Hüküm nüshası: hangi kavramlar bilinmeli?
- Hüküm nüshası
- Yazı işleri müdürü tarafından, imzalanmış ve mühürlenmiş hükmün taraflara makbuz karşılığında verilen ya da dosyada saklanan kopyasıdır. Dosyada saklanan nüsha ile tarafa verilen nüsha ayrı işlevlere sahiptir.
- İlam
- Taraflardan her birine verilen hüküm nüshasıdır. Hükmün kendisi ile aynı şey değildir; ilam, hükmün tarafa ulaşan kopyasıdır.
- Karar kartonu
- Mahkemede dava sonunda verilen kararların saklandığı kartondur. Mahkemenin arşivinde tutulan asıl hüküm burada bulunur ve farklı nüsha durumunda esas alınır.
- Makbuz karşılığı verilme
- Hüküm nüshasının tarafa teslim edildiğinin belgelenmesi yöntemidir. Nüsha, tarafın teslim aldığına dair makbuz alınarak verilir.
Hüküm nüshası: hangi şartlar aranır?
- Hükmün yazılıp imzalanmış ve mahkeme mührü ile mühürlenmiş olması gerekir.
- Hüküm nüshalarının yazı işleri müdürü tarafından hazırlanıp verilmesi gerekir.
- Nüshaların taraflardan her birine makbuz karşılığında verilmesi gerekir.
- Nüshalardan birinin gecikmeksizin diğer tarafa tebliğ edilmesi gerekir.
- Hükmün bir nüshasının dosyasında saklanması gerekir.
- Tarafların elindeki nüshaların farklı olması halinde karar kartonundaki nüshanın esas alınması gerekir.
Hüküm nüshası: hangi sonuçları doğurur?
- Hüküm nüshası makbuz karşılığında verildiğinde, tarafın nüshayı teslim aldığı belgelenmiş olur.
- Diğer tarafa gecikmeksizin tebliğ edilen nüsha, o tarafın da hükme ulaşmasını sağlar.
- Taraflardan birine verilen hüküm nüshası ilam niteliği taşır ve kanun yollarına ilişkin süreler bu ilamın tebliğiyle işlemeye başlar (m.345).
- Tarafların elindeki nüshalar farklıysa karar kartonundaki nüsha esas alınır.
- Dosyada hükmün bir nüshasının saklanması zorunludur; asıl hüküm mahkemede kalır.
- Hükmün tarafa verilmesi ya da tebliği, hükmün varlığını ya da geçerliliğini kendiliğinden değiştirmez.
Hüküm ile ilam arasındaki fark nedir?
Hüküm, mahkemenin verdiği ve imzalayıp mühürlediği asıl karardır. Dosyada ve karar kartonunda saklanır.
İlam, taraflardan her birine verilen hüküm nüshasıdır.
Dosyada kalan hüküm ile tarafa verilen ilam ayrı belgelerdir. Tarafa verilen nüshaya ilam denmesi, hükmün kendisinin değiştiği anlamına gelmez.
Taraf nüshası ile dosya nüshası arasındaki fark nedir?
Taraflara makbuz karşılığında verilen nüsha, tarafın elindeki belgedir.
Dosyada saklanan nüsha, mahkemenin kendi arşivindeki belgedir.
İki nüsha farklıysa dosyadaki (karar kartonundaki) nüsha esas alınır; taraf nüshası tek başına belirleyici değildir.
Tarafa verilme ile tebliğ arasındaki fark nedir?
Tarafa makbuz karşılığında verilen nüsha, tarafın talebine bağlıdır.
Diğer tarafa yapılan tebliğ, nüshanın gecikmeksizin gönderilmesidir.
Taraf talep etmeden hükmün tebliğ çıkarılması, hâkimin resen harekete geçtiği hâller ve özel hükümler dışında söz konusu değildir (Yönetmelik m.216/1).
Hüküm nüshası: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hükmü ile ilamı aynı şey saymak; tarafa verilen nüsha ilam olsa da hükmün kendisi dosyada kalır.
- Vekili olan tarafa yapılan tebliği asıl tarafa yapılmış gibi değerlendirmek; ilam vekile verilmelidir ve asile yapılan tebligat istinaf süresini başlatmaz.
- Tarafın elindeki nüshayı, karar kartonundaki nüshaya karşı esas almak; farklılık halinde karar kartonundaki nüsha esas alınır.
- Hükmün bir nüshasının dosyada saklanmasını atlamak ya da tarafa verilen nüshayı dosya nüshasının yerine koymak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Tarafa verilen hüküm nüshasının vekile tebliğ edilmesi gerektiği ve vekili olan tarafa yapılan ilam tebliğinin istinaf süresini başlatmadığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/1398 E., 2021/1093 K., 07.10.2021)
- Hükmün nüshalarının tarafa verilmesi ve diğer tarafa tebliği zorunlu bir işlem olarak uygulanmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/1398 E., 2021/1093 K., 07.10.2021)
- Davanın feragat nedeniyle reddine ilişkin kararlarda bu madde hüküm nüshası verilmesinin dayanağı olarak gösterilmektedir. (Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, 2023/30 E., 2023/111 K., 27.03.2023; Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, 2023/6 E., 2023/108 K., 23.03.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Hüküm nüshasının tarafa verildiğini ve makbuzun alındığını gösteren belge, nüshanın teslim edildiğinin ispatı için esas delildir; makbuz bulunmazsa teslim mahkeme kayıtlarıyla ayrıca ispatlanmalıdır.
- Diğer tarafa yapılan tebliğ, tebligat evrakı ile ispatlanır; tebliğ yapılmadığını iddia eden taraf bunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Tarafların elindeki nüshaların farklılığı iddia edildiğinde, karar kartonundaki nüshanın içeriğini karşılaştırmak için dosyanın celbi gerekir; karar kartonu nüshası esas alındığından, farklılığı ileri süren taraf farkı belgeyle ortaya koymalıdır.
- İlamın tebliği tarihi, istinaf süresinin başlangıcının ispatında önemlidir; tebliğ tarihini gösteren belge dosyada aranmalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.300: Hükmü imzalayan hâkimler ile zabıt kâtibinin imzalarını ve mahkeme mührünü taşıyan hükmün arşivde korunmasını düzenler; asıl hükmün nerede saklanacağını belirleyerek bu maddedeki karar kartonu esasına dayanak oluşturur.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.298: Hükmün yazılışını ve imzalanmasını düzenler; bu maddede söz konusu olan nüshalar, o maddede hazırlanıp imzalanan hükümden çıkarılır.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.345: İlam tebliğ edildiğinde istinaf süresinin işlemeye başlamasını düzenler; bu maddede taraflara verilen nüshanın ilam sayılmasının sonucunu tamamlar.
HMK m.302 — İlamın alınması, kesinleşme kaydı ve harçlar
Madde, mahkemece verilen hükmün taraflara ilam olarak verilmesini, harç ödenmemişken ilamın alınabilmesini ve hükmün tebliğ, takip ve kanun yollarına başvuru bakımından harç ödemesine bağlanmamasını düzenler. Ayrıca hükmün kesinleştiğinin hükmün üzerine yazılan kesinleşme kaydıyla belirtilmesini ve kanun yollarından geçerek kesinleşen kararlarda kesinleşme kaydının yapılması ile gerekli bildirimleri konu alır. Kural, çekişmeli yargıda taraflar ve hükmü veren mahkeme bakımından uygulanır. Madde, ilamın harç hesabını, karar ve ilam harcının miktarını ve tahsil usulünü düzenlemez; bunlar Harçlar Kanunu ile harç mevzuatına aittir. Hükmün tebliği usulü, kanun yollarının süreleri ve yetkisi ile hükmün tashihi ve tavzihi de bu maddede düzenlenmez ve sırasıyla tebligat, kanun yolları ve hüküm bölümündeki ilgili maddelerde yer alır.
İlamın alınması, kesinleşme kaydı ve harçlar: hangi kavramlar bilinmeli?
- İlam
- Taraflardan her birine verilen hüküm nüshasıdır. Gerekçeli kararın yazılmasından sonra taraflardan biri talep ederek ilamı alabilir. Ara kararlar ve esas hakkında olmayan usule ilişkin son kararlar ilam niteliği taşımaz.
- Bakiye karar ve ilam harcı
- Hüküm verilirken alınması gereken nihai harcın, peşin ödenen kısmı düşüldükten sonra kalan bölümüdür. Bu bakiye ödenmemiş olsa bile madde 302/2 uyarınca işlemler yürütülür.
- Kesinleşme kaydı
- Hükmün kanun yolları tüketildikten sonra ya da kanun yoluna başvurulmadan kesinleştiğini gösteren, hükmün altına veya arkasına yazılan, tarih ve mahkeme mührü ile hâkim veya başkan imzasını taşıyan şerhtir.
- Talep şartı
- Hâkimin resen harekete geçtiği haller ve özel hükümler saklı kalmak kaydıyla, hükmün tebliğe çıkarılabilmesi için taraflardan birinin talebinin bulunmasıdır.
İlamın alınması, kesinleşme kaydı ve harçlar: hangi şartlar aranır?
- Hükmün gerekçeli kararla birlikte yazılmış ve taraflara verilebilir nüsha hâline gelmiş olması gerekir.
- Ilamın alınması için tarafın talepte bulunması gerekir; talep eden taraf ilamı harç ödenmiş olup olmadığına bakılmaksızın her zaman alabilir.
- Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel olmamalıdır; bu bir koşul değil, bir engelin yokluğudur.
- Hükmün kesinleşmiş sayılabilmesi için kanun yolunun tüketilmiş olması ya da kanun yoluna başvurulmamış olması gerekir; kesinleşme ancak kesinleşme kaydıyla belirtilir.
- Kanun yollarından geçerek kesinleşen kararda kesinleşme kaydının yapılması ve bunun yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yapılması gerekir.
İlamın alınması, kesinleşme kaydı ve harçlar: hangi sonuçları doğurur?
- Taraflar harcın ödenmiş olup olmadığına bakılmaksızın ilamı her zaman alabilir.
- Bakiye karar ve ilam harcı ödenmemiş olsa da hüküm tebliğe çıkarılabilir, takibe konulabilir ve kanun yollarına başvurulabilir.
- Harç ödenmemiş olması, hükmün kesinleşmesini engellemez; kesinleşme ancak kesinleşme kaydıyla belirtilir.
- Kesinleşme kaydı, hükmün altına veya arkasına yazılır, tarih ve mahkeme mührü konur ve başkan veya hâkim tarafından imzalanır.
- Kanun yollarından geçerek kesinleşen kararlarda kesinleşme kaydı yapılır ve kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimler ilk derece mahkemesince yapılır.
- Harç yükümlülüğü, bu madde nedeniyle ortadan kalkmaz; harç alacağı ilgili harç mevzuatına göre ayrıca tahsil edilir.
- Harca ilişkin diğer kanunların bu maddeye aykırı hükümleri uygulanmaz; bu hüküm, Harçlar Kanunu dâhil diğer kanunlar karşısında emredicidir.
Ilamın alınması ile harcın ödenmesi arasındaki fark nedir?
Ilamın alınması, harç ödemesine bağlı tutulmaz; taraf harcını yatırmamış olsa da ilamı alabilir.
Harç ödenmeden yapılamayan işlemler, Harçlar Kanunu uyarınca takip eden işlemlerdir ve bu madde kapsamında değildir.
Harcın ödenmemesi ilam almayı engellemez; buna karşılık harç yükümlülüğü ayrıca devam eder.
Hükmün tebliği, takibi, kanun yolu ile kesinleşme arasındaki fark nedir?
Bakiye harç ödenmemiş olsa da hükmün tebliği, takibi ve kanun yoluna başvuru yapılabilir.
Kesinleşme kaydı, kanun yollarının tüketilmesine bağlıdır ve bu aşamada harç ödemesi kesinleşmenin ön koşulu sayılmaz.
Harç eksikliği yargılama işlemlerinin ilerlemesini durdurmaz; ancak harç alacağı ayrıca tahsil edilir.
Resen harekete geçilen hal ile talep üzerine tebliğ arasındaki fark nedir?
Hâkimin resen harekete geçtiği haller ile özel hükümler saklıdır.
Bunların dışında hüküm, taraflardan birinin talebi olmadıkça tebliğe çıkarılmaz.
Tebliğ talebi olmayan halde hüküm tebliğe çıkarılmaz; talep eden tarafa makbuz karşılığı bir nüsha, diğer tarafa ise tebliğ edilmek üzere ikinci nüsha verilir.
Kanun yolu sonrası kesinleşme ile doğrudan kesinleşme arasındaki fark nedir?
Kanun yoluna başvurulmuş ve kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararlarda, kesinleşme kaydı ile birlikte ilk derece mahkemesince gerekli bildirimler yapılır.
Kanun yoluna başvurulmadan kesinleşen kararda kesinleşme kaydı, hükmün altına veya arkasına yazılarak belirtilir.
Kesinleşme kaydının yapılması ve bildirim işlemleri, kararın kanun yolundan geçip geçmediğine göre ilk derece mahkemesinin işi olur.
İlamın alınması, kesinleşme kaydı ve harçlar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Bakiye harç ödenmediği için ilamı vermemek veya tebliği ertelemek; madde 302/2 bu işlemlerin harca bağlanmasını yasaklar.
- Kesinleşme kaydını harç ödenmediği için yapmamak; madde kesinleşme için harç ödemesini şart koşmaz.
- Kanun yoluna başvurulmamış kararda kesinleşme kaydını ilk derece mahkemesinin bildirim işlemiyle karıştırmak; kesinleşme kaydı hükmün üzerine yazılır, bildirim ise kanun yolundan geçerek kesinleşen kararlar içindir.
- Kesinleşme kaydını yalnızca tarih ve mühür ile yetinerek imzayı atlamak; madde başkan veya hâkim imzasını da arar.
- Taraflardan birinin talebi olmadan hükmün tebliğe çıkarılacağını varsaymak; resen harekete geçilen haller ve özel hükümler dışında talep gerekir.
- Madde ile Harçlar Kanunu'nun harç hesabını karıştırmak; bu madde harç miktarını düzenlemez, yalnızca harcın işlemlere engel olmadığını söyler.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemelerin, kanun yolu tüketilerek kesinleşen kararlarda kesinleşme kaydının ilk derece mahkemesince yapılmasını ve gerekli bildirimlerin buradan çıkmasını kabul ettiği görülmektedir. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/121 E., 2024/248 K., 24.10.2024; 2. Hukuk Dairesi, 2022/9933 E., 2023/659 K., 21.02.2023; 6. Hukuk Dairesi, 2025/808 E., 2025/2947 K., 16.09.2025)
- Kesinleşme kaydının hükmün kanun yolundan geçip geçmediğine göre ilk derece mahkemesince yapıldığı, kararların bu usulle kesinleştirildiği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2022/9555 E., 2023/247 K., 17.01.2023; İkinci Bölüm, 2020/33385 E., 10.07.2024)
- Kesinleşme kaydının yapılması için tarih, mahkeme mührü ve hâkim ya da başkan imzasının bulunmasının gerektiği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2025/301 E., 2025/726 K., 02.05.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Hükmün kesinleştiğini ileri süren taraf, kesinleşmenin bu maddede öngörülen şerh ile belirtildiğini ortaya koymalıdır; şerh, hükmün altında ya da arkasında bulunan tarih, mahkeme mührü ve imza ile gösterilir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2025/301 E., 2025/726 K., 02.05.2025)
- Harcın ödenmemiş olması, ilamın alınması ve tebliğ, takip ve kanun yoluna başvuru için bir engel değildir; harcın ödenmediğini ileri süren karşı taraf bu nedenle işlemi durdurabilmek için bir dayanak gösteremez.
- Kanun yolundan geçerek kesinleşen kararda kesinleşme kaydının yapıldığını gösteren belge, ilk derece mahkemesinin dosyasındaki kayıtlardan ve hükmün üzerine yazılan şerhten izlenebilir. (6. Hukuk Dairesi, 2025/808 E., 2025/2947 K., 16.09.2025)
- Kesinleşmenin kanun yolu tüketilerek mi yoksa kanun yoluna başvurulmadan mı gerçekleştiğini belirleyen dosya kayıtları, kesinleşme kaydının niteliğini de gösterir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.301: Gerekçeli kararın yazılmasıyla birlikte taraflara verilen hüküm nüshasının ilam olarak tanımlanmasının dayanağıdır.
- 6100 sayılı Kanun m.359: Kesinleşen kararlarda ilk derece mahkemesince tebliğ ve harç tahsili işlemlerinin yapılmasına ilişkin uygulamada birlikte anılan kanun yolu hükmüdür.
HMK m.303 — Kesin hüküm
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 303. maddesi, şekli ve maddi anlamda kesin hükmün şartlarını, hükmün objektif sınırını (hangi taleplerin hükme bağlandığını) ve kişi bakımından sınırlarını düzenler. Kesin hükmün kişi bakımından etkisi; tarafların küllî halefleri, dava konusu şeyi sonradan devralan ya da üzerinde sınırlı ayni hak veya fer'î zilyetlik kazanan kişiler ve müteselsil borçluluk/alacaklılık ilişkilerinde diğer müteselsil borçlu ya da alacaklılar bakımından sonucu kapsar. Madde, kesin hükmün yargılamanın iadesi, eski hale getirme veya kesinleşme şerhi gibi usul işlemlerini düzenlemez; bunlar ayrı maddelerde ve kanun yollarına ilişkin hükümlerde yer alır. Kesin hükmün ön koşulu olan şekli kesinleşme ile ilgili ayrıntılar ve tespit davası gibi konular da bu maddenin kapsamı dışında kalır.
Kesin hüküm: hangi kavramlar bilinmeli?
- Şekli anlamda kesinleşme
- Hükme karşı olağan kanun yollarına (istinaf ya da temyiz) başvurulamaması durumudur. Maddi anlamda kesin hükmün ön koşuludur; hükmün içeriğine değil, kanun yolu imkânının tükenmesine bağlıdır.
- Maddi anlamda kesin hüküm
- Şekli anlamda kesinleşmiş bir hükmün, aynı taraflar arasındaki sonraki davada bağlayıcılık doğuran niteliğidir. Yeni davanın, önceki hükmün konusunu yeniden tartışmasını engeller.
- Dava sebebi
- Davanın dayandığı vakıalar ve hukuki sebeptir. İki davanın aynı dava sebebine dayanıp dayanmadığı, kesin hüküm bakımından ayrı bir karşılaştırma konusudur.
- Hüküm fıkrası
- Mahkemenin talep hakkında verdiği sonucu gösteren kısımdır. Maddede kesin hükmün objektif sınırı bu fıkraya bağlanmıştır; gerekçe de yalnızca hüküm fıkrasına bağlı talepler kadar kapsanır.
- Küllî halef
- Tarafın tüm mal varlığına, yani bütün haklarına ve borçlarına ölüm veya birleşme gibi sebeplerle geçen kişidir (örneğin mirasçılar). Küllî halef kesin hükümle doğrudan bağlıdır.
- Cüzî halef
- Dava konusu şeyin mülkiyetini devralan ya da üzerinde sınırlı ayni hak veya fer'î zilyetlik kazanan kişidir. Hükmün kesinleşmesinden sonra hak kazanması şarttır ve iyiniyet koruması ayrıca değerlendirilir.
- Müteselsil borçluluk
- Birden fazla borçlunun alacaklıya karşı tamamını ifa ile yükümlü olduğu borç ilişkisidir. Maddenin beşinci fıkrası bu ilişkide kesin hükmün diğer müteselsil borçlular hakkında etkisiz olduğunu belirtir.
Kesin hüküm: hangi şartlar aranır?
- Önceki hükmün şekli anlamda kesinleşmiş olması gerekir.
- İki davanın taraflarının aynı olması gerekir.
- İki davanın dava sebeplerinin (vakıaların) aynı olması gerekir.
- İlk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davadaki talep sonucunun aynı olması gerekir.
- Yalnızca hükme bağlanmış talepler hakkında kesin hüküm oluşur; hükme bağlanmamış talep bakımından kesin hüküm doğmaz.
- Cüzî halef bakımından, hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu üzerinde hak kazanmış olması ve iyiniyetle mal edinme hükümlerinin koşullarının bulunmaması gerekir.
- Müteselsil borç ya da alacak ilişkisinde kesin hükmün etkisinin, hükmün verildiği ilişkideki tarafla sınırlı kalması gerekir; diğer müteselsil borçlu ya da alacaklı hakkında geçerli olmadığı kabul edilir.
Kesin hüküm: hangi sonuçları doğurur?
- Şekli ve maddi anlamda kesinleşmiş bir hükmün taraflarının ve küllî halefleri hakkında, aynı dava sebebi ve aynı talep sonucu bakımından yeni davayı engelleyen bağlayıcı etkisi doğar.
- Yeni dava açılırsa kesin hüküm itirazı ileri sürülür ve dava, dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilir.
- Dava konusu şeyi taraflardan devralan ya da üzerinde sınırlı ayni hak veya fer'î zilyetlik kazanan kişiler, hükmün kesinleşmesinden sonra bu konumu kazanmışsa kesin hükümle bağlanır.
- Cüzî halef iyiniyetle mal edinmişse ve TMK'daki iyiniyet koşulları gerçekleşmişse kesin hükümden etkilenmez.
- Müteselsil borçlulardan biri ile alacaklı arasındaki kesin hüküm, diğer müteselsil borçlular ve alacaklılar hakkında sonuç doğurmaz.
- Hükme bağlanmamış talep bakımından kesin hüküm oluşmaz ve bu talep için ayrı dava açılabilir.
- Kesin hüküm, taraflar arasında sözleşmeyle değiştirilemez; kamu düzenine ilişkindir.
Küllî halef ile cüzî halef arasındaki fark nedir?
Küllî halef, tarafın bütün mal varlığına ya da kişiliğine geçen kişidir (örneğin mirasçı). Maddenin üçüncü fıkrasına göre kesin hüküm kendisi hakkında doğrudan geçerlidir.
Cüzî halef, yalnızca dava konusu şeyin mülkiyetini ya da üzerinde sınırlı bir ayni hakkı devralan kişidir. Dördüncü fıkraya göre ancak hükmün kesinleşmesinden sonra hak kazanmış olması hâlinde bağlanır.
Küllî halef hakkında kesin hüküm koşulsuz etkili olur; cüzî halef hakkında ise hükmün kesinleşmesinden sonra hak kazanmış olması ve iyiniyet koruması ayrıca aranır.
Mülkiyet devri ile sınırlı ayni hak veya fer'î zilyetlik arasındaki fark nedir?
Mülkiyetin devralınması, dava konusu şeyin tam hakkının el değiştirmesidir.
Sınırlı ayni hak (örneğin intifa, rehin) ya da fer'î zilyetlik, mülkiyetten ayrı ve sınırlı bir yetkidir.
Dördüncü fıkra her iki hâli de kapsar; ancak mülkiyet devri hâlinde iyiniyet koruması TMK'daki iyiniyetle mal edinme hükümleri üzerinden değerlendirilir.
Müteselsil borçlular arası ile tek borçlu hâli arasındaki fark nedir?
Müteselsil borçlulardan biri ile alacaklı arasında oluşan kesin hüküm, beşinci fıkraya göre diğer müteselsil borçlular hakkında geçerli değildir.
Tek borçlu ile alacaklı arasındaki hükümde ise taraflar dışında kimse yoktur; kesin hüküm doğrudan o ilişkiyi bağlar.
Müteselsil ilişkide her borçlu hakkındaki hüküm ayrı ayrı değerlendirilir; biri hakkındaki kesin hüküm diğerlerini bağlamaz.
Hükme bağlanmış talep ile hükme bağlanmamış talep arasındaki fark nedir?
İkinci fıkraya göre yalnızca hüküm fıkrasında karara bağlanmış talepler hakkında kesin hüküm oluşur.
Hükme bağlanmamış bir talep, mahkemenin karar vermediği konudur ve kesin hüküm doğurmaz.
Hükme bağlanmamış talep, sonradan ayrı bir davada yeniden ileri sürülebilir.
Kesin hüküm: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kesin hükmü yalnızca taraf aynılığına bakarak kurmak; dava sebebi ve talep sonucunun aynılığını ayrıca incelememek.
- Hükme bağlanmamış talepleri de kesin hükmün kapsamına dahil etmek; ikinci fıkra gereği bu talepler hakkında kesin hüküm doğmaz.
- Gerekçedeki tespitlerin tamamını kesin hükme dahil etmek ya da tamamen dışarıda bırakmak; hükmün sonucunu zorunlu kılan gerekçe kapsam içinde değerlendirilmelidir.
- Şekli anlamda kesinleşmeden maddi anlamda kesin hükümden söz etmek; şekli kesinleşme maddi kesinliğin ön koşuludur.
- Cüzî halefi küllî halef gibi değerlendirmek; cüzî halef yalnızca hükmün kesinleşmesinden sonra hak kazanmışsa ve iyiniyet koşulları gerçekleşmemişse bağlanır.
- Müteselsil borçluluk ilişkisinde kesin hükmün diğer müteselsil borçlular hakkında da geçerli olduğunu varsaymak; beşinci fıkra bunu açıkça reddeder.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kesin hüküm, mahkemeler tarafından hüküm fıkrasının yanında hükme dayanak gerekçedeki tespitleri de kapsayacak biçimde değerlendirilmektedir; hükmün sonucunu zorunlu olarak belirleyen gerekçe kesin hükmün kapsamındadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/425 E., 2024/436 K., 18.09.2024)
- Kesin hüküm itirazının başarılı olabilmesi için iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve talep sonucunun aynı olması birlikte aranmaktadır; bu üç unsurdan biri eksikse kesin hüküm kabul edilmemektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/2239 E., 2026/770 K., 24.04.2026; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/781 E., 2024/1333 K., 10.10.2024)
- Maddenin birinci fıkrası uyarınca önceki davanın şekli anlamda kesinleşmiş olması, kesin hüküm itirazının ilk koşulu olarak değerlendirilmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2026/114 E., 2026/264 K., 04.02.2026; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1285 E., 2025/1354 K., 25.06.2025; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/858 E., 2025/986 K., 14.05.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Kesin hükmün varlığını ileri süren taraf, önceki hükmün şekli anlamda kesinleşmiş olduğunu kesinleşme şerhi ya da kesinleşme belgesiyle ispatlar.
- Taraf ve dava sebebinin aynılığını ileri süren taraf, önceki dava dosyası ve dilekçelerle ispat eder; bu hususta yazılı belgeler öncelikli delildir.
- Hükme bağlanmamış bir talep bulunduğunu savunan taraf, hüküm fıkrasının bu talebi kapsamadığını gösterir; gerekçeye dayanmak isteyen taraf, gerekçenin hükmün sonucunu zorunlu olarak belirlediğini ortaya koymalıdır.
- Cüzî halef olduğunu savunan taraf, mülkiyet devri veya sınırlı ayni hak kazanımını tapu kaydı gibi resmî belgelerle ispatlar; iyiniyetini savunan taraf, devir sırasındaki bilgisizliğini ispatla göstermek zorundadır.
- Müteselsil borçlu ilişkisinde kesin hükmün etkisizliğini savunan taraf, borç ilişkisinin müteselsil niteliğini ve hükmün kimin hakkında verildiğini belgelerle ortaya koyar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.114/1-i: Dava şartlarından birinin kesin hüküm olması hâlinde, aynı davanın açılmasının dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilmesini sağlar. Madde 303'ün sonucu bu yoldan uygulanır.
- 6100 sayılı Kanun m.115/2: Dava şartı yokluğunda davanın usulden reddedileceğini düzenler; kesin hüküm itirazının sonucunu tamamlar.
- 6100 sayılı Kanun m.374: Yargılamanın iadesi yoluna başvurulabilmesi için hükmün şekli anlamda kesinleşmiş olmasını şart koşar; madde 303'teki şekli kesinleşme ön koşulu ile bağlantılıdır.
- 6100 sayılı Kanun m.375: Yargılamanın iadesi sebeplerini düzenler; kesin hükmün kapsamı ile birlikte değerlendirilir.
- 4721 sayılı Kanun m.1024: Cüzî halef iyiniyeti bakımından mülkiyetin devrinde iyiniyetle mal edinmeye ilişkin hükümler için yapılan atıf, Türk Medenî Kanunu'na yapılmaktadır; bu nedenle kesin cümleler için 4721 sayılı Kanun m.1024 kullanılmamalıdır.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| bir ay | m.294 | (4) Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
48 karar- Hukuk Genel Kurulu, 2023/1142 E., 2025/370 K., 18.06.2025İlgili madde: m.297
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/268 E., 2025/216 K., 09.04.2025İlgili madde: m.294
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/471 E., 2025/64 K., 19.02.2025İlgili madde: m.294
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/221 E., 2024/736 K., 18.12.2024İlgili madde: m.294, m.298
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/283 E., 2024/564 K., 20.11.2024İlgili madde: m.301
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/498 E., 2024/483 K., 02.10.2024İlgili madde: m.297
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/425 E., 2024/436 K., 18.09.2024İlgili madde: m.303
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/222 E., 2024/413 K., 12.09.2024İlgili madde: m.294, m.297, m.298
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/62 E., 2024/412 K., 12.09.2024İlgili madde: m.297
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/302 E., 2024/373 K., 10.07.2024İlgili madde: m.297
Diğer 38 karar
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/998 E., 2024/363 K., 03.07.2024İlgili madde: m.294, m.298
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/956 E., 2023/1153 K., 29.11.2023İlgili madde: m.297
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/1188 E., 2023/632 K., 14.06.2023İlgili madde: m.298
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/692 E., 2023/264 K., 29.03.2023İlgili madde: m.301
- Ceza Genel Kurulu, 2014/504 E., 2018/108 K., 20.03.2018İlgili madde: m.299
- Hukuk Genel Kurulu, 2012/115 E., 2012/258 K., 28.03.2012İlgili madde: m.299
- 3. Hukuk Dairesi, 2025/1457 E., 2025/6004 K., 09.12.2025İlgili madde: m.295
- 6. Hukuk Dairesi, 2025/808 E., 2025/2947 K., 16.09.2025İlgili madde: m.302
- 4. Hukuk Dairesi, 2024/11797 E., 2025/2428 K., 13.02.2025İlgili madde: m.296
- 10. Hukuk Dairesi, 2024/2926 E., 2024/4395 K., 24.04.2024İlgili madde: m.296
- 2. Hukuk Dairesi, 2022/9933 E., 2023/659 K., 21.02.2023İlgili madde: m.302
- 4. Hukuk Dairesi, 2021/22751 E., 2023/777 K., 23.01.2023İlgili madde: m.295
- 2. Hukuk Dairesi, 2022/9555 E., 2023/247 K., 17.01.2023İlgili madde: m.302
- 10. Daire, 2016/1446 E., 2021/7084 K., 29.12.2021İlgili madde: m.301
- 20. Hukuk Dairesi, 2017/3549 E., 2018/7725 K., 30.11.2018İlgili madde: m.300
- 1. Ceza Dairesi, 2018/284 E., 2018/2254 K., 14.05.2018İlgili madde: m.299
- 1. Hukuk Dairesi, 2013/22465 E., 2014/923 K., 23.01.2014İlgili madde: m.300
- İkinci Bölüm, 2020/33385 E., 10.07.2024İlgili madde: m.302
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/2239 E., 2026/770 K., 24.04.2026İlgili madde: m.303
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2026/114 E., 2026/264 K., 04.02.2026İlgili madde: m.303
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2023/747 E., 2025/1036 K., 26.09.2025İlgili madde: m.298
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1285 E., 2025/1354 K., 25.06.2025İlgili madde: m.303
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/858 E., 2025/986 K., 14.05.2025İlgili madde: m.303
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2025/301 E., 2025/726 K., 02.05.2025İlgili madde: m.302
- Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/418 E., 2025/484 K., 20.03.2025İlgili madde: m.294
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/121 E., 2024/248 K., 24.10.2024İlgili madde: m.302
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/781 E., 2024/1333 K., 10.10.2024İlgili madde: m.303
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2023/753 E., 2024/633 K., 21.03.2024İlgili madde: m.298
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2022/1135 E., 2023/1324 K., 07.12.2023İlgili madde: m.295, m.296
- Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, 2023/30 E., 2023/111 K., 27.03.2023İlgili madde: m.301
- Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, 2023/6 E., 2023/108 K., 23.03.2023İlgili madde: m.301
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2022/32 E., 2023/121 K., 10.02.2023İlgili madde: m.299
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/1398 E., 2021/1093 K., 07.10.2021İlgili madde: m.301
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2018/910 E., 2021/161 K., 04.02.2021İlgili madde: m.300
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2019/776 E., 2019/833 K., 29.05.2019İlgili madde: m.295, m.296
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2019/805 E., 2019/649 K., 02.05.2019İlgili madde: m.295, m.296
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2018/605 E., 2019/385 K., 13.03.2019İlgili madde: m.295, m.296
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2017/1696 E., 2018/802 K., 02.05.2018İlgili madde: m.299
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 20.07.2017 (m.302).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 7. Hüküm, Davaya Son Veren Taraf İşlemleri ve Basit Yargılama ve Yargılama Giderleri bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış