HMK › Hüküm ve davaya son veren taraf işlemleri

Hükmün tashihi, tavzihi ve tamamlanması, davaya son veren taraf işlemleri

HMK m.304–315Medeni Usul HukukuSon değişiklik: 22.07.2020 (m.305/A)

Kısaca

HMK 304. madde, mahkemenin verdiği hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların düzeltilmesini (tashih) düzenler. HMK m.305, mahkeme hükmünün yeterince açık olmaması, icrasında tereddüt uyandırması veya birbirine aykırı fıkralar içermesi hâllerinde taraflara tanınan tavzih (açıklama) yolunu düzenler; tavzih talebinin hangi hâllerde yapılabileceğini ve hüküm fıkrasındaki hak ve borçların tavzih yoluyla değiştirilemeyeceği sınırını koyar.

Kapsam

Bu konu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.304–315 hükümlerini kapsar.

HMK m.304 — Hükmün tashihi

HMK 304. madde, mahkemenin verdiği hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hataların düzeltilmesini (tashih) düzenler. Düzeltmenin kimin talebi üzerine veya resen yapılabileceğini, hüküm tebliğ edildikten sonra taraflar dinlenmeden düzeltme yapılamayacağını ve tashih kararının nasıl yazılıp imzalanacağını kapsar. Hükmün açıklanmasını ve tereddüdün giderilmesini (tavzih) düzenlemez; bu konu HMK 305. maddededir. Hükmün tamamlanmasını, yani hakkında karar verilmeyen hususlarda ek karar istenmesini düzenlemez; bu konu HMK 306. maddededir. Tashih süresi, kanun yolu ve tavzih/tamamlama usulü de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Hükmün tashihi: hangi kavramlar bilinmeli?

Maddi hata (tashih konusu hata)
Hükümde yazı hatası, hesap hatası veya benzeri açık hatalar olarak ortaya çıkan, hâkimin iradesiyle değil yazım ya da hesaplama sırasındaki dikkatsizlikle oluşmuş yanlışlıklardır. Hükmün esasını değiştiren bir değerlendirme hatası bu kapsama girmez.
Tashih
Hükümdeki maddi hataların, hükmü veren mahkeme tarafından resen veya taraf talebiyle düzeltilmesi işlemidir. Düzeltme sonucunda karar değişmez, yalnızca hatalı ifade doğrultulur.
Tavzih
Hüküm fıkrasının yeterince açık olmaması, icrasında tereddüt doğurması veya fıkraların birbiriyle çelişmesi halinde hükmün açıklanmasını ifade eder. Tashihten farklı olarak HMK 305. maddede düzenlenir.
Taraf dinlenmesi / davet
Hüküm tebliğ edilmişse mahkemenin tashih yapmadan önce tarafları davet ederek dinlemesi gerektiğini ifade eder. Davete rağmen taraflar gelmezse dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir.
Tashih kararının şerhi
Düzeltilen hususa ilişkin kararın, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş suretlerin altına ya da bunlara eklenen ayrı bir kâğıda yazılması, imzalanması ve mühürlenmesidir.

Hükmün tashihi: hangi şartlar aranır?

  • Düzeltilmek istenen hatanın hükümde yazı hatası, hesap hatası veya bunlara benzer açık bir hata olması gerekir.
  • Hatanın hükmün esasını değiştirmeyen, sehven oluşmuş bir hata olduğunun dosya içeriğinden kolayca anlaşılabilmesi gerekir.
  • Düzeltmenin mahkemece resen ya da taraflardan birinin talebi üzerine yapılması gerekir.
  • Hüküm henüz tebliğ edilmemişse hâkim tarafları dinlemeden hatayı düzeltebilir.
  • Hüküm tebliğ edilmişse hâkimin tarafları davet etmesi ve davete rağmen gelinmezse dosya üzerinde inceleme yapması gerekir; tarafları dinlemeden düzeltme yapılamaz.
  • Tashih kararının, düzeltilen hususlara ilişkin olarak mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş suretlerin altına ya da ayrı bir kâğıda yazılması, imzalanması ve mühürlenmesi gerekir.

Hükmün tashihi: hangi sonuçları doğurur?

  • Açık bir yazı veya hesap hatası tespit edilirse hükmü veren mahkeme bu hatayı düzeltir ve düzeltme kararı verir.
  • Düzeltilen hususlara ilişkin karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş suretlerin altına ya da ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir.
  • Hüküm tebliğ edilmişken taraflar dinlenmeden yapılan düzeltme usule aykırıdır.
  • Düzeltme, hükmün esasını değiştiremez; mahkeme tashih adı altında yeni bir hüküm kuramaz.
  • Hükmün icrasına kadar maddi hatanın düzeltilmesi istenebilir.

Tashih ile tavzih arasındaki fark nedir?

Tashihte hükümdeki yazı ve hesap hataları gibi açık maddi hatalar düzeltilir. Hükmün anlamı değişmez.

Tavzihte hüküm fıkrası yeterince açık değildir, icrada tereddüt doğurur ya da fıkralar birbiriyle çelişir ve hükmün anlamının açıklanması gerekir.

Tashih HMK 304, tavzih HMK 305 kapsamındadır. Tashih için tavzih usulüne gidilmesi gerekmez.

Hüküm tebliğ edilmemiş ile tebliğ edilmiş hüküm arasındaki fark nedir?

Hüküm henüz taraflara tebliğ edilmemişse hâkim, tarafları dinlemeden ve dosya üzerinden hatayı kendiliğinden düzeltebilir.

Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez; davet yapılmalıdır.

Tebliğden sonra davetsiz tashih yapılırsa işlem usule aykırı olur. Davete rağmen gelinmezse dosya üzerinden karar verilebilir.

Resen düzeltme ile taraf talebi üzerine düzeltme arasındaki fark nedir?

Mahkeme hatayı kendiliğinden fark ederek resen düzeltebilir.

Taraflardan biri talepte bulunarak düzeltme istenebilir.

Her iki yol da aynı şartlara tabidir; talep üzerine yapılan düzeltme de hükmü veren mahkemece karara bağlanır.

Hükmün tashihi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tashih yoluyla hükmün esasını değiştirmek, örneğin hesap hatası düzeltilirken kabul edilen tutarı yeniden belirlemek yanlıştır; yalnızca açık hata düzeltilebilir.
  • Hüküm tebliğ edildikten sonra tarafları davet etmeden düzeltme yapmak yanlıştır.
  • Tashihi tavzih ile karıştırmak yanlıştır; hükmün anlamını açıklamak için tavzih yolu, yazı hatası için tashih yolu izlenir.
  • Tashih kararını hükmün altına değil, usulüne uygun yazmadan ya da imza ve mühür olmadan vermek yanlıştır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hükümde yazılan rakamın sehven farklı yazıldığı, örneğin kabul edilen tutarın yanlış yazılması durumunda bu hatanın maddi hata sayılarak düzeltilebileceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2013/2361 E., 2015/1728 K., 19.06.2015)
  • Gerekçede doğru yazılmış bir taşınmaz bilgisinin hüküm fıkrasında eksik yazılmasının maddi hata niteliğinde görülerek her zaman düzeltilebileceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2013/2361 E., 2015/1728 K., 19.06.2015)
  • Tashih yoluyla yapılan düzeltmede dosyanın yeniden incelenerek hükmün esasının değiştirilmesinin usule aykırı olduğu kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/464 E., 2024/735 K., 28.03.2024)
  • Tebliğ edilmiş kararda tarafların davet edilmeden düzeltme yapılmasının usule aykırı sayıldığı kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2018/10018 E., 27.10.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Düzeltmeyi isteyen taraf, hükümde yazı veya hesap hatası bulunduğunu ve bunun açık olduğunu dosya içeriğiyle ortaya koymalıdır; hatanın sehven oluştuğu dava dosyası, dilekçeler ve yargılama tutanaklarıyla gösterilebilir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/464 E., 2024/735 K., 28.03.2024)
  • Hükmün gerekçesi ile fıkra arasındaki uyumsuzluk veya dosyadaki belgeler, hatanın açık olduğunun delili sayılır.
  • Hüküm tebliğ edilmişse tarafların davet edilip edilmediği ve davete gelinip gelinmediği dosyada tutanakla belgelenmelidir; usule uyulduğunu ispat yükü mahkemededir.
  • Karşı taraf, hatanın aslında maddi hata olmadığını, hükmün esasına ilişkin bir değişiklik istendiğini ileri sürerek itiraz edebilir; bu iddiayı ispat etmesi gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.305: Hükmün tavzihini düzenler. Tashih ile tavzih ayrı kurumlardır; tavzih usulü tashihte uygulanmaz ancak kıyasen kuralları bağlayıcı kabul edilmektedir.

HMK m.305 — Hükmün tavzihi

Bu madde, mahkeme hükmünün yeterince açık olmaması, icrasında tereddüt uyandırması veya birbirine aykırı fıkralar içermesi hâllerinde taraflara tanınan tavzih (açıklama) yolunu düzenler; tavzih talebinin hangi hâllerde yapılabileceğini ve hüküm fıkrasındaki hak ve borçların tavzih yoluyla değiştirilemeyeceği sınırını koyar. Tavzih talebinin usulü (dilekçe, karşı tarafa tebliğ, cevap, dosya üzerinde inceleme) m.306'da, hükmün tashihi m.304'te, hükmün tamamlanması m.305/A'da düzenlenmiştir ve bu alanın konusu değildir. Maddenin kapsamı dışında kalan konular arasında maddi hataların düzeltilmesi (m.304), hükmün eksik kalan talepler yönünden tamamlanması (m.305/A) ve tavzih talebine ilişkin usul kuralları (m.306) yer alır.

Hükmün tavzihi: hangi kavramlar bilinmeli?

Tavzih
Hükmün yeterince açık olmayan, icrasında tereddüt uyandıran veya birbirine aykırı fıkralar içeren kısımlarının, hükmü veren mahkeme tarafından açıklanması yoludur. Amaç hükmündeki gerçek anlamı ortaya çıkarmaktır, yeni bir karar vermek değildir.
Tavzih talebinin zamanı
Tavzih, hükmün icrası tamamlanıncaya kadar istenebilir. Hüküm tamamen icra edildikten sonra tavzih istenemez.
Tavzih ile değiştirme yasağı
Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar tavzih yoluyla sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. Tavzih kararı, hükmün anlamını açıklar; hükmün sonucunu değiştiremez.
Hüküm fıkrası
Mahkemenin taraflara hangi hak ve borçları yüklediğini gösteren kısmıdır. Tavzih yolu kural olarak bu fıkraya ilişkin olup, gerekçe ile hüküm arasındaki çelişkiler ayrıca tartışılabilir.

Hükmün tavzihi: hangi şartlar aranır?

  • Hüküm yeterince açık olmamalı, icrasında tereddüt uyandırmalı veya birbirine aykırı fıkralar içermelidir.
  • Talep, hükmün icrası tamamlanıncaya kadar yapılmalıdır.
  • Talepte bulunan taraf, hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini istemelidir.
  • Tavzih talebi, hüküm fıkrasındaki hak ve borçların sınırlandırılmasını, genişletilmesini veya değiştirilmesini sonuç olarak doğurmamalıdır.
  • Tavzih kararı, hükmü veren mahkemenin açıklaması niteliğinde olmalıdır; yeni bir hüküm kurulmamalıdır.

Hükmün tavzihi: hangi sonuçları doğurur?

  • Tavzih talebi haklı bulunursa mahkeme, hükümdeki kapalılığı, açık olmayan hâli, tereddüdü veya çelişkiyi giderir.
  • Tavzih talebi haklı bulunmazsa mahkeme hükmü olduğu gibi bırakır ve talebi reddeder.
  • Hüküm fıkrasındaki hak ve borçlar tavzih yoluyla sınırlandırılamaz, genişletilemez veya değiştirilemez; buna aykırı tavzih kararı hukuka aykırıdır.
  • Hükme sonradan unutulmuş bir talep veya hüküm tavzih yoluyla eklenemez.
  • Hüküm tamamen icra edildikten sonra tavzih istenemez.
  • Tavzih kararı, hükmün kesinleşmesini engellemez ve bir kanun yolu niteliği taşımaz.

Tavzih ile tashih arasındaki fark nedir?

Tavzihte hüküm yeterince açık değildir, icrasında tereddüt vardır ya da fıkralar birbiriyle çelişir; amaç anlamı açıklamaktır.

Tashihte yazı ve hesap hataları ile benzeri açık hatalar vardır; amaç hatayı düzeltmektir (m.304).

Tavzih yalnız hükmün anlamını açıklar; tashih ise açık maddi hatayı düzeltebilir. Hüküm tebliğ edilmişse her iki halde de taraflar dinlenmelidir.

Tavzih ile tamamlama arasındaki fark nedir?

Tavzih, mevcut hükmün açıklanmasıdır.

Tamamlama, hakkında karar verilmemiş bir talep veya hususta ek karar verilmesidir (m.305/A).

Hükmünde unutulan bir talep tavzih yoluyla hükme eklenemez; bu durumda tamamlama yoluna gidilmelidir. Tavzih ile hükme yeni hüküm eklenemez.

Hüküm fıkrası ile hükmün gerekçesi arasındaki fark nedir?

Hüküm fıkrası, taraflara hak ve borç yükleyen kısımdır.

Gerekçe, hükmün dayanağını açıklayan kısımdır.

Kural olarak tavzih yalnız hüküm fıkrası için istenebilir; gerekçenin açıklanması için tavzih yoluna başvurulamaz. Ancak hüküm ile gerekçe arasında çelişki varsa bu çelişkinin giderilmesi istenebilir.

Tavzih ile kanun yolu arasındaki fark nedir?

Tavzih talebi bir kanun yoludur gibi düşünülebilir.

Tavzih bir kanun yolu değildir.

Tavzih hükmün kesinleşmesini engellemez ve üst mahkemece incelenmez.

Hükmün tavzihi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tavzihi, hükmün eksik kalan bir talebi karara bağlamak için kullanmak; bu durumda tamamlama (m.305/A) yoluna başvurulmalıdır.
  • Tavzih yoluyla hükmün sonucunu değiştirmek veya hüküm fıkrasındaki bir hak ya da borcu sınırlamak; yasak sınırın aşılması olduğu hâlde kararı tavzih olarak nitelendirmek.
  • Gerekçenin açıklığa kavuşturulması için tavzih istemek; kural olarak tavzih yalnız hüküm fıkrası için kullanılır, gerekçe ile hüküm arasındaki çelişki ayrı tutulmalıdır.
  • Tavzih talebini kanun yolu gibi değerlendirip hükmün kesinleşmesini bu talebe bağlamak; tavzih kesinleşmeyi engellemez.
  • Tavzih talebini hükmü veren mahkeme dışında bir mahkemeye ya da icra müdürüne yöneltmek; hükmü yalnızca onu veren mahkeme tavzih edebilir.
  • Hüküm tamamen icra edildikten sonra tavzih istemek; bu hâlde talep reddedilmelidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tavzih yoluyla hükmün sonucunu değiştiren, hüküm fıkrasına yeni bir hak veya borç ekleyen kararların hukuka aykırı olduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/221 E., 2024/736 K., 18.12.2024)
  • Hükmünde vekâlet ücreti veya yargılama giderleri hakkında karar verilmemiş olması hâlinde bunun tavzih yoluyla giderilemeyeceği, tamamlama yoluna başvurulması gerektiği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2022/589 E., 2022/699 K., 12.05.2022; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2022/1818 E., 2025/842 K., 10.06.2025)
  • Tavzih yoluyla manevi tazminat miktarının azaltılmasının, hükmün değiştirilmesi sayılarak usul ve yasaya aykırı bulunduğu kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/125 E., 2025/151 K., 12.02.2025)
  • Tavzih yoluyla faiz başlangıcının değiştirilmesinin tavzih kurumunun amacına aykırı olduğu kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2020/20854 E., 23.02.2023)
  • Hükmün tavzihinde mahkemenin hükmü yalnızca açıklaması, hükme yeni bir şey eklememesi gerektiği kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/2391 E., 2025/824 K., 02.05.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Tavzih talebinde bulunan taraf, hükmün yeterince açık olmadığını, icrasında tereddüt doğurduğunu veya fıkraların birbiriyle çeliştiğini ileri sürer ve bunu hükmün kendi metni üzerinden gösterir; ispat yükü bu tarafındır.
  • Tavzih incelemesi kural olarak hükmün metni ve dosya içeriği üzerinden yapılır; tavzih talebinin dayanağı için yeni delil toplanması gerekmez.
  • Karşı taraf, hükmün açık olduğunu veya talebin hüküm fıkrasını değiştirmeyi amaçladığını savunabilir; bu savunmayı da talebin içeriği üzerinden ortaya koyar.
  • Talebin hak ve borçları sınırlandırma, genişletme veya değiştirme niteliği taşıdığı iddiası, hükmün fıkrası ile talep arasındaki karşılaştırmayla ispat edilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.306: Tavzih talebinin hükmü veren mahkemeye yapılmasını, karşı tarafa tebliğ ve cevap usulünü ve dosya üzerinde inceleme kuralını düzenler.
  • 6100 sayılı Kanun m.304: Tavzih kararı verildiğinde kararın nasıl yazılacağını ve tashihe ilişkin usulü düzenler; m.306/3 bu maddeye atıf yapar.
  • 6100 sayılı Kanun m.305/A: Hakkında karar verilmemiş hususların tamamlanmasını düzenler; tavzih ile tamamlama ayrı kurumlardır ve tavzih yoluyla eksik talep hükme eklenemez.

HMK m.305/A — Hükmün tamamlanması

HMK m.305/A, nihai kararda tamamen veya kısmen karar verilmemiş hususlar bakımından taraflara ek karar (hükmün tamamlanması) isteme imkânı tanır. Düzenlediği konular: tamamlama talebinin kimler tarafından ve hangi süre içinde yapılacağı, talebin konusunun ne olabileceği ve tamamlama kararına karşı kanun yolu. Hüküm bakımından taraflar için uygulanır. Tavzih ve tashih yollarını düzenlemez (m.304, m.305). Tamamlama talebinin usulünü, yani dilekçe nüshaları, karşı tarafa tebliğ ve cevap süresini düzenlemez (m.306). Tahkim yargılamasındaki tamamlayıcı hakem kararını düzenlemez (m.437). Kanun yollarının genel süre ve usulünü düzenlemez (m.345 ve ilgili hükümler).

Hükmün tamamlanması: hangi kavramlar bilinmeli?

Hükmün tamamlanması
Nihai kararda, taraflarca yargılamada ileri sürülmüş ya da mahkemece kendiliğinden karara bağlanması gereken bir hususun tamamen veya kısmen karara bağlanmamış olması hâlinde, bu eksikliğin ek karar ile giderilmesidir. Hükmün tavzihi ve tashihinden farklı olarak, hükme yeni bir fıkra eklenmesi amacını taşır.
Ek karar
Hükmün tamamlanması talebi üzerine verilen karardır. Talep kabul edilirse tamamlayıcı hüküm niteliği kazanır. Bu karar kısmi hüküm niteliğinde sayıldığından kanun yoluna tabidir.
Nihai karar
Uyuşmazlığın esası veya usule ilişkin olarak davayı sona erdiren karardır. Ara kararların eksik kalması bu yolla giderilemez; ara kararlar için m.305/A'ya başvurulmaz.
Karara bağlanmamış talep
Yargılamada ileri sürülmüş asıl veya fer'i bir talebin, ya da kendiliğinden hükme geçirilmesi gereken bir hususun hiç karara bağlanmamasıdır. Hükümde yanlış karara bağlanma veya yanlış yazım bu kavrama girmez.

Hükmün tamamlanması: hangi şartlar aranır?

  • Bir nihai karar bulunmalıdır; ara karar eksikliği bu yolla giderilemez.
  • Nihai kararda, yargılamada ileri sürülmüş ya da kendiliğinden hükme geçirilmesi gereken bir hususun tamamen veya kısmen karara bağlanmamış olması gerekir.
  • Talep, nihai kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde yapılmalıdır.
  • Talep, hükmü veren mahkemeye yapılmalıdır.
  • Eksik husus, tavzih veya tashih yoluyla giderilebilecek bir durum olmamalıdır.

Hükmün tamamlanması: hangi sonuçları doğurur?

  • Süre içinde talep yapılır ve eksik husus karara bağlanırsa, verilen ek karar tamamlayıcı hüküm niteliği kazanır.
  • Talep haklı bulunursa mahkeme eksik hususu karara bağlar; talep reddedilirse mahkeme hükümde karar verilmemiş bir husus bulunmadığı sonucuna varır.
  • Ek karara karşı kanun yoluna başvurulabilir, çünkü bu karar kısmi hüküm niteliğindedir.
  • Bir aylık süre geçtikten sonra eksik husus için m.305/A yolu kapanır.

Hükmün tamamlanması ile hükmün tavzihi arasındaki fark nedir?

Tamamlamada hükümde hiç karara bağlanmamış bir talep vardır ve yeni bir fıkra eklenir.

Tavzihte hüküm mevcuttur ancak açık değildir, icrasında tereddüt yaratır ya da birbirine aykırı fıkralar içerir.

Tavzih yoluyla hükme yeni bir hüküm eklenemez ya da hüküm fıkrasının kapsamı genişletilemez. Karara bağlanmayan talep için m.305/A yolu açıktır.

Hükmün tamamlanması ile hükmün tashihi arasındaki fark nedir?

Tamamlamada karar verilmemiş bir husus vardır.

Tashihte hükümde var olan bir hata, yazı veya hesap hatası düzeltilir.

Tashih yolu kararda bulunan bir hatayı düzeltir, m.305/A yolu ise eksik olan bir hükmü tamamlar.

Nihai karar ile ara karar arasındaki fark nedir?

Nihai karar uyuşmazlığı veya davayı sona erdirir.

Ara karar yargılamanın yürütülmesine ilişkin bir kararı içerir.

Ara kararın eksik kalması hâlinde m.305/A'ya başvurulmaz.

Hükmün tamamlanması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tamamlama yolunu ara karardaki eksiklik için kullanmak; ara karar m.305/A kapsamında değildir.
  • Tavzih yoluyla verilen ek hükmü tamamlama sanmak; tavzih hükme yeni fıkra ekleyemez.
  • Bir aylık süreyi tebliğ tarihinden değil karar tarihinden saymak; süre tebliğden itibaren işler.
  • Tamamlama talebinin kanun yolu süresini durdurduğunu varsaymak; talep bu süreyi etkilemez.
  • Süre dolduktan sonra yapılan talebi kabul etmek; bu talep incelenmeye alınmaz.
  • Ek kararın, önceki hükmün karara bağlanmış kısmını değiştirebileceğini düşünmek; bu usul ve kanuna aykırıdır.
  • Talebi kanun yolu mahkemesine yapmak; talep hükmü veren mahkemeye yapılır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hükmün tamamlanması yolunun, ara kararların eksikliği için değil yalnız nihai kararlar için işletilmesi kabul edilmektedir.
  • Mahkemenin, tamamlama talebi üzerine önceki hükmün karara bağlanmış kısmını değiştirmesi, vekalet ücretini yükseltmesi ya da gerekçeyi değiştirmesi usul ve kanuna aykırı kabul edilmektedir.
  • Tamamlama talebinin süresi içinde yapılmış olması, kanun yoluna başvuru süresinin işlemesini etkilemez ve hükmün tamamlanması talebi kanun yolu süresini durdurmaz.
  • Tavzih yoluyla verilen vekalet ücreti artırımının hükmün tamamlanması sayılamayacağı kabul edilmektedir.
  • Hükmün tamamlanması talebinin kanun yolu aşamasında değil, hükmü veren mahkemeye yapılması gerektiği kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Talebi ileri süren taraf, nihai kararda hakkında karar verilmemiş talebin yargılamada ileri sürüldüğünü ya da kendiliğinden hükme geçirilmesi gerektiğini yazılı belgelerle (dava dilekçesi, cevap, ıslah dilekçesi, duruşma tutanağı) ispat eder.
  • Talebi ileri süren taraf, talebin nihai kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde yapıldığını tebligat belgesi ile ispat eder.
  • Karşı taraf, talebin karara bağlanmış olduğunu ya da talep edilmediğini ileri sürerse bu savunmasını hükmün gerekçesi ve dosya kapsamı ile ispat eder.
  • Talebin kapsamı konusunda taraflar arasında uyuşmazlık varsa, mahkeme dosya üzerinde inceleme yapar; belirleyici olan hükmün fıkrası ve dava dosyasındaki taleplerdir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.304: Hükümdeki yazı ve hesap hatalarının düzeltilmesini düzenler; m.305/A'nın kapsadığı eksikliklerin tashih yoluyla giderilemeyeceğinin karşılığını oluşturur.
  • 6100 sayılı Kanun m.305: Hükmün tavzihini düzenler; hüküm fıkrasının genişletilemeyeceği kuralı ile m.305/A'nın ayrımının ölçütünü verir.
  • 6100 sayılı Kanun m.306: Tavzih ve tamamlama talebinin usulünü düzenler; dilekçe nüshası, karşı tarafa tebliğ ve cevap bu hükümden yürür.
  • 6100 sayılı Kanun m.345: Hükümdeki eksiklik için tanınan iki haftalık kanun yolu süresini düzenler; m.305/A'nın bir aylık süresi ile ayrı işler.

HMK m.306 — Tavzih ve tamamlama talebi ile usulü

Madde, mahkeme hükmündeki açıklık, tereddüt veya çelişki sorunlarının tavzih ya da tamamlama yoluyla giderilmesinde izlenecek usulü düzenler: talebin nasıl ve kime yapılacağı, karşı tarafa tebliğ ve cevap süresi, cevabın tebliği, dosya üzerinden inceleme ile sözlü açıklama davetinin koşulları ve talebin yerinde görülmesi halinde tashih usulünün uygulanması. Madde tavzih ve tamamlamanın esasına, yani hükmün hangi hallerde açıklanabileceği ya da eksik fıkranın nasıl tamamlanacağına ilişkin ölçütlere girmez; bunlar 305 ve 305/A maddelerinde yer alır. Hükmün düzeltilmesi (hesap ve yazı hataları) 304 üncü maddenin konusudur. Tavzih veya tamamlama süresi ile kanun yoluna başvuru süreleri de bu maddede düzenlenmez; tamamlama için tanınan bir aylık süre 305/A kapsamındadır ve kanun yolu süresi 345 inci maddededir. Tavzih talebinin hangi kişilerce yapılabileceği, tavzih ile tamamlamanın ayrımı ve tahkim kararlarına ilişkin hükümler de bu maddenin dışındadır.

Tavzih ve tamamlama talebi ile usulü: hangi kavramlar bilinmeli?

Tavzih
Hükmün yeterince açık olmaması, icrasında tereddüt doğurması ya da birbirine aykırı fıkralar içermesi halinde, hükmü veren mahkemece hükmün açıklanması ve çelişkinin giderilmesidir. Tavzih ile hükme yeni bir fıkra eklenmez ve hükmün özü değiştirilmez.
Tamamlama
Taraflardan birinin talebine ilişkin ya da kendiliğinden karar verilmesi gereken bir konunun hükümde hiç ya da kısmen karara bağlanmamış olması halinde, bu eksik kısım hakkında ek karar verilmesidir. Tamamlama, hükmün açıklanmasından farklı olarak yeni bir karar konusunu kapsar; ayrıntılı koşullar 305/A maddesindedir.
Tashih
Hükümdeki yazı ve hesap hatalarının ya da benzeri açık hataların düzeltilmesidir. Madde, tavzih talebi yerinde görüldüğünde tashih hükümlerinin uygulanacağını öngörür.
Dosya üzerinde inceleme
Mahkemenin tarafları duruşmaya çağırmadan, yazılı talep ve belgeler üzerinden karar vermesidir. Karşı taraf cevap vermemiş olsa bile uygulanabilir; sözlü açıklama davetinin ise mahkemenin takdirinde olduğu anlaşılmaktadır.
Tebliğ ve cevap süresi
Talep dilekçesinin bir nüshasının karşı tarafa tebliğ edilmesi ve mahkemenin belirlediği süre içinde karşı tarafın yazılı cevap verebilmesidir. Süre, mahkemece takdir edilir; maddede sabit bir gün sayısı yoktur.

Tavzih ve tamamlama talebi ile usulü: hangi şartlar aranır?

  • Talebin, tavzihi veya tamamlamayı isteyen tarafın dilekçesiyle yapılması gerekir; dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmelidir.
  • Talebin, hükmü veren mahkemeye yöneltilmesi gerekir; başka bir mahkemeye yapılan talep bu maddeye göre işlem görmez.
  • Dilekçenin bir nüshası, mahkemece belirlenen cevap süresi ile karşı tarafa tebliğ edilmelidir.
  • Mahkeme, tavzih talebini yerinde görürse 304 üncü madde uyarınca tashih usulünü uygulamalıdır; yerinde görmezse talebi reddeder.
  • Mahkeme, karşı taraf cevap vermemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verebilir; sözlü açıklama için tarafların davet edilmesi mahkemenin gerekli görmesine bağlıdır.
  • Hüküm tamamen icra edildikten sonra tavzih istenemez; bu nedenle mahkemenin, talep öncesinde hükmün icrasının tamamlanıp tamamlanmadığını araştırması gerekir.
  • Tavzih ile hükmün belirttiği haklar ve borçlar sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.

Tavzih ve tamamlama talebi ile usulü: hangi sonuçları doğurur?

  • Talep, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenerek hükmü veren mahkemeye yapılırsa mahkeme talebi işleme alır ve karşı tarafa tebliğ eder.
  • Karşı taraf cevap verirse, cevap talepte bulunan tarafa tebliğ edilir.
  • Karşı taraf cevap vermezse, mahkeme dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir.
  • Mahkeme gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklama için davet eder; davet zorunlu değildir.
  • Mahkeme talebi yerinde görürse 304 üncü madde uyarınca hükmü açıklar ve açıklamayı mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş suretlerin altına ya da bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazar, imzalar ve mühürler.
  • Mahkeme talebi yerinde görmezse, talebi reddeder; bu durumda hükme herhangi bir değişiklik yapılmaz.

Tavzih ile tamamlama arasındaki fark nedir?

Tavzih, mevcut hükmün açık olmayan, tereddüt doğuran veya çelişen kısımlarının açıklanmasıdır.

Tamamlama, hükümde hiç ya da kısmen karara bağlanmamış bir talebin veya kendiliğinden karar verilmesi gereken bir hususun hakkında karar verilmesidir.

Tavzih ile hükme yeni karar eklenemez. Karara bağlanmamış hususlar için ise tamamlama yoluna başvurulur; madde 306 tamamlama için de aynı usulü öngörür ama tamamlama koşulları 305/A'dadır.

Tebliğ edilmiş hüküm ile tebliğ edilmemiş hüküm arasındaki fark nedir?

Hüküm taraflara tebliğ edilmişse, mahkeme tarafları dinlemeden tavzih veya tashih yapamaz.

Hüküm henüz tebliğ edilmemişse, bu tebliğ koşulu uygulanmaz ve mahkeme hatayı doğrudan düzeltebilir.

Tebliğ edilmiş hükümde tarafların dinlenmesi zorunludur; ancak davet üzerine gelmeyen taraf nedeniyle dosya üzerinden karar verilebilir.

Cevap verilmesi ile cevap verilmemesi arasındaki fark nedir?

Karşı taraf süre içinde cevap vermişse, cevap talebi yapan tarafa tebliğ edilir.

Karşı taraf cevap vermemişse, dosya üzerinden inceleme ile karar verilir.

Cevap verilmemesi kararın verilmesine engel değildir; ancak tebliğ ve süre tanınması usulü yine de işletilmelidir.

Dosya üzerinden inceleme ile sözlü açıklama için davet arasındaki fark nedir?

Kural olarak mahkeme tavzih talebini dosya üzerinden inceler.

Mahkeme gerekli gördüğünde iki tarafı sözlü açıklama yapmak üzere davet edebilir.

Davet yapılmazsa karar yazılı talep ve belgeler üzerinden verilir; davet yapılırsa taraflar dinlenir.

Tavzih ve tamamlama talebi ile usulü: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tavzih talebini karşı tarafa tebliğ etmeden, cevap süresi tanımadan doğrudan karara bağlamak; madde 306/1 gereği bu usul zorunludur.
  • Mahkemeye sözlü açıklama davetini zorunlu saymak; madde 306/2 bunu mahkemenin takdirine bırakır.
  • Hükmün tamamen icra edildiği halde tavzih istenmesine karşılık karar vermek; icra tamamlanmışsa tavzih talebi karşılanamaz.
  • Tavzih ile tamamlamayı karıştırmak; karara bağlanmamış bir talep için tavzih yoluna gidilmesi uygun değildir, tamamlama yolu uygulanmalıdır.
  • Tavzih yoluyla hükme yeni bir fıkra eklemek veya hükmün esasını değiştirmek; madde 305/2 ve 306/3 bu tür değişikliği yasaklar.
  • Talebin yerinde görülmesi halinde tashih usulünü uygulamamak; madde 306/3 uyarınca 304 üncü maddedeki usul izlenmelidir.
  • Cevap süresini sabit bir gün sayısı gibi değerlendirmek; madde süreyi mahkemenin belirlemesine bırakır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tavzih talebinin karşı tarafa tebliğ edilmeden ve cevap süresi tanınmadan karara bağlanmasının usule aykırı olduğu kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/1507 E., 2022/1332 K., 07.11.2022; 7. Hukuk Dairesi, 2025/77 E., 2025/677 K., 12.02.2025)
  • Hükmün icrasının tamamlanıp tamamlanmadığının tavzih talebinden önce araştırılması gerektiği ve icra tamamlanmışsa tavzih yapılamayacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/1507 E., 2022/1332 K., 07.11.2022)
  • Tavzih talebinin hükmü veren mahkemeye yapılması ve bu mahkemece incelenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2020/20854 E., 23.02.2023; Genel Kurul, 2018/10018 E., 27.10.2021)
  • Talep hakkının yalnız davanın tarafları tarafından kullanılabileceği, davanın tarafı olmayan kişinin tavzih talep edemeyeceği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2022/589 E., 2022/699 K., 12.05.2022)
  • Mahkemenin dosya üzerinden inceleme yaparak karar verebileceği, ancak gerekli görürse sözlü açıklama için tarafları davet edebileceği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2025/4089 E., 2025/7681 K., 23.09.2025)
  • Karara bağlanmamış bir talep için tavzih değil tamamlama yolunun izlenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2022/589 E., 2022/699 K., 12.05.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Tavzih veya tamamlama talebini ileri süren taraf, hükmün hangi kısmının açık olmadığını, çelişkili olduğunu ya da hangi talebin karara bağlanmadığını dilekçesinde somut olarak göstermek zorundadır; bu ispat yükü talep edendedir.
  • Talep dilekçesi ve hükmün nüshası, talebin dayanağını gösteren başlıca yazılı delillerdir; hükmün icrasının tamamlanmadığı da talep edenin ya da mahkemenin araştırmasıyla ortaya konur.
  • Karşı taraf cevabında talebin reddini ya da hükmün zaten açık olduğunu savunabilir; bu savunmayı yazılı cevapla ileri sürer ve ispat yükü ona düşer.
  • Hükmün icrasının tamamlanıp tamamlanmadığı, mahkemece icra dairesinden sorulmak suretiyle tespit edilebilir; bu konuda kesin bilgi icra dosyasından gelir.
  • Mahkeme sözlü açıklama için davet ederse, taraflar sözlü beyanlarıyla savunmalarını destekleyebilir; davet yapılmamışsa yazılı belgeler esas alınır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.304: Madde 306/3 uyarınca talebi yerinde görülen mahkeme, 304 üncü maddedeki tashih usulünü uygular; hükmün açıklanması bu usulle gerçekleşir.
  • 6100 sayılı Kanun m.305: Tavzihin koşulları ve sınırları (açık olmayan, tereddüt doğuran veya çelişen hüküm; hak ve borçların sınırlandırılamaması) 305. maddede düzenlenmiştir.
  • 6100 sayılı Kanun m.305/A: Karara bağlanmamış hususların tamamlanması için tanınan bir aylık süre ve tamamlama koşulları bu maddede düzenlenmiştir; 306 tamamlama talebinde de uygulanacak usulü verir.
  • 6100 sayılı Kanun m.345: Hükümdeki eksikliğe karşı kanun yoluna başvuru süresi bu maddededir; tavzih ve tamamlama süreleriyle karışmamalıdır.

HMK m.307 — Davadan feragat

Madde, davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi anlamına gelen davadan feragatı tanımlar. Feragatin davacıya tanınmış bir hak olduğunu ve bu hakkın kullanılmasının tek taraflı irade beyanıyla gerçekleştiğini ortaya koyar. Uygulaması dava tarafı olan davacı bakımındandır; davalının feragat yetkisi bulunmamaktadır. Madde feragatin şekli ve zamanını düzenlemez; bunlar m.309 ve m.310 kapsamındadır. Feragatin kesin hüküm etkisi (m.311), feragatin geçersizliği ve hukuki sonuçları da bu maddede yer almaz. Feragat ile davanın sona ermesine ilişkin usul sonuçları ile sulh ve kabul gibi diğer taraf işlemleri de bu maddenin konusu dışındadır.

Davadan feragat: hangi kavramlar bilinmeli?

Davadan feragat
Davacının talep sonucunun tamamından ya da bir kısmından vazgeçmesidir. Dava dilekçesindeki talep sonucu bölümündeki istemle sınırlıdır; dava konusu olmayan bir hak hakkında feragat söz konusu olmaz.
Kısmi feragat
Talep sonucunun yalnızca bir bölümünden vazgeçilmesidir. Feragat edilmeyen kısım hakkında yargılama devam eder, feragat edilen kısım bakımından uyuşmazlık sona erer.
Tam feragat
Talep sonucunun tamamından vazgeçilmesidir ve davanın tamamının sona ermesine yol açar.
Talep sonucu
Dava dilekçesinde davacının mahkemeden istediği hüküm kısmıdır. Feragat, bu bölümde yer alan istemle bağlıdır.

Davadan feragat: hangi şartlar aranır?

  • Feragati yapan kişinin davacı olması gerekir; davalının feragat yetkisi yoktur.
  • Feragat, talep sonucunun tamamı ya da bir kısmı bakımından yapılmalıdır.
  • Feragat açık ve kesin bir irade beyanı ile yapılmalıdır.
  • Feragatin tek taraflı bir irade beyanı olması gerekir; karşı tarafın rızası ya da mahkemenin onayı aranmaz.
  • Feragat, davanın açılmış olması ve hüküm kesinleşmeden önce yapılmalıdır (m.310).
  • Feragat kayıtsız ve şartsız olmalıdır; şarta bağlı feragat sonuç doğurmaz (m.309/4).

Davadan feragat: hangi sonuçları doğurur?

  • Davacı talep sonucunun tamamından feragat ederse dava sona erer ve mahkeme feragat hakkında karar verir.
  • Davacı talep sonucunun bir kısmından feragat ederse, feragat edilen kısım hakkında uyuşmazlık sona erer ve mahkeme diğer kısım hakkında yargılamaya devam eder.
  • Feragat, karşı tarafın rızasına veya mahkemenin onayına bağlı değildir.
  • Şarta bağlanmış feragat sonuç doğurmaz; bu durumda tarafların iradesinin sulha yöneldiği kabul edilip sulh hükümleri uygulanır.
  • Feragat, davacının talep sonucundan vazgeçmesi olduğundan davalının kabulü ya da davalının feragati niteliğinde bir hüküm doğurmaz.

Tam feragat ile kısmi feragat arasındaki fark nedir?

Talep sonucunun tamamından vazgeçilmesidir ve dava tamamen sona erer.

Talep sonucunun yalnızca bir bölümünden vazgeçilmesidir; kalan kısım için yargılama sürer.

Kısmi feragatte feragat edilen kısım bakımından uyuşmazlık sona erer, diğer kısım hakkında yargılama devam eder.

Davacının feragati ile davalının feragat iddiası arasındaki fark nedir?

Davacı, talep sonucu hakkında feragat beyanında bulunabilir.

Davalının karşı tarafın istemini kabul etmesi ya da davalının bir beyanı feragat olarak değerlendirilemez.

Davalının beyanı feragat sonucu doğurmaz; davalının işlemi kabul ya da sulh niteliğinde ise ayrı hükümlere tabidir.

Davadan feragat: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Davalının beyanını davadan feragat olarak yorumlamak; feragat yetkisi yalnızca davacıya tanınmıştır.
  • Kısmi feragat beyanını tam feragat gibi değerlendirip davanın tamamını sona erdirmiş saymak.
  • Şarta bağlı feragat beyanını geçerli feragat sayıp davayı feragat nedeniyle reddetmek; bu durumda sulh hükümlerine göre karar verilmelidir.
  • Feragat için karşı tarafın rızasını ya da mahkemenin onayını aramak; bu gerekli değildir.
  • Dava açılmadan önce yapılan feragati geçerli saymak; feragat ancak dava açıldıktan sonra mümkündür.
  • Feragat beyanının içeriğini değerlendirmeden, talepten vazgeçme ile dava takibinden vazgeçmeyi karıştırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Feragat beyanının sonuç doğurabilmesi için vekâletnamede feragat için özel yetkinin bulunması aranmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/360 E., 2023/12 K., 01.02.2023)
  • Feragatin tek taraflı irade beyanı olduğu ve mahkemeye ulaştığında hüküm doğurduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/425 E., 2024/436 K., 18.09.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2023/194 E., 2024/365 K., 10.07.2024)
  • Şarta bağlanmış feragat geçersiz kabul edilmekte; tarafların iradesinin sulha yöneldiği değerlendirilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/462 E., 2023/247 K., 22.03.2023)
  • Feragat ile davanın tamamı sona erer; kısmi feragatte ise feragat edilen kısım hakkında uyuşmazlığın sona erdiği kabul edilmektedir. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2021/243 E., 2023/49 K., 02.02.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2016/2671 E., 2020/331 K., 03.06.2020)
  • Feragat beyanının içeriği, dava yerine yalnızca davanın takibinden vazgeçme anlamına gelebiliyorsa feragat olarak değil takipten vazgeçme olarak yorumlanmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/462 E., 2023/247 K., 22.03.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Feragatin varlığını ileri süren taraf, feragat beyanını ispatlamakla yükümlüdür; bu genellikle karşı taraf ya da mahkeme tarafından ileri sürülen bir savunmadır.
  • Feragat beyanı, dilekçe veya duruşma tutanağı gibi yazılı kayıtlarla ispatlanır; sözlü beyanlar tutanağa geçirilip davacıya imzalatılmak zorundadır.
  • Feragat vekil aracılığıyla yapılmışsa vekâletnamede feragat için özel yetkinin bulunduğu, bunun ispatı da vekil tarafındadır.
  • Feragat beyanının şartsız ve kesin olduğunu iddia eden taraf bunu ispatlamalıdır; şart öne sürüldüğünde karşı tarafın şartın varlığını ispat yükü vardır.
  • Feragat beyanının irade bozukluğu (hata, hile, ikrah) ile yapıldığını ileri süren taraf bunu ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.309: Feragatin dilekçe ya da sözlü beyanla yapılabileceğini, karşı tarafın veya mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığını ve kayıtsız şartsız olması gerektiğini düzenler; m.307'nin uygulanma biçimini tamamlar.
  • 6100 sayılı Kanun m.310: Feragatin hangi aşamalarda, özellikle hüküm kesinleşinceye kadar ve hüküm sonrası ile temyiz aşamasında yapılabileceğini belirler.
  • 6100 sayılı Kanun m.311: Feragatin kesin hüküm gibi sonuç doğurduğunu ve feragat edenin bundan dönemeyeceğini düzenler; m.307 ile yapılan feragatin sonucunu belirler.
  • 6100 sayılı Kanun m.74: Feragatin vekil aracılığıyla yapılması halinde vekâletnamede feragat için özel yetki bulunmasını zorunlu kılar.

HMK m.308 — Davayı kabul

Madde, davayı kabulün tanımını, kimin yapabileceğini ve kabulün hangi davalarda hüküm doğuracağını düzenler. Kabul, davalının davacının talep sonucuna kısmen veya tamamen muvafakat etmesi olarak tanımlanır; kabulün hüküm doğurması için dava konusunun tarafların serbestçe tasarruf edebileceği bir uyuşmazlık olması gerekir. Madde, kabulün davalı tarafından yapılabileceğini, sınırlarını ve tasarruf yetkisi bulunmayan davalardaki sonucunu kapsar. Madde kabulün şekil koşullarını, vekil veya vasi tarafından kabulü, kabulün iptalini ve kabul üzerine verilecek kararın içeriğini düzenlemez (m.309, m.310, m.311, m.74 ve m.312 ile ilgili konular). Feragat ve sulh gibi diğer taraf işlemleri de bu maddenin kapsamı dışındadır (m.307, m.313).

Davayı kabul: hangi kavramlar bilinmeli?

Davayı kabul
Davalının, davacının dava dilekçesindeki talep sonucuna kısmen veya tamamen muvafakat ettiğini gösteren, mahkemeye karşı yapılan tek taraflı irade beyanıdır. Davalının davacının talep ettiği hakkın varlığını kabul etmesi anlamına gelir.
Kısmi kabul
Talep sonucunun bölünebilir olduğu hallerde, davalının talebin yalnızca bir kısmına muvafakat etmesidir. Kabul edilen kısım bakımından dava sona erer, geri kalan kısım için yargılamaya devam edilir.
Tasarruf ilkesi
Dava konusu hak üzerinde tarafların serbestçe tasarruf edebilmesi ilkesidir. Kabulün davayı sona erdirici hüküm doğurması için dava konusunun bu ilkeye tabi olması gerekir.
Kamu düzenini ilgilendiren dava
Tarafların arzusuna bırakılmayan, velayet veya nesep gibi konulardaki davalardır. Bu davalarda yapılan kabul geçerlilik taşımaz ve davayı sona erdirmez.

Davayı kabul: hangi şartlar aranır?

  • Kabulün davalı tarafından yapılması gerekir; davayı kabul, kendisine karşı dava açılmış olan davalının işlemidir.
  • Kabul, davacının dava dilekçesindeki talep sonucuna yönelik olmalıdır; davalı, talep edilen hakkın varlığını kabul etmiş bulunmalıdır.
  • Kabul, davalının davacının talep sonucuna kısmen veya tamamen muvafakat etmesi biçiminde yapılmalıdır.
  • Kabul, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri bir dava konusuna ilişkin olmalıdır; aksi halde hüküm doğurmaz.
  • Talep sonucu bölünebilir nitelikteyse kabul kısmi olarak yapılabilir.

Davayı kabul: hangi sonuçları doğurur?

  • Tasarruf edilebilir bir davada davalının geçerli kabulü davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur.
  • Kabul ile dava, mahkemenin kararıyla değil davalının iradesiyle sona erer.
  • Tasarruf edilemeyen davalarda kabul hüküm doğurmaz ve davayı sona erdirmez.
  • Talep sonucunun bir kısmına yönelik kabulde kabul edilen kısım için dava sona erer, kalan kısım için yargılamaya devam edilir.
  • Kabul şartlı yapılamaz; şartlı beyan davayı kabul olarak nitelendirilmez.

Tam kabul ile kısmi kabul arasındaki fark nedir?

Davalı talep sonucunun tamamına muvafakat ederse dava tamamen sona erer.

Davalı talep sonucunun yalnızca bir kısmını kabul ederse yalnızca o kısım bakımından dava sona erer.

Kısmi kabulde geri kalan kısım için yargılamaya devam edilir; talep sonucunun bölünebilir olması gerekir.

Tasarruf edilebilir dava ile tasarruf edilemeyen dava arasındaki fark nedir?

Tarafların serbestçe tasarruf edebildiği uyuşmazlıklarda davalının kabulü davayı sona erdirir.

Velayet, nesep gibi kamu düzenini yakından ilgilendiren davalarda kabul geçerlilik taşımaz.

Tasarruf edilemeyen davalarda kabul davayı sona erdirmez ve hüküm doğurmaz.

Kabul ile ikrar arasındaki fark nedir?

Davayı kabul, mahkemeye karşı yapılan ve davanın sona ermesine yol açan tek taraflı beyandır.

İkrar, bir vakıanın doğruluğunun kabulüdür ve m.188 kapsamında delil niteliği taşır.

Kabul davayı sona erdirir; ikrar ise yalnızca ispat konusu vakıayı ortadan kaldırır.

Davalının kabulü ile davacının kabulü arasındaki fark nedir?

Kabul, dava kendisine karşı açılan davalı tarafından yapılabilen bir işlemdir.

Eski 1086 sayılı Kanun'da kabulün her iki tarafça yapılabileceği düzenleniyordu; yeni düzenleme bunu davalıya bağlamıştır.

Davacının kabul beyanı davayı kabul niteliğinde değildir.

Davayı kabul: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Davacının kabul beyanını davayı kabul saymak; kabul yalnızca davalının işlemidir.
  • Şartlı beyanı davayı kabul saymak; yargılama giderlerinin yüklenmesi gibi şartlar kabulü geçersiz kılar, ancak bu sonuç her durumda aynı değildir.
  • Tasarruf edilemeyen davada kabulü davayı sona erdiren işlem saymak; bu tür davalarda kabul hüküm doğurmaz.
  • Kısmi kabulde talep sonucunun tamamının sona erdiğini varsaymak; kabul edilmeyen kısım için yargılamaya devam edilir.
  • Kabulü ikrar ile karıştırmak; kabul davayı sona erdirir, ikrar ise yalnızca vakıayı ispattan kurtarır.
  • Vekilin kabul yetkisinin vekâletnamede açıkça bulunup bulunmadığını kontrol etmemek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Davayı kabulün geçerliliği için davacının veya mahkemenin kabul etmesine gerek olmadığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/67 E., 2025/11 K., 05.02.2025)
  • Davalının kabul beyanının kayıtsız, şartsız, açık ve talep sonucunu konu alması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/67 E., 2025/11 K., 05.02.2025)
  • Yargılama giderlerinin karşı tarafa yüklenmesi şartıyla yapılan kabul beyanının şart niteliği taşımadığı ve kabul olarak değerlendirilebileceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/67 E., 2025/11 K., 05.02.2025)
  • İhalenin feshi davalarında kabulün sonuç doğurması için hem alacaklının hem de ihale alıcısının kabul etmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/67 E., 2025/11 K., 05.02.2025)
  • Davalının kabul beyanının kendi başına miktar belirtmeden ve diğer davalıların payını kapsamadan kabul sayılamayacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/218 E., 2025/30 K., 12.02.2025)
  • Davayı kabulün yargılama sırasında sözlü yapılması halinde tutanağa geçirilmesi ve davalının imzasının alınması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/67 E., 2025/11 K., 05.02.2025)
  • Kabul sonucu verilen kararlara karşı yalnızca usul kurallarına aykırılık gerekçesiyle kanun yoluna başvurulabileceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/67 E., 2025/11 K., 05.02.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Davayı kabulü ileri süren taraf, davalının mahkemeye karşı açık ve kesin bir kabul beyanında bulunduğunu yazılı belge veya tutanakla ispatlamalıdır.
  • Sözlü kabulde tutanağa geçirilmesi ve davalının imzası bulunmalıdır; bunun eksikliği kabulün geçerliliğini ortadan kaldırır.
  • Davalı, kabul beyanının şartlı olduğunu veya talep sonucunun tamamını kapsamadığını ileri sürerse, bu savunmayı beyanın içeriğiyle ispat eder.
  • Kabulün hata, hile veya ikrah ile sakatlandığını ileri süren taraf, bu sebebi iddia ettiği tarafta ispatla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.309: Kabulün şartsız, açık ve kesin olması ile kısmi kabulün kapsamının belirtilmesi koşullarını düzenler; m.308'deki kabul kavramını tamamlar.
  • 6100 sayılı Kanun m.310: Kabulün dosya temyiz incelemesine gönderildikten sonra yapılması halinde Yargıtay'ın dosyayı ek karar için hükmü veren mahkemeye göndermesini düzenler.
  • 6100 sayılı Kanun m.311: Kabul ile kesin hüküm gibi sonuç doğması ve kabulün irade sakatlığı nedeniyle iptali konusunda belirleyicidir.
  • 6100 sayılı Kanun m.74: Avukatın davayı kabul edebilmesi için vekâletnamede açık yetki bulunmasını gerektirir.
  • 6100 sayılı Kanun m.24: Medeni usul hukukunda tasarruf ilkesini düzenler; m.308/2'deki tasarruf edilebilir davalar ölçütünün dayanağıdır.
  • 6100 sayılı Kanun m.188: İkrarı düzenler; davayı kabul ile ikrar birbirinden ayrılmalıdır.

HMK m.309 — Feragat ve kabulün şekli

Madde, davaya son veren taraf işlemlerinden feragat ve kabulün şekline ilişkin kuralları düzenler. Feragat ve kabulün dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabileceğini, hüküm doğurmasının karşı tarafın ve mahkemenin muvafakatine bağlı olmadığını, kısmi feragat ve kabulde kapsamın açıkça gösterilmesi gerektiğini ve beyanın kayıtsız ve şartsız olması gerektiğini belirler. Madde, feragat ve kabulün tanımını, hangi davalarda yapılamayacağını ve zamanını düzenlemez; feragat ve kabulün zamanı (m.310), feragat ve kabulün hukuki sonucu ile kesin hüküm etkisi (m.311), davadan feragatin dava şartı ve red sonucu (m.307) ve kabulün tanımı (m.307) ayrı maddelerde yer alır. Ayrıca feragat ve kabulün maddi hukuk yönünden iptali ve irade bozukluğu hükümleri de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Feragat ve kabulün şekli: hangi kavramlar bilinmeli?

Feragat
Davacının dava konusu talep sonucundan kısmen ya da tamamen vazgeçmesi, yani tek taraflı bir irade beyanıyla davayı sona erdiren işlemdir. Hükmün etkisi karşı tarafın ya da mahkemenin onayına bağlı değildir.
Kabul
Davalının davacının talep sonucunu kısmen ya da tamamen kabul etmesi, yani tek taraflı irade beyanıyla davayı sona erdiren işlemdir. Hüküm doğurması için karşı tarafın muvafakati gerekmez.
Kısmi feragat veya kabul
Talebin yalnızca bir bölümünden vazgeçilmesi ya da bir bölümünün kabul edilmesidir. Hangi kısmın kapsadığı dilekçede ya da tutanakta açıkça gösterilmelidir.
Kayıtsız ve şartsız beyan
Feragat veya kabulün hiçbir koşula ya da kayda bağlanmadan yapılmış olmasıdır. Kayıt veya şart taşıyan beyan davaya son veren işlem olarak hüküm doğurmaz.

Feragat ve kabulün şekli: hangi şartlar aranır?

  • Feragat ya da kabul beyanı, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılmalıdır.
  • Feragat veya kabulün hüküm doğurması için karşı tarafın muvafakati ya da mahkemenin onayı aranmamalıdır; bu unsur olumsuz koşul olarak değil, hükmün kendiliğinden doğması olarak işler.
  • Kısmi feragat ya da kabul söz konusuysa, feragat edilen ya da kabul edilen kısım dilekçede ya da tutanakta açıkça gösterilmelidir.
  • Beyan kayıtsız ve şartsız olmalıdır; şarta bağlı feragat ya da kabul davaya son veren işlem olarak sonuç doğurmaz.

Feragat ve kabulün şekli: hangi sonuçları doğurur?

  • Feragat veya kabul dilekçeyle ya da yargılama sırasında sözlü olarak yapıldığında geçerli bir usul işlemi olur.
  • Feragat ve kabul, karşı tarafın muvafakati ya da mahkemenin onayı olmaksızın tek taraflı irade beyanıyla hüküm doğurur.
  • Kısmi feragat veya kabulde açıkça gösterilmeyen kısım feragat ya da kabul kapsamına girmez.
  • Kayıt veya şart taşıyan feragat ya da kabul davaya son veren işlem olarak sonuç doğurmaz ve uyuşmazlık devam eder.
  • Sözlü beyanın tutanağa geçirilmemesi, okunmaması ya da imzalanmaması durumunda beyanın davaya son veren işlem olarak geçerliliği tartışmalı hale gelir.

Feragat ile kabul arasındaki fark nedir?

Feragat davacının talep sonucundan vazgeçmesidir ve davacı tarafından yapılır.

Kabul davalının davacının talebini kabul etmesidir ve davalı tarafından yapılır.

Her ikisi de aynı şekil ve kayıtsız-şartsız koşullarına tabidir; ancak davadan feragat sonucunda dava reddedilir, kabulde ise davacının talebi kabul edilmiş sayılır.

Kısmi feragat-kabul ile tam feragat-kabul arasındaki fark nedir?

Kısmi olanda talebin yalnızca bir bölümü hakkında irade beyanı vardır.

Tam olanda talebin tamamı kapsanır ve açık bir kısım gösterilmesi gerekmez.

Kısmi olanda hangi kısmın kapsadığının açıkça gösterilmemesi halinde beyanın kapsamı belirlenemez; kapsam gösterilmesi zorunludur.

Kayıtsız-şartsız beyan ile kayıt veya şarta bağlı beyan arasındaki fark nedir?

Kayıtsız ve şartsız beyan feragat ya da kabul olarak hüküm doğurur.

Kayıt veya şart taşıyan beyan kısmen de olsa uyuşmazlığı sürdürür.

Kayıt veya şart taşıyan beyan davaya son veren işlem olarak sonuç doğurmaz; uyuşmazlık devam eder.

Dilekçeyle yapılan beyan ile duruşmada sözlü beyan arasındaki fark nedir?

Dilekçeyle yapılan beyanda tutanak ve okuma-imza işlemi aranmaz.

Sözlü beyanda tutanağa geçirilme, okunma ve imza gerekir.

Sözlü beyanda bu işlemlerin eksikliği beyanın usulüne uygun yapılmadığı sonucunu doğurabilir.

Feragat ve kabulün şekli: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kısmi feragat ya da kabulde kapsamın açıkça gösterilmemesi hâlinde beyanı tam feragat ya da kabul saymak; kapsam dilekçede ya da tutanakta açıkça belirtilmelidir.
  • Kayıtlı ya da şartlı beyanı feragat ya da kabul olarak değerlendirip davayı reddetmek ya da kabul etmek; bu beyanın davaya son veren işlem olmadığı gözden kaçırılmamalıdır.
  • Sözlü beyanı tutanağa geçirmeden ya da okuyup imza almadan hüküm kurmak; m.309 gereği bu adımlar zorunludur.
  • Feragat ve kabulün karşı tarafın muvafakatine ya da mahkemenin onayına bağlı olduğunu varsaymak; hüküm bu tür bir onaya bağlı değildir.
  • Kamu düzenine ilişkin davalarda (babalık, hizmet tespiti) kabulü dayanak alarak hüküm kurmak; bu davalarda kabul hukuki sonuç doğurmaz.
  • Davadan feragat ile yeniden dava açma hakkının saklı tutulduğu beyanını feragat saymak; bu beyan takipten vazgeçme olarak yorumlanmalıdır.
  • Dava dışı anlaşmayı m.307 anlamında feragat ya da kabul saymak; bu tür anlaşmalar feragat veya kabul niteliği taşımaz.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Babalık davasında davalının kabulünün kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle hukuki sonuç doğurmayacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/425 E., 2024/436 K., 18.09.2024)
  • Boşanma davası açılmaksızın tedbir nafakası talep edilmişse, bu talebe ilişkin kabulün kamu düzeninden olmadığı ve hüküm ifade ettiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/425 E., 2024/436 K., 18.09.2024)
  • Hizmet tespiti davasında işverenin davayı kabul etmesinin mümkün olmadığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/425 E., 2024/436 K., 18.09.2024)
  • Yargılama sırasında yapılan feragat ve kabul beyanlarının tutanağa geçirilmesi ve taraflara okunması gerektiği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/1388 E., 2024/2017 K., 28.11.2024)
  • Dava sırasında 'yeniden dava açma hakkım saklı kalmak kaydıyla' şeklindeki beyanın davadan feragat değil davayı takipten vazgeçme olarak yorumlanması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/425 E., 2024/436 K., 18.09.2024)
  • Feragat beyanının duruşma dışında dilekçeyle yapılması hâlinde, beyanın mahkemeye ulaşmasıyla hüküm doğuracağı ve mahkemenin duruşma gününü beklemeden karar verebileceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/462 E., 2023/247 K., 22.03.2023)
  • Kısmi feragat beyanında, feragat edilen kısmın açıkça gösterilmediği hallerde beyanın kapsamının sınırlı yorumlanmasının gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/462 E., 2023/247 K., 22.03.2023)
  • Dava dışı anlaşma ile davacının feragat ya da davalının kabul etmesi yönünde taahhüt verilmesinin, m.307 anlamında feragat veya kabul olmadığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/425 E., 2024/436 K., 18.09.2024)
  • Feragat veya kabulde 'yargılama giderlerinin karşı tarafa yüklenmesi şartıyla' gibi bir kaydın, kabulü engelleyen şart olarak görülmediği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/462 E., 2023/247 K., 22.03.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Feragat veya kabulü ileri süren taraf, beyanın varlığını ve kapsamını ispatlar; beyan dilekçe ya da duruşma tutanağı ile ispatlanır.
  • Sözlü beyanın iddia edilmesi hâlinde duruşma tutanağı esas delildir; tutanağa geçirilmemiş, okunmamış ya da imzalanmamış bir beyanın ispatı güçleşir.
  • Kısmi feragat veya kabul iddiasında, hangi kısmın kapsandığını gösteren açık beyan ilgili tarafça ispat edilmelidir; belirsizlik karşı tarafın lehine yorumlanır.
  • Beyanın kayıtlı ya da şartlı olduğunu savunan taraf, bu kaydın varlığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Kabulün veya feragatin hüküm doğurmadığını savunan taraf, babalık ve hizmet tespiti gibi kamu düzenine ilişkin hallerde bunun geçersizliğini ispat etmek zorundadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.310: Feragat ve kabulün hangi zamanda yapılabileceğini düzenler; m.309 şekli, m.310 ise zamanı düzenler. Hükmün verilmesinden sonra yapılan feragat ve kabulde dosyanın hangi merciide ek karar için işleneceğini belirler.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.311: Feragat ve kabulün kesin hüküm gibi sonuç doğurmasını ve irade bozukluğu hallerinde iptalini düzenler; m.309'daki şekil ve kayıtsız-şartsız koşulların yerine getirilmesinden sonra doğan sonuçları belirler.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.307: Davadan feragat ve davayı kabulün tanımını yapar; m.309'daki şekil ve koşulların hangi işlemlere uygulandığını belirler.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.154: Sözlü feragat ve kabulün duruşma tutanağına geçirilmesi, okunması ve imzalanmasına ilişkin usul kurallarını içerir; m.309 sözlü beyanlarda bu usulün uygulanmasını gerektirir.

HMK m.310 — Feragat ve kabulün zamanı

Madde, davaya son veren taraf işlemlerinden feragat ve kabulün hangi aşamada yapılabileceğini ve bu işlemler yapıldığında dosyanın hangi merciye gideceğini düzenler. Düzenleme üç hali ayırır: hüküm kesinleşmeden önce genel olarak yapılabilme, hükmün verilmesinden sonra ve kanun yoluna başvurulmuş olsa da dosya üst merciye gitmeden yapılma, ve dosyanın Yargıtay'a gönderilmesinden sonra yapılma. Madde, feragat ve kabulün dava dilekçesi veya duruşmadaki beyanla yapılma şeklini, feragatin hukuki sonucunu, sulhu ve ek kararın içeriğini düzenlemez; bunlar 309. madde (şekil ve şarta bağlılık), 311. madde (kesin hüküm benzeri sonuç) ve 307-308. maddeler (feragat ve kabulün tanımı) kapsamındadır. Madde yalnızca taraf olan davacı ve davalı bakımından uygulanır; hâkimin re'sen karar verdiği hallere ilişkin bir düzenleme içermez.

Feragat ve kabulün zamanı: hangi kavramlar bilinmeli?

Feragat
Davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Tek taraflı, açık ve kayıtsız şartsız bir irade beyanı ile gerçekleşir; karşı tarafın muvafakati aranmaz.
Kabul
Davalının davacının talep sonucunu kısmen veya tamamen kabul etmesidir. Kabulün hukuki sonucu, davanın kabul edilen kısmı bakımından yargılamanın sona ermesidir.
Hüküm kesinleşmesi
Hükmün kanun yoluna başvurulabilme imkânının kalmaması veya kanun yolunun tüketilmesi halidir. Madde bu ana kadar feragat ve kabulün mümkün olduğunu belirtir.
Ek karar
Feragat veya kabul yapıldıktan sonra, bu işleme uygun olarak davayı sona erdiren karardır. Hükmün verilmesinden sonra yapılan feragat veya kabulde esas hükmün yerini almaz, onu tamamlar.
Temyiz incelemesi için dosyanın gönderilmesi
Dosyanın üst mahkemeye, bu maddede Yargıtay'a, fiilen intikal etmesidir. Maddenin 2. ve 3. fıkraları bu intikalin öncesi ve sonrası için farklı merci öngörür.

Feragat ve kabulün zamanı: hangi şartlar aranır?

  • Feragat veya kabulün hüküm kesinleşinceye kadar yapılmış olması gerekir.
  • Hükmün verilmesinden sonra yapılan feragat veya kabulde, kanun yoluna başvurulmuş olsa bile dosyanın kanun yolu incelemesine gönderilmemiş olması gerekir; aksi halde 3. fıkra uygulanır.
  • Dosyanın Yargıtay'a temyiz incelemesi için gönderilmesinden sonra yapılan feragat veya kabulde dosyanın temyiz incelemesine gönderilmiş olması yeterlidir; bu halde Yargıtay temyiz incelemesi yapmaz.
  • Feragat veya kabulün, şarta bağlanmamış biçimde yapılmış olması gerekir; şarta bağlı beyan feragat ya da kabul olarak sonuç doğurmaz.

Feragat ve kabulün zamanı: hangi sonuçları doğurur?

  • Hüküm kesinleşinceye kadar feragat veya kabul yapılabilir.
  • Hükmün verilmesinden sonra ve dosya kanun yolu incelemesine gönderilmeden yapılan feragat veya kabulde dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez.
  • Bu halde ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi feragat veya kabul doğrultusunda ek karar verir.
  • Dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılan feragat veya kabulde Yargıtay temyiz incelemesi yapmaz ve dosyayı hükmü veren mahkemeye ek karar verilmek üzere gönderir.
  • Feragat veya kabul şarta bağlanmışsa sonuç doğurmaz.
  • Madde metnine göre hükümden sonra feragat ya da kabul, ek karar verilmeden davayı kendiliğinden sona erdirmez.

Hükmün verilmesinden önce ile hükmün verilmesinden sonra arasındaki fark nedir?

Hüküm verilmeden yapılan feragat ve kabulde mahkeme, davayı feragat veya kabul doğrultusunda sonlandıran esas karar verir.

Hükmün verilmesinden sonra yapılan feragat ve kabulde hüküm zaten mevcuttur ve feragat veya kabul bu hükmü değiştirmez.

Hükümden sonra yapılan feragat veya kabul için 2. ve 3. fıkralar uygulanır ve ek karar verilir.

İlk derece veya bölge adliye mahkemesi ile yargıtay arasındaki fark nedir?

Dosya henüz kanun yolu incelemesine gönderilmemişse ek karar, hükmü veren ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi tarafından verilir.

Dosya temyiz incelemesi için Yargıtay'a gönderilmişse Yargıtay incelemeye girmeden dosyayı hükmü veren mahkemeye geri gönderir.

Ek kararın hangi mahkemece verileceği dosyanın bulunduğu aşamaya göre belirlenir; Yargıtay ek karar vermez.

Kanun yoluna başvurulması ile dosyanın kanun yolu incelemesine gönderilmesi arasındaki fark nedir?

Taraflar kanun yoluna başvurmuş olsa bile dosya henüz üst mercie gönderilmemişse, ilk derece veya bölge adliye ek kararı verir.

Dosya temyiz incelemesine gönderilmişse, kanun yoluna başvurmuş olma ile birlikte Yargıtay dosyayı geri gönderir.

Başvurunun varlığı tek başına merci değiştirmez; belirleyici olan dosyanın fiilen üst mercie gönderilip gönderilmediğidir.

Feragat ve kabulün zamanı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Hükmün verilmesinden sonra yapılan feragat veya kabulü, kanun yolu başvurusu yapıldığı için Yargıtay'a göndermek; oysa dosya henüz üst mercie gönderilmemişse ek karar ilk derece veya bölge adliye tarafından verilir.
  • Dosya temyiz incelemesine gönderildikten sonra feragat edildiğinde Yargıtay'ın kendisinin feragat hakkında karar vermesi; madde Yargıtay'ın temyiz incelemesi yapmadan dosyayı geri göndermesini öngörür.
  • Hükümden sonra yapılan feragati, esas hükmü değiştiren bir karar gibi değerlendirmek; ek karar yalnızca feragat veya kabul doğrultusunda verilir.
  • Feragat beyanındaki şartı önemsiz sayıp feragatı geçerli kabul etmek; şarta bağlı feragat sonuç doğurmaz.
  • Kabulü, yargılama giderinin karşı tarafa yüklenmesi gibi bir ek koşulla yapılmışsa kabul kabul etmemek; uygulamada bu tür koşul kabule engel sayılmamaktadır.
  • Feragat veya kabulün hüküm kesinleşmesinden sonra yapılabileceğini düşünmek; madde kesinleşmeye kadar süre tanır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Feragat ve kabulün hüküm kesinleşmeden yapılabileceği, tasarruf ilkesinin sonucu olarak yargılamanın her aşamasında davayı sona erdirebildiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/67 E., 2025/11 K., 05.02.2025)
  • Hükmün verilmesinden sonra yapılan feragat veya kabulde, dosya temyiz incelemesine gönderilmişse, Yargıtay'ın incelemeyi yapmadan dosyayı ek karar için hükmü veren mahkemeye göndermesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/242 E., 2024/584 K., 27.11.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2024/243 E., 2024/585 K., 27.11.2024)
  • Temyiz edilen ve henüz Hukuk Genel Kurulunda görüşülmeyen bir direnme kararının kesinleşmediği, bu aşamada davadan feragat edilebileceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/385 E., 2024/301 K., 29.05.2024)
  • Feragatin tek taraflı bir irade beyanı olduğu ve karşı tarafın muvafakatine bağlı olmadığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/541 E., 2024/458 K., 18.09.2024)
  • Şarta bağlı feragatin sonuç doğurmadığı, buna karşılık yargılama giderinin karşı tarafa yüklenmesi şartıyla yapılan kabul beyanının kabule engel bir şart sayılmadığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/916 E., 2023/1078 K., 08.11.2023)
  • Dosya temyiz incelemesine gönderildikten sonra feragat veya kabul beyanı yapılmış ve sehven dikkate alınmamışsa, mahkemenin maddi hatayı düzelterek önce ek karar için dosyayı ilk derece mahkemesine göndermesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/242 E., 2024/584 K., 27.11.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Feragat veya kabulü ileri süren taraf, beyanın hangi aşamada yapıldığını ispatlamakla yükümlüdür; bu, dilekçe tarihi, duruşma tutanağı ve dosyanın üst mercie gönderilme tarihi ile belgelenir.
  • Feragat veya kabul yazılı dilekçe ya da duruşma tutanağına geçmiş beyanla yapıldığından, beyanın varlığı ve tarihi bu belgelerle kanıtlanır.
  • Feragat veya kabulün dosyanın temyize gönderilmesinden önce mi sonra mı yapıldığı, Yargıtay dosya kayıtları ve gönderme tarihi ile tespit edilir.
  • Beyanın şarta bağlı olduğunu ileri süren karşı taraf bu iddiasını beyanın metniyle ispatlar; şart taşımadığını savunan taraf ise beyanın kayıtsız olduğunu gösterir.
  • Ek karar verilmesi talebinde bulunan taraf, dosyanın ek karar için hangi merciye gönderileceğini de dosya bilgileriyle göstermek zorundadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

HMK m.311 — Feragat ve kabulün sonuçları

Bu madde, davadan feragat ve kabulün hukuki sonucunu ve bu işlemlerin irade bozukluğu hâlinde iptal edilebilmesini düzenler. Feragat ve kabulün kesin hüküm gibi sonuç doğurması ile iptal yolunun varlığı maddenin konusudur. Hükme dayanan taraf, davanın sürdüğü her aşamada feragat veya kabul eden tarafın işlemi için bu hükmü ileri sürebilir. Kural, dava tarafları ve davayı sona erdiren taraf işlemleri bakımından uygulanır. Feragatin ve kabulün yapılma zamanını, şeklini ve mahkemenin ek karar verme yükümlülüğünü düzenlemez (m.307, m.309, m.310). Feragat ve kabulün kapsamına giren talep sonuçlarının tanımını düzenlemez (m.307, m.308). Dava açılmadan önce feragatin yapılamayacağı ve feragat sonrası yeniden dava açılmasını engelleyen sınırlar da bu maddede yer almaz (m.303).

Feragat ve kabulün sonuçları: hangi şartlar aranır?

  • Feragat veya kabul, davanın sürdüğü bir aşamada, hüküm kesinleşinceye kadar yapılmış olmalıdır.
  • Feragat veya kabul, açık ve tek taraflı bir irade beyanı olarak yapılmalıdır; karşı tarafın veya mahkemenin muvafakati aranmaz.
  • Feragat veya kabul kayıtsız ve şartsız olmalıdır; şarta bağlı feragat sonuç doğurmaz (HMK m.309/4).
  • Kesin hüküm gibi sonuç doğması için feragat veya kabulün mahkemece dikkate alınması gerekir; mahkeme feragat hakkında karar vermelidir.
  • Feragat veya kabul irade bozukluğu (hata, hile veya tehdit) ile sakatlanmamış olmalıdır; sakatlanmış ise iptal edilebilir.
  • İptal için iradeyi sakatlayan sebebin ispatı gerekir; iptal, feragat veya kabulün yapıldığı davadan ayrı bir dava ile istenir.

Feragat ve kabulün sonuçları: hangi sonuçları doğurur?

  • Feragat veya kabul kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur; aynı dava konusu yeniden dava edilemez.
  • Feragat veya kabul yapıldığında mahkeme davayı sona erdirmek zorundadır ve feragat veya kabul nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verir.
  • İrade bozukluğu hâlinde feragat veya kabulün iptali istenebilir; bu iptal bir kesin hükümsüzlük (butlan) hâli değildir.
  • Feragat ve kabul ile sona eren davanın yeniden açılması mümkün değildir.
  • Şarta bağlı feragat sonuç doğurmaz.
  • Feragat veya kabulün iptali için iradeyi sakatlayan sebebin ispatı gerekir; ispat edilmezse feragat ve kabul geçerli kalır.

Feragat ile kabul arasındaki fark nedir?

Feragat, davacının talep sonucundan vazgeçmesidir.

Kabul, davalının davacının talebini kabul etmesidir.

Her ikisi de davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi sonuç doğurur; ancak feragat talep sonucu üzerinden, kabul ise davacının talebi üzerinden kurulur.

Feragat ve kabul ile hüküm kesin hüküm etkisi arasındaki fark nedir?

Feragat ve kabul, tahkikat sonucu verilmiş bir karar değildir.

Mahkeme kararı, tahkikat sonucu verilmiş bir karardır.

Feragat ve kabulün kesin hüküm etkisi tanınır ama bunlara kesin hükmün kesin delil etkisi tanınamaz.

Feragat ile feragatin iptali arasındaki fark nedir?

Feragat, hükmün kesinleşmesine kadar yapılabilen bir işlemdir.

Feragatin iptali, irade bozukluğu hâlinde ayrı bir dava ile istenen bir haktır.

Sakatlanmamış feragat geri alınamaz; irade bozukluğu varsa iptal davası açılabilir.

Usul işlemi yönü ile maddi hukuk işlemi yönü arasındaki fark nedir?

Feragatin usul işlemi yönü, davayı sona erdirme etkisidir.

Feragatin maddi hukuk işlemi yönü, vazgeçilen hakkın içeriğidir.

Feragatin şekli ve davayı sona erdirme etkisi kanun yolu ile incelenebilir; içeriğine ilişkin iptal ise maddi hukuk kurallarına göre yapılır.

Feragat ve kabul ile ön sorun olarak inceleme arasındaki fark nedir?

Feragatin geçersizliği ileri sürülerek sonraki bir dava açıldığında, feragat yapılan hak konusunda yeni dava açılmış olur.

Feragatin iptal davası ayrı bir dava olarak açılmalıdır.

Bazı Yargıtay kararlarına göre yeni davada mahkeme feragatin geçersizliğini ön sorun olarak inceleyebilir.

Feragat ve kabulün sonuçları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Feragat ve kabulün iptalini butlan davası gibi değerlendirmek; iptal bir kesin hükümsüzlük hâli değildir ve ayrı bir dava ile istenir.
  • Feragat ve kabulü şartlı beyan gibi kabul etmek; şarta bağlı feragat sonuç doğurmaz.
  • Feragat ve kabulün mahkeme kararıyla aynı kuvvette kesin hüküm oluşturduğunu varsaymak; uygulamada bu konu tartışmalıdır ve feragat tahkikat sonucu verilmiş bir karar değildir.
  • Feragat ve kabulün iptali için iradeyi sakatlayan sebebi ispat etmeden iptal kararı verilebileceğini düşünmek.
  • Feragat veya kabul yapıldıktan sonra yargılamaya devam ederek esas hakkında karar vermek; mahkeme feragat veya kabul nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar vermelidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Feragat ve kabulün irade bozukluğu nedeniyle geçersizliği, butlan değil iptal hakkı olarak kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1871 E., 2026/47 K., 15.01.2026; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1861 E., 2026/53 K., 15.01.2026; Hukuk Genel Kurulu, 2021/462 E., 2023/247 K., 22.03.2023; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/1388 E., 2024/2017 K., 28.11.2024)
  • Feragat ve kabulün iptali, hata, hile veya tehdit nedeniyle ayrı bir dava ile istenmesi gereken bir hak olarak kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1871 E., 2026/47 K., 15.01.2026; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/1388 E., 2024/2017 K., 28.11.2024)
  • Feragat ve kabul nedeniyle davanın sona ermesi sonrasında, yapılan işlemin 6100 sayılı Kanun m.303, m.307, m.309, m.310 ve m.311 hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/425 E., 2024/436 K., 18.09.2024)
  • Feragat veya kabul yapılmışsa mahkemenin yargılamayı sürdürmeyip karar verilmesine yer olmadığına karar vermesi gerektiği kabul edilmektedir. (Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/502 E., 2025/1226 K., 23.09.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Feragat veya kabulün iptalini isteyen taraf, iradeyi sakatlayan hata, hile veya tehdit sebebini ispat yükü altındadır.
  • Feragat ve kabul, yazılı dilekçe veya tutanağa geçen sözlü beyan ile ispatlanır; bu beyanın içeriği ve tarihi, karşı tarafın itirazına karşı delille ortaya konulur.
  • Karşı taraf, feragat veya kabulün geçerli ve irade bozukluğu olmadan yapıldığını savunursa, bu savunmayı kanıtlamak zorunda değildir; irade bozukluğunu ileri süren taraf ispat yükü altındadır.
  • Feragatin geçersizliği yeni bir davada ön sorun olarak ileri sürülürse, mahkeme bu konuyu inceleyebilir ve iradeyi sakatlayan sebebin varlığı delille belirlenir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.307: Feragatin tanımını yapar; bu maddede sözü edilen feragat kavramının kapsamını belirler.
  • 6100 sayılı Kanun m.309: Feragat ve kabulün şeklini düzenler; karşı tarafın muvafakatinin aranmadığını belirtir ve şarta bağlı feragat ile ilgili m.309/4 hükmünü içerir.
  • 6100 sayılı Kanun m.310: Feragat veya kabulün hüküm kesinleşmeden önce veya sonra yapılması hâllerinde mahkemenin ek karar verme usulünü düzenler.
  • 6100 sayılı Kanun m.303: Davadan feragat veya kabul yoluyla sona eren hak veya dava konusunun yeniden dava edilmesini engelleyen kesin hüküm kuralını içerir.

HMK m.312 — Feragat ve kabul hâlinde yargılama giderleri

Madde, feragat veya kabul beyanında bulunan tarafın yargılama giderlerine mahkûmiyetini ve bu mahkûmiyetin feragat ya da kabulün talep sonucunun yalnız bir kısmına ilişkin olması hâlinde nasıl belirleneceğini düzenler. Ayrıca davalının, davanın açılmasına sebep olmadığı ve ilk duruşmada davacının talebini kabul ettiği hâllerde yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasını kurar. Düzenleme feragat ve kabul yapan tarafa uygulanır; davacı feragat, davalı ise kabul bakımından ortaya çıkar. Madde, feragatin ve kabulün kendi geçerlilik koşullarını düzenlemez; bunlar m.307 ve m.308 kapsamındadır. Harç indirimini (Harçlar Kanunu m.22), avukatlık ücretinin yarıya indirilmesini (Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m.6), yargılama giderlerinden sorumluluğun genel ilkesini (m.330) ve davalının kabulünde kısmi kabul ile birlikte yargılama giderlerinin paylaştırılmasını (m.326) bu madde düzenlemez.

Feragat ve kabul hâlinde yargılama giderleri: hangi kavramlar bilinmeli?

Feragat
Davacının dava konusu talebinden vazgeçmesi, davayı iradesiyle sona erdiren taraf işlemidir. Feragat edilen hak düşer ve aynı dava yeniden açılamaz.
Kabul
Davalının davacının talep sonucunu kısmen ya da tamamen kabul etmesi, davayı davalının iradesiyle sona erdiren taraf işlemidir. Kabulün hüküm doğurması için taraflar dava konusu hak üzerinde serbestçe tasarruf edebilmelidir.
Davanın açılmasına sebebiyet verme
Davalının kendi hâl ve davranışıyla davacının dava açmasına yol açmış olmasıdır. Örneğin temerrüde düşürülmemiş olması hâlinde dava açılmasına sebebiyet vermemiş sayılır.
İlk duruşma
Kabulün, yargılamanın ilk oturumunda yapılması hâlinde davalıyı yargılama giderlerinden kurtaran zaman sınırıdır. Ön inceleme ve ilk duruşma ayrımı uygulamada bu sınırın hangi aşamaya denk geldiğini belirler.
Yargılama giderleri
Yargılamanın yürütülmesi için yapılan masraflar ile karşı tarafın vekâlet ücreti gibi kalemleri kapsar. Madde kapsamında mahkûmiyet, bu giderlerin hangi tarafa yükleneceğini belirler.

Feragat ve kabul hâlinde yargılama giderleri: hangi şartlar aranır?

  • Feragat ya da kabul beyanının usulüne uygun ve geçerli biçimde mahkemeye sunulmuş olması gerekir; geçersiz beyan bu maddenin sonuçlarını doğurmaz.
  • Feragat eden davacı veya kabul eden davalı tarafın, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmesi için beyanın tamamen ya da kısmen davayı sona erdirmesi gerekir.
  • Feragat ya da kabul talep sonucunun yalnız bir kısmına ilişkinse yargılama giderlerine mahkûmiyet yalnız o kısım oranında belirlenmelidir.
  • Davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması için davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş olması gerekir; temerrüde düşürülmemiş davalı bu koşulu taşır.
  • Davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması için davacının talep sonucunu yargılamanın ilk duruşmasında kabul etmiş olması gerekir; ilk duruşmadan sonraki kabul bu korumayı sağlamaz.
  • Bu istisnadan yararlanma iki koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlıdır; yalnızca birinin varlığı yeterli değildir.

Feragat ve kabul hâlinde yargılama giderleri: hangi sonuçları doğurur?

  • Feragat ya da kabul eden taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi karşı tarafın yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir.
  • Feragat ya da kabul talep sonucunun yalnız bir kısmına ilişkinse yargılama giderine mahkûmiyet yalnız o kısma göre belirlenir.
  • Davalı, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermemiş ve ilk duruşmada davacının talebini kabul etmişse yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmez.
  • Davalı temerrüde düşürülmemiş olduğu için dava açılmasına sebebiyet vermemiş sayılıyorsa ve ilk duruşmada kabul etmişse, yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaz.
  • Davalı ilk duruşmadan sonra kabul ederse istisnadan yararlanamaz ve yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilir.
  • Davalının dava açılmasına sebebiyet vermiş olması hâlinde ilk duruşmada kabul etse bile istisna uygulanmaz ve davalı giderlerden sorumlu olur.
  • Mahkeme, kural olarak ve kendiliğinden davalıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkûm eder; bu nedenle istisnadan yararlanacak davalının savunmasını dikkate alması gerekir.

Feragat ile kabul arasındaki fark nedir?

Feragat davacının dava konusu talepten vazgeçmesidir ve davayı davacı tarafından sona erdirir.

Kabul davalının davacının talebini kabul etmesidir ve davayı davalı tarafından sona erdirir.

Her iki hâlde de madde 312/1 uyarınca yargılama giderlerine mahkûmiyet aynı kurala tabidir; harç ve vekâlet ücreti indirimleri de her ikisi için ortaktır.

Kural ile 312/2 istisnası arasındaki fark nedir?

Kuralda feragat ya da kabul eden taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerine mahkûm edilir.

İstisnada davalı, davanın açılmasına sebep olmamış ve ilk duruşmada talebi kabul etmişse yargılama giderlerine mahkûm edilmez.

İstisna yalnızca davalı kabulünde uygulanır; feragat eden davacı için 312/2 hükmü işlemez ve davacı kural gereği giderlere mahkûm edilir.

Tam feragat-kabul ile kısmi feragat-kabul arasındaki fark nedir?

Talep sonucunun tamamına ilişkin feragat ya da kabulde yargılama giderlerine mahkûmiyet tamamen kabul edilen ya da bırakılan talebe göre belirlenir.

Talep sonucunun yalnız bir kısmına ilişkin feragat ya da kabulde mahkûmiyet yalnız o kısma göre belirlenir.

Kısmi işlemde yargılama giderinin tamamı değil, ilgili kısmın oranına düşen tutar yükletilir.

Davanın açılmasına sebebiyet verme ile vermeme arasındaki fark nedir?

Davalı temerrüde düşürülmüş veya hâl ve davranışıyla dava açılmasına yol açmışsa bu koşul gerçekleşmez.

Davalı temerrüde düşürülmemişse ve hâl ve davranışıyla dava açılmasına neden olmamışsa bu koşul gerçekleşir.

Koşul gerçekleşmezse davalı ilk duruşmada kabul etse bile yargılama giderlerinden sorumlu tutulur.

Feragat ve kabul hâlinde yargılama giderleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Feragat eden davacı ile kabul eden davalı için aynı istisnayı uygulamak; m.312/2 yalnızca davalının kabulü için öngörülmüştür.
  • İlk duruşma ile ön inceleme duruşmasını karıştırmak; ilk duruşma kavramı ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m.6'daki ön inceleme tutanağı ölçütünü aynı sayıp hesaplamayı yanlış yapmak.
  • Davalının temerrüde düşürülmediği hâlde dava açılmasına sebebiyet verdiğini varsaymak; temerrüt olmadan dava açılmışsa davalı sebebiyet vermemiş sayılır.
  • Davalının ilk duruşmadan sonra yaptığı kabulü, ilk duruşmada yapılmış kabul gibi değerlendirmek.
  • Kısmi feragat ya da kabulde yargılama giderlerini talebin tamamına göre hesaplamak; mahkûmiyet yalnız ilgili kısım oranında belirlenmelidir.
  • Belirsiz alacak davasında davalının m.312/2 yararını tamamen dışlamak; ilk duruşmada yapılan ve davacının kabul etmediği teklif bakımından m.326 ile birlikte değerlendirme yapılmalıdır.
  • Harç indiriminin feragat ve kabul için yalnızca davacıya ilişkin olduğunu düşünmek; Harçlar Kanunu m.22 kabul eden davalıya da uygulanır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Davalının davanın açılmasına sebebiyet vermemesi için temerrüde düşürülmemiş olması yeterli görülmekte ve bu durumda davalının dava açılmasına sebebiyet vermediği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2024/428 E., 2024/1148 K., 04.07.2024)
  • Davalı, dava konusu payları satın alarak dava açılmasına sebep olmuşsa 312/2 koşulu gerçekleşmez ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması doğru bulunmamaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/62 E., 2023/464 K., 17.05.2023)
  • Kısmi kabulde de 312/2 hükmünün uygulanmasına engel yoktur; davalının belirli bir tutar bakımından davanın açılmasına sebep vermediği ve o tutarı kabul ettiği savunması, o tutar bakımından giderlerden sorumluluk açısından değerlendirilmelidir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/62 E., 2023/464 K., 17.05.2023)
  • Davalı, davanın açılmasından sonra mahkemece kabul edilen talep ile ilk duruşmada yaptığı kabulü birlikte değerlendirip, 312/2 koşullarının ilk duruşmada gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmalıdır. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/62 E., 2023/464 K., 17.05.2023)
  • Feragat ve kabul, 6100 sayılı Kanun'un 307 ilâ 315. maddeleri arasında düzenlenmiş davaya son veren taraf işlemleridir ve bu çerçevede ele alınır. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1752 E., 2026/698 K., 12.05.2026)
  • Belirsiz alacak davasında davalı ilk duruşmada kendi hesabına göre bir tutar teklif edip davacı bunu kabul etmezse, mahkemece verilen hükümde m.312/2 ile m.326/2 birlikte değerlendirilerek giderlerin paylaştırılması öngörülmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/539 E., 2025/509 K., 10.09.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Kabulün veya feragatin ilk duruşmada yapıldığını iddia eden taraf bunu duruşma tutanağı ile ispatlar; ilk duruşma tarihi ve beyanın içeriği tutanakla belirlenir.
  • Davalının davanın açılmasına sebebiyet vermediğini ileri süren davalı bunu ispatla yükümlüdür; temerrüt ihtarı, ödeme talebi veya dava öncesi davranış belgeleri bu konuda kullanılabilir.
  • Davacının davanın açılmasına davalının sebep olduğunu ileri sürmesi hâlinde, davalı temerrüde düşürülmediğini ve dava öncesi davranışının bulunmadığını ihtar veya yazışmalarla ortaya koymalıdır.
  • Kabul beyanının yazılı dilekçe ile yapılması hâlinde dilekçe, sözlü beyanın yapıldığı hâlde ise duruşma tutanağı delil olarak kullanılır.
  • Davalının kısmi kabulde belirli bir tutar bakımından sorumluluğunu ortadan kaldırmak istemesi hâlinde, o tutar bakımından dava açılmasına sebep olmadığını ayrıca ispatlaması gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.307: Feragatin tanımını ve koşullarını düzenler; bu madde feragatin sonuçlarını belirlerken m.307'deki işlemi varsayar.
  • 6100 sayılı Kanun m.308: Kabulün tanımını ve koşullarını düzenler; bu madde kabulün sonuçlarını belirlerken m.308'e dayanır.
  • 6100 sayılı Kanun m.326: Davanın kısmen kabulünde yargılama giderlerinin paylaştırılmasını düzenler; m.312/2 istisnasının belirsiz alacak davalarında birlikte uygulanmasında bu madde ile ilişkilidir.
  • 6100 sayılı Kanun m.330: Yargılama giderlerinden sorumluluğun genel ilkesini düzenler; m.312 bu genel kuralın feragat ve kabul hâline özgü uygulamasını getirir.
  • 492 sayılı Harçlar Kanunu m.22: Feragat ya da kabulün ilk celsede yapılmasında karar ve ilam harcının üçte birinin, daha sonra yapılmasında üçte ikisinin alınmasını düzenler; yargılama giderlerinin harç kalemiyle ilgisi bu maddeden kaynaklanır.
  • Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m.6: Feragat ya da kabul hâlinde vekâlet ücretinin ön inceleme tutanağı öncesi yarısına, sonrası tamamına hükmedilmesini düzenler; bu madde ile birlikte uygulanır.

HMK m.313 — Sulh

Madde, görülmekte olan bir davada tarafların uyuşmazlığını kısmen veya tamamen sona erdirmek için mahkeme huzurunda yaptıkları sulh sözleşmesinin tanımını, bu sözleşmenin konusuna ilişkin sınırı, dava konusu dışındaki hususların sulha dahil edilebilmesini ve şarta bağlı sulhün mümkünlüğünü düzenler. Kurala tarafların dava sırasında mahkemede yaptığı sulh uygulanır. Madde, sulhün sonucunda verilecek kararın türünü düzenlemez; bu konu sulhün etkisini düzenleyen 315. maddededir. Mahkeme dışında yapılan sulhün kuruluşu ve etkileri maddi hukuka bırakılmıştır. Sulhün zamanı ve hükmün kesinleşmesine kadar yapılabilmesi 314. maddede, sulhün tutanağa geçirilmesi ve kararın biçimi 315. maddede yer alır. Feragat ve kabul, sulhten ayrı birer davaya son veren işlemdir ve bunların şartları 307 ile 312. maddeler arasında yer alır.

Sulh: hangi şartlar aranır?

  • Sulhün yapıldığı anda görülmekte olan bir dava bulunmalıdır.
  • Sulh, mahkeme huzurunda yapılmalıdır.
  • Uyuşmazlık konusu hak, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği nitelikte olmalıdır.
  • Taraflar uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirme iradesiyle karşılıklı kabul ve feragat içeren bir anlaşma yapmalıdır.
  • Dava konusu dışındaki bir husus sulha konulabilir, ancak bu, sulhün tanımına ve uyuşmazlığın çözümüne bağlı olarak yapılmalıdır.
  • Şart bağlanan sulhte şart, sulhün bir parçası olarak yapılabilir; ancak bu şart hükümde belirtilmez.

Sulh: hangi sonuçları doğurur?

  • Sulh, uyuşmazlığın kısmen veya tamamen sona ermesini sağlar ve dava konusu uyuşmazlık sulhle ortadan kalkar.
  • Sulh, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği uyuşmazlıklarda geçerli olarak yapılabilir.
  • Tasarrufa ilişkin serbesti olmayan uyuşmazlıkta yapılan sulh hukuki sonuç doğurmaz.
  • Dava konusu dışındaki hususlar sulha dahil edildiğinde, mahkeme bu hususlarda da karar vermiş olmaz; davanın sona ermesi sulhün etkisiyle gerçekleşir.
  • Şarta bağlı sulh yapılabilir; şart gerçekleşmediği sürece sulhün etkisi doğmaz.
  • Sulh şarta bağlı olsa bile, şart hükümde belirtilmez.

Dava içi sulh ile dava dışı sulh arasındaki fark nedir?

Mahkeme huzurunda, görülmekte olan dava içinde yapılan sulh bu maddenin kapsamına girer ve davayı sona erdirir.

Dava açılmadan ya da mahkeme dışında yapılan anlaşma maddi hukuk işlemi olarak değerlendirilir ve bu madde kapsamında değildir.

Yalnızca dava içi sulh, mahkemece karar verilmesine yer olmadığı ya da sulhe göre hüküm kurulması gibi usul sonuçlarını doğurur.

Sulh konusu ile dava konusu arasındaki fark nedir?

Sulh, dava konusu uyuşmazlığın kısmen ya da tamamen çözümünü içerir.

Dava konusu dışında kalan hususlar da sulha dahil edilebilir.

Dava konusu dışındaki hususlar sulha dahil edildiğinde mahkeme bu hususlarda karar vermiş sayılmaz, çünkü davayı sulh sonlandırır.

Şartsız sulh ile şarta bağlı sulh arasındaki fark nedir?

Şartsız sulh doğrudan geçerlilik kazanır.

Şarta bağlı sulhte sulh, bir koşulun gerçekleşmesine bağlanır.

Şarta bağlı sulh mümkündür; ancak şart hükümde yazılmaz.

Üzerinde serbestçe tasarruf edilebilen ile edilemeyen uyuşmazlık arasındaki fark nedir?

Tarafların serbestçe tasarruf edebildiği hakka ilişkin uyuşmazlıkta sulh yapılabilir.

Kamu düzeni ya da kamu yararı nedeniyle tasarruf serbestisi bulunmayan uyuşmazlıkta sulh yapılamaz.

Bu nitelikteki uyuşmazlıkta yapılan sulh hukuki sonuç doğurmaz.

Sulh: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Mahkeme dışında yapılan sulhü bu madde kapsamında değerlendirmek; bu tür sulh maddi hukuk işlemi olarak ele alınmalıdır.
  • Şarta bağlı sulhte şartı hükümde yazmak; şart hükümde belirtilmez.
  • Şarta bağlı sulhte mahkemenin sulhe göre hüküm kurulamayacağını varsaymak; taraflar talep ederse sulhe göre karar verilmelidir.
  • Sulhün tasarruf serbestisi bulunmayan uyuşmazlıklarda da geçerli olduğunu varsaymak; bu durumda sulh hukuki sonuç doğurmaz.
  • Dava konusu dışındaki hususları sulhe dahil ederken mahkemenin bu hususlarda karar verdiğini düşünmek; sulh davayı sona erdirir, mahkeme bu konuda hüküm kurmaz.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Sulhe göre karar verilmesini talep eden tarafların bu talebi karşısında, sulh sözleşmesinin hükümlerine göre karar verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/258 E., 2024/258 K., 15.05.2024)
  • Mahkemenin, tarafların sulhe göre karar verilmesini talep ettikleri hâlde sulh sözleşmesine göre karar vermeyip karar verilmesine yer olmadığına hükmetmesi usul ve yasaya aykırı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/258 E., 2024/258 K., 15.05.2024)
  • Şarta bağlı sulhte, şart gerçekleşmediği sürece sulhün etkisinin doğmayacağı ve mahkemenin bunu dikkate alması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/258 E., 2024/258 K., 15.05.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Sulhün varlığını ileri süren taraf, sulh sözleşmesinin mahkeme huzurunda yapıldığını ispatla yükümlüdür; bu ispat tutanak ve dosya içeriğiyle yapılır.
  • Sulhün tasarruf serbestisi olan bir uyuşmazlıkta yapıldığını ileri süren taraf, uyuşmazlığın niteliğini ortaya koymakla yükümlüdür.
  • Şarta bağlı sulhte, şartın gerçekleştiğini iddia eden taraf bu gerçekleşmeyi ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

HMK m.314 — Sulhun zamanı

Madde, görülmekte olan bir davada sulhun hangi aşamalarda yapılabileceğini düzenler: hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilmesi, hükmün verilmesinden sonra yapılan sulhta dosyanın kanun yolu incelemesine gönderilmeden ek karar verilmesi ve dosyanın temyiz incelemesinde iken yapılan sulhta dosyanın hükmü veren mahkemeye geri gönderilmesi. Taraflar bakımından, davada taraf olan kişilerin sulh yapması hâlini kapsar. Sulhun davayı sona erdirmesi ve iptali (m.315) ile sulh sözleşmesinin tanımı ve şekli (m.313) bu maddede düzenlenmez; sulhun etkisi 315. maddede, sulh sözleşmesinin tanımı ve kapsamı 313. maddede, feragat ve kabul ise 307 ve devamı maddelerde düzenlenmiştir. Hükümden sonra yapılan sulhta bölge adliye mahkemesince de sulh doğrultusunda ek karar verileceği ikinci fıkrada düzenlenmiştir.

Sulhun zamanı: hangi kavramlar bilinmeli?

Sulh
Görülmekte olan bir davada tarafların uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla mahkeme huzurunda yaptıkları sözleşmedir. Maddenin kendisi bu tanımı vermez; tanım 313. maddededir ve 314. madde sulhun zamanını düzenler.
Hüküm kesinleşmesi
Hükmün kanun yoluna başvurma imkânının kalmaması veya kanun yolunun tüketilmesi durumudur. Sulhun yapılabileceği son an bu andır; kesinleşme öncesinde, temyiz ve istinaf aşamasında sulh yapılabilir.
Ek karar
Hükmü veren mahkemenin, hükümden sonra yapılan sulh doğrultusunda verdiği karardır. Dosya kanun yolu incelemesine gönderilmeden verilir ve sulh sözleşmesine göre hüküm kurulmasını sağlar.
Kanun yolu incelemesi
Hükmün istinaf veya temyiz üzerine üst merci tarafından denetlenmesidir. Hükmün verilmesinden sonra yapılan sulhta, taraflar kanun yoluna başvurmuş olsa bile dosya bu incelemeye gönderilmez.

Sulhun zamanı: hangi şartlar aranır?

  • Sulhun, hüküm kesinleşinceye kadar yapılmış olması gerekir; kesinleşmiş hükümden sonra yapılan sulh bu madde kapsamında değerlendirilmez.
  • Sulh, görülmekte olan bir dava bulunduğu sırada yapılmış olmalıdır; sulhun davanın taraflarınca yapılması gerekir.
  • Hükmün verilmesinden sonra sulh yapılmışsa, taraflarca kanun yoluna başvurulmuş olsa bile dosyanın kanun yolu incelemesine gönderilmemesi gerekir.
  • Hükmün verilmesinden sonra sulh yapılmışsa, sulh doğrultusunda ek karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesine bırakılması gerekir.
  • Sulh, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtayın temyiz incelemesi yapmadan dosyayı sulh hususunda ek karar verilmek üzere hükmü veren mahkemeye göndermesi gerekir.

Sulhun zamanı: hangi sonuçları doğurur?

  • Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar her zaman yapılabilir; kesinleşmeden önce yapılan sulh geçerli bir davayı sona erdirme işlemi olarak değerlendirilir.
  • Hükmün verilmesinden sonra yapılan sulhta, taraflar kanun yoluna başvurmuş olsalar bile dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez.
  • Hükmün verilmesinden sonra yapılan sulhta ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi sulh doğrultusunda ek karar verir.
  • Dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılan sulhta Yargıtay temyiz incelemesi yapmaz ve dosyayı hükmü veren mahkemeye gönderir.
  • Hüküm kesinleştikten sonra yapılan sulh bu madde kapsamında değildir; bu durumda sulh yoluyla davayı sona erdirme imkânı bu maddeye dayanarak kullanılamaz.

Hüküm öncesi sulh ile hüküm sonrası sulh arasındaki fark nedir?

Sulh, hüküm verilmeden önce yapılmışsa, mahkeme sulhe göre karar verir ya da karar verilmesine yer olmadığına karar verir (315. madde ile bağlantılı).

Sulh, hükmün verilmesinden sonra yapılmışsa, kanun yoluna başvurulmuş olsa bile sulh doğrultusunda ek karar verilir.

Hükümden sonra yapılan sulhta dosya kanun yolu incelemesine gönderilmez; bu, yargılamanın hızlı biçimde sona erdirilmesini sağlar.

Temyiz aşamasında sulh ile istinaf aşamasında sulh arasındaki fark nedir?

Sulh, dosyanın temyiz incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, Yargıtay incelemeyi yapmadan dosyayı hükmü veren mahkemeye gönderir.

Sulh, dosyanın istinaf incelemesine gönderilmesinden sonra yapılmışsa, ek kararı istinaf mercii dosyayı mahkemeye göndermeden kendisi verir.

Temyizde ek karar hükmü veren mahkemece verilir; istinafta ek karar bölge adliye mahkemesi tarafından verilir. Bölge adliye mahkemesinin sulh doğrultusunda ek karar vermesi ikinci fıkrada açıkça düzenlenmiştir.

Sulhun zamanı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Hüküm kesinleştikten sonra yapılan sulhu bu madde kapsamında değerlendirmek; bu durumda madde uygulanamaz.
  • Hükmün verilmesinden sonra yapılan sulhta, kanun yoluna başvurulmuş olduğu gerekçesiyle dosyayı kanun yolu incelemesine göndermek; madde gereği dosya gönderilmez.
  • Temyiz aşamasında yapılan sulhta Yargıtayın kendisi ek karar vermek; madde, dosyayı hükmü veren mahkemeye göndermeyi öngörür.
  • Sulh belgesinin dosyaya sunulmasına rağmen değerlendirilmeden hüküm kurmak; Yargıtay bu tür kararları bozmaktadır.
  • İstinaf aşamasında yapılan sulhta, ek kararı dosyayı ilk derece mahkemesine göndererek vermeye çalışmak; ikinci fıkraya göre istinaf mercii sulh konusunda kendisi karar vermelidir.
  • Sulhun ek karar ile sulh sözleşmesine göre karar verilmesi arasındaki farkı gözetmemek; sulh sözleşmesine göre karar istenip istenmediği ayrıca sorulmalıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, hükmün bozulmasından sonra veya temyiz aşamasında sulh yapılmış olduğu takdirde, mahkemenin sulh sözleşmesini değerlendirerek sulhe göre karar vermesi gerektiğini kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2016/829 E., 2020/746 K., 13.10.2020)
  • Yargıtay, dosyada sulh belgesinin varlığında mahkemenin bu belgeyi değerlendirmeden hüküm kurmasını usul ve yasaya aykırı bulmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2016/829 E., 2020/746 K., 13.10.2020)
  • Sulh belgesinin temyiz aşamasında sunulması hâlinde hükmün bozulmasının gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/258 E., 2024/258 K., 15.05.2024)
  • Taraflar sulhe göre karar verilmesini istemişlerse, mahkemenin sulh sözleşmesine göre hüküm kurması gerektiği, sulhe göre karar istenmediğinde karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1752 E., 2026/698 K., 12.05.2026)
  • Feragat, kabul ve sulhun 307 ila 315. maddeler arasında düzenlendiği, dolayısıyla 314. maddenin bu bütünlük içinde uygulandığı kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/640 E., 2026/504 K., 07.04.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Sulhu ileri süren taraf, sulhun hüküm kesinleşmeden önce yapıldığını ve sulh sözleşmesinin mahkemeye sunulduğunu ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat sulh tutanağı, protokol veya imzalı sulh belgesi ile yapılır.
  • Hükmün verilmesinden sonra yapılan sulhta, sulhun tarihi ve içeriği yazılı belge ile ortaya konulur; belgenin dosyaya sunulması ek karar için gereklidir. (Hukuk Genel Kurulu, 2016/829 E., 2020/746 K., 13.10.2020)
  • Karşı tarafın sulhu inkâr etmesi hâlinde, sulhun varlığını ve kapsamını ileri süren taraf yazılı belge ve gerektiğinde tanık ile ispat yükü altındadır.
  • Mahkemenin tutanağa geçirme yükümlülüğü, sulhun duruşmada veya keşifte yapılması hâlinde ortaya çıkar; bu hâlde taraflara okunup imzalatılması gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.313: Sulhun tanımını ve dava sırasında mahkeme huzurunda yapılan sözleşme niteliğini düzenler; 314. maddenin uygulanacağı sulhun kavramsal çerçevesini verir.
  • 6100 sayılı Kanun m.315: Sulhun etkisini ve iptalini düzenler; 314. maddedeki ek karar, sulh sözleşmesine göre karar verilmesi veya karar verilmesine yer olmadığı kararı ile birlikte değerlendirilir.
  • 6100 sayılı Kanun m.307: Davaya son veren taraf işlemlerinin genel çerçevesini çizer; sulh bu işlemlerden biridir.

HMK m.315 — Sulhun etkisi

Madde, mahkeme içi sulhün davaya son verici etkisini ve bu etkinin hukuki sonucunu düzenler: sulhün davayı sona erdirmesi, kesin hüküm gibi sonuç doğurması, tarafların sulhe göre karar verilmesini isteyip istememesine göre mahkemenin vereceği karar türü ve sulhün irade bozukluğu veya aşırı yararlanma nedeniyle iptali. Sulhün kurulma koşulları ve sulh sözleşmesinin içeriği 6100 sayılı Kanun'un 313. maddesinde, sulhün yapılabileceği zaman 314. maddesinde yer alır; madde bu konulara girmez. Feragat ve kabul, davaya son veren taraf işlemlerinin diğer türleridir ve bu maddenin konusu değildir. Sulhün yargılama giderlerine ilişkin sonuçları (m.326) ile yargılama giderlerinin paylaştırılması bu maddede düzenlenmez. Sulh sözleşmesinin dava dışı hususları kapsaması da 313. maddenin konusudur.

Sulhun etkisi: hangi kavramlar bilinmeli?

Sulh
Görülmekte olan bir davada, tarafların uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla mahkeme huzurunda yaptıkları sözleşmedir. Mahkeme içinde yapılması gerekir; dava dışındaki sulhler bu maddenin kapsamında değildir.
Sulhün davayı sona erdirici etkisi
Sulhün, mahkemece ayrıca bir hüküm verilmeksizin davayı bitirmesi ve kesin hüküm gibi sonuç doğurmasıdır. Bu etki sulh sözleşmesinin kapsamına göre belirlenir ve sulh şarta bağlı olsa da ortadan kalkmaz.
Sulhe göre karar
Taraflarca talep edildiğinde mahkemenin sulh sözleşmesinin hükümlerine uygun bir hüküm kurmasıdır. Bu talep, mahkemenin sulh metnini hükme dönüştürmesi anlamına gelir.
Karar verilmesine yer olmadığı kararı
Taraflar sulhe göre karar verilmesini istemezlerse mahkemenin esas hakkında hüküm kurmadan davayı bitirdiğini bildiren karar türüdür.
İrade bozukluğu
Hata, hile ve korkutma gibi, tarafın iradesinin sakatlanmasına yol açan hallerdir. Bu hallerde sulh sözleşmesi iptal edilebilir.
Aşırı yararlanma (gabin)
Bir tarafın zor durumdan, deneyimsizlikten veya düşüncesizlikten yararlanılarak sözleşmedeki edimler arasında açık bir dengesizlik kurulmasıdır. Bu durum sulhün iptali nedeni olabilir.

Sulhun etkisi: hangi şartlar aranır?

  • Sulhün görülmekte olan bir davada, mahkeme huzurunda yapılmış olması gerekir.
  • Sulhün konusu, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri bir uyuşmazlık olmalıdır (313. maddeye göre).
  • Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar yapılmış olmalıdır (314. maddeye göre); aksi halde davaya son verici etki doğmaz.
  • Sulhün davayı sona erdirmesi için, taraflardan birinin sulhe göre karar verilmesini istemesi ya da hiçbirinin bunu istememesi hâlinde mahkemenin hangi kararı vereceği belirlenmiş olmalıdır.
  • Sulhe göre karar verilmesi talep edilirse mahkeme sulh sözleşmesine göre hüküm kurar; talep edilmezse karar verilmesine yer olmadığına karar verir.
  • İptal için irade bozukluğu (hata, hile, korkutma) ya da aşırı yararlanma (gabin) hallerinden birinin bulunması gerekir.

Sulhun etkisi: hangi sonuçları doğurur?

  • Sulh yapıldığında dava sona erer ve mahkemenin esas hakkında bir hüküm kurmasına gerek kalmaz.
  • Sulh kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur; aynı uyuşmazlık aynı sebeple yeniden dava konusu yapılamaz.
  • Taraflar sulhe göre karar verilmesini isterse, mahkeme sulh sözleşmesinin hükümlerine göre karar verir.
  • Taraflar sulhe göre karar verilmesini istemezse, mahkeme karar verilmesine yer olmadığına karar verir.
  • Sulh şarta bağlı yapılmış olsa bile, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterse mahkeme bu talebe uygun karar vermek zorundadır.
  • İrade bozukluğu ya da aşırı yararlanma hâlinde sulh iptal edilebilir ve iptal sonucunda sulhün davayı sona erdirici etkisi ortadan kalkar.
  • Sulhe göre karar verilmesi istenmediği hâlde mahkemenin sulh sözleşmesini dikkate alarak hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olur.

Sulhe göre karar ile karar verilmesine yer olmadığı arasındaki fark nedir?

Taraflar sulhe göre karar verilmesini isterse mahkeme sulh sözleşmesinin içeriğine uygun bir hüküm kurar.

Taraflar sulhe göre karar verilmesini istemezse mahkeme esas hakkında hüküm kurmadan karar verilmesine yer olmadığına karar verir.

Hükmün içeriği değişir: birincide sulh şartları hükümde yer alır, ikincide yalnızca davanın sona erdiği belirtilir.

Sulhün davayı sona erdirmesi ile sulhün iptali arasındaki fark nedir?

Sulh yapıldığında dava sona erer ve kesin hüküm gibi sonuç doğar.

İrade bozukluğu veya aşırı yararlanma hâlinde sulh iptal edilebilir.

İptal davası kazanılırsa sulhün davayı sona erdirici etkisi ortadan kalkar; iptal davası ancak sulh geçerli kabul edildiğinde gündeme gelir.

Aynı davada ileri sürme ile yeni davada ileri sürme (iptal) arasındaki fark nedir?

Mahkeme usule ilişkin nihai kararıyla yargılamayı şeklen bitirmemişse iptal talebi aynı davada ileri sürülebilir.

Dava şeklen de sona ermişse iptal talebi ancak yeni bir davada ileri sürülebilir.

İptal talebinin ileri sürüleceği yargılama, davanın şeklen sona erip ermemesine göre belirlenir.

Sulhun etkisi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sulhe göre karar verilmesi talebi sorulmadan sulh sözleşmesine göre hüküm kurmak; mahkemenin talep olmadan sulh hükmü vermesi usul hatasıdır.
  • Şarta bağlı sulhte, taraflar sulhe göre karar istese bile mahkemenin hüküm kuramayacağını varsaymak; bu yaklaşım madde metnine aykırıdır.
  • Taraflar sulhe göre karar istemezse de sulh sözleşmesi içeriğini hükme yazmak; bu durumda yalnızca karar verilmesine yer olmadığı kararı verilir.
  • İptal talebini her zaman yeni bir davada ileri sürmek; sulhün iptali, davanın şeklen sona erip ermediğine göre aynı davada veya yeni davada ileri sürülebilir.
  • Sulhün kesin hüküm gibi sonuç doğurmasını hükmün yenilenmesi yoluyla ortadan kaldırmaya çalışmak; sulh hükmü bulunmadığı için yenilenme yolu kullanılamaz, iptal davası gerekir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Sulhün davayı sona erdiren etkisi, mahkemece sulhe göre karar verilmesinin talep edilip edilmediğine göre belirlenir; taraflara bu talep sorulmadan sulh sözleşmesine göre hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı kabul edilmektedir. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1178 E., 2024/1601 K., 27.06.2024; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1752 E., 2026/698 K., 12.05.2026)
  • Taraflar sulhe göre karar verilmesini istemişse, sulh protokolü dosyaya sunulup taraflar bu talebi açıkça belirtmişse mahkemenin sulh sözleşmesine göre karar kurması gerektiği kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/640 E., 2026/504 K., 07.04.2026)
  • Sulh yapıldığı hâlde mahkemenin hüküm kurmasından sonra sulh, kanun yoluna başvurulmuş olsa dahi, dosya kanun yolu incelemesine gönderilmeden ek karar verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2026/455 E., 2026/445 K., 24.03.2026)
  • Şarta bağlı sulh sözleşmesinde de taraflar sulhe göre karar verilmesini isterse mahkemenin buna göre karar vermesi gerektiği; sulhün şart nedeniyle bu etkiden yoksun kalmayacağı yönünde görüş bulunmaktadır. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2026/160 E., 2026/264 K., 26.02.2026)
  • Sulh, hüküm kesinleşinceye kadar temyiz ve istinaf aşamasında da yapılabildiği için, kanun yolu aşamasında sunulan sulh belgesi değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/756 E., 2026/248 K., 23.02.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Sulhün davayı sona erdirdiğini ileri süren taraf, sulh sözleşmesini mahkeme huzurunda yapıldığını gösteren tutanak veya dosyaya sunulmuş sulh protokolüyle ispatlar.
  • Sulhe göre karar verilmesi talebinin varlığı, duruşma tutanağında taraf beyanlarıyla ispat edilir; belirsizlik varsa mahkeme taraflara bu talebi sormalıdır.
  • İrade bozukluğu veya aşırı yararlanma iddiasını ileri süren taraf, bu hâlin varlığını ispat yükü altındadır; karşı taraf sulhün geçerliliğini savunur.
  • Sulhün kesin hüküm etkisi bakımından, aynı uyuşmazlığın yeni davada ileri sürülmesi karşı tarafın def'i olarak yapılır ve sulh belgesi ile ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 m.313: Sulhün tanımını, konusunu ve dava dışı hususların sulh kapsamına girebileceğini düzenler; bu maddedeki sulhün kurulma koşullarını belirler.
  • 6100 m.314: Sulhün hangi zamana kadar yapılabileceğini ve hükmün verilmesinden sonra yapılan sulhta ek karar usulünü düzenler.
  • 6100 m.307: Davaya son veren taraf işlemlerinin genel çerçevesini oluşturur; sulh bu işlemlerden biridir.
  • 6100 m.326: Sulh sonrası yargılama giderlerinin paylaştırılmasında, sulh sözleşmesindeki kabul ve feragat oranlarının esas alınmasını sağlar.

Süreler

SüreMaddeHüküm
bir aym.305/A(Ek:22/7/2020-7251/27 md.) (1) Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar…

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

37 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2024/539 E., 2025/509 K., 10.09.2025
    İlgili madde: m.312
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2023/218 E., 2025/30 K., 12.02.2025
    İlgili madde: m.308
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2024/67 E., 2025/11 K., 05.02.2025
    İlgili madde: m.308
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2023/221 E., 2024/736 K., 18.12.2024
    İlgili madde: m.305
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2023/425 E., 2024/436 K., 18.09.2024
    İlgili madde: m.307, m.309, m.311
  6. Hukuk Genel Kurulu, 2023/194 E., 2024/365 K., 10.07.2024
    İlgili madde: m.307
  7. Hukuk Genel Kurulu, 2024/258 E., 2024/258 K., 15.05.2024
    İlgili madde: m.313
  8. Hukuk Genel Kurulu, 2022/62 E., 2023/464 K., 17.05.2023
    İlgili madde: m.312
  9. Hukuk Genel Kurulu, 2021/462 E., 2023/247 K., 22.03.2023
    İlgili madde: m.307, m.309, m.311
  10. Hukuk Genel Kurulu, 2021/360 E., 2023/12 K., 01.02.2023
    İlgili madde: m.307
Diğer 27 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2016/2671 E., 2020/331 K., 03.06.2020
    İlgili madde: m.307
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2013/2361 E., 2015/1728 K., 19.06.2015
    İlgili madde: m.304
  3. 2. Hukuk Dairesi, 2025/4089 E., 2025/7681 K., 23.09.2025
    İlgili madde: m.306
  4. 7. Hukuk Dairesi, 2025/77 E., 2025/677 K., 12.02.2025
    İlgili madde: m.306
  5. Genel Kurul, 2020/20854 E., 23.02.2023
    İlgili madde: m.305, m.306
  6. Genel Kurul, 2018/10018 E., 27.10.2021
    İlgili madde: m.304, m.306
  7. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1752 E., 2026/698 K., 12.05.2026
    İlgili madde: m.308, m.309, m.312, m.313, m.315
  8. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/640 E., 2026/504 K., 07.04.2026
    İlgili madde: m.308, m.309, m.312, m.313, m.315
  9. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2026/455 E., 2026/445 K., 24.03.2026
    İlgili madde: m.308, m.309, m.312, m.313, m.315
  10. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2026/160 E., 2026/264 K., 26.02.2026
    İlgili madde: m.308, m.313, m.315
  11. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/756 E., 2026/248 K., 23.02.2026
    İlgili madde: m.313, m.315
  12. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1871 E., 2026/47 K., 15.01.2026
    İlgili madde: m.311
  13. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1861 E., 2026/53 K., 15.01.2026
    İlgili madde: m.311
  14. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2024/798 E., 2025/1595 K., 11.12.2025
    İlgili madde: m.304
  15. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/702 E., 2025/921 K., 10.10.2025
    İlgili madde: m.304
  16. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/502 E., 2025/1226 K., 23.09.2025
    İlgili madde: m.311
  17. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2022/1818 E., 2025/842 K., 10.06.2025
    İlgili madde: m.305
  18. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/2391 E., 2025/824 K., 02.05.2025
    İlgili madde: m.305
  19. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/125 E., 2025/151 K., 12.02.2025
    İlgili madde: m.305
  20. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/1388 E., 2024/2017 K., 28.11.2024
    İlgili madde: m.309, m.311
  21. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2024/428 E., 2024/1148 K., 04.07.2024
    İlgili madde: m.312
  22. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1178 E., 2024/1601 K., 27.06.2024
    İlgili madde: m.315
  23. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/464 E., 2024/735 K., 28.03.2024
    İlgili madde: m.304
  24. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2021/243 E., 2023/49 K., 02.02.2023
    İlgili madde: m.307
  25. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/1507 E., 2022/1332 K., 07.11.2022
    İlgili madde: m.306
  26. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2022/589 E., 2022/699 K., 12.05.2022
    İlgili madde: m.305, m.306
  27. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2021/219 E., 2021/552 K., 01.06.2021
    İlgili madde: m.304

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 22.07.2020 (m.305/A).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 7. Hüküm, Davaya Son Veren Taraf İşlemleri ve Basit Yargılama ve Yargılama Giderleri bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış