HMK
Basit yargılama usulü
Kısaca
HMK m.316, 6100 sayılı Kanun'da basit yargılama usulüne tabi dava ve işleri sayar. HMK m.317, basit yargılama usulünde dava ve cevap dilekçelerinin verilme biçimini, davalının cevap süresini, bu süreye bir defaya mahsus verilebilecek ek süreyi ve cevaba cevap ile ikinci cevap dilekçelerinin yasaklanmasını düzenler. HMK m.318, basit yargılama usulünde tarafların delillerini dilekçeleriyle birlikte ve eksiksiz olarak bildirme yükümlülüğünü düzenler.
Kapsam
Bu konu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.316–322 hükümlerini kapsar.
HMK m.316 — Basit yargılama usulüne tabi dava ve işler
Madde, 6100 sayılı Kanun'da basit yargılama usulüne tabi dava ve işleri sayar. Sulh hukuk mahkemelerinin görevine giren işler, doğrudan dosya üzerinden karar verme takdir hakkının tanındığı işler, geçici hukuki koruma talepleri ile bunlara karşı itirazlar, deniz raporu ve dispeççi talepleri, nafaka ile velayet ve vesayet işleri, hizmet ilişkisinden doğan davalar, konkordato ve şirketlerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılmasına ilişkin davalar, tahkim hükümlerine göre mahkemenin görev alanına giren işler ve diğer kanunlarda basit usule tabi tutulan işlerde uygulanır. Madde yalnızca hangi dava ve işlerde basit usulün uygulanacağını belirler; usulün ayrıntılı kuralları (dilekçe, delil ikamesi, ön inceleme, duruşma sayısı) m.317-322'de düzenlenir. Madde, dava ve işlerin hangi mahkemede görüleceğini (görev) belirlemez; görev m.4 ve diğer kanunlarla belirlenir. Maddenin kendisi yazılı yargılama usulünün genel kuralını ve uygulama alanını ayrıca kurmaz, bunları m.316 yorumu ve m.322 gibi hükümler tamamlar.
Basit yargılama usulüne tabi dava ve işler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Basit yargılama usulü
- Yazılı yargılama usulüne göre daha kısa ve hızlı işleyen, dilekçe ve duruşma sayısı bakımından sınırlandırılmış yargılama biçimidir. Uygulama alanı m.316 ile belirlenir.
- Görev ile yargılama usulünün ayrımı
- Bir işin hangi mahkemede görüleceği (görev) ile hangi usulle görüleceği (yargılama usulü) farklı sorulardır. Basit usulün uygulanması, işin sulh hukuk mahkemesinde görüleceği sonucunu kendiliğinden doğurmaz.
- Geçici hukuki koruma
- Asıl davanın sonucunu beklemeden hakkın korunması için verilen tedbirlerdir. Maddede ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delil tespiti sayılmıştır; bunlara karşı yapılan itirazlar da aynı usule tabidir.
- Doğrudan dosya üzerinden karar
- Mahkemenin tarafları duruşmaya çağırmadan dosya üzerinden karar vermesidir. Maddenin (b) bendi bunun kanunla mahkemeye takdir edildiği hallerde basit usulü uygular.
- Yazılı yargılama usulü
- Kanunda aksine hüküm bulunmadığında esas alınan genel usuldur. Basit usul bu genel usulün istisnasıdır ve m.316 bu istisnanın kapsamını belirler.
Basit yargılama usulüne tabi dava ve işler: hangi şartlar aranır?
- Uyuşmazlığın m.316 fıkra 1'in (a) ile (g) bentlerinden birinde sayılan dava veya iş türlerinden birine girmesi gerekir.
- Sulh hukuk mahkemesinin görevine giren dava ve işlerde basit usul uygulanabilmesi için m.4 kapsamında görevin sulh hukuk mahkemesine ait olması gerekir.
- Doğrudan dosya üzerinden karar verme hakkının kanunla mahkemeye açıkça tanınmış olması gerekir.
- Geçici hukuki koruma talebi, deniz raporu veya dispeççi atanması talebi ya da bunlara karşı itirazın konu olması gerekir.
- Nafaka, velayet veya vesayete ilişkin bir dava ya da işin bulunması gerekir.
- Kanunda açıkça başka usul öngörülmemiş olması gerekir; m.316 fıkra 1 'kanunlarda açıkça belirtilenler dışında' ibaresiyle bu istisnayı saklı tutar.
Basit yargılama usulüne tabi dava ve işler: hangi sonuçları doğurur?
- Maddede sayılan dava ve işlerde basit yargılama usulü uygulanır.
- Sayılmayan ve kanunda başka usul öngörülmeyen dava ve işlerde yazılı yargılama usulü uygulanır (m.322).
- Bir dava veya işin basit usule tabi olması, o işin sulh hukuk mahkemesinde görüleceği anlamına gelmez.
- Kanunda açıkça başka usul öngörülen hallerde m.316 uygulanmaz.
Sulh hukuk mahkemesi görevi ile basit usul arasındaki fark nedir?
Sulh hukuk mahkemesinin görevine giren dava ve işler, m.316 (a) uyarınca basit usule tabidir.
Basit usule tabi olan her dava ve iş sulh hukuk mahkemesinde görülmez; ihtiyati haciz gibi işler de asliye hukuk mahkemesinde veya özel mahkemede görülebilir.
Usulün basit olması görevi belirlemez. Görev ayrı bir kanun hükmüyle saptanır.
Genel usul ile basit usul arasındaki fark nedir?
Kanunda aksine hüküm yoksa esas usul yazılı yargılama usulüdür.
Madde 316'da sayılan dava ve işlerde basit usul uygulanır.
Sayılan dava ve işlerde cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi yoktur; ön inceleme ve tahkikat daha kısa sürer (m.317, m.321).
(a)-(f) bentleri ile (g) bendi arasındaki fark nedir?
(a)-(f) bentleri, kanunun açıkça saydığı mahkeme veya dava ve işleri gösterir.
(g) bendi, diğer kanunlarda yazılı usul dışındaki usullerin öngörüldüğü dava ve işlerde basit usulü uygular.
Diğer kanunlardaki atıflar (örneğin ticari davalarda parasal sınırlı basit usul) da bu bentle basit usule bağlanır.
Basit yargılama usulüne tabi dava ve işler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Basit usulün uygulanmasını, işin sulh hukuk mahkemesinde görüleceği sonucuna bağlamak; görev ile usul ayrımını karıştırmak.
- Maddenin (g) bendini yalnızca açık bir liste olarak okuyup diğer kanunlardaki basit usul atıflarını gözden kaçırmak.
- Maddede sayılmayan bir işi basit usule tabi saymak; bu durumda yazılı yargılama usulü uygulanır.
- Basit usulün ihtiyati tedbir veya delil tespiti gibi geçici koruma taleplerinde uygulanmadığını varsaymak; bu talepler (c) bendiyle basit usule tabidir.
- Kanunda açıkça başka usul öngörülen hallerde m.316'yı uygulamak; fıkra 1 'kanunlarda açıkça belirtilenler dışında' ibaresiyle bu istisnayı saklı tutar.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Sulh hukuk mahkemesinin görevine giren işlerde basit usulün uygulanacağı açık hükümdür; ancak basit usule tabi olan işlerin yalnızca sulh hukuk mahkemesinde görüleceği sonucu çıkarılamaz, bu yorum hatalıdır. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/224 E., 2025/467 K., 14.07.2025)
- Görevin belirlenmesinde yargılama usulü rol oynamaz; önce dava ve işin türü, sonra görevli mahkeme belirlenir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/251 E., 2025/468 K., 14.07.2025)
- Basit usule tabi işler sınırlayıcı sayılmamıştır; (g) bendi diğer kanunlardaki basit usul atıflarını da kapsar. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/375 E., 2025/474 K., 14.07.2025)
- İflas davaları basit usule tabi olmakla birlikte asliye ticaret mahkemesinde görülür; bu, usul ile görev ayrımının pratik bir örneğidir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/416 E., 2025/475 K., 14.07.2025)
- Maddede sayılan işlerde dosya üzerinden karar verme ve basit usulün ön inceleme kuralları uygulanır; m.316 uyarınca basit usule tabi bulunan davanın niteliği yargılamanın usulünü belirler. (Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2026/243 E., 2026/784 K., 29.04.2026)
Nasıl ispat edilir?
- Basit usulün uygulanacağını ileri süren taraf, uyuşmazlığın m.316 bentlerinden birine girdiğini ispatlamakla yükümlüdür; bu çoğunlukla dava dilekçesindeki talep ve dayanılan kanun hükmü ile gösterilir.
- Görevin sulh hukuk mahkemesine ait olduğu iddiası, m.4 ve ilgili özel kanun hükümleri ile belgelendirilir.
- Basit usule tabi olduğu öne sürülen bir işte karşı taraf, işin o usule girmediğini ya da kanunda başka usul öngörüldüğünü ileri sürerse, bu savunmayı kanun metniyle ispatlamak zorundadır.
- Doğrudan dosya üzerinden karar için kanunun mahkemeye verdiği takdir hakkı, ilgili kanun maddesi ile gösterilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.4: Sulh hukuk mahkemelerinin görevini düzenler. Maddenin (a) bendi bu görev alanına giren işleri basit usule bağlar, ancak görevin kendisini m.4 belirler.
- 6100 sayılı Kanun m.317: Basit usulde dava ve cevabın dilekçe ile yapılmasını ve cevap süresini düzenler; m.316 kapsamındaki işlerde uygulanır.
- 6100 sayılı Kanun m.322: Basit usulde hüküm bulunmayan hallerde yazılı yargılama usulü hükümlerinin uygulanmasını öngörür.
- 6100 sayılı Kanun m.389: İhtiyati tedbir talepleri m.316 (c) bendi kapsamında basit usule tabidir; tedbirin hükümleri m.389 vd. düzenlenir.
- 6100 sayılı Kanun m.400: Delil tespiti m.316 (c) bendi kapsamında basit usule tabidir; ayrıntılı kurallar m.400 vd.'de yer alır.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.257: İhtiyati haciz m.316 (c) bendi kapsamında basit usule tabidir; ayrıntılı kurallar İİK m.257 vd.'de yer alır.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.169: Nafaka ve velayet işlerinin örneklerinden biridir ve m.316 (ç) bendi kapsamında basit usule tabidir.
- 6100 sayılı Kanun m.42: Hâkimin reddi talebinin incelenmesi, doğrudan dosya üzerinden karar verme takdir hakkına örnek gösterilir (m.316 (b)).
HMK m.317 — Dilekçelerin verilmesi
Madde, basit yargılama usulünde dava ve cevap dilekçelerinin verilme biçimini, davalının cevap süresini, bu süreye bir defaya mahsus verilebilecek ek süreyi ve cevaba cevap ile ikinci cevap dilekçelerinin yasaklanmasını düzenler. Dilekçe formunun yönetmelikle belirlenen biçimde doldurularak da verilebileceğini de kapsar. Kurala, basit yargılama usulüne tabi davalarda dava açan davacı ile davalı taraf bakımından uygulanır. Dava dilekçesinin içeriği ve zorunlu unsurları (m.119) ile delillerin dilekçelerle bildirilmesi zorunluluğu (m.318) bu maddede düzenlenmez. Basit yargılama usulünün tabi olduğu dava türleri ve kapsamı (m.316) ile ön inceleme ve tahkikat aşamaları da bu maddenin konusu değildir.
Dilekçelerin verilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Basit yargılama usulü
- Kanunda sayılan dava türlerinde, yazılı yargılama usulünden daha kısa ve sade bir süreçle uygulanan yargılama biçimidir. Bu maddedeki kurallar yalnızca bu usulde işler.
- Cevap süresi
- Davalının dava dilekçesine karşılık vermesi gereken süredir. Dava dilekçesinin davalıya tebliğinden başlar ve iki haftadır.
- Ek cevap süresi
- Cevap süresi içinde mahkemeye başvuran davalıya, cevabı hazırlamanın çok zor veya imkânsız olduğu hallerde bir defaya mahsus verilebilen süredir. Cevap süresinin bitiminden itibaren işler ve iki haftayı geçemez.
- Cevaba cevap (replik)
- Davacının davalının cevap dilekçesine karşı verdiği dilekçedir. Basit yargılama usulünde taraflara bu dilekçe verme hakkı tanınmamıştır.
- İkinci cevap (düplik)
- Davalının cevaba cevaba karşı verdiği dilekçedir. Basit yargılama usulünde yasaktır.
- Dilekçe formu
- Yönetmelikte belirlenen biçimde hazırlanan, doldurularak dava veya cevabın verilmesine imkân tanıyan formdur. Dilekçenin yerine geçen bir yoldur, içerik zorunluluklarını ortadan kaldırmaz.
Dilekçelerin verilmesi: hangi şartlar aranır?
- Dava açmak için dava dilekçesinin mahkemeye sunulması gerekir; dava dilekçe ile açılır.
- Davalının savunma yapabilmesi için cevap dilekçesinin verilmesi gerekir; cevap da dilekçe ile yapılır.
- Cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki hafta olarak işlemeye başlar.
- Ek cevap süresi verilebilmesi için cevap süresi içinde davalının mahkemeye başvurması ve cevabın bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olduğunun ortaya konulması gerekir.
- Ek cevap süresi cevap süresinin bitiminden itibaren işler, bir defaya mahsus verilir ve iki haftayı geçemez.
- Taraflar cevaba cevap veya ikinci cevap dilekçesi veremez; bu dilekçelerin verilmesi için hiçbir istisna bulunmaz.
- Dava ve cevap dilekçesi yönetmelikte belirlenen form doldurularak da verilebilir; bu seçenek kullanılırsa formun doldurulması yeterlidir.
Dilekçelerin verilmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Cevap süresi içinde davalı cevap dilekçesi vermezse, metinde açıkça belirtilen bir cevap verme yaptırımı olmamakla birlikte savunmasını dilekçeyle ortaya koyma fırsatını kaybeder.
- Davalı cevap süresi içinde mahkemeye başvurup koşulları ortaya koyarsa, mahkeme ek cevap süresi verebilir; bu süre bir defa tanınır ve iki haftayı geçemez.
- Ek cevap süresi talebi hakkındaki karar taraflara derhâl bildirilir; taraflar bu bilgiye göre dilekçelerini zamanında hazırlayabilir.
- Cevap süresi içinde mahkemeye başvurulmamışsa ek cevap süresi verilmesi mümkün değildir.
- Taraflardan biri cevaba cevap veya ikinci cevap dilekçesi verirse, bu dilekçeler usulde dikkate alınmaz; kanun bu dilekçelerin verilmesini yasaklamıştır.
- Dava ve cevap dilekçeleri yönetmelikteki formla verildiğinde, form kullanılarak yapılan başvuru usulüne uygun kabul edilir.
- Dilekçe formunun doldurulmasında veya fizikî ortamda temin edilmesinde içerik eksikliği bulunursa, bu eksiklik formun kullanılmasıyla ortadan kalkmaz.
Cevap süresi ile ek cevap süresi arasındaki fark nedir?
Cevap süresi, dava dilekçesinin tebliğinden itibaren kendiliğinden işleyen iki haftalık süredir.
Ek cevap süresi, mahkemenin ayrı bir karar vermesiyle tanınan ve yalnızca cevap süresi içinde başvuru yapılmışsa verilebilen süredir.
Ek süre cevap süresinin sonundan başlar, en fazla iki hafta olabilir ve bir kez verilebilir; böylece davalının toplam cevap süresi iki haftayı aşabilir.
Dava dilekçesi ile cevap dilekçesi arasındaki fark nedir?
Davacının dava dilekçesi, davayı açan ve talep sonucunu ortaya koyan ilk dilekçedir.
Davalının cevap dilekçesi, dava dilekçesine karşı savunmayı içeren dilekçedir.
Bu iki dilekçe basit yargılamada tarafların verebileceği tek dilekçelerdir; üçüncü bir karşılıklı dilekçe turu yapılamaz.
Cevap dilekçesi ile cevaba cevap ve ikinci cevap arasındaki fark nedir?
Cevap dilekçesi, bu usulde taraflara tanınan son yazılı savunma olarak kullanılabilir.
Cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri, yazılı yargılamada tanınan ek dilekçe türleridir.
Basit yargılamada cevaba cevap ve ikinci cevap verilmez; bu dilekçelere ilişkin tüm yazışma dava ve cevap dilekçesiyle sınırlanır.
Yazılı dilekçe ile yönetmelik formu arasındaki fark nedir?
Dilekçe, serbest biçimde ancak madde 119'da sayılan zorunlu unsurları taşıyarak hazırlanır.
Form, yönetmelikte belirlenen ve doldurulan hazır biçimdir; fizikî ortamda tevzi bürosundan veya ön bürodan temin edilebilir.
Form kullanılsa da içerik unsurları aynen aranır; form, dilekçenin yerine geçen bir biçim kolaylığıdır.
Dilekçelerin verilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ek cevap süresini cevap süresinin başlangıcından itibaren işleyen bir süre saymak; ek süre cevap süresinin bitiminden itibaren işler.
- Ek cevap süresini bir defadan fazla veya iki haftadan uzun vermek; kanun bir defa ve en fazla iki hafta öngörür.
- Cevap süresi içinde mahkemeye başvurulmadan ek süre talep edilebileceğini düşünmek; başvuru cevap süresi içinde yapılmalıdır.
- Basit yargılamada cevaba cevap veya ikinci cevap dilekçesinin kabul edileceğini varsaymak ve bu dilekçelere yanıt süresi tanımak.
- Formla dava açılınca dilekçenin zorunlu unsurlarının aranmayacağını sanmak; form içerik unsurlarının yerine geçen bir biçimdir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Basit yargılama usulünde dava ve cevabın dilekçe ile verilmesi, yazılı yargılama usulündeki gibi zorunlu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/224 E., 2025/467 K., 14.07.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2024/251 E., 2025/468 K., 14.07.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2024/375 E., 2025/474 K., 14.07.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2024/416 E., 2025/475 K., 14.07.2025; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/424 E., 2025/1225 K., 03.07.2025)
- Cevap süresinin iki haftalık kesin süre olarak işlediği ve bu sürenin kanuni niteliğinin uygulamada dikkate alındığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/259 E., 2023/1347 K., 21.12.2023)
- Basit yargılama usulüne ilişkin 316 ila 322 nci maddelerin bütünü birlikte değerlendirilmekte; bu maddelerin usulü sadeleştirme amacı vurgulanmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/259 E., 2023/1347 K., 21.12.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Dava dilekçesinin davalıya tebliğ tarihi, cevap süresinin başlangıcını gösterdiği için ispat yükü tebligatı yapan mahkemededir; tebligat belgesi bu konudaki temel delildir.
- Ek cevap süresinin verilmesi için davalının cevap süresi içinde mahkemeye başvurduğunu ve cevabın hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olduğunu göstermesi gerekir; bu hususu davalı ileri sürer ve dayanağını dilekçe veya başvuru ile belgelendirir.
- Cevaba cevap veya ikinci cevap dilekçesinin verildiğinin iddiası, bu dilekçeleri sunan tarafça dosyadaki sunuş kaydıyla ortaya konur; karşı taraf bu dilekçelerin usulde kabul edilmediğini ileri sürebilir.
- Ek cevap süresi talebi hakkındaki kararın taraflara bildirildiği, mahkeme dosyasındaki tebligat kayıtlarıyla ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.119: Dava dilekçesinin zorunlu unsurlarını düzenler. Bu madde formla verilen dilekçelerde de aranacak içerik ölçütlerini belirler.
- 6100 sayılı Kanun m.318: Basit yargılamada tüm delillerin dilekçelerle bildirilmesini zorunlu kılar; bu madde, cevap süresi ve dilekçe sayısıyla birlikte uygulanır.
- 6100 sayılı Kanun m.316: Basit yargılama usulünün hangi davalarda uygulanacağını belirler; bu madde ancak o usule tabi davalarda işler.
HMK m.318 — Delillerin ikamesi
Madde, basit yargılama usulünde tarafların delillerini dilekçeleriyle birlikte ve eksiksiz olarak bildirme yükümlülüğünü düzenler. Yükümlülük, delilin hangi vakıanın ispatına yönelik olduğunun belirtilmesini, ellerindeki delillerin dilekçeye eklenmesini ve başka yerlerde bulunan belge ve dosyalara ilişkin bilgilerin dilekçede gösterilmesini kapsar. Hüküm dava ve cevap dilekçesini veren her iki tarafa, yani davacıya ve davalıya uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular arasında delillerin sonradan ileri sürülmesi ve bu yönde verilecek süre (m.319), dilekçelerin içeriğine ilişkin genel zorunluluklar ile tensip ve delil toplama aşaması (m.319 ve devamı) bulunmaktadır. Basit yargılama usulünün genel çerçevesi ile yazılı yargılama usulündeki paralel düzenlemeler de bu maddenin kapsamı dışındadır.
Delillerin ikamesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Delillerin ikamesi
- Tarafların iddia ve savunmalarını destekleyen delilleri, dilekçe aşamasında mahkemeye açıkça bildirmesi ve gerektiğinde belgeleri fiilen sunmasıdır. Bu madde yalnızca dilekçe aşamasındaki bildirim yükünü düzenler.
- Vakıanın delili
- Bir delilin hangi somut olguyu ispatlamak için gösterildiğini ifade eden bağlantıdır. Delil yalnızca genel olarak gösterilemez, hangi vakıaya ilişkin olduğu belirtilmelidir.
- Dilekçeyle birlikte bildirim
- Delillerin dava veya cevap dilekçesinin içinde ve bu dilekçeyle aynı anda mahkemeye bildirilmesidir. Basit yargılamada bu, ayrı bir ara aşamaya bırakılmayan bir yükümlülüktür.
- Başka yerden getirilecek belge ve dosya
- Tarafın elinde bulunmayan, başka bir kurum, kişi veya yerde bulunan belge ve dosyadır. Bu tür belgelerde taraf, mahkemenin bunları getirtebilmesi için gerekli bilgileri dilekçede vermek zorundadır.
Delillerin ikamesi: hangi şartlar aranır?
- Tarafın dilekçesinde tüm delillerini açıkça bildirmesi gerekir.
- Her delilin hangi vakıanın ispatına yönelik olduğunun dilekçede belirtilmesi gerekir.
- Tarafın elinde bulunan belgelerin dilekçeye eklenmesi gerekir.
- Başka yerde bulunan belge ve dosyalar için, bunların bulunmasını sağlayacak bilgilerin dilekçede gösterilmesi gerekir.
- Bu yükümlülüğün yerine getirilmesi dilekçe verme anıyla sınırlıdır; delil sonradan başka dilekçeyle eklenmek istenirse madde metni değil, izleyen maddeler belirleyici olur.
Delillerin ikamesi: hangi sonuçları doğurur?
- Taraf delillerini dilekçesinde bildirmediğinde, bu delile dayanma hakkı kural olarak dilekçe aşamasında kaybolur ve sonradan ileri sürülmesi izleyen maddelerdeki koşullara bağlanır.
- Delilin dilekçeye eklenmemesi, elde bulunan belgeyi mahkeme önünde sunma yükümlülüğünün ihlali olarak değerlendirilir.
- Başka yerdeki belge için bulunmasını sağlayacak bilgilerin verilmemesi, mahkemenin ilgili belgeyi getirtme olanağını ortadan kaldırabilir.
- Dilekçede delil bildirilmiş olması, delilin kabul edileceği anlamına gelmez; mahkemenin caiz ve vakıaya elverişli delili inceleme yetkisi saklıdır.
- Maddede yer alan yükümlülüğün aykırılığına bağlanan açık bir yaptırım metinde düzenlenmemiştir; sonuç, delilin sonradan ileri sürülmesi ve dilekçe düzenine ilişkin genel kurallarla belirlenir.
Elde bulunan belge ile başka yerde bulunan belge arasındaki fark nedir?
Tarafın elinde bulunan belge, dilekçeye fiilen eklenir.
Başka kurum, kişi veya yerde bulunan belge ise dilekçeye eklenemez, yalnızca bulunmasını sağlayacak bilgiler yazılır.
Elde bulunan belgede eksik ekleme yükümlülüğe aykırılıktır; başka yerdeki belgede ise eksik bilgi yüzünden mahkemenin getirtme imkânı doğmaz.
Delilin bildirilmesi ile delilin vakıaya bağlanması arasındaki fark nedir?
Delilin yalnızca gösterilmesi, yani adının yazılması bu maddenin asgari şartıdır.
Her delilin hangi vakıaya ilişkin olduğunun belirtilmesi ayrıca gereklidir.
Vakıaya bağlanmamış delil, madde açısından eksik bildirim sayılır; yalnızca delil listesi vermek yeterli görülmez.
Delillerin ikamesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Dilekçede delil listesi vermekle yetinmek, her delilin hangi vakıaya bağlandığını belirtmemek.
- Elde bulunan belgeyi eklemeden sonradan sunulacağını varsayarak dilekçeyi eksik vermek.
- Başka yerde bulunan belge için bulunduğu yeri ya da ilgili bilgileri yazmadan yalnızca belgenin adını vermek.
- Dilekçeye eklenmeyen delilin kendiliğinden reddedileceğini varsaymak; mahkemenin caiz ve elverişli delili inceleme yetkisi ve delilin sonradan ileri sürülme koşulları ayrıca değerlendirilmelidir.
- Basit yargılamada cevap dilekçesi süresinde sunulmadığında delil bildirimini ileri tarihe bırakılabileceğini düşünmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Basit yargılamada dava dilekçesinde deliller kısmında yalnızca belirli bir delile dayanılmış ve tensip zaptından sonra başka delil sunulmamışsa, delil eksikliği sonucu talebin reddi uygulamada kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/259 E., 2023/1347 K., 21.12.2023; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2026/170 E., 2026/377 K., 11.03.2026)
- Cevap dilekçesi süresinde sunulmadığında davalının delillerini de süresinde bildirmediği kabul edilmekte ve delillerin cevap dilekçesiyle birlikte sunulması gerektiği vurgulanmaktadır. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/1993 E., 2025/369 K., 26.02.2025)
- Basit yargılamada tarafların delillerini dilekçeleriyle birlikte bildirmesi zorunluluğu, süreçteki sonradan delil sunma imkânını sınırlayan temel kural olarak yorumlanmaktadır. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/424 E., 2025/1225 K., 03.07.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2021/1508 E., 2025/356 K., 26.03.2025)
- Dilekçede yer verilmeyen delilin tek başına reddedilmesi yerine, belge aslının istenmesi ve imza gibi konularda ispat yükünün kime ait olduğunun ayrıca değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/44 E., 2024/491 K., 02.10.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Delilini dilekçeyle bildirmeyen tarafın, delilini sonradan kabul ettirme yükü kendisine aittir; bu husus izleyen maddelerdeki koşullarla ispat edilir.
- Elde bulunan belge, dilekçeye eklenerek yazılı delille ispat edilir; ekleme yapılmadığı ileri sürülürse karşı tarafın dilekçe dosyasını incelemesi belirleyici olur.
- Başka yerde bulunan belge için, bulunduğu yere ilişkin bilgilerin dilekçede yer aldığı, dilekçenin kendisiyle ispatlanır.
- Dilekçede delilin vakıaya bağlanmadığı iddiası, dilekçenin içeriğine dayanılarak değerlendirilir; karşı taraf bu eksikliği ileri sürdüğünde ispat yükü onu ileri süren tarafta değildir, eksikliğin varlığını dilekçe metni gösterir.
- İmza itirazında ispat yükü alacaklıdadır; borçlunun imza örneklerinin yerini bildirmemesi, mahkemenin imza incelemesi yapmasına engel değildir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/44 E., 2024/491 K., 02.10.2024)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.319: Delillerin dilekçede bildirilmemesi ya da eksik bildirilmesinin sonuçlarını ve sonradan delil ileri sürme koşullarını düzenler; bu maddedeki yükümlülüğün aykırılığının hukuki sonucunu tamamlar.
- 6100 sayılı Kanun m.316: Basit yargılama usulünün kapsamını belirler; bu madde ancak o usulde uygulanır.
- 6100 sayılı Kanun m.361: Basit yargılamada delil bildirimine ilişkin yükümlülüğün tensip ve yargılamadaki yansımalarını düzenler; Yargıtay'ın bu maddeyi birlikte andığı görülmektedir.
- 6100 sayılı Kanun m.362: Basit yargılamaya ilişkin tamamlayıcı hükümler içerir; içtihatta bu maddeyle birlikte yorumlanmaktadır.
HMK m.319 — İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı
Madde, basit yargılama usulünde iddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağının hangi andan itibaren başladığını düzenler. Davacı bakımından yasak dava açılmasıyla, davalı bakımından yasak cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar. Hükmün kime uygulandığı, basit yargılama usulüne tabi dava ve işlerde taraflardır. Yasağın istisnalarını (ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati) ve yasağın kapsamındaki ayrıntıları madde içermez; bunlar 141. maddeye bağlıdır. Yazılı yargılama usulündeki cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerine ilişkin rejim, madde metninde yer almaz (m.317 ve m.141 kapsamında kalır). Ön inceleme ve tahkikat aşamalarındaki durum da bu maddenin konusu değildir (m.141).
İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı: hangi kavramlar bilinmeli?
- İddianın genişletilmesi veya değiştirilmesi
- Davacının dava konusu olguları, hukuki sebebini veya talep sonucunu sonradan artırması ya da değiştirmesidir. Talep sonucunun artırılması, yeni bir talep eklenmesi ve talep sonucunun değiştirilmesi bu kapsamdadır. Hâkimin istediği açıklamayı yapmak iddianın genişletilmesi anlamına gelmez.
- Savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi
- Davalının cevap dilekçesinde öne sürdüğü olguları, talepleri ve itirazları sonradan artırması ya da değiştirmesidir. Bu yasak davalı bakımından cevap dilekçesiyle başlar.
- Yasağın başlangıcı
- Davacı bakımından dava açılması, davalı bakımından cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesi anıdır. Her iki yasak da başlangıç anından itibaren işlemeye başlar.
- Islah
- Yasağın istisnalarından biridir ve 141. maddeye göre uygulanır. Madde metninde ayrıca tanımlanmamıştır.
İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı: hangi şartlar aranır?
- Yasağın davacı bakımından işlemesi için dava dilekçesinin mahkemeye verilmiş, yani davanın açılmış olması gerekir.
- Yasağın davalı bakımından işlemesi için cevap dilekçesinin mahkemeye verilmiş olması gerekir.
- Yasağın basit yargılama usulüne tabi bir dava veya işte uygulanabilmesi için usulün basit yargılama olması gerekir.
- Yasağın aşılabilmesi için karşı tarafın açık muvafakatinin ya da ıslahın bulunması gerekir; bu istisnalar 141. maddeye göre uygulanır.
İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı: hangi sonuçları doğurur?
- Dava açıldıktan sonra davacı iddiasını ve talep sonucunu genişletemez veya değiştiremez; yapılmak istenirse karşı tarafın açık muvafakati ya da ıslah gerekir.
- Cevap dilekçesi verildikten sonra davalı savunmasını genişletemez veya değiştiremez; bu da karşı tarafın açık muvafakati ya da ıslah ile mümkündür.
- Cevap dilekçesi verilmeden önce davalının savunmayı genişletmesi veya değiştirmesi yasağa tabi değildir.
- Davalı cevap dilekçesi vermemişse yasağın başlangıcı gecikir; davacının iddiasını değiştirmesi ancak muvafakat veya ıslah ile mümkün olur ve bu durumda basit yargılamada dilekçe aşamasının tamamı ortadan kalkmış olur.
- Yasak, madde metni gereği emredici bir kuraldır; tarafların sözleşmeyle ya da iradeyle kaldırabileceği bir düzenleme değildir.
- Yasağa aykırı yapılan genişletme veya değişiklik, 141. maddedeki istisnalar yoksa, hâkimin dikkate almayacağı bir talep ya da savunma olarak sonuç doğurur.
Davacı ile davalı yasağının başlangıcı arasındaki fark nedir?
Davacı bakımından yasak dava açılmasıyla başlar; dava dilekçesi verildiği anda iddia genişletilemez ya da değiştirilemez.
Davalı bakımından yasak cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesiyle başlar; bu ana kadar savunma serbestçe genişletilebilir ya da değiştirilebilir.
Davalının cevap süresi içinde savunmasını dava açıldıktan sonra da genişletebilmesi, davacının ise dava dilekçesinde iddiasını tamamlamak zorunda olması sonucunu doğurur.
Basit yargılama ile yazılı yargılama usulü arasındaki fark nedir?
Basit yargılamada cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi yoktur; yasak erken başlar.
Yazılı yargılamada yasak cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerinin verilmesinden sonra başlar.
Basit yargılamada taraflar dava ve cevap dilekçelerinde iddia ve savunmalarını tam olarak ortaya koymak zorundadır; ek dilekçe fırsatı yoktur.
Cevap dilekçesi verilmesi ile verilmemesi arasındaki fark nedir?
Davalı cevap dilekçesi vermezse davalının savunmayı genişletme yasağı cevap dilekçesi verilmesiyle başlayamaz.
Davalı cevap dilekçesi verirse yasak bu dilekçenin verildiği anda başlar.
Cevap verilmemesi halinde davacının iddiasını genişletmesi ancak karşı tarafın açık muvafakati ya da ıslah ile mümkün olur; bu, davacının hareketine bağlı bir başlangıç anıdır.
İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Basit yargılamada cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi verilebileceğini düşünerek davacının iddiasını bu aşamada serbestçe genişletebileceğini sanmak; bu usulde böyle bir aşama yoktur.
- Yasağın başlangıcını dava açıldığı tarihle değil davanın tebliğiyle veya ilk duruşmayla karıştırmak; m.319 davacı için dava açılmasını, davalı için cevap dilekçesinin verilmesini başlangıç olarak alır.
- Davalının cevap dilekçesi vermemesi durumunda savunma yasağının başlamadığını sanıp davalının savunmasını serbestçe genişletebileceğini düşünmek; cevap dilekçesi verilmeden önce de yasak aranmalıdır, ancak davalı için başlangıç anı cevap dilekçesi olduğundan bu yorum dikkatli yapılmalıdır.
- Zamanaşımı def'ini cevap dilekçesinden sonra, duruşmada ileri sürmenin mümkün olduğunu sanmak; savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesiyle başladığı için bu def'i cevap dilekçesiyle ileri sürülmelidir.
- Yasağın istisnalarını (muvafakat ve ıslah) ayrı bir hukuki rejim gibi görmek; bu istisnalar 141. maddeye göre aynen uygulanır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yazılı yargılamada yasağın cevaba cevap ve ikinci cevap aşamasında başlaması, basit yargılamada ise dava ve cevap dilekçesiyle başlaması kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2017/820 E., 2018/112 K., 21.02.2018)
- Davalının cevap dilekçesi vermemesi halinde davacının cevaba cevap dilekçesi veremeyeceği ve iddiasını ancak muvafakat ya da ıslah ile değiştirebileceği uygulamada kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2017/820 E., 2018/112 K., 21.02.2018)
- Davalının süresinde cevap vermemesi, hâkimin kendiliğinden dikkate alması gereken bir itiraz bulunup bulunmadığını ortaya koyar; bu durum yasağın davalı aleyhine genişletilmesi sonucunu doğurmaz. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2017/820 E., 2018/112 K., 21.02.2018)
- Zamanaşımı def'inin basit yargılamada cevap dilekçesiyle ileri sürülmesi gerektiği kabul edilmektedir, çünkü savunmanın değiştirilmesi yasağı cevap dilekçesinin verilmesiyle başlar. (Hukuk Genel Kurulu, 2016/1212 E., 2017/1078 K., 07.06.2017; Hukuk Genel Kurulu, 2016/1211 E., 2017/1077 K., 07.06.2017; Hukuk Genel Kurulu, 2016/1210 E., 2017/1076 K., 07.06.2017; Hukuk Genel Kurulu, 2016/1209 E., 2017/1075 K., 07.06.2017)
Nasıl ispat edilir?
- Dava açılmasıyla başlayan yasağın davacı bakımından ileri sürülmesinde, davacı iddiasını genişlettiğini ya da değiştirdiğini ortaya koyan dilekçeyi karşı tarafa ve mahkemeye sunmalıdır; genişletme iddiası yapan taraf, yasağın istisnasının (muvafakat ya da ıslah) varlığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Cevap dilekçesinin mahkemeye verilmiş olması, yasağın davalı bakımından başladığını gösteren yazılı belge ile ispat edilir; dilekçenin tarihi ve sunulma anı dosyadan takip edilir.
- Karşı tarafın açık muvafakatinin bulunduğunu ileri süren taraf bunu yazılı belge ya da mahkemede açıkça beyanla ispatlamak zorundadır; muvafakat yoksa savunma ya da iddia genişletilmiş sayılmaz.
- Zamanaşımı gibi bir savunmanın ilk kez cevap dilekçesiyle ileri sürüldüğünü iddia eden taraf, cevap dilekçesinin içeriğini dosyadan ortaya koyar; dilekçede yer almayan savunma sonradan genişletilmiş sayılır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.141: Yasağın genel çerçevesini ve istisnalarını (ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati) düzenler; m.319 bu istisnaları aynen uygular.
- 6100 sayılı Kanun m.317: Basit yargılama usulünde cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerinin verilemeyeceğini düzenler; bu nedenle m.319'daki yasak başlangıç anını dava ve cevap dilekçesine bağlar.
HMK m.320 — Ön inceleme ve tahkikat
HMK m.320, basit yargılama usulüne tabi davalarda dosya üzerinden karar verilmesini, ilk duruşmanın (ön inceleme duruşmasının) içeriğini, ilk duruşma ile tahkikat arasındaki duruşma sayısı ve aralığını ve işlemden kaldırılan dosyanın takipsiz bırakılması halinde davanın açılmamış sayılmasını düzenler. Kurala, basit yargılama usulüne tabi davalar bakımından uyulur. Yazılı yargılama usulündeki ön inceleme ve tahkikatın genel kuralları bu maddede değil, ilgili maddelerdedir; dava şartları ve ilk itirazlar hakkındaki kararın esası (m.114, m.116), hak düşürücü süre ve zamanaşımının kendisi (m.142), ön inceleme duruşmasına davetin şekli (m.139), dilekçe aşaması (m.317) ve tahkikatın genel usulü bu maddede düzenlenmez. Dava dilekçesinin ve cevap dilekçesinin verilmesi ile iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı da bu maddenin konusu değildir (m.317, m.319).
Ön inceleme ve tahkikat: hangi kavramlar bilinmeli?
- Dosya üzerinden karar
- Tarafların duruşmaya davet edilmeden, dilekçeler ve dosyadaki delillere dayanılarak verilen karardır. Yalnızca mümkün olan hallerde uygulanır; mahkemenin takdiri ile sınırlı olduğu ölçütü metinde açıkça belirtilmiştir.
- İlk duruşma
- Basit yargılama usulünde yazılı yargılamadaki ön inceleme duruşmasının yerini alan, dosya üzerinden karar verilmemişse yapılan ilk oturumdur. Bu oturumda usul ve hak düşürücü süre ile zamanaşımına ilişkin konular görüşülür, uyuşmazlık konuları tespit edilir ve sulh ya da arabuluculuğa teşvik yapılır.
- Uyuşmazlık konularının tespiti
- Tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların tek tek belirlenmesidir. Tahkikat bu tespite dayanılarak yürütülür; tespit edilmeyen hususlar tahkikatın konusu olmaz.
- Tahkikat duruşmaları
- İlk duruşma hariç, tarafların dinlenmesi, delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemlerinin yapıldığı oturumlardır. Kural olarak iki duruşmada tamamlanır; zorunlu hallerde gerekçe gösterilerek bir aydan sonra ve ikiden fazla duruşma yapılabilir.
- Takipsiz bırakma
- Yenilenmesi için taraflara çağrı yapılmasına rağmen işlemden kaldırılmış dosyanın, yenilenmeden kalmasıdır. Basit yargılamada bu hal, dava açılmamış sayılması sonucunu doğurur.
- İşlemden kaldırma
- Dosyanın, tarafların takibe devam etmemesi nedeniyle görülmekten çıkarılmasıdır. Bu madde yalnızca işlemden kaldırılmış ve yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılan dosyalar için davanın açılmamış sayılmasını öngörür.
Ön inceleme ve tahkikat: hangi şartlar aranır?
- Davanın basit yargılama usulüne tabi olması gerekir.
- Dosya üzerinden karar verilmesi için mahkemenin, dilekçeler ve dosyadaki deliller yeterli görülerek tarafları duruşmaya davet etmeden karar verebileceği bir hâlin bulunması gerekir; bu mümkün olmadığında tarafların ilk duruşmaya davet edilmesi zorunludur.
- İlk duruşmada, daha önce karar verilmemişse, dava şartları ve ilk itirazlar ile hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında tarafların dinlenmesi gerekir.
- İlk duruşmada tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar tek tek tespit edilmelidir.
- Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim tarafları sulhe veya arabuluculuğa teşvik etmelidir.
- Sulh olunup olunmadığı ile sulh olunmadığında anlaşamayan hususlar tutanağa yazılmalı ve tutanak hazır bulunan taraflarca imzalanmalıdır; tahkikat bu tutanak esas alınarak yürütülmelidir.
- Tahkikat, ilk duruşma hariç iki duruşmada tamamlanmalıdır ve duruşmalar arası süre bir ayı aşmamalıdır. Zorunlu hallerde (bilirkişi incelemesinin uzaması, istinabe gibi) hâkim gerekçesini belirterek bir aydan sonrası için duruşma günü verebilir ve ikiden fazla duruşma yapabilir.
- Basit yargılamada işlemden kaldırılmış dosyanın yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılması hâlinde dava açılmamış sayılmalıdır.
Ön inceleme ve tahkikat: hangi sonuçları doğurur?
- Mümkün olan hallerde mahkeme, tarafları duruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir.
- Dosya üzerinden karar verilemeyen hallerde ilk duruşma yapılır ve bu duruşmada dava şartları, ilk itirazlar, hak düşürücü süre ve zamanaşımı hakkında taraflar dinlenir.
- Uyuşmazlık konuları tek tek tespit edildikten sonra sulh veya arabuluculuğa teşvik yapılır ve sonuç tutanağa geçirilir.
- Tahkikat, ilk duruşmada düzenlenen tutanak esas alınarak yürütülür.
- Tahkikat iki duruşmada tamamlanır; duruşmalar arası bir ayı aşamaz. Zorunlu hâllerde gerekçeli olarak daha uzun ara ve ikiden fazla duruşma yapılabilir.
- Yenilenen dosya ikinci kez takipsiz bırakılırsa dava açılmamış sayılır; bu hâlde davacının yeni bir dava açması gerekir.
- Yenilenmeyen dosya için bu fıkra uygulanmaz.
Dosya üzerinden karar ile ilk duruşmaya davet arasındaki fark nedir?
Dilekçeler ve dosyadaki deliller yeterli görüldüğünde mahkeme tarafları duruşmaya çağırmadan karar verebilir.
Dosya üzerinden karar verilemeyen hallerde taraflar ilk duruşmaya (ön inceleme duruşmasına) davet edilir.
Dosya üzerinden karar yapılırsa ilk duruşma ve tahkikat aşaması hiç açılmaz. Yargıtay, basit yargılamada da dosya üzerinden karar verilemeyeceği görüşündedir; bu nedenle uygulamada dosya üzerinden karar sınırlı kalmaktadır.
İlk duruşma ile tahkikat duruşmaları arasındaki fark nedir?
İlk duruşmada usul konuları, uyuşmazlık konularının tespiti ve sulh teşviki yapılır; delil toplama işlemi yapılmaz.
Tahkikat duruşmaları, tanık dinleme, bilirkişi incelemesi ve keşif gibi işlemleri içerir ve ilk duruşma hariç en çok iki oturumla sınırlıdır.
İlk duruşma tahkikat sayılmaz; tahkikat sayısı ilk duruşma hariç iki ile sınırlandığı için toplam oturum sayısı üçtür. Bir aydan uzun aralık ancak zorunlu hâllerde gerekçeyle mümkündür.
Kural (iki duruşma, bir ay aralık) ile istisna (zorunlu hal) arasındaki fark nedir?
Genel kurala göre tahkikat iki duruşmada tamamlanır ve duruşmalar arası süre bir ayı geçemez.
Bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe gibi zorunlu hâllerde hâkim gerekçesini belirterek bir aydan sonrası için duruşma günü verebilir ve ikiden fazla duruşma yapabilir.
İstisna uygulanırsa gerekçe gösterilmesi zorunludur; gerekçe soyut ve genel olamaz, somut vakıalara dayanmalıdır.
Basit yargılama ile yazılı yargılama arasındaki fark nedir?
Basit yargılamada ön inceleme ve tahkikat birbiriyle bağlantılı olarak düzenlenmiş, süreler kısaltılmıştır.
Yazılı yargılamada ön inceleme ayrı bir aşama olarak yer alır; tahkikat ayrıca yapılır ve tahkikat için duruşma günü verilmesi ön inceleme tamamlanmadan yasaktır.
Basit yargılamada ilk duruşma ön inceleme duruşmasının yerini alır; bu nedenle yazılı yargılamadaki m.137/2 yasağının ön inceleme sırası bakımından uygulanması sadeleşmiş bir düzen içinde gerçekleşir.
Yenilenmiş dosyanın takipsiz bırakılması ile yenilenmemiş dosya arasındaki fark nedir?
İşlemden kaldırılan dosya yenilendikten sonra yine takipsiz bırakılırsa, m.320/4 uyarınca dava açılmamış sayılır.
Dosya yenilenmemişse maddenin bu fıkrası değil, ilgili işlemden kaldırma ve yenileme hükümleri uygulanır.
Yenilenip ikinci kez takipsiz kalan dosyada dava açılmamış sayılır; bu sonuç yeniden dava açılmasını gerektirir.
Ön inceleme ve tahkikat: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Basit yargılamada dosya üzerinden karar verilebileceğini genel kabul ederek taraflara ilk duruşma davetini atlamak; Yargıtay bu yolu sınırlı kabul etmektedir.
- İlk duruşmayı tahkikat duruşması saymak ve delil toplama işlemi yapmak; ilk duruşmada yalnızca usul, uyuşmazlık tespiti ve sulh işlemleri yapılır.
- Tahkikat duruşmalarını iki ile sınırlamayı unutarak üçten fazla oturum yapmak ya da bir ayı aşan aralığı gerekçesiz bırakmak.
- İşlemden kaldırılan dosyanın ilk takipsizliğinde doğrudan davanın açılmamış sayılacağını düşünmek; m.320/4 yenilenmiş dosya için uygulanır.
- Yenilenmeyen dosyada m.320/4'ü uygulamak; bu fıkra yenileme sonrası takipsizlik için düzenlenmiştir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, basit yargılama usulünde de dosya üzerinden karar verilemeyeceği görüşündedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2013/1026 E., 2014/429 K., 02.04.2014)
- Basit yargılamada dosya üzerinden karar verilmesi istisnai bir yol olarak uygulanmakta, ilk duruşmaya davet kuralı genellikle esas alınmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2013/1026 E., 2014/429 K., 02.04.2014)
- İşlemden kaldırılan dosyanın yenilenmesinden sonra bir kez daha takipsiz bırakılması hâlinde, bölge adliye mahkemeleri m.320/4 uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar vermektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/1415 E., 2025/311 K., 17.02.2025)
- Takipsiz bırakma nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilirken, yalnızca ilk işlemden kaldırmanın değil yenilemeden sonraki ikinci takipsizliğin varlığının tespiti gerekir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/1415 E., 2025/311 K., 17.02.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Dosya üzerinden karar verilmesi için dosyada yeterli bilgi bulunduğunu mahkeme değerlendirir; tarafların bu konuda ispat yükü bulunmaz, ancak dilekçelerde ileri sürülen vakıaların belgelerle desteklenmiş olması karar için önemlidir. (Hukuk Genel Kurulu, 2013/1026 E., 2014/429 K., 02.04.2014)
- Uyuşmazlık konularının tespiti ilk duruşmada tutanakla belgelenir; tutanağın hazır bulunan taraflarca imzalanması, sonradan anlaşmazlık konusunda ispat kolaylığı sağlar.
- Duruşmalar arası bir ayı aşan süre veya ikiden fazla duruşma yapılması, gerekçede somut vakıalarla açıklanmalıdır; gerekçesiz yapılan uzatma, taraflar açısından usulsüzlük olarak öne sürülebilir.
- Takipsiz bırakma iddiasında, dosyanın işlemden kaldırıldığını, yenilendiğini ve ikinci kez takipsiz kaldığını gösteren dosya kayıtları esas alınır. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/1415 E., 2025/311 K., 17.02.2025)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.139: Ön inceleme duruşmasına davetin şeklini ve zamanını düzenler; m.320/2'deki ilk duruşmanın ön inceleme duruşması olduğunu belirlemek için gerekir.
- 6100 sayılı Kanun m.114: Dava şartlarını düzenler; ilk duruşmada tarafların dinlenerek karar verileceği konulardan biridir.
- 6100 sayılı Kanun m.116: İlk itirazları düzenler; ilk duruşmada tarafların dinlenmesi gereken konular arasındadır.
- 6100 sayılı Kanun m.142: Hak düşürücü süre ve zamanaşımına ilişkin kuralları içerir; ilk duruşmada bunların dinlenmesi bu maddeye göre yapılır.
- 6100 sayılı Kanun m.137: Yazılı yargılamada ön incelemenin kapsamını ve tahkikata geçişin şartlarını düzenler; basit yargılamada ilk duruşma bu aşamanın yerini aldığından karşılaştırma için bağlantılıdır.
HMK m.321 — Hüküm
Madde, basit yargılama usulünde tahkikatın tamamlanmasının ardından son beyanların alınmasını, yargılamanın sona erdiğinin bildirilmesini ve kararın tefhimini düzenler; tefhimin hangi biçimde gerçekleşeceğini ve gerekçeli kararın hangi süre içinde yazılacağını belirler. Kural, basit yargılama usulüne tabi davalara uygulanır. Madde, tahkikat öncesi ön inceleme ve duruşma aralıklarını düzenlemez (m.320). Gerekçeli kararın içeriğini, yani hükmün unsurlarını düzenlemez (m.297). Kararın kanun yolu ve süresinin gösterilmesi de bu maddede yer almaz (m.297). Temyiz ve istinaf başvuru süreleri de bu maddenin konusu değildir.
Hüküm: hangi kavramlar bilinmeli?
- Son beyan
- Tahkikat tamamlandıktan sonra tarafların davanın esasına ilişkin son görüşlerini ileri sürdükleri aşamadır. Madde metninde 'son sözler' ile aynı anlamda kullanılan bu aşama, tarafların hukuki dinlenilme hakkının bir parçasıdır. Mahkeme bu beyanı almadan karar veremez.
- Tefhim
- Kararın taraflara açıklanarak yüksek sesle okunması işlemidir. Basit yargılamada tefhim, hükme ilişkin tüm hususların gerekçesiyle birlikte açıklanmasıyla gerçekleşir. Yalnızca hüküm özetinin okunması, zorunlu hallere sınırlıdır.
- Hüküm özeti ile tefhim
- Zorunlu hallerde hâkimin, sebebini tutanağa geçirerek yalnızca hüküm özetini yazdırıp kararı açıklamasıdır. Bu yöntemde gerekçeli kararın bir ay içinde yazılıp tebliğe çıkarılması zorunludur.
- Zorunlu haller
- Hüküm özeti ile tefhim yolunun seçilmesini haklı kılan, maddede tanımlanmamış istisnai durumlardır. Bu hallerin varlığı hâkimin takdirine bırakılmış olmakla birlikte, sebebin tutanağa geçirilmesi zorunludur.
Hüküm: hangi şartlar aranır?
- Tahkikatın tamamlanmış olması gerekir; tahkikat bitmeden son beyanlar alınamaz ve karar verilemez.
- Mahkeme taraflardan son beyanlarını almalıdır; bu beyan, taraflara ayrıca süre verilmeksizin, duruşmada alınır.
- Mahkeme yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim etmelidir.
- Tefhim, hükme ilişkin tüm hususların gerekçesiyle birlikte açıklanarak yapılmalıdır; bu, kural olarak tefhimin gerçekleşmesi için gereken koşuldur.
- Zorunlu bir hal bulunuyorsa hâkim, bu durumun sebebini tutanağa geçirmelidir; bu koşul gerçekleşmeden yalnızca hüküm özeti okunarak tefhim yapılamaz.
- Hüküm özeti ile tefhim yapılıyorsa gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılıp tebliğe çıkarılması gerekir.
Hüküm: hangi sonuçları doğurur?
- Tahkikat tamamlandıktan sonra son beyanlar alınmadan verilen karar, hukuki dinlenilme hakkını ihlal eder ve mutlak istinaf ile mutlak temyiz sebebi oluşturur.
- Kararın tefhimi hükmün gerekçesiyle birlikte açıklanarak yapıldığında karar tefhim anında tamamlanmış olur.
- Zorunlu hal bulunmadan yalnızca hüküm özeti tefhim edilirse usule aykırılık oluşur ve kararın kaldırılmasına yol açabilir.
- Hüküm özeti ile tefhim yapılıp gerekçeli karar bir ay içinde yazılmazsa usul ihlali doğar; gerekçeli kararın tebliğ edilmemesi tebliğ tarihine bağlı süreleri etkiler.
- Son beyanın alınmasına dair özel bir usul kuralı kanunda yer alır; taraflara ayrıca süre verilmemesi emredici niteliktedir.
Gerekçeli tefhim ile hüküm özeti ile tefhim arasındaki fark nedir?
Kural olarak hükmün gerekçesiyle birlikte açıklanması yoluyla yapılan tefhim.
Zorunlu hallerde yalnızca hüküm özetinin tutanağa yazdırılmasıyla yapılan tefhim.
Hüküm özeti yoluyla tefhim yapılırsa gerekçeli kararın bir ay içinde yazılıp tebliğ edilmesi zorunlu olur; gerekçeli tefhimde bu ek süre doğmaz.
Son beyan ile ayrı beyan süresi arasındaki fark nedir?
Tahkikat sonunda tarafların son beyanlarının duruşmada alınması.
Taraflara beyanda bulunmaları için ayrıca süre verilmesi.
Madde, son beyan için ayrı süre verilmesini açıkça dışlar; ayrı süre verilmesi bu maddeye aykırıdır.
Hüküm: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Son beyanları sormadan tahkikatı bitirmek ve karar vermek; bu, m.321/1'deki açık düzenlemeye aykırıdır.
- Taraflara beyan için ayrıca süre vermek; madde bu yolu açıkça dışlar, süre verilmesi gereksiz bir gecikme yaratır.
- Zorunlu hal olmadan veya sebebi tutanağa geçirmeden yalnızca hüküm özetini okumak ve bu karara 'tefhim edildi' demek.
- Hüküm özeti ile tefhim edilen kararda gerekçeli kararı bir ay içinde yazıp tebliğ etmemek.
- Basit yargılamada gerekçeli tefhimi, hüküm özeti ile tefhimle karıştırmak; gerekçeli tefhimde bir aylık ek süre doğmaz.
- Talep sonucu aşılarak karar verilmesi durumunda, bu hatanın m.321 kapsamında bir sorun değil yalnızca m.26 kapsamında bir sorun olduğunu varsaymak; hükmün gerekçesinin m.297 unsurlarını taşımadığı durumda karar usulden bozulur.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Hükmün unsurlarına ilişkin olarak 6100 sayılı Kanun m.297 uygulanır; tefhim sırasında açıklanan hükmün, taraf bilgileri, talep sonucu ve hüküm fıkrası bakımından m.297'deki zorunlu öğeleri taşıması aranır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/933 E., 2023/1152 K., 29.11.2023)
- Hüküm özeti yoluyla tefhimde 'zorunlu hal' şartının gerçekten var olup olmadığı ve sebebin tutanağa geçirilip geçirilmediği incelenir; bu şartlar yerine getirilmeden yalnızca hüküm özetiyle karar açıklanmışsa karar usule aykırı sayılır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/956 E., 2023/1153 K., 29.11.2023)
- Tahkikat bittiğinde taraflara bildirilmeden ya da son beyanları sorulmadan karar verilmesi hukuki dinlenilme hakkını ihlal eder ve kararın bozulmasına yol açar. (Hukuk Genel Kurulu, 2018/762 E., 2021/1079 K., 22.09.2021)
- Son beyanın alınmaması mutlak istinaf ve mutlak temyiz sebebi sayılır. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/263 E., 2023/1150 K., 29.11.2023)
- Vekilin bekletme talebi hakkında karar verilmeden yokluğunda yargılamaya devam edilerek tahkikatın bitirilmesi ve hüküm kurulması, savunma hakkını ihlal eder ve kararın kaldırılmasına yol açar. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/73 E., 2023/1119 K., 22.11.2023)
- Hüküm özeti yoluyla tefhimde gerekçeli kararın bir ay içinde yazılıp tebliğe çıkarılması, kararın kanun yolu süresinin işlemesi bakımından önemlidir; kanun yolu süresinin başlangıcı gerekçeli kararın tebliğine bağlanır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/679 E., 2023/1151 K., 29.11.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Son beyanın alındığını ispat yükü mahkemededir; bu hususun duruşma tutanağına geçirilmesi gerekir. Tutanakta son beyanın alınmadığı görünüyorsa karar usulsüz sayılır.
- Tahkikatın tamamlandığını ve taraflara bildirildiğini gösteren duruşma tutanağı, bu hususta temel delildir.
- Zorunlu hal nedeniyle hüküm özeti ile tefhim yapıldığını iddia eden taraf, bu durumun sebebinin tutanağa geçirildiğini gösterir; tutanakta sebep yoksa iddia ispatlanamaz.
- Bekletme talebi gibi bir dilekçenin verildiğini iddia eden taraf, dilekçenin UYAP veya dosya kaydıyla sunulduğunu gösterir; mahkemenin bu talep hakkında karar verip vermediği tutanaktan anlaşılır.
- Gerekçeli kararın tebliğ tarihi, hüküm özeti ile tefhim edilen kararlarda bir aylık sürenin aşılıp aşılmadığını gösterir; tebliğ belgesi bu konuda esas delildir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.297: Hükmün unsurlarını, yani gerekçeli kararda bulunması gereken öğeleri ve kanun yolu bilgisinin zorunluluğunu düzenler. Madde 321/2'deki 'hükme dair tüm hususlar' ifadesi bu maddedeki unsurlara gönderme yapar.
- 6100 sayılı Kanun m.320: Basit yargılamada ön inceleme ve tahkikatın nasıl yürütüleceğini düzenler. Tahkikatın tamamlanması, m.321'in uygulanması için ön koşuldur.
- 6100 sayılı Kanun m.27: Hukuki dinlenilme hakkını düzenler. Son beyanın alınmamasının hukuki dinlenilme hakkı ihlali sayılmasının dayanağıdır.
- 6100 sayılı Kanun m.186: Sözlü yargılamada son sözlerin sorulmasını düzenler. Yargıtay, m.186'daki 'son sözler' ile m.321'deki 'son beyanlar'ın aynı kavram olduğunu kabul etmektedir.
- 6100 sayılı Kanun m.26: Hâkimin talep sonuçlarıyla bağlı olduğunu düzenler. Hükmün gerekçesinde talep aşımının olup olmadığının denetlenmesinde bu hüküm de dikkate alınır.
HMK m.322 — Uygulanacak hükümler
Madde, basit yargılama usulüne tabi dava ve işlerde usul hükümlerinin hangi sırayla uygulanacağını düzenler. Birinci fıkra, basit yargılama usulünde özel hüküm bulunmayan hallerde yazılı yargılama usulü hükümlerinin uygulanmasını öngörür. İkinci fıkra, paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi için satış gereken hallerde satış için bir memur görevlendirilmesini ve taşınır ile taşınmaz satışının İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yapılmasını düzenler. Madde, sulh hukuk mahkemelerinde görülen basit yargılama usulündeki davalar bakımından uygulanır. Basit yargılama usulünün kendi kurallarını (m.316-321) düzenlemez; bu kurallar ilgili maddelerde yer alır. Yargılama giderleri ve avans (m.323 vd.) ile kanun yollarının kendisi bu maddenin konusu değildir.
Uygulanacak hükümler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Basit yargılama usulü
- HMK'da daha sade ve hızlı işleyen, belirli dava ve işler için öngörülen yargılama türüdür. Hangi davalara uygulanacağı ilgili maddelerde belirlenir.
- Yazılı yargılama usulü
- HMK'nın genel yargılama türü olup basit yargılama usulünde özel hüküm bulunmayan hallerde tamamlayıcı olarak uygulanan hükümler bütünüdür.
- Paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi
- Birden fazla kişinin ortak olduğu taşınır veya taşınmaz mal ya da hakkın paylaştırılması veya ortaklığın sona erdirilmesi amacıyla açılan davadır. Satışın gerekip gerekmediği ayrıca değerlendirilir.
- Satış için görevlendirilen memur
- Paylaştırma veya ortaklığın giderilmesi gereken hallerde hâkimin satışı yürütmek üzere atadığı kişidir. Satış görevi bu kişiye verilir, davanın esası hâkimde kalır.
Uygulanacak hükümler: hangi şartlar aranır?
- Uyuşmazlığın basit yargılama usulüne tabi bir dava veya iş olması gerekir.
- Basit yargılama usulüne ilişkin özel bir hüküm bulunmaması gerekir; özel hüküm varsa önce o uygulanır.
- Yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümler yalnızca bu boşluk hâlinde tamamlayıcı olarak uygulanır.
- Paylaştırma veya ortaklığın giderilmesi davasında satış yapılması gereken bir hal bulunmalıdır.
- Satış hâlinde hâkimin satış için bir memur görevlendirmesi gerekir.
- Taşınır ve taşınmaz satışının İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yapılması gerekir.
Uygulanacak hükümler: hangi sonuçları doğurur?
- Basit yargılama usulüne tabi bir davada özel hüküm yoksa yazılı yargılama usulü hükümleri uygulanır.
- Paylaştırma veya ortaklığın giderilmesi için satış gerekiyorsa hâkim satış için bir memur görevlendirir.
- Taşınır ve taşınmaz malların satışı İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yapılır.
- Basit yargılama usulüne tabi olmayan bir davada bu madde doğrudan uygulanmaz; o davanın kendi usulü geçerlidir.
- Satış gerekmeyen paylaştırma veya ortaklığın giderilmesi hallerinde ikinci fıkranın satış hükmü devreye girmez.
Basit yargılama özel hükmü ile yazılı yargılama tamamlayıcı hükmü arasındaki fark nedir?
Basit yargılama usulünde açıkça düzenlenmiş bir kural varsa o kural uygulanır.
Basit yargılama usulünde hüküm yoksa yazılı yargılama usulü hükümlerine başvurulur.
Önce özel hüküm, sonra yazılı yargılama hükümleri uygulanır; iki usul birbirinin yerine değil, boşluk doldurma sırasıyla işler.
Genel satış kuralı ile taşınmaz ve taşınır satışı arasındaki fark nedir?
Paylaştırma veya ortaklığın giderilmesinde satış gerektiğinde hâkim bir memur görevlendirir.
Satışın gerçekleştirilme biçimi, taşınır ve taşınmaz ayrımına göre İcra ve İflas Kanunu hükümlerine bağlanır.
Satışın görevlendirme aşamasında hâkim, uygulama aşamasında İcra ve İflas Kanunu belirleyicidir.
Uygulanacak hükümler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Basit yargılama usulünde özel hüküm varken doğrudan yazılı yargılama hükmüne başvurmak; önce özel hükmün kontrol edilmesi gerekir.
- Paylaştırma ve ortaklığın giderilmesi davasında her hâlde satış yapılacağını sanmak; satış yalnızca gerekli olduğunda söz konusu olur.
- Satışın memur eliyle yapılacağını ve satış usulünün HMK hükümlerine göre belirleneceğini düşünmek; satış usulü İcra ve İflas Kanunu hükümlerine bağlanmıştır.
- Madde hükmünü tüm yargılama türlerine uygulamak; madde yalnızca basit yargılama usulüne tabi dava ve işlere ilişkindir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Basit yargılama usulüne tabi davalarda yazılı yargılama hükümlerinin yalnızca özel hüküm bulunmayan konularda uygulandığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2026/170 E., 2026/377 K., 11.03.2026)
- Ön inceleme duruşmasına ilişkin HMK m.140 hükmünün, m.322 atfıyla basit yargılama usulünde de uygulandığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2020/700 E., 2022/207 K., 24.02.2022; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/1380 E., 2026/4 K., 09.01.2026; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/1165 E., 2025/2158 K., 19.12.2025; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/1140 E., 2025/1995 K., 20.11.2025; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/424 E., 2025/1225 K., 03.07.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Yazılı yargılama hükümlerinin uygulanabilmesi için, uyuşmazlığın basit yargılama usulüne tabi bir dava olduğunu ve ilgili konuda özel hüküm bulunmadığını davacı ya da davalı ileri sürmelidir; mahkeme bunu resen inceler.
- Paylaştırma veya ortaklığın giderilmesi davasında satış gerektiğini gösteren taşınır veya taşınmaz kaydı, tapu kaydı ve tarafların beyanı delil olarak kullanılır.
- Satış kararının uygulanmasına ilişkin itirazlar İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre ileri sürülür; bu itirazı ileri süren taraf dayanağını ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.316: Basit yargılama usulünün uygulanacağı dava ve işlerin kapsamını belirler; bu maddenin uygulandığı alanı çizer.
- 6100 sayılı Kanun m.317: Basit yargılama usulünde dava dilekçesi ve cevap süreleri gibi özel kurallar getirir; bu kurallar önce uygulanır.
- 6100 sayılı Kanun m.447: Diğer kanunların sözlü veya seri yargılama usulüne yaptığı atıfta basit yargılama hükümlerinin uygulanacağını düzenler.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| iki haftadır | m.317 | (2) Cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. |
| bir aydan | m.320 | Duruşmalar arasındaki süre bir aydan daha uzun olamaz. |
| bir ay | m.321 | Bu durumda gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
29 karar- Hukuk Genel Kurulu, 2024/224 E., 2025/467 K., 14.07.2025İlgili madde: m.316, m.317, m.320
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/251 E., 2025/468 K., 14.07.2025İlgili madde: m.316, m.317, m.320
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/375 E., 2025/474 K., 14.07.2025İlgili madde: m.316, m.317, m.320
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/416 E., 2025/475 K., 14.07.2025İlgili madde: m.316, m.317, m.320
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/44 E., 2024/491 K., 02.10.2024İlgili madde: m.318
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/259 E., 2023/1347 K., 21.12.2023İlgili madde: m.317, m.318, m.319
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/933 E., 2023/1152 K., 29.11.2023İlgili madde: m.321
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/679 E., 2023/1151 K., 29.11.2023İlgili madde: m.321
- Hukuk Genel Kurulu, 2021/263 E., 2023/1150 K., 29.11.2023İlgili madde: m.321
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/956 E., 2023/1153 K., 29.11.2023İlgili madde: m.321
Diğer 19 karar
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/73 E., 2023/1119 K., 22.11.2023İlgili madde: m.321
- Hukuk Genel Kurulu, 2020/700 E., 2022/207 K., 24.02.2022İlgili madde: m.322
- Hukuk Genel Kurulu, 2018/762 E., 2021/1079 K., 22.09.2021İlgili madde: m.321
- Hukuk Genel Kurulu, 2016/1212 E., 2017/1078 K., 07.06.2017İlgili madde: m.319
- Hukuk Genel Kurulu, 2016/1211 E., 2017/1077 K., 07.06.2017İlgili madde: m.319
- Hukuk Genel Kurulu, 2016/1210 E., 2017/1076 K., 07.06.2017İlgili madde: m.319
- Hukuk Genel Kurulu, 2016/1209 E., 2017/1075 K., 07.06.2017İlgili madde: m.319
- Hukuk Genel Kurulu, 2013/1026 E., 2014/429 K., 02.04.2014İlgili madde: m.320
- Genel Kurul, 2013/1015 E., 08.04.2015İlgili madde: m.316
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2026/243 E., 2026/784 K., 29.04.2026İlgili madde: m.316
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2026/170 E., 2026/377 K., 11.03.2026İlgili madde: m.318, m.322
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/1380 E., 2026/4 K., 09.01.2026İlgili madde: m.322
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/1165 E., 2025/2158 K., 19.12.2025İlgili madde: m.322
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/1140 E., 2025/1995 K., 20.11.2025İlgili madde: m.322
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/424 E., 2025/1225 K., 03.07.2025İlgili madde: m.317, m.318, m.322
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2021/1508 E., 2025/356 K., 26.03.2025İlgili madde: m.318
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/1993 E., 2025/369 K., 26.02.2025İlgili madde: m.318
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/1415 E., 2025/311 K., 17.02.2025İlgili madde: m.320
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2017/820 E., 2018/112 K., 21.02.2018İlgili madde: m.319
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 7. Hüküm, Davaya Son Veren Taraf İşlemleri ve Basit Yargılama ve Yargılama Giderleri bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış