TTK › Kıymetli evrak › Kambiyo senetleri › Poliçe

Poliçe nüshaları ve suretleri, çeşitli hükümler

TTK m.743–756Ticaret Hukuku

Kısaca

TTK m.743, poliçenin birbirinin aynı birden fazla nüsha halinde düzenlenmesini, nüshalara sıra numarası konulmasını ve tek nüsha kaydı taşımayan poliçede hamilin ek nüsha talep etmesini düzenler. TTK m.744, poliçenin birden fazla nüsha halinde düzenlenmesi hâlinde nüshalardan birine yapılan ödemenin diğer nüshalardan doğan hakları ne ölçüde düşüreceğini ve birden fazla nüsha veren ciranta ile sonraki borçluların hangi nüshalardan sorumlu olacağını düzenler.

Kapsam

Bu konu, Türk Ticaret Kanunu m.743–756 hükümlerini kapsar.

TTK m.743 — İsteme hakkı

Bu madde, poliçenin birbirinin aynı birden fazla nüsha halinde düzenlenmesini, nüshalara sıra numarası konulmasını ve tek nüsha kaydı taşımayan poliçede hamilin ek nüsha talep etmesini düzenler. Hamilin ek nüsha talebinde cirantaların başvuru sırası ve yeniden ciro yükümlülüğü de bu maddenin kapsamındadır. Kural, poliçe hamilleri ve poliçe ilişkisine taraf olan kişiler bakımından uygulanır. Nüshalardan birine kabul, ödeme ve protesto gibi işlemler bu madde kapsamında değildir; nüshalar arasındaki kabul ve ödeme ilişkisi (m.745), suretler (m.746) ve kabul-ödeme sonrası haklar (m.744 ve ilgili hükümler) ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Poliçenin uygulanacağı zamanaşımı ve usul süreleri de bu maddede yer almaz (m.749–751).

İsteme hakkı: hangi kavramlar bilinmeli?

Nüsha
Aynı poliçenin birbirinin aynısı olarak düzenlenen ve her biri aynı derecede hüküm ifade eden örnekleridir. Nüshalar teselsül eden sıra numarası taşımak zorundadır; numara yoksa her biri ayrı bir poliçe sayılır.
Teselsül eden sıra numarası
Nüshaların birbirinden ayrılmasını sağlayan, metne yazılan ardışık numaralardır. Numara konulmaması, nüshaların bağımsız poliçeler olarak değerlendirilmesi sonucunu doğurur.
Tek nüsha kaydı
Poliçenin yalnızca bir nüsha olarak düzenlendiğini belirten metin kaydıdır. Bu kayıt bulunmayan poliçenin hamili ek nüsha isteyebilir.
Ek nüsha isteme hakkı
Tek nüsha kaydı taşımayan poliçenin hamilinin, giderleri kendisine ait olmak üzere birden fazla nüsha verilmesini talep edebilmesidir.
Cirantalar arası başvuru zorunluluğu
Hamilin talebi üzerine, hamilin cirantası ve önceki cirantaların sırayla birbirlerine ve ilk cirantada düzenleyene başvurmak zorunda olmasıdır. Bu zincir, ek nüshanın elde edilmesini sağlar.

İsteme hakkı: hangi şartlar aranır?

  • Poliçenin birbirinin aynı olmak üzere birden fazla nüsha olarak düzenlenmiş olması gerekir.
  • Nüshalara teselsül eden sıra numaralarının metne yazılması gerekir; numara yazılmamışsa her nüsha ayrı bir poliçe sayılır.
  • Ek nüsha talebinde bulunan kişinin poliçenin hamili olması ve poliçenin tek nüsha olarak düzenlendiği kaydını içermemesi gerekir.
  • Hamilin ek nüsha talebini kendi cirantasına yöneltmesi ve giderlerin hamil tarafından üstlenilmesi gerekir.
  • Hamilin cirantası ve daha önceki cirantalar, talebi sırayla birbirlerine ve ilk cirantada düzenleyene iletmek zorundadır.
  • Yeni nüshalar üzerine cirantaların kendi cirolarını yeniden yazmaları gerekir.

İsteme hakkı: hangi sonuçları doğurur?

  • Nüshalar aynı derecede hüküm ifade eder ve bunların hepsi birlikte tek poliçeyi oluşturur.
  • Sıra numarası konmamış nüshaların her biri ayrı bir poliçe sayılır.
  • Tek nüsha kaydı taşımayan poliçede hamil, giderlerini üstlenerek birden fazla nüsha isteyebilir.
  • Cirantalar, yeni nüshalar üzerine kendi cirolarını yeniden yazmak zorundadır.
  • Tek nüsha kaydı bulunan poliçede hamil ek nüsha talep edemez.

Çok nüshalı poliçe ile tek nüshalı poliçe arasındaki fark nedir?

Birden fazla nüsha olarak düzenlenmiş poliçede her nüsha aynı derecede hüküm ifade eder ve sıra numarası taşır.

Tek nüsha olarak düzenlendiği kaydını taşıyan poliçede ek nüsha talebi yapılamaz.

Tek nüsha kaydı bulunmayan poliçede hamil ek nüsha isteyebilir; kaydı olan poliçede bu hak doğmaz.

Numaralı nüsha ile numarasız nüsha arasındaki fark nedir?

Teselsül eden sıra numarası konmuş nüshalar birbirine bağlı tek poliçenin örnekleridir.

Numara konmamış nüshalar, hukuken birbirinden bağımsız ayrı poliçe sayılır.

Numarasız nüshalarda her biri ayrı poliçe olarak ayrı ayrı ödenebilir ve ayrı haklar doğurabilir.

Hamilin cirantasına başvurusu ile doğrudan düzenleyene başvurusu arasındaki fark nedir?

Hamil ek nüsha talebini kendi cirantasına yöneltir.

Düzenleyen ile hamil arasında doğrudan bir başvuru ilişkisi kurulmaz; başvuru zinciri ciranta sırasıyla ilerler.

Talep, cirantalar üzerinden sırayla ilk cirantaya ve düzenleyene ulaşır; hamil doğrudan düzenleyene talepte bulunamaz.

İsteme hakkı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sıra numarasının konulmamış olmasını, nüshaların bağımsız poliçe sayılması sonucunu doğurmadığı biçiminde yorumlamak; numara yoksa her nüsha ayrı poliçe sayılır.
  • Tek nüsha kaydı bulunan poliçede ek nüsha talebinin yapılabileceğini düşünmek.
  • Ek nüsha talebini doğrudan düzenlenen kişiye yöneltmek; talep cirantalar sırasıyla ilerler.
  • Ek nüsha alındıktan sonra cirantaların yeniden ciro yazmadığı durumu geçerli saymak.

Nasıl ispat edilir?

  • Ek nüsha talep eden hamil, poliçenin tek nüsha kaydı içermediğini poliçenin metninden göstermelidir; kaydın bulunmaması talebin dayanağıdır.
  • Nüshaların birbirinin aynısı olduğu ve sıra numarası taşıdığı, nüshaların kendisinden anlaşılır; numara eksikliği ileri süren taraf, nüshaların ayrı poliçe olduğunu ispat etmelidir.
  • Yeniden ciro yazılmasının gerekliliği, ciro zincirinin poliçe metninden ve nüshalardan izlenmesiyle ortaya konur.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

TTK m.744 — Nüshalar arasındaki ilişki

Madde, poliçenin birden fazla nüsha halinde düzenlenmesi hâlinde nüshalardan birine yapılan ödemenin diğer nüshalardan doğan hakları ne ölçüde düşüreceğini ve birden fazla nüsha veren ciranta ile sonraki borçluların hangi nüshalardan sorumlu olacağını düzenler. Hüküm, poliçe nüshaları bakımından poliçedeki borçlular ve nüshaları farklı kişilere veren cirantalar hakkında uygulanır. Nüshaların düzenlenmesini, nüsha ve suret arasındaki farkı, kabul ve protesto usullerini düzenlemez (m.743, m.745, m.746). Ödemenin hangi hallerde geçerli sayılacağı ve ödemeyi yapan borçlunun savunmaları ayrıca genel poliçe hükümlerine tabidir.

Nüshalar arasındaki ilişki: hangi kavramlar bilinmeli?

Nüsha
Aynı özellikleri ve aynı etkiyi taşıyan, poliçenin birden fazla örneğinden her biridir. Her nüsha hükmen aynı derecede geçerlidir ve nüshalar birbirinin yerine geçen belgelerdir.
Ödeme yoluyla hakların düşmesi
Nüshalardan birine yapılan ödemenin, poliçenin diğer nüshalarından doğan talep haklarını sona erdirmesidir. Ödeme, diğer nüshalarda hükümsüzlük kaydı bulunup bulunmadığına bakılmaksızın bu sonucu doğurur.
Kabul kaydı
Muhatabın poliçenin bir nüshasına yazdığı kabul beyanıdır. Kabul kaydı taşıyan ve geri verilmemiş nüshalar bakımından muhatabın sorumluluğu, ödeme yapılsa dahi devam eder.
Geri verilmemiş nüsha
Ödeme yapılmadan veya ödeme karşılığında iade edilmeyen, ilgili kişinin elinde kalmış nüshadır. Sorumluluk, bu nüshanın iade edilmemiş olmasına bağlıdır.

Nüshalar arasındaki ilişki: hangi şartlar aranır?

  • Poliçenin birden fazla nüsha halinde düzenlenmiş olması gerekir.
  • Nüshalardan birine ödeme yapılmış olmalıdır; ödemenin diğer nüshalardan doğan hakları düşürmesi için ayrıca hükümsüzlük kaydı aranmaz.
  • Muhatabın sorumluluğunun devam edebilmesi için, kabul kaydını içeren ve kendisine geri verilmemiş nüsha bulunmalıdır.
  • Ciranta ile sonraki borçluların sorumluluğu için, nüshaları farklı kişilere vermiş olan ciranta bulunmalı ve sorumluluk yalnızca kendi imzasını taşıyan, geri verilmemiş nüshalar ile sınırlı olmalıdır.

Nüshalar arasındaki ilişki: hangi sonuçları doğurur?

  • Nüshalardan birine yapılan ödeme, diğer nüshalardan doğan bütün hakları düşürür.
  • Diğer nüshalarda hükümsüzlük kaydı bulunmasa dahi ödeme bu sonucu doğurur.
  • Kabul kaydını içeren ve kendisine geri verilmemiş her nüsha için muhatabın sorumluluğu ödemeden sonra da devam eder.
  • Birden fazla nüshayı farklı kişilere veren ciranta ile ondan sonraki borçlular, kendi imzalarını taşıyan ve geri verilmemiş bütün nüshalardan dolayı sorumludur.
  • Kabul kaydı taşımayan ya da iade edilmiş nüshalar bakımından muhatabın sorumluluğu bu hükümle doğmaz.

Kabul kaydı taşıyan nüsha ile kabul kaydı taşımayan nüsha arasındaki fark nedir?

Kabul kaydını içeren ve geri verilmemiş nüsha, muhatabın kabulünü gösteren nüshadır.

Kabul kaydı taşımayan nüshalar, muhatabın kabul yükümlülüğü dışında kalan nüshalardır.

Muhatap, ödeme yapılmış olsa bile kabul kaydını taşıyan geri verilmemiş her nüsha için sorumluluğunu sürdürür; kabul kaydı taşımayan nüshalar bakımından bu sorumluluk doğmaz.

Ödeme yapan nüsha ile diğer nüshalar arasındaki fark nedir?

Üzerine ödeme yapılan nüsha, ödemenin gerçekleştiği nüshadır.

Diğer nüshalar, ödeme yapılmamış olan ve poliçe hakkını taşıyan belgelerdir.

Ödeme, diğer nüshalardan doğan hakları düşürür; ancak kabul kaydını taşıyan geri verilmemiş nüshalar yönünden muhatabın sorumluluğu devam eder.

Muhatap ile ciranta ve sonraki borçlular arasındaki fark nedir?

Muhatap, kabul kaydını taşıyan nüshalardan sorumludur.

Birden fazla nüshayı farklı kişilere veren ciranta ile sonraki borçlular, kendi imzalarını taşıyan nüshalardan sorumludur.

Her iki grubun sorumluluğu farklı nüshalara bağlanmıştır; cirantanın sorumluluğu kendi imzasını taşıyan geri verilmemiş nüshalarla sınırlıdır.

Nüshalar arasındaki ilişki: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ödemenin diğer nüshaları hükümsüz kılacağı kaydı bulunmadığı için ödemenin diğer nüshalardan doğan hakları düşürmediğini saymak; madde, bu kaydın varlığını aramamaktadır.
  • Muhatabın ödeme yapmakla tüm nüshalardan sorumluluğunun sona erdiğini kabul etmek; kabul kaydını taşıyan ve geri verilmemiş nüshalar için sorumluluk sürer.
  • Ciranta ve sonraki borçluların sorumluluğunu, nüshanın kendi imzasını taşıyıp taşımadığına bakmadan tüm nüshalara yaymak; sorumluluk yalnızca kendi imzasını taşıyan ve geri verilmemiş nüshalarla sınırlıdır.
  • Kabul kaydı taşımayan nüshalar için muhatabı sorumlu tutmak; bu nüshalar bakımından muhatabın sorumluluğu doğmaz.

Nasıl ispat edilir?

  • Muhatabın sorumluluğunun devam ettiğini ileri süren hamil, kabul kaydını içeren nüshanın varlığını ve bu nüshanın kendisine geri verilmediğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Ödemenin hangi nüshaya yapıldığı ödemeyi yapan tarafça, makbuz ve poliçedeki ödeme kaydıyla ispatlanır.
  • Ciranta ya da sonraki borçlu, kendi imzasını taşımayan nüshalardan sorumlu olmadığını ileri sürerse bu savunmayı imza karşılaştırması ve nüsha dağılımına ilişkin belgelerle ispatlamalıdır.
  • Nüshanın geri verilip verilmediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık varsa, geri verme işlemine ilişkin yazılı kayıt ve tanık beyanları karşılaştırılarak değerlendirilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 m.743: Nüshaların aynı özellik ve etkiyi taşıdığını ve her birinin hükmen aynı derecede geçerli olduğunu belirleyen temel hükümdür.
  • 6102 m.745: Kabul edilen nüshanın elinde tutulmasını ve diğer nüshanın yetkili hamiline teslim yükümlülüğünü düzenler; bu madde nüshalardan birinin geri verilmemesi halini doğrudan etkiler.
  • 6102 m.746: Suretin nüshadan farklı olduğunu ve aynı etkiyi taşımadığını belirtir; bu nedenle ödeme sonucu suret için uygulanmaz.

TTK m.745 — Kabul şerhi

Bu madde, kambiyo senetlerinde (bono ve poliçe gibi nüshalı düzenlenmiş poliçelerde) kabul için gönderilen nüshanın elinde tutulması durumunda, nüshayı gönderen kişinin diğer nüshalar üzerine elinde tutanın adını yazma yükümlülüğünü ve kabul için gönderilen nüshayı elinde tutanın diğer nüshanın yetkili hamiline teslim yükümlülüğünü düzenler. Ayrıca bu teslim yükümlülüğüne uyulmaması halinde hamilin başvuru hakkını hangi koşullarla kullanabileceğini belirler. Kişi bakımından, nüshalı kabul sürecinde yer alan gönderen, elinde tutan ve yetkili hamil ilişkisine uygulanır. Maddenin kapsamı dışında kalan konular arasında nüshaların düzenlenmesi ve nüsha sayısının belirlenmesi (m.675 vd. çerçevesinde poliçenin düzenlenmesi), kabulün şekli ve sonuçları, ödemeye ilişkin başvuru hakkının genel kuralları ve protestonun düzenlenmesi usulü bulunmaktadır; bu konular ilgili diğer maddelerde yer alır.

Kabul şerhi: hangi kavramlar bilinmeli?

Nüsha
Aynı poliçenin birden fazla örneği olup her biri asıl senet niteliğindedir. Nüshaların birbirinden bağımsız biçimde dolaşıma girmesi bu düzenlemenin konusudur.
Kabul için gönderilen nüsha
Muhatabın kabul işlemi yapması amacıyla bir nüshanın gönderilmesi halidir. Bu nüsha elinde tutulduğunda diğer nüsha üzerinden kabul veya ödeme sağlanabilir.
Yetkili hamil
Diğer nüshanın üzerinde hak sahibi olarak görünen ve bu nüshayı talep etme yetkisi bulunan kişidir. Teslim yükümlülüğü bu kişiye karşı doğar.
Protesto
Teslim ya da kabul veya ödemenin sağlanamadığını resmî biçimde tespit eden işlemdir. Maddenin ikinci fıkrasında hamilin başvuru hakkını kullanabilmesi için aranan şarttır.

Kabul şerhi: hangi şartlar aranır?

  • Nüshalardan birinin kabul için gönderilmiş olması ve bu nüshayı elinde tutan kişinin bulunması gerekir.
  • Kabul için gönderen kişi, elinde tutanın adını diğer nüshalar üzerine yazmak zorundadır.
  • Kabul için nüshayı elinde tutan kişi, diğer nüshayı yetkili hamile teslim etmekle yükümlüdür.
  • Hamilin başvuru hakkını kullanabilmesi için, elinde tutan kişinin teslimden kaçınmış olması gerekir.
  • Teslimden kaçınma halinde başvuru hakkının kullanılabilmesi için kabul için gönderilen nüshanın istemde bulunulmasına rağmen teslim edilmemiş olması gerekir.
  • Başvuru hakkının kullanılabilmesi için diğer nüsha üzerinde de kabul veya ödemenin sağlanamamış olması gerekir.
  • Bu iki hal bir protesto ile tespit ettirilmiş olmalıdır.

Kabul şerhi: hangi sonuçları doğurur?

  • Elinde tutan kişi diğer nüshayı yetkili hamile teslim ederse, nüsha üzerinden kabul ya da ödeme sürecinin normal işleyişi devam eder.
  • Teslimden kaçınılması ve ikinci fıkranın koşullarının protesto ile tespit edilmesi halinde hamil başvuru hakkını kullanabilir.
  • Protesto ile tespit edilmeyen teslimden kaçınma halinde hamil başvuru hakkını kullanamaz.
  • Diğer nüsha üzerinde kabul veya ödeme sağlanmışsa, kabul için gönderilen nüshanın teslim edilmemesi başvuru hakkını doğurmaz.
  • Gönderen kişinin ad yazma yükümlülüğüne uymaması, madde metninde açıkça bir yaptırıma bağlanmamıştır.

Yazma yükümlülüğü ile teslim yükümlülüğü arasındaki fark nedir?

Kabul için gönderen kişinin, elinde tutanın adını diğer nüshalar üzerine yazma yükümlülüğü, nüsha dolaşımının kayıt altına alınmasını sağlar.

Elinde tutanın, diğer nüshayı yetkili hamile teslim yükümlülüğü, asıl hak sahibine nüshanın ulaşmasını güvence altına alır.

İki yükümlülük birbirinden bağımsız olarak doğar; birinin yerine getirilmemesi diğerini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Teslim yükümlülüğü yerine getirildiğinde ile teslimden kaçınıldığında arasındaki fark nedir?

Elinde tutan kişi yetkili hamile diğer nüshayı teslim ederse, başvuru hakkı doğmaz.

Elinde tutan kişi teslimden kaçınırsa, hamil ikinci fıkradaki koşulları gerçekleştirerek başvuru hakkını kullanabilir.

Başvuru hakkının kullanılabilmesi yalnızca teslimden kaçınma ve ikinci fıkradaki iki şartın birlikte bulunmasına bağlıdır.

Teslim isteğinin yapılmış olması ile yapılmamış olması arasındaki fark nedir?

Hamilin teslim istemi bulunduğunda, ikinci fıkranın a bendindeki koşul gerçekleşmiş sayılır.

Teslim istemi yapılmadan teslim edilmemesi, kendiliğinden teslimden kaçınma sonucunu doğurmaz.

İstemde bulunulmadan başvurulması mümkün değildir; istem ispatlanmadan başvuru hakkı kullanılamaz.

Kabul şerhi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Teslim yükümlülüğünü ikinci fıkranın bağımsız bir başvuru sebebi gibi yorumlamak; ikinci fıkra yalnız teslimden kaçınma halinde ve protesto şartıyla uygulanır.
  • Teslim istemi yapılmadan başvuru hakkının doğduğunu kabul etmek; a bendindeki istem şartı aranmalıdır.
  • Diğer nüshada kabul veya ödemenin sağlanamamasını aramadan başvuru hakkını kullanmak; b bendindeki koşul birlikte aranmalıdır.
  • Protesto şartını ihmal ederek başvuru hakkının kendiliğinden doğduğunu düşünmek; madde protestoyu açıkça şart koşmaktadır.
  • Ad yazma yükümlülüğünün ihlalini, teslim yükümlülüğünün ihlaliyle aynı hukuki sonuca bağlamak; madde bu ikisini ayrı tutar.

Nasıl ispat edilir?

  • Teslimden kaçınmayı ileri süren hamil, kabul için gönderilen nüshanın istemde bulunulmasına rağmen teslim edilmediğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Başvuru hakkının kullanılabilmesi için teslimden kaçınma ve diğer nüshada kabul veya ödemenin sağlanamadığı, bir protesto ile tespit ettirilmelidir; ispat yükü başvuruda bulunan hamildedir.
  • Teslim istemi, yazılı bildirim veya başka bir belge ile ispatlanabilir; istemin bulunmadığını savunan elinde tutan kişi, bu savunmayı ispat etmelidir.
  • Diğer nüsha üzerinde kabulün veya ödemenin sağlanamadığı, protesto belgesi ile ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.675: Poliçenin nüsha ile düzenlenmesi ve nüsha sayısının belirlenmesi konusunda bu maddenin dayanağıdır; nüshalı kabul sürecinin varlık koşulunu oluşturur.
  • 6102 sayılı Kanun m.744: Kabul için gönderilen nüshanın ve diğer nüshanın işlemleri bakımından, nüshalar arasındaki ilişki ve başvuru hakkının genel çerçevesi ile bağlantılıdır.

TTK m.746 — Şekil ve hükümleri

Madde, poliçe hamiline suret (kopya) çıkarma hakkını tanır ve suretin asılla aynı hükümleri doğurmasının koşullarını düzenler. Suretin asıl senedin içeriğini, cirolar ve diğer kayıtları aynen içermesini, asıl senedin nerede bittiğini göstermesini şart koşar; suretin ciro edilebilmesini ve aval verilebilmesini de düzenler. Kime uygulandığı bakımından, poliçe hamili ile suret çıkarılan poliçe ilişkisi esas alınır. Nüsha (birden fazla aynı nüsha düzenlenmesi), nüshalar arasında kabul ve ödeme kuralları, suretin protesto ve asıl senedin teslimi yükümlülükleri bu maddede düzenlenmez; bunlar TTK m.745 ve m.746 dışındaki ilgili maddelerde yer alır. Bononun suret hükmü TTK m.778 üzerinden bu maddeye bağlanmıştır. Protesto ve aval kurallarının ayrıntısı ilgili maddelerde aranmalıdır.

Şekil ve hükümleri: hangi kavramlar bilinmeli?

Suret
Asıl poliçenin cirolar ve diğer kayıtlarla birlikte aynen kopyalanarak çıkarılmış belgedir. Suret, asıl senedin yerine geçen ve aynı hükümleri doğuran bir kambiyo belgesi niteliğindedir.
Nüsha
Aynı poliçenin birbirinin aynı olarak birden fazla düzenlenmiş biçimidir. Suretten farklı olarak nüshalar aslın eşit değerdeki karşılıklarıdır ve madde kapsamında değildir.
Nerede son bulduğunu gösterme
Suretin, asıl senedin hangi noktada bittiğini belirtmesi anlamına gelir. Bu gösterim, suretin asılla sınırlarının belirlenmesini ve mükerrer ödeme riskinin önlenmesini sağlar.
Aval
Bir kambiyo senedinin ödenmesini bir kişinin garanti etmesi taahhüdüdür. Suret de aval taahhüdüne konu olabilir.

Şekil ve hükümleri: hangi şartlar aranır?

  • Suret çıkarma hakkının kullanılabilmesi için poliçenin hamilinin suret çıkarma talebinde bulunması gerekir; hak yalnız poliçe hamiline tanınmıştır.
  • Suretin, cirolar ve poliçede bulunan diğer bütün kayıtlarla birlikte senedin aslını aynen içermesi şarttır.
  • Suretin, senedin nerede son bulduğunu göstermesi şarttır.
  • Suretin asılla aynı hükümleri doğurabilmesi için yukarıdaki içerik ve gösterim şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
  • Suretin ciro edilebilmesi için asıl senet gibi ve aynı hükümleri doğurmak üzere devredilmesi gerekir.
  • Suretin aval taahhüdüne konu olabilmesi için avalin suret üzerinde yapılması gerekir.

Şekil ve hükümleri: hangi sonuçları doğurur?

  • Suret, asıl senedin tüm cirolarını ve kayıtlarını aynen içerir ve nerede bittiğini gösterir ise asılla aynı hükümleri doğurur.
  • Suret ciro edilebilir; ciro ile devredilen suret, asıl senet gibi hak sahibine kambiyo hakkı sağlar.
  • Suret aval taahhüdüne konu olabilir ve aval veren kişi asıl senet gibi sorumlu olur.
  • Suretin içeriği veya asıl senedin nerede bittiğinin gösterilmemesi halinde suretin asılla aynı hükümleri doğurması sağlanamaz.
  • Hamil, suret çıkarma hakkını kullanmadan suretle ilgili hak iddia edemez; hakkın varlığı hamile tanınmıştır.

Asıl senet ile suret arasındaki fark nedir?

Asıl senet, poliçenin kendisidir ve kambiyo hakkının doğrudan taşıyıcısıdır.

Suret, asıl senedin şartlara uygun çıkarılmış kopyasıdır ve madde şartlarını taşıdığında asılla aynı hükümleri doğurur.

Suret şartlara uygun çıkarıldığında ciro ve aval yoluyla asıl senet gibi işlem görür; şart taşımayan kopya bu niteliği kazanamaz.

Suret ile nüsha arasındaki fark nedir?

Suret, asıl senedin kopyası olup asıl senetle aynı hükümleri doğurur ancak aslın tekrarı niteliğinde ayrı bir düzenleme değildir.

Nüsha, poliçenin birden fazla aynı biçimde düzenlenmesidir ve her nüsha aynı derecede hüküm ifade eder.

Suret hamil tarafından çıkarılır ve asılla birlikte tek bir kambiyo hakkını temsil eder; nüsha ise madde kapsamında değildir ve ayrı hükümlere tabidir.

Şekil ve hükümleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Suret ile nüshayı birbirine karıştırarak, nüshaya ilişkin kuralları suret için uygulamak.
  • Suretin asılla aynı hükümleri doğurması için şartların aranmaması; içerik ve nerede bittiği gösteriminin ihmal edilmesi.
  • Suretin ciro edilebilirliğini inkar etmek; madde açıkça ciroya ve avala izin vermektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Suret çıkarma hakkını kullanan hamil, suretin asılla aynı içerikte ve gösterimli olduğunu belgelemekle yükümlüdür.
  • Suretin asıl senetle uyumu, asıl senedin ibrazı veya suretin karşılaştırılması ile ispatlanır.
  • Karşı taraf, suretin içeriğinin asılla uyuşmadığını iddia ederse bu iddiayı ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

TTK m.747 — Senet aslının teslimi

Bu madde, kıymetli evrak niteliğindeki senetlerin suretinin (suret, senet aslının yerine geçen değil, onun yardımcı bir nüshası niteliğindeki belgenin) ne zaman ve hangi koşullarla kullanılabileceğini düzenler. Suretin, senet aslının kimde bulunduğunu göstermesi gerektiğini, aslı elinde tutan kişinin suret hamiline aslı teslim yükümlülüğünü, bu teslimden kaçınılması halinde hamilin protesto yoluyla hangi başvuru haklarına sahip olacağını ve aslına yazılmış belirli bir kayıt bulunması halinde aslına yapılacak cirolar üzerindeki etkiyi düzenler. Madde, suret hamilinin ve aslı elinde tutanın ilişkisine ve suretin cirantalarına ile suret üzerine aval verenlere karşı başvuruya ilişkindir. Madde nüsha, asıl senedin ödenmesi, senet aslının icra kasasına konulması, kıymetli evrakın tür değiştirmesi ve zamanaşımı konularını düzenlemez; bunlar için nüshaya ilişkin hükümler (m.743-745), borçlunun ödeme yükümlülüğü (m.646) ve ilgili zamanaşımı ve usul kuralları ayrı maddelerde yer alır.

Senet aslının teslimi: hangi kavramlar bilinmeli?

Suret
Senet aslının içeriğini ve ciroları tekrar eden, aslın yerine geçmek üzere düzenlenen yardımcı belgedir. Suretin hamili, aslın nerede bulunduğunu gösterme ve aslı talep etme yetkisine sahiptir. Suret tek başına aslın yerini tutmaz; aslın fiilen kimde bulunduğunu belirten bir araçtır.
Yetkili hamil
Suret üzerinde haklı olarak hak iddia eden ve aslın teslimini isteyebilecek kişidir. Hamilin yetkisi, suretin devir zincirine dayanır; bu nitelik, teslim yükümlülüğünün kime karşı doğacağını belirler.
Protesto
Aslın teslim edilmediğinin resmi biçimde tespit edilmesidir. Suret hamilinin cirantalara ve aval verenlere başvurabilmesi için bu tespitin yapılması şarttır; protesto yapılmadan başvuru hakkı doğmaz.
Aval
Kıymetli evrakta bir borçlunun ödeme yükümlülüğünü üstlenen kefalet benzeri teminattır. Suret üzerine verilen aval, suretin ödeme yükümlülüğünü güvence altına alır.
Kayıtlı ciro sınırlaması
Senet aslına, suret düzenlenmeden önce en son yazılan cirodan sonra, aslına yapılacak cirolar için suret üzerine yazılacak cirolar dışında geçerlilik kalmayacağını bildiren kayıttır. Kayıt sonrasında aslına yapılacak cirolar geçersiz hale gelir.

Senet aslının teslimi: hangi şartlar aranır?

  • Suret hamilinin, senet aslının kimde bulunduğunu suret üzerinden öğrenebilmesi için suretin bu bilgiyi içermesi gerekir.
  • Aslı elinde bulunduran kişi, suretin yetkili hamiline aslı teslim etmekle yükümlüdür; bu yükümlülük yerine getirilmelidir.
  • Teslimden kaçınılması halinde hamilin başvuru hakkını kullanabilmesi için, istemine rağmen aslın teslim edilmediği bir protesto ile tespit ettirilmelidir.
  • Protesto ile tespit edilen teslim kaçınması, suretin cirantalarına ve suret üzerine aval verenlere karşı başvuru hakkının doğmasının koşuludur.
  • Aslın suret düzenlenmesinden önce son cirosuna eklenmiş kayıt bulunmuyorsa, aslına yapılacak cirolar geçerli kalır.
  • Aslın suret düzenlenmesinden önce en son cirosundan sonra kayıt bulunuyorsa, bu kayıttan sonra aslına yapılacak cirolar geçersiz sayılmalıdır.

Senet aslının teslimi: hangi sonuçları doğurur?

  • Suret hamili, aslın teslimini isteyebilir; aslı elinde tutan kişi bu teslimi yapmakla yükümlüdür.
  • Teslim yapılmazsa ve hamil bunu protesto ile tespit ettirirse, suretin cirantalarına ve suret üzerine aval verenlere karşı başvuru hakları doğar.
  • Protesto ile tespit yapılmadan teslim reddi halinde suretin cirantalarına ve avalistlere karşı başvuru hakkı kullanılamaz.
  • Senet aslının suret düzenlenmesinden önce yazılan son cirosundan sonra kayıt bulunursa, aslına yapılacak sonraki cirolar geçersiz olur.
  • Kayıt bulunmadığında aslına yapılan cirolar geçerli kalır ve bu durumda devir aslın teslimi ile ilgilidir.
  • Madde, suretin kendi içeriği ve kayıt ile ilgili hükümler bakımından emredici niteliktedir; aksi yönde bir kayıt bu maddenin koruması dışına çıkamaz.

Aslı teslim yükümlülüğü ile protesto ile başvuru arasındaki fark nedir?

Aslı elinde tutan kişinin suret hamiline aslı teslim etme borcu, sözleşmeye dayanmadan, suretin yetkili hamili lehine doğan bir yükümlülüktür.

Teslimden kaçınılması halinde hamilin cirantalara ve aval verenlere başvuru hakkı, yalnız istemin reddedildiğinin protesto ile tespiti halinde doğar.

Protesto yapılmadan teslim reddi, suretin cirantalarına karşı başvuruyu doğurmaz; hamil önce protesto ile tespit yaptırmalıdır.

Kayıtsız ciro ile kayıtlı ciro (suret sınırlaması) arasındaki fark nedir?

Senet aslına, suret düzenlenmesinden önce yazılan son cirodan sonra böyle bir kayıt bulunmayan durumda aslına yapılan cirolar geçerlidir.

Aslın son cirosundan sonra ‘buradan itibaren ancak suret üzerine yazılacak cirolar geçerlidir’ veya benzer bir kayıt bulunursa, bu tarihten sonra aslına yapılacak cirolar geçersizdir.

Kayıt sonrası aslına yapılan ciro hükümsüzdür; devir yalnız suret üzerinden yapılabilir.

Senet aslının teslimi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Teslim reddinin protesto yapılmadan da başvuru hakkı doğuracağını saymak; m.747/2 uyarınca protesto şarttır.
  • Suret üzerine yapılan cironun, aslına yapılan ciro ile aynı hukuki sonucu doğuracağını varsaymak; kayıt varsa aslına yapılan ciro geçersizdir.
  • Kaydın bulunmadığı durumda da aslına yapılan cirolar geçersizmiş gibi davranmak.
  • Suretin aslın yerine geçtiğini sanmak; suret aslın teslimini ve kaydı gerektirir, tek başına ödeme hakkı doğurmaz.
  • Protestoyu aslın değil suretin tespiti olarak yorumlamak; tespit, aslın teslim edilmediğine ilişkindir.
  • Kaydın suret düzenlenmeden önce mi sonra mı yazıldığını karıştırmak; madde yalnız suret düzenlenmesinden önce yazılan son ciro sonrası kaydı dikkate alır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Senet aslının icra kasasında bulunup bulunmadığına ilişkin şikâyetlerin kısa süreli şikâyet yoluna bağlı olduğu ve mahkemece re'sen incelenemeyeceği kabul edilmektedir.
  • Senet aslının icra dairesine verilmemesi halinde ödeme emrinin borçluya gönderilmemesi gerektiği yönünde uygulama oluşmuştur.
  • Şikâyet tarihinden sonra senet aslının icra kasasına konulmasının sonucu değiştirmeyeceği kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Aslın teslimini isteyen suret hamili, suretin kendisine ait olduğunu ve yetkili hamil sıfatını ispat yükü altındadır; devir zinciri ciro ile gösterilir.
  • Teslimin reddedildiğini ispat için hamilin protesto düzenlettirmesi zorunludur; protesto olmaksızın teslim reddi yalnızca yazılı bir ihtarla ispatlanamaz ve başvuru hakkını doğurmaz.
  • Cirantalara ve aval verenlere karşı başvuran hamil, teslim kaçınmasını protesto ile ispat eder; karşı taraf ise aslın gerçekten teslim edildiğini ya da talebin haksız olduğunu ispatla savunma yapabilir.
  • Kayıtın varlığı, aslın üzerindeki yazı ve ciro zinciri ile ispatlanır; kaydın aslın üzerinde bulunması, ciro geçerliliğine itiraz eden tarafın bu yönde ispat yükü altında olmadığı anlamına gelmez, bu nedenle aslın kendisi temel delildir.
  • Suret üzerinden yapılan cirolar ile aslına yapılan cirolar arasındaki ayrım, senet üzerindeki tarihlerle ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.743: Nüshanın hükmi niteliği ve nüshalar arasındaki ilişki bakımından genel çerçeveyi çizer; suret hükümleri bu genel düzenlemeye dayanır.
  • 6102 sayılı Kanun m.745: Kabul edilen nüsha ile diğer nüshaların yetkili hamiline teslimi yükümlülüğünü düzenler; m.747'deki aslın teslimi yükümlülüğüne benzer bir mantık taşır.
  • 6102 sayılı Kanun m.746: Poliçenin kopyası niteliğindeki belgeyi düzenler; suretin hukuki niteliğinin ayırt edilmesi için bu madde ile birlikte değerlendirilir.
  • 6102 sayılı Kanun m.646: Kıymetli evrakın borçlusunun senedin teslimi karşılığında ödeme yükümlülüğünü düzenler; aslın teslimi ile borçlunun ödemesi arasındaki bağlantıyı kurar.

TTK m.748 — Senet metnindeki değişiklikler

Madde, poliçe metninin değiştirilmesi hâlinde değişiklikten önce ve sonra poliçeye imza koyan kişilerin hangi metinden sorumlu olacağını düzenler. Maddenin konusu, senet metnindeki sonradan yapılan değişikliğin imza sahipleri bakımından sorumluluk dağılımıdır. Kıymetli evrak hukukunda poliçe ile birlikte bono ve çek bakımından da bu ilkenin uygulanması, hükmün kapsamındadır. Madde, değişikliğin geçerli olup olmadığını, muvafakat şeklini ve tahrifatın ispatını düzenlemez; bunlar için 650 ve 680 inci maddeler ile HMK m.207 incelenmelidir. Açık poliçenin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulması hâli de bu maddenin kapsamında değildir (m.680). Senedin türünün değişmesi (m.650, m.690) ve zamanaşımı hükümleri de bu maddenin konusu dışındadır.

Senet metnindeki değişiklikler: hangi kavramlar bilinmeli?

Metin değişikliği
Poliçede yazılı bir unsurun, imzadan sonra sonradan değiştirilmesidir. Değişikliğin ilgililerin muvafakati ile yapılmış olup olmadığı bu maddeden değil, muvafakate ilişkin hükümlerden çıkar.
Değişiklikten sonra imza koyan kişi
Metin değiştirildikten sonra poliçeye imza atmış olan kişidir. Bu kişi değişmiş metne göre sorumlu olur.
Değişiklikten önce imza koyan kişi
Değişiklik yapılmadan önce poliçeye imza koymuş olan kişidir. Bu kişi eski metne göre sorumlu tutulur.

Senet metnindeki değişiklikler: hangi şartlar aranır?

  • Poliçe metninde bir değişiklik yapılmış olmalıdır.
  • Değişiklik, imza sahiplerinin sorumluluğunu etkileyecek bir unsurla ilgili olmalıdır; metnin hangi kısmının değiştiği sorumluluk dağılımını belirler.
  • Sorumluluğun belirlenmesi için her imza sahibinin imzasının değişiklikten önce mi sonra mı atıldığı tespit edilmelidir.

Senet metnindeki değişiklikler: hangi sonuçları doğurur?

  • Değişiklikten sonra poliçeye imza koyanlar, değişmiş metne göre sorumlu olur.
  • Değişiklikten önce imza koyanlar, eski metne göre sorumlu olur.
  • Değişiklik, ilgililerin muvafakati ile yapılmamışsa imzası değişiklikten önce bulunan kişinin sorumluluğu değişmez; bu durumda eski metin üzerinden sorumluluk devam eder.
  • Maddenin uygulanması için değişikliğin imzadan sonra yapılmış olması gerekir; imzadan önce yapılmış bir metin farkı bu maddenin kapsamında değildir.

Değişiklikten önce imza ile değişiklikten sonra imza arasındaki fark nedir?

Değişiklikten önce imza koyan kişi, imzasını attığı andaki eski metin üzerinden bağlanmış olur.

Değişiklikten sonra imza koyan kişi, imzasını attığı andaki değişmiş metne göre bağlanır.

Aynı poliçede farklı imza sahipleri farklı metinlerden sorumlu olabilir; sorumluluk kapsamı imza zamanına göre ayrılır.

Senet metnindeki değişiklikler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Değişikliğin muvafakate bağlı olduğunu göz ardı edip her değişikliği m.748 kapsamında değerlendirmek; önce muvafakat ve şekil koşulu incelenmelidir.
  • Açık poliçenin anlaşmaya aykırı doldurulmasını m.748 kapsamında saymak; bu hal m.680 ile ayrı düzenlenmiştir.
  • Değişiklikten önce imza koyanı yeni metinden sorumlu tutmak; bu kişi eski metin üzerinden sorumludur.
  • Sorumluluk ayrımını tek bir imza sahibi için değil, her imza sahibi için ayrı yapmamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Senet metnindeki değişikliğin ilgililere karşı ileri sürülebilmesi için muvafakatin senet üzerinde belirtilmiş ve değişikliği yapan ile muvafakat edenin imza veya paraf ile onaylaması aranmaktadır. (11. Hukuk Dairesi, 2022/392 E., 2023/4341 K., 11.07.2023)
  • Tahrifat iddiası ileri sürüldüğünde, alacaklının borçlunun senedi tahrifattan önce imzaladığını ispat etmesi hâlinde yeni meblağdan sorumluluk doğar. (11. Hukuk Dairesi, 2022/5479 E., 2024/1478 K., 26.02.2024)
  • Tahrifat yapıldığı kabul edilirse borçlu, senedin değişiklikten önceki bedelinden sorumlu tutulur; geri kalan kısım için itiraz kabul edilir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/5479 E., 2024/1478 K., 26.02.2024)
  • Senedin vade tarihinin düzenleyen tarafından paraf edilmediğinin senet metninden anlaşılması hâlinde, bu eksiklik değişiklikten sorumluluk sonucunu doğurabilir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/6262 E., 2024/7499 K., 23.10.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Değişikliği ileri süren ve buna dayanarak değişiklikten önce imza koyan kişinin sorumluluğunu sınırlamak isteyen taraf, değişikliğin senet metninde yapıldığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Değişikliğe muvafakatin senet üzerinde yazılı ve değişikliği yapan ile muvafakat edenin imza veya paraf ile onaylamış olması gerekir; yazılı mutabakat bulunmaması ispatı zorlaştırır. (11. Hukuk Dairesi, 2022/392 E., 2023/4341 K., 11.07.2023)
  • Alacaklı, borçlunun senedi tahrifattan önce imzaladığını ispatlayarak yeni meblağdan sorumluluğunu kurabilir; imzanın kendisine ait olmadığı iddiası HMK imza inkârı hükümlerine tabidir.
  • Tahrifat iddiası, grafolog bilirkişi incelemesi ile çözülür; belge üzerinde silinti veya kazıntı varsa bu hususun ispatı için yazılı delil aranır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.650: Tahvilde değişikliğe muvafakatın senet üzerinde yazılmasını öngören hükümdür; değişikliğin geçerli ileri sürülebilmesi için gerekli şekli gösterir.
  • 6102 sayılı Kanun m.680: Açık poliçenin anlaşmaya aykırı doldurulması halini düzenler ve bu halin m.748 kapsamında olmadığı kabul edilir.
  • 6102 sayılı Kanun m.676: Rakam ile yazı arasında fark olması hâlinde yazı ile gösterilen bedelin geçerli sayılmasını düzenler; tahrifat ayrımında kullanılır.

TTK m.749 — Süreler

Madde, poliçeden doğan istemlerin zamanaşımı sürelerini düzenler. Hamilin kabul edene karşı, hamilin ciranta ve düzenleyene karşı, bir cirantanın diğer cirantalar ve düzenleyene karşı ileri süreceği istemlerin her biri için ayrı süre öngörür. Kapsam, poliçe ilişkisindeki kambiyo istemleri ile sınırlıdır. Zamanaşımının kesilmesi hâllerini (dava, takip talebi, ihbar, iflas masasına bildirme) ve kesilmenin hangi kişiye karşı etkili olduğunu düzenlemez (m.750, m.751). Sebepsiz zenginleşme davasını ve müracaat borçlusunun bu davadaki durumunu düzenlemez (m.732). Bono ve çeke ilişkin zamanaşımı uygulamasını ayrıca düzenlemez; m.750 kesilmeye ilişkin hükmü bono ve çek bakımından da geçerli kılar.

Süreler: hangi kavramlar bilinmeli?

Kabul eden
Poliçeyi kabul ederek asıl borçlu olan muhatap kişidir. Kabul eden hakkındaki istemler vadenin geldiği tarihten başlayarak üç yıllık süreye tabidir.
Ciranta
Poliçeyi ciro yoluyla devralan ve devredenlerden biri olan kişidir. Ciranta, ödeme yapması hâlinde diğer cirantalara ve düzenleyene karşı müracaat hakkına sahip olur.
Müracaat istemi
Hamilin ödeme yapmayan borçlulara karşı poliçe bedeli için ileri sürdüğü kambiyo istemidir. Müracaat hakkı, süresinde çekilen protesto veya gidersiz iade kaydına bağlı olarak doğar ve zamanaşımı süresi bu tarihlere göre hesaplanır.
Gidersiz iade kaydı
Senette protesto çekilmeksizin iade edilmesi anlamına gelen kayıttır. Bu kayıt bulunduğunda ikinci fıkradaki bir yıllık süre protesto tarihi yerine vadenin dolduğu tarihten başlar.
Frankokayıt
Ödenmemesi halinde süresinde çekilen protestonun yerine geçen ve hamile dava yoluyla başvurma imkânı veren kayıttır. Malzemede bu kavram protesto yerine dava tarihini ifade etmek için anılmaktadır; madde metninde açıkça yer almamaktadır.

Süreler: hangi şartlar aranır?

  • Kabul eden hakkındaki poliçe istemleri bakımından, vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıllık sürenin geçmiş olması gerekir (fıkra 1).
  • Hamilin ciranta veya düzenleyene karşı müracaat istemi bakımından, süresinde çekilmiş bir protesto bulunmalıdır; protesto tarihinden itibaren bir yıl geçmiş olmalıdır (fıkra 2).
  • Senette gidersiz iade kaydı bulunuyorsa, hamilin müracaat istemi bakımından bir yıllık süre protesto yerine vadenin dolduğu tarihten işler (fıkra 2).
  • Bir cirantanın diğer cirantalar veya düzenleyen aleyhine istemi bakımından, cirantanın poliçeyi ödemiş olması ya da poliçenin dava yoluyla kendisine karşı ileri sürülmüş olması gerekir; bu tarihten itibaren altı ay geçmelidir (fıkra 3).

Süreler: hangi sonuçları doğurur?

  • Kabul eden hakkında üç yıllık süre geçtiğinde istemler zamanaşımına uğrar ve borçlu bu savunmayı ileri sürebilir.
  • Hamilin cirantalar ve düzenleyene karşı bir yıllık süre geçtiğinde istemleri zamanaşımına uğrar.
  • Ödeyen ciranta, diğer cirantalar ve düzenleyene karşı altı aylık süre geçtiğinde rücu istemi zamanaşımına uğrar.

Kabul eden ile ciranta ve düzenleyen arasındaki fark nedir?

Poliçeyi kabul eden muhatap hakkındaki istem, kabul eden asıl borçlu olduğu için vade esas alınarak hesaplanır.

Ciranta veya düzenleyen hakkındaki müracaat istemi, yalnız vadeye değil protesto veya gidersiz iade kaydına bağlıdır.

Kabul eden hakkında üç yıl, ciranta ve düzenleyen hakkında bir yıl süre işler.

Protesto ile gidersiz iade kaydı arasındaki fark nedir?

Senette gidersiz iade kaydı yoksa bir yıllık süre süresinde çekilen protesto tarihinden başlar.

Senette gidersiz iade kaydı varsa protesto çekilmiş olsa bile süre vadenin dolduğu tarihten başlar.

Başlangıç anı değişir; kayıt varlığında süre protesto tarihinden önce başlayabilir.

Hamilin müracaatı ile cirantanın müracaatı arasındaki fark nedir?

Hamil, cirantalar ve düzenleyene karşı bir yıllık süre içinde istemde bulunur.

Ödeyen ciranta, diğer cirantalar ve düzenleyene karşı altı aylık süre içinde istemde bulunur.

Ödeyen cirantanın rücu süresi hamilin süresinden kısadır; başlangıç da ödeme veya dava tarihine göre belirlenir.

Süreler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kabul eden hakkındaki süreyi müracaat süresi gibi bir yıl saymak; kabul edene karşı süre üç yıldır.
  • Müracaat istemi için protesto tarihini yok saymak; cirantalar ve düzenleyene karşı bir yıllık süre süresinde çekilen protesto tarihinden başlar.
  • Gidersiz iade kaydı varlığında protesto tarihini esas almak; bu hâlde süre vadenin dolduğu tarihten başlar.
  • Ödeyen cirantanın altı aylık süresini hamilin bir yıllık süresiyle karıştırmak; her biri farklı taraf ve başlangıç anına bağlıdır.
  • Zamanaşımının hakim tarafından resen dikkate alınacağını varsaymak; bu defi ileri sürülmedikçe mahkeme tarafından dikkate alınmaz.
  • Süreyi hesaplarken ilk günü dahil etmek; ilk gün hesaba katılmaz.
  • Bir istemin zamanaşımına uğramasını kambiyo senedinin tümüyle hükümsüz olması gibi görmek; poliçe, temel ilişkiye dayanılarak farklı bir dayanakla talep edilebilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Bonoda zamanaşımı süresinin keşideciye karşı üç yıl olduğu ve bu sürenin vade tarihinden başladığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/310 E., 2025/238 K., 13.02.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/2368 E., 2024/737 K., 02.05.2024)
  • Zamanaşımına uğramış bir bonodaki alacağın temel ilişkiye dayanılarak talep edilebileceği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi, 2021/1311 E., 2024/294 K., 07.02.2024)
  • Takip tarihinde zamanaşımı süresinin dolmuş olmasının, kesilmeye ilişkin işlemin bulunmaması halinde talebin reddini gerektirdiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/3603 E., 2024/3494 K., 19.12.2024)
  • Zamanaşımı süresinin hesabında hangi tarihin esas alınacağının ve süresinin dolup dolmadığının, dosyadaki takip ve dava tarihlerinden yapılan tespite göre belirlendiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/3603 E., 2024/3494 K., 19.12.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/2368 E., 2024/737 K., 02.05.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Zamanaşımı defini ileri süren taraf (borçlu veya başvurulan cirantalar), istemin süresinde olmadığını ve sürenin dolduğunu ileri sürer; vade, protesto, ödeme veya dava tarihini gösteren belgelerle bu süreyi ispatlar.
  • Hamil, kabul eden hakkında vadenin üç yıl içinde geldiğini ve vadeden sonra zamanaşımını kesen bir işlemin yapıldığını yazılı belge ile gösterir (dava dilekçesi, takip talebi, ihbar belgesi).
  • Hamil, cirantalar veya düzenleyene karşı istemde bulunurken süresinde çekilmiş protestoyu veya gidersiz iade kaydını senetle ispatlar; protesto yoksa müracaat süresi işlemez.
  • Ödeyen ciranta, rücu süresinin başlangıcını (ödeme tarihi veya dava tarihi) makbuz, dava dilekçesi veya tebligat ile ispatlar.
  • Zamanaşımı kesilmesini ileri süren taraf, kesilme işleminin hangi tarihte ve kime karşı yapıldığını belgeyle ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

TTK m.750 — Sebepleri

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 750. maddesi, ticari alacaklarda zamanaşımının hangi hallerde kesileceğini düzenler; dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbarı ve alacağın iflas masasına bildirilmesi kesme sebeplerini sayar. Madde, Türk Ticaret Kanunu kapsamındaki ticari alacaklara ve ticari işlerden doğan talep hakkının zamanaşımına uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: zamanaşımı süresinin kendisi ve başlangıcı (m.149 ve m.751 ile ilgili hükümler, ilgili süre kuralları için 6102 sayılı Kanun'un 751. maddesi), zamanaşımının kesilmesinin sonuçları ve süresinin yeniden başlaması (m.751), zamanaşımının durması ve def'i olarak ileri sürülmesi konularında ayrı hükümler kapsamı dışındadır.

Sebepleri: hangi kavramlar bilinmeli?

Zamanaşımının kesilmesi
Zamanaşımının işlemeye başladıktan sonra, kanunda sayılan bir olayın gerçekleşmesiyle sürenin baştan işlemeye başlamasıdır. Kesme sebebi gerçekleşince geçen süre hesaba katılmaz ve yeni süre işlemeye başlar.
Dava açılması
Alacağın dava yoluyla ileri sürülmesi için mahkemeye başvurulmasıdır. Madde, dava açılmasını doğrudan kesme sebebi olarak sayar.
Takip talebi
Alacaklının icra dairesine başvurarak icra takibi başlatmak üzere yaptığı talep anlamına gelir. Talebin yapılması yeterlidir, takibin sonuçlanması aranmaz.
Davanın ihbarı
Bir davanın tarafının, üçüncü kişiye davaya katılma çağrısını içeren bildirimidir. İhbarla birlikte zamanaşımı kesilir.
İflas masasına bildirim
Alacaklının, borçlunun iflası sırasında alacağını iflas idaresine ve iflas masasına bildirmesi işlemidir. Bu bildirim de zamanaşımını keser.

Sebepleri: hangi şartlar aranır?

  • Zamanaşımının kesilebilmesi için alacağın zamanaşımı süresi işlemeye başlamış olmalıdır.
  • Kesme, madde metninde sayılan dört sebepten birinin gerçekleşmesine bağlıdır: dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbarı veya alacağın iflas masasına bildirilmesi.
  • Dava açılması ya da takip talebi, alacağın kesme amacıyla ileri sürüldüğünü ortaya koymalıdır.
  • Alacağın iflas masasına bildirilmesi, borçlunun iflasının açılmış olmasına bağlıdır.

Sebepleri: hangi sonuçları doğurur?

  • Dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbarı veya alacağın iflas masasına bildirilmesi hallerinden biri gerçekleştiğinde zamanaşımı kesilir. (İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/874 E., 2022/358 K., 21.04.2022)
  • Kesme sebeplerinden biri gerçekleşmezse zamanaşımı kesilmez ve süre kesintisiz işlemeye devam eder.
  • Kesme, zamanaşımının sona ermesini ertelemekle kalmaz; kesilen süre hesaba katılmaz ve yeni süre başlar (m.751 ile birlikte okunur).

Dava açılması ile takip talebi arasındaki fark nedir?

Dava açılması, alacağın yargı yoluyla ileri sürülmesidir.

Takip talebi, icra dairesine yapılan başvurudur ve icra takibinin başlatılması için yapılır.

Her iki hal de zamanaşımını keser; takip talebi için takibin sonuçlanması aranmaz. (İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/874 E., 2022/358 K., 21.04.2022)

Davanın ihbarı ile dava açılması arasındaki fark nedir?

Davanın ihbarı, davanın tarafının üçüncü kişiye bildirimidir.

Dava açılması, alacaklının kendi alacağını dava yoluyla istemesidir.

İhbar, kendi başına bir alacak davası açılmadan da zamanaşımını keser; ihbar yapılınca kesme gerçekleşir.

Takip talebi ile iflas masasına bildirim arasındaki fark nedir?

Takip talebi, icra takibi yoluyla alacağın tahsili girişimidir.

İflas masasına bildirim, borçlu iflas ettiğinde alacağın iflas sürecine kaydedilmesidir.

Borçlu iflas etmişse takip talebi yerine iflas masasına bildirim kesme sebebi olarak kullanılabilir.

Sebepleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Takip talebini takibin sonuçlanması ile karıştırmak; zamanaşımını kesmek için takibin tamamlanması aranmaz, talep yeterlidir.
  • Maddede sayılmayan bir işlemi (örneğin yazışma veya ihtar) kesme sebebi saymak; madde yalnız dört hali sayar.
  • Kesme sonrası yeni sürenin başlangıcını hesaplamayı unutmak; kesme sebebinin gerçekleştiği tarihten itibaren yeni süre hesaplanır (m.751).
  • Davanın ihbarını dava açılmasıyla aynı şey saymak; ihbar ayrı bir kesme sebebidir ve davanın tarafı olmayan kişiye yapılır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ticari alacaklarda takip başlatıldıktan sonra zamanaşımının hangi hallerde kesileceği m.750'de belirlendiği için, icra takibi başlatılmasının zamanaşımını kestiği kabul edilmektedir. (İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/874 E., 2022/358 K., 21.04.2022; İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/715 E., 2022/969 K., 01.12.2022)
  • Bir takibin zamanaşımını kesmesi için takibin tek başına yeterli olduğu, sonradan işlem yapılmamasının kesme etkisini ortadan kaldırmadığı yönünde değerlendirme yapılmaktadır. (Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/748 E., 2025/172 K., 27.02.2025; Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/528 E., 2022/137 K., 10.03.2022)
  • Takip işlemleri uzun süre yapılmazsa, kesme sonrasında yeniden başlayan sürenin dolup dolmadığı somut olayda hesaplanmaktadır; üç yıl aşan işlemsizlik zamanaşımı itirazına yol açmaktadır. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2022/1841 E., 2025/804 K., 16.05.2025)
  • Madde metninde sayılan kesme sebepleri sınırlı sayıdadır; bunların dışında kalan işlemlerin zamanaşımını kestiği kabul edilmemektedir. (İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/804 E., 2024/470 K., 12.06.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Zamanaşımını kesen işlemi (dava, takip talebi, ihbar veya iflas masasına bildirim) ileri süren taraf, bu işlemin yapıldığını belgelerle ispatlamakla yükümlüdür; dava dilekçesi, icra dosyası veya iflas masası kaydı bu amaçla kullanılır.
  • Zamanaşımı savunmasını yapan borçlu, zamanaşımı süresinin dolduğunu ve kesme işleminin bulunmadığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Takip talebinin zamanaşımını kestiğini ileri süren alacaklı, takibin açıldığını icra dosyası kaydıyla ispat eder; takibin sonuçlanmasını ispat etmek zorunda değildir.
  • İflas masasına bildirimin kesme etkisini ileri süren alacaklı, bildirimi iflas idaresinin kaydıyla ispat eder.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.751: Zamanaşımının kesilmesinin sonucunu ve kesilmenin ardından sürenin yeniden başlamasını düzenler; m.750 ile birlikte okunur.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu: Maddenin uygulandığı ticari alacakların genel çerçevesini oluşturur.

TTK m.751 — Hükümleri

Madde, ticari işlerde zamanaşımını kesen işlemin sonuçlarını düzenler: kesme işleminin yalnızca hakkında yapıldığı kişiye karşı hüküm doğurması ve kesilmenin ardından yeni bir zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması. Madde, zamanaşımı sürelerinin kendisini, sürelerin hangi işlemlerle kesildiğini ve kesilme sebeplerinin türlerini düzenlemez; bunlar TTK'nın zamanaşımına ilişkin komşu maddelerinde (m.750) yer alır. Kesilme sonrası yeniden işleyen sürenin uzunluğu da bu maddede belirlenmez; yeni süre önceki süreyle aynıdır. Maddenin ticari işlerle sınırlı bir kapsamı olmakla birlikte, zamanaşımını kesen işlemin kişisel etkisine ilişkin hüküm, ticari ilişkilerdeki borçlu ve alacaklılar bakımından uygulanır.

Hükümleri: hangi kavramlar bilinmeli?

Zamanaşımını kesen işlem
Zamanaşımının işlemeye devam etmesini durduran ve sürenin baştan işlemesine yol açan hukuki işlem veya fiildir. Hangi işlemlerin bu niteliği taşıdığı bu maddede değil, TTK m.750'de belirlenir.
Kişisel etki (nisbi etki)
Kesme işleminin yalnızca hakkında yapıldığı kişi bakımından sonuç doğurmasıdır. Kesme işlemi, başka bir borçluya ya da müteselsil borçlunun diğerlerine karşı zamanaşımını kesmez.
Yeni zamanaşımı süresi
Kesilmenin ardından başlayan ve önceki zamanaşımı süresiyle aynı uzunlukta olan süredir. Süre, kesilme anından itibaren yeniden hesaplanır ve kesilmeden önce geçen süre dikkate alınmaz.

Hükümleri: hangi şartlar aranır?

  • Zamanaşımını kesen bir işlemin yapılmış olması gerekir; işlemin hangi hallerde kesme etkisi doğurduğu TTK m.750 kapsamında değerlendirilmelidir.
  • Kesme işlemi, zamanaşımına uğrayacak hak sahibinin borçlusu hakkında yapılmış olmalıdır; üçüncü kişiye karşı yapılan işlem bu etkiyi doğurmaz.
  • Kesme işlemi yapıldığında zamanaşımı işlemeye devam etmez; kesilme ile birlikte süre yeniden başlar.

Hükümleri: hangi sonuçları doğurur?

  • Zamanaşımını kesen işlem, hakkında yapıldığı kişiye karşı hüküm ifade eder; bu kişi bakımından zamanaşımı yeniden başlar.
  • Kesme işlemi, işlemin yapılmadığı kişiye karşı hüküm ifade etmez; o kişi bakımından zamanaşımı kesilmemiş sayılır.
  • Zamanaşımı kesildiğinde, süresi aynı olan yeni bir zamanaşımı işlemeye başlar; eski sürenin kalan kısmı değil, tam süre yeniden işler.
  • Kesme işlemi hakkında yapılmayan kişiye karşı etkisiz olduğundan, o kişi bakımından yeni süre başlamaz ve mevcut süre dolmaya devam eder.

Kesme işleminin hakkında yapıldığı kişi ile diğer kişiler arasındaki fark nedir?

İşlemin hakkında yapıldığı borçlu, kesme işleminin etkisine doğrudan tabidir ve zamanaşımı ona karşı yeniden işler.

İşlemin hakkında yapılmadığı kişi, örneğin aynı borçtan sorumlu olup işlemde adı geçmeyen bir kişi, kesme etkisinden yararlanmaz.

Kesme yalnızca işlemin yöneltildiği kişiye karşı zamanaşımını keser; diğer ilgililer bakımından süre kesilmeden işlemeye devam eder.

Hükümleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kesme işlemini, hakkında yapıldığı borçlu dışındaki müteselsil borçlular veya kefiller bakımından da geçerli saymak; m.751/1 kişisel etkiyi açıkça sınırlar.
  • Kesilme sonrasında yeni sürenin, kesilmeden önce geçen süreyi de içerecek şekilde kısaltılmış olarak işlediğini varsaymak; m.751/2 uyarınca yeni süre önceki süreyle aynı uzunlukta ve tam olarak yeniden başlar.
  • Kesme işleminin yalnızca bir kez yapılabileceğini düşünmek ve sonraki kesme işlemlerini etkisiz saymak; her kesme işlemi yeniden süre başlatır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargı kararlarında, zamanaşımını kesen icra takibinin ardından yeniden başlayan üç yıllık sürenin hesaplanmasında m.751/1 ve m.750 birlikte uygulanmaktadır; kesilme tarihinden sonra yeniden işleyen sürenin tam üç yıl olarak hesaplandığı görülmektedir. (Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/748 E., 2025/172 K., 27.02.2025; Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/528 E., 2022/137 K., 10.03.2022)
  • Bonoların zamanaşımı ve sebepsiz zenginleşme nedeniyle açılacak davanın süresinin hesabında, m.751'e göre kesme işleminin etkisinin hakkında yapıldığı kişi bakımından değerlendirildiği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/2550 E., 2024/5141 K., 25.06.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Zamanaşımının kesildiğini ileri süren taraf, kesme işleminin yapıldığını ve bu işlemin borçluya karşı yöneltildiğini ispatlamakla yükümlüdür; icra takibi kaydı, ihtarname veya dava dilekçesi bu amaçla kullanılabilir.
  • Kesme işleminin hangi kişiye karşı yapıldığı, işlemin tebliğ kaydı veya icra dosyası gibi resmi belgelerle belirlenir; belgede adı geçmeyen kişi bakımından kesme etkisinin doğduğunu ileri süren taraf bunu ayrıca ispatlamalıdır.
  • Zamanaşımının yeniden işlemeye başladığı tarihin hesabında, kesme işleminin tarihi resmi kayıtla belgelenmelidir; kesme tarihi belirsizse süre hesabı tartışmalı hale gelir. (Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/748 E., 2025/172 K., 27.02.2025)
  • Kesme işleminin etkisinin işlemin yöneltildiği kişiyle sınırlı olduğu iddiasında, karşı taraf kesmenin kendisine ait olmadığını ve işlemin o kişiye tebliğ edilmediğini ileri sürerek savunma yapabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.750: Zamanaşımını kesen sebepleri ve işlemleri düzenler; bu maddedeki kişisel etki kuralı, m.750'de belirtilen kesme işlemlerinin hangilerinin hangi kişiye karşı yapıldığına bağlı olarak uygulanır.
  • 6762 sayılı Kanun m.663: Maddenin gerekçesinde belirtildiği üzere, bu madde eski Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükmünün dili güncelleştirilerek alınmış halidir.

TTK m.752 — Tatil günleri

Bu madde, vadesi pazar veya resmî tatil gününe rastlayan poliçenin ödenmesi ile poliçeye ilişkin diğer işlemlerin (kabul için ibraz, protesto) tatil gününde yapılamayacağını ve bu işlemlerin tatili izleyen ilk iş gününe kalacağını düzenler. Ayrıca, son günü tatile rastlayan işlem süreleri bakımından süre uzamasını ve aradaki tatil günlerinin süre hesabına dahil edilmesini düzenler. Kişi bakımından değil, poliçeye ilişkin işlemler ve bu işlemlere bağlı süreler bakımından uygulanır. Genel süre hesabı kuralları, tebliğden itibaren süre başlangıcı, hafta, ay ve yıl olarak süreler ile adli tatilin etkisi bu maddede düzenlenmez (HMK ve Tebligat Kanunu'nun ilgili hükümleri). Poliçenin zamanaşımı ve hak düşürücü süreleri ile kambiyo senetlerine özgü takip süreleri bu maddenin kapsamı dışındadır (6102 sayılı Kanun m.661 vd. ve m.818 vd. ilgili hükümleri).

Tatil günleri: hangi kavramlar bilinmeli?

Tatil günü
Pazar ve diğer resmî tatil günleridir. Madde, bu günlerde poliçe işlemlerinin yapılmasını yasaklar. Hangi günlerin resmî tatil olduğu genel mevzuata göre belirlenir.
İş günü
Tatil günü olmayan, işlemlerin yapılabildiği günlerdir. Poliçeye ilişkin işlemler ancak bu günlerde yapılabilir.
Ödeme isteme
Poliçenin vadesinde ödenmesinin talep edilmesidir. Vadenin tatile rastlaması halinde bu istem tatili izleyen ilk iş gününe kalır.
Kabul için ibraz
Poliçenin muhataba kabul edilmek üzere gösterilmesi işlemidir. Tatil gününde yapılamaz, ancak bir iş gününde yapılabilir.
Protesto
Poliçenin ödenmediğinin veya kabul edilmediğinin resmî makamca tespit edilmesi işlemidir. Tatil gününde yapılamaz; ancak bir iş gününde yapılabilir.
Süre uzaması
Son günü tatile rastlayan bir işlem süresinin, tatili izleyen ilk iş gününe kadar uzamasıdır. Uzama için ayrı bir karar veya başvuru gerekmez.

Tatil günleri: hangi şartlar aranır?

  • Poliçenin vadesinin pazar veya diğer resmî tatil gününe rastlaması gerekir (birinci fıkra kapsamı).
  • Poliçenin ödenmesinin istenebilmesi için tatili izleyen ilk iş gününün beklenmesi gerekir.
  • Kabul için ibraz ve protesto gibi poliçeye ilişkin diğer işlemlerin tatil gününde yapılmaması, yalnızca bir iş gününde yapılması gerekir.
  • Bir işlemin son günü pazara veya başka bir resmî tatil gününe rastlayan bir süre içinde yapılması gerekiyorsa, bu süre tatili izleyen ilk iş gününe kadar uzamalıdır (ikinci fıkra).
  • Süre uzaması hesabında aradaki tatil günleri süre hesabına dâhil edilmelidir; yani ara tatiller süreyi uzatmaz, yalnızca bitiş günü kayar.

Tatil günleri: hangi sonuçları doğurur?

  • Vadesi pazar veya resmî tatile rastlayan poliçenin ödemesi, tatil günü istenemez; ödeme isteme tatili izleyen ilk iş gününe kalır.
  • Poliçeye ilişkin kabul için ibraz ve protesto işlemleri tatil gününde yapılamaz; bu işlemler yalnızca bir iş gününde yapılabilir.
  • Son günü tatile rastlayan işlem süresi, tatili izleyen ilk iş gününe kadar uzar.
  • Süre uzamasında aradaki tatil günleri süre hesabına dâhil edilir ve bu günler uzamayı artırıcı etki yapmaz.
  • Tatil gününde yapılan poliçe işlemleri, geçerli bir işlem olarak kabul edilmez; yapılması gereken işlem yeniden iş gününde yapılmalıdır.
  • Madde emredici niteliktedir; kambiyo hukukunda özel düzenleme olduğu için taraflar aksini kararlaştıramaz (metinde açıkça belirtilmemiş; sonucundan çıkarılmıştır).

Ödeme isteme ile diğer poliçe işlemleri arasındaki fark nedir?

Vadesi tatile rastlayan poliçenin ödenmesi, yalnızca tatili izleyen ilk iş gününde istenebilir.

Kabul için ibraz ve protesto gibi diğer poliçe işlemleri, tatilde yapılamaz ve yalnızca bir iş gününde yapılabilir.

Ödeme isteminin zamanı vade ile belirlenirken, diğer işlemler iş günü şartına bağlanır; her iki durumda da işlem tatil gününde yapılırsa geçersiz kabul edilir.

Vade tatili ile süre sonu tatili arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, vadenin (ödeme tarihinin) tatile rastlamasını düzenler.

İkinci fıkra, işlem için tanınmış bir sürenin son gününün tatile rastlamasını düzenler.

Birinci fıkrada vade kayar; ikinci fıkrada yalnızca sürenin bitişi uzar, yükümlülüğün vadesi değişmez.

Tatil günleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Vadesi tatile rastlayan poliçenin ödeme isteminin tatil gününde yapılabileceğini varsaymak; istem tatili izleyen ilk iş gününe kalır.
  • Kabul için ibraz ya da protestoyu tatil gününde yapılabilir saymak; bu işlemler yalnızca bir iş gününde yapılır.
  • Süre uzamasını, aradaki tatil günlerini hesaba katmadan yapmak; aradaki tatil günleri süre hesabına dâhildir.
  • Süre uzamasını ayrı bir karar veya başvuru gerektiren bir olay saymak; uzama kendiliğinden gerçekleşir.
  • Bu maddeyi genel süre kuralları ile karıştırmak; poliçeye özgü işlemler için bu madde, genel süre hesabı kuralları için TTK m.19 esas alınır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Dayanak tahsildir; ayrıntılı uygulama kararı bu malzemede bulunmamaktadır.

Nasıl ispat edilir?

  • Poliçe vadesinin tatile rastlaması, poliçe metninden ve vade tarihinden ispatlanır; ödeme isteminin tatili izleyen ilk iş gününde yapıldığı ise ödeme talebinin tarihinden belirlenir.
  • Kabul için ibraz ve protesto işleminin tatil gününde yapılmadığı, işlemin tarihini gösteren belge ile ispatlanır; protesto işlemi resmî makamca düzenlenen belgeyle kanıtlanır.
  • Süre uzamasının uygulanması için sürenin son gününün tatile rastlaması ve tatili izleyen ilk iş gününde işlemin yapıldığı, süreyi gösteren belgeler ve işlem tarihi ile ispatlanır.
  • Tatil gününde yapıldığı ileri sürülen işlemin geçersizliği, işlemi yapan tarafın iddiasını ispatlamakla birlikte, karşı taraf tatil gününde yapılmadığını belge ile gösterebilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.752: Bu maddenin kendisidir; poliçe işlemlerinde tatil ve süre uzaması kurallarını içerir.
  • 6102 sayılı Kanun m.19: Kambiyo hukuku dışındaki genel süre hesabı kurallarını düzenler; poliçe için özel kural olduğunda bu madde uygulanır.

TTK m.753 — Sürenin hesaplanması

Madde, Kanunun ticari hükümlerinde veya poliçede gösterilen sürelerin hesabında başlangıç gününün sayılmayacağı kuralını düzenler. Kanunun bu Kısmında (TTK'nın poliçeye ilişkin kısmı) ve poliçe metninde yer alan süreler bakımından uygulanır. Maddede süre türleri (gün, hafta, ay, yıl) ayrıca ayrıştırılmamış, son günün tatil ya da mesai saati gibi hususlar düzenlenmemiştir; süre sonunun belirlenmesi, tatil günlerinin etkisi ve adli tatil kuralı bu maddede yer almaz (genel süre hesabı için Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu hükümleri ile usul kanunları ayrı düzenlemeler içerir). Poliçede vadenin hesabı, vade gününün belirlenmesi ve ibraz süreleri de bu maddenin kapsamı dışında kalan ayrı hükümlere bağlıdır.

Sürenin hesaplanması: hangi kavramlar bilinmeli?

Başlangıç günü
Sürenin hangi olay veya işlemle başladığını gösteren gündür. Madde uyarınca bu gün süreye dahil edilmez; süre ertesi günden itibaren işlemeye başlar.
Poliçede süre
Poliçe hukukunda ibraz, protesto, müracaat ve benzeri işlemler için öngörülen sürelerdir. Madde yalnızca bu tür sürelerin hesabına ilişkindir.

Sürenin hesaplanması: hangi şartlar aranır?

  • Hesaplanacak sürenin Kanunun bu Kısmında ya da poliçede öngörülmüş bir süre olması gerekir.
  • Sürenin başladığı gün, süre hesabında sayılmamalıdır.
  • Süre, başlangıç gününün ertesi gününden itibaren işlemeye başlamalıdır.

Sürenin hesaplanması: hangi sonuçları doğurur?

  • Süre hesabında başlangıç günü sayılmadığı için süre, ertesi günden itibaren işlemeye başlar.
  • Poliçede gösterilen süre için de aynı hesap yöntemi uygulanır; poliçe metninde farklı bir hesaplama öngörülmüşse o ayrı bir düzenleme olarak ele alınmalıdır.

Kanunun bu Kısmındaki süreler ile poliçede gösterilen süreler arasındaki fark nedir?

Kanunun ilgili kısmında düzenlenmiş süreler, madde kapsamına doğrudan girer.

Poliçe metninde taraflarca belirlenen süreler de maddenin kapsamındadır.

Her iki kaynakta öngörülen süreler için başlangıç günü aynı şekilde sayılmaz.

Sürenin hesaplanması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Başlangıç gününü süreye dahil ederek süreyi bir gün erken hesaplamak.
  • Poliçede gösterilen süre ile Kanunun genel süre hükümlerini karıştırmak; madde yalnızca başlangıç gününe ilişkin kuralı verir, süre sonunun tatile rastlaması gibi ayrı hükümler için ayrıca bakmak gerekir.
  • Maddenin süre türlerini (gün, hafta, ay, yıl) ayırdığını varsaymak; madde bu ayrımı yapmaz.

Nasıl ispat edilir?

  • Süreyi ileri süren taraf, sürenin hangi olaydan başladığını ve hangi tarihte dolduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Başlangıç olayının tarihi, tebliğ belgesi, poliçe metni veya düzenleme tarihini gösteren belgelerle ispatlanır.
  • Karşı taraf süre dolmadan işlem yapıldığını ya da sürenin başlangıç gününün hesaba katıldığını ileri sürüyorsa bu iddiayı kendisi ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 m.753: Maddenin kendisidir; poliçede ve Kanunun bu Kısmında öngörülen süreler için başlangıç gününün hesaptan çıkarılmasını düzenler.

TTK m.754 — Atıfet süreleri

Madde, poliçelerde kanuni veya yargısal atıfet (ihtiyari temdit/uzatma) sürelerinin uygulanmayacağını düzenler. Poliçeye özgü bu istisnanın dışında, poliçenin ibrazına, protestoya ve müracaat hakkına ilişkin genel süreler maddede yer almaz. Madde yalnızca poliçeleri kapsar; çek gibi diğer kıymetli evrakların ibraz sürelerini düzenlemez (çek ibraz süreleri TTK m.795-812 kapsamındadır). Atıfet süresinin ne olduğu ve poliçe dışında hangi hallerde işlediği de bu maddede değil, ilgili genel hükümlerde aranmalıdır.

Atıfet süreleri: hangi kavramlar bilinmeli?

Atıfet süresi
Kanunda veya hâkim kararıyla, bir kıymetli evrak alacağının vadesi veya ibrazı gibi bir işlemin yapılması için tanınan ek ya da uzatılmış süreyi ifade eder. Madde bu tür sürelerin poliçeler bakımından geçerli olmadığını belirtir.
Kanuni atıfet
Kanunun doğrudan tanıdığı, sürenin olağan sonunun ötesine geçen ek süredir. Poliçe bakımından bu süreye dayanılamaz.
Yargısal atıfet
Mahkemenin kararıyla, ilgili tarafın talebi üzerine tanıdığı ek süredir. Poliçe bakımından yargısal atıfet de uygulanmaz.

Atıfet süreleri: hangi şartlar aranır?

  • Uyuşmazlığın bir poliçeden doğması gerekir; madde yalnızca poliçeler bakımından uygulanır.
  • Talep edilen sürenin kanuni veya yargısal atıfet niteliğinde olması gerekir.
  • Atıfet süresine dayanan kişinin bu süreyi poliçe işlemi bakımından ileri sürmesi, madde gereğince kabul görmez.

Atıfet süreleri: hangi sonuçları doğurur?

  • Poliçede kanuni atıfet süresi tanınmaz; ilgili işlem bu süreye dayanılarak ertelenemez.
  • Poliçede yargısal atıfet süresi verilmez; mahkeme talebi üzerine bu tür bir ek süre tanıyamaz.
  • Madde yalnızca atıfet süreleri bakımından bir sınır koyduğundan, poliçede belirlenmiş vade veya genel yasal sürelerin işleyişini değiştirmez.

Atıfet süreleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Poliçe ile çeki aynı süre rejimine tabi saymak; çekte ibraz süreleri TTK m.796 hükümlerine göre belirlenirken, m.754 poliçe için ek süre tanınmadığını söyler.
  • Madde metninde olmayan bir süre veya tutar aramak; m.754 süre öngörmediğinden süre hesabı bu maddeye dayandırılamaz.
  • Atıfet kavramını genel zamanaşımı veya hak düşürücü süre ile karıştırmak; m.754 yalnızca ek (atıfet) sürelerden söz eder.

Nasıl ispat edilir?

  • Atıfet süresine dayanan tarafın, uyuşmazlığın bir poliçeden doğduğunu ispatlaması gerekir; poliçe niteliği senet üzerinden belgelenir.
  • Karşı taraf, ileri sürülen ek sürenin kanuni veya yargısal atıfet niteliğinde olduğunu iddia ederse bu iddiayı ispat yükü ona düşer; ancak madde gereğince poliçede bu tür süre geçerli olmadığından, pratikte yazılı kanun hükmüne dayanarak itiraz etmek yeterlidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.795: Çek bakımından ibraz sürelerini düzenleyen hükümlerin başlangıcıdır; poliçe bakımından m.754 ile çek ibraz süreleri arasındaki ayrım bu maddeden anlaşılır.
  • 6102 sayılı Kanun m.796: Çekte ibraz sürelerini düzenler; m.754'ün poliçe için dışladığı ek süre mantığının çekte nasıl uygulandığını gösterir.

TTK m.755 — Poliçeye ilişkin işlemlerin yapılacağı yer

TTK m.755, poliçe ile ilgili belirli bir kişi nezdinde yapılacak işlemlerin (kabul veya ödeme için ibraz, protesto çekme, poliçe nüshasının verilmesini isteme gibi) nerede yapılacağını düzenler. Birinci fıkra, bu işlemlerin muhatabın ticaret yerinde, ticaret yeri yoksa konutunda yapılmasını zorunlu kılar. İkinci fıkra, ticaret yeri veya konutun dikkatle araştırılmasını ve bu araştırmanın sınırını düzenler. Madde, poliçe ilişkisinde işlemin yapılacağı yeri belirler ve kambiyo senedine uygulanan usul kurallarından biridir. Ödeme yerinin belirlenmesini, ikametgâhlı ya da adresli poliçeyi, vade türlerini ve protesto süresini düzenlemez (m.673-674, m.697, m.703-706, m.727 ve devamı). Bonoya uygulanışı (m.778) ve tatil günleri ile sürelerin hesabını düzenleyen m.752 de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Poliçeye ilişkin işlemlerin yapılacağı yer: hangi kavramlar bilinmeli?

Ticaret yeri
Muhatabın ticari faaliyetini yürüttüğü yerdir. Maddeye göre belirli kişi nezdindeki işlemler, öncelikle bu yerde yapılır.
Konut
Muhatabın ticaret yeri bulunmadığında işlemlerin yapılacağı yerdir. Ticaret yerinin varlığı konut yoluna başvurulmasını engeller.
Dikkatle araştırma
Ticaret yeri veya konutun bulunduğu yerin ilgili kaynaklardan saptanması için yapılması gereken özenli incelemedir. Araştırmanın kapsamı, kolluk ve yerel posta yönetiminden alınan bilgilerle sınırlanır.
Belirli kişi nezdinde yapılacak işlem
Poliçenin kabulü, ödeme için ibrazı, protesto çekilmesi ve poliçe nüshasının istenmesi gibi, işlemin muhatap ya da başka bir kişi nezdinde yapılmasını gerektiren işlemlerdir.

Poliçeye ilişkin işlemlerin yapılacağı yer: hangi şartlar aranır?

  • Poliçeye bağlı belirli bir kişi nezdinde yapılacak bir işlem bulunmalıdır; kabul ya da ödeme için ibraz, protesto çekme veya nüsha isteme bu kapsamdadır.
  • İşlemin, ilgili kişinin ticaret yerinde yapılması gereklidir.
  • Ticaret yeri yoksa işlemin, ilgili kişinin konutunda yapılması gereklidir.
  • Ticaret yeri veya konutun bulunduğu yer dikkatle araştırılmalıdır.
  • Kolluk veya yerel posta yönetiminden alınan bilgilerden bir sonuç çıkmadığında başka araştırma yapılmasına gerek yoktur.

Poliçeye ilişkin işlemlerin yapılacağı yer: hangi sonuçları doğurur?

  • Belirli kişi nezdindeki işlem, muhatabın ticaret yerinde yapılmışsa geçerli kabul edilir.
  • Ticaret yeri yoksa işlem muhatabın konutunda yapılmalıdır.
  • Ticaret yeri veya konut dikkatle araştırılmadan işlemin başka bir yerde yapılması, işlemin usulüne uygun yapılmamış sayılmasına yol açabilir.
  • Kolluk ve yerel posta bilgilerinden sonuç çıkmadığında başka araştırma yapılmaz ve işlem son bilinen yer üzerinden yürütülmeye devam eder.
  • Maddedeki yer kuralı emredicidir; taraflar sözleşmeyle farklı bir işlem yeri kararlaştıramaz.

Ticaret yeri ile konut arasındaki fark nedir?

Muhatabın ticari faaliyetini yürüttüğü bir ticaret yeri bulunduğunda işlem orada yapılır.

Ticaret yeri bulunmadığında işlem muhatabın konutunda yapılır.

İşlemin hangi yerde yapılacağı, muhatabın ticaret yerinin varlığına bağlıdır; konut ancak ticaret yeri yokken geçerli yerdir.

Araştırma gerektiren hal ile sonuç veren araştırma arasındaki fark nedir?

Ticaret yeri veya konut bulunamadığında ve kolluk ya da posta bilgisi bir sonuç vermediğinde işlem yeri bakımından başka araştırma istenmez.

Kolluk veya yerel posta bilgisi ticaret yeri ya da konutu ortaya çıkarırsa, işlem o yerde yapılmalıdır.

Araştırma sonucunun olumlu ya da olumsuz olması, işlemin yapılacağı yerin ve dolayısıyla gerekli özenin sınırını belirler.

Poliçeye ilişkin işlemlerin yapılacağı yer: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Muhatabın ticaret yeri bulunmasına rağmen işlemi konutunda yapmak; önce ticaret yerinin varlığını araştırmak gerekir.
  • Ticaret yeri ya da konutu araştırmadan işlemi doğrudan rastgele bir adreste yapmak.
  • Kolluk ve posta bilgisi sonuç vermediği halde ek araştırma yapılması gerektiğini sanmak; ikinci fıkra bu durumda başka araştırmayı zorunlu kılmaz.
  • Ticaret yeri ile ödeme yerini karıştırmak; ödeme yeri poliçe metninde ayrıca belirlenir ve m.755'in konusu değildir.

Nasıl ispat edilir?

  • Poliçe ilişkisinde işlemi yapan hamil veya protesto işlemini yürüten kişi, işlemin muhatabın ticaret yerinde ya da konutunda yapıldığını ispatla yükümlüdür.
  • Ticaret yeri veya konutun dikkatle araştırıldığı, kolluk veya yerel posta yönetiminden alınan bilgilerle ispatlanır; bu bilgilerin yazılı belgesi en güçlü delildir.
  • Karşı taraf, işlemin yanlış yerde yapıldığını ileri sürdüğünde, muhatabın ticaret yerinin ya da konutunun başka bir adres olduğunu ispatla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.778: Bono bakımından m.755'in de uygulanacağını öngörür; m.752-756 arasındaki hükümler bonolara kıyasen geçerlidir.
  • 6102 sayılı Kanun m.752: Tatil günleri ve sürelerin hesabı ile ilgili kuralları düzenler; işlemin yapılacağı günü belirlemede m.755 ile birlikte okunur.

TTK m.756 — İmzalar

Türk Ticaret Kanunu'nun poliçe üzerindeki beyanların el ile imzalanması kuralını ve bu kuralın istisnası olamayacak yöntemleri düzenler. Kural, poliçedeki beyanların (keşide, ciro, aval gibi) el yazısıyla imzalanmasını gerektirir; mekanik araç, elle yapılan ya da onaylanmış işaret ve resmî şahadetname bu yerine kullanılamaz. Madde poliçe bakımından uygulanır ve bono, çek gibi diğer kıymetli evrakın şekline ilişkin hükümlere doğrudan yollama yapmaz. Düzenlemediği konular: mekanik imzanın genel borç hukukundaki istisnaları (TBK m.15), elektronik imza ile yapılan işlemlerin geçerliliği (5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu), imza atamayanların el işareti ve mühür kullanımı (HMK m.206), poliçenin unsurları ve düzenlenmesi (TTK m.690 ve devamı) ile poliçe ve bonoda imza eksikliğinin sonuçları.

İmzalar: hangi kavramlar bilinmeli?

El ile imza
Beyan sahibinin kendi elinden çıkan, kimliğini belirleyen işaret olarak atılan imzadır. Poliçe beyanlarında bu biçim zorunludur ve başka bir yolla ikame edilemez.
Mekanik araç ile imza
Damga, klişe veya benzeri bir aletle basılan imzadır. Genel borç hukukunda örf ve adetin kabul ettiği hallerde mümkün olsa da poliçede bu yolla atılamaz.
Onaylanmış işaret
İmza yerine geçen bir işaretin, elle yapılmış ya da onaylanmış olması durumudur. Poliçe beyanında bu da imza yerine kullanılamaz.
Resmî şahadetname
Bir resmî makamın imzayı onayladığını gösteren belgedir. Poliçede imzanın yerine geçirilmesi yasaktır.
Poliçe beyanı
Poliçe üzerinde yer alan ve poliçenin taraflarını bağlayan irade açıklamalarıdır. Keşide, ciro, aval gibi beyanlar bu kapsamdadır.

İmzalar: hangi şartlar aranır?

  • Poliçe üzerindeki her beyanın el ile imzalanması gerekir.
  • Beyanın imzası mekanik bir araçla (damga, klişe, matbaa ile basım gibi) atılmamalıdır.
  • Beyanın imzası elle yapılan ya da onaylanmış bir işaretle ikame edilmemelidir.
  • Beyanın imzası resmî bir şahadetnameyle yerine konulmamalıdır.
  • Bu şekil koşulu, poliçe borçlusunun sorumluluğunun doğması için aranır; eksikliğinde beyan geçerli bir poliçe imzası sayılmaz.

İmzalar: hangi sonuçları doğurur?

  • Poliçe beyanı el ile imzalanmamışsa, o beyan poliçe bakımından geçerli bir imza taşımaz.
  • Mekanik araçla atılan imza, poliçe beyanını geçerli kılmaz; beyan sahibi poliçeden sorumlu tutulamaz.
  • Elle yapılan ya da onaylanmış işaret, resmî şahadetname veya mekanik araç poliçe imzası yerine kullanılamaz; bu yolla atılan imza poliçe borcu doğurmaz.
  • Madde emredici niteliktedir ve tarafların bu konuda aksine sözleşme yapması mümkün değildir.
  • Poliçe beyanının geçersizliği, başka bir kambiyo beyanının geçerliliğini kendiliğinden etkilemez; her beyan ayrıca incelenir.

Genel borç hukuku ile poliçe arasındaki fark nedir?

Borçlar Kanunu 15. maddesi, örf ve adetin kabul ettiği hallerde ve çok sayıda çıkarılan kıymetli evrakta mekanik imzaya izin verir.

TTK 756. madde, poliçe beyanlarında bu istisnanın uygulanmadığını açıkça düzenler; mekanik imza yasaktır.

Hisse senedi ve benzeri kıymetli evrakta mekanik imza mümkün olsa da poliçede aynı yol kapalıdır.

El ile imza ile mekanik imza arasındaki fark nedir?

Beyan sahibinin kendi elinden çıkan imza, poliçe beyanının geçerlilik şartıdır.

Damga, klişe veya matbaa ile basılan imza, poliçe bakımından geçersiz imza sayılır.

Mekanik imzalı poliçe beyanı poliçe borçlusunu bağlamaz.

El ile imza ile el işareti ve mühür arasındaki fark nedir?

Poliçe beyanında el ile atılmış imza aranır ve bu biçim değiştirilemez.

İmza atamayanların el işareti veya mühürü, HMK m.206 uyarınca belirli şartlarla belge niteliği kazanabilir.

Mühürle düzenlenen poliçe beyanı, TTK 756/2 kapsamında usulüne uygun imza sayılmaz; HMK m.206 yalnızca genel senet niteliğine ilişkindir.

Elektronik imza ile poliçe arasındaki fark nedir?

5070 sayılı Kanun güvenli elektronik imzayı elle atılan imza ile aynı hukuki sonuçta görür.

TTK 756. madde, poliçe beyanlarını el ile imzaya bağlar ve elektronik imzayı bu kapsamda saymaz.

Elektronik imzayla düzenlenen poliçe beyanı, bu madde açısından el ile imza şartını karşılamaz.

İmzalar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Mekanik imzayı TBK m.15/2 istisnasıyla eşitlemek; poliçede bu istisnanın uygulanmadığını gözden kaçırmak.
  • Poliçe beyanında mühür veya klişeyi HMK m.206 uyarınca usulüne uygun imza saymak; HMK bu noktada TTK 756'nın yerini almaz.
  • Elektronik imzayı 5070 sayılı Kanun m.5 gereğince el ile imza sayıp poliçe beyanını geçerli kabul etmek; TTK 756 elektronik imzayı kapsam dışı bırakır.
  • Poliçede imzanın bulunmadığı durumda, beyanın yalnızca metin ya da yazı ile yapılmış olmasını yeterli görmek.
  • Mühür ya da el işaretinin tüm beyanlar için tek başına yeterli olduğunu varsaymak; her beyanın ayrıca el ile imzalanması gerekir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Poliçe beyanının mühürle atılması halinde, mühürle yapılan işlemin TTK 756/2 kapsamında usulüne uygun ciro sayılmadığı kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/1253 E., 2024/4694 K., 05.06.2024)
  • Davacının okuma yazma bilmediği ve imzanın zorla attırıldığı iddiasının bulunduğu hallerde, poliçe beyanında el ile imza şartının incelenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2022/24 E., 2024/1534 K., 27.09.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2022/205 E., 2024/1537 K., 27.09.2024)
  • Poliçede kullanılan mühür veya klişe, el ile imzanın yerine geçmez; bu nedenle cirantaya ait imzanın bulunmaması halinde ciro beyanı geçersiz sayılmaktadır. (11. Hukuk Dairesi, 2023/1253 E., 2024/4694 K., 05.06.2024)
  • Banka işlemi bulunmayan bir uyuşmazlıkta, HMK m.206 üçüncü fıkrasındaki araştırmanın yapılmamasının esasa etkili olmadığı kabul edilmektedir. (Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/253 E., 2025/521 K., 14.07.2025)
  • Poliçe beyanında mekanik imzanın kabul edilmemesi, poliçenin tümüne değil, yalnızca ilgili beyana etki eden bir sakatlık olarak değerlendirilmektedir. (Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/253 E., 2025/521 K., 14.07.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Poliçe beyanının el ile imzalandığını iddia eden kişi, bu iddiasını poliçe metni ve imza örneği ile ispatlar; poliçe üzerindeki imzanın mekanik ya da mühürle atıldığını ileri süren taraf bunu ispatla yükümlüdür. (11. Hukuk Dairesi, 2023/1253 E., 2024/4694 K., 05.06.2024)
  • İmzanın zorla atıldığı, okuma yazma bilinmediği veya imza atılamadığı savunmasını ileri süren taraf bu olguları tanık ve bilirkişi incelemesiyle ispatlar. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2022/24 E., 2024/1534 K., 27.09.2024)
  • Poliçe beyanı mühürle düzenlenmişse, mühürün tüm beyanlar için geçerli bir imza yerine geçtiği savunmasını yapan taraf, bu savunmasını ilgili işlem belgesiyle ispatlamalıdır. (11. Hukuk Dairesi, 2023/1253 E., 2024/4694 K., 05.06.2024)
  • Elektronik imzalı beyan savunmasında, güvenli elektronik imza şartlarının varlığı ilgili sertifika ve sağlayıcı kaydıyla ispatlanır; bu yolun poliçe beyanında kabulü için somut bir delil zorunludur.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.780: Bono hakkında yollama yapan hükümdür; mekanik imzanın bono bakımından da yasak olduğunu gösterir.
  • 6102 sayılı Kanun m.690: Poliçenin unsurlarını düzenler; imzanın poliçe için zorunlu unsur olduğunu tamamlar.
  • 6098 sayılı Kanun m.15: Genel borç hukukunda el ile imza kuralını ve mekanik imzaya izin veren istisnayı düzenler; poliçe için bu istisna geçerli değildir.
  • 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu m.5: Güvenli elektronik imzanın el ile imza ile aynı hukuki sonucu doğurduğunu düzenler; poliçe için bu eşdeğerlik tanınmamıştır.
  • 6100 sayılı Kanun m.206: İmza atamayanların mühür, el işareti veya parmak izi kullanmasını düzenler; poliçe beyanında bu yöntemlerin el ile imza yerine geçmediği anlaşılmalıdır.

Süreler

SüreMaddeHüküm
üç yılm.749(1) Poliçeyi kabul edene karşı ileri sürülecek poliçeden doğan istemler, vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
bir yılm.749(2) Hamilin, cirantalarla düzenleyene karşı ileri süreceği istemler, süresinde çekilen protesto tarihinden veya senette “gidersiz iade olunacaktır” kaydı varsa vadenin dolduğu tarihten itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
altı aym.749(3) Bir cirantanın başka cirantalarla düzenleyen aleyhine ileri süreceği istemler, cirantanın poliçeyi ödediği veya poliçenin dava yolu ile kendisine karşı ileri sürüldüğü tarihten itibaren altı ay geçmekle zamanaşımına uğrar.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

23 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2024/18 E., 2024/184 K., 17.04.2024
    İlgili madde: m.748
  2. 11. Hukuk Dairesi, 2023/6262 E., 2024/7499 K., 23.10.2024
    İlgili madde: m.748
  3. 11. Hukuk Dairesi, 2023/2550 E., 2024/5141 K., 25.06.2024
    İlgili madde: m.751
  4. 11. Hukuk Dairesi, 2023/1253 E., 2024/4694 K., 05.06.2024
    İlgili madde: m.756
  5. 11. Hukuk Dairesi, 2022/5479 E., 2024/1478 K., 26.02.2024
    İlgili madde: m.748
  6. 11. Hukuk Dairesi, 2022/392 E., 2023/4341 K., 11.07.2023
    İlgili madde: m.748
  7. 12. Hukuk Dairesi, 2022/8798 E., 2023/2647 K., 13.04.2023
    İlgili madde: m.756
  8. Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/253 E., 2025/521 K., 14.07.2025
    İlgili madde: m.756
  9. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2022/1841 E., 2025/804 K., 16.05.2025
    İlgili madde: m.750
  10. Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/748 E., 2025/172 K., 27.02.2025
    İlgili madde: m.750, m.751
Diğer 13 karar
  1. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/310 E., 2025/238 K., 13.02.2025
    İlgili madde: m.749
  2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/3603 E., 2024/3494 K., 19.12.2024
    İlgili madde: m.749
  3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2022/24 E., 2024/1534 K., 27.09.2024
    İlgili madde: m.756
  4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2022/205 E., 2024/1537 K., 27.09.2024
    İlgili madde: m.756
  5. İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/804 E., 2024/470 K., 12.06.2024
    İlgili madde: m.750
  6. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/2368 E., 2024/737 K., 02.05.2024
    İlgili madde: m.749
  7. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2023/547 E., 2024/357 K., 09.02.2024
    İlgili madde: m.749
  8. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi, 2021/1311 E., 2024/294 K., 07.02.2024
    İlgili madde: m.749
  9. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2023/511 E., 2024/299 K., 02.02.2024
    İlgili madde: m.749
  10. İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/715 E., 2022/969 K., 01.12.2022
    İlgili madde: m.750
  11. İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/874 E., 2022/358 K., 21.04.2022
    İlgili madde: m.750
  12. Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/528 E., 2022/137 K., 10.03.2022
    İlgili madde: m.750, m.751
  13. Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2018/143 E., 2020/410 K., 25.09.2020
    İlgili madde: m.756

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 11. Kıymetli Evrak-2 bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış