Özel borç ilişkileri › Kefalet sözleşmesi
İçeriği
Kısaca
TBK m.585, adi kefalette alacaklının kefile hangi hallerde doğrudan başvurabileceğini, rehinle güvence altına alınmış alacakta kefilin öncelikle rehnin paraya çevrilmesini isteme hakkını (rehin def'i) ve sadece açığın kapatılması için verilen kefalette tartışma definin sözleşmeyle kaldırılmasını düzenler. TBK m.586, müteselsil kefilin alacaklı tarafından hangi koşullarda doğrudan takip edilebileceğini düzenler.
Kapsam
Bu konu, Türk Borçlar Kanunu m.585–597 hükümlerini kapsar.
TBK m.585 — Adi kefalet
TBK m.585, adi kefalette alacaklının kefile hangi hallerde doğrudan başvurabileceğini, rehinle güvence altına alınmış alacakta kefilin öncelikle rehnin paraya çevrilmesini isteme hakkını (rehin def'i) ve sadece açığın kapatılması için verilen kefalette tartışma definin sözleşmeyle kaldırılmasını düzenler. Kefalet, adi kefalet türüne ilişkin olup müteselsil kefalet, birlikte kefalet ve kefilin rücu hakkı bakımından hüküm değildir. Kefilin ehliyeti, eşin rızası ve kefalet şekli düzenlemez (m.582-584). Müteselsil kefilin başvuru koşulları m.586'da, kefilin borçlu ile ilişkisinden doğan rücu ve kefilin alacaklıya ödeme sonrası hakları m.590 ve sonrasında düzenlenmiştir.
Adi kefalet: hangi kavramlar bilinmeli?
- Adi kefalet
- Kefilin müteselsil olarak borç altına girmediği her kefalettir; kefil yalnızca ikincil (tali) bir sorumluluk üstlenir. Kefilin müteselsil kefil sıfatı veya bu anlama gelen bir ifade kullanılmadıkça adi kefalet kabul edilir.
- Tartışma (peşin dava) def'i
- Alacaklı borçluya başvurmadan kefili takip ettiğinde kefilin, önce asıl borçluya başvurulmasını isteyebildiği defidir. Alacaklının asıl borçlu aleyhine takibin şartlarını ispat yükü alacaklıya aittir.
- Kesin aciz belgesi
- Borçlu aleyhine yapılan takibin sonucunda alınan, borçlunun ödeme gücünün bulunmadığını gösteren belgedir. Bu belge alındığında alacaklı borçluya başvurmadan kefile gidebilir.
- Konkordato mehli
- Borçluya tanınan, borçlarını ertelemek veya yapılandırmak amacıyla verilen geçici koruma süresidir. Mehil verilmiş olması, alacaklının doğrudan kefile başvurmasını mümkün kılar.
- Rehin def'i (rehnin paraya çevrilmesi def'i)
- Alacak rehinle güvence altına alınmışsa kefilin alacağın öncelikle rehin konusundan alınmasını isteyebildiği defidir. Kefalet sözleşmesinden önce veya kefalet sırasında kurulmuş rehin bu def'inin konusudur.
- Açığın kapatılması için kefalet
- Alacaklının alacağının, asıl borçludan tahsil edilemeyen kısmı için verilen kefalettir. Bu türde kefilin sorumluluğu asıl borçtan artan kısmı kapsar ve m.585/3 kapsamında özel rejim uygulanır.
Adi kefalet: hangi şartlar aranır?
- Kefalet sözleşmesinin adi kefalet olarak kurulmuş olması gerekir; kefil müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen bir ifadeyle borç altına girmemiş olmalıdır.
- Alacaklı, borçluya başvurmadan kefili takip etmek istiyorsa, m.585/1 bentlerinden birinin gerçekleşmiş olması gerekir: kesin aciz belgesinin alınması, Türkiye'de takibatın imkânsız hâle gelmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi, borçlunun iflasına karar verilmesi ya da borçluya konkordato mehli verilmesi.
- Alacak kefaletten önce veya kefalet sırasında rehinle güvence altına alınmışsa kefilin öncelikle rehin konusundan alınmasını isteme hakkı doğar; bu hak, borçlunun iflasına veya konkordato mehline karar verilmesi hâlinde uygulanmaz.
- Yalnızca açığın kapatılması için kefil olunmuşsa, m.585/1 bentlerindeki hallerden birinin (kesin aciz belgesi, takibin imkânsızlığı veya konkordatonun kesinleşmesi) gerçekleşmesi yeterli olup doğrudan kefile başvurulabilir.
- Sözleşmede, açığın kapatılması için verilen kefalet hâlinde alacaklının önce asıl borçluya başvurmak zorunda olduğu kararlaştırılmış olmamalıdır; aksi hâlde bu özel hal uygulanmaz.
- Doğrudan başvuru için bu koşullardan birinin ispatlanmış olması gerekir; aksi takdirde kefil tartışma defini ileri sürebilir.
Adi kefalet: hangi sonuçları doğurur?
- Alacaklı borçluya başvurmadan, m.585/1 bentlerinden birinin gerçekleşmesi hâlinde kefili doğrudan takip edebilir.
- Bu hâllerin gerçekleşmemesi hâlinde alacaklı kefili takip edemez ve kefil tartışma defini ileri sürebilir.
- Alacak rehinle güvence altına alınmışsa kefil, alacağın öncelikle rehin konusundan alınmasını isteyebilir.
- Borçlunun iflasına veya konkordato mehline karar verilmesi hâlinde rehin def'i uygulanmaz; kefil bu def'iyi ileri süremez.
- Sadece açığın kapatılması için verilen kefalette m.585/1 hâllerinin gerçekleşmesi doğrudan başvuru için yeterlidir; iflas hâli bu fıkrada yer almadığından ayrıca aranır.
- Sözleşmede, açığın kapatılması kefaletinde alacaklının önce asıl borçluya başvurmasının kararlaştırılması geçerlidir ve bu durumda doğrudan başvuru engellenir.
- Maddenin birinci ve ikinci fıkraları mutlak emredici hükümlerdir; kefilin bu hükümlere aykırı önceden feragati geçersizdir. Son fıkra nispi emredicidir.
Genel hal ile açığın kapatılması için kefalet arasındaki fark nedir?
Genel adi kefalette, borçlunun iflası, konkordato, kesin aciz veya takibin imkânsızlığı hâllerinde kefile doğrudan başvurulabilir; borçluya başvurma zorunluluğu kalkar.
Yalnızca açığın kapatılması için verilen kefalette bu dört hâlin üçü (kesin aciz, takibin imkânsızlığı, konkordatonun kesinleşmesi) öngörülmüştür; iflas hâli bu fıkrada sayılmamıştır.
Açığın kapatılması kefaletinde iflas kararı tek başına doğrudan başvuru için yeterli görülmemiş, konkordatoda ise kesinleşme aranmıştır. Sözleşme ile önce asıl borçluya başvuru zorunluluğu getirilebilir.
Rehinli alacak ile rehinsiz alacak arasındaki fark nedir?
Alacak kefaletten önce veya kefalet sırasında rehinle güvence altına alınmışsa kefil, alacağın öncelikle rehin konusundan alınmasını isteyebilir.
Alacak rehinle güvence altına alınmamışsa rehin def'i söz konusu olmaz; kefil yalnızca tartışma defi ileri sürebilir.
Rehinli alacakta kefil iki def'i (tartışma ve rehin) birlikte ileri sürebilir; rehin dışı alacakta yalnız tartışma defi vardır.
Normal rehin def'i ile iflas ve konkordato hâli arasındaki fark nedir?
Borçlu iflasa veya konkordatoya tabi değilse, alacaklı rehnin paraya çevrilmesini öncelikle yapmalıdır.
Borçlunun iflasına veya kendisine konkordato mehli verilmesine karar verilmişse rehin def'i uygulanmaz.
Bu hallerde kefil rehin konusundan öncelikli alacak talebinde bulunamaz; alacaklı kefile doğrudan başvurabilir.
Adi kefalet: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Adi kefalette alacaklının borçluya başvurmadan kefili takip edebileceğini, m.585/1'deki hallerin gerçekleşmesini aramadan varsaymak.
- Müteselsil kefaletteki başvuru kolaylığını (m.586) adi kefalete uygulamak ve borçluya başvurma zorunluluğunu kaldırmak.
- Borçlunun iflası veya konkordato mehlini, açığın kapatılması için kefalette de m.585/1 hâli sayıp kesinleşme ya da iflas koşulunu gözden kaçırmak; m.585/3'te iflas ayrıca sayılmamıştır.
- Rehin def'ini iflas veya konkordato hâlinde de uygulamak; m.585/2 uyarınca bu hâllerde rehin def'i kalkar.
- Rehinli alacak olmayan bir dosyada rehin def'ini ileri sürmek ya da rehnin kefalet öncesinde kurulmuş olup olmadığını kontrol etmemek.
- Sözleşmeyle önce asıl borçluya başvuru kaydını açığın kapatılması dışındaki kefaletlerde de geçerli saymak; bu kayıt yalnızca açığın kapatılması için kefalette geçerlidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Adi kefalette alacaklının borçluya başvurmadan kefili takip edebilmesi için m.585/1'deki hallerden birinin ispatlanması gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2023/974 E., 2026/524 K., 25.03.2026)
- Alacağın rehinle güvence altına alınmış olması hâlinde kefilin rehin konusundan öncelikli ödeme talep edebileceği ve bu hakkın değerlendirilmesinde rehnin kefalet öncesi ya da kefalet sırasında kurulmuş olmasının esas alındığı görülmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/2369 E., 2022/2366 K., 02.11.2022)
- Kefil aleyhine doğrudan takip yapılırken kefalet sözleşmesinin adi kefalet niteliğinde olduğu ve müteselsil kefalet ifadesinin bulunmadığı tespit edilerek m.585 kısıtlamasının uygulanması gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2020/548 E., 2022/973 K., 02.06.2022)
- Kefalet sözleşmesinde el yazısıyla belirtilmesi gereken unsurlar bakımından m.585 ile birlikte kefalet şekli hükümlerinin ayrıca değerlendirildiği görülmektedir. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2022/2275 E., 2022/1421 K., 12.12.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Alacaklı, asıl talebinde kefili doğrudan takip ediyorsa, m.585/1'deki hallerden birinin gerçekleştiğini ispat yükü alacaklıya aittir; bunu kesin aciz belgesi, icra dosyası veya iflas ya da konkordato kararı ile kanıtlar.
- Tartışma defi kefil lehine konulmuş bir def'i olduğundan, kefil bu def'iyi ileri sürmekle yükümlü değildir; doğrudan başvurunun şartlarının bulunmadığını ispat yükü alacaklıya düşer.
- Alacağın rehinle güvence altına alındığını ve rehnin kefalet öncesi ya da kefalet sırasında kurulduğunu ileri süren kefil, bu savunmayı tapu kaydı, rehin sözleşmesi gibi belgelerle ispatlar.
- Sözleşmede açığın kapatılması için kefalet ve önce asıl borçluya başvuru kaydı varsa, bu kaydın yazılı olarak bulunması ve kefalet senedinde yer alması gerekir; aksi hâlde kefil bu kaydı ileri süremez.
- Adi kefaletin müteselsil kefalete dönmediğini ve kefilin müteselsil sıfatla borç altına girmediğini ileri süren taraf, senet metnine dayanarak bu iddiasını kanıtlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.581: Kefalet sözleşmesinin tanımını ve kefilin sorumluluğunun niteliğini verir; m.585'teki adi kefalet ayrımının temelini oluşturur.
- 6098 sayılı Kanun m.586: Müteselsil kefalette alacaklının borçluya başvurmadan kefili takip edebilmesi koşullarını düzenler; m.585'in adi kefalet için getirdiği kısıtlamanın karşıtıdır.
- 6098 sayılı Kanun m.590: Kefilin ödeme sonrası alacaklının haklarına girmesi ve rücu hakkını düzenler; kefilin borçluya başvurma imkânı ile bağlantılıdır.
TBK m.586 — Müteselsil kefalet
TBK m.586, müteselsil kefilin alacaklı tarafından hangi koşullarda doğrudan takip edilebileceğini düzenler. Birinci fıkra, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen bir ifadeyle borçlanılmış olmasını ve asıl borçluya karşı önce takibe girişilmeden kefile başvurulabilmesi için aranan koşulları kapsar. İkinci fıkra, alacağın teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvence altına alınmış olması hâlinde rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamayacağını ve bu kuralın istisnalarını düzenler. Madde, adi kefilin takibine ve kefilin taksim, tartışma ve rehnin paraya çevrilmesi def'ilerine ilişkin genel hükümlere (TBK m.583 ve devamı) bağlı olarak okunmalıdır. Bağımsız ve birlikte kefalette kefiller arasındaki rücu ve paylaşım ilişkisini (TBK m.587) düzenlemez. Kefilin kefile kefalet ve rücua kefalet ilişkilerini (TBK m.588) düzenlemez. Kefilin borçlanma tarihi ve kapsamına ilişkin sorumluluk sınırını (TBK m.589) düzenlemez. Takibin zamanaşımı ve usul yönleri de bu maddenin kapsamı dışındadır."
Müteselsil kefalet: hangi kavramlar bilinmeli?
- Müteselsil kefil
- Kefilin, asıl borçlu ile birlikte alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olmayı kabul ettiği kefalet türüdür. Kefilin bu iradesi, sözleşmede müteselsil kefil deyiminin kullanılmasına bağlı değildir; bu anlama gelen herhangi bir ifade yeterlidir.
- Müteselsil kefalet iradesi
- Taraflar yalnız müteselsil kefalete özgü hukuki sonuçları belirlemiş olsalar bile kurulmuş sayılan iradedir. Yorumda kullanılan sözcükler değil, yüklenilen yükümlülüğün içeriği esas alınır.
- Adi kefil
- Alacaklıya karşı önce asıl borçluya başvurulmasını gerektiren kefil türüdür. Kefil, tartışma ve rehnin paraya çevrilmesi def'ilerini ileri sürebilir.
- İhtarın sonuçsuz kalması
- Borçluya yapılan ihtarın ödeme yapılmadan geçmesi durumudur. Bu koşul, borçlunun ifada gecikmesiyle birlikte aranır ya da açıkça ödeme güçsüzlüğü yerine geçer.
- Teslime bağlı taşınır rehni ve alacak rehni
- Alacağın güvence altına alındığı rehin türleridir. Bu rehinlerle güvence altına alınmış alacakta, kefile başvurmadan önce rehnin paraya çevrilmesi gerekir.
Müteselsil kefalet: hangi şartlar aranır?
- Kefilin müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmiş olması gerekir.
- Alacaklının asıl borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefile başvurabilmesi için borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması bulunmalıdır; bunun yerine borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması da yeterlidir.
- Alacak teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvence altına alınmışsa, kefile başvurmadan önce rehnin paraya çevrilmiş olması aranır.
- Rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulabilmesi için, alacağın rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tamamen karşılanamayacağının önceden hâkim tarafından belirlenmiş olması veya borçlunun iflas etmesi ya da konkordato mehli verilmesi hâllerinden birinin gerçekleşmiş olması gerekir.
Müteselsil kefalet: hangi sonuçları doğurur?
- Müteselsil kefil sıfatı taşıyan kefil, koşullar gerçekleştiğinde asıl borçluyu takip etmeden alacaklının doğrudan takibine konu olabilir.
- Borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması ya da açıkça ödeme güçsüzlüğü bulunmadan kefile başvurulursa, kefil bu eksikliği def'i olarak ileri sürebilir.
- Alacak teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvenceye alınmışsa ve istisnalar gerçekleşmemişse, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamaz; buna uyulmaması kefilin def'i olarak ileri sürülebilir.
- İkinci fıkradaki istisnalar gerçekleşmişse, rehnin paraya çevrilmesinden önce de kefile başvurulabilir.
- Kefil, asıl borca bağlı olduğu için asıl borçluya ait def'ileri de ileri sürebilir; m.586 bu bağımlılığı ortadan kaldırmaz.
Müteselsil kefil ile adi kefil arasındaki fark nedir?
Müteselsil kefil, asıl borçlu ile birlikte alacaklıya karşı sorumludur ve alacaklı dilediğini takip edebilir.
Adi kefil, alacaklıya karşı önce borçlunun takibini gerektiren tartışma def'isini ileri sürebilir.
Müteselsil kefilde borçluyu takip etme ve taşınmaz rehnini paraya çevirme zorunluluğu aranmaz; yalnız m.586/I'deki ifada gecikmesi ve ihtar ya da ödeme güçsüzlüğü koşulu aranır.
Taşınmaz rehni ile teslime bağlı taşınır rehni ve alacak rehni arasındaki fark nedir?
Taşınmaz rehninde birinci fıkra gereğince rehnin paraya çevrilmesi kefile başvurmanın ön koşulu değildir.
Teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni ile güvence altına alınmış alacakta rehnin paraya çevrilmesi kefile başvurmadan önce gerekir.
Teslime bağlı taşınır veya alacak rehni bulunan alacakta, ikinci fıkradaki istisnalar gerçekleşmedikçe önce rehin paraya çevrilmelidir.
Genel hal ile ikinci fıkra istisnaları arasındaki fark nedir?
Genel halde, ifada gecikme ve ihtarın sonuçsuzluğu ya da ödeme güçsüzlüğü kanıtlanınca kefile başvurulabilir.
İkinci fıkradaki hallerde, rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulabilmesi için önceden hâkim belirlemesi, iflas veya konkordato mehli gerekir.
Rehin paraya çevrilmeden kefile gidilebilmesi için istisna hallerinden birinin varlığı ayrıca gösterilmelidir.
Müteselsil kefalet: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Müteselsil kefil sıfatının yalnızca 'müteselsil' sözcüğünün bulunmasına bağlı olduğunu sanmak; oysa bu anlama gelen herhangi bir ifade yeterlidir.
- Müteselsil kefilde de asıl borçluya önce başvurulması gerektiğini varsaymak; m.586/I kefile doğrudan başvuruyu mümkün kılar, ancak ifada gecikme ve ihtar ya da ödeme güçsüzlüğü koşulunu aramak gerekir.
- Adi kefil kurallarını müteselsil kefile aynen uygulamak; tartışma def'isinin müteselsil kefilde ileri sürülemeyeceği gözden kaçırılır.
- Teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni bulunan alacakta rehni paraya çevirmeden kefile başvurmak; ikinci fıkradaki istisnaların var olup olmadığı kontrol edilmelidir.
- Taşınmaz rehni ile teslime bağlı taşınır rehni ya da alacak rehnini aynı kuralla değerlendirmek; ikinci fıkra yalnızca taşınır ve alacak rehni için rehnin paraya çevrilmesini ön koşul kılar.
- Borçlunun iflası veya konkordato mehli hâlinde kefilin ihtar koşulunun hâlâ aranacağını düşünmek; bu hâllerde ikinci fıkra istisnası ayrıca değerlendirilir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Müteselsil kefil olduğunun kabulü için sözleşmede 'müteselsil' sözcüğünün bulunması şart sayılmaz; kullanılan ifadelerden müteselsil sorumluluk iradesinin anlaşılması yeterli görülmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/960 E., 2024/1763 K., 07.11.2024; Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2026/117 E., 2026/103 K., 22.01.2026)
- Müteselsil kefilin ödemede geciken asıl borçluya ihtar yapılmadan kendisine başvurulamayacağı, bu koşulun def'i niteliğinde savunma olarak ileri sürülebileceği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2023/23 E., 2025/901 K., 11.09.2025)
- İhtar koşulunda, asıl borçluya gönderilen ihtarın usulüne uygun olup olmadığı ve sonuçsuz kalıp kalmadığı somut olayda ayrıca incelenmektedir; hesap kat ihtarının usulüne uygun yapılmadığı hâlde kefile başvurulmasının sonucu tartışma konusu olmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/848 E., 2024/4 K., 24.01.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2024/849 E., 2024/1002 K., 06.06.2024)
- Müteselsil kefil hakkında takibin, kefile başvuru koşullarının sağlanmadığı gerekçesiyle icra inkar tazminatı ve hukuki yarar bakımından değerlendirildiği görülmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/2369 E., 2022/2366 K., 02.11.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Kefile başvuran alacaklı, kefilin müteselsil kefil sıfatıyla borçlandığını, sözleşme metni ve kullanılan ifadelerle ispatlamalıdır; yazılı kefalet sözleşmesi temel delildir.
- Alacaklı, asıl borçlunun ifada gecikmesini ve ihtarın sonuçsuz kalmasını ya da borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olduğunu ispatla yükümlüdür; ihtarın usulüne uygun gönderildiğini gösteren belgeler (noter ihtarnamesi, iadeli taahhütlü mektup gibi) bu konuda önemlidir.
- Teslime bağlı taşınır rehni veya alacak rehni bulunan alacakta, rehnin paraya çevrilmediğini ya da alacağın rehnin paraya çevrilmesiyle tamamen karşılanamayacağını gösteren karar ya da iflas, konkordato mehli belgeleri alacaklı tarafından sunulmalıdır.
- Kefil, alacaklının ihtar koşulunu veya rehin paraya çevirme zorunluluğunu yerine getirmediğini def'i olarak ileri sürdüğünde, bu savunmanın dayanağını ortaya koymakla yükümlü olduğu için def'i ispat yükünü üstlenir; alacaklı ise koşulların gerçekleştiğini ayrıca göstermelidir.
- Kefil, asıl borca bağlı olduğu için asıl borçluya ait def'ileri de ileri sürebilir; bu def'ilerin varlığını kefil ispat etmelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.583: Kefilin asıl borca bağlılığını ve adi kefilin tartışma ile rehnin paraya çevrilmesi def'ilerini düzenler; m.586 bu def'ilerin müteselsil kefilde nasıl kısıtlandığını belirler.
- 6098 sayılı Kanun m.587: Birden çok kefil bulunduğunda kefiller arasındaki sorumluluk ve rücu ilişkisini düzenler; m.586 ise kefilin alacaklıya karşı doğrudan başvurulabilirliğini düzenler.
- 6098 sayılı Kanun m.588: Kefile kefalet ve rücua kefalet ilişkilerini düzenler; m.586'nın kefile kefil hakkında uygulanıp uygulanmayacağı bu maddeyle birlikte değerlendirilir.
- 6098 sayılı Kanun m.589: Kefilin hangi tarihten önceki borçlardan sorumlu olduğunu düzenler; m.586 takibin hangi koşulla yapılabileceğini belirler, borç kapsamını değil.
TBK m.587 — Birlikte kefalet
Bu madde, birden çok kişinin aynı borca birlikte kefil olması halinde (birlikte kefalet) kefillerin birbirine karşı ve alacaklıya karşı sorumluluğunu düzenler. Adi birlikte kefalet, müteselsil birlikte kefalet ve birbirinden bağımsız (gerçek olmayan) birlikte kefalet türleri ile kefillerin bölme, tartışma ve rehnin paraya çevrilmesi def'ileri, kefil arasındaki rücu hakkı ve alacaklının bilgisine bağlı kurtulma hali bu kapsamdadır. Madde, kefilin alacaklıya karşı sorumluluğu bakımından kefalet sözleşmesinin tarafı olan kefiller arasındaki ilişkiyi konu alır. Kefile kefalet (m.588), rücua kefalet ve kefalet sözleşmesinin genel şekil ve hükümleri bu maddenin konusu değildir. Kefilin borçludan rücu hakkı ile ilgili hükümler ve kefalet sözleşmesinin genel kuralları da bu maddede düzenlenmez.
Birlikte kefalet: hangi kavramlar bilinmeli?
- Birlikte kefalet
- Birden çok kefilin aynı bölünebilir borca, birbirlerinden haberdar olarak kefil olmaları durumudur. Kefillerin aynı anda ve aynı şartlarla kefil olmaları zorunlu değildir.
- Gerçek olmayan (bağımsız) birlikte kefalet
- Kefillerin birbirlerinden habersiz ve bağımsız olarak aynı borç için kefil olmalarıdır. Kefiller arasında herhangi bir ilişki bulunmaz ve her kefil borcun tamamından sorumlu olur.
- Bölme (taksim) def'i
- Adi birlikte kefilin, alacaklıya karşı yalnızca kendi payı oranında sorumlu olduğunu ileri sürebilmesi savunmasıdır. Müteselsil kefil bu def'iden yararlanamaz.
- Kefilin kendi payından fazlasını ödemekten kaçınma hakkı
- Müteselsil birlikte kefilin, kendisiyle birlikte müteselsilen yükümlü olan ve Türkiye'de takip edilebilen tüm kefillere karşı takip yapılmadıkça, borcun tamamını ödemekten kaçınabilmesidir. Bu hak, diğer kefillerin paylarını ödemiş olmaları veya ayni güvence vermeleri hâlinde de kullanılabilir.
- Toplam kefalet miktarındaki payı oranında rücu
- Birbirinden bağımsız kefillerden borcu ödeyenin, diğer kefillere, her birinin kefil olduğu tutarın toplam kefalet miktarına oranı kadar rücu edebilmesidir. Aksine anlaşma varsa bu oran uygulanmaz.
- Kefilin kurtulması
- Alacaklının, kefilin diğer kefillerin de kefil olacağı varsayımıyla kefil olduğunu bilmesi veya bilmesi gerekirken, bu varsayımın gerçekleşmemesi ya da bir kefilin kurtarılması veya kefaletinin hükümsüz bulunması hâlinde kefilin borçtan kurtulmasıdır.
Birlikte kefalet: hangi şartlar aranır?
- Birden çok kişinin aynı borç için birlikte kefil olması gerekir; kefillerin aynı anda ve aynı şartlarla kefil olmaları zorunlu değildir.
- Adi birlikte kefalette kefil, kendi payı için adi kefil, diğerlerinin payı için kefile kefil gibi sorumlu olur; müteselsil kefalet, sözleşmede açıkça anlaşılmalıdır.
- Müteselsil birlikte kefalet için kefillerin borçluyla birlikte veya kendi aralarında müteselsil kefil olarak yükümlülük altına girmeleri gerekir.
- Müteselsil kefil, kendisiyle birlikte müteselsilen yükümlü olan ve Türkiye'de takip edilebilen bütün kefillere karşı takip yapılmadıkça kendi payından fazlasını ödemekten kaçınabilir; bu hak diğer kefillerin paylarını ödemiş olmaları veya ayni güvence sağlamış olmaları hâlinde de kullanılabilir.
- Birbirinden bağımsız kefillerde her kefil borcun tamamından sorumludur; ödeyen kefilin rücu hakkı için aksine anlaşma bulunmaması gerekir.
- Alacaklının, kefilin diğer kefillerin de kefil olacağını varsaydığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi ve bu varsayımın gerçekleşmemesi ya da bir kefilin kurtarılması veya hükümsüzlüğü gerekir ki kefil borçtan kurtulsun.
- Müteselsil kefil ödeme yaptığında, kendi paylarını daha önce ödememiş olan diğer kefillere karşı rücu hakkını kullanabilir; aksine anlaşma bulunmamalıdır.
Birlikte kefalet: hangi sonuçları doğurur?
- Adi birlikte kefilde alacaklıya karşı bölme def'i, tartışma def'i ve rehnin paraya çevrilmesi def'i ileri sürülebilir; kefil yalnızca kendi payı oranında sorumlu olur.
- Müteselsil birlikte kefilde bölme def'i kural olarak yoktur; kefil borcun tamamından sorumlu olur.
- Müteselsil kefil, diğer müteselsil kefillere karşı takip yapılmamışsa kendi payından fazlasını ödemekten kaçınabilir; bu hak diğer kefillerin payını ödemesi veya ayni güvence vermesi hâlinde de kullanılabilir.
- Ödeyen kefil, aksine anlaşma yoksa, kendi paylarını daha önce ödememiş olan diğer kefillere karşı rücu hakkına sahiptir; bu hakkını borçluya rücudan önce de kullanabilir.
- Bağımsız birlikte kefalette ödeyen kefil, aksine anlaşma yoksa, diğerlerine toplam kefalet miktarındaki payı oranında rücu edebilir.
- Alacaklının bilgisine bağlı kurtulma hâli gerçekleşirse kefil kefalet borcundan kurtulur.
- Kefaletin türüne ilişkin açık bir sözleşme ya da sözleşme metni bulunmadığında kural olarak adi birlikte kefalet kabul edilir.
Adi birlikte kefalet ile müteselsil birlikte kefalet arasındaki fark nedir?
Adi birlikte kefalette her kefil kendi payından adi kefil gibi, diğer payları için kefile kefil gibi sorumludur. Kefillerin tartışma, rehnin paraya çevrilmesi ve bölme def'ilerini ileri sürebilmesi esastır.
Müteselsil birlikte kefalette her kefil borcun tamamından sorumludur. Kefillerin müteselsil olduğu sözleşmede açıkça anlaşılmalıdır.
Adi birlikte kefalet kural, müteselsil birlikte kefalet istisnadır. Tereddüt hâlinde kefalet adi birlikte kefalet sayılır; müteselsilliği iddia eden alacaklı bunu kanıtlamalıdır.
Gerçek birlikte kefalet ile gerçek olmayan (bağımsız) birlikte kefalet arasındaki fark nedir?
Gerçek birlikte kefalette kefiller birbirlerinin kefaletinden haberdar olup bilerek kefil olur.
Bağımsız birlikte kefalette kefiller birbirlerinden habersiz ve birbirinden bağımsız olarak kefil olur.
Gerçek birlikte kefalette ilk fıkra ve ikinci fıkra uygulanır. Bağımsız kefalette dördüncü fıkra uygulanır; her kefil borcun tamamından sorumlu olur ve rücu toplam kefalet miktarındaki orana göre yapılır.
Bağımsız adi kefalet ile bağımsız müteselsil kefalet arasındaki fark nedir?
Bağımsız adi kefalette kefiller tartışma ve rehnin paraya çevrilmesi def'ilerini ileri sürebilir; ancak bölme def'ini ileri süremez.
Bağımsız müteselsil kefalette bölme def'i ile birlikte tartışma ve rehnin paraya çevrilmesi def'ileri de ileri sürülemez.
Kefilin alacaklıya karşı def'i kullanma olanağı, kefaletin adi veya müteselsil niteliğine göre değişir.
Kefilin kendi payından fazlasını ödemekten kaçınması ile kefilin kurtulması arasındaki fark nedir?
Kefil, diğer müteselsil kefillere karşı takip yapılmadıkça, kendi payından fazlasını ödemekten kaçınabilir.
Kefil, alacaklının diğer kefillerin de olacağı varsayımını bilmesi hâlinde ve varsayımın gerçekleşmemesi, kurtarma veya hükümsüzlük hâlinde kefalet borcundan tamamen kurtulur.
Birinci hâlde kefil yalnızca pay oranında ödeme yapar; ikinci hâlde kefil borcun tamamından kurtulur. Bu iki hal birbirinden farklıdır.
Birlikte kefalet: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Adi birlikte kefilin bölme def'ini müteselsil kefalet gibi reddetmek; adi birlikte kefilin kendi payı oranında sorumlu olduğunu gözden kaçırmak.
- Müteselsil birlikte kefilde bölme def'inin de kullanılabileceğini varsaymak; müteselsil kefilin bölme def'inden kural olarak yararlanamadığını unutmak.
- Müteselsil kefilin, diğer kefillere karşı takip yapılmadan borcun tamamını ödemek zorunda kalacağını düşünmek; kendi payından fazlasını ödemekten kaçınma hakkının bulunduğunu gözden kaçırmak.
- Bağımsız kefalette rücuyu kişi başı eşit paylarla hesaplamak; rücu oranının toplam kefalet miktarındaki orana göre yapılması gerektiğini unutmak.
- Alacaklının bilgisine bağlı kurtulma hâlinde kefilin yalnızca bir kısmından kurtulacağını sanmak; kurtulmanın borcun tamamını kapsadığını gözden kaçırmak.
- Gerçek birlikte kefalet ile bağımsız birlikte kefaleti birbirine karıştırmak; kefillerin birbirinden haberdar olup olmadığını dikkate almamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Müteselsil birlikte kefilde, kefilin borcu ödemesi hâlinde diğer kefillere payları oranında rücu hakkına sahip olduğu kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2021/1530 E., 2023/1245 K., 27.09.2023)
- Müteselsil birlikte kefalette, borcu ödeyen kefilin diğer kefillere rücuda bulunabilmesi için kendi payını daha önce ödememiş olması gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/724 E., 2023/795 K., 11.05.2023)
- Birlikte kefalette kefil, kefalet borcunun diğer kefillerle birlikte üstlenildiğini ileri sürebilmesi için bu bilginin sözleşmede ve delillerde yansıması gerektiğini kabul etmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2022/892 E., 2023/746 K., 23.05.2023)
- Müteselsilliğin sözleşmeden açıkça anlaşılmadığı hâllerde adi birlikte kefalet sayılması uygulamada kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2023/11 E., 2025/561 K., 23.05.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Müteselsil birlikte kefaletin varlığını ileri süren alacaklıdır; kefalet sözleşmesinde kefillerin müteselsil olduğunu açıkça gösteren yazılı belge ile ispatlanır.
- Ödeyen kefilin diğer kefillere rücu talebinde, ödemenin yapıldığını makbuz, banka kaydı gibi belgelerle ispat yükü rücu talep eden kefildedir.
- Diğer kefillerin, kendi paylarını daha önce ödediklerini ileri sürmesi hâlinde bu savunmayı ödeme belgeleriyle kanıtlaması gerekir.
- Alacaklının kefilin diğer kefillerin de kefil olacağını bildiğini veya bilmesi gerektiğini ileri sürmesi hâlinde kefil bu bilgiyi kanıtlar; kefil bu varsayımın gerçekleşmediğini ispatlamakla yükümlüdür.
- Kefilin, alacaklının müteselsil kefalet sözleşmesini kanıtlayamaması hâlinde adi birlikte kefalet hükümleri uygulanır ve bölme def'ini ileri sürme olanağı açık kalır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.588: Kefile kefalet hükümlerini düzenler. Bu maddede sözü edilen kefile kefil sorumluluğunun kapsamını ve adi kefil gibi sorumluluk ilkesini tamamlar.
- 6098 sayılı Kanun m.585: Adi kefaletin kural olduğunu düzenler; birlikte kefalette adi kefaletin kural olduğu ilkesi bu hükümden hareketle kabul edilir.
- 6098 sayılı Kanun m.586: Kefalet borcunun tabi olduğu temel kuralları düzenler; birlikte kefaletin genel kefalet hükümleri içindeki yerini belirler.
TBK m.588 — Kefile kefil ve rücua kefil
TBK m.588, kefile kefil ile rücua kefil kavramlarını ve bu kefalet türlerinin alacaklıya ve iç ilişkiye karşı sorumluluğunu düzenler. Birinci fıkra, alacaklıya karşı kefilin borcuna güvence veren kefilin, kefil ile birlikte adi kefil gibi sorumlu olmasını öngörür. İkinci fıkra, kefilin borçludan rücu alacağına güvence veren rücua kefili tanımlar. Kişi bakımından, kefalet ilişkisinde yer alan alacaklı, kefil ve bu kefilin borcuna ya da rücu alacağına güvence veren üçüncü kişiler arasındaki ilişkilere uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular arasında kefilin asıl borca ilişkin genel kefalet hükümleri (m.581-587), kefilin sorumluluk kapsamı ve azami tutar (m.589), kefilin borçluya rücu hakkı ile müteselsil kefalet ve bölme-tartışma def'i gibi kefiller arası ilişkiler (m.587), ve rücua kefilin yükümlülüklerinin zamanaşımı ya da usul yönü bulunur.
Kefile kefil ve rücua kefil: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kefile kefil
- Alacaklı ile kefil arasında kurulan ve kefilin borcuna güvence veren kefalet türüdür. Kefile kefil, asıl kefilin alacaklıya karşı taahhüdünü temin eder; asıl borçlunun ödemediği borcu kefilin de ödememesinin sorumluluğunu üstlenir.
- Rücua kefil
- Kefil ile rücua kefil arasında kurulan kefalet türüdür. Kefilin borçludan rücu alacağına güvence verir; asıl kefil alacaklıya ödeme yaptıktan sonra borçludan alamadığı tutarı rücua kefilden isteyebilir.
- Adi kefil gibi sorumluluk
- Kefile kefilin ve asıl kefilin alacaklıya karşı sorumluluğunun, adi kefalette olduğu gibi alacaklının önce borçluya ya da kefile başvurmasına bağlı olmasıdır. Müteselsil kefalet açıkça kararlaştırılmadıkça bu sınırlama geçerlidir.
- Rücu alacağı
- Kefilin alacaklıya ödeme yapması sonucunda borçluya karşı doğan ve alacaklının haklarına halef olunarak kazanılan alacaktır. Rücua kefil bu alacağın tahsilini güvence altına alır.
Kefile kefil ve rücua kefil: hangi şartlar aranır?
- Kefile kefil bakımından, alacaklı ile kefil arasında geçerli bir kefalet sözleşmesinin bulunması ve bu sözleşmenin kefilin borcuna güvence vermesi gerekir.
- Alacaklının, kefile kefile başvurmadan önce asıl borçluya ya da asıl kefile başvurmuş veya onlar aleyhine takip yapmış olması gerekir; aksi halde kefile kefil sorumlu tutulamaz.
- Kefile kefilin sorumluluğu, kefil ile birlikte adi kefil gibi doğar; kefil ile kefile kefil arasında açıkça müteselsil sorumluluk kararlaştırılmışsa bu sınır aranmaz.
- Rücua kefalet bakımından, rücua kefil ile kefil arasında geçerli bir rücua kefalet sözleşmesinin kurulmuş olması gerekir.
- Rücua kefil, kefilin borçludan rücu alacağı için sorumludur; kefil alacaklıya ödeme yapmadan rücu alacağı doğmayacağından ödeme gerçekleşmiş olmalıdır.
- Rücua kefil, rücu alacağını doğrudan asıl borçludan talep etme yükümlülüğü olmadan, adi kefil gibi sorumlu tutulur; müteselsil kefalet kararlaştırılmışsa bu ayrım geçerli değildir.
Kefile kefil ve rücua kefil: hangi sonuçları doğurur?
- Kefile kefil, alacaklıya karşı kefil ile birlikte adi kefil gibi sorumlu olur.
- Alacaklı, asıl borçluya ya da kefile başvurmadan kefile kefilden talepte bulunamaz.
- Kefile kefil, alacaklıya karşı tartışma def'ini ve rehnin paraya çevrilmesi def'ini ileri sürebilir.
- Rücua kefil, kefilin borçludan rücu alacağını güvence altına alır; kefil alacaklıya ödeme yapmadan rücu alacağı doğmadığından rücua kefilin sorumluluğu da doğmaz.
- Rücua kefalet kural olarak adi kefalet niteliğindedir; asıl kefil borçluyu takip etmeden doğrudan rücua kefile başvuramaz.
- Rücua kefalet, müteselsil kefalet şeklinde de kurulabilir; bu halde başvuru sırası aranmaz.
- Kefile kefil ya da rücua kefil için yapılan sözleşmede azami tutar ve şekil gerekliliği, kefalet hükümlerine tabidir.
Kefile kefil ile asıl kefil arasındaki fark nedir?
Kefile kefil, alacaklı ile kefilin arasındaki kefalet sözleşmesinde, kefilin borcuna güvence verir.
Asıl kefil, alacaklıya karşı asıl borçlunun borcundan sorumludur ve borçlu ile alacaklı arasındaki ilişkiye dayanır.
Kefile kefil, asıl kefilin ödemediği borç için ayrıca sorumlu olur; alacaklı önce asıl kefile ya da borçluya başvurmadan kefile kefile gidemez.
Kefile kefil ile rücua kefil arasındaki fark nedir?
Kefile kefil, alacaklıya karşı kefilin borcu için güvence verir ve alacaklı ile arasında kurulur.
Rücua kefil, kefilin borçluya karşı rücu alacağı için güvence verir ve kefil ile arasında kurulur.
Kefile kefilin sorumluluğu alacaklının kefalet alacağına, rücua kefilin sorumluluğu ise kefilin ödeme sonrası rücu alacağına bağlıdır; birincisinde alacaklı, ikincisinde kefil talep eder.
Adi kefil gibi sorumluluk ile müteselsil sorumluluk arasındaki fark nedir?
Adi kefil gibi sorumlulukta alacaklı önce borçludan ya da asıl kefilden talep etmek zorundadır.
Müteselsil sorumlulukta kefile kefil, açıkça kararlaştırıldığı takdirde alacaklıya doğrudan sorumlu olur.
Müteselsil kararlaştırılmamışsa alacaklı kefile kefilden doğrudan talepte bulunamaz; açıkça kararlaştırılmışsa bu başvuru sırası aranmaz.
Kefile kefil ve rücua kefil: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kefile kefili, alacaklı asıl borçluya ya da asıl kefile başvurmadan doğrudan sorumlu tutmak; adi kefil sınırlaması aranmalıdır.
- Rücua kefili, kefil alacaklıya ödeme yapmadan sorumlu saymak; rücu alacağı ödeme gerçekleşmeden doğmaz.
- Rücua kefilin sorumluluğunu alacaklı ile kefil arasındaki kefalete dayandırmak; rücua kefilin ilişkisi kefil ile rücua kefil arasındadır.
- Kefile kefil ile rücua kefil ayrımını yapmadan tek bir kefalet türü gibi değerlendirmek.
- Müteselsil kefaletin varlığını kanıtlanmadan kabul etmek; kural olarak adi kefalet sorumluluğu geçerlidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kefalet sözleşmesinde kefilin sorumlu olacağı azami miktar ve kefalet tarihi belirtilmedikçe kefaletin geçerli olamayacağı kabul edilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2017/1574 E., 2017/1794 K., 22.02.2017; 6. Hukuk Dairesi, 2014/10636 E., 2014/13006 K., 25.11.2014)
Nasıl ispat edilir?
- Kefile kefil ya da rücua kefil olarak sorumluluğunu ileri süren alacaklı ya da kefil, kefalet sözleşmesinin varlığını ve içeriğini ispatlamakla yükümlüdür; bu sözleşmelerin yazılı şekilde yapılmış olması gerekir.
- Alacaklı, kefile kefilden talepte bulunmadan önce asıl borçluya ya da asıl kefile başvurduğunu ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat icra takibi ya da başvuru belgeleriyle yapılır.
- Kefile kefil, adi kefalet koşulunun yerine geldiğini ileri sürerek tartışma def'ini ya da rehnin paraya çevrilmesi def'ini kullanabilir; bu savunmayı ileri süren kefil, asıl borçlunun ödeme gücünün bulunduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Rücua kefilden rücu alacağını isteyen kefil, alacaklıya yaptığı ödemeyi ve bu ödeme ile borçludan olan rücu alacağını makbuz, banka kaydı ya da icra dosyası ile ispatlamakla yükümlüdür.
- Müteselsil sorumluluğun kararlaştırıldığını iddia eden taraf, bu kararlaştırmayı yazılı sözleşme ile ispatlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.587: Müteselsil birlikte kefaletin kurulması, bölme ve tartışma def'i ve kefiller arası rücu hakkı bu maddede belirlenir; m.588 bu hükümlerin kefile kefil ve rücua kefil ilişkisine uygulanışını tamamlar.
- 6098 sayılı Kanun m.589: Kefilin sorumluluk kapsamı ve azami tutar m.589 ile belirlenir; kefile kefil ya da rücua kefil bu sınırlar içinde sorumlu olur.
- 6098 sayılı Kanun m.583: Kefalet sözleşmesinin şekil şartı ve azami miktarın yazılı gösterilmesi gerekliliği, kefile kefil ve rücua kefalet sözleşmeleri için de geçerlidir.
TBK m.589
TBK m.589, kefilin alacaklıya karşı sorumluluğunun kapsamını düzenler. Kefilin her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktarla sınırlı olduğunu, sözleşme aksini açıkça kararlaştırmadıkça kefilin sorumlu olduğu kalemleri (asıl borç ve borçlunun kusur veya temerrüdünün sonuçları, takip ve dava masrafları, rehinle ilgili masraflar, bir yıllık akdi faizler) ve kefilin sorumluluğunun zaman bakımından sınırını gösterir. Kefil ile alacaklı arasındaki ilişkiye uygulanır. Kefilin borçluya karşı rücu hakkını, kefalet sözleşmesinin kurulma şeklini ve geçerlilik koşullarını düzenlemez (m.582 ve devamı, kefalet şekli); kefilin rücu hakkı ile borçlunun savunmaları ve halefiyet sonuçları ayrı maddelerde yer alır (m.590 ve devamı ile halefiyete ilişkin m.591 ve m.592 hükümleri); kefil ile borçlu arasındaki iç ilişki bu maddenin kapsamı dışındadır. Zamanaşımı ve usul süreleri de bu maddede yer almaz.
m.589: hangi kavramlar bilinmeli?
- Azami miktar
- Kefalet sözleşmesinde kefilin sorumluluğunu sınırlayan üst tutardır. Fıkra 1 uyarınca bu tutar her durumda aşılamaz; kefilin sorumluluğu, sözleşmede belirtilen tutarın üzerine çıkan alacak kalemlerine kadar genişletilemez.
- Yasal sonuçlar
- Asıl borç ile borçlunun kusur veya temerrüdünden doğan sonuçlardır. Madde metni bunları sorumluluk kalemi olarak sayar, ancak bu kalemler de azami miktar içinde kalır.
- Akdi faiz
- Asıl borç ilişkisinde taraflarca kararlaştırılan faizdir. Kefil bu faizden yalnız işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait kısım bakımından sorumludur; temerrüt faizi bu sınıra tabi değildir.
- Takip ve dava masrafları
- Alacaklının borçluya karşı yönelttiği icra takibi ve davaların giderleridir. Kefilin bu masraflardan sorumlu olması, alacaklının uygun bir zaman önce kefile bildirimde bulunması koşuluna bağlıdır.
- Kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlar
- Kefilin, sözleşme açıkça aksini öngörmedikçe sorumlu olduğu borç dönemidir. Kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce doğmuş borçlar bu kapsama girmez.
- Hükümsüz asıl borç
- Asıl borç ilişkisinin baştan geçersiz olması halidir. Bu hâlde doğan zarar ve ceza koşulu bakımından kefilin sorumluluğunu öngören anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür.
m.589: hangi şartlar aranır?
- Kefil sorumluluğunun doğması için geçerli bir kefalet sözleşmesi bulunmalı ve alacak bu sözleşme kapsamındaki asıl borçtan doğmalıdır.
- Kefilin ödeyeceği toplam tutar, sözleşmede belirtilen azami miktarı aşmamalıdır; azami miktar her durumda üst sınırdır.
- Fıkra 2 kalemlerinden sorumluluk, aksi sözleşmede kararlaştırılmamış olmalıdır; sözleşme kalemleri daraltabilir ya da genişletebilir.
- Takip ve dava masraflarının kefile yüklenebilmesi için alacaklının, kefili ödeyerek bu masrafların doğmasını önleyebileceği uygun bir zaman önce bilgilendirmiş olması gerekir.
- Akdi faizlerin kefile yüklenebilmesi için faiz, işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıl ile sınırlı olmalıdır.
- Kefilin sorumluluğunun zaman bakımından kapsamı, aksi açıkça kararlaştırılmadıkça kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonra doğan borçlarla sınırlı olmalıdır.
- Asıl borç ilişkisinin hükümsüzlüğünden doğan zarar ve ceza koşulu bakımından kefili sorumlu kılan anlaşmalar geçersiz olmalıdır.
m.589: hangi sonuçları doğurur?
- Kefil, her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar sorumludur; fıkra 2 kalemlerinin toplamı bu miktarı aşsa bile sorumluluk azami miktarla sınırlıdır.
- Aksi sözleşmede kararlaştırılmamışsa kefil, asıl borç ile borçlunun kusur veya temerrüdünün yasal sonuçlarından sorumludur.
- Alacaklının uygun bir zaman önce bildirimi bulunması halinde, borçluya karşı yapılan takip ve davaların masrafları ile rehinlerin kefile tesliminden ve rehin haklarının devrinden doğan masraflardan kefil sorumlu olur.
- Akdi faizlerden kefil yalnız işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait kısım için sorumludur; temerrüt faizi bu sınıra bağlı değildir.
- Sözleşmede açıkça kararlaştırılmadıkça kefil, borçlunun yalnız kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonraki borçlarından sorumlu olur.
- Asıl borç ilişkisinin hükümsüz hâle gelmesinin sebep olduğu zarardan ve ceza koşulundan kefili sorumlu kılan anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür; bu hükümler yazılı olsa bile uygulanmaz.
- Fıkra 1 ve fıkra 3 ile kesin hükümsüz hüküm, sözleşmeyle değiştirilemez; fıkra 2 ve fıkra 3'ün son cümlesi ise sözleşmeyle yön verilebilen (nispi emredici ya da yedek) hükümlerdir.
Azami miktar ile fıkra 2 kalemleri arasındaki fark nedir?
Kefilin ödeyeceği tutar, sözleşmedeki azami miktarla sınırlıdır ve fıkra 2 kalemleri bu sınırın içinde kalır.
Fıkra 2 kalemleri, tek başına kefilin sorumluluğunu belirleyen bağımsız bir kapsam değildir; azami miktarın üzerine çıkmaz.
Kalemlerin toplamı azami miktarı aşarsa kefil yalnız sözleşmedeki tutardan sorumlu olur.
Kural (fıkra 2) ile sözleşmeyle genişletilmiş sorumluluk arasındaki fark nedir?
Kanunda sayılan kalemlerden sorumluluk, aksi kararlaştırılmadıkça geçerlidir.
Taraflar sözleşmeyle kalemleri daraltabilir ya da genişletebilir; azami miktar sınırı içinde kalmak şartıyla.
Sözleşmede aksi yazılıysa kanundaki kalemler yerine sözleşmedeki kapsam uygulanır.
Akdi faiz ile temerrüt faizi arasındaki fark nedir?
Akdi faiz, işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıl ile sınırlı olarak kefilin sorumluluğuna girer.
Temerrüt faizi, temerrüdün kanuni sonucudur ve fıkra 2/3 sınırına tabi değildir.
Akdi faizde bir yıl sınırı uygulanır; temerrüt faizi bu sınırın dışında kalır ve azami miktar içinde kalmak şartıyla kefilden istenebilir.
Sözleşme kurulmasından sonraki borçlar ile önceki borçlar arasındaki fark nedir?
Kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonra doğan borçlardan kefil sorumludur.
Kurulmasından önce doğmuş borçlar, sözleşmede açıkça kararlaştırılmadıkça kefilin sorumluluğuna girmez.
Önceki borçlara ilişkin sorumluluk için sözleşmede açık hüküm bulunmalıdır.
Takip-dava masrafı ile kefilin bildirim yükümlülüğü arasındaki fark nedir?
Takip ve dava masrafları, alacaklının kefile önceden bildirim yapması koşuluyla kefilin sorumluluğuna girer.
Bildirim yapılmamışsa masraf kalemi kefil bakımından ileri sürülemez.
Bildirim eksikliği halinde kefil bu masraflardan sorumlu tutulamaz.
Geçerli asıl borç ile hükümsüz asıl borç arasındaki fark nedir?
Geçerli bir asıl borca kefil olunmuşsa kefil, fıkra 2 kapsamında sorumludur.
Asıl borç hükümsüzse doğan olumsuz zarar ve ceza koşulu bakımından kefili bağlayan anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür.
Hükümsüz asıl borçta kefil, geçersiz borçtan doğan zarar ve ceza koşulundan sorumlu tutulamaz.
m.589: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Fıkra 2 kalemlerini azami miktarın üzerine ekleyerek toplam sorumluluğu hesaplamak; kefilin sorumluluğu her durumda azami miktarla sınırlıdır.
- Temerrüt faizini de bir yıllık akdi faiz sınırına tabi tutmak; temerrüt faizi bu sınıra bağlı değildir ve azami miktar içinde kalmak şartıyla istenebilir.
- Kefalet sözleşmesinin kurulmasından önceki borçları da kefilin sorumluluğuna dahil etmek; aksi açıkça kararlaştırılmadıkça önceki borçlardan sorumluluk doğmaz.
- Bildirim yapılmadan takip ve dava masraflarını kefilden istemek; fıkra 2 bent 2 koşulu aranmadan hesap yapılamaz.
- Hükümsüz asıl borçta doğan zarar veya ceza koşulunu kefilden talep etmek; bu konudaki anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür.
- Fıkra 1 ve 3'ün sözleşmeyle değiştirilebileceğini varsaymak; bu hükümler emredicidir ve azami miktar sınırı sözleşmeyle aşılamaz.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kefilin sorumluluğu, kefalet sözleşmesindeki azami miktarla sınırlandırılır; fıkra 2 kalemlerinin toplamı bu sınırı aşsa dahi kefil yalnız azami miktardan sorumlu tutulur. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2020/1418 E., 2023/154 K., 16.02.2023; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2020/649 E., 2022/162 K., 17.02.2022)
- Fıkra 2 kapsamındaki kalemlerin azami miktar üzerinden hesaplanması ve kefalet limitinin aşılmaması gerektiği, derece mahkemelerince kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/779 E., 2025/597 K., 17.04.2025)
- Akdi faiz yönünden bir yıllık sınır uygulanır; temerrüt faizi ise bu sınırın dışında kalır ve azami miktar içinde kalmak kaydıyla kefilden istenebilir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/1492 E., 2023/2109 K., 28.12.2023)
- Kefilin sorumluluğu aksi açıkça kararlaştırılmadıkça kefalet sözleşmesinden sonraki borçlarla sınırlandırılır; bu hüküm uygulamada kefalet tarihinin ve borç doğum tarihinin karşılaştırılmasıyla işletilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2020/1418 E., 2023/154 K., 16.02.2023; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/767 E., 2025/2177 K., 18.12.2025)
- Kefilin sorumluluğuna girmeyen kalemler (örneğin bankacılık işlemlerine bağlı ek ücretler ya da teminat bedelleri) bakımından kefalet sözleşmesinin kapsamı yorumlanarak sınır çizilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/1492 E., 2023/2109 K., 28.12.2023; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/2210 E., 2022/1085 K., 30.06.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Kefilin azami miktarla sınırlı sorumluluğunu ileri süren taraf, kefalet sözleşmesinin azami miktarını gösteren yazılı belgeyle bu sınırı ispatlar; sözleşmeye dayanan talep yönünde alacaklı, sorumluluk tutarının azami miktarı aşmadığını göstermekle yükümlüdür.
- Alacaklı, fıkra 2 bent 2 kapsamındaki takip ve dava masraflarını talep ediyorsa, kefile uygun zamanda bildirimde bulunduğunu yazılı belge ile ispatlamakla yükümlüdür; bildirimin yapılmadığını ileri süren kefil ise bu savunmayı ispat eder.
- Akdi faiz kalemi için alacaklı, faizin işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıl sınırı içinde kaldığını hesap ve sözleşme belgeleriyle ispatlamalıdır; temerrüt faizi talebi ayrıca temerrüt tarihi ile gösterilir.
- Kefalet sözleşmesinin kurulma tarihi ile asıl borcun doğum tarihi arasındaki ilişki, sözleşme belgesi ve borç kayıtlarıyla ispatlanır; kefil, sözleşmeden önce doğmuş borcun kapsama alındığını sözleşme metninden hareketle savunabilir.
- Asıl borcun hükümsüzlüğü ve bu nedenle doğan zarar veya ceza koşulu talebi bakımından ispat yükü, bu kalemleri talep eden alacaklıdadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.582: Kefalet sözleşmesinin geçerlilik koşullarını düzenler; geçerli bir asıl borca kefil olunması m.589'un uygulanma ön koşuludur.
- 6098 sayılı Kanun m.590: Kefilin borçluya karşı rücu hakkını düzenler; m.589 kefilin alacaklıya karşı sorumluluğunu, rücu ise ödeme sonrası iç ilişkiyi belirler.
TBK m.590
Madde, kefilin asıl borçlunun iflası nedeniyle takibe maruz kalma halini, kefilin ayni güvence karşılığında takibin durdurulmasını isteme hakkını, asıl borcun muacceliyetinin bildirime bağlı olduğu hallerde bildirim süresinin kefil bakımından işlemeye başlama anını ve yabancı ülkede yerleşik borçlunun ödeme engellerinin kefile karşı takipte ileri sürülebilmesini düzenler. Kefilin takip karşısındaki korunması ve def'i hakları bakımından bütün kefalet türlerinde uygulanır. Madde, kefilin asıl borçlu aleyhine rehinlerden önce takibe uğramasını ve kefil sorumluluğunun doğumunu düzenlemez; kefilin borcu ödemesi üzerine alacaklının belge ve güvenceleri teslim yükümlülüğü (m.592) ile kefilin ödeme yapma ve kefaletten kurtulma talebi (m.593) ayrı maddelerde yer alır. Kefilin rücu hakkı (m.597 vd.) ve kefalet sözleşmesinin şekli ile geçerliliği de bu maddenin konusu değildir.
m.590: hangi kavramlar bilinmeli?
- Muacceliyet
- Borcun vadesinin gelmiş olması, yani alacaklının borcu talep edebilir hale gelmesidir. Asıl borç muaccel olmuş olsa bile kefile karşı takibin yapılabilmesi ayrıca kefalet borcunun vadesine bağlıdır.
- Kefilin takibinin durdurulması talebi
- Kefilin hâkimden, belirlenen süre sonuna kadar kendisine karşı başlatılmış takibin durdurulmasına karar verilmesini istemesidir. Talep ayni güvence karşılığında yapılır ve hâkim kararını bu güvenceye bağlar.
- Mevcut rehinlerin paraya çevrilmesi
- Asıl borç için verilmiş rehinlerin paraya çevrilmesi işlemidir. Bu gerçekleşinceye kadar kefile karşı takip durdurulabilir; rehinlerin paraya çevrilmesi, kefilin sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz.
- Kesin aciz belgesi
- Borçlu aleyhine yapılan takip sonucunda alacağın tahsil edilemediğini gösteren belgedir. Bu belge alındığında kefilin takibin durdurulmasını isteme hakkı sona erer.
- Konkordato kararı
- Borçlunun konkordato talebi üzerine mahkemece verilen karardır. Bu karar verildiğinde kefilin takibin durdurulmasını isteme hakkı sona erer.
- Ödeme engeli
- Borçlunun yerleşim yerinin bulunduğu yabancı ülkenin döviz, havale veya benzeri düzenlemeleri nedeniyle ödemenin imkânsız hale gelmesi ya da sınırlanmasıdır. Engelin yabancı ülkenin yasal düzenlemesinden doğması gerekir.
m.590: hangi şartlar aranır?
- Asıl borcun iflas nedeniyle daha önce muaccel olması, kefile karşı takip için kefalet borcunun vadesinin beklenmesini engellemez; kefile karşı takip ancak belirlenen vadeden sonra yapılabilir.
- Kefilin takibin durdurulmasını talep edebilmesi için ayni güvence sunması gerekir; bu güvence hâkimin takdirine bağlı olarak kabul edilir.
- Takibin durdurulması, mevcut rehinler paraya çevrilinceye, borçlu aleyhine yapılan takip sonucunda kesin aciz belgesi alınıncaya veya konkordato kararı verilinceye kadar talep edilebilir.
- Asıl borcun muacceliyeti alacaklı veya borçlunun önceden süre içeren bildirimine bağlıysa, kefil bakımından süre bu bildirimin kefile yapıldığı tarihte işlemeye başlar.
- Borçlunun yerleşim yeri yabancı bir ülkedeyse ve ödeme o ülkenin yasal düzenlemeleri (döviz, havale yasağı gibi) nedeniyle imkânsız ya da sınırlı hale gelmişse, yerleşim yeri Türkiye'de olan kefil bu sebeple takibe itiraz edebilir.
m.590: hangi sonuçları doğurur?
- Asıl borç iflas sebebiyle daha önce muaccel olsa bile kefile karşı, belirlenen vadeden önce takip yapılamaz.
- Kefil, ayni güvence karşılığında hâkimden mevcut rehinler paraya çevrilinceye, borçlu aleyhine yapılan takip sonucunda kesin aciz belgesi alınıncaya veya konkordato kararı verilinceye kadar takibin durdurulmasına karar verilmesini isteyebilir.
- Kefil ayni güvence göstermezse durdurma kararı talep edemez; bu durumda takip normal seyrinde devam eder.
- Asıl borcun muaccelliği bildirime bağlıysa kefil bakımından süre bildirimin kefile yapıldığı tarihte başlar; bildirim kefile yapılmadan kefil bakımından süre işlemez.
- Yerleşim yeri yabancı ülkede olan borçlunun ödemesi o ülkenin yasal düzenlemeleri nedeniyle imkânsızsa veya sınırlandırılmışsa, yerleşim yeri Türkiye'de olan kefil takibe bu sebeple itiraz edebilir.
- Kefil bu itirazı yalnız yerleşim yeri Türkiye'de olduğunda ileri sürebilir; yabancı ülke engeli kefilin yerleşim yeri Türkiye dışındaysa itiraz sebebi değildir.
- Madde, bütün kefalet türlerinde uygulanır; kefalet türüne göre ayrım yapmaz.
Asıl borcun muacceliyeti ile kefilin vadesi arasındaki fark nedir?
Asıl borç iflas nedeniyle daha önce muaccel olmuşsa, asıl borçlu bakımından takip mümkündür.
Kefile karşı takip, kefalet borcunun belirlenen vadesinden önce yapılamaz.
Asıl borcun muacceliği kefile karşı takibi kendiliğinden doğurmaz; alacaklı kefil bakımından ayrıca vadenin gelmesini beklemek zorundadır.
Vadeye bağlı muacceliyet ile bildirime bağlı muacceliyet arasındaki fark nedir?
Asıl borcun muaccel olması için bildirim gerekmiyorsa, kefilin sorumluluğu vade gelince doğar.
Asıl borcun muaccel olması alacaklı veya borçlunun önceden süre içeren bildirimine bağlıysa, kefil bakımından süre bildirimin kefile yapıldığı tarihte başlar.
Bildirim kefile yapılmadıkça kefil bakımından bildirim süresi işlemez; bildirimin kefile yapıldığı tarih esas alınır.
Rehinler paraya çevrilmeden takip ile ayni güvence karşılığında durdurma arasındaki fark nedir?
Alacaklı, asıl borç için verilmiş rehinleri paraya çevirmeden kefile karşı takip yapmak istediğinde kefil bunu durdurulmasını isteyebilir.
Kefil ayni güvence sunduğunda hâkim takibin durdurulmasına karar verebilir.
Durdurma kararı, rehinler paraya çevrilene, kesin aciz belgesi alınana veya konkordato kararı verilene kadar sürer; kefil ayni güvence sunmazsa bu hakkı kullanamaz.
Yerleşim yeri Türkiye'de olan borçlu ile yabancı ülkede olan borçlu arasındaki fark nedir?
Borçlunun yerleşim yeri Türkiye'deyse, ödeme engeli olmadığı sürece kefil borçlunun ödeme güçlüğünü takibe itiraz sebebi yapamaz.
Borçlunun yerleşim yeri yabancı ülkedeyse ve ödeme o ülkenin yasal düzenlemeleri nedeniyle imkânsızlaşmış ya da sınırlanmışsa, kefil bu sebeple itiraz edebilir.
Yabancı ülke engeli kefilin takibe itirazına dayanak olur; itiraz, kefilin yerleşim yerinin Türkiye'de olmasını gerektirir.
m.590: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Asıl borcun iflas nedeniyle muaccel olmasını, kefile karşı hemen takip yapılabileceği sonucuna bağlamak; kefil bakımından vadenin ayrıca gelmesi gerektiğini gözden kaçırmak.
- Kefilin durdurma talebini ayni güvence olmaksızın yapılabilir saymak; hâkimin durdurma kararını ancak ayni güvence karşılığında verebileceğini unutmak.
- Rehinlerin paraya çevrilmesini kefilin tüm sorumluluğunu sona erdiren bir olay saymak; madde yalnızca durdurma süresinin bitimini düzenler.
- Bildirime bağlı muacceliyette bildirim süresini asıl borçlu-alacaklı arasındaki bildirim tarihinden başlatmak; sürenin kefile yapılan bildirimle başladığını gözden kaçırmak.
- Yabancı ülke engelini her ödeme güçlüğü için geçerli saymak; madde yalnızca yabancı ülkenin yasal düzenlemesinden doğan ödeme engellerini ve yerleşim yeri Türkiye'de olan kefili kapsar.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kefile karşı takibin, asıl borçlunun iflası halinde bile kefalet vadesinin gelmesinden önce yapılamayacağı kabul edilmektedir. (İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2017/677 E., 2019/1099 K., 05.12.2019)
- Kefilin ayni güvence karşılığında takibin durdurulmasını istemesi, mahkemece rehinlerin paraya çevrilmesi, kesin aciz belgesi alınması veya konkordato kararı gibi sonuçlara bağlanmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1545 E., 2022/1187 K., 14.09.2022)
- Bildirime bağlı muacceliyet hallerinde kefilin sorumluluğunun doğumunun, bildirimin kefile yapılmasına bağlı olduğu kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/1805 E., 2024/4836 K., 10.06.2024)
- Kefilin, asıl borçlunun iflası veya ödeme güçlüğünü tek başına gerekçe yaparak sorumluluktan kurtulamayacağı, ancak vade ve ayni güvence koşullarını ileri sürebileceği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/4961 E., 2024/6521 K., 18.09.2024)
- Kefilin, asıl borçla ilgili olarak TBK 590 hükümlerine dayanarak takibe itiraz etmesi, mahkemece vadenin gelip gelmediği ve ayni güvencenin sunulup sunulmadığı açısından incelenmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/3807 E., 2024/6068 K., 05.09.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Kefile karşı takibi başlatan alacaklı, kefalet borcunun vadesinin geldiğini ispatlamakla yükümlüdür; kefalet sözleşmesi ve vade belgesi bu konuda esas delildir.
- Asıl borcun muaccelliğinin bildirime bağlı olduğunu iddia eden taraf, bildirimin kefile yapıldığını ve tarihini ihtarname veya tebliğ belgesiyle ispatlamalıdır.
- Kefil, ayni güvence sunduğunu ve takibin durdurulmasını talep ettiğini, teminatın niteliğini ve değerini belgeyle göstermelidir.
- Mevcut rehinlerin paraya çevrilmediğini ya da kesin aciz belgesi veya konkordato kararının bulunmadığını ileri süren kefil, bu durumu takip dosyası ve icra kayıtlarıyla ispatlar.
- Yabancı ülkede ödeme engeli bulunduğunu ileri süren kefil, o ülkenin yasal düzenlemesini ve borçlunun yerleşim yerini belgeyle ispatlamak zorundadır; kefilin yerleşim yerinin Türkiye'de olduğu da kefil tarafından gösterilmelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.593: Kefilin asıl borç muaccel olunca alacaklıdan ödemeyi kabul etmesini ve kefaletten kurtulmasını talep edebilmesini düzenler; m.590 ile birlikte kefilin korunma araçlarını oluşturur.
- 6098 sayılı Kanun m.592: Alacaklının ödeyen kefile borç senetlerini ve rehinleri teslim etme yükümlülüğünü düzenler; m.590/2'deki ayni güvence ve rehin paraya çevrilmesi ile bağlantılıdır.
- 6098 sayılı Kanun m.597: Kefilin ödeme sonrası rücu hakkını düzenler; m.590 kapsamındaki takip durdurulması ödeme sonrası rücu sürecinden ayrıdır.
TBK m.591
Madde, kefilin asıl borçluya ait def'ileri alacaklıya karşı ileri sürme hakkını ve bu konuda ileri sürme zorunluluğunu düzenler; asıl borçlunun kendi def'ilerinden vazgeçmesinin kefili bağlamayacağını, kefilin asıl borçluya ait def'ileri bilmeden ödeme yapmasının rücu hakkına etkisini ve kumar veya bahis borcuna kefalette kefilin def'i hakkını hükme bağlar. Kefilin hangi kişilerle ilişkide uygulanacağı, kefaletin geçerlilik koşulları ve kefalet sözleşmesinin kurulması bu maddede değil, kefaletin şekli ve kapsamı ile ilgili hükümlerde düzenlenir (TBK m.581-584). Kefilin alacaklıdan borç senetlerini ve rehinleri talep hakkı (m.592), kefilin ödeme yapması üzerine alacaklının ödemeyi kabul etme yükümlülüğü (m.593) ve rücu hakkının kapsamı ile zamanaşımı bu maddenin konusu değildir.
m.591: hangi kavramlar bilinmeli?
- Def'i
- Alacaklının talebine karşı borçlunun ileri sürebildiği, talebin reddini sağlayan savunma araçlarıdır. Kefil bu maddeye göre asıl borçlunun def'ilerini kendi adına alacaklıya karşı kullanabilir.
- Asıl borçlunun ödeme güçsüzlüğünden doğmayan def'iler
- Borcun sona ermesi, geçersizliği, zamanaşımı veya itiraz gibi borcun varlığına ya da miktarına ilişkin savunmalardır. Borçlunun malvarlığının yetersizliğine dayanan savunmalar bu kapsamda değildir.
- Yanılma veya ehliyetsizlik nedeniyle yükümlü olmayan borç
- Asıl borçlunun yanılma ya da sözleşme yapma ehliyetsizliği nedeniyle hiç doğmamış ya da geçersiz olan borcudur. Kefil bu tür bir borca bilerek kefil olmuşsa bu def'ileri ileri süremez.
- Kumar veya bahis borcu
- Kumar veya bahisten doğan ve hukuken geçersiz olan borçtur. Maddeye göre kefil, borcun bu niteliğini bilse bile asıl borçlunun def'ilerini ileri sürebilir.
- Rücu hakkının kaybı
- Kefilin ödediği borç nedeniyle asıl borçludan geri isteme hakkını, asıl borçlunun def'ileri bilinmeden ödeme yapılmış olması hâlinde kısmen ya da tamamen yitirmesidir. Kaybın ölçüsü, def'ilerin ileri sürülmüş olsaydı ödemeden kurtulacağı orandır.
m.591: hangi şartlar aranır?
- Kefil ile alacaklı arasında geçerli bir kefalet ilişkisi bulunmalıdır.
- Alacaklı kefilden talepte bulunduğunda, asıl borçluya ait def'iler kefil tarafından alacaklıya karşı ileri sürülmelidir; bu def'ilerin asıl borçlunun ödeme güçsüzlüğünden doğmaması gerekir.
- Asıl borç yanılma veya sözleşme yapma ehliyetsizliği ya da zamanaşımı sebebiyle borçlunun yükümlü olmadığı bir borç ise ve kefil bunu bilerek kefil olmuşsa, kefil bu def'ileri ileri süremez.
- Asıl borçlunun kendi def'ilerinden vazgeçmiş olması, kefilin o def'ileri alacaklıya karşı ileri sürme hakkını ortadan kaldırmaz.
- Kefil asıl borçluya ait def'ilerin varlığını bilmeden ödeme yaparsa rücu hakkını kural olarak korur; asıl borçlu kefilin bu def'ileri bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat etmelidir.
- Kumar veya bahisten doğan borca kefalette kefil, borcun bu niteliğini bilmiş olsa bile asıl borçlunun def'ilerini ileri sürebilir.
m.591: hangi sonuçları doğurur?
- Kefil, asıl borçluya ait ödeme güçsüzlüğü dışındaki def'ileri alacaklıya karşı ileri sürme hakkına sahiptir.
- Kefil, asıl borçluya ait def'ileri ileri sürmekle yükümlüdür; bunları ileri sürmemesi halinde alacaklının talebine karşı savunma imkânı kaybolur.
- Yanılma, ehliyetsizlik veya zamanaşımı sebebiyle borçlunun yükümlü olmadığı bir borca bilerek kefil olunmuşsa, kefil bu def'ileri alacaklıya karşı ileri süremez.
- Asıl borçlunun kendi def'ilerinden vazgeçmesi kefilin def'i hakkını ortadan kaldırmaz.
- Kefil asıl borçluya ait def'ilerin varlığını bilmeksizin ödemede bulunmuşsa rücu hakkına sahip olur.
- Asıl borçlu, kefilin def'ileri bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse kefil, def'iler ileri sürülseydi ödemeden kurtulacağı oranda rücu hakkını yitirir.
- Kumar veya bahis borcuna kefalette kefil borcun niteliğini bilse bile asıl borçlunun def'ilerini ileri sürebilir.
- Maddenin hükümleri kefilin alacaklıya karşı def'i hakkına ilişkindir; asıl borçlunun kendi haklarını ileri sürmesi bu madde ile sınırlandırılmaz.
- Kefilin def'ileri ileri sürme zorunluluğu emredici nitelikte değerlendirilir; bu hükmün sözleşmeyle kefil aleyhine değiştirilmesi bu maddenin kapsamına girer ve açık bir hüküm olmadan sonuç doğurmaz.
Ödeme güçsüzlüğü def'isi ile diğer def'iler arasındaki fark nedir?
Asıl borçlunun ödeme güçsüzlüğünden doğan savunmalar kefil tarafından alacaklıya karşı ileri sürülemez.
Borcun varlığı, sona ermesi, geçersizliği veya zamanaşımı gibi diğer def'iler kefil tarafından ileri sürülebilir.
Kefil yalnızca birinci gruptaki def'ileri alacaklıya karşı kullanabilir; ikinci gruptaki def'ilerin ileri sürülmesi kefilin zorunluluğundadır.
Bilerek kefalet ile bilmeden kefalet (ehliyetsizlik ve yanılma yönünden) arasındaki fark nedir?
Kefil, borcun yanılma, ehliyetsizlik ya da zamanaşımı nedeniyle borçlunun yükümlü olmadığı bir borç olduğunu bilerek kefil olmuşsa bu def'ileri ileri süremez.
Kefil bu durumu bilmeden kefil olmuşsa maddenin ilk fıkrasındaki hak ve zorunluluk geçerlidir.
Bilerek kefil olan kefil def'i hakkını yitirir; bilmeyen kefil def'ileri ileri sürer.
Asıl borçlunun def'iden vazgeçmesi öncesi ile sonrası arasındaki fark nedir?
Asıl borçlu kendi def'isinden vazgeçmişse, kefil bu def'ileri ileri sürebilir.
Asıl borçlunun def'i kullanılmasını engelleyen vazgeçmesi olmadığında kefil de bu def'iyi kendi adına kullanır.
Asıl borçlunun vazgeçmesi kefilin def'i hakkını kaldırmaz; kefil yine de bu def'iyi alacaklıya karşı ileri sürebilir.
Bilerek ödeme ile bilmeden ödeme (rücu yönünden) arasındaki fark nedir?
Kefil, asıl borçluya ait def'ilerin varlığını bilmeden ödeme yaparsa rücu hakkına sahip olur.
Asıl borçlu, kefilin def'ileri bildiğini veya bilmesi gerektiğini ispat ederse kefil, def'iler ileri sürülseydi ödemeden kurtulacağı ölçüde rücu hakkını kaybeder.
Kefilin rücu hakkı kural olarak korunur; ancak def'ileri bilmesi gereken kefil için rücu hakkı def'ilerin etkisi kadar azalır.
Kumar veya bahis borcu ile diğer borçlar arasındaki fark nedir?
Kumar veya bahisten doğan borca kefil olunmasında, kefil borcun niteliğini bilse bile asıl borçlunun def'ilerini ileri sürebilir.
Diğer borçlarda, bilerek kefil olunan geçersiz veya zamanaşımına uğramış borçta kefil def'i hakkını kaybeder.
Kumar veya bahis borcunda kefilin def'i hakkı, bu borcun niteliğini bilmesine rağmen korunmuştur.
m.591: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kefilin ödeme güçsüzlüğünden doğan savunmaları da alacaklıya karşı ileri sürebileceğini sanmak; bu savunmalar maddenin kapsamı dışındadır.
- Asıl borçlu def'iden vazgeçtiğinde kefilin de bu def'iyi kaybettiğini varsaymak; madde, kefilin ileri sürme hakkının korunduğunu açıkça belirtir.
- Kefilin borcu bilerek kefil olduğu her durumda def'i hakkını yitirdiğini düşünmek; yalnızca yanılma, ehliyetsizlik ya da zamanaşımı nedenli geçersiz borçlarda bu sonuç doğar.
- Rücu hakkının kaybını kefilin def'ileri bilmesi halinde tamamen kaybı olarak anlamak; kayıp, def'ilerin ileri sürülmüş olsaydı ödemeden kurtulacağı ölçüde kısmidir.
- Kumar veya bahis borcunda kefilin borcun niteliğini bilmesini def'i hakkını kaybetmesi için yeterli saymak; madde bunun tersini öngörür.
- Asıl borçlunun ispat yükünü kefil üzerine yüklemek; ispat yükü asıl borçludadır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kefilin asıl borçluya ait def'ileri ileri sürme zorunluluğu, kefalet sözleşmesinin kapsamını ve alacaklının talebinin hesap edilmesini etkileyen bir savunma olarak mahkemelerce incelenmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1346 E., 2024/2090 K., 26.12.2024; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/164 E., 2022/87 K., 27.01.2022)
- Garanti sözleşmesinde teminat veren kişinin bu def'i hakkına sahip olmadığı, kefaletle garanti arasındaki farkın bu maddeye göre belirlendiği kabul edilmektedir. (İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/161 E., 2025/357 K., 12.05.2025; İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/770 E., 2025/267 K., 10.04.2025)
- Kefilin ödeme yaptığı durumda rücu talebinin değerlendirilmesinde, kefilin def'ileri bilip bilmediği ve asıl borçlunun bu konudaki ispatı dikkate alınmaktadır. (3. Hukuk Dairesi, 2025/1135 E., 2025/5155 K., 23.10.2025)
- Kefilin rehin ve borç senetlerinin devrine ilişkin taleplerinde, ipoteğin devri veya kefil tarafından yapılan ödeme nedeniyle kefilin haklarının bu maddeyle birlikte değerlendirildiği görülmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/4536 E., 2024/832 K., 07.02.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Kefil def'i ileri sürdüğünde, def'inin asıl borçluya ait ve ödeme güçsüzlüğünden doğmayan bir savunma olduğunu ispat etmesi gerekir; bu, kefil tarafından ileri sürülen savunma bakımından ispat yüküdür.
- Rücu hakkının sınırlandırılması iddiasında ispat yükü asıl borçludadır; asıl borçlu kefilin def'ileri bildiğini veya bilmesi gerektiğini yazılı belge ya da tanık gibi delillerle ispatlamalıdır.
- Yanılma, ehliyetsizlik veya zamanaşımı nedeniyle borcun yükümlü olunmadığı iddiası, kefilin bu durumu bilerek kefil olduğunu ileri sürenin ispat yükü altındadır.
- Asıl borçlunun def'iden vazgeçtiğini ileri süren taraf, bu vazgeçmeyi yazılı beyanla ya da fiilî durumla ispatlamalıdır; vazgeçme kefilin def'i hakkını ortadan kaldırmadığı için bu ispat kefilin hakkına doğrudan etki etmez.
- Kumar veya bahis niteliğinin iddia edildiği durumda borcun bu niteliği, alacaklı ya da kefil tarafından, belge ve bilirkişi incelemesiyle ortaya konulabilir; kefilin bilmesi ise maddenin son fıkrası bakımından önem taşımaz.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.581: Kefalet sözleşmesinin şekli ve genel koşullarını düzenler; def'i hakkının dayanağı olan kefalet ilişkisinin geçerliliği bu maddeye tabidir.
- 6098 sayılı Kanun m.592: Kefilin ödeme yaptığında alacaklıdan borç senetlerini ve rehinleri talep edebilmesini düzenler; rücu hakkını kullanmasına yardım eder.
- 6098 sayılı Kanun m.593: Asıl borç muaccel olduğunda kefilin alacaklıya ödeme yapma ve kefaletten kurtulma hakkını düzenler; def'i hakkı ile birlikte kefilin korunma araçlarındandır.
TBK m.592
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 592. maddesi, alacaklının kefil karşısındaki özen ve teslim yükümlülüklerini düzenler. Maddede, alacaklının kefalet teminatını azaltması halinde kefilin sorumluluğunun azalması, çalışanlara kefalette özen yükümlülüğünün ihlali, borç senetleri ve rehinlerin teslimi ile bilgi verme borcu ve alacaklının ağır kusuruyla teminatı elinden çıkarmasının sonuçları yer alır. Madde, kefilin asıl borçlunun borcunu ödemeyi teklif etmesi halinde alacaklının bu ödemeyi kabul etme yükümlülüğünü düzenlemez (m.593). Alacaklı temerrüdü genel hükümleri (m.106 vd.) ile kefilin tartışma ve peşin dava def'i (m.585, m.590) bu maddenin kapsamında değildir. Kefilin rücu hakkı ve asıl borçlunun borçtan sorumluluğu da bu maddede düzenlenmez.
m.592: hangi kavramlar bilinmeli?
- Özel güvence
- Alacağın teminatı olmak üzere asıl borçludan veya kefalet sırasında sağlanan rehin, güvence ve rüçhan haklarıdır. Madde, bu güvencelerin alacaklı tarafından kefil aleyhine azaltılmasını düzenler.
- Rüçhan hakkı
- Alacağın diğer alacaklılara göre öncelikli karşılanmasını sağlayan haktır. Maddede bu hakkın azaltılması, kefilin sorumluluğunu azaltan bir nedendir.
- Gözetim yükümlülüğü
- Alacaklının, çalışanları üzerindeki denetim ve özen sorumluluğudur. Çalışanlara kefalet hâlinde bu özenin ihlali kefilin borçtan sorumluluğunu kaldırır.
- Ağır kusur
- Alacaklının belgeleri veya güvenceleri elinden çıkarırken gösterdiği, özen yükümlülüğünün çok ağır biçimde ihlali anlamına gelen kusur derecesidir. Hafif kusur bu sonucu doğurmaz.
- Haklı sebep
- Alacaklının yükümlülüklerini yerine getirmemesini veya güvenceyi elinden çıkarmasını meşru kılan ölçüttür. Haklı sebep varsa madde 592/son uygulanmaz.
m.592: hangi şartlar aranır?
- Kefalet sırasında var olan veya asıl borçludan sonradan alacağın özel güvencesi olarak elde edilen rehin, güvence veya rüçhan hakkının alacaklı tarafından kefilin zararına azaltılmış olması gerekir; bu hâlde kefilin sorumluluğu azalma oranında düşer, ancak zararın daha az olduğunu alacaklı ispat ederse bu sonuç doğmaz.
- Çalışanlara kefalet hâlinde alacaklının çalışanları üzerindeki gözetim yükümlülüğünü ihmal etmesi veya kendisinden beklenen özeni göstermemesi ve borcun bu sebeple doğmuş ya da bu özeni göstermesi hâlinde ulaşamayacağı ölçüde artmış olması gerekir.
- Alacaklının borcu ödeyen kefile, rücu haklarını kullanmasına yarayabilecek borç senetlerini teslim etmesi ve gerekli bilgileri vermesi gerekir.
- Kefalet sırasında var olan veya asıl borçlu tarafından alacak için sonradan sağlanan rehin ve diğer güvencelerin kefile teslim edilmesi veya devri için gerekli işlemlerin yapılması gerekir; alacaklının diğer alacakları nedeniyle sahip olduğu rehin ve hapis hakları kefilin haklarından önce geldiği ölçüde saklıdır.
- Alacaklının haklı bir sebep olmaksızın yükümlülüklerini yerine getirmemesi veya ağır kusuruyla mevcut belgeleri ya da sorumlu olduğu güvenceleri elinden çıkarması gerekir; bu hâlde kefil borcundan kurtulur.
m.592: hangi sonuçları doğurur?
- Alacaklı rehin, güvence veya rüçhan hakkını kefilin zararına azaltırsa, zararın daha az olduğunu alacaklı ispat etmedikçe kefilin sorumluluğu azalma oranında düşer.
- Kefil, fazladan ödediği miktarın geri verilmesini isteyebilir.
- Çalışanlara kefalette alacaklı gözetim yükümlülüğünü ihmal ederse veya kendisinden beklenen özeni göstermezse ve borç bu sebeple doğmuş ya da artmışsa, borcun tamamını veya artan kısmını kefilden isteyemez.
- Alacaklı, borcu ödeyen kefile rücu hakkını kullanmasına yarayacak borç senetlerini teslim etmek ve gerekli bilgileri vermekle yükümlüdür.
- Alacaklının haklı sebep olmaksızın ağır kusuruyla belgeleri veya güvenceleri elinden çıkarması hâlinde kefil borçtan kurtulur.
- Kefilin borçtan kurtulması hâlinde, ödediği miktarın geri verilmesini ve varsa ek zararının giderilmesini isteyebilir.
- Alacaklının diğer alacakları nedeniyle sahip olduğu rehin ve hapis hakları, kefilin haklarından önce geldiği ölçüde geçerliliğini korur.
Azaltma ile elden çıkarma arasındaki fark nedir?
Alacaklının rehin, güvence veya rüçhan hakkını kefilin zararına azaltması, kefilin sorumluluğunu kısmen düşürür.
Alacaklının ağır kusuruyla belgeleri veya güvenceleri elinden çıkarması, kefili tamamen borçtan kurtarır.
Azaltmada sorumluluk azalma oranında düşer ve kefil fazla ödemesinin iadesini isteyebilir; elden çıkarmada kefil borçtan tamamen kurtulur ve ödediğinin iadesi ile varsa ek zararının giderilmesini isteyebilir.
Genel kefalet ile çalışanlara kefalet arasındaki fark nedir?
Genel kefalette alacaklının teminat yönetimi azaltma ve teslim yükümlülükleri çerçevesinde değerlendirilir.
Çalışanlara kefalette alacaklının çalışanı üzerindeki gözetim ihmali ayrıca değerlendirilir.
Gözetim ihmali ve kendisinden beklenen özenin gösterilmemesi hâlinde alacaklı borcun tamamını veya artan kısmını kefilden isteyemez.
Alacaklının kendi alacağı için tuttuğu rehin ile kefilin hakları arasındaki fark nedir?
Alacaklının diğer alacakları nedeniyle sahip olduğu rehin ve hapis hakları vardır.
Kefilin rücu ve teminat haklarıdır.
Alacaklının diğer alacaklarına ilişkin rehin ve hapis hakları, kefilin haklarından sıraca önce geldiği ölçüde saklıdır ve kefil bu ölçüde bunlara karşı korunmaz.
Haklı sebep var ile haklı sebep yok arasındaki fark nedir?
Alacaklının yükümlülüklerini yerine getirmemesi veya güvenceyi elinden çıkarması haklı bir sebebe dayanıyorsa, sonuç doğmaz.
Haklı sebep olmaksızın ve ağır kusurla yapılan elden çıkarma söz konusuysa kefil borçtan kurtulur.
Haklı sebep bulunup bulunmaması, kefilin borçtan kurtulmasının koşulunu belirler.
m.592: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde 592/1'deki azaltmayı kefilin sorumluluğunu tamamen kaldırdığını sanmak; madde yalnızca azalma oranında sorumluluğun düşmesini öngörür.
- Alacaklının ağır kusuru ile hafif kusurunu karıştırmak; yalnız ağır kusurlu elden çıkarma kefili borçtan kurtarır.
- Çalışanlara kefalet hükmünü genel kefalet hükmü gibi uygulamak; gözetim ihmali yalnızca çalışanlara kefalette değerlendirilir.
- Alacaklının diğer alacakları için tuttuğu rehin ve hapis haklarını kefilin rehin haklarıyla eşit saymak; bu haklar kefilin haklarından sıraca önce geldiği ölçüde saklıdır.
- Madde 593'teki ödeme kabulü yükümlülüğünü 592 kapsamında saymak; ödeme kabulü ayrı bir maddedir.
- Kefilin fazla ödemesinin geri istenmesini tanımamak; madde 592/1 bu talebi açıkça saklı tutar.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Alacaklının ipoteği kefilin muvafakati olmadan fekettiği hâllerde, kefilin borçtan kurtulduğunun tespiti istenebildiği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/1939 E., 2024/5406 K., 01.07.2024)
- Alacaklı bankanın borcun tamamen ödenmeden ipoteği kaldırmasının, kefilin sorumluluğunu azaltacağı ve madde kapsamında değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/1863 E., 2026/579 K., 16.04.2026)
- Alacaklı bankanın rehin hakkını kefile devretmesi hâlinde, kefilin rücu haklarının korunması amacıyla madde hükmünün uygulandığı kabul edilmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2022/452 E., 2025/708 K., 12.09.2025)
- Protokole aykırı işlemler nedeniyle kefilin borçtan kurtulduğu sonucuna ulaşılması ve taşınmazın yolsuz tescilinin giderilmesinin istenebildiği kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2026/299 E., 2026/669 K., 09.04.2026)
Nasıl ispat edilir?
- Kefil, alacaklının teminatı azaltmasını, elden çıkarmasını veya çalışanlara ilişkin özen yükümlülüğünü ihlal ettiğini ileri süren taraf olarak bu olguyu ispatlamakla yükümlüdür.
- Teminatın azaltılması hâlinde, zararın daha az olduğunu alacaklının ispat etmesi gerekir; bu ispat yükü alacaklıdadır.
- Kefil, teminatın elden çıkarıldığını ve bunun alacaklının ağır kusuruyla gerçekleştiğini yazılı belge, tapu kaydı veya tanık ile ispatlayabilir.
- Alacaklı, haklı bir sebebin varlığını ve elden çıkarmanın kendi kusuru olmadığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Borç senetlerinin ve rehinlerin teslim edilmediğinin ispatı için kefilin talep ve teslim edilmeyen belge bakımından yazılı delil sunması gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.593: Kefilin asıl borç muaccel olduğunda ödemeyi kabul ettirme hakkını ve alacaklının bu ödemeyi haklı sebep olmadan reddetmesinin sonucunu düzenler; 592. maddeden farklı olarak ödeme kabulü konusunu kapsar.
- 6098 sayılı Kanun m.106: Alacaklı temerrüdünün genel hükümleridir; m.593 bu genel hükme göre özel hüküm niteliğindedir ve 592. maddenin uygulandığı alanla karışmamalıdır.
- 6098 sayılı Kanun m.596: Kefilin muvafakati olmadan ipoteğin fekedilemeyeceğine ilişkin olup, teminatın azaltılması durumunda 592. maddeyle birlikte değerlendirilir.
- 6098 sayılı Kanun m.582: Kişisel güvence veren kişinin sorumluluğunu düzenler; 592. maddeye göre kefilin sorumluluğunun kapsamını belirlemek için dayanak oluşturur.
- 6098 sayılı Kanun m.585: Tartışma def'ine ilişkin olup, 592. maddenin kapsamı dışındadır; kefilin hangi hallerde asıl borçluya başvurulmadan takip edilebileceğini düzenler.
TBK m.593
TBK m.593, kefilin asıl borç muaccel olduğunda alacaklıdan ödemeyi kabul etmesini isteme hakkını düzenler. Birinci fıkra borçlunun iflası hâlinde de bu hakkın varlığını teyit eder; ikinci fıkra birden çok kefil bulunduğunda kısmi ödemenin kabulünü ve alacaklının haklı sebep olmadan kabulden kaçınmasının sonucunu düzenler; üçüncü fıkra muacceliyet öncesi ödeme ile rücu hakkının sınırını belirler. Kanun, kefilin bu hakkını kefaletin türüne bakmaksızın tanır ve kefil sıfatıyla ödeme yapan kişiler bakımından uygulanır. Düzenlemediği konular arasında alacaklının borçluya ve kefile karşı belge teslimi ve bilgi verme borcu (m.592), kefilin rücu hakkının kapsamı ve kefalet sözleşmesinin şekli bulunur; bu konular ilgili maddelerde yer alır. Alacaklının temerrüdü genel hükmü (m.106) ile ilişkisi ise yalnız bağlantı olarak anılır.
m.593: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ödemenin kabulünü isteme hakkı
- Kefilin, asıl borç muaccel olduğunda alacaklıya borcun tamamını ya da bir kısmını ödemek istediğini bildirip alacaklının bu ödemeyi kabul etmesini talep edebilmesidir. Hak, borçlunun iflası hâlinde de kullanılabilir.
- Kısmi ödeme
- Birden çok kefil bulunan borçta, kefillerden birinin kendi payını aşmayan ya da ona düşen payı öneren ödemesidir. Alacaklı, bu ödemeyi önerene düşen paydan az olmamak koşuluyla kabul etmek zorundadır.
- Kefilin payı
- Birden çok kefil aynı borca kefil olduğunda her kefile düşen, borcun kefiller arasında bölüşülmesiyle ortaya çıkan miktardır. Kısmi ödemenin kabul edilip edilmeyeceği bu paya göre belirlenir.
- Haklı sebep
- Alacaklının ödemeyi kabul etmekten kaçınmasını meşru kılan objektif gerekçedir. Kanun bu sebebin varlığını alacaklı için bir savunma olarak öngörür; haklı sebep yoksa kabulden kaçınma kefil bakımından sonuç doğurur.
- Muaccel olmadan ödeme
- Asıl borç vadesi gelmeden, alacaklının rızasıyla kefilin ödeme yapmasıdır. Bu hâlde kefilin asıl borçluya karşı rücu hakkı borcun muaccel olmasına kadar doğmaz.
m.593: hangi şartlar aranır?
- Kefilin ödemenin kabulünü isteyebilmesi için asıl borcun muaccel olması gerekir; bu hak kefalet sözleşmesinin belirli süreli olup olmamasına bağlı değildir.
- Hak borçlunun iflası sebebiyle de kullanılabilir; iflas bu hakkı ortadan kaldırmaz.
- Birden çok kefil varsa kısmi ödeme öneren kefilin ödemesi, bunu öneren kefile düşen paydan az olmamalıdır.
- Alacaklı kabulden kaçınmak istiyorsa bu kaçınmanın haklı bir sebebe dayanması gerekir; haklı sebep yoksa kefil için sonuç doğar.
- Muaccel olmadan yapılacak ödeme için alacaklının rızası bulunmalıdır.
- Muaccel olmadan ödeme yapılmışsa kefil, asıl borçluya karşı rücu hakkını borcun muaccel olmasından önce kullanamaz.
m.593: hangi sonuçları doğurur?
- Asıl borç muaccel olduğunda kefil, alacaklıdan ödemeyi kabul etmesini her zaman isteyebilir.
- Borçlunun iflası bu hakkı ortadan kaldırmaz.
- Birden çok kefil varsa alacaklı, öneren kefile düşen paydan az olmamak koşuluyla kısmi ödemeyi kabul etmek zorundadır.
- Alacaklı haklı sebep olmaksızın kabulden kaçınırsa kefil borcundan kurtulur.
- Birlikte müteselsil kefalette alacaklının haklı sebep olmadan kabulden kaçınması hâlinde kefillerin sorumluluğu kendilerine düşen pay miktarınca azalır.
- Alacaklının rızası varsa kefil asıl borç muaccel olmadan da ödeme yapabilir.
- Muaccel olmadan yapılan ödemede kefil, asıl borçluya karşı rücu hakkını borcun muaccel olmasından önce kullanamaz.
- Alacaklının rızası yoksa kefil muaccel olmadan ödeme yaparak borcu sona erdiremez; bu durumda alacaklı ödemeyi kabul etmek zorunda değildir.
Tek kefil ile birden çok kefil arasındaki fark nedir?
Tek kefilin bulunduğu borçta kefil, borcun tamamını öder ya da kabul istemiş olur; alacaklının kısmi ödemeyi kabul zorunluluğu doğmaz.
Birden çok kefil bulunduğunda kefillerden biri payı kadar kısmi ödeme önerebilir ve alacaklı bunu, öneren kefile düşen paydan az olmamak koşuluyla kabul etmek zorundadır.
Kısmi ödemenin kabul zorunluluğu yalnız birden çok kefilin bulunduğu hâlde doğar; tek kefilde alacaklı kısmi ödemeyi kabul etmek zorunda değildir.
Müteselsil kefalet ile diğer kefalet türleri arasındaki fark nedir?
Birlikte müteselsil kefalette kefil, haklı sebep olmaksızın kabulden kaçınılması hâlinde kendisine düşen pay miktarınca sorumluluğundan kurtulur.
Müteselsil olmayan kefalette kabulden kaçınılması hâlinde kefil borcundan tamamen kurtulur.
Kurtulmanın kapsamı kefalet türüne göre değişir: tam kurtulma ya da yalnız payı kadar azalma.
Muacceliyetten sonra ödeme ile muacceliyetten önce ödeme arasındaki fark nedir?
Asıl borç muaccel olduktan sonra kefil ödemeyi kabul ettirebilir; alacaklının rızası aranmaz.
Asıl borç muaccel olmadan kefil ödeme yapacaksa alacaklının rızası gerekir.
Muaccel olmadan yapılan ödemede kefil, asıl borçluya karşı rücu hakkını ancak muacceliyet anından sonra kullanabilir.
Haklı sebep bulunan ile bulunmayan kabulden kaçınma arasındaki fark nedir?
Alacaklının kabulden kaçınmasını haklı kılan bir sebep varsa kefilin borcundan kurtulması doğmaz.
Haklı bir sebep yoksa kabulden kaçınma kefilin borcundan kurtulmasına yol açar.
Kefilin kurtulması, alacaklının kabulden kaçınmasında haklı sebebin bulunmamasına bağlıdır.
m.593: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tek kefilli borçta da alacaklının kısmi ödemeyi kabul etmek zorunda olduğunu sanmak; zorunluluk yalnız birden çok kefil bulunduğunda doğar.
- Her kefalet türünde alacaklının kabulden kaçınmasının kefili tamamen kurtaracağını varsaymak; birlikte müteselsil kefalette kurtulma yalnız kendi payı kadar azalma biçimindedir.
- Muacceliyetten önce kefilin rızasız ödeme yapıp asıl borçluya rücu edebileceğini düşünmek; rıza yoksa ödeme borcu sona erdirmez ve rücu hakkı muacceliyetten önce kullanılamaz.
- Borçlunun iflasının kefilin bu hakkını ortadan kaldırdığını sanmak; kanun iflası açıkça bu hakkın kullanımına engel saymaz.
- Haklı sebep olmadan kabulden kaçınmanın kefili her durumda kurtardığını düşünmek; kefilin kurtulması kefalet türüne bağlıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kefilin ödemeyi kabul ettirme hakkının, kefalet sözleşmesinin belirli süreli olup olmamasına bakılmaksızın muacceliyet anında doğduğu kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/164 E., 2022/87 K., 27.01.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Kefil, ödemeyi kabul ettirme hakkını ileri sürdüğünde asıl borcun muaccel olduğunu ve kendisinin kefil sıfatını taşıdığını ispatlamalıdır; kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmışsa belge bu ispatı sağlar.
- Birden çok kefil varsa kısmi ödemeyi öneren kefil, kendi payını ve bu payın öneri anındaki miktarını ispatlamalıdır.
- Alacaklı kabulden kaçınmasının haklı sebebe dayandığını savunuyorsa bu sebebi ispat etmelidir; haklı sebep yoksa kefilin borcundan kurtulması doğar.
- Muaccel olmadan yapılan ödemede kefil, alacaklının rızasının bulunduğunu ispatlamak zorundadır; rıza yoksa rücu hakkı da doğmaz.
- Borçlunun iflası savunması ileri sürülüyorsa iflas kararının varlığı resmi belgeyle ispatlanır; iflasın hakkı ortadan kaldırmadığı hükmü bu ispatı gerektirmez.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.106: Alacaklının temerrüdü genel hükmüdür. Kefilin ödemenin kabulünü isteme hakkı, m.593'ün alacaklıya getirdiği özel yükümlülük olarak bu genel hükmün yerini alır; kanun koyucu bu bakımdan m.593'ü özel hüküm sayar.
- 6098 sayılı Kanun m.592: Kefil ödeme yaptığında alacaklının senetleri teslim etme ve bilgi verme borcunu düzenler. m.593 ödemenin kabulünü, m.592 ise ödeme sonrası alacaklının yükümlülüklerini düzenler; ikisi birlikte uygulanır.
TBK m.594
Bu madde, kefalet ilişkisinde alacaklının kefile karşı bildirim yükümlülüklerini ve iflas ile konkordato hâllerinde alacağını kaydettirme yükümlülüğünü düzenler. Asıl borçlunun geciken ödemesinin kefile bildirilmesi, kefilin talebi üzerine asıl borcun kapsamı hakkında bilgi verilmesi, iflas ve konkordato hâllerinde alacağın kaydettirilmesi ve borçlunun iflas veya konkordato mehlini öğrenince kefile bildirim, ile bu yükümlülüklere uyulmamasının yaptırımı konularını kapsar. Madde alacaklı ile kefil arasındaki ilişkiye uygulanır. Kefilin borçluya karşı rücu ve güvence isteme haklarını düzenlemez (m.594'ün altındaki başlık, kefil ile borçlu arasındaki ilişkiyi konu alır; ayrıntısı ilgili maddelerde yer alır). Kefalet sözleşmesinin kuruluşu ve geçerlilik şartları bu maddede yer almaz (kefaletin şekli ve kapsamı ilgili maddelerdedir). Asıl borçlunun temerrüdünün hukuki sonuçları ve borcun ödenmesi usulleri de bu maddenin konusu değildir."
m.594: hangi kavramlar bilinmeli?
- Bildirim yükümlülüğü
- Alacaklının asıl borçlunun gecikmesini kefile haber verme borcudur. Yalnızca anapara ya da yarım yıllık döneme ait faiz ödemesinin ya da yıldan yıla yapılması öngörülen anapara ödemelerinin altı ay gecikmesi hâlinde doğar.
- Kaydettirme yükümlülüğü
- Asıl borçlunun iflasına karar verilmesi veya konkordato istemesi hâlinde alacaklının alacağını iflas masasına ya da konkordato sürecine bildirmek ve haklarını korumak için gerekli adımları atması borcudur.
- Konkordato mehli
- Borçlunun konkordato talebi üzerine mahkemece tanınan, alacakların ödenmesinin ertelenmesi süresidir. Alacaklının bunu öğrendiği anda kefile bildirim yapması gerekir.
- Asıl borcun kapsamı
- Kefilin talebi üzerine alacaklının her zaman bildirmekle yükümlü olduğu, asıl borcun tutarı ve durumuna ilişkin bilgidir.
- Kefilin uğradığı zarar
- Alacaklının bildirim veya kaydettirme yükümlülüğüne aykırılığı nedeniyle kefilin gördüğü ve bu yaptırımın ölçüsünü oluşturan zarar miktarıdır.
m.594: hangi şartlar aranır?
- Asıl borçlunun anaparayı veya yarım yıllık döneme ait faizi ya da yıldan yıla ödenmesi öngörülen anapara taksitlerini ödemede altı ay gecikmiş olması gerekir.
- Bu gecikme hâlinde alacaklının durumu kefile bildirmesi gerekir; kefilin talebi bulunmasa bile bildirim yükümlülüğü doğar.
- Kefil talepte bulunduğunda alacaklının her zaman asıl borcun kapsamı hakkında kefile bilgi vermesi gerekir.
- Asıl borçlunun iflasına karar verilmiş veya borçlu konkordato istemiş olmalıdır; bu hâllerde alacaklının alacağını kaydettirmesi ve haklarını korumak için gerekeni yapması gerekir.
- Alacaklının borçlunun iflas ettiğini veya borçluya konkordato mehli verildiğini öğrenmesi üzerine kefile bildirimde bulunması gerekir.
- Alacaklı bu yükümlülüklerden birini yerine getirmemiş olmalıdır; yükümlülüğün yerine getirilmemesi kefilin zararı ile sonuçlanmalıdır.
m.594: hangi sonuçları doğurur?
- Asıl borçlu anaparayı veya yarım yıllık faizi ya da yıllık anapara taksitini altı ay gecikirse, alacaklı durumu kefile bildirmek zorundadır.
- Kefil talep etmişse alacaklı, gecikme olmasa bile asıl borcun kapsamı hakkında her zaman bilgi vermek zorundadır.
- Asıl borçlunun iflasına karar verilmişse veya konkordato istenmişse alacaklı alacağını kaydettirmek zorundadır.
- Alacaklı borçlunun iflasını veya konkordato mehlini öğrendiği anda kefile bildirimde bulunmalıdır.
- Alacaklı yukarıdaki yükümlülüklerden birini yerine getirmezse, kefilin uğradığı zarar miktarınca kefile karşı haklarını kaybeder.
- Kaybedilen haklar kefilin uğradığı zarar ile sınırlıdır; alacaklının tüm alacağını kaybettiği anlamına gelmez.
- Gecikme bildirimi yapılmadan kefilin ödeme yapması hâlinde ödeme, kefilin bildirim yükümlülüğü eksikliğinden doğan zarar kadar alacaklıya karşı ileri sürülemez.
Gecikme bildirimi ile kapsam bilgisi arasındaki fark nedir?
Altı aylık gecikme hâlinde bildirim, borçlunun temerrüdü üzerine doğan ve kefilin ödeme ihtimalini bilmesine yönelik bir yükümlülüktür.
Kapsam bilgisi ise gecikme beklenmeksizin, yalnızca kefilin talebi üzerine her zaman verilecek bilgidir.
Bildirim yükümlülüğü süre (altı ay) şartına bağlıdır; kapsam bilgisi yükümlülüğü ise talebe bağlıdır ve süre şartı aranmaz.
İflas / konkordato kaydettirme / öğrenme bildirimi: fark nedir?
İflas kararı veya konkordato talebi hâlinde alacaklı alacağını kaydettirmek zorundadır; bu bir eylem yükümlülüğüdür.
Borçlunun iflasını veya konkordato mehlini öğrenme anında kefile bildirim ise öğrenmeye bağlı ayrı bir bildirim yükümlülüğüdür.
Kaydettirme yükümlülüğü iflas kararı veya konkordato talebi ile doğar; kefile bildirim ise alacaklının öğrenme anına bağlanır ve ayrıca yerine getirilmelidir.
m.594: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Gecikme süresini altı aydan daha kısa ya da daha uzun almak; sürenin yalnızca anapara ve yarım yıllık faiz ile yıldan yıla anapara ödemelerinde işlediğini gözden kaçırmak.
- Kefilin talebi aranmaksızın her zaman kapsam bilgisi verilmesi gerektiğini, bildirim yükümlülüğünün ise süre şartına bağlı olduğunu karıştırmak.
- Alacaklının yükümlülüğe aykırılığında tüm alacağını kaybettiği sonucuna varmak; yaptırımın kefilin uğradığı zarar ile sınırlı olduğunu gözden kaçırmak.
- Konkordato mehli öğrenme anı ile iflas kararı anını aynı kabul etmek; kefile bildirim yükümlülüğünün öğrenme anına bağlı olduğunu unutmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kefalet ilişkilerinde bu maddeye aykırılık, alacaklının kefile karşı haklarının kaybı biçiminde değerlendirilmekte; kayıp kefilin uğradığı zarar ile sınırlandırılmaktadır. (Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/119 E., 2023/379 K., 25.05.2023)
- Konkordato mehlinin kefile bildirilmesi için alacaklının mehli öğrendiği anda ve kefile yapılan bildirimin usulüne uygun olup olmadığı dikkate alınmaktadır. (Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/119 E., 2023/379 K., 25.05.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Alacaklı, kefile bildirimde bulunduğunu yazılı belge (ihtarname, bildirim yazısı) ile ispatlamalıdır; bildirimin yapılmadığını ileri süren kefil bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
- Asıl borçlunun altı aylık gecikmesi, ödeme kayıtları ve vade belgeleri ile ispatlanır; gecikmenin varlığını ileri süren taraf bunu ispat etmelidir.
- Kefilin uğradığı zarar miktarı, kefilin ödediği tutar ve alacaklının bildirim yapmamasının sonucunda doğan kayıp ile ispatlanır.
- Asıl borçlunun iflası veya konkordato mehli kararı, mahkeme kararı ile ispatlanır; alacaklının öğrenme anı da belgeyle gösterilmelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.594: Bu maddenin kendisi; madde, kefilin korunmasına yönelik bildirim ve kaydettirme yükümlülüklerini içerir.
- 6098 sayılı Kanun m.595: Kefilin borçlu ile ilişkisine ait ayrı bir hükümdür ve bu maddenin başlığı altındaki diğer düzenlemelerdir; bu maddeyle birlikte okunur.
TBK m.595
TBK m.595, kefilin asıl borçludan iki ayrı talepte bulunabileceği halleri düzenler: asıl borçludan güvence verilmesini ve muaccel olmuş borçta kefili borçtan kurtarmasını isteme hakkı. Bu talep üç hâle bağlanmıştır: asıl borçlunun kefile karşı üstlendiği yükümlülüğe, özellikle belli süre içinde borçtan kurtarma vaadine aykırı davranması; asıl borçlunun temerrüde düşmesi veya yerleşim yerini yurt dışına nakletmesiyle takibin önemli ölçüde güçleşmesi; asıl borçlunun mali durumunun kötüleşmesi, güvencelerin değer kaybetmesi ya da borçlunun kusuru sonucunda kefil için tehlikenin kefaletin kurulduğu tarihe göre önemli ölçüde artması. Madde kefilin alacaklıya ödeme yapmasından doğan rücu hakkını düzenlemez; bu, TBK m.596 ve devamında yer alır. Kefilin asıl borçlu aleyhine ayrıca açabileceği genel dava ve ifa sonrası halefiyet de bu maddenin konusu değildir. Kefaletin geçerlilik şartları (m.583 ve devamı) ile müteselsil kefalet ayrıntıları da bu maddenin kapsamı dışındadır.
m.595: hangi kavramlar bilinmeli?
- Güvence verilmesi talebi
- Kefilin, asıl borçludan kefaletten doğacak riske karşı teminat göstermesini isteyebilmesidir. Talep, madde metnindeki üç halden birinin gerçekleşmesine bağlıdır ve borcun muaccel olup olmamasına bakılmaksızın ileri sürülebilir.
- Borçtan kurtarma talebi
- Kefilin, asıl borç muaccel olmuşsa asıl borçludan kendisini kefalet borcundan kurtarmasını istemesidir. Muacceliyet koşulu bu talep için aranır; güvence talebinde ise aranmaz.
- Temerrüt
- Asıl borçlunun borcunu muaccel olduğu hâlde ifa etmemesi durumudur. Maddede temerrüt, takibin güçleşmesi hâlinin nedenlerinden biri olarak yer alır.
- Tehlikenin önemli ölçüde artması
- Kefilin üstlendiği riskin kefaletin yapıldığı tarihe göre belirgin biçimde yükselmesidir. Mali durumun kötüleşmesi, güvencelerin değer kaybetmesi ve borçlunun kusuru bu artışın nedenleri olarak sayılmıştır; ölçü kefaletin kurulma anıdır.
- Güvencelerin değer kaybetmesi
- Asıl borç için verilmiş rehin, ipotek veya diğer teminatların kefalet anındaki değerini yitirmesidir. Bu hâl, kefilin riskini doğrudan artırdığı için madde kapsamında sayılır.
m.595: hangi şartlar aranır?
- Kefil ile asıl borçlu arasında geçerli bir kefalet ilişkisinin bulunması gerekir.
- Maddedeki üç halden en az birinin gerçekleşmiş olması gerekir: asıl borçlunun kefile karşı üstlendiği yükümlülüğe, özellikle belli süre içinde borçtan kurtarma vaadine aykırı davranması; asıl borçlunun borcunu vadesi geldiği halde ödemekte gecikmesi veya oturduğu yeri başka bir ülkeye taşıması yüzünden takibin önemli ölçüde güçleşmesi; ya da asıl borçlunun mali durumunun kötüleşmesi, güvencelerin değer kaybetmesi veya borçlunun kusuru sonucunda kefil için tehlikenin kefaletin yapıldığı tarihe göre önemli ölçüde artması.
- Güvence verilmesi talebi bakımından borcun muaccel olmuş olması aranmaz; kefil yalnızca güvence isteyebilir.
- Borçtan kurtarma talebi için asıl borcun muaccel olmuş bulunması gerekir.
- Kefil talebini asıl borçluya karşı yöneltmelidir; talep alacaklıya karşı değil asıl borçluya yöneltilir.
m.595: hangi sonuçları doğurur?
- Üç halden birinin gerçekleşmesi hâlinde kefil, asıl borçludan güvence verilmesini isteyebilir.
- Asıl borç muaccel olmuşsa ve üç halden biri gerçekleşmişse kefil, asıl borçludan kendisini borçtan kurtarmasını isteyebilir.
- Asıl borç muaccel değilse kefil yalnızca güvence talep edebilir; borçtan kurtarılmasını isteyemez.
- Kefilin talebi yerine getirilmezse kefil, bu hakkı dava yoluyla ileri sürebilir; madde bu talep üzerine hangi yaptırımın uygulanacağını ayrıca düzenlemez.
- Kefilin üstlendiği tehlike önemli ölçüde artmamışsa ya da bu artış borçlunun kusurundan veya kefaletten sonra ortaya çıkan olaylardan kaynaklanmıyorsa talep doğmaz.
Güvence talebi ile borçtan kurtarma talebi arasındaki fark nedir?
Kefil yalnızca güvence verilmesini isteyebilir; bunun için borcun muaccel olması şart değildir.
Kefil kendisini borçtan kurtarmasını isteyebilmek için asıl borcun muaccel olmuş olmasını ortaya koymalıdır.
Vadesi gelmemiş bir borçta kefil yalnızca teminat isteyebilir, doğrudan kurtarılmasını isteyemez.
Birinci fıkra bent 1 ile birinci fıkra bent 2 ve 3 arasındaki fark nedir?
Bent 1 asıl borçlunun kefile karşı üstlendiği özel yükümlülüğe, özellikle belirli süre içinde kurtarma vaadine aykırılığa dayanır; ihlal sözleşmeye dayalıdır.
Bent 2 ve 3 temerrüt, takibin güçleşmesi, mali durumun kötüleşmesi veya teminatın değer kaybetmesi gibi objektif durumlara dayanır.
Bent 1'de sözleşmeye aykırılık yeterlidir; bent 2 ve 3'te ise tehlikenin veya takibin güçleşmesinin önemli ölçüde olması aranır.
Yerleşim yeri nakli ile temerrüt arasındaki fark nedir?
Yerleşim yerinin başka bir ülkeye nakli, takibin güçleşmesi için tek başına ileri sürülebilen bir nedendir.
Temerrüt ise borçlunun borcunu muaccel olduğu hâlde ödememesidir.
Her iki hâlde de takibin önemli ölçüde güçleşmiş olması aranır; nakil ayrıca ülke değişikliğine bağlıdır.
m.595: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Güvence talebini muacceliyet şartına bağlamak; oysa muacceliyet yalnızca borçtan kurtarma talebi için aranır.
- Üç halin tamamını birlikte aramak; maddede bunlardan birinin gerçekleşmesi yeterlidir.
- Tehlikenin artışını kefaletin yapıldığı tarih yerine talep tarihine göre ölçmek; ölçü kefaletin kurulduğu tarihtir.
- Temerrüt ile takibin güçleşmesini aynı koşul saymak; bent 2 iki ayrı nedeni birlikte düzenler ve her biri ayrıca değerlendirilir.
- Kefilin rücu hakkı (m.596) ile m.595'teki talebi karıştırmak; m.595 ödeme yapılmadan önceki taleplerdir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kefilin güvence talebinin, asıl borçlunun mali durumunun gerçekten kötüleştiğinin somut olaylarla ortaya konulmasına bağlandığı kabul edilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Güvence veya borçtan kurtarma talebini ileri süren kefil, m.595'teki hallerden birinin gerçekleştiğini ispatla yükümlüdür.
- Temerrüt ve muacceliyet bakımından alacaklının veya kefilin elindeki yazılı belgeler (ihtar, vade bilgisi, sözleşme) öne çıkar.
- Mali durumun kötüleşmesi ve teminatların değer kaybı, bilirkişi incelemesi, mali tablolar ve tapu ya da değerleme raporları ile ispatlanabilir.
- Kefaletin yapıldığı tarihteki durum ile sonraki durumun karşılaştırılması gerektiğinden, kefil bu iki tarih arasındaki değişikliği ortaya koymalıdır.
- Asıl borçlu, tehlikenin önemli ölçüde artmadığını veya kendi kusurunun bulunmadığını ileri sürerse bu savunmayı ispatlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.596: Ödeme yapan kefilin alacaklının haklarına halef olması ve asıl borçluya rücu imkânını düzenler; m.595'in borçtan kurtarma talebinden ayrı, ödeme sonrası rücu yoludur.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.583: Kefaletin geçerlilik koşullarını düzenler; m.595'teki talepler ancak geçerli bir kefalet ilişkisi varsa ileri sürülebilir.
TBK m.596
Madde, kefilin alacaklıya ifada bulunmasıyla alacaklının haklarına halef olmasını, bu hakların ne zaman kullanılabileceğini, rehin ve diğer güvencelerin devrinin sınırlarını, rehin paraya çevrildiğinde veya borç rehin verenin malikince ödendiğinde malikin rücu hakkını, kefilin rücu hakkına ilişkin zamanaşımının başlangıcını ve dava hakkı doğmayan ya da yanılma veya ehliyetsizlik nedeniyle asıl borçluyu bağlamayan borç için ödeme halini düzenler. Kefil ile asıl borçlu arasındaki iç ilişkiden doğan istem ve def'iler de maddenin üçüncü fıkrasıyla saklı tutulur. Kefilin asıl borçluya karşı ödeme sonrası rücuunun esasları ile kefalet sözleşmesinin kurulması, geçerliliği ve kapsamı bu maddede düzenlenmez; kefaletin şekli ve geçerlilik koşulları (m.583 ve devamı), kefilin bildirim yükü ve kefilin borçlu ile ilişkisi bakımından ayrı hükümlere tabidir. Vekâlet sözleşmesine ilişkin hükümler de yalnızca maddenin son fıkrasında yapılan atıf kapsamında uygulanır.
m.596: hangi kavramlar bilinmeli?
- Halefiyet (kefilin alacaklının haklarına halef olması)
- Kefilin alacaklıya yaptığı ifade oranında alacaklının alacak ve güvence haklarının kefile geçmesidir. Geçiş yalnızca ifada bulunulan ölçüde gerçekleşir; kısmi ifada kefil, buna karşılık gelen kadar halef olur.
- Halefiyetin kullanım zamanı
- Kefil halef olduğu hakları, asıl borç muaccel olduktan sonra kullanabilir. Asıl borç henüz muaccel değilken bu haklar ileri sürülemez.
- Güvenceye halefiyet sınırı
- Kefil, rehin hakları ile aynı alacak için sağlanmış diğer güvencelerden yalnızca kefalet anında var olanlara veya asıl borçlunun sonradan bu alacak için özellikle verdiklerine halef olur. Aksi kararlaştırılmadıkça bu sınır geçerlidir.
- Ön sıra hakkı
- Kısmi ifada bulunan kefil rehin hakkının yalnızca kendi ödediği kısmına halef olur; alacaklının rehin konusu üzerindeki kalan alacağı kefilin rehin hakkından önce gelir.
- Malikin rücu hakkı
- Borç rehin veren malik tarafından ödendiğinde ya da rehin paraya çevrildiğinde malikin kefile karşı rücu hakkı, yalnızca kefil ile malik arasında anlaşma varsa veya rehin sonradan üçüncü kişi tarafından verilmişse doğar.
- Dava hakkı vermeyen borç
- Hukuken icra edilemeyen, yani dava yoluyla istenemeyen borçtur. Bu borç için yapılan ödeme kefile asıl borçluya karşı rücu hakkı vermez.
m.596: hangi şartlar aranır?
- Kefilin alacaklıya ifada bulunmuş olması gerekir; halefiyet yalnızca bu ifadenin yapıldığı ölçüde doğar.
- Kefilin kullanacağı halefiyet hakları için asıl borcun muaccel olmuş bulunması gerekir.
- Rehin ya da diğer güvencelere halefiyetin kapsamı için bu güvencenin kefalet anında var olması veya asıl borçlu tarafından sonradan bu alacak için özellikle verilmiş olması aranır; aksi kararlaştırılmamış olmalıdır.
- Kısmi ifada bulunulmuşsa halefiyet yalnızca ödenen kısmı karşılayan rehin hakkıyla sınırlı kalır ve alacaklının kalan alacağı kefilin rehin hakkından önce gelir.
- Rehin paraya çevrildiğinde veya borç rehin veren malik tarafından ödendiğinde, malikin kefile rücu hakkı kullanılabilmesi için kefil ile malik arasında böyle bir anlaşma bulunmalı ya da rehin sonradan üçüncü bir kişi tarafından verilmiş olmalıdır.
- Kefilin rücu hakkına ilişkin zamanaşımı işlemeye başlamak için kefilin alacaklıya ifada bulunmuş olması gerekir.
- Kefilin asıl borçluya karşı rücu hakkı doğmaz; ancak borç dava hakkı vermeyen bir borç ise veya yanılma ya da ehliyetsizlik nedeniyle asıl borçluyu bağlamıyorsa ödeme yapılmış olmalıdır.
- Zamanaşımına uğramış bir asıl borç için kefil, borçlunun vekili sıfatıyla sorumluluk üstlenmişse asıl borçlunun vekâlet hükümlerine göre sorumlu tutulması için bu üstlenmenin varlığı gerekir.
m.596: hangi sonuçları doğurur?
- Kefil alacaklıya ifada bulunduğu ölçüde alacaklının haklarına halef olur.
- Halef olunan haklar asıl borç muaccel olmadan kullanılamaz; muaccel olduktan sonra kullanılabilir.
- Aksi kararlaştırılmadıkça kefil, rehin haklarının yanı sıra yalnızca kefalet anında var olan veya asıl borçlu tarafından sonradan bu alacak için özellikle verilmiş diğer güvencelere halef olur.
- Kısmi ifadede kefil, rehin hakkının yalnızca karşılığı olan kısmına halef olur ve alacaklının kalan alacağı ön sırada gelir.
- Rehin paraya çevrildiğinde veya malik tarafından ödendiğinde, malik kefil ile anlaşma yoksa ya da rehin üçüncü kişi tarafından verilmemişse kefile rücu edemez.
- Kefilin rücu hakkına ilişkin zamanaşımı, alacaklıya ifada bulunulduğu anda başlar.
- Dava hakkı vermeyen ya da yanılma veya ehliyetsizlik nedeniyle asıl borçluyu bağlamayan borç için yapılan ödemede kefilin asıl borçluya karşı rücu hakkı yoktur.
- Zamanaşımına uğramış asıl borcu borçlunun vekili olarak üstlenen kefil için asıl borçlu vekâlet sözleşmesi hükümleri uyarınca sorumlu olur.
- Kefil ile asıl borçlu arasındaki iç ilişkiden doğan istem ve def'iler halefiyet sonucunda ortadan kalkmaz; saklıdır.
Kefilin halefiyeti ile kefilin iç ilişkiden doğan def'ileri arasındaki fark nedir?
Kefil alacaklının haklarına halef olur ve bu hakları asıl borç muaccel olunca kullanabilir.
Kefil ile asıl borçlu arasındaki hukuki ilişkiden doğan istem ve def'iler ise halefiyetten bağımsız olarak saklıdır.
Kefil, halef olduğu alacaklı hakkını kullanırken asıl borçlunun kendisine karşı ileri sürebileceği def'ilerden de etkilenebilir; halefiyet kefile iç ilişkideki def'ileri ortadan kaldırmaz.
Rehin hakkına halefiyet ile diğer güvencelere halefiyet arasındaki fark nedir?
Kefil rehin haklarının ilgili kısmına halef olur.
Rehin dışındaki diğer güvencelere ise yalnızca kefalet anında var olan ya da asıl borçlunun sonradan bu alacak için özellikle verdiği güvencelere halef olur.
Aksi kararlaştırılmamışsa, kefilin halef olmadığı sonradan verilmiş genel güvenceler kefile geçmez.
Kısmi ifada bulunan kefil ile tam ifada bulunan kefil arasındaki fark nedir?
Kısmen ifada bulunan kefil yalnızca ödediği kısmı karşılayan rehin hakkına halef olur.
Tam ifada bulunan kefil alacaklının tüm haklarına, dolayısıyla rehin hakkının tamamına halef olur.
Kısmi ifadede alacaklının kalan alacağı kefilin rehin hakkından önce gelir; kefil ön sırada değildir.
Rehin paraya çevrilmesi veya malikin ödemesi ile rehin verenin başkası olması arasındaki fark nedir?
Rehin paraya çevrildiğinde veya borç rehin veren malik tarafından ödendiğinde ve malik kefil ile arasında anlaşma yoksa, malik kefile rücu edemez.
Rehin sonradan üçüncü bir kişi tarafından verilmişse malik kefile karşı rücu hakkını kullanabilir.
Anlaşma yoksa ve rehin üçüncü kişi tarafından verilmemişse malikin kefile karşı rücu hakkı doğmaz; üçüncü kişi tarafından verilmişse doğar.
Dava hakkı vermeyen veya bağlamayan borç ile zamanaşımına uğramış borç için vekil sıfatıyla üstlenme arasındaki fark nedir?
Dava hakkı vermeyen ya da yanılma veya ehliyetsizlik nedeniyle asıl borçluyu bağlamayan borçta kefilin ödemesi, asıl borçluya karşı rücu hakkı vermez.
Zamanaşımına uğramış asıl borcu borçlunun vekili sıfatıyla üstlenen kefil, vekâlet hükümlerine göre rücu hakkı kazanabilir.
İlk halde rücu yoktur; ikinci halde asıl borçlu, vekâlet sözleşmesi hükümleri uyarınca sorumlu olur.
m.596: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kefilin halefiyetini ifadeyi beklemeden, yani ödeme yapılmadan kullanılabileceğini düşünmek; halefiyet ancak ifada bulunulan ölçüde doğar.
- Kısmi ifada bulunan kefile tam rehin hakkı tanımak; yalnızca ödediği kısma halef olunur ve kalan alacak ön sırada gelir.
- Asıl borç muaccel olmadan halefiyete dayanarak alacaklının haklarını ileri sürmek; kullanım yalnızca muacceliyetten sonra mümkündür.
- Kefalet anından sonra asıl borçlu tarafından alacak için özellikle verilmemiş genel güvencelere de halef olunduğunu varsaymak; sınır kefalet anı ve özel verilme koşuludur.
- Malikin her hâlde kefile rücu edebileceğini kabul etmek; anlaşma yoksa ve rehin üçüncü kişi tarafından verilmemişse rücu hakkı doğmaz.
- Rücu zamanaşımını kefilin ödemesinin tamamlandığı veya dava tarihi gibi başka bir andan saymak; başlangıç ifada bulunulduğu andır.
- Dava hakkı vermeyen veya bağlamayan bir borçta asıl borçluya rücu edilebileceğini düşünmek; bu halde rücu hakkı yoktur, yalnızca vekil sıfatıyla üstlenilmişse vekâlet hükümleri uygulanır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Malikin kefile karşı rücu hakkının, rehnin kefaletten sonra ve asıl borçlu dışında bir üçüncü kişi tarafından verilmiş olması halinde doğduğu kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/779 E., 2025/597 K., 17.04.2025)
- Kefilin kısmi ödemesinde halefiyetin ödenen kısımla sınırlı tutulduğu, alacaklının kalan alacağının rehin üzerinde ön sırada geldiği uygulamada gözetilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/779 E., 2025/597 K., 17.04.2025)
- Kefilin ödemesinin ardından rücu talebinde, kefilin ödeme tarihi ile rücu zamanaşımı başlangıcının belirlenmesinde ifada bulunulan an esas alınmaktadır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2023/601 E., 2025/1377 K., 28.11.2025)
- Kefil olarak alacaklıya ödeme yapan kişinin, asıl borçluya karşı halefiyet ilkesi çerçevesinde alacaklının haklarını kullanabildiği kabul edilmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2022/452 E., 2025/708 K., 12.09.2025)
- Rehin paraya çevrildikten sonra kefilin ödeme yükümlülüğü ile malikin rücu hakkı arasındaki ilişkinin, anlaşma veya rehnin üçüncü kişi tarafından verilmiş olması koşuluna bağlandığı uygulamada görülmektedir. (Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/1419 E., 2024/808 K., 29.04.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Kefil, halefiyete dayanarak alacaklının hakkını talep ettiğinde alacaklıya yaptığı ödemeyi belgeyle ispatlamak zorundadır; ödeme makbuzu, banka dekontu gibi yazılı belgeler bu iş için kullanılır.
- Kısmi ödeme iddiasında kefil, ödediği tutarı ve buna karşılık gelen rehin hakkı oranını ispat etmelidir.
- Malikin kefile karşı rücu iddiasında, kefil ile malik arasında anlaşmanın varlığını ya da rehnin üçüncü kişi tarafından verildiğini ileri süren taraf bunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Kefilin rücu alacağına zamanaşımı def'i ileri süren karşı taraf, zamanaşımı başlangıcı olarak ifada bulunulan tarihi ve süreyi kanıtlamakla yükümlüdür.
- Borcun dava hakkı vermemesi veya yanılma ya da ehliyetsizlik sebebiyle asıl borçluyu bağlamaması iddiasında, bu durumu ileri süren taraf ilgili olguları ispatlar; kefilin vekil sıfatıyla üstlenmesi ise yazılı bir beyan ya da sözleşme ile ortaya konulmalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.583: Kefalet sözleşmesinin şekli ve geçerlilik koşulları bu maddeden önce belirlenir; halefiyetin dayanağı olan kefalet bu hükümlere uygun kurulmuş olmalıdır. (Kapsam bölümünde yer verildiği için atıf olarak yazılmıştır.)
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.596: Bu maddenin kendi metni; kefilin halefiyetini, rücu sınırlarını ve zamanaşımı başlangıcını düzenler.
TBK m.597
Bu madde, kefilin alacaklıya yaptığı ödemeyi borçluya bildirme yükümlülüğünü ve bu yükümlülüğe aykırılığın rücu hakkına etkisini düzenler. Kefil borcu tamamen veya kısmen ödediğinde borçluya bildirimde bulunma zorunluluğu getirilmiş, bildirim yapılmaması ve borçlunun da ödemeyi bilmeden ya da bilmesi gerekmeden alacaklıya ifada bulunması hâlinde rücu hakkının kaybedileceği belirtilmiştir. Madde, kefilin alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme davası hakkını saklı tutar. Kefilin rücu hakkının kapsamını, kefalet sözleşmesinin kuruluşunu, kefilin borçtan sorumluluğunu ve rücu davasının süresini düzenlemez (m.581-603 arası kefalet hükümleri ile ilgili maddeler). Asıl borçlunun def'ilerini ve alacaklının borçluya karşı haklarını da bu madde kapsamında ele almaz. Bu madde, kefilin ödemeyi yaptığı andan itibaren bildirim yükü açısından uygulanır ve kefil ile asıl borçlu arasındaki ilişkiye ilişkindir.
m.597: hangi kavramlar bilinmeli?
- Bildirim yükü
- Kefilin, alacaklıya yaptığı ödemeyi asıl borçluya haber verme zorunluluğudur. Bu bir borç niteliği taşımaz; yerine getirilmemesi doğrudan rücu hakkının kaybı sonucunu doğurur. Bildirimin şekline ilişkin bir kural metinde yer almaz.
- Rücu hakkı
- Kefilin ödediği borç nedeniyle asıl borçludan ödediği miktarı geri isteyebilme hakkıdır. Madde, bu hakkın bildirim yükümlülüğüne aykırılık hâlinde kaybedilebileceğini düzenler.
- Ödemeyi bilmeyen veya bilmesi gereken borçlu
- Kefilin ödemesinden haberdar olmayan ve bu durumu bilmesi de beklenmeyen asıl borçludur. Borçlunun bu durumda alacaklıya yaptığı ifa, kefilin bildirimde bulunmamasıyla birleşince rücu hakkının kaybına yol açar.
- Sebepsiz zenginleşme davası
- Alacaklının borcun iki kez ödenmesi sonucu haksız yere elde ettiği değerin geri verilmesini isteyebilmek için kefile tanınan dava yoludur. Madde bu davayı saklı tutar; kefilin bildirim yükünü ihmal etmesi hâlinde bu yol kefile açık kalır.
m.597: hangi şartlar aranır?
- Kefilin, asıl borcun tamamını veya bir kısmını alacaklıya ödemiş olması gerekir.
- Kefilin bu ödemeyi asıl borçluya bildirmesi zorunludur; bildirim yapılmazsa rücu hakkının kaybı için ek koşullar aranır.
- Asıl borçlu, kefilin ödemesini bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen durumda olmalıdır.
- Asıl borçlunun, kefilin ödemesinden sonra alacaklıya ifada bulunmuş olması gerekir.
- Rücu hakkının kaybı için kefilin bildirimde bulunmamış olması ile borçlunun bilmeyerek ya da bilmesi gerekmeyerek ifada bulunması birlikte gerçekleşmelidir.
- Kefilin alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme davası açabilmesi için, borcun ikinci kez ifa edilmesiyle alacaklının zenginleşmiş olması gerekir.
m.597: hangi sonuçları doğurur?
- Kefil ödemeyi borçluya bildirmezse ve borçlu da ödemeyi bilmeden ya da bilmesi gerekmeden alacaklıya ifada bulunursa, kefil rücu hakkını kaybeder.
- Kefil bildirimde bulunmuşsa, borçlunun sonradan alacaklıya ödeme yapması durumunda rücu hakkı korunur.
- Rücu hakkını kaybeden kefil, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme davası açma hakkını saklı tutar.
- Bildirim yükü bir borç olarak düzenlenmediğinden, bildirimin yapılmaması bir yaptırım olarak yalnız rücu hakkının kaybını doğurur.
- Kefil, alacaklıya ödeme yaptığı andan itibaren bildirim yükümlülüğü altına girer.
- Kefil bildirim yapmış olsa dahi, borçlunun ödemeyi bilerek ifa etmesi durumunda rücu hakkı ile ilgili sonuç değişmez.
Bildirim yapılmış ile bildirim yapılmamış arasındaki fark nedir?
Kefil ödemeyi borçluya bildirmişse, borçlunun sonradan alacaklıya ödemesi hâlinde rücu hakkı korunur.
Kefil bildirimde bulunmamışsa ve borçlu da ödemeyi bilmeden ya da bilmesi gerekmeyerek alacaklıya ifada bulunmuşsa, kefil rücu hakkını kaybeder.
Bildirim yükünü yerine getiren kefil rücu hakkını korur; yerine getirmeyen kefil rücu hakkını kaybeder.
Borçlunun bilgisi var ile borçlunun bilgisi yok veya bilmesi gerekmiyor arasındaki fark nedir?
Borçlu, kefilin ödemesini biliyorsa ya da bilmesi gerekiyorsa, sonradan alacaklıya ifada bulunması hâlinde kefilin rücu hakkı kaybolmaz.
Borçlu, kefilin ödemesini bilmiyor ve bilmesi de gerekmiyorsa, bildirim yapılmamış olması rücu hakkının kaybına yol açar.
Rücu hakkının kaybı için borçlunun bilgisizliği ile kefilin bildirimde bulunmaması birlikte aranır.
Rücu hakkı ile sebepsiz zenginleşme davası arasındaki fark nedir?
Rücu hakkı, kefilin asıl borçluya karşı ödediği miktarı geri isteme hakkıdır.
Sebepsiz zenginleşme davası, kefilin alacaklıya karşı açtığı dava yoludur ve alacaklının borcu iki kez tahsil etmesine karşı yöneltilir.
Rücu hakkını kaybeden kefil, bu durumda alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme davası açabilir.
m.597: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Bildirim yükünü bir borç gibi değerlendirip, bildirimin yapılmamasının doğrudan kefilin sorumluluğunu doğuracağını sanmak; oysa sonuç yalnız rücu hakkının kaybıdır.
- Borçlunun ödemeyi bilmesi gerektiği hâlde bilmediğini kabul etmek; madde, bilmesi gerekmeyen borçlu ile bilmesi gereken borçluyu ayrı tutmaz, ancak ikisi de aynı sonuca bağlanmıştır, kefilin bildirim yapmadığını ve borçlunun sonradan ifada bulunduğunu birlikte aramak gerekir.
- Rücu hakkının kaybını, sebepsiz zenginleşme davası hakkının da kaybı olarak anlamak; madde bu davayı açıkça saklı tutar.
- Kefilin ödediği tutar ile rücu hakkının kapsamını bu madde ile karıştırmak; madde yalnız bildirim yükü ve kaybı düzenler.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- İçtihatlarda kefilin ödemesini bildirme yükünün, kefilin rücu hakkını koruyan bir ön koşul olarak ele alındığı görülmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/164 E., 2022/87 K., 27.01.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Kefilin rücu hakkını ileri süren taraf olarak, alacaklıya ödeme yaptığını ve bu ödemeyi borçluya bildirdiğini ispat yükü altındadır. Bildirimin yapıldığı, yazılı bildirim, ihtarname veya tanık beyanı gibi delillerle gösterilebilir.
- Borçlunun ödemeyi bilmediği veya bilmesi gerekmediği savunması karşı tarafça ileri sürüldüğünde, bu savunmayı ileri süren taraf borçlunun bilgi durumunu ortaya koyacak delil sunmalıdır.
- Alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme davasında, kefil alacaklının borcu iki kez tahsil ettiğini ve kendisinin bunun sonucunda zarara uğradığını ispatlamalıdır.
- Kefilin bildirim yükünü yerine getirdiğine dair yazılı bir belge bulunmaması, kefil aleyhine ortaya çıkabilecek bir ispat güçlüğüdür; bu nedenle bildirimin yazılı yapılması pratik açıdan önemlidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.581-603: Kefalet sözleşmesine ilişkin genel hükümler olup, bu madde bu hükümler arasında kefilin ödeme sonrası ilişkisini düzenler.
- 6098 sayılı Kanun m.597: Maddenin kendisidir; kefilin ödemesinin bildirim yükü ve rücu hakkının kaybı bu maddede düzenlenmiştir.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| bir yıllık | m.589 | İşlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait akdî faizler ile gerektiğinde tahvil karşılığında ödünç verilen anaparanın işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan yıla ait faizleri. |
| altı ay | m.594 | Asıl borçlu, anaparanın veya yarım yıllık döneme ait faizin ödenmesinde ya da yıldan yıla yapılması öngörülen anapara ödemelerinde altı ay gecikirse, alacaklının durumu kefile bildirmesi gerekir. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
46 karar- Hukuk Genel Kurulu, 2023/848 E., 2024/4 K., 24.01.2024İlgili madde: m.586
- 3. Hukuk Dairesi, 2025/1135 E., 2025/5155 K., 23.10.2025İlgili madde: m.591
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/4961 E., 2024/6521 K., 18.09.2024İlgili madde: m.590
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/3807 E., 2024/6068 K., 05.09.2024İlgili madde: m.590
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/1939 E., 2024/5406 K., 01.07.2024İlgili madde: m.592
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/1805 E., 2024/4836 K., 10.06.2024İlgili madde: m.590
- 11. Hukuk Dairesi, 2022/4536 E., 2024/832 K., 07.02.2024İlgili madde: m.591
- 3. Hukuk Dairesi, 2017/1574 E., 2017/1794 K., 22.02.2017İlgili madde: m.588
- 6. Hukuk Dairesi, 2014/10636 E., 2014/13006 K., 25.11.2014İlgili madde: m.588
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/1863 E., 2026/579 K., 16.04.2026İlgili madde: m.592
Diğer 36 karar
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2026/299 E., 2026/669 K., 09.04.2026İlgili madde: m.592
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2023/974 E., 2026/524 K., 25.03.2026İlgili madde: m.585
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/1248 E., 2026/213 K., 06.02.2026İlgili madde: m.596
- Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2026/117 E., 2026/103 K., 22.01.2026İlgili madde: m.586
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/767 E., 2025/2177 K., 18.12.2025İlgili madde: m.589
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/1208 E., 2025/1670 K., 04.12.2025İlgili madde: m.596
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2023/601 E., 2025/1377 K., 28.11.2025İlgili madde: m.596
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2022/452 E., 2025/708 K., 12.09.2025İlgili madde: m.592, m.596
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2023/23 E., 2025/901 K., 11.09.2025İlgili madde: m.586
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2023/11 E., 2025/561 K., 23.05.2025İlgili madde: m.587
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/161 E., 2025/357 K., 12.05.2025İlgili madde: m.591
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/779 E., 2025/597 K., 17.04.2025İlgili madde: m.587, m.589, m.596
- İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/770 E., 2025/267 K., 10.04.2025İlgili madde: m.591
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1346 E., 2024/2090 K., 26.12.2024İlgili madde: m.591
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/960 E., 2024/1763 K., 07.11.2024İlgili madde: m.586
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2024/820 E., 2024/992 K., 03.07.2024İlgili madde: m.597
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2024/849 E., 2024/1002 K., 06.06.2024İlgili madde: m.586
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/1419 E., 2024/808 K., 29.04.2024İlgili madde: m.596
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/1492 E., 2023/2109 K., 28.12.2023İlgili madde: m.589
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2021/1530 E., 2023/1245 K., 27.09.2023İlgili madde: m.587
- Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/119 E., 2023/379 K., 25.05.2023İlgili madde: m.594
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2022/892 E., 2023/746 K., 23.05.2023İlgili madde: m.587
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2021/663 E., 2023/1148 K., 22.05.2023İlgili madde: m.585
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/724 E., 2023/795 K., 11.05.2023İlgili madde: m.587
- Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/1034 E., 2023/278 K., 02.03.2023İlgili madde: m.588
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2020/1418 E., 2023/154 K., 16.02.2023İlgili madde: m.589
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2022/2275 E., 2022/1421 K., 12.12.2022İlgili madde: m.585
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/2369 E., 2022/2366 K., 02.11.2022İlgili madde: m.585, m.586
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1545 E., 2022/1187 K., 14.09.2022İlgili madde: m.590
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/2210 E., 2022/1085 K., 30.06.2022İlgili madde: m.589
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2020/987 E., 2022/1080 K., 30.06.2022İlgili madde: m.592
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2020/548 E., 2022/973 K., 02.06.2022İlgili madde: m.585
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2020/649 E., 2022/162 K., 17.02.2022İlgili madde: m.589
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/164 E., 2022/87 K., 27.01.2022İlgili madde: m.585, m.588, m.590, m.591, m.592, m.593, m.594, m.595, m.597
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2019/1061 E., 2021/469 K., 01.04.2021İlgili madde: m.587
- İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2017/677 E., 2019/1099 K., 05.12.2019İlgili madde: m.590
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 10. SAKLAMA BORCU DOĞURAN SÖZLEŞMELER bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış