Özel hükümler › Millete ve devlete karşı suçlar ve son hükümler

Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, devletin güvenliğine karşı suçlar

TCK m.299–308Ceza Hukuku Özel HükümlerSon değişiklik: 30.04.2008 (m.301)

Kısaca

5237 sayılı Kanun'un 299. maddesi, Cumhurbaşkanına hakaret suçunu, bu suçun alenen işlenmesi hâlinde uygulanacak ceza artırımını ve suçtan dolayı kovuşturmanın Adalet Bakanının iznine bağlanmasını düzenler.

Kapsam

Bu konu, Türk Ceza Kanunu m.299–308 hükümlerini kapsar.

TCK m.299 — Cumhurbaşkanına hakaret

5237 sayılı Kanun'un 299. maddesi, Cumhurbaşkanına hakaret suçunu, bu suçun alenen işlenmesi hâlinde uygulanacak ceza artırımını ve suçtan dolayı kovuşturmanın Adalet Bakanının iznine bağlanmasını düzenler. Hüküm, Cumhurbaşkanını mağdur alan hakaret fiilleri bakımından uygulanır ve genel hakaret suçuna (m.125) göre özel hüküm niteliğindedir. Madde, genel hakaret suçunun temel unsurlarını, nitelikli hâllerini ve Devletin egemenlik alametlerine, Türk Milletine, Devletin kurum ve organlarına karşı hakaret suçlarını düzenlemez; bunlar için genel hakaret suçu (m.125), devletin egemenlik alametlerini aşağılama (m.300) ve Türk Milletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama (m.301) hükümlerine bakılır. Suç birden fazla suçun oluştuğu içtima hâllerinde uygulanacak kurallar (m.44) ve kovuşturma usulü de bu maddede yer almaz.

Cumhurbaşkanına hakaret: hangi kavramlar bilinmeli?

Cumhurbaşkanına hakaret
Cumhurbaşkanına yöneltilen, onur, şeref ve saygınlığını zedeleyen somut sövme veya isnat niteliğindeki sözlerle ya da davranışlarla işlenen özel tahkir suçudur. Suçun mağduru Cumhurbaşkanının kişisi olup, sıfatı nedeniyle korunan özel bir hâldir.
Alenen işleme
Fiilin birden fazla kişinin algılayabileceği bir ortamda işlenmesidir. Bu hâl, kanunda ayrıca belirtildiği için madde 2. fıkra uyarınca ceza artırımını gerektirir ve alenilik ölçütü fıkranın kendi metninde belirtilmemiştir.
Adalet Bakanının izni
Suçtan dolayı kovuşturma yapılabilmesi için aranan usul şartıdır. İzin verilmeden kovuşturma başlatılamaz; izin, Adalet Bakanına bağlı bir yetki olup madde metninde başka bir makama devredilmiş değildir.
Özel tahkir suçu
Şerefin dışında başka bir hukuki değeri de koruyan, genel hakaret suçundan ayrı tanımlanmış tahkir suçudur. Cumhurbaşkanına hakaret, bu nitelikte olup genel hakaret suçuna göre özel hükümdür.

Cumhurbaşkanına hakaret: hangi şartlar aranır?

  • Mağdurun Cumhurbaşkanı olması gerekir; suç, Cumhurbaşkanı sıfatı taşıyan belirli bir kişiye yönelmelidir.
  • Failin Cumhurbaşkanına karşı onur, şeref ve saygınlığını zedeleyen bir hakaret fiili işlemesi ve bu konuda kasıt taşıması gerekir.
  • Suçun alenen işlenmesi hâlinde verilecek ceza altıda biri oranında artırılmalıdır.
  • Kovuşturma yapılabilmesi için Adalet Bakanının izni bulunmalıdır; izin yoksa kovuşturma yapılamaz.
  • Fiil genel hakaret kapsamında kalıyorsa ya da Cumhurbaşkanına değil başka bir kişiye yöneliyorsa bu madde uygulanmaz.

Cumhurbaşkanına hakaret: hangi sonuçları doğurur?

  • Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Suç alenen işlenmişse verilecek ceza altıda biri oranında artırılır.
  • Adalet Bakanının izni verilmemişse bu suçtan dolayı kovuşturma yapılamaz.
  • Adalet Bakanının izni verilmişse kovuşturma, genel ceza muhakemesi hükümlerine göre yürütülür.
  • Fiil Cumhurbaşkanına yönelmemişse bu maddeye göre ceza verilmez; genel hakaret hükümleri uygulanır.
  • Hakaret eylemi tek fiille hem Cumhurbaşkanına hem başka bir kamu görevlisine yöneltilmişse, fiilin tek olup olmadığına ve içtima kurallarına göre hüküm kurulur.

Cumhurbaşkanına hakaret ile genel hakaret (m.125) arasındaki fark nedir?

Mağdur Cumhurbaşkanıdır ve özel tahkir suçu olarak m.299 uygulanır.

Mağdur herhangi bir kişidir ve m.125 uygulanır.

Cumhurbaşkanına karşı işlenen hakaret için soruşturma Adalet Bakanı iznine bağlıdır; genel hakaret için bu izin aranmaz.

Alenen işlenen ile alenen işlenmeyen Cumhurbaşkanına hakaret arasındaki fark nedir?

Fiil alenen işlenmiştir.

Fiil alenen işlenmemiştir.

Alenen işlenen hâlde verilecek ceza altıda biri oranında artırılır.

Cumhurbaşkanına hakaret (m.299) ile kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret (m.125/3) arasındaki fark nedir?

Mağdur Cumhurbaşkanıdır.

Mağdur başka bir kamu görevlisidir ve hakaret görevinden dolayıdır.

İki suç da oluşabilir; tek fiille birden fazla suç işlenmesinde hangi cezanın uygulanacağı içtima kurallarına (m.44) göre belirlenir.

Cumhurbaşkanına hakaret ile devletin egemenlik alametlerini aşağılama (m.300) arasındaki fark nedir?

Mağdur Cumhurbaşkanı kişisidir.

Mağdur devletin bayrağı, marşı veya armasıdır.

Her iki suç için de özel tahkir hükmü uygulanır; soruşturma koşulları ve cezalar ayrıdır.

Cumhurbaşkanına hakaret: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Cumhurbaşkanına hakaret suçunda üç kişiyle ihtilat şartını aramak; bu şart m.125'te aranır, m.299'da aranmaz.
  • Alenilik artırımını uygulamayı unutmak ya da artırımı taban ceza yerine yanlış hesaplamak; artırım verilecek ceza üzerinden altıda bir oranında yapılır.
  • Adalet Bakanı izninin kovuşturma şartı olduğunu gözden kaçırmak ve izin olmadan dava açılmasına izin vermek.
  • Tek fiille birden fazla suç oluştuğu hâlde içtima kuralını (m.44) hesaba katmadan ayrı ayrı ceza toplamak.
  • Mağdurun Cumhurbaşkanı olmadığı hâlde m.299 hükmünü uygulamak; hüküm yalnız Cumhurbaşkanı mağdur olduğunda işler.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Cumhurbaşkanına hakaret suçunun, Cumhurbaşkanına yönelik sözlerin kamuya açık yerde söylenmesi hâlinde ayrıca alenilik artırımı ile değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2009/190 E., 2009/253 K., 03.11.2009)
  • Tek hakaret fiilinin hem Cumhurbaşkanına hem de başka bir kamu görevlisine yöneltilmesi hâlinde, fiilin tek olduğu kabul edilerek m.44 uyarınca tek cezaya hükmedilmesi yönünde görüş benimsenmektedir. (4. Ceza Dairesi, 2023/4206 E., 2025/12031 K., 26.06.2025; 4. Ceza Dairesi, 2024/3693 E., 2024/8590 K., 11.06.2024)
  • Cumhurbaşkanına hakaret suçuna ilişkin kovuşturmada, Adalet Bakanı izninin bulunup bulunmadığının dava şartı olarak ayrıca araştırıldığı kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2022/4380 E., 02.07.2025)
  • Cumhurbaşkanına hakaret ile birlikte başka bir hakaret suçunun oluştuğu tespit edilen olaylarda, Cumhurbaşkanına hakaret hükmü içtima kuralına göre ayrıca değerlendirilmektedir. (Genel Kurul, 2016/1635 E., 05.07.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Kovuşturmanın başlaması için Adalet Bakanı izninin bulunduğunu kovuşturma makamı belgeleyerek gösterir; izin yoksa kovuşturma yapılamaz.
  • Hakaretin Cumhurbaşkanına yöneltildiğini iddia eden taraf bunu ispatlar; bu amaçla ses kaydı, tutanak, tanık beyanı veya görüntü kaydı kullanılabilir.
  • Alenilik unsurunu ileri süren taraf, fiilin üçüncü kişilerce algılanabilecek bir ortamda işlendiğini ispatlar; üç kişiyle ihtilat aranmadığı da bu bağlamda değerlendirilir.
  • Savunma olarak fiilin Cumhurbaşkanına değil başka bir kişiye yöneldiğini ya da genel hakaret hükmünün uygulanması gerektiğini ileri süren sanık, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.125: Genel hakaret suçunu düzenler; m.299 bu suçun Cumhurbaşkanı mağduru hâli için özel hükümdür ve m.125 hükümleri tamamlayıcı olarak uygulanır.
  • 5237 sayılı Kanun m.44: Tek fiille birden fazla suç işlenmesi hâlinde uygulanacak içtima kuralını düzenler; Cumhurbaşkanına ve başka kamu görevlisine yönelik hakaretin birlikte değerlendirilmesinde kullanılır.
  • 5237 sayılı Kanun m.300: Devletin egemenlik alametlerini aşağılamayı düzenler; m.299 ile ayrı bir özel tahkir suçudur.
  • 5237 sayılı Kanun m.301: Türk Milletini ve devlet kurum ve organlarını aşağılamayı düzenler; Cumhurbaşkanı dışındaki devlet organlarına yönelik tahkirde ilgilidir.

TCK m.300 — Devletin egemenlik alametlerini aşağılama

Bu madde, Türk bayrağını ve Anayasada belirlenen beyaz ay yıldızlı al bayrak özelliklerini taşıyan ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin egemenlik alameti olarak kullanılan işaretleri alenen aşağılama suçunu (birinci fıkra), İstiklal Marşını alenen aşağılama suçunu (ikinci fıkra) ve bu suçların yabancı ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi halinde cezanın artırılmasını (üçüncü fıkra) düzenler. Maddede fail, mağdur ve bu suçların soruşturma usulüne ilişkin bir hüküm yer almaz. Türk ulusunu, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve devletin kurum ve organlarını alenen küçük düşürmeye yönelik fiil (m.301) bu maddede düzenlenmez. Cumhurbaşkanına hakaret (m.299) ile yabancı devlet bayrağına hakaret (m.341) de bu maddenin kapsamı dışındadır. Hakaret suçunun genel hükümleri ve içtima kuralları da bu maddede yer almaz.

Devletin egemenlik alametlerini aşağılama: hangi kavramlar bilinmeli?

Alenen aşağılama
Egemenlik alametine yönelik, bayrağı yırtma, yakma ya da sair biçimde küçük düşürücü davranışın birden fazla kişinin algılayabileceği bir ortamda yapılmasıdır. Eleştiri ya da sıradan ifade, aşağılama sayılmaz; aşağılayıcı bir nitelik taşıması gerekir.
Egemenlik alameti
Türk bayrağı ile Anayasada belirlenen beyaz ay yıldızlı al bayrak özelliklerini taşıyan ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin egemenlik alameti olarak kullanılan her türlü işarettir. Kapsam, işaretin bayrak niteliği ve devlet egemenliğini temsil eden kullanımına bağlıdır.
İstiklal Marşı
Türkiye Cumhuriyeti'nin milli marşıdır. İkinci fıkra yalnızca bu marşı alenen aşağılamayı kapsar; bayrak için öngörülen yaptırımdan ayrı bir suç tipidir.
Yabancı ülkede işlenme
Suçun Türkiye sınırları dışında, başka bir devletin toprağında gerçekleşmesidir. Üçüncü fıkra, bu hâlde faile Türk vatandaşı olma koşulu getirir ve cezanın üçte bir oranında artırılmasını öngörür.

Devletin egemenlik alametlerini aşağılama: hangi şartlar aranır?

  • Fail herhangi bir kişi olabilir; birinci fıkrada fail açısından özel bir nitelik aranmaz.
  • Fiil, Türk bayrağını yırtarak, yakarak veya sair surette aşağılamak şeklinde ya da Anayasada belirlenen özellikleri taşıyan ve egemenlik alameti olarak kullanılan bir işareti aşağılamak şeklinde gerçekleşmelidir.
  • Aşağılama alenen yapılmalıdır; özel bir ortamda gerçekleşen fiil birinci fıkra kapsamında değerlendirilmez.
  • İkinci fıkrada suç konusu İstiklal Marşı olmalı ve marş alenen aşağılanmalıdır; yaptırım altı aya kadar hapis ile iki yıl arasındadır.
  • Üçüncü fıkrada birinci veya ikinci fıkradaki suçun yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmiş olması gerekir; bu halde verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.
  • Birinci ve ikinci fıkradaki fiiller, aynı eylemde birlikte gerçekleşse de maddede ayrı ceza aralığı öngörülmüştür.

Devletin egemenlik alametlerini aşağılama: hangi sonuçları doğurur?

  • Birinci fıkradaki fiil işlendiğinde faile bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir.
  • İstiklal Marşını alenen aşağılayan kişiye altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.
  • Suç yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmişse verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.
  • Aşağılama alenen gerçekleşmemişse birinci ve ikinci fıkradaki suçlar oluşmaz.
  • Kapsama giren işaret yoksa, yani Anayasada belirlenen özellikleri taşımayan ya da egemenlik alameti olarak kullanılmayan bir nesne söz konusuysa birinci fıkra uygulanmaz.
  • Madde hükmü emredicidir; cezaların uygulanması hâkimin takdirine bağlı olsa da suçun varlığı hükme bağlıdır.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra Türk bayrağı ve egemenlik alameti niteliğindeki işaretleri konu alır ve fiilin yırtma, yakma ya da sair surette aşağılama biçiminde olmasını arar.

İkinci fıkra yalnızca İstiklal Marşını konu alır ve bu marşın alenen aşağılanmasını yeterli görür.

Birinci fıkrada bir yıldan üç yıla kadar, ikinci fıkrada altı aydan iki yıla kadar hapis öngörülmüştür; iki fıkranın hapis aralıkları farklıdır.

Yurt içinde işlenen suç ile yabancı ülkede işlenen suç arasındaki fark nedir?

Suçun Türkiye dışında, yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi üçüncü fıkrada öngörülen hâldir.

Suçun Türkiye içinde işlenmesi veya failin Türk vatandaşı olmaması üçüncü fıkranın kapsamına girmez.

Yabancı ülkede Türk vatandaşınca işlenen hâlde verilecek ceza üçte bir oranında artırılır; diğer hâllerde temel ceza uygulanır.

Devletin egemenlik alametlerini aşağılama: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Birinci fıkradaki bayrak suçu ile ikinci fıkradaki İstiklal Marşı suçunun ceza aralıklarını karıştırmak; bayrak için altı ay-iki yıl, marş için bir yıl-üç yıl uygulamak.
  • Üçüncü fıkrayı yalnızca birinci fıkraya uygulamak; ikinci fıkradaki suç da yabancı ülkede Türk vatandaşınca işlenirse artırım uygulanır.
  • Suçun yurt dışında işlenmesi hâlinde failin Türk vatandaşı olup olmadığını araştırmamak ve artırımı herkes için uygulamak.
  • Anayasada belirlenen özellikleri taşımayan ya da egemenlik alameti olmayan işaretleri bu madde kapsamında saymak.
  • Madde metnindeki 'alenen' koşulunu yok saymak; özel ortamda yapılan aşağılamayı suç saymak.
  • Eleştiri ile aşağılamayı ayırt etmeden birinci fıkrayı uygulamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, bayrak veya egemenlik alameti niteliğindeki işaretlerin aşağılanmasını değerlendirirken eylemin aşağılayıcı bir nitelik taşıyıp taşımadığına bakar; eleştiri veya sıradan ifade ile aşağılama arasındaki ayrımı somut olayın koşullarına göre yapar. (4. Ceza Dairesi, 2023/5658 E., 2024/1782 K., 15.02.2024)
  • Suçun ağırlığı ve sanığın yaşı ile ilgili hükümler birlikte uygulanmaktadır; suça sürüklenen çocuklar hakkında bu madde uyarınca hüküm kurulabilmektedir. (4. Ceza Dairesi, 2023/957 E., 2023/17094 K., 11.04.2023; 4. Ceza Dairesi, 2023/63 E., 2023/17074 K., 11.04.2023)
  • Aynı eylemde kamu görevlisine hakaret ile bu maddedeki suçun birlikte işlenmesi hâlinde, eylemin tek olması nedeniyle fikri içtima hükmünün uygulanması gerektiği kabul edilmektedir. (4. Ceza Dairesi, 2024/3146 E., 2026/4928 K., 10.03.2026)
  • Bu suçun terör örgütü faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde terör suçu sayılacağı ve buna göre ayrıca değerlendirme yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2018/236 E., 2021/182 K., 18.01.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Birinci ve ikinci fıkradaki suçların ispatı iddia makamına aittir; fiilin bayrak, işaret veya marş üzerinde gerçekleştiği ve aşağılayıcı nitelikte olduğu, görüntü, video, tanık beyanı veya tutanakla gösterilir.
  • Alenilik unsuru, fiilin birden fazla kişinin algılayabileceği bir ortamda işlendiğini gösteren belgeler veya tanıklarla ispatlanır.
  • Yabancı ülkede işlenme ve failin Türk vatandaşı olduğu, pasaport veya nüfus kaydı gibi resmi belgelerle ispatlanır; üçüncü fıkranın uygulanabilmesi için bu unsurların bulunması gerekir.
  • Eleştiri amacıyla yapıldığı yönündeki savunmayı sanık ileri sürer ve bu savunmayı destekleyen somut olguları gösterir; eylemin aşağılayıcı nitelikte olmadığını ispat yükü, savunmayı ileri süren tarafta değildir, savcılıkta kalır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.301: Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ve devlet kurum ve organlarını aşağılama suçunu düzenler; bu maddenin bayrak ve marşa ilişkin kapsamı ile ayrılır.
  • 5237 sayılı Kanun m.299: Cumhurbaşkanına hakaret suçunu düzenler; bu maddeyle konu ve fail bakımından ayrılır.
  • 5237 sayılı Kanun m.341: Yabancı devlet bayrağına karşı hakaret suçunu düzenler; bu maddedeki Türk bayrağı ve egemenlik alametinden ayrılır.

TCK m.301 — Aşağılama

Bu madde, Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılama fiilini; ayrıca Devletin askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılama fiilini cezalandırır. Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarını suç dışı bırakır ve bu suçtan dolayı soruşturmanın Adalet Bakanının iznine bağlı olduğunu düzenler. Suçun konusu olan Türk Bayrağının ve İstiklal Marşının aşağılanmasını düzenlemez (m.300). Cumhurbaşkanına hakaret (m.299) ve genel hakaret suçları (m.125 vd.) bu maddenin kapsamı dışındadır. Suçun zamanaşımı ve yaptırımın ertelenmesi gibi genel hükümler bu maddede yer almaz.

Aşağılama: hangi kavramlar bilinmeli?

Alenen aşağılama
Aşağılayıcı sözlerin, yazının veya davranışın birden fazla kişinin algılayabileceği biçimde yapılmasıdır. Aşağılama, hedef alınan değeri küçümseyen, alçaltıcı ve tezyif edici nitelikte bir eylemi ifade eder. Sıradan eleştiri ve tenkit bu anlamda aşağılama sayılmaz.
Devletin yargı organları
Yalnızca mahkemeleri değil, Cumhuriyet savcılığını da kapsayan yargı makamlarının bütünüdür. Adliyeye yardımcı meslekler bu kavramın dışındadır. Yargı organlarından yalnız bir kısmının, örneğin tek bir hâkimin veya savcının aşağılanması bu kavrama girmez, saldırının yargı organının bütününe yönelmesi gerekir.
Devletin askerî veya emniyet teşkilatı
Askerî teşkilat, Türk Silahlı Kuvvetleri bütünü ile kara, hava ve deniz kuvvetlerinden her birinin bütün olarak hedef alınmasıyla ortaya çıkar. Emniyet teşkilatı ise Emniyet Genel Müdürlüğü ile Jandarma Genel Komutanlığına bağlı polis ve jandarma güçlerinin bütünüdür. Yalnızca bazı görevlilerin aşağılanması bu kavrama girmez.
Eleştiri amacıyla düşünce açıklaması
Kamusal konularda yapılan ve aşağılama amacı taşımayan değerlendirme, itiraz ve tenkitlerdir. Bu açıklamalar birinci ve ikinci fıkradaki suçun unsuru olmadığı için suç oluşturmaz.
Adalet Bakanının izni
Soruşturmanın başlayabilmesi için Adalet Bakanından alınması gereken yetkili makam onayıdır. İzin, soruşturmanın açılma koşuludur ve kovuşturma aşamasında aranmaz.

Aşağılama: hangi şartlar aranır?

  • Fail, Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini veya Devletin yargı organlarını ya da (ikinci fıkra) Devletin askerî veya emniyet teşkilatını aşağılamış olmalıdır.
  • Aşağılama alenen yapılmış olmalıdır; yani fiil birden fazla kişinin algılayabileceği bir ortamda gerçekleşmelidir.
  • Aşağılama, hedef alınan değerin tümüne yönelmiş olmalıdır; kurumun yalnızca bir kısmının veya bazı görevlilerinin hedef alınması yeterli değildir.
  • Fiil eleştiri amacıyla yapılmamış olmalıdır; eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.
  • Suç kasten işlenmiş olmalıdır; aşağılama bilinciyle hareket edilmesi gerekir.
  • Soruşturma başlamadan önce Adalet Bakanının izni alınmış olmalıdır.

Aşağılama: hangi sonuçları doğurur?

  • Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini veya Devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Devletin askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, birinci fıkraya göre cezalandırılır; yani aynı hapis cezası uygulanır.
  • Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz; bu hâlde ceza verilmez.
  • Soruşturma Adalet Bakanının izni olmadan yürütülemez; izin şartı gerçekleşmezse soruşturma sürdürülemez.
  • Aşağılama bütün kurum veya değer yerine yalnız bir kısım görevliye yönelmişse 301. madde uygulanmaz; bu durumda başka bir suç tipinin oluşup oluşmadığı ayrıca incelenir.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra Türk Milletini, Devleti, Meclisi, Hükümeti ve yargı organlarını korur.

İkinci fıkra Devletin askerî veya emniyet teşkilatını korur ve bunları birinci fıkra kapsamında tutar.

İkinci fıkradaki suçun yaptırımı birinci fıkra ile aynıdır; yani altı aydan iki yıla kadar hapis. Fark korunan değerin türündedir.

Aşağılama ile eleştiri arasındaki fark nedir?

Aşağılama, değeri alçaltıcı, tezyif edici ve küçümseyici nitelikte bir açıklamadır.

Eleştiri, kamusal bir konuya ilişkin itiraz veya tenkittir ve aşağılama amacı taşımaz.

Eleştiri amacıyla yapılan açıklamalar suç oluşturmaz (üçüncü fıkra). Tenkit sınırı aşılıp aşağılayıcı bir biçime bürünürse suç oluşur.

Kurumun tamamı ile kurum mensupları arasındaki fark nedir?

Yargı organının bütünü, Silahlı Kuvvetlerin ana unsurları veya emniyetin bütünü hedef alınmışsa fiil bu maddeye girer.

Tek bir hâkim, savcı veya belirli görevlilerin aşağılanması bu kapsama girmez.

Yalnız bazı görevlilerin aşağılanması durumunda 301. madde uygulanmaz.

Soruşturma izni ile kovuşturma koşulu arasındaki fark nedir?

Soruşturma aşaması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır (dördüncü fıkra).

İzin, soruşturmanın açılması için gereken bir koşuldur; izin verilmezse soruşturma yürütülemez.

İzin alınmadan yapılan soruşturma işlemleri hukuka aykırı olur.

Aşağılama: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde metninde yer almayan bir değeri, örneğin Türk Bayrağını veya İstiklal Marşını, bu maddeye dayanarak cezalandırmak; bu fiiller m.300 kapsamındadır.
  • Yargı organlarından yalnız bir hâkimin veya savcının aşağılanmasını 'devletin yargı organlarını aşağılama' saymak; saldırının yargı organının bütününe yönelmesi gerekir.
  • Tek bir kurumun eleştirisini aşağılama saymak; eleştiri amacıyla yapılan açıklamalar üçüncü fıkra gereği suç dışıdır.
  • Birden fazla kurumun aynı yazıda aşağılanmasında tek suç olduğunu varsaymak; uygulamada aşağılanan kurum sayısınca değerlendirme yapılmaktadır.
  • Adalet Bakanının izni alınmadan soruşturma açmak veya izin şartını kovuşturma koşulu sanarak sonraya bırakmak; izin soruşturmanın başlaması için gereken koşuldur.
  • Birinci fıkradaki altı ay ve iki yıl sınırlarını alt ve üst ceza sınırı olarak değil, hükmolunacak ceza olarak yorumlamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargı organı kavramı yalnız mahkemeleri değil Cumhuriyet savcılığını da kapsar; ancak adliyeye yardımcı meslekler bu kavrama girmez. (Genel Kurul, 2016/1635 E., 05.07.2022)
  • Yargı organlarından yalnız bir hâkimin, savcının veya mahkeme heyetinin aşağılanması bu maddenin kapsamına girmez; saldırının yargı organının bütününe yönelmesi aranır. (Ceza Genel Kurulu, 2019/116 E., 2019/275 K., 02.04.2019)
  • Birden fazla korunan kurumun aynı yazıda aşağılanması hâlinde Yargıtay, aşağılanan kurum sayısınca ceza verilmesi gerektiği yönünde görüş bildirmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2006/169 E., 2006/184 K., 11.07.2006)
  • Yazıların aralıklı biçimde yayımlanması hâlinde her yazının ayrı bir suç oluşturduğu ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, - E., 2007/273 K., 11.12.2007)
  • Eleştiri ile aşağılama arasındaki ayrımda, tenkit sınırının aşılıp aşılmadığı ve açıklamanın tezyif edici bir biçim alıp almadığı somut olayda değerlendirilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2008/170 E., 2008/220 K., 14.10.2008)
  • Suçun işlendiği yazı veya konuşmanın bağlamı, mağdurun kim olduğu ve açıklamanın amacı birlikte değerlendirilerek eylemin 301. maddeye uyup uymadığına karar verilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/508 E., 2022/553 K., 15.09.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren Cumhuriyet savcılığı, failin aşağılayıcı açıklamasını ve bu açıklamanın alenen yapıldığını ispatla yükümlüdür; yazılı belgeler, video kayıtları, yayın metinleri ve tanık beyanları bu amaçla kullanılır.
  • Korunan değerin bütününün hedef alındığı iddiası, belgelerin içeriğiyle ispatlanır; tek bir görevlinin veya bir kısmın hedef alındığı savunması ise savunmayı ileri süren tarafça makul bir ihtimal olarak ortaya konmalıdır.
  • Eleştiri savunması, failin açıklamanın kamusal bir tartışmaya ilişkin olduğunu ve aşağılama amacı taşımadığını göstermesiyle ileri sürülür; bu savunmanın ispatı yazının bağlamı ve yayın koşullarıyla yapılır.
  • Adalet Bakanının izninin varlığı, soruşturma dosyasında yer alan resmi izin belgesiyle ispatlanır; izin belgesi bulunmadan soruşturmanın sürdürülmesi mümkün değildir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.300: Devletin egemenlik alametlerini, yani Türk Bayrağını ve İstiklal Marşını aşağılamayı düzenler; bu maddenin konusu bu fiillerle ilgili değildir.
  • 5237 sayılı Kanun m.299: Cumhurbaşkanına hakareti ayrı bir suç olarak düzenler ve 301. maddenin kapsamı dışındadır.
  • 5237 sayılı Kanun m.125: Genel hakaret suçunu düzenler; kişi şerefine yönelen fiiller bu madde yerine genel tahkir hükümlerine tabidir.

TCK m.302 — Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak

Madde, Devletin ülkesi, bağımsızlığı ve birliği aleyhine fiilleri, yani devlet topraklarının bir kısmını yabancı egemenliğine bırakma, Devletin bağımsızlığını zayıflatma, birliğini bozma veya topraklarını Devlet idaresinden ayırma amacını taşıyan fiilleri cezalandırır. Ayrıca bu suç işlenirken başka suçların da işlenmesi halinde cezalandırmanın nasıl yapılacağını ve tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanmasını düzenler. Suçun faili için bir özellik aranmaz; fiil, Devletin egemenlik alanına yönelik her kişi bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: cezaların tekerrür ve kasten öldürme gibi ayrı suçların cezalandırılması (m.13 ve ilgili hükümler kapsamında genel hükümler), suçun örgütlenmesi ve örgüt üyeliği (ilgili örgüt hükümleri), Türk Milletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama (m.301), ve soruşturmanın Cumhuriyet savcısınca doğrudan yapılması (CMK ve 302'nin anıldığı ayrı düzenlemeler).

Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak: hangi kavramlar bilinmeli?

Devlet topraklarının bir kısmını yabancı egemenliği altına koyma
Ülkenin tamamının ya da bir parçasının fiilen veya hukuken başka bir devletin egemenlik alanına bırakılması amacıdır. Fiilin bu amaca yönelmiş olması gerekir; sonucun gerçekleşmiş olması şart değildir.
Devletin bağımsızlığını zayıflatma
Devletin dış ve iç işlerinde serbestçe karar verme yetisini azaltacak nitelikte fiillerdir. Zayıflatmanın ölçüsü, Devletin bağımsızlığına fiilen zarar verip vermediğidir.
Devletin birliğini bozma
Ülkenin siyasal ve toplumsal bütünlüğünü dağıtmaya yönelik fiillerdir. Yalnızca siyasi görüş ayrılığı bu kavrama girmez; birliği dağıtma amacının fiile yansıması gerekir.
Devlet idaresinden ayırma
Devletin egemenliği altındaki topraklardan bir kısmını Devletin yönetiminden çıkarmaya yönelik fiillerdir. Ayrılığın fiilen gerçekleşmesi gerekmez, amaç yeterlidir.
Ağırlaştırılmış müebbet hapis
Maddede öngörülen yaptırımdır. Suçun tek fiille işlenmesi halinde uygulanacak ceza budur; başka suçların işlenmesi halinde ayrıca o suçlar için ceza verilir.

Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak: hangi şartlar aranır?

  • Failin Devlet topraklarının tamamını veya bir kısmını yabancı egemenliğine koymaya, Devletin bağımsızlığını zayıflatmaya, birliğini bozmaya ya da topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik bir fiil işlemiş olması gerekir.
  • Fiilin bu amaçlardan birine yönelik olması gerekir; amaç dışında kalan fiiller bu madde kapsamında değerlendirilmez.
  • Suçun işlenmesi sırasında başka bir suçun da işlenmiş olması halinde, o suçlar için ilgili hükümlere göre ayrıca ceza verilmesi gerekir.
  • Tüzel kişiler hakkında suçun işlenmesi dolayısıyla bu suça özgü güvenlik tedbirlerine hükmedilmesi gerekir.

Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak: hangi sonuçları doğurur?

  • Fiil birinci fıkradaki amaçlardan birine yönelmiş ise failin cezası ağırlaştırılmış müebbet hapistir.
  • Suç sırasında başka suçlar işlenmişse, bu suçlar için ilgili hükümlere göre ayrıca ceza verilir.
  • Tüzel kişi adına veya yararına suç işlenmişse, bu suça özgü güvenlik tedbirleri uygulanır.
  • Fiil amaç unsurunu taşımıyorsa bu madde uygulanmaz; ancak başka bir suç oluşabilir.

Ana suç ile birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, egemenliğe ve bütünlüğe yönelik fiili doğrudan tanımlar ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası öngörür.

İkinci fıkra, fiil sırasında başka suçların işlenmesini düzenler ve bu suçlar için ayrıca cezaya hükmedilmesini öngörür.

Başka suçların işlenmesi halinde, asıl suçtan ayrı olarak o suçlardan da ceza verilir.

Gerçek kişi ile tüzel kişi arasındaki fark nedir?

Gerçek kişi faili, birinci fıkra uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.

Tüzel kişi hakkında ise cezai yaptırım değil, bu suça özgü güvenlik tedbiri uygulanır.

Tüzel kişi için hapis cezası değil, üçüncü fıkra gereği güvenlik tedbiri hükmedilir.

Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Amaç unsurunu gözden kaçırıp her ulusal güvenlik ihlalini bu madde kapsamında değerlendirmek.
  • İkinci fıkradaki ayrı cezalandırmayı unutarak yalnızca birinci fıkra cezasına hükmetmek.
  • Tüzel kişiye hapis cezası vermeye çalışmak; oysa üçüncü fıkra güvenlik tedbiri öngörür.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargı kararları, bu suçun Cumhuriyet savcısınca doğrudan soruşturulacağını kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2024/470 E., 2025/147 K., 26.03.2025; Ceza Genel Kurulu, 2024/553 E., 2025/126 K., 12.03.2025; Ceza Genel Kurulu, 2024/444 E., 2025/31 K., 15.01.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren savcılık, failin fiilinin Devlet topraklarına yönelik amaç taşıdığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Amaç unsuru, fiilin niteliği, yazılı veya görsel belgeler ve tanık beyanları ile ortaya konur.
  • Savunma, fiilin amaç taşımadığını veya başka bir amaçla işlendiğini ileri sürebilir; bu iddiayı da savunma tarafı ortaya koymalıdır.
  • Başka suçların işlendiği iddiası ayrıca somut delille kanıtlanmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.302: Maddenin kendi metnidir; birinci fıkradaki amaç unsuru ile ikinci fıkradaki ayrı cezalandırma kuralı burada düzenlenmiştir.

TCK m.303 — Düşmanla işbirliği yapmak

Bu madde, Türkiye Cumhuriyeti ile savaş hâlinde bulunan devletin ordusunda hizmet kabul eden veya bu orduda komuta görevi üstlenen vatandaşın cezalandırılmasını düzenler; ayrıca savaş zamanında düşman devlet toprağında bulunup bu devlet ordusuna alınmak zorunda kalan vatandaş bakımından cezalandırılmama halini kurar. Kapsam, Türk vatandaşlarını ve onların düşman devlet ordusuyla ilişkisini konu alır. Maddede düşmanla işbirliği yapmanın genel çerçevesi, devletin güvenliğine karşı diğer suçlar, yabancı devletle ilgili diğer suçlar ile ilgili hükümler yer almaz. Yabancı devlete asker toplama, devlete karşı casusluk ve yabancı hizmetine asker yazılma gibi suçlar (m.94 vd., m.257 vd. ve m.305 gibi) bu maddede düzenlenmez. Suçun zamanaşımı ve kovuşturmaya ilişkin usul kuralları da bu maddenin kapsamı dışındadır.

Düşmanla işbirliği yapmak: hangi kavramlar bilinmeli?

Düşman devlet
Türkiye Cumhuriyeti ile savaş hâlinde bulunan devlettir. Maddenin uygulanabilmesi için savaş hâlinin fiilen var olması aranır; savaş ilanı tek başına yeterli olarak metinde öngörülmemiştir.
Silahlı mücadeleye girmek
Düşman devletin yanında, Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı silahla çarpışmaya katılmaktır. Yalnız hizmette bulunmak bu unsuru karşılamaz; silahla karşı mücadeleye katılma ayrıca gerekir.
Komuta görevi
Düşman devlet ordusunda bir birliğe, kıta veya kademeye emir verme yetkisi ile üstlenilen görevdir. Düşman ordusunda herhangi bir görevin bulunması, bu nitelikte bir komuta görevi olmadıkça ikinci fıkra kapsamında değerlendirilmez.
Zorunluluk hâli (fıkra 4)
Savaş zamanında düşman devlet toprağında bulunan vatandaşın, bu devlet ordusuna alınmaktan kaçınamadığı durumdur. Bu hâlde fiil cezalandırılmaz; hukuka aykırılığı değil, kusurluluğu ortadan kaldıran bir durumdur ve alınma zorunluluğunun gerçek olması gerekir.

Düşmanla işbirliği yapmak: hangi şartlar aranır?

  • Failin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması gerekir (birinci ve ikinci fıkra).
  • Savaş hâlinde bulunan düşman devletin ordusunda hizmet kabul edilmiş olmalıdır (birinci fıkra).
  • Hizmetin yanında, düşman devlet adına Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı silahlı mücadeleye girilmiş olmalıdır; yalnız hizmet kabulü birinci fıkra için yeterli değildir.
  • Düşman devlet ordusunda herhangi bir komuta görevi üstlenilmiş olmalıdır (ikinci fıkra).
  • Fail, savaş zamanında düşman devlet toprağında bulunmalı ve bu devlet ordusunda hizmete alınmak zorunda kalmış olmalıdır; bu hâlde cezaya hükmolunmaz (dördüncü fıkra).
  • Birinci veya ikinci fıkradaki suçun işlenmesi sırasında başka bir suç da işlenmişse, bu suç için ayrıca ilgili hükme göre ceza verilmelidir (üçüncü fıkra).

Düşmanla işbirliği yapmak: hangi sonuçları doğurur?

  • Birinci fıkradaki fiili işleyen vatandaş müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.
  • İkinci fıkradaki komuta görevini üstlenen vatandaş ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Fiil sırasında başka bir suç da işlenmişse, bu suç için ilgili hükümlere göre ayrıca ceza verilir; bu ceza birinci veya ikinci fıkradaki cezaya eklenir.
  • Dördüncü fıkradaki zorunluluk hâli gerçekleşmişse fail hakkında cezaya hükmolunmaz.
  • Dördüncü fıkradaki zorunluluk hâli yoksa, düşman ordusunda hizmete girmiş olan kişi birinci veya ikinci fıkraya göre cezalandırılır.
  • Maddede etkin pişmanlık, indirim veya ertelemeye ilişkin özel bir hüküm yer almaz; genel hükümler uygulanır.

Hizmet kabulü ile komuta görevi arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, düşman ordusunda hizmet kabul etmiş ve silahlı mücadeleye girmiş vatandaşı kapsar.

İkinci fıkra, düşman ordusunda komuta görevi üstlenen vatandaşı kapsar; silahlı mücadele unsuru aranmaz.

Birinci fıkrada müebbet hapis, ikinci fıkrada ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası öngörülmüştür.

Fıkra 1-2 ile fıkra 4 (zorunluluk hâli) arasındaki fark nedir?

Fıkra 1 ve 2, hizmete gönüllü olarak veya kendi iradesiyle girilmesini ceza sorumluluğunun koşulu olarak ele alır.

Fıkra 4, düşman toprağında bulunan ve alınmaktan kaçınamayan vatandaşı kapsar.

Fıkra 4 kapsamında kalan kişi hakkında cezaya hükmolunmaz; zorunluluk bulunmayan kişi birinci veya ikinci fıkraya göre cezalandırılır.

Düşmanla işbirliği (m.303) ile genel zorunluluk hâli (m.25 benzeri) arasındaki fark nedir?

Madde 303/4, savaş zamanında düşman toprağında bulunup ordu hizmetine alınma zorunluluğunu özel olarak düzenler.

Genel zorunluluk hâli, tehlikenin ağır ve muhakkak olmasını ve zarara dönüşmemiş olmasını arar.

Fıkra 4 hükmü özel hüküm olarak uygulanır; genel zorunluluk ölçütleri ikame edilmez.

Düşmanla işbirliği yapmak: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Birinci fıkradaki suç için yalnız düşman ordusunda hizmet kabul edilmesini yeterli saymak; silahlı mücadeleye girme unsurunun da aranması gerekir.
  • İkinci fıkradaki komuta görevini genel bir askeri görevle karıştırmak; yalnız komuta yetkisi taşıyan görevler ikinci fıkra kapsamına girer.
  • Dördüncü fıkradaki zorunluluk hâlini genel zorunluluk hâli ölçütleriyle değerlendirmek; özel hükmün şartları ayrıca aranmalıdır.
  • Dördüncü fıkrayı gönüllü hizmeti kapsayacak biçimde genişletmek; fıkra yalnız alınmak zorunda kalan kişiyi kapsar.
  • Üçüncü fıkradaki ayrı cezanın, birinci veya ikinci fıkradaki cezanın yerine geçeceğini sanmak; ayrı suç için ayrıca ceza verilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Maddenin uygulamasında mahkemelerin, Türk Ceza Kanunu'nun bu maddesini ağırlıklı olarak birinci ve ikinci fıkra kapsamında değil, ceza yargılamasında diğer suçlar bakımından atıf olarak gördüğü görülmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2025/3421 E., 2025/11308 K., 24.12.2025; 12. Ceza Dairesi, 2022/7432 E., 2025/5473 K., 19.06.2025)
  • Güncel karar örneklerinde 303. maddenin çoğu kez farklı kanun maddelerine yapılan atıfların içinde geçtiği, bu maddenin kendi başına uygulanmasına ilişkin ayrıntılı bir içtihat bulunmadığı anlaşılmaktadır. (9. Ceza Dairesi, 2022/14844 E., 2026/485 K., 15.01.2026; 1. Ceza Dairesi, 2023/3869 E., 2025/1875 K., 10.03.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Birinci fıkradaki suçun ispatı için iddia makamı, failin Türk vatandaşı olduğunu, düşman devlet ordusunda hizmet kabul ettiğini ve silahlı mücadeleye girdiğini delillerle ortaya koymakla yükümlüdür.
  • Düşman devlet ordusunda hizmet ve komuta görevi, askeri kayıtlar, resmi belgeler veya tanık beyanlarıyla ispatlanır.
  • Dördüncü fıkradaki zorunluluk hâlini ileri süren sanık, savaş zamanında düşman toprağında bulunduğunu ve ordu hizmetine alınmaktan kaçınamadığını ispatlamakla yükümlüdür; bu savunma, somut olayda ortaya konulmalıdır.
  • Failin kasten hareket ettiği ve zorunluluk hâlinin bilinçli olarak ileri sürülmediği hallerde, iddia makamının kastını ortaya koyması gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.25: Genel meşru savunma hükmüdür; düşman ordusunda hizmete alınma baskısının hukuka uygunluk sebebi olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği bakımından karşılaştırmalı olarak ele alınır, ancak 303/4 özel hükmü önceliklidir.
  • 5237 sayılı Kanun m.30: Hataya ilişkin hükümlerdir; failin savaş zamanında alınma zorunluluğunu veya fiilin unsurlarını yanlış değerlendirmesi halinde kusurluluk ve kasıt bakımından önem taşır.
  • 5237 sayılı Kanun m.40: İştirak eden kişilerin kendi kusurlarına göre cezalandırılmasını düzenler; birden fazla failin bulunduğu hallerde uygulanır.

TCK m.304 — Devlete karşı savaşa tahrik

Madde, Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı savaş açılmasını veya hasmane hareketlerde bulunulmasını yabancı devlet yetkililerini tahrik ederek ya da onlarla işbirliği yaparak sağlama fiillerini; hasmane hareket sayılan örgüt desteğini ve tüzel kişiler hakkındaki güvenlik tedbirini düzenler. Maddenin kapsamı, yabancı devlet ile Türkiye arasındaki ilişkiyi bozan eylemlerle sınırlıdır ve iç hukuk düzenindeki sıradan örgüt suçlarını kapsamaz. Madde, Türk vatandaşının yabancı devlet ordusunda hizmet kabul etmesini (m.305) düzenlemez; devlete karşı silahlı örgüt kurma veya yönetme (m.314) ile düşmana askeri hizmet ve komuta (m.305) suçları ayrı maddelerde yer alır. Devlet sırlarının casusluk yoluyla açıklanması (m.328 ve devamı) ve düşman devlete maddi veya mali yardım (m.305 ve devamı ilgili hükümler) da bu maddenin dışındadır.

Devlete karşı savaşa tahrik: hangi kavramlar bilinmeli?

Hasmane hareket
Henüz savaş hâli bulunmadığı hâlde Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı düşmanca davranışta bulunmayı ifade eder. Madde, bu kavramın ikinci fıkra bakımından ne anlama geldiğini örgütün doğrudan veya dolaylı desteklenmesi ile sınırlar.
Tahrik
Yabancı devlet yetkililerinin Türkiye aleyhine savaş açmaya veya hasmane hareketlerde bulunmaya yönelik karar ve eylemlere yöneltilmesi anlamına gelir. Tahrikin yabancı devlet yetkililerine yönelmiş olması ve bu amaca yönelik olması gerekir.
İşbirliği
Yabancı devlet yetkilileriyle, Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı savaş açma veya hasmane hareketi gerçekleştirme amacı taşıyan ortak hareketi ifade eder. Amaç unsuru bu fiilin ayırt edici özelliğidir.
Örgüt desteği
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin güvenliğine karşı suç işlemek üzere oluşturulmuş örgütlerin doğrudan veya dolaylı olarak desteklenmesidir. Desteğin hangi biçimde yapıldığı madde metninde sınırlanmamıştır.
Güvenlik tedbiri (tüzel kişi)
Tüzel kişi hakkında suçun işlenmesi dolayısıyla hükmolunan, cezadan ayrı ve tüzel kişiye özgü yaptırımdır. Madde, tedbirin türünü belirlemez; genel tedbir hükümlerine bırakır.

Devlete karşı savaşa tahrik: hangi şartlar aranır?

  • Fail, yabancı devlet yetkililerini Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı savaş açmaya veya hasmane hareketlerde bulunmaya tahrik etmiş olmalıdır ya da bu amaçla yabancı devlet yetkilileriyle işbirliği yapmış olmalıdır (1. fıkra).
  • Tahrik veya işbirliğinin amacı, Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı savaş açılması veya hasmane hareketlerde bulunulması olmalıdır (1. fıkra).
  • Yabancı devlet yetkililerine yönelik tahrik ya da işbirliği fiilinin gerçekleşmesi için, yabancı devlet yetkilisi ile fiilî bağlantı kurulmuş olmalıdır (1. fıkra); ancak ikinci fıkra kapsamında bu bağlantı aranmaz.
  • İkinci fıkra kapsamında fail, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin güvenliğine karşı suç işlemek üzere oluşturulmuş bir örgütü doğrudan veya dolaylı olarak desteklemiş olmalıdır.
  • Suç, tüzel kişi adına veya yararına işlenmişse, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbiri hükmolunması için suçun bu tür bir tüzel kişi bünyesinde işlenmiş olması gerekir (3. fıkra).

Devlete karşı savaşa tahrik: hangi sonuçları doğurur?

  • Birinci fıkradaki suç işlendiğinde fail on yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • İkinci fıkra kapsamında örgütün doğrudan veya dolaylı desteklenmesi hasmane hareket sayıldığından, bu fiil birinci fıkradaki cezayı doğurur.
  • Tahrik ya da işbirliği fiili gerçekleşmemişse birinci fıkradaki suç oluşmaz; yalnız iç hukuktaki diğer suç tipleri tartışılabilir.
  • Suçun işlenmesi dolayısıyla tüzel kişi hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur; tüzel kişi ceza almaz.
  • Birinci fıkranın ikinci cümlesi 5377 sayılı Kanun ile mülga edildiğinden, mevcut metinde bu cümleye dayanarak bir yaptırım uygulanamaz.

Tahrik / işbirliği (1. fıkra) / hasmane hareket sayılan destek (2. fıkra): fark nedir?

Birinci fıkra, yabancı devlet yetkililerini Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı savaş açmaya veya hasmane hareketlerde bulunmaya tahrik etmeyi ya da bu amaçla yabancı devlet yetkilileriyle işbirliği yapmayı cezalandırır.

İkinci fıkra, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin güvenliğine karşı suç işlemek üzere kurulmuş örgütlerin doğrudan veya dolaylı desteklenmesini hasmane hareket sayar; kişi yabancı devlet yetkilisiyle temas etmemiş olsa bile bu fiil birinci fıkranın konusunu genişletir.

Yabancı devlet yetkilisiyle temas aranmayan örgüt desteği, birinci fıkradaki ağır cezayı doğrudan doğurur; bu hâlde fail ayrıca yabancı devlet yetkilisi ile temas kurduğunu ispatlamak zorunda kalmaz.

Asıl fail ile tüzel kişi arasındaki fark nedir?

Birinci ve ikinci fıkradaki suçu işleyen gerçek kişi hakkında 1. fıkradaki hapis cezası uygulanır.

Suçun işlenmesi dolayısıyla tüzel kişi hakkında yalnız güvenlik tedbiri hükmolunur; tüzel kişiye hapis cezası verilemez.

Tüzel kişi için ceza yerine kendisine özgü güvenlik tedbirleri uygulanır.

Devlete karşı savaşa tahrik: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ikinci fıkradaki örgüt desteğini birinci fıkradaki yabancı devlet temasıyla aynı şey sayarak iki fıkrayı birlikte aramak; ikinci fıkrada yabancı devlet yetkilisiyle temas aranmaz.
  • Mülga ikinci cümleye dayanarak eski bir ceza sınırı veya ek yaptırım uygulamak; mevcut metinde bu cümle yoktur.
  • Tüzel kişiye hapis cezası vermek; üçüncü fıkra yalnız güvenlik tedbiri öngörür.
  • Örgüt desteğini, desteğin biçimi ve örgütün amacı üzerinde durmadan genel bir değerlendirmeyle hüküm kurmak; Yargıtay somut biçimin tespitini istemektedir.
  • Madde metninde yer almayan 'bağlantılı hareket' gibi bir kavramı birinci fıkraya eklemek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, ikinci fıkradaki örgüt desteğinin hangi fiil türüyle gerçekleştiğini somut olayda ayrıca tespit ederek hüküm kurulmasını istemektedir. (2. Ceza Dairesi, 2023/28391 E., 2024/14056 K., 08.10.2024; 2. Ceza Dairesi, 2024/5857 E., 2024/7345 K., 08.05.2024; 2. Ceza Dairesi, 2023/1530 E., 2024/1055 K., 18.01.2024)
  • Yargıtay, dosyanın ikinci fıkranın (a) veya (b) bendine göre değerlendirilmesini ve buna uygun gerekçe kurulmasını gerekli görmektedir. (2. Ceza Dairesi, 2023/28391 E., 2024/14056 K., 08.10.2024; 2. Ceza Dairesi, 2024/5857 E., 2024/7345 K., 08.05.2024; 2. Ceza Dairesi, 2023/1530 E., 2024/1055 K., 18.01.2024)
  • Yargıtay, bozma kararının ardından dosyanın hükmü bozulan bölge adliye mahkemesine ya da başka bir bölge adliye mahkemesine gönderilmesini kabul etmektedir. (6. Ceza Dairesi, 2024/5108 E., 2024/11794 K., 06.11.2024)
  • Yargıtay, birinci fıkra kapsamındaki suçun unsurlarının tek tek tartışılmasını ve hükmün bu doğrultuda gerekçelendirilmesini istemektedir. (2. Ceza Dairesi, 2023/22791 E., 2025/23926 K., 23.12.2025; 4. Ceza Dairesi, 2023/8686 E., 2025/20368 K., 09.12.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Birinci fıkradaki tahrik veya işbirliğini iddia eden savcılık ispat yükü altındadır; yabancı devlet yetkilisiyle temasın ve amacın belgelerle veya tanıkla ortaya konulması gerekir.
  • Yabancı devlet yetkilisiyle yazışma, kayıt, ses veya görüntü gibi somut delillerle bağlantı ispatlanır; hasmane amaç ise fiilin niteliğinden ve tanık beyanlarından çıkarılır.
  • İkinci fıkradaki örgüt desteğini iddia eden taraf, örgütün Türkiye Cumhuriyeti Devletinin güvenliğine karşı suç işlemek üzere kurulduğunu ve desteğin doğrudan ya da dolaylı olduğunu ispatlamak zorundadır.
  • Sanık, fiilin zorlama altında yapıldığını ileri sürüyorsa bu savunmanın ispat yükü ona aittir; gerçekleşmiş bir zorlama kanıtlandığında sorumluluk kalkar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.314: Devletin güvenliğine karşı suç işlemek üzere kurulan silahlı örgütle ilgili ayrı suç tipidir; ikinci fıkradaki örgüt desteğinin hangi ölçüde ayrıca cezalandırıldığını belirlemede bu madde ile birlikte değerlendirilir.
  • 5237 sayılı Kanun m.305: Düşman devlete karşı askerî nitelikte katılım ve hizmet suçlarını düzenler; birinci fıkradaki tahrik ve işbirliği ile aynı olgu üzerinde ayrım yapılması gerektiğinde karşılaştırılır.

TCK m.305 — Temel millî yararlara karşı faaliyette bulunmak için yarar sağlama

Bu madde, temel millî yararlara karşı fiiller bakımından yabancı kişi veya kuruluşlardan maddi yarar sağlama suçunu, bu suçun savaş hâline göre artırılmış hâlini, savaş dışında kovuşturmanın Adalet Bakanının iznine bağlanmasını ve "temel milli yararlar" deyiminin tanımını düzenler. Suç hem yarar sağlayan vatandaşa ya da Türkiye'de bulunan yabancıya hem de yarar sağlayan veya vaat eden kişiye uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: temel millî yararlara karşı suçların diğer biçimleri ve casusluk fiilleri (ilgili diğer maddelerde yer alır), yabancı devletle hasmane hareket ve tahrik suçu (m.302 ve ilgili hükümler), ayrıca zamanaşımı ve dava şartlarına ilişkin genel hükümler (genel hükümler kitabı).

Temel millî yararlara karşı faaliyette bulunmak için yarar sağlama: hangi kavramlar bilinmeli?

Temel millî yararlar
Maddenin dördüncü fıkrasına göre bağımsızlık, toprak bütünlüğü, milli güvenlik ve Anayasada belirtilen Cumhuriyetin temel nitelikleridir. Bu deyim kapsamı kanunda sınırlı olarak sayıldığından, bunların dışındaki kamusal menfaatler bu kavramla korunmaz.
Maddi yarar
Yabancı kişi veya kuruluştan sağlanan ekonomik değer ya da menfaattir. Madde, yararın doğrudan veya dolaylı olarak, kendisi veya başkası için sağlanmasını yeterli görür.
Savaş hâli
İkinci fıkranın uygulanması bakımından fiilin savaş sırasında işlenmiş olmasıdır. Bu hâlde verilecek ceza yarı oranında artırılır. Savaş hâli dışındaki işlemede ayrı bir kovuşturma koşulu getirilmiştir.
Adalet Bakanının izni
Suç savaş hâli dışında işlendiğinde kovuşturmanın başlatılabilmesi için aranan idari onaydır. İzin verilmeden kovuşturma yapılamaz.

Temel millî yararlara karşı faaliyette bulunmak için yarar sağlama: hangi şartlar aranır?

  • Failin, temel millî yararlara karşı fiilde bulunmak maksadıyla veya bu nedenle hareket etmesi gerekir.
  • Failin yabancı kişi veya kuruluştan doğrudan ya da dolaylı olarak, kendisi veya başkası için maddi yarar sağlaması ya da bu yararı vaat etmesi gerekir; yarar sağlanmış olması şart değildir, vaat yeterlidir.
  • Yararı sağlayan ya da vaat eden kişi vatandaş veya Türkiye'de bulunan yabancı olmalıdır.
  • Suç savaş hâli dışında işlenmişse, kovuşturmanın yapılabilmesi için Adalet Bakanının izni alınmış olmalıdır.
  • Fiil savaş sırasında işlenmişse yarar sağlama fiilinin bu hâlde cezası yarı oranında artırılarak uygulanır.

Temel millî yararlara karşı faaliyette bulunmak için yarar sağlama: hangi sonuçları doğurur?

  • Yarar sağlayan vatandaşa ya da Türkiye'de bulunan yabancıya üç yıldan on yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası verilir.
  • Yarar sağlayan veya vaat eden kişi hakkında da aynı ceza hükmolunur.
  • Yarar vaat edilmiş ama fiilen sağlanmamışsa suç yine tamamlanmış sayılır, çünkü vaat yeterlidir.
  • Fiil savaş sırasında işlenmişse verilecek ceza yarı oranında artırılır.
  • Suç savaş hâli dışında işlenmişse, Adalet Bakanının izni olmadan kovuşturma yapılamaz.

Yarar sağlayan ile yarar sağlayan veya vaat eden arasındaki fark nedir?

Yararı fiilen alan vatandaş veya Türkiye'de bulunan yabancıdır; birinci fıkranın birinci cümlesi bu kişiye uygulanır.

Yarar sağlayan veya vaat eden kişi, yabancı kişi veya kuruluş tarafıdır; madde metninde ayrıca aynı ceza hükmolunduğu belirtilir.

İki taraf da aynı cezaya tabidir; hangi tarafın fail olduğu cezayı değiştirmez.

Savaş hâli ile savaş dışı işleme arasındaki fark nedir?

Fiil savaş sırasında işlenmişse ikinci fıkra uygulanır.

Suç savaş hâli dışında işlenmişse üçüncü fıkra gereğince kovuşturma Adalet Bakanının iznine bağlıdır.

Savaş hâlinde ceza yarı oranında artırılır ve izin koşulu aranmaz; savaş dışında ceza artırılmaz ve kovuşturma izne bağlanır.

Temel millî yararlara karşı faaliyette bulunmak için yarar sağlama: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yarar sağlamanın gerçekleşmesini aramak; oysa yarar vaadi tek başına suçu tamamlar.
  • Savaş hâli dışında da kovuşturmayı izin aramaksızın yürütmek; üçüncü fıkra izni zorunlu kılar.
  • Dördüncü fıkrada sayılanların dışına çıkarak temel millî yarar kavramını genişletmek.
  • Yarar sağlayanın vatandaş ya da Türkiye'de bulunan yabancı olmadığı halde bu maddeyi uygulamak; uygun failler sınırlıdır.

Nasıl ispat edilir?

  • Yarar sağlama fiilini ileri süren taraf, failin yabancı kişi veya kuruluştan yarar sağladığını veya vaat ettiğini ispatlamalıdır; yarar vaadi için yazılı şekil aranmaz, tanık ve yazışmalar kullanılabilir.
  • Failin temel millî yararlara karşı fiilde bulunma maksadı veya bu nedenle hareket ettiği, fiilin amacına ilişkin dolaylı delillerle ortaya konulmalıdır.
  • Suç savaş dışında işlenmişse Adalet Bakanının iznin varlığı, kovuşturma açılmadan önce belgeyle gösterilmelidir; izin yoksa kovuşturma koşulu eksiktir.
  • Savaş hâlinin varlığı, artırım uygulanacaksa iddia makamınca ispat edilmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.302: Yabancı devlete karşı hasmane hareket ve tahrik suçlarını düzenler; bu maddedeki yarar sağlama suçu ile ayrım ve birlikte değerlendirme gerektirir.
  • 5237 sayılı Kanun m.305/1: Yarar sağlama fiilinin tanımı ve cezasının kaynağı olan fıkradır; ikinci ve üçüncü fıkralar bu fıkraya bağlanır.

TCK m.306 — Yabancı devlet aleyhine asker toplama

5237 sayılı Kanun'un 306. maddesi, Türkiye Devletini yabancı bir devletle savaş tehlikesi, siyasal ilişkilerin bozulması veya misilleme tehlikesi ile karşı karşıya bırakan fiilleri cezalandırır. Düzenlediği konular; yabancı devlete karşı yetkisiz asker toplama ve diğer hasmane hareketler, bu fiilin sonucunda savaşın meydana gelmesi, siyasal ilişkilerin kesilmesi ve misillemenin gerçekleşmesi, kovuşturma koşulu ve fiili savaş hâlinde işgal eden yabancı kuvvetlere karşı meşru müdafaa amaçlı direnişin kapsam dışı tutulmasıdır. Madde, Türkiye Devleti adına hareket eden kişiler dahil, herhangi bir failin işlediği fiiller bakımından uygulanır. Yabancı devlet aleyhine asker toplama, yabancı hizmetine asker yazılma ve yabancı devlete maddi yardım gibi ayrı suç tiplerini düzenlemez (m.308 ve m.309 ile ilgili hükümler ayrıca incelenmelidir). Devletin güvenliğine karşı suçların genel hükmü ve bu suçlardan doğan zamanaşımı ile kamu davasının açılması usulü de bu maddenin kapsamı dışındadır (ilgili genel hükümler ayrıca incelenmelidir)."

Yabancı devlet aleyhine asker toplama: hangi kavramlar bilinmeli?

Hasmane hareket
Yabancı devlete karşı, Türkiye Devletini savaş tehlikesine sürükleyecek nitelikte yapılan düşmanca eylemlerdir. Asker toplamanın yanında diğer düşmanca davranışları da kapsar.
Yetkisiz olarak
Fiilin yetkili bir makamın izni veya görevi çerçevesinde yapılmadığını ifade eder. Yetkili kişi tarafından yürütülen resmi işlemler bu kapsamın dışında kalır.
Siyasal ilişkilerin bozulması
Türkiye ile yabancı devlet arasındaki diplomatik ve siyasal bağların zedelenmesi veya kesilmesidir. Üçüncü fıkrada bozulma tehlikesi, dördüncü fıkrada ise fiilen kesilme aranır.
Misilleme tehlikesi
Yabancı devletin, fiil nedeniyle Türkiye Devletine veya Türk vatandaşlarına karşı karşılık vermesi olasılığıdır. Üçüncü fıkrada tehlike yeterlidir, dördüncü fıkrada misillemenin gerçekleşmesi gerekir.
Fiili savaş hâli
Ülke topraklarının bir kısmının veya tamamının yabancı devlet kuvvetlerince işgal edildiği durumdur. Altıncı fıkradaki istisnanın uygulanabilmesi için bu hâlin varlığı aranır.
Adalet Bakanının izni
Suçun kovuşturulmasının başlayabilmesi için gereken yargısal olmayan bir ön koşuldur. İzin verilmeden kovuşturma yapılamaz.

Yabancı devlet aleyhine asker toplama: hangi şartlar aranır?

  • Fail, Türkiye Devletini savaş tehlikesi ile karşı karşıya bırakacak şekilde hareket etmelidir; birinci fıkrada yabancı bir devlete karşı asker toplama veya diğer hasmane hareketler bulunmalıdır.
  • Asker toplama fiilinin yetkisiz olarak yapılmış olması aranmalıdır.
  • İkinci fıkrada fiil sonucunda savaşın fiilen meydana gelmiş olması gerekir.
  • Üçüncü fıkrada fiil, yabancı devletle siyasal ilişkileri bozacak veya Türkiye Devleti ya da Türk vatandaşlarını misilleme tehlikesi ile karşı karşıya bırakacak nitelikte olmalıdır.
  • Dördüncü fıkrada siyasal ilişkinin fiilen kesilmesi veya misillemenin fiilen gerçekleşmesi gerekir.
  • Suçun kovuşturulması için Adalet Bakanının izni bulunmalıdır.
  • Altıncı fıkra uyarınca, fiilin fiili savaş hâlinde ülke topraklarını işgal eden yabancı devlet kuvvetlerine karşı meşru müdafaa amaçlı direniş olmadığı belirlenmelidir.

Yabancı devlet aleyhine asker toplama: hangi sonuçları doğurur?

  • Birinci fıkradaki fiili işleyen kişiye beş yıldan on iki yıla kadar hapis cezası verilir.
  • Fiil sonucu savaş meydana gelirse fail hakkında müebbet hapis cezası verilir.
  • Fiil yalnızca siyasal ilişkileri bozacak veya misilleme tehlikesi yaratacak nitelikteyse iki yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir.
  • Siyasal ilişki fiilen kesilir veya misilleme fiilen gerçekleşirse üç yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
  • Kovuşturma Adalet Bakanının iznine bağlı olduğundan izin alınmadan kovuşturma yapılamaz.
  • Fiili savaş hâlinde ülke topraklarını işgal eden yabancı devlet kuvvetlerine karşı meşru müdafaa amaçlı direniş hareketleri hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz.
  • Fiil, savaş tehlikesi, siyasal ilişki bozulması veya misilleme tehlikesi yaratmıyorsa bu madde kapsamında suç oluşmaz.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkrada savaş tehlikesi yaratılması yeterlidir; savaşın fiilen çıkması aranmaz.

İkinci fıkrada fiil sonucu gerçekten savaş meydana gelmiş olmalıdır.

Savaşın fiilen çıkması hâlinde ceza birinci fıkradaki beş yıldan on iki yıla kadar hapisten müebbet hapse yükselir.

Birinci fıkra ile üçüncü fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkrada fiil, Türkiye Devletini savaş tehlikesiyle karşı karşıya bırakacak nitelikte olmalı ve yabancı devlete karşı asker toplama ya da hasmane hareket içermelidir.

Üçüncü fıkrada fiil, savaş tehlikesi yaratmasa da siyasal ilişkileri bozacak ya da misilleme tehlikesi doğuracak niteliktedir.

Üçüncü fıkradaki hâlde ceza iki yıldan sekiz yıla kadar hapistir.

Üçüncü fıkra ile dördüncü fıkra arasındaki fark nedir?

Üçüncü fıkrada siyasal ilişkinin bozulması veya misilleme tehlikesi yeterlidir.

Dördüncü fıkrada siyasal ilişki fiilen kesilmiş ya da misilleme fiilen gerçekleşmiş olmalıdır.

Dördüncü fıkradaki hâlde ceza üç yıldan on yıla kadar hapistir.

Genel hal ile fiili savaş hâlinde direniş arasındaki fark nedir?

Genel halde fiil, yabancı devlete karşı hasmane hareket olarak cezalandırılır.

Fiili savaş hâlinde işgal eden yabancı kuvvetlere karşı meşru müdafaa amaçlı direniş hareketi, altıncı fıkra kapsamındadır.

Direniş hareketi hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz.

Yabancı devlet aleyhine asker toplama: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Üçüncü fıkradaki tehlike yeterli olduğu hâlde dördüncü fıkradaki fiili kesilme veya gerçekleşmiş misilleme aramak.
  • İkinci fıkradaki müebbet cezasını, savaşın fiilen çıkmadığı hâllerde uygulamak.
  • Yabancı devlete karşı asker toplama ile yabancı hizmetine asker yazılmayı aynı fiil tipi saymak; bu durumda m.308 ile ayrım yapılmalıdır.
  • Altıncı fıkradaki istisnayı, fiili savaş hâli bulunmayan durumlarda uygulamak ya da meşru müdafaa amacı aranmadan doğrudan uygulamak.
  • Adalet Bakanının izni olmadan kovuşturma açmak ya da izin koşulunu soruşturma aşamasında gözden kaçırmak.

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren savcılık, birinci fıkradaki fiilin yabancı devlete karşı asker toplama veya hasmane hareket niteliğini ve Türkiye Devletini savaş tehlikesi ile karşı karşıya bırakacak nitelikte olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Yetkisizlik unsuru, fiilin yetkili bir makamın izni olmadan yapıldığının ispatıyla ortaya konulur; failin yetkisi olduğunu öne süren savunma, bu yetkiyi ispatla yükümlüdür.
  • İkinci fıkradaki savaşın meydana gelmesi, resmi belgeler ve uzman görüşü gibi delillerle ispatlanır.
  • Üçüncü ve dördüncü fıkralardaki siyasal ilişkinin bozulması veya kesilmesi ve misillemenin gerçekleşmesi, diplomatik yazışma ve resmi kayıtlarla ispatlanır.
  • Altıncı fıkradaki direniş savunmasını ileri süren fail, fiilin fiili savaş hâlinde işgale karşı meşru müdafaa amacı taşıdığını ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.308: Yabancı devlet aleyhine asker toplama ve yabancı hizmetine asker yazılma gibi özel tiplerin düzenlendiği madde olup, bu maddedeki fiillerle örtüşmesi halinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
  • 5237 sayılı Kanun m.309: Düşman devlete maddi ve mali yardım gibi özel bir fiil tipini düzenler; birinci fıkradaki hasmane hareket kapsamına giren fiillerin ayrımında dikkate alınır.

TCK m.307 — Askerî tesisleri tahrip ve düşman askerî hareketleri yararına anlaşma

Madde, devletin silahlı kuvvetlerine ait veya hizmetine verilmiş araçları, yolları, müesseseleri, depoları ve diğer askeri tesisleri tahrip etmek ya da kullanılamaz hale getirmek (birinci fıkra), bu eşyayı koruma ve gözetleme yükümlülüğü bulunan kişinin taksiri (üçüncü fıkra), savaş zamanında düşmanla anlaşarak askeri hareketlere zarar verme ya da düşman askeri hareketlerini kolaylaştırma (dördüncü ve beşinci fıkralar), bu fiillere yabancının katılması (altıncı fıkra) ve bu fiillerin Türkiye ile ittifak veya iştirak içindeki devlet zararına Türkiye'de işlenmesi (yedinci fıkra) hallerini düzenler. Madde, Türkiye Devletinin güvenliğine karşı suçlar arasında yer alan askeri tesislere ve savaş hâline ilişkin fiillere uygulanır. Maddede, yabancı devlete karşı asker toplama ve hasmane hareketler (m.305), devletin sırlarının açıklanması ve casusluk (m.326 ve sonrası), savaş zamanı yükümlülüklerine aykırılık ve ilgili usul hükümleri (m.309 ve sonrası, 5237 sayılı Kanunun ilgili bölümleri) düzenlenmez; bu suçlara ilişkin ayrı hükümler ayrıca incelenmelidir.

Askerî tesisleri tahrip ve düşman askerî hareketleri yararına anlaşma: hangi kavramlar bilinmeli?

Askeri tesis
Devletin silahlı kuvvetlerine ait olan veya hizmetine verilmiş kara, deniz ve hava ulaşım araçları, yollar, müesseseler, depolar ve diğer askeri yapılardır. Maddenin koruduğu nesneler bu kavramla sınırlıdır.
Tahrip
Eşyanın kısmen veya tamamen zarar görmesi, yok edilmesidir. Tahribin sonucunda eşya ya tamamen ya da kısmen işlevini yitirir.
Kullanılmayacak hale getirme
Eşyanın fiziksel olarak zarar görmeden de olsa, geçici bir süre için bile olsa kullanılamaz duruma düşürülmesidir. Kalıcı zarar aranmaz.
Askeri hareketler
Türk Devletinin silahlı kuvvetlerinin savaş sırasında yürüttüğü harekât ve faaliyetlerdir. Dördüncü ve beşinci fıkralarda korunan değer budur.
Savaş zamanı
Türkiye ile bir devletin fiilen silahlı çatışma içinde bulunduğu dönemdir. Dördüncü fıkrada ağırlaştırıcı ve suçun oluşum koşulu olarak yer alır.
İttifak veya iştirak
Türkiye Devleti ile aralarında savaş için bağ bulunan devletlerdir. Yedinci fıkrada bu devletler zararına işlenen fiillerin de kapsama alınması için kullanılır.

Askerî tesisleri tahrip ve düşman askerî hareketleri yararına anlaşma: hangi şartlar aranır?

  • Fail, devletin silahlı kuvvetlerine ait veya hizmetine verilmiş bir ulaşım aracını, yolu, müesseseyi, depoyu ya da askeri tesisi tahrip etmeli veya kullanılmayacak hale getirmelidir (birinci fıkra).
  • Tahrip veya kullanılamaz hale getirme, eşya henüz tamamlanmamış olsa bile gerçekleşebilir; eşyanın kısmen zarar görmesi yeterlidir ve zarar kalıcı olmak zorunda değildir.
  • Eylem, savaş için ağırlaştırıcı hallerden birine bağlanmışsa (Türkiye ile savaş halinde bulunan devletin çıkarı için ya da devletin savaş hazırlıklarını, savaş kudret ve yeteneğini veya askeri hareketlerini tehlikeye koyması) ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerekir (ikinci fıkra).
  • Üçüncü fıkrada, eşyayı elinde bulunduran veya koruma ve gözetleme yükümlülüğü olan kişinin taksiri sonucu tahrip veya kullanılamaz hale gelme ya da bu nedenle suçun işlenmesinin kolaylaşması aranır.
  • Dördüncü fıkrada, savaş zamanı olmalı ve fail Türkiye Devleti zararına olmak üzere yabancıyla anlaşmış ya da anlaşma olmasa da aynı sonuçları doğuracak fiili işlemiş olmalıdır; amaç düşman askeri hareketlerini kolaylaştırmak veya Türkiye Devletinin askeri hareketlerine zarar vermek olmalıdır.
  • Beşinci fıkrada, dördüncü fıkradaki fiil sonucunda düşman askeri hareketleri fiilen kolaylaşmış ya da Türk Devletinin askeri hareketleri zarar görmüş olmalıdır.
  • Altıncı fıkrada, dördüncü ve beşinci fıkralardaki suçu işleyen kişiyle anlaşan yabancı da aynı cezaya tabi tutulur.
  • Yedinci fıkrada, yukarıdaki fiillerin Türkiye Devleti ile aralarında savaş için ittifak veya iştirak bulunan devlet zararına Türkiye'de işlenmesi gerekir.

Askerî tesisleri tahrip ve düşman askerî hareketleri yararına anlaşma: hangi sonuçları doğurur?

  • Birinci fıkradaki fiilin cezası altı yıldan oniki yıla kadar hapistir; fiil kısmi tahrip de olsa, eşya tamamlanmamış olsa da cezalandırılır.
  • İkinci fıkradaki ağırlaştırıcı hallerden biri gerçekleşirse ceza ağırlaştırılmış müebbet hapse yükselir.
  • Üçüncü fıkradaki taksirli tahrip için bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir ve bu, eşyayı koruma yükümlüsü kişi hakkındadır.
  • Dördüncü fıkradaki fiil için on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir; bu fiil yalnız savaş zamanında işlenebilir.
  • Beşinci fıkradaki düşman askeri hareketleri fiilen kolaylaşmış ya da Türk askeri hareketleri zarar görmüş ise faile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.
  • Altıncı fıkrada, dördüncü ve beşinci fıkralardaki suçu işleyen kişiyle anlaşan yabancı da aynı cezaya tabi tutulur.
  • Yedinci fıkradaki hal gerçekleşirse madde hükümleri uygulanır; Türkiye Devleti zararına işlenmemiş olmak tek başına suçu ortadan kaldırmaz.
  • Fiil savaş zamanı dışında işlenmişse dördüncü ve beşinci fıkralar uygulanmaz; yalnız birinci veya üçüncü fıkraya göre değerlendirme yapılır.
  • Taksirli hal dışında, kasıt olmadan tahrip gerçekleşmişse birinci fıkra uygulanmaz; sorumluluk üçüncü fıkraya ve taksire bağlanır.

Birinci fıkra ile üçüncü fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkrada fail, eşyayı doğrudan ve kasten tahrip eder ya da kullanılamaz hale getirir.

Üçüncü fıkrada fail, eşyayı elinde bulunduran veya koruma ve gözetleme yükümlüsü olan kişidir ve tahrip taksirle gerçekleşir.

Kasıtlı fiilde bir yıldan on iki yıla değil, taksirli hal için bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası uygulanır. Taksirli haldeki cezanın alt sınırı kasıtlı haldekine göre çok düşüktür.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Temel hal, savaş için ağırlaştırıcı bir durumun bulunmadığı tahrip fiilidir.

İkinci fıkra, Türkiye ile savaş halinde bulunan devletin çıkarına işlenen veya savaş hazırlıklarını, savaş kudret ve yeteneğini ya da askeri hareketleri tehlikeye koyan fiilleri kapsar.

Temel halde altı yıldan on iki yıla kadar hapis, ikinci fıkra kapsamında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.

Dördüncü fıkra ile beşinci fıkra arasındaki fark nedir?

Dördüncü fıkrada, düşmanla anlaşma veya aynı sonucu doğuracak fiil vardır; sonuç gerçekleşmemiş olabilir.

Beşinci fıkrada, düşman askeri hareketlerinin fiilen kolaylaşması ya da Türk askeri hareketlerinin zarar görmesi gerçekleşmiştir.

Dördüncü fıkrada on yıldan on beş yıla kadar hapis, beşinci fıkrada ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.

Failin Türk vatandaşı olması ile yabancı kişi (altıncı fıkra) arasındaki fark nedir?

Dördüncü ve beşinci fıkralardaki fiili işleyen Türk veya Türk Devleti için fail olan kişidir.

Altıncı fıkradaki yabancı, bu fiili işleyen kişiyle anlaşan kişidir.

Yabancı da aynı cezaya çarptırılır; yani dördüncü veya beşinci fıkradaki ceza yabancı için de geçerlidir.

Türkiye'de işlenen fiil ile ittifak veya iştirak devleti zararına (yedinci fıkra) arasındaki fark nedir?

Asıl hal, fiilin Türkiye Devleti zararına işlenmesidir.

Yedinci fıkra, Türkiye ile savaş için ittifak veya iştirak içindeki devlet zararına Türkiye'de işlenen fiilleri kapsar.

Bu durumda da madde hükümleri uygulanır; fiilin yeri Türkiye, zarar gören devlet ise ittifak ortağıdır.

Askerî tesisleri tahrip ve düşman askerî hareketleri yararına anlaşma: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Birinci fıkradaki temel hali ağırlaştırılmış müebbet hapis ile cezalandırmak; ağırlaştırılmış hal yalnız ikinci fıkradaki koşulların gerçekleşmesine bağlıdır.
  • Üçüncü fıkradaki taksirli hali kasıtlı tahrip gibi değerlendirmek; taksirli halin cezası bir yıldan beş yıla kadardır.
  • Dördüncü fıkradaki fiili savaş dışında da uygulamak; bu fıkra savaş zamanı şartına bağlıdır.
  • Fiilin fiilen zarar vermemesine rağmen beşinci fıkradaki ağırlaştırılmış müebbet cezasını uygulamak; bu fıkra düşman askeri hareketlerinin fiilen kolaylaşmasını veya Türk askeri hareketlerinin zarar görmesini şart koşar.
  • Altıncı fıkradaki yabancıyı, dördüncü fıkradaki cezadan farklı bir ceza ile cezalandırmak; yabancıya da aynı ceza verilir.
  • Yedinci fıkrayı Türkiye Devleti zararına işlenen fiillere de uygulamak; bu fıkra ittifak veya iştirak devleti zararını düzenler.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Maddenin ilgili fıkrasının ağır cezayı gerektiren hali gerçekleşmese bile, Devlet güvenliğine karşı suçlar arasında yer alan maddelerin terör suçu olarak değerlendirildiği yönünde kararlar bulunmaktadır. (Genel Kurul, 2023/53898 E., 25.10.2023; Genel Kurul, 2021/34231 E., 26.01.2023; Ceza Genel Kurulu, 2022/436 E., 2022/705 K., 08.11.2022; Genel Kurul, 2018/26689 E., 07.04.2022)
  • Anılan suçların mutlak terör suçu sayılması, bu suçlarda kovuşturma ve infaz açısından özel sonuçlar doğurmaktadır. (Genel Kurul, 2023/99744 E., 21.12.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Birinci fıkradaki fiilin ispatı için tahrip edilen eşyanın askeri tesis niteliği taşıdığı ve failin fiilinin bu eşyaya zarar verdiği ortaya konulmalıdır; ispat yükü iddiayı ileri süren savcılıktadır.
  • Savaş zamanında işlenmiş olma durumu, dördüncü ve beşinci fıkralar için ayrıca kanıtlanmalıdır; savaş halinin varlığı resmi belgeler veya kamu kayıtlarıyla belgelenir.
  • Üçüncü fıkrada, failin eşyayı elinde bulundurduğu ya da koruma ve gözetleme yükümlülüğü bulunduğu ve taksirin varlığı iddiayı ileri süren tarafça ispat edilmelidir.
  • Yabancı ile anlaşmanın varlığı, dördüncü ve altıncı fıkralar bakımından tanık, yazışma ve diğer delillerle ispatlanır.
  • Karşı taraf, fiilin askeri tesis niteliği taşımadığını veya zararın bulunmadığını savunursa, bu savunmayı kendisi ispatlamalıdır; tesis niteliğine ilişkin bilirkişi raporu yararlı olabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.305: Yabancı devlete karşı asker toplama ve hasmane hareketler suçunu düzenler; bu madde ile ayrı suç tiplerini oluşturur, bu maddede tekrar edilmez.
  • 5237 sayılı Kanun m.6: Basın ve yayın yoluyla işlenen suçlarda ağırlaştırıcı hal uygulamasında kavramın tanımını verir; ancak bu madde bakımından doğrudan atıf değildir.

TCK m.308 — Düşman devlete maddi ve mali yardım

5237 sayılı Kanun'un 308. maddesi, savaş hâlinde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin aleyhine kullanılabilecek eşyanın düşman devlete verilmesini, savaş zamanında düşman devlet yararına borçlanma ve ödemelere katılmayı, düşman devletle ticaret yapmayı ve bu fiillerin düşmanla ittifak veya iştirak hâlindeki devlet yararına işlenmesini suç olarak düzenler. Maddenin uygulandığı kişiler, vatandaşlar ile Türkiye'de oturan yabancılardır; düşman devlet vatandaşının kendisi bu fıkralarda faildir. Madde, düşman devlet ordusunda zorunlu hizmete alınan vatandaşın durumunu, düşmanla işbirliği yapma suçunu (m.303), askeri tesislerin tahribini (m.307) ve savaş zamanı yükümlülük ve emirlere uymama suçlarını düzenlemez. Savaş hâlinin tespiti ve yabancı devletle ilişkiler bakımından ön koşulları da bu maddede yer almaz.

Düşman devlete maddi ve mali yardım: hangi kavramlar bilinmeli?

Düşman devlet
Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile savaş hâlinde bulunan devlettir. Madde, savaşın varlığını ayrıca tanımlamadığından bu niteliğin tespiti savaş hâlinin varlığına bağlıdır.
Savaş hâli
Birinci fıkrada eşya verme fiili için aranan ön koşuldur. Savaş hâlinin başlaması ya da başlamış olması gerekir; savaştan önce başlamış olsa bile üçüncü fıkrada ayrı bir hüküm vardır.
Düşman devlet yararına borçlanma ve ödeme
Savaş zamanında düşman devletin borçlanmasına ya da herhangi bir nedenle ona yapılan ödemelere katılmaktır. İkinci fıkra, bu işlemleri ve bunları kolaylaştırmayı da kapsar.
Ticaret yapma (üçüncü fıkra)
Düşman devlet vatandaşı ya da düşman devlet topraklarında oturan kişilerle, Türkiye Devleti zararına ya da düşman devletin savaş gücüne olumlu etki yapacak nitelikte, doğrudan veya dolaylı olarak ticaret yapmaktır. Fiilin savaştan önce başlamış olması cezayı ortadan kaldırmaz.
İttifak veya iştirak olan devlet
Düşman devletle savaş için ittifak ya da iştirak hâlinde bulunan üçüncü devlettir. Dördüncü fıkra bu devlet yararına işlenen fiilleri birinci üç fıkra kapsamında tutar.

Düşman devlete maddi ve mali yardım: hangi şartlar aranır?

  • Birinci fıkra kapsamında, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin savaş hâlinde bulunduğu bir devlete, savaşta Türkiye aleyhine kullanılabilecek her türlü eşyanın verilmiş olması gerekir; verme karşılıklı ya da karşılıksız, doğrudan ya da dolaylı olabilir.
  • Birinci fıkrada fail vatandaş ya da Türkiye'de oturan yabancı olmalıdır; bu hüküm Türkiye'de oturan yabancı hakkında da uygulanır.
  • İkinci fıkrada savaş zamanında düşman devlet yararına yapılan borçlanmalara ya da her ne nedenle olursa olsun yapılan ödemelere katılmak veya bu işlemleri kolaylaştırmak gerekir; fail vatandaş ya da Türkiye'de oturan yabancı olmalıdır.
  • Üçüncü fıkrada, birinci fıkrada yazılı haller dışında, düşman devlet vatandaşı ya da düşman devlet topraklarında oturan kişilerle doğrudan veya dolaylı ticaret yapılmış olmalıdır; bu ticaret Türkiye Devleti zararına ya da düşman devletin savaş gücüne olumlu etki yapacak nitelikte olmalıdır.
  • Üçüncü fıkrada fiilin nerede bulunduğu önemli değildir; savaştan önce başlamış olması da yeterlidir.
  • Dördüncü fıkrada, yukarıdaki fıkralarda yazılı fiillerin düşman devletle savaş için ittifak ya da iştirak hâlinde bulunan devlet yararına işlenmiş olması gerekir.
  • Birinci fıkra ile üçüncü fıkra birbirinden ayrılır; üçüncü fıkra yalnızca birinci fıkrada yazılı haller dışında uygulanır.

Düşman devlete maddi ve mali yardım: hangi sonuçları doğurur?

  • Birinci fıkra kapsamındaki eşya verme fiili işlendiğinde faile 5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası verilir.
  • İkinci fıkradaki borçlanma ve ödemelere katılan ya da bu işlemleri kolaylaştıran fail, birinci fıkradaki cezanın aynısı ile cezalandırılır.
  • Üçüncü fıkradaki ticaret fiilinin faili 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 10000 güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
  • Dördüncü fıkra uyarınca, düşmanla ittifak ya da iştirak hâlindeki devlet yararına işlenen fiiller de aynı hükümlere tabidir.
  • Yukarıdaki fiiller, ilgili unsurlar gerçekleşmediğinde suç oluşturmaz; örneğin ticaretin Türkiye Devleti zararına ya da düşman savaş gücüne olumlu etki yapacak nitelikte olmaması hâlinde üçüncü fıkra uygulanmaz.
  • Madde, vatandaş ya da Türkiye'de oturan yabancı bakımından uygulanır; düşman devlet vatandaşının bu maddede ayrıca cezası yoktur, o yalnızca karşı taraftır.

Birinci fıkra ile üçüncü fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, savaşta Türkiye aleyhine kullanılabilecek eşyanın düşman devlete verilmesini düzenler; savaş hâlinin varlığı ön koşuldur.

Üçüncü fıkra, eşya dışında düşman devletle yapılan ticareti kapsar; savaştan önce başlamış olması da yeterlidir.

Birinci fıkra 5 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası, üçüncü fıkra 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 10000 güne kadar adli para cezası getirir.

Savaş zamanı ile savaştan önce başlamış fiil arasındaki fark nedir?

Birinci ve ikinci fıkra, savaş zamanında işlenen fiilleri konu alır.

Üçüncü fıkra, savaştan önce başlamış olsa bile ticareti kapsar.

Savaştan önce başlayan ticaret üçüncü fıkra kapsamında cezalandırılır; savaş zamanına özgü fiiller ise birinci ve ikinci fıkra kapsamındadır.

Vatandaş / Türkiye'de oturan yabancı / düşman devlet vatandaşı: fark nedir?

Vatandaş ve Türkiye'de oturan yabancı, birinci ve ikinci fıkralarda faildir.

Düşman devlet vatandaşı ya da düşman devlet topraklarında oturan kişi, üçüncü fıkrada karşı taraf olarak yer alır.

Üçüncü fıkrada fail, nerede bulunursa bulunsun vatandaş ya da Türkiye'de oturan yabancıdır; karşı taraf düşman devlet vatandaşıdır.

Düşman devlet ile ittifak veya iştirak olan devlet arasındaki fark nedir?

Birinci üç fıkra, doğrudan düşman devlet yararına işlenen fiilleri düzenler.

Dördüncü fıkra, düşmanla ittifak ya da iştirak hâlindeki devlet yararına işlenen fiilleri düzenler.

Dördüncü fıkraya göre bu devlet yararına işlenen fiiller de aynı hükümlerle cezalandırılır.

Düşman devlete maddi ve mali yardım: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Savaş hâlinin varlığını iddia makamının ispatlanması gereken bir unsur olarak değerlendirmemek; bu unsur tespit edilmeden birinci fıkranın uygulanmasına geçmek.
  • Üçüncü fıkradaki ticareti birinci fıkradaki eşya verme ile karıştırmak ve birinci fıkranın 5 yıldan 15 yıla kadar cezasını üçüncü fıkra fiiline uygulamak.
  • Savaştan önce başlayan ticareti savaş zamanı fiili gibi değerlendirmek; üçüncü fıkra savaştan önce başlamış olsa bile uygulanır, ancak ceza ölçüsü birinci fıkrada değildir.
  • Dördüncü fıkrayı yalnızca düşman devlet yararına işlenen fiiller için uygulamak ve ittifak ya da iştirak hâlindeki devleti hesaba katmamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kararlar, 308. maddenin 765 sayılı mülga Kanun'un 308. maddesindeki kendiliğinden hak alma düzenlemesi ile farklı bir konuyu düzenlediğini ve bu nedenle eski düzenlemenin yorumunda dikkatli olunması gerektiğini göstermektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2015/1003 E., 2017/207 K., 28.03.2017)
  • Bir kararda, bir suçun 5237 sayılı Kanun'da düzenlenmemiş olmasının, eylemin suç olmaktan çıktığı anlamına gelmediği; 308. maddenin birçok fiil için daha az cezayı gerektiren özel bir düzenleme olduğu belirtilmiştir. (Ceza Genel Kurulu, 2014/159 E., 2016/257 K., 10.05.2016)
  • Bağlamda verilen kararlar, madde 308'in sözü geçen fiiller bakımından uygulama alanını açıklayan değerlendirme içermemektedir; bu nedenle maddenin savaş hâli şartında ve fiil tespitinde ayrıca yargı eğilimi çıkarılamamıştır.

Nasıl ispat edilir?

  • Savaş hâlinin varlığını ve Türkiye Devletinin düşman devlet ile savaş hâlinde bulunduğunu, savcılık iddia ettiği için bu hususu ispat yükü iddia makamındadır; bunu resmi kararlar ve devlet belgeleriyle gösterir.
  • Eşyanın düşman devlete verildiğini, eşyanın savaşta Türkiye aleyhine kullanılabilecek nitelikte olduğunu iddia makamı ispatlar; bu nitelik bilirkişi raporu ve fiilin gerçekleştiğine ilişkin belgelerle belirlenir.
  • Üçüncü fıkrada ticaretin Türkiye Devleti zararına ya da düşman savaş gücüne olumlu etki yapacak nitelikte olduğu iddia makamınca ispatlanır; sanık, ticaretin bu niteliği taşımadığını ileri sürerse bunu ispatlamakla yükümlü olur.
  • Düşman devlet ile ittifak ya da iştirak ilişkisinin varlığı, dördüncü fıkraya dayanan iddia makamı tarafından resmi belge ve uluslararası ilişki kayıtlarıyla ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.303: Düşmanla işbirliği yapma suçunu düzenler. Bu madde ile sınırı, savaş sırasında düşman tarafa hizmet ettirilen kişilerin durumu bakımından belirlenir.
  • 5237 sayılı Kanun m.307: Askeri tesislere ve araçlara zarar verilmesini düzenler; bu maddedeki fiiller, düşman askerî hareketlerini kolaylaştırma bakımından ayrı bir suç tipidir.

Süreler

SüreMaddeHüküm
bir yıldanm.299(1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
dört yılam.299(1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
bir yıldanm.300(1) Türk Bayrağını yırtarak, yakarak veya sair surette ve alenen aşağılayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
üç yılam.300(1) Türk Bayrağını yırtarak, yakarak veya sair surette ve alenen aşağılayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
altı aydanm.300(2) İstiklal Marşını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
iki yılam.300(2) İstiklal Marşını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
altı aydanm.301(Değişik: 30/4/2008-5759/1 md.) (1) Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası…
iki yılam.301(Değişik: 30/4/2008-5759/1 md.) (1) Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası…
on yıldanm.304(1) Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı savaş açması veya hasmane hareketlerde bulunması için yabancı devlet yetkililerini tahrik eden veya bu amaca yönelik olarak yabancı devlet yetkilileri ile işbirliği yapan kişi, on yıldan yirmi yıla…
yirmi yılam.304(1) Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı savaş açması veya hasmane hareketlerde bulunması için yabancı devlet yetkililerini tahrik eden veya bu amaca yönelik olarak yabancı devlet yetkilileri ile işbirliği yapan kişi, on yıldan yirmi yıla…
üç yıldanm.305(1) (Değişik fıkra: 29/6/2005 – 5377/38 md.) Temel millî yararlara karşı fiillerde bulunmak maksadıyla veya bu nedenle, yabancı kişi veya kuruluşlardan doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kendisi veya başkası için maddi yarar sağlayan…
on yılam.305(1) (Değişik fıkra: 29/6/2005 – 5377/38 md.) Temel millî yararlara karşı fiillerde bulunmak maksadıyla veya bu nedenle, yabancı kişi veya kuruluşlardan doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kendisi veya başkası için maddi yarar sağlayan…
beş yıldanm.306(1) Türkiye Devletini savaş tehlikesi ile karşı karşıya bırakacak şekilde, yetkisiz olarak, yabancı bir devlete karşı asker toplayan veya diğer hasmane hareketlerde bulunan kimseye beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası verilir.
iki yıldanm.306(3) Fiil, sadece yabancı devletle siyasal ilişkileri bozacak veya Türkiye Devleti veya Türk vatandaşlarını misilleme tehlikesi ile karşı karşıya bırakacak nitelikte ise faile iki yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir.
sekiz yılam.306(3) Fiil, sadece yabancı devletle siyasal ilişkileri bozacak veya Türkiye Devleti veya Türk vatandaşlarını misilleme tehlikesi ile karşı karşıya bırakacak nitelikte ise faile iki yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir.
üç yıldanm.306(4) Siyasal ilişki kesilir veya misilleme meydana gelirse üç yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
on yılam.306(4) Siyasal ilişki kesilir veya misilleme meydana gelirse üç yıldan on yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
altı yıldanm.307(1) Devletin silahlı kuvvetlerine ait olan veya hizmetine verilmiş bulunan kara, deniz ve hava ulaşım araçlarını, yolları, müesseseleri, depoları ve diğer askerî tesisleri, bunlar henüz tamamlanmamış bulunsalar bile, kısmen veya tamamen…
bir yıldanm.307(3) Tahrip veya kullanılamaz hale gelme, birinci fıkrada belirtilen bina, tesis veya eşyayı elinde bulunduran veya korumak ve gözetlemekle yükümlü olan kimsenin taksiri sonucunda meydana gelmiş veya bu nedenle suçun işlenmesi kolaylaşmış…
beş yılam.307(3) Tahrip veya kullanılamaz hale gelme, birinci fıkrada belirtilen bina, tesis veya eşyayı elinde bulunduran veya korumak ve gözetlemekle yükümlü olan kimsenin taksiri sonucunda meydana gelmiş veya bu nedenle suçun işlenmesi kolaylaşmış…
on yıldanm.307(4) Savaş zamanında Türkiye Devleti zararına olmak üzere, düşman askerî hareketlerini kolaylaştırmak veya Türkiye Devletinin askerî hareketlerine zarar vermek maksadıyla yabancıyla anlaşan veya anlaşma olmasa da aynı sonuçları meydana…
beş yıldanm.308(1) Türkiye Cumhuriyeti Devletinin savaş halinde olduğu devlete, savaşta Türkiye Cumhuriyeti Devletinin aleyhine kullanılabilecek her türlü eşyayı karşılıklı veya karşılıksız, doğrudan veya dolaylı olarak veren vatandaş, beş yıldan onbeş…
iki yıldanm.308(3) Savaştan evvel başlamış olsa bile, birinci fıkrada yazılı haller dışında, nerede bulunursa bulunsun düşman devlet vatandaşıyla veya düşman devlet topraklarında oturan diğer kimselerle Türkiye Devleti zararına veya düşman devletin…
beş yılam.308(3) Savaştan evvel başlamış olsa bile, birinci fıkrada yazılı haller dışında, nerede bulunursa bulunsun düşman devlet vatandaşıyla veya düşman devlet topraklarında oturan diğer kimselerle Türkiye Devleti zararına veya düşman devletin…

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

55 karar
  1. 2013/99 E., 2014/61 K., 27.03.2014
    İlgili madde: m.300
  2. Ceza Genel Kurulu, 2024/470 E., 2025/147 K., 26.03.2025
    İlgili madde: m.302, m.305
  3. Ceza Genel Kurulu, 2024/553 E., 2025/126 K., 12.03.2025
    İlgili madde: m.302
  4. Ceza Genel Kurulu, 2024/444 E., 2025/31 K., 15.01.2025
    İlgili madde: m.302
  5. Ceza Genel Kurulu, 2024/93 E., 2024/148 K., 27.03.2024
    İlgili madde: m.302
  6. Ceza Genel Kurulu, 2023/392 E., 2024/114 K., 13.03.2024
    İlgili madde: m.302
  7. Ceza Genel Kurulu, 2023/407 E., 2024/115 K., 13.03.2024
    İlgili madde: m.302
  8. Ceza Genel Kurulu, 2023/294 E., 2024/43 K., 13.02.2024
    İlgili madde: m.305
  9. Ceza Genel Kurulu, 2023/268 E., 2024/48 K., 13.02.2024
    İlgili madde: m.305
  10. Ceza Genel Kurulu, 2023/285 E., 2023/432 K., 14.09.2023
    İlgili madde: m.305
Diğer 45 karar
  1. Ceza Genel Kurulu, 2020/290 E., 2023/433 K., 14.09.2023
    İlgili madde: m.305
  2. Ceza Genel Kurulu, 2021/296 E., 2023/434 K., 14.09.2023
    İlgili madde: m.305
  3. Ceza Genel Kurulu, 2022/436 E., 2022/705 K., 08.11.2022
    İlgili madde: m.307
  4. Ceza Genel Kurulu, 2019/508 E., 2022/553 K., 15.09.2022
    İlgili madde: m.301
  5. Ceza Genel Kurulu, 2021/202 E., 2022/512 K., 04.07.2022
    İlgili madde: m.299
  6. Ceza Genel Kurulu, 2019/116 E., 2019/275 K., 02.04.2019
    İlgili madde: m.301
  7. Ceza Genel Kurulu, 2015/1003 E., 2017/207 K., 28.03.2017
    İlgili madde: m.308
  8. Ceza Genel Kurulu, 2014/159 E., 2016/257 K., 10.05.2016
    İlgili madde: m.308
  9. Ceza Genel Kurulu, 2009/190 E., 2009/253 K., 03.11.2009
    İlgili madde: m.299
  10. Ceza Genel Kurulu, 2008/170 E., 2008/220 K., 14.10.2008
    İlgili madde: m.301
  11. Ceza Genel Kurulu, - E., 2007/273 K., 11.12.2007
    İlgili madde: m.301
  12. Ceza Genel Kurulu, 2006/169 E., 2006/184 K., 11.07.2006
    İlgili madde: m.301
  13. Ceza Genel Kurulu, 2006/138 E., 2006/137 K., 09.05.2006
    İlgili madde: m.307
  14. 4. Ceza Dairesi, 2024/3146 E., 2026/4928 K., 10.03.2026
    İlgili madde: m.300
  15. 9. Ceza Dairesi, 2022/14844 E., 2026/485 K., 15.01.2026
    İlgili madde: m.303
  16. 3. Ceza Dairesi, 2023/7762 E., 2026/1802 K., 15.01.2026
    İlgili madde: m.308
  17. 8. Ceza Dairesi, 2025/3421 E., 2025/11308 K., 24.12.2025
    İlgili madde: m.303
  18. 2. Ceza Dairesi, 2023/22791 E., 2025/23926 K., 23.12.2025
    İlgili madde: m.304
  19. 4. Ceza Dairesi, 2023/8686 E., 2025/20368 K., 09.12.2025
    İlgili madde: m.304
  20. 4. Ceza Dairesi, 2023/7773 E., 2025/15816 K., 13.10.2025
    İlgili madde: m.308
  21. 4. Ceza Dairesi, 2023/4206 E., 2025/12031 K., 26.06.2025
    İlgili madde: m.299
  22. 12. Ceza Dairesi, 2022/7432 E., 2025/5473 K., 19.06.2025
    İlgili madde: m.303
  23. 6. Ceza Dairesi, 2023/19629 E., 2025/5596 K., 21.05.2025
    İlgili madde: m.308
  24. 1. Ceza Dairesi, 2023/3869 E., 2025/1875 K., 10.03.2025
    İlgili madde: m.303
  25. 6. Ceza Dairesi, 2024/6372 E., 2025/1034 K., 23.01.2025
    İlgili madde: m.308
  26. 6. Ceza Dairesi, 2024/5108 E., 2024/11794 K., 06.11.2024
    İlgili madde: m.304
  27. 2. Ceza Dairesi, 2023/28391 E., 2024/14056 K., 08.10.2024
    İlgili madde: m.304
  28. 4. Ceza Dairesi, 2024/3693 E., 2024/8590 K., 11.06.2024
    İlgili madde: m.299
  29. 2. Ceza Dairesi, 2024/5857 E., 2024/7345 K., 08.05.2024
    İlgili madde: m.304
  30. 4. Ceza Dairesi, 2023/5658 E., 2024/1782 K., 15.02.2024
    İlgili madde: m.300
  31. 2. Ceza Dairesi, 2023/1530 E., 2024/1055 K., 18.01.2024
    İlgili madde: m.304
  32. 1. Ceza Dairesi, 2023/1544 E., 2023/6224 K., 16.10.2023
    İlgili madde: m.303
  33. 4. Ceza Dairesi, 2023/957 E., 2023/17094 K., 11.04.2023
    İlgili madde: m.300
  34. 4. Ceza Dairesi, 2023/63 E., 2023/17074 K., 11.04.2023
    İlgili madde: m.300
  35. 1. Ceza Dairesi, 2018/236 E., 2021/182 K., 18.01.2021
    İlgili madde: m.300
  36. 9. Ceza Dairesi, 2008/6292 E., 2008/11012 K., 15.10.2008
    İlgili madde: m.306
  37. İkinci Bölüm, 2022/4380 E., 02.07.2025
    İlgili madde: m.299
  38. Genel Kurul, 2023/99744 E., 21.12.2023
    İlgili madde: m.307
  39. Genel Kurul, 2023/53898 E., 25.10.2023
    İlgili madde: m.307
  40. Genel Kurul, 2021/34231 E., 26.01.2023
    İlgili madde: m.307
  41. Genel Kurul, 2016/1635 E., 05.07.2022
    İlgili madde: m.299, m.301
  42. Genel Kurul, 2018/26689 E., 07.04.2022
    İlgili madde: m.307
  43. İkinci Bölüm, 2014/18608 E., 21.11.2017
    İlgili madde: m.303
  44. İkinci Bölüm, 2013/9895 E., 02.01.2014
    İlgili madde: m.306
  45. Birinci Bölüm, 2013/9894 E., 02.01.2014
    İlgili madde: m.306

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 30.04.2008 (m.301).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 11. Topluma, Devlete Karşı Suçlar ve Diğer Suçlar bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış