HMK › İspat ve deliller

Yemin

HMK m.225–239Medeni Usul Hukuku

Kısaca

HMK m.226, yemine konu olamayacak vakıaları üç başlıkta sayar: tarafların kendi iradeleriyle değiştiremeyeceği vakıalar, bir işlemin geçerli olması için kanunun iki tarafın irade açıklamasını tek başına yeterli saymadığı haller ve yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek ya da onu ceza soruşturması veya kovuşturmasıyla karşı karşıya bırakacak vakıalar.

Kapsam

Bu konu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.225–239 hükümlerini kapsar.

HMK m.225 — Yeminin konusu

HMK m.225 yeminin konusunu belirler: yemine konu olabilecek vakıaların üç koşulu (davanın çözümü bakımından önem taşıma, çekişmeli olma ve kişinin kendisinden kaynaklanma) ile kişinin bir hususu bilmesinin o kişiden kaynaklanan vakıa sayılması. Madde, yeminin hangi vakıalar bakımından teklif edilebileceğini düzenler ve bu ölçütü taraflar arasındaki dava için uygular. Yeminin usulü, teklifi, davetiyesi ve icrası bakımından madde bir çerçeve çizmez. Yemine konu olamayacak vakıalar (tarafların serbestçe tasarruf edemediği vakıalar, şekil şartı aranan işlemler, namus ve onuru ya da cezai takibat tehlikesini doğuran vakıalar) m.226'da düzenlenir. Yeminin teklifi, yemine davet ve yeminin şekli m.225'in dışındadır ve sırasıyla m.227 ile m.233 vd. hükümlerinde yer alır. Yeminin kimin tarafından ve nasıl edileceği (m.234 vd.) ile yeminden dönme veya kaçınmanın sonuçları da bu maddede düzenlenmez.

Yeminin konusu: hangi kavramlar bilinmeli?

Yemin
Davanın tarafının, davanın çözümü bakımından önem taşıyan ve çekişmeli olan, kendisinden kaynaklanan vakıalara ilişkin olarak namusu, şerefi ve kutsal saydığı inanç ve değerleri üzerine yaptığı açıklamadır. Yemin, kanunda belirtilen özel merasim içinde mahkeme huzurunda yapılır.
Yeminin konusu
Yemin ile doğrulanacak vakıalardır. Konunun sınırı üç ölçütle çizilir: vakıanın davanın çözümü bakımından önemli olması, çekişmeli olması ve kişinin kendisinden kaynaklanmasıdır.
Kişinin kendisinden kaynaklanan vakıa
Yemin edecek tarafın kendi fiili, bilgisi veya işlemi olan vakıadır. Maddeye göre bir kimsenin bir hususu bilmesi, o kimseden kaynaklanan vakıa sayılır. Bu nedenle tarafın bilgisi dışında kalan ve üçüncü kişilerin bilgisine dayanan vakıalar bu kapsama girmez.
Çekişmeli vakıa
Taraflarca farklı biçimde ileri sürülen ve uyuşmazlığın çözümü için tartışılması gereken vakıadır. Taraflarca açıkça kabul edilen veya ikrar edilen vakıa yemin konusu yapılmaz.
Davanın çözümü bakımından önem
Vakıanın, uyuşmazlığın hukuki sonucunu etkileyebilecek nitelikte olmasıdır. Sonuca etkisi bulunmayan vakıa için yemin teklif edilemez.

Yeminin konusu: hangi şartlar aranır?

  • Yemin konusu vakıanın davanın çözümü bakımından önem taşıması gerekir.
  • Yemin konusu vakıanın taraflar arasında çekişmeli olması gerekir.
  • Yemin konusu vakıanın yemin edecek tarafın kendisinden kaynaklanması gerekir; tarafın bilgisi dahilindeki bir husus da bu kapsamda sayılır.
  • Yemin konusu vakıa, m.226 kapsamındaki yasak vakıalardan olmamalıdır.
  • Yeminin konusu tarafın kendi vakıası olduğu için, o vakıanın ileri sürülmesi ve bu tarafa yemin teklif edilmesi gerekir.

Yeminin konusu: hangi sonuçları doğurur?

  • Maddedeki üç koşulu taşıyan bir vakıa yemin konusu olabilir ve taraf bu vakıa için yemin teklif edebilir.
  • Davanın çözümü bakımından önem taşımayan bir vakıa için yemin teklif edilemez.
  • Taraflarca çekişmeli olmayan, yani kabul edilen vakıa için yemin konusu yapılamaz.
  • Tarafın kendisinden kaynaklanmayan vakıa için yemin teklif edilemez.
  • Kişinin bir hususu bilmesi onun kendisinden kaynaklanan vakıa sayıldığı için bilgi temelli vakıalar yemin konusu olabilir.
  • Yemin konusu olabilecek bir vakıada bile m.226 kapsamındaki yasaklardan biri varsa yemin teklifi kabul edilmez.

Kendisinden kaynaklanan vakıa ile üçüncü kişiden kaynaklanan vakıa arasındaki fark nedir?

Yemin edecek tarafın kendi fiili, işlemi veya bilgisi olan vakıa yemin konusu olabilir.

Taraf dışındaki kişilerin fiilleri ya da tarafın bilgisi dışında gelişen olaylar bu niteliği taşımaz.

Bu tür vakıa için tarafa yemin teklif edilemez; ispat başka delillerle yapılmalıdır.

Kusur oranı gibi taraftan kaynaklanmayan vakıa ile taraftan kaynaklanan vakıa arasındaki fark nedir?

Tarafların kusur oranı gibi taraf iradesine veya bilgisine bağlı olmayan, belirlenmesi gereken vakıalar yemin konusu olamaz.

Tarafın kendi fiili, işlemi veya bilgisine bağlı vakıa yemin konusu olabilir.

Taraftan kaynaklanmayan vakıada yemin teklifi yapılamaz.

Taraflarca araştırma ilkesi ile resen araştırma ilkesi arasındaki fark nedir?

Taraflarca araştırma ilkesinin geçerli olduğu davalarda yemin delili kullanılabilir.

Kamu düzenini ilgilendiren ve hâkimin resen araştırma yaptığı davalarda vakıalar taraf tasarrufuna bırakılmaz.

Resen araştırma ilkesinin geçerli olduğu davalarda yemin hâkimi bağlamaz ve yemin teklifi bu tür davalarda sonuç doğurmaz.

Yeminin konusu: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Taraf dışındaki bir kişinin fiilini ya da üçüncü kişiden öğrenilen bir vakıayı tarafın kendi vakıası sanarak yemin konusu yapmak.
  • Tarafın kusur oranı, taraflar arasında belirlenmesi gereken hesap sonucu gibi taraftan kaynaklanmayan vakıaları yemin konusu olarak kabul etmek.
  • Davanın çözümüne etkisi olmayan bir vakıa için yemin teklifini kabul etmek.
  • Taraflarca kabul edilen veya ikrar edilen vakıayı çekişmeli sayarak yemin konusu yapmak.
  • Resen araştırma ilkesinin geçerli olduğu bir davada yemin delilini hâkimi bağlayıcı biçimde değerlendirmek.
  • Maddenin üç koşulunu taşısa bile m.226 kapsamındaki yasak bir vakıayı yemin konusu saymak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yemin konusu olabilmek için vakıanın tarafın kendisinden kaynaklanması gerektiği, tarafın kusur oranı gibi taraftan kaynaklanmayan vakıalarda yemin teklif edilemeyeceği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2021/1136 E., 2022/1337 K., 16.06.2022)
  • Yemin teklifinin kapsamı yalnızca m.225'te sayılan vakıalarla sınırlı tutulmakta, vakıanın ikrar veya reddi sonucunu doğuracak nitelikte olması aranmaktadır. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/612 E., 2025/92 K., 17.01.2025)
  • Yargıtay, yemin delilinin davada ancak taraflarca araştırma ilkesi geçerli olduğunda kullanılabileceğini ve resen araştırma gerektiren davalarda yeminin hâkimi bağlamayacağını kabul etmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2021/1136 E., 2022/1337 K., 16.06.2022)
  • Yemin delilinin ancak diğer deliller yetersiz kaldığında son çare olarak başvurulabileceği, ancak tarafın yemin deliline dayandığını açıkça belirtmesi halinde hâkimin bu hususu hatırlatma yükümlülüğü doğabileceği kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2020/936 E., 2020/880 K., 09.12.2020)

Nasıl ispat edilir?

  • Yemin konusu vakıayı ileri süren ve bu vakıa için yemin teklif eden taraf, vakıanın davanın çözümü bakımından önem taşıdığını ve çekişmeli olduğunu göstermekle yükümlüdür.
  • Vakıanın tarafın kendisinden kaynaklandığı, yani tarafın bilgisi veya fiili olduğu, dosya kapsamındaki belgeler ve taraf beyanlarıyla ortaya konulur; karşı taraf bu vakıanın kendisinden kaynaklanmadığını iddia ederse bu iddiayı ispatlamakla yükümlüdür.
  • Yemin teklif eden taraf, vakıanın yemine konu olabilecek nitelikte olmadığına dair itirazı karşısında vakıanın m.226 kapsamında bulunmadığını göstermek zorundadır.
  • Tarafın, kendisinden kaynaklanmayan bir vakıa için yemin teklif ettiği hallerde yemin delili reddedilir; bu nedenle teklif eden taraf vakıanın kaynağını dosyada açıkça belirtmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.226: Yemin konusu olamayacak vakıaları düzenler. m.225'in koşullarını taşıyan bir vakıa da m.226 kapsamındaysa yemine konu olamaz.
  • 6100 sayılı Kanun m.227: Yemin teklifinin kimin tarafından ve hangi koşullarla yapılabileceğini düzenler; m.225'teki vakıa ölçütü bu teklifin içeriğini sınırlar.
  • 6100 sayılı Kanun m.233: Yeminin eda şeklini düzenler; yemin konusu vakıaların bu formülle doğrulanması m.225'e dayanır.
  • 6100 sayılı Kanun m.237: Hâkimin yemin konusu ile bağlantılı soruları sorabilmesini düzenler; bu sorular yemin konusu vakıayı tamamlamak için kullanılır.

HMK m.226 — Yemine konu olamayacak vakıalar

Madde, yemine konu olamayacak vakıaları üç başlıkta sayar: tarafların kendi iradeleriyle değiştiremeyeceği vakıalar, bir işlemin geçerli olması için kanunun iki tarafın irade açıklamasını tek başına yeterli saymadığı haller ve yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek ya da onu ceza soruşturması veya kovuşturmasıyla karşı karşıya bırakacak vakıalar. Yemin teklifinin hangi vakıalar için yapılabileceği (m.225) ve yeminin nasıl eda edileceği bu maddenin konusu değildir. Kural, yemin deliline başvuran her iki tarafa ve her dava türüne uygulanır. Madde, yeminin konusunu belirleme bakımından yasak alanları düzenler. Yemin teklifinin kimlere ve hangi aşamada yapılabileceği ile yemine davet ve iade süreçleri bu maddede düzenlenmez (m.227, m.228). Yemin teklifinin hukuki sonucu ve yemin deliline başvurma usulü de bu maddenin kapsamı dışındadır (m.225 ve m.227 ile birlikte okunur).

Yemine konu olamayacak vakıalar: hangi kavramlar bilinmeli?

Yemine konu olamayan vakıa
Taraflardan birine yemin teklif edilmesi bakımından hukuken kullanılamayan olgudur. Madde, bu niteliği taşıyan üç ayrı hal sayar. Bu hallerden biri varsa mahkeme yemin teklifini kabul etmez.
Üzerinde serbestçe tasarruf edilemeyen vakıa
Tarafların kendi iradeleriyle değiştiremeyeceği, emredici hukuk kurallarıyla düzenlenmiş veya kamu düzenine ilişkin olgulardır. Ehliyet yaşı gibi kanunla belirlenmiş durumlar bu kapsama girer.
Şekil şartı
Bir işlemin geçerliliği için kanunun belirlediği resmi ya da yazılı biçim koşuludur. Kanun iki tarafın irade açıklamasını tek başına yeterli görmediğinde, bu işlem yemin ile ispat edilemez.
Namus ve onur etkisi
Yemin edecek kişinin şeref ve itibarını zedeleyecek nitelikteki vakıadır. Ceza soruşturması veya kovuşturmasıyla karşı karşıya bırakma da bu kapsamda değerlendirilir; yemin eden kişinin kendini suçlamaya zorlanmaması bu hükmün amacıdır.
Taraflarca getirilme ilkesi
Davanın vakıalarının taraflarca ileri sürülmesi ve ispat edilmesi ilkesidir. Yemin deliline başvurma imkânı bu ilkenin geçerli olduğu davalarla sınırlıdır; kendiliğinden araştırma ilkesi uygulanan davalarda yemin geçerli değildir.

Yemine konu olamayacak vakıalar: hangi şartlar aranır?

  • Yemine konu olacak vakıanın tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği bir vakıa olması gerekir; emredici hukuk kurallarıyla ya da kamu düzeniyle ilgili vakıalar yemin konusu yapılamaz.
  • Vakıanın bir işlemin geçerliliği için kanunen iki tarafın irade açıklamasının yeterli görülmediği bir hale ilişkin olmaması gerekir; şekil şartına tabi işlemler bu kapsamdadır.
  • Vakıanın yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek nitelikte olmaması gerekir.
  • Vakıanın yemin edecek kimseyi ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakmaması gerekir.
  • Yukarıdaki üç yasaktan hiçbiri kapsamına girmiyorsa vakıa yemin konusu olabilir; yasaklardan biri varsa yemin teklifi hukuken geçerli olmaz.

Yemine konu olamayacak vakıalar: hangi sonuçları doğurur?

  • Yemine konu olamayan vakıa için yemin teklif edilirse mahkeme bu teklifi kabul etmez ve yemin davetiyesi çıkarılmaz.
  • Yasak kapsamdaki vakıa için yemin davetiyesi çıkarılmışsa, bu davetiye hukuka aykırıdır ve kararın bozulmasına neden olabilir.
  • Yemin konusu yapılamayan vakıa ispatlanamaz kalır; ispat yükü taşıyan taraf bu vakıayı başka bir delille ispatlamak zorundadır.
  • Şekil şartına tabi işlemin geçerliliği yemin ile sağlanamaz; yazılı veya resmi biçim eksikse işlem geçersiz kalır.
  • Yasak vakıaya ilişkin yemin, kanunun emredici hükmüne aykırı olduğundan yok hükmündedir ve sonucu yalnız tarafların davranışına bağlı değildir.
  • Yasaklar emredici niteliktedir; taraflar bu konuda anlaşarak yemin deliline başvurma imkânı yaratamaz.

Emredici kurallara bağlı vakıa ile tarafların serbestçe tasarruf edebildiği vakıa arasındaki fark nedir?

Ehliyet alma yaşı gibi kanunla belirlenmiş ve taraflarca değiştirilemeyen vakıalar, bu maddede yasaklanmış vakıalardır.

Taraflar arasında serbestçe belirlenebilen ve iradeye bağlı vakıalar, bu yasağın dışında kalır ve yemin konusu olabilir.

Birinci gruba giren vakıa için yemin teklifi kabul edilmez; ikinci gruptaki vakıa için yemin deliline başvurulabilir.

Geçerlilik için şekil şartı aranan işlem ile irade açıklamasının yeterli olduğu işlem arasındaki fark nedir?

Taşınmaz satışı gibi kanunun resmi biçim aradığı işlemlerde, işlemin varlığı yalnız tarafların beyanıyla ispat edilemez.

Kanunun yalnız irade açıklamasını aradığı işlemlerde vakıa yemin konusu olabilir.

Şekle tabi işlemin yapıldığına yemin deliline dayanılamaz; resmi biçimin bulunmadığı durumda sözleşme geçerlilik kazanmaz.

Namus ve onuru etkileyen vakıa ile sıradan maddi vakıa arasındaki fark nedir?

Hırsızlık, sahtecilik veya suç oluşturabilecek fiillere ilişkin vakıalar, yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkiler ya da onu ceza yargılamasıyla karşı karşıya bırakır.

Ödeme, teslim veya iyiniyet gibi suç niteliği taşımayan maddi vakıalar bu kapsama girmez.

Birinci gruba giren vakıa için yemin teklif edilemez; ikinci gruptaki vakıa yemin konusu olabilir.

Hukuki sonuç için yapılan yemin ile yasak vakıada yemin arasındaki fark nedir?

Madde, yasak kapsama giren vakıaya ilişkin yemin teklifini kapsamda sayar.

Hukuki sebepler ve yorum sorunları, madde bakımından vakıa değildir ve yemin konusu olamaz (m.225 ile birlikte okunur).

Hukuki nitelendirmeye ilişkin yemin teklifi de geçersizdir; bu konuda yemin deliline başvurulamaz.

Yemine konu olamayacak vakıalar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Şekle tabi bir işlemin yapıldığını yemin ile ispatlanabilir saymak; oysa bu hal m.226/1-b kapsamındadır ve yemin deliline başvurulamaz.
  • Namus ve onuru etkileyen vakıayı sıradan bir maddi vakıa gibi değerlendirmek; hırsızlık veya sahtecilik gibi suç oluşturabilecek fiiller için yemin teklifi yapılamaz.
  • Yemin metnine yasak kapsamdaki bir ibarenin eklenmesine göz yummak; bu durumda yemin davetiyesi hukuka aykırı olur ve kararın bozulmasına yol açabilir.
  • Ehliyet yaşı gibi kanunla belirlenmiş vakıayı tarafların iradesiyle değiştirilebilir saymak; bu vakıa üzerinde serbestçe tasarruf edilemez ve yemin konusu olamaz.
  • Yasak kapsamdaki vakıada yemin davetiyesi çıkarıldıktan sonra yemin metninin hukuka aykırılığını göz ardı etmek; bu durumda mahkemenin resen gözetmesi gerekir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yemin teklifinde ileri sürülen vakıada hile iddiasının da yer alması hâlinde, yasak kapsamdaki kısmın yemin konusu yapılması hukuka aykırı kabul edilmekte ve kararın bozulması gerekçesi sayılmaktadır. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2026/44 E., 2026/153 K., 22.01.2026)
  • Yemin metnine ilişkin itirazın, yasak kapsamdaki bir ibarenin metne eklenmesinden kaynaklandığı durumlarda mahkemenin bu ibareyi yemin metninden çıkarması gerektiği kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2024/310 E., 2025/713 K., 02.05.2025; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2024/287 E., 2025/712 K., 02.05.2025)
  • Yasak kapsamdaki vakıaların yemin konusu yapılmasının m.226/1-c kapsamında değerlendirilmesi gerektiği yönünde uygulama bulunmaktadır. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2022/354 E., 2025/157 K., 03.02.2025; Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2024/193 E., 2024/168 K., 19.12.2024)
  • Hukuki sebeplerin yemin konusu olamayacağı, yemin deliline dayanılmasının ancak somut vakıalar bakımından mümkün olduğu kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1638 E., 2025/659 K., 24.04.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Yemin teklifini yapan taraf, yemin konusu vakıanın m.226 kapsamına girmediğini ileri sürmek zorundadır; karşı taraf ise vakıanın yasak kapsama girdiğini ileri sürerek itiraz edebilir.
  • Vakıanın yasak kapsamda olup olmadığı, dava dosyasındaki vakıa beyanları ve yemin metni üzerinden değerlendirilir; yazılı delil ile ispat edilmesi gereken bir işlemde yemin deliline başvurulamaz.
  • Şekil şartına tabi işlemin yapıldığını ispat yükü, bu işlemin geçerliliğine dayanan tarafa aittir. Bu taraf, resmi veya yazılı belgeyle ispat etmek zorundadır.
  • Namus ve onuru etkileyen vakıa iddiasında, itiraz eden taraf vakıanın nitelik bakımından yasak kapsamda olduğunu ileri sürer; hâkim bu itirazı yemin metnine ilişkin değerlendirme sırasında inceler.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.225: Yeminin konusunun genel koşullarını belirler; bu madde ise yasak vakıaları ayrıca sayar. Bir vakıanın yemin konusu olabilmesi için önce m.225 koşullarını taşıması gerekir.
  • 6100 sayılı Kanun m.227: Yemin teklifinin kimler tarafından ve hangi koşullarla yapılabileceğini düzenler. Yasak vakıa bakımından bu teklif zaten kabul edilemez.
  • 6100 sayılı Kanun m.233: Yemin metninin hazırlanması ve yeminin içeriğine ilişkin itirazların değerlendirilmesi bakımından bu maddeyle birlikte uygulanır.

HMK m.227 — Yemin teklifi

Madde, yemin teklifinin hangi hallerde mümkün olduğunu ve yemin teklif edildikten sonra teklifi yapan tarafın geri dönüş imkânını düzenler. Maddenin birinci fıkrası, başka delili bulunan tarafın da yemine başvurabilmesine imkân tanır; ikinci fıkrası ise karşı tarafın yemini eda etmeye hazır olduğunu bildirmesinden sonra teklifin geri alınamayacağını öngörür. Madde yemine konu olamayacak vakıaları (m.226), yemin davetiyesini ve yeminden kaçınmanın sonucunu (m.228, m.229), yemin eda işlemini ve hâkimin soru sorma yetkisini (m.237) düzenlemez. Yemin teklifinin yasal yapısı ile yeminden kaçınma ve nakil gibi sonuçlar ayrı maddelerde yer alır. Ayrıca yeminin kesin delil niteliği ve yemin deliline ilişkin genel çerçeve de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Yemin teklifi: hangi kavramlar bilinmeli?

Yemin teklifi
Bir vakıanın doğruluğunun karşı tarafın yemini ile ortaya konulmasını isteyen usuli işlemdir. Yemin teklifini, ispat yükü kendisine düşen taraf yapar; ispat yükü düşmeyen tarafın yaptığı teklif geçerli bir yemin teklifi sayılmaz.
Yemine hazır olduğunu bildirme
Yemin teklif edilen tarafın yemini eda etmeye hazır olduğunu mahkemeye bildirmesi anlamına gelir. Bu bildirim, teklifin geri alınamaz hale geldiği andır; bundan önce teklif yapan taraf teklifinden vazgeçebilir.
Yeni delil gösterme
Yemin teklifinden vazgeçen tarafın, teklifin geri alınmasından sonra başka bir delile dayanması ya da yeni bir delil sunmasıdır. Madde, yemin hazır olma bildiriminden sonra bu yolu kapatır.
Yemin deliline dayanma
Tarafın iddiasını ispat için yemini bir delil olarak ileri sürmesidir. Tarafın diğer delilleri bulunsa bile yemin teklif etme hakkı devam eder.

Yemin teklifi: hangi şartlar aranır?

  • Yemin teklifinde bulunan tarafın, uyuşmazlık konusu vakıada ispat yükünün kendisine düşmesi gerekir.
  • Yemin teklifinin konusu, davanın çözümü bakımından önemli, çekişmeli ve karşı tarafın kendisinden kaynaklanan bir vakıa olmalıdır; yemine konu olamayacak vakıalar (m.226) teklif kapsamına alınamaz.
  • Teklifi yapan taraf, vakıayı başka delillerle ispat edebileceğini ileri sürse dahi yemin teklif edebilir; yalnızca başka delili olması yemin teklifini engellemez.
  • Teklif karşı tarafa yapılmalı ve karşı taraf yemini eda etmeye hazır olduğunu bildirmeden önce teklif geri alınabilir ve yeni delil gösterilebilir.
  • Karşı taraf yemini eda etmeye hazır olduğunu bildirdikten sonra, teklifi yapan taraf teklifinden vazgeçemez, başka bir delile dayanamaz ve yeni delil gösteremez.

Yemin teklifi: hangi sonuçları doğurur?

  • Yemin teklif eden taraf, karşı tarafın yemini eda etmeye hazır olduğunu bildirmesinden önce teklifinden vazgeçebilir ve başka delillere dayanabilir.
  • Karşı taraf yemini eda etmeye hazır olduğunu bildirdikten sonra, teklifi yapan taraf teklifinden vazgeçemez ve başka bir delile dayanamaz.
  • Karşı taraf yemini eda etmeye hazır olduğunu bildirdikten sonra teklifi yapan taraf yeni bir delil de gösteremez.
  • Bu durumda taraflar arasında bir tür delil sözleşmesi kurulmuş sayılır; yemin, uyuşmazlığın çözümünde esas alınır.
  • Karşı taraf yeminden kaçınırsa yeminden kaçınmanın sonuçları doğar (m.229).
  • Yemine konu olamayacak bir vakıada yapılan teklif hâkim tarafından reddedilir (m.226 kapsamı).

Yemin teklifi ile yemin deliline dayanma arasındaki fark nedir?

Taraf yalnızca yemin deliline dayanmışsa ya da diğer delilleri tamamlanamayan bir vakıada yemine son çare olarak başvurur.

Taraf diğer delillerini de göstermiş ve yemin deliline de dayanmış olur.

Birinci fıkra gereği ikinci durumda da yemin teklifi yapılabilir; ancak yemin en son başvurulacak delil olduğundan, taraf yemin teklif hakkını açıkça belirtmelidir.

Teklifden önce vazgeçme ile yemine hazır olduğunu bildirdikten sonra vazgeçme arasındaki fark nedir?

Karşı taraf henüz yemini eda etmeye hazır olduğunu bildirmemişse teklifi yapan taraf teklifinden vazgeçebilir.

Karşı taraf yemini eda etmeye hazır olduğunu bildirmişse teklif geri alınamaz hale gelir.

İlk durumda taraf başka delil gösterebilir; ikinci durumda yeni delile dayanma yasağı doğar.

Yemin teklifi ile ıspat yükü düşmeyen tarafın teklifi arasındaki fark nedir?

Vakıanın ispat yükü kendisine düşen taraf yemin teklif eder.

Ispat yükü karşı tarafta olan taraf yemin teklif ederse bu teklif kendi lehine sonuç doğurmaz.

Ispat yükü düşmeyen tarafın teklifi üzerine eda edilen yemin geçersizdir.

Yemin teklifi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yemin deliline dayanan tarafın, diğer delilleri bulunduğu için yemin teklif hakkını kaybettiğini sanmak; birinci fıkra bu hakkı açıkça tanır.
  • Karşı tarafın yemini eda etmeye hazır olduğunu bildirmesinden sonra da teklifi geri çekebileceğini ya da yeni delil gösterebileceğini düşünmek; bu andan sonra m.227/2 yasağı devreye girer.
  • Ispat yükü düşmeyen tarafın yaptığı yemin teklifini geçerli saymak; bu teklif ispat yükü sahibinin teklifi olmadığı için sonuç doğurmaz.
  • Yemine konu olamayacak bir vakıada teklifi kabul etmek; m.226 kapsamındaki vakıalar için teklif reddedilir.
  • Yemin teklifi üzerine eda edilen yeminin sonucunu, teklifi yapan tarafın lehine olacak şekilde yorumlamak; yemin, teklifi yapanın değil karşı tarafın yeminidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yemin teklifini ispat yükü kendisine düşen taraf yapar; ispat yükü düşmeyen tarafın yemin teklifi geçerli sayılmaz ve bu tarafın yemini sonuç doğurmaz. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2021/1990 E., 2024/1447 K., 06.09.2024; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2021/12 E., 2023/1109 K., 24.11.2023)
  • Yemine hazır olma bildirimi yapıldıktan sonra teklifi yapan tarafın başka delile dayanması, bir Yargıtay kararında da belirtildiği üzere, karşı tarafın yeminle lehine kazanılmış hakkı nedeniyle mümkün değildir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1638 E., 2025/659 K., 24.04.2025)
  • Taraf yemin deliline açıkça dayanmamış olsa da yalnızca başka delilleri varsa, uygulamada hâkimin yemin hakkını hatırlatma yükümlülüğü tartışmalı olmakla birlikte, HMK sonrası görüş taraf yemin deliline dayanmalıdır; yemin deliline açıkça dayanılmamışsa hâkimin hatırlatma zorunluluğu kabul edilmemektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1638 E., 2025/659 K., 24.04.2025)
  • Yemin deliline dayanılmadan doğrudan yemin teklif edilebileceği ve yemin teklifinin sonucunun ikrar yönünde değerlendirilmesi halinde yemin eda edildikten sonra karar verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/596 E., 2024/88 K., 15.01.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Yemin teklifini yapan taraf, vakıanın ispat yükünün kendisinde olduğunu ispat etmelidir; ispat yükü düşmeyen tarafın teklifi yemin olarak sonuç doğurmaz. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2021/1990 E., 2024/1447 K., 06.09.2024)
  • Yemin teklifi yazılı olarak ya da duruşmada açıkça yapılmalı ve yemin deliline dayanıldığı dilekçelerde gösterilmelidir; yemin deliline dayanılmadan yapılan teklif için yazılı kayıt ya da tutanak esas alınır.
  • Yemine hazır olma bildirimi ve sonrasında teklifin geri alınmaya çalışılması, duruşma tutanağı ya da yargılama dosyasındaki beyanla ispatlanır; bu beyanın varlığını iddia eden taraf bunu gösterir.
  • Karşı tarafın, teklifi yapan tarafın yeni delil gösterdiği ya da teklifinden vazgeçtiği iddiası, yargılama tutanağındaki beyanlarla ispatlanır; teklifi yapan taraf yeni delilin m.227/2 kapsamı dışında olduğunu savunursa bu savunmayı ispatlamak zorundadır.
  • Yeminin geçerliliğini savunan taraf, yemin eda edildiğini ve usule uygun olduğunu tutanakla ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.226: Yemine konu olamayacak vakıaları düzenler; yemin teklifinin konusu bu maddedeki sınırlara uymak zorundadır.
  • 6100 sayılı Kanun m.228: Yemin teklif edilen kişiye yemin davetiyesi çıkarılmasını ve davetiyeye yazılacak sonucu düzenler; teklifin yerine getirilme usulünü tamamlar.
  • 6100 sayılı Kanun m.229: Yemin teklif edilen tarafın yeminden kaçınması halinin sonuçlarını düzenler; m.227/2'deki hazır olma bildiriminden sonra ortaya çıkan durumu tamamlar.
  • 6100 sayılı Kanun m.237: Yemin eden kişiye hâkimin soru sorma yetkisini düzenler; yemin eda edilirken uygulanır.

HMK m.228 — Yemine davet

6100 sayılı Kanun'un 228. maddesi, yemin teklif edilen kişiye yemin için davetiye çıkarılmasını ve bu davetiyenin içeriğini düzenler. Maddenin birinci fıkrası, yemin teklif edilen kişinin duruşmada bizzat hazır bulunmaması hâlinde davetiye çıkarılacağını öngörür. İkinci fıkra ise davetiyede yazılacak zorunlu uyarıyı ve bu uyarının sonucunu belirler. Madde, yemin teklif edilen tarafa uygulanır; yemin teklifinin yapılabilmesi ve yeminin eda edilmesi koşulları bakımından uygulanmaz. Yemin teklifinin hangi vakıalarda yapılabileceği (m.225–226), yeminin teklif ve iade usulü (m.227), yeminin kimler tarafından ve nerede eda edileceği (m.235–236) ile yeminin şekli ve yalan yere yemin sonuçları (m.230 vd.) bu maddede düzenlenmemiştir. Davetiyenin usulüne uygun tebliğine ilişkin tebligat hükümleri de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Yemine davet: hangi kavramlar bilinmeli?

Yemine davet
Yemin teklif edilen kişinin, yemin için belirlenen gün ve saatte mahkemeye çağrılmasıdır. Kişinin duruşmada bizzat hazır bulunmaması hâlinde yapılır; hazır bulunuyorsa ayrıca davetiye gerekmez.
Yemin davetiyesi
Yemin teklif edilen kişiye gönderilen ve içinde yemine konu vakıalar hakkındaki sorular ile ikrar sonucunu bildiren uyarının yer aldığı yazılı çağrıdır. Maddenin ikinci fıkrasındaki zorunlu içerik davetiyede bulunmalıdır.
Yemine konu vakıalar
Yemin teklif edilen kişinin yemin altında beyan edeceği, dava konusu belirli vakıalardır. Davetiyede bu vakıaların sorular hâlinde yer alması gerekir.
Mazeret (geçerli özür)
Yemin için belirlenen gün ve saatte mahkemeye gelinmemesini haklı kılan, kişinin iradesi dışındaki engeldir. Mazeret bulunduğunda ikrar sonucu doğmaz; mazeretin geçerliliği hâkimin takdirine bağlıdır.
İkrar sayılma
Yemin konusu vakıaların yemin teklif edilen kişi tarafından kabul edildiği anlamına gelen hukuki sonuçtur. Gerçek bir ikrar beyanı olmadan, kanunun öngördüğü davranış nedeniyle doğar.

Yemine davet: hangi şartlar aranır?

  • Yemin teklif edilen kişinin duruşmada bizzat hazır bulunmaması gerekir; hazır bulunuyorsa ayrı bir davetiye çıkarılması gerekmez.
  • Yemin davetiyesinde yemine konu hususlar hakkında sorulacak sorular yer almalıdır.
  • Davetiyede, geçerli bir özür bulunmaksızın yemin için tayin olunan gün ve saatte mahkemeye bizzat gelinmemesi, ya da gelinip yeminin iade edilmemesi veya yeminin eda edilmekten kaçınılması hâlinde yemin konusu vakıaların ikrar edilmiş sayılacağı açıkça yazılmalıdır.
  • Davetiyenin usulüne uygun düzenlenmiş ve yemin teklif edilen kişiye usulüne uygun tebliğ edilmiş olması gerekir; bu eksikliğe rağmen ikrar sonucu doğmaz.
  • Yemin teklif edilen kişinin geçerli bir özrünün bulunmaması gerekir.

Yemine davet: hangi sonuçları doğurur?

  • Yemin teklif edilen kişi duruşmada bizzat hazır değilse, kendisine yemin davetiyesi çıkarılır.
  • Davetiyede yemine konu hususlar hakkında sorular ile ikrar sonucu yazılmışsa, geçerli özrü olmaksızın yemin için belirlenen gün ve saatte bizzat gelmeyen kişinin yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılması hukuki sonucu doğar.
  • Gelip de yemini iade eden ya da yemini eda etmekten kaçınan kişi bakımından da aynı ikrar sonucu doğar.
  • Geçerli bir özrü bulunan kişi bakımından ikrar sayılma sonucu doğmaz.
  • Davetiyede ikrar sonucu yazılmamışsa ya da davetiye usulüne uygun düzenlenip tebliğ edilmemişse, gelmeme veya kaçınma ikrar sonucunu doğurmaz; yemin deliline dayanarak karar verilemez.
  • Yemin davetiyesinin usulsüz olması, mahkemenin yemin ihtarını usulsüz yapması anlamına gelir ve bu hâlde verilen karar bozma sebebi olur.
  • Madde emredici niteliktedir; davetiyedeki zorunlu içeriğin ikrar sonucunu bildiren kısmı taraflarca değiştirilemez.

Duruşmada hazır bulunan ile bulunmayan kişi arasındaki fark nedir?

Yemin teklif edilen kişi duruşmada bizzat hazırsa, davetiye çıkarılmasına gerek yoktur ve yemin aynı duruşmada teklif edilir.

Kişi duruşmada bizzat hazır değilse, birinci fıkra gereğince kendisine yemin davetiyesi çıkarılır.

Davetiye yalnız hazır bulunmayan kişi bakımından zorunludur; hazır bulunan kişiye yeni duruşma yapılmadan yemin teklif edilebilir.

Geçerli özürle gelmeme ile özürsüz gelmeme arasındaki fark nedir?

Yemin için tayin olunan gün ve saatte geçerli bir özrü bulunan kişi mahkemeye gelmezse, ikrar sonucu doğmaz.

Özrü olmaksızın mahkemeye gelmeyen, gelip yemini iade eden ya da yemini eda etmekten kaçınan kişi bakımından ikrar sayılma doğar.

Özür varsa yemin için yeni gün belirlenmesi gündeme gelir; özür yoksa yemin konusu vakıalar ikrar edilmiş sayılır.

Davetiyede uyarı bulunan ile bulunmayan hâl arasındaki fark nedir?

Davetiyede ikrar sonucunu bildiren uyarı yazılıysa, kişinin hangi davranışın hangi sonucu doğuracağı açıktır.

Davetiyede bu uyarı yazılmamışsa davetiye ikinci fıkraya uygun değildir.

Uyarının yazılmaması davetiyeyi usulsüz kılar; bu hâlde yokluğa dayanılarak ikrar sonucu çıkarılamaz.

Yemine davet: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Davetiyeye ikrar sonucu uyarısını yazmamak; bu eksiklik davetiyeyi usulsüz kılar ve gelmeme halinde ikrar sonucunu ortadan kaldırır.
  • Hazır bulunan kişiye de gereksiz yere davetiye çıkarmak; kanun bu hâlde davetiye aramaz, yeni duruşma yapılmadan yemin teklif edilebilir.
  • Tüzel kişi aleyhine davetiyeyi vekile tebliğ etmek; davetiye tüzel kişiyi temsile yetkili kişiye, yani şirkete çıkarılmalıdır.
  • Yemin edecek kişi yargı çevresi dışında oturuyorsa doğrudan davetiye çıkarmak; bu hâlde istinabe yolu uygulanmalıdır.
  • Gelen kişinin yemine yetkili olup olmadığını ve yemin metnine yönelik itirazlarını değerlendirmeden yeminden kaçınma sonucu çıkarmak.
  • Geçerli özrü olan kişinin gelmemesini ikrar saymak; özür varsa ikrar sonucu doğmaz.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, davetiyede ikrar sonucunun (geçerli özür olmaksızın gelmeme veya yemini iade etme ya da eda etmekten kaçınma hâlinde vakıaların ikrar edilmiş sayılacağının) yazılmamasını usulsüzlük sayarak bozma sebebi yapmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2018/1413 E., 2021/529 K., 15.03.2021; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/508 E., 2025/1532 K., 26.09.2025; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/715 E., 2025/732 K., 09.04.2025)
  • Yemin davetiyesinin usulüne uygun gönderilmediği hâlde yemin deliline dayanılarak karar verilemeyeceği kabul edilmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/715 E., 2025/732 K., 09.04.2025; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/527 E., 2025/700 K., 27.03.2025)
  • Yemin teklif edilen tüzel kişi bakımından yemin davetiyesinin tüzel kişiyi temsile yetkili kişiye, yani şirkete çıkarılması gerektiği; vekile müvekkilini hazır etme yükümlülüğü yüklenemeyeceği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1638 E., 2025/659 K., 24.04.2025)
  • Yemin edecek kişi mahkemenin yargı çevresi dışında oturuyorsa doğrudan davetiye çıkarılması yerine istinabe yoluna başvurulması gerektiği kabul edilmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/573 E., 2025/711 K., 27.03.2025)
  • Gelen kişinin yemine yetkili olup olmadığının kontrol edilmesi ve yemin metnine yönelik itirazların değerlendirilmesi gerektiği, bu yapılmadan yeminden kaçınma sonucu çıkarılamayacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2018/1413 E., 2021/529 K., 15.03.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Yemin delilinden yararlanmak isteyen, yani yemin teklif eden taraf, yemin davetiyesinin usulüne uygun düzenlenip tebliğ edildiğini ispatlamakla yükümlüdür; tebliğ belgesi ve davetiye metni bu amaçla kullanılır.
  • Davetiyede ikrar sonucu uyarısının yer aldığı, davetiye metninin dosyada bulunmasıyla ispatlanır; uyarı yoksa davetiyenin usulsüz olduğu sonucuna varılır.
  • Yemin teklif edilen kişinin gelmemesinin geçerli bir özre dayandığını ileri süren taraf, bu özrü ispatla yükümlüdür; özrü ileri süren, bu hususu belgeyle göstermelidir.
  • Yemin teklif edilen kişinin yemin için gün ve saatte bizzat hazır bulunmadığı, duruşma tutanağı ve yoklama kaydıyla ispat edilir.
  • Davetiyenin usulsüzlüğünü ileri süren taraf, bu durumu tebliğ evrakı ve davetiye metniyle ortaya koyar; karşı taraf usulüne uygunluğu tebliğ belgesiyle savunabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.225: Yeminin konusunu ve yemin delilinin genel koşullarını düzenler; 228. maddedeki davetiyenin hangi vakıalar için çıkarılacağını belirler.
  • 6100 sayılı Kanun m.226: Yemine konu olamayacak vakıaları sayar; davetiyede yer alacak vakıaların bu sınırlara uygun olması gerekir.
  • 6100 sayılı Kanun m.229: Yemin için davet edilen kişinin geçerli özür olmaksızın hazır bulunmaması hâlinde ikrar sonucunu düzenler; 228/2'deki uyarının hukuki karşılığıdır.
  • 6100 sayılı Kanun m.235: Mahkemeye gelemeyecek kadar hasta veya özürlü kişiye yeminin bulunduğu yerde ettirilmesini düzenler; davetiye yerine bu usul uygulanabilir.
  • 6100 sayılı Kanun m.236: Mahkemenin yargı çevresi dışında oturan kişinin yeminini istinabe yoluyla ettirilmesini düzenler; davetiye ile birlikte yer ve usul bakımından uygulanır.

HMK m.229 — Yemin etmemenin sonuçları

Madde, yemin için davet edilen kimsenin yemine gelmemesi, gelip yemini iade etmemesi ya da yemin etmekten kaçınması hâllerinde yemin konusu vakıaların ikrar edilmiş sayılmasını ve yemin iade edilen kimsenin yemin etmekten kaçınmasının sonucunu düzenler. Kurala, yemin teklif edilen ve yemine davet edilen taraf bakımından uygulanır. Yemine konu olamayacak vakıaları düzenlemez (HMK m.226). Yemin teklifinin tarafa ulaşması, yemin için davet ve yemin metninin hazırlanması usulünü düzenlemez (HMK m.225 ve m.228). Yemin teklifinin geri alınamaması, yemin iadesinin şahsi kaynaklı vakıalarda yapılamaması ve yemin metni ile yemin usulü, ayrı maddelerde düzenlenmiştir (HMK m.227, m.230, m.233 vd.). Yeminin yalan yere edilmesinin ceza ve yargılamanın iadesi sonuçları da bu maddenin kapsamı dışındadır (HMK m.239, m.375).

Yemin etmemenin sonuçları: hangi kavramlar bilinmeli?

Yemine davet
Yemin teklif edilen tarafın, yemin edeceği gün ve saati bildiren ve yemin etmediği takdirde doğacak sonucu içeren davetle mahkemeye çağrılmasıdır. Davetin usulüne uygun yapılmış olması, ikrar sonucunun doğması için ön koşuldur.
Yeminden kaçınma
Yemin için davet edilen tarafın, tayin edilen gün ve saatte mahkemede bizzat hazır bulunmaması, hazır bulunup yemini iade etmemesi ya da yemini eda etmekten kaçınması durumudur. Geçerli özür, kaçınma sayılmasını önler.
Yeminin iadesi
Kendisine yemin teklif edilen tarafın, yemini teklif edene geri vermesidir. İade, yemin konusu vakıanın iki tarafın ortak kaynaklı olmaması ve iade edilen kişinin yemin etmesi ile sonuçlanır.
İkrar sayılma
Yemin konusu vakıanın, yemin edilmemesi nedeniyle kanun gereği ikrar edilmiş kabul edilmesidir. Bu, gerçek bir ikrar beyanı değildir; kanuni bir sonuçtur.
Yemin iadesi üzerine ispat edilememe
Yemin iade edilen tarafın yeminden kaçınması hâlinde, yemin konusu vakıanın ispat edilememiş sayılmasıdır. Bu sonuç, ikrar sayılmadan farklı olarak yemin teklif eden tarafın aleyhine işler.

Yemin etmemenin sonuçları: hangi şartlar aranır?

  • Yemin teklifinin, uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için usulüne uygun yapılmış ve hâkim tarafından yerinde görülerek kabul edilmiş olması gerekir.
  • Yemin için davet edilen tarafa, tayin edilen gün ve saat bildirilmiş ve yemin davetiyesi usulüne uygun tebliğ edilmiş olmalıdır.
  • Yemin için davet edilen taraf, tayin edilen gün ve saatte mahkemede bizzat hazır bulunmamalı, ya da hazır bulunup yemini iade etmemeli ya da yemini eda etmekten kaçınmış olmalıdır.
  • Bu hâllerde yeminden kaçınmanın geçerli bir özre dayanmaması gerekir.
  • Yemin iade edilmişse, iade edilen kişi yemin etmekten kaçınmamalıdır; kaçınması hâlinde yemin konusu vakıanın ispat edilememiş sayılması sonucu doğar.
  • Yemin iade edilmişse, yemin konusu vakıa yalnızca kendisine yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanmamalıdır (HMK m.230 kapsamındaki sınır).

Yemin etmemenin sonuçları: hangi sonuçları doğurur?

  • Yemin için davet edilen kimse tayin edilen gün ve saatte geçerli özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmazsa, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır.
  • Yemin için davet edilen kimse hazır bulunup yemini iade etmezse, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır.
  • Yemin için davet edilen kimse hazır bulunup yemin etmekten kaçınırsa, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır.
  • Kendisine yemin iade edilen kimse yemin etmekten kaçınırsa, yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır.
  • Yemin için davet edilen kimse geçerli bir özre dayanarak gelemezse, bu hâlde ikrar sonucu doğmaz ve yemin için yeni bir gün belirlenmesi gerekir.
  • Yemin iade edilen kişi yemin ederse, yemin konusu vakıa ispatlanmış sayılır ve yemin teklif eden taraf yararına sonuç doğar.

Bizzat yeminden kaçınma ile yemin iadesi arasındaki fark nedir?

Yemin için davet edilen kimse, mahkemede bizzat hazır bulunmamak ya da hazır bulunup yemini eda etmekten kaçınmak suretiyle yemin teklifine karşı durur.

Yemin için davet edilen kimse yemini iade eder; yemin teklif eden taraf bu kez kendisi yemin edecektir.

Yeminden kaçınma, davet edilen tarafın aleyhine ikrar sonucunu doğurur. Yemin iadesinde ise sonuç, iade edilen tarafın yemin etmesine ya da kaçınmasına bağlanır; kaçınırsa ispat edilememe sonucu doğar.

İkrar sayılma ile ispat edilememiş sayılma arasındaki fark nedir?

Yemin için davet edilen kimsenin kaçınması hâlinde, yemin konusu vakıa ikrar edilmiş sayılır (m.229/1).

Kendisine yemin iade olunan kimsenin yemin etmekten kaçınması hâlinde, yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır (m.229/2).

İlk hâlde karşı taraf vakıayı ispat etmekten kurtulur; ikinci hâlde vakıa ispatlanamamış olur ve bu, iddiayı ileri süren tarafın aleyhinedir.

Geçerli özür ile özürsüz gelmeme arasındaki fark nedir?

Tayin edilen gün ve saatte mahkemeye gelememe, geçerli bir özre dayanıyorsa yemin konusu vakıalar ikrar sayılmaz.

Özürsüz gelmeme, mahkemede bizzat hazır bulunmama anlamına gelir ve ikrar sonucunu doğurur.

Özür, yemin yükümlülüğünün ertelenmesine ya da yemin edilmesi için yeni bir gün verilmesine yol açar; özürsüz gelmeme doğrudan ikrar sonucunu doğurur.

Yemin teklifi kabulden önce ile kabulden sonra geri alma arasındaki fark nedir?

Yemin teklif eden taraf, karşı tarafın yemine edaya hazır olduğunu bildirmeden önce teklifinden vazgeçip başka delile dayanabilir.

Karşı taraf yemine hazır olduğunu bildirdikten sonra teklif eden taraf teklifinden dönemez ve başka delil gösteremez.

Kabul bildirildikten sonra yemin teklifi bağlayıcı hâle gelir; yemin edilmemesi hâlinde m.229 hükmü uygulanır.

Yemin etmemenin sonuçları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yemin davetiyesinin yalnızca dava vekiline tebliğ edilmesini yeterli saymak; davetiyenin davet edilen tarafa bizzat tebliğ edilmesi gerektiğini gözden kaçırmak.
  • Yemin davetiyesinde m.228 uyarısının yer almamasını önemsizleştirmek ve bu eksikliğe rağmen ikrar sonucunu uygulamak.
  • Yemin için davet edilen tarafın mahkemeye gelip yemin metninin usulüne uygun olmadığını ileri sürmesi hâlinde bu itirazı değerlendirmeden yeminden kaçınmış saymak.
  • Dava sırasında ölen tarafın yerine mirasçıların davetiyesini göndermeyi atlamak.
  • Geçerli özrü değerlendirmeden özürsüz gelmeme sonucunu doğrudan uygulamak.
  • Yemin iadesinde vakıanın yalnızca iade edilen tarafın şahsından kaynaklanıp kaynaklanmadığını kontrol etmeden iadeyi kabul etmek (m.230 sınırı).

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yemin davetiyesinin davet edilen tarafa bizzat tebliğ edilmesi gerektiği ve dava vekiline tebliğ edilmesinin yeterli olmadığı kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/508 E., 2025/1532 K., 26.09.2025)
  • Dava sırasında taraflardan birinin ölmesi hâlinde yemin davetiyesinin mirasçılara gönderilmesi ve mirasçıların yemine davet edilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/508 E., 2025/1532 K., 26.09.2025)
  • Yemin davetiyesinde m.228'de öngörülen uyarının yer almaması hâlinde ikrar sonucunun doğmayacağı ve kararın bozulabileceği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1638 E., 2025/659 K., 24.04.2025)
  • Yemin için davet edilen tarafın mahkemeye gelip yemin metnine itiraz etmesi ve yemin etmeyeceğini belirtmesi hâlinde bu beyanın yeminden kaçınma olarak değerlendirilmeden önce usulüne uygun işlem yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/837 E., 2022/858 K., 13.04.2022)
  • Yemin metninin usulüne uygun olmaması veya yemin edecek kişinin yetkili olup olmadığının kontrol edilmemesi hâlinde yapılan yeminin yok hükmünde sayılabileceği ve yeminden kaçınmanın yanlış değerlendirilemeyeceği kabul edilmektedir. (Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/585 E., 2024/854 K., 31.12.2024)
  • Yemin teklif eden tarafın yemin deliline dayandığını belirtmiş olmasına rağmen mahkemenin yemin için gerekli işlemleri yapmamasının bozma sebebi sayıldığı kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/855 E., 2025/1077 K., 16.07.2025)
  • Yemin edecek kişinin mahkemeye gelerek yemini yerine getirmesi ve yemin metnini kabul etmesi hâlinde ikrar sonucunun doğmayacağı kabul edilmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/837 E., 2022/858 K., 13.04.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Yemin teklif eden taraf, yemin deliline dayandığını ve yemin için davet edilen tarafa usulüne uygun davet gönderildiğini ispatlamakla yükümlüdür; davetiyenin tebliğ belgesi bu ispat için temel delildir.
  • Yemin için davet edilen tarafın yemine gelmediği ya da yemini eda etmekten kaçındığı, duruşma tutanağı ile ispat edilir.
  • Yemin için davet edilen taraf geçerli bir özre dayandığını iddia ediyorsa, bu özrü belgelerle ispatlamakla yükümlüdür; özrün kabulü hâkimin takdirindedir.
  • Yemin iadesi hâlinde, iade edilen tarafın yemine hazır olduğunu ve kaçındığını gösteren duruşma tutanağı delil niteliğindedir.
  • Yemin teklif eden tarafın, yemin konusu vakıanın yalnızca karşı tarafın şahsından kaynaklanmadığını göstermesi gerekir; bu hususta yazılı delil ile ispat, sözleşme veya belge karşısında önem taşır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.226: Yemine konu olamayacak vakıaları düzenler. Bu vakıalarda yemin teklif edilemeyeceğinden m.229'daki ikrar sonucu da doğmaz.
  • 6100 sayılı Kanun m.227: Yemin teklif edilen tarafın yemine hazır olduğunu bildirdikten sonra teklif eden tarafın geri dönememesini düzenler; m.229 sonuçlarının ön koşulunu oluşturur.
  • 6100 sayılı Kanun m.228: Yemin davetiyesinde yer alacak uyarıyı düzenler; bu uyarının yazılmaması m.229 sonuçlarının uygulanmasını engeller.
  • 6100 sayılı Kanun m.230: Yemin iadesinin, vakıa yalnız yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanıyorsa yapılamayacağını düzenler; m.229/2 bu sınır içinde işler.
  • 6100 sayılı Kanun m.188: İkrarın hukuki niteliğini düzenler; m.229/1 uyarınca doğan ikrar sayılma bu maddeye göre sonuç doğurur.
  • 6100 sayılı Kanun m.239: Yalan yere yemin nedeniyle açılan ceza davasının hukuk davasını bekletici sorun yapmadığını düzenler; m.229 ile ilgisi dolaylıdır.

HMK m.230 — Yeminin iade olunamayacağı hâller

Madde, yemin delilinde iade (red) yasağını düzenler: yeminin konusunu oluşturan vakıa yalnızca kendisine yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanıyorsa, bu tarafın yemini karşı tarafa iade etmesinin mümkün olmadığını belirtir. Kural, yemin teklifi alan taraf bakımından uygulanır ve iade hakkının kapsamını sınırlar. Yeminin kimin tarafından edileceği, yeminden kaçınmanın ve iadenin hukuki sonuçları, yemin için davet ve yeminin şekli başka maddelerde düzenlenmiştir; bu madde bunları düzenlemez. Yemine konu olamayacak vakalar (kamu düzeni, şekil şartı, namus ve ceza soruşturması hâlleri) ve yeminin iadesinin genel koşulları (m.229 ve m.227 bağlamı) bu maddenin kapsamı dışındadır. Yeminin usulü ile yalan yere yemin hukuki sonuçları da bu maddede yer almaz.

Yeminin iade olunamayacağı hâller: hangi kavramlar bilinmeli?

Yemin iadesi
Kendisine yemin teklif edilen tarafın, yemini edip etmemeyi teklif eden tarafa geri vermesidir. İade ile karşı taraf yemin etmek zorunda kalır.
Şahsi vakıa
Yemin konusu vakıanın yalnızca yemin teklif edilen tarafın kişisel bilgisi veya davranışı ile kaynaklandığı olgudur. Vakıa iki tarafın ortak bilgisindeyse bu nitelikte sayılmaz.
Ortak vakıa
Yemin konusu olayın hem teklif eden hem de teklif edilen taraf için bilinebilir veya her ikisinden kaynaklanabilir olmasıdır. Bu hâlde iade yasağı uygulanmaz ve yemin iade edilebilir.

Yeminin iade olunamayacağı hâller: hangi şartlar aranır?

  • Yemin konusu vakıanın, yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanması gerekir.
  • Vakıanın aynı zamanda yemin teklif eden tarafın şahsından da kaynaklanmaması gerekir; yani her iki tarafın bilgisi dâhilinde olmamalıdır.
  • Yukarıdaki iki koşul birlikte gerçekleşirse yemin iade edilemez; yemin teklif edilen taraf yemini iade etmek isterse bu hakkı kullanamaz.

Yeminin iade olunamayacağı hâller: hangi sonuçları doğurur?

  • Vakıa yalnızca yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanıyorsa yemin iade edilemez.
  • İade yasağı gerçekleştiğinde yemin teklif edilen taraf yemini kabul edip etmemekte serbesttir; ancak yemini teklif eden tarafa geri veremez.
  • Yemin teklif edilen taraf yemin etmekten kaçınırsa, yemin konusu vakıa ikrar edilmiş sayılır (m.229/1 bağlamı).
  • Vakıa iki tarafın ortak kaynağından ise iade yoluyla yemin devredilebilir.

Şahsi vakıa ile ortak vakıa arasındaki fark nedir?

Vakıa yalnızca yemin teklif edilen tarafın şahsından kaynaklanıyorsa, yemin teklif edilen taraf yemini iade edemez.

Vakıa her iki tarafın da bilgisi veya fiili dâhilinde kaynaklanıyorsa iade yasağı uygulanmaz.

Şahsi vakıada yemin teklif edilen taraf yemini edip karşı tarafa iade etme hakkından yoksun kalır; ortak vakıada iade serbesttir.

Yeminin iade olunamayacağı hâller: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yemin konusu vakıanın hem teklif eden hem de teklif edilen taraf bakımından bilinebilir olduğunu gözden kaçırıp iade yasağını her durumda uygulamak.
  • Vakıanın yalnızca bir tarafın dava dışı ortamda öğrendiği bilgiye dayandığını, şahsilik ölçütüyle karıştırmak; şahsilik vakıanın kaynağına bakar, öğrenme ortamına değil.
  • Yemin teklif edilen tarafın vekilinin iade yetkisine sahip olup olmadığını dikkate almamak; vekil ancak özel yetki ile iade edebilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, yemin konusu vakıanın kaynağını belirlerken vakıanın kimin bilgisi dâhilinde gerçekleştiğini somut olarak inceler. Vakıa yemin teklif edilenin bilgisi dışında bir ortamda oluşmuşsa, o vakıa teklif edilenin şahsından kaynaklanmış sayılmaz ve iade yoluna gidilebilir. (7. Hukuk Dairesi, 2025/1808 E., 2025/5272 K., 09.12.2025)
  • Yemin teklif edilen tarafın vekili tarafından yapılan yemin metni tartışmalarında, yemin konusunun açıklığı ve tarafın şahsi bilgisi değerlendirilir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1638 E., 2025/659 K., 24.04.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Yemin teklif eden taraf, yemin konusu vakıanın kendisinin de bilgisi dâhilinde olduğunu ileri sürerse iade yasağının kapsamı dışına çıkar; bu iddiayı teklif eden taraf ispatlar.
  • Yemin teklif edilen taraf, vakıanın yalnızca kendi şahsından kaynaklandığını ileri sürerek iade yasağına dayanır; bu hâlde iade edilemezliği ileri süren taraf kendi şahsi kaynağını ortaya koymakla yükümlüdür.
  • Vakıanın kimin şahsından kaynaklandığı, tanık, yazılı belge ve dosya içeriği ile değerlendirilir; yargılama sırasında dinlenen tanık beyanları bu tespitte kullanılır.
  • Yemin teklifi ve iade işlemleri tutanağa geçirilmelidir; iadenin yapılıp yapılmadığı ve yeminin kime ait olduğu tutanakla ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.229: Yemin için davet edilenin hazır bulunmaması, iadeyi yapmaması veya yemin etmekten kaçınması hâlinde doğacak ikrar sonucunu düzenler; iade yasağının sonucu bu maddeye bağlanır.
  • 6100 sayılı Kanun m.232: Yeminin tarafça edileceğini ve tüzel kişi, kısıtlı ya da ergin olmayan taraflar bakımından temsilci tarafından edilebileceğini belirler; şahsilik ölçütünü tamamlar.
  • 6100 sayılı Kanun m.231: Yemin edecek tarafın yeminden önce ölmesi veya fiil ehliyetini kaybetmesi hâlinde yeminin teklif edilmemiş sayılmasını düzenler; iade yasağı ile birlikte yemin rejimini tamamlar.

HMK m.231 — Ölüm veya fiil ehliyetinin kaybı

Madde, yemin delilinin teklif edilmesinden yeminin edası ya da iadesi arasındaki dönemde, yemin edecek tarafın gerçek kişi olması hâlinde ölüm veya fiil ehliyetinin kaybı olayının yemin teklifi üzerindeki etkisini düzenler. Hüküm, yemin deliline dayanan taraflar bakımından ve yalnızca gerçek kişi olan yemin edecek taraf bakımından uygulanır. Maddenin düzenlediği durumda yemin teklif edilmemiş sayılır. Madde, yemin teklifinin hangi şartlarla yapılacağını düzenlemez (m.225-230). Yeminin tarafça eda ya da iade edilmesini ve tüzel kişi ya da kanuni temsilci tarafından yerine getirilmesini düzenlemez (m.232). Yeminin usulüne uygun eda ettirilmesi ve yeminden kaçınma sonuçları da bu maddenin kapsamı dışındadır (m.233-239). Yargılamanın ölüm nedeniyle ertelenmesi ve taraf değişikliği usulü de ayrı bir düzenlemedir (m.55 ve m.124).

Ölüm veya fiil ehliyetinin kaybı: hangi kavramlar bilinmeli?

Yemin teklifi
Taraflardan birinin karşı tarafa, bir vakıanın doğruluğu hakkında yemin etmesini veya bu yemini iade etmesini isteyen delil bildirimidir. Madde bakımından önemli olan, yeminin henüz eda ya da iade edilmediği aşamadır.
Yemin teklif edilmemiş sayılma
Teklifin hukuken hiç yapılmamış gibi kabul edilmesidir. Teklif geçerliliğini yitirir ve yeminin sonuçları doğmaz. Madde, bu sonucun hangi hâllerde doğacağını sınırlı olarak belirler.
Fiil ehliyeti
Kişinin kendi işlemleriyle hak edinip borç altına girebilme yeteneğidir. Madde, yemin edecek kişinin bu ehliyeti yeminden önce kaybetmesini, teklifin hükümsüzlüğüne bağlar.
Gerçek kişi olan taraf
Yemin edecek tarafın doğal kişi olmasıdır. Maddenin ölüm ve fiil ehliyeti kaybı hükmü yalnızca bu tarafa uygulanır; tüzel kişi bakımından ölüm söz konusu olmadığından madde uygulanmaz.

Ölüm veya fiil ehliyetinin kaybı: hangi şartlar aranır?

  • Yemin edecek tarafın gerçek kişi olması gerekir; tüzel kişi taraf ise bu madde uygulanmaz.
  • Yemin edecek gerçek kişinin, yemin edilmeden önce ölmesi gerekir.
  • Ya da yemin edecek gerçek kişinin, yemin edilmeden önce fiil ehliyetini kaybetmesi gerekir.
  • Bu koşullardan biri gerçekleştiğinde yemin teklif edilmemiş sayılır; yani yemin teklifi kendiliğinden hükümsüz hâle gelir ve ayrıca bir karar aranmaz.

Ölüm veya fiil ehliyetinin kaybı: hangi sonuçları doğurur?

  • Yemin edecek gerçek kişi yeminden önce ölürse, yemin teklif edilmemiş sayılır.
  • Yemin edecek gerçek kişi yeminden önce fiil ehliyetini kaybederse, yemin teklif edilmemiş sayılır.
  • Yemin teklif edilmemiş sayıldığında, bu teklife dayanılarak yemin deliline başvurulamaz ve yemin sonucu doğmaz.
  • Koşullar gerçekleşmezse, yani kişi yeminden sonra ölür ya da ehliyetini kaybederse, madde uygulanmaz ve yemin işlemi sürdürülebilir.

Gerçek kişi ile tüzel kişi taraf arasındaki fark nedir?

Yemin edecek taraf gerçek kişi ise ve yeminden önce ölmüş ya da fiil ehliyetini kaybetmişse, madde uygulanır.

Yemin edecek taraf tüzel kişi ise, ölüm olayı söz konusu olmadığından madde uygulanmaz.

Tüzel kişi tarafın yemin teklifi, tüzel kişinin temsilcisine ya da organına göre değerlendirilir (m.232).

Yeminden önce ölüm ile yemin sırasında ölüm arasındaki fark nedir?

Gerçek kişi, yemin edilmeden önce ölürse yemin teklif edilmemiş sayılır.

Yemin işlemi başladıktan sonra ölen taraf hakkında, madde metni doğrudan hüküm kurmaz.

Madde yalnızca yeminden önceki ölümü kapsar. Bu ayrımın hangi aşamada gerçekleştiği önemlidir.

Ölüm veya fiil ehliyetinin kaybı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yemin teklifinden sonra ölen tarafın, yemin işlemi tamamlanmadıkça her durumda hükümsüz sayılacağını düşünmek; madde yalnızca yeminden önceki ölüm ve fiil ehliyeti kaybını kapsar.
  • Tüzel kişi tarafa yemin teklifinde bu maddeyi uygulamak; tüzel kişi için ölüm olayı söz konusu olmadığından madde uygulanmaz.
  • Yemin teklif edilmemiş sayıldığında, mahkemenin yemin delilini kendiliğinden yeniden yürütmesi; bu durumda yemin deliline dayanılamaz, başka delillerle inceleme yapılmalıdır.
  • Yemin teklifini yapan tarafın vekilinin, müvekkilinin ölümünden sonra yemini işlemesini talep etmesi; vekil yemin işlemini yapamaz, mirasçıların durumu ayrıca değerlendirilmelidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yemin teklifinden sonra ama yemin usulü işletilmeden önce davacının ölmesi halinde, yemin teklif edilmemiş sayılır; bu durumda yeminin konusunun yemin teklif edilen tarafın kaynaklandığı hak ise, mirasçılara yemin teklif edilebilip edilemeyeceği ayrıca sorulmalı ve buna göre işlem yapılmalıdır. (22. Hukuk Dairesi, 2012/27028 E., 2013/28187 K., 06.12.2013)
  • Yemin teklifi hükümsüz sayıldığında, mahkemenin yemin yerine başka delillere dayanarak eksik inceleme yapması, karara ilişkin bozma sebebi olabilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1638 E., 2025/659 K., 24.04.2025)
  • Bu madde, yemin deliline ilişkin hükümlerin (m.225-239) bütünü içinde değerlendirilmelidir. (7. Hukuk Dairesi, 2025/1808 E., 2025/5272 K., 09.12.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Yemin teklifini yapan taraf, teklifin yeminden önce ölüm ya da fiil ehliyeti kaybı nedeniyle hükümsüz kaldığını ortaya koyma yükü altında değildir; bu olguyu iddia eden karşı taraf veya mahkeme, ölüm belgesi veya ehliyet kaybını gösteren kayıtla ispatlar.
  • Ölüm, nüfus kayıtlarıyla ve ölüm belgesiyle kanıtlanır; fiil ehliyetinin kaybı ise vesayet ya da kısıtlama kararı gibi resmî belgelerle ortaya konur.
  • Yemin teklifinin yapıldığı tarih ve yemin işleminin hangi aşamada olduğu, tutanak ve duruşma zaptı ile belirlenir.
  • Yemin teklif edilmemiş sayılması nedeniyle mahkemenin başka delillere yönelmesi gerektiği, tarafların bu konuda dinlenme hakkı çerçevesinde ileri sürülebilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.232: Yeminin tarafça ya da tüzel kişiyi temsile yetkili kişi, organ veya kanuni mümessil tarafından eda ya da iade edilebileceğini düzenler. Tüzel kişi tarafın yemin ehliyetini belirlediği için, m.231'in gerçek kişi ayrımıyla birlikte okunması gerekir.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.124: Dava esnasında taraf değişikliğini düzenler. Yemin teklif edilmemiş sayılma sonucu, dava sürerken ölüm halinde mirasçıların davaya katılımı ile karşılaştırılmalıdır; m.231 yemin deliline ilişkindir, m.124 dava takibine ilişkindir.

HMK m.232 — Yemini yerine getirecek kimseler

Madde, yeminin kimler tarafından eda edileceğini ya da iade olunacağını düzenler. Birinci fıkra yeminin tarafa teklif edilebileceğini ve tarafça eda ya da iade edilebileceğini kurar. İkinci fıkra tüzel kişiler ile ergin olmayan veya kısıtlı kişiler adına yapılmış işlemlere ilişkin vakıalarda yeminin kimin tarafından yerine getirileceğini belirler. Üçüncü fıkra ergin olmayan veya kısıtlıya bizzat dava hakkı tanınan hallerde ikinci fıkranın uygulanmayacağını söyler. Madde, dava ve taraf ehliyetine sahip gerçek ve tüzel kişilerin yemin muhatabı olduğu ilişkilerde uygulanır. Yeminin konusunun neler olabileceği ve yasak vakalar (m.226) düzenlenmez. Yeminin mahkeme huzurunda eda edilmesi, formül ve yemin usulü (m.233-238) düzenlenmez. Yemine davet edilenin gelmemesi ve iade edilen yemin sonuçları (m.230-231) ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Vekilin yemin teklif ve kabul yetkisi, vekâletname kapsamına bağlıdır (m.74).

Yemini yerine getirecek kimseler: hangi kavramlar bilinmeli?

Yemin teklifi
Bir tarafın karşı tarafa, belirli bir vakıanın doğruluğuna dair yemin etmesini önermesidir. Yemin teklifi, yemin edecek taraf yemine hazır olduğunu bildirdikten sonra geri alınamaz.
Eda
Yeminin, yemin teklif edilen tarafın kendisi ya da onun yerine kanunen yetkili kişi tarafından mahkeme huzurunda fiilen yerine getirilmesidir. Vekil müvekkili adına yemin edemez.
İade
Teklif edilen yeminin, karşı tarafa geri verilmesidir. Yemini iade alan taraf yemin etmekten kaçınırsa vakıa ispat edilememiş sayılır.
Tüzel kişiyi temsile yetkili organ
Tüzel kişi adına yemin etmeye yetkili olan, yemin tarihinde görevde bulunan organdır. Kanun ve gerekirse esas sözleşme ile belirlenir; yetkisi olmayan kişinin beyanı tüzel kişiyi bağlamaz.
Kanuni temsilci
Ergin olmayan veya kısıtlı kişiyi kanun gereği temsil eden kişidir. Yasal temsilci, yalnızca kendisine ilişkin ya da kişisel olarak bildiği vakıalar hakkında yemin edebilir.
Bizzat dava hakkı
Ergin olmayan veya kısıtlının kanuni temsilci olmadan dava açabildiği hallerdir. Bu hallerde yemin, kişinin kendisi tarafından eda veya iade edilir.

Yemini yerine getirecek kimseler: hangi şartlar aranır?

  • Yeminin konusu, bir taraf hakkında doğrudan ileri sürülen ve taraflar arasında tartışmalı bir vakıa olmalıdır.
  • Yemin, dava ve taraf ehliyeti bulunan bir tarafa teklif edilmelidir.
  • Taraf ergin ve kısıtlı değilse yemin bizzat o tarafça eda ya da iade edilmelidir.
  • Taraf tüzel kişi ise yemin, yemin tarihinde tüzel kişiyi temsile yetkili kişi veya organ tarafından eda ya da iade edilmelidir.
  • Taraf ergin olmayan veya kısıtlı ise ve bizzat dava hakkı tanınmamışsa yemin kanuni temsilci tarafından eda ya da iade edilmelidir.
  • Ergin olmayan veya kısıtlıya bizzat dava hakkı tanınan hallerde yemin, ikinci fıkraya değil bizzat o kişiye yöneltilmelidir.
  • Yemin vekil tarafından eda edilemez; vekilin yemin teklif edebilmesi ve iade veya red yetkisi için vekâletnamede özel yetki bulunmalıdır (m.74).

Gerçek kişi ile tüzel kişi arasındaki fark nedir?

Yemin taraf olan gerçek kişiye teklif edilir ve onun tarafından eda ya da iade edilir.

Taraf tüzel kişi olduğunda yemin, tüzel kişiyi temsile yetkili kişi veya organ tarafından yerine getirilir.

Yeminin kimin tarafından yerine getirileceği değişir. Yemin tarihinde görevdeki organ esas alınır; temsil yetkisi birden fazla kişide ise hepsi birlikte hareket eder.

Ergin olmayan veya kısıtlı, kanuni temsilci ile bizzat dava hakkı arasındaki fark nedir?

Kanuni temsilcinin yaptığı işlemlere ilişkin vakıalarda yemin kanuni temsilci tarafından eda ya da iade edilir.

Ergin olmayan veya kısıtlıya bizzat dava hakkı tanınan hallerde yemin bizzat kendisine teklif edilir ve onun tarafından yerine getirilir.

Üçüncü fıkra gereği bu hallerde ikinci fıkra uygulanmaz; yemin doğrudan kişinin kendisi tarafından yapılır.

Yasal temsilcinin kendi bildiği vakıa ile kısıtlının kendi vakıası arasındaki fark nedir?

Yasal temsilci, kendisine ilişkin ya da kişisel olarak öğrendiği vakıalar hakkında yemin edebilir.

Kısıtlının kısıtlanmadan önceki ve kısıtlılıktan kaynaklanan vakıası, temsilcinin bilemeyeceği bir konudur.

Bu tür vakıalar hakkında temsilciye yemin teklif edilemez ya da yemin temsilciye iade edilemez.

Yemini yerine getirecek kimseler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Vekilin müvekkili adına yemin edebileceğini varsaymak; vekil yalnızca vekâletnamede özel yetki varsa yemin teklifini kabul veya iade edebilir.
  • Tüzel kişi adına yemin edecek kişinin yalnızca görevdeki kişi olduğunu varsayıp organın yetkisini ve imza sirkülerini incelememek; yetkisi sınırlı kişinin yemini geçersizdir.
  • Ergin olmayan veya kısıtlıya bizzat dava hakkı tanınan hallerde yemini kanuni temsilciye teklif etmek; bu hallerde üçüncü fıkra gereği ikinci fıkra uygulanmaz.
  • Kanuni temsilcinin kısıtlının kendi öğrendiği vakıalar hakkında yemin edebileceğini düşünmek; temsilci yalnızca kendisine ilişkin ya da kişisel olarak bildiği vakıalar hakkında yemin edebilir.
  • Yemin tarihinde değişmiş bir organın işlemini esas almak; yemin tarihindeki görevli organ esas alınır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yemin teklifinin eda ya da iade edilmesinde, tüzel kişi adına hareket eden kişinin o tarihte gerçekten yetkili organ olup olmadığı araştırılmaktadır. Temsil yetkisi sınırlandırılmış şirketlerde imza sirkülerine göre yetkinin varlığı irdelenmeden eda edilen yeminin geçersiz sayıldığı kabul edilmektedir. (İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2015/560 E., 2021/1013 K., 23.12.2021)
  • Tüzel kişi adına yemin edecek kişinin kim olduğunun belirlenmemesinin, usulüne uygun yemin yaptırılmadan karar verilmesi sonucunu doğurduğu ve bozma sebebi sayıldığı kabul edilmektedir. (İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/497 E., 2024/260 K., 02.04.2024)
  • Ergin olmayan veya kısıtlı taraf adına yemin, kanuni temsilci tarafından yerine getirilir; bizzat dava hakkı tanınmış olan kişiye ise yemin doğrudan teklif edilmelidir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/3093 E., 2021/1226 K., 14.10.2021)
  • Vekilin müvekkili adına yemin etmesinin mümkün olmadığı ve yemin tutanağında yetkisiz kişinin imzasının bulunmasının usule aykırılık oluşturduğu kabul edilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2025/1808 E., 2025/5272 K., 09.12.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Yemin teklifini yapan taraf, yemin teklif ettiği kişinin taraf olduğunu ve yemin edecek kişinin doğru kişi olduğunu mahkemeye göstermelidir; bu kapsamda yemin edecek kişinin gerçek kişi, tüzel kişi veya kanuni temsilci olduğu ticil sicil, nüfus veya vesayet kayıtlarıyla ortaya konur.
  • Tüzel kişi adına yemin edilecekse, yemin tarihinde temsile yetkili organın kim olduğu ticaret sicili kayıtları, imza sirküleri ve esas sözleşme ile ispatlanır. Bu belgelerin yokluğunda yetkinin varlığı ispat edilmemiş sayılır.
  • Vekil aracılığıyla yemin teklif edilmişse, vekâletnamede özel yetkinin bulunduğu vekâletnamenin içeriğiyle gösterilir; yetki yazılı olarak görünmüyorsa vekilin işlemi geçersiz sayılır.
  • Yemin edecek kişinin kanuni temsilci olduğunu ileri süren taraf, bu sıfatını nüfus kaydı ya da vesayet kararı ile ispatlar; karşı taraf temsil yetkisinin sona erdiğini ileri sürerse bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür.
  • Yemin tutanağında yetkisiz kişinin yeminini yerine getirdiği anlaşılırsa, bu yemin yok hükmünde sayılır ve yemini yerine getirecek kişinin belirlenerek yeniden yemin yaptırılması gerekir. (7. Hukuk Dairesi, 2025/1808 E., 2025/5272 K., 09.12.2025)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.226: Yeminin konu olamayacağı vakaları düzenler; m.232 ise yeminin kimin tarafından yerine getirileceğini belirler. İkisi birlikte uygulanır.
  • 6100 sayılı Kanun m.233: Yeminin mahkeme huzurunda eda edileceğini ve formülünü düzenler; m.232 yalnızca yemin edecek kişiyi belirler.
  • 6100 sayılı Kanun m.74: Vekilin yemin teklif edebilmesi ve teklif edilen yemini kabul, iade veya red edebilmesi için vekâletnamede özel yetki bulunmasını şart koşar.
  • 6100 sayılı Kanun m.231: Yemin edecek kişinin yemin öncesinde ölmesi veya fiil ehliyetini kaybetmesi halinde yeminin teklif edilmemiş sayılacağını düzenler; m.232 ile birlikte yemin edecek kişinin tespitinde esas alınır.
  • TMK m.50: Tüzel kişiyi temsile yetkili organın kim olduğu bakımından gönderme yapılan hükümdür; yemin tarihindeki organı belirlemede kullanılır.

HMK m.233 — Yeminin şekli

Madde, yeminin hangi yerde ve hangi biçimde eda edileceğini düzenler: yeminin mahkeme huzurunda icrası, hâkimin yemin edecek kişiyi bilgilendirme yükümlülüğü, yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığı itirazı, yemin formülü ve formülün eda edilmiş sayılma koşulu ile yeminin icrası sırasında ayağa kalkma kuralı. Yemin edecek kişinin mahkemeye gelemeyecek kadar hasta veya engelli olması ile yargı çevresi dışında oturması halleri, yemin için davet ve yemin teklifi işlemlerinin tamamı dâhil değildir; bunlar ilgili yemin hükümlerinde (m.236) ve yemin teklifine ilişkin düzenlemelerde yer alır. Yemin konusunun ne olabileceği ve hangi vakıaların yemine konu olamayacağı bu maddede düzenlenmez. Yemin metninin tutanağa geçirilmesi, okunması ve sebat sorusu ile yalan yere yemin suçunun ceza yargılaması da bu maddenin kapsamı dışındadır (m.238 ve m.237 ile ilgili hükümler). Yemine ait genel ilkeler ve tarafların yemin hakkı da bu madde ile doğrudan belirlenmez.

Yeminin şekli: hangi kavramlar bilinmeli?

Yeminin eda edilmesi
Yemin edecek kişinin, kanunda öngörülen formülü mahkeme huzurunda söyleyerek yemini tamamlamasıdır. Formül, kanunun belirlediği biçimden ve yöreye, tarafa ya da örf-adete göre değiştirilemez.
Yemin formülü
Hâkimin yemin edecek kişiye sorduğu soru ile bu kişinin verdiği cevaptan oluşan kanuni ifadedir. Cevabın bu formüle uygun biçimde verilmesi yeminin tamamlanması için yeterlidir.
Yemin konusunun yeterli açıklıkta olmaması
Yemin edecek kişinin, sorulan vakıanın ne olduğunu anlayamadığını ileri sürmesi halidir. Bu itiraz üzerine hâkim karşı tarafın görüşünü alır ve derhâl karar verir.
Ayağa kalkma
Yemin eda edilirken hâkim dâhil hazır bulunan herkesin ayakta durmasıdır. Yeminin resmî ve törensel niteliğini gösteren bir usul kuralıdır.

Yeminin şekli: hangi şartlar aranır?

  • Yeminin mahkeme huzurunda eda edilmesi gerekir; yemin, başka bir yerde yapılmış bir beyanla yerine geçmez.
  • Yemin edecek kişiye, hangi konuda yemin edeceği, yeminin anlam ve önemi ile yalan yere yemin etmenin cezalandırılacağı hususu hâkim tarafından açıklanmalıdır; bu ihtar yeminin icrasından önce yapılmalıdır.
  • Yemin konusu yeterli açıklıkta değilse ve yemin edecek kişi bunu ileri sürmüşse, hâkim karşı tarafın görüşünü aldıktan sonra derhâl karar vermelidir.
  • Hâkim, kanunda belirtilen soruyu yöneltmelidir; yemin edecek kişi de kanunda öngörülen cevabı vermelidir. Formül yöreye, tarafa veya örf-adete göre değiştirilemez.
  • Yemin eda edilirken hâkim dâhil hazır bulunan herkes ayağa kalkmalıdır.

Yeminin şekli: hangi sonuçları doğurur?

  • Yemin, mahkeme huzurunda kanunda belirtilen formülle eda edildiğinde yemin tamamlanmış sayılır.
  • Yemin edecek kişi formülü kabul etmezse ya da cevabı formüle uygun vermezse yemin eda edilmiş olmaz.
  • Hâkimin yeminin icrasından önce ihtarda bulunmaması, yemin usulüne aykırılık oluşturur.
  • Yemin edecek kişinin itirazı üzerine hâkimin karşı tarafı dinleyerek karar vermemesi usul hatasıdır.
  • Formüle eklenti yapılarak yemin edilmesi kabul edilmez; yemin konusu dışındaki vakıalar yemine dâhil edilemez.
  • Yemin sırasında ayağa kalkma kuralına uyulmaması usul eksikliği doğurur; bu kural yemin edilmiş sayılmanın şartı olarak sayılmamıştır.
  • Madde, yemin formülünün yöreye, tarafa ya da örf-adete göre değiştirilemeyeceğini emredici biçimde düzenler.

Yemin formülü ile formülde değişiklik arasındaki fark nedir?

Kanunda öngörülen formül, sorusu ve cevabıyla birlikte eksiksiz kullanılır. Yemin edilmiş sayılmanın dayanağı budur.

Taraf formüle kendi eklemelerini ya da başka vakıaları ekleyerek yemin etmek ister.

Formül değiştirilemez ve eklentiyle yemin edilemez. Yemin konusu dışındaki vakıaların tutanağa geçirilmesi usule aykırılık oluşturur.

Yemin konusunun yeterli açıklığı ile açıklık itirazının yapılması arasındaki fark nedir?

Yemin edecek kişi, sorulan konunun belirsiz olduğunu ileri sürebilir.

Yemin konusu açık ise yemin edecek kişi itiraz etmeden yemine devam eder.

İtiraz halinde hâkim karşı tarafı dinleyip derhâl karar verir; itiraz üzerine hâkim yemin konusunu netleştirmelidir.

Hâkimin ihtarı ile yeminin icrası arasındaki fark nedir?

Hâkim, yemin edecek kişiye yeminin konusunu ve önemini açıklar, yalan yere yemin konusunda uyarır.

Bu açıklama yapılmadan yemin icra edilir.

Yeminin icrasından önce yapılmayan ihtar usule aykırılık oluşturur ve yeminin sağlam kurulmasını engeller.

Yeminin şekli: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yemin formülüne yöre, taraf ya da örf-adete göre değişiklik yapmak; formül kanun metninden ayrılamaz.
  • Yemin konusu dışındaki vakıaları da tutanağa geçirmek; yalnızca yemin konusuna ilişkin beyan tutanağa alınmalıdır.
  • Yemin edecek kişiye yemin konusu ve önemini açıklayan ihtarı yeminin icrasından önce yapmamak.
  • Yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığı itirazını karşı tarafın görüşünü almadan ve derhâl karar vermeden geçiştirmek.
  • Yemin sırasında ayağa kalkma kuralını göz ardı etmek; bu kural usul kuralı olarak uygulanmalıdır.
  • Yemin edilmiş sayılmak için gereken formül cevabı yerine, yemin edenin sadece kısa bir onay ya da imzasını yeterli saymak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yemin metnine taraf tarafından eklenti yapılması, yemin konusunu aşan vakıaların tutanağa geçirilmesi ve bu nedenle yeminin usulüne uygun eda edilmediği kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2024/310 E., 2025/713 K., 02.05.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1638 E., 2025/659 K., 24.04.2025)
  • Hâkimin yemin edecek kişiye kanundaki soruyu ve formülü usulüne uygun okutmadan yapılan yeminin geçerli sayılmadığı, bu durumda karar bozulmaktadır. (22. Hukuk Dairesi, 2012/7776 E., 2012/27187 K., 04.12.2012)
  • Yemin edecek kişiye yemin konusu ve önemi açıklanmadan yapılan işlemin usule aykırı olduğu kabul edilmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2021/1452 E., 2024/542 K., 15.03.2024)
  • Yemin edildikten sonra yemin edene sebat edip etmediğinin sorulmamasının usul hatası olduğu kabul edilmektedir. (22. Hukuk Dairesi, 2012/7776 E., 2012/27187 K., 04.12.2012)
  • Kanundaki formüle uygun olmayan ve tutanakta soru-cevap eksikliği bulunan yeminin usulüne uygun sayılmadığı kabul edilmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2022/10050 E., 2022/12768 K., 18.10.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Yemin usulüne uygun eda edildiğini ileri süren taraf, yemin tutanağındaki soru-cevap ile formülün kanuna uygun olduğunu ispatlar; yemin tutanağı bu konuda temel belgedir.
  • Yemin formülüne eklenti yapıldığını ya da yemin konusu dışında vakıa beyan edildiğini ileri süren taraf, bunu duruşma tutanağı ile ispatlar.
  • Hâkimin ihtar yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispat yükü mahkemeye aittir; bu husus tutanağa kaydedilmelidir.
  • Yemin konusunun yeterli açıklıkta olmadığı itirazının yapıldığını ileri süren taraf, bu itirazın tutanağa geçtiğini ispatlar; hâkimin karar verdiğine dair tutanak da delil olur.
  • Yemin edilmiş sayılmanın ispatı, yemin edenin kanunda öngörülen cevabı verdiğinin tutanakta görülmesine dayanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.236: Yemin edecek kişinin mahkemenin yargı çevresi dışında oturması halinde yeminin istinabe yoluyla nasıl ettirileceğini düzenler; bu maddedeki mahkeme huzuru kuralının istisnasıdır.
  • 6100 sayılı Kanun m.237: Hâkimin eksik noktaları tamamlamak için yemin eden kişiye ek soru sorabilmesini düzenler; yemin formülü yanında uygulanan tamamlayıcı yetkidir.
  • 6100 sayılı Kanun m.238: Yemin eden kişinin beyanının tutanağa geçirilmesi, okunması ve sebat edip etmediğinin sorulması işlemlerini düzenler; bu madde yeminin eda edilmiş sayılmasından sonraki aşamayı belirler.
  • 6100 sayılı Kanun m.232: Yeminin kimin tarafından eda edileceğini (taraf, temsilci, tüzel kişi organı) düzenler; bu madde yemin edecek kişinin kim olduğunu belirlerken m.233 de o kişinin mahkemede yemin etmesini düzenler.
  • 6100 sayılı Kanun m.226: Yemin deliline dayanma ve yemin teklifinin yapılması usulünü düzenler; m.233 yemin teklifi kabul edildikten sonra yemin eda edilirken uygulanır.

HMK m.234 — Sağır ve dilsizlerin yemini

6100 sayılı Kanun'un 234. maddesi, sağır veya dilsiz kişinin yemin eda ederken izleyeceği usulü düzenler. Okuma ve yazma bilen sağır veya dilsiz için yazılı beyan ve imza yoluyla yemin, okuma ve yazma bilmeyen sağır veya dilsiz için işaret bilen bir bilirkişi aracılığıyla yemin şeklini belirler. Madde, yeminin konusunu, yemin teklifinin koşullarını, yemin ettirme yetkisini ve yeminden çekinmenin sonuçlarını düzenlemez. Yeminin teklifi ve iadesi (m.225 vd. ve m.228 vd. kapsamında), yeminin mahkeme huzurunda ve hâkimin ihtarıyla eda edilmesi (m.233), yemin edecek kişinin mahkemeye gelemeyecek kadar hasta veya engelli olması hâli (m.235) ve tanık yemini (HMK'da değil, CMK m.55-56 kapsamında) bu maddenin dışındadır. Madde, tarafın gerçek kişi olmasını ve ergin olmasını önkoşul olarak varsayar; bu nitelikleri düzenlemez.

Sağır ve dilsizlerin yemini: hangi kavramlar bilinmeli?

Yemin
Tarafın, bir vakıanın doğru olduğunu ya da gerçeğe uygun beyanda bulunduğunu kanıtlamak için mahkeme huzurunda verdiği dini veya ahlaki taahhüt niteliğindeki beyan. Yemin metni hâkim tarafından açıklanan konuya ve yemin biçimine uygun olmalıdır.
Sağır veya dilsiz
İşitme ya da konuşma yetisinden yoksun olan veya bu yetileri ciddi biçimde sınırlı bulunan kişi. Madde bu niteliğe sahip olan kişiler için özel bir yemin usulü öngörür; okuma yazma bilme durumu ayrıca dikkate alınır.
İşaretlerinden anlayan bilirkişi
Sağır veya dilsizin işaretlerini anlayabilen ve bu işaretleri mahkemeye aktarabilen kişi. Madde bu kişiyi bilirkişi olarak adlandırır; ancak tercüman da aynı işlevi görebilir.

Sağır ve dilsizlerin yemini: hangi şartlar aranır?

  • Yemin edecek kişinin sağır veya dilsiz olması gerekir.
  • Okuma ve yazma bilen sağır veya dilsiz yemin hakkındaki beyanını yazılı olarak yazıp imzalamalıdır; bu durumda işaretlerinden anlayan bilirkişi aracılığı aranmaz.
  • Okuma ve yazma bilmeyen sağır veya dilsiz, işaretlerinden anlayan bir bilirkişi aracılığıyla yemin etmelidir.
  • Yemin, yeminin konusu hâkim tarafından açıklandıktan ve yemin edecek kişiye yemin metni bildirildikten sonra eda edilmelidir.
  • Yemin eden kişinin ifadesinde ısrar ettiğinin tutanağa geçirilmesi gerekir.

Sağır ve dilsizlerin yemini: hangi sonuçları doğurur?

  • Okuma ve yazma bilen sağır veya dilsiz yemin hakkındaki beyanını yazıp imzaladığında yemin eda edilmiş sayılır.
  • Okuma ve yazma bilmeyen sağır veya dilsiz işaretlerinden anlayan bilirkişi aracılığıyla yemin ederse yemin eda edilmiş olur.
  • Bilirkişi aracılığı sağlanamazsa yemin usulüne uygun eda edilmemiş olur ve yemin tutanağının geçerliliği tartışmalı hâle gelir.
  • Madde yemin ettirme usulünü belirler; yemin teklifinin hangi hâllerde yapılabileceğine ya da yeminin hükmünün ne olacağına ilişkin ayrı kurallar m.225 vd.'de yer alır.

Okuma-yazma bilen ile bilmeyen sağır veya dilsiz arasındaki fark nedir?

Okuma ve yazma bilen sağır veya dilsiz, yemin hakkındaki beyanlarını yazıp imzalayarak yemin eder.

Okuma ve yazma bilmeyen sağır veya dilsiz, işaretlerinden anlayan bilirkişi aracılığıyla yemin eder.

İki grup için farklı yemin biçimi uygulanır; okuma yazma bilen için bilirkişi aracılığı aranmaz, bilmeyen için bilirkişi zorunludur.

Sağır veya dilsizin yemini ile sağır veya dilsiz olmayan tarafın yemini arasındaki fark nedir?

Sağır veya dilsiz taraf için madde özel yemin biçimini öngörür.

Diğer taraflar için m.233 vd. gereği hâkimin söylediği yemin metni tekrar edilerek yemin eda edilir.

Yemin metninin tekrarı yerine yazılı beyan veya işaret yöntemi uygulanır.

Sağır ve dilsizlerin yemini: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Okuma ve yazma bilen sağır veya dilsiz için de bilirkişi aracılığıyla yemin ettirmek; bu durumda yazılı beyan ve imza yeterlidir.
  • Okuma ve yazma bilmeyen sağır veya dilsiz için bilirkişi yerine sıradan bir tanık veya tarafın yakınını görevlendirmek.
  • Sağır veya dilsiz tarafa hâkimin yemin konusunu açıklamadan yemin ettirmek; bu m.233 gereği usul eksikliğidir.
  • Yemin tutanağına işaretle yemin edildiğini yazıp bilirkişinin kimliğini kaydetmemek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, yemin edecek tarafa yeminin konusu ve önemi açıklanmadan yemin alınmasını usule aykırı bulmaktadır. (7. Hukuk Dairesi, 2025/1808 E., 2025/5272 K., 09.12.2025)
  • Sağır veya dilsiz taraf için m.234'e uygun yemin usulüne uyulmaması, yeminin hukuki sonucunu etkileyen usul hatası sayılmaktadır. (11. Hukuk Dairesi, 2022/3562 E., 2023/7555 K., 20.12.2023)
  • Yemin hakkında beyanın yazılı alınmadığı ya da yemin tutanağında imza bulunmadığı hâllerde yemin usulüne uygun kabul edilmemektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1638 E., 2025/659 K., 24.04.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Yemini usulüne uygun eda ettiğini ileri süren taraf, yazılı beyanın ya da bilirkişi aracılığının yapıldığını tutanakla ispatlar.
  • Okuma ve yazma bilen sağır veya dilsiz için yazılı yemin beyanı ve imza tutanakta bulunmalıdır; bu belge yemin eda edildiğinin asıl delilidir.
  • Okuma ve yazma bilmeyen sağır veya dilsiz için işaretlerinden anlayan bilirkişinin kimliği ve görevi tutanağa geçirilmelidir.
  • Karşı taraf yemin usulünün bozuk olduğunu ileri sürerse, bu iddiayı tutanak içeriğine dayanarak ispatlamak zorundadır.
  • Yemin edecek kişinin sağır veya dilsiz olduğu iddiası sağlık raporu veya mahkemenin gözlemiyle ortaya konabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 m.233: Yeminin mahkeme huzurunda eda edilmesini, hâkimin ihtarını ve yemin metninin tekrarını düzenler; m.234 bu genel usulün sağır ve dilsiz için nasıl uygulanacağını belirler.
  • 6100 m.238: Yeminin tutanağa geçirilmesi ve yemin eden kişinin ifadesinde ısrar edip etmediğinin sorulmasını düzenler; sağır veya dilsizin yemin tutanağı bu hükme tabidir.
  • 6100 m.225: Yemin konusunun belirlenmesini düzenler; sağır veya dilsizin yemin edeceği konu bu hükme göre sınırlanır.

HMK m.235 — Hasta veya engellilerin mahkeme dışında yemini

HMK m.235, mahkemeye gelemeyecek kadar hasta veya engelli olan yemin edecek kişinin, bulunduğu yerde hâkim huzurunda yemin etmesini düzenler. Yeminin bulunduğu yerde ettirilmesinde taraf vekillerinin ve karşı tarafın isteğe bağlı olarak hazır bulunabilmesine de yer verir. Düzenlemenin kapsamı yemin edecek kişinin sağlık veya engel durumuna dayanan istisnai haldir; genel yemin usulü, yeminin şekli ve yemin metni bu maddede yer almaz. Mahkeme yargı çevresi dışında oturan kişinin yemini (m.236), istinabe yolu, SEGBİS ile yemin ve yemin metninin okunması (m.233 ve devamı, yemin şekli) bu maddenin konusu değildir. Yeminin hukuki sonuçları ve yemin delilinin genel rejimi de bu maddenin dışındadır.

Hasta veya engellilerin mahkeme dışında yemini: hangi kavramlar bilinmeli?

Mahkemeye gelemeyecek kadar hasta veya engelli kişi
Sağlık durumu ya da engeli nedeniyle duruşma salonuna fiilen gidemeyen yemin edecek kişidir. Kişinin bu durumu fiilen mahkemeye gelmesini engelliyor olmalıdır; yalnızca yer uzaklığı veya tercih bu kapsamda değerlendirilmez.
Bulunduğu yerde yemin
Hâkimin mahkeme salonu dışında, yemin edecek kişinin bulunduğu yere giderek yemin ettirmesidir. Yemin yine hâkim tarafından icra edilir; yemin yerinin değişmesi yeminin niteliğini değiştirmez.

Hasta veya engellilerin mahkeme dışında yemini: hangi şartlar aranır?

  • Yemin edecek kişinin mahkemeye gelemeyecek kadar hasta veya engelli olduğu anlaşılmalıdır.
  • Yeminin, hâkimin kişinin bulunduğu yerde ettirilmesi gerekir; yemin bu yolla icra edilir.
  • Taraf vekillerinin ve karşı tarafın hazır bulunması isteğe bağlıdır; bunların katılmaması yemini geçersiz kılmaz.

Hasta veya engellilerin mahkeme dışında yemini: hangi sonuçları doğurur?

  • Mahkemeye gelemeyecek kadar hasta veya engelli kişi, bulunduğu yerde hâkim huzurunda yemin eder.
  • Taraf vekilleri ve karşı taraf isterse yemin sırasında hazır bulunabilir; istemezse yemin yine geçerli olur.
  • Yeminin bu yolla yapılması, yemin edecek kişinin mahkemeye gelme zorunluluğunu ortadan kaldırır.
  • Madde hasta veya engelli olmayan kişiler için mahkeme dışı yemine imkân tanımaz; bu kişiler için m.236 uygulanır.

Bulunduğu yerde yemin ile mahkemede yemin arasındaki fark nedir?

Hasta veya engelli kişinin yemini; hâkim kişinin bulunduğu yerde yemin ettirir.

Genel kural olarak yemin edecek kişi mahkemeye gelerek yemin eder.

Sağlık veya engel nedeniyle mahkemeye gelemeyen kişi için yer değişikliği uygulanır; bu hal dışında yemin mahkeme huzurunda edilir.

Taraf vekili ve karşı taraf ile yemin edecek kişi arasındaki fark nedir?

Taraf vekilleri ve karşı taraf, isterlerse yemin sırasında hazır bulunabilir.

Yemin eden kişi yeminin yerine getirilmesinde zorunlu olarak bulunan taraftır.

Vekil ve karşı tarafın hazır bulunması bir haktır, yükümlülük değildir; onların yokluğu yemini etkilemez.

Hasta veya engellilerin mahkeme dışında yemini: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yargı çevresi dışında oturan her kişiyi m.235 kapsamında sayıp hâkimi bulunduğu yere göndermek; bu hal m.236 kapsamındadır ve istinabe ya da SEGBİS ile yapılır.
  • Hasta veya engelli kişinin yeminini, kişinin sağlık durumunu belgelemeden bulunduğu yerde ettirmek.
  • Taraf vekilinin veya karşı tarafın yokluğunu yeminin geçersizliği sayarak yemini yeniden yaptırmak.
  • Bulunduğu yerde yeminin hâkim tarafından icra edilmesi gerektiğini gözden kaçırıp, yemini katip veya naip ile yaptırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yemin için davet edilen kişinin mahkemenin bulunduğu il içinde olması hâlinde, yargı çevresi dışında olsa bile mahkemeye gelmesi gerektiği; bu durumda istinabe yolunun kullanılamayacağı kabul edilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2025/1808 E., 2025/5272 K., 09.12.2025)
  • Sağlık veya engel gerekçesi olmayan, yalnızca mahkemeden uzak oturan kişinin m.235 uyarınca bulunduğu yerde yemin ettirilemeyeceği, bu kişinin m.236 çerçevesinde değerlendirileceği kabul edilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2025/1808 E., 2025/5272 K., 09.12.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Yemin delilini ileri süren taraf, yeminin m.235 kapsamında bulunduğu yerde ettirilmesi gerektiğini, karşı tarafın sağlık veya engel durumunu belgeyle ortaya koymakla yükümlüdür; mahkeme bu durumu resmi sağlık raporu gibi belgelerle değerlendirir.
  • Yeminin icrası sırasında vekil veya karşı tarafın hazır bulunup bulunmadığı tutanakta yer alır; hazır bulunmadığını iddia eden tarafın bu iddiayı ispatı gerekmez, çünkü hazır bulunma isteğe bağlıdır.
  • Yeminin yerine getirildiğini ve yemin metninin okunup kabul edildiğini gösteren tutanak, yeminin geçerliliğini ispatlayan başlıca belgedir; yemini ileri sürenin bu tutanağı dosyaya getirmesi gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.236: Yemin edecek kişinin mahkemenin yargı çevresi dışında oturması hâlini düzenler; m.235 ise sağlık ya da engel hâlini düzenlediği için iki hal birbirinden ayrılır.
  • 6100 sayılı Kanun m.233: Yeminin mahkeme huzurunda edilmesi ve hazır bulunanların ayağa kalkması gibi yemin şeklini düzenler; m.235 bu şekil kurallarının istisnası olarak yerine getirilme yerini değiştirir.
  • 6100 sayılı Kanun m.238: Yeminde ısrar edip etmediğinin sorulması ve cevabın tutanağa geçirilmesini düzenler; m.235 kapsamında yapılan yeminde de bu usul uygulanır.

HMK m.236 — Yemin edecek kimsenin mahkemenin yargı çevresi dışında olması

Madde, yemin edecek kişinin mahkemenin yargı çevresi dışında oturması hâlinde yemin işleminin nasıl yapılacağını düzenler. Kural olarak kişinin yemin için davaya bakan mahkemeye gelmesi, istisnai olarak ise bulunduğu yerde ses ve görüntü nakli yoluyla ya da istinabe yoluyla yemin ettirilmesi öngörülür. Kişinin hasta veya engelli olması nedeniyle mahkeme dışında yemin ettirilmesi (m.235), yeminin şekli ve formülü (m.233, m.238) ve yemin konusunun açıklattırılması (m.237) bu maddenin konusu değildir. Maddede sessiz olan yemin davetiyesinin usulü ve gelmeme sonucu (m.228, m.229) ile istinabe talimatının düzenlenmesi ve işleyişi de bu maddede ayrıca düzenlenmemiştir. Madde yalnız yemin edecek kişi bakımından uygulanır; yemin teklif eden tarafın konumu bu hükmün kapsamında değildir.

Yemin edecek kimsenin mahkemenin yargı çevresi dışında olması: hangi kavramlar bilinmeli?

Yargı çevresi dışında oturan kişi
Yemin edecek kişinin ikametgâhının, davaya bakan mahkemenin yargı çevresinin dışında bulunmasıdır. Yargı çevresi ile il sınırının aynı olmadığı, aynı ilde olup başka ilçede oturan kişinin bu hükmün dışında kaldığı anlaşılmalıdır.
Ses ve görüntü nakli (SEGBİS)
Yemin edecek kişinin bulunduğu yerle davaya bakan mahkeme arasında eş zamanlı görüntü ve ses aktarımı yapılarak yeminin icra edilmesi yöntemidir. Bu yöntemin o yerde mümkün olması, istinabe yoluna başvurulmasının önkoşulu niteliğindedir.
İstinabe
Bir mahkemenin yargı çevresi dışındaki işlemleri, o yerdeki mahkemeye talimat yazılarak yaptırmasıdır. Yemin bakımından bu yol, ses ve görüntü nakli mümkün olmadığında başvurulan ikincil yoldur.
Yemin için davaya bakan mahkeme
Yemin işleminin esas olarak yapılacağı, dava dosyasına bakan ve yemin kararını veren mahkemedir. Kural olarak yemin edecek kişinin bu mahkemeye gelmesi gerekir.

Yemin edecek kimsenin mahkemenin yargı çevresi dışında olması: hangi şartlar aranır?

  • Yemin edecek kişinin mahkemenin yargı çevresi dışında oturuyor olması gerekir.
  • Yemin edecek kişinin yemin için davaya bakan mahkemeye gelmesi zorunluluğu, kural olarak bu kişi bakımından ortaya çıkar.
  • Kişinin mahkemenin bulunduğu il dışında oturması hâlinde, bulunduğu yerde aynı anda ses ve görüntü nakli yoluyla yeminin icrasının mümkün olup olmadığı araştırılmalıdır.
  • Ses ve görüntü nakli yoluyla yeminin icrası mümkün değilse, yemin istinabe yoluyla, yani bulunduğu yer mahkemesince ettirilmelidir.
  • Yemin edecek kişinin bulunduğu il içinde, yargı çevresi dışında oturması hâlinde istinabe veya ses ve görüntü nakli yoluna başvurulamaz; bu kişi davet edildiği mahkemeye gelmek zorundadır.

Yemin edecek kimsenin mahkemenin yargı çevresi dışında olması: hangi sonuçları doğurur?

  • Yemin edecek kişi yargı çevresi dışında oturuyorsa, yemin için davaya bakan mahkemeye gelmesi kural olarak zorunludur.
  • Yemin edecek kişi mahkemenin bulunduğu il dışında oturuyor ve bulunduğu yerde ses ve görüntü nakli mümkünse, yemin bu yolla icra edilir.
  • Yemin edecek kişi mahkemenin bulunduğu il dışında oturuyor ve ses ve görüntü nakli mümkün değilse, yemin bulunduğu yer mahkemesi aracılığıyla istinabe yoluyla ettirilir.
  • Yemin edecek kişi aynı il içinde oturup yargı çevresi dışında bulunuyorsa, istinabe ve ses-görüntü nakli yoluna başvurulamaz; kişi davet edildiği mahkemeye gelmek zorundadır.
  • Kişinin mahkemeye gelmemesi, usulüne uygun yemin davetiyesinin tebliğ edildiği hâlde yerine getirilmemesi, yemin konusu vakıaların ikrarı sonucunu doğurabilir (bu sonuç m.229/1'dedir).

Aynı il içinde ile il dışında oturan kişi arasındaki fark nedir?

Yemin edecek kişi mahkemenin bulunduğu il içinde, ancak yargı çevresi dışında oturuyorsa, davaya bakan mahkemeye gelmek zorundadır.

Yemin edecek kişi mahkemenin bulunduğu il dışında oturuyorsa, ses ve görüntü nakli veya istinabe yolu gündeme gelir.

İl içinde kalan kişi için istinabe ve ses-görüntü nakli yolu kullanılamaz; il dışındaki kişi için bu yollara başvurulabilir.

Ses ve görüntü nakli mümkün ile mümkün değil arasındaki fark nedir?

Kişinin bulunduğu yerde aynı anda ses ve görüntü nakli mümkünse, yemin bu yolla icra edilir.

Kişinin bulunduğu yerde bu nakil mümkün değilse, yemin istinabe yoluyla ettirilir.

Yöntem sırası belirlenmiştir: önce ses ve görüntü nakli, mümkün değilse istinabe. Mahkeme, yeminin istinabe ile yapılmasına karar vermeden önce nakil olanağını araştırmalıdır.

Yemin edecek kimsenin mahkemenin yargı çevresi dışında olması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yemin edecek kişi il içinde ancak yargı çevresi dışında oturuyorken istinabe yoluna başvurmak; bu hâlde kişi doğrudan davet edilmelidir.
  • Yemin edecek kişi il dışında oturuyor diye, bulunduğu yerde ses ve görüntü nakli olup olmadığını araştırmadan doğrudan istinabe yapmak.
  • Yemin davetiyesini doğrudan yemin edecek kişinin adresine göndererek istinabe talimatı yazmamak.
  • Yemin edecek kişiyi, yargı çevresi dışında oturduğu hâlde, mahkemeye gelmesi zorunlu olmadığını varsaymak.
  • Yemin işlemini, ses ve görüntü nakli yapılamadığı hâlde, davaya bakan mahkemenin kendi salonunda uzaktan yaptırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, yemin edecek kişi aynı ilde ancak mahkemenin yargı çevresi dışında oturuyorsa, istinabe yoluna başvurulmasını kanuna aykırı bulmaktadır; bu kişinin doğrudan davaya bakan mahkemeye davet edilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1638 E., 2025/659 K., 24.04.2025)
  • Yargıtay, il dışında oturan kişiye yemin davetiyesi doğrudan gönderilip istinabe yapılmadığında yeminin usulüne uygun yapılmadığını ve kararın bozulmasını gerektirdiğini kabul etmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2025/524 E., 2025/552 K., 23.06.2025; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2025/4 E., 2025/34 K., 30.01.2025)
  • Yargıtay, ses ve görüntü nakli mümkünken istinabe yoluna başvurulmasını değil, önce nakil olanağının araştırılmasını gerekli görmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2025/1808 E., 2025/5272 K., 09.12.2025)
  • Yargıtay, il dışında oturan kişinin yemini için ses ve görüntü nakli yapılabilecek bir mahkemenin bulunup bulunmadığının araştırılmadan karar verilmesini usul eksikliği saymaktadır. (13. Hukuk Dairesi, 2012/15517 E., 2012/17271 K., 03.07.2012)
  • Yerel mahkemeler, yemin edecek kişinin yerleşim yeri mahkemesine talimat yazarak yeminin o mahkeme huzurunda icrasını sağlayabilmektedir. (İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2017/891 E., 2020/26 K., 20.01.2020)

Nasıl ispat edilir?

  • Yemin delilini ileri süren taraf, yemin edecek kişinin yerleşim yerini ve yargı çevresi dışında olduğunu adres kaydı ile ortaya koymalıdır; adresin tespiti için nüfus kaydı ya da tebligat bilgisi kullanılır.
  • Yemin edecek kişinin bulunduğu yerde ses ve görüntü nakli yapılıp yapılamayacağı, mahkemenin resmî yazışmalarıyla ya da ilgili mahkemeden alınacak bilgiyle araştırılır; bu araştırma mahkemenin sorumluluğundadır.
  • Yemin edecek kişinin mahkemeye gelmemesi veya geçerli özrünü bildirmemesi hâlinde, bu durumun yemin davetiyesinin usulüne uygun tebliğ edilmiş olmasına bağlı olarak ispatı, karşı tarafın yaptığı iddiaya göre değerlendirilir.
  • Yemin işleminin usulüne uygun yapıldığını gösteren tutanak yazılı delil niteliğindedir; yemin tutanağının eksik olması ya da yemin davetiyesine m.228'de öngörülen ihtarın konmaması, yemin işleminin usulsüz sayılmasına yol açar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.235: Hasta veya engelli kişinin mahkeme dışında yemin ettirilmesini düzenler; m.236 ise mahkeme dışında kalan ancak sağlık durumu bulunmayan, sadece yargı çevresi dışında oturan kişiyi kapsar.
  • 6100 sayılı Kanun m.229: Yemin için davet edilen kişinin geçerli özrü olmaksızın gelmemesinin sonucunu düzenler; m.236 kapsamındaki kişi için de gelme yükümlülüğünün ihlali bu hükme göre değerlendirilir.
  • 6100 sayılı Kanun m.237: Yemin edilirken hâkimin yemin konusu ile bağlantılı soru sorabilmesini düzenler; m.236 ile bağlantılı olarak yemin işleminin hangi yerde yapılırsa yapılsın bu soruların sorulabilmesi için uygulanır.
  • 6100 sayılı Kanun m.233: Yeminin hukuki niteliği ve yemin formülünün kapsamı için başvurulan hükümdür; m.236 yemin yerini belirlerken yemin işleminin bu kurallara uygun yapılmasını gerektirir.
  • 6100 sayılı Kanun m.238: Yemin metninin okunması, tutanağa geçirilmesi ve beyanda ısrar sorulması ile ilgili kuralları içerir; istinabe veya ses-görüntü yoluyla yapılan yeminde de uygulanır.
  • 6100 sayılı Kanun m.172: Genel istinabe hükmüdür; m.236'da yemin için öngörülen istinabe yolunun dayanağıdır.

HMK m.237 — Yemin konusunun açıklattırılması

Bu madde, yemin işleminde hâkimin yemin konusunun eksik kalan veya açık olmayan noktalarını aydınlatmak için yemin eden kişiye soru sorma yetkisini düzenler. Maddeyi yemin edecek kişiye yönelik hâkim sorularına ilişkin olarak okumak gerekir. Yemin teklifinin yapılması ve kabulü, yemin konusunun açıklattırılması, yeminin şekli ile yemin tutanağının düzenlenmesi bu maddenin dışındadır; bunlar 233, 235, 236 ve 238. maddelerde düzenlenmiştir. Yemin edecek kişinin soruya kabul veya ret anlamına gelmeyen beyanının sonucu da madde metninde yoktur ve içtihat yoluyla belirlenmiştir.

Yemin konusunun açıklattırılması: hangi kavramlar bilinmeli?

Yemin konusu
Yemin edecek kişiye sorulacak ve hakkında yemin edilecek vakıaların bütünüdür. Hâkimin sorabileceği sorular bu konuyla bağlantılı olmak zorundadır.
Açık olmayan husus
Yemin eden kişinin beyanında belirsiz kalan, net olarak anlaşılamayan veya uyuşmazlık bakımından aydınlatılması gereken noktadır.
Eksik nokta
Yemin eden kişinin beyanında yer almayan ama yemin konusunun sonuca bağlanabilmesi için bildirilmesi gereken bir unsurdur.
Yemin konusuyla bağlantı
Hâkimin soracağı sorunun yemin konusundaki vakıalarla ilişkili olmasıdır. Bu bağlantı yoksa soru sorma yetkisi doğmaz.

Yemin konusunun açıklattırılması: hangi şartlar aranır?

  • Yemin işleminin usulüne uygun olarak başlatılmış ve yemin edecek kişiye yemin formülünün okunmuş olması gerekir.
  • Hâkimin sorduğu soru, yemin eden kişinin beyanındaki eksik noktayı tamamlamaya veya açık olmayan bir hususu aydınlatmaya yönelik olmalıdır.
  • Sorulan soru, yemin konusu ile bağlantılı olmalıdır; yemin konusu dışındaki bir konuda soru sorulamaz.
  • Soru yemin eden kişiye yöneltilmelidir; karşı tarafa ya da tanığa yöneltilmiş bir soru bu madde kapsamında değildir.
  • Yemin eden kişinin verdiği cevap net olarak tutanağa geçirilmelidir.

Yemin konusunun açıklattırılması: hangi sonuçları doğurur?

  • Hâkim, yemin konusu ile bağlantılı soruları sorarak eksik noktaları tamamlar ve açık olmayan hususları aydınlatır.

Yeminin konusunu açıklatma ile yemin konusu dışında soru sorma arasındaki fark nedir?

Hâkimin, eksik noktaları tamamlamak veya açık olmayan hususları aydınlatmak için yeminin konusu ile bağlantılı soruları yemin eden kimseye sorması.

Yeminin konusu ile bağlantısı bulunmayan sorular; bunların sorulması bu maddenin kapsamı dışındadır.

Yemin konusu dışındaki sorular yönünden hâkimin soru sorma yetkisi yoktur; yemin eden kişinin beyanı da yemin konusu dışında kaldığı ölçüde tutanağa geçirilmez.

Kabul ya da ret anlamına gelmeyen beyan ile açık ikrar veya red beyanı arasındaki fark nedir?

Yemin eden tarafın sorulan soruya kabul veya ret anlamına gelmeyen, belirsiz bir beyanda bulunması.

Yemin eden tarafın yemin konusunu açıkça kabul veya reddeden beyanı.

Belirsiz beyan tek başına yemin konusunun ikrarı ya da reddi sonucunu doğurmaz; hâkim 237. madde çerçevesinde eksikleri tamamlatıp beyanı net olarak tutanağa geçirmelidir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1638 E., 2025/659 K., 24.04.2025; 11. Hukuk Dairesi, 2023/933 E., 2024/4441 K., 29.05.2024)

Yemin konusunun açıklattırılması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yemin eden kişinin kabul ya da ret anlamına gelmeyen belirsiz beyanını yemin sonucu saymak; bu durumda hâkimin 237. madde çerçevesinde açıklattırması gerekir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1638 E., 2025/659 K., 24.04.2025)
  • Hâkimin yemin konusu dışındaki konularda soru sormasına izin vermek; bu sorular yemin konusuyla bağlantılı olmalıdır. (9. Hukuk Dairesi, 2023/333 E., 2023/4177 K., 22.03.2023)
  • Yemin eden kişinin sorulan soruya verdiği cevabı tutanağa tam ve net olarak geçirmeden hüküm kurmak. (11. Hukuk Dairesi, 2023/933 E., 2024/4441 K., 29.05.2024)
  • Hâkimin sorduğu soruların yemin konusuyla bağlantısını gözetmeden, yemin dışında kalan bir konuda yemin eden kişiyi bağlayıcı beyan almaya çalışmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yemin eden kişinin sorulan soruya kabul veya ret anlamına gelmeyen beyanda bulunması hâlinde mahkemenin bu beyanı yemin sonucu saymayıp, 237. madde çerçevesinde eksikleri tamamlatması ve cevabı net olarak tutanağa geçirmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1638 E., 2025/659 K., 24.04.2025; 11. Hukuk Dairesi, 2023/933 E., 2024/4441 K., 29.05.2024)
  • Hâkimin sorabileceği soruların yemin konusu ile bağlantılı olması gerektiği, bağlantısı olmayan konularda soru sorulmasının mümkün olmadığı kabul edilmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2023/333 E., 2023/4177 K., 22.03.2023)
  • Yemin konusunun belirsiz kalması hâlinde, yemin eden tarafın yemin metnine ilişkin beyanı ile hâkimin açıklayıcı soruları birlikte değerlendirilir ve yalnızca belirsiz bir beyanla yemin sonucuna gidilmez. (11. Hukuk Dairesi, 2023/933 E., 2024/4441 K., 29.05.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Yemin delilini ileri süren taraf, yemin konusunu oluşturan vakıaların ispatı için yemin teklif ettiğinden, yemin işleminin usulüne uygun yapıldığını gösterme yükü pratikte bu tarafa düşer; yemin tutanağının eksiksiz düzenlenmesi bu nedenle önemlidir.
  • Hâkimin sorduğu ek sorulara verilen cevaplar yazılı tutanakla ispatlanır; yemin eden kişinin beyanı, yemin tutanağına net olarak geçirilmemişse sonuç doğurmaz.
  • Karşı taraf, yemin eden kişinin beyanının kabul ya da ret anlamına geldiğini ileri sürüyorsa bu iddiasını tutanağın içeriği ile ispatlar; beyan belirsizse ikrar ya da ret sonucu kendiliğinden doğmaz. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1638 E., 2025/659 K., 24.04.2025; 11. Hukuk Dairesi, 2023/933 E., 2024/4441 K., 29.05.2024)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.233: Yeminin şeklini, hâkimin yemin konusunu açıklamasını ve yemin formülünü düzenler; bu maddedeki soru yetkisi yemin işleminin bu aşamasından sonra kullanılır.
  • 6100 sayılı Kanun m.235: Yemin edecek kişinin mahkemeye gelemeyecek kadar hasta veya engelli olması hâlinde yeminin nasıl icra edileceğini düzenler.
  • 6100 sayılı Kanun m.236: Yargı çevresi dışında oturan kişinin yemininin nasıl icra edileceğini düzenler; yeminin konusu bakımından değil, yemin yeri bakımından bu maddeyle ilişkilidir.
  • 6100 sayılı Kanun m.238: Hâkimin yemin eden kişinin beyanını dinlemesini, yazılanları okumasını ve ısrar sorusunu düzenler; bu madde ile birlikte uygulanır, çünkü sorulan soruların cevabı tutanağa bu maddeye göre geçer.

HMK m.238 — Yemin tutanağının düzenlenmesi

HMK m.238, yeminin icrasında hâkimin yemin eden kişinin beyanını tutanağa geçirme, bu beyanı yüksek sesle okuma ve beyanında ısrar edip etmediğini sorma yükümlülüğünü düzenler. Yemin eden kişinin mahkeme huzurunda yaptığı beyanın usulüne uygun tespitini konu alır. Hüküm, yemin deliline dayanılan davalarda yemin edecek tarafa ve yemin için davet edilen kişiye uygulanır. Yeminin hangi konularda teklif edilebileceğini, yemin metninin ve formülünün nasıl belirleneceğini, yemine davetin usulünü ve yeminin yapılacağı yeri (m.233-237) düzenlemez. Yemin edilmemesinin ve yemin teklifinin hukuki sonuçlarını (m.228 vd.) ve yeminin kesin hüküm etkisini de bu madde kapsamaz.

Yemin tutanağının düzenlenmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Yemin tutanağı
Yemin eden kişinin beyanının yazıldığı ve yemin eden tarafça imzalanan belgedir. Beyan, hâkim tarafından dinlenerek bu tutanağa geçirilir ve okunur.
Beyanda ısrar
Yemin eden kişinin yaptığı beyanı değiştirmeden sürdürüp sürdürmediğinin hâkim tarafından sorulup cevabının tutanağa kaydedilmesidir. Bu sorunun sorulmaması yeminin geçerliliğini etkiler.
Yemin metni
Yemin eden kişinin okuyarak ya da tekrar ederek bağlandığı, kanunda öngörülen formüldür. Tutanağa kanundaki ifadeyle geçirilmesi gerekir.

Yemin tutanağının düzenlenmesi: hangi şartlar aranır?

  • Yemin eden kişinin beyanının hâkim tarafından dinlenip tutanağa geçirilmesi gerekir.
  • Tutanağa yazılan beyanın yüksek sesle ve yemin eden kişinin huzurunda okunması gerekir.
  • Yemin eden kişiye beyanında ısrar edip etmediğinin sorulması ve verilen cevabın tutanağa kaydedilmesi gerekir.
  • Yemin metninin tutanağa, Yargıtay denetimine elverişli biçimde geçirilmiş olması gerekir.
  • Tutanağın yemin eden taraf tarafından imzalanması gerekir.
  • Bu işlemlerin yapılmaması hâlinde yemin geçerli sayılmaz ve yeminle ilgili eksiklik giderilmeden esas hakkında hüküm kurulamaz.

Yemin tutanağının düzenlenmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Yemin eden kişinin beyanı tutanağa geçirilip okunmuş ve ısrar sorusu cevaplanmışsa yemin usulüne uygun eda edilmiş sayılır.
  • Beyanda ısrar sorusu sorulmamışsa yemin geçerli olmaz ve bu eksiklik giderilmeden hüküm kurulamaz.
  • Yemin metni tutanağa kanundaki ifadeyle geçirilmemişse yemin usulüne aykırı sayılır ve hüküm bozulur.
  • Yemin metninde yer almayan vakıaların tutanağa geçirilmesi usul aykırılığı oluşturur ve yemin hükmü bozulabilir.
  • Tutanak yemin eden tarafça imzalanmamışsa yeminin geçerliliği tartışmalı hale gelir ve uygulamada bozma nedeni sayılır.
  • Yemin eda edildikten sonra beyanda ısrar sorulmazsa yemin deliline dayanan hüküm sonuçsuz kalır.

Yemin metninin okunması ile yemin metninin tutanağa geçirilmesi arasındaki fark nedir?

Hâkimin yemin eden kişiye yemin metnini yüksek sesle okuyup bu metni huzurunda tutanağa geçirmesi, madde metninin ilk iki işlemini oluşturur.

Yemin metni okunmadan yalnızca tarafın kendi ifadesinin alınması veya kanundaki formülden farklı bir ifadenin kaydedilmesi bu usulü karşılamaz.

Usulüne uygun olmayan yemin, yemin deliline dayanılarak verilen hükmü bozma nedeni olur.

Yemin eden kişinin beyanı ile beyanda ısrar arasındaki fark nedir?

Beyanın tutanağa geçirilmesi ve okunması, yeminin içeriğini tespit eder.

Beyanda ısrar sorusu ise yemin eden kişinin beyanını sürdürüp sürdürmediğini ayrıca tespit eder.

Her iki işlem de yapılmadan yemin eda edilmiş sayılmaz; ısrar sorusu sorulmadan yapılan yemin geçerli olmaz.

Yemin tutanağı ile yemin formülünün kanundaki ifadesi arasındaki fark nedir?

Kanundaki formül yemin metninde yer alır ve tutanağa aynen yazılmalıdır.

Yemin eden kişinin kendi cümleleriyle yemin ettiğinin yazılması ya da sadece sonucun kaydedilmesi bu kuralın yerini tutmaz.

Kanundaki ifadenin tutanağa aynen geçirilmemesi bozma sebebi sayılır.

Yemin tutanağının düzenlenmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yemin eden kişinin beyanını dinledikten sonra beyanda ısrar sorusunu sormamak; bu soru atlanırsa yemin geçersiz olur.
  • Yemin metnini kanundaki ifadeden farklı biçimde tutanağa geçirmek; formülün aynen yazılması gerekir.
  • Yemin eden tarafın yemin konusu dışındaki beyanlarını tutanağa geçirmek; bu beyanlar tutanağa alınmamalıdır.
  • Tutanağı yemin eden tarafça imzalatmadan yemini sonuçlandırmak.
  • Yeminin eda edildiğini tutanağa 'yemin etti' gibi kısa bir notla yazıp yetinmek; kanundaki ifadenin tutanağa geçirilmesi gerekir.
  • Yemin metnini okumadan yemin işlemini tamamlamış saymak; okuma işlemi zorunludur.
  • Yeminin usulüne uygun eda edilmediği hâlde yemin deliline dayanarak esas hakkında hüküm kurmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yemin tutanağına kanundaki yemin formülünün aynen yazılmaması, Yargıtay tarafından bozma sebebi kabul edilmektedir. (22. Hukuk Dairesi, 2017/17309 E., 2018/24971 K., 21.11.2018; 22. Hukuk Dairesi, 2017/15253 E., 2018/23074 K., 24.10.2018)
  • Yemin eden tarafa beyanında ısrar edip etmediğinin sorulmaması yemini geçersiz kılmakta ve bozma sebebi sayılmaktadır. (5. Hukuk Dairesi, 2024/14129 E., 2025/11155 K., 08.09.2025)
  • Yemin metninin yargılama tutanağına geçirilmesi ve tutanağın yemin eden tarafça imzalanması, Yargıtay denetiminin sağlanması için gerekli görülmektedir.
  • Yemin eda edilirken yemin konusu dışındaki beyanların tutanağa geçirilmesi usul aykırılığı sayılmaktadır.
  • Hâkimin yemin konusu dışında soru sorması yetkisi sınırlı tutulmakta; bu sınırın aşılması usul aykırılığı oluşturmaktadır.
  • Yemin eda edilmeden önce ya da yemin metni okunmadan yapılan işlemler yemin olarak değerlendirilmemekte ve yemin hükümsüz sayılmaktadır.
  • Yemin usulüne uygun eda edilmeden verilen hükmün yemin deliline dayalı olması hâlinde hüküm bozulmaktadır.

Nasıl ispat edilir?

  • Yemin deliline dayanan taraf, yeminin m.238'deki usule uygun eda edildiğini ispatla yükümlüdür; bu ispat yargılama tutanağının içeriğine dayanır.
  • Yemin eden kişinin beyanı ile ısrar cevabı yargılama tutanağında yer almalıdır; bu belge en önemli delildir.
  • Yemin metninin kanundaki ifadeyle tutanağa geçirildiği ve yemin eden tarafça imzalandığı yargılama tutanağından anlaşılmalıdır.
  • Usulsüz yemin iddiasında bulunan karşı taraf, tutanaktaki eksikliği göstermekle yükümlüdür; tutanak yazılı delil niteliğindedir.
  • Yeminin usulüne uygun eda edilmediğini ileri süren taraf, ısrar sorusunun sorulmadığını veya yemin metninin okunmadığını tutanakla ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.233: Yemin metninin ve yeminin nasıl eda edileceğini düzenler; m.238 yeminin icrasının son aşamasında bu metnin tutanağa geçirilmesini ve okunmasını öngörür.
  • 6100 sayılı Kanun m.237: Hâkimin yemin konusuyla bağlantılı soruları yemin eden kişiye sorabilmesini düzenler; m.238 bu soruların tutanağa yansıtılmasının parçasıdır.
  • 6100 sayılı Kanun m.234: Okuma ve yazma bilen sağır veya dilsizlerin yemin biçimini düzenler; m.238'deki tutanak ve imza kurallarının bu hallerde uygulanışını tamamlar.

HMK m.239 — Yalan yere yemin iddiası

Madde, yemin eda edildikten sonra yalan yere yemin nedeniyle açılan ceza davasının, yeminin konusu olan esas hukuk davası bakımından bekletici sorun yapılıp yapılamayacağını düzenler. Maddenin uygulanması, yemin delilinin usulüne uygun biçimde eda edilmiş olmasına bağlıdır ve hüküm, yemin eden taraf ile yemin teklif eden taraf bakımından uygulanır. Madde, yeminin ne zaman ve hangi usulle eda edileceğini, yemin konusunun belirlenmesini ve yeminden kaçınmanın sonuçlarını düzenlemez (m.225-238 ve m.229'da yer alan kurallar). Yalan yere yemin sonrasında yargılamanın iadesi yolunu ve bu yolun şartlarını da düzenlemez (m.375).

Yalan yere yemin iddiası: hangi şartlar aranır?

  • Yeminin usulüne uygun biçimde eda edilmiş olması gerekir; yani yemin hâkim huzurunda kanunda öngörülen formül ile yapılmış olmalıdır.
  • Yalan yere yemin nedeniyle bir ceza davası açılmış olmalıdır; bu dava Cumhuriyet savcılığınca açılan kamu davasıdır.
  • Ceza davasının, yemin konusu esas hukuk davasının bekletici sorunu olarak öne sürülmesi halinde bu talep kabul edilmez; esas dava ceza davasının sonucunu beklemeden görülmeye devam eder.

Yalan yere yemin iddiası: hangi sonuçları doğurur?

  • Yemin usulüne uygun eda edildikten sonra yalan yere yemin nedeniyle ceza davası açılsa bile esas hukuk davası bekletilmez ve görülmeye devam olunur.
  • Ceza davasının açılmış olması, esas davada yemin konusu vakıanın ispatı bakımından yemin sonucunu ortadan kaldırmaz; yemin ile vakıanın mevcut olmadığı ispat edilmiş sayılır.
  • Ceza davası sonuçlanıp yeminin yalan olduğu anlaşılırsa, yemin teklif eden taraf kesinleşmiş hükme dayanarak yargılamanın iadesi yoluna başvurabilir.
  • Ceza davası sonuçlanmadan hukuk davası kesinleşirse, yemin ile ispatı kabul edilmiş vakıa yeniden değerlendirilmez.

Yemin eda edilmeden önce ile yemin eda edildikten sonra arasındaki fark nedir?

Yemin henüz eda edilmemişse yalan yere yemin suçundan söz edilemez; ortada henüz yeminle ilgili bir beyan yoktur.

Yemin usulüne uygun eda edildikten sonra yalan yere yemin nedeniyle ceza davası açılabilir.

Madde yalnızca eda edilmiş yemin bakımından uygulanır; eda öncesi ceza soruşturması ya da kovuşturmasının bekletici sorun yapılıp yapılamayacağı bu maddeden değil genel bekletici sorun kurallarından değerlendirilir.

Yalan yere yemin ceza davası ile yargılamanın iadesi yolu arasındaki fark nedir?

Ceza davasında yeminin yalan olduğuna karar verilirse yemin teklif eden taraf, yargılamanın iadesi yoluna başvurabilir.

Ceza davası sonuçlanmadan hukuk davası görülmeye devam eder ve esas dava bu sürecin sonucunu beklemez.

Ceza davası hukuk davasının sonucunu bekletmez; hukuk davası kesinleşmiş hükme dayanılarak yargılamanın iadesi yoluyla yeniden görülebilir (m.375/1-g).

Yalan yere yemin iddiası: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yalan yere yemin ceza davasının açılmış olmasını, esas hukuk davasını kendiliğinden bekletici sorun saymak; madde bu yönde bir bekletme yapılmasını açıkça engeller.
  • Yemin usulüne uygun eda edilmeden, yani yemin metni okunmadan ya da hâkim tarafından gerekli sorular sorulmadan yemin tutanağını yeterli görmek.
  • Yeminden kaçınma ya da yemini iade etme hallerini eda edilmiş yemin gibi değerlendirmek; bu hallerde m.239 değil m.229 uygulanır.
  • Ceza davasında yeminin yalan olduğuna karar verilmesini, hukuk davasının kendiliğinden yeniden görülmesi sebebi saymak; bu yol yargılamanın iadesi davası ile kullanılır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yemin usulüne uygun eda edilmiş ise yalan yere yemin nedeniyle açılan ceza davasının esas hukuk davası bakımından bekletici sorun yapılamayacağı kabul edilmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2026/37 E., 2026/208 K., 23.02.2026; 1. Hukuk Dairesi, 2023/2640 E., 2024/1980 K., 11.03.2024; Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/585 E., 2024/854 K., 31.12.2024)
  • Yalan yere yemin nedeniyle soruşturma veya kovuşturma yürütülüyor olması, hukuk mahkemesinin davayı bu gerekçeyle bekletmesini gerektirmez; mahkeme yemin ile ispatı kabul edilen vakıaya göre karar verir. (Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/585 E., 2024/854 K., 31.12.2024)
  • Yemin metninin usulüne uygun olarak kabul edilip yemin eda edildiği hallerde, sonradan yalan yere yemin iddiasının bu maddeye dayanılarak hukuk davasının ertelenmesini sağlamayacağı kabul edilmektedir. (1. Hukuk Dairesi, 2023/2640 E., 2024/1980 K., 11.03.2024)
  • Yemin hukuki sonuç doğuran bir delil olduğundan, ceza davası açılmış olsa dahi yemin ile ispatı kabul edilen vakıa, hukuk davasında ayrıca değerlendirilmez. (7. Hukuk Dairesi, 2025/1808 E., 2025/5272 K., 09.12.2025; 3. Hukuk Dairesi, 2013/13430 E., 2013/16050 K., 18.11.2013)

Nasıl ispat edilir?

  • Yalan yere yemin nedeniyle bekletici sorun talebinde bulunan taraf, yeminin usulüne uygun eda edildiğini ve yalan yere yemin nedeniyle ceza davası açıldığını ispatla yükümlüdür; yemin tutanağı ve ceza davasına dair belge bu amaçla sunulur.
  • Yemin, ilgili duruşma tutanağına geçirilmiş yemin metni ve tarafın yemin beyanı ile ispatlanır; usule uygunluk tutanağa bakılarak anlaşılır.
  • Yemin teklif eden taraf, yemin metninin tutanağa usulüne uygun geçirilmediğini ileri sürerek yeminin geçersizliğini savunabilir ve bunu tutanak incelemesi ile ispatlar.
  • Yemin eden taraf yalan yere yemin ettiğini iddia eden taraf, bu iddiayı ceza yargılamasında ispatlamakla yükümlüdür; hukuk mahkemesi ceza davasının sonucunu beklemez.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

Konuda geçen kararlar

49 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2023/818 E., 2025/136 K., 19.03.2025
    İlgili madde: m.237
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2023/400 E., 2025/68 K., 19.02.2025
    İlgili madde: m.238
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2022/843 E., 2023/1162 K., 29.11.2023
    İlgili madde: m.225
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2017/3093 E., 2021/1226 K., 14.10.2021
    İlgili madde: m.232
  5. 7. Hukuk Dairesi, 2025/1808 E., 2025/5272 K., 09.12.2025
    İlgili madde: m.230, m.231, m.232, m.234, m.235, m.236, m.237, m.238, m.239
  6. 5. Hukuk Dairesi, 2024/14129 E., 2025/11155 K., 08.09.2025
    İlgili madde: m.238
  7. 11. Hukuk Dairesi, 2023/933 E., 2024/4441 K., 29.05.2024
    İlgili madde: m.237
  8. 1. Hukuk Dairesi, 2023/2640 E., 2024/1980 K., 11.03.2024
    İlgili madde: m.239
  9. 11. Hukuk Dairesi, 2022/3562 E., 2023/7555 K., 20.12.2023
    İlgili madde: m.234
  10. 9. Hukuk Dairesi, 2023/333 E., 2023/4177 K., 22.03.2023
    İlgili madde: m.237
Diğer 39 karar
  1. 9. Hukuk Dairesi, 2022/10050 E., 2022/12768 K., 18.10.2022
    İlgili madde: m.233
  2. 22. Hukuk Dairesi, 2017/17309 E., 2018/24971 K., 21.11.2018
    İlgili madde: m.238
  3. 22. Hukuk Dairesi, 2017/15253 E., 2018/23074 K., 24.10.2018
    İlgili madde: m.238
  4. 6. Hukuk Dairesi, 2014/12126 E., 2015/8594 K., 15.10.2015
    İlgili madde: m.232
  5. 22. Hukuk Dairesi, 2012/27028 E., 2013/28187 K., 06.12.2013
    İlgili madde: m.231
  6. 3. Hukuk Dairesi, 2013/13430 E., 2013/16050 K., 18.11.2013
    İlgili madde: m.239
  7. 22. Hukuk Dairesi, 2012/7776 E., 2012/27187 K., 04.12.2012
    İlgili madde: m.233
  8. 13. Hukuk Dairesi, 2012/15517 E., 2012/17271 K., 03.07.2012
    İlgili madde: m.236
  9. Birinci Bölüm, 2021/17589 E., 06.05.2026
    İlgili madde: m.229
  10. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2026/37 E., 2026/208 K., 23.02.2026
    İlgili madde: m.239
  11. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2026/44 E., 2026/153 K., 22.01.2026
    İlgili madde: m.226
  12. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/508 E., 2025/1532 K., 26.09.2025
    İlgili madde: m.228, m.229
  13. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/855 E., 2025/1077 K., 16.07.2025
    İlgili madde: m.229
  14. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2025/524 E., 2025/552 K., 23.06.2025
    İlgili madde: m.236
  15. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2024/310 E., 2025/713 K., 02.05.2025
    İlgili madde: m.226, m.233
  16. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2024/287 E., 2025/712 K., 02.05.2025
    İlgili madde: m.226, m.233
  17. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/1638 E., 2025/659 K., 24.04.2025
    İlgili madde: m.225, m.226, m.227, m.228, m.229, m.230, m.231, m.232, m.233, m.234, m.235, m.236, m.237, m.238
  18. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/715 E., 2025/732 K., 09.04.2025
    İlgili madde: m.228
  19. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/527 E., 2025/700 K., 27.03.2025
    İlgili madde: m.228
  20. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/573 E., 2025/711 K., 27.03.2025
    İlgili madde: m.228
  21. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2022/354 E., 2025/157 K., 03.02.2025
    İlgili madde: m.226
  22. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2025/4 E., 2025/34 K., 30.01.2025
    İlgili madde: m.236
  23. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/612 E., 2025/92 K., 17.01.2025
    İlgili madde: m.225
  24. Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/585 E., 2024/854 K., 31.12.2024
    İlgili madde: m.229, m.239
  25. Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2024/193 E., 2024/168 K., 19.12.2024
    İlgili madde: m.226, m.227
  26. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2021/1990 E., 2024/1447 K., 06.09.2024
    İlgili madde: m.227
  27. İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/497 E., 2024/260 K., 02.04.2024
    İlgili madde: m.232
  28. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2021/1452 E., 2024/542 K., 15.03.2024
    İlgili madde: m.233
  29. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/596 E., 2024/88 K., 15.01.2024
    İlgili madde: m.227
  30. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2021/12 E., 2023/1109 K., 24.11.2023
    İlgili madde: m.227
  31. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2020/2851 E., 2023/341 K., 17.02.2023
    İlgili madde: m.227
  32. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2021/1136 E., 2022/1337 K., 16.06.2022
    İlgili madde: m.225
  33. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/837 E., 2022/858 K., 13.04.2022
    İlgili madde: m.229
  34. İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2015/560 E., 2021/1013 K., 23.12.2021
    İlgili madde: m.232
  35. Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2016/1185 E., 2021/628 K., 13.07.2021
    İlgili madde: m.239
  36. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2018/1413 E., 2021/529 K., 15.03.2021
    İlgili madde: m.228
  37. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2020/936 E., 2020/880 K., 09.12.2020
    İlgili madde: m.225
  38. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2020/937 E., 2020/897 K., 09.12.2020
    İlgili madde: m.225
  39. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2017/891 E., 2020/26 K., 20.01.2020
    İlgili madde: m.236

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 6.2. İspat ve Deliller - 2 bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış