HMK › İspat ve deliller › Tanık
Tanık gösterme şekli
Kısaca
HMK m.240, tanık deliline başvurulmasında taraflarca yapılacak tanık gösterme işlemini düzenler: davada taraf olmayan kişilerin tanık olarak gösterilebilmesi, tanık listesinin içeriği, listede gösterilmeyen kişilerin dinlenememesi ve ikinci liste verilememesi, tanık listesinde adres eksikliği veya yanlış adres halinde tarafa tanınan kesin süre ile vazgeçme sonucu.
Kapsam
Bu konu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.240–248 hükümlerini kapsar.
- HMK m.240Tanık gösterme şekli
- HMK m.241Tanıklardan bir kısmının dinlenilmesiyle yetinilmesi
- HMK m.242Tanıklığın izne bağlı olduğu hâller
- HMK m.243Tanığın davet edilmesi
- HMK m.244Davetiyenin içeriği
- HMK m.245Çağrıya uyma zorunluluğu
- HMK m.246Tanığa soru kâğıdı gönderilmesi
- HMK m.247Tanıklıktan çekinme hakkı
- HMK m.248Kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinme
HMK m.240 — Tanık gösterme şekli
Madde, tanık deliline başvurulmasında taraflarca yapılacak tanık gösterme işlemini düzenler: davada taraf olmayan kişilerin tanık olarak gösterilebilmesi, tanık listesinin içeriği, listede gösterilmeyen kişilerin dinlenememesi ve ikinci liste verilememesi, tanık listesinde adres eksikliği veya yanlış adres halinde tarafa tanınan kesin süre ile vazgeçme sonucu. Kural, davanın tarafları ve tanık göstermek isteyen taraf bakımından uygulanır; hâkimin resen tanık dinlemesi bu maddenin konusu değildir. Maddede tanığa davetiye, tanığın dinlenme usulü, yemin ve mahkeme dışında dinleme düzenlenmez; bunlar 243, 244, 253 ve devamı, 259 ve devamı maddelerindedir. Tanık listesinin sunulmasına ilişkin iki haftalık düzenlemeler ve tanık deliline ilişkin ispat sınırlamaları da bu maddenin kapsamı dışındadır (m.200-203 ve m.241 ile ilgili ayrıntılar). Tanık deliline elverişli vakıaların belirlenmesi de ayrı bir sorudur (m.200-203).
Tanık gösterme şekli: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tanık
- Davanın tarafları dışında kalan ve dava konusu bir vakıayı beş duyu organıyla algılamış kişidir. Taraf olarak dinlenmiş kişi aynı davada artık tanık olarak dinlenemez.
- Tanık listesi
- Tanık gösteren tarafın dinletmek istediği vakıayı, tanıkların ad ve soyadlarını ve tebliğe elverişli adreslerini içeren, mahkemeye sunulan listedir. Listenin şekli ve içeriği bu maddede belirlenmiştir.
- Tebliğe elverişli adres
- Tanığa davetiyenin tebliğ edilebileceği adrestir. Listede bu adresin bulunması, tanığın mahkemeye davet edilebilmesi için gereklidir.
- İkinci tanık listesi
- İlk listenin yerini alan veya ona ek olan yeni bir tanık listesidir. Kanun bunun verilmesini yasaklar ve bu yasak kamu düzenine ilişkindir.
- Kesin süre
- Adres eksikliğini gidermek için tarafa verilen, işin niteliğine göre hâkimce belirlenen süredir. Süre içinde adres gösterilmezse tanığın dinlenmesinden vazgeçilmiş sayılır.
Tanık gösterme şekli: hangi şartlar aranır?
- Tanığın davanın tarafı dışında bir üçüncü kişi olması gerekir; davaya taraf olarak katılan veya isticvap edilmiş kişi tanık olarak gösterilemez.
- Tanık gösteren taraf, tanık dinletmek istediği vakıayı ve tanıkların ad ve soyadlarını ile tebliğe elverişli adreslerini içeren listeyi mahkemeye sunmalıdır.
- Dinlenmesi istenen kişi bu listede gösterilmiş olmalıdır; listede yer almayan kişi tanık olarak dinlenemez ve ikinci bir liste de verilemez.
- Listede adres gösterilmemişse veya gösterilen adreste tanık bulunamamışsa, tarafa işin niteliğine uygun kesin süre verilmelidir.
- Verilen kesin süre içinde adres gösterilmemeli veya gösterilen yeni adres de doğru çıkmamalıdır ki tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılması sonucu doğsun.
Tanık gösterme şekli: hangi sonuçları doğurur?
- Tanık listesinde yer almayan kişi tanık olarak dinlenemez.
- İkinci bir tanık listesi verilemez; bu kural kamu düzenine ilişkin olup hâkim bunu kendiliğinden gözetir.
- Adres eksikse ve tarafa kesin süre verilmişse, süre içinde doğru adres bildirilirse tanık dinlenir.
- Adres eksikliği süre içinde giderilmez veya bildirilen yeni adres de doğru çıkmazsa tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılır.
- Dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılan tanığın ifadesine dayanılarak vakıa ispat edilemez; bu durumda ilgili vakıa başka delille ispatlanmak zorundadır.
- Davada taraf olan kişinin tanık olarak gösterilmesi sonucu doğurmaz; bu kişi tanık olarak dinlenemez.
- Liste ile birlikte gösterilmesi gereken vakıa belirtilmemişse, tanık deliline dayanılmış sayılmaz ve dinleme yapılmaz.
Taraf ile üçüncü kişi arasındaki fark nedir?
Davanın tarafı olan kişi, tanık olarak gösterilemez; taraf olarak dinlenmiş olmak da tanıklığı engeller.
Davada taraf olmayan, dava konusu vakıayı bilen üçüncü kişi tanık olarak gösterilebilir.
Tanık sıfatı, kişinin taraf olup olmamasına bağlıdır; taraf sıfatı taşıyan kişinin tanıklığına dayanılması mümkün değildir.
Listede gösterilen ile gösterilmeyen tanık arasındaki fark nedir?
Tanık listesinde ad ve soyadı ile adresi bildirilmiş kişiler dinlenebilir.
Listede hiç gösterilmemiş kişiler tanık olarak dinlenemez.
Listede olmayan kişinin dinlenmesi istenirse talep reddedilir; sonradan ikinci liste verilmesi yoluyla bu eksik giderilemez.
Adresi eksik ile adresi doğru tanık arasındaki fark nedir?
Adres gösterilmemiş veya adreste tanık bulunamamışsa, tarafa işin niteliğine uygun kesin süre verilir.
Adres doğru gösterilmiş ve tanık bu adreste bulunmuşsa kesin süre verilmez, tanık davet edilir.
Kesin süre içinde doğru adres bildirilmezse tanığın dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılır; doğru adres bildirilirse dinleme yoluna devam edilir.
Tanık gösterme şekli: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tanık listesine ad ve soyadını yazıp adresini yazmamak; bu eksikliğin tarafa kesin süre verilerek giderilebileceğini gözden kaçırmak.
- Listede adı geçmeyen tanığı ikinci bir liste ile sonradan eklemeye çalışmak; ıslah yoluyla dahi bu mümkün değildir.
- Dava dilekçesinde tanık isimlerinin yer alması durumunda bunların tanık listesi yerine geçtiğini kabul etmek; Yargıtay bu yaklaşımı benimsemez, ayrı bir liste gerekir.
- Taraf sıfatı taşıyan kişiyi tanık olarak dinlemek; bu kişi tanık olarak gösterilemez ve dinlenemez.
- Kesin süreyi sabit bir gün sayısı olarak almak; süre işin niteliğine göre hâkim tarafından belirlenir, madde sabit süre koymaz.
- Süre içinde doğru adres bildirilmesine rağmen tanığı dinlememek; bu durumda vazgeçilmiş sayılma sonucu doğmaz.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Tanık listesinin sunulmadığı veya tanığın listede gösterilmediği hallerde tanık deliline dayanılmamış sayılır; bu durumda hâkimin tanığı kendiliğinden dinlemesi beklenmez. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/1143 E., 2025/416 K., 02.07.2025)
- Tanık listesi için kesin süre verilmiş ve dinleme günü belirlenmişse, liste sunulmasa da tarafın hazır bulundurduğu tanıkların dinlenmesi gerekir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/760 E., 2025/637 K., 15.10.2025)
- Tanığın ikinci bir listeyle eklenmesi, ıslah yoluyla dahi yapılamaz; bu kural hâkim tarafından resen gözetilir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/697 E., 2023/829 K., 20.09.2023)
- Hâkimin, tarafın listede gösterdiği tanıklardan hiçbirini dinlemeden karar vermesi hukuki dinlenilme hakkının ihlali sayılır; bu nedenle tanık listesinin işleme alınıp dinleme kararı verilmesi gerekir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2022/192 E., 2024/1574 K., 04.11.2024)
- Tanık deliline dayanıldığının kabulü için dinletilmek istenen vakıanın açıkça belirtilmesi gerekir; dilekçedeki genel anlatımlar tek başına tanık listesi yerine geçmez. (Hukuk Genel Kurulu, 2014/10 E., 2015/1523 K., 10.06.2015)
Nasıl ispat edilir?
- Tanık deliline dayanmak isteyen taraf, dinletmek istediği vakıayı ve tanıkların kimliğini ile adresini tanık listesinde göstermekle yükümlüdür; bu yükümlülüğün yerine getirilmediğini karşı taraf değil, mahkeme resen dikkate alır.
- Tanığın doğru adresi bildirilmediği için dinlenilmesinden vazgeçilmiş sayılması durumunda, bu sonucu doğuran adres eksikliğinin tarafın kusurundan kaynaklandığını dosya içeriği ile göstermek gerekir.
- Listede gösterilmeyen kişinin tanık olarak dinlenmesini isteyen taraf, o kişinin bu liste kapsamında yer aldığını ya da ikinci liste verilmesinin istisnai olarak mümkün olduğunu ispatlamak zorundadır; kanun ikinci listeyi yasakladığı için bu ispat zordur.
- Adres bildiren tarafın, bildirdiği adreste tanığın bulunamadığını ileri süren karşı taraf değil, tanığın bulunamadığını ortaya koyan mahkeme tutanağı veya tebligat sonucu ile bunu göstermek zorundadır.
- Tanık deliline dayanılmasının tek başına yeterli olmadığı, vakıanın tanıkla ispat edilebilir nitelikte olması gerektiği, bu niteliğin ayrıca değerlendirilmesi gerektiği hatırlanmalıdır (m.200-203).
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.241: Mahkemenin gösterilen tanıklardan bir kısmını dinlemekle yetinebilmesini düzenler; m.240'taki liste sunulmuş tanıkların tümünün dinlenmesi kuralına istisna oluşturur.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.243: Tanık listesi için kesin süre verilmiş ve dinleme günü belirlenmişse, listenin sunulmamış olsa bile tarafın hazır getirdiği tanıkların dinlenmesine imkân tanır.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.244: Tanığa gönderilecek davetiyenin içeriğini ve gelmemenin sonuçlarını düzenler; m.240'taki adres bilgisi bu davetiyenin tebliğinde kullanılır.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.200-203: Vakıanın tanıkla ispat edilip edilemeyeceğini belirler; tanık listesinin konusu olan vakıa bu hükümlere göre ispat edilebilir olmalıdır.
HMK m.241 — Tanıklardan bir kısmının dinlenilmesiyle yetinilmesi
HMK m.241, gösterilen tanıklardan bir kısmının dinlenmesiyle ispat edilmek istenen hususta yeter derecede bilgi edinilmesi hâlinde geri kalan tanıkların dinlenmemesine karar verilebilmesini düzenler; tanık sayısının sınırlandırılmasının koşullarını ve bunun sınırlarını kapsar. Kural, tarafların tanık gösterdiği yargılamada mahkemeye tanık dinleme takdirini tanımakla birlikte bu takdirin ancak tanıkların bir kısmı dinlendikten sonra kullanılabileceği anlamına gelir. Hüküm, davacı ve davalı taraf ayrımı gözetmeksizin, tanık deliline dayanan her tarafa karşı uygulanır. Madde, tanık listesinin verilmesi, tanığın davet edilmesi ve tanığın dinlenme usulünü düzenlemez (m.240, m.243, m.262); tanığın dinlenmesinin ertelenmesi ve tanığa soru sorulması usulü de bu maddenin kapsamında değildir (m.152, m.262). Tanık delilinin ispat yükü ve delil sınırlamasına ilişkin genel kurallar (m.187, m.188) ayrıca değerlendirilir. Hukuki dinlenilme hakkının genel güvencesi m.27'de düzenlenmiştir.
Tanıklardan bir kısmının dinlenilmesiyle yetinilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yeter derecede bilgi edinilmesi
- Mahkemenin dinlenen tanıkların anlatımlarıyla ispat edilmek istenen vakıa hakkında hüküm vermeye yetecek kanaate ulaşmasıdır. Bu kanaat, hiçbir tanık dinlenmeden oluşamaz; önce en az bir kısım tanığın dinlenmesi gerekir.
- Tanıklardan bir kısmının dinlenmesiyle yetinilmesi
- Gösterilen tanıklardan bazılarının dinlenmesinden sonra kalanların dinlenmesinden vazgeçilmesi işlemidir. Bu karar, dinlenmeyen tanıklar bakımından dinlenmesinden vazgeçilmiş sayılma sonucunu doğurur.
- Vakıa bazında gösterme
- Tanığın hangi vakıa hakkında dinletileceğinin tarafça belirtilmesidir. Bu belirlenmemişse tanık sayısının sınırlanması için dayanak oluşmaz; mahkeme bu konuda taraftan açıklama isteyebilir.
- Hukuki dinlenilme hakkı
- Tarafın dava konusu vakıalar hakkında açıklama ve ispat hakkına sahip olmasıdır (m.27). Tanık sınırlaması bu hakla sınırlıdır; sınırlama bu hakkı ortadan kaldıracak ölçüde yapılamaz.
- Davayı uzatma niyeti
- Tanık sayısının sınırlanmasını haklı kılan, tarafın delil toplamayı yargılamayı uzatmak için kullandığının kabul edildiği hâldir. Bu hâl, tanık sayısının sınırlanmasının gerekçesi olarak aranır.
Tanıklardan bir kısmının dinlenilmesiyle yetinilmesi: hangi şartlar aranır?
- Taraf, ispat etmek istediği her vakıa için hangi tanığın hangi vakıa hakkında dinletileceğini belirtmiş olmalıdır; belirtilmemiş tanık sayısı sınırlama için dayanak olmaz.
- Mahkeme gösterilen tanıklardan en az bir kısmını dinlemiş olmalıdır; henüz hiçbir tanık dinlenmeden sınırlama kararı verilemez.
- Dinlenen tanıkların anlatımı, ispat edilmek istenen vakıa hakkında hüküm vermeye yetecek derecede bilgi sağlamış olmalıdır.
- Dinlenmeyecek tanıklar bakımından, bu tanıkların hangi vakıayı aydınlatacağı dinlenen tanıklarla aydınlatılmış olmalıdır; aynı vakıada farklı bilgiye sahip tanıkların dinlenmesinden vazgeçilemez.
- Taraf, dinlenmeyecek tanıkların dinlenmesinden açıkça vazgeçmemiş olmalıdır; açık vazgeçme yoksa tanıkların dinlenmemesi için mahkemenin kanaati yeterli değildir.
- Sınırlama, tanık sayısının haklı bir sebep olmaksızın kısıtlanması niteliğinde olmamalıdır; hakkın kötüye kullanılması niteliği taşımayan tanık sayısı sınırlanamaz.
Tanıklardan bir kısmının dinlenilmesiyle yetinilmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Mahkeme, bir kısım tanığın dinlenmesiyle yeter derecede bilgi edinmişse geri kalan tanıkların dinlenmemesine karar verebilir.
- Bu karar verildiğinde dinlenmeyen tanıklar bakımından dinlenmesinden vazgeçilmiş sayılma sonucu doğar.
- Yeter bilgi oluşmamışsa, tarafın gösterdiği tüm tanıklar dinlenmelidir; aksi hâlde hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilmiş olur.
- Mahkeme, hiçbir tanık dinlemeden tanık sayısını sınırlayamaz.
- Taraf dinlenmesini istediği tanıklardan açıkça vazgeçmemişse, bu tanıkların dinlenmemesi için verilen karar usul ve yasaya aykırı olur ve bozmayı gerektirir.
- Tanık sınırlaması hakkın kötüye kullanılması niteliği taşımıyorsa, tanık sayısını haklı bir sebep olmaksızın kısıtlamak hukuki dinlenilme hakkının ihlali sayılır.
- Yeter bilgi oluşmadan verilen sınırlama kararı, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ilkesine aykırı olduğundan hükmün bozulmasına yol açar.
- Dinlenmeyen tanıklar hakkında kanaat, toplanan tüm delillerle birlikte değerlendirilerek oluşur; bu değerlendirme tanık sayısının sınırlanmasından önce yapılamaz.
Tanık sayısının sınırlanması ile tanık sayısının sınırlanamaması arasındaki fark nedir?
Taraf, vakıa bazında tanık göstermiş ve bu tanıklar dinlenerek vakıa aydınlatılmışsa mahkeme kalan tanıkları dinlemeyebilir.
Taraf tanıklarının vakıaları belirtilmemişse ya da aynı vakıa hakkında çok sayıda tanık gösterilmiş ve mahkeme henüz tanık dinlememişse sınırlama yapılamaz.
Sınırlama kararı yalnızca dinlenen tanıklarla kanaat oluştuktan sonra verilebilir; aksi hâlde hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilmiş olur.
Açık vazgeçme ile vazgeçmeme arasındaki fark nedir?
Taraf, dinlenmesini istediği tanıklardan açıkça vazgeçmişse bu tanıkların dinlenmemesi usulüne uygundur.
Taraf, tanıklarının dinlenmesinden açıkça vazgeçmemişse mahkemenin kanaati bu tanıkların dinlenmemesini haklı kılmaz.
Açık vazgeçme yoksa dinlenmeyen tanıklar için karar verilmesi usul bozmasına neden olur.
Aynı vakıa ile farklı vakıalar arasındaki fark nedir?
Aynı vakıa hakkında çok sayıda tanık gösterilmesi, mahkemenin kanaat oluşturan tanıkları dinleyerek kalanları dinlememesi için dayanak olabilir.
Farklı vakıalar için gösterilen tanıklar, her vakıa bakımından ayrı ayrı değerlendirilir; birinin dinlenmesi diğer vakıayı aydınlatmaz.
Farklı vakıalar bakımından gösterilen tanıkların bir kısmının dinlenmesi diğer vakıalar hakkında kanaat oluşturmaz; bu tanıklar dinlenmelidir.
Hâkimin önceden sınırlaması ile dinlenen tanıklar sonrası sınırlaması arasındaki fark nedir?
Dava başında, henüz tanık dinlenmeden tanık sayısının sınırlanması kararı, madde hükmüne aykırıdır.
Bir kısım tanık dinlendikten sonra yeter kanaat oluşmuşsa kalan tanıkların dinlenmesinden vazgeçilmesi maddeye uygundur.
Sınırlama kararının zamanlaması belirleyicidir; önceden sınırlama bozma nedeni sayılır.
Tanıklardan bir kısmının dinlenilmesiyle yetinilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tanıklık sınırlamasını henüz hiçbir tanık dinlemeden yapmak; madde yalnızca bir kısım tanık dinlendikten sonra uygulanabilir.
- Tarafın gösterdiği tanık sayısını, vakıa ayrımı yapmadan ve yalnızca sayıya dayanarak sınırlamak; sınırlama hakkın kötüye kullanılması niteliği taşımalıdır.
- Tarafın dinlenmesini istediği tanıklardan açıkça vazgeçmediği hâlde bu tanıkları dinlememek; açık vazgeçme aranmalı ve ara kararla bağlantılı olarak değerlendirilmelidir.
- Farklı vakıalara ilişkin tanıkları aynı vakıa gibi sayarak birinin dinlenmesiyle diğerini de aydınlatılmış saymak.
- Dinlenmeyen tanıklar için ara kararı kaldırmadan veya yeniden dinleme talebini değerlendirmeden karar vermek; bu durum yeter kanaat oluşmadığını gösterir.
- Tanıkların dinlenmesinden sarfınazar edildiğinde, bu kararın diğer deliller ve tanıklarla birlikte değerlendirilmesini ihmal etmek.
- Dava başında tanık sayısını genel bir sınır olarak belirleyip, bu sınırın hâkim tarafından gerekçesiz uygulanmasına izin vermek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Tanık sayısının sınırlanabilmesi için önce yeteri kadar tanığın dinlenmiş ve ihtilaflı vakıalar hakkında yeterli bilginin edinilmiş olması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2014/10 E., 2015/1523 K., 10.06.2015; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/1019 E., 2024/1108 K., 15.05.2024)
- Hâkimin hiçbir tanık dinlemeden tanık sayısını sınırlaması isabetsiz kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2014/10 E., 2015/1523 K., 10.06.2015)
- Hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmadıkça tanık adedinin hâkim tarafından belirlenemeyeceği kabul edilmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/751 E., 2024/845 K., 03.04.2024)
- Taraf, dinlenmesini istediği tanıklardan açıkça vazgeçmediği sürece, bu tanıkların dinlenmemesine karar verilmesi hukuki dinlenilme hakkının ihlali sayılmaktadır. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/1019 E., 2024/1108 K., 15.05.2024; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/751 E., 2024/845 K., 03.04.2024)
- Aynı vakıa hakkında çok sayıda tanık gösterilmiş ve mahkemece bir kısmının dinlenmesiyle yeterli sonuç alınmışsa diğer tanıkların dinlenmesinden vazgeçilebileceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2183 E., 2021/156 K., 23.02.2021; 9. Hukuk Dairesi, 2025/568 E., 2025/2874 K., 19.03.2025)
- Farklı vakıalar hakkında gösterilen tanıkların, birinin dinlenmesiyle diğer vakıa hakkında yeterli bilgi edinildiği sonucuna varılamayacağı kabul edilmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2025/568 E., 2025/2874 K., 19.03.2025)
- Mahkemenin dinlenmeyen tanık için ara kararından vazgeçip yeniden dinleme talebini kabul etmesi, yeterli kanaat edinilmediğini gösterdiğinden, bu tanıklar dinlenmeden karar verilmesi usul bozmasına neden olmaktadır. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/751 E., 2024/845 K., 03.04.2024)
- Tanıklar için masraf yatırılmış ve davetiye tebliğ edilmişse, bu tanıkların dinlenmemesi için yeterli bir gerekçe bulunmadığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/3943 E., 2019/509 K., 02.05.2019)
Nasıl ispat edilir?
- Tanık sınırlamasına dayanan tarafın, mahkemenin bir kısım tanığı dinleyip yeter kanaat edindiğini ileri sürmesi gerekmez; bu kanaatin oluştuğunu gösteren tutanak ve ara kararın kendisi esas alınır. Kanaatin gerçekten oluştuğunu ispat yükü mahkemenin kararına dayanan tarafa değil, sınırlamayı talep eden tarafa aittir.
- Tanıkların hangi vakıayı aydınlatacağı, tarafça delil listesinde ve açık beyanda belirtilmelidir; bu belirtme yapılmamışsa sınırlama için dayanak oluşmaz.
- Dinlenmesi istenen tanıkların açıkça vazgeçilip vazgeçilmediği tutanaktan anlaşılmalıdır; açık vazgeçme olmadan dinlenmeyen tanık yönünden ispat yükü, tanığın dinlenmemesine karar veren mahkemeye aittir.
- Karşı tarafın, dinlenmeyen tanığın vakıa hakkında farklı bilgi taşıdığını ileri sürmesi hâlinde, bu iddiayı tanıklar ve diğer delillerle ispatlaması gerekir.
- Hakkın kötüye kullanıldığı savunması (davayı uzatma niyeti) sınırlamayı talep eden tarafın yükündedir; bu iddia somut vakıalarla desteklenmelidir.
- Yeter bilgi oluşup oluşmadığı, dinlenen tanıkların tutanakları ve diğer toplanmış delillerle birlikte değerlendirilerek gerekçeli kararda açıklanmalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.27: Hukuki dinlenilme hakkını düzenler. Tanıkların sınırlanması bu hakkın ihlali sonucunu doğurmamalıdır; madde bu genel ilkenin özel bir uygulamasıdır.
- 6100 sayılı Kanun m.240: Tanık deliline ilişkin genel hükümleri içerir. Tanıkların gösterilme ve vakıa bazında belirtilme yükümlülüğü bu maddeye bağlıdır.
- 6100 sayılı Kanun m.243: Tanıkların davet edilmesi usulünü düzenler. Dinlenmeyecek tanıkların gereksiz yere davet edilmemesi bakımından bu hükümle birlikte değerlendirilir.
- 6100 sayılı Kanun m.187: İspat yükü ve delillerin ispat ilişkisini düzenler; tanık deliline dayanan tarafın ispat yükünü belirler.
HMK m.242 — Tanıklığın izne bağlı olduğu hâller
Bu madde, kamu görevlilerinin görevleri gereğince sır olarak saklamak zorunda oldukları hususlar bakımından tanık olarak dinlenip dinlenemeyeceklerini ve bu konuda verilecek iznin kimden alınacağını, iznin istenme usulünü ve iznin verilmesinin kamu yararı ölçütüne bağlanmasını düzenler. Kişisel nedenlerle, sır nedeniyle ve menfaat ihlali tehlikesi nedeniyle tanıklıktan çekinme hakları bu maddede düzenlenmez; kişisel nedenlerle çekinme (m.248), sır nedeniyle çekinme (m.249) ve menfaat ihlali tehlikesiyle çekinme (m.250) ayrı maddelerdedir. Tanıklıktan çekinmenin istisnaları (m.251), çekinme sebeplerinin bildirilmesi ve incelenmesi (m.247 ve m.252 çevresi) ile tanığın çekinmeye rağmen tanıklık yapmaması halinin yaptırımı (m.245 ve m.247 çevresi) bu maddenin kapsamı dışındadır. Madde, sırrın sahibi resmî makam ile sır saklayan kamu görevlisi arasındaki ilişkiyi izin mekanizması üzerinden kurar; hekim, avukat gibi serbest meslek sahiplerinin meslek sırrı bu maddenin konusu değildir.
Tanıklığın izne bağlı olduğu hâller: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kamu görevlisi
- Görevinden ayrılmış olsa bile, görevi sırasında öğrendiği ve görevi gereği saklaması gereken bilgiler bakımından bu maddenin muhatabı olan kişidir. Görevden ayrılmış olmak, saklama yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
- Görevi gereğince sır olarak saklanması gereken hususlar
- Kamu görevlisinin görevi nedeniyle öğrendiği ve yasal ya da idari düzenlemeyle gizli tutulması gereken bilgilerdir. Kamu görevlisinin mesleki bilgisinin tümü bu kavrama girmez; kavram dar yorumlanmalıdır.
- Sırrın ait olduğu resmî makam
- Sırrın korunmasında menfaati bulunan ve izni verme yetkisine sahip kamu kurumudur. Sır sahibi, tanıklığa izin verecek makamdır.
- Yazılı izin
- Kamu görevlisinin tanık olarak dinlenebilmesi için, yetkili makamdan alınması gereken yazılı onaydır. Bu izin olmadan kamu görevlisi tanık olarak dinlenemez.
- Kamu yararı
- İznin verilmesinden kaçınılabilmesi için tek ölçüttür. Tanıklığın kamu yararına aykırı olup olmadığına bakılır; izin verme kuralıdır, reddi istisnaidir.
Tanıklığın izne bağlı olduğu hâller: hangi şartlar aranır?
- Dinlenecek kişinin kamu görevlisi olması ve tanıklık konusu bilginin görevi gereğince sır olarak saklamak zorunda olduğu bir husus olması gerekir.
- Görevden ayrılmış olunsa dahi bilginin sır niteliği devam ediyorsa yükümlülük sürer.
- Tanıklık için sırrın ait olduğu resmî makamın yazılı izni alınmalıdır.
- Milletvekilleri hakkında TBMM üyeleri, Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar hakkında Cumhurbaşkanı, diğer kamu görevlileri hakkında bağlı olunan bakan veya kuruluş amiri izin verecek makam olarak yetkilidir.
- İzin, mahkeme kararı üzerine yazı ile istenmelidir.
- Tanıklık kamu yararına aykırı bulunmadıkça izin verilmesinden kaçınılamaz; izin verildikten sonra tanık davet edilerek dinlenir.
Tanıklığın izne bağlı olduğu hâller: hangi sonuçları doğurur?
- Yazılı izin alınmadan kamu görevlisi tanık olarak dinlenemez; aksi hâlde dinlenme usulü hukuka aykırı olur.
- İzin verilince tanık davet edilerek dinlenir.
- Tanıklık kamu yararına aykırı bulunmadıkça izin verilmesinden kaçınılamaz; kamu yararına aykırılık varsa izin reddedilebilir.
- Kamu görevlisinin izin almadan sır niteliğindeki bilgiyi tanıklıkla açıklaması, TCK'nın göreve ilişkin sırrın açıklanması suçunu oluşturur. (2018/113 E., 2020/48 K., 24.09.2020)
- Sır niteliği taşımayan konularda bu izin şartı aranmaz.
Milletvekili, Cumhurbaşkanı yardımcısı ve bakan ile diğer kamu görevlileri arasındaki fark nedir?
Milletvekilleri (TBMM üyeleri), Cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlar, izin makamı bakımından ayrı tutulur.
Diğer kamu görevlileri, bağlı oldukları bakan veya kuruluş amirinin iznine tabidir.
İzin makamı kişinin statüsüne göre değişir; yanlış makamdan alınan izin geçerli sayılmaz.
İzin verilmesi kuralı ile izinden kaçınma istisnası arasındaki fark nedir?
Kamu yararına aykırı olmadıkça izin verilmesinden kaçınılamaz; bu, makamın takdirini sınırlayan bir kuraldır.
Kamu yararına aykırılık hâli, iznin reddini haklı kılan istisnadır.
Makam, kamu yararı dışındaki gerekçelerle izni reddedemez.
Görevden ayrılmış kamu görevlisi ile halen görevde olan kamu görevlisi arasındaki fark nedir?
Görevden ayrılmış olsa bile sır saklama yükümlülüğü devam eder.
Halen görevde olan kamu görevlisi de aynı izin koşuluna tabidir.
Görevden ayrılma, izin şartını ortadan kaldırmaz.
Bu madde ile sır nedeniyle tanıklıktan çekinme (m.249) arasındaki fark nedir?
Bu madde, kamu görevlisinin tanık olarak dinlenmesinde yazılı izin şartını koyar.
m.249, sır sahibinin izni verdiği hâlde tanığın çekinme hakkını düzenler ve sır saklayanın değil sır sahibinin menfaatini esas alır.
Kamu görevlisi için izin mekanizması, sır saklayıcının çekinme hakkından ayrı bir kurumdur.
Tanıklığın izne bağlı olduğu hâller: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kamu görevlisinin tüm mesleki bilgilerini sır saymak; bu kavramı geniş yorumlamak yerine dar yorumlamak gerekir.
- Yazılı iznin mahkeme kararı üzerine istenmesi gerektiğini gözden kaçırmak; tarafın doğrudan izin istemesi usule aykırıdır.
- Bakan veya Cumhurbaşkanı gibi izin makamı kişinin statüsüne göre belirlenirken, bağlı olunan kuruluş amirinden izin istemek.
- İzin verilmesinden kaçınılamayacağı kuralını gözden kaçırıp, kamu yararı dışındaki gerekçelerle izin reddedilmesini kabul etmek.
- Sır nedeniyle tanıklıktan çekinme (m.249) ile bu maddedeki izin mekanizmasını birbirine karıştırmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kamu görevlisinin sır olarak saklaması gereken bilgiler dar yorumlanmalı, kamu görevlisinin mesleki bilgisinin tümü bu kapsama alınmamalıdır. Devlet sırrı niteliği taşımayan bilgiler (örneğin hasta bilgisi) bakımından bu izin şartının uygulanmayacağı yönünde görüşler bulunmaktadır. (2018/113 E., 2020/48 K., 24.09.2020)
- Kamu görevlisi hekimin hasta bilgileri bakımından, hastanın rızasının tanıklık için yeterli kabul edilmesi gerektiği yönünde değerlendirme yapılmaktadır. (2018/113 E., 2020/48 K., 24.09.2020)
- Sır nedeniyle çekinme ile izin mekanizması ayrı tutulmalı; sır sahibinin izni verdiği hâllerde, izin mekanizmasının dışında tanıklık yapılması mümkün görülmektedir. (2018/113 E., 2020/48 K., 24.09.2020)
Nasıl ispat edilir?
- Tanığın kamu görevlisi olduğunu ve tanıklık konusu bilginin görevi gereğince sır olarak saklanması gereken bilgi olduğunu, bu iddiayı ileri süren taraf ispatlar; bu konuda resmi görev belgesi ve ilgili mevzuat kullanılır.
- Yazılı iznin varlığını, izin talep eden taraf veya mahkeme resmi yazışma ile ispatlar; izin yazısı dosyada bulunmalıdır.
- Kamu yararına aykırılık iddiası, izni reddeden makam tarafından gerekçeli olarak ortaya konulmalıdır; mahkeme bu gerekçeyi denetler.
- Yazılı izin bulunmaksızın dinlenen kamu görevlisinin ifadesinin hukuka aykırı olduğunu, ifadeye karşı çıkan taraf ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.248: Kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinme hallerini düzenler; bu madde ise kamu görevlilerinin sır nedeniyle izin mekanizmasını düzenler.
- 6100 sayılı Kanun m.249: Sır nedeniyle tanıklıktan çekinme hakkını düzenler; sır sahibinin izni hâlinde çekinme hakkı doğmaz, bu madde ile birlikte okunur.
- 6100 sayılı Kanun m.250: Menfaat ihlali tehlikesi nedeniyle tanıklıktan çekinmeyi düzenler; bu madde kapsamında değildir.
- 6100 sayılı Kanun m.251: Tanıklıktan çekinme hakkı bulunan kişilerin hangi hallerde çekinemeyeceğini düzenler; bu madde kapsamında değildir.
- 6100 sayılı Kanun m.245: Usulüne uygun davet edilip gelmeyen tanığın zorla getirtilmesini ve disiplin para cezasını düzenler; izinle dinlenecek tanık için de genel yaptırım niteliğindedir.
- 5237 sayılı Kanun m.258: Kamu görevlisinin izinsiz sır açıklamasını suç olarak düzenler; bu madde izin verilmeden dinlenme halinin ceza hukuku yönünü tamamlar.
HMK m.243 — Tanığın davet edilmesi
Madde, tanığın mahkemeye nasıl çağrılacağını düzenler: davetiye ile çağrı, davetiye gönderilmeden taraflarca hazır bulundurulan tanığın dinlenmesi, davetiyenin en az ne kadar önce tebliğ edileceği, acele hâllerde erken gelme kararı ve telefon, faks, elektronik posta gibi araçlarla davet. Tanığa gönderilecek davetiyenin içeriği (m.244), tanıklık yükümlülüğü ve gelmeyen tanığa uygulanacak zorla getirme ve para cezası (m.245), soru kâğıdı yoluyla yazılı beyan (m.246), tanık listesinin verilmesi ve adres gösterilmesi (m.240-241) ile tanık avansı ve tanığın dinlenmemesi sonuçları bu maddenin kapsamında değildir. Bu konular ilgili maddelerde düzenlenmiştir (m.244, m.245, m.246, m.240, m.241, m.324). Tanık ücret ve giderlerinin ödenmesi de bu maddenin konusu değildir.
Tanığın davet edilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Davetiye
- Tanığın mahkemeye çağrıldığını bildiren ve duruşma gününe ilişkin bilgileri içeren resmi çağrı belgesidir. Davetiyenin tebliği, tanığın duruşmaya gelme yükümlülüğünü doğuran esas araçtır. Metinde davetiyenin hangi usulle tebliğ edileceği ayrıca belirtilmemiştir.
- Taraflarca hazır bulundurulan tanık
- Davetiye gönderilmeden, tarafın kendisi duruşmaya getirdiği tanıktır. Böyle bir tanık, davetiye gönderilmemiş olsa da dinlenir.
- Tanık listesi için kesin süre
- Mahkemenin tarafa tanık listesini sunması için belirlediği, sonradan uzatılmayan süredir. Bu sürenin verilmiş olması ve dinlenme gününün belirlenmiş bulunması, listesiz gösterilen tanığın da hazır bulundurulması hâlinde dinlenmesini sağlar.
- Acele hâl
- Tanığın bir hafta süreye bağlı olmaksızın duruşmadan önce gelmesine karar verilmesini gerektiren olağanüstü durumdur. Maddede acele hâlin neyi kapsadığı tanımlanmamış, takdire bırakılmıştır.
- Elektronik ortamda davet
- Telefon, faks, elektronik posta gibi araçlarla tanığa yapılan çağrıdır. Bu yolla yapılan davet, gelmemeye bağlanan yaptırımları doğurmaz.
Tanığın davet edilmesi: hangi şartlar aranır?
- Tanığın davetiye ile çağrılmış olması veya davetiye gönderilmeden taraflarca duruşmada hazır bulundurulmuş olması gerekir.
- Davetiyenin duruşma gününden en az bir hafta önce tebliğ edilmiş olması gerekir.
- Listesiz gösterilen tanığın dinlenebilmesi için tanık listesi için kesin süre verilmiş ve dinlenme gününün belirlenmiş olması, ayrıca taraf o duruşmada tanığı hazır bulundurmalıdır.
- Acele hâl bulunuyorsa tanığın bir haftalık süre beklenmeden daha önce gelmesine karar verilebilir.
- Davetin telefon, faks veya elektronik posta gibi araçlarla yapılması hâlinde bu davetin usulüne uygun olması ve tanığa ulaşmış bulunması gerekir; bu yolla yapılan davete rağmen gelmeyen tanık için gelmemeye bağlı yaptırımlar uygulanmaz.
Tanığın davet edilmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Davetiye duruşma gününden en az bir hafta önce tebliğ edilirse tanığın gelmemesi hâlinde m.245 uyarınca yaptırım uygulanabilir.
- Davetiye bir haftadan kısa süre önce tebliğ edilirse, tanık davetiyeye uymadığı için yaptırıma tabi tutulamaz; bu durumda acele hâl kararı yoksa tanığın gelmemesi yaptırım doğurmaz.
- Acele hâllerde mahkeme tanığın daha önce gelmesine karar verirse bu karar tanığa tebliğ edilmelidir; tebliğ edilmemiş bir erken gelme kararı için yaptırım uygulanamaz.
- Taraf tanığı davetiye olmaksızın hazır bulundurursa tanık dinlenir ve mahkeme ayrıca davet etmek zorunda kalmaz.
- Tanık listesi için kesin süre verilmemiş veya dinlenme günü belirlenmemişse, liste verilmeden hazır bulundurulan tanığın dinlenmesi bu madde kapsamında sağlanamaz.
- Telefon, faks veya elektronik posta ile yapılan davet, gelmemeye bağlanan yaptırımları doğurmaz; bu tür davet ile tanığın gelmesi zorunlu hâle gelmez.
Davetiyeli çağrı ile taraflarca hazır bulundurulan tanık arasındaki fark nedir?
Mahkeme tarafından davetiye ile çağrılan tanık, davetiyenin tebliğine bağlı olarak duruşmaya gelir ve gelmemesinde yaptırım doğabilir.
Taraf tanığı davetiye gönderilmeden duruşmaya kendisi hazır bulundurur. Mahkemenin davet işlemi yapılmaz.
Hazır bulundurulan tanık davetiye olmaksızın dinlenir. Davetiyesiz gelen tanık hakkında gelmeyene ilişkin yaptırımlar ise söz konusu olmaz.
Genel tebliğ süresi ile acele hâl arasındaki fark nedir?
Davetiyenin duruşma gününden en az bir hafta önce tebliğ edilmesi gerekir.
Acele hâllerde mahkeme tanığın daha önce gelmesine karar verebilir.
Acele hâl kararı bir haftalık süreyi kısaltır; bu kararın dayanağı mahkemece takdir edilir ve kararda belirtilir.
Yazılı davetiye ile telefon, faks, elektronik posta ile davet arasındaki fark nedir?
Kanunda öngörülen usulle, tebliğe elverişli yazılı davetiye gönderilir.
Gerektiğinde telefon, faks veya elektronik posta gibi araçlarla da davet yapılabilir.
Bu araçlarla yapılan davete rağmen gelinmemesi hâlinde gelmemeye bağlanan sonuçlar uygulanmaz.
Tanığın davet edilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Davetiyenin bir haftadan az önce tebliğ edilmiş olmasını yeterli görmek; acele hâl kararı yoksa süre eksikliğinde yaptırım uygulamak.
- Taraf tarafından hazır bulundurulan tanığın dinlenmesinde davetiye gönderilmemiş olmasını yeterli sayıp tanığı dinlememek; ya da tanık listesi için kesin süre ve dinlenme günü şartı aranmadan listesiz tanığı dinlemek.
- Telefon, faks veya elektronik posta ile yapılan davete rağmen gelmeyen tanığa, yazılı davetiye gibi yaptırım uygulamak; bu araçlarla yapılan davet yaptırım doğurmaz.
- Acele hâl kararını tanığa tebliğ etmeden, tanık erken gelmediği için yaptırım uygulamak.
- Madde 243/1'deki listesiz tanık hükmünü, tanık listesi için kesin süre verilmemiş hâllere de genişletmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Tanığın davetiye ile çağrılmasının ve davetiyenin usulüne uygun tebliğinin, gelmeyen tanık hakkında yaptırım uygulanmasının ön koşulu olduğu kabul edilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2025/2966 E., 2026/542 K., 03.02.2026)
- Taraf tanık listesi için kesin süre verilmiş ve dinlenme günü belirlenmişse, listesini süresinde vermemiş olsa bile tanığı o duruşmaya getirdiğinde tanığın dinlenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/5798 E., 2024/3066 K., 02.05.2024)
- Taraf, belirlenen dinleme gününde hazır bulundurduğu tanığın dinlenmesini istediğinde mahkemenin bu tanığı dinlemesi gerektiği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/3236 E., 2024/430 K., 23.01.2024)
- Tanığın davet edilmesi ve gelmemesinin sonuçları, 243. ve 245. maddeler birlikte değerlendirilerek uygulanmaktadır. (2. Hukuk Dairesi, 2024/7901 E., 2025/4068 K., 21.04.2025)
- Davetiyenin tanığa tebliğ edilmiş olmasının ve tanığın davetiye içeriğinden haberdar olmasının aranması, tanığın mazeretsiz gelmemesi hâlindeki yaptırım bakımından önemli kabul edilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2024/2200 E., 2025/1577 K., 12.03.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Tanığın dinlenmesini isteyen taraf, tanığın davetiye ile çağrıldığını veya davetiye gönderilmeden duruşmada hazır bulundurulduğunu ispatlamakla yükümlüdür; bu, mahkeme tutanağı ve davetiye tebligat belgesiyle gösterilir.
- Davetiyenin duruşma gününden en az bir hafta önce tebliğ edildiğini, tebligat parçası veya tebligat belgesi ile gösterme yükü, davetiyeyi gönderen mahkemeye ve dolayısıyla tebliği isteyen tarafa düşer.
- Acele hâlde erken gelme kararının tanığa tebliğ edildiğinin ispatı, kararı ileri süren tarafa düşer; tebliğ belgesi bulunmadan yaptırım uygulanamaz.
- Taraf tanığı davetiyesiz hazır bulundurduğunu iddia ediyorsa, bu iddiayı duruşma tutanağına geçirilmesiyle ispatlar; karşı taraf tutanağa aykırı bir iddiayla bunu çürütebilir.
- Telefon, faks veya elektronik posta ile yapılan davetin tanığa ulaştığı, gönderildiğine ilişkin kayıt (faks onayı, e-posta kaydı) ile gösterilir; bu kayıt eksikse tanığın davete rağmen gelmediği ileri sürülemez.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.244: Tanığa gönderilecek davetiyenin zorunlu içeriğini düzenler; bu maddedeki davetiyenin tebliğ ve içerik şartları birlikte uygulanır.
- 6100 sayılı Kanun m.245: Usulüne uygun çağrıya rağmen gelmeyen tanık hakkında zorla getirme ve para cezası yaptırımlarını düzenler; bu madde ile birlikte değerlendirilmelidir.
- 6100 sayılı Kanun m.246: Hâkimin tanığa soru kâğıdı gönderebileceğini ve yazılı cevapların yetersiz kalması hâlinde tanığı davet edebileceğini düzenler.
- 6100 sayılı Kanun m.240: Tanık listesinin içeriğini ve listede adres bulunmasını düzenler; listesiz tanığın dinlenmesi bakımından m.243/1 ile birlikte okunur.
- 6100 sayılı Kanun m.241: Mahkemenin tanıkların bir kısmını dinleyip geri kalanları dinlememe yetkisini düzenler; dinlenmeyen tanık bakımından davetiye sonucu ile ilişkilidir.
HMK m.244 — Davetiyenin içeriği
Madde, tanıklara gönderilecek davetiyenin zorunlu içeriğini düzenler: tanığın kimlik ve adres bilgileri, tarafların adları, tanıklık konusu, hazır bulunulacak yer-gün-saat, gelmemenin ve tanıklıktan ya da yemin etmekten çekinmenin hukuki ve cezai sonuçlarına ilişkin ihtar ile ücret ödeneceğine dair bilgi. Kimlere uygulandığı bakımından, mahkemece tanık olarak dinlenmek üzere çağrılan kişilere ilişkindir. Düzenlemediği konular: tanığın zorla getirilmesi ve disiplin para cezası (m.245), tanıklıktan çekinme ve yemin etmekten çekinmenin yaptırımları (m.253), davetiyenin duruşma gününden en az bir hafta önce tebliğ edilmesi ve davet usulü (m.243), davetiyenin tebliği usulü (Tebligat Kanunu), tanık listesi ve tanığın bildirilmesi (m.240 ve izleyen maddeler) ile tanık ücretinin ödenmesi ve tarifesi.
Davetiyenin içeriği: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tanık davetiyesi
- Mahkemenin tanığı duruşmada dinlemek üzere çağırdığı, madde 244'te sayılan zorunlu içeriği taşıyan yazılı çağrıdır. Davetiyenin içeriği eksikse, bu maddede öngörülen yaptırımlar uygulanamaz.
- İhtarlı (meşruhatlı) davetiye
- Gelmemenin ve tanıklıktan ya da yemin etmekten çekinmenin sonuçlarını açıkça bildiren davetiyedir. Bu ihtar, davetiyenin zorunlu unsurlarından biridir; ihtar yoksa zorla getirme ve para cezası uygulanamaz.
- Hukuki ve cezai sonuçlar ihtarı
- Tanığa, gelmemesi halinde zorla getirileceğinin ve disiplin para cezası ile giderlere hükmolunacağının, gelmesine rağmen tanıklıktan ya da yemin etmekten çekinmesi halinde ise ayrıca para cezası ve giderlerin yükletileceğinin bildirilmesidir. İhtarın somut rakam ve yaptırım biçimi, uygulamada 245 ve 253. maddelerle belirlenir.
- Ücret bildirimi
- Tanığa, Adalet Bakanlığınca hazırlanan tarife uyarınca ödenecek ücretin bulunduğunun davetiyede belirtilmesidir. Ücretin miktarı bu maddede yer almaz; tarifeye bağlıdır.
Davetiyenin içeriği: hangi şartlar aranır?
- Davetiyede tanığın adı, soyadı ve açık adresinin yer alması zorunludur.
- Davetiyede tarafların ad ve soyadlarının yazılması gerekir.
- Davetiyede tanıklık yapacağı konunun belirtilmesi gerekir.
- Davetiyede hazır bulunması gereken yer, gün ve saatin yazılması gerekir.
- Davetiyede gelmemenin ve gelmesine rağmen tanıklıktan ya da yemin etmekten çekinmenin hukuki ve cezai sonuçlarının ihtar edilmesi gerekir.
- Davetiyede Adalet Bakanlığınca hazırlanan tarife gereğince ücret ödeneceğinin yazılması gerekir.
Davetiyenin içeriği: hangi sonuçları doğurur?
- Davetiyede madde 244'teki unsurlardan biri eksik ise, davetiye usulüne uygun sayılmaz ve ihtara bağlanan yaptırımlar uygulanamaz.
- Davetiye usulüne uygun ve ihtarlı ise, mazeretsiz gelmeyen tanık zorla getirilebilir ve gelmemesinin sebep olduğu giderlere ile disiplin para cezasına hükmolunabilir.
- Davetiyede ihtar yoksa, tanığın gelmemesi veya çekinmesi halinde madde 245 ve 253 uyarınca öngörülen yaptırımlar uygulanamaz.
- Usulüne uygun çağrılan tanık mazeretini sonradan bildirirse, aleyhine hükmedilen giderler ve disiplin para cezası kaldırılır.
- Tanık, gelmemesini haklı gösterecek sebepleri sonradan bildirirse, zorla getirme ile ilgili hükümler sonuç doğurmaz.
Tanık davetiyesi ile taraf duruşma davetiyesi arasındaki fark nedir?
Tanık davetiyesinde tanığın adres ve tanıklık konusu gibi tanığa özgü unsurlar ile ihtar ve ücret bildirimi zorunludur.
Taraflara gönderilen duruşma davetiyesinde tanığa özgü unsurlar yer almaz; bunun yerine davetiyenin nedeni ve taraf bilgileri bulunur.
Tanığa gönderilen davetiye bu maddedeki içerik şartlarını taşımazsa, madde 245 ve 253 uyarınca yaptırım uygulanamaz.
Mazeretsiz gelmeme ile gelip tanıklıktan çekinme arasındaki fark nedir?
Davetiye, mazeretsiz gelmeme durumunda zorla getirme ve giderler ile disiplin para cezası sonuçlarını ihtar etmelidir.
Davetiye, gelip tanıklıktan veya yemin etmekten çekinme durumunda ayrı bir para cezası ve gider sonucunu ihtar etmelidir.
Her iki hal için ihtar ayrı ayrı yapılmalıdır; biri için yapılan ihtar diğerini kapsamaz.
Davetiyenin içeriği: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Davetiyeye ihtarı koymadan, mazeretsiz gelmeyen tanığa zorla getirme veya para cezası uygulamak; ihtar eksikse bu yaptırımlar uygulanamaz.
- Tanığın adres bilgisini ya da tanıklık konusunu yazmadan davetiye göndermek; eksik davetiye usulüne uygun sayılmaz.
- Ücret bildirimini tarife dışında bir rakamla yazmak; madde yalnız tarifeye göre ücret ödeneceğini öngörür, rakam belirtmez.
- Gelmeme ve gelip çekinme hallerinin ihtarını tek cümleyle karıştırmak; her iki halin sonucu ayrı ayrı ihtar edilmelidir.
- Davetiyedeki eksiklik yerine, tanığın kendiliğinden gelmesini esas alarak yaptırım yokluğunu gözden kaçırmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yüksek Mahkeme, tanığa gönderilen davetiyede madde 244'te sayılan unsurların ve özellikle zorla getirme ile para cezasına ilişkin ihtarın bulunmasını, tanığın zorla getirilmesi ve yaptırım uygulanabilmesinin ön koşulu olarak kabul etmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/7901 E., 2025/4068 K., 21.04.2025; 2. Hukuk Dairesi, 2024/6544 E., 2025/3378 K., 08.04.2025; 2. Hukuk Dairesi, 2023/574 E., 2023/3431 K., 21.06.2023)
- Mahkemeler, davetiyede ihtar bulunmadan tanığa zorla getirme veya para cezası uygulanmasının mümkün olmadığını benimsemektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/5220 E., 2024/7957 K., 30.10.2024)
- Tanık dinlenmesinde, davetiyenin ihtarlı biçimde ve usulüne uygun tebliğ edilmiş olması, yaptırımların uygulanabilmesi için aranmaktadır. (8. Hukuk Dairesi, 2023/2322 E., 2024/1442 K., 05.03.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Tanık davetiyesinin içeriğine ilişkin ispat yükü, davetiyeyi çıkaran mahkemede ve yaptırım isteyen tarafta bulunur; davetiyenin dosyadaki nüshası ve tebliğ mazbatası bu hususu gösterir.
- Davetiyede ihtarın bulunduğunu ispat için davetiye metni ve tebliğ mazbatası esas delildir; sonradan sözlü beyanla ihtarın yapıldığını ileri sürmek geçerli değildir.
- Tanığın mazeretinin haklı olduğu iddiası tanık tarafından ileri sürülür ve belgeyle ispatlanır; mazeretin kabul edilmesi halinde yaptırımlar kaldırılır.
- Davetiyenin usulüne uygun tebliğ edildiğinin ispatı, tebliğ mazbatası ile yapılır; tebliğ usulüne aykırılık varsa tanığa yaptırım uygulanamaz.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.245: Usulüne uygun çağrılıp mazeretsiz gelmeyen tanığın zorla getirilmesini ve giderler ile disiplin para cezasını düzenler; madde 244'teki ihtar bu yaptırımların uygulanabilmesinin şartıdır.
- 6100 sayılı Kanun m.253: Gelmesine rağmen tanıklıktan ya da yemin etmekten çekinen tanığa uygulanacak para cezası ve giderleri düzenler; madde 244 (d) bendindeki ihtarın dayanağıdır.
- 6100 sayılı Kanun m.243: Davetiyenin duruşma gününden en az bir hafta önce tebliğ edilmesi ve davet yöntemlerini düzenler; bu maddedeki içerik şartları ile birlikte uygulanır.
HMK m.245 — Çağrıya uyma zorunluluğu
Madde, tanıklık için usulüne uygun çağrılan kişilerin duruşmaya gelme zorunluluğunu, bu zorunluluğa uyulmamasının yaptırımlarını (zorla getirtme, giderler, disiplin para cezası) ve zorla getirilen tanığın sonradan haklı mazeret bildirmesi hâlinde yaptırımın kaldırılmasını düzenler. Hüküm, davaya taraf olmayan ve tanık sıfatıyla çağrılan kişiler bakımından uygulanır; taraflar ve isticvap olunacak kişiler bakımından uygulanmaz. Tanığa soru kâğıdı gönderilmesi (m.246), tanık davetiyesinin tebliği ve içeriği (m.243) ile tanığın dinlenmesi ve yemin konuları bu maddede düzenlenmemiştir; bunlar ilgili maddelerinde yer alır. Tarafların duruşmaya gelmemesinin sonuçları (m.150, m.139, m.147) ve isticvap davetiyesine gelmemenin ikrar sonucu (m.171) da bu maddenin kapsamı dışındadır.
Çağrıya uyma zorunluluğu: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tanık
- Davanın tarafı olmayan, olaya ilişkin bilgi ve görgüsüne başvurulmak üzere mahkemece çağrılan kişidir. Tanık olarak dinlenebilmek için usulüne uygun davet gerekir; davet olmadan bu yükümlülük doğmaz.
- Usulüne uygun çağrı (davet)
- Tanığın duruşma gününden önce, kanunda öngörülen biçimde davetiye ile çağrılmasıdır. Yükümlülüğün doğması ve yaptırım uygulanması bu çağrının varlığına bağlıdır.
- Mazeret
- Tanığın duruşmaya gelmesini engelleyen, haklı sayılan sebeptir. Mazeretin bildirilmesi, gelmemenin yaptırımını önler; mazeretin sonradan bildirilmesi halinde de yaptırımın kaldırılmasına yol açabilir.
- Zorla getirtme (ihzar)
- Mazeret bildirmeksizin gelmeyen tanığın mahkemece zorla duruşmaya getirilmesi işlemidir. Hukuk davalarında taraflara uygulanmayan bu yol, tanık bakımından mahkemenin davranabileceği bir yaptırımdır.
- Disiplin para cezası
- Mazeretsiz gelmeyen tanığa, madde metninde gösterilen üst sınırı aşmamak üzere verilen para cezasıdır. Madde metninde sınır beşyüz Türk Lirasıdır; bu tutar Madde metnindeki kanuni tutardır ve sonraki yıllarda değişebilir.
- Giderler
- Tanığın gelmemesi yüzünden doğan masraflardır. Hüküm, tanığın bu giderlerden sorumlu tutulmasını öngörür; giderlerin kapsamı madde metninde ayrıca belirlenmemiştir.
Çağrıya uyma zorunluluğu: hangi şartlar aranır?
- Tanığın, usulüne uygun biçimde davet edilmiş olması gerekir.
- Tanığın, davet edildiği duruşmaya gelmemiş olması gerekir.
- Tanığın gelmemesinin kanunda gösterilen bir hükümle (ör. yasal istisna) saklı tutulmamış olması gerekir.
- Tanığın mazeret bildirmemiş olması gerekir; mazeret bildirilmişse madde uygulanmaz.
- Yaptırımın uygulanabilmesi için mahkemenin zorla getirtme, giderlere hükmetme ve disiplin para cezası verme kararını birlikte veya ayrı ayrı vermesi gerekir.
Çağrıya uyma zorunluluğu: hangi sonuçları doğurur?
- Usulüne uygun çağrıya rağmen mazeret bildirmeksizin gelmeyen tanık zorla getirtilir.
- Mazeretsiz gelmeyen tanığın, gelmemesinin sebep olduğu giderleri ödemesine hükmolunur.
- Mazeretsiz gelmeyen tanığa, madde metninde yazılı tutarı aşmamak üzere disiplin para cezası verilir. Güncel uygulanan tutar, ayrı olarak kontrol edilmelidir.
- Zorla getirtilen tanık, haklı sebeplerini sonradan bildirirse, aleyhine hükmedilen giderler ve disiplin para cezası kaldırılır.
- Tanık mazeretini gelmeden önce bildirmişse, madde gereği yaptırım uygulanmaz.
- Davetin usulsüz olması halinde tanık gelmemekle yükümlülüğü ihlal etmiş sayılmaz ve yaptırım uygulanamaz.
- Tanığın yokluğunda tarafın duruşmada bulunma zorunluluğu bulunmaz; madde bu bakımdan tarafa ek yükümlülük getirmez.
Usulüne uygun davet ile usulsüz davet arasındaki fark nedir?
Tanık usulüne uygun davet edilmiş ve mazeretsiz gelmemişse, madde yaptırımı uygular.
Davet usulsüz yapılmışsa ya da davetiye tebliğ edilmemişse, tanık gelmemekle yükümlülüğü ihlal etmiş sayılmaz.
Usulsüz davet hâlinde zorla getirtme, giderler ve disiplin para cezası uygulanamaz.
Mazeretli gelmeme ile mazeretsiz gelmeme arasındaki fark nedir?
Tanık geçerli bir mazeretle gelmemişse yaptırım uygulanmaz.
Tanık mazeret bildirmeksizin gelmemişse madde yaptırımı uygular.
Mazeretli gelmemede yaptırım yoktur; mazeretsiz gelmemede zorla getirtme, giderler ve disiplin para cezası birlikte uygulanabilir.
Zorla getirtilmeden önce mazeret ile zorla getirtildikten sonra mazeret arasındaki fark nedir?
Tanık zorla getirtilmeden önce haklı sebep bildirmişse, yaptırımla karşılaşmaz.
Tanık zorla getirtildikten sonra haklı sebeplerini bildirirse, madde metnindeki kaldırma hükmünden yararlanır.
Sonradan bildirilen haklı sebep, önceden hükmedilen giderleri ve disiplin para cezasını kaldırır.
Tanık ile taraf arasındaki fark nedir?
Tanık sıfatıyla çağrılan kişi bu maddeye tabidir ve zorla getirtilebilir.
Dava tarafları hukuk davalarında duruşmaya gelmek zorunda değildir ve zorla getirilemez.
Taraf bakımından bu madde değil, duruşmaya gelmemenin usul sonuçları (dosyanın işlemden kaldırılması veya yokluğunda devam) uygulanır.
Çağrıya uyma zorunluluğu: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tanığın mazeretsiz gelmemesini, davetiye usulüne uygun tebliğ edilmeden değerlendirmek; önce tebligat geçerliliği incelenmelidir.
- Tanık mazeret bildirdiğinde, mazeretin haklı olup olmadığını araştırmadan yaptırım uygulamak; mazeret değerlendirilmelidir.
- Taraf gelmediğinde m.245'i uygulamak; tarafın gelmemesinin sonuçları m.150 ve m.139 gibi ayrı maddelerde düzenlenmiştir.
- Disiplin para cezasını madde metnindeki tutarla sınırlı görmek ve güncel tutarı araştırmamak; sınır zaman içinde değişebilir.
- Tanığın zorla getirtilmesi kararı verilmişken bu yola başvurmadan doğrudan giderlere ve para cezasına hükmetmek; madde sıralamasını izlemek gerekir.
- Sonradan bildirilen mazereti kabul ederken giderlerin ve para cezasının kaldırılmasını unutmak; madde metninde bu kaldırma açıkça düzenlenmiştir.
- Yasal istisnanın varlığını araştırmadan tanığa yaptırım uygulamak; madde 'kanunda gösterilen hükümler saklı kalmak üzere' ifadesiyle istisnayı kabul eder.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler, usulüne uygun davetiyeyle çağrılmasına rağmen geçerli mazereti olmadan duruşmaya katılmayan tanığa, duruşmanın ertelenmesine ve yargılamanın uzamasına yol açtığı gerekçesiyle disiplin para cezası vermektedir. (5. Hukuk Dairesi, 2025/13647 E., 2026/4284 K., 09.03.2026)
- Tanığın zorla getirtilmesi kararı verilmişken bu yola başvurulmadan karar verilmesi, eksik inceleme sayılarak bozma nedeni yapılmaktadır. (2. Hukuk Dairesi, 2024/7901 E., 2025/4068 K., 21.04.2025)
- Tanık belirlenen gün ve saatte gelmemiş ve davetiye usulüne uygun tebliğ edilmişse, mahkemenin m.245 uyarınca işlem yapması beklenmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2024/1420 E., 2025/37 K., 06.01.2025)
- Mahkemeler, tanığa sonradan bildirilen mazeretleri değerlendirerek aleyhe hükmedilen giderleri ve disiplin para cezasını kaldırmaktadır; bu değerlendirme mazeretin haklı olup olmadığına dayanır. (2. Hukuk Dairesi, 2023/591 E., 2023/3438 K., 21.06.2023)
- Tanığın haklı mazeretini belgelemesi ve gerekçeyi açıklaması, yaptırımın kaldırılmasında kullanılan başlıca unsur olarak kabul edilmektedir. (22. Hukuk Dairesi, 2016/25477 E., 2019/23771 K., 19.12.2019; 22. Hukuk Dairesi, 2015/18433 E., 2017/24825 K., 14.11.2017)
Nasıl ispat edilir?
- Tanığın usulüne uygun çağrıldığını ispat yükü, yaptırım isteyen tarafa veya mahkemeye aittir; bu amaçla davetiyenin tebliğ belgesi (tebligat evrakı) kullanılır.
- Tanığın mazeret bildirmediğini ispat yükü, yaptırımı talep eden tarafa aittir; mahkeme dosyasındaki mazeret dilekçesi ve duruşma tutanağı bu hususu gösterir.
- Tanığın mazeretinin haklı olduğunu ileri süren tanık, bu mazereti belge ile (ör. sağlık raporu, resmi kayıt) ispat etmelidir; belge sunulmazsa mazeret takdir edilemez.
- Usulsüz davet savunmasında, davetiyenin tebliğ edilmediğini ya da usulsüz tebliğ edildiğini ileri süren kişi bu savunmayı ispat etmelidir; tebligat evrakının aksi kanıtlanmadıkça tebliğ geçerli kabul edilir.
- Zorla getirtme ve yaptırım kararından önce tanığın dinlenerek mazeretinin sorulması, hukuki dinlenilme hakkının bir gereği olarak mahkemenin yükümlülüğündedir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.243: Tanığın davet edilme usulünü ve davetiyenin en az bir hafta önce tebliğ edilmesi gerektiğini düzenler. Bu maddedeki yaptırımın uygulanabilmesi için usulüne uygun davetin varlığı bu maddeye göre belirlenir.
- 6100 sayılı Kanun m.246: Hâkimin tanığa yazılı soru kâğıdı göndererek sözlü dinlemenin yerine geçebileceğini düzenler. Yazılı cevap yetersizse tanık davet edilir ve bu maddedeki yaptırım o aşamada gündeme gelir.
- 6100 sayılı Kanun m.150: Taraflardan hiçbirinin ya da davayı takip etmeyecek tarafın duruşmaya gelmemesi halinde dosyanın işlemden kaldırılmasını düzenler. Madde 245 tanık için yaptırım koyar; m.150 ise tarafların gelmemesinin sonucunu belirler, ikisi karıştırılmamalıdır.
- 6100 sayılı Kanun m.171: İsticvap davetiyesine gelmemenin ve sorulara cevap vermemenin ikrar sonucunu düzenler. Bu sonuç tanıklara değil, isticvap olunan tarafa ilişkindir ve m.245'in yaptırımından ayrıdır.
- 6100 sayılı Kanun m.27: Hukuki dinlenilme hakkını düzenler. Taraflara usulüne uygun davet yapılmadan karar verilemeyeceğini belirtir; tanık davetinin usulüne uygunluğu bakımından dayanak oluşturur.
HMK m.246 — Tanığa soru kâğıdı gönderilmesi
Madde, hâkimin gerekli gördüğü hâllerde tanığın sözlü dinlenmesi yerine yazılı cevap vermesi için tanığa soru kâğıdı gönderilmesine karar verebilmesini düzenler. Yazılı cevabın hükme yeterli olup olmadığının takdiri ile yetersizlik hâlinde tanığın yeniden davet edilmesini kapsar. Tanık davetiyesinin içeriğini (m.244), davet usulünü (m.243), tanığın gelme yükümlülüğü ve yaptırımlarını (m.245), tanığın mahkemede dinlenme usulünü ve tanığa itirazı düzenlemez (m.256, m.255). Tanıklığın genel değerlendirmesi, yani tanık ifadesinin serbestçe takdiri de bu maddede değil, m.198'dedir. Tanık listesi ve tanık sayısının sınırlandırılması (m.241), tanığın yemin ve çekinme hakkı ve yazılı ifadenin imzalatılması ayrı maddelerde düzenlenmiştir.
Tanığa soru kâğıdı gönderilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tanığa soru kâğıdı
- Hâkimin, tanığın sözlü dinlenmesi yerine belirlediği süre içinde sorulara yazılı cevap vermesi için tanığa gönderdiği yöntemdir. Bu yöntem mahkeme huzurunda dinlemenin istisnasıdır ve kararın gerekçeli olması gerekir.
- Yazılı cevabın hükme yeterliliği
- Yazılı verilen cevabın davanın sonucunu belirlemeye yetip yetmediğine dair hâkimin takdirini ifade eder. Bu takdir, yazılı yöntemin kullanılmış olmasıyla ortadan kalkmaz.
- Yetersizlik hâli
- Yazılı cevapların hükme yetmediğinin hâkimce kabul edildiği durumdur. Bu hâlde tanık mahkemeye davet edilerek dinlenir.
Tanığa soru kâğıdı gönderilmesi: hangi şartlar aranır?
- Hâkimin, tanığın sözlü dinlenmesinin gerekli olmadığı ve yazılı yöntemin uygun olduğu bir hâlin bulunduğunu gerekçeli olarak takdir etmesi gerekir.
- Tanığa, belirlenecek süre içinde cevaplarını yazılı olarak bildirmesi için soru kâğıdı gönderilmesine karar verilmelidir.
- Yazılı cevapların hükme yeterli olup olmadığına hâkim takdir yetkisiyle karar verir; bu takdir yazılı yöntemin kullanılmış olmasıyla sınırlanmaz.
- Yazılı cevaplar yetersiz bulunursa tanığın dinlenmek üzere davet edilmesi gerekir; yetersizlik olmadan bu yola gidilemez.
Tanığa soru kâğıdı gönderilmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Hâkim gerekli görürse tanığa soru kâğıdı göndererek sözlü dinleme yerine yazılı cevap alabilir.
- Yazılı cevabın hükme yeterli olup olmadığına hâkim takdir yetkisiyle karar verir ve bu takdir yazılı yöntem kullanıldı diye kısıtlanmaz.
- Yazılı cevaplar yetersiz bulunursa hâkim tanığı dinlemek üzere mahkemeye davet eder.
- Yazılı cevapların yetersizliği hâlinde yazılı ifadeyle yetinilmesi, tarafların soru sorma ve tanığı dinletme hakkının ihlali sonucunu doğurabilir.
Mahkeme huzurunda dinleme ile soru kâğıdı arasındaki fark nedir?
Tanığın mahkemede sözlü dinlenmesi asıl yöntemdir ve yüz yüze dinleme ilkesinin gereğidir.
Soru kâğıdı, hâkimin gerekli gördüğü istisnai hâllerde başvurulan yazılı yöntemdir.
Soru kâğıdı yöntemi ancak hâkimin gerekçeli takdiriyle uygulanır; zaman ve masraf tasarrufu tek başına yeterli gerekçe sayılmaz.
Yazılı cevabın yeterliliği ile yetersizliği arasındaki fark nedir?
Yazılı cevap hükme yeterli bulunursa hâkim doğrudan bu cevaba göre karar verir.
Yazılı cevap yetersiz bulunursa tanık mahkemeye davet edilir.
Yetersizlik hâlinde tanığın dinlenmesi zorunlu hâle gelir; yazılı cevapla yetinilemez.
Madde 246 ile madde 198 arasındaki fark nedir?
Madde 246, yazılı tanık cevaplarının hükme yeterliliğine ilişkin özel takdir düzenler.
Madde 198, tanık ifadesinin genel olarak serbestçe değerlendirilmesini düzenler.
Yazılı cevaplar hakkında hâkim, genel takdirine ek olarak bu maddedeki özel yetersizlik değerlendirmesini de yapar.
Tanığa soru kâğıdı gönderilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Soru kâğıdı kararını gerekçesiz vermek; yalnızca zaman ve masraf tasarrufunu yeterli gerekçe saymak.
- Yazılı cevabın hükme yeterli olduğunu kabul edip tarafların itirazını dikkate almamak; itiraz varsa tanığı davet etmemek.
- Yazılı cevapların yetersiz olması hâlinde tanığı davet etmeden yazılı cevapla karar vermek.
- Maddenin hâkime tanıdığı takdiri, yazılı yöntem kullanıldığında tanık ifadesini değerlendirme yükümlülüğünden kurtulma olarak yorumlamak.
- Tanığa soru kâğıdı gönderilirken tarafların soru sorma hakkını tamamen ortadan kaldırmak; bu durumda hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilmiş olur.
- Soru kâğıdı yöntemini mahkeme huzurunda dinlemenin yerine asıl yöntem gibi kullanmak; oysa yöntem istisnaidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Soru kâğıdı kararının gerekçeli verilmesi gerektiği ve yalnızca zaman ile masraftan tasarruf gerekçesinin yeterli olmadığı kabul edilmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2024/11798 E., 2024/16186 K., 17.12.2024)
- Tarafların yazılı ifadeye karşı itirazı varsa hâkimin tanığı mahkemeye davet ederek dinlemesi uygun görülmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2024/11799 E., 2024/16187 K., 17.12.2024)
- Yazılı ifadenin yetersiz olduğu hâllerde tarafların soru sorma hakkı kapsamında tanığın ek sorularla mahkemede dinlenmesine karar verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2024/10839 E., 2024/15904 K., 09.12.2024)
- Tanık yurt dışında bulunduğu için soru kâğıdı gönderilen hâllerde de maddenin uygulandığı görülmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2025/9052 E., 2025/9946 K., 16.12.2025)
- Tarafların tanıklarının soru kâğıdı yoluyla dinlenmesinin hukuki dinlenilme hakkını ihlal edecek ölçüde kısıtlanmaması gerektiği kabul edilmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2024/10841 E., 2024/15906 K., 09.12.2024)
- Yazılı ifade değerlendirmesinde hâkimin takdirinin, tanığın güvenilirliği ve beyanlarının doğruluğu konusundaki itirazlarla sınırlandığı kabul edilmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2024/10842 E., 2024/15907 K., 09.12.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Soru kâğıdı yoluyla dinlenmesini talep eden taraf, bu yöntemin gerekli olduğunu ve tanığın mahkemede dinlenmesinin zorluk oluşturduğunu gösteren somut durumu ileri sürmelidir; ancak karar hâkimin resen takdirine bağlıdır.
- Tanığın yazılı cevabı, tarafların ispat hakkını etkileyen tek delil hâline gelmemelidir; tarafların soru sorma hakkı engellenmişse bu durum hukuki dinlenilme hakkının ihlali olarak ileri sürülebilir.
- Yazılı cevabın yetersizliğini ileri süren taraf, cevapların davayı aydınlatmaya yetmediğini ve tanığın dinlenmesi gerektiğini ispat etmelidir.
- Yazılı cevabın tanığa ait olduğunun ve tanığın kendi ifadesini verdiğinin tespiti için tanığın cevabının imzalı olması ve tanığa ihtar yapılmış olması önem taşır; karşı taraf tanığın cevabına itiraz ederek bu tespitin yapılmadığını ileri sürebilir.
- Yazılı cevap yoluyla dinlenen tanığa itiraz eden taraf, tanığın güvenilirliğine ilişkin sebepleri ispat etmek zorundadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 m.198: Tanık ifadesinin serbestçe değerlendirilmesi ilkesini düzenler; soru kâğıdıyla alınan yazılı cevapların da genel değerlendirmeye tabi olduğunu gösterir.
- 6100 m.243: Tanığın davet edilmesi ve davetiyenin tebliğ süresini düzenler; yetersizlik hâlinde yapılacak davetin usulünü belirler.
- 6100 m.245: Tanığın çağrıya uyma zorunluluğu ve gelmemenin yaptırımlarını düzenler; yetersizlik hâlinde davet edilen tanığın bu yükümlülüğe tabi olmasını sağlar.
- 6100 m.255: Tanığa itiraz yolunu düzenler; tarafların yazılı ifadeye itiraz etmesi hâlinde hâkimin tanığı davet etmesi gerekebilir.
- 6100 m.256: Tanıkların yüzleştirilmesini düzenler; soru kâğıdı gönderilirken tanığa hatırlatılacak hususlardan biri olarak bağlantılıdır.
HMK m.247 — Tanıklıktan çekinme hakkı
Madde, tanıklıktan çekinme hakkının genel esasını düzenler: kanunda açıkça gösterilen hâllerde tanığın tanıklık yapmaktan çekinebileceğini ve kişisel nedenlerle çekinme sebebi bulunan tanığa hâkimin bu hakkı önceden hatırlatmasını öngörür. Kişisel nedenle, sır nedeniyle ve menfaat ihlali tehlikesi nedeniyle olmak üzere üç ayrı çekinme hâlinin hangisinde olursa olsun tanığa uygulanır. Maddenin kendisi çekinme sebeplerini tek tek saymaz; kişisel nedenleri m.248, sır nedeniyle çekinmeyi m.249, menfaat ihlali nedeniyle çekinmeyi m.250 düzenler. Çekinme sebebinin bildirilmesi ve incelenmesi (m.252), çekinmenin istisnaları (m.251) ve çekinmeden doğan yaptırımlar (m.253) bu maddede yer almaz. Kamu görevlilerinin izne bağlı tanıklığı (m.242) da bu maddenin kapsamı dışındadır.
Tanıklıktan çekinme hakkı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tanıklıktan çekinme hakkı
- Kanunda sayılan hâllerde tanığın, tanıklık yapma yükümlülüğüne karşı kendi tercihiyle tanıklık yapmama imkânı. Bir hak olup tanık bunu kullanmak zorunda değildir.
- Kişisel nedenle çekinme
- Tanığın taraflarla nişanlılık, evlilik, hısımlık, evlatlık veya koruyucu aile ilişkisi gibi kişisel bağları nedeniyle tanıklıktan çekinebilmesi. Ölçüt, tanığın bu kişisel bağa sahip olmasıdır; konuşulan olayın niteliği burada belirleyici değildir.
- Hâkimin önceden hatırlatma ödevi
- Kişisel nedenle çekinme sebebinin varlığı hâlinde hâkimin, tanık dinlenmeden önce çekinme hakkının bulunduğunu tanığa bildirmesi. Bu ödev yalnızca kişisel nedenler için vardır; sır ve menfaat ihlali hâllerinde maddenin gereği olarak böyle bir ödev doğmaz.
Tanıklıktan çekinme hakkı: hangi şartlar aranır?
- Tanığın, kanunda açıkça çekinme hakkı tanınan bir hâle girmesi gerekir.
- Kişisel nedenle çekinme söz konusuysa, tanığın m.248'de sayılan kişilerden biriyle kişisel bağının bulunması gerekir.
- Kişisel nedenle çekinme sebebinin varlığı hâlinde hâkimin, tanık olarak çağrılmış kişiye çekinme hakkı bulunduğunu dinlemeden önce hatırlatması gerekir.
- Hatırlatma yapılmadıysa, bu eksiklik tanığın çekinme hakkını ortadan kaldırmaz; hakkın kullanılıp kullanılmayacağı tanığın tercihine bağlıdır.
Tanıklıktan çekinme hakkı: hangi sonuçları doğurur?
- Kanunda açıkça gösterilen bir hâl bulunduğunda tanık tanıklık yapmaktan çekinebilir.
- Kişisel nedenle çekinme sebebi varsa hâkim, tanık dinlenmeden önce çekinme hakkının bulunduğunu tanığa hatırlatır.
- Hâkimin bu hatırlatması yapılmamış olsa bile tanığın çekinme hakkı ortadan kalkmaz.
- Tanık çekinme hakkını kullanmazsa tanıklık yapar; çekinme hakkı tanığın tercihine bağlıdır ve tanığa zorunluluk getirmez.
- Kanunda açıkça gösterilmeyen bir hâlde çekinme hakkı doğmaz; tanık bu hâlde tanıklık yapmak zorundadır.
Kişisel nedenle çekinme ile sır ve menfaat ihlali nedeniyle çekinme arasındaki fark nedir?
Kişisel nedenle çekinmede çekinme sebebi tanığın taraflarla kurduğu aile ya da kişisel bağıdır. Hâkim bu hâlde tanığı önceden bilgilendirmekle yükümlüdür.
Sır ve menfaat ihlali nedeniyle çekinmede sebep tanığın bildiği bilginin niteliği ya da beyanın doğuracağı sonuçtur. Bu hâllerde hâkimin önceden hatırlatma ödevi yoktur.
Yalnızca kişisel nedenle çekinme hâlinde hâkimin önceden hatırlatması zorunludur. Diğer hâllerde hâkim, çekinme hakkı olan tarafa bunu hatırlatırsa bu yerinde olur.
Tanıklıktan çekinme hakkı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hâkimin hatırlatma ödevini sır ve menfaat ihlali hâllerine de yaymak; bu ödev yalnızca kişisel nedenle çekinme hâlinde vardır.
- Hatırlatmanın yapılmamasını tanığın çekinme hakkını kaldıran bir neden saymak; hakkın varlığı hatırlatmaya bağlı değildir.
- Tanığın çekinme hakkını tanıklık yapma zorunluluğu gibi okumak; çekinme bir haktır, tanık bu hakkı kullanmayabilir.
- Kanunda açıkça gösterilmeyen bir hâli madde 247/1 kapsamında çekinme sebebi saymak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargı kararlarından bu madde için somut bir uygulama eğilimi çıkarılamamıştır; kararda yalnızca maddenin metni alıntılanmıştır. (İkinci Bölüm, 2018/13415 E., 29.06.2021)
Nasıl ispat edilir?
- Tanıklıktan çekinme hakkını ileri süren tanık, kişisel bağı veya çekinme sebebinin varlığını göstermekle yükümlüdür; bu bağ nüfus kaydı, evlilik veya soyağacı belgeleriyle ortaya konabilir.
- Hâkimin önceden hatırlatma yükümlülüğü, duruşma tutanağına geçirilerek ispatlanır; tutanakta bu hatırlatmanın bulunmaması usul eksikliği olarak öne sürülebilir.
- Karşı taraf, tanığın kişisel bağının bulunmadığını ya da çekinme hâlinin kanunda açıkça gösterilmediğini ileri sürebilir ve bunu nüfus kaydı veya belgelerle ispat edebilir.
- Çekinme sebebinin hangi belgeyle gösterileceği m.252'ye göre belirlenir; bu madde yalnızca hatırlatma ödevini düzenler.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.248: Kişisel nedenle çekinebilecek kişileri (nişanlı, eş, altsoy ve üstsoy, evlatlık, kayın hısımları, koruyucu aile ve korunan çocuk) sayar. Madde 247/2'deki hatırlatma yükümlülüğünün kapsamını bu liste belirler.
- 6100 sayılı Kanun m.249: Sır nedeniyle tanıklıktan çekinme hâlini düzenler. Madde 247/1 kapsamında kanunda açıkça gösterilen bir çekinme hâlidir.
- 6100 sayılı Kanun m.250: Menfaat ihlali tehlikesi nedeniyle tanıklıktan çekinme hâllerini sayar. Madde 247/1'deki açık kanun hâllerinden biridir.
- 6100 sayılı Kanun m.251: Çekinme hakkı bulunan tanığın hangi konularda yine de tanıklık yapmak zorunda olduğunu belirler; çekinme hakkının sınırını çizer.
- 6100 sayılı Kanun m.252: Çekinme sebebinin ve delilinin bildirilmesini ve mahkemenin çekinmenin haklı olup olmadığına karar vermesini düzenler.
HMK m.248 — Kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinme
HMK m.248, kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinme hallerini tahdidi olarak sayar. Tanığın, taraflardan birinin nişanlısı, eşi, altsoy veya üstsoyu, evlatlığı ya da kayın hısımı olması ya da koruyucu aile ilişkisi bulunması hâlinde kendi isteğiyle tanıklık yapmayabilmesini düzenler. Hüküm, tanık sıfatıyla dinlenecek herkes bakımından uygulanır. Maddede sır nedeniyle tanıklıktan çekinme (m.249), menfaat ihlali tehlikesi nedeniyle çekinme (m.250), bu çekinme haklarının istisnaları (m.251), çekinme sebeplerinin bildirilmesi ve mahkemece incelenmesi (m.252) ve çekinmenin kabul edilmemesinin yaptırımı (m.253) düzenlenmez. Ayrıca tanığın belirli sorulara cevap vermekten çekinmesi (m.48 CMK) ile yeminle ilgili hükümler de bu maddenin dışındadır.
Kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinme
- Tanığın taraflarla arasındaki belirli aile ya da yakınlık ilişkisi nedeniyle tanıklık yapmayı reddedebilmesi hakkıdır. Madde bu nedenleri tahdidi olarak sayar, genişletici yorum yapılamaz.
- Nişanlılık
- Taraflardan birinin evlenme vaadiyle nişanlı olmasıdır. Nişanlılık sona ermişse bu bent kapsamında çekinme hakkı doğmaz.
- Kayın hısımlığı
- Eşlerden birinin kan hısımları ile diğer eşin arasındaki hısımlık bağıdır. Bent, üçüncü dereceye kadar kan hısımlığını ve kendisini oluşturan evlilik bağı sona ermiş olsa bile kayın hısımlığını kapsar.
- Koruyucu aile ve koruma altına alınan çocuk
- 2828 sayılı Kanunda tanımlanan koruyucu aile ile onların çocukları ve koruma altına alınan çocuk arasındaki ilişkidir. Madde gerekçesine göre evlatlık bağına benzer kişisel bağ esas alınmıştır.
- Tahdidi sayım
- Kanunda sayılan kişi ilişkilerinin dışında kalan kişiler için çekinme hakkı tanınmamasıdır. Sayılanlar dışında kalan yakınlık ilişkileri, örneğin kardeşlik ya da amca dayı ilişkisi, bu madde ile kapsanmaz.
Kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinme: hangi şartlar aranır?
- Tanığın, davanın taraflarından birinin nişanlısı, eşi, altsoy veya üstsoyu, evlatlığı ya da kayın hısımlarından biri olması gerekir; (d) bendi kapsamında kayın hısımlığı üçüncü dereceye kadar olabilir.
- Tanığın, taraflardan biriyle arasında evlatlık bağı bulunması ya da koruyucu aile veya koruma altına alınan çocuk olması gerekir.
- Tanık ile taraf arasındaki ilişkinin, maddede sayılan kişi ilişkilerinden biri olması gerekir; sayılan ilişkiler dışındaki yakınlık ilişkileri çekinme nedeni değildir.
- Nişanlılık bağının sona ermiş olmaması gerekir; sona ermiş nişanlılık çekinme hakkı vermez.
- Evlilik bağı sona ermiş olsa bile eski eşin çekinme hakkı devam eder; bu hâlde eşlik ilişkisinin fiilen devam etmesi aranmaz.
- Çekinme hakkının kullanılabilmesi için tanığın bu hakkını dinlenmeden önce ya da duruşmada açıkça kullanması gerekir; hakkın kendiliğinden doğması yeterli değildir.
Kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinme: hangi sonuçları doğurur?
- Kanunda sayılan kişilerden biri tanık olarak gösterildiğinde, tanıklıktan çekinme hakkını kullanabilir ve tanıklık yapmak zorunda değildir.
- Tanığın çekinme hakkını kullanması hâlinde mahkeme, bu hakkın haklı olup olmadığını taraflar dinlendikten sonra değerlendirir.
- Tanık çekinme hakkının varlığını dinlenmeden önce bilgilendirilir ve dinlenirken de her zaman çekinebilir.
- Çekinme hakkı bulunan tanık yemin etmeyebilir; yemin verilmemesi mahkemenin takdirine bağlıdır.
- Tanıklık yapmaya zorlanamaz ve bu hakkı kullanmamanın kendisi hukuka aykırılık doğurmaz; ancak çekinme hakkını gerekçesiz kullanmanın yaptırımı m.253'te düzenlenmiştir.
- Sayılan ilişkiler dışındaki kişiler için bu maddeye dayanılarak çekinme hakkı talep edilemez.
- Madde tahdidi sayım içerdiğinden, sayılmayan kişiler için kıyas yoluyla hak tanınamaz.
Nişanlılık ile evlilik bağı arasındaki fark nedir?
Nişanlılık, evlenme vaadine dayanan ve henüz evlilikle sonuçlanmamış ilişkidir.
Evlilik bağı, resmi nikâhla kurulan ve sona ermiş olabilen hukuki bağdır.
Nişanlılık sona ermişse çekinme hakkı yoktur; evlilik sona ermiş olsa bile eş çekinebilir. Her iki durumda hukuki bağın varlığı ayrıca değerlendirilir.
Kan hısımlığı ile kayın hısımlığı (d bendi) arasındaki fark nedir?
Kan hısımlığı, doğumla oluşan hısımlık bağıdır ve kanun bunu üçüncü dereceye kadar sayar.
Kayın hısımlığı, eşin kan hısımları ile diğer eş arasındaki bağdır ve üçüncü dereceye kadar kapsanır.
Her iki hısımlık türünde de çekinme hakkı üçüncü dereceye kadar tanınır; kayın hısımlığı için ayrıca kendisini oluşturan evlilik bağının sona ermiş olması çekinmeyi engellemez.
Üst soy-alt soy ile diğer kan hısımları arasındaki fark nedir?
Altsoy ve üstsoy, doğrudan soy ilişkisi içindeki kişilerdir ve (c) bendinde ayrıca sayılmıştır.
Kardeş, amca, dayı, teyze, hala gibi yan hat hısımları, kan hısımlığının üçüncü derecesinde olsalar bile (c) bendinde değil (d) bendinde yer alır.
Doğrudan soy ilişkisinde çekinme hakkı taraf ile tanık arasında hısımlık derecesine bakılmaksızın tanınır; yan hat hısımlarında ise üçüncü derece sınırı aranır. Bu ayrım uygulamada değerlendirilmelidir.
Koruyucu aile ile evlatlık ilişkisi arasındaki fark nedir?
Evlatlık bağı, evlat edinme ile kurulan hukuki bağdır ve (ç) bendinde sayılmıştır.
Koruyucu aile ilişkisi, 2828 sayılı Kanun uyarınca kurulan ve evlatlık bağından ayrı olan bir ilişkidir ve (e) bendinde düzenlenmiştir.
Her iki ilişki de tanıklıktan çekinme nedeni olsa da hukuki kaynakları farklıdır; koruyucu aile ilişkisinde taraf olmak zorunlu değildir, koruma altına alınan çocuk ile koruyucu aile arasındaki bağ da kapsanır.
Kişisel çekinme (m.248) ile hakkın istisnası (m.251) arasındaki fark nedir?
m.248 kapsamındaki kişi, kendi isteğiyle tanıklıktan çekinebilir.
m.251 hallerinde, örneğin aile bireylerinin doğum, ölüm veya evlenmesi ile ilgili olaylarda, aynı kişiler çekinemez.
Hakkın bulunduğu hâlde istisna hâli varsa tanık çekinemez ve yemin ederek dinlenmek zorundadır.
Kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Sayılan kişi dışındaki yakınları, örneğin kardeşi, amcayı veya dayıyı (c) bendi kapsamında saymak; bu kişiler yalnızca kayın hısımlığı ve kan hısımlığı üçüncü derece sınırı içinde (d) bendi kapsamına girer.
- Nişanlılığı sona ermiş olan kişinin hâlâ çekinme hakkı bulunduğunu kabul etmek; nişanlılık sona erdiğinde (a) bendi uygulanmaz.
- Boşanmış eşin çekinme hakkını evlilik bağının sona ermiş olması nedeniyle yok saymak; (b) bendi evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi eşe hak tanır.
- Kayın hısımlığında kendisini oluşturan evlilik bağının sona ermiş olmasını çekinme hakkını ortadan kaldıran bir neden saymak; (d) bendi bu hâlde de uygulanır.
- Koruyucu aile ile koruma altına alınan çocuk arasındaki ilişkiyi evlatlık bağı ile aynı hukuki kaynağa bağlamak; (e) bendi ayrı bir kişisel ilişkiyi düzenler.
- Tanığın çekinme hakkını kullanmasını, yemin ettirilmemesi için yeterli saymak; yemin verilip verilmemesi mahkemenin takdirine bağlıdır.
- Tanığın çekinme hakkını dinlenmeden önce bildirmemesi hâlinde hakkını dinleme sırasında kullanabileceğini kabul etmek; m.252 uyarınca hakkın önceden bildirilmesi gerekir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Dosyada tanık olarak gösterilen kişinin taraflardan birinin müşterek çocuğu olması hâlinde kişisel nedenlerle tanıklıktan çekinme hakkının bulunduğu kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2014/16432 E., 2014/24078 K., 27.11.2014)
- Davacı tanıklarının m.248 uyarınca kişisel nedenle tanıklıktan çekinme hakkı taşıdığı gerekçesiyle, bu tanıklara dayanılarak kurulan ispat sonucunun değerlendirilmesinde tanıklık delili dikkate alınmamış, tanık beyanlarına dayanılmadan karar verilmiştir. (2. Hukuk Dairesi, 2022/10099 E., 2023/661 K., 21.02.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Tanığı gösteren taraf, tanığın m.248 kapsamında bulunduğunu ve çekinme hakkının varlığını ortaya koymakla yükümlü değildir; çekinme hakkını kullanan tanık, bu hakkın dayanağını dinlenmeden önce yazılı ya da duruşmada sözlü olarak bildirmelidir.
- Tanık ile taraf arasındaki nişanlılık, evlilik, hısımlık, evlatlık ya da koruyucu aile bağı nüfus kaydı, evlilik cüzdanı, aile nüfus kaydı ya da koruyucu aile kaydı gibi resmi belgelerle ispatlanır.
- Hısımlık derecesi ile nişanlılığın sona erdiğine ilişkin iddiayı ileri süren taraf, bu iddiayı ilgili resmi belge veya tanık beyanı ile ispatlamalıdır.
- Çekinme hakkını gerekçesiz kullanan ya da kanuni sebep göstermeden çekinen tanığın hakkının olmadığını, bu iddiayı ileri süren taraf ispatlar; mahkeme bu konuda taraflar dinlendikten sonra karar verir.
- Tanığın yemin etmemesi hâlinde mahkeme, tanığın beyanının delil değerini takdir ederken bu durumu gözetir; takdir yetkisi mahkemeye aittir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6100 sayılı Kanun m.249: Sır nedeniyle tanıklıktan çekinme hakkını düzenler; bu madde kişisel nedenlerden ayrı bir çekinme sebebidir.
- 6100 sayılı Kanun m.250: Menfaat ihlali tehlikesi nedeniyle çekinmeyi düzenler; m.248'deki yakınlar bu bentte de yer alır.
- 6100 sayılı Kanun m.251: m.248 ile m.250'ye göre çekinme hakkı bulunan kişilerin, belirli hallerde tanıklıktan çekinemeyeceğini düzenler.
- 6100 sayılı Kanun m.252: Çekinme sebebinin bildirilmesini ve mahkemece değerlendirilmesini düzenler; m.248 kapsamındaki tanığın hakkının kullanımı bu usule tabidir.
- 6100 sayılı Kanun m.253: Haklı sebep göstermeden çekinen tanığa uygulanacak disiplin para cezası ve yeniden dinleme yaptırımını düzenler.
- 2828 sayılı Kanun: Koruyucu aile ve koruma altına alınan çocuk kavramlarının tanımını yapar; (e) bendinin uygulanmasında başvurulan mevzuattır.
- 5237 sayılı Kanun m.38: Anayasa'nın 38. maddesine dayanan kendini suçlamama ilkesi; madde gerekçesinde bu hükmün dayanağı olarak anılmıştır.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| bir hafta | m.243 | (2) Davetiyenin duruşma gününden en az bir hafta önce tebliğ edilmiş olması gerekir. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
37 karar- 2018/113 E., 2020/48 K., 24.09.2020İlgili madde: m.242
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/760 E., 2025/637 K., 15.10.2025İlgili madde: m.240
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/1143 E., 2025/416 K., 02.07.2025İlgili madde: m.240
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/697 E., 2023/829 K., 20.09.2023İlgili madde: m.240
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/2183 E., 2021/156 K., 23.02.2021İlgili madde: m.241
- Hukuk Genel Kurulu, 2015/3943 E., 2019/509 K., 02.05.2019İlgili madde: m.241
- Hukuk Genel Kurulu, 2014/10 E., 2015/1523 K., 10.06.2015İlgili madde: m.240, m.241
- 5. Hukuk Dairesi, 2025/13647 E., 2026/4284 K., 09.03.2026İlgili madde: m.245
- 7. Hukuk Dairesi, 2025/2966 E., 2026/542 K., 03.02.2026İlgili madde: m.243
- 9. Hukuk Dairesi, 2025/9052 E., 2025/9946 K., 16.12.2025İlgili madde: m.246
Diğer 27 karar
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/7901 E., 2025/4068 K., 21.04.2025İlgili madde: m.243, m.244, m.245
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/6544 E., 2025/3378 K., 08.04.2025İlgili madde: m.244
- 9. Hukuk Dairesi, 2025/568 E., 2025/2874 K., 19.03.2025İlgili madde: m.241
- 3. Hukuk Dairesi, 2024/2200 E., 2025/1577 K., 12.03.2025İlgili madde: m.243
- 7. Hukuk Dairesi, 2024/1420 E., 2025/37 K., 06.01.2025İlgili madde: m.245
- 9. Hukuk Dairesi, 2024/11798 E., 2024/16186 K., 17.12.2024İlgili madde: m.246
- 9. Hukuk Dairesi, 2024/11799 E., 2024/16187 K., 17.12.2024İlgili madde: m.246
- 9. Hukuk Dairesi, 2024/10839 E., 2024/15904 K., 09.12.2024İlgili madde: m.246
- 9. Hukuk Dairesi, 2024/10841 E., 2024/15906 K., 09.12.2024İlgili madde: m.246
- 9. Hukuk Dairesi, 2024/10842 E., 2024/15907 K., 09.12.2024İlgili madde: m.246
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/5220 E., 2024/7957 K., 30.10.2024İlgili madde: m.244
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/5798 E., 2024/3066 K., 02.05.2024İlgili madde: m.243
- 4. Ceza Dairesi, 2023/17023 E., 2024/2866 K., 06.03.2024İlgili madde: m.244
- 8. Hukuk Dairesi, 2023/2322 E., 2024/1442 K., 05.03.2024İlgili madde: m.244
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/3236 E., 2024/430 K., 23.01.2024İlgili madde: m.243
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/574 E., 2023/3431 K., 21.06.2023İlgili madde: m.244
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/591 E., 2023/3438 K., 21.06.2023İlgili madde: m.245
- 2. Hukuk Dairesi, 2022/10099 E., 2023/661 K., 21.02.2023İlgili madde: m.248
- 22. Hukuk Dairesi, 2016/25477 E., 2019/23771 K., 19.12.2019İlgili madde: m.245
- 22. Hukuk Dairesi, 2015/18433 E., 2017/24825 K., 14.11.2017İlgili madde: m.245
- 2. Hukuk Dairesi, 2014/16432 E., 2014/24078 K., 27.11.2014İlgili madde: m.248
- İkinci Bölüm, 2018/6471 E., 17.11.2022İlgili madde: m.243
- İkinci Bölüm, 2018/13415 E., 29.06.2021İlgili madde: m.247
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2022/192 E., 2024/1574 K., 04.11.2024İlgili madde: m.240
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/1019 E., 2024/1108 K., 15.05.2024İlgili madde: m.241
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/751 E., 2024/845 K., 03.04.2024İlgili madde: m.241
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2021/729 E., 2023/1858 K., 12.10.2023İlgili madde: m.240
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 6.3. İspat ve Deliller - 3 bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış