Genel hükümler › Borç ilişkisinin kaynakları › Sözleşmeden doğan borç ilişkileri

Genel işlem koşulları, kapsamı ve sözleşmenin içeriği

TBK m.20–29Borçlar Hukuku Genel Hükümler

Kısaca

TBK m.20, genel işlem koşullarının tanımını, bu koşulların sözleşmedeki yerinden ve şeklinden bağımsız olarak nitelendirilmesini, benzer sözleşmelerde metin farklılığının genel işlem koşulu niteliğine etkisini, koşulların tartışılarak kabul edildiğine dair kayıtların etkisizliğini ve kamu hizmeti niteliğindeki ya da izne dayalı hizmet sunan kişi ve kuruluşların sözleşmelerine uygulanmasını düzenler.

Kapsam

Bu konu, Türk Borçlar Kanunu m.20–29 hükümlerini kapsar.

TBK m.20 — Genel olarak

Madde, genel işlem koşullarının tanımını, bu koşulların sözleşmedeki yerinden ve şeklinden bağımsız olarak nitelendirilmesini, benzer sözleşmelerde metin farklılığının genel işlem koşulu niteliğine etkisini, koşulların tartışılarak kabul edildiğine dair kayıtların etkisizliğini ve kamu hizmeti niteliğindeki ya da izne dayalı hizmet sunan kişi ve kuruluşların sözleşmelerine uygulanmasını düzenler. Madde, sözleşmenin kapsamına giren genel işlem koşullarının denetimini düzenlemez; bu konu m.21 ve m.23 ile m.22 kapsamındadır. Maddenin kendisi ayrıca yazılmamış sayılma sonuçlarını, yorum kuralını ve sözleşmenin geri kalan hükümlerinin geçerliliğini düzenlemez; bunlar m.21-25 arasındaki hükümlerdir. Tüketici sözleşmelerindeki haksız şart denetimi 6502 sayılı Kanun'a tabidir ve bu madde kapsamında değildir.

Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?

Genel işlem koşulu
Bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden ve tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Hükmün sözleşme metninde mi yoksa ek bir belgede mi yer aldığı, kapsamının ne olduğu ya da yazı türü ve şekli bu nitelendirmede önem taşımaz.
Düzenleyen
Genel işlem koşullarını önceden ve tek başına hazırlayıp karşı tarafa sunan taraftır. Koşulları bizzat kendisi kaleme almış olması gerekmez; başkasına hazırlattırsa ya da başka bir kurumun metnini kopyalasa da düzenleyen sayılır. Belirleyici olan, karşı tarafın hazırlamada rol ve söz hakkının bulunmamasıdır.
Benzer sözleşmeler
Aynı amaca yönelik olarak düzenlenen ve genel işlem koşullarının kullanıldığı sözleşmelerdir. Bu sözleşmelerin metinlerinin birebir aynı olması zorunlu değildir; ortak hükümler genel işlem koşulu olma niteliğini korur.
Tartışılarak kabul edilme kaydı
Koşulların her birinin tartışılarak kabul edildiğini belirten sözleşme kaydıdır. Tek başına bu kayıt, hükmü genel işlem koşulu olmaktan çıkarmaz; gerçekte tartışma yapılıp yapılmadığı ayrıca değerlendirilir.
İzne dayalı hizmet sunan kişi ve kuruluşlar
Sundukları hizmeti kanun veya yetkili makamın verdiği izinle yürüten kişi ve kuruluşlardır. Bunların hazırladığı sözleşmelere, hizmetin niteliğine bakılmaksızın genel işlem koşullarına ilişkin hükümler uygulanır.

Genel olarak: hangi şartlar aranır?

  • Bir sözleşme yapılırken, koşulları düzenleyen tarafın bu hükümleri ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla hazırlamış olması gerekir.
  • Hükümlerin sözleşmeden önce, önceden hazırlanmış olması gerekir.
  • Hükümlerin düzenleyen tarafından tek başına hazırlanmış olması ve karşı tarafın hazırlamada rol ve söz hakkı bulunmaması gerekir.
  • Hükümlerin karşı tarafa sunulmuş olması gerekir; sözleşme metninde ya da ekinde yer alıp almaması bu niteliği değiştirmez.
  • Aynı amaçla düzenlenen sözleşmelerin metinleri birbirinden farklı olsa bile ortak hükümlerin genel işlem koşulu sayılması için bu farklılığın tek başına engel oluşturmaması gerekir.
  • Hükümlerin tartışılarak kabul edildiğine dair bir kayıt bulunsa bile, bu kaydın tek başına genel işlem koşulu niteliğini ortadan kaldırmaması gerekir.
  • Hizmet sunan kişi ya da kuruluşun bu hizmeti kanun veya yetkili makamın izniyle yürütüyor olması ve hazırladığı sözleşmede genel işlem koşulları bulunması halinde, niteliğine bakılmaksızın bu hükümlerin uygulanması gerekir.

Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?

  • Bir hüküm bu maddedeki unsurları taşıyorsa genel işlem koşulu olarak nitelendirilir ve m.21 vd. hükümlerine tabi olur.
  • Koşulların sözleşme metninde mi yoksa ek bir belgede mi bulunduğu, kapsamının geniş ya da dar olduğu, yazı türü ve şeklinin ne olduğu nitelendirmeyi değiştirmez.
  • Aynı amaçla düzenlenen sözleşmelerin metinleri özdeş olmasa bile ortak hükümler genel işlem koşulu sayılmaya devam eder.
  • Tartışılarak kabul edildiğine dair kayıt bulunması, koşulun genel işlem koşulu olma niteliğini tek başına kaldırmaz.
  • Kanun veya yetkili makam izniyle hizmet sunan kişi ve kuruluşların hazırladığı sözleşmelere, hizmetin niteliğine bakılmaksızın bu hükümler uygulanır.
  • Sözleşmede yer alan hükmün ileride çok sayıda sözleşmede kullanılmak üzere önceden ve tek taraflı hazırlanmadığı durumda, bu madde anlamında genel işlem koşulu olmaz ve bu hükümler uygulanmaz.

Sözleşme metni içinde ile ek belge olarak sunulan koşullar arasındaki fark nedir?

Koşullar sözleşme metninin içinde yer alır ya da sözleşmeye bağlı bir ek olarak sunulur.

Koşullar ayrı bir belgede değil de sözleşmenin ana metninde bulunur.

Yer farkı nitelendirmeyi değiştirmez; iki durumda da hükümler genel işlem koşuludur.

Aynı amaçlı sözleşmelerde özdeş metin ile farklı metin arasındaki fark nedir?

Sözleşmelerin metinleri birebir aynı olabilir.

Sözleşmelerin metinleri farklılık gösterir ama ortak hükümleri vardır.

Farklılık, ortak hükümlerin genel işlem koşulu sayılmasını engellemez.

Hükmün gerçekten tartışılması ile sadece tartışıldığına dair kayıt arasındaki fark nedir?

Her koşul gerçekten karşı tarafla görüşülmüş ve bu durum fiilen ortaya konmuşsa koşul özel koşul haline gelebilir.

Sözleşmede yalnız tartışılarak kabul edildiğine dair kayıt bulunur ama fiilen görüşme yapılmamıştır.

Kayıt tek başına yeterli değildir; tek başına kayıt koşulu genel işlem koşulu olmaktan çıkarmaz.

Genel hal sözleşme ile izne dayalı hizmet sunan kişi ve kuruluşların sözleşmesi arasındaki fark nedir?

Genel hükümde, düzenleyenin ticari ya da özel bir sözleşme yapmış olması aranır.

Kanun veya yetkili makam izniyle hizmet sunan kişi ve kuruluşların sözleşmelerinde hizmetin niteliği fark etmez.

İzne dayalı kuruluşların hazırladığı sözleşmelerde de genel işlem koşullarına ilişkin hükümler uygulanır.

Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sözleşmede tartışılarak kabul edildiğine dair kaydın varlığını, koşulun genel işlem koşulu olmadığı sonucuna bağlamak; kayıt tek başına yeterli değildir.
  • Benzer sözleşmelerin metinlerinin birebir aynı olmasını aramak; m.20/II metinlerin özdeş olmasının zorunlu olmadığını açıkça belirtir.
  • Genel işlem koşullarının yalnızca tüketici sözleşmelerinde uygulandığını varsaymak; madde tüketici ile sınırlı değildir ve ticari sözleşmelerde de uygulanır.
  • Koşulun sözleşmenin ekinde ya da ayrı bir belgede yer almasını, genel işlem koşulu olma niteliğini dışlayan bir durum olarak görmek.
  • Kanun veya yetkili makam izniyle hizmet sunan kişi ve kuruluşların sözleşmelerinde, hizmetin türüne bakarak bu hükümleri uygulamamak; madde niteliğe bakılmaksızın uygulanır.
  • Sözleşmenin kapsamına girip girmediği, yazılmamış sayılma ve yorum sorularını m.20 ile karıştırmak; bu sorular m.21-23 kapsamındadır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Genel işlem koşulu sayılabilmek için hükmün karşı tarafa önceden hazırlanmış biçimde sunulmuş olması aranır ve bu nitelik sözleşmenin kurulma aşamasında müzakere edilmiş bir koşulda bulunmaz. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/32 E., 2024/654 K., 11.12.2024)
  • Genel işlem koşullarının uygulanması ve yorumu bakımından Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 20 ila 25. maddeler bütünü üzerinden değerlendirme yapmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1267 E., 2023/427 K., 10.05.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2022/873 E., 2023/424 K., 10.05.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2022/892 E., 2023/425 K., 10.05.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2024/3 E., 2024/650 K., 11.12.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2024/4 E., 2024/652 K., 11.12.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Genel işlem koşulu olduğunu ileri süren taraf, hükmün önceden, tek başına ve çok sayıda benzer sözleşme için hazırlandığını ispatlamakla yükümlüdür; bu iddiayı sözleşme metinleri, benzer sözleşmelerin örnekleri ve düzenleyenin standart formlarıyla ispatlayabilir.
  • Koşulların tartışılarak kabul edildiğini ileri süren taraf, bu iddiasını fiilen yapılmış görüşmeyi gösteren belge, yazışma veya tanık beyanıyla ispatlamalıdır; yalnız sözleşmedeki tartışıldığına dair kayıt yeterli değildir.
  • Sözleşmenin izne dayalı bir kişi veya kuruluş tarafından yapıldığını ileri süren taraf, bu izne ilişkin resmi belge veya mevzuat dayanağını sunmalıdır.
  • Hükmün sözleşmede yer alması ya da ekte bulunması genel işlem koşulu olduğunu ispatlamak için tek başına yeterli değildir; asıl ispat konusu önceden hazırlanma ve benzer sözleşmelerde kullanım amacıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.21: Genel işlem koşullarının sözleşmeye dahil olmasının koşullarını düzenler; bu madde ile birlikte uygulanır, nitelendirme sonrasında sözleşmenin kapsamına girme şartını belirler.
  • 6098 sayılı Kanun m.22: Genel işlem koşullarının uygulanmasında belirsiz hükümlerin düzenleyen aleyhine yorumlanmasını düzenler.
  • 6098 sayılı Kanun m.23: Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı koşulların ve karşı tarafı zayıflatan kayıtların yazılmamış sayılmasını düzenler; m.20'de nitelendirilen koşulların geçerlilik denetimidir.
  • 6098 sayılı Kanun m.25: Yazılmamış sayılan koşulların dışındaki hükümlerin geçerliliğini sürdürmesini ve düzenleyenin bu durumda sözleşmeyi yapmayacağı koşulunu düzenler.
  • 6502 sayılı Kanun: Tüketici sözleşmelerindeki haksız şartların denetimini ayrı bir rejimle düzenler; TBK m.20 vd. hükümleri tüketici sözleşmelerine de uygulanabilir ama tüketici hukukunun kendi denetimi ayrıca geçerlidir.

TBK m.21 — Yazılmamış sayılma

TBK m.21, genel işlem koşullarının sözleşmeye hangi hallerde girmiş sayılmayacağını, yani yürürlük denetimini düzenler. Birinci fıkra, karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmeye girmesi için düzenleyenin açık bilgi verme, içeriği öğrenme imkânı sağlama ve karşı tarafın kabulünü aramaktadır. İkinci fıkra, sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı koşulların yazılmamış sayılmasını düzenler. Madde, koşulların geçerlilik içeriğini (dürüstlüğe aykırılık, ağırlaştırıcı hükümler) düzenlemez; bunlar m.20 kapsamındadır. Ayrıca yazılmamış sayılmanın sözleşmenin geri kalanına etkisi (m.22), tek taraflı değiştirme ve yeni düzenleme yetkisi veren kayıtların yazılmamış sayılması (m.24), genel işlem koşullarının yorumu (m.25) ve bu hükümlere dayanan dava ve def'i usulleri ile zamanaşımı ya da hak düşürücü süreler bu maddenin kapsamı dışındadır (m.22, m.24, m.25).

Yazılmamış sayılma: hangi kavramlar bilinmeli?

Genel işlem koşulu
Çok sayıda benzer sözleşmede kullanmak amacıyla önceden hazırlanan, düzenleyenin tek başına hazırladığı ve karşı tarafın içeriğini pazarlıkla etkileyemediği sözleşme hükümleridir. Sözleşme metninde yer almaları, kapsamları ve yazı biçimleri nitelendirmede önem taşımaz.
Yazılmamış sayılma
Bir koşulun sözleşmeye hiç dahil olmamış kabul edilmesi ve tarafları bağlamamasıdır. Madde metnine göre bu yaptırım, koşulun geçersizliğinden ayrı bir sonuç doğurur ve dava açılmasını ya da iradi bir beyanı gerektirmediği ileri sürülür.
Düzenleyen
Genel işlem koşullarını hazırlayan ve sözleşmede bunları ileri süren taraftır. Maddede bilgi verme ve öğrenme imkânı sağlama yükümlülüğü düzenleyene aittir.
Şaşırtıcı (olağan dışı) koşul
Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı, karşı tarafın makul olarak beklemediği koşuldur. Hangi koşulun bu nitelikte olduğu her somut olayda sözleşme türü ve işin olağan yapısına göre belirlenir.
Karşı tarafın menfaatine aykırılık
Koşulun, sözleşmeye uygulanacak yedek hukuk kurallarına ya da koşul olmasaydı kalan hükümlere göre karşı tarafın durumunu kötüleştirmesidir. Koşulun karşı tarafa daha az yük getirmesi halinde m.21 birinci fıkra uygulanmaz.

Yazılmamış sayılma: hangi şartlar aranır?

  • Koşulun genel işlem koşulu niteliğinde olması, yani önceden hazırlanmış ve çok sayıda benzer sözleşmede kullanılmak üzere düzenleyence tek başına konulmuş olması gerekir.
  • Birinci fıkra kapsamında koşulun karşı tarafın menfaatine aykırı olması ve sözleşmenin kapsamına girmesi gerekir.
  • Düzenleyenin sözleşme yapılması sırasında karşı tarafa bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi vermesi gerekir.
  • Düzenleyenin karşı tarafa koşulların içeriğini öğrenme imkânı sağlaması gerekir.
  • Karşı tarafın bu koşulları kabul etmesi gerekir; kabul yoksa koşul sözleşmeye girmez.
  • İkinci fıkra kapsamında koşulun sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olmaması gerekir; yabancı olan koşul, yukarıdaki bilgilendirme ve kabul koşulları yerine getirilmiş olsa bile yazılmamış sayılır.
  • Yazılmamış sayılma sonucu için koşulun sözleşme metninde yer alması ya da ekte bulunması önemli değildir; ayrıca yazılmamış sayılan hüküm sözleşmenin diğer hükümlerinden ayrı değerlendirilir.

Yazılmamış sayılma: hangi sonuçları doğurur?

  • Birinci fıkradaki şartlar gerçekleşmezse, yani karşı tarafın menfaatine aykırı koşul sözleşmeye bilgi verilmeden ya da kabul edilmeden girmişse, bu koşullar yazılmamış sayılır ve karşı tarafı bağlamaz.
  • Yazılmamış sayılma, sözleşmenin kendisini hükümsüz kılmaz; sözleşmenin yazılmamış sayılan koşullar dışındaki hükümleri geçerliliğini korur (m.22).
  • Yazılmamış sayılan koşul olmasaydı diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacak olduğunu düzenleyen taraf ileri süremez.
  • İkinci fıkra uyarınca sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı koşul, bilgilendirme yapılmış ve kabul edilmiş olsa bile yazılmamış sayılır.
  • Birinci fıkradaki koşullar bakımından düzenleyen, bilgilendirmeyi ve içeriği öğrenme imkânını sağladığını ispat ederse koşul sözleşmenin parçası olarak kalır.
  • Yazılmamış sayılan bir koşul sözleşmenin esaslı unsurunu oluşturuyorsa sözleşme kurulmamış sayılabilir.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, koşulun karşı tarafa bildirilmesi ve kabul edilmesi ölçütüne bağlıdır; ölçüt sözleşme kurulurken karşı tarafın durumudur.

İkinci fıkra, koşulun sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olmasına bağlıdır; ölçüt hükmün kendi içeriğine ilişkindir.

Birinci fıkradaki bilgilendirme ve kabul yapılmış olsa bile ikinci fıkra kapsamındaki şaşırtıcı koşul yazılmamış sayılır; bilgilendirme ikinci fıkra yaptırımını ortadan kaldırmaz.

Bilgilendirme ve kabul eksikliği ile sözleşme türüne yabancılık arasındaki fark nedir?

Bilgilendirme ve kabul eksikliğinde koşul, karşı tarafın iradesini aşan bir hüküm olarak yazılmamış sayılır.

Yabancılıkta koşul, karşı tarafın iradesi aşılmış olsa da aynı tür sözleşmelerde beklenmeyen içerik nedeniyle yazılmamış sayılır.

İki hal farklı gerekçelerle işler; yazılmamış sayılma sonucu ortaktır ama birinci halde düzenleyenin bilgilendirmeyi ispatlaması ikinci halde ise koşulun olağan dışılığının tespiti gerekir.

Menfaate aykırı koşul ile menfaate aykırı olmayan koşul arasındaki fark nedir?

Karşı tarafın menfaatine aykırı koşul, birinci fıkranın koruma alanına girer.

Karşı tarafa daha az yük getiren ya da menfaatini korumayan koşul, birinci fıkra ölçütüne girmez.

Menfaate aykırı olmayan koşul için bilgilendirme ve kabul şartı aranmaz; ancak ikinci fıkra ölçütü ayrıca değerlendirilebilir.

Yazılmamış sayılma: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yazılmamış sayılma ile geçersizliği aynı şey saymak; madde yazılmamış sayılan koşulun sözleşmeyi bütünüyle geçersiz kılmadığını düzenler.
  • Birinci fıkradaki bilgilendirmenin yapılmış olmasını ikinci fıkra yaptırımından da kurtulma sayarak uygulamak; şaşırtıcı koşul bilgilendirilse bile yazılmamış sayılır.
  • Sözleşme metnine yapılan genel yollamanın (ör. 'genel şartlara tabidir') açık bilgi verme yerine geçtiğini varsaymak; madde açık bilgi verilmesini şart koşar.
  • Karşı tarafın bir koşulu imzalamasını, ayrıca içeriğinin öğrenilmesi imkânı tanındığı anlamına gelmiş saymak; kabul ve öğrenme imkânı ayrı şartlardır.
  • Yazılmamış sayılan koşulun yerine sözleşme dışından bir hükmün ya da hâkim tarafından yeni bir hükmün konulacağını düşünmek; m.22 yalnızca geri kalan hükümlerin geçerliliğini korur.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yürürlük denetiminde düzenleyen taraf, karşı tarafa koşulların varlığını açıkça bildirmiş ve içeriğini öğrenme imkânı sağlamış olmalıdır; bu yükümlülüğün yerine getirildiği ileri sürülüyorsa ispat düzenleyene ait kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/3 E., 2024/650 K., 11.12.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2024/4 E., 2024/652 K., 11.12.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2024/5 E., 2024/653 K., 11.12.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2024/498 E., 2024/656 K., 11.12.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2023/198 E., 2023/526 K., 24.05.2023)
  • Hukuk Genel Kurulu, 6098 sayılı Kanun'un 20-25 inci maddelerinin genel işlem koşulları hakkında da uygulanacağını kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/32 E., 2024/654 K., 11.12.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Yazılmamış sayılmayı ileri süren tarafın ispat yükü, hükmün genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu ve düzenleyence tek başına hazırlandığını göstermesine ilişkindir; bu nitelik çoğunlukla düzenleyenin metnine ve sözleşmelerin benzerliğine dayanılarak ortaya konur.
  • Birinci fıkra bakımından bilgi verme, içeriği öğrenme imkânı sağlama ve kabul yükümlülüğü düzenleyene aittir; düzenleyen bu hususları yazılı belge, sözleşme öncesi görüşme tutanağı veya imza ile ispatlamalıdır.
  • Düzenleyen, karşı tarafın koşulları tartışarak kabul ettiğini ya da sözleşmeyi bütün sonuçlarını değerlendirerek imzaladığını ispatlarsa koşul geçerli kalabilir; bu ispat daha çok tartışma ve pazarlığın belgelenmesiyle yapılabilir.
  • İkinci fıkra bakımından koşulun sözleşmenin niteliğine yabancı olduğunu iddia eden taraf bunu ispatlamalıdır; hâkim bu tespiti sözleşme türünün olağan yapısına ve işin özelliğine göre yapar.
  • Sözleşme metninde yer alan yazılı ibare ile ekte bulunan koşul arasında fark yoktur; karşı tarafın koşulları kabul ettiğini gösteren imza ya da onay, bilgilendirmenin yapıldığının ilk karinesi olarak değerlendirilebilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.20: Genel işlem koşullarının tanımını, dürüstlük kuralına aykırılığı ve ağırlaştırıcı hükümlerin yasağını düzenler; m.21 ise koşulların sözleşmeye girişini düzenler.
  • 6098 sayılı Kanun m.22: Yazılmamış sayılan koşulların sözleşmenin geri kalanını etkilemeyeceğini, yani kısmi yokluk ilkesini düzenler.
  • 6098 sayılı Kanun m.24: Düzenleyene tek yanlı olarak karşı taraf aleyhine değiştirme ya da yeni düzenleme yetkisi veren kayıtların yazılmamış sayılmasını düzenler; m.21 ile aynı yaptırımı paylaşır.
  • 6098 sayılı Kanun m.25: Genel işlem koşullarında belirsizlik olması halinde yorum kuralını düzenler; yazılmamış sayılma tespit edildikten sonra kalan koşullara ilişkin ayrı bir ölçüttür.
  • 6098 sayılı Kanun m.39: Yanılma ve aldatma hallerinde süreyle sınırlı iptal imkânını düzenler; yazılmamış sayılma ile iptal yolu birbirinden ayrıdır.

TBK m.22 — Yazılmamış sayılmanın sözleşmeye etkisi

Madde, genel işlem koşullarının yazılmamış sayılmasının sözleşmenin geri kalanına etkisini düzenler. Yazılmamış sayılan koşullar dışındaki hükümlerin geçerliliğini koruyacağını ve kısmi yazılmamış sayılma yaptırımını öngörür. Düzenleyenin, yazılmamış sayılan koşullar olmasaydı sözleşmeyi yapmayacağını ileri sürmesini engeller. Kime uygulanacağı, genel işlem koşullarını hazırlayan düzenleyen ile karşı taraf arasındaki sözleşme ilişkisidir. Yazılmamış sayılma sebeplerini (bilgilendirme, şaşırtıcılık, tek taraflı değiştirme yetkisi) düzenlemez; bunlar TBK m.21 ve m.24 kapsamındadır. Dürüstlük kuralına aykırı koşulların geçersizliği (m.25) ile bu koşulların yorumu (m.23) da bu maddenin konusu değildir. Sözleşmenin tamamının kesin hükümsüzlüğünü düzenleyen TBK m.27 ve yazılmamış sayılmanın sonucu olarak sözleşmenin kurulmamış sayılması hali de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Yazılmamış sayılmanın sözleşmeye etkisi: hangi kavramlar bilinmeli?

Yazılmamış sayılma
Genel işlem koşulunun sözleşmeye hiç girmemiş gibi kabul edilmesi, yani sözleşmenin bir parçası olmadığı sonucudur. Kanun bu yaptırımı taraflar arasında bir irade açıklaması ya da dava gerektirmeden kendiliğinden doğurur.
Kısmi yazılmamış sayılma
Yalnızca yazılmamış sayılan koşulların sözleşme dışında kalması, bunun dışındaki hükümlerin ise geçerliliğini sürdürmesidir. Bu, tüm sözleşmenin geçersizliği anlamına gelmez.
Düzenleyen
Genel işlem koşullarını önceden hazırlayıp sözleşmeye koyan taraftır. Madde, sözleşmeyi bu tarafın yazılmamış sayılan koşullar olmasaydı yapmayacağını ileri sürmesini yasaklar.
Karşı taraf
Genel işlem koşulları hazırlanmış sözleşmeyi, düzenleyenin önerdiği metin üzerinden kabul eden taraftır. Yazılmamış sayılmanın korumasından yararlanan taraf budur.
Yazılmamış sayılan koşullar olmasaydı sözleşmeyi yapmama iddiası
Düzenleyenin, yazılmamış sayılan koşullar çıkarıldığında sözleşmeyi kurmayacağını öne sürerek bütün sözleşmenin geçersizliğini isteyebilmesi anlamına gelir. Madde bu iddiayı açıkça kapatır.

Yazılmamış sayılmanın sözleşmeye etkisi: hangi şartlar aranır?

  • Sözleşmede bir genel işlem koşulunun bulunması ve bu koşulun TBK m.21 ya da m.24 uyarınca yazılmamış sayılmış olması gerekir.
  • Yazılmamış sayılan hüküm, sözleşmenin esaslı unsurunu oluşturmamalıdır; esaslı unsuru oluşturan bir koşul yazılmamış sayıldığında sözleşme bütünüyle kurulmamış sayılır.
  • Yazılmamış sayılan koşullar dışındaki hükümler geçerliliğini korumalıdır; bu hükümler sözleşmenin ayakta kalan kısmını oluşturur.
  • Düzenleyen, yazılmamış sayılan koşullar olmasaydı sözleşmeyi yapmayacağı iddiasında bulunamaz; bu iddia ileri sürülemez.

Yazılmamış sayılmanın sözleşmeye etkisi: hangi sonuçları doğurur?

  • Yazılmamış sayılan genel işlem koşulu sözleşmeden çıkar ve sözleşmenin diğer hükümleri geçerliliğini korur.
  • Yazılmamış sayılan koşul sözleşmenin esaslı unsurunu oluşturuyorsa, genel işlem koşullarını içeren sözleşmenin tamamı kurulmamış sayılır.
  • Düzenleyen, yazılmamış sayılan koşullar olmasaydı sözleşmeyi yapmayacağını ileri süremez; bu iddia dinlenmez.
  • Düzenleyen bu iddiayı ileri süremediği için, sözleşmenin geri kalanının geçersizliği yönünde m.27/2'nin kıyasen uygulanması engellenmiş olur.
  • Yazılmamış sayılma kendiliğinden doğar; taraflar arasında irade açıklaması ya da dava gerekmez, hâkim de bunu resen dikkate alabilir.
  • Yazılmamış sayılan koşulun yerine kanunun tamamlayıcı hükümleri uygulanır.

Kısmi yazılmamış sayılma ile kısmi butlan (m.27/2) arasındaki fark nedir?

TBK m.22 kapsamında yazılmamış sayılan koşul, sözleşmenin geri kalanını ayakta bırakır ve düzenleyen bu koşul olmadan sözleşmeyi yapmayacağını ileri süremez.

TBK m.27/2 uyarınca bazı hükümlerin hükümsüzlüğü, bu hükümler olmadan sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa sözleşmenin tamamını kesin hükümsüz kılar.

Genel işlem koşulu kapsamındaki yazılmamış sayılmada tüm sözleşme ayakta kalır; m.27/2 ise sözleşmenin tamamının hükümsüz olmasına yol açabilir. Düzenleyen, m.22 nedeniyle m.27/2'den kıyasen yararlanamaz.

Düzenleyen ile karşı taraf arasındaki fark nedir?

Düzenleyen, yazılmamış sayılan koşullar olmasaydı sözleşmeyi yapmayacağını ileri süremez.

Karşı taraf, yazılmamış sayılan koşulların çıkarılmasıyla sözleşmenin geçerli kalan kısmına bağlı kalmak ya da tamamının geçersizliğini ileri sürmek konusunda bu kısıtlamaya tabi değildir.

Maddenin ikinci cümlesi düzenleyenin aleyhine işler; karşı tarafın bu hükümden yararlanması ise tartışmasızdır.

Yazılmamış sayılan koşul esaslı unsur mu ile değil mi arasındaki fark nedir?

Yazılmamış sayılan şart sözleşmenin esaslı unsurunu oluşturmuyorsa, sözleşmenin geri kalanı ayakta kalır.

Yazılmamış sayılan şart sözleşmenin esaslı unsurunu oluşturuyorsa, genel işlem koşullarını içeren sözleşme kurulmamış sayılır.

Esaslı unsur ayrımı, sözleşmenin kısmen mi yoksa tamamen mi kurulmamış sayılacağını belirler.

Yazılmamış sayılmanın sözleşmeye etkisi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yazılmamış sayılan koşulların geçersizliğinin tüm sözleşmeyi hükümsüz kıldığını varsaymak; m.22 bu sonucu açıkça kapatır.
  • Madde metnindeki kısmi yazılmamış sayılmayı m.27/2 kısmi butlanı ile karıştırmak; m.22 düzenleyene m.27/2'den kıyas yoluyla yararlanma yolunu kapatır.
  • Esaslı unsur ile yazılmamış sayılan genel işlem koşulunu ayırt etmemek; esaslı unsur yazılmamış sayılırsa sözleşmenin tamamı kurulmamış sayılır.
  • Yazılmamış sayılmayı irade açıklaması veya dava gerektiren bir geçersizlik gibi değerlendirmek; yazılmamış sayılma kendiliğinden doğar.
  • Karşı tarafın yazılmamış sayılan koşulları olmadan sözleşmeyi yapmayacağını ileri sürmesini de m.22'nin kapsamına sokmak; m.22 bu iddiayı düzenleyenin aleyhine değil, karşı tarafın lehine düzenlemiştir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yazılmamış sayılan koşulun sözleşmenin esaslı unsurunu oluşturup oluşturmadığının belirlenmesi, uygulamada sözleşmenin tamamının mı yoksa kısmen mi geçerli kalacağını ayırmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1267 E., 2023/427 K., 10.05.2023)
  • Bir genel işlem koşulunun yazılmamış sayılması halinde, düzenleyenin bu koşul olmadan sözleşmeyi yapmayacağını ileri sürmesi reddedilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/873 E., 2023/424 K., 10.05.2023)
  • Genel işlem koşullarına ilişkin 20-25. maddelerin, genel işlem koşulu niteliğindeki diğer kayıtlara da uygulanacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/32 E., 2024/654 K., 11.12.2024)
  • Tacirler arası ilişkilerde, Türk Ticaret Kanunu'nda ayrıca düzenleme bulunmayan hallerde TBK'nın genel işlem koşullarına ilişkin 20-25. maddelerinin uygulanacağı kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2022/1201 E., 2025/410 K., 13.03.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Yazılmamış sayılma sonucundan yararlanmak isteyen taraf, sözleşmede genel işlem koşulunun bulunduğunu ve bu koşulun m.21 veya m.24 uyarınca yazılmamış sayılma koşullarını taşıdığını ispat etmelidir.
  • Düzenleyen, genel işlem koşulunu sözleşme öncesinde karşı tarafa açıkça bildirdiğini ya da karşı tarafın koşulu yeterince inceleyip kabul ettiğini ispat etmek zorundadır; bu ispatın yapılamaması yazılmamış sayılmayı doğurur.
  • Yazılmamış sayılan koşulun sözleşmenin esaslı unsuru olduğunu iddia eden taraf bunu ispat etmelidir; bu iddia kabul edilirse sözleşmenin tamamı kurulmamış sayılır.
  • Düzenleyen, yazılmamış sayılan koşullar olmasaydı sözleşmeyi yapmayacağını ileri sürdüğünde bu iddiayı ispat etmek zorunda kalır, ancak m.22 bu iddiayı ileri sürmesini açıkça engellediği için bu savunma kabul edilmez.
  • Sözleşmenin yazılı metni, sözleşme öncesi görüşmelere ilişkin tanık beyanları ve karşı tarafa yapılan bilgilendirmeye dair belgeler, koşulların yazılmamış sayılıp sayılmadığını gösteren başlıca delillerdir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.21: Karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının sözleşmeye girme koşullarını düzenler. Bu maddeye göre yazılmamış sayılan koşullara m.22 uygulanır.
  • 6098 sayılı Kanun m.24: Düzenleyenin tek taraflı olarak karşı taraf aleyhine değişiklik yapma yetkisi veren kayıtları yazılmamış sayar; bu kayıtlar da m.22 kapsamında geri kalan sözleşmeyi etkilemez.
  • 6098 sayılı Kanun m.25: Dürüstlük kuralına aykırı, karşı tarafın aleyhine konulan hükümlerin geçersizliğini düzenler; bu hükümler de yazılmamış sayılan koşullar çerçevesinde değerlendirilir.
  • 6098 sayılı Kanun m.27: Kısmi butlan kuralını (f.2) içerir. m.22, bu kuralın genel işlem koşullarında kıyasen uygulanmasını dışlar.
  • 6098 sayılı Kanun m.23: Belirsiz veya birden fazla anlamlı genel işlem koşullarının karşı tarafın lehine yorumlanmasını düzenler; m.22 ile birlikte uygulanır.

TBK m.23 — Yorumlanması

TBK m.23, genel işlem koşullarında yer alan bir hükmün açık ve anlaşılır olmaması ya da birden çok anlama gelmesi hâlinde yorumunu düzenler. Yorum, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine yapılır. Kuralın uygulanması, genel işlem koşulu niteliğindeki sözleşme hükümlerinde ve bu niteliği taşıyan kayıtlarda söz konusudur. Düzenleyen ile karşı taraf arasındaki ilişkilere uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: genel işlem koşullarının sözleşmenin parçası olması ve açıklama yükümlülüğü (m.20), karşı tarafı aşırı yükleyici ya da beklenmedik kayıtların geçersizliği (m.21), şekle aykırılık ve belirsizlik sonucunda kayıtların yazılmamış sayılması (m.22 ile ilgili denetim), dürüstlük kurallarına aykırılık nedeniyle yazılmamış sayılma (m.25) ve tek taraflı değiştirme yasağı (m.24).

Yorumlanması: hangi kavramlar bilinmeli?

Genel işlem koşulu
Bir tarafın birden çok sözleşmede kullanmak üzere önceden hazırladığı ve karşı tarafın içeriğine etki edemediği sözleşme hükümlerini ifade eder. Yorum kuralı, bu niteliği taşıyan hükümlere özgü bir yorum ölçütüdür.
Düzenleyen
Genel işlem koşullarını hazırlayan ve kullanan taraftır. Kuralın işlemesi için düzenleyenin o alanda uzman olması gerekmez; sözleşmeyi kaleme alan taraf olması yeterlidir.
Açık ve anlaşılır olmama
Hükmün metninde belirsizlik, çelişki ya da anlaşılmasını güçleştiren bir ifade bulunmasıdır. Hükmün tek bir anlamının bulunmaması, yorum yapılmasını gerektirir.
Birden çok anlama gelme
Hükmün makul yorumlara açık olması ve bu yorumların farklı sonuçlar doğurmasıdır. Taraflardan birinin hükmü farklı anladığını ileri sürmesi tek başına yeterli değildir; yorum makul ve dürüstlük kuralına uygun olmalıdır.
Yorum sırası
Genel yorum yöntemleriyle, sözleşmenin bütünü ve tarafların ortak iradesi araştırılmadan bu maddeye başvurulmaz. Madde, önceki yorum yöntemleri sonuç vermediğinde son başvurulacak ölçüttür.

Yorumlanması: hangi şartlar aranır?

  • Yorumu istenen hükmün genel işlem koşulu niteliğinde olması gerekir.
  • Hükmün açık ve anlaşılır olmaması ya da birden çok anlama gelmesi gerekir.
  • Genel yorum yöntemleriyle, yani tarafların ortak iradesini ve sözleşmenin bütününü esas alarak, bir sonuca ulaşılamamış olması gerekir.
  • Sonuç, düzenleyenin aleyhine ve karşı tarafın lehine olan yorum olmalıdır; bu yorum düzenleyenin kusurunun ve özen yükümlülüğünün ihlal edildiğinin ayrıca ispatına bağlı değildir.

Yorumlanması: hangi sonuçları doğurur?

  • Hüküm düzenleyen aleyhine ve karşı taraf lehine yorumlanarak uygulanır.
  • Yorum sonucunda karşı taraf lehine olan anlam, sözleşmenin uygulanmasında esas alınır.
  • Madde, hükmün açık ve anlaşılır olduğu veya tek bir makul anlamı taşıdığı hallerde uygulanmaz.
  • Genel yorum yöntemleriyle sonuca ulaşılabiliyorsa düzenleyen aleyhine yorum yapılmaz.
  • Yorum yoluyla belirlenen anlam, hükmün geçersizliği anlamına gelmez; hüküm bu anlamda uygulanmaya devam eder.
  • Maddenin uygulanması, hükmün yazılmamış sayılması sonucunu doğurmaz; bunun için m.21, m.22 veya m.25 koşullarının ayrıca gerçekleşmesi gerekir.

Genel işlem koşulu ile bireysel pazarlık ile yazılmış hüküm arasındaki fark nedir?

Genel işlem koşulu niteliğindeki hüküm, bir tarafın birçok sözleşmede kullanmak üzere hazırladığı metindir.

Taraflarca birlikte müzakere edilip yazılmış bireysel hüküm, bu maddenin doğrudan konusu değildir.

Madde yalnız genel işlem koşullarına uygulanır; bireysel hükümlerde yorum genel yorum kurallarına göre yapılır.

Yorum denetimi ile yazılmamış sayılma arasındaki fark nedir?

Yorum denetiminde hüküm geçerli kalır ve anlamı düzenleyen aleyhine belirlenir.

Yazılmamış sayılma (m.21, m.22, m.25) durumunda hüküm tamamen ya da kısmen sözleşme dışında kalır.

Hüküm geçerli kalıyorsa yorum yoluyla uygulanır; sakıncası kanunda öngörülen bir kayıtsa o kayıt yazılmamış sayılır.

Yorum yöntemleri sonuç verirse ile vermezse arasındaki fark nedir?

Sözleşmenin bütünü, tarafların ortak iradesi ya da farazi ortak irade ile sonuca ulaşılırsa madde uygulanmaz.

Bu yöntemlerle sonuca ulaşılamazsa düzenleyenin aleyhine yorum yapılır.

Madde ikincil bir yorum ölçütüdür; ilk sırada uygulanmaz.

Yorumlanması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi, bireysel pazarlıkla yazılmış ve karşılıklı kabul edilmiş hükümlere de uygulamak; madde yalnız genel işlem koşullarına uygulanır.
  • Yorum denetimini yazılmamış sayılma ile karıştırmak; yorum sonucunda hüküm geçerli kalır, yazılmamış sayılma ise m.21, m.22 veya m.25 koşullarına bağlıdır.
  • Genel yorum yöntemlerini atlayıp doğrudan düzenleyen aleyhine yorum yapmak; madde ikincil bir ölçüttür ve önce sözleşmenin bütününden ve ortak iradeden sonuç aranmalıdır.
  • Düzenleyenin kusurunu ya da uzmanlığını aramak; kuralın işlemesi için bu unsurlar gerekli değildir.
  • Karşı tarafın hükmü farklı anladığını ileri sürmesini yeterli görmek; belirsizliğin makul bir yorum farkından doğması gerekir.
  • Yorum sonucunu, hükmün tamamen geçersiz olduğu anlamına getirmek; yorum yoluyla hüküm uygulanmaya devam eder.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yüksek mahkeme, yorum denetiminin 6098 sayılı Kanun'un 23. maddesinde öngörüldüğünü ve genel işlem koşullarının yorumlanması gerektiğinde düzenleyen aleyhine ve karşı taraf lehine yorumun benimsendiğini kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1267 E., 2023/427 K., 10.05.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2022/873 E., 2023/424 K., 10.05.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2022/892 E., 2023/425 K., 10.05.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2024/3 E., 2024/650 K., 11.12.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2024/4 E., 2024/652 K., 11.12.2024)
  • Genel işlem koşullarını düzenleyen 20 ila 25. maddelerin genel iş koşulları hakkında da uygulanacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/32 E., 2024/654 K., 11.12.2024)
  • Yorum kuralının, sözleşmeyi kaleme alanın hükmü kendi istediği biçimde ifade edebilmesi ve bu nedenle kendi aleyhine yorumlanmaya katlanması gerektiği gerekçesine dayandığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1267 E., 2023/427 K., 10.05.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Hükmün genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu ve düzenleyenin bu sözleşmeyi birden çok sözleşmede kullandığını ileri süren taraf, bu iddiasını sözleşme metni, benzer sözleşmeler ve karşı tarafın içeriğe etki edemediğini gösteren belgelerle ispatlar.
  • Hükmün açık ve anlaşılır olmadığını ya da birden çok anlama geldiğini ileri süren taraf, bu belirsizliği hükmün metninden ve sözleşmenin bütününden gösterir.
  • Düzenleyenin, genel yorum yöntemleriyle ortak iradenin belirlenebildiğini ileri sürmesi hâlinde, bu savunmayı yazılı sözleşme, yazışmalar ve taraf davranışlarıyla ispatlaması gerekir.
  • Yorum kuralının uygulanması için düzenleyenin kusurunun ispatlanması gerekmez; bu nedenle düzenleyen, hükmü açıklamış olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.20: Genel işlem koşullarının sözleşmenin parçası olması ve açıklama yükümlülüğünü düzenler; yorum kuralı ancak bu koşullar sağlandıktan sonra gündeme gelir.
  • 6098 sayılı Kanun m.21: Beklenmedik ve karşı tarafı aşırı yükleyen kayıtların sözleşme dışında kalmasını düzenler; yorum kuralı bu hükümlerin yerini almaz.
  • 6098 sayılı Kanun m.22: Genel işlem koşullarının belirsizlik ve şekil bakımından denetimini düzenler; yorum kuralından ayrı bir yaptırım içerir.
  • 6098 sayılı Kanun m.25: Dürüstlük kurallarına aykırı genel işlem koşullarının yazılmamış sayılmasını düzenler; yorum kuralı ile yaptırımı farklıdır.
  • 6098 sayılı Kanun m.24: Düzenleyenin tek taraflı olarak karşı taraf aleyhine değişiklik yapmasını yasaklar; yorumla değil değişiklik yasağıyla ilgilidir.
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.2: Dürüstlük kuralını düzenler; maddenin gerekçesinde, bu maddenin genel işlem koşulları bakımından özel bir uygulama alanı olduğu belirtilmiştir.

TBK m.24 — Değiştirme yasağı

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 24. maddesi, genel işlem koşulları içeren bir sözleşmede veya ayrı bir sözleşmede yer alan, düzenleyene tek yanlı olarak karşı taraf aleyhine sözleşme hükmünü değiştirme ya da yeni düzenleme getirme yetkisi veren kayıtların yazılmamış sayılmasını düzenler. Düzenleyen tarafın sonradan tek yanlı değişiklik yapma yetkisinin hem asıl sözleşmede hem de ayrı sözleşmede yer alan kayıtlarda aynı biçimde geçersiz olduğunu kapsar. Kişi bakımından düzenleyen taraf ile karşı taraf arasındaki genel işlem koşulu içeren sözleşmelere uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: karşı taraf lehine yapılan değişiklikler, yetkili kurum veya kuruluşların ya da değişen kanunların karşı taraf aleyhine yaptığı değişiklikler (ÜFE-TÜFE gibi endekslemeler, tarifeler), genel işlem koşullarının yazılmamış sayılmasının genel sonucu ve kısmi yokluk (m.21, m.22), haksız ve dürüstlük kuralına aykırı koşullar (m.25) ve yorum kuralı (m.23).

Değiştirme yasağı: hangi kavramlar bilinmeli?

Genel işlem koşulları
Bir tarafça çok sayıda sözleşmede kullanılmak üzere önceden hazırlanmış ve karşı tarafın içeriğini etkileyemediği sözleşme hükümleridir. Maddenin uygulanabilmesi için sözleşmenin bu niteliği taşıması gerekir.
Düzenleyen
Genel işlem koşullarını hazırlayıp sözleşmeye koyan taraftır. Yetki kaydı düzenleyen lehine tek yanlı değişiklik imkânı verdiğinde madde bu tarafa karşı işler.
Tek yanlı değiştirme yetkisi
Düzenleyenin karşı tarafın rızası olmadan sözleşme hükmünü değiştirebilmesini ya da yeni hüküm koyabilmesini sağlayan kayıttır. Değişikliğin karşı taraf aleyhine olması yasağın kapsamını belirler.
Kısmi yokluk
Yalnız yazılmamış sayılan kaydın etkisiz kalması, sözleşmenin diğer hükümlerinin geçerliliğini koruması anlamına gelir.

Değiştirme yasağı: hangi şartlar aranır?

  • Sözleşmede genel işlem koşulları bulunmalıdır; kayıt ister genel işlem koşullarının içinde ister ayrı bir sözleşmede yer alsın bu fark etmez.
  • Kayıt düzenleyene tek yanlı olarak sözleşme hükmünü değiştirme veya yeni düzenleme getirme yetkisi vermelidir.
  • Yetkinin kullanımı karşı taraf aleyhine olmalıdır; karşı tarafın lehine yapılacak değişiklikler bu yasağın kapsamında değildir.
  • Değişiklik yetkisi düzenleyen tarafın kendi iradesine bağlı olmalıdır; karşı tarafın ayrıca onayı gerekmemelidir.
  • Yetki, yetkili bir kurum veya kuruluşun ya da değişen kanunun karşı taraf aleyhine yaptığı bir değişikliğe ilişkin değilse madde uygulanır.

Değiştirme yasağı: hangi sonuçları doğurur?

  • Düzenleyene tek yanlı olarak karşı taraf aleyhine değiştirme veya yeni düzenleme yetkisi veren kayıt yazılmamış sayılır.
  • Yazılmamış sayılan kayıt sözleşmeye dahil olmaz; düzenleyen bu kaydın dayanağıyla sözleşme hükmünü değiştiremez.
  • Sözleşmenin diğer hükümleri geçerliliğini korur; bu nedenle kısmi yokluk sonucu doğar.
  • Düzenleyen, yazılmamış sayılan kayıt olmasaydı sözleşmeyi yapmayacağını ileri süremez.
  • Yetki karşı taraf lehine ise kayıt geçerlidir ve yazılmamış sayılma uygulanmaz.
  • Karşı tarafın yazılmamış sayılan kaydı kabul etmesi yaptırımı ortadan kaldırmaz.
  • Yetkili kurumların veya değişen kanunların karşı taraf aleyhine yaptığı değişiklikler bu yaptırıma tabi değildir.

Asıl sözleşme ile ayrı sözleşme arasındaki fark nedir?

Kayıt, genel işlem koşullarını içeren asıl sözleşmenin bir hükmü olarak yer alır.

Kayıt, genel işlem koşullarının bulunduğu sözleşmeden ayrı bir sözleşmede yer alır.

Her iki durumda da kayıt yazılmamış sayılır; maddenin yasağı hem asıl sözleşmeyi hem ayrı sözleşmeyi kapsar.

Düzenleyen lehine ile karşı taraf lehine değişiklik arasındaki fark nedir?

Değişiklik yetkisi düzenleyen lehine ve karşı taraf aleyhinedir.

Değişiklik yetkisi karşı taraf lehinedir.

Birinci halde kayıt yazılmamış sayılır; ikinci halde yasak uygulanmaz ve değişiklik geçerlidir.

Düzenleyenin tek yanlı yetkisi ile yetkili kurum veya değişen kanun arasındaki fark nedir?

Düzenleyen kendi iradesiyle sözleşmeyi değiştirir.

Değişiklik tarifeyi onaylayan bir kurum, endeks veya değişen bir mevzuat nedeniyle gelir.

İlk halde madde uygulanır; ikinci halde madde kapsam dışıdır ve değişiklik sözleşmeye uygulanabilir.

Yazılmamış sayılma yaptırımı ile kısmi yokluk arasındaki fark nedir?

Yazılmamış sayılan kayıt sözleşmeden çıkar.

Sözleşmenin diğer hükümleri geçerliliğini korur.

Düzenleyen, kaydın yokluğu nedeniyle sözleşmeyi yapmayacağını ileri süremez.

Değiştirme yasağı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yasağı yalnız asıl sözleşmeye uygulamak; ayrı bir sözleşmede yer alan kaydın da aynı şekilde yazılmamış sayılacağını gözden kaçırmak.
  • Karşı taraf lehine yapılan değişiklik yetkisini de yasak kapsamında saymak.
  • ÜFE-TÜFE gibi endeksleme veya kurumsal tarifeleri düzenleyenin tek yanlı değişikliği gibi değerlendirmek.
  • Yazılmamış sayılan kaydın tüm sözleşmeyi geçersiz kıldığını sanmak; yaptırım kısmi yokluktur.
  • Karşı tarafın kaydı kabul etmiş olmasını yasağın uygulanmasına engel saymak.
  • Maddeyi yalnız kredi sözleşmelerine özgü kabul etmek; madde genel işlem koşulu içeren her sözleşmeye uygulanır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, tarifelerde veya sözleşme şartlarında düzenleyene müşteri aleyhine tek yanlı değişiklik yetkisi veren kayıtların bu madde uyarınca yazılmamış sayılacağını kabul etmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/2182 E., 2025/1399 K., 27.05.2025)
  • Genel işlem koşullarına ilişkin 20 ila 25. maddelerin genel işlem koşulları bakımından uygulanacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/32 E., 2024/654 K., 11.12.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2022/1267 E., 2023/427 K., 10.05.2023)
  • Tacirler arasındaki sözleşmelerde Türk Ticaret Kanunu'nda genel işlem koşullarına ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığından, TBK'nın 20-25. maddelerinin tacirler arasında uygulanabileceği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2022/1201 E., 2025/410 K., 13.03.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Yazılmamış sayılma iddiasını ileri süren taraf, sözleşmenin genel işlem koşulları içerdiğini ve ilgili kaydın düzenleyene tek yanlı değişiklik yetkisi verdiğini ispatlamalıdır; sözleşme metni ve ekleri bu konuda temel delildir.
  • Kaydın karşı taraf lehine olduğunu ileri süren düzenleyen, bu savunmasını ispatlamalıdır; aksi hâlde kayıt karşı taraf aleyhine sayılır.
  • Değişikliğin yetkili bir kurum veya değişen kanundan kaynaklandığını ileri süren taraf bu istisnayı ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.21: Genel işlem koşullarının sözleşmeye dahil olma koşullarını düzenler; m.24 kaydının yazılmamış sayılma ile ilgili ön koşuludur.
  • 6098 sayılı Kanun m.22: Yazılmamış sayılan koşullar dışındaki hükümlerin geçerliliğini korumasını ve düzenleyenin kısmi yokluğa itiraz edemeyeceğini belirler.
  • 6098 sayılı Kanun m.23: Açık ve anlaşılır olmayan genel işlem koşullarının düzenleyen aleyhine yorumlanmasını düzenler; m.24 ile birlikte düzenleyenin kuralları tek yanlı işletmesini engeller.
  • 6098 sayılı Kanun m.25: Karşı tarafın aleyhine dürüstlük kuralına aykırı hükümlerin geçersizliğini düzenler; m.24 ile ayrı bir yaptırımdır.

TBK m.25 — İçerik denetimi

Madde, genel işlem koşullarının içerik denetimini düzenler; yani sözleşme hükmü haline gelmiş bir genel işlem koşulunun, dürüstlük kuralına aykırı olarak karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte olup olmadığını konu alır. Kural, genel işlem koşullarını kullanan veya düzenleyen taraf ile karşı taraf arasındaki sözleşmelere uygulanır. Maddenin metninde, içerik denetiminin hangi ölçütle yapılacağına dair ayrıntılı bir kriter bulunmaz. Madde, koşulun yazılmamış sayılması (m.21) ile yorum kuralını (m.23) düzenlemez. Genel işlem koşulunun sözleşmeye dahil edilmesi ve bağlayıcılığı (m.20-21), aleyhe yorum kuralı (m.23) ve sözleşmeden çıkarılma (m.21) ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Tüketici sözleşmelerinde haksız şart denetimi ise 6502 sayılı Kanun'a tabidir.

İçerik denetimi: hangi kavramlar bilinmeli?

Genel işlem koşulu
Bir tarafça önceden çok sayıda sözleşme için hazırlanmış ve sözleşmeye dahil edilen, karşı tarafla ayrıca görüşülmemiş sözleşme hükmüdür. Bu nitelik, koşulun kaç kez kullanıldığına bağlıdır.
İçerik denetimi
Genel işlem koşulunun sözleşmeye girmiş olmasına rağmen, muhtevasının dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığının denetlenmesidir. Denetim, koşulun yazılmamış sayılmasından ayrı bir aşamadır.
Dürüstlük kuralı
Belirli bir zamanda ve toplumda orta zekâlı, makul ve dürüst kişilerin anlayışından oluşan kurallar bütünüdür. Madde bu kavramı tanımlamaz; sözleşme taraflarının karşılıklı hak, borç, şans ve risklerinin dengeli dağılmasını ölçüt alır.
Karşı taraf aleyhine olma
Koşulun, karşı tarafın hukuki durumunu sözleşmenin dengesi bakımından zayıflatmasıdır. Maddeye göre bu şart tek başına yeterli değildir; dürüstlük kuralına ters düşecek ölçüde olmalıdır.
Durumu ağırlaştırıcı nitelik
Karşı tarafın borçlarını artıran, haklarını daraltan ya da sözleşmeden doğan yükünü yükselten hükümleri ifade eder. Maddenin ikinci kısmı, aleyhe olma unsurunun bu biçimini de kapsar.

İçerik denetimi: hangi şartlar aranır?

  • Koşulun genel işlem koşulu niteliğinde olması, yani önceden çok sayıda hazırlanmış ve sözleşme hükmü haline gelmiş bulunması gerekir.
  • Koşulun geçerli biçimde sözleşmeye dahil edilmiş ve yürürlük denetiminden geçmiş olması gerekir; aksi halde m.21 uyarınca yazılmamış sayılır.
  • Koşulun dürüstlük kuralına aykırı olması gerekir.
  • Koşulun karşı taraf aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte olması gerekir.
  • Dürüstlük kuralına aykırılık genel şart, karşı taraf aleyhine olma ise özel şart niteliğindedir; ikisinin birlikte gerçekleşmesi gerekir.
  • Koşulun, emredici hükümlere aykırı olması hâlinde ayrıca kesin hükümsüzlük söz konusu olabilir; bu hâlde içerik denetimi aranmaksızın geçersizlik doğar.

İçerik denetimi: hangi sonuçları doğurur?

  • Koşul dürüstlük kuralına aykırı ve karşı taraf aleyhine ya da durumunu ağırlaştırıcı nitelikteyse, bu hüküm konulamaz ve doğrudan geçersizdir.
  • Koşul bu nitelikte değilse, içerik denetimi sonucu geçersizlik doğmaz ve koşul sözleşmede geçerliliğini korur.
  • Madde, ilgili koşulun tamamen mi yoksa kısmen mi geçersiz olduğunu açıkça belirtmez; yasak hüküm kısmi yokluk olarak değerlendirilir ve sözleşme bu kayıtlar olmadan geçerliliğini sürdürür.
  • Dürüstlük kuralına aykırılık ile karşı taraf aleyhine olma unsurları birlikte aranır; yalnızca birinin varlığı yeterli değildir.
  • Emredici hükme aykırı koşul, dürüstlük denetimine gerek olmaksızın kesin hükümsüz sayılır.

Yazılmamış sayılma ile içerik denetimi arasındaki fark nedir?

Yazılmamış sayılma (m.21), koşulun sözleşmeye dahil edilmesi ya da yürürlük koşullarının sağlanamaması hâlinde söz konusudur.

İçerik denetimi (m.25), koşul sözleşmeye geçerli olarak girmiş olduktan sonra muhtevasının incelenmesidir.

Koşul yazılmamış sayılmasa bile dürüstlük kuralına aykırıysa geçersiz olabilir; iki denetim farklı aşamalarda çalışır.

Genel hal ile emredici hükme aykırılık arasındaki fark nedir?

İçerik denetimi, dürüstlük kuralına aykırılık ölçütüne dayanır ve hâkimin değerlendirme yapmasını gerektirir.

Emredici hükme aykırılık, koşulun doğrudan kanuna aykırı olmasıdır ve dürüstlük kuralının ayrıca aranmasını gerektirmez.

Emredici hükme aykırı koşul kesin hükümsüzdür; dürüstlük değerlendirmesi yapılmadan geçersiz sayılır.

Genel şart ile özel şart arasındaki fark nedir?

Dürüstlük kuralına aykırılık, her somut koşulda aranan genel ölçüttür.

Karşı taraf aleyhine olma, daha dar kapsamlı özel bir ölçüttür.

İki şart birlikte gerçekleşmediğinde içerik denetimi sonucu ortaya çıkmaz.

Sözleşme dışı hüküm ile genel işlem koşulu arasındaki fark nedir?

Her türlü sözleşmede dürüstlük kuralı geçerlidir.

Madde yalnız genel işlem koşulu niteliğindeki hükümlere özgü denetim öğesini içerir.

Genel işlem koşulu olmayan hükümler de MK m.2 uyarınca dürüstlük denetimine tabidir.

Tüketici sözleşmesi ile diğer sözleşmeler arasındaki fark nedir?

Tüketici sözleşmelerinde haksız şart denetimi 6502 sayılı Kanun'a göre yapılır.

Tüketici olmayan ilişkilerde bu madde uygulanır.

Tüketici ilişkisinde bu maddenin doğrudan uygulanması, ayrı rejimin varlığı nedeniyle sınırlı kalır.

İçerik denetimi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • İçerik denetimini yazılmamış sayılma ile karıştırmak; koşulun sözleşmeye geçerli biçimde girmiş olduğu tespit edilmeden dürüstlük denetimine geçmek.
  • Dürüstlük kuralına aykırılığı aranmaksızın yalnızca karşı tarafın menfaatine aykırılığı yeterli saymak.
  • Emredici hükme aykırı bir koşulu dürüstlük denetimine tabi tutmak; bu hâlde kesin hükümsüzlük doğrudan doğar.
  • Maddenin kesin hükümsüzlük mü yoksa kısmi geçersizlik mi doğurduğunu tartışmadan tek bir sonuç yazmak; madde metni bu ayrımı açıkça yapmaz.
  • Tüketici sözleşmesinde bu maddeyi doğrudan uygulamak; tüketici ilişkilerinde 6502 sayılı Kanun'daki haksız şart rejimi esas alınır.
  • Tacir ilişkisinde m.25'i uygulanamaz saymak; uygulamada tacirler arasında da uygulanacağı kabul edilmektedir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Genel işlem koşullarının dürüstlük kuralına aykırılığı, yalnızca karşı tarafın menfaatine aykırı olmaları yeterli görülmeden, dürüstlük kuralına ters düşecek ölçüde aleyhe olup olmadıkları birlikte değerlendirilerek belirlenmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1267 E., 2023/427 K., 10.05.2023)
  • Hâkimin uyuşmazlıkta, koşulun uygulanma imkânını ve somut olayda şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırarak içerik denetimi yapması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/32 E., 2024/654 K., 11.12.2024)
  • Genel işlem koşullarına ilişkin 20 ila 25. maddelerin, genel işlem koşulları hakkında da uygulanacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/32 E., 2024/654 K., 11.12.2024)
  • Tacirler arasındaki sözleşmelerde Türk Ticaret Kanunu'nda genel işlem koşullarına ilişkin ayrı bir düzenleme bulunmadığından, TBK m.20-25 hükümlerinin tacirler arasında da uygulanacağı kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2022/1201 E., 2025/410 K., 13.03.2025; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2022/1247 E., 2025/411 K., 13.03.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Genel işlem koşulunun geçersizliğini ileri süren taraf, koşulun dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ve karşı tarafın aleyhine ya da durumunu ağırlaştırıcı nitelikte bulunduğunu ispatla yükümlüdür.
  • Koşulun standart ve çok sayıda sözleşmede kullanıldığı, sözleşme metni, benzer sözleşmeler ve tanık beyanı ile ortaya konulabilir; koşulun bireysel olarak müzakere edilmediği ispat yükü altında olan tarafın delillerinden çıkabilir.
  • Koşulu kullanan taraf, koşulun karşı tarafın menfaatine uygun olduğunu, ya da bireysel olarak görüşülüp kabul edildiğini savunursa, bu savunmayı yazılı belgelerle ispatlamalıdır.
  • Karşı taraf, koşulun ticari gerekçelerle haklı olduğunu veya tarafların eşit konumda ve dürüst iki kişi olduğunu savunursa, bu hususu ispatla yükümlüdür.
  • Koşulun kanunun temel düzenleme fikrinden ayrılması hâlinde, dürüstlük kuralına aykırılık için adi bir karine bulunduğu; bu karinenin aksinin düzenleyen tarafça ispat edilebileceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1267 E., 2023/427 K., 10.05.2023)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.21: Genel işlem koşulunun sözleşmeye dahil edilmemesi veya yazılmamış sayılması hâlinde, içerik denetimine geçilmeden önce bu madde uygulanır.
  • 6098 sayılı Kanun m.23: Açık ve anlaşılır olmayan koşulların düzenleyen aleyhine yorumlanmasını düzenler; içerik denetiminden ayrı bir yorum kuralıdır.
  • 4721 sayılı Kanun m.2: Dürüstlük kuralı ölçütünün genel kaynağıdır; dürüstlük kuralına uyma yükümlülüğü her hakkın kullanılmasında ve borcun ifasında geçerlidir.
  • 6502 sayılı Kanun: Tüketici sözleşmelerinde haksız şart denetimine ilişkin ayrı rejimi içerir; bu madde ile ilişkisi, tüketici ilişkilerinde uygulama alanının ayrılmasıdır.

TBK m.26 — Sözleşme özgürlüğü

TBK m.26, taraflara sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleme yetkisi tanıyan sözleşme özgürlüğünün içerik yönünü düzenler. Madde, içerik belirlemenin sınırını kanuna bağlar; bu sınırların somut hâllerini ve yaptırımını m.27'de düzenlenmiş olarak ele alır. Kime uygulanacağı bakımından, bir sözleşmenin tarafları olan kişiler ve sözleşme ilişkisi kurabilen herkes için geçerlidir. Maddede sözleşme yapma veya yapmama özgürlüğü, karşı tarafı seçme özgürlüğü, sözleşmenin şekli ve sözleşmeyi sona erdirme ya da değiştirme özgürlüğü düzenlenmemiştir; bunların ilgili olduğu konular ayrı başlıklarda ele alınır. Sınırlara aykırılığın yaptırımı (kesin hükümsüzlük) m.27 kapsamındadır. Genel işlem koşullarının denetimi (m.20-25) ve sözleşmenin yokluğu, ön sözleşme gibi kurumlar bu maddenin kapsamı dışındadır.

Sözleşme özgürlüğü: hangi kavramlar bilinmeli?

Sözleşme özgürlüğü
Tarafların sözleşme yapıp yapmama, karşı tarafı seçme, sözleşmenin içeriğini ve şeklini belirleme ile sözleşmeyi değiştirme veya sona erdirme konusunda serbest olmasını ifade eden genel ilkedir. Bu madde bu geniş ilkenin yalnızca içerik yönünü düzenler.
Sözleşmenin içeriği
Sözleşmenin tipini, tarafların hak ve borçlarını, edimleri, bunların yerine getirilmesini ve sona ermesini kapsayan hükümlerin tamamıdır. Taraf iradesinden doğan özgün hükümler ile kanundan doğan yasal hükümler bu içeriğin parçasıdır.
Kanunda öngörülen sınırlar
Taraf iradesinin içerik belirlemede aşamayacağı çerçevedir. Bu çerçeve, kanunun emredici hükümleri, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırılık yasağı ile sözleşmenin imkânsızlığı ölçütlerinden oluşur.
Tip özgürlüğü
Tarafların Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmiş bir sözleşme tipini ya da düzenlenmemiş (isimsiz) bir sözleşme tipini seçebilmesidir. Bu özgürlük yalnız borç sözleşmelerinde geçerlidir; aile, miras ve eşya hukukunda numerus clausus ilkesi nedeniyle bulunmaz.
Karma sözleşme
Kanunda düzenlenmiş sözleşmelerin unsurlarının ya da düzenlenmemiş unsurların bir araya getirilmesiyle kurulan, kanunda tek bir tipe karşılık gelmeyen sözleşmedir.

Sözleşme özgürlüğü: hangi şartlar aranır?

  • Sözleşmenin kurulmuş olması ve taraflarda içerik belirleme iradesinin bulunması gerekir.
  • Belirlenen içeriğin kanunun emredici hükümlerine aykırı olmaması gerekir.
  • Belirlenen içeriğin kanuna, ahlaka ve kamu düzenine aykırı olmaması gerekir.
  • Belirlenen içeriğin kişilik haklarına aykırı olmaması gerekir.
  • Belirlenen içeriğin imkânsız olmaması gerekir; imkânsız içerik m.27 uyarınca geçersizdir.
  • Belirlenen içerik, kanunda düzenlenmiş bir sözleşme tipine ya da düzenlenmemiş bir tipe uyabilir; her iki halde de yukarıdaki sınırlara uyulması gerekir.

Sözleşme özgürlüğü: hangi sonuçları doğurur?

  • Taraflar sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde serbestçe belirleyebilir.
  • Sözleşmenin içeriği kanunun emredici hükümlerine aykırı ise, bu içerik m.27 uyarınca kesin olarak hükümsüzdür.
  • Sözleşmenin içeriği ahlaka, kamu düzenine ya da kişilik haklarına aykırı ise, bu içerik kesin hükümsüzdür.
  • Sözleşmenin içeriği imkânsız ise o içerik geçersizdir.
  • Kanunun yedek nitelikteki hükümlerinden taraflar sapabilir; bu sapma geçerlidir.
  • Sınırlara aykırı içeriğin tamamının mı yoksa yalnız aykırı kısmının mı hükümsüz olacağı m.27 ve kısmi hükümsüzlük kuralları ile belirlenir.

Düzenlenmiş sözleşme ile isimsiz sözleşme arasındaki fark nedir?

Türk Borçlar Kanunu'nda ya da diğer özel borç ilişkileri kısmında düzenlenmiş bir tipin seçilmesi.

Kanunda düzenlenmemiş, örneğin faktoring, franchising veya arsa payı karşılığı inşaat gibi bir sözleşmenin kurulması.

İki halde de içerik özgürce belirlenebilir; isimsiz sözleşmede tarafların belirlediği unsurlar ve kanunun emredici sınırları ayrıca değerlendirilir.

Borç sözleşmesi ile aile, miras ve eşya hukukundaki sözleşme arasındaki fark nedir?

Borç sözleşmelerinde tarafların tip ve içerik özgürlüğü tanınır.

Aile, miras ve eşya hukukunda kanunla belirlenmiş tipler (numerus clausus) geçerlidir.

Evlenme sözleşmesi veya mal rejimi sözleşmesi gibi kanunda düzenlenmiş sözleşmelerin içeriği tarafların iradesiyle değiştirilemez.

Sözleşme özgürlüğünün içerik yönü ile diğer yönleri arasındaki fark nedir?

Maddenin düzenlediği, sözleşmenin içeriğini belirleme özgürlüğüdür.

Sözleşme yapma, karşı tarafı seçme, şekil ve sözleşmeyi değiştirme ya da sona erdirme özgürlükleri.

Bu özgürlüklerin sınırları ayrı kurallara tabidir; m.26 yalnız içerik belirlemenin sınırını çizer.

Emredici hüküm ile yedek hüküm arasındaki fark nedir?

Kanunun emredici hükümleri taraf iradesiyle değiştirilemez.

Yedek (tamamlayıcı) hükümler taraflar aksini kararlaştırmadıkça uygulanır.

Emredici hükme aykırı içerik geçersiz olur; yedek hükümden sapan içerik geçerlidir.

Sözleşme özgürlüğü: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sözleşme özgürlüğünü mutlak bir hak saymak; oysa madde açıkça kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürlük tanır.
  • Madde metnindeki 'kanunda öngörülen sınırlar' ifadesini yalnız emredici hükümlerle sınırlı görmek; ahlak, kamu düzeni, kişilik hakkı ve imkânsızlık da sınırlar arasındadır.
  • Aile, miras ve eşya hukuku sözleşmelerinde de borç sözleşmeleri gibi içerik özgürlüğü tanımak; bu alanlarda numerus clausus geçerlidir.
  • Maddenin m.27'deki sınırları ve yaptırımı ile birlikte okunmaması; m.26 tek başına sınırlı bir hükümdür.
  • Sözleşme özgürlüğünün sözleşme yapma, karşı tarafı seçme ve sözleşmeyi sona erdirme yönlerini m.26 kapsamında saymak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Sözleşme özgürlüğünün kural, sınırlarının istisna olduğu; sınırlara aykırılığın hâkim tarafından re'sen dikkate alınacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/922 E., 2023/548 K., 31.05.2023)
  • Sözleşme özgürlüğünün kanunda öngörülen sınırlar içinde kalması gerektiği, hukuka aykırı içeriğin geçerli sayılamayacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2023/1726 E., 2023/1820 K., 15.11.2023)
  • Eski Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinin yeni düzenlemede m.26 ve m.27 olarak ikiye ayrıldığı, m.26'nın genel ilkeyi, m.27'nin ise sınırları ve yaptırımı düzenlediği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/475 E., 2024/284 K., 29.05.2024)
  • Sözleşme özgürlüğünün anayasal bir temel hak olduğu ve sınırlamaların ölçülülük ilkesine uygun olması gerektiği kabul edilmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2016/6785 E., 2018/3262 K., 03.04.2018)
  • Kanunun emredici hükmü ile sözleşme içeriği arasındaki aykırılığın, sözleşmenin tamamına değil aykırı hükme etki ettiği yönünde değerlendirme yapılmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2018/1210 E., 2019/1257 K., 02.10.2019)

Nasıl ispat edilir?

  • Sözleşme içeriğinin kanunun emredici hükmüne, ahlaka, kamu düzenine veya kişilik hakkına aykırılığını iddia eden taraf bu aykırılığı ispatlamakla yükümlüdür.
  • Sözleşme metni, tarafların imzaladığı belgeler ve yazışmalar içeriğin tespiti için başlıca delildir; içerik yazılı belgeyle ispatlanır.
  • Sözleşmenin içeriğinin kanunun yedek hükmünden sapma olduğunu savunan taraf, bu sapmanın açık bir kararlaştırma ile yapıldığını ispatla yükümlüdür.
  • Kanunun emredici hükmüne aykırılık, hâkimin re'sen dikkate alabileceği bir hukuka aykırılık olduğundan, taraflar bu konuda ispat yükünü anlaşmayla kaldıramaz.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.27: m.26'daki sınırların somut hâllerini (emredici hükümler, ahlak, kamu düzeni, kişilik hakkı) sayar ve bu sınırlara aykırılığın kesin hükümsüzlük yaptırımını bağlar.
  • 6098 sayılı Kanun m.20-25: Genel işlem koşullarına ilişkin denetimi düzenler; sözleşme içeriğinin bu koşullarla belirlenmesi halinde m.26'daki serbestlik bu kurallarla sınırlanır.
  • 6098 sayılı Kanun m.12: Sözleşmelerde şekil özgürlüğünün ilke olduğunu düzenler; içerik özgürlüğünün şekil yönüyle ilişkisini gösterir.

TBK m.27 — Kesin hükümsüzlük

Madde, sözleşmenin hangi hallerde kesin hükümsüz (butlan) olacağını ve sözleşme içinde yer alan hükümlerden yalnız bir kısmının hükümsüz olmasının sonucunu düzenler. Birinci fıkra, emredici hükümlere, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız sözleşmelerin kesin hükümsüzlüğünü kurar. İkinci fıkra, kısmi hükümsüzlüğü ve bunun istisnasını düzenler. Madde, tüm sözleşme kurucu unsurlarının eksikliğine (yokluk), iradenin sakatlığına (iptal sebepleri), ehliyetsizliğe ve şekil eksikliğine ilişkin hükümleri kapsamaz. Hükümsüzlüğün ileri sürülmesi ve sonuçlarının ayrıntısı ile genel işlem koşullarına özgü haksız şart denetimi (TBK m.22, TKHK m.5) ayrı düzenlemelerdir ve bu maddenin kapsamı dışındadır.

Kesin hükümsüzlük: hangi kavramlar bilinmeli?

Kesin hükümsüzlük (butlan)
Kanunun aradığı geçerlilik koşulunun gerçekleşmemesi hâlinde sözleşmenin baştan itibaren hiçbir hukuki sonuç doğurmamasıdır. Hükmün emredici hükümlere, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırılık veya konusunun imkânsızlığı gibi kamu yararını ilgilendiren sebeplere bağlandığı hâllerde uygulanır.
Emredici hükümler
Taraflarca sözleşmeyle değiştirilemeyen kanun hükümleridir. Bu hükümlere aykırı sözleşme kesin hükümsüzdür, tarafların iradesi bu sonucu ortadan kaldıramaz.
Konusunun imkânsızlığı
Sözleşmenin yerine getirilmesini istediği edimin sözleşme yapıldığı anda objektif olarak gerçekleştirilemez olmasıdır. Yalnız borçlunun kişisel olarak yapamaması bu kapsamda değildir, çünkü o hâlde ayrı yaptırımlar söz konusu olur.
Kısmi hükümsüzlük
Sözleşmenin yalnız bir bölümünün kesin hükümsüz olup diğer bölümlerinin geçerliliğini koruduğu hâldir. Kısmi hükümsüzlük, sözleşmenin tamamı hükümsüz olmadığı sürece uygulanır.
Sözleşmenin tamamının hükümsüzlüğü
Hükümsüz kısım olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağının açıkça anlaşılması hâlinde, kısmi hükümsüzlük yerine tüm sözleşmenin kesin hükümsüz olmasıdır. Bu ölçüt tarafların farazi iradesine dayanır.

Kesin hükümsüzlük: hangi şartlar aranır?

  • Sözleşmenin kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı olması ya da konusunun imkânsız bulunması gerekir.
  • Sözleşmenin içerdiği hükümlerden yalnız bir kısmının bu niteliği taşıması hâlinde, o kısım sözleşmenin geri kalanından ayrılabilir olmalıdır.
  • Kısmi hükümsüzlüğün korunması için, hükümsüz kısım olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılmamalıdır.
  • Hükümsüz kısım olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur.
  • Hükümsüzlük sebebinin varlığı, kanun koyucunun öngördüğü kamu yararı gerekçesiyle, yalnız taraflar değil her ilgili tarafından ileri sürülebilir ve hâkim bunu re'sen dikkate alır.

Kesin hükümsüzlük: hangi sonuçları doğurur?

  • Kesin hükümsüz sözleşme baştan itibaren hiçbir hukuki sonuç doğurmaz ve sanki hiç kurulmamış gibi kabul edilir.
  • Kesin hükümsüzlük kendiliğinden gerçekleşir; sözleşmeyi hükümsüz kılmak için dava açmaya ya da beyana gerek yoktur.
  • Taraflar, üçüncü kişiler ve menfaati bulunan herkes hükümsüzlüğü ileri sürebilir; hâkim bunu re'sen dikkate almak zorundadır.
  • Bir sürenin geçmesi kesin hükümsüz sözleşmeyi geçerli hâle getirmez; sözleşme ancak geçerli olacak şekilde yeniden yapılabilir.
  • Hükümsüz sözleşmeye dayanarak borç ifa edilmiş olsa bile sözleşme bu sebeple geçerli hâle gelmez.
  • Kısmi hükümsüzlük hâlinde yalnız hükümsüz kısım sayılır; geri kalan hükümler geçerliliğini korur.
  • Sözleşmenin tamamı hükümsüz sayılırsa, aykırı hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılmalıdır; aksi hâlde kısmi hükümsüzlük uygulanır.
  • Kesin hükümsüzlüğü ileri sürme hakkının kötüye kullanılması hâlinde ileri süren kişi korunmayabilir.

Tam hükümsüzlük ile kısmi hükümsüzlük arasındaki fark nedir?

Tam hükümsüzlükte sözleşmenin tamamı, aykırı hüküm tek başına ele alındığında bile geçersizdir. Hükümsüzlük sebebi sözleşmenin bütününü etkiler.

Kısmi hükümsüzlükte yalnız aykırı hükümler hükümsüzdür, diğer hükümler geçerliliğini korur. Ayrım, tarafların hükümsüz kısım olmaksızın sözleşmeyi yapıp yapmayacaklarına göre belirlenir.

Kısmi hükümsüzlükte sözleşme kalan kısmıyla ayakta kalır; tam hükümsüzlükte sözleşmenin tamamı baştan itibaren hükümsüz olur.

Kanunun emredici hükmüne aykırılık ile sözleşmenin yalnız bir hükmünün aykırılığı arasındaki fark nedir?

Emredici hükme aykırılığın sözleşmenin tamamına mı yoksa yalnız bir kısmına mı etki ettiği bu ayrımla belirlenir.

Aykırılık bütün sözleşmeyi değil yalnız belirli bir maddeyi etkiliyorsa kısmi hükümsüzlük kuralı uygulanır.

Sadece aykırı hüküm hükümsüz sayılır ve yerine kanundaki genel hükümler gelir; sözleşmenin geri kalanı geçerli kalır.

Sözleşmenin tamamının hükümsüzlüğü ile tarafların farazi iradesi arasındaki fark nedir?

Hükümsüz kısım olmadan sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa sözleşmenin tamamı hükümsüz olur.

Bu anlaşılma durumu yoksa sözleşmenin diğer hükümleri geçerli kalır.

Ölçüt, hükümsüz kısmın sözleşmenin ayakta kalması için ne ölçüde önemli olduğudur; bu karar tarafların farazi iradesine bağlanır.

Kesin hükümsüzlük (TBK m.27) ile haksız şart hükümsüzlüğü (TKHK m.5/II, TBK m.22) arasındaki fark nedir?

TBK m.27 kesin hükümsüzlük kuralıdır; kamu düzeni ve emredici hükümlere aykırılık gibi sebeplere dayanır.

Genel işlem koşulları ve tüketici sözleşmeleri alanındaki haksız şart hükümsüzlüğü ayrı kurallardır; kısmi hükümsüzlük yönünden ayrı değerlendirilir.

Haksız şart hükümsüzlüğünde sözleşmenin geri kalanı geçerliliğini korur; m.27/II'deki tam hükümsüzlük ölçütü bu alanda aynen uygulanmaz.

Kesin hükümsüzlük: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kesin hükümsüzlük ile iptal edilebilir sözleşmeleri karıştırmak; kesin hükümsüzlükte dava veya beyan gerekmediğini gözden kaçırmak.
  • Sözleşmenin yalnız aykırı hükmünü değil tamamını hükümsüz saymak; kısmi hükümsüzlük kuralını atlamak.
  • Hükümsüz kısım olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağının açıkça anlaşılıp anlaşılmadığını değerlendirmeden tam hükümsüzlüğe karar vermek.
  • Haksız şart denetimini (TBK m.22, TKHK m.5) doğrudan m.27/II ile aynı ölçütte uygulamak; haksız şart hükümsüzlüğünde sözleşmenin geri kalanının geçerliliği kuralı ayrı değerlendirilmelidir.
  • Kesin hükümsüzlüğün sonradan ortadan kalkan bir sebeple geçerli hâle geleceğini düşünmek; sözleşme ancak yeniden yapılabilir.
  • Konusunun imkânsızlığını yalnız borçlunun kişisel imkânsızlığı ile karıştırmak; burada objektif imkânsızlık aranır.
  • Hâkimin kesin hükümsüzlüğü re'sen gözetmesi gerektiğini gözden kaçırıp yalnız tarafların ileri sürdüğü savunmayla yetinmek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kanuna aykırı bir devir veya hisse işleminde, sözleşmenin kesin hükümsüzlüğünün TBK m.27 kapsamında değerlendirildiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/2026 E., 2024/257 K., 15.02.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2020/653 E., 2020/771 K., 09.07.2020)
  • Hükümsüzlük sebebinin bir mahkeme kararında sözleşmenin tamamına mı yoksa bir kısmına mı etki ettiği, sözleşmenin bütünlüğü ve taraf iradelerine göre değerlendirilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2023/1726 E., 2023/1820 K., 15.11.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2021/922 E., 2023/548 K., 31.05.2023)
  • Kanuna aykırılığın sözleşmenin yalnız bir bölümüne ilişkin olduğu durumlarda, bu bölümün ayrılabilirliği ve diğer hükümlerin geçerliliği incelenmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2025/1824 E., 2026/110 K., 03.02.2026)
  • Kesin hükümsüzlük kavramının kamu düzenine ilişkin olduğu ve hâkimin bunu kendiliğinden gözetmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/615 E., 2025/217 K., 09.04.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Kesin hükümsüzlüğü ileri süren taraf, sözleşmenin emredici hükme, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı olduğunu ya da konusunun imkânsız bulunduğunu ispatlamalıdır; bu ispat sözleşme metni ve ilgili mevzuatla yapılır.
  • Kısmi hükümsüzlük yerine tam hükümsüzlük sonucunu isteyen taraf, hükümsüz kısım olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağını ispat etmelidir; bu ispat sözleşmenin amacı, tarafların ilişkisi ve yazışmalar gibi delillerle yapılabilir.
  • Tarafların farazi iradesinin belirlenmesinde yazılı belgeler ve sözleşmenin bütünü öncelikli delildir; tanık beyanı ancak sınırlı biçimde kabul edilir.
  • Hükümsüzlüğü savunan taraf, sözleşmenin bu kısmının sözleşmenin geri kalanından ayrılamayacağını gösterirse, karşı tarafın kısmi hükümsüzlük iddiasını çürütmüş olur.
  • Kesin hükümsüzlüğün kötüye kullanıldığını ileri süren taraf, bu iddiasını dayanağıyla birlikte ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.22: Genel işlem koşullarında yazılmamış sayılan koşullar yönünden kısmi hükümsüzlük kuralını düzenler; m.27/II'den farklı bir ölçüt içerir.
  • 6098 sayılı Kanun m.26: Sözleşmenin hükümsüzlüğünün kapsamı ve kurucu unsurlar bakımından 27. maddeyle birlikte değerlendirilen düzenlemedir.
  • 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.5: Tüketici sözleşmelerinde haksız şartların kesin hükümsüz olduğunu ve sözleşmenin diğer hükümlerinin geçerliliğini koruyacağını düzenler.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.391: Ticari şirket hisse devirlerinde yasal şekil ve izin koşullarına aykırılığın hükümsüzlük sonucunu kurduğu hallerde m.27 ile birlikte uygulanır.

TBK m.28 — Aşırı yararlanma

TBK m.28, aşırı yararlanma (gabin) kurumunu düzenler: sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık bulunması, bu oransızlığın zarar görenin zor durumda kalmasından, düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılarak gerçekleştirilmesi halinde zarar görene tanınan iki hakkı (sözleşmeye bağlı olmadığını bildirip edimin geri verilmesini isteme ve sözleşmeye bağlı kalarak oransızlığın giderilmesini isteme) ve bu hakların kullanım sürelerini kapsar. Madde, sözleşmenin tarafları arasındaki her türlü edim ilişkisinde uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: irade sakatlıkları olan hata, hile ve korkutma (TBK m.30 vd.), sözleşmenin içeriği ve kesin hükümsüzlük hâlleri (TBK m.26-27), ve hakkın zamanaşımı veya dava yoluyla ileri sürülmesine ilişkin usul kuralları ile sebepsiz zenginleşme hükümleri (TBK m.77 vd.).

Aşırı yararlanma: hangi kavramlar bilinmeli?

Aşırı yararlanma (gabin)
Taraflardan birinin, karşı tarafın zor durumda kalması, düşüncesizliği ya da deneyimsizliği nedeniyle sözleşmede açık bir oransızlık yaratmasıdır. Bir irade bozukluğu değil, kişinin içinde bulunduğu durumdan yararlanma hâlidir.
Açık oransızlık
Karşılıklı edimlerin değerleri arasındaki farkın herkesin dikkatini çekecek ölçüde belirgin olmasıdır. Tarafların serbestçe belirlediği edimler arasındaki her farklılık bu anlama girmez; kanun sabit bir oran koymamıştır.
Zor durumda kalma
Zarar görenin ekonomik ya da kişisel bir sıkıntı içinde bulunması ve bu nedenle sözleşmeye katlanmak zorunda kalmasıdır. Sözleşme tarafın zorunlu olarak kabul ettiği koşullarla yapılmış olmalıdır.
Düşüncesizlik
Zarar görenin sözleşmenin sonuçlarını yeterince düşünmeden hareket etmesi durumudur. Bilgi eksikliğinden farklı olarak, dikkatsizlik ya da aceleyle yapılan davranışı ifade eder.
Deneyimsizlik
Zarar görenin ilgili işlem türü ya da piyasa koşulları hakkında yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olmamasıdır.
Sözleşmeye bağlı olmama bildirimi
Zarar görenin sözleşmeye bağlı kalmak istemediğini karşı tarafa açıklamasıdır. Bu bildirim karşı tarafa ulaşmalıdır ve ediminin geri verilmesi talebi ile birlikte kullanılır.

Aşırı yararlanma: hangi şartlar aranır?

  • Karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık bulunmalıdır; bu oransızlık sözleşmenin yapıldığı andaki piyasa koşullarına göre belirlenmelidir.
  • Açık oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından, düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılarak gerçekleştirilmiş olmalıdır; karşı tarafın bu durumu bilmesi ve bundan yararlanmak istemesi gerekir.
  • Zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşmeye bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak oransızlığın giderilmesini istemelidir.
  • Zarar gören haklarını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği, zor durumda kalmada ise bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanmalıdır.
  • Oransızlığın giderilmesi istenmişse, edimlerin tam eşitlenmesi gerekmez; diğer tarafın katlanabileceği ölçüye kadar azaltma yeterlidir.

Aşırı yararlanma: hangi sonuçları doğurur?

  • Şartlar gerçekleşirse zarar gören, sözleşmeye bağlı olmadığını bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak oransızlığın giderilmesini isteyebilir.
  • Sözleşme, aşırı yararlanma şartları gerçekleşse de baştan itibaren geçerlidir; zarar görenin bağlı olmama bildirimi ile sözleşme sona erer.
  • Oransızlığın giderilmesi istenirse, bedelin artırılması veya cins borçta olduğu gibi azaltılması yoluyla yapılabilir.
  • Oransızlığın giderilmesi için edimlerin tam olarak eşitlenmesi gerekmez; diğer tarafın katlanabileceği ölçüye kadar azaltma yeterlidir.
  • Zarar gören iki hak arasında durumun özelliğine göre seçim yapar; seçilen hak bu özelliğe uymuyorsa hâkim diğer hakkın kullanılmasına karar verebilir.
  • Süreler geçtikten sonra hak kullanılamaz; sözleşme geçerliliğini sürdürür.
  • Oransızlık sözleşmenin kurulduğu andaki koşullara göre belirlendiğinden, sonradan ortaya çıkan oransızlık bu maddeye dayanak olamaz.
  • Maddenin yorumu ve uygulanması hakkaniyet ölçüsünde yapılır; sözleşme özgürlüğü ilkesi nedeniyle her oransızlık aşırı yararlanma sayılmaz.

Sözleşmeden dönme benzeri geri verme ile oransızlığın giderilmesi arasındaki fark nedir?

Zarar gören sözleşmeye bağlı olmadığını bildirerek ediminin geri verilmesini ister.

Zarar gören sözleşmeye bağlı kalır ve edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini ister.

Birinci hakta sözleşme baştan itibaren geçersiz sayılır ve sebepsiz zenginleşme hükümleri devreye girer; ikincisinde sözleşme ayakta kalır, bedel artırılır ya da azaltılır. Hangi hakkın kullanılacağı durumun özelliğine göre belirlenir.

Düşüncesizlik-deneyimsizlik ile zor durumda kalma arasındaki fark nedir?

Düşüncesizlik ya da deneyimsizlikte süre, zarar görenin bu durumu öğrendiği andan başlar.

Zor durumda kalmada süre, bu durumun ortadan kalktığı andan başlar.

Bir yıllık süre farklı anlardan başlar; her iki hâlde de beş yıllık sınır sözleşmenin kurulduğu tarihten işler.

Bir yıllık süre ile beş yıllık süre arasındaki fark nedir?

Bir yıllık süre, öğrenme veya durumun ortadan kalkması anından itibaren işler.

Beş yıllık süre, sözleşmenin kurulduğu tarihten itibaren işler ve mutlak bir üst sınırdır.

Öğrenme tarihi ne olursa olsun, sözleşmenin kurulmasından beş yıl geçtikten sonra hak kullanılamaz.

Oransızlık ile aşırı yararlanma arasındaki fark nedir?

Sadece açık bir oransızlık vardır ancak karşı tarafın sömürme kastı yoktur.

Açık oransızlık, zarar görenin zayıf durumundan bilerek yararlanılarak gerçekleşmiştir.

Sömürme unsuru bulunmadığında madde uygulanmaz; sözleşme olduğu gibi geçerliliğini sürdürür.

Aşırı yararlanma: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Her açık oransızlığı aşırı yararlanma saymak; sözleşme özgürlüğü nedeniyle tarafların serbestçe belirlediği edim farklarının kendiliğinden gabin oluşturmadığını gözden kaçırmak.
  • Sübjektif koşulu ihmal ile karıştırmak; sömürme kastı aranırken yalnız dikkatsizliği yeterli görmek.
  • Bir yıllık süreyi her durumda sözleşmenin kurulduğu andan saymak; düşüncesizlik ve deneyimsizlikte öğrenme anından, zor durumda kalmada ise durumun sona erme anından başlatmak gerekir.
  • Beş yıllık süreyi öğrenme tarihine bağlamak; bu süre sözleşmenin kurulduğu tarihten başlar ve uzamaz.
  • Oransızlığın giderilmesinde edimlerin tam eşitlenmesini aramak; diğer tarafın katlanabileceği ölçüye kadar azaltma yeterlidir.
  • Aşırı yararlanmayı irade sakatlığı gibi iptal yoluyla çözmek; madde sözleşmenin ayakta tutulmasına da olanak tanıdığından hâkim seçimi durumun özelliğine göre değerlendirmelidir.
  • Sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkan piyasa değişikliğini oransızlık sayarak maddeyi uygulamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler açık oransızlığı, edimlerin sözleşmenin kurulduğu andaki objektif değeri ile piyasa koşulları karşılaştırılarak belirlemektedir. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2022/301 E., 2025/882 K., 07.05.2025)
  • Aşırı yararlanmanın hem objektif hem de sübjektif koşullarının birlikte gerçekleşmesi aranmakta; sübjektif koşulun varlığı ispat edilmeden talep kabul edilmemektedir. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2022/301 E., 2025/882 K., 07.05.2025; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2022/391 E., 2023/240 K., 23.02.2023)
  • Sömürme kastının bulunmadığı ve sadece ihmal bulunan hâllerde aşırı yararlanma hükümlerinin uygulanamayacağı kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2022/391 E., 2023/240 K., 23.02.2023)
  • Aşırı yararlanma iddiası, sözleşmenin feshi veya başka bir sebeple iddia edilen hâllerde, sözleşme sonrası ortaya çıkan oransızlığa dayanamaz; oransızlık sözleşme anında aranmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/1671 E., 2025/611 K., 24.04.2025)
  • Hâkim, zarar gören tarafın seçtiği hakkın durumun özelliğine uymadığı yönündeki itirazını değerlendirebilmekte ve diğer hakka hükmedebilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/811 E., 2024/1623 K., 17.10.2024)
  • Aşırı yararlanma iddiaları, hata, hile ve korkutma iddialarıyla birlikte ileri sürüldüğünde her birinin ayrı ayrı şartlarının incelenmesi gerekmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2023/1272 E., 2025/1344 K., 12.11.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Aşırı yararlanma hakkını ileri süren zarar gören, açık oransızlığın varlığını ve sözleşmenin kurulduğu andaki değerleri ispatla yükümlüdür; bu ispat bilirkişi raporu ile yapılır.
  • Zarar görenin zor durumda, düşüncesiz ya da deneyimsiz olduğunu ve karşı tarafın bundan yararlanma kastını taşıdığını ispat yükü zarar görenindir; bu hususlar tanık, yazılı belge ve karineler ile kanıtlanabilir.
  • Karşı taraf, oransızlığın piyasa koşullarından kaynaklandığını veya zarar görenin sözleşmeyi kendi isteğiyle kurduğunu ileri sürerse, bu savunmayı ispat etmekle yükümlüdür.
  • Hakkın süresinde kullanıldığını ileri süren zarar gören, öğrenme veya durumun ortadan kalkma tarihini ispatlamalıdır; süre savunması karşı tarafa aittir.
  • Aşırı yararlanmanın varlığı her türlü delille kanıtlanabilir; senetle ispat kuralının istisnası olarak kabul edilmektedir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.39: Maddede hata, hile ve korkutma ile birlikte aşırı yararlanma iddialarının yan yana değerlendirildiği belirtilmiştir; irade sakatlıklarını düzenleyen bu hüküm, aşırı yararlanmadan ayrı bir hukuki yoldur.
  • 6098 sayılı Kanun m.77: Sözleşmeye bağlı olmama bildirimiyle geri verilen edimlerin iadesinde sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.
  • 6098 sayılı Kanun m.132: Hukuk Genel Kurulu kararında TBK m.28 ile birlikte anılmaktadır; bu hüküm aşırı yararlanma ile birlikte değerlendirilen bir sözleşme koşulunu düzenler.

TBK m.29 — Önsözleşme

Madde, bir sözleşmenin ileride kurulmasına ilişkin sözleşmelerin (önsözleşme / sözleşme yapma vaadinin) geçerliliğini kabul eder ve bu önsözleşmenin geçerlilik şeklini düzenler. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, önsözleşmenin şekli, ileride kurulacak asıl sözleşmenin şekline bağlanır. Madde, önsözleşmenin ayrıntılı koşullarını, hukuki sonuçlarını ve tek taraflı ya da iki taraflı yapısını ayrıca düzenlemez. Sözleşmenin kurulması için gereken esaslı unsurlar (m.1 ve devamı) ile konusunun imkânsızlık, hukuka ya da ahlaka aykırılık yönünden denetimi (m.27) ayrı maddelerde yer alır. Önsözleşmeye aykırılığın tazmin ve aynen ifa sonuçları ile zamanaşımı da bu maddede düzenlenmemiştir.

Önsözleşme: hangi kavramlar bilinmeli?

Önsözleşme (sözleşme yapma vaadi)
Taraflardan birinin ya da her ikisinin, ileride üçüncü bir kişiyle ya da karşı tarafla belirli bir sözleşmeyi yapma borcunu üstlendiği sözleşmedir. Önsözleşmenin konusu, ileride kurulacak asıl sözleşmenin bir borç sözleşmesi olmasıdır.
Asıl sözleşme
Önsözleşme ile kurulması üstlenilen, ileride yapılacak sözleşmedir. Asıl sözleşmenin esaslı unsurlarının belirli ya da belirlenebilir olması gerekir.
Tasarruf işlemi
Bir hakkın doğrudan devrini, değiştirilmesini ya da sona erdirilmesini sağlayan işlemdir. Tasarruf işlemi için yapılan vaat önsözleşme sayılmaz; ileride yapılacak tasarruf işlemi için önceden yapılan sözleşme ise tam bir sözleşmedir.
Şekle bağlılık
Kanunun belli bir biçimde yapılmasını zorunlu kıldığı sözleşmelerde biçime uyulmaması, sözleşmenin geçersizliğine yol açar. Önsözleşmenin şekli de asıl sözleşmenin şekline bağlıdır.

Önsözleşme: hangi şartlar aranır?

  • Önsözleşmenin konusu, ileride kurulacak bir borç sözleşmesi olmalıdır; tasarruf işlemine ilişkin bir taahhüt önsözleşme sayılmaz.
  • Asıl sözleşmenin esaslı unsurları en azından belirli ya da belirlenebilir olmalıdır.
  • Önsözleşmenin konusu imkânsız, hukuka ya da ahlaka aykırı olmamalıdır (m.27 bakımından).
  • Kanunda öngörülen bir istisna bulunmadığı sürece, önsözleşme asıl sözleşmenin şekline uygun yapılmalıdır; asıl sözleşme resmi şekle tabiyse önsözleşme de resmi şekilde yapılmalıdır.
  • Taraflar, asıl sözleşmenin kurulmasına engel olan durumun ortadan kalkmasıyla birlikte asıl sözleşmeyi yapma borcu altına girmelidir.

Önsözleşme: hangi sonuçları doğurur?

  • Bir sözleşmenin ileride kurulmasına ilişkin sözleşme geçerlidir ve taraflara asıl sözleşmeyi yapma borcu yükler.
  • Asıl sözleşme şekle bağlıysa, önsözleşmenin de aynı şekilde yapılması gerekir; şekle uyulmazsa önsözleşme geçersiz olur.
  • Kanunda öngörülen bir istisna varsa önsözleşmenin şekli asıl sözleşmenin şekline bağlanmaz.
  • Asıl sözleşmenin konusu tasarruf işlemi ise önsözleşme kurulamaz; böyle bir taahhüt doğrudan asıl sözleşme niteliğindedir.
  • Önsözleşme konusu bakımından imkânsızlık, hukuka ya da ahlaka aykırılık bulunuyorsa önsözleşme geçersizdir (m.27).

Tek taraflı önsözleşme ile iki taraflı önsözleşme arasındaki fark nedir?

Yalnız bir tarafın ileride asıl sözleşmeyi yapma vaadinde bulunduğu hâldir; örneğin yalnız satıcının satış vaadi.

Her iki tarafın karşılıklı olarak asıl sözleşmeyi yapmayı üstlendiği hâldir; örneğin karşılıklı alım-satım vaadi.

İki taraflı önsözleşmede her iki taraf da asıl sözleşmeyi yapma borcu altındadır; tek taraflı önsözleşmede borç yalnız vaat eden tarafa yüklenir.

Önsözleşme ile tasarruf işlemi öncesi tam sözleşme arasındaki fark nedir?

İleride borç sözleşmesi yapılmasını konu alan sözleşme önsözleşmedir.

İleride bir tasarruf işlemi yapılmasını konu alan sözleşme önsözleşme değil, başlı başına bir sözleşmedir.

Tasarruf işlemi için yapılan vaat, şekil ve geçerlilik bakımından önsözleşme kurallarına değil, doğrudan asıl sözleşmenin kurallarına tabidir.

Asıl sözleşmenin şekle tabi olduğu hâl ile şekle tabi olmadığı hâl arasındaki fark nedir?

Asıl sözleşme resmi şekle tabi ise (örneğin taşınmaz satışı), önsözleşmenin de aynı şekilde yapılması gerekir.

Asıl sözleşme şekle tabi değilse önsözleşme de şekilsiz geçerlidir.

Şekil koşulu eksik kalan önsözleşme geçersiz olur; şekil koşuluna tabi olmayan asıl sözleşmenin vaadi için ayrıca şekil aranmaz.

Önsözleşme: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tasarruf işlemine ilişkin bir vaadi (örneğin taşınmaz mülkiyetinin devri vaadini) önsözleşme saymak; bu taahhüt doğrudan asıl sözleşmedir.
  • Asıl sözleşmenin şekle bağlı olmadığı hâllerde ile bağlı olduğu hâllerde önsözleşmenin şekline ilişkin kuralı aynı biçimde uygulamak.
  • Önsözleşmenin şekil koşulunu, m.29'daki kanuni istisnalar dışında da esnetmek.
  • Önsözleşmede asıl sözleşmenin esaslı unsurlarının belirlenebilir olmasını atlamak; belirsiz içerikli bir vaadi geçerli saymak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin geçerliliği için resmi şekil aranması, m.29 ile m.237 birlikte okunarak kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/211 E., 2025/555 K., 10.04.2025; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2024/265 E., 2025/151 K., 18.02.2025)
  • Taşınmaz satış vaadinin noter önünde resen düzenlenmesi gerektiği ve bu şekle uyulmayan vaadin geçersiz olduğu kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/211 E., 2025/555 K., 10.04.2025)
  • Önsözleşmenin geçerliliği için şekle uyulması gerektiği, bu şeklin m.29 uyarınca asıl sözleşmenin şekline bağlı olduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/1073 E., 2025/85 K., 26.02.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2022/1101 E., 2023/272 K., 31.01.2023)
  • Ön sözleşmenin şekle uyulmadan yapılmış olmasının sonucu olarak, bu yönde kurulmuş sözleşme ilişkisinin geçerli sayılamayacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2020/372 E., 2021/935 K., 16.09.2021; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2022/2187 E., 2026/259 K., 10.02.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Önsözleşmeye dayanarak asıl sözleşmenin yapılmasını talep eden taraf, önsözleşmenin varlığını ve içeriğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Taşınmaz satış vaadinde önsözleşme, resmi şekilde düzenlenmiş bir belge ile ispatlanır; resmi şekle uyulmamış bir yazılı belge veya tanık beyanı bu şekil eksikliğini gideremez.
  • Önsözleşmenin geçersizliğini ileri süren taraf, şekil eksikliğini ya da konunun belirsizliğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Asıl sözleşmenin konusunun belirli ya da belirlenebilir olduğunu iddia eden taraf, bunu tapu kaydı, belge veya bilirkişi raporu ile ispat eder.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.27: Önsözleşmenin de bir borç sözleşmesi olarak konusunun imkânsız, hukuka ya da ahlaka aykırı olmamasını gerektirir; m.29 bu denetimi değiştirmez.
  • 6098 sayılı Kanun m.237: Taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin resmi şekle bağlanmasını sağlayan hükümdür; m.29'daki şekil kuralının taşınmaz satış vaadi bakımından uygulama alanını belirler.
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.706: Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin resmi şekle tabi olmasına ilişkin uygulamada anılan hükümdür; kararlarda m.29 ile birlikte atıf yapılmaktadır.

Süreler

SüreMaddeHüküm
bir yılm.28Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir.
beş yılm.28Zarar gören bu hakkını, düşüncesizlik veya deneyimsizliğini öğrendiği; zor durumda kalmada ise, bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten başlayarak beş yıl içinde kullanabilir.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

33 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2023/615 E., 2025/217 K., 09.04.2025
    İlgili madde: m.27
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2023/1073 E., 2025/85 K., 26.02.2025
    İlgili madde: m.29
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2024/32 E., 2024/654 K., 11.12.2024
    İlgili madde: m.20, m.21, m.22, m.23, m.24, m.25
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2024/3 E., 2024/650 K., 11.12.2024
    İlgili madde: m.20, m.21, m.23
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2024/4 E., 2024/652 K., 11.12.2024
    İlgili madde: m.20, m.21, m.23
  6. Hukuk Genel Kurulu, 2024/5 E., 2024/653 K., 11.12.2024
    İlgili madde: m.21
  7. Hukuk Genel Kurulu, 2024/498 E., 2024/656 K., 11.12.2024
    İlgili madde: m.21
  8. Hukuk Genel Kurulu, 2023/475 E., 2024/284 K., 29.05.2024
    İlgili madde: m.26
  9. Hukuk Genel Kurulu, 2023/6 E., 2024/292 K., 29.05.2024
    İlgili madde: m.28
  10. Hukuk Genel Kurulu, 2021/922 E., 2023/548 K., 31.05.2023
    İlgili madde: m.26, m.27
Diğer 23 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2023/198 E., 2023/526 K., 24.05.2023
    İlgili madde: m.21
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2022/1267 E., 2023/427 K., 10.05.2023
    İlgili madde: m.20, m.22, m.23, m.24, m.25, m.26
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2022/873 E., 2023/424 K., 10.05.2023
    İlgili madde: m.20, m.22, m.23, m.24, m.25
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2022/892 E., 2023/425 K., 10.05.2023
    İlgili madde: m.20, m.22, m.23, m.24, m.25
  5. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2016/6785 E., 2018/3262 K., 03.04.2018
    İlgili madde: m.26
  6. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2022/2187 E., 2026/259 K., 10.02.2026
    İlgili madde: m.29
  7. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2025/1824 E., 2026/110 K., 03.02.2026
    İlgili madde: m.27
  8. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2023/1272 E., 2025/1344 K., 12.11.2025
    İlgili madde: m.28
  9. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/2182 E., 2025/1399 K., 27.05.2025
    İlgili madde: m.24
  10. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2022/301 E., 2025/882 K., 07.05.2025
    İlgili madde: m.28
  11. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/1671 E., 2025/611 K., 24.04.2025
    İlgili madde: m.28
  12. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/211 E., 2025/555 K., 10.04.2025
    İlgili madde: m.29
  13. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2022/1201 E., 2025/410 K., 13.03.2025
    İlgili madde: m.22, m.24, m.25
  14. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2022/1247 E., 2025/411 K., 13.03.2025
    İlgili madde: m.22, m.25
  15. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2024/265 E., 2025/151 K., 18.02.2025
    İlgili madde: m.29
  16. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/811 E., 2024/1623 K., 17.10.2024
    İlgili madde: m.28
  17. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/2026 E., 2024/257 K., 15.02.2024
    İlgili madde: m.27
  18. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2023/1726 E., 2023/1820 K., 15.11.2023
    İlgili madde: m.26, m.27
  19. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2022/391 E., 2023/240 K., 23.02.2023
    İlgili madde: m.28
  20. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2022/1101 E., 2023/272 K., 31.01.2023
    İlgili madde: m.29
  21. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2020/372 E., 2021/935 K., 16.09.2021
    İlgili madde: m.29
  22. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2020/653 E., 2020/771 K., 09.07.2020
    İlgili madde: m.27
  23. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2018/1210 E., 2019/1257 K., 02.10.2019
    İlgili madde: m.26

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 2.1. Borcun Kaynakları - Sözleşme bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış