Genel hükümler › Borç ilişkilerinde özel durumlar
Teselsül
Kısaca
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 162. maddesi, birden çok borçlunun bulunduğu borç ilişkilerinde müteselsil borçluluğun hangi hallerde doğacağını düzenlemektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 163. maddesi, birden fazla borçlunun bulunduğu ve borcun tamamının her birinden talep edilebildiği hallerde alacaklının başvurabileceği borçlu seçimini ve borçluların sorumluluğunun sürekliliğini düzenler.
Kapsam
Bu konu, Türk Borçlar Kanunu m.162–169 hükümlerini kapsar.
TBK m.162 — Doğuşu
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 162. maddesi, birden çok borçlunun bulunduğu borç ilişkilerinde müteselsil borçluluğun hangi hallerde doğacağını düzenlemektedir. Madde, iradeden doğan (sözleşmeden) müteselsil borçluluğun şartını ve kanundan doğan müteselsil borçluluğun kaynağını ayrı ayrı göstermektedir. Madde, borçluların ilişkisini ve alacaklıya karşı sorumluluğunu kurar; bu bakımdan alacaklı ile borçlular arasındaki dış ilişkiye bakar. Maddenin uygulanması, birden çok borçlu bulunan her hukuki ilişkide, müteselsil sorumluluğun varlığının tespiti için geçerlidir. Müteselsil borçlular arasındaki iç ilişkiyi, yani rücu ve pay oranlarını düzenlemez (m.146, m.167). Müteselsil alacaklılığı düzenlemez (m.143 vd.). Müteselsil borçluluğun ifa, defi ve borçlular arasındaki etkileri (m.163-168) ayrı maddelerde düzenlenmiştir.
Doğuşu: hangi kavramlar bilinmeli?
- Müteselsil borçluluk
- Birden çok borçludan her birinin alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olduğu borç ilişkisidir. Alacaklı, borçlulardan birine ya da birkaçına ya da hepsine borcun tamamını isteyebilir.
- Rızai (iradi) müteselsillik
- Borçluların alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiklerini bildirmeleriyle doğan müteselsilliktir. Bu bildirimin açık olması gerekir; açıklanan irade, alacaklının kabulüyle birlikte bağlayıcı hale gelir.
- Kanuni müteselsillik
- Taraflar arasında bir irade açıklaması bulunmadan, yalnızca kanunun açıkça öngördüğü hallerde doğan müteselsilliktir. Kanuni müteselsillik hallerinin sayısı sınırlıdır (numerus clausus).
- Paylı borçluluk
- Birden çok borçlunun her birinin borcun yalnız kendi payından sorumlu olduğu durumdur. Müteselsil borçluluk yoksa kural budur; müteselsilliğin doğması için açık irade ya da kanun hükmü gerekir.
Doğuşu: hangi şartlar aranır?
- Birden çok borçlunun bulunması gerekir.
- Borçlulardan her birinin alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirmesi gerekir; bu bildirim açık olmalıdır ve alacaklının kabulüyle sözleşme kurulur.
- Bildirim yoksa müteselsil borçluluğun doğması için kanunda öngörülen bir hal bulunmalıdır; kanuni hal dışında teselsül kurulamaz.
- Sözleşmeden doğan müteselsilliğin, geçerlilik şekline bağlı sözleşmelerde bu şekle uygun olarak açıklanması gerekir.
Doğuşu: hangi sonuçları doğurur?
- Borçlulardan her biri bildirimde bulunursa müteselsil borçluluk doğar ve alacaklı borcun tamamını borçlulardan herhangi birinden isteyebilir.
- Açık bir bildirim bulunmuyorsa ve kanunda öngörülen bir hal de yoksa müteselsil borçluluk doğmaz; borçlular arasında paylı borçluluk geçerlidir.
- Müteselsil borç, aynı miktarda ise her borçlu borcun tamamından şahsen sorumludur; miktarlar farklı ise müteselsillik en düşük borç miktarı kadar kurulur.
- Müteselsilliğin kanundan doğduğu hallerde, müteselsil sorumluluk kanunun öngördüğü ölçüde geçerlidir ve taraflar bu kapsamı genişletemez.
- Geçerlilik şekline bağlı sözleşmede müteselsil sorumluluk kabulü bu şekle uygun açıklanmamışsa, müteselsillik iddiası kurulamaz.
İradi müteselsillik ile kanuni müteselsillik arasındaki fark nedir?
Borçluların alacaklıya karşı tamamdan sorumlu olmayı bildirmeleriyle doğan müteselsilliktir. Kaynağı taraf iradesidir.
Kanunun öngördüğü bir halde, taraf iradesi olmaksızın doğan müteselsilliktir. Kaynağı kanun hükmüdür.
İradi müteselsilliğin doğması için alacaklının kabulü ve borçluların açık bildirimi gerekir; kanuni müteselsillikte ise sadece kanundaki halin varlığı yeterlidir.
Müteselsil borçluluk ile paylı borçluluk arasındaki fark nedir?
Her borçlunun borcun tamamından sorumlu olduğu durumdur.
Her borçlunun yalnız kendi payından sorumlu olduğu durumdur ve birden çok borçlu bulunan ilişkilerde kural budur.
Müteselsilliğin varlığı ispatlanamazsa paylı borçluluk kabul edilir; alacaklı her borçludan yalnızca payını isteyebilir.
Doğuşu: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kitapların ve bazı kararların eski kanun metnine dayanarak 'kabul etmeleri' ifadesini alacaklının irade açıklamasına ihtiyaç olmadığı şeklinde yorumlamak; oysa alacaklının kabulü gereklidir.
- Birden çok borçlunun bulunmasını tek başına müteselsillik sayarak paylı borçluluğu gözden kaçırmak; kural paylı borçluluktur.
- Bildirim yoksa kanunda öngörülmemiş bir halde müteselsilliği kabul etmek; kanuni haller sınırlıdır.
- Kanuni müteselsilliği genişletmek; kanunda öngörülen hallerin kıyasla çoğaltılması doğru değildir.
- Müteselsilliğin miktarını, borçlulardan birinin borcunun daha yüksek olması halinde tamamına yaymak; müteselsillik en düşük borç miktarı kadardır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Müteselsil sorumlulukta kural olarak borçlulardan her birinin borcun tamamından sorumlu olduğu kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2022/19 E., 2026/345 K., 04.03.2026)
- Müteselsil borçluluğun kaynağının bir sözleşme olduğu iddia edildiğinde, bu iddianın senetle ispat edilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/1115 E., 2026/84 K., 22.01.2026)
- Ortaklaşa alınan bir malda, alıcı borçlular arasında müteselsil sorumluluğun varlığı m.162 uyarınca değerlendirilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/1115 E., 2026/84 K., 22.01.2026)
Nasıl ispat edilir?
- Müteselsil borçluluğu ileri süren alacaklının, borçluların açık bildirimini ve buna dayanan irade açıklamasını ispat yükü vardır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/1115 E., 2026/84 K., 22.01.2026)
- Sözleşme geçerlilik şekline bağlı değilse müteselsillik iddiası genel ispat kurallarına tabidir; hukuksal işlemle ilgili olduğundan senetle ispat gerekir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/1115 E., 2026/84 K., 22.01.2026)
- Geçerlilik şekline bağlı sözleşmelerde müteselsil sorumluluk kabulünün o şekle uygun açıklanması gerekir; bu açıklanmamışsa iddiayı ileri süren ispat edemez.
- Kanundan doğan müteselsilliği ileri süren taraf, kanunda öngörülen halin varlığını ispat etmelidir.
- Karşı taraf, bildirimin bulunmadığını veya yalnızca paylı borçluluk bulunduğunu savunarak iddiayı çürütebilir; bu savunmanın ispatı için yazılı delil üstündür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.163: Alacaklının borcun tamamını müteselsil borçlulardan birinden ya da birkaçından isteyebilmesi ve borçluların bu konuda birbirlerine karşı sorumluluğu ile ilgilidir; m.162'nin doğurduğu sonucu tamamlar.
- 6098 sayılı Kanun m.146: Müteselsil borçluların iç ilişkisinde, yani aralarındaki rücu ve pay ilişkisinde uygulanır; m.162 bu iç ilişkiyi değil dış ilişkiyi düzenler.
- 6098 sayılı Kanun m.167: Müteselsil borçlardan birinin hissesinden fazla ifada bulunması halinde diğer borçlulara karşı rücu hakkını ve eşit hisse ilkesini düzenler; m.162'nin kurduğu müteselsilliğin iç sonucudur.
- 6098 sayılı Kanun m.165: Müteselsil borçlulardan birinin kendi davranışıyla diğerlerinin durumunu ağırlaştıramayacağı kuralını koyar; m.162'de doğan müteselsilliğin işleyişini sınırlar.
TBK m.163
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 163. maddesi, birden fazla borçlunun bulunduğu ve borcun tamamının her birinden talep edilebildiği hallerde alacaklının başvurabileceği borçlu seçimini ve borçluların sorumluluğunun sürekliliğini düzenler. Madde, birden çok borçlu bulunan borç ilişkilerinde, alacaklıya tanınan talep serbestisini kapsar. Maddenin ikinci fıkrası ise borçluların sorumluluğunun borcun tamamı ödenene kadar devam edeceğini belirtir. Madde, müteselsil sorumluluğun doğduğu sebepleri (kanun, sözleşme veya haksız fiil gibi) düzenlemez; bu sebepler ilgili maddelerde yer alır (m.162). Madde, borçlular arasındaki rücu ilişkisini ve iç ilişkide sorumluluk paylarının belirlenmesini düzenlemez (m.163'ün devamında ve m.144 ile ilgili hükümlerde yer alır). Savunma imkânlarının kapsamı ile zamanaşımı ve hak düşürücü süreler de bu maddenin konusu değildir.
m.163: hangi kavramlar bilinmeli?
- Müteselsil borçluluk
- Aynı borcun tamamından birden fazla borçlunun birlikte sorumlu olması durumudur. Alacaklı, borcun tamamını bu borçlulardan dilediğine karşı talep edebilir.
- Alacaklının talep serbestisi
- Alacaklının, borçluların hepsinden veya yalnız birinden dilediği gibi ifa isteyebilmesidir. Bu seçim, borçluların iç ilişkisindeki paylaşımdan bağımsızdır.
- Borcun tamamı ödenmesi
- Borçluların sorumluluğunun sona ermesi için borcun bütününün ifa edilmiş olması gerektiğini ifade eder. Kısmi ödeme, diğer borçluların sorumluluğunu tamamen sona erdirmez.
m.163: hangi şartlar aranır?
- Birden fazla borçlunun aynı borcun tamamından sorumlu olması bulunmalıdır; bu sorumluluk kanundan, sözleşmeden veya haksız fiilden doğmuş olabilir.
- Alacaklının borcun tamamının veya bir kısmının ifasını talep etmesi gerekir.
- Alacaklı, talebini borçluların hepsine veya yalnız birine yöneltebilmelidir; bu seçim alacaklıya bırakılmıştır.
- Borcun tamamı ödenmediği sürece borçluların sorumluluğu devam etmelidir.
m.163: hangi sonuçları doğurur?
- Alacaklı, borcun tamamını borçluların hepsinden isteyebilir.
- Alacaklı, borcun tamamını dilediği tek bir borçludan isteyebilir; diğer borçlulara karşı talep hakkını kaybetmez.
- Alacaklı, borcun yalnız bir kısmını da talep edebilir.
- Borçlulardan biri ödeme yaptığında, borcun tamamı ödenmediği sürece diğer borçluların sorumluluğu devam eder.
- Borcun tamamı ödendiğinde borçluların sorumluluğu sona erer.
Borçlulardan hepsi ile yalnız biri arasındaki fark nedir?
Alacaklının tüm borçlulara birlikte başvurması, hepsinden talep etmesi.
Alacaklının borçlulardan yalnız birine başvurması, ondan talep etmesi.
Her iki yolda da alacaklı borcun tamamını talep edebilir; seçim alacaklının iradesine bağlıdır.
Borcun tamamı ile borcun bir kısmı arasındaki fark nedir?
Alacaklının borcun tamamının ifasını istemesi.
Alacaklının yalnız borcun bir kısmının ifasını istemesi.
Madde metni her iki talebe de izin verir; kısmi talep borçluların sorumluluğunu tamamen sona erdirmez, sorumluluk borcun tamamı ödenene kadar devam eder.
Kısmi ödeme ile borcun tamamının ödenmesi arasındaki fark nedir?
Borçlulardan birinin ya da bir kısmının yalnız bir bölümü ödemesi.
Borcun tamamının ödenmesi.
Yalnız kısmi ödeme olduğunda sorumluluk devam eder; sorumluluk ancak borcun tamamı ödendiğinde son bulur.
m.163: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Alacaklının tüm borçlulardan aynı anda talepte bulunmak zorunda olduğunu sanmak; alacaklı yalnız birine de başvurabilir.
- Bir borçlunun kısmi ödemesini diğer borçluların sorumluluğunu sona erdiren bir ödeme saymak; sorumluluk borcun tamamı ödenene kadar devam eder.
- Borçlular arasındaki iç paylaşım oranını alacaklıya karşı ileri sürülebilir bir savunma saymak; m.163 alacaklının talep serbestisini korur.
- Müteselsil sorumluluğu borçlular arasındaki rücu hakkıyla karıştırmak; m.163 yalnız dış ilişkiyi düzenler.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Birden çok davalı aleyhine verilen tazminat kararlarında, hükmün müteselsil sorumluluğu gösterir biçimde m.163 uyarınca tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği görülmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1689 E., 2024/2181 K., 21.11.2024; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, 2025/1558 E., 2026/395 K., 12.03.2026; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, 2024/1 E., 2025/302 K., 06.03.2025)
- Trafik kazası ve destekten yoksun kalma gibi zarar davalarında, kusurlu kişilerin kusurlarına düşen sorumluluk dahil olmak üzere m.163 ve m.61 birlikte uygulanarak faiz ve sorumluluk kapsamı belirlenmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1689 E., 2024/2181 K., 21.11.2024; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/653 E., 2025/1370 K., 08.07.2025)
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, m.163 hükmünün birden çok borçlu bulunan tazminat davalarında m.163, 165 ve 166 hükümleriyle birlikte uygulanmasını kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/194 E., 2024/365 K., 10.07.2024)
- Mahkemeler, teselsül hükümlerini uygularken davalılar arasındaki kusur oranlarını ve sınırlı poliçe limitlerini (karayolları trafik sigortası) ayrıca gözetmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/653 E., 2025/1370 K., 08.07.2025; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2021/732 E., 2023/409 K., 09.06.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Alacaklı, borçluların birden fazla olduğunu ve her birinin borcun tamamından sorumlu olduğunu ileri süren taraftır; bu sorumluluğun kaynağını (sözleşme, haksız fiil, kanun) kendisi ispatlar.
- Alacaklı, talebini hangi borçlulara yönelttiğini dava dilekçesinde açıkça belirtmelidir; hükmün tamamını talep ettiğini göstermesi gerekir.
- Borçlular, borcun kendisinin ödendiğini veya kısmen ifa edildiğini ileri sürerse bu ödemeyi yazılı belge veya makbuzla ispatlamak zorundadır.
- Borçlular, kendi iç ilişkilerindeki sorumluluk paylarını (kusur oranı gibi) savunma olarak ileri sürdüğünde bu oranı ispat yükü kendilerine düşer; bu paylaşım alacaklıya karşı ileri sürülemez.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.162: Müteselsil borçluluğun tanımını ve sorumluluğun kaynağını düzenler; m.163 bu tanımın üzerine talep ve sorumluluk kurallarını kurar.
- 6098 sayılı Kanun m.182: Müteselsil borçluluğun sona ermesi ve alacaklının borçlulardan birinin ödemesinin etkilerine ilişkin hükümler içerir; m.163'ün sorumluluğun devamı kuralıyla birlikte okunur.
TBK m.164
Türk Borçlar Kanunu'nun 164. maddesi, müteselsil borçlular arasında borçlulardan birinin alacaklıya karşı hangi def'i ve itirazları ileri sürebileceğini düzenler. Ortak def'iler ile kişisel def'ilerin ayrımı ve bir borçlunun ortak def'iyi ileri sürmemesinin diğer borçlulara karşı sonucu bu maddenin konusudur. Hüküm, müteselsil borç ilişkisinde yer alan tüm borçlular bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: borçlular arasındaki iç ilişkide rücu hakkı (m.141 vd.), borçlulardan birinin davranışının diğerlerinin durumunu ağırlaştırmasını yasaklayan kural (m.165), müteselsil borçluluğun kaynağı ve kapsamı (m.161 vd.) ile zamanaşımı ve def'i ileri sürme usulü.
m.164: hangi kavramlar bilinmeli?
- Müteselsil borçluluk
- Aynı borç bakımından birden çok borçlunun, alacaklı her birine tamamının ifasını talep edebilecek şekilde sorumlu olduğu borç ilişkisidir. Her borçlu borcun tamamından sorumludur.
- Ortak def'i ve itiraz
- Borcun sebebine veya konusuna dayanan, tüm müteselsil borçlulara yarayan savunmalardır. Örneğin borcun geçersizliği, ifa veya zamanaşımı gibi borcu tüm borçlular bakımından etkileyen sebepler bu gruba girer.
- Kişisel def'i ve itiraz
- Yalnızca belirli bir borçlunun alacaklıyla arasındaki ilişkiden doğan savunmalardır. Bu savunma yalnız ilgili borçluya yarar ve diğer borçlular bunu kullanamaz.
m.164: hangi şartlar aranır?
- Savunmayı ileri süren borçlunun, def'inin alacaklıyla kendi arasındaki kişisel ilişkiden mi yoksa müteselsil borcun sebep ya da konusundan mı doğduğu ayırt edilmelidir.
- Kişisel def'i ileri sürülecekse, bu def'i yalnızca savunmayı ileri süren borçlu bakımından sonuç doğurur ve diğer borçlular bu def'iden yararlanamaz.
- Ortak def'i ileri sürülecekse, bu savunmanın tüm müteselsil borçlular için geçerli olduğu kabul edilmelidir.
- Borçlu ortak def'i ve itirazları ileri sürmemişse, bu ihmalin sonucu yalnızca kendisine karşı doğar ve diğer borçlulara karşı sorumluluk kendisinde kalır.
m.164: hangi sonuçları doğurur?
- Borçlu, alacaklıya karşı yalnızca ortak def'i ve itirazları ile kendisine özgü kişisel def'ilerini ileri sürebilir.
- Bir borçlunun kişisel def'isi, diğer müteselsil borçlular bakımından sonuç doğurmaz ve onlar bu def'iden yararlanamaz.
- Ortak def'i ve itirazlar ileri sürüldüğünde, bu savunma müteselsil borçluluğun tüm borçluları yararına sonuç doğurur.
- Bir borçlu ortak def'i ve itirazları ileri sürmezse, diğer borçlulara karşı sorumlu olur. Bu durumda ortak def'iyi ileri sürmeyen borçlunun payı nedeniyle diğer borçlular zarara uğrayabilir.
Ortak def'i ile kişisel def'i arasındaki fark nedir?
Borcun sebebinden veya konusundan doğan savunmalar, tüm müteselsil borçlular tarafından ileri sürülebilir.
Bir borçlunun alacaklıyla kendi arasındaki kişisel ilişkiden doğan savunmaları yalnızca o borçlu tarafından ileri sürülebilir.
Ortak def'iyi bir borçlu ileri sürdüğünde diğerleri de yararlanır; kişisel def'i ise yalnız sahibine yarar.
İleri sürülen def'i ile ileri sürülmeyen def'i arasındaki fark nedir?
Bir borçlu ortak def'iyi ileri sürmüşse, diğer borçlular da bu savunmadan yararlanır.
Bir borçlu ortak def'iyi ileri sürmemişse, bu borçlu diğerlerine karşı sorumlu kalır.
İleri sürülmeyen ortak def'i nedeniyle diğer borçlular rücu ya da iç ilişki bakımından zarara uğrayabilir ve bu borçlu onlara karşı sorumlu olur.
m.164: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kişisel def'iyi tüm müteselsil borçlular bakımından geçerli saymak; kişisel def'i yalnız sahibine yarar.
- Ortak def'iyi, yalnızca dava açan borçlu ileri sürmüş olsa da diğer borçlulara yaramayacak sanmak; ileri sürülen ortak def'i tüm borçlular için sonuç doğurur.
- Borçlunun ortak def'iyi ileri sürmemesini diğer borçlular bakımından sonuçsuz saymak; bu durumda borçlu diğerlerine karşı sorumlu olur.
- Kişisel def'i ile ortak def'iyi, savunmanın kaynağına bakmadan ayırmamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Müteselsil borçlulardan birinin ortak def'iyi ileri sürmemesinin diğer borçlulara karşı sorumluluk doğurduğu ve bu nedenle rücu ilişkisinde ihmalin sonuçlarının değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/285 E., 2025/348 K., 28.05.2025)
- Madde metninin ikinci fıkrasındaki sorumluluk hükmünün, ortak def'iyi ileri sürmeyen borçlunun iç ilişkide diğerlerine karşı yükümlü tutulması amacıyla uygulandığı görülmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/194 E., 2024/365 K., 10.07.2024)
- Müteselsil borçluluk ilişkisinde sözleşmenin ve işin niteliğine bakılarak borçluların birbirine karşı yükümlülüklerinin değerlendirildiği ve bu hükme dayanıldığı görülmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2020/1944 E., 2025/1221 K., 18.12.2025; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2020/1727 E., 2024/1614 K., 04.12.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Ortak def'iyi ileri sürmeyen borçlunun diğer borçlulara karşı sorumluluğunu ileri süren taraf, müteselsil borçluluk ilişkisinin varlığını ve borçlunun ortak def'iyi ileri sürmediğini ispatlamakla yükümlüdür.
- Müteselsil borçluluğun varlığı, sözleşme veya kanundan doğan borç ilişkisini gösteren yazılı belgelerle ispatlanır.
- Savunmanın kişisel mi ortak mı olduğu, borç ilişkisinin sebebi ve konusu incelenerek belirlenir; bu hususta tanık beyanına ancak yazılı delil yoksa başvurulabilir.
- Borçlunun ortak def'iyi ileri sürmediği, dava dosyasındaki savunma beyanları ve duruşma tutanaklarıyla ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.165: Borçlulardan birinin kendi davranışıyla diğer borçluların durumunu ağırlaştıramayacağını düzenler; m.164 savunma hakkını, m.165 ise borçlular arasındaki ağırlaştırıcı davranışı sınırlar.
- 6098 sayılı Kanun m.162: Müteselsil borçluluğun kuruluşunu ve borçluların birbirinin borcundan sorumluluğunu düzenler; m.164 bu sorumluluğun savunma boyutunu tamamlar.
- 6098 sayılı Kanun m.168: Müteselsil borçlular arasında alacaklının halef olma yükümlülüğünü düzenler; rücu hakkı ile ilgili ispat araçlarının korunmasına ilişkindir.
TBK m.165
TBK m.165, müteselsil borçlulardan birinin kendi davranışıyla diğer borçluların durumunu ağırlaştıramayacağı kuralını düzenler. Hüküm, borçlular arasındaki iç ilişkiye yönelik bir yasak getirir ve borçluların bireysel davranışlarının diğer borçlulara etkisini konu alır. Kanun veya sözleşmede aksi öngörülmedikçe uygulanır. Maddenin uygulanma alanı, alacaklının borçlular arasındaki rücu hakkını zorlaştıran davranışları değildir; bu konu alacaklının sorumluluğu olarak TBK m.168 kapsamında ayrıca ele alınır. Alacaklının teminat iadesi ya da ipotekten vazgeçmesi sonucunda doğan sorumluluk da m.168/II'dedir. Maddenin ispat ve zamanaşımı kurallarını düzenlemediği, bunların genel hükümlere ve ilgili rücu maddelerine tabi olduğu söylenebilir. Müteselsil borcun doğuş kaynakları ve ödeme sonrası rücu hakkının kapsamı da bu maddede düzenlenmez.
m.165: hangi kavramlar bilinmeli?
- Diğer borçluların durumunu ağırlaştırma
- Borçlulardan birinin kendi davranışıyla, alacaklıya karşı diğer borçlular aleyhine doğan yükümlülüğün miktarını, vadesini ya da koşullarını artırması halidir. Ağırlaştırma alacaklıya karşı değil, borçlular arasındaki iç ilişkide ortaya çıkan bir sonuçtur.
- İç ilişki
- Müteselsil borçluların alacaklıya karşı değil, birbirleri arasında borç paylaşımına ilişkin ilişkisidir. Madde bu ilişkiye yönelik bir yasak getirir ve borçluları bağlar.
- Kanun veya sözleşmeyle aksi belirleme
- Maddedeki yasağın uygulanmadığı istisnai halleri ifade eder. Yasak emredici değildir; kanun ya da taraflar yasağı kaldırabilir veya değiştirebilir.
m.165: hangi şartlar aranır?
- Birden çok borçlunun aynı borçtan dolayı alacaklıya karşı sorumlu olması, yani borçluların aralarında bir müteselsil ilişkisinin bulunması gerekir.
- Borçlulardan birinin alacaklıyla yaptığı bir işlem ya da kendi fiiliyle diğer borçluların durumunu ağırlaştırması aranır; bu ağırlaştırma borcun miktarını, vadesini veya faiz oranını yükseltme biçiminde olabilir.
- Ağırlaştırıcı davranış kanun veya sözleşmeyle izin verilmiş bir hal olmamalıdır; izin varsa yasak uygulanmaz.
m.165: hangi sonuçları doğurur?
- Borçlulardan biri kendi davranışıyla diğer borçluların durumunu ağırlaştırırsa, bu ağırlaştırma diğer borçlular bakımından iç ilişkide sonuç doğurmaz.
- Ağırlaştırıcı davranışı yapan borçlu, bu davranıştan doğan ek yükü kendi payı oranında değil, tamamen kendisi üstlenir ve diğer borçlulara bu yükü yükleyemez.
- Kanun veya sözleşme aksi öngörmüşse ağırlaştırma geçerli olabilir ve yasak uygulanmaz.
- Yasağa aykırı ağırlaştırmanın kapsamı, ağırlaştırılan borçlunun iç ilişkide rücu ile giderilebilir.
Borçlunun kendi borcu ile diğer borçluların durumu arasındaki fark nedir?
Borçlunun kendi borcunu ilgilendiren, yalnızca kendisini bağlayan davranışı.
Diğer borçluların alacaklıya karşı yükümlülüğünü artıran davranış.
Yalnızca ikinci hal m.165 kapsamındadır ve yasak niteliğindedir; birincisi serbesttir.
Ağırlaştırma ile ağırlaştırmanın alacaklıya etkisi arasındaki fark nedir?
Borçlunun alacaklıyla yaptığı işlemin diğer borçluların yükümlülüğünü artırması.
Alacaklının borçlular arasındaki rücu hakkını zorlaştırması.
İlk hal m.165'in konusudur; ikinci hal m.168/II kapsamında alacaklının sorumluluğudur.
m.165: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddeyi alacaklıya karşı sorumluluk hükmü gibi okumak; m.165 yalnızca borçlular arası iç ilişkiye bakar, alacaklının yükümlülüğü m.168'dedir.
- Kanun veya sözleşmeyle aksi belirlenmiş olan hâli yasak sanmak; izin verilmiş ağırlaştırmalar geçerlidir.
- Ağırlaştırılan borçlunun kendi payı dışında da yükümlü tutulabileceğini varsaymak; yasağa aykırı ek yük diğer borçlulara yüklenemez.
- Ağırlaştırmanın yalnızca vade uzatımı biçiminde olabileceğini sanmak; ana para veya gecikme faizi artışı da kapsamdadır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Müteselsil sorumluluk ilişkilerinde, bir borçlunun kendi davranışıyla diğer borçlular aleyhine ek yük yaratmasının m.165 uyarınca iç ilişkide kabul edilmediği görülmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/285 E., 2025/348 K., 28.05.2025)
- Müteselsil sorumlulardan birinin aldığı ek yükümlülüklerin, diğerlerine yükletilemeyeceği yönünde, kendi dönemi ile sınırlı hesaplama yapılması talepleri m.165 gerekçesiyle ileri sürülmektedir. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2021/2440 E., 2024/2110 K., 13.12.2024)
- Sözleşmede ek yükümlülük öngörülmüşse, bunun m.165'e aykırılığı ve diğer borçlulara etkisi somut sözleşme hükmünün yorumuyla belirlenmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2022/262 E., 2025/373 K., 30.04.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Ağırlaştırıcı davranışı ileri süren borçlu, bu davranışın varlığını ve diğer borçluların yükümlülüğünü artırdığını ispatlamakla yükümlüdür; bu iş çoğunlukla alacaklıyla yapılan sözleşme veya işlem belgeleriyle ispatlanır.
- Diğer borçlu, ek yükümlülüğün kendisini bağlamadığını ileri sürüyorsa, bu davranışın kanun veya sözleşmeyle izin verilmiş olduğunu ispat etmek zorundadır ve bu ispat sözleşme metni ve taraf iradesine dayanır. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2022/262 E., 2025/373 K., 30.04.2025)
- Ağırlaştırmanın iç ilişkideki payını hesaplamada, ağırlaştırıcı borçlunun kendi dönemi ile diğer borçluların dönemi ayrıştırılmalıdır; bu ayrım bilirkişi raporu ve sözleşme kayıtlarıyla yapılır. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2021/2440 E., 2024/2110 K., 13.12.2024)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.168: Alacaklının, rücu hakkından yararlanan müteselsil borçluya halefiyet hakkını engelleyen davranışlarından kaçınma yükümlülüğünü ve buna aykırılığın sorumluluğunu düzenler; m.165 borçlular arası, m.168 alacaklı–borçlu ilişkisini düzenler.
- 6098 sayılı Kanun m.163: Müteselsil borçluların alacaklıya karşı sorumluluğunu ve iç ilişkideki paylaşımı düzenleyen temel hükümdür; m.165 bu ilişkinin bir yönünü tamamlar.
- 6098 sayılı Kanun m.166: Müteselsil borçlular arasında rücu ve iç ilişkideki sorumluluk paylaşımına ilişkin kuralları içerir; m.165'in ağırlaştırmanın sonucunu hesaplarken dikkate alındığı düzenlemedir.
TBK m.166 — Borcun sona ermesi
Bu madde, birden fazla borçlu bulunan borç ilişkisinde (müteselsil borçluluk bağlamında) bir borçlunun yaptığı işlemin diğer borçlular bakımından doğurduğu sonuçları düzenler. Üç durumu ele alır: borçlulardan birinin ifa veya takasla borcu sona erdirmesi, ifa dışında borçtan kurtulması ve alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi. Madde, borçlu sayısının birden fazla olduğu ilişkilerde uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: borçluların kendi aralarındaki rücu hakkı ve iç ilişkideki borca katılma paylarının belirlenmesi (m.146 ve devamı, ilgili hükümler), ibranın genel hükümleri ve şekil serbestisi (m.173 ve ilgili düzenlemeler), alacaklının müteselsil borçlular arasında seçimlik hakkı ve diğer borçlulara karşı takip hakkı (m.163 ve m.165), ayrıca zamanaşımı ve bunun diğer borçlulara etkisi (m.146 ve m.147 gibi zamanaşımına ilişkin hükümler).
Borcun sona ermesi: hangi sonuçları doğurur?
- Borçlulardan birinin ifası veya takası, borcun tamamı veya bir kısmı için o oranda diğer borçluları da borçtan kurtarır.
- Borçlu alacaklıya ifada bulunmadan borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilir; bu hal kendiliğinden doğmaz.
- Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır.
- Ibra edilen borçlunun payının üzerindeki borç, diğer borçlular bakımından devam eder.
- Bu hüküm emredici nitelikte değildir; ancak madde metninde buna aykırı bir sözleşme kaydının geçerliliğine ilişkin açık bir düzenleme yoktur.
İfa veya takas ile ifa dışında borçtan kurtulma arasındaki fark nedir?
Borçlulardan biri alacaklıya ifada bulunarak ya da takas yoluyla borcu sona erdirirse, borç o oranda tüm borçlular için sona erer.
Borçlu alacaklıya ifada bulunmadan borçtan kurtulursa (ibra, tecil, zamanaşımı gibi), diğer borçlular bundan yalnızca durumun ve borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilir.
İfa ve takas kendiliğinden diğer borçluları da kurtarır; ifa dışı kurtulmada diğer borçluların yararlanması kendiliğinden olmaz, somut duruma göre belirlenir.
Genel ibra ile borçlunun iç ilişkideki payına göre ibra arasındaki fark nedir?
Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçlular bakımından ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında sonuç doğurur.
Ibranın diğer borçluları kapsamadığının belirtilmesi ya da ibra edilen borçlunun payının ötesinde bir etki yaratılmaması hali bu hükme girmez.
Diğer borçlular, ibra edilen borçlunun payı kadar borçtan kurtulur; kalan kısım için sorumluluk devam eder.
Borcun sona ermesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ifa dışı kurtulmayı ifa ile aynı sonuca bağlamak; diğer borçluların bu hal ile kendiliğinden kurtulacağını sanmak yerine, madde metnindeki durum ve borcun niteliği ölçütünü uygulamak gerekir.
- Ibra edilen borçlunun payını hesaplarken tüm borç tutarını esas almak; oysa diğer borçlular bakımından yalnızca iç ilişkideki borca katılma payı oranında kurtulma söz konusudur.
- Ibranın diğer borçluları kapsamadığını kabul etmek ile borçlunun ibrası sonucu tam kurtulma varsaymak arasında ayrım yapılmaması; ibranın kapsamı hakkında yazılı kayıt aranmalıdır.
- Takası ifa ile eşdeğer saymak eksik olmaz; madde takası açıkça ifa ile birlikte zikretmiştir, ancak ifa dışı hallerden ayrı tutulmalıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Sigorta ettirenin davadan feragat etmesinin sigorta şirketine etkisi tartışılırken, ifa veya ifa sonucu doğan kurtuluşun diğer borçlulara sirayet edip etmediği bu madde çerçevesinde incelenmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2022/1242 E., 2024/845 K., 13.06.2024; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2019/240 E., 2021/1018 K., 27.05.2021)
- Ibra veya feragat sonucunda sorumlu olan diğer borçlulardan tenzil yapılması gerekip gerekmediği, poliçe limiti ve borçlunun ödediği tutar üzerinden hesaplanmaktadır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2024/1123 E., 2026/384 K., 03.03.2026)
- Kazaya ilişkin tüm borcun ödenmesi ve sigortalıların açıkça ibra edilmesi halinde borcun sona erdiği, bu maddenin ve ilgili hükümlerin birlikte uygulandığı kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/1844 E., 2026/418 K., 04.03.2026)
- Müteselsil borçlardan birine karşı ibra yapılması durumunda, diğer borçluya karşı açılan davada kurtulma oranının belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2019/1061 E., 2021/469 K., 01.04.2021)
Nasıl ispat edilir?
- Ifa veya takas nedeniyle diğer borçluların kurtulmasını ileri süren taraf, ifanın ya da takasın gerçekleştiğini makbuz, banka kaydı veya başka yazılı belgeyle ispatlar.
- Ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payını ileri süren taraf, bu payı iç ilişkiyi gösteren sözleşme, ortaklık veya kusur oranı belgeleriyle ispatlar.
- Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibranın diğer borçluları da kapsadığını ileri süren taraf, bunu yazılı kayıt veya ibra metninden çıkan açık irade ile ispatlar; aksi halde ibra yalnızca ibra edilen borçluyu kurtarır.
- Ifa dışı kurtulmada diğer borçlular lehine yararlanmanın durumun ve borcun niteliğine uygun olduğunu ileri süren taraf, bu niteliği somut olayın koşullarıyla ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.163: Müteselsil borçlulukta alacaklının borçlular arasında seçim hakkını düzenler; bu maddenin uygulandığı borç ilişkisinin çerçevesini belirler.
- 6098 sayılı Kanun m.165: Borçlulardan birinin borcu ödemesinin ya da takas etmesinin diğer borçlular bakımından etkisini ve rücu ilişkisini düzenler; bu madde ile birlikte değerlendirilir.
- 6098 sayılı Kanun m.132: Borcun sona erme sebeplerinin genel hükmü olarak, bu maddede düzenlenen ifa ve ibra sonuçlarının dayanağıdır.
TBK m.167 — Paylaşım
Bu madde, birden fazla borçlunun aynı borçtan müteselsilen sorumlu olduğu hallerde borçlular arasındaki iç ilişkiyi düzenler; borçlulardan birinin ifası üzerine diğer borçlulara karşı paylaşım, rücu ve bir borçlunun ödeyemediği payın diğerlerine dağılımı konularını kapsar. Kural, aksi kararlaştırılmadıkça ve borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden başka bir sonuç çıkmadıkça uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: alacaklının bir borçluyu ibrasının iç ilişkiye etkisi (m.168), müteselsil borçlular arasında alacaklının bir borçluya karşı yeniden yapılandırılması ve zamanaşımının etkisi (m.169 ve izleyen maddeler), müteselsil borçluluğun doğuş koşulları (m.161 ve izleyen maddeler) ile rücu alacağının zamanaşımı (m.149). Madde ayrıca alacaklının dış ilişkideki talep hakkını değil, yalnızca borçlular arasındaki paylaşımı konu alır.
Paylaşım: hangi kavramlar bilinmeli?
- İç ilişki
- Müteselsil borçluların alacaklıya karşı dış ilişkisinin dışında, kendi aralarındaki paylaşım ve rücu ilişkisidir. Alacaklıya karşı tüm borç her borçludan istenebilirken, iç ilişkide her borçlunun kendi payı belirlenir.
- Pay
- Her borçlunun iç ilişkide üstlendiği borç miktarıdır. Aksi kararlaştırılmamış ve ilişkinin niteliği başka sonuç vermiyorsa paylar eşittir; taraflar bu payları sözleşmeyle farklı belirleyebilir.
- Rücu
- Borcu ifa eden borçlunun, kendi payını aşan ödemesini diğer borçlulardan geri istemesidir. Rücu, borçlunun ifadan sonra doğan bir haktır; ifadan önce talep edilemez.
- Payı oranında rücu
- Kendi payından fazla ödeyen borçlunun, diğer her borçluya yalnızca o borçlunun payı oranında başvurabilmesidir. Ödeyen borçlu, bir borçlunun payını diğerinden tahsil edemeyince bu açığı kendisi üstlenir; aşağıda üçüncü fıkradaki paylaşım bu açığı diğerlerine dağıtır.
- Alınamayan miktar (aciz)
- Rücu edilen borçlulardan birinin ödeme gücü bulunmayarak payının tahsil edilemeyen kısmıdır. Kanun bu miktarı diğer borçlular arasında eşit paylaştırır; aciz halinin gerçekleşmiş olması gerekir.
Paylaşım: hangi şartlar aranır?
- Birden fazla borçlunun aynı borç bakımından alacaklıya karşı müteselsilen borçlu olması gerekir.
- Taraflar aralarında farklı bir pay belirlememiş olmalı ve borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliği eşit paylaşımdan başka bir sonuç doğurmamalıdır; aksi halde o pay ya da ilişkinin niteliği uygulanır.
- Borçlulardan biri alacaklıya ifada bulunmuş olmalıdır; rücu hakkı ancak ifadan sonra doğar.
- İfada bulunan borçlunun ödemesi kendi payını aşmalıdır; yalnızca kendi payına düşen kısım için rücu hakkı yoktur.
- Fazla ödenen miktar, her bir diğer borçludan yalnızca o borçlunun payı oranında istenebilmelidir.
- Rücu edilen borçlulardan birinin aciz hali gerçekleşmiş olmalı ve bu sonuç ödeme gücünün bulunmamasından kaynaklanmalıdır; yalnızca takibin henüz sonuçlanmamış olması aciz sayılmaz.
- Aciz nedeniyle alınamayan miktar, diğer borçlular arasında eşit olarak paylaştırılmalıdır.
Paylaşım: hangi sonuçları doğurur?
- Taraflar aksini kararlaştırmamışlarsa ve ilişkinin niteliği başka sonuç vermiyorsa borçlular eşit paylarla sorumlu olur.
- Taraflar sözleşmeyle farklı paylar kararlaştırabilir; bu durumda rücu ve paylaşım o paylara göre yapılır.
- Kendi payından fazla ödeyen borçlu, fazla miktarı diğer borçlulardan isteyebilir; her borçluya yalnızca payı oranında başvurabilir.
- Rücu edilen borçlulardan birinin aciz nedeniyle ödeyemediği miktar, diğer borçlular arasında eşit olarak üstlenilir.
- Rücu edilemeyen borçlunun durumu alacaklıya karşı ileri sürülemez; alacaklı ödemeyi tüm borçlulardan ayrı ayrı isteyebilmeyi sürdürür.
- Hüküm tamamlayıcı niteliktedir; aksine düzenleme yapılabilir.
Aksi kararlaştırılmış pay ile eşit pay arasındaki fark nedir?
Borçlular arasında sözleşmeyle veya ilişkinin niteliğinden belirlenmiş bir pay bulunması halidir.
Böyle bir kayıt ya da niteliksel belirleme bulunmadığında kanunun eşit pay karinesinin uygulanmasıdır.
Eşit pay karinesi yalnızca kayıt yokken uygulanır; belirlenmiş pay varsa rücu ve paylaşım o paya göre yapılır.
Payını aşan ödeme ile kendi payı kadar ödeme arasındaki fark nedir?
Borçlunun ödemesi kendi payını aşıyorsa diğer borçlulara karşı rücu hakkı doğar.
Ödeme yalnızca kendi payı kadarsa diğer borçlulardan bir şey istenemez.
Rücu hakkı yalnızca fazla ödenen miktar için doğar; kendi payına düşen kısım borçlunun kendi yükü olarak kalır.
Rücu edilebilir borçlu ile aciz borçlu arasındaki fark nedir?
Ödemeyi yapan borçlunun rücu ettiği borçlu ödeme gücüne sahiptir ve payını ödeyebilir.
Rücu edilen borçlu aciz hale düşmüştür ve payını tahsil edemezsiniz.
Tahsil edilemeyen pay diğer borçlular arasında eşit paylaştırılır; aciz halinin gerçekleşmiş olması şarttır.
Alacaklının dış ilişkisi ile iç ilişki arasındaki fark nedir?
Alacaklı açısından her borçlu tüm borçtan sorumludur ve alacaklı istediği borçludan tamamını isteyebilir.
Borçlular arasında her borçlu yalnızca kendi payından sorumludur.
Bir borçlunun iç ilişkide ödeyemediği pay alacaklıya karşı ileri sürülemez; bu yalnızca borçlular arasındaki meseledir.
Paylaşım: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Alacaklıya karşı tüm borcun her borçludan istenebileceği kuralını iç ilişkiye taşımak; iç ilişkide yalnızca payın geçerli olduğunu gözden kaçırmak.
- Eşit pay kuralını sözleşmede farklı pay kararlaştırılmış olsa bile uygulamak; önce sözleşme ve ilişkinin niteliğine bakılması gerektiğini ihmal etmek.
- Ödeyen borçlunun, kendi payını aşmayan kısım için de rücu edebileceğini sanmak.
- Her borçluya rücu tutarını eşit bölüştürmek yerine, ödenen tutarın tamamını bir borçludan istemek; her borçluya yalnızca payı oranında başvurulabileceğini gözden kaçırmak.
- Takibin henüz sonuçlanmamış olmasını aciz hali saymak; aciz halinin İcra ve İflas Kanunu esaslarına göre gerçekleşmiş olmasını aramamak.
- Aciz nedeniyle alınamayan miktarı ödeyen borçluya yüklemek; bu miktarın diğer borçlular arasında eşit paylaştırılması gerektiğini unutmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler, Kanunun eşit pay kuralının sözleşmede aksi kararlaştırılmadığı hallerde uygulanacağını kabul etmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2018/2897 E., 2021/1614 K., 03.11.2021)
- Müteselsil borçlular arasında iç ilişkinin sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği; sözleşmede bir pay belirlenmişse eşit pay karinesinin uygulanmayacağı kabul edilmektedir. (Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/677 E., 2025/1419 K., 17.10.2025)
- Mahkemeler, rücu hakkının ancak borçlu alacaklıya ifada bulunduktan sonra doğduğunu kabul etmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2021/2095 E., 2026/738 K., 02.04.2026)
- Kanunun müteselsil sorumlulukta iç ilişki ve paylaşma kuralı olarak yorumlandığı ve sözleşmede kayıt yoksa eşit pay esas alındığı kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2024/691 E., 2024/650 K., 02.05.2024; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2021/1615 E., 2024/589 K., 24.04.2024)
- Uyuşmazlıklarda işin niteliğinin de dikkate alınarak müteselsil borçluların iç ilişkide işi kimin üstleneceğinin belirlendiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/46 E., 2024/203 K., 24.04.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Rücu talep eden borçlu, alacaklıya fiilen ifada bulunduğunu ve ödemenin kendi payını aştığını ispatla yükümlüdür; ödeme makbuzu ve banka kayıtları bu amaçla kullanılır.
- Eşit pay yerine farklı bir pay ileri süren taraf, sözleşmedeki pay kaydını yazılı belgeyle ispatlamak zorundadır; böyle bir kayıt bulunmazsa 167. maddedeki eşit pay karinesi uygulanır.
- Rücu edilen borçlunun aciz halini ileri süren taraf, icra takibinde ödeme gücünün bulunmadığını, İcra ve İflas Kanunu esaslarına göre ortaya koymakla yükümlüdür; takibin henüz sonuçlanmamış olması tek başına aciz sayılmaz.
- Rücu edilen borçlunun gerekli özeni göstermeden takibe geç başladığı ya da takibi usulüne uygun yürütmediği savunmasını ileri süren taraf, bu ihmali ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.168: Alacaklının borçlulardan birini ibra etmesinin iç ilişkiye etkisini düzenler; bu madde iç ilişkide ibra edilen borçlunun payının nasıl hesaplanacağını tamamlar.
- 6098 sayılı Kanun m.149: Rücu alacağının zamanaşımına ilişkin genel sürelerdir; ifadan sonra rücu alacağının işlemeye başlamasıyla ilgilidir.
TBK m.168 — Alacaklıya halef olma
Bu madde, birden çok borçlunun aynı borçtan sorumlu olduğu hallerde (müteselsil borçluluk) rücu hakkı bulunan borçlunun, ifa ettiği miktar oranında alacaklının haklarına halef olmasını düzenler. Ayrıca alacaklının diğer borçlular aleyhine olacak biçimde bir borçlunun durumunu iyileştirmesi halinde doğacak sonucu belirler. Hüküm, rücu hakkı tanınan borçlular arasındaki iç ilişkiyi kurar. Madde, halefiyetin hangi hallerde doğacağını genel olarak sayan bir hüküm değildir; bu konuda TBK m.127 esas alınır. Maddenin bölünemeyen borçlara (m.85), kefalete (m.596) ve tarafların iç ilişkisindeki rücu oranının belirlenmesine (m.162-167) ilişkin ayrıntılı hükümleri burada yer almaz. Alacağın devri (m.183 vd.) ile borcun üstlenilmesi de bu maddenin kapsamı dışındadır.
Alacaklıya halef olma: hangi kavramlar bilinmeli?
- Halefiyet
- Borcu ifa eden üçüncü kişinin, ifa ettiği ölçüde alacaklının alacak hakkına kanun gereği geçmesidir. Alacağın devrinden farklı olarak taraflar arasında bir devir sözleşmesi gerektirmez; borç, ifa ile sona ermez, alacak ifayı yapana geçer.
- Rücu hakkı
- Borcu ödeyen borçlunun, iç ilişkiye göre sorumluluğu bulunan diğer borçlulardan ödediği miktarı geri isteyebilme yetkisidir. Maddenin uygulanabilmesi için bu hakkın varlığı gerekir.
- Ifa oranı
- Halefiyetin kapsamını belirleyen ölçüt, rücu hakkı olan borçlunun ödediği tutarın payıdır. Halef olunan alacak, ödenen miktar oranında geçer; ödeme tamamen yapılmamışsa geçiş de kısmi olur.
- Alacaklının iyileştirme eylemi
- Alacaklının, borçlulardan birine karşı alacağından feragat etmesi, teminat sunması veya ona ödeme süresi tanıması gibi işlemlerle o borçlunun durumunu diğerlerinin aleyhine güçlendirmesidir. Bu tür işlemin hukuki sonucu, diğer borçlulara karşı alacaklının kendi aleyhine doğar.
Alacaklıya halef olma: hangi şartlar aranır?
- Birden çok borçlunun aynı edimden sorumlu olması, yani müteselsil borçluluk ilişkisinin bulunması gerekir.
- Borçlulardan birinin, diğer borçlulara karşı rücu hakkına sahip olması gerekir.
- Rücu hakkı olan borçlunun alacaklıya ifada bulunması, yani alacaklıyı ödemek suretiyle tatmin etmesi gerekir.
- Halefiyetin doğması için ifa edilen miktarın, rücu hakkı olan borçlunun iç ilişkideki payı ile ilişkilendirilmesi gerekir; halefiyet ifa edilen miktar oranında gerçekleşir.
- Alacaklının, diğer borçlular aleyhine olacak şekilde bir borçlunun durumunu iyileştirmiş olması hâlinde bu iyileştirmenin sonuçlarına alacaklı katlanır; bu koşul, alacaklının iyileştirme işlemini diğer borçluların zararına yapmış olmasını gerektirir.
Alacaklıya halef olma: hangi sonuçları doğurur?
- Rücu hakkı olan borçlu, ifa ettiği miktar oranında alacaklının haklarına kanun gereği halef olur.
- Halefiyet, alacaklının alacağına bağlı fer'i haklarla birlikte geçer; teminat ve öncelik hakları da bu ölçüde geçiş sağlar.
- Alacaklı, diğer borçlular zararına bir borçlunun durumunu iyileştirirse, bu iyileştirmenin sonuçlarına katlanır; diğer borçlular bu sonuca dayanabilir.
- Halefiyetin doğması için alacaklının ayrıca bir devir işlemi yapmasına gerek yoktur.
- Ödeme miktarı, rücu hakkı olan borçlunun payını aşıyorsa, fazlası için halefiyet yerine iç ilişkiye dayanan rücu talebi gündeme gelir.
Halefiyet ile alacağın devri arasındaki fark nedir?
Halefiyette alacak, ifa eden borçluya kanun gereği geçer; taraflar bunu düşünmüş olmak zorunda değildir.
Alacağın devrinde alacaklı ile devralan arasında devir sözleşmesi ve karşılıklı irade beyanı gerekir.
Halefiyette borç ifa ile sona ermez; borçlu, yalnızca alacaklıya karşı borçtan kurtulur ve alacak ifa eden borçluya geçer. Devirde ise sözleşme koşulu aranır.
Rücu hakkı olan borçlu ile rücu hakkı olmayan ödeyen arasındaki fark nedir?
Rücu hakkı olan borçlu, diğer borçlulara karşı iç ilişkiye dayanarak geri isteme yetkisine sahiptir.
Rücu hakkı bulunmayan ödeyen, bu maddeye göre halefiyet kazanmaz.
Yalnızca rücu hakkı olan borçlu halefiyet yoluyla alacağa geçer; rücu hakkı bulunmayan kişinin geri isteme yolu başka hükümlere, örneğin sebepsiz zenginleşmeye dayanır.
Alacaklının iyileştirme işlemi ile diğer borçlular arasındaki fark nedir?
Alacaklı, bir borçluya karşı alacağından feragat etmek, teminat almak veya ödeme kolaylığı tanımak gibi bir işlem yapabilir.
Bu işlem diğer borçluların zararına yapılmışsa, o borçluların durumu alacaklının aleyhine değerlendirilir.
Diğer borçlular, iyileştirilen borçlunun durumuna göre sorumluluklarının sınırlandığını ileri sürebilir; alacaklı bu sonucu kendi zararına katlanır.
Alacaklıya halef olma: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Halefiyeti alacağın devriyle karıştırmak; halefiyet için alacaklı ile ödeyen arasında devir sözleşmesi aramak.
- Ödemenin ifa ile borcu tamamen sona erdirdiğini sanmak; oysa borç, ifa eden borçlu bakımından diğer borçlulara karşı devam eder.
- Halefiyetin tüm ödeme miktarı için doğduğunu varsaymak; halefiyet ifa edilen miktar oranında gerçekleşir.
- Alacaklının iyileştirme işleminin sonucunu diğer borçlulara yüklemek; bu sonuç alacaklının kendi aleyhine doğar, diğer borçluların hakları korunur.
- Rücu hakkı bulunmayan bir borçlunun da halefiyete dayanabileceğini düşünmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Müteselsil borçlular arasında bir borçlu ödeme yaptığında, ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olduğu ve bu ölçüde diğer borçlulara rücu edebileceği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2019/1061 E., 2021/469 K., 01.04.2021; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2020/1944 E., 2025/1221 K., 18.12.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2021/2153 E., 2025/454 K., 24.03.2025)
- Müteselsil sorumluluk halinde borç, iç ilişkide paylaşım ölçütüne göre sorumlu olunan borçlulara yüklenir; halefiyet bu paylaşımın aracı olarak görülmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1869 E., 2025/2006 K., 10.12.2025)
- Sigorta poliçesi limiti gibi bir sınır bulunan hallerde, ödenen tutarın poliçe limiti kadarının sorumluluğun tenzili olarak düşülmesi, borçlular arasında rücu ilişkisine yansımaktadır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2024/1123 E., 2026/384 K., 03.03.2026)
- Rücu ve halefiyet taleplerinde ödeme tarihleri ve kimin ne miktarda ödediği somut olarak belirlenerek değerlendirme yapılmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2021/2153 E., 2025/454 K., 24.03.2025; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2020/1727 E., 2024/1614 K., 04.12.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Rücu hakkını ileri süren ve halefiyete dayanan borçlu, borçlular arasında müteselsil sorumluluğun bulunduğunu ve kendisinin ödeme yaptığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Ödeme, makbuz, banka dekontu veya alacaklının yazılı teyidi gibi belgelerle ispatlanır.
- Diğer borçlu, alacaklının kendisine zarar verecek şekilde iyileştirme işlemi yaptığını ileri sürerse, bu işlemi ve sonucunu ispat yükü ona aittir.
- Ödenen miktarın hangi borçlunun payına düştüğü, iç ilişki sözleşmesi veya kanundan çıkan paylaşım ölçütüyle ayrıca gösterilmelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.127: Halefiyetin genel düzenlemesidir. Üçüncü kişinin ifası üzerine halefiyet hallerini sayar; bu madde ise müteselsil borçlular arasındaki özel halefiyet hâlini düzenler.
- 6098 sayılı Kanun m.85: Bölünemeyen borçlarda borçlulardan birinin ifası için aynı halefiyet mantığının uygulanmasını öngörür.
- 6098 sayılı Kanun m.596: Kefilin asıl borcu ifa etmesi halinde asıl borçlu aleyhine halefiyet doğması ilkesini düzenler; m.168 ile aynı ilkeye dayanır.
- 6098 sayılı Kanun m.183: Alacağın devri ile halefiyet arasındaki ayrımı belirler; m.168'deki geçiş devir sözleşmesine dayanmaz.
- 6098 sayılı Kanun m.189: Alacağa bağlı rüçhan haklarının alacakla birlikte geçmesini düzenler; halefiyetin kapsamını tamamlar.
TBK m.169 — Müteselsil alacaklılık
TBK m.169, alacaklılar arasında müteselsilliğin (alacaklı teselsülünün) ne zaman doğduğunu, borçlunun hangi alacaklıya ifa ile borçtan kurtulacağını, icra veya dava yoluyla başvuru halinde borçlunun seçme hakkının sona ermesini ve alacaklılar arasındaki iç ilişkide payların eşitliğini ve fazla tahsilatın geri ödenmesini düzenler. Hüküm, birden fazla alacaklının borcun tamamını tek başına isteyebildiği ilişkilerde uygulanır. Kısmi alacaklılık, elbirliği halinde alacaklılık ve kümülatif alacaklılık bu maddenin kapsamına girmez; bunlar ayrı kavramlardır. Müteselsil borçluluk (m.161 vd.) ve alacaklı teselsülünün sona ermesi ile ilgili genel hükümler de bu maddede düzenlenmez.
Müteselsil alacaklılık: hangi kavramlar bilinmeli?
- Müteselsil alacaklılık
- Borçlunun alacaklılardan her birine borcun tamamını isteme hakkını tanıdığı veya kanunun belirlediği hallerde doğan, birden çok alacaklının her birinin borcun tamamını tek başına talep edebildiği alacak ilişkisidir. Sözleşmeden ya da kanundan doğabilir; kanundan doğan hâller sınırlıdır.
- Kısmi alacaklılık
- Her alacaklının borcun yalnızca kendi payını isteyebildiği durumdur. Müteselsil alacaklılıktan ayrıdır; bu maddenin hükümleri uygulanmaz.
- Elbirliği halinde alacaklılık
- Borcun ancak bütün alacaklılar birlikte istenebildiği ve tek bir alacaklının tek başına talepte bulunamadığı ilişkidir. Müteselsil alacaklılıktan ayrıdır.
- Seçme hakkı
- Borçlunun, birden fazla alacaklıdan hangisine ifada bulunacağını belirleme yetkisidir. Alacaklılardan biri icraya veya mahkemeye başvurup bu durumu borçluya bildirince sona erer.
- Pay (iç ilişkide pay)
- Alacaklılar arasındaki iç ilişkide, aksi kararlaştırılmadıkça ve ilişkinin niteliği aksini göstermediği sürece, her alacaklının edim üzerindeki eşit hakkını ifade eder.
Müteselsil alacaklılık: hangi şartlar aranır?
- Borçlunun, alacaklılardan her birine borcun tamamını isteme hakkını tanıdığı bir sözleşme bulunmalı ya da kanun böyle bir durum belirlemiş olmalıdır; sözleşmeden doğan müteselsilliğin bütün alacaklılarca kabul edilmiş olması gerekir.
- Borçlu, alacaklılardan birine ifada bulunmalıdır; bu ifa, diğer alacaklılara karşı da borçtan kurtulma sonucunu doğurur.
- Alacaklılardan biri icraya veya mahkemeye başvurmuş ve bunu borçluya bildirmiş olmalıdır; bildirilmedikçe borçlu dilediğine ifa edebilir.
- Aksi kararlaştırılmamış ve alacaklılar arasındaki ilişkinin niteliği eşitliği dışlamıyorsa, alacaklıların edim üzerindeki hakları eşit kabul edilir.
- Kendisine düşen paydan fazlasını elde eden alacaklı, fazlalığı payını alamamış diğer alacaklılara ödemelidir; bu yükümlülük, tahsil edilen fazlanın iç ilişkideki paylara göre geri verilmesi biçiminde yerine getirilir.
Müteselsil alacaklılık: hangi sonuçları doğurur?
- Borçlu, alacaklılardan birine yaptığı ifayla tüm alacaklılara karşı borcundan kurtulur.
- Alacaklılardan biri icraya veya mahkemeye başvurup bunu borçluya bildirmişse borçlu yalnızca o alacaklıya ifada bulunabilir; diğerlerine yapılan ifa borçtan kurtarmaz.
- Bildirim yapılmamışsa borçlu dilediği alacaklıya ifa ederek borçtan kurtulabilir.
- Alacaklılar aksi kararlaştırılmadıkça edim üzerinde eşit haklara sahiptir.
- Payından fazla tahsil eden alacaklı, fazlayı payını alamamış diğer alacaklılara ödemekle yükümlüdür.
- Borçlu alacaklılardan birine ifada bulunarak borçtan kurtulamadığı takdirde, alacaklılar iç ilişki çerçevesinde birbirlerine karşı hak ileri sürebilir.
Müteselsil alacaklılık ile kısmi alacaklılık arasındaki fark nedir?
Müteselsil alacaklılıkta her alacaklı borcun tamamını tek başına isteyebilir.
Kısmi alacaklılıkta her alacaklı yalnızca borcun bir kısmını isteyebilir.
Müteselsil alacaklılık varsa m.169 uygulanır ve borçlu tek bir alacaklıya ödeyerek herkese karşı borçtan kurtulur; kısmi alacaklılıkta bu sonuç doğmaz.
Müteselsil alacaklılık ile elbirliği halinde alacaklılık arasındaki fark nedir?
Müteselsil alacaklılıkta tek bir alacaklı borcun tamamını talep edebilir.
Elbirliği halinde alacaklılıkta hiçbir alacaklı tek başına talepte bulunamaz; borç ancak hepsi birlikte istenebilir.
Elbirliği halinde borçlu bazı alacaklılara ifa ederek borçtan kurtulamaz; m.169 bu durumda uygulanmaz.
Borçlunun seçme hakkı ile başvuru yapılmış hal arasındaki fark nedir?
Başvuru yapılıp bildirilmeden önce borçlu dilediği alacaklıya ifada bulunabilir.
Alacaklılardan biri icraya veya mahkemeye başvurup bunu borçluya bildirdikten sonra borçlu yalnızca o alacaklıya ifada bulunabilir.
Bildirim sonrası diğer alacaklılara yapılan ifa borçtan kurtarmaz; borçlu seçme hakkını kaybeder.
Eşit pay ile farklı iç ilişki arasındaki fark nedir?
Aksi kararlaştırılmadıkça ve ilişkinin niteliği aksini göstermediği sürece alacaklılar edim üzerinde eşit hak sahibidir.
Alacaklılar arasında farklı bir paylaşım kararlaştırılmış ya da ilişkinin niteliği farklı pay gerektiriyorsa o pay esas alınır.
Fazla tahsilatın geri ödeneceği pay miktarı bu iç ilişkiye göre belirlenir.
Müteselsil alacaklılık: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Müteselsil alacaklılığı kısmi alacaklılıkla karıştırmak; her alacaklının borcun tamamını isteyip isteyemediğine bakılmaması.
- Alacaklı teselsülünü tek bir alacaklının borçluyla yaptığı anlaşmayla kurulabileceğini sanmak; diğer alacaklıların kabulünün aranması gerektiğinin gözden kaçırılması.
- Bildirimden sonra borçlunun hâlâ dilediği alacaklıya ödeme yapabileceğini varsaymak; seçme hakkının bildirimle sona erdiğinin atlanması.
- Bildirimin yapılmasını yeterli görmek; bildirimin borçluya yapılmış olması ve icraya ya da mahkemeye başvurulmuş olması şartlarının birlikte aranmaması.
- İç ilişkide pay eşitliğini mutlak saymak; aksi kararlaştırılmış ya da ilişkinin niteliği farklı paylaşım gerektiriyorsa bunun gözden kaçırılması.
- Payından fazla tahsilat yapan alacaklının fazlayı diğerlerine ödeme yükümlülüğünü, borçlunun ödemesiyle ilgili bir yükümlülük gibi görmek; bu yükümlülüğün alacaklılar arasında doğduğunu gözden kaçırmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Müteselsil alacaklılık ilişkilerinde alacaklıların borcun tamamını tek başına talep edebildiği hallerde, m.169 hükümlerinin uygulandığı kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2025/8 E., 2025/1933 K., 18.12.2025)
- Müteselsil takip alacaklılarına (borçlulara) tek bir kötüniyet tazminatı hükmedilmesi gerektiği, birleşen davalarda birden fazla tazminata hükmedilmemesi gerektiği yönünde değerlendirme yapılmaktadır. (Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/1127 E., 2025/1275 K., 08.07.2025; 11. Hukuk Dairesi, 2022/6280 E., 2023/4963 K., 14.09.2023)
- Alacaklı teselsülünün kaynağı olarak sözleşmenin yorumu da kabul edilmekte; müşterek banka hesabı gibi örneklerde alacaklı teselsülünün varlığı değerlendirilmektedir. (Danıştay 13. Daire Başkanlığı, 2014/1357 E., 2017/1867 K., 07.06.2017)
- Borçlunun bildirimden önce dilediği alacaklıya ifa etmesi geçerli kabul edilmekte; bildirim sonrasında yapılan ifanın diğer alacaklılara karşı borcu sona erdirmediği belirtilmektedir. (17. Hukuk Dairesi, 2014/25185 E., 2015/5959 K., 16.04.2015)
- Müteselsil alacaklılardan birinin pay devri, rehin ve haciz yoluyla alacağı üzerinde tasarruf edebileceği, bunun diğer alacaklıların haklarını etkileyebileceği kabul edilmektedir. (Danıştay 13. Daire Başkanlığı, 2014/1357 E., 2017/1867 K., 07.06.2017)
- Müteselsil alacaklı sıfatının sözleşmeden doğduğu hallerde, sözleşme ilişkisinin kapsamı ve alacaklılar arasındaki hukuki bağ dikkate alınarak hak ve yetkilerin belirlendiği görülmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2021/438 E., 2022/4575 K., 07.06.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Alacaklı teselsülünü ileri süren taraf, alacaklılara borcun tamamını tek başına isteme hakkı tanıyan sözleşmeyi veya kanun hükmünü ispatlamakla yükümlüdür.
- Sözleşmeden doğan müteselsil alacaklılık, bütün alacaklıların kabulünü gösteren yazılı belge veya yorum yoluyla ispatlanır; tek bir alacaklının borçluyla yaptığı anlaşma diğerlerini bağlamaz.
- Borçlunun alacaklılardan birine yaptığı ifayı ve bunun borçtan kurtarma sonucunu savunan borçlu, ödemeyi belgeyle ispatlamakla yükümlüdür.
- Borçlunun, icra veya dava başvurusunun kendisine bildirildiğini ileri süren alacaklı bu bildirimi ispatlamalıdır; bildirim yapılmamışsa borçlu dilediğine ifa ettiğini ispatlamakla yetinebilir.
- Payından fazla tahsilat yapan alacaklıya karşı diğer alacaklıların fazla tahsilatı talep hakkı, iç ilişkiye ilişkin sözleşme ya da ilişkinin niteliğiyle ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.161: Müteselsil borçluluğa ilişkin genel hükümlerdir; alacaklı teselsülü için m.169 özel düzenleme yaptığından, m.161 vd. ile birlikte okunur ve bu hükümlerin bir kısmı kıyasen uygulanabilir.
Konuda geçen kararlar
38 karar- Hukuk Genel Kurulu, 2024/285 E., 2025/348 K., 28.05.2025İlgili madde: m.164, m.165
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/194 E., 2024/365 K., 10.07.2024İlgili madde: m.163, m.164, m.165, m.166
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/46 E., 2024/203 K., 24.04.2024İlgili madde: m.167
- Hukuk Genel Kurulu, 2021/902 E., 2022/1049 K., 28.06.2022İlgili madde: m.162
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/1442 E., 2021/839 K., 24.06.2021İlgili madde: m.162
- 11. Hukuk Dairesi, 2022/6280 E., 2023/4963 K., 14.09.2023İlgili madde: m.169
- 11. Hukuk Dairesi, 2021/438 E., 2022/4575 K., 07.06.2022İlgili madde: m.169
- Danıştay 13. Daire Başkanlığı, 2014/1357 E., 2017/1867 K., 07.06.2017İlgili madde: m.169
- 17. Hukuk Dairesi, 2014/25185 E., 2015/5959 K., 16.04.2015İlgili madde: m.169
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2021/2095 E., 2026/738 K., 02.04.2026İlgili madde: m.167
Diğer 28 karar
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, 2025/1558 E., 2026/395 K., 12.03.2026İlgili madde: m.163
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2022/19 E., 2026/345 K., 04.03.2026İlgili madde: m.162
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/1844 E., 2026/418 K., 04.03.2026İlgili madde: m.166
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2024/1123 E., 2026/384 K., 03.03.2026İlgili madde: m.166, m.168
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/1115 E., 2026/84 K., 22.01.2026İlgili madde: m.162
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2020/1944 E., 2025/1221 K., 18.12.2025İlgili madde: m.164, m.165, m.168
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2025/8 E., 2025/1933 K., 18.12.2025İlgili madde: m.169
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1869 E., 2025/2006 K., 10.12.2025İlgili madde: m.168
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/677 E., 2025/1419 K., 17.10.2025İlgili madde: m.167
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/653 E., 2025/1370 K., 08.07.2025İlgili madde: m.163
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/1127 E., 2025/1275 K., 08.07.2025İlgili madde: m.169
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi, 2023/1612 E., 2025/1048 K., 28.05.2025İlgili madde: m.162
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2022/262 E., 2025/373 K., 30.04.2025İlgili madde: m.165
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2021/2153 E., 2025/454 K., 24.03.2025İlgili madde: m.168
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, 2024/1 E., 2025/302 K., 06.03.2025İlgili madde: m.163
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2021/2440 E., 2024/2110 K., 13.12.2024İlgili madde: m.165
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2020/1727 E., 2024/1614 K., 04.12.2024İlgili madde: m.164, m.165, m.168
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1689 E., 2024/2181 K., 21.11.2024İlgili madde: m.163
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2022/1242 E., 2024/845 K., 13.06.2024İlgili madde: m.166
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2024/691 E., 2024/650 K., 02.05.2024İlgili madde: m.167
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2021/1615 E., 2024/589 K., 24.04.2024İlgili madde: m.167
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2023/1683 E., 2024/138 K., 05.02.2024İlgili madde: m.164
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2021/447 E., 2024/55 K., 24.01.2024İlgili madde: m.164
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2021/732 E., 2023/409 K., 09.06.2023İlgili madde: m.163
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2023/321 E., 2023/402 K., 06.04.2023İlgili madde: m.162
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2018/2897 E., 2021/1614 K., 03.11.2021İlgili madde: m.167
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2019/240 E., 2021/1018 K., 27.05.2021İlgili madde: m.166
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2019/1061 E., 2021/469 K., 01.04.2021İlgili madde: m.166, m.168
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 4. Borç İlişkilerinde Özel Durumlar bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış