TTK
Başlangıç
Kısaca
TTK m.1, Türk Ticaret Kanunu'nun Medeni Kanun'un ayrılmaz parçası olduğunu belirler ve ticari hüküm kavramını tanımlar.
Kapsam
Bu konu, Türk Ticaret Kanunu m.1–10 hükümlerini kapsar.
- TTK m.1Ticari hükümler
- TTK m.2Ticari örf ve âdet
- TTK m.3Ticari işler
- TTK m.4Genel olarak
- TTK m.5Ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler
- TTK m.5/ADava şartı olarak arabuluculuk
- TTK m.6Zamanaşımı
- TTK m.7Teselsül karinesi
- TTK m.8Oran serbestisi ve bileşik faizin şartları
- TTK m.9Uygulanacak hükümler
- TTK m.10Faizin başlangıcı
TTK m.1 — Ticari hükümler
Madde, Türk Ticaret Kanunu'nun Medeni Kanun'un ayrılmaz parçası olduğunu belirler ve ticari hüküm kavramını tanımlar. Ayrıca ticari işlerde hangi kaynakların hangi sırayla uygulanacağını gösterir: ticari hükümler, ticari örf ve âdet, genel hükümler. Ticari işin tanımını, tacir kavramını ve ticari davaların hangi mahkemede görüleceğini düzenlemez (ticari iş için m.3, tacir için m.12, ticari davalar için m.4 ve m.5/A-1 ayrıca incelenmelidir). Ticari hükümlerdeki zamanaşımı sürelerinin sözleşmeyle değiştirilememesi kuralı da bu maddede değil, m.6'da yer alır.
Ticari hükümler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ticari hüküm
- TTK'daki hükümler ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren işlem ve fiillere ilişkin diğer kanunlardaki özel hükümlerdir. Hükmün ticari olup olmadığı, düzenlendiği kanunun adına değil, ticari işletmeyi ilgilendiren bir işlem veya fiile bağlanmasına bakılarak belirlenir.
- Ticari örf ve âdet
- Ticari çevrede uzun süre tekrarlanarak yerleşmiş ve uygulanmasında genel bir inanç bulunan ticari uygulama kurallarıdır. Hakkında ticari hüküm bulunmayan ticari işlerde, genel hükümlerden önce başvurulan ikinci kaynaktır.
- Genel hükümler
- Ticari hüküm ve ticari örf âdet bulunmadığında uygulanan, Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu gibi genel nitelikli kanun hükümleridir.
- Ticari iş
- Ticari işletmeyi ilgilendiren işlem ve fiillerdir. Bu maddenin 2. fıkrası bakımından ticari iş, hakkında ticari hüküm bulunmayan ve ticari hükme tabi olan işlemlerdir; işin ticari sayılması m.3 ölçütüne bağlıdır.
Ticari hükümler: hangi şartlar aranır?
- Uyuşmazlığın bir ticari iş veya ticari hükme tabi bir ilişki olduğu belirlenmelidir.
- Uyuşmazlık için ticari hükmün bulunup bulunmadığı, önce TTK'ya ve bir ticari işletmeyi ilgilendiren diğer kanunlara bakılarak tespit edilmelidir.
- Ticari hüküm bulunmuyorsa ticari örf ve âdetin varlığı araştırılmalıdır.
- Ticari örf ve âdet de yoksa genel hükümlere başvurulmalıdır.
- Emredici ticari hükümler, taraf iradesinden önce uygulanmalıdır; bu hükümlere aykırı sözleşme kaydı uygulanamaz.
Ticari hükümler: hangi sonuçları doğurur?
- Bir ticari hüküm varsa mahkeme ona göre karar verir ve ticari örf âdete veya genel hükümlere başvurmaz.
- Ticari hüküm yoksa ticari örf ve âdet uygulanır.
- Ticari örf ve âdet de yoksa genel hükümlere göre karar verilir.
- Emredici ticari hükümler, sözleşme hükümlerinden ve yedek hükümlerden önce uygulanır; bu hükümlere aykırı sözleşme hükümleri geçersiz olur.
- Yedek ticari hükümler ise taraflarca aksi kararlaştırılabilir ve sözleşme hükümleri yedek hükümlerin önüne geçer.
- Adi işlerde de emredici hükümler öncelikli uygulanır; ticari hükümler yalnızca ticari işler için değildir.
Ticari hüküm ile adi hüküm arasındaki fark nedir?
TTK'daki tüm hükümler ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren işlem ve fiillere ilişkin diğer kanunlardaki özel hükümler ticari hükümdür.
Ticari hüküm niteliği taşımayan, adi işlere uygulanan genel hükümler (ör. Türk Borçlar Kanunu ve Türk Medeni Kanunu genel hükümleri) ticari hüküm değildir.
Bir uyuşmazlıkta ticari hüküm bulunuyorsa önce o uygulanır; ticari hüküm yoksa 1. maddenin 2. fıkrasındaki sıra izlenir.
Ticari hükmün uygulanması ile ticari hüküm bulunmaması hali arasındaki fark nedir?
Hakkında ticari hüküm bulunan ticari iş, ticari hükümle çözülür.
Hakkında ticari hüküm bulunmayan ticari iş, ticari örf ve âdet, o da yoksa genel hükümler uyarınca çözülür.
Genel hükümlere başvurma sırası, önce ticari örf ve âdete, sonra genel hükümlere gelir.
Ticari hükümler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ticari hükmün kitap ya da ders anlatımındaki eski metne göre aranması; güncel 1. madde metninin esas alınması gerekir.
- Ticari örf ve âdeti atlayıp doğrudan genel hükümlere gitmek; m.1/2 sırası ticari örf âdeti genel hükümlerden önce koyar.
- Adi bir işe ticari hükmü uygulamak; ticari hüküm yalnızca ticari işlerde değil, bir ticari işletmeyi ilgilendiren işlem ve fiillerde uygulanır, bu ilişki ise m.3 ölçütüyle belirlenmelidir.
- Emredici hükmü yedek hüküm gibi değerlendirip sözleşmeyle değiştirilebileceğini kabul etmek.
- Ticari hükümlerin yalnızca TTK'da bulunduğunu düşünmek; diğer kanunlardaki özel hükümler de, bir ticari işletmeyi ilgilendiren işlem ve fiillere ilişkinse ticari hükümdür.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ticari uyuşmazlıkta önce ticari hükümlerin, onlar yoksa ticari örf âdetin, en sonunda genel hükümlerin araştırılması gerektiği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2021/1434 E., 2022/743 K., 02.06.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Ticari hükmün uygulanmasını isteyen taraf, uyuşmazlığın ticari iş niteliğinde olduğunu ispatlamalıdır; bu konuda ticari sicil kayıtları, faaliyet belgeleri ve sözleşme metni delil olarak kullanılabilir.
- Ticari örf ve âdete dayanan taraf, bu örf ve âdetin ticari çevrede yerleşmiş ve uygulanmakta olduğunu ispat yükü altındadır; bu ispat tanık, bilirkişi raporu, ticari çevrede düzenli uygulama örnekleri ile yapılabilir.
- Genel hükümlere başvurulacağını ileri süren taraf, ticari hüküm ve ticari örf âdetin bulunmadığını ortaya koymakla yükümlüdür; bu yönde karşı tarafın ticari hüküm ya da örf âdet savunması varsa onu çürütmesi gerekir.
- Sözleşmede emredici ticari hükme aykırı bir kayıt varlığını ileri süren karşı taraf, bu kaydın geçerliliğini değil, kanunun emredici niteliğini dayanak almalıdır; sözleşme metni bu konuda ana delildir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun: Türk Medeni Kanunu, Türk Ticaret Kanunu'nun ayrılmaz parçası olarak kabul edilmiştir; genel hükümler bakımından başvurulacak kaynaklardan biridir.
- 6102 sayılı Kanun m.3: Ticari işin tanımını yapar; m.1/2'de geçen 'ticari iş' kavramının sınırını belirler.
- 6102 sayılı Kanun m.2: Ticari örf ve âdetin uygulanma koşullarını düzenler; m.1/2'deki ticari örf ve âdet kaynağının nasıl uygulanacağını tamamlar.
- 6102 sayılı Kanun m.6: Ticari hükümlerdeki zamanaşımı sürelerinin sözleşmeyle değiştirilememesini düzenler; ticari hükümlerin emredici niteliğine bir örnek oluşturur.
TTK m.2 — Ticari örf ve âdet
Bu madde, ticari örf ve âdetin ve teamülün hukuk kaynağı olarak hangi ölçülerde ve kimler bakımından uygulanacağını düzenler: teamülün yargıya esas olamayacağı kuralı ile irade açıklamalarının yorumunda teamülün dikkate alınması, bölgeye veya ticaret dalına özgü örf ve âdetin genel olana üstünlüğü, taraflar farklı bölgedeyse ifa yerindeki örf ve âdetin uygulanması ve tacir olmayanlar bakımından bilme koşulu. Tacir sıfatının tanımı (m.11 ve devamı), ticari hükümlerin uygulanma sırası (m.1) ve ticari işin tanımı (m.3) bu maddede düzenlenmez. Zamanaşımı ve teamüle dayalı faiz gibi somut ticari hükümler de bu maddenin kapsamı dışındadır.
Ticari örf ve âdet: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ticari örf ve âdet
- Uzun süre tekrarlanan, toplumda ya da ilgili çevrede uyulması zorunlu sayılan bir uygulamanın hukuk kuralı niteliği kazanmış hâlidir. Maddi, manevi ve hukuki unsurların birlikte bulunmasıyla oluşur; hâkim bu kurala göre karar verir.
- Teamül
- Henüz örf ve âdet hukuku kuralı niteliğine ulaşmamış, fiilî alışkanlık düzeyindeki uygulamadır. Kanunda aksi yoksa mahkemenin yargısına esas olamaz; yalnızca irade açıklamalarının yorumunda dikkate alınır.
- Bölgeye özgü ya da ticaret dalına özgü örf ve âdet
- Belirli bir yörede veya belirli bir ticaret kolunda geçerli olan ticari örf ve âdettir. Genel nitelikteki örf ve âdete karşı üstün tutulur.
- İfa yeri
- Borcun yerine getirileceği yerdir. Taraflar aynı bölgede değilse, kanun veya sözleşme aksini öngörmedikçe, bu yerdeki ticari örf ve âdet uygulanır.
Ticari örf ve âdet: hangi şartlar aranır?
- Mahkemenin ticari örf ve âdete dayanabilmesi için, uygulanacak kuralın maddi (uzun süreli ve sürekli uygulanma), manevi (uyulmasının gerekli olduğuna dair toplumda genel inanış) ve hukuki (devlet tarafından yaptırıma bağlanma) unsurları birlikte taşıması gerekir.
- Kanunda aksine hüküm yoksa, teamülün yargıya esas alınabilmesi için ticari örf ve âdet olarak kabul edildiğinin belirlenmiş olması gerekir; yalnızca teamüle dayanılarak karar verilemez.
- Bir irade açıklamasının yorumunda teamül dikkate alınabilir; bu, ticari örf ve âdet niteliği aranmaksızın mümkündür.
- Aynı konuda hem bölgeye ya da ticaret dalına özgü hem de genel örf ve âdet bulunuyorsa, özel olan genel olana üstün tutulmalıdır.
- Taraflar aynı bölgede değilse, kanunda veya sözleşmede aksi öngörülmemiş olmalıdır; bu durumda ifa yerindeki ticari örf ve âdet uygulanmalıdır.
- Ticari örf ve âdetin tacir olmayan taraf hakkında uygulanabilmesi için, o kişinin bu örf ve âdeti bilmesi veya bilmesi gerekmesi aranmalıdır.
Ticari örf ve âdet: hangi sonuçları doğurur?
- Ticari örf ve âdet hukuk kuralı niteliği kazandığında, kanunda hüküm bulunmayan ticari uyuşmazlıkta hâkim bu örf ve âdete göre karar verir.
- Teamül kanunda aksi öngörülmedikçe yargıya esas alınamaz; yalnızca irade açıklamasının yorumunda dikkate alınabilir.
- Kanun veya sözleşmede bir konu düzenlenmişse, ticari örf ve âdet o konuda uygulanmaz.
- Tacir olmayan tarafa karşı örf ve âdetin uygulanması, o kişinin bilgisine bağlıdır; bilgisi yoksa bilmesi gerektiği durumda uygulanır.
- Örf ve âdet, taraflar aynı bölgede olmadığında ifa yerinin örf ve âdeti üzerinden uygulanır; aksi kanun veya sözleşmede öngörülmüşse bu ölçüt devre dışı kalır.
- Örf ve âdet hâkim tarafından resen araştırılır; bu nedenle taraflar örf ve âdetin varlığını ispatla yükümlü değildir.
- Bir işlem ya da kural için örf ve âdetin varlığı belirsizse, hâkim ilgili ticaret ve sanayi odasından bilgi isteyebilir.
Ticari örf ve âdet ile teamül arasındaki fark nedir?
Ticari örf ve âdet, uzun süreli uygulama ile toplumsal inanışı ve devlet yaptırımını taşıyan hukuk kuralıdır.
Teamül, alışkanlık düzeyinde kalmış ve hukuk kuralı olmamış fiilî uygulamadır.
Ticari örf ve âdet hâkimi bağlar ve uyuşmazlığa uygulanır; teamül ise kanunda aksi yoksa yargıya esas olamaz, yalnızca irade yorumunda kullanılır.
Bölgeye ya da ticaret dalına özgü örf ve âdet ile genel örf ve âdet arasındaki fark nedir?
Belirli bir yöre veya ticaret kolunda geçerli olan örf ve âdettir.
Ülke genelinde ya da geniş bir kesimde uygulanan örf ve âdettir.
Aynı konuda çatışma varsa özel örf ve âdet genel olana üstün tutulur.
Aynı bölgede bulunan taraflar ile farklı bölgede bulunan taraflar arasındaki fark nedir?
Taraflar aynı bölgedeyse, ilişkiye hangi yörenin örf ve âdetinin uygulanacağı çoğunlukla bu ortak bölgeye göre belirlenir.
Taraflar farklı bölgelerde ise, kanunda veya sözleşmede aksi yoksa ifa yerinin örf ve âdeti uygulanır.
Farklı bölgedeki taraflar için ifa yeri ölçütü devreye girer; sözleşmeyle farklı bir ölçüt kararlaştırılabilir.
Tacir ile tacir olmayan taraf arasındaki fark nedir?
Tacir hakkında ticari örf ve âdet, bilip bilmediğine bakılmaksızın uygulanır.
Tacir olmayan taraf hakkında örf ve âdet ancak bildiği veya bilmesi gerektiği takdirde uygulanır.
Tacir olmayan tarafa karşı örf ve âdete dayanan talep, bu kişinin bilgisi ispatlanmadan kabul edilemez.
Ticari örf ve âdet: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Teamülü ticari örf ve âdetle aynı kabul etmek; teamül kanunda aksi yoksa yargıya esas olamaz, yalnızca irade yorumunda kullanılır.
- Tacir olmayan tarafa karşı örf ve âdeti, bilip bilmediğini araştırmadan uygulamak.
- Taraflar örf ve âdetin varlığını ispatlamak zorundaymış gibi davranmak; örf ve âdet resen araştırılır.
- Genel örf ve âdeti, aynı konudaki bölgesel ya da ticaret dalına özgü örf ve âdetin önüne koymak.
- Taraflar farklı bölgedeyken yerel örf ve âdeti sözleşmede ya da kanunda öngörülmüş olsa bile uygulamak; önce aksi hükmün bulunup bulunmadığına bakmamak.
- Örf ve âdetin varlığında kuşku olduğu hâlde ilgili odaya başvurmadan karar vermek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ticari örf ve âdetin varlığı hâkim tarafından resen araştırılır; taraflar bu kuralı ispatla yükümlü tutulmaz ve eksik araştırmaya dayanan kararlar bozulmaktadır. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/1779 E., 2026/367 K., 03.03.2026)
- Belirli bir konuda ticari örf ve âdet kuralının bulunup bulunmadığı kuşkuluysa, hâkimin ilgili oda veya meslek kuruluşlarından görüş alması ve bilirkişiye başvurması kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/1588 E., 2026/265 K., 13.02.2026)
- Örf ve âdetin tespitinde odaların verdiği cevabın, bilirkişi raporu gibi değil ancak mahkemenin değerlendirmesine bağlı bir bilgi niteliğinde olduğu kabul edilmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/329 E., 2025/500 K., 23.05.2025)
- Yargı uygulamasında kapalı fatura ve açık fatura örneği, faturanın alt ya da üst kısmındaki imzanın bedelin ödenip ödenmediği konusunda karine oluşturduğu biçiminde ele alınmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2021/229 E., 2021/488 K., 28.04.2021)
Nasıl ispat edilir?
- Ticari örf ve âdete dayanan tarafın, bu kuralın maddi, manevi ve hukuki unsurlarının varlığını ileri sürmesi gerekir; ancak hâkim bu kuralı resen araştırır ve taraflar varlığını ispatla yükümlü değildir.
- Ticari örf ve âdetin varlığına ilişkin delil olarak oda ve sanayi odası yazıları, meslek kuruluşlarının görüşleri ve bilirkişi raporu kullanılabilir.
- Tacir olmayan tarafa karşı örf ve âdete dayanan taraf, bu kişinin örf ve âdeti bildiğini ya da bilmesi gerektiğini ispatlamakla yükümlüdür (MK m.6 uyarınca).
- Teamülün irade açıklamasının yorumunda kullanılması hâlinde, teamülün varlığı ve ilgili açıklamanın bu teamüle göre anlaşıldığı iddia edenin ispat yükü altındadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.1: Ticari uyuşmazlıkta önce ticari hükümlerin, ardından ticari örf ve âdetin, son olarak genel hükümlerin uygulanmasını düzenler. Bu maddedeki örf ve âdet kuralı, m.1'deki sıranın ikinci basamağını ayrıntılandırır.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.1: Medeni örf ve âdet ile hâkimin hukuk yaratması, ticari örf ve âdetin bulunmadığı hallerde başvurulacak genel kaynaklardır.
- 5174 sayılı TOBB ile Oda ve Borsa Kanunu m.12: Odaların çalışma alanlarındaki ticari örf ve âdeti tespit ve ilan görevini düzenler; hâkim kuralın varlığında kuşkuya düşerse bu kaynaktan yararlanabilir.
TTK m.3 — Ticari işler
TTK m.3, ticari iş ölçütlerinden birincisini ve ikincisini birlikte düzenler: Kanunda düzenlenen hususlar (mutlak ticari işler) ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren işlem ve fiiller ticari iş sayılır. Maddenin uygulandığı kişi ayrımı yapılmaz; taraf tacir olsun olmasın ve işlem gerçek kişi ya da tüzel kişi tarafından yapılmış olsun, ölçüt işin niteliğidir. Madde ticari işin sonuçlarını (faiz, teselsül, zamanaşımı, uygulanacak hükümlerin sırası) düzenlemez; bunlar başka maddelerde yer alır. Tacirin borçlarının ticari sayılmasına ilişkin karine (m.19/1), bir taraf için ticari olan sözleşmenin diğer taraf için de ticari sayılması (m.19/2), ticari davalar (m.4) ve ticari hükümlerin uygulama sırası (m.1-2) bu maddede değil, ilgili maddelerde düzenlenir.
Ticari işler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Mutlak ticari iş
- Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan doğan işlerdir. Tarafların tacir olması şart değildir ve işin bir işletmeyle bağlantısı aranmaksızın ticari sayılır.
- Ticari işletmeyi ilgilendiren işlem ve fiiller
- Ticari işletmenin faaliyetiyle doğrudan veya dolaylı ilişkisi bulunan her türlü hukuki işlem, hukuki işlem benzeri davranış, vekâletsiz iş görme, haksız fiil veya sebepsiz zenginleşmedir. Kaynağın hukuki işlem olup olmaması ayrım yaratmaz.
- Ticari işletme
- Maddede tacirin faaliyet gösterdiği ekonomik birimi ifade eder. Eski metindeki üç ayrı işletme türünün yerine bu genel kavram kullanılmıştır. Madde, ticari işletmenin kendisini değil, onunla ilgili işlemleri tanımlar.
Ticari işler: hangi şartlar aranır?
- İşlemin TTK'da düzenlenen bir husus olması gerekir; bu durumda işletmeyle ilgisi aranmaksızın ticari iş doğar (mutlak ticari iş).
- Mutlak ticari iş olmayan işlemde, işlemin bir ticari işletmeyi doğrudan veya dolaylı olarak ilgilendirmesi gerekir.
- İşlemin kaynağı hukuki işlem, hukuki işlem benzeri fiil, vekâletsiz iş görme, haksız fiil veya sebepsiz zenginleşme olabilir; kaynak türü ayrım yaratmaz.
- İşlemin ticari işletmeyle ilgisi bulunmayan kişisel nitelikteki işlemler bu ölçüte girmez.
Ticari işler: hangi sonuçları doğurur?
- Kanunda düzenlenen bir husus söz konusu ise iş ticari sayılır; taraflardan birinin tacir olmaması ya da işletme bağlantısının bulunmaması bu sonucu değiştirmez.
- Kanunda düzenlenmeyen bir işlem, ticari işletmeyi doğrudan veya dolaylı ilgilendiriyorsa ticari iş olur.
- İşletme ile ilgisi bulunmayan iş ticari sayılmaz ve adi hükümlere tabi olur.
- Ticari iş sayılmanın sonuçları (faiz, teselsül, zamanaşımı, uygulanacak hükümler) ayrıca ilgili maddelerden belirlenir.
Mutlak ticari iş ile işletmeyi ilgilendiren iş arasındaki fark nedir?
TTK'da düzenlenen hususlardan doğan iş; taraflar tacir olmasa ve işletme ile bağlantı bulunmasa da ticari iştir.
TTK'da düzenlenmeyen, ancak bir ticari işletmeyi doğrudan veya dolaylı ilgilendiren iş; ticari iş sayılması için işletme bağlantısı gerekir.
Bono, poliçe, çek gibi kambiyo senetlerinde iki memur arasındaki işlem de ticari iş olur. Diğer işlemde ise işletme bağlantısı kurulamazsa iş ticari sayılmaz.
Doğrudan ilgilendirme ile dolaylı ilgilendirme arasındaki fark nedir?
İşlemin işletmenin ihtiyacını doğrudan karşılaması, örneğin işletmenin boyatılması için sözleşme yapılması.
İşlemin işletmenin faaliyetine yan etkisiyle bağlanması, örneğin bankanın kredi vermesi veya işletme içinde depo kiralanması.
İki hâlde de işlem ticari iş sayılır; dolaylı ilgi yeterlidir. Bu nedenle kapsam dar değil geniş yorumlanır.
Ticari işletmeyle ilgili iş ile tacirin kişisel işi arasındaki fark nedir?
Tacirin işletmesi için yaptığı alım veya kiralama gibi işlem.
Tacirin oğluna bisiklet alması gibi işletmeyle ilgisi bulunmayan kişisel işlem.
Birinci işlem ticari iş olur; ikinci işlem kural olarak ticari iş olmaz.
Ticari işler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kambiyo senedi gibi TTK'da düzenlenen bir işlemde işletme bağlantısı aramak; bu işlem mutlak ticari iştir.
- Kanunda düzenlenmeyen bir işlemde işletmeyle dolaylı bağlantıyı yeterli görmemek; dolaylı ilgi de yeterlidir.
- Tacirin her işlemini otomatik olarak ticari saymak; kişisel nitelikli işlem m.3 kapsamında ticari iş değildir ve bu ayrım m.19 üzerinden yapılır.
- Maddede ticari işin sonuçlarını (faiz, zamanaşımı) doğrudan bu maddeden çıkarmak; sonuçlar başka maddelerde düzenlenmiştir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ticari işletmeyi ilgilendiren işlemlerin kapsamı geniş yorumlanmakta; işletme ihtiyacını karşılamaya yönelik hazırlık ve kolaylaştırıcı işlemler de ticari iş sayılmaktadır. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/136 E., 2025/238 K., 06.02.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Ticari iş olduğunu ileri süren taraf, işlemin TTK'da düzenlenen bir husus olduğunu ya da işletmeyle bağlantısını ispatlamakla yükümlüdür.
- İşletmeyle bağlantı, sözleşme metni, fatura, işletme kayıtları ve işlemin amacını gösteren yazışmalarla ispatlanabilir.
- Karşı taraf, işlemin işletme dışı kişisel bir ihtiyaca yönelik olduğunu ve bunu karşı tarafa açıkça bildirdiğini ileri sürebilir; bu savunmayı da ispatlamakla yükümlüdür (m.19 bağlamında).
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.19: Tacirin borçlarının ticari olduğunu karine olarak kabul eder ve gerçek kişi tacirin karineyi çürütme yollarını gösterir. Tacirin işletme dışı işlemlerini m.3 kapsamından ayırmak için bu madde uygulanır.
- 6102 sayılı Kanun m.4: Ticari işlerden doğan davaların ticari dava sayılması ölçütlerini düzenler; m.3'teki iş kavramıyla ayrı bir konudur.
- 6102 sayılı Kanun m.1: Ticari işlere uygulanacak hükümlerin önceliğini ve ticari hükümlerin tanımını belirler; m.3'te belirlenen ticari işe bu hükümler uygulanır.
TTK m.4 — Genel olarak
TTK m.4, ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işlerinin hangi hallerde bulunduğunu sayar. Birinci fıkrada, ticari işletmeyle ilgili hukuk davaları ile çekişmesiz yargı işlerinin, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ticari sayılacağı bazı mutlak ticari hâller sıralanır: kanunun kendisi, Türk Medeni Kanunu ve Borçlar Kanunu'ndaki belirli hükümler, fikri mülkiyet mevzuatı, borsa-sergi-pazar düzenlemeleri ve finansal kurum mevzuatı. İkinci fıkrada ticari davalarda delillerin HMK'ya tabi olduğu ve basit yargılama usulünün uygulanacağı parasal sınır düzenlenir. Nispi ticari dava için uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması gerekir; tacir olmayan tarafların ticari işletmeyle ilgisiz uyuşmazlıkları, sayılan mutlak hâllere girmedikçe ticari dava sayılmaz. Madde ticari davanın görevli mahkemesini (m.5), ticari işin tanımını ve nispi ticari işin ölçütünü (m.3), ticari hükümlerin uygulama sırasını (m.1, m.2) düzenlemez. Ticari defter ve fatura gibi ticari delillerin hükmü (m.21, m.64 vd.), kıymetli evrak iptali ve zayi işlemleri ile HMK'daki genel yargılama kuralları da bu maddenin kapsamı dışındadır.
Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?
- Mutlak ticari dava
- Tarafların tacir olup olmadığına ve uyuşmazlığın bir ticari işletmeyle ilgisine bakılmaksızın, kanunda sayılan hallerden doğan ticari dava türüdür. Birinci fıkranın (a)-(f) bentlerinde sayılan konularla sınırlıdır.
- Nispi ticari dava
- Mutlak ticari sayılmayan, ancak her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olmasıyla oluşan ticari davadır. Birinci fıkranın genel ölçütünden doğar.
- Ticari işletmeyi ilgilendiren hava, vedia ve fikir-sanat eserleri davaları
- Havale, vedia (saklama) ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar, bir ticari işletmeyi ilgilendirmedikçe ticari dava sayılmaz. Bu davalar, ilgilendirdikleri ölçüde ticari davadır; aksi halde nispi ticari dava ölçütüne tabidir.
- Basit yargılama usulü sınırı
- İkinci fıkraya göre miktar veya değeri bu sınırı geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır. Sınır kanunda bir taban olarak yazılıdır ve HMK ek m.1/1'e göre yeniden değerleme oranında artırılır.
- Ticari davada delil
- Ticari davalarda delil ve delillerin sunulması HMK hükümlerine tabidir; ticari dava olmak, delil kurallarını HMK'dan ayırmaz. Fatura ve ticari defter gibi ticarete özgü deliller ayrı hükümlere bağlıdır.
Genel olarak: hangi şartlar aranır?
- Uyuşmazlığın birinci fıkrada sayılan hallerden birine girmesi gerekir: kanun, TMK 962-969, TBK'nın ilgili hükümleri, fikri mülkiyet mevzuatı, borsa-sergi-pazar düzenlemeleri veya finansal kurum mevzuatı.
- Bu hallerde taraflardan birinin tacir olmasına ya da uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgili olmasına bakılmaz; ancak havale, vedia ve fikir-sanat eseri haklarından doğan davalarda ticari işletmeyi ilgilendirme şartı aranır.
- Nispi ticari dava için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması birlikte bulunmalıdır.
- Ticari dava olarak nitelendirilen uyuşmazlıkta, basit yargılama usulü için davanın miktar veya değerinin güncel parasal sınırı geçmemesi gerekir.
Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?
- Uyuşmazlık birinci fıkrada sayılan hallerden birine giriyorsa ticari dava sayılır ve ticari dava hükümleri uygulanır.
- Birinci fıkradaki hallerde tarafların tacir olup olmadığı belirleyici değildir.
- Ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir-sanat eseri davalarında ticari dava niteliği doğmaz; bu uyuşmazlıklar nispi ticari dava ölçütüne göre değerlendirilir.
- Ticari davada delil ve delillerin sunulması HMK hükümlerine tabidir.
- Miktar veya değeri parasal sınırı geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır.
- Miktar veya değeri parasal sınırı geçen ticari davalarda yazılı yargılama usulü uygulanır.
- Madde, ticari dava niteliği bulunan işler bakımından yalnızca usul hükmü değil, aynı zamanda dava niteliği kuralı olarak işlev görür; bu nedenle bir davanın ticari sayılmaması halinde ticari dava usulü ve sonuçları da doğmaz.
Mutlak ticari dava ile nispi ticari dava arasındaki fark nedir?
Mutlak ticari davada taraflardan birinin tacir olup olmaması ya da uyuşmazlığın bir ticari işletmeyle ilgili olmaması önemli değildir; kanunda sayılan hal yeterlidir.
Nispi ticari davada her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması aranır.
Sayılan hallerden birine giren uyuşmazlık, taraf sıfatına bakılmadan ticari dava sayılır; diğer uyuşmazlıklarda ise iki taraflı ticari nitelik şartı aranır.
Havale, vedia, fikir-sanat eseri davaları ile diğer mutlak ticari hâller arasındaki fark nedir?
Havale, vedia ve fikir-sanat eseri haklarından doğan davalar, birinci fıkranın son cümlesi uyarınca bir ticari işletmeyi ilgilendirmedikçe ticari dava sayılmaz.
Diğer bentlerdeki hallerde (örneğin fikri mülkiyet mevzuatı veya finansal kurum mevzuatı) böyle bir işletme ilgisi şartı yoktur.
Havale ya da vedia davasının ticari dava sayılması için ticari işletmeyle ilgisi ayrıca ispat edilmelidir; aksi halde nispi ticari dava ölçütü uygulanır.
Birinci fıkra (dava niteliği) ile ikinci fıkra (delil ve usul) arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra, bir uyuşmazlığın ticari dava sayılıp sayılmayacağını belirler.
İkinci fıkra, ticari davada delillerin HMK'ya tabi olduğunu ve basit yargılama sınırını düzenler.
Ticari dava niteliği kabul edilse bile delil kuralları özel ticari kurallar değil HMK kurallarıdır; basit yargılama ise yalnızca parasal sınırın altındaki davalarda uygulanır.
Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde metnindeki 1.000.000 TL tabanını güncel parasal sınır gibi uygulamak; güncel tutar, ek cümleye göre yeniden değerlenmiş sınırdır.
- Tarafların tacir olup olmadığına bakmaksızın her uyuşmazlığı ticari dava saymak; birinci fıkranın mutlak ticari hallerinin dışında nispi ticari dava ölçütü aranmalıdır.
- Havale, vedia veya fikir-sanat eseri davasını, ticari işletme ilgisi araştırılmadan ticari dava saymak; son cümle bu davaları ancak işletmeyi ilgilendirdiği ölçüde ticari dava sayar.
- Ticari davada delil kurallarını TTK'da aramak; m.4/2 delilleri HMK'ya bağlar, ticarete özgü delil hükümleri ise ayrıca m.21 ve m.64 vd.'dedir.
- Mutlak ticari hal ile nispi ticari dava ölçütünü karıştırmak; birinci fıkranın (a)-(f) bentlerindeki halde iki taraflı tacir şartı aranmaz.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Tarafların tacir olup olmadığı ve işin ticari nitelikte olup olmadığı, birinci fıkranın (a)-(f) bentlerinde sayılan hallerde ticari dava niteliğini etkilemediği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2023/770 E., 2023/909 K., 12.09.2023)
- Ticari dava olarak nitelendirilen uyuşmazlıklarda da delil ve delillerin sunulmasının HMK'ya göre yapılacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2020/1136 E., 2023/1081 K., 15.06.2023; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/62 E., 2023/216 K., 09.02.2023; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2020/1530 E., 2022/1892 K., 15.12.2022)
- Basit yargılama usulünün uygulanmasında, madde metnindeki bir milyon liralık tabanın değil, ek cümleye göre yeniden değerlenmiş güncel parasal sınırın esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. (Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2026/143 E., 2026/187 K., 18.02.2026)
Nasıl ispat edilir?
- Ticari dava niteliğini ileri süren taraf, uyuşmazlığın birinci fıkradaki hallerden birine girdiğini veya nispi ticari dava ölçütünün (iki tarafın tacir olması ve her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması) gerçekleştiğini ispatlamakla yükümlüdür.
- Taraflardan birinin tacir olduğu, ticaret siciline kayıt veya ticari faaliyet belgeleriyle ispatlanır; karşı taraf bu sıfatı inkâr ederse ispat yükü iddia eden tarafa aittir.
- Havale, vedia ve fikir-sanat eseri davalarında, uyuşmazlığın bir ticari işletmeyi ilgilendirdiği iddia edilen tarafça belgelerle ispatlanmalıdır; karşı taraf ilgisizliği savunabilir.
- Ticari davada delillerin sunulması ve kabulü HMK'ya göre yapılır; yazılı kayıt ile tanık arasındaki üstünlük HMK'nın genel kurallarına tabidir. Fatura ve ticari defter gibi ticarete özgü delillerden yararlanmak isteyen taraf, bunların usulüne uygun düzenlendiğini ispatlamalıdır.
- Basit yargılama usulünün uygulanacağını ileri süren taraf, dava değerinin güncel parasal sınırın altında kaldığını dava dilekçesinde ortaya koymalı ve buna ilişkin belgeleri sunmalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.5: Ticari davalara bakacak asliye ticaret mahkemesinin görevini düzenler; m.4'ün ticari dava saydığı uyuşmazlıklar bu mahkemenin görevine girer.
- 6102 sayılı Kanun m.3: Ticari işin tanımını ve nispi ticari iş ölçütünü verir; m.4'teki nispi ticari dava ölçütünün dayanağıdır.
- 6100 sayılı Kanun ek m.1: Basit yargılama usulü için parasal sınırın yeniden değerleme oranında artırılmasına ilişkin kuralı içerir; m.4/2'deki güncelleme bu hükme atıfla yapılır.
- 6100 sayılı Kanun: Ticari davalarda delil ve delillerin sunulmasına ilişkin genel kuralları içerir; m.4/2 bu konuda HMK'ya atıf yapar.
- 6102 sayılı Kanun m.21: Tacirin düzenlediği fatura ve teyit mektubuna ilişkin özel delil kurallarını düzenler; m.4/2'nin HMK'ya yaptığı atıfın dışında kalan, ayrı düzenlenmiş ticari delil hükümlerinden biridir.
- 6102 sayılı Kanun m.64 vd.: Ticari defterlere ilişkin özel delil kurallarını düzenler; m.4/2'de yer almayan, ayrıca düzenlenmiş ticarete özgü delillerden biridir.
- 4721 sayılı Kanun m.962-969: Rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlara ilişkin hükümler olarak m.4/1-b kapsamındadır; mutlak ticari dava sayılan hallerden biridir.
- 6098 sayılı Kanun m.202-203: Malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesine ilişkin hükümler olarak m.4/1-c kapsamındadır.
TTK m.5 — Ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler
Madde, ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerinde asliye ticaret mahkemesinin genel görevini düzenler. Bir yerde asliye ticaret mahkemesi bulunmadığında asliye hukuk mahkemesinin bu işlere bakabilmesini ve bu hâlde görev kuralına dayanılmamasının görevsizlik sonucu doğurmamasını kurar. Madde, uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuğa tabi olup olmadığını, ticari davada basit yargılama usulünü, tüketici veya fikri haklar gibi özel mahkemelerin görev alanlarını düzenlemez; bunlar için TTK m.5/A, HMK m.382-383 ve ilgili özel kanunlara bakılmalıdır. Ticari nitelik taşımayan çekişmesiz yargı işlerinin görevi de bu maddenin kapsamında değildir.
Ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ticari dava
- TTK m.4 kapsamında, mutlak veya nispi olarak ticari sayılan çekişmeli uyuşmazlıktır. Ticari dava sayılmanın bir sonucu olarak asliye ticaret mahkemesinin görevi doğar.
- Ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi
- Ticaret hukukuna ilişkin olup kanunda çekişmesiz yargı işi olarak öngörülen ve ticari nitelik taşıyan işlerdir. Bunlar asliye ticaret mahkemesinin görevindedir.
- Aksine hüküm
- Kanunun başka bir mahkemeyi açıkça görevlendirdiği hâllerdir. Bu hüküm varsa birinci fıkradaki genel görev kuralı uygulanmaz.
- Dava olunan şeyin değeri veya tutarı
- Görev bakımından önemsizdir; asliye ticaret mahkemesinin ticari davalardaki görevi bu değere bağlı değildir.
- Görev ilişkisi
- Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişkidir. Bu ilişki üçüncü fıkraya göre görev ilişkisi sayılır ve göreve ilişkin usul hükümlerine tabidir.
- Deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin hukuk davaları
- Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararıyla bir veya birkaç asliye ticaret mahkemesinin münhasıran baktığı davalardır. Bu mahkemeler başka ticari davalara bakmaz.
Ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler: hangi şartlar aranır?
- Uyuşmazlığın TTK m.4 veya özel kanun uyarınca ticari dava ya da ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması gerekir.
- Kanunda ticari davanın veya işin başka bir mahkemeye açıkça bırakıldığı bir aksine hüküm bulunmamalıdır.
- Dava olunan şeyin değeri veya tutarı dikkate alınmamalıdır; parasal sınır görevi belirlemez.
- Yargı çevresinde asliye ticaret mahkemesi bulunuyorsa dava bu mahkemede açılmalıdır; asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde olan ve TTK m.4 uyarınca ticari sayılan davalar da bu mahkemede görülür.
- Yargı çevresinde asliye ticaret mahkemesi bulunmuyorsa dava asliye hukuk mahkemesinde açılabilir ve bu mahkeme görevsizlik kararı vermeden davaya devam eder.
Ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler: hangi sonuçları doğurur?
- Ticari davada veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işinde dava değeri ne olursa olsun asliye ticaret mahkemesi görevlidir.
- Yargı çevresinde asliye ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin görevindeki TTK m.4 kapsamındaki ticari davalar asliye ticaret mahkemesine gider.
- Yargı çevresinde asliye ticaret mahkemesi yoksa görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı gerektirmez ve asliye hukuk mahkemesi davaya devam eder.
- Görev ilişkisi göreve ilişkin usul hükümlerine tabi olduğundan, görevli olmayan mahkemede yapılan görev itirazı ilgili usul hükümlerine göre ileri sürülmelidir.
- Deniz ticaretine ve deniz sigortalarına ilişkin davalar için HSYK bir veya birkaç asliye ticaret mahkemesini münhasıran bu davalara bakmakla görevlendirebilir; bu durumda bu mahkemeler diğer ticari davalara bakmaz.
- Ticari nitelik taşımayan çekişmesiz yargı işlerinde bu madde değil genel kural uygulanır.
Asliye ticaret mahkemesi bulunan yer ile bulunmayan yer arasındaki fark nedir?
Yargı çevresinde asliye ticaret mahkemesi bulunduğunda ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri asliye ticaret mahkemesinde görülür.
Yargı çevresinde asliye ticaret mahkemesi bulunmadığında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.
İkinci fıkranın son hali uyarınca asliye hukuk mahkemesi ticari davaya bakar; görevsizlik kararı verilmez, dava devam eder. Bu hâlde yalnızca görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik gerektirmez.
Mutlak ticari dava ile nispi ticari dava arasındaki fark nedir?
Mutlak ticari davalar TTK veya özel kanunda açıkça ticari dava sayılan ve ticaret mahkemesinde bakılacağı öngörülen davalardır; tarafların tacir olması aranmaz.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın tacir olduğu ya da taraflardan birinin ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardır.
Her iki durumda da asliye ticaret mahkemesi görevlidir; ancak mutlak ticari davalarda tarafların tacir olup olmadığı görevi etkilemez.
Ticari dava ile ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi arasındaki fark nedir?
Ticari dava, TTK m.4 kapsamında çekişmeli uyuşmazlıktır.
Ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi, ticaret hukukuna ilişkin ve kanunda öngörülen çekişmesiz yargı işidir.
Her ikisinde de birinci fıkraya göre asliye ticaret mahkemesi görevlidir; yalnız ticari nitelik taşımayan çekişmesiz işlerde genel görev kuralı (HMK m.383) uygulanır.
Asliye ticaret mahkemesi görevi ile genel sulh hukuk görevi arasındaki fark nedir?
Ticaret hukukuna ilişkin çekişmesiz yargı işlerinde TTK m.5 özel usul hükmü olarak uygulanır.
HMK m.383 genel çekişmesiz yargı görev kuralıdır ve aksine düzenleme bulunmadığında sulh hukuk mahkemesini görevli kılar.
Aksine düzenleme niteliğindeki TTK m.5 bulunduğundan ticari nitelikteki işlerde asliye ticaret mahkemesi görevlidir; genel kural bu işlerde uygulanmaz.
Görev ilişkisi ile görevsizlik sonucu arasındaki fark nedir?
Asliye ticaret ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişki üçüncü fıkraya göre görev ilişkisidir.
Dördüncü fıkra, asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yargı çevresinde görev kuralına dayanılmamasını ele alır.
Görev ilişkisi olduğundan göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır; dördüncü fıkra kapsamında ise görevsizlik kararı verilmez.
Ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Görevi dava değerine göre belirlemek; ticari davada tutar ne olursa olsun asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğunu gözden kaçırmak.
- Ticari nitelikte çekişmesiz yargı işinde genel kural olan HMK m.383'ü uygulayıp sulh hukuk mahkemesine görevsizlik kararı vermek.
- Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerde görev kuralına dayanılmamış olmasını görevsizlik sebebi saymak; dördüncü fıkraya göre dava devam etmelidir.
- Mutlak ticari dava ile nispi ticari davayı karıştırmak; mutlak ticari davada tarafların tacir olup olmadığına bakmak.
- Deniz ticareti ihtisas görevlendirmesini genel asliye ticaret görevi gibi yorumlamak; görevlendirilen mahkemenin diğer ticari davalara bakabileceğini sanmak.
- Madde metnindeki ikinci fıkranın son cümlesi ile birinci fıkrayı birbirine karıştırmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Asliye ticaret mahkemesinin görevi TTK m.5 uyarınca dava değerine bağlı değildir ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerini de kapsar; ticari nitelikteki tevdi mahalli tayini talebinde HMK m.383 genel kuralı yerine asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/2078 E., 2025/2077 K., 08.12.2025)
- Ticaret hukukuna dahil çekişmesiz yargı işlerinde TTK m.4 ve m.5 özel usul hükmü sayılmakta, HMK m.383 genel kural olarak kabul edilmekte ve ticari nitelikteki işlerde asliye ticaret mahkemesine görev verilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/2078 E., 2025/2077 K., 08.12.2025)
- Asliye ticaret mahkemesinin bulunmadığı yerde asliye hukuk mahkemesinin görevsizlik kararı vermeden davaya bakması gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/2078 E., 2025/2077 K., 08.12.2025)
- Mahkemenin görevsizlik kararı verirken genel ve özel kanun ayrımını gözetmediği durumlarda kararın usul ve yasaya aykırı olduğu kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/2078 E., 2025/2077 K., 08.12.2025)
- Dava şartı arabuluculuğu bakımından görevsiz mahkemede açılan davalarda dava şartının sonradan tamamlanamayacağı yönünde istinaf kararları bulunmaktadır; bu hâl görev kuralının uygulanmasıyla birlikte değerlendirilmelidir. (Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/7074 E., 2025/3828 K., 27.11.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Ticari dava olduğunu iddia eden taraf, uyuşmazlığın TTK m.4 kapsamında bulunduğunu ispatlamalıdır; taraflardan birinin tacir olması ya da ticari işletmeyle ilgili olması yazılı belge ve ticaret sicili kaydıyla gösterilebilir.
- Yargı çevresinde asliye ticaret mahkemesinin bulunup bulunmadığı resmi kayıt ve yargı çevresi bilgisiyle tespit edilir; bu bilgi mahkemece re'sen dikkate alınır.
- Ticari nitelikte çekişmesiz yargı işinde talep sahibi, işin ticari nitelikte olduğunu ve TTK'da öngörülen bir işle ilgili olduğunu belgelerle ortaya koymalıdır.
- Karşı taraf, uyuşmazlığın ticari olmadığını veya başka bir mahkemenin aksine görevli kılındığını ileri sürüyorsa bu savunmayı kendisi ispatlamalıdır.
- Görevsizlik itirazı yapılmamış olsa bile asliye hukuk mahkemesinin görevsiz olduğu ileri sürülemez; itiraz ve görev kararına ilişkin usul hükümleri uygulanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.4: Hangi davaların ticari dava sayılacağını belirler; m.5 birinci ve ikinci fıkralarındaki görev kuralı bu tanıma bağlıdır.
- 6100 sayılı Kanun m.383: Çekişmesiz yargı işlerinde genel görevli mahkemeyi sulh hukuk mahkemesi olarak belirler; TTK m.5 aksine düzenleme niteliğindedir.
- 6102 sayılı Kanun m.5/A: Ticari dava için dava şartı arabuluculuk düzenlemesidir; görev kuralıyla doğrudan ilgili değildir ancak ticari davanın niteliğine bağlıdır.
- 6102 sayılı Kanun m.5: İkinci fıkradaki deniz ticareti ve deniz sigortası ihtisas düzenlemesinin dayanağıdır.
TTK m.5/A — Dava şartı olarak arabuluculuk
TTK m.5/A, ticari davalarda dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğu düzenler. Kapsam, TTK m.4 ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarıdır. Madde, arabulucunun başvuruyu sonuçlandırma süresini ve bu sürenin uzatılmasını da belirler. Madde, para dışı konulu ticari davaları, arabuluculuk sürecinin usulünü ve arabuluculuk anlaşmasının sonuçlarını düzenlemez; bu hususlar 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18A ve ilgili hükümlerle belirlenir. Dava şartı yokluğunun sonuçları ile arabuluculuk sürecine ilişkin genel çerçeve de bu maddenin kapsamı dışındadır.
Dava şartı olarak arabuluculuk: hangi kavramlar bilinmeli?
- Dava şartı arabuluculuk
- Belirli ticari davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının mahkemece aranan usul koşulu olmasıdır. Başvuru yapılmadan açılan dava, dava şartı yokluğundan reddedilir.
- Konusu bir miktar para olan dava
- Davanın talep sonucunun belirli bir para tutarının ödenmesine ilişkin olmasıdır. Para dışı bir edimi konu alan davalar bu kapsamda değildir.
- Arabulucuya başvuru
- Uyuşmazlığın çözümü için arabulucu görevlendirilmesini sağlayan başvurudur. Madde, başvurunun yapılmış olmasını yeterli görür; tarafların Türkiye'de başvurmasını ayrıca şart koşmaz.
- Görevlendirme tarihi
- Arabulucunun başvuruyu üzerine aldığı andır. Altı haftalık sonuçlandırma süresi bu tarihten başlar.
Dava şartı olarak arabuluculuk: hangi şartlar aranır?
- Uyuşmazlığın TTK m.4 veya diğer kanunlardaki ticari davalardan biri olması gerekir.
- Davanın konusunun bir miktar para ödenmesi olan alacak veya tazminat olması ya da itirazın iptali, menfi tespit veya istirdat davası olması gerekir.
- Dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması gerekir.
- Başvurunun arabulucu tarafından görevlendirilme tarihinden itibaren altı hafta içinde sonuçlandırılmış olması gerekir; zorunlu hallerde arabulucu bu süreyi en fazla iki hafta uzatabilir.
Dava şartı olarak arabuluculuk: hangi sonuçları doğurur?
- Kapsama giren bir ticari davada dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmamışsa dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir.
- Arabulucuya başvuru yapılmışsa dava şartı yerine getirilmiş olur ve dava açılabilir.
- Başvuru yabancı bir ülkede yapılmış olsa da madde bakımından dava şartı yerine getirilmiş sayılır, çünkü maddede Türkiye'de başvuru şartı yer almaz.
- Arabulucu altı hafta içinde sonuçlandıramazsa zorunlu hâl varsa en fazla iki hafta uzatabilir; zorunlu hâl yoksa uzatma yapılamaz.
- Kapsam dışında kalan para dışı talepli ticari davalarda arabuluculuk dava şartı olarak aranmaz.
- Madde emredici niteliktedir; tarafların sözleşmeyle dava şartını kaldırmaları ya da değiştirmeleri bu maddeye göre sonuç doğurmaz.
Alacak-tazminat davası ile itirazın iptali, menfi tespit, istirdat davası arasındaki fark nedir?
Alacak ve tazminat davaları maddenin ilk hâlinden beri kapsamdadır.
İtirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları 7445 sayılı Kanunla sonradan eklenmiştir ve 1 Eylül 2023 ve sonrasında açılan davalar için geçerlidir.
Eski tarihli itirazın iptali veya menfi tespit davasında arabuluculuk dava şartı aranmaz; tarih ayrımı davanın açılış tarihine göre yapılır.
Konusu para olan dava ile para dışı konulu dava arasındaki fark nedir?
Talep sonucu belirli bir miktar paranın ödenmesi olan davalar kapsama girer.
Talep sonucu para ödemesi olmayan davalar madde kapsamında değildir.
Para dışı talepli ticari davada dava şartı arabuluculuk aranmaz.
Genel süre ile zorunlu hâl uzatması arasındaki fark nedir?
Arabulucu başvuruyu görevlendirme tarihinden itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır.
Zorunlu hâllerde arabulucu bu süreyi en fazla iki hafta uzatabilir.
Uzatma ile toplam süre sekiz haftayı geçemez; uzatma kararı zorunlu hâl bulunmasına bağlıdır.
Ticari dava ile iş ve tüketici davası arasındaki fark nedir?
TTK m.5/A'daki altı haftalık süre ticari uyuşmazlıklara uygulanır.
İş ve tüketici uyuşmazlıklarında ilgili özel düzenlemelerdeki süre farklıdır.
Ticari davada altı hafta esas alınır; iş ve tüketici davalarında ilgili kanunun süresi uygulanır.
Dava şartı olarak arabuluculuk: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Talep sonucu para ödemesi olmayan ticari davada arabuluculuk başvurusunu şart koşmak; madde kapsamı talep sonucuna göre belirlenir.
- Yabancı ülkede yapılan arabuluculuk başvurusunu geçersiz saymak; maddede Türkiye'de başvuru şartı bulunmaz.
- Altı haftalık süreyi arabulucu görevlendirme tarihi yerine dava açılma tarihinden saymak; süre görevlendirme tarihinden başlar.
- Zorunlu hâl bulunmadan iki haftalık uzatmayı uygulamak ya da uzatmayı sekiz haftayı aşacak biçimde hesaplamak.
- İş veya tüketici davalarında altı haftalık süreyi uygulamak; o uyuşmazlıklarda ilgili kanunun süresi geçerlidir.
- Itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında tarih ayrımını gözden kaçırmak; bu davalar 1 Eylül 2023 ve sonrası açılışlarda kapsamdadır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ticari davada arabulucuya başvurulmadan açılan kapsam içi davanın dava şartı yokluğundan reddedileceği kabul edilmektedir.
- Yabancı unsur taşıyan ticari davada Türkiye'de arabulucuya başvuru zorunluluğu bulunmadığı, yabancı ülkede yapılan başvurunun dava şartını karşılayabileceği kabul edilmektedir.
- Ticari dava olup olmadığı belirlenirken davanın talep sonucu ve dava sebebinin birlikte dikkate alınması gerektiği görüşü ileri sürülmektedir.
- Davaların yığılması ve terditli davalarda her bir talep için ayrı ayrı arabuluculuk başvurusu gerekip gerekmediği tartışmalıdır; Yargıtay kararları farklı yönde olabilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Dava şartı arabuluculuğun yerine getirildiğini ileri süren davacı, arabuluculuk son tutanağı veya başvuru belgesi ile ispat yükü altındadır.
- Arabuluculuk başvurusunun yapılmadığını ileri süren davalı, bu iddiasını dayanak belgelerle ortaya koymakla yükümlüdür; mahkeme dava şartını resen inceler.
- Talep sonucunun konusunun bir miktar para olup olmadığı, dava dilekçesindeki talep sonucu esas alınarak belirlenir.
- Arabulucunun altı haftalık sürenin aşıldığını ve uzatma yapıldığını gösteren belge, sürenin hesabında dayanak olur.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.4: Ticari davaların tanımını yapar ve m.5/A'nın kapsamını belirleyen ana maddedir.
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.18A: Ticari davalarda zorunlu arabuluculuğun genel usul çerçevesini düzenler; m.5/A'da özel hüküm bulunmayan hususlarda uygulanır.
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu: Arabuluculuk sürecinin usulünü, arabulucunun görevlendirilmesini ve sürecin sonuçlarını düzenler.
- 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3: İş uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuğu düzenler; m.5/A'nın altı haftalık süresinden farklı süre içerir.
- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.73/A: Tüketici uyuşmazlıklarında zorunlu arabuluculuğu düzenler; ticari davalarda uygulanmaz.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.114/1-ğ: Dava şartı yokluğunun davanın usulden reddine yol açtığını belirten genel usul hükmüdür.
TTK m.6 — Zamanaşımı
Madde, ticari hükümler koyan kanunlarda öngörülen zamanaşımı sürelerinin sözleşmeyle değiştirilip değiştirilemeyeceğini düzenler. Kural, bu sürelerin taraflarca değiştirilemeyeceği, ancak kanunda aksine düzenleme bulunmasının bu kuralı kaldıracağıdır. Madde, Türk Ticaret Kanunu'ndaki zamanaşımı sürelerinin yanında ticari işlerle ilgili hüküm koyan diğer kanunlardaki zamanaşımı sürelerini de kapsar. Madde, zamanaşımının başlangıcını, süre hesabını, zamanaşımı defini veya kesilmesini düzenlemez (TBK m.149, m.155, m.161). Genel borçlar hukuku zamanaşımı sürelerinin sözleşmeyle değiştirilmesine ilişkin kural da bu maddenin konusu değildir (TBK m.148). Ticari sözleşmelerin kanuna aykırılık nedeniyle geçersizliği ile kısmi butlan da bu maddenin kapsamı dışındadır (TTK m.1-2 ve genel sözleşme hükümleri).
Zamanaşımı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ticari hüküm
- Türk Ticaret Kanunu'ndaki tüm hükümler ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren işlem ve fiillere ilişkin diğer kanunlardaki özel hükümlerdir. Madde bakımından zamanaşımı süresinin hangi kanunda yer aldığı değil, düzenlediği hükmün ticari hüküm niteliği taşıyıp taşımadığı önemlidir.
- Sözleşmeyle değiştirilemez
- Tarafların anlaşmasıyla zamanaşımı süresini kısaltamaması ya da uzatamamasıdır. Kanun bu yasağı, kanunda aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece uygular.
- Aksine düzenleme
- Kanunun, zamanaşımı süresinin sözleşmeyle değiştirilmesine açıkça izin veren hükmüdür. Bu izin, genel bir ilke olarak değil, ilgili kanun hükmünde açıkça yer almalıdır.
Zamanaşımı: hangi şartlar aranır?
- Zamanaşımı süresinin ticari bir hüküm koyan kanunda öngörülmüş olması gerekir.
- Söz konusu kanunda, zamanaşımı süresinin sözleşmeyle değiştirilmesine izin veren açık bir aksine düzenleme bulunmamalıdır.
- Taraflar, ticari hükümdeki zamanaşımı süresini kısaltan ya da uzatan bir sözleşme yapmamalıdır; aksi halde bu anlaşma bu maddeye göre geçersiz olur.
Zamanaşımı: hangi sonuçları doğurur?
- Kanunda aksine düzenleme yoksa, ticari hükümdeki zamanaşımı süresini değiştiren sözleşme kaydı hükümsüzdür.
- Aksine düzenleme varsa, ilgili kanunun izin verdiği ölçüde sözleşmeyle süre değiştirilebilir.
- Sözleşme kaydının bu maddeye aykırı olması, sözleşmenin tümünün geçersizliği anlamına gelmez; hangi hükmün kapsamında kalacağı genel geçersizlik hükümlerine göre belirlenir.
Ticari hüküm ile genel hüküm zamanaşımı arasındaki fark nedir?
Ticari hüküm koyan kanunlardaki zamanaşımı süreleri, bu madde kapsamında sözleşmeyle değiştirilemez.
Genel borçlar hukukundaki zamanaşımı süreleri, TBK m.148 uyarınca sözleşmeyle değiştirilemez; ancak bu madde ile TBK m.148 arasında ayrıca değerlendirme gerekir.
Ticari hükme dayanan bir zamanaşımı süresi için bu madde esas alınır; genel hüküm için TBK m.148 esas alınır.
Süreyi değiştirmek ile vadeyi belirlemek arasındaki fark nedir?
Taraflar zamanaşımı süresini kısaltamaz veya uzatamaz.
Taraflar alacağın muacceliyet (vade) tarihini serbestçe belirleyebilir.
Vadenin ileri alınması, zamanaşımının işlemeye başlama anını geciktirdiği için fiilen süreyi uzatabilir; bu yol açıkça yasaklanmış değildir.
Zamanaşımı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ticari hükümdeki zamanaşımı süresini genel 10 yıllık süre ile karıştırmak; ticari hükümde kanunun öngördüğü süre esas alınmalıdır.
- Vadenin ileri alınmasını, zamanaşımı süresinin sözleşmeyle değiştirilmesi saymak; vadenin serbest belirlenmesi ile süre değişikliği ayrı değerlendirilmelidir.
- Kanunda aksine düzenleme bulunup bulunmadığını araştırmadan sözleşme kaydını geçersiz saymak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ticari hükümlerdeki zamanaşımı sürelerinin sözleşmeyle değiştirilemeyeceği, bu kuralın kanunda aksine düzenleme yokken uygulanacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2020/1488 E., 2020/106 K., 14.10.2020)
- Taraflar, ticari alacağın vadesini serbestçe belirleyebildiklerinden, vadeyi ileri bir tarihe koyarak zamanaşımının başlangıcını fiilen geciktirebilmektedir; bu yol sürenin değiştirilmesi sayılmamaktadır.
Nasıl ispat edilir?
- Zamanaşımı süresinin sözleşmeyle değiştirildiğini ileri süren taraf, sürenin ticari hükümden kaynaklandığını ve kanunda aksine düzenleme bulunmadığını ispatlamalıdır.
- Sözleşme metni ve düzenleme tarihi, süreyi değiştiren kaydın varlığını gösteren başlıca belgelerdir.
- Karşı taraf, kanunda aksine düzenleme bulunduğunu veya vadenin gerçekten sonradan kararlaştırıldığını ileri sürerse, bu iddiayı kendisi ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.1: Ticari hükümlerin tanımını yapar. Bu maddenin hangi zamanaşımı sürelerini kapsadığını belirlemede esas alınır.
- 6098 sayılı Kanun m.148: Genel borçlar hukukunda zamanaşımı sürelerinin sözleşmeyle değiştirilemeyeceğini düzenler; ticari hükümler dışındaki sürelerde ilgilidir.
- 6098 sayılı Kanun m.147: Beş yıllık özel zamanaşımı hallerini düzenler; ticari hüküm niteliği taşıyan bu sürelerin de bu madde kapsamında kalması söz konusu olabilir.
TTK m.7 — Teselsül karinesi
TTK m.7, ticari işlerde birden çok borçlunun alacaklıya karşı birlikte borç altına girmesi hâlinde kanundan doğan müteselsil sorumluluğu (teselsül karinesi) ve ticari borca kefalet hâlinde kefil ile asıl borçlu ve kefiller arasında aynı karinenin uygulanmasını düzenler. Birinci fıkra, aksi kanunda veya sözleşmede öngörülmedikçe müteselsil sorumluluğu kurar; aynı fıkranın ikinci cümlesi kefile temerrüt faizi yürütülebilmesi için ihbar şartını getirir. İkinci fıkra ise ticari borca kefalet hâlinde bu rejimi kefiller arası ilişkiye de taşır. Madde, birden çok kişinin ticari iş dolayısıyla borçlu olduğu ilişkilere uygulanır; tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın, borcun ticari iş niteliği taşıması yeterlidir. Maddenin düzenlemediği konular: ticari iş kavramı ve karinesi (m.19), ticari borçlarda faiz oranı ve bileşik faiz (m.8–9), ticari borçlarda zamanaşımı süresinin sözleşmeyle değiştirilememesi (m.6), tüketici kredilerinde kefaletin adi kefalet sayılması (6502 sayılı TKHK m.4/6) ve ticari davalarda görev (m.5).
Teselsül karinesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Teselsül karinesi
- Birden çok borçlunun ticari iş dolayısıyla alacaklıya karşı birlikte borç altına girmesi hâlinde, aralarında müteselsil borçluluk iradesi açıklanmamış olsa bile kanun gereği müteselsil sorumluluğun doğmasıdır. Karine, borçluların açık irade beyanına değil ticari niteliğe dayanır; sözleşmede veya kanunda aksi öngörülürse uygulanmaz.
- Müteselsil sorumluluk
- Alacaklının borçlulardan dilediğine borcun tamamını isteyebilmesi, borcu ödeyen borçlunun diğerlerine rücu edebilmesidir. Teselsül hâlinde her borçlu borcun tamamından sorumludur; sorumluluk paylara bölünmez.
- Ticari iş dolayısıyla borç altına girme
- Borçlu ilişkisinin, taraflardan yalnız biri veya hepsi için ticari niteliği olan bir işten doğmasıdır. Yalnızca alacaklı bakımından ticari olan borç da, taraflar arasında sözleşme ilişkisi varsa m.19/2 uyarınca borçlular bakımından ticari sayılarak bu kapsama girer.
- Ticari borca kefalet
- Asıl borcun ticari iş niteliği taşıdığı bir borç için verilen kefalettir. Kefilin müteselsil kefil sayılması için kefalet sözleşmesinde ayrıca bir irade beyanı aranmaz; ikinci fıkra gereği kefalet kendiliğinden müteselsil olur.
- Temerrüt faizinin ihbarı
- Kefile karşı temerrüt faizinin işleyebilmesi için, asıl borçlu tarafından taahhüt veya ödemenin yapılmadığının veya yerine getirilmediğinin kefile bildirilmesidir. İhbar yapılmadan kefil bakımından temerrüt faizi yürümez.
Teselsül karinesi: hangi şartlar aranır?
- İki veya daha fazla kişinin alacaklıya karşı birlikte borç altına girmiş olması gerekir.
- Borç, içlerinden yalnız biri veya hepsi için ticari niteliği haiz bir iş dolayısıyla doğmuş olmalıdır; borcun tüm borçlular bakımından ticari olması şart değildir.
- Kanunda veya sözleşmede müteselsil sorumluluğun aksi öngörülmemiş olmalıdır; aksi hâlde karine devreye girmez.
- Ticari borca kefalet söz konusuysa, asıl borç ticari niteliği taşımalı ve kefalet sözleşmesinde aksi kararlaştırılmamış olmalıdır.
- Kefile karşı temerrüt faizi istenecekse, taahhüt veya ödemenin yapılmadığı veya yerine getirilmediği kefile ihbar edilmiş olmalıdır.
- Tüketici işlemlerinde tüketici kredisine bağlı kefalet bakımından 6502 sayılı Kanun'un ilgili hükmü devreye girerse m.7 uygulanmaz; bu durumda kefalet adi kefalettir.
Teselsül karinesi: hangi sonuçları doğurur?
- Ticari işte birden çok borçlu varsa alacaklı, borçlulardan dilediğine borcun tamamını isteyebilir ve borcun tamamı ödenene kadar tüm borçlular sorumlu kalır.
- Sözleşmede veya kanunda aksi öngörülmüşse teselsül uygulanmaz ve borçlular kendi paylarından sorumlu olur.
- Ticari borca kefalet hâlinde kefil, alacaklı tarafından önce asıl borçlu takip edilmeden doğrudan istenebilir.
- Kefile taahhüt veya ödemenin yapılmadığı ya da yerine getirilmediği ihbar edilmeden temerrüt faizi yürütülemez; ihbar yapılmamışsa faiz kefil bakımından işlemez.
- Kefillerin tamamı ticari borç kefaletinde birbirleri ve borçlu ile birlikte müteselsil sorumlu olur.
Kanundan doğan teselsül ile sözleşmeden doğan teselsül (BK m.162 karşısında) arasındaki fark nedir?
TTK m.7'de ticari iş dolayısıyla borç altına girenler, müteselsil borçluluk iradesi açıklamasına gerek olmaksızın kanun gereği müteselsil sorumlu olur.
Adi borçlarda (BK m.162/I) müteselsil borçluluk, borçluların alacaklıya karşı müteselsil olma iradesini açıklamasıyla doğar; yalnızca BK'nın öngördüğü özel hâllerde kanundan doğar.
Ticari borçta teselsül varsayılır; aksini ileri süren taraf sözleşmede müteselsilliğin kabul edilmediğini ya da kanunda aksi hükmü göstermelidir.
Ticari borç ile adi borca kefalet arasındaki fark nedir?
Ticari borca kefalette kefil, sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça asıl borçlu ile birlikte müteselsil sorumlu olur (m.7/2).
Adi borca kefalette alacaklı kural olarak önce borçluyu takip etmek zorundadır; kefil ancak müteselsil kefil olma iradesini açıkladıysa doğrudan başvurulabilir (BK m.585-586).
Ticari borçta alacaklı kefile doğrudan başvurabilir; adi borçta ise kefilin müteselsil olduğunun açık beyanı gerekir.
Genel hal ile tüketici kredisine bağlı kefalet arasındaki fark nedir?
Tacirler arası ya da tacir ile tüketici olmayan kişi arasında ticari borca kefalet, m.7/2 uyarınca müteselsil kefalettir.
Tüketici kredisine bağlı kefalette 6502 sayılı Kanun'un 4/6. maddesi uyarınca tüketicinin borcuna verilen şahsi teminat adi kefalet sayılır.
Ticari nitelikli kredide tüketici kefili m.7/2'nin müteselsil sorumluluğuna tabi olmaz; adi kefalet hükümleri geçerlidir.
Asıl borçlu ile kefil arası ilişki ile kefiller arası ilişki arasındaki fark nedir?
Ticari borca kefalette asıl borçlu ile kefil arasında teselsül m.7/2 ile kurulur.
Aynı ticari borca birden çok kefil olunduğunda kefiller arasında da m.7/2 gereği teselsül geçerlidir.
Kefillerin her biri alacaklıya karşı yalnızca kendi payından değil borcun tamamından, borçluyla aynı derece ve düzeyde sorumlu olur.
Teselsül karinesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ticari iş dolayısıyla doğan her borçta müteselsil iradesi açıklanmamış olsa bile teselsül varsaymak yerine, teselsülü sözleşmeye bağlamak; m.7 karinesini BK m.162 ile karıştırmak.
- Borcun tüm borçlular bakımından ticari olmasını aramak; oysa borçlulardan yalnız biri bakımından ticari olması yeterlidir.
- Ticari borca kefalette kefilin müteselsil olduğunu sözleşmeye ayrıca yazılmasını aramak; m.7/2 gereği bu kendiliğinden doğar.
- Tüketici kredisine bağlı kefaleti de ticari borç kefaleti gibi müteselsil saymak; 6502 sayılı Kanun m.4/6 gereği bu kefalet adi kefalettir.
- Kefile temerrüt faizi işletirken ihbarı atlamak; ihbar yapılmadan kefil bakımından faiz yürümez.
- Kefiller arasında teselsülü yalnızca kefil ile borçlu arasında aramak; m.7/2 kefiller arası ilişkiyi de kapsar.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ticari işte birden çok borçlunun müteselsil sorumluluğunda, sözleşmede müteselsilliğin kabul edilmediğine ilişkin açık bir kayıt ya da kanuni aksi hüküm bulunmadıkça teselsülün varlığı kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2024/984 E., 2024/1123 K., 22.10.2024)
- Teselsülün varlığını ileri süren ya da aksini savunan tarafın iddiasını ispat etmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2024/984 E., 2024/1123 K., 22.10.2024)
- Banka kredilerinde birden çok kişinin birlikte kredi kullanması hâlinde teselsülün kendiliğinden doğduğu ve bankanın borçlulardan dilediğine başvurabildiği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2024/984 E., 2024/1123 K., 22.10.2024)
- Ticari iş niteliği nedeniyle uyuşmazlığın ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/2916 E., 2025/3240 K., 26.12.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Teselsül karinesinden yararlanan alacaklı, borcun ticari iş dolayısıyla doğduğunu ve borçluların birlikte borç altına girdiğini ispatlamakla yükümlüdür; ticari niteliği ticari defter, kredi sözleşmesi, fatura gibi belgelerle gösterir.
- Müteselsil sorumluluğun aksini savunan borçlu, sözleşmede müteselsilliğin kabul edilmediğine ilişkin açık bir kaydı ya da kanuni aksi hükmü ispatlamakla yükümlüdür.
- Teselsülün varlığını iddia eden taraf bunu ispatlamalıdır; sözleşme yorumu, işin niteliği ve tarafların durumu bu bakımdan delil olarak değerlendirilir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2024/984 E., 2024/1123 K., 22.10.2024)
- Kefile temerrüt faizi talep eden alacaklı, taahhüt veya ödemenin yapılmadığının kefile ihbar edildiğini ihbar belgesiyle ispatlamalıdır; ihbarın yapılmadığını savunan kefil bunu ileri sürer.
- Tüketici kredisine bağlı kefalette kefilin tüketici olduğunu ve kefaletin tüketici işlemi kapsamında olduğunu gösteren belgeler, adi kefalet savunmasının dayanağıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.19: Ticari iş karinesini ve yayma kriterini düzenler; m.7'nin uygulanacağı borcun ticari iş niteliğini belirler.
- 6102 sayılı Kanun m.8: Ticari borçlarda faiz rejimini düzenler; m.7'deki temerrüt faizi ihbarı ile birlikte ticari borç faizinin işleyişini tamamlar.
- 6102 sayılı Kanun m.6: Ticari borçlarda zamanaşımı sürelerinin sözleşmeyle değiştirilemeyeceğini düzenler; m.7 ile birlikte ticari borç rejimini oluşturur.
- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.4: Tüketici işlemlerinde verilen şahsi teminatın adi kefalet sayılmasını düzenler; m.7/2'nin tüketici kredisine bağlı kefalette uygulanmasını sınırlar.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.162: Adi borçlarda müteselsil borçluluğun irade açıklamasıyla doğduğunu düzenler; m.7 ile farklı rejim kurar.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.585-586: Adi borca kefalette alacaklının önce borçluyu takip etme zorunluluğunu ve kefilin müteselsil kefil olma iradesini düzenler; m.7/2 ticari borçta bu sırayı kaldırır.
TTK m.8 — Oran serbestisi ve bileşik faizin şartları
Bu madde ticari işlerde faiz oranının belirlenmesini, bileşik faizin ne zaman yasak olduğunu ve hangi hallerde istisnai olarak izinli olduğunu düzenler. Hüküm, sözleşenlerin tacir olup olmadığına ve işin ticari niteliğine göre uygulanır. Maddenin bileşik faize ilişkin yasağı, ticari olmayan işler bakımından 3095 sayılı Kanun'daki genel yasakla birlikte okunmalıdır. Kanuni faiz ve temerrüt faizinin miktarını ve tebliğlerle ilanını düzenlemez (3095 sayılı Kanun). Faizin ticari işlerde istenebilmesi, yani kararlaştırılmamış faizin talep edilebilmesi (TTK m.9) ile zamanaşımı ve sözleşmelerin geçersizliği (TTK m.6) bu maddede düzenlenmez.
Oran serbestisi ve bileşik faizin şartları: hangi kavramlar bilinmeli?
- Bileşik (mürekkep) faiz
- İşlemiş faizin anaparaya eklenerek toplam tutara yeniden faiz yürütülmesidir. Maddenin yasakladığı ve yalnız istisnai hallerde izin verdiği yöntemdir.
- Cari hesap
- Tarafların karşılıklı alacaklarını kalem kalem alacak ve borç olarak kaydedip hesap kesiminden sonra kalan bakiyeyi isteyebilecekleri sözleşmedir. Bu maddede bileşik faiz izninin bir hali olarak yer alır, her iki tarafın tacir olması gerekir.
- Ticari iş niteliğindeki ödünç
- Her iki taraf bakımından da ticari iş sayılan ödünç sözleşmesidir. Yalnız bir tarafın tacir olması yeterli değildir; iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili olması gerekir.
- Tacir olmayan taraf
- Sözleşenlerden birinin tacir sıfatı taşımadığı kişidir. Bu taraf varsa ikinci fıkradaki bileşik faiz izni uygulanmaz.
- Temerrüt faizi
- Para borcunu zamanında ödemeyen borçludan, temerrüde düşmesi nedeniyle istenen faizdir. Bu madde bakımından oranı serbestçe belirlenebilir ve ilgili mevzuata tabidir.
Oran serbestisi ve bileşik faizin şartları: hangi şartlar aranır?
- Ticari bir iş bulunmalıdır; faiz oranının serbestçe belirlenmesi için sözleşmenin ticari iş niteliğinde olması gerekir.
- Bileşik faiz izni için sözleşme cari hesap ya da her iki taraf bakımından ticari iş niteliğinde bir ödünç sözleşmesi olmalıdır.
- Bileşik faiz izni için her iki tarafın tacir olması gerekir; sözleşenlerden biri tacir olmayan kişi ise bu izin uygulanmaz.
- Bileşik faiz dönemleri üç aydan aşağı olmamalıdır.
- Faiz tüketici ilişkisindeyse tüketicinin korunmasına ilişkin hükümler saklı kalmalıdır.
- İkinci ve üçüncü fıkraya aykırı olarak işletilen faiz yok hükmünde olup yasal sonucunu doğurmamalıdır.
Oran serbestisi ve bileşik faizin şartları: hangi sonuçları doğurur?
- Ticari işlerde faiz oranı taraflarca serbestçe belirlenir; oran belirlenmemişse kanuni faiz oranı uygulanır.
- Cari hesap veya her iki tarafın tacir olduğu ticari ödünç sözleşmesinde, üç aydan az olmayan dönemlerle bileşik faiz işletilebilir.
- Tacir olmayan bir tarafın bulunduğu sözleşmede bileşik faiz işletilemez.
- İkinci ve üçüncü fıkraya aykırı işletilen faiz yok hükmündedir; bu faiz istenemez.
- Tüketici ilişkilerinde faiz oranı serbestisi tüketicinin korunmasına ilişkin hükümlerle sınırlanır.
- Ticari olmayan işlerde bileşik faiz genel olarak yasaktır; bu madde bakımından izin yoktur.
İradi faiz ile kanuni faiz arasındaki fark nedir?
Taraflarca sözleşmede belirlenen faiz oranı; ticari işlerde serbesttir.
Oranı sözleşme belirlemezse kanun koyucunun belirlediği kanuni faiz oranı (3095 sayılı Kanun'a göre) uygulanır.
Ticari işlerde oran belirlenmemişse faiz oranı yasal orana bağlanır; oran belirlenmişse sözleşmedeki oran geçerlidir.
Cari hesap / ticari ödünç sözleşmesi (bileşik faiz izni) / diğer alacaklar: fark nedir?
Cari hesap ve her iki tarafı tacir, her iki taraf bakımından ticari iş olan ödünç sözleşmesinde faizin anaparaya eklenerek yeniden faiz yürütülmesi, üç aydan az olmamak üzere, mümkündür.
Bu nitelikleri taşımayan sözleşmelerde ve tacir olmayan tarafın bulunduğu sözleşmelerde bileşik faiz yasaktır.
Bileşik faiz izni yalnız bu iki halde ve üç aydan aşağı olmayan dönemlerle geçerlidir; aksi halde işletilen faiz yok hükmündedir.
Tacir olmayan taraf ile tacirler arası ilişki arasındaki fark nedir?
Sözleşenlerden biri tacir olmayan kişi ise ikinci fıkradaki bileşik faiz izni uygulanmaz.
Her iki tarafın tacir olduğu ve ticari iş niteliğindeki ilişkilerde fıkra uygulanabilir.
Tacir olmayanla yapılan kredide bileşik faiz işletilemez; bu durumda yayma (yaygınlaştırma) ölçütü de aranmaz.
Ticari iş ile tüketici ilişkisi arasındaki fark nedir?
Tüketicinin tarafı olduğu ilişkilerde tüketici mevzuatındaki faiz sınırları saklıdır.
Tüketici olmayan ticari ilişkilerde faiz oranı serbestçe belirlenir.
Tüketici sözleşmelerinde oran serbestisi tüketici hükümleriyle sınırlanır (üçüncü fıkra saklı tutma).
Oran serbestisi ve bileşik faizin şartları: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ticari bir ödünçte her iki tarafın tacir olup olmadığını kontrol etmeden bileşik faiz işletmek; izin yalnız her iki tarafın tacir olduğu hallerde vardır.
- Tacir olmayan kişiyle yapılan kredide bileşik faiz uygulamak; bu fıkra tacir olmayanlara uygulanmaz ve faiz yok hükmündedir.
- Bileşik faiz dönemini üç aydan kısa seçmek; bu durumda işletilen faiz yok hükmündedir.
- Ticari ödünçte yalnız bir tarafın tacir olmasını yeterli saymak; her iki taraf bakımından ticari iş niteliği aranır.
- Ticari işlerde faiz oranını sınırsız sanmak; tüketici ilişkisinde ve aşırı yararlanma hallerinde oran sınırları saklıdır.
- Ticari iş nedeniyle faizin yalnızca sözleşmede yazılmasını aramak; m.9 gereği faiz kararlaştırılmasa da istenebilir, bileşik faiz izni ise ayrıca aranır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ticari işlerde faiz oranının serbest belirlenebileceği, bu serbestinin TTK m.8/1 kapsamında özel hüküm niteliği taşıdığı kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2023/257 E., 2023/306 K., 07.03.2023; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2023/779 E., 2026/245 K., 13.02.2026)
- Ticari işlerde temerrüt faizinin, TCMB'nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı oran kanuni orandan yüksekse, bu oran üzerinden istenebileceği kabul edilmektedir; ancak bu avans faizinin açıkça talep edilmesi gerekmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/1715 E., 2024/127 K., 01.02.2024)
- Bankanın, temerrüt faizi oranını sözleşmeyle yüksek belirlemesinin, tek başına geçerlilik sınırını aştığı kabul edilmekte; oranın aşırılığı hâkim denetimine tabi tutulmaktadır. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2021/1278 E., 2024/505 K., 11.03.2024)
- Kredi ve faiz bildirimlerinin dayanağı olarak TTK m.8'in ticari ilişkilerde faiz serbestisini gösterdiği ileri sürülmekte; mahkemeler tüketici niteliğinin bulunup bulunmadığını ayrıca değerlendirmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2022/833 E., 2022/853 K., 16.06.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Bileşik faiz talep eden taraf, cari hesap veya ticari ödünç ilişkisinin varlığını ve her iki tarafın tacir olduğunu yazılı sözleşme ya da ticari defterlerle ispatlamak zorundadır.
- Ticari iş niteliğinin ispatında ticari işletme ile ilgisini gösteren belgeler ve sözleşme metni esas alınır; sözleşmede faiz oranı yazılıysa yazılı kayıt ispat aracıdır.
- Tacir olmayan tarafın bulunduğunu savunan kişi bu iddiasını kendisi ispatlamak zorundadır; tacir olduğunu iddia eden taraf bu sıfatı ispat etmelidir.
- Faiz oranının kanuni orandan yüksek olduğunu iddia eden taraf, sözleşmedeki oranı ve sözleşmenin ticari nitelikte olduğunu belgeyle gösterir.
- Cari hesapta üç aylık dönemin kullanıldığı iddiası hesap kayıtlarıyla ispatlanır; kısa dönemli hesaplama iddiası karşı taraf tarafından ileri sürülebilir ve bunu da o ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.9: Faizin asıl alacağa bağlı fer'i bir hak olduğunu ve ticari işlerde kararlaştırılmasa dahi istenebileceğini düzenler; bu madde ise oran ve bileşik faiz sınırını koyar.
- 6102 sayılı Kanun m.6: Ticari sözleşmelerde kanuni zamanaşımı sürelerinin değiştirilemeyeceğini düzenler; faiz alacağının zamanaşımı bakımından ilgilidir.
- 3095 sayılı Kanun: Kanuni faiz ve temerrüt faizi oranını belirler; ticari işlerde oran sözleşmede yoksa bu kanuna göre belirlenir. Bileşik faiz yasağını genel olarak koyar.
- 6098 sayılı Kanun m.388: Ödünç sözleşmesinde faizin anaparaya eklenerek yeniden faiz yürütülmesinin kararlaştırılamayacağını düzenler; ticari olmayan ödünçte yasağın kaynağıdır.
TTK m.9 — Uygulanacak hükümler
TTK m.9, ticari işlerde kanuni faiz, anapara ve temerrüt faizi bakımından hangi hukukun uygulanacağını belirleyen bir yollama hükmüdür. Madde, kanuni faiz oranı, anaparanın niteliği ve temerrüt faizi konularında ilgili mevzuata atıf yapar; oranların kendisini, hesaplama usulünü ya da temerrüdün koşullarını doğrudan düzenlemez. Maddenin uygulanması ticari iş niteliğine bağlıdır ve tacir olmayan tarafla yapılan ticari işlerde de ticari işin varlığı yeterlidir. Genel borç ilişkilerinde faiz ve temerrüt rejimi bu maddede değil, Borçlar Kanunu ve 3095 sayılı Kanun hükümlerinde aranmalıdır. Zamanaşımı (m.6), ticari işin tanımı (m.1 ve m.3) ve ticari hükümlerin uygulama sırası (m.1/2 ve m.2) bu maddenin konusu değildir.
Uygulanacak hükümler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ticari iş
- Ticari işletmeyi ilgilendiren işlem ve fiillerdir. Maddenin uygulanabilmesi için alacağın ticari bir işten doğmuş olması gerekir; işin tarafları tacir olmak zorunda değildir.
- Kanuni faiz
- Taraflar faiz oranı kararlaştırmamışsa kanunun belirlediği faiz oranıdır. Oranı ve uygulama koşullarını ilgili mevzuat belirler, bu madde oranı kendisi göstermez.
- Anapara
- Faiz ve benzeri fer'i alacakların üzerinden hesaplandığı asıl borç miktarıdır. Maddede anaparanın hangi mevzuata göre belirleneceği ilgili mevzuata bırakılmıştır.
- Temerrüt faizi
- Borçlunun parayı ödeme yükümlülüğünü zamanında yerine getirmemesi halinde doğan ve gecikme süresine bağlı olarak işleyen faizdir. Oranı ilgili mevzuat, özellikle 3095 sayılı Kanun belirler.
Uygulanacak hükümler: hangi şartlar aranır?
- Uyuşmazlığın konusu bir ticari iş olmalıdır; alacak TTK anlamında ticari bir işletmeyi ilgilendiren bir işlemden doğmuş olmalıdır.
- Uyuşmazlık kanuni faiz, anapara veya temerrüt faizi ile ilgili olmalıdır; maddenin yollama kapsamı bu üç konuyla sınırlıdır.
- Bu konularda ticari bir hüküm bulunmuyorsa ilgili (genel) mevzuat hükümleri uygulanmalıdır; yollama, madde metnindeki kapsam dışına taşınamaz.
Uygulanacak hükümler: hangi sonuçları doğurur?
- Ticari bir işten doğan alacakta kanuni faiz, anapara ve temerrüt faizi hakkında ilgili mevzuat hükümleri uygulanır.
- Madde kendi başına bir oran ya da hesap kuralı koymaz; oranı ve hesap yöntemini ilgili mevzuat belirler.
- Ticari işin niteliği bulunmadığında madde yollama yapmaz ve bu konular genel hükümlere göre çözülür.
Ticari iş ile ticari olmayan iş arasındaki fark nedir?
Ticari işten doğan alacaklarda kanuni faiz, anapara ve temerrüt faizi bakımından ilgili mevzuat hükümleri uygulanır.
Ticari olmayan işlerde bu madde uygulanmaz; faiz ve temerrüt rejimi Borçlar Kanunu ve genel mevzuata göre belirlenir.
İşin ticari niteliği, faiz ve temerrüt bakımından hangi mevzuatın yollandığını değiştirir.
Uygulanacak hükümler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde metninde yer almayan bir faiz oranını ya da süreyi bu maddeden çıkarmak; m.9 oran göstermez, oranı ilgili mevzuattan alınmalıdır.
- Ticari olmayan bir alacağa da m.9'u uygulamak; yollama yalnız ticari iş niteliği bulunduğunda çalışır.
- Zamanaşımını faiz konusuyla karıştırmak; zamanaşımı m.6'ya tabidir, m.9 faiz ve temerrüt konusunu düzenler.
Nasıl ispat edilir?
- Ticari bir işten doğduğunu ileri süren taraf, alacağın ticari iş niteliğini ispatla yükümlüdür; ticari iş niteliği ticari defter, fatura, sözleşme ve benzeri belgelerle gösterilebilir.
- Faiz oranının sözleşmede kararlaştırıldığını ileri süren taraf bunu yazılı belge ile ispatlamalıdır; aksi halde kanuni faiz uygulanır.
- Temerrüdün varlığını ve başlangıç tarihini alacaklı, ödeme çağrısı ve benzeri belgelerle ispatlamalıdır; borçlu ödemeyi ya da temerrüdün bulunmadığını ispatla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.1: Ticari işin ve ticari hükümlerin kapsamını belirler; m.9'un uygulanabilmesi için alacağın ticari iş niteliğini taşıdığının tespiti bu maddeye dayanır.
- 6102 sayılı Kanun m.6: Ticari işlerde zamanaşımını düzenler; m.9 faiz ve temerrüt konusunu yollar, zamanaşımını değil.
- 3095 sayılı Kanun: Kanuni faiz ve temerrüt faizine ilişkin temel mevzuattır; m.9'un yollama ettiği ilgili mevzuatın başlıca kaynağıdır.
TTK m.10 — Faizin başlangıcı
Madde, ticari bir borcun faizinin ne zaman işlemeye başlayacağını düzenler. Aksine sözleşme yoksa, belli bir vade bulunan borçta vadenin bitiminden, belli bir vade bulunmayan borçta ihtar gününden itibaren faizin işlemeye başlamasını öngörür. Hüküm, ticari işlerden doğan para borçlarına ve bu borçların faizine uygulanır. Madde, faiz oranını (TTK m.8, 3095 sayılı Kanun), bileşik faiz yasağı ve istisnalarını (TTK m.8/2), temerrüt faizinin ayrı koşullarını (3095 sayılı Kanun m.2, TBK m.120-121) ve faizin işlemeye başlamasının dışındaki sonuçlarını düzenlemez. Adi borçlarda faizin başlangıcı Borçlar Kanunu hükümlerine göre belirlenir; bu madde adi işlere uygulanmaz.
Faizin başlangıcı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ticari borç
- Tarafların en az birinin tacir olduğu ve ticari işletmeyle ilgili bir işten doğan borçtur. Maddenin uygulanabilmesi için borcun bu niteliği taşıması gerekir.
- Vade
- Borcun ödenmesi gereken belirli bir günün veya sürenin sonudur. Vade belirlenmişse faiz bu tarihten itibaren işlemeye başlar.
- İhtar günü
- Vadesi belli olmayan borçta alacaklının borçluya yaptığı ihtarın gerçekleştiği gündür. Faizin başlangıcı bu gün olarak belirlenir.
- Aksine sözleşme
- Tarafların faizin işlemeye başlama anını madde hükmünden farklı belirlemek üzere yaptıkları anlaşmadır. Bu anlaşma varsa madde hükmü uygulanmaz.
- Kapital faiz
- Anaparanın kullanılmasından veya yoksun kalınmasından doğan, asıl borcun vadesine kadar işleyen faizdir. Madde, kapital faizin başlangıcını belirler.
- Temerrüt faizi
- Para borcunu zamanında ödemeyen borçludan, temerrüde düşmesi nedeniyle istenen faizdir. Maddedeki başlangıç kuralı ile temerrüt faizinin başlangıcı ayrı sorulardır.
Faizin başlangıcı: hangi şartlar aranır?
- Borcun ticari bir borç olması gerekir; tarafların en az birinin tacir olduğu ve ticari işletmeyle ilgili bir işten doğan bir para borcu bulunmalıdır.
- Tarafların faizin başlangıcı konusunda aksine bir sözleşme yapmamış olması gerekir; aksi halde sözleşmedeki başlangıç anı esas alınır.
- Borcun belli bir vadesi varsa faizin işlemeye başlaması için vadenin bitmiş olması gerekir; faiz vadenin bitiminden itibaren işler.
- Borcun belli bir vadesi yoksa faizin işlemeye başlaması için alacaklının ihtarda bulunmuş olması gerekir; faiz ihtar gününden itibaren işler.
- Faizin doğması için asıl alacağın varlığı gerekir, çünkü faiz asıl alacağa bağlı fer'i bir haktır.
Faizin başlangıcı: hangi sonuçları doğurur?
- Belli bir vadesi olan ticari borçta vade gününün bitiminden sonra faiz kendiliğinden işlemeye başlar.
- Belli bir vadesi olmayan ticari borçta alacaklının ihtarından sonra faiz işlemeye başlar; ihtar yapılmamışsa faiz işlemez.
- Aksine sözleşme varsa faizin başlangıcı sözleşmede kararlaştırılan an olur.
- Faiz işlemeye başladıktan sonra borçlu temerrüde düşmüş sayılabilir; ancak temerrüt faizinin başlangıcı ayrıca değerlendirilir ve bu madde temerrüt faizini düzenlemez.
- Madde emredici değildir; tarafların başlangıç anını serbestçe belirlemesi mümkündür. Sözleşme ile başlangıç anı kararlaştırılmazsa madde uygulanır.
Vadeli borç ile vadesiz borç arasındaki fark nedir?
Belli bir vadesi bulunan ticari borçta faiz, vadenin bitiminden itibaren işler. Bu halde ihtar aranmaz.
Belli bir vadesi bulunmayan ticari borçta faiz, ihtar gününden itibaren işler. Alacaklının ihtarı başlangıç anını belirler.
İki halde faizin başlangıç anı farklıdır; vadesiz borçta alacaklının ihtarı yapılmadan faiz işlemez.
Aksine sözleşme var ile yok arasındaki fark nedir?
Tarafların faizin başlangıcını sözleşmeyle belirlediği halde sözleşme hükmü esas alınır.
Sözleşmede başlangıç anı belirlenmemişse madde hükmü uygulanır.
Sözleşme hükmü varsa madde hükmü devreye girmez; sözleşmede farklı bir başlangıç anı kararlaştırılabilir.
Ticari borç ile adi borç arasındaki fark nedir?
Ticari bir borçta faizin başlangıcı bu madde ile belirlenir.
Adi borçta bu madde uygulanmaz; faizin başlangıcı Borçlar Kanunu hükümlerine göre belirlenir.
İki borç türünde faizin başlangıç anı farklı kurallara tabidir.
Faizin başlangıcı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Vadesi belli olmayan ticari borçta faizi ihtar yapılmadan takip tarihinden veya borç doğum tarihinden başlatmak; faizin başlangıcı ihtar gününden itibaren işler.
- Vadeli borçta da ihtar aramak; vade bitince faiz kendiliğinden işler ve ayrıca ihtar gerekmez.
- Madde metnindeki başlangıç anını temerrüt faizinin başlangıcıyla karıştırmak; temerrüt faizinin başlangıcı için ayrıca kanuni koşullara bakmak gerekir.
- Aksine sözleşmenin varlığını yazılı olmadan kabul etmek; sözleşmedeki farklı başlangıç anının ispatı gerekir.
- Adi bir borca bu maddeyi uygulamak; adi borçta faizin başlangıcı Borçlar Kanunu hükümlerine göre belirlenir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler, belli bir vadesi olmayan ticari borçta faizin başlangıcını ihtar gününden kabul etmektedir; alacaklının ihtarı yapılmadan takip tarihinden faiz hesaplanmasının bu maddeye aykırı olduğu kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2022/994 E., 2025/2046 K., 30.12.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2021/1801 E., 2025/321 K., 26.02.2025)
- Bilirkişi ve mahkemeler, ödemelerin anapara alacağından mahsubu yapılırken faiz hesabının bu tarihler esas alınarak yapıldığını göstermektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2021/1768 E., 2025/1042 K., 01.10.2025)
- Mahkemeler, ticari borçta maddenin başlangıç kuralını, Türk Ticaret Kanunu'nun 8. ve 10. maddelerinin birlikte değerlendirilmesi suretiyle uygulamaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2022/336 E., 2025/794 K., 08.05.2025; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/670 E., 2024/1475 K., 19.11.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Faizin başlangıcını talep eden alacaklı, borcun ticari nitelikte olduğunu ve vadenin geldiğini ya da ihtarın yapıldığını ispatla yükümlüdür.
- Vadesi belli olmayan borçta ihtarın yapıldığı, noter ihtarnamesi veya tebligat belgesiyle ispatlanır; ihtarın tarihi bu belgeden çıkar.
- Vade, sözleşme metni, fatura veya diğer yazılı belgelerle ispatlanır.
- Aksine sözleşmenin varlığını ileri süren taraf, bu sözleşmenin yazılı veya başka bir delille var olduğunu ispatlamalıdır.
- Borçlu, faizin erken başladığını ileri sürüyorsa, ihtarın veya vadenin geçmediğini ispatlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.8: Ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirlenmesini ve bileşik faiz yasağının istisnalarını düzenler; bu madde ise faizin başlangıcını belirler.
- 6102 sayılı Kanun m.9: Faizin asıl alacağa bağlı fer'i bir hak olduğunu ve ticari işlerde kararlaştırılmasa da istenebileceğini düzenler; başlangıç anı bu maddenin konusu değildir ama faizin doğmasının ön koşuludur.
- 3095 sayılı Kanun: Kanuni faiz ve temerrüt faizinin oranını belirler; ticari borçta faiz oranı sözleşmede yoksa bu kanuna göre belirlenir.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| altı hafta | m.5/A | (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. |
| iki hafta | m.5/A | Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir. |
| Üç aydan | m.8 | (2) Üç aydan aşağı olmamak üzere, faizin anaparaya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi şartı, yalnız cari hesaplarla her iki taraf bakımından da ticari iş niteliğinde olan ödünç sözleşmelerinde geçerlidir. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
54 karar- Hukuk Genel Kurulu, 2024/306 E., 2025/534 K., 17.09.2025İlgili madde: m.7
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/224 E., 2025/467 K., 14.07.2025İlgili madde: m.1
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/251 E., 2025/468 K., 14.07.2025İlgili madde: m.1
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/375 E., 2025/474 K., 14.07.2025İlgili madde: m.1
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/416 E., 2025/475 K., 14.07.2025İlgili madde: m.1
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/816 E., 2025/265 K., 30.04.2025İlgili madde: m.7
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/197 E., 2025/168 K., 26.03.2025İlgili madde: m.3
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/1060 E., 2024/137 K., 28.02.2024İlgili madde: m.3
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/1036 E., 2023/714 K., 05.07.2023İlgili madde: m.3
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2026/167 E., 2026/853 K., 21.04.2026İlgili madde: m.9
Diğer 44 karar
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2026/468 E., 2026/483 K., 17.04.2026İlgili madde: m.3
- Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/345 E., 2026/597 K., 13.04.2026İlgili madde: m.9
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/2067 E., 2026/671 K., 09.04.2026İlgili madde: m.9
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2022/744 E., 2026/511 K., 02.04.2026İlgili madde: m.6
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2024/961 E., 2026/445 K., 23.03.2026İlgili madde: m.6
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/1779 E., 2026/367 K., 03.03.2026İlgili madde: m.2
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/1588 E., 2026/265 K., 13.02.2026İlgili madde: m.2
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2025/1074 E., 2026/340 K., 13.02.2026İlgili madde: m.2
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2023/779 E., 2026/245 K., 13.02.2026İlgili madde: m.8
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2023/252 E., 2026/274 K., 05.02.2026İlgili madde: m.9
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2023/668 E., 2026/227 K., 04.02.2026İlgili madde: m.2
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2022/994 E., 2025/2046 K., 30.12.2025İlgili madde: m.10
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/1310 E., 2025/1712 K., 29.12.2025İlgili madde: m.8
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/2916 E., 2025/3240 K., 26.12.2025İlgili madde: m.7
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/2078 E., 2025/2077 K., 08.12.2025İlgili madde: m.5
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/7074 E., 2025/3828 K., 27.11.2025İlgili madde: m.5
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1316 E., 2025/1784 K., 05.11.2025İlgili madde: m.6
- Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/2158 E., 2025/2134 K., 27.10.2025İlgili madde: m.7
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2025/1701 E., 2025/1891 K., 06.10.2025İlgili madde: m.5
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2021/1768 E., 2025/1042 K., 01.10.2025İlgili madde: m.10
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2025/479 E., 2025/1054 K., 14.07.2025İlgili madde: m.5
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2025/1283 E., 2025/1497 K., 14.07.2025İlgili madde: m.5
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/329 E., 2025/500 K., 23.05.2025İlgili madde: m.2
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2022/336 E., 2025/794 K., 08.05.2025İlgili madde: m.10
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2021/1801 E., 2025/321 K., 26.02.2025İlgili madde: m.10
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/136 E., 2025/238 K., 06.02.2025İlgili madde: m.3
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/670 E., 2024/1475 K., 19.11.2024İlgili madde: m.10
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1677 E., 2024/3005 K., 12.11.2024İlgili madde: m.5
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2024/984 E., 2024/1123 K., 22.10.2024İlgili madde: m.7
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1453 E., 2024/1744 K., 10.10.2024İlgili madde: m.1
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/1510 E., 2024/1389 K., 30.09.2024İlgili madde: m.7
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2024/1142 E., 2024/953 K., 19.09.2024İlgili madde: m.3
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2024/859 E., 2024/1003 K., 06.06.2024İlgili madde: m.6
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2021/1278 E., 2024/505 K., 11.03.2024İlgili madde: m.8
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/1715 E., 2024/127 K., 01.02.2024İlgili madde: m.8
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2023/257 E., 2023/306 K., 07.03.2023İlgili madde: m.8
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2022/833 E., 2022/853 K., 16.06.2022İlgili madde: m.8
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2021/1434 E., 2022/743 K., 02.06.2022İlgili madde: m.1
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2021/2175 E., 2021/1668 K., 23.12.2021İlgili madde: m.9
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/2073 E., 2021/1650 K., 17.11.2021İlgili madde: m.6
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/120 E., 2021/251 K., 20.10.2021İlgili madde: m.9
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2021/229 E., 2021/488 K., 28.04.2021İlgili madde: m.2
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2020/1709 E., 2021/71 K., 28.01.2021İlgili madde: m.10
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2020/1488 E., 2020/106 K., 14.10.2020İlgili madde: m.6
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 28.03.2023 (m.4).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 1. Ticaret Hukuku Giriş ve Ticari İşletme bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış