Sınai Mülkiyet Kanunu

Başlangıç hükümleri, marka hakkı ve kapsamı

Sınai Mülkiyet Kanunu m.1–10Ticaret Hukuku

Kısaca

Sınai Mülkiyet Kanunu m.1, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun amacını ve kapsamını belirler. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 2. maddesi, kanunda kullanılan temel kavramların tanımlarını verir. Sınai Mülkiyet Kanunu m.3, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun sağladığı korumadan kimlerin yararlanabileceğini düzenler.

Kapsam

Bu konu, Sınai Mülkiyet Kanunu m.1–10 hükümlerini kapsar.

Sınai Mülkiyet Kanunu m.1 — Amaç ve kapsam

Madde, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun amacını ve kapsamını belirler. Kanunun amacı; marka, coğrafi işaret, tasarım, patent, faydalı model ve geleneksel ürün adlarına ilişkin hakların korunmasını ve bu yolla teknolojik, ekonomik ve sosyal ilerlemeye katkı sağlanmasını ifade eder. Kapsam hükmü ise bu haklara ilişkin başvuruları, tescil ve tescil sonrası işlemleri ile ihlale bağlanan hukuki ve cezai yaptırımları kapsar. Madde, hakların ayrıntılı koşullarını, sürelerini veya hükümsüzlük ve ihlal sebeplerini düzenlemez; bunlar Kanunun ilgili maddelerinde yer alır. Fikir ve sanat eserlerinin korunması (5846 sayılı FSEK kapsamı) ile bu hakların uluslararası özel hukuk bakımından hangi hukuka tabi olacağı da bu maddenin konusu değildir.

Amaç ve kapsam: hangi kavramlar bilinmeli?

Sınai haklar
Maddede sayılan marka, coğrafi işaret, tasarım, patent, faydalı model ve geleneksel ürün adları üzerindeki haklardır. Madde bu hakların sınırlı listesini verir; listede olmayan bir hak türü bu kanunun koruma alanında sayılmaz.
Tescil sonrası işlemler
Başvurunun tescilinden sonra hakkın devri, lisansı, yenilenmesi, hükümsüzlüğü ve benzeri işlemleri ifade eder. Tescil öncesi başvuru aşamasından ayrı tutulur.
Hukuki ve cezai yaptırımlar
Hakların ihlali halinde uygulanacak hukuk davası sonuçları ile cezai müeyyideleri kapsar. Kanun bu iki yaptırım türünü birlikte düzenlemeyi amaçlar.

Amaç ve kapsam: hangi şartlar aranır?

  • Korunan hakkın maddede sayılan sınai haklardan biri olması gerekir; marka, coğrafi işaret, tasarım, patent, faydalı model veya geleneksel ürün adı dışındaki bir hak bu kanunla korunmaz.
  • Uyuşmazlığın başvuru, tescil, tescil sonrası işlem veya ihlal yaptırımı kapsamında bulunması gerekir; yalnızca amaç hükmüne dayanarak bağımsız bir talep kurulamaz.

Amaç ve kapsam: hangi sonuçları doğurur?

  • Maddede sayılan haklara ilişkin başvuru, tescil ve tescil sonrası işlemler bu kanun hükümlerine tabidir.
  • Maddede sayılan hakların ihlali halinde hem hukuki hem cezai yaptırımlar bu kanunda düzenlenen esaslara göre uygulanır.
  • Maddede sayılmayan bir hak türü bu kanunun kapsamına girmez ve bu kanunun yaptırım hükümleri o hak için doğrudan uygulanmaz.

Amaç hükmü ile kapsam hükmü arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra kanunun amacını, yani hakların korunmasını ve ilerlemeye katkıyı belirtir.

İkinci fıkra kanunun uygulama alanını, yani başvuru, tescil, sonrası işlemler ve yaptırımları sayar.

Somut uyuşmazlıkta dayanak olarak kapsam fıkrası esas alınır; amaç fıkrası yorum aracı olarak kullanılır.

Sınai haklar ile fikri haklar (FSEK kapsamı) arasındaki fark nedir?

Bu kanun marka, coğrafi işaret, tasarım, patent, faydalı model ve geleneksel ürün adlarını düzenler.

Edebi ve sanat eserleri üzerindeki haklar ayrı bir kanunda korunur.

Bir hakkın hangi kanuna tabi olduğu, hakkın türüne göre belirlenir; sınai hak iddiası FSEK'e değil bu kanuna dayandırılır.

Amaç ve kapsam: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kanunun amaç fıkrasını tek başına bir hak veya yaptırım kaynağı olarak göstermek; yaptırımlar kapsam fıkrasında belirtilen konularla sınırlıdır.
  • Fikir ve sanat eseri niteliğindeki bir hakkı bu kanuna dayandırmak; bu tür haklar FSEK kapsamında korunur.
  • Maddenin listesinde yer almayan bir hak türünü (ör. ticaret unvanı) bu kanunun kapsamında saymak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler uyuşmazlığa önce bu kanunun 1. maddesini dayanak göstererek kanunun özel düzenlemesinin öncelikle uygulanacağını kabul etmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2023/168 E., 2023/188 K., 09.02.2023)
  • Kanunun 1. maddesi, sınai hakların ihlaline dayalı taleplerde hükümsüzlük ve tecavüz davalarının dayanağı olarak anılmaktadır; ancak asıl hukuki sonuç ilgili hükümlerden çıkar. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/1691 E., 2026/100 K., 22.01.2026; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2024/457 E., 2025/1488 K., 27.11.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Maddenin amaç hükmü tek başına bir talebin dayanağı yapılamaz; talebi ileri süren taraf, korunan hakkın maddede sayılan sınai haklardan biri olduğunu tescil belgesiyle ispat etmelidir.
  • Tescil belgesi, Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtları ve tescil sahibinin hak sahipliği belgeleri ile hakkın varlığı kanıtlanır.
  • Hakkın kapsamına girmediği savunusunu ileri süren karşı taraf, konunun sınai hak dışında kaldığını veya başka bir kanuna tabi olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Yaptırım talebinde ihlalin varlığını ileri süren taraf, ihlal fiilini ve sonucunu somut delillerle ortaya koymalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6769 sayılı Kanun m.1: Maddenin ikinci fıkrası, kanunun uygulama alanını gösteren kapsam hükmüdür; ayrıntılı koşullar kanunun diğer maddelerinde düzenlenir.

Sınai Mülkiyet Kanunu m.2 — Tanımlar

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 2. maddesi, kanunda kullanılan temel kavramların tanımlarını verir. Madde; amblem, bitki çeşidi, biyolojik materyal, bülten, çalışan, Kurum, Kurul, marka vekili, Paris Sözleşmesi, patent vekili, sınai mülkiyet hakkı, sicil ve ücret kavramlarının kanun bakımından anlamını düzenler. Kişi bakımından uygulanmaz; kanunun tamamındaki terimlerin yorumunda esas alınır. Madde, tescil şartlarını, hak doğuran işlemleri, sürelerini veya yaptırımlarını düzenlemez; bunlar kanunun ilgili maddelerinde yer alır. Hizmet buluşlarına ilişkin işçi-işveren hükümleri (m.113 ve devamı) ile marka ve tasarım tecavüzleri ve hükümsüzlük davaları bu maddede değil, kanunun ilgili bölümlerinde düzenlenmiştir.

Tanımlar: hangi kavramlar bilinmeli?

Amblem
Coğrafi işaretler ve geleneksel ürün adlarının kanuna uygun olarak tescil edildiğini gösteren, Kurum tarafından oluşturulan işarettir. Tescil edilen adla birlikte ürün veya ambalajında kullanılır; ürünün kendisi ya da ambalajı üzerinde kullanılamayan hallerde kolayca görülebilecek biçimde uygulanır. Coğrafi işaretler bakımından kullanımı zorunludur.
Bitki çeşidi
Bir veya birden fazla genotipin ortaya çıkardığı belirli özelliklerle tanımlanan, aynı tür içindeki diğer genotiplerden en az bir tipik özelliğiyle ayrılan ve değişmeksizin çoğaltılmaya uygun olan en küçük taksonomik kısımdaki bitki grubudur.
Biyolojik materyal
Genetik bilgi içeren ve kendi kendine üreyebilen ya da bir biyolojik sistemde üretilebilen her türlü maddedir.
Bülten
Yayım ortamının türü ne olursa olsun, kanunda öngörülen hususların yayımlandığı ilgili yayındır. Ortamın basılı veya elektronik olması belirleyici değildir.
Çalışan
Özel hukuk sözleşmesi veya benzeri bir hukuki ilişkiyle başkasının hizmetinde bulunan ve işverenin gösterdiği belirli iş bakımından kişisel bağımlılık içinde yükümlü olan kişilerle kamu görevlilerini kapsar. Hizmet ilişkisinin kaynağı, sözleşmeli olup olmamasına göre değil, bağımlılık ilişkisine göre belirlenir.
Marka vekili / Patent vekili
Marka, tasarım, coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları konusunda hak sahiplerini Kurum nezdinde temsil eden kişi marka vekilidir. Patent, faydalı model ve tasarım hakları konusunda aynı temsili yapan kişi ise patent vekilidir. Her iki vekil, konu ayrımına göre ayrı tanımlanmıştır.
Sınai mülkiyet hakkı
Kanunda sayılan markayı, coğrafi işareti, tasarımı, patenti ve faydalı modeli kapsayan üst kavramdır. Geleneksel ürün adları madde metninde bu kavramın içinde sayılmamıştır.
Sicil
Sınai mülkiyet hakları ile geleneksel ürün adlarına ilişkin bilgilerin yer aldığı kayıt ortamıdır.
Ücret
Kanun kapsamındaki hizmetler için ilgili mevzuata göre Kurum tarafından belirlenen ücrettir. Varsa vergi ve harç bu ücretin içinde sayılır.

Tanımlar: hangi şartlar aranır?

  • Bir terimin kanun bakımından anlamını belirlerken madde metnindeki tanım esas alınmalıdır; genel dildeki anlam ile tanım farklıysa tanım üstündür.
  • Amblem, bitki çeşidi ya da biyolojik materyal sayılabilmesi için madde metnindeki tanımda aranan tüm özellikleri taşıması gerekir.
  • Bir kişinin çalışan sayılabilmesi için özel hukuk sözleşmesi veya benzeri bir hukuki ilişkiye dayanarak başkasının hizmetinde bulunması ve işverenin gösterdiği belirli iş bakımından kişisel bağımlılık içinde olması gerekir.
  • Marka vekili veya patent vekili olarak nitelenen kişinin, temsil ettiği hak sahibinin konusuna göre doğru kategoride yer alması gerekir.

Tanımlar: hangi sonuçları doğurur?

  • Madde, kanunda geçen terimlere tanım verdiği için kendi başına bir hak veya yükümlülük doğurmaz; sonuçlar terimin geçtiği hükümde ortaya çıkar.
  • Kanunda bir terim kullanıldığında, madde metnindeki tanımın dışına çıkılarak genel dilde verilen bir anlam esas alınamaz.
  • Çalışan tanımına uyan kişiler bakımından, hizmet ilişkisine dayanan hükümler (örneğin hizmet buluşlarına ilişkin düzenlemeler) uygulanabilir hale gelir.
  • Marka vekili veya patent vekili olarak temsil yetkisi kullanılacaksa, temsilcinin bu sıfatı taşıdığının kanunun tanımına göre belirlenmesi gerekir.

Marka vekili ile patent vekili arasındaki fark nedir?

Marka, tasarım, coğrafi işaret ve geleneksel ürün adları konusunda hak sahibini Kurum nezdinde temsil eden kişidir.

Patent, faydalı model ve tasarım hakları konusunda hak sahibini Kurum nezdinde temsil eden kişidir.

İki vekil de Kurum nezdinde temsil yapar, ancak hangi konuda yetkili olduğu temsil ettiği hakkın türüne göre belirlenir. Tasarım her iki tanımda geçtiğinden, bu konudaki temsilde tanımların birlikte okunması gerekir.

Amblem ile sicil arasındaki fark nedir?

Amblem, coğrafi işaret ve geleneksel ürün adlarının tescilini gösteren ve Kurum tarafından oluşturulan işarettir.

Sicil, sınai mülkiyet hakları ile geleneksel ürün adlarına ilişkin bilgilerin yer aldığı kayıt ortamıdır.

Amblem bir işaret, sicil ise bir kayıt ortamıdır; birbirinin yerine kullanılamaz.

Sınai mülkiyet hakkı ile geleneksel ürün adı arasındaki fark nedir?

Sınai mülkiyet hakkı, madde metninde sayılan markayı, coğrafi işareti, tasarımı, patent ve faydalı modeli kapsar.

Geleneksel ürün adları, kanunda sicil kavramının içinde anılan ayrı bir korunma konusudur.

Geleneksel ürün adlarına ilişkin bir uyuşmazlıkta, sınai mülkiyet hakkı tanımına sığdırmaya çalışmak yerine ilgili kanun hükmüne bakılmalıdır.

Tanımlar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Marka vekili ile patent vekilinin yetki alanını karıştırmak; tasarım konusunda her iki tanımın da geçtiğini gözden kaçırmak.
  • Amblemi sicil ile aynı şey saymak; amblem bir işaret, sicil bir kayıt ortamıdır.
  • Çalışan kavramını yalnızca iş sözleşmesi olan kişilerle sınırlamak; tanım özel hukuk sözleşmesi veya benzeri hukuki ilişkiyi ve kamu görevlilerini de kapsar.
  • Geleneksel ürün adlarını sınai mülkiyet hakkı tanımının içinde saymak; madde metninde bu kavram ayrıca yer almaz.
  • Bülteni yalnızca basılı yayın sanmak; tanım yayım ortamının türüne bakmaksızın yapılmıştır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Marka hükümsüzlüğü ve bu davayı açma hukuki yararı değerlendirmesinde, mahkemeler kanunun marka ve vekil tanımlarını birlikte okuyarak karar vermektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2024/1580 E., 2026/430 K., 12.03.2026)
  • Marka vekilinin ve patent vekilinin tanımlarının ayrı ayrı yapıldığı, temsil yetkisinin bu tanımlara göre değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2024/545 E., 2026/783 K., 17.04.2026)
  • Paris Sözleşmesi'ne atıf yoluyla tescil engellerinin değerlendirildiği uyuşmazlıklarda, madde metnindeki tanımlar ile birlikte ilgili atıf hükümlerinin uygulandığı görülmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2022/1786 E., 2024/2059 K., 17.12.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Marka vekili veya patent vekili sıfatına dayanan kişi, temsil yetkisini Kurum nezdindeki kayıt ve vekâletname ile ispatlamalıdır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2024/545 E., 2026/783 K., 17.04.2026)
  • Bir kişinin çalışan sayılması iddiasını ileri süren taraf, özel hukuk sözleşmesi veya benzeri hukuki ilişkiyi ve işverenin gösterdiği iş üzerindeki kişisel bağımlılığı yazılı belge ve tanıkla ispatlamalıdır.
  • Amblem, bitki çeşidi veya biyolojik materyal tanımına giren bir konunun varlığını iddia eden taraf, bu niteliklerin bulunduğunu ilgili teknik belge ve bilirkişi incelemesiyle ortaya koymalıdır.
  • Tanım dışında kalan bir durumu iddia eden karşı taraf, kanun metnindeki ölçütlerin karşılanmadığını ispatla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

Sınai Mülkiyet Kanunu m.3 — Korumadan yararlanacak kişiler

Madde, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun sağladığı korumadan kimlerin yararlanabileceğini düzenler. Sayılan kişiler; Türk vatandaşları, Türkiye sınırları içinde yerleşimi olan ya da sınai veya ticari faaliyette bulunan gerçek ve tüzel kişiler, Paris Sözleşmesi ya da Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması çerçevesinde başvuru hakkı bulunanlar ve karşılıklılık ilkesine göre Türk uyruklulara sınai mülkiyet koruması tanıyan devletlerin uyrukluları bakımından uygulanır. Madde, koruma türlerinin ayrı ayrı içeriğini, tescil usulünü ve korumanın başlangıç ve sona erme anlarını düzenlemez; bunlar kanunun ilgili bölümlerinde yer alır. Ayrıca yabancı bir devletteki korumanın Türkiye'de geçerliliğini ya da hangi hukukun uygulanacağını belirlemez; bu konu Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un fikri haklara ilişkin hükmüne (m.23) bağlıdır. Hak sahibinin yararlanma koşulunu ispat yükü ve yabancılık teminatı gibi usul sonuçları da bu maddenin kapsamı dışındadır.

Korumadan yararlanacak kişiler: hangi kavramlar bilinmeli?

Karşılıklılık ilkesi
Yabancı uyruklu kişilerin koruma görmesinin, kendi devletlerinin Türk uyruklulara aynı ölçüde sınai mülkiyet koruması tanımasına bağlandığı ilkedir. Karşılığın fiilen mi yoksa hukuken mi sağlanacağı madde metninde ayrıca belirtilmemiştir; metin yalnızca koruma sağlayan devlet olmasını arar.
Başvuru hakkı (Paris Sözleşmesi ve DTÖ bağlamında)
Paris Sözleşmesi veya DTÖ Kuruluş Anlaşması hükümleri uyarınca, Türkiye'de sınai mülkiyet hakkı başvurusunda bulunmaya hakkı olan kişilerdir. Bu sıfır, madde gereği kişinin bu sözleşmelerin kapsadığı bir üye devlette yerleşik ya da gerçek ve ciddi sınai veya ticari müessesesi bulunmasına bağlıdır.
Sınai veya ticari faaliyet
Türkiye sınırları dışında yerleşik olan gerçek ya da tüzel kişinin Türkiye'de sınai ya da ticari bir faaliyet yürütmesi halidir. Yerleşim yeri ile faaliyet birbirinden bağımsız iki ayrı bağlantı noktası oluşturur.
Koruma sağlayan devlet
Türk uyruklu kişilere kendi sınai mülkiyet mevzuatında koruma tanıyan devlettir. Bu devletin uyruğundaki kişiler, karşılıklılık ilkesi uyarınca korumadan yararlanır.

Korumadan yararlanacak kişiler: hangi şartlar aranır?

  • Yararlanan kişinin Türk vatandaşı olması ya da Türkiye sınırları içinde yerleşim yerinin bulunması veya Türkiye'de sınai ya da ticari faaliyette bulunması gerekir.
  • Türkiye dışında yerleşik bir kişi için Paris Sözleşmesi veya DTÖ Kuruluş Anlaşması hükümleri uyarınca başvuru hakkına sahip olması gerekir.
  • Yabancı uyruklu kişi için, uyruğunda bulunduğu devletin Türk uyruklulara sınai mülkiyet hakkı koruması sağlaması ve bunun karşılıklılık ilkesine dayanması gerekir.
  • Yukarıdaki bağlantılardan hiçbiri bulunmayan kişi bakımından korumadan yararlanma kurulamaz.

Korumadan yararlanacak kişiler: hangi sonuçları doğurur?

  • Maddede sayılan bağlantılardan birini taşıyan kişi, Kanunla sağlanan korumadan yararlanır.
  • Hiçbir bağlantısı bulunmayan kişi, bu madde uyarınca korumadan yararlanamaz.
  • Karşılıklılık ilkesine dayanan yabancı kişi, uyruk devletinin Türk uyruklulara koruma sağlamadığı durumda korumadan yararlanamaz.
  • Madde kişiyi koruma yararlanıcısı olarak tanımlar; tescil ya da hakkın doğumu için ayrıca bu madde hükmü yeterli değildir, tescil usulü ilgili maddelerde düzenlenir.

Türk vatandaşı ile yabancı uyruklu arasındaki fark nedir?

Türk vatandaşları, bu sıfırı yeterli bir bağlantı olarak sağlamak suretiyle korumadan doğrudan yararlanır.

Yabancı uyruklu kişi ise yerleşim, faaliyet, başvuru hakkı veya karşılıklılık gibi ek bir bağlantı kurmak zorundadır.

Yabancı uyruklu kişinin koruma talebi, maddedeki ikinci, üçüncü ya da dördüncü bentlerden birine dayanmalıdır.

Yerleşim yeri ile sınai veya ticari faaliyet arasındaki fark nedir?

Türkiye sınırları içinde yerleşim yeri olan kişi, faaliyetine bakılmaksızın bu bağlantıyla korumadan yararlanır.

Yerleşimi Türkiye dışında olan kişi, Türkiye'de sınai veya ticari faaliyette bulunarak yararlanabilir.

İki bağlantıdan herhangi birinin bulunması yeterlidir; ikisinin birlikte aranması gerekmez.

Uluslararası sözleşme bağlantısı ile karşılıklılık ilkesi arasındaki fark nedir?

Paris Sözleşmesi ya da DTÖ Kuruluş Anlaşması kapsamında başvuru hakkı olan kişi, bu sözleşmelerin sağladığı hakka dayanır.

Karşılıklılık ilkesine dayanan kişi için ise sözleşme bağı değil, uyruğu olduğu devletin Türk uyruklulara tanıdığı koruma aranır.

Karşılıklılık ilkesine dayanmak için, uyruk devletinin Türk uyruklulara koruma tanıdığının gösterilmesi gerekir.

Korumadan yararlanacak kişiler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yabancı uyruklu kişiye, yalnızca uyruğu nedeniyle Türkiye'de koruma tanımak; madde bağlantı aranmasını öngörür.
  • Yerleşim yeri ile sınai veya ticari faaliyeti birlikte aramak; iki bağlantıdan birinin bulunması yeterlidir.
  • Karşılıklılık ilkesini, uyruk devletinin yalnızca sözleşmeye taraf olmasıyla karşılıklılık sağlandığını varsaymak biçiminde yorumlamak; metin fiilî ya da hukukî karşılığı ayrıca ispat etmeyi gerektirir.
  • Madde ile yabancı bir markanın Türkiye'de kendiliğinden korunacağını düşünmek; SMK'da koruma tescille elde edilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Marka koruması tescille elde edilir ve tescil ile korumada ülkesellik ilkesi geçerlidir; bu nedenle yabancı uyruklu kişinin Türkiye'de koruma istemesi için Türkiye'de tescil başvurusu yapması gerekir kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/908 E., 2025/1521 K., 13.11.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2020/2517 E., 2024/165 K., 05.02.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2020/1618 E., 2022/1777 K., 21.10.2022)
  • Madde gereğince bir hak sahibinin markasını hangi ülkede korutmak istiyorsa o ülkede başvuru yapması gerektiği, yabancı markanın Türkiye'de kendiliğinden korunmadığı anlamına gelir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2020/2517 E., 2024/165 K., 05.02.2024)
  • Yabancı bir markanın yurt dışında tescilli ya da tanınmış olması, Türkiye'deki başvurunun dayanağı olarak tek başına yeterli sayılmamaktadır; dayanılan hak için Türkiye'de tescil ya da tanınmışlık ayrıca ispat edilmelidir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2021/1393 E., 2023/904 K., 09.06.2023)
  • Yabancılık teminatı ödemesinin, bu madde ile birlikte Türk yabancılar hukukuna göre istenemeyeceği yönünde bir değerlendirme yapılmıştır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2024/435 E., 2026/587 K., 09.04.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Korumadan yararlanmayı iddia eden kişi, Türk vatandaşlığını, Türkiye'deki yerleşim yerini ya da sınai veya ticari faaliyetini nüfus kaydı, ikametgâh belgesi, ticaret sicili kaydı gibi resmi belgelerle ispatlar.
  • Paris Sözleşmesi veya DTÖ bağlantısına dayanan kişi, başvuru hakkının doğduğu üye devlette yerleşik olduğunu ya da gerçek ve ciddi bir sınai veya ticari müessesesi bulunduğunu belgelemek zorundadır.
  • Karşılıklılık ilkesine dayanan yabancı kişi, uyruğu olduğu devletin Türk uyruklulara sınai mülkiyet koruması tanıdığını ispat etmelidir; bu ispat yükü davacıdadır.
  • Karşı taraf, davacının bağlantısının olmadığını ya da karşılıklılığın bulunmadığını ileri sürerse, bu savunmayı ispatlamak zorundadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu: Madde, Kanunun tamamında sağlanan koruma için yararlanıcı kişileri belirler; marka, patent, tasarım ve coğrafi işaretler bakımından ortak bir çerçeve çizer.
  • 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m.23: Fikri hakların hangi ülke hukukuna tabi olacağını düzenler; SMK m.3 yararlanıcıyı belirlerken, m.23 ise uygulanacak hukuku belirler. İkisi farklı sorulara cevap verir.

Sınai Mülkiyet Kanunu m.4 — Marka olabilecek işaretler

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 4. maddesi, markanın ne olabileceğini, yani marka olarak korunabilecek işaretlerin türlerini ve bu işaretlerin taşıması gereken genel niteliği düzenler. Madde, markanın bir teşebbüsün mal ya da hizmetlerini diğerlerinden ayırt etmesi ve sicilde açık ve kesin biçimde gösterilebilmesi koşullarını belirler. Madde, tescil başvurusu yapan gerçek ve tüzel kişiler ile marka sahipleri bakımından uygulanır. Madde, ayırt edicilik ve mutlak ret nedenlerini düzenlemez (m.5). Nispi ret nedenlerini, başvuru ve tescil usulünü, marka sahibinin hak ve yükümlülüklerini, koruma süresi ile kullanma yükümlülüğünü ve marka üzerindeki işlemleri de düzenlemez (m.6, m.9, m.11 ve devamı).

Marka olabilecek işaretler: hangi kavramlar bilinmeli?

Marka
Bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini diğer teşebbüslerin mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan ve sicilde gösterilebilen işarettir. Markanın varlığı, işaretin fiilen kullanılmasına değil, tescil edilebilir nitelikte olmasına ve sicile kaydedilmesine bağlıdır.
Ayırt edicilik
İşaretin bir işletmenin mal ve hizmetlerini başka işletmelerinkinden ayırabilmesi niteliğidir. Bu nitelik m.4'te tanımın içinde yer alır, ancak ayrıntılı ölçütü m.5'te düzenlenmiştir.
Sicilde gösterilebilirlik
İşaretin Kurum sicilinde ve bültende, marka sahibine sağlanan korumanın konusunu açık ve kesin biçimde ortaya koyacak şekilde tanımlanabilmesi niteliğidir. Sicilde gösterilebilirlik, işaretin görsel veya işitsel olarak kayda geçirilebilmesini ve korumanın kapsamının anlaşılabilmesini gerektirir.
Hizmet markası
Bir malla doğrudan ilgisi olmaksızın hizmetleri diğer işletmelerin hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan markadır. Otelcilik, bankacılık ve taşımacılık gibi alanlardaki hizmetler bu kapsamdadır.
Ticaret markası ve fabrika markası
Ticaret markası malın hangi işletme tarafından piyasaya sürüldüğünü, fabrika markası ise malın hangi fabrikada üretildiğini gösteren marka türleridir. Her ikisi de m.4 kapsamındaki markalardır.

Marka olabilecek işaretler: hangi şartlar aranır?

  • İşaretin m.4'te sayılan türlerden birine girmesi gerekir: kişi adları dahil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ya da malın veya ambalajının biçimi.
  • İşaretin bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye elverişli olması gerekir.
  • İşaretin sicilde gösterilebilir olması gerekir; bu, marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek biçimde kaydedilebilmesi anlamına gelir.
  • İşaret m.5'te düzenlenen mutlak ret nedenlerinden hiçbirine girmemelidir; m.4 şartlarının sağlanması tek başına tescil için yeterli değildir.
  • İşaret m.6'da düzenlenen nispi ret nedenlerine, yani daha önce tescilli veya başvurulmuş bir markayla karışma ihtimaline de girmemelidir.
  • Tescil talebinin ücretinin ödenmesi ve başvuru belgelerinin eksiksiz sunulması gerekir.

Marka olabilecek işaretler: hangi sonuçları doğurur?

  • İşaret m.4'te sayılan türlerden birine girdiği ve sicilde gösterilebilir olduğu sürece marka olarak tescil başvurusuna konu olabilir.
  • İşaret m.4 şartlarını taşısa bile m.5'teki mutlak ret nedenlerinden birine giriyorsa Kurum tarafından resen reddedilir.
  • İşaret m.4 şartlarını taşımıyorsa, örneğin sicilde açık ve kesin biçimde gösterilemiyorsa, tescil edilemez.
  • Başvuru tescil edilirse marka sahibi m.4 kapsamındaki işaret üzerinde mülkiyet benzeri bir koruma elde eder.
  • Tescil edilen markanın korumasının konusu sicilden anlaşılabilmelidir; kapsamı belirsiz işaretler sicile kaydedilemez.
  • Bu madde emredici niteliktedir; markanın ne olabileceği taraflar arasında sözleşmeyle değiştirilemez.

Ticaret markası ile fabrika markası arasındaki fark nedir?

Ticaret markası, malın hangi işletme tarafından piyasaya sürüldüğünü gösterir. Aynı tür ürünler farklı ticaret markalarıyla satılabilir.

Fabrika markası, malın hangi fabrikada üretildiğini gösterir. Ölçüt üretim yeridir, piyasaya sürme değildir.

Her iki tür de m.4 kapsamındadır; hangisinin seçildiği başvurunun kapsamını ve işaretin işlevini belirler.

Ticaret markası ile hizmet markası arasındaki fark nedir?

Ticaret markası somut bir mala bağlıdır ve malın işletmesini gösterir.

Hizmet markası, otelcilik, bankacılık veya taşımacılık gibi bir hizmeti diğer işletmelerin hizmetlerinden ayırır ve belli bir malla ilgisi bulunmaz.

Kanun hizmet markasını açıkça kapsam içine almıştır; hizmetler için yapılan başvuru da m.4 kapsamında marka tescili olarak değerlendirilir.

Ferdi marka / Garanti markası / Ortak marka: fark nedir?

Ferdi marka, gerçek veya tüzel kişi tarafından münferiden ve bağımsız olarak kullanılır.

Garanti markası, marka sahibinin kontrolünde birçok işletme tarafından kullanılır ve ortak niteliklerin garantisine yarar; ortak marka ise bir işletme grubunun kendi aralarında ortak kullandığı markadır.

Garanti markasını marka sahibi kendi mal ve hizmetlerinde kullanamaz; bu türler m.4'ün genel tanımına girer, ayrıntılı rejimleri m.31 ve m.32'de düzenlenmiştir.

Marka ile ticaret unvanı ve işletme adı arasındaki fark nedir?

Marka, bir işletmenin mal veya hizmetlerini ayırt eden işarettir ve sicilde korunma konusunun kesin olarak anlaşılmasını gerektirir.

Ticaret unvanı tacirin kimliğini gösterir; işletme adı ise işletmeyi tanıtır. Ticaret unvanı ve işletme adı Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenmiştir.

Kişi adları ve ticaret unvanları marka olarak da kullanılabilir; ancak bu tek başına tescil için yeterli değildir, m.4 ve m.5 şartları aranır.

Marka ile coğrafi işaret arasındaki fark nedir?

Marka, bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini ayırt etmek için kullanılır ve tescil sahibine tekel niteliğinde bir hak sağlar.

Coğrafi işaret, malların belli bir yöreden kaynaklandığını gösterir ve bir işletmeye değil bölgeye ait ortak bir değerdir.

Tescilli coğrafi işaretten oluşan ya da bunu içeren işaretler marka olarak tescil edilemez (m.5/1-ı); bu iki kurum birbirinden ayrı tutulur.

Marka olabilecek işaretler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • m.4'te sayılan işaret türünü, işaretin tescil edilebilir olduğu anlamına gelen yeterli bir koşul saymak; m.5'teki mutlak ret nedenlerinin ayrıca incelenmesi gerekir.
  • Kişi adı ya da ticaret unvanının marka olarak kullanılabileceğini, otomatik olarak tescil edilebileceği biçiminde yorumlamak; bu adların da ayırt edicilik ve m.5 şartlarını taşıması gerekir.
  • Renk, ses veya koku gibi m.4'te sayılan türleri sadece sayıldıkları için tescil edilebilir saymak; bu işaretlerde sicilde açık ve kesin biçimde tanımlanabilirlik ayrıca aranır.
  • Hizmet markasını ticaret markasının bir alt türü saymak; m.4 hizmet markasını ayrı bir kategori olarak düzenler ve hizmetler için yapılan başvuru da aynı şartlara tabidir.
  • Coğrafi işaret ve ticaret markası arasındaki farkı gözden kaçırmak; tescilli coğrafi işaret içeren işaretler m.5/1-ı gereği marka olarak tescil edilemez.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, m.4'teki işaret türlerinin sayımının sınırlı olmadığını ve yeni tür işaretlerin de tanım içine alınabildiğini, bunun için işaretin ayırt edici ve sicilde gösterilebilir olmasının yeterli olduğunu kabul etmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/1156 E., 2025/1684 K., 11.12.2025)
  • Mahkemeler, tescil talebine konu işaretin m.4 kapsamına girip girmediğinin değerlendirilmesinde işaretin bütününün verdiği izlenimi esas almakta; işaretin m.4'te sayılan bir türe dahil olması ile ayırt edici olması ayrı ölçütler olarak ele alınmaktadır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2024/144 E., 2026/309 K., 19.02.2026)
  • Mahkemeler, renklerin m.4 kapsamında marka olabileceğini kabul etmekte; ancak renk tek başına kullanıldığında tescil için ayırt edici niteliği ve sicilde açık biçimde tanımlanabilirliği ayrıca aradıklarını belirtmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2023/1304 E., 2025/1854 K., 10.10.2025)
  • Mahkemeler, m.4 kapsamında bir işaretin marka olarak tescil edilip edilemeyeceğini, mutlak ret nedenleri ile birlikte değerlendirmekte; m.4 şartlarının sağlanmasının m.5 ihlalinin olmadığı anlamına gelmediğini kabul etmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2023/1473 E., 2025/659 K., 14.05.2025)
  • Mahkemeler, harf ve sayılardan oluşan işaretlerin m.4 kapsamına girebileceğini, ancak alfabedeki sınırlı sayıda harf ve rakamın tek başına ayırt edici kabul edilmeyebileceğini ve m.5/1-a, c, d bentleri yönünden inceleme gerektiğini belirtmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2025/2050 E., 2025/2174 K., 20.11.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Tescil talebinde bulunan başvuru sahibi, işaretin m.4'te sayılan türlerden birine girdiğini ve sicilde açık ve kesin biçimde gösterilebileceğini ispatla yükümlüdür; bu, başvuru belgesinin ve marka örneğinin sunulmasıyla yerine getirilir.
  • İşaretin ayırt edici nitelik taşıdığı iddiası, başvuru sahibi tarafından ileri sürülür; yıllar süren fiili kullanım gibi kazanılmış ayırt edicilik, ilgili belgelerle ispatlanır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2023/1304 E., 2025/1854 K., 10.10.2025)
  • Kurum veya itiraz eden taraf, işaretin m.5 kapsamındaki bir mutlak ret nedenine girdiğini ileri sürdüğünde, bu iddiayı ispatlamakla yükümlüdür. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2023/1473 E., 2025/659 K., 14.05.2025)
  • Harf veya sayı içeren işaretlerde, alfabedeki kullanılabilir harf ve rakam sayısının sınırlılığı nedeniyle ayırt edicilik değerlendirmesi, ilgili sektör ve tüketici algısına göre yapılır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2025/2050 E., 2025/2174 K., 20.11.2025)
  • Marka örneğinin sicilde gösterilebilirliği, başvuru belgelerinde yer alan marka tanımı ve görseller üzerinden değerlendirilir; belirsiz veya değişken işaretlerin kapsamının sicilden anlaşılamaması, tescil talebinin reddine yol açabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.5: Mutlak ret nedenlerini düzenler. m.4'te marka olabilecek işaret türleri belirlendikten sonra, m.5 hangi işaretlerin tescil edilemeyeceğini sınırlar; ayırt edicilik ölçütü de burada aranır.
  • 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.6: Nispi ret nedenlerini düzenler. m.4 şartlarını taşıyan bir işaret, önceki bir markayla karışma ihtimali varsa itiraz üzerine reddedilebilir.
  • 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.31: Garanti markasını düzenler. m.4'teki genel marka tanımına giren bu türün ayrı rejimi m.31'de yer alır.
  • 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.32: Ortak markayı düzenler. m.4'teki genel tanıma giren bu türün ayrı rejimi m.32'de yer alır.
  • 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.11: Başvurunun içeriğini ve sicilde gösterilebilirlik şartını başvuru usulü bakımından tamamlar.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu: Ticaret unvanı ve işletme adı bu kanunda düzenlenmiştir. Bu adlar marka olarak da kullanılabilir, ancak bu tek başına m.4 ve m.5 şartlarının yerine geçmez.

Sınai Mülkiyet Kanunu m.5 — Marka tescilinde mutlak ret nedenleri

Bu madde, marka olarak tescil edilemeyecek işaretleri mutlak ret nedenleri başlığı altında sayar: ayırt edicilik ve şekli elverişliliğin yokluğu, tanımlayıcı ya da herkesin kullandığı işaretler, halkı yanıltıcı işaretler, önceki marka ile aynılık ve benzerlik, şekil zorunluluğu, resmi işaretler, dinî ve ahlaka aykırı işaretler ile tescilli coğrafi işaretler. İkinci fıkra kullanma yoluyla kazanılmış ayırt edicilik, üçüncü fıkra ise önceki marka sahibinin muvafakati istisnasını düzenler. Maddenin uygulandığı kişi, marka başvurusunda bulunan gerçek ya da tüzel kişidir ve Kurum re'sen inceleme yapar. Önceki markaya itirazla ileri sürülen nispi ret nedenleri (m.6), markanın koruma süresi ve yenilenmesi (m.9), kullanmama nedeniyle iptal (m.26), tescil usulü ve itiraz süreleri ile marka devri bu maddede düzenlenmez."

Marka tescilinde mutlak ret nedenleri: hangi kavramlar bilinmeli?

Mutlak ret nedeni
Markanın tescilini, başka bir hak sahibinin itirazı aranmaksızın Kurumun re'sen reddetmesine yol açan nedenlerdir. Bu madde, mutlak ret nedenlerini birinci fıkranın bentleri halinde sayar.
Ayırt edicilik
İşaretin bir işletmenin mal ve hizmetlerini diğer işletmelerinkinden ayırt edebilme niteliğidir. Kendiliğinden ayırt edici olmayan işaret, ancak ikinci fıkra şartlarıyla kullanma yoluyla ayırt edicilik kazanabilir.
Tanımlayıcı işaret
Mal veya hizmetin cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak, üretim zamanı ya da diğer özelliklerini belirten işarettir. Bu ölçüt, işaretin münhasıran ya da esas unsur olarak bu özellikleri içermesine bağlıdır.
Herkesin kullandığı işaret
Ticarette herkes tarafından kullanılan ya da belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işarettir. Bu ölçütte işaret, münhasıran ya da esas unsur olarak bu nitelikte olmalıdır.
Kullanma yoluyla kazanılmış ayırt edicilik
Başvuru tarihinden önce yapılan kullanım sonucunda işaretin başvuruya konu mal ve hizmetler bakımından ayırt edici hale gelmesidir. Yalnız b, c ve d bentlerinin ret gerekçesi bakımından etkilidir.
Muvafakat
Önceki marka sahibinin başvurunun tesciline açıkça izin verdiğini gösteren, noter onaylı belgedir. Yalnız 5/1-ç bendine karşı ret nedenini ortadan kaldırır.
Tescilli coğrafi işaret
Kanundaki şartlara uygun olarak tescil edilip korunan coğrafi işarettir. Bunun kendisi veya içerdiği unsur marka olarak tescil edilemez.

Marka tescilinde mutlak ret nedenleri: hangi şartlar aranır?

  • İşaret, bir işletmenin mal ve hizmetlerini diğer işletmelerinkinden ayırt edebilecek nitelikte olmalıdır; aksi hâlde 5/1-b uyarınca reddedilir.
  • İşaret, 4. madde kapsamında marka olabilecek bir işaret olmalıdır; 5/1-a bu koşulun eksikliğini ret nedeni yapar.
  • İşaret, aynı veya aynı türdeki mal ve hizmetler bakımından tescilli ya da daha önce başvurulmuş bir markayla aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olmamalıdır.
  • İşaret, mal veya hizmetin cins, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak, üretim zamanı ya da diğer özelliklerini münhasıran ya da esas unsur olarak belirtmemelidir.
  • İşaret, ticarette herkesin kullandığı ya da belirli bir meslek grubuna mensup olanları ayırt eden bir ad veya işaret olmamalıdır.
  • İşaret, malın doğası gereği ortaya çıkan, teknik sonuç için zorunlu olan ya da asli değer veren şekil veya özelliği münhasıran içermemelidir.
  • İşaret, mal veya hizmetin niteliği, kalitesi ya da coğrafi kaynağı konusunda halkı yanıltmamalıdır.
  • İşaret, Paris Sözleşmesi'nin 2 nci mükerrer 6 ncı maddesi kapsamındaki resmi işaretleri, yetkili mercilerin izni verilmemiş arma, nişan ya da adlandırmaları ve halka mal olmuş tarihi ve kültürel değerleri içermemelidir.
  • İşaret, dinî değer veya sembolleri içermemeli, kamu düzenine ya da genel ahlaka aykırı olmamalıdır.
  • İşaret, tescilli bir coğrafi işaretten oluşmamalı ve tescilli coğrafi işaret içermemelidir.
  • Tanımlayıcılık, herkesin kullanımı ya da benzerlik gibi b, c ve d ret nedenleri bakımından, başvuru öncesi kullanım sonucu ayırt edicilik kazanılmışsa (2. fıkra) ret için yeterli olmaz; önceki marka sahibinin noter onaylı muvafakatı varsa (3. fıkra) yalnız ç bendi bakımından ret yapılamaz.

Marka tescilinde mutlak ret nedenleri: hangi sonuçları doğurur?

  • Birinci fıkradaki bentlerden birine uyan işaret, marka olarak tescil edilmez ve Kurum başvuruyu re'sen reddeder.
  • Tescil edilmeyen işaret, başvuru sahibi tarafından 5/1-ç dışında ileri sürülen kayıt hakkı bakımından da mutlak ret nedeni taşıdığından, itiraz olmasa bile tescil edilmez.
  • Başvuru tarihinden önce kullanım sonucu ayırt edicilik kazanılmışsa, markanın tescili 5/1-b, c ve d bentlerine dayanılarak reddedilemez.
  • Önceki marka sahibinin açık muvafakatını gösteren noter onaylı belge Kuruma sunulmuşsa, 5/1-ç bendine göre ret yapılamaz.
  • Muvafakatname sunulmadığı sürece 5/1-ç kapsamında aynılık ve benzerlik incelemesi yapılır ve ret sonucu doğabilir.
  • Halkı yanıltıcı işaret (5/1-f) ya da tescilli coğrafi işaret içeren işaret (5/1-i) için kullanma yoluyla ayırt edicilik kazanılması ret engeli oluşturmaz.
  • Muvafakatnamenin usul ve esasları yönetmelikle belirlenir; bu konuda madde metninde ayrıntı yoktur.

Mutlak ret nedenleri ile nispi ret nedenleri arasındaki fark nedir?

5. madde (mutlak ret): Kurum başvuruyu re'sen inceler; kamu yararı ve ayırt edicilik gibi genel ölçütler esastır.

6. madde (nispi ret): Yalnız önceki hak sahibinin itirazı üzerine uygulanır; önceki marka ile karıştırılma ihtimali esastır.

Mutlak ret nedeni Kurum tarafından kendiliğinden dikkate alınır ve itiraz beklenmez; nispi ret nedeni ancak itiraz üzerine değerlendirilir. Aynı kelime ayrım 5/1-ç ile 6. maddede ayrı ölçütlerle incelenir.

5/1-ç (aynı ya da ayırt edilemeyecek kadar benzer marka) ile 5/1-c (tanımlayıcı işaret) arasındaki fark nedir?

5/1-ç: Önceki tescilli ya da önceki tarihli başvurulu markayla aynı veya aynı türdeki mal/hizmetlerde ayırt edilemeyecek benzerlik aranır.

5/1-c: İşaretin mal veya hizmetin cins, vasıf, kalite, miktar, coğrafi kaynak gibi özelliklerini belirtmesi aranır.

Birinde karşılaştırma iki marka arasındadır, diğerinde işaretin kendi anlamı esastır. Her ikisi de aynı başvuruda birlikte ileri sürülebilir.

5/1-b ve 5/1-c ile 5/1-d (herkesin kullandığı işaret) arasındaki fark nedir?

5/1-c: Tanımlayıcı işaret, ticarette cins, vasıf gibi özellikleri anlatır (örn. sıfat ya da nitelik sözcükleri).

5/1-d: Herkesin ya da belirli bir meslek grubunun ticarette ortak kullandığı işaret veya ad söz konusudur (örn. bakkal, manav).

Her iki hâlde de ret kararı verilir; ancak 5/2 uyarınca başvuru öncesi kullanımla ayırt edici nitelik kazanıldıysa b, c ve d bentlerine dayanarak ret yapılamaz.

Ayırt edicilik kazanmış işaret (5/2) ile ayırt edici nitelik taşımayan işaret (5/1-b) arasındaki fark nedir?

Başvuru tarihinden önce kullanım sonucu ayırt edicilik kazanılmış işaret, başvuruya konu mal ve hizmetler bakımından değerlendirilir.

Kullanım ile ayırt edicilik kazanmamış ve kendiliğinden ayırt edici olmayan işaret, 5/1-b uyarınca reddedilir.

5/2 hükmü yalnız b, c ve d bentlerine uygulanır; a, ç, e, f, g, ğ, h, ı ve i bentlerinde kullanım sonucu ret engellenmez.

5/1-ç ile 5/3 (muvafakat) ile muvafakat olmayan hal arasındaki fark nedir?

Önceki marka sahibinin başvurunun tesciline açıkça muvafakat ettiğini gösteren noter onaylı belge Kuruma sunulmuşsa 5/1-ç bakımından ret yapılamaz.

Noter onaylı muvafakatname sunulmamışsa 5/1-ç uyarınca benzerlik ve aynılık incelemesi sürer.

Muvafakat, yalnız 5/1-ç bendine özgü bir istisnadır; diğer bentler bakımından etkisi yoktur. Muvafakatnamenin usul ve esasları yönetmelikle belirlenir.

5/1-ç (tescilli marka ile çakışma) ile 5/1-g ve ğ (resmi işaret, arma, tarihi değer) arasındaki fark nedir?

5/1-ç, başka bir marka hakkına dayanır ve özel bir hak sahibinin korunmasına hizmet eder.

5/1-g, ğ ve h bentleri Paris Sözleşmesi ve kamu yararı gerekçesiyle devletlerin ve kamunun ortak değerlerini korur.

Muvafakat ile 5/1-ç bakımından ret engellenir; ancak kamu yararına dayanan bentlerde muvafakat ret nedenini ortadan kaldırmaz.

Marka tescilinde mutlak ret nedenleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Mutlak ret nedeni ile nispi ret nedenini karıştırmak; önceki marka benzerliğini (5/1-ç) itiraz gerektiren bir konu saymak, oysa Kurum bu bentte re'sen inceleme yapar.
  • Kullanma yoluyla ayırt edicilik kazanmanın 5/1-a, e, f, g, ğ, h, ı ve i bentlerini de aştığını varsaymak; 2. fıkra yalnız b, c ve d bentleri için geçerlidir.
  • Muvafakatnamenin 5/1-ç dışındaki bentlerde de ret nedenini ortadan kaldırdığını düşünmek; 3. fıkra yalnız ç bendi için geçerlidir.
  • Herkesin kullandığı işaret ile tanımlayıcı işareti aynı ölçütle değerlendirmek; 5/1-c mal ve hizmetin özelliğine, 5/1-d ise ticarette ortak kullanıma dayanır.
  • Tek başına bir sözcüğün sözlük anlamının bulunmasını tanımlayıcılık saymak; ölçüt, işaretin mal veya hizmetin özelliğini münhasıran ya da esas unsur olarak belirtip belirtmediğidir.
  • Tescilli coğrafi işaretin dışında kalan, yalnız coğrafi çağrışım yapan işaretlerin 5/1-i kapsamında reddedileceğini sanmak; bendin kapsamı tescilli coğrafi işarettir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Markalar arasındaki benzerliğin 5/1-ç uyarınca iltibasa yol açacağı, ayrıca inceleme gereksiz kılacak ölçüde güçlü ve açık olmalıdır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2024/439 E., 2026/674 K., 02.04.2026)
  • Kısmi ret kararlarında, 5/1-b, c ve ç bentlerinin birlikte uygulandığı ve her bir mal sınıfı bakımından ayrı değerlendirme yapıldığı görülmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2024/443 E., 2026/619 K., 27.03.2026; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2025/569 E., 2025/2535 K., 25.12.2025)
  • Tanımlayıcı nitelikte bir ibarenin ürünün sunumuna yönelik özelliği gösterdiği hallerde, ancak başka sözcük ve şekillerle birlikte marka olarak tescil edilebileceği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2024/274 E., 2026/534 K., 06.03.2026)
  • Halkı yanıltıcılık ve tescilli coğrafi işaret ile ilgili uyuşmazlıklarda, işaretin tescili ile markanın içeriği arasındaki bağlantının somut olarak değerlendirildiği ve tanımlayıcılık iddiasının dayanağının ortaya konulduğu görülmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2024/1580 E., 2026/430 K., 12.03.2026)
  • Mutlak ret nedenlerinin birden fazla bentle birlikte ileri sürüldüğü ve bu bentlerin ayrı ayrı gerekçelendirildiği uygulama görülmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2025/2233 E., 2025/2520 K., 24.12.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Mutlak ret nedenlerinin varlığını Kurum re'sen araştırır; başvuru sahibi, ret gerekçesinin yanlış olduğunu belgelemekle yükümlüdür.
  • Tanımlayıcılık, herkesin kullanımı ve halkı yanıltıcılık iddialarında ilgili işaretin ticaretteki kullanım örnekleri, sözlük ve sektör kaynakları delil olarak kullanılabilir; bu iddiayı ileri süren taraf ispat yükü altındadır.
  • Kullanma yoluyla ayırt edicilik (5/2) iddiasında, başvuru öncesi kullanımın kapsamı, süresi ve tüketicinin algısı ile ilgili belgeler (fatura, reklam, anket) sunulmalıdır; ispat yükü başvuru sahibindedir.
  • 5/1-ç bendine karşı muvafakat savunmasında, noter onaylı muvafakatnamenin Kuruma sunulmuş olması şarttır; belgenin bulunmaması durumunda muvafakat ileri sürülemez.
  • Benzerlik iddiasında markaların bütünsel izlenimi karşılaştırılır; bu hususta iddiayı ileri süren taraf, aynılık ya da iltibas tehlikesini gösteren delilleri sunmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.4: 5/1-a bendinin dayandığı maddedir; marka olabilecek işaretlerin genel sınırını çizer ve bu madde ile birlikte okunur.
  • 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.6: Önceki markaya dayalı nispi ret nedenlerini düzenler; 5/1-ç ile aynı konuda çakışır ancak itiraz üzerine uygulanır ve ret nedeni farklıdır.
  • 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu m.33: Coğrafi işaretlerin korunma şartlarını düzenler; 5/1-i bendindeki tescilli coğrafi işaret kavramının dayanağıdır.
  • Paris Sözleşmesi 2 nci mükerrer 6 ncı madde: 5/1-g ve ğ bentlerinin atıf yaptığı uluslararası hükümdür; resmi işaret, arma ve bayrakların ret kapsamını belirler.

Sınai Mülkiyet Kanunu m.6 — Marka tescilinde nispi ret nedenleri

Bu madde, tescil başvurusu yapılan markanın hangi hallerde itiraz üzerine reddedileceğini, yani nispi ret nedenlerini sayar. Karıştırılma ihtimali (birinci fıkra), ticari vekil veya temsilcinin başvurusu (ikinci fıkra), tescilsiz marka ve ticari işaret hakkı (üçüncü fıkra), tanınmış markalar (dördüncü ve beşinci fıkralar), kişi ismi, unvan, fotoğraf ve fikri mülkiyet hakkı içeren başvurular (altıncı fıkra), ortak ve garanti markalarının ya da tescilli markanın koruma süresinin yenilenmeme sebebiyle sona ermesinden sonra yapılan başvurular (yedinci ve sekizinci fıkralar) ile kötüniyetli başvurular (dokuzuncu fıkra) düzenlenmektedir. Mutlak ret nedenleri, markanın tescil edilebilirliğine ilişkin resen incelenen hallerdir ve bu maddenin kapsamında değildir (SMK m.5). Tescil koşulları, ayırt ediciliğin ve şekli elverişliliğin kapsamı ile markanın kullanılmamasından doğan iptal ve yenileme usulleri de bu maddenin dışında kalır (SMK m.4, m.9, m.26). Maddenin itiraz usulü ve itiraz süresi bu maddede değil, ilgili usul hükümlerinde yer alır.

Marka tescilinde nispi ret nedenleri: hangi kavramlar bilinmeli?

Nispi ret nedeni
Markanın, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilmesini sağlayan red sebebidir. Kurum bunu resen değerlendirmez; itiraz edilmediği sürece başvuru bu gerekçeyle reddedilmez.
Karıştırılma ihtimali
Aynı veya benzer işaretlerin, aynı veya benzer mal ve hizmetler için halk tarafından birbirine karıştırılması ya da ilişkilendirilmesi olasılığıdır. Değerlendirme, malın tüketicisi olan halkın görüşüne göre yapılır, uzman görüşüne göre yapılmaz.
Tanınmış marka
Paris Sözleşmesi'nin 1. mükerrer 6. maddesi anlamındaki marka (dördüncü fıkra) ya da Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık nedeniyle korunan marka (beşinci fıkra) olarak iki ayrı anlamda kullanılır. Beşinci fıkrada tanınmışlık, Türkiye'nin tamamında değil önemli bir kısmında yeterlidir.
Ticari vekil veya temsilci
Marka sahibi ile aralarında markanın kullanılmasına yetki veren bir ilişki bulunan ve bu ilişkiye dayanarak markayı kendi adına tescil ettirmek isteyen kişidir. İlişki vekâlet sözleşmesinden, tek satıcılık veya hizmet sözleşmesinden doğabilir.
Tescilsiz marka veya ticaret sırasında kullanılan işaret
Tescil edilmemiş ancak başvuru tarihinden ya da varsa rüçhan tarihinden önce kullanılarak hak elde edilmiş işarettir. Hak, kullanım yoluyla doğar ve bu hak sahibine itiraz imkânı verir.
Kötüniyet
Tescil korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması ya da gerçekte kullanılmayacak bir işaretin tescili için başvuru yapılmasıdır. Dokuzuncu fıkra bunu itiraz üzerine ret sebebi yapmıştır.

Marka tescilinde nispi ret nedenleri: hangi şartlar aranır?

  • Tescil başvurusu yapılmış bir marka, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış bir markayla aynı ya da benzer olmalı ve kapsadığı mal veya hizmetler de aynı ya da benzer olmalıdır; bunun yanında halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali bulunmalıdır (birinci fıkra).
  • Ticari vekil veya temsilcinin başvurusunda, marka sahibinin izni bulunmamalı ve başvuru haklı bir sebebe dayanmamalıdır; başvurunun konusu markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olmalıdır (ikinci fıkra).
  • Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz marka ya da ticaret sırasında kullanılan başka bir işaret üzerinde hak elde edilmiş olmalıdır (üçüncü fıkra).
  • Tanınmış marka (Paris Sözleşmesi 1. mükerrer 6. madde) ile aynı veya benzer nitelikte başvuru yapılmış olmalı, bu başvuru aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından olmalıdır (dördüncü fıkra).
  • Beşinci fıkra için önceki markanın Türkiye'de tanınmışlık düzeyi bulunmalı ve başvuru haksız yarar, itibarın zarar görmesi ya da ayırt edici karakterin zedelenmesi sonucunu doğurabilecek nitelikte olmalıdır; başvuru mal ve hizmetler aynı, benzer ya da farklı olabilir, ancak haklı sebep bulunmamalıdır.
  • Başvuruda başkasına ait kişi ismi, ticaret unvanı, fotoğraf, telif hakkı veya başka bir fikri mülkiyet hakkı yer almalı ve bu hak sahibi itiraz etmelidir (altıncı fıkra).
  • Ortak veya garanti markası ya da tescilli marka, yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sonuna gelmiş olmalı; başvuru bu süreden sonra belirlenen süre içinde, aynı veya benzer işaret ve aynı veya benzer mal veya hizmetler için yapılmalıdır (yedinci ve sekizinci fıkralar).
  • Sekizinci fıkraya göre önceki marka, iki yıllık süre içinde kullanılmış olmalıdır. Kullanım şartı sağlanmazsa red sebebi doğmaz.
  • Başvuru kötüniyetle yapılmış olmalıdır ve bu, itiraz üzerine ret nedeni olarak ileri sürülmelidir (dokuzuncu fıkra).

Marka tescilinde nispi ret nedenleri: hangi sonuçları doğurur?

  • Birinci fıkra koşulları gerçekleşirse ve önceki marka sahibi itiraz ederse başvuru reddedilir; itiraz yoksa bu gerekçeyle başvuru reddedilemez.
  • Ticari vekil veya temsilcinin izinsiz ve haklı sebep olmadan yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
  • Tescilsiz işaret sahibinin itirazı kabul edilirse başvuru reddedilir.
  • Tanınmış marka için aynı veya benzer nitelikte başvuru, aynı veya benzer mal ve hizmetlerde itiraz üzerine reddedilir.
  • Beşinci fıkraya göre, mal ve hizmetler farklı olsa bile tanınmışlık koşulu ve zarar tehlikesi varsa başvuru reddedilebilir; ancak haklı sebep bulunursa red sağlanamaz.
  • Başkasına ait kişi ismi, unvan, fotoğraf veya fikri mülkiyet hakkı içeren başvuru, hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
  • Yenilenmeme nedeniyle süre dolduktan sonraki üç yıl (ortak ve garanti) ya da iki yıl (diğer markalar) içinde yapılan benzer başvuru itiraz üzerine reddedilir; ikinci fıkrada kullanım şartı bulunduğundan bu şart sağlanmazsa red gerçekleşmez.
  • Kötüniyetli başvuru itiraz üzerine reddedilir.
  • Bu nispi ret nedenleri resen uygulanmaz; itiraz gerekir ve itiraz olmadan Kurum bu gerekçelerle red yapmaz.

Karıştırılma ihtimali ile tanınmış marka koruması arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, aynı veya benzer işaret ile aynı veya benzer mal ve hizmetleri koşar. Karıştırılma ihtimali aranır.

Beşinci fıkra, tanınmış markayı korur ve mal veya hizmetlerin benzerliğini aramaz. Haksız yarar, itibarın zarar görmesi ya da ayırt edici karakterin zedelenmesi tehlikesi aranır.

Farklı mal veya hizmetler için yapılan başvuru, yalnızca tanınmışlık koşulu ve haklı sebebin yokluğu gösterilirse beşinci fıkraya göre reddedilebilir.

Dördüncü fıkra ile beşinci fıkra arasındaki fark nedir?

Dördüncü fıkra, Paris Sözleşmesi anlamındaki tanınmış markayı konu alır ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri şart koşar.

Beşinci fıkra, Türkiye'de ulaşılan tanınmışlık düzeyini esas alır, mal ve hizmet benzerliğini aramaz ve haklı sebep savunmasına açıktır.

Mal veya hizmet benzerliği olmayan başvurularda yalnızca beşinci fıkra uygulanabilir. Beşinci fıkrada haklı sebep ileri sürülürse itiraz dikkate alınmaz.

Ticari vekil başvurusu (ikinci fıkra) ile karıştırılma (birinci fıkra) arasındaki fark nedir?

İkinci fıkra, marka sahibiyle aralarında kullanma yetkisi bulunan bir ilişki olan kişinin, izin almadan kendi adına başvurmasını konu alır.

Birinci fıkra, iki işaret arasında halk nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmasını arar. Taraflar arasında bir sözleşmesel ilişki aranmaz.

Vekil ya da temsilci başvurusunda karıştırılma aranmaz; haklı sebep yoksa ve izin alınmamışsa red gerekir.

Tescilsiz hak (üçüncü fıkra) ile tescilli marka (birinci fıkra) arasındaki fark nedir?

Üçüncü fıkra, tescil yapılmadan kullanım yoluyla elde edilmiş hakkı korur. Hak, başvuru veya rüçhan tarihinden önce doğmuş olmalıdır.

Birinci fıkra, tescilli veya önceki tarihte başvurulmuş markayı korur.

Tescilsiz işaret sahibi, tescil başvurusu tarihinden önce hak elde etmişse itirazla başvuruyu engelleyebilir.

Yenilenmeme sonrası 2 yıl (sekizinci fıkra) ile 3 yıl (yedinci fıkra) arasındaki fark nedir?

Yedinci fıkra, ortak veya garanti markası için koruma süresinin sona ermesinden sonra üç yıl içinde yapılan başvuruyu kapsar.

Sekizinci fıkra, diğer tescilli markalar için iki yıl içinde yapılan başvuruyu kapsar ve bu süre içinde markanın kullanılmış olmasını ayrıca şart koşar.

Ortak veya garanti markasında koruma süresi üç yıl, diğer markalarda iki yıldır. Diğer markalar için kullanım şartı aranır, ortak ve garanti markaları için aranmaz.

Marka tescilinde nispi ret nedenleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Dördüncü fıkradaki Paris Sözleşmesi anlamındaki tanınmış markayı, beşinci fıkradaki Türkiye'de tanınmışlıkla karıştırmak; biri mal benzerliği ister, diğeri istemez.
  • Beşinci fıkrayı, mal ve hizmetlerin farklı olduğu her başvuruda kendiliğinden uygulamak; tanınmışlık ve zarar tehlikesi koşullarının somut olarak aranması gerekir.
  • Tanınmışlığı Türkiye'nin tamamında bilinirlik olarak almak; olayın özelliklerine göre önemli bir kısımda bilinirlik yeterlidir.
  • İkinci fıkrada karıştırılma ihtimalini aramak; ticari vekil başvurusunda aranan unsur izin ve haklı sebep yokluğudur.
  • Kullanım şartını yedinci fıkradaki üç yıllık ortak ve garanti markası süresine de uygulamak; kullanım şartı yalnızca sekizinci fıkradaki iki yıllık süre için aranır.
  • Nispi ret nedenlerini resen değerlendirmek; bu nedenler itiraz üzerine uygulanır.
  • Kötüniyet hâlini mutlak ret nedeni saymak; metinde itiraz üzerine ret nedenidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde markaların görsel, işitsel ve anlamsal benzerliği birlikte ele alınmakta, mal ve hizmetlerin ilişkili olması tek başına yeterli sayılmamaktadır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2024/781 E., 2026/828 K., 22.04.2026)
  • Beşinci fıkra uygulamasında, birinci fıkraya göre karıştırılma bulunmasa bile tanınmışlık ve haksız yarar ya da itibar zararı tehlikesinin somut olarak ortaya konulması gerektiği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2024/744 E., 2026/977 K., 14.05.2026; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2024/442 E., 2026/844 K., 24.04.2026)
  • Beşinci fıkrada tanınmışlık, Türkiye'nin tamamında yaygın bilinirlik olarak değil, olayın özelliklerine göre önemli bir kısımda bilinirlik olarak değerlendirilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2024/955 E., 2026/1101 K., 21.05.2026; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2024/505 E., 2026/760 K., 16.04.2026)
  • Karıştırılma ihtimali, ilişkili mal ve hizmetlerde ve birlikte değerlendirilen tüm unsurlar üzerinden incelenmekte; bir kısım benzerlik tek başına yeterli sayılmamaktadır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2024/955 E., 2026/1101 K., 21.05.2026; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2024/781 E., 2026/828 K., 22.04.2026; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2024/505 E., 2026/760 K., 16.04.2026)
  • Birinci fıkraya dayanan itirazda, itiraz eden tarafın dayandığı marka ile başvuru markasının karşılaştırılması sonucu ret ya da kabul kararı verilmekte, idari kararın iptali için yapılan başvurularda bu karşılaştırma yeniden incelenmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2024/274 E., 2026/534 K., 06.03.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Nispi ret nedenine dayanarak başvuruyu reddettirmek isteyen önceki hak sahibi, itirazında dayandığı markanın tescil veya başvuru tarihini ve kapsadığı mal ve hizmetleri belgeyle ispatlamalıdır (birinci fıkra).
  • Karıştırılma ihtimalini ileri süren taraf, markaların görsel, işitsel ve anlamsal benzerliğini ve mal veya hizmetlerin ilişkisini ispatlamalıdır; karşı taraf benzerliğin bulunmadığını savunarak aksini ispatlamaya çalışır.
  • Ticari vekil veya temsilci ilişkisini, marka sahibinin izninin bulunmadığını ve haklı sebebin yokluğunu ileri süren marka sahibi ispatlamalıdır; haklı sebebi ileri süren vekil kendi savunmasını belgelemelidir.
  • Tescilsiz hak sahibi, markayı başvuru ya da rüçhan tarihinden önce kullandığını ve bu kullanımla hak elde ettiğini kullanım belgeleriyle ispatlamalıdır.
  • Tanınmışlık iddiasını ileri süren taraf, markanın Türkiye'deki bilinirlik düzeyini ve haksız yarar ya da itibar zararı tehlikesini somut delillerle ortaya koymalıdır; genel iddia yeterli değildir.
  • Kötüniyet iddiasında ispat yükü itiraz eden tarafa aittir ve başvurunun amacının kötüye kullanım olduğu somut olaylarla gösterilmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6769 sayılı Kanun m.5: Mutlak ret nedenlerini düzenler ve Kurum tarafından resen incelenir. Bu maddedeki nispi ret nedenlerinden ayrıdır.
  • 6769 sayılı Kanun m.7: Ayırt edicilik ve tescil engellerine ilişkin olup, bu maddedeki itiraz temelli ret sebepleriyle birlikte okunması gereken hükümdür.
  • 6769 sayılı Kanun m.9: Kullanılmayan markanın iptalini düzenler; kullanma yükümlülüğü ile sekizinci fıkradaki iki yıllık kullanım şartı arasında bağ kurar.
  • 6769 sayılı Kanun m.26: Kullanmama nedeniyle iptal kararının Kurum tarafından verilmesini düzenler.
  • 6769 sayılı Kanun m.11: Tescil başvurusunun gerekli belgeleri ve usulünü düzenler; ikinci fıkrada yer alan ticari vekil başvurusu bu usulle yapılır.

Sınai Mülkiyet Kanunu m.7 — Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları

Bu madde, tescilli marka sahibinin münhasır haklarını, bu hakka dayanarak önleme talep edebileceği fiilleri (2. fıkra a, b, c bentleri), bu fiillerin ticari alanda kullanım biçimlerini (3. fıkra), tescilin üçüncü kişilere karşı yayım tarihinden itibaren doğan etkisini ve başvuru sahibinin tazminat hakkını (4. fıkra) ve marka sahibinin engelleyemeyeceği dürüst kullanım hallerini (5. fıkra) düzenler. Madde, marka korumasının tescil yoluyla elde edilmesi kuralıyla başlar. Madde, marka hakkının kapsamını ve sınırlarını belirler; markanın tescil koşullarını, tescilin iptalini, koruma süresini ve marka üzerindeki hukuki işlemleri düzenlemez. Tescil koşulları (m.5 ve m.6 ile ilgili mutlak ve nispi red nedenleri), kullanmama nedeniyle iptal (m.9), marka hakkının devri ve lisansı (m.148 ve devamı) ve tecavüz davasının usul ve yaptırımları (m.29 ve devamı) bu maddede yer almaz.

Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları: hangi kavramlar bilinmeli?

Tescil yoluyla koruma
Marka hakkının, kullanım veya başka bir olgu yerine Türk Patent ve Marka Kurumu nezdindeki tescille doğduğu ilkesidir. Tescil yapılmamış işaret, bu maddenin sağladığı önleme hakkından yararlanamaz.
Önleme talep hakkı
Marka sahibinin, izinsiz yapılan belirli fiillerin durdurulmasını ya da engellenmesini isteyebilmesidir. Madde bu hakkın kapsamını çizer; tazminat ve diğer sonuçlar bu maddenin konusu değildir.
Karıştırılma ihtimali
Aynı veya benzer işaretin, aynı veya benzer mal ve hizmetlerde kullanılması hâlinde halkın işareti tescilli markayla ilişkilendirme ihtimalidir. Madde, ilişkilendirme ihtimalinin de bu kapsamda sayıldığını belirtir.
Tanınmışlık
Markanın Türkiye'de ulaştığı bilinirlik düzeyidir. Tanınmış marka için koruma, mal ve hizmetin aynı, benzer veya farklı olmasına bakılmaksızın genişler; koruma, itibardan haksız yarar elde edilmesi, itibara zarar verilmesi veya ayırt edici karakterin zedelenmesi hallerine bağlıdır.
Ticaret alanında kullanım
İşaretin ticari bir faaliyet çerçevesinde, mal, hizmet veya işletme ile bağlantılı olarak kullanılmasıdır. Üçüncü fıkradaki yasaklama fiilleri bu ölçüte bağlıdır.
Dürüstlük ve olağan ticari akış
Beşinci fıkradaki sınırlamanın ön koşuludur. Kullanımın ticari hayatın olağan akışı içinde ve dürüstçe yapılması gerekir; bu ölçüt, kullanımın amacına ve biçimine göre değerlendirilir.
Yayım tarihi etkisi
Tescilden doğan hakların üçüncü kişilere karşı hüküm ifade ettiği andır. Başvurunun Bülten'de yayımı ile tescilin ilanı ayrı anlar olup dördüncü fıkra bu iki ânı birbirinden ayırır.

Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları: hangi şartlar aranır?

  • Korumanın doğması için marka başvurusunun tescil edilmiş olması gerekir; tescil yapılmamış işaret bu maddeye dayanarak önleme talebinde bulunamaz.
  • Önleme talebi, marka sahibinin izni olmaksızın yapılan bir kullanıma dayanmalıdır.
  • İkinci fıkranın (a) bendi kapsamında işaret tescilli markayla aynı olmalı ve tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılmalıdır.
  • İkinci fıkranın (b) bendi kapsamında işaret tescilli markayla aynı veya benzer olmalı, tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal ve hizmetlerde kullanılmalı ve halkta karıştırılma ihtimali doğurmalıdır.
  • İkinci fıkranın (c) bendi kapsamında markanın Türkiye'de tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması gerekir; işaret aynı, benzer veya farklı mal ve hizmetlerde kullanılabilir, ancak haksız yarar, itibara zarar veya ayırt edici karakterin zedelenmesi nedenlerinden birinin bulunması ve haklı sebebin olmaması gerekir.
  • Üçüncü fıkradaki ticari kullanım biçimlerinden birinin gerçekleşmesi gerekir; bu fiillerin varlığı önlenme talebi için aranan bir yasaklama olanağı doğurur, ancak fıkra bunları zorunlu kılmaz, yasaklanabilir biçiminde düzenler.
  • Beşinci fıkradaki hal varsa marka sahibi engelleme yetkisini kullanamaz; kullanım dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde yapılmalı, sayılan biçimlerden birine girmelidir.

Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları: hangi sonuçları doğurur?

  • Tescilli marka sahibi, izinsiz yapılan ve ikinci fıkrada sayılan fiillerin önlenmesini talep edebilir.
  • İkinci fıkranın (a) ve (b) bentlerindeki fiil için karıştırılma ihtimali ya da aynılık şartı sağlanmıyorsa önleme talebi doğmaz.
  • İkinci fıkranın (c) bendi kapsamında tanınmış marka sahibi, haklı sebebi olmayan kullanımı, mal ve hizmetin benzerliğine bakmaksızın yasaklatabilir.
  • Üçüncü fıkrada sayılan ticari kullanım biçimleri yasaklanabilir; yasak, işaretin ticaret alanında kullanılması hâline bağlıdır.
  • Dördüncü fıkraya göre tescilin yayım tarihinden önce yapılan kullanım için önleme talebi değil, başvuru sahibinin tazminat davası açma yetkisi doğar; bu yetki yalnızca tescil ilan edilmişse ve başvurunun Bülten'de yayımlanmasından sonraki fiillerle ilgilidir.
  • Beşinci fıkrada sayılan dürüst ve olağan ticari kullanımlar, marka sahibi tarafından engellenemez.
  • Beşinci fıkra kapsamı dışındaki bir kullanım, dürüstçe yapılsa bile ikinci fıkra kapsamına girerse önleme talebine konu olabilir.
  • Madde, tescilin tazminat, iptal veya hükümsüzlük sonuçlarını düzenlemez; bunlar ayrı maddelerde yer alır.

Aynı işaret ile benzer işaret (2/a ve 2/b) arasındaki fark nedir?

2/a bendinde işaret tescilli markayla birebir aynıdır ve tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerde kullanılır.

2/b bendinde işaret yalnızca aynı veya benzerdir ve karıştırılma ihtimali aranır; kullanım aynı veya benzer mal veya hizmetlerde olmalıdır.

2/a'da karıştırılma ihtimali ayrıca aranmaz; 2/b'de karıştırılma ihtimali olmadan önleme talebi doğmaz.

Karıştırılma ihtimali (2/b) ile tanınmışlık (2/c) arasındaki fark nedir?

2/b, markanın mal ve hizmetlerle benzerliğini ve halkın ilişkilendirme ihtimalini esas alır.

2/c, tanınmış markaya özgü olup mal ve hizmet benzerliği aramaz; itibarın kötüye kullanılması veya zedelenmesi hallerine bakar.

Tanınmış marka sahibi, farklı mal veya hizmetlerde kullanılan benzer işarete karşı 2/c ile önleme talebinde bulunabilir; diğer markalarda bu yol açık değildir.

Üçüncü fıkra fiilleri ile ikinci fıkra hakkı arasındaki fark nedir?

İkinci fıkra, önleme hakkının asıl kaynağını ve koşullarını gösterir.

Üçüncü fıkra, bu hakkın hangi ticari kullanım biçimlerinde yasaklanabileceğini sayar.

Üçüncü fıkra, ikinci fıkradaki hakkın kapsamını genişletmez, yalnızca ticari kullanım biçimlerini belirler; fıkra metninde sayılan bentler ve (d) bendindeki internet kullanımında hakkın varlığı ayrıca kullanım amacı ve meşru bağlantı ölçütüne bağlanır.

Tescil yayımı ile bülten yayımı (4. fıkra) arasındaki fark nedir?

Markanın sahibine sağladığı haklar üçüncü kişilere karşı tescilin yayım tarihinden itibaren hüküm ifade eder.

Başvurunun Bülten'de yayımlanması ile tescilin ilan edilmesi arasındaki dönemde yapılan fiiller için başvuru sahibi tazminat davası açabilir.

Tescil yayımından önceki dönemdeki kullanım için önleme talebi değil tazminat yolu açıktır; mahkeme tescilin yayımından önce iddiaların geçerliliği hakkında karar veremez.

Mal ve hizmetlerin tanıtımı ile marka ihlali (5. fıkra) arasındaki fark nedir?

Beşinci fıkra, üçüncü kişinin ad, adres ve mal niteliklerini belirten dürüst açıklamalarını sayar.

Aynı fıkra, kullanımın dürüstlük ölçütünü aşması hâlinde bu sınırlamanın uygulanmayacağını ima eder.

Dürüst ve olağan ticari kullanım bu fıkra kapsamında marka sahibinin engelleme yetkisini sona erdirir; dürüst olmayan kullanım sınırlamadan yararlanamaz.

Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Dördüncü fıkrayı, tescil yayımından önceki dönem için de önleme hakkı veren bir hüküm gibi okumak; bu dönemde yalnızca tazminat davası açılabilir.
  • Üçüncü fıkrada sayılan fiilleri ikinci fıkranın kapsamını genişleten bağımsız yasaklar olarak görmek; bu fiiller ikinci fıkra hakkına bağlıdır.
  • Tanınmış marka korumasını (2/c) diğer markalara da uygulamak; tanınmışlık ölçütü aranmadan mal ve hizmet farkı önleme talebini engellemez.
  • Beşinci fıkrada sayılan dürüst kullanımı, mal veya hizmetlerin tanıtımı dışındaki ticari kullanımlara da genişletmek.
  • Karıştırılma ihtimalini sadece aynı işaret varsa kabul etmek; 2/b kapsamında benzer işaretlerde de halkın ilişkilendirme ihtimali aranır.
  • Dürüstlük ölçütünü atlayarak yalnızca tescilli markanın adresinin veya ad bilgisinin yer almasını yeterli görmek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Dürüst kullanım savunmasında, davalının kullanımının tescil öncesi bir markanın başvuru tarihinden önce bulunduğunun tespiti hâlinde 7/5 kapsamında değerlendirilebileceği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/1521 E., 2026/15 K., 20.01.2026)
  • Aksesuar veya yedek parça ürünlerinde, markanın yalnızca ürünün uyumluluğunu belirtmek için kullanılmasının 7/5/c kapsamında değerlendirildiği; yetkili servis izlenimi yaratmadığı sürece tecavüz sayılmayacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2021/1302 E., 2023/712 K., 18.04.2023)
  • İnternet alan adı, anahtar sözcük veya benzeri kullanımlarda 7/3-d kapsamında satış veya ticari etki yaratıp yaratmadığının, meşru bağlantı bulunup bulunmadığının somut olarak incelendiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2020/1209 E., 2022/1284 K., 22.09.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2024/145 E., 2025/1305 K., 23.10.2025)
  • Ticaret unvanında tescilli markanın kullanılmasında iltibas ihtimalinin yeterli görüldüğü ve bunun ticari faaliyette kullanım sayılabileceği yönünde eğilim vardır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/859 E., 2025/1452 K., 06.11.2025)
  • Benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunmayan kullanımlarda, 7. ve 29. maddelerin uygulanmayacağı kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2022/1109 E., 2024/1293 K., 10.07.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Önleme talebinde bulunan tescilli marka sahibi, markasının tescilli olduğunu tescil belgesi ve Marka Sicili kaydı ile ispatlar.
  • Marka sahibi, davalının izinsiz kullanımını ve ikinci fıkrada sayılan fiilin varlığını kullanım belgeleri, internet çıktıları, ürün görüntüleri ve faturalar gibi delillerle ispatlamak zorundadır.
  • Karıştırılma ihtimali, mal ve hizmetlerin benzerliği ve işaretin benzerliği, bilirkişi incelemesi ve genel izlenim ölçütüyle değerlendirilir.
  • Tanınmışlık iddiası, markanın Türkiye'deki bilinirliğini gösteren belgelerle, örneğin reklam, satış ve kamuoyu araştırması sonuçlarıyla ispatlanır.
  • Dürüst kullanım savunmasını ileri süren davalı, kullanımın dürüst ve olağan ticari akış içinde yapıldığını ve 5. fıkranın kapsamına girdiğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Tescil yayımından önceki fiiller için tazminat talep edecek başvuru sahibi, başvurunun Bülten'de yayımlanmasını ve tescilin ilanını belgelerle ispat etmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6769 sayılı Kanun m.29: Marka hakkına tecavüz sayılan hallerin ve tecavüz davasının dayanağını düzenler; bu maddedeki önleme hakkı oradaki tecavüz hallerinin temelini oluşturur.
  • 6769 sayılı Kanun m.148: Marka hakkının devri, lisans ve rehin gibi hukuki işlemlerini düzenler; tescilden doğan hakkın kullanımını hukuki işlem yoluyla başkasına bırakma yetkisini kapsar.
  • 6769 sayılı Kanun m.155: Daha önceki hak sahiplerinin açtığı tecavüz davasında, tescilli marka sahibinin sicil hakkını savunma olarak kullanamayacağını düzenler; 4. fıkradaki tescil etkisinin sınırını gösterir.
  • 6769 sayılı Kanun m.5: Mutlak red nedenlerini düzenler; tescilin sağlanması için bu maddedeki korumanın öncelikle tescil koşullarına bağlı olduğunu gösterir.
  • 6769 sayılı Kanun m.6: Nispi red nedenlerini düzenler; önceki marka ile karıştırılma ihtimalinin tescil aşamasındaki karşılığını oluşturur.

Sınai Mülkiyet Kanunu m.8 — Markanın başvuru eserlerinde yer alması

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 8. maddesi, tescilli bir markanın sözlük, ansiklopedi ya da başka bir başvuru eserinde tescilli olduğu belirtilmeden jenerik ad izlenimi verecek biçimde yayımlanması hâlinde marka sahibinin yayımcıdan yanlışlığın düzeltilmesini ya da markanın eserden kaldırılmasını talep etme hakkını düzenler. Madde, basılı ve elektronik ortamdaki başvuru eserlerini kapsar ve yayımcı ile marka sahibi arasındaki ilişkiye uygulanır. Madde, marka sahibinin markanın kullanımını ya da tescilin hükümsüzlüğünü talep etme haklarını düzenlemez; bu konular SMK m.25 ve m.7 gibi hükümlerde yer alır. Markanın jenerikleşmesi nedeniyle hükümsüzlük, SMK m.25 kapsamında ayrıca değerlendirilir. Yayımcının sorumluluğuna ilişkin genel haksız fiil ve tazminat rejimi ile yargılama usulü de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Markanın başvuru eserlerinde yer alması: hangi kavramlar bilinmeli?

Jenerik ad izlenimi
Tescilli bir markanın, mal veya hizmetin genel adıymış gibi okuyucuda algı uyandıracak biçimde yayımlanmasıdır. Yayımda markanın tescilli olduğuna dair bir işaret bulunmuyorsa bu izlenim değerlendirmeye konu olur.
Başvuru eseri
Sözlük, ansiklopedi ya da benzeri, bilgiye başvurmak amacıyla hazırlanan basılı veya elektronik ortamda sunulan yayındır. Madde bu eser türleriyle sınırlıdır; genel metin ve gazete gibi yayınlara doğrudan uygulanmaz.
Yayımcı
Başvuru eserini basan veya elektronik ortamda sunan kişidir. Düzeltme ya da kaldırma yükümlülüğü bu kişiye yüklenmiştir.
Tescil belirtisi
Yayımda markanın tescilli olduğunun açıkça belirtilmesidir. Bu belirti bulunduğunda jenerik ad izlenimi yanlışlığı ortadan kalktığından maddenin düzeltme yükümlülüğü doğmaz.

Markanın başvuru eserlerinde yer alması: hangi şartlar aranır?

  • Yayımlanan eserin sözlük, ansiklopedi ya da başka bir başvuru eseri olması gerekir.
  • Yayımda markanın tescilli olduğunun belirtilmemiş olması gerekir.
  • Marka, mal veya hizmetin jenerik adıymış izlenimi verecek biçimde yer almalıdır.
  • Düzeltme veya kaldırma talebi marka sahibinden gelmelidir; talep olmadan yayımcı bu yükümlülüğü kendiliğinden yerine getirmek zorunda değildir.
  • Düzeltme, elektronik eserlerde derhâl, basılı eserlerde yayımın talebi takip eden ilk baskıda yapılmalıdır.

Markanın başvuru eserlerinde yer alması: hangi sonuçları doğurur?

  • Marka sahibinin talebi üzerine yayımcı, elektronik eserde derhâl, basılı eserde ilk yeni baskıda yanlışlığı düzeltir veya markayı eserden kaldırır.
  • Yayımda markanın tescilli olduğu belirtilmişse madde uygulanmaz ve düzeltme yükümlülüğü doğmaz.
  • Marka sahibi talepte bulunmamışsa yayımcının bu yönde bir yükümlülüğü doğmaz.
  • Yayımcı talebe rağmen düzeltme yapmazsa, maddenin düzenlediği yükümlülüğe aykırılık söz konusu olur ve marka sahibi bunun hukuki sonuçlarını talep edebilir.

Elektronik eser ile basılı eser arasındaki fark nedir?

Elektronik ortamda sunulan başvuru eserinde yayımcı düzeltmeyi derhâl yapmak zorundadır.

Basılı eserde yayımcı, düzeltmeyi talebi takip eden ilk baskıda yapar; ara baskı için ayrı bir yükümlülük yoktur.

Elektronik eserde süre beklenmeden düzeltme yapılır; basılı eserde ilk yeni baskıya kadar yanlışlık sürebilir.

Düzeltme ile kaldırma seçimi arasındaki fark nedir?

Yayımcı yanlışlığı düzeltebilir, yani yayımda markanın tescilli olduğunu belirtebilir.

Yayımcı markayı eserden kaldırabilir.

Seçim yayımcıya aittir; marka sahibi talep ederken hangi yolun uygulanacağını belirleyemez.

Markanın başvuru eserlerinde yer alması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi yayımcıya kendiliğinden yükümlülük yükleyen bir hüküm gibi okumak; yükümlülük marka sahibinin talebine bağlıdır.
  • Elektronik eser için ilk baskı süresini uygulamak; elektronik eserde düzeltme derhâl yapılır.
  • Düzeltme ile kaldırma arasında marka sahibinin seçim yapabileceğini varsaymak; seçim yayımcıya aittir.
  • Tescil belirtisi bulunan bir yayımı madde kapsamında değerlendirmek; bu durumda yanlışlık yoktur.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yayımda tescil belirtisinin bulunup bulunmadığı, düzeltme talebinin değerlendirilmesinde ilk bakılacak noktadır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2022/826 E., 2024/1022 K., 31.05.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Düzeltme talebinde bulunan marka sahibi, markasının tescilli olduğunu tescil belgesi ile ispatlar.
  • Marka sahibi, yayımın başvuru eserinde yer aldığını ve tescil belirtisi bulunmadığını eserin kendisi veya baskı bilgisi ile ispatlar.
  • Yayımcı, yayımda tescil belirtisinin bulunduğunu veya yayımın jenerik ad izlenimi yaratmadığını savunuyorsa bu savunmayı ileri sürdüğü için ispat yükü kendisine geçer.
  • Talebin yapıldığına dair yazılı bildirim, derhâl ya da ilk baskı süresinin hesabında önemli bir delildir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6769 sayılı Kanun m.25: Markanın jenerikleşmesi nedeniyle hükümsüzlük talebinin dayanağıdır; yayımcı yükümlülüğü ile tescilin hükümsüzlüğü ayrı yollardır.
  • 6769 sayılı Kanun m.7: Tescilli markanın koruma kapsamını belirler; jenerik ad izlenimi bu korumanın sınırını etkileyen bir olgu olarak değerlendirilebilir.

Sınai Mülkiyet Kanunu m.9 — Markanın kullanılması

Bu madde, tescilli bir markanın kullanılmaması nedeniyle iptaline ilişkin şartları ve kullanma sayılan halleri düzenler. Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan ciddi biçimde kullanılmayan ya da beş yıl kesintisiz ara verilen markanın iptalini, ihracat amaçlı kullanımı, ayırt edici karakteri değişmeden farklı unsurlarla kullanımı ve izinli üçüncü kişi kullanımını kapsar. Maddeyi marka sahibi ve tescilli markalar bakımından uygular. Düzenlemediği konular: iptal davasının açılması ve iptalin hangi kurum tarafından karara bağlandığı (SMK m.26), markanın koruma süresi ve yenilenmesi (SMK m.23 ve m.28), tescil ve mutlak ret nedenleri (SMK m.5 ve m.6), marka hakkına tecavüz ve hakkın tükenmesi (SMK m.29 ve m.152).

Markanın kullanılması: hangi kavramlar bilinmeli?

Ciddi biçimde kullanma
Markanın ticaret hayatında işlevine uygun şekilde, yani mal veya hizmetleri diğerlerinden ayırmak ve pazarda yer edinmek amacıyla kullanılmasıdır. Yalnızca sembolik veya süs amaçlı kullanım bu kapsamda sayılmaz.
Haklı sebep
Marka sahibinin kontrolü dışında gelişen ve kullanımı engelleyen olaylardır. Yetkili makamların alınan önlemleri, ilgili malın piyasaya sürülmesi için gereken iznin gecikmesi, savaş ve doğal afet bu kapsamdadır. Marka sahibinin mali güçsüzlüğü veya lisans görüşmelerinin uzaması haklı sebep sayılmaz.
Kullanıma ara verme
Markanın kullanılmasının beş yıl boyunca kesintiye uğramasıdır. Kesintisiz olması şarttır; kısa süreli kullanımlar bu süreyi kesmez.
Tescil tarihi
Beş yıllık sürenin başlangıcıdır. Süre, markanın tescil edildiği tarihten itibaren işler.
İzinli kullanım
Marka sahibinin izniyle, örneğin lisans veya tek satıcılık sözleşmesi kapsamında üçüncü kişinin markayı kullanmasıdır. Bu kullanım marka sahibinin kullanımı sayılır.

Markanın kullanılması: hangi şartlar aranır?

  • Markanın tescilli olması ve tescil tarihinden itibaren beş yıl geçmiş olması gerekir.
  • Beş yıllık süre içinde markanın mal veya hizmetler bakımından Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmamış olması ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilmiş olması gerekir.
  • Kullanmamanın haklı bir sebebe dayanmaması gerekir; haklı sebep marka sahibinin kontrolü dışındaki olaylardan kaynaklanmalıdır.
  • Kullanım, marka sahibinin kendisi tarafından ya da izniyle üçüncü kişi tarafından yapılmış olmalıdır; izinsiz kullanım bu kapsamda değerlendirilmez.
  • Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması veya yalnızca ihracat amacıyla mal ya da ambalajlarında kullanılması kullanma sayılır ve iptal şartını ortadan kaldırır.

Markanın kullanılması: hangi sonuçları doğurur?

  • Beş yıl içinde haklı sebep olmadan ciddi biçimde kullanılmayan marka için iptal kararı verilir.
  • Beş yıl kesintisiz ara verilen marka için de iptal kararı verilir.
  • Haklı sebeple kullanılmayan marka bakımından iptal kararı verilmez.
  • Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması halinde kullanma sayılır ve iptal kararı verilmez.
  • Yalnızca ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılan marka, kullanma sayılır.
  • Marka sahibinin izniyle üçüncü kişi tarafından kullanılan marka, marka sahibi tarafından kullanılmış sayılır.
  • İptal kararı marka hakkını ilgili mal ve hizmetler bakımından ortadan kaldırır; bu kararın kapsamı tescilli mal ve hizmetlerle sınırlıdır.

Ciddi kullanım ile kesintisiz ara verme arasındaki fark nedir?

Markanın beş yıl içinde Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmaması, yani ticari hayatta işlevine uygun kullanımın bulunmaması durumu.

Markanın beş yıl kesintisiz ara verilerek kullanılmaması; sürekli kullanım yokluğunun ayrı bir iptal nedeni olarak aranması.

İki hal de iptal nedenidir; ancak her ikisinde de haklı sebebin bulunmaması aranır. Kullanımın ciddi olup olmadığı somut olaya göre belirlenir.

Haklı sebep ile marka sahibinin mali güçsüzlüğü arasındaki fark nedir?

Üretimin yetkili makamlarca alınan önlemler, savaş, doğal afet gibi marka sahibinin kontrolü dışındaki engeller haklı sebep oluşturur.

Marka sahibinin mali durumunun bozulması, lisans görüşmelerinin uzaması gibi nedenler haklı sebep sayılmaz.

Haklı sebep kabul edilen hallerde iptal kararı verilmez; kabul edilmeyen hallerde iptal şartları oluşur.

Ticaret markası için kullanım ile ihracat amacıyla kullanım arasındaki fark nedir?

Markanın mal veya ambalajında Türkiye pazarında kullanılması.

Markanın yalnızca ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması.

İhracat amaçlı kullanım da kanun gereği kullanma sayılır; Türkiye pazarına hiç sürülmeden ihraç edilen mallarda kullanım Türkiye'de kullanım olarak kabul edilir.

Ayırt edici karakteri değişmeyen kullanım ile ayırt edici karakteri değişen kullanım arasındaki fark nedir?

Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması; ilgili çevrenin kullanılan şekli tescilli markanın aynısı olarak algılaması.

Kullanılan biçimin ayırt edici karakteri değiştirmesi; ilgili çevrelerin bunu tescilli markadan farklı algılaması.

Birinci hal kullanma sayılır ve iptal nedeni doğmaz; ikinci halde kullanma sayılmaz ve beş yıllık süre açısından kullanım bulunmamış olur.

Marka sahibinin kullanımı ile üçüncü kişinin izinli kullanımı arasındaki fark nedir?

Markanın marka sahibi tarafından bizzat kullanılması.

Markanın marka sahibinin izniyle üçüncü kişi tarafından kullanılması, örneğin lisans veya tek satıcılık sözleşmesi kapsamındaki kullanım.

İzinle yapılan kullanım da marka sahibi tarafından kullanım sayılır; izinsiz kullanım bu kapsamda değerlendirilmez.

Kullanmamaya dayalı iptal ile tescilin hükümsüzlüğü arasındaki fark nedir?

Kullanma yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle, tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde kullanılmayan markanın iptali.

Tescilin mutlak veya nispi ret nedenlerine aykırılık nedeniyle hükümsüzlük.

Bu madde kapsamındaki iptal, tescil anındaki eksiklikten değil, sonradan doğan kullanmama halinden kaynaklanır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kullanmama nedeniyle iptal davasında ispat yükünün, kullanımın bulunduğunu savunan davalı tarafta olduğu kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/1036 E., 2025/1552 K., 20.11.2025)
  • Kullanmama iddiasının, markanın yasanın aradığı anlamda ciddi ve kesintisiz biçimde, pazar payı yaratacak şekilde kullanılmadığının tespit edilmesiyle ortaya çıktığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/1036 E., 2025/1552 K., 20.11.2025)
  • Kullanımın ciddi olup olmadığının tespiti için ticari hayat ve ilgili mal piyasası dikkate alınarak bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2021/1546 E., 2024/1074 K., 06.06.2024)
  • Mücbir sebep veya haklı sebep iddiasının somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerektiği ve bu iddianın davalı tarafça ileri sürülmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2021/50 E., 2024/234 K., 09.02.2024)
  • Birden fazla mal ve hizmet sınıfı bakımından kullanmama iddiası varsa iptalin yalnızca kullanılmayan mal ve hizmetlerle sınırlı olarak kısmen verilebileceği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/520 E., 2025/1333 K., 16.10.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2021/1566 E., 2024/1314 K., 11.07.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren taraf, markanın beş yıl içinde Türkiye'de ciddi biçimde kullanılmadığını veya beş yıl kesintisiz ara verildiğini ileri sürer; tescil tarihi ve kullanmama durumu bu tarafça ortaya konmalıdır.
  • Kullanımın varlığını savunan marka sahibi, markanın kullanıldığını ya da haklı sebebin bulunduğunu ispatlamakla yükümlüdür. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/1036 E., 2025/1552 K., 20.11.2025)
  • Kullanım belgeleri (faturalar, ambalaj ve etiket örnekleri, reklam ve iş evrakı) ile kullanımın ciddiliğini gösteren belgeler ve bilirkişi incelemesi birlikte değerlendirilir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2021/1546 E., 2024/1074 K., 06.06.2024)
  • Haklı sebep iddiası ileri süren marka sahibi, engelin marka sahibinin kontrolü dışında olduğunu ve kullanımı engellediğini ispatlamalıdır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2021/50 E., 2024/234 K., 09.02.2024)
  • İzinli kullanım savunmasında marka sahibinin iznini gösteren lisans veya sözleşme belgesi ispat aracıdır; izne dayanan kullanım, iznin varlığı ispatlanmadan kabul edilmez.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

Sınai Mülkiyet Kanunu m.10 — Ticari vekil veya temsilci adına tescilli markaya ilişkin talepler

6769 sayılı Kanun'un 10. maddesi, marka sahibinin izni olmadan markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin ticari vekil veya temsilci adına tescil edilmesi hâlinde marka sahibine tanınan iki hukuki korumayı düzenler: markanın kullanımının yasaklanması ve tescilin kendisine devredilmesi. Madde, marka sahibi ile tescili yaptıran ticari vekil veya temsilci arasındaki ilişkiye uygulanır. Maddede; tescile itiraz usulü (SMK m.6/2), mutlak ret nedenleri (SMK m.5), tescilin hükümsüzlüğü ve iptali, tazminat talepleri ve tacir yardımcılarının iç ilişkisi düzenlenmemiştir. Bu konular ilgili maddelerde ve TBK hükümlerinde yer alır.

Ticari vekil veya temsilci adına tescilli markaya ilişkin talepler: hangi kavramlar bilinmeli?

Ticari vekil
Ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsil yetkisi vermeksizin işletmesini yönetmek veya bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir (TBK m.551). Yetkisi işletmenin alışılmış işlemleriyle sınırlıdır.
Ticari temsilci
Ticari işletme sahibinin işletmeyi yönetmek ve ticaret unvanı altında işlem yapmak üzere yetkilendirdiği, geniş yetkili bağımlı tacir yardımcısıdır (TBK m.547). Ticari vekilden farklı olarak olağanüstü işlemleri de yapabilir.
Temsilci
Maddede ticari vekil ile birlikte anılan, marka sahibinin yetkisiyle hareket eden kişidir. Maddenin uygulanabilmesi için markanın kullanılmasına yetki tanıyan bir ilişkinin varlığı aranır.
Haklı sebep
Tescili yaptıran vekil ya da temsilcinin, markayı kendi adına tescil ettirmesini meşru kılan hukuki durumudur. Uzun ve emek isteyen bir çalışmayla markayı piyasada tanıtmış ve itibar kazandırmış olması bu kapsamda değerlendirilebilir.
Tescilin devri
Vekil veya temsilci adına yapılmış tescilin, marka sahibinin talebi üzerine marka sahibi adına geçirilmesidir. Tescil iptali yerine geçen bir kendine özgü korumadır.

Ticari vekil veya temsilci adına tescilli markaya ilişkin talepler: hangi şartlar aranır?

  • Markanın, marka sahibinin izni olmadan, aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin ticari vekil ya da temsilci adına tescil edilmiş olması gerekir.
  • Tescili yaptıran ile marka sahibi arasında markanın kullanılmasına yetki tanıyan bir ilişki bulunmalıdır; bu ilişki vekâlet sözleşmesinden, tek satıcılık veya hizmet sözleşmesinden kaynaklanabilir.
  • Ticari vekil veya temsilcinin tescil için haklı bir sebebinin bulunmaması gerekir.
  • Marka sahibi, markanın kullanımının yasaklanmasını veya tescilin kendisine devredilmesini mahkemeden talep etmiş olmalıdır; iki talep birbirinin alternatifi olarak kullanılabilir.

Ticari vekil veya temsilci adına tescilli markaya ilişkin talepler: hangi sonuçları doğurur?

  • Haklı sebep bulunmayan hâlde marka sahibi, tescil sahibine karşı markanın kullanımının yasaklanmasını talep edebilir.
  • Aynı koşullarda marka sahibi, tescilin kendisine devredilmesini de talep edebilir.
  • Talepler alternatif niteliktedir; marka sahibi hangisini isteyeceğini seçebilir.
  • Ticari vekil veya temsilcinin haklı sebebi bulunursa, marka sahibi bu madde uyarınca yasaklama veya devir talep edemez.
  • Madde, tescile itiraz hakkını ortadan kaldırmaz; itiraz usulü ayrı bir düzenleme olan SMK m.6/2 ile işler.

Kullanımın yasaklanması ile tescilin devri arasındaki fark nedir?

Marka sahibi, tescilin devrini değil, yalnızca tescil sahibinin markayı kullanmasının yasaklanmasını isteyebilir.

Marka sahibi, tescilin kendisine devrini talep ederek markanın hukuken kendi adına geçmesini sağlayabilir.

Maddede iki talep alternatif olarak sayılmıştır. Devir talebi, marka üzerindeki hakkın doğrudan marka sahibine geçmesi sonucunu doğurur.

Ticari temsilci ile ticari vekil arasındaki fark nedir?

Ticari temsilci, işletmeyi yönetir ve ticaret unvanı altında işlem yapar; geniş yetkilidir (TBK m.547).

Ticari vekil, işletmenin yalnızca alışılmış işlerini yürütmek için yetkilendirilir (TBK m.551).

Madde her iki kişi bakımından uygulanır. Yetki kapsamının genişliği, marka tescilinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığının değerlendirilmesinde önem taşıyabilir.

Haklı sebep bulunan ile bulunmayan tescil arasındaki fark nedir?

Vekil ya da temsilcinin markayı uzun emek sonucu piyasada tanıttığı ve itibar kazandırdığı hallerde haklı sebep bulunabilir.

Markayı yalnızca marka sahibinin ilişkisinden yararlanarak tescil ettiren vekil ya da temsilcide haklı sebep bulunmaz.

Haklı sebep varsa madde uyarınca yasaklama ve devir talebi doğmaz.

Ticari vekil veya temsilci adına tescilli markaya ilişkin talepler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi, marka sahibinin izni olsa da vekil adına yapılan tescile uygulamak; maddenin koşulu marka sahibinin izninin bulunmamasıdır.
  • Haklı sebep savunmasını yalnızca vekilin fiilen kullandığı hâllerle sınırlamak; uzun ve zahmetli bir çalışma ile markanın tanıtılması da haklı sebep olabilir.
  • Yasaklama ve devir taleplerini kümülatif sanmak; madde bu talepleri alternatif olarak düzenlemiştir.
  • Vekil ile temsilci arasındaki yetki farkını gözetmeden yalnızca ticari vekil kavramına bakmak; madde her iki kişiyi kapsar.
  • Markanın tescil tarihini ve itiraz süresini bu maddeye bağlamak; madde bir süre öngörmemektedir.
  • Bu maddeyi, tescile karşı itiraz (SMK m.6/2) ile karıştırmak; itiraz tescilden önce, madde ise tescilden sonra kullanılır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, maddenin uygulanabilmesi için marka sahibi ile tescil sahibi arasında markanın kullanılmasına yetki tanıyan bir ilişkinin bulunmasını aramaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2026/289 E., 2026/598 K., 09.04.2026; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2022/672 E., 2024/1899 K., 21.11.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2020/2075 E., 2022/1834 K., 02.11.2022)
  • Mahkemeler bu ilişkinin vekâlet sözleşmesinden doğabileceğini, tek satıcılık veya hizmet sözleşmesine de dayanabileceğini kabul etmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2024/34 E., 2026/305 K., 19.02.2026; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2024/563 E., 2025/1485 K., 27.11.2025)
  • Mahkemeler markanın tescil edilmesinde ticari vekil veya temsilcinin haklı sebebinin bulunup bulunmadığını somut olayda değerlendirmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2022/1727 E., 2024/914 K., 16.05.2024)
  • Mahkemeler, tescilin devrini talep eden marka sahibinin gerçek hak sahibi olduğunu ortaya koyan delillere (kullanım, fatura, tanık beyanı gibi) dayanarak devre karar vermektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2024/34 E., 2026/305 K., 19.02.2026; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2020/2075 E., 2022/1834 K., 02.11.2022)
  • Mahkemeler, devir talebinin asıl talebe ek olarak ya da terditli olarak ileri sürülmesini kabul etmekte; dava dilekçesinde devir talebinin açıkça yer almasını önemsemektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2024/563 E., 2025/1485 K., 27.11.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2020/2075 E., 2022/1834 K., 02.11.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren marka sahibidir; izni olmadığını, markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu ve tescilin ticari vekil ya da temsilci adına yapıldığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Marka sahibi ile tescil sahibi arasındaki kullanma yetkisini doğuran ilişki, vekâlet sözleşmesi, tek satıcılık veya hizmet sözleşmesi gibi yazılı belgelerle ispatlanır.
  • Karşı taraf, tescilin haklı bir sebebe dayandığını ileri sürerse bu savunmayı kendisi ispatlamak zorundadır; markayı uzun süre ve emekle tanıttığını gösteren kullanım belgeleri, faturalar ve tanık beyanları bu amaçla kullanılabilir.
  • Marka sahibinin gerçek hak sahibi olduğunu gösteren kullanım kayıtları, faturalar ve sosyal medya paylaşımları, tanık beyanlarıyla birlikte değerlendirilmektedir.
  • Devir talebinin dava dilekçesinde açıkça ileri sürülmesi gerekir; talep sonradan ek olarak gündeme getirilirse usule ilişkin itiraz doğabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6769 sayılı Kanun m.6: Marka sahibinin ticari vekil veya temsilcinin izinsiz ve haklı sebep olmaksızın yaptığı başvuruya itiraz etmesini ve bu başvurunun reddini düzenler. Madde 10 ise tescil yapıldıktan sonra uygulanan koruma yollarını gösterir.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.547: Ticari temsilcinin yetkisini düzenleyen hükümdür; maddede geçen temsilci kavramının kapsamını belirler.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.551: Ticari vekilin yetkisini düzenler; maddede geçen ticari vekil kavramının sınırını belirler.

Süreler

SüreMaddeHüküm
üç yılm.6(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren…
iki yılm.6(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı…
iki yıllıkm.6(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı…
beş yılm.9(1) Tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı bir sebep olmadan tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından marka sahibi tarafından Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmayan ya da kullanımına beş yıl kesintisiz ara verilen markanın…

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

58 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2023/387 E., 2024/78 K., 07.02.2024
    İlgili madde: m.2
  2. 11. Hukuk Dairesi, 2024/6894 E., 2025/4663 K., 30.06.2025
    İlgili madde: m.8
  3. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2024/955 E., 2026/1101 K., 21.05.2026
    İlgili madde: m.6
  4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2024/744 E., 2026/977 K., 14.05.2026
    İlgili madde: m.6
  5. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2024/442 E., 2026/844 K., 24.04.2026
    İlgili madde: m.6
  6. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2024/781 E., 2026/828 K., 22.04.2026
    İlgili madde: m.6
  7. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2024/545 E., 2026/783 K., 17.04.2026
    İlgili madde: m.2
  8. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2024/505 E., 2026/760 K., 16.04.2026
    İlgili madde: m.6
  9. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2024/435 E., 2026/587 K., 09.04.2026
    İlgili madde: m.3
  10. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2026/289 E., 2026/598 K., 09.04.2026
    İlgili madde: m.10
Diğer 48 karar
  1. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2024/439 E., 2026/674 K., 02.04.2026
    İlgili madde: m.5
  2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2024/443 E., 2026/619 K., 27.03.2026
    İlgili madde: m.5
  3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2024/1580 E., 2026/430 K., 12.03.2026
    İlgili madde: m.2, m.5
  4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2024/274 E., 2026/534 K., 06.03.2026
    İlgili madde: m.5, m.6
  5. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2024/144 E., 2026/309 K., 19.02.2026
    İlgili madde: m.4
  6. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2024/34 E., 2026/305 K., 19.02.2026
    İlgili madde: m.10
  7. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2025/1691 E., 2026/100 K., 22.01.2026
    İlgili madde: m.1
  8. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/1521 E., 2026/15 K., 20.01.2026
    İlgili madde: m.7
  9. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2024/1040 E., 2025/1689 K., 25.12.2025
    İlgili madde: m.1
  10. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2025/569 E., 2025/2535 K., 25.12.2025
    İlgili madde: m.5
  11. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2025/2233 E., 2025/2520 K., 24.12.2025
    İlgili madde: m.5
  12. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/1390 E., 2025/1809 K., 23.12.2025
    İlgili madde: m.3
  13. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/1156 E., 2025/1684 K., 11.12.2025
    İlgili madde: m.4
  14. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2024/457 E., 2025/1488 K., 27.11.2025
    İlgili madde: m.1
  15. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2024/563 E., 2025/1485 K., 27.11.2025
    İlgili madde: m.10
  16. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2025/2050 E., 2025/2174 K., 20.11.2025
    İlgili madde: m.4
  17. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2023/2043 E., 2025/2185 K., 20.11.2025
    İlgili madde: m.8
  18. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/1036 E., 2025/1552 K., 20.11.2025
    İlgili madde: m.9
  19. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/908 E., 2025/1521 K., 13.11.2025
    İlgili madde: m.3
  20. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/859 E., 2025/1452 K., 06.11.2025
    İlgili madde: m.7
  21. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2024/204 E., 2025/1326 K., 23.10.2025
    İlgili madde: m.4
  22. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2024/145 E., 2025/1305 K., 23.10.2025
    İlgili madde: m.7
  23. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/520 E., 2025/1333 K., 16.10.2025
    İlgili madde: m.9
  24. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2023/1304 E., 2025/1854 K., 10.10.2025
    İlgili madde: m.4
  25. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2023/1473 E., 2025/659 K., 14.05.2025
    İlgili madde: m.4
  26. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2022/1786 E., 2024/2059 K., 17.12.2024
    İlgili madde: m.2
  27. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2022/672 E., 2024/1899 K., 21.11.2024
    İlgili madde: m.10
  28. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2022/391 E., 2024/1747 K., 24.10.2024
    İlgili madde: m.9
  29. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2021/1566 E., 2024/1314 K., 11.07.2024
    İlgili madde: m.9
  30. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2022/1109 E., 2024/1293 K., 10.07.2024
    İlgili madde: m.7
  31. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2021/1546 E., 2024/1074 K., 06.06.2024
    İlgili madde: m.9
  32. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2022/826 E., 2024/1022 K., 31.05.2024
    İlgili madde: m.8
  33. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2022/1711 E., 2024/907 K., 16.05.2024
    İlgili madde: m.2
  34. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2022/1727 E., 2024/914 K., 16.05.2024
    İlgili madde: m.10
  35. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2021/1517 E., 2024/669 K., 24.04.2024
    İlgili madde: m.2
  36. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2024/624 E., 2024/680 K., 04.04.2024
    İlgili madde: m.8
  37. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2022/181 E., 2024/566 K., 22.03.2024
    İlgili madde: m.8
  38. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2021/50 E., 2024/234 K., 09.02.2024
    İlgili madde: m.9
  39. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2020/2517 E., 2024/165 K., 05.02.2024
    İlgili madde: m.3
  40. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2021/1393 E., 2023/904 K., 09.06.2023
    İlgili madde: m.3
  41. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/726 E., 2023/503 K., 18.05.2023
    İlgili madde: m.1
  42. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2021/1302 E., 2023/712 K., 18.04.2023
    İlgili madde: m.7
  43. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2023/168 E., 2023/188 K., 09.02.2023
    İlgili madde: m.1
  44. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2022/1348 E., 2022/1469 K., 23.11.2022
    İlgili madde: m.8
  45. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2020/2075 E., 2022/1834 K., 02.11.2022
    İlgili madde: m.10
  46. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2020/1618 E., 2022/1777 K., 21.10.2022
    İlgili madde: m.3
  47. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2020/1209 E., 2022/1284 K., 22.09.2022
    İlgili madde: m.7
  48. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2021/847 E., 2021/908 K., 03.09.2021
    İlgili madde: m.1

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 3. Tacir Olmanın Hükümleri, Ticaret Unvanı, Marka bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış