Genel hükümler › Borçların ve borç ilişkilerinin sona ermesi, zamanaşımı › Zamanaşımı
Süreler ve zamanaşımının başlangıcı
Kısaca
TBK m.146, zamanaşımına tabi alacaklar bakımından genel süreyi düzenler: kanunda aksine hüküm yoksa her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.
Kapsam
Bu konu, Türk Borçlar Kanunu m.146–153 hükümlerini kapsar.
TBK m.146 — On yıllık zamanaşımı
TBK m.146, zamanaşımına tabi alacaklar bakımından genel süreyi düzenler: kanunda aksine hüküm yoksa her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Hükmün kapsamına girecek alacakların niteliği (kişisel hak niteliğindeki alacaklar) ve kanunda kısa sürelerin uygulandığı hallerin ayrımı, maddenin uygulanmasında belirleyicidir. Madde, borçlar hukukunun yanında kural olarak tüm hukuk dallarından doğan alacaklar için geçerlidir. Madde, kısa zamanaşımı hallerini (TBK m.147, beş yıl; haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmede iki yıl) düzenlemez; zamanaşımının durması ve kesilmesi (TBK m.153 vd.), zamanaşımı süresinin başlangıcı (TBK m.149) ve zamanaşımı süresini değiştiren anlaşmaların geçersizliği (TBK m.148) da bu maddede yer almaz.
On yıllık zamanaşımı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Alacak
- Alacaklının borçludan bir edimi isteme hakkıdır. Madde, zamanaşımına tabi hakların kişisel hak niteliğindeki alacak hakları olduğunu ortaya koyar; mülkiyet ve diğer aynî hakların korunmasına yönelik talep ve davalar bu kapsamda değerlendirilmez.
- Genel zamanaşımı süresi
- Kanunda ayrıca bir süre öngörülmediği hallerde uygulanacak on yıllık süredir. Kısa süreli hallerde bu genel süre yerine özel süre uygulanır.
- Kanunda aksine hüküm
- Kanunun belirli alacaklar için on yıldan farklı bir süre koyduğu hükümlerdir. Örneğin TBK m.147'deki beş yıllık süre ile haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeye ilişkin iki yıllık süre bu niteliktedir.
- Sona erme değil eksik borca dönüşme
- Zamanaşımının borcu ortadan kaldırmadığını, yalnızca alacaklının dava yoluyla ifayı zorlayamamasına yol açtığını ifade eden kavramdır. Borçlu ödemeyi yapabilir, ancak zamanaşımı def'ini ileri sürerek ödemeyi reddedebilir.
On yıllık zamanaşımı: hangi şartlar aranır?
- Alacağın kişisel hak niteliğinde bir alacak olması gerekir; aynî hak veya mülkiyetten kaynaklanan istihkak ve el atmanın önlenmesi talepleri bu hükmün konusu değildir.
- Alacağın herhangi bir sebepten (sözleşme, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme, aile veya miras ilişkisi dahil) doğmuş olması yeterlidir; sebep bakımından ayrım yapılmaz.
- Kanunda alacak için ayrıca bir zamanaşımı süresi öngörülmemiş olmalıdır; aksi halde o özel süre uygulanır.
- Alacak için zamanaşımının işlemesi, alacağın muacceliyet kazanması ve zamanaşımını durduran veya kesen bir sebebin bulunmaması ile mümkündür.
- Alacağın on yıl boyunca dava ve takip yoluyla ileri sürülmemiş olması gerekir ki zamanaşımı dolsun; süre dolduğunda borçlu zamanaşımı def'ini ileri sürebilir.
On yıllık zamanaşımı: hangi sonuçları doğurur?
- Alacak on yıl içinde dava veya takip yoluyla ileri sürülmez ve zamanaşımı dolarsa alacak sona ermez; eksik borca dönüşür.
- Zamanaşımına uğrayan alacağın ifasını alacaklı mahkeme yoluyla zorlayamaz.
- Borçlu zamanaşımı def'ini ileri sürerek ödemeyi reddedebilir; def'i ileri sürmediği sürece hâkim zamanaşımını kendiliğinden dikkate almaz.
- Borçlu zamanaşımı süresi dolduktan sonra gönüllü olarak öderse bu ödeme geri istenemez.
- Kanunda beş yıllık, iki yıllık veya başka bir süre öngörülmüş alacaklarda bu genel on yıllık süre uygulanmaz.
- Alacak kanunda öngörülen bir hakkın doğduğu andan itibaren muaccel değilse, zamanaşımı işlemeye başlamaz; bu durumda on yıllık süre de başlamamıştır.
- Alacağın taşınmaz rehni ile güvence altına alınması hâlinde zamanaşımı işlemez.
Genel süre ile beş yıllık süre arasındaki fark nedir?
Genel kural olan TBK m.146 kapsamındaki alacaklar on yıllık süreye tabidir.
TBK m.147'de sayılan kira bedelleri, dönemsel edimler, konaklama ve yeme içme bedelleri, küçük sanat ve perakende satış alacakları, ortaklık ve vekalet/komisyon/acentelik/simsarlık ve eser sözleşmesinden doğan belirli alacaklar beş yıllık süreye tabidir.
Aynı alacak sınıfı için süre farkı doğar; beş yıllık süreye tabi alacağın on yıl beklenmeden zamanaşımına uğradığı kabul edilir. Bu ayrım TBK m.147'den kaynaklanır, bu madde yalnız genel süreyi koyar.
Genel süre ile iki yıllık süre arasındaki fark nedir?
Genel süre on yıldır ve sürenin başlangıcı alacağın muacceliyeti anıdır.
Haksız fiilden doğan tazminat hakkı ve sebepsiz zenginleşmeden doğan dava hakkı iki yıllık süreye tabidir ve bu süre öğrenme anına bağlıdır.
Haksız fiil alacağında on yıllık genel süre üst sınır olarak da işler; zarar ve fail öğrenildiğinde iki yıl, fiilden itibaren on yıl dolunca hak düşer.
Kişisel alacak ile taşınmaz rehinli alacak arasındaki fark nedir?
Kişisel alacak on yıllık süreye tabidir ve süre dolunca zamanaşımına uğrar.
Taşınmaz rehnine bağlanmış alacak zamanaşımına uğramaz; bu hüküm TBK m.146'nın değil ayrı bir kanun hükmünün (MK m.864) sonucudur.
Rehinli alacak için on yıllık süre işlemez; rehin ile güvence altındaki alacak ayrı değerlendirilir.
Sözleşmedeki alacak ile aynî hak talebi arasındaki fark nedir?
Alacak hakkı (kişisel hak) zamanaşımına tabidir.
Mülkiyete dayanan istihkak davası ve el atmanın önlenmesi davası zamanaşımına tabi değildir.
Aynî hak talepleri bu maddenin kapsamı dışındadır; zamanaşımı def'i yalnız alacak haklarına karşı ileri sürülebilir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Haksız fiilden doğan tazminat alacağında, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu on yıllık sürenin haksız fiilin işlendiği tarihten itibaren işlediğini kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2020/603 E., 2024/224 K., 08.05.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2019/408 E., 2024/127 K., 28.02.2024)
- Sürekli işgöremezlik nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında zamanaşımı süresinin TBK m.146 uyarınca on yıl olduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/222 E., 2024/153 K., 06.03.2024)
- Yabancı mahkeme kararının kesinleşmesi üzerine doğan alacaklarda TBK m.146'da belirtilen on yıllık süre uygulanmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1205 E., 2023/1188 K., 29.11.2023)
- Uygulamada on yıllık sürenin hangi tarihte başlatılacağı tartışmalıdır; bu konu Genel Kurul kararlarında ele alınmıştır. (Genel Kurul, 2019/430 E., 23.03.2023)
- Haksız fiil ve sürekli eylemde zamanaşımı süresinin ilgili fiilin tamamlanmasından itibaren hesaplanması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1282 E., 2023/1130 K., 22.11.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Zamanaşımı def'ini ileri süren borçlu, alacağın on yıllık süre içinde dava veya takip yoluyla ileri sürülmediğini ve süre dolduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Alacaklı, alacağın kanunda öngörülen kısa süreye tabi olmadığını veya zamanaşımını durduran ya da kesen bir sebebin bulunduğunu ispatla yükümlüdür.
- Alacağın doğum tarihi, muaccel olma anı ve dava veya takip tarihi gibi süreye ilişkin olgular yazılı belgelerle (sözleşme, ihtar, icra dosyası, dava dilekçesi) ispatlanır.
- Taşınmaz rehni varlığını iddia eden alacaklı, rehin sözleşmesi ve tapu kaydı ile bu durumu ispatlar.
- Zamanaşımı süresi dolan alacağın borçlu tarafından ödenmesi halinde ödeme iradesi, borçlunun ödemeyi bilerek yaptığını ispat yükü de bu tarafa aittir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.147: Beş yıllık zamanaşımına tabi alacakları sayarak bu maddedeki genel on yıllık süreden istisna oluşturur.
- 6098 sayılı Kanun m.148: Zamanaşımı süresini değiştiren veya zamanaşımını kaldıran anlaşmaların geçersizliğini düzenler; genel süreyi koruyan emredici kuralı tamamlar.
- 6098 sayılı Kanun m.149: Zamanaşımı süresinin alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlayacağını düzenler; on yıllık sürenin başlangıcını belirler.
- 6098 sayılı Kanun m.153: Zamanaşımını durduran sebepleri düzenler; bu sebep başlangıçta mevcutsa süre işlemeye başlamaz.
- 6098 sayılı Kanun m.82: Sebepsiz zenginleşme alacağına ilişkin on yıllık süreyi düzenler; genel on yıllık sürenin bu alacak türünde uygulanmasında bağlantı kurar.
- 6098 sayılı Kanun m.117: Sebepsiz zenginleşmede alacağın muaccel olduğu anı belirler; zamanaşımının başlangıcını etkiler.
TBK m.147 — Beş yıllık zamanaşımı
Bu madde, TBK m.146'daki on yıllık genel zamanaşımının istisnası olarak, altı grup alacak için beş yıllık zamanaşımı süresini düzenler: dönemsel edimler (kira bedelleri, anapara faizleri, ücret gibi), konaklama ve yeme içme bedelleri, küçük sanat işleri ve küçük çapta perakende satış alacakları, ortaklık ilişkilerinden doğan alacaklar, vekâlet, komisyon, acentalık ve simsarlık sözleşmelerinden doğan alacaklar ile eser sözleşmesinden doğan alacaklar. Uygulama alanı, bu altı grupta sayılan alacaklar ve bunları doğuran sözleşmelerin taraflarıdır. Haksız fiilden doğan tazminat ve sebepsiz zenginleşme davalarının iki yıllık süresi, taşınmaz rehnine bağlı alacakların zamanaşımına uğramaması, zamanaşımının başlangıcı ve hesabı, zamanaşımının kesilmesi ile durması ayrı maddelerde düzenlenmiştir ve bu maddenin kapsamı dışındadır (TBK m.146, m.149, m.155 ve m.zamanaşımı sürelerini düzenleyen diğer hükümler). Eser sözleşmesinde ayıba karşı sorumluluğa özgü zamanaşımı süreleri de bu maddede değil, TBK m.478'de düzenlenmiştir.
Beş yıllık zamanaşımı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Dönemsel edim
- Belirli aralıklarla tekrarlanan ve düzenli ödenen borçlardır. Kira bedeli, anapara faizi ve ücret bu niteliğin tipik örnekleridir. Kira bedelinin toptan ödenmesi ya da faizin anaparaya eklenerek ödenmesi halinde alacak dönemsel edim sayılmaz ve on yıllık süreye tabi kalır.
- Küçük sanat işi
- El emeğinin yoğun olduğu, seri üretim, bilimsel, sanatsal, düşünsel ya da örgütsel unsurun ağır bastığı küçük ölçekli işlerdir. El emeği ağır basmıyorsa bu fıkra uygulanmaz.
- Küçük çapta perakende satış
- Son tüketiciye küçük miktarlarda yapılan satışlardır. Malın başkasına satmak için alınması durumunda bu fıkra kapsamında değerlendirilmez.
- Ortaklık sözleşmesinden doğan alacak
- Ortaklığın kuruluşu ve işleyişinden kaynaklanan, ortaklar arasında ya da ortaklar ile ortaklık arasında doğan alacaklardır. Müdür, temsilci ve denetçi ile ortaklık ya da ortaklar arasındaki alacaklar da bu gruba girer.
- Ticari simsarlık ücreti
- Simsarlık sözleşmesinden doğan ücret alacaklarından, ticari simsarlığa ilişkin olanlar bu maddenin beş yıllık süre kapsamı dışında kalır.
- Ağır kusur (yüklenici)
- Yüklenicinin yükümlülüklerini hiç ya da gereği gibi ifa etmemesinde ağır kusurunun bulunmasıdır. Bu halde eser sözleşmesinden doğan alacak beş yıllık süreye tabi olmaz.
Beş yıllık zamanaşımı: hangi şartlar aranır?
- Alacağın bu maddede sayılan altı gruptan birine girmesi gerekir.
- Dönemsel edim alacaklarında, edimin düzenli aralıklarla ödenecek nitelikte olması gerekir; toptan ödenen kira ya da anaparaya eklenen faiz bu gruba girmez.
- Konaklama ve yeme içme alacaklarında, bedelin borçlunun kişisel ihtiyacının giderilmesine yönelik olması gerekir.
- Küçük sanat işi ve küçük çapta perakende satış alacaklarında, işin el emeği ağırlıklı olması ve satışın küçük çapta yapılmış olması gerekir.
- Ortaklık alacaklarında, alacağın ortaklık sözleşmesinden doğması ve taraflarının ortaklar, ortaklık, müdür, temsilci ya da denetçi olması gerekir.
- Vekâlet, komisyon, acentalık ve simsarlık alacaklarında, alacağın ticari simsarlık ücreti dışında kalması gerekir.
- Eser sözleşmesi alacaklarında, yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç ya da gereği gibi ifa etmemiş olmaması gerekir; ağır kusur varsa bu fıkra uygulanmaz ve on yıllık süre geçerli olur.
Beş yıllık zamanaşımı: hangi sonuçları doğurur?
- Maddede sayılan alacaklar, muaccel olmasından itibaren beş yıl geçince zamanaşımına uğrar.
- Zamanaşımına uğrayan alacak ortadan kalkmaz; eksik borca dönüşür, borçlu ödemeyi yapabilir ancak zamanaşımı def'ini ileri sürerek ödemekten kaçınabilir.
- Zamanaşımı hakim tarafından resen dikkate alınmaz; borçlunun def'i olarak ileri sürülmesi gerekir.
- Maddede sayılmayan alacaklar on yıllık genel süreye tabidir.
- Eser sözleşmesinde yüklenicinin ağır kusuru varsa bu maddedeki beş yıllık süre uygulanmaz.
- Asıl alacak zamanaşımına uğrayınca ona bağlı faiz ve diğer alacaklar da zamanaşımına uğrar.
- Taşınmaz rehnine bağlanmış alacaklar bu süreye bağlı olmaksızın zamanaşımına uğramaz; taşınır rehni bu kuralı değiştirmez.
Dönemsel edim ile toptan ödeme arasındaki fark nedir?
Kira, anapara faizi veya ücretin düzenli aralıklarla ödenmesi.
Kira bedelinin toptan ödenmesi ya da faizin anaparaya eklenmesi.
Birinci halde beş yıllık süre, ikinci halde TBK m.146 uyarınca on yıllık genel süre uygulanır.
Konaklama ve yeme içme ile ticari satış arasındaki fark nedir?
Borçlunun kişisel ihtiyacına yönelik otel, lokanta vb. bedelleri.
Başkasına satmak için alınan mal ya da hizmet bedelleri.
Yalnız birinci grup beş yıllık süreye tabidir; ikinci grup on yıllık süreye tabi kalır.
Küçük sanat işi ile sanat işi (büyük ölçekli) arasındaki fark nedir?
El emeğinin ağır bastığı küçük ölçekli işler.
Seri üretim, bilimsel, sanatsal, düşünsel veya örgütsel unsurun ağır bastığı işler.
Birinci halde beş yıl, ikinci halde on yıllık genel süre uygulanır.
Ticari simsarlık ile diğer simsarlık arasındaki fark nedir?
Ticari simsarlık ücreti alacağı.
Simsarlık sözleşmesinden doğan diğer alacaklar.
Ticari simsarlık ücreti bu fıkranın kapsamı dışında kaldığından on yıllık süreye tabidir; diğer simsarlık alacakları beş yıllık süreye tabidir.
Eser sözleşmesi: sıradan kusur ile ağır kusur arasındaki fark nedir?
Yüklenicinin ifa yükümlülüklerini sıradan kusurla ihlali.
Yüklenicinin ifa yükümlülüklerini ağır kusuruyla ihlali.
Sıradan kusurda beş yıllık süre, ağır kusurda on yıllık genel süre uygulanır.
Bu madde ile TBK m.478 arasındaki fark nedir?
Eser sözleşmesinden doğan genel alacaklar.
Ayıba karşı yüklenici sorumluluğu.
Ayıba karşı sorumlulukta m.478'in kendi süreleri (taşınmaz yapıda beş yıl, diğerlerinde iki yıl, ağır kusurda yirmi yıl) uygulanır; bu madde ile birlikte değerlendirilmez.
Beş yıllık zamanaşımı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Dönemsel olmayan (toptan ödenen) kira bedelini ya da anaparaya eklenmiş faizi beş yıllık süreye tabi saymak; bu alacaklar on yıllık süreye tabidir.
- Ticari simsarlık ücretini bu maddenin beş yıllık süresine bağlamak; bu alacak kapsam dışında bırakılmıştır.
- Eser sözleşmesinden doğan her alacağa beş yıllık süreyi uygulamak; yüklenicinin ağır kusuru varsa on yıllık süre geçerlidir.
- Ayıba karşı sorumluluk davasını bu maddedeki beş yıllık süreye bağlamak; ayıp için TBK m.478 ayrı süreler öngörür.
- Taşınmaz rehnine bağlı alacağı da beş yıllık sürenin etkisi altında saymak; bu alacak zamanaşımına uğramaz.
- Zamanaşımına uğrayan alacağı hakim kendiliğinden dikkate alarak reddetmek; def'i ileri sürülmediği sürece hakim re'sen dikkate almaz.
- Küçük sanat işi kapsamına, el emeği ağırlıklı olmayan seri üretim işlerini almak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ortaklık sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda, ortaklar arasındaki hesap ve alacak taleplerinin beş yıl içinde ileri sürülmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2024/1592 E., 2025/1848 K., 11.12.2025)
- Kooperatif ile üyesi arasındaki ilişkiden doğan alacaklarda bu maddenin 4. bendinin uygulanacağı kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2024/1036 E., 2024/1143 K., 17.09.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2023/256 E., 2024/237 K., 15.05.2024)
- Eser sözleşmesinde yüklenicinin ağır kusuru ileri sürülmediği sürece, eser sözleşmesinden doğan alacaklarda beş yıllık sürenin uygulanacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/92 E., 2025/562 K., 24.09.2025; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, 2024/268 E., 2025/36 K., 16.01.2025)
- Simsarlık sözleşmesine dayanan alacaklarda beş yıllık sürenin uygulanacağı kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2022/169 E., 2024/711 K., 24.05.2024)
- Tespit davalarının zamanaşımına bağlı olmaksızın her zaman açılabileceği görüşü, dayanak eda davası ortaya çıkacaksa sınırlı kabul edilmektedir; zamanaşımı defi ileri sürülmüşse davanın reddi gerektiği ifade edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2024/1592 E., 2025/1848 K., 11.12.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Zamanaşımı def'ini ileri süren borçlu, alacağın bu maddedeki altı gruptan birine girdiğini ve süre dolduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Alacağın muaccel olduğu tarih, fatura, sözleşme, teslim tutanağı veya ödeme planı gibi yazılı belgelerle ispat edilir; bu belgelerin bulunmaması hâlinde tanık beyanı ve ticari defterler değerlendirilir.
- Alacaklı, süre içinde kesme yahut süreyi uzatan bir olgu bulunduğunu ileri sürüyorsa bunu ispat etmekle yükümlüdür.
- Eser sözleşmesinde alacaklının, yüklenicinin ağır kusurunu ileri sürmesi hâlinde ağır kusurun varlığını alacaklı ispatlar.
- Dönemsel edim veya küçük sanat işi gibi niteleme tartışmalı ise, sözleşme ve fiili uygulama bilirkişi incelemesiyle belirlenir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.146: Genel on yıllık zamanaşımını düzenler; bu madde ise bu sürenin istisnasını oluşturur.
- 6098 sayılı Kanun m.149: Zamanaşımı süresinin alacağın muaccel olduğu andan itibaren işlemeye başlayacağını düzenler; beş yıllık sürenin başlangıcını belirler.
- 6098 sayılı Kanun m.155: Zamanaşımının müteselsil borçlulardan birine karşı kesilmesinin diğerleri yönünden de sonuç doğurmasını düzenler; beş yıllık sürenin kesilmesinde ilgilidir.
- 6098 sayılı Kanun m.478: Eser sözleşmesinde ayıba karşı yüklenici sorumluluğunun ayrı zamanaşımı sürelerini düzenler; bu madde ile ayrı tutulmalıdır.
TBK m.148 — Sürelerin kesinliği
Bu madde, Türk Borçlar Kanunu'nun zamanaşımına ilişkin üçüncü ayırımında (m.146-161) belirlenen zamanaşımı sürelerinin taraflarca sözleşmeyle değiştirilemeyeceğini düzenler. Yasak hem sürelerin uzatılmasını hem de kısaltılmasını kapsar. Madde, zamanaşımı sürelerinin kesinliği ilkesinin kapsamını belirler ve ayırım dışındaki sürelerin değiştirilebilirliğine ilişkin ölçütü dolaylı olarak ortaya koyar. Madde, süre hesabını, zamanaşımının başlangıcını, kesilmesini ve durmasını düzenlemez (m.130-133, m.134-141). Hak düşürücü sürelerin sözleşmeyle değiştirilebilirliği ile sözleşmede yer alan geçerlilik sürelerinin (örneğin teminat mektubunda belirli süre içinde talep şartı) ayrıca değerlendirilmesi de bu maddenin kapsamı dışındadır (m.128/f.2). Yasaklanan sözleşme kayıtlarının sonucu, bu maddenin kendisi yerine genel hükümlerle birlikte değerlendirilir.
Sürelerin kesinliği: hangi kavramlar bilinmeli?
- Sürelerin kesinliği
- Kanunda belirlenen zamanaşımı sürelerinin taraf iradesiyle ne uzatılabileceği ne de kısaltılabileceği ilkesidir. Madde metninde bu ilke, 'sözleşmeyle değiştirilemez' ifadesiyle kurulmuştur.
- Değiştirme yasağı
- Yasağın kapsamını ifade eder; hem uzatma hem kısaltma yönünde sözleşme kaydını kapsar. Kural emredici niteliktedir.
- Bu ayırım
- Madde metnindeki 'bu ayırım' ifadesi, TBK'nın zamanaşımına ayrılan üçüncü ayırımını, yani m.146-161 arasındaki düzenlemeleri ifade eder. Ayırım dışındaki süreler bu yasağın kapsamı dışındadır.
- Zamanaşımı süresi
- Alacağın dava yoluyla ileri sürülebilmesi için kanunun öngördüğü süredir. Madde bu sürenin sözleşmeyle değiştirilmesini yasaklar; sürenin hesabı ve kesilmesi bu maddenin konusu değildir.
Sürelerin kesinliği: hangi şartlar aranır?
- Değiştirilmek istenen sürenin TBK m.146-161 arasındaki zamanaşımı sürelerinden biri olması gerekir.
- Taraf iradesiyle yapılan düzenlemenin bu sürelerin uzatılması veya kısaltılması sonucunu doğurması gerekir.
- Yasak hem uzatma hem kısaltma için geçerlidir; yönü, süre değişikliğinin türünü değiştirmez.
- Sözleşme kaydının, sürenin değiştirilmesi amacı taşıyıp taşımadığına bakılması gerekir; alacağın muacceliyetini ya da borcun sona ermesini düzenleyen kayıtlar, süre değiştirme sayılmadan ayrıca değerlendirilir.
- Düzenlemenin kanunun öngördüğü süreyi değiştirmesi halinde yasak uygulanır; kanunda öngörülmemiş bir süre için yapılan kayıt bu maddenin kapsamı dışındadır.
Sürelerin kesinliği: hangi sonuçları doğurur?
- Zamanaşımı süresini uzatan sözleşme kaydı geçersizdir.
- Zamanaşımı süresini kısaltan sözleşme kaydı geçersizdir.
- Kanuni süreler, taraflarca yapılan değiştirme kaydına rağmen kanunda belirtilen biçimde uygulanır.
- Yasak emredici nitelikte olduğundan, tarafların bu konudaki anlaşmaları yasağa aykırıdır ve kendiliğinden hükümsüzdür.
- Madde ayırım içi sürelerle sınırlıdır; ayırım dışındaki zamanaşımı süreleri bakımından değiştirilebilirlik her hüküm için ayrı belirlenir.
- Kısaltılan sürenin alacaklının dava ve takip hakkını adil olmayan biçimde zorlaştırması, yasağın kapsamındaki en tipik ihlal biçimlerinden biridir.
Ayırım içi süreler ile ayırım dışı süreler arasındaki fark nedir?
TBK m.146-161 arasındaki zamanaşımı süreleri, yani kanunun üçüncü ayırımında düzenlenen süreler.
Kanunun başka bölümlerinde yer alan, zamanaşımı niteliği taşımayan veya ayırım dışında düzenlenen süreler.
Ayırım içi sürelerde sözleşmeyle uzatma ya da kısaltma geçersizdir. Ayırım dışı süreler bakımından yasak doğrudan uygulanmaz ve her hüküm ayrı değerlendirilir.
Zamanaşımı süresi ile hak düşürücü süre arasındaki fark nedir?
Zamanaşımı süresi, hakkın dava yoluyla ileri sürülebilmesini sınırlar ve bu maddenin yasağına tabidir.
Hak düşürücü süre, hakkın kendisini sona erdirir; bu süreler madde metninde yer almaz.
Bu maddenin yasağı hak düşürücü sürelere doğrudan uygulanmaz; bu sürelerin değiştirilebilirliği ayrıca değerlendirilir.
Alacağın muacceliyeti öncesi süre kaydı ile muaccel olduktan sonraki uzatma arasındaki fark nedir?
Alacağın muaccel olmadan önce süreye bağlanması, borcun vadesini belirleyen bir düzenlemedir.
Borç muaccel olduktan sonra yapılan uzatma, zamanaşımının işlemeye başlamış olmasına bağlı olarak zamanaşımı süresini uzatma niteliği taşır.
Muaccel olmadan önceki düzenleme, zamanaşımı süresini değiştirmez; muaccel olduktan sonraki uzatma ise yasağa tabidir.
Sürelerin kesinliği: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddeyi yalnız uzatma yasağı olarak okumak; oysa yasak kısaltmayı da kapsar.
- Maddeyi tüm zamanaşımı sürelerine uygulamak; yasak yalnız üçüncü ayırımdaki (m.146-161) sürelerle sınırlıdır.
- Hak düşürücü süreleri bu maddenin yasağı kapsamında saymak; madde metni hak düşürücü süreleri açıkça düzenlemez, bu sürelerin değiştirilebilirliği ayrıca değerlendirilir.
- Muaccellikten önce konulan süre kaydını zamanaşımı süresini değiştiren kayıt saymak; muacceliyet öncesi düzenleme ayrı bir kuruluşa dayanır.
- Kanunda öngörülmeyen bir sürenin sözleşmeyle düzenlenmesini bu maddenin ihlali saymak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Zamanaşımı, hakkın ileri sürülmesini engelleyici nitelikte bir kurum olarak değerlendirilmekte ve alacağın öngörülen süre içinde talep edilmemesi halinde dava yoluyla elde edilebilme olanağının ortadan kalktığı kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2023/633 E., 2025/757 K., 30.05.2025; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2023/217 E., 2025/319 K., 13.03.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2024/135 E., 2024/185 K., 17.04.2024)
- Sözleşmeyle hak düşürücü sürelerin kısaltılıp uzatılmasının mümkün olmadığı, bu sürelerin de kamu düzenine ilişkin görüldüğü kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/856 E., 2025/1837 K., 05.11.2025)
- Alacağın muaccel olmadan önce süreye bağlanmasının ve borcu uzatma sözleşmesi yapılmasının mümkün olduğu, muaccellikten sonraki uzatmanın ise zamanaşımı süresini uzatma sonucunu doğurduğu kabul edilmektedir. (Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/577 E., 2025/591 K., 10.04.2025)
- Sözleşmede belirli süre içinde talep şartının zamanaşımı süresinin işlemesine fırsat bırakmayacak biçimde kullanılabileceği, ancak bunun yasağın ihlali sayılıp sayılmayacağının her somut olayda değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2024/426 E., 2024/1506 K., 17.10.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Zamanaşımı süresinin sözleşmeyle değiştirildiğini ileri süren taraf, bu değişikliği yazılı sözleşme kaydıyla ispatlamakla yükümlüdür.
- Sözleşme kaydının uzatma mı, kısaltma mı yoksa muacceliyeti düzenleyen bir kayıt mı olduğu, sözleşmenin tamamı ve tarafların amacı gözetilerek belirlenir.
- Karşı taraf, kaydın muacceliyet öncesi bir vade düzenlemesi olduğunu ileri sürdüğünde, bu savunmayı kayıtta açık bir süre değişikliği bulunmadığını göstererek ispatlamakla yükümlüdür.
- Sürenin hangi tarihte başladığı ve muaccellik anı, ilgili tarafın belgelerle ispat etmesi gereken olgulardır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.146: Genel zamanaşımı süresini (on yıl) düzenler; bu maddedeki yasak bu süreyi kapsar.
- 6098 sayılı Kanun m.147: Belirli alacaklar için kısa zamanaşımı sürelerini düzenler; yasak bu sürelere de uygulanır.
- 6098 sayılı Kanun m.128: Üçüncü kişinin fiilini üstlenmede belirli süre içinde talep kaydının geçerliliğini düzenler; bu madde ile zamanaşımı yasağı arasındaki ilişki belirli süre kayıtlarının geçerliliğiyle sınırlanır.
- 6098 sayılı Kanun m.130: Sürelerin hesaplanmasında başlangıç gününün nazara alınmayacağını düzenler; bu madde süre hesabını değil, sürelerin değiştirilemezliğini düzenler.
TBK m.149 — Genel olarak
Madde, zamanaşımı süresinin hangi andan itibaren işlemeye başlayacağını düzenler. Kural olarak sürenin başlangıcını alacağın muaccel olduğu an belirler; alacağın muacceliyetinin alacaklının bildirimine bağlı olduğu hallerde ise sürenin, bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlayacağını öngörür. Hüküm, Borçlar Kanunu'nun alacaklara ilişkin genel zamanaşımı rejimi bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: zamanaşımı sürelerinin uzunluğu ve süre kısaltan ya da uzatan hükümler (m.147 ve m.148), sürenin hesabı ve tatil gününe rastlayan son gün (m.151, m.93), zamanaşımının kesilmesi (m.154 ve devamı) ile zamanaşımı kesildikten sonra başlayan yeni sürenin niteliği (m.156, m.157). Haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeden doğan alacakların özel başlangıç kuralları ile dönemsel edimlerdeki başlangıç kuralı ise ayrı maddelerde yer alır (m.72, m.82, m.150).
Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?
- Muacceliyet
- Alacağın ifa edilmesinin talep edilebilir hale gelmesidir. Vade, koşul ya da bildirim gibi bir unsur alacağın ifa talebini erteliyorsa, muacceliyet bu unsurun gerçekleşmesiyle doğar.
- Muacceliyetin bildirime bağlı olması
- Alacaklının, alacağın ifasını isteyebilmek için borçluya önceden bildirimde bulunmasının gerektiği durumdur. Bu hâlde alacak, bildirim yapılana kadar muaccel olmaz.
- Bildirimin yapılabileceği gün
- Alacaklının bildirimi yapma hakkının doğduğu ve bildirimi yapmasının engellenmediği ilk gündür. Zamanaşımı bu tarihten itibaren işlemeye başlar; bildirimin fiilen yapılıp yapılmadığı başlangıcı değiştirmez.
Genel olarak: hangi şartlar aranır?
- Zamanaşımına tabi bir alacak bulunmalıdır; alacağın özel bir kanunda zamanaşımına tabi olmadığı belirtilmemiş olmalıdır.
- Alacağın muaccel olduğu gün tespit edilmelidir; bu gün, ifa talebinin hukuken mümkün hâle geldiği andır.
- Muacceliyet bir bildirime bağlıysa, bildirimin yapılabileceği gün belirlenmelidir; zamanaşımı bu gün başlar ve bildirimin fiilen yapılması beklenmez.
- Alacağın muaccelliği için bir vade, koşul veya bildirim gibi ek unsur yoksa, başlangıç için alacağın doğduğu andan ifa talebinin mümkün olduğu an esas alınmalıdır.
- Başlangıç anında alacaklının alacağı bildiği veya bildirmesi gerektiği aranmaz; bu bilgi ancak m.72 ve m.82 kapsamındaki iki yıllık süreler bakımından aranır.
Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?
- Alacak muaccel olduğunda zamanaşımı süresi işlemeye başlar ve süre dolunca alacak zamanaşımına uğrar.
- Alacağın muacceliyeti bildirime bağlıysa, zamanaşımı bildirimin yapılabileceği günden başlar; bildirimin fiilen yapılmamış olması başlangıcı değiştirmez.
- Alacak ileri bir vadeye ya da geciktirici koşula bağlıysa, zamanaşımı vade veya koşulun gerçekleşmesiyle işlemeye başlar; bu tarihten önce zamanaşımı işlemez.
- Aynı borç ilişkisinden doğan ve ayrı tarihlerde muaccel olan alacaklar bakımından, her alacak için zamanaşımı kendi muacceliyet tarihinden başlar.
- Alacaklının alacağı bilmesi, başlangıç için kural olarak aranmaz; bu bilgi yalnızca haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmedeki iki yıllık süreler için aranır.
- Muacceliyetin başlangıç anı sözleşmeyle ertelenmişse, zamanaşımının başlangıcı da ertelenmiş olur.
- Zamanaşımı başlangıcına ilişkin bu hükmün yerine geçen farklı bir anlaşma, m.148 uyarınca geçersizdir.
Kural ile bildirime bağlı muacceliyet arasındaki fark nedir?
Alacak doğrudan muaccel olduğunda, zamanaşımı muacceliyet anında işlemeye başlar.
Muacceliyet alacaklının bildirimine bağlıysa, zamanaşımı bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar.
İkinci hâlde alacaklının bildirimde gecikmesi, zamanaşımı başlangıcını ertelemez; borçlunun bildirimi yapmayarak hem talebi engelleyip hem zamanaşımını işletmesi önlenmiş olur.
Muaccel alacak ile geciktirici koşula bağlı alacak arasındaki fark nedir?
Vadeye bağlı alacaklarda zamanaşımı vadeden itibaren işler.
Geciktirici koşula bağlı alacaklarda alacak koşulun gerçekleşmesiyle doğar ve zamanaşımı bu tarihten işler.
Başlangıç anı, vade veya koşulun gerçekleştiği tarihe göre belirlenir.
Genel kural ile haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme arasındaki fark nedir?
Genel kuralda zamanaşımı muacceliyetle başlar ve alacaklının bilgisi aranmaz.
Haksız fiil ve sebepsiz zenginleşmeden doğan iki yıllık süreler, alacaklının zararı ya da geri isteme hakkını öğrendiği tarihten işler.
Bu özel hallerde başlangıç, alacaklının bilgisine bağlanır; genel kuralın öngördüğü muacceliyet anı tek başına yeterli değildir.
Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Bildirime bağlı alacakta zamanaşımını bildirimin fiilen yapıldığı tarihten saymak; başlangıç, bildirimin yapılabileceği gündür.
- Alacağın muaccel olmasıyla alacaklının alacağını bilmesini karıştırmak; genel kural bilgi aramaz, yalnızca m.72 ve m.82 kapsamındaki hallerde bilgi aranır.
- Vadeli veya koşullu alacakta, vade ya da koşul gerçekleşmeden önce zamanaşımının işlemeye başladığını varsaymak.
- Dönemsel edimlerde her taksit için ortak bir başlangıç uygulamak; her taksit kendi muacceliyet tarihinden ayrı işler.
- Sözleşmeyle başlangıç anını öne alan ya da erteleyen bir kaydın geçerli olduğunu kabul etmek; m.148 nedeniyle bu tür kayıtlar sınırlıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Zamanaşımı süresinin muacceliyet tarihinden itibaren işlemeye başladığı, Yargıtay ve bölge adliye mahkemelerince istikrarlı biçimde kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/135 E., 2024/185 K., 17.04.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2021/1546 E., 2025/620 K., 28.05.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2024/589 E., 2024/1373 K., 30.10.2024; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2024/1036 E., 2024/1143 K., 17.09.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2023/256 E., 2024/237 K., 15.05.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2020/603 E., 2024/224 K., 08.05.2024)
- Hukuk Genel Kurulu kararlarında, bildirime bağlı alacaklarda bildirimin yapılabileceği günün esas alınması gerektiği biçiminde m.149 ikinci fıkrasının uygulanması öngörülmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/256 E., 2024/237 K., 15.05.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Zamanaşımı def'ini ileri süren borçlu, alacağın muaccel olduğu tarihi ve bu tarihten itibaren sürenin dolduğunu ispatlamakla yükümlüdür; alacağın vade, koşul veya bildirim bağına tabi olmadığını ileri sürmesi halinde bunu da kanıtlamalıdır.
- Muacceliyet tarihinin tespiti için sözleşme, fatura, vade ve ödeme planı gibi yazılı belgeler esas alınır; bu belgelerden anlaşılamayan hâllerde tanık ve bilirkişi incelemesi başvurulabilir.
- Alacağın bildirime bağlı olduğunu ileri süren taraf, bildirim yükünün varlığını ve bildirimin yapılabileceği günü gösteren belgeyi sunmalıdır; bildirim yapılmadığını ileri süren borçlu, bu savı destekleyen durumu ortaya koymalıdır.
- Alacaklı, alacağın muacceliyetinin sonradan ertelendiğini ya da başlangıcın süre uzatma anlaşmasıyla değiştiğini ileri sürerse, bu anlaşmayı yazılı delille kanıtlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.148: Zamanaşımına ilişkin hükümlerin emredici olduğunu ve taraflarca değiştirilemeyeceğini düzenler; başlangıç kuralının sözleşmeyle değiştirilememesinin dayanağıdır.
- 6098 sayılı Kanun m.151: Zamanaşımı süresinin hesabında başlangıç gününün hesaba katılmayacağını belirler; m.149 ile birlikte süre hesabının başlangıç noktasını tamamlar.
- 6098 sayılı Kanun m.72: Haksız fiilden doğan tazminat alacağında iki yıllık sürenin, zarar görenin zararı ve sorumluyu öğrendiği andan işlemeye başlayacağını düzenler; m.149'un genel kuralından ayrılır.
- 6098 sayılı Kanun m.82: Sebepsiz zenginleşmede iki yıllık süreyi alacaklının geri isteme hakkını öğrendiği tarihten başlatır; genel muacceliyet kuralından ayrılan özel bir başlangıç getirir.
- 6098 sayılı Kanun m.150: Ömür boyu gelir ve benzeri dönemsel edimlerde zamanaşımının ilk ifa edilmemiş dönemsel edimin muaccel olduğu günden başlamasını düzenler; m.149'un dönemsel edimlere uygulanmasını tamamlar.
- 6098 sayılı Kanun m.147: Alacakların zamanaşımı sürelerini belirler; m.149'daki başlangıç kuralı bu sürelerin hangi andan işleyeceğini gösterir.
TBK m.150 — Dönemsel edimlerde
TBK m.150, ömür boyunca gelir ve benzeri dönemsel edimlerde zamanaşımının alacağın tamamı bakımından ne zaman işlemeye başlayacağını ve tamamın zamanaşımına uğramasının henüz ifa edilmemiş dönemsel edimler üzerindeki etkisini düzenler. Hüküm, ömür boyunca gelir ve benzeri dönemsel edimlerden doğan alacaklar bakımından uygulanır. Maddede süre ya da tutar bulunmamaktadır. Düzenlemediği konular: dönemsel edimlerde her bir taksitin ayrı zamanaşımı süresi ve bu sürenin uzunluğu (m.147), zamanaşımının kesilmesi (m.154 vd.), zamanaşımı def'inin ileri sürülmesi ve dürüstlük kuralına aykırılık denetimi (m.146 ve genel hükümler), zamanaşımının durması (m.156 vd.).
Dönemsel edimlerde: hangi kavramlar bilinmeli?
- Dönemsel edim
- Borçlunun belirli aralıklarla tekrarlanarak yerine getirmeyi üstlendiği ve her dönemde ayrı ayrı muaccel olan edimlerdir. Tek bir borç ilişkisine dayanmaları, bu edimlerin hukuken tek bir bütün oluşturmasını sağlar.
- Ömür boyunca gelir
- Bir kişinin hayatı boyunca düzenli aralıklarla ödenen gelirdir. Madde, bu tür gelirler ve benzeri dönemsel edimler için özel başlangıç kuralı koyar.
- Alacağın tamamı (bütünsel alacak)
- Dönemsel edimlerin tümünü kapsayan, tek borç ilişkisinden doğan bütün alacak hakkıdır. Zamanaşımı bu bütünsel alacak için ayrıca işler.
- Muaccel olma
- Edimin ifa zamanının gelmiş olması, yani alacaklının o edimi talep edebilir hale gelmesidir. Bu maddede zamanaşımının başlangıcı, ilk ifa edilmemiş dönemsel edimin muaccel olduğu gün olarak belirlenmiştir.
Dönemsel edimlerde: hangi şartlar aranır?
- Alacağın ömür boyunca gelir veya benzeri bir dönemsel edim niteliğinde olması gerekir.
- Alacaklının hakkını ileri süreceği, yani ifa edilmemiş dönemsel edimlerin bulunduğu bir durumun var olması gerekir.
- Zamanaşımının başlangıcı, ifa edilmemiş ilk dönemsel edimin muaccel olduğu gün olarak alınmalıdır.
- Alacağın tamamı için zamanaşımının tamamlanmış olması, henüz ifa edilmemiş dönemsel edimlerin de zamanaşımına uğramış sayılması için yeterlidir.
Dönemsel edimlerde: hangi sonuçları doğurur?
- Zamanaşımı, ifa edilmemiş ilk dönemsel edimin muaccel olduğu günde işlemeye başlar.
- Alacağın tamamı zamanaşımına uğradığında, henüz ifa edilmemiş dönemsel edimler de zamanaşımına uğramış olur.
- Bütünsel zamanaşımının tamamlanması, o tarihte kendi zamanaşımı dolmamış olan taksitler için de sonuç doğurur; bu taksitler ayrıca beklenmeksizin zamanaşımına uğrar.
- Alacağın tamamı zamanaşımına uğramamışsa, ifa edilmemiş her dönemsel edim kendi zamanaşımı içinde talep edilebilir kalır.
Bütünsel alacak zamanaşımı ile her bir dönemsel edimin zamanaşımı arasındaki fark nedir?
Madde, ömür boyunca gelir ve benzeri dönemsel edimlerde alacağın tamamı için tek bir zamanaşımı işlediğini kabul eder. Başlangıç, ilk ifa edilmemiş dönemsel edimin muaccel olduğu gündür.
Her bir taksit kendi muacceliyet tarihinden itibaren ayrıca zamanaşımına tabidir. Bu, m.147 kapsamında her taksit için ayrı süre işlemesi anlamına gelir.
Bütünsel zamanaşımı tamamlandığında, henüz kendi süresi dolmamış taksitler de zamanaşımına uğrar. Bu nedenle bütünsel süre, ayrı taksitlerin süresini fiilen kısaltabilir.
Dönemsel edimlerde: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Bütünsel zamanaşımı başlangıcını son taksitin muacceliyet tarihine bağlamak; madde, ilk ifa edilmemiş dönemsel edimi esas alır.
- Her taksit için ayrı zamanaşımı işlediğini varsayıp bütünsel zamanaşımının tamamlanmasının kendi süresi dolmamış taksitleri de etkilediğini gözden kaçırmak.
- Ömür boyunca gelir ve benzeri dönemsel edimlerde ödenmeyen taksitlerin son ödeme tarihinden başlatılarak hesaplanması; başlangıç, ilk ifa edilmemiş taksitin muacceliyetidir.
- Bütünsel zamanaşımının tamamlanmasıyla birlikte tüm taksitlerin ayrıca zamanaşımına uğradığı kabul edilip kesilme ve durma olgularının incelenmemesi.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargı kararları zamanaşımının alacaklının hakkını dava yoluyla elde etme olanağını ortadan kaldırdığını, bu nedenle alacak hakkı süresinde talep edilmezse dava yoluyla korunamayacağını kabul etmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2023/633 E., 2025/757 K., 30.05.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2024/135 E., 2024/185 K., 17.04.2024)
- Kararlar zamanaşımının hakkın ileri sürülmesini engelleyici nitelikte olduğunu vurgulamakta, buna göre bütünsel zamanaşımı da alacak hakkının dava yoluyla elde edilebilirliğini ortadan kaldırmaktadır. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/856 E., 2025/1837 K., 05.11.2025; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2023/217 E., 2025/319 K., 13.03.2025)
- Kararlarda m.150'nin dönemsel edimlerdeki bütünsel zamanaşımına ilişkin özel uygulaması doğrudan ele alınmamış, genel zamanaşımı tanımı üzerinden değerlendirme yapılmıştır. (Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/577 E., 2025/591 K., 10.04.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2024/426 E., 2024/1506 K., 17.10.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Zamanaşımına uğramış olduğunu ileri süren taraf, bu def'iyi ileri sürmekle yükümlüdür; alacaklının dava tarihine ve taksitlerin muacceliyet tarihlerine ilişkin ispat yükü davalı borçludadır.
- Dönemsel edimin ömür boyunca gelir veya benzeri nitelikte olduğunun ve ilk ifa edilmemiş taksitin muaccel olduğu tarihin, sözleşme, ödeme kayıtları ve banka dökümleri gibi yazılı belgelerle ispatı önemlidir.
- Alacaklı, zamanaşımının kesildiğini veya durduğunu ileri sürerek karşı ispat yükü altındadır; kesme için dava, ihtar veya borçlunun ikrarı gibi delillerle bu iddiasını kanıtlaması gerekir.
- Borçlunun ödediği taksitlerin tarihleri ve hangi dönemlere ait olduğu, bütünsel zamanaşımının başlangıcını belirleyeceğinden, ödeme makbuzları ve hesap hareketleri belirleyici delillerdir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.147: Dönemsel edimlerde her bir taksitin zamanaşımı süresini belirler. m.150, bu süreye bağlı taksitlerin bütünsel zamanaşımı ile birlikte nasıl etkileneceğini düzenler.
- 6098 sayılı Kanun m.146: Zamanaşımı def'inin genel niteliğini ve ileri sürülme biçimini düzenler. m.150'nin sonucu olan zamanaşımına uğramışlık, bu genel hükümle birlikte def'i olarak ileri sürülür.
TBK m.151 — Sürelerin hesaplanması
Madde, zamanaşımı sürelerinin nasıl hesaplanacağını düzenler. Birinci fıkra, zamanaşımının başladığı günün sayılmayacağını ve zamanaşımının ancak sürenin son gününün de hak kullanılmadan geçmesiyle gerçekleşeceğini öngörür. İkinci fıkra, zamanaşımı sürelerinin hesabında borçların ifasındaki sürelerin hesabına ilişkin hükümlerin uygulanacağını belirtir. Madde, alacağın muaccel olma anını, zamanaşımının kesilmesini, durmasını ve uzatılmasını düzenlemez; bunlar için ilgili hükümler ayrıca incelenmelidir. Maddenin kapsamı, borçların ifasındaki sürelerin hesabı (m.91-95) ile zamanaşımının başlangıcı ve kesilmesi (m.132, m.155) gibi konuları da içermez.
Sürelerin hesaplanması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Zamanaşımının başladığı gün
- Zamanaşımı süresinin hesabında ilk gün olarak sayılmayan, alacağın muaccel olduğu veya zamanaşımının işlemeye başladığı gündür. Bu gün süreye dahil edilmez.
- Sürenin son günü
- Zamanaşımı süresinin dolduğu gündür. Zamanaşımının gerçekleşmesi için bu günün de hak kullanılmadan geçmesi gerekir.
- Hak kullanılmaksızın geçme
- Alacaklının süre içinde hakkını kullanmamasıdır. Dava açma, takip başlatma gibi işlemler bu kapsamda değerlendirilir ve süreyi durdurur veya keser.
- Borçların ifasındaki sürelerin hesabı
- Borç ilişkisinde ifa süresinin hesaplanmasına ilişkin kurallardır. Madde, zamanaşımı sürelerinin hesabında bu kuralların da uygulanacağını öngörür.
Sürelerin hesaplanması: hangi şartlar aranır?
- Zamanaşımı süresinin hesabına, zamanaşımının başladığı gün dahil edilmemelidir.
- Zamanaşımının gerçekleşmesi için sürenin son gününde de alacaklının hakkını kullanmamış olması gerekir.
- Zamanaşımı süresinin hesabında, borçların ifasındaki süre hesabına ilişkin kurallar uygulanmalıdır; bu kurallar tatil günü ve iş saati gibi hallerde ayrıca değerlendirilmelidir.
Sürelerin hesaplanması: hangi sonuçları doğurur?
- Zamanaşımı süresi, başladığı gün sayılmayarak hesaplanır.
- Sürenin son günü de hak kullanılmadan geçmişse zamanaşımı gerçekleşir.
- Son gün hak kullanılarak geçilmişse zamanaşımı gerçekleşmez.
- Zamanaşımı süresinin hesabında borçların ifasındaki sürelere ilişkin kurallar uygulanır; bu kurallar tatil ve iş saati gibi hallerde sonuç doğurur.
- Bu hüküm, zamanaşımının süresini değiştirmez; yalnızca süresinin hesaplanma yöntemini belirler.
Başlangıç günü ile son gün arasındaki fark nedir?
Başlangıç günü süreye dahil edilmez; zamanaşımı bu günden sonraki gün itibarıyla işlemeye başlar.
Son gün süreye dahildir; bu gün de hak kullanılmadan geçmelidir.
Zamanaşımı, süre dolmadan önce değil, sürenin son gününün de geçmesiyle gerçekleşir.
Zamanaşımı süresi ile ifa süresi arasındaki fark nedir?
Zamanaşımı süresi, alacağın hak düşürücü veya zamanaşımına tabi haklarda hakkın dava ile ileri sürülememesi için öngörülen süredir.
İfa süresi, borcun yerine getirilmesi için tanınan vadeyi ifade eder.
İkinci fıkra uyarınca zamanaşımı süresinin hesabında ifa süresine ilişkin hesap kuralları uygulanır; ancak zamanaşımının kesilmesi ve durması ayrı hükümlere tabidir.
Sürelerin hesaplanması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Başlangıç gününü süreye dahil ederek süreyi bir gün erken dolmuş saymak.
- Son günü süreye dahil etmeyerek zamanaşımının erken gerçekleştiğini kabul etmek.
- Zamanaşımı süresi hesabında ifa süresine ilişkin kuralları (m.91-94) dikkate almamak.
- Zamanaşımının kesilmesi ile süre hesabını birbirine karıştırmak; kesilme sonrası yeni sürenin hesaplanması ayrı bir konudur.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Zamanaşımı süresinin hesabında başlangıç gününün sayılmadığı ve sürenin son gününün de hak kullanılmadan geçmesi gerektiği kabul edilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2024/127 E., 2024/3535 K., 05.11.2024; 3. Hukuk Dairesi, 2023/2558 E., 2024/868 K., 29.02.2024; 9. Hukuk Dairesi, 2021/1640 E., 2021/5481 K., 03.03.2021; 9. Hukuk Dairesi, 2016/30409 E., 2020/17064 K., 26.11.2020; 9. Hukuk Dairesi, 2017/17970 E., 2020/15921 K., 12.11.2020; 9. Hukuk Dairesi, 2017/17957 E., 2020/15926 K., 12.11.2020)
- Zamanaşımı sürelerinin hesabında madde metninde yer alan hesap kuralının esas alındığı, bu hesapta sürenin nasıl hesaplanacağının belirtildiği kabul edilmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2021/1640 E., 2021/5481 K., 03.03.2021; 9. Hukuk Dairesi, 2016/30409 E., 2020/17064 K., 26.11.2020; 9. Hukuk Dairesi, 2017/17970 E., 2020/15921 K., 12.11.2020; 9. Hukuk Dairesi, 2017/17957 E., 2020/15926 K., 12.11.2020)
Nasıl ispat edilir?
- Zamanaşımı savunmasını ileri süren borçlu, zamanaşımının gerçekleştiğini ispatlamakla yükümlüdür; savunma def'i olarak ileri sürülmelidir.
- Alacaklı, süre içinde hakkını kullandığını (dava, takip veya kesen bir işlem) yazılı belgelerle ispatlamalıdır; bu ispat zamanaşımının gerçekleşmediğini gösterir.
- Alacağın muaccel olduğu tarihin ve zamanaşımının başlangıç gününün belgelerle (sözleşme, fatura, tebliğ belgesi) tespit edilmesi gerekir.
- Sürenin son gününün tatil veya iş saati nedeniyle uzayıp uzamadığı, tatil takvimi ve ilgili belgelerle ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.91: Vade olarak ayın başı veya sonu ya da ayın ortası kararlaştırılmışsa hesabın nasıl yapılacağını düzenler; ikinci fıkra uyarınca zamanaşımı süresine de uygulanabilir.
- 6098 sayılı Kanun m.92: Gün, hafta, ay ve yıl olarak belirlenmiş sürelerin hesabını düzenler; zamanaşımı süresinin hesabında da bu kurallar kullanılır.
- 6098 sayılı Kanun m.93: Son günün tatile rastlaması halinde sürenin takip eden ilk tatil olmayan güne geçmesini öngörür; zamanaşımı sürelerinde de uygulanır.
- 6098 sayılı Kanun m.94: İfanın alışılmış iş saatlerinde yapılacağını düzenler; zamanaşımı süresinin son gününün iş saatleriyle ilişkisinde değerlendirilir.
- 6098 sayılı Kanun m.132: Zamanaşımının kesilmesine ilişkin hükümlerdir; bu madde süre hesabını değil, sürenin işleyişini etkileyen olayları düzenler.
- 6098 sayılı Kanun m.155: Müteselsil borçlular veya bölünemeyen borçlular bakımından zamanaşımının kesilmesinin etkisini düzenler; bu madde ile doğrudan hesap kuralı içermez.
TBK m.152 — Bağlı alacaklarda zamanaşımı
TBK m.152, asıl alacak zamanaşımına uğradığında ona bağlı faiz ve diğer bağlı alacakların da zamanaşımına uğramasını düzenler. Hüküm, asıl alacağın zamanaşımının tamamlanmasının bağlı alacaklar üzerindeki etkisini kapsar; anapara faizi, temerrüt faizi ve ceza koşulu bu kapsamdadır. Madde zamanaşımının başlangıcını, süresini, kesilmesini, durmasını ve feragatini düzenlemez; bunlar TBK m.146 ile m.161 arasındaki maddelerde yer alır (ör. başlangıç m.149-151, kesilme m.154-157, durma m.158-159, feragat m.160). Maddenin kapsamı yalnız asıl alacağa bağlı alacaklarla sınırlıdır; ayni hak niteliğindeki bağlı haklar (ör. taşınmaz rehni) bu hükmün kapsamında değildir.
Bağlı alacaklarda zamanaşımı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Asıl alacak
- Borçlunun doğrudan ifa ile yükümlü olduğu ana edim alacağıdır. Bağlı alacakların varlığı bu alacağa dayanır.
- Bağlı (fer'i) alacak
- Asıl alacağa bağlı olarak doğan ve onunla birlikte ayrılamayan alacaklardır. Anapara faizi, temerrüt faizi ve ceza koşulu bu grupta sayılır.
- Ayni hak niteliğindeki bağlı haklar
- Asıl alacağa bağlı olmakla birlikte alacak niteliği taşımayan, ayni bir hak olan güvence haklarıdır. Bunlar m.152 kapsamında zamanaşımına uğramaz; taşınmaz rehni bu türe örnektir.
- Bağlı alacağın kendi zamanaşımı
- Bağlı alacağın da kendi zamanaşımı süresi vardır ve bu süre asıl alacaktan bağımsız işler. Asıl alacağın zamanaşımı, bu bağlı alacağın kendi süresi henüz dolmamışsa onu da etkiler.
Bağlı alacaklarda zamanaşımı: hangi şartlar aranır?
- Asıl alacağın zamanaşımına uğramış olması gerekir; bu, m.146 vd. uyarınca süresinin dolmasıyla gerçekleşir.
- Söz konusu alacağın asıl alacağa bağlı bir alacak (faiz, diğer fer'i alacak) olması gerekir.
- Bağlı alacağın, asıl alacağın zamanaşımı tamamlandığında kendi zamanaşımının henüz dolmamış olması gerekir; zamanaşımı çoktan dolmuş bağlı alacak için asıl alacağın zamanaşımı yeni bir etki doğurmaz.
- Bağlı hakkın ayni hak niteliğinde olmaması gerekir; ayni haklar bu hükmün kapsamında değildir.
Bağlı alacaklarda zamanaşımı: hangi sonuçları doğurur?
- Asıl alacak zamanaşımına uğradığında, ona bağlı faiz ve diğer alacaklar da zamanaşımına uğramış olur.
- Asıl alacağın zamanaşımı tamamlanmadan önce doğmuş ve kendi zamanaşımı henüz dolmamış faiz ve diğer bağlı alacaklar da zamanaşımına uğrar.
- Bağlı alacağın kendi zamanaşımı önceden dolmuşsa, asıl alacağın zamanaşımı bu alacağa yeni bir etki doğurmaz.
- Asıl alacak zamanaşımına uğradıktan sonra doğan faizler zamanaşımına uğramış olarak doğar.
- Zamanaşımına uğramış asıl alacak, borç niteliğini korur ancak eksik borca dönüşür; borçlu zamanaşımı def'ini ileri sürerse bağlı alacaklar da bu def'in kapsamına girer.
- Bağlı hak ayni hak niteliğinde ise (ör. taşınmaz rehni), bu hak m.152 uyarınca zamanaşımına uğramaz.
Asıl alacağa bağlı alacak ile ayni hak niteliğindeki bağlı hak arasındaki fark nedir?
Faiz, temerrüt faizi, ceza koşulu gibi alacak niteliğindeki bağlı haklar; asıl alacağın zamanaşımıyla birlikte zamanaşımına uğrar.
Taşınmaz rehni gibi ayni hak niteliğindeki bağlı haklar; asıl alacak zamanaşımına uğrasa da varlığını korur.
Alacak niteliğindeki bağlı haklar m.152 uyarınca düşer; ayni haklar (ör. taşınmaz rehni) m.159 gereği devam eder ve alacaklı rehnin paraya çevrilmesiyle alacağını elde edebilir.
Bağlı alacağın kendi zamanaşımı önce dolmuş ile henüz dolmamış arasındaki fark nedir?
Bağlı alacağın kendi zamanaşımı asıl alacağın zamanaşımından önce tamamlanmışsa, asıl alacağın zamanaşımı bu bağlı alacak için yeni bir durum yaratmaz.
Bağlı alacağın kendi zamanaşımı asıl alacak zamanaşımı tamamlandığında henüz dolmamışsa, bu alacak da asıl alacakla birlikte zamanaşımına uğrar.
Yalnızca henüz dolmamış bağlı alacaklar m.152 ile etkilenir; asıl alacağın zamanaşımı tamamlandıktan sonra doğan faizler de doğuştan zamanaşımına uğramış sayılır.
Asıl alacak zamanaşımına uğramadan önce doğan ile sonra doğan bağlı alacak arasındaki fark nedir?
Asıl alacağın zamanaşımı tamamlanmadan önce doğan bağlı alacaklar, asıl alacağın zamanaşımı ile birlikte etkilenir.
Asıl alacak zamanaşımına uğradıktan sonra doğan faizler.
İkinci grup alacaklar doğuştan zamanaşımına uğramış olarak doğar.
Bağlı alacaklarda zamanaşımı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Asıl alacağın zamanaşımının tüm bağlı alacakları otomatik olarak ortadan kaldırdığını düşünmek; bağlı alacağın kendi zamanaşımı henüz dolmamışsa asıl alacakla birlikte düşeceğini, dolmuşsa zaten düşmüş olduğunu ayırt etmek gerekir.
- Taşınmaz rehni gibi ayni hak niteliğindeki bağlı hakları da alacak niteliğindeki bağlı haklarla aynı kapsamda saymak; ayni haklar m.152 kapsamında değildir.
- Asıl alacağın zamanaşımı tamamlandıktan sonra doğan faizleri 'sonradan düşen' bir alacak gibi değerlendirmek; bu faizler doğuştan zamanaşımına uğramış sayılır.
- Asıl alacağın zamanaşımının bağlı alacakların zamanaşımını 'yeniden başlattığını' varsaymak; bağlı alacağın kendi süresi zaten dolmuşsa asıl alacağın zamanaşımı yeni bir etki yaratmaz.
- Zamanaşımı def'inin hâkim tarafından resen dikkate alınacağını varsaymak; def'i ileri sürülmediği sürece bağlı alacaklar da kendiliğinden düşmez.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Zamanaşımının alacak hakkını ileri sürmeyi engelleyen bir nitelik taşıdığı ve alacağın dava yoluyla elde edilebilme olanağını ortadan kaldırdığı kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/856 E., 2025/1837 K., 05.11.2025; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2023/633 E., 2025/757 K., 30.05.2025; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2023/217 E., 2025/319 K., 13.03.2025)
- Kanunun m.152 hükmünün açık olduğu ve yorum gerektirmediği, eski ve yeni düzenlemede aynı sonucu verdiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2023/1881 E., 2026/239 K., 12.02.2026)
- Zamanaşımının bir hakkın kazanılmasında veya kaybedilmesinde yasanın öngördüğü sürenin tükenmesi anlamına geldiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2024/426 E., 2024/1506 K., 17.10.2024)
- Hakkın ileri sürülmesini engelleyen zamanaşımının, alacak hakkını doğrudan dava yoluyla elde edilemez hale getirdiği kabul edilmektedir. (Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/577 E., 2025/591 K., 10.04.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Asıl alacağın zamanaşımına uğradığını ileri süren borçlu, zamanaşımı def'ini ispatlamakla yükümlüdür; asıl alacağın muaccel olduğu tarih ve sürenin dolduğu, dava, icra takibi gibi kesme sebeplerinin bulunmadığı yazılı belgelerle ortaya konur.
- Bağlı alacağın (faiz gibi) asıl alacağa bağlı olduğunu ve kendi zamanaşımının henüz dolmadığını ispat yükü alacaklıdadır; alacaklı, bağlı alacağın zamanaşımına uğramadığını göstermek zorundadır.
- Zamanaşımının kesildiğini, durduğunu ya da yenilendiğini ileri süren taraf (genellikle alacaklı) bu sebebi ispat etmelidir; kesme için dava dilekçesi, icra takip belgesi, borçlunun tanıma yazısı gibi belgeler kullanılır.
- Bağlı alacağın asıl alacakla birlikte zamanaşımına uğraması, asıl alacağa ilişkin belge ve hesap dökümü ile ortaya konur; hangi faiz döneminin zamanaşımına uğradığı ayrıca hesaplanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.146: Genel zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu ve beş yıllık ile iki yıllık istisnai sürelerin varlığını belirler; asıl alacak ve bağlı alacakların kendi sürelerinin tespitinde kullanılır.
- 6098 sayılı Kanun m.147: Kira bedelleri, anapara faizleri ve ücret gibi dönemsel edimlerin beş yıllık zamanaşımına tabi olduğunu düzenler; bağlı alacağın kendi süresinin tespitinde esas alınır.
- 6098 sayılı Kanun m.159: Zamanaşımına uğramış alacağı teminat altına alan taşınır rehninin devam edeceğini belirtir; m.152'nin ayni hak niteliğindeki bağlı haklar bakımından sınırını oluşturur.
- 6098 sayılı Kanun m.155: Müteselsil borçlulardan birine karşı kesilen zamanaşımının diğerlerine karşı da kesilmesini düzenler; asıl alacak ve bağlı alacakların zamanaşımının kesilmesinde ayrı bir istisna oluşturur.
- 6098 sayılı Kanun m.160: Zamanaşımından feragati düzenler; asıl alacak zamanaşımına uğradıktan sonra bağlı alacaklara ilişkin feragatin sınırını belirler.
TBK m.153 — Zamanaşımının durması
Bu madde, zamanaşımının durması (tatili) hallerini ve durma sonrasında zamanaşımının nasıl devam edeceğini düzenler. Velayet, vesayet, evlilik, ev hizmetlisi ilişkisi, borçlunun intifa hakkı, Türk mahkemelerinde dava imkânının bulunmaması ve birleşme halleri bu kapsamdadır. Madde, alacaklı ile borçlu arasındaki belirli bağlantılar veya alacaklının dava açma imkânının objektif olarak engellenmesi bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: zamanaşımının kesilmesi ve kesilmenin sonuçları (m.154), kesilme halinde yeni sürenin başlaması ve kefil ile müteselsil borçlulara etkisi (m.154, m.155), zamanaşımı sürelerinin kendisi ve hesabı (m.146, m.151). Hak düşürücü süreler ile zamanaşımının uygulanmasında hâkimin resen dikkate alıp almayacağı da bu maddede düzenlenmemiştir.
Zamanaşımının durması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Zamanaşımının durması (tatili)
- Durma sebebi var olduğu sürece zamanaşımının işlemesinin geçici olarak durmasıdır. Süre sıfırlanmaz; işlemiş olan kısım korunur ve durma sebebi ortadan kalkınca kalan süre işlemeye devam eder.
- Durma sebebinin ortadan kalkması
- Maddede belirtilen olgunun (örneğin velayetin sona ermesi, evliliğin bitmesi) sona ermesidir. Sürenin yeniden işlemeye başlaması için bu olgunun gerçekleşmesi yeterlidir, ayrıca bir işlem gerekmez.
- Birleşme (alacaklı ve borçlu sıfatının aynı kişide toplanması)
- Aynı borç ilişkisinde alacaklı ve borçlu sıfatlarının bir kişide bulunmasıdır. Birleşmenin geçmişe etkili olarak ortadan kalkması hâlinde, birleşmenin sürdüğü dönem de durma süresine dahil edilir.
- Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânı
- Alacağın Türkiye'deki yargı organları önünde dava veya def'i yoluyla ileri sürülebilmesidir. Bu imkânın objektif olarak bulunmaması durma sebebidir; alacaklının kişisel nedenleri bu kapsamda değerlendirilmez.
- Ev hizmetlisi
- Hizmet ilişkisi kapsamında ev işlerinde çalışan kişidir. Hükmün uygulanması için geçerli bir sözleşme şart değildir; fiili hizmet ilişkisi yeterlidir.
Zamanaşımının durması: hangi şartlar aranır?
- Alacak, maddede sayılan yedi durumdan birine ilişkin olmalıdır; bu durumlar dışındaki alacaklar için zamanaşımı bu madde ile durmaz.
- Durma sebebi, zamanaşımının işlemeye başlayacağı anda mevcut olabilir veya zamanaşımı işlerken ortaya çıkabilir; her iki halde de durma aynı şekilde işler.
- Velayet, vesayet, evlilik, hizmet ilişkisi, intifa hakkı, Türk mahkemelerinde dava imkânsızlığı ya da birleşme gibi durma olgusu devam etmelidir.
- Vesayet halinde alacağın vasiden veya vesayet işlemleri sebebiyle Devletten doğmuş olması gerekir.
- Ev hizmetlisi halinde alacağın hizmet ilişkisinden doğması şart değildir; ancak alacaklı ile işveren arasında hizmet ilişkisinin sürmesi gerekir.
- Alacaklının şahsına ilişkin engeller (örneğin ani hastalık) veya alacağı bilmemesi bu kapsamda değerlendirilmez; durma olgusu objektif olmalıdır.
Zamanaşımının durması: hangi sonuçları doğurur?
- Durma sebebi bulunduğu sürece zamanaşımı işlemez; sebep ortadan kalkınca işlemeye devam eder.
- Durma sebebi zamanaşımı başlamadan önce mevcutsa zamanaşımı hiç işlemeye başlamaz.
- Sebep ortadan kalkar, bu gün biter ve ertesi günden itibaren kalan süre işlemeye başlar.
- Durma, işlemiş olan süreyi silmez; yalnızca işlemeyi durdurur, bu nedenle alacaklı kalan süre içinde alacağını dava edebilir.
- Durma sebebi yoksa zamanaşımı normal şekilde işler ve süre dolduğunda def'i ile ileri sürülebilir.
- Birleşme, geçmişe etkili olarak ortadan kalkmazsa birleşme süresi durmaz; yalnız geçmişe etkili ortadan kalkma hâlinde bu süre durma sayılır.
Velayet ile vesayet arasındaki fark nedir?
Velayet süresince çocukların ana ve babalarından olan alacakları durdurur.
Vesayet süresince vesayet altındakilerin vasiden veya vesayet işlemleri nedeniyle Devletten olan alacakları durdurur.
Velayet halinde alacak ana ve babaya karşıdır; vesayette ise kapsam vasiyle sınırlı değildir, vesayet işlemleri sebebiyle Devlete karşı alacaklar da kapsanır.
Velayet kapsamında ana-baba ile çocuğun ana-babaya karşı alacakları arasındaki fark nedir?
Çocuğun velisine karşı alacağı durdurma kapsamındadır.
Velinin çocuğa karşı alacağı ya da velayet hakkı kaldırılan ana-babaya karşı alacak durma kapsamında değildir.
Velayet hakkı kaldırılan ana-babaya karşı zamanaşımı işlemeye devam eder; velayetin sona ermesi de durumu değiştirmez.
Ev hizmetlisi ile diğer işçi arasındaki fark nedir?
Ev işlerinde çalışan ve fiilen hizmet ilişkisi içinde bulunan kişinin işverenden alacağı durdurma kapsamındadır.
Diğer işçi ve müstahdemlerin alacakları bu hükmün kapsamı dışındadır.
Diğer işçilerin alacakları için bu madde uygulanmaz; yalnız genel zamanaşımı kuralları geçerlidir.
Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânsızlığı ile alacaklının kişisel engeli arasındaki fark nedir?
Tabii afet, isyan veya borçlunun Türkiye'de yerleşim yeri bulunmaması gibi objektif engeller durdurma sebebidir.
Alacaklının ani hastalığı gibi kişisel engeller veya alacağı bilmemesi durdurma sebebi değildir.
Kişisel engel halinde zamanaşımı işlemeye devam eder ve alacaklı süre içinde dava açmak zorundadır.
Durma ile kesilme arasındaki fark nedir?
Durma, süre işlemiş olsa da o ana kadar işleyen süreyi korur ve sebep ortadan kalkınca kalan süre devam eder.
Kesilme (m.154) ise daha önce işlemiş süreyi tamamen ortadan kaldırır ve yeni bir süre başlatır.
Durmada süre uzamış gibi sonuç doğar; kesilmede yeni süre başlar.
Velayet ve vesayet ile birleşme durumu: fark nedir?
Velayet, vesayet, evlilik ve hizmet ilişkisi gibi durumlar bir ilişkinin devamına bağlıdır.
Birleşme durumunda ise geçmişe etkili ortadan kalkma söz konusudur; durma, birleşmenin ortaya çıkmasına kadar geçen süreyi kapsar.
Birleşmenin geçmişe etkili olarak ortadan kalkması hâlinde borç varlığını sürdürdüğünden, birleşme süresi de durma süresine dahil edilir.
Zamanaşımının durması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Durma sebebini kesilme sebebi ile karıştırmak; dava veya icra takibinin durma sayılması, kesilme sonucunun (yeni süre) yanlış uygulanmasına yol açar.
- Durma sonrasında süreyi baştan başlatmak; oysa işlemiş olan süre korunur ve yalnız kalan süre işlemeye devam eder.
- Sebep ortadan kalktığı gün süreyi hemen başlatmak; m.153 son fıkrası uyarınca süre ancak sebebin ortadan kalktığı günün bitiminde işlemeye başlar.
- Velayet hakkı kaldırılan ana-babaya karşı alacağı durdurma sayarak zamanaşımını uzatmak; bu alacaklar bakımından zamanaşımı işlemeye devam eder.
- Diğer işçilerin alacaklarını ev hizmetlisi hükmü kapsamında saymak; hüküm yalnız ev işlerinde çalışanlar için geçerlidir.
- Alacaklının kişisel engellerini (ani hastalık, alacağı bilmeme) durma sebebi saymak; bu durumlar objektif engel olarak kabul edilmez.
- Birleşmenin her zaman durma sebebi olduğunu düşünmek; yalnız birleşmenin geçmişe etkili olarak ortadan kalkması halinde durma söz konusudur.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Zamanaşımı savunmasında borçlu, durma sebebinin hangi tarihte ve hangi bentle varlık kazandığını göstermek zorundadır; sebebin varlığı ve süresi somut olarak tartışılır. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/1534 E., 2024/1971 K., 21.11.2024)
- Yargıtay ve bölge adliye mahkemeleri, durma süresince işlemeyen zamanaşımının sebep ortadan kalkınca kaldığı yerden devam ettiğini kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1205 E., 2023/1188 K., 29.11.2023; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/1534 E., 2024/1971 K., 21.11.2024)
- Durma sebebi, alacaklının ya da borçlunun kişisel durumuna bağlı olmayan objektif engellerle sınırlı tutulmaktadır; alacaklının dava açmasına engel olan kişisel hastalık gibi nedenler bu kapsamda değerlendirilmemektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2026/468 E., 2026/563 K., 30.03.2026)
- Durma hükümleri ile zamanaşımının kesilmesi arasında ayrım yapılarak, kesilme sebeplerinin (dava, icra takibi vb.) durma sebebi sayılmaması gerektiği vurgulanmaktadır. (Genel Kurul, 2019/21279 E., 27.10.2022)
- Hak düşürücü süreler bakımından durma hükümlerinin uygulanmadığı, TBK m.153'ün açıkça zamanaşımını düzenlediği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2026/468 E., 2026/563 K., 30.03.2026)
Nasıl ispat edilir?
- Zamanaşımı savunmasını yapan borçlu, zamanaşımının işlediğini ve süre dolduğunu ispat yükü altındadır; bu süre dolumu alacağın muacceliyet tarihi ve dava tarihi ile belgelenir.
- Alacaklı, zamanaşımının durduğunu ileri sürdüğünde durma sebebinin varlığını ispat yükü altındadır; örneğin velayet, evlilik veya hizmet ilişkisinin varlığı nüfus kaydı, evlilik cüzdanı veya iş sözleşmesi ile ispatlanır.
- Velayet veya vesayetin sona erdiği tarih, mahkeme kararı veya nüfus kaydı ile belirlenir; sebebin ortadan kalktığı gün, sürenin yeniden başlayacağı tarih olarak kabul edilir.
- Türk mahkemelerinde dava imkânının bulunmadığı iddiası bakımından, alacaklı objektif bir engelin varlığını gösteren belgelerle (örneğin afet kararı, adli tatil veya yerleşim bilgisi) ispat yükü altındadır.
- Birleşme halinde, birleşmenin geçmişe etkili olarak ortadan kalktığını ileri süren taraf bunu ispat etmelidir; birleşmenin varlığı ve ortadan kalkma tarihi bu belgelerle ortaya konur.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.154: Zamanaşımının kesilmesi hallerini düzenler; durma ile kesilme birbirinden ayrılmalıdır, kesilmede süre sıfırdan başlar.
- 6098 sayılı Kanun m.155: Kesilmenin müteselsil borçlular, bölünemeyen borç ve kefil bakımından etkisini düzenler; durma sebepleri bakımından bu etkiler öngörülmemiştir.
- 6098 sayılı Kanun m.146: Genel zamanaşımı süresini belirler; durma bu sürenin işlemesini geçici olarak keser.
- 6098 sayılı Kanun m.151: Zamanaşımı süresinin hesaplanmasını düzenler; durma sonrasında kalan sürenin nasıl hesaplanacağı bu hükümle birlikte değerlendirilir.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu: Vesayet ve velayet ilişkilerini düzenler; m.153 bentlerindeki velayet ve vesayet durma sebeplerinin kapsamı bu düzenlemelere bağlıdır.
Süreler
Konuda geçen kararlar
32 karar- Hukuk Genel Kurulu, 2024/92 E., 2025/562 K., 24.09.2025İlgili madde: m.147
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/256 E., 2024/237 K., 15.05.2024İlgili madde: m.147, m.149
- Hukuk Genel Kurulu, 2020/603 E., 2024/224 K., 08.05.2024İlgili madde: m.146, m.149
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/135 E., 2024/185 K., 17.04.2024İlgili madde: m.148, m.149, m.150
- Hukuk Genel Kurulu, 2021/222 E., 2024/153 K., 06.03.2024İlgili madde: m.146
- Hukuk Genel Kurulu, 2019/408 E., 2024/127 K., 28.02.2024İlgili madde: m.146
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/1205 E., 2023/1188 K., 29.11.2023İlgili madde: m.146, m.153
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/1282 E., 2023/1130 K., 22.11.2023İlgili madde: m.146
- 3. Hukuk Dairesi, 2024/127 E., 2024/3535 K., 05.11.2024İlgili madde: m.151
- 3. Hukuk Dairesi, 2023/2558 E., 2024/868 K., 29.02.2024İlgili madde: m.151
Diğer 22 karar
- 9. Hukuk Dairesi, 2021/1640 E., 2021/5481 K., 03.03.2021İlgili madde: m.151
- 9. Hukuk Dairesi, 2016/30409 E., 2020/17064 K., 26.11.2020İlgili madde: m.151
- 9. Hukuk Dairesi, 2017/17970 E., 2020/15921 K., 12.11.2020İlgili madde: m.151
- 9. Hukuk Dairesi, 2017/17957 E., 2020/15926 K., 12.11.2020İlgili madde: m.151
- Genel Kurul, 2019/430 E., 23.03.2023İlgili madde: m.146
- Genel Kurul, 2019/21279 E., 27.10.2022İlgili madde: m.153
- Genel Kurul, 2012/1144 E., 08.04.2015İlgili madde: m.153
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2026/468 E., 2026/563 K., 30.03.2026İlgili madde: m.153
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2022/1196 E., 2026/509 K., 13.03.2026İlgili madde: m.153
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2023/1881 E., 2026/239 K., 12.02.2026İlgili madde: m.152
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2024/1592 E., 2025/1848 K., 11.12.2025İlgili madde: m.147
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/856 E., 2025/1837 K., 05.11.2025İlgili madde: m.148, m.150, m.152
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2023/633 E., 2025/757 K., 30.05.2025İlgili madde: m.148, m.150, m.152
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2021/1546 E., 2025/620 K., 28.05.2025İlgili madde: m.149
- Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/577 E., 2025/591 K., 10.04.2025İlgili madde: m.148, m.150, m.152
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2023/217 E., 2025/319 K., 13.03.2025İlgili madde: m.148, m.150, m.152
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, 2024/268 E., 2025/36 K., 16.01.2025İlgili madde: m.147
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/1534 E., 2024/1971 K., 21.11.2024İlgili madde: m.153
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2024/589 E., 2024/1373 K., 30.10.2024İlgili madde: m.149
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2024/426 E., 2024/1506 K., 17.10.2024İlgili madde: m.148, m.150, m.152
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2024/1036 E., 2024/1143 K., 17.09.2024İlgili madde: m.147, m.149
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2022/169 E., 2024/711 K., 24.05.2024İlgili madde: m.147
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 6. BORÇLARIN VE BORÇ İLİŞKİLERİNİN SONA ERMESİ, ZAMANAŞIMI bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış