Genel hükümler › Borçların ve borç ilişkilerinin sona ermesi, zamanaşımı
Sona erme hâlleri
Kısaca
TBK m.131, asıl borcun ifa veya başka bir sebeple sona ermesinin, buna bağlı hak ve borçlar (rehin, kefalet, faiz, ceza koşulu) bakımından doğurduğu sonucu düzenler. TBK m.132, borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı olsa bile, alacaklı ile borçlunun şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle borcun tamamen veya kısmen sona erdirilebilmesine imkân tanıyan genel kuralı düzenler.
Kapsam
Bu konu, Türk Borçlar Kanunu m.131–145 hükümlerini kapsar.
- TBK m.131Asıl borca bağlı hak ve borçların sona ermesi
- TBK m.132İbra
- TBK m.133Genel olarak
- TBK m.134Cari hesaplarda
- TBK m.135Birleşme
- TBK m.136Genel olarak
- TBK m.137Kısmi ifa imkânsızlığı
- TBK m.138Aşırı ifa güçlüğü
- TBK m.139Genel olarak
- TBK m.140Kefalet hâlinde
- TBK m.141Üçüncü kişi yararına sözleşme hâlinde
- TBK m.142Borçlunun iflası hâlinde
- TBK m.143Hükümleri
- TBK m.144Alacaklının rızasıyla takas edilebilir alacaklar
- TBK m.145Takastan feragat
TBK m.131 — Asıl borca bağlı hak ve borçların sona ermesi
TBK m.131, asıl borcun ifa veya başka bir sebeple sona ermesinin, buna bağlı hak ve borçlar (rehin, kefalet, faiz, ceza koşulu) bakımından doğurduğu sonucu düzenler. Hüküm, bütün borçlar bakımından uygulanır; TBK dışındaki kanunlardan doğan borçlar için de geçerlidir. Birinci fıkra kuralı, ikinci fıkra ile işlemiş faiz ve ceza koşulu bakımından istisnalı kılar. Üçüncü fıkra ise taşınmaz rehni, kıymetli evrak ve konkordato hükümlerini saklı tutar. Maddenin kapsamı dışında kalan konular şunlardır: borcu sona erdiren tek tek sebepler, yani ifa (m.112 ve devamı), ibra (m.132), yenileme (m.133 ve devamı), birleşme (m.135), ifa imkânsızlığı (m.136) ve takas (m.139 ve devamı); ayrıca alacaklının ve borçlunun sıfatlarının birleşmesi (m.134) ile zamanaşımı (m.146 ve devamı) da bu maddede düzenlenmemiştir.
Asıl borca bağlı hak ve borçların sona ermesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Bağlı (fer'i) hak ve borç
- Asıl borca bağlı olarak var olan ve onun varlığına bağımlı bulunan haklar ve borçlardır. Rehin, kefalet, faiz ve ceza koşulu bu kapsamda sayılmıştır. Asıl borç geçerli ve mevcut olduğu sürece kullanılabilirler.
- İşlemiş faiz
- Asıl borç sona ermeden önce işlemiş ve muaccel hâle gelmiş faiz alacağıdır. Asıl borç sona erdikten sonra yeni faiz işlemez; bu fıkra yalnızca geçmişte işlemiş faizi kapsar.
- Saklı tutma
- Alacaklının işlemiş faiz veya ceza koşulunu ifa anında istemeye devam edeceğini açıkça veya durum ve koşullar yoluyla bildirmesidir. Sözleşmeyle ya da ifa anına kadar yapılan bir bildirimle gerçekleşebilir.
- Ceza koşulu
- Borcun ifa edilmemesi ya da gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde ödenmesi kararlaştırılan para edimidir. Bu maddede yalnızca asıl borçla birlikte sona eren bir fer'i borç olarak ele alınır; ifaya eklenen ceza koşulu bakımından ayrıca saklı tutma gerekir.
- Taşınmaz rehni
- Taşınmaz üzerinde tapuya tescil edilen ve borcun sona ermesiyle kendiliğinden düşmeyen rehin hakkıdır. Sona ermesi tescilin terkini veya taşınmazın tamamen yok olması ile gerçekleşir; bu nedenle madde metninde ayrı bir saklı tutma olarak yer alır.
- Konkordato
- İflas Kanunu hükümlerine göre borçlunun alacaklılarıyla yaptığı uzlaşma sürecidir. Alacaklının kefil ve rehin verene karşı haklarını koruyabildiği özel bir rejim olduğu için madde bu hükümleri saklı tutar.
Asıl borca bağlı hak ve borçların sona ermesi: hangi şartlar aranır?
- Asıl borcun ifa veya başka bir sebeple sona ermiş olması gerekir; bu durumda bağlı haklar ve borçlar da kural olarak kendiliğinden sona erer.
- Bağlı hakların sona ermesi için asıl borcun gerçekten sona ermiş olması yeterlidir; ayrı bir fesih veya düşürme işlemi aranmaz.
- İşlemiş faiz veya ceza koşulunun istenebilmesi için sözleşmeyle ya da ifa anına kadar yapılan bir bildirimle saklı tutulmuş olması aranır.
- İşlemiş faiz veya ceza koşulunun istenebilmesi için saklı tutma yerine durum ve koşullardan bu hakkın saklı tutulduğunun anlaşılması da yeterlidir.
- Taşınmaz rehni, kıymetli evrak ve konkordato bakımından madde hükmü uygulanmaz; bu alanlara ilişkin özel hükümler esas alınır.
- Asıl borcun sona ermesinden sonra yeni faiz işlemez; ceza koşulu da ancak ifa anında saklı tutulmuşsa istenebilir.
Asıl borca bağlı hak ve borçların sona ermesi: hangi sonuçları doğurur?
- Asıl borç ifa ile sona erdiğinde kefalet ve rehin kendiliğinden düşer; alacaklı kefile veya rehin verene karşı bu haklara dayanamaz.
- Asıl borç sona erdikten sonra yeni faiz işlemez.
- İşlemiş faiz ve ceza koşulu, sözleşmede veya ifa anına kadar yapılan bildirimle ya da durum ve koşullardan anlaşılan saklı tutma varsa istenebilir.
- Saklı tutma yoksa alacaklı, anaparayı kabul ettiğinde işlemiş faizi ve ceza koşulunu talep edemez.
- Ceza koşulu ifaya eklenmiş (kümülatif) ise ve saklı tutulmamışsa, ifanın kabulüyle birlikte sona erer.
- Taşınmaz rehninde alacak sona erse bile rehin, tapu siciline terkin yapılmadıkça devam eder; malik terkin isteyebilir.
- Konkordatoda alacaklı, alacağı ortadan kalksa veya azalsa bile kefile ve rehin verene karşı haklarını koruyabilir.
- Kıymetli evrakta asıl alacaktan ayrı bağımsız bir faiz alacağı kurulmuşsa, asıl borcun sona ermesi bu faiz alacağını kendiliğinden sona erdirmez.
Asıl borcun sona ermesi ile işlemiş faiz ve ceza koşulu arasındaki fark nedir?
Kural olarak asıl borçla birlikte kefalet, rehin, faiz ve ceza koşulu gibi bağlı haklar da sona erer.
İşlemiş faiz ve ceza koşulu, saklı tutma varsa asıl borç sona erse bile istenebilir.
Saklı tutma yoksa geçmişe ait faiz ve ceza koşulu da talep edilemez; saklı tutma varsa işlemiş faiz ve ceza koşulu asıl borçtan bağımsız olarak istenebilir.
Sözleşmeyle saklı tutma ile bildirimle saklı tutma arasındaki fark nedir?
Saklı tutma, borç ilişkisini kuran sözleşmede önceden kararlaştırılmış olabilir.
Saklı tutma, ifa anına kadar yapılan tek taraflı bir bildirimle de gerçekleşebilir.
Her iki yolda da saklı tutma geçerli kabul edilir; bildirimin ifa anından önce yapılmış olması aranır.
Açık saklı tutma ile durum ve koşullardan saklı tutma arasındaki fark nedir?
Açık saklı tutma, alacaklının bunu sözleşmede veya bildirimde açıkça belirtmesiyle oluşur.
Durum ve koşullardan saklı tutma, alacaklının açık bir beyanı olmadan ortamdan anlaşılan iradeye dayanır.
Her iki hâlde de faiz ve ceza koşulu istenebilir; ancak örtülü saklı tutmanın varlığını ortaya koymak için somut durumun değerlendirilmesi gerekir.
Genel kural ile taşınmaz rehni, kıymetli evrak ve konkordato arasındaki fark nedir?
Genel kural uyarınca asıl borcun sona ermesi rehin ve kefalet gibi bağlı hakları da sona erdirir.
Taşınmaz rehni, kıymetli evrak ve konkordato için madde metninde saklı tutulan özel hükümler vardır.
Taşınmaz rehninde rehin ancak tapu terkini ile düşer; konkordatoda alacaklı kefil ve rehin verene karşı hakkını koruyabilir.
Asıl borca bağlı hak ve borçların sona ermesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Asıl borç sona erdiği hâlde kefalet ve rehin hakkının kendiliğinden düşmediğini varsaymak; kural olarak düştüğünü dikkate almak gerekir.
- Faiz alacağını, saklı tutma olmadan anaparanın ödenmesinden sonra da talep edilebilir saymak; saklı tutma yoksa bu talep reddedilir.
- Ceza koşulunu, ifaya eklenmiş olmasına rağmen saklı tutma aramadan istenebilir kabul etmek; m.179/II uyarınca saklı tutulmadıkça ifanın kabulüyle sona erer.
- Durum ve koşullardan saklı tutma ihtimalini hiç değerlendirmemek; ödeme sırasındaki iradeyi incelemek gerekir.
- Taşınmaz rehnini asıl borcun ödenmesiyle kendiliğinden sona erdi saymak; tapu terkini yapılmadıkça rehin devam eder.
- Konkordatoda da genel kuralı uygulamak; m.131/III uyarınca özel hükümler esas alınır.
- Asıl borç sona erdiğinde yeni faiz işleyeceğini varsaymak; asıl borç sona erdikten sonra yeni faiz işlemez.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Asıl borcun sona ermesi nedeniyle bağlı haklarının da sona erdiğinin mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/116 E., 2023/64 K., 15.02.2023)
- Faiz alacağı asıl borçla birlikte sona erdiğinden, anaparanın ödenmesinden sonra faiz talep edilebilmesi için saklı tutmanın varlığı aranmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2021/321 E., 2021/1256 K., 01.12.2021; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2021/3431 E., 2025/1161 K., 23.10.2025)
- Ceza koşulu ve faizin istenebilmesi için alacaklının hakkını saklı tuttuğunu gösteren beyan veya durum ve koşulların varlığı incelenmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2020/121 E., 2020/325 K., 26.11.2020; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2024/315 E., 2025/1426 K., 03.12.2025)
- Alacaklının vazgeçme beyanında ihtirazi kayıt koymasının, m.131 kapsamında faiz ve fer'i hakların korunması sonucunu doğurabileceği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2024/315 E., 2025/1426 K., 03.12.2025)
- Asıl borcun sona erdiği hâllerde, faiz alacağının ayrıca hesaplanması sırasında mahsuplaşma tarihleri arasındaki günler için faiz işletilmesi m.131'e aykırı sayılmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2021/3431 E., 2025/1161 K., 23.10.2025)
- Kefalet ve rehin gibi teminatların, asıl borç ödendikten sonra alacaklı tarafından ileri sürülemeyeceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2016/400 E., 2020/119 K., 11.02.2020)
Nasıl ispat edilir?
- Faiz ya da ceza koşulunu talep eden alacaklı, saklı tutmanın sözleşmeyle, ifa anına kadar yapılan bildirimle ya da durum ve koşullardan anlaşıldığıyla yapıldığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Sözleşmede saklı tutma kaydının bulunması yazılı belgeyle kanıtlanır; bu bakımdan sözleşme metni en güçlü delildir.
- İfa anından önce yapılan bildirim için alacaklının yazılı ihtar veya ödeme makbuzunda şerh gibi belgeleri sunması beklenir.
- Durum ve koşullardan saklı tutmanın varlığını ileri süren taraf, ödeme sırasındaki yazışmalar, faizin ayrı kayıtlara geçirilmesi gibi emareleri ortaya koymalıdır.
- Bağlı hakkın asıl borçla birlikte sona erdiğini ileri süren borçlu veya kefil, asıl borcun ifa veya başka bir sebeple sona erdiğini ispatlamakla yükümlüdür.
- Taşınmaz rehninde alacağın sona ermesine rağmen rehnin devam ettiği savunulduğunda, tapu siciline ilişkin kaydın durumu resmi belgeyle ortaya konur.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.132: İbra ile borcun sona ermesinde, bağlı hakların akıbeti bakımından bu madde hükmü uygulanır; ibra kefili kurtarmaz, asıl borcun ibrası fer'i hakları da sona erdirir.
- 6098 sayılı Kanun m.112: İfa ile borcun sona ermesinin genel hükmüdür; m.131 bu sona erme halinin fer'i haklara etkisini belirler.
- 6098 sayılı Kanun m.179: Ceza koşulunun ifaya eklenmesi halinde, alacaklının ceza koşulunu isteme hakkını saklı tutmadıkça ifanın kabulüyle sona ermesini düzenler; m.131/II ile birlikte okunur.
- 6098 sayılı Kanun m.136: İfa imkânsızlığında borcun sona ermesi gerçekleşir; bu durumda da bağlı haklar m.131 uyarınca sona erer.
- 6098 sayılı Kanun m.83: Borcun üçüncü kişi tarafından ifası hâlinde asıl borç sona erer ve bağlı teminatlar da düşer; m.131 bu sonucu doğurur.
- 4721 sayılı Kanun m.858: Taşınmaz rehninin borcun sona ermesiyle değil tapu kaydının terkiniyle sona ereceğini düzenler; m.131/III'te saklı tutulan özel hükümdür.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.295: Konkordatoda alacaklının kefil ve rehin verene karşı haklarını koruduğunu düzenler; m.131/III'te saklı tutulan özel hükümdür.
TBK m.132 — İbra
Madde, borcu doğuran işlem kanunen veya taraflarca belli bir şekle bağlı olsa bile, alacaklı ile borçlunun şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle borcun tamamen veya kısmen sona erdirilebilmesine imkân tanıyan genel kuralı düzenler. Kural, borç ilişkisinin tarafları olan alacaklı ve borçlu bakımından uygulanır. Madde, ibra sözleşmesinin ayrıntılı geçerlilik koşullarını, işçi alacaklarına ilişkin özel şekil kuralını ve müteselsil borçlularda ibranın etkisini düzenlemez. İşçinin işverenden alacağına ilişkin ibra için şart koşulan yazılılık ve diğer unsurlar TBK m.420'de yer alır. Müteselsil borçlularda ibranın diğer borçlulara etkisi TBK m.166'da, ifa dışındaki sona erme hâlleri ise TBK m.131 ve devamında düzenlenmiştir. Ayrıca ibra sözleşmesinin irade sakatlığı ya da alacaklının tasarruf yetkisi gibi genel sözleşme ve işlem kuralları bu maddenin kapsamı dışındadır.
İbra: hangi kavramlar bilinmeli?
- İbra sözleşmesi
- Alacaklı ile borçlunun, borcu ifa etmeksizin borçtan kurtarılması amacıyla yaptıkları iki taraflı sözleşmedir. Alacaklının tek taraflı beyanı yeterli değildir; borçlunun da kabulü gerekir.
- Tasarruf işlemi
- Bir hakkı doğrudan etkileyerek o hakkı kısmen ya da tamamen ortadan kaldıran hukuki işlemdir. İbra, alacağın kendisini etkilediği için bu niteliktedir ve alacaklının alacak üzerinde tasarruf yetkisi bulunmasını gerektirir.
- Tamamen veya kısmen ibra
- Borcun tümünün ya da bir bölümünün sona erdirilmesidir. Kısmi ibrada kalan kısım için borç devam eder.
- Şekil serbestisi
- İbra sözleşmesinin, asıl borcu doğuran işlem şekle bağlı olsa dahi, herhangi bir şekle uyulmadan yapılabilmesi ilkesidir. Kanun ayrı bir şekil öngörmüşse bu ilke geçerli olmaz.
- Fer'i borç
- Asıl borca bağlı olan faiz, cezai şart gibi alacaklardır. İbra asıl alacağı kapsamayıp yalnız fer'i borçları da kapsayabilir.
İbra: hangi şartlar aranır?
- Alacaklı ile borçlu arasında ibra konusunda karşılıklı irade açıklaması bulunmalıdır; alacaklının tek taraflı vazgeçme beyanı tek başına yeterli değildir, borçlunun da kabulü gerekir.
- Alacaklının ibra ettiği alacak üzerinde tasarruf yetkisi bulunmalıdır; yetkisiz alacaklının yaptığı ibra geçersiz olur.
- İbra sözleşmesi şekle bağlı olmamalıdır; asıl borcun şekle tabi olması bu sözleşmenin şekle uyulmasını gerektirmez.
- İbra kanunda başka bir şekil öngörülmüşse o şekil kuralına uyulmalıdır; örneğin işçi alacağına ilişkin ibrada TBK m.420 şartları aranır.
- İbra ile borcun sona ermesi için ifa yapılmamış olmalıdır; ibra, ifa dışında borcu sona erdiren bir sebeptir.
İbra: hangi sonuçları doğurur?
- İbra sözleşmesi geçerli kurulduğunda borç tamamen ya da kısmen sona erer.
- Borç tamamen ibra edilirse, bağlı fer'i borçlar (faiz, cezai şart vb.) da aynı anda sona erer. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/6 E., 2024/292 K., 29.05.2024)
- Kısmi ibrada yalnız kapsanan bölüm sona erer; kalan borç ve bağlı alacaklar devam eder.
- Asıl borcu doğuran işlemin şekle bağlı olması, şekilsiz ibra sözleşmesinin geçerliliğini etkilemez.
- Kanunda ayrı şekil öngörülen hallerde (örneğin m.420) şekle uyulmazsa ibra hükümsüz olur.
- Fer'i borcun ibrası asıl borcu sona erdirmez.
- Alacaklının tek taraflı beyanı ile borç sona ermez; borçlunun kabulü gerekir.
Genel ibra ile işçi alacağına ilişkin ibra arasındaki fark nedir?
Genel kural olarak ibra sözleşmesi şekle tabi değildir.
İşçinin işverenden alacağına ilişkin ibrada TBK m.420 ek şartlar getirir: yazılılık, sürenin geçmiş olması, alacağın türü ve miktarının belirtilmesi, ödemenin banka aracılığıyla yapılması.
İşçi alacağında m.420 şartlarına uyulmazsa ibra hükümsüzdür. (Hukuk Genel Kurulu, 2013/2293 E., 2015/1735 K., 24.06.2015)
Tamamen ibra ile kısmi ibra arasındaki fark nedir?
Tamamen ibrada borcun tümü sona erer.
Kısmi ibrada borcun yalnız bir bölümü ortadan kalkar, kalan kısım devam eder.
Kalan kısım için alacaklı dava açabilir ve ferileri ile birlikte sona erme kapsamı belirlenmelidir.
Asıl alacak ile fer'i alacak ibrası arasındaki fark nedir?
Asıl alacağın ibrası, asıl borcun sona ermesi ile birlikte fer'i borçları da sona erdirir.
Yalnız faiz ya da cezai şart gibi fer'i alacağın ibrasında asıl alacak devam eder.
Asıl alacağın ibrası fer'ileri de kapsar; fer'inin ibrası asıl borcu sona erdirmez.
İbra: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Asıl borç şekle bağlı olduğu için ibranın da resmi şekilde yapılması gerektiğini sanmak; m.132 bu görüşü dışlar.
- Alacaklının tek taraflı feragat beyanını ibra saymak; ibra iki taraflı sözleşmedir ve borçlunun kabulünü gerektirir.
- İşçi alacağında m.420 şartlarını genel şekil serbestisi kuralıyla atlamak; bu hâlde şartların sağlanmaması ibrayı hükümsüz kılar.
- Kısmi ibrayı tamamen ibra gibi değerlendirmek; kalan kısım için borç devam eder.
- Fer'i borcun ibrasının asıl borcu da sona erdirdiğini varsaymak; bu yanlıştır.
- Alacaklının tasarruf yetkisi bulunmayan hâllerde (örneğin iflas) yapılan ibrayı geçerli saymak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, ibra sözleşmesinin şekle bağlı asıl borçta da şekilsiz yapılabileceğini, TBK m.132 ile bu tartışmanın çözüldüğünü kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/2567 E., 2017/543 K., 22.03.2017)
- İşçi alacağına ilişkin ibrada TBK m.420 şartlarının sağlanmadığı durumda ibranın hükümsüz sayılacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2013/2293 E., 2015/1735 K., 24.06.2015)
- Uygulamada ibra, bir borçlunun ödeme yaptığı ve alacaklının açıkça ibra beyanında bulunduğu hallerde borcun sona erdiğinin tespitinde kullanılmaktadır. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/1844 E., 2026/418 K., 04.03.2026)
- İbranın kapsamının belirlenmesinde, ibra metninde alacağın hangi kısmının kapsadığı ve ferilerin açıkça belirtilip belirtilmediği dikkate alınmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2022/199 E., 2025/1327 K., 09.10.2025)
Nasıl ispat edilir?
- İbra sözleşmesinin varlığını ileri süren taraf, alacaklı ile borçlu arasında ibra konusunda karşılıklı irade birleşmesini ispatlamakla yükümlüdür.
- Şekil serbestisi nedeniyle ibra sözleşmesi tanık ve karine dâhil her delille ispatlanabilir; ancak yazılı belge en güçlü delildir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/1844 E., 2026/418 K., 04.03.2026)
- İşçi alacağına ilişkin ibrada yazılılık ve diğer m.420 şartlarının varlığı, ibrayı ileri süren taraf tarafından ispatlanmalıdır.
- Borcun ibra ile sona erdiğini savunan borçlu, ibranın kapsamını ve alacağın hangi kısmını kapsadığını ispatlamakla yükümlüdür. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2022/199 E., 2025/1327 K., 09.10.2025)
- Alacaklı ise ibranın kısmi olduğunu veya iradesinin sakat bulunduğunu ileri sürerek bu savunmayı çürütmeye çalışabilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.420: İşçinin işverenden alacağına ilişkin ibra için yazılılık, bir aylık bekleme süresi, alacak türü ve miktarının belirtilmesi ile banka aracılığıyla ödeme şartlarını getirir. Genel şekil serbestisi kuralının işçi alacaklarında istisnasıdır.
- 6098 sayılı Kanun m.166: Müteselsil borçlulardan birinin ibrası durumunda diğer borçluların da iç ilişkideki pay oranında borçtan kurtulmasını düzenler.
- 6098 sayılı Kanun m.131: Borcun ifa dışında sona erme hâllerini ve fer'i borçların asıl borçla birlikte sona ermesi kuralını düzenler; ibranın fer'i borçlara etkisi bu hükümle bağlantılıdır.
TBK m.133 — Genel olarak
Bu madde, borcun yenileme (tecdit) yoluyla sona ermesinde yenileme iradesinin nasıl aranacağını düzenler. Birinci fıkra, yeni bir borçla mevcut borcun sona erdirilmesinin yalnızca tarafların açık iradesiyle mümkün olduğunu koyar. İkinci fıkra, mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması, yeni bir alacak senedi ya da yeni bir kefalet senedi düzenlenmesinin tek başına yenileme sayılmayacağını belirtir. Madde, yenileme sözleşmesinin ehliyet, şekil ve geçerlilik koşullarını, yenilemenin dar anlamda borcun sona erme sebepleri arasındaki yerini ve yenilemenin sonuçlarını ayrıntılı düzenlemez. Maddede olmayan ibra sözleşmesi (m.420 ve ibranın genel hükümleri), zamanaşımı ve fer'i hakların akıbeti gibi konular ayrı hükümlere bağlıdır. Madde yalnız, yenileme iradesinin ispatına ve yorumuna ilişkin kuralı içerir; yeni borcun geçerliliği ve iptali ile ilgili hükümler kapsam dışındadır (m.131 ve m.134 gibi genel sona erme ve yenilemenin hukuki sonucuna ilişkin düzenlemeler bu maddenin dışında kalır)."
Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yenileme (tecdit, novasyon)
- Yeni bir borç doğurarak önceki borcun sona erdirilmesidir. Eski borç ile yeni borcun hukuki sebeplerinin farklı olması gerekir; yalnızca borç miktarının veya ifa şartlarının değiştirilmesi yenileme sayılmaz.
- Yenileme iradesi (animus novandi)
- Tarafların eski borcu ortadan kaldırıp yerine yeni bir borç koyma yönündeki iradesidir. Bu irade açık olmalıdır; borcun değiştirildiği, eski borcun devam ettiği durumlarda yenileme iradesi yoktur.
- Yenileme karinesi yasağı
- Yenilemenin karine olarak kabul edilmemesi ilkesidir. Yenileme iradesi ispat edilmedikçe borcun, yapılan değişiklik esaslarına göre devam ettiği kabul edilir.
- Kambiyo taahhüdü
- Poliçe, bono veya çek gibi kambiyo senetlerinden doğan imza sahibinin yükümlülüğünü ifade eder. Mevcut borç için verilmesi tek başına yenileme sayılmaz.
- Açık yenileme iradesi
- Tarafların yenileme amacını açıkça ortaya koyan beyanıdır. Madde, ikinci fıkradaki işlemlerin yenileme sayılması için bu iradenin varlığını şart koşar.
Genel olarak: hangi şartlar aranır?
- Yenileme sözleşmesinden söz edilebilmesi için taraflar arasında mevcut, geçerli bir eski borç bulunmalıdır.
- Yeni borç, eski borçtan hukuki sebep bakımından farklı olmalıdır; iki borcun sebebi aynı ya da benzer ise yalnızca borç ikrarı söz konusu olabilir.
- Tarafların eski borcu sona erdirip yerine yeni borç koyma yönünde açık bir yenileme iradesi bulunmalıdır.
- Mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması, yeni alacak senedi ya da yeni kefalet senedi düzenlenmesi durumunda, yenileme sayılması için tarafların açık yenileme iradesi aranmalıdır.
- Yeni borç geçerli doğmalıdır; yeni borç ehliyet veya şekil eksikliği nedeniyle geçersizse yenileme gerçekleşmez ve eski borç devam eder.
Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?
- Taraflar açık yenileme iradesiyle yeni bir borç doğurursa eski borç sona erer ve yerine yeni borç geçer.
- Açık yenileme iradesi ispat edilemezse borç, yapılan değişiklik esaslarına göre devam eder; yenileme karine olarak kabul edilmez.
- Mevcut borç için kambiyo taahhüdü, yeni alacak senedi veya kefalet senedi düzenlenmesi tek başına yenileme sayılmaz; eski borç varlığını sürdürür.
- Yenileme gerçekleşirse eski borca bağlı kefalet ve rehin gibi fer'i haklar, aksi kararlaştırılmadıkça kural olarak sona erer.
- Yeni borç geçersizse yenileme sözleşmesi kurulamaz ve eski borç sona ermez.
- İkinci fıkra emredici değildir; taraflar aksini kararlaştırabilir. Bu durumda yenileme sayılabilecek işlemlerle ilgili açık anlaşma geçerlidir.
Yenileme ile borç ikrarı arasındaki fark nedir?
Yenilemede eski borç sona erer ve yerine hukuki sebebi farklı yeni bir borç geçer.
Borç ikrarında eski ve yeni borcun hukuki sebebi aynıdır; borç yalnızca doğrulanır.
Hukuki sebep aynıysa yenileme değil borç ikrarı vardır ve eski borcun fer'i hakları ile def'ileri korunur.
Yenileme ile borcun içeriğinin değiştirilmesi arasındaki fark nedir?
Yenilemede eski borç sona erer, yerine yeni borç gelir.
Borcun içeriğinin değiştirilmesinde (m.131 sonrası düzenlenen değişiklik hali) borç varlığını sürdürür.
Değişiklikte eski borcun teminatları ve def'ileri devam eder; yenilemede bunlar kural olarak sona erer.
Genel durum ile kambiyo taahhüdü ve yeni senet hali arasındaki fark nedir?
Genel kural olarak yenileme iradesi açık olmalıdır ve karine kabul edilmez.
Mevcut borç için kambiyo taahhüdü, yeni alacak senedi veya kefalet senedi düzenlenmesinde ikinci fıkra gereği yenileme sayılmaz.
Bu işlemler tek başına yenileme doğurmaz; yenileme sonucunu istenen taraf, açık yenileme iradesini ispatlamalıdır.
Yenileme ile ikale arasındaki fark nedir?
Yenilemede yeni bir borç doğar ve eski borç onun yerine geçer.
İkalede yeni bir borç doğmadan borç ilişkisi anlaşmayla sona erdirilir.
Yeni borç doğmuyorsa yenileme sözkonusu değildir; ikale hükümleri uygulanır.
Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Mevcut borç için kambiyo senedi düzenlenmesini, tarafların açık iradesi aranmadan yenileme saymak; ikinci fıkra gereği bu işlem tek başına yenileme değildir.
- Yenileme iradesini karine kabul etmek; birinci fıkra gereği açık irade ispat edilmedikçe yenileme yoktur.
- Yalnızca borç miktarının veya ifa şartlarının değiştirilmesini yenileme saymak; yenileme için hukuki sebebin değişmesi gerekir.
- Hukuki sebebi aynı olan iki borç arasında yenileme aramak; bu durumda yalnızca borç ikrarı vardır.
- İkinci fıkrayı emredici kabul edip açık aksi anlaşmayı geçersiz saymak; ikinci fıkra emredici değildir.
- Yenilemenin fer'i hakları (kefalet, rehin) kendiliğinden devam ettirdiğini varsaymak; kural olarak fer'i haklar sona erer, aksi kararlaştırılabilir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mevcut borç için poliçe, bono veya çek gibi kambiyo taahhüdünde bulunulmasının tek başına yenileme sayılmayacağı kabul edilmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/1220 E., 2026/141 K., 23.02.2026; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2022/1868 E., 2025/1741 K., 30.10.2025; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2023/1152 E., 2025/1264 K., 23.10.2025)
- Mevcut borç için kambiyo taahhüdü verilmesi ya da yeni senet düzenlenmesi halinde alacaklının, borç için tahsil amacıyla hem temel ilişkiye hem de senede dayanabildiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2022/758 E., 2025/1865 K., 11.12.2025)
- Yenileme iddiasında bulunan tarafın, açık yenileme iradesini ispatlaması gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/1204 E., 2025/1832 K., 06.11.2025; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2023/1152 E., 2025/1264 K., 23.10.2025)
- Bir protokolde yer alan imzanın varlığı ya da bir bilirkişi raporunda ortaya konan yenileme tespitinin, yasal dayanağı olmadan yenileme sonucunu doğurmayacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/1204 E., 2025/1832 K., 06.11.2025)
- Kambiyo taahhüdü verilmesi, ilgili borcun ödenmesine ilişkin menfi tespit davasında (borcun varlığı ve yenileme iddiası açısından) tek başına eski borcu sona erdirmediği biçiminde değerlendirilmektedir. (Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/1262 E., 2025/1900 K., 24.12.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Yenileme iddiasını ileri süren taraf, açık yenileme iradesinin varlığını ispatlamakla yükümlüdür; yenileme karine olarak kabul edilmez.
- Yenileme iradesinin ispatında yazılı belge, protokol ve tarafların açık beyanları kullanılabilir; örtülü ya da varsayımsal irade yeterli değildir.
- Mevcut borç için kambiyo taahhüdü, yeni senet veya kefalet senedi düzenlendiğini ileri süren taraf, bunun yenileme iradesi ile yapıldığını ispatlamalıdır.
- Karşı taraf, eski borcun devam ettiğini ya da yalnızca borç ikrarı yapıldığını savunursa, bu savunmasını yenileme iradesinin bulunmadığını göstererek ispatlar.
- Yenileme gerçekleşmediğini ileri süren borçlu, eski borcun varlığını ve kambiyo senedine dayanan talebin tekerrüre yol açmadığını ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.131: Borcun sona ermesinin etkisine ilişkin genel hükümdür; yenileme sonucu eski borcun sona ermesi ile bağlantılıdır.
- 6098 sayılı Kanun m.420: İşçi alacaklarına ilişkin ibra sözleşmelerinde şekil ve süre şartlarını düzenler; yenilemeden ayrı bir sona erme sebebi olan ibra için sınır oluşturur.
TBK m.134 — Cari hesaplarda
Bu madde, cari hesaba kaydedilen kalemlerin borcu yenileyip yenilemediğini ve cari hesapta bir kalemin güvencesinin hesap kesimi sonrasında akıbetini düzenler. Cari hesap ilişkisinde hesap devresi sonunda kesilen bakiyenin kabulünün yenileme sonucu doğurup doğurmadığı ile bakiye üzerindeki teminatların devamı hükme bağlanmıştır. Madde, kalemlerin cari hesaba geçirilmesi ile borcun yenilenmesi arasındaki ayrımı ve bakiye kabulünün etkisini kapsar. Bakiyenin tamamı için verilmiş güvence ile tek kaleme ilişkin güvencenin kapsamı ayrıca düzenlenmemiştir. Cari hesap sözleşmesinin türü, hesap devrelerinin tespiti, alacakların cari hesaba geçirilmesinin dava ve savunma hakkına etkisi, takas ve faiz gibi konular madde metninde yer almaz ve bunlar TTK m.89 vd. ile TBK'nın takasa ilişkin hükümlerinde düzenlenmiştir. Yenileme sözleşmesinin genel şartları ve ispatı ise TBK m.132 ve genel ilkelere bağlıdır.
Cari hesaplarda: hangi kavramlar bilinmeli?
- Cari hesap
- Taraflardan birinin alacak ve borç kalemlerinin belirli hesap devreleri sonunda karşılıklı olarak mahsup edilip kalan bakiyenin talep edilmesi için kurulan sözleşmedir. Cari hesap, TTK m.89 kapsamında düzenlenmiş bir ticari ilişkidir.
- Yenileme (tecdit)
- Mevcut bir borcun sona erdirilerek yerine yeni bir borç doğurulmasıdır. Yenileme için yalnız eski borcun sona erdirilmesi iradesi yetmez, yeni borcun yaratılmasına yönelik taraf iradelerinin birleşmesi gerekir.
- Hesaba geçirilme
- Bir alacağın cari hesap kalemi olarak kaydedilmesidir. Hesaba geçirilen alacak eski varlığını sürdürür; yalnız münferiden talep edilemez hale gelir ve bu tek başına yenileme sayılmaz.
- Bakiye
- Hesap devresi sonunda alacak ve borç kalemlerinin birbirinden çıkarılmasıyla bulunan kalan tutardır. Bakiyenin karşı tarafça kabulü, madde metni bakımından yenilemenin oluşmasında belirleyici olan olgudur.
- Hesabın kesilmesi ve kabulü
- Hesap devresinin kapatılarak bakiyenin tespit edilmesi ve diğer tarafın bu sonucu onaylamasıdır. Yenileme ancak bu kabul ile gerçekleşir; yalnız kaydın yapılması yeterli değildir.
- Güvence (teminat)
- Bir alacağın ödenmesini sağlamak için verilen kefalet, rehin veya ipotek gibi kişisel ya da aynî güvencelerdir. Madde bakımından güvence, cari hesaptaki ilgili kalemin alacağına bağlıdır.
Cari hesaplarda: hangi şartlar aranır?
- Cari hesaba yalnız kalem kaydının yapılması, borcun yenilendiği sonucunu doğurmaz; yenileme için hesabın kesilmiş olması gerekir.
- Hesabın kesilmesi, hesap devresi sonunda alacak ve borç kalemlerinin birbirinden çıkarılarak bakiyenin tespit edilmesi ile gerçekleşmelidir.
- Bakiyenin diğer tarafça kabul edilmiş olması gerekir; kabul edilmeyen bakiye yeni borç doğurmaz.
- Kalemlerden birinin güvencesi bulunuyorsa, aksi kararlaştırılmamış olmalıdır ki hesabın kesilip sonucun kabul edilmesi güvenceyi sona erdirmez.
Cari hesaplarda: hangi sonuçları doğurur?
- Cari hesaba yalnız kaydedilen kalemler borcu yenilemez; alacak eski varlığını sürdürür.
- Hesap kesilip sonuç diğer tarafça kabul edilirse borç yenilenir ve eski alacaklar sona erip bakiye kadar yeni alacak doğar.
- Bakiye kabul edilmemişse yenileme gerçekleşmez ve kalemler cari hesapta izlenmeye devam eder.
- Kalemlerden birinin güvencesi varsa, aksi kararlaştırılmadıkça hesabın kesilip kabul edilmesi güvenceyi sona erdirmez.
- Güvence, ilişkin olduğu alacak miktarınca bakiye için de devam eder; bakiye bu miktarı aşarsa güvence yalnız alacağın kendi tutarı kadar geçerlidir.
- Tarafların aksi yönde kararı, yani güvencenin hesap kesiminde sona ereceğine dair açık düzenleme, bu hükmün uygulanmasını engeller.
- Madde metninde emredici ya da yedek niteliği açıkça belirtilmemiştir; ancak güvencenin sona ermemesi kuralı tarafların aksi kararlaştırmasına açıktır.
Kalem kaydı ile hesap kesimi ve kabul arasındaki fark nedir?
Alacağın yalnız cari hesaba yazılması, hesap devresi sürerken gerçekleşen bir işlemdir. Bu aşamada alacak eski varlığını korur ve münferiden talep edilemez.
Hesabın kesilmesi ve bakiyenin diğer tarafça kabulü, hesap devresinin sonunda gerçekleşen bir işlemdir. Bu kabul ile taraflar arasında yeni bir borç doğar.
Yalnız kayıt yenileme sayılmaz; kabul ile birlikte eski alacaklar sona erer ve bakiye kadar yeni alacak doğar.
Ara bakiye ile nihai bakiye arasındaki fark nedir?
Hesap devresi sonundaki ara bakiye, cari hesap ilişkisi devam ederken yeni hesap devresine geçirilir.
Nihai bakiye, cari hesap ilişkisinin sona ermesinden sonra kesilen son kalan tutardır.
Alacaklı, cari hesap ilişkisi sona ermedikçe ara bakiyeyi talep edemez; yalnız nihai bakiye talep edilebilir.
Tek kalemin güvencesi ile hesabın tümü için verilen güvence arasındaki fark nedir?
Bir kaleme ilişkin güvence, yalnız o kalemin alacağı kadar bakiye için güvence oluşturur.
Hesabın tümü için verilen güvence, cari hesabın tüm alacaklarına ilişkindir.
Tek kalem güvencesi bakiyenin tamamını değil, kalemin tutarı kadarını teminat altına alır; hesabın tümü için verilen güvence ise bakiyeyi kapsar.
Cari hesaplarda: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Cari hesaba kayıt yapılmasını yenileme saymak; oysa kalem kaydı tek başına borcu yenilemez.
- Hesabın kesilmesi ve bakiyenin kabulü olmadan yenileme olduğunu varsaymak.
- Hesap devresi sonundaki ara bakiyeyi talep edilebilir saymak; ara bakiye ancak cari hesap sona erdikten sonra nihai bakiye olarak talep edilebilir.
- Hesap kesiminde kalemlerden birinin güvencesinin kendiliğinden sona ereceğini düşünmek; madde aksini düzenler.
- Tek kalem için verilmiş güvenceyi bakiyenin tamamı için geçerli saymak; güvence yalnız ilgili alacak miktarı kadar bakiyeye ilişkindir.
- Tarafların açık aksi kararlaştırmasını gözden kaçırarak güvencenin devamını mutlak kabul etmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Cari hesaba kaydedilen alacağın yenileme sayılmayacağı, yenilemenin ancak hesabın kesilip bakiyenin kabulü ile gerçekleşeceği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/610 E., 2023/1246 K., 14.09.2023; İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2018/334 E., 2021/12 K., 19.01.2021; İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2017/104 E., 2020/804 K., 31.12.2020; İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2017/754 E., 2020/788 K., 30.12.2020)
- Bakiye kabul edildiğinde yenileme gerçekleşir; bu nedenle yenilemenin varlığını iddia eden tarafın hesabın kesildiğini ve bakiyenin kabul edildiğini ispatlaması gerekir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/610 E., 2023/1246 K., 14.09.2023)
- Güvencenin hesap kesimi sonrasında devam edip etmediği, güvencenin hesabın tümü için mi yoksa tek kalem için mi verildiğine göre belirlenmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2021/5533 E., 2022/313 K., 24.01.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Yenilemeyi ileri süren taraf, hesabın kesildiğini ve bakiyenin karşı tarafça kabul edildiğini ispatlamakla yükümlüdür.
- Yenileme sözleşmesinin varlığı yazılı delille, yani senetle ispat edilir; yenilemenin karine olarak kabulü yasaktır.
- Cari hesap ekstreleri, hesap kesim cetvelleri ve bakiye bildirim yazışmaları, kabulün ispatında başlıca delillerdir.
- Bakiyenin kabulü ispatlanamazsa, cari hesap kalemlerinin eski varlığını sürdürdüğü ve alacağın münferiden talep edilemediği savunmasına karşı yenileme iddiası reddedilir.
- Güvencenin sona ermediğini iddia eden alacaklı, teminatın devam ettiğini ve kalemin tutarını ispatlamakla yükümlüdür; teminat veren ise sona erme savunmasını ileri sürer.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 m.132: Yenilemenin bir sözleşme olarak kurulmasına ve geçerlilik koşullarına ilişkin genel hükümdür; cari hesapta yenileme de bu genel şartlara tabidir.
- 6098 m.143: Cari hesapta alacakların takas edilmesine ilişkin genel düzenlemedir; madde bu konuda ayrı bir hüküm kurmaz, takas hükümleri cari hesap bakiyesinin belirlenmesinde ayrıca gözetilir.
- 6102 sayılı Kanun m.89: Cari hesap sözleşmesinin tanımını ve niteliğini düzenler; TBK m.134 bu sözleşmenin yenileme etkisine ilişkin özel hükümdür.
- 6102 sayılı Kanun m.90: Cari hesaba geçirilen alacağın dava ve savunma haklarını düşürmediğini ve yenileme sayılmayacağını belirtir; TBK m.134/1 ile uyumludur.
- 6102 sayılı Kanun m.97: Taraflardan hangisinin alacaklı olduğunun ancak cari hesap sözleşmesinin sonunda hesabın kesilmesiyle belli olduğunu düzenler; bakiyenin kabulüyle bağlantılıdır.
TBK m.135 — Birleşme
Bu madde, alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesinin borcu sona erdirmesini, birleşmenin üçüncü kişilerin önceden kazanılmış haklarına etkisini, birleşmenin geçmişe etkili olarak ortadan kalkması halinde borcun yeniden doğmasını ve taşınmaz rehni ile kıymetli evraka ilişkin özel hükümlerin saklı kalmasını düzenler. Kural, borcun tarafları arasında kurulmuş bir borç ilişkisi bakımından uygulanır. Maddede borca katılma, borcun devri, ifa, takas, ibra ve zamanaşımı gibi diğer sona erme sebeplerine ilişkin hükümler yer almaz (ilgili hükümler için bkz. TBK m.131, m.201 ve m.204). Kanuni mirasın paylaşımına ilişkin özel düzenleme ile işletme devrinin ayrıntılı şartları da bu maddenin kapsamı dışındadır (TTK m.136 vd.; TBK m.202 ve m.203).
Birleşme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Birleşme (confusio)
- Bir borç ilişkisinde alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide toplanmasıdır. Birleşmenin borcu sona erdirebilmesi için alacağın tamamının borçluya geçmesi gerekir; alacağın yalnızca bir kısmı ya da alacak üzerindeki bir intifa veya rehin hakkı borçluya geçmişse birleşme gerçekleşmez.
- Külli halefiyet
- Bir kişinin başka bir kişinin tüm malvarlığına veya mirasçı sıfatıyla bütün haklarına ve borçlarına halef olmasıdır. Miras yoluyla birleşme bu yoldan gerçekleşir.
- Cüz'i halefiyet
- Bir kişinin, malvarlığının yalnızca belirli bir kısmına, örneğin bir işletmeye, halef olmasıdır. İşletme devri ya da şirket birleşmesi bu yoldan birleşme doğurabilir.
- Üçüncü kişinin önceden mevcut hakkı
- Birleşmeden önce alacak üzerinde kurulmuş intifa hakkı, rehin hakkı ya da haciz gibi haklardır. Bu haklar birleşmeden etkilenmez ve birleşme sonrasında da kullanılabilir.
- Geçmişe etkili ortadan kalkma
- Birleşmeye yol açan olgunun sonradan hükümsüz hale gelmesi ya da bozucu koşulun gerçekleşmesi gibi nedenlerle birleşmenin baştan itibaren yokmuş gibi sayılmasıdır. Yalnızca birleşmeye yol açan olgunun hükümsüzleşmesi bu sonucu doğurur.
- Taşınmaz rehni ve kıymetli evrak
- Maddenin üçüncü fıkrasında saklı tutulan özel rejimlerdir. İpotekli borç senedi ve irat senedi gibi kıymetli evraka bağlı borçlarda birleşme borcu kendiliğinden sona erdirmez.
Birleşme: hangi şartlar aranır?
- Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmiş olması gerekir; birleşme külli halefiyet (miras gibi) ya da cüz'i halefiyet (işletme devri, birleşme gibi) yoluyla gerçekleşebilir.
- Birleşmenin borcu sona erdirmesi için alacağın tamamının borçluya geçmiş olması gerekir; alacak üzerindeki bir intifa veya rehin hakkının borçluya geçmesi birleşme doğurmaz.
- Birleşme, alacak ve borç aynı malvarlığı kesiminde toplanmalıdır; alacak hakkı ve borç farklı malvarlıklarında kalıyorsa birleşme gerçekleşmez.
- Borcun sona ermesi için birleşmeye yol açan geçerli bir borç ilişkisinin varlığı gerekir; geçersiz bir borç ilişkisinde sona erme söz konusu olmaz.
- Üçüncü kişinin birleşmeden önce alacak üzerinde kurulmuş bir hakkı varsa, bu hak birleşmeden etkilenmemelidir.
- Taşınmaz rehni veya kıymetli evrak söz konusuysa, birinci fıkradaki genel sona erme kuralı değil, bu alanlara ilişkin özel hükümler uygulanmalıdır.
Birleşme: hangi sonuçları doğurur?
- Birleşme gerçekleştiğinde borç kendiliğinden sona erer ve borca bağlı bütün fer'i haklar da birlikte sona erer.
- Birleşme yalnızca alacağın bir kısmı için gerçekleşmişse, borç yalnızca o kısım bakımından sona erer ve kalan kısım devam eder.
- Birleşmeden önce alacak üzerinde kurulmuş intifa veya rehin hakları birleşmeden etkilenmez; bu haklar birleşmeden sonra da kullanılabilir.
- Birleşmeye yol açan olgu geçmişe etkili olarak ortadan kalkarsa borç varlığını sürdürür ve sona ermiş sayılmaz; rehin ve kefalet gibi fer'i haklar da yeniden doğar.
- Taşınmaz rehni ve kıymetli evraka ilişkin özel hükümler saklı olduğundan, bu alanlarda birleşme borcu sona erdirmez.
- Birleşmenin kendisi tek başına alacağın devrini ya da üçüncü kişinin hakkını ortadan kaldırmaz; bu tür hakların akıbeti ayrı hükümlere bağlıdır.
Tam birleşme ile kısmi birleşme arasındaki fark nedir?
Alacağın tamamının borçluya geçtiği hal, borcun tamamen sona ermesine yol açar.
Alacağın yalnızca bir kısmının borçluya geçtiği hal; birleşme, bu kısım için borcu sona erdirir ve kalan kısım varlığını sürdürür.
Kısmi birleşmede borcun yalnızca birleşen kısmı sona erer, kalan alacak devam eder.
Külli halefiyet ile cüz'i halefiyet arasındaki fark nedir?
Miras gibi tüm malvarlığına ya da mirasçılık sıfatına bağlı birleşme.
İşletme devri veya şirket birleşmesi gibi yalnızca belirli bir malvarlığı kesimine bağlı birleşme.
Her iki halde de birleşme borcu sona erdirebilir; ancak birleşmenin kapsamı yalnızca devralınan malvarlığı kesimiyle sınırlıdır.
Üçüncü kişinin önceden kazandığı hak ile sonradan kazanılan hak arasındaki fark nedir?
Birleşmeden önce alacak üzerinde intifa, rehin veya haciz gibi bir hak kurulmuşsa, bu hak korunur.
Birleşmeden sonra kurulan veya borçlunun ya da alacaklının sonradan kazandığı haklar bu korumadan yararlanmaz.
Önceden kurulmuş haklar birleşmeden etkilenmeden devam eder; sonradan kazanılan haklar ise birleşmenin sonucuna tabidir.
Genel kural ile taşınmaz rehni ve kıymetli evrak arasındaki fark nedir?
Genel kurala göre birleşme borcu kendiliğinden sona erdirir.
Taşınmaz rehni veya kıymetli evraka bağlı borçlarda özel hükümler devreye girer.
İpotekli borç senedi veya irat senedi gibi hallerde borç birleşmeyle sona ermez; borçlu senetleri yeniden tedavüle çıkarabilir.
Birleşmenin sürmesi ile geçmişe etkili ortadan kalkması arasındaki fark nedir?
Birleşme sürdüğü sürece borç sona ermiş kalır.
Birleşmeye yol açan olgu hükümsüz olur ya da bozucu koşul gerçekleşirse birleşme geçmişe etkili olarak ortadan kalkar.
Borç yeniden doğar ve rehin, kefalet gibi fer'i haklar da yeniden doğar.
Birleşme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Birleşmeyi yalnızca alacağın bir kısmının veya bir intifa ya da rehin hakkının borçluya geçmesi halinde de gerçekleşmiş saymak; oysa alacağın tamamının geçmesi gerekir.
- Miras yoluyla birleşmenin tüm borçlar için değil yalnızca mirasçılık sıfatının kapsadığı malvarlığı kesimi için geçerli olduğunu gözden kaçırmak.
- Taşınmaz rehni ve kıymetli evrak hallerinde genel kuralı uygulayıp borcun birleşmeyle sona erdiğini kabul etmek; özel hükümler saklıdır.
- Birleşmenin geçmişe etkili olarak ortadan kalkması halinde borcun sona ermemiş sayılması gerektiğini, buna rağmen borcu yeniden doğmamış saymak.
- Birleşmeden önce kurulmuş intifa veya rehin hakkını birleşmeyle birlikte ortadan kalkmış saymak; bu haklar birleşmeden etkilenmez.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Birleşmenin borcu sona erdirebilmesi için alacağın tamamının borçluya geçmiş olması gerektiği, alacak üzerinde bir intifa veya rehin hakkının devredilmesinin birleşme doğurmadığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/1978 E., 2025/1842 K., 06.11.2025)
- Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesinin, aynı malvarlığı kesimi üzerinde toplanmasının borcu sona erdiren bir sebep olduğu kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/1978 E., 2025/1842 K., 06.11.2025)
- Birleşme sonucu sona eren alacak üzerindeki ipotek hakkının, sıfatlar ayrıldığında yeniden hüküm doğurmaya başladığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/439 E., 2023/627 K., 14.06.2023)
- Sigorta şirketinin rücu alacağı ile mirasçılık sıfatının farklı kaynaklı olduğu hallerde, birleşmenin gerçekleşmediği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, 2023/828 E., 2024/1414 K., 13.11.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2020/981 E., 2022/895 K., 29.04.2022)
- Sigortalının mirasçısı konumundaki kişinin, mirasçılık sıfatına bağlı olmayan zararlar bakımından birleşme oluşmayacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2020/981 E., 2022/895 K., 29.04.2022)
- Mirasçı sıfatı ile rücu hakkı sahibinin sıfatları birbirinden farklı olduğunda, TBK m.135 kapsamında bir sıfat birleşmesinin gerçekleşmediği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2020/1251 E., 2022/1586 K., 10.06.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Birleşmeye dayanarak borcun sona erdiğini ileri süren taraf, alacaklı ve borçlu sıfatının aynı kişide toplandığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Birleşmenin, mirasçılık kaydı, ölüm belgesi, işletme devir sözleşmesi veya birleşme tescil kaydı gibi resmi ya da yazılı belgelerle ispatlanması uygundur.
- Alacağın yalnızca bir kısmının birleşmeye konu olduğunu ileri süren taraf, bu sınırı ispatlamakla yükümlüdür.
- Birleşme nedeniyle borcun sona ermediğini savunan taraf, birleşmeye yol açan olgunun sonradan hükümsüzleştiğini ya da üçüncü kişinin önceden bir hakkı bulunduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Taşınmaz rehni veya kıymetli evrak bakımından saklı özel hükümlerin uygulanacağını ileri süren taraf, bu niteliğin varlığını belgeyle ortaya koymalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.131: Borcun sona ermesiyle birlikte kefalet ve rehin gibi bağlı hakların da sona ermesini düzenler; birleşmenin fer'i haklar üzerindeki etkisi bu hükme dayanır.
- 6098 sayılı Kanun m.201: Borca katılmayı düzenler; birleşmeyle borcun sona ermesi bağlamında borçlu sayısının değişmesi durumunda ayrıca başvurulur.
- 6098 sayılı Kanun m.202: İşletmenin devralınmasını düzenler; işletme devri yoluyla cüz'i halefiyet birleşmesinin kaynağını oluşturur.
- 6098 sayılı Kanun m.203: İşletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesini düzenler; iki işletmenin birleşmesinin birleşme hükmü bakımından önem taşıyan bir örnektir.
- 6098 sayılı Kanun m.204: Mirasın paylaşılması ve rehinli taşınmazın devrindeki borcun üstlenilmesine ilişkin özel hükümlerin saklı olduğunu belirtir; bu alanlar birleşme kuralına göre ayrı işler.
- 4721 sayılı Kanun m.605: Mirasın reddini düzenler; miras reddi halinde külli halefiyet yoluyla kurulan birleşmenin geçmişe etkili olarak ortadan kalkması ve borcun yeniden doğması bu hükümle bağlantılıdır.
- 6102 sayılı Kanun m.136: Ticaret şirketlerinin birleşmesini düzenler; şirket birleşmesi yoluyla cüz'i halefiyet bakımından TBK m.135 ile birlikte değerlendirilir.
- 4721 sayılı Kanun m.918: Tedavüldeki kıymetli evrakla ilgili hükümlerdir; birleşme sonrası ipotekli borç senedinin yeniden tedavüle çıkarılması bu hükme dayanır.
TBK m.136 — Genel olarak
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 136. maddesi, borcun ifasının borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşması hâlinde borcun sona ermesini ve karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde karşı edimin akıbetini düzenler. Ayrıca borçlunun imkânsızlığı alacaklıya bildirme ve zararın artmasını önleme yükümlülüğüne aykırılığın sonuçlarını kapsar. Madde, sonradan doğan imkânsızlığı konu alır ve borçlu ile karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerin tarafı olan alacaklı bakımından uygulanır. Başlangıçtaki imkânsızlığın sözleşmeyi geçersiz kılmasını düzenlemez (m.27). Kısmi imkânsızlığı (m.137) ve aşırı ifa güçlüğünü (m.138) düzenlemez. Temerrüt hâlinde umulmayan hal nedeniyle sorumluluğu (m.119) ve yardımcı kişilerin fiilinden doğan sorumluluğu (m.116) da bu maddede aranmaz.
Genel olarak: hangi şartlar aranır?
- Borcun ifasının sözleşmenin kurulmasından sonra imkânsızlaşmış olması gerekir; başlangıçtaki imkânsızlık m.27 kapsamındadır.
- İmkânsızlığın borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebepten doğmuş olması gerekir; borçlunun kusuruna dayanan imkânsızlıkta borç sona ermez, tazminat sorumluluğu doğar.
- İmkânsızlığın kalıcı nitelikte olması gerekir; geçici engel imkânsızlık sayılmaz ve temerrüt hükümleri uygulanır.
- Karşılıklı borç yükleyen sözleşmede, imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlunun karşı edimi isteme hakkını kaybetmesi için karşı tarafa henüz ifa edilmemiş olması gerekir.
- Borçlunun karşı taraftan almış olduğu edimin, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri verilmesi gerekir.
- Kanun veya sözleşmeyle borcun ifasından önce doğan hasarın alacaklıya yüklenmiş olması hâlinde, bu sonuç uygulanmaz ve hasar alacaklının sorumluluğunda kalır.
- Borçlu imkânsızlığı alacaklıya gecikmeksizin bildirmeli ve zararın artmaması için gerekli önlemleri almalıdır; aksi hâlde bundan doğan zararı gidermekle yükümlü olur.
Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?
- Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeple imkânsızlaşırsa borç kendiliğinden sona erer.
- Karşılıklı borç yükleyen sözleşmede imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlu, karşı taraftan aldığı edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermekle yükümlüdür.
- Karşılıklı sözleşmede henüz ifa edilmemiş olan karşı edimi isteme hakkı borçlu bakımından düşer.
- Borcun ifasından önce doğan hasar kanun veya sözleşmeyle alacaklıya yüklenmişse, bu hasar alacaklının sorumluluğundadır ve yukarıdaki sonuçlar bu hâlde uygulanmaz.
- Borçlu imkânsızlığı alacaklıya gecikmeksizin bildirmez ya da zararın artmasını önlemek için gerekli önlemleri almazsa, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür.
- Kusurlu imkânsızlıkta borç sona ermez; edimin yerini alacaklının zararını tazmin yükümlülüğü alır.
- Madde emredici değil düzenleyicidir; taraflar sözleşmeyle mücbir sebep ya da umulmayan hâlden doğan imkânsızlıktan sorumlu olmayı üstlenebilir.
Kusursuz imkânsızlık ile kusurlu imkânsızlık arasındaki fark nedir?
Borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeple imkânsızlaşan edim; m.136 ilk fıkra uyarınca borç sona erer.
Borçlunun kusurundan doğan imkânsızlık; borç sona ermez, edimin yerini alacaklının zararını tazmin yükümlülüğü alır.
Kusursuz imkânsızlıkta borçlu tazminat ödemez; kusurlu imkânsızlıkta m.112 uyarınca tazminat borcu doğar.
Başlangıçtaki imkânsızlık ile sonradan doğan imkânsızlık arasındaki fark nedir?
Sözleşme kurulduğu anda edimin imkânsız olması; m.27 kapsamındadır.
Sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkan imkânsızlık; m.136 kapsamındadır.
Başlangıçtaki imkânsızlıkta sözleşme geçersiz olur; sonradan doğan imkânsızlıkta sözleşme geçerlidir ve borç sona erer.
Kalıcı imkânsızlık ile geçici ifa engeli arasındaki fark nedir?
Kalıcı nitelikteki engel imkânsızlık sayılır ve m.136 uygulanır.
Geçici engel imkânsızlık sayılmaz.
Geçici engelde borç sona ermez; temerrüt hükümleri (m.117 vd.) gündeme gelebilir.
Karşılıklı borç yükleyen sözleşme ile tek taraflı borç arasındaki fark nedir?
Karşılıklı borç yükleyen sözleşmede bir tarafın edimi imkânsızlaştığında m.136/2 hükmü işler.
Tek taraflı borç ilişkisinde karşı edim söz konusu olmaz.
Karşılıklı sözleşmede karşı edim düşer ve alınan edim geri verilir; tek taraflıda bu hüküm uygulanmaz.
Borçlunun ifa imkânsızlığı bildirmesi ile bildirmemesi arasındaki fark nedir?
Borçlu imkânsızlığı gecikmeksizin bildirir ve zararı önlemek için önlem alır.
Borçlu bildirmez veya önlem almaz.
İkinci hâlde borçlu, bundan doğan zararları gidermekle yükümlüdür (m.136/3).
Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Başlangıçtaki imkânsızlığı sonradan doğan imkânsızlık gibi ele almak; başlangıçtaki imkânsızlık m.27 kapsamında sözleşmeyi geçersiz kılar.
- Geçici bir ifa engelini imkânsızlık saymak; geçici engelde borç sona ermez ve temerrüt hükümleri uygulanır.
- Karşılıklı edimde karşı edimi ifa edilmiş gibi isteme hakkını korunmuş saymak; borçlu henüz ifa edilmemiş edimi isteme hakkını kaybeder.
- Alınan edimi geri vermekle yükümlü olmadığını varsaymak; borçlu sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri vermek zorundadır.
- Kusurlu imkânsızlıkta da borcun sona erdiğini kabul etmek; kusurlu imkânsızlıkta borç sona ermez, tazminat sorumluluğu doğar.
- Borçlunun bildirim yükümlülüğünü ihmal edilebilir saymak; gecikmeksizin bildirim ve zararı artırmama yükümlülüğü ihlal edilirse ayrı bir tazminat sorumluluğu doğar.
- Madde metnini emredici saymak; madde düzenleyicidir ve sözleşmeyle farklı düzenleme mümkündür.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık sebebiyle borçtan kurtulan borçlunun, karşı taraftan aldığı edimi sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri vermesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2022/28 E., 2025/1427 K., 10.12.2025)
- Mücbir sebep hâlinde karşılıklı edimlerin ifasının beklenemeyeceği ve tarafların ifa borçlarının bu nedenle sona ereceği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2022/1457 E., 2026/411 K., 05.03.2026)
- Hükmün uygulanmasında 136 ve 137. maddelerin birlikte değerlendirildiği ve ifa imkânsızlığı hükümlerinin uygulama alanı bulduğu kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/1907 E., 2025/719 K., 15.05.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/1450 E., 2022/1107 K., 06.10.2022)
- Sözleşme davalı iş sahibi açısından sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmişse m.136/1 uygulanır ve bu sonuç m.112 ile birlikte değerlendirilir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2023/429 E., 2025/727 K., 16.09.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Asıl talebi ileri süren taraf, borcun ifasının imkânsızlaştığını ispatlamakla yükümlüdür; imkânsızlığın sözleşmeden sonra doğduğu da bu tarafça gösterilmelidir.
- Sorumlu tutulamayacak bir sebebin varlığını ileri süren borçlu bunu ispatlamalıdır; mücbir sebep ve umulmayan hâl gibi nedenlerde ispat yükü borçluya düşer.
- Karşı edimin geri verilmesi talebinde bulunan taraf, karşı tarafa edimini ifa ettiğini ve karşı edimin geri verilmesi gerektiğini belgelerle göstermelidir.
- Borçlunun imkânsızlığı gecikmeksizin bildirdiğini ve önlem aldığını ileri sürmesi hâlinde bu hususu yazılı belge, yazışma veya tanıkla ispatlaması gerekir; bildirim yapılmadığını ileri süren alacaklı bu savunmayı kanıtlamakla yükümlü değildir, borçlu bildirimini ispatlamalıdır.
- Hasarın alacaklıya yüklenmiş olduğunu ileri süren taraf, kanun veya sözleşme hükmünü ortaya koymalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.27: Başlangıçtaki imkânsızlığı düzenler; bu durumda sözleşme geçersiz olur ve m.136 uygulanmaz.
- 6098 sayılı Kanun m.112: Borçlunun kusurlu imkânsızlığında tazminat sorumluluğunu düzenler; m.136'nın kusursuzluk şartının karşılığıdır.
- 6098 sayılı Kanun m.137: Kısmi imkânsızlığı düzenler; m.136 tam imkânsızlığı kapsar.
- 6098 sayılı Kanun m.138: Aşırı ifa güçlüğü hâlini düzenler; imkânsızlıktan ayrı bir hükümdür.
- 6098 sayılı Kanun m.116: Yardımcı kişilerin fiilinden doğan sorumluluk; borçlunun kusursuz olsa da sorumlu olduğu hâllerden biridir.
- 6098 sayılı Kanun m.119: Temerrüt hâlinde umulmayan hal nedeniyle borçlunun sorumluluğunu düzenler; m.136'nın sorumluluk kurtuluşunun istisnasıdır.
TBK m.137 — Kısmi ifa imkânsızlığı
Madde, borcun ifasının borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle kısmen imkânsızlaşması halinde borcun hangi ölçüde sona ereceğini ve bu durumun tek taraflı borç ilişkilerinde ile karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde nasıl işleyeceğini düzenler. Kısmi imkânsızlığın istisnası olarak borcun tamamının sona ermesi koşulunu da kapsar. Kime uygulandığı bakımından borçlu ile alacaklı arasındaki her borç ilişkisi, özellikle karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde her iki taraf için geçerlidir. Tam imkânsızlığın hükümlerini, borçlunun sorumlu olduğu imkânsızlığı (m.112 ve devamı), sonradan doğan kusursuz imkânsızlığın tam hâlini ve aşırı ifa güçlüğünü (m.138) düzenlemez. Kısmi temerrüdü ve kısmi ifanın alacaklıya yaptığı etkiyi de düzenlemez.
Kısmi ifa imkânsızlığı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kısmi ifa imkânsızlığı
- Borcun, borçlunun sorumlu olmadığı bir sebeple tamamının değil bir bölümünün ifasının mümkün olmaz hale gelmesidir. Borç bölünebilir olmalıdır; bölünemez bir edimde kısmi imkânsızlıktan söz edilemez. Tam imkânsızlıkta borç tümüyle sona erer; kısmi imkânsızlıkta ise yalnız imkânsızlaşan kısım sona erer.
- Bölünebilir edim
- Değerinde, niteliğinde ve özgülendiği amaçta kayıp olmadan parçalara ayrılabilen edimdir. Bu nitelik edimin doğal yapısına ve taraf iradelerine göre belirlenir. Belirli bir eşya veya tek bir hizmet niteliği taşıyan edim genellikle bölünemezdir.
- Kısmi ifaya razı olma
- Alacaklının, borçlunun ifa edebildiği kısmı kabul etmesidir. Alacaklı kural olarak kısmi ifayı kabul etmek zorunda değildir; kabul ettiği ölçüde karşı edim de o oranda ifa edilir.
- Öngörülseydi sözleşmenin yapılmayacağı
- Kısmi imkânsızlığın sözleşme yapılırken öngörülebilmesi hâlinde taraflardan en az birinin sözleşmeyi hiç yapmayacağının açıkça anlaşılmasıdır. Yalnızca daha az bedel veya başka şartlarla yapılacak olması bu ölçütü karşılamaz.
- Karşılıklı borç yükleyen sözleşme
- Her iki tarafın birbirine karşılık olarak edim yüklendiği sözleşmelerdir. Madde ikinci fıkrasını bu sözleşmeler için düzenler.
Kısmi ifa imkânsızlığı: hangi şartlar aranır?
- Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple kısmen imkânsızlaşmış olmalıdır.
- Kısmen imkânsızlaşan borç bölünebilir nitelikte olmalıdır; bölünemez edimde kısmi imkânsızlık hükümleri değil tam imkânsızlık hükümleri uygulanır.
- Kısmi imkânsızlığın önceden öngörülmesi hâlinde taraflarca böyle bir sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılmamalıdır; aksi hâlde borcun tamamı sona erer.
- Karşılıklı borç yükleyen sözleşmede alacaklı kısmi ifaya razı olmalıdır; razı olmaması hâlinde tam imkânsızlık hükümleri uygulanır.
- Karşılıklı sözleşmede karşı edim bölünebilir nitelikte olmalıdır; karşı edim bölünemez ise tam imkânsızlık hükümleri uygulanır.
- Kısmi ifaya razı olunduğunda karşı edim de imkânsızlaşan oran kadar ifa edilmelidir.
Kısmi ifa imkânsızlığı: hangi sonuçları doğurur?
- Tek taraflı borçta borçlu, borcunun yalnızca imkânsızlaşan kısmından kurtulur; imkânsızlaşmayan kısmı ifa etmekle yükümlü kalır.
- Kısmi imkânsızlığın öngörülmesi hâlinde sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılıyorsa, imkânsızlaşmayan kısım dahil borcun tamamı sona erer.
- Karşılıklı borç yükleyen sözleşmede alacaklı kısmi ifaya razı olursa, karşı edim imkânsızlaşan oran kadar ifa edilir ve sözleşme bu ölçüde devam eder.
- Alacaklı kısmi ifaya razı olmazsa ya da karşı edim bölünemeyen nitelikteyse, tam imkânsızlık hükümleri uygulanır ve borç ilişkisi sona erer.
- Karşı edim yükümlüsü, kısmi ifa oranında ifa yükümünden kurtulur; ifa edilmeyen kısım için karşı edimi ödemekle yükümlü olmaz.
- Borç ilişkisi sona ermeden devam eden kısım için tarafların borçları azalmış olarak yerine getirilir.
Tek taraflı borç ile karşılıklı borç yükleyen sözleşme arasındaki fark nedir?
Tek taraflı borçta kısmi imkânsızlık yalnızca borçlunun kendi borcunu etkiler; borçlu imkânsızlaşan kısımdan kurtulur.
Karşılıklı borç yükleyen sözleşmede karşı edimin de oranlanması gerekir; birinci fıkranın sonucu tek başına yeterli olmaz.
Karşılıklı sözleşmede alacaklının kısmi ifaya razı olması ve karşı edimin bölünebilir olması hâlinde karşı edim de o oranda ifa edilir. Aksi hâlde tam imkânsızlık hükümleri uygulanır.
Birinci fıkra (kısmi imkânsızlık) ile ikinci fıkra (karşılıklı sözleşmede oranlama) arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra borçlunun kurtulma kapsamını belirler: imkânsızlaşmayan kısım devam eder.
İkinci fıkra karşılıklı sözleşmede karşı edimin de oranlanmasını ve alacaklının rızasına bağlı bu sonucu düzenler.
Alacaklı kısmi ifaya razı olmazsa ya da karşı edim bölünemezse sözleşme tam imkânsızlık kurallarına göre sona erer.
Bölünebilir edim ile bölünemez edim arasındaki fark nedir?
Bölünebilir edimde (örneğin para borcu, çeşit malı) imkânsızlaşmayan kısım için borç devam eder.
Bölünemez edimde (belirli bir eşya, hizmet edimi, yapmama borcu) kısmi ifa mümkün değildir.
Bölünemez edimde kısmi imkânsızlık söz konusu olmaz; tam imkânsızlık hükümleri uygulanır.
Kısmi imkânsızlığın öngörülebilirliği: fark nedir?
Kısmi imkânsızlık öngörülseydi sözleşmenin hiç yapılmayacağının açıkça anlaşıldığı hâllerde borcun tamamı sona erer.
Yalnızca sözleşmenin farklı şartlarla yapılacağı durumda kural olarak borcun tamamı sona ermez.
Birinci durumda imkânsızlaşmayan kısım dahil tüm borç sona erer; ikinci durumda ise kısmi imkânsızlık kuralı uygulanır.
Kısmi ifa imkânsızlığı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tüm borç ilişkisinin kısmi imkânsızlıkta kendiliğinden sona erdiğini saymak; kural imkânsızlaşmayan kısmın devam etmesidir.
- Karşılıklı sözleşmede alacaklının rızası aranmadan karşı edimi kendiliğinden oranlamak; oranlama alacaklının kısmi ifaya razı olmasına bağlıdır.
- Karşı edimin bölünemez olmasını gözden kaçırıp oranlama yapmak; bu durumda tam imkânsızlık hükümleri uygulanır.
- Öngörülseydi sözleşmenin farklı şartlarla yapılacağı durumu ile hiç yapılmayacağı durumu karıştırmak; yalnızca farklı bedel ya da şartlar tüm borcun sona ermesine yol açmaz.
- Bölünemez edimi, teknik olarak parçalara ayrılabiliyor görünmesi nedeniyle bölünebilir saymak; bölünebilirlik edimin doğasına ve amacına göre belirlenir.
- Birinci fıkradaki sonucu yalnızca karşılıklı sözleşmelere uygulamak; birinci fıkra tek taraflı borçlarda da geçerlidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kısmi ifa imkânsızlığının uygulanabilmesi için edimin bölünebilir olup olmadığının somut olayda sözleşmenin amacına ve taraf iradelerine göre belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/1907 E., 2025/719 K., 15.05.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/1450 E., 2022/1107 K., 06.10.2022)
- Bağlamda kararlara yansıyan yaklaşım, 136 ve 137. maddelerin ifa imkânsızlığı bakımından birlikte uygulandığı yönündedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2024/1990 E., 2025/526 K., 28.05.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/1907 E., 2025/719 K., 15.05.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/1450 E., 2022/1107 K., 06.10.2022; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/903 E., 2025/294 K., 26.03.2025; İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, 2021/349 E., 2024/61 K., 19.03.2024)
- Uygulamada sözleşme tarafları bakımından karşılıklı edimlerin bölünebilirliği ve alacaklının kısmi ifaya rızası, karşı edim yükümünün oranlanıp oranlanmayacağını belirleyen başlıca ölçüt olarak ele alınmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/1907 E., 2025/719 K., 15.05.2025; 11. Hukuk Dairesi, 2021/7877 E., 2023/2131 K., 06.04.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Kısmi imkânsızlığı ileri süren borçlu, imkânsızlığın kendi sorumluluğu dışındaki bir sebepten doğduğunu ve yalnızca bir kısmını etkilediğini ispatlamakla yükümlüdür.
- Borcun bölünebilir olup olmadığı, sözleşmenin metni, edimin niteliği ve taraf iradeleri ile iş çevresindeki görüşlerle ispatlanır; bölünemezlik savunmasını ileri süren taraf bunu ispatlar.
- Alacaklının kısmi ifaya razı olduğunu veya olmadığını ileri süren taraf bunu ispatlar; rızanın yazılı belgeyle kanıtlanması zorunlu değildir, ancak sözlü beyanın ispatı tanık ve belge ile yapılır.
- Karşılıklı sözleşmede karşı edimin oranlanmasını talep eden taraf, kısmi ifanın oranını ve karşı edimin buna göre hesabını ortaya koyar.
- Öngörülseydi sözleşmenin yapılmayacağının açıkça anlaşıldığını iddia eden taraf bu iddiasını ispatlar; sözleşmenin yalnızca farklı şartlarla kurulacağını savunan karşı taraf bu savunmayı ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.136: Tam imkânsızlığı ve borcun sona ermesini düzenler; m.137 kısmi imkânsızlık ile birlikte okunur.
- 6098 sayılı Kanun m.138: Aşırı ifa güçlüğünü düzenler; ifa imkânsızlığı bulunmayan, yalnızca ifayı güçleştiren hâllerde ayrı bir hukuki yol açar.
- 6098 sayılı Kanun m.27: Kısmi hükümsüzlükte sözleşmenin geri kalanının akıbetini düzenler; m.137 kıyas yoluyla bu ilkeye dayanır.
- 6098 sayılı Kanun m.34: Öngörülseydi yapılacak sözleşmenin şartlarını diğer tarafın kabul etmesi hâlinde sözleşmenin bu şartlarla devam etmesi ilkesine kıyas edilir.
TBK m.138 — Aşırı ifa güçlüğü
Bu madde, sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkan ve borçlunun edimini ifa etmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede güçleştiren olağanüstü durumlarda (aşırı ifa güçlüğü) borçluya tanınan hakları düzenler: hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme ve uyarlamanın mümkün olmaması halinde sözleşmeden dönme ya da sürekli edimli sözleşmelerde fesih hakkı. Ayrıca hükmün yabancı para borçlarında da uygulanacağını belirtir. Kural, sözleşmeye bağlılık ilkesinin istisnası niteliğindedir ve borçlunun ifa edilebilir ama aşırı güçleşmiş edimine ilişkindir. Madde, edimin objektif olarak imkânsızlaşmasını (imkânsızlık hükümleri) düzenlemez. Sözleşmenin baştan itibaren yanılma veya irade sakatlığı nedeniyle iptalini düzenlemez (m.30 vd.). Sözleşmenin kurulmasından önceki olgulardan doğan hatalar ile sebepsiz zenginleşme ve tazminat sorumluluğu bu maddenin kapsamında değildir. Borcun ifa edilmemesi halinde temerrüt ve sorumluluk sonuçları da bu maddenin konusu değildir.
Aşırı ifa güçlüğü: hangi kavramlar bilinmeli?
- Aşırı ifa güçlüğü
- Sözleşme geçerli kurulmuş olmakla birlikte, sonradan ortaya çıkan olağanüstü bir durum yüzünden edimin ifasının objektif olarak imkânsızlaşmadığı, ancak dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede güçleştiği hâldir. Edimin ifa edilebilir olması, bu kavramı imkânsızlıktan ayırır.
- Olağanüstü durum
- Sözleşme yapılırken taraflarca öngörülmemiş ve öngörülmesi de beklenmemiş olan, borçludan kaynaklanmayan olaydır. Öngörülmemesinin yeterli olmadığı, öngörülmesinin beklenmediği ölçütüne bağlıdır.
- Uyarlama
- Hâkimin, değişen koşullar karşısında sözleşmenin içeriğini taraflar arasındaki dengeyi gözeterek yeniden düzenlemesidir. Madde, uyarlamayı dönme hakkından önce gelen birincil talep olarak öngörür.
- Sözleşmeden dönme
- Uyarlamanın mümkün olmadığı durumda borçluya tanınan, sözleşmeyi geriye etkili biçimde sona erdiren haktır. Bu hak, madde metninde uyarlamanın mümkün olmaması koşuluna bağlanmıştır.
- Fesih
- Sürekli edimli sözleşmelerde, sözleşmeyi ileriye etkili biçimde sona erdiren haktır. Kural olarak dönme hakkının yerini alır.
- İşlem temelinin çökmesi
- Sözleşmenin kurulmasına yol açan ortak varsayımın ortadan kalkmasıdır. Madde gerekçesinde bu kurumdan söz edilmekle birlikte, maddenin şartları bu kurumun tamamını karşılamaz.
Aşırı ifa güçlüğü: hangi şartlar aranır?
- Geçerli kurulmuş bir sözleşme bulunmalıdır.
- Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum ortaya çıkmış olmalıdır; bu öngörülmezlik yalnızca ifa güçlüğüne düşen taraf açısından değil, öngörülmesinin beklenemezliği ölçütüyle değerlendirilmelidir.
- Ortaya çıkan durum borçludan kaynaklanmamış olmalıdır.
- Bu durum, sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları borçlu aleyhine değiştirmiş ve kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede güçleştirmiş olmalıdır; zarar borçlunun ekonomik olarak mahvolmasına varmak zorunda değildir.
- Borçlu borcunu henüz ifa etmemiş olmalıdır; ifa etmişse ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmalıdır.
- Borçlu, uyarlama ya da dönme talebinde bulunmalıdır; uyarlama öncelikli taleptir, dönme ancak uyarlamanın mümkün olmaması hâlinde söz konusu olur.
Aşırı ifa güçlüğü: hangi sonuçları doğurur?
- Şartlar gerçekleşirse borçlu, öncelikle hâkimden sözleşmenin değişen koşullara uyarlanmasını isteyebilir.
- Uyarlama mümkün değilse borçlu sözleşmeden dönebilir.
- Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme yerine fesih hakkını kullanır.
- Borçlu ifa etmiş ve haklarını saklı tutmamışsa, ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan talep haklarını kullanamayabilir.
- Ortaya çıkan güçlük borçludan kaynaklanıyorsa ya da öngörülebilir bir durumsa madde 138 uygulanmaz.
- Uyarlama, alacaklıya öngörülmeyen yeni mali yük veya süre getiriyorsa, hâkim bu dengeyi gözeterek karar verir ve dönme ancak uyarlamanın mümkün olmaması hâlinde gündeme gelir.
- Madde, yabancı para borçlarında da uygulanır; bu nedenle kur değişiklikleri aşırı ifa güçlüğü oluşturabilir.
- Kanunun emredici nitelikte olduğu, maddede yer alan bir hüküm dolayısıyla sözleşmeyle daraltılıp daraltılamayacağı metinden açıkça çıkmamaktadır; bu nokta uygulamada tartışmalıdır.
Aşırı ifa güçlüğü ile imkânsızlık arasındaki fark nedir?
Aşırı ifa güçlüğünde edim hâlâ ifa edilebilir, ancak ifa borçlu için aşırı ölçüde güçleşmiştir.
İmkânsızlıkta edim objektif olarak ya da borçlu açısından ifa edilemez hâle gelmiştir.
Aşırı ifa güçlüğünde madde 138 uygulanır ve uyarlama ya da dönme sunulur; imkânsızlıkta ayrı imkânsızlık hükümleri uygulanır.
Uyarlama ile dönme arasındaki fark nedir?
Uyarlama, hâkimin sözleşmeyi değişen koşullara göre yeniden düzenlemesidir ve borçlunun birincil talebidir.
Dönme, uyarlamanın mümkün olmadığı durumda borçluya tanınan ikincil haktır.
Borçlu önce uyarlama ister; uyarlama mümkün değilse sözleşmeden dönebilir. Metindeki ifade, dönme hakkını seçimlik bırakmaz.
Dönme ile fesih (sürekli edimli sözleşmeler) arasındaki fark nedir?
Dönme, sözleşmeyi geriye etkili olarak sona erdirir.
Fesih, sürekli edimli sözleşmeyi ileriye etkili olarak sona erdirir.
Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu kural olarak fesih hakkını kullanır; ifa edilmiş kısım etkilenmez.
Borcun henüz ifa edilmemesi ile ifa edilmiş olması arasındaki fark nedir?
Borçlu borcunu henüz ifa etmemişse hakları doğrudan kullanabilir.
Borçlu ifa etmişse, haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmalıdır.
İfadan önce saklı tutma beyanı gerekmez; ifa edilmişse saklı tutma olmadan talep hakkı kaybolabilir.
Aşırı ifa güçlüğü ile sözleşmenin baştan kusurlu olması arasındaki fark nedir?
Aşırı ifa güçlüğünde sözleşme kurulurken geçerlidir ve sonradan olgular değişmiştir.
Olgu sözleşme kurulduğu sırada mevcut olup yalnızca taraflarca bilinmiyorsa, durum yanılma ve iptal hükümleri çerçevesinde değerlendirilir.
Yanılma durumunda madde 138 değil, m.30 vd. uygulanır.
Aşırı ifa güçlüğü: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Aşırı ifa güçlüğünü objektif imkânsızlıkla karıştırmak; edim ifa edilebilir olduğu sürece madde 138 esas alınmalıdır.
- Borçlunun ekonomik olarak mahvolmasını aramak; maddede dürüstlük kuralına aykırılık ölçütü yeterlidir.
- Taraflarca öngörülmeyen durum ifadesini yalnızca borçlunun öngörmediği anlamında yorumlamak; öngörülmesinin beklenememesi de aranmalıdır.
- Dönme hakkını uyarlamaya alternatif ya da seçimlik bir hak gibi ele almak; uyarlama öncelikli talep olarak ileri sürülmelidir.
- Sürekli edimli sözleşmede dönme hakkını doğrudan kullanmak; kural olarak fesih hakkı kullanılmalıdır.
- Sözleşme kurulduğu sırada mevcut ancak bilinmeyen bir olguyu aşırı ifa güçlüğü saymak; bu durumda yanılma hükümleri uygulanır.
- Saklı tutma beyanı yapmadan ifa edip sonradan uyarlama talep etmek; ifanın haklar saklı tutularak yapılmış olması gerekir.
- Madde metninde yer almayan bir süre (ör. ihbar veya başvuru süresi) bulunduğunu varsaymak; maddede süre düzenlemesi yoktur.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Uyarlama talebinde, sözleşmenin yapıldığı sırada öngörülmezlik ve öngörülmesinin beklenmezlik ölçütünün birlikte değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/972 E., 2023/67 K., 15.02.2023)
- Aşırı ifa güçlüğünün varlığı için borçlunun ekonomik olarak mahvolmasının gerekmediği, dürüstlük kuralına aykırılığın yeterli olduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/582 E., 2025/24 K., 12.02.2025)
- Hukuk Genel Kurulu kararında işlem temelinin çökmesi teorisinin Alman hukukundan gelen bir kurum olduğu ve madde 138'in bu kurumun tamamını karşılamadığı yönünde değerlendirme yapılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/582 E., 2025/24 K., 12.02.2025)
- Uyarlama, borçlunun birincil talebi olarak ele alınmakta; dönme hakkı ancak uyarlamanın mümkün olmadığı durumda tanınmaktadır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2026/463 E., 2026/812 K., 10.04.2026)
- Uyarlamanın alacaklıya yeni ve öngörülmemiş mali yük getirmesi hâlinde yararlar dengesinin gözetilmesi gerektiği yönünde uygulama bulunmaktadır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2024/751 E., 2025/561 K., 12.05.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Aşırı ifa güçlüğü iddiasını ileri süren borçlu, sözleşmenin yapıldığı sırada olağanüstü durumun öngörülemediğini ve öngörülmesinin beklenemediğini ispatlamakla yükümlüdür; sözleşme sırasında bilinmediğini söylemesi yeterli değildir.
- Borçlu, ortaya çıkan durumun kendisinden kaynaklanmadığını ve edimi aşırı ölçüde güçleştirdiğini ispatlamalıdır; bu amaçla bilirkişi incelemesi (maliyet, kur, pazar verileri) sık başvurulan delildir.
- Karşı taraf, durumun öngörülebilir olduğunu, borçlunun kusurlu davrandığını ya da dürüstlük kurallarına aykırılığın bulunmadığını savunursa, bu savunmanın ispat yükü ona düşer.
- Uyarlama talebinin sonucu olarak alacaklının yeni yük altına gireceği iddiasında, bu yükün ölçüsünü ortaya koyan belgeler ve bilirkişi raporu taraflar arasında karşılıklı olarak sunulmalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.137: Kısmi imkânsızlık hâlinde karşı edimin orantılı ifasını düzenler; aşırı ifa güçlüğünden ayrılması gereken imkânsızlık hükümlerinin bir parçasıdır.
- 6098 sayılı Kanun m.30: Sözleşme kurulduğu sırada mevcut olup yalnızca bilinmeyen olgular için madde 138 yerine yanılma hükümlerinin uygulanmasını belirler.
- 4721 sayılı Kanun m.2: Dürüstlük kuralı, aşırı ifa güçlüğünde uyarlama isteminin temelidir.
TBK m.139 — Genel olarak
TBK m.139, takasın kurulabilmesi için aranan temel koşulları düzenler: karşılıklı ve özdeş edimli borçların varlığı, her iki borcun muaccel olması, çekişmeli alacağın takasa engel olmaması ve zamanaşımına uğramış alacağın takasının koşulları. Hükmün uygulanması kanuni takas bakımından, iki kişi arasındaki karşılıklı borç ilişkileri için geçerlidir. Maddede takasın beyan yoluyla nasıl yapılacağı, beyanın şekli, takasın sonuçlarının ne zaman doğacağı düzenlenmez; bunlar TBK m.143 ve izleyen maddelerde yer alır. Takasın yasaklandığı alacaklar ve rızaya bağlı alacaklar (TBK m.140-141), iflas hâlinde takas (TBK m.142), akdi takas ve kefilin takas hakkı da bu maddenin kapsamı dışındadır. Zamanaşımı süresinin kendisi ve süresinin işlemesi ayrı hükümlere tabidir.
Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kanuni takas
- Kanunda düzenlenen ve tarafların yalnızca tek taraflı beyanıyla gerçekleşen takas türüdür. Taraflar sözleşmeyle takası kurabilir, ancak bu akdi takas olup kanuni takas hükümlerinden ayrıdır.
- Özdeş (aynı cins) edim
- Para borçları veya aynı türden misli eşya borçları gibi birbirinin yerine geçebilen edimlerdir. Parça borçları ve hizmet ya da başka nitelikteki edimler bu kapsama girmez.
- Muacceliyet
- Borcun vadesinin gelmiş olması, yani alacaklının ifayı istemeye hazır hâle gelmesidir. Takas için karşı tarafın alacağının muaccel olması yeterli görülür; kendi borcunun muaccel olması ise vadenin kime yarar sağladığına göre ayrıca önem taşır.
- Çekişmeli alacak
- Varlığı veya miktarı taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan alacaktır. Bu tür bir alacağın takası, uyuşmazlığın çözümüne kadar takası ileri süren tarafa borcunu ifadan kaçınma imkânı tanır.
- Zamanaşımı def'i
- Zamanaşımına uğramış alacağın, zamanaşımı gerçekleşmeden önce takas edilebilir hâle gelmiş olması hâlinde takasın ileri sürülebilmesini sağlayan koşuldur. Zamanaşımının kendiliğinden doğurduğu bir sonuç değildir.
- Yenilik doğuran hak
- Tek taraflı beyanla hukuki durumda değişiklik meydana getiren haktır. Takas bu niteliğiyle, karşı tarafın rızası olmadan borçları sona erdirir; bu nitelendirme sürenin ve beyanın işlevini de belirler.
Genel olarak: hangi şartlar aranır?
- İki kişinin birbirine karşı borçlarının bulunması ve bu borçların para veya özdeş diğer edimlerden oluşması gerekir.
- Takas eden tarafın alacağının muaccel olması gerekir; karşı tarafın borcunun muaccel olması ise yeterlidir, kendi borcunun vadeli olması takası engellemez, ancak vadenin borçlu lehine olduğu hâllerde ayrı değerlendirilir.
- Her iki borcun muaccel olması gerekir; alacaklardan biri vadesi gelmemişse takas kural olarak mümkün değildir.
- Alacaklardan birinin çekişmeli olması takası engellemez; ancak takas beyanı, çekişmenin sonucuna bağlı olarak hüküm doğurur.
- Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası ileri sürülebilmesi için takas edilebileceği anda alacağın henüz zamanaşımına uğramamış olması gerekir.
- Takas beyanının karşı tarafa ulaşması ve takas eden tarafın borcunu sona erdirme iradesini açıklaması gerekir.
Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?
- Her iki borç muaccel ve özdeş ise her taraf kendi alacağıyla karşı borcunu takas edebilir.
- Takas edilen borçlar, takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarınca karşılıklı olarak sona erer; borçlar eşit değilse fazla kısım varlığını sürdürür.
- Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir; ancak alacağın varlığı sonradan reddedilirse takas geçersiz kalır.
- Zamanaşımına uğramış alacak, takas anında henüz zamanaşımına uğramamışsa takasa konu olabilir; aksi hâlde takas ileri sürülemez.
- Özdeş olmayan borçlar veya muaccel olmayan alacaklar üzerinden kanuni takas gerçekleşmez; takas ancak sözleşme ile sağlanabilir.
- Maddede belirtilen koşullar gerçekleşmezse takas beyanı hukuki sonuç doğurmaz ve borçlar sona ermez.
Para borcu ile özdeş diğer edim borcu arasındaki fark nedir?
Para borçları ve misli eşya borçları, birbirinin yerine geçebildikleri için özdeş kabul edilir.
Parça borçları ve hizmet ya da başka nitelikteki edimler özdeş değildir.
Yalnız özdeş edimler arasında kanuni takas gerçekleşebilir; diğerleri için takas ancak sözleşmeyle (akdi takas) kurulabilir.
Karşı tarafın muacceliyeti ile kendi borcunun muacceliyeti arasındaki fark nedir?
Takas eden tarafın alacağı muaccel olmalıdır.
Takas eden tarafın kendi borcu vadeye bağlıysa vadenin kimin lehine olduğuna bakılır.
Vade borçlu lehine ise borçlu vadeden önce ifa edebileceğinden, bu borcunu muaccel sayarak takas edebilir; vade alacaklı lehine ise takas edilemez.
Çekişmeli alacak ile kesinleşmiş alacak arasındaki fark nedir?
Varlığı tartışmalı alacak da takasa konu olabilir.
Kesinleşmiş ve tartışmasız alacak takasta doğrudan kullanılabilir.
Çekişmeli alacak takasa engel değildir; ancak alacağın varlığı sonradan reddedilirse takas hükümsüz kalır ve takası ileri süren borcunu ifada temerrüde düşebilir.
Zamanaşımına uğramamış alacak ile zamanaşımına uğramış alacak arasındaki fark nedir?
Zamanaşımına uğramamış alacak, muaccel olduğu anda takas edilebilir.
Zamanaşımına uğramış alacak, yalnızca takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamışsa takas edilebilir.
Muaccel olduğu anda zamanaşımına uğramış ancak takas anında henüz zamanaşımına uğramamış alacak takas edilebilir; takas anında zamanaşımı gerçekleşmişse takas ileri sürülemez.
Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Çekişmeli alacağın takasını, alacağın varlığının kabul edildiği anlamına gelir sanmak; takas bildirimi uyuşmazlığı alacaklı lehine çözmez.
- Zamanaşımına uğramış alacağın, zamanaşımı gerçekleştikten sonra da takas edilebileceğini düşünmek; zamanaşımı takas anında gerçekleşmemiş olmalıdır.
- Muaccel olmayan alacağın takasını kanuni takas kapsamında değerlendirmek; her iki borcun muaccel olması gerekir, aksi hâlde takas sözleşmeyle kurulmalıdır.
- Özdeş olmayan edimleri, örneğin para borcu ile hizmet borcunu, kanuni takas kapsamında saymak.
- Takasın tek taraflı beyanla gerçekleştiğini unutup, karşı tarafın rızasını aramak; rıza yalnızca m.140 ve 141 kapsamındaki alacaklar için aranır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Karşılıklı alacakların aynı cins ve muaccel olması koşulunun varlığı, takası ileri süren tarafça ispat edilmesi gereken bir olgu olarak ele alınmaktadır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2022/659 E., 2024/523 K., 14.05.2024; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/136 E., 2025/1104 K., 30.05.2025; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/128 E., 2025/1035 K., 28.05.2025; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/143 E., 2025/1036 K., 28.05.2025; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2022/542 E., 2025/402 K., 05.03.2025)
- Takas beyanının geçerliliği için takasa konu alacakların varlığının kabulü gerektiği; alacağın varlığı reddedildiğinde takasın hükümsüz kalacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/482 E., 2025/2117 K., 11.12.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Takası ileri süren taraf, karşılıklı borç ilişkisinin varlığını ve borçların özdeş olduğunu ispatla yükümlüdür; bu ispat genellikle sözleşme, fatura veya ilam gibi yazılı belgelerle yapılır.
- Takas eden tarafın alacağının muaccel olduğunu, vade gelmiş ya da vadesinin borçlu lehine olduğunu ispat yükü de takası ileri süren tarafa aittir.
- Alacağın çekişmeli olması hâlinde, karşı taraf alacağın varlığını veya miktarını çekişmeye açtığında, alacağın varlığını ispat yükü takası ileri süren tarafta kalır.
- Zamanaşımı def'ine karşı, takasın yapıldığı anda zamanaşımının gerçekleşmediğini ispat yükü takası ileri süren tarafa düşer; zamanaşımı tarihi ile takas tarihi arasındaki farkı belgelerle göstermesi gerekir.
- Karşı taraf, takas edilen alacağın sona erdiğini veya takasın yasaklandığını ileri sürerse, bu savunmanın ispat yükü ona aittir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.140: Takasın yasaklandığı veya sınırlandığı alacakları düzenler; m.139'daki genel koşulların üstüne ayrı bir istisna getirir.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.141: Rızaya bağlı alacakların takasını düzenler; m.139'daki takas olanağının bazı alacaklar bakımından sınırlandığını gösterir.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.142: İflas hâlinde muaccel olmayan borçların da takası mümkün kılar; m.139'daki muacceliyet koşulunun iflas bakımından istisnasını oluşturur.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.143: Takasın tek taraflı beyanla gerçekleşmesini ve beyanın karşı tarafa bildirilmesini düzenler; m.139'daki koşulların gerçekleşmesinin hukuki sonucunu tamamlar.
TBK m.140 — Kefalet hâlinde
Madde, kefilin asıl borçlunun alacaklıya karşı takas ileri sürme hakkına dayanarak alacaklıya ifada bulunmaktan kaçınabilmesini düzenler. Kefilin asıl borçlunun takas hakkından yararlanmasının koşullarını ve sınırını belirler. Maddenin kapsamına, kefilin asıl borçluya ait diğer savunma araçları (dar anlamda def'iler) ile kefile ait kişisel def'iler girmez; bunlar ayrı başlık altında ele alınır. Kefilin sorumluluk tutarı, kefil ile alacaklı arasındaki sorumluluk kapsamı (m.589), kefilin rücu hakkı, alacaklının bilgi ve teminat saklama yükümlülükleri ve kefalet sözleşmesinin şekli (m.581-584) madde kapsamında düzenlenmemiştir; bunlar ilgili maddelerde yer alır.
Kefalet hâlinde: hangi kavramlar bilinmeli?
- Takas ileri sürme hakkı
- Asıl borçlunun alacaklısına karşı kendi alacağını, alacaklının borçlu alacağına karşılık mahsup edebilmesi yetkisidir. Madde bu hakkın varlığını kefil bakımından bir savunma kaynağı olarak kullanır.
- İfadan kaçınma
- Kefilin alacaklının ödeme talebine karşı ödemeyi geri bırakabilmesi, yani borcu hemen ödememesidir. Bu, borcun ortadan kalkması anlamına gelmez; yalnızca ödemenin erteletilmesi niteliğindedir.
- Kefilin dar anlamda def'ileri
- Asıl borçluya ait savunma araçlarının kefil tarafından da ileri sürülebilmesidir. Takas, asıl borçlunun def'ilerinden biri olarak bu kapsamdadır.
Kefalet hâlinde: hangi şartlar aranır?
- Asıl borçlunun alacaklıya karşı bir takas ileri sürme hakkının bulunması gerekir.
- Bu takas hakkının varlığı, kefilin ifadan kaçınabilmesi için devam ediyor olmalıdır; hak sona erdiğinde kefilin bu savunması da sona erer.
- Kefilin alacaklıya ifada bulunmaktan kaçınabilmesi için alacaklının kefilden ödeme talep etmiş olması gerekir.
Kefalet hâlinde: hangi sonuçları doğurur?
- Asıl borçlunun takas ileri sürme hakkı bulunduğu sürece kefil, alacaklıya ifada bulunmaktan kaçınabilir.
- Takas hakkı bulunmayan veya sona eren durumda kefilin bu savunmaya dayanarak ödemeden kaçınması mümkün değildir.
- Kefilin ifadan kaçınması borcun sona erdiği anlamına gelmez; alacaklının talebi ertelenmiş olur.
- Madde bir hükümdür ve ayrık bir kefil talebi içermediğinden, kefil bu hakkını kullanmaya zorunlu değildir; yani kefil isterse ödeyebilir.
Asıl borçlunun takas hakkı mevcut ile mevcut değil arasındaki fark nedir?
Asıl borçlunun alacaklıya karşı takas ileri sürme hakkı devam ediyorsa kefil ifadan kaçınabilir.
Asıl borçlunun takas hakkı yoksa ya da sona ermişse kefil bu savunmaya dayanamaz.
Kefilin ödemeyi erteleme hakkı yalnızca takas hakkının varlığı süresince geçerlidir.
Kefalet hâlinde: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kefilin ifadan kaçınma hakkını, asıl borçlunun takas hakkının varlığı şartı aranmadan kullanılabilecek genel bir savunma gibi görmek.
- Takas hakkının sona erdiğini gözden kaçırıp kefilin ödemeyi erteleyebileceğini varsaymak.
- Kefilin ifadan kaçınmasını borcun tümüyle ortadan kalkması olarak yorumlamak; ifadan kaçınma yalnızca erteleme sonucu doğurur.
- Madde metnindeki 'bulundukça' ifadesini, takas hakkının bir kez doğmasının yeterli olduğu şeklinde okumak; hakkın varlığı süreklilik gerektirir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kefilin ifadan kaçınma hakkı, asıl borçlunun takas hakkına bağlı olduğundan, takas hakkının varlığı ve kapsamı somut olayda belirlenmeden savunmanın değerlendirilemeyeceği kabul edilmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2024/7298 E., 2024/10249 K., 27.06.2024; 9. Hukuk Dairesi, 2022/10403 E., 2022/15212 K., 24.11.2022)
- Takas hakkının bulunup bulunmadığı, kefil tarafından ileri sürülen savunmada ilk derecede incelenmesi gereken bir konu olarak görülmektedir. (Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/207 E., 2023/444 K., 01.06.2023)
- Kefilin ifadan kaçınma hakkı, alacaklının zamanaşımını kesen işlemlerle karıştırılmamalıdır; zamanaşımını kesme etkisi ayrıca değerlendirilir. (1. Hukuk Dairesi, 2013/19603 E., 2014/5565 K., 13.03.2014)
Nasıl ispat edilir?
- Kefilin ödemeden kaçınma savunmasını ileri süren kefil, asıl borçlunun alacaklıya karşı takas hakkının bulunduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Takas hakkının varlığı, asıl borçlunun alacaklıya karşı sahip olduğu alacağın belgeleriyle (sözleşme, fatura, cari hesap kaydı gibi) ispatlanır.
- Alacaklı, asıl borçlunun takas hakkının bulunmadığını veya sona erdiğini ileri sürerse, bu iddiayı kendisi ispatlamalıdır.
- Cari hesap ilişkisi söz konusuysa, yazılı cari hesap sözleşmesinin ibraz edilmemesi, takas alacağının ispatını zorlaştırır. (Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/207 E., 2023/444 K., 01.06.2023)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.581: Kefalet sözleşmesinin tanımını verir; m.140'ta düzenlenen savunmanın dayandığı kefalet ilişkisinin çerçevesini oluşturur.
- 6098 sayılı Kanun m.589: Kefilin sorumluluğunun azami miktarını belirler; kefilin ödeme yükümlülüğünün sınırını çizer.
- 6098 sayılı Kanun m.591: Kefilin asıl borçluya ait def'ileri ileri sürebileceğini ve bunları ileri sürmemesinin rücu hakkına etkisini düzenler; m.140 bu genel çerçevenin özel bir uygulamasıdır.
- 6098 sayılı Kanun m.593: Alacaklının kefilden kısmi ödemeyi kabul yükümlülüğünü düzenler; ifadan kaçınma ile birlikte değerlendirilen bir hükümdür.
TBK m.141 — Üçüncü kişi yararına sözleşme hâlinde
Üçüncü kişi yararına borçlanan borçlunun, bu borcu ile sözleşmenin diğer tarafına karşı olan alacağını takas etmesinin yasaklanmasını düzenler. Kime uygulandığı bakımından, sözleşmede üçüncü kişiye edim borcu yüklenen borçlu (vaadeden) ile sözleşmenin diğer tarafı (vaadettiren) arasındaki ilişkide geçerlidir. Üçüncü kişi yararına sözleşmenin genel kurulumunu, eksik ve tam sözleşme ayrımını ve üçüncü kişinin ifa talep hakkını düzenlemez (m.129). Takas koşullarının ve takasın genel kurallarını düzenlemez (m.139-140). Üçüncü kişinin bildirimden sonra hakkı üzerindeki tasarruf sınırlarını düzenlemez (m.129/2).
Üçüncü kişi yararına sözleşme hâlinde: hangi kavramlar bilinmeli?
- Takas
- İki kişinin karşılıklı ve aynı cins borçlarının birbirine denkleştirilerek sona erdirilmesidir. Bu madde takasın hangi halde yasak olduğunu düzenler; takasın kurulma koşulları için m.139 ve m.140 esas alınır.
- Üçüncü kişi yararına borçlanan kişi (vaadeden)
- Sözleşmeyle sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişiye edim borcu altına giren taraftır. Bu sıfat, borcu üçüncü kişiye karşı üstlendiği için taşıdığı borç bakımından belirlenir.
- Sözleşmenin diğer tarafı (vaadettiren)
- Üçüncü kişi yararına sözleşmeyi kendi adına yapan ve borçludan edimin üçüncü kişiye ifasını isteyebilen taraftır. Yasak, bu kişiye karşı borçlunun ileri süreceği karşı alacak bakımından işler.
- Lehdar
- Edimden yararlanan üçüncü kişidir. Sözleşmenin tarafı olmadığından, lehdara karşı takas yasağı, lehdarın borcu bakımından değil, borçlunun lehdara karşı borcu bakımından tartışılır.
Üçüncü kişi yararına sözleşme hâlinde: hangi şartlar aranır?
- Sözleşmenin üçüncü kişi yararına bir edim borcu içermesi gerekir; takas yasağı yalnızca bu tür sözleşmelerde söz konusudur.
- Borçlu, üçüncü kişiye karşı üstlendiği borcu ile sözleşmenin diğer tarafından olan bir alacağı arasında takas yapmak istemiş olmalıdır.
- Takas edilmek istenen alacak sözleşmenin diğer tarafına (vaadettirene) karşı olan alacak olmalıdır; üçüncü kişiye karşı alacak bu yasağın kapsamında değildir.
- Takasın yasak olması için borçlunun kendi borcunu lehdara ifa yükümlülüğü ile takas aracı yapması gerekir.
Üçüncü kişi yararına sözleşme hâlinde: hangi sonuçları doğurur?
- Vaadeden borçlu, lehdara karşı borcunu sözleşmenin diğer tarafına karşı olan alacağı ile takas edemez.
- Takas yasağı, sözleşmenin diğer tarafının borçluya karşı alacağının varlığı, muaccelliği veya miktarına bakılmaksızın uygulanır; yasak mutlak niteliktedir.
- Borçlu bu yasağa rağmen takas beyanında bulunursa, takas hüküm doğurmaz ve borç ilişkisi takas edilen tutar kadar sona ermez.
- Yasak, sözleşmenin diğer tarafının borçlu üzerindeki alacağı bakımından işler; borçlunun lehdara karşı alacağı varsa bu alacak takas yasağına konu değildir.
- Madde emredici nitelikte görünür; tarafların bu yasağı sözleşmeyle kaldırabileceğine dair metinde hüküm yoktur, bu nedenle sözleşmeyle aksi kararlaştırılması tartışmalıdır.
Vaadeden borçlunun lehdara karşı borcu ile vaadettirene karşı alacağı arasındaki fark nedir?
Borçlunun üçüncü kişiye (lehdara) karşı olan edim borcu, takas konusu yapılamaz.
Borçlunun sözleşmenin diğer tarafına (vaadettirene) karşı olan alacağı, bu alacakla takas edilmek istenirse yasak kapsamına girer.
Yasak, sözleşmenin diğer tarafına karşı alacakla takası kapsar; borçlunun bu borcu ile kendi alacağı arasında takas yasaktır.
Üçüncü kişi yararına sözleşme ile genel takas kuralları arasındaki fark nedir?
Üçüncü kişi yararına borçlanan borçlu, bu sıfatıyla takas yapamaz.
Sözleşme dışında, borçlunun karşılıklı ve muaccel borçlarında takasın genel koşulları aranır.
Üçüncü kişi yararına sözleşmede takas, genel koşulları taşısa bile bu madde gereği yasaktır.
Üçüncü kişi yararına sözleşme hâlinde: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Takas yasağını üçüncü kişiye karşı borçlu olunan borçla sınırlandırmak; yasak, borçlunun lehdara karşı edim borcu ile sözleşmenin diğer tarafına karşı alacağı arasındaki takası kapsar.
- Yasağı, genel takas koşullarının (m.139) eksikliğine bağlamak; takas koşulları tamamlansa bile m.141 gereği takas yasaktır.
- Yasağı yalnızca eksik üçüncü kişi yararına sözleşmeye uygulamak; madde, sözleşme türüne bakılmaksızın üçüncü kişi yararına borçlanan borçluyu kapsar.
- Yasağın hüküm doğurmayacak bir takas beyanını geçerli saymak; takas beyanı hüküm doğurmaz ve borç sona ermez.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler 6098 sayılı Kanun'un 139 ila 145. maddelerini birlikte değerlendirmektedir; takas yasağı, genel takas hükümleriyle birlikte ele alınmaktadır. (9. Hukuk Dairesi, 2024/7298 E., 2024/10249 K., 27.06.2024; 9. Hukuk Dairesi, 2022/10403 E., 2022/15212 K., 24.11.2022)
- Takasa ilişkin uyuşmazlıklarda 141. maddenin uygulanıp uygulanmadığı, borç ilişkisinin üçüncü kişi yararına sözleşme niteliğinin tespitine bağlı tutulmaktadır. (3. Hukuk Dairesi, 2024/883 E., 2025/427 K., 22.01.2025; 11. Hukuk Dairesi, 2023/5970 E., 2024/5166 K., 25.06.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Takası ileri süren borçlu, takas beyanında bulunduğunu ve karşı alacağını ispat etmelidir; karşı alacağın varlığı yazılı belge ile gösterilebilir.
- Sözleşmenin üçüncü kişi yararına bir edim içerdiğini iddia eden taraf, sözleşme metni ve tarafların amacına ilişkin delille bu niteliği ispat etmelidir. Bu iddiayı reddeden taraf aksini ispatlamalıdır.
- Takas yasağına itiraz eden taraf (vaadettiren), borçlunun karşı alacağının sözleşmeye dayanmadığını veya borcun üçüncü kişiye karşı olmadığını ileri sürüp ispat etmelidir.
- Tarafların sözleşmeyle takası kabul ettiklerini savunan taraf bu anlaşmayı yazılı veya başka delille ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.129: Üçüncü kişi yararına sözleşmenin tanımını ve eksik/tam ayrımını düzenler; m.141'deki yasak bu sözleşme türünün içinde işler.
- 6098 sayılı Kanun m.139: Takas için koşulları (karşılıklı, aynı cins, muaccel borçlar) düzenler; m.141 bu koşulların varlığına rağmen belirli bir takası yasaklar.
- 6098 sayılı Kanun m.140: Takasın kullanılması ve sonucunu düzenler; m.141 bu genel takas düzeninin üçüncü kişi yararına borçlanan borçlu bakımından sınırını çizer.
TBK m.142 — Borçlunun iflası hâlinde
Madde, borçlunun iflası hâlinde alacaklının, vadesi gelmemiş olsa bile, kendi alacağını müflise olan borcuyla takas edebilmesini düzenler. Takasın ön koşulu olan vade şartının iflas hâlinde kaldırılmasını ve bu takasın kapsamını kapsar. Maddenin uygulanması iflas eden borçlunun alacaklısı ile onun borçlusu olan kişi arasındaki ilişkiyi konu alır. Takas koşullarının genel hükümleri (TBK m.139 vd.), takasa itiraz davası ve iflas masasına alacak yazdırma usulü ile TBK m.144'teki rızaya bağlı takas hâlleri bu maddede düzenlenmez.
Borçlunun iflası hâlinde: hangi kavramlar bilinmeli?
- Takas
- İki kişinin karşılıklı, aynı cins ve muaccel alacaklarını birbirine karşı sona erdirmesi. Bu maddede takasın vade şartı iflas hâlinde aranmaz.
- Muaccel olmayan alacak
- Ödeme zamanı henüz gelmemiş olan alacak. Madde, iflas hâlinde bu tür bir alacağın da takasa konu edilebileceğini öngörür.
- Müflis
- Hakkında iflas kararı verilmiş borçlu. Alacaklının takas yapacağı karşı taraf bu kişidir.
Borçlunun iflası hâlinde: hangi şartlar aranır?
- Borçlunun iflasına karar verilmiş olmalıdır; madde iflas hâlini koşul olarak aradığından iflas kararının bulunması gerekir.
- Takas talep eden alacaklı, müflise karşı kendi alacağını taşımalıdır; alacağın varlığı ve tarafların karşılıklı olması gerekir.
- Alacaklının alacağı muaccel olmayabilir; vade şartı bu hâlde aranmaz.
- Müflisin alacaklıya karşı borcu takas için uygun nitelikte olmalıdır; alacaklı kendi borcunu ve müflisin alacağını takas edebilecek durumda olmalıdır.
- Takas beyanının iflas idaresine yapılması ve bu beyanın maddede öngörülen koşullarla bağlanması gerekir; rızaya bağlı hâllerde (TBK m.144) takas için alacaklıların rızası aranır.
Borçlunun iflası hâlinde: hangi sonuçları doğurur?
- Koşullar gerçekleşirse alacaklı vadesi gelmemiş alacağını müflisin borcuyla takas edebilir ve bu takas, iflas masasına karşı etkili olur.
- Alacağın vadesinin gelmemiş olması takası engellemez; iflas bu vade şartını ortadan kaldırmış gibi işler.
- TBK m.144'teki hallerde (tevdi edilen eşya, haksız alınan eşya, nafaka ve işçi ücreti gibi alacaklar) takas ancak alacaklıların rızasıyla mümkündür; rıza yoksa takas beyanı iflas idaresince kabul edilmez ve alacak iflas alacağı olarak sıra cetveline yazılır.
- Takasta ısrar eden alacaklı iflas idaresi aleyhine dava açabilir; masadan ayrılan hisse borca eşit veya fazlaysa iflas idaresi borca eşit hisseyi masada alıkoyar, eksik kısım için iflas alacaklısından takip yapılır veya dava açılır.
- Müflisin ödeme güçlüğünde bulunduğunu bilerek masanın zararına alacak ihdas edilmiş veya devralınmışsa, iflas idaresi takasa itiraz davası açabilir (İİK m.201).
Müflisin borçlu olduğu alacak ile müflisten alacaklının alacağı (takas konusu alacakların niteliği) arasındaki fark nedir?
Alacaklı, müflisin kendisine borçlu olduğu alacağı, muaccel olmasa bile takasa konu edebilir; alacağın vadesi takas engeli değildir.
Muaccel olan ve iflas masasına karşı ileri sürülen alacaklar için genel takas koşulları ve iflas idaresinin kabulü aranır; bu durumda vade beklemeye gerek görülmez.
Alacaklı vadesi gelmemiş alacağını da iflas masasının alacağıyla takas edebilir; yani takas, iflas nedeniyle muaccel hale getirilmiş gibi işler.
Borçlunun iflası hâlinde: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddeyi her takas hâlinde vade şartının kaldırıldığı biçiminde genelleştirmek; madde yalnızca iflas hâlini kapsar ve TBK m.144'teki rızaya bağlı hâller ayrıca değerlendirilmelidir.
- TBK m.144'teki alacakları takas serbest sanmak; bu hâllerde alacaklının rızası aranır ve rıza yoksa takas iflas idaresince kabul edilmez.
- Takas beyanını iflas idaresine değil doğrudan karşı tarafa yapılmış saymak; takas etkisinin iflas masasına karşı doğması için beyanın usulüne uygun iletilmesi gerekir.
- Vadesi gelmemiş alacağın takasını ancak müflisin alacağının muaccel olmasına bağlamak; madde iflası vade etkisi olarak düzenler, bu yorum maddenin amacına aykırıdır.
Nasıl ispat edilir?
- Takası ileri süren alacaklı, borçlunun iflasına karar verildiğini ve kendi alacağının varlığını ispatlar; iflas kararı ticaret sicili ve mahkeme kararıyla belgelenir.
- Alacaklı, müflisle arasındaki karşılıklı borç ilişkisini sözleşme, fatura veya senet gibi yazılı delille ispatlar.
- Takasın TBK m.144 kapsamında rızaya bağlı bir alacağa ilişkin olduğunu ileri süren iflas idaresi, bu niteliği ispatlamakla yükümlüdür.
- Müflisin ödeme güçlüğünü bilerek alacak ihdas edildiğini ileri süren iflas idaresi, bu kötü niyeti ve masanın zararını ispat eder.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.144: Takasın yalnızca alacaklıların rızasıyla mümkün olduğu hallerde madde 142'nin vade serbestisi uygulanmaz; bu sınırlama 142'nin kapsamını daraltır.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.229: Takas beyanının iflas idaresince kabul edilmediği hâllerde alacağın iflas alacağı olarak sıra cetveline alınması ve masa ile borç arasındaki farkın takibi için uygulanır.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.201: Müflisin ödeme güçlüğünü bilerek masanın zararına alacak ihdas edilen hallerde iflas idaresinin takasa itiraz davası açmasını düzenler; madde 142'nin sınırını oluşturur.
TBK m.143 — Hükümleri
TBK m.143, takasın hangi anda gerçekleşeceğini ve takas edilebilen iki borcun hangi tutarda sona ereceğini düzenler. Takasın kurulmasında borçlunun takas iradesinin alacaklıya bildirilmesi şartı ve sona erme tutarının belirlenmesi bu maddenin konusudur. Hüküm, takasa ilişkin genel düzenlemedir ve borçlu ile alacaklı sıfatını taşıyan her iki taraf bakımından, karşılıklı iki borcun bulunduğu ilişkilerde uygulanır. Ticari cari hesap ilişkilerinde ise teamüller saklı tutulmuştur. Takasın şartlarını, takas edilebilirliği ve takas yasaklarını düzenlemez (m.139-m.141); takas beyanının hukuki niteliği ve etkisi ile takas yasağı konusunda ayrı hükümler bulunur (m.140, m.141). Zamanaşımına uğramış alacağın takasına ilişkin sınırlamalar ile borçlunun takas hakkını kullanmasının zamanaşımı ve usul yönleri de bu maddenin kapsamı dışındadır.
Hükümleri: hangi kavramlar bilinmeli?
- Takas iradesi
- Borçlunun karşılıklı borçları sona erdirmek amacıyla tek taraflı olarak alacaklıya yönelttiği beyandır. Bildirim yapılmadan takas gerçekleşmez; beyanın alacaklıya ulaşması, sonuca varması için gereklidir.
- Takas edilebilecekleri an
- Her iki borcun takasa elverişli olduğu, yani karşılıklı, aynı cins ve muaccel olduğu andır. Sona erme tutarı bu ana göre belirlenir; sonradan doğan veya muaccel olan borç bu hesaba girmez.
- Cari hesap
- Taraflar arasındaki karşılıklı alacak ve borçların belirli dönemlerde bir araya getirilerek tek bakiyeye bağlandığı ticari ilişkidir. Bu ilişkide takasın işleyişi ticari teamüllere tabidir ve m.143 ikinci fıkra ile bu teamüller saklıdır.
- Ticari teamül
- Ticaret çevrelerinde uzun süre tekrarlanarak yerleşmiş ve uygulanan davranış kalıplarıdır. Cari hesapta takasın bildirim olmaksızın ya da farklı biçimde gerçekleşmesini sağlayabilir.
Hükümleri: hangi şartlar aranır?
- Takasın gerçekleşmesi için borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirmiş olması gerekir.
- Bildirim, alacaklıya yöneltilmiş ve alacaklıya ulaşmış olmalıdır; yalnızca iç hesapta alınmış karar yeterli değildir.
- Takas edilecek iki borcun takas edilebilecekleri anda mevcut ve karşılıklı olması gerekir.
- Cari hesap ilişkisi söz konusuysa ticarete ilişkin özel teamüllerin varlığı ve uygulanabilirliği ayrıca araştırılmalıdır; bu hâlde bildirim koşulu teamülle farklı biçimde uygulanabilir.
Hükümleri: hangi sonuçları doğurur?
- Borçlu takas iradesini alacaklıya bildirirse, takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarınca her iki borç sona erer.
- Bildirim yapılmamışsa takas gerçekleşmez ve borçlar kendiliğinden sona ermez.
- İki borcun tutarı eşit ise her iki borç tamamen sona erer.
- Fazla borç kısmı takastan sonra da varlığını sürdürür ve bu kısım için ödeme veya başka yollara başvurulabilir.
- Cari hesap ilişkisinde ticarete ilişkin özel teamüller saklı olduğundan, bu ilişkide ayrı sonuçlar doğabilir.
- Bu hüküm emredici nitelikte olup taraflar sözleşmeyle bildirim koşulunu tamamen ortadan kaldıramaz; teamül dışında ayrı bir düzenleme yapılamaz.
Takas iradesinin bildirilmesi ile takasın gerçekleşmesi arasındaki fark nedir?
Borçlunun takas iradesini beyan etmesi, ancak alacaklıya ulaştırması hâlinde takas sonucu doğar.
Karşılıklı borçların var olması tek başına takası gerçekleştirmez; kendiliğinden takas işlemez.
Bildirim yapılmamışsa iki borç sona ermez; takas hakkı bulunan borçlu bildirimi yapmadıkça alacaklının talebini takasla savuşturamaz.
Genel hüküm ile cari hesap arasındaki fark nedir?
Genel düzeyde takas, m.143 birinci fıkradaki bildirim koşuluna tabidir.
Cari hesapta ticarete ilişkin özel teamüller saklıdır (ikinci fıkra).
Cari hesap ilişkisinde teamül varsa bildirim olmaksızın ya da farklı biçimde sonuç doğabilir; teamülün varlığı ispatlanmalıdır.
Daha az olan borç ile borçların kalan kısmı arasındaki fark nedir?
Takas edilebilecekleri anda iki borcun tutarı eşit değilse, daha az olan borç tamamen sona erer.
Daha fazla olan borcun fazla kısmı varlığını sürdürür.
Fazla kısım için alacaklı ayrıca talepte bulunabilir; takas tutarı, küçük borcun tutarı kadardır.
Hükümleri: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Takas iradesinin bildirilmesini unutup karşılıklı borçların varlığını yeterli saymak; bildirim olmadan takasın kendiliğinden gerçekleştiğini kabul etmek.
- Cari hesap ilişkisini genel kuralla çözmek; ikinci fıkradaki teamül saklılığını gözden kaçırmak.
- Takas edilebilecekleri an yerine sonradan doğan ya da muaccel olan bir borcun tutarını dikkate almak.
- Daha az olan borcun tutarı kadar sona erme sonucunu, fazla kısmın da sona erdiği şeklinde yorumlamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Takasın gerçekleşmesi için takas iradesinin alacaklıya bildirildiği anda borçlunun bu iradeyi taşıması gerektiği kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/136 E., 2025/1104 K., 30.05.2025; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/128 E., 2025/1035 K., 28.05.2025; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/143 E., 2025/1036 K., 28.05.2025; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/9 E., 2025/931 K., 15.05.2025; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/2153 E., 2025/567 K., 27.03.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2019/748 E., 2020/1409 K., 03.12.2020)
- Bildirim tarihinde karşılıklı borcun bulunup bulunmadığının bu anda araştırılması gerektiği kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/136 E., 2025/1104 K., 30.05.2025; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/128 E., 2025/1035 K., 28.05.2025; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/143 E., 2025/1036 K., 28.05.2025; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/9 E., 2025/931 K., 15.05.2025; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/2153 E., 2025/567 K., 27.03.2025)
- Takas beyanının alacaklıya ulaşmadan önce yapılmış olmasının takası gerçekleştirmediği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2019/748 E., 2020/1409 K., 03.12.2020)
Nasıl ispat edilir?
- Takasın gerçekleştiğini ileri süren borçlu, takas iradesini alacaklıya bildirdiğini ispatla yükümlüdür; bildirimin yazılı yapılması ispatı kolaylaştırır.
- Takas edilebilecekleri andaki borç tutarlarını ispat yükü, takası ileri süren tarafa aittir ve bu, belge ya da cari hesap kayıtlarıyla yapılır.
- Cari hesap ilişkisinde teamülün varlığını ileri süren taraf, bu teamülü ticari kayıt ve tanık gibi delillerle ispatlamak zorundadır.
- Alacaklının bildirimi almadığı yönündeki savunma, bildirimin ulaştığını ispat yükü kendisinde bulunan borçluya karşı alacaklı tarafından ileri sürülür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.139: Takasın genel şartlarını (karşılıklı, aynı cins, muaccel ve takasa elverişli borçlar) düzenler; m.143 bu şartlar gerçekleştikten sonra takasın nasıl işleyeceğini belirler.
- 6098 sayılı Kanun m.140: Takas beyanının hukuki sonucunu ve takas yasaklarını düzenler; m.143 bildirimin ne zaman ve nasıl geçerli sayılacağını gösterir.
- 6098 sayılı Kanun m.141: Takas edilemeyen alacaklara ilişkin yasakları düzenler; bu yasaklar takas beyanı yapılmadan önce dikkate alınır.
TBK m.144 — Alacaklının rızasıyla takas edilebilir alacaklar
Bu madde, takas hakkının doğmasından sonra da bazı alacaklar bakımından takasın yalnızca alacaklının rızasıyla yapılabileceğini düzenler. Kapsadığı üç alacak türü şunlardır: tevdi edilmiş eşyanın geri verilmesine veya bedeline ilişkin alacaklar, haksız alınmış veya aldatma sonucu alıkonulmuş eşyanın geri verilmesine veya bedeline ilişkin alacaklar ve nafaka, işçi ücreti gibi borçlunun ve ailesinin bakımı için zorunlu alacaklar. Maddenin uygulanması, takas hakkının genel koşullarının (karşılıklılık, türdeşlik, muacceliyet) gerçekleşmiş olmasını ön koşul olarak alır. Madde, takasın genel koşullarını (m.139 ve devamı), takas beyanının kuralını ve takastan önceden feragati (m.145) düzenlemez. Alacak zamanaşımının takas bakımından etkisi, iflas halinde takas (İİK m.201 ve m.229 bağlamında) ve taraflar arasındaki sözleşmesel takas yasakları da bu maddenin kapsamı dışındadır.
Alacaklının rızasıyla takas edilebilir alacaklar: hangi kavramlar bilinmeli?
- Alacaklının rızası
- Bu üç alacak türünde takasın alacaklı tarafından onaylanmasıdır. Alacaklı takası kendisi ileri sürmek isterse yalnız kendi beyanı yeter; borçlu takas etmek isterse alacaklının rızasını almak zorundadır.
- Tevdi edilmiş eşya
- Saklanmak üzere bir kimseye bırakılan ve saklayanın geri verme borcu doğuran eşyadır. Geri verme borcu belirli bir şeye ilişkinse takas zaten türdeşlik nedeniyle mümkün olmayabilir; bu madde özellikle misli şeylerin saklanması ve bedel tazmini hallerinde işler.
- Haksız alınmış veya aldatma sonucu alıkonulmuş eşya
- Haksız bir fiille ele geçirilen eşya ile, geri vermesi gerektiği halde bunu bilerek iade etmeyen kişinin elindeki eşyadır. Maddenin ikinci bendi bu eşyanın geri verilmesine veya bedeline ilişkin alacakları kapsar.
- Zorunlu bakım alacağı
- Borçlunun ve ailesinin geçimi için zorunlu olan, özel niteliği gereği doğrudan alacaklıya ödenmesi gereken alacaklardır. Nafaka ve işçi ücreti örnek olarak sayılmıştır; sayılanlar sınırlayıcı değildir ve niteliğin belirlenmesi uyuşmazlık hâlinde hâkime aittir.
Alacaklının rızasıyla takas edilebilir alacaklar: hangi şartlar aranır?
- Takas hakkı, karşılıklı ve türdeş alacaklar bulunarak, takası ileri süren tarafın alacağı muaccel olarak doğmuş olmalıdır.
- Takas edilmek istenen alacak, maddede sayılan üç türden birine girmelidir.
- Alacaklının rızası alınmadan, borçlunun takas beyanı tek başına hüküm doğurmamalıdır; alacaklı takası kendisi ileri sürüyorsa bu rıza aranmaz.
- Takas beyanı alacaklıya ulaşmış olmalıdır; ancak rıza koşulu bu alacakların takasında yerine getirilmeden sonuç doğmaz.
Alacaklının rızasıyla takas edilebilir alacaklar: hangi sonuçları doğurur?
- Maddede sayılan alacaklardan biri takas konusu yapılırken alacaklının rızası yoksa, borçlunun takas beyanı bu alacaklar bakımından sonuç doğurmaz.
- Alacaklı rızasını verirse takas, genel takas koşullarının varlığına bağlı olarak gerçekleşir.
- Alacaklı takası kendisi ileri sürüyorsa rıza aranmaz ve tek taraflı beyanı yeterlidir.
- Maddede sayılmayan alacaklar, genel kural uyarınca borçlunun tek taraflı beyanıyla takas edilebilir.
Alacaklının kendisi takas etmek istemesi ile borçlunun takas etmek istemesi arasındaki fark nedir?
Alacaklı, kendi alacağını bu üç türden birine karşı takas ettirmek isterse yalnız kendi beyanı yeterlidir.
Borçlu, bu alacakların takası için karşı tarafın yani alacaklının rızasını almak zorundadır.
Rızanın aranıp aranmayacağı, takası kimin ileri sürdüğüne göre değişir. Yalnız borçlunun takas beyanı rıza gerektirir.
Tevdi edilmiş eşya (bendi 1) ile belirli eşyaya ilişkin tevdi alacağı arasındaki fark nedir?
Misli şeylerin saklanmasında (usulsüz vedia) ya da bedel tazmini hâlinde geri verme borcu para veya misli şeye dönüşür.
Geri verme borcu bireysel olarak belirli bir şeye ilişkinse türdeşlik şartı zaten sağlanmaz.
Maddenin birinci bendi esas olarak misli eşya saklanmasında ve bedel tazmininde anlam kazanır.
Haksız alınmış eşya (bendi 2) ile aldatma ile alıkonulmuş eşya arasındaki fark nedir?
Haksız alınmış eşya, haksız bir fiille ele geçirilen eşyadır.
Aldatma ile alıkonulmuş eşya, geri vermesi gerektiği hâlde bunu bilerek iade etmeyen kişinin elindeki eşyadır.
İki hal de rıza şartına tabidir; ayrım ağırlıklı olarak tazmin alacakları bakımından önemlidir.
Nafaka ve işçi ücreti gibi bakım alacakları (bendi 3) ile diğer alacaklar arasındaki fark nedir?
Bu alacaklar borçlunun ve ailesinin geçimi için zorunludur ve doğrudan alacaklıya verilmesi gerekir.
Genel alacaklarda takas, alacaklının rızası aranmadan borçlunun tek taraflı beyanıyla yapılabilir.
Bu alacaklarda takas, borçlunun tek taraflı beyanıyla yapılamaz; alacaklının rızası gerekir.
Alacaklının rızasıyla takas edilebilir alacaklar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddede sayılan alacakları, tarafların rızası aranmadan genel kurala göre takas edilebilir saymak.
- Alacaklının kendi takas beyanında da rıza aramak; rıza şartı yalnız borçlunun takas beyanında gerekir.
- Maddede sayılmayan bir alacağı, sayılan alacaklar kapsamına dahil etmek; sayım sınırlı olarak değil örnek olarak düşünülmemelidir.
- Bakım alacağının niteliğini tartışmasız saymak; niteliğin hâkim tarafından belirlendiğini gözden kaçırmak.
- Belirli eşyaya ilişkin tevdi borcunu takas bakımından ayrıca değerlendirmemek; bu hâlde türdeşlik şartı zaten sağlanmaz.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ücret alacaklarının rıza bulunmadan takas edilemeyeceği, Yargıtay uygulamasında açık biçimde kabul edilmektedir. (22. Hukuk Dairesi, 2016/19778 E., 2019/19819 K., 24.10.2019; 22. Hukuk Dairesi, 2018/604 E., 2018/8654 K., 16.04.2018)
- Maddeye dayanılarak yapılan mahsup ve takas def'inde, reddedilen miktar üzerinden vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (22. Hukuk Dairesi, 2017/25259 E., 2019/20247 K., 05.11.2019)
- Mahkemeler, bu maddeyi TBK m.139 ila m.145 ile birlikte değerlendirmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2024/7298 E., 2024/10249 K., 27.06.2024; 9. Hukuk Dairesi, 2022/10403 E., 2022/15212 K., 24.11.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Takası ileri süren taraf, takas ettirmek istediği alacağın varlığını, muaccel olduğunu ve karşı alacakla türdeş olduğunu ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat yazılı belge ile yapılabilir.
- Borçlunun takas beyanına dayanarak alacağın sona erdiğini ileri süren taraf, alacağın maddede sayılan türden olmadığını ispatlamak zorunda değildir; karşı taraf alacağın bu türden olduğunu ve rıza bulunmadığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Alacaklının rızasının bulunduğunu iddia eden taraf, rızanın varlığını ispatlamalıdır; rızanın sözlü olarak verildiği iddiasında tanık dinlenebilir, ancak yazılı belge üstün delil olarak değerlendirilir.
- Alacağın maddedeki niteliğine (örneğin bakım alacağı olup olmadığına) ilişkin uyuşmazlıkta hâkim niteliği belirler; bu konuda bilirkişi incelemesi yapılabilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.139: Takasın genel koşullarını (karşılıklılık, türdeşlik, muacceliyet) düzenler; bu madde, o koşulların varlığı hâlinde rıza şartını ekler.
- 6098 sayılı Kanun m.145: Borçlunun takas hakkından önceden feragat edebileceğini düzenler; bu madde ile birlikte takasın sınırlanması yollarından birini oluşturur.
- 6098 sayılı Kanun m.188: Alacağın devri hâlinde borçlunun takas hakkını koruyan istisnayı düzenler; takas kuralının farklı bir uygulama alanıdır.
TBK m.145 — Takastan feragat
Madde, borçlunun takas hakkından önceden feragat edebilmesini düzenler. Feragatin tek taraflı bir beyanla mı yoksa taraflar arasında bir anlaşmayla mı yapıldığı, feragatin kapsamının sınırlandırılıp sınırlandırılamayacağı ve feragatin hangi zamanda yapılabileceği hakkında yorum ve uygulama bilgisi içerir. Hüküm, takas hakkına sahip olan borçlu bakımından uygulanır; alacaklının takastan vazgeçmesi ve takası engelleyen sözleşme hükümleri ayrı bir sözleşme ilişkisi olarak değerlendirilir. Takasın koşulları (m.139), takas beyanı (m.143), alacaklının rızasına bağlı takas (m.144) ve zamanaşımı (m.146 ve sonrası) bu maddede düzenlenmez.
Takastan feragat: hangi kavramlar bilinmeli?
- Takas hakkından önceden feragat
- Takas hakkının doğmasından önce, borçlunun ileride doğacak takas hakkından vazgeçmesidir. Takas koşulları henüz gerçekleşmediğinde de yapılabilir.
- Takastan feragat sözleşmesi
- Feragatin tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade açıklamalarıyla kurulduğu görüşünü ifade eder. Bu görüşe göre alacaklının da takastan vazgeçmeyi taahhüt etmesi mümkündür.
- Sınırlı feragat
- Feragatin tüm alacaklar yerine belirli bir tutara kadar ya da belirli türdeki borç ve alacaklar bakımından yapılmasıdır.
- Takas beyanı
- Takas hakkının kullanılması için karşı tarafa yöneltilen tek taraflı irade açıklamasıdır. Feragat edilmiş bir takas hakkı için bu beyan takas hukuki sonucunu doğurmaz.
Takastan feragat: hangi şartlar aranır?
- Feragat eden kişinin takas hakkı sahibi borçlu olması gerekir.
- Feragatin açık veya örtülü bir irade açıklamasıyla yapılması gerekir; örtülü feragat, bir borcun takas ihtimali düşünülerek nakden ödeneceğinin taahhüt edilmesiyle ortaya çıkabilir.
- Feragat takas koşulları gerçekleşmeden önce yapılabileceği gibi, koşullar gerçekleştikten sonra da yapılabilir.
- Feragat kapsamı bakımından tüm alacaklar, belirli bir tutara kadar olan alacaklar veya belirli türdeki borçlar sınırlandırılabilir.
- Feragat, m.144 kapsamındaki ve kanunen takası önlenmiş alacaklar bakımından takas yasağını ortadan kaldıramaz; bu alacaklar için takas zaten m.144 uyarınca alacaklının rızasına bağlıdır.
Takastan feragat: hangi sonuçları doğurur?
- Geçerli bir feragat bulunduğunda, feragat eden borçlu takas hakkını kullanamaz ve takas beyanı hukuki sonuç doğurmaz.
- Feragat takas koşulları oluşmadan yapılmışsa, koşullar gerçekleşse bile takas hakkı doğmaz.
- Feragat takas hakkı doğduktan sonra yapılmışsa takas hakkı sona erer.
- Feragat sınırlı yapılmışsa takas yalnızca feragat kapsamı dışındaki alacaklar bakımından mümkündür.
- Feragatin tek taraflı mı sözleşmeye dayalı mı olduğu, karşı tarafın da yükümlülük altına girip girmediğini belirler.
Önceden feragat ile takas gerçekleştikten sonra feragat arasındaki fark nedir?
Feragat, takas koşulları oluşmadan yapılır. Bu durumda takas hakkı hiç doğmaz.
Feragat, takas koşulları gerçekleştikten ve takas hakkı doğduktan sonra yapılır. Bu durumda mevcut takas hakkı sona erer.
İlk durumda takas hakkı doğmadığı için takas beyanı hukuki sonuç doğurmaz; ikinci durumda takas hakkı feragat ile sona erer.
Genel feragat ile sınırlı veya belirli alacaklara ilişkin feragat arasındaki fark nedir?
Genel feragat, her türlü borç veya alacak bakımından yapılır.
Sınırlı feragat, belirli bir tutara kadar olan alacaklar ya da belirli türdeki borçlar bakımından yapılır.
Sınırlı feragatte takas, feragat kapsamı dışında kalan alacaklar bakımından mümkün kalır.
Takastan feragat: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Feragatin her zaman tüm alacaklar için geçerli olduğunu varsaymak; feragat sınırlı veya belirli alacaklarla sınırlandırılabilir.
- Önceden feragat ile takas gerçekleştikten sonra yapılan feragati aynı hukuki sonuçla değerlendirmek; birincide takas hakkı doğmaz, ikincide mevcut hak sona erer.
- Feragatin m.144 kapsamındaki alacaklar için takas yasağını ortadan kaldırabileceğini düşünmek; bu alacaklar zaten alacaklının rızasına bağlıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Takastan feragatin sözleşmeye dayalı olabileceği ve bu sözleşmede alacaklının da takastan vazgeçmeyi taahhüt edebileceği görüşü kabul edilmektedir. (İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/518 E., 2025/258 K., 21.03.2025)
- Kanunda takası kanunen önlenmiş alacaklar sayılmakta olup, bu alacaklar bakımından takas yasağı kanundan kaynaklanır ve feragatle ortadan kaldırılamaz. (İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/810 E., 2022/153 K., 17.02.2022; İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/316 E., 2021/826 K., 09.11.2021)
Nasıl ispat edilir?
- Feragatin varlığını ileri süren taraf, feragat beyanının ya da sözleşme hükmünün varlığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Feragat yazılı sözleşme, genel işlem şartları veya karşı tarafın kabul ettiğini gösteren yazışmalarla ispatlanabilir.
- Örtülü feragat iddiasında, ödeme taahhüdünün takas ihtimali düşünülerek yapıldığını ileri süren taraf bunu ispatlamalıdır.
- Takas savunmasına karşı feragat def'inde bulunan karşı taraf, feragat kapsamının dava konusu alacağı kapsadığını ispatlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.139: Takasın genel koşullarını düzenler; feragat edilen takas hakkının hangi koşullarda doğacağını belirler.
- 6098 sayılı Kanun m.143: Takasın takas beyanıyla gerçekleştiğini düzenler; feragat edilmişse bu beyan sonuç doğurmaz.
- 6098 sayılı Kanun m.144: Alacaklının rızasına bağlı takas hallerini düzenler; feragat bu alacakların takas yasağını ortadan kaldırmaz.
Konuda geçen kararlar
73 karar- Hukuk Genel Kurulu, 2023/582 E., 2025/24 K., 12.02.2025İlgili madde: m.138
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/6 E., 2024/292 K., 29.05.2024İlgili madde: m.132
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/439 E., 2023/627 K., 14.06.2023İlgili madde: m.135
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/116 E., 2023/64 K., 15.02.2023İlgili madde: m.131
- Hukuk Genel Kurulu, 2021/972 E., 2023/67 K., 15.02.2023İlgili madde: m.138
- Hukuk Genel Kurulu, 2018/135 E., 2022/104 K., 10.02.2022İlgili madde: m.144
- Hukuk Genel Kurulu, 2016/400 E., 2020/119 K., 11.02.2020İlgili madde: m.131
- Hukuk Genel Kurulu, 2015/2567 E., 2017/543 K., 22.03.2017İlgili madde: m.132
- Hukuk Genel Kurulu, 2013/2293 E., 2015/1735 K., 24.06.2015İlgili madde: m.132
- 3. Hukuk Dairesi, 2024/883 E., 2025/427 K., 22.01.2025İlgili madde: m.141
Diğer 63 karar
- 9. Hukuk Dairesi, 2024/7298 E., 2024/10249 K., 27.06.2024İlgili madde: m.140, m.141, m.142, m.144, m.145
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/5970 E., 2024/5166 K., 25.06.2024İlgili madde: m.141
- 11. Hukuk Dairesi, 2021/7877 E., 2023/2131 K., 06.04.2023İlgili madde: m.137
- 11. Hukuk Dairesi, 2021/6658 E., 2023/1967 K., 30.03.2023İlgili madde: m.134
- 9. Hukuk Dairesi, 2022/10403 E., 2022/15212 K., 24.11.2022İlgili madde: m.140, m.141, m.142, m.144, m.145
- 4. Hukuk Dairesi, 2021/21470 E., 2022/5914 K., 25.03.2022İlgili madde: m.142
- 3. Hukuk Dairesi, 2021/5533 E., 2022/313 K., 24.01.2022İlgili madde: m.134
- 17. Hukuk Dairesi, 2020/1234 E., 2021/824 K., 04.02.2021İlgili madde: m.142
- 22. Hukuk Dairesi, 2017/25259 E., 2019/20247 K., 05.11.2019İlgili madde: m.144
- 22. Hukuk Dairesi, 2016/19778 E., 2019/19819 K., 24.10.2019İlgili madde: m.144
- 22. Hukuk Dairesi, 2018/604 E., 2018/8654 K., 16.04.2018İlgili madde: m.144
- 1. Hukuk Dairesi, 2013/19603 E., 2014/5565 K., 13.03.2014İlgili madde: m.140
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi, 2026/661 E., 2026/802 K., 17.04.2026İlgili madde: m.135
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2026/463 E., 2026/812 K., 10.04.2026İlgili madde: m.138
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2022/1457 E., 2026/411 K., 05.03.2026İlgili madde: m.136
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/1844 E., 2026/418 K., 04.03.2026İlgili madde: m.132
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/1220 E., 2026/141 K., 23.02.2026İlgili madde: m.133
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/1262 E., 2025/1900 K., 24.12.2025İlgili madde: m.133
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2024/1059 E., 2025/2329 K., 16.12.2025İlgili madde: m.138
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2022/758 E., 2025/1865 K., 11.12.2025İlgili madde: m.133
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/482 E., 2025/2117 K., 11.12.2025İlgili madde: m.139
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2022/28 E., 2025/1427 K., 10.12.2025İlgili madde: m.136
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2024/315 E., 2025/1426 K., 03.12.2025İlgili madde: m.131
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/1204 E., 2025/1832 K., 06.11.2025İlgili madde: m.133
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/1978 E., 2025/1842 K., 06.11.2025İlgili madde: m.135
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2024/949 E., 2025/1177 K., 03.11.2025İlgili madde: m.132
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2022/1868 E., 2025/1741 K., 30.10.2025İlgili madde: m.133
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2021/3431 E., 2025/1161 K., 23.10.2025İlgili madde: m.131
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2023/1152 E., 2025/1264 K., 23.10.2025İlgili madde: m.133
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2022/199 E., 2025/1327 K., 09.10.2025İlgili madde: m.132
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2023/429 E., 2025/727 K., 16.09.2025İlgili madde: m.136
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/136 E., 2025/1104 K., 30.05.2025İlgili madde: m.139, m.143
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2024/1990 E., 2025/526 K., 28.05.2025İlgili madde: m.137
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/128 E., 2025/1035 K., 28.05.2025İlgili madde: m.139, m.143
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/143 E., 2025/1036 K., 28.05.2025İlgili madde: m.139, m.143
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/1907 E., 2025/719 K., 15.05.2025İlgili madde: m.136, m.137
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/9 E., 2025/931 K., 15.05.2025İlgili madde: m.143
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2024/751 E., 2025/561 K., 12.05.2025İlgili madde: m.138
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/2153 E., 2025/567 K., 27.03.2025İlgili madde: m.143
- Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/903 E., 2025/294 K., 26.03.2025İlgili madde: m.137
- İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/518 E., 2025/258 K., 21.03.2025İlgili madde: m.145
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2022/542 E., 2025/402 K., 05.03.2025İlgili madde: m.139
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, 2023/828 E., 2024/1414 K., 13.11.2024İlgili madde: m.135
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2022/659 E., 2024/523 K., 14.05.2024İlgili madde: m.139
- İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, 2021/349 E., 2024/61 K., 19.03.2024İlgili madde: m.137
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/1622 E., 2024/118 K., 01.02.2024İlgili madde: m.138
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/610 E., 2023/1246 K., 14.09.2023İlgili madde: m.134
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, 2022/1215 E., 2023/783 K., 06.07.2023İlgili madde: m.142
- Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/207 E., 2023/444 K., 01.06.2023İlgili madde: m.140, m.141
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2023/242 E., 2023/349 K., 16.03.2023İlgili madde: m.136
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/1450 E., 2022/1107 K., 06.10.2022İlgili madde: m.136, m.137
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2020/1251 E., 2022/1586 K., 10.06.2022İlgili madde: m.135
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2020/981 E., 2022/895 K., 29.04.2022İlgili madde: m.135
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/810 E., 2022/153 K., 17.02.2022İlgili madde: m.145
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2021/321 E., 2021/1256 K., 01.12.2021İlgili madde: m.131
- İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/316 E., 2021/826 K., 09.11.2021İlgili madde: m.145
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2018/334 E., 2021/12 K., 19.01.2021İlgili madde: m.134
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2017/104 E., 2020/804 K., 31.12.2020İlgili madde: m.134
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2017/754 E., 2020/788 K., 30.12.2020İlgili madde: m.134
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2019/748 E., 2020/1409 K., 03.12.2020İlgili madde: m.143
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2020/121 E., 2020/325 K., 26.11.2020İlgili madde: m.131
- Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/392 E., 2020/572 K., 18.11.2020İlgili madde: m.141, m.142
- Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2018/823 E., 2020/261 K., 19.06.2020İlgili madde: m.145
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 6. BORÇLARIN VE BORÇ İLİŞKİLERİNİN SONA ERMESİ, ZAMANAŞIMI bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış