TCK › Genel hükümler › Temel ilkeler, tanımlar ve uygulama alanı

Kanunun uygulama alanı

TCK m.7–19Ceza Hukuku Genel HükümlerSon değişiklik: 23.04.2016 (m.18)

Kısaca

5237 sayılı Kanun'un 7. maddesi, suçun işlendiği tarihte yürürlükte olan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların zaman bakımından uygulanmasını düzenler. 5237 sayılı TCK m.8, Türk ceza kanunlarının yer bakımından uygulanmasının temelini oluşturan mülkilik ilkesini düzenler. TCK m.9, Türkiye'de işlenen bir suç nedeniyle yabancı ülkede hakkında hüküm verilmiş kişinin Türkiye'de yeniden yargılanmasını düzenler.

Kapsam

Bu konu, Türk Ceza Kanunu m.7–19 hükümlerini kapsar.

TCK m.7 — Zaman bakımından uygulama

5237 sayılı Kanun'un 7. maddesi, suçun işlendiği tarihte yürürlükte olan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların zaman bakımından uygulanmasını düzenler. Maddede geçmişe yürümezlik ilkesi, failin lehine olan kanunun geçmişe yürümesi, infaz rejimine ilişkin hükümlerin derhal uygulanması ve geçici veya süreli kanunların ileriye yürümesi konuları yer alır. Madde, işlenmiş suçlara ve hükmolunmuş cezalara ve güvenlik tedbirlerine uygulanır. Madde yer bakımından uygulamayı düzenlemez; Türkiye'de işlenen suçlar ve yer bakımından uygulama 5237 sayılı Kanun m.8 kapsamındadır. Suçun unsurlarının tespiti, zamanaşımı ve kovuşturma şartları gibi konular bu maddenin doğrudan düzenlediği konular değildir. Kişi bakımından uygulama ile kabahatlerin idari yaptırımlarının infazı da bu maddenin kapsamı dışındadır.

Zaman bakımından uygulama: hangi kavramlar bilinmeli?

Geçmişe yürümezlik ilkesi
İşlendiği zaman yürürlükte olan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı ceza verilememesi ve güvenlik tedbiri uygulanamaması ilkesidir. Aleyhe kanunun geçmişe uygulanmasını engeller.
Failin lehine kanun
Suçun işlendiği tarihteki kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun hükümleri farklı ise, faile daha elverişli sonuç doğuran kanunu ifade eder. Lehe kanun, sonradan yürürlüğe girmiş olsa bile geçmişe uygulanır.
İnfaz rejimine ilişkin hükümler
Cezanın yerine getirilme biçimini düzenleyen hükümlerdir. Madde, hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrüre ilişkin olanları bu kapsamın dışında tutar; bunlar hakkında lehe kanun ilkesi uygulanır.
Geçici kanun
İlgili olduğu olayın devamı süresince yürürlükte kalan kanundur. Yürürlüğü fiilen sınırlı olduğundan, yürürlükten kalkmasına rağmen yürürlükte bulunduğu süre içinde işlenen suçlara uygulanmaya devam eder.
Süreli kanun
Kendi metninde yürürlükte kalacağı süreyi belirleyen kanundur. Bu süre içinde işlenen suçlar hakkında yürürlükten kalktıktan sonra da uygulanmaya devam eder.
Kesin hüküm ve infaz
Mahkûmiyet hükmünün kesinleşmiş ve cezanın infaza konmuş olmasıdır. Fiili suç olmaktan çıkaran kanun hükmünde infaz ve kanuni sonuçlar kendiliğinden kalkar.

Zaman bakımından uygulama: hangi şartlar aranır?

  • Fiilin işlendiği zamanda yürürlükte bulunan kanuna göre suç oluşturması ve hakkında ceza veya güvenlik tedbirinin uygulanması gerekir; bu kanuna göre suç sayılmayan fiilden dolayı ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz.
  • Fiilin işlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmaması hâlinde, bu kanun geçmişe uygulanır ve fail cezalandırılamaz ya da hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz.
  • Suçun işlendiği zaman yürürlükte olan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunun hükümleri farklı olmalıdır; bu durumda failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz edilir.
  • Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrüre ilişkin hükümler dışında kalan infaz rejimi hükümlerinin, lehe olup olmadığına bakılmaksızın derhal uygulanması gerekir.
  • Geçici veya süreli bir kanunun yürürlükte bulunduğu süre içinde işlenmiş bir suç söz konusu olmalıdır; bu durumda kanunun yürürlükten kalkmasına rağmen uygulanmasına devam edilir.

Zaman bakımından uygulama: hangi sonuçları doğurur?

  • Fiilin işlendiği zaman suç sayılmıyorsa, hakkında ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz.
  • Hüküm verilmiş ancak sonradan fiil suç olmaktan çıkarılmışsa, cezanın infazı ve kanuni sonuçları kendiliğinden kalkar.
  • Suç olan fiilde yeni kanun failin lehine ise, geçmişe yürüyerek uygulanır ve infaz edilir.
  • Aleyhe değişiklik geçmişe uygulanmaz; eski kanun esas alınır.
  • Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrüre ilişkin hükümler dışındaki infaz rejimi hükümleri derhal uygulanır.
  • Geçici veya süreli kanun yürürlükte bulunduğu süre içinde işlenen suç hakkında, yürürlükten kalkmasına rağmen uygulanmaya devam eder.
  • Kanunun ileriye yürümesi, geçici ve süreli kanunlarla sınırlıdır; olağan kanunlarda bu kural yoktur.
  • Madde emredici niteliktedir; taraflar sözleşmeyle bu kuraldan ayrılamaz.

Suç sayılmama ile cezada lehe değişiklik arasındaki fark nedir?

Fiilin sonradan yürürlüğe giren kanunla suç olmaktan çıkarılması hâli; fıkra 1 ikinci cümle uyarınca geçmişe uygulanır.

Fiilin suç olmaya devam etmesi, yalnızca cezası veya unsurları değişen hâl; fıkra 2 uyarınca failin lehine olan kanun uygulanır.

Suç olmaktan çıkan fiilde ceza ve güvenlik tedbiri verilemez, hüküm kesinleşmiş olsa bile infaz ve kanuni sonuçlar kendiliğinden kalkar. Suç olmaya devam eden fiilde ise lehe olan kanun seçilir.

Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme, tekerrür ile diğer infaz rejimi hükümleri arasındaki fark nedir?

Ertelenme, koşullu salıverilme ve tekerrüre ilişkin hükümler lehe kanun ilkesine tabidir.

Bunlar dışındaki infaz rejimi hükümleri derhal uygulanır.

Birinci grupta fıkra 2 uygulanır; diğer infaz hükümlerinde lehe olup olmadığına bakılmaksızın yeni kanun hemen uygulanır.

Geçici veya süreli kanun ile olağan kanun arasındaki fark nedir?

Geçici veya süreli kanun, yürürlükte bulunduğu süre içinde işlenen suçlar hakkında yürürlükten kalktıktan sonra da uygulanmaya devam eder.

Olağan kanunlarda, sonradan yürürlüğe giren ve lehe olan kanun geçmişe uygulanır.

Geçici veya süreli kanunda lehe kanun geçmişe yürüme kuralı uygulanmaz; bu kanunların ileriye yürümesi kabul edilir.

Zaman bakımından uygulama: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Lehe kanun ilkesini yalnızca cezanın miktarına bakarak uygulamak; suçun unsurlarındaki ve kanuni sonuçlarındaki değişiklikleri gözden kaçırmak.
  • Hapis cezasının ertelenmesi, koşullu salıverilme ve tekerrüre ilişkin hükümleri de lehe kanun ilkesine tabi saymak; bu hükümler dışındaki infaz hükümlerinde ise lehe kanun aramak.
  • Geçici veya süreli kanunun yürürlük süresi dolduktan sonra, o süre içinde işlenen suç hakkında uygulanmasına son vermek.
  • Fiilin suç olmaktan çıkarıldığı hâlde kesinleşmiş hükmün infazına devam etmek; infazın ve kanuni sonuçların kendiliğinden kalktığını göz ardı etmek.
  • Yürürlük tarihini Resmî Gazete yayım tarihi yerine kanunun kendi belirttiği tarihten farklı alarak hesaplamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Fiilin işlendiği zamanın tespiti, lehe kanunun belirlenmesinde ilk adımdır ve uygulamada suçun ne zaman işlendiğine göre kanun seçimi yapılır. (Genel Kurul, 2021/7919 E., 29.05.2024)
  • Lehe kanun karşılaştırmasında, kanunun yalnızca cezasına bakılmaz; suçun unsurları, cezası ve mahkûmiyetin kanuni sonuçları birlikte değerlendirilir. (Genel Kurul, 2021/34231 E., 26.01.2023)
  • Şikâyete bağlı hâle getirilen ya da uzlaştırma kapsamına alınan suçlarda, yeni düzenleme lehe ise sanığın hukuki durumu bu kapsamda yeniden değerlendirilir. (Ceza Genel Kurulu, 2021/34 E., 2023/278 K., 17.05.2023; Ceza Genel Kurulu, 2019/630 E., 2022/511 K., 04.07.2022)
  • Çerçeve hüküm söz konusu olduğunda, suçun işlendiği tarihteki hem çerçeve düzenleme hem de düzenleyici işlem birlikte gözetilir. (Ceza Genel Kurulu, 2008/157 E., 2008/74 K., 08.04.2008)
  • Fiilin suç olmaktan çıkarıldığı durumda, temyiz aşamasında dahi lehe kanun hükmü dikkate alınır. (Ceza Genel Kurulu, 2007/137 E., 2009/73 K., 24.03.2009)

Nasıl ispat edilir?

  • Lehe kanunu ileri süren sanık veya müdafi, suçun işlendiği tarihi ve o tarihte yürürlükte olan kanunu ispatlamakla yükümlüdür; yürürlük tarihi Resmî Gazete yayımı ile belirlenir.
  • Suç tarihinin tespiti için tanık, belge ve soruşturma dosyasındaki kayıtlar kullanılır; tarihin belirsiz olması hâlinde hangi kanunun uygulanacağı tartışmalı olur.
  • Yeni kanunun lehe olup olmadığını karşılaştırma yükü mahkemeye aittir; her iki kanun birlikte değerlendirilir.
  • Karşı tarafın aleyhe kanunun uygulanması gerektiği yönündeki savunmasını da mahkeme resen değerlendirir; geçici veya süreli kanun savunmasında kanunun yürürlük süresi ve fiilin bu süre içinde işlendiği ispatlanmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.2: Kanunsuz suç ve ceza ilkesini düzenler; m.7 bu ilkenin zaman bakımından sonuçlarını gösterir.
  • 5237 sayılı Kanun m.8: Yer bakımından uygulamayı düzenler; m.7'nin zaman bakımından uygulamasıyla birlikte ele alınan komşu hükümdür.

TCK m.8 — Yer bakımından uygulama

5237 sayılı TCK m.8, Türk ceza kanunlarının yer bakımından uygulanmasının temelini oluşturan mülkilik ilkesini düzenler. Maddenin birinci fıkrası, Türkiye'de işlenen suçlar hakkında Türk kanunlarının uygulanacağını ve fiilin kısmen veya tamamen Türkiye'de işlenmesinin ya da neticenin Türkiye'de gerçekleşmesinin suçu Türkiye'de işlenmiş saydığını hükme bağlar. İkinci fıkra, Türk kara ve hava sahaları ile karasularını, açık denizde ve üzerindeki hava sahasında Türk deniz ve hava araçlarını, Türk savaş araçlarını ve Türkiye'nin kıta sahanlığı veya münhasır ekonomik bölgesindeki sabit platformları farazi ülke olarak sayar. Kişi bakımından ayrım yapmaz; fail ve mağdurun uyruğu sonucu değiştirmez. Maddenin düzenlemediği konular: yabancı ülkede işlenen suçta Türk kanunlarının uygulanması (m.11), Türk vatandaşının yabancı ülkede işlediği suç (m.11), suçun yabancı ülkede yargılanmasının Türkiye'de tekrar yargılanması (m.9-10), şahsilik ve koruma ilkeleri (m.11-13) ve zamanaşımı (m.66-67).

Yer bakımından uygulama: hangi kavramlar bilinmeli?

Mülkilik ilkesi
Ülkede işlenen tüm suçlara, failin ve mağdurun vatandaşlığına bakılmaksızın o ülkenin ceza kanunlarının uygulanması ilkesidir. Maddenin birinci fıkrasının temelidir.
Fiilin kısmen veya tamamen Türkiye'de işlenmesi
Eylemin icra hareketinin bir kısmının ya da tamamının Türkiye sınırları içinde gerçekleşmesidir. Hareketin tamamının yurt dışında yapılması durumunda bu bağlantı kurulamaz, ancak neticenin Türkiye'de oluşması ayrıca değerlendirilir.
Neticenin Türkiye'de gerçekleşmesi
Suçun hukuki sonucunun, yani netice olarak tanımlanan etkinin Türkiye'de meydana gelmesidir. Fiilin yurt dışında yapılmış olması bu bağlantıyı ortadan kaldırmaz.
Farazi anlamda ülke
Gerçek anlamda ülke sınırları dışında kalan ancak madde gereğince Türkiye sayılan yerlerdir. Madde bunları ikinci fıkranın (a)-(d) bentlerinde sayar.
Sabit platform
Türkiye'nin kıta sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgesinde tesis edilmiş, yerinde sabit duran yapılardır. Gemi gibi hareket eden araçlar bu kavramın kapsamına girmez; onlar (b) ve (c) bentlerindeki araçlar hükmüne tabidir.
Açık deniz
Karasularının dışında kalan ve hiçbir devletin egemenliği altında bulunmayan deniz alanıdır. Bu alanın üzerindeki hava sahası da (b) bendinde ayrıca anılır.

Yer bakımından uygulama: hangi şartlar aranır?

  • Suçun Türkiye'de işlenmiş sayılabilmesi için fiilin kısmen veya tamamen Türkiye'de işlenmiş olması ya da neticenin Türkiye'de gerçekleşmesi gerekir; iki bağlantıdan birinin varlığı yeterlidir.
  • Fiilin tamamının yurt dışında işlenmesi ve neticenin de Türkiye'de gerçekleşmemesi halinde birinci fıkra uygulanmaz; Türk kanunlarının uygulanması için ikinci fıkradaki yerlerden birine bağlanmak gerekir.
  • Suçun ikinci fıkrada sayılan yerlerden birinde işlenmiş olması halinde, fiilin bir kısmının veya neticenin Türkiye'de gerçekleşmesi aranmaz; yer bağlantısı yeterlidir.
  • İkinci fıkranın (b) ve (c) bentlerinde, aracın Türk deniz veya hava aracı ya da Türk savaş aracı olması gerekir; yabancı karasuları veya hava sahasında işlenen suç, savaş araçlarına özgü olarak Türkiye'de işlenmiş sayılır.
  • İkinci fıkranın (d) bendinde, platformun Türkiye'nin kıta sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgesinde tesis edilmiş olması, suçun bu platformda ya da platforma karşı işlenmesi gerekir.

Yer bakımından uygulama: hangi sonuçları doğurur?

  • Fiil veya neticenin Türkiye'de bulunması halinde suç Türkiye'de işlenmiş sayılır ve Türk kanunları uygulanır.
  • Fiilin tamamı yurt dışında yapılmış ve netice de Türkiye'de oluşmamışsa, birinci fıkraya dayanılamaz; ancak ikinci fıkradaki yerlerden biri bağlantısı varsa Türk kanunları uygulanır.
  • Açık denizde Türk deniz veya hava aracında ya da bu araçla işlenen suçta, fail ve mağdurun uyruğu önemli değildir; Türk kanunları uygulanır.
  • Yabancı bir deniz veya hava aracında ya da bu araçla açık denizde işlenen suçta, Türkiye'nin bu madde kapsamında yetkisi bulunmaz.
  • Türk hava sahasında, Türk veya yabancı uçakta işlenen suçta Türk kanunları uygulanır.
  • Türk savaş araçlarında veya bu araçlarla işlenen suç, nerede işlenmiş olursa olsun Türkiye'de işlenmiş sayılır.
  • Madde kişiler arasında ayrım yapmadığından, kamu düzenine ilişkin ayrı bir sözleşme hükmü aranmaksızın sonuç fail ve mağdurun uyruğuna göre değişmez.
  • Madde metninde yer alan bu yer bağlantıları, fail ile mağdurun uyruğuna dair ek bir koşul getirmez.

Fiil ile netice arasındaki fark nedir?

Fiilin Türkiye'de işlenmesi, icra hareketinin ülke içinde yapılmasıdır.

Neticenin Türkiye'de gerçekleşmesi, hukuki sonucun ülke içinde doğmasıdır; fiil yurt dışında yapılmış olabilir.

İki bağlantıdan biri yeterli olduğu için, sınır ötesinden Türkiye'ye ateş edilen durumda neticenin Türkiye'de oluşması suçu Türkiye'de işlenmiş sayar.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, fiil veya neticenin Türkiye ile bağlantısını arar.

İkinci fıkra, suçun belirli yerlerde işlenmesini arar ve bu yerlerde bağlantı ayrıca aranmaz.

Yabancı karasularında veya açık denizde Türk aracında işlenen suç, fiil ve neticenin Türkiye'de olup olmadığına bakılmadan Türkiye'de işlenmiş sayılır.

Türk deniz ve hava aracı ile türk savaş aracı arasındaki fark nedir?

Türk deniz ve hava araçları, bayrak ve açık deniz ya da açık deniz üstü hava sahası koşuluna bağlıdır.

Türk savaş araçları için (c) bendi açık deniz veya yabancı hava sahası ayrımı yapmaz.

Savaş aracında yabancı karasuları içinde işlenen suç da Türkiye'de işlenmiş sayılır; ticari araç için bu geçerli değildir.

Türk karasuları ile yabancı karasuları içindeki Türk aracı arasındaki fark nedir?

Türk karasuları ve hava sahası, (a) bendi uyarınca Türk ülkesinin parçasıdır.

Yabancı karasuları içinde bulunan Türk aracı, (b) bendi açık deniz koşulunu karşılamadığı için bu bendin kapsamına girmez.

Yabancı karasuları içinde ticari bir Türk gemisinde işlenen suç için m.8/2 uygulanmaz; kıyı devletinin yetkisi ve yabancı ülke hukuku ayrıca değerlendirilir.

Kara sahası ile kıta sahanlığı platformu arasındaki fark nedir?

Türk kara sahası, ülke toprağı olarak (a) bendinde yer alır.

Kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgedeki platform, (d) bendi ile farazi ülke sayılır.

Platform üzerinde veya platforma karşı işlenen suçta, platformun konumu deniz hukuku bakımından Türk toprağı sayılmaz ama madde gereğince Türkiye'de işlenmiş kabul edilir.

Yer bakımından uygulama: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Suçun yer bakımından Türkiye'de işlenmiş sayılmasını yalnızca failin Türk vatandaşı olması ile gerekçelendirmek; m.8 fail ve mağdurun uyruğunu dikkate almaz.
  • Fiilin tamamının yurt dışında yapıldığını görüp neticenin Türkiye'de oluşup oluşmadığını araştırmadan yetkisizlik kararı vermek.
  • Açık denizde Türk gemisinde işlenen suç ile yabancı karasularında Türk ticari gemisinde işlenen suçu aynı kurala bağlamak; ikincisi (b) bendi kapsamında değildir.
  • Savaş aracı ayrımını ticari araçlara da uygulamak; (c) bendi yalnız Türk savaş araçlarını kapsar.
  • Sabit platformu gemi gibi değerlendirip (b) veya (c) bendine bağlamak; platform (d) bendinde ayrıca sayılmıştır.
  • Ölümün Türkiye'de olması halinde, eylemin yurt dışında başlamasına rağmen suç yerini belirlemede neticeyi göz ardı etmek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yabancı ülkede yapılan eylemin Türkiye'de sonuç doğurması halinde, neticenin Türkiye'de gerçekleştiği yer suçun işlendiği yer sayılmakta ve Türkiye'deki mahkemenin yetkisi bu bağlantıya dayandırılmaktadır. (5. Ceza Dairesi, 2014/4078 E., 2014/5200 K., 08.05.2014; 1. Ceza Dairesi, 2014/1218 E., 2014/1647 K., 18.03.2014)
  • Ölümün Türkiye'de gerçekleşmesi, yaralanmanın yurt dışında olmasına rağmen neticenin Türkiye'de oluştuğu kabul edilerek suç yerinin Türkiye olarak belirlenmesi uygulamada benimsenmektedir. (5. Ceza Dairesi, 2014/4078 E., 2014/5200 K., 08.05.2014)
  • Suç yeri ve yetkisine ilişkin kararlarda, maddenin uygulandığı yer belirlenirken suçun kanuni tanımındaki netice ile fiilin gerçekleştiği yer ayrı ayrı değerlendirilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2014/1218 E., 2014/1647 K., 18.03.2014)

Nasıl ispat edilir?

  • Suçun Türkiye'de işlenmiş sayılmasını iddia eden taraf, fiilin veya neticenin Türkiye'de gerçekleştiğini ispatlamakla yükümlüdür; bu, tanık, keşif, olay yeri tespiti ve adli raporlarla yapılır.
  • Yabancı bir araç veya platformun bulunduğu yer iddiası, seyir kaydı, gemi belgeleri, bayrak belgesi ve konum tespiti gibi resmi belgelerle ispatlanır.
  • Neticenin Türkiye'de gerçekleştiği iddiası, ölüm raporu, tedavi kayıtları ve adli tıp raporu ile ispatlanır; ölümün yurt dışında gerçekleştiği savunması aynı belgelerle çürütülür.
  • Savaş aracı veya Türk aracı olduğu savunulan taşıtın tescil ve bayrak bilgisi, bu bilgilerin yazılı belgelerle kanıtlanmasını gerektirir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 m.9: Türkiye'de işlenen suç nedeniyle yabancı ülkede hüküm verilmiş olması halinde Türkiye'de yeniden yargılamayı düzenler; m.8'in yer bakımından uygulamasıyla birlikte değerlendirilir.
  • 5237 m.10: Yabancı ülkede Türk aleyhine işlenen ya da Türk yararına suç işlenmesi hâlinde uygulanacak yeniden yargılamayı düzenler.
  • 5237 m.11: Türk vatandaşının yabancı ülkede işlediği suçta Türk kanunlarının uygulanmasını düzenler; m.8'deki Türkiye'de işlenmiş sayılma ölçütünün dışında kalan hali kapsar.
  • 5237 m.13: Koruma ilkesi ve evrensellik ilkesine ilişkin, m.8'in dışında kalan yabancı ülke suçları için Türk kanunlarının uygulanma hallerini belirler.
  • 5237 m.12: Mağdura göre şahsilik ve evrensellik hallerini düzenler; mülkilik ilkesinin sınırını çizer.

TCK m.9 — Yabancı ülkede hüküm verilmesi

Madde, Türkiye'de işlenen bir suç nedeniyle yabancı ülkede hakkında hüküm verilmiş kişinin Türkiye'de yeniden yargılanmasını düzenler. Maddenin uygulandığı kişiler, yurt dışında hüküm almış olan Türk vatandaşı ve yabancılardır; uyruk ayrımı yapılmamıştır. Madde, yabancı ülkedeki hükmün Türkiye'de yeniden yargılamaya engel olmadığını (non bis in idem ilkesinin tanınmadığını) ve yeniden yargılamanın koşullarını belirler. Maddenin düzenlemediği konular: yabancı ülkede infaz edilen cezanın Türkiye'de mahsubu (m.16), yabancı ülkede işlenen suçlarda Türk kanununun uygulanma koşulları (m.11, m.12, m.13), yabancı kanunun göz önünde bulundurulması (m.19) ve iade (6706 sayılı Kanun).

Yabancı ülkede hüküm verilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Yeniden yargılama
Yabancı ülkedeki hükme rağmen, Türkiye'de aynı fiil nedeniyle yeniden kovuşturma ve yargılama yapılmasıdır. Yabancı ülke hükmü, Türkiye'deki yargılamayı durduran bir engel oluşturmaz.
Hüküm
Maddede yer alan ifadeyle mahkûmiyet hükmüdür. Madde metni hükmün mahkûmiyet, beraat, düşme veya ret biçiminde olmasını ayırt etmeden, yabancı ülkede verilen kararı kapsayacak biçimde kurulmuştur ve bu konuda ayrıca bir ölçüt getirmez.
Türkiye'de işlenen suç
Fiilin tamamen veya kısmen Türkiye'de gerçekleştiği suçtur. Madde yalnızca bu tür suçları kapsar; yabancı ülkede işlenen bir suç için madde uygulanmaz.
Re'sen yargılama
Yeniden yargılamanın, ilgilinin talebi veya Adalet Bakanı istemi aranmaksızın Türk makamlarınca kendiliğinden başlatılmasıdır. Madde metninde bu yönde bir koşul yoktur.

Yabancı ülkede hüküm verilmesi: hangi şartlar aranır?

  • Fiilin Türkiye'de işlenmiş olması veya Türkiye'de işlenmiş sayılma hallerinden birine girmesi gerekir (TCK m.8 kapsamında mülkilik ilkesi).
  • Fail hakkında yabancı ülkede hüküm verilmiş olması gerekir.
  • Yabancı ülkede verilen hükmün, Türkiye'de işlenen aynı suç nedeniyle verilmiş olması gerekir.
  • Yabancı hükmün bir mahkûmiyet, beraat, düşme veya ret kararı olmasının, madde bakımından yeniden yargılamaya engel olmadığı kabul edilir; yani hükmün türü yeniden yargılamanın şartı değildir.
  • Türkiye'de yeniden yargılama için madde metninde Adalet Bakanı istemi, şikâyet veya karşılıklılık koşulu aranmamıştır; yabancı faile bağlı bir koşul da getirilmemiştir.

Yabancı ülkede hüküm verilmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Türkiye'de işlenen suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmiş kişi, Türkiye'de yeniden yargılanır.
  • Yeniden yargılama için Adalet Bakanı istemi, ilgilinin veya mağdurun şikâyeti ya da yabancı ülkenin talebi aranmaz.
  • Yabancı ülke hükmü, Türkiye'de yeniden yargılamaya engel değildir; non bis in idem ilkesi bu bakımdan tanınmamıştır.
  • Yabancı ülkede verilen hükmün türü (mahkûmiyet, beraat, düşme, ret) yeniden yargılamanın yapılıp yapılmayacağını değiştirmez.
  • Türkiye'de yeniden yargılama sonucunda verilen ceza, yabancı ülkede infaz edilen cezanın mahsubu ile karşılaştırılır; mahsup m.16 kapsamında yapılır.
  • Madde metninde, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşme hükümlerinin saklı olduğuna dair fıkra yer almamaktadır; bu fıkra gerekçe uyarınca metinden çıkarılmıştır.
  • Madde 1 fıkradan ibarettir ve yabancı ülkede hüküm verilmesinin, Türkiye'deki yargılamanın kendisine bağlı bir sınır getirmediği anlaşılmaktadır.

Türk vatandaşı ile yabancı fail arasındaki fark nedir?

Türk vatandaşı fail, Türkiye'de işlediği suç nedeniyle yabancı ülkede hüküm almıştır.

Yabancı fail, aynı şekilde Türkiye'de işlediği suç nedeniyle yabancı ülkede hüküm almıştır.

Madde metni ikisi arasında ayrım yapmaz; her ikisi de Türkiye'de yeniden yargılanır. Madde gerekçesinde, eski tasarıdaki yabancı lehine ayrımın Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı bulunduğu ve metinden çıkarıldığı belirtilmiştir.

Türkiye'de işlenen suç ile yabancı ülkede işlenen suç arasındaki fark nedir?

Fiil Türkiye'de işlenmiş veya Türkiye'de işlenmiş sayılmış (m.8) ve yabancı ülkede hüküm verilmiştir.

Fiil yabancı ülkede işlenmiş ve yabancı ülke bu suçu yargılamıştır.

Yabancı ülkede işlenen suç bakımından bu madde değil, m.11, m.12 veya m.13 uygulanır. m.9'un yeniden yargılama hükmü yalnızca Türkiye'de işlenen suçlar için geçerlidir.

Yabancı ülkede hüküm verilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yabancı ülkedeki hükmün Türkiye'de non bis in idem ilkesi kapsamında yargılamayı engellediğini sanmak; madde metni bu ilkeyi tanımaz ve yabancı hükmün Türkiye'de yeniden yargılamaya engel olmadığını açıkça göstermek gerekir.
  • Madde metninde olmayan bir Adalet Bakanı istemi, şikâyet veya karşılıklılık koşulunu aramak; madde 9 yeniden yargılamada bu koşulları öngörmez.
  • Yabancı ülke hükmünün türünü (beraat, düşme, ret) ayırarak, yalnızca mahkûmiyet hükümlerinde yeniden yargılama yapılabileceğini düşünmek; madde hükmün türünü ayırt etmez.
  • Türk vatandaşı ile yabancı fail arasında ayrım yapmak, örneğin yabancı için şikâyet veya istem aramak; madde metninde uyruk ayrımı yoktur ve eski tasarıdaki yabancı lehine ayrım metinden çıkarılmıştır.
  • Yabancı ülkede işlenen bir suçu madde 9 kapsamında yeniden yargılamaya çalışmak; bu durumda m.11, m.12 veya m.13 uygulanır.
  • Yeniden yargılama sonucunda verilecek cezadan, yabancı ülkede infaz edilen cezanın mahsubunu yapmamak; bu işlem m.16 kapsamında yapılır.
  • Madde metninde yer alan ancak metinden çıkarılmış olan uluslararası sözleşme saklılığı fıkrasını madde metnine ait saymak; madde yalnızca tek fıkradan oluşur.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yabancı ülkede verilen kararın Türkiye'de yeniden yargılamayı engellemediği, bu nedenle Türkiye'de yeniden kovuşturmanın başlatılabileceği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2007/165 E., 2007/169 K., 17.07.2007)
  • Madde 9 uyarınca yeniden yargılamada cezanın belirlenmesinde, Türk kanununa göre tayin edilecek cezanın somut olayın ağırlığına göre makul bir noktada seçilmesi gerektiği, alt ve üst sınırlar arasında makul bir ceza tayini yapılmadan eksik ceza tayini yapılmasının bozma nedeni sayıldığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2017/109 E., 2021/9 K., 28.01.2021; 1. Ceza Dairesi, 2024/6285 E., 2025/6685 K., 01.10.2025; 1. Ceza Dairesi, 2024/2878 E., 2025/4393 K., 28.05.2025)
  • Yeniden yargılamada mahkemenin, yabancı hükmü ve Türkiye'de işlenen fiili ayrı değerlendirmesi gerektiği; yabancı ülke hükmünün tek başına Türkiye'deki yargılamayı sona erdirmediği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2006/184 E., 2006/178 K., 04.07.2006)
  • Yargılama sırasında bu maddeye dayanılmasının, sanığın uyruğuna göre farklı sonuç doğurmadığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/55 E., 2010/116 K., 11.05.2010)

Nasıl ispat edilir?

  • Türkiye'de yeniden yargılama talebinde bulunan makam, yani savcılık, fiilin Türkiye'de işlendiğini ve yabancı ülkede hüküm verildiğini ispatlamak zorundadır; yabancı hükmün belgesi ve fiilin Türkiye ile bağlantısı bu ispat kapsamındadır.
  • Yabancı ülke hükmü, yetkili makamca onaylanmış örnek veya diplomatik yolla elde edilen belge ile ispat edilir; bu belgenin hangi ülkede, hangi mahkemece verildiğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin gösterilmesi gerekir. (Madde metninde açıkça bu usul yer almamaktadır; genel ispat kuralları çerçevesinde uygulanır.)
  • Fiilin Türkiye'de işlendiği iddiasının, yani m.8 anlamında Türkiye'de işlenmiş sayılma hallerinin varlığı, Türkiye'de yeniden yargılama talep eden makam tarafından ispatlanır; sanık, fiilin Türkiye dışında işlendiğini ileri sürerek bu iddiaya itiraz edebilir.
  • Sanığın, yabancı ülkedeki yargılamanın kendisine karşı bir yeniden yargılama engeli oluşturduğu savunması, bu maddeye göre sonuç doğurmaz; sanık bu savunmayı ileri sürse de madde metni bunu kabul etmediği için, sanık bu savunmanın dayanağını ispat etmekle yükümlü değildir, ancak mahkeme bu savunmayı reddederken gerekçesini açıklamak zorundadır.
  • Yabancı hükmün kapsamı ile Türkiye'de yeniden yargılanacak fiilin aynı olduğu, yani aynı eylem olduğu, ceza yargılaması belgeleri ile ispat edilir; bu noktada farklılık varsa Türkiye'de yargılama yapılabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 m.8: Türkiye'de işlenen suç kavramını belirler. Madde 9, yalnızca Türkiye'de işlenmiş ya da işlenmiş sayılan suçlar bakımından uygulanır.
  • 5237 m.16: Yabancı ülkede infaz edilen cezanın Türkiye'de verilecek cezadan mahsubunu düzenler. Madde 9 sonrası yeniden yargılamada uygulanacak tamamlayıcı hükümdür.
  • 5237 m.11: Türk vatandaşının yabancı ülkede işlediği suç bakımından Türkiye'de yargılamayı düzenler; m.9'un kapsamı dışındadır.
  • 5237 m.12: Yabancının yabancı ülkede Türkiye'nin veya Türk vatandaşının zararına işlediği suç bakımından Türkiye'de yargılamayı düzenler; m.9'un kapsamı dışındadır.
  • 5237 m.13: Yabancı ülkede işlenen belirli suçlar bakımından Türk kanunlarının uygulanmasını düzenler; m.9'un kapsamı dışındadır.
  • 5237 m.10: Yabancı ülkede Türkiye namına görev yapan kişilerin suçlarını düzenler; m.9 ile birlikte okunur, çünkü bu kişiler hakkında da yabancı ülke hükmü Türkiye'de yeniden yargılamaya engel değildir.
  • 5237 m.19: Yabancı kanunun göz önünde bulundurulmasını düzenler; Türkiye'de yeniden yargılamada yabancı ülke kanunundaki ceza üst sınırının dikkate alınmasıyla ilgilidir.
  • 6706 sayılı Kanun: Yabancı ülkeden iade ile ilgilidir; iade ve yeniden yargılama arasındaki ilişkiyi düzenler, madde 9'un uygulama alanına doğrudan girmez.

TCK m.10 — Görev suçları

Madde, yabancı ülkede Türkiye namına memuriyet veya görev üstlenmiş kişinin bu sıfattan doğan bir suç işlemesi hâlinde, yabancı ülkede hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş olsa bile Türkiye'de yeniden yargılanmasını düzenler. Uygulama alanı, Türkiye adına görev yapan kişilerin görev suçlarıyla sınırlıdır; fail Türk vatandaşı olmak zorunda değildir. Madde, yabancı hükmün Türkiye'deki yargılamaya etkisini, yani mahsup meselesini doğrudan düzenlemez. Yabancı ülkede hükmün tanınması ve infazı ile ilgili usul kuralları bu maddenin kapsamında değildir.

Görev suçları: hangi kavramlar bilinmeli?

Türkiye namına memuriyet veya görev
Devletin adına, onun yetkisiyle yürütülen kamusal bir işlevi ifade eder. Memuriyetin sürekli veya geçici olması ya da kamu kuruluşu adına yapılmış olması arasında fark gözetilmez. Bu kavram, failin Türk vatandaşı olmasını gerektirmez; Türkiye adına görev yapan vatandaş olmayan kişi de kapsama girebilir.
Yabancı ülkede yeniden yargılama
Aynı fiil nedeniyle yabancı ülkede hüküm verilmiş olmasına rağmen Türkiye'de yeniden yargılama yapılmasıdır. Yabancı hükmün varlığı, Türkiye'deki yargılamaya engel değildir.
Görev suçu (koruma ilkesi)
Türkiye adına üstlenilen görev nedeniyle işlenen ve devletin uluslararası saygınlığını zedeleyen suçlardır. Bu suçlar koruma ilkesi kapsamında değerlendirilir; failin kişisel suçları ise faile göre şahsilik ilkesine tabidir.

Görev suçları: hangi şartlar aranır?

  • Failin yabancı bir ülkede Türkiye namına memuriyet veya görev üstlenmiş olması gerekir.
  • İşlenen suçun bu memuriyet veya görevden kaynaklanması, yani görev ile fiil arasında bağlantı bulunması gerekir.
  • Suçun işlendiği yer yabancı ülke olmalıdır.
  • Fail hakkında yabancı ülkede mahkûmiyet hükmü verilmiş olabilir; bu durum yeniden yargılamaya engel değildir.

Görev suçları: hangi sonuçları doğurur?

  • Şartlar gerçekleştiğinde, fail hakkında yabancı ülkede mahkûmiyet hükmü verilmiş olsa bile Türkiye'de yeniden yargılama yapılır.
  • Yabancı ülkede verilen hükmün varlığı, Türkiye'de yargılamaya engel değildir.
  • Yabancı ülkede yargılama yapılmış olması, Türkiye'de suçun türüne, cezanın ağırlığına veya suçtan zarar görenin uyruğuna bağlı bir koşula bağlı değildir.
  • Yabancı ülkede yargılama yapılmış ve hüküm kurulmuş olması hâlinde mahsup işlemleri uygulanır.
  • Failin memuriyet veya görevi Türkiye adına değilse madde uygulanmaz ve bu hâlde Türkiye'de yargılama bu maddeye dayanamaz.

Türkiye adına görev yapan vatandaş ile vatandaş olmayan kişi arasındaki fark nedir?

Türk vatandaşı olan ve Türkiye adına memuriyet yapan kişi, 657 sayılı Kanun'a göre vatandaşlık şartına tabidir.

Türkiye adına görev yapan ama memur olmayan kişi, örneğin uluslararası bir yargı organı önünde Türkiye'yi temsil eden hukukçu, vatandaş olmak zorunda değildir.

Vatandaş olmayan görevli de madde kapsamında yeniden yargılanabilir; koruma ilkesinin devletin saygınlığını esas alması bu sonucu doğurur.

Görev suçu ile failin şahsi suçu arasındaki fark nedir?

Türkiye adına üstlenilen görevden kaynaklanan suç, koruma ilkesi kapsamında değerlendirilir.

Görevle ilgisi olmayan şahsi suç, faile göre şahsilik ilkesine tabidir.

Yalnızca görev suçları bakımından bu madde uygulanır; şahsi suçlar için Türkiye'de yargılama bu madde ile sağlanamaz.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yabancı ülkede verilen mahkûmiyet veya beraat kararının, madde uyarınca Türkiye'de yeniden yargılamaya engel olmadığı yönünde görüş ağırlık kazanmıştır.
  • Görev suçları bakımından koruma ilkesinin esas alındığı, faildeki vatandaşlık şartının değil, Türkiye adına görev yapılmasının aranması gerektiği ifade edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Madde kapsamındaki yeniden yargılamayı talep eden taraf, failin Türkiye namına memuriyet veya görev üstlendiğini ispatlamalıdır; bu, atama veya görevlendirme belgesi ile gösterilebilir.
  • Suçun bu memuriyet veya görevden kaynaklandığını ispat yükü iddia eden tarafa aittir; görevin fiille ilgisi somut delillerle gösterilmelidir.
  • Yabancı ülkedeki yargılamanın ve hükmün varlığı, yazılı belge ile ispatlanmalıdır; bu belge, mahsup hesabı için de gereklidir.
  • Failin vatandaş olup olmadığı, görevin niteliğine göre değerlendirilir; vatandaşlık şartı yalnız memuriyet bakımından aranır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.257: Görev suçlarından biri olan görevi kötüye kullanma suçunu düzenler; madde kapsamındaki görev suçlarının örneklerinden biridir ve yabancı ülkede Türkiye adına görev yapan kişi bakımından bu suç işlenirse madde devreye girer.
  • 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.48: Türkiye adına yurt dışında memuriyet yapan kişinin Türk vatandaşı olması gerektiğini belirtir; madde bakımından memur ile görevli ayrımını yapmak için başvurulur.

TCK m.11 — Vatandaş tarafından işlenen suç

Bu madde, Türk vatandaşının yabancı ülkede işlediği bir suçtan dolayı Türk kanunlarına göre Türkiye'de cezalandırılabilmesinin koşullarını düzenler. Birinci fıkra, 13. maddede sayılan suçlar dışındaki ve Türk kanunlarına göre alt sınırı bir yıldan az olmayan hapis cezasını gerektiren suçlar için yargılama koşullarını belirler. İkinci fıkra, alt sınırı bir yıldan az hapis cezası gerektiren suçlarda yargılamanın şikâyete bağlanmasını ve şikâyet süresini düzenler. Madde, vatandaş olmayan failleri, yabancı ülkede yapılan yargılamanın ya da verilen hükmün sonuçlarını, 13. madde kapsamındaki suçları, yabancı ülkede işlenen suçlarda Türk kanunlarının uygulanma alanını ve suçun yer ve zaman bakımından tespitini düzenlemez. Yabancı ülkede işlenen suçlarda yabancı kişiyi ilgilendiren 12. madde (m.12), mağdur ve yabancı ülkede işlenen suçlarda ceza zamanaşımı ve yer belirlemesi için 9. ve 10. madde ile ilgili kurallar başka maddelerde yer alır. Ayrıca yabancı ülkedeki hükmün mahsubu (m.16) ve iade ya da devralma konuları da bu maddenin dışındadır.

Vatandaş tarafından işlenen suç: hangi kavramlar bilinmeli?

Vatandaş
Maddenin uygulanmasında, fiili işlediği sırada Türk vatandaşı olan kişidir. Fiilin işlenmesinden sonra vatandaşlığın kaybedilmesi veya sonradan vatandaşlık kazanılması bu tanımı değiştirmez; sonradan vatandaş olan kişi için m.12 uygulanır.
Yabancı ülkede işlenen suç
Türkiye Cumhuriyeti egemenlik alanı dışında işlenen suçtur. Fiilin yabancı ülkede işlenip işlenmediği yer kurallarına göre belirlenir.
Aşağı sınır
Türk kanunlarında suç için öngörülen hapis cezasının alt sınırıdır. Madde, bu sınırın bir yıldan az olup olmamasına göre iki ayrı rejim kurar.
Kovuşturulabilirlik
Türkiye'de kovuşturmanın yapılabilmesini engelleyen durumların bulunmamasıdır. Şikâyet süresinin dolması veya zamanaşımının geçmesi bu kapsamdadır.
Şikâyet
Aşağı sınırı bir yıldan az hapis cezası gerektiren suçlarda yargılamanın başlatılması için zarar görenin veya yabancı hükümetin yaptığı talep, yani kovuşturma koşuludur.
Non bis in idem
Aynı suçtan dolayı yeniden yargılanmama ilkesidir. Madde bakımından yalnızca yabancı ülkede hüküm verilmiş olması bu ilkeye yol açar; soruşturma veya kovuşturma yapılmış olması engel değildir.

Vatandaş tarafından işlenen suç: hangi şartlar aranır?

  • Failin, fiili işlediği sırada Türk vatandaşı olması gerekir.
  • Suçun yabancı ülkede işlenmiş olması gerekir.
  • Suçun 13. maddede sayılan suçlardan olmaması gerekir.
  • Türk kanunlarına göre suç için öngörülen cezanın en az hapis cezası olması ve adli para cezası ile seçimlik öngörülmemiş olması gerekir.
  • Suçun Türk kanunlarına göre alt sınırının bir yıldan az olmaması gerekir; bu halde yargılama re'sen yapılır.
  • Alt sınırın bir yıldan az olduğu hallerde zarar görenin veya yabancı hükümetin şikâyeti bulunmalıdır ve şikâyet, vatandaşın Türkiye'ye girdiği tarihten itibaren altı ay içinde yapılmalıdır.
  • Failin Türkiye'de bulunması gerekir.
  • Aynı fiil nedeniyle yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması gerekir.
  • Türkiye'de kovuşturulabilirlik bulunmalıdır; şikâyet süresinin dolması veya zamanaşımının geçmiş olması bu koşulu ortadan kaldırır.

Vatandaş tarafından işlenen suç: hangi sonuçları doğurur?

  • Alt sınırı bir yıldan az olmayan suçta Türkiye'de Türk kanunlarına göre re'sen yargılama yapılır.
  • Alt sınırı bir yıldan az olan suçta şikâyet yapılmadıkça Türkiye'de yargılama yapılamaz.
  • Şikâyet, vatandaşın Türkiye'ye girdiği tarihten itibaren altı ay içinde yapılmazsa Türkiye'de kovuşturulabilirlik ortadan kalkar.
  • Yabancı ülkede hakkında hüküm verilmiş olan vatandaş için Türkiye'de yeniden yargılama yapılmaz.
  • Yabancı ülkede soruşturma veya kovuşturma sürmekte olsa bile Türkiye'de re'sen yargılama yapılabilir.
  • Failin Türkiye'de bulunmaması halinde soruşturma ve kovuşturma yapılmaz.
  • Türk kanunlarında yalnızca adli para cezası ya da hapis cezası ile adli para cezası seçimlik öngörülmüşse Türkiye'de soruşturma veya kovuşturma yapılamaz.
  • Fail, fiili işlediği sırada Türk vatandaşı değilse bu madde uygulanmaz; sonradan vatandaş olması m.12'yi gündeme getirir.

Alt sınırı bir yıl ve üzeri ile bir yıldan az hapis arasındaki fark nedir?

Alt sınırı bir yıldan az olmayan suçlarda yargılama re'sendir ve şikâyet aranmaz.

Alt sınırı bir yıldan az olan suçlarda yargılama zarar görenin veya yabancı hükümetin şikâyetine bağlıdır.

Bir yıldan az olan suçlarda altı aylık şikâyet süresi işler; süre, vatandaşın Türkiye'ye girdiği tarihten başlar.

Vatandaşın fiil anındaki statüsü ile sonraki vatandaşlığı arasındaki fark nedir?

Fiil işlendiğinde Türk vatandaşı olan kişi için bu madde uygulanır.

Fiil işlendiğinde vatandaş olmayan, sonradan Türk vatandaşı olan kişi için bu madde uygulanmaz.

Sonradan vatandaş olan kişi için m.12 uygulanır; vatandaşlıktan çıkmış olmak ise m.11'in uygulanmasını engellemez.

Madde 11 ile madde 13 kapsamındaki suçlar arasındaki fark nedir?

13. maddede sayılan suçlar dışındaki suçlar m.11 kapsamına girer.

13. maddede sayılan suçlar vatandaş tarafından yabancı ülkede işlendiğinde bu madde değil m.13 uygulanır.

Bu suçlarda m.11'in şikâyet ve yabancı hüküm koşulları aranmaz; m.13 kendi rejimini uygular.

Yabancı ülkede hüküm verilmesi ile yalnız soruşturma yapılması arasındaki fark nedir?

Yabancı ülkede hakkında hüküm verilmiş vatandaş için Türkiye'de yeniden yargılama yapılmaz.

Yabancı ülkede yalnız soruşturma veya kovuşturma yapılmış olması durumunda madde engel oluşturmaz.

Hüküm verilmişse Türkiye'de yargılama yapılamaz; soruşturma veya kovuşturma ise Türkiye'de yargılamayı engellemez.

Vatandaş tarafından işlenen suç: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde metnindeki alt sınırı bir yıl olarak almak yerine suçun gerçek cezasına bakarak şikâyet aramak; hesap, Türk kanununda öngörülen alt sınıra göre yapılır.
  • Yabancı ülkede soruşturma veya kovuşturma yapılmış olmasını hüküm verilmiş saymak; madde yalnızca hüküm verilmesini engel sayar.
  • Şikâyet süresinin altı ayını vatandaşın fiil tarihinden başlatmak; süre, Türkiye'ye giriş tarihinden işler.
  • Sonradan Türk vatandaşı olan kişi için m.11 uygulamak; bu durumda m.12 uygulanır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Vatandaşın yurt dışında işlediği ve Türk vatandaşlığı nedeniyle iade edilemeyen suçlarda Türkiye'de m.11 uyarınca soruşturma açılabileceği kabul edilmektedir. (Birinci Bölüm, 2020/9407 E., 03.03.2022)
  • Şikâyet süresinin dolması veya zamanaşımının geçmesi halinde Türkiye'de yargılama yapılamayacağı uygulamada kabul edilmektedir. (7. Ceza Dairesi, 2024/161 E., 2024/12120 K., 20.12.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Yabancı ülkede işlenen suçtan yararlanmak isteyen kovuşturma makamı, failin fiil anında Türk vatandaşı olduğunu nüfus veya vatandaşlık kayıtlarıyla ispatlamakla yükümlüdür.
  • Fiilin yabancı ülkede işlendiğinin ve suçun yabancı ülke kanununda da suç sayıldığının ispatı, soruşturma makamına aittir; yabancı ülke kayıtları ve resmi belgeler bu amaçla kullanılır.
  • Yabancı ülkede hüküm verilmediğinin ispatı, yabancı mahkeme kararının bulunmadığına dair belge veya adli yardım yazışmaları ile yapılır; bu hususta karşı tarafın yabancı hükmü ileri sürmesi halinde ispat yükü ona geçer.
  • Alt sınırı bir yıldan az suçta şikâyetin altı ay içinde yapıldığı, şikâyet dilekçesi ve vatandaşın Türkiye'ye giriş tarihini gösteren giriş-çıkış kayıtları ile ispat edilir.
  • Failin Türkiye'de bulunduğu, kolluk tespiti veya adres kaydı ile ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 m.13: Maddenin kapsamını sınırlar; 13. maddede sayılan suçlar bu maddenin dışında kalır ve kendi rejimine tabi olur.
  • 5237 m.12: Yabancının Türkiye'nin veya Türk vatandaşının zararına işlediği suçları düzenler; sonradan vatandaş olan kişi için bu madde uygulanır.
  • 5237 m.14: Hapis ile adli para cezasının seçimlik öngörüldüğü hallerde soruşturma ve kovuşturmanın yapılamayacağını belirler.
  • 5237 m.15: Bir yıllık alt sınırın tespitinde kanuni ağırlatıcı ve hafifletici nedenlerin nasıl dikkate alınacağını gösterir.
  • 5237 m.16: Yabancı ülkede infaz edilen cezanın Türkiye'de verilecek cezadan mahsubunu düzenler.
  • 5237 m.10: Türkiye adına memuriyet veya görev üstlenen kişilerin görev suçlarını düzenler; vatandaş olma koşulu aranmaz ve yabancı hüküm engel değildir.

TCK m.12 — Yabancı tarafından işlenen suç

Bu madde, bir yabancının yabancı ülkede işlediği suçlardan dolayı Türk kanunlarının uygulanmasının koşullarını düzenler. Birinci fıkrada Türkiye'nin zararına işlenen suçlar, ikinci fıkrada Türk vatandaşı veya Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisinin zararına işlenen suçlar, üçüncü fıkrada yabancı mağdurlu suçlar ve dördüncü fıkrada yabancı ülkede hüküm almış yabancının Türkiye'de yeniden yargılanması hükme bağlanmıştır. Beşinci fıkra rüşvet ve nüfuz ticareti suçlarında Adalet Bakanının istemi şartını kaldırır. Madde, Türkiye'de işlenen suçları, 13. maddede sayılan evrensel nitelikteki suçları ve yabancı mahkeme kararlarının Türkiye'de hak yoksunluğu bakımından tanınmasını düzenlemez; bunlar 9. madde, 13. madde ve 17. maddede yer alır. Vatandaşın yabancı ülkede işlediği suçlar da bu maddenin kapsamında değildir (m.11 ve m.13 ile ilişkili olarak Türk kanunları genel kurallarına bağlıdır). Yabancı ülkede verilen hükmün infazına ve mahsubuna ilişkin hükümler (m.16) ile zamanaşımı ve kovuşturma şartlarına ilişkin genel kurallar bu maddede yer almaz.

Yabancı tarafından işlenen suç: hangi kavramlar bilinmeli?

Yabancı
Fiilin işlendiği sırada Türk vatandaşı olmayan kişidir. Çifte vatandaşlıkta Türk vatandaşlığı esas alınır ve failin yabancı olup olmadığı fiilin işlendiği ana göre belirlenir.
Türkiye'nin zararına suç
Suçun korunan hukuki değerinin Türk Devletine karşı olduğu hallerdir. Devleti koruma ilkesinin görünüş biçimidir ve birinci fıkra kapsamında değerlendirilir.
Mağdura göre şahsilik ilkesi
Fiilin Türk uyruklu bir gerçek kişi ya da Türk mevzuatına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi aleyhine işlenmesi hâlinde Türk kanunlarının uygulanmasını öngören ilkedir.
Adalet Bakanının istemi
Türkiye'de yargılamanın başlatılması için gereken bir dava koşuludur. Rüşvet ve nüfuz ticareti suçlarında beşinci fıkra gereği aranmaz.
Yeniden yargılama
Yabancı ülkede mahkûm edilen, davası veya cezası düşen, beraat eden ya da suçu kovuşturulabilir olmaktan çıkan yabancı hakkında Adalet Bakanının istemi üzerine Türkiye'de yeniden yargılama yapılmasıdır.
Geri verme (iade) anlaşması
Suçluların geri verilmesine ilişkin devletlerarası anlaşmadır. Üçüncü fıkra b bendi gereği anlaşmanın bulunmaması ya da geri verme isteminin ilgili devletlerce kabul edilmemiş olması aranır.

Yabancı tarafından işlenen suç: hangi şartlar aranır?

  • Failin fiilin işlendiği sırada yabancı olması gerekir.
  • Suçun yabancı ülkede işlenmiş olması gerekir.
  • Suçun 13. maddede sayılan suçlardan olmaması gerekir; bu suçlar için 13. madde uygulanır.
  • Suçun Türk kanunlarına göre aşağı sınırı en az bir yıl hapis cezası olmalıdır; sırf adli para cezası gerektiren suç bu kapsama girmez. Birinci fıkra kapsamında bu sınır aranır.
  • Suç Türkiye'nin zararına işlenmiş olmalıdır (birinci fıkra) ya da Türk vatandaşı veya Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisinin zararına işlenmiş olmalıdır (ikinci fıkra).
  • Fail Türkiye'de bulunmalıdır; bu bir kovuşturma şartıdır.
  • Birinci fıkra için Adalet Bakanının istemi bulunmalıdır; rüşvet ve nüfuz ticareti suçlarında bu istem aranmaz (beşinci fıkra).
  • İkinci fıkra için suçtan zarar görenin şikâyeti bulunmalı ve bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olmalıdır.
  • Mağdur yabancı ise üçüncü fıkrada aranan koşullar birlikte bulunmalıdır: suçun aşağı sınırı üç yıldan az olmayan hapis cezasını gerektirmesi ve suçluların geri verilmesi anlaşmasının bulunmaması ya da geri verme isteminin ilgili devletlerce kabul edilmemiş olması; ayrıca Adalet Bakanının istemi bulunmalıdır.
  • Yabancı ülkede hüküm verilmiş yabancı için dördüncü fıkra kapsamındaki yeniden yargılamada Adalet Bakanının istemi bulunmalıdır.

Yabancı tarafından işlenen suç: hangi sonuçları doğurur?

  • Birinci fıkra koşulları gerçekleşirse yabancı, Türk kanunlarına göre cezalandırılır ve yargılama Adalet Bakanının istemine bağlıdır.
  • Rüşvet ve nüfuz ticareti suçlarında birinci fıkra kapsamında yargılama Adalet Bakanının istemine bağlı değildir.
  • İkinci fıkra koşulları gerçekleşirse, suçtan zarar görenin şikâyeti üzerine fail Türk kanunlarına göre cezalandırılır.
  • İkinci fıkrada yabancı ülkede bu suçtan dolayı hüküm verilmiş olması, Türkiye'de yargılamayı engeller.
  • Üçüncü fıkrada koşullar gerçekleşirse, mağdur yabancı olsa bile fail Adalet Bakanının istemi üzerine Türkiye'de yargılanır.
  • Üçüncü fıkrada geri verme anlaşması bulunup geri verme isteminin kabul edilmiş olması hâlinde Türkiye'de yargılama yapılamaz.
  • Dördüncü fıkra kapsamında yabancı ülkede mahkûm edilen, davası veya cezası düşen, beraat eden ya da suçu kovuşturulabilir olmaktan çıkan yabancı hakkında Adalet Bakanının istemi üzerine Türkiye'de yeniden yargılama yapılır.
  • Birinci fıkra kapsamı dışındaki suçlar, bu maddeye göre Türkiye'de kovuşturulamaz.
  • Sırf adli para cezası gerektiren suç, birinci fıkra kapsamında Türkiye'de kovuşturulamaz.
  • Fail Türkiye'de bulunmadığı sürece bu maddeye dayanarak Türkiye'de yargılama yapılamaz.

Türkiye'nin zararına suç ile türk vatandaşının zararına suç arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, suçun Türkiye Devletinin zararına işlenmesini kapsar ve yargılama için Adalet Bakanının istemini arar.

İkinci fıkra, suçun Türk vatandaşı veya Türk tüzel kişisinin zararına işlenmesini kapsar ve suçtan zarar görenin şikâyetini arar.

İkinci fıkrada Adalet Bakanının istemi aranmaz, ancak şikâyet ve yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması koşulu getirilir.

Türk mağdur ile yabancı mağdur arasındaki fark nedir?

Mağdur Türk vatandaşı ya da Türk tüzel kişisi ise ikinci fıkra uygulanır.

Mağdur yabancı ise üçüncü fıkra uygulanır ve fail, ancak ağırlaştırılmış koşullarla yargılanabilir.

Yabancı mağdurda suçun ceza alt sınırı üç yıl olmalı, geri verme engeli bulunmalı ve yargılama Adalet Bakanının istemine bağlı olmalıdır.

Birinci fıkra ile beşinci fıkra (rüşvet ve nüfuz ticareti) arasındaki fark nedir?

Genel hâlde birinci fıkra kapsamındaki suçlarda yargılama Adalet Bakanının istemine bağlıdır.

Rüşvet ve nüfuz ticareti suçlarında beşinci fıkra gereği Adalet Bakanının istemi aranmaz.

Bu iki suçta istem şartı olmadan Türkiye'de yargılama yapılabilir.

Birinci fıkra ile dördüncü fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, yabancı ülkede hüküm verilmemiş olmasını açıkça şart koşmaz; Türkiye'nin zararına suçta yabancı mahkûmiyet yargılamaya engel değildir.

Dördüncü fıkra, yabancı ülkede mahkûm edilen, davası düşen, beraat eden veya suçu kovuşturulabilir olmaktan çıkan yabancı hakkında Adalet Bakanının istemi üzerine yeniden yargılama yapılmasını düzenler.

Yabancı ülkedeki karar, Türkiye'de yeniden yargılamaya engel değildir; ancak mahsup hükümleri uygulanır.

Yabancı tarafından işlenen suç: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Birinci fıkrayı ikinci fıkra ile karıştırmak; Türkiye'nin zararına işlenen suçta şikâyet aramak, oysa bu suçta Adalet Bakanının istemi aranır.
  • Yabancı mağdurlu suçta üç yıllık sınırı uygulamamak; bu durumda suçun ceza sınırının üç yıldan az olmaması gerektiğini gözden kaçırmak.
  • Adli para cezası ile hapis cezasının seçimlik olduğu hâlde hapis cezasını esas almak; seçimlik hâllerde soruşturma açılamayacağını unutmak.
  • Rüşvet ve nüfuz ticareti suçlarında da Adalet Bakanının istemini aramak; beşinci fıkra bu suçlarda istemi kaldırmıştır.
  • Dördüncü fıkrayı ikinci fıkradaki yabancı hüküm engeli ile karıştırmak; dördüncü fıkrada yabancı hükmün varlığı yeniden yargılamayı engellemez, yeniden yargılama için istem gerekir.
  • Yabancı ülkede hüküm verilmesini, Türkiye'de yargılamanın tümüyle engeli saymak; birinci fıkrada yabancı hüküm yargılamayı engellemez, mahsup gündeme gelir.
  • Suçun ceza sınırını hesaplarken nitelikli hâlleri ya da hafifletici nedenleri göz ardı etmek; bu hesap 15. madde uyarınca yapılır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay uygulamasında, Türkiye'nin zararına işlenen suçlarda Adalet Bakanının isteminin dava şartı olarak aranması ve bu istem olmadan açılan davanın usulden reddedilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/55 E., 2010/116 K., 11.05.2010)
  • Mahkemelerin suçun cezasının sınırını belirlerken fiile ilişkin ağırlatıcı nedenlerin alt sınırını ve kanuni hafifletici nedenlerin üst sınırını dikkate aldığı görülmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2023/461 E., 2023/686 K., 20.12.2023)
  • Yargıtay, yabancı ülkede işlenen ve bu maddenin kapsamına giren suçlarda Türk kanunlarının uygulanmasına ilişkin kovuşturma şartlarının eksik olması hâlinde Türkiye'de işlem yapılamayacağını kabul etmektedir. (Genel Kurul, 2016/35009 E., 02.05.2019)
  • Kararlar, madde 2014 yılında değiştiğinden öncesine ait olanlarda rüşvet ve nüfuz ticareti suçlarında Adalet Bakanı isteminin aranıp aranmadığını yeniden değerlendirmek gerekir; güncel metinde bu suçlarda istem şartı yoktur. (Ceza Genel Kurulu, 2007/211 E., 2007/199 K., 09.10.2007)
  • Yargıtay, değişiklik öncesi dönemde idari yaptırım gerektiren fiillerde bu maddeye dayanılamayacağını ve yürürlükten kalkan düzenlemelere göre hareket edilemeyeceğini kabul etmiştir. (Ceza Genel Kurulu, 2006/184 E., 2006/178 K., 04.07.2006)

Nasıl ispat edilir?

  • Adalet Bakanının istemi bulunduğunun, kovuşturma açılmadan önce resmi yazıyla belgelenmesi gerekir; istemin bulunmadığını ileri süren taraf bunu ispatlamakla yükümlü değildir, mahkeme istemin varlığını resen araştırır.
  • Failin fiilin işlendiği sırada yabancı olduğunu, yabancı ülkede işlendiğini ve Türkiye'de bulunduğunu iddia eden taraf (savcılık) bu hususları delille ispatlamalıdır.
  • Mağdurun Türk vatandaşı ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş tüzel kişi olduğu ikinci fıkrada şikâyetin ve yabancı ülkede hüküm verilmediğinin koşulu olup, savcılık bu koşulları nüfus kaydı, tüzel kişilik belgesi ve yabancı ülke adli sicil yazısıyla ortaya koyar.
  • Mağdur yabancı ise üçüncü fıkranın b bendindeki geri verme anlaşmasının yokluğu ya da geri verme isteminin kabul edilmediğinin Dışişleri ve Adalet Bakanlığı yazılarıyla ispatlanması gerekir.
  • Yabancı ülkede verilmiş bir hükmün varlığını ve kesinleştiğini ileri süren taraf, bu hükmü yabancı mahkeme kararının onaylı örneğiyle ispatlamalıdır; dördüncü fıkrada yeniden yargılama için bu belge gerekir.
  • Suçun aşağı sınırının belirlenmesinde ağırlatıcı ve hafifletici nedenlerin varlığını iddia eden taraf, bu nedenleri soruşturma evresindeki delillerle ortaya koymalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 m.13: Evrensel suçları sayar; bu suçlar yabancı tarafından yabancı ülkede işlense bile Türk kanunları uygulanır, dolayısıyla bu maddenin kapsamı dışındadır.
  • 5237 m.14: Hapis ile adli para cezasının seçimlik olduğu hâllerde soruşturma ve kovuşturmanın açılamayacağını düzenler; birinci fıkradaki bir yıl şartının uygulanmasını tamamlar.
  • 5237 m.15: Ceza sınırının belirlenmesinde nitelikli hâllerin ve kanuni hafifletici nedenlerin dikkate alınmasını düzenler; üç yıllık ve bir yıllık sınırların hesabında uygulanır.
  • 5237 m.16: Yabancı ülkede özgürlüğü kısıtlanmış olanlar için mahsup hükmü içerir; dördüncü fıkra kapsamında yeniden yargılamada uygulanır.
  • 5237 m.9: Türkiye'de işlenen suç nedeniyle yabancı ülkede hüküm almış kişinin Türkiye'de yeniden yargılanmasını düzenler; bu madde ile karıştırılmamalıdır.
  • 5237 m.17: Yabancı mahkeme hükmünün Türk kanunlarına göre hak yoksunluğu doğurması hâlinde bu sonuçların geçerliliğini düzenler; bu maddenin kapsamına girmez.

TCK m.13 — Diğer suçlar

Bu madde, belirli suçların Türkiye dışında, vatandaş veya yabancı tarafından işlenmesi halinde Türk kanunlarının uygulanmasını düzenler. Maddenin birinci fıkrası, evrensellik ve devleti koruma ilkelerine dayanan suç gruplarını (a)–(i) bentlerinde sayar; ikinci fıkra, bu suçlardan dolayı Türkiye'de yargılamanın Adalet Bakanının talebine bağlı olduğu hâlleri; üçüncü fıkra ise (a) ve (b) bentlerindeki suçlarda yabancı ülkede verilmiş mahkûmiyet veya beraat kararına rağmen Adalet Bakanının talebiyle Türkiye'de yargılamanın yapılabileceğini düzenler. Madde, yabancı ülkede verilen hükmün infaz edilen kısmının mahsubunu ve yabancı hükmün Türkiye'de hak yoksunluğu sonucu doğurmasını düzenlemez. Yurt dışında işlenen ve bu maddede sayılmayan suçlarda uygulanacak şahsilik ilkesi ve Türkiye aleyhine işlenen suçlar (m.12), yabancı ülkede verilen hükmün dikkate alınması ve mahsup (m.11, m.12) ile yabancı mahkeme kararlarının Türkiye'de hak yoksunluğu doğurması (m.12, m.14 ve ilgili usul hükümleri) bu maddenin dışındadır. Ayrıca bu suçlara ilişkin zamanaşımı ve usul süreleri de bu maddede yer almaz."

Diğer suçlar: hangi kavramlar bilinmeli?

Evrensellik ilkesi
Belirli suçların nerede ve kim tarafından işlendiğine bakılmaksızın, bu suçları cezalandırma yetkisinin devlete tanınmasıdır. Madde metni bu ilkeyi birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri bakımından ifade eder.
Devleti koruma ilkesi
Devletin varlığına, güvenliğine, anayasal düzenine veya yüksek çıkarlarına yönelik suçların yabancı ülkede işlenmesi hâlinde Türk kanunlarının uygulanmasını öngören ilkedir. Birinci fıkranın (b) bendindeki suçlar bu ilke kapsamında değerlendirilir.
Adalet Bakanının talebi
Türkiye'de yargılama yapılabilmesi için aranan usul koşuludur. İkinci fıkra kapsamındaki suçlarda bu talep olmadan yargılama yapılamaz; (a) ve (b) bentlerinde ise yabancı ülkede hüküm verilmiş olsa bile talep üzerine yeniden yargılama yapılabilir.
Yabancı ülkede hüküm
Yabancı mahkemece verilmiş mahkûmiyet veya beraat kararıdır. Birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerinde bu hüküm Türkiye'de yeniden yargılamaya engel değildir; diğer bentlerde ise yabancı hükmün varlığı ayrı bir sonuç doğurur.

Diğer suçlar: hangi şartlar aranır?

  • Suçun birinci fıkranın (a), (b), (c), (d), (e), (f), (g) veya (i) bentlerinde sayılan suçlardan biri olması gerekir.
  • Suçun Türkiye dışında işlenmiş olması gerekir.
  • Suçun vatandaş veya yabancı tarafından işlenmiş olması gerekir; failin uyruğu bu hükmün uygulanmasını engellemez.
  • İkinci fıkra kapsamındaki suçlarda Türkiye'de yargılama için Adalet Bakanının talebinin bulunması gerekir.
  • (a) ve (b) bentlerindeki suçlarda yabancı ülkede mahkûmiyet veya beraat kararı bulunsa bile Türkiye'de yargılama yapılabilmesi için Adalet Bakanının talebinin bulunması gerekir.
  • Suçun ikinci fıkranın kapsadığı grupta olmaması hâlinde Adalet Bakanının talebi aranmaz ve Türkiye'de re'sen takibat yapılır.

Diğer suçlar: hangi sonuçları doğurur?

  • Birinci fıkradaki suçlar Türkiye dışında vatandaş veya yabancı tarafından işlendiğinde Türk kanunları uygulanır.
  • İkinci fıkra kapsamındaki suçlarda Adalet Bakanının talebi yoksa Türkiye'de yargılama yapılamaz.
  • (a) ve (b) bentlerindeki suçlarda yabancı ülkede mahkûmiyet veya beraat kararı verilmiş olsa bile Adalet Bakanının talebi üzerine Türkiye'de yargılama yapılır.
  • (a) ve (b) bentleri dışındaki suçlarda yabancı ülkede mahkûmiyet veya beraat kararı verilmiş olması Türkiye'de yargılamayı engeller.
  • Birinci fıkranın (a) ve (b) bentleri dışındaki suçlarda, Adalet Bakanının talebi gerekmeksizin Türkiye'de yargılama yapılabilir.
  • Birinci fıkra kapsamı dışında kalan suçlar bakımından bu madde uygulanmaz ve diğer maddelerdeki koşullar aranır.

Birinci fıkra (a)–(b) ile (c)–(i) bentleri arasındaki fark nedir?

(a) ve (b) bentleri; soykırım, insanlığa karşı suçlar, göçmen kaçakçılığı, insan ticareti ve İkinci Kitap Dördüncü Kısım'ın belirli bölümlerindeki devlete karşı suçları kapsar.

(c) ile (i) arasındaki bentler; işkence, çevrenin kirletilmesi, uyuşturucu, sahtecilik, fuhuş ve ulaşım araçlarına ilişkin suçları kapsar.

(a) ve (b) bentlerindeki suçlarda yabancı ülkede verilen hüküm Türkiye'de yeniden yargılamaya engel değildir; (c)–(i) bentlerinde ise yabancı hükmün bulunması Türkiye'de yargılamayı engeller.

İkinci fıkra kapsamı ile dördüncü Kısım'ın üçüncü–yedinci bölümleri arasındaki fark nedir?

İkinci fıkra, İkinci Kitap Dördüncü Kısım'ın Üçüncü, Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde yer alan suçları talep koşulunun dışında tutar.

Bu bölümlerde yer almayan (a)–(i) bentlerindeki suçlar ikinci fıkranın kapsamına girer.

Bu bölümlerdeki suçlarda Türkiye'de yargılama için Adalet Bakanının talebi aranmaz; diğer suçlarda talep aranır.

Yabancı hüküm varlığı ile talep koşulu arasındaki fark nedir?

(a) ve (b) bentlerindeki suçlarda yabancı ülkede mahkûmiyet veya beraat kararı verilmiş olabilir.

Diğer bentlerdeki suçlarda fail hakkında yabancı ülkede mahkûmiyet veya beraat kararı verilmemiş olması aranır.

Yabancı hüküm varlığında yargılamanın yapılıp yapılamayacağı bent ayrımına göre değişir.

Diğer suçlar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Birinci fıkranın (a) ve (b) bentlerini, (c)–(i) bentleriyle aynı rejimde değerlendirmek; (a) ve (b) bentlerinde yabancı hükmün Türkiye'de yargılamayı engellediğini sanmak.
  • İkinci fıkranın kapsamını yanlış belirleyerek Dördüncü Kısım'ın üçüncü–yedinci bölümlerindeki suçlarda da Adalet Bakanının talebini aramak.
  • Adalet Bakanının talebinin yalnızca yabancı hüküm varsa gerekli olduğunu düşünmek; ikinci fıkra kapsamındaki suçlarda talep her hâlde aranır.
  • Maddenin ikinci fıkrasının değişiklik öncesi metnini esas alarak eski kapsamı uygulamak; 2009 tarihli değişiklikten sonra mülga (h) bendi dikkate alınmamalıdır.
  • Yabancı ülkede infaz edilen cezanın mahsubunu bu madde hükmüne dayandırmak; mahsup ilgili diğer maddelerde düzenlenmiştir.
  • Maddede sayılmayan suçlarda Adalet Bakanının talebini ya da şahsilik koşulunu bu maddeye dayanarak aramak; bu suçlar m.12 kapsamında değerlendirilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • İkinci fıkra kapsamındaki suçlarda Adalet Bakanının talebinin bulunmadan Türkiye'de yargılama yapılamayacağı kabul edilmektedir. (Birinci Bölüm, 2013/1189 E., 18.11.2015)
  • (a) ve (b) bentlerindeki suçlarda Türkiye'de yargılamanın, yabancı ülkede verilen hükme rağmen Adalet Bakanının talebiyle yapılabileceği kabul edilmektedir. (Birinci Bölüm, 2013/1189 E., 18.11.2015; 10. Ceza Dairesi, 2023/9185 E., 2023/5854 K., 21.06.2023)
  • Yurt dışında işlenen uyuşturucu madde ticareti suçunda, yabancı ülkede hüküm verilmiş ise aynı suçtan Türkiye'de yeniden kovuşturmanın yapılamayacağı yönünde uygulama görülmektedir. (10. Ceza Dairesi, 2023/9185 E., 2023/5854 K., 21.06.2023)
  • Failin yurt dışı kayıtlı bir IP üzerinden işlediği iddia edilen suçlarda, failin tespit edilemediği hâllerde 11, 12 ve 13. maddelerin birlikte değerlendirildiği görülmektedir. (2. Ceza Dairesi, 2023/1485 E., 2023/6107 K., 30.10.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Türkiye'de yargılamanın yapılabilmesi için suçun birinci fıkra kapsamında olduğunu iddia eden taraf, bu niteliği ve yurt dışında işlendiğini ispatlamalıdır.
  • İkinci fıkra veya (a)–(b) bentleri bakımından Adalet Bakanının talebinin varlığı resmî yazıyla ispatlanır; talebin bulunmaması, yargılamanın yapılamamasına yol açar.
  • Yabancı ülkede mahkûmiyet veya beraat kararının varlığı, ilgili yabancı mahkeme kararının belgesiyle ispatlanır; kararın bulunduğunu öne süren taraf bunu ortaya koymalıdır.
  • Failin Türk vatandaşı veya yabancı olması, nüfus kaydı veya pasaport gibi resmî belgelerle ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 m.12: Yabancı ülkede işlenen ve bu maddede sayılmayan suçlarda şahsilik ve Türkiye aleyhine işlenen suçlar bakımından Türkiye'de yargılamanın koşullarını düzenler; bu madde ile birlikte değerlendirilir.
  • 5237 m.14: Seçimlik cezalı suçlarda Türkiye'de soruşturma ve kovuşturmanın açılamayacağını düzenler; m.12 ve m.13 kapsamındaki suçlara da uygulanır.

TCK m.14 — Seçimlik cezalarda soruşturma

TCK m.14, 11 ve 12. maddelerde sayılan hallerde (yabancı ülkede işlenen suçlar bakımından yer, faile veya mağdura göre şahsilik ve evrensellik ilkesi ile Türkiye'nin zararına işlenen suçlar) Türkiye'de soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engelleyen bir koşul getirir. Düzenlediği konu, soruşturma konusu suçun kanunda hapis ile adli para cezasından birinin uygulanmasının seçimlik öngörülmüş olmasıdır. Hüküm, TCK'nın yabancı ülkede işlenen suçlara ilişkin kapsam kurallarını tamamlayan bir sınırlamadır ve yalnızca bu kapsam hallerinde uygulanır. Hüküm, yurt içinde işlenen suçlara ve 11-12. maddelerin dışındaki hallere uygulanmaz. Maddenin, 13. maddede düzenlenen devletin korunması ilkesi bakımından ayrı bir sınırlama getirip getirmediği ayrıca düzenlenmez (m.13/2). Yabancı ülkede verilmiş mahkûmiyetin infazı ve tekrar gibi konular bu maddenin kapsamında değildir (m.13 ve m.16'ya bakılmalıdır).

Seçimlik cezalarda soruşturma: hangi şartlar aranır?

  • Soruşturma konusu fiilin 11. veya 12. maddede öngörülen hallerden birinde bulunması gerekir (yabancı ülkede işlenmiş olmak, faile veya mağdura göre şahsilik ya da evrensellik kapsamı, Türkiye'nin zararına işlenmiş olmak).
  • Soruşturma konusu suçun kanunda öngörülen cezanın hapis ile adli para cezasından birinin uygulanması seçimlik olmalıdır.
  • Seçimlik öngörü, suçun yer aldığı kanun maddesinin kendi metninde bulunmalıdır; hükmün verilmesi sırasında uygulanacak takdir sonucu dikkate alınmaz.
  • Bu koşullar birlikte gerçekleşmişse soruşturma ve kovuşturma açılmaz.

Seçimlik cezalarda soruşturma: hangi sonuçları doğurur?

  • Seçimlik cezalı suç 11-12. maddedeki hallerden birinde işlenmişse soruşturma ve kovuşturma açılmaz.
  • Bu engel, şikâyet veya Adalet Bakanlığı talebi gibi ayrı bir usul koşulunu değiştirmez; yalnız soruşturma ve kovuşturmanın açılmamasını sağlar.
  • Seçimlik öngörü bulunmayan suçlarda bu madde uygulanmaz ve soruşturma açılması 11-12. maddelerin genel koşullarına göre değerlendirilir.
  • Yabancı ülkede işlenmiş seçimlik cezalı suç nedeniyle Türkiye'de soruşturma açılmadıysa, bu durum kovuşturmaya yer olmadığı kararı (KYOK) ile sonuçlanır. (7. Ceza Dairesi, 2024/1892 E., 2024/12119 K., 20.12.2024)
  • Hükmün kapsamı Türk ceza kanununun genel kapsam kurallarıyla sınırlıdır; yurt içi suçlara uygulanmaz.

Seçimlik ceza ile yalnız hapis veya yalnız adli para cezası öngörülen suç arasındaki fark nedir?

Kanunda hapis ile adli para cezasından birinin seçimlik öngörüldüğü suçlarda, 11-12. madde halleri varsa soruşturma açılmaz.

Hapis cezası zorunlu olarak öngörülen veya yalnız adli para cezası öngörülen suçlarda seçimlik öngörü bulunmadığından bu hüküm uygulanmaz.

Yalnız seçimlik cezalı suçlarda soruşturma ve kovuşturma koşulu engeli doğar; diğer suçlarda 11-12. maddelerdeki genel koşullar belirleyicidir.

11. madde halleri ile 12. madde halleri arasındaki fark nedir?

11. maddede sayılan hallerde (faile göre şahsilik gibi) bu hükmün koşulu aranır.

12. maddede sayılan hallerde (mağdura göre şahsilik, evrensellik ve Türkiye'nin zararına işlenen suçlar) de aynı koşul aranır.

Hükmün kapsamı her iki maddeye birlikte bağlıdır; 13. madde (devletin korunması) kapsamındaki suçlar bakımından bu hükmün uygulanıp uygulanmayacağı ayrıca değerlendirilmelidir.

Yabancı ülkede işlenen suç ile türkiye'de işlenen suç arasındaki fark nedir?

Yabancı ülkede işlenen ve 11-12. maddeye tabi olan suçta seçimlik ceza varsa hüküm devreye girer.

Türkiye'de işlenen suçta yer bakımından bu hüküm söz konusu değildir.

Yurt içi suçlarda seçimlik ceza olsa dahi bu madde nedeniyle soruşturma engeli doğmaz.

Seçimlik cezalarda soruşturma: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi yurt içi suçlara uygulamak; m.14 yalnızca 11-12. maddedeki yabancı ülke ve kapsam hallerinde işler.
  • Suçun cezasının hapis ile adli para cezasından birinin seçimlik öngörüldüğünü tespit etmeden doğrudan soruşturma engelini kabul etmek; önce kanun maddesindeki ceza öngörüsü kontrol edilmelidir.
  • Ağırlatıcı veya hafifletici nedenleri dikkate alarak cezanın seçimlik olup olmadığını değerlendirmek; kanunda öngörülen ceza esas alınır. (Ceza Genel Kurulu, 2018/425 E., 2018/625 K., 11.12.2018)
  • Maddenin 13. maddeye (devletin korunması) de otomatik olarak uygulanacağını varsaymak; bu konu ayrıca değerlendirilmelidir.
  • Seçimlik öngörüyü, fiilin hangi cezayla sonuçlandığına göre değil soyut kanun hükmüne göre aramamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yabancı ülkede işlenen suçta seçimlik cezanın varlığı kontrol edilmeden kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu, bu koşulun somut olay bakımından ayrıca incelenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (7. Ceza Dairesi, 2024/1892 E., 2024/12119 K., 20.12.2024)
  • Kanunda ağırlatıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin cezanın üst sınırının esas alındığı, bu nedenle seçimlik ceza tespitinde suçun temel cezasının dikkate alındığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2018/425 E., 2018/625 K., 11.12.2018)
  • Suçun cezasının üst sınırının belirlenmesinde 14. maddenin görev düzenlemesiyle ilişkili olduğu ve ağırlatıcı veya hafifletici nedenlerin bu hesapta dikkate alınmayacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2018/590 E., 2019/90 K., 12.02.2019)
  • Yabancı ülkede işlenen fiillerde suçun yurt dışında işlendiğinin ve kapsam halinin somut olayda ortaya konulması gerektiği kabul edilmektedir. (7. Ceza Dairesi, 2024/161 E., 2024/12120 K., 20.12.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Soruşturma ve kovuşturmanın açılmamasını talep eden taraf, fiilin 11-12. maddedeki hallerden birinde işlendiğini ve suçun seçimlik cezalı olduğunu ortaya koymalıdır; ispat yükü bu konuda savunma yapana ait değildir.
  • Suçun seçimlik cezalı olup olmadığı, suçun yer aldığı kanun maddesinin metni ile belirlenir; bu konuda yazılı kanun metni esas alınır.
  • Fiilin yabancı ülkede işlendiği ve kapsam halinin (faile veya mağdura bağlılık ya da evrensellik) somut delillerle belirlenmesi gerekir; yurt dışı işlenme hususunda ilgili belgeler ve yer tespiti esastır. (7. Ceza Dairesi, 2024/161 E., 2024/12120 K., 20.12.2024)
  • Mağdurun Türk vatandaşı olması, Türkiye'nin zararı veya failin kimliği gibi kapsam halinin varlığını iddia eden taraf bu hususu ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 m.11: Faile göre şahsilik hallerini düzenler; bu maddede sayılan hallerde m.14 uygulanır.
  • 5237 m.12: Mağdura göre şahsilik, evrensellik ve Türkiye'nin zararına işlenen suçları düzenler; m.14 bu hallerde uygulanır.
  • 5237 m.13: Devletin korunması ilkesini düzenler; m.14 bu maddede sayılan suçlara uygulanıp uygulanmayacağı ayrıca değerlendirilir.
  • 5271 sayılı Kanun: Soruşturma ve kovuşturma açılmamasının usulü ile kovuşturmaya yer olmadığı kararının dayanağı bu kanunda yer alır.

TCK m.15 — Soruşturma koşulu olan cezanın hesaplanması

Madde, ceza miktarının soruşturma koşulu oluşturduğu hallerde, soruşturma aşamasında hangi cezanın esas alınacağını düzenler; bu hallerde soruşturmaya esas cezanın, soruşturma evresinde ileri sürülen kanuni ağırlaştırıcı nedenlerin alt sınırı ve kanuni hafifletici nedenlerin üst sınırı gözetilerek hesaplanacağını öngörür. Hüküm, faile göre şahsilik, mağdura göre şahsilik, evrensellik ilkesi ve Türkiye'nin zararına işlenen suçlar bakımından soruşturma koşulu bulunan hallerde uygulanır. Maddenin sonuç cezanın belirlenmesine, takdiri indirim nedenlerine veya cezadan mahsuba ilişkin bir düzenleme içermediği; bu konuların ilgili maddelerde (m.61, m.62, m.16) yer aldığı ve madde metninde bunlara yer verilmediği belirtilmelidir. Madde yabancı ülkede geçen sürelere ve soruşturma koşulunun kendi şartlarına (m.11–13) ilişkin değildir.

Soruşturma koşulu olan cezanın hesaplanması: hangi kavramlar bilinmeli?

Soruşturma koşulu (ceza miktarı)
Failin kovuşturulabilmesi için işlenen suçun öngörülen cezasının belirli bir miktarı aşması gereken hâllerdir. Madde, bu koşulun değerlendirilmesinde hangi cezanın esas alınacağını belirler.
Kanuni ağırlaştırıcı neden
Kanunda açıkça öngörülen ve suç tipinin cezasını artıran hallerdir. Madde bakımından yalnızca soruşturma evresinde ileri sürülmüş olanlarının alt sınırı dikkate alınır.
Kanuni hafifletici neden
Kanunda açıkça öngörülen ve cezayı azaltan hallerdir. Madde bakımından yalnızca soruşturma evresinde ileri sürülmüş olanlarının üst sınırı dikkate alınır.
Soruşturmaya esas ceza
Soruşturma koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesinde kullanılan, madde uyarınca hesaplanan cezadır. Bu ceza, somut olayda sonradan belirlenecek sonuç cezadan ayrıdır.

Soruşturma koşulu olan cezanın hesaplanması: hangi şartlar aranır?

  • Ceza miktarının soruşturma koşulu oluşturduğu bir suç bulunmalıdır; bu hal faile göre şahsilik, mağdura göre şahsilik, evrensellik ilkesi veya Türkiye'nin zararına işlenen suç olabilir.
  • Soruşturma evresinde ileri sürülmüş kanuni ağırlaştırıcı nedenler belirlenmelidir.
  • Bu ağırlaştırıcı nedenlerin en alt sınırı esas alınmalıdır.
  • Soruşturma evresinde ileri sürülmüş kanuni hafifletici nedenler belirlenmelidir.
  • Bu hafifletici nedenlerin en üst sınırı esas alınmalıdır.
  • Soruşturmaya esas ceza, bu iki sınır gözetilerek hesaplanmalıdır.

Soruşturma koşulu olan cezanın hesaplanması: hangi sonuçları doğurur?

  • Ceza miktarının soruşturma koşulu oluşturduğu hâllerde, soruşturmaya esas ceza soruşturma evresinde ileri sürülen ağırlaştırıcı nedenlerin alt sınırı ve hafifletici nedenlerin üst sınırı gözetilerek hesaplanır.
  • Soruşturma evresinde ağırlaştırıcı neden ileri sürülmemişse, bu nedenin alt sınırı hesaba katılmaz.
  • Soruşturma evresinde hafifletici neden ileri sürülmemişse, bu nedenin üst sınırı hesaba katılmaz.
  • Hesaplama sonucunda soruşturma koşulu gerçekleşiyorsa soruşturma yapılır; gerçekleşmiyorsa soruşturma koşulu bulunmadığından kovuşturma açılmaz.
  • Madde, ağırlaştırıcı nedenlerin alt sınırının ve hafifletici nedenlerin üst sınırının esas alınmasını emreder; bu yöntem failin lehinedir.

Ağırlaştırıcı neden ile hafifletici neden arasındaki fark nedir?

Ağırlaştırıcı nedenlerde alt sınır, soruşturmaya esas cezanın hesabında dikkate alınır.

Hafifletici nedenlerde üst sınır, aynı hesapta dikkate alınır.

Her iki nedenin en az lehe sınırı kullanıldığından, soruşturma koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği failin lehine belirlenir.

Soruşturma koşulu hesabı ile sonuç ceza hesabı arasındaki fark nedir?

Madde yalnızca soruşturma koşulunun var olup olmadığını belirlemek için uygulanan hesabı düzenler.

Sonuç ceza, kovuşturma aşamasında m.61 ve devamı uyarınca somut olayın tüm unsurları gözetilerek belirlenir.

Soruşturmaya esas ceza ile hüküm verilirken belirlenen sonuç ceza birbirinden farklı olabilir.

Madde kapsamındaki haller ile madde kapsamı dışındaki haller arasındaki fark nedir?

Ceza miktarının soruşturma koşulu oluşturduğu haller (faile, mağdura, evrensellik, Türkiye'nin zararına) madde kapsamına girer.

Kendiliğinden soruşturma koşulu bulunmayan suçlarda madde uygulanmaz.

Maddenin hesaplama kuralı yalnızca anılan hallerde uygulanır.

Soruşturma koşulu olan cezanın hesaplanması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Soruşturmaya esas cezayı, sonuç cezayı belirleyen m.61 ve m.62 hesabıyla yapmak; madde yalnızca soruşturma evresinde ileri sürülen ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenlerin sınırlarını esas alır.
  • Kovuşturma aşamasında ortaya çıkan ağırlaştırıcı nedenleri soruşturmaya esas cezaya eklemek.
  • Ağırlaştırıcı nedenin üst sınırını veya hafifletici nedenin alt sınırını esas almak; madde bunun tersini öngörür.
  • Soruşturma koşulunun gerçekleşmediği hâlde soruşturma yürütmeyi sürdürmek ya da koşulun gerçekleştiği hâlde soruşturmayı durdurmak.
  • Maddeyi, miktarı soruşturma koşulu oluşturmayan suçlara da uygulamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Soruşturma koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin, soruşturma evresinde ileri sürülen ağırlaştırıcı nedenlerin alt sınırı ve hafifletici nedenlerin üst sınırı gözetilerek belirlenmesi kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2024/470 E., 2025/147 K., 26.03.2025)
  • Ağırlaştırıcı nedenin alt sınırı ile hafifletici nedenin üst sınırının birlikte değerlendirilmesi, failin lehine sonuç doğurduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/55 E., 2010/116 K., 11.05.2010)
  • Soruşturma koşulunun belirlenmesinde kovuşturma aşamasında ortaya çıkan nedenlerin değil, soruşturma evresinde ileri sürülen nedenlerin esas alındığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2024/553 E., 2025/126 K., 12.03.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Soruşturma koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğini ortaya koyma yükü soruşturmayı yürüten savcıya aittir; ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenlerin soruşturma evresinde ileri sürülmüş olduğu soruşturma dosyasındaki belgelerle ispatlanır. (Ceza Genel Kurulu, 2024/470 E., 2025/147 K., 26.03.2025)
  • Soruşturma evresinde ileri sürülmemiş bir ağırlaştırıcı nedenin alt sınırının hesaba katılmaması, dosyadaki ifade ve tutanaklarla gösterilir.
  • Hafifletici nedenlerin üst sınırının hesaba katılabilmesi için bu nedenin soruşturma evresinde ileri sürülmüş olması gerekir; bunun dosya kapsamından ispatı gerekir. (Ceza Genel Kurulu, 2010/55 E., 2010/116 K., 11.05.2010)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.14: Seçimlik cezalarda soruşturma ve kovuşturmanın açılmamasını düzenler; m.12 ve m.13 kapsamındaki hallerde ceza miktarının soruşturma koşulu olduğu düşünüldüğünde m.15 ile birlikte uygulanır.
  • 5237 sayılı Kanun m.12: Faile ve mağdura göre şahsilik ile evrensellik ilkelerine dayanan hallerde soruşturma koşulunun ortaya çıktığı yer olarak m.15'in kapsamını belirler.
  • 5237 sayılı Kanun m.13: Türkiye'nin zararına işlenen suçlarda ceza miktarının soruşturma koşulu oluşturduğu hallerin dayanağıdır.
  • 5237 sayılı Kanun m.61: Sonuç cezanın belirlenme sırasını düzenler; m.15 ile hesaplanan soruşturmaya esas ceza bu sıradan ayrıdır.
  • 5237 sayılı Kanun m.62: Takdiri indirim nedenlerini düzenler; madde bu indirimi soruşturmaya esas cezanın hesabına dahil etmez.

TCK m.16 — Cezadan mahsup

TCK m.16, yabancı ülkede bir suç nedeniyle gözaltında, gözlem altında, tutuklulukta veya hükümlülükte geçen sürenin, aynı suçtan dolayı Türkiye'de verilecek cezadan mahsup edilmesini düzenler. Hükmün uygulanma koşulu, yabancı ülkedeki özgürlük kısıtlamasının ve Türkiye'deki hükmün aynı fiile ilişkin olmasıdır. Madde, suçun nerede işlendiğine bakmaksızın tüm failler bakımından uygulanır. Yurt içinde geçen sürelerin mahsubunu (m.63), yabancı ülkede verilmiş hükmün Türkiye'de tanınması ve yürütülmesini, uluslararası adli işbirliği usullerini ve infaz erteleme ya da af gibi infaz aşamasındaki kurumları düzenlemez. Yabancı ülkedeki özgürlük kısıtlaması Türkiye'de bir suç için yapılan yargılamada ise uygulanacak hüküm m.63'tür.

Cezadan mahsup: hangi kavramlar bilinmeli?

Cezadan mahsup
Failin, aynı suç nedeniyle önceden çekilmiş özgürlük kısıtlamalarının, Türkiye'de verilecek cezadan düşülmesi işlemidir. Mahsup bir indirim nedeni değil, hakkaniyete dayalı bir denkleştirmedir.
Yabancı ülkede gözaltı
Suç şüphesiyle kişinin yabancı ülkenin yetkili makamlarınca, hakim kararı beklenmeksizin belli bir süre tutulmasıdır. Gözaltı, yakalanan kişinin soruşturma için nezarethanede tutulmasını ifade eder.
Gözlem altına alınma
Şüpheli ya da sanığın akıl hastası olup olmadığını saptamak amacıyla resmi bir sağlık kurumunda tutulmasıdır. Gözaltından farklı olarak tıbbi bir tespit amacı taşır.
Tutukluluk ve hükümlülük
Tutukluluk, kesinleşmemiş bir mahkumiyet öncesinde yargı kararıyla özgürlüğün kısıtlanmasıdır; hükümlülük ise kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü uyarınca çekilen özgürlük kısıtlamasıdır.
Aynı suç
Yabancı ülkede özgürlüğü kısıtlanan fiil ile Türkiye'de hüküm verilen fiilin aynı olmasıdır. Farklı fiillerden biri için yabancı ülkede kısıtlama, diğeri için Türkiye'de hüküm varsa mahsup yapılmaz.

Cezadan mahsup: hangi şartlar aranır?

  • Yabancı ülkede bir suçtan dolayı kişinin özgürlüğünün kısıtlanmış olması gerekir; kısıtlama gözaltı, gözlem altına alma, tutukluluk veya hükümlülük biçiminde olmalıdır.
  • Yabancı ülkedeki özgürlük kısıtlaması ile Türkiye'de verilen cezaya konu fiilin aynı fiil olması gerekir.
  • Türkiye'de aynı suçtan dolayı bir ceza hükmü verilmiş olmalıdır; ceza hapis ya da adli para cezası olabilir.
  • Mahsup yapılabilmesi için yabancı ülkedeki süre, Türkiye'de verilecek cezanın kapsamında kalan bir süre olmalıdır; farklı fiil için geçen süre mahsup edilemez.

Cezadan mahsup: hangi sonuçları doğurur?

  • Yabancı ülkede geçen gözaltı, gözlem altında, tutukluluk ve hükümlülük süreleri, aynı suçtan dolayı Türkiye'de verilecek cezadan düşülür.
  • Mahsup, Türkiye'de verilen cezanın hapis cezası olması şartına bağlı değildir; adli para cezası üzerinde de yapılabilir.
  • Mahsup için mahkûm olunan suçun yabancı ülkedeki kısıtlamaya konu fiille aynı olması gerekir; aynı değilse mahsup yapılmaz.
  • Ceza mahkumiyetine dayanmayan güvenlik tedbirlerinde madde uygulanmaz.
  • Mahsup zorunludur; talebe bağlı değildir ve hâkim koşullar gerçekleşmişse bunu resen yapmak zorundadır.

Yabancı ülke ile türkiye'de yargılama arasındaki fark nedir?

Özgürlük kısıtlaması yabancı ülkede gerçekleşmiş ve Türkiye'de aynı fiil için ceza verilmiştir; uygulanacak hüküm m.16'dır.

Özgürlük kısıtlaması Türkiye'de yapılan soruşturma ve kovuşturma sırasında gerçekleşmiştir; uygulanacak hüküm m.63'tür.

Yabancı ülke sürelerinin mahsubu m.16 ile yapılır; yurt içi sürelerde m.63 uygulanır.

Gözaltı-gözlem altına alma ile tutukluluk-hükümlülük arasındaki fark nedir?

Gözaltı ve gözlem altına alma, henüz hükme bağlanmamış dönemlerde kişinin özgürlüğünün kısıtlanmasıdır.

Tutukluluk ve hükümlülük, yargı kararıyla yapılan kısıtlamalardır; hükümlülük kesinleşmiş hükme dayanır.

Maddede sayılan dört kısıtlama türünün tamamı mahsup kapsamındadır; hangi kurum olduğu mahsubu engellemez.

Ceza türü: hapis ile adli para cezası arasındaki fark nedir?

Türkiye'de verilen ceza hapis cezasıysa mahsup doğrudan hapis cezası üzerinde yapılır.

Türkiye'de verilen ceza adli para cezasıysa mahsup, adli para cezasından indirim olarak uygulanır.

Mahsup her iki ceza türünde de uygulanabilir.

Aynı fiil ile farklı fiil arasındaki fark nedir?

Yabancı ülkede kısıtlanan fiil ile Türkiye'de hüküm verilen fiil aynıdır.

Yabancı ülkede kısıtlanan fiil ile Türkiye'de hüküm verilen fiil farklıdır.

Aynı fiilde mahsup yapılır; farklı fiilde mahsup yapılmaz.

Cezadan mahsup: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Gözlem altına alınmayı ya da gözaltını tutukluluk ile karıştırmak; her birinin ayrı bir kısıtlama türü olduğunu ve madde metninde ayrıca sayıldığını gözden kaçırmak.
  • Yurt içi kısıtlama sürelerinde m.16 yerine m.63'ü uygulamak; m.16'nın yalnız yabancı ülkede geçen süreler için olduğunu unutmak.
  • Farklı fiil için yabancı ülkede geçen süreyi mahsup etmek; fiil özdeşliği şartını aramamak.
  • Mahsubu yalnız hapis cezasına bağlamak; adli para cezası üzerinde de uygulanabileceğini göz ardı etmek.
  • Güvenlik tedbirine dayanan yabancı ülke süresini mahsup etmek; madde yalnız cezadan mahsubu öngörür.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahsubun hukuki esasının hak ve nesafet kurallarına uygun bir denkleştirme olduğu ve mahkûmiyet öncesi kısıtlamanın cezadan düşülmesi gerektiği kabul edilmektedir. (10. Ceza Dairesi, 2023/19282 E., 2024/757 K., 23.01.2024)
  • Yabancı ülkede geçen süreler, Türkiye'de verilen cezanın yanında ayrıca hükmün fıkrasında belirtilerek mahsup edildiği görülmektedir. (10. Ceza Dairesi, 2023/19282 E., 2024/757 K., 23.01.2024)
  • Mahsubun kesin hükmü belirtilerek uygulanması, hükmün fıkrasında açık yazılmasını gerektirdiği kabul edilmektedir. (10. Ceza Dairesi, 2023/19282 E., 2024/757 K., 23.01.2024; 2. Ceza Dairesi, 2023/21583 E., 2023/6749 K., 08.11.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Yabancı ülkedeki gözaltı, tutukluluk veya hükümlülüğü ileri süren taraf, bu süreyi belgeyle ispatlamalıdır; yabancı mahkeme kararı, tutukluluk belgesi veya yetkili makam yazısı kullanılabilir.
  • Yabancı ülkedeki kısıtlamanın Türkiye'deki suçla aynı fiile ilişkin olduğunu iddia eden taraf bunu ispatlamalıdır; iddianame ve hükümle fiil özdeşliği karşılaştırılır.
  • Mahsup talep edilmesi zorunlu değildir; hâkim koşulları resen araştırır. Ancak sürenin belgelendirilmemesi halinde mahsup yapılamaz.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.63: Türkiye'de işlenen suç nedeniyle yurt içinde geçen hürriyeti sınırlayıcı sürelerin mahsubunu düzenler; yabancı ülke süreleri m.16'ya, yurt içi süreler m.63'e tabidir.
  • 5237 sayılı Kanun m.11: Türkiye'de yargılama yapılmasının ön koşullarını düzenler; m.16 bakımından Türkiye'deki yargılamanın varlığı mahsubun ön koşuludur.
  • 5237 sayılı Kanun m.12: Türk Ceza Kanunu'nun yer bakımından uygulanmasının sınırlarını belirler ve Türkiye'de yargılamanın hangi hallerde yapılabileceğini gösterir.
  • 6706 sayılı Cezai Konularda Uluslararası Adli İşbirliği Kanunu: Yabancı ülkedeki kısıtlamanın belgelenmesi ve yabancı mercilerle yapılan işbirliği için usul kuralları içerir; m.16'nın delil boyutunda dikkate alınır.

TCK m.17 — Hak yoksunlukları

TCK m.17, yabancı bir mahkemece verilmiş ve Türk hukuk düzenine aykırı olmayan bir hükmün, Türk kanunlarına göre bir haktan yoksunluk doğurması hâlinde, bu yoksunluğun Türkiye'de de geçerli olmasına karar verilmesini düzenler. Hükmün uygulanması, Cumhuriyet savcısının istemine bağlıdır. Madde, yabancı hükmün Türkiye'de yeniden yargılanmasını düzenlemez; Türk mahkemesinin yabancı hükmü tanıma ve yoksunluğa karar verme yetkisini kapsar. Kişiye yalnızca hak yoksunluğu doğuran yabancı mahkûmiyetler bakımından uygulanır. Hak yoksunluğunun Türk Ceza Kanunundaki kapsamını ve süresini düzenlemez (m.53). Yabancı mahkûmiyetin Türkiye'de yeniden yargılamaya yol açıp açmadığı ve ceza uygulama alanı kuralları ise bu maddede yer almaz (m.11 ve m.13 gibi uygulama alanı hükümleri). Eşya müsaderesi ve adli sicil kaydı konuları da bu maddenin dışındadır (m.54).

Hak yoksunlukları: hangi kavramlar bilinmeli?

Yabancı mahkeme hükmü
Türkiye dışındaki bir devlet mahkemesinin verdiği, kesinleşmiş mahkûmiyet kararıdır. Maddenin uygulanabilmesi için hükmün yabancı bir yargı organından çıkmış olması gerekir.
Türk hukuk düzenine aykırılık
Yabancı hükmün Türk kamu düzenini, temel hukuk ilkelerini veya Türk hukukunun temel değerlerini çiğnemesi durumudur. Aykırılık varsa hükmün Türkiye'de sonuç doğurması engellenir.
Haktan yoksunluk
Kişinin belirli hak ve yetkilerini kullanmasının yasaklanması anlamına gelir. Maddede bu kavram, Türk kanunlarına göre doğan yoksunlukları ifade eder; Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlardan doğanlar da bu kapsama girer.
Cumhuriyet savcısının istemi
Türk kanunlarındaki sonuçlarının geçerli olmasına karar verilebilmesi için savcının talepte bulunmasıdır. İstem olmadan mahkeme bu karara kendiliğinden hükmedemez.

Hak yoksunlukları: hangi şartlar aranır?

  • Yabancı bir mahkemece verilmiş bir hüküm bulunmalıdır.
  • Yabancı hükmün Türk hukuk düzenine aykırı düşmemesi gerekir.
  • Yabancı hüküm, Türk kanunlarına göre bir haktan yoksunluk doğurmalıdır; yalnızca Türk Ceza Kanunundaki hak yoksunlukları değil, başka Türk kanunlarındaki yoksunluklar da bu kapsamdadır.
  • Cumhuriyet savcısının istemi bulunmalıdır; istem olmadan mahkeme karar veremez.
  • Mahkeme, yabancı hükmün Türk kanunlarındaki sonuçlarının geçerli olmasına karar vermelidir.

Hak yoksunlukları: hangi sonuçları doğurur?

  • Koşullar gerçekleştiğinde mahkeme, yabancı hükmün Türk kanunlarındaki sonuçlarının geçerli olmasına karar verir.
  • Türk hukuk düzenine aykırılık bulunursa yabancı hükmün Türkiye'de hak yoksunluğu doğurması engellenir.
  • Haktan yoksunluk doğurmayan yabancı mahkûmiyetlerde madde uygulanmaz.
  • Savcının istemi bulunmazsa mahkeme bu karara kendiliğinden hükmedemez.
  • Maddenin uygulanması Türkiye'de yeniden yargılama yapılmasını gerektirmez; yeni bir mahkûmiyet değil, yalnızca yoksunluğa ilişkin karar verilir.

Yabancı hüküm ile türkiye'de yeniden yargılama arasındaki fark nedir?

Yabancı mahkemede verilmiş ve kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü söz konusudur.

Fail Türkiye'de yargılanmaktadır; yabancı ülkede yargılama yapılmamış veya hüküm verilmemiştir.

Yeniden yargılama yapılacaksa m.17 uygulanmaz. Yalnızca yabancı mahkûmiyet varsa ve hak yoksunluğu gerekiyorsa m.17 devreye girer. Bu ayrım, yeniden yargılamanın engellenmesi (m.11/2) ile m.17 arasındaki sınırı çizer.

Türk Ceza Kanunundaki hak yoksunluğu ile türk kanunlarındaki hak yoksunluğu arasındaki fark nedir?

Doğrudan TCK m.53 kapsamındaki yoksunluklar.

Milletvekili Seçimi Kanunu, Devlet Memurları Kanunu gibi özel kanunlardan doğan yoksunluklar.

Madde metni 'Türk kanunlarına göre' dediği için her iki grup da kapsama girer. Özel kanunlardan doğan yoksunluklar da m.17 kapsamında karara bağlanabilir.

Zorunlu tanıma kararı ile takdir edilen hak yoksunluğu arasındaki fark nedir?

Yabancı hükmün Türk kanunlarına göre bir haktan yoksunluk doğurması ve istem gelmesi hâlinde karar verilir.

Yabancı hükmün Türk hukuk düzenine aykırı olması hâlinde karar verilmez.

Aykırılık bulunursa mahkeme sonuçların geçerli olmasına karar veremez; aykırılık yoksa ve istem varsa karar vermesi gerekir.

Hak yoksunlukları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi yalnızca TCK m.53 kapsamındaki yoksunluklarla sınırlı saymak; oysa 'Türk kanunlarına göre' ifadesi özel kanunlardan doğan yoksunlukları da kapsar.
  • Savcının istemi olmadan mahkemenin kendiliğinden karar vermesi; istem zorunludur.
  • Yabancı hükmü Türkiye'de yeniden yargılanmış gibi değerlendirmek; madde yeniden yargılamayı değil yalnızca hak yoksunluğunun geçerliliğini düzenler.
  • Yabancı hükmün Türk hukuk düzenine aykırılığını resen araştırmadan karar vermek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Maddenin uygulanmasının bir tanıma usulü niteliğinde olduğu ve yeniden yargılamayı gerektirmediği kabul edilmektedir. (8. Daire, 2016/14956 E., 2020/5373 K., 08.12.2020)

Nasıl ispat edilir?

  • Savcılık, yabancı hükmün varlığını, kesinleşmesini ve Türk hukuk düzenine aykırı olmadığını ileri sürer; yabancı mahkeme kararının aslı veya onaylı örneği ile kesinleşme şerhi bu hususları ispatlar.
  • Yabancı hükmün Türk kanunlarına göre hangi hak yoksunluğunu doğurduğu, ilgili Türk kanunu hükmüne dayanılarak gösterilir.
  • Hükmün Türk hukuk düzenine aykırı olmadığı iddiası karşı taraf tarafından ileri sürülürse, aykırılığı ileri süren taraf bunu ispatlamak durumundadır.
  • Yabancı mahkeme kararının Türkçe çevirisi ve tasdiki, delil değeri bakımından gerekli belgelerdir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 m.53: Hak yoksunluğunun Türk Ceza Kanunundaki asıl düzenlemesidir. m.17 uyarınca Türk kanunlarındaki sonuçlar bu maddeye göre belirlenir.
  • 5237 m.11: Yabancı mahkemede verilmiş hükmün Türkiye'de yeniden yargılamaya yol açmamasını düzenler; m.17 yalnızca hak yoksunluğu bakımından bu hükmü tamamlar.
  • 5237 m.54: Eşya müsaderesi konusunu düzenler; m.17'nin kapsamına girmez, ayrıca ele alınmalıdır.

TCK m.18 — Geri verme

Bu madde, 5237 sayılı Kanun'un 'Geri verme' başlıklı, 23/4/2016 tarih ve 6706 sayılı Kanun'un 36. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış (mülga) bir hükümdür. Madde metni yalnızca mülga olduğunu ve fıkra numaralarının teselsülüne ilişkin bir açıklamayı içermektedir; geri verme koşullarını bugün bu madde değil, 6706 sayılı Kanun düzenlemektedir. Madde bu nedenle bugün için bir yükümlülük ya da hak kurmamakta, kime karşı uygulanacağını belirtmemektedir. Geri verme koşulları (fiile ilişkin koşullar, geri verilmezlik halleri, özdük ilkesi, usul) madde metninde değil, 6706 sayılı Kanun'da düzenlenmiştir. Maddenin eski içeriği, yani geri vermenin kabul edilemeyeceği fiil halleri, bugün 6706 sayılı Kanun m.11 kapsamında aranmaktadır. Madde, geri verme talebinin ağır ceza mahkemesince incelenmesi ve yargılama usulünü düzenlemez; bunlar da 6706 sayılı Kanun'a aittir.

Geri verme: hangi kavramlar bilinmeli?

Mülga hüküm
Yürürlükten kaldırılmış, artık uygulanmayan kanun hükmüdür. Bu maddede mülgaiyet 23/4/2016 tarih ve 6706 sayılı Kanun'un 36. maddesi ile gerçekleşmiştir.
Geri verme
Yabancı devletin talebi üzerine, Türkiye'de bulunan bir kişinin kovuşturma veya infaz amacıyla o devlete teslim edilmesidir. Bugünkü düzenlemesi 6706 sayılı Kanun'dadır; bu madde ise yalnızca eski düzenlemenin mülga olduğunu gösterir.
Fıkra teselsülü
Bir fıkranın eklenmesi veya çıkarılması nedeniyle sonraki fıkra numaralarının yeniden sıralanmasıdır. Maddedeki açıklama, 5377 sayılı Kanun ile eklenen ikinci fıkra nedeniyle üçüncü fıkranın numarasının değiştiğini kaydeder.

Geri verme: hangi şartlar aranır?

  • Bugün geri verme talebinin kabul edilebilmesi için 6706 sayılı Kanun'un 11. maddesinde sayılan geri verilmezlik hallerinin bulunmaması gerekir; bu madde o unsurları artık düzenlemez.
  • Geri verme talebinin dayanağı olan fiilin Türk kanunlarına göre suç oluşturması gerekir; bu koşulun kaynağı bugün 6706 sayılı Kanun'dur.

Geri verme: hangi sonuçları doğurur?

  • Madde mülga olduğu için bugün doğrudan bir hukuki sonuç doğurmaz.
  • Geri verme talebinin kabulü veya reddi bakımından 6706 sayılı Kanun hükümleri uygulanır.
  • Mülga dönemde verilmiş kararlar ve açılmış dosyalar, geçiş hükümleri ve eski metin çerçevesinde değerlendirilir.

Mülga 5237 m.18 ile 6706 sayılı Kanun arasındaki fark nedir?

Mülga 5237 sayılı Kanun'un 18. maddesi, geri verme koşullarını TCK içinde düzenliyordu ve 23/4/2016 tarihinde yürürlükten kalktı.

6706 sayılı Kanun, geri verme koşullarını bugün ayrı bir kanunda düzenlemektedir; geriye dönük değerlendirmede hangi metnin uygulanacağı ayrıca belirlenmelidir.

Bugün geri verme koşulu aranırken TCK m.18 değil 6706 sayılı Kanun esas alınır. Eski tarihli kararlar, eski metne göre verilmiş olabileceğinden dikkatle okunmalıdır.

Geri verme: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Mülga TCK m.18'i bugün geri verme koşulunun kaynağı saymak; koşulların kaynağı 6706 sayılı Kanun'dur.
  • Eski kararlardaki fıkra numaralarını ve kapsamı güncel metin gibi okumak; 2016 öncesi karar bugünkü düzenlemeyle doğrudan örtüşmeyebilir.
  • Mülga 18. maddenin fıkra numarasına (ör. 18/1-b-son, 18/5, 18/7) atıf yaparak bugün karar vermek; bu atıflar yalnızca eski dönem kararlarında anlam taşır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mülga 18. maddeye dayanan kararlar, bugün geriye dönük inceleme yapılırken eski metnin tarihsel içeriğiyle değerlendirilmektedir. (10. Ceza Dairesi, 2021/17787 E., 2023/1251 K., 20.02.2023)
  • Yargıtay, geri verme talebinin reddine ilişkin hükümde 6706 sayılı Kanun'un ilgili fıkrasının gösterilmesi gerektiğini, mülga TCK m.18 atfının hatalı olduğunu kabul etmektedir. (10. Ceza Dairesi, 2021/17787 E., 2023/1251 K., 20.02.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Geri verme talebinin kabulü için talep eden devlet tarafından iadeye konu fiilin ve dayanak belgelerin sunulması gerekir; bu yük talep eden tarafta bulunur. Dayanak 6706 sayılı Kanun'dur.
  • Geri verme talebine karşı savunma yapan kişi, talebe konu fiilin geri verilmezlik hallerinden birine girdiğini (siyasi suç, zamanaşımı, affa uğrama, Türkiye'nin yargılama yetkisi gibi) ileri sürerse, bu hususu ispatlamak zorundadır.
  • Mülga 18. maddeye dayanan eski kararların hangi tarihli metne göre verildiği, hükmün tarihine bakılarak belirlenir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6706 sayılı Kanun m.11: Eski 5237 m.18'de yer alan geri verilmezlik hallerinin bugünkü karşılığını düzenler; geri verme talebinin reddedileceği fiil halleri burada aranır.
  • 6706 sayılı Kanun m.10: Geri verilebilmek için suçun belli bir ağırlıkta olması koşulunu düzenler; eski TCK m.18'de bu koşul yer almıyordu.
  • 6706 sayılı Kanun: Geri verme koşullarının, usulün ve ağır ceza mahkemesinin yetkisinin bugünkü kaynağıdır.

TCK m.19 — Yabancı kanunun göz önünde bulundurulması

TCK m.19, Türkiye'nin egemenlik alanı dışında işlenen suçlar dolayısıyla Türkiye'de yargılama yapılırken Türk kanununa göre verilecek cezanın, suçun işlendiği ülke kanununda öngörülen cezanın üst sınırını aşamayacağı kuralını düzenler. Fıkra 2 ile bu sınırın hangi hallerde uygulanmayacağını (Türkiye'nin güvenliğine karşı veya zararına işlenen suçlar, Türk vatandaşına karşı veya Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi zararına işlenen suçlar) belirler. Hüküm, Türkiye'de yargılama yapan Türk mahkemeleri bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: yabancı mahkeme kararının Türkiye'de infazı ve Türk kanununda sonuçlarının kabulü (m.17), yabancı ülkede geçen sürenin cezadan mahsubu (m.16), Türkiye'nin egemenlik alanı içinde işlenen suçlar ile suçun yeri (m.8), ve iade ve adli işbirliği usulleri (6706 sayılı Kanun).

Yabancı kanunun göz önünde bulundurulması: hangi kavramlar bilinmeli?

Yabancı kanunun göz önünde bulundurulması
Türk hâkiminin cezayı Türk kanununa göre belirlemesi, ancak yabancı kanunda suç için öngörülen soyut cezanın üst sınırını ölçü olarak almasıdır. Yabancı kanun suçun tespitinde ya da somut cezanın belirlenmesinde uygulanmaz; yalnızca üst sınır bakımından sınırlayıcı olarak kullanılır.
Soyut ceza üst sınırı
Yabancı ceza kanununun, işlenen fiil için öngördüğü en yüksek hapis veya diğer cezanın miktarıdır. Hâkimin Türk kanununa göre belirlediği somut cezanın azami ölçüsü olarak alınır.
Egemenlik alanı dışında işlenen suç
Hiçbir Türk egemenlik alanında, yani TCK m.8 anlamında Türkiye sayılan yerde işlenmemiş suçtur. Açık denizde yabancı bayraklı gemide işlenen suç da bu kapsamdadır; suçun yabancı bir ülkede işlenmiş olması zorunlu değildir.
Türkiye'nin güvenliği veya zararına suç
Fıkra 2 bozucu hali oluşturan suç türüdür. Suçun Türkiye'nin güvenliğine karşı ya da zararına işlenmiş olması hâlinde fıkra 1'deki sınır uygulanmaz.
Türk kanununa göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi
Türk hukukuna göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişileridir. Bu kişilere karşı ya da zararına işlenen suç da fıkra 2 kapsamında sınırın uygulanmamasına neden olur.

Yabancı kanunun göz önünde bulundurulması: hangi şartlar aranır?

  • Failin Türk vatandaşı veya yabancı olması ve fiilin işlendiği tarihte bu sıfatın belirlenmesi gerekir.
  • Suçun Türkiye'nin egemenlik alanı dışında işlenmiş olması gerekir; suçun TCK m.8 anlamında Türkiye sayılan bir yerde işlenmesi hâlinde madde uygulanmaz.
  • Sanığın Türkiye'de bulunması ve Türkiye'de yargılama yapılması gerekir.
  • Yargılamanın Türk kanununa göre yapılması ve Türk kanununa göre verilecek cezanın belirlenmesi gerekir.
  • Suçun Türkiye'nin güvenliğine karşı veya zararına, Türk vatandaşına karşı ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi zararına işlenmemiş olması gerekir; bu hallerde fıkra 1 uygulanmaz.
  • Türk kanununa göre belirlenen cezanın, suçun işlendiği ülke kanununda öngörülen soyut cezanın üst sınırını aşmaması gerekir; aşan kısım indirilir.

Yabancı kanunun göz önünde bulundurulması: hangi sonuçları doğurur?

  • Yabancı kanunun öngördüğü soyut ceza üst sınırı aşılmış ise, Türk hâkimi somut cezayı bu üst sınıra indirir ve hüküm bu sınır üzerinden kurulur.
  • Türk kanununa göre belirlenen somut ceza yabancı kanundaki soyut üst sınırı aşmıyorsa, belirlenen ceza aynen hükmedilir.
  • Suç Türkiye'nin güvenliğine karşı veya zararına işlenmişse, Türk kanununa göre belirlenen ceza yabancı kanundaki üst sınırla sınırlanmaz.
  • Suç Türk vatandaşına karşı ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisi zararına işlenmişse, Türk kanununa göre belirlenen ceza yabancı kanundaki üst sınırla sınırlanmaz.
  • Yabancı kanunda öngörülen cezanın üst sınırı, Türk kanununa göre belirlenen cezadan sonra değil, cezanın belirlenmesinden önce ölçü olarak alınmaz; hâkim önce Türk kanununa göre ceza belirler, sonra bu sınırı uygular.

Genel hal ile fıkra 2 hâlleri arasındaki fark nedir?

Suçun Türkiye'nin güvenliği, Türk vatandaşı veya Türk özel hukuk tüzel kişisi aleyhine işlenmediği hal.

Suçun fıkra 2'de sayılan korunan değerlere karşı işlendiği hal.

Genel halde Türk kanununa göre belirlenen ceza yabancı kanundaki üst sınırla sınırlanır; fıkra 2 hâllerinde bu sınır uygulanmaz ve Türk kanunundaki ceza tam olarak uygulanır.

Mülkilik ilkesi ile diğer yargılama ilkeleri arasındaki fark nedir?

Suçun Türk egemenlik alanında (TCK m.8) işlendiği hal.

Suçun egemenlik alanı dışında işlendiği ve Türkiye'de şahsilik, ikame yargı, evrensellik veya kısmen koruma ilkesiyle yargılandığı hal.

Mülkilik halinde m.19 uygulanmaz; diğer ilkelerde fıkra 1 uygulama alanı bulur.

Türkiye'de sayılan yer ile açık deniz arasındaki fark nedir?

Suçun Türkiye sayılan bir yerde (m.8) işlendiği hal.

Suçun hiçbir devletin egemenliğinde olmayan açık denizde yabancı bayraklı gemide işlendiği hal.

Türkiye sayılan yerde işlenen suçta m.19 uygulanmaz; açık denizde işlenen suçta uygulanabilir.

Yabancı kanunun cezası ile türk kanununun cezası arasındaki fark nedir?

Türk kanununa göre belirlenen somut ceza.

Yabancı kanunda öngörülen soyut ceza üst sınırı.

Somut ceza soyut üst sınırı aşarsa hüküm, yabancı kanunun üst sınırına indirilerek kurulur; aşmıyorsa somut ceza esas alınır.

Yabancı kanunun göz önünde bulundurulması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yabancı kanunun cezasını hem suçun tespitinde hem cezanın belirlenmesinde ölçü almak; yabancı kanun yalnızca sonuç cezanın üst sınırı bakımından kullanılır.
  • Yabancı kanundaki üst sınırı, Türk kanununa göre belirlenen cezanın yerine geçen bir ceza olarak uygulamak; sınır yalnızca üst sınırdır, hüküm Türk kanununa göre kurulur.
  • Fıkra 2'deki hallerde de yabancı kanunun üst sınırını uygulamak; bu hallerde sınır uygulanmaz.
  • Suçun Türkiye sayılan bir yerde (m.8) işlendiğini gözden kaçırarak m.19'u uygulamak.
  • Yabancı ülkede suç oluşturmayan fiilde m.19'u mekanik olarak uygulamak ve sınırı belirleyememek; bu durumda hükmün uygulanma alanı tartışmalıdır.
  • Yabancı kanundaki alt sınırı veya koşullu cezayı karşılaştırmaya dahil etmek; yalnızca soyut üst sınır esas alınır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hâkimin önce Türk kanununa göre somut ceza belirlemesi, ardından yabancı kanunun soyut ceza üst sınırıyla karşılaştırma yapması ve somut cezanın bu sınırı aşması hâlinde sınırın esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. (6. Ceza Dairesi, 2024/2654 E., 2025/9226 K., 23.10.2025)
  • Yabancı kanunun soyut cezası ölçü alınırken yalnızca soyut üst sınır dikkate alınır; alt sınır veya yabancı kanundaki uygulama koşulları karşılaştırmaya girmez. (9. Ceza Dairesi, 2021/16887 E., 2024/11396 K., 24.12.2024)
  • Fıkra 2 hallerinin varlığı belirlenirken suçun korunan hukuki değeri ve mağdurun kim olduğu esas alınmakta, mahkemelerin bu hallerde yabancı kanundaki üst sınırı göz önünde tutmadığı kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2024/6818 E., 2025/2245 K., 19.03.2025)
  • Fıkra 1'in uygulanması için yabancı kanunda suçun soyut cezasının tespit edilebilmesi gerektiği; yabancı kanun metnine dayanılarak sınırın belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2022/10016 E., 2024/2540 K., 16.04.2024)
  • Yargıtay uygulamasında m.19 hükmünün uygulanmadığı hallerde gerekçe gösterilmeden sınırın göz önüne alındığı hükümlerin bozulabileceği kabul edilmektedir. (1. Ceza Dairesi, 2022/4107 E., 2023/5968 K., 05.10.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Yabancı kanunun uygulanmasını talep eden sanık, yabancı ceza kanununun ilgili maddesini ve o maddede öngörülen soyut cezanın üst sınırını mahkemeye sunmakla yükümlüdür; bu belge olmadan karşılaştırma yapılamaz.
  • Fail veya suçun işlendiği yer ile ilgili olgular (yabancı ülke, tarih, failin uyruğu) savcılık tarafından ortaya konulur; failin Türk vatandaşı olduğunu veya yabancı olduğunu ilgili nüfus ve kimlik belgeleri ile ispat etmek gerekir.
  • Suçun Türkiye'nin güvenliğine karşı veya Türk vatandaşı ya da Türk özel hukuk tüzel kişisi zararına işlenip işlenmediği, mağdurun kimliği ve korunan değerin belirlenmesiyle ortaya konulur; bu iddiayı ileri süren taraf (savcılık) ispatlamakla yükümlüdür.
  • Yabancı kanunda suçun unsurlarının bulunmadığı iddia edilirse, bu savunmayı ileri süren sanık yabancı kanun metnini ve gerekirse uzman görüşünü sunmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 m.8: Türkiye sayılan yerleri belirler; m.19 uygulanabilmesi için suçun bu yerler dışında işlenmiş olmasını şart koşar.
  • 5237 m.16: Yabancı ülkede geçen gözaltı ve hükümlülük sürelerinin Türkiye'de verilecek cezadan mahsubunu düzenler; m.19 ile birlikte uygulanabilir.
  • 5237 m.10: Yabancı ülkede hakkında hüküm verilmiş kişinin Türkiye'de yeniden yargılanmasına ilişkin ilkeleri düzenler; m.19 kapsamındaki yargılamanın dayanağıdır.
  • 5237 m.17: Yabancı mahkeme kararının Türk kanunlarındaki hak yoksunluğu sonuçlarını düzenler; m.19 ile karıştırılmamalıdır.
  • 6706 sayılı Kanun: Adli işbirliği, iade ve yargılamanın devri gibi usulleri düzenler; m.19 hükmü bu usullerin sonucu değildir.

Süreler

SüreMaddeHüküm
bir yıldanm.11(1) Bir Türk vatandaşı, 13 üncü maddede yazılı suçlar dışında, Türk kanunlarına göre aşağı sınırı bir yıldan az olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede işlediği ve kendisi Türkiye'de bulunduğu takdirde, bu suçtan dolayı…
altı aym.11Bu durumda şikayet, vatandaşın Türkiye'ye girdiği tarihten itibaren altı ay içinde yapılmalıdır.
bir yılm.12(1) Bir yabancı, 13 üncü maddede yazılı suçlar dışında, Türk kanunlarına göre aşağı sınırı en az bir yıl hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede Türkiye'nin zararına işlediği ve kendisi Türkiye'de bulunduğu takdirde, Türk…
üç yıldanm.12(3) Mağdur yabancı ise, aşağıdaki koşulların varlığı halinde fail, Adalet Bakanının istemi ile yargılanır: a) Suçun, Türk kanunlarına göre aşağı sınırı üç yıldan az olmayan hapis cezasını gerektirmesi. b) Suçluların geri verilmesi…

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

65 karar
  1. 2005/79 E., 2009/38 K., 05.03.2009
    İlgili madde: m.13
  2. 1967/54 E., 1968/12 K., 18.04.1968
    İlgili madde: m.19
  3. Ceza Genel Kurulu, 2024/470 E., 2025/147 K., 26.03.2025
    İlgili madde: m.15
  4. Ceza Genel Kurulu, 2024/553 E., 2025/126 K., 12.03.2025
    İlgili madde: m.15
  5. Ceza Genel Kurulu, 2024/444 E., 2025/31 K., 15.01.2025
    İlgili madde: m.15
  6. Ceza Genel Kurulu, 2024/93 E., 2024/148 K., 27.03.2024
    İlgili madde: m.15
  7. Ceza Genel Kurulu, 2023/392 E., 2024/114 K., 13.03.2024
    İlgili madde: m.15
  8. Ceza Genel Kurulu, 2023/461 E., 2023/686 K., 20.12.2023
    İlgili madde: m.12
  9. Ceza Genel Kurulu, 2021/34 E., 2023/278 K., 17.05.2023
    İlgili madde: m.7
  10. Ceza Genel Kurulu, 2019/630 E., 2022/511 K., 04.07.2022
    İlgili madde: m.7
Diğer 55 karar
  1. Ceza Genel Kurulu, 2017/18 E., 2021/100 K., 11.03.2021
    İlgili madde: m.16
  2. Ceza Genel Kurulu, 2017/109 E., 2021/9 K., 28.01.2021
    İlgili madde: m.9
  3. Ceza Genel Kurulu, 2017/771 E., 2019/469 K., 11.06.2019
    İlgili madde: m.16
  4. Ceza Genel Kurulu, 2018/590 E., 2019/90 K., 12.02.2019
    İlgili madde: m.14
  5. Ceza Genel Kurulu, 2015/1073 E., 2019/64 K., 05.02.2019
    İlgili madde: m.16
  6. Ceza Genel Kurulu, 2018/425 E., 2018/625 K., 11.12.2018
    İlgili madde: m.14
  7. Ceza Genel Kurulu, 2005/50 E., 2005/86 K., 09.09.2014
    İlgili madde: m.12
  8. Ceza Genel Kurulu, 2010/60 E., 2010/125 K., 25.05.2010
    İlgili madde: m.16, m.17, m.18
  9. Ceza Genel Kurulu, 2010/55 E., 2010/116 K., 11.05.2010
    İlgili madde: m.9, m.10, m.11, m.12, m.13, m.14, m.15
  10. Ceza Genel Kurulu, 2007/137 E., 2009/73 K., 24.03.2009
    İlgili madde: m.7
  11. Ceza Genel Kurulu, 2008/157 E., 2008/74 K., 08.04.2008
    İlgili madde: m.7
  12. Ceza Genel Kurulu, 2007/211 E., 2007/199 K., 09.10.2007
    İlgili madde: m.11, m.12
  13. Ceza Genel Kurulu, 2007/165 E., 2007/169 K., 17.07.2007
    İlgili madde: m.9
  14. Ceza Genel Kurulu, 2006/184 E., 2006/178 K., 04.07.2006
    İlgili madde: m.9, m.12
  15. 7. Ceza Dairesi, 2025/910 E., 2026/786 K., 03.02.2026
    İlgili madde: m.8
  16. 7. Ceza Dairesi, 2024/7259 E., 2025/15742 K., 09.12.2025
    İlgili madde: m.8
  17. 7. Ceza Dairesi, 2025/2713 E., 2025/15348 K., 04.12.2025
    İlgili madde: m.10
  18. 6. Ceza Dairesi, 2024/2654 E., 2025/9226 K., 23.10.2025
    İlgili madde: m.19
  19. 1. Ceza Dairesi, 2024/6285 E., 2025/6685 K., 01.10.2025
    İlgili madde: m.9
  20. 6. Ceza Dairesi, 2025/4508 E., 2025/7887 K., 24.09.2025
    İlgili madde: m.10
  21. 8. Ceza Dairesi, 2025/1605 E., 2025/6885 K., 23.09.2025
    İlgili madde: m.10
  22. 6. Ceza Dairesi, 2025/3367 E., 2025/7780 K., 22.09.2025
    İlgili madde: m.17
  23. 9. Ceza Dairesi, 2025/3856 E., 2025/6161 K., 02.07.2025
    İlgili madde: m.10
  24. 1. Ceza Dairesi, 2024/2878 E., 2025/4393 K., 28.05.2025
    İlgili madde: m.9
  25. 8. Ceza Dairesi, 2024/24714 E., 2025/4029 K., 20.05.2025
    İlgili madde: m.8
  26. 1. Ceza Dairesi, 2024/6818 E., 2025/2245 K., 19.03.2025
    İlgili madde: m.19
  27. 9. Ceza Dairesi, 2021/16887 E., 2024/11396 K., 24.12.2024
    İlgili madde: m.19
  28. 7. Ceza Dairesi, 2024/161 E., 2024/12120 K., 20.12.2024
    İlgili madde: m.11, m.14
  29. 7. Ceza Dairesi, 2024/1892 E., 2024/12119 K., 20.12.2024
    İlgili madde: m.14
  30. 11. Ceza Dairesi, 2024/2816 E., 2024/14619 K., 03.12.2024
    İlgili madde: m.11
  31. 1. Ceza Dairesi, 2024/669 E., 2024/5967 K., 25.09.2024
    İlgili madde: m.18
  32. 13. Daire, 2021/2078 E., 2024/2887 K., 26.06.2024
    İlgili madde: m.17
  33. 9. Ceza Dairesi, 2023/3012 E., 2024/6059 K., 13.06.2024
    İlgili madde: m.8
  34. 2. Ceza Dairesi, 2021/17894 E., 2024/8879 K., 29.05.2024
    İlgili madde: m.17
  35. 1. Ceza Dairesi, 2022/10016 E., 2024/2540 K., 16.04.2024
    İlgili madde: m.19
  36. 10. Ceza Dairesi, 2023/19282 E., 2024/757 K., 23.01.2024
    İlgili madde: m.16
  37. 10. Ceza Dairesi, 2023/15061 E., 2023/10878 K., 11.12.2023
    İlgili madde: m.18
  38. 2. Ceza Dairesi, 2023/21583 E., 2023/6749 K., 08.11.2023
    İlgili madde: m.16
  39. 2. Ceza Dairesi, 2023/1485 E., 2023/6107 K., 30.10.2023
    İlgili madde: m.13
  40. 1. Ceza Dairesi, 2022/4107 E., 2023/5968 K., 05.10.2023
    İlgili madde: m.19
  41. 10. Ceza Dairesi, 2023/9185 E., 2023/5854 K., 21.06.2023
    İlgili madde: m.13
  42. 2. Ceza Dairesi, 2023/12542 E., 2023/2805 K., 17.05.2023
    İlgili madde: m.17
  43. 10. Ceza Dairesi, 2021/17787 E., 2023/1251 K., 20.02.2023
    İlgili madde: m.18
  44. 8. Daire, 2016/14956 E., 2020/5373 K., 08.12.2020
    İlgili madde: m.17
  45. 5. Ceza Dairesi, 2014/4078 E., 2014/5200 K., 08.05.2014
    İlgili madde: m.8
  46. 1. Ceza Dairesi, 2014/1218 E., 2014/1647 K., 18.03.2014
    İlgili madde: m.8
  47. 1. Ceza Dairesi, 2012/2341 E., 2012/5404 K., 02.07.2012
    İlgili madde: m.10, m.14
  48. 6. Ceza Dairesi, 2006/8782 E., 2007/8971 K., 12.07.2007
    İlgili madde: m.18
  49. Genel Kurul, 2021/7919 E., 29.05.2024
    İlgili madde: m.7
  50. Genel Kurul, 2021/34231 E., 26.01.2023
    İlgili madde: m.7
  51. Birinci Bölüm, 2020/9407 E., 03.03.2022
    İlgili madde: m.11, m.13
  52. Genel Kurul, 2018/24280 E., 17.03.2021
    İlgili madde: m.18
  53. Genel Kurul, 2014/6100 E., 20.06.2019
    İlgili madde: m.11
  54. Genel Kurul, 2016/35009 E., 02.05.2019
    İlgili madde: m.12
  55. Birinci Bölüm, 2013/1189 E., 18.11.2015
    İlgili madde: m.13

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 23.04.2016 (m.18).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 1. Temel İlkeler, Tanım, Uygulama Alanı bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış