Genel hükümler › Koruma tedbirleri
Telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi, gizli soruşturmacı ve teknik araçlarla izleme
Kısaca
CMK m.135, soruşturma ve kovuşturma sırasında şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi tedbirinin koşullarını, kararını veren merciyi, kararın içeriğini, süresini ve tedbirin uygulanabileceği suç katalogunu düzenler.
Kapsam
Bu konu, Ceza Muhakemesi Kanunu m.135–144 hükümlerini kapsar.
- CMK m.135İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması
- CMK m.136Müdafiin bürosu ve yerleşim yeri
- CMK m.137Kararların yerine getirilmesi, iletişim içeriklerinin yok edilmesi
- CMK m.138Tesadüfen elde edilen deliller
- CMK m.139Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi
- CMK m.140Teknik araçlarla izleme
- CMK m.140/AYönetmelik
- CMK m.141Tazminat istemi
- CMK m.142Tazminat isteminin koşulları
- CMK m.143Tazminatın geri alınması
- CMK m.144Tazminat isteyemeyecek kişiler
CMK m.135 — İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması
Bu madde, soruşturma ve kovuşturma sırasında şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi tedbirinin koşullarını, kararını veren merciyi, kararın içeriğini, süresini ve tedbirin uygulanabileceği suç katalogunu düzenler. Ayrıca iletişimin tespitine ilişkin kararların ve mobil telefonun yerinin tespitinin koşullarını, tanıklıktan çekinebilecek kişilerle yapılan iletişimin kayda alınmasının yasaklanmasını ve dinleme yetkisinin dışındaki kişilerin yasak fiilini kapsar. Kişi bakımından şüpheli ve sanık hakkında, konu bakımından telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişim bakımından uygulanır. Madde, tedbirin icrasına ilişkin teknik usulleri ve kayıtların yazıya dökülmesini düzenlemez (ilgili yönetmelik ve CMK m.137). Müdafiin bürosu, konutu ve yerleşim yerindeki telekomünikasyon araçlarına ilişkin koruma ayrıca m.136'da düzenlenmiştir. Tedbirin kararına karşı itiraz yolu ve kayıtların imhası ile bilgi verilmesi m.137 ve m.138 kapsamındadır.
İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Telekomünikasyon yoluyla iletişim
- Tel, radyo ve benzeri araçlarla yapılan ses, görüntü veya yazı biçimindeki iletişimdir. Madde, dinleme ve kayda almayı konuşma ve buna bağlı iletişim üzerinden kurar.
- İletişimin tespiti
- Belli bir hattan kimlerle, ne zaman ve ne kadar süreyle iletişim kurulduğunu gösteren dış verilerin belirlenmesidir. İçeriğin dinlenmesinden ayrıdır ve madde metni bakımından ayrı bir tedbir olarak düzenlenmiştir.
- Sinyal bilgisi
- Hattın ve cihazın konumunu veya bağlantı verisini gösteren teknik bilgidir. Değerlendirilmesi, kapsam olarak dinleme ve kayda almadan ayrı bir tedbir olarak sayılmıştır.
- Suç katalogu
- Sekizinci fıkrada sayılan suçların bütünüdür. Tedbir yalnızca bu suçlar bakımından uygulanabilir; katalog dışı suçta tedbir kararı hukuka aykırıdır.
- Tanıklıktan çekinebilecek kişi
- CMK m.45 ve m.46 kapsamında tanıklıktan çekinme hakkı bulunan kişilerdir. Üçüncü fıkrada belirtilen yasak alanı bu kişilerle kurulan iletişim oluşturur.
- Kuvvetli şüphe sebepleri
- Suç işlendiğine ilişkin somut delillere dayanan şüphedir. Basit şüphe bu tedbir için yeterli değildir.
İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması: hangi şartlar aranır?
- Soruşturma veya kovuşturma yürütülüyor olmalıdır ve suç işlendiğine ilişkin somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebepleri bulunmalıdır.
- Başka suretle delil elde edilmesi imkânı bulunmamalıdır; tedbir bu bakımdan son çare niteliğindedir.
- Suç, sekizinci fıkradaki katalogda yer almalıdır; katalog dışı suçta tedbir uygulanamaz.
- Karar hâkim tarafından verilmelidir; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı karar verebilir, ancak bu kararı derhâl hâkimin onayına sunmalıdır.
- Talepte, tedbir kararı verilecek hattın veya iletişim aracının sahibini ve biliniyorsa kullanıcısını gösteren belge veya rapor eklenmelidir.
- Kararda yüklenen suçun türü, kişinin kimliği, iletişim aracının türü, telefon numarası veya iletişim bağlantısını tespite imkân veren kod, tedbirin türü, kapsamı ve süresi belirtilmelidir.
- Tanıklıktan çekinebilecek kişilerle olan iletişim kayda alınmamalıdır.
İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması: hangi sonuçları doğurur?
- Şartlar gerçekleşmiş ve hâkim onayı alınmışsa, dinleme ve kayda alma sonucu elde edilen kayıtlar delil olarak değerlendirilebilir.
- Cumhuriyet savcısının kararı hâkim tarafından onaylanmazsa veya süre içinde hâkim karar vermezse ya da aksine karar verirse tedbir Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl kaldırılır.
- Kovuşturma aşamasında iletişimin tespiti için mahkeme kararı olmadan yapılan tespit hukuka aykırıdır; tespit kararında suç türü, kişi kimliği, iletişim aracı ve süre belirtilmelidir.
- Altıncı fıkrada, savcı tarafından alınan tespit kararı yirmi dört saat içinde hâkimin onayına sunulmalıdır; sürenin dolması veya hâkimin aksine karar vermesi hâlinde kayıtlar derhâl imha edilir.
- Tanıklıktan çekinebilecek kişilerle iletişim kayda alınamaz; yanlışlıkla kayda alınmışsa kayıtlar derhâl yok edilir.
- Dinleme yetkisi bulunmayan kimse, bir başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini bu maddede belirlenen esas ve usuller dışında dinleyemez ve kayda alamaz.
- Kararların ve yapılan işlemlerin tedbir süresince gizli tutulması zorunludur.
Soruşturma ile kovuşturma aşamasında karar mercii arasındaki fark nedir?
Soruşturma aşamasında karar hâkime aittir; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı karar verebilir.
Kovuşturma aşamasında iletişimin tespiti için mahkeme kararı gerekir (altıncı fıkra).
Tespit tedbirinde kovuşturma aşamasında savcı kararı yetmez; dinleme tedbirinde ise savcının kararı yalnızca sınırlı hâlde ve onay şartıyla geçerlidir.
Dinleme-kayda alma ile iletişimin tespiti arasındaki fark nedir?
Dinleme, kayda alma ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesi, içeriğe müdahale eden tedbirdir ve birinci fıkra ile sekizinci fıkraya tabidir.
İletişimin tespiti, hattın kimlerle ne zaman görüştüğünü gösteren dış verilerin belirlenmesidir ve altıncı fıkraya tabidir.
İki tedbirin mercii ve onay usulü farklıdır; tespit için kovuşturmada mahkeme kararı aranır.
Yakalama amaçlı mobil telefon yeri tespiti ile dinleme arasındaki fark nedir?
Şüpheli veya sanığın yakalanması için mobil telefonun yerinin tespiti beşinci fıkraya göre yapılır.
Dinleme ve kayda alma birinci fıkraya göre yapılır ve kuvvetli şüphe ile katalog suçu şartı arar.
Yer tespiti için dinleme kararında aranan katalog şartı beşinci fıkrada açıkça yer almaz; süre ve karar içeriği ayrı belirlenir.
Tanıklıktan çekinebilecek kişi ile diğer kişiler arasındaki fark nedir?
Şüpheli veya sanığın tanıklıktan çekinebilecek kişilerle iletişimi kayda alınamaz.
Şüpheli veya sanığın diğer kişilerle iletişimi, şartları varsa kayda alınabilir.
Yasak kayda alınmış ve sonradan anlaşılmışsa kayıtlar derhâl yok edilir; kişinin çekinme hakkını kullanıp kullanmaması önemli değildir.
İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Dinleme tedbirini yalnızca kuvvetli şüphe ile yeterli görmek; başka suretle delil elde edilmesinin imkânsızlığı şartını atlamak.
- Katalog dışı bir suç için tedbir kararı vermek ya da katalog dışındaki suça ait tesadüfi kaydı delil saymak.
- Kovuşturma aşamasında iletişimin tespitinde mahkeme kararı yerine savcı kararına dayanmak.
- Tanıklıktan çekinebilecek kişiyle iletişimi kaydın hukuka uygun olduğunu düşünerek saklamak; yasak anlaşılınca kayıtları derhâl yok etmemek.
- Hâkim onayının süresini aşan kararları geçerli saymak; sürenin dolmasının kayıtların imhasını doğurduğunu gözden kaçırmak.
- Yakalama amaçlı mobil telefon yer tespitini ile dinleme tedbirini aynı şartlara bağlamak.
- Dinleme kararında suç türü, kişi kimliği, iletişim aracı ve süreyi belirtmemek ya da kararı süresiz vermek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Dinleme ve kayda alma kararına dayanan delillerin, katalog dışında kalan suç yönünden kullanılmasının mümkün olmadığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2017/11 E., 2018/639 K., 13.12.2018)
- Tesadüfen elde edilen kayıtların, katalog kapsamındaki bir suça ilişkinse soruşturma ve kovuşturmada delil olarak kullanılabileceği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2017/11 E., 2018/639 K., 13.12.2018)
- Kovuşturma aşamasında iletişimin tespitinin mahkeme kararı olmadan yapılmasının hukuka aykırı olduğu kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2021/26642 E., 21.11.2024)
- Dinleme ve kayda alma tedbirinin, kayıtların dinlenen kişinin suçu ile bağlantısının ve delilin başka surette elde edilmesinin mümkün olmadığının gösterilmesine bağlı olduğu kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2023/98215 E., 31.07.2025)
- Tespit ve dinleme kararlarında yasal sürenin aşılmasının, kayıtların delil değerinin tartışılmasına yol açtığı kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2020/16168 E., 08.03.2023)
- Telekomünikasyon yoluyla iletişimin tespitinin, belirtilen esas ve usuller dışında yapılmasının, kişinin özel hayatına ve haberleşme hürriyetine müdahale oluşturduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2012/1270 E., 2013/248 K., 21.05.2013)
- Dinlemenin kayda alınmasının, konuşmanın dinlenmesi ile sınırlı tutulduğu ve yazılı iletişimin bu kapsama alınamayacağı kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2018/23077 E., 17.09.2020)
Nasıl ispat edilir?
- Tedbiri talep eden Cumhuriyet savcısı, somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığını ve başka suretle delil elde edilmesinin mümkün olmadığını ispatlamakla yükümlüdür; bu, talep yazısında ve karar gerekçesinde gösterilmelidir.
- Talebe, tedbir uygulanacak hattın sahibini ve biliniyorsa kullanıcısını gösteren belge veya rapor eklenmelidir; belge eksikliği, tedbirin hukuka uygunluğunu etkiler.
- Tanıklıktan çekinme hakkının varlığı ispat konusu değildir; soyut olarak bu kişilerle iletişimin varlığı yeterli olup kayda alma yasağı doğurur.
- Tesadüfen elde edilen kayıtların katalog kapsamındaki suçla ilgili olduğunu savcılık ve mahkeme gösterir; katalog dışı suç bakımından kayıtın delil olarak kullanılamadığını sanık ileri sürebilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 sayılı Kanun m.45: Tanıklıktan çekinebilecek kişilerin kimlerden oluştuğunu belirler; üçüncü fıkradaki kayda alma yasağının kapsamı bu maddeye göre çizilir.
- 5271 sayılı Kanun m.46: Tanıklıktan çekinebilecek kişilerin devamını düzenler; üçüncü fıkradaki yasak bu kişiler bakımından da geçerlidir.
- 5271 sayılı Kanun m.136: Müdafinin bürosu, konutu ve yerleşim yerindeki telekomünikasyon araçlarına bu maddenin uygulanmayacağını düzenler; m.135'in kapsamı dışında kalan bir istisnadır.
- 5271 sayılı Kanun m.137: Tedbir kararının yerine getirilmesi ve kayıtların yok edilmesi usulünü düzenler; m.135 kararlarının icrasının devamıdır.
- 5271 sayılı Kanun m.138: Katalog dışı suçlara ilişkin kayıtların delil olarak kullanılamayacağını düzenler; sekizinci fıkradaki katalog sınırının sonucunu tamamlar.
CMK m.136 — Müdafiin bürosu ve yerleşim yeri
Madde, şüpheli veya sanığa yüklenen suç dolayısıyla müdafiin bürosu, konutu ve yerleşim yerindeki telekomünikasyon araçları hakkında iletişimin denetlenmesi tedbirinin (CMK m.135) uygulanmayacağını düzenler. Kişi bakımından yalnızca müdafi olarak görev yapan avukatı kapsar; müdafinin kendisinin şüpheli veya sanık olduğu hallerde ise kuralın uygulanıp uygulanmayacağı ayrıca değerlendirilir. Maddede tedbirin tespit, dinleme ve kayda alma yönleri birlikte yer alır, ancak tedbirin şartları, kararın verilmesi ve süreleri düzenlenmez (m.135). Müdafinin mobil telefonu gibi maddede sayılmayan araçların durumu ile iletişimin tespiti ve kayda alınmasına ilişkin usul ve esaslar bu maddede düzenlenmez (m.135, m.137). Avukatın görevden yasaklanması ve müdafiliğin sona ermesi ayrı maddelerde düzenlenmiştir (m.153 ve m.156).
Müdafiin bürosu ve yerleşim yeri: hangi kavramlar bilinmeli?
- Müdafi bürosu, konutu ve yerleşim yeri
- Madde kapsamında korunan üç mekândır ve kuralın uygulanmadığı yerleri sınırlı olarak belirler. Bu yerler dışındaki telekomünikasyon araçlarına madde doğrudan uygulanmaz.
- Yüklenen suç
- Şüpheli veya sanığa isnat edilen veya işlendiğinden şüphelenilen fiildir. Bu ibare resmen isnat edilmemiş olsa da savunma hazırlığı kapsamında isnat edilebilecek suçları da içerir.
- Görevden yasaklama
- Madde metninde yer almaz; m.153 kapsamında, belirli suçlar nedeniyle avukatın müdafilik görevini üstlenmesinin yasaklanmasıdır. Bu madde ile doğrudan ilişkisi, müdafinin iletişim korumasının kapsamını etkilemesidir.
Müdafiin bürosu ve yerleşim yeri: hangi şartlar aranır?
- İletişimin, şüpheli veya sanığın müdafi sıfatıyla yürüttüğü savunma faaliyeti bakımından yapılmış olması gerekir.
- İletişimin, müdafinin bürosu, konutu veya yerleşim yerindeki telekomünikasyon araçları üzerinden gerçekleşmiş olması gerekir.
- Tedbirin dayanağı olan suç, şüpheli veya sanığa yüklenen suç olmalıdır; müdafiye yüklenen bir suç bakımından aynı koruma söz konusu değildir.
- Müdafinin kendisinin de şüpheli veya sanık olması halinde madde uygulanmaz ve iletişim CMK m.135 koşullarına göre denetlenebilir.
Müdafiin bürosu ve yerleşim yeri: hangi sonuçları doğurur?
- Müdafinin bürosu, konutu ve yerleşim yerindeki telekomünikasyon araçları hakkında CMK m.135 uygulanamaz; bu araçlar üzerinden yapılan iletişim denetlenemez, dinlenemez ve kayda alınamaz.
- Korumanın kapsamı yalnızca yüklenen suç dolayısıyla belirlenir; müdafinin başka bir suç nedeniyle hakkında yürütülen tedbirlerde madde uygulanmaz.
- Müdafinin kendisi hakkında suç isnadı varsa, o iletişim için tedbir CMK m.135 koşullarında verilebilir ve sonuç olarak bu iletişim kayda alınabilir.
- Madde uyarınca korunmayan bir iletişimin kayıtları, koşulları oluşmadan elde edilmişse, bu durum delil değerlendirmesinde ayrıca önem taşır.
Müdafinin korunan mekânı ile korunmayan mekân arasındaki fark nedir?
Müdafinin bürosu, konutu veya yerleşim yerindeki araçlar; bu yerlerde kullanılan telekomünikasyon araçları maddenin koruması altındadır.
Bu üç mekân dışında, müdafinin kullandığı mobil telefon gibi araçlar maddede sayılmamıştır.
Koruma kapsamında olmayan araçlar için tedbir uygulanabilir; ancak kapsam dışı kalsa da müdafi ile iletişim bağlamında CMK m.135/3 gereği korunma sağlanabilir (gerekçeye göre).
Müdafi sıfatı ile müdafinin kendisinin şüpheli olması arasındaki fark nedir?
Avukat yalnızca müdafi sıfatıyla hareket ediyorsa madde korumayı sağlar.
Avukatın kendisi bir suçtan şüpheli veya sanıksa madde uygulanmaz.
Müdafinin kendi suçu nedeniyle iletişimi CMK m.135 koşullarında denetlenebilir.
Şüpheli/sanık ile müdafinin birlikte yargılanması: fark nedir?
Müdafi ve müvekkil aynı soruşturma veya kovuşturmada birlikte şüpheli veya sanık ise koruma uygulanmaz.
Müdafi yalnızca müvekkilinin savunmasını yürütüyorsa madde uygulanır.
Birlikte şüpheli olan avukat ve müvekkili hakkında madde uygulanamaz (gerekçe ve Yargıtay uygulamasına göre).
Müdafiin bürosu ve yerleşim yeri: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddeyi, müdafinin mobil telefonu gibi sayılmayan araçlara da genişletmek; madde metni yalnızca büro, konut ve yerleşim yerini saydığı için bu genişleme metne aykırıdır.
- Müdafinin kendisi şüpheli veya sanık ise maddeyi uygulayarak iletişimi korumaya çalışmak; bu halde madde uygulanmaz ve m.135 koşulları geçerlidir.
- Yüklenen suç ibaresini yalnızca resmen isnat edilmiş suçla sınırlı yorumlamak; savunma hazırlığında isnat edilebilecek suçlar da kapsama girer.
- Birlikte şüpheli olan avukat ve müvekkili için korumayı varsayarak tedbirin kayda alınmasını engellemeye çalışmak; bu durumda madde uygulanamaz.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Müdafinin kendisinin de şüpheli veya sanık olduğu hallerde, iletişimin içeriğine göre sonradan değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı ve bu iletişimin denetlenmesi kararı verilirken hukuka uygunluk koşullarının önceden değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2022/546 E., 2023/356 K., 20.06.2023)
- Müdafinin kendi suçu nedeniyle dinlenmesinin CMK m.135 koşullarında yapılabileceği, bu durumda mobil telefonun da kapsama girebileceği yönünde görüşler bulunmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2023/33 E., 2023/54 K., 01.02.2023)
- Telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesi tedbirinde, kararın, dinleme ve kayda alma sürecinin ve elde edilen kayıtların hukuka uygunluğunun ayrıca denetlenmesi gerektiği ifade edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2022/78 E., 2022/649 K., 20.10.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Müdafinin iletişiminin denetlenmesine karşı koruma iddiasını ileri süren taraf, iletişimin müdafi sıfatıyla ve korunan mekânlarda gerçekleştiğini ispatlamalıdır.
- Müdafinin bürosu, konutu veya yerleşim yerine ilişkin bilgiler adres kayıtları, vekâletname ve baro kayıtları ile belgelenebilir.
- Müdafinin kendisinin şüpheli veya sanık olduğu iddiasında, bu durum soruşturma dosyasındaki isnat belgeleriyle ispatlanır ve karşı taraf bunu tedbir kararına dayanak yapar.
- Müdafi ile müvekkilin birlikte şüpheli olduğu iddiası, her iki kişinin de soruşturma veya kovuşturmada şüpheli veya sanık olarak yer aldığını gösteren belgelerle ispat edilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.135: Maddenin uygulanamadığı asıl tedbir olan telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesi ve kayda alınmasını düzenler; m.136 bu tedbirin müdafi bakımından sınırını çizer.
- 5271 m.137: Telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesi tedbirinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenler; m.136 kapsamında olan iletişimler bakımından bu usul işlemez.
- 5271 m.153: Belirli suçlar nedeniyle müdafiliğin ve vekilliğin yasaklanmasını düzenler; m.136 ile ilgisi, avukatın müdafi sıfatının korunup korunmadığı ayrımına dayanır.
CMK m.137 — Kararların yerine getirilmesi, iletişim içeriklerinin yok edilmesi
Madde, 135. maddeye göre verilmiş bir iletişimin denetlenmesi kararının yerine getirilmesini düzenler. Bu kapsamda telekomünikasyon hizmeti veren kurumlara yapılacak istemin şekli ve zor kullanma yetkisi, işlemin tutanakla saptanması, kayıtların metne dönüştürülmesi ve yabancı dildeki kayıtların çevrilmesi, kovuşturmaya yer olmadığı kararı, hâkim onayının alınamaması ya da beraat hâllerinde kayıtların yok edilmesi ve ilgiliye bilgi verilmesi konularını kapsar. Kime uygulandığı bakımından, tedbirin muhatabı olan şüpheli veya sanık ile telekomünikasyon hizmeti veren kurum ve yetkilileri esas alınır. Madde, iletişimin denetlenmesine karar verilme koşullarını düzenlemez (m.135). Kararın hâkim onayı ve tedbirin kaldırılması, tanıklıktan çekinebilecek kişilerle iletişimin kayda alınamaması ve tedbir süresi ile uzatılması m.135 kapsamındadır. Yurt dışı ve yurt içi teknik altyapı ile merkezî izleme sisteminin kuruluşu ilgili özel düzenlemelerde yer alır ve bu maddenin konusu değildir. Zamanaşımı ve dava usulüne ilişkin hükümler de madde kapsamı dışındadır.
Kararların yerine getirilmesi, iletişim içeriklerinin yok edilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kararın yerine getirilmesi
- Cumhuriyet savcısının veya görevlendireceği adli kolluk görevlisinin, telekomünikasyon kurum yetkililerinden yazılı istemle tespit, dinleme veya kayda alma işlemlerini ve bu amaçla cihaz yerleştirilmesini talep etmesidir. Yerine getirme yükümlülüğü, bu istemin alınmasıyla doğar.
- Metne dönüştürme (çözme)
- Tutulan kayıtların Cumhuriyet Savcılığınca görevlendirilen kişiler tarafından yazıya geçirilmesi işlemidir. Yabancı dildeki kayıtlar bu aşamada tercüman aracılığıyla Türkçeye çevrilir.
- Kayıtların yok edilmesi
- Kovuşturmaya yer olmadığı kararı, hâkim onayının alınamaması veya beraat hâlinde tespit ve dinleme kayıtlarının imha edilmesidir. Yok etme, savcının veya beraat hâlinde hâkimin denetiminde ve tutanakla yapılır.
- Bilgi verme yükümlülüğü
- Tespit ve dinleme kayıtlarının yok edilmesi hâlinde, soruşturma veya kovuşturma evresinin bitiminden sonra ilgiliye tedbirin nedeni, kapsamı, süresi ve sonucunun yazılı olarak bildirilmesidir.
Kararların yerine getirilmesi, iletişim içeriklerinin yok edilmesi: hangi şartlar aranır?
- 135. maddeye göre verilmiş bir karar bulunmalıdır; istem, bu kararın varlığına dayanılarak Cumhuriyet savcısı veya görevlendirilmiş adli kolluk görevlisi tarafından yazılı olarak yapılmalıdır.
- İstem telekomünikasyon hizmeti veren kurum ve kuruluşların yetkililerine yöneltilmelidir; istem derhâl yerine getirilmelidir. Yerine getirilmemesi hâlinde zor kullanılabilir.
- İşlemin başladığı ve bitirildiği tarih ve saat ile işlemi yapanın kimliği bir tutanakla saptanmalıdır.
- Tutulan kayıtlar Cumhuriyet Savcılığınca görevlendirilen kişiler tarafından çözülerek metin hâline getirilmelidir; yabancı dildeki kayıtlar tercüman aracılığıyla Türkçeye çevrilmelidir.
- Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmişse ya da 135. maddenin birinci fıkrasına göre hâkim onayı alınamamışsa tedbirin uygulanmasına Cumhuriyet savcısı tarafından derhâl son verilmelidir.
- Kayıtların yok edilmesi için Cumhuriyet savcısının denetimi aranmalı ve işlem en geç on gün içinde tamamlanmalı, durum tutanakla saptanmalıdır. Beraat hâlinde kayıtlar hâkim denetiminde aynı usulle yok edilmelidir.
- Kayıtların yok edilmesi hâlinde soruşturma veya kovuşturma evresinin bitiminden itibaren en geç on beş gün içinde ilgiliye yazılı bilgi verilmelidir.
Kararların yerine getirilmesi, iletişim içeriklerinin yok edilmesi: hangi sonuçları doğurur?
- İstem derhâl yerine getirilmezse telekomünikasyon kurumu yetkililerine karşı zor kullanılabilir.
- İşlemin başlangıç ve bitiş zamanı ile işlemi yapan kişi tutanakla saptanmazsa, bu eksiklik kayıtların delil değerini zayıflatabilir; metinde açıkça bir yaptırım belirtilmemiştir.
- Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi ya da hâkim onayının alınamaması hâlinde tedbire derhâl son verilir ve kayıtlar on gün içinde yok edilir.
- Beraat kararı verilmesi hâlinde de kayıtlar hâkim denetiminde yok edilir; bu hâlde kayıtların yok edilmesi zorunludur.
- Kayıtlar yok edilmişse ilgiliye on beş gün içinde yazılı bilgi verilir. Yok edilmeyen kayıtlar açısından bu yazılı bilgi yükümlülüğü metinde ayrıca düzenlenmemiştir.
- Yabancı dildeki kayıtlar tercüman aracılığıyla çevrilmeden metne dönüştürülmüş sayılmaz; çeviri zorunludur.
Tedbirin muhatabı ile yetkili kurum arasındaki fark nedir?
Tedbir istemi, telekomünikasyon hizmeti veren kurum yetkililerine yöneltilir.
İstem, Cumhuriyet savcısı veya görevlendirilmiş adli kolluk görevlisi tarafından yapılır.
İstemi yapan ile yerine getirmekle yükümlü olan farklı kişilerdir; yerine getirilmeme hâlinde yalnız kurum yetkililerine karşı zor kullanılabilir.
Yok etme süresi ile bilgi verme süresi arasındaki fark nedir?
Kayıtların yok edilmesi en geç on gün içinde yapılır.
Bilgi verme için on beş gün, soruşturma veya kovuşturma evresinin bitiminden itibaren işler.
İki ayrı süre farklı olaylara bağlıdır; biri imha, diğeri bilgilendirme yükümlülüğüdür.
Kararların yerine getirilmesi, iletişim içeriklerinin yok edilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- On günlük yok etme süresini, tedbirin kaldırılmasından değil kararın verilmesinden saymak; süre, kovuşturmaya yer olmadığı kararı, hâkim onayının alınamaması veya beraat kararı olaylarından sonra işler.
- Beraat hâlinde kayıtların yok edilmesini savcının denetiminde yapmak; beraat hâlinde yok etme hâkim denetiminde ve hükmün kesinleşmesiyle birlikte yapılır.
- On beş günlük bilgi verme süresini kayıtların yok edilmesi anından değil soruşturma veya kovuşturma evresinin bitiminden saymak.
- Yabancı dildeki kayıtları çevirtmeden metne dönüştürülmüş saymak; çeviri zorunludur.
- Tutanak düzenlemeyi yalnız kararın yerine getirilmesi sonrasında yapmak; işlemin başlangıç ve bitiş saatinin tutanakla saptanması işlemle eş zamanlı yapılmalıdır.
- Yerine getirilmeyen istem için zor kullanımını, telekomünikasyon kurumu dışındaki kişilere karşı uygulamak; zor kullanma yetkisi kurum yetkililerine karşıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Uygulamada kayıtların metne dönüştürülmesinde, konuşmaların bazı kısımlarının anlaşılamayıp metne geçirilememesi ve farklı görevlilerin hazırladığı metinler arasında farklılıklar oluşması sık görülen bir sorun olarak tarif edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2022/546 E., 2023/356 K., 20.06.2023)
- Konuşmaların noktalama olmadan yazıya geçirilmesi anlamı değiştirebildiğinden, yalnız yazılı metne dayanmak yerine ses kayıtlarının da incelenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2023/33 E., 2023/54 K., 01.02.2023)
- Kovuşturmaya yer olmadığı kararının kesinleşmeden kaldırılabildiği ve bu nedenle kayıtların imhasının ileride yeni delil veya yeniden yargılama imkânını ortadan kaldırabileceği eleştirisi yapılmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2022/78 E., 2022/649 K., 20.10.2022)
- Yabancı dildeki görüşmelerin çözümünün yeminli tercümanlarca yapılması ve çözüm tutanaklarının sanığa okunarak beyanının alınmasının gerektiği belirtilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2022/546 E., 2023/356 K., 20.06.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Kayıtların yok edilmesi ve bilgi verilmesi yükümlülüğünün yerine getirildiğini, Cumhuriyet savcısı veya mahkeme tutanak ve yazılı bildirimle ispatlar; yerine getirilmediğini ileri süren taraf bunu ispatlamakla yükümlüdür.
- İşlemin başlangıç ve bitiş zamanı ile işlemi yapan kişinin kimliği tutanakla saptanır. Tutanağın bulunmaması, işlemin usulüne uygunluğunu ileri süren tarafın aleyhine sonuç doğurabilir.
- Metne dönüştürülmüş kayıtlara itiraz eden taraf, ses kayıtlarının incelenmesi veya bağımsız tercüme yapılmasını talep ederek farklılığı ispatlamaya çalışabilir.
- Yabancı dildeki kayıtların çevirisinin yeminli tercümanca yapıldığını gösteren belge, çevirinin usulüne uygunluğunu ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.135: İletişimin denetlenmesi kararının dayanağıdır. Bu maddedeki hâkim onayı, kararın süresi ve tedbirin kaldırılması, bu maddenin uygulanmasının önkoşuludur.
- 5271 m.136: Kararın yerine getirilmesine ilişkin kuralların tamamlayıcısı olabilecek ilgili hükümdür; bu maddeyle birlikte ele alınmalıdır.
- 5271 m.138: İletişimin denetlenmesi tedbirine ilişkin cezai yaptırım ve sorumluluk hükümlerini içerir; bu madde ihlalinde ilgili olabilir.
- 5271 m.173: Kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılabilmesi ve yeniden dava açılması ile ilgilidir; kayıtların yok edilmesi kararının ardından dava açılma olasılığını bağlar.
CMK m.138 — Tesadüfen elde edilen deliller
Madde, koruma tedbirlerinin uygulanması sırasında, tedbirin konusu olmayan başka bir suça ilişkin olarak tesadüfen elde edilen delillerin akıbetini düzenler. Birinci fıkra arama ve elkoyma sırasında, ikinci fıkra telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesi sırasında elde edilen tesadüfi delilleri kapsar. Madde, tesadüfi delilin muhafaza altına alınmasını ve Cumhuriyet savcılığına derhâl bildirilmesini öngörür; bu delille yeni bir soruşturma açılması, yeni kişi veya suç hakkında dinleme kararı alınması, tesadüfi delilin ispat aracı olarak kullanılması şartlarını düzenlemez. Tedbir kararının hukuka uygunluğu (m.116 vd. arama, m.135 iletişimin denetlenmesi) ve tesadüfi delil üzerine dinleme kararı alınması (m.135) ayrı maddelerde düzenlenmiştir.
Tesadüfen elde edilen deliller: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tesadüfen elde edilen delil
- Koruma tedbirine ilişkin kararda öngörülen suç dışındaki bir suçla ilgili olarak, tedbir uygulanırken elde edilen delildir. Tedbirin konusu olan suçla ilgisi bulunmaması yeterlidir; delilin hangi kişiye ait olduğu tek başına belirleyici değildir.
- Muhafaza altına alma
- Tesadüfi delilin bozulmasını, yok edilmesini veya değiştirilmesini önleyecek biçimde saklanmasıdır. Birinci fıkrada ve ikinci fıkrada yapılması zorunlu bir işlemdir.
- Derhâl bildirim
- Tesadüfi delilin elde edildiğinin Cumhuriyet savcılığına gecikmeksizin iletilmesidir. Bildirim, delilin muhafazasının ardından yapılır ve savcılığın değerlendirmesini başlatır.
- Katalog suçlar
- m.135/6 kapsamında sayılan, telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesine izin verilen suçlardır. İkinci fıkradaki tesadüfi delilin kullanılabilmesi bu suçlarla sınırlıdır.
- Yasak delil
- Belirli bir suç bakımından ispat aracı olarak kullanılması kanunla yasaklanmış delildir. Hukuka aykırı delille aynı şey değildir; hukuka uygun elde edilmiş bir delilin belirli suçlarda kullanılmaması bu nitelikte olabilir.
Tesadüfen elde edilen deliller: hangi şartlar aranır?
- Arama veya elkoyma koruma tedbirinin hukuka uygun biçimde uygulanıyor olması gerekir.
- Elde edilen delilin, tedbire konu soruşturma veya kovuşturmayla ilgisiz olması gerekir.
- Delilin başka bir suçun işlendiği şüphesini uyandırabilecek nitelikte olması gerekir.
- Telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesinde ayrıca, şüphenin m.135/6 kapsamındaki katalog suçlardan birine ilişkin olması gerekir.
- Delil muhafaza altına alınmalıdır.
- Durum Cumhuriyet Savcılığına derhâl bildirilmelidir.
Tesadüfen elde edilen deliller: hangi sonuçları doğurur?
- Arama veya elkoyma sırasında elde edilen tesadüfi delil, muhafaza altına alınıp savcılığa bildirildikten sonra soruşturma ve kovuşturmada kullanılabilir.
- İletişim denetiminde elde edilen tesadüfi delil, yalnızca m.135/6 katalog suçlardan birinin şüphesini uyandırıyorsa kullanılabilir.
- İletişim denetiminde tesadüfi delil katalog dışı bir suça ilişkinse, bu delil ispat aracı olarak kullanılamaz.
- Tesadüfi delil muhafaza altına alınmadan veya savcılığa bildirilmeden kullanılırsa, bu usule aykırılık oluşur.
- Tesadüfi delil üzerine yeni bir suç veya kişi hakkında dinleme kararı alınmadan dinlemeye devam edilip yeni delil elde edilirse, bu delil yasak delil haline gelir.
- Delilin elde edilmesinde koruma tedbiri hukuka aykırı uygulanmışsa, madde kapsamında kullanma izni söz konusu olmaz; delil m.217 ve m.289 uyarınca değerlendirilir.
Arama veya elkoyma ile telekomünikasyon denetimi arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra arama ve elkoyma sırasında elde edilen tesadüfi delili kapsar.
İkinci fıkra telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesi sırasında elde edilen tesadüfi delili kapsar.
Arama veya elkoyma sırasında elde edilen delil, suç türüne bakılmaksızın kullanılabilir. İletişim denetiminde elde edilen delil ise yalnızca m.135/6 katalog suçlarda kullanılabilir.
Katalog suç ile katalog dışı suç (iletişim denetimi) arasındaki fark nedir?
Şüphe, m.135/6 kapsamındaki bir suça ilişkinse delil ispat aracı olarak kullanılabilir.
Şüphe katalog dışı bir suça ilişkinse delil ispat aracı olarak kullanılamaz.
Aynı tesadüfi delil katalog suç bakımından kullanılabilir, katalog dışı suç bakımından kullanılamaz.
Hukuka aykırı delil ile belirli suçta kullanılması yasaklanan delil arasındaki fark nedir?
Hukuka aykırı elde edilen delil, m.217 ve m.289 uyarınca hiçbir suçta kullanılamaz.
Hukuka uygun elde edilip m.138/2 ve m.135/8 nedeniyle yalnızca belirli suçlarda kullanılması yasaklanan delil ise hukuka aykırı sayılmaz.
Hukuka uygun tesadüfi delil katalog dışı suçta kullanılamasa da hukuka aykırılık kurallarına değil yasak kuralına tabidir.
Tesadüfen elde edilen deliller: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Arama sırasında elde edilen tesadüfi delili iletişim denetimindeki katalog sınırına tabi tutmak; birinci fıkrada suç sınırı aranmaz.
- İletişim denetimi sırasında elde edilen tesadüfi delili, katalog suç sınırı aranmadan her suçta kullanmak.
- Katalog dışı suçta kullanılamayan hukuka uygun bir delili hukuka aykırı saymak; yasak delil ile hukuka aykırı delil ayrı kavramlardır.
- Yeni suç veya kişi hakkında dinleme kararı alınmadan dinlemeye devam edilmesini kabul etmek; bu durumda elde edilen delil yasak delil olur.
- Muhafaza işlemini veya derhâl bildirimi ihmal ederek delili kullanmak ve bu eksikliği usul hatası olarak görmemek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, iletişim denetiminde elde edilen tesadüfi delilin m.135/8 katalog suçlarla sınırlı olarak kullanılabileceğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2016/1097 E., 2018/591 K., 29.11.2018; Ceza Genel Kurulu, 2013/642 E., 2014/302 K., 03.06.2014)
- Yargıtay, hakkında iletişim denetimi kararı bulunmayan kişi bakımından da tesadüfi delilin katalog suçlarla sınırlı olarak kullanılabileceğini kabul etmiştir. (Ceza Genel Kurulu, 2016/1097 E., 2018/591 K., 29.11.2018)
- Yargıtay, kanunda tesadüfi delil bakımından bir düzenleme bulunmayan eski dönem uygulamasında delili hukuka aykırı sayan kararlar vermiştir; bu uygulama eleştirilmektedir. (Genel Kurul, 2021/26642 E., 21.11.2024)
- Ceza Genel Kurulu, katalog suç kapsamı dışındaki bir suça ilişkin delilin kullanılamayacağına dair sınırlamayı katılarak uygulamıştır. (Ceza Genel Kurulu, 2022/546 E., 2023/356 K., 20.06.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Tesadüfi delile dayanmak isteyen taraf, delilin tedbir kararı kapsamında olmayan bir suça ilişkin olduğunu ve elde ediliş sürecinin hukuka uygunluğunu ispatlamalıdır; bu ispat yükü iddiayı ileri süren tarafa aittir.
- Muhafaza işleminin yapıldığı ve durumun derhâl Cumhuriyet savcılığına bildirildiği tutanak ve evrakla ispatlanır; bu belgelerin bulunmaması usule aykırılık savunmasına yol açar.
- İletişim denetiminde delilin katalog suç kapsamında olduğu, tesadüfi delil bakımından m.135/6 suçlarından birinin şüphesini gösterir somut veriye dayanır.
- Karşı taraf, delilin hukuka aykırı elde edildiğini veya katalog dışı suçta kullanıldığını ileri sürerek itiraz edebilir; bu savunmayı da kendisi ispatlamak zorundadır.
- Yeni bir suç veya kişi hakkında dinleme kararının alınmış olup olmadığı, mahkemece somut belgelerle incelenir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 sayılı Kanun m.135: İletişimin denetlenmesi tedbiri ve m.135/6 katalog suçları düzenler. Madde 138/2 bu katalog suçlarla sınırlama yapar; m.135/8 ise tesadüfi delil bakımından aynı sınırı tekrarlar.
- 5271 sayılı Kanun m.217: Hükmün dayanağının hukuka uygun delillere dayanmasını düzenler. Hukuka aykırı elde edilen tesadüfi delilin kullanılamayacağı bu hükme dayanılarak değerlendirilir.
- 5271 sayılı Kanun m.289: Hukuka aykırı delillerin hükme esas alınamayacağını düzenler. Madde 138'in uygulanmasında hukuka aykırılık sorusu bu maddeye göre yanıtlanır.
- 5271 sayılı Kanun m.116: Arama kararının koşullarını düzenler. Tesadüfi delilin ortaya çıktığı arama tedbirinin hukuka uygunluğu bu maddeye bağlıdır.
CMK m.139 — Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi
Bu madde, soruşturma sırasında kamu görevlilerinin gizli soruşturmacı olarak görevlendirilmesinin koşullarını, bu görevlendirmeye karar verme yetkisini, soruşturmacının kimliğinin değiştirilmesini ve bu kimlikle işlem yapılmasını, belgelerin muhafazasını, soruşturmacının kimliğinin gizli tutulmasını, kovuşturma aşamasında tanık olarak dinlenmesini, soruşturmacının görev ve yükümlülüklerini, görevi sırasında suç işlememesini ve elde edilen kişisel bilgilerin kullanım sınırını düzenler. Ayrıca hangi suçlarda uygulanabileceğini sınırlı sayıyla belirler. Kişilere ve örgütlere yönelik teknik araçlarla izleme, yani sesli ve görüntülü izleme tedbirinin koşulları bu maddede düzenlenmez; teknik takip (m.140) ayrı bir tedbirdir. Soruşturmacının elde ettiği kişisel bilgiler dışındaki delillerin başka suçlarda kullanılıp kullanılamayacağı ayrıca bu maddede çözülmemiştir. İletişimin denetlenmesi (m.135) ve bilgisayarlarda arama ve el koyma (m.134) gibi diğer koruma tedbirleri, tedbirin uygulanmasına ilişkin yönetmelik hükümleri ve gizli soruşturmacının yargılama sürecindeki usul sonuçları da bu maddenin kapsamı dışındadır. Kapsam, yalnızca gizli soruşturmacı tedbirinin çerçevesini çizer; teknik izleme ve diğer tedbirler bu sınırın dışında kalır.
Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Gizli soruşturmacı
- Hâkim kararıyla organize suç yapılanmasının içine sızarak işlenen suçlarla ilgili delil toplayan kamu görevlisidir. Amacı delil toplamaktır; teknik takip yapma yetkisi ayrıca karar verilmedikçe bu kişiye tanınmaz.
- Kişisel bilgi
- Görevlendirme sırasında elde edilen ve kişinin kimliğine ilişkin bilgilerdir. Bu bilgiler yalnızca görevlendirildiği ceza soruşturması ve kovuşturması için kullanılabilir, suçla bağlantısı olmayanlar derhal yok edilir.
- Kimlik değiştirme
- Soruşturmacının gerçek kimliği yerine geçici bir kimlik kullanmasıdır. Bu kimlikle hukuki işlemler yapılabilir ve gerekli belgeler yalnızca kimliğin oluşturulması ve sürdürülmesi için zorunlu olduğunda hazırlanabilir.
- Kimliğin gizli tutulması
- Soruşturmacının kimliğinin görevi sona erdikten sonra da açıklanmamasıdır. Karar ve diğer belgeler ilgili Cumhuriyet Başsavcılığında muhafaza edilir.
- Kuvvetli şüphe sebepleri
- Soruşturma konusu suçun işlendiğine dair somut delillere dayanan şüphedir. Bu eşik, genel şüpheden daha yüksek bir delil düzeyi gerektirir.
Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi: hangi şartlar aranır?
- Soruşturma konusu suçun işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması gerekir.
- Başka surette delil elde edilememesi, yani delilin başka bir koruma tedbirine veya olağan araştırmaya başvurmadan elde edilememesi gerekir.
- Görevlendirme, hâkim kararı ile yapılmalıdır; kararı kamu görevlisi için yazılı bir karar olarak verilmelidir.
- Suç, 139/7 fıkrasında sayılan suçlardan biri olmalıdır; sayılmayan suçlarda bu tedbir uygulanamaz.
- Gizli soruşturmacı, görevlendirildiği örgütün faaliyetlerine ilişkin araştırma yapmalı ve bu örgütün faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlara ilişkin delilleri toplamalıdır.
- Kimlik değiştirme ve belge kullanımı, yalnızca kimliğin oluşturulması ve devam ettirilmesi için zorunlu olduğunda yapılmalıdır.
- Soruşturmacı görevi sırasında suç işlememelidir ve görevlendirildiği örgütün işlediği suçlardan sorumlu tutulamaz.
Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Kuvvetli şüphe ve delil elde edilememe koşulları birlikte gerçekleşirse, hâkim kararıyla kamu görevlisi gizli soruşturmacı olarak görevlendirilebilir.
- Soruşturmacı, görevlendirildiği örgüte ilişkin araştırma yapar ve bu örgütün faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlara ilişkin delilleri toplar.
- Soruşturmacı, görevi sırasında suç işleyemez ve görevlendirildiği örgütün işlediği suçlardan sorumlu tutulamaz.
- Soruşturmacının elde ettiği kişisel bilgiler, görevlendirildiği ceza soruşturması ve kovuşturması dışında kullanılamaz.
- Suçla bağlantılı olmayan kişisel bilgiler derhal yok edilir.
- Soruşturmacının kimliği görevi sona erdikten sonra da gizli tutulur.
- Kovuşturma aşamasında tanık olarak dinlenmesi zorunluysa, özel ortamda dinleme ve ses ya da görüntü değiştirme usulü uygulanabilir.
- Hâkim, yedinci fıkranın (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan suç bakımından kamuya açık yerlerde ve işyerlerinde delil toplamak amacıyla ses veya görüntü kaydı yapılmasına izin verebilir.
- Bu maddede düzenlenmeyen suçlarda gizli soruşturmacı görevlendirilemez; bu durumda elde edilen delillerin değerlendirilmesi ayrı bir sorudur.
Gizli soruşturmacı ile kışkırtıcı ajan arasındaki fark nedir?
Gizli soruşturmacı, delil toplamak için örgüt içine sızan kamu görevlisidir ve görevi sırasında suç işleyemez.
Kışkırtıcı ajan, kişiyi suç işlemeye yönlendiren ve suçu kendisi yaratan kişidir.
Gizli soruşturmacı kanunla düzenlenmiş bir tedbirdir; kışkırtıcı ajanın eylemi hukuka aykırıdır ve bu yolla elde edilen deliller değerlendirilemez.
Yedinci fıkradaki suçlar ile diğer suçlar arasındaki fark nedir?
Yedinci fıkranın (a), (b) ve (c) bentlerinde sayılan suçlar için gizli soruşturmacı görevlendirilebilir.
Bu sayılmayan suçlar için gizli soruşturmacı görevlendirilemez.
Sayılmayan bir suç için yapılan görevlendirme kanuna uygun olmaz.
Kimlik değiştirme ile gerçek kimlikle işlem arasındaki fark nedir?
Kimlik değiştirilebilir ve bu kimlikle hukuki işlemler yapılabilir.
Belge hazırlanması, değiştirilmesi ve kullanılması ise yalnızca kimliğin oluşturulması ve devam ettirilmesi için zorunlu olduğu durumlarda mümkündür.
Belge düzenlemesi zorunluluk şartına bağlıdır; zorunluluk yoksa belge kullanımı yapılamaz.
Soruşturma aşaması ile kovuşturma aşaması arasındaki fark nedir?
Soruşturmacı soruşturma aşamasında gizli kimlikle görev yapar.
Kovuşturmada tanık olarak dinlenmesi zorunluysa, duruşmada hazır bulunma hakkı olanlar dışarıda tutulabilir veya ses ya da görüntüsü değiştirilerek özel ortamda dinlenir.
Kovuşturma aşamasında dinleme usulü, 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu m.9 kıyas yoluyla uygulanır.
Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Gizli soruşturmacı görevlendirilmesini, 139/7 fıkrasında sayılmayan bir suç için yapmak; katalog dışı suçlarda bu tedbiri uygulanabilir saymak.
- Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmeyen 139/7 suçlarında da gizli soruşturmacı görevlendirilebileceğini kabul etmek.
- Gizli soruşturmacıyı kışkırtıcı ajanla karıştırmak; soruşturmacının kendisinin suç yaratmasını hukuka uygun saymak.
- Kimliği değiştirilen soruşturmacının belge kullanımını, kimliğin devamı için zorunluluk aranmadan serbest saymak.
- Teknik takip yetkisini gizli soruşturmacı kararıyla birlikte kendiliğinden var saymak; teknik takip için ayrıca karar gerektiğini gözden kaçırmak.
- Kişisel bilgilerin suçla bağlantısı olmayanlarını yok etme yükümlülüğünü ihmal etmek.
- Kovuşturmada tanık olarak dinlenen soruşturmacının kimliğini açıklamak; özel ortamda dinleme usulünü uygulamamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Gizli soruşturmacı görevlendirilmesinin yalnızca 139/7 fıkrasındaki suçlar bakımından ve bir örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar için yapılabileceği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2015/72 E., 2015/282 K., 15.09.2015; Ceza Genel Kurulu, 2014/843 E., 2015/280 K., 15.09.2015)
- Kolluk görevlisinin alıcı rolü ile satın alma yapması, gizli soruşturmacı tedbiri olarak değil, gizlice soruşturma olarak değerlendirilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2015/72 E., 2015/282 K., 15.09.2015)
- Gizli soruşturmacının elde ettiği ve örgüt faaliyeti dışındaki kişisel nitelikli suçlara ilişkin delillerin tek başına yasal delil olarak kullanılamayacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2014/57 E., 2015/279 K., 15.09.2015)
- Kışkırtıcı ajan niteliğindeki bir kamu görevlisinin topladığı delillerin değerlendirilemeyeceği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2014/673 E., 2015/182 K., 02.06.2015)
- Hâkim kararının kanuna uygun olup olmadığının ve görevlendirmenin 139/7 kapsamındaki bir suç için yapılıp yapılmadığının somut dosya içinde değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2014/848 E., 2015/136 K., 28.04.2015)
Nasıl ispat edilir?
- Gizli soruşturmacı görevlendirilmesinin koşullarının varlığını, bu tedbire başvuran savcılık veya kolluk ileri sürer ve somut delillerle ortaya koyar; kuvvetli şüphe ve başka surette delil elde edilememesi koşulları bu tarafça ispatlanır.
- Görevlendirme kararı ilgili Cumhuriyet Başsavcılığında muhafaza edildiği için kararın varlığı ve kapsamı bu belgeyle gösterilir.
- Sanık veya müdafi, görevlendirmenin kanuna aykırı olduğunu ileri sürdüğünde, sayılmayan bir suç veya örgüt bağlantısı bulunmadığı yönündeki iddiayı dosyadaki belgelerle ortaya koymalıdır.
- Kışkırtıcı ajan savunması, suçun soruşturmacının kışkırtmasıyla ortaya çıktığını ileri süren taraf tarafından ispatlanır; bu iddiayı destekleyen delil, soruşturmacının eyleminin suç işlemeye yönlendirme niteliği taşıdığını göstermelidir.
- Soruşturmacının elde ettiği kişisel bilgilerin kullanım sınırının aşıldığı iddiasını ileri süren taraf, kullanımın görevlendirildiği soruşturma dışında yapıldığını belgeyle göstermelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 sayılı Kanun m.140: Teknik takip tedbiridir. Soruşturmacı, ayrıca teknik takip kararı verilmedikçe teknik takip yapamaz ve bu yolla delil toplayamaz.
- 5726 sayılı Kanun m.9: Kovuşturmada tanık olarak dinlenen soruşturmacı için özel ortamda dinleme ve ses veya görüntü değiştirme usulünün kıyas yoluyla uygulanmasını sağlar.
- 5271 sayılı Kanun m.135: İletişimin denetlenmesi tedbiridir. Bu maddenin kapsamı dışındadır ve ayrı koşullara tabidir.
- 5271 sayılı Kanun m.138: Yasak delil hükümlerinin düzenlendiği maddelerdendir. Bu maddede bu tür bir yasak delil kaydı bulunmadığı belirtilmiştir.
CMK m.140 — Teknik araçlarla izleme
5271 sayılı Kanun'un 140. maddesi, şüpheli veya sanığın kamuya açık yerlerdeki faaliyetlerinin ve işyerinin teknik araçlarla izlenmesini, bu izleme sırasında ses veya görüntü kaydı alınmasını düzenler. Tedbirin hangi suçlarda uygulanabileceğini (a, b, c ve d bentleri), karar yetkisini, Cumhuriyet savcısının kararının hâkim onayına sunulmasını, tedbirin süresini, elde edilen delillerin kullanımını ve konutta uygulanmamasını kapsar. Tedbir yalnızca şüpheli veya sanık hakkında uygulanır; tanık, mağdur veya üçüncü kişiler bakımından bu madde doğrudan uygulanmaz. Gizli soruşturmacı görevlendirilmesini (m.139) ve iletişimin tespiti ile dinlenmesini (m.135) düzenlemez. Tedbirin yerine getirilmesine ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceği hükmü (m.140/A) de bu maddenin kapsamı dışındadır. Dinleme ve iletişimin denetlenmesi bakımından m.135, gizli soruşturmacı bakımından m.139 uygulanır.
Teknik araçlarla izleme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Teknik araçlarla izleme
- Belli bir yerdeki seslerin, görüntülerin veya kişilerin hareketlerinin, teknik araçlarla belirli bir süre boyunca tespit edilmesi ve kaydedilmesidir. Teknik araç kullanılmadan gözetleyerek ya da dinleyerek yapılan izleme bu kapsamda değildir.
- Kamuya açık yer
- Herkesin serbestçe girebildiği veya görebildiği yerlerdir. Tedbir bu yerlerdeki şüpheli veya sanık faaliyetlerine yöneliktir.
- İşyeri
- Şüpheli veya sanığın iş faaliyetini yürüttüğü yerdir. Aynı yer hem konut hem işyeri ise, konut niteliği taşıdığı sürece tedbir uygulanamaz.
- Somut delillere dayanan kuvvetli şüphe
- Soyut bir kanıya değil, somut olgulara dayanan ve suçun işlendiğini yüksek ihtimalle gösteren şüphedir. Maddeye 6526 sayılı Kanunla eklenmiştir.
- Gecikmesinde sakınca bulunan hal
- Hâkim kararının beklenmesi hâlinde delilin kaybolacağı veya tedbirin amacına ulaşamayacağı durumdur. Bu hâlde karar Cumhuriyet savcısı tarafından verilir.
- Kayıtların imhası
- Elde edilen ses veya görüntü kayıtlarının yok edilmesidir. Süre dolduğunda ya da hâkim aksine karar verdiğinde, ayrıca ceza kovuşturması için gerekli olmayan kayıtlar Cumhuriyet savcısının gözetiminde yok edilir.
Teknik araçlarla izleme: hangi şartlar aranır?
- Kanunda sayılan katalog suçlardan birinin işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması gerekir.
- Aynı suç bakımından başka surette delil elde edilememesi gerekir; yani tedbir ancak bu yolla delil elde edilebileceğine dair güçlü olasılık bulunduğunda başvurulabilecek son çare niteliğindedir.
- Tedbirin konusu, şüpheli veya sanığın kamuya açık yerlerdeki faaliyetleri ya da işyeri olmalıdır.
- Tedbir kişinin konutunda uygulanamaz; konut niteliği taşıyan bir yer hakkında bu tedbire başvurulmamalıdır.
- Kural olarak hâkim kararı bulunmalıdır; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısı karar verebilir, ancak bu kararın yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulması gerekir.
- Hâkim, savcının kararını en geç yirmi dört saat içinde onaylamalı ya da aksine karar vermelidir.
Teknik araçlarla izleme: hangi sonuçları doğurur?
- Tedbir kararı verildiğinde şüpheli veya sanığın kamuya açık yerlerdeki faaliyetleri ve işyeri teknik araçlarla izlenebilir, ses veya görüntü kaydı alınabilir.
- Tedbir kapsamındaki suçlar dışında bir suç için elde edilen kayıtlar, ceza kovuşturması bakımından gerekli değilse Cumhuriyet savcısının gözetiminde derhâl yok edilir.
- Elde edilen deliller yalnızca tedbire konu katalog suçlara ilişkin soruşturma ve kovuşturmada kullanılabilir.
- Süre dolduğunda veya hâkim aksine karar verdiğinde kayıtlar derhâl imha edilir.
- Cumhuriyet savcısının verdiği kararın yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulmaması ya da onaylanmaması hâlinde kayıtlar imha edilir.
- Hâkim kararı olmadan veya kanunda öngörülen koşullar gerçekleşmeden yapılan izleme hukuka aykırıdır ve elde edilen görüntü ve ses kayıtları delil olarak kullanılamaz.
- Konut niteliği taşıyan bir yerde tedbir uygulanamaz; bu yerde elde edilen deliller hukuka aykırı sayılır.
- Madde, katalog suçlar bakımından sınırlı bir düzenlemedir; bu kapsam dışındaki suçlar için tedbir kararı verilemez.
Kural karar yetkisi ile gecikmesinde sakınca hali arasındaki fark nedir?
Kural olarak tedbire karar verme yetkisi hâkimdir.
Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde karar yetkisi Cumhuriyet savcısına geçer.
Savcı kararı yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulmak zorundadır; onay verilmezse kayıtlar derhâl imha edilir.
Olağan süre ile örgüt faaliyeti kapsamındaki uzatma arasındaki fark nedir?
Olağan hâlde tedbir en çok üç haftalık süre için verilebilir ve bir hafta daha uzatılabilir.
Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda hâkim, her defasında bir haftayı geçmemek üzere ek uzatma yapabilir.
Örgüt faaliyeti hâlinde toplam süre dört haftaya kadar çıkan ek uzatmalarla artabilir; genel sınır üç haftadır.
Tek başına tedbir ile gizli soruşturmacı ile birlikte tedbir arasındaki fark nedir?
Yalnızca teknik araçlarla izleme tedbiri uygulanıyorsa bu maddedeki süreler geçerlidir.
Teknik izleme ile birlikte gizli soruşturmacı görevlendirilmesi varsa süreler bir kat artırılır.
Sürelerin iki katına çıkması, tedbirin hangi süreye tabi olacağını belirler.
Katalog suç ile katalog dışı suç arasındaki fark nedir?
Maddenin birinci fıkrasının a bendinde ve b, c, d bentlerinde sayılan suçlar bakımından tedbir uygulanabilir.
Sayılan suçlar dışında kalan suçlarda bu madde uygulanamaz.
Tedbir kapsamı dışında kalan bir suça ilişkin elde edilen görüntü ve kayıtlar bu madde kapsamında delil olarak kullanılamaz.
Kamuya açık yer ile konut arasındaki fark nedir?
Şüpheli veya sanığın kamuya açık yerlerdeki faaliyetleri ile işyeri izlenebilir.
Kişinin konutunda tedbir uygulanamaz.
Hem konut hem işyeri olan yerde, konut niteliği bulunduğu sürece tedbir uygulanmaz; buradan elde edilen delil hukuka aykırı sayılır.
Teknik araçlarla izleme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararı, m.140 kapsamındaki teknik izleme kararı yerine geçiyormuş gibi değerlendirmek; ikisi ayrı kararlardır.
- Üç haftalık süreyi, uzatma ve ek uzatma sürelerini birbirine karıştırmak; örgüt faaliyeti dışındaki suçlarda ek uzatma yapılamaz.
- Gizli soruşturmacı ile birlikte tedbirde süreyi bir kat artırmak yerine ayrı bir süre tanımak ya da artırımı hiç uygulamamak.
- Hem konut hem işyeri olan bir yerde tedbirin uygulanabileceğini varsaymak; konut niteliği bulunduğu sürece tedbir uygulanmaz.
- Katalog dışı bir suç için elde edilen kayıtları, ilgili kovuşturmada delil olarak kullanmak.
- Savcı kararının yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulmasını, kayıtların imhasına bağlı yükümlülük olarak değil, sadece usul formalitesi olarak görmek.
- Hâkim onayının sonradan alınabileceğini düşünmek; bu süre aşılırsa kayıtlar imha edilir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Teknik araçlarla izleme kararı alınmadan yapılan görüntü kaydı ve izlemenin hukuka aykırı olduğu, bu şekilde elde edilen delillere dayanılarak hüküm kurulamayacağı kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2024/3370 E., 2025/3289 K., 22.04.2025; 10. Ceza Dairesi, 2022/569 E., 2023/2747 K., 28.03.2023)
- Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararın, m.140 kapsamındaki ayrı teknik izleme kararının yerini tutamayacağı kabul edilmektedir. (10. Ceza Dairesi, 2022/569 E., 2023/2747 K., 28.03.2023)
- Gizli soruşturmacı görevlendirildiğinde, ayrıca teknik izleme yapılacaksa m.140'a göre ayrı bir karar alınması gerektiği kabul edilmektedir. (10. Ceza Dairesi, 2022/569 E., 2023/2747 K., 28.03.2023)
- Gizli soruşturmacıların kışkırtıcı ajan gibi hareket etmesi ve tanık olarak dinlenmemesi hâlinde elde edilen delillerin değerlendirilmesinin sorunlu olduğu kabul edilmektedir. (8. Ceza Dairesi, 2024/3370 E., 2025/3289 K., 22.04.2025)
- Teknik araçlarla izlemenin uzatılmasında m.140/3'teki sürelerin ve uzatma sınırlarının aşılmaması gerektiği kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2013/6209 E., 29.06.2016)
- Tedbirin soruşturma ve kovuşturma aşamasında uygulanmasının ve bu tedbirle elde edilen kayıtların hukuka aykırı bulunmasının, kayıtlara dayalı hükmün bozulmasına yol açtığı kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2023/98215 E., 31.07.2025; 10. Ceza Dairesi, 2018/1208 E., 2023/8219 K., 28.09.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Teknik araçlarla izleme tedbirine dayanan tarafın, yani savcılığın veya kolluğun, tedbirin m.140/1 koşullarının gerçekleştiğini ispat etmesi gerekir. Kuvvetli şüphenin somut delillere dayandığı ve başka surette delil elde edilemediği, karar gerekçesinde veya dosyada gösterilmelidir.
- Tedbir kararının varlığı, tarihi ve kapsamı yazılı kararla ispatlanır. Kararın bulunmaması hâlinde elde edilen kayıtların hukuka aykırılığı savunması, kararın yokluğunu gösteren dosya belgeleriyle yapılır.
- Kayıtların hukuka uygun olduğunu ve süre içinde alındığını gösteren ses ve görüntü kayıtları ile tutanaklar, ispat aracı olarak kullanılır; kayıtların süre aşımı içinde alındığı, uzatma kararlarının bulunduğu belgelerle gösterilir.
- Gecikmesinde sakınca hâlinde savcı kararının yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulduğu, hâkim onayının veya aksi kararın dosyada bulunmasıyla ispat edilir. Onay sunulmadığını ileri süren taraf bunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Karşı tarafın, tedbirin hukuka uygun olduğunu savunması hâlinde, ses veya görüntü kaydının katalog suç kapsamında olduğunu ve konut niteliği taşımadığını ispat etmesi gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 sayılı Kanun m.139: Gizli soruşturmacı görevlendirilmesini düzenler. Gizli soruşturmacı ile birlikte teknik izleme yapılırsa m.140/3'teki süreler bir kat artırılır; ayrıca gizli soruşturmacının tanık olarak dinlenmesi gerekip gerekmediği de m.139/3 kapsamında değerlendirilir.
- 5271 sayılı Kanun m.135: İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması tedbirini düzenler. Teknik araçlarla izleme ile iletişim denetimi ayrı tedbirlerdir; biri diğerinin yerine kullanılamaz.
- 5271 sayılı Kanun m.217: Yüklenen suçun hukuka uygun elde edilmiş delille ispat edilebileceğini düzenler. Hukuka aykırı teknik izleme delillerine dayanılamayacağının dayanağıdır.
- 5271 sayılı Kanun m.140/A: Koruma tedbirlerinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceğini belirtir.
CMK m.140/A — Yönetmelik
Madde, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 135 ila 140. maddelerinde düzenlenen koruma tedbirlerinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların yönetmelikle düzenleneceğini hükme bağlar. Madde yalnızca bu yetki verme niteliğindedir; tedbirlerin koşullarını, kapsamını ve uygulama biçimini kendisi belirlemez. Kişiye ve ilişkiye bakılmaksızın bu tedbirlere ilişkin tüm uygulamalar bakımından yetkilendirme olarak işler. Düzenlemediği konular: tedbirlerin koşulları ve kapsamı (m.135, m.139, m.140), tedbirlerle elde edilen delillerin kullanımı ve yok edilmesi (m.140/4 ve ilgili hükümler), tedbirlerin konut bakımından sınırı (m.140/9) ve yönetmeliğin kendi içeriği.
Yönetmelik: hangi kavramlar bilinmeli?
- Koruma tedbirleri
- Bu maddede, CMK'nın 135 ila 140. maddelerinde düzenlenen iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması, baz istasyonu bilgilerinin tespiti, gizli soruşturmacı, teknik araçlarla izleme gibi tedbirler anlaşılır. Maddenin yetkilendirdiği düzenleme bu tedbirlerin tümünü kapsar.
- Yönetmelik
- Kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenleyen, idarenin çıkardığı alt düzey düzenleyici işlemdir. Bu maddede yönetmelik, koruma tedbirlerinin uygulanma usul ve esaslarını belirlemek için kanunun açıkça yetkilendirdiği araçtır.
Yönetmelik: hangi şartlar aranır?
- Uygulanacak tedbirin CMK'nın 135 ila 140. maddelerinden birinde düzenlenmiş bir koruma tedbiri olması gerekir.
- Tedbirin usul ve esaslarının yönetmelikle düzenlenmesi gerekir; kanun bu konuda yetki vermiştir.
- Yönetmelik, kanunda öngörülen tedbir koşullarını ve sınırlarını aşan hükümler getiremez; yetki, usul ve esasların düzenlenmesiyle sınırlıdır.
- Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasında, madde 140/4 ve 140/9'daki sınırlar korunmalıdır.
Yönetmelik: hangi sonuçları doğurur?
- Tedbirlerin usul ve esasları yönetmelikle belirlenir; bu düzenleme yapılmadan da kanunda açıkça düzenlenen koşullar uygulanır.
- Yönetmelik, tedbirin kanunda yer alan koşullarını değiştiremez ve kanunun öngörmediği yeni bir tedbir türü yaratamaz.
- Yönetmelik hükmüne aykırı yapılan bir tedbir, yönetmelik ihlali olarak değerlendirilir; ancak kanunda düzenlenen şartlar sağlanmadan yapılmış bir tedbir ayrıca kanuna aykırılık oluşturur.
- Madde 140/4 uyarınca elde edilen deliller, soruşturma ve kovuşturma dışında kullanılamaz; gerekli olmadığında Cumhuriyet savcısının gözetiminde derhal yok edilir. Bu hüküm yönetmeliğle değiştirilemez.
- Madde 140/9 uyarınca bu maddenin hükümleri kişinin konutunda uygulanamaz; yönetmelik bu sınırı kaldıramaz.
Kanun ile yönetmelik arasındaki fark nedir?
Kanun, tedbirin koşullarını, kapsamını, süresini ve delil kurallarını belirler.
Yönetmelik, bu tedbirlerin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenler.
Yönetmelik kanunda olmayan yeni bir tedbir koşulu ya da kişisel koruma istisnası getiremez; böyle bir hüküm kanunla çelişir.
Madde 140/A (yetki) ile madde 140 (tedbirin kendisi) arasındaki fark nedir?
Madde 140/A yalnızca düzenleme yetkisi verir ve tedbir kurmaz.
Madde 140 teknik araçlarla izlemenin koşullarını ve suç katalogunu düzenler.
Tedbire karar verilmesinin hukuki dayanağı m.140'tır; m.140/A tek başına bir tedbire dayanak olamaz.
Yönetmelik: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde 140/A'yı tek başına bir koruma tedbiri dayanağı saymak; tedbire karar verilmesinin dayanağı m.135, m.139 veya m.140 hükümleridir.
- Yönetmelik hükmüyle kanunda olmayan yeni bir tedbir türü ya da yeni koşul getirilebileceğini düşünmek.
- Yönetmeliğin, m.140/9 uyarınca konut bakımından getirilen sınırı yetki kapsamında ortadan kaldırabileceğini varsaymak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay uygulamasında, teknik araçlarla izleme gibi tedbirlerin m.140'taki koşullara ve ayrıca karara dayanması gerektiği, yalnızca gizli soruşturmacı kararına dayanılarak izleme yapılamayacağı kabul edilmektedir.
- Hukuka aykırı teknik izleme ile elde edilen delillere dayanılarak hüküm kurulamayacağı kabul edilmektedir.
- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında, gizli izlemenin hâkim kararına dayanması veya onayından geçmesi gerektiği ve etkili başvuru yolunun bulunması gerektiği belirtilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Tedbirin yönetmelik hükümlerine uygun uygulandığını ileri süren taraf, bu uygunluğu ilgili tutanak ve karar belgeleriyle ispatlar.
- Tedbir kararının m.140 koşullarına dayandığını ileri süren savcılık, kararın dayanağını ve somut delil durumunu gösteren yazılı belgelerle ispat yükü altındadır.
- Tedbirin hukuka aykırı olduğunu ileri süren sanık veya müdafi, uygulamanın kanuni koşullara uymadığını ortaya koyacak belgelerle ispat yükü altındadır.
- Elde edilen delillerin m.140/4 uyarınca yok edilmediğini ya da başka davada kullanıldığını ileri süren taraf, bu iddiayı dosya kayıtlarıyla ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.135: İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması tedbirini düzenler; m.140/A'nın yönetmelikle düzenlemesi gereken tedbirlerden biridir.
- 5271 m.139: Gizli soruşturmacı ve teknik takip gibi tedbirleri düzenler; m.140/A'nın yetki kapsamındadır.
- 5271 m.140: Teknik araçlarla izleme tedbirini, koşullarını ve suç katalogunu düzenler; m.140/A'nın yetki verdiği tedbirlerden biridir ve m.140/4 ile m.140/9 hükümlerini içerir.
CMK m.141 — Tazminat istemi
Madde, suç soruşturması veya kovuşturması sırasında kişi hürriyetine ya da malvarlığına yönelik koruma tedbirlerinin hukuka aykırı uygulanması hâllerinde devletten tazminat istenebilmesinin koşullarını düzenler. Birinci fıkrada yakalama, tutuklama, gözaltı süresi, hâkim önüne çıkarma, haklardan haberdar edilme, makul sürede yargılama, beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı, mahkûmiyette tutukluluğun fazlalığı, bilgilendirme, yakınlara haber verme, arama ve elkoyma hâllerini sayar ve kişilere maddi ve manevi zararlarını Devletten isteme hakkı tanır. İkinci fıkra tazminat hakkını bildirme yükümlülüğünü, üçüncü ve dördüncü fıkralar ise hâkim ve savcı kararlarından doğan tazminat davalarının yalnız Devlet aleyhine açılmasını ve rücuyu düzenler. Madde, kabahatler bakımından tazminatı, konutu terk etmeme yükümlülüğünün kendi başına hürriyeti kısıtlamasından doğan tazminat isteğini ve haksız şikâyet nedeniyle şikâyetçiye karşı genel hükümlere göre açılacak tazminat davasını düzenlemez. Bu konular için ilgili hükümler ve genel haksız fiil hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir. Teknik izleme, kelepçe, parmak izi ve üçüncü kişi yakalaması gibi tedbirler birinci fıkranın kapsamında değildir; bunlarda tazminat yolu, idare hukuku ve genel haksız fiil ilkelerine göre aranır.
Tazminat istemi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Koruma tedbiri
- Soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hükmün kesinleşmesinden önce bir temel hakkı kısıtlayan, geçici ve kural olarak hâkim kararına bağlı tedbirlerdir. Madde bu tedbirlerin hukuka aykırı uygulanmasından doğan zararları konu alır.
- Kanuni gözaltı süresi
- Yakalanan kişinin hâkim önüne çıkarılması için kanunda öngörülen azami süredir. Bu süre aşılırsa birinci fıkranın (b) bendi uygulanır.
- Makul süre
- Tutuklanan kişinin yargılama mercii önüne çıkarılması ya da hüküm verilmesi için kabul edilebilir süredir. Somut süre maddede sayısal olarak belirlenmemiştir; olayın özelliklerine göre takdir edilir.
- Kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı
- Kanuna uygun yakalama veya tutuklamadan sonra verilen bu kararlar, (e) bendi kapsamında tazminat doğurur. Karar kesinleşmiş olmalıdır.
- Tazminat davası
- Birinci fıkra kapsamındaki zararın Devlet aleyhine açılan davadır. Üçüncü fıkraya göre hâkim ve savcı kararlarından doğan davalar yalnız Devlet aleyhine açılabilir.
- Rücu
- Devletin ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket ederek görevini kötüye kullanan hâkim veya savcıya karşı bir yıl içinde yapacağı başvurudur.
Tazminat istemi: hangi şartlar aranır?
- Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında bir koruma tedbiri uygulanmış olmalıdır.
- Uygulama, birinci fıkranın (a)-(l) bentlerinden birinde sayılan hâllerden birine uymalıdır.
- Tazminat isteyen kişi, uğradığı maddi veya manevi zararı ortaya koymalıdır.
- (e), (f) ve (l) bentlerinde ilgili karar verilirken, kararın gerekçesinde tazminat hakkının bulunduğu bildirilmiş olmalıdır; bu bildirim yapılmamışsa ayrıca eksiklik ortaya çıkar.
- Hâkim veya savcı kararından doğan zarar ise dava yalnız Devlet aleyhine açılmalıdır; kişisel sorumluluk hâlleri dava konusu edilemez.
- Birinci fıkra dışında kalan bir tedbir veya usulsüzlük, bu maddeye dayanılarak tazminat konusu yapılamaz.
Tazminat istemi: hangi sonuçları doğurur?
- Birinci fıkranın bentlerinden biri gerçekleşirse kişi maddi ve manevi her türlü zararını Devletten isteyebilir.
- (e), (f) ve (l) bentlerindeki kararları veren merci, ilgiliye tazminat hakkının bulunduğunu bildirir ve bu bildirim karara geçer.
- Hâkim veya savcı kararlarından doğan zararlar için dava yalnız Devlet aleyhine açılabilir.
- Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket ederek görevini kötüye kullanan hâkim ve savcıya bir yıl içinde rücu eder.
- Birinci fıkrada sayılmayan bir hâl varsa bu madde kapsamında tazminat istenemez.
Kanuni gözaltı süresi / hâkim önüne çıkarma (b) / makul süre (d): fark nedir?
(b) bendi, kanuni gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan kişiyi kapsar.
(d) bendi, kanuna uygun tutuklanmış ama makul sürede yargılama mercii önüne çıkarılmayan veya hüküm verilmeyen kişiyi kapsar.
(b) gözaltı süresinin aşılmasına, (d) tutukluluğun uzamasına bağlanır; ikisi farklı olgulara dayanır.
Kanuna uygun yakalama veya tutuklama ile kanuna aykırı yakalama veya tutuklama arasındaki fark nedir?
(e) bendi, kanuna uygun yakalanıp tutuklanan kişinin sonradan beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı almasını düzenler.
(a) bendi, kanunda belirtilen koşullar dışında yakalanma veya tutuklanmayı düzenler.
(e) işlemin başta yasal olduğunu varsayar ve yalnız sonuç kararına bağlar; (a) işlemin kendisinin hukuka aykırılığına dayanır.
Hükümlülük süresi ile gözaltı ve tutukluluk süresinin fazlalığı (f) arasındaki fark nedir?
(f) bendi, mahkûmiyette gözaltı ve tutukluluk süresinin hükümlülük süresinden fazla olmasını düzenler.
(f) bendinin ikinci kısmı, suçun cezasının yalnız para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak para cezasıyla cezalandırılmayı kapsar.
Her iki hâlde de tazminat doğar ve ilgiliye tazminat hakkı karara geçirilir.
Birinci fıkra ile üçüncü fıkra arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra, sayılan tedbir ve karar hâllerinden doğan zararları düzenler.
Üçüncü fıkra, birinci fıkrada yazan hâller dışında hâkim ve savcı kararlarından doğan zararları düzenler.
Üçüncü fıkra kapsamındaki davalar yalnız Devlet aleyhine açılabilir ve kişisel kusur gösterilerek doğrudan hâkime karşı dava açılamaz.
Tazminat istemi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Arama kararının veya tutanağın usule aykırılığını, arama koruma tedbirinin ölçüsüzlüğüyle karıştırmak; oysa madde yalnız uygulamanın ölçüsüzlüğünü sayar.
- Konutu terk etmeme yükümlülüğünü birinci fıkranın (l) bendi kapsamında saymak; (l) yalnız kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı verilen hâlleri düzenler.
- Hâkim veya savcının kararından doğan zararı birinci fıkraya dayanarak kişisel olarak sorumlu tutmak; üçüncü fıkra gereği dava yalnız Devlet aleyhine açılabilir.
- Kabahat nedeniyle yapılan yakalama, tutuklama ve aramayı bu madde kapsamında saymak; kabahatlerde yalnız elkoyma bakımından tazminat söz konusu olabilir.
- Teknik izleme, kelepçe, parmak izi ve üçüncü kişi yakalaması gibi tedbirleri birinci fıkra kapsamında değerlendirmek; bunlarda madde metninde tazminat nedeni yoktur.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Arama kararının ölçüsüz biçimde uygulanmasının tazminat koşulu sayılabilmesi için, yapılan aramanın ölçüsüz gerçekleştirilmiş olması gerektiği kabul edilmektedir. Arama kararı veya tutanaktaki usuli eksiklikler, madde metninde sayılmadığından tek başına tazminat nedeni sayılmamaktadır. (Genel Kurul, 2022/35870 E., 31.07.2025)
- Haklarında kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı verilenlerin, 141. madde kapsamındaki tazminat yolunu tükettikten sonra, yakalama, gözaltı veya tutuklamanın hukuka aykırı olduğu iddiasını ileri sürebildikleri kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2022/35870 E., 31.07.2025)
- Tazminat davasının açılma tarihi ve süresinin, bildirim ve tutukluluk sürelerinin hesabında somut olay ayrıntılarının dikkate alındığı görülmektedir. (Genel Kurul, 2021/25399 E., 17.04.2025)
- Genel Kurul kararlarında, 141. maddedeki tazminat yolunun kullanılmadığının ileri sürüldüğü hallerde, bu yolun işlerliğine ilişkin bilgi ve belgenin aranması gerektiği belirtilmektedir. (Genel Kurul, 2023/102251 E., 25.02.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Tazminat isteminde bulunan kişi, tedbirin birinci fıkranın hangi bendine girdiğini ve uğradığı maddi veya manevi zararı ispatlamakla yükümlüdür.
- Yakalama, tutuklama ve gözaltı süreleri, tutanak, karar ve hâkim önüne çıkarma kayıtlarıyla ispat edilir.
- Beraat veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı, bu kararın kesinleşme bilgisiyle belgelenir; (e) bendi için ayrıca kararın bu kişiye tazminat hakkı bildirilip bildirilmediği karara bakılarak tespit edilir.
- Arama hâlinde, arama tutanağı ve zapt incelenerek ölçüsüzlük ve zararın varlığı belirlenir; davacının zarar bulunmadığına dair zaptı imzalaması savunma olarak ileri sürülebilir. (Genel Kurul, 2019/42188 E., 31.07.2025)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 sayılı Kanun m.141: Birinci fıkranın (l) bendi, konut terk etmeme ve tedavi yükümlülüklerinin uygulanmasından sonra kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı verilen kişiler için tazminat doğurur; bildirim yükümlülüğü ikinci fıkrada yer alır.
CMK m.142 — Tazminat isteminin koşulları
Madde, koruma tedbirleri nedeniyle açılacak tazminat isteminin süresini, başvuru merciini, dilekçenin şeklini ve eksikliğin giderilmesini, Hazine temsilcisine tebliği, yargılamanın yürütülmesini, karar üzerine istinaf yolunu ve tazminat hükmünün ödenme usulünü düzenler. Kişisel başvuru hakkı, CMK 141'de sayılan koruma tedbirlerinden zarar gören kişilere tanınmıştır. Maddede ayrıca 6384 sayılı Kanun kapsamındaki bazı istemlerin Tazminat Komisyonuna gönderilmesi kuralı bulunur. Madde, tazminatın esasını ve koşullarını düzenlemez; bunlar CMK 141'dedir. Tazminat yükümlülüğünün kapsamı ve hangi kişi hakkında davanın Devlet aleyhine açılacağı CMK 141/3 kapsamındadır. Maddenin düzenlemediği konular arasında yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin genel ilkeleri ile tazminat davasında zamanaşımı kurallarının genel hükümleri de yer alır.
Tazminat isteminin koşulları: hangi kavramlar bilinmeli?
- Hak düşürücü süre
- Tazminat isteminin kararın kesinleşmesinden itibaren belirli bir süre içinde yapılması gerektiğini ifade eder. Süre geçtikten sonra hakkın kendisi sona erer.
- Tazminat komisyonu uyuşmazlığı
- CMK 141/1 (e), (f) ve (l) bentlerindeki istemler bakımından 6384 sayılı Kanun'un öngördüğü komisyon yolunun uygulandığı istemlerdir. Bu istemler ağır ceza mahkemesi yerine komisyona gönderilir.
- Eksik dilekçe
- CMK 142/3'te aranan bilgi ve belgelerin tamamının bulunmadığı dilekçedir. Mahkeme bir ay içinde eksikliğin giderilmesini ister.
- Açıklamalı çağrı kâğıdı
- Tazminat isteminde bulunan ile Hazine temsilcisinin duruşmaya katılımını sağlamak için yapılan ve gelmeme halinde yokluklarında karar verilebileceğini bildiren tebligattır.
Tazminat isteminin koşulları: hangi şartlar aranır?
- Tazminat isteminin, karar veya hükmün kesinleştiğinin ilgiliye tebliğinden itibaren üç ay içinde ve her hâlde kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde yapılması gerekir.
- İstemin, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesine yapılması gerekir; bu yerde tazminat konusu işlemle ilişkili ve başka ağır ceza dairesi yoksa en yakın yer ağır ceza mahkemesi yetkili olur.
- 6384 sayılı Kanun kapsamındaki istemler ağır ceza mahkemesine yapılmışsa Komisyona gönderilmelidir.
- Dilekçede açık kimlik ve adres, zarara uğranılan işlemin ve zararın nitelik ve niceliği yer almalı ve belgeler eklenmelidir.
- Dilekçedeki eksiklik bir ay içinde giderilmelidir; aksi hâlde istem reddedilir.
- Mahkemenin dosyayı incelemesi ve yeterlilik kararı verdikten sonra dilekçe ve ekinin Devlet Hazinesi temsilcisine tebliği yapılmalıdır.
Tazminat isteminin koşulları: hangi sonuçları doğurur?
- Süresinde yapılan istem, ağır ceza mahkemesi tarafından karara bağlanır.
- Süre geçerse tazminat isteme hakkı sona erer.
- Dilekçedeki eksiklik giderilmezse istem reddedilir ve bu karara karşı itiraz yolu açıktır.
- Mahkeme tazminatı duruşmalı olarak karara bağlar; açıklamalı çağrı kâğıdına rağmen gelmeyen istemde bulunan veya Hazine temsilcisi yokluğunda karar verilebilir.
- Karara karşı istemde bulunan, Cumhuriyet savcısı veya Hazine temsilcisi istinaf yoluna başvurabilir ve inceleme öncelikle ve ivedilikle yapılır.
- Bölge adliye mahkemesince verilen istinaf kararları kesindir.
- Tazminata ilişkin karar kesinleşmeden ve idari başvuru süreci tamamlanmadan icra takibine konulamaz.
- Kesinleşen karardaki tazminat ile vekâlet ücreti 30 günlük süre içinde ödenmezse karar genel hükümlere göre infaz ve icra edilir.
Genel ağır ceza yetkisi ile komisyon yetkisi arasındaki fark nedir?
CMK 141/1 (e), (f) ve (l) bentleri kapsamındaki istemler, 6384 sayılı Kanun'a göre Tazminat Komisyonu görev alanına girer.
Bu bentler dışındaki istemler ağır ceza mahkemesinde görülür.
Yanlış mercie yapılan istem, Komisyona gönderilir; ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmeyen istemler ayrılarak Komisyona gönderilir. Bu hâllerde ağır ceza mahkemesine yapılan istem tarihi esas alınır.
Yerleşik yetkili mahkeme ile en yakın mahkeme arasındaki fark nedir?
Zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesi esas yetkilidir.
Tazminat konusu işlemle ilişkili olunan yerde başka ağır ceza dairesi yoksa en yakın ağır ceza mahkemesi yetkilidir.
Yetkili mahkeme yerin özelliğine göre değişir.
Karar kesinleşmeden başvuru ile kesinleşmeden sonra başvuru arasındaki fark nedir?
Süre, kararın kesinleştiğinin ilgiliye tebliğinden başlar.
Üst süre ise kesinleşme tarihinden başlar.
Süre bakımından üç ay ve bir yıl sınırları birlikte uygulanır.
Tazminat isteminin koşulları: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Üç aylık süreyi kararın kesinleşme tarihinden değil tebliğden saymak; üç ay ile bir yıl sınırını birlikte uygulamamak.
- Ağır ceza mahkemesinin genel yetkisini, 6384 sayılı Kanun kapsamındaki istemlere de uygulamak; bu istemleri Komisyona göndermemek.
- Dilekçede eksiklik bulunduğunda bir aylık süreyi kesmek veya eksikliğin giderilmesini beklemeden istemi karara bağlamak.
- Hazine temsilcisine tebliğ ve iki haftalık itiraz süresini atlamak.
- Tazminat hükmünü kesinleşmeden icraya koymak ya da 30 günlük ödeme süresini hesaplamadan doğrudan icra takibine başvurmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Tazminat isteminin 142/1'deki süreleri, hak düşürücü süre olarak kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2017/34502 E., 21.10.2021)
- Koruma tedbirinden kaynaklanan tazminat istemlerinde ağır ceza mahkemesinin görevli olduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2012/48 E., 2012/133 K., 14.03.2012; Hukuk Genel Kurulu, 2011/663 E., 2011/801 K., 16.12.2011; Hukuk Genel Kurulu, 2011/652 E., 2011/790 K., 16.12.2011; Hukuk Genel Kurulu, 2011/653 E., 2011/791 K., 16.12.2011; Hukuk Genel Kurulu, 2011/654 E., 2011/792 K., 16.12.2011)
- Mahkemelerin, görevli olmayan istemleri ayırıp Komisyona göndermesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2012/48 E., 2012/133 K., 14.03.2012)
Nasıl ispat edilir?
- Tazminat isteminde bulunan kişi, süre içinde yapıldığını ve kararın kesinleşme ve tebliğ tarihini ispat yükü altındadır; bu tarihler dosyadaki belgelerle gösterilir.
- Dilekçede açık kimlik, adres, zararın nitelik ve niceliği ile işlemin belgeleri bulunmalıdır; eksiklik halinde istemde bulunan eksikliği giderme yükünü taşır.
- Tazminat tutarına ilişkin zararı ve haksız işlemin varlığını ileri süren taraf ispat yükü altındadır; mahkeme gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapabilir.
- Hazine temsilcisi, beyan ve itirazlarını iki hafta içinde yazılı olarak bildirebilir; itirazları kendi savunmasını ispatla destekler.
- Ödeme yapılmadığını ileri süren davacı, banka hesap bildiriminin yapıldığını ve 30 günlük sürenin geçtiğini belgelerle ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.141: Tazminat isteminin konusunu, yani koruma tedbirlerine ilişkin hangi hallerde tazminat istenebileceğini belirler. Madde 142, bu istemlerin usulünü düzenler.
- 6384 sayılı Kanun: CMK 141/1 (e), (f) ve (l) bentleri kapsamındaki istemler bakımından Tazminat Komisyonunun görevini ve çalışma usulünü düzenler; madde 142/2 bu istemlerin Komisyona gönderilmesini öngörür.
- 5271 m.147: Ağır ceza mahkemesinin genel yetkisi ve tazminat davasının görülmesine ilişkin usul kurallarının uygulanmasında bağlantılıdır.
CMK m.143 — Tazminatın geri alınması
Madde, CMK'ya göre ödenmiş tazminatın geri alınmasını düzenler. Kapsam iki eksende belirlenir: kovuşturmaya yer olmadığı kararının sonradan kaldırılması ya da yargılamanın aleyhe yenilenmesi sonucunda mahkûm edilenlerden tazminatın mahkûmiyet süresine ilişkin kısmının geri alınması (fıkra 1), ve iftira ya da yalan tanıklık nedeniyle gözaltı ve tutuklamada Devletin iftira eden veya yalan tanıklıkta bulunan kişiye rücu etmesi (fıkra 3). Madde, tazminatın kendisini, tazminat isteme hakkını ve başvuru usulünü düzenlemez; bu konular CMK m.141-142'dedir. Kamu görevlisine rücu (fıkra 2'nin mülga olması nedeniyle) CMK m.141/4'te yer alır. Tazminat isteme süreleri ile tazminat davasının yetkili mahkemesi de bu maddede düzenlenmemiştir.
Tazminatın geri alınması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tazminatın geri alınması
- Devletin, daha önce ödediği tazminatı ilgiliden kamu alacağı gibi tahsil etmesidir. Geri alma yalnızca tazminatın mahkûmiyet süresine ilişkin kısmıyla sınırlıdır; tutukluluk süresine denk gelen kısım geri alınamaz.
- Mahkûmiyet süresine ilişkin kısım
- Ödenen tazminatın, kişinin mahkûm olarak geçirdiği süreye karşılık gelen bölümüdür. Kişinin tutuklulukta geçirdiği süre mahkûmiyet süresinden fazlaysa, tazminatın tamamı değil yalnızca mahkûmiyet süresine denk gelen kısmı geri alınır.
- Yargılamanın aleyhe yenilenmesi
- Beraat kararı verilmiş bir davada, aleyhe sonuç doğuracak yeni delil veya hukuka aykırılığın ortaya çıkması üzerine yargılamanın yeniden açılmasıdır. Bu yolla beraat kararı kalkar ve mahkûmiyet verilirse fıkra 1 uygulanır.
- Kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılması
- Daha önce kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş bir olayda, bu kararın sonradan ortadan kaldırılarak kamu davası açılmasıdır. Kamu davası açılıp mahkûmiyet verilirse tazminatın mahkûmiyet süresine ilişkin kısmı geri alınır.
- Rücu
- Devletin ödediği tazminatı, kusuru veya tazminata yol açan fiili nedeniyle sorumlu tuttuğu kişiden geri istemesidir. Bu maddenin üçüncü fıkrasında rücu, iftira eden veya yalan tanıklıkta bulunan kişiye karşı yapılır.
- İftira ve yalan tanıklık
- Gerçekte işlenmemiş bir suçu bir başkasına isnat etmek veya mahkemede gerçeğe aykırı tanıklık yapmaktır. Fıkra 3 yalnızca bu eylemlerin gözaltı veya tutuklamaya yol açtığı hallerde uygulanır.
Tazminatın geri alınması: hangi şartlar aranır?
- Fıkra 1 bakımından, kovuşturmaya yer olmadığı kararının sonradan kaldırılarak hakkında kamu davası açılmış olması ve kişinin mahkûm edilmiş olması gerekir.
- Fıkra 1 bakımından alternatif olarak, yargılamanın aleyhe yenilenmesiyle beraat kararının kaldırılmış ve kişinin mahkûm edilmiş olması gerekir.
- Geri alınacak kısım yalnızca tazminatın mahkûmiyet süresine ilişkin bölümüdür; bu kısmın hesaplanabilmesi için mahkûmiyet süresinin tutuklulukla karşılaştırılması gerekir.
- Geri alma için Cumhuriyet savcısının yazılı istemi bulunmalıdır.
- Geri alma kararı, tazminatı veren aynı mahkemeden alınmalıdır.
- Fıkra 3 bakımından, tazminatı doğuran gözaltı veya tutuklamanın iftira konusu suç ya da yalan tanıklık nedeniyle yapılmış olması gerekir.
- Fıkra 3 uygulanabilmesi için Devletin ödediği tazminatın bu gözaltı veya tutuklamadan kaynaklanması gerekir.
Tazminatın geri alınması: hangi sonuçları doğurur?
- Kovuşturmaya yer olmadığı kararı kaldırılıp mahkûm edilen kişiden, ödenen tazminatın mahkûmiyet süresine denk gelen kısmı geri alınır.
- Yargılamanın aleyhe yenilenmesiyle beraat kararı kaldırılıp mahkûm edilen kişiden, ödenen tazminatın mahkûmiyet süresine denk gelen kısmı geri alınır.
- Mahkûmiyet süresi tutuklulukta geçen süreden kısaysa, ödenen tazminatın tamamı geri alınamaz; yalnız mahkûmiyet süresine denk gelen kısım geri alınır.
- Geri alma, Cumhuriyet savcısının yazılı istemi ve tazminatı veren aynı mahkemenin kararıyla gerçekleşir; bu karar kamu alacaklarının tahsiline ilişkin mevzuat hükümlerine göre uygulanır.
- Geri alma kararına itiraz edilebilir.
- Kişi beraat etmiş veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı kesinleşmiş ve mahkûmiyet olmamışsa, fıkra 1 kapsamında geri alma yapılamaz.
- İftira konusu suç veya yalan tanıklık nedeniyle gözaltına alınma ya da tutuklama olmuşsa, Devlet bu eylemi işleyen kişiye rücu eder.
- Fıkra 3'te rücu, hukuka aykırı işlem ile iftira veya yalan tanıklık arasında bağlantı bulunmasına bağlıdır.
Kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırılması ile yargılamanın aleyhe yenilenmesi arasındaki fark nedir?
Kovuşturmaya yer olmadığı kararı sonradan kaldırılıp kamu davası açılan ve mahkûm edilen kişi.
Beraat kararı verilmiş, yargılamanın aleyhe yenilenmesiyle beraat kararı kaldırılıp mahkûm edilen kişi.
İki hal de fıkra 1 kapsamındadır ve her ikisinde de yalnızca mahkûmiyet süresine ilişkin tazminat geri alınır.
Mahkûmiyet süresine ilişkin kısım ile tutukluluk süresine ilişkin kısım arasındaki fark nedir?
Kişinin mahkûm olarak geçirdiği süreye denk gelen tazminat.
Kişinin tutuklulukta veya gözaltında geçirdiği süreye denk gelen tazminat.
Yalnızca birinci kısım geri alınabilir; ikinci kısım kişide kalır. Mahkûmiyet süresi tutukluluktan kısaysa tazminatın tamamı geri alınamaz.
Fıkra 1 rücu (geri alma) ile fıkra 3 rücu arasındaki fark nedir?
Mahkûmiyetle sonuçlanan yargılamanın sonradan değişmesi nedeniyle kişiden geri alma; kusur aranmaz.
İftira veya yalan tanıklık nedeniyle gözaltı ya da tutuklama yapılması; Devlet ödediği tazminatı iftira eden veya yalan tanıklıkta bulunan kişiden ister.
Fıkra 1'de geri alma Cumhuriyet savcısının yazılı istemiyle kamu alacağı gibi yapılır. Fıkra 3'te ise Devlet, tazminatı iftiracıdan rücu yoluyla talep eder.
Tazminatın geri alınması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tazminatın tamamını geri alınabilir saymak; oysa geri alma yalnızca mahkûmiyet süresine denk gelen kısmı kapsar ve tutukluluk süresine ait kısım kişide kalır.
- Fıkra 1 ile fıkra 3'ü karıştırmak; birincisinde kusur aranmaz ve geri alma kamu alacağı tahsili yoluyla yapılırken, ikincisinde rücu iftiracıya karşı yapılır.
- Geri alma kararını savcının talebi olmaksızın re'sen vermek; kararın yazılı istem üzerine verilmesi gerekir.
- Geri alma kararına karşı itiraz hakkını göz ardı etmek; karara itiraz edilebilir.
- Beraat eden veya kovuşturmaya yer olmadığı kararı kesinleşen kişiden geri alma yapmak; bu hallerde fıkra 1 uygulanmaz.
- Fıkra 2'nin yürürlükte olduğunu varsaymak; fıkra 2 mülga edilmiştir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Koruma tedbirlerinden kaynaklanan tazminat davalarında önce Devletin sorumluluğuna gidilmekte, Devletin ödediği tazminattan dolayı kamu görevlisine rücu edilebileceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2012/48 E., 2012/133 K., 14.03.2012; Hukuk Genel Kurulu, 2011/663 E., 2011/801 K., 16.12.2011; Hukuk Genel Kurulu, 2011/652 E., 2011/790 K., 16.12.2011; Hukuk Genel Kurulu, 2011/653 E., 2011/791 K., 16.12.2011; Hukuk Genel Kurulu, 2011/654 E., 2011/792 K., 16.12.2011; Hukuk Genel Kurulu, 2011/655 E., 2011/793 K., 16.12.2011)
Nasıl ispat edilir?
- Geri alma talebini Cumhuriyet savcısı yazılı olarak ileri sürer; savcılık, kovuşturmaya yer olmadığı kararının kaldırıldığını ve mahkûmiyetin kesinleştiğini belgeyle ortaya koymakla yükümlüdür.
- Mahkûmiyet süresinin tutukluluk süresinden kısa olup olmadığı, mahkeme dosyasındaki karar ve tutukluluk kayıtlarıyla ispatlanır.
- Tazminatın mahkûmiyet süresine ilişkin kısmı, ödeme belgeleri ve hesaplama üzerinden belirlenir; hesaplamayı mahkeme gerekçeli olarak yapar.
- Fıkra 3 rücuda, iftira veya yalan tanıklığın varlığı ve gözaltı/tutuklamaya etkisi, Devletin rücu talebini ileri süren tarafça ispatlanır.
- İftira veya yalan tanıklık ile tutuklama arasındaki doğrudan bağlantı, tutuklamanın iftiracının beyanına dayanılarak yapıldığı durumda varsayılır; karşı taraf bu varsayımı çürütmek zorundadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.141: Tazminat nedenlerini ve devletin kamu görevlisine rücu hakkını düzenler; 141/4 uyarınca hâkim ve savcılara yönelik rücu bu maddeden ayrıdır.
- 5271 m.142: Tazminat talebinin başvuru usulünü, yetkili ağır ceza mahkemesini ve başvuru süresini düzenler; geri alma kararı bu başvuru sürecine bağlı değildir.
- 6183 sayılı Kanun: Geri alma kararının tahsilinde kamu alacaklarının tahsili yöntemi olarak uygulanır (madde 143/1'de yapılan atıf).
CMK m.144 — Tazminat isteyemeyecek kişiler
Madde, kanuna uygun olarak yakalanan, adli kontrol altına alınan veya tutuklanan kişilerin hangi hallerde tazminat isteyemeyeceğini sayar: sonradan çıkan lehe kanun nedeniyle tazminata hak kazanan hâle gelenler, af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilenler ile kamu davası durdurulan, ertelenen veya düşürülenler, kusur yeteneği yokluğu nedeniyle ceza verilmesine yer olmayanlar ve gerçek dışı beyanla gözaltına, adli kontrole veya tutuklamaya neden olanlar. Tazminat engelinin hangi tazminat nedenleri bakımından geçerli olduğunu söyler; yalnızca kanuna uygun yakalama ve tutuklamalar için işler. Tazminat nedenlerini (haksız yakalama, gözaltı süresinin aşılması, hakları hatırlatılmadan tutuklama, makul sürede yargılanmama, beraat veya KYOK) madde 141 düzenler ve bu maddede yer almaz. Tazminat istemine ilişkin başvuru, süre ve usul, tazminat miktarı ile geri alma hükümleri (m.142, m.143 ve ilgili düzenlemeler) bu maddenin konusu değildir. Maddenin son fıkrası olan geri alma ve dosya üzerinden karar işlemleri de bu maddenin kapsamında değildir.
Tazminat isteyemeyecek kişiler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tazminat engeli
- Kanuna uygun yakalanan, adli kontrol altına alınan veya tutuklanan kişinin, belirli hallerde tazminat talep hakkının bulunmadığını ifade eden olumsuz düzenlemedir. Engel, yalnızca kanuna uygun yapılan koruma tedbirlerine bağlanmıştır.
- Kovuşturmaya yer olmadığı kararı
- Soruşturma sonunda kamu davasının açılmasına gerek olmadığına verilen karardır. Maddenin (c) bendinde sayılan af, şikâyetten vazgeçme ve uzlaşma gibi nedenlerle verilen KYOK, tazminat engeli oluşturur.
- Kusur yeteneğinin bulunmaması
- Failin fiilini algılama veya bu algıya göre davranma yeteneğinden yoksun olmasıdır. Bu nedenle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, (d) bendi kapsamında tazminat engelidir.
- Lehe kanun
- Fiil işlendikten sonra yürürlüğe giren ve failin durumunu iyileştiren yeni düzenlemedir. Bu kanun gereği tazminat istemeye uygun hâle gelen kişi (b) bendi kapsamında tazminat isteyemez; kişi tazminata hak kazanmadığı hâlde sonradan doğan lehe düzenleme ile tazminat hakkı kazanmıştır.
- Gerçek dışı beyan
- Adli makamlar önünde, kişinin kendisinin suç işlediğini veya suça katıldığını bildirmesi anlamına gelir. Beyan sonucunda gözaltı, adli kontrol veya tutuklama gerçekleşmişse (e) bendi uygulanır ve tazminat engeli doğar.
Tazminat isteyemeyecek kişiler: hangi şartlar aranır?
- Kişinin, tazminat istemesinden önce kanuna uygun olarak yakalanmış, adli kontrol altına alınmış veya tutuklanmış olması gerekir; tazminat engeli yalnızca bu hâlde değerlendirilir.
- Kişi hakkında, (b) bendinde sayılan sonradan yürürlüğe giren lehe kanun gereği tazminat istemeye uygun hâle dönüşen bir durum bulunuyorsa, tazminat talebi engellenir.
- Kişi hakkında, (c) bendinde sayılan genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle kovuşturmaya yer olmadığına, davanın düşmesine, kamu davasının geçici durdurulmasına, ertelenmesine veya düşürülmesine karar verilmiş olması gerekir.
- Kişinin, (d) bendi uyarınca kusur yeteneğinin bulunmaması nedeniyle hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olması gerekir.
- Kişinin, (e) bendi uyarınca yetkili adli merciler karşısında gerçeğe aykırı biçimde kendisinin bir suçu işlediğini ya da suça karıştığını bildirmiş olması ve bu beyan nedeniyle gözaltına alınma, adli kontrol altına alınma veya tutuklanma sonucunun doğmuş olması gerekir.
- Engelin doğması için, tazminat talep edilen koruma tedbirinin (b), (c), (d) veya (e) bentlerindeki nedenle ilişkili olması gerekir; başka bir haksızlık nedeniyle istenen tazminat bu engelle kapanmaz.
Tazminat isteyemeyecek kişiler: hangi sonuçları doğurur?
- Madde 144 kapsamındaki bir engel gerçekleşirse, ilgili kişi bu tedbir nedeniyle tazminat isteyemez.
- Engel yalnızca kanuna uygun yakalama, adli kontrol veya tutuklama bakımından uygulanır; kanuna aykırı tedbirlerde bu engel bulunmaz.
- (b) bendinde sayılan kişi, lehe kanun gereği tazminat istemeye uygun hâle gelmişse tazminat talep edemez.
- (c) bendinde sayılan kişiler, af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma veya benzeri nedenlerle kovuşturmanın sona erdiği durumlarda tazminat talep edemez.
- (d) bendinde sayılan kişiler, kusur yeteneği yokluğu nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığı kararına bağlı olarak tazminat talep edemez.
- (e) bendinde sayılan kişiler, gerçek dışı beyanla gözaltı, adli kontrol veya tutuklamaya neden olmaları hâlinde tazminat talep edemez.
- Bu engeller, tazminat nedenlerinin tümünü ortadan kaldırmaz; yalnızca belirtilen tazminat nedenleri bakımından geçerlidir.
Kanuna uygun tutuklama ile kanuna aykırı tutuklama arasındaki fark nedir?
Kanuna uygun yakalanan, adli kontrol altına alınan veya tutuklanan kişiler bakımından madde 144 engelleri işler.
Kanuna aykırı yakalama veya tutuklamada madde 144 engelleri uygulanmaz; tazminat nedenleri m.141 kapsamında değerlendirilir.
Maddedeki engeller yalnızca kanuna uygun koruma tedbirleri için geçerlidir; haksız tedbirlerde bu engellere dayanılamaz.
(b) bendi ile (c) bendi arasındaki fark nedir?
(b) bendi, tazminata hak kazanmadığı hâlde sonradan çıkan lehe kanunla tazminat istemeye uygun hâle gelen kişileri kapsar.
(c) bendi, af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle kovuşturmanın sona erdiği durumları kapsar.
Birinci durumda engel, sonradan yürürlüğe giren lehe kanuna dayanır; ikinci durumda engel, kovuşturmanın sona ermesine dayanır.
Af veya şikâyetten vazgeçme ile tutukluluk süresinin kısmen mahsubu: fark nedir?
(c) bendindeki af veya şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşme, tazminat engeli oluşturur.
Başka bir suçtan mahkûmiyet nedeniyle tutukluluk süresi mahsup edilen kişinin durumu tazminat hakkı bakımından ayrı değerlendirilir.
Mahsup edilen süre tazminat engeli sayılmaz; tazminat miktarının tayininde dikkate alınır.
Gerçek dışı beyan ile kusur yeteneği: fark nedir?
(e) bendi, kişinin kendi beyanıyla gözaltı veya tutuklamaya neden olmasını kapsar.
(d) bendi, failin kusur yeteneğinin bulunmamasıyla verilen KYOK kararını kapsar.
Her iki durumda da tazminat engeli doğar; ancak (e) bendi kişinin kendi beyanına, (d) bendi ise ceza sorumluluğunun bulunmamasına dayanır.
Tazminat isteyemeyecek kişiler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Dava zamanaşımı nedeniyle verilen düşme kararını (c) bendi kapsamında saymak; bu durumda tazminat engeli uygulanmaz.
- Kanuna aykırı yakalama veya tutuklamada da madde 144 engellerini uygulamak; engeller yalnızca kanuna uygun tedbirler için geçerlidir.
- Tutukluluk süresinin başka bir mahkûmiyetten mahsup edilmesini tazminat engeli saymak; bu durum yalnızca tazminat miktarını etkiler.
- (e) bendinde sayılan gerçek dışı beyanı, beyanın gözaltı veya tutuklamaya neden olmadığı hâlde engel saymak.
- Kusur yeteneğinin bulunmamasına dayanan (d) bendi ile (e) bendini birbirine karıştırmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- (c) bendindeki düşme, genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle verilen düşme kararları için geçerlidir; dava zamanaşımı nedeniyle verilen düşme kararı bu bent kapsamında değerlendirilmemektedir ve bu durumda beraat edenlere göre daha az olmakla birlikte makul bir tazminat takdir edilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2017/28308 E., 21.10.2021; Hukuk Genel Kurulu, 2012/48 E., 2012/133 K., 14.03.2012)
- Kişinin, tazminat talebinin değerlendirilmesinde (c) bendi nedeniyle engel bulunduğu iddiası, düşme kararının dayanağına bakılarak incelenmektedir; düşme kararının dayanağı tazminat engeli oluşturmayan bir zamanaşımı ise engel uygulanmamaktadır. (Genel Kurul, 2017/28308 E., 21.10.2021)
- Tutukluluk süresinin başka bir suçtan verilen mahkûmiyetten mahsup edilmesi, tazminat engeli sayılmamakta; mahsup edilen süre tazminat miktarının belirlenmesinde dikkate alınmaktadır. (Genel Kurul, 2017/28308 E., 21.10.2021)
- Tazminat talebinin reddi için madde 144 engelinin gerçekleştiğinin mahkemece somut olarak tespit edilmesi gerekmektedir; düşme veya KYOK kararının dayanağı incelenmeden engel uygulanması kabul edilmemektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2012/48 E., 2012/133 K., 14.03.2012)
Nasıl ispat edilir?
- Tazminat engeline dayanan tarafın, yani devletin veya Hazinenin, engelin koşullarının gerçekleştiğini ispat yükü altındadır; engelin doğduğu olay ve karar belgeyle kanıtlanır.
- Kovuşturmaya yer olmadığı, düşme, durma veya ertelenme kararı ve bu kararın dayanağı mahkeme veya savcılık dosyasından alınacak belgelerle ispatlanır.
- Kusur yeteneğinin bulunmamasına dayanan engelde, ceza verilmesine yer olmadığı kararı ile birlikte adli rapor veya bilirkişi raporu ispat aracı olarak kullanılır.
- Gerçek dışı beyan iddiasının ispatı için, kişinin adli makamlar önündeki beyanı ve bu beyana dayanılarak yapılan tedbir kararı dosyadan celbedilerek karşılaştırılır.
- Tazminat talep eden kişi, kendi talebinin (b), (c), (d) veya (e) bentlerinin dışında kaldığını iddia ederse, bu iddiayı dayandığı karar ve olaylarla ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.141: Tazminat nedenlerini düzenler. Madde 144 bu nedenlerin bir kısmını engeller; m.141 olmadan 144'ün işleyeceği tazminat hakkı yoktur.
- 5271 m.142: Tazminat isteminin koşullarını, başvuru usulünü ve süresini düzenler; m.144 ile birlikte tazminat talebinin değerlendirilmesinde uygulanır.
- 5271 m.143: Tazminat miktarını ve belirlenmesine ilişkin esasları düzenler; m.144'teki engeller bulunmazsa uygulanır.
- 5271 m.323: Yargılamanın yenilenmesi sonucu beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi hâlinde tazminat hükümlerinin uygulanmasına yol açar.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| yirmi dört saat | m.135 | Cumhuriyet savcısı kararını derhâl hâkimin onayına sunar ve hâkim, kararını en geç yirmi dört saat içinde verir. |
| iki ay | m.135 | Tedbir kararı en çok iki ay için verilebilir; bu süre, bir ay daha uzatılabilir. |
| bir ay | m.135 | Tedbir kararı en çok iki ay için verilebilir; bu süre, bir ay daha uzatılabilir. |
| bir aydan | m.135 | (Ek cümle: 25/5/2005 – 5353/17 md.) Ancak, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi halinde, hâkim yukarıdaki sürelere ek olarak her defasında bir aydan fazla olmamak ve toplam üç ayı geçmemek üzere… |
| üç ayı | m.135 | (Ek cümle: 25/5/2005 – 5353/17 md.) Ancak, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi halinde, hâkim yukarıdaki sürelere ek olarak her defasında bir aydan fazla olmamak ve toplam üç ayı geçmemek üzere… |
| on gün | m.137 | Bu durumda, yapılan tespit veya dinlemeye ilişkin kayıtlar Cumhuriyet 25/5/2005 tarihli ve 5353 sayılı Kanunun 17 nci maddesiyle (b) bendinden sonra gelmek üzere (c) bendi eklenmiş ve diğer bentler buna göre teselsül ettirilmiştir.… |
| yirmi dört saat | m.140 | Cumhuriyet savcısı tarafından verilen kararlar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur. |
| üç haftalık | m.140 | (3) (Değişik:21/2/2014–6526/14 md.) Teknik araçlarla izleme kararı en çok üç haftalık süre için verilebilir. |
| bir hafta | m.140 | Bu süre gerektiğinde bir hafta daha uzatılabilir. |
| bir haftadan | m.140 | Ancak, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak gerekli görülmesi hâlinde, hâkim yukarıdaki sürelere ek olarak her defasında bir haftadan fazla olmamak ve toplam dört haftayı geçmemek üzere uzatılmasına karar verebilir. |
| bir yıl | m.141 | (4) (Ek:18/6/2014-6545/70 md.) Devlet, ödediği tazminattan dolayı görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevini kötüye kullanan hâkimler ve Cumhuriyet savcılarına bir yıl içinde rücu eder. |
| üç ay | m.142 | (1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir. |
| bir yıl | m.142 | (1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir. |
| bir ay | m.142 | (4) Dilekçesindeki bilgi ve belgelerin yetersizliği durumunda mahkeme, eksikliğin bir ay içinde giderilmesini, aksi hâlde istemin reddedileceğini ilgiliye duyurur. |
| iki hafta | m.142 | (5) Mahkeme, dosyayı inceledikten sonra yeterliliğini belirlediği dilekçe ve eki belgelerin bir örneğini Devlet Hazinesinin kendi yargı çevresindeki temsilcisine tebliğ ederek, varsa beyan ve itirazlarını iki hafta içinde yazılı olarak… |
| otuz gün | m.142 | Kesinleşen mahkeme kararında hükmedilen tazminat ile vekâlet ücreti, davacı veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bu bildirimin yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde ödenir. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
29 karar- Ceza Genel Kurulu, 2022/546 E., 2023/356 K., 20.06.2023İlgili madde: m.136, m.137, m.138
- Ceza Genel Kurulu, 2023/33 E., 2023/54 K., 01.02.2023İlgili madde: m.136, m.137
- Ceza Genel Kurulu, 2022/78 E., 2022/649 K., 20.10.2022İlgili madde: m.136, m.137
- Ceza Genel Kurulu, 2017/741 E., 2022/57 K., 27.01.2022İlgili madde: m.136
- Ceza Genel Kurulu, 2018/444 E., 2021/237 K., 01.06.2021İlgili madde: m.136
- Ceza Genel Kurulu, 2017/11 E., 2018/639 K., 13.12.2018İlgili madde: m.135
- Ceza Genel Kurulu, 2016/1097 E., 2018/591 K., 29.11.2018İlgili madde: m.136, m.137, m.138
- Ceza Genel Kurulu, 2013/642 E., 2014/302 K., 03.06.2014İlgili madde: m.138
- Ceza Genel Kurulu, 2012/1270 E., 2013/248 K., 21.05.2013İlgili madde: m.135
- Hukuk Genel Kurulu, 2012/48 E., 2012/133 K., 14.03.2012İlgili madde: m.143, m.144
Diğer 19 karar
- Hukuk Genel Kurulu, 2011/663 E., 2011/801 K., 16.12.2011İlgili madde: m.143, m.144
- Hukuk Genel Kurulu, 2011/652 E., 2011/790 K., 16.12.2011İlgili madde: m.143, m.144
- Hukuk Genel Kurulu, 2011/653 E., 2011/791 K., 16.12.2011İlgili madde: m.143, m.144
- Hukuk Genel Kurulu, 2011/654 E., 2011/792 K., 16.12.2011İlgili madde: m.143, m.144
- Hukuk Genel Kurulu, 2011/655 E., 2011/793 K., 16.12.2011İlgili madde: m.143
- Ceza Genel Kurulu, 2011/140 E., 2011/222 K., 15.11.2011İlgili madde: m.137
- Ceza Genel Kurulu, 2007/23 E., 2007/167 K., 03.07.2007İlgili madde: m.138
- Ceza Genel Kurulu, 2006/122 E., 2006/162 K., 13.06.2006İlgili madde: m.138
- 8. Ceza Dairesi, 2024/3370 E., 2025/3289 K., 22.04.2025İlgili madde: m.140
- 10. Ceza Dairesi, 2021/9103 E., 2023/10642 K., 06.12.2023İlgili madde: m.140
- 10. Ceza Dairesi, 2018/1208 E., 2023/8219 K., 28.09.2023İlgili madde: m.140
- 10. Ceza Dairesi, 2022/569 E., 2023/2747 K., 28.03.2023İlgili madde: m.140
- Genel Kurul, 2023/98215 E., 31.07.2025İlgili madde: m.135, m.140
- Genel Kurul, 2021/26642 E., 21.11.2024İlgili madde: m.135, m.138
- Genel Kurul, 2020/16168 E., 08.03.2023İlgili madde: m.135
- Genel Kurul, 2017/28308 E., 21.10.2021İlgili madde: m.144
- Genel Kurul, 2018/23077 E., 17.09.2020İlgili madde: m.135
- İkinci Bölüm, 2013/6209 E., 29.06.2016İlgili madde: m.140
- Genel Kurul, 2013/6367 E., 10.12.2015İlgili madde: m.137
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 02.03.2024 (m.141).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 5. Koruma Tedbirleri - 2 bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış