Müşterek hükümler

İİK m.150/E–153/Aİcra ve İflas HukukuSon değişiklik: 02.07.2012 (m.150/E)

Kısaca

İİK m.150/e, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takiplerde (ilamlı ve ilamsız) ve taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takiplerde alacaklının rehnin satışını isteyebileceği süreleri düzenler ve bu sürelerin geçmesinin takibe etkisini belirler.

Kapsam

Bu konu, İcra ve İflas Kanunu m.150/E–153/A hükümlerini kapsar.

İİK m.150/E — Paraya çevirme müddeti

İİK m.150/e, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takiplerde (ilamlı ve ilamsız) ve taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takiplerde alacaklının rehnin satışını isteyebileceği süreleri düzenler ve bu sürelerin geçmesinin takibe etkisini belirler. Madde, satış isteme hakkının kime ait olduğu bakımından alacaklıya uygulanır; borçlu ya da rehin malikinin satış talebine ilişkin kuralları içermez. Madde, satış giderlerinin ödenmesi, ilan ve artırma usulü, satış bedelinin ödenmesi ve satışın düşmesi gibi konuları düzenlemez (İİK m.128 ve devamı, m.150/d ve m.150/g). Ödeme emri ve icra emrine ilişkin ödeme süreleri ile icranın geri bırakılması talepleri de bu maddede değil, ilgili takip yollarında düzenlenmiştir (İİK m.149, m.149/a, m.150/h).

Paraya çevirme müddeti: hangi kavramlar bilinmeli?

Satış isteme süresi
Alacaklının taşınır ya da taşınmaz rehninin paraya çevrilmesini icra dairesinden talep edebileceği son süredir. Bu süre içinde yalnız talepte bulunmak yeterli değildir; uygulamada satış giderlerinin de bu süre içinde ödenmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Takip düşmesi
Satış isteme süresi geçtiğinde ya da talep geri alınıp süre içinde yenilenmediğinde rehinli paraya çevirme takibinin sona ermesidir. Takip düştüğünde alacaklı bu yolla yeniden satış talep edemez.
Ödeme veya icra emrinin tebliği
Süreyi başlatan olaydır. Taşınır rehninde ilamsız takipte ödeme emrinin, ilamlı takipte icra emrinin tebliğiyle süre işlemeye başlar. Süre bu tebliğden itibaren hesaplanır.
Taşınır rehni
Rehin konusunun taşınır mal olduğu rehin türüdür. Bu rehinde satış süresi altı aydır.
Taşınmaz rehni (ipotek)
Rehin konusunun taşınmaz olduğu rehin türüdür. Bu rehinde satış süresi bir yıldır.

Paraya çevirme müddeti: hangi şartlar aranır?

  • Alacaklının rehinli alacağa ilişkin bir paraya çevirme takibi başlatmış olması gerekir.
  • Taşınır rehninde satış isteminin, ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren altı ay içinde yapılması gerekir.
  • Taşınmaz rehninde satış isteminin, aynı tarihten itibaren bir yıl içinde yapılması gerekir.
  • Satış isteminin süre içinde yapılmış olması; süre geçtikten sonra yapılan talebin kabul edilmeyeceği anlamına gelir.
  • Talep geri alınmışsa, geri alma tarihinden itibaren ilgili sürenin içinde yeniden yapılması gerekir.

Paraya çevirme müddeti: hangi sonuçları doğurur?

  • Alacaklı süre içinde taşınır rehninin satışını isterse, icra dairesi satış hazırlıklarına geçer.
  • Alacaklı süre içinde taşınmaz rehninin satışını isterse, icra dairesi satış işlemlerini yürütür.
  • Satış süre içinde istenmezse takip düşer.
  • Talep geri alınıp süre içinde yenilenmezse takip düşer.
  • Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipte m.78/2 hükmü kıyasen uygulanır; bu hüküm kapsamında yer alan işlemler de bu takip yolu bakımından geçerlidir.

Taşınır rehni ile taşınmaz rehni arasındaki fark nedir?

Taşınır rehninde satış isteme süresi altı aydır. Süre ödeme veya icra emrinin tebliğiyle başlar.

Taşınmaz rehninde (ipotek) satış isteme süresi bir yıldır. Süre aynı tarihten itibaren işler.

Aynı tebliğ tarihinden sonra alacaklının ne kadar süreyle satış isteyebileceği rehnin türüne göre değişir: taşınır için altı ay, taşınmaz için bir yıl.

Satış talebi ile satış talebi ve satış giderinin ödenmesi arasındaki fark nedir?

Yalnızca satış talebinde bulunulması, bu sürelerin korunması için tek başına yeterli kabul edilmemektedir.

Talebin yanında satış giderlerinin de süre içinde peşin ödenmesi gerekmektedir.

Giderler süre içinde ödenmezse talep süre bakımından yetersiz kalır ve takip düşebilir.

Süre geçmeden talep ile süre geçtikten sonra talep arasındaki fark nedir?

Süre içinde yapılan ve geri alınıp süre içinde yenilenen talep geçerli sayılır.

Süre geçtikten sonra yapılan talep ya da süre içinde geri alınıp yenilenmeyen talep, sürenin dışında kalır.

Süre dışındaki talep üzerine satış yapılamaz ve takip düşer.

Ödeme emri ile icra emri (ilamlı takip) arasındaki fark nedir?

İlamsız takipte süre ödeme emrinin tebliğinden başlar.

İlamlı takipte süre icra emrinin tebliğinden başlar.

Hangi belgenin tebliğ edildiğine göre süre başlangıcı değişir; sürenin hesaplanmasında takip türü belirleyicidir.

Taşınır rehni ile m.78/2 kıyası arasındaki fark nedir?

Taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takipte m.78 (2) hükmü kıyasen uygulanır.

m.78 (2)'nin kapsamı dışında kalan sürelerde bu kıyas geçerli değildir.

Fıkra 3 uyarınca m.78/2 kuralı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takiplerde de geçerli sayılır.

Paraya çevirme müddeti: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Satış giderlerinin süre içinde ödenmesi koşulunu gözden kaçırarak yalnız talebin yeterli olduğunu saymak.
  • Taşınır rehni için bir yıl, taşınmaz rehni için altı ay gibi süreleri birbirine karıştırmak.
  • Süreyi ödeme emrinin tebliğinden değil, takip talebinin yapılmasından başlatmak.
  • Talep geri alındığında süreyi kesintisiz devam ettirmek; geri alınan talep süre içinde yenilenmezse takibin düşeceğini gözden kaçırmak.
  • İlamlı ipotek takibinde ödeme süresini kanunun açık metninden çıkarıp 7 gün olarak almak; Yargıtay'ın 30 gün yönündeki yorumunu dikkate almamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, taşınmaz rehninde ödeme ve satış isteme süresinin geçmesiyle takibin düşeceğini kabul etmektedir.
  • Uygulamada satış isteme süresinin yalnızca talepte bulunmayla değil, satış giderlerinin de süre içinde ödenmesiyle korunduğu kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Satış isteme süresinin korunduğunu ileri süren alacaklı, süre içinde yaptığı satış talebini ve tebliğ tarihini belgeyle ispatlamakla yükümlüdür.
  • Satış giderlerinin süre içinde peşin ödendiğini ileri süren alacaklı, bu ödemeyi icra dairesinin makbuzu gibi yazılı belgeyle ispatlar.
  • Ödeme veya icra emrinin tebliğ tarihi icra dosyasındaki tebliğ belgesiyle ortaya konur; süre bu tarihten itibaren hesaplanır.
  • Satış isteme süresinin geçtiğini ileri süren borçlu veya rehin malikinin, süre geçtiği savunmasını dosya kayıtlarına dayanarak ispatlaması gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.149: İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takipte ödeme süresini ve satış isteme koşullarını düzenler; m.150/e'deki satış süresinin başlangıcı bu takip yolunda ödeme emrinin tebliğidir.
  • 2004 sayılı Kanun m.150/h: İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takipte m.150/e'deki satış süresinin işleyişine ilişkin ilamlı takip hükümlerini belirler.
  • 2004 sayılı Kanun m.78: Fıkra 3 gereğince m.78/2 hükmü rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipte kıyasen uygulanır.
  • 2004 sayılı Kanun m.150/d: İcra dairesinin takip talebi üzerine satış hazırlıklarına başlamasını düzenler; satış isteminin yerine geçen bir talep değildir.
  • 2004 sayılı Kanun m.150/g: Borçlunun ve rehin malikinin satış talebinde bulunabileceğini düzenler; m.150/e'deki alacaklı süresi bu talepleri kapsamaz.

İİK m.150/F — Muvakkat rehin açığı belgesi

İcra ve İflas Kanunu'nun 150/f maddesi, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip sırasında, satış talebinden sonra takdir edilen ve kesinleşen kıymete göre rehnin alacağı karşılamayacağı anlaşıldığında verilen muvakkat (geçici) rehin açığı belgesinin düzenlenmesini, bu belgeye dayanılarak borçlunun diğer mallarının haczinin istenmesini ve diğer alacaklıların haczine iştirakini düzenler. Madde, rehin sahibi borçlu ile rehin alacaklısı arasındaki ilişkide uygulanır; üçüncü kişi ipotek verenin durumu maddede ayrıca düzenlenmemiştir. Kesin rehin açığı belgesinin koşullarını ve sonuçlarını (m.152), ipotek alacaklısının gaipliği ve borcu almaktan kaçınması hâlini (m.153), borç ödemeden aciz belgesini (m.134 ve devamı), rehin paraya çevrilmeden önceki satış talebini ve artırma usulünü (m.148 vd.) düzenlemez; bu konular ilgili maddelerinde yer alır. Kesin belgeye bağlanan zamanaşımı ve yeniden ödeme emri gerekmeme sonuçları da bu maddede değil m.152'dedir.

Muvakkat rehin açığı belgesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Muvakkat (geçici) rehin açığı belgesi
Satış talebinden sonra, takdir edilen ve kesinleşen kıymete göre rehnin alacağı karşılamayacağının anlaşılması üzerine, takip devam ederken alacaklının talebiyle verilen ve açık kalan miktarı gösteren belgedir. Satış sonucunu değil, kıymet tespitine dayalı tahmini açığı gösterir.
Takdir edilen ve kesinleşen kıymet
Rehnin değerinin ilgili hükümlere göre belirlenip kesinleşmiş değeridir. Belgenin açık miktarı bu kıymet esas alınarak hesaplanır; satış bedeli henüz oluşmadığı için gerçek satış sonucu burada aranmaz.
Açık kalan miktar
Takdir edilen ve kesinleşen kıymetin, takip konusu alacağı karşılamayan kısmıdır. Belgede yazılan tutar budur ve haciz ile iştirakte üst sınırı oluşturur.
Rüçhansız alım
Belgeye dayanılarak diğer mallara konulan hacizden tahsil edilen tutarın, rehnin satışından gelen paraya öncelik tanınmadan, diğer haczedilen mallardan alınmasıdır. Alacaklı, rehin satışından sonra kalan açığı diğer alacaklılarla eşit konumda alır.
Haciz iştiraki
Başka bir alacaklının haczi bulunan mallar üzerinde, 100. maddedeki esaslara göre paya katılmaktır. Muvakkat rehin açığı belgesi sahibi bu yolla diğer alacaklıların hacizlerine katılabilir.

Muvakkat rehin açığı belgesi: hangi şartlar aranır?

  • Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılmış olmalı ve takip sürerken satış talebi yapılmış bulunmalıdır.
  • Rehnin takdir edilen kıymeti, ilgili prosedürle kesinleşmiş olmalıdır.
  • Takdir edilen ve kesinleşen kıymete göre rehnin takip alacağını karşılamayacağı anlaşılmalıdır.
  • Belge, alacaklının talebi üzerine verilmelidir; icra müdürlüğü kendiliğinden düzenlemez.
  • Belgede açık kalan miktar, takdir edilen kıymetle alacak arasındaki farkı gösterecek biçimde yazılmalıdır.
  • Muvakkat belge, satış sonucunu bekleyen bir ara belgedir; satış bedeli henüz ödenmiş ve paylaştırılmamış olabilir, bu nedenle yalnızca takdir edilen kıymete dayanılarak verilir.

Muvakkat rehin açığı belgesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Belge verildiğinde rehnin önce paraya çevrilmesi zorunluluğu kalkar ve alacaklı doğrudan haciz ya da iflas yoluna başvurabilir.
  • Alacaklı, belgeye dayanarak borçlunun diğer mallarının haczini icra memurundan isteyebilir.
  • Alacaklı, 100. maddedeki esaslar dahilinde diğer alacaklıların haczine iştirak edebilir.
  • Diğer mallardan tahsil edilemeyen kısım, rehnin satışından gelen paraya öncelik tanınmadan, borçlunun diğer haczedilmiş mallarından rüçhansız olarak alınır.
  • Belge, satış yetkisi vermez; belgeye dayanılarak haczedilen malların satışı istenemez.
  • Takdir edilen kıymet alacağı karşılıyorsa belge düzenlenmez ve rehnin paraya çevrilmesi yolu sürer.
  • Belge alacaklının talebi üzerine düzenlenir; talep yoksa belge verilmez.
  • Muvakkat belge kesin rehin açığı belgesinin yerini almaz; kesin belgenin sonuçları (m.152) ancak takip sonunda doğar.

Muvakkat rehin açığı belgesi ile kesin rehin açığı belgesi (m.152) arasındaki fark nedir?

Muvakkat belge, satış talebinden sonra ve takip devam ederken, takdir edilen ve kesinleşen kıymete göre verilir.

Kesin belge, takip sonunda, rehin satılamadığında ya da satış bedeli alacağı karşılamadığında verilir.

Muvakkat belgeyle rehnin paraya çevrilmesi zorunluluğu kalkar ve doğrudan haciz ya da iflas yoluna gidilebilir; ancak belge satış yetkisi vermez. Kesin belge ise m.152 uyarınca borç ikrarı niteliği taşıyan senet sayılır ve yeniden ödeme emri gönderilmeden haciz yoluyla takip imkânı doğurur.

Diğer mallara haciz talebi ile rehin satışı sonrası takip arasındaki fark nedir?

Muvakkat belgeye dayanarak borçlunun diğer mallarına haciz istenir ve haciz iştiraki yapılır.

Rehnin satışı tamamlanmadan rehnin paraya çevrilmesi yolu sürdürülür.

Muvakkat belge sahibi, rehin satışını beklemeden diğer mallara yönelebilir; satıştan sonra tahsil edilemeyen kısım rüçhansız olarak diğer mallardan alınır.

Haciz iştiraki ile rüçhanlı alacak arasındaki fark nedir?

Haciz iştirakinde alacaklı, diğer alacaklıların haczine 100. madde esaslarıyla katılır.

Rüçhanlı alacak, rehinli alacağın sahip olduğu öncelik hakkıdır ve rehin üzerinde doğar.

Muvakkat belge sahibi, diğer mallardan elde ettiği tutarı rehinden öncelik tanınmadan alır; yani rehin önceliği bu tutar için kullanılamaz.

Muvakkat rehin açığı belgesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Muvakkat belgeyi kesin rehin açığı belgesiyle karıştırmak; muvakkat belgenin satış yetkisi vermediğini ve yeniden ödeme emri gerekmemesi sonucunun ancak kesin belgede doğduğunu gözden kaçırmak.
  • Muvakkat belgeyi satış sonucuna dayandırmak; belge takdir edilen kıymete göre verildiği için satış bedelinin henüz bilinmemiş olabileceğini göz ardı etmek.
  • Rüçhansız alımı rehin önceliğiyle karıştırmak; diğer mallardan elde edilen tutarın rehin önceliğine tabi olmadığını unutmak.
  • Belgenin kendiliğinden düzenlenebileceğini sanmak; belgenin alacaklının talebine bağlı olduğunu göz ardı etmek.
  • Takdir edilen kıymet alacağı karşılıyorsa belge düzenlenebileceğini sanmak; belge yalnızca açık kaldığında verilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Muvakkat rehin açığı belgesinin açık kalan miktarı, takdir edilen kıymet üzerinden hesaplanır ve belgede bu tutar yazılır.
  • Muvakkat belgenin düzenlenmesi, icra müdürlüğünün kendiliğinden değil alacaklının talebi üzerine yapılabilmesi uygulamada kabul edilmektedir.
  • Muvakkat belge sahibinin, belgeye dayanarak borçlunun diğer mallarına haciz istemesi ve haciz iştirakinde bulunması kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Muvakkat rehin açığı belgesini talep eden alacaklı, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibin ve satış talebinin yapıldığını icra dosyasından belgelemekle yükümlüdür.
  • Takdir edilen ve kesinleşen kıymet, icra dosyasındaki kıymet takdiri kararıyla ispatlanır; alacaklı bu kararın kesinleştiğini göstermelidir.
  • Açık kalan miktar, alacak tutarı ile kesinleşen kıymet arasındaki farkla hesaplanır ve alacaklı bu hesabı belgeye dayanarak ileri sürer.
  • Diğer mallara haciz talebinde alacaklı, muvakkat belgeyi ibraz eder; borçlu belgenin hatalı düzenlendiğini ya da kıymetin yanlış takdir edildiğini ileri sürerek itiraz edebilir ve bu savunmayı kendisi ispatlamak zorundadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.152: Takip sonunda verilen kesin rehin açığı belgesini düzenler; muvakkat belgenin tersi olarak satış sonrası karşılanamayan kısım için yeniden ödeme emri gerekmemesi ve borç ikrarı niteliği gibi sonuçlar burada yer alır.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.100: Muvakkat belgeye dayanan alacaklının diğer alacaklıların haczine iştirak esaslarını belirler.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.153: İpotek alacaklısının gaipliği veya borcu almaktan kaçınması hâlini düzenler; muvakkat belgenin konusu değildir ancak aynı rehinli takip çerçevesinde yer alır.

İİK m.150/G — Paraya çevirme usulü

İİK m.150/g, rehin hakkının satışı istenen hallerde, rehnin paraya çevrilmesi bakımından hangi hükümlerin kıyas yoluyla uygulanacağını belirler. Madde, İİK m.92 üçüncü fıkrası, m.93, m.96, m.97, m.97/a, m.98, m.99 ile m.112-137 arasındaki hükümlerin rehin hakkının satışına kıyasen uygulanmasını öngörür. Uygulama alanı, paraya çevrilmesi istenen rehinli malvarlığı değerleridir. Maddenin kendisi satış usulünün seçimini, satış ilanını veya pazarlıkla satışın koşullarını ayrıntılı düzenlemez; bunlar kıyas yoluyla çağrılan hükümlerde yer alır. Maddenin düzenlemediği konular arasında rehin hakkının paraya çevrilmesine ilişkin takip talebinin şartları ve haciz yolu ile rehnin paraya çevrilmesi (m.148 vd.), rehin hakkı sahibinin alacağının sıralaması ve paylaştırması ile iflasta rehinli alacaklının durumu (İflas Kanunu hükümleri) yer alır.

Paraya çevirme usulü: hangi kavramlar bilinmeli?

Kıyas yoluyla uygulama
Bir hükmün doğrudan değil, benzer durumlara ilişkin olarak uygulanmasıdır. Madde, rehin satışı için ayrı bir usul kurmak yerine taşınır, taşınmaz ve diğer paraya çevirme hükümlerinin uygulanmasını öngörür.
Rehin hakkının satışı
Rehin hakkı sahibi alacaklının, rehinli malın paraya çevrilmesini istemesidir. Madde bu talebin yerine getirilmesinde kıyas yoluyla çağrılacak hükümleri belirler.
Üçüncü fıkra (m.92)
İİK m.92 üçüncü fıkrası, rehin satışının ayrı bir takip yolu olarak yürütülmesine ilişkin özel kuralı içerir ve maddenin ilk kıyas hükmü olarak anılır.

Paraya çevirme usulü: hangi şartlar aranır?

  • Satılması istenen şeyin bir rehin hakkı olması gerekir.
  • Rehin hakkının satışı talebinde İİK m.92 üçüncü fıkrası ve m.93, m.96, m.97, m.97/a, m.98, m.99 ile m.112-137 arasındaki hükümlerin kıyas yoluyla uygulanabilmesi için rehinli malın bu hükümlerin kapsadığı paraya çevirme rejimine uygun olması gerekir.

Paraya çevirme usulü: hangi sonuçları doğurur?

  • Madde kapsamındaki rehinli malın satışı, kıyas yoluyla çağrılan hükümler çerçevesinde yürütülür.
  • Madde, rehin hakkı sahibinin satış talebinin hangi aşamada ve hangi usulle yapılacağını ayrıca düzenlemediğinden, bu konular kıyas yoluyla uygulanacak hükümlerden belirlenir.
  • Kıyas yoluyla çağrılan hükümlerde yer almayan bir konu bakımından doğrudan bu maddeye dayanılamaz.

Taşınır rehni ile taşınmaz rehni arasındaki fark nedir?

Taşınır mal rehni, m.112 vd. taşınır satış hükümlerinin kıyasen uygulanmasına tabidir.

Taşınmaz rehni, m.123 vd. taşınmaz satış hükümlerinin kıyasen uygulanmasına tabidir; metin m.112-137 aralığını topluca andığı için her iki grup da kapsamdadır.

Her iki rehin türünde de satış usulü ve ilanı kıyas yoluyla çağrılan hükümlere göre belirlenir.

Paraya çevirme usulü: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi rehin satışının tüm usulünü düzenleyen bağımsız bir hüküm gibi okumak; madde yalnız kıyas yoluyla uygulanacak hükümleri gösterir.
  • Madde metnindeki m.112-137 aralığını yalnız taşınır hükümleri sanmak; aralık taşınmaz hükümlerini de kapsar.
  • m.92 üçüncü fıkrası dışındaki fıkraların da kıyas kapsamında olduğunu gözden kaçırmak.

Nasıl ispat edilir?

  • Rehin hakkının varlığını ve kapsamını, satış talebinde bulunan alacaklı ispat eder; bu ispat rehin sözleşmesi ve tescil belgeleri ile yapılır.
  • Kıyas yoluyla uygulanacak hükümlerin koşullarının oluştuğunu, talep eden taraf ispatlamakla yükümlüdür.
  • Rehin hakkının sona erdiği veya satışa engel bir durumun bulunduğunu ileri süren karşı taraf, bu savunmasını kendisi ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

İİK m.150/H — Alacağın veya rehnin ilamla tesbit edilmiş olması

İİK m.150/h, alacağın veya rehin hakkının yahut her ikisinin bir ilamda ya da ilam niteliğindeki belgede tespit edilmiş olması hâlinde rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılacak takibin ilamlı icra hükümlerine kıyasen tabi tutulmasını düzenler. Madde taşınır rehni ile taşınmaz (ipotek) rehninin her ikisi bakımından, ilamlı takip yoluna başvurma koşulunu ve bu takibin ilamlı icra kurallarına göre yürütüleceğini belirler. Maddenin uygulanması, alacaklının elindeki belgenin ilam veya ilam niteliğinde olmasına bağlıdır. Madde, ilamsız rehin takibini, ipotek akit tablosunun kredi kurumlarınca kullanılmasına ilişkin özel yolu (m.150/ı), icra emrinin ödeme süresinin ayrıntısını ve satış sürelerini düzenlemez; bunlar m.149, m.150/ı, m.150/e ve m.150/f gibi maddelerde yer alır. Ayrıca ilamsız takip yolu (m.149 ve m.150/a–150/d), rehin açığı belgesi (m.150/f ve m.152) ile ipotek alacaklısının gaip olması ya da borcu almaktan kaçınması hâli (m.153) bu maddenin kapsamı dışındadır.

Alacağın veya rehnin ilamla tesbit edilmiş olması: hangi kavramlar bilinmeli?

İlam
Mahkeme veya hakem gibi yetkili bir merci tarafından verilmiş ve icra edilebilirlik niteliği taşıyan karardır. Madde bakımından ilamın icraya konu alacağı veya rehin hakkını tespit etmiş olması yeterlidir.
İlam niteliğindeki belge
Kanunda sayılan, ilam gibi icra kabiliyeti taşıyan belgelerdir. Bu belgeler mahkeme kararı olmamakla birlikte alacağı ilamla aynı etkiyle tespit eder ve ilamlı takip yoluna imkân verir.
Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip
Alacağın veya rehin hakkının ilam ya da ilam niteliğinde belgeyle tespit edildiği hâlde, rehinli malın satışıyla alacağın tahsiline yönelik takip türüdür. Ödeme ve icranın geri bırakılması ayrıntıları bakımından ilamlı icra kurallarına tabidir.
Kıyasen uygulanma
Maddenin ilamlı icra hükümlerinin rehin takibine doğrudan değil benzer hâl üzerinden uygulanmasıdır. Uygulamada bu nedenle hangi sürelerin aynen alınacağı tartışmalı kalmıştır.
Rehin hakkı
Borçlunun ya da üçüncü kişinin malı üzerinde alacağın teminatı olarak kurulan ayni haktır. Madde taşınır rehni ve ipotek bakımından aynı çerçevede kullanılır.

Alacağın veya rehnin ilamla tesbit edilmiş olması: hangi şartlar aranır?

  • Alacağın, rehin hakkının veya her ikisinin bir ilamda ya da ilam niteliğindeki belgede tespit edilmiş olması gerekir.
  • Takibin rehnin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılması ve alacaklının bu yönde talepte bulunması gerekir.
  • Takip, ilamlı icra hükümlerine kıyasen yürütülür; icra emri ilamlı icradaki kurallara göre düzenlenir ve borçluya tebliğ edilir.
  • Alacağın ya da rehin hakkının ilamsız bir belgeye dayanması hâlinde bu madde uygulanmaz; ilamsız rehin takibi yoluna gidilmesi gerekir.
  • Rehinli malın satışına geçilebilmesi için icra emrinin ödeme veya icranın geri bırakılması yoluyla sonuçlanmamış olması gerekir.

Alacağın veya rehnin ilamla tesbit edilmiş olması: hangi sonuçları doğurur?

  • Alacak veya rehin hakkı ilam ya da ilam niteliğinde belgeyle tespit edilmişse, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip yapılabilir.
  • İlamlı takipte icra emrine itiraz edilemez; borçlu yalnızca ödeme veya icranın geri bırakılması yoluyla takibi durdurabilir.
  • Borçlu icra emri ile verilen sürede ödeme yapmaz ve icranın geri bırakılması kararı da getirmezse, alacaklı haciz veya doğrudan iflas yoluna gidebilir ya da rehinli malın satışını isteyebilir.
  • Belgelerin ilam niteliği taşımaması hâlinde madde uygulanmaz ve takip ilamsız rehin takibi olarak yürütülür.
  • Rehinli malın satışı, icra emri tebliğinden sonra ilamlı takibe ilişkin satış kurallarına göre istenebilir.

İlamlı rehin takibi ile ilamsız rehin takibi arasındaki fark nedir?

Alacak veya rehin hakkı ilam ya da ilam niteliğinde belgeyle tespit edilmişse, takip bu madde uyarınca ilamlı icra hükümlerine kıyasen yürütülür.

Tespit eden belge ilamsız ise, takip rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip olarak yapılır ve icra emrine itiraz yolu açıktır.

İlamlı takipte icra emrine itiraz yoktur; ilamsız takipte itiraz mümkündür ve itiraz üzerine takip durabilir.

Taşınır rehni ile taşınmaz rehni (ipotek) arasındaki fark nedir?

Taşınır rehninde madde, rehinli taşınır malın icra emri ile zorla teslimini ve satışını ilamlı takip hükümlerine göre düzenler.

Taşınmaz rehninde (ipotek) madde, ilamlı takibin ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna uygulanmasını öngörür.

Her iki rehin türünde de ilamlı takip aynı çerçevede kurulmakla birlikte, taşınmazda satış ve tapu işlemleri ayrıca düzenlenmiştir.

Ana alacak belgesi ile ipotek akit tablosu (kayıtsız şartsız para borcu ikrarı) arasındaki fark nedir?

Alacak ve rehin ilam ya da ilam niteliğinde belgeyle tespit edilmişse, bu madde doğrudan uygulanır.

Akit tablosu kayıtsız şartsız para borcu ikrarı içeriyorsa, asıl alacak ilamla tespit edilmemiş olsa da ilamlı takip yapılabilir (m.149).

Bu ikinci hâl m.150/h'nin dar uygulama alanının dışında kalır; ayrıca m.149 kapsamında değerlendirilir.

Alacağın veya rehnin ilamla tesbit edilmiş olması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde metnindeki ilamlı takip hükmünü, rehin hakkının ilamsız belgeye dayandığı hâllere de uygulamak; bu durumda ilamsız takip kurallarının uygulanması gerekir.
  • Kıyasen uygulanan ilamlı icra süresini metindeki yedi günle sınırlı görüp, m.149'daki ödeme süresinin dikkate alınmaması; Yargıtay bu konuda m.149'a dayanarak 30 gün esasını benimsemiştir.
  • İcra emrine karşı itiraz edilebileceğini varsaymak; ilamlı takipte icra emrine itiraz yoktur, savunma yalnızca ödeme ya da icranın geri bırakılması yoluyla ileri sürülür.
  • Kredi kurumunun ipotek akit tablosundaki para borcu ikrarını, asıl alacağın ilam niteliği bulunduğu sanıp m.150/h'ye doğrudan dayanmak; bu hâl m.149 ve m.150/ı kapsamında ayrıca değerlendirilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • İlamlı rehin takibinde icra emrindeki ödeme süresinin ilamlı icra için öngörülen 7 gün mü yoksa 149. madde esasına göre 30 gün mü olduğu tartışmalıdır; Yargıtay kanunun kıyasen uygulanmasını gözeterek m.149'daki 30 günlük süreyi esas almaktadır.
  • İpotek akit tablosunun kayıtsız şartsız para borcu ikrarı içermesi hâlinde, asıl alacak ilam niteliğinde olmasa da ilamlı takip yapılabildiği kabul edilmektedir.
  • Alacaklı imzayı inkâr ederse icra mahkemesinin adi makbuzdaki imza hakkında m.68 esasında inceleme yapamayacağı, bunun icranın geri bırakılması talebini reddetme sonucunu doğurduğu kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takibi talep eden alacaklı, alacağın veya rehin hakkının ilam ya da ilam niteliğinde belgeyle tespit edildiğini ispat yükü altındadır; bu belge çoğunlukla mahkeme kararı, icra mahkemesi ilamı ya da noterde düzenlenmiş belgedir.
  • Alacaklının ilam niteliğindeki belge yerine adi bir belgeye dayanması hâlinde, takibin ilamlı değil ilamsız olduğu kabul edilir ve bu durumda ilamlı takip sonuçlarını talep edemez.
  • İcra emrine karşı borçlu, ödeme yaptığını ya da icranın geri bırakıldığını yazılı belgeyle ispatlamalıdır; ödeme belgesinin imzası inkâr edilirse icra mahkemesi bu belgeyi m.68 esasında inceleyemeyebilir.
  • Alacaklı, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipte ilamlı nitelik iddiasını belgeyle ortaya koymalıdır; sözlü beyan veya tahmini ilam varlığı yeterli değildir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.149: İlamsız rehin takibinde icra emri düzenlenmesini ve kayıtsız şartsız para borcu ikrarı içeren ipotek akit tablosu ile takibi düzenler; m.150/h'nin atıf yaptığı icra emri usulü budur.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.150/e: Rehinli malın satışının istenebileceği süreyi düzenler; ilamlı takipte satış talebinin hangi süre içinde yapılacağını belirler.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.33: İcranın geri bırakılması ve ödeme süresine ilişkin ilamlı icra hükümlerini içerir; m.150/h bu hükümlerin kıyasen uygulanmasına dayanak olur.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.149/a: Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takipte icranın geri bırakılması ve teminat ile satışın durdurulmasına ilişkin özel kuralları düzenler.

İİK m.150/I — Kredileri ve gayri nakdi kredileri teminen alınan ipotekler

İİK m.150/ı, cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi ilişkilerinde kredi kullandıran tarafın ipotekli taşınmazın paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip yapabilmesi için icra müdürüne hangi belgeleri ibraz edeceğini ve bu belgelere karşı borçlunun şikâyet yolunu düzenler. Hesap özeti, tazmin talebi ve ödeme ihtarının noter aracılığıyla tebliğine bağlı işlemi, borçlunun sekiz günlük şikâyet süresini, icra mahkemesinde ispat yükünü ve ipotekli taşınmaz malikine tebliğin TMK m.887 kapsamındaki ödeme istemi yerine geçmesini kapsar. Maddeyi kredi kullandıran tarafın kim olduğu bakımından uygulanan genel bir kural olarak değil, metinde sayılan kredi türleri bakımından uygulanan özel bir düzenleme olarak okumak gerekir. Maddenin ipotek akit tablosunun geçerliliğini, limit ipoteğinin kapsamını ve icranın geri bırakılmasının şartlarını düzenlemediği; bunların sırasıyla TMK m.851-881 hükümleri, 149 ve 149/a ile 33. maddeler ve ilgili genel kurallar ve m.150/e kapsamında kaldığı dikkate alınmalıdır.

Kredileri ve gayri nakdi kredileri teminen alınan ipotekler: hangi kavramlar bilinmeli?

Cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi
Kredi ilişkisinin sürekli işleyen bir hesap ya da vadeye bağlı bir kredi olarak kurulduğu hal. Maddenin uygulanabilmesi için kredi bu türlerden birine girmelidir; tek seferlik bir borç ilişkisi bu kapsamda değildir.
Gayrinakdi kredi
Nakit para verilmeden kredi kullandırılması, örneğin teminat mektubu gibi bir taahhüdün üstlenilmesi. Bu kredide tazmin talebi, gayrinakdi kredinin ödenmiş olması nedeniyle doğar.
Hesap özeti
Cari hesabın kesildiğini ya da kredi hesabının muaccel kılındığını gösteren, kredi kullandıran tarafça düzenlenen belge. Noter aracılığıyla tebliğ edilmesi gerekir.
Tazmin talebi
Gayrinakdi kredinin ödenmesi üzerine kredi kullandıranın borçludan ödediği tutarın geri istenmesi için gönderdiği talep. Kredi kullandırana ait bir belge olarak maddede yer alır.
Ödeme ihtarı
Borcun ödenmesi için borçluya noter aracılığıyla gönderilen bildirim. Sürenin ve tebliğin nasıl işleyeceği maddenin metninde değil, tebliğ kurallarında belirlenir.
Akit tablosu (ipotek akit tablosu)
İpoteğin kurulduğu belge. Madde, bu tablonun kayıtsız ve şartsız bir para borcu ikrarı içermese bile ilamlı takip yolunun kapalı kalmayacağını öngörür.
Şikâyet hakkının saklı tutulması
Borçlunun, tebliğden itibaren sekiz gün içinde noter aracılığıyla itiraz ettiğini ispatlayarak icra mahkemesine başvurabilmesi. Bu hak, madde ile tanınan özel bir koruma yoludur.

Kredileri ve gayri nakdi kredileri teminen alınan ipotekler: hangi şartlar aranır?

  • Kredinin cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen nakdi veya gayrinakdi bir kredi olması gerekir.
  • Kredi kullandıran tarafın ipotek akit tablosunu icra müdürüne ibraz etmesi gerekir; bu tablo kayıtsız ve şartsız bir para borcu ikrarı içermese de yeterlidir.
  • Kredi kullandıran tarafın hesap özeti, tazmin talebi veya borcun ödenmesine ilişkin ihtarı noter aracılığıyla krediyi kullanan tarafa kredi sözleşmesinde ya da ipotek akit tablosunda yazılı adrese göndermiş ve tebliğ ettirmiş olması gerekir; ya da bu belgenin 68/b uyarınca tebliğ edilmiş sayıldığını gösteren noterden tasdikli bir örneği icra müdürüne sunulmalıdır.
  • Yukarıdaki belgeler sunulduğunda icra müdürü m.149 uyarınca işlem yapar ve borçluya icra emri gönderir.
  • Borçlu, belgeye tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde noter aracılığıyla itiraz ettiğini ispatlayarak icra mahkemesine şikâyette bulunabilir; bu şikâyet için itirazın süresinde yapıldığının ispatlanması gerekir.
  • Krediyi kullandıran taraf, alacağını 68/b maddesi çerçevesinde diğer belgelerle ispatlamalıdır ki şikâyet reddedilmesin.
  • Borçlunun takibin durdurulması için icra mahkemesinde borcun sona erdiğine veya ertelendiğine ilişkin resmî veya imzası ikrar edilmiş bir belge sunması gerekir.
  • Kredinin limit ipoteğine dayanması hâlinde limitin aşılmamış olması gerekir; limit aşılmışsa bu yola başvurulamaz.

Kredileri ve gayri nakdi kredileri teminen alınan ipotekler: hangi sonuçları doğurur?

  • Kredi kullandıran taraf, madde şartlarına uygun belgeleri ibraz ederse icra müdürü m.149 uyarınca işlem yapar ve borçluya icra emri gönderir.
  • Borçlu sekiz gün içinde noter aracılığıyla itiraz edip bunu ispatlarsa icra mahkemesine şikâyet edebilir ve krediyi kullandıran taraf diğer belgelerle alacağını ispatlayamazsa şikâyet reddedilmez ve takip durdurulabilir.
  • Krediyi kullandıran taraf alacağını 68/b kapsamında diğer belgelerle ispatlarsa şikâyet reddedilir ve takibe devam edilerek ipotekli mal satılır.
  • Borçlu, borcun sona erdiğine veya ertelendiğine ilişkin resmî ya da imzası ikrar edilmiş bir belge sunmadıkça icra mahkemesinde takibin durdurulmasına karar verilemez.
  • Hesap özeti, tazmin talebi veya ihtarın ipotekli taşınmaz maliki üçüncü kişiye tebliğ edilmesi veya tebliğ edilmiş sayılması TMK m.887'de öngörülen ödeme istemi yerine geçer.
  • Madde şartları gerçekleşmezse, yani belgeler ibraz edilmez veya kredi bu maddedeki türlerden değilse, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip bu madde kapsamında yapılamaz.

Cari hesap-kredi hesabı ile diğer alacak ilişkileri arasındaki fark nedir?

Cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen nakdi veya gayrinakdi kredi ilişkisi.

Bu niteliklerde olmayan, vadeye veya sürekli işleyen hesaba bağlı olmayan alacaklar.

Yalnız birinci gruptaki alacaklar için m.150/ı kapsamında noter tebliğli belgeye dayanılarak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip yapılabilir; diğer alacaklar için bu özel yol açık değildir.

Nakdi kredi ile gayrinakdi kredi arasındaki fark nedir?

Doğrudan para verilerek kullandırılan nakdi kredi; belge hesap özeti ya da borcun muaccel kılınmasına ilişkin ihtardır.

Teminat mektubu gibi nakit çıkmadan üstlenilen gayrinakdi kredi; belge gayrinakdi kredinin ödenmesi nedeniyle tazmin talebidir.

Her iki kredi türünde de ibraz edilecek belge farklıdır ancak aynı tebliğ ve şikâyet rejimine tabidir.

Borçlu ile ipotekli taşınmaz maliki üçüncü kişi arasındaki fark nedir?

Asıl borçlu, krediyi kullanan taraf olarak hesap özetine ve ihtara karşı sekiz gün içinde şikâyet hakkına sahiptir.

Rehinli taşınmazın maliki olan üçüncü kişi, bu belgelerin tebliğ edilmesi veya tebliğ edilmiş sayılması yoluyla TMK m.887 kapsamındaki ödeme istemi yerine geçen bildirim ile karşılaşır.

Üçüncü kişi maliki bakımından tebliğ, TMK m.887 ödeme istemi yerine geçer; buna karşılık sekiz günlük şikâyet hakkı metinde krediyi kullanan taraf bakımından öngörülmüştür.

Şikâyetin kabulü ile reddi arasındaki fark nedir?

Borçlu süresinde noter aracılığıyla itiraz ettiğini ispatlarsa icra mahkemesine başvurabilir.

Krediyi kullandıran taraf alacağını 68/b kapsamındaki diğer belgelerle ispatlarsa şikâyet reddedilir.

Şikâyet reddedilirse takibe devam edilerek ipotekli mal satılır; şikâyet kabul edilirse takip durdurulabilir.

Kredileri ve gayri nakdi kredileri teminen alınan ipotekler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi her alacağa uygulamak; m.150/ı yalnız cari hesap ya da kısa, orta, uzun vadeli kredi ilişkilerinde uygulanır, diğer alacaklarda bu özel yol açık değildir.
  • Sekiz günlük süreyi icra emrinin gönderildiği tarihten değil, borçluya belgelerin tebliğ edildiği veya 68/b uyarınca tebliğ edilmiş sayıldığı tarihten saymak.
  • Krediyi kullanan tarafın şikâyet hakkını yalnız hesap özeti için değil, ihtar ve tazmin talebi için de aynı sekiz gün içinde kullanabileceğini gözden kaçırmak.
  • Borçlunun takibin durdurulmasını yalnız imzası ikrar edilmemiş bir ödeme makbuzuna dayanarak isteyebileceğini sanmak; maddeye göre resmî ya da imzası ikrar edilmiş belge aranır.
  • Limit ipoteğine dayanan takipte limitin aşılıp aşılmadığını incelememek; limit aşılmışsa bu yola başvurulamaz.
  • Tebliğin üçüncü kişi taşınmaz malikine yapılmasını doğrudan icra emri gibi değerlendirmek; bu tebliğ TMK m.887 ödeme istemi yerine geçer.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yüksek Mahkeme önceki dönemde m.150/ı'nın cari hesap ve kısa, orta, uzun vadeli kredilerde kredi kurumu olmayan alacaklılar bakımından da uygulanabileceğini kabul ederken, sonradan bu görüşten dönerek kredi kullandıranın ancak banka veya kredi veren kuruluş olabileceğini kabul etmiştir.
  • Yargıtay, yeni tarihli kararlarında m.150/ı'da geçen kredi kurumlarını dar yorumlamaktadır ve bu nedenle limit ipoteğine dayanan, kredi ilişkisi bulunmayan alacaklar için m.150/ı yolu kullanılamamaktadır.
  • Limit ipoteğine dayanan takiplerde limitin aşılıp aşılmadığına bakılması gerektiği, zira yalnız limit kapsamında bu yola başvurulabileceği kabul edilmektedir.
  • Krediyi kullandıran tarafın temlik yoluyla alacağı devralması hâlinde takibin dayanağının m.150/ı kapsamında kalıp kalmadığı, kredi ilişkisinin niteliğine göre değerlendirilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren krediyi kullandıran taraf, kredinin cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi niteliğinde olduğunu ve ipotek akit tablosunu ibraz ederek ispatlamakla yükümlüdür.
  • Hesap özeti, tazmin talebi veya ihtarın noter aracılığıyla tebliğ edildiği ya da 68/b uyarınca tebliğ edilmiş sayıldığı, noterden tasdikli bir örnekle ispatlanır.
  • Borçlu, sekiz gün içinde noter aracılığıyla itiraz ettiğini ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat yapılmazsa şikâyet hakkı doğmaz.
  • Krediyi kullandıran taraf, alacağını 68/b maddesi çerçevesinde diğer belgelerle ispatlayarak şikâyetin reddini sağlar.
  • Borçlu, borcun sona erdiğine veya ertelendiğine ilişkin resmî veya imzası ikrar edilmiş bir belge sunmak zorundadır; adi bir ödeme belgesi, icra mahkemesinde takibin durdurulması için yeterli değildir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı İİK m.149: Maddenin atıfta bulunduğu icra emri usulüdür; icra müdürü bu madde uyarınca işlem yapar.
  • 2004 sayılı İİK m.68/b: Tebliğ edilmiş sayılma hâlini düzenler; belgelerin tebliğ edilmiş sayılması ve krediyi kullandıranın alacağını diğer belgelerle ispat etmesi bakımından bu maddeye bakılır.
  • 2004 sayılı İİK m.149/a: İcranın geri bırakılması ve istinaf teminatı kurallarını düzenler; bu madde kapsamındaki takipte de uygulanır.
  • 2004 sayılı İİK m.150/e: Borçlu otuz gün içinde borcu ödemez ve icranın geri bırakılması kararı getirmezse alacaklının taşınmazın satışını isteyebileceğini düzenler.
  • 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.887: Ödeme istemi kurumunu düzenler; maddenin son fıkrası, ipotekli taşınmaz malikine yapılan tebliğin bu istemin yerine geçmesini öngörür.
  • 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.881: Üçüncü kişinin borçlu dışında ipotek vermesini düzenler; bu durumda borçlu ile taşınmaz maliki farklı kişi olabilir.

İİK m.151 — Paylaştırma

Madde, rehinli malın paraya çevrilmesinden elde edilen bedelin paylaştırılmasında, satış bedelinin alacakları karşılamaya yetmediği hâlde uygulanacak kuralları düzenler. Bu hâlde rehin bedelinden masrafların düşülmesi ve artanın alacaklılar arasında dağıtılmasında İİK m.138 hükümlerinin uygulanacağını, alacakların tamamını karşılayamayan bedelde icra memurunun her alacaklının sıra ve payını belirleyeceğini, ayrıca m.141, 142 ve 144 hükümlerinin de bu hâlde geçerli olduğunu söyler. Kapsam rehinli alacaklılar ve rehin paylaştırması ile sınırlıdır; genel paylaştırma ve sıra cetveli usulünü düzenlemez (m.140). Sıra cetvelinin düzenlenmesi, itirazı ve kesinleşmesi ile paraların dağıtımı da bu maddenin konusu değildir (m.141-142 ile m.144 arasındaki ayrıntılar ve m.138 dışındaki dağıtım kuralları ayrıca düzenlenmiştir). İflas masasındaki rehinli malların paylaştırılması ise iflas hukukunun kendi hükümlerine tabidir ve bu madde kapsamında değildir."

Paylaştırma: hangi kavramlar bilinmeli?

Rehin bedeli
Rehinli malın paraya çevrilmesiyle elde edilen satış tutarıdır. Bu tutardan önce masraflar düşülür, kalan kısım alacaklılara paylaştırılır.
Sıra ve pay
Her alacaklının paylaştırmada hangi sırada ve hangi tutarda pay alacağını gösteren belirlemedir. Alacakların tamamı karşılanmadığında icra memuru tarafından m.206'nın ikinci ve üçüncü fıkralarına göre tayin edilir.
Satış tutarının yetmemesi
Satış bedelinin rehinli alacaklıların toplam alacağını ödemeye yetmemesi hâlidir. Bu hâlde paylaştırma sıra ve pay belirlemesi yoluyla yapılır.

Paylaştırma: hangi şartlar aranır?

  • Rehinli malın paraya çevrilmiş olması ve elde edilen satış tutarının bulunması gerekir.
  • Satış tutarından önce m.138 uyarınca masrafların düşülmesi gerekir.
  • Satış tutarının alacaklıların alacağını ödemeye yetmemesi hâlinde icra memurunun m.206'nın ikinci ve üçüncü fıkralarına göre her alacaklının sıra ve payını tayin etmesi gerekir.
  • Satış tutarının alacakları karşılaması hâlinde m.151 ikinci fıkra uygulanmaz; artan kısım m.138 uyarınca paylaştırılır.
  • Paylaştırmada m.141, 142 ve 144 hükümlerine uyulması gerekir.

Paylaştırma: hangi sonuçları doğurur?

  • Satış tutarının alacakları karşılayamaması hâlinde icra memuru her alacaklı için sıra ve pay belirler.
  • Satış tutarı yeterli olduğunda masraflar düşülür, alacaklılar ödenir ve artan borçluya iade edilir.
  • Paylaştırma sırasında m.141, 142 ve 144 hükümleri de uygulanır.
  • Maddenin uygulanması için rehin bedelinin paraya çevrilmiş olması şarttır; henüz satılmamış malda madde kendiliğinden uygulanmaz.

Satış tutarı alacakları karşılar ile karşılamaz arasındaki fark nedir?

Satış tutarı alacakların tamamını ödemeye yeterli ise, masraflar düşüldükten sonra kalan artan m.138 uyarınca alacaklılara dağıtılır ve artan borçluya verilir.

Satış tutarı alacakları ödemeye yetmiyorsa icra memuru m.206'ya göre her alacaklının sıra ve payını tayin eder.

Yetersizlik hâlinde dağıtım, sıra ve pay tayini yoluyla yapılır; yeterlilik hâlinde ise pay tayini gerekmez.

Paylaştırma: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Satış tutarının yeterli olduğu hâlde m.206 uyarınca sıra ve pay tayini yapmak; bu hâlde pay tayini gerekmez, artan m.138 ile dağıtılır.
  • Madde metnindeki m.206'nın ikinci ve üçüncü fıkralarını genel sıra cetveli kuralıyla karıştırmak; burada atıf yalnız sıra ve pay tayinine ilişkindir.
  • m.141, 142 ve 144 hükümlerinin bu maddede yalnız atıf olarak uygulandığını unutup bu hükümleri genel iflas paylaştırmasına doğrudan uygulamak.
  • Rehin bedeli ile masraflar arasındaki sıralamayı atlayıp masrafları önce düşmemek; m.138 uyarınca masraflar önce düşülür.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Rehinli malın satış bedelinin alacakları karşılamadığı hâllerde icra memurunun m.206 uyarınca her alacaklının sıra ve payını tayin ettiği kabul edilmektedir. (12. Hukuk Dairesi, 2022/10791 E., 2023/3318 K., 11.05.2023)
  • Uygulamada m.151'in aşağıdaki m.141, 142 ve 144 hükümlerinin bu paylaştırmaya da uygulanacağı kabul edilmektedir. (12. Hukuk Dairesi, 2022/10791 E., 2023/3318 K., 11.05.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Rehinli alacaklının payını talep eden taraf, rehnin paraya çevrildiğini ve satış bedelinin tutarını belgelerle (satış tutanağı, ihale kaydı, tahsil belgesi) ortaya koymalıdır.
  • Satış bedelinin alacakları karşılayıp karşılamadığı, alacak miktarı ve rehin sırası belgelerle (takip dosyası, alacak hesabı, tapu ve rehin kaydı) ispat edilir.
  • Masraf kalemlerinin düşülmesini isteyen taraf, bu masrafların rehin bedelinden yapıldığını belgelerle göstermelidir.
  • Alacağın ya da payının eksik hesaplandığını ileri süren alacaklı, bu iddiasını dayanak belgeleriyle ispat etmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.138: Rehin bedelinden masrafların düşülmesi ve artanın alacaklılar arasında paylaştırılması hakkındaki genel kuralı içerir; m.151 bu hükmü aynen uygular.
  • 2004 sayılı Kanun m.206: İkinci ve üçüncü fıkraları, alacakların tamamının karşılanmadığı hâlde her alacaklının sıra ve payının tayin edilmesinde uygulanır.
  • 2004 sayılı Kanun m.141: Sıra cetvelinin tebliği ve ilgililerin bilgilendirilmesi hakkındaki hükmü, m.151 uyarınca burada da uygulanır.
  • 2004 sayılı Kanun m.142: Sıra cetveline itiraz ve dağıtımla ilgili hükmü, m.151 uyarınca burada da uygulanır.
  • 2004 sayılı Kanun m.144: Paylaştırmaya ilişkin usul hükmünü, m.151 uyarınca bu hâlde de uygulanır.
  • 2004 sayılı Kanun m.140: Genel sıra cetveli düzenlemesini içerir; m.151 rehinli paylaştırma için bu genel düzenlemeye atıf yapmaz, sıra ve pay tayinini m.206'ya bağlar.

İİK m.152 — Rehin açığı belgesi

İİK m.152, rehnin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipte satış yapılamaması veya satış bedelinin alacağı karşılamaması hâlinde alacaklıya verilen kesin rehin açığı belgesinin düzenlenmesini, bu belgenin alacaklıya sağladığı haciz veya iflas yoluyla takip imkânını, bu takipte yeniden icra veya ödeme emri tebliğine gerek olmayan bir yıllık süreyi ve belgenin borç ikrarı niteliğini düzenler. Kural, rehin sahibi olan alacaklı ile borçlu arasındaki ilişkiye uygulanır. Geçici rehin açığı belgesini (m.150/f), ipotek alacaklısının gaip olması ya da borcu almaktan kaçınması hâlini (m.153) ve borç ödemeden aciz vesikasını düzenlemez; bu konular ilgili maddelerde yer alır. Aynı şekilde, rehin açığı belgesine dayanan takibin zamanaşımı ve icra mahkemesine şikâyet gibi usul yönleri bu maddenin kapsamında değildir.

Rehin açığı belgesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Kesin rehin açığı belgesi
Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip sonunda, rehnin satılamaması veya satış bedelinin alacağı karşılamaması hâlinde alacaklıya, karşılanamayan kısım için icra dairesince verilen belgedir. Geçici rehin açığı belgesinin karşıtıdır; rehin paraya çevrilme süreci kesin olarak sonuçlandığında verilir.
Rehinin satılamaması
Satış isteyenin alacağına derece itibarıyla önceliği olan diğer rehinli alacakların tutarından fazla bedelle alıcı çıkmamasını ifade eder. Bu hâlde rehin satılamadığı için alacağın tamamı için belge verilir.
Karşılanamayan alacak
Rehinin satış bedeli ile takip konusu alacak arasındaki farktır. Satış yapılmamışsa alacağın tamamı, satış yapılmışsa bedelden sonra kalan kısım belgeye yazılır.
Borç ikrarını içeren senet hükmü
Belgenin m.68 anlamında borç ikrarı sayılması, alacaklıya itirazın kesin kaldırılmasını isteme imkânı verir. Bu nitelik kesin rehin açığı belgesi için geçerlidir.
Satışın kesinleşmesi
Satış işleminin onaylanarak kesinleşmesi anlamına gelir. Bir yıllık süre satış yapılmamışsa artırma gününden, yapılmışsa bu tarihten başlar.

Rehin açığı belgesi: hangi şartlar aranır?

  • Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılmış olmalıdır.
  • Rehin satılamamış olmalı ya da satılıp bedeli takip konusu alacağı karşılamamış olmalıdır.
  • Satılamama hâlinde, diğer rehinli alacakların tutarından fazla bedelle alıcı çıkmamış olmalıdır.
  • Satış yapılmışsa, paylaştırma veya tek alacaklıya ödeme sonrasında rehnin alacağı karşılamadığı belli olmalıdır.
  • Belge, takip sonunda ve alacağın karşılanamayan kısmı için düzenlenmelidir.
  • Alacaklının karşılanamayan alacağını haciz veya iflas yoluyla takip etmesi için belge gereklidir; takip borçlunun sıfatına göre yapılır.

Rehin açığı belgesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Kesin rehin açığı belgesi verildiğinde alacaklı, karşılanmayan alacağı için borçlunun sıfatına göre haciz veya iflas yoluyla takip yapabilir.
  • Alacağı irat senedinden veya taşınmaz mükellefiyetinden doğmayan alacaklı, iflas veya haciz yoluna gidebilir.
  • Bir yıllık süre içinde haciz yoluyla takip talep edilirse, borçluya yeniden icra veya ödeme emri tebliğ edilmez.
  • Bir yıl geçtikten sonra alacaklının belgeye dayanarak yeniden icra veya ödeme emri tebliği yaptırması gerekir.
  • Belge m.68 anlamında borç ikrarı içeren senet niteliğindedir; alacaklı itirazın kesin kaldırılmasını isteyebilir.
  • Belge, borç ödemeden aciz vesikasının tüm sonuçlarını doğurmaz; borçlunun başka haczi kabil malları bulunduğu sürece aciz vesikası verilmez.
  • Rehin üçüncü kişi tarafından verilmişse, belgeye dayanarak üçüncü kişi hakkında takip yapılamaz; sorumluluk verilen rehinle sınırlıdır.
  • Kesin belge, rehnin satılmasının ardından borcun karşılanmayan kısmı için verilir; alacağın tamamı karşılanmışsa belge düzenlenmez.

Kesin rehin açığı belgesi ile geçici rehin açığı belgesi arasındaki fark nedir?

Kesin belge, takip sonunda rehnin satılamadığı veya satış bedelinin yetmediği kesinleştikten sonra verilir.

Geçici belge, satış talebinden sonra takip sürerken, takdir edilen kıymete göre alacağın karşılanmayacağı anlaşıldığında alacaklının talebiyle verilir.

Geçici belge satış yetkisi vermez ve önce rehnin paraya çevrilmesi zorunluluğunu kaldırır; kesin belge ise eksik kalan alacak için haciz veya iflas yolunu açar ve borç ikrarı niteliği taşır. Geçici belge m.150/f kapsamındadır.

Haciz yoluyla takip ile iflas yoluyla takip arasındaki fark nedir?

Alacağı irat senedinden veya taşınmaz mükellefiyetinden doğmayan alacaklı, borçlunun sıfatına göre iflas yolunu seçebilir.

Borçlunun sıfatına göre iflas yolu kapalı ise alacaklı haciz yolu ile takip eder.

Takip yolu borçlunun tacir veya iflasa tabi kişi olup olmamasına bağlıdır; alacak türü irat senedi veya taşınmaz mükellefiyeti ise bu yol kapalıdır.

Satış yapılmamışsa ile satış yapılmışsa (bir yıllık sürenin başlangıcı) arasındaki fark nedir?

Satış yapılmamışsa süre artırma gününden başlar.

Satış yapılmışsa süre satışın kesinleşmesi tarihinden başlar.

Bir yıl içinde haciz yolu ile takip talep edilirse yeniden icra veya ödeme emri tebliğine gerek kalmaz.

Rehin açığı belgesi ile borç ödemeden aciz vesikası arasındaki fark nedir?

Rehin açığı belgesi, rehnin alacağı karşılamadığını gösterir; borçlunun başka malvarlığının olmadığını göstermez.

Aciz vesikası, borçlunun acizini gösterir ve tasarrufun iptali davası için özel dava şartıdır.

Rehin açığı belgesi tasarrufun iptali davası açma yetkisi vermez; hacize iştirak imkânı sağlar ve borç ikrarı niteliği taşır.

Borçlu asıl borçlu ile üçüncü kişi ipotek veren arasındaki fark nedir?

Asıl borçlu hakkında rehin açığı belgesine dayanarak haciz veya iflas takibi yapılabilir.

Rehni üçüncü kişi vermişse, sorumluluk verdiği rehinle sınırlıdır.

Rehin açığı belgesine dayanarak üçüncü kişi hakkında takip yapılamaz.

Rehin açığı belgesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Geçici rehin açığı belgesi ile kesin rehin açığı belgesini karıştırmak; geçici belgeye dayanarak satış istemek mümkün değildir.
  • Rehin açığı belgesini borç ödemeden aciz vesikası gibi görüp tasarrufun iptali davası açmak; belge bu yetkiyi vermez.
  • Bir yıllık süreyi haciz yoluyla takip başlatılmasından değil, belgenin düzenlendiği tarihten saymak; süre artırma günü veya satışın kesinleşmesi tarihinden başlar.
  • Bir yıl geçtikten sonra da yeniden icra veya ödeme emri tebliğ etmeden takip yapmak; süre geçince yeniden tebliğ gerekir.
  • Rehin üçüncü kişi tarafından verilmişken, belgeye dayanarak üçüncü kişi aleyhine takip yapmak; sorumluluk verilen rehinle sınırlıdır.
  • Belgenin borç ikrarı niteliğini, ilamlı takipte de ilamsız takipteki gibi uygulamak; ilamlı takipte ilam esas alınır.
  • Alacağın irat senedi veya taşınmaz mükellefiyetinden doğduğu hâlde iflas yoluna gitmek; bu alacaklı için iflas yolu kapalıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Rehin açığı belgesinin verildiği takip rehnin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip ise, alacaklı belgeye dayanarak yalnızca ilamsız takip yapabilir ve borçluya ödeme emri gönderilir; ödeme emri yerine icra emri gönderilmesi şikâyet nedeni olur. (11. Hukuk Dairesi, 2023/268 E., 2024/3968 K., 15.05.2024)
  • İlamlı takip sonucunda verilen rehin açığı belgesinde, belgenin borç ikrarı niteliği yerine ilamın kendisi esas alınır ve belgeye dayanarak ayrıca ilamsız takip yapılamaz.
  • Rehin açığı belgesi, alacaklının borçlunun başka mallarının bulunmadığını ispat ettiği anlamına gelmez; bu nedenle tasarrufun iptali davası için yeterli değildir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/5792 E., 2024/7550 K., 23.10.2024)
  • Limit ipoteğinin üzerinde takip yapılmasının kamu düzenine aykırı olduğu yönünde yerleşik kararlar bulunur; rehin açığı belgesine dayalı takipte bu sınır gözetilir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/5792 E., 2024/7550 K., 23.10.2024)
  • Rehin açığı belgesinin borç ikrarı niteliği nedeniyle, borçlunun bu belgeye karşı yaptığı hesap itirazları hesaplamanın doğruluğu açısından değerlendirilir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/4467 E., 2023/3150 K., 22.05.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Rehin açığı belgesine dayanarak takip yapan alacaklı, belgenin düzenlendiğini ve rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibin yürütüldüğünü ispat yükü altındadır; belge icra dairesinin resmi kaydıdır.
  • Rehnin satılamadığını veya satış bedelinin alacağı karşılamadığını gösteren kayıtlar (artırma tutanağı, satış bedeli, rehnin takdir edilen kıymeti) belgenin dayanağı olarak sunulur.
  • Alacaklı, belgeye dayanarak haciz veya iflas talebinde bulunurken, borçlunun diğer malvarlığına ilişkin bilgiyi ispatlamak zorunda değildir; rehin açığı aciz vesikasının yerini tutmaz.
  • Borçlu, belgede yazılı alacak miktarına karşı ödeme veya hesap hatası savunmasında bulunuyorsa, bu savunmayı ödeme belgesi veya hesap kaydıyla ispat eder.
  • Belgenin borç ikrarı niteliği nedeniyle borçlu, itirazın kesin kaldırılması talebine karşı belgenin düzenlenmediğini veya sahte olduğunu ileri sürerse bunu ispatlamalıdır.
  • Üçüncü kişi ipotek veren aleyhine takip yapıldığı iddiasında, verdiği rehnin sınırlı sorumluluğunu ispat etmek için ipotek akit senedine dayanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.150/f: Geçici rehin açığı belgesini düzenler; kesin belgeden farklı olarak satış yetkisi vermez ve satış öncesinde verilir.
  • 2004 sayılı Kanun m.68: Belgenin borç ikrarı içeren senet niteliğinin kaynağıdır; itirazın kesin kaldırılması bu hükme dayanır.
  • 2004 sayılı Kanun m.153: İpotekli alacağın gaip olması veya borcun alınmasından kaçınılması hâlini düzenler; rehin açığı belgesinden ayrı bir konudur.
  • 2004 sayılı Kanun m.45: Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibin ön koşulunu düzenler; kesin belge bu takip sonucunda verilir.
  • 2004 sayılı Kanun m.150: Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibin genel kurallarını düzenler; satış ve satılamama hâllerinin dayanağıdır.

İİK m.153 — İpotekli alacakta alacaklının gaip bulunması veya borcu almaktan imtinaı

İİK m.153, ipotekle temin edilmiş ve vadesi gelmiş bir alacağın alacaklısının gaip olması, yerleşim yerinin bilinmemesi ya da borcu ve ipoteği çözmeyi makul bir sebep olmadan reddetmesi hâlinde borçlunun icra dairesi aracılığıyla ipoteğin kaldırılmasını sağlama usulünü düzenler. Usul, icra dairesinin alacaklıya tebligatı, alacaklının süre içinde gelmemesi hâlinde icra mahkemesinin paranın saklanmasına ve ipoteğin terkinine karar vermesi ve bu kararın tapu siciline bildirilmesini kapsar. Hüküm ipotek borçlusu ile ipotekli taşınmazın maliki üçüncü kişi bakımından uygulanır. Düzenlemenin dışında kalan konular şunlardır: rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip usulü (m.148 ve devamı), ipotek bedelinin depo edilmesi sonrası yapılacak satış ve rehin açığı (m.143 ve devamı), taşınmazı edinenin ipotekten kurtarması (TMK m.885). Vadesi gelmemiş borç için ödeme koşulu da fıkra ikide düzenlenmiştir.

İpotekli alacakta alacaklının gaip bulunması veya borcu almaktan imtinaı: hangi kavramlar bilinmeli?

Gaip
Yerleşim yeri bilinmeyen ya da hayatta olup olmadığı belli olmayan kişiyi ifade eder. Maddede gaiplik, yerleşim yerinin meçhulluğundan ayrı bir sebep olarak sayılmıştır.
Borcu almaktan ve ipoteği çözmekten kaçınma
Alacaklının, icra dairesine gelerek parayı almayı ve ipoteği çözdürmeyi reddetmesi ya da süre içinde gelip kanunen makbul bir sebep beyan etmeksizin bu işlemlerden kaçınmasıdır. Makbul sebep beyan edilmesi hâlinde kaçınma sayılmaz.
Tebligat ve on beş günlük süre
İcra dairesinin alacaklıya, parayı almak ve ipoteği çözmek için gelmesi gerektiğini bildiren usulüne uygun tebliğidir. Alacaklıya tanınan süre on beş gündür.
Paranın alacaklı adına saklanması
Borçlunun icra dairesine yatırdığı tutarın, alacaklı gelip almayana kadar alacaklı adına muhafaza edilmesidir. Mahkeme bu muhafazaya karar verir.
Terkin
İpotek kaydının tapu sicilinden silinmesidir. Terkin, icra mahkemesinin kararının tapu dairesine tebliğiyle gerçekleşir.
Vadesi gelmemiş borç
Henüz muaccel olmamış alacaktır. Bu borç için yararlanma, borçlunun ipotek senedi gereğince işlemiş ve işleyecek faizlerle birlikte borcu ödemesine bağlıdır.

İpotekli alacakta alacaklının gaip bulunması veya borcu almaktan imtinaı: hangi şartlar aranır?

  • İpotekle temin edilmiş bir alacak bulunmalı ve bu alacak vadesi gelmiş olmalıdır; vadesi gelmemiş alacak için aşağıdaki koşul ayrıca aranır.
  • Alacaklının gaip olması, yerleşim yerinin bilinmemesi ya da borcu ve ipoteği çözmeyi makul bir sebep olmaksızın reddetmesi gibi sebeplerden biri gerçekleşmiş olmalıdır.
  • Borçlu, ipotek belgesini de ekleyerek icra dairesine başvurmalı ve talepte bulunmalıdır; talep taşınmazın bulunduğu yerdeki icra dairesine yapılmalıdır.
  • Borçlu, borcunun tamamını faiziyle birlikte icra dairesine yatırmalıdır.
  • Vadesi gelmemiş bir borç için işlemiş ve işleyecek bütün faizlerle birlikte borcu ödeme taahhüdünde bulunulmalı ve bu tutar yatırılmalıdır.
  • İcra dairesi alacaklıya on beş gün içinde gelip parayı almasını ve ipoteği çözmesini usulüne uygun olarak tebliğ etmelidir.
  • Alacaklı süre içinde gelmemeli ya da kanunen makbul bir sebep beyan etmeksizin parayı almaktan ve ipoteği çözmekten kaçınmalıdır; bu hâlde icra dairesi dosyayı icra mahkemesine vermelidir.

İpotekli alacakta alacaklının gaip bulunması veya borcu almaktan imtinaı: hangi sonuçları doğurur?

  • Alacaklı on beş gün içinde gelip parayı almaz ve ipoteği çözmezse ya da makbul bir sebep beyan etmeden kaçınırsa, icra dairesi dosyayı icra mahkemesine verir.
  • Borçlu borcunu tamamen icra dairesine yatırmışsa, icra mahkemesi verilen parayı alacaklı adına saklamaya ve ipoteğin kaldırılmasına karar verir.
  • Mahkeme kararı tapu dairesine tebliğ edilir ve ipotekli taşınmazın siciline geçirilir; böylece ipotek kaldırılmış olur.
  • Borçlu borcunu tamamen yatırmadan başvurursa, bu başvuru ipoteğin kaldırılması sonucunu doğurmaz.
  • Alacaklı makbul bir sebep beyan ederek gelirse, mahkeme kararı verilmez ve ipoteğin çözülmesi için bu yol kapanır.
  • Vadesi gelmemiş borç için borçlu, işlemiş ve işleyecek bütün faizlerle birlikte borcu ödemeyi kabul etmez ve yatırmazsa, bu yol işletilemez.

Gaiplik ve yerleşim yerinin meçhulü ile borcu almaktan kaçınma arasındaki fark nedir?

Alacaklının gaip olması ya da yerleşim yerinin bilinmemesi, alacaklının iradesinden bağımsız bir sebeptir.

Alacaklının borcu ve ipoteği çözmeyi reddetmesi, alacaklının iradi bir tutumudur ve makbul bir sebep beyan edilmediğinde gerçekleşir.

Her iki hâlde de borçlu aynı usulle başvurur. Ancak ikinci hâlde alacaklının süre içinde makbul bir mazeret bildirmesi kaçınmayı ortadan kaldırır ve mahkeme kararı verilmez.

Vadesi gelmiş borç ile vadesi gelmemiş borç arasındaki fark nedir?

Vadesi gelmiş borçta borçlu, ipotek alacağının tamamını yatırarak başvurabilir.

Vadesi gelmemiş borçta borçlu, işlemiş ve işleyecek bütün faizlerle birlikte borcu ödemeyi üstlenmelidir.

Vadesi gelmemiş borç için ikinci fıkradaki ek koşul aranır; bu koşul yerine getirilmeden başvuru sonuç doğurmaz.

Borçlu ile ipotekli taşınmazın üçüncü kişi maliki arasındaki fark nedir?

Borçlu, kendi borcu bakımından başvurur.

Ipotekli taşınmazın maliki olan üçüncü kişi, borcu kendisi borçlu olmasa da icra dairesine yatırarak başvurabilir.

Her iki kişi de aynı usulle ipoteğin kaldırılmasını isteyebilir; başvuran kişinin borcu yatırma yükümlülüğü aynıdır.

İpotekli alacakta alacaklının gaip bulunması veya borcu almaktan imtinaı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Alacaklının borcu almaktan kaçındığı sonucuna, makbul bir sebep beyanı üzerine de varmak; bu durumda kaçınma sayılmaz ve mahkeme kararı verilemez.
  • Vadesi gelmemiş borçta borçlunun yalnız anapara yatırmasını yeterli saymak; ikinci fıkra gereği işlemiş ve işleyecek bütün faizlerin de ödenmesi gerekir.
  • Icra mahkemesi kararını tapu dairesine tebliğ etmeden ipoteğin kendiliğinden silindiğini varsaymak; terkin tebliğle gerçekleşir.
  • On beş günlük süreyi alacaklının tebliğden itibaren değil, borçlunun başvurusundan itibaren saymak.
  • Madde 153 ile rehnin paraya çevrilmesi yolunu karıştırmak; birincisi borçlunun ipoteği kaldırma yoludur, ikincisi alacaklının takip yoludur.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Icra mahkemesinin verdiği kararın tapu dairesine tebliğ edilmesi, ipoteğin siciline geçmesi için zorunlu bir işlemdir. Tebliğ yapılmadan terkin gerçekleşmez. (14. Hukuk Dairesi, 2020/210 E., 2020/542 K., 17.01.2020)
  • İpotek bedelinin tamamen yatırılmaması hâlinde borçlunun başvurusu kabul edilmemektedir; eksik yatırılan tutar sonucu değiştirmemektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/4196 E., 2024/6194 K., 10.09.2024)
  • Bedel karşılığında ipoteğin çözülmesi talebi, madde 153 kapsamında icra dairesine yapılan başvuru olarak ele alınmaktadır. (İkinci Bölüm, 2018/13952 E., 07.10.2021)
  • Madde 153 hükmünün dayanağı ipoteğin paraya çevrilmesi değil, ipotek alacaklısının icra takibi yapmamış olmasıdır; uygulamada bu ayrım gözetilmektedir. (12. Hukuk Dairesi, 2021/3567 E., 2021/7477 K., 15.09.2021)
  • Icra mahkemesi, madde 153 kapsamındaki ipoteğin kaldırılması davasında görevlidir; genel mahkemeye ya da hukuk mahkemesine başvuru bu nedenle uygun görülmemektedir. (12. Hukuk Dairesi, 2022/13434 E., 2023/5686 K., 05.10.2023)
  • Madde 153 uyarınca yapılan ipoteğin kaldırılması işlemi, ipotek alacağının sona erdiği anlamına gelmez; borçlu hakkında ayrıca borç ilişkisi sürmektedir. (12. Hukuk Dairesi, 2019/4058 E., 2019/6495 K., 16.04.2019)

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren borçlu, alacaklının gaip olduğunu, yerleşim yerinin bilinmediğini ya da borcu ve ipoteği çözmekten kaçındığını ispat yükü altındadır.
  • Ipotek alacağının varlığı ve vadesinin gelmiş olduğu, ipotek senedi ve tapu kaydı gibi yazılı belgelerle ispatlanır.
  • Borçlunun borcu tamamen yatırdığı, icra dairesinin makbuzu ile ispatlanır; yatırılan tutarın eksik olduğu iddiası karşı tarafça ileri sürülebilir.
  • Alacaklının süre içinde makbul bir mazeret beyan ettiği savunması karşı tarafın ispat yükündedir. Alacaklı, bu beyanı yazılı olarak sunmalıdır.
  • Tebligatın usulüne uygun yapıldığı, icra dairesinin tebligat belgesi ile ispatlanır; tebligatın geçersizliği alacaklı tarafından ileri sürülebilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.143: Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibin genel kuralları burada düzenlenir. Madde 153, paraya çevirme yoluna değil, borçlunun ipoteği kaldırma yoluna ilişkindir.
  • 4721 sayılı Kanun m.885: Taşınmazı edinenin ipotekten kurtarması hükmüdür. İİK m.153'ün maddi hukuk karşılığı olup, ipotekli taşınmazın maliki üçüncü kişinin başvuru hakkının dayanağıdır.

İİK m.153/A — Rehnin paraya çevrilmesine ilişkin hükümlerin gemilere uygulanması

İİK m.153/a, gemilerin rehin yoluyla paraya çevrilmesinde hangi hükümlerin uygulanacağını düzenler. Gemi üzerindeki hapis hakkı ile gemi alacaklısı hakkının (kanuni rehin hakkı) taşınır rehni hükümlerine, gemi ipoteğinin ise ipotek hükümlerine göre paraya çevrilmesini öngörür. Sicile kayıtlı gemilerde yetkili icra dairesini belirler ve taşınır rehni ile ipoteğin müşterek hükümlerinin gemilere uygulanmasında dört noktada değişiklik yapar: ihbar süresi, TTK'ya yollama, sıra cetveli ve paraya çevrilme sırasında satış usulü. Madde bayrak ve sicil ayrımı yapmaksızın tüm gemilere uygulanır. Rehin hakkının doğumu, gemi sicili işlemleri ve TTK'daki ilamlı takip koşulları maddede düzenlenmez; bunlar TTK m.1377-1381 ile TTK m.1013 vd. hükümlerinde yer alır. Rehinli alacaklının takip yolu seçimi ve rehinden feragat sonucu da TTK m.1379'da düzenlenir. Genel rehin hükümlerinin içeriği (İİK m.145-152) bu maddede değil, ilgili maddelerde yer alır.

Rehnin paraya çevrilmesine ilişkin hükümlerin gemilere uygulanması: hangi kavramlar bilinmeli?

Taşınır rehninin paraya çevrilmesi
Rehin alacaklısının rehinli taşınır malı icra yoluyla satarak alacağını tahsil ettiği takip türüdür. Gemi üzerindeki hapis hakkı ile gemi alacaklısı hakkı da bu usule tabidir.
Gemi ipoteği
Gemi sicilinde kayıtlı bir gemi üzerinde kurulan ipotektir. Bu maddede, ipotek hükümlerinin gemiye uygulanmasında 'taşınmaz' ve 'tapu sicili' terimleri gemi sicilini ve gemi ipoteğini karşılar.
Kanuni rehin hakkı (gemi alacaklısı hakkı, hapis hakkı)
Kanun gereği, sözleşme olmaksızın doğan ve gemi üzerinde kurulan rehin haklarıdır. Madde bunları taşınır rehni hükümlerine bağlar; bayrağa ve sicile kayıtlılığa bakılmaz.
Yetkili icra dairesi (gemi ipoteği)
Gemi ipoteğinin paraya çevrilmesinde, geminin ihtiyaten haczedildiği yer veya geminin sicile kayıtlı olduğu yer icra dairesidir.

Rehnin paraya çevrilmesine ilişkin hükümlerin gemilere uygulanması: hangi şartlar aranır?

  • Paraya çevrilecek hakkın taşınır rehni, hapis hakkı, gemi alacaklısı hakkı veya gemi ipoteği olması gerekir; bu haklar bayrak ve sicil durumu aranmaksızın bu maddenin kapsamına girer.
  • Gemi ipoteğinin paraya çevrilmesinde yetkili icra dairesinin, geminin ihtiyaten haczedildiği ya da sicile kayıtlı olduğu yer icra dairesi olması gerekir.
  • Gemi üzerindeki rehin hakkının paraya çevrilmesi yolunda, taşınır ve taşınmaz rehnine ilişkin müşterek hükümlerin uygulanması gerekir; ancak maddede sayılan dört değişiklik saklıdır.
  • Önce rehnin paraya çevrilmesi yolunun seçilmesi ve takibin rehin hakkı üzerinden yürütülmesi gerekir; bu yol İİK m.45 gereğince zorunludur ve maddenin kapsamını tamamlar.

Rehnin paraya çevrilmesine ilişkin hükümlerin gemilere uygulanması: hangi sonuçları doğurur?

  • Gemi üzerindeki hapis hakkı ve gemi alacaklısı hakkı taşınır rehni hükümlerine göre paraya çevrilir.
  • Gemi ipoteği ipotek hükümlerine göre paraya çevrilir.
  • Gemilerde İİK m.150/e'deki süre üç aydır.
  • Gemilerde İİK m.150/h yerine TTK m.1377 uygulanır.
  • Gemilerde sıra cetveli TTK m.1389-1397 hükümlerine göre düzenlenir.
  • Gemilerde İİK m.153 yerine TTK m.1052 ve 1053 uygulanır.
  • Gemi ipoteğinin paraya çevrilmesinde yetkili icra dairesi, geminin ihtiyaten haczedildiği veya sicile kayıtlı olduğu yer icra dairesidir.

Gemi alacaklısı hakkı-hapis hakkı ile gemi ipoteği arasındaki fark nedir?

Gemi alacaklısı hakkı ve gemi üzerindeki hapis hakkı, kanuni rehin haklarıdır ve sicile kaydedilmezler.

Gemi ipoteği, gemi sicilinde kayıtlı olup sözleşmeden ya da kanundan doğan ipoteklerdir.

Birincisi taşınır rehni hükümlerine, ikincisi ipotek hükümlerine göre paraya çevrilir.

Sicile kayıtlı gemi ile sicile kayıtlı olmayan gemi arasındaki fark nedir?

Sicile kayıtlı gemi ipoteğinde 'taşınmaz' terimi gemi siciline, 'tapu sicili' gemi siciline karşılık gelir.

Kanuni rehin hakları sicile kayıtlı olmayan gemilerde de bu maddeye tabidir.

Sicil durumu paraya çevrilme usulünü değiştirmez; yalnızca gemi ipoteğinde ipotek hükümleri, kanuni rehinde taşınır rehni hükümleri uygulanır.

Madde 150/e ve 150/h ile TTK hükmü arasındaki fark nedir?

İİK m.150/e'deki süre, bu madde uyarınca bütün gemiler için üç aydır.

İİK m.150/h yerine TTK m.1377 uygulanır.

Gemilerde genel İİK kuralları değişir; tüm gemiler için üç aylık süre ve TTK'ya yollama geçerlidir.

Genel sıra cetveli ile gemilere özgü sıra cetveli arasındaki fark nedir?

İİK m.151/II'deki sıra cetveli genel hükümlere göre düzenlenir.

Gemi rehinlerinde sıra cetveli TTK m.1389-1397 hükümlerine göre düzenlenir.

Bayrak ve sicil durumuna bakılmaksızın gemilerde sıralama TTK'ya göre yapılır.

Genel satış hükümleri ile TTK satış hükümleri (m.153) arasındaki fark nedir?

İİK m.153 genel rehin satışına ilişkin hükümleri içerir.

Gemilerde İİK m.153 yerine TTK m.1052 ve 1053 uygulanır.

Gemi rehninde satış usulü TTK'daki hükümlere göre yürütülür.

Rehnin paraya çevrilmesine ilişkin hükümlerin gemilere uygulanması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Gemi üzerindeki hapis hakkı veya gemi alacaklısı hakkını, geminin sicile kayıtlı olmaması gerekçesiyle genel haciz yoluyla takip etmek; bu haklar bayrak ve sicil durumuna bakılmaksızın taşınır rehni hükümlerine bağlıdır.
  • Gemilerde İİK m.150/e'deki süreyi genel kuralla hesaplamak; bu madde uyarınca tüm gemiler için süre üç aydır.
  • Gemi sıra cetvelini İİK m.151/II'ye göre düzenlemek; gemilerde TTK m.1389-1397 uygulanır.
  • Gemi satışında İİK m.153'ü uygulamak; gemilerde TTK m.1052 ve 1053 hükümleri esas alınır.
  • Gemi ipoteğinin paraya çevrilmesinde yetkili icra dairesini yalnız geminin bulunduğu yer sanmak; yetkili yer geminin ihtiyaten haczedildiği veya sicile kayıtlı olduğu yerdir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Gemi alacaklısı hakkı sahibi alacaklı, genel haciz yoluyla takip yapmış ve borçlunun itirazıyla takip durmuşsa, sonradan rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takibe başvurması halinde borçlu süresiz şikâyet yoluyla takibin iptalini isteyebilir.
  • Önce rehnin paraya çevrilmesi zorunluluğu kamu düzenine ilişkindir; bu zorunluluğa aykırı haciz veya iflas takibi süresiz şikâyete konu olur.

Nasıl ispat edilir?

  • Gemi üzerinde kanuni rehin hakkı veya gemi ipoteği bulunduğunu ve alacağın bu hakla temin edildiğini ileri süren alacaklı ispat yükü altındadır; bu hak gemi sicilindeki kayıt, ilam, ilan belgesi veya gemi ipoteği sözleşmesi ile gösterilir.
  • Gemi sicilinde kayıtlı olup olmadığı sicil kaydıyla ispatlanır; sicil kaydının bulunmaması, taşınır rehni hükümlerinin uygulanacağını gösterir.
  • Rehinli alacaklının takibi genel haciz yoluyla başlatması halinde borçlu, rehin hakkının varlığını ve önce rehne başvurma zorunluluğunu ileri sürerek itiraz eder; bu savunmayı ispatlaması gerekir.
  • Rehinli alacağın ilamlı takibinde, alacağın ve rehin hakkının ilam ya da gemi sicilinde düzenlenmiş gemi ipoteği sözleşmesinde yer aldığı belgeyle gösterilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı Kanun m.150: Maddede belirtilen e ve h bentleri, bu maddenin değiştirdiği genel paraya çevrilme hükümleridir. Gemilerde e bendindeki süre üç ay olur, h bendi yerine TTK m.1377 uygulanır.
  • 2004 sayılı Kanun m.151: İkinci fıkrasındaki sıra cetveli, gemilerde TTK m.1389-1397 hükümlerine göre düzenlenir.
  • 2004 sayılı Kanun m.153: Gemilerde bu maddenin yerine TTK m.1052 ve 1053 uygulanır.
  • 2004 sayılı Kanun m.45: Rehnin önce paraya çevrilmesi zorunluluğunu düzenler; gemi rehinleri için de bu zorunluluk geçerlidir.
  • 6102 sayılı Kanun m.1377: Rehin ve hapis haklarının ilamlı takip konusu olabilmesi için alacak ve hakkın ilam ya da gemi sicilinde düzenlenmiş gemi ipoteği sözleşmesinde tespit edilmesini şart koşar.
  • 6102 sayılı Kanun m.1379: Kanuni rehin hakkı sahibinin haciz yoluyla takip yapabilmesini ve bu durumda rehinden feragat edilmiş sayılacağını düzenler.
  • 6102 sayılı Kanun m.1380: Gemi alacaklısı ve hapis hakkı sahibinin taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapacağını belirler.
  • 6102 sayılı Kanun m.1381: Gemi ipoteği alacaklısının ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapacağını belirler.

Süreler

SüreMaddeHüküm
altı aym.150/E(Ek: 18/2/1965-538/72 md.) (Değişik birinci fıkra: 2/7/2012-6352/32 md.) Alacaklı, taşınır rehnin satışını ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren altı ay içinde, taşınmaz rehnin satışını da aynı tarihten itibaren bir yıl içinde…
bir yılm.150/E(Ek: 18/2/1965-538/72 md.) (Değişik birinci fıkra: 2/7/2012-6352/32 md.) Alacaklı, taşınır rehnin satışını ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren altı ay içinde, taşınmaz rehnin satışını da aynı tarihten itibaren bir yıl içinde…
sekiz günm.150/IŞu kadar ki, krediyi kullanan tarafın hesap özetine ve borcun ödenmesine ilişkin ihtara ya da gayrinakdi kredi nedeniyle tazmin talebine, kendisine tebliğ edildiği veya 68/b maddesi gereğince tebliğ edilmiş sayıldığı tarihten itibaren…
bir senem.152Alacaklı, satış yapılmamışsa artırma gününden, satış yapılması halinde satışın kesinleşmesi tarihinden itibaren bir sene içinde haciz yolu ile takip talebinde bulunursa yeniden icra veya ödeme emri tebliğine lüzum yoktur.
on beş günm.153İpotekle temin edilmiş ve vadesi gelmiş bir alacağın borçlusu icra dairesine müracaatla alacaklısının gaip ve yerleşim yerinin meçhul bulunduğunu veya borcu almaktan ve ipoteği çözmekten imtina ettiğini beyan ederse icra dairesi on beş…
üç aydırm.153/ATaşınır rehninin ve ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin müşterek hükümler, gemiler üzerindeki rehin haklarının paraya çevrilmesine de uygulanır; şu kadar ki, bu Kanunun: 1. 150/e maddesinin birinci fıkrasında öngörülen süre, bayrağına ve…

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

11 karar
  1. 11. Hukuk Dairesi, 2023/5792 E., 2024/7550 K., 23.10.2024
    İlgili madde: m.152
  2. 11. Hukuk Dairesi, 2023/4196 E., 2024/6194 K., 10.09.2024
    İlgili madde: m.153
  3. 11. Hukuk Dairesi, 2023/268 E., 2024/3968 K., 15.05.2024
    İlgili madde: m.152
  4. 12. Hukuk Dairesi, 2022/13434 E., 2023/5686 K., 05.10.2023
    İlgili madde: m.153
  5. 11. Hukuk Dairesi, 2022/4467 E., 2023/3150 K., 22.05.2023
    İlgili madde: m.152
  6. 12. Hukuk Dairesi, 2022/10791 E., 2023/3318 K., 11.05.2023
    İlgili madde: m.151
  7. 12. Hukuk Dairesi, 2021/3567 E., 2021/7477 K., 15.09.2021
    İlgili madde: m.153
  8. 14. Hukuk Dairesi, 2020/210 E., 2020/542 K., 17.01.2020
    İlgili madde: m.153
  9. 12. Hukuk Dairesi, 2019/4058 E., 2019/6495 K., 16.04.2019
    İlgili madde: m.153
  10. İkinci Bölüm, 2018/13952 E., 07.10.2021
    İlgili madde: m.153
Diğer 1 karar
  1. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2026/479 E., 2026/533 K., 15.04.2026
    İlgili madde: m.151

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 02.07.2012 (m.150/E).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 4. Rehnin Paraya Çevrilmesi Yolu bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış