Aile hukuku › Evlilik hukuku › Evliliğin genel hükümleri

Eşlerin hukukî işlemleri ve birliğin korunması

TMK m.193–201Medeni Hukuk

Kısaca

TMK m.193, evlilik birliğinde eşlerin hukuki işlem ehliyetinin genel ilkesini koyar: kanunda aksine hüküm yoksa her eş, diğer eş ile ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabilir. TMK m.194, aile konutunun korunması için eşlerden birinin, diğer eşin açık rızası olmadan aile konutuna ilişkin kira sözleşmesini feshetmesini, aile konutunu devretmesini veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlamasını yasaklar.

Kapsam

Bu konu, Türk Medeni Kanunu m.193–201 hükümlerini kapsar.

TMK m.193 — Genel olarak

Madde, evlilik birliğinde eşlerin hukuki işlem ehliyetinin genel ilkesini koyar: kanunda aksine hüküm yoksa her eş, diğer eş ile ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabilir. Kuralın kapsamı eşlerin sözleşme ve tek taraflı işlemleri bakımından geneldir. Madde evlilik birliğinin temsili, aile konutu üzerindeki sınırlamalar, mal rejimine ilişkin tasarruf kısıtları ve kefalet ehliyeti hakkında ayrıntı içermez; bu konular ilgili kanun maddelerinde düzenlenir. Evlilik birliğinin temsil yetkisi (m.188), temsil yetkisinin sorumluluğu (m.189), yetkinin kaldırılması veya sınırlanması (m.190) ve aile konutu sınırlamaları (m.194) ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Ehliyetin sınırlandığı hallerin tamamı bu maddeye değil, kendi maddelerine tabidir.

Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?

Hukuki işlem ehliyeti (fiil ehliyeti)
Kişinin kendi hukuki işlemleriyle hak edinebilmesi ve borç altına girebilmesi yeteneğidir. Madde, evlilik sebebiyle eşlerin bu ehliyetinin birbirinden farklı olmayacağını, yani evli olmanın tek başına ehliyet kısıtı doğurmayacağını ifade eder.
Kanunda aksine hüküm
Kanunun, eşlerden birinin belirli işlemleri yapmasını sınırlayan ya da bu işlemler için diğer eşin rızasını, onayını veya hâkim izni şartını koyan özel hükümleridir. Bu hükümler genel ilkenin istisnası olarak uygulanır ve kapsamı dar yorumlanır.
Her türlü hukuki işlem
Borçlandırıcı, tasarruf edici ve tek taraflı işlemler dahil, eşlerin birbirleriyle veya üçüncü kişilerle yapabileceği bütün hukuki işlemlerdir. Kapsamın sınırı, yalnızca kanunun açıkça getirdiği istisnalardır.

Genel olarak: hangi şartlar aranır?

  • Eşlerden birinin yaptığı işlemin hukuki işlem niteliği taşıması gerekir.
  • İşlemin taraflarından en az birinin evli bir eş olması gerekir; karşı taraf diğer eş veya üçüncü kişi olabilir.
  • İşlemin, kanunun eşlerden birine belirli bir işlemde rıza, onay veya hâkim yetkilendirmesi şartı koyduğu özel bir hüküm kapsamına girmemesi gerekir.
  • Kanunda aksine bir hüküm varsa, o hükmün aradığı şartların (rıza, onay, hâkim izni, şekil veya kullanım sınırı) ayrıca gerçekleşmesi gerekir.

Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?

  • Kanunda aksine hüküm yoksa, eşlerden biri diğer eş ile veya üçüncü kişiyle yaptığı işlem nedeniyle ehliyet yokluğu ileri sürülemez.
  • Eşlerin birbirleriyle yaptığı borçlandırıcı işlemler geçerlidir ve evlilik sebebiyle bu işlemler için ayrı bir onay aranmaz.
  • Kanunun belirli bir işlem için rıza veya hâkim izni koştuğu hallerde, bu şart gerçekleşmeden yapılan işlemin geçerliliği ilgili özel hükme bağlıdır.
  • Aile konutu, paylı mal veya kefalet gibi özel düzenlemelere giren işlemlerde bu madde tek başına geçerlilik kazandırmaz; ilgili kanun maddesinin şartları aranır.
  • Madde emredici bir sınırlama getirmez; kanunun aksine hükmü bulunduğunda o hüküm uygulanır.

Genel kural ile özel kanun hükmü arasındaki fark nedir?

Madde 193 uyarınca eşin, başka bir hüküm bulunmadığı sürece, diğer eş ve üçüncü kişilerle her türlü işlemi yapabilmesi genel kuraldır.

Kanunun belirli bir işlem türü için ayrıca koyduğu rıza, onay veya hâkim izni şartı özel düzenlemedir ve genel kuralın yerine geçer.

Özel hüküm varsa işlemin geçerliliği o hükmün şartlarına bağlanır; özel hüküm yoksa işlem genel kurala göre serbesttir.

Borçlandırıcı işlem ile tasarruf işlemi arasındaki fark nedir?

Eşin üçüncü kişiyle borç altına girdiği borçlandırıcı işlemler, madde kapsamında kural olarak serbesttir.

Eşin mülkiyet veya başka bir aynî hakkı devrettiği ya da sınırladığı tasarruf işlemleri, kanunun ayrı sınırlamalarına tabi olabilir.

Borçlandırıcı işlem kural olarak geçerlidir; tasarruf işlemi ise ilgili özel hükmün aradığı koşullar gerçekleşmeden geçerli olmayabilir.

Evlilik birliği içi işlem ile üçüncü kişiyle işlem arasındaki fark nedir?

Eşlerin birbirleriyle yaptıkları işlemlerde madde, aralarında ehliyet farkı bulunmadığını kabul eder.

Eşin üçüncü kişiyle yaptığı işlemde, evlilik birliğinin temsili ve sorumluluğu ayrı hükümlere tabidir.

Eşler arası işlemde ehliyet sorunu doğmaz; üçüncü kişiyle işlemde ise temsil ve sorumluluk kuralları (m.188-189) devreye girer.

Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Evlilik birliğinin varlığını tek başına ehliyet kısıtı saymak; madde evlilik sebebiyle genel bir ehliyet sınırı koymaz.
  • Kanunda aksine hükmün bulunduğu işlemde m.193'ün genel serbestliğine dayanmak; özel hükmün şartları ayrıca aranmalıdır.
  • Aile konutu veya paylı mal gibi özel düzenlemeleri m.193 kapsamında değerlendirmek; bu işlemler kendi maddelerinin koşullarına tabidir.
  • Eşlerin birbirleriyle yaptığı işlemde üçüncü kişilere ilişkin temsil ve sorumluluk kurallarını uygulamak; bu durum m.188-189 kapsamına girer, m.193'ün konusu değildir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, m.193'ün eşlere genel fiil ehliyeti tanıyan kural olduğunu ve bu ehliyet yönünden kocaya eş bir konum sağladığını kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/707 E., 2025/240 K., 16.04.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2023/159 E., 2024/38 K., 31.01.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2021/578 E., 2022/601 K., 26.04.2022)
  • Kanunda aksine hükmün varlığı halinde, o hükmün ayrıca sınırlandırdığı işlemler bakımından genel serbestlik uygulanmaz; özel düzenleme dar yorumlanır. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/761 E., 2023/379 K., 26.04.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2014/1420 E., 2016/210 K., 02.03.2016)
  • Madde metni ile yapılan işlemin türünün ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, kanunda aksine hüküm bulunan işlemlerde m.193'ün doğrudan uygulanamayacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/53 E., 2016/211 K., 02.03.2016)

Nasıl ispat edilir?

  • Eşin hukuki işlemin geçerliliğini ileri süren taraf, işlemin yapıldığını ve taraf sıfatını ispatlar; işlemin kanunda aksine hükme dayanarak geçersiz olduğunu iddia eden taraf, o hükmün koşullarının gerçekleşmediğini ortaya koymakla yükümlüdür.
  • Eşlerin işlem yetkisini gösteren belge, sözleşme metni veya tanık beyanı gibi delillerle işlemin yapıldığı kanıtlanır.
  • Aile konutu, paylı mal veya kefalet gibi özel bir hükme dayanan itirazda, diğer eşin rızasının veya onayının bulunmadığını iddia eden taraf bu eksikliği ispatlamakla yükümlüdür.
  • Diğer eşin rızasının verildiğini savunan taraf, rızanın yazılı veya sözlü olarak verildiğini delille gösterir; rıza için yazılı şekil zorunluluğu bu madde kapsamında aranmaz.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.188: Ailenin sürekli ihtiyaçları ve diğer ihtiyaçları bakımından evlilik birliğinin temsil yetkisini düzenler; üçüncü kişilerle işlemlerde m.193'ün genel serbestliğinin nasıl sınırlandığını gösterir.
  • 4721 sayılı Kanun m.189: Temsil yetkisinin kullanıldığı hallerde ve aşıldığında eşlerin sorumluluğunu düzenler; m.193 uyarınca yapılan işlemlerin üçüncü kişiye karşı doğurduğu sonuçları belirler.
  • 4721 sayılı Kanun m.194: Aile konutu ile ilgili işlemlerde diğer eşin açık rızasını aradığı için m.193'ün genel serbestliğine istisna oluşturur.
  • 4721 sayılı Kanun m.199: Ekonomik varlığın korunması amacıyla hâkimin ortak konut dışındaki bazı malvarlığı işlemlerini diğer eşin onayına bağlayabilmesi, m.193 kapsamında bir sınırlama getirir.
  • 4721 sayılı Kanun m.223: Paylı mülkiyette eşlerin diğer eşin rızası olmadan payları üzerinde tasarrufta bulunamaması, m.193'ün kapsamını daraltan özel bir hükümdür.

TMK m.194 — Aile konutu

TMK m.194, aile konutunun korunması için eşlerden birinin, diğer eşin açık rızası olmadan aile konutuna ilişkin kira sözleşmesini feshetmesini, aile konutunu devretmesini veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlamasını yasaklar. Rızanın verilmemesi halinde hâkimin müdahalesinin istenmesini, aile konutu şerhinin tapu kütüğüne verilmesini ve kiracı olmayan eşin kiralayana bildirimle sözleşmenin tarafı olmasını düzenler. Maddenin uygulandığı kişi, evlilik birliği içindeki eşlerdir; aile konutu niteliği ise fiilî ortak yaşamın merkezi olma niteliğine bağlıdır. Aile konutunun tanımını, evlilik birliğinin sona ermesi halindeki paylaşım ve tahliye sonuçlarını ve aile konutuna ilişkin kira sözleşmesinin kiraya veren yönünden doğurduğu sonuçları düzenlemez; bu konular ayrı maddelerde ya da sözleşme hukukunda yer alır. Mülkiyet devrine yönelik borç sözleşmelerinin (satım, bağış gibi) rızaya bağlı olup olmadığı konusu da ayrıca değerlendirilmelidir.

Aile konutu: hangi kavramlar bilinmeli?

Açık rıza
Diğer eşin, işlemi yapan eşin aile konutu üzerindeki tasarrufuna önceden veya sonradan verdiği, açıkça ifade edilmiş onaydır. Soyut ve genel bir önceden verilmiş izin yeterli değildir; rıza icazet biçiminde sonradan da verilebilir. Yazılı şekil aranmaz.
Hâkimin müdahalesi
Rızayı sağlayamayan veya haklı sebep olmadan rıza verilmeyen eşin, rızanın yerine geçecek karar için hâkime başvurmasıdır.
Aile konutu şerhi
Aile konutu olarak özgülenen taşınmazın tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesidir. Malik olmayan eşin istemi üzerine tapu müdürlüğünce yapılır.
Müteselsil sorumluluk
Kiracı olmayan eşin kiralayana bildirimle sözleşmenin tarafı olması halinde, bildirimde bulunan eşle diğer kiracı eşin kiralayana karşı birlikte ve her biri tüm borçtan sorumlu olmasıdır.

Aile konutu: hangi şartlar aranır?

  • Taşınmazın aile konutu niteliğini taşıması gerekir; eşlerin evlilik birliği içinde ortak yaşamlarını sürdürdükleri, sürekli kullandıkları bir konut bulunmalı, yazlık veya ikinci nitelikli konutlar bu kapsama girmemelidir.
  • Konut üzerinde kullanıma dayanak olan geçerli bir ayni veya şahsi hak bulunmalıdır.
  • İşlem aile konutu ile ilgili kira sözleşmesinin feshi, aile konutunun devri veya aile konutu üzerindeki hakların sınırlanması niteliğinde olmalıdır.
  • İşlemi yapacak eşin, diğer eşin açık rızasını alması gerekir; rıza sonradan icazet olarak da verilebilir.
  • Rıza alınamadığında ya da haklı sebep olmadan verilmediğinde, rızası istenen eşin hâkimin müdahalesini istemesi gerekir.
  • Kiracı olmayan eşin kiralayana bildirimde bulunarak sözleşmenin tarafı olması için kiralayana yapılmış bir bildirim gerekir.

Aile konutu: hangi sonuçları doğurur?

  • Diğer eşin açık rızası olmadan aile konutu ile ilgili kira sözleşmesi feshedilemez; yapılan fesih, rıza olmadığı için hukuken geçersiz kalır.
  • Diğer eşin açık rızası olmadan aile konutu devredilemez; devrin ifasına yönelik tasarruf işlemi geçersiz olur.
  • Diğer eşin açık rızası olmadan aile konutu üzerindeki haklar sınırlandırılamaz; sınırlayıcı tasarruf işlemi geçersiz olur.
  • Rıza sağlanamaz ya da haklı sebep olmadan verilmezse rızası istenen eş hâkimin müdahalesini isteyebilir.
  • Malik olmayan eş, aile konutu olarak özgülenen taşınmaz için tapu müdürlüğünden konutla ilgili şerhin verilmesini isteyebilir.
  • Kira ile sağlanan aile konutunda kiracı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı olur ve bildirimde bulunan eş diğer eşle müteselsilen sorumlu olur.
  • Maddede öngörülen rıza, bu hükmün emredici niteliği nedeniyle sözleşmeyle daraltılamaz; aksi kayıt geçersiz sayılır.
  • Aile konutu niteliği evliliğin sona ermesiyle (boşanma, butlan, ölüm) kalkar; bu anda rıza aranmaksızın yapılan işlemlerin geçerliliği ayrı değerlendirilir.

Malik eş ile malik olmayan eş arasındaki fark nedir?

Malik olan eş, aile konutu olarak özgülenen taşınmazın tapu maliki olarak tasarruf işlemlerinde bulunur.

Malik olmayan eş, tapu kütüğüne aile konutu şerhi verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir.

Şerh istemi yalnız malik olmayan eşe tanınmış bir haktır; malik eşin bu yönde bir yükümlülüğü maddede yer almaz.

Kiracı eş ile kiracı olmayan eş arasındaki fark nedir?

Aile konutu ile ilgili kira sözleşmesinin tarafı olan eş, kira sözleşmesini fesih yetkisine sahiptir ancak rıza ile sınırlıdır.

Sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana bildirimde bulunarak sözleşmenin tarafı hâline gelebilir.

Bildirim yapan eş diğer eşle birlikte kiralayana karşı müteselsilen sorumlu olur.

Aile konutu: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Aile konutu tanımını yalnız mülkiyet veya tapu kaydına bağlamak; oysa aile konutu niteliği fiilî kullanıma ve ortak yaşamın merkezi olmaya dayanır.
  • Önceden verilmiş genel izni yeterli saymak; rıza açık ve somut olmalıdır.
  • Malik olmayan eşin şerh istemini tapu müdürlüğü yerine doğrudan hâkimden istemek; m.194/III tapu müdürlüğüne yapılan başvuruya işaret eder.
  • Yazlık veya ikinci konutu aile konutu saymak; eşlerin düzenli olarak birlikte yaşamadığı konutlar bu kapsamda değerlendirilmez.
  • Kiracı olmayan eşin bildirimini kiralayana yapmadan sözleşmenin tarafı olduğunu varsaymak; taraf olma yalnız kiralayana yapılan bildirimle gerçekleşir.
  • Evliliğin sona ermesinden sonra da korumanın aynen devam ettiğini kabul etmek; aile konutu niteliği evliliğin sona ermesiyle kalkar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Aile konutu, eşlerin evlilik birliğinin devamında fiilen yaşadıkları ve yaşamlarının merkezi haline getirdikleri konut olarak kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/761 E., 2023/379 K., 26.04.2023)
  • Aile konutu şerhinin açıklayıcı nitelikte olduğu ve şerh bulunmasa da korumanın doğduğu kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2016/10454 E., 12.12.2019)
  • Aile konutu üzerine ipotek konulmasına eşin açık rızası olmadan rıza alınmamış olması, işlemin geçersizliği sonucunu doğurur. (Genel Kurul, 2014/17751 E., 13.10.2016)
  • Rızanın yokluğu nedeniyle geçersiz olan ipoteğin kaldırılması istemiyle açılan davalarda malik olmayan eşin aktif husumet ehliyeti ve dava yararı değerlendirilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/159 E., 2024/38 K., 31.01.2024)
  • İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan cebri icra satışında, aile konutu korumasının iyi niyetli üçüncü kişiyi bağlayıp bağlamayacağı tartışılmakta ve tapu sicilindeki tescile dayanılarak 1023. madde ile birlikte değerlendirilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2012/1567 E., 2013/579 K., 24.04.2013)
  • Aile konutu niteliği evliliğin sona ermesiyle kalktığından, sonradan yapılan işlemler bakımından koruma değerlendirmesinin kendiliğinden devam etmediği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2006/591 E., 2006/624 K., 04.10.2006)

Nasıl ispat edilir?

  • Aile konutu korumasından yararlanmak isteyen eş, taşınmazın aile konutu niteliğini ve kendisinin bu konutu fiilen kullandığını ispatlamakla yükümlüdür; bu, nüfus kaydı, ikamet belgesi ve tanık beyanı ile gösterilebilir.
  • Asıl talebi ileri süren eş, diğer eşin açık rızasının alınmadığını ispat yükü altındadır; rızanın varlığını ileri süren eş ise rızanın açık olduğunu ispat etmelidir.
  • Rızanın sonradan icazet olarak verildiğini ileri süren taraf, bu iradeyi ispatlamak zorundadır; rıza şekle tabi olmadığından yazılı belge aranmaz ama açıklığı ispat edilmelidir.
  • Haklı sebep olmadan rızanın verilmediği iddiasında, rızası istenen eş haklı sebebi ispat etmekle yükümlüdür; hâkim bu hususu delillere göre değerlendirir.
  • Tapu kütüğüne iyi niyetle dayanan üçüncü kişinin iyi niyetini karşı taraf iddia ederse, iyi niyetin aksini ispat yükü ona geçer; bu bakımdan tapu kaydı ile birlikte ipotek ve değerleme belgeleri delil olarak değerlendirilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.193: Eşlerin hukuki işlem özgürlüğünü düzenler; m.194 bu özgürlüğü aile konutu bakımından sınırlar.
  • 4721 sayılı Kanun m.1023: Tapu kütüğüne iyi niyetle dayanarak kazanan üçüncü kişinin korunmasını düzenler; aile konutu şerhi bulunmayan işlemlerde iyi niyet değerlendirmesinde birlikte gözetilir.
  • 4721 sayılı Kanun m.240: Aile konutu ve ev eşyasına ilişkin hükümlerin devamında yer alır; m.194 ile birlikte değerlendirilir.
  • 4721 sayılı Kanun m.254: Aile konutu ile ilgili hükümlerle birlikte anılır; m.194 ile birlikte aile konutunun korunmasını tamamlar.
  • 4721 sayılı Kanun m.279: Aile konutu ile ilgili hükümler çerçevesinde m.194 ile birlikte değerlendirilir.
  • 4721 sayılı Kanun m.652: Aile konutu ile ilgili hükümlerle birlikte anılır; m.194 ile birlikte değerlendirilir.
  • 6098 sayılı Kanun m.349: Aile konutu olarak kullanılmak üzere kiralanan taşınmazlarda kiracı eşin fesih, rıza ve bildirim hükümlerini düzenler; m.194'ün kira ile ilgili kuralının karşılığıdır.

TMK m.195 — Genel olarak

TMK m.195, evlilik birliğinin korunmasına ilişkin ilk müdahale hükmünü düzenler: eşlerin birlikte yükümlülüklerini yerine getirmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşmesi halinde hâkimin müdahalesinin istenmesini, hâkimin eşleri uyarmasını, uzlaştırmaya çalışmasını ve eşlerin rızasıyla uzman yardımı istemesini, ayrıca eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri almasını kapsar. Hüküm evlilik birliğinde eşlerin tamamı bakımından, evlilik birliği sürerken uygulanır. Madde, ayrı yaşama halinde alınacak parasal katkı, konut ve mal yönetimi tedbirlerini, nafakayı, mal rejimi değişikliğini ve tasarruf sınırlamasını düzenlemez; bunlar m.196 (parasal katkı), m.197 (ayrı yaşama tedbirleri), m.198 (konut ve ev eşyası), m.199 (tasarruf yetkisinin sınırlanması) ve m.201 (yetkili mahkeme) hükümlerindedir. Boşanma ve ayrılık davalarında geçici tedbirler ise TMK m.169 kapsamındadır.

Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?

Hâkimin müdahalesi
Eşlerin evlilik birliğindeki sorunlarını çözmek için aile mahkemesi hâkiminden istediği koruyucu ve arabulucu işlem bütünüdür. Hâkim burada hüküm vermekten çok uyarı, uzlaştırma ve uzman yardımı yoluyla hareket eder.
Ciddi yükümlülük ihlali
Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin önemsiz olmayan, ciddi biçimde yerine getirilmemesidir. Ortak yaşamı kurma yükümü ile birlik giderlerine katılma yükümü örnek olarak sayılır. İhlalin kusurlu olup olmadığı ya da sürekli olup olmadığı koruyucu tedbirler bakımından önem taşımaz.
Evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlık
Eşlerin evlilik birliğinin hayati menfaatlerini ilgilendiren bir konuda görüş ayrılığına düşmesidir. Kişisel çekişmeler ve sıradan tüketim tercihleri bu kapsamda değerlendirilmez; çocuğun adı ya da okulu gibi konular kapsamdadır.
Uzlaştırma
Hâkimin eşleri anlaşmaya yöneltmek için hem kendisinin hem eşlerin katıldığı girişimidir. Hâkim eşleri uzlaşmaya zorlayamaz.
İhtar
Hâkimin eşleri yükümlülükleri konusunda uyarması ve yükümlülüğe aykırılığın evlilik birliğini ihlal ettiğini bildirmesidir. Uzlaştırma ile birlikte m.195/2 kapsamındaki ilk iki araçtan biridir.
Uzman kişi yardımı
Hâkimin, eşlerin ortak rızası bulunduğunda başvurabileceği uzmanlardan alınan destektir. Rıza yoksa hâkim bu yola başvuramaz.

Genel olarak: hangi şartlar aranır?

  • Eşlerden birinin ya da her ikisinin hâkimin müdahalesini talep etmesi gerekir; hâkim bu hükmü re'sen uygulamaz.
  • Evlilik birliğinden doğan bir yükümlülüğün yerine getirilmemiş olması ya da evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlık bulunması gerekir.
  • Yükümlülük ihlalinin önemsiz bir kısmın ötesinde ciddi nitelikte olması gerekir.
  • Uyuşmazlığın kişisel çekişme düzeyini aşan, evlilik birliğinin hayati menfaatlerine ilişkin bir konuda bulunması gerekir.
  • Hâkim eşleri yükümlülükleri konusunda uyarmalı ve uzlaştırmaya çalışmalıdır.
  • Uzman kişi yardımı istenecekse eşlerin ortak rızası bulunmalıdır.
  • Kanunda öngörülen önlemlerin alınması için eşlerden birinin istemi bulunmalı ve bu önlemler gerektiği takdirde uygulanmalıdır.

Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?

  • Şartlar gerçekleştiğinde hâkim eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır ve onları uzlaştırmaya çalışır.
  • Eşlerin ortak rızası varsa hâkim uzman kişilerin yardımını isteyebilir; rıza yoksa bu yola başvurulamaz.
  • Eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, gerektiği takdirde kanunda öngörülen önlemleri alır.
  • Uzlaştırma ve ihtar sonuç vermezse ya da yararsız olacağı önceden görülürse eş talebiyle diğer daha ağır tedbirlere başvurulabilir.
  • Hâkim uzlaştırma ve ihtar dışında eşlerin yerine onları bağlayan bir ifa hükmü veremez; örneğin çocuğun adını kendisi koyamaz.
  • Yükümlülük ihlali ya da önemli uyuşmazlık yoksa m.195 kapsamında hâkimin müdahalesi istenemez; örneğin abone olunacak dergi ya da satın alınacak eşya modeli bu kapsamda değerlendirilmez.
  • Boşanma veya ayrılık davası açılmış olması halinde m.195 kapsamındaki uzlaştırma yerine m.169 geçici tedbirleri gündeme gelir.

Yükümlülük ihlali ile önemli konuda uyuşmazlık arasındaki fark nedir?

Birinci hal, evlilik birliğinden doğan bir yükümlülüğün yerine getirilmemesidir; ortak yaşamı kurma ve birlik giderlerine katılma yükümlülüğü buna örnektir.

İkinci hal, yükümlülük ihlali olmaksızın evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda görüş ayrılığıdır; çocuğun adı ya da okulu seçimi örnek verilebilir.

İki halden biri yeterlidir. Uyuşmazlık halinde yükümlülük ihlali aranmaz, ancak uyuşmazlığın önemli olması gerekir.

Ciddi ihlal ile önemsiz ihlal arasındaki fark nedir?

Ciddi ihlal, yükümlülüğün önemsiz olmayan biçimde yerine getirilmemesidir.

Önemsiz ihlal, evlilik birliğinin dengesini etkilemeyen küçük aksaklıklardır.

Yalnız ciddi ihlal m.195 müdahalesini doğurur; önemsiz ihlaller bu hüküm kapsamında değerlendirilmez.

Kusurlu ihlal ile kusursuz ihlal arasındaki fark nedir?

Kusurlu ihlal, yükümlüğün eşin kusuruyla yerine getirilmemesidir.

Kusursuz ihlal, eşin kusuru olmadan yükümlülüğün yerine getirilememesidir.

Kusur, koruyucu tedbirlerin uygulanması bakımından önem taşımaz; m.195 müdahalesi kusur şartına bağlı değildir.

Uzlaştırma ve ihtar ile ağır tedbirler arasındaki fark nedir?

Uzlaştırma ve ihtar, m.195 kapsamındaki yumuşak araçlardır ve hâkim bunları eşlerin ortak rızası aranmadan uygular.

Ağır tedbirler, uzlaştırma ve ihtarın yararsız kalması ya da önceden yararsız olacağının anlaşılması halinde, eş talebiyle başvurulan diğer önlemlerdir.

Ağır tedbirlere ancak yumuşak araçlar yetersiz kaldığında geçilir; hâkim eşlerin yerine bağlayıcı bir ifa hükmü veremez.

Uzman yardımı ile hâkimin kendi kararı arasındaki fark nedir?

Uzman yardımı, eşlerin ortak rızası varsa başvurulabilen bir yoldur.

Hâkimin kendi kararı, eşlerin rızası olmadan verdiği ihtar ve uzlaştırma girişimidir.

Rıza yoksa uzman yardımı yoluna gidilemez; hâkim yalnızca ihtar ve uzlaştırma ile sınırlıdır.

m.195 önlemleri ile m.197 ayrı yaşama tedbirleri arasındaki fark nedir?

m.195, evlilik birliği sürerken uyarı, uzlaştırma ve uzman yardımı ile sınırlı ilk müdahaledir.

m.197, birlikte yaşamaya ara verilmesi ve ayrı yaşama tedbirlerini düzenler.

Eşlerin ayrı yaşaması halinde m.195 yerine m.197 ve ilgili tedbirler uygulanır.

Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Uyuşmazlığın önemli bir konuda olup olmadığını değerlendirmeden, her görüş ayrılığını m.195 kapsamında saymak.
  • Yükümlülük ihlalinin kusurlu olmasını aramak; kusur koruyucu tedbirler bakımından önem taşımaz.
  • Eşlerin ortak rızası yokken uzman yardımı istemek.
  • Hâkimin uzlaştırma ve ihtar dışında eşlerin yerine bağlayıcı bir ifa hükmü verebileceğini düşünmek.
  • Boşanma veya ayrılık davası açıldıktan sonra m.195 uzlaştırmasını uygulamaya devam etmek; bu aşamada m.169 geçici tedbirleri esas alınır.
  • Kişisel çekişmeleri ya da sıradan tüketim tercihlerini m.195 kapsamında önemli uyuşmazlık saymak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Çocuğun adının konulması ve okul seçimi gibi eşlerin ortak çocuk konusunda farklı düşünmesi, m.195 kapsamında önemli uyuşmazlık sayılmaktadır. (2. Hukuk Dairesi, 2022/11194 E., 2023/43 K., 09.01.2023; 2. Hukuk Dairesi, 2023/4830 E., 2023/3247 K., 15.06.2023)
  • Hâkimin m.195 çerçevesinde uygulayabileceği araçlar uyarı, uzlaştırma ve uzman yardımı ile sınırlıdır; hâkim eşlerin yerine karar veren bir ifa hükmü kuramaz. (Hukuk Genel Kurulu, 2011/635 E., 2011/688 K., 23.11.2011)
  • Çocuğun rızası dışında kuruma kaydedilmesi gibi ortak çocukla ilgili uyuşmazlıklarda m.195 ile birlikte m.190 ve m.346 hükümlerine dayanılması kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/132 E., 2023/100 K., 22.02.2023; 2. Hukuk Dairesi, 2023/4830 E., 2023/3247 K., 15.06.2023)
  • Uzlaştırma ve ihtar yetersiz kalırsa eş talebi üzerine m.197 ve diğer koruyucu tedbirlere geçilmesi kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/264 E., 2024/7156 K., 10.10.2024; 2. Hukuk Dairesi, 2023/5588 E., 2024/4016 K., 30.05.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Müdahaleyi talep eden eş, evlilik birliğinden doğan bir yükümlülüğün ciddi biçimde yerine getirilmediğini ya da önemli bir konuda uyuşmazlık bulunduğunu ispatla yükümlüdür.
  • Yükümlülük ihlalinin ciddiliği, yazılı belgeler, tanık beyanları ve eşlerin evlilik birliği içindeki davranışlarıyla ispat edilir.
  • Uyuşmazlığın önemli bir konuda olduğu iddiası, konunun evlilik birliğinin hayati menfaatleriyle ilgisini gösteren delillerle ortaya konur.
  • Karşı eş, konunun önemsiz olduğunu ya da kendi yükümlülüğünü yerine getirdiğini ileri sürerse bu savunmayı ispat etmekle yükümlüdür.
  • Uzman yardımına başvurulacaksa eşlerin ortak rızasının bulunduğu, rızanın var olduğu tutanak ya da beyanla belgelenmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.185: Evlilik birliğinin mutluluğunu birlikte sağlama, birlikte yaşama, sadakat ve yardımlaşma yükümlerini düzenler; m.195'teki yükümlülük ihlalinin içeriğini belirleyen temel normdur.
  • 4721 m.196: Ailenin geçimi için parasal katkının belirlenmesini düzenler; m.195 uyarısının ardından eşlerden birinin başvurabileceği tedbirlerden biridir.
  • 4721 m.197: Birlikte yaşamaya ara verilmesi ve ayrı yaşama tedbirlerini düzenler; ortak yaşamın olanaksızlaşması halinde m.195'in yerini alan ağır önlemlerdir.
  • 4721 m.199: Evlilik birliğini koruyucu önlem olarak eşin belirli malvarlığı değeri üzerindeki tasarruf yetkisinin sınırlanmasını düzenler; m.195'ten sonra başvurulan daha ağır tedbirlerden biridir.
  • 4721 m.201: Evlilik birliğinin korunmasına yönelik önlemlerde yetkili mahkemeyi belirler.
  • 4721 m.169: Boşanma veya ayrılık davası açıldığında yerine geçici tedbirleri düzenler.
  • 4787 sayılı Kanun: Aile mahkemelerinin görev ve yargılama usullerini düzenler; m.195 kapsamındaki başvurular bu mahkemelerde görülür.

TMK m.196 — Eşler birlikte yaşarken

TMK m.196, evlilik birliği devam ederken eşlerden birinin istemi üzerine, ailenin geçimi için her eşin yapacağı parasal katkının hâkim tarafından belirlenmesini düzenler. Katkı miktarının belirlenmesinde ev işlerini görme, çocuklara bakma ve diğer eşin işinde karşılıksız çalışma gibi emek katkılarının dikkate alınacağını ve katkının geçmiş bir yıl ile gelecek yıllar için istenebileceğini hükme bağlar. Kanun hükmü evlilik birliği içinde yaşayan eşler bakımından uygulanır. Maddede ayrı yaşama sırasında birlik giderlerine katkıya ilişkin tedbir yer almaz; bu, ortak yaşamaya ara verilmesi hâlinde MK 197 kapsamındadır. Birlik giderlerine katılma yükümlülüğünün kapsamı ve ölçütleri MK 186 ile düzenlenmiştir. Boşanma sırasında ya da boşanmanın mali sonuçları olarak verilen nafaka (MK 175 ve TMK nafaka hükümleri) bu maddenin konusu değildir. Zamanaşımı ve alacağın takibine ilişkin genel kurallar bu maddede yer almaz.

Eşler birlikte yaşarken: hangi kavramlar bilinmeli?

Parasal katkı
Eşlerin ailenin geçimi için hâkimin belirlediği ölçüde ödeyeceği para tutarıdır. Katkının miktarı, eşlerin ödeme gücüne ve emek katkısına göre hâkim tarafından takdir edilir.
Emek katkısı
Eşin ev işlerini görmesi, çocuklara bakması ya da diğer eşin işinde karşılıksız çalışması gibi para dışı katkılardır. Bunlar kanunda katkı miktarının belirlenmesinde dikkate alınacak unsurlar olarak sayılmıştır; başlı başına parasal bir edim olarak düzenlenmemiştir.
Geçmiş bir yıl ve gelecek yıllar için istenebilirlik
Katkı talebinin, talep tarihinden geriye doğru bir yıllık dönemi ve ileriye dönük yılları kapsayabilmesini ifade eder. Kanun bu dönemleri sınır olarak belirlemiş, daha eski dönemler için talep olanağı tanımamıştır.

Eşler birlikte yaşarken: hangi şartlar aranır?

  • Evlilik birliğinin devam etmesi gerekir; boşanma veya fiilî ayrılık nedeniyle birlik sona ermişse bu madde değil başka hükümler uygulanır.
  • Eşlerden birinin hâkime açık bir istemde bulunması gerekir; hâkim bu maddeyi re'sen uygulayamaz.
  • Hâkim, ailenin geçimi için her eşin yapacağı parasal katkıyı belirler; katkı miktarı eşlerin güçleri ve emek katkıları birlikte gözetilerek takdir edilir.
  • Ev işlerinin görülmesi, çocuklara bakılması ve diğer eşin işinde karşılıksız çalışılması katkı miktarının belirlenmesinde dikkate alınmak zorundadır.
  • Katkı talebi geçmiş bir yıl için ve gelecek yıllar için yapılabilir; bu sürelerin ötesine geçen bir geçmiş dönem için hüküm kurulamaz.

Eşler birlikte yaşarken: hangi sonuçları doğurur?

  • Hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine her eşin ailenin geçimi için yapacağı parasal katkıyı belirler.
  • Ev işlerinin görülmesi, çocuklara bakılması ve diğer eşin işinde karşılıksız çalışılması katkı miktarını azaltıcı ya da artırıcı biçimde dikkate alınır.
  • Katkı geçmiş bir yıl için istenebilir; bu süreyi aşan geçmiş dönemler için bu maddeye dayanarak katkı istenemez.
  • Katkı gelecek yıllar için de istenebilir.
  • Hâkim, istem olmadan bu katkıya karar veremez.
  • Katkı kararı, evlilik birliğinin devamı süresince geçerli olur; birlik sona erdiğinde katkı yükümlülüğü bu maddeye dayanarak devam etmez.

Parasal katkı ile emek katkısı arasındaki fark nedir?

Parasal katkı, eşin ailenin geçimi için para ile yaptığı ödemedir.

Emek katkısı, ev işi, çocuğa bakma ve karşılıksız işte çalışma gibi para dışı katkıdır.

Emek katkısı tek başına parasal bir yükümlülük doğurmaz; ancak parasal katkı miktarının belirlenmesinde ölçüt olarak kullanılır.

Evlilik birliği içinde katkı (m.196) ile ortak yaşamaya ara verilmesinde katkı (m.197) arasındaki fark nedir?

MK 196, eşler ortak hayatı sürdürürken birlik giderlerine katkıyı düzenler.

MK 197, ayrı yaşama haklı sebebe dayandığında hâkimin katkı, konut ve mal yönetimi tedbirlerini düzenler.

Ayrı yaşama fiilen başlamışsa talep MK 197 üzerinden yapılır; ortak hayat sürüyorsa MK 196 uygulanır.

Geçmiş dönem ile gelecek dönem katkı talebi arasındaki fark nedir?

Geçmiş bir yıl için katkı, talep tarihinden geriye dönük bir yıllık dönemi kapsar.

Gelecek yıllar için katkı, ileriye dönük bir dönemi kapsayan talepledir.

Geçmiş dönem için talep bir yılla sınırlıdır; gelecek yıllar için talep ise hâkimin belirleyeceği süre ile yapılabilir.

Eşler birlikte yaşarken: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde metninde yer almayan para dışı katkıyı parasal yükümlülük gibi hesaplamak; emek katkısı yalnızca miktarın belirlenmesinde dikkate alınır.
  • Geçmiş bir yıl sınırını, boşanma davasında hükmedilen nafaka dönemi ile karıştırmak.
  • Ayrı yaşama fiilen başlamış olmasına rağmen MK 196 üzerinden talep kurmak; bu hâlde MK 197 uygulanır.
  • Gelecek yıllar için talebi, hâkimin takdirine bağlı süre sınırı olmadan sınırsız biçimde kabul etmek.
  • Hâkimin istem olmadan re'sen katkıya karar vereceğini varsaymak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Talep edilen katkı, geçmiş dönem için bir yıllık süreyle sınırlandırılarak hesaplanmaktadır. (2. Hukuk Dairesi, 2023/311 E., 2023/1982 K., 26.04.2023)
  • Nafaka niteliğindeki yoksulluk nafakası koşulları, eşin düzenli bir işinin bulunması hâlinde oluşmadığı kabul edilmektedir; bu nedenle m.196 talebi ile yoksulluk nafakası talebi ayrı değerlendirilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/4067 E., 2023/3000 K., 07.06.2023)
  • Bankalardaki hesapların ve gelirlerin kısıtlanmasına yönelik talepler m.196 kapsamındaki katkı talebiyle birlikte ileri sürülebilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/772 E., 2023/2054 K., 02.05.2023)
  • Eşlerin gelir durumu ve evlilik birliğinin devamını isteyip istemediği, katkı taleplerinin değerlendirilmesinde dikkate alınmaktadır. (2. Hukuk Dairesi, 2023/4748 E., 2024/1464 K., 04.03.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Parasal katkı talebini ileri süren eş, evlilik birliğinin devam ettiğini ve kendisinin ailenin geçimine katkı ihtiyacı bulunduğunu ispatla yükümlüdür.
  • Eşlerin gelir durumu, banka hesapları ve sosyal güvenlik kayıtları gibi belgeler katkı miktarını ortaya koyan başlıca delillerdir.
  • Ev işlerinin görülmesi ve çocuklara bakılması gibi emek katkıları tanık beyanı ve fiilî durum tespiti ile ispat edilebilir.
  • Karşı eş, kendi katkı gücünün sınırlı olduğunu ya da kendisinin de emek katkısı yaptığını ileri sürerek savunmasını gösterir ve bunu belgeyle destekler.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.186: Eşlerin birlik giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla katılma yükümlülüğünü düzenler; m.196'daki parasal katkının temel ölçütü bu hükümdür.
  • 4721 sayılı Kanun m.197: Ortak yaşamaya ara verilmesi hâlinde hâkimin parasal katkı, konut ve mal yönetimi tedbirlerini düzenler; m.196 ile aynı konuda farklı uygulama alanına sahiptir.
  • 4721 sayılı Kanun m.185: Evlilik birliğinin kuruluşu ve eşlerin birlikte sorumluluklarını düzenler; m.196'nın dayandığı genel çerçeveyi oluşturur.

TMK m.197 — Birlikte yaşamaya ara verilmesi

TMK 197. madde, evlilik birliği devam ederken eşlerin fiilen ayrı yaşamaya başlaması hâlinde ortaya çıkan ve evlilik birliğini koruyucu nitelikteki tedbirleri düzenler. Maddenin birinci fıkrası ayrı yaşama hakkının doğduğu haklı sebepleri (kişiliğin, ekonomik güvenliğin veya ailenin huzurunun ciddi biçimde tehlikeye düşmesi), ikinci fıkrası hâkimin eşlerden birinin istemi üzerine alacağı tedbirleri (parasal katkı, konut ve ev eşyası kullanımı, mal yönetimi), üçüncü fıkrası haklı sebep olmaksızın birlikte yaşamaktan kaçınma ile ortak hayatın olanaksızlaşması hâlini, dördüncü fıkrası ise ergin olmayan çocuklar bakımından re'sen alınacak önlemleri düzenler. Madde, eşlerin ortak yaşama ara vermesinin kendisi için hâkim kararı gerektirip gerektirmediği, ayrılık kararı ya da boşanma gibi sonuçları ve tedbir nafakasının ayrıntılarını düzenlemez; ayrılık kararı m.171 ile, ayrılık sonrası boşanma m.166 ile, boşanma sırasındaki geçici önlemler m.169 ile, mal rejiminin tasfiyesi m.179-180 ile, nafakanın kendisi m.175 ve sonrası ile ilgilidir. Kişi, eşler ve evlilik birliği bakımından uygulanır."

Birlikte yaşamaya ara verilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Ayrı yaşama hakkı
Eşlerden birinin, ortak hayatın kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzurunu ciddi biçimde tehlikeye düşürmesi sürece evlilik birliği içinde ortak konutu terk edebilmesi yetkisidir. Hakkın varlığı için hâkim kararı aranmaz; kanun hâkimden yetkilendirme istemez.
Haklı sebep
Ayrı yaşamanın hukuka uygun sayılmasını sağlayan, ortak hayatın sürdürülmesini beklenemez kılan olgudur. Tehlikenin eşin kusurlu davranışından doğması zorunlu değildir; ancak sebep somut ve ciddi olmalıdır.
Parasal katkı
Eşlerden birinin birlik giderlerine ayrı yaşama dönemi için katılmasını sağlayan yükümlülüktür. Kanun metni yalnızca parasal katkıdan söz eder; ev işi, çocuğa bakım gibi para dışı edimler de katkı miktarının belirlenmesinde dikkate alınır.
Tedbir nafakası
Ayrı yaşama sırasında eşin veya çocukların geçimi için hâkimin takdir ettiği geçici nafaka türüdür. Boşanma, nafaka alacaklısının ölümü, evliliğin iptali veya feshi, çocuklar bakımından on sekiz yaşın doldurulması ve tekrar birlikte yaşamaya başlama ile sona erer.
Birlikte yaşamaktan kaçınma
Eşlerden birinin haklı bir sebep olmaksızın diğerinin ortak hayata katılmasını reddetmesi veya ortak hayatı fiilen sürdürmemesidir. Madde bu hâli, ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hâle gelmesiyle birlikte ayrı bir istem dayanağı olarak düzenler.

Birlikte yaşamaya ara verilmesi: hangi şartlar aranır?

  • Eşlerin evlilik birliği içinde ortak hayatın fiilen sürdürülemediği bir ayrılık durumu bulunmalıdır.
  • Ayrılığa ara verilmesi, kişiliğin, ekonomik güvenliğin veya ailenin huzurunun ciddi biçimde tehlikeye düşmesine dayanmalıdır; bu tehlike üç alternatiften en az birinde somut olarak ortaya konulmalıdır.
  • Tehlikenin diğer eşin kusurlu davranışından doğması şart değildir.
  • Haklı sebebin varlığı, ayrı yaşamanın gerekçesini oluşturan tarafça ispat edilmelidir.
  • Tedbir istemi, eşlerden birinin hâkime yapacağı istemle başlamalıdır; hâkim bu tedbirleri re'sen almaz (ergin olmayan çocuklar hariç).
  • Haklı sebep olmaksızın birlikte yaşamaktan kaçınma veya ortak hayatın başka bir sebeple olanaksızlaşması hâlinde de aynı tedbirler istenebilmelidir.
  • Ergin olmayan çocuk varsa, hâkim ana-baba ile çocuk arasındaki ilişkilere ilişkin gereken önlemleri istem aranmaksızın alır.

Birlikte yaşamaya ara verilmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Haklı sebebe dayanan ayrılıkta hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine parasal katkı, konut ve ev eşyasından yararlanma ile mal yönetimine ilişkin önlemleri alır.
  • Haklı sebep olmaksızın birlikte yaşamaktan kaçınma veya ortak hayatın başka sebeple olanaksızlaşması hâlinde de aynı tedbirler istenebilir.
  • Ergin olmayan çocuk varsa hâkim, ana-baba ile çocuk arasındaki ilişkilere ilişkin gereken önlemleri re'sen alır.
  • Ayrı yaşamanın haklı sebebe dayanmaması hâlinde ikinci fıkradaki tedbir yolu doğrudan açılmaz; bu durumda üçüncü fıkradaki ayrı yol kullanılır.
  • Madde, ayrı yaşamanın kendisi için hâkim onayı gerektirmediğinden, ortak hayatın ara verilmesi hâkim kararına bağlı bir hak doğurmaz.
  • Tedbirler evlilik birliğini koruyucu niteliktedir; boşanma veya ayrılık davası açılırsa aynı konular m.169 ve devamındaki hükümlere göre yeniden değerlendirilir.

Birinci fıkra ile üçüncü fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, ayrı yaşamanın haklı bir sebebe dayanmasını ve bu sebebin kişilik, ekonomik güvenlik veya aile huzuru üzerindeki ciddi tehlikeyi gerektirmesini düzenler.

Üçüncü fıkra, eşlerden birinin haklı sebep olmaksızın birlikte yaşamaktan kaçınması ya da ortak hayatın başka sebeple olanaksızlaşması hâlini düzenler.

Her iki hâlde de ikinci fıkradaki tedbirler istenebilir; ancak birinci fıkrada ayrılığın kendisi haklı sebebe dayanır, üçüncü fıkrada ise ayrılığa yol açan eş haksız durumdadır.

Haklı sebep ile haklı sebep olmaması arasındaki fark nedir?

Ayrı yaşayan eş haklı sebebe dayanıyorsa, hâkim ikinci fıkradaki tedbirleri alır.

Ayrılık haklı sebebe dayanmıyorsa, ayrılan eş bakımından ikinci fıkra yolu değil üçüncü fıkradaki istem yolu söz konusudur.

Haklı sebebin varlığı tedbirlerin hangi fıkra kapsamında alınacağını belirler; haklı sebep yoksa madde metninin birinci fıkrası değil üçüncü fıkrası uygulanır.

Eşlerin istemi ile hâkimin re'sen önlemi arasındaki fark nedir?

Parasal katkı, konut ve ev eşyası ile mal yönetimi tedbirleri eşlerden birinin istemi üzerine alınır.

Ergin olmayan çocuklara ilişkin önlemler eşlerin istemi aranmaksızın hâkim tarafından re'sen alınır.

Çocuklar bakımından talep gerekmez; diğer tedbirler için istem olmadan hâkim karar veremez.

Birlikte yaşamaya ara verilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ayrı yaşamanın hâkim kararına bağlı olduğunu sanmak; madde ayrı yaşama hakkını doğrudan tanır ve yetkilendirme aramaz.
  • Üçüncü fıkradaki haksız ayrılık durumunu birinci fıkradaki haklı sebep ile karıştırmak; her iki hâlde de tedbirler istenebilir ama dayanak fıkra farklıdır.
  • Tehlikenin eşin kusurlu davranışından doğması gerektiğini varsaymak; kanun ve uygulama bunu şart koşmaz.
  • Tedbirleri re'sen almak; ikinci fıkradaki tedbirler için eşlerden birinin istemi gerekir, yalnızca çocuklara ilişkin önlemler re'sendir.
  • Mal yönetimi tedbirini mal rejiminin tasfiyesi ile karıştırmak; m.197 geçici bir yönetim önlemidir, rejim tasfiyesi m.179-180 kapsamındadır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, ayrı yaşamanın haklı sebebinin varlığında haklı sebebi ileri süren eşin ispat yükü altında olduğunu kabul etmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/9415 E., 2024/7671 K., 22.10.2024)
  • Tedbir nafakasının bağımsız bir dava olarak ayrı açılabildiği ve bu davada boşanma davasından bağımsız değerlendirme yapıldığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/848 E., 2023/213 K., 15.03.2023)
  • Uygulamada tedbir nafakası kararında tarafların gelir durumu ile eşin ev işi ve çocuk bakımı gibi para dışı katkıları birlikte dikkate alınmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/382 E., 2024/244 K., 15.05.2024)
  • Ayrı yaşama haklı sebebe dayanıyorsa ayrılan eşin kendi ihtiyacı ile diğer eşin ödeme gücü birlikte değerlendirilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/127 E., 2024/2609 K., 18.04.2024)
  • Ergin olmayan çocuk bulunduğunda hâkimin çocuk bakımından re'sen önlem alması gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2009/131 E., 2009/284 K., 08.12.2009)
  • Ayrılık kararının boşanma davası kapsamında nafaka ve tazminat sonuçlarıyla birlikte değerlendirilmesi kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/215 E., 2024/8116 K., 01.11.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Haklı sebebi ileri süren eş, ortak hayatın kişilik, ekonomik güvenlik veya aile huzuru bakımından tehlikeye düştüğünü ispatlamakla yükümlüdür; ispat tanık, belge ve tarafların beyanı ile yapılır.
  • Haklı sebebin varlığını ayrılan eşin iddia etmesi hâlinde, ayrılık kararını etkileyen olguları karşı taraf ispat etmelidir.
  • Tedbir nafakasına ilişkin talepte, tarafların gelir durumunu gösteren belgeler ile para dışı katkıyı ortaya koyan delillerin sunulması gerekir.
  • Ergin olmayan çocuklar bakımından re'sen önlem alınacağından, hâkim çocuğun durumunu araştırmakla yükümlüdür; bu yükümlülük taraflara ispat yükü yüklemez.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.169: Boşanma veya ayrılık davası sırasında hâkimin re'sen alacağı geçici önlemleri düzenler; m.197 tedbirleri ile örtüşen konularda boşanma yargılamasına geçildiğinde uygulanır.
  • 4721 sayılı Kanun m.171: Ayrılık kararının süresini ve bu sürenin kesinleşmeyle işlemeye başlamasını düzenler; m.197 kapsamındaki ayrı yaşama ile ayrılık kararı farklı kavramlardır.
  • 4721 sayılı Kanun m.166: Ayrı yaşamanın belli bir süre sonunda boşanma sebebine dönüşmesini düzenler; m.197 tedbirleri ile boşanma yolu birbirinden ayrı işler.
  • 4721 sayılı Kanun m.179: Mal rejiminin tasfiyesini düzenler; m.197 ikinci fıkradaki mal yönetimi tedbirleri bu tasfiyeden ayrı ve geçici bir önlemdir.
  • 4721 sayılı Kanun m.175: Nafakanın kapsamını ve ödenme esaslarını düzenler; m.197 kapsamındaki tedbir nafakası bu genel nafaka hükümlerine tabi olarak belirlenir.
  • 4721 sayılı Kanun m.321: Ergin olmayan çocuklar bakımından m.197 fıkra dördünde gönderme yapılan ana-baba ile çocuk ilişkisi hükümlerinin bir kısmıdır.

TMK m.198 — Borçlulara ait önlemler

Türk Medeni Kanunu m.198, eşlerden birinin evlilik birliğinin giderlerine katılma yükümlülüğünü yerine getirmemesi halinde, hâkimin o eşin borçlularına ödemeyi tamamen veya kısmen diğer eşe yapmalarını emredebilmesi tedbirini düzenler. Hükmün konusu, bu tedbirin maddi şartları, hukuki niteliği ve hâkimin emredebileceği ödeme kapsamıdır. Madde, tedbirin kime karşı ve hangi alacaklar bakımından uygulanabileceği bakımından evlilik birliği içindeki eşler arasındaki ilişkiye bağlıdır. Madde, borçluların bu emre uymamasının yaptırımını düzenlemez. Birlik giderlerine katılma yükümlülüğünün kendisi (m.192 ve m.196 hükümleri) ile tedbirin yetkili mahkemesi ve usulü, bu maddede değil, ilgili genel ve usul hükümlerinde yer alır. Aynı hakkın zamanaşımı ve eşler arasındaki katkı paylarının istenmesine ilişkin usul kuralları da bu maddenin kapsamı dışındadır.

Borçlulara ait önlemler: hangi kavramlar bilinmeli?

Birliğin giderleri
Evlilik birliğinin ortak yaşamını sürdürmek için yapılan zorunlu harcamalardır. Eşlerin bu giderlere gücü oranında katılması gerekir.
Borçlular
Yükümlü eşin üçüncü kişilerdeki alacaklarının borçlularıdır. Tedbir, bu kişilere karşı yöneltilir ve onlar ödemeyi diğer eşe yapmak zorunda kalır.
Ödemeyi emretme
Hâkimin, üçüncü kişilere alacaklarını diğer eşe ödemelerini buyurmasıdır. Emir tamamen ya da kısmen olabilir ve yükümlü eşin borcunun karşılığını oluşturur.
Ön şart alacak hakkı
Tedbirin uygulanabilmesi için yükümlü eşin üçüncü kişilerde gerçekten bir alacak hakkının bulunmasıdır. Bu alacak yoksa tedbir uygulanamaz.

Borçlulara ait önlemler: hangi şartlar aranır?

  • Eşlerden birinin evlilik birliğinin giderlerine katılma yükümlülüğünü yerine getirmemiş olması gerekir.
  • Yükümlülüğün ihlalinin ciddi olması gerekir; ihlalin kusurlu olması şart değildir.
  • Yükümlü eşin üçüncü kişilerde, birlik giderlerine katılma yükümlülüğünü karşılayabilecek bir alacak hakkı bulunması gerekir.
  • Diğer eşin birlik giderlerine katılma alacağının muaccel olması gerekir.
  • Tedbir, eşlerden birinin talebi üzerine uygulanabilir; hâkim kendiliğinden karar veremez.
  • Tedbirin kapsamı, yükümlü eşin borçlarını tamamen veya kısmen karşılayacak ölçüde belirlenmelidir ve karar diğer eşi mağdur etmemelidir.

Borçlulara ait önlemler: hangi sonuçları doğurur?

  • Şartlar gerçekleştiğinde hâkim, yükümlü eşin üçüncü kişilere olan borçlarının diğer eşe ödenmesini emredebilir.
  • Tedbir, yükümlü eşin ilgili alacak hakkının karşılığında borcunu ödemiş sayılmasını sağlar; alacaklı üçüncü kişi, yükümlü eşe değil diğer eşe ödeme yapar.
  • Yükümlü eşin üçüncü kişilerde alacağı yoksa veya alacak muaccel değilse tedbir uygulanamaz.
  • Tedbir, yükümlü eşin ihlalinin ciddi olmaması hâlinde uygulanamaz.
  • Hâkim bu tedbire kolayca hükmetmemelidir, çünkü tedbir yükümlü eşin üçüncü kişiler nezdindeki itibarına ağır bir saldırı oluşturur.
  • Karar, davalı eşi mağdur etmeyecek biçimde verilmelidir.

Yükümlü eşin borçlusu ile eşin kendi alacaklısı arasındaki fark nedir?

Yükümlü eşin üçüncü kişilerdeki alacağı, bu tedbirin konusu olan alacaktır.

Yükümlü eşin üçüncü kişilere olan borcu ise tedbirin konusu değildir, çünkü borç tedbir uygulanan eşin alacağını etkilemez.

Tedbir yalnızca yükümlü eşin alacaklı olduğu üçüncü kişilere yöneltilebilir; üçüncü kişinin kendi borcu bu tedbir kapsamında değildir.

Tamamen ödeme emri ile kısmi ödeme emri arasındaki fark nedir?

Hâkim, borçlunun tüm alacağının diğer eşe ödenmesine karar verebilir.

Hâkim, yalnızca belli bir miktar ya da oran için ödeme emri verebilir.

Emrin kapsamı yükümlü eşin ödemeyen kısmına ve diğer eşin ihtiyacına göre belirlenir; kısmi emir tedbirin ölçülü uygulanmasını sağlar.

Geçmişe yönelik katkı payı ile gelecek dönem katkı payı arasındaki fark nedir?

Geçmiş dönem için ödenmeyen birlik giderlerine katılma payları da tedbire konu olabilir.

Gelecek dönem için henüz muaccel olmayan katkı payları tedbirin konusu olamaz.

Tedbir, muaccel hale gelen ve ödenmeyen katkı paylarına ilişkin olarak uygulanabilir.

Borçlulara ait önlemler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tedbirin kusurlu ihlal şartına bağlı olduğunu düşünmek; oysa ihlalin kusurlu olması şart değildir, ancak ciddi olması gerekir.
  • Tedbirin hâkim tarafından kendiliğinden uygulanabileceğini kabul etmek; uygulamada eşlerden birinin talebi aranmaktadır.
  • Gelecek dönem katkı paylarını da tedbir kapsamına almak; yalnızca muaccel olan paylar tedbire konu olabilir.
  • Üçüncü kişinin kendi borcunu tedbir kapsamında değerlendirmek; tedbir yükümlü eşin alacağına yöneliktir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tedbirin, eşlerden birinin açıkça talebi üzerine uygulanabileceği kabul edilmektedir. Kanun metninde talep şartı açıkça yazılmamış olsa da uygulamada talep gerekli görülmektedir.
  • Tedbirin konusunun eşlerin özel hukuk ilişkilerinden doğan alacaklar olduğu kabul edilmektedir.
  • Tedbirin, yalnızca bir üçüncü kişiye karşı yönelen ve yükümlü eşin alacaklı olduğu borçlular bakımından uygulanacağı kabul edilmektedir.
  • Hâkimin, bir veya birden fazla borçluya yönelik olarak karar verebileceği kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Tedbiri talep eden eş, yükümlü eşin birlik giderlerine katılma yükümlülüğünü yerine getirmediğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Yükümlü eşin üçüncü kişilerde alacağının bulunduğu, ilgili alacağın belgesi veya üçüncü kişiye ait kayıtlarla ispatlanır.
  • Yükümlü eşin diğer tarafa karşı ödediği ya da ödemediği katkı paylarının miktarı, banka kayıtları ve ödeme belgeleri ile ortaya konur.
  • Yükümlü eşin, ödemeyi yaptığını ya da alacağın bulunmadığını ileri sürmesi hâlinde savunmasını da kendisinin ispatlaması gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.192: Birlik giderlerine katılma yükümlülüğünün dayanağıdır; tedbirin ön koşulu olan yükümlülüğün kaynağını oluşturur.
  • 4721 m.196: Eşlerin birlik giderlerine katkı paylarının istenebilirliğini düzenler; geçmişe yönelik katkı paylarının tedbir kapsamına girmesinin dayanağıdır.
  • 4721 m.168: Tedbirin açılacağı davaya ilişkin yetki kurallarının uygulanacağına dair açıklamalarda anılır; bu maddenin kendi metninde yer almaz.

TMK m.199 — Tasarruf yetkisinin sınırlanması

TMK m.199, eşlerden birinin istemi üzerine hâkimin, ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan malî bir yükümlülüğün yerine getirilmesi gerektirdiği ölçüde, belirlediği malvarlığı değerleriyle ilgili tasarrufları diğer eşin rızasına bağlayabilmesini düzenler. Hükümde ayrıca hâkimin aldığı destekleyici önlemler ve taşınmaz tasarruf yetkisi kısıtlanmışsa bunun re'sen tapu kütüğüne şerhi yer alır. Madde, eşler arasındaki ilişkiye ve evlilik birliği devam ederken bu korumayı talep eden eşe uygulanır. Maddede boşanma sonrası mal paylaşımı, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi, aile konutu şerhi ve tedbir yargılamasının usulü yer almaz; bunlar başka maddelerde düzenlenir (ilgili maddeler için aşağıya bakınız). Ayrıca tasarruf yetkisi sınırlamasının kapsamına girmeyen, kişiye bağlı fiil ehliyeti kısıtlaması da bu madde kapsamında değildir.

Tasarruf yetkisinin sınırlanması: hangi kavramlar bilinmeli?

Tasarruf yetkisinin sınırlanması
Mahkeme kararıyla, eşlerden birinin belirli malvarlığı değerleri üzerinde tasarruf işlemi yapabilme yetkisinin diğer eşin rızasına bağlanmasıdır. Fiil ehliyetinin kısıtlanması değildir; hâkim kararıyla doğan bir tasarruf yetkisi kısıtlamasıdır.
Ailenin ekonomik varlığı
Evlilik birliğinin maddî temelini oluşturan ortak malvarlığı ve bu varlığın güvenliğidir. Sınırlama, bu varlığın tehlikede olduğu hallerde talep edilebilir.
Evlilik birliğinden doğan malî yükümlülük
Eşlerin evlilik birliğinden kaynaklanan malvarlığı haklarına ilişkin yükümlülükleridir. Evlenmenin kişisel nitelikteki genel yükümlülükleri bu kapsamda değildir.
Re'sen şerh
Hâkimin taraf talebi aranmaksızın, taşınmazın tapu kütüğü sayfasına tasarruf kısıtlamasının yazılmasına karar vermesidir.
Orantılılık ilkesi
Sınırlamanın konusunun ve kapsamının, korunan amaca ölçülü olması gerektiğini ifade eder. Genel ve soyut bir sınırlama bu ilkeye aykırıdır.

Tasarruf yetkisinin sınırlanması: hangi şartlar aranır?

  • Evlilik birliği devam ederken eşlerden birinin hâkimden talepte bulunması gerekir.
  • Talebe konu tehlike ya da yükümlülük bulunmalıdır: ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan malî bir yükümlülüğün yerine getirilmesi gerektirmelidir.
  • Sınırlama, hâkimin belirlediği somut malvarlığı değerleriyle ilgili olmalıdır; genel ve soyut bir tasarruf kısıtlaması kurulamaz.
  • Sınırlamanın kapsamı, tehlikeyi gidermek için gerekli olduğu ölçüde sınırlı tutulmalıdır.
  • Taşınmaz söz konusuysa hâkim kararı ile tasarruf kısıtlaması tapu kütüğüne re'sen şerh edilmelidir.
  • Hâkimin gerekli destekleyici önlemleri (örneğin taşınır malın saklanması, banka hesaplarının bloke edilmesi) alması gerekir.

Tasarruf yetkisinin sınırlanması: hangi sonuçları doğurur?

  • Hâkim kararıyla sınırlanan malvarlığı değeri üzerinde eşin tasarrufu, diğer eşin rızası veya sonradan verilen icazet olmadan geçersizdir.
  • Rıza alınmadan yapılan işlem işlem tarafı eşi ve üçüncü kişiyi bağlamaz; icazetle baştan itibaren geçerli hâle gelebilir.
  • Taşınmaz üzerinde yapılan izinsiz tescil yolsuz tescil olur ve şerh sonrası tapu kütüğü, rızaya dayanmayan tasarruflara kapatılır.
  • Şerh sonrasında diğer eşin rızası olmadan tapu kütüğünde aynî hak tesis edilemez; üçüncü kişilerin iyiniyeti ortadan kalkar.
  • Hâkim tasarruf yetkisini kaldırmadığı sürece, sınırlama kararı olmadan taşınmaz tasarrufu bu madde nedeniyle geçersiz sayılmaz.
  • Sınırlamaya ilişkin hüküm emredici niteliktedir; sözleşmeyle bu sınırlamanın kaldırılması veya daraltılması mümkün değildir.

Tasarruf yetkisi sınırlaması ile fiil ehliyeti kısıtlaması arasındaki fark nedir?

Madde 199 kapsamındaki sınırlama, hâkim kararıyla belirli malvarlığı değerleri üzerinde doğan bir tasarruf yetkisi kısıtlamasıdır.

Fiil ehliyeti kısıtlaması kişinin tüm hukuki işlemlerini etkiler ve kişiye bağlı bir sınırlamadır.

Madde 199 kapsamındaki kısıtlama yalnızca belirlenen değerlerle sınırlıdır; kişinin genel ehliyeti etkilenmez.

Taşınır ya da banka hesabı ile taşınmaz arasındaki fark nedir?

Taşınmaz üzerindeki kısıtlama, hâkimin re'sen tapu kütüğüne şerh etmesini gerektirir.

Taşınır mal, kıymetli evrak veya banka hesabı üzerindeki kısıtlamada tapu şerhi söz konusu değildir; hâkim destekleyici önlemler alır.

Taşınmazda şerh zorunludur; diğer varlıklarda ise saklama, bloke gibi önlemler uygulanır.

Madde 199 ile evlilik birliğinin sona ermesi sonrası mal paylaşımı arasındaki fark nedir?

Madde 199 evlilik birliği devam ederken, eşlerden birinin tasarruflarını sınırlamaya yöneliktir.

Boşanma veya mal rejimi tasfiyesi, mal paylaşımını ve alacakları düzenler.

Mal rejiminin tasfiyesinde ayrı hükümler uygulanır; Madde 199 bu aşamada yerine geçmez.

Geçici tedbir ile esas davada verilen sınırlama arasındaki fark nedir?

Sınırlama tedbir kararıyla verilebilir ve şerhten önce etkili olur.

Esas hakkın belirlenmesi sonrasında kalıcı bir sınırlama tesis edilebilir.

Tedbir kararında kısıtlama, şerhten önce de etkili olur; uygulamada tedbir ve esas davada ayrı değerlendirme yapılır.

Tasarruf yetkisinin sınırlanması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde 199'u fiil ehliyeti kısıtlaması gibi yorumlamak; sınırlamanın yalnızca belirlenen malvarlığı değerleriyle sınırlı olduğunu gözden kaçırmak.
  • Genel ve soyut bir tasarruf yasağı kurmak; hâkimin mutlaka hangi malvarlığı değerleri üzerinde kısıtlama yaptığını belirlemesi gerektiğini unutmak.
  • Taşınmaz kısıtlamasında tapu şerhini talep edilmesi gereken bir işlem olarak görmek; şerhin hâkim tarafından re'sen yapılması gerektiğini atlamak.
  • Sınırlamayı boşanma sonrası mal paylaşımıyla karıştırmak; madde 199'un evlilik birliği devam ederken uygulandığını gözden kaçırmak.
  • İcazetin süresiz verilebileceğini düşünmek; uygun süre dolduktan sonra verilen icazetin işlemi artık geçerli kılmayacağını ihmal etmek.
  • Destekleyici önlemleri (saklama, bloke) taşınmaz şerhinin yerine geçen tedbir sanmak; bunların birlikte uygulanabileceğini gözden kaçırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hâkimin tasarruf yetkisini sınırlaması için, ailenin ekonomik varlığının tehlike altında olduğunun somut olarak ortaya konulması gerektiği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/9807 E., 2024/3674 K., 21.05.2024; 2. Hukuk Dairesi, 2023/505 E., 2023/2098 K., 03.05.2023)
  • Sınırlamanın hangi malvarlığı değerleri bakımından olduğunun somut olarak gösterilmediği genel ve soyut kısıtlamaların kabul edilmediği görülmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2010/171 E., 2010/193 K., 31.03.2010)
  • Eşin ticari işletmesini uygun karşı değer olmadan devretmeye teşebbüs etmesi, evdeki eşyaların başka yere taşınması veya açıklanamayan ani malvarlığı azalmaları, tehlike örneği olarak kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/2331 E., 2023/5003 K., 01.11.2023)
  • Davalının arsa, ev gibi taşınmazları satma girişimi, ailenin ekonomik varlığını tehlikeye sokan somut bir hal olarak değerlendirilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/9807 E., 2024/3674 K., 21.05.2024; 2. Hukuk Dairesi, 2023/505 E., 2023/2098 K., 03.05.2023)
  • Tedbir yoluyla, taşınır ve banka mevduatları üzerinde de sınırlama ile birlikte saklama veya bloke gibi destekleyici önlemlerin alındığı görülmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/2142 E., 2023/5005 K., 01.11.2023; 2. Hukuk Dairesi, 2023/5986 E., 2023/4295 K., 28.09.2023)
  • Dava dilekçesinde dava değeri belirlenerek nispi harç yatırılmasının istendiği uygulama görülmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2010/171 E., 2010/193 K., 31.03.2010)

Nasıl ispat edilir?

  • Tasarruf yetkisinin sınırlanmasını isteyen eş, ailenin ekonomik varlığının tehlikede olduğunu veya evlilik birliğinden doğan malî yükümlülüğün yerine getirilmediğini ispatla yükümlüdür.
  • Tehlikenin varlığı, tapu kayıtları, banka kayıtları, ilan ve satış girişimlerine ilişkin belgeler ve tanık beyanı ile ortaya konulabilir.
  • Karşı taraf, tasarrufun ailenin ekonomik varlığına zarar vermediğini, karşı değer aldığını veya ilgili yükümlülüğü yerine getirdiğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Sınırlamanın kapsamının somut olarak belirlenmesi, talep eden eşin dilekçesinde taşınmaz veya malvarlığı değerlerinin açıkça gösterilmesine bağlıdır. (Hukuk Genel Kurulu, 2010/171 E., 2010/193 K., 31.03.2010)
  • Taşınmaz üzerindeki sınırlama bakımından tapu kaydının re'sen şerhi için hâkim kararı yeterlidir; ayrıca taraf beyanına gerek yoktur.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.194: Aile konutu üzerindeki tasarrufa ilişkin rıza düzenlemesi; m.199 ile birlikte aile mallarının korunmasında kullanılır.
  • 4721 m.186: Evlilik birliğinden doğan malî yükümlülüklerin kapsamını belirleyen hüküm; m.199'un ikinci alternatif şartı bu yükümlülüklere dayanır.
  • 4721 m.229: Edinilmiş mallara katılma rejiminde karşılıksız kazandırmalara ilişkin rıza şartı; m.199 ile aynı koruma amacını taşır.
  • 4721 m.263: Mal ortaklığında ortaklığa giren mallar üzerinde eşin rızası olmadan tasarruf yetkisinin bulunmadığını belirler.
  • 6100 sayılı Kanun m.389: Tedbir kararlarının verilmesine ilişkin genel usul hükümleridir; m.199 kararı da tedbir yoluyla alınabilir.
  • 6098 sayılı Kanun m.46: İcazetin uygun süre içinde verilmemesi hâlinde işlemin kesin geçersiz olmasına ilişkin kıyas yoludur; m.199 ile birlikte uygulanır.

TMK m.200 — Durumun değişmesi

Bu madde, hâkimin tedbir kararlarının değişen koşullara uyarlanmasını ve sebebi ortadan kalkmış tedbirin kaldırılmasını düzenler. Kapsamı, evlilik birliğinin korunmasına ilişkin ve sürekli nitelikli tedbirlerdir (MK 196, 197, 199 gibi). Hüküm eşlerden birinin istemine bağlıdır ve eşler dışındaki ilgililerin başvurusu bakımından da ayrıca değerlendirilmelidir. Tek bir eylemle tüketilen tedbirler bu maddenin kapsamı dışındadır. Tedbirin hangi hâllerde alınacağını belirleyen koşullar madde kapsamında değildir (m.195, m.196). Çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin özel değişiklik hükmü ayrıca düzenlenmiştir (m.183). Boşanma sonrası nafaka ve tazminatın değiştirilmesi ile çocuğun velayeti, ilgili kendi hükümlerinde düzenlenmiştir (m.176, m.182) ve bu maddenin kapsamına girmez.

Durumun değişmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Sürekli tedbir
Hüküm verildikten sonra da devam eden ve zaman içinde etkisini sürdüren tedbirdir. Bu maddenin uygulanabilmesi için tedbirin bu niteliği taşıması gerekir.
Tek eylemle tüketilen tedbir
Bir defada uygulanıp etkisini tüketen tedbirdir. Sürekliliği olmadığı için bu madde kapsamında değiştirilemez.
Fiili ilişkilerdeki değişiklik
Tedbir kararının verildiği tarihten sonra taraflar arasındaki yaşam düzeninde ortaya çıkan önemli ve sürekli değişikliktir. Değişikliğin önemli olması şart değildir; yaşam ilişkileri ve ihtiyaçlardaki belirgin sapma yeterlidir.
Hakkın kötüye kullanılması
Değişikliği doğuran olgunun istemde bulunan eşin keyfi hukuki davranışından kaynaklanmamasını ifade eder. Bu hâlde değişiklik talebi kabul edilmez.

Durumun değişmesi: hangi şartlar aranır?

  • Tedbir kararının sürekli nitelikli bir tedbir olması gerekir; tek eylemle tüketilen tedbir bakımından madde uygulanmaz.
  • Tedbirin verilmesinden sonra fiili ilişkilerde önemli ve sürekli, ya da en azından belirgin bir değişiklik meydana gelmiş olmalıdır.
  • Değişikliği doğuran olgular, istemde bulunan eşin keyfi hukuksal davranışından kaynaklanmamalıdır.
  • Değişiklik ya da kaldırma isteği eşlerden birinden gelmelidir; çocukların durumuna ilişkin tedbirler dışında bu istem şarttır.
  • Hâkim, ivedilik gerektiren hâller dışında her iki eşi dinledikten sonra karar vermelidir.
  • Sebep ortadan kalkmışsa alınan tedbir kaldırılmalı, değişmişse kararda gerekli değişiklik yapılmalıdır.

Durumun değişmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Koşullar değişmişse hâkim, kararında gerekli değişikliği yapar.
  • Tedbirin sebebi ortadan kalkmışsa hâkim alınan tedbiri kaldırır.
  • Değişikliğin koşulları oluşmamışsa talep reddedilir ve mevcut tedbir devam eder.
  • Değişiklik talebi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise, değişikliği doğuran olgular istemde bulunanın kendi davranışından kaynaklanıyorsa talep kabul edilmez.
  • Tek eylemle tüketilen tedbirlerde bu madde uygulanmaz ve değişiklik yoluna gidilemez.

Sürekli tedbir ile tek eylemle tüketilen tedbir arasındaki fark nedir?

Devam eden ve zamanla etkisini sürdüren tedbirler, örneğin ailenin konutu veya malların yönetimine ilişkin tedbirler.

Bir defada uygulanıp etkisini tüketen tedbirler; kaynak metin örnek olarak MK 188/II, b.1 ve 194/II'yi verir.

Yalnız sürekli tedbirler m.200 kapsamında değiştirilebilir ya da kaldırılabilir; tüketilen tedbir bakımından bu yola başvurulamaz.

Süreye bağlı tedbir ile süresinden önce değişiklik arasındaki fark nedir?

Kararda süre belirlenmiş olan tedbir, süresi dolana kadar yürürlükte kalır.

Süre belirlenmiş olsa bile koşullar değişmişse tedbirin süresinden önce değiştirilmesi ya da kaldırılması istenebilir.

Süre, değişiklik talebinin önünde kendiliğinden engel değildir; koşulların değiştiğinin ispatı gerekir.

Çocukla ilgili tedbir ile diğer tedbirler arasındaki fark nedir?

Çocukların durumuna ilişkin tedbirler, eşlerden birinin talebi şartına bağlı değildir ve re'sen gözetilebilir.

Diğer tedbirlerde değişiklik için eşlerden birinin talebi şarttır; eşler dışındaki ilgilinin harekete geçirici istemi yeterli görülmüştür.

Talep şartı, tedbirin niteliğine göre farklılaşır.

Ani karar ile iki eşin dinlenmesi arasındaki fark nedir?

Değişikliğin ivedi olduğu hâllerde hâkim hemen karar verebilir.

Ivedilik bulunmayan hâllerde hâkim her iki eşi dinledikten sonra değişiklik kararı verir.

Dinleme zorunluluğu, ivedilik olup olmamasına göre değişir.

Durumun değişmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tek eylemle tüketilen tedbirleri bu madde kapsamında değiştirilebilir saymak.
  • Süresi belirlenmiş tedbirin süresi dolmadan değiştirilemeyeceğini düşünmek; koşullar değişmişse süreden önce de talep edilebilir.
  • Çocukla ilgili tedbirlerde de eşlerden birinin talep etmesini şart koşmak; bu tedbirler talep şartından istisnadır.
  • Önemli olmayan küçük değişiklikleri yeterli saymak; belirgin sapma olmalıdır.
  • Değişikliğin eşin kendi keyfi davranışından doğduğu hâlde talebi kabul etmek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Nafaka kararlarının, nafaka verenin ya da alanın mali durumundaki değişiklik nedeniyle yeniden değerlendirilebildiği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2007/16697 E., 2009/1504 K., 05.02.2009)
  • Kesinleşmiş bir kararın, sonradan ortaya çıkan koşullar nedeniyle değiştirilmesi gerektiği yönünde görüş benimsenmiştir. (3. Hukuk Dairesi, 2013/9138 E., 2013/11282 K., 01.07.2013)

Nasıl ispat edilir?

  • Değişikliği talep eden eş, tedbir kararının verildiği tarihten sonra fiili ilişkilerde önemli veya belirgin bir değişiklik olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Değişikliğin hangi delille ispatlanacağı olaya göre değişir; tanık, belge ve mali durumu gösteren kayıtlar kullanılabilir.
  • Karşı eş, değişikliğin kendi keyfi davranışından kaynaklandığını ya da hakkın kötüye kullanıldığını ileri sürüyorsa bu savunmayı ispatla yükümlüdür.
  • Hâkimin her iki eşi dinlemesi gerektiğinden, tarafların beyanları dosyaya yansımalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.197: Çocukların durumuna ilişkin tedbirlerin değiştirilmesi bakımından eşlerden birinin talep şartının aranmadığı hâlleri belirtir; m.200'ün şekli şartına istisna oluşturur.
  • 4721 sayılı Kanun m.196: Sürekli nitelikli bir tedbir olan ve bu maddenin değiştirebileceği tedbirlerden biridir.
  • 4721 sayılı Kanun m.199: Sürekli nitelikli bir tedbir olup m.200 kapsamında değiştirilebilir.
  • 4721 sayılı Kanun m.188: Maddede tek eylemle tüketilen tedbir örneği olarak anılan fıkra; bu tür tedbirler m.200 kapsamı dışındadır.
  • 4721 sayılı Kanun m.194: Maddede tek eylemle tüketilen tedbir örneği olarak anılan fıkra; bu tür tedbirler m.200 kapsamı dışındadır.

TMK m.201 — Yetki

Bu madde, evlilik birliğinin korunmasına yönelik önlemlerde (TMK m.197 ve devamındaki tedbirler) yetkili mahkemeyi belirler. Yetkinin hangi mahkemeye ait olduğunu, eşlerin yerleşim yerleri farklıysa ve her ikisi de önlem istemişse hangi mahkemenin yetkili olacağını ve önlemlerin değiştirilmesi, tamamlanması veya kaldırılmasında yetkili mahkemeyi düzenler. Kişisel ilişki, aile konutu ve tedbir nafakası gibi önlemlerin esasına ilişkin şartları bu maddede aranmaz; bu konular ilgili maddelerde düzenlenir. Kanun yolu, görev ve yargılama usulü ile önlemin sona ermesinin usul kurallarına bu madde girmez.

Yetki: hangi kavramlar bilinmeli?

Evlilik birliğinin korunmasına yönelik önlem
Evlilik birliği devam ederken eşlerin ilişkisini düzenlemek amacıyla mahkemece alınan geçici nitelikli kararlardır. Bu maddenin yetki kuralı, bu nitelikteki önlemler için geçerlidir.
Yerleşim yeri
Bir kişinin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Yetki bakımından eşin yerleşim yeri mahkemesi, bu yerin bulunduğu yer mahkemesini ifade eder.
İlk istemde bulunan
Eşlerin yerleşim yerleri farklı olduğunda ve her ikisi de önlem talep ettiğinde, önce mahkemeye başvuran eştir. Yetki, bu eşin yerleşim yeri mahkemesine geçer.
Önlemin değiştirilmesi, tamamlanması veya kaldırılması
Daha önce verilmiş önlem kararının içeriğinin değiştirilmesi, eksik kalan kısmının eklenmesi ya da kararın tümüyle ortadan kaldırılması işlemleridir. Bu işlemler için yetki, önlemi veren mahkemeye aittir.

Yetki: hangi şartlar aranır?

  • Önlemin evlilik birliğinin korunmasına yönelik bir önlem olması gerekir.
  • Eşlerden birinin yerleşim yerinin, yetki iddia edilen mahkemenin yargı çevresinde bulunması gerekir.
  • Eşlerin yerleşim yerleri farklıysa ve her ikisi de önlem istemişse, yetkili mahkemenin ilk istemde bulunanın yerleşim yeri mahkemesi olması için bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir.
  • Önlemin değiştirilmesi, tamamlanması veya kaldırılması talep ediliyorsa, önlem kararını veren mahkemenin yetkili olduğu kabul edilmelidir.
  • Her iki eşin yerleşim yeri değişmişse, yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yeni yerleşim yeri mahkemesi olmalıdır.

Yetki: hangi sonuçları doğurur?

  • Eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesi, önlem talebi için yetkilidir.
  • Yerleşim yerleri farklı ve her iki eş de önlem istemişse, ilk istemde bulunanın yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir; diğer eşin yerleşim yeri mahkemesi bu durumda yetkisiz kalır.
  • Önlemin değiştirilmesi, tamamlanması veya kaldırılması için yetkili mahkeme önlem kararını veren mahkemedir.
  • Her iki eşin yerleşim yeri değişmişse, değişiklik ve kaldırma talepleri eşlerden herhangi birinin yeni yerleşim yeri mahkemesinde görülebilir.
  • Yetki kuralları kamu düzenine ilişkin olarak değerlendirilmeli, yetkisiz mahkemede verilen önlem kararının geçerliliği tartışmalıdır (metinde açıkça düzenlenmemiştir; bu nokta madde gerekçesi dışında kesin değildir).

Önlemin ilk alınması ile önlemin değiştirilmesi arasındaki fark nedir?

İlk kez önlem talep edilirken yetki, eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesine aittir.

Mevcut bir önlemin değiştirilmesi, tamamlanması veya kaldırılmasında yetki, önlemi veren mahkemeye aittir.

Aynı evlilik için iki ayrı yetki kuralı uygulanır; değişiklik talebi, ilk kararı veren mahkemede görülür.

Yerleşim yerleri aynı ile yerleşim yerleri farklı arasındaki fark nedir?

Eşlerin yerleşim yeri aynıysa, eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.

Yerleşim yerleri farklı ve her ikisi de önlem istemişse, ilk istemde bulunanın yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.

İki farklı yerleşim yeri varken yetki, başvuru sırasına göre belirlenir.

Yerleşim yeri değişmeyen durum ile her iki eşin yerleşim yerinin değişmesi arasındaki fark nedir?

Eşlerden birinin yerleşim yeri değişmemişse, önlemi veren mahkeme yetkisini korur.

Her iki eşin de yerleşim yeri değişmişse, yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yeni yerleşim yeri mahkemesidir.

Yeni yerleşim yeri mahkemesi, eski kararı veren mahkemenin yerine geçerek yetki kazanır.

Yetki: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yerleşim yeri kavramını yalnızca nüfus kaydına bakarak belirlemek; sürekli kalma niyeti ve fiili oturma birlikte değerlendirilmelidir.
  • Yerleşim yerleri farklı olduğunda her iki eşin yerleşim yeri mahkemesini yetkili saymak; bu durumda yetki, ilk istemde bulunanın yerleşim yeri mahkemesine aittir.
  • Önlemin değiştirilmesi veya kaldırılmasında yeni yerleşim yeri mahkemesini yetkili saymak; önlemi veren mahkeme yetkisini korur, yeni yerleşim yeri mahkemesi yetki kazanmaz (yalnızca her iki eşin yerleşim yeri değişmişse bu yol açılır).
  • Her iki eşin yerleşim yerinin değiştiği hali, yalnızca bir eşin yerleşim yeri değiştiğinde de uygulamak; bu durumda önlemi veren mahkeme yetkisini korur.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tedbir nafakası davalarında TMK m.201'deki özel yetki kuralının uygulanacağı kabul edilmektedir.
  • Yerleşim yerinin belirlenmesinde sürekli kalma niyetinin ve oturmanın birlikte aranması gerektiği, bu nedenle yetki tespitinde somut olayda oturma ile niyetin birlikte değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Yetkiye itiraz eden taraf, yetkili mahkemenin belirlenmesi için eşlerin yerleşim yerlerini ispatlamakla yükümlüdür; yerleşim yeri nüfus kaydı, kira sözleşmesi, fatura gibi belgelerle gösterilebilir.
  • Eşlerin yerleşim yerlerinin farklı olduğu iddiası ileri sürülüyorsa, bu iddiayı ileri süren taraf farklılığı ispatlamalıdır.
  • İlk istemde bulunma sırası, mahkeme dosyasındaki başvuru tarihinden tespit edilir; bu sıranın ispatı dosya kaydına dayanır.
  • Yerleşim yerinin değiştiği iddiası, sürekli kalma niyetinin de değiştiğinin ispatıyla birlikte değerlendirilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.19: Yerleşim yerinin tanımını verir; bu maddedeki yetki kuralı, yerleşim yeri kavramını 19. maddedeki tanıma göre belirler.
  • 4721 m.197: Evlilik birliğinin korunmasına yönelik önlemlerin tanımını ve kapsamını düzenler; bu maddedeki yetki kuralı bu önlemler için uygulanır.

Süreler

SüreMaddeHüküm
bir yılm.196Bu katkılar, geçmiş bir yıl ve gelecek yıllar için istenebilir.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

39 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2023/707 E., 2025/240 K., 16.04.2025
    İlgili madde: m.193
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2023/382 E., 2024/244 K., 15.05.2024
    İlgili madde: m.197
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2023/159 E., 2024/38 K., 31.01.2024
    İlgili madde: m.193, m.194
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2022/761 E., 2023/379 K., 26.04.2023
    İlgili madde: m.193, m.194
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2021/848 E., 2023/213 K., 15.03.2023
    İlgili madde: m.197
  6. Hukuk Genel Kurulu, 2022/132 E., 2023/100 K., 22.02.2023
    İlgili madde: m.195
  7. Hukuk Genel Kurulu, 2021/578 E., 2022/601 K., 26.04.2022
    İlgili madde: m.193
  8. Hukuk Genel Kurulu, 2014/1420 E., 2016/210 K., 02.03.2016
    İlgili madde: m.193
  9. Hukuk Genel Kurulu, 2015/53 E., 2016/211 K., 02.03.2016
    İlgili madde: m.193
  10. Hukuk Genel Kurulu, 2012/1567 E., 2013/579 K., 24.04.2013
    İlgili madde: m.194
Diğer 29 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2011/635 E., 2011/688 K., 23.11.2011
    İlgili madde: m.195
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2010/171 E., 2010/193 K., 31.03.2010
    İlgili madde: m.199
  3. Ceza Genel Kurulu, 2009/131 E., 2009/284 K., 08.12.2009
    İlgili madde: m.197
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2006/591 E., 2006/624 K., 04.10.2006
    İlgili madde: m.194
  5. 2. Hukuk Dairesi, 2024/215 E., 2024/8116 K., 01.11.2024
    İlgili madde: m.197
  6. 2. Hukuk Dairesi, 2023/9415 E., 2024/7671 K., 22.10.2024
    İlgili madde: m.197
  7. 2. Hukuk Dairesi, 2024/264 E., 2024/7156 K., 10.10.2024
    İlgili madde: m.195
  8. 2. Hukuk Dairesi, 2023/5588 E., 2024/4016 K., 30.05.2024
    İlgili madde: m.195
  9. 2. Hukuk Dairesi, 2023/9807 E., 2024/3674 K., 21.05.2024
    İlgili madde: m.199
  10. 2. Hukuk Dairesi, 2024/127 E., 2024/2609 K., 18.04.2024
    İlgili madde: m.197
  11. 2. Hukuk Dairesi, 2023/4748 E., 2024/1464 K., 04.03.2024
    İlgili madde: m.196
  12. 2. Hukuk Dairesi, 2023/2331 E., 2023/5003 K., 01.11.2023
    İlgili madde: m.199
  13. 2. Hukuk Dairesi, 2023/2142 E., 2023/5005 K., 01.11.2023
    İlgili madde: m.199
  14. 2. Hukuk Dairesi, 2023/5986 E., 2023/4295 K., 28.09.2023
    İlgili madde: m.199
  15. 2. Hukuk Dairesi, 2023/4830 E., 2023/3247 K., 15.06.2023
    İlgili madde: m.195
  16. 2. Hukuk Dairesi, 2023/4067 E., 2023/3000 K., 07.06.2023
    İlgili madde: m.196
  17. 2. Hukuk Dairesi, 2023/505 E., 2023/2098 K., 03.05.2023
    İlgili madde: m.199
  18. 2. Hukuk Dairesi, 2023/772 E., 2023/2054 K., 02.05.2023
    İlgili madde: m.196
  19. 2. Hukuk Dairesi, 2023/311 E., 2023/1982 K., 26.04.2023
    İlgili madde: m.196
  20. 2. Hukuk Dairesi, 2022/11194 E., 2023/43 K., 09.01.2023
    İlgili madde: m.195
  21. 23. Hukuk Dairesi, 2015/1531 E., 2016/939 K., 19.02.2016
    İlgili madde: m.200
  22. 8. Hukuk Dairesi, 2013/19352 E., 2014/21449 K., 20.11.2014
    İlgili madde: m.200
  23. 23. Hukuk Dairesi, 2014/6329 E., 2014/7260 K., 14.11.2014
    İlgili madde: m.200
  24. 3. Hukuk Dairesi, 2013/9138 E., 2013/11282 K., 01.07.2013
    İlgili madde: m.200
  25. 2. Hukuk Dairesi, 2007/16697 E., 2009/1504 K., 05.02.2009
    İlgili madde: m.200
  26. Genel Kurul, 2016/10454 E., 12.12.2019
    İlgili madde: m.194
  27. Genel Kurul, 2014/17751 E., 13.10.2016
    İlgili madde: m.194
  28. İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2015/1027 E., 2019/932 K., 25.11.2019
    İlgili madde: m.196
  29. İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2016/409 E., 2019/934 K., 25.11.2019
    İlgili madde: m.196

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 3.2. Aile Hukuku - Boşanma ve Mal Rejimleri bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış