HMK › Genel hükümler › Taraflar ve davaya katılan üçüncü kişiler

Davaya vekâlet

HMK m.71–83Medeni Usul Hukuku

Kısaca

HMK m.71, dava ehliyeti bulunan herkesin davasını kendisi veya tayin ettiği vekil aracılığıyla açabilmesini ve takip edebilmesini düzenler; yani davanın vekil eliyle yürütülmesine ilişkin temel yetkiyi kurar. HMK m.72, davanın vekil aracılığıyla açılması ve takip edilmesinde, vekalet ilişkisine Borçlar Kanunu'nun temsile ilişkin hükümlerinin genel olarak uygulanacağını belirler.

Kapsam

Bu konu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.71–83 hükümlerini kapsar.

HMK m.71 — Genel olarak

Madde, dava ehliyeti bulunan herkesin davasını kendisi veya tayin ettiği vekil aracılığıyla açabilmesini ve takip edebilmesini düzenler; yani davanın vekil eliyle yürütülmesine ilişkin temel yetkiyi kurar. Hüküm, dava ehliyeti olan tarafların ve davalının iradi temsil yoluna başvurup başvurmama konusunda serbest olduğunu belirtir. Madde, davaya vekaletin kapsamını, özel yetki gerektiren işlemleri, vekâletnamenin ibrazını, birden fazla vekili ve vekilin azil veya istifasını düzenlemez; bunlar 73 (vekâletin kanuni kapsamı), 74 (özel yetki gerektiren haller), 75 (birden fazla vekil), 76 (vekâletnamenin ibrazı) ve 77-83 maddelerinde yer alır. Kanuni temsili, yani dava ehliyeti olmayanların temsilcileri eliyle davayı takibini de düzenlemez; bu konu 52 ve devamı maddelerdedir. Davaya vekaletin genel olarak Borçlar Kanunu temsil hükümleriyle ilişkisi ise 72. maddededir.

Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?

Dava ehliyeti
Bir kişinin kendi adına dava açabilme ve davada taraf olabilme niteliğidir. Madde, bu niteliğe sahip olan herkesin vekil yoluyla da davayı yürütebileceğini kabul eder; dava ehliyeti olmayanların davası kanuni temsilcileri eliyle yürür.
İradi temsil
Tarafların iradesine dayanan temsil türüdür. Dava ehliyeti olan kişi, vekil tayin ederek davayı başkası aracılığıyla açıp takip eder; kanuni temsilden ayrılır.
Dava vekaletnamesi
Bir kişinin başka birine davayı takip etmek için verdiği yetki belgesidir. Vekâlet ilişkisinin dış görünüşü olup, vekil ile vekil eden arasındaki iç ilişki olan vekâlet sözleşmesinden ayrıdır.

Genel olarak: hangi şartlar aranır?

  • Davanın açılması veya takip edilmesi için tarafın dava ehliyetine sahip bulunması gerekir.
  • Vekil aracılığıyla davanın yürütülebilmesi için tarafın vekil tayin etmiş olması ve bu vekilin davaya vekalet ehliyetine sahip bulunması gerekir.
  • Tarafın davayı bizzat takip etmek yerine vekil tayin etmesi, kendi iradesine bağlıdır; kanun bunu zorunlu kılmamıştır.
  • Vekil aracılığıyla davanın açılması veya takibinde 72. maddeye göre Borçlar Kanunu temsil hükümleri, özel hüküm bulunmayan hallerde uygulanır.

Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?

  • Dava ehliyeti bulunan kişi davasını bizzat açabilir ve takip edebilir; vekil tayin etme zorunluluğu yoktur.
  • Dava ehliyeti bulunan kişi vekil tayin ederse, vekil davayı açabilir ve takip edebilir.
  • Vekil, davaya vekalet ehliyetine sahip değilse yaptığı işlem dava şartı yokluğu nedeniyle sonuç doğurmaz ve dava reddedilir.
  • Madde yalnız vekil eliyle açma ve takip yetkisini tanır; vekilin yetki kapsamı ve sınırları 73 ve sonraki maddelerle belirlenir.
  • Dava ehliyeti olmayan kişi bu madde yoluyla davayı açamaz; onun davası kanuni temsilcisi tarafından yürütülür.

Kendi adına takip ile vekil aracılığıyla takip arasındaki fark nedir?

Dava ehliyeti olan taraf davasını bizzat açar ve takip eder; bu durumda vekil bulunması gerekmez.

Taraf bir vekil tayin eder ve davayı onun aracılığıyla yürütür; bu durumda vekaletname ve vekalet ehliyeti gündeme gelir.

Türk hukukunda avukat aracılığıyla takip zorunlu değildir; taraf iradesine göre iki yoldan biri seçilir.

İradi temsil ile kanuni temsil arasındaki fark nedir?

İradi temsilde temsil yetkisi tarafın iradesinden doğar ve taraf dava ehliyetine sahiptir.

Kanuni temsilde dava ehliyeti bulunmayan kişi, kanun gereği temsilcisi tarafından temsil edilir.

Madde 71 yalnız iradi temsili düzenler; kanuni temsil 52 ve devamı maddelerdeki hükümlere tabidir ve bu iki yolun şartları ayrıdır.

Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde 71'i, vekilin her türlü işlemi yapabileceği bir yetki kaynağı saymak; bu maddenin yalnız vekil aracılığıyla açma ve takip hakkını kurduğunu, yetki kapsamının 73 ve 74. maddelerle belirlendiğini gözden kaçırmak.
  • Davaya vekalet ehliyetini ile dava ehliyetini karıştırmak; birincisi dava şartı olup avukat niteliğiyle ilgilidir, ikincisi tarafın kendi adına dava açma niteliğidir.
  • Türk hukukunda avukat aracılığının zorunlu olduğunu varsaymak; madde taraf iradesine bırakmıştır ve bu zorunluluk yoktur.
  • Avukat olmayan kişinin vekil sıfatıyla açtığı davayı esastan incelemek; vekalet ehliyeti yoksa dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilmelidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Davaya vekalet ehliyetinin dava şartı olduğu ve mahkemenin bunu resen gözetmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/638 E., 2025/236 K., 16.04.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2025/391 E., 2026/211 K., 01.04.2026; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2020/2064 E., 2020/1959 K., 05.11.2020)
  • Avukat olmayan bir kişinin vekil sıfatıyla açtığı davanın, vekalet ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle esasa girilmeden dava şartı yokluğundan reddedildiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/638 E., 2025/236 K., 16.04.2025)
  • Dava ehliyeti bulunan herkesin davasını vekil aracılığıyla açabileceği, bunun 71. madde kapsamında bir hak olduğu kabul edilmektedir. (4. Daire, 2021/2695 E., 2023/423 K., 31.01.2023; 4. Daire, 2018/2211 E., 2022/2696 K., 19.04.2022; 4. Daire, 2019/1023 E., 2022/2695 K., 19.04.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Vekil aracılığıyla dava açan veya takip eden tarafın, vekilin davaya vekalet ehliyetine sahip olduğunu ispat etmesi gerekir; bu, avukatlık sıfatının ve ruhsatın belgelenmesi ile yapılır.
  • Vekaletnamenin varlığı ve kapsamı, noter onaylı veya düzenlenmiş belge ile ispatlanır; avukat bunun aslını veya onaylı örneğini dosyaya koymakla yükümlüdür (m.76).
  • Dava ehliyetinin bulunduğunu, yani tarafın davayı kendi adına açma niteliğine sahip olduğunu iddia eden taraf bunu kimlik ve dava ehliyetini gösteren belgelerle ortaya koyar.
  • Vekilin davaya vekalet ehliyetinin bulunmadığını iddia eden karşı taraf, bu iddiasını ortaya koymakla yükümlü değildir; mahkeme bunu resen gözetir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

HMK m.72 — Davaya vekâlet hakkında uygulanacak hükümler

Madde, davanın vekil aracılığıyla açılması ve takip edilmesinde, vekalet ilişkisine Borçlar Kanunu'nun temsile ilişkin hükümlerinin genel olarak uygulanacağını belirler. Kanunda özel düzenleme bulunan hallerde bu özel hükümler öncelik taşır. Madde, davanın vekil eliyle açılıp takip edildiği durumları kapsar ve dava ehliyeti bulunan herkesin bu yola başvurabilmesinin dayanağını oluşturur. Maddenin kapsamına girmeyen konular ise şunlardır: vekilin kanundan doğan genel yetkileri (m.73), vekile özel yetki verilmesi gereken haller (m.74), vekâletnamenin ibrazı ve ibrazdan doğan sonuçlar (m.76-77), birden fazla vekil hâli (m.75) ve vekâletnamesiz işlem yapılmasının sonuçları (m.76). Vekâlet ehliyetinin dava şartı olması ve bu konuda re'sen inceleme (m.114/1) da bu maddede değil, dava şartlarına ilişkin hükümlerde düzenlenmiştir.

Davaya vekâlet hakkında uygulanacak hükümler: hangi kavramlar bilinmeli?

Davaya vekâlet
Dava ehliyeti bulunan kişinin, davayı kendisi yerine bir vekil eliyle açması veya takip etmesi için yaptığı, vekile dava bakımından temsil yetkisi veren işlemdir. Türk hukukunda avukat aracılığıyla takip zorunlu değildir; taraf dilerse davayı bizzat takip eder.
Vekâlet verilmesi
Vekil edenin tek taraflı işlemi olup vekile temsil yetkisi kazandırır. Vekil ile vekil eden arasındaki iç ilişkiyi düzenleyen vekâlet sözleşmesinden ayrıdır; ikisi aynı şey değildir.
Vekâletname
Temsil yetkisinin belgeye bağlanmış biçimidir. Dava vekâletnamesi, bir kişinin başka birini adına davayı takip etmesi için verdiği belgedir. Vekâletname ile vekâlet sözleşmesi de aynı şey değildir.
Temsil yetkisi
Vekilin müvekkili adına ve onun hesabına işlem yapabilmesini sağlayan yetkidir. Kapsamı, vekâletnamenin verilme biçimine ve kanunun öngördüğü genel ve özel yetki ayrımına göre belirlenir.
Dava ehliyeti
Davacı veya davalı sıfatıyla dava açabilme ve takip edebilme yetkisidir. Madde bu ehliyeti olan herkes için vekil yoluyla dava açmayı mümkün kılar.

Davaya vekâlet hakkında uygulanacak hükümler: hangi şartlar aranır?

  • Davanın vekil aracılığıyla açılması veya takip edilmesi için, dava ehliyeti bulunan asıl tarafın vekil tayin etmiş olması gerekir.
  • Vekilin temsil yetkisi, Borçlar Kanunu'nun temsile ilişkin hükümleri uyarınca değerlendirilmelidir; ancak kanunlardaki özel hükümler bu genel hükümlere üstün gelir.
  • Vekilin Avukatlık Kanunu ve HMK'nın 71-83. maddelerindeki özel düzenlemelere uygun hareket etmesi gerekir; bu düzenlemelerde hüküm yoksa Borçlar Kanunu'na başvurulur.
  • Vekil, kanundan doğan yetkileri kullanırken bu yetkilerin kapsamının dışına çıkmamalıdır; vekile özel yetki gereken işlemler (m.74) için açık yetki bulunmalıdır.

Davaya vekâlet hakkında uygulanacak hükümler: hangi sonuçları doğurur?

  • Davanın vekil eliyle açılması ve takibi, Borçlar Kanunu'nun temsile ilişkin hükümlerine tabi olur; bu hükümler davaya vekâlet bakımından genel çerçeveyi oluşturur.
  • Kanunlardaki özel hükümler saklı tutulduğundan, davaya vekâletin özel hükümlerle düzenlenen yönleri bu maddeye değil, o özel hükümlere göre belirlenir.
  • Dava ehliyeti bulunan herkes davasını kendisi veya tayin ettiği vekil aracılığıyla açabilir ve takip edebilir; bu seçimi zorunlu kılan bir kural yoktur.
  • Vekâlet ehliyeti dava şartı olduğundan, avukat olmayan bir kişinin vekil sıfatıyla dava açması hâlinde mahkeme davayı esasa girmeden dava şartı yokluğundan reddeder.

Davayı bizzat takip ile vekil aracılığıyla takip arasındaki fark nedir?

Dava ehliyeti bulunan taraf davayı kendisi açar veya takip eder.

Taraf, tayin ettiği vekil aracılığıyla davayı açar veya takip eder.

Türk hukukunda avukat aracılığıyla takip zorunlu olmadığından taraf bu tercihi serbestçe yapar; vekil kullanılacaksa vekâlet hükümleri uygulanır.

Vekâlet verilmesi ile vekâlet sözleşmesi arasındaki fark nedir?

Vekâlet verilmesi, vekil edenin tek taraflı işlemidir ve vekilin temsil yetkisini gösterir.

Vekâlet sözleşmesi, vekil ile müvekkil arasındaki iç ilişkiyi düzenleyen iki taraflı sözleşmedir.

Temsil yetkisinin varlığı ile iç ilişkinin hükümleri ayrı değerlendirilir; iç ilişkideki sınırlama, karşı taraf yönünden hüküm doğurmayabilir.

Genel kanun hükmü ile HMK ve özel kanun hükmü arasındaki fark nedir?

Borçlar Kanunu'nun temsile ilişkin hükümleri genel hükümdür ve HMK ile özel kanunlarda hüküm yoksa uygulanır.

HMK'nın 71-83. maddeleri ile Avukatlık Kanunu'ndaki özel düzenlemeler, davaya vekâlete ilişkin öncelikli kurallardır.

Önce özel hükümlere bakılır; ancak bu hükümlerde açıklık yoksa Borçlar Kanunu'ndaki temsil hükümleri uygulanır.

Davaya vekâlet hakkında uygulanacak hükümler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Borçlar Kanunu'nun temsil hükümlerini HMK'nın özel düzenlemelerinin önüne koymak; önce kanundaki özel hükümlere bakılması gerektiğini gözden kaçırmak.
  • Davaya vekâleti Borçlar Kanunu'ndaki vekâlet sözleşmesi ile karıştırmak; vekâletnamenin temsil yetkisini gösteren bir belge olduğunu, vekâlet sözleşmesinin ise iç ilişkiyi düzenlediğini ayırt etmemek.
  • Avukat olmayan kişinin vekil olarak dava açabileceğini varsaymak; vekâlet ehliyetinin dava şartı olduğunu ve avukat dışındaki kişilerin bu ehliyete sahip olmadığını gözden kaçırmak.
  • Vekâletnamenin şekil şartına tabi olduğunu varsaymak; uygulamada vekâletnamenin herhangi bir şekil şartına bağlı olmadığının kabul edildiğini gözetmemek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Davaya vekâletin HMK'nın 71-83. maddelerinde düzenlendiği ve bu düzenlemelerde hüküm bulunmayan hâllerde Borçlar Kanunu'ndaki temsil hükümlerinin devreye girdiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/638 E., 2025/236 K., 16.04.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2025/391 E., 2026/211 K., 01.04.2026; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2020/2064 E., 2020/1959 K., 05.11.2020)
  • Vekâletnamede şekil şartı aranmadığı, hem HMK'da hem de Türk Borçlar Kanunu'nda vekâletnamelerin herhangi bir şekil şartına bağlı olmadığı kabul edilmektedir. (7. Ceza Dairesi, 2023/5503 E., 2025/14817 K., 01.12.2025; 7. Ceza Dairesi, 2023/5502 E., 2025/14156 K., 24.11.2025)
  • Avukat olmayan bir kişinin vekil sıfatıyla dava açması hâlinde, vekâlet ehliyetinin dava şartı olması nedeniyle davanın esasına girilmeden dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2015/1088 E., 2018/7686 K., 20.11.2018)

Nasıl ispat edilir?

  • Davaya vekâleti ileri süren taraf, vekilin tayin edildiğini ve temsil yetkisinin bulunduğunu dava dosyasına sunduğu vekâletname ile ispatlar.
  • Vekâletname, noter onaylı veya düzenlenmiş aslı ya da avukat tarafından onaylanmış aslına uygun örneği ile ibraz edilir; bu belgenin bulunmaması vekâletin ispatını güçleştirir.
  • Karşı taraf vekilin yetkisiz olduğunu ileri sürerse, bu savunmayı ispat yükü kendisine düşer; ancak vekâlet ehliyeti dava şartı olduğundan mahkeme bunu re'sen de inceler.
  • Vekilin yaptığı işlemin kapsamının dışında kaldığını ileri süren taraf, vekâletnamede o işlem için açık yetki bulunmadığını ispatla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.73: Davaya vekâletin kanundan doğan genel kapsamını düzenler; m.72'deki genel temsil hükümlerinin somut içeriğini belirler.
  • 6100 sayılı Kanun m.74: Vekile açıkça yetki verilmesi gereken işlemleri sayar; m.72 uyarınca Borçlar Kanunu'na dayanılamayacak sınırları çizer.
  • 6100 sayılı Kanun m.77: Vekâletnamenin mahkemeye verilmesi yükümlülüğünü düzenler; vekâlet ilişkisinin belgelenmesi bakımından m.72 ile birlikte uygulanır.
  • 6100 sayılı Kanun m.114: Vekâlet ehliyetinin dava şartı olduğunu ve mahkemenin bunu re'sen gözeteceğini düzenler.
  • 818 sayılı Borçlar Kanunu: Davaya vekâlette uygulanacak genel temsil hükümlerini içerir; m.72 bu kanunun temsile ilişkin hükümlerine atıf yapar.

HMK m.73 — Davaya vekâletin kanuni kapsamı

Madde, davaya iradi temsilde vekilin yetkisinin genel kapsamını düzenler: vekil, hüküm kesinleşinceye kadar davanın takibi için gereken işlemleri yapabilir, hükmü yerine getirebilir, yargılama giderlerini tahsil edip makbuz verebilir ve bu işlemlerin tamamı kendisine karşı yapılabilir. Ayrıca bu genel yetkiyi kısıtlayan işlemlerin karşı taraf bakımından geçersiz olmasını hükme bağlar. Kişi bakımından, davasını vekil aracılığıyla açan veya takip eden dava ehliyetli taraflar ile bu taraflara karşı davayı yürüten vekiller için uygulanır. Madde, kanunda özel yetki gerektiren işlemleri saymaz; bunlar m.74 kapsamındadır. Vekilin birden fazla olması halini düzenlemez (m.75). Vekâletnamenin ibrazını, vekâletnamesiz işlemi ve vekilin azil ya da istifasını düzenlemez (m.76, m.77, m.81). Vekâletin kanuni dayanağı olarak temsile ilişkin Borçlar Kanunu hükümleri ise m.72 kapsamındadır.

Davaya vekâletin kanuni kapsamı: hangi kavramlar bilinmeli?

Davaya vekâletin kanuni kapsamı
Vekâletnamede ayrıca yazılmasa bile vekilin kanun gereği yapabildiği usul ve takip işlemlerinin bütünüdür. Bu kapsam, hüküm kesinleşinceye kadar geçerlidir.
Hüküm kesinleşmesi
Vekâletin kanuni kapsamının sona ereceği andır. Kesinleşmeden önce vekil, davanın takibi için gerekli işlemleri yapmaya devam eder.
Mahkumbih (hükmolunan şey) tahsili
Hükmün konusunu alacaklıya teslim veya tahsil işlemidir. Tasarıda yer alan ibare, Adalet Komisyonu tarafından madde metninden çıkarılmıştır; bu nedenle madde metninde açıkça yer almaz.
Sınırlandırıcı işlem
Vekilin m.73/1'deki yetkisini daraltan her türlü iç veya dış kayıttır. Karşı taraf bakımından geçersizdir; yani karşı taraf bu kayda dayanamaz, ancak vekâlet verenle vekil arasında iç ilişki bakımından etkili olabilir.
Dava vekâletnamesi
Dava ehliyeti olan bir kişinin başka birine davayı takip etme yetkisi verdiği tek taraflı yazılı işlemdir. Vekâlet sözleşmesi ile karıştırılmamalıdır.

Davaya vekâletin kanuni kapsamı: hangi sonuçları doğurur?

  • Vekil, hüküm kesinleşinceye kadar davanın takibi için gerekli işlemleri vekâletnamede ayrıca yazılı olmadan yapabilir.
  • Vekil, hükmün yerine getirilmesi için ayrı bir yetki almasına gerek kalmadan icra işlemlerine başlayabilir.
  • Vekil, yargılama giderlerini tahsil edebilir ve bu tahsilata ilişkin makbuz verebilir.
  • Vekile karşı yapılan bu işlemler, karşı taraf bakımından geçerlidir; yani davalı veya alacaklı tarafa yapılan tebligat ve ödeme gibi işlemler vekil yoluyla da gerçekleşebilir.
  • Vekil, m.73/1 kapsamındaki yetkisini daraltan her kayda rağmen karşı taraf bakımından yetkili sayılır; bu kayıt karşı taraf yönünden geçersizdir (m.73/2).
  • Özel yetki gerektiren işlemlerde (m.74) vekâletnamede açık yetki yoksa vekil bu işlemleri yapamaz; yaptığı işlem geçersiz olur.
  • Kanuni kapsam içindeki işlemler vekâletnamede yazılı olmasa da yapılabildiğinden, vekâletnamenin dar yazılması tek başına bu işlemleri engellemez.

Davaya vekâletin kanuni kapsamı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Genel vekâletnamenin davanın tüm aşamalarında her işlemi kapsadığını varsaymak; m.74 kapsamındaki işlemler için açık yetki aranması gerekir.
  • Hüküm kesinleşmesinden sonra da kanuni kapsamın devam ettiğini düşünmek; kesinleşmeden sonraki işlemler için yeni yetki gerekebilir.
  • Vekâletnamedeki iç sınırlamanın karşı taraf bakımından da geçerli olduğunu sanmak; m.73/2 gereği bu sınırlama karşı taraf yönünden yok sayılır.
  • Hükmün yerine getirilmesi için ayrı özel yetki aramak; bu yetki kanuni kapsamda yer almaktadır.
  • Madde metninde yer almayan mahkumbih kabzı yetkisini m.73 kapsamında saymak; bu yetki komisyon metninden çıkarılmıştır.
  • Vekâlet sözleşmesi ile dava vekâletnamesini aynı şey saymak; birincisi iç ilişkiyi, ikincisi dış temsil yetkisini düzenler.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Madde 73 uyarınca vekilin dava açma, takip, hükmün yerine getirilmesi ve yargılama giderlerinin tahsili yetkisi vekâletnamede ayrıca yazılı olmasa da kullanılabilir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/205 E., 2023/455 K., 17.05.2023; Genel Kurul, 2019/11785 E., 14.09.2023)
  • Dava vekilinin, takibe dayanak ilamda borçlu adına vekil gösterilmiş olması, satış ilanı gibi icra işlemlerinde bu genel yetkiye dayanılabildiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/652 E., 2023/643 K., 21.06.2023)
  • Davaya vekâletin kapsamı, 6100 sayılı Kanun'un 71-83. maddeleri bütünü içinde değerlendirilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/638 E., 2025/236 K., 16.04.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2025/391 E., 2026/211 K., 01.04.2026)
  • Tebligat ve yetkili vekile yapılan işlemlerin geçerliliğinde m.73'ün karşı taraf bakımından sağladığı koruma esas alınmaktadır. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2024/981 E., 2026/309 K., 27.02.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Genel vekâleti ileri süren taraf, dava vekâletnamesinin geçerli olduğunu ve yapılan işlemin davanın takibi kapsamında kaldığını ispatla yükümlüdür; ispat vekâletname ile yapılır.
  • Özel yetki gerektiren bir işlemin (m.74) yapıldığını savunan karşı taraf, vekâletnamede açık yetki bulunmadığını ileri sürerse, bu işlemin geçerliliğini ileri süren taraf açık yetkiyi belgeyle göstermekle yükümlüdür.
  • Vekilin iç ilişkide yetkisini sınırladığını ileri süren taraf, bu sınırlamanın karşı taraf tarafından bilindiğini ispatlamaya çalışabilir; ancak m.73/2 gereği karşı tarafa karşı sınırlama geçersizdir.
  • Vekâletnamenin ibrazı ve içeriği yazılı belgeyle kanıtlanır; tanık ile ispat, vekâletnamenin varlığına ilişkin uyuşmazlıkta sınırlı ölçüde kullanılabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.74: Kanuni kapsamdan çıkarılan ve açık yetki gerektiren işlemleri sayar. m.73, bu işlemlerin dışındaki geniş yetkiyi belirler.
  • 6100 sayılı Kanun m.72: Vekâletin temsile ilişkin genel dayanağını, yani Borçlar Kanunu'nun temsil hükümlerinin boşluk doldurucu olarak uygulanacağını belirtir.
  • 6100 sayılı Kanun m.75: Birden fazla vekil bulunması halinde her vekilin yetkisini bağımsız kullanabilmesini düzenler; m.73'teki yetkiyi çoklu vekil durumunda somutlaştırır.
  • 6100 sayılı Kanun m.76: Vekâletnamenin mahkemeye ibrazını düzenler; m.73 kapsamındaki yetkinin belgelenmesi için gereklidir.
  • 6100 sayılı Kanun m.81: Vekilin azli ve istifasını düzenler; kanuni kapsamın vekâletnamenin ortadan kalkmasıyla sona ermesini tamamlar.

HMK m.74 — Davaya vekâlette özel yetki verilmesini gerektiren hâller

HMK m.74, davada vekilin açıkça yetki verilmedikçe yapamayacağı işlemleri sayar: sulh, hâkimi reddetme, davanın tamamını ıslah, yemin işlemleri, başkasını tevkil, haczi kaldırma, müvekkilin iflasını isteme, tahkim ve hakem sözleşmesi, konkordato ve sermaye şirketleri ile kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvuru, feragat, karşı tarafı ibra ve davayı kabul, yargılamanın iadesi, hâkim fiilleri nedeniyle Devlet aleyhine tazminat davası ve kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davaların açılıp takibi konularında özel yetki şartını düzenler. Madde, davaya vekaletin genel kapsamını ve vekil ile karşı taraf arasındaki ilişkiyi düzenlemez; bunlar m.73'tür. Vekilin genel yetkilerinin kapsamı (m.73), vekalet ücreti ve vekaletnamenin şekli ile avukatlık ruhsatı konuları bu maddenin dışındadır. Madde, dava dışındaki ilişkilere uygulanmaz ve kendi başına bir süre öngörmez; eksik yetkinin tamamlanmasına ilişkin usul kuralı (m.115/2) ise ayrı bir maddedir.

Davaya vekâlette özel yetki verilmesini gerektiren hâller: hangi kavramlar bilinmeli?

Özel yetki
Vekâletnamede belirli bir işlem türünün açıkça belirtilmesi suretiyle verilen yetkidir. Genel nitelikli bir vekâletname bu işlemleri kapsamaz; yetkinin işleme göre tek tek ve açıkça yazılması gerekir.
Açıkça yetki
Özel yetkinin vekâletnamede belirgin biçimde yer alması durumudur. Yetkinin zımni olarak çıkarılması, bu maddenin aradığı güvenceyi sağlamaz.
Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar
Devredilemeyen ve yalnızca hak sahibinin kişiliğine bağlı olan haklardır. Bu tür haklara ilişkin davaların açılması ve takibi, hangi hak hakkında yetki verildiğinin vekâletnamede belirtilmesine bağlıdır.
Alternatif uyuşmazlık çözüm yolları
Mahkeme dışında uyuşmazlığın çözümüne yönelik yöntemlerdir. Arabuluculuk ve tahkim bu kapsama örnek olarak gösterilir; her biri için ayrıca özel yetki aranır.
Ahz-ukabz
Hükmedilen şeyin ilamın gereği olarak teslim alınmasıdır. Bu madde kapsamında özel yetki gerektiren bir işlem olarak sayılmamakla birlikte, vekâletin genel kapsamına girdiği m.73 bağlamında değerlendirilir.

Davaya vekâlette özel yetki verilmesini gerektiren hâller: hangi şartlar aranır?

  • Vekilin yapmak istediği işlemin m.74'te sayılan işlemlerden biri olması bulunmalıdır.
  • Vekâletnamede bu işlem için açıkça özel yetki verilmiş olması gerekir; genel nitelikli yetki bu koşulu karşılamaz.
  • Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklara ilişkin davalarda, hangi haklar hakkında yetki verildiğinin açıkça belirtilmiş olması gerekir.
  • Yetki bulunmuyorsa vekilin söz konusu işlemi yapması hukuken mümkün olmaz; bu koşulun gerçekleşmesi için vekâletnamenin işlemi kapsayacak biçimde düzenlenmiş olması şarttır.

Davaya vekâlette özel yetki verilmesini gerektiren hâller: hangi sonuçları doğurur?

  • Vekâletnamede açıkça yetki verilmeden vekil sulh olamaz, hâkimi reddedemez ve davanın tamamını ıslah edemez.
  • Yemin teklif edemez, yemini kabul, iade veya reddedemez; başkasını tevkil edemez ve haczi kaldıramaz.
  • Müvekkilinin iflasını isteyemez, tahkim veya hakem sözleşmesi yapamaz ve konkordato ya da yeniden yapılandırma teklifinde bulunamaz.
  • Alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına başvuramaz, davadan veya kanun yollarından feragat edemez, karşı tarafı ibra edemez ve davasını kabul edemez.
  • Yargılamanın iadesi yoluna gidemez, hâkimlerin fiilleri nedeniyle Devlet aleyhine tazminat davası açamaz.
  • Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarla ilgili davaları, hangileri hakkında yetki verildiği açıklanmadıkça açamaz ve takip edemez.
  • Özel yetki bulunmadan yapılan işlem vekâlet veren için bağlayıcı olmaz ve geçersizdir.
  • Vekâletnamede özel yetki yoksa bu işlemler davanın dışında kalmaz; yetki verilmesi halinde vekil bu işlemleri yapabilir.
  • Madde, dava açma, haciz talebi ve kanun yoluna başvuru gibi genel vekâlet kapsamındaki işlemleri etkilemez.
  • Madde gereğince yapılan işlemin geçersizliği karşı taraf bakımından öne sürülebilir; ancak m.73/2 uyarınca vekâletnamedeki iç sınırlamalar karşı tarafı bağlamaz.

Özel yetki gerektiren işlemler ile özel yetki gerektirmeyen işlemler arasındaki fark nedir?

Sulh, hâkimi reddetme, davanın tamamını ıslah, yemin işlemleri, tevkil, feragat, ibra, davayı kabul gibi işlemler m.74 kapsamındadır ve açıkça yetki gerektirir.

Dava açmak, haciz talebinde bulunmak, olağan kanun yollarına başvurmak ve kısmen ıslah gibi işlemler m.74 kapsamında sayılmaz; genel vekâlet yetkisinin içindedir.

Özel yetki gerektiren işlem vekâletnamede açıkça yazılmadan yapılırsa geçersizdir; genel yetkiyle yapılabilen işlem geçerlidir.

Davanın tamamının ıslahı ile davanın kısmen ıslahı arasındaki fark nedir?

Davanın tamamının ıslahı, dava konusunun niteliğini değiştiren bir ıslahtır ve m.74 uyarınca özel yetki ister.

Kısmi ıslah m.74'te sayılmamıştır ve genel vekâlet yetkisi ile yapılabilir.

Tam ıslah için vekâletnamede özel yetki yoksa vekile yetki tamamlattırılır; tamamlanmazsa ıslah talebi geçerli olmaz.

Karşı tarafa karşı etki ile müvekkil ile vekil arasındaki iç ilişki arasındaki fark nedir?

Vekâletnamede bulunan sınırlamalar karşı taraf bakımından geçersizdir.

Müvekkil ile vekil arasında aynı sınırlamalar geçerliliğini korur.

Sınırlama aşılarak yapılan işlem karşı taraf açısından geçerli kalır, ancak vekil müvekkile karşı sorumlu olur.

Sıkı sıkıya bağlı haklar ile diğer haklar arasındaki fark nedir?

Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklara ilişkin davalarda hangi hak hakkında yetki verildiği açıkça belirtilmelidir.

Devredilebilir nitelikteki haklara ilişkin davalarda bu ayrıntılı belirtme aranmaz, genel vekâlet yeterlidir.

Sıkı sıkıya bağlı haklarda yetkinin hak bazında yazılmaması davanın açılmasını veya takibini engeller.

Davaya vekâlette özel yetki verilmesini gerektiren hâller: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Genel vekâletnamenin sulh, feragat veya ıslah gibi işlemleri de kapsadığını varsaymak; bu işlemler için yetkinin açıkça yazılması gerekir.
  • Kısmi ıslah ile davanın tamamının ıslahını karıştırmak; kısmi ıslah m.74 kapsamında değildir.
  • Sıkı sıkıya bağlı hakların davasında hangi hak hakkında yetki verildiğinin belirtilmesini gereksiz görmek.
  • Eksik yetkiyi tespit edince davayı doğrudan reddetmek; önce vekile kesin süre verilmesi gerekir.
  • Hakem sözleşmesinde vekilin yetkisini mahkemenin ya da hakemin araştırmayacağını düşünmek; bu yetki kamu düzenine ilişkin olarak kendiliğinden araştırılır.
  • Özel yetkinin bulunmadığı işlemi iç ilişkideki sınırlamaya rağmen karşı taraf bakımından geçersiz saymak; karşı taraf bakımından işlem geçerli kalabilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Davanın tamamının ıslahı için vekâletnamede özel yetki bulunması gerektiği ve yetki yoksa vekile süre verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/638 E., 2025/236 K., 16.04.2025)
  • Özel yetkisi bulunmayan vekilin tahkim sözleşmesi yapamayacağı ve yapılan sözleşmenin geçersiz olduğu kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, 2024/1631 E., 2026/391 K., 17.03.2026)
  • Tahkim yetkisinin bulunup bulunmadığının hakemce kendiliğinden araştırılması gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, 2024/1631 E., 2026/391 K., 17.03.2026)
  • Özel yetkiyi gösteren vekâletnamenin eksik olması halinde, mahkemenin vekile kesin süre vererek yetkili vekâletname sunulmasını istemesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/477 E., 2025/889 K., 25.12.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2025/168 E., 2025/175 K., 26.03.2025)
  • Alacaklılar adına oy kullanan vekillerin vekâletnamelerinde m.74 kapsamındaki yetkinin açıkça yazılması gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2018/595 E., 2018/671 K., 11.04.2018; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2022/503 E., 2022/574 K., 10.05.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Özel yetkiyi ileri süren taraf, vekâletnamede ilgili işlem için açık yetkinin bulunduğunu ispatlar; genel vekâletnameye dayanarak özel bir işlem yapıldığını iddia eden taraf bu iddiasını kanıtlamak zorundadır.
  • Yetki, dava dosyasındaki vekâletnamenin metninden değerlendirilir; yazılı belge olmadan sözlü beyanla yetkinin varlığı kabul edilemez.
  • Karşı taraf, vekilin yetkisiz işlem yaptığını ileri sürerek işlemin geçersizliğini savunabilir; bu savunmayı vekâletnamenin içeriğiyle ispatlar.
  • Vekâletnamede yetki yoksa mahkeme yetkiyi kendiliğinden araştırır ve eksiklik giderilinceye kadar işlemi dikkate almaz.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.73: Vekâletin genel kapsamını düzenler. m.74 bu genel kapsamın dışında kalan, özel yetki gerektiren işlemleri sayar.
  • 6100 sayılı Kanun m.115: Özel yetkisi bulunmayan vekilin açtığı davada, hâkimin vekile eksik yetkiyi tamamlaması için kesin süre vermesi gerektiğini düzenler.
  • 6098 sayılı Kanun m.504: Vekilin hakem veya tahkim sözleşmesi yapabilmesi için vekâletnamede açık yetki bulunması gerektiğini düzenler; m.74 ile paralel bir kuraldır.
  • 6100 sayılı Kanun m.307: Davadan feragat işlemine ilişkin usul kuralıdır; m.74 bu işlem için özel yetki şartı koyar.

HMK m.75 — Birden fazla vekil görevlendirilmesi

Madde, davada birden fazla vekil görevlendirilmesi halinde vekillerin yetkilerini birbirinden bağımsız kullanabilmesini ve vekâletnamedeki bu bağımsızlığı sınırlayan kayıtların karşı taraf bakımından geçersizliğini düzenler. Kime uygulandığı bakımından, bir davada birden fazla avukat ya da vekil ile temsil edilen her taraf için geçerlidir. Madde, vekillerin hangi işlemleri yapabileceğini ya da yapamayacağını tek tek saymaz; vekâletname kapsamındaki yetkilerin kapsamı vekâletnameye ve 71 ile 83. maddeler arasındaki genel vekâlet hükümlerine bağlıdır. Vekâletin davaya başlangıçta mı yoksa sonradan mı verildiği, vekâletnamenin ibrazı, tarafın şahsına sıkı sıkıya bağlı işlemler ve özel yetki gerektiren haller bu maddede düzenlenmez; bunlar için sırasıyla 76. madde, 74. madde ve vekâlet hükümlerinin genel düzeni incelenmelidir. Vekâletin sona ermesi ve istifa da bu maddenin kapsamı dışındadır (m.82).

Birden fazla vekil görevlendirilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Birden fazla vekil görevlendirilmesi
Aynı davada, tek bir vekâletnameyle ya da birden çok vekâletnameyle birden fazla kişinin vekil olarak atanmasıdır. Her vekil, kendisine verilen yetkiyi tek başına kullanabilir; bu durum vekillerin ortak hareket etme zorunluluğu olmadığı anlamına gelir.
Bağımsız yetki kullanımı
Vekillerden her birinin, diğer vekilin onayı ya da katılımı olmaksızın vekâletten doğan yetkileri kullanabilmesidir. Bu yetki, vekâletnamenin kapsamı içinde kalan işlemler için geçerlidir.
İç hukuki ilişki
Vekâlet veren ile vekiller arasında ya da vekillerin kendi aralarındaki ilişkidir. Vekâlet verenin vekillerden ortak kullanım isteyebilmesi, bu ilişki içinde kurulan sözleşmeye dayanır.
Karşı taraf bakımından geçersiz sınırlama
Vekâlet verenin ya da vekillerin, vekillerin ortak hareket etmesini öngören kayıtlarıdır. Bu kayıtlar karşı taraf açısından hüküm ifade etmez; karşı taraf her vekilin yetkisini bağımsız olarak kabul etmek zorundadır.

Birden fazla vekil görevlendirilmesi: hangi şartlar aranır?

  • Davada birden fazla vekil görevlendirilmiş olmalıdır; görevlendirme başlangıçta birlikte yapılmış olabileceği gibi, gerekli muvafakat alınarak sonradan da yapılmış olabilir.
  • Her vekil, vekâletnamesinden doğan yetkiyi diğer vekilden bağımsız olarak kullanabilmelidir.
  • Vekillerin ortak kullanıma ilişkin bir kayıt varsa, bu kayıt yalnızca iç hukuki ilişki bakımından geçerli olur; karşı taraf bakımından yetkiyi sınırlayamaz.
  • Karşı tarafa karşı yapılan işlemde, vekâletin kapsamı içinde kalan bir yetkinin kullanılmış olması gerekir; yetkinin kapsamı vekâletnameye göre belirlenir.

Birden fazla vekil görevlendirilmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Vekillerden her biri, vekâletten doğan yetkileri tek başına kullanabilir ve davayı yalnız başına takip edebilir.
  • Vekâlet verenin ya da vekillerin, vekillerin bağımsız hareket etmesini kısıtlayan kayıtları karşı taraf bakımından hükümsüzdür.
  • Ortak kullanım kaydı iç hukuki ilişkide geçerlidir; vekil bu kayda aykırı davranırsa vekâlet veren ile vekil arasında sorumluluk doğabilir, ancak karşı taraf açısından işlem geçerliliğini korur.
  • Bağımsız yetki kullanımı, vekâletnamede belirlenen yetkiler ile sınırlıdır; vekâletnamede bulunmayan bir yetki bağımsızlık ilkesiyle doğmaz.
  • Maddenin karşı tarafı koruyan emredici niteliği vardır; karşı taraf vekillerin ortak imzasını ya da birlikte hareketini bu gerekçeyle talep edemez.
  • Vekillerden birinin yaptığı işlem, diğer vekilin itirazı varsa bile, karşı taraf bakımından sonuç doğurur.

İç hukuki ilişki ile karşı taraf ilişkisi arasındaki fark nedir?

Vekâlet veren ile vekiller ya da vekillerin kendi aralarındaki ilişki, ortak kullanım yönünde anlaşmaya dayanabilir.

Karşı taraf ile vekiller arasındaki ilişkide her vekil bağımsız yetkilidir ve karşı taraf vekillerin ortak hareket etmesini ileri süremez.

Ortak kullanım anlaşması yalnızca taraflar arasında borç doğurur; karşı tarafa yapılan bağımsız bir işlem bu anlaşmaya aykırı olsa bile geçerli sayılır.

Başlangıçta birden fazla vekil ile sonradan eklenen vekil arasındaki fark nedir?

Davanın başında birden fazla avukata vekâlet verilmişse her vekil doğrudan bağımsız yetkilidir.

Başlangıçta yalnız bir avukata vekâlet verilmişse, sonradan başka bir avukata vekâlet verilebilmesi için ilk vekilin yazılı muvafakati gerekir.

Sonradan eklenen vekil yetkisi, ilk vekilin muvafakati olmadan doğmaz; muvafakatle doğan vekiller de bu madde uyarınca bağımsız yetkilidir.

Birden fazla vekil görevlendirilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Vekillerin ortak hareket etme zorunluluğu olduğunu varsaymak; madde bu zorunluluğu getirmez, bağımsızlığı kural olarak öngörür.
  • Vekâlet verenin vekillere verdiği ortak kullanım kaydını karşı taraf bakımından da bağlayıcı saymak; kayıt yalnızca iç hukuki ilişkide geçerlidir.
  • Sonradan atanan vekilin ilk vekilin muvafakati olmadan bağımsız yetki kullanabileceğini düşünmek; başlangıçta tek vekil varken ek vekil için muvafakat aranır.
  • Vekâletnamede açıkça yer almayan özel yetkiyi (örneğin feragat, ikrar) bağımsızlık ilkesine dayanarak kullanmak; bu yetkiler ayrıca vekâletnamede bulunmalıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Davaya vekâlet hükümlerinin 71 ile 83. maddeler arasında düzenlendiği ve birden fazla vekil hâlinde bağımsızlık ilkesinin bu çerçevede uygulandığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/391 E., 2026/211 K., 01.04.2026; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2020/2064 E., 2020/1959 K., 05.11.2020)
  • Birden fazla vekil görevlendirilmesinin, 1086 sayılı Kanunun 64. maddesindeki düzenlemenin devamı olduğu ve aynı ilkenin korunduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/638 E., 2025/236 K., 16.04.2025)
  • Mahkemelerin, başlangıçta yalnız bir avukata vekâlet verilmiş davada sonradan yeni vekil atanmasında, mevcut vekilin bilgilendirilmesini ve muvafakatinin alınmasını aradığı görülmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi, 2024/3053 E., 2025/1762 K., 06.11.2025)
  • Maddenin uygulamasında vekillerin bağımsız kullanım yetkisinin, vekâletnamede açıkça kapsanmış olan yetkilerle sınırlı olduğu kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2023/1864 E., 2025/2135 K., 07.11.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2013/75 E., 2013/1612 K., 27.11.2013)

Nasıl ispat edilir?

  • Birden fazla vekil bulunduğunu ve vekillerden birinin yaptığı işlemin yetkisini iddia eden taraf, bu yetkinin vekâletnamede bulunduğunu vekâletnamenin aslı veya noter onaylı örneği ile ispatlar.
  • Vekillerin ortak kullanım kaydı bulunduğunu ileri süren taraf, bu kaydın iç hukuki ilişki içinde kaldığını ve karşı tarafa bildirilmediğini sınırlı olarak savunabilir; kaydın karşı tarafa karşı geçerli olduğunu ileri süren taraf, bu iddiayı ispatlamak zorundadır, ancak bu iddia madde gereği kabul görmez.
  • Sonradan eklenen vekil hâlinde, ilk vekilin yazılı muvafakatinin alındığını iddia eden taraf, muvafakat belgesini ibraz ile ispatlamakla yükümlüdür.
  • Karşı tarafın vekillerin ortak hareket etmediğini ileri sürerek işlemin geçersizliğini savunması hâlinde, bu savunmayı ileri süren taraf, sınırlamanın karşı taraf bakımından bağlayıcı olduğunu ispatlamak zorundadır; bu ispat başarılı olmaz.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.76: Vekâletnamenin ibrazı yükümlülüğünü düzenler; birden fazla vekilin yetkisinin vekâletname ile belgelenmesi bu madde ile sağlanır.
  • 6100 sayılı Kanun m.74: Özel yetki gerektiren işlemleri (örneğin feragat, ikrar, ıslah) sayar; vekiller bu yetkileri ancak vekâletnamede açıkça bulunduğunda bağımsız olarak kullanabilir.
  • 6100 sayılı Kanun m.71-83: Davaya vekâlet hükümleri bütünü olarak bu maddenin çerçevesini oluşturur; vekâletin kapsamı ve sona ermesi bu hükümlerle belirlenir.

HMK m.76 — Vekâletnamenin ibrazı

Madde, avukatın açtığı veya takip ettiği dava ve işlerde vekâletnamenin mahkemeye ibrazına ilişkin yükümlülüğü düzenler. Avukatın ibraz edeceği belgenin türünü (noter onaylı veya düzenlenmiş vekâletname aslı ya da avukat onaylı aslına uygun örnek) ve kamu kurum ve kuruluşlarının avukatlarına verilen temsil belgelerinin geçerliliğini belirler. Kurala tabi olan kişi avukattır; vekil olarak hareket eden avukat dışındaki vekiller bakımından madde doğrudan uygulanmaz. Maddenin düzenlemediği konular: vekâletnamesiz dava açılması ve işlem yapılması ile bu halde verilecek kesin süre (m.77), vekilin özel yetki gerektiren işlemleri (m.74), birden fazla vekilin yetkisi (m.75), vekâlet pulu ve dava şartı olarak vekâletnamenin bulunması (Avukatlık Kanunu ve m.114/1-f). Bu konular ayrı maddelerde ele alınır.

Vekâletnamenin ibrazı: hangi kavramlar bilinmeli?

Vekâletname aslı
Vekâlet verenin imzasını taşıyan ve noter tarafından onaylanan ya da düzenlenen belgedir. Madde, ibrazda asıl belgenin ya da onun avukat tarafından onaylanmış aslına uygun örneğinin kullanılabileceğini öngörür.
Avukat onaylı örnek
Avukatın, vekâletname aslının kendisine uygun olduğunu imzasıyla teyit ettiği örnektir. Bu örnek ancak aslına uygunluk onayı taşıdığında ibraz edilebilir; onaysız fotokopi bu niteliği taşımaz.
Temsil belgesi
Kamu kurum ve kuruluşlarının avukatlarına, yetkili amirleri tarafından usulüne uygun olarak verilen yetki belgesidir. Bu belge için ayrıca noter onayı aranmaz.
Dava veya takip dosyasına konulma
Avukatın belgeyi mahkemedeki dosyaya fiilen eklemek üzere sunmasıdır. Dava açılırken dilekçeyle birlikte, sonradan katılımda ise ilk celsede yapılır.

Vekâletnamenin ibrazı: hangi şartlar aranır?

  • Avukatın açtığı veya takip ettiği bir dava ya da işin bulunması gerekir.
  • Avukat, noter tarafından onaylanan ya da düzenlenen vekâletname aslını veya kendi onayladığı aslına uygun örneğini dava ya da takip dosyasına konulmak üzere ibraz etmelidir.
  • Kamu kurum ve kuruluşlarının avukatı söz konusuysa, yetkili amirlerince usulüne uygun düzenlenip verilmiş temsil belgesi ibraz edilmelidir; bu belge için ayrıca noter onayı aranmaz.
  • Belgenin ibrazı, vekil aracılığıyla açılan davada dava şartı niteliğindedir ve bu yükümlülük yerine getirilmelidir.

Vekâletnamenin ibrazı: hangi sonuçları doğurur?

  • Avukat belgeyi usulüne uygun ibraz ettiğinde vekâletname dava şartı bakımından eksiksiz sayılır ve yargılamaya devam edilir.
  • Kamu kurum avukatının usulüne uygun temsil belgesi ibraz etmesi halinde ayrıca noter onayı aranmaz ve belge geçerli sayılır.
  • Avukat ibraz yükümlülüğünü yerine getirmezse, madde metninde bu eksikliğe bağlanan sonuç, m.77 uyarınca vekâletnamesiz işlem yapma hükümlerine göre belirlenir.

Özel hukuk avukatı ile kamu kurum avukatı arasındaki fark nedir?

Özel hukuk avukatı, vekâletnamesini noter onaylı ya da düzenlenmiş biçimde ya da kendi onayladığı aslına uygun örnekle ibraz eder.

Kamu kurum ve kuruluşlarının avukatı, yetkili amirin usulüne uygun verdiği temsil belgesini ibraz eder.

Kamu avukatının temsil belgesi için noter onayı aranmaz; özel hukuk avukatının belgesinde noter onayı ya da avukat onayı zorunludur.

Vekâletname aslı ile avukat onaylı örnek arasındaki fark nedir?

Asıl belge, noter tarafından onaylanmış ya da düzenlenmiş olarak mahkemeye sunulur.

Örnek, avukat tarafından aslına uygun olduğu onaylanarak sunulur.

Her iki biçim de ibraz yükümlülüğünü yerine getirir; onaylanmamış örnek yerine geçmez.

Vekâletnamenin ibrazı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Avukatın kendi onayladığı örneği yeterli görmeyip ayrıca aslın ibrazını aramak; m.76 avukat onaylı aslına uygun örneği ibrazı yeterli saymaktadır.
  • Kamu kurum avukatının temsil belgesine noter onayı aramak; m.76/2 bu belge için noter onayını açıkça aramaz.
  • Onaysız fotokopiyi avukat onaylı örnek gibi kabul etmek; madde yalnızca aslı veya avukatça onaylanmış aslına uygun örneği geçerli sayar.
  • Vekâletnamenin ibrazı ile m.77'deki vekâletnamesiz işlem ve kesin süre kurumunu karıştırmak; ibraz eksikliğinde sonuç m.77 ile belirlenir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Vekâletnamenin ibrazı, dava dosyasında usulüne uygun vekâletnamenin bulunmasını zorunlu kılar; dosyada vekâletname yoksa mahkemeler bunu dava şartı eksikliği olarak değerlendirmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2020/1483 E., 2022/2203 K., 18.11.2022; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2020/1193 E., 2022/2140 K., 10.11.2022)
  • Kanun ve İçtüzük'te vekâletnamenin şekline dair ayrı bir düzenleme olmadığından m.76 hükümleri somut olaya uygulanmaktadır. (Genel Kurul, 2016/14513 E., 28.12.2022)
  • Davaya vekâletin 71-83. maddeler arasında düzenlendiği ve m.76'nın bu bütünün parçası olduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/638 E., 2025/236 K., 16.04.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2025/391 E., 2026/211 K., 01.04.2026)
  • Vekâletnamenin ibrazı yükümlülüğünün, mülga 1086 sayılı Kanun'un 67. maddesinden devralındığı ve avukatın onayladığı örneğin bu yükümlülüğe yeterli olduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/455 E., 2023/618 K., 14.06.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Vekâletnamenin ibraz yükümlülüğünü yerine getirme yükü avukattadır; avukat, dava dosyasına noter onaylı ya da düzenlenmiş vekâletname aslını veya kendi onayladığı örneği koyarak bu yükümlülüğünü ispat eder.
  • Kamu kurum avukatı açısından ispat, yetkili amirin usulüne uygun düzenlediği temsil belgesinin dosyaya konulmasıyla yapılır; bu belge için noter onayı ispat edilmek zorunda değildir.
  • Karşı taraf, vekilin yetkisine itiraz ederek vekâletnamenin bulunmadığını ya da geçersiz olduğunu ileri sürebilir; bu savunmanın ispatı için dosyadaki belgeler incelenir.
  • Onaylanmamış fotokopi ya da eksik belge sunulması halinde, belgenin usulüne uygun olduğunu gösterme yükü ibraz eden avukattadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.77: Vekâletnamesiz dava açılması ve işlem yapılmasını düzenler. m.76 ibrazı zorunlu kılar; m.77 bu zorunluluğa uyulmadığında verilecek kesin süre ve sonuçları belirler.
  • 6100 sayılı Kanun m.74: Vekilin özel yetki gerektiren işlemlerini düzenler. Vekâletnamenin ibrazı, bu özel yetkinin de vekâletnamede bulunup bulunmadığının incelenmesine imkân verir.
  • 6100 sayılı Kanun m.114: Dava şartlarını sayar. Vekil aracılığıyla takip edilen davada geçerli bir vekâletnamenin mahkemeye verilmesi dava şartıdır.

HMK m.77 — Vekâletnamesiz dava açılması ve işlem yapılması

Madde, avukatın vekâletnamesini mahkemeye ibraz etmeden dava açması veya yargılamada işlem yapmasının sonuçlarını düzenler. Bu bağlamda kesin süre verilmesi, süre içinde ibrazın ya da işlemin kabulünün etkisi, haklı sebep olmadan ibrazın sorumluluğu ve yargılamanın ertelenmesi kuralları yer alır. Madde, avukatla temsil zorunluluğu olmayan genel iradi temsil ilişkisi bakımından, vekâletnamesiz hareket eden avukat ve dava ya da takip işlemi yapacak vekil yönünden uygulanır. Vekâletnamenin ibraz yükümlülüğünün kendisini (m.76), vekilin görevden ayrılmasının dış ilişkisini (m.81) ve yokluğunda devam ile dosyanın işlemden kaldırılmasını (m.186, m.150) bu madde düzenlemez.

Vekâletnamesiz dava açılması ve işlem yapılması: hangi kavramlar bilinmeli?

Vekâletname aslı veya onaylı örneği
Avukatın temsil yetkisini gösteren belgenin ya da onaylı örneğinin mahkemeye verilmiş olması. Yalnız belgeye sahip olmak ya da vekâletnamenin var olduğunu bildirmek bu koşulu karşılamaz.
Gecikmesinde zarar doğabilecek hâl
Vekâletname beklenirse hak düşürücü süre ya da zamanaşımının geçmesi tehlikesinin doğduğu durum. Bu istisnai izin için tek ölçüt budur.
Kesin süre
Mahkemenin, vekâletnamenin getirilmesi için verdiği ve geçmesi hâlinde sonucu doğuran süre. Süre içinde ibraz ya da asıl tarafın kabul beyanı işlemi ayakta tutar.
Asıl taraf kabulü
Vekâletnamesiz yapılan işlemleri asıl tarafın dilekçeyle mahkemeye bildirerek onaylaması. Yalnız sözlü beyan ya da fiilî katılım yeterli değildir, dilekçe şarttır.
Celse harcı ve yargılama giderleri
Haklı sebep olmadan süresinde ibraz etmeyen avukatın ödemeye mahkûm edileceği kalemler. Karşı tarafın uğradığı zarar da bu sorumluluğa dahildir.
Bir defaya mahsus kısa süre
Dosyanın incelenmemiş olmasının geçerli bir özre dayanması hâlinde hâkimin tanıyabileceği süre. Tekrarlanamaz ve verildiğinde dosya incelenmemiş olsa bile dava devam eder.

Vekâletnamesiz dava açılması ve işlem yapılması: hangi şartlar aranır?

  • Vekâletnamesiz dava açılabilmesi veya usul işlemi yapılabilmesi için gecikmesinde zarar doğabilecek bir hâlin bulunması ve mahkemenin bunu takdir ederek kesin süre vermesi gerekir.
  • Mahkemenin verdiği kesin süre içinde vekâletnamenin aslı ya da onaylı örneğinin getirilmesi aranır.
  • Süre içinde vekâletname verilmezse, asıl taraf yapılan işlemleri kabul ettiğini dilekçeyle mahkemeye bildirmelidir; bu iki yoldan biri gerçekleşmezse sonuç doğar.
  • Haklı bir sebep olmaksızın süresi içinde vekâletname ibraz edilmemesi, m.77/2'deki sorumluluğun koşuludur.
  • Yargılamanın ertelenmesi istenebilmesi için avukat tutma isteği, istifa, azil ya da dosyanın incelenmemesi dışında bir olay bulunmamalıdır; dosyanın incelenmemesi için geçerli bir özür gösterilmelidir.

Vekâletnamesiz dava açılması ve işlem yapılması: hangi sonuçları doğurur?

  • Mahkeme, gecikmesinde zarar doğabilecek hâl yoksa vekâletnamesiz dava açılmasına ya da usul işlemi yapılmasına izin veremez.
  • Kesin süre içinde vekâletname getirilirse vekilin yaptığı işlemler geçerli kalır ve yargılamaya o vekille devam edilir.
  • Kesin süre içinde vekâletname verilmez ve asıl taraf kabul dilekçesi sunmazsa dava açılmamış sayılır ya da gerçekleştirilen işlemler yapılmamış sayılır.
  • Haklı sebep olmadan süresinde ibraz etmeyen avukat, celse harcı, diğer yargılama giderleri ve karşı tarafın zararını ödemeye mahkûm edilir.
  • Kötüniyetle ibraz etmeyen avukat hakkında Cumhuriyet başsavcılığına ve baro başkanlığına durum yazıyla bildirilir.
  • Avukat tutulması, istifa, azil veya dosyanın incelenmemesi sebebiyle yargılama başka güne bırakılamaz; ancak incelenmeme geçerli bir özre dayanıyorsa hâkim bir defaya mahsus kısa süre verebilir.
  • Bu kısa süre sonunda dosya incelenmemiş olsa bile davaya devam olunur.

Dava açılmasına izin ile işlem yapılmasına izin arasındaki fark nedir?

Gecikmesinde zarar doğabilecek hâller: mahkeme kesin süre vererek avukatın dava açmasına veya usul işlemi yapmasına izin verebilir.

Bu hâller dışında: vekâletname ibraz edilmeden mahkeme süre veremez ve duruşmayı ertelemez.

İzin verilen hâlde işlem geçerli kalır, vekâletname süresinde gelirse; izin yoksa süre verilmesi de mümkün değildir.

Kesin süre içinde vekâletname veya kabul beyanı ile bu süre içinde ibraz edilmemesi arasındaki fark nedir?

Vekâletname verilir veya asıl taraf işlemleri dilekçeyle kabul ederse işlem geçerli kalır.

Vekâletname verilmez ve asıl taraf kabul bildirmezse dava açılmamış ya da işlemler yapılmamış sayılır.

Hak düşürücü veya zamanaşımına tabi haklar bakımından dava açılmamış sayılmasının sonucu ayrıca değerlendirilmelidir.

Haklı sebep bulunan ile bulunmayan ibrazsızlık arasındaki fark nedir?

Haklı bir sebep olmaksızın süresinde vekâletname ibraz etmeyen avukat.

Haklı bir sebeple süresinde ibraz edemeyen avukat.

Birincisi celse harcı, diğer yargılama giderleri ve karşı tarafın zararını ödemeye mahkûm edilir; ikincisi bu sorumluluğa girmez.

Kötüniyetli ile iyiniyetli ibrazsızlık arasındaki fark nedir?

Vekâletnameyi kötüniyetle ibraz etmeyen avukat.

Kötüniyeti bulunmayan avukat.

Kötüniyetli olana karşı Cumhuriyet başsavcılığına ve baro başkanlığına durum yazıyla bildirilir; ceza ve disiplin soruşturması açılması sağlanır.

Yargılamanın ertelenmesi: avukat tutma ile istifa-azil-dosya incelememe arasındaki fark nedir?

Avukat tutmak istemesi sebebiyle, istifa, azil ya da dosyanın incelenmemesi nedeniyle yargılama başka güne bırakılamaz.

Dosyanın incelenmemesi geçerli bir özre dayanıyorsa hâkim bir defaya mahsus kısa süre verebilir.

Verilen süre sonunda dosya incelenmemiş olsa bile davaya devam olunur.

Vekâletnamesiz dava açılması ve işlem yapılması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Vekâletnamesi ibraz edilmemiş avukatın dava dilekçesini mahkemece işleme koymak, oysa m.77/1 uyarınca dava açılamaz.
  • Mahkemenin gecikmesinde zarar doğabilecek hâl bulunmadan kesin süre verip vekâletnamesiz işlemi kabul etmesi, izin koşulunu gözden kaçırmaktır.
  • Kesin süre içinde vekâletname verilmediği hâlde asıl tarafın sözlü ya da fiilî katılımını kabul saymak; kabulün dilekçeyle bildirilmesi şarttır.
  • Haklı sebep bulunduğu hâlde de avukatı m.77/2 uyarınca harç ve zarar sorumluluğuna mahkûm etmek.
  • Avukat değişikliği, istifa ya da azil nedeniyle yargılamayı erteleyebileceğini sanmak; bu hâllerde erteleme yasaktır.
  • Dosyanın incelenmemesi için geçerli özür bulunmadığı hâlde kısa süre vermek ya da verilen süre sonunda dosya incelenmediği için yargılamayı yeniden ertelemek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Vekâletnamesi bulunmayan ve dosyaya sunulmayan vekilin dava dilekçesinin mahkemece kabul edilmemesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/477 E., 2025/889 K., 25.12.2025)
  • Vekâletname ibrazı için kesin süre verilip ihtarın yapılması, süre geçtikten sonra işlem yapılmasının dayanağı olarak değerlendirilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/477 E., 2025/889 K., 25.12.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2025/168 E., 2025/175 K., 26.03.2025)
  • Vekilin istifası ya da azli hâlinde dış ilişkinin m.77/4 ve m.81 çerçevesinde değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/652 E., 2023/643 K., 21.06.2023)
  • Vekâletnamenin dosyada bulunmaması hâlinde temyiz ya da istinaf dilekçesinin m.77 kapsamında işlem görmediği, eksikliğin giderilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2024/1341 E., 2024/1468 K., 26.11.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Vekâletnamesiz dava açıldığını ya da işlem yapıldığını ileri süren karşı taraf, bu durumu dosya içeriğinden ispatlar; vekâletnamenin dosyada bulunup bulunmadığı kayıt üzerinden tespit edilir.
  • Gecikmesinde zarar doğabilecek hâlin varlığını ve izin verilmesi gereğini, izin talep eden avukat ya da taraf ortaya koymalıdır; bu hâlin varlığı mahkemenin takdirine bağlıdır.
  • Haklı sebebin varlığı, ibrazsızlığı açıklayan avukatın ileri sürdüğü olguyla ortaya konur; bu sebebi ileri süren avukat, ilgili belgeleriyle ispatlamalıdır.
  • Asıl tarafın işlemleri kabul ettiğini ispat yükü kabul beyanını ileri süren tarafa aittir ve bu kabul dilekçeyle yapılmış olmalıdır.
  • Kötüniyetin varlığını ileri süren taraf veya mahkeme, avukatın tutumundan çıkan olgularla ortaya koyar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.76: Vekâletnamenin ibrazına ilişkin asıl düzenlemedir; m.77 bu yükümlülüğe aykırılığın sonuçlarını belirler.
  • 6100 sayılı Kanun m.81: Vekilin görevden istifası ya da azli hâlinde dış ilişkiyi düzenler; m.77/4'ün yanında uygulanır.
  • 6100 sayılı Kanun m.186: Vekâletname verilmeyen ve kesin süreyi izleyen oturuma gelinmeyen hâlde yokluğunda devam kararının dayanağıdır.
  • 6100 sayılı Kanun m.150: Aynı durumda dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilebilmesinin dayanağıdır.
  • 1136 sayılı Avukatlık Kanunu: Avukatın baroya kayıtlılığı ve baro başkanlığının disiplin yönüyle ilgili düzenlemeleri içerir; m.77/2'deki disiplin bildirimi bu çerçevede işler.

HMK m.78 — Vekilin vekâlet veren huzurundaki beyanı

Madde, duruşmada hazır bulunan tarafın vekili tarafından yapılan açıklamalara karşı itirazının ne zaman gerektiğini ve sessiz kalmanın hangi sonucu doğurduğunu düzenler. Hüküm, kendisinin de hazır olduğu duruşmada vekilin açıklamalarını kapsar ve bu açıklamalara taraf bakımından rıza sonucunu bağlar. Kanunun tarafın davasını ve vekalet ilişkisini genel olarak düzenleyen 71 ila 83. maddeleri içinde yer alır. Maddede vekilin duruşmadaki uygunsuz tutum ve davranışları (m.79), vekâletnamenin ibrazı (m.76) ve vekâletsiz işlemler (m.77) düzenlenmez. Vekilin hangi işlemler için özel yetki gerektiği (m.74), vekâletin kapsamı (m.73) ve vekilin azli ile istifası (m.81-83) da bu maddenin dışında kalır.

Vekilin vekâlet veren huzurundaki beyanı: hangi kavramlar bilinmeli?

Vekilin açıklaması
Taraf vekilinin duruşmada, davanın konusu olan olgular veya hukuki durum hakkında yaptığı beyanlardır. Bu beyanların tarafı bağlayıp bağlamadığı, madde uyarınca karşı tarafın itirazına bağlıdır.
Rıza sayılması
Tarafın açık bir irade beyanında bulunmadan, sessiz kalması nedeniyle vekilin açıklamasını kabul ettiğinin kabul edilmesidir. Madde, rızanın bu yolla kurulabilmesi için itirazın derhal ve açıkça yapılmamasını yeterli görür.
Derhal ve açık itiraz
Açıklamanın yapıldığı duruşmada, gecikmeden ve belirgin biçimde yapılan karşı beyandır. Sonradan yapılan itiraz ya da örtülü bir karşı çıkış, maddenin aradığı itiraz niteliğini taşımaz.
Hazır bulunan taraf
Maddenin uygulanabilmesi için tarafın bizzat duruşmada hazır bulunmasıdır. Taraf duruşmada yoksa, vekilin açıklamasına rıza sayımı bu madde üzerinden kurulamaz.

Vekilin vekâlet veren huzurundaki beyanı: hangi şartlar aranır?

  • Taraf bizzat kendisi duruşmada hazır bulunmalıdır; yalnızca vekilin hazır olması bu hükmün uygulanması için yeterli değildir.
  • Vekil, duruşmada taraf adına bir açıklama yapmış olmalıdır.
  • Karşı taraf, açıklamayı duyduğu anda derhal itiraz etmelidir.
  • İtiraz açık olmalıdır; örtülü veya belirsiz bir tepki itiraz sayılmamalıdır.
  • İtiraz yapılmadığında, açıklamaya rıza gösterilmiş sayılması için başka bir şart aranmaz; sessizlik, hukuki sonucunu bu madde ile doğurur.

Vekilin vekâlet veren huzurundaki beyanı: hangi sonuçları doğurur?

  • Taraf, kendisinin de hazır olduğu duruşmada vekilinin açıklamalarına derhal ve açıkça itiraz etmezse, bu açıklamalara rıza göstermiş sayılır.
  • Rıza sayılan açıklama, o taraf bakımından kabul edilmiş olan bir beyan olarak değerlendirilir ve taraf sonradan bu beyana dayanamayacak şekilde bağlanır.
  • Taraf duruşmada hazır değilse ya da itirazını derhal ve açıkça yaparsa, rıza sayımı gerçekleşmez.

Vekil açıklaması ile tarafın kendi açıklaması arasındaki fark nedir?

Vekilin duruşmada yaptığı açıklamanın karşı tarafın sessizliğiyle bağlayıcı hale gelmesi, bu madde kapsamındadır.

Tarafın bizzat kendisinin yaptığı beyan ise bu maddenin konusu değildir; tarafın kendi beyanı bakımından ayrı bir değerlendirme yapılır.

Rıza sayımı yalnızca vekilin açıklaması için söz konusu olur; tarafın kendi beyanı için aynı sonuç doğmaz.

Hazır taraf ile yokluğunda vekil açıklaması arasındaki fark nedir?

Taraf duruşmada hazır olduğunda, vekilin açıklamalarına karşı derhal itiraz etmemesi rıza sonucunu doğurur.

Taraf duruşmada hazır değilse, bu madde uygulanmaz ve sessizlik rıza anlamına gelmez.

Taraf yokken yapılan vekil açıklamasında, karşı tarafın rızası bu madde ile sonuç doğurmaz.

Vekilin vekâlet veren huzurundaki beyanı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Vekilin hazır olmasını, tarafın hazır olması yerine saymak; bu maddenin uygulanabilmesi için tarafın bizzat duruşmada bulunması gerekir.
  • Sonradan yapılan veya örtülü tepkiyi itiraz saymak; maddenin aradığı itiraz derhal ve açık olmalıdır.
  • Tarafın kendi beyanını, vekilin açıklamasına ilişkin rıza sayımı kuralıyla karıştırmak.

Nasıl ispat edilir?

  • Vekilin açıklamasına rıza sayımına dayanan taraf, tarafın duruşmada bizzat hazır bulunduğunu duruşma tutanağından ispat eder.
  • Açıklamanın yapıldığı ve karşı tarafın derhal ve açıkça itiraz etmediği, duruşma tutanağında yer alan beyanlardan anlaşılır.
  • Taraf, kendisinin hazır olmadığını ya da itirazını derhal yaptığını ileri sürüyorsa, bu savunmayı ileri süren taraf ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.74: Vekilin hangi işlemleri özel yetki ile yapabileceğini düzenler. Vekilin açıklamasının tarafı bağlayıp bağlamayacağı, vekilin o konuda yetkili olup olmadığına göre de değerlendirilebilir.
  • 6100 sayılı Kanun m.79: Duruşmada vekilin uygunsuz tutum ve davranışlarını düzenler. Bu madde açıklamanın içeriğine değil, davranışın düzenine ilişkindir ve rıza sayımı ile doğrudan bağlantılı değildir.

HMK m.79 — Vekilin veya vekâlet verenin duruşmada uygun olmayan tutum ve davranışı

Madde, dava sırasında duruşma düzenine uymayan tutum ve davranışlar bakımından iki ayrı hali düzenler: birinci fıkra vekilin, ikinci fıkra davasını kendisi takip eden tarafın duruşmadaki uygunsuz davranışına ilişkin uyarı, salondan çıkarma, vekille temsil zorunluğu ve yokluk işlemlerini ve vekil hakkında tutanak, erteleme ve bildirim usulünü kapsar. Kişisel olarak davayı takip eden tarafın vekille temsil ettirilmesine karar verilmesi de bu maddenin konusudur. Madde, duruşma dışındaki davranışları, hâkimin genel düzen yetkisini ve duruşma salonundan çıkarma, yakalama, disiplin hapsi ve tutuklama gibi yaptırımları genel olarak düzenlemez; bunlar 6100 sayılı Kanun'un 151. maddesinde yer alır. Vekil ya da taraf bakımından avukatlık mesleğinin disiplin yaptırımları ile ceza sorumluluğu bu maddenin değil, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ile Ceza Muhakemesi ve Türk Ceza Kanunu hükümlerinin konusudur. Vekâletnamenin ibrazı ve vekâletin kapsamı da (m.74 ve m.71 vd.) bu maddede yer almaz.

Vekilin veya vekâlet verenin duruşmada uygun olmayan tutum ve davranışı: hangi kavramlar bilinmeli?

Duruşma düzeni
Duruşmanın kanuna uygun biçimde, sağlıklı yürütülmesini sağlayan ve herkesten belirli tutum ve davranış beklenen ortamdır. Hâkim bu düzeni korumakla yükümlüdür.
Uygun olmayan tutum ve davranış
Duruşmanın düzenini bozan, yargılamanın seyrini engelleyen ya da mahkemenin saygınlığını zedeleyen söz ve hareketlerdir. Savunma hakkının makul sınırlar içinde kullanılması bu kapsama girmez.
Uyarı
Hâkimin, uygun olmayan davranışı durdurmak amacıyla tarafa ya da vekile yaptığı ilk müdahaledir. Madde, ikinci fıkrada uyarıya uyulmamasını bir sonraki adımın koşulu sayar.
Vekille temsil ettirme kararı
Davasını kendisi takip eden tarafın, uygunsuz davranışın sürmesi üzerine hâkim tarafından bir vekil ile temsil edilmesine karar verilmesidir. Bu karar, tarafın dava ehliyetini ortadan kaldırmaz; duruşmada temsilini zorunlu hale getirir.
Tarafın yokluğu hâlinde işlem
Taraf vekille temsil edilmediğinde, 6100 sayılı Kanun'da yokluk halinde uygulanan hükümlere göre işlem yapılmasıdır. Madde bu sonucun içeriğini kendisi göstermez, ilgili hükümlere yollama yapar.

Vekilin veya vekâlet verenin duruşmada uygun olmayan tutum ve davranışı: hangi şartlar aranır?

  • Vekil duruşmada uygun olmayan bir tutum ya da davranışta bulunmalıdır; bu durumda hâkim vekili uyarmalıdır.
  • Vekil uyarıya uymamalı ve fiil disiplin suçu ya da adli suç teşkil eder nitelikte görülmelidir; aksi halde yalnız uyarı yapılır.
  • Bu koşullar gerçekleştiğinde duruşma salonunda bulunan kişilerin kimlik bilgileri ve adresleri yazılarak olay tutanağa geçirilmeli ve duruşma ertelenmelidir.
  • Vekilin kayıtlı olduğu baroya ve gerekiyorsa Cumhuriyet başsavcılığına bildirim yapılmalıdır.
  • Davasını kendisi takip eden taraf duruşmada uygun olmayan tutum ya da davranışta bulunmalı ve hâkim kendisini uyarmış olmalıdır.
  • Uyarılara uyulmamalı ve hâkim gerekli görmelidir ki taraf vekille temsil ettirilmesine karar verilsin ve hemen duruşma salonundan çıkarılsın.
  • Taraf, hâkimin temsil kararına rağmen vekille temsil ettirmemelidir; bu halde yokluk hükümleri uygulanır.

Vekilin veya vekâlet verenin duruşmada uygun olmayan tutum ve davranışı: hangi sonuçları doğurur?

  • Vekil uygunsuz davranışta bulunduğunda hâkim vekili uyarır; uyarıya uyulursa işlem bununla sınırlı kalır.
  • Vekil uyarıya uymaz ve fiil nitelikli görülürse, duruşma salonundaki kişilerin kimlik bilgileri ve adresleri yazılarak olay tutanağa geçirilir ve duruşma ertelenir.
  • Vekil hakkında gerekli yasal işlem için mahkemece vekilin kayıtlı olduğu baroya, gerekiyorsa Cumhuriyet başsavcılığına bildirimde bulunulur.
  • Davasını kendisi takip eden taraf uygunsuz davranışta bulunursa hâkim önce kendisini uyarır.
  • Uyarıya uyulmaz ve gerekli görülürse hâkim tarafın vekille temsil edilmesine karar verir ve hemen duruşma salonundan çıkarılmasını sağlar.
  • Taraf, temsil kararına rağmen vekille temsil ettirmezse tarafın yokluğu halinde uygulanacak hükümlere göre işlem yapılır.
  • Avukat (vekil) duruşma salonundan çıkarılamaz; salondan çıkarma, yakalama ve disiplin hapsi yaptırımları vekil bakımından uygulanmaz.

Vekil ile davasını kendisi takip eden taraf arasındaki fark nedir?

Vekil, taraf adına duruşmada hareket eden avukattır ve birinci fıkra kapsamındadır.

Davasını kendisi takip eden kimse, vekil olmadan dava takip eden tarafın kendisidir ve ikinci fıkra kapsamındadır.

Vekil hakkında salondan çıkarma yapılmaz; yalnız uyarı, tutanak, erteleme ve baroya bildirim uygulanır. Taraf hakkında ise gerekirse vekille temsil kararı verilir ve salondan çıkarılması sağlanır.

Uyarı ile salondan çıkarma ve temsil zorunluluğu arasındaki fark nedir?

Uyarı, uygunsuz davranışın ilk aşamasında yapılan müdahaledir ve her iki halde de ön koşuldur.

Salondan çıkarma ve temsil kararı, uyarıya uyulmaması ve hâkimin gerekli görmesi halinde verilen ikinci aşamadır.

Uyarı yapılmadan temsil kararı verilemez; uyarıya uyulmaması ve gerekli görülme koşulu birlikte gerçekleşmelidir.

Disiplin suçu ya da adli suç nitelikli fiil ile diğer uygunsuz davranış (vekil için) arasındaki fark nedir?

Vekilin fiili disiplin suçu ya da adli suç teşkil edecek nitelikte görülürse tutanak tutulur, duruşma ertelenir ve bildirim yapılır.

Fiil disiplin ya da adli suç niteliği taşımazsa madde bu tutanak ve bildirim yaptırımını öngörmez.

Yalnız nitelikli hallerde duruşma ertelenir ve baroya bildirim yapılır; diğer hallerde hâkimin uyarı ve genel düzen yetkisiyle yetinilir.

Vekilin veya vekâlet verenin duruşmada uygun olmayan tutum ve davranışı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Vekil hakkında salondan çıkarma, yakalama ya da disiplin hapsi uygulamak; madde ve gerekçe bu yaptırımları vekil için kabul etmez.
  • Davasını kendisi takip eden tarafa uyarı yapılmadan doğrudan vekille temsil kararı vermek; ikinci fıkrada uyarı ön koşuldur.
  • Vekil için uyarı yerine doğrudan duruşmayı ertelemek; tutanak ve erteleme yalnız fiil disiplin ya da adli suç niteliği taşıyorsa yapılır.
  • Tarafın vekille temsil kararına rağmen yokluk hükmünü uygulamadan işlem yapmak; ikinci fıkra yokluk hükümlerine göre işlem yapılmasını açıkça öngörür.
  • Vekilin kayıtlı olduğu baroya bildirimi gereksiz görüp atlamak; birinci fıkra bu bildirimi zorunlu kılar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Davaya vekâlet 6100 sayılı Kanun'un 71 ile 83. maddeleri arasında düzenlenmiş olup, bu maddeler vekâletin kurumsal çerçevesini oluşturur. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/638 E., 2025/236 K., 16.04.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2025/391 E., 2026/211 K., 01.04.2026; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2020/2064 E., 2020/1959 K., 05.11.2020)
  • Vekâletnamelerin hem 6100 sayılı Kanun'da hem 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda belirli bir şekil şartına bağlı olmadığı kabul edilmiştir. (7. Ceza Dairesi, 2023/5503 E., 2025/14817 K., 01.12.2025; 7. Ceza Dairesi, 2023/5502 E., 2025/14156 K., 24.11.2025; 7. Ceza Dairesi, 2023/5080 E., 2025/14157 K., 24.11.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Uygunsuz tutum ve davranışı ileri süren taraf, bunu duruşma tutanağı ve hâkimin uyarısına ilişkin kayıtlarla ispatlar; hâkimin uyarısı tutanağa geçirilmemişse bu eksiklik ileri sürülebilir.
  • Vekilin fiilinin disiplin ya da adli suç niteliğini taşıdığını ileri süren tarafın bu durumu olay tutanağındaki açık anlatımla göstermesi gerekir; nitelik tartışmalıysa tutanağın içeriği belirleyicidir.
  • Vekil hakkında yapılan bildirim, mahkemenin tutanağa dayanarak yaptığı resmi bir işlemdir; bildirimin yapıldığı ve gönderildiği belgeyle kanıtlanır.
  • Davasını kendisi takip eden tarafın vekille temsil kararına rağmen temsil ettirmediğini ileri süren hâkim veya karşı taraf, duruşma tutanağındaki karar ve tebliğ kayıtlarıyla ispat yükü taşır; yokluk işlemleri bu kayda dayanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.151: Duruşmanın düzenini bozan kişilerin men edilmesi ve salondan çıkarılması genel düzen yetkisini düzenler. Ancak avukatların salondan çıkarılmasını dışarıda bırakır; bu maddedeki sınırlamayla birlikte okunur.
  • 6100 sayılı Kanun m.80: Taraflardan birinin davasını takip edecek ehliyette olmaması halinde vekil atanmasını düzenler. Bu madde ile ikinci fıkranın temsil kararı ayrı bir durumdur.
  • 6100 sayılı Kanun m.74: Vekâletnamenin ibrazı ve vekilin usul işlemi yapma koşulunu düzenler; vekil hakkında uygulanacak sonuçların hukuki çerçevesini tamamlar.

HMK m.80 — Tarafın davasını takip edebilecek ehliyette olmaması

Hâkimin, taraflardan birinin davasını bizzat takip edecek yeterlikte olmadığını görmesi hâlinde, o tarafa uygun bir süre tanıyarak davasını vekil aracılığıyla takip etmesine karar verebilmesini düzenler ve bu karara uymayan tarafa yokluk hâlindeki hükümlerin uygulanmasını öngörür. Hükmün kapsamı, davasını bizzat takip edemeyecek durumda olan taraflardır. Maddede dava ehliyeti eksikliği ve kanuni temsil düzenlenmez; bu konular 6100 sayılı Kanun m.51-52 ve dava şartları ile ilgilidir. Vekilin yetkisinin kapsamı, vekâletnamenin şekli ve davaya vekâlet hükümleri (m.71-83) bu maddede yer almaz. Vekilin azli ve istifasının şekli m.81 kapsamındadır. Vekalet ücretinin ve avukatlık ücretinin hesabı da bu madde dışındadır.

Tarafın davasını takip edebilecek ehliyette olmaması: hangi kavramlar bilinmeli?

Davasını bizzat takip edecek yeterlik
Tarafın kendi başına davayı yürütebilecek usul ve fiil bakımından kapasitesi. Dava ehliyetinin varlığından ayrı olarak, tarafın davayı fiilen yürütebilme durumunu ifade eder.
Uygun süre
Hâkimin tarafa vekil tutması için tanıdığı, somut olaya göre belirlenen süre. Maddede sayısal bir süre yer almaz; süre hâkimin takdirindedir.
Yokluk hâlindeki hükümler
Taraf usulüne uygun bir yazılı işlem yapmadığında veya duruşmaya gelmediğinde uygulanan HMK hükümleri. Bu maddede verilen karara uymama hâlinde bu hükümlere başvurulur.

Tarafın davasını takip edebilecek ehliyette olmaması: hangi şartlar aranır?

  • Hâkimin, taraflardan birinin davasını bizzat takip edecek yeterlikte olmadığını görmesi gerekir.
  • Hâkimin bu tarafa uygun bir süre tanıyarak davasını vekil aracılığıyla takip etmesine karar vermesi gerekir; karar takdiri niteliktedir ("karar verebilir").
  • Tarafın verilen karara uyarak bir vekil aracılığıyla davayı takip etmesi gerekir.
  • Karara uyulmaması hâlinde yokluk hâlindeki hükümlerin uygulanacağı durumun ortaya çıkması gerekir.

Tarafın davasını takip edebilecek ehliyette olmaması: hangi sonuçları doğurur?

  • Hâkim, yeterlik eksikliğini tespit ederse uygun bir süre tanıyarak vekil tutulmasına karar verebilir.
  • Hâkim bu yetkisini kullanmak zorunda değildir; karar takdirine bağlıdır.
  • Taraf verilen karara uyarak vekil aracılığıyla davayı takip ederse dava normal seyrinde devam eder.
  • Verilen karara uymayan taraf hakkında yokluğu hâlindeki hükümlere göre işlem yapılır.
  • Tarafın davasını bizzat takip edecek yeterlikte olmaması, kendiliğinden dava şartı eksikliği doğurmaz; dava ehliyeti eksikliğinden ayrı bir durumdur.

Dava ehliyeti ile davasını bizzat takip yeterliği arasındaki fark nedir?

Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetine bağlıdır ve dava şartıdır; eksikse kanuni temsilci devreye girer.

Bu maddede konu olan yeterlik, ehliyeti bulunan tarafın davayı fiilen yürütebilme durumudur; hâkim takdirine bağlı olarak vekil tutulmasını ister.

Dava ehliyeti eksikliğinde m.80 değil, kanuni temsil ve dava şartı hükümleri uygulanır; m.80 yalnızca yeterlik eksikliğinde işler.

Tarafın davasını takip edebilecek ehliyette olmaması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Dava ehliyeti eksikliği ile davasını bizzat takip yeterliğini karıştırmak; ehliyet eksikliğinde m.80 yerine kanuni temsil hükümlerini uygulamamak.
  • Hâkimin süre tanıma yetkisini zorunlu bir görev olarak yorumlamak; madde hâkime takdir tanımaktadır.
  • Süreyi sayısal olarak belirlemeye çalışmak; madde sayısal bir süre öngörmemektedir, süre somut olaya göre belirlenir.
  • Karara uymayan tarafa yokluk hükümlerini uygulamadan doğrudan davayı reddetmek; önce kararın tebliği ve uyulmaması durumu tespit edilmelidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Dava ehliyeti eksikliğinin mahkemece re'sen gözetilmesi ve kanuni temsilcinin izin belgesinin istenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/638 E., 2025/236 K., 16.04.2025)
  • Davaya vekâletin 6100 sayılı Kanun'un 71 ila 83. maddeleri arasında düzenlendiği ve bu hükümlerin bütüncül uygulanması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/391 E., 2026/211 K., 01.04.2026; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2020/2064 E., 2020/1959 K., 05.11.2020)
  • Vekâletnamenin hem 6100 sayılı Kanun'da hem de Türk Borçlar Kanunu'nda herhangi bir şekil şartına bağlı olmadığı kabul edilmiştir. (7. Ceza Dairesi, 2023/5503 E., 2025/14817 K., 01.12.2025; 7. Ceza Dairesi, 2023/5502 E., 2025/14156 K., 24.11.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Hâkimin yeterlik eksikliğini tespit etmesi için somut olayda tarafın davranışları, dosya içeriği veya sağlık raporu gibi delillerin değerlendirilmesi gerekir; ispat yükü bu konuda resen araştırma ilkesine tabidir.
  • Tarafın vekil tutmak için süre verildiğinde vekâletnamenin sunulması, bu işlemin ispatı için yeterlidir; vekâletnamenin şekline ilişkin kurallar m.71 vd. hükümlerine tabidir.
  • Karara uymayan tarafın yokluğu hâlinde işlem yapılabilmesi için tebligatın usulüne uygun yapıldığının ispatı gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

HMK m.81 — Vekilin azli ve istifasının şekli

Madde, dava vekilinin azli ve istifasının mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade etmesi için gereken şekil koşullarını düzenler. Bu şekil, beyanın dilekçeyle bildirilmesi ya da tutanağa geçirilmesi ve gerektiğinde tebligat giderinin peşin ödenmesidir. Kural, davada vekil ile temsil edilen her taraf ve bu taraflara karşı yapılan azil ve istifa beyanları bakımından uygulanır. Madde, vekilin iç ilişkideki (vekâlet veren ile vekil arasındaki) sona erme sonuçlarını düzenlemez (m.82). İstifa eden vekilin iki haftalık devam süresi, istifa bildirimi ve müvekkile tebliği bakımından ayrı bir maddede yer alır (m.82). Azil ya da istifa sonrası yapılacak davaya devam, yokluk hükümleri ve yeni vekil görevlendirme süresi de m.83 kapsamındadır. Yargılamanın azil nedeniyle ertelenemeyeceği kuralı m.77/4 kapsamındadır. Vekâletname ibrazı ve eksikliğinin sonuçları m.74-77 hükümlerinde yer alır.

Vekilin azli ve istifasının şekli: hangi kavramlar bilinmeli?

Azil
Vekâlet verenin, vekilin görevine tek taraflı irade beyanıyla son vermesidir. Karşı tarafın rızası aranmaz, ancak dış ilişki bakımından hüküm doğurması bu maddede öngörülen şekle bağlanmıştır.
İstifa
Vekilin vekâlet görevinden tek taraflı irade beyanıyla çekilmesidir. İç ilişkideki sona erme ile dış ilişkideki hüküm ifade etme ayrı değerlendirilir; bu madde dış ilişkiyi düzenler.
Dış ilişki
Azil ya da istifanın mahkeme ve karşı taraf bakımından doğurduğu sonuçlardır. Bu ilişkide hüküm ifade etme yalnız m.81'de öngörülen şekle uyulmasıyla mümkün olur.
İç ilişki
Vekâlet veren ile vekil arasındaki ilişkidir. Azil ve istifa beyanı karşı tarafa ulaştığında bu ilişki bakımından geçerlilik kazanır; ayrıca vekilin istifasında görev iki hafta daha devam eder (m.82).
Peşin tebligat gideri
Azil ya da istifa beyanının ilgilisine tebliğ edilebilmesi için beyanı yapan tarafça önceden ödenmesi gereken masraftır. Ödenmezse azil ya da istifa dış ilişki bakımından hüküm doğurmaz.

Vekilin azli ve istifasının şekli: hangi şartlar aranır?

  • Azil ya da istifa beyanının dilekçeyle mahkemeye bildirilmesi ya da duruşma tutanağına geçirilmesi gerekir.
  • Duruşma sırasında yapılan azil ya da istifada beyanın dilekçeyle bildirilmesi veya tutanağa geçirilip ilgililere imzalatılması gerekir; bu şekle uymayan beyan mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade etmez.
  • Gerektiğinde ilgilisine yapılacak tebligat giderinin peşin olarak ödenmesi gerekir.
  • Azil ya da istifa beyanı karşı tarafa ulaşmış olmalıdır; karşı tarafın rızası aranmaz.

Vekilin azli ve istifasının şekli: hangi sonuçları doğurur?

  • Şekle uygun olarak mahkemeye bildirilen azil ya da istifa, mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade eder ve bundan sonra tebligatlar vekile yapılmaz.
  • Şekle uyulmadan yapılan azil ya da istifa beyanı mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade etmez; tebligatlar ve usul işlemleri vekile yapılmaya devam eder.
  • Peşin tebligat gideri ödenmezse, gerektiği hallerde azil ya da istifa dış ilişki bakımından hüküm doğurmaz.
  • Azil ya da istifa mahkemeye ulaşıp karşı tarafa bildirilmedikçe, vekile yapılan tebligat ve bu tebligatla işleyen süreler geçerlidir; istifa eden vekil duruşmaya kabul edilir.
  • Vekil istifasını müvekkiline bildirmiş olsa bile, mahkemeye ve karşı tarafa bildirilmemişse hükme karşı kanun yoluna başvurma süresi hükmün vekile tebliğinden işlemeye başlar.
  • Azil ve istifanın karşı tarafın rızasına bağlı olmadığı, tek taraflı irade beyanı olduğu kabul edilir.

Duruşma dışı azil-istifa ile duruşma sırasında azil-istifa arasındaki fark nedir?

Duruşma dışında yapılan azil ya da istifada azleden taraf veya istifa eden vekil durumu dilekçeyle mahkemeye bildirir.

Duruşma sırasında yapılan azil ya da istifada beyan dilekçeyle bildirilir ya da tutanağa yazılıp ilgililere imzalatılır.

Her iki halde de şekle uyulmazsa beyan mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade etmez; tebligatlar vekile yapılmaya devam eder.

Vekilin azli ile vekilin istifası arasındaki fark nedir?

Azilde beyanı vekâlet veren yapar ve tebligat giderini o öder.

İstifada beyanı vekil yapar; istifa iç ilişkide müvekkile tebliğden itibaren iki hafta daha devam eder.

Dış ilişkide her iki halde de m.81 şekli aranır; iki haftalık süre yalnız istifa halinde söz konusudur (m.82).

Beyanı yapanın yokluğunda yapılan azil-istifa ile beyanı yapanın hazır bulunduğu hal arasındaki fark nedir?

Azil ya da istifa, karşı tarafın yokluğunda yapılmışsa ilgilisine tebligat yapılır ve bu giderin peşin ödenmesi gerekir.

Müvekkil istifayı kendisinin de hazır bulunduğu duruşmada öğrenmişse ayrıca tebliğ gerekmez.

Yokluğunda yapılan halde tebligat gideri peşin ödenmelidir; hazır bulunulan halde tebliğ aranmaz ve iki haftalık süre öğrenme tarihinden başlar.

Vekilin azli ve istifasının şekli: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Vekilin istifasını yalnız müvekkile bildirip mahkemeye dilekçe vermemek, bunun dış ilişki bakımından hüküm doğuracağını sanmak.
  • Duruşmada sözlü beyan verilmesini yeterli saymak; beyanın dilekçeyle bildirilmesi ya da tutanağa geçirilmesi ve ilgililere imzalatılması gerektiğini gözden kaçırmak.
  • Peşin tebligat giderinin ödenmesi koşulunu atlamak ve azil ya da istifayı eksik şekilde hüküm doğuran saymak.
  • İstifanın iki haftalık iç ilişki süresini (m.82) dış ilişkide hüküm doğuran süre ile karıştırmak.
  • Azil ya da istifa mahkemeye bildirildikten sonra da vekile tebligat yapmaya devam etmek; bildirilmişse tebligatların artık vekile yapılmayacağını gözden kaçırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Vekilin istifası mahkemeye ve karşı tarafa bildirilmemişse, vekil istifasını müvekkiline bildirmiş olsa bile, mahkeme ve karşı taraf bakımından istifa etmemiş sayılır ve usul işlemleri vekile yapılmaya devam eder. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2024/981 E., 2026/309 K., 27.02.2026)
  • Azil beyanının bildirilmemesi halinde yapılan tebligatların vekile yapılmasının geçerli sayıldığı ve hükme karşı kanun yolu süresinin buna göre işlediği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/652 E., 2023/643 K., 21.06.2023)
  • Azil ve istifa beyanının dilekçe ya da tutanakla bildirilmesi ve tebligat giderinin peşin yatırılması koşullarının birlikte aranması gerektiği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2023/1872 E., 2025/1639 K., 23.12.2025)
  • Davaya vekâlet hükümlerinin 71-83. maddeler arasında düzenlendiği ve azil-istifa işlemlerinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/638 E., 2025/236 K., 16.04.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2025/391 E., 2026/211 K., 01.04.2026)
  • Azil ve istifa dış ilişkide 77/4 ve 81 hükümleri birlikte uygulanarak, azil nedeniyle yargılamanın ertelenemeyeceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/201 E., 2025/551 K., 24.09.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Azil ya da istifayı ileri süren taraf, beyanın m.81'deki şekle uygun yapıldığını ispatlamakla yükümlüdür; ispat dilekçe veya duruşma tutanağı ile yapılır.
  • Duruşma sırasında yapılan istifada, tutanağa yazılıp ilgililere imzalatıldığı ya da dilekçeyle bildirildiği tutanak ve dilekçe ile kanıtlanır.
  • Peşin tebligat giderinin ödendiği, ilgili makbuz ya da mahkeme veznesine yatırıldığına dair belge ile ispatlanır.
  • Karşı taraf veya mahkeme, azil ya da istifanın dış ilişki bakımından hüküm ifade etmediğini savunduğunda, şekle uyulmadığını ileri süren taraf bu savunmasını dosyadaki belgelerle ortaya koymalıdır.
  • Vekilin istifasının karşı tarafa ve mahkemeye bildirildiği tarihin tespiti, dilekçenin mahkemeye sunulduğu tarih ve tebliğ belgeleri ile yapılır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.82: İstifa eden vekilin iç ilişkideki iki haftalık devam süresini ve tebliğ koşulunu düzenler; m.81'deki dış ilişki şartıyla birlikte okunur.
  • 6100 sayılı Kanun m.83: Vekilin azli halinde vekâlet verenin davayı takip etmemesi ve iki hafta içinde yeni vekil görevlendirmemesi halinde yokluk hükümlerinin uygulanmasını düzenler.
  • 6100 sayılı Kanun m.77: Azil ya da istifa nedeniyle yargılamanın başka bir güne bırakılamayacağını ve vekâletname ibrazına ilişkin sonuçları düzenler.
  • 6100 sayılı Kanun m.80: Tarafın davasını bizzat takip edecek yeterlikte olmaması halinde vekil aracılığıyla takip kararını düzenler; azil ve istifanın konusu olan vekâlet ilişkisinin kaynağıdır.
  • 6100 sayılı Kanun m.73: Davaya vekâletin kapsamını ve bu yetkiyi kısıtlayan işlemlerin karşı taraf bakımından geçersizliğini düzenler.

HMK m.82 — Vekilin istifası

Madde, istifa eden vekilin vekâlet görevinin istifanın müvekkiline tebliğinden sonra ne kadar süreyle devam edeceğini, vekâlet verenin davayı takip etmemesi ve yeni vekil görevlendirmemesi hâlinde uygulanacak sonucu ve istifa bildiriminin vekâlet verene ihtarla yapılmasını düzenler. Hükümler, dava vekili olarak görev yapan avukat ile müvekkili arasındaki ilişkide, yani vekâlet verene karşı görevin devamı bakımından uygulanır. İstifanın mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade etmesi için gereken şekli ve dilekçe ya da tutanakla bildirim koşulunu düzenlemez (m.81). Vekilin azli hâlini ve azlin sonuçlarını düzenlemez (m.83). Yargılamanın istifa nedeniyle ertelenmemesi ve istifa eden vekile tebligatın durumu gibi duruşma yönünü düzenlemez (m.77). Vekâletin kapsamı ve sınırlandırılamayan yetkileri düzenlemez (m.73).

Vekilin istifası: hangi kavramlar bilinmeli?

İstifa
Vekilin vekâlet görevinden tek taraflı iradesiyle çekilmesidir. Karşı tarafın rızası gerekmez, ancak mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade etmesi ayrı şekil koşullarına bağlıdır.
İç ilişki
Vekil ile vekâlet veren arasındaki sözleşmesel ilişkidir. Madde 82 bu ilişkide görevin devamını düzenler; mahkeme ve karşı tarafla ilişki ise ayrı bir koşula bağlıdır.
Görevin devamı süresi
İstifa eden vekilin, istifanın müvekkiline tebliğinden itibaren iki hafta boyunca vekâlet görevini sürdürdüğü dönemdir. Bu süre içinde vekil, müvekkiline karşı görevini sürdürmekle yükümlüdür.
Tarafın yokluğu hâlinde uygulanacak hükümler
Vekâlet veren davayı takip etmez ve yeni vekil de görevlendirmezse, dava tarafın yokluğunda sürdürülür. Bu sonuç, usulde yokluğa ilişkin genel hükümlere göre uygulanır.

Vekilin istifası: hangi şartlar aranır?

  • Vekilin, vekâlet verene istifasını bildirmiş olması gerekir; istifa beyanı açık ve vekâlet ilişkisinin sonlandırılmasına yönelik olmalıdır.
  • İstifa, vekâlet verene tebliğ edilmiş olmalıdır; görevin devamı süresi bu tebliğ anından başlar.
  • İstifa dilekçesi ile birlikte vekâlet verene ihtar yapılmış olmalıdır (m.82/3).
  • İki haftalık süre içinde vekil, görevini sürdürmekle yükümlüdür; bu süre dolmadan vekil görevden tamamen çekilmiş sayılmaz.
  • İki haftalık süre dolduktan sonra vekâlet veren davayı takip etmemeli ve başka bir vekil de görevlendirmemelidir ki yokluk hükümleri uygulansın.

Vekilin istifası: hangi sonuçları doğurur?

  • İstifa eden vekilin görevi, istifanın müvekkile tebliğinden itibaren iki hafta süreyle devam eder.
  • Müvekkil, istifayı kendisinin de bulunduğu duruşmada öğrenmişse, iki haftalık süre öğrenme tarihinden başlar.
  • İki hafta içinde müvekkil davayı kendisi takip etmez ve yeni vekil görevlendirmezse, tarafın yokluğu hâlinde uygulanacak hükümlere göre işlem yapılır.
  • Müvekkil süre içinde yeni vekil görevlendirir veya davayı bizzat takip ederse, yokluk hükümleri uygulanmaz.
  • İstifa dilekçesi ile birlikte vekâlet verene ihtar yapılmamışsa m.82/1-2 hükümleri uygulanmaz.
  • İstifa, mahkeme ve karşı taraf bakımından m.81 uyarınca bildirilmedikçe hüküm ifade etmez; bu durumda vekile tebligat yapılmaya devam edilir.

İç ilişki ile dış ilişki arasındaki fark nedir?

Vekil ile vekâlet veren arasındaki görev devamı (m.82/1) iç ilişkidir ve tebliğ anından iki hafta sürer.

Mahkeme ve karşı taraf bakımından istifanın hüküm ifade etmesi ise m.81 uyarınca dilekçe ya da tutanakla bildirim ve gerektiğinde tebligat giderinin peşin ödenmesine bağlıdır.

İç ilişkide görev devam ederken, dış ilişkide istifa m.81 şekline uyulmadan hüküm ifade etmez; bu durumda vekile tebligat yapılmaya devam edilir.

Müvekkilin istifayı öğrenme anı: fark nedir?

Müvekkil istifayı kendisinin de bulunduğu duruşmada öğrenmişse, ayrıca tebliğ gerekmez.

Müvekkil istifayı duruşma dışında öğrenmişse, iki haftalık süre tebliğ anından başlar.

Duruşmada öğrenme hâlinde süre öğrenme tarihinden başlar; tebligat yapılmaz.

Vekil istifa dilekçesini ihtar ile bildirmiş ile bildirmemiş arasındaki fark nedir?

Istifa dilekçesi ile birlikte vekâlet verene ihtar yapılmışsa madde 82 hükümleri işler.

İhtar yapılmamışsa m.82/3 uyarınca bildirim koşulu eksik kalır.

İhtar eksikliği, istifanın vekâlet veren bakımından bildirilmiş sayılmasını ve iki haftalık sürenin işlemesini sağlamaz.

Vekilin istifası: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • İki haftalık süreyi istifa tarihinden saymak; süre tebliğ tarihinden (ya da duruşmada öğrenme tarihinden) başlar.
  • Eski Avukatlık Kanunu'ndaki on beş günlük süreyi uygulamak; HMK m.82 iki hafta öngörmektedir.
  • İstifa dilekçesinin m.81 uyarınca mahkemeye ve karşı tarafa bildirilmesi gerektiğini gözden kaçırıp yalnız müvekkile tebliğ yeterli saymak.
  • İstifa vekâlet verene tebliğ edilmiş olsa da, m.82/3'teki ihtarın yapılmamasını sonuçsuz saymak; ihtar eksikliği görevin devamını etkiler.
  • Süre dolmadan müvekkilin yeni vekil görevlendirmiş olmasını göz ardı ederek yokluk hükmünü uygulamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Vekilin istifası, mahkeme ve karşı taraf bakımından ancak m.81'de öngörülen şekilde mahkemeye bildirildiğinde hüküm ifade eder; bu şekle uyulmamış istifa karşı taraf açısından sonuç doğurmaz. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/652 E., 2023/643 K., 21.06.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2023/638 E., 2025/236 K., 16.04.2025)
  • Müvekkilin istifayı duruşmada öğrenmesi hâlinde iki haftalık sürenin öğrenme tarihinden başladığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/686 E., 2023/673 K., 27.04.2023)
  • İstifa eden vekil, istifa mahkemeye bildirilip karşı tarafa tebliğ edilinceye kadar mahkeme ve karşı taraf bakımından vekil sayılmaya devam eder; bu süreçte vekile yapılan tebligat geçerlidir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2024/981 E., 2026/309 K., 27.02.2026)
  • Vekâlet ilişkisinin sona ermesine bağlı yokluk hükümlerinin uygulanabilmesi için iki haftalık sürenin ve yeni vekil görevlendirilmemesinin birlikte gerçekleşmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2025/2565 E., 2026/667 K., 30.03.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • İstifayı ileri süren vekil, istifa beyanının vekâlet verene ne zaman tebliğ edildiğini belgelerle ispatlamakla yükümlüdür; tebliğ tarihi süreyi belirler.
  • İstifanın vekâlet verene ihtarla bildirildiğini gösteren istifa dilekçesi ya da ihtar belgesi ispat aracıdır; ihtarın bulunmaması m.82/3 yönünden eksiklik olarak değerlendirilir.
  • Müvekkilin istifayı duruşmada öğrendiğini iddia eden taraf, duruşma tutanağı ile bu durumu ispatlar.
  • Mahkeme ve karşı tarafa istifanın m.81 şekline uygun bildirildiğini iddia eden taraf, dilekçe ya da tutanağı sunmakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.81: İstifanın mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade etmesi için dilekçe ya da tutanakla bildirim ve gerektiğinde tebligat giderinin peşin ödenmesi şartını koyar; m.82 bu iç ilişki ve yokluk sonucunu düzenler.
  • 6100 sayılı Kanun m.83: Vekilin azli hâlini düzenler; m.82'deki istifa sonrası iki haftalık süre ve yokluk hükmü azilde de benzer biçimde uygulanır.
  • 6100 sayılı Kanun m.77: Vekilin istifası nedeniyle yargılamanın başka güne bırakılamayacağını düzenler; m.82'nin duruşma yönüyle bağlantılıdır.
  • 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.41: Avukatın istifasında görevin devamı bakımından paralel düzenleme içerir; m.82 gerekçesinde uyum sağlanan hüküm olarak anılır.

HMK m.83 — Vekilin azli

Bu madde, vekil aracılığıyla takip edilen davada vekilin azledilmesi hâlinde vekâlet verenin davayı takip etmemesi ve yeni bir vekil görevlendirmemesi durumunda uygulanacak sonucu düzenler. Kapsamı, azil işleminin dava dışı sonuçlarıyla sınırlıdır ve yalnızca vekâlet verene uygulanır. Madde, vekilin istifasının sonuçlarını (m.82), azil ve istifanın şeklini ve karşı tarafa etkisini (m.81), duruşmada azil nedeniyle ertelemeyi (m.77/4), vekâlet ücretini ve vekâletnamenin sunulmasını düzenlemez. Ayrıca vekilin duruşmada uygunsuz davranışı (m.82 ve Avukatlık Kanunu hükümleri dışında kalan disiplin yönü) ile vekâletin kapsamı ve sınırları da bu maddenin konusu değildir.

Vekilin azli: hangi kavramlar bilinmeli?

Azil
Vekâlet verenin, vekilin görevine tek taraflı irade beyanıyla son vermesidir. Karşı tarafın rızası aranmaz; ancak dış ilişki bakımından hüküm ifade etmesi için m.81'deki şekil koşullarına uyulması gerekir.
Tarafın yokluğu hâlinde uygulanacak hükümler
Taraf duruşmada hazır bulunmadığında veya işlemlere katılmadığında kanunun öngördüğü sonuçların uygulanmasıdır. Maddenin atfettiği bu hükümler, işlemin devamı ve tebligat gibi sonuçları kapsar; burada bu hükümlerin ayrıntısı yer almaz.
İki haftalık süre
Vekâlet verenin azil sonrası yeni vekil görevlendirmesi veya davayı bizzat takip etmesi için tanınan kanuni süredir. Süre, azlin dava dışı sonuçlarının doğmasından sonra işlemeye başlar.

Vekilin azli: hangi şartlar aranır?

  • Vekil ile takip edilen bir davanın bulunması gerekir.
  • Vekilin azli, m.81'de öngörülen şekle uygun olarak mahkemeye bildirilmiş olmalıdır.
  • Vekâlet veren, azilden sonra davayı bizzat takip etmemelidir.
  • Vekâlet veren, azilden itibaren iki hafta içinde başka bir vekil de görevlendirmemelidir.
  • Yukarıdaki koşullar birlikte gerçekleştiğinde tarafın yokluğu hâlinde uygulanacak hükümlere göre işlem yapılır; yeni vekil görevlendirilmesi veya davanın bizzat takibi bu sonucu engeller.

Vekilin azli: hangi sonuçları doğurur?

  • Vekil ile takip edilen davada vekil azledilir, vekâlet veren davayı takip etmez ve iki hafta içinde başka vekil de görevlendirmezse tarafın yokluğu hâlinde uygulanacak hükümlere göre işlem yapılır.
  • Vekâlet veren süre içinde yeni bir vekil görevlendirirse ya da davayı bizzat takip ederse bu maddeye dayanarak yokluk hükümleri uygulanmaz.
  • Azil, m.81'deki şekle uyulmadan yapılmışsa mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade etmez; bu durumda iki haftalık süre de başlamaz.
  • Vekilin azli yargılamayı kendiliğinden ertelemez; ertelemenin sınırları m.77/4 ile belirlenir.

Azil ile istifa arasındaki fark nedir?

Azil, vekâlet verenin vekili görevden çıkarmasıdır ve kararı vekâlet verene aittir.

İstifa, vekilin kendi iradesiyle görevinden ayrılmasıdır.

Her ikisinde de m.83 uygulanır; ancak istifada vekilin görevi m.82 uyarınca tebliğden sonra iki hafta devam eder, azilde bu devam süresi yoktur. Her iki hâlde de m.81 şekil şartı aranır.

Vekâlet verenin bizzat takibi ile yeni vekil görevlendirmesi arasındaki fark nedir?

Vekâlet veren kendisi davayı takip edebilir ya da yetkili kıldığı bir vekil görevlendirebilir.

Vekâlet veren bu iki yoldan hiçbirini kullanmazsa yokluk hükümleri uygulanır.

Süre içinde bu yollardan biri kullanılırsa madde işlemez; kullanılmazsa tarafın yokluğu hâlinde işlem yapılır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Azil sonrası iki haftalık sürenin kullanılıp kullanılmadığı, vekâlet verenin davayı bizzat takip edip etmediği ve yeni vekil görevlendirip görevlendirmediği somut olarak araştırılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/391 E., 2026/211 K., 01.04.2026)
  • Azil ve istifa dış ilişki bakımından m.81'deki şekle uyulmadan hüküm ifade etmez; mahkeme bu şekli kontrol eder. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/201 E., 2025/551 K., 24.09.2025)
  • Azilde vekil, vekâlet ücretinin tamamına hak kazanır; azlin haklı olup olmadığı belirlenirken avukatın üstlendiği görevi özenle yerine getirip getirmediği incelenir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/638 E., 2025/236 K., 16.04.2025)
  • Tebligat, azil ve istifa mahkemeye bildirilmediği sürece vekile yapılmaya devam eder; bu nedenle süre, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren hesaplanır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/1673 E., 2026/277 K., 25.02.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren taraf (ya da yokluk hükmünü isteyen taraf) azlin m.81 şekline uygun olarak mahkemeye bildirildiğini ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat dilekçe veya duruşma tutanağı ile yapılır.
  • Vekâlet verenin iki hafta içinde yeni vekil görevlendirdiğini ya da davayı bizzat takip ettiğini ileri süren taraf bunu vekâletname veya duruşma tutanağı ile ispatlamalıdır.
  • Azlin haklı olup olmadığı, ücret ve sorumluluk bakımından ayrıca tartışıldığında, avukatın görevini özenle yerine getirip getirmediğini gösteren belgeler ilgili tarafça sunulmalıdır.
  • Tebligat kayıtları ve duruşma tutanakları, azilden sonra süre hesabının başlangıcını gösteren temel delillerdir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

Süreler

SüreMaddeHüküm
bir günem.77(3) Bir tarafın avukat tutmak istemesi sebebiyle, yargılama hiçbir şekilde başka bir güne bırakılamaz.
iki haftam.82(1) İstifa eden vekilin vekâlet görevi, istifanın müvekkiline tebliğinden itibaren iki hafta süreyle devam eder.
iki haftam.83(1) Vekil ile takip edilen davada, vekilin azli hâlinde vekâlet veren, davayı takip etmez ve iki hafta içinde bir başka vekil de görevlendirmez ise tarafın yokluğu hâlinde uygulanacak hükümlere göre işlem yapılır.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

34 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2025/391 E., 2026/211 K., 01.04.2026
    İlgili madde: m.71, m.72, m.73, m.75, m.76, m.78, m.79, m.80, m.81, m.82, m.83
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2025/477 E., 2025/889 K., 25.12.2025
    İlgili madde: m.74, m.77
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2024/201 E., 2025/551 K., 24.09.2025
    İlgili madde: m.81, m.83
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2023/638 E., 2025/236 K., 16.04.2025
    İlgili madde: m.71, m.72, m.73, m.74, m.75, m.76, m.77, m.78, m.79, m.80, m.81, m.82, m.83
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2025/168 E., 2025/175 K., 26.03.2025
    İlgili madde: m.74, m.77
  6. Hukuk Genel Kurulu, 2022/652 E., 2023/643 K., 21.06.2023
    İlgili madde: m.73, m.77, m.81, m.82
  7. Hukuk Genel Kurulu, 2022/455 E., 2023/618 K., 14.06.2023
    İlgili madde: m.76
  8. Hukuk Genel Kurulu, 2021/205 E., 2023/455 K., 17.05.2023
    İlgili madde: m.73
  9. Hukuk Genel Kurulu, 2013/75 E., 2013/1612 K., 27.11.2013
    İlgili madde: m.75
  10. 7. Ceza Dairesi, 2023/5503 E., 2025/14817 K., 01.12.2025
    İlgili madde: m.72, m.78, m.79, m.80
Diğer 24 karar
  1. 7. Ceza Dairesi, 2023/5502 E., 2025/14156 K., 24.11.2025
    İlgili madde: m.72, m.78, m.79, m.80
  2. 7. Ceza Dairesi, 2023/5080 E., 2025/14157 K., 24.11.2025
    İlgili madde: m.78, m.79, m.80
  3. 4. Daire, 2021/2695 E., 2023/423 K., 31.01.2023
    İlgili madde: m.71
  4. 4. Daire, 2018/2211 E., 2022/2696 K., 19.04.2022
    İlgili madde: m.71
  5. 4. Daire, 2019/1023 E., 2022/2695 K., 19.04.2022
    İlgili madde: m.71
  6. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2015/1088 E., 2018/7686 K., 20.11.2018
    İlgili madde: m.72
  7. Genel Kurul, 2019/11785 E., 14.09.2023
    İlgili madde: m.73
  8. Genel Kurul, 2016/14513 E., 28.12.2022
    İlgili madde: m.76
  9. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2025/2565 E., 2026/667 K., 30.03.2026
    İlgili madde: m.82
  10. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi, 2024/1631 E., 2026/391 K., 17.03.2026
    İlgili madde: m.74
  11. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2024/981 E., 2026/309 K., 27.02.2026
    İlgili madde: m.73, m.81, m.82, m.83
  12. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/1673 E., 2026/277 K., 25.02.2026
    İlgili madde: m.83
  13. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2023/251 E., 2026/112 K., 28.01.2026
    İlgili madde: m.83
  14. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2023/1872 E., 2025/1639 K., 23.12.2025
    İlgili madde: m.81
  15. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2023/1864 E., 2025/2135 K., 07.11.2025
    İlgili madde: m.75
  16. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi, 2024/3053 E., 2025/1762 K., 06.11.2025
    İlgili madde: m.75
  17. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/1399 E., 2024/1892 K., 19.12.2024
    İlgili madde: m.77
  18. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2024/1341 E., 2024/1468 K., 26.11.2024
    İlgili madde: m.77
  19. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/686 E., 2023/673 K., 27.04.2023
    İlgili madde: m.82
  20. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2020/1483 E., 2022/2203 K., 18.11.2022
    İlgili madde: m.76
  21. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2020/1193 E., 2022/2140 K., 10.11.2022
    İlgili madde: m.76
  22. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2022/503 E., 2022/574 K., 10.05.2022
    İlgili madde: m.74
  23. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2020/2064 E., 2020/1959 K., 05.11.2020
    İlgili madde: m.71, m.72, m.75, m.78, m.79, m.80
  24. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2018/595 E., 2018/671 K., 11.04.2018
    İlgili madde: m.74

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 3. Taraflar, Üçüncü Kişiler, Davaya Vekalet bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış