Genel hükümler › Borç ilişkisinin hükümleri › Borçların ifası

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, ödeme ve mahsup

TBK m.97–102Borçlar Hukuku Genel Hükümler

Kısaca

TBK m.97, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ifa sırasını düzenler. TBK m.98, karşılıklı borç yükleyen sözleşmede taraflardan birinin borcunu ifada güçsüzlüğe düşmesi halinde, diğer tarafın hakkının tehlikeye düşmesi durumunda sahip olduğu imkânları düzenler. TBK m.99, konusu para olan borçların hangi para birimiyle ifa edileceğini düzenler. TBK m.100, borçlunun birden çok para borcu bulunmayan halde kısmi ödemesini hangi borca mahsup edeceğini düzenler.

Kapsam

Bu konu, Türk Borçlar Kanunu m.97–102 hükümlerini kapsar.

TBK m.97 — İfada sıra

Bu madde, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde ifa sırasını düzenler. Bir tarafın karşı edimi isterken kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olma zorunluluğunu, yani "aynı anda ifa karinesi"ni ve bunun istisnasını kapsar. Kural, tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde uygulanır ve sürekli edim borcu doğuran sözleşmelerde de uygulama bulur. Tek tarafa borç yükleyen sözleşmelere uygulanmaz. Maddenin ifa güçsüzlüğü hâlini düzenleyen 98. maddesi, ifa sırasının hangi sıra ile belirleneceğine dair kurallar ve satış sözleşmesinde aynı anda ifa kuralı (TBK m.207) bu maddede düzenlenmez. Ödemezlik definin zamanaşımı ya da usul yönü de bu maddenin kapsamında değildir.

İfada sıra: hangi kavramlar bilinmeli?

Karşılıklı borç yükleyen sözleşme
Her iki tarafın da borç altına girdiği, birbirine karşılık olan edimler doğuran sözleşmedir. Yalnız bir tarafın borç altına girdiği sözleşmeler bu kapsama girmez.
Aynı anda ifa karinesi
Karşılıklı edimlerin, aksi kararlaştırılmış, teamüle ya da kanuna göre belirlenmiş bir sıra yoksa, eşzamanlı yerine getirilmesi gerektiği varsayımıdır. Taraflardan hiçbiri diğerinden önce ifa yükümlülüğü altında değildir.
Ödemezlik defi
Karşı taraf kendi borcunu ifa etmeden ya da ifasını önermeden ifa talep ettiğinde, talep edilen tarafın edimini ifadan kaçınmasını sağlayan def'idir. Maddenin hükmünün uygulanması bu def'i doğurur.
Önce ifa yükümlüsü
Sözleşmenin koşulları, özellikleri, kanun, teamül ya da iş niteliği gereği borcunu diğer taraftan önce ifa etmek zorunda olan taraftır. Bu taraf için 97. maddedeki eşzamanlılık karinesi işlemez.
Vadeden yararlanma
Borçlunun edimini sözleşmenin koşullarına göre karşı ediminden sonra ifa etme hakkını ifade eder. Bu hal, maddenin ifa etme şartının istisnasını oluşturur.

İfada sıra: hangi şartlar aranır?

  • Sözleşmenin karşılıklı borç yükleyen nitelikte olması, yani iki tarafın da borç altına girmiş olması ve edimlerin birbiriyle değişim ilişkisi içinde bulunması gerekir.
  • İfa isteminde bulunan tarafın, karşı edimi talep ederken kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması bulunmalıdır.
  • İfa isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı bulunmamalıdır; böyle bir hak varsa aynı anda ifa şartı aranmaz.
  • Sözleşmede, kanunda, işin niteliğinde ya da teamülde taraflardan birinin önce ifa yükümlülüğü bulunmamalıdır; aksi hâlde o taraf için karşı edimin ifası beklenemez.

İfada sıra: hangi sonuçları doğurur?

  • Karşılıklı edimlerin eşzamanlı ifası gerekir; bir taraf karşı edimi isterken kendi borcunu ifa etmemişse, karşı taraf ödemezlik defini ileri sürerek ifadan kaçınabilir.
  • Kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş taraf, karşı tarafın ifasını isteyebilir.
  • Sözleşmenin koşullarına ya da özelliklerine göre daha sonra ifa hakkı bulunan taraf, karşı edimin ifasını bekleyerek kendi ifasını erteleyebilir ve bu hâlde 97. maddenin şartı aranmaz.
  • Önce ifa yükümlüsü taraf, karşı tarafın edimini ifa etmeyeceğini açık ve kesin biçimde bildirirse, kendi önce ifa yükümlülüğü kalkar ve ödemezlik defini ileri sürebilir.
  • Ödemezlik defi, sözleşmenin geçersizliği veya iptali sonrasında karşılıklı iade borçlarında da kıyas yoluyla uygulanır.
  • Sözleşme tek tarafa borç yükleyen bir sözleşme ise bu maddeye dayanarak ifadan kaçınma yolu açılmaz.

Aynı anda ifa ile önce ifa arasındaki fark nedir?

Taraflardan hiçbirinin diğerinden önce ifa yükümlülüğü yoksa, her iki taraf da edimlerini eşzamanlı ifa etmekle yükümlüdür.

Sözleşme, kanun, iş niteliği veya teamül bir tarafa önce ifa yükümlülüğü yüklüyorsa, o taraf önce ifa etmek zorundadır.

Önce ifa yükümlüsü, karşı edimi ifa etmediği için kendi edimini ifadan kaçınamaz; yalnız karşı tarafın açık ve kesin ifa etmeyeceği beyanı hâlinde bu yükümlülük kalkar.

Tam iki tarafa borç yükleyen ile tek tarafa borç yükleyen sözleşme arasındaki fark nedir?

Her iki tarafın da borç altına girdiği sözleşmelerde karşılıklı edim ilişkisi vardır.

Bağış gibi yalnız bir tarafın borç altına girdiği sözleşmelerde karşı edimden söz edilemez.

Madde yalnız birinci gruba uygulanır; ikinci grupta ifa sırası sorunu doğmaz.

Ani edimli ile sürekli edimli sözleşme arasındaki fark nedir?

Ani edim doğuran sözleşmelerde edimler tek seferde yerine getirilir.

Sürekli edim doğuran sözleşmelerde edimler dönemsel olarak yerine getirilir.

Sürekli edimli sözleşmede, sırası gelen edimi ifa etmeyen tarafa karşı, diğer taraf müteakip edimlerini ödemezlik define dayanarak yerine getirmeyebilir.

İfada sıra: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi tek tarafa borç yükleyen sözleşmelere uygulamak; bağış gibi sözleşmelerde karşı edimden söz edilemeyeceğini gözden kaçırmak.
  • Aynı anda ifa kuralını her sözleşmede kesin biçimde uygulamak; sözleşme, kanun, teamül veya iş niteliğinden doğan önce ifa yükümlülüğünü aramamak.
  • Ödemezlik defini ileri süren tarafın kendi edimini ifa etmiş olmasını şart koşmak; karşı tarafın edimini talep ederken kendi ifasını önermesi de yeterlidir.
  • Önce ifa yükümlüsü tarafın, karşı tarafın ifa etmeyeceği açıkça bildirildiğinde bile ifadan kaçınamayacağını düşünmek.
  • Sürekli edimli sözleşmede, önce ifa yükümlüsü tarafın yerine getirdiği dönemin karşılığını alamaması hâlinde ifayı devam ettirmek zorunda olduğunu varsaymak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Karşılıklı borç yükleyen sözleşmede ifa talep eden tarafın kendi edimini ifa ettiğini ya da ifasını önerdiğini ispat etmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/1829 E., 2021/635 K., 27.05.2021; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/110 E., 2024/529 K., 02.05.2024)
  • Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde arsa sahibinin borcunun ancak yüklenicinin işi tamamlayıp teslim etmesiyle muaccel olacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/92 E., 2025/562 K., 24.09.2025)
  • Bankanın, müşterisinden alacağı ile müşterinin bankadan olan alacağı aynı hukuki ilişkiden doğmamışsa, bu maddeye dayanarak ödemezlik defi yoluyla ifadan kaçınamayacağı kabul edilmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/368 E., 2024/354 K., 21.02.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Ödemezlik defini ileri süren taraf, karşı tarafın edimini ifa talep ederken kendi borcunu ifa ettiğini ya da ifasını önerdiğini ispatlamakla yükümlü değildir; ifa talep eden taraf bu koşulu ispat etmelidir.
  • İfa talep eden taraf, kendi borcunu ifa ettiğini ya da ifasını önerdiğini yazılı belge, makbuz veya tanık gibi delillerle ortaya koymalıdır.
  • Karşı taraf, talep edenin önce ifa yükümlülüğünün bulunduğunu ya da talep edenin vadeden yararlandığını iddia ediyorsa, bu iddiasını sözleşme metni, teamül veya kanuni düzenleme ile ispatlamalıdır.
  • Karşı tarafın edimini ifa etmeyeceğini açık ve kesin biçimde bildirdiği iddiası, yazılı bildirim veya tanık beyanı ile ispatlanır.
  • Karşılıklılık ve değişim ilişkisinin varlığı, sözleşme metni ve edimlerin birbirine bağlandığını gösteren belgelerle ortaya konur.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.98: Aynı ilkeyi ifa güçsüzlüğü hâline uygular; karşı tarafın borcunu ifa edemeyecek duruma düşmesi halinde ifadan kaçınma ve sözleşmeden dönme yollarını düzenler.
  • 6098 sayılı Kanun m.207: Satış sözleşmesinde aynı anda ifa kuralını açıkça koyar; bu madde ile birlikte, satışta satıcı ve alıcının eşzamanlı borç ifa yükümlülüğünü belirler.
  • 6098 sayılı Kanun m.2: Dürüstlük kuralı, karşı edimi talep eden ama kendi edimini ifa etmeyeceğini bildiren tarafın bu talebinin kabul edilmemesi gerektiği gerekçesine dayanak olur.

TBK m.98 — İfa güçsüzlüğü

Bu madde, karşılıklı borç yükleyen sözleşmede taraflardan birinin borcunu ifada güçsüzlüğe düşmesi halinde, diğer tarafın hakkının tehlikeye düşmesi durumunda sahip olduğu imkânları düzenler. Bu imkânlar, karşı edim güvence altına alınıncaya kadar kendi edimini ifadan kaçınma def'i ile, uygun bir süre içinde güvence verilmemesi hâlinde sözleşmeden dönme hakkıdır. Madde, sözleşme tarafları arasında uygulanır ve iflas ile sonuçsuz kalan haciz hallerini güçsüzlüğün örnekleri olarak sayar. Düzenlemediği konular şunlardır: genel ödemezlik defi ve karşı edimin muaccel olmasını gerektiren hal (m.97); borçlunun temerrüdü (m.125); sözleşmenin sonradan değişen koşullara uyarlanması (m.136); ifa güçsüzlüğünün sözleşme kurulmadan önce var olması halinde sözleşmenin iptali (m.39).

İfa güçsüzlüğü: hangi kavramlar bilinmeli?

İfa güçsüzlüğü (acz)
Borçlunun malvarlığının muaccel borçlarını ödeyemeyecek derecede kötüleşmesi durumudur. Madde, iflası ve aleyhine yapılan haczin sonuçsuz kalmasını bu hâlin örnekleri olarak gösterir; bu örnekler sınırlayıcı değildir.
Ödemezlik def'i (ifa güçsüzlüğü nedeniyle)
Hakkı tehlikeye düşen tarafın, karşı edim güvence altına alınıncaya kadar kendi edimini ifadan kaçınabilmesini sağlayan geciktirici bir defidir. Hakim tarafından re'sen dikkate alınmaz, ancak ilgili taraf ileri sürdüğünde etkili olur.
Hakkın tehlikeye düşmesi
Borçlunun güçsüzlüğü nedeniyle alacaklının alacağının elde edilmesinin ciddi ve objektif biçimde risk altına girmesidir. Soyut güçsüzlük tek başına yeterli değildir; yeter teminat (rehin, kefalet gibi) varsa tehlike oluşmaz.
Güvence (teminat)
Karşı edimin ifasını sağlayacak nitelikte, alacaklının alacağı için yeterli sayılan ayni veya şahsi bir teminattır. Güvencenin verilmesi, ifadan kaçınma def'ini ortadan kaldırır.
Uygun süre
Hakkı tehlikeye düşen tarafın, sözleşmeden dönmeden önce karşı tarafa güvence vermesi için tanıdığı süredir. Maddede sayısal bir süre yoktur; sürenin uygunluğu somut olayın koşullarına bağlıdır.

İfa güçsüzlüğü: hangi şartlar aranır?

  • Sözleşmenin karşılıklı borç yükleyen bir sözleşme olması ve tarafların karşılıklı edimlerinin birbiriyle değişim ilişkisi içinde bulunması gerekir.
  • Borçlunun güçsüzlüğü, sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkmış olmalıdır; sözleşme kurulurken güçsüzlük varsa madde değil, irade bozukluğu hükümleri uygulanır.
  • Borçlunun ifada güçsüzlüğe düşmüş olması gerekir; iflas veya sonuçsuz kalan haciz bu hâlin örnekleridir, ancak başka durumlar da güçsüzlük sayılabilir.
  • Borçlunun güçsüzlüğü nedeniyle diğer tarafın alacağı ciddi, objektif ve gerçek biçimde tehlikeye düşmüş olmalıdır; yeter teminat bulunuyorsa bu şart gerçekleşmez.
  • Güçsüzlüğe bağlanan imkânı kullanacak olan tarafın kendi borcunu henüz ifa etmemiş olması gerekir.
  • Güvence verilmeden ifadan kaçınma def'ini kullanmak için tarafın bu def'i açıkça ileri sürmesi gerekir; sözleşmeden dönmek için ise hakkı tehlikeye düşen tarafın uygun bir süre tanıyarak istediği güvenceyi talep etmiş olması ve bu güvencenin o sürede verilmemiş olması gerekir.

İfa güçsüzlüğü: hangi sonuçları doğurur?

  • Hakkı tehlikeye düşen taraf, karşı edim güvence altına alınıncaya kadar kendi edimini ifadan kaçınabilir.
  • Karşı taraf yeter güvence verirse def'i etkisizleşir ve ifa yükümlülüğü yeniden doğar.
  • Hakkı tehlikeye düşen taraf uygun bir süre tanıyarak güvence istemiş, bu süre içinde güvence verilmemişse sözleşmeden dönebilir.
  • Dönme, sözleşmeyi geçmişe etkili olarak sona erdirir; taraflar almış oldukları edimleri geri vermekle yükümlü olur.
  • Güçsüzlüğün ortadan kalkması hâlinde (borçlu sonradan ifa güçsüzlüğünden kurtulursa) def'i etkisizleşir.
  • Hakkı tehlikeye düşen taraf kendi borcunu daha önce ifa etmişse bu def'i kullanamaz; bu durumda borçlu temerrüdü hükümleri uygulanır.
  • Madde düzenleyici niteliktedir; taraflar sözleşmeyle bu hükmün aksini kararlaştırabilir.

Güvence öncesi def'i ile sözleşmeden dönme arasındaki fark nedir?

Def'i hakkı, karşı edim güvence altına alınıncaya kadar kendi edimini ifadan kaçınma imkânı verir; teminat talebi ve dava hakkı doğurmaz.

Dönme hakkı, uygun bir süre içinde istenen güvence verilmediğinde doğan, sözleşmeyi geçmişe etkili olarak sona erdiren bir yenilik doğuran haktır.

Def'i ileri sürülmeden dönme doğmaz; dönme ise ancak güvence süresi işletildikten sonra kullanılabilir.

İfa güçsüzlüğü def'i ile genel ödemezlik def'i (m.97) arasındaki fark nedir?

Madde 98 def'i, karşı edim henüz muaccel olmadan ve tarafın borcu önce ifa edilmesi gereken hâllerde de kullanılabilir.

Genel ödemezlik def'i (m.97) karşı edimin muaccel olmasını ve kendi edimin ifa edilebilir durumda olmasını gerektirir.

Karşı edim muaccel değilse ya da önce ifa yükümlülüğü varsa m.97 kullanılamaz, m.98 gündeme gelir.

Borçlunun güçsüzlüğü ile soyut güçsüzlük arasındaki fark nedir?

Gerçek güçsüzlük, muaccel borçların ödenemeyecek derecede kötüleşmesidir ve tehlike doğurur.

Soyut güçsüzlük, alacağı tehlikeye sokmayan genel bir malî zorluktur.

Yalnız soyut güçsüzlük m.98 imkânlarını doğurmaz.

Sözleşme kurulmadan önceki ile sonraki güçsüzlük arasındaki fark nedir?

Sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkan güçsüzlükte m.98 uygulanır.

Sözleşme kurulurken mevcut olan güçsüzlükte karşı taraf, yanılma veya aldatma hükümlerine dayanabilir.

Hangi hükmün uygulanacağı güçsüzlüğün zamanına göre değişir; sonradan oluşan halde m.98, önceden varolan halde irade bozukluğu (m.39) hükümleri gündeme gelir.

İfa güçsüzlüğü: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Soyut bir malî zorluğu ifa güçsüzlüğü saymak; m.98 yalnız alacağı gerçekten tehlikeye düşüren güçsüzlükte uygulanır.
  • Borçlunun iflasını veya sonuçsuz kalan haczi otomatik olarak güçsüzlük saymak; iflas masası borcu karşılayabiliyorsa güçsüzlük bulunmayabilir.
  • Karşı edim muaccel değilken m.97 ile m.98 arasındaki sınırı karıştırmak; m.97 karşı edimin muaccel olmasını gerektirir, m.98 ise bu şartı aramaz.
  • Karşı edimi daha önce ifa eden tarafın m.98 def'ine başvurabileceğini sanmak; bu durumda def'i kullanılamaz, temerrüd hükümleri uygulanır.
  • Güvence süresi tanımadan doğrudan sözleşmeden dönmek; dönme hakkı, uygun süre içinde güvence verilmemesine bağlıdır.
  • Ödemezlik defini hâkimin kendiliğinden dikkate alacağını sanmak; def'i ilgili taraf ileri sürmedikçe hâkim tarafından re'sen göz önünde tutulamaz.
  • Sözleşme kurulurken mevcut olan güçsüzlüğe m.98'i uygulamak; bu hâlde irade bozukluğu hükümleri uygulanır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Güvence verilmediğinde sözleşmeden dönme için tanınan sürenin uygun olup olmadığı somut olaya göre belirlenir; süre, karşı tarafın güvence vermesini mümkün kılacak ölçüde tanınmalıdır. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/404 E., 2026/254 K., 15.04.2026)
  • İfa güçsüzlüğü nedeniyle ödemezlik def'inin ileri sürülebilmesi için, def'i sahibinin kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerektiği yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır. (11. Hukuk Dairesi, 2023/3209 E., 2024/976 K., 12.02.2024)
  • Borçlunun iflas etmiş olmasının tek başına yeterli sayılmayıp, iflas masasının borcu karşılayıp karşılamadığına bakıldığı görülmektedir. (İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2026/162 E., 2026/176 K., 26.02.2026)
  • Taraf, ifanın objektif olarak imkânsız olduğunu veya ciddi biçimde tehlikeye girdiğini ileri sürdüğünde, bu iddianın somut delillerle desteklenmesi beklenmektedir. (İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2026/162 E., 2026/176 K., 26.02.2026; 11. Hukuk Dairesi, 2021/9137 E., 2023/3335 K., 29.05.2023)
  • Sözleşmeden dönmede uygun süre tanınmamışsa dönmenin geçersiz olabileceği, süre tanınmadan doğrudan dönmenin hukuki sonuç doğurmayacağı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2023/1648 E., 2023/1092 K., 17.10.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Güçsüzlük hâlinin varlığını ileri süren ve m.98 imkânlarına dayanan alacaklı, borçlunun ifa güçsüzlüğüne düştüğünü ispat yükü altındadır; iflas kararı, haciz tutanağı ve mal varlığı belgeleri bu amaçla kullanılır.
  • Alacağın tehlikeye düştüğünü ispat yükü alacaklıya aittir; soyut güçsüzlük değil, ciddi ve objektif tehlikenin varlığı gösterilmelidir.
  • Karşı taraf, ödemezlik defini ileri süren tarafın kendi borcunu ifa etmediğini veya ifa etmeye hazır olmadığını ileri sürerse, def'i sahibinin ifa veya ifa önerisini ispatlaması gerekir.
  • Yeter teminatın bulunduğu savunmasını yapan borçlu, rehin, kefalet veya benzeri güvencenin varlığını ve yeterliliğini ispat etmek zorundadır.
  • Uygun süre tanındığı ve güvence verilmediği, dönme iradesi ise yazılı bir bildirimle ortaya konulduğu için, bildirim ve sürenin geçtiğine ilişkin belgeler taraflar tarafından delil olarak sunulmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.97: Genel ödemezlik def'ini düzenler. Karşı edim muaccel değilse veya önce ifa yükümlülüğü varsa m.98 devreye girer; bu iki def'i arasındaki sınır m.98'in uygulanma alanını belirler.
  • 6098 sayılı Kanun m.125: Önce ifa yükümlüsü olan taraf edimini ifa etmişse m.98 def'i kullanılamaz; bu hâlde borçlu temerrüdü hükümleri uygulanır.
  • 6098 sayılı Kanun m.39: Sözleşme kurulurken güçsüzlük varsa m.98 uygulanmaz; karşı taraf yanılma veya aldatma hükümlerine dayanarak sözleşmeyi iptal edebilir.
  • 6098 sayılı Kanun m.136: Değişen koşullar nedeniyle sözleşmenin uyarlanmasını düzenler; m.98 ise kişisel kredi durumundaki değişikliği konu alır, bu iki kurum birbirinden ayrıdır.
  • 6098 sayılı Kanun m.473: Eser sözleşmelerinde, işin zamanında yetiştirilemeyeceğinin anlaşılması hâlinde iş sahibine vadeyi beklemeden dönme hakkı tanıyan özel bir hükümdür; m.98'in yerine geçebilecek özel düzenlemedir.

TBK m.99 — Ülke parası

Bu madde, konusu para olan borçların hangi para birimiyle ifa edileceğini düzenler. Ülke parasıyla ödeme kuralını, Ülke parası dışında bir para birimiyle borç kararlaştırılmasının sonuçlarını, sözleşmede "aynen ödeme" kaydı bulunup bulunmamasına göre borçlunun ve alacaklının seçimlik haklarını ve borcun ödeme gününde ödenmemesi halinde alacaklının talep edebileceği ödeme biçimlerini kapsar. Kural, sözleşme tarafları ve borç ilişkisi bakımından genel olarak uygulanır. Madde, ödemenin hangi araçla (nakit, havale, çek vb.) yapılacağını, para borcunun temerrüt faizini, mahsup kurallarını ve yabancı paranın kur hesabına ilişkin usul ayrıntılarını düzenlemez. Mahsup (m.100), temerrüt faizi ve gecikme sonuçları (m.120 vd.) ile ifa yeri ve zamanı (m.89 vd.) ayrı maddelerde yer alır. Haksız fiilden doğan tazminat borçlarında yabancı para kuralının uygulanıp uygulanmayacağı maddenin lafzından çıkmaz; bu konu ayrıca yorumla belirlenir.

Ülke parası: hangi kavramlar bilinmeli?

Ülke parası
Türkiye'de yasal ödeme aracı olan Türk parasıdır. Kanun bu kavramı tanımlamaz; ödeme ve borç bakımından borcun ifa edileceği temel para birimi olarak kullanılır.
Aynen ödeme kaydı
Sözleşmede yabancı paranın aynen (efektif olarak) ödeneceğinin açıkça belirtilmesi ya da bu anlama gelen bir ifadenin kullanılmasıdır. Bu kayıt varsa borçlu Türk parasıyla ödeme seçeneğini kaybeder ve alacaklı Türk parası talep edemez.
Rayiç
Yabancı paranın Ülke parası karşısındaki değeri, yani kur bedelidir. Maddenin ikinci fıkrasında ödeme gününde, üçüncü fıkrasında ise vade ya da fiili ödeme gününde geçerli rayiç esas alınır.
Fiili ödeme günü
Borçlunun temerrüdü sonrasında borcun gerçekten ödendiği gündür. Alacaklının üçüncü fıkrada yararlanacağı rayicin tespitinde vade günü ile birlikte kullanılan bir zamandır.
Seçimlik yetki
Ödemeyi yabancı para ya da Ülke parası ile yapma yetkisidir. Sözleşmede aynen ödeme kaydı yoksa ikinci fıkra uyarınca borçluya tanınır; üçüncü fıkrada ise temerrüde düşen borçlu karşısında alacaklıya tanınır.

Ülke parası: hangi şartlar aranır?

  • Borcun konusunun para olması gerekir; ödeme yükümlülüğü bir para miktarına ilişkin olmalıdır.
  • Taraflar yabancı para birimi üzerinden bir borç kararlaştırmış olabilir; bu durumda ikinci fıkranın uygulanabilmesi için sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifadenin bulunmaması gerekir.
  • Sözleşmede aynen ödeme kaydı varsa borç yabancı para ile ödenmelidir; bu halde Ülke parasıyla ödeme seçeneği doğmaz.
  • Üçüncü fıkranın uygulanabilmesi için borcun ödeme gününde ödenmemiş olması, yani borçlunun temerrüde düşmesi gerekir.
  • Üçüncü fıkrada alacaklının seçimlik talebinin doğması için sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifadenin bulunmaması gerekir.
  • Alacaklının Ülke parası talebinde bulunabilmesi için vade ya da fiili ödeme gününde geçerli rayicin belirlenebilmesi gerekir.

Ülke parası: hangi sonuçları doğurur?

  • Konusu para olan borç kural olarak Ülke parasıyla ödenir.
  • Taraflar yabancı para ile borç kararlaştırmışsa ve sözleşmede aynen ödeme kaydı yoksa borçlu, borcu ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla ödeyebilir.
  • Taraflar yabancı para ile borç kararlaştırmış ve sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade varsa borç yabancı para ile ödenmelidir.
  • Yabancı para borcu ödeme gününde ödenmezse alacaklı, borcun aynen ifasını ya da vade veya fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla ödenmesini isteyebilir.
  • Sözleşmede aynen ödeme kaydı varsa alacaklı Ülke parası talep edemez; bu kayıt, temerrüt halinde Türk parasına dönüşüm hakkını ortadan kaldırır.
  • Madde metninde sözleşmenin tersine kayıt bulunmasına bağlı bir yasak yoktur; bu nedenle aynen ödeme kaydı içermeyen sözleşmede taraflar üçüncü fıkranın dışında bir çözüm kararlaştıramaz denilmemelidir; düzenleme emredici niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.

Ülke parası ile ödeme ile yabancı para ile ödeme (ikinci fıkra) arasındaki fark nedir?

Sözleşmede aynen ödeme kaydı bulunmayan halde borçlu, borcu ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla ödeyebilir.

Sözleşmede aynen ödeme kaydı bulunan halde borç yabancı para ile ödenmelidir ve borçlunun Ülke parasıyla ödeme seçeneği yoktur.

Aynen ödeme kaydı yoksa seçim borçludadır; kayıt varsa seçim ortadan kalkar ve borç yabancı para ile ifa edilir.

İkinci fıkra ile üçüncü fıkra arasındaki fark nedir?

İkinci fıkra borç ödenmeden önceki ödeme seçeneğini düzenler ve seçimlik yetki borçluya aittir.

Üçüncü fıkra borcun ödeme gününde ödenmemesi, yani temerrüt halini düzenler ve seçimlik yetki alacaklıya geçer.

Temerrüt öncesinde borçlu rayiç üzerinden Ülke parasıyla öder; temerrüt sonrasında alacaklı aynen ödeme, vade ya da fiili ödeme günü rayici üzerinden Ülke parası seçeneklerinden birini talep eder.

Ödeme günü rayici ile vade veya fiili ödeme günü rayici arasındaki fark nedir?

İkinci fıkrada rayiç ödeme gününe göre belirlenir.

Üçüncü fıkrada alacaklı vade ya da fiili ödeme gününü seçebilir.

Temerrüt sonrasında alacaklının seçtiği gün, hesaplanacak Türk parası tutarını doğrudan etkiler.

Aynen ödeme kaydı yok ile aynen ödeme kaydı var (üçüncü fıkra) arasındaki fark nedir?

Kayıt yoksa alacaklı, borçlunun temerrüdü halinde aynen veya Ülke parası ile ödeme arasında seçim yapabilir.

Kayıt varsa üçüncü fıkranın Ülke parası seçeneği uygulanmaz; alacaklı aynen ödeme talep eder.

Kayıt varlığında alacaklı Türk parası üzerinden hesaplama talep edemez; yalnızca yabancı paranın aynen ödenmesini isteyebilir.

Ülke parası: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sözleşmedeki aynen ödeme kaydını hiç aramadan borcu Türk parası üzerinden hesaplamak; kayıt varsa borç yabancı para ile ödenmelidir.
  • Aynen ödeme kaydı yokken borçlunun Türk parası ile ödeme seçeneğini yok saymak; bu halde seçim borçludadır.
  • Üçüncü fıkrada seçimlik hakkın alacaklıya ait olduğunu unutarak borçlunun temerrütten önceki ödeme seçeneğini temerrüt sonrası için de uygulamak.
  • Temerrüt sonrası alacaklının rayici hesaplarken ödeme günü ile vade ya da fiili ödeme gününü karıştırmak; üçüncü fıkra fiili ödeme gününü de tanır.
  • Kanundaki "ödeme günü" ifadesini ikinci fıkrada vade günü ile eşleştirip erken ifa halinde rayici yanlış almak; erken ifada ödeme günü rayici esas alınır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yabancı para borçlarında aynen ödeme kaydı bulunmadığında alacaklının, borçlunun temerrüdü halinde vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden Türk parası talep edebildiği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/1429 E., 2026/278 K., 19.02.2026)
  • Sözleşmede aynen ödeme kaydı bulunduğunda mahkemenin yabancı paranın aynen ödenmesine hükmettiği ve bu kaydın Türk parası seçeneğini dışladığı kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2024/1643 E., 2026/95 K., 06.02.2026; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2025/308 E., 2025/1863 K., 25.12.2025)
  • Aynen ödeme kaydı bulunan hallerde ödeme hükmünün "aynen ödenmesi kayıt ve şartıyla" biçiminde kurulduğu görülmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2024/1660 E., 2026/91 K., 06.02.2026; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2024/1642 E., 2025/1870 K., 25.12.2025)
  • Mahkemelerin, aynen ödeme kaydı bulunan dosyada bilirkişi raporu ile yapılan ödemeleri yabancı para üzerinden düşerek bakiye alacağı hesapladığı kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2025/308 E., 2025/1863 K., 25.12.2025)
  • Yabancı para alacağının yargılamada yabancı para üzerinden talep edilmesinin ve mahkemece buna göre karar verilmesinin, maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarının sonucu olduğu kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/931 E., 2026/504 K., 09.04.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Yabancı para borcunun ülke parası yerine yabancı para ile ödenmesini isteyen taraf, sözleşmede yabancı para borcunun kararlaştırıldığını yazılı belgeyle ispat etmelidir.
  • Alacaklı, aynen ödeme kaydının sözleşmede bulunduğunu ispat yükü altındadır; bu kaydın varlığı yazılı sözleşmeyle ortaya konur.
  • Borçlu, sözleşmede aynen ödeme kaydının bulunmadığını ve Türk parası ile ödeme yaptığını ileri sürüyorsa bu savunmayı ödeme gününün rayicini gösteren belge ile ispatlamalıdır.
  • Temerrüt halinin, yani borcun ödeme gününde ödenmediğinin ispatı alacaklıya düşer; ödeme günü ve ödeme belgeleri bu konuda belirleyicidir.
  • Vade ya da fiili ödeme gününde geçerli rayicin tespiti için resmi kur bilgisi veya bilirkişi raporu kullanılabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.100: Borçlunun kısmi ödemesinde mahsup kurallarını düzenler; bu madde ile ödeme biçimi ayrı konulardır, ancak kısmi ödeme yabancı para borcunda uygulanabilir.
  • 6098 sayılı Kanun m.96: Vadeden önce ifa halinde ödeme gününün rayicinin hangi gün olacağını belirler; ikinci fıkranın erken ifa bakımından uygulanmasında bağlantılıdır.
  • 6098 sayılı Kanun m.90: Vadesi belirlenmemiş borçların doğduğu anda muaccel olmasını düzenler; vadesiz para borçlarında üçüncü fıkranın uygulanmasında bağlantılıdır.
  • 6098 sayılı Kanun m.120: Temerrüt faizi ve borçlunun temerrüdü, üçüncü fıkrada alacaklının seçimlik hakkının doğmasının ön koşuludur; ödeme gününde ödenmeme hali temerrütle ilişkilidir.

TBK m.100 — Kısmen ödemede

Madde, borçlunun birden çok para borcu bulunmayan halde kısmi ödemesini hangi borca mahsup edeceğini düzenler. Borçlunun faiz ve giderlere ilişkin temerrüdü olup olmadığına göre kısmi ödemenin ana paraya mahsup edilip edilemeyeceğini belirler ve alacaklının teminatlı kısmına mahsup yasağını koyar. Madde, birden çok borç bulunan halde mahsubu (m.101 ve m.102 ile birlikte) ve kısmi ifanın kabul edilip edilmemesini doğrudan düzenlemez. Kısmi ifa kabulünün koşulları (m.84 kapsamında), alacaklı temerrüdü (m.106-111), ödeme makbuzu ve senedin geri verilmesi ile birden çok borçta mahsup kuralları ayrı maddelerde ya da ayrı düzenlemelerde yer alır.

Kısmen ödemede: hangi kavramlar bilinmeli?

Kısmi ödemede mahsup
Borçlunun tek bir borç ilişkisinden doğan borcun bir kısmını ödemesi durumunda, ödemenin hangi kalemlere (faiz, masraf, ana para) düşeceğinin belirlenmesidir. Madde, bu belirlemede faiz ve masraf kalemlerini öncelikli tutar.
Temerrüt (faiz ve masraf bakımından)
Borçlunun faiz ve giderleri ödemede gecikmiş olması halidir. Bu hal bulunmadığında borçlu kısmi ödemeyi ana paraya mahsup ettirebilir; hal bulunduğunda ödeme önce gecikmiş faiz ve masrafa gider.
Teminatlı kısım
Alacağın kefalet, rehin veya başka bir güvenceyle korunan bölümüdür. Borçlu, kısmi ödemeyi teminatsız kısma değil, teminatlı kısma mahsup edemez; bu yasak alacaklının güvencesini korumaya yöneliktir.
Aksine anlaşma
Taraflarca mahsup sırasının değiştirilmesine ilişkin sözleşme hükmüdür. Birinci fıkra kapsamında, borçlunun faiz ve giderlerde temerrüde düşmemesi halinde bu tür anlaşmalar geçersizdir.

Kısmen ödemede: hangi şartlar aranır?

  • Borçlunun ödediği bir para borcunun bulunması ve ödemenin borcun yalnız bir kısmını karşılaması gerekir.
  • Borçlunun faiz veya giderlere ilişkin borcu bulunuyorsa, bu borçlarda temerrüde düşmemiş olması gerekir; aksi halde kısmi ödeme önce faiz ve gidere mahsup edilir.
  • Mahsubun ana paraya yapılabilmesi için tarafların bu yönde aksine bir anlaşma yapmamış olması gerekmez; aksine anlaşma yasağı ana paraya mahsup hakkı bulunan hâl için geçerlidir.
  • Alacağın bir kısmı için kefalet, rehin veya başka bir güvence bulunuyorsa, kısmi ödemenin teminatlı kısma değil, güvence altına alınmayan veya daha az güvenceli kısma yapılması gerekir.
  • Ödemenin kısmi ifa olarak kabul edilebilmesi için, borcun ifa zamanı gelmiş ve edimin bölünebilir olması gerekir; bu koşul madde metninde değil, kısmi ifa kurallarında aranır.

Kısmen ödemede: hangi sonuçları doğurur?

  • Borçlu faiz ve giderlerde temerrüde düşmemişse, kısmen yaptığı ödemeyi ana borçtan düşebilir.
  • Faiz ve giderlerde temerrüde düşmemişken yapılan mahsup sırasını değiştiren aksine anlaşma geçersizdir.
  • Borçlu faiz veya giderlerde temerrüde düşmüşse, kısmi ödeme önce bu kalemlere mahsup edilir ve taraflar sözleşmeyle aksini kararlaştırabilir.
  • Alacağın bir kısmı teminatlıysa, kısmi ödeme teminatlı kısma mahsup edilemez; borçlunun bu yönde talep hakkı yoktur.
  • Teminatlı kısma mahsup yasağı, alacaklının güvencesini korumayı amaçlar; borçlu bu yasağa karşı ödemeyi teminatlı kısma yöneltemez.

Faiz ve masraf borcu bulunan borçlu ile bulunmayan borçlu arasındaki fark nedir?

Borçlunun faiz ve giderlerde temerrüde düşmediği hal. Borçlu, kısmi ödemeyi ana paraya mahsup ettirebilir.

Borçlunun faiz veya giderde temerrüde düştüğü hal. Ödeme önce gecikmiş faiz ve gidere mahsup edilir.

Temerrüt yoksa ana paraya mahsup zorunlu olur; temerrüt varsa ödeme önce faiz ve masrafa gider.

Aksine anlaşma yasağı ile temerrüt halinde serbest anlaşma arasındaki fark nedir?

Faiz ve giderde temerrüt yoksa, mahsup sırasını değiştiren aksine anlaşma yapılamaz.

Faiz ve giderde temerrüt varsa, taraflar mahsup sırasını sözleşmeyle düzenleyebilir.

Birinci fıkrada yasak yalnızca borçlunun temerrüde düşmediği durumla ilgilidir; bu halde aksine hükümler geçersizdir.

Teminatsız kısım ile teminatlı kısım arasındaki fark nedir?

Alacağın güvence ile korunmayan kısmı.

Kefalet, rehin veya başka bir güvenceyle korunan kısım.

Borçlu kısmi ödemeyi teminatlı kısma mahsup edemez; alacaklı teminatı kaldırmak zorunda kalmaz.

Kısmen ödemede: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Faiz ve masraf borcunda temerrüt olmadığı halde kısmi ödemeyi önce faize veya masrafa yazmak; bu halde ödeme ana paraya mahsup edilir.
  • Borçlunun temerrüdünü aramadan mahsup sırasını belirlemek; temerrüt koşulu her zaman somut olarak incelenmelidir.
  • Temerrüt olmadığı halde taraflar arasındaki aksine anlaşmayı geçerli saymak; birinci fıkra gereği bu anlaşma geçersizdir.
  • Teminatlı kısma yapılan kısmi ödemeyi kabul etmek; bu mahsup yasağı borçlunun kendi lehine kullanabileceği bir hak değildir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahsup hesabında, borçlunun faiz ve masraf borçlarında temerrüde düşüp düşmediğinin ayrıca incelenmesi gerektiği, temerrüt yoksa kısmi ödemenin ana paraya yazılması gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/621 E., 2025/524 K., 07.05.2025)
  • Temerrüt olmadan yapılan ödemenin önce faiz ve masrafa mahsup edilmesi kabul edilmemektedir; bu durumda ödeme ana paraya düşer. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, 2025/1448 E., 2025/1236 K., 29.09.2025)
  • Yargıtay ve bölge adliye mahkemeleri, kısmi ödemenin mahsubunda borçlunun faiz ve gider borcundaki temerrüdünü somut olarak değerlendirmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2026/902 E., 2026/907 K., 27.04.2026)
  • Kısmi ödemeyi teminatlı kısma mahsup etme talebinin, alacaklının güvencesi bulunan kısım bakımından reddedildiği kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2023/331 E., 2024/399 K., 14.02.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Kısmi ödemeyi ana paraya mahsup etme hakkını ileri süren borçlu, ödemenin yapıldığını ve faiz ile giderde temerrüde düşmediğini ispatlamalıdır; ödeme makbuzu ve banka kayıtları bu amaçla kullanılır.
  • Alacaklı, ödemenin faiz veya masrafa mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürüyorsa, borçlunun bu kalemlerde temerrüde düştüğünü yazılı belge ile ispatlamalıdır.
  • Alacağın teminatlı kısmını ileri süren alacaklı, kefalet, rehin ya da başka güvencenin varlığını sözleşme veya tapu kaydı gibi yazılı delille ispatlamalıdır.
  • Borçlu, kısmi ödemeyi teminatsız kısma mahsup ettiğini ileri sürdüğünde, bu iddiasını ödeme belgesi ve hesap dökümüyle destekler.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.101: Birden çok borç bulunan borçlunun ödeme gününde hangi borca ödeme yaptığını bildirmesini düzenler. Bu madde, tek borç ilişkisinde kısmi ödemeyi düzenleyen m.100'ün birden çok borç halindeki karşılığıdır.
  • 6098 sayılı Kanun m.102: Borçlunun bildirimi bulunmadığında ve alacaklının makbuzunda açıklık yoksa mahsubun hangi borca yapılacağını belirler. Muaccel, takip ve vade ölçütlerini içerir.
  • 6098 sayılı Kanun m.84: Borcun miktarı belli ve muaccel ise alacaklının kısmi ifayı reddedebileceğini düzenler. Mahsup kuralı, kısmi ifanın kabul edildiği hal için uygulanır.

TBK m.101

TBK m.101, birden çok borcu bulunan borçlunun yaptığı ödemenin hangi borca mahsup edileceğini düzenler. Borçlunun ödeme gününde bildirimde bulunma hakkını, bildirimin yapılmaması halinde ödemenin alacaklının makbuzda gösterdiği borca mahsup edilmesini ve borçlunun derhal itirazı halinde mahsubun değişmesini kapsar. Hükmü, birden çok borcun muaccel olması veya borçlardan hiçbirinin vadesinin gelmemesi gibi bildirimin bulunmadığı ve makbuzda açıklamanın yer almadığı hallerde uygulanacak yardımcı ölçütleri düzenlemez; bunlar TBK m.102'de yer alır. Alacaklının kısmi ödemeyi güvenceli veya güvencesi daha iyi olan kısma mahsup edip edemeyeceği konusu m.100/II kapsamındadır. Ödemenin kanuni mahsup sırasını, alacaklının temerrüdünü, ödemenin ifa niteliğini ve zamanaşımına ilişkin usulü de bu madde düzenlemez.

m.101: hangi kavramlar bilinmeli?

Mahsup
Borçlunun yaptığı bir ödemenin birden çok borçtan hangisine karşılık sayılacağının belirlenmesidir. Ödeme tek olsa da borçlar birden çok olduğunda mahsup gerekir.
Ödeme gününde bildirim
Borçlunun ödeme anında hangi borcunu ödemek istediğini alacaklıya açıklamasıdır. Bildirim ödeme gününde yapılmalıdır; sonradan yapılan açıklama bu bağlamda aynı sonucu doğurmaz.
Makbuz
Alacaklının ödemeyi aldığını gösteren belgedir. Borçlu bildirimde bulunmamışsa ödemenin hangi borca yapıldığı bu belgedeki açıklamaya göre belirlenir.
Derhâl itiraz
Borçlunun, alacaklının makbuzda gösterdiği borca mahsubuna karşı hemen yaptığı karşı çıkıştır. İtiraz yapılırsa ödeme borçlunun bildirdiği borca yapılmış sayılır.

m.101: hangi şartlar aranır?

  • Borçlunun birden çok borcunun bulunması gerekir; tek borç varsa mahsup sorunu doğmaz.
  • Ödemenin yapıldığı gün borçlunun hangi borcunu ödemek istediğini alacaklıya bildirmesi gerekir; bu bildirim ödeme gününde yapılmalıdır.
  • Borçlu bildirimde bulunmamışsa alacaklının makbuzda gösterdiği borç esas alınır; bu durumda borçlunun derhâl itiraz etme imkânı vardır.
  • Borçlunun itirazının ödemeden hemen sonra ve alacaklının makbuzdaki açıklamasından haberdar olduğu anda yapılması gerekir.

m.101: hangi sonuçları doğurur?

  • Borçlu ödeme gününde bildirimde bulunmuşsa ödeme bildirdiği borç için yapılmış olur.
  • Borçlu bildirimde bulunmamış ve derhâl itiraz da etmemişse ödeme alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır.
  • Borçlu bildirimde bulunmamış ancak derhâl itiraz etmişse ödeme kendi bildirdiği borç için yapılmış olur.
  • Bildirim ve itiraz yoksa ya da makbuzda açıklama bulunmuyorsa mahsup m.102 hükümlerine göre belirlenir.
  • Madde emredici nitelikte değildir; taraflar ödeme anında ya da sözleşmeyle mahsup konusunda farklı düzenleme yapabilir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2026/902 E., 2026/907 K., 27.04.2026; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2025/492 E., 2025/884 K., 15.09.2025)

Bildirimli ödeme ile bildirimsiz ödeme arasındaki fark nedir?

Borçlu ödeme gününde hangi borcu ödediğini açıkça bildirmişse, ödeme bu borca yapılmış olur.

Borçlu bildirimde bulunmamışsa ödemenin mahsubu alacaklının makbuzdaki gösterimine bağlanır.

Bildirim varsa alacaklının makbuzdaki açıklaması belirleyici olmaz; yoksa makbuz belirleyici olur.

Bildirimsiz ödeme ile derhâl itirazlı ödeme arasındaki fark nedir?

Borçlu hiç itiraz etmemişse makbuzdaki borç için yapılmış sayılan ödeme kesinleşir.

Borçlu makbuzdaki açıklamaya derhâl itiraz etmişse ödeme kendi bildirdiği borca yapılmış olur.

İtirazın zamanında yapılması mahsubun değişmesi için şarttır.

Ödeme günü bildirimi ile sonradan yapılan açıklama arasındaki fark nedir?

Bildirim ödeme gününde yapılmışsa madde uyarınca bağlayıcı mahsup doğar.

Ödeme gününden sonra yapılan açıklama madde kapsamında bildirim olarak değerlendirilemez.

Sonradan yapılan açıklama mahsubu değiştirmez; m.102'deki yardımcı ölçütlere geçilir.

m.101: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ödeme gününden sonra yapılan açıklamayı bildirim saymak; madde ödeme gününde bildirimi aradığı için bu açıklama mahsubu değiştirmez.
  • Makbuzdaki açıklamayı her durumda belirleyici saymak; borçlunun ödeme gününde yaptığı bildirim makbuzdaki açıklamaya üstündür.
  • Borçlunun derhâl itiraz hakkını süresiz kabul etmek; itirazın ödemeden hemen sonra yapılması gerekir.
  • Mahsubu m.101 ile m.102 arasında karıştırmak; bildirim ve makbuz varsa m.101, yoksa m.102 uygulanır.
  • Madde metnindeki bildirimi güvence veya borç türüne bağlı sanmak; m.101 borç türü ayırt etmeksizin tüm birden çok borçlarda uygulanır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, birden çok borcun bulunduğu ödemelerde önce borçlunun ödeme gününde yaptığı bildirimi aradığını, bu bildirimin varlığında mahsubu buna göre yaptığını kabul etmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2026/902 E., 2026/907 K., 27.04.2026)
  • Mahkemeler, bilirkişi raporu ile ödeme dekontlarının defter kayıtlarına göre incelendiği uyuşmazlıklarda, ödemenin mahsubunu m.101 ve m.102 birlikte gözeterek bilirkişiye hesaplattığı kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/2354 E., 2025/820 K., 02.05.2025)
  • Mahkemeler, cari hesap veya döviz-TL karışık ilişkilerde ödemelerin mahsubunda m.100-102 hükümlerinin birlikte dikkate alınması gerektiğini kabul etmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/870 E., 2025/1854 K., 05.11.2025; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/851 E., 2025/1840 K., 05.11.2025)
  • Mahkemeler, borçlunun bildirimini ödeme gününde yaptığını ileri süren tarafın bu iddiasını ödeme anına ait belgelerle değerlendirdiği kabul edilmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2025/492 E., 2025/884 K., 15.09.2025; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2021/1957 E., 2024/1517 K., 16.10.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Borçlunun ödeme gününde bildirimde bulunduğunu iddia eden borçlu bu bildirimi ispatlamakla yükümlüdür; bildirim yazılı belge, makbuz veya ödeme anına ait yazışmalarla gösterilebilir.
  • Alacaklının makbuzda bir borcu gösterdiğini ileri süren taraf bu belgeyi ortaya koymalıdır; makbuz, mahsubun esas alınacak belgesidir.
  • Borçlunun derhâl itiraz ettiğini ileri süren taraf, itirazın ödemeden hemen sonra yapıldığını yazılı bildirim, e-posta veya tanık ile ispatlamalıdır.
  • Bildirim ve itiraz gösterilemezse ödeme m.101 bakımından makbuzdaki borca yapılmış sayılacağından, mahsup uyuşmazlığında makbuz ve defter kayıtları belirleyici delil olur. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/2354 E., 2025/820 K., 02.05.2025)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 m.102: Borçlu bildirimde bulunmaz ve makbuzda açıklık yoksa veya itiraz yoksa ödemenin hangi borca mahsup edileceğini m.102 belirler. Muaccel borç, takip sırası, vade ve güvence ölçütleri m.102'dedir.
  • 6098 m.100: Alacaklı kısmi ödemeyi güvenceli veya güvencesi daha iyi olan kısma mahsup edemez; bu sınır m.101'deki borçlu bildirimini sınırlayan ayrı bir kuraldır.

TBK m.102

Bu madde, borçlunun birden çok borcu bulunduğu hâlde açıklama yapmadığı ya da makbuzda açıklık bulunmadığı durumda, yapılan ödemenin hangi borca mahsup edileceğini düzenler. Hüküm, borçlunun ödemeyi kimin için yaptığını belirtmemesi veya alacaklının makbuzda bir açıklama bulunmaması hâlinde devreye girer; muaccel borçlar, takip, vade ve güvence sırasını sayarak mahsup sırasını belirler. Kime uygulandığı bakımından, aynı borçlu ile alacaklı arasında birden çok borç ilişkisi bulunan durumlar esastır. Madde, borçlunun kendi beyanıyla yaptığı tahsisi (m.101) düzenlemez; alacaklının temerrüdünü, edimin tevdiini ve ifa yardımcılarından doğan sorumluluğu da düzenlemez. Ödemenin borçlu tarafından yapılmış sayılmasının koşulları, alacaklının ödemeyi kabul etmemesi halinin sonuçları ve ödemeye bağlı faiz hesabı da bu maddede yer almaz.

m.102: hangi kavramlar bilinmeli?

Mahsup (tahsis)
Yapılan bir ödemenin birden çok borçtan hangisine yüklendiğinin belirlenmesidir. Borç, mahsup yapılıncaya kadar ödenmiş sayılmaz; mahsup, ödemenin hangi borcu sona erdireceğini gösterir.
Muaccel borç
Ödeme zamanı gelmiş, alacaklının derhal istemeye hakkı doğmuş borçtur. Madde, muaccel borcu vadesi henüz gelmemiş borca üstün tutar.
Takip edilen borç
Alacaklının borçluya karşı icra takibi başlattığı borçtur. Takip, mahsup sırasında vadeden önce gelen bir ölçüttür; takip yapılmamışsa bu ölçüt uygulanmaz.
Güvence
Alacağın ödenmemesi hâlinde alacaklıya ek bir koruma sağlayan kefalet, rehin ya da benzeri araçlardır. Vadesi gelmemiş borçlarda, güvencesi en az olan borç önce kapatılır.

m.102: hangi şartlar aranır?

  • Borçlunun aynı alacaklıya karşı birden çok para borcu bulunması gerekir.
  • Borçlunun ödeme sırasında hangi borca ilişkin olduğunu bildirmemiş olması veya bildirimin kanunen geçerli bir açıklama olmaması gerekir.
  • Makbuzda da mahsup gösterilmemiş olması, yani makbuzda bir açıklık bulunmaması gerekir.
  • Birden çok borç muaccel ise, borçluya karşı önce takip edilen borcun tespit edilmesi gerekir.
  • Takip yoksa, vadesi önce gelen borcun belirlenmesi gerekir.
  • Birden çok borcun vadesi aynı anda gelmişse, mahsubun orantılı yapılması gerekir.
  • Hiçbir borcun vadesi gelmemişse, güvencesi en az olan borcun belirlenmesi gerekir.

m.102: hangi sonuçları doğurur?

  • Açıklama yapılmamış veya makbuzda açıklık bulunmamışsa ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır.
  • Birden çok muaccel borç varsa ödeme, borçluya karşı önce takip edilen borca mahsup edilir.
  • Takip yoksa ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borca yüklenir.
  • Birden çok borcun vadesi aynı anda gelmişse mahsup orantılı yapılır.
  • Hiçbir borcun vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borca mahsup edilmiş sayılır.
  • Borçlunun ödeme sırasında ya da derhal itirazla yaptığı bildirim, bu sıranın önüne geçer; bildirim varsa madde uygulanmaz (m.101 ile birlikte okunur).

Muaccel borç ile vadesi gelmemiş borç arasındaki fark nedir?

Muaccel borç, ödeme zamanı gelmiş borçtur ve mahsup sırasında öncelik taşır.

Vadesi gelmemiş borç, henüz istenebilir olmadığı için muaccel borçlar kapatıldıktan sonra sıraya girer.

Muaccel bir borç varsa ödeme önce ona yüklenir; vadesi gelmemiş borçlara ancak bu durumda sıra gelmez.

Takip edilen borç ile takip edilmemiş borç arasındaki fark nedir?

Borçluya karşı takip başlatılmış borç, muaccel borçlar arasında öncelikli sayılır.

Takip yapılmamışsa mahsup, borçların vadelerine bakılarak yapılır.

Muaccel borçlardan hangisine takip yapıldıysa ödeme o borca mahsup edilir; takip yoksa vadesi ilk gelen borç esas alınır.

Vadesi aynı anda gelmiş borçlar ile vadesi farklı borçlar arasındaki fark nedir?

Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, borçlar arasında sıra gözetilmez.

Vadeleri farklı olan borçlarda, daha önce vadesi gelen borç önce kapatılır.

Aynı vadeli borçlarda ödeme orantılı dağıtılır; farklı vadeli borçlarda ise erken vadeli borca yüklenir.

Vadesi gelmiş borç ile hiçbirinin vadesi gelmemiş borçlar arasındaki fark nedir?

Bu maddede muaccel borçların bulunduğu durum, güvence ölçütüne başvurulmadan çözülür.

Hiçbir borcun vadesi gelmemişse güvence ölçütü devreye girer.

Güvence ölçütü yalnız vadesi gelmiş borç bulunmadığında uygulanır; bu durumda güvencesi en az olan borca mahsup yapılır.

m.102: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Makbuzda açıklık bulunup bulunmadığını incelemeden doğrudan m.102'ye geçmek; önce m.101'deki bildirim ve makbuzdaki açıklama kontrol edilmelidir.
  • Takip edilen borcu, takibin başlatıldığı tarihe göre değil, sadece alacaklının tercihine göre belirlemek; takip dosyasındaki fiili durum esas alınmalıdır.
  • Takip yoksa vadesi gelmiş borç varmış gibi mahsup yapmak; vadesi ilk gelen borç ölçütü, vadesi gelmiş borç bulunmadığında uygulanmaz.
  • Vadeleri aynı anda gelen borçlarda ödemeyi tek bir borca yüklemek; bu durumda mahsup orantılı yapılmalıdır.
  • Hiçbir borcun vadesi gelmemişken vade sırasına bakmak; bu durumda güvencesi en az olan borç esas alınmalıdır.
  • Döviz ve TL borçlarında farkın kaynağını araştırmadan ödemeleri mahsup etmek; bu hâlde m.100-102 dikkate alınarak inceleme yapılmalıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, ödemenin hangi borca yapıldığını önce borçlunun bildirimine, sonra makbuza bakarak belirlemekte; bu iki kaynak yoksa m.102'deki sıraya geçmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi, 2023/3318 E., 2026/395 K., 23.02.2026; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi, 2023/4271 E., 2026/53 K., 13.01.2026)
  • Ödemelerin dikkate alınmaması nedeniyle hükmün usul ve yasaya aykırı olduğu yönündeki itirazlarda, ödemelerin takip, dava öncesi ve dava sonrası dönemlere göre mahsup edilip edilmediği incelenmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2021/2252 E., 2026/632 K., 25.03.2026)
  • Türkiye'de uygulamada, alacağın ödünç ilişkisinden doğup doğmadığı konusunda, ödemelerin m.102 uyarınca hangi borca yüklendiği incelenmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi, 2023/3089 E., 2026/322 K., 17.02.2026)
  • Döviz ve TL olarak kararlaştırılmış borçlarda, farkın hangi iş ve işlemden kaynaklandığı araştırılmadan m.100-102 uygulanamayacağı kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/870 E., 2025/1854 K., 05.11.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Ödemenin hangi borca yapıldığını ileri süren taraf, bu iddiasını ödeme makbuzu, banka dekontu veya yazılı bildirimle ispatlar.
  • Borçlunun ödeme sırasında bir bildirimde bulunduğunu iddia eden taraf bunu yazılı belge veya tanıkla kanıtlar; bildirimin yokluğu ya da makbuzdaki açıklığın bulunmaması, m.102'nin uygulanacağı anlamına gelir.
  • Borçluya karşı takip yapıldığını ileri süren taraf, takip dosyasını veya icra kaydını ibraz ederek bunu ispatlar; takip yoksa vade bilgisi sözleşme veya belgelerle ortaya konur.
  • Güvence ölçütünde, güvencesi daha az olan borcun hangisi olduğunu iddia eden taraf, kefalet, rehin ya da başka güvence belgelerini gösterir.
  • Ödemenin m.102 uyarınca mahsup edildiğini savunan taraf, m.101 kapsamındaki bir bildirimin bulunmadığını da ispatlamış olmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.101: Borçlu ödeme sırasında hangi borca ilişkin olduğunu bildirirse, m.102'deki mahsup sırası devreye girmez. Bu madde, m.101'in uygulanmadığı hâllerde sıra koyar.
  • 6098 sayılı Kanun m.100: Alacaklının kısmi ödemeyi güvence altına alınan kısma mahsup etme hakkını sınırlar; m.102'deki güvence ölçütü ile birlikte okunur.

Konuda geçen kararlar

34 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2025/404 E., 2026/254 K., 15.04.2026
    İlgili madde: m.98
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2024/92 E., 2025/562 K., 24.09.2025
    İlgili madde: m.97
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2022/1102 E., 2024/354 K., 03.07.2024
    İlgili madde: m.97
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2023/293 E., 2024/107 K., 14.02.2024
    İlgili madde: m.97
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2017/1829 E., 2021/635 K., 27.05.2021
    İlgili madde: m.97
  6. 11. Hukuk Dairesi, 2023/3209 E., 2024/976 K., 12.02.2024
    İlgili madde: m.98
  7. 11. Hukuk Dairesi, 2021/9137 E., 2023/3335 K., 29.05.2023
    İlgili madde: m.98
  8. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2026/902 E., 2026/907 K., 27.04.2026
    İlgili madde: m.100, m.101
  9. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/931 E., 2026/504 K., 09.04.2026
    İlgili madde: m.99
  10. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2021/2252 E., 2026/632 K., 25.03.2026
    İlgili madde: m.102
Diğer 24 karar
  1. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2026/162 E., 2026/176 K., 26.02.2026
    İlgili madde: m.98
  2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi, 2023/3318 E., 2026/395 K., 23.02.2026
    İlgili madde: m.102
  3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/1429 E., 2026/278 K., 19.02.2026
    İlgili madde: m.99
  4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi, 2023/3089 E., 2026/322 K., 17.02.2026
    İlgili madde: m.102
  5. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2024/1643 E., 2026/95 K., 06.02.2026
    İlgili madde: m.99
  6. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2024/1660 E., 2026/91 K., 06.02.2026
    İlgili madde: m.99
  7. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi, 2023/4271 E., 2026/53 K., 13.01.2026
    İlgili madde: m.102
  8. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi, 2023/2897 E., 2025/2775 K., 29.12.2025
    İlgili madde: m.102
  9. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2025/308 E., 2025/1863 K., 25.12.2025
    İlgili madde: m.99
  10. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2024/1642 E., 2025/1870 K., 25.12.2025
    İlgili madde: m.99
  11. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/870 E., 2025/1854 K., 05.11.2025
    İlgili madde: m.101, m.102
  12. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/851 E., 2025/1840 K., 05.11.2025
    İlgili madde: m.101
  13. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, 2025/1448 E., 2025/1236 K., 29.09.2025
    İlgili madde: m.100
  14. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2025/492 E., 2025/884 K., 15.09.2025
    İlgili madde: m.101
  15. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/621 E., 2025/524 K., 07.05.2025
    İlgili madde: m.100
  16. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/2354 E., 2025/820 K., 02.05.2025
    İlgili madde: m.101
  17. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2021/1957 E., 2024/1517 K., 16.10.2024
    İlgili madde: m.101
  18. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/110 E., 2024/529 K., 02.05.2024
    İlgili madde: m.97
  19. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/368 E., 2024/354 K., 21.02.2024
    İlgili madde: m.97
  20. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2023/331 E., 2024/399 K., 14.02.2024
    İlgili madde: m.100
  21. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/1224 E., 2023/2327 K., 24.11.2023
    İlgili madde: m.100
  22. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2023/676 E., 2023/2322 K., 24.11.2023
    İlgili madde: m.100
  23. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2023/1648 E., 2023/1092 K., 17.10.2023
    İlgili madde: m.98
  24. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2023/146 E., 2023/944 K., 15.06.2023
    İlgili madde: m.98

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 2.3. Borcun Kaynakları - Sebepsiz Zenginleşme bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış