Genel hükümler › Borç ilişkisinin kaynakları › Haksız fiillerden doğan borç ilişkileri

Sorumluluk sebeplerinin çokluğu ve hukuka aykırılığı kaldıran hâller

TBK m.60–65Borçlar Hukuku Genel Hükümler

Kısaca

TBK m.60, bir kişinin sorumluluğunun birden çok sebebe dayandırılabildiği hallerde (sebeplerin yarışması) hâkimin hangi sorumluluk sebebine göre karar vereceğini düzenler. TBK m.61, birden çok kişinin birlikte bir zarara sebebiyet vermesi veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olması hâlinde, bu kişiler bakımından müteselsil sorumluluk hükümlerinin uygulanacağını düzenler.

Kapsam

Bu konu, Türk Borçlar Kanunu m.60–65 hükümlerini kapsar.

TBK m.60 — Sebeplerin yarışması

TBK m.60, bir kişinin sorumluluğunun birden çok sebebe dayandırılabildiği hallerde (sebeplerin yarışması) hâkimin hangi sorumluluk sebebine göre karar vereceğini düzenler. Hükmün çerçevesi, zarar görenin aksini istemesi ve kanunda aksi öngörülmesi halleridir. Madde, dış ilişkide müteselsil sorumluluğun bir parçası olarak başlık altında yer almakta; ancak müteselsil sorumluluğun kendisini ve iç ilişkideki rücu hükümlerini düzenlemez. Müteselsil sorumluluğun koşulları ve sonuçları (m.61), rücu ve pay oranı (m.62), zamanaşımı (m.146) ile sorumluluk türlerinin ayrı ayrı kurulduğu haksız fiil hükümleri (m.49 vd.) ve sorumluluk türlerine özgü kurtuluş ve kusur düzenlemeleri bu maddenin kapsamı dışındadır.

Sebeplerin yarışması: hangi kavramlar bilinmeli?

Sebeplerin yarışması
Aynı zarardan doğan sorumluluğun birden fazla hukuki sebebe, örneğin haksız fiil, sözleşmeye aykırılık veya tehlike sorumluluğuna dayandırılabilmesi durumudur. Zarar gören bu sebeplerden herhangi birine dayanabilir; sebepler birbirini ortadan kaldırmaz.
En iyi giderim imkânı
Zarar görenin zararını en elverişli biçimde tazmin ettirebileceği sorumluluk sebebidir. Zararın hesabı, faiz, zamanaşımı, ispat yükü ve sorumludan kurtulma olanakları birlikte değerlendirilerek belirlenir.
Aksini isteme
Zarar görenin belirli bir sorumluluk sebebine dayanarak talepte bulunmasıdır. Bu tercih hâkimi bağlar; hâkim, şartları gerçekleşmeyen bir sebebe dayanamaz, ancak zarar görenin tercih ettiği sebep de hâkimin önündeki çerçeveyi belirler.
Taleplerin yarışması (kümülatif talepler)
Aynı maddi olgunun birden fazla bağımsız talep doğurması ve bu taleplerin birlikte veya ayrı ayrı ileri sürülebilmesidir. Bu durumda seçimlik değil, birbirinden bağımsız taleplerden söz edilir.
Seçimlik illiyet
Zararlı sonucu doğurmaya elverişli birden fazla fiilden hangisinin gerçekleştiğinin tespit edilemediği haldir. Bu durum sebeplerin yarışmasından ayrıdır; kural olarak şüphelilerin hiçbiri sorumlu tutulamaz.

Sebeplerin yarışması: hangi şartlar aranır?

  • Birden çok hukuki sebebin aynı zarardan doğan sorumluluğu temellendirebilmesi gerekir; her sebebin kendi şartları ayrıca gerçekleşmiş olmalıdır.
  • Zarar görenin tazminat istemini birden çok sebebe dayandırması ya da talebini belirli bir sebebe bağlamaması gerekir; zarar gören aksini istemişse hâkim bu sebebe bağlı kalmalıdır.
  • Kanunda aksi öngörülmemiş olmalıdır; kanun belirli bir sebebin seçilmesini ya da birden çok sebebe dayanılmasını yasaklamışsa bu kural uygulanmaz.
  • Hâkim, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebini belirlemelidir; bu değerlendirme tek bir sebebin seçilmesi biçiminde yapılır.
  • Seçilen sebebe bağlı olarak o sorumluluk esasının bütün hükümleri uygulanmalıdır; bazı noktalarda bir esasa, diğer noktalarda başka bir esasa dayanılamaz.

Sebeplerin yarışması: hangi sonuçları doğurur?

  • Sebeplerin yarışması varsa hâkim zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sebebe göre karar verir.
  • Zarar gören aksini istemişse hâkim belirlediği sebebe bağlı kalır ve kendiliğinden başka bir sebebe göre hüküm kuramaz.
  • Kanun belirli bir sebebe özgü çözüm getirmişse m.60 uygulanmaz ve kanundaki çözüm esas alınır.
  • Hâkim seçtiği sebebin koşullarının gerçekleşmediği kanaatine varırsa, zarar görenin talebi ile bağlı kalarak hüküm kuramaz.
  • Seçilen sebebin bütün hükümleri uygulanır; bu sebebin sorumluluk esasına özgü kusur, kurtuluş ve zamanaşımı kuralları birlikte geçerlidir.
  • Zarar görenin aksini istemesi bir beyanla zorunlu olarak yapılmak zorunda değildir; dava dilekçesindeki dayanak bu isteme sayılabilir.

Sebeplerin yarışması ile seçimlik illiyet arasındaki fark nedir?

Sebeplerin yarışmasında her sebep zararı tek başına doğurabilecek niteliktedir ve zarar görenin bu sebeplerden birini seçmesi mümkündür.

Seçimlik illiyette zararı doğurabilecek fiillerden hangisinin gerçekleştiği belirlenemez; ortada yalnızca bir sorumluluk ilişkisi kurulamayan bir belirsizlik vardır.

Sebeplerin yarışmasında m.60 uygulanır ve zarar görene en iyi giderim sağlayan sebebe göre karar verilir; seçimlik illiyette kural olarak şüphelilerin hiçbiri sorumlu tutulamaz, yalnızca fiili gerçekleştirenlerde kusur varsa müteselsil sorumluluk doğar.

Sebeplerin yarışması ile taleplerin yarışması arasındaki fark nedir?

Sebeplerin yarışmasında aynı zarar için tek bir tazminat alacağı vardır ve zarar gören bu alacağı çeşitli sebeplere dayandırır.

Taleplerin yarışmasında birbirinden bağımsız iki ayrı alacak doğar, örneğin sözleşmeden ve haksız fiilden doğan talepler ayrı miktarda ya da kapsamda olabilir.

Sebeplerin yarışmasında zarar tek kez tazmin edilir ve en elverişli sebep seçilir; taleplerin yarışmasında ise zarar görenin her talepten yararlanması mümkündür ancak tekrarlı tazminat yasaklanmıştır.

Sözleşmeye aykırılık ile haksız fiil sebebi arasındaki fark nedir?

Sözleşmeye aykırılıkta borçlu kusurunu ispat etmek zorunda değildir ve yardımcı kişi için kurtuluş kanıtı yoktur.

Haksız fiilde zarar gören kusuru ispatlamak zorundadır ve sorumlu yardımcı kişi için TBK m.66 kapsamında kurtuluş kanıtı getirebilir.

Zarar gören için en iyi giderim olanağı çoğu zaman sözleşmeye aykırılık sebebinde bulunur; m.60 bu tercihin zarar görenin lehine yapılmasını sağlar.

Sözleşmeye aykırılık ile haksız fiil zamanaşımı arasındaki fark nedir?

Sözleşmeye aykırılığa dayanan tazminat alacağı genel 10 yıllık zamanaşımına tabidir.

Haksız fiile dayanan tazminat alacağında kısa zamanaşımı süresi uygulanabilir.

Zamanaşımı bakımından en elverişli sebebe dayanmak m.60 kapsamında değerlendirilebilir; zamanaşımı da en iyi giderim ölçütlerinden biridir.

Sebeplerin yarışması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Hâkimin, zarar görenin dayandığı sorumluluk esası şartları gerçekleşmediğinde kendiliğinden başka bir esasa göre karar verebileceğini sanmak; bu durumda hüküm çerçevesi zarar görenin talebiyle sınırlıdır.
  • Sebeplerin yarışmasını seçimlik illiyetle karıştırmak; seçimlik illiyette kural olarak şüphelilerin hiçbiri sorumlu tutulamaz, yarışan sebeplerde ise zarar gören tek tazminat alacağına sahiptir.
  • Zarar görenin her zaman en yüksek tazminatı alacağını sanmak; m.60 zararın hesabı, faiz, zamanaşımı ve kurtuluş olanakları birlikte değerlendirilerek en elverişli sebebi seçer.
  • Bir sorumluluk esasının bazı hükümlerini diğer esastan alarak karışık uygulama yapmak; seçilen esasın bütün hükümleri birlikte uygulanır.
  • Taleplerin yarışması ile sebeplerin yarışmasını aynı şey saymak; taleplerin yarışmasında bağımsız alacaklar doğar, sebeplerin yarışmasında ise tek zarar için tek tazminat alacağı vardır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Sebeplerin yarışması varsa hâkimin zarar görenin talebi ile bağlı olduğu, kendiliğinden başka bir sorumluluk esasına geçemeyeceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/837 E., 2019/253 K., 07.03.2019)
  • Hırsız ya da haksız el koyan örneğinde eski malikin aynen tazmin ile sebepsiz zenginleşme arasında seçim yapabildiği ve dava dilekçesindeki dayanağın hâkimi bağladığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/1556 E., 2026/229 K., 12.02.2026)
  • Dayanılan sorumluluk esasının şartları gerçekleşmemişse hâkimin başka bir esasa göre karar veremeyeceği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, 2021/1714 E., 2022/2253 K., 28.12.2022)
  • Yöneticilerin ve temsile yetkili kişilerin zarar doğuran eylemlerinden dolayı tüzel kişinin m.49, m.60 ve m.61 birlikte değerlendirilerek müteselsil sorumlu tutulduğu kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2024/1155 E., 2024/1320 K., 16.10.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2021/1806 E., 2022/1483 K., 21.12.2022)
  • Sorumluluk sebeplerinin yarıştığı varsayılsa bile zamanaşımı savunmasının hangi sebebe göre değerlendirileceği dava dilekçesindeki dayanağa bağlı olarak belirlenmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, 2021/1714 E., 2022/2253 K., 28.12.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren zarar gören, zararı ve zarar veren fiil ile illiyet bağını ispatlamakla yükümlüdür; sebeplerin yarışması iddiasında dayanılan her sebebin koşulları ayrı ayrı ispat edilmelidir.
  • Zarar gören hangi sorumluluk sebebine dayandığını dava dilekçesinde açıkça belirtmelidir; bu beyan hâkimi bağladığından, sonradan değiştirilmesi ayrı bir ispat ve usul sorunu doğurur.
  • Sözleşmeye aykırılık sebebinde borçlu aykırılığı ve kusurun bulunmadığını ispatla kurtulamaz; zarar gören kusuru ispatla yükümlü değildir, ancak borçlu kendi kusursuzluğunu ileri sürerek savunma yapamaz.
  • Haksız fiil sebebinde zarar veren kusurun yokluğunu ve yardımcı kişi için kurtuluş kanıtını ispatla yükümlüdür; bu savunma sözleşmeye dayalı sebep için kullanılamaz.
  • Zamanaşımı savunmasında savunmayı yapan taraf, kısa ya da uzun süre hangi sebebe göre geçerli olduğunu ve başlangıcını ispat etmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.61: Birden fazla sorumlunun birlikte sorumlu olduğu hallerde müteselsil sorumluluğun koşullarını ve sonuçlarını düzenler; m.60 ise sorumluluk sebeplerinin yarıştığı hâli düzenler.
  • 6098 sayılı Kanun m.62: Müteselsil sorumluluk halinde iç ilişkide rücu ve pay oranını düzenler; m.60 bu iç ilişkiye ilişkin hüküm içermez.
  • 6098 sayılı Kanun m.49: Haksız fiilden doğan sorumluluk sebebidir; m.60 kapsamında sözleşmeye aykırılık sebebiyle yarışabilen sebeplerden biridir.
  • 6098 sayılı Kanun m.66: Adam çalıştıranın sorumluluğunu düzenler; m.60 kapsamında sözleşmeye aykırılık sebebiyle birlikte ileri sürülebilir ve kurtuluş kanıtı bakımından fark yaratır.
  • 6098 sayılı Kanun m.114: 11. fıkrası haksız fiil sorumluluğu hükümlerinin sözleşmeye aykırılık hallerine kıyas yoluyla uygulanmasını öngörür; m.60'ın sözleşmeye aykırılık alanında da uygulanmasının dayanağıdır.
  • 6098 sayılı Kanun m.72: Haksız fiile dayanan tazminat alacağında kısa zamanaşımı süresini düzenler; m.60 kapsamında zamanaşımı en iyi giderim ölçütlerinden biri olarak değerlendirilir.
  • 6098 sayılı Kanun m.146: Sözleşmeden doğan tazminat alacağında genel zamanaşımı süresini düzenler; m.60 bağlamında karşılaştırmada kullanılan sebeplerden birinin zamanaşımı rejimini belirler.
  • 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m.85: Motorlu araç işleteninin tehlike sorumluluğunu düzenler; sebeplerin yarışması örneğinde m.60 ile birlikte değerlendirilen sorumluluk sebeplerinden biridir.

TBK m.61

TBK m.61, birden çok kişinin birlikte bir zarara sebebiyet vermesi veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olması hâlinde, bu kişiler bakımından müteselsil sorumluluk hükümlerinin uygulanacağını düzenler. Maddenin kapsamı zarar görenle sorumlular arasındaki dış ilişkidir. Madde, zarar gören bakımından ortak kusurlu sorumluluk ile değişik sebeplerden doğan sorumluluğu aynı çatı altında toplar. Kapsamda haksız fiil ve kanundan doğan sorumluluk hâlleri yer alır. Sorumlular arasındaki rücu ve iç ilişki, metnin başlığında anılan ve ayrıca düzenlenen m.62 kapsamındadır. Müteselsil sorumluluğun doğması için gereken ortak kusur ve sebep ayrıntıları ile zamanaşımı ve usul sonuçları bu maddede ayrıca düzenlenmez; bunlar ilgili genel hükümlerde ve m.62'de aranır (m.62). Maddenin dış ilişkiyi düzenlediği, iç ilişki hükmünün ise ayrı maddede bulunduğu da kapsam dışıdır (m.62).

m.61: hangi kavramlar bilinmeli?

Müteselsil sorumluluk
Birden çok sorumlunun aynı zarardan birlikte ve her biri bakımından tüm zarardan sorumlu olması durumudur. Zarar gören, sorumlulardan dilediğine tüm zararı talep edebilir.
Birlikte zarara sebebiyet verme
Birden çok kişinin ortak kusurlu davranışlarıyla aynı zarara yol açmasıdır. Bu hâlde sorumluluğun doğması için kişilerin zarara ortak kusurla katkıda bulunmuş olması aranır.
Aynı zarardan çeşitli sebeplerle sorumluluk
Birden çok kişinin farklı hukuki sebeplerle aynı zarardan sorumlu olmasıdır. Ortak kusur bulunması gerekmez; sorumluluk kaynakları birbirinden bağımsızdır.
Dış ilişki
Zarar gören ile müteselsil sorumlular arasındaki ilişkidir. Bu madde dış ilişkiyi düzenler.

m.61: hangi şartlar aranır?

  • Birden fazla kişinin bulunması gerekir.
  • Bu kişilerin birlikte bir zarara sebebiyet vermiş olması veya aynı zarardan çeşitli sebeplerle sorumlu olması aranmalıdır.
  • Birlikte zarara sebebiyet vermede kişilerin ortak kusurlu davranışının bulunması gerekir.
  • Aynı zarardan çeşitli sebeplerle sorumlulukta her sorumlu için ayrı bir hukuki sebebin bulunması gerekir.
  • Sorumluluğun doğması için zarar gören tarafın zararının varlığı ve bunun sorumlulara bağlanabilir olması aranmalıdır.
  • Müteselsil sorumluluk hükümlerinin uygulanabilmesi için bu koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekir.

m.61: hangi sonuçları doğurur?

  • Koşullar gerçekleştiğinde sorumlular zarar görene karşı müteselsil olarak sorumlu olur.
  • Zarar gören, müteselsil sorumlulardan dilediğine tüm zararın tazminini isteyebilir.
  • Sorumlulardan birinin ödemesi diğerlerinin borcunu, ödeme oranında sona erdirir.
  • Koşullar gerçekleşmezse, yani birden fazla kişinin birlikte veya aynı zarardan sorumluluğu yoksa, müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanmaz ve her kişi yalnız kendi kusuru ya da sebebi oranında sorumlu tutulur.
  • Sorumlular arasındaki iç ilişkideki pay ve rücu sonuçları m.62 uyarınca belirlenir.

Birlikte zarara sebebiyet ile aynı zarardan çeşitli sebeplerle sorumluluk arasındaki fark nedir?

Birden çok kişinin ortak kusurlu davranışıyla zarara yol açtığı hâldir.

Her sorumlunun farklı bir hukuki sebeple aynı zarardan sorumlu olduğu hâldir; ortak kusur aranmaz.

Her iki hâlde de dış ilişkide müteselsil sorumluluk hükümleri uygulanır; ancak sorumluluk kaynağı ve kusur değerlendirmesi farklıdır.

Dış ilişki ile iç ilişki arasındaki fark nedir?

Zarar gören ile sorumlular arasındaki ilişkidir ve bu maddede düzenlenir.

Sorumlular arasındaki rücu ve pay ilişkisidir; m.62'de düzenlenir.

Zarar gören, müteselsil sorumlulardan dilediğine başvurabilir; sorumlular arasındaki paylaşım ise m.62 uyarınca ayrıca belirlenir.

m.61: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Birlikte zarara sebebiyet verme ile aynı zarardan çeşitli sebeplerle sorumluluğu birbirine karıştırmak; ortak kusur aranmayan hâlde de kusur ortaklığı aramak.
  • Müteselsil sorumluluğu iç ilişkideki pay ve rücu ile karıştırmak; m.61 yalnız dış ilişkiyi düzenler, iç ilişki m.62'dedir.
  • Her sorumlunun yalnız kendi payından sorumlu olduğunu varsaymak; dış ilişkide zarar görene karşı tüm zarardan sorumluluk söz konusudur.
  • Eski Borçlar Kanunundaki ceza hukuku kavramlarına (müşevvik, asıl fail, yataklık) dayanarak sorumluluk aramak; bu ayrım yeni düzenlemede yer almamıştır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Müteselsil sorumluluğun kaynağı olarak haksız fiil ile kanundan doğan sorumluluk hâlleri birlikte ele alınmakta ve m.61 ile m.62 birlikte uygulanmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/3939 E., 2019/1211 K., 26.11.2019; Hukuk Genel Kurulu, 2021/299 E., 2022/1166 K., 27.09.2022; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi, 2023/1612 E., 2025/1048 K., 28.05.2025)
  • Birden fazla sorumlunun bulunduğu trafik ve haksız fiil davalarında, müteselsil sorumluluk esası ile birlikte m.61 ve m.163 gibi ilgili hükümlerin birlikte uygulandığı görülmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, 2025/1558 E., 2026/395 K., 12.03.2026; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/2514 E., 2026/232 K., 11.02.2026; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/653 E., 2025/1370 K., 08.07.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Müteselsil sorumluluğu ileri süren zarar gören, birden fazla kişinin zarara birlikte sebebiyet verdiğini veya aynı zarardan çeşitli sebeplerle sorumlu olduğunu ispatla yükümlüdür.
  • Ortak kusurun varlığı, tanık, bilirkişi raporu, kaza tutanağı ve benzeri delillerle ispatlanır.
  • Sorumlulardan biri, kendi kusurunun ya da sebebinin zararla illiyet bağı bulunmadığını ileri sürüyorsa bu savunmayı ispatla yükümlüdür.
  • Zarar miktarı ve zararın varlığı, belgeler ve bilirkişi incelemesiyle ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.62: Müteselsil sorumlular arasındaki iç ilişkiyi, yani rücu ve pay paylaşımını düzenler; m.61 ise yalnız dış ilişkiyi kapsar.

TBK m.62

Bu madde, aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasındaki iç ilişkiyi düzenler; iç paylaşımda gözetilecek ölçütleri (kusurun ağırlığı, yaratılan tehlikenin yoğunluğu ve diğer durum ve koşullar) ve kendi payından fazlasını ödeyen borçlunun rücu hakkı ile halefiyetini kapsar. Hüküm, haksız fiilden doğan müteselsil sorumluluk bakımından getirilmiş özel bir iç ilişki kuralıdır ve birden çok kişinin aynı zarara birlikte sebep olması ya da aynı zarardan farklı sebeplerle sorumlu olması hallerinde uygulanır. Dış ilişkiyi, yani zarar görenin müteselsil borçlulara karşı başvurabileceği hakları düzenlemez (m.61). Rücu alacağının zamanaşımı ve rücu talebinin usulü ile sözleşmeye dayanan rücu hallerini düzenlemez (m.73 ve ilgili genel hükümler). Müteselsil borçlular arasındaki genel ilişkiler ile borçlunun alacaklıya halefiyeti genel hükümlerde ayrıca düzenlenmiştir (m.162 ve m.168).

m.62: hangi kavramlar bilinmeli?

İç ilişki
Müteselsil borçluların zarar görene karşı dış ilişkisinden ayrı olarak, aralarındaki paylaşım ve rücu ilişkisidir. Bu madde yalnızca bu ilişkiyi düzenler.
Kendi payı
Tazminatın, iç ilişkide her müteselsil borçlunun üstlenmesi gereken kısmıdır. Bu pay, kusurun ağırlığı ve tehlike yoğunluğu gibi ölçütlerle belirlenir; sabit bir oran değildir.
Rücu hakkı
Kendi payından fazlasını ödeyen müteselsil borçlunun, diğer müteselsil sorumlulardan bu fazla ödeme kadar talep edebilmesi hakkıdır.
Halefiyet
Fazla ödemede bulunan borçlunun, ödediği oranda zarar görenin haklarına ve alacağına geçmesidir. Böylece rücu hakkı bu haklara dayanarak da kullanılabilir.
Kusurun ağırlığı
Her müteselsil borçlunun zarara katkısının derecesini gösteren ölçüttür. Ağır kusur, paylaşımda daha yüksek bir pay doğurur.
Tehlikenin yoğunluğu
Her sorumlunun yarattığı tehlikenin ağırlığını ifade eder. Kusur olmasa da tehlike kaynağı işleten kişinin payı bu ölçüte göre belirlenebilir.

m.62: hangi şartlar aranır?

  • Birden çok kişinin aynı zarardan müteselsil olarak sorumlu tutulması gerekir; bu, haksız fiil veya m.61 kapsamındaki hallerde söz konusudur.
  • Tazminatın iç ilişkide kişiler arasında paylaştırılması gerekir ve bu paylaşımda bütün durum ve koşullar, özellikle kusurun ağırlığı ve tehlikenin yoğunluğu gözetilmelidir.
  • Müteselsil borçlulardan biri, tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödemiş olmalıdır.
  • Fazla ödeme, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkı doğurur ve bu kişi zarar görenin haklarına halef olur.
  • Rücu hakkının doğması için ödemenin tazminatın tamamını kapsaması şart değildir; kendi payını aşan kısmın ödenmiş olması yeterlidir.

m.62: hangi sonuçları doğurur?

  • Tazminatın kendi payından fazlasını ödeyen müteselsil borçlu, bu fazla ödeme kadar diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkını kazanır.
  • Fazla ödemede bulunan borçlu, zarar görenin haklarına halef olur ve bu nedenle alacaklının haklarından da yararlanabilir.
  • Kendi payı içinde kalan ödemeler için rücu hakkı doğmaz.
  • Paylaşım, kusurun ağırlığı ve tehlikenin yoğunluğu gibi ölçütlere göre yapılır; bu ölçütlerde eşit paylaşım zorunlu değildir.
  • Halefiyetin, her türlü müteselsil sorumlulukta geçerli olduğu kabul edilmektedir; dolayısıyla bu hüküm haksız fiil dışındaki müteselsil hallerde de genel hükümlerle birlikte uygulanır.

Kendi payı ile fazla ödeme arasındaki fark nedir?

Kendi payı, iç ilişkide kusur ve tehlike ölçütlerine göre belirlenen borçlunun üstleneceği kısımdır.

Fazla ödeme, bu paydan fazla yapılan ödemedir.

Yalnızca fazla ödeme rücu hakkı doğurur; kendi payı içinde kalan ödeme için rücu yoktur.

Kusurlu sorumlu ile yalnız tehlike yaratan sorumlu arasındaki fark nedir?

Kusurun ağırlığı yüksek olan borçlu, paylaşımda daha büyük pay üstlenir.

Kusuru hafif veya tehlike yoğunluğu yüksek olan kişinin payı, bu ölçütlere göre belirlenir.

Paylaşım oranı her olayda farklılaşır; kusur ağırlığı ve tehlike yoğunluğu birlikte değerlendirilir.

Rücu (2. fıkra) ile halefiyet (2. fıkra devamı) arasındaki fark nedir?

Rücu, fazla ödeyenin diğer sorumlulardan talep hakkıdır.

Halefiyet, fazla ödeyenin zarar görenin haklarına bürünmesidir.

Halefiyet sayesinde rücu, zarar görenin haklarına dayanarak da kullanılabilir.

m.62: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Paylaşımı kusur ve tehlike ölçütü gözetmeksizin eşit kabul etmek; bu madde her durumda eşit paylaşım öngörmez.
  • Tazminatın tamamını ödemeyen borçlunun rücu hakkı bulunmadığını sanmak; kendi payını aşan ödeme yeterlidir.
  • Halefiyeti yalnızca tam teselsülde geçerli saymak; hüküm her türlü müteselsil sorumlulukta geçerlidir.
  • Rücu zamanaşımını bu maddeden çıkarmak; zamanaşımı m.73 ve ilgili genel hükümlerle belirlenir.
  • Halefiyeti m.61 ile karıştırmak; dış ilişki m.61'de, iç ilişki ve halefiyet m.62'de düzenlenmiştir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Birden çok kişinin birlikte kusurlarıyla zarara sebep olduğu hallerde, müteselsil sorumluluk ve iç ilişki kurallarının bu madde ile birlikte uygulandığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/299 E., 2022/1166 K., 27.09.2022; Hukuk Genel Kurulu, 2015/3939 E., 2019/1211 K., 26.11.2019; Hukuk Genel Kurulu, 2021/160 E., 2021/196 K., 04.03.2021)
  • İş kazası ve meslek hastalığı hallerinde birden çok kişinin kusuru bulunduğunda, bu madde ile m.61 birlikte uygulanmaktadır. (10. Hukuk Dairesi, 2024/624 E., 2024/3507 K., 01.04.2024)
  • Davalıların kusur oranlarının belirlendiği ve alacağın bölünemediği durumlarda, m.61 ve m.62 hükümlerine dayanılarak talep değerlendirilmektedir. (Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/217 E., 2024/1343 K., 27.12.2024; Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/330 E., 2024/1314 K., 25.12.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Rücu talebinde bulunan müteselsil borçlu, tazminatın kendi payını aştığını ve fazla ödemeyi yaptığını ispatlamakla yükümlüdür; ödeme makbuzu, ibra veya hükme dayanan ödeme belgeleri bu amaçla kullanılır.
  • Kendi payının belirlenmesi için kusur ve tehlike oranları ispat konusudur; bu oranlar bilirkişi raporu, kaza tutanağı veya tanık beyanı ile ortaya konur.
  • Diğer müteselsil sorumlu, kendi payının fazla olduğunu ya da rücu edenin ödemesinin payını aşmadığını savunabilir ve bu savunmayı ispatla yükümlüdür.
  • Halefiyete dayanan talepte, zarar görenin alacağının varlığı ve kapsamı, rücu edenin ödediği tutarla birlikte belgelerle gösterilmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.61: Aynı zarardan birlikte sorumlu olanların dış ilişkisini ve müteselsil sorumluluğun kapsamını düzenler; m.62, bu sorumluluğun iç ilişkisini belirler.
  • 6098 sayılı Kanun m.73: Rücu alacağının zamanaşımını düzenler; m.62'den doğan rücu talepleri bakımından uygulanır.
  • 6098 sayılı Kanun m.162: Müteselsil borçluluğun genel hükümlerini düzenler; m.62 bu genel hükümlere tabidir.
  • 6098 sayılı Kanun m.168: Müteselsil borçlunun ödemesi ile alacaklının halefiyetini genel olarak düzenler; m.62/2 bu hükmün haksız fiil alanındaki tekrarı niteliğindedir.

TBK m.63 — Genel olarak

6098 sayılı Kanun'un 63. maddesi, hukuka aykırılığı kaldıran halleri tek bir hükümde toplar: kanunun verdiği yetkinin kullanılması, zarar görenin rızası, daha üstün özel veya kamusal yarar, haklı savunma, hakkını kendi gücüyle koruma ve zorunluluk hâlleri. Hükmün konusu, bu hallerden birinin varlığında zarara yol açan bir fiilin hukuka aykırı sayılmamasıdır. Madde, haksız fiil sorumluluğunun hukuka aykırılık unsurunu kimin lehine ortadan kaldırdığını belirler ve genel nitelikte uygulanır. Maddenin kişiler bakımından bir sınırlaması yoktur. Maddede olmayan konular: haksız fiilin diğer unsurları olan kusur ve illiyet bağı ile zararın tespiti ve tazminat hesabı (m.49 vd.), haklı savunma ve zorunluluk hâllerinin ayrıntılı koşulları (m.64), zarar görenin rızasının tazminatı indirmesi ya da kaldırması (m.63 dışında kalan tazminat hükümleri), zamanaşımı ve dava usulü (m.146 vd.).

Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?

Hukuka aykırılığı kaldıran hal
Fiilin, haksız fiil sorumluluğunun doğması için aranan hukuka aykırılık unsurunu ortadan kaldıran durumdur. Bu hâlin varlığında fiil zarara yol açmış olsa bile hukuka aykırı sayılmaz.
Kanunun verdiği yetki
Bir kanun hükmünün ilgiliye tanıdığı yetkidir. Fiilin bu yetkinin sınırları içinde kalması gerekir; sınır aşıldığında madde uygulanmaz.
Zarar görenin rızası
Zarar gören kişinin, kendisine zarar verecek fiile önceden ve serbest iradeyle onay vermesidir. Rızanın kapsamı, verilen onayın sınırıyla belirlenir.
Daha üstün özel veya kamusal yarar
Fiille korunan menfaatin, zarar veren fiilin yol açtığı zarardan üstün tutulmasını ifade eder. Bu karşılaştırma somut olaya göre yapılır.
Haklı savunma
Kendisine ya da başkasına yönelik haksız bir saldırıyı, o anda ve saldırıyla orantılı biçimde def etmek için yapılan fiildir.
Zorunluluk hâli
Bir tehlikeyi ancak zarar veren bir fiille önleyebilecek durumda olan kişinin, bu tehlikeden kurtulmak için yaptığı fiildir.

Genel olarak: hangi şartlar aranır?

  • Fiilin kanunun verdiği bir yetkiye dayanması ve bu yetkinin sınırları içinde kalması gerekir; yetki aşılmışsa birinci fıkradaki hukuka uygunluk etkisi doğmaz.
  • Zarar görenin rızası varsa bu rıza, zarar verici fiilin kapsamını kapsayacak biçimde verilmiş olmalıdır.
  • Fiille korunan yarar, zarar veren fiilin yol açtığı zarardan daha üstün nitelikte özel veya kamusal bir yarar olmalıdır.
  • Zarar veren davranışının haklı savunma niteliği taşıması, yani haksız bir saldırıya karşı yapılmış olması gerekir.
  • Yetkili kamu makamlarının müdahalesinin zamanında sağlanamayacak olması ve kişinin hakkını kendi gücüyle koruması için fiilin bu amaçla yapılmış olması gerekir.
  • Zorunluluk hâlinin varlığı, yani fiilin bir tehlikeden kurtulmak için zorunlu olarak yapılmış olması gerekir.
  • Bu hallerden birinin gerçekleşmesi, zarar veren fiilin hukuka aykırılığını ortadan kaldırır ve haksız fiil sorumluluğunun hukuka aykırılık unsuru gerçekleşmez.

Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?

  • Maddede sayılan hallerden birinin varlığında fiil hukuka aykırı sayılmaz ve haksız fiil sorumluluğunun hukuka aykırılık unsuru gerçekleşmez.
  • Kanunun verdiği yetki içinde kalan fiil zarara yol açsa bile hukuka aykırı sayılmaz.
  • Zarar görenin rızası, daha üstün özel veya kamusal yarar, haklı savunma, hakkını kendi gücüyle koruma veya zorunluluk hâlinde fiil hukuka aykırı sayılmaz.
  • Hukuka aykırılığı kaldıran hallerden hiçbiri gerçekleşmezse fiil hukuka aykırı sayılır ve zarar verenin sorumluluğu, kusur ve illiyet bağı gibi diğer unsurların varlığına bağlı olarak doğar.
  • Hukuka uygunluk sebebi bulunmakla birlikte zarar verenin kendisine bu sebebin kapsamını aşan bir fiil yüklenirse, aşan kısım bakımından hukuka aykırılık ve sorumluluk devam eder.
  • Madde, hukuka uygunluk sebebinin zarar görenin rızası gibi bir sebepte tazminatı indirme ya da kaldırma sonucunu doğurup doğurmadığı konusunda ayrıca bir hüküm koymaz; bu sonuç m.63 kapsamındaki ayrı bir değerlendirmeye bağlıdır.

Kanuni yetki ile kanunun sınırı aşılması arasındaki fark nedir?

Fiil kanunun verdiği yetkiye dayanır ve bu yetkinin sınırları içinde kalır.

Fiil yetkiyi aşar ya da yetkiye dayanmaz.

Yetki içinde kalan fiil zarara yol açsa bile hukuka aykırı sayılmaz; sınır aşıldığında hukuka uygunluk etkisi doğmaz ve fiil hukuka aykırılık unsurunu taşır.

Rıza ile rızanın kapsamı dışında kalan zarar arasındaki fark nedir?

Zarar gören kişi zarara fiil öncesinde açıkça ya da rızası kapsamında onay vermiştir.

Zarar gören rıza vermemiş ya da verdiği onay fiilin kapsamını aşmıştır.

Rıza kapsamındaki fiil hukuka aykırı sayılmaz; kapsam dışı kalan zarar bakımından madde uygulanmaz.

Üstün yarar ile dengesiz yarar karşılaştırması arasındaki fark nedir?

Fiille korunan özel veya kamusal yarar, zarar verici fiilin yol açtığı zarardan üstündür.

Korunan yarar zarardan üstün değildir ya da eşit düzeydedir.

Üstünlük bulunduğunda fiil hukuka aykırı sayılmaz; üstünlük bulunmazsa bu hal uygulanmaz.

Haklı savunma ile hakkını kendi gücüyle koruma arasındaki fark nedir?

Haklı savunmada bir saldırı bulunur ve fiil bu saldırıyı def etmeye yöneliktir.

Hakkını kendi gücüyle korumada hak ihlali bulunur ve kamu makamlarına zamanında başvurulamaz.

İki hal de hukuka aykırılığı kaldırır; ancak birincisinde saldırı, ikincisinde yetkili makamlara zamanında başvuru imkânsızlığı aranır.

Haklı savunma ile zorunluluk hâli arasındaki fark nedir?

Haklı savunmada kaynak bir insan saldırısıdır.

Zorunluluk hâlinde tehlike insan davranışından kaynaklanmak zorunda değildir.

Her iki hâlde de fiil hukuka aykırı sayılmaz; ayrıntılı koşullar m.64'te düzenlendiğinden bu ayrım m.64 üzerinden yapılır.

Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Hukuka uygunluk sebeplerini yalnız kişilik hakkına özgü saymak; m.63 tüm haksız fiil türleri bakımından genel bir hükümdür.
  • Kanunun verdiği yetkinin sınırını aşan fiili, yetki kapsamında kalmış gibi değerlendirmek; yetkinin sınırı ayrıca incelenmelidir.
  • Rızanın verilmiş olmasını, rızanın fiilin tüm kapsamını ve zararı da kapsadığı sonucuna bağlamak; rıza kapsamı somut olarak belirlenmelidir.
  • Üstün yararı soyut olarak varsaymak; karşılaştırma somut olayda yapılmalıdır.
  • Haklı savunma ile zorunluluk hâlini birbirine karıştırmak; birincisinde saldırı, ikincisinde tehlike aranır ve koşulları m.64'te ayrı düzenlenmiştir.
  • Hukuka uygunluk sebebinin varlığının tazminatın tamamen ortadan kalkmasını her zaman gerektirdiğini düşünmek; kapsam dışı kalan kısım bakımından sorumluluk devam edebilir.
  • Hukuka aykırılığı kaldıran hâllerin yalnız ceza hukukunda geçerli olduğunu varsaymak; m.63 özel hukuk sorumluluğu bakımından da uygulanır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, zarar veren fiilin hukuka aykırılığını ortadan kaldıran bir hal bulunup bulunmadığını haksız fiil sorumluluğunun ilk unsuru olarak inceler ve bu hal varsa tazminat sorumluluğunu reddeder. (İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/100 E., 2024/140 K., 27.02.2024)
  • Fikri mülkiyet ve haksız rekabet uyuşmazlıklarında, fiilin özel ya da genel bir hukuka uygunluk nedeni taşıdığı ölçüde marka tecavüzü ya da haksız rekabet sayılmayacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/621 E., 2023/1097 K., 15.11.2023)
  • Ceza yargılamasında taksirli eylem olarak kabul edilen bir fiilin, m.63 kapsamında hukuka aykırılık unsurunu taşıyıp taşımadığı ayrıca değerlendirilir. (4. Hukuk Dairesi, 2021/971 E., 2023/1356 K., 07.02.2023)
  • Mülkiyet hakkının kullanılmasında kamu makamlarınca yapılan tahliye işlemlerinde, işlemin kanunun verdiği yetki içinde yapılması hâlinde tazminat sorumluluğunun doğmayacağı kabul edilmektedir. (5. Hukuk Dairesi, 2017/12582 E., 2018/15614 K., 27.09.2018)
  • Hukuka aykırılığı kaldıran hal olarak m.63/1 ile yetkinin kullanılmasına dayanan bir savunma, fiilin kanuni sınırlar içinde kaldığının ispatına bağlı olarak değerlendirilir. (2015/41 E., 2017/98 K., 04.05.2017)

Nasıl ispat edilir?

  • Zarar görenin haksız fiil sorumluluğunu ileri süren taraf, fiilin hukuka aykırılığı unsurunu ispatlamakla yükümlüdür; hukuka aykırılığın ortadan kalktığını savunan taraf, m.63'te sayılan hallerden birinin gerçekleştiğini ispatlar.
  • Kanunun verdiği yetkiye dayanma savunmasını ileri süren taraf, yetkinin varlığını ve fiilin bu yetkinin sınırları içinde kaldığını yetki belgesi, idari kayıt veya ilgili kanun hükmüyle ispatlar.
  • Zarar görenin rızası iddiasında, rızanın varlığını ve kapsamını ispatlamak savunmayı yapan tarafa düşer; yazılı belge, tanık beyanı ya da fiilden önceki davranışlar bu amaçla kullanılabilir.
  • Üstün özel veya kamusal yarar savunmasında, korunan yararın zarardan üstün olduğunu ispatlamak savunmayı yapana düşer; bu karşılaştırma somut olayın bilirkişi incelemesiyle yapılabilir.
  • Haklı savunma iddiasında saldırının varlığını ve fiilin saldırıyla orantılı olduğunu ispatlamak savunmayı yapana düşer; tanık beyanları, görüntü kayıtları ve olay yeri tespiti bu amaçla kullanılır.
  • Zorunluluk hâli ve hakkını kendi gücüyle koruma savunmalarında, tehlikenin ya da kamu makamlarına zamanında başvurulamamasının varlığı savunmayı yapan tarafça ispat edilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.49: Haksız fiil sorumluluğunun genel koşullarını düzenler; m.63 bu koşullardan hukuka aykırılık unsurunu ortadan kaldırır.
  • 6098 sayılı Kanun m.64: Haklı savunma, zorunluluk hâli ve hakkını kendi gücüyle koruma hâllerinin ayrıntılı koşullarını düzenler; m.63 bu halleri genel hukuka uygunluk sebepleri olarak sayar.

TBK m.64 — Sorumluluk

Bu madde, haklı savunma ve zorda kalma (ıztırar) hallerinde zarar veren kişinin sorumluluğunu düzenler. Haklı savunmada zarar verenin sorumlu tutulamayacağını, açık veya yakın bir tehlikeden korunmak için başkasının mallarına zarar verenin hakkaniyete göre giderim yükümlülüğü altına gireceğini ve kolluk yardımı zamanında sağlanamayacak olan kişinin zarardan sorumlu olmayacağını hükme bağlar. Hükümler, kendini veya başkasını koruyan kişi ile hakkını kendi gücüyle koruyan kişi bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular arasında haksız fiilin genel unsurları ve kusur sorumluluğu (m.49 vd.), ayırt etme gücü bulunmayanların sorumluluğu (m.65), kişilik değerlerine yönelik zararlar ile hukuka aykırılığı ortadan kaldıran sebeplerin ayrıntısı, zamanaşımı ve rücu usulü yer almaz.

Sorumluluk: hangi kavramlar bilinmeli?

Haklı savunma
Kendisine ya da başkasına yönelmiş, hukuka aykırı ve halen süren ya da yakın bir saldırıyı önlemek için, saldırıyla orantılı biçimde yapılan savunmadır. Savunmanın zorunlu ve orantılı olması gerekir; aşan kısım bu hükmün koruması dışında kalır.
Zorda kalma (ıztırar)
Açık veya yakın bir zarar tehlikesinden kendini ya da başkasını korumak için, bir başkasının malına zarar verilmesi halidir. Zarar veren hukuka aykırı olmayan bir fiil işler, ancak hakkaniyet gereği zararı karşılar.
Açık veya yakın zarar tehlikesi
Zararın gerçekleşmesinin muhtemel olduğu ve gecikmeden önlenmesi gereken durumdur. Uzak ve soyut bir tehlike bu kapsamda değerlendirilmez.
Fedakârlığın denkleştirilmesi
Zorda kalma halinde mal sahibinin zararı katlanmak zorunda kalması ile zarar verenin hakkaniyete uygun bir tazminle karşılık vermesi arasındaki dengeyi ifade eder. Bu denge, tazminin kapsamının hâkim tarafından hakkaniyete göre belirlenmesiyle sağlanır.
Kolluk gücü yardımı
Hakkın korunması için devletin güvenlik birimlerine başvurulmasıdır. Hükme göre, bu yardım zamanında sağlanamayacaksa ve hakkın kaybı ya da kullanımının önemli ölçüde zorlaşması önlenemiyorsa kendi gücüyle koruma sorumluluğu kaldırır.

Sorumluluk: hangi şartlar aranır?

  • Haklı savunma halinde, saldırının hukuka aykırı olması ve halen sürmesi ya da yakın olması gerekir.
  • Haklı savunma halinde savunma, saldırının püskürtülmesi için zorunlu ve orantılı olmalıdır; aşan zarar bu korumadan yararlanamaz.
  • Haklı savunmadan sorumsuzluk, zararın saldırana karşı verilmiş olmasını gerektirir.
  • Zorda kalma halinde, açık veya yakın bir zarar tehlikesinin bulunması gerekir ve tehlike zarar verilen mal dışında bir yolla giderilememelidir.
  • Zorda kalma halinde zarara uğrayan mal sahibi, zarar verenin malına değil bir başkasının malına zarar verilmiş olmasını ve zarar verenin bu zararı hakkaniyete göre karşılamasını gerektirir.
  • Kendi gücüyle hakkını koruyan kişi bakımından, durum ve koşullara göre kolluk yardımının zamanında sağlanamaması gerekir.
  • Kendi gücüyle koruma sorumsuzluğu için, hakkın kayba uğramasının ya da kullanılmasının önemli ölçüde zorlaşmasının önlenemiyor olması gerekir; bu koşul birlikte aranır ve başka bir yol bulunmaması gerekir.

Sorumluluk: hangi sonuçları doğurur?

  • Haklı savunmada bulunan kişi, saldırganın şahsına veya mallarına verdiği zarardan sorumlu tutulamaz.
  • Açık veya yakın bir tehlikeden korunmak için başkasının malına zarar veren kişi, zararı giderme yükümlülüğünü hâkimin hakkaniyete göre belirleyeceği ölçüde taşır.
  • Kendi gücüyle hakkını koruyan kişi, kolluk yardımı zamanında sağlanamadığı ve hakkın kaybı ya da kullanımının önemli ölçüde zorlaşması başka yolla önlenemediği için zarar verdiğinde, bu zarardan sorumlu tutulamaz.
  • Kendi gücüyle koruma koşulları gerçekleşmezse, zarar veren genel hükümlere göre sorumlu olur.
  • Zorda kalma hükmünde zarar verenin giderim yükümlülüğü tamamen kalkmaz; yalnızca hakkaniyete göre belirlenir.
  • Maddenin koşulları gerçekleşmediğinde, hukuka aykırılık ve kusur esasına göre sorumluluk doğar.

Haklı savunma ile zorda kalma (ıztırar) arasındaki fark nedir?

Haklı savunmada zarar, saldırana yöneltilmiştir ve hukuka uygunluk esasına dayanır.

Zorda kalmada zarar, tehlikeyle ilgisi olmayan bir üçüncü kişinin malına verilir ve zarar verenin hukuka aykırı olmayan bir fiili söz konusudur.

Haklı savunmada zarar verenin sorumluluğu tamamen kalkar. Zorda kalmada ise zarar verenin giderim yükümlülüğü hakkaniyete göre belirlenir.

Haklı savunma ile kişiye zarar arasındaki fark nedir?

Haklı savunmada zarar saldırganın şahsına veya mallarına verilebilir.

Zorda kalma hükmü ise yalnızca mallara verilen zararı kapsar.

Zorda kalma halinde kişiye verilen zarar bu hükmün kapsamında değildir ve genel hükümlere tabi olur.

Kendi gücüyle koruma ile hakkaniyete göre giderim arasındaki fark nedir?

Kendi gücüyle hakkını koruyan kişi, kolluk yardımı zamanında sağlanamadığı için zarar verir.

Açık veya yakın tehlikeden korunmak için başkasının malına zarar veren kişi, bu hükme göre hakkaniyet ölçüsünde sorumludur.

Kendi gücüyle koruma halinde zarar verenin sorumluluğu kalkar. Başkasının malına zarar verilmesinde ise zarar verenin sorumluluğu tamamen ortadan kalkmaz, hakkaniyete göre belirlenir.

Sorumluluk: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Haklı savunmayı, saldırının sona ermesinden sonra yapılan zararı da kapsayacak şekilde yorumlamak; savunma ancak saldırı sürerken geçerlidir.
  • Zorda kalma hükmünü kişiye verilen zarar için de uygulamak; bu hüküm yalnızca mallara verilen zararı kapsar.
  • Zorda kalma halinde zarar verenin hiçbir sorumluluğu olmadığını varsaymak; giderim yükümlülüğü hakkaniyete göre belirlenir.
  • Kendi gücüyle koruma sorumsuzluğunda kolluk yardımının hiç çağrılmamış olmasını yeterli görmek; zamanında sağlanamayacağı ve hakkın kaybolacağı birlikte aranmalıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Haklı savunma değerlendirilirken, saldırının hukuka aykırılığı ve savunmanın orantılılığı birlikte incelenmektedir. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/808 E., 2025/1042 K., 24.04.2025)
  • Zorda kalma halinde verilen zararın kapsamı, kişiye verilen zarar ile mala verilen zarar ayrımı üzerinden değerlendirilmektedir. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/808 E., 2025/1042 K., 24.04.2025)
  • Trafik kazası sonrası rücuen tazminat davalarında, haksız fiil sorumluluğu ve bu maddenin 64. maddesine dayanılması birlikte ileri sürülmektedir. (21. Hukuk Dairesi, 2014/14944 E., 2014/22481 K., 03.11.2014)

Nasıl ispat edilir?

  • Haklı savunma iddiasında bulunan zarar verenin, saldırının varlığını ve savunmanın zorunluluğunu ispat etmesi gerekir.
  • Zorda kalma halinde zarar verenin, tehlikenin açık veya yakın olduğunu ve zararın başka yolla önlenemediğini ispat etmesi gerekir.
  • Zarar gören, zararın miktarını ve zarar verenin fiilini delille ispatlamalıdır; tanık ve tutanak gibi deliller kullanılabilir.
  • Kendi gücüyle koruma iddiasında, kolluk yardımının zamanında sağlanamayacağını gösteren olgular ortaya konmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.49: Haksız fiil sorumluluğunun genel koşullarını düzenler; bu madde ile hukuka uygunluk sebepleri bulunmadığında uygulanır.
  • 6098 sayılı Kanun m.65: Ayırt etme gücü bulunmayanların zararından hakkaniyete göre sorumluluğu düzenler; bu maddenin hakkaniyet ilkesiyle bağlantılıdır.

TBK m.65 — Hakkaniyet sorumluluğu

Madde, ayırt etme gücünden sürekli yoksun kişilerin verdiği zararlardan hakkaniyet gerektiriyorsa sorumlu tutulmasına ilişkin kusursuz sorumluluk halini düzenler; hâkimin bu yönde takdir yetkisini ve hükmün tam ya da kısmi tazminat biçimini kapsar. Madde, ayırt etme gücünü geçici olarak kaybedenlerin sorumluluğunu düzenlemez (m.59). Adam çalıştıranın sorumluluğu (m.66), hayvan bulunduranın (m.67), yapı malikinin (m.68) ve tehlike sorumluluğu (m.71) hükümleri ile bunların rücu esasları (m.72) bu maddenin kapsamında değildir. Haksız fiilin genel unsurları ile kusur ilkesi (m.49) ve zamanaşımı (m.72 ve ilgili haksız fiil zamanaşımı hükümleri) da bu maddede düzenlenmez.

Hakkaniyet sorumluluğu: hangi kavramlar bilinmeli?

Ayırt etme gücü
Kişinin fiillerinin sonuçlarını anlayabilme ve bu doğrultuda davranabilme yeteneğidir. Ayırt etme gücünden sürekli yoksunluk, bu maddenin uygulanması için aranan kişisel niteliktir.
Hakkaniyet sorumluluğu
Kusur aranmaksızın, zarar verenin ayırt etme gücünden yoksun olması hâlinde hakkaniyet gerektirdiğinde hâkimin verdirdiği tazminat sorumluluğudur. Kusura değil hakkaniyete dayanır.
Hakkaniyet
Hâkimin sorumluluğa karar verip vermeyeceğini ve tazminatın kapsamını belirleyen ölçüttür. Tarafların ekonomik durumları, zarar görenin çaresizliği ve zarar görenin sigorta gibi başvurabileceği kişilerin bulunup bulunmadığı bu değerlendirmede dikkate alınır.
Tamamen veya kısmen giderilme
Hâkimin, hakkaniyetin gerektirdiği ölçüde zararın tümünü ya da bir bölümünü tazmin ettirmesi seçeneğidir. Sorumluluk bu nedenle her zaman tam olmak zorunda değildir.
Kusursuz sorumluluk
Kusur unsurunun aranmadığı sorumluluk türüdür. Bu maddede kusur yerine hakkaniyet ölçütü devreye girer.

Hakkaniyet sorumluluğu: hangi şartlar aranır?

  • Zararı veren kişinin ayırt etme gücünden sürekli yoksun olması gerekir; geçici yoksunluk bu maddenin değil m.59'un kapsamındadır.
  • Haksız fiilin kusur dışındaki unsurlarının, yani fiilin, hukuka aykırılığın, zararın ve nedensellik bağının gerçekleşmiş olması gerekir.
  • Hakkaniyetin zararın giderilmesini gerektirmesi gerekir; bu değerlendirme hâkimin takdirine bırakılmıştır.
  • Hâkimin hakkaniyet değerlendirmesinde tarafların ekonomik durumu ile zarar görenin sigortacı gibi başvurabileceği bir kişinin bulunup bulunmadığı dikkate alınır.
  • Hakkaniyet sorumluluğu gerçekleşirse hâkim zararın tamamını ya da bir bölümünü giderilmesine karar verir; kısmi giderim de mümkündür.

Hakkaniyet sorumluluğu: hangi sonuçları doğurur?

  • Hakkaniyet gerektirdiğinde ayırt etme gücünden yoksun kişi verdiği zararın tamamını ya da bir kısmını gidermekle yükümlü olur.
  • Hakkaniyet gerektirmiyorsa hâkim sorumluluğa karar veremez ve zarar görenin zararı sorumluluk doğmadan kalır.
  • Ayırt etme gücünden yoksun kişi kusurlu sayılmadığı için kusur sorumluluğu hükümlerine göre hiçbir zaman sorumlu tutulamaz.
  • Kısmi giderim kararı verilirse zararın geri kalanı zarar görende kalır.
  • Sorumluluk hâkimin kararına bağlıdır; kanun hükmü kendiliğinden tazminat doğurmaz.

Ayırt etme gücünden sürekli yoksunluk ile geçici kayıp arasındaki fark nedir?

Sürekli yoksunlukta kişi hiçbir zaman kusur isnat edilebilir durumda değildir ve bu madde uygulanır.

Geçici kayıpta ise kişi bir süre için ayırt etme gücünü yitirmiştir ve bu durum m.59'da ayrıca düzenlenmiştir.

Sürekli yoksunlukta hakkaniyet sorumluluğu m.65 üzerinden kurulur; geçici kayıpta sorumluluk kişinin kendi kusuruna bağlanır.

Hakkaniyet sorumluluğu ile kusur sorumluluğu arasındaki fark nedir?

Hakkaniyet sorumluluğunda kusur aranmaz; hâkim hakkaniyet ölçütüyle karar verir.

Kusur sorumluluğunda (m.49) fail kusurlu olmalıdır.

Ayırt etme gücünden yoksun kişi kusur sorumluluğuna göre sorumlu tutulamaz; yalnızca hakkaniyet ölçütüyle sorumlu olabilir.

Hakkaniyet sorumluluğu ile özen ve tehlike sorumluluğu arasındaki fark nedir?

Bu maddede sorumluluk, ayırt etme gücünden yoksun kişinin verdiği zarardan doğar ve hakkaniyete dayanır.

Özen sorumluluğunda (m.66, m.67, m.68) bir yardımcının ya da malikin özen ödevi ihlal edilmiştir; tehlike sorumluluğunda (m.71) tehlikeli işletmenin faaliyeti esas alınır.

Ayırt etme gücünden yoksun kişinin zararı özen ya da tehlike sorumluluğu hükümlerine göre değil, m.65 çerçevesinde değerlendirilir; bu hükümler aynı zararda birlikte uygulanmaz.

Tam giderim ile kısmi giderim arasındaki fark nedir?

Hâkim zararın tamamının giderilmesine karar verebilir.

Hâkim zararın yalnızca bir kısmının giderilmesine de karar verebilir.

Hakkaniyet sorumluluğu her zaman tam olmak zorunda değildir; hâkim tarafların durumuna göre tazminatı sınırlayabilir.

Hakkaniyet sorumluluğu: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ayırt etme gücünden yoksun kişiyi kusur sorumluluğu (m.49) hükümlerine göre sorumlu tutmak; bu kişi kusurlu sayılamaz, sorumluluk yalnızca hakkaniyete dayanır.
  • Hakkaniyet sorumluluğunu her olayda kendiliğinden doğmuş saymak; hâkimin hakkaniyet gerektirdiğini tespit etmesi gerekir.
  • Hakkaniyet sorumluluğunda tazminatın her zaman tam olacağını sanmak; hâkim zararın yalnızca bir kısmını giderilmesine karar verebilir.
  • Geçici ayırt etme gücü kaybını bu madde kapsamında değerlendirmek; bu hâl m.59'da düzenlenmiştir.
  • Ayırt etme gücünden yoksun kişinin zararını özen ya da tehlike sorumluluğu hükümlerine (m.66-71) göre çözmek; bu maddeler aynı olaya bu şekilde uygulanmaz.
  • Zarar görenin sigorta veya başka bir kaynağa başvurabilme imkânını değerlendirmeden karar vermek; bu husus hakkaniyet takdirinde dikkate alınmalıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hakkaniyet değerlendirmesinde zarar verenin ve zarar görenin ekonomik durumları birlikte göz önünde tutulmaktadır; zengin zarar veren ile fakir zarar görenin karşılaştığı durumda sorumluluk kabul edilmektedir. (4. Hukuk Dairesi, 2020/3330 E., 2021/126 K., 20.01.2021; 4. Hukuk Dairesi, 2022/460 E., 2022/8677 K., 13.06.2022)
  • Ayırt etme gücünden yoksun zarar verenin sorumluluğu, zarar görenin sigorta gibi başvurabileceği bir kaynağının bulunmamasına bağlanmaktadır. (3. Hukuk Dairesi, 2025/1258 E., 2025/2597 K., 05.05.2025)
  • Aile üyelerinin ayırt etme gücü yoksa, zararlarından yalnızca hakkaniyet gereğince sorumlu tutulabileceği kabul edilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2025/1258 E., 2025/2597 K., 05.05.2025)
  • Tam ehliyetsizlere ilişkin olarak m.65'in, 4721 sayılı Kanun'un m.15'te öngörülen sınırlamanın ikinci hâlini oluşturduğu kabul edilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2022/8507 E., 2023/1307 K., 04.05.2023)
  • Hakkaniyet sorumluluğunun tazminat miktarının tamamen mi kısmen mi giderileceği hâkimin takdirine bırakılmakta; bu takdir, tarafların mali durumuna göre kullanılmaktadır. (10. Hukuk Dairesi, 2013/24785 E., 2014/20310 K., 23.10.2014)

Nasıl ispat edilir?

  • Hakkaniyet sorumluluğunu ileri süren zarar görenin, zarar veren ayırt etme gücünden sürekli yoksun olduğunu ispatlaması gerekir; bunun için sağlık raporu ya da tıbbi belgeler kullanılabilir.
  • Zarar görenin fiil, hukuka aykırılık, zarar ve nedensellik bağını ispatlaması gerekir; kusurun ispatı aranmaz.
  • Zarar verenin ve zarar görenin mali durumlarını gösteren belgeler, hakkaniyet değerlendirmesinde kullanılır; bu belgeler tarafların ekonomik durumunun ortaya konmasını sağlar.
  • Zarar görenin sigorta gibi başvurabileceği bir kaynağının bulunmadığını ortaya koyması, hakkaniyet değerlendirmesinde lehine sonuç doğurabilir.
  • Zarar verenin ayırt etme gücünün geçici kaybı söz konusuysa, bu iddia m.59 kapsamında ele alınır ve bu durumda kendi kusursuzluğunu ispat yükü bu kişiye geçer.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.49: Kusur sorumluluğunun genel koşullarını düzenler; m.65 bu hükmün istisnası olarak kusursuz sorumluluk getirir.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.59: Ayırt etme gücünü geçici olarak kaybedenlerin sorumluluğunu düzenler; m.65'in kapsamı dışındaki bu hâli ayrıca ele alır.
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.15: Ayırt etme gücü bulunmayan kişilerin fiillerinin hukuki sonuç doğurmayacağını, kanundaki istisnaların saklı olduğunu belirtir; m.65 bu istisnadır.

Konuda geçen kararlar

31 karar
  1. 2015/41 E., 2017/98 K., 04.05.2017
    İlgili madde: m.63
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2024/361 E., 2025/337 K., 21.05.2025
    İlgili madde: m.64
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2023/475 E., 2024/284 K., 29.05.2024
    İlgili madde: m.65
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2022/621 E., 2023/1097 K., 15.11.2023
    İlgili madde: m.63
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2021/299 E., 2022/1166 K., 27.09.2022
    İlgili madde: m.61, m.62
  6. Hukuk Genel Kurulu, 2021/160 E., 2021/196 K., 04.03.2021
    İlgili madde: m.62
  7. Hukuk Genel Kurulu, 2015/3939 E., 2019/1211 K., 26.11.2019
    İlgili madde: m.61, m.62
  8. Hukuk Genel Kurulu, 2015/837 E., 2019/253 K., 07.03.2019
    İlgili madde: m.60
  9. 3. Hukuk Dairesi, 2025/1258 E., 2025/2597 K., 05.05.2025
    İlgili madde: m.65
  10. 10. Hukuk Dairesi, 2024/624 E., 2024/3507 K., 01.04.2024
    İlgili madde: m.62
Diğer 21 karar
  1. 3. Hukuk Dairesi, 2022/8507 E., 2023/1307 K., 04.05.2023
    İlgili madde: m.65
  2. 4. Hukuk Dairesi, 2021/971 E., 2023/1356 K., 07.02.2023
    İlgili madde: m.63
  3. 4. Hukuk Dairesi, 2022/460 E., 2022/8677 K., 13.06.2022
    İlgili madde: m.65
  4. 4. Hukuk Dairesi, 2020/3330 E., 2021/126 K., 20.01.2021
    İlgili madde: m.65
  5. 5. Hukuk Dairesi, 2017/12582 E., 2018/15614 K., 27.09.2018
    İlgili madde: m.63
  6. 21. Hukuk Dairesi, 2014/14944 E., 2014/22481 K., 03.11.2014
    İlgili madde: m.64
  7. 10. Hukuk Dairesi, 2013/24785 E., 2014/20310 K., 23.10.2014
    İlgili madde: m.65
  8. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, 2025/1558 E., 2026/395 K., 12.03.2026
    İlgili madde: m.61
  9. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2022/1556 E., 2026/229 K., 12.02.2026
    İlgili madde: m.60
  10. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/2514 E., 2026/232 K., 11.02.2026
    İlgili madde: m.61
  11. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/470 E., 2026/19 K., 09.01.2026
    İlgili madde: m.63
  12. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/653 E., 2025/1370 K., 08.07.2025
    İlgili madde: m.61
  13. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi, 2023/1612 E., 2025/1048 K., 28.05.2025
    İlgili madde: m.61
  14. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/808 E., 2025/1042 K., 24.04.2025
    İlgili madde: m.64
  15. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/217 E., 2024/1343 K., 27.12.2024
    İlgili madde: m.62
  16. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/330 E., 2024/1314 K., 25.12.2024
    İlgili madde: m.62
  17. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2024/1155 E., 2024/1320 K., 16.10.2024
    İlgili madde: m.60
  18. İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/100 E., 2024/140 K., 27.02.2024
    İlgili madde: m.63
  19. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, 2021/1714 E., 2022/2253 K., 28.12.2022
    İlgili madde: m.60
  20. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2021/1806 E., 2022/1483 K., 21.12.2022
    İlgili madde: m.60
  21. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/2210 E., 2022/1085 K., 30.06.2022
    İlgili madde: m.60

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 2.2. Borcun Kaynakları - Haksız Fiil bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış