Genel hükümler › Borç ilişkisinin kaynakları › Haksız fiillerden doğan borç ilişkileri
Sorumluluk ve tazminat
Kısaca
TBK m.49, haksız fiil sorumluluğunun temel kuralını koyar: kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişinin bu zararı gidermekle yükümlü olduğunu düzenler. TBK m.50, haksız fiilden doğan tazminat davasında zarar görenin zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükünü düzenler (birinci fıkra). TBK m.51, haksız fiil ve sözleşme dışı sorumlulukta hâkimin tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini belirlemesini düzenler.
Kapsam
Bu konu, Türk Borçlar Kanunu m.49–59 hükümlerini kapsar.
TBK m.49 — Genel olarak
TBK m.49, haksız fiil sorumluluğunun temel kuralını koyar: kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişinin bu zararı gidermekle yükümlü olduğunu düzenler. İkinci fıkrasıyla, zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile ahlaka aykırı bir fiille kasten zarar verenin de sorumlu tutulacağını belirler. Kural, zarar veren ile zarar gören arasında sözleşme dışı ilişki bulunan haksız fiil hallerinde uygulanır. Maddenin kendisi zararın türünü, tazminatın miktarını ve biçimini ayrıntılı düzenlemez; kusursuz sorumluluk halleri (m.65-72), müteselsil sorumluluk (m.61), tazminatın kapsamı ve hesabı ile zamanaşımı (m.72 ve sonrası) ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Özel kanunlarda kusur sorumluluğu ayrıca düzenlenmişse (ör. TMK m.120 ve m.174/f.1 gibi), o özel hükümdeki şartlar aranır ve m.49 yalnız boşluk doldurucu olarak uygulanır. Sözleşmeye aykırılığın doğurduğu borca aykırılık sorumluluğu da bu maddenin konusu değildir.
Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kusur
- Fiillerinin sonuçlarını anlayabilecek ayırt etme gücüne sahip kişinin, kast veya ihmal sonucu hukuka aykırı davranışta bulunmasıdır. Ayırt etme gücü bulunmayanın fiili m.49 kapsamında kusurlu sayılmaz.
- Hukuka aykırı fiil
- Mutlak bir hakkın ihlali ya da kişilerin menfaatini koruyan emredici bir davranış kuralının çiğnenmesi biçiminde ortaya çıkan fiildir. Sözleşmeye aykırılık bu kavramın kapsamına girmez; ayrı bir sorumluluk türüdür.
- Ahlaka aykırı fiil
- Yazılı bir hukuk kuralını çiğnemese de genel ahlaka aykırı olan fiildir. Burada ölçü bireysel değil, o çevrede yaşayan orta seviyedeki, makul ve dürüst kişilerin görüşleridir.
- Kast
- Failin hem ahlaka aykırı fiili hem de zararı bilerek istemesidir. m.49/f.2 uygulanabilmesi için bu kast aranır; ihtimali kast ise uygulamada kabul edilen bir kast biçimidir.
- Kusursuz sorumluluk
- Kusur aranmaksızın, belirli kişi ya da işletme bakımından kanunun öngördüğü sorumluluktur. Bu madde kusura dayanan sorumluluğu düzenler; kusursuz sorumluluk halleri ayrı maddelerdedir.
Genel olarak: hangi şartlar aranır?
- Failin bir fiilde bulunmuş olması gerekir.
- Bu fiilin hukuka aykırı olması gerekir; hukuka aykırılık mutlak hakkın ihlali ya da koruyucu bir kuralın çiğnenmesiyle oluşur (m.49/f.1).
- Fiil ile bir zarar arasında nedensellik bağı bulunmalı ve bir zarar doğmuş olmalıdır.
- Fiilin işlenmesinde failin kusurlu olması gerekir; ayırt etme gücü bulunmayan kişi bakımından kusur aranmaz.
- Hukuka aykırı fiil yoksa, ahlaka aykırı bir fiil bulunmalı ve bu fiil kasten işlenmiş olmalıdır (m.49/f.2); ahlaka aykırılık tek başına yetmez, kast da gerekir.
- Zarar kasten verilmişse, hem maddi hem manevi zarar bu sorumluluğa konu olabilir.
Hukuka aykırı fiil ile ahlaka aykırı fiil arasındaki fark nedir?
Mutlak hakka ya da koruyucu bir kurala aykırı fiildir; kusur ihmal de olabilir.
Yazılı bir kurala aykırılık bulunmayan, ancak genel ahlaka aykırı fiildir; yalnız kasten işlendiğinde sorumluluk doğurur.
Hukuka aykırılıkta ihmal yeterlidir (m.49/f.1); ahlaka aykırılıkta kast aranır (m.49/f.2). Aynı fiil hem hukuka hem ahlaka aykırıysa m.49/f.1 uygulanır.
Kast ile ihmal arasındaki fark nedir?
Failin zararı bilerek ve isteyerek vermesidir.
Failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranarak zarara yol açmasıdır.
Ahlaka aykırı fiilde yalnız kasten verilen zarar tazmin edilir; ihmalle verilen zarar, hukuka aykırılık varsa m.49/f.1 ile tazmin edilir.
Kast ile ihtimali kast arasındaki fark nedir?
Failin zararı doğrudan istemesi halidir.
Failin zararın doğacağını göze alarak fiili işlemesi, ancak zararı özellikle istememesi halidir.
Uygulamada ihtimali kastın m.49/f.2 kapsamında kabul edildiği hallerde sorumluluk doğar; ancak ihtimali kastın tazminat sorumluluğu doğurmayacağını savunan görüş de bulunmaktadır.
Ayırt etme gücü olan kişi ile ayırt etme gücü olmayan kişi arasındaki fark nedir?
Fiillerinin sonuçlarını anlayabilen kişidir; kusurlu kabul edilir.
Fiillerinin sonuçlarını anlayamayan kişidir.
Ayırt etme gücü olmayan kişi m.49 kapsamında sorumlu tutulamaz; zararı hakkaniyet gereği m.65 uyarınca giderebilir.
m.49 ile özel kusur sorumluluğu hükmü arasındaki fark nedir?
Genel haksız fiil kuralıdır ve özel düzenleme bulunmayan hallerde uygulanır.
Kanunda ayrıca düzenlenmiş kusur sorumluluğudur (ör. TMK m.120, m.174/f.1; TBK m.57).
Özel hükümdeki şartlar aranır; özel hükümde yer almayan konularda m.49 ve devamı tamamlayıcı olarak uygulanır.
Haksız fiil ile sözleşmeye aykırılık arasındaki fark nedir?
Genel davranış kurallarına aykırı fiildir; sözleşme ilişkisi dışındaki zarardır.
Önceden yüklenilmiş bir borca aykırı davranıştır.
Borca aykırılıkta sözleşme hükümleri uygulanır; bir sözleşmenin tarafını borcunu ihlale teşvik eden üçüncü kişi ise m.49/f.2 kapsamında sorumlu olabilir.
Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ahlaka aykırılığı bireysel ya da öznel ahlak ölçüsüyle değerlendirmek; oysa genel ahlak ölçüsü esas alınmalıdır.
- Hukuka aykırı ve ahlaka aykırı fiilleri birbirinden ayırmadan, ihmalle verilen zarar için m.49/f.2'yi uygulamak; ahlaka aykırılık tek başına yeterli değildir, kast aranır.
- Ahlaka aykırı bir fiil hukuka da aykırıysa, m.49/f.2'ye dayanıp kast aramak; bu hâlde m.49/f.1 uygulanır ve kast gerekmez.
- Ayırt etme gücü bulunmayan kişiyi m.49 uyarınca kusurlu sayarak tazminatla yükümlü tutmak; m.65 ayrı bir sorumluluk yolu açar.
- Özel kanunda düzenlenmiş kusur sorumluluğu varken genel m.49 şartlarını uygulamak; özel hükümdeki şartlar esas alınmalıdır.
- Sözleşmeye aykırılığı m.49 kapsamında haksız fiil olarak nitelendirmek; sözleşmeye aykırılık ayrı bir sorumluluk türüdür.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ahlaka aykırılık, bireysel ahlak değil genel ahlak ölçüsüyle değerlendirilmekte; bu değerlendirmede orta seviyedeki, makul ve dürüst kişilerin görüşü esas alınmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/898 E., 2024/477 K., 25.09.2024)
- m.49/f.2'nin en çok uygulandığı alan, bir sözleşmenin tarafını borcunu ihlale teşvik ederek alacaklıya zarar verme hâlleri olarak kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/1455 E., 2021/1117 K., 30.09.2021)
- Ahlaka aykırı fiil aynı zamanda hukuka aykırı ise, m.49/f.1 uygulanır ve kast aranmaz; sorumluluk için m.49/f.2'ye dayanmak gerekmez.
- Araç sürücüsünün sorumluluğunun m.49 haksız fiil hükümlerine dayandığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2014/2198 E., 2015/1495 K., 05.06.2015; Hukuk Genel Kurulu, 2015/437 E., 2015/1471 K., 29.05.2015)
- Ahlaka aykırı kastla verilen zararda, tazminat talebi m.49/f.2 ile birlikte m.66 gibi özel hükümlerle de ileri sürülebilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/963 E., 2025/230 K., 16.04.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Zararı ileri süren tarafın, fiilin hukuka aykırılığını, zararın varlığını, fiil ile zarar arasındaki nedensellik bağını ve failin kusurunu ispat yükü altındadır.
- Ahlaka aykırı fiil iddiasında davacı, fiilin genel ahlaka aykırı olduğunu ve failin zararı bilerek istediğini (kast) ispat etmelidir; kast yazılı belge yanında tanık, karine ve olgularla ispatlanabilir.
- Fail, ayırt etme gücünden yoksun olduğunu ya da kusurunun bulunmadığını ileri sürüyorsa, bu savunmayı ispat etmelidir.
- Failin kusursuzluğunu ileri süren ve özel kusursuz sorumluluk hükümlerine dayanan taraf, ilgili hükümde öngörülen kurtuluş kanıtını ispat etmelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.65: Ayırt etme gücü bulunmayan kişinin verdiği zararın hakkaniyet gereği tamamen ya da kısmen giderilmesine karar verilebilmesini düzenler; m.49 ile birlikte kusur–sorumluluk sınırını belirler.
- 6098 sayılı Kanun m.61: Aynı zarardan birden fazla kişinin birlikte ya da farklı sebeplerle sorumlu olması hâlinde m.49 uyarınca doğan tazminat borcunun müteselsil nitelik kazanmasını sağlar.
- 6098 sayılı Kanun m.66: Adam çalıştıranın sorumluluğunu düzenler; çalışanın m.49 uyarınca kusurlu olması, adam çalıştıranın rücu hakkının koşuludur.
- 6098 sayılı Kanun m.57: Haksız rekabet hâlinde kusura dayanan sorumluluğu özel olarak düzenler; m.49 bu özel hükmü tamamlayıcı olarak uygular.
- 6098 sayılı Kanun m.71: İşletme faaliyetinden doğan tehlike sorumluluğunu düzenler; kusur aranmaksızın sorumluluk öngörür ve m.49 kapsamındaki kusur sorumluluğundan ayrılır.
TBK m.50 — Zararın ve kusurun ispatı
Madde, haksız fiilden doğan tazminat davasında zarar görenin zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükünü düzenler (birinci fıkra). İkinci fıkra, zararın miktarının tam olarak ispat edilemediği hallerde hâkimin olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararı hakkaniyete uygun biçimde belirlemesini öngörür. Madde, haksız fiil sorumluluğunda zarar ve kusura ilişkin ispat kuralları ve miktar tespitinde hâkimin takdir yetkisi bakımından uygulanır. Madde, tazminatın kapsamını, ödeme biçimini ve indirim sebeplerini düzenlemez; bunlar TBK m.51 ve m.52 kapsamındadır. Tazminat davasının zamanaşımı ise TBK m.72'de düzenlenmiş olup bu maddenin konusu değildir. Kusursuz sorumluluk hallerinde kusurun ispatı gerekmediği için birinci fıkranın kusur kısmı bu hallerde ayrıca değerlendirilmelidir.
Zararın ve kusurun ispatı: hangi kavramlar bilinmeli?
- İspat yükü
- Bir olgunun varlığını ileri süren tarafın, o olguyu delille hâkimin kanaatine ulaştırma sorumluluğudur. Bu maddede zarar ve kusur bakımından ispat yükü zarar görene aittir.
- Zarar
- Hukuka aykırı fiil nedeniyle zarar görenin malvarlığında veya kişiliğinde meydana gelen eksilme. Zararın varlığı ile miktarı ayrı ispat konularıdır; birinci fıkra her ikisini de zarar görene yükler.
- Takdir yetkisi (hakkaniyete uygun belirleme)
- Zararın gerçek miktarı tam olarak ispat edilemediğinde hâkimin olayların olağan akışı ile zarar görenin aldığı önlemleri dikkate alarak miktarı belirleyebilmesi. Bu yetki yalnız miktar bakımından vardır; zararın varlığının ispatı yerine geçmez.
- Olayların olağan akışı
- Somut olayda hayatın olağan seyrine göre ortaya çıkabilecek zarar ihtimallerinin bütünü. Hâkim, zararın miktarını bu ölçüye dayanarak takdir eder.
- Zarar görenin aldığı önlemler
- Zarar görenin zararı önlemek veya azaltmak için yaptığı işlemler. Bu önlemler, yoksun kalınan kazancın elde edilebileceğini güçlü bir olasılık olarak gösteren unsurlar olarak değerlendirilir.
- Kusur
- Zarar verenin hukuka aykırı fiilinin kendisine kusur olarak yüklenebilmesi için gereken kişisel nitelik. Kusurun ispatı zarar görene aittir; kusur, kusura dayanan sorumlulukta ayrıca ispatlanmalıdır.
Zararın ve kusurun ispatı: hangi şartlar aranır?
- Zarar görenin, hukuka aykırı bir fiilin varlığını ve bu fiil nedeniyle zarara uğradığını ispatlaması gerekir.
- Kusura dayanan sorumlulukta zarar görenin zarar verenin kusurunu ispatlaması gerekir.
- Zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa, zararın varlığının ayrıca ortaya konulmuş olması gerekir; soyut bir zarar iddiası yetmez.
- Miktarın tam ispatının mümkün olmadığı veya zarar görenden beklenemediği hallerde hâkim takdir yetkisini kullanabilir.
- Hâkimin takdir yetkisini kullanabilmesi için zarar görenin, takdire dayanak olacak delilleri sunmuş olması gerekir.
- Takdirin dayanağı olarak olayların olağan akışı ve zarar görenin aldığı önlemler dikkate alınmalıdır.
Zararın ve kusurun ispatı: hangi sonuçları doğurur?
- Zarar görenin zararını ve zarar verenin kusurunu ispat edememesi halinde tazminat talebi reddedilebilir.
- Zarar görenin zararının varlığını ispatlaması halinde ve miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa, hâkim zararı hakkaniyete uygun olarak belirler.
- Hâkimin takdir yetkisi zararın varlığını ispat yükünü ortadan kaldırmaz.
- Zararın miktarı ispat edilebiliyorsa hâkim takdir yetkisini kullanamaz ve gerçek zarar esas alınır.
- Hâkimin takdirinde olayların olağan akışı ve zarar görenin önlemleri dikkate alınır; bunlara dayanmayan keyfi bir tutar hakkaniyete uygun sayılmaz.
Zararın varlığı ile zararın miktarı arasındaki fark nedir?
Zararın varlığı, zarar görenin her türlü delille ispatı gereken bir olgudur ve hâkimin takdirine bırakılamaz.
Zararın miktarı, gerçek tutarı ispat edilemediğinde hâkimin takdir yetkisine konu olabilir.
Varlığı ispatlanamayan zarar için ikinci fıkra uygulanmaz; miktar tespitinde takdir ancak varlığı kanıtlanmış zarar için söz konusudur.
Kusura dayanan sorumluluk ile kusursuz sorumluluk arasındaki fark nedir?
Kusura dayanan sorumlulukta zarar görenin hem zararı hem zarar verenin kusurunu ispatlaması gerekir.
Kusursuz sorumluluk hallerinde kusur ispatı aranmaz; sorumluluk belirli koşulların varlığına bağlanır.
Kusursuz sorumlulukta birinci fıkranın kusur bölümü uygulanmaz; zarar görenin yalnız zararı ve nedensellik gibi kanunda öngörülen koşulları ispatlaması yeterlidir.
İspatı mümkün zarar ile ispatı mümkün olmayan zarar arasındaki fark nedir?
İspatı mümkün olan zararda zarar görenin gerçek tutarı ortaya koyması beklenir.
Gerçek tutarın ispatı mümkün değilse ya da zarar görenden makul biçimde beklenemiyorsa ikinci fıkra devreye girer.
Hâkim ancak ikinci grupta takdir yetkisini kullanır; birinci grupta zarar görenin ispat yükü devam eder.
Zararın ve kusurun ispatı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Zararın varlığını ispatlanmadan, yalnız miktarın tam ispatının mümkün olmadığını gerekçe göstererek ikinci fıkraya dayanmak; ikinci fıkra varlığı ispatlanmış zarar için geçerlidir.
- Hâkimin takdir yetkisini sınırsız görmek; takdir, olayların olağan akışı ve zarar görenin önlemleri gibi dosya verilerine dayanmalıdır.
- Her tazminat davasında zararın hâkim tarafından takdir edileceğini sanmak; ispatı mümkün olan zarar kalemleri için zarar görenin ispat yükü devam eder.
- Kusursuz sorumluluk hallerinde de kusur ispatını aramak; bu hallerde kusur ispatı gerekmez.
- Hâkimin takdirini dayanaksız bir tutar belirleyerek yapmak; takdirin gerekçesi olayların olağan akışı ve zarar görenin önlemlerine dayanmalıdır.
- Zarar görenin aldığı önlemleri ihmal ederek yalnız zarar miktarına bakmak; önlemler takdirin unsurudur ve dikkate alınmalıdır.
- Kanundaki ibareyi eski 818 sayılı Borçlar Kanunundaki 'hakiki miktar' ibaresiyle karıştırmak; yeni metin 'tam olarak ispat edilemiyorsa' ifadesini kullanır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Gerçek zararın ve miktarının ispat edilemediği durumlarda hâkimin, halin olağan gelişimini ve zarar görenin aldığı tedbirleri gözeterek takdir yetkisini kullanarak zararı belirlediği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/165 E., 2025/940 K., 25.12.2025)
- Zararın belirlenemediği durumda somut olayın özelliklerinin de dikkate alınarak olayların akışı ve zarar görenin önlemleri göz önünde tutulup hakkaniyete uygun bir miktar tazminata hükmedilmesi uygulanmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2025/152 E., 2025/1291 K., 22.10.2025)
- Zararın doğru hesaplanmasının mevcut verilerle mümkün olmadığı hallerde, miktarın tam tespit edilememesi durumunda hakkaniyete uygun belirleme yapılması kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/2239 E., 2026/770 K., 24.04.2026; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/781 E., 2024/1333 K., 10.10.2024; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/783 E., 2024/1367 K., 10.10.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Zarar görenin hukuka aykırı fiili, zararı ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altında olduğu kabul edilmektedir; bu ispat tanık, belge, bilirkişi ve keşif gibi her türlü delille yapılabilir.
- Zararın miktarının ispatı mümkün ya da zarar görenden makul biçimde beklenebilir ise miktar da zarar görence ispatlanmalıdır; bunun yapılamadığı durumda hâkim takdir yetkisini kullanır.
- Takdir yetkisinin kullanılabilmesi için zarar görenin, zararın varlığını gerçeğe yakın bir ihtimal olarak gösteren delilleri sunması gerekir; soyut iddia yeterli değildir.
- Zarar verenin, zarar görenin kusura ilişkin iddiasını çürütmek için kusursuzluğunu veya nedenselliğin bulunmadığını ispat etmesi gerekir; bu savunma da delille yapılır.
- Teknik ve uzmanlık gerektiren hesaplamalarda hâkim bilirkişiden yararlanır; hesap yönteminin dayanağı dosya içinde bulunmalıdır.
- Hâkimin takdirinin dayanağı dosya içeriği olmalı; dosyada bulunmayan bir bilgi kendiliğinden araştırılarak takdirde kullanılamaz.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 m.51: Tazminatın kapsamı, ödeme biçimi ve kusurun ağırlığı ile hâkimin bu konudaki takdiri bu maddede düzenlenmiştir; madde 50 miktarın belirlenmesini, 51 ise sonucun belirlenmesini düzenler.
- 6098 m.52: Hâkimin tazminatı indirebileceği haller (zarar görenin rızası, ortak kusur, zarar görenin davranışları, zarar verenin yoksulluğa düşmesi) bu maddede yer alır ve madde 50'deki zarar tespitinden sonra uygulanır.
- 6098 m.72: Haksız fiilden doğan tazminat isteminin zamanaşımı bu maddede düzenlenmiştir; ispat kuralları zamanaşımının işlemesini değiştirmez.
- 6098 m.69: Kusursuz sorumluluk hallerinde (bina malikinin sorumluluğu) kusur ispatı aranmadığı için birinci fıkranın kusur bölümünün uygulanmadığı hallerin örneğini oluşturur.
- 6098 m.67: Hayvan bulunduranın sorumluluğu kusursuz sorumluluk olarak düzenlenmiştir; birinci fıkradaki kusur ispatı bu halde gerekli değildir.
- 4721 sayılı Kanun: Medeni Kanun m.4 hâkimin takdir yetkisinin genel dayanağıdır; madde 50/2 bu genel yetkinin tazminat alanındaki özel uygulamasıdır.
TBK m.51 — Belirlenmesi
Madde, haksız fiil ve sözleşme dışı sorumlulukta hâkimin tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini belirlemesini düzenler. Hâkimin takdir ölçütleri olarak durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını gösterir; irat biçiminde ödenmesi halinde borçlunun güvence göstermesini öngörür. Maddede yer almayan konular şunlardır: tazminatın zararın altında kalmasını sağlayan müterafik kusur indirimi (m.52), kanunun zarara bağlı olmaksızın öngördüğü götürü tazminat ve temerrüt faizi gibi haller (ilgili özel düzenlemeler), kusursuz sorumluluk halleri ile zamanaşımı ve dava usulü. Madde, sorumluluğun doğup doğmadığını değil, doğmuş bir sorumluluğun miktar ve biçimini düzenler.
Belirlenmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Nakden tazmin
- Zararın para ödenmesi yoluyla giderilmesidir. Mağdurun malvarlığındaki azalmanın değer olarak karşılanmasını amaçlar.
- Aynen tazmin
- Zararın para dışında bir yolla, mağdurun malvarlığının eski hâline getirilmesiyle giderilmesidir. Zarar gören malın onarılması veya aynı nitelikte bir malın verilmesi bunun örneğidir.
- Kusurun ağırlığı
- Failin kusurunun hafif ya da ağır olmasını ifade eder. Hâkim tazminat miktarını ve biçimini belirlerken bu ölçüte bakar, ancak bunu matematiksel bir oran olarak uygulamaz.
- Durumun gereği
- Olayın somut özelliklerini, fiilin işleniş biçimi dahil olmak üzere, kapsayan takdir ölçütüdür.
- İrat biçiminde tazminat
- Tazminatın tek seferde değil, belirli aralıklarla periyodik ödemeler hâlinde verilmesidir. Bu biçimde ödemeye hükmedilirse borçlunun güvence göstermesi zorunludur.
- Güvence
- Irat ödemelerinin ileride yerine getirilmesini sağlamak için borçlunun gösterdiği teminattır. Maddede türü belirtilmemiştir.
Belirlenmesi: hangi şartlar aranır?
- Ortada hukuken tazmini gereken bir zarar ve bu zarardan sorumlu tutulabilecek bir fail bulunmalıdır.
- Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini somut olayın durumuna göre belirlemelidir.
- Hâkim, tazminatın belirlenmesinde failin kusurunun ağırlığını göz önünde bulundurmalıdır.
- Tazminat zararın üst sınırını aşmamalıdır; kusurun ağırlığına göre zararın altında bir miktar belirlenebilir.
- Tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilmişse borçlu güvence göstermekle yükümlü olmalıdır.
Belirlenmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Hâkim tazminatı zararın altında belirleyebilir; zararı aşan bir tazminata hükmedilemez, kanun götürü tazminat öngörmüşse bu istisnadır.
- Kusurun hafif olduğu hallerde tazminat zarara denk olmayabilir.
- Kusurun ağır olduğu hallerde tazminat zarara eşit olabilir.
- Hâkim, durumun gereğine göre tazminatı para yerine aynen tazmin biçiminde de belirleyebilir.
- Tazminat irat biçiminde ödenmeye karar verilmişse borçlu güvence göstermekle yükümlü olur.
- Güvence gösterilmemesi hâlinde irat ödemesinin nasıl güvence altına alınacağı madde metninde düzenlenmemiştir.
Nakden tazmin ile aynen tazmin arasındaki fark nedir?
Nakden tazminde zarar para ile karşılanır ve bu, tazminatın genel biçimidir.
Aynen tazminde zarar gören malın onarılması ya da aynı nitelikte bir şeyin verilmesi yoluyla eski hâl sağlanır.
Hâkim, durumun gereğine göre aynen tazmine de karar verebilir. Aynen tazmin mümkün değilse nakden tazmine gidilir.
Kusurun ağır olması ile kusurun hafif olması arasındaki fark nedir?
Kusur ağır olduğunda tazminat zarara eşit olabilir.
Kusur hafif olduğunda hükmedilecek tazminat zarardan düşük kalabilir.
Aynı zarar için farklı miktarda tazminata hükmedilebilir; ancak indirim matematiksel bir oranla yapılmaz.
Hâkimin takdiri (m.51) ile müterafik kusur (m.52) arasındaki fark nedir?
m.51 kapsamında indirim, failin kusurunun ağırlığı ve durumun gereğine dayanır.
m.52 kapsamında indirim, zarar görenin zararın doğumuna veya artmasına katkısına dayanır.
İki indirim sebebi birlikte de uygulanabilir; bunların ayrı değerlendirilmesi gerekir.
Kanunun götürü tazminat öngördüğü haller ile genel hal arasındaki fark nedir?
Kanun zarara bağlı olmaksızın götürü bir tazminat öngörmüşse bu tazminat zararı aşabilir ya da zarardan bağımsız olabilir.
Genel halde tazminat zararın üst sınırıdır ve m.51 kapsamında takdire tabidir.
Götürü tazminat hallerinde m.51'in zarara dayalı sınırı uygulanmaz.
Belirlenmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kusurun ağırlığını matematiksel bir oranla uygulamak; hâkimin takdir yetkisi oranla sınırlı değildir.
- Tazminatın her zaman zararın tamamı olduğunu varsaymak; m.51 zararın altında bir tazminata olanak verir.
- Kusur indirimi ile müterafik kusur indirimini (m.52) birbirine karıştırmak; ikisinin dayanağı ve ölçütü farklıdır.
- Götürü tazminat öngörülen hallerde de zarar sınırının uygulanacağını düşünmek; kanun aksini öngörmüşse bu sınır geçerli olmaz.
- Aynen tazmin mümkün olmadığı hâlde aynen tazmine hükmetmek; mümkün değilse nakden tazmine gidilir.
- İrat biçiminde ödeme kararında borçlunun güvence göstermesini ihmal etmek; güvence zorunludur.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Tazminatın belirlenmesinde kusur oranı matematiksel bir formülle değil, hâkimin takdiriyle dikkate alınmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/983 E., 2019/252 K., 07.03.2019)
- Hatır için karşılıksız yolcu taşımada genel hükümlere göre tazminattan uygun bir indirim yapılması benimsenmiş ve yerleşmiştir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2024/1054 E., 2024/1074 K., 25.06.2024)
- Maddi tazminat hesabında hakkaniyet ilkesi ile m.50 ve m.51 birlikte dikkate alınarak daha uygun bir miktar belirlenmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/603 E., 2022/1752 K., 15.12.2022)
- Matematiksel değerlerin ortadan kalktığı hallerde tazminat miktarı m.51 çerçevesinde takdiren belirlenmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/983 E., 2019/252 K., 07.03.2019)
- Zarar görenin emniyet kemeri takmaması gibi davranışlar m.52 kapsamında değerlendirilmekte; m.51 ile birlikte tazminatta indirim gerekçesi olarak ileri sürülmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2024/1437 E., 2026/833 K., 07.05.2026)
Nasıl ispat edilir?
- Asıl talebi ileri süren zarar görenin zararını ve miktarını ispat yükü altındadır; m.51'deki indirim ise zarar verenin kusurunun ağırlığı ile durumun gereğine dayanır.
- Kusurun ağırlığı, olayın tanık beyanları, kaza tutanağı, bilirkişi raporu ve benzeri belgelerle ortaya konur.
- Zarar verenin, kusurunun hafif olduğunu veya zararın başka etkenlerle de doğduğunu ileri sürmesi hâlinde bu iddiayı kendisi ispatlamalıdır.
- Zarar görenin müterafik kusuru ileri sürülüyorsa bunu ileri süren taraf (genellikle zarar veren) ispatlamalıdır; bu hususta m.52 ayrıca değerlendirilir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2024/1437 E., 2026/833 K., 07.05.2026)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.52: Zarar görenin müterafik kusuru varsa tazminatın indirilmesini düzenler. m.51'deki kusur ağırlığı ölçütünden ayrı bir indirim sebebidir.
- 6098 sayılı Kanun m.50: Zarar görenin zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altında olduğunu düzenler; m.51 ancak bu unsurlar ispatlandıktan sonra uygulanır.
- 6098 sayılı Kanun m.114: Sözleşmeden doğan borcun ihlali hâlinde tazminatın belirlenmesinde m.51'e yollama yapar; bu yolla m.51 sözleşme ilişkilerinde de kıyasen uygulanabilir.
- 818 sayılı Borçlar Kanunu m.43: Maddenin mülga önceki karşılığıdır; eski düzenlemede 'hal ve mevkiin icabı' ve 'hatanın ağırlığı' ifadeleri yer alıyordu.
TBK m.52 — İndirilmesi
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesi, tazminat yükümlüsünün sorumluluğunun hâkim tarafından indirilmesini veya tamamen kaldırılmasını iki durumda düzenler: zarar görenin kusurunun ve tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmasının etkili olduğu hâller (birinci fıkra) ile hafif kusurla zarara sebep olan failin tazminatı ödemesi hâlinde yoksulluğa düşecek olması (ikinci fıkra). Madde, tazminat yükümlüsü ile zarar gören arasındaki haksız fiil ve sözleşme dışı sorumluluk ilişkilerinde uygulanır. Maddenin metninde "IV. Özel durumlar, 1. Ölüm ve bedensel zarar, a. Ölüm" başlığı yer alır; bu başlık ayrı bir hükmü değil, kitabın bir sonraki bölümünü gösterir. Madde, tazminatın hesaplanma yöntemini, kusurun belirlenmesini ve genel indirim sebeplerini (m.51 kapsamındaki takdir yetkisini) düzenlemez; bunlar m.51'de yer alır. Zararın tazmininde zamanaşımı ve hak düşürücü süreler de bu maddenin konusu değildir.
İndirilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Müterafik kusur
- Zarar görenin kendi davranışıyla zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmasıdır. Zarar görenin zarara razı olması da bu kapsamda değerlendirilir. Madde, zarar görenin kusurunun derecesine bağlı bir oran öngörmez; hâkim etkinin ağırlığını takdir eder.
- Hafif kusur
- Failin zarara sebep olmasında dikkat ve özen yükümlülüğünün az ölçüde ihlal edilmiş olmasıdır. İkinci fıkranın uygulanması için kusurun hafif olması ve ayrıca failin tazminatı ödemesi hâlinde yoksulluğa düşecek olması birlikte aranır.
- Yoksulluğa düşme
- Tazminatın tamamının ödenmesi hâlinde failin geçimini ve asgari yaşam düzeyini sürdüremeyecek hâle gelmesidir. Metin bu durumu somut bir gelir veya servet eşiğine bağlamaz; hâkim durumu olayın koşullarına göre belirler.
- Hakkaniyet
- İkinci fıkrada indirimin ön koşuludur. Hâkim, tazminatın tamamen ödenmesinin hafif kusurlu fail açısından hakkaniyete aykırı olup olmadığını değerlendirir; hakkaniyet gerektirmiyorsa indirim yapılamaz.
- Tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırması
- Failin, zarar gerçekleştikten sonra zararın giderilmesini zorlaştıracak ya da zararı büyütecek bir davranışta bulunmasıdır. Zararın doğmasında veya artmasında etkili olma ile ayrı bir indirim sebebi olarak sayılmıştır.
İndirilmesi: hangi şartlar aranır?
- Birinci fıkra uyarınca zarar görenin zararı doğuran fiile razı olmuş olması, zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş bulunması veya tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış bulunması gerekir; bu sebeplerden birinin varlığı yeterlidir.
- Birinci fıkra uyarınca bu sebeplerden biri varsa hâkim tazminatı indirebilir ya da tamamen kaldırabilir; hâkimin bu konudaki karar yetkisi takdiridir.
- İkinci fıkra uyarınca failin zarara hafif kusuruyla sebep olmuş olması gerekir; kasıt veya ağır ihmal bulunmamalıdır.
- İkinci fıkra uyarınca failin tazminatın tamamını ödediğinde yoksulluğa düşecek olması gerekir; bu koşul hafif kusur koşulundan ayrı olarak aranır.
- İkinci fıkra uyarınca hakkaniyetin de indirimi gerektirmesi gerekir; yoksulluk ve hafif kusur birlikte bulunsa dahi hakkaniyet ayrıca olumlu olmalıdır.
- İkinci fıkra indirimi yalnız tazminatın azaltılmasına imkân verir; tazminatın tamamen kaldırılmasına ilişkin bir yetki bu fıkrada yer almaz.
İndirilmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Birinci fıkradaki sebeplerden biri gerçekleşirse hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir.
- Zarar görenin zarara razı olması ya da zararın doğmasında etkili olması, hâkimin tazminatı indirmesine veya kaldırmasına imkân verir.
- Failin durumunu ağırlaştırması hâlinde de hâkim aynı takdir yetkisini kullanır.
- Hafif kusurlu failin tazminatı ödemesi yoksulluğa düşmesine yol açacaksa ve hakkaniyet gerektiriyorsa hâkim tazminatı indirebilir.
- Yoksulluk koşulu gerçekleşmezse ya da hakkaniyet indirimi gerektirmezse ikinci fıkra uyarınca indirim yapılamaz; tazminat tam olarak ödenir.
- Kasıt veya ağır ihmalle verilen zararda ikinci fıkranın indirim imkânı bulunmaz.
Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?
Birinci fıkrada indirim sebebi zarar görenin veya failin davranışıdır; kusurun derecesi aranmaz.
İkinci fıkrada sebep failin hafif kusurudur ve ayrıca yoksulluğa düşme ile hakkaniyet aranır.
Birinci fıkrada tazminat tamamen kaldırılabilir; ikinci fıkrada yalnız indirim yapılabilir. Yoksulluk ve hakkaniyet koşulu ikinci fıkraya özgüdür.
Zarar görenin müterafik kusuru ile failin hafif kusuru arasındaki fark nedir?
Müterafik kusurda kusur zarar görenindir ve indirim birinci fıkraya dayanır.
Hafif kusurda kusur failindir ve indirim ikinci fıkraya dayanır.
Müterafik kusurda yoksulluk ve hakkaniyet aranmaz; hafif kusur indiriminde bu iki koşul aranır.
Madde 52 ile madde 51 (kusur derecesi takdiri) arasındaki fark nedir?
Madde 51 uyarınca hâkim, olayın özelliklerini ve kusurun ağırlığını gözeterek tazminatı belirler.
Madde 52 belirli sebeplere ve onların sonucuna bağlanmış indirim imkânlarını düzenler.
Hafif kusurun tek başına indirim gerekçesi olup olmadığı tartışmalıdır; Madde 51'e dayanan indirim ile Madde 52/2 indiriminin ayrı koşulları vardır. Uygulama bu ayrımı gözetmelidir.
İndirilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Birinci fıkradaki müterafik kusur indirimi ile ikinci fıkradaki hafif kusur indirimini birbirine karıştırmak; birinci fıkrada yoksulluk ve hakkaniyet aramak.
- İkinci fıkra indiriminde yoksulluk koşulunu aramamak ya da hakkaniyet koşulunu atlamak.
- Hafif kusurun tek başına yeterli olduğunu varsaymak; ikinci fıkrada yoksulluk ve hakkaniyet ayrıca aranır.
- Müterafik kusur iddiasını değerlendirmeden reddetmek; bu hâlde tazminatın indirilip indirilmeyeceği gerekçeli biçimde ortaya konmalıdır.
- Yoksulluk koşulunu gelir düzeyi ile otomatik olarak eşitlemek; durum olayın koşullarına göre değerlendirilir.
- Tazminatın tamamen kaldırılmasını ikinci fıkraya dayandırmak; ikinci fıkra yalnız indirim öngörür.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Zarar görenin müterafik kusuru iddiası, hâkimin bu iddiayı değerlendirmeden reddetmesi hâlinde bozma sebebi sayılmaktadır. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2020/2311 E., 2023/769 K., 04.05.2023)
- Müterafik kusur bulunduğu kabul edilen hâllerde tazminatın indirilmesi, hâkimin kusur oranına ve zarar görenin davranışının etkisine göre yapılmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2024/1054 E., 2024/1074 K., 25.06.2024; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/1549 E., 2024/2058 K., 29.11.2024)
- Bir alacağın bir kısmının m.52 uyarınca indirilmesi, ilgili alacağın niteliğine göre değerlendirilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/1046 E., 2024/441 K., 18.09.2024)
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında m.52 uyarınca indirim yapılması ve bunun gerekçelendirilmesi, somut olayın değerlendirilmesi üzerine kurulmaktadır. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/203 E., 2025/2173 K., 28.11.2025; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/414 E., 2024/798 K., 25.04.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Müterafik kusura dayanarak indirim isteyen taraf, zarar görenin davranışının zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğunu ispatlamalıdır; ispat yükü bu tarafındadır.
- Zarar görenin razı olduğu iddiası, o davranışı gösteren tanık, yazılı belge veya tutanak gibi delillerle ispatlanır.
- Hafif kusurla ilgili indirim isteyen fail, kusurunun hafif olduğunu ve tazminatı ödediğinde yoksulluğa düşeceğini ispatlamalıdır; yoksulluk durumunu gösteren mali belgeler bu ispatta kullanılır.
- Karşı taraf, failin kusurunun ağır olduğunu veya zarar görenin etkisinin bulunmadığını ileri sürerek savunma yapar ve bunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Hakkaniyetin indirimi gerektirdiği iddiasında, mağdurun indirimden nasıl etkileneceği de delil değerlendirmesinde göz önüne alınır.
TBK m.53
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi, ölüm hâlinde uğranılan zararların başlıca türlerini sayar: cenaze giderleri, ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması veya yitirilmesinden doğan kayıplar ve ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin uğradığı kayıplar. Madde, ölüm nedeniyle tazminat isteyebilecek kişiler bakımından, zarar gören üçüncü kişiler dahil, ölüme bağlı zararlara uygulanır. Maddenin bedensel zarara ilişkin ikinci bölümü metinde yalnızca başlık olarak yer almaktadır. Madde, bedensel zararda manevi tazminatı düzenlemez (m.56). Tazminatın hesaplanma yöntemini, hakkaniyet indirimini ve hakimin takdir yetkisini düzenlemez (m.50, m.51, m.52). Haksız fiil sorumluluğunu ve sorumlu kişileri düzenlemez (m.49 vd.). Zamanaşımı ve hak düşürücü süreleri düzenlemez (m.72).
m.53: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ölüm hâlinde uğranılan zarar
- Failin fiili sonucu bir kişinin ölmesi nedeniyle üçüncü kişilerin veya ölenin mallarında doğan maddi kayıplardır. Madde bu zararları örnek olarak sayar; sayılanlar sınırlayıcı değildir ("özellikle" ifadesi).
- Cenaze giderleri
- Ölenin defnine ve cenaze törenine ilişkin masraflardır. Madde, bu kalemin ölümden doğrudan doğan bir zarar olarak kabul edildiğini gösterir.
- Tedavi giderleri
- Ölüm hemen gerçekleşmediğinde, ölünceye kadar yapılan tıbbi bakım ve tedavi için ödenen masraflardır. Ölümün anında gerçekleşmemesi bu kalemin şartıdır.
- Çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi
- Ölüm gerçekleşmeden önce, ölenin yaralanma nedeniyle çalışarak kazanma kapasitesinin azalması veya tamamen kaybolmasıdır. Bu kayıp, ölünceye kadar geçen dönemde doğan zarar kalemidir.
- Destekten yoksun kalma
- Ölenin hayatta olsaydı bakmakla yükümlü olduğu veya fiilen destek verdiği kişilerin, ölüm nedeniyle bu destekten mahrum kalmasıdır. Madde, bu kayıpları ayrı bir zarar kalemi olarak sayar.
m.53: hangi şartlar aranır?
- Ölümün bir haksız fiil veya hukuka aykırı bir davranış sonucunda gerçekleşmiş olması gerekir.
- Cenaze giderleri kalemi için, ölen kişinin cenaze masrafının fiilen yapılmış olduğu ortaya konulmalıdır.
- Tedavi giderleri ve çalışma gücü kaybı kalemi için ölümün hemen gerçekleşmemiş olması gerekir; ölüm anında gerçekleşmişse bu kalemler doğmaz.
- Destekten yoksun kalma kaybı için, zarar gören kişinin ölenin desteğinden fiilen veya hukuken yoksun kalmış olması gerekir.
- Hukuki sonuç olarak, zarar gören kişinin uğradığı maddi kaybın karşılığı olan tazminat talep edilebilir.
m.53: hangi sonuçları doğurur?
- Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden doğan kayıplar tazminat kapsamına girer.
- Ölüm hemen gerçekleşmişse bu kalemler doğmaz; yalnızca cenaze giderleri ve destekten yoksun kalma kaybı talep edilebilir.
- Ölenin desteğinden yoksun kalan kişiler, bu sebeple uğradıkları kayıpları ayrıca isteyebilirler.
- Maddenin saydığı kalemler sınırlayıcı değildir; başka ölüm nedenli maddi zararlar da talep edilebilir.
Ölüm anında ile ölüm gecikmiş arasındaki fark nedir?
Ölüm hemen gerçekleşmişse yalnızca cenaze giderleri ve destekten yoksun kalma kaybı talep edilebilir.
Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ve çalışma gücünün azalması veya yitirilmesinden doğan kayıplar da talep edilebilir.
Ölümün zamanı, talep edilebilecek kalemlerin kapsamını belirler.
Cenaze gideri ile destekten yoksun kalma kaybı arasındaki fark nedir?
Cenaze giderleri, ölen kişinin cenaze masrafının yapılmasıyla doğan ve ölüm tarihine bağlı tek seferlik bir kalemdir.
Destekten yoksun kalma kaybı, ölenin destek verdiği kişilerin uzun süreli mahrumiyetini ifade eder ve kişiye göre değişir.
Cenaze gideri, zarar gören her kişi için ayrı talep konusu olmayabilir; destekten yoksun kalma ise destek alan her kişi için ayrı hesaplanır.
m.53: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ölümün hemen gerçekleşmiş olduğu hallerde tedavi giderleri kalemini de talep etmek; bu kalemin yalnızca ölümün gecikmesi halinde doğduğunu gözden kaçırmak.
- Cenaze giderini ve destekten yoksun kalma kaybını aynı kalem gibi değerlendirmek; ikisinin hukuki niteliği ve ispat yöntemi farklıdır.
- Maddede sayılan kalemleri sınırlayıcı saymak; madde "özellikle" ifadesiyle sayım yapar, diğer ölüm nedenli maddi zararlar da talep edilebilir.
- Bedensel zarar başlığını m.53'ün ayrı bir fıkrası gibi okumak; metinde bu bölüm yalnızca başlık düzeyindedir ve içeriği madde metninde yazılı değildir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Destekten yoksun kalma tazminatının m.53 kapsamında değerlendirildiği ve destekten yoksun kalma zararının bu madde ile dayandırıldığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/165 E., 2025/940 K., 25.12.2025; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1316 E., 2025/1784 K., 05.11.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2024/197 E., 2025/168 K., 26.03.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2023/1060 E., 2024/137 K., 28.02.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2022/1131 E., 2024/75 K., 07.02.2024; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2021/1556 E., 2022/1977 K., 18.10.2022)
- Destekten yoksun kalma tazminatının hesabında, destek alan kişinin ölenin desteğinden fiilen yararlanma olasılığının ve ölenin yaşam süresinin dikkate alındığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1131 E., 2024/75 K., 07.02.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Destekten yoksun kalma veya tedavi gideri talep eden taraf, ölümün failin fiiliyle nedensel bağını ve uğradığı kaybı ispatlamakla yükümlüdür.
- Cenaze giderinin ispatında fatura, makbuz gibi yazılı belgeler esas alınır; belge yoksa diğer delillerle ispat edilir.
- Destekten yoksun kalma kaybının ispatında ölenin gelirini ve destek verdiğini gösteren belgeler (bordro, gelir belgeleri, banka kayıtları) kullanılır.
- Karşı taraf, zararın bulunmadığını veya ölenin desteğe katkısının sınırlı olduğunu ileri sürerek bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.52: Bedensel zararda tazminatın takdiri ve hakkaniyet indirimi düzenlenir; m.53'te sayılan kalemlerin hesabında da hakim bu takdir yetkisini kullanır.
- 6098 sayılı Kanun m.54: Ölüm ve bedensel zarar halinde manevi tazminat konusunu düzenler; m.53'teki maddi kalemlerden ayrı bir talep olarak ele alınır.
- 6098 sayılı Kanun m.56: Kişilik haklarının zedelenmesinde manevi tazminatı düzenler; m.53'teki maddi zarar kalemleriyle karıştırılmamalıdır.
TBK m.54
Bu madde, bedensel zarar görenin uğradığı maddi zararların kalemlerini sayarak düzenler: tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar. Madde, bedensel zarara uğrayan kişi ile bu zarardan doğan tazminat ilişkisi bakımından uygulanır. Madde, tazminatın hangi koşullarda doğacağını, kusur, illiyet ve zararın ispatını düzenlemez (m.49, m.50). Manevi tazminatı düzenlemez (m.56). Bedensel zarar nedeniyle ölen kişinin yakınlarının destek tazminatı ve üçüncü kişilerin bakım gideri gibi ayrı kalemleri de bu maddenin kapsamında değildir (m.53, m.54 ile bağlantılı uygulama). Zamanaşımı ve tazminatın belirlenmesine ilişkin usul kuralları da bu maddede yer almaz (m.72).
m.54: hangi kavramlar bilinmeli?
- Bedensel zarar
- Kişinin vücut bütünlüğünün veya sağlığının zedelenmesi sonucu ortaya çıkan zarardır. Madde, bu zararın maddi yansımalarını kalemlere ayırır.
- Tedavi giderleri
- Bedensel zarar nedeniyle yapılmak zorunda kalınan tıbbi tedavi, ilaç, hastane ve benzeri harcamalardır. Zararın doğrudan maddi karşılığı olarak kalem sayılır.
- Kazanç kaybı
- Zarar görenin zarar nedeniyle elde edemediği, iyileşme ve çalışamama süresinde yitirdiği gelirdir. Geçici nitelikte olabilir.
- Çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi
- Zarar görenin bedensel zarar nedeniyle emek gücünde kalıcı veya kısmi bir eksilme meydana gelmesidir. Bu kayıp, gelecekteki kazanç kapasitesinin azalması olarak ortaya çıkar.
- Ekonomik geleceğin sarsılması
- Çalışma gücü kaybının doğrudan gelirle sınırlı kalmayıp zarar görenin meslek, kariyer ve ekonomik yaşam beklentisinde genel bir daralmaya yol açmasıdır. Sadece somut gelir kaybı değil, kişinin gelecekteki ekonomik imkânlarının bütününü kapsar.
m.54: hangi şartlar aranır?
- Zarar görenin bedensel zarara uğramış olması ve bu zararın bir hukuki sorumluluk sebebine bağlanabilmesi gerekir.
- Tazminat kalemlerinin bedensel zarardan doğan gerçek bir maddi zarar olması, yani tedavi, kazanç kaybı, çalışma gücü kaybı veya ekonomik geleceğin sarsılması ile illiyet bağının bulunması gerekir.
- Tazminatın belirlenmesinde bu kalemlerin her biri ayrı ayrı değerlendirilmelidir; bir kalemin varlığı diğerinin varlığını kendiliğinden göstermez.
m.54: hangi sonuçları doğurur?
- Bedensel zarara uğrayan kişi, dört kalem kapsamındaki maddi zararlarının tazmini talep edebilir.
- Tedavi giderleri için gerçekte yapılmış veya yapılması zorunlu olan harcamalar tazminat kapsamına girer.
- Kazanç kaybı ve çalışma gücü kaybı için zarar görenin geliri ve bu gelirin kesintiye uğraması veya azalması esas alınır.
- Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar, çalışma gücü kaybından ayrı bir kalem olarak talep edilebilir.
- Bu kalemlerden hiçbirinin gerçekleşmemesi hâlinde ilgili kalem için tazminat talep edilemez.
- Madde emredici nitelikte bir zarar sayımı içermez; sayılan kalemler 'özellikle' ifadesiyle örnekleyici biçimde verilmiştir, dolayısıyla bu dört kalem dışında da bedensel zarardan doğan gerçek maddi kayıplar talep edilebilir.
Tedavi giderleri ile kazanç kaybı arasındaki fark nedir?
Tedavi giderleri, zarar görenin tedavisi için yapılan veya yapılması zorunlu olan harcamalardır.
Kazanç kaybı, zarar görenin çalışamadığı süre boyunca yitirdiği gelirdir.
Her iki kalem ayrı ayrı talep edilir ve ayrı ayrı ispat edilir; biri diğerinin yerine geçmez.
Kazanç kaybı ile çalışma gücü kaybı arasındaki fark nedir?
Kazanç kaybı, geçmişte veya tedavi süresinde fiilen gerçekleşmiş gelir kaybıdır.
Çalışma gücü kaybı, gelecekte devam edecek emek gücü eksilmesidir ve kalıcı veya sürekli nitelik taşıyabilir.
Geçici kayıp ile sürekli kayıp farklı hesaplama yöntemine tabidir; ikisi birlikte talep edilebilir ancak çakışmamalıdır.
Çalışma gücü kaybı ile ekonomik geleceğin sarsılması arasındaki fark nedir?
Çalışma gücü kaybı, doğrudan emek gücünün azalmasından doğan kayıptır.
Ekonomik geleceğin sarsılması, meslek ve kariyer olanaklarının genel olarak daralmasından doğan, daha geniş bir zarar kalemidir.
Çalışma gücü kaybı ile ekonomik geleceğin sarsılmasının aynı zararı iki kez tazmin ettirmemesi için kalemler birbirinden ayrılarak değerlendirilmelidir.
m.54: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tedavi giderlerini tahmini rakamla hesaplamak; yalnızca fiilen yapılmış veya zorunlu olan ve belgelenebilen harcamalar esas alınmalıdır.
- Geçici işgöremezlik ile sürekli çalışma gücü kaybını aynı dönem için birlikte hesaplamak; her dönem yalnız bir kalem altında değerlendirilmelidir.
- Ekonomik geleceğin sarsılmasını çalışma gücü kaybının otomatik sonucu saymak; ayrı bir kalem olarak somut olarak gösterilmesi gerekir.
- Maddenin 'özellikle' ifadesini kapalı bir liste gibi okumak; sayılan dört kalem dışında da gerçek maddi kayıp talep edilebilir.
- Manevi tazminatı bu madde kapsamında hesaplamak; manevi tazminat m.56 kapsamındadır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Malüliyet davalarında çalışma gücü kaybının tazmini için zarar görenin yaşı, geliri ve sürekli işgöremezlik oranı birlikte değerlendirilmekte ve bu hesap bilirkişi raporuna dayandırılmaktadır. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1877 E., 2026/1114 K., 07.04.2026; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/727 E., 2026/529 K., 17.02.2026; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/844 E., 2026/519 K., 17.02.2026)
- Sürekli işgöremezlik nedeniyle talep edilen tazminatta geçici işgöremezlik ile sürekli kayıp ayrı ayrı değerlendirilmekte, aynı dönemin iki kez tazmin edilmemesi gözetilmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/8 E., 2026/437 K., 11.03.2026; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/2203 E., 2026/36 K., 14.01.2026)
- Tedavi giderlerinin tazmininde, fiilen yapılmış ve belgelenmiş harcamaların esas alındığı kabul edilmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/217 E., 2026/559 K., 01.04.2026; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/8 E., 2026/437 K., 11.03.2026)
- Sürekli bakıcı gideri gibi kalemlerin çalışma gücü kaybı içinde mi yoksa ayrı bir tedavi gideri olarak mı değerlendirileceği uygulamada ayrı incelenmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/8 E., 2026/437 K., 11.03.2026)
Nasıl ispat edilir?
- Tazminat talep eden zarar görenin, her kalem bakımından zararın varlığını ve miktarını ispatlaması gerekir; tedavi giderleri için fatura ve tıbbi belgeler, çalışma gücü kaybı için sağlık kurulu raporu esas alınır.
- Kazanç kaybı ve çalışma gücü kaybının hesabında zarar görenin gelir durumunu gösteren belgeler (bordro, vergi kaydı, ticari defter) ile bilirkişi raporu kullanılır.
- Ekonomik geleceğin sarsıldığını iddia eden taraf, meslek ve kariyer olanaklarının daraldığını somut olarak ortaya koymalıdır.
- Davalı, kalemlerden birinin gerçekleşmediğini, zararın başka bir kaynaktan karşılandığını (örneğin sosyal güvenlik ödemesi) veya kalemler arasında çakışma bulunduğunu ileri sürerek bu savunmayı ispatlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.49: Bedensel zarara ilişkin genel sorumluluk hükmüdür; m.54 tazminat kalemlerini gösterirken m.49 tazminat yükümlülüğünün doğup doğmadığını belirler.
- 6098 sayılı Kanun m.50: Zararın kapsamı ve ileride doğacak zararın tazmini için m.54 kalemleri ile birlikte uygulanır.
- 6098 sayılı Kanun m.55: Maddi zararın tazminine ilişkin genel ilkeleri düzenler; m.54 kalemlerinin hesabına bu genel kurallar uygulanır.
- 6098 sayılı Kanun m.56: Bedensel zarara bağlı manevi tazminatı düzenler; m.54 yalnız maddi zarar kalemlerini kapsar.
TBK m.55
Madde, destekten yoksun kalma ve bedensel zararların hesaplanmasında hangi ödemelerin zarardan mahsup edilebileceğini ve tazminatın hakkaniyet gerekçesiyle artırılıp azaltılamayacağını düzenler. Ayrıca bu hükümlerin idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerden doğan bedensel zarar ve ölüm hallerinde de uygulanacağını belirtir. Fıkra eklemesiyle, çalışma gücü kaybı ve destek kaybına bağlı tazminatlarda faiz başlangıcı ile ifa amacıyla yapılan ödemelerin mahsubu da düzenlenmiştir. Madde, manevi tazminatı düzenlemez (m.56 ve m.58 ile ilgili alanlar). Sosyal güvenlik rücu hakkının kapsamı ve sigorta ödemelerinin ayrıntıları ilgili özel mevzuatta kalır. Madde, zamanaşımı ve hak düşürücü süreleri düzenlemez (m.146 ve m.147 bakımından ayrıca değerlendirilir). Madde, kusur ve sorumluluk şartlarını, haksız fiilin unsurlarını düzenlemez (m.49 ve devamı).
m.55: hangi kavramlar bilinmeli?
- Rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemesi
- Sosyal güvenlik kurumlarının mevzuatı gereği zarar verene karşı rücu hakkı bulunmayan, kısmen veya tamamen geri alınamayan ödemelerdir. Bu ödemeler zararın belirlenmesinde dikkate alınmaz ve zarardan indirilemez.
- İfa amacını taşımayan ödeme
- Üçüncü kişilerce mağdura yardım ve iyilik saikiyle yapılan, karşılıksız kazandırma niteliğindeki ödemelerdir. Maddenin metni bunları dışlamaktadır; bağışlama vaadinin ifası gibi hallerin bu kapsama girip girmediği tartışmalıdır.
- Hakkaniyet ile artırma ve azaltma yasağı
- Hesaplanan tazminatın miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesiyle değiştirilemeyeceği kuraldır. Yasak, bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı için geçerlidir.
- Ifa amacıyla yapılan ödeme mahsubu
- Ek fıkraya göre, çalışma gücü kaybına ya da destek kaybına bağlı tazminat için tahkikat başlamadan önce ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenen tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.
- Destekten yoksun kalma zararı
- Ölen kişinin desteğinden yoksun kalan kişilerin uğradıkları maddi kayıptır. Madde bu zararın hesabına ilişkin ilkeleri düzenler.
m.55: hangi şartlar aranır?
- Zarar, destekten yoksun kalma zararı ya da bedensel zarar niteliğinde olmalıdır.
- Hesaba katılacak ödemenin sosyal güvenlik ödemesi olması hâlinde, bu ödemenin kısmen veya tamamen rücu edilemez nitelikte bulunması gerekir; rücu edilebilen ödemeler bu kuralın dışındadır.
- Ödemenin ifa amacını taşımaması, yani üçüncü kişilerce yardım ve iyilik saikiyle yapılmış olması gerekir.
- Tazminatın hesaplanmasında miktar esas alınmalı; hakkaniyet düşüncesiyle artırım ya da azaltım yapılmamalıdır.
- Ek fıkraya göre, çalışma gücü kaybı veya destek kaybına bağlı tazminat için ifa amacıyla yapılan bir ödemenin mahsubu yapılacaksa, bu ödemenin tahkikat başlamadan önce yapılmış olması gerekir.
m.55: hangi sonuçları doğurur?
- Rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri, destekten yoksun kalma ve bedensel zararların belirlenmesinde gözetilmez ve zarardan indirilemez.
- İfa amacını taşımayan ödemeler de zararın belirlenmesinde gözetilmez ve zarardan indirilemez.
- Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesiyle artırılamaz ya da azaltılamaz.
- Bu hükümler idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerden doğan bedensel zarar ve ölüm hallerinde de uygulanır.
- Çalışma gücü kaybı veya destek kaybına bağlı tazminatta, kazancın bilindiği döneme ait tutara haksız fiil ya da zarar doğuran olay tarihinden, kazancın bilinemediği döneme ait tutara karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.
- Çalışma gücü kaybı veya destek kaybına bağlı tazminatta, tahkikat başlamadan önce ifa amacıyla ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir.
- Bu kuralların emredici olduğu, madde metninde yer alan yasak ve sınırların sözleşmeyle değiştirilemeyeceği anlaşılmaktadır; sözleşme kaydıyla farklı bir hesap yapılması bu hükme aykırı olur. (metinde açıkça belirtilmemiş; hükmün yapısından çıkarılmıştır)
Rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemesi ile rücu edilebilen ödeme arasındaki fark nedir?
Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri, ödemeyi yapan kurumun sorumluya başvuramayacağı tutarlardır.
Rücu edilebilen ödemeler, kurumun sorumluya dönebildiği tutarlardır.
Rücu edilemeyen ödemeler zarardan indirilemez; rücu edilebilen ödemeler ise sorumlunun rücu yükünü değiştirir ve bu madde kapsamında değerlendirilmez.
Ifa amacını taşımayan ödeme ile ifa amacıyla yapılan ödeme arasındaki fark nedir?
Üçüncü kişilerce yardım ve iyilik saikiyle yapılan ödemeler, zarar belirlenirken gözetilmez.
Ek fıkradaki ifa amacıyla yapılan ödeme, kanun gereği ya da sorumlu tarafça yapılan ve tazminatla karşılanan bedeldir.
İlk grup zarardan indirilemez; ikinci grup ödeme tarihine göre belirlenen tazminattan oransal olarak mahsup edilir.
Tazminatın hakkaniyetle azaltılması ile hakkaniyetle artırılması arasındaki fark nedir?
Hakkaniyet gerekçesiyle azaltma, madde metninde yasaklanmıştır.
Hakkaniyet gerekçesiyle artırma da yasaklanmıştır.
Her iki yönde de miktar esas alınarak hakkaniyet indirimi veya artırımı yapılamaz.
Zararın hesabına ilişkin genel hükümler ile idari eylem ve işlemler arasındaki fark nedir?
Madde, özel hukuk haksız fiilleri bakımından hesap kurallarını düzenler.
İdari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerden doğan bedensel zarar ve ölüm hallerinde de aynı hükümler uygulanır.
İdarenin sorumlu olduğu hallerde de aynı mahsup ve indirim yasağı geçerlidir.
Bilinen kazanç dönemi ile bilinmeyen kazanç dönemi (ek fıkra) arasındaki fark nedir?
Zarar görenin ya da destekteki kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin tazminata, haksız fiilin ya da zarar doğuran olayın tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.
Kazancın bilinemediği döneme ilişkin tazminata ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir.
Faizin başlangıç tarihi, kazancın bilinip bilinmemesine göre değişir.
m.55: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hakkaniyet indirimini m.52 üzerinden yapmak; m.55 bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatında miktar esas alınarak indirim yapılmasını yasaklamıştır.
- Rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemelerini zarardan düşmek; bu ödemeler zarardan indirilemez.
- Ifa amacını taşımayan ödemeler ile ifa amacıyla yapılan ödemeleri aynı şekilde ele almak; birincisi zarardan indirilemez, ikincisi ödeme tarihine göre oransal mahsup edilir.
- Ek fıkradaki faiz başlangıcını tüm tazminata tek tarihten uygulamak; kazancın bilindiği ve bilinemediği dönemler ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
- Madde 2026 değişikliği öncesi kararlardaki hesap yöntemini ek fıkra hükümlerine aynen uygulamak; mahsup ve faiz kuralları değişiklikten sonra farklılaşmıştır.
- Mahsubu tahkikat başlamadan önce yapılan ödemelerle sınırlamamak; ek fıkra yalnızca tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedelin mahsubunu öngörür.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatında maddi zarardan, Kurumca bağlanan gelirlerin hüküm tarihine yakın peşin sermaye değerinin düşülmesinin, madde 2012 yılında yürürlüğe girdiğinden kamu düzenine ilişkin bu hükme aykırı olduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2016/403 E., 2020/104 K., 06.02.2020)
- Destekten yoksun kalma ve bedensel zarar tazminatında hesaplamanın m.55 ilkeleri gözetilerek yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2019/595 E., 2022/639 K., 17.05.2022; Hukuk Genel Kurulu, 2017/1179 E., 2021/1563 K., 02.12.2021; Hukuk Genel Kurulu, 2018/338 E., 2021/1246 K., 14.10.2021)
- Zararlandırıcı olayla bağlantılı olarak işverenin ya da idarenin yaptığı daire bedeli ve yardımların tazminattan düşülmesi gerektiği yönünde karar verilmiştir. Bu tür ödemelerin m.55 anlamında ifa amacı taşımayan ödeme olup olmadığı somut olayda değerlendirilmiştir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/699 E., 2023/852 K., 27.09.2023)
- Madde 2026 değişikliğinden önceki kararların, hesaplamada m.55 ile uyumlu olmakla birlikte, faiz başlangıcı ve ifa amacıyla yapılan ödemelerin mahsubu bakımından yeni ek fıkrayı yorumlamadığı görülmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1130 E., 2024/20 K., 24.01.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Destekten yoksun kalma veya bedensel zarar tazminatını talep eden zarar görenin, zararın varlığını ve miktarını ispatlaması gerekir; bu ispat genellikle bilirkişi raporu ile yapılır.
- Sorumlunun, zarardan indirilmesini istediği bir ödemenin rücu edilemez bir sosyal güvenlik ödemesi ya da ifa amacıyla yapılan bir ödeme olduğunu ileri sürmesi halinde bu iddiayı ispatlaması gerekir.
- Ödemenin rücu edilebilir olup olmadığı, ilgili kurumun mevzuatına ve kurumun belgelerine dayanılarak ispatlanır.
- Ifa amacıyla yapılan ödemenin mahsubu için ödemenin tarihi ve miktarı, tahkikat başlamadan önce yapıldığını gösteren belgelerle ispatlanır.
- Kazancın bilindiği ya da bilinemediği dönemin tespiti, faiz başlangıcı bakımından belgelerle ortaya konulur; bu tespit için kazanç belgeleri ve bilirkişi incelemesi kullanılır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.56: Ölüm ve bedensel zararlarda tazminatın kapsamını ve hesabını tamamlayan hükümdür; m.55 ile birlikte okunur.
- 6098 sayılı Kanun m.52: Hakimin hakkaniyet gerekçesiyle tazminatı indirebildiği genel hükümdür; m.55 bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı bakımından bu indirimi sınırlar.
TBK m.56
TBK m.56, bedensel bütünlüğün zedelenmesi ve ölüm hâllerinde hâkimin manevi tazminata hükmedebilmesini düzenler. Birinci fıkra, bedensel bütünlüğü zedelenen kişiye uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verilebilmesini; ikinci fıkra, ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat ödenmesine karar verilebilmesini kapsar. Hüküm, kusur sorumluluğunun yanında özen ve tehlike sorumluluğunda da uygulama alanı bulur. Maddenin düzenlemediği konular arasında manevi tazminatın miktarını belirleyen ölçütler ve hesap yöntemi (ilgili hükümler dışında hâkimin takdiri), kişilik hakkının diğer ihlal hâlleri ile genel kişilik korumasının esasları (TMK m.24-25), haksız fiil sorumluluğunun genel koşulları ve zararın ispatı (TBK m.49-51), tazminatın faizi ve zamanaşımı (TBK m.146 ve haksız fiilde iki yıllık zamanaşımı) yer almaz.
m.56: hangi şartlar aranır?
- Bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmiş veya bir kimsenin ölmüş olması gerekir.
- Zarar görende manevi bir zararın meydana gelmiş olması gerekir; bu zararın kişilik değerlerinde iradesi dışında bir eksilme olarak ortaya çıkması aranır.
- Manevi zarar ile ihlali doğuran davranış veya sorumluluk olgusu arasında uygun illiyet bağı bulunması gerekir.
- Hâkimin olayın özelliklerini gözeterek manevi tazminata karar vermesi gerekir; birinci fıkra bakımından hükmün verilmesi hâkimin takdirindedir.
- İkinci fıkra uygulanacaksa ağır bedensel zarar ya da ölüm hâli bulunmalı ve tazminat talep eden kişi zarar görenin veya ölenin yakını olmalıdır.
m.56: hangi sonuçları doğurur?
- Koşullar gerçekleştiğinde hâkim, zarar görene uygun bir miktar manevi tazminat ödenmesine karar verebilir.
- Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da uygun bir miktar manevi tazminat ödenmesine karar verilebilir.
- Hâkim bu yetkisini kullanmak zorunda değildir; manevi tazminat hükmü hâkimin takdirine bağlıdır.
- Hafif bir bedensel zararda ya da manevi zarar ispat edilemediğinde manevi tazminata hükmedilmez.
- Yakınların ikinci fıkra kapsamındaki talebi, ağır bedensel zarar veya ölüm hâli bulunmadığında kabul edilmez.
Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra, bedensel bütünlüğü zedelenen kişinin kendisine manevi tazminat ödenmesine imkân verir.
İkinci fıkra, ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına tazminat ödenmesine imkân verir.
Yakınlar yalnızca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde talep edebilir; hafif veya orta şiddetteki bedensel zararda yakınlar bu maddeye dayanarak tazminat isteyemez.
Kusur sorumluluğu ile özen ve tehlike sorumluluğu arasındaki fark nedir?
Kusur sorumluluğunda kusurlu davranış ile manevi zarar arasında bağ aranır.
Özen sorumluluğu ve tehlike sorumluluğunda kusur aranmaksızın da madde uygulanır.
Kusursuz sorumluluk hâllerinde de (örneğin KTK m.90'a atıf yapılan hâllerde) manevi tazminata hükmedilebilir.
Zarar gören ile zarar görenin yakını arasındaki fark nedir?
Zarar gören, kendi bedensel bütünlüğünün ihlali nedeniyle doğrudan manevi zarara uğrar.
Yakın, zarar görenin ölümü veya ağır zararı nedeniyle dolaylı olarak manevi zarar çeker.
Yakınların talebi maddenin ikinci fıkrasına bağlıdır ve yakınlık ilişkisinin somut olayda kanıtlanması gerekir.
m.56: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Birinci fıkrayı ağır bedensel zarar koşuluna bağlamak; birinci fıkra bakımından ağır zarar aranmaz, yalnızca bedensel bütünlüğün zedelenmesi yeterlidir.
- İkinci fıkradaki yakınlık hakkını her zararda geçerli saymak; yakınlar yalnızca ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde talep edebilir.
- Manevi tazminatı maddi tazminat gibi zarar miktarına göre hesaplamak; manevi tazminatın bir hesap yöntemi yoktur ve hâkimin takdirine bırakılmıştır.
- Maddi zararın ispatı ile manevi zararın ispatını karıştırmak; manevi tazminat talebi için maddi zararın varlığı ayrıca aranmaz.
- Özen ve tehlike sorumluluğunda kusur aramak; bu hâllerde kusur şartı bulunmadığı için madde kusursuz sorumlulukta da uygulanabilir.
- Yakınlık ilişkisini ispatlamadan talepte bulunmak; ikinci fıkra kapsamında yakınlık ilişkisi somut olarak gösterilmelidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Manevi tazminat miktarının belirlenmesinde hâkim, zarar görenin yaşını, yaralanmanın niteliğini, kusur oranını ve tarafların sosyal ve ekonomik durumunu birlikte değerlendirmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2021/1138 E., 2024/473 K., 20.03.2024; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2021/1359 E., 2024/377 K., 29.02.2024)
- Hâkim, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını gösteren müzekkere cevaplarını dosya kapsamındaki delillerle birlikte değerlendirerek manevi zararın varlığına ve tutarına karar vermektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2021/1138 E., 2024/473 K., 20.03.2024; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2021/1359 E., 2024/377 K., 29.02.2024)
- Kazada yaralanan kişinin manevi zararının varlığı, kazanın meydana gelişi ve yaralanmanın dosyadaki sağlık raporları ile birlikte değerlendirilerek kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1875 E., 2024/1511 K., 23.09.2024; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/917 E., 2024/1475 K., 18.09.2024; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/957 E., 2024/1487 K., 18.09.2024; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/967 E., 2024/1466 K., 18.09.2024)
- Manevi tazminat talebinde hâkimin olayın özelliklerini ve tarafların ekonomik durumunu gerekçede açıkça göstermesi beklenmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2021/1138 E., 2024/473 K., 20.03.2024; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2021/1359 E., 2024/377 K., 29.02.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Manevi tazminat talep eden taraf, bedensel bütünlüğün zedelendiğini veya ölümün gerçekleştiğini sağlık raporu, ölüm belgesi ve kaza tespit tutanağı gibi belgelerle ispatlamakla yükümlüdür.
- Manevi zararın varlığını ileri süren taraf bunu ispatlamalıdır; kanun manevi zararın varlığını kabul eden bir karine koymaz, ancak ağır yaralanma ve ölüm hâllerinde zararın varlığı yaygın biçimde kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1875 E., 2024/1511 K., 23.09.2024; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/917 E., 2024/1475 K., 18.09.2024)
- İkinci fıkra kapsamında yakın olduğunu ileri süren kişi, zarar görenle olan yakınlık ilişkisini nüfus kaydı veya aile bağını gösteren belgelerle kanıtlamalıdır.
- Tarafların sosyal ve ekonomik durumu, müzekkere cevapları ve tanık beyanlarıyla ispatlanır; bu delillerin toplanması tazminatın miktarının belirlenmesi açısından önemlidir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2021/1138 E., 2024/473 K., 20.03.2024; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2021/1359 E., 2024/377 K., 29.02.2024)
- Karşı taraf, kusursuzluk, zararın az olduğu veya manevi zararın bulunmadığı savunmasını ileri sürerse bu savunmayı kendisi ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.49: Haksız fiilde genel sorumluluk koşullarını düzenler; TBK m.56 bu genel koşulların yanında uygulanan özel bir manevi tazminat hükmüdür.
- 6098 sayılı Kanun m.51: Haksız fiil tazminatında hâkimin takdir yetkisini ve zararın belirlenmesini düzenler; manevi tazminatın miktarı bakımından başvurulan genel ilkedir.
- 6098 sayılı Kanun m.146: Haksız fiilden doğan tazminat alacaklarının zamanaşımı süresine ilişkin genel hükümdür; TBK m.56 kapsamındaki talep de bu sürelere tabidir.
- 2918 sayılı Kanun m.90: Karayolları Trafik Kanunu m.90, trafik kazasında ölüm ve bedensel zarar için TBK m.56'nın uygulanacağı hâllerde atıf yapılan bir tehlike sorumluluğu hükmüdür.
TBK m.57 — Haksız rekabet
Bu madde, gerçek olmayan haberlerin yayılması, bu tür ilanların yapılması ya da dürüstlük kurallarına aykırı diğer davranışlar yüzünden müşterileri azalan veya kaybetme tehlikesiyle karşılaşan kişiye tanınan dava haklarını düzenler; bu haklar bu davranışların durdurulması ve kusur varsa zararın giderilmesidir. Hüküm, ticari olmayan işler bakımından genel haksız rekabet koruması sağlar; ticari işlere ilişkin haksız rekabet ise Türk Ticaret Kanunu hükümlerine bırakılmıştır. Maddede haksız rekabetin tespiti, men ve düzeltme davalarının kusura bağlı olmadığı, kusurun yalnızca tazminat bakımından aranacağı açıkça yazılı değildir. Maddenin ticari işlerdeki haksız rekabeti (TTK m.54-63), kişilik haklarının ihlalini (TMK m.23-24), tazminatın kapsamını ve haksız fiil sorumluluğunun genel koşullarını (TBK m.49 vd.) düzenlemediği kabul edilmektedir.
Haksız rekabet: hangi kavramlar bilinmeli?
- Haksız rekabet
- Dürüstlük kurallarına aykırı davranışlarla rakipler veya müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen, hukuka aykırı sayılan rekabet davranışıdır. Maddede yer alan koruma, bu genel kavramın yalnızca gerçek olmayan haber, yanıltıcı ilan ve dürüstlük kuralına aykırı diğer davranışlar biçimindeki görünümlerine ilişkindir.
- Müşteri kaybı tehlikesi
- Davranış nedeniyle müşterilerin azalmış olması ya da azalma tehlikesinin ortaya çıkmış olmasıdır. Davacının fiilen zarar görmüş olması zorunlu değildir; tehlikenin varlığı yeterlidir.
- Dürüstlük kurallarına aykırı davranış
- Gerçek olmayan haber ve ilan dışında kalan, rekabette dürüstlüğe uymayan her türlü davranıştır. Maddede sayılan örnekler sınırlayıcı değildir.
- Kusur
- Zararın giderilmesi talebi bakımından failin sorumluluğunu doğuran ihmal veya kastın varlığıdır. Men ve düzeltme talepleri kusura bağlı değildir.
- Ticari işler
- Tacirlerin ticari işletmesiyle ilgili olan işlerdir. Bu nitelikteki haksız rekabet hâlleri bu maddenin değil Türk Ticaret Kanunu'nun ilgili hükümlerinin alanına girer.
Haksız rekabet: hangi şartlar aranır?
- Davranışın gerçek olmayan haberlerin yayılması, bu tür ilanların yapılması veya dürüstlük kurallarına aykırı diğer bir davranış olması gerekir.
- Davranış ile davacının müşterilerinin azalmış olması ya da bunları kaybetme tehlikesiyle karşılaşması arasında nedensellik bulunmalıdır.
- Davacı, bu davranışlara son verilmesini isteyebilir; bu talep için failin kusurlu olması aranmaz.
- Zararın giderilmesi talebi için failin kusurlu olması gerekir.
- Ticari işlere ait haksız rekabet olaylarında bu maddeye değil Türk Ticaret Kanunu hükümlerine başvurulması gerekir; bu nedenle davanın hangi hukuki dayanağa bağlanacağının önce belirlenmesi gerekir.
Haksız rekabet: hangi sonuçları doğurur?
- Davranış tespit edildiğinde davacı, davranışın durdurulmasını isteyebilir.
- Failin kusuru varsa davacı, uğradığı zararın giderilmesini isteyebilir.
- Failin kusuru yoksa maddi ve manevi tazminat talebi bu madde temelinde kabul edilemez; men talebi ise kusura bağlı olmadan ileri sürülebilir.
- Ticari işlere ilişkin haksız rekabet olaylarında bu maddenin uygulanması, TTK hükümleri saklı kalarak sınırlıdır.
- Sözleşmeyle bu hakların kaldırılması maddede düzenlenmemiştir; hükmün emredici niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.
Men talebi ile tazminat talebi arasındaki fark nedir?
Bu davranışlara son verilmesi talebi, failin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın ileri sürülebilir.
Zararın giderilmesi talebi, failin kusurunun varlığına bağlıdır.
Kusur ispatlanamasa bile men talebi kabul edilebilir; tazminat talebi reddedilir.
Genel haksız rekabet ile ticari işlerde haksız rekabet arasındaki fark nedir?
Ticari olmayan işlerde haksız rekabet bu madde hükümlerine göre değerlendirilir.
Ticari işlere ait haksız rekabet, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabidir ve bu madde bu alanda saklıdır.
Ticari işlerde TTK hükümleri esas alınır; bu madde yalnızca bu alanın dışındaki haksız rekabet hâlleri için uygulanır.
Gerçek olmayan haber ve ilan ile diğer dürüstlük dışı davranışlar arasındaki fark nedir?
Gerçek olmayan haber yayılması ve yanıltıcı ilan, maddede açıkça sayılan hâllerdir.
Dürüstlük kurallarına aykırı diğer davranışlar, maddenin genel ifadesi içinde kalan hâllerdir.
Her iki hâl de aynı talep ve koşullara bağlıdır; ayrım yalnızca davranışın niteliğini belirler.
Haksız rekabet: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Men talebini kusur şartına bağlamak; men talebinde kusurun aranmadığını gözden kaçırmak.
- Ticari işlere ilişkin bir olayda doğrudan bu maddeye dayanmak; TTK m.54-63 hükümlerini atlamak.
- Müşteri kaybının fiilen gerçekleşmiş olmasını aramak; tehlikenin varlığının yeterli olduğunu göz ardı etmek.
- Kişilik hakkı ihlali ile haksız rekabeti birbirine karıştırmak; her iki yolun koşullarını ayrı değerlendirmemek.
- Kusuru tazminat dışındaki taleplerde de aramak; yalnızca zarar giderimi için kusurun aranacağını unutmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ticari işlerde haksız rekabet iddialarında mahkemelerin önce TTK hükümlerine bakması, bu maddenin ise ancak ticari olmayan alanda uygulanması kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/2580 E., 2023/6556 K., 08.11.2023)
- Haksız rekabet iddialarında, davalının müşteri çekme veya müşteri kaybı tehlikesi yaratan davranışlarının somut olarak ortaya konulması gerektiği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/4985 E., 2024/6379 K., 16.09.2024)
- Kişilik haklarına saldırı iddiası ile haksız rekabet iddiasının birlikte ileri sürüldüğü durumlarda, mahkemelerin m.57 kapsamındaki eylemi ayrıca değerlendirdiği görülmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/917 E., 2024/4359 K., 28.05.2024)
- Men talebinin, eylemin devamının önlenmesi ve ürünlerin toplatılması biçiminde somutlaştırıldığı durumlarda mahkemelerin bu talebi m.57 çerçevesinde kabul ettiği görülmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2021/7726 E., 2023/1871 K., 27.03.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Davacı, davranışın gerçek olmayan haber, yanıltıcı ilan ya da dürüstlük dışı başka bir davranış olduğunu ve müşterilerinin azaldığını ya da kaybetme tehlikesiyle karşılaştığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Müşteri kaybı veya kayıp tehlikesi, müşteri sayısındaki düşüş, ilan ve yayın belgeleri, tanık beyanları ve ticari kayıtlarla ispatlanabilir.
- Davalı, davranışının dürüstlük kurallarına aykırı olmadığını, gerçeğe uygun bilgi verdiğini ya da ifade özgürlüğü kapsamında hareket ettiğini ileri sürerek savunma yapabilir ve bunu ispatla yükümlüdür.
- Tazminat talebinde davacı, davalının kusurunu ispatlamakla yükümlüdür; kusurun ispatı için davranışın niteliği ve davalının bilgi düzeyi delil olarak değerlendirilebilir.
- Ticari işlerde hangi hukuki dayanağın seçileceği, davanın tacirler arasında geçip geçmediği ve davanın konusu esas alınarak belirlenir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.54: Haksız rekabetin genel tanımını ve kusurun tespit, men ve düzeltme davalarında aranmadığını düzenler; bu madde ile birlikte okunur.
- 6098 sayılı Kanun m.55: Ticari işlerdeki haksız rekabet hâllerini sayar; m.57'nin ticari işler bakımından bırakılan alanı bu hükümler ve TTK'nın ilgili maddeleri ile belirlenir.
- 6098 sayılı Kanun m.58: Kişilik hakkına yönelik haksız rekabet ihlallerinde manevi tazminat talebinin koşullarını düzenler.
- 6098 sayılı Kanun m.59: Sebepsiz zenginleşme hükümleridir; haksız rekabet nedeniyle elde edilen menfaatlerin iadesi bakımından ayrı bir talep yolu oluşturur.
- 4721 sayılı Kanun m.23: Ticari itibar ve kişilik hakkına yönelik saldırılarda genel kişilik koruması olarak kullanılır; haksız rekabet dışında kalan ihlaller için ayrı bir dayanak sağlar.
- 4721 sayılı Kanun m.24: Kişilik haklarına saldırıda koruma ve tazminat taleplerinin dayanağını oluşturur; m.57 kapsamında olmayan kişilik ihlallerinde başvurulur.
- 6102 sayılı Kanun m.55: Ticari işlerde haksız rekabetin sayılan hâllerini düzenleyen Türk Ticaret Kanunu hükmüdür; bu madde ticari işlerde saklı tutulmuştur.
TBK m.58 — Kişilik hakkının zedelenmesi
TBK m.58, kişilik hakkının zedelenmesi halinde uğranılan manevi zararın giderilmesini düzenler. Hükmün birinci fıkrası manevi tazminat talebinin dayanağını, ikinci fıkrası ise hâkimin tazminat yerine ya da tazminata ek olarak başka bir giderim biçimine hükmetme yetkisini ve saldırıyı kınayan karar ile bunun yayımlanması imkânını kapsar. Madde, kişilik hakkı zedelenen gerçek kişiler ile bu hakkın ihlalinden zarar gören kişiler bakımından uygulanır. Maddede maddi tazminat davası düzenlenmez; kişiliğe tecavüzde maddi tazminatın dayanağı özel hükümler ve genel kurallardır. Beden bütünlüğünün ihlali ve adam öldürülmesinde manevi tazminat (m.56), tüzel kişilerin manevi zararı ve yakınların yansıma yoluyla zararı, ayrıca kişilik haklarının korunmasına ilişkin Türk Medeni Kanunu hükümleri bu maddenin kapsamı dışındadır. Manevi tazminat davasının zamanaşımı ve usulü de bu maddede yer almaz.
Kişilik hakkının zedelenmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kişilik hakkı
- Gerçek kişiyi insan olması nedeniyle koruyan, şeref, haysiyet, özel hayat, sır ve benzeri sosyal ve duygusal değerleri kapsayan haklar bütünüdür. Maddenin korumasının konusu bu değerlerin ihlalidir.
- Manevi zarar
- Zarar görenin sosyal ve duygusal kişilik değerlerinde, iradesi dışında meydana gelen objektif eksilmedir. Ekonomik kayıp niteliği taşımaz; ihlal fiili bu değerlerde eksilme yaratmamışsa manevi zarar doğmamış sayılır.
- Manevi tazminat
- Manevi zararın karşılığı olarak ödenen belirli miktarda paradır. Madde metninde adı açıkça 'manevi tazminat' olarak geçer ve tutarı hâkim tarafından takdir edilir.
- Giderim biçimi
- Para ödenmesinden başka, zararı ortadan kaldırmaya ya da etkisini azaltmaya yönelik her türlü hukuki sonuçtur. Hâkim bunu manevi tazminatın yerine ya da ona ek olarak kararlaştırabilir.
- Kınama kararı
- Saldırının hukuka aykırılığını ve ağırlığını resmen belirten hüküm türüdür. Maddede ayrıca, bu kararın yayımlanmasına da hükmedilebileceği belirtilmiştir.
Kişilik hakkının zedelenmesi: hangi şartlar aranır?
- Kişilik hakkının hukuka aykırı biçimde zedelenmiş olması gerekir; hukuka uygunluk sebeplerinden biri (rıza, üstün yarar, kanunun verdiği yetki) varsa ihlal hukuka aykırı sayılmaz.
- İhlal fiili, zarar görenin sosyal ve duygusal kişilik değerlerinde objektif bir eksilme yaratmış olmalıdır; bu eksilme manevi zarar olarak kabul edilir.
- Manevi zarar ile ihlal fiili arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır.
- Zarar görenin manevi tazminat talebinde bulunması gerekir; hâkim kendiliğinden bu tazminata hükmedemez.
- Kusur ve zararın ağırlığı şartı aranmaz; hem kusur sorumluluğunda hem kusursuz sorumlulukta madde uygulanır, ancak kusursuz sorumlulukta kusur şart değildir.
- Hâkim manevi tazminat yerine ya da ona ek olarak başka bir giderim biçimine karar verebilir; bu takdir yetkisi mahkemeye aittir.
Kişilik hakkının zedelenmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Kişilik hakkının zedelenmesi halinde zarar görenin manevi zararı için bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesini isteme hakkı doğar.
- Hâkim tazminatın ödenmesi yerine diğer bir giderim biçimine karar verebilir.
- Hâkim tazminatla birlikte başka bir giderim biçimine de hükmedebilir.
- Hâkim saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.
- Manevi zarar doğmamışsa, örneğin ihlal fiili kişilik değerlerinde eksilme yaratmamışsa, manevi tazminat talebi reddedilir.
- Hukuka uygunluk sebebi bulunan ihlallerde manevi tazminat talebi doğmaz.
Manevi tazminat ile diğer giderim biçimi arasındaki fark nedir?
Manevi tazminat, zarar görene belirli bir miktar paranın ödenmesidir ve birinci fıkrada doğrudan talep edilebilir.
Diğer giderim biçimi, para dışında zararı gidermeye yönelik karardır; hâkim bunu kendiliğinden takdir eder.
Hâkim manevi tazminatın yerine başka bir giderim biçimine karar verebilir ya da ikisini birlikte uygulayabilir.
Yalnız kınama kararı ile kınama kararının yayımlanması arasındaki fark nedir?
Kınama kararı, saldırının hukuka aykırılığını resmen belirtir.
Yayımlanma kararı, kınama kararının kamuya duyurulmasını sağlar ve ayrıca hükmedilmesi gerekir.
Hâkim yalnızca kınama ile yetinebilir; yayımlanmaya ayrıca hükmetmesi gerekmez.
Kişilik hakkı ihlali (m.58) ile beden bütünlüğü ve adam öldürme (m.56) arasındaki fark nedir?
m.58, sosyal ve duygusal kişilik değerlerinin ihlalinde uygulanır.
m.56, beden bütünlüğünün ihlali ve adam öldürülmesinde uygulanan özel hükümdür.
Her iki hal için ayrı manevi tazminat hükmü vardır; bedensel zarar için m.58 değil m.56 esas alınır.
Kusurlu sorumluluk ile kusursuz sorumluluk arasındaki fark nedir?
Kusur sorumluluğunda failin kusuru bulunur ve bu sorumluluğun dayanağıdır.
Kusursuz sorumlulukta kusur şart değildir; zarar ve illiyet bağı yeterlidir.
Madde her iki sorumluluk türünde uygulanır; kusur yokluğu tek başına manevi tazminatı ortadan kaldırmaz.
Kişilik hakkının zedelenmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Manevi zararın ağırlığı veya kusurun ağırlığını ayrı bir şart saymak; bu şartlar m.58'de aranmaz ve eski BK m.49'daki durumdan ayrılmak gerekir.
- Kusursuz sorumlulukta m.58'in uygulanmadığını düşünmek; madde kusursuz sorumlulukta da uygulanır, sadece kusur şart değildir.
- Bedensel zarar ile ölüm hallerinde m.58'i uygulamak; bu hallerde m.56 esas alınmalıdır.
- Hâkimin kendiliğinden manevi tazminata hükmedebileceğini varsaymak; talep olmadan tazminat verilmez.
- Kınama kararını ve yayımlanma kararını birbirinden ayırmamak; yayımlanmaya ayrıca hükmedilmesi gerekir.
- Maddi tazminat davasını m.58 ile karıştırmak; m.58 yalnızca manevi zarara ilişkindir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler, manevi tazminatın hükmedilebilmesi için kişilik hakkına saldırı bulunduğunu, bu saldırının hukuka aykırı bir fiille gerçekleştiğini ve zarar görenin kişilik haklarında zarar oluştuğunu aramaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2024/1274 E., 2024/1346 K., 23.10.2024)
- Kişilik hakkına saldırı nedeniyle hâkimin tazminat yerine ya da tazminatla birlikte uygun bir miktar paraya hükmedebileceği kabul edilmektedir. (Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/476 E., 2025/970 K., 29.05.2025)
- Manevi tazminatın miktarı, olayın özelliklerine, failin ve mağdurun durumuna ve kişilik değerlerinde meydana gelen eksilmenin niteliğine göre takdir edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/1378 E., 2021/1135 K., 30.09.2021)
- m.58 kapsamında manevi tazminata hükmedilebilmesi için zararın ispatlanması gerektiği, zararın ispatlanamadığı hallerde talebin reddedilebileceği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2023/2402 E., 2024/1344 K., 25.09.2024)
- m.58'in, şahsiyet hakkı ihlallerinde Türk Medeni Kanunu'ndaki manevi tazminat hükümlerinden daha kapsamlı bir koruma sağladığı yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2020/1064 E., 2023/71 K., 12.01.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Manevi tazminat talebinde bulunan zarar görenin, kişilik hakkının hukuka aykırı biçimde zedelendiğini ve uğradığı manevi zararı ispat yükü altındadır.
- Kişilik hakkı ihlalinin varlığı, olayın somut delilleri ve tanık beyanları ile ispatlanır; manevi zararın varlığı ise ihlal fiilinin niteliğinden ve zarar görenin durumundan çıkarılabilir.
- Failin hukuka uygunluk sebebi (rıza, üstün yarar, kanunun verdiği yetki) ileri sürmesi halinde bu savunmayı ileri süren fail ispatlamakla yükümlüdür.
- İhlal fiili ile manevi zarar arasındaki uygun illiyet bağı, zarar görenin sorumluluk iddiasını dayandırdığı olgularla ispatlanır.
- Manevi tazminat miktarı konusunda taraflar beyanlarını ve tarafların sosyal durumuna ilişkin bilgileri sunar; takdir hâkime aittir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.56: Beden bütünlüğünün ihlali ve adam öldürülmesi hallerindeki manevi tazminatı düzenler; m.58 bu hallerde değil, bunların dışındaki kişilik değerlerinin ihlalinde uygulanır.
- 4721 sayılı Kanun m.24: Kişilik haklarının korunmasını ve hukuka aykırılığı düzenler; m.58 kapsamındaki ihlalin hukuka aykırılık ölçütünü bu maddeye göre belirlenir.
- 4721 sayılı Kanun m.25: Manevi tazminat istemini ve bunun devrini düzenler; manevi tazminat talebinin kişiye sıkı sıkıya bağlılığı bu hükümle ilgilidir.
TBK m.59 — Ayırt etme gücünün geçici kaybı
Madde, ayırt etme gücünü geçici olarak kaybeden kişinin bu durumdayken verdiği zararlardan sorumluluğunu ve bu sorumluluktan kurtulma koşulunu düzenler. Sorumluluk, kişinin ayırt etme gücünü kaybetmesinde kusurunun bulunup bulunmadığı üzerine kuruludur. Madde, ayırt etme gücünü sürekli olarak yitirmiş kişilerin hakkaniyet sorumluluğunu düzenlemez (TBK m.65). Ayırt etme gücünün varlığının tespiti ve haksız fiilin genel unsurları da bu maddede yer almaz (TBK m.49 ve devamı). Fiilin hukuka aykırılığı, zarar ve uygun nedensellik bağı ile zararın tazmini ve tazminat türleri de bu maddenin konusu değildir. Zamanaşımı ve tazminat talebinin usul yönü de ayrıca düzenlenmiştir (TBK m.72).
Ayırt etme gücünün geçici kaybı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ayırt etme gücü
- Kişinin fiilinin niteliğini ve sonuçlarını anlayabilmesi ve buna göre davranabilmesi yeteneğidir. Hukuki işlem ehliyetinden ayrıdır; yaş ve kısıtlılık durumu bu kavramın içinde değerlendirilmez.
- Geçici ayırt etme gücü kaybı
- Sarhoşluk, uyuşturucu etkisi veya benzeri bir nedenle ayırt etme gücünün belli bir süre için ortadan kalkmasıdır. Ayırt etme gücü sürekli bir sebeple yoksun olanlar bu kavramın dışındadır.
- Kusurun ispatı (ters ispat yükü)
- Failin, zararı doğuran fiili işlerken değil, ayırt etme gücünü geçici olarak kaybetme durumuna düşerken kusurlu olmadığını kanıtlamasıdır. Zarar görenin fail kusurunu ispat etmesi gerekmez.
Ayırt etme gücünün geçici kaybı: hangi şartlar aranır?
- Failin, zarar verdiği anda ayırt etme gücünü geçici olarak kaybetmiş olması gerekir.
- Zarar, bir haksız fiilden kaynaklanmalı ve fiil ile zarar arasında uygun nedensellik bağı bulunmalıdır.
- Failin ayırt etme gücünü kaybetmesinde kusurunun bulunması sorumluluğun ön koşulu olarak kabul edilir; fail bu durumda kusursuzluğunu ispat etmedikçe sorumludur.
- Failin, ayırt etme gücünü kaybetmesinde kusursuz olduğunu ispat etmesi halinde sorumluluk doğmaz.
Ayırt etme gücünün geçici kaybı: hangi sonuçları doğurur?
- Ayırt etme gücünü geçici olarak kaybetmiş kişi, bu sırada verdiği zararları gidermekle yükümlüdür.
- Ayırt etme gücünü kaybetmede kusursuz olduğunu ispat eden kişi sorumluluktan kurtulur.
- Failin kendi kusuruyla geçici olarak ayırt etme gücünü kaybettiği hallerde, kusura dayalı sorumluluk doğar ve tazminat yükümlülüğü devam eder.
- Kusursuzluğun ispatlanamadığı hallerde sorumluluk, kişinin ayırt etme gücünü kaybetme anındaki fiilinden doğar.
- Kusursuzluğu ispat edilen fail, TBK m.65 uyarınca hakkaniyet gerektiriyorsa yine de tazminat ödemekle yükümlü tutulabilir.
Geçici kayıp ile sürekli yoksunluk arasındaki fark nedir?
Geçici kayıpta fail ayırt etme gücüne sahip olmuş, sonradan bu gücünü yitirmiştir. Burada kusura dayalı sorumluluk ve ters ispat yükü söz konusudur.
Sürekli yoksunlukta fail hiçbir zaman ayırt etme gücüne sahip olmamıştır ya da bu gücünü kalıcı olarak yitirmiştir. Bu halde TBK m.65 uygulanır.
Geçici kayıpta sorumluluktan kurtulmak için kusursuzluk ispatı gerekir; sürekli yoksunlukta ise hakkaniyet ölçütü uygulanır ve kusurun ispatı aranmaz.
Kusura dayalı sorumluluk ile hakkaniyet sorumluluğu arasındaki fark nedir?
TBK m.59 kapsamında failin, ayırt etme gücünü kaybetmesinde kusuru olup olmadığı belirleyicidir.
TBK m.65 kapsamında hakkaniyet gerektiriyorsa tazminat yükümlülüğü doğar ve kusur aranmaz.
Geçici kayıpta kusurlu olmayan fail m.59'a göre sorumlu olmaz; ancak hakkaniyet gerektirirse m.65 uyarınca yine sorumlu tutulabilir.
Haksız fiil ile borca aykırılık arasındaki fark nedir?
Haksız fiilde geçici ayırt etme gücü kaybı, failin sorumluluğunu bu madde ile belirlenir.
Borca aykırılıkta, sözleşme ilişkisi içinde ayırt etme gücünü yitiren borçlu için de aynı ilke uygulanır.
Kendi kusuruyla sarhoş olarak borcunu ihlal eden kişi, kusuru ispat edilmedikçe borç ihlalinden sorumlu tutulur.
Ayırt etme gücünün geçici kaybı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Geçici ayırt etme gücü kaybında zarar görenin failin kusurunu ispat etmesi gerektiğini sanmak; ispat yükü failin üzerindedir.
- Failin fiilini işlerken kusursuz olduğunu ispat etmesini yeterli saymak; ispat edilmesi gereken, ayırt etme gücünü kaybetme anındaki kusursuzluktur.
- Kusursuzluğu ispat eden failin mutlaka sorumluluktan kurtulacağını düşünmek; hakkaniyet gerektiriyorsa TBK m.65 uyarınca sorumluluk devam edebilir.
- Sürekli ayırt etme gücü yoksunluğu ile geçici kaybı birbirine karıştırmak ve m.65 ile m.59'u aynı şekilde uygulamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ayırt etme gücünün geçici olarak kaybedildiği hallerde, kusurun varlığı karine olarak kabul edilmekte ve kişinin bu durumda verdiği zararlardan sorumlu tutulacağı kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/6276 E., 2024/7674 K., 04.11.2024; 11. Hukuk Dairesi, 2023/5915 E., 2024/7402 K., 21.10.2024)
- Kusursuzluğun ispatı için, ayırt etme gücünü kaybetmede kusursuz olunduğunun ispat edilmesi gerekmekte; fiilin işlenmesinde kusursuz olunduğunun ispatı yeterli görülmemektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/6276 E., 2024/7674 K., 04.11.2024; 11. Hukuk Dairesi, 2023/5915 E., 2024/7402 K., 21.10.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Zarar gören, failin fiilinin hukuka aykırı olduğunu, zararı ve fiil ile zarar arasındaki nedensellik bağını ispatlamakla yükümlüdür.
- Ayırt etme gücünü geçici olarak kaybettiğini ileri süren fail, bu duruma kusursuz düştüğünü ispatlamakla yükümlüdür; zarar gören failin kusurunu ispatlamak zorunda değildir.
- Kusursuzluk savunması için sarhoşluğun zorla içki içirilme veya içeceğe madde konulması gibi kusursuz bir nedene dayandığını gösteren belgeler ve tanık beyanları kullanılabilir.
- Fail, bu durumda kusurunun bulunmadığını ispat edemezse sorumluluk doğar; kusursuz olduğunu ispat edip edemediği hâkimin serbest delil değerlendirmesine tabidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.65: Ayırt etme gücünü sürekli olarak yitirmiş kişilerin hakkaniyete dayalı sorumluluğunu düzenler. Geçici kayıp halinde kusursuzluğu ispat eden fail, hakkaniyet gerektiriyorsa bu madde uyarınca yine sorumlu tutulabilir.
- 6098 sayılı Kanun m.49: Kusura dayanan haksız fiil sorumluluğunun genel koşullarını düzenler; bu madde ayırt etme gücü ile birlikte uygulanır.
- 6098 sayılı Kanun m.72: Haksız fiil sebebiyle açılan tazminat davalarının zamanaşımını düzenler; bu madde ise zamanaşımını kapsamaz.
Konuda geçen kararlar
60 karar- Hukuk Genel Kurulu, 2025/165 E., 2025/940 K., 25.12.2025İlgili madde: m.50, m.53
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/963 E., 2025/230 K., 16.04.2025İlgili madde: m.49
- Hukuk Genel Kurulu, 2024/197 E., 2025/168 K., 26.03.2025İlgili madde: m.53
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/898 E., 2024/477 K., 25.09.2024İlgili madde: m.49
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/1046 E., 2024/441 K., 18.09.2024İlgili madde: m.52
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/1060 E., 2024/137 K., 28.02.2024İlgili madde: m.53
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/1131 E., 2024/75 K., 07.02.2024İlgili madde: m.53
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/1130 E., 2024/20 K., 24.01.2024İlgili madde: m.55
- Hukuk Genel Kurulu, 2023/858 E., 2023/1399 K., 27.12.2023İlgili madde: m.50
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/699 E., 2023/852 K., 27.09.2023İlgili madde: m.55
Diğer 50 karar
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/603 E., 2022/1752 K., 15.12.2022İlgili madde: m.51
- Hukuk Genel Kurulu, 2019/595 E., 2022/639 K., 17.05.2022İlgili madde: m.55
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/1179 E., 2021/1563 K., 02.12.2021İlgili madde: m.55
- Hukuk Genel Kurulu, 2018/338 E., 2021/1246 K., 14.10.2021İlgili madde: m.55
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/1455 E., 2021/1117 K., 30.09.2021İlgili madde: m.49
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/1378 E., 2021/1135 K., 30.09.2021İlgili madde: m.58
- Hukuk Genel Kurulu, 2016/403 E., 2020/104 K., 06.02.2020İlgili madde: m.55
- Hukuk Genel Kurulu, 2015/983 E., 2019/252 K., 07.03.2019İlgili madde: m.51
- Hukuk Genel Kurulu, 2014/2198 E., 2015/1495 K., 05.06.2015İlgili madde: m.49
- Hukuk Genel Kurulu, 2015/437 E., 2015/1471 K., 29.05.2015İlgili madde: m.49
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/6276 E., 2024/7674 K., 04.11.2024İlgili madde: m.59
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/5915 E., 2024/7402 K., 21.10.2024İlgili madde: m.59
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/4985 E., 2024/6379 K., 16.09.2024İlgili madde: m.57
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/917 E., 2024/4359 K., 28.05.2024İlgili madde: m.57
- 11. Hukuk Dairesi, 2022/2580 E., 2023/6556 K., 08.11.2023İlgili madde: m.57
- 11. Hukuk Dairesi, 2021/7726 E., 2023/1871 K., 27.03.2023İlgili madde: m.57
- Genel Kurul, 2020/3519 E., 25.10.2023İlgili madde: m.49
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2026/1052 E., 2026/1204 K., 21.05.2026İlgili madde: m.51
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2026/186 E., 2026/1094 K., 13.05.2026İlgili madde: m.51
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2024/1437 E., 2026/833 K., 07.05.2026İlgili madde: m.51
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/2239 E., 2026/770 K., 24.04.2026İlgili madde: m.50
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1877 E., 2026/1114 K., 07.04.2026İlgili madde: m.54
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/217 E., 2026/559 K., 01.04.2026İlgili madde: m.54
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/8 E., 2026/437 K., 11.03.2026İlgili madde: m.54
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/727 E., 2026/529 K., 17.02.2026İlgili madde: m.54
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/844 E., 2026/519 K., 17.02.2026İlgili madde: m.54
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/2203 E., 2026/36 K., 14.01.2026İlgili madde: m.54
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/203 E., 2025/2173 K., 28.11.2025İlgili madde: m.52
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1316 E., 2025/1784 K., 05.11.2025İlgili madde: m.53
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2025/152 E., 2025/1291 K., 22.10.2025İlgili madde: m.50
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2023/365 E., 2025/1639 K., 09.10.2025İlgili madde: m.57
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/1179 E., 2025/1156 K., 03.07.2025İlgili madde: m.57
- Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/476 E., 2025/970 K., 29.05.2025İlgili madde: m.58
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/1549 E., 2024/2058 K., 29.11.2024İlgili madde: m.52
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2024/1274 E., 2024/1346 K., 23.10.2024İlgili madde: m.58
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/781 E., 2024/1333 K., 10.10.2024İlgili madde: m.50
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/783 E., 2024/1367 K., 10.10.2024İlgili madde: m.50
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2023/2402 E., 2024/1344 K., 25.09.2024İlgili madde: m.58
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1875 E., 2024/1511 K., 23.09.2024İlgili madde: m.56
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/917 E., 2024/1475 K., 18.09.2024İlgili madde: m.56
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/957 E., 2024/1487 K., 18.09.2024İlgili madde: m.56
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/967 E., 2024/1466 K., 18.09.2024İlgili madde: m.56
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2024/1054 E., 2024/1074 K., 25.06.2024İlgili madde: m.51, m.52
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/414 E., 2024/798 K., 25.04.2024İlgili madde: m.52
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2021/1138 E., 2024/473 K., 20.03.2024İlgili madde: m.56
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2021/1359 E., 2024/377 K., 29.02.2024İlgili madde: m.56
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, 2023/1146 E., 2023/1669 K., 20.12.2023İlgili madde: m.58
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2020/2311 E., 2023/769 K., 04.05.2023İlgili madde: m.52
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2020/1064 E., 2023/71 K., 12.01.2023İlgili madde: m.58
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2021/1556 E., 2022/1977 K., 18.10.2022İlgili madde: m.53
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 16.07.2026 (m.55).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 2.2. Borcun Kaynakları - Haksız Fiil bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış