Özel borç ilişkileri › Adi ortaklık sözleşmesi

Ortaklar arasındaki ve ortaklık yapısındaki değişiklikler, ortakların üçüncü kişilerle ilişkisi

TBK m.632–641Borçlar Hukuku Özel Hükümler

Kısaca

TBK m.632, adi ortaklığa yeni ortak alınmasının bütün ortakların rızasına bağlı olduğunu ve ortaklardan birinin tek taraflı işlemiyle bir üçüncü kişinin ortak sıfatı kazanamayacağını düzenler. TBK m.633, sözleşmede ortaklığın diğer ortaklarla devam edeceğine dair hüküm bulunan adi ortaklıkta, bir ortağın fesih bildiriminde bulunması, kısıtlanması, iflası, tasfiyedeki payının cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesi veya ölmesi hâllerinde ortaklıktan çıkma ve çıkarılma imkânlarını düzenler.

Kapsam

Bu konu, Türk Borçlar Kanunu m.632–641 hükümlerini kapsar.

TBK m.632 — Yeni ortak alımı ve alt katılım

Bu madde, adi ortaklığa yeni ortak alınmasının bütün ortakların rızasına bağlı olduğunu ve ortaklardan birinin tek taraflı işlemiyle bir üçüncü kişinin ortak sıfatı kazanamayacağını düzenler. Maddenin uygulanması, adi ortaklık sözleşmesine dayanan ortaklık ilişkileri bakımından söz konusudur. Madde, ortaklığın yeni ortak alınması ve pay devri yoluyla değişmesini (alt katılım dahil) kapsar. Ortaklıktan çıkma ve çıkarılma (m.633 ve devamı), ortaklığın kararlarının alınması (m.624), ortakların bilgi alma hakkı (m.631) ve yönetim ile temsil ilişkileri (m.630) bu maddede düzenlenmez; bunlar ayrı maddelerde yer alır. Ayrıca yeni ortağın borçlardan sorumluluğu ile devreden ortağın iç ilişkisi de bu maddenin ayrıca düzenlediği konular değildir.

Yeni ortak alımı ve alt katılım: hangi kavramlar bilinmeli?

Yeni ortak alımı
Mevcut bir adi ortaklığa, ortaklık sözleşmesine yeni bir kişinin ortak olarak katılmasıdır. Bu katılım için bütün mevcut ortakların rızası gerekir.
Alt katılım
Bir ortağın, diğer ortakların rızası olmadan, payına üçüncü bir kişiyi ortak yapması veya payını bu kişiye devretmesidir. Bu yolla üçüncü kişi adi ortaklığın ortağı olamaz.
Pay devri
Ortağın şirketteki payının tamamını veya bir kısmını üçüncü kişiye devretmesidir. Diğer ortakların rızası yoksa devir, şirkete karşı hüküm doğurmaz.
Ortak sıfatı
Adi ortaklık sözleşmesinin tarafı olma ve ortaklığın yönetim, bilgi alma ve malvarlığına katılma haklarını kullanma durumudur. Alt katılımda bu sıfat kazanılmaz.

Yeni ortak alımı ve alt katılım: hangi şartlar aranır?

  • Adi ortaklığa yeni bir ortak alınabilmesi için mevcut bütün ortakların rızasının bulunması gerekir.
  • Bir ortak payını veya payının bir kısmını üçüncü kişiye devretmek istediğinde, diğer ortakların rızası alınmalıdır.
  • Ortaklardan biri tek taraflı olarak bir üçüncü kişiyi payına ortak ettiğinde, bu kişinin ortak sıfatı kazanabilmesi için diğer ortakların rızası bulunmalıdır; rıza yoksa üçüncü kişi ortak sıfatını kazanamaz.
  • Pay devrinde devralanın şirkete karşı ortak sıfatı kazanabilmesi için devir işleminin bütün ortakların rızasına dayanması gerekir.

Yeni ortak alımı ve alt katılım: hangi sonuçları doğurur?

  • Bütün ortakların oybirliğiyle rıza vermesi halinde yeni ortak adi ortaklığa katılır.
  • Diğer ortakların rızası yoksa, tek taraflı yapılan alt katılım veya pay devri şirkete karşı hüküm doğurmaz.
  • Tek taraflı alt katılımda üçüncü kişi ortak sıfatını kazanamaz; bu kişinin talepleri yalnızca payını devreden ortağa karşı ileri sürülebilir.
  • Ortak sıfatı kazanılmadığından, üçüncü kişinin ortaklık işleri hakkında bilgi alma imkânı da doğmaz.
  • Rızasız devir yalnızca devreden ile devralan arasında geçerli kalır; devralan ile devreden arasındaki iç ilişki bu sınırda geçerlidir.

Yeni ortak alımı ile alt katılım arasındaki fark nedir?

Yeni ortak alımında, ortaklık yeni bir kişiyi ortak olarak kabul eder ve bu kişi şirket ilişkisine doğrudan girer.

Alt katılımda ise bir ortak, kendi payı üzerinden üçüncü kişiyle ilişki kurar; üçüncü kişi ortaklığın ortağı olmaz.

Rıza olmadan yapılan alt katılımda üçüncü kişinin talepleri yalnızca payını devreden ortağa karşı ileri sürülebilir.

Pay devri (rızalı) ile pay devri (rızasız) arasındaki fark nedir?

Diğer ortakların rızası ile yapılan pay devrinde devralan şirkette ortak sıfatını kazanır.

Rızası olmayan pay devrinde ise işlem yalnızca devreden ile devralan arasında hüküm doğurur.

Rızasız devir şirkete karşı ileri sürülemez; devralan ortaklık haklarından yararlanamaz.

Yeni ortak alımı ve alt katılım: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Devreden ile devralan arasındaki sözleşmeyi şirkete karşı geçerli bir ortaklık katılımı saymak; bu sözleşme yalnızca taraflarını bağlar.
  • Rızasız alt katılımda üçüncü kişiye ortak sıfatı tanımak; kanun bu kişinin ortak sıfatı kazanamayacağını açıkça belirtir.
  • Yeni ortak alımında yalnızca çoğunluk kararının yeterli olacağını düşünmek; m.632/1 oybirliği şartı koyar.
  • Pay devrinde rıza şartını yalnızca kısmi devirler için aramak; kanun tamamı ve bir kısmı devri birlikte düzenler.
  • Yeni ortağın, katıldığı tarihten önce doğmuş borçlardan sorumlu olmadığını düşünmek; bu konu m.632'nin düzenlediği alan dışındadır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yeni ortak alımında oybirliği şartının aranması, mevcut ortakların yararlarını korumak amacına dayandığı için uygulamada sıkı biçimde yorumlanmaktadır. (11. Hukuk Dairesi, 2023/1717 E., 2023/3394 K., 31.05.2023)
  • Rızası olmadan yapılan pay devrinin devralana karşı değil, şirkete karşı hüküm doğurmadığı kabul edilmektedir; devralan, devreden ortaktan ileri sürebileceği haklar bakımından ayrı bir ilişki kurar. (11. Hukuk Dairesi, 2022/4548 E., 2024/804 K., 07.02.2024)
  • Yeni ortak alımı ya da pay devrinin ispatında, devreden ile devralan arasındaki belgelerin delil başlangıcı niteliğini taşıyıp taşımadığına bakılmaktadır; bu nitelik bulunmadığında tanık dinlenmesi mümkün olmamaktadır. (3. Hukuk Dairesi, 2024/4274 E., 2025/3273 K., 12.06.2025)
  • Alt katılım halinde üçüncü kişinin ortaklık hakkında bilgi edinme imkânının bulunmadığı kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/1717 E., 2023/3394 K., 31.05.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Yeni ortak alımını ya da pay devrini ileri süren taraf, bütün ortakların rızasının alındığını ispatlamakla yükümlüdür; bu rıza çoğunlukla yazılı onay veya ortaklık sözleşmesi değişikliği ile gösterilir.
  • Diğer ortakların rızasının bulunmadığını ileri süren taraf, bu savunmasını ispatlamakla yükümlü değildir; rıza iddiasında bulunan taraf rızanın varlığını kanıtlamalıdır.
  • Devreden ile devralan arasındaki devir sözleşmesi, devralanın şirkete karşı ortak sıfatını ispatlamak için tek başına yeterli değildir; şirketin ortaklarınca yapılan rıza belgesi aranır.
  • Devreden ile devralan arasındaki yazılı belgeler delil başlangıcı niteliğinde değilse tanıkla ispat yoluna gidilemez.
  • Rıza yokluğu savunması, karşı tarafın yazılı belgelerle çürütmesi gereken bir iddia değil, asıl talebin dayanağıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.624: Ortakların kararlarının oybirliğiyle alınması kuralını düzenler; m.632/1 bu kuralın yeni ortak alımındaki uygulamasıdır.
  • 6098 sayılı Kanun m.621: Yeni katılan ortağın ortaklığa katılma payı getirme yükümlülüğünü düzenler; yeni ortak alımının sonuçlarını tamamlar.
  • 6098 sayılı Kanun m.633: Ortaklıktan çıkma ve çıkarılmayı düzenler; m.632 ile ortaklık yapısındaki değişikliklerin iki yönünü oluşturur.
  • 6098 sayılı Kanun m.631: Ortağın bilgi alma ve defter inceleme hakkını düzenler; alt katılımda üçüncü kişinin bu haktan yararlanamamasının dayanağıdır.

TBK m.633

Madde, sözleşmede ortaklığın diğer ortaklarla devam edeceğine dair hüküm bulunan adi ortaklıkta, bir ortağın fesih bildiriminde bulunması, kısıtlanması, iflası, tasfiyedeki payının cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesi veya ölmesi hâllerinde ortaklıktan çıkma ve çıkarılma imkânlarını düzenler. Uygulama alanı adi ortaklıktır ve ortaklığın devamına ilişkin sözleşme hükmünün varlığına bağlıdır. Madde, ortaklıktan çıkma hakkının kullanılmasının usulünü ve sonuçlarını ayrıntılı olarak düzenlemez. Ortaklığın tasfiyesini (m.645 ve devamı), ortağın ortaklık malvarlığındaki payının hesaplanmasını ve ortaklıktan ayrılan ortağa ödenecek payın tespitini bu maddede aramak gerekmez. Ayrıca ortağın haklı sebeple ihracına ilişkin genel bir düzenleme, ortaklık sözleşmesinin feshi ve ortaklığın sona ermesi bu maddenin kapsamı dışındadır.

m.633: hangi kavramlar bilinmeli?

Ortaklıktan çıkma
Ortağın ortaklık ilişkisinden kendi iradesiyle ayrılmasıdır. Madde bu hâlde ortağın, temsilcisinin veya ölen ortağın mirasçısının çıkma hakkını tanır; çıkma, ortaklığın diğer ortaklarla sürdüğü bir ilişkiden ayrılmayı ifade eder.
Ortaklıktan çıkarılma
Diğer ortakların, sözleşmede öngörülen hâllerden biri gerçekleştiğinde, yazılı bir bildirimle ortağı ortaklıktan uzaklaştırmasıdır. Bu yol, çıkma hakkı bulunan ortağın değil, diğer ortakların tercihine bağlıdır.
Fesih bildirimi
Ortağın adi ortaklık sözleşmesini sona erdirmek amacıyla diğer ortaklara yaptığı irade açıklamasıdır. Maddede, bu bildirimin yapılması ortaklıktan çıkma veya çıkarılma hâllerinden biri olarak sayılmıştır.
Tasfiyedeki payın cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesi
Ortağın ortaklık malvarlığındaki payının, alacaklısının başvurduğu icra yoluyla satılarak paraya dönüştürülmesidir. Maddede, bu durumun gerçekleşmesi çıkma ve çıkarılma sebebi sayılmıştır.
Sözleşmede devam hükmü
Ortaklığın diğer ortaklarla sürdürüleceğini öngören sözleşme kaydıdır. Maddenin uygulanabilmesi için bu kaydın bulunması zorunludur; kayıt yoksa madde hükümleri devreye girmez.

m.633: hangi şartlar aranır?

  • Ortaklığın adi ortaklık olması ve ortaklık sözleşmesinde ortaklığın diğer ortaklarla devam edeceğine ilişkin bir hükmün bulunması gerekir.
  • Madde metninde sayılan hâllerden birinin gerçekleşmesi gerekir: bir ortağın fesih bildiriminde bulunması, kısıtlanması, iflası, tasfiyedeki payının cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesi veya ölmesi.
  • Çıkma hakkı bakımından, ortağın, temsilcisinin veya ölen ortağın mirasçısının ortaklıktan çıkma iradesini ortaya koyması gerekir.
  • Çıkarılma yolunda, diğer ortakların ortağı çıkarma kararını yazılı bir bildirimle açıklaması gerekir.
  • Sözleşmede devam hükmü bulunmuyorsa, yukarıdaki hâllerden biri gerçekleşmiş olsa bile bu madde kapsamında çıkma veya çıkarılma söz konusu olmaz.

m.633: hangi sonuçları doğurur?

  • Sözleşmede devam hükmü bulunan adi ortaklıkta, sayılan hâllerden biri gerçekleştiğinde ortak veya temsilcisi ortaklıktan çıkabilir.
  • Ölen ortağın mirasçısı da ortaklıktan çıkma hakkına sahiptir.
  • Diğer ortaklar, yazılı bir bildirimle ilgili ortağı ortaklıktan çıkarabilir.
  • Devam hükmü bulunmayan adi ortaklıkta bu hâllerin gerçekleşmesi, bu maddeye dayanılarak çıkma veya çıkarılma sonucunu doğurmaz.
  • Madde, çıkma ve çıkarılmanın hesap ve tasfiye sonuçlarını düzenlemez; bu sonuçlar ayrı kurallara tabidir.

Çıkma ile çıkarılma arasındaki fark nedir?

Çıkmada hak sahibi, ortaklıktan ayrılmak isteyen ortağın kendisi, temsilcisi veya ölen ortağın mirasçısıdır. İrade, ortağın kendi tarafından açıklanır.

Çıkarılmada karar, diğer ortaklara aittir ve bunlar yazılı bildirimle hareket eder.

Çıkma, hakkı olan tarafın tek yanlı beyanıyla gerçekleşir; çıkarılmada ise diğer ortakların yazılı bildirimi gerekir. Maddede iki yol da aynı sebeplere bağlanmıştır.

Sözleşmede devam hükmü bulunan ortaklık ile bulunmayan ortaklık arasındaki fark nedir?

Sözleşmede ortaklığın diğer ortaklarla devam edeceğine ilişkin hüküm bulunan ortaklıkta madde uygulanır.

Böyle bir hüküm bulunmayan ortaklıkta, maddede sayılan hâllerin gerçekleşmesi bu maddedeki çıkma veya çıkarılma sonucunu doğurmaz.

Devam hükmü yoksa ortağın çıkışı bu madde yoluyla değil, ortaklığın genel sona erme veya fesih kuralları yoluyla değerlendirilir.

Ölüm hâli ile diğer sayılan hâller arasındaki fark nedir?

Ölen ortak söz konusu olduğunda çıkma hakkı ölen ortağın mirasçısına tanınmıştır.

Kısıtlanma, iflas, fesih bildirimi ve cebrî icra hâllerinde çıkma hakkı ortağın kendisine veya temsilcisine tanınmıştır.

Hakkın kullanıcısı hâle göre değişir; ölüm hâlinde mirasçı, diğer hâllerde ortak veya temsilcisi hak sahibidir.

m.633: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sözleşmede devam hükmü bulunmadığı hâlde madde hükmünü uygulamak; bu durumda maddenin koşulu gerçekleşmemiş olur.
  • Çıkma hakkını yalnız ortağa tanınmış sanmak; ölüm hâlinde hak sahibinin ölen ortağın mirasçısı olduğunu gözden kaçırmak.
  • Çıkarılma yolunda diğer ortakların kararını sözlü veya örtülü bir açıklamayla yeterli saymak; maddenin yazılı bildirim şartını dikkate almamak.
  • Maddedeki hâllerin dışındaki haklı sebepleri bu maddeye dayandırmak; haklı sebeple ihraç için madde metninde ayrı bir hüküm yoktur.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Adi ortaklıktan haklı sebeple çıkarma için TBK'da özel bir düzenleme bulunmadığı, bu nedenle madde metnindeki sayılı hâller dışında çıkarma talebinin doğrudan bu maddeye dayandırılamayacağı kabul edilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2025/2377 E., 2025/5905 K., 04.12.2025)
  • Ortaklık sözleşmesinde tasfiyenin TBK m.633 ve m.645 uyarınca yapılacağının belirtilmesi hâlinde, ortakların tasfiye memuru konusunda anlaşmaya yönlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2021/425 E., 2021/4904 K., 29.04.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Ortaklıktan çıkma hakkına dayanan tarafın, ortaklık sözleşmesinde ortaklığın diğer ortaklarla devam edeceğine ilişkin hükmü ortaya koyması gerekir; bu hüküm yazılı sözleşmeyle ispatlanır.
  • Maddede sayılan hâlin gerçekleştiği, örneğin fesih bildiriminin yapıldığı, kısıtlama kararının verildiği, iflasın açıldığı veya ölüm olayının gerçekleştiği, ilgili resmî belge ya da yazılı bildirimle ispatlanır.
  • Çıkarılma yoluna başvuran diğer ortakların, yazılı bildirimi gönderdiğini ispatlaması gerekir; bildirimin yazılı yapılmamış olması savunması ileri süren tarafça ileri sürülebilir.
  • Sözleşmede devam hükmünün bulunmadığını savunan taraf, bu savunmasını sözleşme metniyle ispatlar; böyle bir hüküm yoksa madde kapsamındaki çıkma ya da çıkarılma talebi reddedilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.645: Ortaklık tasfiyesine ilişkin hükümdür; maddede ortaklıktan çıkma veya çıkarılmanın ardından ortağın payının tasfiyesi ile ilgili sonuçlar bu düzenlemelere tabidir.
  • 6098 sayılı Kanun m.643: Adi ortaklığın sona ermesi ve ortaklıktan çıkma hâlleriyle ilgili genel düzenleme niteliğindedir; bu maddeyle birlikte ortağın ayrılma sonuçlarını tamamlar.

TBK m.634

Madde, bir ortağın ortaklıktan çıkması veya çıkarılması hâlinde o ortağın payının diğer ortaklara kendiliğinden geçmesini, çıkan veya çıkarılan ortağa karşı diğer ortakların iç ilişkideki yükümlülüklerini (eşyanın geri verilmesi, tasfiye payının ödenmesi, muaccel ve muaccel olmayan borçlardan kurtarma veya güvence verme) ve tasfiye payının uzman kişi tarafından hesaplanmasını düzenler. Kurala, ortaklıktan çıkan veya çıkarılan ortak ile şirkette kalan ortaklar arasındaki ilişki bakımından uygulanır. Düzenlemediği konular arasında, çıkan ortağın alacaklılara karşı sorumluluğunun süresi (TBK m.202 ve ilgili devir hükümleri kapsamında değerlendirilir), ortaklıktan çıkma ve çıkarılmanın şartları ve usulü ile ortaklık borçlarından sorumluluğun sınırı yer almaz.

m.634: hangi kavramlar bilinmeli?

Payın kendiliğinden geçmesi
Ortaklıktan çıkan veya çıkarılan ortağın payının ayrıca bir devir işlemine gerek kalmadan diğer ortaklara, payları oranında geçmesidir. Geçiş, çıkma veya çıkarılma olayının gerçekleşmesiyle kendiliğinden doğar.
Tasfiye payı
Çıkan veya çıkarılan ortağa, ortak sıfatının sona erdiği tarihte ortaklık tasfiye edilmiş olsaydı düşecek pay anlamındadır. Değeri, ortaklık sıfatının sona erdiği tarih itibarıyla mali işlerde uzman bir kişi tarafından hesaplanır.
Müteselsil sorumluluktan kurtarma
Diğer ortakların, çıkan veya çıkarılan ortağı ortaklığın muaccel borçlarından doğan müteselsil sorumluluktan çıkarmasıdır. Bu yükümlülük yalnızca ortaklar arasındaki iç ilişkide geçerlidir; alacaklılara karşı dış ilişkiyi değiştirmez.
Güvence verme
Ortaklığın henüz muaccel olmayan borçları için, borçtan kurtarma yerine çıkan veya çıkarılan ortağa sağlanan teminattır. Diğer ortaklar bu seçimlik yolu, borçtan kurtarmaya alternatif olarak kullanabilir.
Malvarlığının devri
Ortaklıktan çıkma veya çıkarılmanın, çıkan ortağın şirketteki payının devri niteliğinde kabul edilmesidir. Bu nitelendirme, ortağın dış ilişkideki sorumluluğunun ayrı bir süreyle devam etmesinin dayanağıdır.

m.634: hangi şartlar aranır?

  • Bir ortağın ortaklıktan çıkması veya çıkarılması olayının gerçekleşmiş olması gerekir; pay, bu olayla birlikte diğer ortaklara payları oranında kendiliğinden geçer.
  • Diğer ortaklar, kullanımını ortaklığa bıraktığı eşyayı çıkan veya çıkarılan ortağa geri vermekle yükümlü olur.
  • Diğer ortaklar, ortaklığın muaccel borçlarından doğan müteselsil sorumluluktan çıkan veya çıkarılan ortağı kurtarmak zorundadır.
  • Ortak sıfatının sona erdiği tarihte ortaklık tasfiye edilmiş olsaydı ödenmesi gereken tasfiye payı, çıkan veya çıkarılan ortağa ödenmelidir.
  • Ortaklığın henüz muaccel olmayan borçları söz konusuysa, diğer ortaklar çıkan veya çıkarılan ortağı borçtan kurtarmak yerine ona bir güvence verebilir; bu seçim onlara aittir.
  • Tasfiye payının, ortaklık sıfatının sona erdiği tarih itibarıyla mali işlerde uzman bir kişi tarafından hesaplatılması gerekir.
  • Tarafların uzman kişi üzerinde anlaşamamaları hâlinde uzman kişi hâkim tarafından atanır.

m.634: hangi sonuçları doğurur?

  • Çıkan veya çıkarılan ortağın payı, diğer ortaklara payları oranında kendiliğinden geçer ve ayrıca bir devir işlemi gerekmez.
  • Diğer ortaklar, kullanımını ortaklığa bıraktığı eşyayı geri vermek zorundadır.
  • Diğer ortaklar, muaccel borçlar için çıkan veya çıkarılan ortağı müteselsil sorumluluktan kurtarmadıkça, bu ortak iç ilişkide sorumluluk altında kalır.
  • Tasfiye payı uzman tarafından hesaplanıp ödendiğinde, çıkan veya çıkarılan ortağın ortaklıkla ilgili hak talebi bu ödeme ile karşılanmış sayılır.
  • Muaccel olmayan borçlarda güvence verilmesi hâlinde, borçtan kurtarma yapılmamış olur; güvencenin kapsamı ve şekli tarafların anlaşmasına bağlıdır.
  • Madde, sözleşmeyle farklı bir düzenleme yapılmasını yasaklamaz; ancak çıkan ortağın alacaklılara karşı sorumluluğunu bu madde ile sona erdirilemez.

Muaccel borç ile muaccel olmayan borç arasındaki fark nedir?

Ortaklığın muaccel borçlarında diğer ortaklar, çıkan veya çıkarılan ortağı müteselsil sorumluluktan kurtarmakla yükümlüdür.

Muaccel olmayan borçlarda diğer ortaklar, ortağı borçtan kurtarabilir veya ona güvence verebilir; iki yol arasında seçim hakkı vardır.

Muaccel borçta seçim yoktur, kurtarma zorunludur. Muaccel olmayan borçta güvence verme, borçtan kurtarmaya alternatif bir yoldur.

İç ilişki ile dış ilişki arasındaki fark nedir?

Müteselsil sorumluluktan kurtarma ve güvence hükümleri, ortaklar arasındaki iç ilişkide geçerlidir.

Alacaklılara karşı dış ilişkide çıkan veya çıkarılan ortak, ortaklığın borçlarından müteselsil sorumlu olmaya devam edebilir.

Alacaklı, çıkma veya çıkarılmanın ilan edildiği tarihten itibaren iki yıl boyunca çıkan ortağa karşı da takip yapabilir; kurtarma yükümlülüğü ise yalnız diğer ortaklara karşı işler.

m.634: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Çıkan veya çıkarılan ortağın müteselsil sorumluluğunun iç ilişkideki kurtarma ile dış ilişkide de sona ereceğini varsaymak; kurtarma yalnız diğer ortaklar arasında geçerlidir ve alacaklıya karşı iki yıllık sorumluluk sürer.
  • Muaccel olmayan borçlarda da borçtan kurtarmayı zorunlu saymak; burada güvence verme seçimlik bir yoldur.
  • Tasfiye payını ortaklık bilançosundaki kayıtlı değerle yetinerek hesaplamak; hesap, ortak sıfatının sona erdiği tarih itibarıyla mali işlerde uzman bir kişi tarafından yapılmalıdır.
  • Tarafların uzman üzerinde anlaşamadığı hâlde bu kişiyi ortaklar arasında kendi başlarına seçmek; uzman hâkim tarafından atanır.
  • Payın geçişini ayrı bir devir sözleşmesi ve tescil zorunluluğu gibi değerlendirmek; pay, çıkma veya çıkarılma olayıyla kendiliğinden geçer.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Çıkma veya çıkarılmanın alacaklılara bildirildiği veya ilgili ilanın yayımlandığı tarihten başlayarak iki yıl süreyle, çıkan veya çıkarılan ortağın alacaklılara karşı müteselsil sorumluluğunun sürdüğü kabul edilmektedir. (Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2015/785 E., 2022/372 K., 25.05.2022)
  • Madde uyarınca müteselsil sorumluluktan kurtarma ve güvence hükümlerinin yalnızca iç ilişkiye etkili olduğu, alacaklının dış ilişkideki haklarını ortadan kaldırmadığı değerlendirilmektedir. (Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/356 E., 2022/245 K., 30.03.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Tasfiye payını talep eden çıkan veya çıkarılan ortak, ortaklık sıfatının sona erdiği tarihteki malvarlığı ve borç durumunu belgelerle ortaya koymalıdır; ispat yükü bu ortaktadır.
  • Tasfiye payının hesabı, mali işlerde uzman bir kişinin bilirkişi raporuyla yapılır; tarafların uzman üzerinde anlaşamaması hâlinde uzman hâkim tarafından atanır.
  • Diğer ortakların muaccel borçlardan kurtarma yükümlülüğünü yerine getirdiğini ya da güvence verdiğini ileri sürmesi hâlinde ispat yükü bu ortaklarındır; bunun için yazılı belge ve güvence sözleşmesi esas alınır.
  • Ortaklığın muaccel borçlarının varlığı ve miktarı, ortaklık defterleri ve alacaklı belgeleriyle ispat edilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: Tasfiye usulüne ilişkin tasarıdaki düzenleme madde gerekçesinde anılmakta, tasfiye payının hesabında bu usulün dikkate alınması gerektiği belirtilmektedir.

TBK m.635

Madde, ortaklık sıfatının sona erdiği tarihte ortaklığın malvarlığının borçlarını karşılamaya yetmemesi hâlinde, ortaklıktan çıkan veya çıkarılan ortağın payına düşen borç tutarını diğer ortaklara ödeme yükümlülüğünü düzenler. Ödeme yükümlülüğünün hesabında zarara katılmaya ilişkin düzenlemelerin esas alınacağını belirtir. Madde, ortaklığın malvarlığı ile borçları arasındaki yetersizlik durumunu konu alır ve çıkan ya da çıkarılan ortağa uygulanır. Maddede süre, oran veya tutar öngörülmemiştir. Ortaklıktan çıkma ve çıkarılmanın şartları, ortaklığın feshi ve tasfiyesi, ortaklık borçlarına ilişkin üçüncü kişilere karşı sorumluluk ile zarara katılma oranlarının belirlenmesi bu maddede düzenlenmez; bunların ayrıntıları ilgili ortaklık ve zarara katılma hükümlerinde yer alır (TBK m.620 ve sonrası ile ilgili ortaklık düzenlemeleri). Ödeme yükümlülüğünün zamanaşımı ve ortaklığın tasfiye sürecindeki usul kuralları da bu maddenin kapsamı dışındadır.

m.635: hangi kavramlar bilinmeli?

Ortaklık sıfatının sona ermesi
Ortağın ortaklık ilişkisinden ayrılmasıdır; ortaklıktan çıkma veya çıkarılma yoluyla gerçekleşebilir. Maddenin uygulanması için bu tarihteki malvarlığı durumu belirleyicidir.
Ortaklığın malvarlığının yetersizliği
Ortaklığın mevcut malvarlığının, ortaklık borçlarını karşılayamaması durumudur. Yetersizlik, sıfatın sona erdiği tarihte bulunmalıdır; sonradan ortaya çıkan durum bu anlamda değerlendirilmez.
Çıkan veya çıkarılan ortak
Ortaklıktan kendi iradesiyle ayrılan ya da diğer ortakların kararıyla ortaklıktan çıkarılan kişidir. Maddenin muhatabı bu ortaklardır.
Payına düşen borç tutarı
Ortaklık borcunun, ortağın zarara katılma oranına göre kendisine isabet eden kısmıdır. Hesap, zarara katılmaya ilişkin düzenlemelere göre yapılır.
Zarara katılma
Ortaklığın ekonomik sonucunda ortakların hangi oranda zarar paylaşacağını belirleyen ölçüttür. Madde bu ölçütü hesabın dayanağı olarak kullanır; oranın ayrıntısı ilgili düzenlemelerde aranır.

m.635: hangi şartlar aranır?

  • Ortaklık sıfatının, ortağın çıkması veya çıkarılması yoluyla sona ermiş olması gerekir.
  • Ortaklığın malvarlığının, sıfatın sona erdiği tarihte ortaklık borçlarını karşılamaya yetmemesi gerekir.
  • Çıkan veya çıkarılan ortağın, ortaklığa ait borçlardan payına düşen tutarı diğer ortaklara ödemesi için bu yetersizliğin varlığı gerekir.
  • Payın hesabı, ortaklığın zarara katılmaya ilişkin düzenlemeleri çerçevesinde yapılmalıdır.

m.635: hangi sonuçları doğurur?

  • Ortaklığın malvarlığı borçlarını karşılamaya yetiyorsa çıkan veya çıkarılan ortağın bu maddeye dayalı bir ödeme yükümlülüğü doğmaz.
  • Malvarlığı yetersizse çıkan veya çıkarılan ortak, payına düşen borç tutarını diğer ortaklara öder.
  • Ödenecek tutar, ortağın zarara katılma oranına göre hesaplanır.
  • Madde, ortağın diğer ortaklar karşısındaki bu sorumluluğunu düzenler; üçüncü kişilere karşı sorumluluğu ayrı hükümlere bağlıdır.

Çıkan ortak ile çıkarılan ortak arasındaki fark nedir?

Ortaklıktan kendi isteğiyle ayrılan ortaktır.

Diğer ortakların kararıyla ortaklıktan çıkarılan ortaktır.

Madde her iki durumda da aynı yükümlülüğü getirir; çıkış yolu sorumluluğu değiştirmez.

Malvarlığı yeterli ile malvarlığı yetersiz arasındaki fark nedir?

Ortaklığın malvarlığı borçlarını karşılıyorsa madde uygulanmaz.

Malvarlığı borçları karşılamıyorsa çıkan ya da çıkarılan ortak payını öder.

Ödeme yükümlülüğü yalnızca yetersizlik hâlinde doğar.

m.635: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Malvarlığı yetersizliğini sıfatın sona erdiği tarih yerine sonraki bir tarihe göre değerlendirmek.
  • Payın hesabında zarara katılma oranını dikkate almadan eşit paylaşım yapmak.
  • Maddeyi üçüncü kişilere karşı borçtan sorumluluk hükmü gibi okumak; madde yalnızca ortaklar arası ödeme ilişkisini düzenler.
  • Madde metninde yer almayan bir süre ya da tutar öngörüp hesaplamaya dâhil etmek.

Nasıl ispat edilir?

  • Ödeme isteyen diğer ortak, ortaklığın malvarlığının sıfatın sona erdiği tarihte borçları karşılamadığını ispatla yükümlüdür.
  • Ortaklığın malvarlığı ve borçlarının durumu, sıfatın sona erdiği tarihe ait bilanço ve defter kayıtlarıyla ortaya konulabilir.
  • Çıkan veya çıkarılan ortak, malvarlığının yeterli olduğunu ya da payına düşen tutarın farklı hesaplandığını ileri sürerek karşı ispat yükü altındadır.
  • Ortağın zarara katılma oranı, ortaklık sözleşmesi ve ilgili düzenlemelerle belirlenir; oranın kaynağı belgeyle gösterilmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun: Zarara katılmaya ilişkin düzenlemelerin ve ortaklık hükümlerinin bütünü, bu maddedeki payın hesabı için dayanak oluşturur.

TBK m.636

Bu madde, adi ortaklıkta ortaklığa çıkan veya ortaklıktan çıkarılan ortağın, ortaklık sıfatı sona erdikten sonra da henüz sonuçlanmamış işlerden doğan kâr ve zarara katılmasını düzenler. Ayrıca ortaklık sıfatı sona eren kişinin, hesap yılı sonu itibarıyla tamamlanmış işlere ilişkin kâr payını talep edebilmesini ve devam eden işler hakkında bilgi isteyebilmesini hükme bağlar. Madde, ortaklıktan ayrılma ve çıkarılma sonrasında ortağın hak ve yükümlülüklerini sınırlı olarak kapsar. Ortaklığın yönetimi, temsili ve üçüncü kişilerle ilişkisi (m.637 ve devamı) bu maddede düzenlenmez. Ortaklıktan çıkma veya çıkarılma sebepleri ile çıkışın ilanı ve sonuçları (m.635 ve ilgili hükümler) bu maddenin konusu değildir. Ortaklık sona erdikten sonra tasfiye ve tasfiye payının belirlenmesi ile ortağın kişisel sorumluluğu da bu maddede yer almaz.

m.636: hangi kavramlar bilinmeli?

Tamamlanmamış işler
Ortaklığın ortak olarak üstlendiği ve ortak olunan dönem sona erdiğinde henüz bitirilmemiş olan iş ve işlemlerdir. Bu işlerin sonucu, ortaklık sıfatı sona erdikten sonra ortaya çıkan kâr ya da zarara dönüşebilir.
Çıkan ve çıkarılan ortak
Ortaklıktan kendi iradesiyle ayrılan ortak ile diğer ortakların kararıyla ortaklıktan çıkarılan ortaktır. Madde her iki halde de aynı kuralı uygular.
Hesap yılı sonu
Ortaklık sıfatının sona erdiği tarihten sonraki ilk hesap dönemi sonunu ifade eder. Ortağın kâr payı talep hakkı bu tarih itibarıyla doğar.
Kâr payı
Ortaklığın tamamlanmış işlerinden elde edilen net kârdan, ortağa düşen paydır. Yalnız tamamlanmış işler bakımından talep edilebilir, devam eden işlerin sonucu henüz kesinleşmediği için bu kapsamda değildir.

m.636: hangi şartlar aranır?

  • Kişinin adi ortaklıkta ortak sıfatını taşıması ve bu sıfatın bir döneme ait olması gerekir; ortağın ortaklık dönemi ile tamamlanmamış işin başlaması arasında bağ bulunmalıdır.
  • Ortaklık sıfatının çıkma veya çıkarılma ile sona ermiş olması gerekir.
  • Ayrılan ortağa, sona erdiği dönemde başlamış ve henüz sonuçlanmamış işlerden doğan kâr ve zarar payı yüklenmelidir.
  • Ortağın kâr payını talep edebilmesi için ilgili işlerin hesap yılı sonu itibarıyla tamamlanmış olması gerekir.
  • Devam eden işler hakkında bilgi talebinde bulunulabilmesi için ortaklık sıfatının sona ermiş olması ve bilgi isteğinin bu kişiden gelmesi gerekir; bilgi talebi, kâr payı alacağından bağımsız bir haktır.

m.636: hangi sonuçları doğurur?

  • Çıkan veya çıkarılan ortak, ortak olduğu dönemde başlamış ve henüz sonuçlanmamış işlerden doğan kâra ve zarara katılır.
  • Ortaklık sıfatı sona eren kişi, hesap yılı sonu itibarıyla tamamlanmış işler sebebiyle varsa kendisine düşecek kâr payını ortaklıktan talep edebilir.
  • Devam eden işler hakkında gerekli bilgiyi isteme hakkı, kâr payı talep hakkından ayrı olarak doğar.
  • Tamamlanmış iş bulunmaması hâlinde kâr payı alacağı doğmaz; bu durumda yalnız bilgi isteme hakkı kullanılabilir.
  • Madde emredici nitelikte değildir ve sözleşmeyle farklı bir kâr-zarar paylaşımı kararlaştırılabilir; kanun koyucunun bu konuda sözleşme özgürlüğünü sınırlayıcı bir düzenleme getirdiği metinden anlaşılmamaktadır.

Tamamlanmış işler ile devam eden işler arasındaki fark nedir?

Tamamlanmış işler, hesap yılı sonu itibarıyla sonuçlanmış ve kâr ya da zararı belli olmuş işlerdir.

Devam eden işler, hesap yılı sonunda henüz sonuçlanmamış işlerdir.

Tamamlanmış işlerden ortağa düşen kâr payı talep edilebilir; devam eden işler için yalnız gerekli bilginin istenmesi mümkündür, kâr payı talep edilemez.

Ortak olduğu dönemde başlamış işler ile sona erdikten sonra başlamış işler arasındaki fark nedir?

Ortak olduğu dönemde başlayan ve henüz sonuçlanmamış işler, ayrılan ortağın kâr ve zararına katılacağı işlerdir.

Ortaklık sıfatı sona erdikten sonra yürütülen işler, ayrılan ortağın kapsamı dışında kalan işlerdir.

Ayrılan ortak yalnız kendi döneminde başlayan işlerin kâr ve zararına katılır; sonradan başlayan işler ona yüklenemez.

m.636: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ortaklıktan ayrılan kişiye, ayrılmadan sonra başlayan işlerin kâr veya zararını yüklemek; kişinin yalnız ortak olduğu dönemde başlamış işlerle sorumlu tutulduğunu gözden kaçırmak.
  • Devam eden işler için kâr payı talep edilebileceğini sanmak; kâr payı yalnız tamamlanmış işler bakımından istenebilir, devam eden işler için yalnız bilgi istenebilir.
  • Hesap yılı sonu tarihini ortaklığın sona erdiği tarih ile karıştırmak; kâr payı talebinin doğum anı hesap yılı sonudur.
  • Bilgi isteme hakkını kâr payı talebine bağlı görmek; iki hak birbirinden bağımsızdır.

Nasıl ispat edilir?

  • Kâr payı alacağını talep eden ayrılmış ortak, ortaklık sıfatının sona erdiğini ve talebine konu işlerin hesap yılı sonu itibarıyla tamamlandığını ispatla yükümlüdür.
  • İşlerin tamamlanma durumu ve kâr-zarar hesabı, ortaklığın defterleri, işle ilgili belgeler ve hesap kayıtları ile ispatlanır.
  • Ortaklık sıfatının sona erme tarihi ve ortaklığa giriş dönemi, ortaklık sözleşmesi, ortaklık kayıtları ve ilgili yazılı bildirimler ile kanıtlanır.
  • Ortaklığın, talep edilen işlerin devam ettiğini veya kâra katılmasının kapsam dışında kaldığını savunması hâlinde, bu savunmayı ortaklık ispat eder.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.637: Ortaklığın yönetimi ve temsiline ilişkin hükümler içerir; bu madde ise çıkan ortağın kâr-zarar ve bilgi haklarını düzenler, yönetim konusu bu maddenin kapsamı dışındadır.
  • 6098 sayılı Kanun m.635: Ortaklıktan çıkma ve çıkarılma koşullarını düzenler; m.636 ancak bu sıfat sona erdikten sonra doğan sonuçları belirler.

TBK m.637 — Temsil

TBK m.637, adi ortaklıkta ortakların üçüncü kişilerle ilişkisini üç fıkrada düzenler: ortağın kendi adına ama ortaklık hesabına yaptığı işlem (dolaylı temsil), ortağın ortaklık veya tüm ortaklar adına yaptığı işlem (doğrudan temsil) ve yönetici ortağın temsil yetkisi karinesi ile önemli tasarruf işlemleri için aranan yetki şartı. Hüküm adi ortaklıklar hakkında uygulanır. Maddede ticari şirketlerin (kollektif şirket dahil) temsili, sicil ve ilan rejimi düzenlenmez (TTK m.210 vd.). Yetkisiz temsilde icazet ve yetkisiz temsilcinin sorumluluğu genel hükümlere ve TBK m.530-531 ile m.637/2 bağlantısına göre belirlenir; bu konu m.637'nin kendi kapsamında ayrıca düzenlenmez. Ortağın yönetim yetkisi ve denetim hakkı TBK m.625 ve m.631'de, ortaklık sona erdikten sonra hesap ve tasfiye TBK m.638 vd. ile, ortaklıktan çıkma ve ortağın sorumluluğu m.636'da düzenlenir; bunlar bu maddenin kapsamı dışındadır.

Temsil: hangi kavramlar bilinmeli?

Dolaylı temsil
Ortağın kendi adına, ancak ortaklık hesabına üçüncü kişiyle işlem yapmasıdır. Bu durumda hak ve borçlar önce işlemi yapan ortakta doğar. Diğer ortakların bu haklara ve borçlara dahil olabilmesi için alacağın devri veya borcun nakli gibi ayrı bir işlem gerekir.
Doğrudan temsil
Ortağın ortaklık veya bütün ortaklar adına üçüncü kişiyle işlem yapmasıdır. Hak ve borçlar ikinci bir işleme gerek kalmadan tüm ortaklara doğrudan doğar. Diğer ortakların sorumluluğu, temsile ilişkin hükümlere göre belirlenir.
Temsil yetkisi karinesi
Yönetim görevi verilen ortağın, ortaklığı veya bütün ortakları üçüncü kişilere karşı temsil yetkisine sahip sayılmasıdır. Yetkinin varlığı ispat gerektirmez, aksi kanıtlanabilir bir varsayımdır. Karine yalnızca yönetici ortak için geçerlidir; yönetim görevi olmayan ortak bakımından uygulanmaz.
Önemli tasarruf işlemleri
Yönetici ortağın temsil yetkisine dayanarak yapamayacağı, ancak bütün ortakların oybirliğiyle açıkça verilmiş yetkiyle yapabileceği ağır nitelikli işlemlerdir. Maddede sınırı belirleyen bir liste yoktur; maddenin gerekçesi ve ortaklık sözleşmesi bağlamında belirlenir. Ortaklık sözleşmesi bu işlemlerin kapsamını genişletebilir, ancak oybirliği ve yetki belgesinde açık belirtme şartını kaldıramaz.
Yetki belgesi
Ortakların temsil yetkisini ve bu yetkinin kapsamını gösteren yazılı belgedir. Önemli tasarruf yetkisinin geçerli verilmiş sayılması için bu belgede oybirliğiyle verildiğinin açıkça yazılması gerekir.
İcazet
Yetkisiz temsil ile yapılmış bir işlemin diğer ortaklarca sonradan onaylanmasıdır. Onay, işlemi diğer ortaklar bakımından bağlayıcı hâle getirir. Maddede düzenlenen dolaylı ve doğrudan temsilde icazet kavramı kendiliğinden devreye girmez; yetkisiz temsil bağlamında ayrıca değerlendirilir.

Temsil: hangi şartlar aranır?

  • Ortağın işlemi kendi adına ve ortaklık hesabına yapmış olması gerekir; bu durumda işlemden doğan hak ve borçlar yalnızca işlemi yapan ortağa karşı doğar.
  • Ortağın işlemi ortaklık veya bütün ortaklar adına yapmış olması gerekir; bu durumda diğer ortaklar temsile ilişkin hükümler uyarınca alacaklı veya borçlu olur.
  • Doğrudan temsil yoluyla diğer ortakların sorumlu olabilmesi için temsil yetkisinin bulunması gerekir; yetki yoksa diğer ortaklar işlemin tarafı olmaz.
  • Yönetim görevi verilen ortağın temsil yetkisi karinesinden yararlanabilmesi için ortaklık sözleşmesi ya da yönetim görevi ile yönetim yetkisinin bulunması gerekir.
  • Önemli tasarruf işlemlerinin yapılabilmesi için bütün ortakların oybirliğiyle yetki vermiş olması gerekir.
  • Önemli tasarruf yetkisinin yetki belgesinde bu hususun açıkça belirtilmiş olması gerekir; bu şart sağlanmazsa yetki geçerli doğmaz.
  • Dolaylı temsilde diğer ortakların hak ve borçlara dahil olabilmesi için alacağın devri veya borcun nakli gibi ayrı bir işlemin yapılması gerekir.

Temsil: hangi sonuçları doğurur?

  • Dolaylı temsilde işlemden doğan hak ve borçlar yalnızca işlemi yapan ortağa karşı doğar; üçüncü kişi diğer ortaklara başvuramaz.
  • Dolaylı temsilde diğer ortaklar, alacağın devri veya borcun nakli işlemi yapılmadıkça bağlanmaz.
  • Doğrudan temsilde işlem tüm ortakları bağlar ve hak ile borçlar onların hukuk alanında doğar.
  • Yönetici olmayan ortağın yetkisiz temsili, diğer ortakların icazetine bağlıdır; icazet verilmezse yalnızca işlemi yapan ortak sorumlu olur.
  • Yönetici ortağın önemli tasarruf işlemi için yetkisi, oybirliği ve yetki belgesinde açık belirtme şartı yerine gelmemişse diğer ortakları bağlamaz.
  • Yönetici ortağın temsil yetkisi karinesi sayesinde üçüncü kişi yetkiyi ispatlamakla yükümlü olmaz; yetki varsayılır.
  • Üçüncü kişinin iyi niyetli olması hâlinde karine yetkisiz işlemde de diğer ortakları bağlayabilir; bu koşul maddenin gerekçesinde ve uygulamada ele alınır.
  • Bu hüküm emredicidir; önemli tasarruf yetkisine ilişkin şartların ortaklık sözleşmesiyle kaldırılması mümkün değildir.

Dolaylı temsil ile doğrudan temsil arasındaki fark nedir?

Dolaylı temsilde ortak kendi adına hareket eder; hak ve borçlar önce kendisinde doğar.

Doğrudan temsilde ortak ortaklık veya tüm ortaklar adına hareket eder; hak ve borçlar doğrudan tüm ortaklara doğar.

Dolaylı temsilde diğer ortaklar ancak devir veya nakil işlemiyle bağlanır; doğrudan temsilde ek işleme gerek yoktur.

Yönetici ortak ile yönetici olmayan ortak arasındaki fark nedir?

Yönetim görevi verilen ortak temsil yetkisi karinesinden yararlanır.

Yönetim görevi olmayan ortağın temsil yetkisi kendiliğinden doğmaz; yetki verilmesi gerekir.

Yönetici ortağın yaptığı işlem, aksi kanıtlanmadıkça yetkili sayılır; yönetici olmayan ortağın işlemi yetkisiz temsil hükümlerine tabidir.

Olağan işlem ile önemli tasarruf işlemi arasındaki fark nedir?

Olağan işlemler için yönetici ortağın temsil karinesi yeterlidir.

Önemli tasarruf işlemleri için bütün ortakların oybirliğiyle yetki vermesi ve yetki belgesinde açıkça yazılması gerekir.

Önemli tasarruf yetkisi bu şartlara uyulmadan kullanılırsa diğer ortakları bağlamaz.

Ortaklık adına işlem ile ortağın kendi adına işlem arasındaki fark nedir?

Ortaklık adına yapılan işlemde üçüncü kişi ortaklık adını ve temsili bilir.

Kendi adına yapılan işlemde üçüncü kişi yalnızca karşısındaki ortağı görür.

Ortaklık adına yapılan işlemde diğer ortaklar bağlanır; kendi adına yapılan işlemde yalnızca işlemi yapan ortak bağlanır.

Madde 637 ile kollektif şirket temsili arasındaki fark nedir?

TBK m.637 adi ortaklıkta ortakların dış ilişkisini düzenler; tüzel kişiliği yoktur.

Kollektif şirkette şirket tüzel kişiliğe sahiptir ve temsil şirket sözleşmesinde gösterilen yetkililerce yapılır.

Kollektif şirketin temsili TTK hükümlerine göre belirlenir; m.637 bu şirketlere doğrudan uygulanmaz.

Temsil: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Dolaylı temsilde ortağın ortaklık hesabına hareket ettiğini kabul edip diğer ortakları doğrudan sorumlu saymak; devir veya nakil işleminin yapılmış olması gerektiğini gözden kaçırmak.
  • Doğrudan temsil ile dolaylı temsili karıştırmak; ortağın ortaklık adına hareket ettiği işlemi kendi adına yapılmış gibi değerlendirmek.
  • Yönetici ortağın temsil yetkisini her durumda kesin saymak; karinenin aksinin kanıtlanabileceğini ve yönetim görevinin varlığının aranması gerektiğini göz ardı etmek.
  • Önemli tasarruf işlemlerinde yalnızca yönetici ortağın yetkisine dayanmak; oybirliği ve yetki belgesinde açık belirtme şartını aramamak.
  • Kollektif şirketin temsilini m.637 hükümleriyle çözmek; şirketin tüzel kişiliği ve TTK'daki temsil düzenini dikkate almamak.
  • Yetkisiz temsilde icazet verilmeyen durumda diğer ortakları da sorumlu tutmak; yalnızca işlemi yapan ortağın sorumlu olduğunu göz ardı etmek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Adi ortaklıkta dolaylı temsilde işlemi yapan ortağın ortaklık hesabına hareket ettiğinin ispatı, diğer ortakların sorumluluğunu doğurmak için yeterli değildir; alacağın devri veya borcun nakli işleminin de yapılmış olması aranır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2021/375 E., 2022/1227 K., 22.12.2022)
  • Yönetici ortağın temsil karinesinden yararlanabilmesi için yönetim görevinin ortaklık sözleşmesinde veya ortakların kararında belirlenmiş olması aranır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/1138 E., 2025/287 K., 14.05.2025)
  • Önemli tasarruf işlemleri bakımından oybirliği ve yetki belgesinde açık belirtme şartının yerine getirilmemesi, yetki kaydının geçersizliği sonucunu doğurur ve bu tür işlemlerin diğer ortakları bağlamadığı kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2022/82 E., 2022/1152 K., 08.12.2022)
  • Üçüncü kişinin iyi niyetli olması ve yetki belgesinin açıklığına güvenmesi, karinenin korunması bakımından değerlendirilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2021/157 E., 2023/1436 K., 19.12.2023)
  • Ortaklık ticari defterlerinde kaydın bulunup bulunmadığı, işlemin ortaklık hesabına yapıldığının ispatında somut delil olarak incelenmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2021/1078 E., 2022/1525 K., 03.11.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Dolaylı temsilde işlemin ortaklık hesabına yapıldığını ileri süren taraf bunu ispatlar; delil olarak sözleşme, makbuz, ticari defter kayıtları ve tanık beyanları kullanılabilir.
  • Diğer ortakların dolaylı temsil işleminden sorumlu tutulabilmesi için alacağın devri veya borcun nakli işleminin yapıldığını talep eden taraf bunu yazılı belgeyle ispatlar.
  • Doğrudan temsilde ortağın ortaklık adına hareket ettiği ve temsil yetkisinin bulunduğu üçüncü kişi tarafından ispatlanır; yetki karinesi sayesinde yetkinin varlığını ispat yükü yetkiyi ileri süren tarafta değil, karşı tarafta değerlendirilir.
  • Önemli tasarruf yetkisine dayanan taraf, bütün ortakların oybirliğini ve yetki belgesinde açık belirtmeyi yazılı belgeyle ispatlar; belgede bu hususun yer almaması işlemi diğer ortaklar bakımından dayanaksız bırakır.
  • Diğer ortaklar, işlemin icazet verilmediğini veya yetkinin aşıldığını savunduklarında bu savunmayı ispatlar; üçüncü kişinin iyi niyetini ise karşı taraf ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.40: Temsilin genel hükümleridir. Doğrudan temsilde işlemin temsil olunanı bağlaması ve dolaylı temsilde devir gereği bu maddeye göre belirlenir.
  • 6098 sayılı Kanun m.47: Yetkisiz temsilcinin işlemle bağlı olmaması ve yalnızca zararın tazmini gibi genel sonuçlar bu madde ile belirlenir.
  • 6098 sayılı Kanun m.183: Dolaylı temsilde alacağın diğer ortaklara devrini düzenler.
  • 6098 sayılı Kanun m.175: Dolaylı temsilde borcun diğer ortaklara nakli için borç üstlenmesi işlemini düzenler.
  • 6098 sayılı Kanun m.625: Ortaklığın yönetimini düzenler; m.637/3'teki temsil yetkisi karinesinin dayandığı yönetim görevinin kaynağıdır.
  • 6098 sayılı Kanun m.636: Ortağın ortaklıktan çıkması ve sorumluluğu; ortaklığın üçüncü kişilerle olan işlemlerinden doğan borçlara ilişkin dış ilişkiyle bağlantılıdır.
  • 6098 sayılı Kanun m.638: Temsile ilişkin sonuçları tamamlar; ortakların üçüncü kişilere karşı sorumluluğu ile yetkisiz temsil sonuçları bu maddede ayrıntılanır.
  • 6098 sayılı Kanun m.530: Yetkisiz temsilin vekaletsiz iş görme hükümlerine tabi olması, bu maddeye atıfla belirlenir.

TBK m.638 — Temsilin sonuçları

TBK m.638, adi ortaklığın mal varlığının hukuki niteliğini, ortakların alacaklılarının ortaklık payı üzerindeki haklarını ve ortakların ortaklık borçlarından sorumluluğunu düzenler. Hüküm, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar ile ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlenilen borçlar bakımından uygulanır; ortaklar arasındaki ilişkiye ve üçüncü kişilere karşı ortaklar sıfatına dayanır. Madde, ortaklığın tüzel kişiliği, ortaklığın yönetimi ve temsili, ortakların ortaklıktan çıkması ve tasfiye usulü hakkında hüküm koymaz (ortaklığın tasfiyesi ve ortaklığın işleyişi TBK m.620 ve devamı, ortaklar arası hak ve borçlar TBK m.620-637 kapsamında düzenlenmiştir). Ortaklığın tüzel kişiliğinin bulunmadığı ve ortaklığa ait davaların usulü de bu maddenin konusu değildir.

Temsilin sonuçları: hangi kavramlar bilinmeli?

Elbirliği mülkiyeti
Ortaklığa ait şeyler, alacaklar ve ayni hakların her bir ortağa paylı olarak değil, bütün ortaklara birlikte ait olması biçimidir. Ortaklar bu malvarlığı üzerinde tek tek payla tasarruf edemez, ancak ortaklık sözleşmesinin ve ortaklığın amacının gereği olarak birlikte hareket eder.
Tasfiye payı
Ortağın ortaklığın tasfiyesinde ortaklık malvarlığından alacağı, tasfiye sonunda belirlenecek paydır. Bir ortağın alacaklıları, ortaklık malvarlığının doğrudan kendisine ait olmadığı için haklarını bu pay üzerinden kullanabilir.
Ortaklık borcu
Ortakların birlikte veya bir temsilci aracılığıyla, üçüncü kişiye karşı ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçtur. Ortağın kişisel borcu bu kapsamda değildir.
Müteselsil sorumluluk
Birden fazla borçlunun aynı borçtan birlikte ve her birinin tamamından sorumlu olması durumudur. Bu maddede sorumluluk aksi kararlaştırılmadıkça ortaklar arasında müteselsildir.

Temsilin sonuçları: hangi şartlar aranır?

  • Malvarlığı değerinin ortaklık için edinilmiş veya ortaklığa devredilmiş olması bulunmalıdır; şey, alacak veya ayni hak ortaklık sözleşmesi çerçevesinde edinilmiş olmalıdır.
  • Edinimin ortaklık sözleşmesi çerçevesinde gerçekleşmiş olması gerekir; ortağın kendi adına ve kişisel amacıyla edindiği mallar bu kapsama girmez.
  • Ortaklık sözleşmesinde aksi bir hüküm bulunmamalıdır ki bir ortağın alacaklısı ortaklık malvarlığının paylaşımında ortağın tasfiye payı üzerinde haklarını kullanabilsin.
  • Ortaklar, üçüncü kişiye karşı ortaklık ilişkisi çerçevesinde borç üstlenmiş olmalıdır; bu borç birlikte veya temsilci aracılığıyla doğmuş olabilir.
  • Aksi kararlaştırılmamış olmalıdır; sözleşmede müteselsil sorumluluk dışlanmışsa ortaklar payları oranında sorumlu olur.

Temsilin sonuçları: hangi sonuçları doğurur?

  • Ortaklık için edinilen veya ortaklığa devredilen şeyler, alacaklar ve ayni haklar bütün ortaklara elbirliği hâlinde aittir.
  • Bir ortağın alacaklıları, ortaklık sözleşmesinde aksi bir hüküm yoksa, haklarını yalnızca o ortağın tasfiyedeki payı üzerinde kullanabilir.
  • Ortaklar, üçüncü kişiye karşı ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan aksi kararlaştırılmadıkça müteselsilen sorumlu olur.
  • Ortaklık sözleşmesinde aksi bir hüküm varsa alacaklılar ortaklık sözleşmesinde belirlenen şekilde hareket eder; alacaklının ortağın tasfiye payı dışında da hak ileri sürmesi mümkün hale gelebilir.
  • Ortaklar birlikte veya temsilci aracılığıyla borç üstlenmişse, borç ortaklık ilişkisi çerçevesinde doğmuş sayılır ve her ortak tüm borcu ödemekle yükümlü olur.

Elbirliği mülkiyeti ile paylı mülkiyet arasındaki fark nedir?

Ortaklık malvarlığı, ortaklık sözleşmesi çerçevesinde bütün ortaklara birlikte aittir; hiçbir ortağın tek başına payı yoktur.

Paylı mülkiyette her paydaş, paydaşlık payını belirli bir oranda taşır ve payını ayrı ayrı devredebilir.

Ortak, ortaklık malvarlığındaki bir malı tek başına devredemez; bu tür tasarruf ortakların birlikte iradesini gerektirir.

Ortağın alacaklısının hakkı ile ortaklık malvarlığının doğrudan hedef alınması arasındaki fark nedir?

Ortağın alacaklısı, ortaklık sözleşmesinde aksi yoksa ortaklık malvarlığına doğrudan değil, yalnızca borçlu ortağın tasfiyedeki payı üzerinde haklarını kullanabilir.

Ortaklığın kendi alacaklısı ise ortaklık malvarlığının tamamından yararlanır ve borcunu ortaklık malvarlığından ödemesi beklenir.

Ortağın kişisel alacaklısı, ortaklık mallarına el koyamaz; ancak tasfiye payını haczettirebilir.

Ortaklık borcu ile ortağın kişisel borcu arasındaki fark nedir?

Ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlenilen borçtan ortaklar üçüncü kişiye karşı müteselsilen sorumludur.

Ortağın kendi işine ilişkin, ortaklık ilişkisi dışında üstlendiği borçtan yalnızca o ortak sorumludur.

Müteselsil sorumluluk ancak ortaklık ilişkisi çerçevesindeki borçlar için doğar.

Müteselsil sorumluluk ile aksi kararlaştırılmışsa sorumluluk arasındaki fark nedir?

Aksi kararlaştırılmamışsa ortaklar müteselsilen sorumludur.

Ortaklık sözleşmesinde sorumluluğun payla ya da farklı biçimde sınırlandırıldığı hallerde bu düzenleme geçerlidir.

Sözleşmeyle sorumluluk sınırlanmışsa alacaklı, bu sınırlamayı dikkate almak zorundadır.

Temsilin sonuçları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ortağın alacaklısının ortaklık malvarlığının tamamına doğrudan el koyabileceğini varsaymak; hüküm yalnızca tasfiye payı üzerinde hak tanımaktadır.
  • Ortaklık borcunda sorumluluğu paylı sanmak; aksi kararlaştırılmadıkça müteselsil sorumluluk esastır.
  • Ortaklık ilişkisi dışındaki kişisel borcu da ortaklık borcu gibi müteselsil saymak.
  • Elbirliği mülkiyeti ile paylı mülkiyeti karıştırmak; ortakların tek tek payla tasarruf yetkisi yoktur.
  • Ortaklık sözleşmesinde aksi bir hüküm varsa m.638/2 hükmünün kendiliğinden uygulanacağını varsaymak; sözleşmedeki düzenleme önce dikkate alınmalıdır.
  • Dava ve icra takibinde ortakların tamamının taraf gösterilmesi gerektiğini gözden kaçırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ortaklık malvarlığının elbirliği mülkiyetine tabi olduğu, bu nedenle ortaklık adına açılan davalarda ve icra takiplerinde bütün ortakların dava veya takip tarafı olarak gösterilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2025/310 E., 2025/1315 K., 10.11.2025)
  • Ortaklık ilişkisi çerçevesinde doğan borçlardan ortakların müteselsilen sorumlu tutulduğu, alacaklının tüm ortaklara karşı takip yapabileceği kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/1518 E., 2024/1971 K., 27.12.2024)
  • Tüzel kişiliği olmayan adi ortaklığa ait bir mal varlığının bulunmadığı, bu nedenle ortaklık malvarlığının elbirliği mülkiyeti kuralları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/787 E., 2025/367 K., 18.06.2025)
  • Ortakların müteselsil sorumluluğunun, bir ortağın borcu için ayrı ayrı takip yapılmasına imkân verdiği ve icra takibinin her iki ortak aleyhine yapılabileceği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2022/1201 E., 2023/92 K., 20.01.2023)
  • Müteselsil sorumluluk hükmünün, ortaklık borcu niteliği taşıyan kıdem tazminatı gibi alacaklarda da uygulandığı kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/1518 E., 2024/1971 K., 27.12.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Ortaklık malvarlığına dair talep eden taraf, malın veya alacağın ortaklık sözleşmesi çerçevesinde edinildiğini veya ortaklığa devredildiğini ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat yazılı ortaklık sözleşmesi, ortaklık defterleri veya devir belgeleriyle yapılır.
  • Ortağın alacaklısı, ortaklık sözleşmesinde aksi bir hüküm bulunmadığını iddia ediyorsa bunu sözleşme metni ile ispatlar; karşı taraf aksi hükmü ortaklık sözleşmesiyle ispatlamak zorundadır.
  • Ortaklık borcunun ortaklık ilişkisi çerçevesinde doğduğunu iddia eden alacaklı, borcun ortaklık faaliyetinden kaynaklandığını yazılı belge veya tanık ile ispatlar; bu ispat yüklenildiğinde ortaklar müteselsil sorumluluğu kabul etmiş sayılır.
  • Müteselsil sorumluluğun dışlandığını savunan ortak, sözleşmede aksi kararlaştırıldığını yazılı belge ile ispatlamak zorundadır.
  • Ortak olduğunu iddia eden, ortaklık sözleşmesinin varlığını ve içeriğini ortaklık sözleşmesi veya fiili ortaklığı gösteren deliller (banka hesabı, faturalar, yazışmalar) ile ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.620: Adi ortaklığın tanımını ve ortaklar arasındaki ilişkinin genel çerçevesini verir; m.638 bu ilişkinin mal varlığı ve borç sonuçlarını düzenler.
  • 6098 sayılı Kanun m.40: Temsilci aracılığıyla üstlenilen borçların temsil olunana etkisi ile ilgilidir; m.638/3'teki temsilci aracılığıyla borç üstlenme hâli bu düzenlemeyle birlikte okunur.

TBK m.639 — Genel olarak

TBK m.639, adi ortaklığın hangi hallerde sona ereceğini tek bir fıkra altında yedi bentte sayar. Düzenlenen konular; amacın gerçekleşmesi veya imkânsızlaşması, ortaklardan birinin ölümü, bir ortağın kısıtlanması, iflası ya da tasfiye payının cebri icra yoluyla paraya çevrilmesi, bütün ortakların oybirliğiyle karar vermesi, kararlaştırılmış sürenin bitmesi, fesih bildirimi ve mahkeme kararıyla fesihtir. Kural, adi ortaklık sözleşmesi taraflarına ve ortaklığın sona ermesine ilişkin hükümlerin uygulandığı tüm adi ortaklıklara uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular ise şunlardır: ortaklığın sona ermesinin ardından yapılacak tasfiye ve tasfiye payının dağıtımı (m.642 ve sonrası), sona erme sebeplerinin ortaklar bakımından sonuçları ve sorumluluk (m.640 ve m.641), tasfiye süreci ile zamanaşımı (m.644 ve m.645) ile ortaktan çıkma ve çıkarılma (m.633 vd.). Maddenin genel amacı, ortaklığın sona ermesini sözleşmeye ve kanuna bağlı objektif ve sübjektif sebeplere dayandırmaktır.

Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?

Sona erme (infisah)
Ortaklığın varlığının sona erdiği, ancak tasfiye sürecine girdiği an. Ortaklık tasfiye tamamlanıncaya kadar tasfiye amacıyla varlığını sürdürür; tasfiye bitince ortadan kalkar.
Objektif sona erme sebebi
Ortakların iradesinden bağımsız olarak, amacın gerçekleşmesi, ölüm, sürenin dolması ya da mahkeme kararı gibi olaylarla gerçekleşen sona erme sebebidir.
Sübjektif sona erme sebebi
Ortakların iradesine dayanan sona erme sebebidir; oybirliğiyle karar ve fesih bildirimi bu gruptadır.
Fesih bildirimi
Bir ortağın tek taraflı irade açıklamasıyla ortaklığı sona erdirmesi yetkisidir. Yalnızca sözleşmede fesih hakkı saklı tutulmuşsa veya ortaklık belirsiz süreli ya da bir ortağın ömrü boyunca kurulmuşsa kullanılabilir.
Cebri icra yoluyla paraya çevrilme
Bir ortağın tasfiyedeki payının icra yoluyla satılıp paraya dönüştürülmesidir. Yalnızca haciz konulması ya da kıymet takdiri yeterli değildir; paraya çevrilmenin gerçekleşmiş olması gerekir.
Haklı sebep
Ortaklığın sürdürülmesini çekilmez kılan, mahkemece fesih için takdir edilen olgudur. Maddede ayrıntılı tanımı yoktur; mahkeme her olayda somut olarak değerlendirir.

Genel olarak: hangi şartlar aranır?

  • Sözleşmede öngörülen amacın gerçekleşmiş olması veya gerçekleşmesinin imkânsız hale gelmiş bulunması gerekir (bent 1).
  • Sözleşmede ortaklığın mirasçılarla sürdürüleceğine dair bir hüküm bulunmamalı ve ortaklardan birinin ölmüş olması gerekir (bent 2).
  • Sözleşmede ortaklığın diğer ortaklarla devam edeceğine dair bir hüküm bulunmamalı ve bir ortağın kısıtlanmış, iflas etmiş ya da tasfiyedeki payının cebri icra yoluyla paraya çevrilmiş olması gerekir (bent 3).
  • Bütün ortakların oybirliğiyle ortaklığın sona ermesine karar vermiş olması gerekir (bent 4).
  • Ortaklık için kararlaştırılmış süre dolmuş olmalıdır (bent 5).
  • Sözleşmede fesih bildirimi hakkı saklı tutulmuş olmalı ya da ortaklık belirsiz süreli veya bir ortağın ömrü boyunca kurulmuş olmalıdır; bu hâllerde bir ortağın fesih bildiriminde bulunması gerekir (bent 6).
  • Haklı sebeplerin bulunması gerekir; bu hâlde fesih istemi üzerine mahkeme kararı ile sona erme gerçekleşir ve başka bir koşul aranmaz (bent 7).

Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?

  • Sayılan hâllerden birinin gerçekleşmesiyle ortaklık sona erer; ancak bu an ortaklığın tasfiye sürecine girmesi anlamına gelir ve tasfiye tamamlanmadan ortaklık ortadan kalkmaz.
  • Sözleşmede mirasçılarla veya diğer ortaklarla devam hükmü bulunduğunda, ölüm, kısıtlanma, iflas ya da cebri icra hâllerinde ortaklık sona ermez ve ortaktan çıkma ya da çıkarılma yoluna gidilir.
  • Bütün ortakların oybirliğiyle alınan karar, bozucu yenilik doğuran bir hak niteliğinde olup ortaklığı sona erdirir. Madde bu oybirliğini emredici değil düzenleyici kabul ettiğinden, sözleşmeyle oy çokluğu öngörülebilir.
  • Tasfiye tamamlanmadan önce ortaklar oybirliğiyle ortaklığın devamına karar verebilir; bu durumda ortaklık ilk amacıyla yeniden devam eder.
  • Haklı sebep bulunmadığında mahkeme fesih istemini reddeder; haklı sebep varsa mahkeme başka koşul aramaksızın feshe karar verebilir.
  • Maddenin 7. bendi, ortakların birbirine karşı yükümlülüklerini ihlal etmesinin de haklı sebep olabileceği şeklinde uygulanmaktadır.
  • Sözleşmede fesih hakkı saklı tutulmamış ve ortaklık belirsiz süreli değilse, ortak bent 6 uyarınca tek taraflı fesih bildirimi yapamaz.

Kendiliğinden sona erme ile iradeye dayalı sona erme arasındaki fark nedir?

Amacın gerçekleşmesi, ölüm, kısıtlanma, iflas, cebri icra ve süre dolumu gibi bentlerde sona erme olaya bağlıdır; ortakların bir işlem yapması gerekmez.

Oybirliği kararı ve fesih bildirimi bentlerinde sona erme bir ortağın ya da ortakların iradesine bağlıdır.

İradeye dayalı hâllerde sona erme, irade açıklamasının karşı tarafa ulaşması veya kararın alınmasıyla gerçekleşir.

Ölüm (bent 2) ile kısıtlanma, iflas, cebri icra (bent 3) arasındaki fark nedir?

Ölüm bendinde sözleşmede mirasçılarla devam hükmü yoksa ortaklık kendiliğinden sona erer.

Kısıtlanma, iflas ve cebri icra bendinde ise sözleşmede diğer ortaklarla devam hükmü yoksa ortaklık sona erer.

Her iki hâlde de sözleşmede devam hükmü varsa ortaklık sona ermez; bu durumda ortaktan çıkma ya da çıkarılma (m.633 vd.) uygulanır.

İflas ile tasfiye payının cebri icra yoluyla paraya çevrilmesi arasındaki fark nedir?

İflas bendinde ortağın iflasına karar verilmesi gerekir; yalnızca iflas talebi yeterli değildir.

Cebri icra bendinde haciz veya kıymet takdiri yetmez; tasfiye payının fiilen paraya çevrilmesi gerekir.

Talep veya haciz aşamasında kalan durumda ortaklık sona ermez; sona erme için kararın verilmiş veya paraya çevrilmenin gerçekleşmiş olması gerekir.

Sözleşmede öngörülen süre (bent 5) ile belirsiz süreli veya ömür boyu ortaklık (bent 6) arasındaki fark nedir?

Bent 5'te ortaklık için kararlaştırılmış süre dolduğunda ortaklık sona erer.

Bent 6'da süre belirsizdir veya ortaklık bir ortağın ömrü boyunca kurulmuştur; sona erme için bir ortağın fesih bildirimi gerekir.

Süreli ortaklıkta kendiliğinden sona erme söz konusudur; belirsiz süreli ortaklıkta ise fesih bildirimi ile sona erme gerçekleşir.

Fesih bildirimi (bent 6) ile haklı sebeple mahkeme kararıyla fesih (bent 7) arasındaki fark nedir?

Bent 6 olağan fesihtir; sözleşmede hak saklı tutulmuş veya ortaklık belirsiz süreli ise bildirim yeterlidir.

Bent 7 olağanüstü fesihtir; haklı sebep gerekir ve fesih mahkeme kararıyla gerçekleşir.

Bent 7'de haklı sebep mahkemece takdir edilir ve başka koşul aranmaz; bent 6'da ise haklı sebep aranmaksızın bildirim yapılabilir.

Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Bent 3'teki iflası yalnızca iflas talebi olarak almak; iflasa karar verilmesi gerektiğini gözden kaçırmak.
  • Cebri icrayı haciz veya kıymet takdiri ile tamamlanmış saymak; paraya çevrilmenin gerçekleşmesi gerektiğini göz ardı etmek.
  • Sözleşmede devam hükmü varken ortaklığın kendiliğinden sona erdiğini kabul etmek; bu hâlde m.633 vd. uygulanır.
  • Ortaklık belirsiz süreli veya fesih hakkı saklı tutulmuşsa bile haklı sebep aramak; bent 6'da fesih bildirimi yeterlidir, haklı sebep aranmaz.
  • Bent 7'deki haklı sebep fesihini bent 6'daki bildirim fesihiyle karıştırmak; bent 7'de mahkeme kararı gerekir.
  • Oybirliği kararını emredici kabul edip oy çokluğu ile alınan kararı geçersiz saymak; madde düzenleyici niteliktedir, sözleşmeyle farklı düzenleme yapılabilir.
  • Tasfiye tamamlandıktan sonra ortaklığın devamına karar verilebileceğini düşünmek; oybirliği ile devam ancak tasfiye bitmeden mümkündür.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Adi ortaklık ilişkisinin, m.639'da sayılan sona erme sebeplerinden birinin gerçekleşmesiyle sona erdiği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi, 2025/1427 E., 2025/2016 K., 20.11.2025; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/691 E., 2025/808 K., 18.04.2025)
  • Bir ortağın sözleşmeye aykırı davranışlarının m.639/7 uyarınca haklı fesih sebebi oluşturabileceği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/3108 E., 2025/1337 K., 20.05.2025)
  • Haklı sebebin varlığı ispatlanamadığında, mahkemenin m.639/7 kapsamındaki fesih talebini reddettiği görülmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi, 2024/662 E., 2026/38 K., 20.01.2026)
  • Fesih talebi, yalnızca haklı sebep iddiasına dayandığında somut olayda ortaklığın sürdürülemez hale geldiğinin ortaya konulması gerektiği yönünde uygulama vardır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi, 2024/662 E., 2026/38 K., 20.01.2026)
  • Adi ortaklığın haklı sebeple feshi talebinde, tasfiye talebinin birlikte ileri sürüldüğü ve mahkemenin her iki talebi birlikte değerlendirdiği görülmektedir. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2022/380 E., 2025/258 K., 17.02.2025)
  • Ortaklığın kendiliğinden sona erdiği iddiasında, sona erme sebebinin gerçekleştiği tarihin tespiti önem taşımaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/65 E., 2023/104 K., 22.02.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Ortaklığın sona erdiğini ileri süren taraf, m.639'daki sona erme sebebinin gerçekleştiğini ispatlamakla yükümlüdür; örneğin amacın gerçekleştiğini, ölüm belgesini, süre bitimini ya da fesih bildirimini gösterir.
  • Sözleşme hükümleri, yani devam, fesih hakkı veya süre kayıtları, yazılı ortaklık sözleşmesiyle ispatlanır; sözleşme yazılı değilse tanık ve diğer deliller kullanılır.
  • Ölüm bendinde ölüm, nüfus kaydı ile belgelenir; gaiplik kararı da ayrıca gösterilir. Kısıtlanma ve iflas için mahkeme kararı, cebri icra için ise paraya çevrilmenin gerçekleştiğini gösteren icra dosyası belgesi gerekir.
  • Haklı sebep iddiasında, haklı sebebin varlığını ileri süren ortak bunu ispatlamakla yükümlüdür; karşı taraf ise haklı sebebin bulunmadığını ya da ortakların sorumluluğunun bulunmadığını savunabilir.
  • Oybirliği kararının varlığını ileri süren taraf, tüm ortakların karara katıldığını ya da onayladığını ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.633: Sözleşmede devam hükmü bulunduğunda ölüm, kısıtlanma, iflas veya cebri icra hâllerinde uygulanacak ortaktan çıkma ve çıkarılma yolunu düzenler.
  • 6098 sayılı Kanun m.640: Süre bitiminden sonra ortaklığın belirsiz süreliye dönüşmesini ve tasfiye sürecini düzenleyen, m.639 ile birlikte uygulanan hükümdür.
  • 6098 sayılı Kanun m.638: Ortağın alacaklılarının yalnızca tasfiye payı üzerinde haklarını kullanabileceğini düzenler; bent 3'ün cebri icra gerekçesiyle bağlantılıdır.
  • 6098 sayılı Kanun m.136: Borcun imkânsızlaşması genel hükmüdür; m.639/1'deki amacın imkânsızlaşması bu genel kurala dayanır.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.243: Kollektif şirketlerin sona erme sebeplerini TBK m.639 ve 640'a yollayarak bu hükümlerin ticari şirketlere de uygulanmasını sağlar.

TBK m.640 — Belirsiz süreli ortaklık

TBK m.640, adi ortaklığın belirsiz süreli kurulmuş olması veya bir ortağın ömrü boyunca sürmek üzere kurulmuş olması hâlinde ortakların fesih bildirimiyle ortaklığı sona erdirme hakkını; bu hakkın kullanılma süresini, dürüstlük kuralı sınırını ve bildirimin ne zaman hüküm ifade edeceğini düzenler. Ayrıca sözleşmede öngörülen sürenin bitiminden sonra ortaklığın örtülü iradeyle sürdürülmesi hâlinde belirsiz süreli ortaklığa dönüşmesini düzenler. Hüküm adi ortaklığa uygulanır; ortakların ortaklık borçlarından sorumluluğunu düzenlemez (m.637-638). Fesih bildiriminin kanundan doğan haklı sebeple mahkemeden fesih istenmesini düzenlemez (m.639/7). Ortaklığın sona ermesinin ardından tasfiye ve üçüncü kişilere karşı sorumluluğu düzenlemez (m.645 ve m.643 vd.). Ortaklıktan çıkma ve çıkarılmayı düzenlemez (m.633 vd.).

Belirsiz süreli ortaklık: hangi kavramlar bilinmeli?

Fesih bildirimi
Ortağın ortaklığı belirsiz süreli kuruluşa dayanarak sona erdirmek için karşı taraflara yönelttiği tek taraflı, bozucu yenilik doğuran irade beyanıdır. Kullanıldıktan sonra geri alınamaz, şarta bağlanamaz ve dürüstlük kuralına aykırı kullanılamaz.
Belirsiz süreli ortaklık
Sürenin belirlenmediği ya da ortaklardan birinin ömrü boyunca sürmek üzere kurulan ortaklıktır. Bir ortağın ömrü boyunca kurulan ortaklık da niteliği itibarıyla belirsiz süreli sayılır.
Altı aylık önel
Fesih bildiriminin ortaklığın sona ereceği tarihten en az altı ay önce yapılması gereken süredir. Taraflar sözleşmeyle bu süreyi kısaltabilir veya uzatabilir.
Hesap yılı sonu
Fesih bildiriminin hüküm ifade ettiği andır. Bildirim hesap yılı sonundan önce yapılmış olsa bile ortaklık ancak bu tarihte sona erer.
Örtülü irade
Sözleşmede öngörülen sürenin bitiminden sonra ortaklığın açık bir karar olmaksızın, ortakların davranışlarından anlaşılan iradeyle sürdürülmesidir. Bu hâlde ortaklık belirsiz süreli ortaklığa dönüşür.

Belirsiz süreli ortaklık: hangi şartlar aranır?

  • Ortaklığın belirsiz süreli kurulmuş olması veya bir ortağın ömrü boyunca sürmek üzere kurulmuş olması gerekir; sözleşmede belirli bir süre öngörülmüşse bu süre dolmadan kanuni fesih bildirimi yapılamaz.
  • Fesih bildiriminde bulunan ortak, bildirimi ortaklığın sona ereceği tarihten en az altı ay önce yapmalıdır.
  • Fesih bildirimi dürüstlük kurallarına uygun olmalı; özellikle uygun olmayan bir zamanda yapılmamalıdır. Diğer ortakları zarara sokmak amacıyla veya işin yarıda kalmasına yol açacak bir zamanda yapılan bildirim geçerli değildir.
  • Fesih bildirimi karşı tarafa ulaşmalı ve şartsız olmalıdır. Kanun bildirim için herhangi bir şekil öngörmemiştir.
  • Ortaklığın sona ermesi için bildirimin hesap yılı sonunda hüküm ifade etmiş olması gerekir; bildirim yılsonu öncesi yapılmış olsa da sona erme yılsonuna kadar gerçekleşmez.

Belirsiz süreli ortaklık: hangi sonuçları doğurur?

  • Altı ay önceden yapılan geçerli fesih bildirimi ile ortaklık, hesap yılı sonunda sona erer ve tasfiye sürecine girer.
  • Altı aylık süreye uyulmadan yapılan fesih bildirimi hüküm ve sonuç doğurmaz.
  • Dürüstlük kuralına aykırı veya uygun olmayan zamanda yapılan bildirim geçerli değildir.
  • Sözleşmede süre öngörülmüş ve süre dolmamışsa kanuni fesih bildirimi bu süreyi ortadan kaldırmaz.
  • Süre bitiminden sonra ortaklar örtülü iradeyle devam ederse ortaklık belirsiz süreli ortaklığa dönüşür ve bu hâlde fesih bildirimi yapılabilir.
  • Fesih hakkı emredicidir; sözleşmeyle ortaklardan alınamaz. Buna karşılık altı aylık süre ve bildirimin nasıl yapılacağına dair hükümler sözleşmeyle değiştirilebilir (düzenleyici hüküm).
  • Sözleşmede fesih hakkını tümüyle ortadan kaldıran bir kayıt kişilik hakkının hukuka aykırı sınırlaması olup kesin hükümsüzdür.

Belirsiz süreli ortaklık ile belirli süreli ortaklık arasındaki fark nedir?

Sürenin belirlenmediği veya bir ortağın ömrü boyunca kurulmuş ortaklıkta her ortak kanuni fesih bildiriminde bulunabilir.

Sözleşmede süre belirlenmişse ortaklık bu süre dolana kadar kanuni fesih bildirimiyle sona erdirilemez.

Belirli süreli ortaklıkta fesih için süre dolmalı ya da sözleşmede fesih hakkı ayrıca saklı tutulmuş olmalıdır.

Fesih bildirimi ile sözleşmede süre bitimi sonrası örtülü irade arasındaki fark nedir?

Ortaklar süre bitince açık karar almadan faaliyete devam ederse ortaklık belirsiz süreli hâle gelir.

Süre bitince ortaklar açık karar alarak devam ederse TBK m.624 uyarınca karar alınmalıdır.

Her iki hâlde de ortaklık belirsiz süreli olur ve altı aylık fesih bildirimi yapılabilir.

Bildirimin yapılması ile bildirimin hüküm ifade etmesi arasındaki fark nedir?

Fesih bildirimi yapıldığı anda ortağın iradesini ortaya koyar.

Bildirim ancak hesap yılı sonunda hüküm ifade eder.

Bildirim yılsonu öncesinde yapılsa da ortaklık ancak yılsonunda sona erer.

Belirsiz süreli ortaklık: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Altı aylık süreyi fesih bildiriminin hüküm ifade ettiği tarihten saymak; süre bildirimin yapıldığı tarihten işlemeye başlar.
  • Hesap yılı sonu kuralını unutup bildirimin yapıldığı anda ortaklığın sona erdiğini kabul etmek.
  • Fesih bildiriminin şekle bağlı olduğunu varsayıp geçerlilik için noter ihtarnamesi aramak; kanun şekil öngörmemiştir, ancak ispat açısından yazılı yol önerilir.
  • Sözleşmede süre belirlenmişken süre dolmadan kanuni fesih bildirimini geçerli saymak.
  • Süre bitiminden sonra devam eden ortaklığı hâlâ belirli süreli saymak; örtülü irade varsa ortaklık belirsiz süreli sayılır.
  • Sözleşmeyle fesih hakkının tamamen kaldırılabileceğini varsaymak; bu kayıt kesin hükümsüzdür.
  • Altı aylık sürenin sözleşmeyle hiç değiştirilemeyeceğini düşünmek; süre düzenleyici olduğundan kısaltılabilir veya uzatılabilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Fesih bildiriminin dürüstlük kuralına uygunluğu, bildirimin yapıldığı zamanın ve amacın birlikte değerlendirilmesiyle belirlenmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2013/15301 E., 2014/4472 K., 10.03.2014)
  • Sözleşmede öngörülen sürenin bitiminden sonra ortakların devam iradesi, açık bir beyan yoksa faaliyetlerden çıkarılmaktadır ve bu hâlde ortaklık belirsiz süreli sayılmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/1149 E., 2025/2661 K., 23.10.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Fesih bildiriminde bulunan ortak, bildirimin altı ay önceden yapıldığını ve karşı tarafa ulaştığını ispatla yükümlüdür; bildirimin tarihi ve tebliği yazılı belgeyle (noter ihtarnamesi, taahhütlü mektup gibi) kanıtlanabilir.
  • Belirsiz süreli ortaklık iddiasını ileri süren taraf, sözleşmede süre belirlenmediğini veya ortakların süre bitiminden sonra örtülü iradeyle devam ettiğini ispatlamalıdır.
  • Bildirimin dürüstlük kuralına aykırı veya uygun olmayan zamanda yapıldığını savunan taraf bu savunmayı ispatlar; bildirimin amacı ve zamanlaması tanık ve diğer delillerle ortaya konur.
  • Ortakların örtülü iradeyle devam ettiğini iddia eden taraf, faaliyetlerin devamını ve diğer ortakların bunu bilerek sürdürdüğünü belgelerle ispatlar.
  • Fesih bildiriminin şekle tabi olmadığı için sözlü bildirim de geçerlidir; ancak sözlü bildirimin yapıldığını iddia eden taraf bunu tanıkla veya diğer delillerle ispatlamak zorundadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 m.639: Ortaklığın sona erme sebeplerini sayar; m.639/1-6 bir ortağın fesih bildirimini sona erme sebebi olarak düzenler ve m.640 bu sebebin kullanım koşullarını belirler.
  • 6098 m.624: Sözleşmede öngörülen süre bittikten sonra ortakların açık kararla devam etmesi hâlinde uyulması gereken karar usulünü belirler.
  • 6098 m.27: Fesih hakkının sözleşmeyle değiştirilebilmesi ve sınırlanamaması için kamu düzeni ve ahlak sınırını çizer.
  • 4721 sayılı Kanun m.2: Dürüstlük kuralının genel uygulama ilkesi olarak fesih bildiriminin sınırını belirler.

TBK m.641 — Sona ermenin ortaklığın yönetimine etkisi

Madde, adi ortaklığın fesih bildiriminden başka bir yolla sona ermesi halinde ortakların ve ölen ortağın mirasçısının ortaklık işlerini yönetme ve temsil yetkisinin ne zamana kadar devam edeceğini düzenler. Ortaklığın ölümle sona ermesi halinde mirasçının bildirim yükümlüsü ile geçici yönetim görevini ve diğer ortakların geçici yürütme yükümlülüğünü kapsar. Maddeyi adi ortaklık ilişkisindeki ortaklar ve ölen ortağın mirasçıları bakımından uygular. Fesih bildirimi ile sona erme halinde yönetim yetkisinin sona ermesi (m.639-640), tasfiyenin yürütülmesi ve tasfiye görevlisi (m.643-644), üçüncü kişilere karşı sorumluluk (m.645) ve ortaklıktan çıkma (m.633-634) bu maddede düzenlenmez.

Sona ermenin ortaklığın yönetimine etkisi: hangi kavramlar bilinmeli?

Yönetim ve temsil yetkisinin devamı
Ortaklık sona erse de bir ortağın ortaklık işlerini yönetme ve üçüncü kişilere karşı ortaklığı temsil etme yetkisinin, sona ermeyi öğrendiği ya da öğrenmesi gerektiği ana kadar sürmesidir. Bu süre, ortağın bilgi edinmesi ile sınırlanır.
Öğrenme ya da öğrenebilecek zaman
Ortağın ortaklığın sona erdiğini gerçekten bildiği an ile, durumun gerektirdiği özeni gösterseydi bileceği an arasındaki sınırdır. Gerçek bilgi yoksa da özen ölçütüyle bilgi sayılır.
Dürüstlük kuralları çerçevesinde devam
Mirasçının, gerekli önlemler alınıncaya kadar ölen ortağın yürüttüğü işleri sürdürmesi yükümlülüğünün kapsamıdır. Yeni işlere girişmeyi, ortaklık hesabına yeni yükümlülük altına girmeyi kapsamaz; ani durmanın zarar doğurmasını önlemekle sınırlıdır.
Geçici yürütme
Ölüm nedeniyle sona ermede diğer ortakların, ortaklık işlerini tasfiye kararı alınana ya da önlemler alınana kadar sürdürmesidir. Bu görev geçicidir ve tasfiyenin yürütülmesi anlamına gelmez.

Sona ermenin ortaklığın yönetimine etkisi: hangi şartlar aranır?

  • Ortaklığın fesih bildiriminden başka bir yolla sona ermiş olması gerekir.
  • Yönetim ve temsil yetkisinin devamı için ortağın ortaklığın sona erdiğini bilmiyor olması ve durumun gerektirdiği özeni gösterseydi de öğrenemeyecek olması gerekir.
  • Ortak, sona ermeyi öğrenmişse ya da durumun gerektirdiği özeni gösterseydi öğrenebilecekse yetki bu andan sonra kendisi bakımından sona erer.
  • Ölüm halinde ölen ortağın mirasçısı durumu hemen diğer ortaklara bildirmelidir.
  • Mirasçı, gerekli önlemler alınıncaya kadar ölen ortağın daha önce yürüttüğü işlere dürüstlük kuralları çerçevesinde devam etmelidir.
  • Öbür ortakların da ortaklık işlerini geçici olarak aynı biçimde sürdürmeleri gerekir.

Sona ermenin ortaklığın yönetimine etkisi: hangi sonuçları doğurur?

  • Fesih bildirimi dışındaki sona erme halinde, ortağın yetkisi sona ermeyi öğrenene ya da öğrenmesi gerekene kadar onun bakımından devam eder.
  • Bu süre içinde ortağın yaptığı işlemlerden diğer ortaklar üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olur.
  • Sona ermeyi öğrenmiş ya da özen gösterseydi öğrenecek olan ortağın sonradan yaptığı işlemlerden yalnız kendisi sorumlu olur.
  • Ölüm halinde mirasçının bildirim yükümlülüğüne aykırı davranması, diğer ortakların zarardan sorumlu tutulmasına ilişkin itiraz doğurabilir; bu sonuç madde metninde açıkça yazılmamıştır.
  • Mirasçı, gerekli önlemler alınıncaya kadar dürüstlük kuralları çerçevesinde ölen ortağın işlerine devam etmek zorundadır; bu yükümlülük ortadan kalkmadan işlerin durdurulması dürüstlük kuralına aykırı olur.
  • Diğer ortakların geçici yürütme yükümlülüğü, ortaklığın tasfiyeye başlamasını ya da tasfiye görevlisinin atanmasını beklemeksizin doğar.

Fesih bildirimi ile ölüm dışı diğer sona erme arasındaki fark nedir?

Fesih bildirimi ile sona erdiğinde, bildirimde bulunulan ortak feshi öğrenmediğini ileri süremez; yönetim ve temsil yetkisi devam etmez.

Fesih bildirimi dışındaki sona erme hallerinde (örneğin oybirliği ile sona erme) yetki, ortağın öğrenme anına kadar devam eder.

Bildirimli fesihte yetki hemen sona erer; diğer hallerde madde 1. fıkra uyarınca öğrenme ya da öğrenebilme anına kadar yetki sürer.

Yönetici ortağın yaptığı işlem ile sona ermeyi bilen ortağın işlemi arasındaki fark nedir?

Ortak sona ermeyi bilmiyor ve özen de gösterseydi bilemeyecekse yaptığı işlemlerden diğer bütün ortaklar müteselsilen sorumlu olur.

Ortak sona ermeyi öğrenmişse ya da özen gösterseydi öğrenecekse, temsilci sıfatıyla yaptığı işlemlerden yalnız kendisi sorumlu olur.

İyi niyetli üçüncü kişiye karşı ortaklar müteselsilen sorumlu olur; kötü niyetli ya da özensiz ortak tek başına sorumlu kalır.

Ölüm halinde mirasçı ile diğer ortaklar arasındaki fark nedir?

Mirasçı, durumu hemen bildirmek ve gerekli önlemler alınıncaya kadar ölen ortağın işlerine dürüstlük kuralları çerçevesinde devam etmekle yükümlüdür.

Diğer ortaklar ise bildirimi almalarına bağlı olmaksızın geçici olarak ortaklık işlerini yürütmeye devam eder.

Mirasçı için bildirim ve devam yükümlülüğü, diğer ortaklar için geçici yürütme yükümlülüğü doğar; görevler tasfiye yetkisi vermez.

Sona ermenin ortaklığın yönetimine etkisi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Fesih bildirimi ile sona ermeyi ayırt etmeden, ölüm dışındaki her sona ermede yetkinin öğrenme anına kadar devam ettiğini kabul etmek.
  • Ortağın yetkisinin devamını yalnızca gerçek bilgi ile sınırlamak; oysa özen ölçütü ile öğrenebileceği an da sınır oluşturur.
  • Ortağın temsilci sıfatıyla yaptığı işlemlerden tüm ortakların sorumlu olduğunu, ortağın sona ermeyi bilip bilmediğine bakmaksızın kabul etmek.
  • Mirasçının dürüstlük kuralı çerçevesindeki devam yükümlülüğünü, ortaklığın tasfiyesi gibi uygulamak; mirasçı yalnızca geçici önlemler alınana kadar devam eder.
  • Diğer ortakların geçici yürütme yükümlülüğünü, mirasçının bildirim yapmadığı durumda da bildirim alma koşuluna bağlamak.
  • Madde metnindeki 'gerekli önlemler' ifadesini, tasfiye görevlisinin atanması ya da tasfiyenin tamamlanması anlamında yorumlamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ortaklığın sona ermesinin ortağa bildirilip bildirilmediği, ortağın bilgi edindiği anın tespiti için bir delil konusu olarak ele alınmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/696 E., 2023/457 K., 17.05.2023)
  • Bir ortağın kısıtlanması ya da iflasına karar verilmesi halinde de m.641'in uygulanacağı kabul edilmektedir. (Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/1335 E., 2024/137 K., 15.02.2024)
  • Ortağın kısıtlanması veya iflası, ortaklığın sona ermesine yol açan olaylar arasında sayılarak m.641 hükmünün devreye girmesine dayanak yapılmaktadır. (Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/1335 E., 2024/137 K., 15.02.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Yönetim ve temsil yetkisinin devamını ileri süren taraf, ortağın sona ermeyi öğrenmediğini ya da öğrenemeyeceğini ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat yükü, yetkinin devamına dayanan tarafa aittir.
  • Ortağın sona ermeyi öğrendiği tarihin tespiti, yazılı bildirim, ortaklık defterleri ve tanık beyanları ile yapılır.
  • Diğer ortakların, ölüm halinde mirasçının bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri sürmeleri halinde, bildirimin yapıldığını ya da zamanında yapılmadığını ispat yükü mirasçıya aittir.
  • Mirasçının dürüstlük kuralları çerçevesinde gerekli önlemleri aldığını ileri sürmesi halinde, bu önlemlerin alındığını ispat yükü mirasçıdadır.
  • Üçüncü kişinin iyi niyetini ileri sürmesi halinde, iyi niyetinin ispatı ile ortağın sona ermeyi bilmediğine dair karine üçüncü kişiye yarar sağlar; bu konuda kesin bir kural madde metninde yer almamaktadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.638: Ortakların ortaklık borçlarından doğan müteselsil sorumluluğunu düzenler; m.641/1 uyarınca yetki devam eden ortağın işlemlerinden diğer ortakların sorumluluğunun dayanağıdır.
  • 6098 sayılı Kanun m.639: Ortaklığın sona erme sebeplerini sayar; m.641'in hangi sona erme hallerinde uygulanacağını belirler.
  • 6098 sayılı Kanun m.640: Fesih bildiriminin hükümlerini düzenler; m.641/1'in fesih bildirimi ile sona ermeyi ayırt eden kısmının karşılığıdır.
  • 6098 sayılı Kanun m.643: Ortaklığın tasfiyesinin sırasını gösterir; m.641'in geçici yürütme ve yetki devamının tasfiye aşamasına geçişini tamamlar.
  • 6098 sayılı Kanun m.644: Tasfiye görevlisini ve tasfiye yetkisini düzenler; m.641'deki geçici yürütme yükümlülüğü, tasfiye görevlisi atanana kadar bu boşluğu doldurur.
  • 6098 sayılı Kanun m.645: Ortaklığın sona ermesinin üçüncü kişilere karşı yükümlülükleri değiştirmediğini belirtir; m.641'in üçüncü kişiye karşı sonuçlarıyla birlikte okunur.

Süreler

SüreMaddeHüküm
altı aym.640Ortaklık, belirsiz süre için veya ortaklardan birinin ömrü boyunca sürmek üzere kurulmuşsa, ortaklardan her biri, altı ay önceden fesih bildiriminde bulunabilir.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

30 karar
  1. 2019/96 E., 2022/17 K., 24.02.2022
    İlgili madde: m.632
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2024/787 E., 2025/367 K., 18.06.2025
    İlgili madde: m.638
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2023/1138 E., 2025/287 K., 14.05.2025
    İlgili madde: m.637
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2022/920 E., 2023/806 K., 13.09.2023
    İlgili madde: m.638
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2022/696 E., 2023/457 K., 17.05.2023
    İlgili madde: m.641
  6. Hukuk Genel Kurulu, 2023/65 E., 2023/104 K., 22.02.2023
    İlgili madde: m.639, m.640
  7. Hukuk Genel Kurulu, 2018/164 E., 2021/613 K., 25.05.2021
    İlgili madde: m.638
  8. 3. Hukuk Dairesi, 2025/2377 E., 2025/5905 K., 04.12.2025
    İlgili madde: m.633
  9. 3. Hukuk Dairesi, 2024/4274 E., 2025/3273 K., 12.06.2025
    İlgili madde: m.632
  10. 11. Hukuk Dairesi, 2022/4548 E., 2024/804 K., 07.02.2024
    İlgili madde: m.632
Diğer 20 karar
  1. 11. Hukuk Dairesi, 2023/1717 E., 2023/3394 K., 31.05.2023
    İlgili madde: m.632
  2. 3. Hukuk Dairesi, 2021/425 E., 2021/4904 K., 29.04.2021
    İlgili madde: m.633
  3. 11. Hukuk Dairesi, 2013/15301 E., 2014/4472 K., 10.03.2014
    İlgili madde: m.640
  4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi, 2024/662 E., 2026/38 K., 20.01.2026
    İlgili madde: m.639
  5. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi, 2025/1427 E., 2025/2016 K., 20.11.2025
    İlgili madde: m.639
  6. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2025/310 E., 2025/1315 K., 10.11.2025
    İlgili madde: m.638
  7. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/1149 E., 2025/2661 K., 23.10.2025
    İlgili madde: m.640
  8. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/3108 E., 2025/1337 K., 20.05.2025
    İlgili madde: m.639
  9. Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/862 E., 2025/891 K., 15.05.2025
    İlgili madde: m.637
  10. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/691 E., 2025/808 K., 18.04.2025
    İlgili madde: m.639
  11. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2022/380 E., 2025/258 K., 17.02.2025
    İlgili madde: m.639
  12. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/1518 E., 2024/1971 K., 27.12.2024
    İlgili madde: m.638
  13. Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/1335 E., 2024/137 K., 15.02.2024
    İlgili madde: m.641
  14. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2021/157 E., 2023/1436 K., 19.12.2023
    İlgili madde: m.637
  15. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2022/1201 E., 2023/92 K., 20.01.2023
    İlgili madde: m.638
  16. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2021/375 E., 2022/1227 K., 22.12.2022
    İlgili madde: m.637
  17. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2022/82 E., 2022/1152 K., 08.12.2022
    İlgili madde: m.637
  18. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2021/1078 E., 2022/1525 K., 03.11.2022
    İlgili madde: m.637
  19. Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2015/785 E., 2022/372 K., 25.05.2022
    İlgili madde: m.634
  20. Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/356 E., 2022/245 K., 30.03.2022
    İlgili madde: m.634

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 10. SAKLAMA BORCU DOĞURAN SÖZLEŞMELER bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış