HMK › İspat ve deliller › Tanık

Yeminin zamanı ve şekli, tanıkların mahkemede dinlenilmesi

HMK m.258–265Medeni Usul Hukuku

Kısaca

HMK m.258, tanığın dinlenmesinden önce yapılacak yeminin zamanını, yemin eden kişilerin ayağa kalkma yükümlülüğünü ve tanığa yöneltilecek yemin sorusu ile tanığın vereceği yemin cevabının metnini düzenler. HMK m.259, tanık deliline başvurulduğunda tanığın nerede dinleneceğini düzenler. 6100 sayılı Kanun m.260, tanık dinlenmeden önce hâkimin tanığa, hakkında tanıklık yapacağı olayla ilgili bilgi vermesini ve tanıklık edeceği konulara ilişkin bildiklerini söylemesini istemesini düzenler.

Kapsam

Bu konu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.258–265 hükümlerini kapsar.

HMK m.258 — Yeminin zamanı ve şekli

Madde, tanığın dinlenmesinden önce yapılacak yeminin zamanını, yemin eden kişilerin ayağa kalkma yükümlülüğünü ve tanığa yöneltilecek yemin sorusu ile tanığın vereceği yemin cevabının metnini düzenler. Hükmün muhatabı, mahkemede tanık olarak dinlenecek kişilerdir. Madde, tanığın yemin dışındaki dinlenme usulünü düzenlemez; tanığın mahkemede dinlenmesi (m.259), tanığa yemin ettirilmesinin yaptırımı ve tanık beyanının değerlendirilmesi ise bu maddenin kapsamı dışındadır. Taraf yemini ile ilgili şekil ve usul kuralları da bu maddede yer almaz; taraf yemini için 6100 sayılı Kanunun 233 ile 238. maddeleri geçerlidir.

Yeminin zamanı ve şekli: hangi kavramlar bilinmeli?

Tanık yemini
Tanığın, sorulacak sorulara gerçeğe aykırı olmayan ve bilgisinden hiçbir şey saklamayan cevap vereceğine dair mahkeme önünde verdiği andır. Yemin, tanık beyanının alınmasından önce edilir.
Yemin metni
Hâkimin tanığa yönelttiği ve tanığın cevabında aynen karşılık vereceği sözlü formüldür. Formül kanunda belirlenmiştir; hâkim soruyu sorar, tanık cevabıyla yemini eda eder.
Yemin eda edilmiş sayılma
Tanığın, yemin sorusuna metindeki sözlerle cevap vermesi halinde yeminin tamamlanmış kabul edilmesidir. Bu sonuç, tanığın yemin formülünü kendi sözleriyle değil kanunda öngörülen biçimde söylemesine bağlıdır.

Yeminin zamanı ve şekli: hangi şartlar aranır?

  • Yeminin, tanığın dinlenilmesinden önce edilmesi gerekir.
  • Yemin eda edilirken hâkim dahil hazır bulunan herkesin ayağa kalkması gerekir.
  • Hâkimin tanığa, kanundaki metne uygun yemin sorusunu sorması gerekir.
  • Tanığın, kanundaki metne uygun cevabı vermesi gerekir; bu cevapla yemin eda edilmiş sayılır.

Yeminin zamanı ve şekli: hangi sonuçları doğurur?

  • Tanık, kanundaki metne uygun cevabı verirse yemin eda edilmiş sayılır ve beyanı alınabilir.
  • Yemin sorusuna kanundaki metne uygun cevap verilmezse, tanık yemin etmemiş sayılır ve beyanı alınmaz. (İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/720 E., 2022/72 K., 15.02.2022)
  • Yeminin tanığın dinlenilmesinden sonra edilmesi, yemin sırasının ihlali olarak usule aykırılık oluşturur.
  • Yemin eda edilirken ayağa kalkılmaması, yemin usulüne uyulmadığı anlamına gelir.
  • Madde metni emredici niteliktedir; hâkim yemin metnini tanığın ve tarafların düzenleyeceği biçimde değiştiremez.

Tanık yemini ile taraf yemini arasındaki fark nedir?

Bu maddede düzenlenen tanık yemini, tanığın tanıklık için verdiği yemindir ve tanık beyanını güvenilir kılmak amacı taşır.

Taraf yemini, uyuşmazlığın bir tarafına karşı teklif edilen ve o tarafın kendi vakıasını doğrulamasını konu alan yemindir.

Tanık yemininde sorulacak sorular tanığın bilgisine bağlıdır ve madde metni ile sınırlanır; taraf yemininde ise 6100 sayılı Kanunun 233 ile 238. maddeleri uygulanır ve yemin metni tarafa yöneltilen vakıalara göre belirlenir.

Yeminin zamanı ile tanığın dinlenmesi arasındaki fark nedir?

Yemin, tanığın dinlenilmesinden önce edilir.

Tanığın beyanı yemin edildikten sonra alınır.

Yemin edilmeden alınan tanık beyanı, bu maddenin öngördüğü sıraya uyulmadığı için usule aykırı sayılır.

Yeminin zamanı ve şekli: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yemini tanığın beyanından sonra almak; yemin, madde hükmüne göre beyandan önce edilmelidir.
  • Yemin metnini kendi formülünüzle değiştirmek; formül kanunda belirlenmiştir ve yöreye, tarafa veya örfe göre değiştirilemez.
  • Tanığın yemin sırasında ayağa kalkmamasını önemsiz saymak; ayağa kalkma kuralı kanunda açıkça öngörülmüştür.
  • Tanığın kendi cümleleriyle eksik veya ekleme yapılmış bir yemin vermesini yeterli saymak; cevabın kanundaki metinle örtüşmesi gerekir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, tanığın kanundaki yemin metnine uygun yemin etmemesi halinde beyanın alınmamasını uygun görmektedir. (İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/720 E., 2022/72 K., 15.02.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Tanığın yemin ettiğini gösterme yükü, yemin edilmiş sayılmasına dayanan tarafa ya da mahkemeye düşer; bu bilgi yargılama tutanağından izlenir.
  • Yeminin kanundaki metne uygun biçimde yapıldığı, tutanağa geçirilen yemin metni ve tanığın cevabıyla ispat edilir.
  • Tanığın yemin etmediği ileri sürülürse, yemin sorusu ve verilen cevap tutanakta yer almadığı takdirde beyan alınmadığı için bu eksiklik tutanağın kendisinden anlaşılır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.233: Taraf yemininde yemin metni, yemin konusu ve hâkimin yemin öncesi uyarısı hakkında düzenleme getirir; tanık yemininde de benzer bir yemin formülü kullanılır.
  • 6100 sayılı Kanun m.259: Tanıkların mahkemede dinlenmesi kuralını koyar; yemin, bu dinlemenin öncesinde yapılır.

HMK m.259 — Tanıkların mahkemede dinlenilmesi

Madde, tanık deliline başvurulduğunda tanığın nerede dinleneceğini düzenler. Kural olarak tanığın davaya bakan mahkemede dinlenmesini; gerçeğin ortaya çıkması için gerekliyse olayın gerçekleştiği veya şeyin bulunduğu yerde dinlenmesini; hasta veya engelli olup gelemeyen tanığın bulunduğu yerde dinlenmesini; mahkemenin yargı çevresi dışındaki tanığın istinabe yoluyla dinlenmesini kapsar. Kapsam, mahkeme huzurunda ve hâkimin tanığı bizzat dinlemesi ilkesine dayanır. Tanığın yemini, sorulara ilişkin usul, tanığın kimlik ve yakınlık sorularının sorulması, çekinme ve tanıklık yükümlülüğü (m.254-258, m.260-261), tanık listesinin sunulması ve davetiye (m.241, m.243) ile tanık ücreti ve giderleri bu maddede düzenlenmez. Ses ve görüntü nakli yoluyla duruşma (m.154) ile yerinde keşifte tanık dinlenmesi de bu maddenin kendi düzenlemesi değildir.

Tanıkların mahkemede dinlenilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Doğrudanlık ilkesi
Delilin davada hüküm verecek hâkim tarafından bizzat alınması ilkesidir. Tanıkların davaya bakan mahkemede dinlenmesi kuralı bu ilkenin gereğidir. Hâkim tanığı bizzat sorguya çeker ve bu işi başkasına bırakamaz.
İstinabe
Davaya bakan mahkemenin yargı çevresi dışında bulunan tanığın, tanığın bulunduğu yer mahkemesi aracılığıyla dinlenmesi yoludur. Bu halde tanığın hangi hususlarda dinleneceğini yine davaya bakan hâkim belirler.
Yerinde dinleme
Tanığın olayın gerçekleştiği yerde veya ilgili şeyin bulunduğu yerde dinlenmesidir. Gerçeğin ortaya çıkması için gerekli olması şartına bağlıdır ve mahkemenin takdirine bırakılmıştır.
Bulunduğu yerde dinleme
Hasta veya engelli olması nedeniyle mahkemeye gelemeyen tanığın, bulunduğu yerde dinlenmesidir. Bu hal mahkemenin takdirine değil, tanığın gelememesine bağlıdır.
Yargı çevresi
Mahkemenin yetki alanı olan coğrafi sınırdır. Tanığın bu sınır dışında bulunması istinabe yolunu açar.

Tanıkların mahkemede dinlenilmesi: hangi şartlar aranır?

  • Tanık deliline başvurulmuş ve tanığın dinlenmesine karar verilmiş olmalıdır.
  • Kural olarak tanık davaya bakan mahkemede dinlenmelidir.
  • Yerinde dinleme için gerçeğin ortaya çıkması bakımından gerekli olma koşulu bulunmalıdır; olayın gerçekleştiği veya şeyin bulunduğu yer ile tanık arasında bu bağ aranır.
  • Hasta veya engelli olması nedeniyle gelemeyen tanık için bu durumun varlığı yeterlidir ve bulunduğu yerde dinleme zorunludur.
  • Tanığın davaya bakan mahkemenin yargı çevresi dışında bulunması gerekir; istinabe yalnızca bu halde yapılabilir.
  • İstinabe yoluyla dinlenen tanık için yer, gün ve saat tarafların talebi hâlinde taraflara tebliğ edilmelidir.

Tanıkların mahkemede dinlenilmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Tanık davaya bakan mahkemede dinlenir ve tanığın dinlenmesi bu mahkemenin huzurunda yapılır.
  • Gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görülürse tanık olayın gerçekleştiği veya şeyin bulunduğu yerde dinlenir.
  • Hasta veya engelli olup mahkemeye gelemeyen tanık bulunduğu yerde dinlenir.
  • Yargı çevresi dışındaki tanık, bulunduğu yer mahkemesi tarafından istinabe yoluyla dinlenebilir.
  • İstinabe yoluyla dinlenen tanığın yeri, günü ve saati taraflar talep ederse kendilerine tebliğ edilir; talep yoksa tebliğ zorunlu değildir.
  • Yerinde dinleme gerekli görülmezse tanık davaya bakan mahkemede dinlenir.
  • Tanığın hangi hususlarda dinleneceğini davaya bakan hâkim belirler; bu yetki istinabe edilen mahkemeye geçmez.
  • Madde bir hakkın kullanılmasına değil, tanığın dinlenme yerine ilişkin usul kuralına bağlıdır; bu kurala aykırı yapılan dinleme, doğrudanlık ilkesine aykırılık oluşturur.

Mahkemede dinleme ile yerinde dinleme arasındaki fark nedir?

Kural olarak tanık davaya bakan mahkemede dinlenir ve bu, doğrudanlık ilkesinin gereğidir.

Gerçeğin ortaya çıkması için gerekliyse tanık olayın gerçekleştiği veya şeyin bulunduğu yerde dinlenebilir.

Yerinde dinleme mahkemenin takdirine bağlıdır ve gerekçesi gerçeğin ortaya çıkmasıdır. Taşınmaza ilişkin uyuşmazlıklarda yerinde dinleme, uygulamada keşifle birlikte önem kazanır.

Takdirî yerinde dinleme ile zorunlu bulunduğu yerde dinleme arasındaki fark nedir?

Gerçeğin ortaya çıkması için gerekliyse yerinde dinleme mahkemenin kararına bağlıdır (ikinci fıkra).

Hasta veya engelli olup gelemeyen tanık için bulunduğu yerde dinleme mahkemenin kararına bırakılmamıştır (üçüncü fıkra).

Gelemeyen tanığın dinlenmesi bakımından mahkeme dinlememe seçeneğine sahip değildir; tanığın gelememesi hâlinde bulunduğu yerde dinlenmesi gerekir.

Yargı çevresi içi ile yargı çevresi dışı tanık arasındaki fark nedir?

Tanık davaya bakan mahkemenin yargı çevresi içinde ise doğrudan bu mahkemede dinlenir.

Tanık yargı çevresi dışında ise bulunduğu yer mahkemesi istinabe yoluyla dinler.

İstinabe hâlinde taraflar yer, gün ve saat bakımından talepleri hâlinde bilgilendirilir; sorular ise davaya bakan hâkim tarafından belirlenir.

Tanıkların mahkemede dinlenilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Taşınmaz davasında tanıkların duruşmada dinlenip yerinde keşif yapılmamasını yeterli saymak; m.259/2 gereği taşınmaz başında dinlemenin gerekli olduğu hâllerde bu hata bozma sebebidir.
  • Yerinde dinlemeyi her hâlde zorunlu saymak; ikinci fıkrada yerinde dinleme gerçeğin ortaya çıkması için gerekli olduğunda mümkündür ve bu koşul takdire bağlıdır.
  • Gelemeyen tanığı dinlememe kararı vermek; üçüncü fıkrada hasta veya engelli tanık bulunduğu yerde dinlenir, bu konuda mahkemenin dinlememe takdiri yoktur.
  • Yargı çevresi dışındaki tanığı davetiye ile davaya bakan mahkemeye çağırmak; kural olarak tanığın bu mahkemeye davet edilmesi mümkün değildir, istinabe yoluna gidilmelidir.
  • İstinabe edilen mahkemeye sorularını belirleme yetkisi vermek; tanığın hangi hususlarda dinleneceğini davaya bakan hâkim belirler.
  • İstinabe yoluyla dinlenecek tanığın yer, gün ve saatinin her hâlde taraflara tebliğ edileceğini sanmak; tebliğ taraflar talep ederse yapılır.
  • Tanıkların yerinde dinlenmesi sırasında hâkimin sorguyu bir başkasına bırakmasına izin vermek; hâkim tanığı bizzat sorguya çeker.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Taşınmaza ilişkin davalarda tanıkların taşınmaz başında dinlenmesi, mahallinde usulüne uygun keşif yapılarak m.259/2 uyarınca sağlanması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/447 E., 2025/400 K., 25.06.2025; 7. Hukuk Dairesi, 2023/1035 E., 2023/1867 K., 30.03.2023; 7. Hukuk Dairesi, 2021/7200 E., 2022/7711 K., 13.12.2022)
  • Taşınmaz uyuşmazlığında m.259/2 hükmüne rağmen tanıkların duruşmada dinlenmesi ve keşif yapılmaması, uyuşmazlığın yeterince açıklığa kavuşturulmadığı gerekçesiyle bozma sebebi sayılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/124 E., 2023/481 K., 17.05.2023)
  • Zilyetlik olgusunun maddi olaylara dayanması nedeniyle zilyetliğin tespitinde tanık beyanlarına başvurulması ve bu tanıkların m.259 ile m.261 hükümleri uyarınca dinlenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/1123 E., 2020/89 K., 06.02.2020)
  • Fiili taksim savunmasının araştırılmasında yerinde keşif yapılması ve m.259 uyarınca tarafların tanıklarının taşınmaz başında dinlenmesi gerektiği belirtilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2024/5042 E., 2025/2592 K., 13.05.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Yerinde dinleme talebinde bulunan taraf, gerçeğin ortaya çıkması için yerinde dinlemenin gerekli olduğunu ileri sürmeli ve bunu olayın gerçekleştiği yer veya şeyin bulunduğu yer ile tanığın bilgisi arasındaki bağla ortaya koymalıdır.
  • Tanığın hasta veya engelli olduğunu ileri süren taraf, bu durumu sağlık raporu gibi belgelerle ispatlamalıdır; mahkemenin dinleme yerini bu duruma göre belirlemesi için dayanak oluşturur.
  • İstinabe yoluyla dinlemede tanığın yargı çevresi dışında bulunduğunu, mahkemenin adres ve yerleşim bilgileri ile ortaya koyması gerekir; tanığın bulunduğu yer bilgisi ispatın dayanağıdır.
  • Taşınmaz ilişkin davalarda, tanık beyanlarının yerinde keşif ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmekte; keşif yapılmaması hâlinde taraf tanık beyanının yeterli olmadığını ileri sürebilir.
  • Taraf yerinde dinleme talebinde bulunmadığı hâlde mahkemenin bu yolu kullanmamasının bozma sebebi olup olmayacağı, somut olayda uyuşmazlığın açıklığa kavuşup kavuşmadığına bağlıdır; bu durumda ispat yükü uyuşmazlığı çözmesi gereken taraftadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.154: Ses ve görüntü nakli yoluyla duruşma yapılmasına ilişkin düzenlemedir. Tanığın bulunduğu yerden ses ve görüntü nakli mümkün olan hâllerde, tarafların rızasıyla tanığın bizzat davaya bakan hâkim tarafından dinlenmesi gerektiği gerekçede belirtilir.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.241: Tanıkların bir kısmının dinlenmesiyle ispat edilmek istenen husus hakkında yeterli kanaat oluşursa geri kalan tanıkların dinlenmemesine ilişkin düzenlemedir. Dinlenme yerine değil, dinlenecek tanık sayısına ilişkindir.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.243: Tanığın davetiye ile çağrılmasını düzenler. Tanığın yerinde dinlenmesi veya istinabe hâlinde de davet usulü bu madde ile birlikte uygulanır.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.261: Tanıkların ayrı ayrı dinlenmesi, sözlü beyan ve yüzleştirme gibi dinleme usulünü düzenler. Bu madde dinlenme yerini belirlerken, m.261 dinleme biçimini belirler.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.236: Yemin deliline ilişkin düzenlemedir. Yargı çevresi dışında işlem yapılabilmesi bakımından m.259 ile karşılaştırılır.
  • 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.289: Keşif deliline ilişkin düzenlemedir. Yerinde dinleme ile keşif birlikte uygulanabilir; m.289/2 yargı çevresi dışında keşif yapılmasına imkân tanır.

HMK m.260 — Tanığın bilgilendirilmesi

6100 sayılı Kanun m.260, tanık dinlenmeden önce hâkimin tanığa, hakkında tanıklık yapacağı olayla ilgili bilgi vermesini ve tanıklık edeceği konulara ilişkin bildiklerini söylemesini istemesini düzenler. Hükmün konusu tanığın dinlenmeye hazırlanmasıdır; yemin, tanığa görev ve sorumluluğunun anlatılması ve kimlik sorguları bu maddenin dışındadır. Hükmün uygulanması hâkimin takdirine bırakılmamış, dinlemeden önceki zorunlu bir işlem olarak kurulmuştur. Madde, tanık sıfatıyla dinlenen herkes bakımından, mahkemede dinleme sırasında uygulanır. Yeminin dinlemeden önce edilmesi (m.258), tanığa görevinin önemi ve yalan tanıklık uyarısı (m.256) ile tanığın sözünün kesilmemesi ve yazılı not kullanamaması (m.261) düzenlenmez. Tanığın yeminsiz dinlenmesi (m.257) ve tanık beyanının tutanağa geçirilmesi de bu maddenin dışındadır.

Tanığın bilgilendirilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Tanığın bilgilendirilmesi
Hâkimin, tanık dinlenmeden önce hakkında tanıklık yapacağı olayı tanığa anlatmasıdır. Bilgilendirme, tanığın hangi olay hakkında konuşacağını bilmesini sağlar.
Tanıklık edeceği konular
Tanığın tanıklık konusu olan olaylara ilişkin bildiği hususlardır. Hâkim tanığa bu konuları bildirerek bilgisini söylemesini ister; tanığın bilgisi bu konularla sınırlı tutulmaz ama hâkimin bilgilendirmesi bu konular üzerinden yapılır.
Dinlemeden önce bildirme
Bilgilendirme ve bildiklerini söyleme istemi, tanığın dinlenmesinden önce yapılması gereken bir işlemdir. Dinleme sırasında veya sonrasında yapılan bilgilendirme bu hükmün gereğini yerine getirmiş sayılmaz.

Tanığın bilgilendirilmesi: hangi şartlar aranır?

  • Tanık dinlenmeden önce hâkim tarafından hakkında tanıklık yapacağı olayla ilgili bilgi verilmelidir.
  • Tanığa tanıklık edeceği konulara ilişkin bildiklerini söylemesi istenmelidir.
  • Bu bilgilendirme ve istem, tanığın dinlenmesinden önce yapılmalıdır.
  • Bilgilendirme yapılan kişi hakkında tanık sıfatıyla dinleme yapılacak olmalıdır.

Tanığın bilgilendirilmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Hâkim tanığa olayı bildirmeden ve bildiklerini söylemesini istemeden tanığı dinlememelidir; bu, usul kuralına aykırılık oluşturur.
  • Tanığın bilgilendirilmesi, tanığın anlayabileceği bir dille ve telkin ya da yönlendirme yapılmadan yapılmalıdır; aksi hâlde beyanın değeri tartışmalı hâle gelir.
  • Bilgilendirme ve bildiklerini söyleme istemi tutanağa geçirilmelidir; tutanakta bu işlemin yapılmadığı görülürse dinleme usulüne aykırı sayılır.

Bilgi verme ile bildiklerini söyletme arasındaki fark nedir?

Hâkimin tanığa olayı anlatması ve konulara ilişkin bildiklerini söylemesini istemesi, madde gereği zorunlu işlemdir.

Tanığa yalnızca görevinin önemi ve yemin hakkında bilgi verilmesi (m.256, m.258) bu maddenin kapsamındadır değildir.

Bu maddenin istediği bilgilendirme, görev ve yemin uyarısından ayrı bir işlemdir; ikisi birbirinin yerine geçmez.

Dinlemeden önce bilgilendirme ile dinleme sırasında sorular arasındaki fark nedir?

Madde, bilgilendirmenin dinlemeden önce yapılmasını öngörür.

Dinleme sırasında hâkimin ve tarafların tanığa sorduğu sorular (m.261) bu maddenin konusu değildir.

Dinleme sırasında yapılan sorular, dinlemeden önceki bilgilendirmenin yerini tutmaz.

Tanığın bilgilendirilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Bilgilendirme işlemini yemin işleminin içinde saymak; m.260 ile m.256 ve m.258 farklı işlemlerdir ve ayrı yapılmalıdır.
  • Bilgilendirmeyi dinleme sırasında veya dinlemeden sonra yapıp dinlemeden önceki zorunlu işlemin yerine saymak.
  • Tanığın ayrıntılı anlatımı alınmadan yalnızca önceki beyanlarını yinelemesini yeterli görmek; Yargıtay bunu usule aykırı bulmaktadır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, tanığa dinlenmeden önce olayla ilgili bilgi verilmesi ve bildiklerini söylemesinin istenmesini m.260'ın zorunlu bir işlemi olarak kabul etmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/2208 E., 2025/304 K., 15.01.2025; 2. Hukuk Dairesi, 2024/4431 E., 2024/10550 K., 26.12.2024; 2. Hukuk Dairesi, 2024/1912 E., 2024/9220 K., 28.11.2024)
  • Yargıtay, tanık beyanının yalnızca önceki beyanların tekrarından oluşmasını, tanığın ayrıntılı beyanının alınmamasını usule aykırı bulmaktadır. (2. Hukuk Dairesi, 2023/6449 E., 2024/4173 K., 03.06.2024)
  • Yargıtay, hâkimin tanığa dinlemeden önce olay hakkında bilgi verip bildiklerini söylemesini istemesi işleminin, tanığın bilgisinin dayanağını belirleme amacına hizmet ettiğini kabul etmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/2208 E., 2025/304 K., 15.01.2025; 2. Hukuk Dairesi, 2023/6449 E., 2024/4173 K., 03.06.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Tanık beyanının bu usule uygun alınıp alınmadığını iddia eden taraf, dinleme tutanağında bilgilendirme ve bildiklerini söyleme isteminin yapıldığını gösterecek kayda dayanır; yani ispat yükü usulü ileri süren tarafadır.
  • Bilgilendirmenin yapılmadığı ya da tutanağa geçirilmediği durumda, bu eksiklik tutanak incelemesiyle ortaya konur; tanık beyanının dayanağı tutanakla denetlenir.
  • Karşı taraf, tutanağın bilgilendirme işlemini içerdiğini ve tanığın bildiklerini özgürce söylediğini tutanakla savunur; bu savunma aksi ispatlanmadıkça tutanağa dayanır.
  • Dinleme usulüne aykırılık sonucu tanık beyanının değeri tartışmalıysa, tanığın anlatımının önceki beyanın tekrarı olmadığı, ayrıntılı bilgi verdiği tutanakla gösterilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.258: Yeminin tanığın dinlenmesinden önce edilmesini düzenler; m.260 bilgilendirmesi yemin işleminden sonra, dinlemeden önce yapılır.
  • 6100 sayılı Kanun m.256: Tanığa görevinin önemi, yalan tanıklık uyarısı ve duruşma kuralları hakkında bilgi verilmesini düzenler; m.260 bu bilgilendirmeden ayrı bir işlemdir.
  • 6100 sayılı Kanun m.261: Dinleme sırasında ayrı dinleme, sözünün kesilmemesi ve soru sorma kurallarını düzenler; m.260'ın hazırladığı dinlemenin usulünü tamamlar.

HMK m.261 — Tanığın dinlenilme şekli

Madde, mahkemede tanık dinlenmesinin şeklini düzenler: tanıkların ayrı ayrı dinlenmesi, dinleme sırasında yazılı not kullanımı, tanığın sözünün kesilmemesi, hâkimin ve toplu mahkemede hâkimlerin soru sorma yetkisi, yüzleştirme ve tanık beyanının tutanağa geçirilip imzalatılması. Hükmü mahkemede dinlenen tanıklar bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: tanığa dinlenmeden önce yapılacak bilgilendirme (m.260), yeminin şekli ve zamanı (m.258), tanığın yeminsiz dinleneceği haller (m.257), tanığa soru yöneltme yetkisi ve taraf vekillerinin soru sorma usulü (m.152), tanığın duruşma dışında ya da istinabe yoluyla dinlenmesi (m.254 ve 255 kimlik ve güvenilirlik itirazları ile ilgili hükümlerdir) ve tanıklar ile tarafların duruşma disiplinine ilişkin yasak davranışları (m.262).

Tanığın dinlenilme şekli: hangi kavramlar bilinmeli?

Ayrı ayrı dinleme
Tanıkların hâkim tarafından tek tek dinlenmesi ve birinin dinlenmesi sırasında henüz dinlenmemiş tanıkların salonda bulunamaması anlamına gelir. Amaç, tanıkların birbirinin beyanından etkilenmesini önlemektir.
Yüzleştirme
Tanıkların gerektiğinde birbirleriyle ya da farklı beyanlarla karşı karşıya getirilmesidir. Yalnızca gerektiğinde uygulanan bir tedbirdir ve her tanık dinlemesinde kendiliğinden yapılmaz.
Yazılı not
Tanığın dinleme sırasında yanında getirip kullandığı yazılı belgelerdir. Kural olarak tanık notlara dayanarak konuşamaz; yalnızca tarih ve rakamlar ile hatırlama güçlüğü olan hususlarda, hâkimin izniyle yazısına bakabilir.
Tutanak
Tanığın beyanlarının yazıldığı ve tanığa okunarak imzalatıldığı kayıt belgesidir. Beyanın tanığa okunması ve imza alınması, beyanın doğruluğunu kayıt altına alan işlemdir.

Tanığın dinlenilme şekli: hangi şartlar aranır?

  • Tanığın mahkemede, hâkim huzurunda dinlenmesi gerekir; dinleme davaya bakan mahkemede yapılmalıdır.
  • Tanıklar hâkim tarafından ayrı ayrı dinlenmelidir ve bir tanık dinlenirken henüz dinlenmemiş tanıklar salonda bulunmamalıdır.
  • Tanık bildiğini sözlü olarak açıklamalı ve sözü kesilmeden dinlenmelidir.
  • Dinleme sırasında tanık yazılı not kullanmamalıdır; yalnızca tarih ve rakamları tespit etmek ya da hatırlamak için yazısına bakması gerektiğini hâkime bildirmesi ve hâkimin buna izin vermesi hâlinde bakabilir.
  • Tanık beyanını tamamladıktan sonra hâkim, ifade edilen hususların açıklanması veya tamamlanması için ek soru sorabilir; toplu mahkemede başkan, her hâkimin tanığa doğrudan soru sormasına izin vermelidir.
  • Tanığın sözleri tutanağa yazılıp önünde okunmalı ve tutanağın altı tanığa imzalatılmalıdır.

Tanığın dinlenilme şekli: hangi sonuçları doğurur?

  • Tanıklar ayrı ayrı dinlenmediği ya da biri dinlenirken henüz dinlenmemiş tanıklar salonda bulundurulduğu takdirde dinleme usule aykırı olur.
  • Tanığın sözü kesilirse ya da yazılı not izinsiz kullanılırsa beyanın usulüne uygunluğu tartışmalı hâle gelir ve bu durum beyanın değerini etkiler.
  • Hâkim, tanığın hatırlamakta güçlük çektiği tarih ve rakamlarda yazısına bakmasına izin verebilir ya da tanığı yeniden dinlemeye karar verebilir.
  • Tanığın sözleri tutanağa yazılıp okunmadan ve imzalattırılmadan dinleme tamamlanmış sayılmaz.
  • Toplu mahkemede hâkimlerin doğrudan soru sorma yetkisi başkanın izniyle doğar; bu izin olmadan doğrudan soru yöneltilmesi usule aykırılık oluşturur.
  • Tanık beyanları arasında çelişki bulunduğunda, uygulamada tanıkların yeniden dinlenmesi bu maddeye dayanılarak yapılabilir.

Ayrı dinleme ile yüzleştirme arasındaki fark nedir?

Tanıkların ayrı ayrı dinlenmesi kuraldır; her tanık diğerlerinin beyanından bağımsız olarak anlatır.

Yüzleştirme, tanıkların birlikte karşı karşıya getirilmesidir ve yalnızca gerektiğinde yapılır.

Ayrı dinleme zorunlu kuraldır; yüzleştirme ise hâkimin takdirine bağlı istisnadır ve bu iki işlem birbirinin yerine geçmez.

Yazılı not ile yazıya bakma arasındaki fark nedir?

Tanığın dinleme sırasında yazılı not kullanması kural olarak yasaktır.

Tarih ve rakamları tespit etmek ya da hatırlamak için yazıya bakma, tanığın hâkime bildirmesi üzerine hâkimin izniyle mümkündür.

İzinsiz not kullanımı beyanın sözlü niteliğini bozar; izin verilen hâllerde hâkim ya bakmaya izin verir ya da tanığı belirleyeceği duruşmada yeniden dinler.

Tanığa ek soru ile tarafların soru sorması arasındaki fark nedir?

Tanık sözünü bitirdikten sonra hâkim ifadenin açıklanması veya tamamlanması için ek soru sorabilir.

Toplu mahkemede her hâkimin tanığa doğrudan soru sormasına başkanın izin vermesi ayrı bir yetkidir.

Hâkimin ek sorusu ve toplu mahkemede hâkimlerin doğrudan soruları birbirinden bağımsız iki ayrı soru yetkisidir.

Tanığın dinlenilme şekli: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tanıklar arasında yüzleştirmeyi her dinlemede zorunlu saymak; yüzleştirme yalnızca gerektiğinde yapılan bir tedbirdir.
  • Tanığın yazılı nota bakmasına, tarih ve rakam dışındaki hususlarda da izin verilebileceğini sanmak; izin yalnızca tarih ve rakamları tespit, bazı hususları açıklamak veya hatırlamak için verilir.
  • Tanık beyanını tutanağa geçirip okutmadan ve imzalatmadan dinlemeyi tamamlanmış saymak; tutanağın okunması ve imzalatılması zorunludur.
  • Toplu mahkemede hâkimin doğrudan soru sorabileceğini, başkanın izni aranmayacağını düşünmek; doğrudan soru için başkanın izni gerekir.
  • Hâkimin tanığa yalnızca ilk beyanı sırasında soru sorabileceğini düşünmek; tanık sözünü bitirdikten sonra ek soru sorulabilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tanıklar arasında çelişki bulunduğunda, Yargıtay tanıkların yeniden dinlenerek çelişkinin giderilmesi gerektiğini kabul etmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2024/7786 E., 2024/13200 K., 08.10.2024)
  • Taşınmazla ilgili zilyetlik olgusunun tespitinde, tanık beyanlarına başvurulması ve tanıklar arasındaki çelişkilerin bu madde uyarınca giderilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/1123 E., 2020/89 K., 06.02.2020; 8. Hukuk Dairesi, 2023/2322 E., 2024/1442 K., 05.03.2024)
  • Zilyetlik ya da kadastro uyuşmazlığında, tanıkların ayrı ayrı dinlenmesi ve çelişki bulunduğunda bu madde gereğince giderilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (1. Hukuk Dairesi, 2023/276 E., 2024/2890 K., 24.04.2024)
  • Bu maddenin birinci fıkrasına göre verilen kararlara karşı temyiz süresinin tebliğden itibaren iki hafta olduğu kabul edilmektedir. (1. Hukuk Dairesi, 2022/6022 E., 2023/5758 K., 23.10.2023)
  • Tanık beyanlarının tutanağa geçirilmesi ve altı imzalatılması işleminin yapılmadığı hâllerde, usulüne uygun dinlemenin gerçekleşmediği yönünde Yargıtay uygulaması bulunmaktadır. (2. Hukuk Dairesi, 2023/3365 E., 2024/411 K., 23.01.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Tanık delilinin varlığını ve içeriğini ileri süren taraf, tanığın dinlenmesini talep etmek ve tanığın beyanını tutanağa geçirilmiş biçimde ortaya koymakla yükümlüdür.
  • Tanığın dinleme usulüne uygun yapılıp yapılmadığı, dinleme tutanağında belirlenir; tutanakta tanığın imzası ve okunup imzalatılma işlemi yer almalıdır.
  • Tanık beyanının sözlü olarak verilmesi kuralı nedeniyle, tanığın yazılı nota dayandığını iddia eden taraf bu iddiasını dinleme tutanağı ve duruşma kaydı ile ispatlar.
  • Tanıklar arasında çelişki bulunduğu iddiası, çelişkili beyanların tutanaktan karşılaştırılmasıyla ispatlanır; çelişkinin giderilmesi için tanıkların yeniden dinlenmesi talep edilebilir.
  • Ayrı dinleme kuralına aykırılık iddiasını ileri süren taraf, tanıkların birbirinden etkilendiğini ve dinleme sırasında bir arada bulunduklarını tutanak ya da başka delille ortaya koymalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 m.260: Tanığın dinlenmeden önce hâkim tarafından bilgilendirilmesini düzenler; bu madde dinleme öncesi aşamayı, 261 ise dinleme sırasındaki usulü düzenler.
  • 6100 m.258: Yeminin dinlenmeden önce eda edilmesini ve şeklini düzenler; 261 yalnızca dinleme sırasındaki usulü kurar.
  • 6100 m.257: Yeminsiz dinlenecek kişileri belirler; bu kişiler de 261'deki dinleme usulüne tabidir.
  • 6100 m.262: Tarafların tanığın sözünü kesmesi ve onu övmesi veya tahkir etmesi yasağını düzenler; 261'deki sözü kesilmeden dinleme kuralını tamamlar.
  • 6100 m.152: Taraf vekillerinin ve tarafların tanığa soru yöneltme usulünü ve itiraz üzerine hâkimin kararını düzenler.

HMK m.262 — Yasak davranışlar

Madde, duruşmada tanığın dinlenmesi sırasında tarafların ve vekillerin uymak zorunda olduğu bir davranış yasağını düzenler: tanığın sözünün kesilmesi, söz veya hareketle övülmesi ve tahkir edilmesi yasaktır. Yasağa aykırı davranışın hâkimin uyarısına rağmen sürdürülmesi halinde uygulanacak disiplin yaptırımlarına (79. ve 151. maddelere göre işlem) yollama yapar. Madde, tanığa soru yöneltme usulünü, tanığın dinlenme sırasını ve tanığın duruşma salonunu terk etmemesini düzenlemez (m.256, m.152). Duruşma disiplinini bozan kişinin disiplin hapsi, salondan çıkarılması ve yakalanması gibi genel düzen tedbirleri ile tarafın kendisini vekille temsil ettirmesi usulü de bu maddede yer almaz (m.79, m.151). Tanığın yalan beyanda bulunması ya da tanık hakkında suç işlenmesi de ayrı hükümlere tabidir ve bu madde kapsamına girmez.

Yasak davranışlar: hangi kavramlar bilinmeli?

Tanığa yasak davranışlar
Tarafların ve vekillerin tanık dinlenirken yapamayacağı üç fiil: tanığın sözünü kesmek, söz ya da hareketle onu övmek ve tahkir etmektir. Yasak, tanığın anlatımını bölen ve tanığın tarafsızlığını etkileyebilecek davranışları kapsar.
Uyarı
Hâkimin yasaklı davranışta bulunan tarafa veya vekiline davranışını durdurmasını bildirmesidir. Yaptırım uygulanabilmesi için önce uyarı yapılmış olmalı ve davranış uyarıya rağmen sürmelidir.
Disiplin yaptırımı (79. ve 151. madde yoluyla)
Madde, uyarıya rağmen sürdürülen yasaklı davranışta 79. veya 151. maddelerdeki işlemlerin uygulanacağını belirtir. Bu işlemler tarafın vekille temsil edilmesi, duruşma salonundan çıkarılması veya vekil bakımından ilgili baroya ve Cumhuriyet başsavcılığına bildirimde bulunulmasıdır.

Yasak davranışlar: hangi şartlar aranır?

  • Yasaklı fiilin tanık dinlenirken işlenmiş olması gerekir: taraf veya vekil, tanığın sözünü kesmemeli, onu söz ya da hareketle övmemeli veya tahkir etmemelidir.
  • Yasaklı davranış gerçekleşmiş olmalı ve hâkim bu davranışı uyarı yoluyla tespit ederek davranışın durdurulmasını istemiş olmalıdır.
  • Taraf veya vekil, hâkimin uyarısına rağmen davranışını sürdürmelidir; tek seferlik ve uyarı sonrasında duran davranış bu yaptırımı doğurmaz.
  • Davranışı sürdüren kişi taraf ise 79. madde, vekil ise 151. madde uyarınca işlem yapılması gerekir.

Yasak davranışlar: hangi sonuçları doğurur?

  • Taraf veya vekil tanığın sözünü keserse, övmesi veya tahkir etmesi yasaklanır ve hâkim bu davranışı uyarı ile durdurmaya çalışır.
  • Uyarıya rağmen davranış sürdürülürse, taraf bakımından 79. madde, vekil bakımından 151. madde uygulanır.
  • Yasaklı davranış uyarı üzerine duruyorsa, bu maddeye dayanılarak bir yaptırım uygulanmaz.
  • Yasak, tanığın ifadesinin sağlıklı alınmasını ve tanığın etkilenmeden beyanda bulunmasını korumaya yöneliktir; ihlal, tanığın beyanının değerini tartışmaya konu edebilir ancak madde bunun için ayrı bir geçersizlik sonucu öngörmez.

Taraf ile vekil arasındaki fark nedir?

Yasaklı davranışı taraf bizzat yaparsa, hâkim yaptırımı 79. maddeye göre uygular.

Yasaklı davranışı vekil yaparsa, yaptırım 151. maddeye göre uygulanır.

Uygulanacak hüküm kişinin sıfatına göre değişir; vekil bakımından ayrıca baroya ve Cumhuriyet başsavcılığına bildirim yapılabilir.

Tanığın sözünü kesme ile tanığı övme veya tahkir etme arasındaki fark nedir?

Sözün kesilmesi, tanığın anlatımını bölen bir müdahaledir.

Övme veya tahkir, tanığın tarafsızlığını etkileyen ve onu değerlendiren bir söz ya da harekettir.

Her iki durum da yasaktır; ancak madde yaptırımı ortak olarak uyarıya rağmen sürdürülmesine bağlar.

Yasaklı davranış ile duruşma düzenini bozma genel hali arasındaki fark nedir?

Bu madde, belirli bir yasaklı davranışı (tanığa karşı olanı) düzenler.

Genel duruşma düzenini bozma, 79. ve 151. maddelerde ve CMK hükümlerinde düzenlenen genel disiplin hallerini kapsar.

Tanığa karşı yasaklı davranış ile genel düzen bozma ayrı tespit edilir; ikisinde de uyarı ve yaptırım zinciri işler.

Yasak davranışlar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tanığın sözünü kesen tarafa ilk davranışta yaptırım uygulamak; madde uyarıya rağmen sürdürülme koşulunu aramaktadır.
  • Vekilin yasaklı davranışı ile tarafın davranışı için aynı yaptırım hükmünü uygulamak; taraf için 79, vekil için 151. madde esastır.
  • Tanığa soru yöneltme usulünü (m.152) bu maddedeki yasak davranışla karıştırmak; soru sorma ayrı bir düzenlemedir.
  • Yasaklı davranışın tanığın ifadesini geçersiz kıldığını varsaymak; madde böyle bir geçersizlik sonucu öngörmez.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yasaklı davranışın uyarıya rağmen sürdürüldüğünün tespit edilmesi, yaptırım uygulanmadan önce gereklidir; uyarı yapılmadan doğrudan yaptırım uygulanması yerinde değildir.
  • Vekilin yasaklı davranışı halinde duruşmanın ertelenmesi ve vekil hakkında ilgili baroya ve gerekiyorsa Cumhuriyet başsavcılığına bildirim yapılması uygulamada yer almaktadır.

Nasıl ispat edilir?

  • Yasaklı davranışı ileri süren taraf, tanığın sözünün kesildiğini, övüldüğünü veya tahkir edildiğini duruşma tutanağı ile ispatlamalıdır; tutanakta bu hususların kaydedilmesi esastır.
  • Hâkimin uyarısının yapıldığı ve davranışın uyarıya rağmen sürdüğü, duruşma tutanağına geçirilerek ispatlanır; uyarının yapılmadığını ileri süren taraf bunu ispatlamalıdır.
  • Tanığın ya da başka bir katılımcının tanıklığı ile yasaklı davranışın varlığı ispatlanabilir; ancak tutanağa geçmeyen davranış için tanık beyanı tek başına yeterli olmayabilir.
  • Vekilin davranışına karşı yaptırım uygulanacaksa, davranış ve uyarı ile birlikte olay tutanağının düzenlenmiş olması gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.79: Taraf kendisi davranışı sürdürürse uygulanacak yaptırım hükmüdür; tarafın vekille temsil ettirilmesi ve tarafın yokluğu halinin uygulanmasına ilişkindir.
  • 6100 sayılı Kanun m.151: Vekil ya da duruşmada bulunan kişi uyarıya rağmen düzeni bozmaya devam ederse uygulanacak disiplin hükümlerini düzenler; vekil bakımından bu madde işler.
  • 6100 sayılı Kanun m.256: Tanığın duruşma salonundan izinsiz ayrılmamasına ilişkindir; bu madde ile birlikte tanık dinleme düzenini tamamlar.
  • 6100 sayılı Kanun m.152: Taraf vekillerinin ve tarafların tanığa doğrudan ya da hâkim aracılığıyla soru yöneltmesini düzenler; bu madde yasaklı davranışlarla soru sorma usulünü ayırır.

HMK m.263 — Tercüman ve bilirkişi kullanılması

Madde, tanığın Türkçe bilmemesi halinde tercümanla dinlenmesini ve tanığın sağır ve dilsiz olması halinde soruların yazılı olarak bildirilmesi ya da işaret dilinden anlayan kişi aracılığıyla dinlenmesini düzenler. Hüküm tanık delilinin alınmasına ilişkin olup tanığın dinlenmesinde iletişim engelinin giderilmesine yöneliktir. Tercümanın hukuki niteliği, tercümanın atanması ve ücreti, tercümanın reddi gibi konular madde metninde yer almaz; tercüman ücreti ve avans yükümlülüğü ile ilgili düzenleme ilgili tanık ve yargılama giderleri hükümlerinde yer alır (m.324, m.325). Tanığın yalan söylemesi ve menfaat karşılığı tanıklık yapması bu maddenin konusu değildir (m.264). Bilirkişinin görevlendirilmesi, yetkileri ve raporu ile ilgili hükümler bu maddede düzenlenmez (m.266 vd.).

Tercüman ve bilirkişi kullanılması: hangi kavramlar bilinmeli?

Tercüman
Taraflarin veya üçüncü kişilerin yabancı dilde ya da hareketlerle anlatmak istediklerini mahkemenin diline aktaran kişidir. Madde bakımından tercüman, Türkçe bilmeyen tanığın ifadesinin Türkçeye aktarılması için görev yapar.
Yazılı soru-yazılı cevap usulü
Sağır ve dilsiz tanığın okuma yazma bilmesi halinde sözlü iletişim yerine soruların yazılı olarak bildirilmesi ve cevaplarının yazdırılmasıdır. Bu usul, tanığın okuma yazma bilmesine bağlıdır.

Tercüman ve bilirkişi kullanılması: hangi şartlar aranır?

  • Tanığın dinlenmesi için bir tanık delili bulunmalı ve tanık, dinlenecek kişi olarak mahkemece belirlenmiş olmalıdır.
  • Tanık Türkçe bilmiyorsa dinlenmesi tercüman aracılığıyla yapılmalıdır.
  • Tanık sağır ve dilsiz ise ve okuma yazma biliyorsa sorular kendisine yazılı olarak bildirilmeli ve cevapları yazdırılmalıdır.
  • Tanık sağır ve dilsiz ise ve okuma yazma bilmiyorsa hâkim, kendisini işaret dilinden anlayan kişi yardımıyla dinlemelidir.

Tercüman ve bilirkişi kullanılması: hangi sonuçları doğurur?

  • Tanık Türkçe bilmiyorsa tercümanla dinlenir ve tercüman aracılığıyla alınan ifade tanık beyanı olarak değerlendirilir.
  • Sağır ve dilsiz olup okuma yazma bilen tanığa sorular yazılı olarak bildirilir ve cevapları yazdırılır; bu usulle alınan beyan tanık beyanı niteliğindedir.
  • Sağır ve dilsiz olup okuma yazma bilmeyen tanık, hâkimin işaret dilinden anlayan kişi yardımıyla dinlenmesi suretiyle dinlenir.
  • Maddede yazılı usullere uyulmaksızın tanık dinlenirse dinleme usulü hukuka aykırı olur ve bu eksiklik tanık beyanının değerini etkiler.

Yabancı dil ile sağır ve dilsizlik arasındaki fark nedir?

Tanığın Türkçe bilmemesi durumunda iletişim engeli dil farkından kaynaklanır ve tercüman aracılığıyla çözülür.

Tanığın sağır ve dilsiz olması durumunda iletişim engeli işitme ve konuşma yetisinden kaynaklanır ve yazılı soru-cevap ya da işaret dili aracılığı ile çözülür.

İki hâlde farklı iletişim yöntemi uygulanır; tercüman yalnızca yabancı dil hâlinde söz konusu olur, sağır ve dilsizlerde yazılı usul veya işaret dili aracı esas alınır.

Okuma yazma bilen ile bilmeyen sağır ve dilsiz tanık arasındaki fark nedir?

Okuma yazma bilen sağır ve dilsiz tanıkta sorular yazılı olarak bildirilir ve cevaplar yazdırılır.

Okuma yazma bilmeyen sağır ve dilsiz tanıkta hâkim, işaret dilinden anlayan kişi yardımıyla dinleme yapar.

Okuma yazma bilen tanıkta işaret dili kişisine gerek kalmaz; bilmeyen tanıkta bu kişi dinlemenin zorunlu aracıdır.

Tercüman ve bilirkişi kullanılması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sağır ve dilsiz tanık okuma yazma bilmiyorsa yazılı soru-cevap usulünü uygulamak; bu durumda işaret dilinden anlayan kişi aracılığıyla dinleme yapılmalıdır.
  • Sağır ve dilsiz tanık okuma yazma biliyorsa işaret dili kişisi çağırmak; bu durumda yazılı usul yeterlidir ve işaret dili kişisi zorunlu değildir.
  • Tercüman ücretini tanığın kendisine ya da Devlet Hazinesine yükletmek; ücret yükümlülüğü kural olarak dinletmek isteyen tarafa aittir ve yalnızca kamu düzenini ilgilendiren hâllerde Devlet Hazinesi karşılar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tercüman ücretinin tanık dinletmek isteyen taraftan avans olarak alınması ve avansın kesin süre içinde yatırılmamasının tanık dinletmekten vazgeçme sonucu doğurduğu kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/546 E., 2023/3602 K., 08.06.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Tanığın Türkçe bilmediğini ileri süren tarafın bu iddiayı ispatlaması gerekir; dil bilgisi konusunda mahkemenin tespiti esas alınır.
  • Tanığın sağır ve dilsiz olduğu ve okuma yazma bilip bilmediği ilgili belgelerle ya da mahkemenin tespitiyle ortaya konulur.
  • Tercüman ücretinin avans olarak yatırılması yükümlülüğü dinletmek isteyen tarafa aittir; avansın yatırıldığı belgeyle ispat edilir.
  • Dinleme usulüne uyulmadığını ileri süren taraf, usule aykırılığın tanık beyanının değerini etkilediğini ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.264: Tanığın yalan söylemesi ya da menfaat karşılığı tanıklık etmesi hâlini düzenler; bu madde ile dinleme usulünü değil, tanıklık yükümlülüğünün ihlalini düzenler.
  • 6100 sayılı Kanun m.266: Bilirkişiye başvurulmasını düzenleyen hükümlerin ilkidir; işaret dili kişisi bilirkişi olarak anıldığında bu hükümlerin sınırı bakımından karşılaştırma yapılır.
  • 6100 sayılı Kanun m.324: Tercüman ücretinin avans olarak ödenmesini ve avansın yatırılmamasının sonucunu düzenler; tercümanın atanmasına ilişkin ücret yükümlülüğü bu hükme bağlıdır.
  • 6100 sayılı Kanun m.325: Kamu düzenini ilgilendiren hallerde tercüman ücretinin Devlet Hazinesi tarafından karşılanmasını düzenler.

HMK m.264 — Yalan yere veya menfaat temin ederek tanıklık edilmesi ve sonuçları

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 264. maddesi, hâkimin tanığın tanıklığı sırasında yalan söylediği veya menfaat temin ederek tanıklık ettiği yönünde yeterli delil veya emare elde etmesi hâlinde izleyeceği yolu düzenler. Bu yol, Cumhuriyet başsavcılığına tutanak gönderilmesi ile tanık ve varsa suçta ortaklarının tutuklanmasına karar verilmesi ve kovuşturma için sevk edilmesidir. Madde, hukuk yargılamasında tanık beyanına ilişkin hâkimin yetkisini ve yönlendirmesini kapsar; tanığa görevinin önemi anlatılması ve yemin (m.256, m.258) ile tanıklık ücreti (m.262) düzenlemez. Yalan tanıklığın cezai niteliği ile ilgili Türk Ceza Kanunu hükümleri, yargılamanın iadesi sebebi (m.375) ve tanığın ifadesinin takdiri (m.198) ayrı maddelerde düzenlenmiştir ve bu maddenin kapsamı dışındadır.

Yalan yere veya menfaat temin ederek tanıklık edilmesi ve sonuçları: hangi kavramlar bilinmeli?

Yalan tanıklık
Tanığın hukuk yargılamasında bildiğini gerçeğe aykırı biçimde anlatması hâlidir. Madde bu durumda hâkimin harekete geçmesini öngörür; tanığın bilerek yanlış beyanda bulunduğu yeterli delil veya emareyle ortaya konmalıdır.
Menfaat temin ederek tanıklık
Tanığın beyanını bir çıkar karşılığında yapması hâlidir. Madde, yalan söylemenin yanında bu durumu da ayrıca sayar; kazanılan menfaatin ne olduğu maddede belirtilmemiştir.
Yeterli delil veya emare
Hâkimin tutanak düzenlemesi için aranan eşiktir. Kesin bir kanıt aranmaz; yalan söylendiği veya menfaat temin edildiği yönünde makul bir kuşku uyandıran somut veriler yeterlidir.
Tutanak
Hâkimin, tanığın yalan söylediği veya menfaat temin ettiği konusundaki tespitlerini yazılı olarak kaydettiği belgedir. Bu tutanak derhal Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.
Sevk
Hâkimin tanık ve varsa suç ortaklarının kovuşturulması için dosyayı Cumhuriyet başsavcılığına göndermesi işlemidir. Sevk, kovuşturmanın açılmasını değil, soruşturma makamına geçişi sağlar.

Yalan yere veya menfaat temin ederek tanıklık edilmesi ve sonuçları: hangi şartlar aranır?

  • Hâkimin tanık dinlenirken tanığın yalan söylediği veya menfaat temin ederek tanıklık ettiği hakkında yeterli delil veya emare elde etmesi gerekir.
  • Hâkim bu tespiti tutanağa bağlamalı ve tutanağı derhâl Cumhuriyet başsavcılığına göndermelidir.
  • Tutuklama kararı verilebilmesi için tanığın ve suçta ortakları varsa onların durumunun ayrıca değerlendirilmesi gerekir; bu karar hâkimin takdirindedir.
  • Tanık ve suç ortaklarının kovuşturulması için hâkimin ilgili dosyayı Cumhuriyet başsavcılığına sevk etmesi gerekir.

Yalan yere veya menfaat temin ederek tanıklık edilmesi ve sonuçları: hangi sonuçları doğurur?

  • Hâkim yeterli delil veya emare elde ederse tutanak düzenler ve bunu derhâl Cumhuriyet başsavcılığına gönderir.
  • Hâkim tanığın ve suçta ortakları varsa onların tutuklanmasına karar verebilir.
  • Hâkim tanık ve suç ortaklarını kovuşturma yapılmak üzere Cumhuriyet başsavcılığına sevk eder.
  • Yeterli delil veya emare bulunmadığında bu madde uyarınca tutanak düzenlenmez ve sevk yapılmaz; hâkim tanık beyanını takdir yetkisi çerçevesinde değerlendirir.
  • Tanık hakkında kovuşturma yapılması hukuk davasının görülmesine ve sonuçlandırılmasına engel değildir.

Tutanak düzenlenmesi ile tutuklama ve sevk arasındaki fark nedir?

Birinci fıkradaki tutanak yükümlülüğü, yalan söyleme veya menfaat temin etme hâlinin tespitine bağlıdır ve hâkim bu tutanağı Cumhuriyet başsavcılığına gönderir.

İkinci fıkradaki tutuklama ve sevk yetkisi hâkime bırakılmış bir takdir yetkisidir; her tutanakta uygulanması zorunlu değildir.

Tutanak zorunlu adımdır; tutuklama kararı ise hâkimin takdirine kalmış ek bir tedbirdir.

Tanık ile suç ortağı arasındaki fark nedir?

Tanığın kendisi hakkında yalan tanıklık yönünde tespit yapılır ve bu kişi tutuklanabilir.

Suçta ortak olan kişi, tanıklığın yalan olmasına katkı sağlamış kişidir; onun tutuklanması da ayrıca değerlendirilebilir.

Her iki kişi için tutuklama ve sevk ayrı ayrı değerlendirilir; suç ortağı bulunmadığında yalnızca tanık hakkında işlem yapılır.

Hukuk yargılaması ve ceza kovuşturması: fark nedir?

Madde hâkimin hukuk davasında tanığa karşı yapacağı işlemi düzenler.

Yalan tanıklığın cezai sonucu ve kovuşturması ayrı bir yargılamadır; hukuk davasının görülmesine engel değildir.

Tanık hakkında ceza kovuşturması yapılması hukuk davasının sürmesini durdurmaz.

Yalan yere veya menfaat temin ederek tanıklık edilmesi ve sonuçları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Hâkimin yalnızca tanık beyanının çelişkili olmasını yeterli emare saymak; çelişki tek başına yalan söylendiği tespiti için yeterli olmayabilir.
  • Tutanak düzenlenmesi zorunluluğunu tutuklama kararıyla karıştırmak; tutanak zorunlu, tutuklama takdiri bir tedbirdir.
  • Hukuk davası sürerken tanık hakkında ceza kovuşturması başladığında davayı durdurmak; kovuşturma hukuk davasının görülmesine engel değildir.
  • Yeterli delil veya emare aranmadan, yalnızca tanığın taraflardan biriyle yakın ilişkisine dayanarak tutanak düzenlemek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tanığın doğru söylediği, aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2013/1417 E., 2014/1090 K., 24.12.2014)
  • Hâkimin yalan tanıklık yönünde tutanak düzenleyebilmesi için somut olaylara ve delillere dayanan ciddi bir tespit gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2013/1417 E., 2014/1090 K., 24.12.2014)
  • Tanığın bilerek gerçeğe aykırı beyanda bulunduğu, tanığın dinlendiği olaylara ilişkin bilgisinin bulunduğu hâlde bunları saklaması gibi somut verilerle ortaya konabilmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2025/3956 E., 2025/5350 K., 23.06.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Yalan söylediği veya menfaat temin ettiği iddiasını ileri süren taraf, bu iddiayı dosyadaki belgeler ve diğer delillerle ortaya koymalıdır; ancak m.264 uyarınca tutanak düzenleme yetkisi hâkimindir ve taraf isteği olmadan da hâkim harekete geçebilir.
  • Yeterli delil veya emare, dosyadaki yazılı belgeler, tanık beyanları arasındaki çelişkiler ve tanığın olayla ilişkisi gibi verilerle ortaya konur; hâkim bu verileri değerlendirir.
  • Tanığın menfaat temin ettiği iddiasında, menfaatin varlığı ve tanıklıkla bağlantısı ispat konusu olur; bu bağlantı kurulamıyorsa tutanak düzenlenmez.
  • Tanığın yalan söylediğine dair delil bulunmaması hâlinde hâkim tutanak düzenlemez ve tanık beyanını takdir yetkisi çerçevesinde değerlendirmeye devam eder.
  • Tutuklama kararı verilmesi için de hâkimin tanığın ve suç ortaklarının durumuna ilişkin somut bilgi ve belirtilere dayanması gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.255: Tanığın gerçeği söyleme yükümlülüğünü düzenler; m.264'teki tutanak yolu bu yükümlülüğe aykırılığın hâkim tarafından tespiti hâlinde işler.
  • 6100 sayılı Kanun m.256: Tanığa dinlenmeden önce görevinin önemi ve yalan tanıklığın cezalandırılacağı anlatılır; m.264 bu uyarıdan sonra yalan söyleme hâlini ele alır.
  • 6100 sayılı Kanun m.258: Tanığın yemin etmesini düzenler; yeminle bağlı olan tanığın yalan söylemesi m.264'ün uygulanmasına konu olur.
  • 6100 sayılı Kanun m.198: Tanık beyanının takdiri delil olduğunu belirtir; hâkim m.264 kapsamında tespit yapmadan önce bu takdir yetkisini kullanır.
  • 6100 sayılı Kanun m.375: Yalan tanıklıktan mahkûm edilmiş tanığın ifadesine dayanılarak verilen kararın yargılamanın iadesi sebebi olduğunu düzenler; m.264 ile doğrudan bağlantılıdır.

HMK m.265 — Tanığa ödenecek ücret ve giderler

Bu madde, mahkemece çağrılan tanığa ödenecek ücret ve giderleri düzenler. Ücretin ölçüsünü (Adalet Bakanlığınca her yıl hazırlanan tarifeye göre, kaybedilen zamanla orantılı olması), tanığın seyahat hâlinde karşılanacak yol, konaklama ve beslenme giderlerini ve bu ödemelerin vergi, resim ve harçtan muaf olmasını belirler. Uygulama, mahkeme tarafından çağrılan tanıklar bakımından geçerlidir. Tanık ücretinin ödenme usulünü, davetiyenin içeriğini ve tanığın gelmemesinin yaptırımlarını düzenlemez (6100 m.240 vd. ve Tebligat ile ilgili yönetmelik hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir). Tanığın ifadesinin takdirini ve değerlendirilmesini düzenlemez (m.240 vd. ve m.266 ilgili hükümleri). Tanığın yargılama giderleri arasında hesaplanmasını ve hükme bağlanmasını düzenlemez (m.323). Tanığa tazminat ödenmesi için tanığın talepte bulunmasının gerekip gerekmediği ayrıca bu maddeden okunmamalıdır.

Tanığa ödenecek ücret ve giderler: hangi kavramlar bilinmeli?

Tanık ücreti (tazminatı)
Mahkemece çağrılan tanığın, tanıklık için katlandığı zaman kaybına karşılık ödenen paradır. Tutarı Adalet Bakanlığınca her yıl hazırlanan tarifeye göre belirlenir ve kaybedilen zamanla orantılıdır. Tanığın gerçekte uğradığı kazanç kaybının tam tazmini değil, tarifeye bağlı bir karşılıktır.
Tanıklık tarifesi
Adalet Bakanlığınca her yıl çıkarılan, tanığa ödenecek ücretin ölçüsünü gösteren tarifedir. Madde, ücretin esasını bu tarifeye bağlar; tarifede gösterilen tutarın üzerine çıkılmasını öngörmez.
Yol, konaklama ve beslenme giderleri
Tanığın hazır bulunmak için seyahat etmesi zorunda kaldığı hâlde karşılanan giderlerdir. Bu giderler, tanığın kendi yerleşim yerinden farklı bir yere gitmesinden doğar ve tanıklığa çağrıldığı yerdeki konaklama ile beslenmeyi kapsar.
Vergi, resim ve harç muafiyeti
Birinci fıkradaki ücret ve giderlerin, ödeme sırasında hiçbir vergi, resim ve harca tabi tutulmamasıdır. Muafiyet ödenen tutarın tamamına uygulanır.

Tanığa ödenecek ücret ve giderler: hangi şartlar aranır?

  • Tanığın Cumhuriyet savcısı, mahkeme başkanı veya hâkim tarafından usulüne uygun olarak çağrılmış olması gerekir.
  • Ücret, Adalet Bakanlığının o yıl için hazırladığı tarifeye göre hesaplanmalıdır.
  • Ücret, tanığın tanıklık nedeniyle kaybettiği zamanla orantılı olmalıdır.
  • Yol, konaklama ve beslenme giderlerinin karşılanması için tanığın hazır olmak amacıyla seyahat etmek zorunda kalmış olması gerekir.
  • Karşılanan giderler, tanığın çağrıldığı yerdeki konaklama ve beslenme ile sınırlıdır; tanığın kendi yerleşim yerindeki günlük giderleri bu kapsamda değerlendirilmez.
  • Ücret ve giderlerden hiçbir vergi, resim veya harç alınmamalıdır.

Tanığa ödenecek ücret ve giderler: hangi sonuçları doğurur?

  • Mahkemece çağrılan tanığa, tarifeye göre kaybettiği zamanla orantılı ücret verilir.
  • Tanık hazır olmak için seyahat etmek zorunda kalmışsa yol giderleri karşılanır.
  • Seyahat zorunda kalınan hâlde tanıklığa çağrıldığı yerdeki konaklama ve beslenme giderleri de karşılanır.
  • Ödenecek ücret ve giderler vergi, resim ve harca tabi değildir; bu nedenle ödenen tutardan kesinti yapılmaz.
  • Tanığın talep etmesi, bu maddeye göre ücret ve giderin ödenmesi için zorunlu değildir; mahkeme kendiliğinden bu ödemeye hükmeder.
  • Çağrılmamış, yalnız taraf tarafından getirilen tanık bu maddeye göre ücret ya da gider isteyemez.
  • Ödenen ücret ve giderler yargılama giderlerinden sayılır (m.323).

Kaybedilen zaman karşılığı ücret ile seyahat giderleri arasındaki fark nedir?

Tanığın tanıklık için ayırdığı zamana karşılık gelen ücrettir ve tarifeye bağlıdır.

Tanığın hazır olmak için yaptığı yol, konaklama ve beslenme harcamalarıdır ve gerçek harcamaya dayanır.

Seyahat zorunluluğu yoksa yalnız zaman karşılığı ücret doğar; seyahat zorunlu olmuşsa ücrete ek olarak giderler de karşılanır.

Mahkeme tarafından çağrılan tanık ile sanık tarafından hazır edilen tanık arasındaki fark nedir?

Cumhuriyet savcısı, mahkeme başkanı veya hâkim tarafından çağrılan tanıktır.

Çağrılmadan yalnız taraf tarafından dinlenmek üzere getirilen tanıktır.

Yalnız birinci gruptaki tanığa ücret ve gider ödenir; çağrılmamış tanık bu ödemeyi isteyemez.

Tanığa ödenecek ücret ve giderler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tanık ücretini ilgili yılın tarifesi yerine kanundaki ya da eski bir tutara göre hesaplamak; ücret her yıl tarifeyle belirlendiği için güncel tarifenin esas alınması gerekir.
  • Tanığın yalnız tanıklık yaptığı günü ücrete esas alıp seyahat ve konaklama giderlerini hiç hesaba katmamak; seyahat zorunluluğu varsa giderler de karşılanmalıdır.
  • Çağrılmamış, yalnız taraf tarafından getirilen tanığa bu maddeye göre ücret ödemek; madde yalnız çağrılan tanığı kapsar.
  • Ücret ve giderlerden vergi, resim veya harç kesmek; bu tutarlar muaftır.
  • Tanığın talebi olmadan ücret ödenmeyeceğini varsaymak; mahkeme kendiliğinden hükmetmelidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Uygulamada yalnızca tarifede belirlenen ücretin ödendiği, bu ücretin tanığın gerçek kaybını karşılamakta yetersiz kaldığı kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2016/25083 E., 2018/11332 K., 18.10.2018)
  • Mahkemenin tanığı kendiliğinden çağırıp dinlemesi ve tanığın talebine bağlı kalmadan ücret ve gider konusunda karar vermesi gerektiği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2014/15913 E., 2014/26137 K., 22.12.2014)
  • Tanığın dinlenilmesinin usul çerçevesinde yapılmadığı durumlarda, tanık delilinin toplanması eksik kabul edilerek kararın bozulabileceği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2014/5801 E., 2014/16670 K., 08.09.2014)
  • Tanık ücret ve giderlerinin ödenmesinde tarafların dinletmekten vazgeçmediği tanıklarının çağrılmasının zorunlu tutulduğu kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2014/12382 E., 2014/18653 K., 29.09.2014)
  • Mahkemenin dinlemekten vazgeçtiği tanıkların, usulüne uygun dinlenmesinin gerektiği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2012/6297 E., 2012/30712 K., 18.12.2012)

Nasıl ispat edilir?

  • Tanık ücretinin ve giderlerinin talep edilmesinde tanığın çağrıldığını ve tanıklık için hazır bulunduğunu gösteren belgeler, örneğin çağrı kâğıdı veya tutanak, ispat edilmelidir.
  • Seyahat zorunluluğu tanığın yerleşim yeri ile çağrıldığı yerin farklı olduğunu gösteren belgelerle ispat edilmelidir.
  • Ücretin tarifeye uygun hesaplandığının ispatı, Adalet Bakanlığının o yıl için çıkardığı tarifeye dayanılarak yapılır.
  • Karşı tarafın ödemenin yapıldığını veya giderin gerçek olmadığını ileri sürmesi hâlinde ödeme belgesi ile bu savunma ispat edilmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

Konuda geçen kararlar

25 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2024/447 E., 2025/400 K., 25.06.2025
    İlgili madde: m.259
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2021/124 E., 2023/481 K., 17.05.2023
    İlgili madde: m.259
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2017/1123 E., 2020/89 K., 06.02.2020
    İlgili madde: m.259, m.261
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2013/1417 E., 2014/1090 K., 24.12.2014
    İlgili madde: m.264
  5. 9. Hukuk Dairesi, 2025/3956 E., 2025/5350 K., 23.06.2025
    İlgili madde: m.264
  6. 7. Hukuk Dairesi, 2024/5042 E., 2025/2592 K., 13.05.2025
    İlgili madde: m.259
  7. 2. Hukuk Dairesi, 2024/2208 E., 2025/304 K., 15.01.2025
    İlgili madde: m.260
  8. 2. Hukuk Dairesi, 2024/4431 E., 2024/10550 K., 26.12.2024
    İlgili madde: m.260
  9. 2. Hukuk Dairesi, 2024/1912 E., 2024/9220 K., 28.11.2024
    İlgili madde: m.260
  10. 9. Hukuk Dairesi, 2024/7786 E., 2024/13200 K., 08.10.2024
    İlgili madde: m.261
Diğer 15 karar
  1. 2. Hukuk Dairesi, 2023/6449 E., 2024/4173 K., 03.06.2024
    İlgili madde: m.260
  2. 1. Hukuk Dairesi, 2023/276 E., 2024/2890 K., 24.04.2024
    İlgili madde: m.261
  3. 8. Hukuk Dairesi, 2023/2322 E., 2024/1442 K., 05.03.2024
    İlgili madde: m.261
  4. 2. Hukuk Dairesi, 2023/3365 E., 2024/411 K., 23.01.2024
    İlgili madde: m.261
  5. 1. Hukuk Dairesi, 2022/6022 E., 2023/5758 K., 23.10.2023
    İlgili madde: m.261
  6. 11. Hukuk Dairesi, 2022/546 E., 2023/3602 K., 08.06.2023
    İlgili madde: m.263
  7. 7. Hukuk Dairesi, 2023/1035 E., 2023/1867 K., 30.03.2023
    İlgili madde: m.259
  8. 7. Hukuk Dairesi, 2021/7200 E., 2022/7711 K., 13.12.2022
    İlgili madde: m.259
  9. 2. Hukuk Dairesi, 2016/25083 E., 2018/11332 K., 18.10.2018
    İlgili madde: m.265
  10. 2. Hukuk Dairesi, 2014/15913 E., 2014/26137 K., 22.12.2014
    İlgili madde: m.265
  11. 2. Hukuk Dairesi, 2014/12382 E., 2014/18653 K., 29.09.2014
    İlgili madde: m.265
  12. 2. Hukuk Dairesi, 2014/5801 E., 2014/16670 K., 08.09.2014
    İlgili madde: m.265
  13. 2. Hukuk Dairesi, 2013/26880 E., 2014/12185 K., 02.06.2014
    İlgili madde: m.265
  14. 2. Hukuk Dairesi, 2012/6297 E., 2012/30712 K., 18.12.2012
    İlgili madde: m.265
  15. İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/720 E., 2022/72 K., 15.02.2022
    İlgili madde: m.258

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 6.3. İspat ve Deliller - 3 bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış