6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu
Bu metin, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içerir.
- Numarası
- 6098
- Türü
- Kanun · Temel kanun
- Resmî Gazete
- Sayı 27836
- Yayım yılı
- 2011
- Madde sayısı
- 651 yürürlükte
- Son değişiklik
- 16.07.2026 · 7589 sayılı Kanun
- Yürürlük durumu
- Yürürlükte
- Kaynak
- mevzuat.gov.tr · kaynakta kayıt 31.07.2026
Bölüm 4/17tüm bölümler
- m.1–82 · Borç İlişkisinin Kaynakları
- m.83–130 · Borç İlişkisinin Hükümleri
- m.131–161 · Borçların ve Borç İlişkilerinin Sona Ermesi, Zamanaşımı
- m.162–182 · Borç İlişkilerinde Özel Durumlar
- m.183–206 · Borç İlişkilerinde Taraf Değişiklikleri
- m.207–281 · Satış Sözleşmesi
- m.282–298 · Mal Değişim Sözleşmesi · Bağışlama Sözleşmesi
- m.299–378 · Kira Sözleşmesi
- m.379–392 · Ödünç Sözleşmeleri
- m.393–469 · Hizmet Sözleşmeleri
- m.470–486 · Eser Sözleşmesi
- m.487–501 · Yayım Sözleşmesi
- m.502–531 · Vekâlet İlişkileri · Vekâletsiz İşgörme
- m.532–560 · Komisyon Sözleşmesi · Ticari Temsilciler, Ticari Vekiller ve Diğer Tacir Yardımcıları · Havale
- m.561–580 · Saklama Sözleşmeleri
- m.581–619 · Kefalet Sözleşmesi · Kumar ve Bahis · Ömür Boyu Gelir ve Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmeleri
- m.620–649 · Adi Ortaklık Sözleşmesi
Borç İlişkilerinde Özel Durumlar
Madde 162I. Doğuşu
Birden çok borçludan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumlu olmayı kabul ettiğini bildirirse, müteselsil borçluluk doğar.
Böyle bir bildirim yoksa, müteselsil borçluluk ancak kanunda öngörülen hâllerde doğar.
II. Dış ilişki
1.Hükümleri
a. Borçluların sorumluluğu
Madde 163
Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir.
Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder.
b. Borçluların savunmaları
Madde 164
Müteselsil borçlulardan biri, alacaklıya karşı, ancak onunla kendi arasındaki kişisel ilişkilerden veya müteselsil borcun sebep ya da konusundan doğan def’i ve itirazları ileri sürebilir.
Müteselsil borçlulardan biri ortak def’i ve itirazları ileri sürmezse, diğerlerine karşı sorumlu olur.
c. Borçluların bireysel davranışı
Madde 165
Kanun veya sözleşme ile aksi belirlenmedikçe, borçlulardan biri kendi davranışıyla diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz.
Madde 1662. Borcun sona ermesi
Borçlulardan biri, ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmişse, bu oranda diğer borçluları da borçtan kurtarmış olur.
Borçlulardan biri, alacaklıya ifada bulunmaksızın borçtan kurtulmuşsa, diğer borçlular bundan, ancak durumun veya borcun niteliğinin elverdiği ölçüde yararlanabilirler.
Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır.
Madde 167III. İç ilişki — 1. Paylaşım
Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar.
Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır. Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir.
Borçlulardan birinden alınamayan miktarı, diğer borçlular eşit olarak üstlenmekle yükümlüdürler.
Madde 1682. Alacaklıya halef olma
Diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri, ifa ettiği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur.
Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır.
Madde 169B. Müteselsil alacaklılık
Müteselsil alacaklılık, borçlunun, alacaklılardan her birine borcun tamamını isteme hakkını tanıdığı veya kanunun belirlediği durumlarda doğar.
Borçlu, alacaklılardan birine yaptığı ifayla, bütün alacaklılara karşı borcundan kurtulmuş olur.
Alacaklılardan birinin icraya veya mahkemeye başvurmuş olduğu kendisine bildirilmedikçe, borçlu onlardan dilediği birine ifada bulunabilir.
Aksi kararlaştırılmadıkça veya alacaklılar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, alacaklılardan her birinin edim üzerindeki hakları eşittir.
Kendisine düşen paydan fazlasını elde eden alacaklı, bu fazlalığı payını alamamış olan diğer alacaklılara ödemekle yükümlüdür.
Madde 170I. Genel olarak
Bir sözleşmenin hüküm ifade etmesi, gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen bir olguya bırakılmışsa, sözleşme geciktirici koşula bağlanmış olur.
Aksi kararlaştırılmamışsa, geciktirici koşula bağlı sözleşme, ancak koşulun gerçekleştiği andan başlayarak hüküm ifade eder.
Madde 171II. Koşulun askıda olduğu sıradaki durum
Koşul gerçekleşinceye kadar borçlu, borcun gereği gibi ifasını engelleyecek her türlü davranıştan kaçınmakla yükümlüdür.
Koşula bağlı hakkı tehlikeye düşürülen alacaklı, alacağı koşula bağlı olmayan alacaklıların haklarını korumak üzere başvurabilecekleri önlemleri alabilir.
Koşulun gerçekleşmesinden önce yapılan tasarruflar, koşulun hükümlerini zedelediği oranda geçersiz olur.
Madde 172III. Koşul gerçekleşinceye kadar elde edilen yararlar
Borcun konusunu oluşturan şey, koşulun gerçekleşmesinden önce kendisine verilen alacaklı, koşul gerçekleşirse, koşulun gerçekleşmesine kadar elde ettiği yararların sahibi olur.
Koşul gerçekleşmezse alacaklı, elde ettiği yararları geri vermekle yükümlüdür.
Madde 173B. Bozucu koşul
Sona ermesi önceden gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinmeyen bir olguya bırakılan sözleşme, bozucu koşula bağlanmış olur.
Bozucu koşula bağlanmış sözleşmenin hükümleri, koşulun gerçekleştiği anda ortadan kalkar.
Aksi kararlaştırılmadıkça veya işin niteliğinden anlaşılmadıkça sona erme, geçmişe etkili olmaz.
Madde 174I. Koşulun gerçekleşmesi
Koşul, taraflardan birinin bizzat yerine getirmesi gerekli bir davranış değilse, o tarafın ölümü hâlinde mirasçısı onun yerine geçebilir.
Madde 175II. Dürüstlük kurallarına aykırı engelleme
Taraflardan biri, koşulun gerçekleşmesine dürüstlük kurallarına aykırı olarak engel olursa, koşul gerçekleşmiş sayılır.
Taraflardan biri, koşulun gerçekleşmesini dürüstlük kurallarına aykırı biçimde sağlarsa, koşul gerçekleşmemiş sayılır.
Madde 176III. Yasak koşullar
Bir koşul, hukuka veya ahlaka aykırı bir yapma veya yapmama fiilini sağlamak amacıyla konulmuşsa, bu koşula bağlı hukuki işlem kesin olarak hükümsüzdür.
Madde 177A. Bağlanma parası
Sözleşme yapılırken bir kimsenin vermiş olduğu bir miktar para, cayma parası olarak değil sözleşmenin yapıldığına kanıt olarak verilmiş sayılır.
Aksine sözleşme veya yerel âdet olmadıkça, bağlanma parası esas alacaktan düşülür.
Madde 178B. Cayma parası
Cayma parası kararlaştırılmışsa, taraflardan her biri sözleşmeden caymaya yetkili sayılır; bu durumda parayı vermiş olan cayarsa verdiğini bırakır; almış olan cayarsa aldığının iki katını geri verir.
Madde 179C. Ceza koşulu — I. Alacaklının hakları — 1. Cezanın sözleşmenin ifası ile ilişkisi
Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.
Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.
Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır.
Madde 1802. Ceza ile zarar arasındaki ilişki
Alacaklı hiçbir zarara uğramamış olsa bile, kararlaştırılan cezanın ifası gerekir.
Alacaklının uğradığı zarar kararlaştırılan ceza tutarını aşıyorsa alacaklı, borçlunun kusuru bulunduğunu ispat etmedikçe aşan miktarı isteyemez.
Madde 1813. Kısmi ifanın yanması
Ceza koşuluna ilişkin hükümler, dönme durumunda ifa edilmiş olan kısmın alacaklıya kalacağını öngören sözleşmelere de uygulanır.
Taksitle satışa ilişkin hükümler saklıdır.
Madde 182II. Cezanın miktarı, geçersizliği ve indirilmesi
Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler.
Asıl borç herhangi bir sebeple geçersiz ise veya aksi kararlaştırılmadıkça sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmişse, cezanın ifası istenemez. Ceza koşulunun geçersiz olması veya borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkânsız hâle gelmesi, asıl borcun geçerliliğini etkilemez.
Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir.
Bölüm 4/17tüm bölümler
- m.1–82 · Borç İlişkisinin Kaynakları
- m.83–130 · Borç İlişkisinin Hükümleri
- m.131–161 · Borçların ve Borç İlişkilerinin Sona Ermesi, Zamanaşımı
- m.162–182 · Borç İlişkilerinde Özel Durumlar
- m.183–206 · Borç İlişkilerinde Taraf Değişiklikleri
- m.207–281 · Satış Sözleşmesi
- m.282–298 · Mal Değişim Sözleşmesi · Bağışlama Sözleşmesi
- m.299–378 · Kira Sözleşmesi
- m.379–392 · Ödünç Sözleşmeleri
- m.393–469 · Hizmet Sözleşmeleri
- m.470–486 · Eser Sözleşmesi
- m.487–501 · Yayım Sözleşmesi
- m.502–531 · Vekâlet İlişkileri · Vekâletsiz İşgörme
- m.532–560 · Komisyon Sözleşmesi · Ticari Temsilciler, Ticari Vekiller ve Diğer Tacir Yardımcıları · Havale
- m.561–580 · Saklama Sözleşmeleri
- m.581–619 · Kefalet Sözleşmesi · Kumar ve Bahis · Ömür Boyu Gelir ve Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmeleri
- m.620–649 · Adi Ortaklık Sözleşmesi