EKBER
En büyük, çok büyük
Ebniye
Binalar; yapılar
Ecnebî
Yabancı; bir devlete göre,kendi uyruğunda bulunmayan gerçek veya tüzel kişiler
Ecr-i müsemmâ
Taraflar arasında belirlenen ücret
Ecrimisil
Bir malın kullanılmasından doğan yararların para ölçüleriyle takdiri
Eda
Edim; borçlanılan şey; borcun konusu
Eda davası
Davalının bir iş yapmaya,bir ifada bulunmaya veya bir iş yapmamaya,bir ifada bulunmamaya mahkum edilmesinin istenildiği dava
Edeb
Iyi terbiye; naziklik; usluluk
Edim
Aralarındaki borç ilişkisi dolayısıyla alacaklının isteyebileceği, borçlunun da yerine getirmekle yükümlü bulunduğu bir davranış biçimi
Edinilmiş Mallar
Her eşin mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir.
Ef'âl
Eylemler; fiiller, işler; ameller
Efrad
Birey
Efrâd
Fertler; bireyler
Ehemmiyet
Önem
Ehil
Ehliyetli; hak sahibi; bir hukuki işlem yapabilme yeteneğine sahip
Ehl-i hibre
Bilirkişi
Ehl-i vukûf
Bilirkişi
Ehli Vukuf
Bilirkişi
Ehlivukuf
Bilirkişi
Ehven-i ser
Kötünün iyisi
Ekalliyet(akalliyet)
Azınlık
Eklenecek değer
Ben, edinilmiş mallara katılma rejiminde, bir eşin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde, diğer eşin rızası olmadan yaptığı karşılıksız kazandırmaların, tasfiye sırasında eşin edinilmiş mallarına hesaben katılması işlemine verilen adim.
Eklenti
Bir konutun veya bir binanın kullanılış amaçlarından herhangi birini tamamlayan ya da kolaylaştıran yapı.
Eklenti (Teferruat)
Ben, asıl şeyin işletilmesi veya korunması için ona sürekli olarak özgülenen bir taşınır malım. Asıl şeyden geçici olarak ayrılsam da bu niteliğimi kaybetmem. Asıl şeye ilişkin tasarruflar, aksi belirtilmedikçe beni de kapsar.
Eklenti (Teferruat)
Ben, asıl şeyin işletilmesi veya korunması için ona sürekli olarak özgülenen bir taşınır malım. Asıl şeyden geçici olarak ayrılsam da bu niteliğimi kaybetmem. Asıl şeye ilişkin tasarruflar, aksi belirtilmedikçe beni de kapsar.
Eklenti (Teferruat)
Ben, asıl şeyin işletilmesi veya korunması için ona sürekli olarak özgülenen bir taşınır malım. Asıl şeyden geçici olarak ayrılsam da bu niteliğimi kaybetmem. Asıl şeye ilişkin tasarruflar, aksi belirtilmedikçe beni de kapsar.
Ekser
Daha ziyade; ençok; çoğu; çoğunca
Ekseriyet
Çoğunluk
Ekseriyeti ara
Oy çokluğu
Eksik borç
Ben, nişanlılıkta evlenmeden kaçınma hâli için kararlaştırılan ancak dava edilemeyen, ödendiğinde ise geri istenemeyen bir borcum.
Eksik borç
Ben, nişanlılıkta evlenmeden kaçınma hâli için kararlaştırılan ancak dava edilemeyen, ödendiğinde ise geri istenemeyen bir borcum.
Eksik borç
Ben, nişanlılıkta evlenmeden kaçınma hâli için kararlaştırılan ancak dava edilemeyen, ödendiğinde ise geri istenemeyen bir borcum.
El-yevm
Bugün; şimdi; halen
Elfaz
Kelimeler; sözler
Elzem
Çok gerekli
Elîm
Elemli; kederli acılı
Emare
Başlıbaşına bir hususun varlığını ispata yetmemekle beraber onun vuku bulduğuna işaret eden ve ancak diğer delillerle desteklenmesi kaydıyla hükme dayanak yapılabilen olgulardır.Belirti, iz, ipucu
Emlak vergisi
Konusu bina ve arazi olup, bu bina veya arazi malikinin, intifa hakkı sahibinin, her ikisi de yoksa malik gibi tasarruf eden kimsenin, bina ve arazinin değeri esas alınarak kanunda belirtilen oranlara göre ödediği vergi.
Emlâk-i sirfe
Yeri ve üzerinde binalar ve ağaçları mülk olan taşınmaz mallar
Emmi
Amca
Emr-i makzî
Hükme bağlanmış iş
Emtea
Ticaret konusu her türlü mal
Emval
Mallar; mülkler
Emvâli menkule
Taşınır mallar;taşınabilir mallar
Enfüsi
Öznel; subjektif
Enkaz
Bina yıkıntıları; yıkıntı; moloz; eski hayvanların bakiyeleri
Enterne etmek
Göz altına almak, etkisiz hale getirmek
Envai mesalih
Işlerin çeşitliği
Erat
Er, onbaşı ve çavuşlara verilen genel ad. Erler.
Erbaa
Dört
Erbâb
Ehil; becerikli; muktedir; yetenekler; sahipler; malikler
Erbâb-ı vukuf
Bilirkişiler
Esbab
Bir işe sebep olma
Esbab-ı mucibe
Gerekçe; gerektirici sebepler
Esham
Pay senedi; hisse senedi
Eshâb
Sahipler; bir şeyin malikleri
Eslem
En selâmetli; en emin; en doğru; en sağlam
Esnaf
Ister gezici, ister bir dükkan veya bir sokağın belli bir yerinde sabit olsun, iktisadi faaliyeti nakdi sermayeden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleridir.
Etfal
Çocuklar, sübyanlar.
Etimoloji
Kelimelerin kaynağını bulmak için uğraşan bilim dalı; birşeyin kökenini arayıp bulma bilimi
Evkaf
Vakıflar
Evlenme yasağı
TMK m. 129, kimler arasında evlenmenin yasak olduğunu sınırlı sayıda (numerus clausus) belirtmiştir.
Evleviyet
Tercihli; haydihaydi; öncelikle
Evliliğin feshi
Gaibin eşi, gaiplik başvurusuyla birlikte veya ayrıca açacağı bir dava ile evliliğin feshini talep etme hakkına sahiptir.
Evrak
Yazılı kağıt
Evrensel yetki ilkesi
Deniz haydutluğu suçunun tüm devletlerin ortak menfaatini ihlal etmesi ve faillerinin 'insanlığın düşmanı' sayılması sebebiyle, açık denizde veya hiçbir devletin yetkisine tabi olmayan her hangi bir yerde, deniz haydudu bir gemiye el koyma ve bu gemide bulunan kişileri yakalama yetkisinin her devlete ait olmasıdır.
Evrâk
Yapraklar; kağıtlar; arşiv
Evrâkı müsbite
Ispat edici belgeler; tesbit edici yazılar; tapu kütüğünü tamamlayan belgeler
Evsaf
Nitelikler
Evsafı mümeyyize
Belirgin nitelikler
Evvelemirde
Herşeyden evvel; işin başlangıcında; ilk iş olarak
Evvelâ
Birinci olarak; herşeyden önce; ilk önce
Eyyam
Günler, zamanlar
Ezcümle
Özellikle; özet olarak; sözün kısası; toplucası
Ezmân
Zamanlar, vakitler; anlar; çağlar
Eşcar
Ağaçlar
Eşhas
Şahıslar; kişiler; kimseler
Eşit Davranma İlkesi
Ben, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 5. maddesinde düzenlenen temel bir ilkeyim. İşverenin, işçilerine dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce gibi nedenlerle ayrım yapmasını yasaklarım. Ayrıca, esaslı bir neden olmadıkça tam süreli çalışan ile kısmi süreli çalışan arasında farklı işlem yapılmasını da engellerim.
Eşit Davranma İlkesi
Ben, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 5. maddesinde düzenlenen temel bir ilkeyim. İşverenin, işçilerine dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce gibi nedenlerle ayrım yapmasını yasaklarım. Ayrıca, esaslı bir neden olmadıkça tam süreli çalışan ile kısmi süreli çalışan arasında farklı işlem yapılmasını da engellerim.
Eşit uzaklık/orta hat ilkesi
Sahilleri bitişik veya karşı karşıya olan devletler arasında karasularının sınırlandırılmasında, taraflar arasında aksine bir anlaşma bulunmadığı takdirde uygulanacak temel kuraldır; bu devletlerden ne birinin ne de diğerinin kendi karasularını, bütün noktaları bu iki devletin herbirinin karasularının genişliğinin ölçülmeye başlandığı esas hatların en yakın noktalarından eşit uzaklıkta bulunan orta hattın ötesine uzatmaya hakkı yoktur.
Eşkâl
Biçimler; suretler; tarzlar
Eşraf
İleri gelenler; bir yerin tanınmış kimseleri; şerefliler
emprevizyon nazariyesi
beklenmedik/umulmadık hal kuramı, antlaşmaların yapıldığı koşullarda köklü bir değişim olması durumunda uygulanmamasına imkân veren uluslararası hukuk ilkesidir.
emtia
eşya, mallar.
erk
İşi yapabilme kudreti , gücü
esbabı mucibeli ilam
gerekçeli karar