VALÖR
Bankacılıkta, faizin fiili olarak hesabına esas alınan tarihe VALÖR denir. Bankadan çekilen para için aynı günün, yatırılan para için tahsil edilen tarihi izleyen ilk iş günü VALÖR olarak kabul edelir.
VARİT
Gelen, bir yere ulaşan, meydana gelen, ortaya çıkan.
Vabeste
Bağlı
Vaid
İleride gerçekleştirilecek bir şeye dair söz vermek
Vakar
Ağırbaşlılık,kişinin bulunduğu makamına uygun bir ciddiyet göstermesi.
Vakf
Tecvidde, durmak ve durdurmak mânalarına gelerek, nefesle beraber sesin kesilmesine denir. Yâni: Kur'an-ı Kerimi tilâvet ederken herhangi bir kelime üzerinde bir müddet sesi kesip, nefes alarak dinlenme halidir
Vakfiye
Vakfedenin vakfa ilişkin bildirimini ve hakimin tescilini kapsayan belge
Vaki (vâki)
Bir şeyi ıslah edip düzene sokmak, himaye etmek, bir şeyi korumak, görüp gözetmek
Vakıf
Tesis; başlı başına bir varlığı bulunmak üzere bir malın belirli amaca tahsisi
Varaka
Belge; yazılı kağıt
Varant
Rehin senedi; umumi mağazaya tevdi edilen mallara ve tahıla ilişkin rehin hakkını gösteren ve bu mallar üzerinde herhangi bir alacaklı yararına bu hakkın yaratılmasını sağlayan senet
Varîd
Gelen; vasıl olan; gerçek olan; varolan
Vasi
Ben, vesayet altındaki kişinin kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak ve hukuki işlemlerde onu temsil etmekle yükümlüyüm. Kural olarak 2 yıl için atanırım.
Vasi
Kanunun öngördüğü durumlarda, küçük veya kısıtlı kişilerin haklarını korumak üzere mahkeme tarafından atanan kanuni temsilci.
Vasinin görevden alınması
Ben, vasinin görevini ağır surette savsaklaması, yetkilerini kötüye kullanması veya güveni sarsıcı davranışlarda bulunması halinde vesayet makamınca başvurulan bir yaptırımım.
Vasiyet
Kişinin sağlığında tek taraflı irade açıklaması ile yaptığı ölüme bağlı tasarruf
Vasiyetname
Ben, mirasbırakanın 15 yaşını doldurması ve ayırt etme gücüne sahip olmasıyla yapabildiği, tek taraflı bir ölüme bağlı tasarrufum. Resmî, el yazılı ve sözlü olmak üzere üç şeklim vardır.
Vasiyetname
Ben, mirasbırakanın 15 yaşını doldurması ve ayırt etme gücüne sahip olmasıyla yapabildiği, tek taraflı bir ölüme bağlı tasarrufum. Resmî, el yazılı ve sözlü olmak üzere üç şeklim vardır.
Vasıl olmak
Ulaşmak, erişmek
Vatandaşlık
Bir hakiki şahsı bir devlete bağlayan hukuki bağdır.
Vaz'
Koyma; konulma (yürürlüğe koyma)
Vaziyet
Durum; hal
Vazıyed etme
Bir şeye veya bir işe el koyma
Vecîbe
Borç
Vefa hakkı
Hak sahibine, sattığı şeyin mülkiyetinin kararlaştırılan bedel karşılığında tekrar kendisine devrini, tek taraflı irade beyanı ile isteme yetkisi veren hak
Vehle
Öncesi; baş tarafı; dakika; an
Vehle-i ûlâ
Ilk başlangıç; birdenbire
Vekalet Sözleşmesi
Kişinin, bedelli veya bedelsiz olarak, bir işi yürütmeyi veya yerine getirmeyi başkası adına üstlendiği sözleşme.
Velayet
Ana ve/veya babanın, reşit olmamış çocukları üzerindeki (kanundan doğan) eğitim ve terbiye hak ve yetkisi.
Velev
Olsa bile; hatta; ister; isterse
Veli
Velayet hakkına sahip bulunan ana ve/veya baba.
Verese
Mirasçılar
Vergi Mükellefi
Mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettübeden gerçek veya tüzel kişidir.
Vergi Sorumlusu
Verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişidir.
Vergi Tarhı
Vergi alacağının kanunlarında gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibariyle tespit eden idari muameledir.
Vergi ziyai
Mükellef veya sorumlu tarafından görevlerin yerine getirilmemesi nedeniyle, verginin hiç tahakkuk etmemesi, zamanında tahakkuk etmemesi, eksik tahakkuk etmesi veya verginin haksız yere geri ödenmesine neden olunmasıdır.
Vergide Usulsüzlük
Vergi kanunlarının şekle ve usule müteallik hükümlerine riayet edilmemesidir.
Vergide adalet ilkesi
Herkesin mali gücüne göre vergiye tabi tutulmasıdır
Verginin Tahakkuku
Tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesidir.
Verginin Tahsili
Kanuna uygun surette ödenmesidir.
Verginin İdarece Tarhı
Mükelleflerin verginin tarhı için vergi kanunları ile muayyen zamanlarda müracaat etmemeleri veya aynı kanunlarla kendilerine tahmil edilen mecburiyetleri yerine getirmemeleri sebebiyle zamanında tarh edilemiyen verginin kanunen belli matrahlar üzerinden idarece tarh edilmesidir.
Vesait
Vasıtalar; araçlar
Vesayet
Küçük veya kısıtlıların haklarının korunması amacıyla özel hukuk tarafından düzenlenen ve bir kamu hizmeti niteliğini taşıyan kurum.
Vesayet Makamı
Ben, kamu vesayetinde Sulh Hukuk Mahkemesi olarak görev yaparım. Vasinin eylem ve işlemlerine karşı şikâyetleri inceler, izin gereken hallerde ilk kararı veririm.
Veto
Bir yetkinin, bir yasanın, bir kararın yürürlüğe girmesine karşı çıkma hakkı. Reddetme
Vezaif
Vazifeler
Vezâif
Vazifeler; görevler
Veçhe
Yön, taraf
Veçhile
(bu) yönden; böylece; uyarınca
Vicahi
Yüz yüze olan veya yapılan
Vicahî
Yüze karşı; tarafın yüzüne karşı
Vikaye
Koruma
Vuku bulmak
Olmak; oluşmak; meydana gelmek
Vukuat-ı mahal
olay yeri
Vuzuha kavuşmak
Açıklığa kavuşmak
VÂKİ
vuku bulan,olan,olmuş.
Vâridât
Gelirler; devlet(kamu)gelirleri
Vâris
Mirasçı
Vücut bulmak
Doğmak; yapılmış olma
Vürud
Vârid Olma, Gelme, Bir Evrakın Varması Gereken Yere Ulaşması, Gelmesi
vacibürriaye
Bağlayıcı, riayet edilmesi (uyulması) zorunlu
vade
Belirlenen süre, borcun ödeme zamanı, ifa zamanı. Ecel, ölüm, ölüm olayı.
vakıa
Olay, gerçek, olgu. Vuku': Düşüş. Başa gelen, çatan büyük iş.
vareste
Kurtulma, kurtulan, yoksun tutma, ilişiğinin kalmaması. Mahkemedeki duruşmalara gelme mecburiyetinin kalmaması.
vaveyla
çığlık , feryat, bağırış
veda
Ayrılma, allah'a ısmarladık deme, bırakma, sonverme.
vedia
Bir kimseye, bir şeyin korunması ve gereğinde geri verilmesi için bırakılan eşya, emanet.
vekaletname
Vekil bırakanın vekiline yazılı olarak verdiği temsil belgesi. Genelde noterlerce düzenlenen ve hangi konularda ne şekilde müvekkili temsil edeceğini gösteren yazılı belge.
vekil
Nâzır, bakan. Bir kimseyi vekâlet sözleşmesi ile temsil eden. Başkası nam ve hesabına hareket eden ve bir kısım işler yapan.
vekâlet
Vekillikte bulunma, birisini temsil etme. Başkası nâm ve hesabına bir sözleşmeyle temsil eden kimse. Bakanlık, nâzırlık, icra organında görev alan ve belli işleri yürüten kişinin makamı. Bk md. 386 vd.
veled
Çocuk, erkek veya kız çocuğu için kullanılır. Halk arasında çoğu kez erkek çocuğu içindir.
veraset
Mirasçı olma, soya çekim, bir kimsenin kendi atasına çekmesi.
veraset ilamı
Ölen bir kimsenin mallarına kimlerin ne miktar ve ne nisbetle mirasçı olacağını gösteren mahkeme kararı.
veraset ve intikal vergisi
Ölenin vârislerine kalan mal ve paradan alınan vergi
victimiloji
Mağduroloji, suçları mağdurun bakış açısından inceleyen, kriminoloji içindeki disiplindir.
voli
Balıkçının bir yere, denize balık ağı sermesi. Buraları kamunun ortak yerleridir. Balık ağının serpildiği yerler. Kısa yoldan kâr ve kazanç sağlama.