TAHSİS
Bir şeyi bir kimseye veya bir yere ayırma
TANIK
Davacı veya davalı olmadığı hâlde duruşmada bilgisine, görgüsüne başvurulan kimse, şahit.
TAZYİK
Baskı, sıkıştırma, zorlama, baskı tatbik etme, darlaştırma. Tbmm:, türkiye büyük millet meclisi. 23 nisan 1920'de kurulmuş ve toplanmıştır. Türk temsili demokrasisinin yasama organıdır. 1982 anayasasına göre her 5 yılda bir yapılan genel seçimle seçilen 5
TEAMÜL
bir yerde öteden beri olagelen davranış,hukuksal olarak toplumun örf ve adetlerinin en küçük hali anlamındadır.
TEBLİĞ
Bildirme, duyurma, anlatma, yazılı bir emri, mahkeme yazısını ilgili şahsa teslim etme, imzasını alma. Çoğulu tebliğâtdır; duyurular, anlatmalar.
TECZİYE
Cezalandırma; ceza verme.
TEKERRÜR
Tekrarlama, tekrar etme. Bir kimsenin bir suçu işleyip hakkında hüküm verildikten sonra yeni bir suç işlemesi durumu. Mükerrirlik hali. Tck md: 29.
TEKÂSÜL
Üşenmek. Gevşeklik. İhtimamsız davranmak. Tembellik.
TENFİZ
İnfaz etme, bir hükmü uygulama, gereğini yerine getirme. Bir şeyi geçerli kılma.
TEVDİ
Bırakmak, vedia olarak bir yere emânet etme.
Ta'lık
Geciktirme; askıda bırakılma
Taaccüb
Şaşkınlıkla karşılama, hayret etme
Taaddi
Başkasının Hakkında El Uzatma.
Taaddüd
Birden çok
Taadül
Beraberlik, eşitlik
Taaffün
Kokuşma, bozulma, çürüme
Taahhüdü ihlal
Borclunun haciz zaptında borcu kabul ve ödemeyi taahhud edip, tahhüdünü yerine getirmemesi.
Taahhütname
Kişinin kendi ad ve hesabına, bir gerçek kişi veya tüzel kişiye karşı, sözleşmeli ya da sözleşmesiz olarak, bir işin yapılmasını veya bir şeyin teslimini üstlendiğini gösterir belge.
Taakkul
Akıl erdirme, zihin yorarak anlama, hatıra getirme
Taalluk
Ilişiği olma; asılma; ilgi
Taayyün
Tayin olunma; belli olma; belirme
Taazzuv
Uzuvlaşma, bir biçim alma, teşkilâtlanma, organlara ayrılma.
Tabiyet
Kişi veya şeyleri devlete bağlayan siyasi ve hukuki bağ; vatandaşlık. yurttaşlık; bağımsızlık
Tacir
Ticaretle uğraşan; bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimsedir.
Tadil
Değiştirme; değişiklik
Tadât
Sayma; sayılma; sayım
Tafsil Etmek
Ayrıntiları ile anlatmak.
Tafsilat
Ayrıntılı bir şekilde, detayları da ortaya konulmuş açıklama
Tagyir
Bir şeyi değiştirme, başkalaştırma, aslından saptırma
Tahaddüs
Ortaya çıkmak
Tahakkuk
Gerçekleşme, meydana gelme, bir şeyin doğruluğunun ortaya çıkması
Tahakküm
Hakimiyet ve kontrol altına alma.
Taharri
Arama, araştırma
Taharriyat
Araştırmalar, Aramalar
Tahassul
Hasıl olma; sonuç olarak ortaya çıkma
Tahavvül
Değişme; dönme
Tahdidî
Sınırlayıcı, tüketici.
Tahdîdât
Sınırlamalar; kısıntılar
Tahfif
Hafifletme; azaltma
Tahkik
Soruşturma.
Tahkikat
Soruşturma
Tahkim
Taraflar arasında çıkan uyuşmazlıkların devletin resmi yargı organları yerine, kendileri tarafından belirlenen hakemlerce çözümlendiği bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir.
Tahkir
Aşağılama, onur kırma, onuruna dokunma
Tahlif
Yemin
Tahliye
Boşaltma; salıverme; serbest bırakma.
Tahliye taahhütnamesi
Kiracının, kiralananı belli bir tarihte boşaltacağına ilişkin yaptığı yazılı irade beyanı.
Tahmil
Yükleme
Tahnit
Bozulmaması için ölüyü ilaçlama."
Tahrif
Bozmak, aslını değiştirerek yozlaştırmak.
Tahrik
harekete geçirme,kımıldatma
Tahrip
Harabetme; yıkma; kırma; bozma
Tahrir
Yazım
Tahrirat
Resmi bir dairece yazılan yazılar ve mektuplar
Tahriren
Yazılı olarak
Tahsin
Beğenme
Tahsis
Emrine verme; özgüleme.
Taht
Alt; aşağı
Tahtani
Binanın alt kısmı
Tahtani fevkani
Altlı üstlü
Tahvil
Değiştirme; değiştirilme; borç senedi
Tahvilat
Tahviller
Tahşiye
Çıkıntı yapmak
Takaddüm
Önce gelme; önde gelme
Takarrür etmek
Kararlaşmak; kararlaştırmak; istikrar kazanan kararlar
Takas
İki kişinin karşılıklı, aynı cinsten ve muaccel borçlarını tek taraflı bir beyanla sona erdiren yenilik doğuran bir haktır. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile ileri sürülebilir. Ancak nafaka veya işçi ücreti gibi alacaklar için karşı tarafın rızası olmadan kullanılamaz.
Takas
Vadesi gelmiş, aynı cinsten ve karşılıklı iki alacağın birbirine sayışılması.
Takas
İki kişinin karşılıklı, aynı cinsten ve muaccel borçlarını tek taraflı bir beyanla sona erdiren yenilik doğuran bir haktır. Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile ileri sürülebilir. Ancak nafaka veya işçi ücreti gibi alacaklar için karşı tarafın rızası olmadan kullanılamaz.
Takibat
Kovuşturma
Takriben
Tahminen, yaklaşık olarak, aşağı yukarı
Takrir etmek
Sağlamlaştırmak
Takrîr
Önerge; anlatma; anlatış; tapuda malını sattığını veya ipotek ettiğini söyleme
Taksim
Ortak mülkiyette bulunan bir malın, ortaklar arasında yapılan bir sözleşmeyle veya dava açmak suretiyle bölüştürülmesi.
Taksir
Iradi olarak işlenen bir icra ya da ihmal eyleminden, fail tarafından istenmemiş olmalarına rağmen, kanunun cezalandırdığı sonuçların meydana gelmesi hali
Takyidat
Sınırlama, kısıtlama.
Takyit
söz konusu taşınmaz mal üzerinde var olan kısıtlama
Talik
1.Belli bir zamana bırakma, erteleme."
Talil
Sebep gösterme; illetlendirme, bir şeyi bir illete bağlama.
Talimatname
Yönetmelik
Talâk
Islâm hukukunda boşanma
Talîmâtnâme
Yönetmelik
Tam Yargı Davası
İdare tarafından yapılan hukuka aykırı bir işlem, eylem veya sözleşme nedeniyle bir kişinin uğradığı zararın tazmin edilmesi talebiyle idari yargıda açılan davadır.
Tanzim
Düzenleme, düzeltme, yoluna koyma
Tanıma ve Tenfiz
Yabancı mahkeme veya hakem kararlarının Türkiye'de ne gibi sonuçlar doğuracağını ve nasıl icra edileceğini belirler.
Tapu Sicili
Taşınmazlar üzerindeki haklarını göstermek üzere devletçe tutulan resmi sicildir.
Tapuyu misil
Tarafsız bilirkişinin belirteceği tapu; bedel; değer baha
Taraf teşkili
Taraf oluşturma. Davanın taraflarından biri olabilme yeteneği. Uluslararası ihtilaflarda müzakerenin taraflarından birisi olma durumu.
Tarafeyn
İki taraf.
Tardetmek
Kovmak, Def etmek, Uzaklaştırmak
Tarh
Çıkarma, ıtrah etme, bir sayıdan diğerini çıkarma, vergi koyma, kişinin kazancından vergi payı çıkarma, belirleme. Çoğulu tarhiyyâtdır; vergi koyma işlemleri.
Tarik
Yol; yöntem
Tariki âmm
Herkesin geçebilmesi için bırakılan yol; kamunun yararlandığı yol;
Tarumar
Dağınık. Karışık. Perişan
Tasallut
Musallat olma, saldırma, sarkıntı
Tasarruf
Bir şeyden yararlanabilme ve o şey üzerinde fiili veya hukuki işlem yapabilme gücü.
Tasfiye
Bir ticaret kuruluşunun batması, kapanması gibi nedenlerle hesapların kesilerek ortada kalan maldan ve paradan alacaklılara paylarına düşen miktarın verilmesi işlemi.
Tashih
Düzeltme; resmi bir kütüğün, bir hukuki işlemin düzeltilmesi
Tasnif
Düzen
Tasrih etmek
Açıklamak; belirtmek
Tasvib
Doğru bulma; uygun görme; onaylama
Tatbik
uygulamak
Tatbika medar imza
Uygulamaya elverişli imza
Tathir
Temizleme
Tavassut
Aracılık; ara bulma; aracı olma
Tavazzuh
Aydınlanma
Tavzif
Görevlendirme
Tavzîh
Açıklama
Tazammun etmek
Öngörmek; sonucu doğurmak; içine almak; kapsamak
Tazminat
Maddi veya manevi zarara karşılık ödenen bedel; zarar ödencesi;hukuka aykırı olarak başkalarına verilen zararların ödetilmesi biçiminde müeyyidedir.
Teadül
Beraberlik; denklik; birbirine denk gelme
Teahhur(teehhür)
Gecikme; temerrüt
Teati
Karşılıklı gönderme
Tebaa
Uyruk; bir devletin hükmü altında bulunan kimseler
Tebarüz etmek
Belirmek, görünmek.
Tebdil
Değişme; değiştirilme
Tebeddül
Değişiklik
Tebellür
Netleşme; net olarak ortaya çıkma; aydınlanma
Tebellüğ
Bir tebliği alma; tebliğ edilen bir yazıyı imza ile teslim alma
Tebeyyün
Ortaya çıkmak
Tebeyyün etmek
Saptanmak ; ortaya çıkmak; aydınlanmak
Tebligat
Bir hukuki işlemin yetkili makamca, ilgili kişinin bilgisine sunulmak üzere, kanun ve usule uygun olarak yazı veya ilanla bildirilmesi.
Tebliğ
Bildirmek haber vermek
Tebâdür
Akla gelme; hatırlanma
Tebârüz ettirme
Belirtme; ortaya koyma
Tecdit
Yenileme; tazeleme, açıkça anlaşılacak şekilde önceki borcun, yeni bir borç kurarak ortadan kaldırılması; yenileme.
Tecelli
belirmek, ortaya çıkmak, görünmek; belirti, görüntü
Tecessüm
Boyut kazanma, cisimlenme
Tecezzi
Parçalara ayrılma, ayrılma, bölünme
Tecezzî
Bölünme; doğranma
Tecrit
Bir insanın dış dünyadan koparılarak kendi haline bırakılması olayıdır. İlişkide bulunduğu topluluktan çıkarmak, sosyal ekonomik ve kültürel olarak yalnızlığa terk etme halidir.
Tecvîz
Ceza verme; caiz görme
Tecziye
Cezalandırmak
Tedabir
Tedbirler önlemler
Tedarik
Sağlama; temin etme
Tedavül
Sürüm; elden ele gezme; dolaşma; kullanılma
Tedenni
Gerileme, Gerilemek, Düşme.
Tedip hakkı
Ana babalara tanınmış çocuğa öğüt vermek, ihtirada bulunmak
Tediye
Ödeme; bir borcun ödenmesi
Tedricen
Azar azar; yavaş yavaş; aşamalı olarak
Tedvin
Derleme
Tedviren
vekaleten
Tedvîn
Hukuku birleştirmek amacıyla,hukukun bir dalı ile ilgili yasa halinde kurallar koyma
Teehhür
Gecikme; sonraya kalma
Teemmül
Düşünüp taşınma; etraflıca düşünme
Teessüs
Kuruluş; kurulma; yapılma; yapılanma
Tefehhüm
Anlamak; akıl erdirmek
Tefekkür
Düşünme,fikretme,akıl erdirme;Bir konuda kişinin kendi kendine değerlendirmede bulunması.
Teferruat
Ayrıntı, geleneklere göre bir malın daha iyi ve daha verimli kullanılmasında yararı olan, asıl mala sıkı sıkıya bağlı bulunmayan, az bir masraf ve hasar ile asıl maldan ayrılabilen mallara mk. Da teferruât denilir. Bir dairedeki asılı levhalar, avizeler,
Teferruğ
Satın alanın aldığı mülkün ferağ işlemini yaptırması, tapu kaydını kendi üzerine çevirme
Teffiz
Bkz. tefvîz
Tefhim
Mahkeme tarafından verilen kararın, duruşmadan hazır bulunan tarafa veya taraflara hakim tarafından sözle bildirilmesi.
Tefrişat
Döşeme araçları; bir yeri döşemek için kullanılan eşya
Tefvîz
Ihale; sipariş etme; havale etme; dağıtım; ısmarlama; bir taşınmazı belli bedel karşılığında üçüncü kişinin üzerinde bırakma
Tehir erteleme
Ara verme
Tehiri İcra
İcranın Geri Bırakılması
Tehâlüf
Yargıcın iki tarafa da yemin vermesi; birbirine zıt olma
Tek taraflı irade beyanı
Hukuki bir ilişkide taraflardan birinin, o ilişki bakımından hüküm ve sonuç doğurmaya yetecek şekilde iradesini açıklaması.
Tekabül etmek
Karşılamak; karşılık olmak
Tekaüd
Emeklilik
Tekdir
Azarlama, Paylama
Tekeffül
Birine kefil olma; kefalet verme; garanti etme
Tekemmül
Tamamlanma; olgunlaşma
Tekevvün etme
Yaratılma; meydana gelme
Tekid
Pekiştirme, üsteleme. Önceden yazılan bir yazının peşine ikinci defa bir yazı daha gönderme. Güçlendirme.
Tekit
Belirli süre zarfında cevap alınamaması halinde tekrar yazı yazarak cevap istenmesi .
Tekâyüd
Birbirine hile yapma
Telemmu
Pırıldama, ışıldama
Telhîs
Hülasa etme; özetleme; özet
Telif
Yazma; uzlaştırma
Telif hakları
Fikir ürünü eserler üzerinde yaratıcısının sahip bulunduğu haktır.
Telvis etmek
Kirletmek
Telâfi
Zararı karşılama; giderme; eksikliği giderme
Telâhuk
Birbirine katılma; yarışma; hakların yarışması
Temadi
Sürüp gitme; süregelme; devamedegelme; sürme; uzama
Temellük
Mülk edinme; kendine mal etme; sahip olma; sahiplenme; devralma
Temerrüd
Direnme; borcun ifasında gecikme, bir yükümlülüğün yerine getirilmesinde oluşan gecikme; direnme
Temerrüt Faizi
Temerrüte düşen borçlunun borcun muaccel olması anından borcun ifasina kadar geçen zamandaki faiz.
Temettü
Kâr; kazanç payı; yarar
Temevvüç
Dalgalanmak, çalkalanmak.
Teminat
Belli bir hukuksal durumu (genellikle borcun ödenmesini) sağlamak için verilen garanti.
Teminat akçesi
Bir sözleşmenin kurulması için taraflardan birinin diğerine vermek yükümlülüğünde bulunduğu para
Teminat gösterme yükümlülüğü (cautio judicatum solvi)
Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişilerin, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorunda olmasıdır.
Temlik
Devir, alacağın bir başkasına devri, mülkiyetinin geçirilmesi. Alacağın devredilmesi. Bk md. 165.
Temlikname
Bir hakkın diğer bir kimseye geçirildiğini gösteren belge
Temsil
Bir kişinin, başka bir kişi adına ve hesabına hukuki işlem yapma yetkisini ifade eder. Temsil edilenin iradesi ile temsilcinin fiili birleşerek hukuki sonuç doğurur.
Temsil Yetkisinin Kapsamı
Temsilcinin bir fiilinin, temsil olunanı üçüncü kişiye karşı taahhüt altına sokabilmesi için aranan şartlardır.
Temsilci
Hak ve görev bakımından birinin veya bir topluluğun adına davranan kimse, mümessil.
Temyiz
İstinaf mahkemelerinin hukuka aykırı bulduğu kararların, yalnızca hukuki yönden denetimi amacıyla Yargıtay'a başvurulan olağan bir kanun yoludur.
Temyiz Kudreti
İyiyi kötüden ayırma ve makul biçimde davranışta bulunma yeteneği.
Temyizen
Temyiz suretiyle. Temyiz yoluyla.
Temşiyet
Meşiyet, dileme, icrada bulunma, yürüme ve yürütme.
Tenakuz
Çelişme, çelişki, tutmazlık
Tenbih
Uyarma; uyarı
Tenezzül
Inme; alçalma; düşme; kendine aykırı gelen bir işi veya durumu kabul etme
Tenfiz
İnfaz etme, bir hükmü uygulama, gereğini yerine getirme, bir şeyi geçerli kılma.
Tenkis
Indirme; azaltma; eksiltme
Tenkis Davası
Ben, saklı payı zedelenen mirasçının, mirasbırakanın tasarruf edilebilir kısmı aşan kazandırmalarına karşı açtığı yenilik doğurucu bir davayım.
Tenmiye
Nemalandırma; artırma; işletme
Tensip
Uygun görme
Tensip Zaptı
Açılmış olan davaya ilişkin olarak, davayı incelemekte olan mahkeme tarafından yürütülecek olan inceleme faaliyetlerine ilişkin saptama ve hükümleri barındıran, bir çeşit yol haritasıdır.
Tenvîrât
Aydınlatma; ışıklandırma
Tenzih
Ayrı tutmak
Tenzil
Indirtme; azaltma
Tenzilat
İndirim.
Tenâküz
Çelişki
Terahi
Herhangi bir konuda ileriyi düşünerek çekinmeyi gerektiren sebep veya durum, rezerv, ihtiraz. Savcının yasada yazılı yetkilerine dayanarak, tüze işlerinden dolayı kendilerinden bir işin yapılmasını istediği devlet görevlilerinin, işten kaçınmaları ve görevlilerin görevlerini yapmakta olumsuz davranmaları.
Teraküm
Birikme, yığılma
Tercihe şayan
Üstün tutulan; yeğlenen; tercih edilen
Terditli
Kademeli
Tereke
Ben, mirasbırakanın tüm hak ve borçlarının toplamıyım. Mirasçılar bana külli halefiyet ilkesi gereğince sahip olurlar.
Tereke
Ben, mirasbırakanın tüm hak ve borçlarının toplamıyım. Mirasçılar bana külli halefiyet ilkesi gereğince sahip olurlar.
Tereke (terike)
Miras bırakanın mirasçılarına geçen kalıtı; kalıt; mirasçılara kalan malvarlığı
Terekküp etmek
Oluşmak
Teressübât
Tortulanmalar; dibe çökmeler; durulmalar
Terettüp etmek
Düşmek; doğmak; ait olmak; sırası gelmek; gerektirmek
Terhin
Rehin olarak verme; emanet bırakma
Terkip
Birleştirmek, Bir araya getirmek.
Termim
Tamir etme; onarma; düzeltme; iyileştirme
Tersîmât
Resmetmeler; resmini yapmalar; çizmeler
Tertip
Sıra; düzen; düzenleme
Terviç
Bir düşünceyi tutma, destekleme
Terâküm
Birikme; biriktirme
Tescil
Resmi kütük veya defterlere bir konunun (hakkın) yazılması, kayıt düşülmesi.
Tesellüm
Teslim alma
Tesmiye
Ad koyma; isimlendirme; belirleme
Tesviye
Sonuca bağlama; çözümleme; gereğini yapma; seviye; düzdüzeltme
Tesâhub
Sahip çıkma; koruma
Tetkikat
İncelemek, araştırmak
Tevakkuf
Bağlı olma; durma
Tevarüs
Bir kimseden miras kalma; mirasa konma; kalıtım yoluyla birinden diğerine geçme
Tevcih
Yöneltme,aşama, makam, mevki verme, terfi ettirme.
Tevdi (Yere Tevdi Etme)
Borçlunun sahip olduğu bir haktır. Kime ait olduğu çekişmeli olan bir alacağın borçlusu, ifadan kaçınabilir ve alacağın konusunu hâkimin belirlediği yere bırakarak borcundan kurtulabilir.
Teveccüh
Yönelme; yakınlık duyma; sevgi
Tevellüt
Doğum tarihi
Tevessül etmek
Başvurmak; kalkışmak; girişmek
Tevfik
Uydurma; uygunlaştırma
Tevhit
Birleştirme
Tevkif Müzekkeresi
Tutuklama müzekkeresi. Bu müzekkere hâkim tarafından kesilir, üzerinde sanığın kim olduğu, işlediği .:uç ve tutuklama sebebleri ayrıntılı şekilde yazılır. Cmk md. 106 vd.
Tevkifat
1. Para konusunda kesintiler. 2.Tutuklamalar (hukuk)
Tevkifhane
Tutukevi
Tevkil
Vekil olarak tayin edilmiş kimsenin, vekillik yetkisini bir başkasına devretmesi.
Tevlit etmek
Doğurmak
Tevliyet
Vakfın işlerini yönetmek
Tevliyet davası
Mütevellilik davası; vakfın işlerine bakma göreviyle ilgili dava
Tevsî'
Genişleme
Tevsîk
Belgelendirme
Tevzi
Dağıtma
Tevziat
Dağıtmalar,üleştirmeler
Teyakkun
İyiden iyiye araştırıp şüphesiz tam olarak bilmek.
Tezad
Zıdlık gösterme, iki şeyin çelişki arzetmesi.
Tezahür etme
Belirme, görünme, ortaya çıkma
Tezkere-i sâmiyye
Sadrazamlık makamından yazılan tezkere
Tezyid
Artırma, miktarca çoğalma, ziyadeleşme
Tezyif
Değersiz olarak gösterme, aşağılama.
Tezyinat
Süslemeler
Tezâyüd
Artış; çoğalma
Teâmül
Örf ve adet; öteden beri olagelen, insanlar arasında yapılagelen belli bir davranış.
Teşdiden
Cezada alt sınırdan ayrılarak üst hadden ceza verme
Teşdit
Makul orandan arttırma, şiddet, şiddetini arttırma, güç verme
Teşebbüs
Girişim, girişme.
Teşevvüş
Karışıklık; kargaşalık
Teşhir
Gösterme,sergileme
Teşmil
Kapsamına alma; yayma
Teşri
Yasama
Teşrik
Yaptığı bir işe ortak almak.
Teşviş
Karma karışık yapma, iyiyi kötüye katma, zihnin karışık bir durum alması.
Tilâvet
Kuran’ı yüksek sesle, güzel ve yöntemince okuma.
Toplu iş sözleşmesi
Işçi sendikaları ile işveren veya işveren sendikaları arasında yapılan ve iş şartlarını, tarafların hak ve borçlarını düzenleyen yazılı bir anlaşmadır.
Toplu İşçi Çıkarma
Ben, işverenin ekonomik, teknolojik veya yapısal nedenlerle, kanunda belirtilen sayı veya oranlarda (örn: 101-300 işçi için %10) işçiyi 1 ay içinde işten çıkarmasıyım. İşveren beni uygulamadan 30 gün önce sendika temsilcilerine, Bölge Müdürlüğüne ve İş Kurumuna bildirmek zorundadır.
Trampa
Değişim
Tröst
Aynı alanda iş yapan çeşitli ortaklıkların pay belgitlerinin bir ortaklıkça elde edilmesi ve yönetimlerinin bu ortaklığı yöneten gruba aktarılmasıyla oluşan, tekelci anamalcılığa özgü bir ortaklıklar birlik
Tutanak
Zabıt, zabıtnâme. Bir toplantı ve duruşma ile sorgulama sonunda düzenlenen resmî nitelikli tutanak.
Tutuklama
Ceza muhakemesinde, şüpheli veya sanığın kaçma şüphesi, delilleri karartma tehlikesi veya tanıklar üzerinde baskı kurma ihtimali gibi nedenlerle geçici olarak özgürlüğünden yoksun bırakılmasını sağlayan en ağır koruma tedbiridir.
Tâli uzuvlar
Birleşmiş Milletler'in başlıca uzuvları tarafından kurulabilecek organlardır.
Târik
Terkeden; bırakan
Töhmet
Birine isnat olunan suç; işlenildiği sanılan, fakat henüz aydınlanmamış olan suç, suçlama.
Tüze
Hukuk. Doğrunun, hakkın korunması
Tüzel
Hukuki, hukuksal
Tüzel Kişi
Kendisini oluşturan gerçek kişilerin üzerinde ve onlardan bağımsız bir varlığı ve belirli bir amacı bulunan.
Tüzük
Bir kanunun uygulamasını göstermek veya kanunun emrettiği işleri belirtmek üzere, kanunlara aykırı olmamak şartıyla ve Danıştayın incelemesinden geçirtilerek Bakanlar Kurulu tarafından çıkartılan yazılı hukuk kurallarıdır.
Tüzük Değişikliği (veya Fesih/Birleşme/Katılma kararı)
Ben, bir sendika genel kurulunda alınan kararım. Alınabilmem için üye veya delege tam sayısının salt çoğunluğunun oyu gerekir. Olağan karar yeter sayısından farklıyım.
takbih
Çirkin görme, beğenmeme. Kınama
taraf ehliyeti
Hukuk davalarında davacı veya davalı olarak yer alabilme ehliyeti. Medeni haklardan yararlanan herkes kural olarak taraf ehliyetine de sahiptir. Ancak bunu ya bizzat kullanır ya da kanunî mümessili onun adına bu ehliyeti kullanılır.
tasarruf etme
Kullanma ve yapma harcama, yönetme, bir şeyi sevk ve idare gücü. Harcamadan bekletme, biriktirme, tutumlu olma. Çoğulu tasarrufâtdır; işlemler, muâmeleler, harcamalar.
tavik
Geciktirme, erteleme
tavzih
Vâzıh hale getirme, açıklama, bir konuyu anlaşılır hale getirme, çoğulu tavzihâtdır; açıklamalar. Hmk md. 455 vd.
tazyik hapsi
Yapılması gereken bir edim yapılmadığında borçlu kişinin onu yapması veya edimi ifası için hapsen tazyikte bulunulurdu. Hapse konulma hali ve böylece borcun ödenilmesini sağlama durumu. Şimdi bu tür bir yaptırım yoktur. Şahitlik veya bilirkişilikten, yemi
te'villi ikrar
Yoruma müsâid ikrar. Sanığın ikrarının yoruma müsaid olması durumunda yargıtay bunu kabul etmemektedir.
tebcil
Öğme, medhetme, yüceltme, üstün kılma.
teberru
Bağış, hibe, karşılıksız olarak mal bağışı. Çoğulu teberruâtdır; bağışlar, yardımlar, hibeler.
tecil
Erteleme.
tedbir
Tedbir, Tedebbür: Bir işin iyi ve sıhhatli olması için arkasını, önünü gözeterek takdir ve idare etmektir. Bütün evreni yönetmek, her işi evirip çevirmek. Tabii düzenini ayakta tutmak, kanunların işlemesini sağlamak.
tefrik
ayırma
tehir
erteleme
tehir i icra
Yapılan yargılama sonucunda yerel mahkeme tarafından verilen alacağın tahsiline dair kararı temyiz eden borclu tarafın , icra işlemlerinin durdurulması için yargıtay'dan talep etmesi mümkün olan; karşılığında tüm dosya alacağını icra veznesine teminat olarak yatırmayı gerektiren , teminat bedeli icra dosyasına yatırıldığı vakit yerel mahkeme kararı gelinceye kadar icra işlemlerini durduran karar.
tehlikeli hükümlü
işlediği suçun nitelik ve icra şekli göz önüne alındığında toplum için ciddi bir tehlike oluşturan ve cezaevi güvenlik ve nizamını ihlal edebileceği yönünde kuvvetli delil bulunan hükümlüdür.
tekabül
Karşılamak,karşılıklı kabulleniş, takasta bulunma.
tekellüf
Külfetli iş yapma, birisine yük yükleme, sıkıntı verme. Yapmacıktan iş yapma.
teksif
Kesâfet arz etme, yoğunlaştırma, bir noktada dikkat toplama, sıkıştırma.
tekzib
Yalanlama, kizbetme, asılsız bir haber üzerine bunu düzeltmek için basın kanununa göre ilgili kişinin mahkeme kararıl ile basın aracına gönderdiği düzeltme yazısı, yalanlama yazısı. İlgili kişinin bu hakkı kullanmasına tekzib hakkı denir ki, asılsız haber
telahuk
Lühûk etme, bitişme, peşinden bir şeye yetişip ona katılma, eklenme. Birbirine katılma. Sonraki bütçenin öncekine katılması veya genel bütçeye yan bazı bütçelerin katılmasına da mülhak bütçe denilmektedir.
telhis
Hülâsa etme, kısaltma, özetleme.
temayül
TANINMA, MEZİYETLERİYLE TANINIR OLMA, ÜSTÜN GELME, ŞÖHRETE ERME.
temdid
Uzatma, medîd hale getirme. Kanunlarda tanınan sürenin bir kısım makamlarca, hâkimce vb. Lerince bir daha uzatılması durumu. Pas. K md. 13.
temerrüt
Direnme, inad etme, meredleşme, meredlik gösterme. Alacaklının alacağını teslimde ve borçlunun da borcunu ifada inadına direnmesi, geciktirmeye sebebiyet vermesi. Bk md. 90, 95. Borsa'da yapılan işlemler sonucunda, taahhütlerin gerektirdiği ödeme veya men
temhir
mühürleme
tenakus
Eksikleştirme, azaltma: iki kişinin verecekleri şeylerde karşılıklı olarak azaltmaları, noksanlaştırmaları.
tereke
Ölen kimseden, geride bıraktığı mirasçılarına kalan mal, ölenin terkettiği, sağlara bıraktığı mal.
terkin
Bir alacağın tahsil edilmesinin olanaksız olması nedeniyle,bu alacağın,idârî bir kararla düşürülüp,idârenin alacak defterinden çıkarılmasıdır.
termin
belirli zaman, randevu
tersim
Resmetmek, bir şeyin çizgilerle şeklini çizmek, çizgilerle ortaya koyup anlatmak.
teselsul karinesi
iki veya daha fazla kişi ticari işlerde borç altına girmiş ise , borcun tamamından her birinin sorumlu olma hali
teselsül
Birden çok kimsenin alacaklıya karşı aynı borcun tamamını yükümlenmelerine veya birden çok alacaklının tek bir borcu istemeye hakkı olduğunu gösteren durum;dayanışma Zincirleme. Zincir gibi birbirine bitişik kısımlar olma. Silsile peyda etme Man: Bak: Del
tevdi etmek
vermek, bırakmak, sunmak
tevfikan
Uygun olarak, uygun biçimde.
tevhid
Birleme, tekleme, vahdetleme, allah'ı tek olarak kabul etme. İslâm'ın temel amacı allah'ı birlemek ve ona öylece inanmak, şirke sapmamaktır.
tevil
Bir kâpalı sözü yorumlama, bir başka anlam katma, amacı dışında farklı biçimde yorumlama.
tevkif
Tutma, bekletme, bir yerde tutma. Çoğulu tevkifâtdır; tutuklamalar kitle halinde içeri sokma. Para alacaklılarının istihkâklarında yapılan kesintiler, içeride tutulan paralar. Cmk md. 104.
tevsi
Genişletme, yayma, vüsatini sağlama. Çoğulu tevsîâtdır; genişletme işleri.
teyit
Destekleme, güçlendirme, tasdik etme.
teşbih
benzetmek
teşdid
Şiddetlendirme, ağırlaştırma, bir suçun cezasının bazı nedenlerle ağırlaştırılması ve aktarılması. Bunun sebebleri ne de teşdîd sebebleri denilir. Meselâ taammüden adam öldürme, kamu malını çalma, küçüklere laf atma vs. Gibi.
teşhis
Şahıslandırma, tanıma, bir kimseyi tanıma suretiyle kim olduğunu ortaya koyma, belirleme.
teşrii
Yasama faaliyeti, kanun yapma, kanun koyma işi. Laik hukukta bu yetki ya halkın temsilcilerinindir ya da baştaki yöneten az bir grubundur. İslâm hukukunda ise temelde allah’ındır. Hakikî şâri o'dur. Hz. Peygamber mecâzî anlamda şâridir. Bu faaliyett
tutuklu
Mevkûf, tutuklama kararı verilen.