ZABIT KÂTİBİ
Mahkemelerde duruşma zabıtlarını tutmak ve öteki yazı işlerini yürütmekle görevli adliye memuru.
Zabıt defteri
Eski hukukta, tapu sicili gibi kullanılan defter.
Zabıt katibi
Adliyelerde, mahkemelerde veya diğer yargı kurumlarında çalışan bir kamu görevlisidir. Temel görevi, duruşma salonunda yapılan konuşmaları ve alınan kararları yazmak, tutanakları düzenlemek, evrakları takip etmek ve diğer yazılı işleri yerine getirmektir.
Zabıtname
Tutanak
Zahir
Açık
Zail
Zeval bulma; bitme
Zaman-i rücu
Cayma akçesi, Pismanlik akçesi; Sözlesenlerden birinin sözlesmeden caymasi halinde diger tarafin alikoyma hakkina sahip oldugu miktar
Zamanaşımı
Alacak hakkının, kanunda öngörülen sürenin geçmesiyle dava edilebilir olma özelliğini kaybetmesi durumudur. Bir defi niteliğinde olup, hakim tarafından re'sen dikkate alınmaz.
Zamanaşımının Durması
Evlilik devam ettiği sürece eşlerin, velayet süresince çocukların veya vesayet süresince vesayet altındakilerin alacakları için söz konusu olur. Sebebi var oldukça sürenin işlemesini engeller. Sebebi ortadan kalkınca, süre kaldığı yerden işlemeye devam eder.
Zamanaşımının Durması
Evlilik devam ettiği sürece eşlerin, velayet süresince çocukların veya vesayet süresince vesayet altındakilerin alacakları için söz konusu olur. Sebebi var oldukça sürenin işlemesini engeller. Sebebi ortadan kalkınca, süre kaldığı yerden işlemeye devam eder.
Zamanaşımının Kesilmesi
Borçlunun borcunu ikrar etmesi, kısmi ödeme yapması veya alacaklının dava açması ya da icra takibi yapması gibi fiillerle ortaya çıkar. Bununla birlikte o ana kadar işlemiş olan süre yanar ve sıfırdan, yeni bir süre işlemeye başlar. Müteselsil borçlulardan birine karşı gerçekleşirse, diğerlerini de etkiler.
Zamin
Bir şeyi tazmin eden; kefil
Zannetmek
Sanmak, tahmini bilgilere dayalı olan görüşler.
Zarar-ı Has
Genel zarar
Zaruret
Gereklilik, zorunluluk, sıkıntı
Zecrî
Zorlayıcı, zorlayan, yasaklayan
Zeval
Son; bitim; nihayet; yok olma
Zevciyyet
Kocalık,karılık; karı-kocalık; eşlik
Zevâid (zevait)
Vakıfta gelirin dağıtılmasından sonra geri kalan
Zikretmek
Anmak; anılmak; bildirmek; belirtmek
Zillet
hor görülme, horlanma, aşağılanma, alçalma.
Zilyedlik
Bir şey üzerindeki fiili hakimiyet.
Zilyet
Bir şeyi fiilen elinde bulunduran kişi; bir şeyde tasarrufta bulunan kişi; elmen
Zilyetlik
Bir şey üzerinde fiili hakimiyet veya bi eşyayı fiili hakimiyet ve kudret alanı içinde bulundurma demektir.
Zimmet
Temellük mal edinme. Kurum ve kuruluşlarda çalışanlara veya para işleri ile uğraşan görevliye imza karşılığı teslim edilen para veya eşya. Bir kimsenin yasal olmayan yollardan üzerine geçirip ödemeye zorunlu olduğu para. Bir ticaret kuruluşunun borçlarının tümü
Zina
Zina Bekar Biri İle Veya Evli Biri İle Girilen İlişki.
Zincirleme Suç
Bir kişinin, aynı suç işleme kararı altında, birden fazla farklı fiil ile ya aynı kişiye karşı farklı zamanlarda ya da tek bir fiille birden fazla kişiye karşı suç işlemesi durumudur. Bu durumda, temel ceza artırılarak tek bir ceza verilir.
Zinhar
Sakın, asla
Zinhâr
Sakın,asla
Ziyade
Fazla; çok; aşırı
Zorunlu organ
Bir derneğin tüzel kişilik kazanabilmesi için tüzüğünde genel kurul, yönetim kurulu ve denetim kurulu olmak üzere üç temel organın varlığı zorunlu kılınmıştır.
Zuhulen
sehven, yanlışlıkla, hata sonucu
Zuhur
Ortaya çıkma, görünme, belirme, baş gösterme, meydana çıkma.
Zuhur etmek
Ortaya çıkmak; doğmak
Zâhire
Yiyecek; gerektiği zaman harcanmak üzere ambarda saklanan hubûbat
Zâhirî
Görünen; görünüşte
Zürriyet
Bireyin neslinden gelenler
Zımnen
Üstü kapalı bir biçimde, dolaylı olarak
Zımni
Açıktan olmayarak, dolaylı anlatım.
Zımnî
Üstü kapalı; açık olmayan
Zımnında
Dolayısıyla; için; olarak
Zıya
Kaybolma, yok olma, bir şeyin elden çıkması
zanlı
sanık, şüpheli
zaviye
Köşe, Anlayış, görüş, bakış açısı
zayi
KAYIP, YİTİK. ÇOĞULU ZÂYİÂTDIR. YİTİKLER, YOK OLANLAR, KAYBOLANLAR '
zecri
Zorlayıcı, zorlayan, yasaklayan
zeyil name
Ek yazı, bir belgenin eki ve açıklaması niteliğindeki yazı.
zihni kayıt
bir kimsenin bilerek ve isteyerek, asıl iradesiyle uyuşmayan bir beyanda bulunması
zillyetlik
Sahibi olsun ya da olmasın, bir malı elinde bulunduran veya kullanan kişi.