Özel borç ilişkileri › Satış sözleşmesi

Genel hükümler, taşınır satışı ve satıcının borçları

TBK m.207–213Borçlar Hukuku Özel Hükümler

Kısaca

TBK m.207, satış sözleşmesinin tanımını, edimlerin aynı anda ifası kuralını ve belirlenebilir bedelin kararlaştırılmış bedel sayılmasını düzenler. TBK m.208, satılanın yarar ve hasarının hangi ana kadar satıcıya, hangi andan itibaren alıcıya ait olduğunu düzenler.

Kapsam

Bu konu, Türk Borçlar Kanunu m.207–213 hükümlerini kapsar.

TBK m.207 — Tanımı ve hükümleri

Madde, satış sözleşmesinin tanımını, edimlerin aynı anda ifası kuralını ve belirlenebilir bedelin kararlaştırılmış bedel sayılmasını düzenler. Kurallar, satış sözleşmesinin tarafları olan satıcı ve alıcı bakımından, bu sözleşme tipine giren ilişkilerde uygulanır. Madde; satılanın ayıplı olmasından doğan sorumluluğu (m.227-229), satış bedelinin ödenmemesine bağlı temerrüt ve ifa sonuçlarını (m.117 vd. ve m.耐 ilgili hükümler), tapu devrine ilişkin şekil kurallarını ve taşınmaz satışında resmi şekli düzenlemez. Ayrıca satış sözleşmesinin ifasında tehlikenin geçişi (m.207 sonrası özel hükümler) ile satış sözleşmesine özgü diğer özel hükümler de bu maddede yer almaz.

Tanımı ve hükümleri: hangi kavramlar bilinmeli?

Satış sözleşmesi
Satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretmeyi, alıcının ise buna karşılık bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Tanım, sözleşmenin asli edimlerini belirler.
Zilyetliğin ve mülkiyetin devri
Satıcının alıcıya hem zilyetliği hem mülkiyeti geçirme borcudur. Kanun metninde teslim yerine bu daha geniş ifade kullanılmıştır; böylece zilyetliğin fiilen teslim dışındaki yollarla (kısa elden teslim, hükmen teslim) geçmesi de kapsanır.
Bedel
Alıcının satıcıya ödemekle yükümlü olduğu karşılıktır. Bedelin tutarı açıkça kararlaştırılmış olmak zorunda değildir; durum ve koşullara göre belirlenebiliyorsa kararlaştırılmış bedel sayılır.
Aynı anda ifa
Satıcı ile alıcının karşılıklı borçlarını eş zamanlı yerine getirmesi ilkesidir. Tarafların sözleşmeyle veya aksi bir âdetle farklı bir sıra belirlemesi halinde bu ilke uygulanmaz.
Âdet
Ticari ya da yerel uygulamada yerleşmiş ve tarafların bilmesi beklenen davranış kalıbıdır. Aynı anda ifa kuralını değiştirebilen bir kaynaktır.

Tanımı ve hükümleri: hangi şartlar aranır?

  • Satış sözleşmesinden söz edilebilmesi için bir tarafın satılanın zilyetlik ve mülkiyetini devretmeyi, diğer tarafın ise buna karşılık bedel ödemeyi üstlenmesi bulunmalıdır.
  • Satılanın zilyetliğinin ve mülkiyetinin alıcıya devri, sözleşmenin asli edimi olarak yükümlülük doğurmalıdır.
  • Alıcının ödeyeceği bedel, sözleşmede açıkça kararlaştırılmış olmasa bile durum ve koşullara göre belirlenebilir olmalıdır.
  • Taraflar sözleşmeyle aksini kararlaştırmamış olmalı ve aksine bir âdet de bulunmamalıdır; aksi halde satıcı ile alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlü olur.

Tanımı ve hükümleri: hangi sonuçları doğurur?

  • Sözleşmede aksi kararlaştırılmamış ve aksine âdet yoksa satıcı ile alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdür.
  • Bedel açıkça kararlaştırılmamış olsa da durum ve koşullara göre belirlenebiliyorsa kararlaştırılmış bedel hükmündedir.
  • Bedel belirlenemiyorsa bu maddenin bedel kuralı uygulanamaz ve sözleşmenin satış olarak kurulup kurulmadığı ayrıca değerlendirilir.
  • Eş zamanlı ifa kuralı yedek niteliktedir; tarafların sözleşmesiyle veya âdetle başka bir sıra kararlaştırılabilir.
  • Satış sözleşmesinin tanımındaki unsurlar bulunmazsa madde kapsamında bir satış sözleşmesi kurulmuş olmaz.

Satış sözleşmesi ile bağışlama ve trampa arasındaki fark nedir?

Satış sözleşmesinde karşılık bir bedeldir; alıcı para veya bedel ödemeyi üstlenir.

Bağışlamada karşılık yoktur; trampada ise karşılık bir bedel değil başka bir mal veya haktır.

Karşılığın bedel olup olmadığı sözleşmenin tipini belirler ve buna göre ilgili özel hükümler uygulanır.

Kararlaştırılmış bedel ile durum ve koşullara göre belirlenebilir bedel arasındaki fark nedir?

Tarafların bedeli açıkça belirlediği hal.

Bedel açıkça kararlaştırılmamış olmakla birlikte durum ve koşullardan belirlenebilen hal.

İkinci halde de bedel kararlaştırılmış bedel hükmündedir; sözleşme bedel eksikliği nedeniyle geçersiz sayılmaz.

Aynı anda ifa ile sözleşme veya âdetle farklı ifa düzeni arasındaki fark nedir?

Taraflar aksini kararlaştırmamış ve aksine âdet de yoksa borçlar eş zamanlı ifa edilir.

Sözleşmede veya âdette ödeme ya da teslim sırası farklı belirlenmişse bu düzen geçerlidir.

Eş zamanlı ifa kuralı yalnız yedek nitelikte uygulanır; açık sözleşme hükmü ya da âdet öncelik taşır.

Tanımı ve hükümleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Bedelin açıkça kararlaştırılmadığı her durumda sözleşmeyi bedelsiz saymak; oysa durum ve koşullardan belirlenebilen bedel kararlaştırılmış bedel hükmündedir.
  • Aynı anda ifa kuralını emredici sanmak; bu kural sözleşme ya da âdetle değiştirilebilen yedek bir kuraldır.
  • Satış sözleşmesinin tanımını genel borç ilişkisiyle karıştırmak; tanım yalnızca zilyetlik ve mülkiyet devri ile bedel ödeme borcunun birlikte bulunduğu ilişkilere uygulanır.
  • Zilyetliğin devrini yalnızca fiilî teslim ile sınırlamak; kanun kısa elden teslim ve hükmen teslim gibi yolları da kapsar.
  • Havale yoluyla yapılan ödemeleri, hangi satış sözleşmesine dayandığı gösterilmeden satış bedeli saymak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler satış sözleşmesi uyuşmazlığını, sözleşmenin 207. maddedeki tanım unsurlarının bulunup bulunmadığına bakarak niteler. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/2283 E., 2026/775 K., 24.04.2026)
  • Satış sözleşmesinden kaynaklanan alacak davalarında mahkemeler, maddedeki tanım ile alıcının bedel ödeme borcunu esas alır. (Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2025/90 E., 2026/443 K., 17.03.2026)
  • Uyuşmazlıkta alıcının havale yoluyla yaptığı ödemelerin hangi satış sözleşmesine dayandığı somut olarak ortaya konulmadıkça, bu ödemelerin satışa dayandığı kabul edilmemektedir. (Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2026/129 E., 2026/904 K., 13.05.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Satış sözleşmesine dayanan alacak talep eden taraf, sözleşmenin varlığını ve satıcının zilyetlik ve mülkiyeti devretme borcunu ya da alıcının bedel ödeme borcunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Satış sözleşmesi yazılı belge, fatura, banka dekontu ya da tanık gibi delillerle ispatlanabilir; ödemenin hangi sözleşmeye dayandığının belirtilmesi, delil değerlendirmesinde önemlidir. (Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2026/129 E., 2026/904 K., 13.05.2026)
  • Bedelin durum ve koşullara göre belirlenebilir olduğunu iddia eden taraf, bu belirlenebilirliği ispatlamakla yükümlüdür.
  • Aynı anda ifa kuralından yararlanmak isteyen taraf, karşı tarafın edimini ifa etmeye hazır olduğunu ispat etmelidir; aksi bir sözleşme hükmü ya da âdet varlığını iddia eden taraf bunu ispat yükü altındadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.206: Genel hükümlerin son maddesidir. Satış sözleşmesine özel hükümler uygulanırken genel kurallar, özel düzenlemenin dışında kalan konularda devreye girer.
  • 6098 sayılı Kanun m.283-284: Mal değişimi (trampa) sözleşmesine satış hükümlerini genel olarak uygular. Madde metninde yer almaz, ancak satış tanımının sınırını belirler.
  • 6098 sayılı Kanun m.227: Satılanın ayıplı olması halinde alıcının sorumluluk hükümlerini düzenler; bu madde bu konuyu düzenlemez.

TBK m.208 — Yarar ve hasar

Madde, satılanın yarar ve hasarının hangi ana kadar satıcıya, hangi andan itibaren alıcıya ait olduğunu düzenler. Genel kural, taşınır satışında zilyetliğin devri, taşınmaz satışında tescil anıdır. Madde ayrıca alıcının temerrüdü ile satıcının alıcının isteğiyle malı başka yere göndermesi hallerindeki geçiş anlarını belirler. Kişi bakımından satım sözleşmesinin taraflarına ve satılanın yarar ve hasarına ilişkin ilişkilere uygulanır. Satış bedelinin ödenmeme riskini ve bedel hasarının sonuçlarını doğrudan düzenlemez; bu konu satıcının ifa ve alıcının bedel ödeme yükümlülüğü kapsamında kalır (m.136). Sözleşmeye aykırılıktan doğan ayıp sorumluluğu (m.219 vd.) ile geciktirici koşula bağlı satışta sözleşmenin hükümsüzlüğü ve koşulun sonuçları da bu maddenin kapsamı dışındadır.

Yarar ve hasar: hangi kavramlar bilinmeli?

Yarar
Satım sözleşmesi kurulduktan sonra, ifadan önce satılanda kendiliğinden meydana gelen fazlalıklar ve gelirlerdir. Doğal ve medeni semereler ile normal kullanımla elde edilen diğer istifadeler bu kapsama girer.
Hasar
Satım sözleşmesi kurulduktan sonra, ifadan önce satılanda kendiliğinden meydana gelen kötüleşme, telef olma veya değer kaybıdır. Satıcının kusuruyla oluşan durumlar hasar sayılmaz; bunlar ayıp veya borca aykırılık hükümlerine tabidir.
Zilyetliğin devri
Taşınır satışında satılanın fiilen alıcının egemenliğine geçmesidir. Bu an, taşınırda yarar ve hasarın geçiş anını belirler.
Tescil anı
Taşınmaz satışında mülkiyetin tapu siciline kaydedildiği andır. Taşınmazda yarar ve hasarın geçiş anı bu andır.
Alıcının temerrüdü
Alıcının, satılanın zilyetliğini devralma borcunu yerine getirmemesi halidir. Bu hal, zilyetliğin fiilen devri gerçekleşmese de yarar ve hasarın geçişine yol açar.
Taşıyıcı
Satıcının alıcının isteğiyle malı ifa yerinden başka bir yere göndermesi halinde malı teslim aldığı üçüncü kişidir. Malın taşıyıcıya tesliminde yarar ve hasar alıcıya geçer.

Yarar ve hasar: hangi şartlar aranır?

  • Geçerli bir satış sözleşmesinin kurulmuş olması gerekir; sözleşme geçersizse yarar ve hasar hakkında bu madde değil, sözleşmenin hükümsüzlüğünün sonuçları uygulanır.
  • Yarar ve hasarın geçişi için sözleşme kurulduktan sonra ve satılanın ifasından önce ortaya çıkan bir fazlalık ya da kötüleşme bulunması gerekir.
  • Satılanın kanundan, durumun gereğinden veya sözleşmedeki özel koşullardan doğan ayrık bir hal bulunmamalıdır; böyle bir hal varsa genel kural uygulanmaz.
  • Taşınır satışında zilyetliğin devri, taşınmaz satışında tescil anı gerçekleşmiş olmalıdır; bu an yarar ve hasarın alıcıya geçtiği andır.
  • Taşınır satışında alıcının zilyetliği devralmada temerrüde düşmüş olması, zilyetlik devri gerçekleşmese de yarar ve hasarın alıcıya geçmesi için yeterlidir.
  • Satıcının alıcının isteği üzerine satılanı ifa yerinden başka bir yere göndermiş olması halinde, yarar ve hasarın geçişi için malın taşıyıcıya teslim edilmiş olması gerekir.

Yarar ve hasar: hangi sonuçları doğurur?

  • Taşınır satışında zilyetlik devredilmeden önce satılanda meydana gelen yarar, satıcıdan alıcıya geçmez; satıcıya ait kalır.
  • Taşınır satışında zilyetlik devredilmeden önce oluşan hasar satıcıya aittir; satıcı ifa borcunun devam edip etmediğine göre sorumluluk ve bedel konusunda ayrıca değerlendirilir.
  • Taşınmaz satışında tescilden önce oluşan yarar ve hasar satıcıya aittir, teslimin fiilen yapılmış olması bunu değiştirmez.
  • Alıcı zilyetliği devralmada temerrüde düşmüşse, zilyetlik devri gerçekleşmiş gibi yarar ve hasar alıcıya geçer; alıcı bu andan sonra oluşan kötüleşmeye katlanır.
  • Satıcı alıcının isteğiyle malı başka yere gönderirse, malın taşıyıcıya teslimi ile yarar ve hasar alıcıya geçer; taşıma sırasındaki kayıp alıcıya aittir.
  • Madde emredici nitelikte değildir; kanundan, durumun gereğinden veya sözleşmeden doğan ayrık hal varsa bu düzen uygulanır ve buna aykırı kayıt bu ayrık hal kapsamında geçerlidir.
  • Yarar ve hasar geçişi ile ilgili kural, ayıp ve borca aykırılık hükümleriyle kesişebilir; satıcının kusuruyla oluşan kötüleşme ayıp sorumluluğu doğurur.

Taşınır satışı ile taşınmaz satışı arasındaki fark nedir?

Taşınır satışında yarar ve hasar, zilyetliğin devrine kadar satıcıya aittir. Ölçüt, malın fiilen teslim edilmesidir.

Taşınmaz satışında yarar ve hasar, tescil anına kadar satıcıya aittir. Ölçüt, tapuya tescildir.

Aynı olayda geçiş anı taşınır ile taşınmazda farklı belirlenir. Taşınmazda teslim fiilen yapılmış olsa bile tescilden önce hasar satıcıdadır.

Alıcının temerrüdü ile genel kural arasındaki fark nedir?

Alıcı taşınır malın zilyetliğini devralmada temerrüde düşmüşse, zilyetlik fiilen devredilmese de yarar ve hasar alıcıya geçer.

Alıcının temerrüdü yoksa yarar ve hasar genel kural uyarınca zilyetliğin fiilen devri anına kadar satıcıda kalır.

Temerrüt halinde alıcı, teslim gerçekleşmeden hasarın da yarar gibi kendisine geçmesine katlanır.

Yerine gönderme ile ifa yerinde teslim arasındaki fark nedir?

Satıcı alıcının isteğiyle malı ifa yerinden başka bir yere gönderirse geçiş anı, malın taşıyıcıya teslim edildiği andır.

Malın ifa yerinde alıcıya ya da onun temsilcisine teslim edildiği hallerde geçiş anı zilyetliğin devridir.

Taşıma sırasında doğan hasar, taşıyıcıya tesliminden sonra alıcıya aittir ve satıcı bu hasardan sorumlu tutulamaz.

Kanundan ya da durumun gereğinden doğan ayrık haller ile genel kural arasındaki fark nedir?

Kanun, durumun gereği veya sözleşmedeki özel koşullar geçiş anını başka bir şekilde belirliyorsa, bu özel düzen uygulanır.

Bu tür bir özel düzen yoksa 208. maddenin birinci fıkrasındaki genel kural geçerlidir.

Özel düzen ile genel kural arasında çelişki varsa özel düzen öncelik kazanır.

Yarar ve hasar ile bedel hasarı arasındaki fark nedir?

Yarar ve hasar, satılanın fiziki değerindeki artış ve kötüleşmeyi ifade eder.

Bedel hasarı, satılanın yok olması veya kötüleşmesi nedeniyle alıcının bedeli ödeme yükümlülüğünün durumudur.

Madde, yarar ve hasarın kime ait olduğunu düzenler. Bedel ödeme yükümlülüğünün kaderi ise satıcının ifa yükümlülüğünün devam edip etmemesine bağlıdır. Bu nedenle bedel hasarı ayrıca değerlendirilmelidir.

Yarar ve hasar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Taşınmaz satımında teslim tarihini geçiş anı saymak; geçiş anının tescil olduğunu gözden kaçırmak.
  • Taşınır satımında sözleşme kurulduğu anda yarar ve hasarın alıcıya geçtiğini varsaymak; bu, eski kanun döneminin kuralıdır.
  • Alıcının temerrüdü halinde de fiili teslim gerektiğini düşünmek; temerrüt halinde zilyetlik devri gerçekleşmiş gibi kabul edilir.
  • Taşıyıcıya teslim anı ile alıcıya teslim anını karıştırmak; yerine gönderme halinde geçiş anı taşıyıcıya tesliminde gerçekleşir.
  • Satıcının kusuruyla oluşan kötüleşmeyi hasar olarak değerlendirmek; bu durum ayıp veya borca aykırılık çerçevesinde ele alınmalıdır.
  • Yarar ve hasar geçişini bedel ödeme yükümlülüğü ile aynı şey saymak; bedel hasarı ayrıca değerlendirilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yarar ve hasarın geçişinin, sözleşmenin kurulduğu anda değil taşınırda zilyetliğin devri, taşınmazda tescil anında gerçekleşeceği kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2020/1379 E., 2024/613 K., 14.03.2024; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2022/427 E., 2023/136 K., 10.02.2023)
  • Yarar ve hasar ile ilgili maddeye dayanılarak, malın teslim tarihinden önce doğan garanti ya da sorumluluk iddialarının reddedildiği görülmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2020/1379 E., 2024/613 K., 14.03.2024; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2022/427 E., 2023/136 K., 10.02.2023)
  • Taşınmaz satışında, yarar ve hasarın geçişi için tescil anının esas alındığı, teslim tarihinin bu konuda tek başına belirleyici olmadığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2020/630 E., 2022/1286 K., 11.10.2022)
  • Satılanın değer artışı gibi yararın, edimler arasındaki dengesizlik iddiasını dayanak alamayacağı yönünde karar verildiği görülmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2024/3629 E., 2024/5907 K., 03.09.2024)
  • Satıcının alıcının talimatıyla malı taşıtması halinde, taşıyıcıya tesliminden sonra doğan hasarın alıcıya ait olduğu kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/585 E., 2023/5494 K., 02.10.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Yarar ve hasarın satıcıdan alıcıya geçtiğini ileri süren taraf, geçiş anını gösteren belgeyi ispatlar: taşınır için teslim tutanağı veya fiili teslim delili, taşınmaz için tapu kaydı.
  • Alıcının temerrüdünü ileri süren satıcı, alıcının zilyetliği devralma çağrısına rağmen teslim almadığını ispatlar; bu, yazılı ihtar veya tanıkla gösterilebilir.
  • Satıcının alıcının isteğiyle malı başka yere gönderdiğini ileri süren taraf, talimatı ve taşıyıcıya teslim belgesini ispatlar.
  • Hasarın satıcının kusurundan kaynaklandığını ileri süren alıcı, bunu ayıp ya da borca aykırılık hükmü çerçevesinde ispatlar; satıcı kusursuzluğunu ispat etmekle yükümlüdür.
  • Ayrık hal iddiasını (kanun, durumun gereği ya da sözleşmedeki özel koşul) ileri süren taraf, bu özel düzenin varlığını yazılı sözleşme ya da olgularla ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.136: Kusursuz sonraki ifa imkansızlığında borcun sona ermesini düzenler. Yarar ve hasar kuralıyla birlikte değerlendirildiğinde bedel hasarının akıbetini belirler.
  • 6098 sayılı Kanun m.172: Geciktirici koşula bağlı satışta satılanın koşul gerçekleşmeden teslimi halinde yarar ve hasarın geçişine ilişkin özel durum oluşturur.
  • 6098 sayılı Kanun m.245: Taşınmaz satımında yarar ve hasarın geçişine ilişkin paralel düzenlemedir; bu maddedeki tescil kuralıyla karşılaştırılır.
  • 6098 sayılı Kanun m.219: Satıcının kusuruyla oluşan kötüleşmenin ayıp sorumluluğu doğurduğunu gösterir; hasar olarak değerlendirilmez.

TBK m.209 — Konusu

TBK m.209, taşınır satışının konusunu iki fıkrada belirler: birinci fıkra taşınır satışını Türk Medenî Kanunu uyarınca taşınmaz sayılanlar dışında kalan ve diğer kanunlarda taşınır olarak belirtilen şeylerin satışı olarak tanımlar; ikinci fıkra taşınmazdan ayrılınca mülkiyeti devredilecek bütünleyici parçaların (ürünler, yıkıntılar, taş ocağı taşları gibi) satışının da taşınır satışı olduğunu düzenler. Hüküm, satış sözleşmesinin konusu bakımından taşınır satışı ile taşınmaz satışını ayırt eden genel ölçütü koyar ve bu ayrım üzerinden uygulanacak hükümlerin seçilmesine zemin hazırlar. Madde, taşınır satışının kurulma şeklini, devir borcunu, satılanın yarar ve hasarının geçişini ve ayıp hükümlerini düzenlemez (m.207, m.208, m.219 vd. ve m.220 vd. ilgili hükümlerdir). Taşınır satışının sözleşmenin kuruluş ve geçerlilik şekli bakımından şekle tabi olmayışı da bu maddede değil, ilgili genel hükümlerde ele alınır.

Konusu: hangi kavramlar bilinmeli?

Taşınır satışı
Konusu, Türk Medenî Kanunu uyarınca taşınmaz sayılmayan ve diğer kanunlarda taşınır olarak belirtilen şeyler olan satış sözleşmesidir. Tanım olumsuz ölçütle kurulmuştur; taşınmaz sayılmayan her şey taşınır satışının konusu olabilir.
Taşınmaz sayılanlar
Türk Medenî Kanunu'na göre taşınmaz olan arazi, tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar ile kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümlerdir. Bunlar taşınır satışının konusu olamaz.
Bütünleyici parça
Bir taşınmazdan ayrılmadan önce o taşınmazın parçası olan, ayrıldıktan sonra mülkiyeti devredilecek unsurlardır. Örnek olarak ürünler, bir yapının yıkıntıları ve taş ocağından çıkarılacak taşlar verilmiştir; bunların satışı, ayrılmadan önce bile satış konusu olabilir.
Diğer kanunlarda taşınır olarak belirtilen şeyler
Medenî Kanun dışındaki özel kanunların taşınır saydığı varlıklardır. Bu ifade, taşınmaz dışında kalmakla birlikte taşınır sayılması tartışmalı olabilecek malların da satış konusu olabilmesini sağlar.

Konusu: hangi şartlar aranır?

  • Satışa konu şeyin Türk Medenî Kanunu uyarınca taşınmaz sayılmaması gerekir.
  • Satışa konu şey taşınmaz sayılmasa bile, diğer kanunlarda taşınır olarak belirtilmiş bir şey olabilir; bu durumda da taşınır satışı kurulur.
  • Bütünleyici parça satışında, parçanın taşınmazdan ayrıldıktan sonra mülkiyetinin devredilecek olması gerekir.
  • Taşınmaz sayılan bir şey (arazi, bağımsız ve sürekli haklar, bağımsız bölüm) taşınır satışının konusu olamaz; bu tür satış taşınmaz satışı hükümlerine tabidir.

Konusu: hangi sonuçları doğurur?

  • Konusu taşınmaz sayılmayan bir satış sözleşmesi taşınır satışı olarak kurulur ve taşınır satışı hükümlerine tabi olur.
  • Konusu taşınmaz sayılan bir satış, bu maddeye göre taşınır satışı sayılmaz; taşınmaz satışına ilişkin hükümler uygulanır.
  • Taşınmazdan ayrılacak bütünleyici parçaların satışı, ayrılma henüz gerçekleşmemiş olsa bile taşınır satışı sayılır.
  • Hakların (alacak, ortaklık payı, telif hakkı gibi) ve doğal güçlerin (elektrik, su, gaz) satışı taşınır satışına konu olabilir.

Taşınır satışı ile taşınmaz satışı arasındaki fark nedir?

Konusu taşınmaz sayılmayan şeyler; taşınır satışıdır.

Konusu Medenî Kanun uyarınca taşınmaz sayılan şeyler (arazi, bağımsız ve sürekli haklar, kat mülkiyetine kayıtlı bağımsız bölümler); taşınmaz satışıdır.

Hangi satış türü olduğuna göre devir ve tescil rejimi, yarar ve hasarın geçişi ile ilgili hükümler belirlenir. Taşınır satışında zilyetliğin devri, taşınmaz satışında tescil esas alınır.

Taşınır satışı ile bütünleyici parça satışı arasındaki fark nedir?

Taşınmaz üzerinde bulunan ve henüz ayrılmamış bir şeyin, ayrıldıktan sonra mülkiyeti devredilecek biçimde satılması.

Bağımsız taşınır olarak mevcut bir eşyanın doğrudan satılması.

İkinci fıkra gereği bütünleyici parça satışı da taşınır satışı sayılır; bu nedenle taşınmazdan ayrılma öncesi satış için tapu sicili formalitelerine başvurmaya gerek kalmaz.

Medenî Kanun taşınırı ile diğer kanun taşınırı arasındaki fark nedir?

TMK'ya göre taşınır sayılan taşınabilir maddi şeyler ve edinmeye elverişli doğal güçler.

Diğer kanunlarda taşınır olarak belirtilen şeyler (örneğin rehin mevzuatında sayılan alacaklar, stoklar, fikri mülkiyet hakları).

Her iki grup da taşınır satışının konusu olur; ancak diğer kanunlardaki taşınır tanımı, Medenî Kanun'daki tanıma eklenerek satışa konu malların kapsamını genişletir.

Konusu: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Taşınmaz sayılan bir hakkı (örneğin bağımsız ve sürekli hakkı) taşınır satışı kabul etmek; bu haklar tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedildiğinde taşınmazdır.
  • Bütünleyici parçaların satışını taşınmaz satışı saymak; ikinci fıkra gereği bu satış taşınır satışıdır.
  • Konusu taşınır olan satışı, taşınır sayılmayan ayrı bir kanun hükmü olduğu gerekçesiyle taşınmaz satışı saymak; birinci fıkra olumsuz tanım kullandığı için taşınmaz sayılmayan her şey taşınır satışı kapsamındadır.
  • Madde metnindeki 'diğer kanunlarda taşınır olarak belirtilen' ibaresini, yalnızca açıkça taşınır denilen şeylerle sınırlamak; ibare taşınmaz dışındaki tüm şeyleri kapsamaya yardımcı olur.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, tapuya kayıtlı olmayan taşınmazların zilyetliğinin devrine taşınır satışı hükümlerinin uygulanması gerektiğini kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2013/1234 E., 2015/795 K., 28.01.2015)
  • Mülga Borçlar Kanunu'nun 184. maddesinde yapılan tanımın bugünkü m.209 ile aynı olduğu ve taşınır satışının konusunun bu tanımla belirlendiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2013/1234 E., 2015/795 K., 28.01.2015)
  • Taşınmaz sayılmayan bir malın satışında, sözleşmenin ayrıca taşınır satışı olarak nitelendirilmesi gerektiği yönünde uygulama bulunmaktadır. (7. Hukuk Dairesi, 2024/4395 E., 2025/2737 K., 21.05.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Taşınır satışı olduğunu ileri süren taraf, satışa konu şeyin Medenî Kanun'a göre taşınmaz olmadığını ya da diğer bir kanunda taşınır sayıldığını göstermekle yükümlüdür.
  • Satışa konu şeyin niteliği, tapu kaydı, kat mülkiyeti kaydı veya ilgili özel kanun hükmü gibi belgelerle ispatlanır.
  • Bütünleyici parça iddiasında bulunan taraf, şeyin taşınmazdan ayrılacağını ve mülkiyetinin ayrıldıktan sonra devredileceğini sözleşme veya fiili durumla ortaya koymakla yükümlüdür.
  • Taşınmaz satışı olduğunu savunan taraf, konunun taşınmaz kaydına bağlı olduğunu tapu kaydı ile ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.207: Devir borcu doğuran sözleşmeler arasında taşınır satışının genel konumunu belirler; m.209 bu ayrımın konusunu tanımlar.
  • 6098 sayılı Kanun m.246: Taşınmaz satışına taşınır satışı hükümlerinin kıyas yoluyla uygulanacağını düzenler; m.209 ile taşınmaz satışı ayrımının sınırını çizer.
  • 4721 sayılı Kanun m.762: Taşınır mülkiyetinin konusunu belirleyen Medenî Kanun hükmüdür; m.209 birinci fıkradaki 'Türk Medenî Kanunu uyarınca taşınmaz sayılanlar' ibaresinin dayanağıdır.
  • 4721 sayılı Kanun m.704: Taşınmaz mülkiyetinin konusunu belirleyen hükümdür; taşınır satışından ayrılacak taşınmazları tanımlar.

TBK m.210 — Kural

TBK m.210, satıcının satılanın mülkiyetini geçirmek amacıyla zilyetliğini alıcıya devretme borcunu düzenler. Hükmün kapsamı taşınır satışları ile taşınır ve taşınmaz ayrımının gözetildiği satış ilişkileridir. Madde, zilyetliğin teslimle, kısa elden teslimle veya hükmen teslimle devrini ayrı ayrı sayarak düzenlemez. Teslim masrafları (m.211), devrin tehlikesi ve hasar (m.208), temerrüt sonuçları (m.212) ve ayıplı ifa (m.219 vd.) başka maddelerde yer alır. Taşınmazda mülkiyetin tescille geçmesi, alıcının tescil talebi ve tapu sicili işlemleri de bu maddenin kapsamı dışındadır (m.237).

Kural: hangi kavramlar bilinmeli?

Zilyetliğin devri
Satılan malın fiili hakimiyetinin satıcıdan alıcıya geçmesidir. Yalnız fiilî teslimle değil, kısa elden teslim ve hükmen teslim gibi teslimsiz yollarla da gerçekleşebilir.
Mülkiyetin geçirilmesi amacı
Zilyetliğin devrinin, alıcıya mülkiyet kazandırmak amacıyla yapılmasını ifade eder. Satıcının asıl borcunun içeriğini bu amaç belirler.
Zilyetliğin teslimsiz devri
Malın fiilen el değiştirmeden zilyetliğin geçmesidir. Bu yolla devrin gerçekleşebilmesi için özel şartların bulunması ve tarafların bu konuda anlaşmış olması gerekir.
Teslim ikameleri
Fiilî teslimin yerini tutan, zilyetliğin teslimsiz geçmesini sağlayan yollardır. Kısa elden teslim, hükmen teslim ve zilyetliği devri sağlayacak araçların teslimi bu grupta sayılır.
Taşınmaz ve taşınır ayrımı
Taşınır satışında zilyetliğin devri ile mülkiyet birlikte geçer. Taşınmazda ise zilyetliğin devri yetmez, mülkiyet tescil ile geçer.

Kural: hangi şartlar aranır?

  • Geçerli bir satış sözleşmesinin bulunması gerekir; satıcının borcu bu sözleşmeden doğar.
  • Satılanın bir maddi şey olması gerekir; alacak ve hak satışında bu anlamda zilyetliğin devri söz konusu olmaz.
  • Satıcının satılanı alıcının egemenlik alanına, fiilen veya teslim ikamesiyle geçirmesi gerekir.
  • Devrin mülkiyeti geçirmek amacıyla yapılması gerekir; amaç bu hükmün kapsamını belirler.
  • Zilyetliğin havale yoluyla devrinde alıcının bu durumu önceden kabul etmiş olması gerekir; aksi halde borç yerine getirilmiş sayılmaz.
  • Aliud (başka mal) teslimi zilyetliğin devri sayılmaz; alıcının bu malı açıkça kabul etmesi halinde ifa sonucu doğabilir.

Kural: hangi sonuçları doğurur?

  • Satıcı zilyetliği devretmediğinde asli borcunu ifa etmemiş olur ve alıcı bu borca ilişkin temerrüt hükümlerine başvurabilir (m.212).
  • Satılanın zilyetliğinin devri, mülkiyetin geçmesini kendiliğinden sağlamaz; mülkiyet geçirme amacı ile birlikte değerlendirilir.
  • Satıcı tasarruf yetkisine sahip olmasa bile malı teslim etmişse, zilyetliği devir borcu yerine getirilmiş olur; mülkiyetin geçmesi ayrıca tasarruf yetkisine bağlıdır.
  • Satılandan başka bir mal teslim edilirse zilyetliğin devri gerçekleşmez ve alıcı teslimi kabul etmeyip temerrüt yoluna gidebilir.
  • Alıcı başka malı açıkça kabul ederse, asıl ifa yerine geçen edim sonucu zilyetliğin devri borcu yerine getirilmiş olur.
  • Alacak ve hak satışında satıcının borcu hakkı sağlamaktır; alıcı hakkı elde edemezse garanti sorumluluğu doğar (m.191-193).
  • Taşınır satışında mülkiyet zilyetliğin devri ile geçer; taşınmazda tescil yapılmadıkça mülkiyet geçmez.

Fiilî teslim ile teslimsiz devir arasındaki fark nedir?

Malın fiilen alıcıya verilmesi ile zilyetliğin devri gerçekleşir.

Kısa elden teslim, hükmen teslim veya zilyetliği sağlayan araçların teslimi ile zilyetlik teslimsiz geçer.

Teslimsiz devir için özel şartlar bulunmalı ve taraflar bu konuda anlaşmış olmalıdır.

Taşınır satışı ile taşınmaz satışı arasındaki fark nedir?

Taşınırda zilyetliğin devri, aynı sözleşme ve teslimle mülkiyeti de geçirir.

Taşınmazda malın teslimi yeterli değildir; tapu siciline tescil yapılmalıdır.

Taşınmazda zilyetlik devri mülkiyetin geçmesi için tek başına yeterli olmaz, tescil ayrıca gerekir.

Zilyetliğin havale yoluyla devri ile gerçek devir arasındaki fark nedir?

Satıcı depocuya ihbar yaparak malı alıcı lehine koruma talimatı verir.

Alıcının bu durumu önceden kabul ettiği hallerde zilyetlik fiilen devredilmiş sayılır.

Alıcının kabulü yoksa havale ile devir borcu yerine getirilmiş olmaz.

Mülkiyetin devri ile zilyetliğin devri arasındaki fark nedir?

Satıcının asli borcu zilyetliğin devridir.

Mülkiyet, zilyetliğin devri ile ayni sözleşme birlikte geçer; mülkiyet saklı tutulursa zilyetlik devredilse de mülkiyet satıcıda kalır.

Zilyetliğin devri mülkiyetin geçmesi için her zaman yeterli değildir; saklı tutma halinde mülkiyet geçmez.

Kural: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde metnindeki zilyetlik devrini mülkiyet devriyle özdeşleştirmek; mülkiyetin geçmesi için tasarruf yetkisi ve taşınmazda tescil gerektiğini gözden kaçırmak.
  • Zilyetliğin devrini yalnız fiilî teslimle sınırlı saymak; kısa elden ve hükmen teslim gibi yolları dışarıda bırakmak.
  • Havale yoluyla devrin, alıcının kabulü olmadan borcun ifası sayılacağını düşünmek.
  • Taşınmazda satış sözleşmesinin devrin tamamlanması için yeterli olduğunu varsaymak; tescil yapılmadan m.210'a göre devrin tamam sayılacağını kabul etmek.
  • Alacak satışında da malın zilyetliğinin devredildiğini düşünmek; alacak satışında borcun hakkı sağlamak olduğunu gözden kaçırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, taşınır satışında satıcının satılanı alıcıya teslim ederek zilyetliği devretmekle asli borcunu yerine getirdiğini kabul etmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/1805 E., 2025/269 K., 12.02.2025; Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/559 E., 2023/952 K., 14.12.2023; Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi, 2015/719 E., 2018/430 K., 07.06.2018)
  • Madde, satıcının asli borcunun mülkiyetin geçirilmesi amacıyla zilyetliği devretme olduğunu belirtir ve bu hükmün m.207/1 ile birlikte okunduğu kabul edilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/1149 E., 2022/1042 K., 09.06.2022; İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/798 E., 2025/637 K., 16.07.2025)
  • Uygulamada m.210, m.207/1 ile birlikte satıcının zilyetlik devri borcunun dayanağı olarak anılmaktadır. (11. Hukuk Dairesi, 2021/8240 E., 2023/2098 K., 05.04.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Zilyetliği devir borcunu ileri süren alıcı, satış sözleşmesini ve satıcının malı teslim etmediğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Satıcı, malın teslim edildiğini ispatla yükümlüdür; ispat yükü satıcının üzerindedir.
  • Havale yoluyla devir savunmasını yapan satıcı, alıcının bu durumu önceden kabul ettiğini ispatlamalıdır.
  • Taşınmaz satışında mülkiyetin geçtiğini iddia eden taraf, tapu siciline tescil yapıldığını belgeyle kanıtlamalıdır.
  • Satılandan başka mal teslim edildiği iddiasında alıcı, teslim edilen malın sözleşmedekinden farklı olduğunu ve kendisinin bunu kabul etmediğini ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.207: Satıcının iki asli borcunu, yani zilyetlik ve mülkiyet devrini genel olarak düzenler; m.210 bunun zilyetlik yönünü tekrar eder.
  • 6098 sayılı Kanun m.208: Satılanın hasar ve yararının devri ile teslim anına ilişkin kuralları düzenler.
  • 6098 sayılı Kanun m.211: Ölçme, tartma gibi teslim masraflarının satıcıya ait olduğunu düzenler.
  • 6098 sayılı Kanun m.212: Satıcının zilyetliği devir borcunda temerrüdü halinde borçlunun temerrüdü hükümlerinin uygulanacağını belirtir.
  • 6098 sayılı Kanun m.89: Zilyetliğin devir yerinin, taraflar belirlemediğinde ifa yeri kuralına göre tespitini sağlar.
  • 6098 sayılı Kanun m.237: Taşınmaz satışında mülkiyetin tescille geçmesine ilişkin kuralları düzenler; m.210'un taşınmaz yönünü tamamlar.
  • 4721 sayılı Kanun m.763: Taşınır mülkiyetinin zilyetliğin devri ile geçmesine ilişkin kuralı içerir; m.210'un mülkiyet amacıyla yapılan devri ile bağlantılıdır.
  • 4721 sayılı Kanun m.977: Zilyetliğin devri sayılan halleri (kısa elden teslim gibi) düzenleyerek m.210'daki teslimsiz devir yollarına dayanak oluşturur.

TBK m.211 — Devir ve taşıma giderleri

Madde, satış sözleşmelerinde devir giderlerinin (ölçme, tartma gibi giderler ile satılanı devralmak için yapılan giderler), senet giderlerinin ve satılanın ifa yerinden başka yere taşınmasına ilişkin taşıma giderlerinin hangi tarafa ait olacağını düzenler. Gidersiz devir kararlaştırılmışsa taşıma giderlerinin satıcıya yüklenmesini, liman ve gümrük giderleri olmaksızın devir kararlaştırılmışsa dış satım, transit ve dış alım vergilerinin satıcıya yüklenmesini düzenler. Hüküm, aksine sözleşme veya âdet bulunmadığı sürece, her türlü satış sözleşmesinde uygulanır. Madde, satıcının mülkiyet ve zilyetlik devri borcunu, satılanın ayıbından ve zaptından doğan sorumluluğu, satıcının temerrüdünün sonuçlarını ve sözleşmenin ifa edilememesinden doğan zararı düzenlemez (m.207, m.213, m.214 vd., m.219 vd., m.107 vd. ile ilgili hükümler). Ayrıca satılanın taşınmaz satımında tapu masrafları ve tüketici satışlarındaki masraf düzenlemeleri de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Devir ve taşıma giderleri: hangi kavramlar bilinmeli?

Devir giderleri
Satılanın ölçülmesi, tartılması gibi mal teslimi sırasında yapılan ve satılanın niteliği gereği teslime bağlı olan masraflardır. Aksine sözleşme veya âdet yoksa bu giderler satıcıya aittir.
Satılanı devralma giderleri
Alıcının satılanı teslim almak için katlandığı masraflardır. Bu giderler alıcıya aittir ve devralma borcu alıcı için bir borç olduğunda ortaya çıkar.
İfa yeri
Borcun ifa edileceği yerdir. Parça satışlarında sözleşmenin kurulduğu sırada parçanın bulunduğu yer, çeşit satışlarında satıcının yerleşim yeri esas alınır. Taşıma giderinin doğup doğmadığı bu yere göre belirlenir.
Gidersiz devir (franko satış)
Satıcının taşıma giderlerini üstlendiği devir biçimidir. Sözleşmede bu kayıt bulunduğunda taşıma giderlerinin satıcıya ait olduğuna ilişkin bir karine vardır ve bu karine aksi ispat edilebilir.
Dış satım, transit ve dış alım vergileri
Malın ülke sınırları dışına çıkarılması, ülke içinden geçirilmesi veya ülkeye getirilmesi sırasında alınan vergilerdir. Liman ve gümrük giderleri olmaksızın devir kararlaştırıldığında satıcıya yüklenirler.
Tüketim vergisi
Malın alıcıya teslim alındığı sırada ödenmiş olan vergidir. Liman ve gümrük giderleri olmaksızın devirde satıcıya yüklenmez.

Devir ve taşıma giderleri: hangi şartlar aranır?

  • Satış sözleşmesi bulunmalı ve tarafların devir giderleri konusunda aksine bir sözleşme veya âdet kuralı bulunmamalıdır; aksi halde bu fıkra uygulanmaz.
  • Giderin türü, devir giderleri (ölçme, tartma), satılanı devralma giderleri veya taşıma giderleri olarak belirlenmelidir.
  • Taşıma giderinin alıcıya yüklenebilmesi için satılanın ifa yerinden başka bir yere taşınması gerekmelidir; ifa yeri ile teslim yeri aynıysa taşıma gideri doğmaz.
  • Gidersiz devir (franko) kaydı kararlaştırılmışsa taşıma giderleri satıcıya yüklenir; bu durumda satıcının taşıma giderlerini üstlendiğine ilişkin karine vardır.
  • Liman ve gümrük giderleri olmaksızın devir kararlaştırılmışsa dış satım, transit ve dış alım vergileri satıcıya yüklenir.
  • Satılanın alıcı tarafından devralındığı sırada ödenmiş tüketim vergileri satıcıya yüklenmez; bu vergiler alıcıya ait kalır.

Devir ve taşıma giderleri: hangi sonuçları doğurur?

  • Aksine sözleşme veya âdet yoksa ölçme ve tartma gibi devir giderleri satıcıya aittir.
  • Aksine sözleşme veya âdet yoksa satılanı devralmak için yapılan giderler ile senet giderleri alıcıya aittir.
  • Satılanın ifa yerinden başka yere taşınması gerektiğinde taşıma giderleri alıcıya aittir.
  • Gidersiz devir kararlaştırılmışsa satıcı taşıma giderlerini üstlenmiş sayılır; bu bir karinedir ve satıcı aksini ispat edebilir.
  • Liman ve gümrük giderleri olmaksızın devir kararlaştırılmışsa satıcı dış satım, transit ve dış alım vergilerini üstlenmiş sayılır.
  • Satılanın alıcı tarafından devralındığı sırada ödenmiş olan tüketim vergileri satıcıya yüklenmez.
  • Hüküm yedek (tamamlayıcı) nitelikte olup taraflar sözleşmeyle farklı düzenleme yapabilir; aksine sözleşme veya âdet varsa fıkra hükümleri uygulanmaz.
  • Taraflar sözleşmeyle devir giderlerinin dağılımını değiştirebilir; bu durumda sözleşme hükmü öncelikle uygulanır.

Devir giderleri ile satılanı devralma giderleri arasındaki fark nedir?

Ölçme, tartma gibi devir giderleri, malın teslimi ile doğrudan ilgili olduğu için niteliği gereği satıcıya yüklenir.

Satılanı devralmak için yapılan giderler, alıcının kendi edimi için yaptığı masraflar olduğundan alıcıya aittir.

Her iki grup da aksine sözleşme veya âdet yoksa birbirinden ayrı olarak ilgili tarafa yüklenir.

Gönderme borcu (basit mesafe satışı) ile götürme borcu (mevsufmesafe satışı) arasındaki fark nedir?

Satıcı malı ifa yerinden başka yere göndermeyi üstlendiğinde taşıma giderleri, aksine sözleşme yoksa alıcıya aittir.

Satıcı malı varma yerine kadar götürmeyi üstlendiğinde, yani götürülecek borç söz konusu olduğunda taşıma giderleri satıcıya aittir.

Taşıma giderinin kime yükleneceği, borcun aranacak borç mu yoksa götürülecek borç mu olarak kurulduğuna bağlıdır.

Gidersiz devir ile liman ve gümrük giderleri olmaksızın devir arasındaki fark nedir?

Gidersiz devirde satıcı taşıma giderlerini üstlenmiş sayılır (fıkra 2).

Liman ve gümrük giderleri olmaksızın devirde satıcı dış satım, transit ve dış alım vergilerini üstlenmiş sayılır (fıkra 3).

İki hal ayrı kurallara bağlanmıştır; ikincisinde tüketim vergisi satıcıya yüklenmez.

Devir ve taşıma giderleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ölçme ve tartma giderlerini alıcıya yüklemek; bu giderler kanunda satıcıya aittir.
  • Satılanı devralma giderleri ile taşıma giderlerini birbirine karıştırmak; birincisi alıcıya, ikincisi ise ifa yeri ve borç türüne göre belirlenir.
  • Gidersiz devir karinesini kesin hüküm gibi okumak; karine aksi ispat edilebilir.
  • Ifa yeri ile teslim yerini aynı saymak ve varma yerine götürme borcu bulunan satışta taşıma giderini alıcıya yüklemek.
  • Liman ve gümrük giderleri olmaksızın devirde tüketim vergisini de satıcıya yüklemek; kanun bu vergiyi satıcıya yüklemez.
  • Aksine sözleşme veya âdet varlığını göz ardı ederek fıkra hükmünü doğrudan uygulamak.

Nasıl ispat edilir?

  • Taşıma giderinin alıcıya ait olduğunu ileri süren satıcı, satılanın ifa yerinden başka yere taşınması gerektiğini ve bu nedenle giderin doğduğunu ispatlamalıdır.
  • Gidersiz devir kararlaştırıldığını ileri süren taraf, bu kaydı sözleşmeden veya belgelerden ispatlamalıdır; kaydın varlığı halinde taşıma giderlerinin satıcıya ait olduğu karinesi doğar.
  • Gidersiz devir karinesine karşı çıkan satıcı, taşıma giderlerinin alıcıya ait olduğunu ispatla yükümlüdür; karine adi karine olduğundan bu ispat mümkündür.
  • Aksine sözleşme veya âdetin varlığını ileri süren taraf, bunu yazılı sözleşme, ticari teamül veya uygulama örnekleri ile ispatlamalıdır.
  • Liman ve gümrük giderleri olmaksızın devir kararlaştırıldığını ileri süren taraf, sözleşme metninden bu kaydı ispat etmelidir; tüketim vergisinin devir anında ödendiğini ileri süren alıcı bu ödemeyi belgelerle göstermelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.207: Satıcının satılanın mülkiyetini ve zilyetliğini alıcıya devretme borcunu düzenler; devir giderlerinin bu borcun ifası ile bağlantısını kurar.
  • 6098 sayılı Kanun m.208: Satılanın hasarının ve yararlarının geçişini düzenler; taşıma ve devir giderleri ile tehlike geçişi birlikte değerlendirilir.
  • 6098 sayılı Kanun m.213: Satıcının borcunu ifa etmemesi halinde alıcının uğradığı zararı ve bu zararın ispatını düzenler; bu madde satıcı temerrüdü bağlamında devreye girer.
  • 6098 sayılı Kanun m.226: Başka yerden gönderilen satılanın muhafazası ve alıcının geçici önlem borcunu düzenler; alıcının satılana ilişkin diğer yan borçlarıyla bağlantılıdır.

TBK m.212

Bu madde, satıcının temerrüdü hâlinde uygulanacak hukuki rejimi düzenler. Ana kural, satıcının temerrüdünde borçlunun temerrüdüne ilişkin genel hükümlerin uygulanmasıdır. Madde, zilyetliğin devri için belirli bir sürenin konulduğu ticari satışlarda alıcının ifa ile giderim arasındaki seçimini ve bu seçimi bildirme yükümlülüğünü düzenler. Maddenin uygulanması ticari satış ile belirli devir süresi koşullarına bağlıdır; olağan (ticari olmayan) satışlar ve süresiz satışlar bakımından madde doğrudan uygulanmaz. Maddeye dayanılarak alıcının sözleşmeden dönme hakkının bulunup bulunmadığı, madde metninde açıkça düzenlenmemiştir. Madde, temerrüdün genel şartlarını (m.117 vd.), ek süre ve sözleşmeden dönme ayrıntılarını (m.123-125), ayıp ve ticari satışta ihbar usulünü (TTK m.18) ve zararın hesaplanmasını (m.213) düzenlemez.

m.212: hangi kavramlar bilinmeli?

Satıcının temerrüdü
Satıcının borcunu vadesinde ifa etmemesi, geciktirmesi veya ifa edememesi durumudur. Madde, bu hâlin sonuçlarını genel temerrüt hükümlerine bağlar.
Zilyetliğin devri için belirli süre
Taraflarca malın zilyetliğinin devredileceği bir tarihin ya da dönemin kararlaştırılmış olmasıdır. Bu süre, ticari satışta alıcının ifa-giderim seçimini doğrudan etkileyen unsurdur.
Olumlu zarar (müspet zarar)
Alıcının, sözleşmenin tam ifa edilmesi hâlinde elde edeceği durumla, ifa edilmemesi nedeniyle içinde bulunduğu durum arasındaki farktır. Madde bağlamında alıcı bu zararı ifadan vazgeçerek isteyebilir.
Aynen ifa
Satılanın zilyetliğinin fiilen devredilmesi, yani sözleşmenin asıl edimlerinin yerine getirilmesidir. Alıcı bu talebini, süre sonunda satıcıya bildirmek zorundadır.
Karine
Kanunun, bir olgudan başka bir olgunun varlığını varsayan hükmüdür. Bu maddedeki karine aksi ispat edilebilir niteliktedir; alıcı susarsa ifadan vazgeçtiği kabul edilir.
Yedek hukuk kuralı
Taraflar aksini kararlaştırmadıkça uygulanan, emredici olmayan kuraldır. Madde, bu niteliğiyle yorumlanmaktadır.

m.212: hangi şartlar aranır?

  • Satış sözleşmesinin ticari satış olması gerekir.
  • Zilyetliğin devri için belirli bir sürenin konulmuş olması gerekir; ancak kesin vade kararlaştırılması aranmaz.
  • Satıcının bu süre içinde borcunu ifa etmemesi, yani temerrüde düşmesi gerekir.
  • Alıcı aynen ifa talep edecekse, belirlenen sürenin bitiminde bunu satıcıya hemen bildirmelidir; bildirim yapılmazsa alıcının ifadan vazgeçtiği kabul edilir.
  • Alıcının ifa ile birlikte gecikme tazminatı isteyebilmesi için satıcıya ek süre verilmesi gerekmez; ancak bu koşul, madde metninin doğrudan sağladığı bir hak değil, uygulamanın gerektirdiği bir değerlendirmedir.
  • Alıcının olumlu zararını talep edebilmesi için ifadan vazgeçtiğini beyan etmesi gerekmez; sessizlik bu sonucu doğurur.

m.212: hangi sonuçları doğurur?

  • Satıcı belirlenen süre içinde ifa etmezse ve alıcı süre bitiminde aynen ifa isteğini bildirmezse, alıcının ifadan vazgeçtiği kabul edilir ve olumlu zararını isteyebilir.
  • Alıcı süre bitiminde aynen ifa isteğini hemen bildirirse, zilyetliğin devrini ve gecikme nedeniyle zararını isteyebilir.
  • Alıcının bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi, aynen ifa talebini ortadan kaldırır; bu talep ancak tarafların anlaşmasıyla yeniden kurulabilir.
  • Satıcının temerrüdü ticari satışta olsa bile madde, sözleşmeden dönme hakkını açıkça düzenlemez; bu hakkın varlığı tartışmalıdır.
  • Karine aksi ispat edilebilir olduğundan, alıcı aksini ileri sürerek ifa ile birlikte gecikme tazminatını talep edebilir.
  • Madde, belirli süre konulmamış ticari satışlar ve ticari olmayan satışlar için uygulanmaz; bu hâllerde genel temerrüt hükümleri geçerlidir.

Ticari satış ile olağan satış arasındaki fark nedir?

Ticari satışta, zilyetliğin devri için belirli süre konulmuşsa m.212/II karinesi uygulanır; alıcı susarsa ifadan vazgeçmiş sayılır.

Ticari olmayan satışta bu karine yoktur; genel temerrüt hükümleri ve m.125 uygulanır, alıcı ek süre vermek zorundadır.

Ticari satışta ek süre verilmeden olumlu zarar istenebilir; olağan satışta süre verilip sonra seçim yapılır.

Belirli süre ile kesin vade arasındaki fark nedir?

Madde, belirli süreyi yeterli sayar; kesin vade kararlaştırılmasını aramaz.

Kesin vadede süre verilmesine gerek olmadığı konusunda genel kural da aynıdır, ancak kesin vade ile belirli süre ayrı kavramlardır.

Belirli süreli ticari satışta da alıcı ek süre vermeden ifa yerine tazminat isteyebilir.

Aynen ifa talebi ile ifadan vazgeçme arasındaki fark nedir?

Alıcı aynen ifayı istiyorsa süre bitiminde hemen bildirim yapmalıdır.

Alıcı bildirim yapmazsa ifadan vazgeçtiği karinesiyle olumlu zarar talebine geçer.

Bildirim yapılmazsa aynen ifa talebi ortadan kalkar; tarafların anlaşmasıyla yeniden kurulabilir.

Aksi ispat edilebilir karine ile mutlak karine arasındaki fark nedir?

Madde karineyi aksi ispat edilebilir nitelikte koymuştur; alıcı aynen ifa ile gecikme tazminatını talep edebilir.

Karinenin mutlak olduğu kabul edilseydi alıcının aynen ifa talebi hiçbir koşulda mümkün olmazdı.

Alıcı, bildirimle karineyi çürütebilir.

m.212: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde metnindeki bildirim yükümlülüğünü kesin vade ile karıştırmak; belirli süre yeterlidir, kesin vade kararlaştırılması aranmaz.
  • Alıcının sessizliğini aynen ifadan vazgeçme beyanı saymak; kanun bu sessizliği karine olarak bağlar, ama alıcı aksini ispat edebilir.
  • Ticari satışta ek süre vermeyi zorunlu saymak; m.212 bu hâlde ek süre aramaz, m.125 ve TBK m.123 ise ticari olmayan satışta uygulanır.
  • Madde metninde sözleşmeden dönme hakkı açıkça düzenlenmiş saymak; metin bu hakkı açıkça tanımaz, tartışmalıdır.
  • Karineyi mutlak saymak; karine aksi ispat edilebilir olduğundan alıcı, bildirimle aynen ifa ve gecikme tazminatını isteyebilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ticari satışta belirli vadede teslim edilmeyen malda, alıcının sessiz kalması ifadan vazgeçtiği karinesini doğurur ve alıcı ikame alım yoluyla fark tazminatı isteyebilir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi, 2020/817 E., 2021/380 K., 03.03.2021)
  • Alıcının süre bitiminde aynen ifa talebini bildirmesi gerekir; sözleşme sürecinde ifa talebinin bildirilmemesi, sonradan ifa talebinde bulunmayı engeller. (Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/834 E., 2023/432 K., 18.07.2023)
  • Karine aksi ispat edilebilir nitelikte kabul edilmekte; alıcı ispat ile aynen ifa talebini ileri sürebilmektedir. (Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/969 E., 2024/790 K., 10.09.2024)
  • Satıcının temerrüdünde ticari satışta ek süre verilmesi aranmamakta; alıcının doğrudan tazminat talebi uygulamada kabul görmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/5476 E., 2024/1772 K., 05.03.2024)
  • Teslim tarihinin açıkça yazılı olduğu hâllerde, bildirimin yapılmaması durumunda alıcının olumlu zararını talep edebileceği kabul edilmektedir. (Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/937 E., 2023/324 K., 30.05.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Alıcı, satıcının belirlenen süre içinde temerrüde düştüğünü ispatlamakla yükümlüdür; teslim tarihini gösteren sözleşme, irsaliye veya noter yazışması bu amaçla kullanılabilir.
  • Alıcının süre bitiminde aynen ifa isteğini satıcıya bildirdiğini ispat yükü alıcıdadır; bildirimin yazılı yapılması ispat kolaylığı sağlar, şekil şartı değildir.
  • Alıcının bildirim yapmadığını veya bildirimin geç yapıldığını ileri süren satıcı, bu savunmayı ispatla yükümlüdür.
  • Alıcı, aksi ispat edilebilir karineyi çürütmek istiyorsa, aynen ifa niyetini gösteren belgeleri ortaya koymalıdır.
  • Olumlu zararın miktarı, ikame alım fiyatı farkı veya piyasa değeri gibi belgelerle ispatlanır; zarar tutarını ispat yükü alıcıdadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.117: Borçlunun temerrüdünün genel şartlarını düzenler; m.212/I bu hükümlere atıf yapar.
  • 6098 sayılı Kanun m.125: Alacaklının temerrüt hâlindeki seçimlik haklarını düzenler; m.212/II bu düzenlemeden farklı bir karine koyar.
  • 6098 sayılı Kanun m.213: Temerrüdden doğan zararın hesaplanmasını düzenler; m.212 ile birlikte alıcının tazminat hesabında uygulanır.
  • 6098 sayılı Kanun m.235: Alıcının ödeme temerrüdü hâlinde satıcının dönme hakkını düzenler; satış sözleşmesinin diğer tarafının temerrüdünü kapsar.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.18: Ticari satışta temerrüde düşürme, fesih ve dönme için gereken ihbar ve ihtar usulünü belirler; m.212 uygulanırken bu usul de dikkate alınır.

TBK m.213

Madde, satıcının satılanın zilyetliğini alıcıya devretmemesi (borcunu ifa etmemesi) hâlinde alıcının uğradığı zararın giderimine ilişkindir. Giderim borcunun doğması, ikame alımla somut zararın hesaplanması ve borsada kayıtlı veya piyasa fiyatı bulunan mallarda soyut zararın hesaplanması düzenlenmiştir. Madde satış sözleşmesinde satıcının borcunu ifa etmemesi hâline uygulanır; ticari ve adi satışlarda birlikte geçerlidir. Satıcının temerrüdünün genel sonuçları ile ticari satışta belirli vadeye bağlı ifa yerine tazminat isteme hakkı düzenlenmez (m.212). Sözleşmeden dönme, ek süre verilmesi ve temerrüde düşürme usulü ayrı maddelerde ve genel hükümlerde yer alır (m.123-125). Alıcının ifa yerine tazminatın dışında genel hükümlere göre zarar isteme yolu da bu maddenin kapsamı dışındadır (TBK m.112 ve m.114).

m.213: hangi kavramlar bilinmeli?

Giderim borcu
Borcunu ifa etmeyen satıcının, alıcının bu yüzden uğradığı zararı karşılama yükümlülüğüdür. Birinci fıkra genel bir kural koyar; ikinci ve üçüncü fıkra bu zararın hesaplanma yöntemlerini belirler.
İkame alım
Alıcının, teslim edilmeyen satılanın yerine başka yerden aynı veya benzer nitelikte mal satın almasıdır. Alım dürüstlük kuralına uygun yapılmalıdır; alıcı zararı azaltacak elverişli koşulları aramalıdır.
Somut hesaplama (somut metot)
İkinci fıkraya göre zararın, ikame alım için dürüstlük kuralına uygun ödenen bedel ile satış bedeli arasındaki fark olarak hesaplanmasıdır. İkame alım gerçekten yapılmış olmalıdır.
Soyut hesaplama (soyut metot)
Üçüncü fıkraya göre, borsada kayıtlı veya piyasa fiyatı bulunan mallarda, ikame alım yapılmadan satış bedeli ile ifa günündeki piyasa fiyatı arasındaki farkın zarar sayılmasıdır. Alıcı ikame alım yapmak zorunda değildir.
İfa günü
Soyut hesaplamada piyasa fiyatının esas alındığı gündür. Madde bu günün nasıl belirleneceğini ayrıca düzenlemez; sözleşme ve teslim vadesi üzerinden belirlenir.
Piyasa fiyatı
Malın borsada kayıtlı olması ya da genel ticari dolaşımda belirlenebilir bir fiyatının bulunmasıdır. Soyut hesaplama yalnız bu tür mallarda uygulanır.

m.213: hangi şartlar aranır?

  • Satıcının satılanın zilyetliğini devretme borcunu ifa etmemiş olması gerekir; bu aykırılık temerrüt ya da ifa imkânsızlığından doğmuş olabilir.
  • Alıcının aykırılık nedeniyle gerçekten bir zarara uğramış olması gerekir.
  • Somut hesaplama için alıcının, dürüstlük kuralına uygun biçimde başka yerden ikame alım yapmış olması gerekir.
  • İkame alımda ödenen bedel dürüstlük kuralına uygun olmalı; alıcı zararı azaltacak elverişli koşulları aramalıdır.
  • Soyut hesaplama için satılanın borsaya kayıtlı olması veya piyasa fiyatı bulunması gerekir.
  • Soyut hesaplamada alıcının ikame alım yapmamış olması yeterlidir; ancak ikame alım yapılmış olması da bu yöntemi engellemez.
  • Her iki yöntemde de sonucun doğması için satış bedelinin ödenmiş olması veya alıcının bedeli ödeme yükümlülüğünü taşıması gerekir; bedelin karşılığı olan zarar hesabı bu bedele göre yapılır.

m.213: hangi sonuçları doğurur?

  • Satıcı borcunu ifa etmezse alıcının uğradığı zararın giderilmesini isteme hakkı doğar.
  • Somut yöntemde zarar, alıcının ikame alım için dürüstlük kuralına uygun ödediği bedel ile kendisine devredilmeyen satılanın bedeli arasındaki farka göre hesaplanır.
  • Soyut yöntemde, malın borsa kaydı veya piyasa fiyatı bulunması hâlinde zarar, satış bedeli ile ifa gününün piyasa fiyatı arasındaki farka göre hesaplanır.
  • Soyut yöntemde alıcı ikame alım yapmak zorunda değildir.
  • Piyasa fiyatının satış bedelinden yüksek olmaması hâlinde soyut yöntemle zarar doğmaz.
  • Alıcı zararını genel hükümlere göre de ispat ederek isteyebilir; bu durumda özel yöntemlerin şartlarının gerçekleşmesi gerekmez.
  • Madde ikame alımın dürüstlük kuralına aykırı yapılması hâlinde zararın nasıl hesaplanacağını açıkça düzenlemez; bu hâlde hâkim dürüstlük kuralına uygun alımda ödenecek bedele göre tazminat hesaplar.
  • Madde emredici nitelikte bir sınır koymaz; ancak sözleşmede bu hesaplama yöntemlerinin değiştirilmesinin geçerliliği ayrıca değerlendirilmelidir.

Somut hesaplama ile soyut hesaplama arasındaki fark nedir?

Somut hesaplamada alıcı gerçekten ikame alım yapar ve ödediği bedel ile satış bedeli arasındaki farkı talep eder.

Soyut hesaplamada ikame alım yapılmaz; satış bedeli ile ifa gününün piyasa fiyatı karşılaştırılır.

Soyut yöntem yalnız borsaya kayıtlı veya piyasa fiyatı bulunan mallarda uygulanır; somut yöntemde ikame alım gerekir ve dürüstlük kuralına uygunluğu aranır.

Ticari satış ile adi satış arasındaki fark nedir?

Ticari satışta TBK m.212 uyarınca belirli vadeli teslim sözleşmelerinde özel usuller vardır.

Adi satışta bu özel usul bulunmaz; genel hükümler işler.

Madde metni iki satış türünü ayırmaz; ikinci ve üçüncü fıkra her iki tür için uygulanır.

Madde 213 ile genel hükümler (TBK m.112, m.114) arasındaki fark nedir?

Madde 213 özel hesaplama yöntemlerini düzenler ve alıcının ispat yükünü hafifletir.

Genel hükümlere göre alıcı zararını her zaman ayrıca ispat ederek isteyebilir.

Alıcı iki yoldan birini seçebilir; özel yöntemlerin şartları gerçekleşmese de genel hükümler saklıdır.

m.213: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Soyut hesaplamayı her malda uygulamak; yalnız borsaya kayıtlı veya piyasa fiyatı bulunan mallarda uygulanabilir.
  • Soyut yöntemde ikame alım yapılmasını zorunlu saymak; alıcı ikame alım yapmak zorunda değildir.
  • Somut hesaplamada ikame alımı gerçekleşmemiş bir alımın bedeline göre hesap yapmak; ikame alımın gerçekten yapılmış olması gerekir.
  • Dürüstlük kuralına aykırı ikame alımdaki bedeli hesaba katmak; bu hâlde hâkim dürüstlük kuralına uygun alımda ödenecek bedele göre tazminat belirler.
  • Madde 213'ü tek başına uygulayıp genel hükümlerden doğan zarar kalemlerini (örneğin ek masraflar) yok saymak; genel hükümler saklıdır.
  • Madde 213'ün yalnız ticari satışlara uygulandığını sanmak; metin ayrım yapmaz, adi satışlarda da uygulanır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, alıcının ihtarnamesi ile verilen süre içinde ifa edilmemesi hâlinde m.213 ikinci fıkrasına dayalı tazminat talebini kabul etmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/358 E., 2025/1219 K., 03.07.2025)
  • Ağır kusur hâlinde m.213/II uyarınca zararın hesaplanabileceği, bu nedenle sözleşmedeki kusur ve zarar ilişkisinin ayrıca incelenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2023/1620 E., 2024/134 K., 17.01.2024)
  • Bilirkişi raporu ile tespit edilen zararın varlığı kabul edildiği hâlde hükmün tazminat miktarını doğru hesaplamayan karar bozulmaktadır; zararın hesaplanma yönteminin gerekçede açıkça gösterilmesi beklenmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2018/2645 E., 2021/1237 K., 01.07.2021)
  • Taşınmaz satışında resmi şekil zorunluluğu m.213 ile birlikte anılmakta; m.213'ün kendisi şekil koşulu getirmediği hâlde uygulamada resmi şekil ile bağlantılı tartışmalar görülmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/1750 E., 2019/321 K., 19.03.2019)
  • Cayma hakkının kullanılmasında sözleşmeye uygun kullanım olup olmadığının ayrıca değerlendirildiği ve m.213 hükmünün bu değerlendirmede dikkate alındığı görülmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/44 E., 2024/491 K., 02.10.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Alıcı, satıcının zilyetliği devretme borcunu ifa etmediğini ve bu nedenle zarar doğduğunu ispat etmelidir; temerrüd için ihtar ya da sözleşmedeki vade belgesi bu konuda kullanılır.
  • Somut yöntemde alıcı, ikame alımın gerçekleştiğini, satış bedelini ve ödediği bedeli fatura, sözleşme ve ödeme belgeleri ile ispatlamalıdır.
  • Alıcının ikame alımın dürüstlük kuralına uygun yapıldığını ve zararı azaltacak elverişli koşulları aradığını göstermesi gerekir; karşı taraf bu alımın muvazaalı ya da dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ispatlamalıdır.
  • Soyut yöntemde alıcı, malın borsaya kayıtlı olduğunu ya da piyasa fiyatının bulunduğunu, ifa gününün piyasa fiyatını resmi kayıt, borsa bülteni veya bilirkişi raporu ile ispatlar.
  • Genel hükümlere dayanan zararın ispatında alıcı tüm zarar kalemlerini ayrı ayrı ispat etmek zorundadır; m.213'ün hesaplama kolaylığı bu durumda yoktur. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2018/2645 E., 2021/1237 K., 01.07.2021)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.212: Ticari satışta belirli vadeli teslim hâlinde temerrüdün özel sonuçlarını düzenler; m.213 bu düzenlemenin giderim boyutunu tamamlar.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.112: Borca aykırılığın genel sonucu olarak zarar giderimini düzenler; m.213 bu genel kuralı satılanın teslimi bakımından tekrar eder ve özel yöntemler ekler.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.114: Genel zarar hesaplamasında alıcının bu yolu seçebilmesi bakımından m.213 ile birlikte uygulanır.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.123: Satıcının temerrüdünde ek süre ve sözleşmeden dönme gibi genel hükümler, m.213'ün kapsamı dışında kalan yolları belirler.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.125: Alacaklının aynen ifadan vazgeçip olumlu zararını isteyebilmesinin genel koşullarını düzenler; m.213 ile bağlantılıdır.
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.2: Dürüstlük kuralını genel olarak düzenler; m.213/II'deki ikame alımın dürüstlük kuralına uygunluk koşulunun dayanağıdır.

Konuda geçen kararlar

35 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2024/44 E., 2024/491 K., 02.10.2024
    İlgili madde: m.213
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2020/630 E., 2022/1286 K., 11.10.2022
    İlgili madde: m.208
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2017/1750 E., 2019/321 K., 19.03.2019
    İlgili madde: m.213
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2013/1234 E., 2015/795 K., 28.01.2015
    İlgili madde: m.209
  5. 7. Hukuk Dairesi, 2024/4395 E., 2025/2737 K., 21.05.2025
    İlgili madde: m.209
  6. 11. Hukuk Dairesi, 2023/5715 E., 2024/7486 K., 23.10.2024
    İlgili madde: m.209
  7. 11. Hukuk Dairesi, 2024/3629 E., 2024/5907 K., 03.09.2024
    İlgili madde: m.208
  8. 11. Hukuk Dairesi, 2022/5476 E., 2024/1772 K., 05.03.2024
    İlgili madde: m.212
  9. 11. Hukuk Dairesi, 2022/7477 E., 2024/1380 K., 22.02.2024
    İlgili madde: m.209
  10. 11. Hukuk Dairesi, 2022/585 E., 2023/5494 K., 02.10.2023
    İlgili madde: m.208
Diğer 25 karar
  1. 11. Hukuk Dairesi, 2021/8240 E., 2023/2098 K., 05.04.2023
    İlgili madde: m.209, m.210
  2. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2026/129 E., 2026/904 K., 13.05.2026
    İlgili madde: m.207
  3. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/2283 E., 2026/775 K., 24.04.2026
    İlgili madde: m.207
  4. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/1658 E., 2026/495 K., 02.04.2026
    İlgili madde: m.207
  5. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2025/90 E., 2026/443 K., 17.03.2026
    İlgili madde: m.207
  6. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2025/1367 E., 2026/382 K., 17.03.2026
    İlgili madde: m.207
  7. İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/798 E., 2025/637 K., 16.07.2025
    İlgili madde: m.210
  8. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2024/358 E., 2025/1219 K., 03.07.2025
    İlgili madde: m.213
  9. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/500 E., 2025/586 K., 21.05.2025
    İlgili madde: m.213
  10. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/1805 E., 2025/269 K., 12.02.2025
    İlgili madde: m.210
  11. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/1296 E., 2024/1770 K., 04.12.2024
    İlgili madde: m.207
  12. Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/969 E., 2024/790 K., 10.09.2024
    İlgili madde: m.212
  13. Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/320 E., 2024/323 K., 13.05.2024
    İlgili madde: m.209
  14. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2020/1379 E., 2024/613 K., 14.03.2024
    İlgili madde: m.208
  15. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2022/34 E., 2024/157 K., 06.02.2024
    İlgili madde: m.212
  16. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2023/1620 E., 2024/134 K., 17.01.2024
    İlgili madde: m.213
  17. Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/559 E., 2023/952 K., 14.12.2023
    İlgili madde: m.210
  18. Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/834 E., 2023/432 K., 18.07.2023
    İlgili madde: m.212
  19. Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/937 E., 2023/324 K., 30.05.2023
    İlgili madde: m.212
  20. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2022/427 E., 2023/136 K., 10.02.2023
    İlgili madde: m.208
  21. İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/155 E., 2022/1186 K., 26.12.2022
    İlgili madde: m.208
  22. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/1149 E., 2022/1042 K., 09.06.2022
    İlgili madde: m.210
  23. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2018/2645 E., 2021/1237 K., 01.07.2021
    İlgili madde: m.213
  24. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi, 2020/817 E., 2021/380 K., 03.03.2021
    İlgili madde: m.212
  25. Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi, 2015/719 E., 2018/430 K., 07.06.2018
    İlgili madde: m.210

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 7. Borçlar Özel Giriş ve Devir Borcu Doğuran Sözleşmeler bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış