Özel hükümler › Kişilere karşı suçlar › Malvarlığına karşı suçlar

Hileli iflâs ve taksirli iflas

TCK m.161–169Ceza Hukuku Özel HükümlerSon değişiklik: 02.07.2012 (m.163)

Kısaca

TCK m.161, malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarrufta bulunan borçlunun, bu tasarruflardan önce veya sonra iflasa karar verilmiş olması halinde cezalandırılmasını düzenler; hileli iflasın maddi unsurlarını (a–d bentleri) sayar. TCK m.162, tacir olan borçlunun tacir olmanın gerektirdiği dikkat ve özeni göstermemesi sonucu iflasa sebebiyet vermesini suç olarak tanımlar ve bu fiile verilecek hapis cezasının alt ve üst sınırını belirler.

Kapsam

Bu konu, Türk Ceza Kanunu m.161–169 hükümlerini kapsar.

TCK m.161 — Hileli iflâs

Madde, malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarrufta bulunan borçlunun, bu tasarruflardan önce veya sonra iflasa karar verilmiş olması halinde cezalandırılmasını düzenler; hileli iflasın maddi unsurlarını (a–d bentleri) sayar. Kişinin ticari faaliyet bağlamındaki hileli eylemlerini kapsar; suç faili tacir borçlu ve tüzel kişiliğin organ veya temsilcisi gerçek kişilerdir. Madde taksirli iflası düzenlemez (m.162). Adi iflas ile iflasın kamu hukuku sonuçları (avukatlık, noterlik gibi mesleklere girişin engellenmesi) bu maddenin konusu değildir. İflas kararının kendisi, iflasın açılması ve iflas idaresinin yetkileri İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenmiştir. Hileli iflas suçunun takibinin şikâyete bağlı olmaması ve iflas organlarının bildirim yükümlülüğü de bu maddenin değil, usul ve ceza yargılaması kurallarının konusudur.

Hileli iflâs: hangi kavramlar bilinmeli?

Hileli iflas
Borçlunun malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarrufları sonucunda iflasa karar verilmesi halidir. Suçun oluşması için hem hileli tasarruf hem de iflas kararı birlikte gerekir.
Hileli tasarruf
Borçlunun malvarlığını alacaklılar aleyhine eksiltmeye yönelik işlemleridir. Madde bu tasarrufların hangi biçimlerle ortaya çıkacağını bentlerle sınırlı olarak sayar.
Objektif cezalandırılabilme şartı
İflas kararının verilmiş olmasıdır. Suçun işlenmesi tek başına yeterli değildir; iflas kararı, fiilden önce veya sonra verilmiş olabilir.
Alacaklıların teminatı mahiyetindeki mallar
Alacaklıların alacaklarını güvence altına alan, borçlunun malvarlığındaki malvarlığı değerleridir. Bu malların kaçırılması, gizlenmesi veya değerinin azaltılması a bendi kapsamına girer.
Sahte belge ile borç artırma
Gerçekte bir alacak ve borç ilişkisi bulunmadığı halde, ilişki varmış gibi belge düzenlenerek borçların yapay olarak artırılmasıdır. Gerçek bir ilişkiye dayanan borç artırımı bu bent kapsamında değildir.

Hileli iflâs: hangi şartlar aranır?

  • Borçlu hakkında iflas kararı verilmiş olmalıdır; karar, hileli tasarruflardan önce veya sonra verilmiş olabilir.
  • Fail, malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarrufta bulunmuş olmalıdır.
  • Hileli tasarruf, a–d bentlerinde sayılan biçimlerden birinde gerçekleşmelidir: teminat malların kaçırılması, gizlenmesi veya değer kaybettirilmesi; ticari defter, kayıt veya belgelerin gizlenmesi ya da yok edilmesi; gerçekte olmayan bir ilişki için belge düzenlenmesi; gerçeğe aykırı kayıt veya sahte bilançoyla aktifin az gösterilmesi.
  • Bentlerde sayılmayan bir hileli eylem bu maddeye girmez; sayılan hâllerin dışındaki hileli tasarruflar bakımından madde uygulanamaz.

Hileli iflâs: hangi sonuçları doğurur?

  • Malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarrufta bulunan ve iflas kararı verilen kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Hileli tasarruf iflas kararından önce yapılmış olsa da iflas kararından sonra yapılmış olsa da suç oluşur; önemli olan iflasın varlığıdır.
  • İflas kararı verilmemişse hileli tasarruf olsa bile bu madde uygulanmaz; eylem, iflas kararı olmadan bu madde kapsamında cezalandırılamaz.
  • Bentlerde sayılan hâllerin hiçbiri gerçekleşmemişse, hileli tasarruf bulunsa dahi hileli iflas suçu oluşmaz.
  • Hileli iflas, takibi şikâyete bağlı olmayan bir suçtur; soruşturma re'sen yürütülür.
  • İflas organları hileli iflası öğrendiklerinde bunu Cumhuriyet savcılığına bildirmek zorundadır (m.279 ile ilişkili bildirim yükümlülüğü).

Hileli iflas ile adi iflas arasındaki fark nedir?

Borçlunun hileli tasarruflarının sonucunda iflas edilmesi hâli; madde kapsamındadır.

İflasın borçlunun hile veya kusuru dışındaki nedenlerle (ekonomik kriz gibi) gerçekleşmesi hâli; adi iflastır.

Yalnız hileli iflas suç oluşturur ve 3–8 yıl hapis cezası gerektirir; adi iflasta ceza verilmez, ancak müflis sıfatı kamu hukuku sonuçları doğurur.

Hileli iflas ile taksirli iflas arasındaki fark nedir?

Hileli iflasta borçlunun malvarlığını eksiltmeye yönelik kasıtlı hileli tasarrufu bulunur.

Taksirli iflasta kusur vardır ancak hile düzeyinde değildir; tacirin dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlali söz konusudur.

Taksirli iflas m.162 kapsamında ayrı bir suçtur; hileli iflasın cezası m.161'de düzenlenir.

Hileli iflasın a–d bentleri arasında: fark nedir?

a ve b bentleri, mevcut malvarlığının kaçırılması, gizlenmesi veya kayıtların gizlenmesi/yok edilmesi gibi fiziksel veya kayda ilişkin eylemleri kapsar.

c ve d bentleri, sahte belge düzenlenmesi veya muhasebe kayıtlarının ya da bilançonun değiştirilmesi gibi kayıt yoluyla yapılan hileleri kapsar.

Her bent ayrı bir hileli iflas biçimidir; birden fazla bentin birlikte gerçekleşmesi gerekmez, herhangi birinin varlığı yeterlidir.

Hileli iflâs: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Hileli iflası adi iflasla karıştırmak; iflas kararının varlığı yeterli görülüp hileli tasarrufun ayrıca ispatlanmaması.
  • İflas kararı verilmeden hileli tasarruf nedeniyle cezalandırmaya kalkışmak; iflas kararı objektif bir cezalandırılabilme şartıdır.
  • Taksirli iflası (m.162) hileli iflasla karıştırmak; taksirli iflasta hile unsuru yoktur ve ceza alt sınırı iki aydır.
  • Bentlerde sayılmayan bir hileli eylemi, benzerliğine dayanarak a–d bentlerinden birine yaslayarak cezalandırmak.
  • Hileli tasarrufun iflas kararından önce yapılmış olmasını, iflas kararı verilmediği anlamına gelecek şekilde yorumlamak; madde iflasın önceden veya sonradan verilmesini ayırmaz, yalnızca iflasın varlığını arar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hileli iflas suçunda iflas kararının kesinleşmiş olması aranmakta; iddianamelerin de bu suçtan açıldığı görülmektedir. (2. Ceza Dairesi, 2021/13470 E., 2023/2472 K., 08.05.2023; 2. Ceza Dairesi, 2022/5541 E., 2023/2474 K., 08.05.2023; 2. Ceza Dairesi, 2023/13382 E., 2023/3683 K., 19.06.2023)
  • Hileli iflas suçundan açılan davalarda, madde metnindeki bentlerden hangisinin kapsamında hareket edildiğinin iddianamede açıkça gösterilmesi uygulamada önem taşımaktadır. (2. Ceza Dairesi, 2021/13470 E., 2023/2472 K., 08.05.2023; 2. Ceza Dairesi, 2023/25209 E., 2025/695 K., 20.01.2025)
  • Hileli iflasta verilen cezada, sanığa TCK m.53 kapsamındaki yan cezaların uygulanmasının da söz konusu olduğu görülmektedir. (2. Ceza Dairesi, 2022/8425 E., 2023/3487 K., 12.06.2023; 2. Ceza Dairesi, 2023/25209 E., 2025/695 K., 20.01.2025)
  • Şirket ortaklarına veya yöneticilerine yapılan borçlandırmanın şirketin iflasına yol açması hâlinde, bu eylemin hileli iflas suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği yönünde içtihat bulunmaktadır. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2023/905 E., 2023/980 K., 21.06.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Hileli iflas suçunda iddia makamı, iflas kararının varlığını ve kesinleşmesini belgeyle (ticaret mahkemesi kararı) ispatlamakla yükümlüdür.
  • Hileli tasarrufun bentlerden birine uyduğu, iddia makamınca tanık, bilirkişi raporu, ticari defter ve muhasebe kayıtlarıyla ispatlanır.
  • Sahte belge ile borç artırımı iddiasında (c bendi), gerçekte bir ilişkinin bulunmadığını iddia makamı ispatlar; sanık, gerçek bir ilişkinin varlığını belgeyle savunabilir.
  • Sahte bilanço veya muhasebe kaydı iddiasında (d bendi), aktifin gerçek değerinin bilirkişi incelemesiyle belirlenmesi gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 m.162: Taksirli iflası düzenler. Hileli iflas kasıt ve hile gerektirirken taksirli iflas tacirin özen yükümlülüğünün ihlaline dayanır; iki madde birbirinden ayrılır.
  • 5237 m.279: Hileli iflasın öğrenilmesi hâlinde iflas organlarının Cumhuriyet savcılığına bildirim yükümlülüğünü düzenler; re'sen kovuşturmanın işleyişiyle bağlantılıdır.
  • İcra ve İflas Kanunu (2004 sayılı): İflas kararının verilmesi ve kesinleşmesi, maddenin objektif cezalandırılabilme şartını oluşturur; iflas kararı ticaret mahkemesince verilir, suçun varlığına ise ceza mahkemesi karar verir.

TCK m.162 — Taksirli iflas

Madde, tacir olan borçlunun tacir olmanın gerektirdiği dikkat ve özeni göstermemesi sonucu iflasa sebebiyet vermesini suç olarak tanımlar ve bu fiile verilecek hapis cezasının alt ve üst sınırını belirler. Madde yalnız taksirli iflası düzenler; kişinin tacir olup olmadığı, iflas kararının verilmesi gibi koşullar ile cezanın uygulanmasına ilişkin ayrıntılar ceza hukukunun genel hükümlerine bağlıdır. Hileli iflası (m.161), iflasın ticaret mahkemesince açılmasını ve iflas sürecini düzenlemez. Adi iflası ve iflasın özel hukuk sonuçlarını da düzenlemez; bunlar İcra ve İflas Kanunu'nda yer alır. Taksirli iflas suçunun takibinin re'sen yapıldığı ve ihbar yükümlülüğü usul bakımından İcra ve İflas Kanunu ile ilgilidir.

Taksirli iflas: hangi kavramlar bilinmeli?

Taksirli iflas
Borçlunun, tacir olmanın gerektirdiği dikkat ve özeni göstermemesi sonucunda iflasa sebebiyet vermesi halidir. Borçlunun kasıt veya hile taşıması gerekmez; kusur hile düzeyinde olmayan bir ihmal yeterlidir.
Tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özen
Tacirden beklenen objektif özen ölçüsüdür. Maddenin gerekçesinde bu ölçünün Türk Ticaret Kanunu'nun tacire yüklediği basiretli iş adamı davranışıyla bağlantılı olduğu belirtilmektedir. Ölçü, failin kişisel özelliklerine değil, ortalama bir tacirin tutumuna göre belirlenir.
İflasa sebebiyet verme
Tacirin dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal eden davranışı ile iflas kararı arasında nedensellik bağının bulunmasıdır. İflasın kusurlu davranıştan kaynaklanmış olması gerekir; ekonomik kriz gibi dışsal nedenlerle gerçekleşen iflas bu kapsamda değerlendirilmez.
İflas kararı
Ticaret mahkemesince verilmiş ve kesinleşmiş iflas kararıdır. Gerekçede belirtildiği üzere bu karar objektif cezalandırılabilirlik koşuludur; suçun oluşması için iflas kararının verilmiş olması gerekir.

Taksirli iflas: hangi şartlar aranır?

  • Failin tacir olması gerekir; suç, tacir sıfatı taşıyan borçlu bakımından oluşabilir.
  • Failin tacir olmanın gerektirdiği dikkat ve özeni göstermemiş olması gerekir; bu özen ölçüsü objektif olarak belirlenir.
  • Dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlali ile iflasa sebebiyet verilmiş olması gerekir; ihlal ile iflas arasında nedensellik bağı bulunmalıdır.
  • İflas kararının verilmiş olması gerekir; bu koşul gerçekleşmeden fiil cezalandırılamaz.
  • Kusurun hile düzeyinde olması durumunda madde değil hileli iflas hükümleri (TCK m.161) uygulanır; bu nedenle fiilin hile kapsamına girmemesi gerekir.

Taksirli iflas: hangi sonuçları doğurur?

  • Tacir olmanın gerektirdiği dikkat ve özen gösterilmeden iflasa sebebiyet verilmiş ve iflas kararı verilmişse, fail iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • İflas kararı verilmemişse, dikkat ve özen ihlali olsa bile bu madde uyarınca ceza verilmez.
  • Kusur hile düzeyine ulaşmışsa fiil taksirli iflas değil, hileli iflas kapsamında değerlendirilir ve daha ağır ceza öngörülür.
  • Taksirli iflas suçu şikâyete bağlı değildir; suç re'sen kovuşturulur ve iflas organlarının suçu Cumhuriyet Savcılığına bildirmesi gerekir.
  • Adi iflas, taksirli veya hileli iflas hükümleri kapsamında değildir ve bu nedenle cezai sonuç doğurmaz.

Taksirli iflas ile hileli iflas arasındaki fark nedir?

Taksirli iflasta borçlunun kusuru vardır, ancak bu kusur hile düzeyinde değildir ve ihmal şeklinde ortaya çıkar.

Hileli iflasta borçlu malvarlığını kaçırma, defter gizleme veya gerçeğe aykırı belge düzenleme gibi kasıtlı hileli eylemlerde bulunur.

Taksirli iflasta ceza iki ay ile bir yıl arasında hapistir; hileli iflasta ceza üç yıldan sekiz yıla kadar hapistir (TCK m.161).

Taksirli iflas ile adi iflas arasındaki fark nedir?

Taksirli iflasta iflas, tacirin dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlali sonucu oluşur ve bu ihlal cezai sorumluluk doğurur.

Adi iflasta iflas, borçlunun kusurundan bağımsız olarak ekonomik nedenlerle ortaya çıkar ve borçluya ceza verilmez.

Adi iflasta ceza yoktur; taksirli iflasta madde uyarınca hapis cezası uygulanır. Ancak adi müflis sıfatı, iflas sonrası kamu hukuku sonuçlarını doğurmaya devam eder.

Tacir borçlu ile tacir olmayan borçlu arasındaki fark nedir?

Madde yalnızca tacir olan borçluya uygulanır ve tacirin özen yükümlülüğü, Türk Ticaret Kanunu'ndaki basiretli iş adamı ölçüsüne bağlanır.

Tacir olmayan gerçek kişi, bu madde kapsamında taksirli müflis olarak değerlendirilmez.

Tacir sıfatı bulunmayan kişi hakkında bu madde uygulanamaz.

Taksirli iflas: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Taksirli iflas suçunu şikâyete bağlı sanmak; bu suç re'sen kovuşturulur.
  • Kusurun hile düzeyinde olup olmadığını ayırt etmeden fiili taksirli iflas saymak; hile unsuru varsa TCK m.161 uygulanır.
  • İflas kararı verilmeden cezalandırmaya karar vermek; iflas kararı bu suçun cezalandırılabilirlik koşuludur.
  • Adi iflası taksirli iflas gibi değerlendirmek; ekonomik nedenlerle gerçekleşen iflasta ceza verilmez.
  • Cezayı, madde metninde yer almayan genel bir süre veya tutar üzerinden hesaplamak; cezanın alt ve üst sınırı maddede iki ay ile bir yıl olarak belirlenmiştir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Taksirli iflas suçunun unsurlarının, İcra ve İflas Kanunu'nun eski 310. maddesindeki sınırlı sayılmış hallerin yerine geçtiği ve bu hükümlerin yorumunda yararlanılabileceği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/510 E., 2012/44 K., 21.02.2012; Ceza Genel Kurulu, 2011/513 E., 2012/29 K., 14.02.2012)
  • Maddedeki dikkat ve özen ölçüsünün, iflasa sebebiyet veren ihmalin hile düzeyine ulaşıp ulaşmadığının ayrımında belirleyici kabul edildiği görülmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2006/328 E., 2006/323 K., 26.12.2006; Ceza Genel Kurulu, 2011/506 E., 2012/47 K., 21.12.2005)
  • Taksirli iflasın cezalandırılabilmesi için iflas kararının kesinleşmiş olmasının gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/509 E., 2012/30 K., 14.02.2012; Ceza Genel Kurulu, - E., 2012/29 K., 12.02.2012)

Nasıl ispat edilir?

  • Taksirli iflas suçunu iddia eden kamu makamı, failin tacir olduğunu, dikkat ve özen yükümlülüğünü ihlal ettiğini ve bu ihlal ile iflas kararı arasında nedensellik bağı bulunduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • İflas kararının varlığı, ticaret mahkemesinin kesinleşmiş kararı ile ispatlanır; bu belge objektif cezalandırılabilirlik koşulunun delilidir.
  • Failin tacir olduğu, ticaret sicili kaydı ve ticari faaliyetine ilişkin belgelerle ispatlanır.
  • Failin, iflasın dışsal ekonomik nedenlerden kaynaklandığını ileri sürmesi halinde, bu savunmayı ispat yükü failde olup savunma kanıtlarla desteklenmelidir.
  • Taksirli ile hileli iflas arasındaki ayrım, failin eylemlerine ilişkin somut delillerle yapılır; hile unsurunun bulunmadığını gösteren belgeler ve tanık beyanları değerlendirilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.161: Hileli iflas suçunu düzenler. Kusur hile düzeyinde ise taksirli iflas yerine bu madde uygulanır; iki madde birbirinin sınırını belirler.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.18: Tacirin basiretli iş adamı gibi hareket etme yükümlülüğünü düzenler. Maddedeki tacir olmanın gerektirdiği dikkat ve özen ölçüsü bu hükümle paralel kabul edilmektedir.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.165: İflas kararının verilmesini düzenler. Taksirli iflas suçunun cezalandırılabilmesi için aranan iflas kararı bu hükme dayanır.

TCK m.163 — Karşılıksız yararlanma

TCK m.163, karşılıksız yararlanma suçunu üç ayrı fıkrada düzenler: otomatlar aracılığıyla sunulan hizmetten bedelsiz yararlanma (1. fıkra), telefon hatları ile frekanslarından veya elektromanyetik dalgalarla yapılan şifreli ya da şifresiz yayınlardan rızasız yararlanma (2. fıkra) ve abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisi, su veya doğal gazın tüketim miktarının belirlenmesini engelleyerek tüketilmesi (3. fıkra). Hükümler, bu hizmetlerden yararlanan kişiler hakkında uygulanır. Hırsızlık suçunun unsurlarını (m.141) ve enerjinin hırsızlık konusu olup olmadığı tartışmasını düzenlemez (m.141–142). Bedelsiz senedi kullanma suçu (m.156) ile dolandırıcılık (m.157) bu maddenin kapsamı dışındadır.

Karşılıksız yararlanma: hangi kavramlar bilinmeli?

Karşılıksız yararlanma
Bedeli karşılığında sunulan bir hizmetten, bedeli ödemeksizin ya da rızaya dayanmadan yararlanılmasıdır. Suçun konusu taşınır mal değil, hizmettir; bu nedenle fiil hırsızlık olarak değil bu madde kapsamında değerlendirilir.
Otomat aracılığıyla sunulan hizmet
Bedeli ödendiğinde yararlanılabilen, otomatik sistemle verilen hizmettir. Birinci fıkranın uygulanabilmesi için hizmetin bedel karşılığı sunulmuş olması gerekir.
Rızasız yararlanma
Telefon hattı, frekans veya elektromanyetik dalgayla yapılan yayından, hattın sahibinin ya da zilyedinin izni olmadan faydalanılmasıdır. İkinci fıkrada rıza, sahip veya zilyedin rızası olarak aranır.
Abonelik esasına göre yararlanılabilen enerji, su veya doğal gaz
Abone olunarak, tüketim miktarı sayaçla ölçülerek kullanılan elektrik, su ve doğal gazdır. Üçüncü fıkra yalnızca bu tür tüketimi kapsar; abonelik sistemi dışında kalan enerji için bu fıkra uygulanmaz.
Tüketim miktarının belirlenmesini engelleme
Sayacın veya ölçüm düzeneğinin çalışmasını bozarak ya da kayıt dışı bırakarak tüketilen miktarın ölçülmesini önlemektir. Üçüncü fıkranın nitelikli unsurudur; yalnızca rızasız tüketim yetmez.

Karşılıksız yararlanma: hangi şartlar aranır?

  • Birinci fıkra bakımından, otomatlar aracılığıyla sunulan ve bedeli ödendiğinde yararlanılabilen bir hizmetten yararlanılmış olması gerekir.
  • Birinci fıkra bakımından, yararlanan kişinin bedeli ödemeden yararlanması gerekir; bedelin ödendiği ya da hizmetin ücretsiz sunulduğu hâllerde fıkra uygulanmaz.
  • İkinci fıkra bakımından, telefon hatlarından, bunların frekanslarından veya elektromanyetik dalgalarla yapılan şifreli ya da şifresiz yayınlardan yararlanılmış olması gerekir.
  • İkinci fıkra bakımından, yararlanmanın hat ya da yayının sahibinin veya zilyedinin rızası olmadan yapılmış olması gerekir.
  • Üçüncü fıkra bakımından, abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisi, su veya doğal gazın tüketilmiş olması gerekir.
  • Üçüncü fıkra bakımından, tüketim sahibinin rızası olmaksızın yapılmalı ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde gerçekleşmelidir; her iki koşulun birlikte bulunması aranır.
  • Her üç fıkra bakımından fail, fiili bilerek ve isteyerek işlemiş olmalıdır (kasten işleme).

Karşılıksız yararlanma: hangi sonuçları doğurur?

  • Otomat hizmetinden bedelsiz yararlanan kişi, iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.
  • Telefon hattı, frekans veya elektromanyetik dalga yoluyla yapılan şifreli ya da şifresiz yayından sahibinin veya zilyedinin rızası olmadan yararlanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.
  • Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik, su veya doğal gazı sahibinin rızası olmadan ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketen kişi hakkında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası hükmolunur.
  • Üçüncü fıkra uygulanırken adli para cezası seçeneği yoktur; mahkeme yalnızca hapis cezasına hükmeder.
  • Rıza alınarak yapılan yararlanmada veya bedeli ödenen hizmetin kullanılmasında bu maddedeki suç oluşmaz.
  • Fiilin bu madde kapsamındaki hizmetlerden yararlanma niteliği taşımaması hâlinde, madde hükmü uygulanmaz.
  • Madde metni hırsızlık suçunun yerini almaz; enerji tüketiminin hırsızlık sayılıp sayılmayacağı ayrı bir değerlendirme konusudur.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Otomat aracılığıyla sunulan, bedeli ödenerek yararlanılan hizmet; ölçüt hizmetin otomatla sunulmasıdır.

Telefon hattı, frekans veya elektromanyetik dalgayla yapılan yayın; ölçüt iletişim veya yayın altyapısının kullanılmasıdır ve rıza aranır.

Birinci fıkrada alt sınır iki ay, üst sınır altı aydır ve adli para cezası seçimlik olarak öngörülmüştür. İkinci fıkrada ceza altı ay ile iki yıl arasındadır; yani ikinci fıkra daha ağır cezalandırılır.

İkinci fıkra ile üçüncü fıkra arasındaki fark nedir?

Telefon, frekans veya yayın hizmeti; cezada adli para cezası seçeneği vardır.

Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik, su veya doğal gaz; ek olarak tüketim miktarının belirlenmesinin engellenmesi aranır.

Üçüncü fıkrada yalnızca hapis cezası öngörülmüş, bir yıldan üç yıla kadar hapis verilir. Adli para cezası seçeneği bulunmaz.

Üçüncü fıkra ile abonelik dışı enerji tüketimi arasındaki fark nedir?

Abonelik esasına göre yararlanılabilen enerji; sayaçla ölçülen ve tüketim miktarının belirlenmesi engellenen tüketim üçüncü fıkraya girer.

Abonelik esasına göre yararlanılmayan enerji ya da sayaç engellenmeden yapılan tüketim üçüncü fıkra kapsamında değildir.

Üçüncü fıkra kapsamı dışında kalan hâllerde bu madde uygulanmaz; fiilin başka bir suç (örneğin hırsızlık) oluşturup oluşturmadığı ayrıca değerlendirilir.

Karşılıksız yararlanma: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Birinci fıkra ile ikinci fıkrayı karıştırmak; otomat hizmeti olmayan bir hattan yararlanılmasını birinci fıkraya bağlamak.
  • Üçüncü fıkrada adli para cezası seçeneğinin bulunduğunu varsaymak; bu fıkrada yalnızca hapis cezası öngörülmüştür.
  • Abonelik esasına göre yararlanılmayan enerjiyi üçüncü fıkraya dahil etmek; bu durumda madde uygulanmaz.
  • Üçüncü fıkrada yalnızca rızasız tüketimin yeterli olduğunu sanmak; tüketim miktarının belirlenmesinin engellenmesi ek unsurdur.
  • Sayaç üzerindeki müdahalenin hırsızlık suçunu oluşturduğunu düşünmek; üçüncü fıkra uygulandığında hırsızlık hükümleri esas alınmaz.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Abonelik esasına göre yararlanılan elektrik enerjisinin sayaç manipülasyonuyla tüketilmesinde, fiilin üçüncü fıkra kapsamında değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2017/1082 E., 2019/548 K., 17.09.2019)
  • Abonelik sistemine göre yararlanılmayan enerjinin tüketilmesinin üçüncü fıkra kapsamında olmadığı, ancak enerjinin mülkiyet hakkına konu olabilen bir mal olarak hırsızlığa konu edilebileceği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2017/1124 E., 2019/73 K., 07.02.2019)
  • Üçüncü fıkraya ilişkin kararlarda, sayaç bağlantısının değiştirilmesi gibi tüketimin ölçümünü engelleyen eylemler, fıkranın nitelikli unsurunun varlığı yönünde değerlendirilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2017/1125 E., 2018/131 K., 03.04.2018)
  • Üçüncü fıkrada verilen hapis cezasının erteleme ve ceza indirimi hükümleriyle birlikte uygulanabildiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/112 E., 2023/275 K., 17.05.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren savcılık veya şikâyetçi şirket, failin rızası olmadan hizmetten yararlandığını ispatla yükümlüdür; yararlanmanın bedelsiz olduğu ve otomat, hat ya da sayaç üzerinde müdahale yapıldığı tutanak, bilirkişi raporu ve teknik kayıtla gösterilir.
  • Üçüncü fıkrada tüketim miktarının belirlenmesinin engellendiği, sayaç kayıtları ve kaçak tespit tutanağıyla ispatlanır; abonelik ilişkisi sözleşme ve abone kaydıyla belirlenir.
  • Failin rızasının bulunduğunu ileri sürmesi hâlinde, bu savunmayı ileri süren fail rızayı ispatlamakla yükümlüdür.
  • Bedelin ödendiği savunması, tahsilat kayıtları ve makbuzla ispatlanır; bu savunmayı yapan taraf ödemeyi gösterir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.141: Hırsızlık suçunu düzenler. Karşılıksız yararlanma fiilinin taşınır mal bulunmadığı için hırsızlık sayılmadığı ve bu maddenin özel hüküm olarak uygulandığı ilişkisi vardır.
  • 5237 sayılı Kanun m.62: Ceza indirimi ve takdiri ceza ile ilgilidir; mahkemenin bu maddede verdiği cezayı belirlerken kullanılabilir.
  • 5237 sayılı Kanun m.51: Hapis cezasının ertelenmesi ile ilgilidir; bu madde kapsamında verilen hapis cezasında erteleme uygulanabilir.

TCK m.164 — Şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi

Bu madde, şirket veya kooperatiflerin kurucu, ortak, idare ve temsil yetkilisi ile yönetim veya denetim kurulu üyelerinin ve tasfiye memurlarının, kamuya yaptıkları beyanlar ile genel kurula sunulan raporlar ve önerilerde ilgililerin zarara uğramasına yol açabilecek gerçeğe aykırı önemli bilgi vermesini ya da verdirmesini suç olarak düzenler. Kişi bakımından şirket ve kooperatif yapısındaki belirtilen görevlileri kapsar. Maddede yalnızca bu bilgi verme fiili ve cezası yer alır; bunun dışında kalan konular ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Madde, dolandırıcılık gibi malvarlığına yönelik hileli davranışları (m.157) düzenlemez. Sermaye taahhüdü ve ödemesine ilişkin yanlış beyanları (TTK m.562/10 kapsamında), iflas talebinde bulunma yükümlülüğünün ihlalini (İİK m.345/a) ve konkordato ile yeniden yapılandırma sürecinde hataya düşürmeyi (İİK m.334) bu madde kapsamında değerlendirmez.

Şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi: hangi kavramlar bilinmeli?

Gerçeğe aykırı önemli bilgi
Gerçekle uyuşmayan ve ilgililerin karar almasında veya zarar görmesinde etkili olabilecek nitelikteki bilgidir. Bilginin önemli olması, ilgililerin zarara uğramasına neden olabilecek nitelikte olmasına bağlıdır.
Kamuya yapılan beyan
Belirli olmayan kişilere yönelik açıklamalardır; basın ve yayın yoluyla ya da postayla gönderilen prospektüsler bu kapsama girer.
Genel kurula sunulan rapor veya öneri
Şirket veya kooperatifin genel kurulunda ortaklara sunulan yazılı ya da sözlü değerlendirmeler ve tekliflerdir. Gerçeğe uymayan bilanço ve kâr beyanları bu kapsamda değerlendirilir.
Verdirme
Failin doğrudan kendisinin değil, başkasının gerçeğe aykırı bilgiyi vermesini sağlamasıdır. Maddede verme ile verdirme eşit biçimde cezalandırılır.
Adlî para cezası günü
Maddede adlî para cezasının üst sınırı gün olarak belirtilmiştir; uygulanacak miktar her gün için belirlenen tutarla hesaplanır.

Şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi: hangi şartlar aranır?

  • Failin, şirket veya kooperatifin kurucusu, ortağı, idarecisi, müdürü, temsilcisi, yönetim veya denetim kurulu üyesi ya da tasfiye memuru sıfatını taşıması gerekir.
  • Fiilin kamuya yapılan bir beyanda, genel kurula sunulan bir raporda veya bir öneride gerçekleşmesi gerekir.
  • Verilen bilginin gerçeğe aykırı olması ve önemli olması gerekir.
  • Bilginin, ilgililerin zarara uğramasına neden olabilecek nitelikte olması gerekir.
  • Failin bilginin gerçeğe aykırı olduğunu bilerek ve isteyerek vermesi veya verdirmesi, yani kastının bulunması gerekir.
  • Suçun oluşması için failde kâr sağlama amacının bulunması veya bir zararın meydana gelmiş olması aranmaz.

Şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi: hangi sonuçları doğurur?

  • Suç sabit görülürse fail altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Hapis cezasına alternatif olarak bin güne kadar adlî para cezası da hükmedilebilir.
  • Yanlış bilgi verilmesi, ilgililerin zarara uğramasına neden olabilecek nitelikte değilse bu suç oluşmaz.
  • Bilginin doğru olduğu varsayımıyla verilen yanlış bilgi, kasıt bulunmadığı için suç oluşturmaz.
  • Suçun oluşması için failde kâr sağlama amacı bulunması veya bir zararın gerçekleşmesi şart değildir.

Kamuya beyan ile genel kurul raporu ve önerisi arasındaki fark nedir?

Kamuya beyan, basın ve yayın yoluyla ya da postayla belirsiz kişilere yapılan açıklamadır.

Genel kurul raporu ve önerisi, ortakların toplandığı genel kurula sunulan belgelerdir.

Her iki yol da fiilin işlenme yeri olarak eşdeğerdir; hangisi üzerinden işlenirse işlensin aynı suç oluşur.

Verme ile verdirme arasındaki fark nedir?

Verme, failin gerçeğe aykırı bilgiyi kendisi açıklamasıdır.

Verdirme, failin başkasına bu bilgiyi açıklatmasıdır.

İkisi de aynı cezaya bağlanmıştır; verdirme ile fail doğrudan açıklama yapmasa da sorumlu olur.

Bilgi aleyhine olan ile lehine olan yanlış bilgi arasındaki fark nedir?

Yanlış bilgi şirket veya kooperatifin lehine olacak biçimde verilebilir.

Yanlış bilgi şirket veya kooperatif aleyhine olacak biçimde de verilebilir.

Şirket aleyhine verilen yanlış bilgi de suçu oluşturur; zarar veya kâr sağlama amacı aranmaz.

Şirket veya kooperatifler hakkında yanlış bilgi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Suçun oluşması için bir zararın gerçekleşmiş olmasını aramak; madde zararın meydana gelmesini değil, zarara uğramaya elverişli olmasını yeterli görür.
  • Kâr sağlama amacını suçun unsuru saymak; bu amaç suçun oluşması için şart değildir.
  • Şirket aleyhine verilen yanlış bilgiyi suç dışında saymak; bu fiil de suç oluşturur.
  • Verdirme fiilini değerlendirmeyi atlamak; başkasına bilgi verdirilmesi de aynı şekilde cezalandırılır.
  • Kastı yalnızca yanlış bilgi vermekle yetinerek belirlemek; bilginin yanlış olduğunun bilinmesi ve isteyerek verilmesi aranır.
  • Dolandırıcılık (m.157) ile bu suçu birbirine karıştırmak; dolandırıcılıkta hileli davranış ve malvarlığı zararı aranırken bu suçta yanlış beyan ve bilgi verilmesi esastır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, fail hakkında bu madde uyarınca hapis cezası ile birlikte ertelemeye karar verebilmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2021/38415 E., 2025/5512 K., 06.05.2025)
  • Yargıtay, bu suçtan verilen mahkumiyetlerde adlî para cezası miktarının sanığın ekonomik durumu ve hukuki sonuçlar açısından ayrıca değerlendirilmesini istemektedir. (13. Daire, 2024/2249 E., 2024/3488 K., 24.09.2024; 13. Daire, 2019/1044 E., 2024/1216 K., 12.03.2024)
  • Dava zamanaşımı süresi, bu maddedeki cezanın türü ve üst sınırı dikkate alınarak sekiz yıl olarak uygulanmaktadır. (11. Ceza Dairesi, 2021/32604 E., 2024/5061 K., 16.04.2024; 11. Ceza Dairesi, 2021/18417 E., 2024/2815 K., 05.03.2024)
  • Mahkemelerin, şirket veya kooperatif yönetiminde bu maddeyle birlikte başka suçların (örneğin 1163 sayılı Kanun'un ek 2. maddesi) da uygulanıp uygulanmadığını değerlendirdiği görülmektedir. (5. Ceza Dairesi, 2021/1851 E., 2023/10334 K., 26.10.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren taraf, yani savcılık veya müşteki, failin şirket veya kooperatifteki sıfatını ve bilginin gerçeğe aykırılığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Sıfatın ispatında ticaret sicil kayıtları, esas sözleşme, genel kurul tutanakları ve yönetim kurulu kararları kullanılır.
  • Gerçeğe aykırılığın ispatında bilanço, defter kayıtları ve bilirkişi raporları önem taşır; yazılı belgelerle ispat, tanık beyanına göre daha güçlü sayılır.
  • Failin kastının ispatı için yanlış olduğunu bilerek bilgi verdiğini gösteren belgeler veya fiilin koşullarından çıkarılan karineler değerlendirilir.
  • Failin bilginin doğru olduğunu ileri sürmesi halinde bu savunmayı ortaya koyması beklenir; zararın gerçekleşmediğini ileri sürmek suçu ortadan kaldırmaz.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.157: Dolandırıcılık suçunu düzenler; bu madde ile hileli davranışla malvarlığı zararı doğuran fiiller ayrı bir suç olarak değerlendirilir.
  • 5237 sayılı Kanun m.62: Mahkumiyette uygulanan cezanın belirlenmesinde ilgilidir; uygulamada 164. madde ile birlikte değerlendirilmiştir.
  • 5237 sayılı Kanun m.66: Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde bu maddedeki ceza üst sınırı esas alınır.
  • 5237 sayılı Kanun m.51: Hapis cezasının ertelenmesi hükmü uygulamada bu maddeyle birlikte verilebilmektedir.

TCK m.165 — Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi

Bu madde, bir suçun işlenmesiyle elde edilen eşya veya diğer malvarlığı değerinin, bu suçun işlenmesine iştirak etmeksizin satılması, devredilmesi, satın alınması veya kabul edilmesi fiillerini suç olarak düzenler ve bu fiillere uygulanacak cezayı belirler. Suçun konusu, eşyanın yanında her türlü malvarlığı değeridir. Suçun faili herkes olabilir; ancak öncül suça iştirak eden kişi bakımından şahsi cezasızlık hali vardır. Madde, öncül suçun işlenmesini ve bu suçtan elde edilen değerin malvarlığına karşı bir suç olmasını şart koşmaz. Madde, nitelikli hâlleri, etkin pişmanlık ve uyuşturucu kullanıcılarına ilişkin erteleme hükümlerini düzenlemez (m.170-171 ve TCK'nın ilgili maddeleri ile uyuşturucu mevzuatı). Bu suçun zamanaşımı, şikâyet ve uzlaştırma gibi usul yönleri de bu maddede değil, Türk Ceza Kanunu'nun genel hükümlerinde ve Ceza Muhakemesi Kanunu'nda düzenlenmiştir.

Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Öncül suç
Konusu olan eşya veya malvarlığı değerinin elde edildiği, failin hukuka aykırı biçimde işlediği suçtur. Öncül suçun malvarlığına karşı bir suç olması, mahkûmiyetle sonuçlanmış olması, cezalandırılabilir veya şikâyete bağlı olması gerekmez; fiilin hukuka aykırılığının bir yargı kararıyla tespit edilmesi yeterlidir.
Suçun konusu
Öncül suçtan doğrudan veya dolaylı olarak elde edilen eşya ya da diğer malvarlığı değeridir. Yalnızca ekonomik değeri olan şeyler konu olabilir; kabahat niteliğindeki bir eylemden elde edilen değer bu kapsamda değerlendirilmez.
Seçimlik hareketler
Maddede sayılan satma, devretme, satın alma ve kabul etme fiilleridir. Bunlardan birinin yapılması suçun oluşması için yeterlidir; birden fazlasının yapılması ayrı suç oluşturmaz, cezanın belirlenmesinde dikkate alınır.
Kabul etme
Eşyanın herhangi bir biçimde kabulü olarak anlaşılır. Satın alma dışında bağış, kiralama veya ödünç alma gibi bir hukuki işlemle gerçekleşebilir.
Şahsi cezasızlık
Öncül suça iştirak etmiş kişinin, aynı değeri sonradan satması veya devretmesi nedeniyle tekrar cezalandırılmamasını sağlayan hükümdür. Kişi öncül suça iştirak etmemişse bu cezasızlık hali uygulanmaz.

Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi: hangi şartlar aranır?

  • Bir suçun işlenmesi suretiyle elde edilmiş bir eşya veya diğer malvarlığı değerinin bulunması gerekir.
  • Fail, öncül suça faillik veya şeriklik bakımından iştirak etmemiş olmalıdır.
  • Fail, satma, devretme, satın alma veya kabul etme hareketlerinden en az birini gerçekleştirmelidir.
  • Fail, konunun öncül suçtan elde edildiğini en azından olası kastla bilmelidir; genel kast yeterlidir, bilerek hareket şartı aranmaz.
  • Öncül suçun hukuka aykırılığı bir yargı kararıyla tespit edilmiş olmalıdır; mahkûmiyet kararı şart değildir.
  • Eşya veya değerin öncül suçu işleyen kişiden ya da üçüncü bir kişiden rızaya dayalı olarak alınmış olması gerekir.
  • Öncül suç kabahat niteliğindeki bir eylemden elde edilmişse bu suç oluşmaz.

Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Maddedeki fiilleri işleyen ve öncül suça iştirak etmeyen kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
  • Öncül suça iştirak etmiş kişi, aynı eşyayı sonradan satması veya devretmesi nedeniyle bu madde kapsamında cezalandırılmaz.
  • Öncül suç suç olmaktan çıkarılmış veya kabahat niteliğindeki bir eylemse, eşyanın kabulü ya da satın alınması suç oluşturmaz.
  • Eşya veya değer, öncül suçtan elde edilmemişse madde uygulanmaz.
  • Öncül suçun teşebbüs aşamasında kalması bu suçun oluşumunu etkilemez.
  • Öncül suçun failinin cezalandırılamaması veya zamanaşımı nedeniyle cezasız kalması, bu maddeye göre ceza verilmesine engel değildir.
  • Eşyanın kabul edilmesi sırasında fail olası kastla hareket etmişse suç yine oluşur.

Öncül suça iştirak eden ile iştirak etmeyen fail arasındaki fark nedir?

Öncül suçun failidir veya ona iştirak etmiştir. Eşyayı sonradan satması ya da devretmesi, öncül suça bağlı olarak değerlendirilir.

Öncül suça hiçbir biçimde iştirak etmemiş kişidir. Eşyayı satın alan veya kabul eden bu kişidir.

İştirak etmeyen kişi bu madde ile cezalandırılır. İştirak eden kişinin sonraki satış ya da devir hareketi için ayrıca cezalandırılmaması şahsi cezasızlık hali olarak uygulanır.

Satın alma veya kabul etme ile satma veya devretme arasındaki fark nedir?

Eşyayı alan veya kabul eden kişinin hareketidir.

Eşyayı satan veya bir çıkar karşılığı olmaksızın devreden kişinin hareketidir.

İki hareket de maddede ayrı seçimlik hareket olarak sayılmıştır; ikisinden biri yeterlidir ve aynı cezaya tabidir.

Kabul etme ile satın alma (hukuki işlem türü) arasındaki fark nedir?

Kabul, bağış, kiralama veya ödünç alma gibi satın alma dışındaki bir hukuki işlemle gerçekleşen eylemdir.

Satın alma, bedel karşılığı mülkiyetin devrine dayanan eylemdir.

Her iki hal de suçun oluşması için yeterlidir; kabulün biçimi aranmadığı için satın alma dışındaki işlemler de suç kapsamındadır.

Bu suç ile TCK m.282/2 (aklama suçuna iştirak etmeksizin satın alma ve kabul) arasındaki fark nedir?

Öncül suç herhangi bir suç olabilir ve genel kast yeterlidir.

Konu, aklama suçunun konusu olan malvarlığı değeridir ve bu özelliği bilerek hareket edilmesi aranır; ayrıca muayyen bir saik de gerekir.

Aklama kapsamına giren değerler için m.282/2 daha özel nitelikte değerlendirilebilir; bu maddede ise aklama bağlantısı aranmaz ve ceza daha hafiftir.

Öncül suç suç olan fiil ile kabahat niteliğinde fiil arasındaki fark nedir?

Öncül fiil TCK'ya göre suç niteliğindedir ve hukuka aykırılığı yargı kararıyla tespit edilmiştir.

Öncül fiil Kabahatler Kanunu kapsamında bir haksızlıktır (örneğin dilencilik).

Birinci halde bu madde uygulanır; ikinci halde suç oluşmaz.

Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Suçun konusunu yalnızca eşya ile sınırlı saymak; madde metninde "diğer malvarlığı değeri" de yer aldığı için bu sınırlama yanlıştır.
  • Öncül suçun mahkûmiyetle sonuçlanmasını aramak; yargı kararıyla tespit yeterlidir, mahkûmiyet şart değildir.
  • Öncül suçun malvarlığına karşı bir suç olmasını aramak; madde böyle bir koşul koymaz.
  • Kabul hareketinin yalnızca satın alma biçiminde olabileceğini düşünmek; bağış, kiralama ve ödünç alma da kabul kapsamındadır.
  • Eşyanın suça konu olduğunu "bilerek" hareket edilmesini aramak; olası kast yeterlidir.
  • Öncül suçun teşebbüs aşamasında kalmasının suçun oluşmasını engellediğini düşünmek; teşebbüs bu suçun oluşumunu etkilemez.
  • Öncül suç kabahat niteliğindeki bir eylemse yine bu maddenin uygulanacağını düşünmek; kabahatten elde edilen değer bu kapsamda değildir.
  • Öncül suça iştirak eden kişinin sonraki satış hareketi için de cezalandırılacağını düşünmek; şahsi cezasızlık hali uygulanır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Öncül suçun varlığının bir yargı kararıyla tespit edilmesi yeterli kabul edilmekte, bu tespitin mahkûmiyet kararına dayanması aranmamaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2016/1036 E., 2019/244 K., 21.03.2019)
  • Suç eşyasının kabul edilmesinde, eşyanın suça konu olduğunu bilebilecek durumda olmasına rağmen bunu önemsemeden kabul eden failin de sorumlu tutulacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2013/486 E., 2016/470 K., 06.12.2016)
  • Hırsızlık hâlinde kabul edilen aracın hırsızlık olduğunu bilerek kabul eden sanıkların bu madde kapsamında mahkûmiyeti uygulamada benimsenmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2013/486 E., 2016/470 K., 06.12.2016)
  • Maddenin 2009 değişikliğinden önceki uygulama ile sonraki düzenleme arasında, suç konusunun malvarlığı değerlerini kapsaması bakımından farklılık bulunduğu dikkate alınmalıdır. (Ceza Genel Kurulu, 2011/41 E., 2011/48 K., 12.04.2011)
  • Suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçunun uzlaştırma kapsamına alındığı, değişiklik sonrasında uygulamada gözetilmektedir. (2. Ceza Dairesi, 2023/25226 E., 2024/8258 K., 22.05.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Suçun öncül suça dayandığını ve konunun bu suçtan elde edildiğini ileri süren taraf (savcılık ya da katılan) bunu ispatla yükümlüdür; öncül suçun işlendiğine dair kesin karar şart olmasa da bu tespitin yargı kararıyla yapılması gerekir. (Ceza Genel Kurulu, 2016/1036 E., 2019/244 K., 21.03.2019)
  • Failin eşyanın suçtan elde edildiğini bilebilecek durumda olduğu, olası kast kapsamında değerlendirilir; bu hususun ispatı için piyasa değerinin çok altında alım, failin tanımadığı kişiden alım gibi dolaylı emareler kullanılır. (Ceza Genel Kurulu, 2013/486 E., 2016/470 K., 06.12.2016)
  • Failin olası kastla hareket ettiğinin savunması, hayatın olağan akışına aykırı açıklamaların değerlendirilmesiyle ortaya konulur; fail savunmasını ancak bu aykırılığı ortadan kaldıran somut belgeyle destekleyebilir.
  • Failin öncül suça iştirak ettiğini ileri süren taraf bunu ispatlamalıdır; şahsi cezasızlık hali bakımından iştirak iddiası somut delille desteklenmelidir.
  • Satın alma ya da kabul hareketinin hangi hukuki işlemle yapıldığı tanık, sözleşme ya da senet gibi delillerle belirlenir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 m.282: Aklama suçunun konusu olan malvarlığı değerlerinin satın alınması veya kabul edilmesini, bu özelliği bilerek ve muayyen bir saikle yapılması hâlinde ayrı bir suç olarak düzenler; bu madde ile sınırı ve uygulama alanı ayrılır.
  • 5237 m.166: Hukuki ilişkiye dayalı olarak elde edilen eşyanın suçtan elde edildiğini öğrenen kişinin bunu bildirmemesini suç sayar; öğrenme sonrası bildirim yükümlülüğü ile bu maddedeki satın alma ve kabul fiilini birbirinden ayırır.
  • 5237 m.141: Hırsızlık suçunu tanımlar; bu maddeyle karşılaştırıldığında suç konusu ve fail ilişkisi bakımından farklılık taşır, öncül suç olarak da değerlendirilebilir.
  • 5237 m.62: Teşebbüs, iştirak ve nitelikli hâller gibi genel hükümlerin bu suça uygulanmasında başvurulan madde niteliğindedir.

TCK m.166 — Bilgi vermeme

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 166. maddesi, bir hukuki ilişkiye dayanarak elde edilen eşyanın suç eşyası olduğunun sonradan öğrenilmesi hâlinde, bu durumu yetkili makamlara vakit geçirmeksizin bildirme yükümlülüğünün ihlalini düzenler. Madde, suç eşyasını satın alma veya kabul etme suçundan ayrı, ihmali hareketle işlenen bağımsız bir bilgi verme suçunu kapsar ve eşyayı hukuki ilişkiye dayanarak elde eden kişiye uygulanır. Madde, eşyanın satın alınması veya kabul edilmesi suçunun kastla işlenmesini (m.165), delil gizleme suçunu (m.281) ve hükümlü ya da tutuklu kişinin yerini bildirmeme suçunu düzenlemez; bu suçlar ayrı maddelerde yer alır. Suçun takibi ve dava zamanaşımı gibi usul konuları da bu maddenin kapsamı dışındadır.

Bilgi vermeme: hangi kavramlar bilinmeli?

Bildirim yükümlülüğü
Eşyanın suç eşyası olduğunun öğrenilmesi üzerine, bu durumun suçu takibe yetkili makamlara bildirilmesi için kişinin üstlendiği yükümlülüktür. Yükümlülük, eşyanın edinilmesi sırasında değil, sonradan öğrenme anında doğar.
Hukuki ilişkiye dayalı olarak elde etme
Eşyanın satın alma, bağış gibi bir sözleşme veya hukuki işleme dayanarak kişinin eline geçmesidir. Eşyanın zilyetliğinin hukuka aykırı bir fiille değil, bir hukuki ilişkiyle kazanılmış olması aranır.
Vakit geçirmeksizin bildirim
Öğrenmenin ardından gecikme olmaksızın, suçu takibe yetkili makamlara yapılan bildirimdir. Makul bir gecikme dahi yükümlülüğün ihlali sayılabilir; somut olayda süre gecikmesinin gerekçesi değerlendirilir.
Suçun konusu olan eşya
Bir suç işlenmesi suretiyle veya işlenmesi dolayısıyla elde edilmiş malvarlığı değeridir. Eşyanın suç eşyası niteliği, edinme anında değil, bildirim yükümlülüğünün doğduğu anda bilinmelidir.
İhmali hareket suçu
Kanunda öngörülen bir davranışın yapılmamasıyla, yani beklenen bildirimin gerçekleştirilmemesiyle oluşan suç tipidir. Failin bir yasak fiil işlemesi aranmaz, yükümlü olduğu bildirimi yapmaması yeterlidir.

Bilgi vermeme: hangi şartlar aranır?

  • Failin bir hukuki ilişkiye dayalı olarak bir eşyayı elde etmiş olması gerekir.
  • Eşyanın esasında suç işlemek suretiyle veya suç işlemek dolayısıyla elde edilmiş olduğu failce öğrenilmiş olmalıdır; kast, eşyayı edinme anında değil, öğrenme anında bulunmalıdır.
  • Fail, öğrendiği bu durumu suçu takibe yetkili makamlara bildirmemelidir.
  • Bildirimin yapılmaması vakit geçirmeksizin yapılması gereken bildirimin gecikmesi şeklinde de gerçekleşebilir; bildirimin yapılmış olması suçun oluşmasını engeller.
  • Eşyanın edinilmesi sırasında failin suç eşyası olduğunu bilmesi ya da bilmemesi, edinme anında kast bulunmaması hâlinde m.165 kapsamında suç oluşmaz; ancak sonradan öğrenme bu maddedeki suçu doğurur.
  • Fail, eşyayı edinme sırasında suç eşyası olduğunu bilmiş ve bu nedenle m.165 kapsamında suç işlemişse, bu madde ayrıca uygulanmaz.

Bilgi vermeme: hangi sonuçları doğurur?

  • Eşyasının suç eşyası olduğunu öğrenen ve bunu vakit geçirmeksizin yetkili makamlara bildirmeyen kişi, altı aya kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.
  • Eşyanın suç eşyası olduğunun öğrenilmesi üzerine vakit geçirmeksizin bildirimde bulunulursa suç oluşmaz.
  • Eşyanın edinilmesi sırasında kast bulunmadığında ve sonradan öğrenildiğinde m.165 uygulanmaz; bu hâlde yalnızca m.166 değerlendirilir.
  • Madde, bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemeyi cezalandırdığı için hapis veya adli para cezası seçimlik olarak öngörülmüştür.
  • Failin eşyayı kendi suçundan elde etmesi hâlinde de bildirim yükümlülüğü doğar; ancak bu hâl için ayrıca bir istisna metinde yer almaz.

Suç eşyasını satın alma veya kabul etme (m.165) ile bilgi vermeme (m.166) arasındaki fark nedir?

m.165'te fail, eşyayı edinme anında suç eşyası olduğunu bilerek hareket eder; kast bu anda bulunmalıdır.

m.166'da eşya edinildikten sonra suç eşyası olduğu öğrenilir ve fail bunu bildirmez; kast öğrenme anında aranır.

Edinme anında kast yoksa m.165 uygulanmaz, ancak öğrenme sonrasında bildirimde bulunulmazsa m.166 uygulanır.

Eşyayı bilerek edinme ile sonradan öğrenerek elde tutma arasındaki fark nedir?

Eşyanın edinilmesi sırasında failin suç eşyası olduğunu bilmesi durumudur.

Eşyanın hukuki ilişkiyle edinildikten sonra öğrenilmesi ve bildirilmemesi durumudur.

İlk durumda m.165, ikinci durumda m.166 gündeme gelir; aynı eylem hakkında iki suçun birlikte uygulanması öngörülmemiştir.

Bilgi vermeme (m.166) ile delil gizleme (m.281) arasındaki fark nedir?

m.166'da fail, kendi elindeki eşyanın suç eşyası olduğunu öğrenir ve bildirim yükümlülüğünü ihlal eder; bu ihmali bir suçtur.

m.281'de fail, işlenmiş bir suçun delil veya eserlerini yok etme, gizleme, değiştirme veya bozma gibi aktif hareketlerde bulunur ya da kanunda öngörülen şekilde bildirimde bulunmaz.

Eşyayı elinde tutup bildirmeyen kişi m.166'ya; delili aktif olarak gizleyen kişi m.281'e göre sorumlu tutulur.

Bilgi vermeme: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Eşyayı edinme anındaki kastı ile sonradan öğrenmeyi karıştırmak; m.165 kapsamındaki kastın m.166 için de aranacağını düşünmek yanlıştır. m.166'da kast öğrenme anında aranır.
  • m.166'yı, aktif delil gizlemesi olan m.281 ile aynı görmek; ihmali bildirim suçunu aktif gizleme suçu gibi nitelendirmek hatalıdır.
  • Bildirimin gecikmiş olması hâlinde suçun oluşmadığını düşünmek; vakit geçirmeksizin kuralı nedeniyle gecikme de ihlal sayılabilir.
  • Suçun cezasını m.166 yerine m.165 üzerinden hesaplamak veya iki suçu birlikte uygulamak hatalıdır.
  • Dava zamanaşımı süresini cezanın üst sınırına bakmadan belirlemek yanlıştır; zamanaşımı süresi ceza türü ve üst sınırına göre hesaplanır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay uygulamasında, elinde bulundurduğu suç eşyasını bildirmeyen kişinin m.166/1 kapsamında yargılandığı ve bu suçun cezasının altı ay hapis veya adli para cezası olarak uygulandığı görülmektedir. (2. Ceza Dairesi, 2021/11915 E., 2024/2975 K., 22.02.2024; 15. Ceza Dairesi, 2019/13558 E., 2020/5774 K., 15.06.2020)
  • Eşyanın suç eşyası niteliğinin öğrenilme anı ile bildirim yapılmaması arasında kurulan nedensellik, suçun oluşumu bakımından belirleyici kabul edilmektedir. (2. Ceza Dairesi, 2021/11915 E., 2024/2975 K., 22.02.2024)
  • Suçun dava zamanaşımı süresi, cezanın türü ve üst sınırına göre belirlenmekte; m.166/1 kapsamındaki suç için 8 yıllık olağan zamanaşımı süresi uygulanmaktadır. (11. Ceza Dairesi, 2021/27611 E., 2024/7770 K., 05.06.2024)
  • Fail hakkında hükmün açıklanması ve adli para cezası seçimi gibi cezaya ilişkin hükümler, kararlarda ayrı değerlendirilmektedir. (15. Ceza Dairesi, 2019/13558 E., 2020/5774 K., 15.06.2020)

Nasıl ispat edilir?

  • Bildirim yükümlülüğünün ihlali iddiasını ileri süren savcılık, failin eşyanın suç eşyası olduğunu öğrendiğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Öğrenme anı ve içeriği, tanık beyanı, tutanak, failin ifadesi veya eşyayla ilgili soruşturma evrakı ile ispat edilebilir.
  • Hukuki ilişkiye dayalı edinme, satış sözleşmesi, bağış belgesi veya fatura gibi yazılı belgelerle ispat edilir.
  • Failin bildirimde bulunduğunu veya öğrenmediğini savunması hâlinde, bu savunmayı ispat yükü kendisine düşmez; ancak somut delillerle çelişmesi gerekir.
  • Eşyanın edinilmesi sırasındaki kast ile öğrenme sonrası bildirim ihmali birbirinden ayrı delillerle değerlendirilmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.165: Suç eşyasını satın alma veya kabul etme suçunu düzenler. Kast edinme anında aranır; m.166, bu kastın bulunmadığı ve sonradan öğrenilen hâllerde devreye girer.
  • 5237 sayılı Kanun m.281: Delil gizleme suçunu düzenler. m.166 ile karıştırılmamalı; m.281 aktif gizleme hareketlerini, m.166 ise bildirim yükümlülüğünün ihlalini cezalandırır.

TCK m.167 — Şahsi cezasızlık sebebi veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebep

Madde, malvarlığına karşı işlenen suçlarda (yağma ve nitelikli yağma hariç) belirli akrabalık ve konut ilişkisi bulunan kişiler arasında iki ayrı hali düzenler: birinci fıkrada şahsi cezasızlık sebebini, ikinci fıkrada ise cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebebi. Kime uygulandığı, fail ile mağdur arasındaki aile bağına ve birlikte yaşama durumuna göre belirlenir. Maddenin uygulanmasında etkin pişmanlık (m.168), hukuka aykırılık ve kusur gibi genel suç unsurları düzenlenmez. Yağma ve nitelikli yağma suçları bu hükmün dışındadır. Şahsi cezasızlık sebebinin ve indirimin usul yönü (şikâyete bağlılık, kovuşturma koşulu) ile etkin pişmanlık hükmü ayrıca ele alınmaz; etkin pişmanlık düzenlemesi (m.168) ve şikâyet koşulu ile ilgili hükümler (m.73) bu maddenin dışında kalır.

Şahsi cezasızlık sebebi veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebep: hangi kavramlar bilinmeli?

Şahsi cezasızlık sebebi
Suç işlendiği anda var olan, failin kişisel ilişkisine bağlı olup failin cezalandırılmasını engelleyen haldir. Fail hakkında ceza hükmolunmaz, fakat fiil suç niteliğini korur.
Cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebep
Failin kişisel ilişkisine bağlı olup cezanın belirlenmesinde indirim doğuran haldir. Birinci fıkradaki cezasızlıktan farklı olarak ceza verilir, ancak yarısı oranında indirilir.
Ayrılık kararı
Eşler arasında ayrılık kararının verilmiş olmasıdır. Birinci fıkradaki cezasızlık, ayrılık kararı bulunmayan eşler bakımından; ikinci fıkradaki indirim ise ayrılık kararı verilmiş eşler bakımından uygulanır.
Aynı konutta beraber yaşama
Akrabaların aynı konutta birlikte oturmasıdır. Birinci fıkrada kardeşler için, ikinci fıkrada amca, dayı, hala, teyze, yeğen ve ikinci derece kayın hısımları için aranan ortak bir ölçüttür.
Ikinci derece kayın hısımı
Eşin veya eşin kardeşinin... ifadesiyle sınırlanan, kayın hısımlığı bağı kuran ve madde metninde ikinci derece olarak belirtilen kişilerdir; birinci fıkrada yalnız bu derecede kayın hısımlarına yer verilmesi kapsamı belirler.

Şahsi cezasızlık sebebi veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebep: hangi şartlar aranır?

  • Suç, yağma veya nitelikli yağma dışında, malvarlığına karşı suçlar bölümünde yer alan bir suç olmalıdır.
  • Fail ile mağdur arasında madde metninde sayılan akrabalık ilişkilerinden biri bulunmalıdır.
  • Birinci fıkra bakımından, eş arasında ayrılık kararı verilmemiş olmalı; kardeşler aynı konutta beraber yaşamalıdır.
  • İkinci fıkra bakımından, eşler arasında ayrılık kararı verilmiş olmalı ya da kardeşler aynı konutta beraber yaşamamalı; amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derece kayın hısımları ise aynı konutta beraber yaşamalıdır.
  • Birinci fıkra kapsamında cezasızlık sebebi bakımından, fiil mağdurun zararına işlenmiş olmalıdır; başka bir kişinin zararına işlenen suçta uygulanmaz.
  • İkinci fıkra kapsamında indirim bakımından, ilgili akraba hakkında şikâyet üzerine verilecek ceza yarısı oranında indirilmelidir.

Şahsi cezasızlık sebebi veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebep: hangi sonuçları doğurur?

  • Birinci fıkra kapsamında akraba hakkında cezaya hükmolunmaz; fiil suç niteliğini korur, ancak fail cezalandırılmaz.
  • İkinci fıkra kapsamında ilgili akraba hakkında şikâyet üzerine verilecek ceza yarısı oranında indirilir.
  • Birinci fıkra kapsamı dışında kalan akrabalar veya fiiller bakımından bu indirim veya cezasızlık uygulanmaz ve genel hükümler uygulanır.
  • Yağma ve nitelikli yağma suçlarında bu hükümlerden yararlanılmaz.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra; eşler arasında ayrılık kararı verilmemiş olması, üstsoy, altsoy, bu derecede kayın hısımları, evlat edinen ve evlatlık ile aynı konutta yaşayan kardeşler için geçerlidir.

İkinci fıkra; ayrılık kararı verilmiş eşler, aynı konutta yaşamayan kardeşler ve aynı konutta yaşayan amca, dayı, hala, teyze, yeğen ile ikinci derece kayın hısımları için geçerlidir.

Birinci fıkrada ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz; ikinci fıkrada şikâyet üzerine verilecek ceza yarısı oranında indirilir.

Eşler: ayrılık kararı yok ile ayrılık kararı var arasındaki fark nedir?

Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşler birinci fıkra kapsamındadır.

Haklarında ayrılık kararı verilmiş eşler ikinci fıkra kapsamındadır.

Ayrılık kararı yokken cezasızlık, ayrılık kararı varken yarı oranında indirim uygulanır.

Kardeşler: aynı konutta yaşama ile yaşamama arasındaki fark nedir?

Aynı konutta beraber yaşayan kardeşler birinci fıkra kapsamındadır.

Aynı konutta beraber yaşamayan kardeşler ikinci fıkra kapsamındadır.

Birlikte yaşayan kardeşlerde cezasızlık, yaşamayan kardeşlerde yarı oranında indirim uygulanır.

Yağma ve nitelikli yağma ile diğer malvarlığı suçları arasındaki fark nedir?

Yağma ve nitelikli yağma suçları, bu maddenin hem birinci hem ikinci fıkrasının dışındadır.

Diğer malvarlığına karşı suçlar, madde kapsamındadır.

Yağma ve nitelikli yağmada akrabalık nedeniyle cezasızlık veya indirim uygulanmaz.

Şahsi cezasızlık sebebi veya cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebep: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yağma veya nitelikli yağma suçunda bu maddeyi uygulamak; bu suçlar açıkça kapsam dışıdır.
  • Birinci fıkradaki cezasızlık ile ikinci fıkradaki yarı oranda indirimi karıştırmak; eşlerde ayrılık kararı varlığını ya da yokluğunu gözden kaçırmak.
  • Kardeşler bakımından aynı konutta yaşama ölçütünü ihmal etmek; birlikte yaşamayan kardeşleri birinci fıkraya almak.
  • Suçtan bir başkasının zarar görmesi halinde de hükmü uygulamak; zararın kimin olduğunu tespit etmemek.
  • İkinci fıkradaki akrabalar için aynı konutta yaşamayı aramamak; amca, dayı, hala, teyze, yeğen ve ikinci derece kayın hısımları için birlikte yaşama koşulu aranmalıdır.
  • Suç ortaklarını akrabalık nedeniyle cezasız veya indirimli saymak; madde gerekçesi ve içtihat, suç ortakları bakımından uygulamayı kabul etmemektedir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kanun koyucunun amacı, aile kurumunun ceza muhakemesi ile zedelenmesini önlemektir ve bu amaç doğrultusunda yalnızca maddede sayılan akrabaların zararına işlenen suçlarda hüküm uygulanır. (2. Ceza Dairesi, 2023/19493 E., 2023/10051 K., 27.12.2023; 2. Ceza Dairesi, 2023/18447 E., 2023/8160 K., 04.12.2023)
  • Bir suçun failinin ilgili akraba olması yetmez; suçtan bir başkasının zarar görmesi halinde hüküm uygulanamaz, ayrıca maddedeki akrabaların suç ortakları bakımından da düzenleme uygulanmaz. (Ceza Genel Kurulu, 2011/272 E., 2012/59 K., 28.02.2012; Hukuk Genel Kurulu, 2011/272 E., 2012/59 K., 28.02.2012)
  • Dolandırıcılık suçunda birinci fıkra kapsamında cezasızlık, ikinci fıkrada ise yarı oranında indirim kabul edilmektedir. (11. Ceza Dairesi, 2023/1077 E., 2023/3050 K., 24.04.2023)
  • Yağma ve nitelikli yağma bakımından ikinci fıkranın uygulanamayacağı, madde gerekçesi dikkate alındığında kabul edilmektedir. (6. Ceza Dairesi, 2025/3400 E., 2025/10852 K., 08.12.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Şahsi cezasızlık veya indirim talebini ileri süren fail, fiilin ilgili akrabaların zararına işlendiğini ve akrabalık ilişkisinin varlığını ispatlamakla yükümlüdür; nüfus kaydı, evlilik ve soy bağını gösteren belgeler temel delildir.
  • Eşler bakımından birinci fıkrada ayrılık kararı bulunmadığı, ikinci fıkrada ise ayrılık kararı verildiği, mahkeme kararı veya kesinleşmiş karar ile belgelenir.
  • Kardeşler, amca, dayı, hala, teyze, yeğen ve kayın hısımları bakımından aynı konutta beraber yaşama hali, adres kaydı, nüfus kaydı ve tanık beyanı ile ispatlanır.
  • Suçtan bir başkasının zarar gördüğü iddiası savunma tarafından ileri sürülürse, zararın kimin malvarlığında gerçekleştiğini gösteren belgeler ve dosya kapsamı değerlendirilir.
  • İkinci fıkra kapsamında akrabanın şikâyeti bulunmadıkça ceza yargılamasında işlem yapılamayacağından, şikâyetin varlığı da ispat konusudur.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.168: Etkin pişmanlık hükmüdür. Şahsi cezasızlık ve indirim sebepleri ile birlikte değerlendirilse de farklı bir kurumdur; m.167 uygulanmasını değiştirmez.
  • 5237 sayılı Kanun m.73: Şikâyete bağlı suçlara ilişkin genel hükümdür. Maddenin ikinci fıkrasındaki şikâyet üzerine verilecek ceza ifadesinin usul yönünü belirler.

TCK m.168 — Etkin pişmanlık

5237 sayılı Kanun'un 168. maddesi, malvarlığına karşı işlenen belirli suçlarda failin, azmettirenin veya yardım edenin suçtan sonra gösterdiği pişmanlığa bağlı cezada indirimi düzenler. Madde, birinci fıkrada kovuşturma başlamadan önceki etkin pişmanlığı, ikinci fıkrada kovuşturma başladıktan sonra hüküm verilmeden önceki etkin pişmanlığı, üçüncü fıkrada yağma suçundaki indirim oranlarını, dördüncü fıkrada kısmi geri vermede mağdurun rızasını ve beşinci fıkrada karşılıksız yararlanma suçuna özgü soruşturma aşamasındaki tazmin hâlini düzenler. Hükmün kapsamında malı çalma, malın zarara uğratılması, güven ilişkisinin kötüye kullanılması, aldatarak haksız menfaat sağlanması, hileli iflas, taksirli iflas ve karşılıksız yararlanma suçları bulunur; yağma ayrıca üçüncü fıkrada anılır. Madde, suçun tamamlanmasından önceki gönüllü vazgeçmeyi (m.36 ile ilgili genel hüküm), zimmet ve rüşvet gibi diğer suçlardaki etkin pişmanlığı (m.248, m.254), suçun cezasını kaldıran ya da ortadan kaldıran hâlleri (m.110, m.50) ve etkin pişmanlığın kamu davasının ertelenmesiyle birlikte uygulanıp uygulanamayacağı sorusunu düzenlemez.

Etkin pişmanlık: hangi kavramlar bilinmeli?

Etkin pişmanlık
Suç tamamlandıktan sonra failin, azmettirenin veya yardım edenin pişmanlık göstererek mağdurun zararını aynen geri verme ya da tazmin yoluyla gidermesi halinde cezada indirim yapılmasını sağlayan şahsi sebeptir. Suçun tamamlanmasını önleyen gönüllü vazgeçmeyle karıştırılmamalıdır.
Kovuşturma başlamadan önce
Kamu davasının açılmasından önceki dönemdir. Birinci fıkradaki indirim bu döneme bağlıdır; kamu davası açıldıktan sonra birinci fıkra uygulanmaz, ikinci fıkra devreye girer.
Aynen geri verme
Suçla elde edilen malın mağdura olduğu gibi iade edilmesidir. Malın iadesi ile zararın tazmini birbirinden ayrı yollardır.
Tazmin
Mağdurun uğradığı zararın para ya da eşdeğer bir edimle karşılanmasıdır. Tamamen tazmin ile kısmen tazmin arasındaki ayrım madde metninde belirleyicidir.
Kısmen geri verme veya tazmin
Zararın tamamının değil bir bölümünün giderilmesidir. Bu halde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için ayrıca mağdurun rızası aranır.
Karşılıksız yararlanma
Madde metninde yer alan ve fıkra 5 ile düzenlenen suçtur. Fıkra 5 hükmü yalnızca bu suça özgüdür ve kamu, özel hukuk tüzel kişisinin zararını da kapsar.

Etkin pişmanlık: hangi şartlar aranır?

  • Suç, madde metninde sayılan suçlardan biri olmalıdır; yağma ancak üçüncü fıkra kapsamında etkin pişmanlık kapsamına girer.
  • Suç tamamlanmış olmalıdır; suç tamamlanmadan gönüllü olarak engellenen netice bu maddenin değil gönüllü vazgeçmenin konusudur.
  • Pişmanlık, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat gösterdiği pişmanlık olmalıdır.
  • Zarar aynen geri verme veya tazmin yoluyla giderilmelidir; kısmi giderimde mağdurun rızası da aranmalıdır.
  • Birinci fıkrada zararın giderilmesi kovuşturma başlamadan önce yapılmalıdır; ikinci fıkrada kovuşturma başladıktan sonra ve hüküm verilmeden önce gösterilmelidir.
  • Beşinci fıkrada karşılıksız yararlanma suçunda zarar soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin edilmiş olmalı ya da hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmelidir; bu fıkra kişi başına iki defadan fazla uygulanamaz.
  • Hükmün uygulanması için indirimin dayanağı olan cezanın hükmolunması gerekir; indirim hâkim tarafından verilecek cezaya uygulanır.

Etkin pişmanlık: hangi sonuçları doğurur?

  • Birinci fıkradaki şartlar gerçekleşirse verilecek ceza üçte ikisine kadar indirilir.
  • İkinci fıkradaki şartlar gerçekleşirse verilecek ceza yarısına kadar indirilir.
  • Yağma suçunda birinci fıkra hâlinde ceza yarısına, ikinci fıkra hâlinde üçte birine kadar indirilir.
  • Kısmi geri verme veya tazmin yapılmış ancak mağdurun rızası bulunmuyorsa etkin pişmanlık hükümleri uygulanmaz.
  • Karşılıksız yararlanma suçunda beşinci fıkra şartları gerçekleşirse kamu davası açılmaz ya da ceza üçte bire kadar indirilir.
  • Şartlar gerçekleşmezse indirim yapılmaz ve ceza genel hükümlere göre belirlenir.
  • Etkin pişmanlık şahsi bir sebeptir; suç ortaklarından yalnızca pişmanlık gösteren ve zararı gideren kişi yararlanır.

Kovuşturma başlamadan önce ile kovuşturma başladıktan sonra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, kamu davası açılmadan önce tamamen giderimi düzenler.

İkinci fıkra, kamu davası açıldıktan sonra ve hüküm verilmeden önce gösterilen etkin pişmanlığı düzenler.

Birinci fıkrada indirim verilen cezanın üçte ikisine kadardır; ikinci fıkrada yarısına kadardır.

Genel suçlar ile yağma arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra kapsamındaki suçlarda indirim, sayılan suçlardan biri olduğunda uygulanır.

Yağma suçunda üçüncü fıkra uygulanır ve indirim daha düşüktür.

Birinci fıkra hâlinde üçte ikiye, ikinci fıkra hâlinde yarıya kadar indirim yapılabilirken yağmada bu oranlar yarıya ve üçte bire kadar düşer.

Aynen tamamen giderim ile kısmi giderim arasındaki fark nedir?

Zararın tamamı aynen iade ya da tazminle giderilirse etkin pişmanlık hükümleri tam olarak uygulanır.

Zararın yalnızca bir kısmı giderilirse mağdurun ayrıca rızası aranır.

Rıza yoksa kısmi giderim etkin pişmanlık indirimi doğurmaz.

Genel hüküm ile karşılıksız yararlanma (fıkra 5) arasındaki fark nedir?

Birinci ve ikinci fıkra hükümleri genel olarak uygulanır.

Karşılıksız yararlanma suçunda beşinci fıkra soruşturma tamamlanmadan önce tam tazmin hâlinde kamu davasının açılmamasını, hüküm verilinceye kadar tam tazmin hâlinde cezada üçte bire kadar indirimi düzenler.

Beşinci fıkra kişiye iki defadan fazla uygulanamaz; bu sınır genel hükümde yoktur.

Etkin pişmanlık: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yağma suçunda birinci veya ikinci fıkranın genel oranlarını uygulamak; yağmada üçüncü fıkra oranı geçerlidir.
  • Kısmi tazminde mağdurun rızasını aramamak; rıza yoksa etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanamayacağını gözden kaçırmak.
  • Ödemenin mağdur yerine başkası tarafından yapılmasını doğrudan kabul etmek; yapılabileceği kabul edilmekle birlikte failin pişmanlık göstermesi ve iadenin bu pişmanlıkla yapılması gerekir.
  • Kovuşturma başlamadan önce ile kovuşturma başladıktan sonra arasındaki ayrımı yapmamak ve birinci fıkrayı kamu davası açıldıktan sonra uygulamak.
  • Beşinci fıkrayı diğer suçlara da uygulamak; beşinci fıkra yalnızca karşılıksız yararlanma suçuna ilişkindir ve iki defadan fazla uygulanamaz.
  • Etkin pişmanlığı gönüllü vazgeçmeyle karıştırmak; suç tamamlandıktan sonra gösterilen pişmanlık ile suç tamamlanmadan önceki vazgeçme farklı hükümlere tabidir.
  • Eski tarihli kararlardaki fıkra numaralarını ve kapsamı 2012 değişikliği öncesinden alınmış biçimde güncel metne uygulamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, zararın mağdura ulaşması değil failin pişmanlıkla iade ya da tazmin iradesini ortaya koymasını arar; sanığın bizzat teslim etmediği, yakalanma korkusuyla ya da aramada ele geçirilen malın iadesi etkin pişmanlık kabul edilmemektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2013/798 E., 2014/146 K., 25.03.2014)
  • Yargıtay, pişmanlığın mutlaka sözle ifade edilmesini aramaz; söz veya davranışla da gösterilebileceğini kabul eder, iadenin mağdura ya da ona ulaşması muhtemel kişilere yapılabileceğini benimser. (Ceza Genel Kurulu, 2012/134 E., 2012/270 K., 03.07.2012)
  • Yargıtay, mağdurun iadeyi kabul etmemesi halinde zararın ve ödeme noktasının belirlenerek etkin pişmanlığın uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiğini vurgular. (Ceza Genel Kurulu, 2012/134 E., 2012/270 K., 03.07.2012)
  • Yargıtay, karşılıksız yararlanma suçunda beşinci fıkrayı uygulamaya başlamadan önce kişinin daha önce bu hükümden yararlanıp yararlanmadığını kontrol etmeyi gerektirdiğini kabul eder. (Ceza Genel Kurulu, 2015/390 E., 2015/497 K., 08.12.2015)
  • Yargıtay, beşinci fıkra değişikliğinden önceki kararlarda genel fıkraların uygulanmasını esas almıştır; bu nedenle 2012 değişikliği sonrasında eski kararlara dayanırken dikkatli olunmalıdır. (Ceza Genel Kurulu, 2011/489 E., 2012/231 K., 12.06.2012; Ceza Genel Kurulu, 2011/430 E., 2012/203 K., 22.05.2012; Ceza Genel Kurulu, - E., 2012/203 K., 22.05.2012)

Nasıl ispat edilir?

  • Etkin pişmanlıktan yararlanmayı talep eden fail, azmettiren veya yardım eden, suçun tamamlandığını ve pişmanlığın bizzat gösterildiğini ispatlamalıdır; ispat yükü bu kişide değil, indirimi talep eden tarafta toplanır.
  • Zararın aynen geri verildiğini veya tazmin edildiğini gösteren makbuz, banka kaydı, tutanak ve mağdurun beyanı gibi belgeler esas delildir.
  • Kısmi geri verme veya tazminde mağdurun rızasının varlığı ayrıca ispatlanmalıdır; rızanın yazılı belgeyle kanıtlanması güvenli yoldur.
  • İadenin mağdura ulaşması muhtemel kişiler aracılığıyla yapılması hâlinde, bu kişinin mağdurla ilişkisi ve iadenin hangi aşamada yapıldığı tespit edilmelidir. (Ceza Genel Kurulu, 2012/134 E., 2012/270 K., 03.07.2012)
  • Karşı taraf, pişmanlığın samimi olmadığını veya zararın tamamen giderilmediğini savunursa bu savunmayı ileri süren tarafın ispat etmesi gerekir; mahkeme somut olay değerlendirmesi yapar. (Ceza Genel Kurulu, 2013/798 E., 2014/146 K., 25.03.2014)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.110: Etkin pişmanlık ile karıştırılmaması gereken, neticeyi tamamen ortadan kaldıran gönüllü davranışı düzenler.
  • 5237 sayılı Kanun m.248: Zimmet suçunda etkin pişmanlığı ayrı biçimde düzenler; bu maddenin uygulanmasına ilişkin ayrı bir alan oluşturur.
  • 5237 sayılı Kanun m.254: Rüşvet suçunda etkin pişmanlığa bağlı cezasızlık ya da indirim hâlini düzenler.
  • 5237 sayılı Kanun m.50: Tazmin ceza yerine geçen tedbir olarak düzenlenmiş olup 168. maddeyle birlikte uygulanıp uygulanamayacağı tartışmalıdır.
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.309: Karar alıntılarında anılmakta olup kovuşturma aşamasında yapılan usul kontrolüyle ilgilidir.

TCK m.169 — Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması

TCK m.169 (1. fıkra), hırsızlık, güveni kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçlarının işlenmesi suretiyle tüzel kişinin yararına haksız menfaat sağlanması hâlinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirine hükmedilmesini düzenler. Hükmün muhatabı, bu üç suç yoluyla yararına haksız menfaat sağlanan özel hukuk tüzel kişileridir. Madde, tüzel kişiye uygulanacak tedbirin türünü, koşullarını ve hükmün nasıl uygulanacağını ayrıntılı olarak göstermez; bu hususlar TCK m.60 ile TCK'nın tüzel kişilere ilişkin genel düzenlemesine bağlıdır. Maddenin kendisi tüzel kişiye ceza verilmesini, tüzel kişinin ceza sorumluluğunu veya gerçek kişi failin cezasını düzenlemez (bu konular ayrı düzenlemelerdedir). Müsadere ve iznin iptalinin koşulları ile tedbirin uygulanma usulü de m.169'da yer almaz (m.60). Tedbire ilişkin zamanaşımı veya usul süreleri de bu maddede bulunmaz.

Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması: hangi kavramlar bilinmeli?

Tüzel kişi hakkında güvenlik tedbiri
Suç işleyen gerçek kişiye değil, suçtan yararlanan tüzel kişiye uygulanan, kanunda öngörülen tedbirlerdir. Bu tedbirler yalnızca kanunda açıkça öngörülen hâllerde uygulanabilir.
Yararına işlenen suç
Gerçek kişi tarafından, tüzel kişiye haksız bir menfaat sağlamak amacıyla işlenen suçtur. Tüzel kişinin yararına olmayan suçlar bu kapsamda değerlendirilmez.
Haksız menfaat
Tüzel kişinin suç sonucu elde ettiği, hukuken korunmayan malvarlığı veya diğer bir yarardır. Madde metni menfaatin miktarına veya niteliğine ilişkin bir sınır koymamaktadır.
Bunlara özgü güvenlik tedbirleri
Kanunun tüzel kişiler için öngördüğü özel tedbirlerdir. Bu tedbirlerin kapsamı TCK m.60'ta belirlenir: kamu kurumunun verdiği iznin iptali ve yararına işlenen suçlarda müsadere.

Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması: hangi şartlar aranır?

  • Hırsızlık (TCK m.141-146), güveni kötüye kullanma (TCK m.155) veya dolandırıcılık (TCK m.157-158) suçlarından birinin işlenmiş olması gerekir.
  • Suçun işlenmesi suretiyle bir tüzel kişiye haksız menfaat sağlanmış olmalıdır.
  • Sağlanan menfaatin tüzel kişi yararına olması, yani suçun tüzel kişinin yararına işlenmiş olması gerekir.
  • Bu üç suç dışında kalan bir suçun işlenmesi hâlinde m.169 uygulanamaz; ayrıca başka bir kanunda tüzel kişiye özgü tedbir öngörülmüş olmalıdır.
  • Tedbire hükmedilebilmesi için, tüzel kişi hakkında TCK m.60'ta öngörülen koşulların da (kamu izni, organ veya temsilci iştiraki, mahkûmiyet vb.) gerçekleşmesi gerekir.

Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması: hangi sonuçları doğurur?

  • Üç suçtan birinin tüzel kişi yararına işlenmesi hâlinde, tüzel kişi hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirine hükmedilir.
  • Sayılan suçlar dışında kalan bir suçta, bu madde gereğince tüzel kişiye güvenlik tedbiri uygulanamaz.
  • Suç tüzel kişinin yararına işlenmemişse, bu maddeye göre tedbire hükmedilemez.
  • Tedbirin hangi araçlarla uygulanacağı (izin iptali, müsadere vb.) ve bunların şartları m.60'a göre belirlenir.

Hırsızlık-güveni kötüye kullanma-dolandırıcılık ile diğer suçlar arasındaki fark nedir?

Madde metninde sayılan üç suçun yararına işlenmesi hâlinde tüzel kişi hakkında bunlara özgü tedbir uygulanabilir.

Sayılmayan suçlar, örneğin uyuşturucu ticareti veya zimmet, bu maddeye göre tedbire konu olmaz.

Sayılmayan bir suç için tüzel kişiye tedbir uygulanabilmesi, ayrıca o suç için kanunda açık bir düzenleme bulunmasına bağlıdır.

m.169 ile m.60 arasındaki fark nedir?

m.169, tüzel kişiye tedbir uygulanacak suçları sayan özel bir hükümdür.

m.60, tedbirin türünü ve genel koşullarını (izin iptali, müsadere, kamu kurumunun iznine dayalı faaliyet) düzenler.

m.169 tek başına uygulanamaz; tedbirin türü ve koşulları m.60'a göre belirlenir.

Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde metnindeki üç suçun dışında kalan suçlarda da m.169'a dayanarak tüzel kişiye tedbir uygulamak.
  • Tüzel kişinin yararına olmayan, yalnızca gerçek kişi failin yararına işlenen suçlarda tüzel kişiye tedbir uygulamak.
  • Tüzel kişi hakkında tedbirin tek başına m.169'a dayanılarak uygulanabileceğini sanmak; tedbir türü ve koşulları için m.60'un da uygulanması gerekir.
  • Taksirli suçlarda tüzel kişiye tedbir uygulamak.
  • Tüzel kişi organının iştiraki ve izin koşulu gibi m.60 unsurlarını aramadan doğrudan tedbire hükmetmek.
  • Müsadere kararında iyi niyetli üçüncü kişilerin haklarını gözetmemek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tüzel kişi hakkında güvenlik tedbirinin uygulanabilmesi için kanunda o suç bakımından açıkça öngörülmüş olması gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2018/442 E., 2022/86 K., 15.02.2022)
  • Taksirle işlenen suçlarda tüzel kişiye güvenlik tedbiri uygulanamayacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2024/470 E., 2025/147 K., 26.03.2025)
  • Tüzel kişi yararına işlenmemiş suçlarda izin iptali yaptırımının uygulanamayacağı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2024/553 E., 2025/126 K., 12.03.2025)
  • Tüzel kişi hakkında müsadere uygulanabilmesi için tüzel kişi yararına suç işlenmiş olması ve müsadere koşullarının gerçekleşmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2024/444 E., 2025/31 K., 15.01.2025)
  • Kanun yararına bozma talebinde, bu tür suçlarda tüzel kişi hakkında tedbire karar verilmemesinin bozma nedeni sayıldığı görülmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2024/93 E., 2024/148 K., 27.03.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Tedbiri talep eden savcı veya katılan, suçun işlendiğini, tüzel kişi organ veya temsilcisinin iştirakini ve suçun tüzel kişi yararına işlendiğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Tüzel kişiye haksız menfaat sağlandığı, işlenen suçun hırsızlık, güveni kötüye kullanma veya dolandırıcılık olduğu mahkûmiyet kararı ile ispatlanır.
  • Suçun tüzel kişinin yararına işlendiği, gerçek kişi failin tüzel kişi adına hareket ettiği ve menfaatin tüzel kişiye aktarıldığı belgelerle (ticari kayıtlar, sözleşmeler, banka hareketleri vb.) gösterilir.
  • Tüzel kişi, suçun yararına işlenmediğini veya kendi organ ya da temsilcisinin iştiraki bulunmadığını savunabilir; bu savunmayı ileri süren taraf ispat yükünü taşır.
  • Müsadere talep edilmeden dava açılmış veya karar verilmemişse, savcı veya katılan müsadere kararı için başvurabilir; bu hâlde müsadere edilecek malvarlığı üzerinde hakkı olan iyi niyetli üçüncü kişilerin dinlenmesi gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5237 sayılı Kanun m.60: Tüzel kişi hakkında güvenlik tedbirlerinin türünü (kamu izninin iptali ve müsadere) ve uygulama koşullarını belirler. m.169 bu tedbirlerin hangi suçlar için uygulanacağını gösterir.
  • 5237 sayılı Kanun m.141-146: Hırsızlık suçunu düzenler; m.169'daki suçlardan biridir.
  • 5237 sayılı Kanun m.155: Güveni kötüye kullanma suçunu düzenler; m.169'daki suçlardan biridir.
  • 5237 sayılı Kanun m.157-158: Dolandırıcılık suçunu ve nitelikli hâllerini düzenler; m.169'daki suçlardan biridir.
  • 5237 sayılı Kanun m.55: Müsadere hükümlerini düzenler; m.60/2 uyarınca tüzel kişi hakkında müsadere m.55 ve m.56'ya göre uygulanır.
  • 5237 sayılı Kanun m.56: Kazanç müsaderesini düzenler; tüzel kişi bakımından müsadere m.60/2 yoluyla bu hükme bağlanır.

Süreler

SüreMaddeHüküm
üç yıldanm.161(1) Malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflarda bulunan kişi, bu hileli tasarruflardan önce veya sonra iflasa karar verilmiş olması halinde, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
sekiz yılam.161(1) Malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflarda bulunan kişi, bu hileli tasarruflardan önce veya sonra iflasa karar verilmiş olması halinde, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
iki aydanm.162(1) Tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin gösterilmemesi dolayısıyla iflasa sebebiyet veren kişi, iflasa karar verilmiş olması halinde, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
bir yılam.162(1) Tacir olmanın gerekli kıldığı dikkat ve özenin gösterilmemesi dolayısıyla iflasa sebebiyet veren kişi, iflasa karar verilmiş olması halinde, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
iki aydanm.163(1) Otomatlar aracılığı ile sunulan ve bedeli ödendiği takdirde yararlanılabilen bir hizmetten ödeme yapmadan yararlanan kişi, iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
altı ayam.163(1) Otomatlar aracılığı ile sunulan ve bedeli ödendiği takdirde yararlanılabilen bir hizmetten ödeme yapmadan yararlanan kişi, iki aydan altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
altı aydanm.163(2) Telefon hatları ile frekanslarından veya elektromanyetik dalgalarla yapılan şifreli veya şifresiz yayınlardan sahibinin veya zilyedinin rızası olmadan yararlanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile…
iki yılam.163(2) Telefon hatları ile frekanslarından veya elektromanyetik dalgalarla yapılan şifreli veya şifresiz yayınlardan sahibinin veya zilyedinin rızası olmadan yararlanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile…
bir yıldanm.163(3) (Ek: 2/7/2012-6352/83 md.) Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun veya doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi halinde kişi hakkında bir…
üç yılam.163(3) (Ek: 2/7/2012-6352/83 md.) Abonelik esasına göre yararlanılabilen elektrik enerjisinin, suyun veya doğal gazın sahibinin rızası olmaksızın ve tüketim miktarının belirlenmesini engelleyecek şekilde tüketilmesi halinde kişi hakkında bir…
altı aydanm.164(1) Bir şirket veya kooperatifin kurucu, ortak, idareci, müdür veya temsilcileri veya yönetim veya denetim kurulu üyeleri veya tasfiye memuru sıfatını taşıyanlar, kamuya yaptıkları beyanlarda veya genel kurula sundukları raporlarda veya…
üç yılam.164(1) Bir şirket veya kooperatifin kurucu, ortak, idareci, müdür veya temsilcileri veya yönetim veya denetim kurulu üyeleri veya tasfiye memuru sıfatını taşıyanlar, kamuya yaptıkları beyanlarda veya genel kurula sundukları raporlarda veya…
altı aydanm.165(Değişik: 26/6/2009 – 5918/3 md.) (1) Bir suçun işlenmesiyle elde edilen eşyayı veya diğer malvarlığı değerini, bu suçun işlenmesine iştirak etmeksizin, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis ve…
üç yılam.165(Değişik: 26/6/2009 – 5918/3 md.) (1) Bir suçun işlenmesiyle elde edilen eşyayı veya diğer malvarlığı değerini, bu suçun işlenmesine iştirak etmeksizin, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis ve…
altı ayam.166(1) Bir hukuki ilişkiye dayalı olarak elde ettiği eşyanın, esasında suç işlemek suretiyle veya suç işlemek dolayısıyla elde edildiğini öğrenmesine rağmen, suçu takibe yetkili makamlara vakit geçirmeksizin bildirimde bulunmayan kişi, altı…

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

53 karar
  1. Ceza Genel Kurulu, 2024/470 E., 2025/147 K., 26.03.2025
    İlgili madde: m.169
  2. Ceza Genel Kurulu, 2024/553 E., 2025/126 K., 12.03.2025
    İlgili madde: m.169
  3. Ceza Genel Kurulu, 2024/444 E., 2025/31 K., 15.01.2025
    İlgili madde: m.169
  4. Ceza Genel Kurulu, 2024/93 E., 2024/148 K., 27.03.2024
    İlgili madde: m.169
  5. Ceza Genel Kurulu, 2023/392 E., 2024/114 K., 13.03.2024
    İlgili madde: m.169
  6. Ceza Genel Kurulu, 2019/112 E., 2023/275 K., 17.05.2023
    İlgili madde: m.163
  7. Ceza Genel Kurulu, 2021/172 E., 2022/302 K., 26.04.2022
    İlgili madde: m.163
  8. Ceza Genel Kurulu, 2018/442 E., 2022/86 K., 15.02.2022
    İlgili madde: m.169
  9. Ceza Genel Kurulu, 2017/1082 E., 2019/548 K., 17.09.2019
    İlgili madde: m.163
  10. Ceza Genel Kurulu, 2016/1036 E., 2019/244 K., 21.03.2019
    İlgili madde: m.165
Diğer 43 karar
  1. Ceza Genel Kurulu, 2017/1124 E., 2019/73 K., 07.02.2019
    İlgili madde: m.163
  2. Ceza Genel Kurulu, 2017/1125 E., 2018/131 K., 03.04.2018
    İlgili madde: m.163
  3. Ceza Genel Kurulu, 2013/486 E., 2016/470 K., 06.12.2016
    İlgili madde: m.165
  4. Ceza Genel Kurulu, 2015/390 E., 2015/497 K., 08.12.2015
    İlgili madde: m.168
  5. Ceza Genel Kurulu, 2013/798 E., 2014/146 K., 25.03.2014
    İlgili madde: m.168
  6. Ceza Genel Kurulu, 2012/134 E., 2012/270 K., 03.07.2012
    İlgili madde: m.168
  7. Ceza Genel Kurulu, 2011/489 E., 2012/231 K., 12.06.2012
    İlgili madde: m.168
  8. Ceza Genel Kurulu, 2011/430 E., 2012/203 K., 22.05.2012
    İlgili madde: m.168
  9. Ceza Genel Kurulu, - E., 2012/203 K., 22.05.2012
    İlgili madde: m.168
  10. Ceza Genel Kurulu, 2011/272 E., 2012/59 K., 28.02.2012
    İlgili madde: m.167
  11. Hukuk Genel Kurulu, 2011/272 E., 2012/59 K., 28.02.2012
    İlgili madde: m.167
  12. Ceza Genel Kurulu, 2011/510 E., 2012/44 K., 21.02.2012
    İlgili madde: m.162
  13. Ceza Genel Kurulu, 2011/513 E., 2012/29 K., 14.02.2012
    İlgili madde: m.162
  14. Ceza Genel Kurulu, 2011/509 E., 2012/30 K., 14.02.2012
    İlgili madde: m.162
  15. Ceza Genel Kurulu, - E., 2012/29 K., 12.02.2012
    İlgili madde: m.162
  16. Ceza Genel Kurulu, 2011/41 E., 2011/48 K., 12.04.2011
    İlgili madde: m.165
  17. Ceza Genel Kurulu, - E., 2011/48 K., 12.04.2011
    İlgili madde: m.165
  18. Ceza Genel Kurulu, 2006/247 E., 2007/15 K., 30.01.2007
    İlgili madde: m.163
  19. Ceza Genel Kurulu, 2006/328 E., 2006/323 K., 26.12.2006
    İlgili madde: m.162
  20. Ceza Genel Kurulu, 2011/506 E., 2012/47 K., 21.12.2005
    İlgili madde: m.162
  21. 6. Ceza Dairesi, 2025/3400 E., 2025/10852 K., 08.12.2025
    İlgili madde: m.167
  22. 6. Ceza Dairesi, 2024/4027 E., 2025/10017 K., 24.11.2025
    İlgili madde: m.166
  23. 11. Ceza Dairesi, 2021/38415 E., 2025/5512 K., 06.05.2025
    İlgili madde: m.164
  24. 2. Ceza Dairesi, 2023/25209 E., 2025/695 K., 20.01.2025
    İlgili madde: m.161
  25. 6. Daire, 2018/5259 E., 2024/7589 K., 11.12.2024
    İlgili madde: m.166
  26. 13. Daire, 2024/2249 E., 2024/3488 K., 24.09.2024
    İlgili madde: m.164
  27. 2. Ceza Dairesi, 2024/6958 E., 2024/9414 K., 06.06.2024
    İlgili madde: m.165
  28. 11. Ceza Dairesi, 2021/27611 E., 2024/7770 K., 05.06.2024
    İlgili madde: m.166
  29. 2. Ceza Dairesi, 2023/25226 E., 2024/8258 K., 22.05.2024
    İlgili madde: m.165
  30. 11. Ceza Dairesi, 2021/32604 E., 2024/5061 K., 16.04.2024
    İlgili madde: m.164
  31. 13. Daire, 2019/1044 E., 2024/1216 K., 12.03.2024
    İlgili madde: m.164
  32. 11. Ceza Dairesi, 2021/18417 E., 2024/2815 K., 05.03.2024
    İlgili madde: m.164
  33. 2. Ceza Dairesi, 2021/11915 E., 2024/2975 K., 22.02.2024
    İlgili madde: m.166
  34. 2. Ceza Dairesi, 2023/19493 E., 2023/10051 K., 27.12.2023
    İlgili madde: m.167
  35. 2. Ceza Dairesi, 2023/18447 E., 2023/8160 K., 04.12.2023
    İlgili madde: m.167
  36. 5. Ceza Dairesi, 2021/1851 E., 2023/10334 K., 26.10.2023
    İlgili madde: m.164
  37. 2. Ceza Dairesi, 2023/13382 E., 2023/3683 K., 19.06.2023
    İlgili madde: m.161
  38. 2. Ceza Dairesi, 2022/8425 E., 2023/3487 K., 12.06.2023
    İlgili madde: m.161
  39. 2. Ceza Dairesi, 2021/13470 E., 2023/2472 K., 08.05.2023
    İlgili madde: m.161
  40. 2. Ceza Dairesi, 2022/5541 E., 2023/2474 K., 08.05.2023
    İlgili madde: m.161
  41. 11. Ceza Dairesi, 2023/1077 E., 2023/3050 K., 24.04.2023
    İlgili madde: m.167
  42. 15. Ceza Dairesi, 2019/13558 E., 2020/5774 K., 15.06.2020
    İlgili madde: m.166
  43. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2023/905 E., 2023/980 K., 21.06.2023
    İlgili madde: m.161

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 02.07.2012 (m.163).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 10. Kişilere Karşı Suçlar - 3 bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış